• Like
  • Save
vücudun sıvı bölümleri (fazlası için www.tipfakultesi.org )
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

vücudun sıvı bölümleri (fazlası için www.tipfakultesi.org )

on

  • 2,920 views

 

Statistics

Views

Total Views
2,920
Views on SlideShare
2,757
Embed Views
163

Actions

Likes
1
Downloads
3
Comments
0

2 Embeds 163

http://www.tipfakultesi.org 102
http://tipfakultesi.org 61

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Microsoft PowerPoint

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    vücudun sıvı bölümleri (fazlası için www.tipfakultesi.org ) vücudun sıvı bölümleri (fazlası için www.tipfakultesi.org ) Presentation Transcript

    • Vücudun Sıvı Bölükleri Prof. Dr. Cem Süer
    • 60-40-20 kuralı (BOS, perikardiyal, TBW’nin %60’ı sudur; %40’ı hücre sinovial, plevral, içindedin; %20’si hücre dışındadır. intaoküler ve peritoneal) Su, vücut ağırlığının erkeklerde %50-65; kadınlarda %45-55; yeni doğanda %75; yaşlılarda %45’ini oluşturur. ISF ve plazma dolaşım• Bütün sıvı bölmeler ozmotik dengededir sisteminin kapillerleri ile (geçişler sırasındaki anlık değişmeler birbirinden ayrılmıştır. hariç) Proteinler hariç olmak üzere• ECF’deki iyon ve küçük maddeler alt- pek çok erir madde ISF ve bölmeler arasında benzer derişimdedir. plazma arasında kolayca• değişime uğrar ve bu ECF hacmi toplam Na içeriği ile orantılıdır. nedenle ISF ile plazmanın bileşimim hemen hemen aynıdır.
    • • Organizmayı oluşturan su, mineral ve organik bileşenlerin (protein, yağ, karbohidratlar) her biri vücudun sıvı bölmeleri içinde değişik form ve miktarlarda bulunurlar.• Na, ECF’de; K, ICF’de ve albumin intravsküler boşluk veya plazma volümünde diğer bölmelerden çok daha fazla bulunurlar.
    • Total Vücut suyunu etkileyen faktörler: Yağ kitlesi• Vücut suyunun, vücut ağırlığına göre yüzdesi, yağ miktarından etkilenir. Yağ miktarı arttıkça su yüzdesi azalır.• Bunun nedeni yağ dokusunun diğer dokulara göre çok daha az su içeriğine sahip olmasıdır. Yaklaşık olarak yağ dokusunun su oranı %10’dur.• Kadın ve erkeklerde, yaşlanmaya bağlı olarak vücut yağ kitlesi artar ve toplam su kitlesi azalır.
    • Total Vücut suyunun organlara göre dağılımı• Organ veya doku Doku Su % kitlesine göre, Kan 83,0 bulundurulan su kitlesi Böbrek 82,7 Kalp 79,2 değişir. En “sulu” doku Akciğer 79,0 kan dokusu ve böbrekler Dalak 75,8 iken kemik doku ve yağ Kas 75,7 Beyin 74,8 dokusu en az oranda su Deri 72,0 bulunduran dokulardır. Karaciğer 68,3 Kemik 31,0 Yağ 10,0 Tüm vücut 62,0
    • Hacim ölçmede temel ilke ?• Hacmi bilinmeyen bir ortama – Miktarı bilinen bir madde “indikatör” ilave edilir • Maddenin ortamda eşit olarak dağılması beklenir – Maddenin ortamdaki derişimi [ağırlık/aktivite]/[birim hacim] cinsinden ölçülür. » Birim hacimde bulunan madde miktarı ve verilen madde miktarı bilindiğinden, tüm hacim orantı yolu ile hesaplanır.
    • Vücud sıvı hacimlerinin ölçme teknikleri – Ölçülebilen kompartmanlar: • TBW – Radyoaktif su(trityumlu su) – Ağır su(döteryum su) – Antipirin – N-asetil 4 amino antipirin(NAAP) • ECF – İnulin, sukroz, rafinoz, mannitol – Radyoaktif Na, Cl, İyodotalamat, Tiyosülfat • Plazma – Evans mavisi(T-1824) – Radyoaktif iyotla işaretli kan proteinleri – 32P, 55,57 Fe, 51Cr – Ölçülemeyen kompartmanlar: • İSF • İCF
    • Indikatör-Dilüsyon Tekniği• Volüm indikatör, iv enjeksiyondan sonra bir veya daha fazla sıvı bölmede [PV, ECF (PV + ISF) veya TBW ( PV + ISF + ICF)] eşit dağılım gösteren maddelerdir.• Her bir durumda, indikatörün plazma derişimi, onun dağıldığı tüm volümlerdeki derişimi ile aynıdır.• İndikatörün bilinen bir miktarı (Di) iv yoldan enjekte edilir ve geçebildiği tüm bölmelerde eşit dağılım gösterene kadar beklenir. Daha sonra indikatörün plazma derişimi (Pi) ölçülür. İndikatörün dağıldığı bölmenin hacmi (Vi) hesapla bulunur.
    • İndikatör-Dilüsyon yönteminde dengelenme• Sıvı hacmini ölçmek için kullanılan ideal indikatör: – Metabolize olmamalı – Atılmamalı – Homojen dağılmalı – Sadece ölçülecek bölmede dağılmalı• İdeal bir indikatör yoktur. Bu nedenle farklı indikatörlerle ölçülen hacimler, farklı sonuçlar verir.• Metabolize olmayan indikatörler, dengelenme sırasında başta böbreklerden olmak üzere atılıma uğrarlar.• Bu nedenle indikatörün verilmesini takiben idrar toplanmalı ve atılan miktarı da belirlenmelidir.• İndikatörün idrardaki derişiminin idrar hacmi ile çarpımı, atılan indikatör miktarını (EI) verir. Doğru hesaplama yapabilmek için, bu miktarın verilen indikatör miktarından çıkartılması gerekir.• Ölçümün doğru yapılabilmesi, dengelenme peryodunun sonlanmış olmasına bağlıdır.
    • ISF ve ICF’nin hesaplanması• ISF ve ICF volümü, sadece buralarda yayılabilen bir indikatör bulunmadığı için direk olarak ölçülemez.• ISF ancak ECF hacminden plazma hacmini çıkartarak hesaplanabilir. Ancak ECF’nin sadece ISF ve PV’den oluşmadığı, transellüler sıvı hacmini de içerdiği unutulmamalıdır.• ICF, TBW hacminden ECF hacminin çıkartılması ile bulunabilir.
    • Su homeostazisi Picture 4• Su dengesinin idame ettirilmesi, sadece suyun değil, elektrolitlerinin de alım ve kayıp yollarında toplam bir eşitliğin sağlanmasını gerektirir.• Bu dengenin sağlanmasında rol oynayan en önemli organ böbreklerdir. Ayrıca akciğerler, gastrointestinal sistem, deri gibi organlar da dengenin korunmasında önemli rol oynarlar.• Bu ikincil organların genel süreçteki rolü bazı patolojik durumlarda daha da belirgin olur.
    • Su dengesi; Alım – Atım eşitliği – Günlük sıvı alımı 2500 mL • 1,5 L içilen sıvılar • 0,8 L alınan katı gıdaların bileşimindeki sıvılar • 0.2 L metabolik oksidasyonlar ile oluşan sıvılar – Günlük (hissedilebilen veya hisedilemeyen) sıvı kaybı 2500 mL • Böbreklerden (1-2L) 1,4 L idrar ile • Akciğerlerden buharlaşma 0,325 L • Deriden terleme (0,25 L) ve buharlaşma (0,325 L) ile • GIS’den 0,1 L feçes ile.
    • Su alımı: susama– Su alımını kontrol etme mekanizmasıdır.– Lateral hiptalamusta supraoptik ozmoreseptörlere yakın yerleşmiş bir merkez susama duyusunun oluşumundan sorumludur.– Merkez, ADH salımını kontrol eden ozmotik ve nonozmotik uyanların aynılarına ve ağız ve boğazdaki kuruluk hissini algılayan reseptörlere yanıt verir.– Susama duyusu azalmış kan volümüne yanıt olarak böbreklerden salgılanan renin’in etkisiyle oluşan Anjiotensin II tarafından da uyarılır.
    • Su kaybı: Terleme• Terleme, vücud su içeriğinin kontrol mekanizması olmaktan daha çok vücud ısısının korunması mekanizmasıdır.• Derinin ter bezleri sempatik kolinerjik kontrol altındadır. Terleme ile hem su hem Na kaybı olur ama su kaybı Na kaybından daha fazladır. Bu ECF de Na konsantrasyonun artmasına ve ozmolaritenin yükselmesine neden olur.• Dinlenme durumunda iklim ortamındaki terleme ile su kaybı yaklaşık günde 200 - 300 (ort 250) mL/gün kadardır.• Vücut sıcaklığı arttıkça terleme artar ve kayıp 8-10 L’ ye yükselebilir.
    • Su kaybı: Feçes• Normal şartlarda feçesle sıvı kaybı toplam kayıbın %4 ‘ünü (100 mL/gün) oluşturur.• Bununla birlikte GIS her gün yaklaşık 7 litre sıvıyı lümeni içine sekrete eder ve daha sonra tekrar geri emer.• Kusma ve diyare gibi durumlarda şiddetli su ve elektrolit kayıpğları görülür.
    • Vücut sıvılarının çoğu için pH6.5-8.0 arasında değişir. FİZYOLOJİKpH ARALIĞI !!!
    • Su kaybı: İdrar• Metabolik reaksiyonlar sonucu bir günde vücutta 600 mOsm yıkım ürünü oluşur ve bunlar böbreklerden filtrasyon veya sekresyon yolu ile atılır.• Böbrekler su kaybını ayarlayan temel organdır. Normal denge durumunda böbreklerden günde 1-2 L (ort 1,4) idrar atılır. Bu miktar alınan su miktarına ve renal kaynaklı olmayan sıvı kaybına göre değişim gösterir.Picture 5
    • Vücut su dengesinin bozulduğu durumlar– Vücud suyunun azalmasına (hipovolemi) neden olan durumlar • Ateş • İshal • Fazla terleme • Kusma • Pneumonia • Takipne– Vücud suyunun artmasına (hipervolemi) neden olan durumlar • Artmış Na alımı • Artmış Na tutulumu • Aşırı su alımı • ADH aşırı sekresyonu
    • Vücut su hacmi değişirse ne olur?• Vücud su hacmi değişirse neler olur? – Mekanizmalar • Neural • Renin-anjiyotensin-aldosteron (RAA) sistemi • Atriyal natriüretik hormon (ANH) • Antidiuretik hormon (ADH) – Artmış ECF aşağıdakilere neden olur: • Aldosteron salgılanmasında azalma • ANH salgılanmasında artma • ADH salgılanmasında azalma • Sempatik aktivitenin azalması – Azalmış ECF aşağıdakilere neden olur: • Aldosteron salgılanmasında artma • ANH salgılanmasında azalma • ADH salgılanmasında artma • Sempatik aktivitenin artması
    • Sıvı Hareketi• Sıvı, (hidrostatik) basıncın uygulanması ile yığın halinde hareket eder. – Arterlerdeki kanın hareketi• Basınç mikroskobik düzeyde de sıvının hareketini sağlar. Hücreler arasından ve hücre membranındaki kanallardan su ve içinde çözünmüş maddeler basıncın etkisi ile hareket ederler. Bu hareketin miktarını basınç gradaynı hareket alanı ve bariyerler belirler – Ozmos – Difüzyon (Sızma) – Ozmoz ve difüzyon kuvvetleri ICF ve ECF ile ISF ve plazma bölükleri arasındaş su ve solüt alış verişini kontrol ederler.
    • ICF-ECF değişimi• Hücre membranları ICF ve ECF yi ayırır.• Hücre membranının protein bileşenleri suya geçirgendir ama iyon geçirgenliği sıkı kontrol altındadır.• Hücre membranları fleksibldır:Hücreye su girerse şişer; çıkarsa büzülür. Ozmoz, hidrostatik basınçtan daha çok belirleyicidir.• ICF ve ECF, içerikleri farklı da olsa her zaman ozmotik denge halindedirler.• Vücut sıvı bölüklerinden bir veya daha fazlasına su veya solutlerin eklenmesi veya cıkartılması ozmolaritede bir değişmeye varsa hacim değişiklikleri ile sonuçlanır.
    • ECF-ICF değişimi hesabı• Prensipler – Su iki ortam arasında serbestçe geçer ama, basitleştirmek için, iyonların sürekli bir geçişi yoktur. – ECF ve ICF, her ne kadar kısa anlar için bozulsa da; ozmotik dengededir. – Kütlenin korunumu kanunu geçerlidir: bölmeler dengeye ulaştığında ne su ne de erir maddeler yoktan var olmaz ya da vardan yok olmaz.
    • Soru• 70 kg erkek• original osmolality of the ECF = 290 mOsm/kg water.• 2 L distile su ECF’ye eklenirse? – ECF hacmi artar, osmolalitesi azalır. – Erir maddeler hücre membranlarından geçemez. Yerine, su artmış derişimli bölmeden (ECF) hücreye geçer ve ICF hacmini artırır; ECF hacmini eski haline döndürmese de azaltır. – Dengelendiğinde her iki bölmede de hacim artmış osmolalite düşmüştür.
    • Başlangıç TBW 0.6 x 70 kg = 42 LBaşlanguc ICF 0.4 x 70 kg = 28 L hacmi Denge durumu 12180 mOsm/(42+2) kgSuBaşlangıç ECF osmolalitesi 277 mOsm/kgSu 0.2 x 70 kg = 14 L Final ICF Hacmi 8120 mOsm/277 mOsm/kgSu hacmi 29.33 kg Su = 29.33L 42 L x 290Başlangıç toplam mOsm/liter osmol Final ECF Hacmi 4060 mOsm/277 mOsm/kgSu 12180 mOsm 14.66 kgSu = 14.66L 28 L x 290Başlangıç ICF mOsm/liter osmol 8120 mOsm 14 L x 290Başlangıç ECF mOsm/liter osmol 4060 mOsm
    • Plazma – ISF değişimi• Kapiller duvardan gerçekleşir• Hidrostatik basıç (damak içindeki kan basıncı) ve OZMOZ İle belirlenir. – Hidrostatik basınç, su ve küçük erimiş maddeleri plazmadan ISF’ye iter; plazma proteinleri (kapiller membranda zedelenme olmadıkça) plazmada kalır. – Kapiller hidrostatik basıncı kapiller boyunca azalır (35 mm Hg’dan 15 mm Hg’ya) – Kapillerden geçemeyen maddeler ozmotik basınç yaratır. – Bu maddeler negatif yüklü olduğundan katyonları da tutar (Gibbs Donna dağılımı) ve ozmotik basıncı daha da artırır. – Kolloid onkotik basınç – Plazma ve ICF arasındaki protein konsantrasyon farkına orantılıdır. – 28 mmHg- 3 mm Hg = 25 mm Hg. – Kapiller boyunca sabittir.
    • DİFÜZYON ve OZMOZ: Tanım• Bir iyon ya da molekülün çok yoğun olarak bulunduğu bir bölgeden daha az veya hiç bulunmadığı yere doğru, dış bir kaynağın enerjisi (biyolojik enerji dahil) gerekmeksizin, hareket etmesi.• Yavaş bir süreçtir: 1 mm…0,5 msn; 10000 mm… 14 saat• Kinetiği Fick’in 1nci yasasına uyar: – Difüzyon hızı: Birim zamanda belli bir kesit alanından geçen parçacık sayısı. (akı, J; Mol/cm2/ sn). • J= Difüzyon sabiti x Gradyan• Su moleküllerinin difüzyonuna OZMOZ denir Picture 6
    • Difüzyon için gerekli enerjinin kaynağı• Pasif sürecin enerjisi- Brown hareketi – Mutlak 0 sıcaklıkta (-273 0C) moleküller hareketsizdir. Eğer moleküller ısıtılırsa, kinetik enerjileri artar ve vibrasyon hareketi ile rasgele yönde hareket etmeye ve birbirlerine çarpmaya başlarlar. – Bir su molekülü (1nm) bir polen molekülünden (1 µm) den aşağı yukarı 1000 kat küçüktür. Bu yüzden polen parçacığı minik su molekülleri tarafından sürekli itilen büyük bir balon gibidir. Su molekülleri kendilerine göre oldukça büyük olan bu balona (bizim için ise oldukça küçüktür) rastlantısal zamanlarda ve yönlerde sürekli olarak çarparlar. Rastlantısal bir andaki kuvvetlerin bileşkesinin belirlediği yönde polen molekülünü hareket ettirirler:Brown animasyon
    • Derişim (konsantrasyon)• Birbiri içinde tam olarak karışabilen, her noktası aynı dağılımı gösteren karışımlara homojen karışımlar, her noktası aynı dağılımı gösteremeyen karışımlara da heterojen karışımlar denir.• Bir maddenin başka bir madde içinde gözle görülemeyecek kadar küçük tanecikler halinde dağılarak, homojen karışım oluşturması olayına çözünme, elde edilen karışıma da çözelti denir. Çözeltilerdeki dağılma ortamına çözücü veya çözen denir• Bilinen en iyi çözücü sudur. Bir çok katı, sıvı ve gaz maddeler suda çözünürler.• Derişim, çözeltinin birim hacminde çözünen madde miktarı (konsantrasyon) olarak tanımlanır. – Concentrations = weight/volume
    • Derişim birimleri• Bir maddenin 6.023X1023 adet molükülün ağırlığı 1 mol’dür.• Molarite: Bir litre çözeltideki çözünen maddenin mol sayısı. • 1 molar NaOH çözeltisi, 1 litresinde 1 mol (40 g) çözünmüş NaOH içeren çözeltidir. • Bir maddenin 1 molü ve solüsyonun hacmini 1 L yapmak için gerekli sudan oluşan solüsyon Molar solüsyondur.• Molalite: Bir Kg çözücüde çözünen maddenin mol sayısıdır. • 3 molal NaOH çözeltisi, 1000 g suda 120 g NaOH çözülmesi ile hazırlanmış çözeltidir. • Bir maddenin 1 molü ve 1 Kg sudan oluşan solüsyon Molal solüsyondur.• Solüsyondaki iyon derişimleri mEq/Liter olarak verilir. Bir iyonun ekivalanı molarite x her moleküldeki yük sayısıdır.• Diğer birimler: Formalite; Normalite, Mol kesri, Yüzde, Binde (ppt), Milyonda (ppm), Milyarda (ppb)’ dır.
    • Su derişimi• Erir maddelerin derişimi / Çözücünün derişimi?• 1 mol H2O = 18 gram• 1 L su 55.5 mol su içerir. = 55 Molar!• Solusyon içinde iyonize olan moleküller, oluşan iyon sayısı ile orantılı olarak, su konsantrasyonunu azaltır.• Birim hacim suda çözünen her maddenin 1 molü aynı miktarda su molekülünün yerini alacağından, su derişimi, çözünen maddenin türüne değil çözünen molekül sayısına bağlıdır.• Şeklin solunda birim kare başına 1 birim su molekülü düşerken, sağ tarafta bazı karelerde çözünen maddelerin bulunduğu ve böylece her bir kareye 1 adet su molekülünün düşmediği görülmektedir.
    • Solüsyonlarda kullanılan ölçme birimleri• Osmol, yüküne bakılmaksızın, bir solüsyonda çözünmüş geçirimsiz partiküllerin sayısıdır.• Osmol, her litre için ifade edildiğinde osmolarite; her kg su için ifade edildiğinde osmolalite ile ölçülür. – Bir Litre suda 1 mol gram x maddesi çözülürse, çözeltinin ozmolaritesi 1 osmol olur. – Bir Kg suda 1 mol gram x maddesi çözülürse, çözeltinin ozmolalitesi 1 osmol olur.
    • Su derişimi• Şekilde 2 litrelik hacim çözünmüş partikülleri geçirmeyen bir zar ile ikiye ayrılmıştır. – “1” numaralı bölmede 2 mol madde çözünmüştür. Bu bölmede 53.5 mol su molekülü vardır ve solüsyonun osmolaritesi 2 osmol’dür. – “2” numaralı bölmede 4 mol madde çözülmüştür. Su konsantrasyonu daha az, solüsyonun ozmolaritesi daha yüksektir.
    • Vücut sıvılarının ozmolalitesi• Klinik kullanımda ozmolalite terimi, ozmolarite terimine tercih edilir.• Biyolojik membranlarda, o membrandan geçebilen moleküller ozmolaliteyi etkilemez.• ECF ve ICF’nin ozmolalitesi, bileşimleri farklı olsa da, 285-295 mOsm/kg’ dır. Bu değer, hesaplamalarda kolaylık olması bakımından 300 olarak alınacaktır. Yani bu sıvıların her kg’ında 300 mMol gram biyolojik membrandan geçemeyen madde çözünmüştür.
    • İki solüsyonun ozmolalitesinin karşılaştırılması• Bir referans solusyonun ozmolalitesi ile – eş ozmolaliteye (eş su konsantrasyonuna veya eş mol erimiş moleküle) sahip solüsyona izoozmotik; – daha düşük ozmolaliteye (daha çok su konsantrasyonuna veya daha az mol erimiş moleküle) sahip solüsyona hipoosmotik ve – daha yüksek ozmolaliteye (daha az su konsantrasyonuna veya daha çok mol erimiş moleküle) sahip solüsyona hiperozmotik solüsyon denir.
    • ICF ile eş ozmolaliteye sahip solüsyon hazırlanması• 1 Kg NaCl solüsyonu – Na ve Cl’ün atom ağırlıkları toplamı [23+35] 58 g’dır – 58 g NaCl, 1 Kg su da çözünerek, Na ve Cl’e ayrışacağından oluşan çözeltinin ozmolalitesi 2 ozm/Kg’dır. – 1 Kg suda 0,3 ozm/kg NaCl olması için [58x0,3/2=] 9 g NaCl kullanılmalıdır. – %0,9’luk NaCl çözeltisi, ICF ile izoozmotiktir.
    • ICF ile eş ozmolaliteye sahip solüsyon hazırlanması• 1 Kg Glükoz solüsyonu – Glikoz’un molekül ağırlığı 180 g’dır – 180 g Glikoz 1 Kg su da çözünürse, oluşan çözeltinin ozmolalitesi 1 ozm/Kg’dır. – 1 Kg suda 0,3 ozm/kg Glikoz olması için [180x0,3=] 54 g Glikoz kullanılmalıdır. – %5’lik Glikoz çözeltisi, ICF ile izoozmotiktir.
    • Ozmolalitesi, ICF’den farklı olan çözeltiler• 1 Kg’ında 0,3 mol’den daha az biyolojik membrandan geçemeyen madde bulunduran solüsyonlar (<%0,9 NaCl veya <%5 glikoz), ICF’ye göre hipoozmotik solüsyonlardır ve ICF’ye göre daha çok su içerirler.• 1 Kg’ında 0,3 mol’den daha çok biyolojik membrandan geçemeyen madde bulunduran solüsyonlar (>%0,9 NaCl veya >%5 glikoz), ICF’ye göre hiperozmotik solüsyonlardır ve ICF’ye göre daha az su içerirler.
    • Ozmoz: tanım• Su moleküllerinin difüzyonuna denir.• Suya geçirgen bir zardan suyun kendi derişimindeki farkın etkisiyle oluşan net hareketine denir.• Su moleküllerinin çok yoğun oldukları ortamdan az yoğun oldukları ortama geçişine denir.• Su moleküllerinin çözünen maddenin az olduğu ortamdan, çözünen madde konsantrasyonunun çok olduğu ortama hareketine denir.
    • Ozmoz• Şekildeki A ve B bölmeleri 1’er litre çözücüsü su olan sıvı ile doludur.• A ve B bölmesinde membrandan geçemeyen ve iki tarafta eşit dağılmayan NaCl çözünmnüştür.• A bölmesinde suyun mol fraksiyonu = 55.5/57.5=0.965• B bölmesinde suyun mol fraksiyonu = 55.5/59.5=0.933• Öyleyse su molekülleri A bölmesinde B’ye göre daha yoğun olarak bulunur.• Derişim farkından doğan kuvvet, su moleküllerinin A’dan B’ye net hareketine neden olur.• Hareket her iki bölmede suyun mol fraksiyonu eşitleninceye kadar sürer. (0,945 olmalı)• Her iki bölmedeki su konsantrasyonları eşitlendiğinde – B’ kabının hacmi artmıştır (1Lx4mol/3mol =1,33 L) – Başlangıca göre B kabında membrandan geçemeyen madde konsantrasyonu azalmıştır. – Başlangıca göre A kabında membrandan geçemeyen madde konsantrasyonu artmıştır. – Membrandan geçemeyen iyonlar her iki tarafta eşit dağılmışlardır.
    • İzoozmotik çözeltilerin davranışları• Eğer birim hacim veya ağırlığında eş sayıda molekül bulunan iki çözelti, sadece suyu geçiren bir yarı geçirgen membranla birbirinden ayrılacak olursa, her iki bölmenin de hacmi değişmez.• Bu durumda membrandan her iki yönde de eşit sayıda su molekülü geçer.• Hücrenin su hacmini değiştirmeyen çözeltilere izotonik çözeltiler denir.
    • İzoozmotik çözeltilerin davranışları• Eğer birim hacim veya ağırlığında eş sayıda molekül bulunan (izoozmotik) iki çözelti, su ve çözeltideki bazı molekülleri geçirebilen seçici gecirgen bir membranla birbirinden ayrılacak olursa, bölmelerden birinde bulunan çözünen madde, diğer tarafa geçerek, iki taraf arasındaki su eşitliğini bozar. Bu da bölmeler arasında su hareketine (ozmoz) neden olur.• Bir hücrede hacim artışına neden olan solüsyona hipotonik solüsyon; hacim azalmasına neden olan solüsyona hipertonik solüsyon denir.• Her izoozmotik çözelti, aynı zamanda izotonik olmak durumunda değildir. Ama her izotonik çözelti aynı zamanda izoozmotik olmak durumundadır.
    • Tonisite• Tonisite ya da effektif ozmolalite, bir solüsyonun net su hareketine neden olma yeteneğidir. – Solüsyon, bir hücrenin membranından net su hareketine neden olmuyorsa izotonik solüsyondur. – Solüsyon, bir hücrenin membranından net su girişine neden oluyorsa hipotonik solüsyondur. – Solüsyon, bir hücrenin membranından net su çıkışına neden oluyorsa hipertonik solüsyondur.
    • Tonisite• Tonisite, her hangi bir solüsyonun su (veya herhangi bir çözücü) derişimine bağlıdır, çözünenin derişimi ile bir ilgisi yoktur. – Eğer bir solüsyon hipotonik ise solüsyondaki su derişimi hücrenin içindekinden daha fazladır. – Eğer bir solüsyon hipertonik ise solüsyondaki su derişimi hücrenin içindekinden daha azdır. – Eğer bir solüsyon izotonik ise solüsyondaki su derişimi hücrenin içindeki ile aynıdır.
    • Tonisite• İzotonik sıvı örnekleri – %5’lik dekstroz – Serum fizyolojik (%0.9 NaCl)• Hipertonik sıvı örnekleri – % 3 NaCl – % 5 NaCl• Hipotonik sıvı örnekleri – 1/2 dilüe edilmiş serum fizyolojik – 1/3 dilüe edilmiş serum fizyolojik
    • Ozmotik / Tonik• 300 mOsm NaCl (membrandan geçemez) ve 100 mOsm üre (membrandan geçer) içeren 1L hacimli bir solüsyonun toplam ozmolaritesi 400 mOsm dür ve hiperozmotiktir.• Ancak bu solüsyon hücre denge hacminde değişiklik oluşturmaz!, izotoniktir.
    • Hemoliz
    • • Animasyon1• Animasyon2
    • OZMOTİK BASINÇ
    • Ozmotik basınç: tanım• Suyun ozmotik hareketi, bu harekete ters yönde uygulanan bir basınç ile engellenebilir. Bir solüsyondan bir başka ortamdaki solüsyona saf suyun hareketini önlemek için gerekli olan basınca solüsyonun ozmotik basıncı (Pi, π) denir.• Ozmolaritesi yüksek olan solüsyonların ozmotik basınçları da yüksektir.• Su derişimi az olan solüsyonların ozmotik basıncı yüksektir.• Bir solüsyonun ozmotik basıncı o solüsyondaki ozmotik aktif partiküllerin derişimi ile doğrudan orantılıdır.
    • Plazma kolloid ozmotik basıncı (onkotik basınç)• Kapiller membran su ve suda erimiş küçük molekülleri, kolayca geçirir. Bu nedenle kan plazmasında erimiş küçük moleküller ozmotik olarak etkinlik göstermezler.• Plazmada bulunan büyük moleküller, ki bunlar proteinlerdir, kapiller membrandan geçemezler ve ozmotik etkinlik gösterirler. Bu plazma proteinleri, büyüklüklerinden dolayı kolloid olarak sınıflandırılırlar. Bu proteinlerin yaptığı ozmotik basınca da onkotik basınç denir. Onkotik basınç kapiller kan basıncına (hidrostatik basınç) ters yönde etkir. Kapiller hidrostatik veya onkotik basıncın değişmesi PV ve ICV’de değişikliklere neden olur.
    • Ozmotik basıncın ölçümü• Ozmotik basınç, su hareketini önlemek için gerekli hidrostatik basıncı ölçerek ya da• Saf su 0 °C de donar• 1 osmol / kg’ lık çözelti -1.86 °C’ de donar
    • Ozmotik basıncın hesaplanması• Bir solüsyonun ozmotik basıncı (ideal gaz eşitliğinden) aşağıdakilerin fonksiyondur: – Zardan geçemeyen erimiş partikül sayısı (n) – Solüsyonun hacmi (V) – Gaz sabiti (R) – Mutlak sıcaklık (T) – n= dissosiasyon• Morse eşitliği: İdeal gaz denklemi formülündeki n/V terimi, çözeltinin molaritesidir (M) ve gaz denklemindeki P, π ile değiştirilir. T, Mutlak sıcaklıktır (K). π = n*M*R*T• Formülde, R = 8.32 J/k mol olarak alınırsa sonuç kPa, R= 0.082 L atm/K mol olarak alınırsa sonuç atm cinsinden bulunur.
    • Ozmotik basıncın hesaplanması• Örnek: – Normal plazmanın (300 mOsm) ozmotik basıncı: • T= 37 oC =310 K • R= 0,082 • 1 molar madde için – Π= 1*310*0,082 =25,42 atm • 1 milimolar madde için – Π=0,02542 atm – Π=19,32 mmHg (760 ile çarpılırsa) • 300 milimolar madde için – Π=5796 ∞ 5800 mmHg
    • Vücut sıvılarının ozmolalitesinin hesaplanması• Ozmolalite (mOsm/kg H2O) = 2[Na+] + Glukoz + BUN• Formülde, sodyumun birimi mmol/L (veya mEq/L)’dir. Sodyum konsantrasyonunun 2 ile çarpılmasının nedeni, sodyuma eşlik eden anyonların katkısının da hesaba katılmasıdır. Formüle konan glukoz ve BUN’un birimleri ise mg/dl’dir. Bu birimlerin, mmol/L’ye çevrilmesi için, sırası ile 18 ve 2.8’e bölünür• Ölçülen ozmolalite değerinden, formül ile hesaplanan ozmolalite değeri çıkarılırsa, aradaki farkın 10 mOsm/kg’dan küçük olduğu görülür. Buna ozmolal açık (osmolal gap) denir. Bu açığı büyük oranda pratik ölçümde formüle koymadığımız kalsiyum, proteinler ve lipidler oluşturur.• Eğer ozmolal açık 10 mOsm/kg’dan fazla ise ozmolaliteye katkıda bulunan ek bir maddenin varlığından şüphelenilmelidir. Buna örnek olarak etilen glikol veya metanol verilebilir.