Normal birses için laringeal fonksiyonlar koordineli,
etkili ve fizyolojik olarak dengede olmalı
Bu sistemdeki herhangi bir problem ses kalitesini
etkileyebilir
Bening laringeal lezyonlar bu sistemde bozukluğa yol
açabilirler
3.
Laringeal iskelet9 adet kartilaj
içerir
Ana yapıyı oluşturan 3 adet tek
kartilaj (tiroid , krikoid ve
epiglot)
3 adet çift kartilaj mevcut
( aritenoid, kornikulat ve
kuneiform kıkırdaklar)
4.
Aritenoidler ,Krikoid kıkırdak ile
krikoaritenoid eklemini yapar.
Krikoariteniod eklem multiaksial
bir sinovyal eklemdir ( dışa
aşağıya veya içe yukarıya kayma ,
rotasyon )
Rotasyon hareketiyle vokal
kordlar abduksiyon ve adduksiyon
Kayma ile aritenoid kıkırdaklar
birbirine yaklaşır ve uzaklaşır.
5.
Quadranguler membran:
•Epiglot kartilajyanlarından
kornikulat ve aritenoid kartilaja
uzanır.
•Muköz membran ile kaplı
•Ariepiglottik fold, vestibuler
ligaman, ve yalancı vokal foldları
yapar.
Krikovokal membran:
Konus elastikus adı da verilir,
krikoid ve tiroid kıkırdaklar
arasında yer alır,
üst serbest kısmı vokal foldları
oluşturur.
6.
Vokal kord abduktörleri
Posterior krikoaritenoid kas
(Posticus)
Aritenoid kartilajın muskuler kısmının arka
yüzeyine yapışır.
Kasıldığında vokal kordlar laterale dönerek
abdüksiyon sağlanır
Vokal kord adduktörleri
•Lateral krikoaritenoid kas
•Aritenoid kartilaj muskuler
çıkıntısının lateral yüzeyine
yapışır.
•Posticus’un antagonistidir.
7.
İntrensek
◦ Vokal kordadduktörleri
Transvers(inter) aritenoid kas
(glottisin arka kısmını kapatmaya
yardımcı olurlar)
Eksternal tiroaritenoid kas
(aritenoid lateral yüzeyine tutunurlar
ve vestibuler foldları ve vokal kordları
addukte eder)
8.
Vokal kord tensörleri
1.Krikotiroid kas: (N.
Laryngea sup.):Krikoid laminayı
arkaya doğru eğerek vokal korları
alçaltır, uzatır, gerer ve addükte
eder
2. İnternal tiroaritenoid
(vokalis) kası:Aritenoid kartilajın
vokal çıkıntısına ve bazı lifleri konus
elastikusa yapışır.Kasıldığında vokal
kordları addüksiyona getirir.
9.
Larenks beslenmesi
Süperior laringeal arter
Süperior tiroid arterin dalı(ECA),
tirohiyoid membranı delerek
larenkse ulaşır, vokal kordlara
kadar olan larenksi ve piriform
sinüsü besler
İnferior laringeal arter
(vokal kordların alt kısmını besler)
inferior laringeal sinirle larenkse
ulaşır
a.subclavia-tirocervikal trunk-
inferior tiroid arter
10.
Larenks inervasyonu
Süperior laringeal sinir(inferior vagal
ganglion)
İnternal dalı (tamamen sensitif , vokal
kord seviyesine kadar larenksi inerve
eder)
Eksternal dal motor dalı(krikotiroid
kas)
Rekürren laringeal sinir( vagusun
dalı)
Motor ve sensitif lifler içerir
Motor lifler m.krikotiroid dışındaki
tüm larenks kaslarını inerve eder
Sensitif lifler vokal kordların altında
kalan larinks duyusunu alır
Vagustan ayrıldıktan sonra solda aortu ,
sağ subclavian veni dolanır.
12.
Vokal proçes
Kartilajenparça(aphonatör)
Posterior 1/3
Membranöz parça(phonatör)
Anterior 2/3
Bening laringeal
lezyonların çoğu
membranöz bölümü etkiler
13.
Süperfisial tabaka
Üstte ve altta yalancı çok katlı yassı
epitel
Medial kordun kontakt yüzeyinde
nonkeratinize skuamöz epitel
Lamina propria
Süperfisial-reinke boşluğu
• Zayıf fibröz matriksten oluşur
İntermediate – elastinden oluşur
Derin tabaka
• Fibroblast ve yoğun kollajen içerir
Kas tabakası-vokal kas
( tiroaritenoid kasın medial parçası)
14.
Majör fonksiyonları
Havayolunun korunması: En
ilkel fonksiyondur, gıda maddelerinin alt solunum
yollarına kaçmasını engelleyen bir aktif kapak
(sfinkter) görevi görür. Larenks olmadan da yutma
gerçekleşir;yutma sırasında larenks çeşitli anatomik
mekanizmalar ve reflekslerle solunum yollarını
kapatarak tükrük ve gıdaların alt solunum yollarına
kaçmasını önler.
Solunum: havanın alt solunum yollarına
iletilmesi ve solunum sırasında hava akımının
kontrolunu sağlar.
Fonasyon: Filogenetik olarak larenksin en son
ortaya çıkan fonksiyonudur
15.
İnsan sesilarenks, akciğerler , diafram , abdominal
kaslar, boğaz, boyun kasları,dudaklar,dil ,buksinatörler
ve damağın koordineli çalışmasıyla ortaya çıkar.
Konuşmanın 3 temel komponenti mevcuttur.
Fonasyon
Rezonans
Artikülasyon
16.
SES: larenkstarafından ekspiratuar hava akımının
aerodinamik ve miyoelastik kuvvetlerin sonucu olarak,
vokal kordların serbest kenarlarının titreşmesiyle
üretilir.
Normal bir fonasyon için:
Uygun vokal kord kapanması
Yeterli ekspiratuar güç
Vokal kordların yeterli vibratuar kapasitesi
Uygun vokal kord şekli
Vokal kordun uzunluğunun ve gerginliğin istemli kontrolü gerekli
17.
Fonasyon sırasındavokal
kordlar üst kenar alt
kenarın arkasında olacak
şekilde ayrı kitle şeklinde
titreşir
Posteriordan anterior yönde
ilerleyen bu dalgaya
mukozal dalga denir.
REZONANS
Sesin uzatılması,amplifikasyonu ve filtrasyonudur.
Fonasyonla yapılan ses göğüs,üst hava yolu ve kafanın
rezonansıyla insan sesi özelliği kazanır.
Primer rezonans: farenksteki hava kolonudur.
ARTİKÜLASYON
Artikülatörler hareket edebilen yapılardır. Dudaklar, dişler, dil,
sert damak, yumuşak damak, çene birer artikülatördür.
Artikülatörler ses yollarının seklini ve bir ölçüye kadar
uzunluğunu değiştirerek larinksten gelen ses kaynağına
değişik rezonans özellikleri olan titreşimler yaratır.
Erişkin ve çocuklardakien sık ses kısıklığı
nedenidir
Toplum içinde çok konuşan seslerini icra eden
(ses sanatçısı, öğretmen, imam) bireylerde daha sık
izlenmekte
Gergin, agresif kişilik yapısı ile yakın ilişkilidir
Çocuklarda genellikle erkeklerde, erişkinlerde ise
genç kadınlarda
Çocukluk çağı ses bozuklarının %40’ını
oluşturmaktadır
Çok konuşan çok bağıran gergin genç kadın tipik
adaydır
Uzun süreli sesin yanlış ve kötü kullanılmasına ve
aşırı zorlanması
23.
Nodüllerin sebebigenellikle konuşma, bağırma,
haykırma ve doğal olmayan şekilde düşük frekanslı
sesle konuşmak ve anksiyetenin meydana getirdiği aşırı
kas gerimi ile sesin yanlış kullanılmasıdır.
Sesin yanlış kullanımı sonucu vokal kordun lamina
propriasının yüzeyel tabakasında vasküler dilatasyon ve
konjesyona neden olur.
Sesin yanlış kullanılmasının doğurduğu vokal
travmanın kronikleşmesi ile bu tabakada ödem ,
konnektif dokuda hyalinizasyon ve fibrozise yol açar.
Nodüllerin kord vokallerin 1/3 ön kısım ile 2/3 arka
kısmın birleşme yerinde sık görülmesinin nedeni
membranöz kord vokalin ortasına denk gelen bölgenin
vibratuar hareketin en fazla olduğu yer olmasıdır
24.
Histopatolojik bulgular;kronik nodülde keratin
oluşumunun görülebildiği bazal membran
kalınlaşması, epitel tabakasında hiperplazi ile birlikte
reinke ödemi, fibroblast varlığı, fibröz doku ve
hyalinizasyon varlığı, mikrokistik dejenerasyon ve
minimal inflamatuar değişiklikler
Lamina proprianın süperfisyal tabakasında
immunohistokimyasal teknik yardımıyla protein tespiti
yapılmış ve yoğun fibronektin deposu gözlenmiş
Fibronektin: fibroblastlarca üretilen glikoproteindir.
Süperfisyal tabakanın bazal membranın vokal
travmaya maruz kalan bölgesi ile bağlantısı olduğu
tespit edilmiş, bağlantıyı kalın tip 4 kollajen
bantlarının oluşturduğu gösterilmiş. Bu da skar
formasyonun gelişiminde rol oynar.
Bu durum bazı vokal kord nodüllerinin konuşma
terapisine neden cevap vermediğini açıklamakta.
25.
Vokal kordnodüllerinin ilk semptomu ses kısıklığıdır.
Kaba, çatallı veya hafif eforlu tarzda
Sesini profesyonel kullananlarda ses kısılmasından
önce seste yorulma ve ses sanatçılarında ince sesleri
çıkaramama olarak kendini gösterebiliyor.
Tanı anamnez ve indirekt laringoskop
Kesin tanı laringovideostroboskopi ile konmaktadır .
Nodüller kord vokalin kitlesini ve kalınlığını artırarak
nefeslilik ve ses kısıklığına yol açarlar.
Stroboskopide vibrasyonda azalma, glottik kapanma
tam olmama şeklinde
Kum saati şeklinde glottik açıklık tipiktir.
Stroboskopik incelemesinde nodülün tipine göre
değişen vibrasyon kaybı vardır.
Kord vokal vibrasyonunu fibröz nodüller ödematöz
nodüllere göre daha fazla etkilemektedirler.
Nodül fibröz ve sert yapılı olduğu durumlarda nodül
bölgesinde vibrasyon gözlenmez.
15 yaşında şarkıcı
26.
Tedavide temel prensipvokal hijyen ve ses terapisinin
beraber uygulanmasıdır.
Nodül ne kadar büyük ve fibrotik olursa olsun öncelik ses
istirahatidir
Tedavi ile gerilemeyenlerde (en az 3 aylık ses terapisi)
cerrahi uygulanır.Cerrahi sonrası ses terapisine devam
edilmeli.
Nodüllerde ses istirahati mutlak ses istirahati şeklinde değil
modifiye ses istirahati şeklinde olmalıdır.
Modifiye ses istirahati hastanın her defasında 5 dakikadan
fazla olmamak şartıyla günde 15 dakikaya kadar
konuşmasına izin verilir.
27.
Sesin oluşumundarol alan respiatuar, fonatuar ve
artikülatuar aktiviteler arasındaki uyumu sağlamaya
yöntemlerdir
Çiğneme yöntemi(fröschels)
Esneme yöntemi (Boone)
Şarkı-konuşma yöntemi(Boone)
Vurgu yöntemi(Smith)
Rezonan ses terapisi
Spesifik ses terapi yöntemleri
Odituvar feedback
Vizuel feedback
28.
YAPILMAMASI GEREKENLER
Gürültülüyerlerde konuşma
Yüksek sesle konuşma, bağırma , çığlık
atma
Yüksek sesle ağlama veya gülme
Uzun süreli konuşma
Aşırı öksürme ve boğaz temizleme
Aktif ya da pasif sigara içimi
Alkol alımı
Tozlu ve/ veya kuru hava soluma
Sekresyon vizkositesini artıran ilaçların
ve gıdaların alınması:kafeinli içecekler
,antihistaminikler ve dekonjestanlar,
mide asiditesini artıran ilaçlar ve
gıdaların alınması: karbonik asitli
içecekler, baharatlar, aspirin
YAPILMASI GEREKENLER
Ortam neminin artırılması
Bol su içme
29.
Konuşma terapisinecevap alınamayan olgularda, sert
nodüllerde, hastanın şikayetleri nedeniyle sosyal yaşantısının
etkilenmesi gibi durumlarda cerrahi tedavi önerilir.
Nodül cerrahisinin temelinde epitel dokusu ile altındaki
lamina proprianın korunması yer alır.
Nodülün cerrahi eksizyonunda bouchayer ve ark. İleri
sürdüğü teknikte kord vokalin serbest kenarında yerleşen
nodül , merkezinden mikroforsepsle tutulup mediale çekilir,
takiben nodüler gelişme kıvrık mikromakas yardımıyla eksize
edilir.
Nodülün cerrahi tedavisinde CO2 lazer de kullanılabilir. CO2
lazer iki şekilde kullanılabilmekte
1. soğuk cerrahideki makas veya bistürinin yerine geçecek
tarzdaki uygulama
2. epitel üzerindeki sınırlı kalınlaşma gösteren nodüllerde
lezyon medialize edilmeden lazerle traşlanır.
30.
Genellikle ünilateraldir
Genellikle kord vokalin ön veya orta
1/3 kısmında yerleşir
Saplı veya sapsız olabilen
Bilateral görülebilir bu durumda
genellikle asimetrik
Larinkste kronik enflamasyona yol açan
tüm faktörler poliplere neden olabilir
Yoğun sigara içenlerde ve sesini yanlış
kullanan bayanlarda bilateral
görülebiliyor
Çok sigara içenlerde polipler diffuz hale
gelip reinke ödemine dönüşebiliyorlar
Bazı hastalarda fazla aspirin veya diğer
antikuagulan ajanların kullanımı polip
gelişimine eğilim doğurduğu ifade
edilmekte
31.
Polipler kordvokalin lamina
propriasının yüzeyel
tabakasında yer alır
Mekanik stres sonrası lokalize
subepitelyal tabakada ödem
Travma sonrası vazodilatasyon
damar permeabilitesinde artış
ve eritrosit, fibrin ve ödematöz
sıvı interselüler boşluğa
ekstravaze olması
32.
Hastalar ensık ses kısıklığı
şikayetiyle gelirler
Bazı pediküllü polipler subglottik
bölgeye sarkarlar. Polip serbest
kenarda olmadığından hastada
belirgin ses kısıklığı yapmaz
ancak ses tonunu özellikle hızlı ve
heyecanlı konuşmalarda sabit
tutamaz ve diplofoni oluşur
Bazı hastalar ses tellerinde
balgam şikayetiyle başvururlar
Nadiren büyük polipler nefes
darlığı yapabilirler
33.
Tanı: indirektlarengoskopi, rijit
teleskop, flexible fiberoptik
larengoskop
Tedavi: erken veya organize olmamış
ödemlerde , yumuşak poliplerde
medikal ses tedavisi ve irritan
faktörlerin sınırlandırılması
Cerrahiye aday:
Medikal ses tedavisine refrakter hasta
Olayın kronik olduğu düşünülen hasta
Ses düzelmesinin acil gerekli hastalar
Hemorajik, pediküllü polipler
34.
Pediküllü, hemorajiya da
fusiform poliplerde cerrahi
girişim gereklidir.
Vasküler ağdan zengin
poliplerin eksizyonunda
CO2 lazer tekniği seçilmesi
nüksleri önlemek için daha
uygundur
35.
A, Hemorrhagic polyp,right vocal fold. B, Polyp is grasped with right-turning heart-
shaped forceps to reveal pedunculation and flexibility of the mucosa. C, At the
moment of excision with a left-turning scissors. D, Tiny residual wound. This patient’s
voice was entirely normalized, including the upper voice.
36.
Polipoid dejenerasyon, Kronik
polipoid kordit, Kronik ödematöz
hipertrofi ve kronik hipertrofik
larenjit olarak da bilinen sıklıkla
her iki kord vokalin tüm uzunluğu
boyunca etkilendiği kronik
ödematöz bir lezyondur.
Hemen daima bilateral, simetrik
Asimetrik olabilir
Ödem genellikle kord vokalin üst
yüzünde
Her iki cinste eşit rastlanır
Genelde 40-50 yaşlarda
Özellikle 50 yaş üzeri bayanlarda
ses kısıklığının en yaygın sebebi
37.
Sigara içimien majör faktör
Sesin yanlış ve yoğun
kullanılması
Hipotiroidizm
Reflü larenjit
Çevresel ve endüstriel
irritanlar
Postnazal akıntı
38.
Reinke mesafesi;lamina proprianın
yüzeyel tabakasına uyan potansiyel
boşluk
Sınırları;önde anterior komissür, arkada
aritenoid kartilajın vokal prosesi,
medialde üzerini örten epitel örtüsü,
lateralde vokal ligaman
Reinke boşluğu vasküler konjesyon,
venöz staz ve zayıf lenfatik drenajdan
dolayı sıvı birikimine maruz kalır.
Diffüz polipoid değişikler vokal
proçesden anterior komissüre kadar
membranöz kord vokal bölümünden
gelişir.
Ödem genellikle bilateral ve simetrik
Histolojik incelemede; bazal tabakada
epitelyal hiperplazi
39.
Tipik şikayet;çok konuşan ve sigara
içen kişide progresif ses kısıklığı ve
horlama
Sesde kalınlaşma, nefeslilik, kabalaşma
görülür.
Diplofonik bir ses , ses perdesinde
azalma ve monotonlaşma
Sık sık boğaz temizleme ve kuru
öksürük
Bayanlarda erkeksi ses gelişimi sık
görülür
Ödem ciddi boyuta ulaşınca obstrüktif
karakter kazanabilir.
Ve hastada böylece aşırı horlama ve
obstrüksiyon nedenli gece uykudan
uyanma, hava açlığını gidermek için
pencereye çıkma sık görülür
40.
Tanı: indirektlarengoskopi
Stroboskopik incelemede,
vibrasyon esnasında glottik
kapanma tamdır
Bilateral kord vokal
hareketleri asimetriktir
Başarılı vibratuar hareketler
aperiyodiktir
Mukozal dalga hareketi
bariz artmıştır.
41.
Sigaranın bırakılması
İrrittan toz ve dumanlardan
uzak durulması
Hipotiroidizm tespit edilen
hastalar endokrinoloji
uzmanıyla değerlendirme
Reflü larenjit ise antireflü
tedavisi
42.
medikal tedavide;
Sistemik dekonjestanlar,
Antiinflamatuar ilaçlar
Antireflü tedavisi
Erken vakalarda cerrahiye
gerek kalmadan ses eğitimi
ile başarılı sonuçlar
alınabilmekte
43.
Cerrahiye kararverirken göz
önünde bulunduracaklar
Kişinin sesinin etkilenme
miktarı
Etkilenen kişinin bundan ne
kadar etkilendiği
Solunum sıkıntısının olup
olmadığı
Yaş
Sesini profesyonel kullanıp
kullanmadığı
44.
Uygulanan cerrahitedaviler soğuk larinks
mikrocerrahisi ve CO2 lazer
mikrolarengoskopik eksizyonu
Vasküler genişlemeleri fazla olduğu
vakalarda CO2 lazer tekniği önerilir.
Soğuk larinks mikrocerrahisinde vokal
kordun fonasyon sağlayan medial yüzeyinin
integrasyonunu korumak çok önemli
İnsizyonlar vokal kordun üst yüzeyinden
laterale doğru yapılmalı,
Ödem veya fibröz eksudanın aspirasyonu için
mukoza eleve edilmeli
Fazla mukoza doğal olması için traşlanabilir
Mukoza korunması amacıyla sadece epitele
yapılan insizyonla da ödem aspire edilebilir.
Cerrahi sonrası ses dinamiklerinin
kazandırılması için ses terapisi verilmeli ve
laringoözefageal reflü açısından hasta takip
edilmeli
45.
Bening larinkslezyonlarının %4
ünü oluşturur.
Genellikle tek taraflı nadiren
bilateral
Kord vokallerin özellikle orta 1/3
bölümünde
Epidermoid ve mukus retansiyon
kisti olmak üzere 2 tip
Her iki tipde lamina proprianın
yüzeyel tabakasında yerleşmekte
beraber boyut artışıyla alt
tabakalara uzanım
gösterebilmekte
46.
Mukus retansiyonkistleri, müköz
veya minör tükrüz bezi
glandlarının toplayıcı tüplerinin
tıkanmasını takiben meydana
genişleme sonucu oluşur
Tipik olarak uzun süre entübe
edilen preterm infantların
subglottik bölgelerinde
Duvarları 2 tabakadan oluşmakta
iç kısım silyalı kolumnar epitel,
dış kısım küboidal epitel
Bouchayer ve ark. Yayınladıkları
raporlarda bu tip kistlerin
duvarında yaklaşık %40 vakada
metaplaziye rastlamışlardır
47.
Epidermoid kistlerkaynağına yönelik
iki görüş mevcut
Konjenital teoride; submukozal bölgede
yerleşen epitel hücre artıklarının yıllar
içinde yavaş yavaş büyüyerek kist
haline dönüşmesi
Diğer teori; vokal kordlardaki travma
sonrası iyileşme dönemindeki
değişiklikler sonucu
Epidermoid kistler de vokal ligamanın
elastik veya kollajen yapışma daha sık
olduğu için diseksiyonu zor
Bu kistlerin duvarını çok katlı stratifiye
epitel oluşturur.
Kist içeriği kolesterol kristalleri,
dökülen epitel artığı ve keratinden
oluşur.
48.
En sıkgeliş ses kısıklığı
Ses kısıklığı yavaş progresyon göstermekte
Özellikle çocuklarda boyut artışına bağlu
inspiratuar karekterde dispne
49.
Tanı açısındanen zorluk çekilen bening laringeal
lezyonlardan biri
Tanı zorluğunun önemli bir nedeni çoğu zaman vokal
kordlarda görülen lokal enflamatuar değişiklikler
Lokal enflamasyon görüldüğünde muayene ses isitrahati
ve lokal enflamasyonun düzelmesi sonrası yenilenmeli
Larenk aynası, fiberoptik incelemede kord vokal
bölgesinde kalınlaşma ve şişme görülebilir.
Stroboskopik muayenede karşı kord vokalde reaksiyonel
küçük düzeyde vaskülarite artşı ve ödem görülür
50.
Mukus retansiyonkisti ve epidermoid kistler
görünüş açısından benzer
Her ikisi de kord vokalin 1/3 orta bölümünde
yerleşmekle beraber
mukus retansiyon kistleri kord vokalin serbest
kenarında gland bulunmadığından dolayı serbest
kenarın hafif alt bölümünden kaynaklanır
Epidermoid kistler büyük oval sarımsı renkte ve
bazen bilateral
Mukus retansiyon kisti küçük, gri renkli ve genelde
tek taraflı
Epidermoid kist sesi daha çok etkiler
Stroboskopide diğer bening laringeal lezyonlara
göre mukozal dalga daha fazla etkilenmekte, hatta
bazen hiç alınmayabilir.
Nodül ve polipde olduğu gibi kistin öünde ve
arkasında glottik kapanma defekti vardır
Ayrıca vokal kord serbest kenarında düzensizlik,
glottik kapanmada kum saati manzarası , asimetrik
ve aperiodik dalga özellikleri vardır.
51.
Lokal enflamasyondeğişiklerin tedavi için NSAİİ ,
dekongestanlar
Lokal enflamasyon düzeldikten sonra kesin tedavi
cerrahi eksizyon
Destek tedaviler ve ses terapisin etkinliği sınırlı
Cerrahi tedavide genellikle mikroflep tekniği tercih
edilmekte
Kord vokal kistlerinde CO2 lazer uygulaması ancak
ilk insizyon aşamasında ve intaçı kanamaların
koagülasyonu amacıyla kullanılmakta
52.
Operasyona kordvokalin üst yüz ve ventriküle
mümkün olan en yakın yerden vokal kord uzun
eksenine paralel bir insizyon
İnsizyon lateralden yapılmasının iki temel amacı
mevcut
Lateralden yapılacak insizyon ile vokal kordun daha
kolay tanınması ve operasyon sonrası gelişebilecek
submukozal skar ve kontraktürün mukozal dalga
hareketini daha az etkilemesi
İlk insizyon orak bıçakla yapılmasını takiben ağzı
yukarı bakan mikro makasla insizyon tamamlanır
Künt elevatörle lamina proprianın süperficial
tabakası diğer tabakalardan ayrılır.
Diseksiyona kist duvarı ile vokal ligaman arasında
kalınarak devam edilir.
Diseksiyon esnasında özellikle dikkat edilmesi
gereken vokal ligamana zarar verilmemesi ve kist
içeriğinin dışarı çıkmasını engellemek
Kistin total çıkarılmaması nüks riskine neden olur.
Ameliyat sonrası dönemde olguların % 20’ sinde
skar ve polip oluşumu gibi sorunlarla karşılaşılabilir
53.
Membranöz kordvokalin serbest kenarı
boyunca yerleşen, üzeri epitel ile örtülü
çentik
Genelde bilateral oldukça nadir
Genellikle konjenital olduğu sanılıyor. Ama
kazanılmış olduğunu iddaa edenlerde mevcut
Çocuklarda rastlanabilmekle beraber
özellikle ileri yaşlarda görülebilmekte
Bouchayer ve ark. Sulkus vokalisin 4. ve 6.
brankial arklardan kaynaklanan konjenital
anomali olduğunu ifade etmişlerdi.
Kanıt olarak sulkus vokalisin özellikle sesini
yanlış kullanma anamnezi olmayan, larenjit
geçirmemiş çocuklarda görüldüğü ve yeterli
bir tedavinin ardından yenilenmemesini
göstermişlerdir.
54.
Lezyonun etrafındaödem
ve enflamasyon olması ve
erişkinlerde de görülmesi
kazanılmış bir lezyon
olduğunu da düşündürmekte
Aynı zamanda sulkus
vokalisin epidermoid
kistlerin spontan açılması
sonucu oluştuğuda
bildirilmiştir
55.
Lamina proprianınyüzeyel
tabakasında yerleşmiştir.
Yüzeyde kalınlaşmış stratifiye
squamöz epitel, derininde
hiperkeratözise rastlanılabilir.
Kollajen lif sayısı artarken,
kapiller arterlerde azalma
mevcut.
Histolojide; vokal ligamanı
içeren fibrozis,
neovaskülarizasyon ve yoğun
inflamasyon bulunur
56.
Özellikle erkeklerdeseste kalınlaşma, nefeslilik
ve çabuk yorulma sık görülür
Seste görülen yorulma hiperkinetik ses
özelliğinden kaynaklı
Hiperkinetik özellik, glottik kapanma defektinin
ortadan kaldırmak için harcanan çaba neticesinde
ortaya çıkar
Fonasyon esnasında vokal kordlar yay gibi
gerildiğinden seste çatallaşma görülebilir
57.
Ford veark. göre Sulkus vokalis
Tip 1 veya fizyolojik sulkus;
özelikle normal sese sahip
olanlarda. Sulkus, konuşma
esnasında stroboskopik
görülebilir
Tip 2; sulkuslu hastalar,
vibrasyonda düzensizlik, kapiller
dilatasyon, vokal kordlarda
ödeme sahip disfonili hasta
Tip 3; ciddi boyutta disfoni. Vokal
korda derin sulkusa ilaveten
patolojik değişikler mevcut
58.
Geniş çaplıteleskop yardımıyla
İndirekt larengoskopik olarak tanı
konulabilir.
Larengoskopide membranöz
vokal kord serbest kenarda tüm
kord boyunca çökme, bazen
kenarlarda ödematöz füziform
şişlik veya yay gibi eğiklik
Stroboskopik incelemede; kord
vokallerde kalınlaşma ve glottik
kapanma defekti mevcut.Mukozal
dalga girintinin olduğu segmente
kaybolur. Fonasyon süresi
kısalmıştır.
59.
Ses eğitimitercih edilmeli
Çeşitli cerrahi teknikler
önerilse de elde edilen
sonuçlar yüz güldürücü
değil
60.
Papillomatozis;tüm solunummukozasında
görülebilen rekürren karekterde selim bir
neoplazi
Vakaların yarısında yerleşim yeri larinks
Larinkste en sık anterior glottis özellikle ön
komissürde yerleşir
Diğer görülebilen yerler epiglot posterior
yüz, aryepiglottik kıvrımın larengeal yüzü,
ventrikül ve posterior glottis
Papillom etyolojisinde enfeksiyonlar, travma
ve hormonlar neden olarak sürülmüştür
Son çalışmalar viral etyolojiyi desteklemekte
HPV tip 6 ve tip 11 sorumlu tutulmakta
Tüm yaş gruplarında görülmekle beraber 3’te
2’si 15 yaş altı çocuklardır. En yoğun
görüldüğü yaş grubu 5 yaş altı
61.
Papillomlar çokkatlı yassı epitel ile silyalı
solunum epitelinin birleşme alanlarından,
yani vokal kordun üst ve alt hizasından
gelişmeye başlarlar
Epitel içinde latent kalan HPV hayatın
herhangi bir döneminde yeniden aktive olup
yeniden papillom gelişebilir
Lezyonun histolojisinde etrafı hiperplastik
maturasyon gösteren squamöz epitelle örtülü
hipervasküler fibrokonnektif doku ve papiller
uzantılar görülür.
Epitelde keratinizasyon yok yada çok hafif
Erken dönem karsinom ile ayırımında bazen
güçlükle karşılaşılabilir.
Batsakis’e göre malign transformasyon son
derece nadir görülmekle beraber özellikle
radyoterapi gören ve hastalığın juvenil
formunda görülmektedir
62.
Larengeal papillomatozisin2
tipi mevcut
1. juvenil tip: çocuklarda
solunum güçlüğü semptomu
ile kendini gösterir ve alt
solunum yollarına doğru
erişkinlerdekinden daha
invaziv seyreder
2.erişkin tipi: erişkin çağda
ortaya çıkar, papillomların
büyüme ve invazyon hızı daha
yavaş
63.
5 yaşinfantlarda özellikle
görülmesi nedeniyle bu yaş
grubunda çocuklarda
rastalanabilecek ses ve
solunum problemlerinde
aklımıza gelmeli
İnfantlar genellikle ses
kısıklığı ve ağlamada görülen
değişiklik nedeniyle getirilirler
Bazen solunum zorluğu ile
gelebilirler
64.
İndirekt larengoskopidebirbirinden ayrı
farklı büyüklüklerde sessil pembemsi kırmızı
kitleler
İnfantlarda bu muayeneyi tolere edemeyen
vakalarda genel anestezi altında yapılacak
direkt larengoskopik incelemeyle tanı
konulabilir
Makroskopik muayene ile şüpheye düşülürse
alınan biyopsinin histopatoloji incelemesiyle
konur
PCR tekniği kullanılarak yüksek spesifite ve
sensitivite HPV tayin edilebilmekte
Stroboskopide; glottis vibratuar siklus
boyunca tam olarak kapanmaz maksimum
kapanmada açıklık düzensizlik gösterir. İki
kordun hareketleri asimetrik olup başarılı
vibrasyonlar aperiodik
65.
Papillomatöz dokunun
gelişiminiönleyebilecek kesin
tedavi yoktur.
Değişik tedavi yöntemleri öne
sürülmüştür
Cerrahi tedavi yöntemleri
soğuk mikroşirürjik teknik ve
CO2 lazer
Medikal tedaviler; alfa
interferon, fotodinamik tedavi,
asiklovir tedavi, ribaverin
tedavisi ve otovaksen tedavisi
Carbon-Dioxide-CO2-Laser-
Microsurgery-for-Adult-Onset-
Laryngeal-Papillomatosis
66.
Cerrahi tedavideamaç
papillomun kitlesini küçülterek
solunum yolunu açmaya ve ses
kalitesini düzeltmeye yöneliktir
Yeni papillomların gelişerek alt
solunum yolarına invazyonunu
önlemek için mümkün olduğunca
traketomiden kaçınılmalı
Ön ve arka kommisürün her iki
tarafından simultane olarak
çıkarılmamalı laringeal web
oluşumuna neden olunabilir
67.
Alfa interferontedavisi
virütik etkiyi önlemek için
kullanılabilmektedir.
Genellikle cerrahi tedaviden
sonra nüksleri azaltmak
amacıyla kullanılmakta
Ancak doz ayarlamasının
güçlüğü ve yan etkileri
nedeniyle ciddi morbiditeye
sahip oluşu dezavantaj
oluşturmakta
68.
Genellikle kronikirritasyon
sonucunda gelişirler.
İrritasyon nedenleri zor
entübasyon, uzun süreli
entübasyon, yüksek sesle
konuşma ve bağırma nedenli
kronik vokal travma,
larengofarengeal reflü, kronik
öksürük ve kronik boğaz
temizleme alışkanlığı
Genellikle posterior 1/3 kord
vokalde yerleşim gösterirler
69.
Hastalığın başlangıcındavokal
proçesin medial tarafını örten
mukoperikondriumda
inflamasyon veya öksürük atağı
esnasında gelişen ülser görülür
Daha sonra kronik boğaz
temizleme, bağırma ve öksürük
gibi irritatif faktörler sonucu
aritenoid kartilajda perikondrit ve
kondrit gelişir
Yüzeydeyse gözle görülebilen
proliferatif vokal granülom gelişir
70.
Vokal kordgranülomları etiyolojik faktöre göre değişik klinik
özellikler göstermekte
Kontakt granülom; belirli ses özelliğine(düşük frekanslarda
konuşan) sahip erkeklerde , agresif kişilik yapısında olanlarda
Kontakt granülom genellikle tek taraflı aritenoid proçeste görülür.
Karşı aritenoid de epitelyal hiperplazi mevcuttur
Entübasyon granülomları; geçirilmiş cerrahi girişim veya uzun
süreli entübasyon varlığında
Yapılan araştırmalarda granülomun varlığı ile entübasyon süresi
arasında ilişki tespit edilememiştir.
Daha çok entübasyonun şekli, kullanılan tüpün geniş oluşu ve
enfeksiyon varlığı veya sonradan gelişmesi granülom gelişimi
üzerinde etkili
71.
Granülomlu hastalardases
kısıklığına ilaveten boğaza ve
kulağa yansıyan ağrıdan
şikayet etmekte
Granülom çok büyük boyuta
ulaşmadıkça çok hafif bir
kısıklık mevcuttur.
Membranöz vokal kordlar
normal ve glottik açıklık rahat
kapanabildiği için öksürük
esnasında veya konuşurken
düşük ve monoton bir ses
işitilir.
72.
Tanı indirektveya teleskopik
incelemeyle konulabilir.
Larengoskopide vokal proçes
bölgesinde üstü beyaz eksüda
ile kaplı, çökük ülsere alan
veya bu boşluğu dolduran
granülomatöz doku tanı
koydurucudur.
Larengoözefageal reflüye
bağlı olanlarda bunlara ek
aritenoidin diğer kısımlarında
eritem ve ödem mevcuttur.
73.
Entübasyon bağlıolmayanlarda tedavi
altta yatan nedeni ortaya koymak ve
ortadan kaldırmaktır.
Reflüye bağlı ise asit sekresyonunu
artıran gıdalardan uzak durulması,
kahve, sigara , alkol kısıtlanması ve
stresden uzak yaşam
Ek olarak 6 ay h2 reseptör blokerleri
veya PPI kullanımı
Tedavi ile granülomda gerileme
olmazsa mikrolarengeal cerrahi
yöntemle cerrahi eksizyon denenebilir.
Postop antireflü ve antibiyoterapi ile
devam edilir
Postop konuşma terapisi verilmeli