Ress. Ast. Gamze Rüzgar
12.4.2016 1
GİRİŞ
Son yıllarda nanomateryal bazlı ilaç taşıyıcı
sistemlerine ilgi oldukça artmıştır.
Eşşiz yapılarının ve geniş kullanım alanlarının olması
bu gruptaki ilaçları tercih edilebilir yapmıştır.
ANCAK; bütün avantajlarının yanında diğer ilaç
şekillerinde olduğu gibi stabilite sorunları vardır.
12.4.2016 2
GİRİŞ
Nanopartiküllerin karakterizasyonları ve bunlarla ilgili
olan fiziksel ve kimyasal stabilite bozuklukları ve
bunların mekanizması,
Yaygın olarak bilinen stabilite sorunlarının giderilmesi,
ile ilgili çalışmalar artmaktadır.
12.4.2016 3
Partikül boyutları: 1-100nm
NANOPARTİKÜLLER; farklı nanopartiküler yapılarda
mevcuttur. Bunlar;
 POLİMERİK NANOPARTİKÜLLER
 LİPOZOMLAR
 KARBON BAZLI TAŞIYICILAR
 KATI LİPİT NANOPARTİKÜLER SİSTEMLER (SLN)
 LİPOZOMLAR
 NANOKRİSTALLER
12.4.2016 4
Nanopartiküllerin Stabilitesine
Etki Eden Faktörler
12.4.2016 5
Dozaj Şeklinin Etkisi
 Nanopartiküller insan vücuduna bir çok yol ile(oral,
parenteral, ocular, pulmonary, dermal ve diğer özel
veriliş yolları) verilirler.
 Farklı dozaj formları; aglemerasyon, sedimentasyon,
kristal büyümesi gibi ortak stabilite sorunları
yaşamasına rağmen, ilaçlar üzerindeki etkileri farklı
olur.
12.4.2016 6
Dozaj Şeklinin Etkisi
 Örneğin; pulmoner yolla verilen bir dozaj formunda
aglomerasyon oluşumu büyük bir sorundur.
 Diğer bir yandan; IV yolda, aglomerasyon, kılcal kan
damarlarında tıkanmaya neden olur ve kan akışı
engellenir.
 Ayrıca stabilizör seçimi de bu konuda önemlidir.
(FDA yöntemlikleri önemlidir)
12.4.2016 7
NANOPARTİKÜLLER
Kuru toz Süspansiyon
Kuru toz inhaler, Nanosüspansiyon
Enjeksiyon için liyofilize toz,
Oral tablet/kapsül,
Saklama koşullarında daha stabil
12.4.2016 8
 Partikül boyutunun küçük ya da büyük olması
yüzünden stabilite sorunlarında farklı bozunma
reaksiyonları gösterirler.
 Küçük partiküller, düşük molekül ağırlıklı organik
bileşikler, büyük partiküller ise büyük bioaktif
moleküllerdir(protein, peptid gibi) 3 boyutlu
moleküler yapıya sahiptirler.
12.4.2016 9
Nanosüspansiyonlarda Fiziksel
Stabilite Sorunları,
Sedimentasyon/kremleşme,
Aglomerasyon,
Kristal büyümesi,
Kristal yapının değişimi,
12.4.2016 10
Sedimentasyon
 İlaç partikülleri ortamın yoğunluğuna bağlı olarak bir
araya gelip kremleşebilir.
 Sedimentassyon hızı için Stokes eşitliğinden
yararlanılır. Bu eşitliğe göre; partikül boyutu, ortam
viskozitesi, dispers faz ve ortam arasındaki dansite
farkı önemlidir.
12.4.2016 11
Sedimentasyon
 Partikül boyutunun küçültülmesi ile çökelme sorunu
çözülebilir.
 Diğer yaygın bir yaklaşım ise; ortamın viskozitesi
arttırılarak partiküllerin dansitesinin arttırılmasıdır.
12.4.2016 12
Defloküle süspansiyonda,
partiküller bireysel sekilde ve
yavaş sedimentasyon hızıyla
topaklanmaya
başlarlar.
Çalkalama ile resüspande
olmaları zordur.
Floküle süspansiyonda, partiküller ayrı
ayrı durmazlar, gevşek topaklanmalar oluşur.
Sedimentasyon hızlıdır.
Çalkalanma ile eski haline gelebilir.
Bir çalışmada ise, stabil nanosüspansiyon
elde etmek için ‘open-flocs’ süspansiyonlar
geliştirilmiştir.
BSA nanoçubuklar elde etmek için
kullanılmıştır.(K.P. Johnston et al)
Nanoçubuklar arasındaki Van der Waals
bağlarının kuvvetli olması nedeniyle , çökme
kuvvetleri İnhibe edilerek stabil süspansyon
oluşturulmuştur.
12.4.2016 13
 YÜZEY AKTİF MADDELER, partikül
aglomerasyonunu bir miktar inhibe eder,
nanosüspansiyonların çoğunda kullanılır,
sedimantasyon sorunlarını hafifletir.
 PATİKÜL BOYUTU, önemli ölçüde küçük nano-
boyutlu partiküllerde sedimantasyon oranını
azaltabilir.
Sedimentasyoni kolloidal süspansiyonlar için büyük bir sorun olmasına rağmen,
su bazlı süspansiyonların çökelme sorunlarını içeren çalışmalar çok azdır
12.4.2016 14
 Sorunu çözmek için en yaygın kullanılan yöntem
formülasyona stabilizan ilavesidir.
 Güvenlik ve regülasyonların göz önünde
bulundurulmasının yanında, stabilizan seçimi
partiküllerin yüzeyinin ıslanmasını sağlar ve
aglomerasyona neden olmayacak şekilde yapılır.
Aglomerasyon
12.4.2016 15
Aglomerasyon
 Nanopartiküllerinin büyük yüzey alanı, termodinamik
olarak elverişsiz olan yüksek yüzey enerjisi oluşturur.
 Bu durumda, partiküller yüzey enerjisini azaltmak için
topaklanma eğilimi göstermektedir.
Nanopartiküller hazırlanırken hızlı çöktürme,
Kristal büyümesi,
Yanlış dozlama,
12.4.2016 16
 Kolloidal süspansiyonların hem sulu hem de susuz
ortamda stabil olabildiği 2 ana mekanizma vardır.
 Bu iki mekanizma sırasıyla iyonik ve non iyonik
stabilizanlar eklenerek elde edilir.
 Elektrostatik itmeden gelen stabilizasyon, klasik
Derjaguin-Landau Verwey-Overbeek (DLVO) Teorisi
ile tarif edilir.
Aglomerasyon
12.4.2016 17
DLVO Teorisi
 Derjaguin, Landau, Verwey ve Overbeek adındaki bilim
adamları tarafından ortaya atılan ve liyofobik
kolloidlerin stabilitesini açıklıyan bir teoridir.
 Bu teori, süspande ve emülsifiye olan partiküller arasındaki
etkileşmenin enerjisini açıklar.
 Farmasötik kolloidal dağılımlara, özellikle süspansiyonlar
ve Y/S tipi emülsiyonlara uygulanmaktadır.
 S/Y emülsiyon sistemlerinde dikkatlice uygulanmalıdır. İki
yüklü partikül arasındaki etkileşme, partiküller arasındaki
mesafenin bir fonksiyonu olarak potansiyel enerji eğrileri
şeklinde gösterilmektedir
12.4.2016 18
12.4.2016 19
 DLVO teorisi bir ortamda kolloidal parçacıklar üzerine
etki eden kuvvetlerin,
o itici elektrostatik kuvvetler ve
o çekici VDW kuvvetleri olduğunu varsayar
Ortamdaki partikülleri
çevreleyen elektriksel çift
tabakaların üst üste
binmesinden kaynaklanıyor
buda aglomerasyonu önlüyor.
12.4.2016 20
12.4.2016 21
 VR parçacık boyutu, parçacıkların arasındaki mesafe,
zeta potansiyeli, iyon konsantrasyonu ve ortamın
dielektrik sabitine bağlı iken
 VA, partikül büyüklüğü ve partiküller arası mesafe ile
belirlenir.
 İyon gücü ortam içinde arttırıldıkça, yüzey
yüklenmesinde görünen EDL'nin kalınlığı azalır.
 VR’nin azalmasıyla agregatlar oluşur.
12.4.2016 22
Sterik stabilizasyon durumunda,
 Amfifilik iyonik olmayan stabilizanlarla, genellikle
çözünme etkisinin hakim olduğu sterik stabilizasyon
sağlanır.
 Iyonik olmayan stabilizatörler nanosüspansiyonda
güçlü dağılmış partiküller ile etkileşime giren bir
bağlantı noktasıyla ilaç molekülleri üzerine emilir.
12.4.2016 23
Sterik stabilizasyon durumunda,
12.4.2016 24
 İki kolloidal partikül birbirini yaklaştıkça, stabilize
segmentler arasında partiküller alandan dışarıya doğru
kayabilir.
12.4.2016 25
İyonik stabilizanlar
Sodium dodecyl sulfate (SDS),
Sodium lauryl sulfate (SLS),
Lecithin and docusate sodium.
12.4.2016 26
Non-iyonik stabilizanlar
Tween 80,
Polyethylene glycol (PEG),
Polyvinyl alcohol (PVA)
polyvinylpyrrolidone (PVP)
Hydroxypropyl cellulose (HPC) ve
hydroxypropyl methylcellulose
(HPMC)
12.4.2016 27
12.4.2016 28
12.4.2016 29
 Nanopartiküllerin fiziksel olarak stabil olduklarını
anlayabilmek için partikül boyutu ve partiküllerin
dağılımına bakılır.
 Dinamik ışık saçılması, lazer kırınımı, foton
korrelasyon spektroskopisi gibi yöntemlerle
partikül boyutu ve partikül dağılımları elde
edilebilir.
12.4.2016 30
 Bu üç yöntemde de en önemli parametre
PDI (Poly dispersity index) değeridir.
 PDI değeri 0.1- 0.25 arasında olursa istenilen
dar dağılım elde edilebilir. Eğer elde edilen
PDI değeri 0.5’in üzerinde olursa geniş
dağılım elde edilir.
12.4.2016 31
Zeta potansiyeli-Stabilite
 Zeta potansiyeli (ZP) ortam içinde hareket eden
partiküllere bağlı sıvı tabakasının sınır yüzeyi düzlemi
arasındaki elektrik potansiyeldir.
 ZP yaygın olarak süspansiyon stabilitesini tahmin
etmek için kullanılan temel bir parametredir.
12.4.2016 32
Zeta potansiyeli-Stabilite
 Zeta potansiyelinin ölçülmesi, kolloidal
dispersiyonun saklama stabilitesi hakkında
tahminde bulunmaya olanak vermektedir.
 Genel olarak, yüklü partiküllerde (yüksek zeta
potansiyeli), elektriksel itme nedeniyle, partikül
agregasyonunun meydana gelme ihtimali daha
azdır.
12.4.2016 33
Zeta potansiyeli-Stabilite
 Nanopartiküllerin zeta potansiyellerine bakılarak
stabiliteleri ve topaklanma eğilimleri hakkında
bilgi elde edilebilir. Zeta potansiyeli ± 60mV
üzerinde ise partiküllerinin çok iyi seviyede, ± 20-
30 mV arasında ise stabildir.
 Sentezlenen nanopartiküller bu değerler aralığında
değilse stabil değildir ve topaklaşarak çökelme
eğilimindedirler.
12.4.2016 34
Nanopartiküllerde Stabilite Karakterizasyonu
12.4.2016 35
Nanopartiküllerin Kimyasal Stabilitesi
 Etkin madde nanopartikülleri genellikle
nanosüspansiyonlarda sınırlı miktarda
çözündüğü/dağılmış olduğu için kimyasal
tepkimelerin olma olasılığı daha düşüktür.
 Nanosüspansiyonların kimyasal stabilitesi yinede
çözeltilerden daha iyidir.
 Buna en iyi örnek Paclitaxel’dir.
12.4.2016 36
12.4.2016 37
12.4.2016 38
 Görünür bozunma ürünü% 99'dan fazla bir geri
kazanımla gözlenmiştir.
 Öte yandan, metanol ile, paklitaksel çözeltisi, oda
sıcaklığında 48 saatte (b)şeffaf bir bozunma
göstermiştir.
 Su ve oksijene maruz bırakılınca nanokristallerin
yüzeyi üzerinde tabakalı bozulması oluşmuçtur.(c)
12.4.2016 39
 Nanosüspansiyon için fiziksel stabiliteye göre kimyasal
stabilite daha büyük sorundur.
 Her bir molekülün fonksiyonel grubu ve bozunma
reaksiyonları önemlidir.
 Örneğin, bu tür ester ve amidler, hidrolitik bozunmaya
hassastırlar.Amino grupları, oksidatif bozulmaya
neden olabilir.
 Çözünürlüğü 1 mg / mL ya da daha düşük olan ilaç
molekülleri süspansiyon içinde stabil olmayabilir.
12.4.2016 40
Kimyasal stabiliteyi artırmak için
yaygın olan bir strateji, daha kuru katı
bir dozaj formu halinde kararlı
formülasyonlar hazırlamak ya da
nanosüspansiyon konsantrasyonunu
arttırmaktır.
12.4.2016 41
 Nanopartiküller, karanlıkta saklanmalı,
buzdolabında tutulmalı ve kullanımdan hemen
sonra şişelerin kapakları ışık, ısı, ya da havaya
maruz kalmaması için kapatılmalı.
Nanopartiküller çevrelerine son derece duyarlı ve dikkatli
depolama ve taşıma gerektirebilir.
12.4.2016 42
 Dökme yerine şişenin içine doğrudan bir pipet ucu
takılarak yapılmalı, gerekirse, kapsamlı daldırmadan
önce yüksek saflıkta su ile pipet ucu yıkanmalıdır.
 Kullanmadan önce şişeyi ya da kabı kuvvetli
çalkalamak gerekir. Metal nanopartiküller uzun bir
süre boyunca sallanarak sonikaasyon olmadan
dağıtmak gerekir.
12.4.2016 43
 Dikkatli depolama ve taşıma prosedürleri uygulanarak
nanopartiküller depolama esnasında stabil kalmasını
sağlamak için takip edilmelidir.
 Nanopartikül fiziksel ve kimyasal özelliklerine bağlı
olarak, ışık miktarı, sıcaklık ve havaya maruz kalmaya
duyarlı olabilir.
 Nanopartiküller deneylerde kullanılmadan önce
tekrarlanabilirliği ve deneyler uygunluğunu sağlamak
için, test edilmelidir.
12.4.2016 44
Bu testler:
1) Görsel Analiz
2) UV-Görünür Spektroskopisi
3) Dinamik ışık saçılımı (DLS)
4) Transmisyon Elektron Mikroskobu (TEM)
12.4.2016 45
12.4.2016 46
Biyolojik ortamda polimerik nanopartiküllerin (NPS) 'in kolloidal
stabilitesini tahmin etmede uygun preparatların tasarımı ve
uygulamadan sonra kullanılan cihazlarının durumu büyük önem
taşır.
 Biyomedikal uygulamalar için uygun nanocihazların
karakterizasyonu ve fiziksel stabilitesini ölçmek için,
poli-laktik asit (PLA) ve poli-metil-metakrilatdam
(PMMA) (100-200 nm) oluşan küresel NPler
hazırlanmıştır.
 Tuz çözeltileri, biyolojik sıvılar, serum ve doku
homojenatlarında NP’lerin stabilitesi dinamik ışık
saçılımı ile analiz edilmiştir.(DLS)
12.4.2016 47
 Polidispersite indeksi ve zeta potansiyeli DLS ile
karakterize edilmiştir.
 Nanoçöktürme ile üretilen PLA NP’ler PMMA ile
üretilenlere oranla daha büyük bir boyut ve
polidispersite indeksi göstermiştir.
 TEM ve SEM analizlerinde PLA ve PMMA NP’lerin
küresel yapı göstermiş ve DLS sonuçları ile uyumlu
çıkmıştır.
12.4.2016 48
12.4.2016 49
PMMA NPlerin büyük zeta potansiyel değerini, yüksek kritik
koagülasyon konsantrasyonuyla beraber göstermesi stabil olduğunun
kanıtıdır.
12.4.2016 50
 NPler 37 ° C'de, kolloidal stabilitesini incelemek için
farklı stok çözeltileri olarak gastrointestinal sıvılar,
serum ve doku homojenatları kullanılarak enkübe
edilmiştir.
12.4.2016 51
Stok çözeltilerdeki boyut dağılımının stabil olduğu
kanıtlanmıştır
PLA PMMA’de, farklı çıkmamıştır.(2 a,b)
distilled water (filled
diamond),
PBS (filled square),
isotonic (filled triangle),
dextrose (filled circle);
homogenates: serum
(open diamond),
brain (open square),
spleen (open triangle),
liver (open circle)
gastrointestinal
fluids:synthetic intestinal
fluid (shaded diamond),
Artificial lysosomal fluid
(shaded square),
saliva (shaded triangle),
gastric juice (shaded circle)
12.4.2016 52
Sentetik gastrointestinal sıvılarda NP stabilitesi oral uygulamadan sonra mide-
bağırsak sisteminde kalış süresini simüle etmek için 60 saat boyunca
tutulmuştur.
 PSD’de önemli herhangi bir değişiklik
gözlenmemiştir.( 2c,d)
 PPMMA NPS kendi yüksek zeta potansiyeli sayesinde
stabil kalırken; suni mide suyunda, PLA NPS’ler
agregasyon göstermiş, PSD ortalama yaklaşık% 20
artmıştır. (24 saat inkübasyonda)(Şek. 2c; d).
 Bağırsakdaki pankreatin olmadan hazırlanan yapay
bağırsak sıvısında PLA ve PMMA NPlerin PSD'lerin
stabiltesi değişmedi.
12.4.2016 53
 Serum, beyin ve karaciğer homojenatlarında PLA
NPler’in (serum proteinleri ya da karaciğerdeki
detoksifiye edici enzimlerin varlığı ile) fiziksel
stabilitesinin değişmediği gözlenmiştir.
 Ancak, önemli ölçüde 48 saat sonra, yaklaşık 800 nm
büyük kümeler oluşturarak, yaklaşık 15-16 saat
inkübasyondan sonra, dalak homojenatı toplanmıştır.
 PMMA NPS nedeniyle yüksek zeta potansiyeli
bütün analizlerde tüm homojenatlarda sabit
kalmıştır.
12.4.2016 54
SONUÇ
 PLA NPS mide suyu ve dalak homojenatında
toplanmış; PMMA NPS, tüm sıvılarında stabil
kalmıştır.
 Önerilen stabilite testi in vivo uygulandığında, NPS
agrega olabilir ve bunu önceden görmek faydalıdır.
 Ex vivo koloidal stabilitesini değerlendirmek için,
spektroflorometrik analizi, DLS ile karşılaştırılabilir
sonuçlar vermiştir.
12.4.2016 55
SONUÇ
 Bu verilerle DLS’nin, in vitro olarak NP lerin kolloidal
stabilitesini değerlendirmek için güçlü bir araç
olduğunu gösterir / ex vivo deneyler ve SPF analizi da
stabilitesini değerlendirmek için de kullanılabilir.
 DSL ve spektroflorometere arasında kantitatif ilişki
saptandı.
 Biyolojik numunelerin bulanıklığını engellemek için
ex vivo analizden in vitro yönteme geçildiğinde bunun
kullanılabilir olduğunu kanıtlamaktadır.
12.4.2016 56
KAYNAK
 Physical and chemical stability of drug nanoparticles Libo Wu, Jian Zhang, Wiwik
Watanabe MAP Pharmaceuticals, Inc. 2400 Bayshore Parkway, Mountain View, CA
94043, USA
 Hacettepe Üniversitesi Yayını, Nanobülten sayı:13
 Colloidal stability of polymeric nanoparticles in biological fluids Stefano Lazzari • Davide
Moscatelli • Fabio Codari • Mario Salmona • Massimo Morbidelli • Luisa Diomede
12.4.2016 57
TEŞEKKÜRLER…
12.4.2016 58

Stability of nanoparticles

  • 1.
    Ress. Ast. GamzeRüzgar 12.4.2016 1
  • 2.
    GİRİŞ Son yıllarda nanomateryalbazlı ilaç taşıyıcı sistemlerine ilgi oldukça artmıştır. Eşşiz yapılarının ve geniş kullanım alanlarının olması bu gruptaki ilaçları tercih edilebilir yapmıştır. ANCAK; bütün avantajlarının yanında diğer ilaç şekillerinde olduğu gibi stabilite sorunları vardır. 12.4.2016 2
  • 3.
    GİRİŞ Nanopartiküllerin karakterizasyonları vebunlarla ilgili olan fiziksel ve kimyasal stabilite bozuklukları ve bunların mekanizması, Yaygın olarak bilinen stabilite sorunlarının giderilmesi, ile ilgili çalışmalar artmaktadır. 12.4.2016 3
  • 4.
    Partikül boyutları: 1-100nm NANOPARTİKÜLLER;farklı nanopartiküler yapılarda mevcuttur. Bunlar;  POLİMERİK NANOPARTİKÜLLER  LİPOZOMLAR  KARBON BAZLI TAŞIYICILAR  KATI LİPİT NANOPARTİKÜLER SİSTEMLER (SLN)  LİPOZOMLAR  NANOKRİSTALLER 12.4.2016 4
  • 5.
  • 6.
    Dozaj Şeklinin Etkisi Nanopartiküller insan vücuduna bir çok yol ile(oral, parenteral, ocular, pulmonary, dermal ve diğer özel veriliş yolları) verilirler.  Farklı dozaj formları; aglemerasyon, sedimentasyon, kristal büyümesi gibi ortak stabilite sorunları yaşamasına rağmen, ilaçlar üzerindeki etkileri farklı olur. 12.4.2016 6
  • 7.
    Dozaj Şeklinin Etkisi Örneğin; pulmoner yolla verilen bir dozaj formunda aglomerasyon oluşumu büyük bir sorundur.  Diğer bir yandan; IV yolda, aglomerasyon, kılcal kan damarlarında tıkanmaya neden olur ve kan akışı engellenir.  Ayrıca stabilizör seçimi de bu konuda önemlidir. (FDA yöntemlikleri önemlidir) 12.4.2016 7
  • 8.
    NANOPARTİKÜLLER Kuru toz Süspansiyon Kurutoz inhaler, Nanosüspansiyon Enjeksiyon için liyofilize toz, Oral tablet/kapsül, Saklama koşullarında daha stabil 12.4.2016 8
  • 9.
     Partikül boyutununküçük ya da büyük olması yüzünden stabilite sorunlarında farklı bozunma reaksiyonları gösterirler.  Küçük partiküller, düşük molekül ağırlıklı organik bileşikler, büyük partiküller ise büyük bioaktif moleküllerdir(protein, peptid gibi) 3 boyutlu moleküler yapıya sahiptirler. 12.4.2016 9
  • 10.
  • 11.
    Sedimentasyon  İlaç partikülleriortamın yoğunluğuna bağlı olarak bir araya gelip kremleşebilir.  Sedimentassyon hızı için Stokes eşitliğinden yararlanılır. Bu eşitliğe göre; partikül boyutu, ortam viskozitesi, dispers faz ve ortam arasındaki dansite farkı önemlidir. 12.4.2016 11
  • 12.
    Sedimentasyon  Partikül boyutununküçültülmesi ile çökelme sorunu çözülebilir.  Diğer yaygın bir yaklaşım ise; ortamın viskozitesi arttırılarak partiküllerin dansitesinin arttırılmasıdır. 12.4.2016 12
  • 13.
    Defloküle süspansiyonda, partiküller bireyselsekilde ve yavaş sedimentasyon hızıyla topaklanmaya başlarlar. Çalkalama ile resüspande olmaları zordur. Floküle süspansiyonda, partiküller ayrı ayrı durmazlar, gevşek topaklanmalar oluşur. Sedimentasyon hızlıdır. Çalkalanma ile eski haline gelebilir. Bir çalışmada ise, stabil nanosüspansiyon elde etmek için ‘open-flocs’ süspansiyonlar geliştirilmiştir. BSA nanoçubuklar elde etmek için kullanılmıştır.(K.P. Johnston et al) Nanoçubuklar arasındaki Van der Waals bağlarının kuvvetli olması nedeniyle , çökme kuvvetleri İnhibe edilerek stabil süspansyon oluşturulmuştur. 12.4.2016 13
  • 14.
     YÜZEY AKTİFMADDELER, partikül aglomerasyonunu bir miktar inhibe eder, nanosüspansiyonların çoğunda kullanılır, sedimantasyon sorunlarını hafifletir.  PATİKÜL BOYUTU, önemli ölçüde küçük nano- boyutlu partiküllerde sedimantasyon oranını azaltabilir. Sedimentasyoni kolloidal süspansiyonlar için büyük bir sorun olmasına rağmen, su bazlı süspansiyonların çökelme sorunlarını içeren çalışmalar çok azdır 12.4.2016 14
  • 15.
     Sorunu çözmekiçin en yaygın kullanılan yöntem formülasyona stabilizan ilavesidir.  Güvenlik ve regülasyonların göz önünde bulundurulmasının yanında, stabilizan seçimi partiküllerin yüzeyinin ıslanmasını sağlar ve aglomerasyona neden olmayacak şekilde yapılır. Aglomerasyon 12.4.2016 15
  • 16.
    Aglomerasyon  Nanopartiküllerinin büyükyüzey alanı, termodinamik olarak elverişsiz olan yüksek yüzey enerjisi oluşturur.  Bu durumda, partiküller yüzey enerjisini azaltmak için topaklanma eğilimi göstermektedir. Nanopartiküller hazırlanırken hızlı çöktürme, Kristal büyümesi, Yanlış dozlama, 12.4.2016 16
  • 17.
     Kolloidal süspansiyonlarınhem sulu hem de susuz ortamda stabil olabildiği 2 ana mekanizma vardır.  Bu iki mekanizma sırasıyla iyonik ve non iyonik stabilizanlar eklenerek elde edilir.  Elektrostatik itmeden gelen stabilizasyon, klasik Derjaguin-Landau Verwey-Overbeek (DLVO) Teorisi ile tarif edilir. Aglomerasyon 12.4.2016 17
  • 18.
    DLVO Teorisi  Derjaguin,Landau, Verwey ve Overbeek adındaki bilim adamları tarafından ortaya atılan ve liyofobik kolloidlerin stabilitesini açıklıyan bir teoridir.  Bu teori, süspande ve emülsifiye olan partiküller arasındaki etkileşmenin enerjisini açıklar.  Farmasötik kolloidal dağılımlara, özellikle süspansiyonlar ve Y/S tipi emülsiyonlara uygulanmaktadır.  S/Y emülsiyon sistemlerinde dikkatlice uygulanmalıdır. İki yüklü partikül arasındaki etkileşme, partiküller arasındaki mesafenin bir fonksiyonu olarak potansiyel enerji eğrileri şeklinde gösterilmektedir 12.4.2016 18
  • 19.
  • 20.
     DLVO teorisibir ortamda kolloidal parçacıklar üzerine etki eden kuvvetlerin, o itici elektrostatik kuvvetler ve o çekici VDW kuvvetleri olduğunu varsayar Ortamdaki partikülleri çevreleyen elektriksel çift tabakaların üst üste binmesinden kaynaklanıyor buda aglomerasyonu önlüyor. 12.4.2016 20
  • 21.
  • 22.
     VR parçacıkboyutu, parçacıkların arasındaki mesafe, zeta potansiyeli, iyon konsantrasyonu ve ortamın dielektrik sabitine bağlı iken  VA, partikül büyüklüğü ve partiküller arası mesafe ile belirlenir.  İyon gücü ortam içinde arttırıldıkça, yüzey yüklenmesinde görünen EDL'nin kalınlığı azalır.  VR’nin azalmasıyla agregatlar oluşur. 12.4.2016 22
  • 23.
    Sterik stabilizasyon durumunda, Amfifilik iyonik olmayan stabilizanlarla, genellikle çözünme etkisinin hakim olduğu sterik stabilizasyon sağlanır.  Iyonik olmayan stabilizatörler nanosüspansiyonda güçlü dağılmış partiküller ile etkileşime giren bir bağlantı noktasıyla ilaç molekülleri üzerine emilir. 12.4.2016 23
  • 24.
  • 25.
     İki kolloidalpartikül birbirini yaklaştıkça, stabilize segmentler arasında partiküller alandan dışarıya doğru kayabilir. 12.4.2016 25
  • 26.
    İyonik stabilizanlar Sodium dodecylsulfate (SDS), Sodium lauryl sulfate (SLS), Lecithin and docusate sodium. 12.4.2016 26
  • 27.
    Non-iyonik stabilizanlar Tween 80, Polyethyleneglycol (PEG), Polyvinyl alcohol (PVA) polyvinylpyrrolidone (PVP) Hydroxypropyl cellulose (HPC) ve hydroxypropyl methylcellulose (HPMC) 12.4.2016 27
  • 28.
  • 29.
  • 30.
     Nanopartiküllerin fizikselolarak stabil olduklarını anlayabilmek için partikül boyutu ve partiküllerin dağılımına bakılır.  Dinamik ışık saçılması, lazer kırınımı, foton korrelasyon spektroskopisi gibi yöntemlerle partikül boyutu ve partikül dağılımları elde edilebilir. 12.4.2016 30
  • 31.
     Bu üçyöntemde de en önemli parametre PDI (Poly dispersity index) değeridir.  PDI değeri 0.1- 0.25 arasında olursa istenilen dar dağılım elde edilebilir. Eğer elde edilen PDI değeri 0.5’in üzerinde olursa geniş dağılım elde edilir. 12.4.2016 31
  • 32.
    Zeta potansiyeli-Stabilite  Zetapotansiyeli (ZP) ortam içinde hareket eden partiküllere bağlı sıvı tabakasının sınır yüzeyi düzlemi arasındaki elektrik potansiyeldir.  ZP yaygın olarak süspansiyon stabilitesini tahmin etmek için kullanılan temel bir parametredir. 12.4.2016 32
  • 33.
    Zeta potansiyeli-Stabilite  Zetapotansiyelinin ölçülmesi, kolloidal dispersiyonun saklama stabilitesi hakkında tahminde bulunmaya olanak vermektedir.  Genel olarak, yüklü partiküllerde (yüksek zeta potansiyeli), elektriksel itme nedeniyle, partikül agregasyonunun meydana gelme ihtimali daha azdır. 12.4.2016 33
  • 34.
    Zeta potansiyeli-Stabilite  Nanopartiküllerinzeta potansiyellerine bakılarak stabiliteleri ve topaklanma eğilimleri hakkında bilgi elde edilebilir. Zeta potansiyeli ± 60mV üzerinde ise partiküllerinin çok iyi seviyede, ± 20- 30 mV arasında ise stabildir.  Sentezlenen nanopartiküller bu değerler aralığında değilse stabil değildir ve topaklaşarak çökelme eğilimindedirler. 12.4.2016 34
  • 35.
  • 36.
    Nanopartiküllerin Kimyasal Stabilitesi Etkin madde nanopartikülleri genellikle nanosüspansiyonlarda sınırlı miktarda çözündüğü/dağılmış olduğu için kimyasal tepkimelerin olma olasılığı daha düşüktür.  Nanosüspansiyonların kimyasal stabilitesi yinede çözeltilerden daha iyidir.  Buna en iyi örnek Paclitaxel’dir. 12.4.2016 36
  • 37.
  • 38.
  • 39.
     Görünür bozunmaürünü% 99'dan fazla bir geri kazanımla gözlenmiştir.  Öte yandan, metanol ile, paklitaksel çözeltisi, oda sıcaklığında 48 saatte (b)şeffaf bir bozunma göstermiştir.  Su ve oksijene maruz bırakılınca nanokristallerin yüzeyi üzerinde tabakalı bozulması oluşmuçtur.(c) 12.4.2016 39
  • 40.
     Nanosüspansiyon içinfiziksel stabiliteye göre kimyasal stabilite daha büyük sorundur.  Her bir molekülün fonksiyonel grubu ve bozunma reaksiyonları önemlidir.  Örneğin, bu tür ester ve amidler, hidrolitik bozunmaya hassastırlar.Amino grupları, oksidatif bozulmaya neden olabilir.  Çözünürlüğü 1 mg / mL ya da daha düşük olan ilaç molekülleri süspansiyon içinde stabil olmayabilir. 12.4.2016 40
  • 41.
    Kimyasal stabiliteyi artırmakiçin yaygın olan bir strateji, daha kuru katı bir dozaj formu halinde kararlı formülasyonlar hazırlamak ya da nanosüspansiyon konsantrasyonunu arttırmaktır. 12.4.2016 41
  • 42.
     Nanopartiküller, karanlıktasaklanmalı, buzdolabında tutulmalı ve kullanımdan hemen sonra şişelerin kapakları ışık, ısı, ya da havaya maruz kalmaması için kapatılmalı. Nanopartiküller çevrelerine son derece duyarlı ve dikkatli depolama ve taşıma gerektirebilir. 12.4.2016 42
  • 43.
     Dökme yerineşişenin içine doğrudan bir pipet ucu takılarak yapılmalı, gerekirse, kapsamlı daldırmadan önce yüksek saflıkta su ile pipet ucu yıkanmalıdır.  Kullanmadan önce şişeyi ya da kabı kuvvetli çalkalamak gerekir. Metal nanopartiküller uzun bir süre boyunca sallanarak sonikaasyon olmadan dağıtmak gerekir. 12.4.2016 43
  • 44.
     Dikkatli depolamave taşıma prosedürleri uygulanarak nanopartiküller depolama esnasında stabil kalmasını sağlamak için takip edilmelidir.  Nanopartikül fiziksel ve kimyasal özelliklerine bağlı olarak, ışık miktarı, sıcaklık ve havaya maruz kalmaya duyarlı olabilir.  Nanopartiküller deneylerde kullanılmadan önce tekrarlanabilirliği ve deneyler uygunluğunu sağlamak için, test edilmelidir. 12.4.2016 44
  • 45.
    Bu testler: 1) GörselAnaliz 2) UV-Görünür Spektroskopisi 3) Dinamik ışık saçılımı (DLS) 4) Transmisyon Elektron Mikroskobu (TEM) 12.4.2016 45
  • 46.
  • 47.
    Biyolojik ortamda polimeriknanopartiküllerin (NPS) 'in kolloidal stabilitesini tahmin etmede uygun preparatların tasarımı ve uygulamadan sonra kullanılan cihazlarının durumu büyük önem taşır.  Biyomedikal uygulamalar için uygun nanocihazların karakterizasyonu ve fiziksel stabilitesini ölçmek için, poli-laktik asit (PLA) ve poli-metil-metakrilatdam (PMMA) (100-200 nm) oluşan küresel NPler hazırlanmıştır.  Tuz çözeltileri, biyolojik sıvılar, serum ve doku homojenatlarında NP’lerin stabilitesi dinamik ışık saçılımı ile analiz edilmiştir.(DLS) 12.4.2016 47
  • 48.
     Polidispersite indeksive zeta potansiyeli DLS ile karakterize edilmiştir.  Nanoçöktürme ile üretilen PLA NP’ler PMMA ile üretilenlere oranla daha büyük bir boyut ve polidispersite indeksi göstermiştir.  TEM ve SEM analizlerinde PLA ve PMMA NP’lerin küresel yapı göstermiş ve DLS sonuçları ile uyumlu çıkmıştır. 12.4.2016 48
  • 49.
    12.4.2016 49 PMMA NPlerinbüyük zeta potansiyel değerini, yüksek kritik koagülasyon konsantrasyonuyla beraber göstermesi stabil olduğunun kanıtıdır.
  • 50.
    12.4.2016 50  NPler37 ° C'de, kolloidal stabilitesini incelemek için farklı stok çözeltileri olarak gastrointestinal sıvılar, serum ve doku homojenatları kullanılarak enkübe edilmiştir.
  • 51.
    12.4.2016 51 Stok çözeltilerdekiboyut dağılımının stabil olduğu kanıtlanmıştır PLA PMMA’de, farklı çıkmamıştır.(2 a,b) distilled water (filled diamond), PBS (filled square), isotonic (filled triangle), dextrose (filled circle); homogenates: serum (open diamond), brain (open square), spleen (open triangle), liver (open circle) gastrointestinal fluids:synthetic intestinal fluid (shaded diamond), Artificial lysosomal fluid (shaded square), saliva (shaded triangle), gastric juice (shaded circle)
  • 52.
  • 53.
    Sentetik gastrointestinal sıvılardaNP stabilitesi oral uygulamadan sonra mide- bağırsak sisteminde kalış süresini simüle etmek için 60 saat boyunca tutulmuştur.  PSD’de önemli herhangi bir değişiklik gözlenmemiştir.( 2c,d)  PPMMA NPS kendi yüksek zeta potansiyeli sayesinde stabil kalırken; suni mide suyunda, PLA NPS’ler agregasyon göstermiş, PSD ortalama yaklaşık% 20 artmıştır. (24 saat inkübasyonda)(Şek. 2c; d).  Bağırsakdaki pankreatin olmadan hazırlanan yapay bağırsak sıvısında PLA ve PMMA NPlerin PSD'lerin stabiltesi değişmedi. 12.4.2016 53
  • 54.
     Serum, beyinve karaciğer homojenatlarında PLA NPler’in (serum proteinleri ya da karaciğerdeki detoksifiye edici enzimlerin varlığı ile) fiziksel stabilitesinin değişmediği gözlenmiştir.  Ancak, önemli ölçüde 48 saat sonra, yaklaşık 800 nm büyük kümeler oluşturarak, yaklaşık 15-16 saat inkübasyondan sonra, dalak homojenatı toplanmıştır.  PMMA NPS nedeniyle yüksek zeta potansiyeli bütün analizlerde tüm homojenatlarda sabit kalmıştır. 12.4.2016 54
  • 55.
    SONUÇ  PLA NPSmide suyu ve dalak homojenatında toplanmış; PMMA NPS, tüm sıvılarında stabil kalmıştır.  Önerilen stabilite testi in vivo uygulandığında, NPS agrega olabilir ve bunu önceden görmek faydalıdır.  Ex vivo koloidal stabilitesini değerlendirmek için, spektroflorometrik analizi, DLS ile karşılaştırılabilir sonuçlar vermiştir. 12.4.2016 55
  • 56.
    SONUÇ  Bu verilerleDLS’nin, in vitro olarak NP lerin kolloidal stabilitesini değerlendirmek için güçlü bir araç olduğunu gösterir / ex vivo deneyler ve SPF analizi da stabilitesini değerlendirmek için de kullanılabilir.  DSL ve spektroflorometere arasında kantitatif ilişki saptandı.  Biyolojik numunelerin bulanıklığını engellemek için ex vivo analizden in vitro yönteme geçildiğinde bunun kullanılabilir olduğunu kanıtlamaktadır. 12.4.2016 56
  • 57.
    KAYNAK  Physical andchemical stability of drug nanoparticles Libo Wu, Jian Zhang, Wiwik Watanabe MAP Pharmaceuticals, Inc. 2400 Bayshore Parkway, Mountain View, CA 94043, USA  Hacettepe Üniversitesi Yayını, Nanobülten sayı:13  Colloidal stability of polymeric nanoparticles in biological fluids Stefano Lazzari • Davide Moscatelli • Fabio Codari • Mario Salmona • Massimo Morbidelli • Luisa Diomede 12.4.2016 57
  • 58.

Editor's Notes

  • #12 Stokes yasası,akışkan ortamda hareket eden küçük küresel parçacıkların çökelme hızlarına ilişkin matematiksel eşitlik. sıvı ortam içinde kütleçekimi etkisiyle aşağı doğru yol alan bir parçacığa etkiyen kuvvetler göz önüne alınarak bulunurDüşmeye karşı çıkan direnç kuvveti 6nrnv olarak vrelirBurada r küresel parçacığın yarıçapı n sıvısının ağdalılığı ,v ise parçacığın hızıdırAşağı doğru etkiyen kuvvet ise 4/3nr3 (d1-d2)g değerindedirburada d1 parçacığının yoğunluğu d2 sıvının yoğunluğu,g ise kütleçekimi sabitidirDüşüş sabit hıza ulaştığında ,aşağıya ve yukarıya doğru olan bu iki kuvvetin eşit ve dengede olması gerekirYukarıdaki iki ifade eşitlenirve v için çözülürse aranan hız bulunmuş olurv= 2/9 ( d1-d2)gr2/nBu eşitlik Stokes yasası olarak adlandırılır
  • #23 Parçacık-parçacık etkileşiminin toplam potansiyel enerjisi(VT) elektrik çift katman ve VDW güçlerinden cazibe potansiyeli (VA) elde edilen itme toplamı potansiyeli (VR) 'dir. VR ortamda iyon konsantrasyonu son derece duyarlıdır
  • #24 As the non-ionic stabilizers are introduced into nanosuspensions, they are absorbed onto the drug particles through an anchor segment that strongly interacts with the dispersed particles, while the other well-solvated tail segment extends into the bulk medium
  • #25 Sterik stabilizasyon, herhangi bir elektrostatik bileşik olmadan kolloidlerin stabilizasyonunun sağlanmasıdır. Belirli şartlar altında elektrostatikten sterik stabilizasyona bir geçiş meydana gelir17.
  • #33 ZP daha yüksekse, süspansiyon daha stabildir denilebilir.
  • #39  HPLC diagram of paclitaxel nanosuspensions stabilized with Pluronic® F68 after 4 years of storage at 4–8 °C
  • #40 Paklitaksel nanosuspensions mükemmel kimyasal stabilite, alüminyum yüzeyi üzerinde oksitlenmiş tabaka benzer bir mekanizmaya bağlanmıştır. Bu tek tabaka daha fazla bozulmaya ilaç kristallerinin iç kısmını korur ve böylece nanosuspensions kimyasal stabilitesini arttırabilir.
  • #41 Nanosuspensions kimyasal kararlılığı önemli bir sorun, genellikle, ilave olmamasına rağmen Dikkat çözünürlüğü en az 1 mg / mL ya da süspansiyon içinde düşük konsantrasyonda, ilaç molekülleri için dikkat edilmelidir.
  • #54 (Mide bağırsak yolunun farklı kimyasal ortamlar oluşturmak için, yani, ağız, United States Pharmacopeia de tarif edildiği gibi, mide ve bağırsak), genellikle, ilaç formülasyonlarının stabilitesini değerlendirmek için kullanılan sıvılar hazırlanmıştır. (US Pharmacopeia XXIV, 2006) (Tablo 1).
  • #57 Bu stabilite değerlendirme prosedürleri nedeniyle in vivo çalışmalar başlamadan önce herhangi bir yeni NP formülasyonu için kabul edilmelidir. spectrophotofluorimetric (SPF)