DALAĞIN CERRAHİ
  HASTALIKLARI:
Anatomi(1):
 Dalak, karın sol üst kadranında bulunur.
 50-250 g ağırlığında ve ortalama 12x7x4 cm
  boyutlarındadır.
 Diyafragmanın altında, midenin ön-dış ve
  medialinde, sol böbreğin ve sol adrenal bezin
  arka-dışında , göğüs duvarının lateralinde yer alır.
 Splenik fleksura ve pankreas kuyruğu ile sol
  8-9-10-11-12' inci kaburgalar da dalağa komşudur.
Dalağın komşulukları
Anatomi(2)
 Splenofrenik ligaman
 Splenorenal ligaman
 Splenokolik ligaman
 Gastrosplenik ligaman tarafından desteklenir.
 Gastrosplenik ligaman hariç hepsi
  avaskülerdir.
 Gastrosplenik ligaman içerisinde kısa gastrik
  arterler yer alır.
Anatomi(3):
 Kalp debisinin %4-5'ini alan dalağa ortalama
  300ml/dakika kan gelir.
 Çölyak arterin bir dalı olan splenik arterden
  beslenir.
 Ayrıca üst pol, kısa gastrik ve sol epiploik
  arterden de dallar alır.
 Venoz drenaj sinüslerden dalak veni yoluyla
  v. Mesenterica superior ile birleşerek portal
          dolaşıma olur.
Dalak yapısı
 Dalağın parankimi kırmızı ve beyaz pulpa
  olmak üzere iki kısma ayrılır.
 Kırmızı pulpa sinozoidlerden ve eritrositleri
  barındıran retiküler bağ dokusundan
  yapılmıştır.Dalak hacminin ¾ ünü oluşturur.
 Beyaz pulpada lenfatik doku bulunur.Dalak
  hacminin ¼ ünü oluşturur.
 Marjinal zon hem mononükleer fagoziter
  hücreleri hemde lenfosit içeren kırmızı ve
  beyaz pulpa arasında bir geçiş bölgesidir.
Dalak Fonksiyonları 1
 Filtre işlevi:Dolaşımdaki anormal eritrositler ve
  yabancı cisimcikler dalakta temizlenir.
Culling:Bilroth kordlarında yaşlı ve anormal
  eritrositlerin dolaşımdan temizlenmesine culling
  denir.
Pitting:Eritrositlerin içinde bulunan yabancı
  cisimlerin temizlenmesidir.
Partiküllerin temizlenmesi
Dalak Fonksiyonları 2
 Bağışıklık işlevi:Opsonize eritrosit ve
  trombositlerin temizlenmesi,kompleman
  üretmek ve habis hücrelerin kontrolü bu
  grupta yer alır.
 Properdin dalak monositlerinde bulunan bir
  opsonin olup immun faliyetlerde önemli rol
  oynar.Tuftsin IL-1 yapımını uyarır ve
  fagositozu başlatmak için granülositlere
  bağlanır.
Dalak Fonksiyonları 3
 depo işlevi (Trombosit eritrosit,
  granülosit, demir depolanması)
 Hematopoietik işlevi
    Fetal hayatın 5. ayına kadar dalak
  eritrositlerin başlıca üretim yeridir.
Aksesuar Dalak
 İnsanların %10-30 unda rastlanır.
 Bunlarında %60 ında tek aksesuar dalak
  bulunur.
 Kanlanmaları genellikle splenik arterdendir.
 Sıklıkla Gastrosplenik arter ve dalak hilusunda
  bulunurlar.
 Bununla beraber destekleyici bağlar
  içinde,pelviste,omentum ve hatta erkekte
  scrotum içindede bulunabilirler.
 Ana organla aynı işlevi görürler.
 Splenektomiyi takiben unutulmuş bir aksesuar
  dalak patolojik durumun nüks etmesine yol
  açacaktır.
Dalak Hastalıkları Ve Splenektomi
               Endikasyonları:
 Etyolojik bir faktör olmadan splenomegali
  bulunmasına primer hipersplenizm denir.Eğer
  splenomegali,portal hipertansiyon veya infiltratif bir
  hastalığa bağlı olarak geliştiyse sekonder
  hipersplenizm olarak sınıflandırılır
 Bir hastada hipersplenizm var
  diyebilmek için 4 kriter vardır:
 1Pansitopeni      ile    olan     anemi,
  trombositopeni, lökopeni veya bu
  durumların biri
 2.Geçici kemik iliği hiperplazisi
 3.Splenomegali.
 4.Splenektomiyi         takiben      bu
  patolojilerin düzelmesi.
Sekonder Hipersplenizm Nedenleri

   Venöz basıncın artmasına bağlı:
   • Portal hipertansiyon,Bud chari sendromu
   • Splenik ven trombozu
   • KKY
   Malignite:
   • Lösemi
   • Lenfoma
   Kronik İnflamatuar Hastalık:
   • Felty sendromu
   • SLE
   • Sarkoidoz
   Metabolik Anormallikler:
   • Amiloidoz
   • Gaucher hastalığı
   • Nieman Pick hastalığı
   Enfeksiyon:
   • Mononukleoz
   • Bakteriyel endokardit
   • Milier tüberküloz, malaria, brucelloz,
      l eismania
   • Mantarlar
   Diğerleri:
   • Myeloid Metaplazik myelofibroz
   Polisitemi vera
SPLENEKTOMİ
                  ENDİKASYONLARI
   Splenektomi endikasyonu kesin olanlar
        Primer dalak tümörleri (lenfoma, sarkoma, hamartoma)
        Herediter sferositoz
   Splenektomi endikasyonu relatif olanlar
        Primer hipersplenizm
        Kronik idiopatik trombositopenik purpura
        Splenik ven trombozu
        Dalak abseleri
   Bazan splenektomi gerektiren durumlar
        Dalak yaralanmaları
        Otoimmun hemolitik hastalık (edinsel)
        Hemolizin olduğu ovalositozis
        Nonsferositik konjenital hemolitik anemi
        Hemoglobin H hastalığı
        Hodgkin hastalığı (Evrelendirme yapabilmek için)
Splenektomi endikasyonu nadir olan
hastalıklar
          Kronik lenfositik lösemi
          Lenfosarkom
          Hodgkin hastalığı (Evrelendirme
dışında)
          Makroglubunemi
          Myelofibrozis
          Talasemia major: Cooley Anemisi
          Splenik arter anevrizması
          Konjestif splenomegali
          TTP
Splenektominin kontrendike olduğu
durumlar
          Asemptomatik hipersplenizm
          Enfeksiyonla seyreden
splenomegali
          Herediter hemolitik anemi
          Akut lösemi
          Agronulositozis
          Albers-Schönberg hastalığı
          polisitemia vera
Herediter sferositoz

 Otozomal dominant geçen kalıtsal bir
  hastalıktır.
 Splenektominin en yaygın olarak uygulandığı
  konjenital anemidir.
 Eritrosit membranında spektrin isimli
  proteinde defekt mevcuttur.
 Anemi ve retikülositoz,sarılık ve splenomegali
  mevcuttur.%30-60 ında kolelityasiz vardır
 PY da sferositler görülür.Coombs testi
  negatiftir
 Splenektomi tek tedavidir ve 4 yaşına
  kadar ertelenmelidir.
 Ancak tedavi edilemiyen bacak
  ülserleri erken splenektomiyi gerekli
  kılar.
 Bu hastalarda hızlı eritrosit yıkımı
  nedeniyle açığa çıkan kalsiyum
  bilürübinat safra kesesi taşlarına
  neden        olabilmektedir.Splenektomi
  esnasında safra kesesi mutlaka
  muayene edilmeli ve taş varsa
  kolesistektomide yapılmalıdır.
İdiopatik Trombositopenik Purpura(İTP)

 ITP,kanda dolaşan antitrombosit
  antikorların trombositlere bağlanması
  sonucu oluşan komplekslerin dalaktaki
  makrofajlar tarafından fagosite edilmesidir
 Hastalığın sebebi bilinmemektedir
 Hastalık uzun süren
  kanamalar,peteşiler,mukokutanöz
  kanamalar,uzun süren vajinal kanamalar
  ile kendini belli eder.
 Kanamalar genellikle asimetrik olup
  en fazla alt ekstremiteler üzerinde
  görülür.
 Dalak daima normal büyüklükte olup
  başlıca labaratuar bulgusu
  trombositopenidir.Trömbosit sayısı
  genellikle 50.000 nin altındadır
 Periferik ve kemik iliği yaymasında
  olgunlaşmamış megakaryositler
  görülür.Trombositopeniye rağmen
  dolaşımdaki trombositlerin
  fonksiyonları normaldir.
 Turnike testi,kanama zamanı ve pıhtı retraksiyon
  testi bozuktur.
 TEDAVİ:%75 hasta 3 ay içinde spontan olarak
  iyleşir.
 Bolus tarzında steroid 1 mg/kg/gün tadavisi
  hastaların çoğunda trombosit sayısının
  yükselmesine yol açar.
 Başlangıçta tıbbi tedaviye cevap veren fakat
  sonradan nüks edenlerde veya tedaviye cevap
  vermiyenlerde splenektomi tedavi edici
  olmaktadır.Ayrıca kafa içi kanamalardada acilen
  splenektomi yapılmalıdır.
 Kalıcı hematolojik ve klinik remisyon %65-75
  oranında elde edilebilir.
 Splenektomi başlangıçta İV İg tedavisine cevap
  verenlerde daha başarılı olmaktadır.

 Preop trombosit transfüzyonu gereksizdir.
 ITP    HIV    enfeksiyonlarının   %10     unda
  gelişebilmektedir.Bu hastalardada aynı tedavi
  uygulanmaktadır.
Trombotik Trombositopenik Purpura(TTP)

 Bilinmeyen bir nedenle trombositler küçük damarlarda
  toplanarak    tıkaçlar   oluştururlar.Hastalığın  etyolojisi
  bilinmemektedir.
 Klinik beliritler ateş,purpura,mikroanjiopatik hemolitik
  anemi,nörolojik      bulgular,böbrek      yetmezliği     ve
  trombositopenidir.
 .
  Labarotuvarbulguları:anemi,lökositoz,trombositopeni,retikü
  lositosiz
 Kan yaymasında parçalı eritrositler görülür
 Birçok vaka böbrek yetmezliği veya kafa içi kanamaya bağlı
  olarak fulminant veya ölümcül seyreder.
 TEDAVİ:Tedavi medikaldir.TDP,kortikosteroid,aspirin veya
  dipiridamol,heparin,plazmoferez         ve        vinkristin
  uygulanmaktadır.
 Plazmaferez,plazma veya IV gamaglobülin infüzyonu
  %60-70 vakada etkilidir.
 .Düzelme görülmediği taktirde yüksek doz steroid yanında
Hodgkin Hastalığı

 Lenfomanın primer olarak dalağı tuttuğu durum
  lenfomalı hastaların %1 ini oluşturur.
 Tipik multinukleuslu Reed Stenberg dev hücrelerle
  karakterize habis bir lenfomadır.
 Hastaların %56-80 i asemptomatik servikal LAP
  bulgusuyla doktora başvurmaktadır.Görülme sıklığına
  göre diğer LAP bölgeleri
  mediasten,aksiller,inguinal,retroperitoneal bölgedir
 Hodgkin hastalığı histolojik olarak 4 gruba ayrılır:
 1. Lenfositten zengin
 2. Nodüler sklerozan
 3. Karışık hücreli
 4. Lenfositten fakir
 Eskiden hastalığın evrelendrilmesi için evreleme
  laparotomisi yapılmaktaydı.
 Günümüzde evreleme laporotomisi evre 1 veya klinik
  semptomu olmayan supradiafragmatik,evre 2 nodüler
  sklerozlu hastalar için endikedir
 Hodgkin li bir hastaya evreleme laporotomisi
  uygulandığında splenektomiye ilaveten KC
  biyopsisi,çöliak gangklionlardan,paraaortik
  bölgeden,iliak bölgeden ve mezenterik bölgedeki lenf
  ganglionlarından örnekler alınır.
 Cerrahi mortalite %0.5 gibi düşük bir düzeydedir.
 Yara enfeksiyonu,karın içi apse,postoperatif fıtık,ileus
  gibi postop. komplikasyonların görülme sıklığı %10-20
  kadardır.
 Postsplenektomi sepsisi nadirdir.Preop. dönemde
  kapsüllü bakterilere karşı aşılanma bu sıklığı dahada
  azaltır
 Postsplenektomi sepsisi sıklığı ileri evre hastalarda ve
  saldırgan kemoterapi uygulananlarda daha yüksektir
Lösemi:

 KLL VE KML deki dev splenomegalinin yarattığı
  klinik problemlerden dolayı splenektomi
  endikasyonu doğabilir.
 Hairy cell lösemi sitotoksik kemoterapiyi
  sınırlayan pansitopeniye ve dev infiltratif
  splenomegaliye yol açtığında splenektomi
  endikasyonu doğabilir.
 Böylece %67-75 inde iyi sonuç alınır ve 5 yıllık
  yaşam %61-76 arasındadır..
Orak Hücreli Anemi
 Otozomal resesif geçen bir hastalıktır.Hb
  A yerine orak hücre hemoglobini olan Hb
  S vardır.
 Tromboz,iskemi,nekroz ve organ
  fibrozuna neden olan staz meydana gelir.
 Bazı hastalarda dalaktaki yaygın
  infaktüsler sonucu otosplenektomi
  görülür.
 Semptomlar arasında kemik ve eklem
  ağrıları,hematüri,priapizm,nörolojik
  semptomlar,malleol ülserleri,karın ağrısı
  ve dalak apseleri vardır.
 Teşhis     için   PY   ve    Hb     elektroforezi
  yapılır.Lökositoz,trombositoz,hiperbilürübinemi
  olabilir.
 Tedavi palyatiftir.Sodyum siyanür Hb S in
  oraklaşmasını engeller.Krizler için hidrasyon ve
  kan değişimi yapılır.
 Hipersplenizm olmadıkça splenektomi endike
  değildir
Thalessemia Major

 Akdeniz anemisi olarak bilinen bu hastalık
  otozomal dominant geçen bir hastalıktır.
 Hb sentezinde bozukluk vardır.
 PY da eritrositler içinde Heinz cisimcikleri
  mevcuttur.
 Hayatın ilk yılında solukluk,gelişme geriliği ve
  büyük bir kafa ile kendini gösterir
 Tedavi yalnız semptomatik hastalar için
  endikedir.Gerekli oldukça transfüzyon yapılır
 Splenektomi transfüzyon ihtiyaçlarını ve
  hemolizi azaltabilir
 Splenektominin          diğer      endikasyonları
  splenomegali ve tekrarlıyan splenik infakttır.
İdiopatik Otoimmun Hemolitik Anemi

 Otoimmun olduğu sanılmaktadır.
 Kadınlarda ve 50 yaşın üzerinde daha sıktır
 Hafif sarılık,%50 vakada splenomegali,%25
  vakada safra kesesi taşları vardır.
 Teşhis anemisi,retikülositozu ve
  idrar,kan,gaitada eritrosit yıkımını gösteren
  delillerle;hipersellüler Kİ ;pozitif direkt coombs
  testiyle konur
 Kortikosteroidler ve transfüzyonlar gerekli
  olabilir.
 Steroid etkisiz ise,yüksek dozlarda kullanılması
  gerekiyorsa,toksik manifestasyonlara yol
  açıyorsa veya kontrendike ise splenektomi
  yapılır.
Felty Sendromu
 Romatoid artriti olan hastada
  lökopeni,granülositopeni,splenomegali
  nin birlikte bulunduğu bir klinik tablodur.
 Hastalarda sık
  enfeksiyon,anemi,trombositopeni,bacak
  ülserleri izlenir.
 Splenektomi endikasyonları:1)Ağır ve
  tekrarlayıcı enfeksiyonları olan
  nötropenik hastalar.2)Anemik olup
  transfüzyon ihtiyacı olan hastalar.3)Ağır
  trombositopenisi olan
  hastalar.4)Düzelmiyen bacak ülserleri
  olan hastalar.
Dalak Kistleri
 Dalak kistlerini 2 gruba ayırabiliriz.
 1.Parazitik
 2.Parazitik olmayan
 Parazitik kistler arasınsa en sık görüleni
  Ecinokokkus Granülosuz ve Ecinokokkus
  Multilocularis e ikincil hidatik kistlerdir.
 Parazitik    olmayan       kistlerin    %80   i
  sekonder(yalancı) kist tipindedir.
 Çapı 8 cm nin üzerine çıkmadıkça birçok
  kist asemptomatik kalabilir
 Kanama,rüptür ve sekonder bakteriyel
  enfeksiyonlar              en            önemli
  komplikasyonlardır.
 Genelde splenektomi uygulanmakla beraber
  son yıllarda dalak koruyucu ameliyatlar
  uygulanmaktadır.Bunlar arasında
  enükliasyon,parsiyel splenektomi,stapler
  uygulamaları ve kistin drenajı vardır.
 Dalak koruyucu ameliyatların yalnızca parazitik
  olmayan,unilokuler     kistlerde    uygulanması
  gerekmektedir.
Dalak Tümörleri
 Primer:
 • Benign:Hemanjiom(ensık)
  ,lenfanjiom,lipom,Hamartom
 • Malign:Anjiosarkom(en sık primer malign
  tümör),Malign lenfoma
 Sekonder:
 • Lösemi:KLL,Prolenfositik lösemi,KML,Hairy cell
  lösemi
 • Malign Lenfoma:Hodgin,Nonhodgin lenfoma
 • Primer Myelofibrosiz
 • Sistemik Mastositoz
 Histiositosiz-x
 Neoplastik olayların dalaktan primer olarak
  başlaması çok ender bir olaydır.
 Dalağın en sık görülen tümörü Hemanjiomlardır.
 Hemanjiomlar CT de kalsifikasyon ve kistik
  değişiklikleri ile farklı bir splenik kitle olarak
  görülür.
 En sık görülen primer malign tümörü ise
  Anjiosarkomdur.
 Spontan rüptüre neden olabilirler
 Kan yoluyla erken AC ve KC metastazları ile
  ölüme yol açabilirler.
 Hodgin ve nonhodgin lenfomaların %40 ında
  dalağa yayılım vardır.
 Dalağa en sık metastaz yapan tümörler meme
  ve AC tümörleri ile malign melanomdur
Dalak Apsesi
 Dalak apselerinin %70 e yakını uzak bir primer
  septik odaktan hematolojik olarak yayılan
  bakteriler sonucunda olmaktadır.
 Endokardit,pyelonefrit, dalakta bakteriyel
  yerleşimin ana sebebleridir
 Kliniğinde;ateş,titreme,splenomegali ve sol üst
  kadran hassasiyeti sol omuz ağrısı ve
  diafragmatik yükselme ve sol pleural effüzyon
  bulunabilir.
 Dalak apsesi tanısı konunca hemen geniş
  spektrumlu bir antibiyotik tedavisine
  başlanmalıdır
 Kültürde en sık üreyen mikroorganizmalar
  streptokok ve stafilokoklardır
 Uniloküle,iyi sınırlı bakteriyel apseleri bulunan
  hastalar CT rehberliğinde perkutan olarak bir
  drenaj katateri yerleştirilmesi ile tedavi
  edilebilir.
 Bununla birlikte splenektomi altın standart
  olmaya devam etmektedir.
Dalak Travmaları
 Dalak yaralanmalarının yaklaşık % 80'i
  künt, %20'si penetran travmalar
  sonrasında görülür.
 Ayrıca sol üst kadrandaki organların ameliyatlan
  sırasında dalak, iyatrojenik olarak
  yaralanabilmektedir
 Spontan dalak rüptürü en sık akut
  mononükleoz durumlarında nadirende lösemi
  ve lenfomalarda görülebilir.
Klinik 1
 3 hasta profili karşımıza çıkar
   1. Hipotansiyon ve taşikardi ile gelen, durumu stabil
      olmayan , aktif kanama ile gelen hasta
   2. Sıvı tedavisine cevap veren geçici hipotansiyon,
      hematokriti yavaş düşen ve taşikardi ile seyreden sızıntı
      şeklinde kanaması mevcut olan hasta
   3. Multipl yaralanmanın olduğu neredeyse asemptomatik
      kanaması mevcut olan hasta

    Taşikardi dalak yaralanmasının en hassas bulgusudur.
Klinik 2
 En sık hipotansiyon, taşikardi, yaygın karın
  hassasiyeti gibi kanama bulguları görülür.
 Bazen hasta senkopla getirilebilir.
 Karında gerginlik ve barsak seslerinde azalma
  saptanabilir.
 Fizik muayenede sol üst kadran kompresyonu ile,
  Trendelenburg pozisyonundaki hastada Kehr
  belirtisi (sol omuza yansıyan ağrı) ortaya
  çıkarılabilir. Hastaların % 15-20’sinde görülür
 Dalak yaralanmasından şüphelenmek
  önemlidir.
 Özellikle sol üst kadranda ekimoz,
  sıyrık, lokalize ağrı, hassasiyet ve sol
  alt (8-12) kot kırıkları dalak
  yaralanmasını düşündürmelidir.
Laboratuvar:
 Kan grubu ve tam kan sayımı,
 Biyokimya tetkikleri,
 PT, PTT
 Tam idrar tetkiki yapılır
 Periferik kan tetkiklerinde hemoglobin
  düzeyinde %20 oranında azalma ve
  lokositoz görülebilir.
Direkt Grafi:
 Akciğer grafisi
 Pelvis grafisi çekilebilir.
 Künt travmalarının akciğer grafisinde
  diyafragma veya içi boş organ
  yaralanmasına ait serbest hava ve
  diafragma elevasyonu görülebilir.
 Bu amaçla en sık kullanılan yöntemler:
 Hasta hemodinamik açıdan stabil ise ileri tetkik
  yöntemleri kullanılmalıdır.
   – Tanısal periton lavajı (PL),
   – Ultrasonografi (USG),
   – Bilgisayarlı tomografi (BT),
   – Laparoskopi,
   – Diğer yöntemler (Anjiografi, Sintigrafi,
     Manyetik Rezonans (MR) ve MR Anjiografi)
Tedavi:
 Hastanın hemodinamik durumu ve lezyonun
  derecesi göz önüne alınarak tedavi planlanır.
 Bunun için yaradaki hematom ve laserasyon gibi
  kriterleri ölçü alan bazı derecelendirmeler
  yapılmıştır.
 Günümüzde en sık olarak Amerikan Travma
  Cerrahisi Derneği (AAST) tarafından önerilen
  derecelendirme kullanılmaktadır
Committee of the American Association for the
Surgery of Trauma (AAST) Splenik Organ Yaralanma
                  Skalası (1994).
 Grade I: Kapsül altı hematom %10 alanda veya 1
  cm derinliğinde yaralanma
 Grade II: Kapsül altı hematom %10-50 alanda 5
  cm' den küçük çaplı yaralanma veya 1 -3 cm
  derinliğinde yaralanma
 Grade III: Kapsül altı hematom %50 alandan fazla
  3 cm 'den büyük hiler olmayan yaralanma
 Grade IV:Hiler yaralanma ve dalağın %25
  devaskülarizasyonu
 Grade V: Paramparça olmuş, tümüyle
  devaskularize dalak
Dalak yaralanma ön tanısı alanlarda
        Konservatif tedavi kriterleri

 1. Resüsitasyondan sonra hemodinamik
    stabilitenin sağlanması
   2. Fizik muayenede peritonit bulgularının olmayışı
   3. Laparotomi gerektiren eşlik eden yaralanma
    varlığının saptantanmaması
   4. Hastada siroz tanısının olmayışı
   5. Antikoagulan tedavi kullanmıyor olması
   6. Grade 1, 2 ve 3 yaralanma
   7. Yaş < 55
 Konservatif tedavi; hemodinamik stabilite
  varlığında, hastanın USG/BT ile takibinin
  mümkün olduğu ve bu konuda deneyimli
  cerrahi ekibe sahip merkezlerde
  yapılmahdır.
 Yakın takip sırasında hastanın
  hemodinamisini bozan kanama veya eşlik
  eden içi boş organ yaralanması saptanırsa,
  hemen laparotomi uygulanmalıdır
Konservatif dalak yaralanması takip
              protokolü
 Cerrahi ekibin tam gün nöbet tuttuğu bir merkezde yakın gözlem
  (5-7 gün)
 Saatlik nabız - tansiyon takibi (48 saat)
 6-8 saatte bir Hct (48 saat )
 6-8 saatte bir tekrarlanan fizik muayene (48 saat )
 Yatak istirahati
 ilk 48 saatlik takipte: Hct ve nabiz stabil Karın ağrısı geçmiş
  Gastrointestinal fonksiyonlar normal ise ağızdan gıda başla ve
  mobilize et
 Hastanede 7 gün takip sonunda USG kontrolü sonrası haftada
  bir kontrole gelmek ve gereğinde USG yapılmak üzere taburcu
 4-6 hafta sonra kontrol BT
 3 ay boyunca spor yasağı
Cerrahi Tedavi
 1. Resüsitasyondan sonra hemodinamik stabilitenin
  sağlanamaması
 2. Fizik muayenede peritonit bulgularının mevcut olması
 3. Laparotomi gerektiren eşlik eden yaralanma varlığının
  saptanması
 4. Abdominal değerlendirmeyi imkansız kılan eşlik eden
  yaralanmaların mevcudiyeti ( Medulla Spinalis ve ciddi
  kraniyal yaralanma)
 4. Siroz varlığı
 5. Antikoagulan tedavi kullanıyor olması
 6. Grade 4 ve 5 yaralanma
 7. Yaş > 55
Splenorafi
 Dalak parankiminin sütürasyonunu içerir.
 Splenik kanamayı kontrol altına almak ve yaralanmayı
  net bir şekilde ortaya koymak için dalak damarlarına
  parmak ile basınç uygulanır
 Basit bir laserasyon varılığında ve çocuklarda direkt
  sütürasyon uygulanabilir. Ancak erişkinlerde ve difüz
  kanama varlığında iç içe geçen mattress sütür
  uygulanır.
 Mattress sütür , yastıklanmış (pledgeted) sütürler ya
  da hemostatik tampon üzerinden emilebilen
  monofilaman materyeller ile de dikilebilir.
Parsiyel Splenektomi
 Bisturi ile (koter değil), demarkasyon hattının canlı
  kalan kesiminde dalak kapsülüne yüzeyel bir
  anterior kesi yapılır.
 Bisturi sapını kullanarak, dalak tamamen bölünene
  dek derece derece kesiyi derinleştirilir.
 Bütün damarları hemoklipler ile yada 8 tarzında
  ipek sütürler ile bağlanır. Eğer sızıntı olursa
  hemostatik ajanlar konulur.
 Parsiyel splenektomide açık kalan yüzeyin
  kapatılmasında omentum , absorbabl meshler ve
  topikal hemostatik ajanlar kullanılabilir
Cerrahi Teknik:
 Dalağa sol subkostal veya üst orta hat kesisi
  ile ulaşılabilir. Dalak önce retroperitoneal
  bağlantılarından serbestleştrilir ve insizyon
  hattına çekilir.Daha sonra kısa gastrik
  damarlar ile kolon,mide ve diafram
  bağlantıları kesilir.
 Bundan sonra hiler veya segmental
  damarların selektif ligasyonu gerçekleştrilir.
Postoperatif Bakım
 Postop komplikasyonların primer olarak kökeni
  pulmonerdir
 Kalıcı bir sol alt lob pnömonisi, atelektazi veya
  pleural effüzyon drenaj gerektiren bir subfrenik
  koleksiyon veya apsenin göstergesi olabilir.
 Hastaların %40-50 sinde postop trombositoz
  oluşur.Trombosit sayısı 1 milyonu geçmedikçe
  tedavi gerekli değildir.
 Dalağı     olmayan     kişilerde  yaşam      boyu
  postsplenektomik ciddi sepsis gelişme riski
  vardır.En büyük riske splenektominin 2 yılı
  içinde,4 yaşından küçük pediatrik hastalar
  maruz kalır.
 Splenektomi yapılan tüm erişkin hastalara
  proflaktik olarak pnömokok aşısı ve çocuklarda
  buna ilave olarak H.İnfluenzaya karşı aşı
  uygulanmalıdır
 En iyi aşılama zamanı splenektomiden en az 10
  gün öncesidir ancak ihmal edilmiş vakalarda
  postop. aşılama yapılabilir.
 Çocuklar 18 yaşına kadar penisilin proflaksisine
  devam ederler.Erişkinlerde postop antibiyotik
  rutin olarak uygulanmamaktdır..
Splenektomi komplikasyonları
   - Kanama
    Sol akciğer alt lob atelektozisi
    Pankreas yaralanması, pankreatit
    Mide yaralanması
Geç komplikasyonlar
   Enfeksiyon
   Sepsis
   Çocukta ve postop ilk 2 yılda
   Pneumokok aşısı ile profilaksi
   Splenozis
Splenektominin Komplikasyonları
    Kanama,pankreatid e yol açabilen pankreas
    yaralanması,pankreas psödokisti veya fistülü en sık
    görülen komplikasyonlardır
   Bunun dışında atelektazi,pankreas apsesi,mide ve kolon
    yaralanması da görülebilmektedir
   Postop trombosit sayısı 1.5 milyona çıkabilir.Bunun için
    aspirin kullanılır.Genelde geçicidir ve 2 yıl içinde
    normale döner.
    Postop enfeksiyonlar içinde en önemlisi Ağır
    postsplenektomi enfeksiyonudur.
   Bundan %48 kapsüllü pnömokoklar sorumludur.
    Bu enfeksiyon postop 2 yıl içinde ve ilave patolojisi
    olanda daha sık görülmektedir.
   Bu enfeksiyonun önlenmesinde aşı,antibiyotik
    proflaksisi,dalak işlevlerinin korunması çok önemlidir
   İmmunisazyon;özellikle:S.Pnömonia,N.Meningitis.H.İnflu
    enzaya karşı yapılmalıdır.İlk aşıdan sonra rapel 6 yıl
    sonra yapılmalıdır.
Splenosiz:

 Dalaktan travma sonucu dökülen dokular
  ototransplantasyon yoluyla batın içinde yerleşir ve
  büyürler.Bu olaya splenosiz denir ve dalağı alınmış
  hastaların %75 inde görülür.

Dalak cerr-hast (fazlası için www.tipfakultesi.org)

  • 1.
    DALAĞIN CERRAHİ HASTALIKLARI:
  • 2.
    Anatomi(1):  Dalak, karınsol üst kadranında bulunur.  50-250 g ağırlığında ve ortalama 12x7x4 cm boyutlarındadır.  Diyafragmanın altında, midenin ön-dış ve medialinde, sol böbreğin ve sol adrenal bezin arka-dışında , göğüs duvarının lateralinde yer alır.  Splenik fleksura ve pankreas kuyruğu ile sol 8-9-10-11-12' inci kaburgalar da dalağa komşudur.
  • 3.
  • 4.
    Anatomi(2)  Splenofrenik ligaman Splenorenal ligaman  Splenokolik ligaman  Gastrosplenik ligaman tarafından desteklenir.  Gastrosplenik ligaman hariç hepsi avaskülerdir.  Gastrosplenik ligaman içerisinde kısa gastrik arterler yer alır.
  • 6.
    Anatomi(3):  Kalp debisinin%4-5'ini alan dalağa ortalama 300ml/dakika kan gelir.  Çölyak arterin bir dalı olan splenik arterden beslenir.  Ayrıca üst pol, kısa gastrik ve sol epiploik arterden de dallar alır.  Venoz drenaj sinüslerden dalak veni yoluyla v. Mesenterica superior ile birleşerek portal dolaşıma olur.
  • 7.
    Dalak yapısı  Dalağınparankimi kırmızı ve beyaz pulpa olmak üzere iki kısma ayrılır.  Kırmızı pulpa sinozoidlerden ve eritrositleri barındıran retiküler bağ dokusundan yapılmıştır.Dalak hacminin ¾ ünü oluşturur.  Beyaz pulpada lenfatik doku bulunur.Dalak hacminin ¼ ünü oluşturur.  Marjinal zon hem mononükleer fagoziter hücreleri hemde lenfosit içeren kırmızı ve beyaz pulpa arasında bir geçiş bölgesidir.
  • 8.
    Dalak Fonksiyonları 1 Filtre işlevi:Dolaşımdaki anormal eritrositler ve yabancı cisimcikler dalakta temizlenir. Culling:Bilroth kordlarında yaşlı ve anormal eritrositlerin dolaşımdan temizlenmesine culling denir. Pitting:Eritrositlerin içinde bulunan yabancı cisimlerin temizlenmesidir. Partiküllerin temizlenmesi
  • 9.
    Dalak Fonksiyonları 2 Bağışıklık işlevi:Opsonize eritrosit ve trombositlerin temizlenmesi,kompleman üretmek ve habis hücrelerin kontrolü bu grupta yer alır.  Properdin dalak monositlerinde bulunan bir opsonin olup immun faliyetlerde önemli rol oynar.Tuftsin IL-1 yapımını uyarır ve fagositozu başlatmak için granülositlere bağlanır.
  • 10.
    Dalak Fonksiyonları 3 depo işlevi (Trombosit eritrosit, granülosit, demir depolanması)  Hematopoietik işlevi Fetal hayatın 5. ayına kadar dalak eritrositlerin başlıca üretim yeridir.
  • 11.
    Aksesuar Dalak  İnsanların%10-30 unda rastlanır.  Bunlarında %60 ında tek aksesuar dalak bulunur.  Kanlanmaları genellikle splenik arterdendir.  Sıklıkla Gastrosplenik arter ve dalak hilusunda bulunurlar.  Bununla beraber destekleyici bağlar içinde,pelviste,omentum ve hatta erkekte scrotum içindede bulunabilirler.  Ana organla aynı işlevi görürler.  Splenektomiyi takiben unutulmuş bir aksesuar dalak patolojik durumun nüks etmesine yol açacaktır.
  • 12.
    Dalak Hastalıkları VeSplenektomi Endikasyonları:  Etyolojik bir faktör olmadan splenomegali bulunmasına primer hipersplenizm denir.Eğer splenomegali,portal hipertansiyon veya infiltratif bir hastalığa bağlı olarak geliştiyse sekonder hipersplenizm olarak sınıflandırılır
  • 13.
     Bir hastadahipersplenizm var diyebilmek için 4 kriter vardır:  1Pansitopeni ile olan anemi, trombositopeni, lökopeni veya bu durumların biri  2.Geçici kemik iliği hiperplazisi  3.Splenomegali.  4.Splenektomiyi takiben bu patolojilerin düzelmesi.
  • 14.
    Sekonder Hipersplenizm Nedenleri  Venöz basıncın artmasına bağlı:  • Portal hipertansiyon,Bud chari sendromu  • Splenik ven trombozu  • KKY  Malignite:  • Lösemi  • Lenfoma  Kronik İnflamatuar Hastalık:  • Felty sendromu  • SLE  • Sarkoidoz
  • 15.
    Metabolik Anormallikler:  • Amiloidoz  • Gaucher hastalığı  • Nieman Pick hastalığı  Enfeksiyon:  • Mononukleoz  • Bakteriyel endokardit  • Milier tüberküloz, malaria, brucelloz, l eismania  • Mantarlar  Diğerleri:  • Myeloid Metaplazik myelofibroz  Polisitemi vera
  • 16.
    SPLENEKTOMİ ENDİKASYONLARI  Splenektomi endikasyonu kesin olanlar  Primer dalak tümörleri (lenfoma, sarkoma, hamartoma)  Herediter sferositoz  Splenektomi endikasyonu relatif olanlar  Primer hipersplenizm  Kronik idiopatik trombositopenik purpura  Splenik ven trombozu  Dalak abseleri  Bazan splenektomi gerektiren durumlar  Dalak yaralanmaları  Otoimmun hemolitik hastalık (edinsel)  Hemolizin olduğu ovalositozis  Nonsferositik konjenital hemolitik anemi  Hemoglobin H hastalığı  Hodgkin hastalığı (Evrelendirme yapabilmek için)
  • 17.
    Splenektomi endikasyonu nadirolan hastalıklar Kronik lenfositik lösemi Lenfosarkom Hodgkin hastalığı (Evrelendirme dışında) Makroglubunemi Myelofibrozis Talasemia major: Cooley Anemisi Splenik arter anevrizması Konjestif splenomegali TTP Splenektominin kontrendike olduğu durumlar Asemptomatik hipersplenizm Enfeksiyonla seyreden splenomegali Herediter hemolitik anemi Akut lösemi Agronulositozis Albers-Schönberg hastalığı polisitemia vera
  • 18.
    Herediter sferositoz  Otozomaldominant geçen kalıtsal bir hastalıktır.  Splenektominin en yaygın olarak uygulandığı konjenital anemidir.  Eritrosit membranında spektrin isimli proteinde defekt mevcuttur.  Anemi ve retikülositoz,sarılık ve splenomegali mevcuttur.%30-60 ında kolelityasiz vardır  PY da sferositler görülür.Coombs testi negatiftir
  • 19.
     Splenektomi tektedavidir ve 4 yaşına kadar ertelenmelidir.  Ancak tedavi edilemiyen bacak ülserleri erken splenektomiyi gerekli kılar.  Bu hastalarda hızlı eritrosit yıkımı nedeniyle açığa çıkan kalsiyum bilürübinat safra kesesi taşlarına neden olabilmektedir.Splenektomi esnasında safra kesesi mutlaka muayene edilmeli ve taş varsa kolesistektomide yapılmalıdır.
  • 20.
    İdiopatik Trombositopenik Purpura(İTP) ITP,kanda dolaşan antitrombosit antikorların trombositlere bağlanması sonucu oluşan komplekslerin dalaktaki makrofajlar tarafından fagosite edilmesidir  Hastalığın sebebi bilinmemektedir  Hastalık uzun süren kanamalar,peteşiler,mukokutanöz kanamalar,uzun süren vajinal kanamalar ile kendini belli eder.
  • 21.
     Kanamalar genellikleasimetrik olup en fazla alt ekstremiteler üzerinde görülür.  Dalak daima normal büyüklükte olup başlıca labaratuar bulgusu trombositopenidir.Trömbosit sayısı genellikle 50.000 nin altındadır  Periferik ve kemik iliği yaymasında olgunlaşmamış megakaryositler görülür.Trombositopeniye rağmen dolaşımdaki trombositlerin fonksiyonları normaldir.
  • 22.
     Turnike testi,kanamazamanı ve pıhtı retraksiyon testi bozuktur.  TEDAVİ:%75 hasta 3 ay içinde spontan olarak iyleşir.  Bolus tarzında steroid 1 mg/kg/gün tadavisi hastaların çoğunda trombosit sayısının yükselmesine yol açar.  Başlangıçta tıbbi tedaviye cevap veren fakat sonradan nüks edenlerde veya tedaviye cevap vermiyenlerde splenektomi tedavi edici olmaktadır.Ayrıca kafa içi kanamalardada acilen splenektomi yapılmalıdır.  Kalıcı hematolojik ve klinik remisyon %65-75 oranında elde edilebilir.  Splenektomi başlangıçta İV İg tedavisine cevap verenlerde daha başarılı olmaktadır. 
  • 23.
     Preop trombosittransfüzyonu gereksizdir.  ITP HIV enfeksiyonlarının %10 unda gelişebilmektedir.Bu hastalardada aynı tedavi uygulanmaktadır.
  • 24.
    Trombotik Trombositopenik Purpura(TTP) Bilinmeyen bir nedenle trombositler küçük damarlarda toplanarak tıkaçlar oluştururlar.Hastalığın etyolojisi bilinmemektedir.  Klinik beliritler ateş,purpura,mikroanjiopatik hemolitik anemi,nörolojik bulgular,böbrek yetmezliği ve trombositopenidir.  . Labarotuvarbulguları:anemi,lökositoz,trombositopeni,retikü lositosiz  Kan yaymasında parçalı eritrositler görülür  Birçok vaka böbrek yetmezliği veya kafa içi kanamaya bağlı olarak fulminant veya ölümcül seyreder.  TEDAVİ:Tedavi medikaldir.TDP,kortikosteroid,aspirin veya dipiridamol,heparin,plazmoferez ve vinkristin uygulanmaktadır.  Plazmaferez,plazma veya IV gamaglobülin infüzyonu %60-70 vakada etkilidir.  .Düzelme görülmediği taktirde yüksek doz steroid yanında
  • 25.
    Hodgkin Hastalığı  Lenfomanınprimer olarak dalağı tuttuğu durum lenfomalı hastaların %1 ini oluşturur.  Tipik multinukleuslu Reed Stenberg dev hücrelerle karakterize habis bir lenfomadır.  Hastaların %56-80 i asemptomatik servikal LAP bulgusuyla doktora başvurmaktadır.Görülme sıklığına göre diğer LAP bölgeleri mediasten,aksiller,inguinal,retroperitoneal bölgedir  Hodgkin hastalığı histolojik olarak 4 gruba ayrılır:  1. Lenfositten zengin  2. Nodüler sklerozan  3. Karışık hücreli  4. Lenfositten fakir  Eskiden hastalığın evrelendrilmesi için evreleme laparotomisi yapılmaktaydı.
  • 26.
     Günümüzde evrelemelaporotomisi evre 1 veya klinik semptomu olmayan supradiafragmatik,evre 2 nodüler sklerozlu hastalar için endikedir  Hodgkin li bir hastaya evreleme laporotomisi uygulandığında splenektomiye ilaveten KC biyopsisi,çöliak gangklionlardan,paraaortik bölgeden,iliak bölgeden ve mezenterik bölgedeki lenf ganglionlarından örnekler alınır.  Cerrahi mortalite %0.5 gibi düşük bir düzeydedir.  Yara enfeksiyonu,karın içi apse,postoperatif fıtık,ileus gibi postop. komplikasyonların görülme sıklığı %10-20 kadardır.  Postsplenektomi sepsisi nadirdir.Preop. dönemde kapsüllü bakterilere karşı aşılanma bu sıklığı dahada azaltır  Postsplenektomi sepsisi sıklığı ileri evre hastalarda ve saldırgan kemoterapi uygulananlarda daha yüksektir
  • 27.
    Lösemi:  KLL VEKML deki dev splenomegalinin yarattığı klinik problemlerden dolayı splenektomi endikasyonu doğabilir.  Hairy cell lösemi sitotoksik kemoterapiyi sınırlayan pansitopeniye ve dev infiltratif splenomegaliye yol açtığında splenektomi endikasyonu doğabilir.  Böylece %67-75 inde iyi sonuç alınır ve 5 yıllık yaşam %61-76 arasındadır..
  • 28.
    Orak Hücreli Anemi Otozomal resesif geçen bir hastalıktır.Hb A yerine orak hücre hemoglobini olan Hb S vardır.  Tromboz,iskemi,nekroz ve organ fibrozuna neden olan staz meydana gelir.  Bazı hastalarda dalaktaki yaygın infaktüsler sonucu otosplenektomi görülür.  Semptomlar arasında kemik ve eklem ağrıları,hematüri,priapizm,nörolojik semptomlar,malleol ülserleri,karın ağrısı ve dalak apseleri vardır.
  • 29.
     Teşhis için PY ve Hb elektroforezi yapılır.Lökositoz,trombositoz,hiperbilürübinemi olabilir.  Tedavi palyatiftir.Sodyum siyanür Hb S in oraklaşmasını engeller.Krizler için hidrasyon ve kan değişimi yapılır.  Hipersplenizm olmadıkça splenektomi endike değildir
  • 30.
    Thalessemia Major  Akdenizanemisi olarak bilinen bu hastalık otozomal dominant geçen bir hastalıktır.  Hb sentezinde bozukluk vardır.  PY da eritrositler içinde Heinz cisimcikleri mevcuttur.  Hayatın ilk yılında solukluk,gelişme geriliği ve büyük bir kafa ile kendini gösterir  Tedavi yalnız semptomatik hastalar için endikedir.Gerekli oldukça transfüzyon yapılır  Splenektomi transfüzyon ihtiyaçlarını ve hemolizi azaltabilir  Splenektominin diğer endikasyonları splenomegali ve tekrarlıyan splenik infakttır.
  • 31.
    İdiopatik Otoimmun HemolitikAnemi  Otoimmun olduğu sanılmaktadır.  Kadınlarda ve 50 yaşın üzerinde daha sıktır  Hafif sarılık,%50 vakada splenomegali,%25 vakada safra kesesi taşları vardır.  Teşhis anemisi,retikülositozu ve idrar,kan,gaitada eritrosit yıkımını gösteren delillerle;hipersellüler Kİ ;pozitif direkt coombs testiyle konur  Kortikosteroidler ve transfüzyonlar gerekli olabilir.  Steroid etkisiz ise,yüksek dozlarda kullanılması gerekiyorsa,toksik manifestasyonlara yol açıyorsa veya kontrendike ise splenektomi yapılır.
  • 32.
    Felty Sendromu  Romatoidartriti olan hastada lökopeni,granülositopeni,splenomegali nin birlikte bulunduğu bir klinik tablodur.  Hastalarda sık enfeksiyon,anemi,trombositopeni,bacak ülserleri izlenir.  Splenektomi endikasyonları:1)Ağır ve tekrarlayıcı enfeksiyonları olan nötropenik hastalar.2)Anemik olup transfüzyon ihtiyacı olan hastalar.3)Ağır trombositopenisi olan hastalar.4)Düzelmiyen bacak ülserleri olan hastalar.
  • 33.
    Dalak Kistleri  Dalakkistlerini 2 gruba ayırabiliriz.  1.Parazitik  2.Parazitik olmayan  Parazitik kistler arasınsa en sık görüleni Ecinokokkus Granülosuz ve Ecinokokkus Multilocularis e ikincil hidatik kistlerdir.  Parazitik olmayan kistlerin %80 i sekonder(yalancı) kist tipindedir.  Çapı 8 cm nin üzerine çıkmadıkça birçok kist asemptomatik kalabilir  Kanama,rüptür ve sekonder bakteriyel enfeksiyonlar en önemli komplikasyonlardır.
  • 34.
     Genelde splenektomiuygulanmakla beraber son yıllarda dalak koruyucu ameliyatlar uygulanmaktadır.Bunlar arasında enükliasyon,parsiyel splenektomi,stapler uygulamaları ve kistin drenajı vardır.  Dalak koruyucu ameliyatların yalnızca parazitik olmayan,unilokuler kistlerde uygulanması gerekmektedir.
  • 35.
    Dalak Tümörleri  Primer: • Benign:Hemanjiom(ensık) ,lenfanjiom,lipom,Hamartom  • Malign:Anjiosarkom(en sık primer malign tümör),Malign lenfoma  Sekonder:  • Lösemi:KLL,Prolenfositik lösemi,KML,Hairy cell lösemi  • Malign Lenfoma:Hodgin,Nonhodgin lenfoma  • Primer Myelofibrosiz  • Sistemik Mastositoz  Histiositosiz-x
  • 36.
     Neoplastik olaylarındalaktan primer olarak başlaması çok ender bir olaydır.  Dalağın en sık görülen tümörü Hemanjiomlardır.  Hemanjiomlar CT de kalsifikasyon ve kistik değişiklikleri ile farklı bir splenik kitle olarak görülür.  En sık görülen primer malign tümörü ise Anjiosarkomdur.  Spontan rüptüre neden olabilirler  Kan yoluyla erken AC ve KC metastazları ile ölüme yol açabilirler.  Hodgin ve nonhodgin lenfomaların %40 ında dalağa yayılım vardır.  Dalağa en sık metastaz yapan tümörler meme ve AC tümörleri ile malign melanomdur
  • 37.
    Dalak Apsesi  Dalakapselerinin %70 e yakını uzak bir primer septik odaktan hematolojik olarak yayılan bakteriler sonucunda olmaktadır.  Endokardit,pyelonefrit, dalakta bakteriyel yerleşimin ana sebebleridir  Kliniğinde;ateş,titreme,splenomegali ve sol üst kadran hassasiyeti sol omuz ağrısı ve diafragmatik yükselme ve sol pleural effüzyon bulunabilir.  Dalak apsesi tanısı konunca hemen geniş spektrumlu bir antibiyotik tedavisine başlanmalıdır  Kültürde en sık üreyen mikroorganizmalar streptokok ve stafilokoklardır
  • 38.
     Uniloküle,iyi sınırlıbakteriyel apseleri bulunan hastalar CT rehberliğinde perkutan olarak bir drenaj katateri yerleştirilmesi ile tedavi edilebilir.  Bununla birlikte splenektomi altın standart olmaya devam etmektedir.
  • 39.
    Dalak Travmaları  Dalakyaralanmalarının yaklaşık % 80'i künt, %20'si penetran travmalar sonrasında görülür.  Ayrıca sol üst kadrandaki organların ameliyatlan sırasında dalak, iyatrojenik olarak yaralanabilmektedir  Spontan dalak rüptürü en sık akut mononükleoz durumlarında nadirende lösemi ve lenfomalarda görülebilir.
  • 40.
    Klinik 1  3hasta profili karşımıza çıkar 1. Hipotansiyon ve taşikardi ile gelen, durumu stabil olmayan , aktif kanama ile gelen hasta 2. Sıvı tedavisine cevap veren geçici hipotansiyon, hematokriti yavaş düşen ve taşikardi ile seyreden sızıntı şeklinde kanaması mevcut olan hasta 3. Multipl yaralanmanın olduğu neredeyse asemptomatik kanaması mevcut olan hasta  Taşikardi dalak yaralanmasının en hassas bulgusudur.
  • 41.
    Klinik 2  Ensık hipotansiyon, taşikardi, yaygın karın hassasiyeti gibi kanama bulguları görülür.  Bazen hasta senkopla getirilebilir.  Karında gerginlik ve barsak seslerinde azalma saptanabilir.  Fizik muayenede sol üst kadran kompresyonu ile, Trendelenburg pozisyonundaki hastada Kehr belirtisi (sol omuza yansıyan ağrı) ortaya çıkarılabilir. Hastaların % 15-20’sinde görülür
  • 42.
     Dalak yaralanmasındanşüphelenmek önemlidir.  Özellikle sol üst kadranda ekimoz, sıyrık, lokalize ağrı, hassasiyet ve sol alt (8-12) kot kırıkları dalak yaralanmasını düşündürmelidir.
  • 43.
    Laboratuvar:  Kan grubuve tam kan sayımı,  Biyokimya tetkikleri,  PT, PTT  Tam idrar tetkiki yapılır  Periferik kan tetkiklerinde hemoglobin düzeyinde %20 oranında azalma ve lokositoz görülebilir.
  • 44.
    Direkt Grafi:  Akciğergrafisi  Pelvis grafisi çekilebilir.  Künt travmalarının akciğer grafisinde diyafragma veya içi boş organ yaralanmasına ait serbest hava ve diafragma elevasyonu görülebilir.
  • 46.
     Bu amaçlaen sık kullanılan yöntemler:  Hasta hemodinamik açıdan stabil ise ileri tetkik yöntemleri kullanılmalıdır. – Tanısal periton lavajı (PL), – Ultrasonografi (USG), – Bilgisayarlı tomografi (BT), – Laparoskopi, – Diğer yöntemler (Anjiografi, Sintigrafi, Manyetik Rezonans (MR) ve MR Anjiografi)
  • 47.
    Tedavi:  Hastanın hemodinamikdurumu ve lezyonun derecesi göz önüne alınarak tedavi planlanır.  Bunun için yaradaki hematom ve laserasyon gibi kriterleri ölçü alan bazı derecelendirmeler yapılmıştır.  Günümüzde en sık olarak Amerikan Travma Cerrahisi Derneği (AAST) tarafından önerilen derecelendirme kullanılmaktadır
  • 48.
    Committee of theAmerican Association for the Surgery of Trauma (AAST) Splenik Organ Yaralanma Skalası (1994).  Grade I: Kapsül altı hematom %10 alanda veya 1 cm derinliğinde yaralanma  Grade II: Kapsül altı hematom %10-50 alanda 5 cm' den küçük çaplı yaralanma veya 1 -3 cm derinliğinde yaralanma  Grade III: Kapsül altı hematom %50 alandan fazla 3 cm 'den büyük hiler olmayan yaralanma  Grade IV:Hiler yaralanma ve dalağın %25 devaskülarizasyonu  Grade V: Paramparça olmuş, tümüyle devaskularize dalak
  • 49.
    Dalak yaralanma öntanısı alanlarda Konservatif tedavi kriterleri  1. Resüsitasyondan sonra hemodinamik stabilitenin sağlanması  2. Fizik muayenede peritonit bulgularının olmayışı  3. Laparotomi gerektiren eşlik eden yaralanma varlığının saptantanmaması  4. Hastada siroz tanısının olmayışı  5. Antikoagulan tedavi kullanmıyor olması  6. Grade 1, 2 ve 3 yaralanma  7. Yaş < 55
  • 50.
     Konservatif tedavi;hemodinamik stabilite varlığında, hastanın USG/BT ile takibinin mümkün olduğu ve bu konuda deneyimli cerrahi ekibe sahip merkezlerde yapılmahdır.  Yakın takip sırasında hastanın hemodinamisini bozan kanama veya eşlik eden içi boş organ yaralanması saptanırsa, hemen laparotomi uygulanmalıdır
  • 51.
    Konservatif dalak yaralanmasıtakip protokolü  Cerrahi ekibin tam gün nöbet tuttuğu bir merkezde yakın gözlem (5-7 gün)  Saatlik nabız - tansiyon takibi (48 saat)  6-8 saatte bir Hct (48 saat )  6-8 saatte bir tekrarlanan fizik muayene (48 saat )  Yatak istirahati  ilk 48 saatlik takipte: Hct ve nabiz stabil Karın ağrısı geçmiş Gastrointestinal fonksiyonlar normal ise ağızdan gıda başla ve mobilize et  Hastanede 7 gün takip sonunda USG kontrolü sonrası haftada bir kontrole gelmek ve gereğinde USG yapılmak üzere taburcu  4-6 hafta sonra kontrol BT  3 ay boyunca spor yasağı
  • 52.
    Cerrahi Tedavi  1.Resüsitasyondan sonra hemodinamik stabilitenin sağlanamaması  2. Fizik muayenede peritonit bulgularının mevcut olması  3. Laparotomi gerektiren eşlik eden yaralanma varlığının saptanması  4. Abdominal değerlendirmeyi imkansız kılan eşlik eden yaralanmaların mevcudiyeti ( Medulla Spinalis ve ciddi kraniyal yaralanma)  4. Siroz varlığı  5. Antikoagulan tedavi kullanıyor olması  6. Grade 4 ve 5 yaralanma  7. Yaş > 55
  • 53.
    Splenorafi  Dalak parankimininsütürasyonunu içerir.  Splenik kanamayı kontrol altına almak ve yaralanmayı net bir şekilde ortaya koymak için dalak damarlarına parmak ile basınç uygulanır  Basit bir laserasyon varılığında ve çocuklarda direkt sütürasyon uygulanabilir. Ancak erişkinlerde ve difüz kanama varlığında iç içe geçen mattress sütür uygulanır.  Mattress sütür , yastıklanmış (pledgeted) sütürler ya da hemostatik tampon üzerinden emilebilen monofilaman materyeller ile de dikilebilir.
  • 55.
    Parsiyel Splenektomi  Bisturiile (koter değil), demarkasyon hattının canlı kalan kesiminde dalak kapsülüne yüzeyel bir anterior kesi yapılır.  Bisturi sapını kullanarak, dalak tamamen bölünene dek derece derece kesiyi derinleştirilir.  Bütün damarları hemoklipler ile yada 8 tarzında ipek sütürler ile bağlanır. Eğer sızıntı olursa hemostatik ajanlar konulur.  Parsiyel splenektomide açık kalan yüzeyin kapatılmasında omentum , absorbabl meshler ve topikal hemostatik ajanlar kullanılabilir
  • 57.
    Cerrahi Teknik:  Dalağasol subkostal veya üst orta hat kesisi ile ulaşılabilir. Dalak önce retroperitoneal bağlantılarından serbestleştrilir ve insizyon hattına çekilir.Daha sonra kısa gastrik damarlar ile kolon,mide ve diafram bağlantıları kesilir.  Bundan sonra hiler veya segmental damarların selektif ligasyonu gerçekleştrilir.
  • 58.
    Postoperatif Bakım  Postopkomplikasyonların primer olarak kökeni pulmonerdir  Kalıcı bir sol alt lob pnömonisi, atelektazi veya pleural effüzyon drenaj gerektiren bir subfrenik koleksiyon veya apsenin göstergesi olabilir.  Hastaların %40-50 sinde postop trombositoz oluşur.Trombosit sayısı 1 milyonu geçmedikçe tedavi gerekli değildir.  Dalağı olmayan kişilerde yaşam boyu postsplenektomik ciddi sepsis gelişme riski vardır.En büyük riske splenektominin 2 yılı içinde,4 yaşından küçük pediatrik hastalar maruz kalır.
  • 59.
     Splenektomi yapılantüm erişkin hastalara proflaktik olarak pnömokok aşısı ve çocuklarda buna ilave olarak H.İnfluenzaya karşı aşı uygulanmalıdır  En iyi aşılama zamanı splenektomiden en az 10 gün öncesidir ancak ihmal edilmiş vakalarda postop. aşılama yapılabilir.  Çocuklar 18 yaşına kadar penisilin proflaksisine devam ederler.Erişkinlerde postop antibiyotik rutin olarak uygulanmamaktdır..
  • 60.
    Splenektomi komplikasyonları  - Kanama  Sol akciğer alt lob atelektozisi  Pankreas yaralanması, pankreatit  Mide yaralanması
  • 61.
    Geç komplikasyonlar  Enfeksiyon  Sepsis  Çocukta ve postop ilk 2 yılda  Pneumokok aşısı ile profilaksi  Splenozis
  • 62.
    Splenektominin Komplikasyonları  Kanama,pankreatid e yol açabilen pankreas yaralanması,pankreas psödokisti veya fistülü en sık görülen komplikasyonlardır  Bunun dışında atelektazi,pankreas apsesi,mide ve kolon yaralanması da görülebilmektedir  Postop trombosit sayısı 1.5 milyona çıkabilir.Bunun için aspirin kullanılır.Genelde geçicidir ve 2 yıl içinde normale döner.  Postop enfeksiyonlar içinde en önemlisi Ağır postsplenektomi enfeksiyonudur.  Bundan %48 kapsüllü pnömokoklar sorumludur.  Bu enfeksiyon postop 2 yıl içinde ve ilave patolojisi olanda daha sık görülmektedir.  Bu enfeksiyonun önlenmesinde aşı,antibiyotik proflaksisi,dalak işlevlerinin korunması çok önemlidir  İmmunisazyon;özellikle:S.Pnömonia,N.Meningitis.H.İnflu enzaya karşı yapılmalıdır.İlk aşıdan sonra rapel 6 yıl sonra yapılmalıdır.
  • 63.
    Splenosiz:  Dalaktan travmasonucu dökülen dokular ototransplantasyon yoluyla batın içinde yerleşir ve büyürler.Bu olaya splenosiz denir ve dalağı alınmış hastaların %75 inde görülür.