Antibiyotik Kullanım İlkeleri
Doğru Tanı Koy

-Antibiyotik vermeden önce kültür için örnek al
(Kan, püy, idrar,balgam ve serebrospinal sıvı)
-Kültür imkanı yoksa olası enfeksiyon etkeni iyi
bilinmelidir
Tedavi engellerini kaldır:

Abse drenajı sağlanmalı, obstrüksiyon varsa
giderilmeli, enfekte katater gibi yabancı
cisimler uzaklaştırılmalı
En uygun antibiyotik seçilmelidir

Antibiyotik ile ilgili faktörler:
   -Spesifiklik, farmakokinetik

Hasta ile ilgili faktörler
Spesifiklik:

-Geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı
direnç gelişimine ve fırsatçı
enfeksiyonlara neden olabilir.
-Genel bir kural olarak enfeksiyon etkeni
mikroorganizmanın ve antibiyotik
duyarlılığının belirlenmesi gerekir.
-Ama her zaman klinik yanıt laboratuvar
verileriyle uyumlu olmayabilir.
  İlacın emilimi, dokulara girişi, dokuların
PH sı, oksijenasyonu, mikroorganizma’nın
metabolik durumu gibi parametreler
cevabı etkiler.
-Ciddi enfeksiyonlarda ise dünya
genelindeki ve bölgedeki direnç durumları
göz önüne alınarak ampirik tedavi
başlanmalıdır.
Farmakokinetik
Antibiyotik etki yerine ulaşıyor mu?
      -Kan beyin bariyerini geçiyor mu?
      -Prostat ta yoğunlaşıyor mu?
Hasta ile ilgili faktörler
-Alerji öyküsü,
-Böbrek ve karaciğer işlevleri,
         -Bağışıklık durumu,
-Yaşı,
-Hastalığın derecesi,
-Kadın hastalar için
   -gebelik
   -emzirme
   -oral kontraseptif kullanımi
Böbrek fonksiyon bozukluklarında böbrekler
yoluyla elimine edilen ilaçların dozu
azaltılmalıdır.
 Örneğin Penisilinler, Aminoglikozidler
Bunun yanında diyaliz pek çok
antibiyotiğin eliminasyonunu artırır. Bu
antibiyotiklerin dozu artırılmalıdır.
Bazi antibiyotikler ise diyalizden etkilenmez:
Ornegin
Eritromisin, tetrasiklinler, seftriakson,
sefoperazon
Hepatik eliminasyona giren ilaçların dozu
ise karaciğer yetmezliğinde azaltılmalıdır.

Eritromisin, klindamisin, kloramfenikol,
rifampin ve ketokonazol karaciğerden
elimine edilen ilaçlara örnektir.
Gebelerde dikkatli olunmalıdır.

• Tetrasiklinler enamel ve kemik gelişiminde
  bozukluklara yol açabilir, aynı
  sebeplerden ötürü 8-12 yaşına kadar
  çocuklarda kullanımı da sakıncalıdır
• Ko-trimoksazol folat eksikliğinden dolayı
  teratojeniktir.
• Sulfonamidler doğuma yakın
  kullanıldıklarında yenidoğanda kernikterus
  yapabilirler (plazma proteinlerinden
  bilirubini ayırırlar)
• Kinolonlar kıkırdak gelişimini bozdukları
  için gebelerde ve çocuklarda sakıncalıdır
• Çoğu antiviral ve antifungal ilaçlar
  teratojeniktir
• Metronidazol, rifampin emzirme
  döneminde kullanılmaları sakıncalı olan
  antibiyotiklere örnektirler. Bu ilaçlar aynı
  zamanda teratojeniktirler.
İlaç Etkileşimleri:

• Aminoglikozidlerin toksisitesi kıvrım
  diüretikleri ve vankomisin ile artar
• Sulfonamidler bazı ilaçları plazma
  proteinlerinden ayırırlar:
  – Sulfonilürelerle hipoglisemi oluşabilir
  – Varfarinin etkisi artar
• Eritromisin karaciğer enzimlerini inhibe
  ederek fenitoin, kinidin, teofilin, varfarin
  gibi bazı ilaçların etkisini artırır.
• Rifampin ise karaciğer enzimlerini
  indükleyerek digoksin, oral
  kontraseptifler, kinidin ve varfarinin
  etkisini azaltır
Kombinasyon:

Pek çok enfeksiyon için tek antibiyotik
yeterlidir.
Kombinasyon yapıldığı durumlar:

• Tüberküloz gibi kronik enfeksiyonlarda
  direnç gelişimini önlemek için
• Nedeni henüz bilinmeyen ciddi
  infeksiyonlarda (ciddi toplumda kazanılmış
  pnömoni, nötropeni sonucu septisemi vb)
  ve karma mikrorganizmaların neden olduğu
  infeksiyonlarda (barsak perforasyonu
  sonucu peritonit gibi) etki spektrumunu
  genişletmek için
• Ayrı ayrı verildiklerinde etki elde
  edilemeyen ama beraber verilince etki
  alınan antibiyotikler ile
  – (enterokokal endokarditte penisilin ve
    gentamisin kombinasyonu)


• Antibiyotiklerin dozunu ve dolayısıyla yan
  etkileri azaltmak için
  – (Kriptokok menenjitinde flusitozin ve
    amfoterisin B kombinasyonu)
İlacı uygun doz ve şekilde
ver.
-Antibiyotik dozu yaş, vücut ağırlığı,
böbrek ve karaciğer işlevleri ve
enfeksiyonun şiddeti gibi pek çok etmene
bağlı olarak değişir.
-Ciddi enfeksiyonlarda doz artırılmalı,
-Bunun yanında yetersiz doz direnç
gelişimine de neden olabilir
Öte yandan terapötik indeksi dar olan
antibiyotiklerin ( aminoglikozidler gibi)
kullanımında aşırı dozdan kaçınmak
önemlidir ve ilacın plazma
konsantrasyonları takib edilmelidir
-Ciddi infeksiyonlarda, yüksek terapötik
konsantrasyonlara hızlı ve güvenilir bir
şekilde ulaşıldığı için paranteral yol tercih
edilmelidir.
 -Klinik düzelmeden sonra ise oral yola
geçilmelidir. Pek çok antibiyotiğin emilimi
iyidir.
 -Bunun yanında oral uygulama sonucu
antibiyotik ile ilişkili diyare riski daha
yüksektir.
Belirgin iyileşme sağlanıncaya
kadar tedaviye devam et

-Akut enfeksiyonların çoğu 5-10
gün tedavi edilir.
-Bunun yanında tüberküloz ya da
kronik osteomyelit gibi durumlarda
tedaviye uzun süre devam
edilmelidir.
Antibiyotik proflaksisinin
yapıldığı durumlar:
  1)Primer enfeksiyonun önlenmesi:
  Romatizmal ateş, tekrarlayan üriner
sistem infeksiyonları gibi
  2)Kronik bir enfeksiyonun akut
alevlenmelerinin önlenmesi:
  Kistik fibroziste bronşit.
  3)İnsanlar arasında bazı
infeksiyonların yayılımının önlenmesi:
Meningokokal menenjitte rifampisin
4)Fırsatçı enfeksiyonların önlenmesi:
Dişle ilgili girişimler sonucu bakteriyal
endokardit ve barsak cerrahisi sonrası
peritonit.
  İmmün sistemi baskılanmış hastalar
antibiyotiklerden fayda görebilirler.
Örneğin nötropenili hastalarda Gram –
septisemi olmaması için oral kinolon
verilmesi, pnomosistis karini
pnömonisine karşı ko-trimoksazol
verilmesi
Bakteriyel infeksiyonlara karşı uzun
süreli proflaksi genellikle tedavi dozunun
altındaki dozlarla sağlanabilir.
Cerrahi girisimlerde dar spektrumlu
bir antibiyotik sadece riskli
zamanda verilmeli ve kısa süreli
olmalı.
-Cerrahi girişimden hemen önce
başlamalı, dirençli organizmalar
seçilmemiş olur.
Virüs infeksiyonlarında (solunum
yollarınındaki ve kızamık gibi)
proflaktik antibiyotik kullanımı
tartışmalıdır. Antibiyotiğin yan
etkisi ve dirençli mikroorganizma
sonucu infeksiyon bu uygulamanın
dezavantajlarıdır. Bu durumlarda
antibiyotik vermek yerine
komplikasyon oluşursa hemen tedavi
etmek genellikle daha akılcıdır
Ab Kullanımı İle İlgili Sorunlar
Direnç:
   Mikroorganizmalar antibiyotiklere
karşı primer olarak dirençli olabilir
ya da antibiyotik kullanımı sonucu
dirençli mikroorganizmalar ortaya
çıkabilir.
Direnç gelişimine karşı şu
 tedbirler alınmalıdır:
• Endikasyon, seçilen antibiyotik, dozu ve
  tedavi süresi uygun olmalı, tedavi mümkün
  olduğunca kısa sürede sonlandırılmalı.
  Mümkün olduğunca dar spektrumlu
  antibiyotikler tercih edilmeli.
• Tüberküloz gibi direnç gelişimi kolay olan
  durumlarda kombine antibiyotik kullanımı
• Hastenelerin ve toplumun direnç
  durumunun takibi ve ampirik tedavinin
  buna göre düzenlenmesi
• Hastanelerde, dirençli
  mikroorganizmaların yayılmaması için
  infeksiyonlar iyi kontrol edilmeli
  (taşıyıcılar izole edilmeli, sağlık
  personelinin el yıkama alışkanlıkları
  geliştirilmeli).
• Hastanelerin belirli bir antibiyotik
  politikası olmalı
• Antibiyotik kullanımının sınırlandırılmalı:
• Özellikle yeni antibiyotiklerin kullanımı
  sınırlı olmalıdır, mümkün olduğunca eski
  antibiyotiklerle tedaviye devam
  edilmelidir.
Süperinfeksiyon:
Antibiyotik kullanımı sonucu genellikle
normal flora baskılanır. Bu durum daha
çok geniş spektrumlu antibiyotikler ile
görülür. Bazen bu baskılanma sonucu ilaca
dirençli mikroorganizmalar enfeksiyon
oluşturabilirler.
(candida albikans, pseudomonas,
 s.aureus, c.difficile gibi)
Antibiyotikle ilişkili kolit (psödomembranöz
enterokolit).
-Clostridium difficile’in oluşturduğu bir
süperinfeksiyondur. Klindamisin bu duruma
en sık yolaçan antibiyotiktir. Bunun yanında
 bu duruma daha sık yol açan diğer
antibiyotikler enjektabıl sefalosporinler ve
ampisilin/amoksisilin dir.
  Hafif vakalar genellikle ilacın kesilmesiyle
düzelir. Ağır vakalarda oral metronidazol
verilir, vankomisin de verilebilir.

Antibiyotik kullanım ilkeleri (fazlası için www.tipfakultesi.org )

  • 1.
  • 2.
    Doğru Tanı Koy -Antibiyotikvermeden önce kültür için örnek al (Kan, püy, idrar,balgam ve serebrospinal sıvı) -Kültür imkanı yoksa olası enfeksiyon etkeni iyi bilinmelidir
  • 3.
    Tedavi engellerini kaldır: Absedrenajı sağlanmalı, obstrüksiyon varsa giderilmeli, enfekte katater gibi yabancı cisimler uzaklaştırılmalı
  • 4.
    En uygun antibiyotikseçilmelidir Antibiyotik ile ilgili faktörler: -Spesifiklik, farmakokinetik Hasta ile ilgili faktörler
  • 5.
    Spesifiklik: -Geniş spektrumlu antibiyotikkullanımı direnç gelişimine ve fırsatçı enfeksiyonlara neden olabilir. -Genel bir kural olarak enfeksiyon etkeni mikroorganizmanın ve antibiyotik duyarlılığının belirlenmesi gerekir.
  • 6.
    -Ama her zamanklinik yanıt laboratuvar verileriyle uyumlu olmayabilir. İlacın emilimi, dokulara girişi, dokuların PH sı, oksijenasyonu, mikroorganizma’nın metabolik durumu gibi parametreler cevabı etkiler.
  • 7.
    -Ciddi enfeksiyonlarda isedünya genelindeki ve bölgedeki direnç durumları göz önüne alınarak ampirik tedavi başlanmalıdır.
  • 8.
    Farmakokinetik Antibiyotik etki yerineulaşıyor mu? -Kan beyin bariyerini geçiyor mu? -Prostat ta yoğunlaşıyor mu?
  • 9.
    Hasta ile ilgilifaktörler -Alerji öyküsü, -Böbrek ve karaciğer işlevleri, -Bağışıklık durumu, -Yaşı, -Hastalığın derecesi,
  • 10.
    -Kadın hastalar için -gebelik -emzirme -oral kontraseptif kullanımi
  • 11.
    Böbrek fonksiyon bozukluklarındaböbrekler yoluyla elimine edilen ilaçların dozu azaltılmalıdır. Örneğin Penisilinler, Aminoglikozidler
  • 12.
    Bunun yanında diyalizpek çok antibiyotiğin eliminasyonunu artırır. Bu antibiyotiklerin dozu artırılmalıdır.
  • 13.
    Bazi antibiyotikler isediyalizden etkilenmez: Ornegin Eritromisin, tetrasiklinler, seftriakson, sefoperazon
  • 14.
    Hepatik eliminasyona girenilaçların dozu ise karaciğer yetmezliğinde azaltılmalıdır. Eritromisin, klindamisin, kloramfenikol, rifampin ve ketokonazol karaciğerden elimine edilen ilaçlara örnektir.
  • 15.
    Gebelerde dikkatli olunmalıdır. •Tetrasiklinler enamel ve kemik gelişiminde bozukluklara yol açabilir, aynı sebeplerden ötürü 8-12 yaşına kadar çocuklarda kullanımı da sakıncalıdır
  • 16.
    • Ko-trimoksazol folateksikliğinden dolayı teratojeniktir. • Sulfonamidler doğuma yakın kullanıldıklarında yenidoğanda kernikterus yapabilirler (plazma proteinlerinden bilirubini ayırırlar)
  • 17.
    • Kinolonlar kıkırdakgelişimini bozdukları için gebelerde ve çocuklarda sakıncalıdır • Çoğu antiviral ve antifungal ilaçlar teratojeniktir
  • 18.
    • Metronidazol, rifampinemzirme döneminde kullanılmaları sakıncalı olan antibiyotiklere örnektirler. Bu ilaçlar aynı zamanda teratojeniktirler.
  • 19.
    İlaç Etkileşimleri: • Aminoglikozidlerintoksisitesi kıvrım diüretikleri ve vankomisin ile artar • Sulfonamidler bazı ilaçları plazma proteinlerinden ayırırlar: – Sulfonilürelerle hipoglisemi oluşabilir – Varfarinin etkisi artar
  • 20.
    • Eritromisin karaciğerenzimlerini inhibe ederek fenitoin, kinidin, teofilin, varfarin gibi bazı ilaçların etkisini artırır. • Rifampin ise karaciğer enzimlerini indükleyerek digoksin, oral kontraseptifler, kinidin ve varfarinin etkisini azaltır
  • 21.
    Kombinasyon: Pek çok enfeksiyoniçin tek antibiyotik yeterlidir.
  • 22.
    Kombinasyon yapıldığı durumlar: •Tüberküloz gibi kronik enfeksiyonlarda direnç gelişimini önlemek için • Nedeni henüz bilinmeyen ciddi infeksiyonlarda (ciddi toplumda kazanılmış pnömoni, nötropeni sonucu septisemi vb) ve karma mikrorganizmaların neden olduğu infeksiyonlarda (barsak perforasyonu sonucu peritonit gibi) etki spektrumunu genişletmek için
  • 23.
    • Ayrı ayrıverildiklerinde etki elde edilemeyen ama beraber verilince etki alınan antibiyotikler ile – (enterokokal endokarditte penisilin ve gentamisin kombinasyonu) • Antibiyotiklerin dozunu ve dolayısıyla yan etkileri azaltmak için – (Kriptokok menenjitinde flusitozin ve amfoterisin B kombinasyonu)
  • 24.
    İlacı uygun dozve şekilde ver. -Antibiyotik dozu yaş, vücut ağırlığı, böbrek ve karaciğer işlevleri ve enfeksiyonun şiddeti gibi pek çok etmene bağlı olarak değişir. -Ciddi enfeksiyonlarda doz artırılmalı, -Bunun yanında yetersiz doz direnç gelişimine de neden olabilir
  • 25.
    Öte yandan terapötikindeksi dar olan antibiyotiklerin ( aminoglikozidler gibi) kullanımında aşırı dozdan kaçınmak önemlidir ve ilacın plazma konsantrasyonları takib edilmelidir
  • 26.
    -Ciddi infeksiyonlarda, yüksekterapötik konsantrasyonlara hızlı ve güvenilir bir şekilde ulaşıldığı için paranteral yol tercih edilmelidir. -Klinik düzelmeden sonra ise oral yola geçilmelidir. Pek çok antibiyotiğin emilimi iyidir. -Bunun yanında oral uygulama sonucu antibiyotik ile ilişkili diyare riski daha yüksektir.
  • 27.
    Belirgin iyileşme sağlanıncaya kadartedaviye devam et -Akut enfeksiyonların çoğu 5-10 gün tedavi edilir. -Bunun yanında tüberküloz ya da kronik osteomyelit gibi durumlarda tedaviye uzun süre devam edilmelidir.
  • 28.
    Antibiyotik proflaksisinin yapıldığı durumlar: 1)Primer enfeksiyonun önlenmesi: Romatizmal ateş, tekrarlayan üriner sistem infeksiyonları gibi 2)Kronik bir enfeksiyonun akut alevlenmelerinin önlenmesi: Kistik fibroziste bronşit. 3)İnsanlar arasında bazı infeksiyonların yayılımının önlenmesi: Meningokokal menenjitte rifampisin
  • 29.
    4)Fırsatçı enfeksiyonların önlenmesi: Dişleilgili girişimler sonucu bakteriyal endokardit ve barsak cerrahisi sonrası peritonit. İmmün sistemi baskılanmış hastalar antibiyotiklerden fayda görebilirler. Örneğin nötropenili hastalarda Gram – septisemi olmaması için oral kinolon verilmesi, pnomosistis karini pnömonisine karşı ko-trimoksazol verilmesi
  • 30.
    Bakteriyel infeksiyonlara karşıuzun süreli proflaksi genellikle tedavi dozunun altındaki dozlarla sağlanabilir.
  • 31.
    Cerrahi girisimlerde darspektrumlu bir antibiyotik sadece riskli zamanda verilmeli ve kısa süreli olmalı. -Cerrahi girişimden hemen önce başlamalı, dirençli organizmalar seçilmemiş olur.
  • 32.
    Virüs infeksiyonlarında (solunum yollarınındakive kızamık gibi) proflaktik antibiyotik kullanımı tartışmalıdır. Antibiyotiğin yan etkisi ve dirençli mikroorganizma sonucu infeksiyon bu uygulamanın dezavantajlarıdır. Bu durumlarda antibiyotik vermek yerine komplikasyon oluşursa hemen tedavi etmek genellikle daha akılcıdır
  • 33.
    Ab Kullanımı İleİlgili Sorunlar
  • 34.
    Direnç: Mikroorganizmalar antibiyotiklere karşı primer olarak dirençli olabilir ya da antibiyotik kullanımı sonucu dirençli mikroorganizmalar ortaya çıkabilir.
  • 35.
    Direnç gelişimine karşışu tedbirler alınmalıdır: • Endikasyon, seçilen antibiyotik, dozu ve tedavi süresi uygun olmalı, tedavi mümkün olduğunca kısa sürede sonlandırılmalı. Mümkün olduğunca dar spektrumlu antibiyotikler tercih edilmeli. • Tüberküloz gibi direnç gelişimi kolay olan durumlarda kombine antibiyotik kullanımı • Hastenelerin ve toplumun direnç durumunun takibi ve ampirik tedavinin buna göre düzenlenmesi
  • 36.
    • Hastanelerde, dirençli mikroorganizmaların yayılmaması için infeksiyonlar iyi kontrol edilmeli (taşıyıcılar izole edilmeli, sağlık personelinin el yıkama alışkanlıkları geliştirilmeli). • Hastanelerin belirli bir antibiyotik politikası olmalı
  • 37.
    • Antibiyotik kullanımınınsınırlandırılmalı: • Özellikle yeni antibiyotiklerin kullanımı sınırlı olmalıdır, mümkün olduğunca eski antibiyotiklerle tedaviye devam edilmelidir.
  • 38.
    Süperinfeksiyon: Antibiyotik kullanımı sonucugenellikle normal flora baskılanır. Bu durum daha çok geniş spektrumlu antibiyotikler ile görülür. Bazen bu baskılanma sonucu ilaca dirençli mikroorganizmalar enfeksiyon oluşturabilirler. (candida albikans, pseudomonas, s.aureus, c.difficile gibi)
  • 39.
    Antibiyotikle ilişkili kolit(psödomembranöz enterokolit). -Clostridium difficile’in oluşturduğu bir süperinfeksiyondur. Klindamisin bu duruma en sık yolaçan antibiyotiktir. Bunun yanında bu duruma daha sık yol açan diğer antibiyotikler enjektabıl sefalosporinler ve ampisilin/amoksisilin dir. Hafif vakalar genellikle ilacın kesilmesiyle düzelir. Ağır vakalarda oral metronidazol verilir, vankomisin de verilebilir.