İnsan vücudunun normal
Florası

   Prof. Dr. A. Nedret KOÇ
 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi
 Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji

        Anabilim Dalı, Kayseri
Normal Flora
   İnsan vücudunda, normal koşullarda zarar
    vermeden onunla birlikte yaşayan
    mikrorganizma topluluğuna verilen isim.
   Ortadan kaldırılsa bile, bir süre sonra tekrar
    kendiliğinden oluşur.
   Bulundukları yerleri değiştirmedikçe,
    aralarındaki denge ve organizmanın savunma
    gücü bozulmadıkça, hastalık oluşturmazlar.
Geç ici flora
   Çoğu saprofit, bazen patojen olan
    mikroorganizmaların, vü    cudun belirli
    bölgelerinde bir kaç saatten haftalara kadar
    değişebilen sü  relerle kalmasıyla oluşur.
   Geç ici florada yer alan mikroorganizmalar,
    kalıcı flora ortadan kalktığında, hastalık
    oluşturabilirler.
   Kalıcı flora vücudun normal fonksiyonlarının
    sağlanmasında ö    nemli rol oynar.
   Sağlıklı bir annenin bebeği intrauterin dönemde
    sterildir.
   İnsanın mikroorganizmalarla tanışması doğumla
    başlar.
   Yenidoğan bebeğin deri ve mukozaları annenin
    genital sistem florasındaki mikroorganizmalarla
    kaplanır.
   Daha sonra hastane ve ev ortamında bulunabilen
    başka mikroorganizmlarla mikrobiyal flora
    zenginleşir.

   Doğumu takiben vücudun değişik
    bölgelerine yerleşen mikroorganizmalar,
    zamanla değişmekle birlikte, konakçının
    deri, ağız, nazofarinks, özefagus, barsaklar,
    göz, kulak, ürogenital sistem mukozası gibi
    yerleri kaplayarak, patojen
    mikroorganizmalardan konakçıyı korurlar.
İnsan vücudunda normal
Flora
   Besin üretimini metabolizmasında etkili
   Büyüme faktörlerinde etkili
   İnfeksiyondan ve bazı hastalıklardan
    korur
   İmmun cevabı sitümüle eder
Vücudun değişik bölgelerinde farklı
mikrobiyal flora
   ortamın pH'sı,
   nemi,
   hücrelerin farklılığı,
   deri ve mukozalardaki farklı salgıların
    biyokimyasal bileşimlerinin farklılıkları
   farklı antimikrobiyal maddeler
    içermelerinden kaynaklanır.
Yenidoğanın florası,
   bulunduğu çevreye,
   beslenmeye,
   annenin florasına bağlı olarak
    değişkenlik gösterir.
   bebeklerde ağız florası annenin florası
    özellikle de deri florası ile yakından
    ilişkili iken çok karmaşık ve değişken bir
    yapı sergilemeye başlar.
Normal florayı etkileyen
nedenler
   Yaş
   Beslenme
   Hormanal durum
   Sağlık
   Kişisel hijen
   Medikal yaklaşım ( antibiyotikler, deri
    temizliği gibi) ancak bunlar daha sonra
    normal hale geçer
Deri Florası
   Kalıcı flora olarak;
   Koagüloz negatif Stapylococcus, Micrococcus,
    Propionibacteria , Corynebacterium (Difteroidler),
    Clostirium perfiringes, Candida ve Malassezia
   Deride geçici olarak bulunabilecek
    mikroorganizmalara ise; S. aureus, α ve β veya
    nonhemolitik streptokoklar, Gram negatif
    bakteriler
Deri Florası
   Derinin santimetre karesinde yaklaşık 1000-10000
    bakteri bulunur. Kasık ve koltuk altın derisinde bu
    miktar 100 kat artabilir.
   Deri florasını oluşturan bakterilerin önemli bir
    kısmı saç folliküllerinin üst kısmı ile derinin
    stratum corneum tabakasında bulunurlar.
   Derinin mekanik veya kimyasal maddelerle
    temizlenmesinden sonra buralardaki bakteri
    kolonileri azalır. Bir süre sonra eski haline döner.
Konjuktiva Florası
   Normal konjuktiva florası orijinini deriden alır.
   Kişinin deri florasını şekillendiren bakterilerin bir
    çoğu göz kapağı mukozasında da yer alır. Göz
    yaşı, mekanik olarak yıkama ve antimikrobiyel
    içeriği ile mukozayı enfeksiyonlardan korur.
   S. epidermidis'ler, difteroidler ve bazı mayalar en
    sık rastlanabilen flora etkenleridir.
Burun ve Nazofarinks
Florası
   Solunum havası ile alınan partiküllerdeki
    mikroorganizmalar burada ön filtrasyondan
    geçmektedir.
   Anaerop=X10, X100 aerop
   En yaygın aerobik mikroorganizmalar;
    Nazofarinksteki mikroorganizmalar, viridans
    Streptokoklar, Haemophilus spp.,Neisseria ssp.
   En yaygın anaerobik mikroorganizmalar;
    Peptostreptoccocus, Veginalla, Actinomyces
Burun ve Nazofarinks
Florası
   Potansiyel Patojenler: Grup A Streptoccocus,
    Streptoccocus pneumoniae, S. aureus, Neisseria
    menegititis, Haemophilus influenzae, Moraxella
    catarrhalis, Enterobacteriacea
   Gençlerdeki burun ve nazofarinks
    mikroorganizma florası cins ve tür çeşitliliği
    yönünden bebeklerden daha fazla çeşitli iken, sayı
    bakımında da yaşlılardan daha zengindir.
Ağız Florası
   Yenidoğanlarda ağız florası genelikle annenin
    doğum kanalı florası ile kaplanır.
   Lactobasiller, Stafilokoklar, Mikrokoklar,
    Korinebakteriler, Enterik bakteriler, mayalar ile
    aerob, anaerob ve fakultatif Streptokoklardır.
   Bunlar birkaç gün içerisinde değişerek annenin
    ağız, el ve meme derisi florasını andırır.
   Anaerob bakteriler, özellikle diş çıkarma
    dönemindeki damak yarılması esnasında
    yerleşmeye başlar.
Ağız Florası
   Ağız içi dokular, dişler, mukoza, dişeti, dişeti
    oluğu gibi yüzeyler, aerob ve anaerob (> xl012/gr
    yaş örnek) bir çok mikroorganizmayı barındırır.
    Ağız içinde en fazla (%30-60) karşılaşılan
    mikroorganizma cinsi viridans streptokoklardır.
   Çocuklarda gençlerde ve erişkin ağızlarında en
    yaygın cins Streptococcus mutans ve S. sanguis'a
Ağız Florası
   Diş plağında S. salivarius'a, Lactobacillus'lara
    Bacteroides (%1'den az) ve Treponemalara (%
    0.1) rastlanmamaktadır.
   Bakteri plaklarında erken dönemlerde anaeroblar
    bulunmazken plağın zamanla kalınlaşmasıyla
    aerobların ve fakultatif anaerobların üreyip
    oksijeni azaltarak ve plak altı kısımlarda anaerob
    ortam hazırlamasıyla anaerobların da üremeye
    başladığı tespit edilmiştir,
Ürogenital Sistem
Florası
   Ürogenital sistemin üst kısımları
    (üretranın üst kısımları, mesane,
    testisler, uterus, ovariumlar) steril kabul
    edilir.
   alt üretra ve vajina flora bulunur
   Mukozalarda flora bakterileri
    erişkinlerde kişisel hijyene bağlı olmakla
    birlikte
   Normal flora:Lactobasillus,
    Streptokoklar, S. epidermidis, ve
    difteroidleri barındırır.
   Geçici flora: Enterokok,
    Enterobacteriaceae, Candida
   Patojen (Üretritis): N. Gonorrhoeae,
    C.trachomatis

   Bayanlarda çocukluk, ergenlik erişkinlik
    ve menopoz dönemlerine bağlı olarak
    florada değişkenlik arzeder.
Vajen
   Mikrobial kolonizasyon değişebilir
   Hormanal faktörler etkilidir
Vajen
                Doğumda
  6 hafta annenin hormanları etkisi altında
                    Lactobasillus
                >6 hafta üzerinde
    Stafilokok, Streptokok, Enterobacteriaceae
            Pupertede: Österojen etkisi
                    Lactobasillus
  Stafilokok, Streptokok, Enterokok, Gardnerella,
   Mycoplasma, Ureaplasma, Enterobacteriaceae
                      anaeroplar
Vajinitis
   N. Gonorrhoeae,
    C.trachomatis,
   Trichomonas vaginalis
   Candida
   Flora değişiklikleri
       Lactobasillus azalıyor
       Mobilincus artıyor
       Gardnerella artıyor
Sindirim Sistemi Florası
   Mikroorganizma çeşidi ve toplam sayısı
    bakımından en karmaşık ve kalabalık
    sistemini oluşturur. Hem kalıcı hemde
    geçici (besinlerle alınanlar)
    mikroorganizmaları barındırır.
   Fetüste sterildir
   Doğumda bakterial kolonizasyon oluşur
Yenidoğanların barsak
floraları
   Steril iken 24 saat içeririnde yetişkin florası ile
    benzerlik göstermeye başlar.
    Memeden beslenenlerde en yaygın bakteri
    Lactobacillus bifidus'tur.
    Ayrıca Enterik bakteriler, Enterokoklar ve
    Stafilokoklarda bulunur.
   Biberonla beslenenlerde ise, en fazla bulunan
    bakteri L. acidophilus'tur.
   İnek sütü ve-ya mamalara (% 12 oranında) laktoz
    katılması L. bifidus'un miktarını arttırır.

Sindirim Sistemi Florası
   Yemek borusunda (özofagus) az miktarda flora
    bulunur.
   Mide ortamı asid olduğundan, steril kabul edilir.
    Asit içeriği değişirse mikroorganizma
    barındırabilir ve hatta hastalık oluşabilir
   Asitlere dayanıklı bir bakteri olan Helicobacter
    pylori bazı kimselerde mide mukozasına kolonize
    olabilir
   Koşullara oluşunca mide ülseri ve nadiren mide
    kanserine yol açabilir.
Sindirim Sistemi Florası
   İleum steril kabule edilen veya çok az
    bakteri bulunduran kısımdır.
   Deudenum ve jejunum da ise lactobasiller,
    Streptokoklar,Enterokoklar ve maya.

     
kolon (kalın bağırsak)
   İnsan vücudundaki mikroorganizmaların en
    önemlisidir.
   Dışkının 1 gramında 1013'ten fazla bakteri
   Anaerop=1000aerop, maya ve patojen olmayan
    parazitler
   Bunlarında %90'dan fazlasını zorunlu anaeroblar
    (Bacteroides, Clostridium, Fusobacterium,
    Eubacterium, Ruminococcus, Peptococcus,
    Peptostreptococcus ve Bifidobacterium cinslerine )
   Escherichia ve Lactobacillus gibi aeroblar daha az
    miktarda bulunurlar
Bağırsak florası
   Mikroorganizmalar ve insanlar arasındaki ilişki
    simbiyotik ve mutualistiktir, her iki tarafa da
    yarar sağlar
   Kullanılmayan maddeleri fermantasyon ile
    kullanılır maddelere dönüştürmek,
   Bağışıklık sistemini situmüle etmek ve zararlı
    organizmaların büyümesini engellemek gibi
    yararlı işlevleri vardır
   Bazı bağırsak mikroorganizmaları hastalık da
    yapabilir.
   İnsanlar bağırsak florası olmadan yaşayabilir
Sindirim Sistemi
Florasının yararları
   Karbonhidrat fermantasyonu ve emilimi
   Bağırsak dokusuna etkileri
   Patojen bakterilerin engellenmesi
   Sindirilemeyen gıdaların parçalanıp emilmelerine
    yardımcı olmak, hücre büyümesini teşvik etmek,
   bağışıklık sisteminin hem erken gelişiminde hem
    de hayat boyunca işleyişinde bakterilerin anahtar
    bir rolü vardır.
   Alerjilere engel olma
   Probiyotikler salgılayarak
   bazı hastalıklara karşı korumak sayılabilir
Karbonhidrat
fermantasyonu ve emilimi
   Mikroorganizmaların fermente ettikleri
    karbonhidratları kısa zincirli yağ
    asitlerine (KZYA) dönüştürüler.
   İnsan ünemli bir enerji kaynağı
    oluştururlar
   Yağ asitleri bağırsağın su emme
    kapasitesini artırırlar,
Karbonhidrat
fermantasyonu ve emilimi
   Fermantasyon sonucu laktik asit gibi organik
    asitler ve gazlar da oluşur. Bu organik asitler
    vücut tarafından kullanılıp enerji üretiminde
    kullanılırlar.
   Mikroorganizmaların proteolitik fermantasyon
    neden olup, enzimler, ölü konak ve bakteri
    hücreleri ve gıdada bulunan kollajen ve
    elastin gibi sindirilememiş proteinlerin
    birikimni sağlar
Karbonhidrat
fermantasyonu ve emilimi
   Mikroorganizmaların lipitlerin emilimi ve
    depolanmasını artırır
    Bakteriler ayrıca K2 vitamini üretip bunun
    vücut tarafından emilimini sağlarlar
   KZYA vücudun kalsiyum, magnezyum ve
    demir emmesine yardım eder.
   bazı zararlı bakterilerin sayısın azaltır
   Hem bağırsak hücrelerinin hem de yararlı
    bakterilerin büyümesini artırılar
Bağırsak dokusuna etkileri
   KZYA'nın bir diğer yararı, bağırsak epitel
    hücrelerinin büyümesini artırmaları,
    onların çoğalma ve gelişimineni kontrol
    etmeleridir. Bunun yanı sıra, bağırsak
    yakınındaki lenf dokularının büyümesini
    sağlarlar.
Patojen bakterilerin
    engellenmesi
   Konağa zarar verebilecek türlerin bağırsaklarda
    yerleşmelerine engel olmalarıdır.
   bağırsak florası kaybolunca kolayca enfeksiyonlar
    meydana gelir.
   Yararlı bakteriler kalın bağırsak yüzeyindeki
    bağlanma noktaları ve bağırsağın içindeki gıda için
    yarışarak patojen türlerin büyümesini engel olurlar
   Flora bakteriler ayrıca bakteriosinler salgılarlar;
    zararlı bakterileri öldürür.
   oluşturdukları yağ asitleri ortamın asitliğini artırıp
    zararlı organizmaların çoğalmasını engellemesidir.
Bağışıklık
   Bağırsak bakterileri konağın bağırsak ve sistemik
    bağışıklık sistemine sürekli etki ederler.
   Bağırsak mukozasındaki bağışıklık sisteminin hem
    erken gelişiminde hem de hayat boyunca işleyişinde
    bakterilerin anahtar bir rolü vardır.
   Bağırsak mukozası lenf dokularını stimüle ederek
    patojenlere karşı antikor üretmelerini sağlarlar.
   Bağışıklık sistemi yararlı bakterilere dokunmayıp
    zararlılara karşı mücadele verir.
   Bakteriler oral tolerans neden olur
Alerjilere engel olma
   Bakterilerin alerjilere, yani bağışıklık
    sisteminin zarasız antijenlere karşı aşırı
    tepki göstermesine, engel olduğu da
    gösterilmiştir.
    
bazı hastalıklara karşı korumak
sayılabilir
   Bağırsak florasındaki bakterilerin sayı
    ve türlerini değiştirmek, vücudun
    karbonhidratları fermente etme ve
    safrayı metabolize etme yeteneklerini
    azaltarak ishale yol açabilir
   Flora bakterilerin azalmasının bir diğer
    etkisisi zararlı bakterilerin çoğalmasına
    neden olmaktır.
Probiyotikler, Prebiyotiker
   Bağırsak florasının yokluğunun olumsuz
    etkilerine karşın besin yoluyla yararlı
    bakterilerin(Bifidobacter ve Lactobacillus) yani
    probiyotiklerin alınması bağırsaktaki normal
    dengeyi düzeltip sağlığın düzelmesinde rol
    oynayabilmektedir.
    Prebiyotik olarak adlandırılan, bakteri
    içermeyen ama yararlı bakterilerin
    çoğalmasına yardımcı olan beslenme katkı
    maddelerinin de faydalı olduğu iddia
    edilmektedir.
Probiyotikler patojen mikroorganizmaların
inhibisyonunda rol oynayan mekanizmalar
   Laktik asit üreterek lümenin pH’sını düşürmek
   Antimikrobiyal mikrosin, hidrojen peroksid ve
    serbest radikaller üretmek
   Reseptörlere tutunarak ve besin kaynakları için
    rekabet etmek
   Koruyucu musin oluşumunu uyarmak
   Sekretuvar IgA yapımını uyarmaktır.
Prebiyotiklerin yararlı
     etkileri.
   Mikrofloranın oluşumunu ve aktivitesini olumlu yönde
    etkiler
   Bağırsak hareketlerini düzenler
   Minerallerin (Ca ve Mg gibi) emilimini ve
    biyoyararlanımını artırır
   Kan kolesterol ve trigliserid düzeylerini olumlu yönde
    düzenler
   Kolon kanser gelişim riskini azaltır
   İntestinal ve ekstraintestinal enfeksiyonu gelişme
    riskini azaltır
   Konağın immün sistemini güçlendirir
Besinlerde bulunan prebiyotikler
   Laktuloz
   Laktosukroz
   Frukto-oligosakkaridler
   Soya fasülyesi oligosakkaridleri
   Galakto-olisakkaridler
   ‹zomalto-oligosakkaridler
   Gluko-oligosakkaridler
   Ksilo-oligosakkaridler
   Palatinoz
bağırsak florasının
değismesine neden ne olabilir
   Antibiyotik kullanımı
   bağırsak iskemisi,
   yemek yememek,
    bağışıklık yetersizliği sayılabilir.
Antibiyotik Kullanımının
Flora Üzerine Etkisi
   Antibiyotik kullanımı antibiyotiklere duyarlı
    normal flora ü yelerinin azalmasına neden olur.
   Bu durumda antibiyotiğe direnç li olan
    mikroorganizmalarda artma gö lü  rü r.
   Flora üyelerinin dağılımı ve dengesi bozulur.
    Bu koşullarda, geç ici flora olarak sö edilen
                                           z
    mikroorganizmalar, hastalık oluşturabilirler.
    Antibiyotik kesildikten sonra, tekrar kalıcı
    floraları oluşur.
Sonuç olarak;
   Sağlıklı insan vücudunda bulunan ve
    organizmaya zarar vermeden yaşayan
    mikroorganizma topluluklarına, vü   cudun
    normal mikrop florası denir.
   Kalıcı flora vücudun normal fonksiyonlarının
    sağlanmasında ö   nemli rol oynar.
   Normal flora ü yeleri, bulundukları yerleri
    değiştirmedikç e, aralarındaki denge ve
    organizmanın savunma gü bozulmadıkç a,
                                cü
    hastalık oluşturmazlar.
   Gram negatif bakterilerin
    endotoksinleri, mukozadaki, dişeti
    oluğundaki veya periodontal cepteki
    nötrofillerin (PMNL) parçalanmasına ve
    bu hücrelerden açığa çıkan lizozimler,
    dişetini olumsuz etkileyerek, asit
    fosfatazlar, esterazlar ve diğer enzim­
    lerin serbest kalmasına sebep olarak
    peridontal hastalıklar oluştururlar.
   Mikroorganizmaların büyük çoğunluğu
    ağız içinde ürerken karbonhidratlardan
    asit oluşturular.
   Oluşan asitler minenin
    dekalsifikasyonuna sebep olarak diş
    çürüğünü başlatırlar. Streptococcus
    mutans, L.acidophilus, Porphyromonas
    gingivalis gibi bakterilerin üremesiyle de
    çürük görülür hale gelir.
   Bazı bakterilerin oluşturduğu hidrojen
    sülfür (H2S) zehirli bir gaz olduğu gibi
    hem kötü kokuya hemde dokularda
    Bakterilerdeki mukolitik enzimler de
    tükürükteki müsinleri hidrolize ederek
    sialik asit oluştururlar. Sialik asitte plak
    oluşumunu stimüle eder. Plak
    oluşumunda karbonhidratların
    (sukroz)bakterilerin (özellikle
    Streptococcus mutans) hücre dışı olarak
    ürettiği dekstran ve levan polimerlerinin
    plağın büyüklüğü ve yapışma kapasitesi
    ile önemli derecede ilişkisi vardır.
   Dışardan radyoaktif ışınlarla tedavi
    gören hastalarda, görülmeyen veya
Ağız Florası
   Dil florası ve diş plağı bakterileri ile mukayese
    edildiğinde bir çok mikroorganizmanın benzer
    cins ve türler olduğu görülecektir.
    Özellikle periodontal enfeksiyonlarda benzer
    cinslerde türün sayıca artması mikrobiyolojik
    olarak enfeksiyon bulgusudur.
   Ağız içi dokularda mikroorganizmaların üreyerek
    yaptıkları tahribatın yanısıra toksinleri ve diğer
    metabolizma artıkları da ağız içi enfeksiyonlarda
    etkin rol oynarlar.

Normalflora (fazlası için www.tipfakultesi.org )

  • 1.
    İnsan vücudunun normal Florası Prof. Dr. A. Nedret KOÇ Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Kayseri
  • 2.
    Normal Flora  İnsan vücudunda, normal koşullarda zarar vermeden onunla birlikte yaşayan mikrorganizma topluluğuna verilen isim.  Ortadan kaldırılsa bile, bir süre sonra tekrar kendiliğinden oluşur.  Bulundukları yerleri değiştirmedikçe, aralarındaki denge ve organizmanın savunma gücü bozulmadıkça, hastalık oluşturmazlar.
  • 3.
    Geç ici flora  Çoğu saprofit, bazen patojen olan mikroorganizmaların, vü cudun belirli bölgelerinde bir kaç saatten haftalara kadar değişebilen sü relerle kalmasıyla oluşur.  Geç ici florada yer alan mikroorganizmalar, kalıcı flora ortadan kalktığında, hastalık oluşturabilirler.  Kalıcı flora vücudun normal fonksiyonlarının sağlanmasında ö nemli rol oynar.
  • 4.
    Sağlıklı bir annenin bebeği intrauterin dönemde sterildir.  İnsanın mikroorganizmalarla tanışması doğumla başlar.  Yenidoğan bebeğin deri ve mukozaları annenin genital sistem florasındaki mikroorganizmalarla kaplanır.  Daha sonra hastane ve ev ortamında bulunabilen başka mikroorganizmlarla mikrobiyal flora zenginleşir. 
  • 5.
    Doğumu takiben vücudun değişik bölgelerine yerleşen mikroorganizmalar, zamanla değişmekle birlikte, konakçının deri, ağız, nazofarinks, özefagus, barsaklar, göz, kulak, ürogenital sistem mukozası gibi yerleri kaplayarak, patojen mikroorganizmalardan konakçıyı korurlar.
  • 6.
    İnsan vücudunda normal Flora  Besin üretimini metabolizmasında etkili  Büyüme faktörlerinde etkili  İnfeksiyondan ve bazı hastalıklardan korur  İmmun cevabı sitümüle eder
  • 7.
    Vücudun değişik bölgelerindefarklı mikrobiyal flora  ortamın pH'sı,  nemi,  hücrelerin farklılığı,  deri ve mukozalardaki farklı salgıların biyokimyasal bileşimlerinin farklılıkları  farklı antimikrobiyal maddeler içermelerinden kaynaklanır.
  • 9.
    Yenidoğanın florası,  bulunduğu çevreye,  beslenmeye,  annenin florasına bağlı olarak değişkenlik gösterir.  bebeklerde ağız florası annenin florası özellikle de deri florası ile yakından ilişkili iken çok karmaşık ve değişken bir yapı sergilemeye başlar.
  • 10.
    Normal florayı etkileyen nedenler  Yaş  Beslenme  Hormanal durum  Sağlık  Kişisel hijen  Medikal yaklaşım ( antibiyotikler, deri temizliği gibi) ancak bunlar daha sonra normal hale geçer
  • 11.
    Deri Florası  Kalıcı flora olarak;  Koagüloz negatif Stapylococcus, Micrococcus, Propionibacteria , Corynebacterium (Difteroidler), Clostirium perfiringes, Candida ve Malassezia  Deride geçici olarak bulunabilecek mikroorganizmalara ise; S. aureus, α ve β veya nonhemolitik streptokoklar, Gram negatif bakteriler
  • 12.
    Deri Florası  Derinin santimetre karesinde yaklaşık 1000-10000 bakteri bulunur. Kasık ve koltuk altın derisinde bu miktar 100 kat artabilir.  Deri florasını oluşturan bakterilerin önemli bir kısmı saç folliküllerinin üst kısmı ile derinin stratum corneum tabakasında bulunurlar.  Derinin mekanik veya kimyasal maddelerle temizlenmesinden sonra buralardaki bakteri kolonileri azalır. Bir süre sonra eski haline döner.
  • 13.
    Konjuktiva Florası  Normal konjuktiva florası orijinini deriden alır.  Kişinin deri florasını şekillendiren bakterilerin bir çoğu göz kapağı mukozasında da yer alır. Göz yaşı, mekanik olarak yıkama ve antimikrobiyel içeriği ile mukozayı enfeksiyonlardan korur.  S. epidermidis'ler, difteroidler ve bazı mayalar en sık rastlanabilen flora etkenleridir.
  • 14.
    Burun ve Nazofarinks Florası  Solunum havası ile alınan partiküllerdeki mikroorganizmalar burada ön filtrasyondan geçmektedir.  Anaerop=X10, X100 aerop  En yaygın aerobik mikroorganizmalar; Nazofarinksteki mikroorganizmalar, viridans Streptokoklar, Haemophilus spp.,Neisseria ssp.  En yaygın anaerobik mikroorganizmalar; Peptostreptoccocus, Veginalla, Actinomyces
  • 15.
    Burun ve Nazofarinks Florası  Potansiyel Patojenler: Grup A Streptoccocus, Streptoccocus pneumoniae, S. aureus, Neisseria menegititis, Haemophilus influenzae, Moraxella catarrhalis, Enterobacteriacea  Gençlerdeki burun ve nazofarinks mikroorganizma florası cins ve tür çeşitliliği yönünden bebeklerden daha fazla çeşitli iken, sayı bakımında da yaşlılardan daha zengindir.
  • 16.
    Ağız Florası  Yenidoğanlarda ağız florası genelikle annenin doğum kanalı florası ile kaplanır.  Lactobasiller, Stafilokoklar, Mikrokoklar, Korinebakteriler, Enterik bakteriler, mayalar ile aerob, anaerob ve fakultatif Streptokoklardır.  Bunlar birkaç gün içerisinde değişerek annenin ağız, el ve meme derisi florasını andırır.  Anaerob bakteriler, özellikle diş çıkarma dönemindeki damak yarılması esnasında yerleşmeye başlar.
  • 17.
    Ağız Florası  Ağız içi dokular, dişler, mukoza, dişeti, dişeti oluğu gibi yüzeyler, aerob ve anaerob (> xl012/gr yaş örnek) bir çok mikroorganizmayı barındırır. Ağız içinde en fazla (%30-60) karşılaşılan mikroorganizma cinsi viridans streptokoklardır.  Çocuklarda gençlerde ve erişkin ağızlarında en yaygın cins Streptococcus mutans ve S. sanguis'a
  • 18.
    Ağız Florası  Diş plağında S. salivarius'a, Lactobacillus'lara Bacteroides (%1'den az) ve Treponemalara (% 0.1) rastlanmamaktadır.  Bakteri plaklarında erken dönemlerde anaeroblar bulunmazken plağın zamanla kalınlaşmasıyla aerobların ve fakultatif anaerobların üreyip oksijeni azaltarak ve plak altı kısımlarda anaerob ortam hazırlamasıyla anaerobların da üremeye başladığı tespit edilmiştir,
  • 19.
    Ürogenital Sistem Florası  Ürogenital sistemin üst kısımları (üretranın üst kısımları, mesane, testisler, uterus, ovariumlar) steril kabul edilir.  alt üretra ve vajina flora bulunur  Mukozalarda flora bakterileri erişkinlerde kişisel hijyene bağlı olmakla birlikte  Normal flora:Lactobasillus, Streptokoklar, S. epidermidis, ve difteroidleri barındırır.
  • 20.
    Geçici flora: Enterokok, Enterobacteriaceae, Candida  Patojen (Üretritis): N. Gonorrhoeae, C.trachomatis  Bayanlarda çocukluk, ergenlik erişkinlik ve menopoz dönemlerine bağlı olarak florada değişkenlik arzeder.
  • 21.
    Vajen  Mikrobial kolonizasyon değişebilir  Hormanal faktörler etkilidir
  • 22.
    Vajen Doğumda 6 hafta annenin hormanları etkisi altında Lactobasillus >6 hafta üzerinde Stafilokok, Streptokok, Enterobacteriaceae Pupertede: Österojen etkisi Lactobasillus Stafilokok, Streptokok, Enterokok, Gardnerella, Mycoplasma, Ureaplasma, Enterobacteriaceae anaeroplar
  • 23.
    Vajinitis  N. Gonorrhoeae,  C.trachomatis,  Trichomonas vaginalis  Candida  Flora değişiklikleri  Lactobasillus azalıyor  Mobilincus artıyor  Gardnerella artıyor
  • 24.
    Sindirim Sistemi Florası  Mikroorganizma çeşidi ve toplam sayısı bakımından en karmaşık ve kalabalık sistemini oluşturur. Hem kalıcı hemde geçici (besinlerle alınanlar) mikroorganizmaları barındırır.  Fetüste sterildir  Doğumda bakterial kolonizasyon oluşur
  • 25.
    Yenidoğanların barsak floraları  Steril iken 24 saat içeririnde yetişkin florası ile benzerlik göstermeye başlar.  Memeden beslenenlerde en yaygın bakteri Lactobacillus bifidus'tur.  Ayrıca Enterik bakteriler, Enterokoklar ve Stafilokoklarda bulunur.  Biberonla beslenenlerde ise, en fazla bulunan bakteri L. acidophilus'tur.  İnek sütü ve-ya mamalara (% 12 oranında) laktoz katılması L. bifidus'un miktarını arttırır. 
  • 26.
    Sindirim Sistemi Florası  Yemek borusunda (özofagus) az miktarda flora bulunur.  Mide ortamı asid olduğundan, steril kabul edilir. Asit içeriği değişirse mikroorganizma barındırabilir ve hatta hastalık oluşabilir  Asitlere dayanıklı bir bakteri olan Helicobacter pylori bazı kimselerde mide mukozasına kolonize olabilir  Koşullara oluşunca mide ülseri ve nadiren mide kanserine yol açabilir.
  • 27.
    Sindirim Sistemi Florası  İleum steril kabule edilen veya çok az bakteri bulunduran kısımdır.  Deudenum ve jejunum da ise lactobasiller, Streptokoklar,Enterokoklar ve maya.  
  • 28.
    kolon (kalın bağırsak)  İnsan vücudundaki mikroorganizmaların en önemlisidir.  Dışkının 1 gramında 1013'ten fazla bakteri  Anaerop=1000aerop, maya ve patojen olmayan parazitler  Bunlarında %90'dan fazlasını zorunlu anaeroblar (Bacteroides, Clostridium, Fusobacterium, Eubacterium, Ruminococcus, Peptococcus, Peptostreptococcus ve Bifidobacterium cinslerine )  Escherichia ve Lactobacillus gibi aeroblar daha az miktarda bulunurlar
  • 29.
    Bağırsak florası  Mikroorganizmalar ve insanlar arasındaki ilişki simbiyotik ve mutualistiktir, her iki tarafa da yarar sağlar  Kullanılmayan maddeleri fermantasyon ile kullanılır maddelere dönüştürmek,  Bağışıklık sistemini situmüle etmek ve zararlı organizmaların büyümesini engellemek gibi yararlı işlevleri vardır  Bazı bağırsak mikroorganizmaları hastalık da yapabilir.  İnsanlar bağırsak florası olmadan yaşayabilir
  • 30.
    Sindirim Sistemi Florasının yararları  Karbonhidrat fermantasyonu ve emilimi  Bağırsak dokusuna etkileri  Patojen bakterilerin engellenmesi  Sindirilemeyen gıdaların parçalanıp emilmelerine yardımcı olmak, hücre büyümesini teşvik etmek,  bağışıklık sisteminin hem erken gelişiminde hem de hayat boyunca işleyişinde bakterilerin anahtar bir rolü vardır.  Alerjilere engel olma  Probiyotikler salgılayarak  bazı hastalıklara karşı korumak sayılabilir
  • 31.
    Karbonhidrat fermantasyonu ve emilimi  Mikroorganizmaların fermente ettikleri karbonhidratları kısa zincirli yağ asitlerine (KZYA) dönüştürüler.  İnsan ünemli bir enerji kaynağı oluştururlar  Yağ asitleri bağırsağın su emme kapasitesini artırırlar,
  • 32.
    Karbonhidrat fermantasyonu ve emilimi  Fermantasyon sonucu laktik asit gibi organik asitler ve gazlar da oluşur. Bu organik asitler vücut tarafından kullanılıp enerji üretiminde kullanılırlar.  Mikroorganizmaların proteolitik fermantasyon neden olup, enzimler, ölü konak ve bakteri hücreleri ve gıdada bulunan kollajen ve elastin gibi sindirilememiş proteinlerin birikimni sağlar
  • 33.
    Karbonhidrat fermantasyonu ve emilimi  Mikroorganizmaların lipitlerin emilimi ve depolanmasını artırır  Bakteriler ayrıca K2 vitamini üretip bunun vücut tarafından emilimini sağlarlar  KZYA vücudun kalsiyum, magnezyum ve demir emmesine yardım eder.  bazı zararlı bakterilerin sayısın azaltır  Hem bağırsak hücrelerinin hem de yararlı bakterilerin büyümesini artırılar
  • 34.
    Bağırsak dokusuna etkileri  KZYA'nın bir diğer yararı, bağırsak epitel hücrelerinin büyümesini artırmaları, onların çoğalma ve gelişimineni kontrol etmeleridir. Bunun yanı sıra, bağırsak yakınındaki lenf dokularının büyümesini sağlarlar.
  • 35.
    Patojen bakterilerin engellenmesi  Konağa zarar verebilecek türlerin bağırsaklarda yerleşmelerine engel olmalarıdır.  bağırsak florası kaybolunca kolayca enfeksiyonlar meydana gelir.  Yararlı bakteriler kalın bağırsak yüzeyindeki bağlanma noktaları ve bağırsağın içindeki gıda için yarışarak patojen türlerin büyümesini engel olurlar  Flora bakteriler ayrıca bakteriosinler salgılarlar; zararlı bakterileri öldürür.  oluşturdukları yağ asitleri ortamın asitliğini artırıp zararlı organizmaların çoğalmasını engellemesidir.
  • 36.
    Bağışıklık  Bağırsak bakterileri konağın bağırsak ve sistemik bağışıklık sistemine sürekli etki ederler.  Bağırsak mukozasındaki bağışıklık sisteminin hem erken gelişiminde hem de hayat boyunca işleyişinde bakterilerin anahtar bir rolü vardır.  Bağırsak mukozası lenf dokularını stimüle ederek patojenlere karşı antikor üretmelerini sağlarlar.  Bağışıklık sistemi yararlı bakterilere dokunmayıp zararlılara karşı mücadele verir.  Bakteriler oral tolerans neden olur
  • 37.
    Alerjilere engel olma  Bakterilerin alerjilere, yani bağışıklık sisteminin zarasız antijenlere karşı aşırı tepki göstermesine, engel olduğu da gösterilmiştir.   
  • 38.
    bazı hastalıklara karşıkorumak sayılabilir  Bağırsak florasındaki bakterilerin sayı ve türlerini değiştirmek, vücudun karbonhidratları fermente etme ve safrayı metabolize etme yeteneklerini azaltarak ishale yol açabilir  Flora bakterilerin azalmasının bir diğer etkisisi zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olmaktır.
  • 39.
    Probiyotikler, Prebiyotiker  Bağırsak florasının yokluğunun olumsuz etkilerine karşın besin yoluyla yararlı bakterilerin(Bifidobacter ve Lactobacillus) yani probiyotiklerin alınması bağırsaktaki normal dengeyi düzeltip sağlığın düzelmesinde rol oynayabilmektedir.  Prebiyotik olarak adlandırılan, bakteri içermeyen ama yararlı bakterilerin çoğalmasına yardımcı olan beslenme katkı maddelerinin de faydalı olduğu iddia edilmektedir.
  • 40.
    Probiyotikler patojen mikroorganizmaların inhibisyonundarol oynayan mekanizmalar  Laktik asit üreterek lümenin pH’sını düşürmek  Antimikrobiyal mikrosin, hidrojen peroksid ve serbest radikaller üretmek  Reseptörlere tutunarak ve besin kaynakları için rekabet etmek  Koruyucu musin oluşumunu uyarmak  Sekretuvar IgA yapımını uyarmaktır.
  • 41.
    Prebiyotiklerin yararlı etkileri.  Mikrofloranın oluşumunu ve aktivitesini olumlu yönde etkiler  Bağırsak hareketlerini düzenler  Minerallerin (Ca ve Mg gibi) emilimini ve biyoyararlanımını artırır  Kan kolesterol ve trigliserid düzeylerini olumlu yönde düzenler  Kolon kanser gelişim riskini azaltır  İntestinal ve ekstraintestinal enfeksiyonu gelişme riskini azaltır  Konağın immün sistemini güçlendirir
  • 42.
    Besinlerde bulunan prebiyotikler  Laktuloz  Laktosukroz  Frukto-oligosakkaridler  Soya fasülyesi oligosakkaridleri  Galakto-olisakkaridler  ‹zomalto-oligosakkaridler  Gluko-oligosakkaridler  Ksilo-oligosakkaridler  Palatinoz
  • 43.
    bağırsak florasının değismesine nedenne olabilir  Antibiyotik kullanımı  bağırsak iskemisi,  yemek yememek,  bağışıklık yetersizliği sayılabilir.
  • 44.
    Antibiyotik Kullanımının Flora ÜzerineEtkisi  Antibiyotik kullanımı antibiyotiklere duyarlı normal flora ü yelerinin azalmasına neden olur.  Bu durumda antibiyotiğe direnç li olan mikroorganizmalarda artma gö lü rü r.  Flora üyelerinin dağılımı ve dengesi bozulur.  Bu koşullarda, geç ici flora olarak sö edilen z mikroorganizmalar, hastalık oluşturabilirler. Antibiyotik kesildikten sonra, tekrar kalıcı floraları oluşur.
  • 45.
    Sonuç olarak;  Sağlıklı insan vücudunda bulunan ve organizmaya zarar vermeden yaşayan mikroorganizma topluluklarına, vü cudun normal mikrop florası denir.  Kalıcı flora vücudun normal fonksiyonlarının sağlanmasında ö nemli rol oynar.  Normal flora ü yeleri, bulundukları yerleri değiştirmedikç e, aralarındaki denge ve organizmanın savunma gü bozulmadıkç a, cü hastalık oluşturmazlar.
  • 46.
    Gram negatif bakterilerin endotoksinleri, mukozadaki, dişeti oluğundaki veya periodontal cepteki nötrofillerin (PMNL) parçalanmasına ve bu hücrelerden açığa çıkan lizozimler, dişetini olumsuz etkileyerek, asit fosfatazlar, esterazlar ve diğer enzim­ lerin serbest kalmasına sebep olarak peridontal hastalıklar oluştururlar.
  • 47.
    Mikroorganizmaların büyük çoğunluğu ağız içinde ürerken karbonhidratlardan asit oluşturular.  Oluşan asitler minenin dekalsifikasyonuna sebep olarak diş çürüğünü başlatırlar. Streptococcus mutans, L.acidophilus, Porphyromonas gingivalis gibi bakterilerin üremesiyle de çürük görülür hale gelir.  Bazı bakterilerin oluşturduğu hidrojen sülfür (H2S) zehirli bir gaz olduğu gibi hem kötü kokuya hemde dokularda
  • 48.
    Bakterilerdeki mukolitik enzimler de tükürükteki müsinleri hidrolize ederek sialik asit oluştururlar. Sialik asitte plak oluşumunu stimüle eder. Plak oluşumunda karbonhidratların (sukroz)bakterilerin (özellikle Streptococcus mutans) hücre dışı olarak ürettiği dekstran ve levan polimerlerinin plağın büyüklüğü ve yapışma kapasitesi ile önemli derecede ilişkisi vardır.  Dışardan radyoaktif ışınlarla tedavi gören hastalarda, görülmeyen veya
  • 49.
    Ağız Florası  Dil florası ve diş plağı bakterileri ile mukayese edildiğinde bir çok mikroorganizmanın benzer cins ve türler olduğu görülecektir.  Özellikle periodontal enfeksiyonlarda benzer cinslerde türün sayıca artması mikrobiyolojik olarak enfeksiyon bulgusudur.  Ağız içi dokularda mikroorganizmaların üreyerek yaptıkları tahribatın yanısıra toksinleri ve diğer metabolizma artıkları da ağız içi enfeksiyonlarda etkin rol oynarlar.