tükrük bezi hastalıkları (fazlası için www.tipfakultesi.org )

6,060 views

Published on

0 Comments
4 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

No Downloads
Views
Total views
6,060
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
47
Actions
Shares
0
Downloads
31
Comments
0
Likes
4
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

tükrük bezi hastalıkları (fazlası için www.tipfakultesi.org )

  1. 1. TÜKRÜK BEZİ HASTALIKLARI Dr. İmdat Yüce
  2. 2. ANATOMİ Tükrük bezleri büyük ve küçük olmak üzere iki gruba ayrılır. Büyük olanlar; parotis, submandibüler ve sublingual bezlerdir ve bunlar çifttir. Küçük tükrük bezleri; ağız içinde, solunum ve sindirim sisteminin üst kısmında trakea ve paranazal sinüsler dahil, birçok yerde bulunurlar.
  3. 3. PAROTİS BEZİ Tükrük bezlerinin en büyüğü olan parotis, 20-25 gr ağırlığındadır. N. facialis, bezi derin ve yüzeyel olmak üzere iki parçaya ayırır. Sempatik sinirleri. Parotise ait sempatik lifler a. carotis externa etrafındaki sinir ağından gelir. Lenf akımı: Parotis bezinde önemli sayılacak miktarda lenf dokusu vardır. Bunların bir kısmı kapsül altında ayrı lenf bezleri olarak bulunur. 15-20 kadar lenf folikülü ise bez içinde dağılmıştır. Lenf akımı derin juguler zincire boşalır. Parotis kanalı (Stenon, Stensen kanalı) Parotisin hücreleri seröz salgı yapar, fakat mukus salgılayan bazı hücreler de vardır. Parotis kanalı, bezin ön kenarından çıkar. Kanal, 2. üst molar diş hizasında ağıza açılır. Kanal, tragustan üst dudağın ortasına çekilen bir doğru üzerinde bulunur ve yaklaşık olarak 5 cm uzunluğundadır.
  4. 4. SUBMANDİBÜLER BEZ Hemen hemen eşit oranda seröz ve müköz salgı yapan bez elemanları ihtiva eden submandibüler bez, 10-15 gr ağırlığındadır. Ağız tabanında her iki tarafta, korpus mandibulanın iç tarafında bulunur ve aşağıda submandibüler üçgene doğru uzanır. Bezin yüzeyel ve derin iki lobu vardır. Submandibüler bez kanalı (wharton) N. lingualis ve N. hypoglossus arasında derin loptan çıkar ve lingual frenulumun iki yanında ağız boşluğuna açılır. Yaklaşık olarak 5 cm uzunluğundadır. Bezi, a. lingualis ve a. facialis besler, v. facialis anterior boşaltır. Lenf akımı, submandibüler lenf bezlerine, oradan da juguler lenf bezlerine olur.
  5. 5. SUBLİNGUAL BEZ Sublingual bez, mandibulanın iç yüzündeki sublingual çukurda bulunur. Bez mylohoid ve hyoglossus kaslar arasındadır. Ağız tabanında üzeri sadece mukoza ile örtülüdür. Bezin doğrudan ağız tabanına veya submandibüler bezin kanalına açılan, 8-20 kanalı vardır. Lenf akımı submental ve submandibüler lenf bezlerine olur. Submandibüler ve sublingual bezlerin parasempatik sinirleri, VII. sinirin korda timpani dalı ile sağlanır. Ayrıca, N. glossopharyngeusun timpanik dalı ile n. petrosus superficialis minorden de parasempatik lifler alır.
  6. 6. KÜÇÜK TÜKRÜK BEZLERİ Üst solunum ve sindirim yolunda 600-1000 kadar küçük tükrük bezleri bulunmaktadır. Bunlara; damak, yanak, dudak ve dilde bol olarak rastlanır. Küçük tükrük bezlerinin salgısı seröz veya müköz olabilir, fakat müköz bez terimi daha yaygın olarak kullanılmaktadır.
  7. 7. TÜKRÜK BEZİ FİZYOLOJİSİ Tükrük salgısı, hem parasempatik hem de sempatik sistemin uyarılması ile meydana gelir. Parasempatik uyarı esastır, sempatik uyarı daha çok tükrüğün yapısını düzenler. Psişik etkilerle tükrük salgısı azalır veya çoğalır. Korku salgıyı azaltır. Yiyecek kokuları ve kuduz, ensefalit, epilepsi, parkinson hastalığı gibi bazı hastalıklar tükrük salgısını artırırlar. Tükrük bezlerinin sinirsel kontrolu VII. ve IX. kafa çiftleri ile taşınan parasempatik sistemin pregangliyonik lifleri ile sağlanır. İnsanlarda 24 saat içinde salgılanan tükrük miktarının 1000-1500 ml olduğunu ileri sürenler yanında, 500-700 mlnin daha gerçekçi olduğunu savunanlar da vardır. Bir günlük tükrük salgısının %71ini submandibüler bez oluşturur.
  8. 8. TÜKRÜĞÜN FONKSİYONLARI Tükrük bezi salgısı çiğneme ve yutmayı kolaylaştırır. Her iki submandibüler bezi çıkarılmış hastalarda ağız kuruluğu olabilir. Gebelik, testosteron ve tiroksin tükrük yapımını artırır. Menopozda ise tükrük salgısı azalır. Tükrük, yiyecekleri yağlayıcı etkiye sahiptir. Yiyecek maddeleri için çözücü olarak etki eder ve tat almayı kolaylaştırır. Yiyecek artıklarını ve bakterileri yıkayarak ve seyrelterek temizler. Ağız mukozasını nemli tutmak suretiyle mukozayı inflamasyon, ülserasyon ve hiperkeratinizasyondan korur. Tükrük, içindeki amilaz enzimi ile sindirime yardım eder. Tamponlayıcı etkisi ile diş minesini asitlerden korur. Kalsifikasyon için gerekli olan kalsiyum, flor ve fosfat iyonlarını sağlar. Bakterisit etkisi vardır. İmmünglobülin A (IgA) insanlarda parotis ve submandibüler bezde sentez edilmektedir. Hormon veya hormona benzer maddeler salgılar. Tükrük bezlerinin tiroid dışı iyot metabolizmasında önemli rolü vardır. Tükrükte sinir büyüme faktörü, epidermal büyüme faktörü, renin, glukagona benzer maddeler, eritropoetin, gastrin, somatostatin vb faktör ve hormonlar bulunmaktadır. Tükrük; ayrıca, üre, iyot, florür ve birçok antibiyotiklerin atılma yeridir. Tükrük bezlerinin tümör gelişimini önlediği de bildirilmektedir.
  9. 9. TEŞHİS YÖNTEMLERİ Tükrük bezlerinin değerlendirilmesi, dikkatli ve tam bir hikaye alınması ile başlar. Teşhiste, genel klinik değerlendirme yanında, değişik görüntüleme teknikleri ve biyopsi şekilleri kullanılmaktadır. Pratikte sadece parotis ve submandibüler bezler için kullanılan görüntüleme yöntemleri arasında; düz grafi, siyalografi (ve bilgisayarlı siyalografi), radyoizotop inceleme, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme sayılabilir. Biyopsi yöntemi olarak; ince iğne aspirasyon biyopsisi, insizyonal ve eksizyonal biyopsi ve dondurulmuş kesit (frozen section) kullanılmaktadır.
  10. 10. GENEL KLİNİK DEĞERLENDİRME Tükrük bezi patolojisi olan hastaların çoğunda bezde şişlik vardır ve bu şişlik submandibüler taşta olduğu gibi aralıklı olmadıkça, inspeksiyon ve palpasyonla tespit edilebilir. Bazı hastalarda submandibüler bez, mandibula altında görülebilir ve bez dıştan palpe edilebilir. Parotis ve submandibüler bölgenin palpasyonu hastanın hem önünden hem de arkasından yapılmalıdır. Palpasyon, hastaların çoğunda parotis bezinin büyüklüğü ve sınırları hakkında fazla bilgi vermez, çünkü bez çevre dokulara yakın kıvamdadır. Bununla birlikte, bazı hastalarda parotis ele gelebilir ve hiçbir bozukluk olmadığı halde büyük görünebilir. Küçük parotis tümörleri, hastanın başı karşı tarafa çevrilerek, daha belirgin hale getirilebilir. Ağız tabanı, peritonsiller bölge, parotis ve submandibüler kanallar, bimanuel muayene ile değerlendirilir. Parotis ve submandibüler bez kanallarının ağzı incelenmelidir. Öğünler esnasında görülen şişliklerde salgıyı uyarmak için, hastaya bir parça limon çiğnetilebilir.
  11. 11.  Semptom ve bulgular ağrı ve dolgunluk hissi, Ağrı. Bezde yemek esnasında ortaya çıkan tıkanıklığı düşündürür. Enfeksiyon veya enflamasyonda ağrının yemekle ilgisi yoktur ve daha uzun süre devam eder. Ağız kuruluğu. İlaç alımı, psişik depresyon, baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapi veya bir otoimmün hastalığın başlangıcında ağız kuruluğu olabilir. Aşırı tükrük salgısı. Tükrük akımındaki artıştan ya da salgıların yeterince yutulamamasından dolayı gelişir. Aşırı salgı; emosyonel, psikolojik ve kronik nörolojik bir hastalıktan dolayı olabilir. Şişlik. Yemek esnasında ortaya çıkan ve öğünler arasında kaybolan bir şişlik, kanalda tıkanıklığı düşündürür. Tekrarlayan parotitis gibi enfeksiyonlar bezde aralıklı büyümeye yol açar, fakat tükrük bezi kanalında tıkanıklık yoktur. Kalıcı şişlik tümörden veya Sjögren Sendromu gibi sistemik bir hastalıktan dolayı olabilir. Şişliğin bilateral oluşu genellikle kabakulak veya endokrin bozukluk gibi sistemik bir hastalığı düşündürür. Birlikte bulunan diğer semptom ve bulgular şişliğin sebebini gösterebilir. Pankreas ve akciğer hastalığı olan çocuklarda semptom vermeyen şişlikler kistik fibrosisi akla getirir. Deri, eklemler ve yutma ile ilgili değişiklikler, bir kollajen doku hastalığını düşündürür. Kitlenin ani büyümesi genellikle enfeksiyondan, kistik dejenerasyon veya kitle içindeki hemorajiden dolayı olabilir. Bu durumda, hasta önceden ağrısız olan kitlenin çok hassaslaştığından şikayet eder.
  12. 12.  iyi huylu tümörler yavaş büyür, ağrısızdır, rahatça hareket eder, üzerinde ülserasyon bulunmaz ve N. facialis paralizisi yapmaz. N. facialis paralizisi, genel olarak kötü huylu tümörlerde bulunmakla birlikte, iyi huylu büyük parotis tümörlerinin bası etkisinden dolayı, çok nadiren de olsa görülebilir. Parotis bölgesinde kitlesi olan bir hastada, baş veya kulak çevresinde bir deri kanseri olup olmadığı araştırılmalı ve lenf metastazı ihtimali ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca, derialtındaki bir lenf bezi, parotis içindeki küçük bir pleomorfik adenomla karışabilir. Parotisin derin lop tutulumu ihtimalini ortadan kaldırmak için orofarenks de muayene edilmelidir. Parotisin derin lop tümörleri yumuşak damağı ve tonsil lojunu öne ve içe doğru iterler. Submandibüler tümörler yavaş büyür ve ağrısızdır. Küçük tükrük bezi tümörleri mukoza ile örtülü küçük kitleler halinde görülür ve genellikle sert damaktan çıkarlar. Bunlarda kötü huylu tümör gelişme ihtimali yüksektir. Küçük tükrük bezlerindeki bir kitlenin ayırıcı teşhisinde, granülomatöz ve enfeksiyon hastalıkları da dikkate alınmalıdır.
  13. 13. GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Düz grafi. Işın geçirmeyen (radyoopak) taşlar, genellikle düz grafilerde görülebilir. Submandibüler taşların %20si, parotis taşlarının %80i ışın geçirir (radyolusen). Taşların %80-90ı submandibüler bezde bulunur. Submandibüler bölgenin düz grafileri mevcut olan herhangi bir taşı gösterebilir. Parotis bölgesinde ise düz filmler fazla bilgi vermez. Altta bulunan kemik yapı ve taşların küçük ve ışın geçirgen oluşları, bunları tespit etmeyi güçleştirir. Grafi, yanağı şişirerek alınırsa, kemik yapılar görüntüyü daha az engeller. Bazı hemanjiomlarda çok sayıda kireçleşmiş tromboz olabilir. Siyalografi. Kanaldaki tıkanıklığı, delici yaraları ve kitle yapan lezyonları değerlendirmekte kullanılır. Siyalografi kanal sistemini değerlendirmekte çok faydalıdır.
  14. 14.  Siyalografi: Kanaldaki tıkanıklığı, delici yaraları ve kitle yapan lezyonları değerlendirmekte kullanılır. Siyalografi kanal sistemini değerlendirmekte çok faydalıdır. Diğer taraftan, özellikle küçük ve bezin dışındaki kitlelerde, siyalografinin yeri sınırlıdır. Radyoizotop inceleme (Sintigrafi): Tükrük bezleri, radyoizotop tarama ile de değerlendirilebilir. Bu teknik en fazla parotis bezinde ve teknezyum (Tc) kullanılarak yapılır. Radyoizotop tarama, parenkim fonksiyonunu ve yer kaplayan lezyonları belirlemekte kullanılır. Warthin tümörü ve onkositom Tc99u tutar. Diğer tümörler ise tutmaz.
  15. 15.  Ultrason.Teşhis amaçlı ultrason tükrük bezlerini, bilhassa parotisin yüzeyel lobunu, incelemekte kullanılan çabuk, ucuz, zararsız ve kolay bir yöntemdir. Taş, abse veya kist, hatta tümörün iyi veya kötü huylu olduğu %90 oranında belirlenebilir. Bilgisayarlı tomografi (BT). BT, tükrük bezi içindeki veya çevresindeki kitlelerin belirlenmesinde tercih edilecek görüntüleme yöntemidir. Bir kitlenin büyüklüğünü, bezin içinde mi dışında mı olduğunu daha iyi belirler. Tükrük taşlarını hassas bir şekilde gösterir. Siyalektazi veya tıkanıklığı göstermekte siyalografiden daha az güvenilirdir ve bez fonksiyonu hakkında bilgi vermez. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG, MR). Yumuşak dokulardaki lezyonları ayırdetmekte kullanılan mükemmel bir görüntüleme tekniğidir. MRnin dezavantajı ise kemik yapıyı göstermemesidir. Bundan dolayı, kemiğin içinde ve etrafındaki lezyonları göstermekte BT ve MR birlikte kullanılır.
  16. 16. BİYOPSİ Tükrük bezi hastalıklarının kesin teşhisi için biyopsi gereklidir. Değişik biyopsi tipleri kullanılmaktadır. Bunlar, ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB), insizyonal ve eksizyonal biyopsiler ile dondurulmuş kesitlerdir (frozen section). a. İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB). Baş-boyun bölgesindeki kitlelerin teşhisinde kullanılan pratik ve faydalı bir teknik olmuştur ve İİAB ile %85-90 oranında iyi ve kötü huylu tümörler ayırdedilebilir. b. İnsizyonel biyopsi. Tükrük bezi biyopsisi, özellikle Sjögren Sendromu, sarkoidoz ve iyi huylu lenfoepitelyal bir lezyonu doğrulamak için, en fazla alt dudaktan yapılır. İnsizyonal biyopsi, ayrıca, cerrahi için uygun olmayan ve aşikar tümörü olup, İİABde teşhis edilemeyen hastalarda, palyatif radyoterapi ve kemoterapi için yapılır. c. Eksizyonel biyopsi. Parotis ve submandibüler bez tümörlerinde insizyonel biyopsiden kaçınılmalı ve eksizyonel biyopsi yapılmalıdır. Bu amaçla, parotisteki bir tümörde, en az yüzeyel parotidektomi yapılmalı, submandibüler bezde ise bezin tamamı çıkarılmalıdır. Eksizyonel biyopsi, ağız içindeki küçük tümörlerin çıkarılmasında da sık kullanılır. d. Dondurulmuş kesit (Frozen section). Dondurulmuş kesitte iyi veya kötü huylu tümörleri ayırmada, hata oranı %5-25 arasında değişmektedir
  17. 17. TÜKRÜK BEZİ KİTLELERİSINIFLAMA Tükrük bezi kitleleri değişik şekillerde sınıflandırılmış olmakla birlikte, burada: I. Tümöre benzer kitleler. II. Tükrük bezi tümörleri, a. İyi huylu tümörleri. b. Kötü huylu tümörleri olmak üzere sınıflanmıştır.
  18. 18. I. TÜMÖRE BENZER KİTLELER A. Yalancı tükrük bezi büyümesi yapan kitleler.1. Tükrük bezinin dışında olanlar a. Masseter kası hipertrofisi. b. Yaşlanma. c. Diş kaynaklı enfeksiyonlar. d. Parafarengeal boşluk tümörleri. e. İnfratemporal fossa tümörleri. f. Mandibula tümörleri. g. Mastoidit. h. Lipom.2. Tükrük bezinin içinde olanlar a. Vasküler malformasyonlar b. Brankiyal kist c. Hidatik kist d. Nörinom
  19. 19. Akut süpüratif siyaladenit Parotis bezi daha sık etkilenir. Enfeksiyon gelişiminde, tükrük salgısının durması yanında, konak direnci ve ağız bakımının yetersiz olması da rol oynar. Cerrahi müdahale geçiren veya kronik hastalıklardan dolayı halsiz düşmüş hastalarda daha kolay gelişir. Klinik. Ateş, üşüme, kırgınlık gibi sistemik belirtiler yanında, ani başlayan ağrı ve şişlik gibi belirtiler görülür. Ağrı, yemek esnasında daha şiddetlidir ve hastalar aç olmalarına rağmen, yiyemezler. Ağrı ve şişlik trismusa yol açabilir. Etkilenen tükrük bezi son derece hassastır. Teşhis, hastaya bir limon parçası yedirilerek, ağrının artması ile desteklenir. Parotis ve submandibüler bezdeki abse, bezin fasyasından dolayı güç farkedilir. Bezin bimanuel muayenesinde, kanal ağzından gelen süpüratif akıntı görülür.
  20. 20. Akut süpüratif siyaladenitLaboratuvar bulguları. Beyaz küre sayısı artar. Bakteriyel enfeksiyonlarda nötrofiller, viral enfeksiyonlarda ise lenfositler fazladır. Eritrosit sedimentasyon hızı artmakla birlikte, genel durum iyidir. Kanaldan elde edilen tükrük salgısı; virüs enfeksiyonunu ayırdetmekte, bakteri kültürü ve duyarlık testi yapmakta kullanılabilir. Düz grafiler, taşları göstermekte faydalıdır. Siyalografi, akut safhada mevcut enfeksiyonu artıracağı için yapılmamalıdır.
  21. 21. Akut süpüratif siyaladenit tedavisi. Yatak istirahatı, antibiyotik, yeterli sıvı ve elektrolit verilir, tükrük salgısı artırılır ve ağız bakımı yapılır. Antibiyotik olarak, beta laktamaza dayanıklı penisilin veya sefalosporin grubundan bir tanesi verilebilir. Clindamisin, tükrük bezinden salgılanan tek antibiyotiktir ve gerektiğinde kullanılabilir. Ağrı kesiciler ve yerel sıcak uygulaması hastayı rahatlatır. Yapabilen hastalara, dıştan veya iki elle kanalın salgısı yönünde masaj yapmaları öğütlenir. Cerrahi müdahalenin en faydalı olduğu durum, submandibüler kanalın taşla tıkandığı siyaladenittir. Enfeksiyonu ortadan kaldırmak için, taş varsa çıkarılır. Parotis absesinde bir yüz flebi kaldırılır ve bez üzerinde n. Facialisin dallarına paralel insizyonlar yapılır.
  22. 22. Kronik siyaladenit Tükrük salgısında azalma ve koyulaşma olur Tekrarlayan ağrılı şişlik ile karakterizedir. Akut siyaladenitte olduğu gibi, en çok parotis bezi etkilenir. Atak sayısı arttıkça, kanalda daralma ve genişleme bölgeleri meydana gelir. Tükrük akımının engellenmesi kronik siyaladenitin belirgin bir özelliğidir ve kanal içindeki bir taş, darlık veya mukus tıkaçtan dolayı olabilir.
  23. 23. Kabakulak (Epidemik parotitis) Toplumda endemik olarak bulunan ve çocukluk çağında sık görülen, bulaşıcı bir hastalıktır. Etken, bir paramiksovirüs olup, enfeksiyon, hastaların %30-40ında, klinik belirti vermez. Virüs tükrük, burun salgısı ve idrar ile bulaşır. Kuluçka süresi 2-3 haftadır. Genel olarak hafif ateş, eklem ağrısı, kırgınlık ve başağrısı gibi viremi semptomları 3-7 gün içinde azalır ve çoğu kez birkaç gün aralıklı olarak parotis bezleri şişer. Bazen görülen lökopeni dışında, laboratuvar testlerinde bir özellik yoktur. Ağrı yemek esnasında artar. Stenon kanalının ağzı genellikle normal görünümdedir. Yetişkinler, çocukluk çağında geçirilen hastalığın sağladığı bağışıklıktan dolayı nadiren hastalanır. Daha ağır seyreden şekilde bazen meningoensefalit, sensorinöral işitme kaybı, orşit, pankreatit vb gelişebilir.
  24. 24.  Kazanılmış immün yetmezlik sendromu (AIDS). Tükrük bezinin granülomatöz hastalıkları. Bunlar içinde; mikobakteriyel hastalıklar, aktinomikoz, kedi tırmığı hastalığı. toksoplazma ve tularemi sayılabilir. Siyalektazi. Tükrük bezi kanallarının genişlemesi
  25. 25. Siyalolitiasis (Tükrük taşları) Sıklıkla kronik siyaladenit ile birlikte bulunur Genellikle erişkinlerde görülür. Tükrük taşlarının %80i submandibüler bezde, %20si parotiste, %1-2 si ise sublingual bezde ve küçük tükrük bezlerinde meydana gelir. Taş, kanal içinde görülebilmekle birlikte, en sık bezin hilusunda bulunur. Submandibüler bezde taş oluşumunu kolaylaştıran sebepler şunlardır: müsin miktarı yüksektir, tükrük pHsı alkalidir, organik madde oranı, kalsiyum ve fosfat tuzlarının konsantrasyonu fazladır. Anatomik yer çekimine ters olarak gider ve kanal ağzı dardır. Tükrük taşları, diğer taşlar (Mg, Zn, NH3) ve organik maddelerle birlikte, sıklıkla kalsiyum fosfat ve karbonat ihtiva ederler. Serum kalsiyum ve fosfor seviyeleri ile taş oluşumu arasında bir ilişki görülmemiştir. Tükrük taşı ile birlikte olan tek sistemik hastalık guttur ve bu taşlar ürik asitten oluşur.
  26. 26. Siyalolitiasis-Teşhis Hikaye, palpasyon ve radyolojik tetkikler ile konur. Tükrük taşları klinik olarak üç şekilde görülür. Birincisinde, hiçbir klinik bulgu yoktur ve radyolojik muayenede tesadüfen farkedilir. İkincisi, daha sıktır. Bunlarda yemek esnasında bezde şişme ve kolik tarzında ağrı görülür ve öğünler arasında küçülür. Taş nadiren kanalı tam olarak tıkadığı için, biriken tükrük boşalınca şişlik iner. Bu hastaların genel durumu iyidir. Birinci ve ikinci şekilde tükrük salgısı çok az etkilenir. Üçüncü şekil ise, ateş ve kırgınlık gibi sistemik belirtilerle birlikte, akut süpürasyon tablosu ortaya çıkabilir. Kanal ağzından iltihap gelebilir. Kanal çevresindeki yumuşak dokuda, özellikle ağız tabanında, ciddi iltihabi reaksiyon görülür. Bez büyümüş olup, hassastır. Bez ve kanalın palpasyonu ağrıya ve kanaldan iltihap akmasına sebep olur. Düz grafiler ışın geçirmeyen taşların teşhisinde faydalıdır. Siyalografide tıkanma yerinin proksimali genişler ve boşalma gecikir. Parotis taşları teşhis edilmesi en zor olanlardır, çünkü çoğunlukla küçüktür ve ışın geçirir. Yanağın yumuşak dokusu nedeniyle de palpasyonu güçtür.
  27. 27. Siyalolitiasis-Tedavi. Akut safhada destek tedavisi yapılır. Bu amaçla antibiyotik, analjezik ve antipiretik verilir. Ağız bakımına dikkat edilir. Kanal sistemi vakaların çoğunda kendini temizler ve nadiren cerrahi drenaj gerekir. Akut safhadan sonra, cerrahi tedavi uygulanır. Kanal ağzına yakın olan taşlar elle çıkarılabilir. Taşı çıkarmak için, gerekirse kanal ağzı kesilerek genişletilir. Taş, bez içinde ise tükrük bezi çıkarılır.
  28. 28. Tükrük fistülü Parotis fistülü, cerrahi müdahaleden veya yüz travmasından ya da bez parenkimindeki enfeksiyondan dolayı olabilir. Parotisin ana kanal sistemi yaralanmışsa, genellikle fasiyal sinir kesisi de vardır. Cerrahi müdahaleden sonra deri flebi altında tükrük birikirse, boşaltılır ve baskılı sargı uygulanır. Kanal yaralanmışsa dikilir. Sinir kesilmişse tamir edilir. Kapanmayan fistüllerde fistül eksizyonu yapılır, sonuç alınmazsa bez çıkarılır.

×