AKUT APANDİSİT

  Prof.Dr.Yavuz İLHAN
Genel Cerrahi Anabilim Dalı
Anatomi
– Kök;
      çekumda üç tenyanın birleştiği yerde ve sabit
– Uç;
        pelvik,
        subçekal,
        retroçekal,
        preileal,
        Retroileal,
        sağ parakolik
–   Superior mezenterik arter
–   İleokolik arter
–   Apandiküler arter
–   Venleri arterlere eşlik ederek portal sisteme dökülür
Histoloji
 Apendiksin başlıca histolojik özelliği ,
  submukozal lenf , foliküllerinin varlığıdır.
  Doğumdan 2 hafta sonra sayıları artmaya
  başlayan lenf folikülleri 12-20 yaş arasında
  en yüksek seviyeye ulaşır. 30 yaşından
  sonra bir kısmı azalır. 40 yaşından sonra
  kaybolur. Bu nedenle en sık 12-30 yaşları
  arasında iltihaplanır
Akut Apandisit
   En sık karşılaşılan acil cerrahi patoloji
   Basit bir cerrahi girişimle tam şifa
   Perforasyon ve peritonit geliştiğinde fatal
   Tüm hekimlerin akut apandisit konusunda
    ayrıntılı bilgi sahibi olmaları şart
 Birçok karın içi akut patolojiyi taklit edebilir
 Her akut karın sendromlu hastanın ayırıcı
  tanısında göz önünde bulundurulmalı
 Bir klinikte akut apendisit tanısıyla ameliyat edilen
  tüm hastalarda gerçekten akut apendisit
  saptanıyor olması, o klinikte birkaç apendisit
  olgusunun gözden kaçtığı anlamına gelebilir
 Apendektomilerin %10-15’inde apendiks normal
 Akut karın olguları arasında en sık rastlanan
  hastalıktır.
 Bebek ve yaşlılarda enderdir.
 En sık 12-20 yaşlarında rastlanır.
  Kadın/erkek oranı hemen hemen eşittir.
The early inflammatory changes progress to suppuration and gangrene. In the normal individual, inflammatory products on the surface of the appendix cause adjacent omentum,
                                                    mesentery and loops of bowel to adhere to the appendix and wall it off.
            These adherent structures constitute the mass that is sometimes felt. If perforation occurs, it may form an abscess if the walling off process is complete.
If free perforation occurs, peritoneal soilage raises the risk of later intra-abdominal abscess formation.
Etyopatogenez
   %60 vakada neden submukozadaki lenf
    foliküllerinin hiperplazisi (ÜSYE, kızamık........)
   %35 vakada tıkanma nedeni fekalit ,yabancı
    cisimler,
   %4 vakada çekirdek , bitki lifleri, oksiyür, askaris,
    tenyalar
   %1 vakada ise apendiks duvarındaki darlık,
    apendiks ve çekumun tümör ve karsinoid
    tümörlerdir.
Etyopatogenez
– Lümen tıkanması
– mukoza salgısı devam eder
– lümende basınç artışı
– apendiksin distansiyonu
– sempatik sinir lifleri üzerinden iletilen visseral
  ağrı
– venöz dönüş bozulur,
– ödem
– enflamasyon ve kısır döngü
Etyopatogenez

– Normal flora bakterileri de staz ile çoğalır (B.Fragilis ve
  E.Coli)
– Arteryel dolaşım bozulur
– Enflamasyon serozaya kadar ulaşır
– Paryetal periton irritasyonu
– Sağ alt kadranda net olarak yerini tespit edebildiği bir
  bölgeye lokalize olan, şiddetli bir ağrı
– Ağrıya ileride lokal kas gerginliği de eşlik edebilir
– Arteryel dolaşım bozulması + bakteriyel proliferasyon 
  duvarda yer yer infarkt alanları
– Perforasyon
 Perfore olan apendiksin çevresinde koruyucu bir
  tabaka varsa yayılmaz fokal apse gelişir. Yoksa
  yayılarak generalize peritonit gelişir
 olay yavaş gelişirse karın içi koruyucu
  mekanizması harekete geçer. Omentum majus,
  ince barsaklar, periton apendiksteki iltihabı
  sınırlayarak organik bir baraj oluşturur. Yani
  blastron oluşur.
 Blastron içinde apse gelişebilir. Veya karın
  boşluğuna drene olur veya antibiyotikle zaman
  içerisinde rezorbe olur.
Semptomlar
                         Ağrı
   Göbek çevresinde,
   Yeri tam olarak tanımlanamayan künt visseral ağrı
   Sürekli ve zaman zaman intestinal kolik şeklinde
   4-8 saat içerisinde somatik tip ağrı
   Farklı lokalizasyonlarda
   Klasik olarak sağ alt kadranda
Ağrı
 Başlangıçta göbek çevresinde veya epigastriumdadır. Orta
  şiddette , süreklidir. Zaman içerisinde artar. Olaydan 6-8
  saat sonra sağ alt kadrana yerleşir. Gövde hareketleri,
  öksürük, yürümekle artar.
 Retroçekal bir apendiks söz konusu ise psoas kasının
  tahrişi ile lumbal bölge ağrısı olabilir.
 Apendiks pelvis içinde ise buradaki belirgin semptom
  ağrıdan ziyade mesena ve rektumu örten pelvis peritonun
  iritasyonundan doğan dizüri ve tenesmustur.
 Retroilial apendikste ise a.spermatica ve üreterin
  tahrişinden dolayı testis veya labiuma yansıyan ağrı olur.
 İstahsızlık: Ağrılar başlamadan birkaç hatta 2-4
  saat önce kendini gösterir. Eğer hastanın iştahı
  yerinde ise akut apandisit tanısından kuşku
  duyulmalıdır.
 Bulantı-kusma: Apendiksin orta derecede şişmesi
  ve gerilmesi ile refleks olarak bulantı, fazla
  gerilmesi ile kusma ortaya çıkar. Kusmalar
  çocuklarda daha erken ortaya çıkar.
 Dışkılama ihtiyacı duyma: Hasta dışkılamak ister
  fakat dışkılayamaz.
İnspeksiyon
 Semptomların başlamasından birkaç saat
  sonra karının solunum hareketlerine
  yeterince katılmadığı gözlenir.
 Hasta hareketsiz kalmak ister.
 Sağ uyluğunu hafifçe karına çeker. Bu
  şekilde karın ön duvarı kaslarını ve psoas
  kasını gevşek tutmaya çalışır.
Palpasyon
 Palpasyona olayın uzağından başlanır.
  Sağ alt kadranın çok ağrılı olduğu,
 kaslarda direnç olduğu ve direncin istemsiz
  olduğu ,
 Periton irritasyonu arttıkça direnç artar,
  sonunda kontrakture dönüşür. (defans
  muskuler) Perforasyon gelişmişse tüm
  karına yayılır
 Blumberg belirtisi, karın palpasyonu
  sırasında , karın duvarına bastıran elin
  aniden kaldırılması ile periton uyarılmasına
  bağlı duyulan ağrıdır.
 Procesin olduğu yere uygulanırsa direkt
  rebound, karşı tarafa uygulanırsa indirekt
  rebound denir.
 Rowsing testi: Eli inen kolon boyunca aşağıdan
  yukarı gezdirerek sol kolon gazlarını sağa
  yollamak süretiyle çekumun gerdirip ağrı
  uyandırmaktadır.
 Mc Burney noktasında hassasiyet: (Göbek - SİAS
  arasında dış kısımda),
 Özellikle klinik yakınmaları birkaç gün veya daha
  fazla süre devam eden hastalarda karının sağ alt
  kadranında oldukça sert, mobil veya hareketsiz
  kitle palpe (blastron) edilebilir
 Psoas testi: Retroçekal konumlu akut
  apandisit vakalarında değerlidir. Sol
  tarafına yatmış; kalça ekleminden
  fleksiyonda olan hastada sağ extremite
  aniden extansiyona getirilirse sağ alt
  kadranda şiddetli ağrı duyulur.
 Obturator testi: Fleksiyon halindeki uyluğa
  içe rotasyon ile abduktor kası çalıştırır.
  Eğer iltihaplı apendiks ise ağrı uyandırır.
Perküsyon
 Tüm batın duvarında hassasiyet olmakla
  beraber sağ alt kadranda en belirgindir.
 Cilt hiperestezisi 11 ve 12 interkostal
  sinirlerin dağıldığı alanda bulunur. Erken
  dönemde %80 vakada bulunan bu bulgu
  özellikle perforasyon geliştiğinde kaybolur
Oskültasyon
 Barsak sesleri, normal veya azalmıştır.
  Başlangıçta organizma olayı sağ alt
  kadrana lokalize etmeye çalışırken bu
  bölgeye ulaşan ince barsak urvelerinin
  hareketinden dolayı sağ alt kadranda
  peristaltizm artması gözlenebilir. Yaygın
  peritonit geliştiğinde barsak seslerinde
  azalma hatta kaybolma ile klendisi gösteren
  paralitik ileus tablosu ortaya çıkar
 Rektal tuşe: Douglasın özellikle sağda ağrılı
  olması özellikle akut apandisit lehine bir
  bulgudur.ç bu muayene ile aynı zamanda
  douglasta birken sıvı , over ,tuba ve uterusa ait
  patolojiler saptanabilir.
 Vücut ısısı genellikle 38 derece dolaylarındadır.
  Ancak önemli olan koltuk altı - rektal ısı farkının 1
  dereceden daha yüksek olmasıdır. Nabız normal
  sınırlardadır. Ancak perforasyon gelişirse ateş 40
  dereceye , nabız 120 /dk kadar yükselir.
Laboratuvar bulguları
 Akut apandisit teşhisinde laboratuvar
  bulguları çok yardımcı olabilir. Ancak klinik
  semptom ve bulgular daima ön planda
  değerlendirilmelidir. Laboratuvar bulguları
  kliniği desteklerse önemlidir
Laboratuvar bulguları
 Lökositoz: ilk 2-3 saatte başlar 10.000
  civarındadır. Ama her zaman olmaz. 15.000 ' i
  aşarsa iltihabın büyüdüğünü, perforasyon veya
  apseyi gösterir. Lökositoz formülünde %78 nötrofil
  hakimiyeti göze çarpar.
 İdrar muayenesi: apandisiti doğrulamaz ayrıca
  tanıda önemlidir. (üriner taş, enfeksiyon...........)
  Bazı pelvik ve retroçekal apandisitlerde 3-5
  eritrosit akut apandisit lehinedir. Ancak hematüri
  varsa üriner sisteme ait olay düşünürlü. (30 dan
  yüksek eritrosit, 20 yüksek lökosit )
Radyolojik tetkikler
                              Akciğer Grafisi

   Tüm akut karın sendromu olgularında çekilmeli
   Bazal pnömoni
   Ameliyat hazırlığı
   Akut apandisit için direkt tanı değeri yok
                     Ayakta Direkt Batın Grafisi (ADBG)

   Sağ alt kadranda kalsifikasyon (fekalit)
   Çekumda hava-sıvı seviyesi ya da gaz stopajı
   Yaygın peritonit; ince barsak seviyeleri
   Çok nadir periton içi serbest hava
   ADBG; akut karın sendromunun değerlendirilmesinde rutin olarak
    uygulanır
Ultrasonografi

 En güvenilir
 Transvajinal ultrasonografi; başka bir pelvik patoloji
                    Bilgisayarlı Tomografi

 Normalde gerekmez
 Apse varlığında; apsenin drenajı öncesi görüntülenmesi
  veya strateji belirlenmesi için
 Ayırıcı tanı için
Çocuklarda akut apandisit
   Tanı ender görülmesi, anamnez alınamaması, akut karın
  ağrılarının bu yaşta sık olması nedeniyle zorluk
  göstermektedir. Böylece tanıda gecikme mortalite ve
  morbiditede artma görülür.
 Apendiksin tabanı çocuklarda geniş bir koli şeklinde
  olduğundan lümenin tıkanması güçtür. Süt çocukluğunun
  ilk ayı içinde akut apandisit gelişirse megakolon
  araştırılmalıdır.
 Kusma, ateş, huzursuzluk, diyare, ilk semptom olabilir.
  Çocuk bacaklarını karnına çekerek yatar. Fizik muayenede
  distansiyon vardır. Bu tek fizik bulgu olabilir.
 Tanı gecikmesi süt çocuğunun %100 , 2 yaş altında %75,
  5 yaş ve üstünde %50 kadardır. Bu yüksek gecikme oranı
  nedeniyle akut apandisit mortalitesi %10 civarındadır.
Yaşlılarda akut apandisit
 Klasik akut apandisitin klinik tablosunda
  bulunan ağrı, bulantı, kusma, çoğunlukla
  vardır. Ancak genç hastalara nazaran daha
  az belirgindir. Distansiyon ön plandadır.
  Perforasyon varlığında dahi vücut ısısı
  normal veya normalin altındadır.
 Semptom ve bulgular mekanik ileus
  tablosuna uyar. Geç teşhis nedeniyle %30
  vakada perforasyonla karşılaşılır
Gebelerde akut apandisit
 Acil cerrahi girişim gerektiren jinekoloji dışı
  en sık patolojidir.
 İlk 6 ayda , son 3 aya nazaran daha sık iken
  mortalite son 3 ayda tanı gecikmeleri ile
  artar.
 Semptom ve bulgular aynı iken son 3 ayda
  apendiksin yukarı ve dışa doğru yer
  değiştirmiş olması fizik muayene
  bulgularının yerini değiştirir.
Komplikasyonlar
 1. Perforasyon:plastron (omentum, çevre dokular, bağlar,
  parietal periton) gelip appediksi sınırlar ve perforasyonu
  önler. Bu mekanizma, çocukta yetersizdir.
  2. Jeneralize peritonit: Adinamik ileus ve yapışmaya bağlı
  mekanik obsrüktif ileus.
  3. Abse formasyonu: Plaston formasyonu, bazen akut
  apandisit perforasyonu ve ilerlemesini önler; fakat, burada
  abse teşekkül edebilir. Fakat ileride bu abse rüptüre olursa,
  klinik çok daha ağır seyreder.
  4. Pyeloflebit: Portal venlerin tromboflebitidir. Bunun
  sonucu karaciğerde milier abseler görülebilir.
Ayırıcı Tanı
 Akut karın sendromunda hekimi ilgilendiren
  asıl soru, tanının ne olduğu değil, hastanın
  acil bir cerrahi girişime ihtiyaç duyup
  duymadığıdır
 Aslında akut karın sendromunun ayırıcı
  tanısını içerir
 Kesin tanı bu girişimde konur ve patolojiye
  yönelik cerrahi işlem uygulanır
Ayırıcı Tanı
– Akut mezenterik       – Kolonik divertikülit
  lenfadenit            – Üriner sorunlar
– Akut gastroenterit    – Erkek hastada genital
– Meckel divertikülü      patolojiler
– İnvajinasyon          – Jinekolojik patolojiler
– Crohn hastalığı       – Primer peritonit
– Peptik ülser
  perforasyonu
Tıbbi hastalıklar:

 Kardiyovasküler hastalıklar: Miyokart infarktüsü, akut
  perikardit, karaciğerin konjesyonu, poliarteritis nodoza
 Göğüs hastalıkları: Pnömoni, pulmoner infarktüs,
  pnömotoraks, plörezi, akut mediyastinit
 Diğer tıbbi hastalıklar: Diabetik ketoasidoz, akut
  intermitten porfiria, orak hücreli anemi, Henoch-
  Schönlein purpurası, akut kurşun zehirlenmesi, ailevi
  Akdeniz ateşi, addison krizi, herpes zoster, parazitik
  hastalıklar sayılabilir.
TEDAVİ
 Çok az hastalıkta tedavi seçimi konusunda akut
  apandisitte olduğu kadar rahat olunur
 Çünkü tedavi apendektomi
 Apendektomi hemen uygulanmalı
 Apendektomi klasik olarak açık yöntemle
  yapılabilir
 Laparoskopik apendektomi
 Ayırıcı tanı amacıyla laparoskopi yapılıp da akut
  apendisit saptandığında, aynı seansta
  laparoskopik apendektomi
Perfore Olmamış Akut Apandisit

apendektomi

                     Perfore Apandisit ve Lokalize Peritonit
Apendektomi+antibiotik
                    Perfore Apendisit Ve Yaygın (Jeneralize) Peritonit

Apendektomi+antibiotik+Drenaj
                                 Plastrone Apendisit


   Gecikmiş ise yoğun antibiyotik ve destek tedavisi
   Apseler perkütan yolla BT veya US ile drene edilir
   Akut dönem atlatılabilirse 6-8 hafta sonra elektif koşullarda apendektomi
Appendiksin Malign Patolojileri
   Karsinoid Tümör

     –      Klasik (Sık)
     –      Tübüler (Nadir)
     –      Goblet Hücreli

   Primer Appendiks karsinomu

     –      Non-müsinöz (Kolonik Tip) Adeno Ca
     –      Müsinöz Kistadenom / Kistadenokarsinom - Mukosel

   Lenfoma

   Metastaz
               Over – Prostat
               Meme
               Bronş- Akciğer
               Mide-Pankreas-Kolon
               Böbrek
   Diğer
               Ganglionöroma
               Feokromositoma
               Mezenşimal Tümörler
               Kaposi Sarkomu
KARSİNOİD TÜMÖR

 Subepitelial nöroendokrin hücrelerden köken alırlar
 Appendiks gastrointestinal karsinoid tümörler içerisinde en
  sık yerleşim yeridir
 Appendiks malignitelerinin % 80’inden sorumludurlar
 Sıklıkla genç erişkinlerde görülürler (30–40 yaş)
 Klasik karsinoid tümörler prognozu da en iyi olanıdır (5
  yıllık yaşam şansı > %90)
KARSİNOİD TÜMÖR


    BT:
    –
        Appendikste duvar
        kalınlaşması
    –
        İntralüminal debris
        birikimi


    Patoloji makroskopi:
    –
        Appendiks lümenini
        tıkayan infiltratif tümör
Tedavi

   Büyüklüğü < 2 cm ise

   Appendiks adventisyası ve ötesinde tutulum yok ise

   10’luk büyütme alanında 2’den fazla mitoz yok ise

   Cerrahi sınırlarda tümör yok ise appendektomi yeterlidir

   Bunun dışındaki koşullarda sağ hemikolektomi

    uygulanması gereklidir.
PRİMER APPENDİKS
             ADENOKARSİNOMALARI

 Nonmüsinoz (Kolonik Tip) Adeno Kanser
 Görülme sıklığı %0.08

 Adenom-karsinom geçişi

 Lenfojen ve hematojen yolla yayılabilir

 Klinik tanısı zordur.

 Akut apandisit tanısıyla başvurabilirler
Müsinöz Kistadenom /
MUKOSEL
   Appendiks mukoseli:

                Neoplastik olmayan hiperplazi

                Müsinoz kistadenom

                Müsinöz kistadenokarsinom nedeni ile mukusun appendiks lümeninde birikmesi sonucu gelişir

   Kadın/Erkek oranı: 4/1

   Genellikle 50 yaş ve üstünde görülürler

   Kistadenokarsinom olgularının %20- 46’sı başvuru anında perfore

   Ayırıcı Tanı:
     –    Periappendiküler apse

     –    Enterik duplikasyon kisti

     –    Mezenter kisti

     –    Hidrosalpinks
PSÖDOMYXOMA PERİTONEİ

Akut apandisit (fazlası için www.tipfakultesi.org)

  • 1.
    AKUT APANDİSİT Prof.Dr.Yavuz İLHAN Genel Cerrahi Anabilim Dalı
  • 3.
    Anatomi – Kök;  çekumda üç tenyanın birleştiği yerde ve sabit – Uç;  pelvik,  subçekal,  retroçekal,  preileal,  Retroileal,  sağ parakolik – Superior mezenterik arter – İleokolik arter – Apandiküler arter – Venleri arterlere eşlik ederek portal sisteme dökülür
  • 4.
    Histoloji  Apendiksin başlıcahistolojik özelliği , submukozal lenf , foliküllerinin varlığıdır. Doğumdan 2 hafta sonra sayıları artmaya başlayan lenf folikülleri 12-20 yaş arasında en yüksek seviyeye ulaşır. 30 yaşından sonra bir kısmı azalır. 40 yaşından sonra kaybolur. Bu nedenle en sık 12-30 yaşları arasında iltihaplanır
  • 5.
  • 6.
    En sık karşılaşılan acil cerrahi patoloji  Basit bir cerrahi girişimle tam şifa  Perforasyon ve peritonit geliştiğinde fatal  Tüm hekimlerin akut apandisit konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olmaları şart
  • 7.
     Birçok karıniçi akut patolojiyi taklit edebilir  Her akut karın sendromlu hastanın ayırıcı tanısında göz önünde bulundurulmalı  Bir klinikte akut apendisit tanısıyla ameliyat edilen tüm hastalarda gerçekten akut apendisit saptanıyor olması, o klinikte birkaç apendisit olgusunun gözden kaçtığı anlamına gelebilir  Apendektomilerin %10-15’inde apendiks normal
  • 8.
     Akut karınolguları arasında en sık rastlanan hastalıktır.  Bebek ve yaşlılarda enderdir.  En sık 12-20 yaşlarında rastlanır. Kadın/erkek oranı hemen hemen eşittir.
  • 10.
    The early inflammatorychanges progress to suppuration and gangrene. In the normal individual, inflammatory products on the surface of the appendix cause adjacent omentum, mesentery and loops of bowel to adhere to the appendix and wall it off. These adherent structures constitute the mass that is sometimes felt. If perforation occurs, it may form an abscess if the walling off process is complete.
  • 11.
    If free perforationoccurs, peritoneal soilage raises the risk of later intra-abdominal abscess formation.
  • 12.
    Etyopatogenez  %60 vakada neden submukozadaki lenf foliküllerinin hiperplazisi (ÜSYE, kızamık........)  %35 vakada tıkanma nedeni fekalit ,yabancı cisimler,  %4 vakada çekirdek , bitki lifleri, oksiyür, askaris, tenyalar  %1 vakada ise apendiks duvarındaki darlık, apendiks ve çekumun tümör ve karsinoid tümörlerdir.
  • 13.
    Etyopatogenez – Lümen tıkanması –mukoza salgısı devam eder – lümende basınç artışı – apendiksin distansiyonu – sempatik sinir lifleri üzerinden iletilen visseral ağrı – venöz dönüş bozulur, – ödem – enflamasyon ve kısır döngü
  • 14.
    Etyopatogenez – Normal florabakterileri de staz ile çoğalır (B.Fragilis ve E.Coli) – Arteryel dolaşım bozulur – Enflamasyon serozaya kadar ulaşır – Paryetal periton irritasyonu – Sağ alt kadranda net olarak yerini tespit edebildiği bir bölgeye lokalize olan, şiddetli bir ağrı – Ağrıya ileride lokal kas gerginliği de eşlik edebilir – Arteryel dolaşım bozulması + bakteriyel proliferasyon  duvarda yer yer infarkt alanları – Perforasyon
  • 15.
     Perfore olanapendiksin çevresinde koruyucu bir tabaka varsa yayılmaz fokal apse gelişir. Yoksa yayılarak generalize peritonit gelişir  olay yavaş gelişirse karın içi koruyucu mekanizması harekete geçer. Omentum majus, ince barsaklar, periton apendiksteki iltihabı sınırlayarak organik bir baraj oluşturur. Yani blastron oluşur.  Blastron içinde apse gelişebilir. Veya karın boşluğuna drene olur veya antibiyotikle zaman içerisinde rezorbe olur.
  • 16.
    Semptomlar Ağrı  Göbek çevresinde,  Yeri tam olarak tanımlanamayan künt visseral ağrı  Sürekli ve zaman zaman intestinal kolik şeklinde  4-8 saat içerisinde somatik tip ağrı  Farklı lokalizasyonlarda  Klasik olarak sağ alt kadranda
  • 17.
    Ağrı  Başlangıçta göbekçevresinde veya epigastriumdadır. Orta şiddette , süreklidir. Zaman içerisinde artar. Olaydan 6-8 saat sonra sağ alt kadrana yerleşir. Gövde hareketleri, öksürük, yürümekle artar.  Retroçekal bir apendiks söz konusu ise psoas kasının tahrişi ile lumbal bölge ağrısı olabilir.  Apendiks pelvis içinde ise buradaki belirgin semptom ağrıdan ziyade mesena ve rektumu örten pelvis peritonun iritasyonundan doğan dizüri ve tenesmustur.  Retroilial apendikste ise a.spermatica ve üreterin tahrişinden dolayı testis veya labiuma yansıyan ağrı olur.
  • 18.
     İstahsızlık: Ağrılarbaşlamadan birkaç hatta 2-4 saat önce kendini gösterir. Eğer hastanın iştahı yerinde ise akut apandisit tanısından kuşku duyulmalıdır.  Bulantı-kusma: Apendiksin orta derecede şişmesi ve gerilmesi ile refleks olarak bulantı, fazla gerilmesi ile kusma ortaya çıkar. Kusmalar çocuklarda daha erken ortaya çıkar.  Dışkılama ihtiyacı duyma: Hasta dışkılamak ister fakat dışkılayamaz.
  • 19.
    İnspeksiyon  Semptomların başlamasındanbirkaç saat sonra karının solunum hareketlerine yeterince katılmadığı gözlenir.  Hasta hareketsiz kalmak ister.  Sağ uyluğunu hafifçe karına çeker. Bu şekilde karın ön duvarı kaslarını ve psoas kasını gevşek tutmaya çalışır.
  • 20.
    Palpasyon  Palpasyona olayınuzağından başlanır.  Sağ alt kadranın çok ağrılı olduğu,  kaslarda direnç olduğu ve direncin istemsiz olduğu ,  Periton irritasyonu arttıkça direnç artar, sonunda kontrakture dönüşür. (defans muskuler) Perforasyon gelişmişse tüm karına yayılır
  • 21.
     Blumberg belirtisi,karın palpasyonu sırasında , karın duvarına bastıran elin aniden kaldırılması ile periton uyarılmasına bağlı duyulan ağrıdır.  Procesin olduğu yere uygulanırsa direkt rebound, karşı tarafa uygulanırsa indirekt rebound denir.
  • 22.
     Rowsing testi:Eli inen kolon boyunca aşağıdan yukarı gezdirerek sol kolon gazlarını sağa yollamak süretiyle çekumun gerdirip ağrı uyandırmaktadır.  Mc Burney noktasında hassasiyet: (Göbek - SİAS arasında dış kısımda),  Özellikle klinik yakınmaları birkaç gün veya daha fazla süre devam eden hastalarda karının sağ alt kadranında oldukça sert, mobil veya hareketsiz kitle palpe (blastron) edilebilir
  • 23.
     Psoas testi:Retroçekal konumlu akut apandisit vakalarında değerlidir. Sol tarafına yatmış; kalça ekleminden fleksiyonda olan hastada sağ extremite aniden extansiyona getirilirse sağ alt kadranda şiddetli ağrı duyulur.  Obturator testi: Fleksiyon halindeki uyluğa içe rotasyon ile abduktor kası çalıştırır. Eğer iltihaplı apendiks ise ağrı uyandırır.
  • 24.
    Perküsyon  Tüm batınduvarında hassasiyet olmakla beraber sağ alt kadranda en belirgindir.  Cilt hiperestezisi 11 ve 12 interkostal sinirlerin dağıldığı alanda bulunur. Erken dönemde %80 vakada bulunan bu bulgu özellikle perforasyon geliştiğinde kaybolur
  • 25.
    Oskültasyon  Barsak sesleri,normal veya azalmıştır. Başlangıçta organizma olayı sağ alt kadrana lokalize etmeye çalışırken bu bölgeye ulaşan ince barsak urvelerinin hareketinden dolayı sağ alt kadranda peristaltizm artması gözlenebilir. Yaygın peritonit geliştiğinde barsak seslerinde azalma hatta kaybolma ile klendisi gösteren paralitik ileus tablosu ortaya çıkar
  • 26.
     Rektal tuşe:Douglasın özellikle sağda ağrılı olması özellikle akut apandisit lehine bir bulgudur.ç bu muayene ile aynı zamanda douglasta birken sıvı , over ,tuba ve uterusa ait patolojiler saptanabilir.  Vücut ısısı genellikle 38 derece dolaylarındadır. Ancak önemli olan koltuk altı - rektal ısı farkının 1 dereceden daha yüksek olmasıdır. Nabız normal sınırlardadır. Ancak perforasyon gelişirse ateş 40 dereceye , nabız 120 /dk kadar yükselir.
  • 27.
    Laboratuvar bulguları  Akutapandisit teşhisinde laboratuvar bulguları çok yardımcı olabilir. Ancak klinik semptom ve bulgular daima ön planda değerlendirilmelidir. Laboratuvar bulguları kliniği desteklerse önemlidir
  • 28.
    Laboratuvar bulguları  Lökositoz:ilk 2-3 saatte başlar 10.000 civarındadır. Ama her zaman olmaz. 15.000 ' i aşarsa iltihabın büyüdüğünü, perforasyon veya apseyi gösterir. Lökositoz formülünde %78 nötrofil hakimiyeti göze çarpar.  İdrar muayenesi: apandisiti doğrulamaz ayrıca tanıda önemlidir. (üriner taş, enfeksiyon...........) Bazı pelvik ve retroçekal apandisitlerde 3-5 eritrosit akut apandisit lehinedir. Ancak hematüri varsa üriner sisteme ait olay düşünürlü. (30 dan yüksek eritrosit, 20 yüksek lökosit )
  • 29.
    Radyolojik tetkikler Akciğer Grafisi  Tüm akut karın sendromu olgularında çekilmeli  Bazal pnömoni  Ameliyat hazırlığı  Akut apandisit için direkt tanı değeri yok Ayakta Direkt Batın Grafisi (ADBG)  Sağ alt kadranda kalsifikasyon (fekalit)  Çekumda hava-sıvı seviyesi ya da gaz stopajı  Yaygın peritonit; ince barsak seviyeleri  Çok nadir periton içi serbest hava  ADBG; akut karın sendromunun değerlendirilmesinde rutin olarak uygulanır
  • 30.
    Ultrasonografi  En güvenilir Transvajinal ultrasonografi; başka bir pelvik patoloji Bilgisayarlı Tomografi  Normalde gerekmez  Apse varlığında; apsenin drenajı öncesi görüntülenmesi veya strateji belirlenmesi için  Ayırıcı tanı için
  • 31.
    Çocuklarda akut apandisit  Tanı ender görülmesi, anamnez alınamaması, akut karın ağrılarının bu yaşta sık olması nedeniyle zorluk göstermektedir. Böylece tanıda gecikme mortalite ve morbiditede artma görülür.  Apendiksin tabanı çocuklarda geniş bir koli şeklinde olduğundan lümenin tıkanması güçtür. Süt çocukluğunun ilk ayı içinde akut apandisit gelişirse megakolon araştırılmalıdır.  Kusma, ateş, huzursuzluk, diyare, ilk semptom olabilir. Çocuk bacaklarını karnına çekerek yatar. Fizik muayenede distansiyon vardır. Bu tek fizik bulgu olabilir.  Tanı gecikmesi süt çocuğunun %100 , 2 yaş altında %75, 5 yaş ve üstünde %50 kadardır. Bu yüksek gecikme oranı nedeniyle akut apandisit mortalitesi %10 civarındadır.
  • 32.
    Yaşlılarda akut apandisit Klasik akut apandisitin klinik tablosunda bulunan ağrı, bulantı, kusma, çoğunlukla vardır. Ancak genç hastalara nazaran daha az belirgindir. Distansiyon ön plandadır. Perforasyon varlığında dahi vücut ısısı normal veya normalin altındadır.  Semptom ve bulgular mekanik ileus tablosuna uyar. Geç teşhis nedeniyle %30 vakada perforasyonla karşılaşılır
  • 33.
    Gebelerde akut apandisit Acil cerrahi girişim gerektiren jinekoloji dışı en sık patolojidir.  İlk 6 ayda , son 3 aya nazaran daha sık iken mortalite son 3 ayda tanı gecikmeleri ile artar.  Semptom ve bulgular aynı iken son 3 ayda apendiksin yukarı ve dışa doğru yer değiştirmiş olması fizik muayene bulgularının yerini değiştirir.
  • 34.
    Komplikasyonlar  1. Perforasyon:plastron(omentum, çevre dokular, bağlar, parietal periton) gelip appediksi sınırlar ve perforasyonu önler. Bu mekanizma, çocukta yetersizdir. 2. Jeneralize peritonit: Adinamik ileus ve yapışmaya bağlı mekanik obsrüktif ileus. 3. Abse formasyonu: Plaston formasyonu, bazen akut apandisit perforasyonu ve ilerlemesini önler; fakat, burada abse teşekkül edebilir. Fakat ileride bu abse rüptüre olursa, klinik çok daha ağır seyreder. 4. Pyeloflebit: Portal venlerin tromboflebitidir. Bunun sonucu karaciğerde milier abseler görülebilir.
  • 35.
    Ayırıcı Tanı  Akutkarın sendromunda hekimi ilgilendiren asıl soru, tanının ne olduğu değil, hastanın acil bir cerrahi girişime ihtiyaç duyup duymadığıdır  Aslında akut karın sendromunun ayırıcı tanısını içerir  Kesin tanı bu girişimde konur ve patolojiye yönelik cerrahi işlem uygulanır
  • 36.
    Ayırıcı Tanı – Akutmezenterik – Kolonik divertikülit lenfadenit – Üriner sorunlar – Akut gastroenterit – Erkek hastada genital – Meckel divertikülü patolojiler – İnvajinasyon – Jinekolojik patolojiler – Crohn hastalığı – Primer peritonit – Peptik ülser perforasyonu
  • 37.
    Tıbbi hastalıklar:  Kardiyovaskülerhastalıklar: Miyokart infarktüsü, akut perikardit, karaciğerin konjesyonu, poliarteritis nodoza  Göğüs hastalıkları: Pnömoni, pulmoner infarktüs, pnömotoraks, plörezi, akut mediyastinit  Diğer tıbbi hastalıklar: Diabetik ketoasidoz, akut intermitten porfiria, orak hücreli anemi, Henoch- Schönlein purpurası, akut kurşun zehirlenmesi, ailevi Akdeniz ateşi, addison krizi, herpes zoster, parazitik hastalıklar sayılabilir.
  • 38.
    TEDAVİ  Çok azhastalıkta tedavi seçimi konusunda akut apandisitte olduğu kadar rahat olunur  Çünkü tedavi apendektomi  Apendektomi hemen uygulanmalı  Apendektomi klasik olarak açık yöntemle yapılabilir  Laparoskopik apendektomi  Ayırıcı tanı amacıyla laparoskopi yapılıp da akut apendisit saptandığında, aynı seansta laparoskopik apendektomi
  • 39.
    Perfore Olmamış AkutApandisit apendektomi Perfore Apandisit ve Lokalize Peritonit Apendektomi+antibiotik Perfore Apendisit Ve Yaygın (Jeneralize) Peritonit Apendektomi+antibiotik+Drenaj Plastrone Apendisit  Gecikmiş ise yoğun antibiyotik ve destek tedavisi  Apseler perkütan yolla BT veya US ile drene edilir  Akut dönem atlatılabilirse 6-8 hafta sonra elektif koşullarda apendektomi
  • 48.
    Appendiksin Malign Patolojileri  Karsinoid Tümör – Klasik (Sık) – Tübüler (Nadir) – Goblet Hücreli  Primer Appendiks karsinomu – Non-müsinöz (Kolonik Tip) Adeno Ca – Müsinöz Kistadenom / Kistadenokarsinom - Mukosel  Lenfoma  Metastaz Over – Prostat Meme Bronş- Akciğer Mide-Pankreas-Kolon Böbrek  Diğer Ganglionöroma Feokromositoma Mezenşimal Tümörler Kaposi Sarkomu
  • 49.
    KARSİNOİD TÜMÖR  Subepitelialnöroendokrin hücrelerden köken alırlar  Appendiks gastrointestinal karsinoid tümörler içerisinde en sık yerleşim yeridir  Appendiks malignitelerinin % 80’inden sorumludurlar  Sıklıkla genç erişkinlerde görülürler (30–40 yaş)  Klasik karsinoid tümörler prognozu da en iyi olanıdır (5 yıllık yaşam şansı > %90)
  • 50.
    KARSİNOİD TÜMÖR  BT: – Appendikste duvar kalınlaşması – İntralüminal debris birikimi  Patoloji makroskopi: – Appendiks lümenini tıkayan infiltratif tümör
  • 51.
    Tedavi  Büyüklüğü < 2 cm ise  Appendiks adventisyası ve ötesinde tutulum yok ise  10’luk büyütme alanında 2’den fazla mitoz yok ise  Cerrahi sınırlarda tümör yok ise appendektomi yeterlidir  Bunun dışındaki koşullarda sağ hemikolektomi uygulanması gereklidir.
  • 52.
    PRİMER APPENDİKS ADENOKARSİNOMALARI  Nonmüsinoz (Kolonik Tip) Adeno Kanser  Görülme sıklığı %0.08  Adenom-karsinom geçişi  Lenfojen ve hematojen yolla yayılabilir  Klinik tanısı zordur.  Akut apandisit tanısıyla başvurabilirler
  • 53.
  • 54.
  • 55.
    Appendiks mukoseli:  Neoplastik olmayan hiperplazi  Müsinoz kistadenom  Müsinöz kistadenokarsinom nedeni ile mukusun appendiks lümeninde birikmesi sonucu gelişir  Kadın/Erkek oranı: 4/1  Genellikle 50 yaş ve üstünde görülürler  Kistadenokarsinom olgularının %20- 46’sı başvuru anında perfore  Ayırıcı Tanı: – Periappendiküler apse – Enterik duplikasyon kisti – Mezenter kisti – Hidrosalpinks
  • 56.