YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ
DersHedefi
Günümüzde, bilgi ve iletişim teknolojileri yönetim olgusunu derinden etkilemektedir. Bu bağlamda, gerek özel sektör
örgütleri gerekse kamu kurumları yapısal, işlevsel ve ilişkisel boyutlarıyla önemli bir dönüşümü tecrübe etmektedir.
Dersin amacı, bilgi ve iletişim teknolojileri ile yönetim olgusu arasındaki ilişkiyi analiz etmek ve bu ilişkinin örgütler
açısından gündeme getirdiği değişimleri farklı yönleriyle açıklamaktır. Bu ders, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yönetim
olgusu üzerindeki etkisini kuram ve uygulama boyutuyla incelemektedir. Bu bağlamda, derste bilgi toplumu, yönetim
bilişim sistemleri ve e-devlet ekseninde temel kuramsal yaklaşımlar ele alınmaktadır. Bunun yanı sıra, gerek özel sektör
örgütleri gerekse kamu kurumları tarafından gerçekleştirilen ve bilgi ve iletişim teknolojileri ile yönetim olgusunun
kesişim alanını yansıtan projeler ve uygulamalar açıklanmaktadır.
Bölüm 1
YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ: KAVRAMSAL ÇERÇEVE
Bölüm Hedefi
Bu bölümün temel hedefi, yönetim bilişim sistemlerini tanımlayarak temel özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla,
öncelikle “yönetim bilişim sistemi” deyimini oluşturan “bilişim” ve “sistem” kavramları kapsamlı olarak açıklanacaktır.
Daha sonra ise yönetim bilişim sistemi, temel nitelikleri ve alt sistemleriyle birlikte incelenecektir.
1.1. Bilgi ve Bilgiyle İlgili Kavramlar
Bilgi (information) kavramı genellikle veri (data) ve üst bilgi (knowledge) kavramlarıyla karıştırılmaktadır. “İşlenmemiş
bilgi” olarak da adlandırılan ve bilgi işleme sürecinin temel hammaddesini oluşturan veri, tanımlanamayan ses,
görüntü, yazı ve obje ya da gerçeklerin sembolik ifadesine verilen addır. Diğer bir ifadeyle çeşitli sembol, harf, rakam
ve işaretlerle temsil edilen; ham, işlenmeye hazır, ancak işlenmemiş gerçekler ya da izlenimlerdir. Bilgi
1
ise verilerin,
karar alma sürecine destek sağlayacak şekilde anlamlı bir forma getirilmek için analiz edilerek işlenmesiyle ulaşılan
sonuçlardır (Kaya Bensghir, 1996: 14; Yozgat, 1998: 45). Örneğin, bir şirketteki her bir personelin çalışma saatleri birer
veri oluşturur. Personelin çalışma saatleri günlük yevmiye miktarıyla çarpıldığında personele ödenmesi gereken ücret
miktarı bulunur. Tüm personel için bu miktar hesaplandığında, firma sahibinin ödemesi gereken toplam ücret
miktarının bilgisine ulaşılmış olur (McLeod ve Schell, 1990: 12). Bu süreçten de anlaşıldığı gibi ham veri işlenerek
anlamlı hale gelmiştir.
2. Şekil 1. Verinin Bilgiye Dönüşme Süreci
Kaynak: (Parker, 1989: 13).
1
Bu noktada belirtmek gerekir ki, “information” teriminin karşılığı olarak Türkçe’de “enformasyon”, “bilgi” ve “bilişim”
terimleri kullanılmaktadır. Bu konuda alanyazında ortak bir kanaatin oluştuğunu söylemek zordur. Bu çalışmada, söz
konusu kavramlar arasındaki sınırlar netleştirilmeye çalışmıştır. Ancak yine de zaman zaman bu kavramların birbirinin
yerine kullanıldığı da belirtilmelidir.
Sadece yönetim ortamında değil, gündelik hayatımızda da karar vermemize yardımcı olacak bilginin üretilmesinde
kullanmak üzere çeşitli verilerden sıklıkla yararlanırız. Otobüslerin zaman ve hat çizelgeleri, uçakların belirli bir
havaalanına günlük varış ve kalkış saatleri, önemli kamu kurumlarının telefon numaraları bu tür verilere örnek olarak
gösterilebilir.
YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ
Ders Hedefi
Günümüzde, bilgi ve iletişim teknolojileri yönetim olgusunu derinden etkilemektedir. Bu bağlamda, gerek özel sektör
örgütleri gerekse kamu kurumları yapısal, işlevsel ve ilişkisel boyutlarıyla önemli bir dönüşümü tecrübe etmektedir.
Dersin amacı, bilgi ve iletişim teknolojileri ile yönetim olgusu arasındaki ilişkiyi analiz etmek ve bu ilişkinin örgütler
açısından gündeme getirdiği değişimleri farklı yönleriyle açıklamaktır. Bu ders, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yönetim
olgusu üzerindeki etkisini kuram ve uygulama boyutuyla incelemektedir. Bu bağlamda, derste bilgi toplumu, yönetim
bilişim sistemleri ve e-devlet ekseninde temel kuramsal yaklaşımlar ele alınmaktadır. Bunun yanı sıra, gerek özel sektör
örgütleri gerekse kamu kurumları tarafından gerçekleştirilen ve bilgi ve iletişim teknolojileri ile yönetim olgusunun
kesişim alanını yansıtan projeler ve uygulamalar açıklanmaktadır.
Bölüm 1
YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ: KAVRAMSAL ÇERÇEVE
Bölüm Hedefi
Bu bölümün temel hedefi, yönetim bilişim sistemlerini tanımlayarak temel özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla,
öncelikle “yönetim bilişim sistemi” deyimini oluşturan “bilişim” ve “sistem” kavramları kapsamlı olarak açıklanacaktır.
Daha sonra ise yönetim bilişim sistemi, temel nitelikleri ve alt sistemleriyle birlikte incelenecektir.
1.1. Bilgi ve Bilgiyle İlgili Kavramlar
Bilgi (information) kavramı genellikle veri (data) ve üst bilgi (knowledge) kavramlarıyla karıştırılmaktadır. “İşlenmemiş
bilgi” olarak da adlandırılan ve bilgi işleme sürecinin temel hammaddesini oluşturan veri, tanımlanamayan ses,
görüntü, yazı ve obje ya da gerçeklerin sembolik ifadesine verilen addır. Diğer bir ifadeyle çeşitli sembol, harf, rakam
ve işaretlerle temsil edilen; ham, işlenmeye hazır, ancak işlenmemiş gerçekler ya da izlenimlerdir. Bilgi
1
ise verilerin,
karar alma sürecine destek sağlayacak şekilde anlamlı bir forma getirilmek için analiz edilerek işlenmesiyle ulaşılan
sonuçlardır (Kaya Bensghir, 1996: 14; Yozgat, 1998: 45). Örneğin, bir şirketteki her bir personelin çalışma saatleri birer
veri oluşturur. Personelin çalışma saatleri günlük yevmiye miktarıyla çarpıldığında personele ödenmesi gereken ücret
miktarı bulunur. Tüm personel için bu miktar hesaplandığında, firma sahibinin ödemesi gereken toplam ücret
miktarının bilgisine ulaşılmış olur (McLeod ve Schell, 1990: 12). Bu süreçten de anlaşıldığı gibi ham veri işlenerek
anlamlı hale gelmiştir.
2. Şekil 1. Verinin Bilgiye Dönüşme Süreci
Kaynak: (Parker, 1989: 13).
1
Bu noktada belirtmek gerekir ki, “information” teriminin karşılığı olarak Türkçe’de “enformasyon”, “bilgi” ve “bilişim”
terimleri kullanılmaktadır. Bu konuda alanyazında ortak bir kanaatin oluştuğunu söylemek zordur. Bu çalışmada, söz
konusu kavramlar arasındaki sınırlar netleştirilmeye çalışmıştır. Ancak yine de zaman zaman bu kavramların birbirinin
yerine kullanıldığı da belirtilmelidir.
Sadece yönetim ortamında değil, gündelik hayatımızda da karar vermemize yardımcı olacak bilginin üretilmesinde
kullanmak üzere çeşitli verilerden sıklıkla yararlanırız. Otobüslerin zaman ve hat çizelgeleri, uçakların belirli bir
havaalanına günlük varış ve kalkış saatleri, önemli kamu kurumlarının telefon numaraları bu tür verilere örnek olarak
gösterilebilir.
YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ
Ders Hedefi
Günümüzde, bilgi ve iletişim teknolojileri yönetim olgusunu derinden etkilemektedir. Bu bağlamda, gerek özel sektör
örgütleri gerekse kamu kurumları yapısal, işlevsel ve ilişkisel boyutlarıyla önemli bir dönüşümü tecrübe etmektedir.
Dersin amacı, bilgi ve iletişim teknolojileri ile yönetim olgusu arasındaki ilişkiyi analiz etmek ve bu ilişkinin örgütler
açısından gündeme getirdiği değişimleri farklı yönleriyle açıklamaktır. Bu ders, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yönetim
olgusu üzerindeki etkisini kuram ve uygulama boyutuyla incelemektedir. Bu bağlamda, derste bilgi toplumu, yönetim
bilişim sistemleri ve e-devlet ekseninde temel kuramsal yaklaşımlar ele alınmaktadır. Bunun yanı sıra, gerek özel sektör
örgütleri gerekse kamu kurumları tarafından gerçekleştirilen ve bilgi ve iletişim teknolojileri ile yönetim olgusunun
kesişim alanını yansıtan projeler ve uygulamalar açıklanmaktadır.
Bölüm 1
YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ: KAVRAMSAL ÇERÇEVE
Bölüm Hedefi
Bu bölümün temel hedefi, yönetim bilişim sistemlerini tanımlayarak temel özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla,
öncelikle “yönetim bilişim sistemi” deyimini oluşturan “bilişim” ve “sistem” kavramları kapsamlı olarak açıklanacaktır.
Daha sonra ise yönetim bilişim sistemi, temel nitelikleri ve alt sistemleriyle birlikte incelenecektir.
1.1. Bilgi ve Bilgiyle İlgili Kavramlar
Bilgi (information) kavramı genellikle veri (data) ve üst bilgi (knowledge) kavramlarıyla karıştırılmaktadır. “İşlenmemiş
bilgi” olarak da adlandırılan ve bilgi işleme sürecinin temel hammaddesini oluşturan veri, tanımlanamayan ses,
görüntü, yazı ve obje ya da gerçeklerin sembolik ifadesine verilen addır. Diğer bir ifadeyle çeşitli sembol, harf, rakam
ve işaretlerle temsil edilen; ham, işlenmeye hazır, ancak işlenmemiş gerçekler ya da izlenimlerdir. Bilgi
1
ise verilerin,
karar alma sürecine destek sağlayacak şekilde anlamlı bir forma getirilmek için analiz edilerek işlenmesiyle ulaşılan
sonuçlardır (Kaya Bensghir, 1996: 14; Yozgat, 1998: 45). Örneğin, bir şirketteki her bir personelin çalışma saatleri birer
veri oluşturur. Personelin çalışma saatleri günlük yevmiye miktarıyla çarpıldığında personele ödenmesi gereken ücret
miktarı bulunur. Tüm personel için bu miktar hesaplandığında, firma sahibinin ödemesi gereken toplam ücret
miktarının bilgisine ulaşılmış olur (McLeod ve Schell, 1990: 12). Bu süreçten de anlaşıldığı gibi ham veri işlenerek
anlamlı hale gelmiştir.
2. Şekil 1. Verinin Bilgiye Dönüşme Süreci
Kaynak: (Parker, 1989: 13).
1
Bu noktada belirtmek gerekir ki, “information” teriminin karşılığı olarak Türkçe’de “enformasyon”, “bilgi” ve “bilişim”
terimleri kullanılmaktadır. Bu konuda alanyazında ortak bir kanaatin oluştuğunu söylemek zordur. Bu çalışmada, söz
konusu kavramlar arasındaki sınırlar netleştirilmeye çalışmıştır. Ancak yine de zaman zaman bu kavramların birbirinin
yerine kullanıldığı da belirtilmelidir.
Sadece yönetim ortamında değil, gündelik hayatımızda da karar vermemize yardımcı olacak bilginin üretilmesinde
kullanmak üzere çeşitli verilerden sıklıkla yararlanırız. Otobüslerin zaman ve hat çizelgeleri, uçakların belirli bir
havaalanına günlük varış ve kalkış saatleri, önemli kamu kurumlarının telefon numaraları bu tür verilere örnek olarak
gösterilebilir.
2.
Veri, kurumsal amaçlarabağlı olarak işlemlerin yapılandırılmamış bir şekilde kaydedilmesini ifade eder, sadece
olayların bir kısmını açıklar ve karar vermek için kullanılmaz. Bilgi ise bir karar durumu ile doğrudan ilgilidir (Davenport
ve Prusak, 2001: 22). Bu durumda bilgide bulunması gereken bazı özelliklerden bahsetmek gerekir. Bilginin
tanımlanması için doğruluk, doğrulanabilirlik, tamlık, ilgili olma ve zamanlılık şeklinde beş kritere bakılır (Long, 1989:
10-11). Doğruluk, bilginin hatadan ne kadar uzak olduğuna işaret eder. Yöneticiler genellikle doğrulanamayan bilginin
doğru olduğuna şüpheyle yaklaşmaktadır. Bu nedenle de bilginin doğru olduğuna güvenseler bile o
bilgiyi doğrulama ihtiyacı hissetmektedirler. Bilginin bir diğer özelliği olan tamlık ise bilginin eksiklikten ne kadar uzak
olduğunu anlatır. İlgili olma kriteri, belirli bir karar için girdi oluşturan bilginin uygunluğunu ifade eder. Yöneticilerin
sıklıkla karşılaştıkları sorunlardan biri olan aşırı bilgi verme, sorunla ilgili olan bilginin ilgili olmayanlardan ayırt
edilememesine yol açmaktadır. Bilginin son özelliği olan zamanlılığı ise bilginin zaman hassasiyetini belirtmektedir.
Güncel bilgiye ulaşmak günümüz kamu ve özel yöneticileri için hayati öneme sahiptir. Günümüzde bilginin güncelliğini
sağlamada bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve tabletler önemli bir rol oynamaktadır.
Bilgi ile ilgili üçüncü kavram olan üst bilgi ise belirli bir amaca yönelik olarak bilgilerin çeşitli analiz, sınıflama ve
gruplama işlemlerinden geçilerek, ileri bir zamanda potansiyel olarak kullanıma hazır hale getirilmiş bilgi olarak
adlandırılır. Üst bilgi, yargılama ile elde edilen bilgi olup biçimsel olarak kütüphanelerde ya da dokümantasyon
merkezlerinde tutulmaktadır (Kaya Bensghir, 1996: 14). Böylece bilgi, veri ve üst bilgi temel bilişim kavramlarını
oluşturmaktadır. Bilginin elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi ise bilişim olarak
adlandırılmaktadır.
1.2. Sistem ve Sistem Yaklaşımı
Ortak bir amacı gerçekleştirmeye çalışan birbiriyle ilişkili unsurlardan oluşan ve toplamda bir bütünü oluşturan
yapılara sistem adı verilir. Yönetim bilgisayara dayalı yönetim bilişim sistemleri de bir organizasyonda yetkili kişilere
zamanında veri ve bilgi sağlamayı amaçlayan insanlar, donanım, yazılım, veri ve işleyişten oluşan çeşitli unsurların
birlikteliğini ifade eden bir sistemdir (Parker, 1989: 86).
Sistemler, genellikle açık ve kapalı olarak sınıflandırılırlar. Kapalı sistem, kendine yeten (otokratik) ve çevresiyle
etkileşimde bulunmayan bir yapıdır. Diğer bir ifadeyle kapalı sistemlerin kendileri dışındaki unsurlarla herhangi bir
etkileşimi bulunmamaktadır. Açık sistem ise çevresiyle ilişki halinde olan sistemdir.
Açık veya kapalı tüm sistemler ortak bazı özellikler taşımaktadır. Johnson’a göre (1990: 3) bu özellikler:
1. Sistemler bütüncüldür. Sistemin parçaları, uyumlu ve birlikte çalışma için dizayn edilir. Bu bütünlük tek tek
parçaların faaliyetinden çok genel bir amaca odaklanır. Sistem tek tek parçalarından daha fazlasını ifade eder.
2. Sistemler, çevrelerindeki değişime adapte olmalıdır. Kendi kendine bırakılan bir sistem zaman içinde çöker ve
organize olmaktan çıkar. Bu düzensizlik eğilimine entropi adı verilir. Açık sistemler değişime cevap verebildiklerinden
entropinin etkilerinden kaçınabilirler. Açık sistemler kendi yapı ve fonksiyonlarını çevreye uydurabilirler.
3. Sistemler amaç odaklıdır. Her bir sistemin yapısı, belirli bir fonksiyon için oluşturulur. Sistemin tüm parçaları bu
amaç veya hedefi gerçekleştirmek için çalışırlar.
4. Sistemler, geri beslemeye ihtiyaç duyar. Geri besleme (Feedback), sistem performansıyla ilgili bilgi sağlama yoludur.
Çevrede hızlı değişimlerin olduğu durumlarda geri beslemeye duyulan ihtiyaç artar.
5. Sitemler, girdileri çıktılara dönüştürür. Tüm sistemler girdilerin çıktılara dönüştüğü bir dönüşüm süreci uygular.
Şekil 2’de bir karar destek sisteminin açık sistem şeklinde gösterimi bulunmaktadır. Şekilden de görüldüğü gibi sisteme
çevreden veri girmekte ve bilgisayar aracılığıyla bilgiye dönüşmektedir. Sonrasında ise karar verici bu bilgiyi, vereceği
kararlarda kullanmaktadır. Kararların sonucunda ortaya çıkan faaliyetler, çevreye veri olarak sunulmakta, çevredeki
müşteri, tedarikçi veya rakiplerin gösterdikleri tepki sonucunda yeniden veri oluşmaktadır. Noktalı çizgi ile gösterilen
hat ise genellikle geri besleme (feedback) döngüsü olarak adlandırılmaktadır. Geri besleme çizgisi, çevreye
aktarılmayan faaliyetleri temsil etmektedir. Hemen hemen bütün özel sektör işletmeleri ve kamu örgütleri teknik
olarak açık sistemlerdir. Diğer bir ifadeyle belirli bir iş alanında verilen kararlar, en azından kısmen o iş alanının
çevresinde olan bitene dayanmaktadır. Daha da ötede çevredeki birçok önemli olay o firma veya kamu örgütü
3.
tarafından alınan kararlarınbir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Parker, 1989: 93-94).
Sistemin unsurlarından biri de alt sistemdir. Kamu ya da öze örgütler, belli sayıda alt sistemden oluşan, genellikle
çevre etkileşimine açık sistemlerdir. Amacı ne olursa olsun tüm örgütlerde teknoloji vardır. Teknoloji girdilerin
çeşitliliğine, değişim süreçlerinin yapısına ve çıktılara etki eder. İnsan çabalarının teknolojiler etrafında bir araya
getirilerek yapılandırılması sosyoteknik sistemi oluşturur. Sosyoteknik sistem olan örgüt, dış çevresel sistem içinde 5 alt
sistemden oluşur (Güney, 2011):
1. Amaç ve değerler sistemi: Örgüt toplumun bir alt sistemi olarak sosyokültürel sitem tarafından belirlenen bazı
amaçları yerine getirmeye çalışır.
2. Teknik alt sistem: Örgüt görevlerini yerine getirirken girdi, işlem ve çıktı süreçlerinde bir takım teknolojiler kullanır.
Kullandığı teknolojiler örgütün görev gerekliliğine ve faaliyetlerinin özelliklerine göre değişir.
3. Psikososyal alt sistem: Örgütte bireylerin ve grupların birbirleriyle etkileşim halinde olması neticesinde oluşur. Bu
alt sistem örgütteki insanların değerlerinden, inançlarında, duygularından ve değerlerinden etkilenmektedir. Bu inanç
ve değerler de örgütsel iklimi oluşturur.
4. Yapısal alt sistem: Örgüt içinde görevlerin nasıl bölündüğünü, aynı zamanda bu görevlerin birbirleriyle nasıl
koordine edilerek bütünleştirildiğini ifade eder. Örgüt şemaları, iş tanımları, prosedürler, iş akışları ve yetki dağılımları
gibi.
5. Yönetsel alt sistem: Örgütsel amaçların belirlenmesi, stratejik planların ve kontrol süreçlerinin oluşturulması gibi
araçlarla örgütün kendisinden çevresine kadar her şeyi kontrol altında tutmasını sağlar.
İster kamu ister özel olsun örgütsel sistemin temel özellikleri şu şekilde belirlenebilir (Dicle ve Dicle, 1969: 96):
1. Örgüt, bir açık sistemdir.
2. Örgüt beşeri, yapısal, teknolojik ve amaca ilişkin çeşitli unsurlardan meydana gelmiş bir bütündür.
3. Örgütler ayrı sistemler olarak ele alınabilecek ve ayrı unsurlardan oluşan alt sistemlerin birleşmesinden oluşurlar.
4. Örgütü oluşturan alt sistemler ve unsurlar arasındaki devamlı ve dinamik ilişkilerin sonucu olarak örgütler iç çatışma
ve gerginliklerden bağımsız değildirler.
5. Örgüt ile toplumsal çevresi arasında devamlı ve dinamik ilişkiler vardır.
6. Örgütlerin çevresi devamlı değişir. Sürekli değişen bir çevrede yaşayabilmek, büyüyebilmek ve varlığını sürdürmek
için her örgütün değişmesi ve kendini çevresindeki değişikliklere uydurması, çevresinden yeni girdiler alması, bu
girdileri etkili ve verimli bir şekilde işlemesi, çevreye yeni çıktılar vermesi, çevredeki şartlar ve tepkiler hakkında haber
alması ve yan etkilerle zararlı entropik faktörlere kaşı örgütün korunması için bir kontrol mekanizmasına sahip olması
zorunludur.
7. Örgütler, amaç yönelimli yapılar olup her örgüt önceden belirlenmiş amaçlara sahiptir.
1.3. Yönetim Bilişim Sistemleri
tarafından alınan kararların bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Parker, 1989: 93-94).
Sistemin unsurlarından biri de alt sistemdir. Kamu ya da öze örgütler, belli sayıda alt sistemden oluşan, genellikle
çevre etkileşimine açık sistemlerdir. Amacı ne olursa olsun tüm örgütlerde teknoloji vardır. Teknoloji girdilerin
çeşitliliğine, değişim süreçlerinin yapısına ve çıktılara etki eder. İnsan çabalarının teknolojiler etrafında bir araya
getirilerek yapılandırılması sosyoteknik sistemi oluşturur. Sosyoteknik sistem olan örgüt, dış çevresel sistem içinde 5 alt
sistemden oluşur (Güney, 2011):
1. Amaç ve değerler sistemi: Örgüt toplumun bir alt sistemi olarak sosyokültürel sitem tarafından belirlenen bazı
amaçları yerine getirmeye çalışır.
2. Teknik alt sistem: Örgüt görevlerini yerine getirirken girdi, işlem ve çıktı süreçlerinde bir takım teknolojiler kullanır.
Kullandığı teknolojiler örgütün görev gerekliliğine ve faaliyetlerinin özelliklerine göre değişir.
3. Psikososyal alt sistem: Örgütte bireylerin ve grupların birbirleriyle etkileşim halinde olması neticesinde oluşur. Bu
alt sistem örgütteki insanların değerlerinden, inançlarında, duygularından ve değerlerinden etkilenmektedir. Bu inanç
ve değerler de örgütsel iklimi oluşturur.
4. Yapısal alt sistem: Örgüt içinde görevlerin nasıl bölündüğünü, aynı zamanda bu görevlerin birbirleriyle nasıl
koordine edilerek bütünleştirildiğini ifade eder. Örgüt şemaları, iş tanımları, prosedürler, iş akışları ve yetki dağılımları
gibi.
5. Yönetsel alt sistem: Örgütsel amaçların belirlenmesi, stratejik planların ve kontrol süreçlerinin oluşturulması gibi
araçlarla örgütün kendisinden çevresine kadar her şeyi kontrol altında tutmasını sağlar.
İster kamu ister özel olsun örgütsel sistemin temel özellikleri şu şekilde belirlenebilir (Dicle ve Dicle, 1969: 96):
1. Örgüt, bir açık sistemdir.
2. Örgüt beşeri, yapısal, teknolojik ve amaca ilişkin çeşitli unsurlardan meydana gelmiş bir bütündür.
3. Örgütler ayrı sistemler olarak ele alınabilecek ve ayrı unsurlardan oluşan alt sistemlerin birleşmesinden oluşurlar.
4. Örgütü oluşturan alt sistemler ve unsurlar arasındaki devamlı ve dinamik ilişkilerin sonucu olarak örgütler iç çatışma
ve gerginliklerden bağımsız değildirler.
5. Örgüt ile toplumsal çevresi arasında devamlı ve dinamik ilişkiler vardır.
6. Örgütlerin çevresi devamlı değişir. Sürekli değişen bir çevrede yaşayabilmek, büyüyebilmek ve varlığını sürdürmek
için her örgütün değişmesi ve kendini çevresindeki değişikliklere uydurması, çevresinden yeni girdiler alması, bu
girdileri etkili ve verimli bir şekilde işlemesi, çevreye yeni çıktılar vermesi, çevredeki şartlar ve tepkiler hakkında haber
alması ve yan etkilerle zararlı entropik faktörlere kaşı örgütün korunması için bir kontrol mekanizmasına sahip olması
zorunludur.
7. Örgütler, amaç yönelimli yapılar olup her örgüt önceden belirlenmiş amaçlara sahiptir.
1.3. Yönetim Bilişim Sistemleri
tarafından alınan kararların bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Parker, 1989: 93-94).
Sistemin unsurlarından biri de alt sistemdir. Kamu ya da öze örgütler, belli sayıda alt sistemden oluşan, genellikle
çevre etkileşimine açık sistemlerdir. Amacı ne olursa olsun tüm örgütlerde teknoloji vardır. Teknoloji girdilerin
çeşitliliğine, değişim süreçlerinin yapısına ve çıktılara etki eder. İnsan çabalarının teknolojiler etrafında bir araya
getirilerek yapılandırılması sosyoteknik sistemi oluşturur. Sosyoteknik sistem olan örgüt, dış çevresel sistem içinde 5 alt
sistemden oluşur (Güney, 2011):
1. Amaç ve değerler sistemi: Örgüt toplumun bir alt sistemi olarak sosyokültürel sitem tarafından belirlenen bazı
amaçları yerine getirmeye çalışır.
2. Teknik alt sistem: Örgüt görevlerini yerine getirirken girdi, işlem ve çıktı süreçlerinde bir takım teknolojiler kullanır.
Kullandığı teknolojiler örgütün görev gerekliliğine ve faaliyetlerinin özelliklerine göre değişir.
3. Psikososyal alt sistem: Örgütte bireylerin ve grupların birbirleriyle etkileşim halinde olması neticesinde oluşur. Bu
alt sistem örgütteki insanların değerlerinden, inançlarında, duygularından ve değerlerinden etkilenmektedir. Bu inanç
ve değerler de örgütsel iklimi oluşturur.
4. Yapısal alt sistem: Örgüt içinde görevlerin nasıl bölündüğünü, aynı zamanda bu görevlerin birbirleriyle nasıl
koordine edilerek bütünleştirildiğini ifade eder. Örgüt şemaları, iş tanımları, prosedürler, iş akışları ve yetki dağılımları
gibi.
5. Yönetsel alt sistem: Örgütsel amaçların belirlenmesi, stratejik planların ve kontrol süreçlerinin oluşturulması gibi
araçlarla örgütün kendisinden çevresine kadar her şeyi kontrol altında tutmasını sağlar.
İster kamu ister özel olsun örgütsel sistemin temel özellikleri şu şekilde belirlenebilir (Dicle ve Dicle, 1969: 96):
1. Örgüt, bir açık sistemdir.
2. Örgüt beşeri, yapısal, teknolojik ve amaca ilişkin çeşitli unsurlardan meydana gelmiş bir bütündür.
3. Örgütler ayrı sistemler olarak ele alınabilecek ve ayrı unsurlardan oluşan alt sistemlerin birleşmesinden oluşurlar.
4. Örgütü oluşturan alt sistemler ve unsurlar arasındaki devamlı ve dinamik ilişkilerin sonucu olarak örgütler iç çatışma
ve gerginliklerden bağımsız değildirler.
5. Örgüt ile toplumsal çevresi arasında devamlı ve dinamik ilişkiler vardır.
6. Örgütlerin çevresi devamlı değişir. Sürekli değişen bir çevrede yaşayabilmek, büyüyebilmek ve varlığını sürdürmek
için her örgütün değişmesi ve kendini çevresindeki değişikliklere uydurması, çevresinden yeni girdiler alması, bu
girdileri etkili ve verimli bir şekilde işlemesi, çevreye yeni çıktılar vermesi, çevredeki şartlar ve tepkiler hakkında haber
alması ve yan etkilerle zararlı entropik faktörlere kaşı örgütün korunması için bir kontrol mekanizmasına sahip olması
zorunludur.
7. Örgütler, amaç yönelimli yapılar olup her örgüt önceden belirlenmiş amaçlara sahiptir.
1.3. Yönetim Bilişim Sistemleri
4.
Buraya kadar elealdığımız bilgi, bilişim ve sistem kavramlarına dayalı olarak yönetim bilişim sistemlerinin
tanımlanmasına geçebiliriz. Yönetim bilişim sistemlerinde kullanılan “yönetim” terimi, belirli amaç veya amaçlar
doğrultusunda maddi ve beşeri kaynakların bir araya getirilmesi ve uyum içinde yönlendirilmesi olarak tanımlanabilir.
1.3.1. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Tanımlanması
Yukarıdaki açıklamalardan yola çıkarak yönetim bilişim sistemleri (management informations systems, MIS), tek bir
amacı gerçekleştirmek için çeşitli fonksiyonları yerine getiren bileşen gruplarından oluşan çok düzeyli bir
organizasyonda bilginin toplanması, transferi ve sunumunun örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için optimize edildiği tüm
düzey ve bileşenlerden akan veri tabanları ve bilginin entegre yapısı olarak tanımlanabilir (Long, 1989: 44). Bu tanım
sadece özel işletmeleri değil, kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü organizasyonları içerecek kadar geniş kapsamlıdır.
Nitekim kamu örgütlerinde de çeşitli bileşen grupları (insan kaynakları birimi, mali işler birimi, idari ve teknik işler
birimi, yazı işleri birimi gibi) ile çeşitli düzeyler (stratejik plan, performans programı, faaliyet raporu gibi)
bulunmaktadır. Kamu kurumları açısından yönetim bilişim sistemleri (YBS), o kurumun iç ve dış çevresindeki tüm
unsurları (yöneticiler, çalışanlar, hizmet kullanıcıları, dış paydaşlar) desteklemektedir. YBS, yöneticiler ve çalışanlar
açısından zamanında nitelikli bilgiye ulaşma imkanı vermekte, hizmet kullanıcıları ve diğer dış paydaşlar içinse işlem ve
hizmetlerin hızlı, kaliteli ve etkin şekilde ulaşılmasına yardımcı olmaktadır.
1.3.2. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Alt Sistemleri
Parker’a göre (1989: 10), bir organizasyonda yönetim bilişim sistemleri (YBS) dört alt sistemden oluşur. Bu alt sistemler
Tablo 1’de de gösterildiği gibi işlem yürütme sistemleri, bilgi raporlama sistemleri, karar destek sistemleri ve ofis
sistemlerinden oluşmaktadır. Bu dört sisteme yönetici destek sistemleri ile yapay zekâ ve uzman sistemleri de eklemek
gerekmektedir (Kaya Bensghir, 1996: 120-125).
YBS’nin alt sistemlerini açıklamak gerekirse, bir organizasyonun işlem uygulama sistemleri (transaction processing
systems), 1950’lerden bu yana birçok şirketin bilgisayar uygulamalarının önemli bir parçasını oluşturan günlük, rutin
operasyonlarından oluşmaktadır. Genellikle evrak işlerinden oluşan bu operasyonlar muhasebe, stok kontrolü gibi
faaliyetleri kapsamaktadır. Bilgi raporlama sistemleri (information reporting systems) ise karar vermeyi desteklemek
için 1960’lardan itibaren gelişmeye başlayan önceden planlanmış basılı raporlardan oluşmaktadır. Bilgi raporlama
sistemleriyle üretilen raporlar büyük ölçüde işlem uygulama sistemlerinin yan ürünleridir. Yönetim bilişim sistemleri
tarafından sunulan raporlar planlı ya da periyodik raporlar, talep üzerine hazırlanan raporlar ve istisnai raporlar olmak
üzere üçe ayrılabilir. Planlı ya da periyodik raporlar, yapılan planlamaya göre günlük, haftalık, aylık ya da yıllık olarak
düzenli şekilde üretilen raporlardır. Üretim performansını izlemek için ürünlerin günlük imalat durum raporu örnek
olarak gösterilebilir. Talep üzerine hazırlanan raporlar ise istek geldiğinde hazırlanır. Bu tür raporlara örnek olarak,
belirli bir birimin stok seviyesini gösteren raporlar verilebilir. İstisnai raporlar ise olağan dışı ya da yönetimin bir şeyler
yapması gereken bir durum ortaya çıktığında otomatik olarak üretilen raporlardır (Gökçen, 2007: 43).
Üçüncü alt sistem olan karar destek sistemleri (decision support systems), kullanımı kolay modelleme, tekrar elde
etme ve raporlama özellikleri sağlar ki böylece insanların karar vermesi için faydalı olacağını düşündüğü bilgiyi
oluşturabilmesi mümkün hale gelir. Örneğin karar destek sistemleri, yöneticiye bir bilgisayar yoluyla veri içinde arama
yapma, veriyi analiz etme ve raporlama imkânı verir. Böylece yöneticiler sabit olmayan, güncel veri ve bilgiyi istediği
zaman sistemden elde edebilmektedir. Karar destek sistemleri, bu dersin 4. haftasında daha ayrıntılı olarak ele
alınmaktadır (Parker, 1989: 10).
1.3.3. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Temel Özellikleri
Yönetim bilişim sistemlerinde bulunması gereken temel özellikle aşağıdaki gibi özetlenebilir (Long, 1989: 44-45):
Buraya kadar ele aldığımız bilgi, bilişim ve sistem kavramlarına dayalı olarak yönetim bilişim sistemlerinin
tanımlanmasına geçebiliriz. Yönetim bilişim sistemlerinde kullanılan “yönetim” terimi, belirli amaç veya amaçlar
doğrultusunda maddi ve beşeri kaynakların bir araya getirilmesi ve uyum içinde yönlendirilmesi olarak tanımlanabilir.
1.3.1. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Tanımlanması
Yukarıdaki açıklamalardan yola çıkarak yönetim bilişim sistemleri (management informations systems, MIS), tek bir
amacı gerçekleştirmek için çeşitli fonksiyonları yerine getiren bileşen gruplarından oluşan çok düzeyli bir
organizasyonda bilginin toplanması, transferi ve sunumunun örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için optimize edildiği tüm
düzey ve bileşenlerden akan veri tabanları ve bilginin entegre yapısı olarak tanımlanabilir (Long, 1989: 44). Bu tanım
sadece özel işletmeleri değil, kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü organizasyonları içerecek kadar geniş kapsamlıdır.
Nitekim kamu örgütlerinde de çeşitli bileşen grupları (insan kaynakları birimi, mali işler birimi, idari ve teknik işler
birimi, yazı işleri birimi gibi) ile çeşitli düzeyler (stratejik plan, performans programı, faaliyet raporu gibi)
bulunmaktadır. Kamu kurumları açısından yönetim bilişim sistemleri (YBS), o kurumun iç ve dış çevresindeki tüm
unsurları (yöneticiler, çalışanlar, hizmet kullanıcıları, dış paydaşlar) desteklemektedir. YBS, yöneticiler ve çalışanlar
açısından zamanında nitelikli bilgiye ulaşma imkanı vermekte, hizmet kullanıcıları ve diğer dış paydaşlar içinse işlem ve
hizmetlerin hızlı, kaliteli ve etkin şekilde ulaşılmasına yardımcı olmaktadır.
1.3.2. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Alt Sistemleri
Parker’a göre (1989: 10), bir organizasyonda yönetim bilişim sistemleri (YBS) dört alt sistemden oluşur. Bu alt sistemler
Tablo 1’de de gösterildiği gibi işlem yürütme sistemleri, bilgi raporlama sistemleri, karar destek sistemleri ve ofis
sistemlerinden oluşmaktadır. Bu dört sisteme yönetici destek sistemleri ile yapay zekâ ve uzman sistemleri de eklemek
gerekmektedir (Kaya Bensghir, 1996: 120-125).
YBS’nin alt sistemlerini açıklamak gerekirse, bir organizasyonun işlem uygulama sistemleri (transaction processing
systems), 1950’lerden bu yana birçok şirketin bilgisayar uygulamalarının önemli bir parçasını oluşturan günlük, rutin
operasyonlarından oluşmaktadır. Genellikle evrak işlerinden oluşan bu operasyonlar muhasebe, stok kontrolü gibi
faaliyetleri kapsamaktadır. Bilgi raporlama sistemleri (information reporting systems) ise karar vermeyi desteklemek
için 1960’lardan itibaren gelişmeye başlayan önceden planlanmış basılı raporlardan oluşmaktadır. Bilgi raporlama
sistemleriyle üretilen raporlar büyük ölçüde işlem uygulama sistemlerinin yan ürünleridir. Yönetim bilişim sistemleri
tarafından sunulan raporlar planlı ya da periyodik raporlar, talep üzerine hazırlanan raporlar ve istisnai raporlar olmak
üzere üçe ayrılabilir. Planlı ya da periyodik raporlar, yapılan planlamaya göre günlük, haftalık, aylık ya da yıllık olarak
düzenli şekilde üretilen raporlardır. Üretim performansını izlemek için ürünlerin günlük imalat durum raporu örnek
olarak gösterilebilir. Talep üzerine hazırlanan raporlar ise istek geldiğinde hazırlanır. Bu tür raporlara örnek olarak,
belirli bir birimin stok seviyesini gösteren raporlar verilebilir. İstisnai raporlar ise olağan dışı ya da yönetimin bir şeyler
yapması gereken bir durum ortaya çıktığında otomatik olarak üretilen raporlardır (Gökçen, 2007: 43).
Üçüncü alt sistem olan karar destek sistemleri (decision support systems), kullanımı kolay modelleme, tekrar elde
etme ve raporlama özellikleri sağlar ki böylece insanların karar vermesi için faydalı olacağını düşündüğü bilgiyi
oluşturabilmesi mümkün hale gelir. Örneğin karar destek sistemleri, yöneticiye bir bilgisayar yoluyla veri içinde arama
yapma, veriyi analiz etme ve raporlama imkânı verir. Böylece yöneticiler sabit olmayan, güncel veri ve bilgiyi istediği
zaman sistemden elde edebilmektedir. Karar destek sistemleri, bu dersin 4. haftasında daha ayrıntılı olarak ele
alınmaktadır (Parker, 1989: 10).
1.3.3. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Temel Özellikleri
Yönetim bilişim sistemlerinde bulunması gereken temel özellikle aşağıdaki gibi özetlenebilir (Long, 1989: 44-45):
Buraya kadar ele aldığımız bilgi, bilişim ve sistem kavramlarına dayalı olarak yönetim bilişim sistemlerinin
tanımlanmasına geçebiliriz. Yönetim bilişim sistemlerinde kullanılan “yönetim” terimi, belirli amaç veya amaçlar
doğrultusunda maddi ve beşeri kaynakların bir araya getirilmesi ve uyum içinde yönlendirilmesi olarak tanımlanabilir.
1.3.1. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Tanımlanması
Yukarıdaki açıklamalardan yola çıkarak yönetim bilişim sistemleri (management informations systems, MIS), tek bir
amacı gerçekleştirmek için çeşitli fonksiyonları yerine getiren bileşen gruplarından oluşan çok düzeyli bir
organizasyonda bilginin toplanması, transferi ve sunumunun örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için optimize edildiği tüm
düzey ve bileşenlerden akan veri tabanları ve bilginin entegre yapısı olarak tanımlanabilir (Long, 1989: 44). Bu tanım
sadece özel işletmeleri değil, kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü organizasyonları içerecek kadar geniş kapsamlıdır.
Nitekim kamu örgütlerinde de çeşitli bileşen grupları (insan kaynakları birimi, mali işler birimi, idari ve teknik işler
birimi, yazı işleri birimi gibi) ile çeşitli düzeyler (stratejik plan, performans programı, faaliyet raporu gibi)
bulunmaktadır. Kamu kurumları açısından yönetim bilişim sistemleri (YBS), o kurumun iç ve dış çevresindeki tüm
unsurları (yöneticiler, çalışanlar, hizmet kullanıcıları, dış paydaşlar) desteklemektedir. YBS, yöneticiler ve çalışanlar
açısından zamanında nitelikli bilgiye ulaşma imkanı vermekte, hizmet kullanıcıları ve diğer dış paydaşlar içinse işlem ve
hizmetlerin hızlı, kaliteli ve etkin şekilde ulaşılmasına yardımcı olmaktadır.
1.3.2. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Alt Sistemleri
Parker’a göre (1989: 10), bir organizasyonda yönetim bilişim sistemleri (YBS) dört alt sistemden oluşur. Bu alt sistemler
Tablo 1’de de gösterildiği gibi işlem yürütme sistemleri, bilgi raporlama sistemleri, karar destek sistemleri ve ofis
sistemlerinden oluşmaktadır. Bu dört sisteme yönetici destek sistemleri ile yapay zekâ ve uzman sistemleri de eklemek
gerekmektedir (Kaya Bensghir, 1996: 120-125).
YBS’nin alt sistemlerini açıklamak gerekirse, bir organizasyonun işlem uygulama sistemleri (transaction processing
systems), 1950’lerden bu yana birçok şirketin bilgisayar uygulamalarının önemli bir parçasını oluşturan günlük, rutin
operasyonlarından oluşmaktadır. Genellikle evrak işlerinden oluşan bu operasyonlar muhasebe, stok kontrolü gibi
faaliyetleri kapsamaktadır. Bilgi raporlama sistemleri (information reporting systems) ise karar vermeyi desteklemek
için 1960’lardan itibaren gelişmeye başlayan önceden planlanmış basılı raporlardan oluşmaktadır. Bilgi raporlama
sistemleriyle üretilen raporlar büyük ölçüde işlem uygulama sistemlerinin yan ürünleridir. Yönetim bilişim sistemleri
tarafından sunulan raporlar planlı ya da periyodik raporlar, talep üzerine hazırlanan raporlar ve istisnai raporlar olmak
üzere üçe ayrılabilir. Planlı ya da periyodik raporlar, yapılan planlamaya göre günlük, haftalık, aylık ya da yıllık olarak
düzenli şekilde üretilen raporlardır. Üretim performansını izlemek için ürünlerin günlük imalat durum raporu örnek
olarak gösterilebilir. Talep üzerine hazırlanan raporlar ise istek geldiğinde hazırlanır. Bu tür raporlara örnek olarak,
belirli bir birimin stok seviyesini gösteren raporlar verilebilir. İstisnai raporlar ise olağan dışı ya da yönetimin bir şeyler
yapması gereken bir durum ortaya çıktığında otomatik olarak üretilen raporlardır (Gökçen, 2007: 43).
Üçüncü alt sistem olan karar destek sistemleri (decision support systems), kullanımı kolay modelleme, tekrar elde
etme ve raporlama özellikleri sağlar ki böylece insanların karar vermesi için faydalı olacağını düşündüğü bilgiyi
oluşturabilmesi mümkün hale gelir. Örneğin karar destek sistemleri, yöneticiye bir bilgisayar yoluyla veri içinde arama
yapma, veriyi analiz etme ve raporlama imkânı verir. Böylece yöneticiler sabit olmayan, güncel veri ve bilgiyi istediği
zaman sistemden elde edebilmektedir. Karar destek sistemleri, bu dersin 4. haftasında daha ayrıntılı olarak ele
alınmaktadır (Parker, 1989: 10).
1.3.3. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Temel Özellikleri
Yönetim bilişim sistemlerinde bulunması gereken temel özellikle aşağıdaki gibi özetlenebilir (Long, 1989: 44-45):
5.
• YBS, işlemyapma ve kayıt tutmanın veri işleme fonksiyonlarını destekler.
• YBS, entegre veri tabanını kullanır ve bir dizi işlevsel alanı destekler.
• YBS, operasyonel, taktik ve stratejik düzeydeki yöneticilerin yapılandırılmış bilgiye, tam zamanında ve kolayca
ulaşmalarını sağlar.
• YBS, oldukça esnektir ve organizasyonun değişen bilgi ihtiyaçlarına adapte edilebilir.
• YBS, sadece yetkili personelin sisteme erişimine izin vererek bir sistem güvenliği sağlar.
Yukarıda verilen özellikler her kamu veya özel her organizasyonun yönetim bilişim sisteminde aynı düzeyde
uygulanamamaktadır. Bazı organizasyonlarda yönetim bilişim sistemleri esnek olmayabilmekte, diğerlerinde ise veri
güvenliği yeterince sağlanamamış olabilmektedir. Ancak bu özellikler sağlanabildiği ölçüde yönetim bilişim
sistemlerinden daha etkili biçimde yararlanma imkânı bulunacaktır.
Yönetim bilişim sistemleri oldukça dinamik bir alandır. Özellikle 1970’lerde oldukça sınırlı bir anlamda, temel amacı
yöneticilere karar vermede yardımcı olan periyodik basılı raporlara uygulanacak biçimde kullanılmıştır. Daha sonraki
süreçte bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, yönetim bilişim sistemlerine özel işletmeler ve kamu
örgütleri için daha önemli hale gelmesi ve bu alana yönelik akademik ilginin artmasıyla birlikte yönetim bilişim
sistemleri bir disiplin olma aşamasına gelmiştir.
1.3.4. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Örgütlerde Uygulama Alanları
Örgütler, yönetim bilişim sistemlerini insan kaynaklarından pazarlamaya kadar hemen hemen tüm yönetim
fonksiyonlarında uygulayabilmektedir. Burada söz konusu uygulama alanlarından finansman bilişim sistemleri,
pazarlama bilişim sistemleri, imalat ve üretim bilişim sistemleri, insan kaynakları bilişim sistemleri örnek olarak alınmış
ve kısaca açıklanmaya çalışılmıştır (bkz. Kaya Bensghir, 1996: 74-84).
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
Finansman Bilişim Sistemleri:
Pazarlama Bilişim Sistemleri:
İmalat ve Üretim Bilişim Sistemleri:
İnsan Kaynakları Bilişim Sistemleri:
Finansman Bilişim Sistemleri:
Örgütlerin finansman fonksiyonu, mali tablolar ve raporların hazırlanması ile muhasebe sistemlerinin yönetimi yoluyla
mali durumun izlenmesi ve analiz edilmesini kapsar. Finansman bilişim sistemleri, finansman faaliyetleriyle ilgili doğru,
zamanında ve uygun veri ve bilginin sağlanmasında önemli bir işlev yerine getirmektedir. Nitekim bilgisayarların
yönetim alanında kullanılmaya başladığı ilk fonksiyon da muhasebe olmuştur. Muhasebe işlemler rutin ve tekrar eden
özellikler taşıdığından bilişim sistemlerinin finansman faaliyetlerinde kullanılması kısa zamanda yayılmıştır.
Operasyonel finansman bilişim sistemleri örgütlere müşterilerinin hesap durumlarını anlık, doğru ve tam olarak izleme
imkânı sunmaktadır. Alacakların bilgisayar ortamında yapılması nedeniyle örgütün ofis otomasyonuna esas oluşturacak
veri ve bilgilere erişme imkânı vermektedir. Stokların zamanında izlenmesi yoluyla etkili bir stok yönetimini mümkün
kılmaktadır. Bütçeleme sistemiyle gelir ve giderlerin standart olarak belirlenmesi ve geçmiş dönemlerle bütçe
verilerinin karşılaştırılması olanakları ortaya çıkmaktadır. Tüm bu avantajları nedeniyle de örgütlere önemli bir rekabet
üstünlüğü vermektedir. Finansman yönetiminde genel amaçlı olarak geliştirilen elektronik tablolama, istatistiksel
yazılımlar ve veri tabanı yönetimi yazılımlarıyla birlikte genel veya özel amaçlı olarak geliştirilen finansman analiz
yazılımları kullanılmaktadır.
Pazarlama Bilişim Sistemleri:
Genel olarak pazarlama, mal ve hizmet üreten kamu ve özel kuruluşların üretim ve finansman kararlarına esas olacak
bilgileri sağlayan bir işlevdir. Bilişim teknolojilerinin pazarlama işlevinde kullanılmasıyla birlikte müşteriye daha iyi
hizmet sunma, satış personelinin verimliliğini artırma, ürün planlamada riski azaltma ve daha doğru satış tahminleri
yapma olanakları genişlemiştir. Pazarlama işlerinde kullanılan bilgisayar yazılımları genel ve özel amaçlı olarak iki gruba
ayrılabilir. Genel amaçlı yazılımlara örnek olarak sorgulama programları, rapor yazma programları, istatistik dosyalama,
veri tabanı yönetimi, kelime işlemciler ve elektronik tablolama verilebilir. Özel amaçlı bilişim yazılımları arasında ise
dosyalama, doküman hazırlama ve programlarında destek sunan satış personeli destek yazılımları, satış personelinin
tüm aktiviteleriyle ilgili verileri tutan satış yönetimi yazılımları, müşterileri tespit etmek ve onlara telefonla adres veri
tabanını kullanarak erişme olanağı tanıyan tele pazarlama yazılımları ve doğrudan müşteri hizmetlerini geliştirmek
üzere satış personeline önceki satışlarla ilgili bilgi aktarma imkânı veren müşteri destek yazılımları bulunmaktadır.
6.
İmalat ve ÜretimBilişim Sistemleri:
Örgütlerde üretim ve imalat genellikle birlikte kullanılmaktadır. Üretim ve imalat bilişim sistemleri, üretim sistemlerini
planlama, düzenleme, işletme, izleme ve kontrol etme gibi faaliyetler için gerekli verileri sağlar. Genel amaçlı üretim ve
imalar yazılımlarına örnek olarak faturalama, stok kayıtları, hammadde ve malzeme temini gibi işlevlerle ilgili verilerin
saklanması ve yönetilmesine yarayan veri tabanı yazılımları, “eğer ise” analizlerinin yapılmasını sağlayan elektronik
tablolama yazılımları, kalite kontrol ve üretim standartlarının belirlenmesine aracı olan istatistik yazılımları verilebilir.
Bu kapsamda kullanılan özel yazılımlar ise otomatik malzeme edinme yazılımı, bilgisayar destekli imalat ve tasarım
yazılımı, malzeme seçim yazılımı, malzeme kaynak planlama yazılımı ve bilgisayarla entegre imalat yazılımı örnek
gösterilebilir.
İnsan Kaynakları Bilişim Sistemleri:
Genel olarak örgütlerdeki insan kaynakları yönetimi faaliyetleri arasında personel istihdamı, iş analizi ve tasarımı,
personel eğitimi ve geliştirme, personel aylık ve ödemelerini yönetme, kısa ve uzun dönemli insan kaynakları ihtiyacını
belirleme gibi faaliyetler bulunmaktadır. İnsan kaynakları bilişim sistemleri için geliştirilen genel amaçlı programlar
arasında veri tabanı yönetimi, elektronik tablolama ve istatistik paket programları yer almaktadır. Özel olarak insan
kaynakları yönetimi için geliştirilen yazılımlar arasında ise insan kaynakları bilişim sistemleri yazılımı ve bilgisayar
destekli eğitim programları bulunmaktadır.
Bölüm 2
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ: TEKNİK, İKTİSADİ VE HUKUKİ FIRSATLAR VE BOYUTLARI
Bölüm Hedefi
Bu bölümde genel olarak bilişim teknolojilerinin kamu ve özel örgütler için sağladığı teknik, iktisadi ve hukuki fırsatlar
ve boyutların analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, ilk olarak bilişim teknolojileri ve küreselleşmeyle birlikte
farklı nitelikler gösteren bir toplumsal dönem olarak “bilgi toplumu” açıklanmaktadır. Daha sonra, birbiriyle sıkça
karıştırılan kavramlar olan bilişim teknolojileri ve bilişim sistemleri ayrı ayrı tanımlanmakta, bilişim teknolojileri ve
sistemlerinin kamu ve özel örgütler için sunduğu fırsatlar kapsamlı olarak değerlendirilmektedir.
2.1. Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş
Bilgi Toplumunun Tanımlanması
Bilgi Toplumunun Temel Özellikleri
2.1.1. Bilgi Toplumunun Tanımlanması
İnsanlık tarihine kısa bir göz atıldığında günümüzde kadar kabaca, ilkel toplum düzeninden tarım toplumuna, tarım
toplumundan sanayi toplumuna ve oradan da henüz tanımlanması konusunda tam bir birliğin sağlanamadığı sanayi
ötesi toplum aşamasına geçilmiştir (Kaya Bensghir, 1996: 1). Sanayi ötesi toplum, kaba bir kronoloji ile 1950’lerin
sonlarından 1970’lerin başına kadar kapitalist sonrası(post-capitalist) ya da modern sonrası (post-modern) olarak
adlandırılırken, 1970’lerden itibarenendüstri sonrası toplum (post-industrial society), enformasyon
toplumu (information society),bilgi toplumu (knowledge society) ve ağ toplumu (network society) gibi deyimler
kullanılmıştır. 2000’li yıllardan itibaren dijital ekonomi (digital economy), enformasyon ekonomisi (information
economy) veya yeni ekonomi (new economy) gibi ekonomik boyutu öne çıkaran deyimlere yer verilmektedir.
Yukarıda bahsedilen toplumsal aşamaları biçimlendiren ve damgasını vuran olgulara göz atıldığında, ilkel toplumdan
tarım toplumuna geçişte üretim artışı sağlamak amacıyla fiziki kuvveti desteklemek için ilk defa insan-makine işbirliğini
doğuran mekanizasyon yani tarımın kol gücü yerine basit mekanizmalarla çalışan araç ve aletlerle yapılması öne
çıkmaktadır. Bu süreçte sanayi toplumunu, buhar gücünden yararlanarak üretimin otomatik gerçekleştirildiği montaj
hattı ve insanın fiziki gücünün yerine geçen makine, ara ve gereçlerle donatılmış fabrikalar temsil etmektedir. Hızlı
nüfus artışı ile birlikte artan ve çeşitlenen ihtiyaçları karşılamada bilgi teknolojileri, yani bilgisayar, iletişim, sistem ve
metodolojiler de sanayi toplumunu biçimlendiren temel faktör olarak belirginleşmektedir. Bilgi teknolojilerinin üretim
sürecine girmesiyle birlikte üretim ilişkileri ve örgütlenmesi de şekil değiştirmektedir (Kaya Bensghir, 1996: 1-2).
Burada alanyazında yaygın olarak kullanılan bilgi toplumu deyiminin kullanılması tercih edilmektedir. Bilgi toplumu,
“yeni temel teknolojilerin gelişimiyle bilgi sektörünün, bilgi üretiminin, bilgi sermayesinin ve nitelikli insan faktörünün
önem kazandığı, eğitimin sürekliliğinin ön plana çıktığı, iletişim teknolojileri, bilgi otoyolları, elektronik ticaret gibi yeni
7.
gelişmeler ile toplumuekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal açıdan sanayi toplumunun ötesine taşıyan bir gelişme
aşaması” olarak tanımlanabilir (Aktan ve Vural, 2005: 32). Peki, bilgi toplumunu sanayi toplumundan farklılaştıran ve
ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal açıdan öne çıkan temel özellikleri nelerdi?
2.1.2. Bilgi Toplumunun Temel Özellikleri
Bell’e göre (1976: xv-xvii), bilgi toplumunun temel özellikleri, teorik bilginin merkezi konumda olması, yeni entelektüel
teknolojinin üretilmesi, teknik ve profesyonel sınıf olan bilgi sınıfının yayılması, mallardan hizmetlere doğru değişimin
yaşanması, işin niteliğinin değişmesi, kadınların iş hayatına katılımı nedeniyle rollerindeki farklılaşma, bilimin toplum
ihtiyaçlarına yakınlaşması, statülerin siyasal birim olarak sınıf ve tabakanın önüne geçmesi, liyakate dayalı yönetimin
(meritokrasi) önem kazanması, kıtlığın sona ermesi ve bilgi ekonomisinin gelişmesidir.
Drucker’a göre (1993) ise kapitalist sonrası toplumun bir ayağı farklı alanlarda, belirli amaçları yerine getirmek için
çalışan, bu alanlarla ilgili uzmanları bünyesinde barındıran, diğer kuruluşlarla rekabet eden özerk kuruluşlara ve bu
kuruluşlara bağlı olarak çalışan gönüllü elemanlara dayalı iken, diğer ayağı bilgi ve hizmet sektörü işçilerine dayalıdır.
Bilgi toplumunun durumunda, toplumdaki kuruluşların performansı belirleyicidir, temel sorun ise bilgi işçilerinin
verimini artırmaktır. Bilgi toplumunun gönüllü topluluklara dayanacağını düşünen Masuda (1990: 6-7), Drucker ve
Bell’in önermelerine ek olarak vatandaş hareketleri ve katılımcı demokrasiyi de vurgulamaktadır. Sanayi toplumunun
hükümet biçimi olan temsili (parlamenter) demokrasi yerini katılımcı demokrasiye, işçi hareketleri ve grevlerse yerini
vatandaş hareketlerine (daha yaygın kullanımıyla sosyal hareketlere) bırakmaktadır. Kısacası, 1960-70’lerden sonra
yaşanan gelişmeler, meslek yapılarını, toplumdaki örgütlenişi ve daha da ötede değerler dünyasını etkilemekte ve
değiştirmektedir (Bozkurt, 1998: 199).
Ekonomik bir realite olarak ele alındığında ekonomik sektörler, örgüt ve iş yapıları, istihdam gibi konularda özellikle 20.
yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşanan değişim, bilgi toplumuna geçişin göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Sektörler arası değişime bakıldığında, gelişmiş ülkelerde tarımsal üretimin milli gelirde ve istihdamdaki ağırlığı
%80’lerden %3-5’lere kadar düşmüş, sanayi üretiminin payındaki artışa rağmen sanayinin sektörel payı %50’lerden
%40’lara gerilemiştir (Erkan, 1994: 7-8). Sektörel kaymalardan işgücünün dağılımı da payını almış, sanayi toplumundan
oldukça farklı bir aşamaya ulaşmıştır. İşgücü içinde “beyaz yakalı” olarak adlandırılan grubun oranı giderek artmıştır.
Örneğin, 1951 yılında ABD’de “mavi yakalı” olarak adlandırılan işçi sayısı, çalışan toplamının yüzde 50’sini
oluşturmaktayken, bu rakam zamanla yüzde 20’ye kadar gerilemiştir (Aktan ve Tunç, 1998: 121). Hizmet sektörünün
diğer sektörler arasında en yüksek paya sahip olduğu, bilgi işçilerine dayanan bu ekonomi modeli “bilgi ekonomisi”,
“dijital ekonomi” veya “yeni ekonomi” olarak adlandırılmaktadır. Ancak Splichal’in de vurguladığı gibi (1999: 165),
“bilgi devrimini ve özelde bilgi teknolojisini sadece bir teknoloji sorunu olarak anlamak eksik olmakla kalmaz,
yanıltıcıdır da. Diğer taraftan, bilgi devrimini tüm siyasal ve kültürel sorunlarını bir kenara bırakarak sadece ekonomik
bir sorun olarak düşünmek teknolojik devrimin temel etkisini ihmal eden bir indirgemeciliktir”.
Bilgi toplumunun temel özellikleri sanayi toplumununkilerle karşılaştırmalı olarak açıklandığında aradaki büyük farklar
daha fazla öne çıkmaktadır. Bu karşılaştırmayı Aktan ve Vural’dan (2005: 34-36) yola çıkarak aşağıdaki şekilde yapmak
mümkündür:
• Sanayi toplumunda maddi sermayenin yerini bilgi toplumunda bilgi ve insan sermayesi almaktadır.
• Sanayi toplumunda kol gücünün yerini bilgi toplumunda beyin gücü almaktadır.
• Sanayi toplumunda sanayi malları ve hizmetlerinin üretimine odaklanılırken bilgi toplumunda bilgi ve teknoloji
üretimi öne çıkmaktadır.
• Sanayi toplumundaki fabrikaların yerini bilgi toplumunda bilgi kullanımını içeren bilgi ağları ve veri bankaları
almaktadır.
• Sanayi toplumundaki genel eğitimin yerini bilgi toplumunda eğitimin bireyselleşmesi ve sürekliliği almaktadır.
• Sanayi toplumunda hâkim olan tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin yanına bilgi toplumunda bilgi sektörü
eklenmektedir.
• Sanayi toplumundaki özel ve kamu sektörünün yanında bilgi toplumunda “üçüncü sektör” olarak adlandırılan gönüllü
kuruluşlar öne çıkmaktadır.
• Sanayi toplumunda başlıca üretim faktörleri olan emek, sermaye, tabiat ve girişimciye ek olarak bilgi toplumunda
“bilgi” öne çıkmaktadır.
• Sanayi toplumunda tüketici taleplerinin karşılanmasında mal ve hizmetlerin mobilitesi oldukça düşük iken bilgi
toplumunda temel üretim faktörü olarak öne çıkan bilginin mobilitesi kolay ve hızlıdır.
Örgütler açısından ele aldığımızda bilgi toplumunun temel yapıtaşlarından birini bilgi ve bilişim teknolojileri
oluşturmaktadır. Bilgi kavramında daha önce değinilmesi nedeniyle burada genel olarak bilişim teknolojileri
açıklanmaktadır.
8.
2.2. Bilişim Teknolojileri
1980’liyıllardan itibaren bilişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmeler dünyada birçok yönden zaman ve mekân
farklarını ortadan kaldıran veya en azından büyük ölçüde azaltan bir etki otaya çıkarmıştır. Bilişim teknolojilerindeki
ucuzlama, önce kişisel bilgisayarlar, ardından internet ve 2000’li yıllarda da akıllı telefonlar, mobil dijital platformlar,
sosyal medya ve bulut bilişim gibi yenilikler insanlara her türlü bilgiye istedikleri anda ve istedikleri mekânda ulaşma
olanağı sağlamıştır. Bilişim teknolojileri insanların gündelik hayatlarını dönüştürmenin yanında, özel, kamu ve gönüllü
kuruluşlar da dâhil olmak üzere genel olarak örgütlerde kurumsal ve işlevsel yeniliklere yol açmaktadır. Bu nedenle,
bilişim teknolojilerindeki gelişmelerden yararlanmak ve bu gelişmeleri yakalamak isteyen örgütler bu alandaki
yatırımlarını her geçen gün artırmaktadır.
2.2.1. Bilişim Teknolojileri ve Bilişim Sistemlerinin Tanımlanması
Bilişim teknolojisi kavramı genellikle bilişim sistemleri ile karıştırılmaktadır. Laudon ve Laudon’dan yola çıkarak bu iki
kavramı birbirinden net çizgilerle ayırmak mümkündür. Buna göre bir örgütün amaçlarına ulaşmak için kullanma
ihtiyacı duyduğu tüm yazılım ve donanıma “bilişim teknolojisi” (information technology-IT) adı verilir. Örgütlerin
ihtiyaç duyduğu bilgi teknolojileri sadece bilgisayarlar, depolama aygıtları ve elle taşınan mobil cihazlar değil, bunların
yanında Windows ve Linux gibi işletim sistemleri, Microsoft Office gibi ofis programları ve örgütün bir çok alanda
kullanacağı çok sayıda bilgisayar programıdır. “Bilişim sistemleri” (information systems-IS) ise bilgi teknolojisinden
daha karmaşık olup teknik olarak bir örgütte karar verme ve kontrolü destekleyecek biçimde bilgiyi toplayan, işleyen,
depolayan ve dağıtan birbiriyle ilişkili bileşenlerdir (Laudon ve Laudon, 2011: 15). Bazı durumlarda bilişim sistemleri,
yönetim bilişim sistemleriyle aynı anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır. Ancak aralarında bazı farklılıkların
bulunduğu da yadsınamaz.
Donanım (Hardware) ve Yazılım (Software)
Donanım, bilgisayarın kendisi ve onu destekleyen ekipmanı kapsamaktadır. Destekleyici ekipmanlar arasında CD,
taşınabilir bellekler, taşınabilir hard diskler, kamera gibi harici ve dâhili aygıtlar bulunmaktadır. Yazılım ise bilgisayar
programları ile bunları destekleyen el kitaplarından oluşmaktadır. Bilgisayar programları, veriden kullanışlı bilgi
üretmek için bilgisayara dayalı donanım parçalarındaki sistemi yönlendiren bilgi işleme sisteminin okuyabileceği
talimatlardır. Programlar genellikle internet, CD ve taşınabilir bellek gibi araçlarla bilgisayarda kullanıma hazır şekilde
bulunmaktadır (Parker, 1989: 21).
Bilişim teknolojilerine bir paradigma olarak yaklaşan Castells’e göre (2005: 89-91) “enformasyon teknolojisi”
paradigmasının beş temel özelliği bulunmaktadır:
1. Hammaddesi enformasyondur. Bu teknolojiler, enformasyonu temel alan, hareket kaynağı enformasyon olan
teknolojilerdir.
2. Yeni teknolojilerin etkileri çok çarpıcı biçimde yayılmaktadır. Bireysel ve kolektif varoluşumuzun bütün süreçleri
doğrudan yeni teknolojik araçlarla şekillendirilmektedir.
3. Yeni enformasyon teknolojisini kullanan bir sistem olarak ağlar öne çıkmaktadır.
4. Enformasyon teknolojisi paradigması esnekliği temel alır.
5. Belli teknolojilerin son derece bütünleşmiş bir sisteme dönüşümü giderek yayılmaktadır. Böylece mikroelektronik,
telekomünikasyon, opto-elektronik ve bilgisayarlar artık enformasyon sistemlerinde bütünleşmiştir.
2.2.2. Bilişim Teknolojilerinin Gelişimi
Bilişim teknolojileri ve sistemleri, günümüz yönetim bilişim sisteminin temellerini oluşturmaktadır. Bilişim
teknolojilerinin gelişimi tarihsel olarak daha gerilerden başlatılsa da 1951 yılında özel olarak ticari amaçlarla üretilen ilk
bilgisayar olan UNIVAC I’in ABD Nüfus Sayım Bürosunda kullanılması önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur. Çünkü o
zamana kadar bilgisayarlar bilimsel araştırmalar ve savunma çalışmalarında kullanılmakta ve sadece laboratuvarlarda
bulunmaktaydı (Parker, 1989: 6). 1950’lerde IBM, General Electric gibi şirketler kendi bilgisayarlarını imal edilmiştir.
1957 yılında ise radyo lambalarının yerine transistorların kullanılmaya birlikte ikinci kuşak bilgisayarlar üretilmeye
başlanmıştır. 1964 yılında ise transistörler yerine mikro ve entegre devrelerin kullanılmasına geçilmiş ve bundan sonra
bilgisayarlar devreler tercih edilmiştir. 1970’lerin başında İntel firması ilk RAM (Random Access Memory) Chip’i
üretmiştir. 1970’ler boyunca geliştirilen yeni teknolojiler sayesinde bilgisayar parçalarının fiyatları düşmüş, bilgi işlem
hızı artmıştır (Kaya Bensghir, 1996: 33).
1970’lerde mikro bilgisayarlar, interaktif görüntüleyici araçlar, kullanıcı dostu yazılım ve veri tabanı teknolojisindeki
9.
gelişmeler karar desteksistemlerinin ortaya çıkışına yol açmıştır. 1970 ve 1980’lerde bilgi sistemlerinin rolünü
genişleten diğer bir gelişme de ofislerde bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması olmuştur. Bu
kapsamda kullanılan ofis otomasyon teknolojileri kelime işleme (word processing), masaüstü yayınlama (desktop
publishing), elektronik posta (electronic mail) ile diğer bilgisayar ve iletişim temelli işlemcilerden oluşmaktadır. 1980’li
yıllarda önceki dönemden farklı olarak bilişim teknolojileri stratejik bir araç olma rolünü üstlenmeye başlamıştır
(Parker, 1989: 7-9).
Günümüzde yazılım ve donanım alanlarında yeni eğilim ve gelişmeler dikkat çekmektedir. Önümüzdeki on yıllarda
bilişim teknolojileri konusunda gelişme trendlerini belirlemesi beklenen bu eğilim ve gelişmelere kısaca değinmek
gerekir. Bu kapsamda yedi ana donanım eğiliminde söz edilebilir (Laudon ve Laudon, 2011: 181-185):
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
1. Mobil Dijital Platform:
Mobil dijital bilgi işlem platformları, kişisel bilgisayarlar ve büyük bilgisayarlara alternatif olarak gelişmektedir. Akıllı
telefonlarda veri transferi, internette gezinme, e-posta ve anlık mesajlaşmalar, dijital içerik görüntüleme ve kurum içi
sistemlerde veri dönüşümü dâhil bilgisayarlar eliyle yürütülen birçok işlem rahatlıkla yapılabilmektedir. Netbook adı
verilen daha ucuz, hafif dizüstü bilgisayarlar, iPad gibi tablet bilgisayarlar ve Amazon’un Kindle’ı gibi bazı internet
özelliklerine sahip dijital e-kitap okuyucular yeni mobil platformalar olarak adlandırılmaktadır. Yakın zamanda
işletmelerin kişisel ve masaüstü bilgisayarlar yerine hızla mobil araçlara geçmesiyle birlikte akıllı telefonlar, netbook ve
tablet bilgisayarların internet ulaşımında birincil araç olması beklenmektedir. Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar
işletme süreçlerinde kullanılan uygulamaları çalıştırması bakımından da avantaj sunmaktadır.
2. Şebeke (Grid) Bilgi İşlem:
Sanal süper bilgisayar oluşturmak için coğrafi olarak birbirinden uzak olan bilgisayarların tek bir ağ üzerinden işlem
güçlerinin birleştirilmesidir. Şebeke bilgi işlem, bilgisayarları çalışma sürecinde büyük ölçüde atıl kalan kaynaklarını
gerek duyulan başka işlemler için kullanılmasını sağlamaktadır.
3. Sanallaştırma:
Fiziksel yapılandırmaların veya coğrafi konumu nedeniyle sınırlamaların olmadığı tamamen erişilebilen bir dizi bilgi
işlem kaynaklarını sunma işlemidir. Sanallaştırma yoluyla bir sunucu veya ana bilgisayarın farklı makineler olarak
hareket ederek birçok farklı işletim sistemini aynı anda çalıştırabilmesi mümkün hale gelmektedir. Ayrıca çoklu fiziksel
kaynakların tek bir sanal kaynak olarak hareket etmesini de sağlamaktadır.
4. Bulut Bilgi İşlem (Cloud Computing):
Bulut bilgi işlem, işletmeler ve bireylerin bilgi işleme, depolama, yazılım ve diğer hizmetleri almak içi, başta internet
olmak üzere bir ağ üzerinden sanal kaynak havuzu oluşturmasıdır. Ancak bu sanal havuzların bazı sakıncaları da
bulunmaktadır. Bulut bilgi işlem, veri depolama ve kontrol için sorumluluğu hizmet sağlayıcının eline vermektedir.
Önemli veri ve sistemlerin burada tutulması bilgi güvenliği açısından sorunlar teşkil edebilmektedir.
5. Yeşil Bilgi İşlem (Green Computing):
Bilgisayarlar, sunucular ve bunlarla ilgili monitör, yazıcı, depolama aygıtları, ağ ve iletişim sistemleri gibi araçların
tasarımı, üretimi, kullanımı ve atılmasının çevre üzerindeki etkisini en aza indirmenin pratik ve teknolojik olarak
ifadesidir. Örneğin bilgisayarların enerji tüketimini azaltmak, çok yüksek bir yeşil öncelik haline gelmiştir.
6. Otonom Bilgi İşlem:
Kendi kendilerini yapılandıran, optimize eden ve ayarlayan, bozulduğu zaman kendilerini onarak ve dışarıdaki izinsiz
kullanıcılara ve kendine zarar vermeye karşı kendini korumak için geliştirilmiş bir teknolojidir. Masaüstü sistemlerde
kullanılan virüs ve güvenlik duvarı koruması yazılımları otonom bilgi işlem örneklerini oluşturmaktadır.
7. Yüksek Performans ve Güç Tasarruflu İşlemciler:
10.
Çağdaş mikro işlemciler,tek bir yonga üzerine çoklu işlemci çekirdeği özelliğine sahip olmaktadır. Bugün kişisel
bilgisayarlarda çift çekirdekli ve dört çekirdekli işlemciler bulmak mümkün hale gelmiştir
Bilişim teknolojilerinin ikinci yüzünü oluşturan yazılım platformları açısından da önemli eğilimlerin bulunduğu
görülmektedir. Çağdaş yazılım platformunun gelişiminde Linux ve açık kaynak yazılımı, Java ve Ajax, Web hizmetleri ve
hizmet odaklı mimari, yazılımın dışarıdan temin edilmesi ve bulut hizmetleri olmak üzere dört ana eğilim tespit
edilebilir (Laudon ve Laudon, 2011: 187-193):
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
1. Linux ve Açık Kaynak Yazılımlar:
Açık kaynak yazılım, dünya çapında yüz binlerce programcı bir topluluk tarafından üretilen yazılımdır. Açık kaynak
yazılımlar ücretsiz ve kullanıcılar tarafından değiştirilebilir ve ek lisans olmadan kullanıcı tarafından yeniden
dağıtılabilir. En popüler açık kaynak kodlu yazılım araçları arasında Oracle Open Office, Linux işletim sistemi ve Mozilla
Firefox web tarayıcısı bulunmaktadır. Bu araçlardan Linux uygulamaları, cep telefonları, akıllı telefonlar, notebooklar
ve tüketici elektroniğine gömülüdür.
2. Java ve Ajax:
Java internette önemli bir etkileşimli ortam sunan, işletim sistemi ve işlemci bağımsız nesne tabanlı programlama
dilidir. Java platformu cep telefonları, akıllı telefonlar, otomobiller, müzik çalarlar, oyun makineleri ile etkileşimli içerik
ve gösterim başına ödeme hizmetleri sunan set üstü kablo televizyon sistemlerinin içine yerleştirilmiştir. Ajax
(Asynchronous Jav Script and XML) ise bir işlemci ve sunucuya görüntünün arkasında küçük miktarlarda veri alışverişi
yapma imkanı sağlar, böylece kullanıcı bir değişiklik istediğinde tüm web sayfasının her zaman yeniden yüklenmesine
gerek kalmaz. Örneğin Google Maps uygulamasında Kuzeye tıkladığınızda, sunucu tamamen yeni bir harita için
beklemeye gerek kalmadan uygulamanın sadece değişen bir bölümünü yükler.
3. Web Hizmetleri ve Hizmet Odaklı Mimari:
Evrensel web iletişim standartları ve dili kullanarak birbirleriyle bilgi alışverişi yapan bir dizi gevşek bağlı yazılım
bileşenlerini ifade etmektedir. Bu sayede sistemlerin dayandığı iletişim sistemler ve programlama dilleri ne olursa
olsun, iki farklı sistem arasında enformasyon alışverişi yapılabilmektedir. Diğer taraftan, bir işletmenin yazılım
sistemlerini oluşturmak için kullanılan web hizmetleri toplamına “hizmet odaklı mimari” (Service Oriented
Architecture) adı verilmektedir. Hizmet odaklı mimari, birbirleriyle haberleşen yazılım uygulamaları oluşturmak için
kendi kendine yeten hizmetler grubudur.
4. Dış Kaynak Yazılım ve Bulut Hizmetleri:
Günümüzde birçok işletme yazılım amacıyla ticari bir yazılım satıcısından yazılım paketi satın almak, başka bir satıcı için
özel uygulama geliştirme yazılımı kullanmak veya bulut tabanlı yazılım hizmet ve araçlarına yönelmek yollarıyla dış
kaynak kullanmaktadır.
2.2.2. Bilişim Teknolojilerinin Kamu ve Özel Sektör Örgütleri İçin Ortaya Çıkardığı Fırsatlar
Burada gündeme gelen önemli bir soru “bilgi teknolojileri ve sistemlerine örgütlerin neden ihtiyaç duyduklarıdır”. Bu
sorunun cevabını özel sektör işletmeleri açısından vermek nispeten daha kolaydır. Çünkü işletmeler doğaları gereği
yenilikçi teknolojileri kamu örgütlerine göre daha fazla geliştirmekte ve bu alandaki gelişmelere çok daha hızlı biçimde
adapte olabilmektedirler. Bu bakımdan işletmeler temel olarak altı amaç için bilgi teknolojilerine yatırım
yapmaktadırlar (Laudon ve Laudon, 2011: 12-15):
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
1. İşlemsel mükemmeliyet:
İşletmeler daha yüksek karlılığa ulaşmak için sürekli olarak işlemlerinin verimliliğini artıracak yöntemlerin arayışı
içindedirler. Enformasyon sistemleri ve teknolojileri, işletmeler ve işletme yöneticilerinin faaliyetlerinde yüksek
düzeyde etkinlik ve verimlilik elde etmeleri için başvurabilecekleri araçların başında gelmektedir.
11.
2. Yeni ürünler,hizmetler ve iş modelleri:
Enformasyon sistemleri ve teknolojileri, işletmeler için yeni ürün ve hizmet oluşturmanın yanında tamamen yeni iş
modelleri oluşturmak için de önemli araçlardandır.
3. Müşteri ve tedarikçiyle ilişkileri geliştirmek:
Enformasyon sistemleri ve teknolojileri müşteri ve tedarikçilerin işletmenin ürün veya hizmetleri ile yönetime ilişkin
diğer faaliyetlerinden daha fazla memnun kalmaları için fırsatlar sunmaktadır. Bir işletme müşterilerini gerçekten tanır
ve onlara iyi hizmet sunarsa, müşteriler genellikle işletmenin ürün veya hizmetlerinden daha fazla alım yaparak karşılık
verirler. Benzer biçimde işletme, tedarikçileriyle ne kadar bütünleşirse tedarikçiler işletmeye o derece girdi sağlarlar.
4. Etkinleştirilmiş karar verme:
Genellikle yöneticiler, karar verirken ya aşırı enformasyon içinde boğulmakta ya da doğru zamanda doğru
enformasyona sahip olamamaktadırlar. Bu nedenle yöneticiler tahmin, sezgi ve öngörülerine güvenmekte, zaman
zaman da işi şansa bırakmaktadırlar. Bu durumun olumsuz bir sonucu ise ürün veya hizmetlerin ihtiyaç duyulan oranı
doğru bilinmediğinden az veya fazla üretilmekte, kaynakla yanlış kullanılmakta ve kararlar zamanında
alınamamaktadır. Bu ise işletme maliyetlerini artırmakta ve müşteri kaybına yol açmaktadır. Buna karşılık geçtiğimiz on
yıllık periyotta enformasyon sistemleri ve teknolojileri karar vermede yöneticilerin pazardan gerçek zamanlı veri elde
etmelerini sağlamış, bu da daha hızlı ve etkili kararlar alınmasına olanak sağlamıştır.
5. Rekabetçi avantaj:
İş ve faaliyetlerinde mükemmeliyeti yakalayan, müşteri ve tedarikçilerine daha kısa sürede cevap verebilen, daha iyi
ürün ve hizmeti daha düşük maliyetle sunabilen ve etkin karar verebilen firmalar diğerlerine göre rekabetçi avantaj
elde etmiş olacaktır.
6. Ayakta kalma:
İşletmeler sektörde var olabilmek ve ayakta kalmak için enformasyon sistemleri ve teknolojilerine yatırım
yapmaktadırlar. Örneğin Citibank perakende bankacılıkta ayakta kalabilmek için 1977 yılında New York’ta ilk defa daha
yüksek hizmet düzeyi sağlayarak müşterileri çekmek için ATM’leri (Automatic Teller Machine) kullanmaya başlamıştır.
İşletmeler kâr motivasyonu ile çalışmaktadır. Enformasyon teknolojilerine yatırım yapmaları, iş yapma tekniklerini
iyileştirmeleri ve daha kaliteli hizmet sunmaları daha fazla kâr elde etme amaçlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Rasyonel
ekonomi modeline göre, kâr getirmeyen işlere özel firmaların yatırım yapmayı tercih etmez. Kâr artışı ve rakipleri
karşısında avantaj elde etmeleri ise büyük ölçüde müşteri portföylerini artırmaları ve/veya çeşitlendirmelerine bağlıdır.
Dolayısıyla özel firmalar için kâr elde etme, piyasa rekabeti ve müşteri memnuniyetinin sağlanması temelde firmaların
farklılık oluşturmasına bağlı olup bunun için faaliyetlerinde, ürün ve hizmetlerinde yenilik, girişimcilik ve kalite artışının
sağlanması esastır. Tüm bunlar ise enformasyon teknolojileri ve sistemlerine yapılacak yatırımlar ve buradan elde
edilecek olumlu geri bildirimlerle sağlanabilecektir. Diğer taraftan, kamu örgütleri penceresinden bakıldığında ise özel
firmalar için belirtilen motivasyon araçlarının (kâr güdüsü, piyasa rekabeti, müşteri memnuniyeti) kamu örgütleri ve
kamu hizmetleri için ya hiç bulunmadığı ya da özel sektördekinden farklı bir biçimde bulunduğu söylenebilir.
1980’lerden itibaren gelişmiş ve gelişmekte olan onlarca ülkede girişilen yeni kamu işletmeciliği reformlarıyla “girişimci
idareler” olarak yeniden tanımlanan kamu örgütlerine performansını girdilerden çok çıktılara yönlendirmeleri, kural ve
düzenlemelerden çok hedef ve misyonlarına odaklanmaları, hizmet sundukları kesimleri müşteri olarak tanımlayıp
onlara seçenek sunmaları, enerjilerini sadece para harcamak için değil, para kazanmak için de kullanmaları, bürokratik
mekanizmalar yerine piyasa mekanizmalarını tercih etmeleri gibi yeni misyonlar verilmiştir (Osborne ve Gaebler, 1992:
19-20). Yeni kamu işletmeciliği reformları kapsamında hükümetlerin izledikleri politika ve uygulamalarda benzerlikler
olsa da reform sonuçları açısından ülkeler arasındaki farklılıklar dikkat çekicidir (Pollitt, 2002: 489-490). Bazı ülkelerde
başarılı olan reform uygulamaları başka ülkelerde yeteri kadar başarılı olamamıştır. Kamu örgütlerinin özel sektör
benzeri araçlarla yönetilmesi yolundaki çabalar birçok ülkede beklenilen başarıyı getirememiştir. Burada akla gelen
soru, yukarıda özel firmaların enformasyon teknolojileri ve sistemlerine yatırım yapmasını sağlayan rekabetçi avantaj
sağlama, müşteri memnuniyetini artırma, ayakta kalma gibi motivasyon araçlarından bahsedemeyeceğimize göre
kamu örgütlerine enformasyon sistemleri ve teknolojilerinin sağlayacağı katkılar neler olabilir? Diğer bir ifadeyle, kamu
örgütleri için enformasyon sistemlerine yatırım yapmak ne gibi faydalar sağlayacaktır? Bu sorulara, kamu örgütlerinin
12.
doğasından kaynaklanan farklılıklarnedeniyle işletmeler için verdiğimiz cevaplardan daha farklı cevaplar vermek
zorundayız. Kamu örgütlerinin bilişim teknolojileri ve sistemlerine aşağıda belirtilen temel nedenlerden dolayı önem
verdikleri veya vermek zorunda kaldıkları söylenebilir:
1. Kamu kaynaklarının etkin, ekonomik ve verimli kullanma:
Kamu hizmetleri büyük oranda vergilerle finanse edilmektedir. Vergiler ise sınırsız bir kaynak değildir. Bu nedenle, özel
sektörde olduğu gibi kamuda da maddi ve beşeri kaynakların en ekonomik şekilde kullanılmasına ihtiyaç
bulunmaktadır. Diğer yandan, kamu kaynaklarını kullanan yöneticiler, bundan dolayı çeşitli kesimlere hesap vermek
durumundadır. Kamu yöneticileri ve siyasiler üzerindeki toplumsal, hukuki vb. denetim baskısı kaynakların sadece
ekonomik değil, aynı zamanda verimli ve etkin biçimde kullanılmasını da gerektirmektedir. Verimlilik girdinin çıktıya
oranlanmasıyla ulaşılan bir sonuç olup etkinlik ise kamu kurum ve kuruluşlarının önceden belirlenen amaçlara ne
ölçüde ulaştıklarını belirlemeye yarayan bir kavramdır. Bilgi teknolojileri ve sistemleri, kamu kaynaklarının verimli ve
tasarruflu bir biçimde kullanılmasına imkân vermenin yanında, örgütsel amaçların gerçekleşme düzeylerini ölçmede de
önemli katkılar sağlamaktadır.
2. Daha etkili ve isabetli kararlar almak:
Kamu yöneticileri ve siyasiler, gün içerisinde görevleriyle ilgili çok sayıda karar vermek durumundadır. Ancak çoğu
yönetici karar verme konusunda ihtiyaç duydukları veri ve enformasyona ulaşma konusunda sorunlar yaşamaktadır.
Bazen farklı kurumların verileri, bazen de aynı kurum içinde farklı birimlerin oluşturdukları veriler birbirini
tutmamaktadır. Bu noktada bilgi teknolojilerinin, kamu örgütlerinde yöneticilerin daha hızlı, etkili ve isabetli karar
almalarına imkân vereceği söylenebilir.
3. Kamuda hizmet kalitesini artırmak ve vatandaş memnuniyetini iyileştirmek:
Kalite yönetimi ve hizmet kalitesi, özellikle 1990’lerden sonra kamu yönetimine de sirayet etmiş, kamu kurum ve
kuruluşları hizmet kalitesini artırmak için çeşitli araç, model ve yöntemler kullanmaya yönelmiştir. Özel sektörde
kullanılan Toplam Kalite Yönetimi, Altı Sigma, Mükemmellik Modeli kamuda da yaygın olarak kullanılan yönetim
modelleri arasında sayılabilir. Kalite yönetiminin kamu kurum ve kuruluşlarında tercih edilmesinde hizmet
kullanıcılarının memnuniyetini artırma düşüncesi bulunmaktadır. Bilgi teknolojileri, kalite yönetim sistemlerinin daha
etkili biçimde kullanılmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca kamu hizmetleriyle entegre edilen bilgi teknolojileri ve
sistemleri, hizmet kalitesini artırmakta ve vatandaşların hizmetten duydukları memnuniyeti iyileştirmektedir. Kamuda
önceden uzun süreler alan ve maliyeti yüksek olan işlemler günümüzde oldukça hızlı biçimde ve düşük maliyetle
gerçekleştirilebilmektedir.
4. Yönetimde açıklık ve hesap vermeyi sağlamak:
1980’lerden itibaren bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ile küreselleşme sürecinin etkileri kamu
örgütlerini daha açık olmaya ve çevreleriyle daha fazla bilgi paylaşmaya zorlamaktadır. Bilgi teknolojileri, her türlü
bilgiyi elde etmeye, depolamaya ve paylaşabilmeye imkân vermektedir. Veri ve enformasyon, intranet yoluyla kurum
içinde, taşınabilir hard diskler ve bulut bilişim gibi teknolojiler yoluyla hem kurum içi ve hem de kurum dışında ve
internet yoluyla da herkesle paylaşılabilmektedir. Dolayısıyla bilgi teknolojileri ve internetin yönetimde açıklık ve
şeffaflığı sağlama konusundaki katkısı yadsınamaz.
Bilgi teknolojilerinin kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik katkılarını içeren yukarıdaki listeyi genişletmek mümkündür.
Ancak burada belirtilmesi gereken nokta, genel olarak özel sektörde bulunan karını artırma, rekabet üstünlüğü
kazanma, müşteri memnuniyetini iyileştirme gibi itici faktörlerin kamu örgütlerinde kısmen ya da tamamen
bulunmamasına nedeniyle bilgi teknolojileri ve sistemleri özel sektör işletmelerine kıyasla daha az önem verildiği
söylenebilir.
Bölüm 3
ÖRGÜTLERDE YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Bölüm Hedefi
13.
Bu bölümün temelhedefi, kamu, özel veya sivil toplum örgütlerinde bilişim teknolojileri ve sistemlerinin geliştirilmesi
sürecini incelemektir. Genel olarak bu süreç planlama, örgütleme, sistem geliştirme ve yönetme aşamalarından
oluşmaktadır. Aşağıda bu aşamalar kapsamlı olarak değerlendirilecektir.
3.1. Bilişim Teknolojileri ve Sistemlerinin Planlanması
Bir işletmede yöneticilerin yönetmesi gereken ve personel, malzeme, makine (tesisler ve enerji de dahil) ile paradan
oluşan beş temel kaynak bulunmaktadır. Bunun dışında maddi olmayan bir kaynak olarak bilgi de (veri de dahil)
işletmelerin temel kaynaklarındandır. İşletmenin maddi kaynaklarını yönetmek nispeten kolaydır, temel kuralları
önceden bellidir. Bunun yanında, yönetici ham verinin toplanıp kullanışlı veri haline gelmesi sürecini takip eder, uygun
kişilere bilginin uygun şekilde ve zamanında ulaştırılmasını sağlar ve gereksiz olan bilgiyi eleyerek güncel ve doğru bilgi
ile değiştirir. Tüm bu faaliyetlere daha önce bilgi yönetimi adı verilmektedir (McLeod ve Schell, 1990: 3-4). Bu sürecin
bilgisayar ve onun türevlerine dayalı şekilde yürütülmesi ise yönetim bilişim sistemlerini ortaya çıkarmaktadır. Yönetim
bilişim sistemlerinin geliştirilme sürecinde örgütler plan ve strateji belirler, bu doğrultuda teşkilat yapısını oluşturlar,
gerekli sistemleri temin ederler ve bu sistemleri yönetirler.
Yönetim bilişim sistemlerinin planlanması, hangi bilişim sistemlerinin ne zaman geliştirileceğinin belirlenmesinde
örgütün amaç, strateji, hedef ve bilgi gereklerini kullanan bir süreçtir. Bu planlama sürecinin sonunda yönetim bilişim
sistemleri planı oluşturulur. Bu plan, örgütün sistem geliştirmesine temel oluşturur. Sistem planlama sürecinin beş
aşaması bulunmaktadır. İlk aşama olan işletme amaçları ve bilişim teknolojilerinin yan yana getirilmesi yoluyla
işletmenin bilişim teknolojileri sayesinde başarılı olduğu ve bilişim teknolojilerinin işletmeye nasıl uygun olduğu
görülür (Haag ve diğerleri, 1998: 304). İşletme amaçları ve yönetim bilişim sistemlerine ilişkin amaçlar stratejik
planlarla uyumlulaştırılır. İşletme stratejisi, işletmenin genel yönünü belirlerken yönetim bilişim sistemleri
stratejisi işletmeyi desteklemek için hangi bilgi, bilişim sistemleri ve bilişim teknolojileri yapısına ihtiyaç bulunduğunu
tanımlar. Bilişim teknolojileri ve sistemleri ile işletmenin uyumlaştırılmasının iki yönü vardır. Birincisi bilişim sistemleri
stratejisi, yapısı, teknolojisi ve süreçleri ile işletme birimlerinin uyumlaştırılmasıdır ki bu sayede bilişim teknolojileri ve
sistemleri ile işletme birimleri aynı amaçlar için çalışırlar. İkincisi ise bilişim teknolojileri ve sistemleri stratejisi ile
organizasyon stratejisini uyumlaştırmaktır (Turban ve Volonino, 2010: 488).
Şekil 1. Yönetim Bilişim Sistemleri Planlama Süreci
İkinci ve üçüncü adımlar, yönetim bilişim sistemlerini desteklemede ihtiyaç duyulan belirli süreçler ve belirli bilgilerin
tanımlanmasını içerir. Belirli süreçler ve bilgilerin tanımlanması, geliştirilmeyi gerektiren muhtemel yönetim bilişim
sistemlerinin bir listesini ortaya çıkarır. Bilişim teknolojilerinin desteğine ihtiyacı olan yönetim süreçleri ve yönetim
bilgisi tanımlanarak ihtiyaç duyulan yönetim bilişim sistemlerinin listesi oluşturulur. Gerekli sistemlerin listesinin
yapılmasının ardından bilişim sistemlerinin organizasyona uyumunu fayda-maliyet analizi, risk analizi ve sermaye
yatırım analizi gibi yöntemlerle değerlendiren dördüncü adıma geçilir. Bu değerlendirme önceden belirlenen listedeki
Bu bölümün temel hedefi, kamu, özel veya sivil toplum örgütlerinde bilişim teknolojileri ve sistemlerinin geliştirilmesi
sürecini incelemektir. Genel olarak bu süreç planlama, örgütleme, sistem geliştirme ve yönetme aşamalarından
oluşmaktadır. Aşağıda bu aşamalar kapsamlı olarak değerlendirilecektir.
3.1. Bilişim Teknolojileri ve Sistemlerinin Planlanması
Bir işletmede yöneticilerin yönetmesi gereken ve personel, malzeme, makine (tesisler ve enerji de dahil) ile paradan
oluşan beş temel kaynak bulunmaktadır. Bunun dışında maddi olmayan bir kaynak olarak bilgi de (veri de dahil)
işletmelerin temel kaynaklarındandır. İşletmenin maddi kaynaklarını yönetmek nispeten kolaydır, temel kuralları
önceden bellidir. Bunun yanında, yönetici ham verinin toplanıp kullanışlı veri haline gelmesi sürecini takip eder, uygun
kişilere bilginin uygun şekilde ve zamanında ulaştırılmasını sağlar ve gereksiz olan bilgiyi eleyerek güncel ve doğru bilgi
ile değiştirir. Tüm bu faaliyetlere daha önce bilgi yönetimi adı verilmektedir (McLeod ve Schell, 1990: 3-4). Bu sürecin
bilgisayar ve onun türevlerine dayalı şekilde yürütülmesi ise yönetim bilişim sistemlerini ortaya çıkarmaktadır. Yönetim
bilişim sistemlerinin geliştirilme sürecinde örgütler plan ve strateji belirler, bu doğrultuda teşkilat yapısını oluşturlar,
gerekli sistemleri temin ederler ve bu sistemleri yönetirler.
Yönetim bilişim sistemlerinin planlanması, hangi bilişim sistemlerinin ne zaman geliştirileceğinin belirlenmesinde
örgütün amaç, strateji, hedef ve bilgi gereklerini kullanan bir süreçtir. Bu planlama sürecinin sonunda yönetim bilişim
sistemleri planı oluşturulur. Bu plan, örgütün sistem geliştirmesine temel oluşturur. Sistem planlama sürecinin beş
aşaması bulunmaktadır. İlk aşama olan işletme amaçları ve bilişim teknolojilerinin yan yana getirilmesi yoluyla
işletmenin bilişim teknolojileri sayesinde başarılı olduğu ve bilişim teknolojilerinin işletmeye nasıl uygun olduğu
görülür (Haag ve diğerleri, 1998: 304). İşletme amaçları ve yönetim bilişim sistemlerine ilişkin amaçlar stratejik
planlarla uyumlulaştırılır. İşletme stratejisi, işletmenin genel yönünü belirlerken yönetim bilişim sistemleri
stratejisi işletmeyi desteklemek için hangi bilgi, bilişim sistemleri ve bilişim teknolojileri yapısına ihtiyaç bulunduğunu
tanımlar. Bilişim teknolojileri ve sistemleri ile işletmenin uyumlaştırılmasının iki yönü vardır. Birincisi bilişim sistemleri
stratejisi, yapısı, teknolojisi ve süreçleri ile işletme birimlerinin uyumlaştırılmasıdır ki bu sayede bilişim teknolojileri ve
sistemleri ile işletme birimleri aynı amaçlar için çalışırlar. İkincisi ise bilişim teknolojileri ve sistemleri stratejisi ile
organizasyon stratejisini uyumlaştırmaktır (Turban ve Volonino, 2010: 488).
Şekil 1. Yönetim Bilişim Sistemleri Planlama Süreci
İkinci ve üçüncü adımlar, yönetim bilişim sistemlerini desteklemede ihtiyaç duyulan belirli süreçler ve belirli bilgilerin
tanımlanmasını içerir. Belirli süreçler ve bilgilerin tanımlanması, geliştirilmeyi gerektiren muhtemel yönetim bilişim
sistemlerinin bir listesini ortaya çıkarır. Bilişim teknolojilerinin desteğine ihtiyacı olan yönetim süreçleri ve yönetim
bilgisi tanımlanarak ihtiyaç duyulan yönetim bilişim sistemlerinin listesi oluşturulur. Gerekli sistemlerin listesinin
yapılmasının ardından bilişim sistemlerinin organizasyona uyumunu fayda-maliyet analizi, risk analizi ve sermaye
yatırım analizi gibi yöntemlerle değerlendiren dördüncü adıma geçilir. Bu değerlendirme önceden belirlenen listedeki
Bu bölümün temel hedefi, kamu, özel veya sivil toplum örgütlerinde bilişim teknolojileri ve sistemlerinin geliştirilmesi
sürecini incelemektir. Genel olarak bu süreç planlama, örgütleme, sistem geliştirme ve yönetme aşamalarından
oluşmaktadır. Aşağıda bu aşamalar kapsamlı olarak değerlendirilecektir.
3.1. Bilişim Teknolojileri ve Sistemlerinin Planlanması
Bir işletmede yöneticilerin yönetmesi gereken ve personel, malzeme, makine (tesisler ve enerji de dahil) ile paradan
oluşan beş temel kaynak bulunmaktadır. Bunun dışında maddi olmayan bir kaynak olarak bilgi de (veri de dahil)
işletmelerin temel kaynaklarındandır. İşletmenin maddi kaynaklarını yönetmek nispeten kolaydır, temel kuralları
önceden bellidir. Bunun yanında, yönetici ham verinin toplanıp kullanışlı veri haline gelmesi sürecini takip eder, uygun
kişilere bilginin uygun şekilde ve zamanında ulaştırılmasını sağlar ve gereksiz olan bilgiyi eleyerek güncel ve doğru bilgi
ile değiştirir. Tüm bu faaliyetlere daha önce bilgi yönetimi adı verilmektedir (McLeod ve Schell, 1990: 3-4). Bu sürecin
bilgisayar ve onun türevlerine dayalı şekilde yürütülmesi ise yönetim bilişim sistemlerini ortaya çıkarmaktadır. Yönetim
bilişim sistemlerinin geliştirilme sürecinde örgütler plan ve strateji belirler, bu doğrultuda teşkilat yapısını oluşturlar,
gerekli sistemleri temin ederler ve bu sistemleri yönetirler.
Yönetim bilişim sistemlerinin planlanması, hangi bilişim sistemlerinin ne zaman geliştirileceğinin belirlenmesinde
örgütün amaç, strateji, hedef ve bilgi gereklerini kullanan bir süreçtir. Bu planlama sürecinin sonunda yönetim bilişim
sistemleri planı oluşturulur. Bu plan, örgütün sistem geliştirmesine temel oluşturur. Sistem planlama sürecinin beş
aşaması bulunmaktadır. İlk aşama olan işletme amaçları ve bilişim teknolojilerinin yan yana getirilmesi yoluyla
işletmenin bilişim teknolojileri sayesinde başarılı olduğu ve bilişim teknolojilerinin işletmeye nasıl uygun olduğu
görülür (Haag ve diğerleri, 1998: 304). İşletme amaçları ve yönetim bilişim sistemlerine ilişkin amaçlar stratejik
planlarla uyumlulaştırılır. İşletme stratejisi, işletmenin genel yönünü belirlerken yönetim bilişim sistemleri
stratejisi işletmeyi desteklemek için hangi bilgi, bilişim sistemleri ve bilişim teknolojileri yapısına ihtiyaç bulunduğunu
tanımlar. Bilişim teknolojileri ve sistemleri ile işletmenin uyumlaştırılmasının iki yönü vardır. Birincisi bilişim sistemleri
stratejisi, yapısı, teknolojisi ve süreçleri ile işletme birimlerinin uyumlaştırılmasıdır ki bu sayede bilişim teknolojileri ve
sistemleri ile işletme birimleri aynı amaçlar için çalışırlar. İkincisi ise bilişim teknolojileri ve sistemleri stratejisi ile
organizasyon stratejisini uyumlaştırmaktır (Turban ve Volonino, 2010: 488).
Şekil 1. Yönetim Bilişim Sistemleri Planlama Süreci
İkinci ve üçüncü adımlar, yönetim bilişim sistemlerini desteklemede ihtiyaç duyulan belirli süreçler ve belirli bilgilerin
tanımlanmasını içerir. Belirli süreçler ve bilgilerin tanımlanması, geliştirilmeyi gerektiren muhtemel yönetim bilişim
sistemlerinin bir listesini ortaya çıkarır. Bilişim teknolojilerinin desteğine ihtiyacı olan yönetim süreçleri ve yönetim
bilgisi tanımlanarak ihtiyaç duyulan yönetim bilişim sistemlerinin listesi oluşturulur. Gerekli sistemlerin listesinin
yapılmasının ardından bilişim sistemlerinin organizasyona uyumunu fayda-maliyet analizi, risk analizi ve sermaye
yatırım analizi gibi yöntemlerle değerlendiren dördüncü adıma geçilir. Bu değerlendirme önceden belirlenen listedeki
14.
sistemlerinin sayısını azaltarakişletmenin gereksiz kaynak israfını önler. Son adımda ise kritik öneme sahip yönetim
bilişim sistemlerine karar verilir (Haag ve diğerleri, 1998: 304-305).
Yönetim bilişim sistemleri planlamasını kolaylaştırmak için aşağıdaki araç ve yöntemler kullanılabilir (Turban ve
Volonino, 2010: 500-504):
İşletme Hizmet Yönetimi: Yönetim bilişim sistemleriyle ilgili temel performans göstergelerini işletme
amaçlarıyla ilişkilendirmeye yarayan bir yaklaşımdır. Böylece YBS’nin işletme üzerindeki etkileri
ölçülebilir. Temel performans göstergeleri, bilişim teknolojileri ve sistemlerinin gerçek performansını
ölçmeye yarayan ölçülerdir. Bir YBS’nin performansını değerlendirmek için kullanılabilecek ölçütler arasında
projenin durumu, bütçeye getireceği yük ve bilişim teknolojileri personelinin harcayacağı zaman örnek olarak
gösterilebilir.
İşletme Sistemleri Planlama Modeli: Bu model IBM firması tarafından geliştirilmiş ve diğer planlama
girişimlerini de etkilemiştir. Yukarıdan-aşağıya bir yaklaşımla ilk olarak işletme stratejilerinden başlar. Önemli
düzeydeki süreçler ve verinin analizinde sayısal ölçütlerin kullanılmasına dayanır.
Dengeli Puan Kartı (Balanced Scorecard): Bu model, işletme amaçlarını performans ölçütlerine bağlayan bir
performans ölçüm yöntemidir. Bu model kullanılarak, işletmenin bilişim teknolojileriyle ilgili performans
göstergeleri işletme amaçlarına uygulanabilir. Böylece YBS’nin işletme üzerindeki etkileri belirlenebilir.
Kritik Başarı Faktörleri: Organizasyonun varlığını sürdürmesi ve başarılı olması için bulunması gereken
unsurları ifade eder. Bu yöntemle yöneticilerin bilgi ihtiyaçları belirlenebilir. Bunun için bilişim sistemleri
planlamacıları yöneticilerle yapacakları mülakatlar neticesinde kritik başarı faktörleri listesini oluştururlar. 3-6
arasında belirlenen başarı faktörü seçilir ve bu faktörleri gerçekleştirmek için hangi bilişim sistemlerine ihtiyaç
olduğu tespit edilir.
Senaryo Planlama: Bu yöntemde, planlamacılar öncelikle birkaç senaryo oluştururlar, ardından bir takım her
bir senaryonun sonucunu etkileyebilecek kadar çok muhtemel olayı derler. Bilişim sistemlerinde olduğu gibi
belirsizlik içeren planlama durumlarında kullanılır.
3.2. Yönetim Bilişim Sistemlerine İlişkin Birimlerin Teşkilatlanması
Yönetim bilişim sistemlerine ilişkin birimler, özel sektör örgütlerinde kurumsal amaç, politika ve stratejiler, sektörün
temel özellikleri, kurumsal büyüklük gibi birçok nedene dayalı olarak farklı biçimlerde teşkilatlanmaktadır. Şekil 2’de
örnek bir örgütlenme modeli görülmektedir. Şekilde belirtilen hat birimler operasyonlar, sistem geliştirme,
programlama, bilgi merkezi ve ofis otomasyonundan oluşmaktadır. Veri yönetimi ve telekomünikasyon ise kurmay
fonksiyonlardır. Burada belirtmek gerekir ki, Şekil 2’de yer alan örgütlenme şemasının ve aşağıda açıklanan yönetim
bilişim sistemi personelinin görev ve fonksiyonları ideal bir şablon değildir. Her organizasyon kendi amaç ve
ihtiyaçlarına uygun olarak farklı şekillerde YBS örgütlenmesine gidebilmektedir.
Bilgisayar operatörü, sistem analisti, programlamacı, veri yöneticisi gibi unvanlarla bir örgütte çalışan personele bilişim
uzmanı adı verilmektedir. Bilişim uzmanları, bir örgütte bilgisayara dayalı sistemlerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi için
tam zamanlı sorumluluğa sahip olan personeldir (McLeod ve Schell, 1990: 16).
Şekil 2. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Örgütlenmesi
15.
Şekil 2’de gösterilenhat ve kurmay birimleri ve buralarda çalışan personelin görevleri ayrıntılı olarak incelenebilir
(Parker, 1989: 67-69). Bilgisayar operasyon personeli, işlem uygulama sistemleri ve bilgi raporlama sistemlerinin
günlük operasyonlarından sorumludur. Bu birimde görev alan personel arasında bilgisayar operasyon yöneticisi,
bilgisayar operatörleri, veri giriş operatörleri ve sistem memurları bulunmaktadır.Bilgisayar operatörleri, bilgi işlem
merkezindeki ekipmanın işletilmesinden sorumlu olup sistem performansının izlenmesi ve ekipman sorunlarına çözüm
bulmak gibi görevleri yerine getirmektedirler. Veri giriş operatörleri, merkezi bilgi işlem sistemine veri girişi yapan
kişilerden oluşmaktadır. Ancak günümüzde büyük ölçüde merkezi veri girişi desantralize edilmiş ve alt düzeydeki veri
giriş uzmanlarına aktarılmıştır. Sistem arşivleme sorumluları, CD, DVD, taşınabilir hard disk gibi araçlarla çevrimdışı
(offline) olarak depolanan verinin yönetiminden sorumludur. Önemli programlar ve verinin yedek kopyalarının
oluşturulması ve arşiv amaçlı kayıtların tutulması gibi işlevleri sistem arşivcileri yerine getirirler.
Sistem geliştirme yöneticisinin altında çalışan sistem analistleri, üst yönetim tarafından görevlendirilen belirli bir
problem alanında çalışmaları ve yeni bir sistemin kurulup kurulamayacağı konusunda üst yönetime raporlama
yapmaları beklenmektedir. Analistin bu görevi yerine getirebilmesi için kurum içinde birçok kişiyle ortak ve koordineli
çalışması gerekmektedir. Bu kapsamda yönetimle sistemle ilgili stratejik amaçlar, zaman ve bütçe olanakları
görüşülmeli; daha sonra spesifik istek ve ihtiyaçlarını almak için kullanıcılarla görüşülmeli ve son olarak sistem dizaynı
sırasında bilgisayar programcıları ve iletişim uzmanlarıyla teknik konular değerlendirilmelidir.
Programlama biriminde görev yapan programcılar, bilgisayar programı yazmakla görevli olan bilgisayar uzmanlarıdır.
Uygulama programcıları ve sistem programcıları olmak üzere iki tür programcı bulunmaktadır. Uygulama
programcıları, nihai kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun programları kodlar. Genellikle sistem analistleri bu tür
programların ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğini özel olarak belirledikten sonra uygulama programcıları ihtiyaç
duyulan programı yazar. Sistem programcıları ise sistem yazılımını kodlar. Uygulama programcıları genellikle İşletme
Nihai Kullanıcı (End User)
“Kullanıcı” kavramının eş anlamlısı olup, bilgisayara dayalı bir sistemin nihai ürününü kullanan kişilere verilen isimdir.
Günümüzde nihai kullanıcılar, uygulama geliştiricisi veya programcı olarak kendini geliştirebilmektedir. Bu gelişmede,
bilgisayar okuryazarlığının artması, bireylerin giderek artan oranda bilişim uzmanlarının sorunlarına cevap vermesini
beklemektense kendi kendine çözmeyi tercih etmesi, donanım fiyatlarının ucuzlaması ve önceden yazılmış software
sayesinde firmalar ve bireysel kullanıcıların bilgisayara dayalı sistemleri kolayca kullanabilmeleri etkili olmuştur
(McLeod ve Schell, 1990: 17-18).
Nihai kullanıcıların bilişim teknolojilerini kullanmaları konusunda uzmanlaşmaları, bilişim uzmanlarının iş yükünü
azaltarak aralarındaki iletişim boşluğunu ortadan kaldırabilmektedir. Ancak nihai kullanıcıların kendi sistemlerini
geliştirmeleri organizasyon açısından bazı riskleri de beraberinde getirmektedir. Nihai kullanıcılar kendilerine ne kadar
geliştirse de yazdıkları programlar veya geliştirdikleri uygulamalar yetersiz kalabilir, zaman zaman nihai kullanıcılar
zaten var olan program, uygulama veya yazılımları yeniden keşfetmek için zaman kaybı yaşayabilirler,
organizasyondaki veya birimlerdeki veri bütünlüğü kaybolabilir ve güvenlik zafiyetleri ortaya çıkabilir (McLeod ve
Schell, 1990: 36).
Şekil 2’de gösterilen hat ve kurmay birimleri ve buralarda çalışan personelin görevleri ayrıntılı olarak incelenebilir
(Parker, 1989: 67-69). Bilgisayar operasyon personeli, işlem uygulama sistemleri ve bilgi raporlama sistemlerinin
günlük operasyonlarından sorumludur. Bu birimde görev alan personel arasında bilgisayar operasyon yöneticisi,
bilgisayar operatörleri, veri giriş operatörleri ve sistem memurları bulunmaktadır.Bilgisayar operatörleri, bilgi işlem
merkezindeki ekipmanın işletilmesinden sorumlu olup sistem performansının izlenmesi ve ekipman sorunlarına çözüm
bulmak gibi görevleri yerine getirmektedirler. Veri giriş operatörleri, merkezi bilgi işlem sistemine veri girişi yapan
kişilerden oluşmaktadır. Ancak günümüzde büyük ölçüde merkezi veri girişi desantralize edilmiş ve alt düzeydeki veri
giriş uzmanlarına aktarılmıştır. Sistem arşivleme sorumluları, CD, DVD, taşınabilir hard disk gibi araçlarla çevrimdışı
(offline) olarak depolanan verinin yönetiminden sorumludur. Önemli programlar ve verinin yedek kopyalarının
oluşturulması ve arşiv amaçlı kayıtların tutulması gibi işlevleri sistem arşivcileri yerine getirirler.
Sistem geliştirme yöneticisinin altında çalışan sistem analistleri, üst yönetim tarafından görevlendirilen belirli bir
problem alanında çalışmaları ve yeni bir sistemin kurulup kurulamayacağı konusunda üst yönetime raporlama
yapmaları beklenmektedir. Analistin bu görevi yerine getirebilmesi için kurum içinde birçok kişiyle ortak ve koordineli
çalışması gerekmektedir. Bu kapsamda yönetimle sistemle ilgili stratejik amaçlar, zaman ve bütçe olanakları
görüşülmeli; daha sonra spesifik istek ve ihtiyaçlarını almak için kullanıcılarla görüşülmeli ve son olarak sistem dizaynı
sırasında bilgisayar programcıları ve iletişim uzmanlarıyla teknik konular değerlendirilmelidir.
Programlama biriminde görev yapan programcılar, bilgisayar programı yazmakla görevli olan bilgisayar uzmanlarıdır.
Uygulama programcıları ve sistem programcıları olmak üzere iki tür programcı bulunmaktadır. Uygulama
programcıları, nihai kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun programları kodlar. Genellikle sistem analistleri bu tür
programların ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğini özel olarak belirledikten sonra uygulama programcıları ihtiyaç
duyulan programı yazar. Sistem programcıları ise sistem yazılımını kodlar. Uygulama programcıları genellikle İşletme
Nihai Kullanıcı (End User)
“Kullanıcı” kavramının eş anlamlısı olup, bilgisayara dayalı bir sistemin nihai ürününü kullanan kişilere verilen isimdir.
Günümüzde nihai kullanıcılar, uygulama geliştiricisi veya programcı olarak kendini geliştirebilmektedir. Bu gelişmede,
bilgisayar okuryazarlığının artması, bireylerin giderek artan oranda bilişim uzmanlarının sorunlarına cevap vermesini
beklemektense kendi kendine çözmeyi tercih etmesi, donanım fiyatlarının ucuzlaması ve önceden yazılmış software
sayesinde firmalar ve bireysel kullanıcıların bilgisayara dayalı sistemleri kolayca kullanabilmeleri etkili olmuştur
(McLeod ve Schell, 1990: 17-18).
Nihai kullanıcıların bilişim teknolojilerini kullanmaları konusunda uzmanlaşmaları, bilişim uzmanlarının iş yükünü
azaltarak aralarındaki iletişim boşluğunu ortadan kaldırabilmektedir. Ancak nihai kullanıcıların kendi sistemlerini
geliştirmeleri organizasyon açısından bazı riskleri de beraberinde getirmektedir. Nihai kullanıcılar kendilerine ne kadar
geliştirse de yazdıkları programlar veya geliştirdikleri uygulamalar yetersiz kalabilir, zaman zaman nihai kullanıcılar
zaten var olan program, uygulama veya yazılımları yeniden keşfetmek için zaman kaybı yaşayabilirler,
organizasyondaki veya birimlerdeki veri bütünlüğü kaybolabilir ve güvenlik zafiyetleri ortaya çıkabilir (McLeod ve
Schell, 1990: 36).
Şekil 2’de gösterilen hat ve kurmay birimleri ve buralarda çalışan personelin görevleri ayrıntılı olarak incelenebilir
(Parker, 1989: 67-69). Bilgisayar operasyon personeli, işlem uygulama sistemleri ve bilgi raporlama sistemlerinin
günlük operasyonlarından sorumludur. Bu birimde görev alan personel arasında bilgisayar operasyon yöneticisi,
bilgisayar operatörleri, veri giriş operatörleri ve sistem memurları bulunmaktadır.Bilgisayar operatörleri, bilgi işlem
merkezindeki ekipmanın işletilmesinden sorumlu olup sistem performansının izlenmesi ve ekipman sorunlarına çözüm
bulmak gibi görevleri yerine getirmektedirler. Veri giriş operatörleri, merkezi bilgi işlem sistemine veri girişi yapan
kişilerden oluşmaktadır. Ancak günümüzde büyük ölçüde merkezi veri girişi desantralize edilmiş ve alt düzeydeki veri
giriş uzmanlarına aktarılmıştır. Sistem arşivleme sorumluları, CD, DVD, taşınabilir hard disk gibi araçlarla çevrimdışı
(offline) olarak depolanan verinin yönetiminden sorumludur. Önemli programlar ve verinin yedek kopyalarının
oluşturulması ve arşiv amaçlı kayıtların tutulması gibi işlevleri sistem arşivcileri yerine getirirler.
Sistem geliştirme yöneticisinin altında çalışan sistem analistleri, üst yönetim tarafından görevlendirilen belirli bir
problem alanında çalışmaları ve yeni bir sistemin kurulup kurulamayacağı konusunda üst yönetime raporlama
yapmaları beklenmektedir. Analistin bu görevi yerine getirebilmesi için kurum içinde birçok kişiyle ortak ve koordineli
çalışması gerekmektedir. Bu kapsamda yönetimle sistemle ilgili stratejik amaçlar, zaman ve bütçe olanakları
görüşülmeli; daha sonra spesifik istek ve ihtiyaçlarını almak için kullanıcılarla görüşülmeli ve son olarak sistem dizaynı
sırasında bilgisayar programcıları ve iletişim uzmanlarıyla teknik konular değerlendirilmelidir.
Programlama biriminde görev yapan programcılar, bilgisayar programı yazmakla görevli olan bilgisayar uzmanlarıdır.
Uygulama programcıları ve sistem programcıları olmak üzere iki tür programcı bulunmaktadır. Uygulama
programcıları, nihai kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun programları kodlar. Genellikle sistem analistleri bu tür
programların ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğini özel olarak belirledikten sonra uygulama programcıları ihtiyaç
duyulan programı yazar. Sistem programcıları ise sistem yazılımını kodlar. Uygulama programcıları genellikle İşletme
Nihai Kullanıcı (End User)
“Kullanıcı” kavramının eş anlamlısı olup, bilgisayara dayalı bir sistemin nihai ürününü kullanan kişilere verilen isimdir.
Günümüzde nihai kullanıcılar, uygulama geliştiricisi veya programcı olarak kendini geliştirebilmektedir. Bu gelişmede,
bilgisayar okuryazarlığının artması, bireylerin giderek artan oranda bilişim uzmanlarının sorunlarına cevap vermesini
beklemektense kendi kendine çözmeyi tercih etmesi, donanım fiyatlarının ucuzlaması ve önceden yazılmış software
sayesinde firmalar ve bireysel kullanıcıların bilgisayara dayalı sistemleri kolayca kullanabilmeleri etkili olmuştur
(McLeod ve Schell, 1990: 17-18).
Nihai kullanıcıların bilişim teknolojilerini kullanmaları konusunda uzmanlaşmaları, bilişim uzmanlarının iş yükünü
azaltarak aralarındaki iletişim boşluğunu ortadan kaldırabilmektedir. Ancak nihai kullanıcıların kendi sistemlerini
geliştirmeleri organizasyon açısından bazı riskleri de beraberinde getirmektedir. Nihai kullanıcılar kendilerine ne kadar
geliştirse de yazdıkları programlar veya geliştirdikleri uygulamalar yetersiz kalabilir, zaman zaman nihai kullanıcılar
zaten var olan program, uygulama veya yazılımları yeniden keşfetmek için zaman kaybı yaşayabilirler,
organizasyondaki veya birimlerdeki veri bütünlüğü kaybolabilir ve güvenlik zafiyetleri ortaya çıkabilir (McLeod ve
Schell, 1990: 36).
16.
Fakültelerinin yönetim bilişimsistemleriyle ilgili bölümlerinden mezun olurlarken, sistem programcıları daha teknik
nitelikte olup Mühendislik Fakültelerinin bilgisayar bilimleriyle bağlantılı bölümlerinden mezun olurlar.
İşletmelerde kurulan bilgi merkezi birimleri, nihai kullanıcılara görevlerini daha iyi yerine getirmek için ihtiyaç
duydukları karar destek kaynaklarını seçmeleri için yardımcı olur. Bu birimlerde çalışan önemli personelden biri bilgi
merkezi danışmanlarıdır. Danışmanlar, nihai kullanıcıların kendi sistemlerini geliştirmelerine yardımcı olan sistem
analistleridir. Son olarak, bir çok firmada bulunan ofis otomasyon birimlerinde çalışanlar, elektronik doküman işleme
ve elektronik posta gibi ofis teknolojilerinin maliyet etkin ve entegre bir yaklaşımla organizasyona kazandırılmasından
sorumludur.
Yukarıdaki personele ek olarak ağ uzmanlarından da söz etmek gerekir. Ağ uzmanları, yaygın bilgi işlem kaynaklarını
birbirine bağlayan veri iletişim ağlarını oluşturmak için sistem analistleri ve kullanıcılarla birlikte çalışır. Ağ uzmanları,
bilgisayar ve telekomünikasyon alanlarındaki uzmanlıkları birleştirir. Bu kapsamda, World Wide Web (WWW)
kullanımında özel uzmanlık sahibi olan ve webmaster olarak adlandırılan ayrı bir grup daha bulunmaktadır (McLeod ve
Schell, 1990: 16).
3.3. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Geliştirilmesi
Örgütsel sorunların çözümü ya da fırsatların değerlendirilmesi amacı ile bilişim sistemi çözümü üretme faaliyetlerinin
tamamına sistem geliştirme adı verilir. Sistem geliştirme, yapısal türdeki sorunların ayrı faaliyetlerle çözülmesidir
(Laudon ve Laudon, 2011: 494). Yönetim bilişim sistemlerinin geliştirilmesinde ne, ne zaman, kim ve nasıl sorularına
cevap aramak gereklidir. İlk olarak hangi sistemlerin geliştirileceği genellikle daha önce bahsedilen planlama
aşamasında kararlaştırılır. İkinci olarak, belirlenen sistemlerin ne zaman geliştirileceği ise organizasyonun stratejik
yönelimi ve amaçlarına uygun olarak kararlaştırılır (Haag ve diğerleri, 1998: 343).
Sistemleri kimin geliştireceği sorusuna cevap olarak üç alternatiften söz edilebilir. İlk olarak, organizasyondaki bilişim
teknolojisi uzmanlarına sistem geliştirilebilir ki buna insourcing (iç kaynak kullanımı) adı verilir. İkinci olarak, bilgi
işçilerinden kendi sistemlerini geliştirmeleri istenebilir ki buna da selfsourcing (kendi kaynaklarını kullanma) denir. Son
seçenek ise organizasyon dışında başka bir firmanın yeni bir sistem kurması tercih edilebilir ki bu daoutsourcing (dış
kaynak kullanımı) olarak adlandırılır (Haag ve diğerleri, 1998: 343). Bilişim sistemlerinin yönetimindeki zorluklar
nedeniyle kamu ve özel sektörde organizasyonlar genelde dış kaynak kullanımını tercih etmektedir. Organizasyonların
bilişim teknolojilerini geliştirmede dış kaynak kullanmasından bekledikleri faydalar arasında ölçek ekonomileri
nedeniyle maliyet kazanımları sağlamak, pahalı ofis alanlarına duyulan ihtiyacı azaltmak, işlem maliyetlerinin kontrolü
ve azaltılması, yeni bilişim teknolojilerine ulaşım imkânı, teknolojik gelişmeleri daha kolay yakalama olanağı, kurum
içinde bulunmayan teknik becerilere ulaşma imkânı, temel işletme faaliyetlerinin yürütülmesi ve geliştirilmesine daha
fazla odaklanabilme, bilişim teknolojileri uzmanı istihdam etme zorunluluğunun ortadan kalkması, kötü yazılım riskinin
azalması, mal ve hizmet üretiminde kalitenin artırılması ve iş taleplerine daha hızlı cevap verebilme gibi konular öne
çıkmaktadır (Turban ve Volonino, 2010: 508). Ancak dış kaynak kullanımının tüm maliyetleri hesaplayamama, tedarikçi
firma tarafından sözleşmenin ihlal edilmesi, işletmeyle ilgili verilerin kontrolü ve güvenliğinin zayıflaması gibi sorunları
ortaya çıkarabilme riski bulunduğu da bilinmektedir.
Sistem geliştirmede son soru olan “nasıl” sorusunun yanıtlanmasında bel temel araç veya yöntemden söz edilebilir.
Haag ve diğerlerine göre (1998: 345-381) bu araçlar şunlardır:
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
1. Geleneksel Sistem Geliştirme Döngüsü:
Bilişim teknolojisi uzmanları ve bilgi işçileri arasında ayrım yapmaya yarayan yapılandırılmış, adım adım ilerleyen bir
yaklaşımdır. Bu yaklaşımda, bilgi işçileri süreç uzmanları iken bilişim teknolojileri uzmanları ise gerçek anlamda
sistemin dizayn edilmesi, uygulanması ve desteklenmesinden sorumludur. Genellikle altı adımda gerçekleştirilir. Bu
adımlar organizasyonun stratejik planlarıyla uyumlu bir bilişim teknolojileri ve sistemleri planı oluşturmak (planlama),
önerilen sistemin kapsamını tanımlamak (kapsam belirleme), önerilen sistemin mantıksal gerekliliklerini belirlemek
(analiz etme), mantıksal gereklilikleri teknik sistem dizaynına dönüştürmek (dizayn etme), yeni sistemi oluşturmak
(uygulama) ve sürekli destek sağlamak (destek sağlama) aşamalarından oluşmaktadır.
17.
2. Prototipleştirme:
Prototip, önerilenürün, hizmet veya sistemin bir modelidir. Buradan yola çıkıldığında, prototipleştirme ise önerilen bir
ürün, hizmet veya sistemin özelliklerini gösteren bir modelin geliştirilmesi sürecini ifade etmektedir. Sistem
geliştirmede prototipleştirme, temel ihtiyaçlardan bir modelin oluşturulduğu, diğer bilgi işçilerinin prototipi incelediği
ve değişiklikler önerdikleri, önerileri de içerecek biçimde prototipin düzeltildiği ve geliştirildiği tekrarlanan bir süreçtir.
Prototipleştirme bilgi işçisinin sistem geliştirme sürecine aktif olarak katılmasını mümkün kılar, nihai sistemin nasıl
olacağıyla ilgili bir görüş sağlar ve önerilen sistemin teknik olarak yapılabilirliğine karar vermeye yarar. Ancak diğer
taraftan prototipleştirmenin bazı dezavantajları da bulunmaktadır. Örneğin bu yöntem, prototipler sistemin gerçek
işleyiş şartlarındaki performansını görmemize izin vermez, ayrıca proje takımının düzgün bir şekilde test etme ve
dokümantasyon aşamalarını arka plana atmalarına neden olabilmektedir.
. Uygulama Yazılım Paketleri:
Ödeme ve stok kontrolü gibi ortak işletme fonksiyonlarını otomatik hale getiren önceden yazılmış yazılım paketleri de
kullanılabilir.
4. Bilgisayar Destekli Yazılım Mühendisliği:
Geleneksel sistem geliştirme döngüsü, sistem geliştirmede kullanılan manuel bir süreçtir. Oysa günümüzde bilgisayar
destekli yazılım mühendisliği araçları sistem geliştirme sürecindeki bazı veya tüm aşamaları
otomatikleştirebilmektedir. Bu yaklaşım, bir yandan belirli bir sisteme özgü bilginin modellenmesi ve depolanmasına
yardımcı olurken diğer yandan bilginin yeni bir forma dönüştürülmesine ilişkin sistem geliştirme görevlerini uygulama
konusunda katkı sağlar. Bu yaklaşımın avantajları arasında geleneksel sistem geliştirme döngüsünün hızlanması ve
verimliliğinin artması, sistemle ilgili tüm bilginin depolanmasına imkan vermesi, sistemle ilgili yeni kontrol
mekanizmaları oluşturmaya izin vermesi ve çok sayıda farklı platformlarda çalışan sistemlerin geliştirilmesini sağlaması
bulunmaktadır.
5. Ortak Uygulama Geliştirme:
Önerilen bir sistemin mantıksal gerekliliklerini ve teknik alternatiflerini tanımlamak ve belirlemek için yönetimi, bilişim
sistemleri uzmanlarını ve bilgi işçilerini bir araya getiren ve birkaç gün süren bir workshoptur. Bu yaklaşımın da bazı
avantajları bulunmaktadır. Bu yaklaşımla bilgi işçileri ihtiyaçlarını daha iyi ifade edebilirken bilişim sistemleri uzmanları
bu ihtiyaçları daha iyi anlayabilmektedir. Ayrıca daha kısa sürede yeni bir sistemin oluşturulması mümkün hale gelir. Bu
yaklaşımın kullanılması durumunda yönetim, bilişim sistemleri uzmanları ve bilgi işçileri arasındaki ilişkiler gelişir,
yönetim ve bilgi işçilerinin sistem geliştirme sürecine aktif olarak katılması nedeniyle bu süreci daha fazla
sahiplenmeleri söz konusu olur.
3.4. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Yönetimi
Yönetim bilişim sistemlerinin yönetimi, tıkanma ve değişim olmaksızın; bilgi, bilgi işçileri ve bilişim teknolojileri için
karmaşa ortaya çıkmadan istikrarlı bir ortamın tesis edilmesidir. Yönetim sürecinde mevcut bilişim sistemi unsurlarını
değişim baskılarına karşı düzenleyerek sürdürülebilir hale getirmek ve aynı zamanda sistemi iç ve dış tehditlerden
korumak gerekir. Yönetim bilişim sistemlerinin yönetiminde üç konu öne çıkmaktadır. Bunlar bilginin yönetimi, bilişim
teknolojilerinin yönetimi ve bilgi işçilerinin yönetimidir (Haag ve diğerleri, 1998. 389-417).
Günümüzde bilgi, kamu ve özel sektör örgütlerinde temel bir üretim faktörü olarak değerlendirilmektedir. Bilginin
yönetiminde doğru bilgiye, uygun zamanda ve uygun biçimde ulaşabilmek önemlidir. Ayrıca son yıllarda hem kamuda
hem de özel sektörde bilgi yönetimi açısından öne çıkan sorunlardan biri de bilgi güvenliğidir. Bilgi kaybını önlemenin
en temel yolu yedekleme (backup) yapmaktır. Bilgi güvenliği kapsamındaki ikinci bir sorun ise bilgi hırsızlığıdır. Zaman
zaman mevcut çalışanlar veya dış saldırılar sonucunda ve genellikle başka firmalara satılmak üzere bilgi hırsızlığına
rastlanır. Bunun önlenmesi için bilginin şifrelenmesi ve dosyalara erişimin kısıtlanması gibi güvenlik önlemlerinin
alınması gerekir. Bir başka problem ise bilgisayar virüsleridir. Bilgisayar virüsü, bir yönetim bilişim sistemine zarar
vermek için kötü niyetli amaçlarla geliştirilen bir programdır. Binlerce çeşit virüs türü bulunmakta ve her geçen gün bu
sayı artmaktadır. Virüsler işleyen bir sistemi çökertebilir, yazıcıyı devre dışı bırakabilir, bilgiyi silebilir, işlem hızını
düşürebilir ve daha birçok sistemsel zararlar ortaya çıkarabilir. Virüslerin etkilerini azaltmak için şirket bilgisayarlarına
indirilen dosya ve programların kontrol edilmesi ve anti-virüs programlarının sürekli güncellenerek kullanılması
gereklidir. Bilginin yönetilmesi sürecinde karşılaşılan bir başka sorun ise internet açıklarıdır. Nitekim bu açıklardan
18.
yararlanan ve “hacker”olarak adlandırılan bilgisayar korsanları bilişim sistemlerine saldırabilmektedir. Bunun
önlenmesi içinse firewall yazılımları kullanılmalıdır.
Bilişim teknolojilerinin yönetimi ise büyük ölçüde bilişim sistemleri unsurlarının kontrolünün sağlanması, bilgi
işçilerinin sağlığının korunması (ergonomi problemleri gibi) için gerekli önlemlerin alınması ve son olarak ani bir
çöküşün bilgi akışını kesmesi ve bilişim sistemlerini kapatmamasını garanti altına alınması süreçlerine dayanmaktadır.
Son olarak, yöneticilerin bilgi işçilerinin sorunlarının çözülmesi konusuna da zaman ayırması gerekmektedir.
Bölüm 4
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ VE ÖRGÜTLERDE KARAR VERME
Bölüm Hedefi
Bu bölümde, örgütlerde karar verme ve karar destek sistemlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, ilk
olarak örgütlerde karar vermenin tanımlanmakta ve başlıca karar verme modelleri analiz edilmektedir. İkinci kısımda
ise karar destek sistemlerinin temel özellikleri ortaya konarak başlıca karar destek sistemi uygulamalarından örnekler
verilmektedir.
4.1. Örgütlerde Karar Vermenin Doğası
Karar Verme
Karar Türleri
Karar Verme Modelleri
4.1.1. Karar Verme
Genel olarak karar verme, belli amaçlara yönelik olarak birden çok davranış veya eylem biçimi arasından birinin bilinçli
olarak seçilmesi şeklinde tanımlanmaktadır (Bozkurt ve diğerleri, 2008:140). Yönetim bilimi açısından karar verme,
yönetsel nitelikli bir sorunun giderilmesi veya bir amacın gerçekleştirilmesi için belirlenen alternatifler arasından
birisinin bilinçli olarak seçilmesidir (Altunok, 2003: 94). Örgütlerde karar vermenin temel özelliklerini aşağıdaki gibi
özetlemek mümkündür (Güney, 2011: 266-267):
1. Karar verme, bilgi toplama ve toplanan bilgileri işleme sürecidir.
2. Karar verme, geleceğe yönelik bir süreçtir ve öngörülere dayanır.
3. Karar verebilmek için ön çalışmanın yapılması, bilgilerin toplanması, toplanan bu bilgilerin yararlı şekilde
kullanılması, uzmanların ya da çalışanların görüşünün alınması, geleceğin tahmin edilmesi hem zaman alır hem de
belirli bir maliyet ve enerji kaybını gerektirir.
4. Karar verme, bir planlama işidir.
5. Karar verme durumundaki yöneticilerin maddi ve beşeri kaynakları kullanabilme güç ve yetkileri olmalıdır.
6. Karar verme, sorunları çözme sürecidir.
4.1.2. Karar Türleri
Örgütlerde alınan kararları çeşitli şekillerde sınıflandırmak mümkündür. Karar destek sistemlerini anlamamızı
kolaylaştıracak biçimde kararları; yapılandırılmış, yapılandırılmamış ve yarı yapılandırılmış kararlar şeklinde
sınıflandırmak mümkündür.
Yapılandırılmış kararlar, genellikle bir kararı etkileyen faktörlerin açıkça anlaşıldığı durumları ve bilgisayar ya da
memurun bir karar ilkesi veya basit bir modele dayalı olarak kolayca karar verebileceği durumları içerir. Belirli bir ürün
stokunun ne zaman yenileceğine veya üründen ne kadar sipariş edileceğine karar verilmesi bu tür kararlara örnek
olarak gösterilebilir. Yapılandırılmış kararlar verili bir girdi setinden kolayca üretilebilen kararlardır ve nispeten kolay
bir şekilde programlanır (Johnson, 1990: 378). Bu tür rutin operasyonel düzeydeki kararların alınması sürecinde
Yönetim bilişim sistemleri (YBS) kullanılır. YBS, alınacak kararla ilgili değişkenleri bir stok modeline entegre eder ve
sipariş sayısı ya da sipariş zamanı gibi belirli sipariş bilgisini stok yönetiminden sorumlu olan yöneticiye sunar (Long,
1989: 46). Yapılandırılmış kararlar, Herbert Simon tarafından programlı kararlar olarak adlandırılmaktadır. Simon’a
göre (1974: 117), müşterilerin sipariş bedellerinin hesaplanması veya hasta olan personele ne kadar ücret
ödeneceğinin belirlenmesi gibi belirli bir usule dayandığı için her seferinde yeniden verilmesi gerekmeyen, sık sık
19.
tekrarlanan ve rutinnitelikteki kararlara programı kararlar adı verilir.
Yapılandırılmamış kararlar, kişisel yargıya dayalı ve sayılması zor durumlar için kullanılır. Yeni bir çalışanın işe alınması,
reklam veren şirketlerden hangisinin etkili olduğuna karar verilmesi ve birkaç Araştırma-Geliştirme projesinden
hangisinin üzerinde durulması gerektiğine karar verilmesi durumları yapılandırılmamış kararlara örnek teşkil eder
(Johnson, 1990: 379). Yapılandırılmamış kararları Herbert Simon programlanmamış kararolarak adlandırır.
Programlandırılmamış kararlar, yeni bir temele oturtulamayan ve önemli sonuçlar doğurabilecek nitelikteki kararlardır.
Daha önce karşılaşılmadığı için belirsiz ya da karmaşık, özel olarak ele alınmayı gerektirecek önemli bir sorunu çözmek
için belirli bir yöntem henüz bulunamamıştır (Simon, 1974: 118).
Yapılandırılmış ve yapılandırılmamış kararların arasında yarı-yapılandırılmış kararlar bulunmaktadır. Yarı-
yapılandırılmış karar çevresinde kullanıcı problem çözme sürecine başlar ve bu süreci kontrol eder. Kullanıcının
değerleri ve yargıları incelenen alternatiflerde ve sonuçların yorumlanmasında belirleyicidir. Yarı yapılandırılmış bir
probleme örnek olarak tedarikçilerin dağıtım performansını geliştirme ihtiyacı verilebilir. Ayrıca acil sipariş politikası ve
fiyatlama gibi yapılandırılmamış problemler de karar destek sistemleriyle düzenlenebilir (Johnson, 1990: 379). Karar
Destek Sistemleri (KDS), yapılandırılmamış ve yarı-yapılandırılmış kararların alınmasında kullanılır.
4.1.3. Karar Verme Modelleri
Yönetim biliminde çok sayıda karar verme modeli bulunmaktadır. Bu modeller arasında rasyonel model, artırımcı
model, karma model ve çöp kutusu modeli burada incelenmektedir. Bu bölümde bireysel karar alıcıların kullandıkları
nicel ve nitel karar verme yöntemleri ayrı ayrı incelenmemiştir. Bunun yerine, karar destek sistemlerinin anlaşılmasına
katkı sağlayacak olan yaygın karar verme modelleri açıklanmıştır.
Rasyonel Karar Verme Modeli
Artırımcı Karar Verme Modeli
Karma Karar Verme Modeli
Çöp Kutusu Karar Verme Modeli
4.1.3.1. Rasyonel Karar Verme Modeli
Rasyonel karar verme problemin tanımlanması, verilecek kararla ilgili bilgi toplanması, karar alternatiflerinin ve her bir
alternatifin muhtemel sonuçlarının hesaplanması, amacı maksimize eden kararın alternatifler arasından seçilmesi,
seçilen kararın başarısının belirlenen kriterlere göre değerlendirilmesi ve böylece kararın uygulanmasına devam
edilmesi ya da söz konusu kararın yerine yeni bir karar alınması süreçlerini içeren bir karar verme modelidir. Bu
süreçten de anlaşıldığı gibi rasyonel karar verme modeli, iktisat biliminin “ekonomik insan” (homo economicus)
modeline dayanmaktadır.
Rasyonel karar vermede amaçlar belirlendikten sonra bu amaçları gerçekleştirecek araçlar seçilir ve karar verilmeden
önce kapsamlı bir araştırma yapılması gerekir. Problem veya amaçla ilişkili olan her bir faktör dikkate alınır. Rasyonel
karar vermenin bir diğer özelliği de aşırı derecede teoriye dayalı olmasıdır. Bu modelde, karar alıcıların tüm
alternatiflere ulaşmak için gerekli bilgi, enerji ve zamana sahip oldukları düşünülür (Lindblom, 1959: 81). Oysa gerçek
hayatta kararlar her zaman rasyonel modelin öngördüğü gibi belirli bir sırayı takip etmemektedir. Çünkü karar
sürecinde tüm alternatifleri göz önünde bulundurmak neredeyse imkânsızdır, alternatiflerin sonuçlarına ilişkin bilgi
yetersizdir ve ulaşılacak sonuçları değerlendirmede çok sayıda belirsizlik bulunmaktadır. Bu kısıtlar nedeniyle karar
alıcılar en iyi veya optimal bir karar bulmak yerine tatmin edici bir karar vermek zorunda kalmaktadır. Herbert Simon
bu durumu “sınırlı rasyonalite” kavramıyla açıklamaktadır (Simon, 1976: 65-66).
Rasyonel karar verme modeli, tüm muhtemel karar alternatiflerini ve bunların sonuçlarını araştırmayı gerektirdiğinden
ciddi bir zaman, para ve enerji gerektirmektedir. Karar verme sürecinde çok sayıda kademe bulunduğundan rasyonel
modelin öngördüğü bütüncül bir karar verici her zaman mümkün olmaz. Kararların sonuçları her zaman kısa vadede
ölçülemeyebilir. Başarılı olarak değerlendirilen bazı kararlar yıllar sonra beraberinden başka sorunlar getirebilmektedir.
Tüm bu eleştiriler rasyonel karar vermenin gerçek hayatta ulaşılmasının çok zor olduğu sonucuna bizi götürmektedir.
Yine de son yıllarda gelişen karar destek sistemleri bu modelin varlığını korumasını sağlamaktadır.
4.1.3.2. Artırımcı Karar Verme Modeli
Lindblom’a göre (1959), insanların tam olarak sahip olmayacakları bir bilgi kaynağını ve entellektüel kapasiteyi
varsaydığından rasyonel karar verme modeli basit problemler dışında uygulanabilir değildir. Örgütlerde yöneticiler
20.
rasyonel modele dayalıolarak yeni bir karar almanın beraberinde getireceği risklerden ve örgütsel çatışmalardan
kaçındıkları için, genelde kökten bir değişim yapmak yerine mevcut kararlarda küçük iyileştirmeler yaparak karar
almaktadırlar.
Artırımcı karar vermede, karar alma sürecindeki aktörlerin en iyi kararı aramak yerine doğrudan bir karar üzerinde
uzlaşması söz konusudur. Bu modelde, fazla analiz yapılmaz ve sadece önemli karar sonuçları ve önemli alternatifler
dikkate alınır. Rasyonel modele göre daha pratik ve uygulanabilir olduğundan büyük ölçüde teoriye dayalı olma
zorunluluğu ortadan kalkmaktadır (Lindblom, 1959: 81).
Rasyonel modelle karşılaştırıldığında artırımcı kararların bazı avantajları bulunmaktadır. İlk olarak rasyonel modelin
kullanılamadığı durumlarda tercih edilebilir. İkinci olarak, sadece bazı karar alternatiflerine ve bunların sonuçlarına
odaklanıldığından karar alma maliyetleri azalır. Üçüncü olarak, büyük değişimlere yol açan kararlar beraberlerinde
olumsuz sonuçlar da getirebilir. Oysa artırımcı kararlarda bu risk söz konusu olmaz. Ancak diğer taraftan, önemli bazı
politika alternatifleri gözden kaçırılmış olabilir. Ayrıca her sorun önceki kararların küçük adımlarla düzeltilmesi yoluyla
çözülemez. Bu nedenle, zaman zaman büyük ve önemli kararların alınması gerekebilir.
4.1.3.3. Karma Karar Verme Modeli
Rasyonel model ve artırımcı modelin eleştirisini yapan Amitai Etzioni (1967), bu modellerin üstün yönlerini alarak daha
etkin bir karar verme modeli üretilebileceğini savunmuştur. Etzioni karma modeli, hava tahmin ve gözlem tekniklerine
dayalı olarak geliştirmiştir. Karma modelde genel bir bakış açısı sağlayan bir incelemenin yanında detaylı araştırma
imkânı veren ikinci bir inceleme yapılır. Böylece alınacak kararlar hem üst düzeyde, ana yönleri belirleyen temel karar
alma süreçlerini hem de temel kararlara hazırlık sağlayan artırımcı süreçleri içermektedir. Etzioni, ortaya koyduğu
karma karar verme modelini, ilerleyen yıllarda bilgisayar programlarına temel oluşturacak biçimde geliştirmeye devam
etmiştir.
4.1.3.4. Çöp Kutusu Karar Verme Modeli
Zaman, çalışma şartları ve diğer kısıtlar nedeniyle karar vericiler her zaman akılcı karar vermeye izin vermediğinden
rasyonel ve sınırlı karar verme modelleri de her durumda kullanılamaz. Günümüzün karmaşık örgütsel yapılarında
kararlar her zaman belirli bir sıraya uyularak verilememektedir. İşte çöp tenekesi modeli, kararların herhangi bir sıraya
bağlı olmaksızın verilmesine dayanan bir karar verme modelidir (Güney, 2011).
Çöp kutusu modeline göre karar, bir organizasyonda nispeten birbirinden bağımsız dört akımın sonucudur. Bu akımlar
problemler, çözümler, katılımcılar ve fırsatlardan oluşmaktadır. Problemler, ilgi gerektiren fakat belirsizlik koşullarında
anlamları ve yorumları zayıf şekilde tanımlanan sorunlardır. Çözümler, problemlerle bağlantılı olan fikirler, teknolojiler,
politikalar ve diğer seçeneklerden oluşmaktadır. Belirli bir zamanda karar sürecine dâhil olan katılımcılar zaman içinde
ve sorunlara göre çeşitlenir. Bir organizasyonun karar olarak adlandırılabilecek bir davranışın üretilmesi beklendiği
durumlar olan fırsatlar ise yıllık bütçe süreci veya belirli olay ya da durumların sonucu gibi rutin faaliyetlerin işleyişi
olabilir (Lipson, 2007: 82).
Örgütsel yapı bu dört temel öğenin gelişigüzel yer aldığı bir çöp tenekesi gibidir. Dört temel öğenin karşılıklı ilişkisi
sonucu kararlar oluşmaktadır. Karmaşık ve yoğun olan örgütsel yapılarda katılımcılar değişik hedefleri ve problemleri
olan kişiler olup sınırlı zamanları ve enerjileri vardır. Bu nedenlerle katılımcılar, karar vermenin tüm aşamalarında yer
almayabilirler. Yani kurum üyeleri farklı karar süreçleri içinde dolanmaktadır (Güney, 2011).
Önceden var olan problemlerin çözülmesi için alternatifler arasından en uygununun seçilmesine dayanan rasyonel
modelin aksine, çöp kutusu modeli çözümler veya tercih edilen kararların herhangi bir problemden bağımsız olarak var
olabileceğini ve belirli çözüm veya kararları savunanların onları bir probleme veya seçenek fırsatına eklemlemeye
çalışacağını varsayar. Problemler ve çözümler arasındaki bağ, problemlerin çözümlere rasyonel olarak uygun
olmasından çok “geçici bir ayıklama” yoluyla belirlenir. Aynı anda ortaya çıkan problemler ve çözümler, fırsat
seçenekleri ile bağlanırlar (Lipson, 2007: 82).
Çöp tenekesi modelinde örgütler, karar verme sürecine sorunu tanımlamak kısmından başlamak yerine çözüm
kısmından başlar. Var olmayan sorunlar için çözümler üretilir. Karar verme, sorunların, çözümlerin, bireylerin farklı
tercihleri ve koalisyonların örgütsel dikkat ve faaliyet için birbiriyle karıştığı ve çekiştiği bir çöp tenekesi gibidir. Aslında
bu karar vermeyi örgütlenmiş kargaşa olarak ifade eder (Sağır, 2006).
4.2. Karar Destek Sistemleri
Karar Destek Sistemlerinin Tanımlanması
21.
Karar DestekSisteminde Bulunması Gereken Özellikler
Karar Destek Sistemlerinin Örgütlere Sağladığı Avantajlar
Karar Destek Araçları
4.2.1. Karar Destek Sistemlerinin Tanımlanması
Karar destek sistemleri, yöneticilerin özellikle yapılandırılmamış veya yarı yapılandırılmış nitelikteki sorunlarının
çözümüne bilgi ve öneriler sağlayarak destekleyen sistemlerdir. Yöneticiler, karar destek sistemlerinden edindikleri
bilgileri sorunları tanımlama ve çözmede kullanmaktadır. Burada sistem, genel olarak periyodik ve özel raporlarla
sorunların tanımlanmasına, simülasyon ve matematiksel modellerle de çözümüne katkı sağlamaktadır (Kaya Bensghir,
1996: 87-88).
Yönetim Bilişim Sistemler (YBS) ile Karar Destek Sistemleri (KDS) arasında farklılıklar bulunmaktadır. Birinci farklılık,
yukarıda da söz edildiği gibi, YBS yapılandırılmış kararlarda kullanılırken KDS’ye yapılandırılmamış ve özellikle de yarı-
yapılandırılmış kararlarda ihtiyaç duyulur. İkinci bir farklılık ise YBS belirli bir uygulamayı (muhasebe, stok kontrolü gibi)
veya uygulamalar setini (entegre YBS) desteklemek için dizayn edilip kurulmakta iken, KDS her türlü karar çevresine
uyarlanabilen araçlardan oluşmaktadır. Üçüncü fark ise, genel olarak YBS, haftalık bölgesel satış özeti gibi periyodik, ön
programlanmış raporlar sağlarken; KDS daha az yapılandırılmış olup yöneticilerin geleceğe daha esnek bakmalarını ve
daha fazla alternatifi değerlendirmelerini mümkün kılmaktadır (Long, 1989: 46-47)
Şekil 1. KDS ile Problem Çözmenin Adımları
Şekil 1’de yarı yapılandırılmış veya yapılandırılmamış bir problemin çözüm süreci gösterilmektedir. Buna göre, ilk
olarak problem tanımlanır ve formüle edilir. Ardından karar destek sistemleri yazılımı ile modellenir. Bir sonraki
aşamada ise sonuçlara ulaşmak için model bilgisayarda işletilir. Modelleyici, elde ettiği sonuçları inceledikten sonra
problemi tamamen yeniden formüle etmeye, modelde düzenlemeler yapmaya, mevcut sonuçları kabul etmeye veya
başka sonuçlara ulaşmak için kullanmaya karar verebilir (Parker, 1989: 434).
4.2.2. Karar Destek Sisteminde Bulunması Gereken Özellikler
Etkili bir KDS’nin temel özellikleri aşağıdaki gibidir (Long 1989: 47-48):
Karar vericiye karar verme sürecinde yardım eder.
Yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış kararlar için kullanılır.
Organizasyondaki tüm düzeylerde yer alan karar vericileri destekler, fakat özellikle taktik ve stratejik
düzeylerde daha etkilidir.
Genel amaçlı modeller, simülasyon ve karar verici için diğer analitik araçları içerir.
Yönetim bilişim sistemi uzmanından çok az veya hiç yardım alınmaksızın doğrudan karar verici tarafından
kullanılabilen interaktif, kullanıcı dostu bir sistemdir.
Herhangi bir karar çevresinin bilgi ihtiyacını karşılama konusuna kolayca uyum sağlayabilir.
Karar vericinin bilgi talebine hızlı bir şekilde cevap verebilecek mekanizmaları sağlar.
Önceden oluşturulmuş üretim programına uygun şekilde yürütülemez.
Çeşitli yönetim türlerine uyarlanabilecek kadar esnektir.
Karar verme düzeyleri arasında iletişimi kolaylaştırır.
Karar Destek Sisteminde Bulunması Gereken Özellikler
Karar Destek Sistemlerinin Örgütlere Sağladığı Avantajlar
Karar Destek Araçları
4.2.1. Karar Destek Sistemlerinin Tanımlanması
Karar destek sistemleri, yöneticilerin özellikle yapılandırılmamış veya yarı yapılandırılmış nitelikteki sorunlarının
çözümüne bilgi ve öneriler sağlayarak destekleyen sistemlerdir. Yöneticiler, karar destek sistemlerinden edindikleri
bilgileri sorunları tanımlama ve çözmede kullanmaktadır. Burada sistem, genel olarak periyodik ve özel raporlarla
sorunların tanımlanmasına, simülasyon ve matematiksel modellerle de çözümüne katkı sağlamaktadır (Kaya Bensghir,
1996: 87-88).
Yönetim Bilişim Sistemler (YBS) ile Karar Destek Sistemleri (KDS) arasında farklılıklar bulunmaktadır. Birinci farklılık,
yukarıda da söz edildiği gibi, YBS yapılandırılmış kararlarda kullanılırken KDS’ye yapılandırılmamış ve özellikle de yarı-
yapılandırılmış kararlarda ihtiyaç duyulur. İkinci bir farklılık ise YBS belirli bir uygulamayı (muhasebe, stok kontrolü gibi)
veya uygulamalar setini (entegre YBS) desteklemek için dizayn edilip kurulmakta iken, KDS her türlü karar çevresine
uyarlanabilen araçlardan oluşmaktadır. Üçüncü fark ise, genel olarak YBS, haftalık bölgesel satış özeti gibi periyodik, ön
programlanmış raporlar sağlarken; KDS daha az yapılandırılmış olup yöneticilerin geleceğe daha esnek bakmalarını ve
daha fazla alternatifi değerlendirmelerini mümkün kılmaktadır (Long, 1989: 46-47)
Şekil 1. KDS ile Problem Çözmenin Adımları
Şekil 1’de yarı yapılandırılmış veya yapılandırılmamış bir problemin çözüm süreci gösterilmektedir. Buna göre, ilk
olarak problem tanımlanır ve formüle edilir. Ardından karar destek sistemleri yazılımı ile modellenir. Bir sonraki
aşamada ise sonuçlara ulaşmak için model bilgisayarda işletilir. Modelleyici, elde ettiği sonuçları inceledikten sonra
problemi tamamen yeniden formüle etmeye, modelde düzenlemeler yapmaya, mevcut sonuçları kabul etmeye veya
başka sonuçlara ulaşmak için kullanmaya karar verebilir (Parker, 1989: 434).
4.2.2. Karar Destek Sisteminde Bulunması Gereken Özellikler
Etkili bir KDS’nin temel özellikleri aşağıdaki gibidir (Long 1989: 47-48):
Karar vericiye karar verme sürecinde yardım eder.
Yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış kararlar için kullanılır.
Organizasyondaki tüm düzeylerde yer alan karar vericileri destekler, fakat özellikle taktik ve stratejik
düzeylerde daha etkilidir.
Genel amaçlı modeller, simülasyon ve karar verici için diğer analitik araçları içerir.
Yönetim bilişim sistemi uzmanından çok az veya hiç yardım alınmaksızın doğrudan karar verici tarafından
kullanılabilen interaktif, kullanıcı dostu bir sistemdir.
Herhangi bir karar çevresinin bilgi ihtiyacını karşılama konusuna kolayca uyum sağlayabilir.
Karar vericinin bilgi talebine hızlı bir şekilde cevap verebilecek mekanizmaları sağlar.
Önceden oluşturulmuş üretim programına uygun şekilde yürütülemez.
Çeşitli yönetim türlerine uyarlanabilecek kadar esnektir.
Karar verme düzeyleri arasında iletişimi kolaylaştırır.
Karar Destek Sisteminde Bulunması Gereken Özellikler
Karar Destek Sistemlerinin Örgütlere Sağladığı Avantajlar
Karar Destek Araçları
4.2.1. Karar Destek Sistemlerinin Tanımlanması
Karar destek sistemleri, yöneticilerin özellikle yapılandırılmamış veya yarı yapılandırılmış nitelikteki sorunlarının
çözümüne bilgi ve öneriler sağlayarak destekleyen sistemlerdir. Yöneticiler, karar destek sistemlerinden edindikleri
bilgileri sorunları tanımlama ve çözmede kullanmaktadır. Burada sistem, genel olarak periyodik ve özel raporlarla
sorunların tanımlanmasına, simülasyon ve matematiksel modellerle de çözümüne katkı sağlamaktadır (Kaya Bensghir,
1996: 87-88).
Yönetim Bilişim Sistemler (YBS) ile Karar Destek Sistemleri (KDS) arasında farklılıklar bulunmaktadır. Birinci farklılık,
yukarıda da söz edildiği gibi, YBS yapılandırılmış kararlarda kullanılırken KDS’ye yapılandırılmamış ve özellikle de yarı-
yapılandırılmış kararlarda ihtiyaç duyulur. İkinci bir farklılık ise YBS belirli bir uygulamayı (muhasebe, stok kontrolü gibi)
veya uygulamalar setini (entegre YBS) desteklemek için dizayn edilip kurulmakta iken, KDS her türlü karar çevresine
uyarlanabilen araçlardan oluşmaktadır. Üçüncü fark ise, genel olarak YBS, haftalık bölgesel satış özeti gibi periyodik, ön
programlanmış raporlar sağlarken; KDS daha az yapılandırılmış olup yöneticilerin geleceğe daha esnek bakmalarını ve
daha fazla alternatifi değerlendirmelerini mümkün kılmaktadır (Long, 1989: 46-47)
Şekil 1. KDS ile Problem Çözmenin Adımları
Şekil 1’de yarı yapılandırılmış veya yapılandırılmamış bir problemin çözüm süreci gösterilmektedir. Buna göre, ilk
olarak problem tanımlanır ve formüle edilir. Ardından karar destek sistemleri yazılımı ile modellenir. Bir sonraki
aşamada ise sonuçlara ulaşmak için model bilgisayarda işletilir. Modelleyici, elde ettiği sonuçları inceledikten sonra
problemi tamamen yeniden formüle etmeye, modelde düzenlemeler yapmaya, mevcut sonuçları kabul etmeye veya
başka sonuçlara ulaşmak için kullanmaya karar verebilir (Parker, 1989: 434).
4.2.2. Karar Destek Sisteminde Bulunması Gereken Özellikler
Etkili bir KDS’nin temel özellikleri aşağıdaki gibidir (Long 1989: 47-48):
Karar vericiye karar verme sürecinde yardım eder.
Yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış kararlar için kullanılır.
Organizasyondaki tüm düzeylerde yer alan karar vericileri destekler, fakat özellikle taktik ve stratejik
düzeylerde daha etkilidir.
Genel amaçlı modeller, simülasyon ve karar verici için diğer analitik araçları içerir.
Yönetim bilişim sistemi uzmanından çok az veya hiç yardım alınmaksızın doğrudan karar verici tarafından
kullanılabilen interaktif, kullanıcı dostu bir sistemdir.
Herhangi bir karar çevresinin bilgi ihtiyacını karşılama konusuna kolayca uyum sağlayabilir.
Karar vericinin bilgi talebine hızlı bir şekilde cevap verebilecek mekanizmaları sağlar.
Önceden oluşturulmuş üretim programına uygun şekilde yürütülemez.
Çeşitli yönetim türlerine uyarlanabilecek kadar esnektir.
Karar verme düzeyleri arasında iletişimi kolaylaştırır.
22.
4.2.3. Karar DestekSistemlerinin Örgütlere Sağladığı Avantajlar
Yöneticiler gün içinde zamanlarının çoğunu karar vermeden önce bilgi toplamak ve analiz etmekle geçirmektedir. KDS,
kullanıcı dostu donanım (hardware) ve yazılım (software) karar verme sürecinde yöneticiyi desteklemeyi amaçlayan
interaktif bilgi sistemleridir. Aslında yöneticiler birçok durumda karar vermek için tecrübelerine, sezgi ve içgüdülerine
güvenmektedir. Ancak yine de özellikle taktik ve stratejik düzeylerde bulunan karar vericiler aynı anda birçok faktörü
içeren karmaşık sorunlarla karşılaştıklarında karar destek sistemlerine ihtiyaç duymaktadırlar. KDS, bilgi açığının
kapanmasına yardımcı olarak yöneticilerin kendi karar kalitelerini artırmalarını sağlar. Bu amaçla KDS, veri tabanı
yönetim sistemleri gibi en son teknolojik yenilikleri, planlama ve tahmin modellerini ve hatta yapay zekâyı kullanır
(Long, 1989: 46).
KDS, karar verme sürecini kolaylaştırmaktadır. Örneğin bazı karar destek sistemleri, karar vericinin belirlediği kriterlere
göre alternatif kararları sıralayabilmektedir. Bunun yanında KDS, yöneticileri, veri toplama ve analiz etme sorunundan
da kurtarmaktadır. Böylece yöneticiler manuel olarak rakamları Excel dosyasına tek tek girmekle uğraşmadan,
işlemden geçmiş bilgi sayesinde zamandan tasarruf edecek ve kararlarının niteliğini geliştirebilecektir. Kullanıcı dostu
KDS’ler sayesinde yöneticiler, YBS uzmanlarından doğrudan teknik destek almaksızın gerekli bilgiye ulaşabilecektir
4.2.4. Karar Destek Araçları
KDS, herhangi bir karar çevresine uyarlanabilen bir dizi donanım (hardware) ve yazılım (software) karar destek
aracından oluşmaktadır. Sistemin kullanımını sağlayan veya etkileşimini kolaylaştıran iş istasyonları, renkli grafik
terminalleri, yazıcılar, grafik çiziciler ve projektörler gibi her türlü girdi/çıktı aracı KDS’nin donanım araçları arasında
sayılabilir. KDS’nin yazılım araçları arasında en sık kullanılanları ise şu şekilde özetlenebilir (Long, 1989: 48-58):
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
1. Uygulama Geliştirme:
Bazı KDS’ler yöneticilere, karar verme sürecini desteklemek için bilgisayar temelli uygulamalar geliştirme imkânı
vermektedir. KDS uygulamalarını geliştirmeye çalışırken yöneticiler, veri girişini, çıktı ekranlarını oluşturur ve KDS
menülerinden seçenekleri seçerek raporlarlar. KDS uygulaması geliştirme aracı sonuçların hızlı bir gösterimini sağlar.
2. Veri Yönetimi:
Veri tabanı yönetimi veriyi depolamak, korumak ve yeniden ulaşmak için kullanılan yazılım araçlarını içermektedir.
KDS’ler normalde süregiden üretim uygulamaları olmadığından her bir uygulama için genellikle bir veri tabanı
oluşturulur. KDS uygulamasına veriler üç kaynaktan alınır. Bunlar veri tabanında var olan veriler, yeni veri girişi ve
dışarıdan farklı formatlarda sisteme yüklenen veriler.
3. Modelleme:
Karar destek sistemleri, yöneticilerin, bilgisayar sınırları içinde bir sistemin fonksiyonel yönlerini yeniden oluşturmak
için matematiksel modelleme tekniklerini kullanabilmelerini sağlar. Örneğin bir yönetici, şirketin ürünleri için dağıtım
ağını temsil eden bir model oluşturmak için doğrusal programlamaya izin veren bir KDS aracını kullanabilir. Yönetici,
üretim dağıtımı maliyetlerini en aza indirmek için depoların en uygun sayı ve yerini belirlemede bu modeli kullanabilir.
Yöneticilerin sıkça kullandıkları diğer bir model ise simülasyondur. Örneğin simülasyon kullanılarak banka
ATM’lerindeki müşteri yoğunluğu ölçülerek optimal sayıda ATM yerleştirmesi yapabilirler.
4. İstatistiki Analiz:
Yöneticiler istatistiki analizler geniş bir alanda kullanabilmektedir. Örneğin satış yöneticisi, KDS yazılımını her bir satış
elemanının haftalık satışlarının standart sapmasını hangi elemanın satışlarının normal satış oranlarından belirgin
şekilde farklılaştığını belirlemek için kullanabilir. En sık kullanılan KDS istatistik araçları risk analizi ve eğilim (trend)
analizidir.
5. Risk analizi:
23.
Belirli projeksiyonlar oluşturmasürecinde mevcut riskin değerlendirilmesi için olasılık ve istatistiği kullanır. Eğilim
analizinde ise yöneticiler, regresyon analizi, üstel yumuşatma ve diğer istatistiki teknikleri genel eğilimleri belirlemek
için kullanırlar. Genellikle eğilim analizin geçmiş verilerden yola çıkılır.
6. Planlama:
Özellikle taktik ve stratejik düzeylerde bulunan yöneticiler ileriki bir zaman diliminde uygulanacak kararlar alırlar.
Örneğin kamu örgütlerinde yapılan stratejik planlar gelecek 5 yılı içerecek şekilde hazırlanır. Orta ve uzun vadeli
kararların alınmasında yöneticiler KDS’lerin planlama kapasitesinden yararlanabilirler. Planlamaya yardım edecek
yazılımlar arasında öngörü (forecasting), olursa ne olur (what if) analizi ve amaç arama (goal seeking) bulunmaktadır.
KDS yazılımları yöneticilere işgücü ihtiyacından gelir projeksiyonlarına kadar birçok şey için öngörü yapabilme olanağı
sağlamaktadır. “Olursa ne olur” yöntemiyle yöneticiler farklı karar alternatiflerini test edebilme imkânına sahip
olmaktadır. KDS yazılımlarının amaç arama özelliği kullanıldığında ise yönetici, belirli değişkenler amacı
gerçekleştirmek için ne kadar değişkenin değiştirilmesi gerektiğini sorarlar.
7. Sorgulama:
KDS yazılımları, yöneticilere, girilen emirleri kullanan KDS veri tabanlarına çevrimiçi (online) sorgulamalar yapma
imkanı vermektedir.
8. Grafikler:
Grafik KDS yazılım aracıyla yöneticiler KDS veri tabanındaki verilere dayanan çeşitli sunum grafikleri oluşturabilirler. En
sık kullanılan sunum grafikleri arasında çubuk grafikleri (bar graphs), dilimli grafikler (pie graphs) ve çizgisel grafikler
(line graphs) kullanılmaktadır. Karar vericiler genellikle verilerin grafiksel sunumunun etkili bir iletişim aracı olduğu
kanaatindedir. Sorun alanları ve eğilimler grafikler üzerinde daha kolay tespit edilir.
9. Konsolidasyonlar:
Farklı kaynaklardan verinin konsolide edilmesi yöneticiler için oldukça zaman kazandırıcı bir yöntemdir. Bir holdingde
farklı şubelerden gelen mali verilerin tek bir mali tablo şeklinde birleştirilmesi en yaygın kullanılan yönetsel
faaliyetlerden biridir. Benzer şekilde kamu örgütleri de örneğin farklı birimlerinden gelen performans sonuçlarını tek
bir faaliyet raporunda birleştirerek idare faaliyet raporunu oluşturmaktadır
10. Uygulamaya Özel Karar Destek Sistemi Araçları:
KDS yazılımları mali analiz, performans gerçekleşmeleri, kalite kontrolü gibi belirli bir karar alanıyla sınırlı kalan konular
için kullanılabilir.
Bölüm 5
KAMU ÖRGÜTLERİNDE YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİNE İLİŞKİN POLİTİKALAR, UYGULAMALAR VE SORUNLAR
Bölüm Hedefi
Bu bölümün hedefi, Türkiye’de kamu örgütlerinde yönetim bilişim sistemlerine (YBS) ilişkin temel politikalar, sık
kullanılan uygulamalar ve karşılaşılan başlıca sorunların analiz edilmesidir. Yönetim bilişim sistemlerine ilişkin
politikaların anlaşılması için 9. Kalkınma Planı (2007-2013), 9. Kalkınma Planı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Özel İhtisas
Komisyon Raporu ve temel yasal ve idari düzenlemeler incelenmektedir.
5.1. Kamu Yönetiminde Yönetim Bilişim Sistemlerine İlişkin Politikalar
Dokuzuncu Kalkınma Planı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Özel İhtisas Komisyon Raporu
Dokuzuncu Kalkınma Planı
Yasal Düzenlemeler
5.1.1. Dokuzuncu Kalkınma Planı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Özel İhtisas Komisyon Raporu
9. Kalkınma Planına esas teşkil etmek üzere toplanan Bilgi ve İletişim Teknolojileri Özel İhtisas Komisyonu, hem
Türkiye’de bilişim teknolojilerine ilişkin mevcut durumu hem de geleceğe dönük projeksiyonları anlamamız açısından
24.
önemli veriler sunmaktadır.
Özelİhtisas Komisyonu Raporunda, 9. Plan dönemi için önerilen alınması gereken tedbirler olarak yetişmiş insan
kaynaklarının, Ar-Ge faaliyetlerinin yaygınlaştırılması desteklerinin daha fazla kullanımının, yazılım ve hizmetler
ihracatına yönelik faaliyetlerin, bilişim teknolojileri mal ve hizmetlerine ilişkin olarak kamu ihaleleri mevzuatının
iyileştirilmesi, bilgisayar ve internet kullanımının yaygınlığının artmasına yönelik tedbirlerin alınması önerilmiştir.
Ayrıca Türkiye’nin donanım ve işletim sistemi, veritabanı, ofis yazılımları gibi alanlarda rekabet etmesi son derece zor
olduğundan (ticaret, eğitim, sağlık, savunma sanayi gibi) sektörel çözümlere odaklanmış çözümler üreterek dış
pazarlardan pay alması tavsiye edilmiştir (ÖİK, 2007)
5.1.2. Dokuzuncu Kalkınma Planı
Bilgi ve iletişim teknolojileri, haberleşme, donanım ve yazılım dallarıyla birlikte 2. Beş Yıllık Kalkınma
Planından itibaren kalkınma planlarında yer almıştır. Bilgisayar donanımı ve yazılımı ile ilgili bölümler ilk defa 3. Beş
Yıllık Kalkınma Planında geçmiş ve “Elektronik Bilgi İşlem Makineleri” başlığı altında ele alınmıştır. Daha sonraki
planlarda bu isimlendirme yerine sırasıyla “Bilgi İşleme”, “Bilgi Teknolojisi”, ve “Bilgi ve İletişim Teknolojileri” başlıkları
kullanılmıştır. Bu başlıklar altında hem kamuda hem de toplumsal ve ekonomik hayatta bilgi teknolojilerinin
kullanımına yönelik politikalara değinilmiştir (ÖİK, 2007: 1).
Stratejik plan mantığıyla ilk defa yedi yıllık olarak hazırlanan 9. Kalkınma Planı “istikrar içinde büyüyen, gelirini daha
adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumun dönüşen ve AB’ye üyelik için uyum sürecini
tamamlamış bir Türkiye” vizyonuyla yola çıkmıştır. Bu vizyonu gerçekleştirmek için beş temel ekonomik ve sosyal
gelişme ekseni belirlenmiştir. Bunlar rekabet gücünün artırılması, istihdamın artırılması, beşeri gelişme ve sosyal
dayanışmanın güçlendirilmesi, bölgesel gelişmenin sağlanması ve kamu hizmetlerinde kalite ve etkinliğin
artırılmasından oluşmaktadır. Bilişim teknolojileri ve sistemleriyle doğrudan ilgili olan alt hedefler ise aşağıdaki tabloda
yer almaktadır.
Tablo 1. Dokuzuncu Kalkınma Planında Yönetim Bilişim Sistemleriyle İlgili Hedefler
Gelişme Ekseni Alt Hedef
Rekabet gücünün artırılması
- Ar-Ge ve yenilikçiliğin geliştirilmesi
- Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması
Kamu hizmetlerinde kalite ve etkinliğin artırılması
- E-Devlet uygulamalarının yaygınlaştırılması ve
etkinleştirilmesi
Tablo 1’de verilen hedefler incelendiğinde, Ar-Ge ve yenilikçiliğin geliştirilmesi kapsamında teknoloji geliştirme amaçlı
girişimciliğin özendirilmesi, Ar-Ge faaliyetleri sonucunda oluşan bilginin sanayiye ve üretime aktarılmasında görev
yapacak Teknoloji Transfer Merkezlerinin kurulması, teknoloji seçimi, transferi, yönetimi gibi konularda danışmanlık
yapacak özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının kurulmasının desteklenmesi, bilim ve teknoloji alanında yetkin olan
ülkelerle bilgi ve teknoloji transferi amaçlı işbirliği faaliyetleri yürütülmesi hedeflenmiştir. Ayrıca bilgi ve iletişim
teknolojileri geleceğe yönelik öncelikli alanlar olarak destekleneceği belirtilmiştir.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması hedefi kapsamında bilgi ve iletişim teknolojileri altyapısının
geliştirilmesi, elektronik haberleşme sektöründe rekabetin artırılması, işletmelerin, vatandaşların ve kurumların bilgi ve
iletişim teknolojilerini yaygın olarak kullanımının sağlanması, genişbant iletişim altyapısının geliştirilmesinin sağlanması
gibi hedefler oluşturulmuştur.
E-Devlet uygulamalarının yaygınlaştırılması ve etkinleştirilmesi kapsamında bilgi ve iletişim teknolojilerinden en üst
düzeyde faydalanılarak kamu hizmetlerinin farklı platformlardan bütünleşik şekilde sunulması, kamu hizmet
sunumunda temel bilgi altyapılarının oluşturulmasının sağlanması, bilgi güvenliğinin sağlanmasına yönelik yasal
düzenlemelerin yapılması, yerel yönetim hizmetlerinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağladığı olanaklardan
faydalanarak halkın yönetime etkin katılımı için ortam sağlanması hedefleri belirlenmiştir.
Yönetim bilişim sistemlerinin geliştirilmesine ilişkin yukarıda bahsedilen doğrudan politikalar dışında eğitim, sağlık,
istihdam gibi çok sayıda başka politika alanında da dolaylı olarak bilişim teknolojileri ve sistemlerinin geliştirilmesini
25.
destekleyen hedefler bulunmaktadır.Örneğin sağlık sisteminin etkinleştirilmesi kapsamında uluslararası kriterlere
uygun sağlık veri tabanı oluşturulması veya eğitim sisteminin geliştirilmesi kapsamında bilgi ve iletişim teknolojilerinin
derslerde kullanımını sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Ayrıca e-ticaretin çeşitli
yollarla desteklenmesi yönünde de hedeflere yer verilmiştir.
5.1.3. Yasal Düzenlemeler
Burada yasal düzenlemeler kapsamında 2003 yılında kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu,
aynı yıl içinde yürürlüğe giren 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile 2009 yılında yürürlüğe giren Kamu
Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik yönetim bilişim sistemlerinin uygulanması ve
bu alandaki temel politikalar açısından ele alınmaktadır. Spesifik olarak yerel yönetimlerde yönetim bilişim
sistemlerine ilişkin düzenlemeler açısından 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu
incelenmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu mali yönetimi, bütçeleme, hesap verme sorumluluğu ve
denetim konularında getirdiği yenilikçi düzenlemeler nedeniyle kamu yönetiminde yeniden yapılanması süreci
açısından oldukça önemli bir kanundur. Bu kanunda aynı zamanda bilişim teknolojileri ve sistemlerine ilişkin
düzenlemelere yer verilmektedir. Söz konusu kanunda; kamu idarelerinin muhasebe hizmetlerini yürüten muhasebe
birimlerince gerçekleştirilen tahsilât ve ödeme işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilebileceği (Md. 6) ve
elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş
işlemleri gerçekleştirme görevi sayılacağı (Md. 33) belirtilmektedir.
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık
ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmaları amaçlanarak yönetimdeki bu gizliliğin sınırlarının
çizilmesi amaçlanmıştır (Md. 1). Bu kanun, kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda geçen her türlü veriyi ve
yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film,
fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını
kapsamaktadır. Bilgi Edinme Kanunu ile birlikte başvuru sahibi kişi söz konusu bilgi veya belgenin bir kopyasına ve
mümkün değilse aslını inceleyerek not almasına izin verilmesi imkânı gelmiştir (Md. 3). Vatandaş kamu kurumlarına
yapacağı bilgi edinme başvurusunu elektronik ortamda yapılabilir (Md. 6). Kamu kurum ve kuruluşları da bilgi edinme
başvurularıyla ilgili cevaplarını elektronik ortamda başvuru sahibine bildirebilirler (Md. 12).
“Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik”, kamu örgütleri tarafından verilecek
hizmetlerde yönetim bilişim sistemlerinden etkin şekilde yararlanmasına yönelik düzenlemelere yer vermektedir.
Bilişim teknolojileri ve sistemlerinin kullanılmasına ilişkin yönetmelikte yer alan düzenlemeler şunlardır:
• Kamu kurumlarının hizmetlerinin elektronik ortamda sunulması kapsamında, basılı ortamdaki bilgi ve belgelerin
elektronik ortama taşınması ve veritabanlarının diğer idarelerle paylaşılması esastır. Kamu idareleri başvuruların
elektronik ortamda yapılması, sürecin başvuru sahibi tarafından izlenebilmesi, sonucun ilgilisine elektronik ortamda
iletilmesine yönelik tedbirleri alır. (Md. 4)
• Vatandaşın bilgilendirilmesi kapsamında, vatandaşın istediği bilgilere ulaşabilmesi için kanunlara uygun bir şekilde
kurumun sunduğu hizmetler ait bilgileri ve mevzuatı, basılı ya da elektronik ortamda duyurur, sunduğu hizmetlere
ilişkin bilgileri ve mevzuatı kurumsal internet duyurur. (Md. 5)
• Hizmet standartları oluşturma kapsamında, kamu idareleri oluşturdukları hizmet standartları tablosunu kurumsal
internet sayfalarında ve e-Devlet Kapısında duyururlar. (Md. 6)
• Başvuru sırasında istenen formlar idarenin internet sayfasında da yayımlanır, diğer idarelerin elektronik ortamda
paylaşıma açtıkları bilgi ve belgeler başvuru sahibinden istenmez, adli sicil belgeleri ilgili mercilerden istenir ve ilgili
merciler teknik altyapısı hazır olan kurumlara elektronik ortamda derhal, diğer hallerde en geç 3 işgünü içinde
gönderirler. (Md. 8)
• Kurum içi ve kurum dışı görüş, bilgi ve belge talep yazışmaları elektronik ortamda da yapılabilir. (Md. 11)
26.
Ayrıca yerel yönetimlerleilgili düzenlemeler incelendiğinde, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7/h
maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14.maddesinde belediyelerin Kent Bilgi Sistemi ve Coğrafi Bilgi Sistemi
Kurması zorunlu görevleri arasında yer almaktadır. Ayrıca 2005 yılında çıkarılan 5393 sayılı Belediye Kanunu yerel
yönetimleri yönetim bilişim sistemlerinin kullanımına dolaylı yoldan teşvik ettiği de söylenebilir. Nitekim genel olarak
yerel yönetim kuruluşları ve özellikle de belediyeler bu alanda stratejik planlarına politika, amaç ve hedefler koyarak
bu alandaki gelişmeleri yakalamaya çalışmaktadırlar.
5.2. Kamu Yönetiminde Yönetim Bilişim Sistemleri Uygulamaları
Burada genel olarak kamu yönetiminde kullanılan yönetim bilişim sistemlerini tek tek incelemek mümkün değildir.
Çünkü hemen hemen her kamu kurum ve kuruluşunun farklı birimlerinde ilgili kurumun hizmet alanına yönelmiş çok
sayıda yönetim bilişim sistemi kullanılmaktadır. Bu nedenle, genel bir fikir vermesi açısından yerel yönetimlerde ve
özellikle de belediyelerde yaygın olarak kullanılan yönetim bilişim sistemlerine yer verilmektedir.
Yerel yönetimler bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte vatandaşa sundukları hizmeti daha etkili ve
verimli sunabilmek için teknolojiden bütçeleri dâhilinde yararlanmaktadırlar. Özel sektörden yazılım firmalarına
ihtiyaçlar dâhilinde yazılımlar hazırlatmakta, ya da hazır paket programlar satın alarak bilgi otomasyon sistemlerini
kendilerine adapte etmektedirler. Belediyelerde yaygın olarak kullanılan yönetim bilişim sistemleri genel hatlarıyla
aşağıdaki gibi açıklanabilir (Köseoğlu ve Demirci, 2012: 60-61):
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
1. İnternet Sitesi Kurma:
Yerel yönetimler vatandaş ile zaman ve mekana bağımlı kalmaksızın iletişimini sağlamak, bazı hizmetleri online olarak
sunmak, vatandaşı her türlü yenilikten ve hizmetten haberdar etmek için web sitesine ihtiyaç duymaktadır. Son
zamanlarda teknolojinin artan imkânlarıyla birlikte beyaz masa gibi uygulamalar sayesinde vatandaşın talepleri
değerlendirilmekte, ulaşım saatleri sunulmakta, vatandaş su, doğalgaz, vergi gibi ödemelerini evinden çıkmadan web
sitesi üzerinden yapabilmektedir. Belediyelerin düzenlemiş oldukları ihalelere internet sitesi üzerinden
ulaşılabilmektedir. Faaliyet raporlarına internet üzerinden ulaşılarak belediyelerin şeffaf ve hesap verebilir şekilde
çalışmalarına katkı sağlanmaktadır.
2. Mobil Uygulamalar:
Belediyelerin hizmetlerine olan erişim gelişen teknoloji ile birlikte, sadece internete bağlı masaüstü bilgisayarlarla
sınırlı kalmamış; 3G bağlantısının ve kablosuz erişimin olduğu her yerden tablet bilgisayarlar, akıllı cep telefonu
teknolojileri ile ulaşılabilir hale gelmiştir. İnternet ve cep telefonlarının etkileşimi sayesinde vatandaşlar, günün her
anında belediye hizmetlerine ulaşabilmektedir. Bu teknoloji yoluyla başvuru, takip, sorgulama, ödeme işlemlerinin
gerçekleştirilebilmesi mobil ortamlar sayesinde sağlanabilmekte ve belediye-vatandaş iletişimine yeni bir yaklaşım
getirilmektedir. Mobil uygulamalar sayesinde görsel ve işitsel duyurular anlık olarak vatandaşa ulaştırılabilmektedir.
3. Otomasyon Hizmetleri:
Yerel yönetimler özellikle belediye gelirlerinin kontrol altında tutulması, personel hizmetleri, emlak işleri gibi hizmetler
için otomasyon sistemlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Otomasyon hizmetleri kapsamında şehir içi ulaşım kartı
sorgulama, kent içi ulaşım ağı, kent rehberi, mezarlık bilgi sistemi, personel bordro takip sistemi ve kurum içi e-posta
en sık kullanılan yönetim bilişim uygulamaları arasında bulunmaktadır.
4. Evrak Takip Sistemleri ve Dijital Arşiv:
Dijital arşiv uygulamaları belediyelerdeki geçmişe dönük kayıtları hem arşiv amaçlı, hem de denetim esnasında daha
çabuk erişilebilmesi maksadıyla kullanılmaktadır. Otomasyon sistemleri ile kâğıt ortamındaki belgeler sayısal ortamda
indekslenmektedir. Belgelerin fiziki kullanımından kaynaklanan yıpranma ve yok olmalar önlenebilmektedir. Aynı
zamanda bilgiler tek veri tabanında toplanmakta, doğru içeriğe doğru kişinin ulaşması sağlanarak güvenli bir ortam
oluşturulmaktadır. E-imza platformu ile etkileşimli çalışması sağlanabilen evrak takip sistemleri sayesinde çıktı alınma,
gönderme, şubeler veya kurumlar arasında evrak havalesi gibi zaman ve maddi olarak kayıpların önüne
geçilebilmektedir.
5. Meclis Bilgi Sistemleri:
27.
5393 sayılı BelediyeKanununun 21. maddesine göre her ayın ilk günündeki belediye meclis güncemi belediye başkanı
tarafından belirlenerek en az üç gün önceden üyelere bildirilir ve çeşitli yöntemlerle halka duyurulur. Kanunun 23.
maddesine göre ise kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur. İşte bu
faaliyetler, meclis bilgi sistemleriyle derlenmekte ve internet üzerinden vatandaşların bilgisine sunulmaktadır. Böylece
vatandaşların meclis gündemi ve kararlarını sürekli takip edebilme imkânı bulunmaktadır.
6. Kent Bilgi Sistemleri:
Belediyeler, kent bilgi sistemlerini kullanarak hizmet verdikleri bölgeler ile ilgili teknik, idari, istatistiksel ve sosyal
verilerini içeren veritabanları kurmakta, buna göre projeler oluşturmaktadır. Oluşturulan projelerle belediyedeki
birimlerin karşılıklı olarak yaptıkları projelerden haberleri olmakta, zaman ve emek kaybının önüne geçilebilmektedir.
Vatandaşlar ihtiyaç duydukları adres bilgilerine internet vasıtasıyla harita üzerinden bağlanabilmekte, ihtiyacı olan
otel, resmi kurum, belediye hizmet binaları, sağlık kurumları, eğitim kurumları ve eczaneler gibi daha pek çok yer
hakkında güncel bilgileri kent bilgi sistemleri vasıtasıyla alabilmektedirler. Ulusal düzeyde, kent bilgi sistemlerinin
standart ve yaygın bir şekilde oluşturulması için gerekli düzenlemeleri yapma konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
bünyesinde kurulan Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü sorumludur.
7. Coğrafi Bilgi Sistemleri:
1990’lı yıllardan sonra gelişen teknolojinin etkisiyle bilgi teknolojilerinden kamu kurumlarında daha fazla
yararlanılmaya başlanmasından itibaren, kamu kurumları arasında bilgi paylaşımı, aynı bölgelerde farklı kurumlar
tarafından çeşitli projelerin hayata geçirilmesi ya da projelerin birbiriyle çakışması gibi sorunları en aza indirmek
amacıyla, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) projeleri gündeme gelmiştir. Aynı zamanda kent haritaları üzerinden vatandaşa
kentin haritası sunulabilmektedir. Ulusal düzeyde ulusal coğrafi bilgi sisteminin kurulması, CBS kullanımının teşvik
edilmesi, coğrafi veri ve bilginin ulusal düzeyde üretilmesi ve paylaşılmasına yönelik standartlarla bunlara ilişkin temel
politika ve stratejileri belirleme görevlerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde kurulan “Coğrafi Bilgi Sistemleri
Genel Müdürlüğü” yerine getirmektedir.
8. Bilgi Edinme Sistemleri:
Bilgiye erişim hakkı, kamu kurum ve kuruluşlarının elinde bulunan bilgi ve belgelere vatandaşlar tarafından
erişilebilmesini içermektedir. Bu hakkın kullanımı 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile düzenlenmiştir. Söz konusu
hak, 2010 Anayasa değişiklikleri ile Anayasal bir hak haline gelmiştir. Belediyelere bilgi edinme hakkı çerçevesinde, ya
da herhangi bir hizmet hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla ulaşmak isteyen vatandaşlar, internet üzerinden sunulan
formu doldurarak taleplerine yazılı ya da elektronik ortamda yanıt alabilmektedirler. Bu kapsamda bahsedilmesi
gereken bir diğer uygulama da “Başbakanlık İletişim Merkezi” (BİMER)dir. BİMER, bilgi ve iletişim teknolojilerini birlikte
kullanan, vatandaşların her türlü müracaatlarını zaman ve mekân kısıtlaması olmaksızın yapabilmesine izin veren ve
müracaatlara daha hızlı, ekonomik ve etkin bir şekilde cevap verilmesini sağlayan bir halkla ilişkiler uygulamasıdır.
Belediyeler de BİMER kapsamında yapılan şikâyet veya bilgi taleplerine cevap vermektedirler.
9. Kurum İçi E-Posta Sistemleri:
Elektronik haberleşme imkânı ile bilginin daha rahat hareket etmesi sayesinde kurum içinde uygun paylaşım ortamı
oluşturulmaktadır. E-posta sisteminin kullanılmasıyla bilgiler birimler arasında daha hızlı hareket etmekte, zaman daha
efektif kullanılmakta, vatandaşa daha hızlı hizmet sunulmaktadır. Bu şekilde gereksiz basılı kâğıt kullanımının da önüne
geçilmektedir.
10. Mevzuat Bilgi Sistemleri:
Belediye personelinin ihtiyaç duyduğu güncel mevzuata erişmesi için tasarlanmış olan sistemlerdir. Mevzuat Bilgi
Sistemleri uygulamasıyla başkanlık tebliğleri, kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, yönetmelikler, belediyenin
kendisi ile ilgili yönetmelikler, bakanlar kurulu kararları, tebliğler ve genelgeler tek bilgi yönetimi uygulaması altında
toplanmakta, belediye çalışanları, vatandaşlar ve isteyen kurum ve kuruluşlar belediyeyi ilgilendiren resmi mevzuata
en kısa zamanda erişebilmektedir.
5.3. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Kamu Örgütlerinde Teşkilatlanması
Sistem analisti, programlamacı, veri giriş operatörü, bilgisayar operatörü, sistem sorumlusu ve otomasyon personeli
genel olarak yönetim bilişim sistemleri alanında çalışan temel personeli oluşturmaktadır. Bu unvanlar farklı şirketlerde
değişik şekillerde ifade edilebilir, ancak genelde yaptıkları işler birbirine benzemektedir. Ayrıca kamu örgütlerinde de
28.
özel sektördekinden dahafarklı bir yapılanma söz konusudur. Burada örnek bir yapılanma biçimi olarak İçişleri
Bakanlığının Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı incelenmektedir. Kamu örgütlerinde yönetim bilişim sistemi uzmanları
genellikle yardımcı hizmet birimleri arasında yer alan bilgi işlem daire başkanlığı veya müdürlüklerinde istihdam
edilmektedir.
Şekil 1. İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Teşkilat Şeması
İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, 9 Şube Müdürlüğünden oluşmaktadır. Şube Müdürlükleri içinde Sistem
Yönetimi Şube Müdürlüğü uygulama yönetimi, veri tabanı yönetimi, sistem güvenliği ve işletim sistemleri ile iletişim
uygulamaları işlevlerini yerine getirmektedir. Bilişim Ağları Şube Müdürlüğü ise iletişim altyapısı, yerel ağlar ve iletişim
güvenliği hizmetlerini üstlenmiştir. Bilgi Güvenliği Şube Müdürlüğü e-imza, bilgi güvenliği yönetimi ve adli bilişim
fonksiyonlarını yerine getirmektedir. İnternet Şube Müdürlüğü internet sayfaları yönetimi ve grafik tasarım ve internet
sayfaları arayüz geliştirme görevlerinden sorumlu kılınmıştır. Uygulama Geliştirme Şube Müdürlüğü yazılım altyapı ve
konfigürasyon yönetimi, yazılım koordinasyon planlama ve yönetimi, ortak modüller, merkez modüller, taşra modüller
ve yerel yönetim modülleri hizmetlerinden sorumludur. Proje Yönetimi ve Araştırma-Geliştirme Şube Müdürlüğü proje
yönetimi, izleme ve koordinasyon ile araştırma geliştirme hizmetlerini yürütmektedir. Donanım ve Teknik Destek Şube
Müdürlüğü donanım, teknik destek, tamir ve bakım görevlerinden sorumludur.
5.4. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Uygulanmasına İlişkin Temel Sorunlar
Yönetim bilişim sistemleri özel ve kamu örgütlerine çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Ancak buna rağmen yönetim
bilişim sistemleri her örgütte etkili şekilde kullanılamamaktadır. Yönetim bilişim sistemlerine ilişkin örgütlerde
karşılaşılan temel sorunlar şunlardır (Gökçen, 2007: 47-48):
• Yöneticiler bazen görünüşte çok faydalı olan ancak uygulamada başarı şansı düşük olan bir projenin sorumluluğunu
yüklenmek istememekte, diğer taraftan donanım ve yazılımla ilgili bazı firmalar da sundukları büyük vaatlere karşılık
yaşanan hayal kırıklıkları nedeniyle genelde temkinli yaklaşmaktadırlar.
• Üst ve orta yönetim ile bilgi işlem personeli arasında bir haberleşme boşluğu olabilmektedir.
• Sistemde izlenecek olan bilginin, yöneticiler yerine tasarımcılar tarafından belirlenmesi de problem oluşturmaktadır.
• Örgütte kurulan yönetim bilişim sistemlerinin esnek olmayan bir yapıya sahip olması, değişen durumlara adapte
olamamasına yol açmaktadır.
• Manuel olarak daha iyi çözümlenebilecek durumlar için bile bilgisayar uygulamalarının tercih edilmesi bilişim
sistemlerinin verimsiz kullanımına yol açmaktadır.
• Aralarında işbirliği, ortak dil, standart prosedürler yerleşmemiş olan bölümler arasındaki uyumsuzluklar yönetim
bilişim sistemlerinin kullanımına da yansıyabilmektedir.
• Veri birimlerinin isimlendirilmesinde standardın oluşturulamaması nedeniyle aynı veri biriminin farklı bölümlerde
farklı isimlere sahip olmasına neden olmaktadır.
Yukarıda bahsedilen temel sorunların yanında teknoloji ve teknolojiyle ilgili ürünlerin oldukça hızlı ve öngörülemez
şekilde gelişmesi, bu teknolojileri takip etmeyi sıradan insanlar için olduğu kadar özel işletmeler ve kamu örgütleri için
de giderek zorlaşmaktadır. tüm teknolojik ürünler ve gelişmeleri yakından takip etmek, bunlarda uzmanlaşmak ve
kurumların bunlara adapte olması mümkün olmadığına göre kişiler ve kurumların yapması gereken bu gelişmelerin
özel sektördekinden daha farklı bir yapılanma söz konusudur. Burada örnek bir yapılanma biçimi olarak İçişleri
Bakanlığının Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı incelenmektedir. Kamu örgütlerinde yönetim bilişim sistemi uzmanları
genellikle yardımcı hizmet birimleri arasında yer alan bilgi işlem daire başkanlığı veya müdürlüklerinde istihdam
edilmektedir.
Şekil 1. İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Teşkilat Şeması
İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, 9 Şube Müdürlüğünden oluşmaktadır. Şube Müdürlükleri içinde Sistem
Yönetimi Şube Müdürlüğü uygulama yönetimi, veri tabanı yönetimi, sistem güvenliği ve işletim sistemleri ile iletişim
uygulamaları işlevlerini yerine getirmektedir. Bilişim Ağları Şube Müdürlüğü ise iletişim altyapısı, yerel ağlar ve iletişim
güvenliği hizmetlerini üstlenmiştir. Bilgi Güvenliği Şube Müdürlüğü e-imza, bilgi güvenliği yönetimi ve adli bilişim
fonksiyonlarını yerine getirmektedir. İnternet Şube Müdürlüğü internet sayfaları yönetimi ve grafik tasarım ve internet
sayfaları arayüz geliştirme görevlerinden sorumlu kılınmıştır. Uygulama Geliştirme Şube Müdürlüğü yazılım altyapı ve
konfigürasyon yönetimi, yazılım koordinasyon planlama ve yönetimi, ortak modüller, merkez modüller, taşra modüller
ve yerel yönetim modülleri hizmetlerinden sorumludur. Proje Yönetimi ve Araştırma-Geliştirme Şube Müdürlüğü proje
yönetimi, izleme ve koordinasyon ile araştırma geliştirme hizmetlerini yürütmektedir. Donanım ve Teknik Destek Şube
Müdürlüğü donanım, teknik destek, tamir ve bakım görevlerinden sorumludur.
5.4. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Uygulanmasına İlişkin Temel Sorunlar
Yönetim bilişim sistemleri özel ve kamu örgütlerine çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Ancak buna rağmen yönetim
bilişim sistemleri her örgütte etkili şekilde kullanılamamaktadır. Yönetim bilişim sistemlerine ilişkin örgütlerde
karşılaşılan temel sorunlar şunlardır (Gökçen, 2007: 47-48):
• Yöneticiler bazen görünüşte çok faydalı olan ancak uygulamada başarı şansı düşük olan bir projenin sorumluluğunu
yüklenmek istememekte, diğer taraftan donanım ve yazılımla ilgili bazı firmalar da sundukları büyük vaatlere karşılık
yaşanan hayal kırıklıkları nedeniyle genelde temkinli yaklaşmaktadırlar.
• Üst ve orta yönetim ile bilgi işlem personeli arasında bir haberleşme boşluğu olabilmektedir.
• Sistemde izlenecek olan bilginin, yöneticiler yerine tasarımcılar tarafından belirlenmesi de problem oluşturmaktadır.
• Örgütte kurulan yönetim bilişim sistemlerinin esnek olmayan bir yapıya sahip olması, değişen durumlara adapte
olamamasına yol açmaktadır.
• Manuel olarak daha iyi çözümlenebilecek durumlar için bile bilgisayar uygulamalarının tercih edilmesi bilişim
sistemlerinin verimsiz kullanımına yol açmaktadır.
• Aralarında işbirliği, ortak dil, standart prosedürler yerleşmemiş olan bölümler arasındaki uyumsuzluklar yönetim
bilişim sistemlerinin kullanımına da yansıyabilmektedir.
• Veri birimlerinin isimlendirilmesinde standardın oluşturulamaması nedeniyle aynı veri biriminin farklı bölümlerde
farklı isimlere sahip olmasına neden olmaktadır.
Yukarıda bahsedilen temel sorunların yanında teknoloji ve teknolojiyle ilgili ürünlerin oldukça hızlı ve öngörülemez
şekilde gelişmesi, bu teknolojileri takip etmeyi sıradan insanlar için olduğu kadar özel işletmeler ve kamu örgütleri için
de giderek zorlaşmaktadır. tüm teknolojik ürünler ve gelişmeleri yakından takip etmek, bunlarda uzmanlaşmak ve
kurumların bunlara adapte olması mümkün olmadığına göre kişiler ve kurumların yapması gereken bu gelişmelerin
özel sektördekinden daha farklı bir yapılanma söz konusudur. Burada örnek bir yapılanma biçimi olarak İçişleri
Bakanlığının Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı incelenmektedir. Kamu örgütlerinde yönetim bilişim sistemi uzmanları
genellikle yardımcı hizmet birimleri arasında yer alan bilgi işlem daire başkanlığı veya müdürlüklerinde istihdam
edilmektedir.
Şekil 1. İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Teşkilat Şeması
İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, 9 Şube Müdürlüğünden oluşmaktadır. Şube Müdürlükleri içinde Sistem
Yönetimi Şube Müdürlüğü uygulama yönetimi, veri tabanı yönetimi, sistem güvenliği ve işletim sistemleri ile iletişim
uygulamaları işlevlerini yerine getirmektedir. Bilişim Ağları Şube Müdürlüğü ise iletişim altyapısı, yerel ağlar ve iletişim
güvenliği hizmetlerini üstlenmiştir. Bilgi Güvenliği Şube Müdürlüğü e-imza, bilgi güvenliği yönetimi ve adli bilişim
fonksiyonlarını yerine getirmektedir. İnternet Şube Müdürlüğü internet sayfaları yönetimi ve grafik tasarım ve internet
sayfaları arayüz geliştirme görevlerinden sorumlu kılınmıştır. Uygulama Geliştirme Şube Müdürlüğü yazılım altyapı ve
konfigürasyon yönetimi, yazılım koordinasyon planlama ve yönetimi, ortak modüller, merkez modüller, taşra modüller
ve yerel yönetim modülleri hizmetlerinden sorumludur. Proje Yönetimi ve Araştırma-Geliştirme Şube Müdürlüğü proje
yönetimi, izleme ve koordinasyon ile araştırma geliştirme hizmetlerini yürütmektedir. Donanım ve Teknik Destek Şube
Müdürlüğü donanım, teknik destek, tamir ve bakım görevlerinden sorumludur.
5.4. Yönetim Bilişim Sistemlerinin Uygulanmasına İlişkin Temel Sorunlar
Yönetim bilişim sistemleri özel ve kamu örgütlerine çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Ancak buna rağmen yönetim
bilişim sistemleri her örgütte etkili şekilde kullanılamamaktadır. Yönetim bilişim sistemlerine ilişkin örgütlerde
karşılaşılan temel sorunlar şunlardır (Gökçen, 2007: 47-48):
• Yöneticiler bazen görünüşte çok faydalı olan ancak uygulamada başarı şansı düşük olan bir projenin sorumluluğunu
yüklenmek istememekte, diğer taraftan donanım ve yazılımla ilgili bazı firmalar da sundukları büyük vaatlere karşılık
yaşanan hayal kırıklıkları nedeniyle genelde temkinli yaklaşmaktadırlar.
• Üst ve orta yönetim ile bilgi işlem personeli arasında bir haberleşme boşluğu olabilmektedir.
• Sistemde izlenecek olan bilginin, yöneticiler yerine tasarımcılar tarafından belirlenmesi de problem oluşturmaktadır.
• Örgütte kurulan yönetim bilişim sistemlerinin esnek olmayan bir yapıya sahip olması, değişen durumlara adapte
olamamasına yol açmaktadır.
• Manuel olarak daha iyi çözümlenebilecek durumlar için bile bilgisayar uygulamalarının tercih edilmesi bilişim
sistemlerinin verimsiz kullanımına yol açmaktadır.
• Aralarında işbirliği, ortak dil, standart prosedürler yerleşmemiş olan bölümler arasındaki uyumsuzluklar yönetim
bilişim sistemlerinin kullanımına da yansıyabilmektedir.
• Veri birimlerinin isimlendirilmesinde standardın oluşturulamaması nedeniyle aynı veri biriminin farklı bölümlerde
farklı isimlere sahip olmasına neden olmaktadır.
Yukarıda bahsedilen temel sorunların yanında teknoloji ve teknolojiyle ilgili ürünlerin oldukça hızlı ve öngörülemez
şekilde gelişmesi, bu teknolojileri takip etmeyi sıradan insanlar için olduğu kadar özel işletmeler ve kamu örgütleri için
de giderek zorlaşmaktadır. tüm teknolojik ürünler ve gelişmeleri yakından takip etmek, bunlarda uzmanlaşmak ve
kurumların bunlara adapte olması mümkün olmadığına göre kişiler ve kurumların yapması gereken bu gelişmelerin
29.
ortaya çıkardığı eğilimler,problemler ve fırsatları iyi analiz etmektir. Böyle bir analizin ardından amaç ve ihtiyaçlara
uygun olana gelişmeler takip edilebilir ve uygulanabilir. Yönetim bilişim sistemleriyle ilgi başka bir sorun, bu alanda
kullanılan kavramların çoğunun tartışmalı olmasıdır. Çünkü bilgi teknolojilerinde yaşanan hızlı değişimler nedeniyle bu
alanda kullanılan kavramların tanımları ve anlamları da kısa süreler içinde değişime uğrayabilmektedir. Üçüncü bir
konu ise köklü disiplinlerle karşılaştırıldığında yönetim bilişim sistemlerinin ciddi bir alan olarak ancak 1960’lardan
itibaren gelişme göstermesi nedeniyle bu alana ilişkin bilgi yeni ve sınırlıdır. Yönetim bilişim sistemleriyle ilgili birçok
alana halen yeteri kadar nüfuz edilememiştir. Ayrıca yönetim bilişim sistemleri personeli ile yönetim ve kullanıcılar
arasındaki ilişkilerde genel bir eksiklik olduğu görülmektedir (Parker, 1989: 26-27).
Bölüm 6
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ, YENİ EKONOMİ VE E-TİCARET
Bölüm Hedefi
Bu bölümde bilgi toplumu döneminin ekonomisini adlandırmada kullanılan “yeni “ekonomi” ve bu ekonominin temel
yapıtaşlarından biri olan elektronik ticaret ele alınmaktadır. Bu amaçla yeni ekonominin temel özellikleri ortaya
konulduktan sonra e-ticaret tanımlanmakta ve temel özellikleri belirlenmektedir.
6.1. Yeni Ekonominin Temel Özellikleri
1980’lerden sonra bilişim teknolojileri ve finans alanlarında ortaya çıkan gelişmeler, bilgi toplumunun ekonomik
yapısının yeniden adlandırılmasına yol açmıştır. Bu yeni ekonomi modeline dijital ekonomi, bilgi ekonomisi veya yeni
ekonomi isimleri verilmektedir. Castells’e göre (2005: 186-194) yeni ekonomi, iki kilit sektörde şekillenmiştir. Bunlar
bilişim teknolojileri ve finanstır. Gelişen bilişim teknolojisi şirketlerinin temelinde ise internetle ilgili şirketler yer
alıyordu. Finans alanındaki değişimin özünde ise yurtiçi ve yurtdışı finansal işlemlerin serbestleştirilmesi
bulunmaktaydı. Bilişim teknolojilerinin finans alanında kullanılmasıyla da karmaşıklaşan mali ürünlerin tasarımı,
izlenmesi ve tahmini kolay hale geldi. Finans sektöründeki dönüşümün en önemli sonuçlarından biri ise finans
piyasalarının küresel düzeyde birleşmesiydi. Yeni ekonomi, teknolojinin desteklediği iletişim ağlarıyla bütünleşen bir
ekonomidir. Ayrıca elektronik iletişim ağları sayesinde yatırımcılarla menkul kıymet piyasaları arasındaki aracılar da
kalktı. Borsaların kurulmasıyla birlikte elektronik takas önce hisse senetlerine daha sonra da diğer finans araçlarına
yayıldı.
Bilgi ve iletişim tabanlı yeni ekonominin temel özellikleri artan bir hızla ortaya çıkan teknolojik gelişmeler, bilişim ve
bilgi yoğun faaliyetlerdeki artış, pazara giriş ve ürün/hizmet dönüşüm süreçlerinin kısalması, küresel pazarın ortaya
çıkması ve sanayi kolları arasındaki belirsizliklerin azalması olarak özetlenebilir. Yeni ekonominin en temel
özelliklerinden biri dijital bir ekonomi olmasıdır. Yeni ekonomide bilgilerin tamamı 0 ve 1’den oluşan veri dizim
formlarında iletilmektedir. Sayısal veriler üzerine kurulu olan bu yeni ekonomide, işletmelerin başarılı olmasının
anahtarı olarak hız karşımıza çıkmaktadır (Taşlıyan, 2006: 10-14).
6.2. E-Ticaret
Günümüzde iş yapmada daha etkin ve verimli yolların aranışı yukarıda da bahsedildiği gibi yeni bir ekonomi anlayışını
ortaya çıkarmıştır. Elektronik ticaret, bu yeni ekonominin temel yapıtaşlarından birini oluşturmaktadır. Elektronik
ticaret yerine kullanılan kavramlar arasında elektronik pazar (electronic markets), elektronik iş (electronic business)
veya bilgisayara dayalı ticaret (computer-based commerce) gibi deyimler kullanılmaktadır. Ancak günümüzde hem
işletmelerde hem de akademide yaygın olarak elektronik ticaret deyimi tercih edilmektedir. Elektronik ticaretin
tanımlanması ve temel özellikleri aşağıda incelenmektedir.
6.2.1. E-Ticaretin Tanımlanması
Elektronik ticaret, dar anlamda televizyon, fax ve online ağlar gibi herhangi bir elektronik medya aracı kullanılarak
yapılan ticaret olarak adlandırılır. Diğer bir ifadeyle, herhangi bir elektronik iletişim aracıyla alım veya satım işleminin
gerçekleştirilmesidir (Minoli ve Minoli, 1998: 4). Web üzerinden kitap satın almak, hisselerini yönetmek ve banka
hesabını kontrol etmek gibi faaliyetler e-ticaret kapsamında yer almaktadır. Bu faaliyetlerin iki temel özelliği vardır. İlk
olarak bunlar iş ve ticari faaliyetlerle ilgilidir. İkinci olarak sistemler, internet platformunda çalışmakta ve Web’i
kullanmaktadır (Chaudhury ve Kuilboer, 2002: 6).
30.
Günümüzde genel olarakinternete dayalı ticaret ve özelde ise Web tabanlı ticaret, elektronik ticaretin önemli alt
disiplinleri haline gelmiştir. World Wide Web’in kısaltması olan Web, internet platformunda çalışmakta ve hiper metin
transfer protokolünü (HTTP) kullanmaktadır. Web tabanlı ticaret, WWW’nin sunduğu fırsatlara odaklanırken, internete
dayalı ticaret internet hizmetlerinin ticari amaçlarla kullanımına yönelir (Minoli ve Minoli, 1998: 4).
E-ticaret (e-commerce) ve e-iş (e-business) zaman zaman birbirinin yerine kullanılan ve iç içe geçmiş kavramlardır. E-
ticaret, genellikle ticaret işlemlerinin internet aracılığıyla gerçekleştirilmesi, mal ve hizmetlerin web sitelerinden
müşteriye sunulması ve bir alım satım işleminin web üzerinden yapılması olarak düşünülmektedir. Oysa e-iş kavramı,
alım-satım işlemlerinin yanında muhasebeden insan kaynaklarına, üretimden pazarlamaya kadar tüm yönetim
süreçlerinde otomasyon ve bilişim teknolojilerinin kullanımını kapsayan bir anlama sahiptir. Kısacası iş süreçlerine
bilgisayar ve internet teknolojilerinin entegrasyonudur (Özmen, 2003: 14).
Elektronik ticaret, bilginin değişimi ve işlenmesi noktalarında geleneksel ticaretten ayrılmaktadır. Geleneksel olarak
bilgi doğrudan, kişiden kişiye temas veya telefon ya da mail sistemlerinin kullanılmasıyla sağlanmaktadır. Elektronik
ticarette ise, bilgi, bir iletişim ağı, bilgisayar sistemi veya diğer bazı elektronik medya araçlarıyla sağlanmaktadır. Bunun
yanında, geleneksel ticarette organizasyon işlemleri işlemin tamamlanmasına katılan bireyler tarafından yerine
getirilmektedir. Oysa elektronik ticarette işlemlerin büyük kısmı otomatik olarak gerçekleşmektedir. Elektronik ticaret,
örgütler arası e-posta, online rehberler, hammadde, ürün, kişiye uyarlanmış ürünler ve sipariş üzerine hazırlanan mal
ve hizmetler için alışveriş destek sistemleri, sipariş ve lojistik destek sistemleri, yönetim bilişim ve istatistiki raporlama
sistemlerini kapsayan birçok iş destek hizmetlerini bir araya getirmektedir (Minoli ve Minoli, 1998: 7-8).
6.2.2. E-Ticaretin Sınıflandırılması
İki tür e-ticaret bulunmaktadır. Bunlar işletmeden müşteriye (Business-to-customer, B2C) ve işletmeden işletmeye
(business-to-business, B2B) olarak sınıflandırılabilir. Ancak günümüzde bunlara tüketiciden tüketiciye (customer-to-
customer, C2C) elektronik ticareti de eklemek gerekir. E-ticaretin türleri şunlaradır (Chaudhury ve Kuilboer, 2002: 7-
25; Laudon ve Laudon, 2011: 381):
1. İşletmeden Müşteriye E-Ticaret: Bir nihai kullanıcının internet platformunu tarama, sipariş verme ve ödeme yapma
gibi amaçlarla kullanması söz konusudur. Bir işletmeyle müşteri arasındaki etkileşim, promosyon, sipariş etme, ürün
dağıtımı ve satış sonrası destek şeklinde gerçekleşmektedir. Bu adımların her birinde e-ticaret önemli bir rol oynamaya
başlamıştır. Reklamlar televizyon, radyo ve gazetelerde yer aldığı kadar, Yahoo ve Amazon gibi portal sitelerinde de yer
almaktadır (promosyon). Bir müzik parçası veya yazılım gibi dijital bir ürün internet üzerinden indirilebilmekte ve e-
mailler ve sıkça sorulan sorular (Frequently Asked Questions-FQM) yollarıyla satış sonrası hizmetler de
yürütülebilmektedir.
2. İşletmeden İşletmeye E-Ticaret: Bu kapsamdaki faaliyetler genellikle tedarikle ilgilidir. İşletmeden işletmeye e-
ticaretin temelleri şirketlerin bilgisayar sistemleri aracılığıyla bilgi paylaştıkları örgütler arası sistemlere (inter-
organizational systems) dayanmaktadır. Birbirine satış yapan iki işletme arasındaki ilişki piyasa bilgisinin toplanması,
önalım, satın alma, kargolama ve malların kabul edilmesi, satıcılara ödeme yapma şeklinde bir süreçten oluşmaktadır.
3. Tüketiciden Tüketiciye E-Ticaret: Tüketiciden tüketiciye doğrudan satışı içerir. Örneğin eBay gibi açık artırma siteleri
insanlara kendi ürünlerini sabit bir fiyattan veya en yüksek fiyattan açık artırmayla satmalarına imkan vermektedir.
Kısaca belirtmek gerekirse müşteri ve işletme arasındaki e-ticaret alışverişe dayanırken, işletmeler arasındaki ilişkiler
tedarik kavramına dayanmaktadır.
6.2.3. E-Ticaretin Faydaları
Firmalar elektronik ticaretten gelişmiş müşteri hizmetleri, tedarikçiler ve mali çevre ile ilişkilerin iyileşmesi ve firma
sahipleri ve hissedarların yatırımlarında artan geri dönüşler beklemektedir. Bu kazanımlar firmaların mali istikrarına
katkı sağlamakta ve bilişim teknolojilerine adapte olmaya giderek daha fazla yönelen iş dünyasında firmaların daha
verimli bir şekilde rekabet edebilmelerini mümkün kılmaktadır (McLeod ve Schell, 1990: 44).
Elektronik ticaret, sadece internet üzerinden mal alım-satımına indirgenemeyecek kadar geniş kapsamlıdır. Elektronik
31.
ticaretin mal alım-satımınıkolaylaştırma dışındaki avantajları aşağıdaki gibi özetlenebilir (Minoli ve Minoli, 1998: 28-
30):
1. Elektronik olarak açık pazarda daha fazla tedarikçi yarışacağından alıcıları için maliyetlerin düşmesi,
2. Fiyat teklif fırsatlarının online veri tabanlarına elektronik olarak ulaşım imkanı nedeniyle alıcılar için maliyetlerin
azalması,
3. Verinin yeniden girilme zorunluluğunu ortadan kaldırarak bilginin işlenmesinde hata, zaman ve genel giderlerin
azalması,
4. Tam zamanlı stok bilgisine ulaşma imkanının artması, siparişlerin daha hızlı tamamlanması ve kağıt bürokrasisinin
azalması nedeniyle maliyetlerin düşmesi,
5. Dağıtımdan ödemeye kadar yapılan işlemlerin tamamlanma süresinin kısalması,
6. Ürün özellikleri standartlaştıkça ve rekabet arttıkça daha kaliteli ürünlerin sunulması,
7. Potansiyel müşterilere daha kolay ve daha ucuz ulaşabilme nedeniyle yeni pazarların oluşması,
8. Özellikle coğrafi olarak uzak pazarlara daha kolay giriş imkânı,
9. İş süreçlerindeki zaman kayıplarının en aza indirilmesi,
10. Yeni iş fırsatlarının ortaya çıkması. İş adamları ve girişimciler sürekli olarak yeni ve yenilikçi fikirler peşinde
koşmakta ki elektronik ticaret bu olanakları sağlamaktadır.
11. İşletmeler ürün analizi ve karşılaştırmalar ile bulguların raporlanmasını internet üzerinden online olarak
gerçekleştirebildiğinden gelişmiş ürün analizine ulaşılması,
12. Yeni bir ürün veya hizmetin pazarlanabilirliğini analiz etmede anketlerin internet kullanıcılarına dağıtılması yoluyla
pazar analizlerini geliştirme imkânı vermesi,
13. İşletmeler ve müşterilerin zaman ve mekân kısıtlaması olmaksızın pazar ve ürünlerle ilgili bilgiye erişebilmesi,
14. İş sahipleri ve müşteriler arasında daha hızlı iletişim imkânının bulunması,
15. Posta veya kargo yoluyla dağıtılması yerine, dokümanların online olarak dağıtılması yoluyla daha düşük maliyetli
doküman paylaşımının gerçekleşmesi.
6.2.4. Elektronik Pazar Teknolojileri
Günümüzde elektronik pazar teknolojileri her geçen gün gelişmektedir. Tablet bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve akıllı
televizyonlar sayesinde elektronik pazara ulaşım eskisinden çok daha kolay ve hızlı hale gelmiştir. Günümüzde yaygın
olarak kullanılan elektronik pazar teknolojileri ve temel özellikleri aşağıda özetlenmektedir (Minoli ve Minoli, 1998: 45-
56):
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
1. Elektronik Veri Değişimi:
İyi tanımlanmış işletme işlemlerinin bilgisayar tarafından işlenebilir bir formatta değişimidir. Elektronik veri değişimi,
bir elektronik hizmet yoluyla organizasyonların bilgisayarları arasında standart mesaj formatlarının toplanmasını
sağlar.
2. Online Ağlar ve Hizmetler:
Online hizmetler bilgiye, eğlenceye, iletişime ve işlem yapma hizmetlerine erişimi sağlar. Halka açık telefon ağları
yaygın dağıtım sistemlerindendir. Ayrıca kablolu ağlar, uydu, kablosuz ağlar, FM radyo ve TV yayın sinyalleri ile diğer
ticari ağlar da bu kapsamdadır. Online ağların temel avantajı, zamanında ve güncel bilgi sunması, elektronik posta,
video konferans ve gerçek zamanlı mesajlaşma gibi iletişim olanakları sağlaması ve sınırlı multimedya ile ana materyali
temin edebilmesidir.
3. İnternet:
Günümüzde internet, iş çevreleri için hızlı biçimde popüler hale geldi. Günümüzde internet sitesi oluşturma hizmeti
sunan çok sayıda şirket bulunmaktadır. Bu şirketler, diğer firma ve kişilere elektronik ticaret için gerekli olan alışveriş
sitelerinin oluşturulmasında yardımcı olmaktadır.
4. CD-ROM ve DVD-ROM:
CD-ROM ve DVD-ROM’lar, multimedya ve depolama özellikleri ve giderek düşen maliyetleri nedeniyle son on yıllarda
pazarlama aracı olarak kullanılmaktadır. CD-ROM’lar 650 MB’lık veri depolayabilirken DVD-ROM’lar çok daha fazla
veriyi saklayabilmektedir.
32.
5. Mobil Telefonlarve M-Ticaret:
Mobil telefonlar, interaktif işlem yapabilme ve bilgiye ulaşma imkânı vermektedir. Mobil telefonlar yoluyla bankacılık
işlemleri, adres sorgulama, uçuş zamanlarını öğrenme, alışveriş yapabilme gibi birçok interaktif faaliyet
gerçekleştirilebilmektedir. Mobil telefon ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeleri ifade etmek üzere “m-ticaret”
kavramı kullanılmaktadır.
6. Kiosklar:
Uzak bir yerde alışveriş bilgisini sağlamak için kullanılan ekranlardır. Kiosklar, multimedya pazarlama bilgisini sunmak
için çok çeşitli teknolojileri kullanır. Kioskların birçoğu kredi kartı okuyucusu, dokunmatik ekran ve klavye yoluyla
müşterinin ürün sipariş etmesine imkân vermektedir. Kioskların avantajı, geniş depolama kapasiteleri ve video
oynatma, ses, video ve metni de içeren multimedya özellikleridir.
7. İnteraktif Televizyonlar:
Bu televizyonlar, belirli ürünlerin reklamını müşterilerin görmelerine izin vermekte ve bir uzaktan kumanda ya da
klavye ile televizyon ekranından sipariş vermeyi sağlamaktadır.
6.3. Elektronik Ticaretin Temeli Olarak İnternet
Elektronik ticaretin temelini oluşturan veri iletişiminde günümüzde en yaygın olarak internet kullanılmaktadır. İnternet
kamu, özel ve sivil toplum için elektronik ticareti de içerecek biçimde yeni fırsatlar oluşturmaktadır. İnternet, sadece
ticaret yapan ortakları değil, bunun yanında müşterileri veya hizmet kullanıcılarını da birbirine bağlayan bir küresel
iletişim ağını mümkün kılmaktadır (McLeod ve Schell, 1990: 54).
İnternetin gelişimiyle ilgili bilgi vermek gerekirse, internetin kökeni 1969 yılında ABD hükümeti tarafından ARPANET
olarak adlandırılan ağı kurmasına kadar götürülmektedir. 1990 yılındaki “World Wide Web” olarak adlandırılan girişim
ise internetin yaygınlaşmasını sağlamıştır. ARPANET’in kuruluş amacı askeri konularla ilgili askeri personel ve sivil
araştırmacılar arasında bilgi paylaşımını sağlamaktı. Günümüzde ARPANET artık yerini internete bırakmıştır. İnternet,
her biri daha küçük ağlar toplamından oluşan dünyanın en geniş bilgisayar ağları toplamını ifade etmektedir (McLeod
ve Schell, 1990: 54). İnternet sitelerinin içeriklerini yerlerine göre değil de bilgiye göre düzenleyen, sonra da
kullanıcılara istedikleri bilgiyi bulabilmeleri için kolay bir arama sistemi sunan World Wide Web’in (WWW) icadı
internetin toplumun geneline yayılmasını sağlamıştır. WWW Cenevre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde
(CERN) gerçekleşmiştir. CERN uzmanları Ted Nelson tarafından geliştirilen bilginin yatay bilgi bağlantılarına dayalı
olarak örgütlendiği bir sistem olan hiper metin (hypertext) dokümanları için hiper metin biçimleme dili (HTML) adı
verilen bir format oluşturmuştur. Aynı zamanda “web tarayıcıları” ile “web server”ları arasında iletişimi yönlendirecek
bir hiper metin aktarım protokolü (HTTP) oluşturulmuştur. Ayrıca standart bir adres formatı olan URL de bu kapsamda
geliştirilmiştir. CERN, WWW yazılımını internet üzerinden dağıtmış ve ilk internet siteleri de dünyanın dört bir
köşesinde önde gelen araştırma merkezleri tarafından kurulmuştur (Castells, 2005: 65).
“Dünyayı Saran Ağ” olarak Türkçeye çevirebileceğimiz World Wide Web (ayrıca WWW veya 3W olarak da kullanılır)
internette, hiper medya (hypermedia) unsurların yani metin, grafikler, ses ve videoyu içeren multimedyanın
depolandığı ve eşsiz bir adresleme şeması ile geri getirilebildiği bilgi alanı olarak tanımlanır. WWW ile ilgili temel
kavramları tanımlamakta fayda bulunmaktadır (bkz. McLeod ve Schell, 1990: 55-56). İlk olarak, web site kavramından
başlamak gerekirse, web sitesi hiper metin bağlantıları aracılığıyla ağdaki herhangi başka bir bilgisayar tarafından
erişilebilen hipermedya içeren internete bağlı bir bilgisayarı ifade eder. Hiper Metin Bağlantısı (Hypertext Link) ise
herhangi bir internet sitesinde depolanan hiper metne erişmek için kullanılan metin veya grafikten oluşan bir
işaretleyicidir. Web Sayfası (Web page), tek bir adresten tanımlanan bir internet sitesinde depolanan hiper medya
dosyasıdır. Ana Sayfa (Home Page), bir internet sitesinin ilk sayfasıdır. Sitedeki diğer sayfalara ana sayfadan ulaşılabilir.
URL (Universal Resource Locator): Evrensel Kaynak Gösterici olarak tanımlanabilecek URL, bir internet sitesinin
adresini ifade eder. Protokol(Protocol), verinin iletişimini yöneten bir dizi standarttır. En yaygın protokoller arasında
bulunan Hiper Metin İletim Protokolü (HyperText Transport Protocol-HTTP) hiper metinler, Dosya Transfer
Protokolü (File Transfer Protocol-FTP) dosyalar için kullanılmaktadır. FTP, herhangi bir internet sitesinden istediğiniz
dosyaları kendi bilgisayarınıza kopyalamanızı sağlayan yazılımdır. Alan Adı (Domain name), internet sayfasının
depolandığı internet sitesinin adresidir. Alan adının son üç harfi internet sitesinin türünü belirtmektedir. Eğitim siteleri
için “edu” (education), ticari siteler için “com” (commercial), kar amacı gütmeye organizasyonlar için “org” (nonprofit
organizations) ve kamu kurumları için “gov” (government) en sık kullanılan internet sitesi kısaltmalarıdır. Yol (path) ise
33.
internet sitesindeki belirlibir dizin/altdizin ve dosyayı tanımlayabilir. Son bir kavram olarak Tarayıcı (Browser), arama
parametrelerini girerek ya da bir grafiğe tıklayarak hiper medyayı geri getirmenizi sağlayan bir yazılım sistemidir.
İnternet üzerinden iş yapmanın işletmelere sağladığı çok sayıda faydaları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür
(Taşlıyan, 2006: 25-29):
• Küresel bir ağ yapısında olan internet, kuruluşların bakış açılarını genişleterek kurumlar veya insanlarla hızlı iletişim
imkânı sağlamaktadır. İnternette zaman ve mekân problemi olmadığından iç ve dış müşteriler işletmeyle daha etkili bir
iletişim kurabilmektedir. İnternet üzerinden yapılan gerçek zamanlı toplantılar hem kamu hem de özel sektörde
giderek yayılmaktadır.
• İşletmelerin pazar veya ürünleriyle ilgili bilgi kaynaklarına ulaması kolaylaşmaktadır. WWW veya e-posta gibi internet
araçları üzerinden sayısız bilgiye ulaşmak mümkündür.
• E-posta gibi iletişim araçları müşterilerin geri bildirim hizmetlerinden daha kaliteli ve hızlı yararlanmalarını
sağlamaktadır. Müşterinin hizmetle ilgili yardım alması, ürünler hakkında bilgilenmesi ve çalışma saatleri içinde
cevaplanmak üzere sorular bırakması gibi hizmetlere imkân vermektedir.
• Pazarlama ve satış hizmetleri açısından internetin kullanımı düşük maliyetle çok sayıda potansiyel müşteriye ulaşma
olanağı sağlamaktadır.
Görüldüğü gibi internet, işletmelere satış sonrası destekten pazarlamaya kadar birçok alanda fayda sağlamaktadır. Bu
kazanımlar nedeniyle de işletmeler rekabet avantajı elde edebilmektedir. E-iş’le bağlantılı teknolojiler kamu
sektöründe de benzer gelişmelere yol açmıştır. Ulus ötesi, ulusal ve yerel düzeydeki yönetimler, vatandaşlara,
çalışanlara ve işletmelere daha etkili hizmet ve enformasyon sunmak için internet teknolojilerini kullanmaktadır. Bu
süreçte ortaya çıkan bir kavram olan e-devlet, devlet ve kamu sektörünün vatandaşlar, işletmeler ve devletin diğer
organlarıyla ilişkilerini dijital olarak sağlaması için ağ teknolojilerini ve interneti kullanmasıdır (Laudon ve Laudon,
2011: 55). E-Devlet ilerleyen derslerde daha ayrıntılı olarak incelenmektedir.
6.4. Sanal Organizasyonlar ve E-Ticaret
Elektronik ticaret, şirketlerde ortaya çıkan değişimle birlikte gelişmektedir. 1990’larda “sanal organizasyonlar” (virtual
organizations) olarak bilinen yeni bir endüstriyel organizasyon türü ortaya çıkmıştır. Günümüzde şirketin kendisi ağsal
(networked) bir konuma gelmiştir. Sanal organizasyonlar, geleneksel örgütlerin esnek olmayan, hiyerarşik ve içe
dönük özelliklerine dayalı olmayıp, ağ merkezli paradigmayla yönetilmektedirler. Bu değişimde bilişim teknolojilerinin
1960’larda veri işlemeden başlayarak günümüzde gelişmiş iletişim mekanizmalarının katkılarıyla bilgi raporlama,
planlama ve yönetim alanlarında ve nihai olarak elektronik ticarette kullanılmasının etkileri yadsınamaz. Günümüzde
elektronik ticaret, bilgi ve iletişim kaynaklarını tüm unsurlarıyla birlikte organizasyonun yararına olacak şekilde
kullanılmasına imkân verdiğinden sanal organizasyonların özünü oluşturmaktadır. Organizasyonlar bir işi elektronik
olarak yaptıklarında, dünyanın herhangi bir yerinden diğer yerlerine, 7 gün ve 24 saat (7/24) olacak şekilde o işi yerine
getirebilmektedirler. İşte bu durum, işletmeleri sanal hale dönüştürmektedir. Çünkü çalışanlar, müşteriler ve
tedarikçilerin iş yapmada zaman ve mekân kısıtlarını ortadan kaldırmaktadır (Minoli ve Minoli, 1998: 12-13).
Bölüm 7
E-DEVLET: TARİHİ GELİŞİM, TEORİK YAKLAŞIMLAR VE MODELLER
Bölüm Hedefi
34.
Bu bölümde, e-devletolgusunun gelişimini tarihsel bir perspektifle ele almak, e-devlete dair kavramsal bir çerçeve (e-
devletin tanımı, amaçları, faydaları, içerdiği boyutlar ve ortaya çıkardığı ilişki örüntüleri) ortaya koymak, e-devletin
kamu yönetimi üzerindeki etkisine ilişkin teorik yaklaşımlar açıklamak ve e-devletin başarısı üzerinde belirleyici olan
faktörleri değerlendirmek hedeflenmektedir.
7.1. E-Devletin Gelişimi
E-devlet (elektronik devlet), günümüzde kamu yönetimi literatüründeki önemli konu başlıklarından birini
oluşturmaktadır. E-devlet, başta vatandaşlar olmak üzere bütün paydaşlara kamu hizmetlerini etkin ve sürekli bir
şekilde sunmak, yönetsel süreçleri basitleştirmek ve hızlandırmak ve demokrasiyi güçlendirmek amacıyla kamu
yönetiminde bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) kullanımıdır. Esasında, e-devlet, sanayi toplumundan bilgi toplumuna
geçişin ve ülkelerin kamu yönetimi sistemlerinin bilgi çağına uyum sağlama çabalarının bir yansıması olarak
değerlendirilebilir. Nitekim, bilginin üretimi ve yayılımında başat rol oynayan ve bilgiye erişimi kolaylaştıran bir faktör
olarak BİT’ler, bir yandan 1980’lerin başından itibaren ekonomik, toplumsal, siyasal ve yönetsel alanda yaşanan
dönüşümün arka planında yer alan başlıca faktörlerden biri olarak karşımızda çıkmakta, diğer yandan söz konusu
dönüşüm sürecine uyum sağlamaya çalışan kamu yönetimi sistemlerinin kendilerini yeniden yapılandırma sürecinde
başvurdukları bir araçlar topluluğu olarak görünmektedir. E-devlet, kamu yönetiminde reform gündeminin en önemli
bileşenlerinden biridir (Sobacı, 2012: 4).
Günümüzde, e-devlet küresel bir fenomen haline gelmiştir (Jaeger, 2003: 324). Dünya genelinde birçok ülke, e-devlet
projeleri ve uygulamalarını benimsemekte ve yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde yaşama geçirmeye çalışmaktadır.
Bunun temel sebebi, hükümetlerin ekonomik krizler neticesinde ortaya çıkan bütçesel kısıtlar karşısında artan ve
çeşitlenen toplumsal ihtiyaç ve daha iyi kamu hizmeti talebi ile karşılaşmasıdır. Küreselleşmenin beraberinde getirdiği
şiddetli rekabet ortamında, ülkelerin ulusal kaynaklarını rasyonel kullanma zorunluluğunun; vatandaşların değişen ve
artan taleplerinin hükümetler üzerinde oluşturduğu baskının ve özel sektör karşısında kamu yönetiminin hantal ve
işleyemez olarak algılanmasının, e-devletin dünya geneline yayılmasında ve devletler tarafından çok büyük bir kabul
görmesinde etkili olduğu belirtilebilir. Ayrıca, kamu yönetiminde BİT’lerin kullanımına yönelik girişim ve projelerin her
geçen gün artmasında, söz konusu e-devlet projelerinin uluslararası aktörler tarafından desteklenmesi de çok önemli
bir rol oynamaktadır. Kumar ve arkadaşları (2007: 64), bugün gelinen noktada, ülkeler açısından e-devletin bir tercih
meselesi olmaktan çıktığını ve bir zorunluluk haline geldiğini belirtmektedir.
Aslında, kamu yönetiminde BİT’lerin kullanımı yeni bir olgu değildir. Kamu yöneticileri ve seçilmişler internetin
icadından önce de kamu yönetiminde işlerin görülmesi için bilgi teknolojilerini kullanmışlardır (King, 1982: 25; Norris
ve Kraemer, 1996: 568). İnternetin icadı ve kişisel bilgisayarların (PC) yaygınlaşmasından önce, kamu kurumlarında
teknoloji büro faaliyetlerinin geliştirilmesi ve kamu kurumlarında bankoların arkasındaki işlemlerin otomasyonunun
sağlanması suretiyle yönetsel etkinliğin artırılması için kullanılmıştır. Bu çerçevede, kamu kurumları birbirinden
bağımsız ve irtibatsız bir şekilde çalışan kendi bilgisayar sistemlerini kurmuşlar ve kayıtları tutma, mali yönetim,
personel yönetimi ve diğer iç idari işlemlerde bu sistemleri kullanmışlardır. 1980’lerde PC’lerin yaygınlaşmasıyla,
teknoloji yönetimi konusunda kurumlara yetki devredilmeye başlanmış ve bilgi teknolojilerinin yönetimin temel
işlevleri ile bütünleştirilmesi gerekliliği gündeme gelmiştir (Yıldız, 2007: 647; Aldrich vd., 2002).
Bununla birlikte, internetin ve World Wide Web’in icadı ve özel sektörde elektronik ticaretin gelişimi, e-devletin
yükselişe geçmesi açısından adeta bir dönüm noktasıdır. 1990’lardan önce bilgi teknolojileri kamu yönetiminde daha
içsel ve yönetsel odaklı bir bakış açısıyla işlemlerde etkinliği geliştirmek ve kurum-içi iletişimi güçlendirmek için
kullanılırken; özellikle internetin icadıyla birlikte kamu kurumlarında dışsal kullanım ön plana çıkmış ve vatandaşlara
kamu hizmetlerini sunmak ve sistemdeki diğer aktörler ile iletişime geçmek amacıyla BİT’lerden faydalanılmaya
başlanmıştır (Ho, 2002: 435).
Böylece, e-devlet kamu yönetiminin 7/24 kamu hizmeti sunmasına imkan tanıyarak, örgütsel yapıda değişimlere yol
açarak, iş görme usulü üzerine yeniden düşünmesini gerekli kılarak ve başta vatandaşlar olmak üzere diğer aktörlerle
ilişkisini dönüştürerek, ülkelerin kamu yönetimi sistemlerinde çok önemli bir değişime sebebiyet vermektedir. Kamu
yönetiminde tecrübe edilen bu değişim sürecini bürokratik paradigmadan e-devlet paradigmasına doğru geçiş olarak
değerlendirenler söz konusudur.
7.2. E-Devletin Tanımı ve Unsurları
35.
E-devlet, kavram olarakilk defa 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen ve federal hizmetlerin
sunumunda e-devletin rolüne güçlü bir vurgu yapan Ulusal Performans Değerlendirmesi (National Performance
Review) başlıklı reform girişiminin raporlarında yer alarak ün kazanmıştır (Heeks ve Bailur, 2007: 244; Relyea, 2002: 9).
Esasında, e-devlet kavramı, BİT’lerin kamu yönetiminde kullanılmasına işaret eden tek kavram değildir. Deyim
yerindeyse, ilgili literatürde bir kavram bolluğu yaşanmaktadır. “Elektronik devlet”, “dijital devlet” (digital
government), “sanal devlet” (virtual government), “kablolu devlet” (wired government), “online devlet” (online
government), aynı olguya işaret etmek için birbirlerinin yerine kullanılan kavramlardır.
Kamu yönetimi literatüründe farklı akademisyenler, uzmanlar veya kurumlar tarafından yapılmış çeşitli e-devlet
tanımları vardır. Özellikle e-devletin uygulamadaki dinamik doğası gereği herkesin üzerine uzlaşıya vardığı bir e-devlet
tanımından söz edebilmek mümkün değildir (Halchin, 2004: 407; Roy, 2003: 3). Aşağıdaki Tablo 1’de e-devlete ilişkin
olarak yapılan tanımlardan bazılarını görebilmek mümkündür.
Tablo 1: E-Devlete İlişkin Bazı Tanımlar
Yazar Tanım
Hernon (1998) E-devlet, müşterilere kamu hizmetlerini müşterilere 7/24 ve doğrudan sunmak için
bilgi teknolojisinin kullanılmasıdır.
McClure (2000) E-devlet, vatandaşlara, iş dünyasına, çalışanlara, diğer birimlere ve devlet
kurumlarına yönelik hizmet sunumunu ve bu aktörlerin devletin elindeki bilgiye
erişimini geliştirmek için devletin teknoloji ve özellikle web-temelli internet
uygulamalarını kullanmasına işaret etmektedir.
Fountain (2001) E-devlet, yapı ve kapasitesinin internet ve web’e dayalı olduğu sanal kurumlar,
kurumlar arası ağlar ve kamu-özel ağları şeklinde örgütlenen devlettir.
Brown ve Brudney (2001) E-Devlet, bilgi ve hizmetlere erişimi ve kamu hizmetlerinin sunumunu geliştirmek
için teknolojinin, özellikle web-temelli uygulamaların kullanılmasıdır.
Kaylor vd. (2001) E-devlet, genel bir adrese veya webmaster’a veya sitede belirtilen belirli bir e-posta
adresine e-posta göndermekten çok daha karmaşık bir biçimde vatandaşların
internet aracılığıyla kentle iletişime veya etkileşime geçebilmesi olarak
değerlendirilebilir.
Relyea (2002) E-devlet, hem devlet faaliyetlerinde mevcut bilgi teknolojisi uygulamaları hem de
devlet işlevlerinin daha etkin ve daha az maliyetle gerçekleştirilmesi amacına ilişkin
bir sembol ve referans olarak kullanılmaktadır.
Dünya Bankası (2003) E-devlet, vatandaşlarla, iş dünyasıyla ve diğer kamu kurumlarıyla ilişkileri
dönüştürebilen bilgi teknolojilerinin (internet, geniş alan ağları, mobil araçlar gibi)
kamu kurumları tarafından kullanılmasıdır.
Jaeger ve Thompson (2004) E-devlet, devletin elindeki bilginin vatandaşlara, iş dünyasına ve diğer kurumlara
internet aracılığıyla sunulmasıdır.
Gil-Garcia ve Pardo (2005) E-devlet, kamu hizmetlerinin sunumunda, yönetsel etkinliğin geliştirilmesinde ve
demokratik değer ve mekanizmaların teşvik edilmesinde BİT’lerin yoğun bir şekilde
kullanılmasıdır.
Tung ve Rieck (2005) Bilgiye erişim veya daha etkin devlet yönetimi sayesinde e-devletin hizmetlerin daha
iti sunumuna, iş dünyası ve sanayi ile gelişmiş bir etkileşime ve vatandaşların
güçlenmesine yol açacağına inanılmaktadır.
Evans ve Yen (2006) E-devlet, bilgisayarlar ve web-temelli araçlar vasıtasıyla devlet ve vatandaşlar
arasındaki iletişim anlamına gelmektedir.
Vassilakis vd. (2007) E-devlet, bilgi toplumu bağlamında, kamu hizmetlerinin işleyişini ve dış dünya ile
etkileşimini geliştirmek için bilgi ve iletişim teknolojilerinin artan ve yoğun kullanımı
olarak tanımlanabilir.
Kaynak: (Hu vd., 2009).
Yukarıda sıralanan tanımların listesini uzatabilmek mümkündür. Ancak, bu bölümün amacı çeşitli kurum veya yazarlar
tarafından yapılan e-devlet tanımlarının uzun bir listesini sunmak değildir. Burada önemli olan husus, söz konusu
tanımlardan yola çıkarak, e-devlet tanımlarının içinde barındırdığı unsurlara dair çıkarsamalarda bulunmak ve geniş ve
kapsamlı bir tanıma ulaşabilmektir.
36.
Genel olarak, e-devleteilişkin bütün tanımlar şu dört unsurdan birini veya birkaçını içermektedir (Annttiroiko, 2008:
xlii):
Teknolojik araçlar: Bütün e-devlet tanımlarının ilk ve temel unsuru BİT’lerin benimsenmesi ve kullanılmasına yönelik
vurgudur. Bu unsur, e-devlet uygulamalarının teknolojik boyutunu ifade etmekte ve e-devlet kavramındaki “e”
kısaltmasına işaret etmektedir.
Amaçlar ve devletin aktif rolü: E-devlet tanımlarında yer alan bu unsur, devlet tarafından BİT’lerin neden
benimsendiğini ortaya koyan amaç ifadeleridir. Genel olarak, tanımlarda kamu sektörünün dönüştürülmesi ve reformu
gibi büyük amaçlar veya etkinliği artırmak, daha iyi hizmet sunmak ve vatandaş katılımını teşvik etmek gibi somut
hedefler yer almaktadır.
Vatandaşlar ve Paydaşlar: Çoğu e-devlet tanımında, başta vatandaşlar ve özel sektör olmak üzere, e-devletin
benimsenmesinden etkilenen önemli paydaşlara vurgu yapılmaktadır. Bu unsur, e-devlete dair ilişki odaklı tanımı
yansıtmaktadır ve yönetişim fikri ile yakından ilişkilidir.
Uygulama Alanları: E-devlet, idari görevler, finansal yönetim, hizmet sunumu (e-sağlık, e-eğitim gibi), demokratik
uygulamalar, politika oluşturma ve yönetişim gibi işlevler ve uygulama alanlarına referansta bulunarak da
tanımlanabilir.
Bu çerçevede, e-devlet şöyle tanımlanabilir: Kamu hizmetlerinin etkin, verimli, erişilebilir ve yaygın bir şekilde
sunulması; kamu kurumları arasındaki işbirliği ve bilgi bütünlüğünün sağlanması suretiyle, yönetsel süreçlerin
geliştirilmesi; vatandaşlar, özel sektör ve diğer paydaşlarla iletişimin kolaylaştırılması ve demokratik değer ve
uygulamaların teşvik edilmesi için BİT’lerin ve özellikle internetin kamu kurumları tarafından kullanılmasıdır.
7.3. E-Devletin Amaçları ve Beklenen Faydalar
Geleneksel kamu yönetimi anlayışından bir kopuşa işaret eden e-devletin amaçları kısaca şöyle özetlenebilir (Naralan,
2008: 11):
• Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanmak suretiyle, vatandaşların bilgiye erişimini sağlayarak, devlet ile vatandaşı
yakınlaştırmak;
• Her düzeyde vatandaşın yönetime katılımını sağlamak;
• Devletin etkin, verimli ve hızlı bir şekilde işlemesini sağlamak;
• Kurumlar arası bilgi alışverişi ve bütünlüğü sağlayarak, iş ve veri yinelemesini önlemek;
• Kamu hizmetlerini modernleştirmek ve hizmet sunumunda aksaklıkları azaltmak;
• Kamuda şeffaflığı ve hesapverebilirliği geliştirmek ve desteklemek;
• Vergi ve ceza gibi gelirleri daha etkin bir şekilde toplayarak, gelirleri artırmak;
• Karar vericilerin bilgiye dayalı karar verme süreçlerini geliştirmek.
E-devletin sağlayacağı faydalara ilişkin e-devlet literatüründe birçok açıklama dile getirilmiştir. Bununla birlikte, önemli
paydaşları dikkate alan kapsamlı ve bütüncül bir bakış açısıyla e-devletten beklenen faydalar aşağıdaki gibi belirtilebilir
(DPT, 2010: 22-25):
Devlet Açısından
Kamu harcamaları itibariyle sağlanan faydalar:
Personel giderlerinde tasarruf; Gelir kayıplarının azalması; Gelir sağlayıcı yeni hizmetlerin sunulması; Kırtasiye
masraflarının azalması; Yayın ve dağıtım giderlerinin azalması; Toplanan vergi miktarının artması; Yolsuzlukların
37.
azalması; İletişim maliyetlerininazalması; Seyahat masraflarının azalması.
Hizmetlerde etkinlik yolu ile sağlanan faydalar
Kurumda gelecekte ortaya çıkabilecek kapasite artırımı ihtiyaçlarının azalması; Entegre sistemlerle gereksiz yatırım
yapılmasının önlenmesi; Mevcut kapasitenin daha etkin kullanımı ve kapasite israfında azalma; Veri ve işlemler için
ortak standartların belirlenmesiyle azalan işlem sayısı ve maliyetleri; Hatalı işlem sayısının azalması; Aynı vatandaştan
bir defadan fazla veri toplama ihtiyacının azalması; Altyapının ve bilginin paylaşımı ile gelecek projelerin
maliyetlerindeki düşüş.
Vatandaş Açısından
Sunulan hizmetin maliyetinde azalma (ücretli verilen hizmetler için); Hizmet alanların zaman tasarrufu; Hizmet
alanların maliyet tasarrufu (ulaşım, konaklama vb.)
7.4. E-Devletin Boyutları ve Etkileşim Alanları
Yurttaş odaklı kamu yönetimi anlayışının bir yansıması olarak değerlendirilebilecek olan e-devlet girişiminin, “e-
yönetim”, “e-hizmet”, “e-ticaret” ve “e-demokrasi” olmak üzere dört temel boyutundan söz etmek mümkündür (Cook
vd., 2002: 3; Moon, 2002: 425).
E-Yönetim: Yönetsel süreçleri hızlandırmak ve etkinliğini artırmak, kayıtları elektronik ortamda tutmak, farklı kamu
kurumlarının sahip olduğu bilgileri bütünleştirmek ve kurumlar arasındaki bilgi akışını sağlamak için bilgi
teknolojilerinin kullanımıdır (Cook vd., 2002: 3). E-yönetim boyutunda, bilgi teknolojileri hem kurumların olağan
günlük iş ve görevlerinde hem de planlama, organizasyon, iş alma, yönlendirme ve denetleme gibi kamu kurumlarının
temel işlevlerinde kullanılmaktadır (Annttiroiko, 2008: xliii).
E-Hizmet: Başta vatandaşlar olmak üzere, tüm yararlanıcılara kamu hizmetlerini BİT’ler aracılığıyla sunmayı ifade
etmektedir. Avrupa Komisyonu’na göre (European Commission, 1998: 8), e-hizmetler, “bilgi hizmetleri”, “iletişim
hizmetleri” ve “işlem hizmetleri” şeklinde üç başlık altında toplanabilir. Bilgi hizmetleri, devletin sahip olduğu ayrıntılı
ve sınıflandırılmış bilgiyi vatandaşa sunmasını ifade etmektedir. İletişim hizmetleri, kişiler ve gruplarla e-mail veya
online tartışma platformları aracılığıyla iletişime geçme anlamına gelmektedir. İşlem hizmetleri ise, online olarak
ürünleri veya hizmetleri elde etmeye veya devlet formları gibi bir veriyi sunmaya işaret etmektedir. İşlem hizmetleri
borç ve vergi ödemekten oy kullanmaya kadar çeşitli hizmetleri kapsamaktadır.
E-Ticaret: Devlet merkezli bir bakış açısıyla, e-ticaret kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu girdi ve materyalleri
elektronik ortamda temin etmesini ifade etmektedir. Elektronik kamu alımı (e-procurement), bu uygulamanın en tipik
yansıması olarak değerlendirilebilir.
E-Demokrasi: E-demokrasi (dijital demokrasi), vatandaşların aktif katılımını teşvik etmek ve zamana, mekana ve diğer
fiziksel koşullara bağlı kalmaksızın politika oluşturmaları amacıyla aktörler arasındaki işbirliğini desteklemek için
BİT’lerin kullanılması anlamına gelmektedir (Kubicek ve Westholm, 2008: 4122). Bu bağlamda, e-demokrasi
demokratik ilke ve değerlerin içselleştirilmesi, kurumsallaştırılması ve yaşama geçirilmesi sürecinde elektronik oylama,
online tartışma forumları, elektronik dilekçe, şikayet portalleri gibi BİT-temelli araçlardan yararlanılmasına işaret
etmektedir.
E-devletin bu dört boyutu bağlamında yaşama geçirilen uygulamaların genel olarak üç temel hedef grubu vardır.
Bunlar, vatandaşlar, iş dünyası ve kamu kurumlarının kendisidir. Bu nedenle, e-devlet “devlet - vatandaş” (government
to citizens – G2C), “devlet - iş dünyası” (government to business – G2B), ve “kamu kurumu – kamu kurumu”
(government to government – G2G) olmak üzere üç temel etkileşim alanını barındırmaktadır. E-devletin iki yönlü bir
ilişkiye vurgu yapan etkileşimci doğası göz önünde bulundurulduğunda, “devlet – vatandaş” ve “devlet – iş dünyası”
ilişkilerinin, sırasıyla “vatandaş – devlet” (citizens to government – C2G) ve “iş dünyası - devlet” (business to
government – B2G) ilişkilerini de içerdiğini söyleyebilmek mümkündür. Ayrıca, e-devlet bir kamu kurumunun içsel
işleyişini etkin ve verimli kılmayı da amaçlamaktadır. Bu anlamda, bir kamu kurumunun içsel ilişkilerini de
dönüştürmekte ve kamu kurumu ve personel arasında bir ilişkiyi de (government to employee – G2E) gündeme
getirmektedir (Evans ve Yen, 2007: 49-50; Lee, Tan ve Trimi, 2005: 101). E-devletin içerisinde barındırdığı bu ilişkiler
örüntüsü Şekil 1’de detaylı bir şekilde gösterilmektedir.
Şekil 1: E-Devlette Etkileşim Alanları
38.
E-devletin içerisinde barındırdığıilişkiler ve bu ilişkilerin uygulamaya yansımaları kısaca şöyle açıklanabilir (Sobacı,
2012: 10-11):
Devlet – vatandaş ilişkisi, devlet ve vatandaşın birbirleriyle elektronik ortamda iletişime geçmesini ve mümkün
olduğunca hizmetlerin BİT’lerden yararlanarak sunulmasını ifade etmektedir. Bu ilişki şekli daha çok e-devletin hizmet
ve e-demokrasi boyutuyla ilgilidir. Bu ilişki, websitesi üzerinden bilgi vermek, yetkililerle e-mail aracılığıyla iletişime
geçmek, ehliyet yenilemek, resmi bir formu ilgili kuruma veya yetkiliye elektronik olarak göndermek, e-oy kullanmak
gibi çok çeşitli şekillerde tezahür etmektedir. Günümüzde, kamu yönetimi alanında ön plana çıkan kavram ve
değerlerle birlikte düşünüldüğünde, BİT-temelli devlet – vatandaş ilişkisi, vatandaş memnuniyetini sağlama, yönetimde
şeffaflığı ve hesap verebilirliği tesis etme, katılımı teşvik etme ve demokrasiyi güçlendirme potansiyeline sahiptir.
Devlet – iş dünyası ilişkisi, devletin iş dünyasıyla daha etkin bir şekilde çalışmak için elektronik ortamda iletişime
geçmesine işaret etmektedir. Bu ilişki çerçevesinde, ticaret ve iş dünyasına ilişkin bilgi ve verilerin elektronik ortamda
karşılıklı olarak değişimi, lisans yenileme, ruhsat ve izin alma, özel sektörün vergi ödemesi ve devletin bir ihtiyacını
elektronik olarak satın alması gibi işlemler ön plana çıkmaktadır. Bu ilişki, e-devletin daha ziyade e-ticaret boyutuyla
yakından ilişkilidir. Devlet – iş dünyası ilişkisinin BİT’lerden faydalanılarak gerçekleştirilmesi işlem maliyetlerini
azaltacaktır.
Kamu kurumu – kamu kurumu ilişkisi, yönetsel süreçlerde ve hizmet sunumunda bütünleşmeyi sağlamak amacıyla
farklı yönetim kademelerindeki (merkezi, bölgesel ve yerel düzey) veya aynı kademedeki kamu kurumları arasındaki
işlemlere odaklanmaktadır. Kamu kurumları arasındaki bu ilişki, e-devletin dört temel boyundan biri olan e-yönetim
boyutu ile ilgilidir.
7.5. BİT’lerin Kamu Yönetimi Üzerindeki Etkisine İlişkin Teorik Yaklaşımlar
David Garson, BİT’lerin genelde toplum, daha özelde kamu yönetimi üzerindeki etkisine ilişkin teorileri dört temel
başlık altında açıklamıştır. Bunlar, “demokratikleşme/yetkilendirme teorisi” (democratization/empowerment theory),
“eleştirel teori” (critical theory), “sosyo-teknik sistemler teorisi” (sociotechnical systems theory) ve “küresel
bütünleşme teorisi” (global integration theory)dir. Bu teoriler kısaca şöyle açıklanabilir (Garson, 2005: 667-682):
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
Demokratikleşme/Yetkilendirme Teorisi:
Kökleri 1940’lara kadar uzanan bu teori, BİT’lerin örgütsel yaşam ve kamu yönetimi üzerindeki etkisini analiz etmeye
yönelik temel kuramsal yaklaşımlardan biridir. BİT’lerin toplum ve kamu yönetimi üzerindeki etkisine ilişkin iyimser bir
bakış açısını ifade eden demokratikleşme/yetkilendirme teorisi, BİT alanında yaşanan gelişmelerin adem-i
merkeziyetçiliği ve demokratikleşmeyi beraberinde getirdiğini iddia etmektedir. Bu teori çerçevesinde, demokratik
bilgi toplumu veya e-devlet gibi söylemler otuz yıl öncesinde dile getirilmeye başlanmıştır. Bu teori, BİT’lerin gelişimi ile
demokratikleşmeyi özdeşleştirmektedir. Buna göre, BİT’ler hem toplulukların kamu politikaları üzerinde bir uzlaşıya
varmasına yol açan araçlar sunmakta hem de karşılıklı çıkarlar etrafında kamu politikalarını etkilemek için
vatandaşların organize olmasına ve harekete geçmesine katkı sağlamaktadır.
Demokratikleşme/yetkilendirme teorisi, BİT’lerin Taylor, Weber ve Ford’un düşüncelerinden beslenen bürokratik
yapıları ortadan kaldıracağını öngörmektedir. Bu bağlamda, BİT’lerin kamu yönetimi üzerindeki en önemli etkisi,
geleneksel merkezi hiyerarşileri daha az katmanlı, alt düzeyde çalışanları yetkilendiren ve diğer örgütlerle sanal işbirliği
ve ortaklıklara imkan sağlayan, karşılıklı bağlantılı ve adem-i merkeziyetçi yapılara dönüştürmesidir.
Eleştirel Teori:
39.
Eleştirel teoride, eşitsizliklereyönelik vurgu önemli bir yer tutmaktadır. Bu teori, bilgi devriminin ürettiği toplumsal
eşitsizlikleri gözler önüne sermeye odaklanmaktadır. Eleştirel teori, artan bilgi eşitsizliğine dayalı olarak ortaya çıkan
örgütsel ve politik eşitsizliklerin karakterize ettiği bir dünya öngörmektedir. Eleştirel teori, BİT’leri sadece bir araç
olarak görmekte ve onun sosyal ilişkileri değiştirmekten ziyade bir devlet içindeki ve devletler arasındaki mevcut
eşitsizlikleri pekiştirici niteliğinin altını çizmektedir. Bu bağlamda, demokratikleşme/yetkilendirme teorisini birçok
açıdan eleştirmektedir. Bu eleştirilerini farklı analiz düzeylerinde (bireysel, toplumsal, kurumsal, uluslararası düzey
gibi) ortaya koymaktadır.
Kamu yönetimi açısından, eleştirel teori, öncelikle demokratikleşme/yetkilendirme teorisinin BİT’lerin benimsenmesi
ile kamu yönetiminde değişim arasında kurduğu olumlu ilişkiyi sorgulamaktadır. Bu bağlamda, eleştirel teori, kamu
kurumlarında BİT’lerin bir yeniden yapılanma aracı olarak değil, özellikle çalışanları kontrol etme mekanizması olarak
kullanıldığını iddia etmektedir.
Eleştirel teori, BİT’lerin hükümetlere herkesin yaşamını gözetlemek ve kontrolü artırmak için çok önemli imkanlar
sunduğunu öngörmektedir. Bu nedenle, BİT’ler demokrasinin kurumsallaşmasına değil, kurumdaki veya toplumdaki
hakim güç yapısının pekişmesine hizmet etmektedir. Dijital demokrasiyi eleştiren bu teori, internetin vatandaşların
ilgisizliğini artırdığını ve toplumun ileri teknoloji dünyasına giremeyen bir yoksul sınıf ve teknolojiden yararlanan,
böylece yönetme gücünü elde eden bir üst sınıf bağlamında teknolojik temelli bir bölünme yaşadığını iddia etmektedir.
Örgütsel düzeyde, eleştirel teori kamu kurumlarında veya bir işyerinde teknik uzmanlar bilgi araçları üzerinde kontrolü
ele geçirdikleri için seçilmişler veya CEO’lar karşısında güç kazandıklarını öngörmektedir. Yeni teknolojiler, daha az
eğitimliler karşısında teknik bilgiye sahip olanların elit statüye yükselmelerine ve ayrıcalıklarını artırmalarına yol
açmaktadır. Eleştirel teori, çalışma hayatında BİT’lerle birlikte gündeme gelen monoton görevler, işini kaybetme
kaygıları, eğitimli teknik eleman eksikliği gibi sorunlara dikkat çekmektedirler.
Sosyoteknik Sistemler Teorisi:
Bu teori, demokratikleşme/yetkilendirme teorisi ve eleştirel teoriye bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Bu teori, ilk iki
teoriyi normatif ve teknolojik determinizme dayalı oldukları gerekçesiyle eleştirmektedir. Bu teori, psikolojik,
toplumsal, politik ve kültürel faktörleri görmezden gelerek, teknolojiye yapılan aşırı vurguyu kabul etmemektedir.
Kamu yönetiminde BİT’lerin ortaya çıkaracağı sonuçlar konusunda, teknolojik faktörlerden ziyade toplumsal, politik
veya kültürel faktörlere göreli olarak daha fazla önem vermektedir. Sosyoteknik sistemler teorisinin merkezinde,
teknolojik determinizmin reddiyesi ve bilgi sistemlerinin toplumsal tercih ve talepler tarafından belirlendiği görüşü
vardır. Sosyoteknik sistemler teorisinin savunucuları, teknoloji ve toplum arasında kaçınılmaz bir karşılıklı etkileşimi
vurgulamaktadırlar. Bu bağlamda, bir yandan yeni teknolojilerin toplumsal sistemde değişimi gündeme getirdiğini,
ancak toplumsal sistemdeki değişimlerin de mutlaka teknolojiyi etkilediğine inanmaktadırlar. Bu nedenle, BİT’lere
dayalı girişimlerin başarılı olması nihai kullanıcılar ve teknik uzmanların tasarlama ve uygulama aşamalarında birlikte
çalışmalarına bağlıdır. Bu teori, toplumsal ve politik süreçlerin önemini vurgulamakla birlikte, BİT’lerin gelişim seyri,
demokratikleşme, örgütsel ve toplumsal eşitsizlik gibi meselelere ilişkin bir öngörüde bulunmamaktadır. Bu durum, söz
konusu teorinin en temel eksikliğidir.
Küresel Bütünleşme Teorisi:
Bu teori, teknolojide yaşanan gelişmeler ve sınırötesi organizasyonların yayılması nedeniyle, küresel entegrasyonun
(dünyanın küresel bir köye dönüşmesinin) gerçekleşme olasılığının arttığı tespitinde bulunurken, aynı zamanda bilgi
teknolojileri alanının düzenlenmesi gerekliliğinin de altını çizmektedir. Bu alanın piyasa güçlerine bırakılması
durumunda, dünyanın bilgiye sahip olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye bölüneceğine, dolayısıyla sosyoekonomik
eşitsizliklerin ortaya çıkacağına inanılmaktadır. Bu nedenle, küresel bütünleşmeciler devletler ve uluslararası örgütleri
uluslararası iletişim politikası oluşturmaya çağırmaktadır. Bu bağlamda, kamu yönetimi açısından küresel bütünleşme
teorisinin gündeminde, BİT’lere yönelik ulusal ve uluslararası kamu politikalarına odaklanmak vardır.
7.6. E-Devletin Aşamaları ve Gelişim Modelleri
E-devlet kendi içinde çeşitli aşamaları kapsayan bir olgudur. Bu aşamalar, bir kurumun websitesi aracılığıyla internet
ortamında varolmasından, tüm kamu kurumlarının birbirleriyle bağlantılı olarak vatandaşa hizmet sunacak bir şekilde
bütünleştirilmesine kadar uzanmaktadır. E-devletin “evrim modeli” (evolution model) veya “olgunluk modeli”
(maturity model) gibi farklı şekillerde de adlandırılan bu gelişim sürecinde, her bir aşama vatandaşa yönelik daha
karmaşık ve kapsamlı bir hizmet sunumuna ve website içeriğine işaret etmektedir. E-devletin gelişim aşamaları
açısından devletler farklılık göstermektedirler. Kamu yönetiminde BİT’lerden yararlanan bütün devletler söz konusu
aşamaların tamamını yaşama geçiremedikleri gibi, bir ülkenin içinde farklı kamu kurumları farklı gelişim aşamalarında
40.
bulunabilmektedir.
E-devlet literatüründe, farklıakademisyenler veya uluslararası örgütler tarafından ortaya koyulmuş çeşitli e-devlet
gelişim modellerine rastlamak mümkündür. Bu modeller, e-devletin gelişimini farklı şekilde aşamalandırmışlardır.
Örneğin, e-devleti evrimsel bir fenomen olarak gören Layne ve Lee (2001: 124) ise, dört aşamalı bir e-devlet gelişim
modeli öngörmüşlerdir. Bu aşamalar, “kataloglama”, “işlem”, “dikey bütünleşme” ve “yatay
bütünleşme”dir. Kataloglama aşaması, kamu kurumlarının bir websitesi kurma ve vatandaşa bilgi sunma çabasını
ifade etmektedir. Bu aşama çerçevesinde, kamu kurumlarının vatandaşa sunabileceği en ileri düzeydeki hizmet,
vatandaşın araştırma yapması, detaylı bilgilere erişmesi veya gerekli formları indirebilmesi için dokümanların organize
edildiği belirli portaller ve indeks sayfalarının oluşturulmasıdır. İşlem aşamasında, e-devlet girişimlerinin vatandaşların
devletle elektronik ortamda işlem yapabilmeye imkan vermesine odaklanılmaktadır. Bu aşamada, vatandaş lisansını
yenileyebilir, cezasını online olarak ödeyebilir. Layne ve Lee’ye göre, vatandaştan gelen talep ve baskılar, devleti
sunduğu online hizmetleri bütünleştirmeye itmektedir. Bu bağlamda, dikey ve yatay bütünleşme e-devletin gelişim
aşamaları olarak gündeme gelmektedir. Dikey bütünleşme, benzer faaliyet veya hizmet alanında, ancak farklı yönetim
kademesindeki kurumların birbirlerine bağlantılı olarak hizmet sunmasını ifade etmektedir. Yerel, bölgesel ve ulusal
düzeydeki suçla mücadele birimlerinin birbirleriyle bütünleştirilmesi dikey bütünleşmeye örnek olarak
gösterilebilir. Yatay bütünleşme ise, vatandaş açısından ideal durumu ifade etmektedir. Bu aşamada, farklı işlev ve
hizmetlerdeki bütün kamu kurumları aynı elektronik sistemde ve birbirleriyle bağlantılı olarak bilgi ve hizmet sunmaya
başlamaktadır. Böylece, vatandaşın devletin bütün e-hizmetlerine tek bir noktadan erişebilmesi sağlanmaktadır.
Amerikan Kamu Yönetimi Topluluğu (American Society for Public Administration) ve Birleşmiş Milletler tarafından
müştereken ortaya koyulan gelişim modeli ise beş aşamayı içermektedir (ASPA ve UN, 2002: 11-14):
Ortaya Çıkma: Bu aşama, kamu kurumunun bir websitesi oluşturması ve onun aracılığıyla kullanıcılara basit ve genel
örgütsel veya politik bilgiler vermesini ifade etmektedir.
Gelişmiş Aşama: Bu aşamada websitesine sahip kamu kurumlarının sayısı artış göstermekte ve websitelerinin içeriği
zenginleşmektedir. Bu aşamada, websitesinde sıkça güncellenen daha spesifik bilgiler sunulmakta; diğer resmi sitelere
linkler yer almakta; yayınlar, mevzuat, broşürler, e-mail adresleri erişilebilir olmakta ve vatandaşa arama (search)
yapabilme imkanı sağlanmaktadır.
Etkileşim: Vatandaş yetkililer ile iletişime geçebilme ve çoğu kamu kurumuna ve onların hizmetlerine internet
aracılığıyla erişebilme imkanına sahip olmaktadır. Vatandaşlar, bu aşamada, daha detaylı aramalar yapabilmekte,
resmi formları indirebilmekte ve bu formları online olarak yetkililere sunabilmektedirler.
İşlem: Bu aşamada vize ve pasaport alma, ölüm ve doğum kayıtları, lisans ve izin alma, ceza ve vergi ödeme gibi
işlemler, işlemin bütün sürecini tamamlayacak bir şekilde ve güvenli bir ortamda, devlet ve vatandaş arasında online
olarak gerçekleştirilmektedir.
Kesintisiz: Bu aşamada sanal dünyada bakanlıklar, departmanlar ve kurumlar arasındaki sınırlar ortadan kaldırılarak,
tüm kurumlar ve sundukları hizmetler bakımından tam bir bütünleşme yaşanmaktadır.
7.7. E-Devletin Başarı Faktörleri
E-devlet, kamu yönetiminin daha etkin, verimli, şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde işlemesini sağlama, kamu
harcamalarını azaltma, demokrasiyi güçlendirme ve devlet-vatandaş ilişkisini dönüştürme gibi yönetsel, politik ve
ekonomik nitelikli birçok amacı gerçekleştirme taahhüdünde bulunmaktadır. E-devlet girişimlerinin taahhütlerinin
gerçeğe dönüşebilmesi için e-devletin önündeki engellerin iyi tespit edilmesi ve bu engelleri ortadan kaldıracak gerekli
önlemlerin alınması gerekmektedir. E-devlet projelerinin ve uygulamalarının başarılı olması siyasal, hukuksal, mali,
toplumsal ve kültürel nitelikli birçok faktöre dayalıdır. E-devletin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli
faktörleri şöyle açıklayabiliriz:
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
Güçlü Politik İrade:
41.
Yasal Çerçeve:
Teknolojik Altyapıve Yeterli Bütçe:
Sayısal Uçurumun Ortadan Kaldırılması
Kültür:
Güçlü Politik İrade:
Her reform çalışması gibi, e-devlet girişimleri de kendisini destekleyecek güçlü bir politik iradeye ihtiyaç duymaktadır.
E-devleti önemseyen güçlü bir politik iradenin desteği, bir yandan e-devlet projeleri için gerekli tüm kaynakların tahsis
edilmesini sağlarken, diğer yandan e-devletin sürekli olarak ülkenin gündeminde olmasına yardımcı olacaktır. Sürekli
olarak e-devlet çalışmalarıyla ilgilenen bir kurum, merkez veya komisyon kurmak, bir ülkede politik iradenin söz
konusu desteği sağlamasında başvurabileceği bir yöntem olabilir. Doğal olarak, bu kurum, merkez veya komisyonun
gündem oluşturabilmesi ve diğer kamu kurumları tarafından dikkate alınması, politik iradenin e-devletin potansiyel
katkılarına inanmasına ve onun kamu yönetimi ve ulusal kalkınma açısından önemini kavramasına bağlıdır.
Yasal Çerçeve:
E-devlet kamu yönetiminin örgütsel yapısında ve iş görme usullerinde önemli bir değişime işaret ettiği için elektronik
ortamda yapılan birçok işlem ve sunulan hizmet yeni ilkeleri ve kuralları gündeme getirmektedir. Bu ise, yeni yasal
düzenlemeleri veya mevcut yasal düzenlemelerde birtakım değişiklikleri zorunlu kılmaktadır. Bu yüzden, e-devlet
uygulamalarında başarı sağlamak isteyen hükümetlerin, elektronik imza, elektronik arşivleme, bilgi edinme, veri
güvenliği ve korunması, bilişim suçları, fikri mülkiyet hakları, telif vb. konuları kapsayacak şekilde, e-devletin işleyişine
uygun bir yasal çerçeveyi sağlaması gerekmektedir (OECD, 2003: 48; Ndou, 2004: 13). Ayrıca, e-devlete dair geniş ve
kapsamlı bir yasal altyapının oluşturulması, e-devletin özellikle vatandaşlar tarafından benimsenmesinde hükümetlerin
karşılaştığı temel engellerden biri olan gizlilik ve güvenlik kaygılarının da ortadan kaldırılmasına katkı sağlayarak,
vatandaşın e-devlet olgusuna olan güvenini artıracaktır.
Teknolojik Altyapı ve Yeterli Bütçe:
E-devlet, kamu kurumlarının çok basit bir şekilde bilgisayar ve telefon gibi teknolojik cihazları kullanmasından ibaret
değildir. Birçok e-devlet uygulaması, daha başlangıçta büyük teknolojik altyapı yatırımları yapmayı gerektirmektedir.
Aynı zamanda, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında çok hızlı gelişmeler yaşanmakta ve yenilikler ortaya çıkmaktadır.
Bu durum, başlangıçta yapılan yatırımların yeterliliğini ve esnekliğini kısa sürede yitirmesine sebebiyet vermekte ve
devletin sürekli olarak teknolojik kapasitesini artırmasını ve teknolojik değişime ayak uydurmasını bir zorunluluk haline
getirmektedir. Bununla birlikte, Ndou’nun belirttiği gibi (2004: 13), çoğu gelişmekte olan ülke için teknolojik altyapı
başlı başına bir sorun olarak kendini göstermektedir. E-devlet uygulamaları, kamu kurumları arasında hizmet açısından
bütünlüğü sağlayacak ve birlikte çalışmaya imkan tanıyacak bilgi sistemlerini gerektirmektedir. Bu nedenle, esnekliğini
ve zamanın koşullarına uygunluğunu yitirmiş mevcut sistemlere (miras sistemler) bir yenisini eklemek yerine birlikte
işlerliği (interoperability) yüksek sistemlerden yararlanmak bir zorunluluk olarak belirmektedir (OECD, 2003). Söz
konusu gerekliliklerin karşılanması ise, e-devlet için yeterli finansal kaynakların tahsis edilmesiyle yakından ilişkilidir. Bu
nedenle, teknolojik gereklilikler e-devletin finansmanı gibi başka bir gerekliliği gündeme getirmektedir.
Sayısal Uçurumun Ortadan Kaldırılması
Sayısal uçurum, BİT’lere erişebilenler ile erişemeyenler arasındaki farklılıklara ilişkin bir kavramdır. Bu kavram, erişim
yetersizliği ve yetenek eksikliğinden kaynaklanan nedenlerle, teknoloji kullanımındaki eşitsizlikleri vurgu yapmaktadır.
Sayısal uçurum coğrafyaya, yaşa, etnik kökene, gelire ve diğer faktörlere dayalı olarak, başta bilgisayar ve internet
olmak üzere, BİT’lere eşit şekilde erişememeyi ifade etmektedir (Yigitcanlar ve Baum, 2008: 1718-1719). BİT’lere
erişim açısından ortaya çıkan söz konusu eşitsizlikler, küresel ölçekte birinci dünya devletleri ile üçüncü dünya
devletleri arasında yaşanabileceği gibi, bir ülke içerisinde farklı toplumsal kesimler veya kent ve kır arasında da
gözlemlenebilir Sayısal uçuruma çözüm bulunmadıkça, belirli ülkeler ve topluluklar bilgi çağı ve ekonomisinin dışında
kalacaktır (Hossain, 2008: 3810). Bu nedenle, insanların BİT’lere erişebilirlik (accessibility) kapasitesinin artırılması ve
dijital okur-yazarlığın (e-literacy) geliştirilmesi gerekmektedir
Kültür:
Kurum çalışanlarının BİT-temelli değişimlere karşı takınacağı tutum, e-devletin başarısını etkileyecek önemli
faktörlerden biridir. Bir kamu kurumunun açık bir sistem olması ve ayakta kalabilmek amacıyla çevredeki değişimlere
(siyasal, ekonomik, teknolojik vb.) uyum sağlama yatkınlığına sahip olması, e-devletin uygulanmasını kolaylaştırabilir.
Ayrıca, e-devletin boyutları bütüncül bir perspektifle değerlendirildiğinde, örgüt kültürü kadar politik kültürün de e-
42.
devletin başarısı üzerindeetkili olduğu anlaşılmaktadır. E-devlet, bir ülkede bilgi akışının filtrelenmediği, yöneten-
yönetilen ayrımının keskin olmadığı ve vatandaşların birer paydaş olarak algılandığı ve onlara politik süreçlerde aktif rol
verildiği demokratik bir iklimi gerektirmektedir. Bu iklim, o ülkenin politik kültürü ile yakından ilişkilidir. Bu hususlar, e-
devletin başarısının teknolojik altyapı ve bütçe gibi teknik koşullar kadar psikolojik, sosyal ve politik koşullara da bağlı
olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bölüm 8
DÜNYADA E-DEVLET VE E-BELEDİYE UYGULAMALARI
Bölüm Hedefi
Bu bölümde dünya genelindeki e-devlet ve e-belediye uygulamalarının açıklanması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda,
öncelikle dünya genelinde e-devletin genel görünümü resmedilecektir. Daha sonra, seçilmiş bazı devletlerde e-devletin
gelişimi ve uygulamaları ele alınacaktır. Ardında yerel e-devlet ve e-belediye olgusu açıklanacak, dünya genelinde e-
belediyenin genel görünümü ortaya koyulacak ve e-belediye uygulamalarından iyi örnekler gözler önüne serilecektir.
8.1. Dünya Genelinde E-Devlet
Bir önceki bölümde de ifade edildiği gibi, günümüzde e-devlet küresel bir olgu haline gelmiş ve birçok ülke tarafından
benimsenmiştir. Bununla birlikte, dünya genelinde e-devlet uygulamalarının ortaya çıkması ve benimsenmesi açısından
bazı devletler öncü rol oynarken, diğer devletler söz konusu öncü devletleri takip etmektedirler. Bu nedenle, bu
bölümde öncelikle daha makro ölçekte dünyada e-devletin genel görünümüne odaklanılacak, ardından devletlerin
yaşama geçirdiği dikkat çekici e-devlet ve e-belediye uygulamalarından örnekler verilecektir.
Dünya genelinde e-devletin gelişimi ve içinde bulunduğu durum devletlerin e-devlet alanındaki performansları ile
yakından ilişkilidir. İlgili literatürde devletlerin e-devlet açısından katettiği mesafeyi ve mevcut durumunu ortaya
koymak için e-hazırlık (e-readiness) kavramı kullanılmaktadır. E-hazırlık, bir ülkenin BİT altyapısının kalitesinin ve o
ülkenin vatandaşı, iş dünyası ve hükümetinin BİT’leri kullanabilirliğinin ölçülmesidir (Economist Intelligence Unit,
2009). Bir başka deyişle, e-hazırlık bir ülkenin BİT’lerin kullanımından ortaya çıkan faydaları elde etmeye ne derece
hazır veya istekli olduğunun ölçülmesidir (Dada, 2006).
Dünya genelinde ülkelerin e-devlet gelişimlerini ve durumlarını ölçen birçok kurum olması nedeniyle ilgili literatürde
uluslararası düzeyde ülkeleri derecelendiren çeşitli listelere rastlamak mümkündür. Bununla birlikte, dünya genelinde
düzenli olarak ülkelerin e-devlet gelişimini ölçen kurumlardan biri Birleşmiş Milletler’dir. Birleşmiş Milletler 2001
yılından itibaren iki yılda bir yaptığı e-devlet araştırmaları ile e-devlet olgusunun dünya gelindeki durumuna ışık
tutmaktadır. Birleşmiş Milletler yürüttüğü araştırmalarında ülkelerin “e-devlet hazırlık durumu” ve ülkedeki “e-katılım
derecesini” dikkate alarak, ülkeleri karşılaştırmalı bir şekilde sıralamaktadır. E-devlet hazırlık endeksi ise, Web Ölçme
Endeksi, Telekomünikasyon Altyapı Endeksi ve Beşeri Sermaye Endeksinden oluşmaktadır (UN, 2003: 11-12).
Tablo 1: Yıllara Göre İlk 20 Ülke ve E-Devlet Hazırlık Değerleri
ÜLKELER, YILLAR VE E-DEVLET ENDEKSİ
2003 YILI 2004 YILI 2005 YILI 2008 YILI 2010 YILI 2012 YILI
Ülke E-
Devlet
Endeksi
Ülke E-
Devlet
Endeksi
Ülke E-
Devlet
Endeksi
Ülke E-
Devlet
Endeksi
Ülke E-
Devlet
Endeksi
Ülke E-
Devlet
Endeksi
ABD 0.927 ABD 0.913 ABD 0.906 İsveç 0.915 Kore 0.878 Kore 0.928
İsveç 0.840 Danimarka 0.904 Danimarka 0905 Danimarka 0.913 ABD 0.851 Hollanda 0.912
Avustralya 0.831 İngiltere 0.885 İsveç 0.898 Norveç 0.892 Kanada 0.844 İngiltere 0.896
Danimarka 0.820 İsveç 0.874 İngiltere 0.877 ABD 0.864 İngiltere 0.814 Danimarka 0.888
İngiltere 0.814 Kore 0.857 Kore 0.872 Hollanda 0.863 Hollanda 0.809 ABD 0.868
Kanada 0.806 Avustralya 0.837 Avustralya 0.867 Kore 0.831 Norveç 0.802 Fransa 0.863
Norveç 0,778 Kanada 0.836 Singapur 0.850 Kanada 0.817 Danimarka 0.787 İsveç 0.859
İsviçre 0.764 Singapur 0.834 Kanada 0.842 Avustralya 0.810 Avustralya 0.786 Norveç 0.859
Almanya 0.762 Finlandiya 0.823 Finlandiya 0.823 Fransa 0.803 İspanya 0.751 Finlandiya 0.850
Finlandiya 0.761 Norveç 0.817 Norveç 0.822 İngiltere 0.787 Fransa 0.751 Singapur 0.847
43.
Hollanda 0.746 Hollanda0.802 Almanya 0.805 Japonya 0.770 Singapur 0.747 Kanada 0.843
Singapur 0.746 Almanya 0.787 Hollanda 0.802 İsviçre 0.762 İsveç 0.747 Avustralya 0.839
Kore 0.737 Y. Zelanda 0.781 Y. Zelanda 0.798 Estonya 0.760 Bahreyn 0.736 Y. Zelanda 0.838
Y. Zelanda 0.718 İzlanda 0.769 Japonya 0.780 Lüksemburg 0.751 Y. Zelanda 0.731 Lihtenştayn 0.826
İzlanda 0.702 İsviçre 0.753 İzlanda 0.779 Finlandiya 0.748 Almanya 0.730 İsviçre 0.813
Estonya 0.697 Belçika 0.752 Avusturya 0.760 Avusturya 0.742 Belçika 0.722 İsrail 0.810
İrlanda 0.697 Avusturya 0.748 İsviçre 0.754 İsrail 0.739 Japonya 0.715 Almanya 0.807
Japonya 0.693 Japonya 0.726 Belçika 0.738 Y. Zelanda 0.739 İsviçre 0.713 Japonya 0.801
Fransa 0.690 İrlanda 0.705 Estonya 0.734 İrlanda 0.729 Finlandiya 0.696 Lüksemburg 0.801
İtalya 0.685 Estonya 0.702 İrlanda 0.725 İspanya 0.722 Estonya 0.696 Estonya 0.798
TÜRKİYE 0.506 TÜRKİYE 0.489 TÜRKİYE 0.496 TÜRKİYE 0.483 TÜRKİYE 0.478 TÜRKİYE 0.528
Ortalama 0.402 Ortalama 0.412 Ortalama 0.426 Ortalama 0.451 Ortalama 0.440 Ortalama 0.487
Kaynak: Birleşmiş Milletler 2003, 2004, 2005, 2008, 2010 ve 2012 yılı Küresel E-Devlet Araştırma Raporlarına
dayanılarak oluşturulmuştur (UN, 2003; UN, 2004; UN, 2005; UN, 2008; UN, 2010; UN, 2012).
Burada, Birleşmiş Milletlerin tüm raporları itibariyle ülkeleri, kıtaları ve e-devlet endeksinin bileşenlerini analiz etmek
mümkün olmadığı için, e-devlet açısından dünya genelinde gelinen anlayış ve durumu değerlendirebilmek amacıyla
araştırmaların başlangıç yıllarındaki 2003 yılı raporunun bulguları ile en sonuncusu olan 2012 yılı raporunun bulgularını
karşılaştırmakta fayda vardır. Yaklaşık 10 yıllık bir süreyi kapsayan bu dönem, e-devlet anlayışının geldiği nokta, ülkeler
ve kıtalar açısından belirli ipuçları sağlayabilir.
Birleşmiş Milletler 2003 Yılı E-Devlet Hazırlık Araştırmasının bazı önemli bulguları kısaca şöyle özetlenebilir (UN, 2003:
18-19):
Birleşmiş Milletler üyesi olan 191 ülkeden 173’ünün (% 91) websitesi vardır ve bu websitelerinde hakim dil
İngilizcedir. 173 ülkeden 125 tanesi kendi dillerinin yanı sıra websitelerinin İngilizce versiyonuna da sahiptir.
E-devletin gelişimine dair tek bir model söz konusu değildir. Kurumların websiteleri hızla çoğalmaktadır.
Devlet websiteleri ve sektörel websiteler online bilgi ve temel kamu hizmetlerinin sunumunda ülkelerin kendi
içinde ve ülkeler arasında çok büyük çeşitlilik göstermektedir.
Ulusal portal / kapı (gateway) ve tek durak hizmet siteleri oluşturmaya yönelik aşamalı, ancak istikrarlı bir
eğilim vardır. Bununla birlikte, bu siteleri bütünleştirmeye yönelik çabalar fazla değildir.
ABD ülkeler arasında birinci sırada yer almakta ve onu İsveç, Avustralya, Danimarka, İngiltere, Kanada ve
Norveç izlemektedir. Gelişmekte olan ülkeler arasında sırasıyla Singapur, Kore ve Estonya yer almaktadır.
E-devlet alanında dünya bölgeleri arasında Kuzey Amerika (0.867) ve Avrupa (0.558) öndedir. Onları Güney ve
Merkezi Amerika, Güney ve Doğu Asya ve ardından Batı Asya takip etmektedir. Afrika bölge olarak son sırada
yer almaktadır.
Dünya genelinde çok az ülke e-devletin tüm potansiyellerinden faydalanma noktasına yaklaşmıştır.
Çoğu gelişmiş ülke e-katılım imkanlarından tam anlamıyla yararlanmamaktadır.
Gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerde BİT’lere sahip olanlar ve olmayanlar arasında ciddi bir sayısal
uçurum sorunu vardır. Telekomünikasyon ve beşeri sermayenin gelişimi açısından ülkeler içindeki ve
arasındaki eşitsizlikler bilginin üretimi ve insanların güçlendirilmesi amacıyla e-devletin kullanımı için ciddi
engeller ortaya çıkarmaktadır. BİT-temelli imkanlardan gelişmekte olan ülkelerde çok az sayıdaki ayrıcalıklı bir
kesim yararlanmaktadır.
Çoğu gelişmekte olan ülke e-devlet gelişim aşamalarının ilk üç aşamasındadır; işlem veya ağ aşamasına geçen
ülke yoktur ya da çok az sayıdadır.
E-katılım endeksinde ise, İngiltere, ABD, Şili, Kanada ve Estonya sırasıyla ilk beşte yer almaktadır.
Birleşmiş Milletler 2012 Yılı E-Devlet Hazırlık Araştırmasının bazı önemli bulguları kısaca şöyle özetlenebilir (UN, 2012:
1-7):
Sürdürülebilir kalkınma ile e-devlet arasında yakın bir ilişki vardır. E-devlet sürdürülebilir kalkınmaya çok
önemli katkılar sağlayabilir. E-devlet stratejik sürdürülebilir kalkınma çerçevesi inşa etmenin merkezinde yer
almaktadır.
En iyi e-devlet hazırlık derecesine sahip ülkeler listesinde Kore (0.928) birinci sırada yer almaktadır. Kore’yi
Hollanda (0.912), İngiltere (0.896), Danimarka (0.888) ve ABD (0.868) izlemektedir.
E-devlet gelişim endeksinin göstergelerinin tümünde yaşanan gelişmeler sonucunda dünya ortalaması 2010
yılına göre yükselmiştir (0.487).
44.
E-devlet gelişiminedünya bölgeleri itibariyle bakıldığında, ilk sırada Kuzey Amerika (0.855) gelmektedir. Kuzey
Amerika’yı Avrupa (0.718), Doğu Asya (0.634), Güney Asya (0.346) ve Afrika (0.278) takip etmektedir. Bölgeler
sıralamasında Afrika yine son sırada yer almaktadır.
Özellikle öncü devletler e-devlet uygulamaları açısından tek-amaçlı örgütsel model yerine tüm devleti dikkate
alan bütünleşik modele doğru geçiş yapmaktadır.
Devletler çok kanallı hizmet sunumuna daha fazla dikkat etmeye başlamışlardır. BİT’ler vatandaşlara bilgi ve
hizmet sunmak için hükümetlerin elindeki kanalları artırmıştır. Hükümetler tercih edilen bir yol ile hizmet
sunumu anlayışını terk ederek, vatandaşlara hizmetleri sunmada tüm potansiyel kanalları kullanmaktadırlar.
2012 araştırmasına göre, devletlerden 71 tanesi e-hizmetleri sunmak için özel sektör ve gönüllü kuruluşlar ile
işbirliği içerisindedir. Mobil teknolojiler e-hizmetleri sunmak için hızla benimsenmektedirler. 2012 yılı
bulgularına göre, 25 ülke ayrı bir m-devlet websitesi oluşturmuş ve 24 ülke mobil telefonlarla ödeme yapma
imkanı sağlamıştır.
2012 yılı araştırması bulgularına göre, vatandaşların artan hizmet talepleri karşısında, 24 ülke ücretsiz wifi
(kişisel bilgisayarlar ve akıllı telefonlar gibi teknolojik araçların kablosuz bir şekilde internete bağlanmasını
sağlayan teknoloji) veya kiosklar (bilgi bankası) aracılığıyla e-devlet hizmetlerine ücretsiz erişme imkanı
sağlamıştır.
E-hizmetleri sunmak açısından Birleşmiş Milletlere üye devletlerin % 40’ı sosyal medya araçlarını kullanmaya
başlamıştır.
Çoğu gelişmekte olan ülke vatandaş katılımını vatandaş-odaklı hizmet anlayışının bir parçası olarak görmeye
başlamıştır. E-katılım açısından Kore ve Hollanda lider ülkedir. Singapur ve Kazakistan onları takip etmektedir.
Ancak, ülkelerin çoğunda e-katılım imkanları oldukça sınırlıdır.
Sayısal uçurum hala çok ciddi bir problemdir. İlerleyişe rağmen, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, özellikle
Afrika, arasındaki dengesizlikler hala varlığını korumaktadır.
İki Rapor’un bulguları karşılaştırıldığında, günümüzde e-devlet alanında teker teker örgütsel model anlayışı yerine
bütünleşik e-devlet modeline doğru bir yaklaşım değişiminin yaşandığını; başlangıç yıllarında temel hedef olan e-devlet
potansiyelinin tam olarak yaşama geçirilmesi ve daha fazla hizmetin elektronik ortama aktarılması yerine artık daha
çok kanal ile (mobil araçlar, sosyal medya siteleri gibi) e-hizmetlerin sunulmasına ve vatandaş odaklı hizmet anlayışına
vurgu yapıldığını; e-devlet alanında daha işbirlikçi bir anlayışın ön plana çıktığını; gelişmekte olan ülkelerin e-devlet
yolunda önemli adımlar atarak, listelerde üst sıralarda yer almaya başladığını ve e-devletin önündeki en önemli engelin
hala sayısal uçurum olduğunu söyleyebilmek mümkündür.
8.2. Seçilmiş Ülkelerde E-Devlet Uygulamaları
Amerika Birleşik Devletleri
İngiltere
Estonya
Kore Cumhuriyeti
Singapur
Malezya
8.2.1. Amerika Birleşik Devletleri
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) e-devlet uygulamalarını başlatan ilk ülkedir. Her ülkede olduğu gibi, e-devlet
uygulamaları ABD’de de başlangıçta federal düzeyde veya eyalet düzeyinde farklı kamu kurumlarının kendi inisiyatifleri
doğrultusunda başlamıştır. Bu girişimlerin en temel örneklerinden biri Federal Gelirler İdaresi tarafından ortaya
koyulmuştur. ABD’de vergi tahsilatı ve beyanname doldurma ilk online kamu hizmetlerinin arasındadır. Ayrıca ABD
Vergi İdareleri Federasyonu ve Federal Gelirler İdaresi, 1985 yılından itibaren, elektronik veri değişimi ve elektronik fon
transferi yöntemleriyle tahsilat ve beyanname doldurma işlemlerini kurumsal kullanıcıların hizmetine açmıştır (Uçkan,
2003: 74).
ABD’de e-devletin gelişimi açısından en önemli adım Başkan Clinton döneminde başlatılan “Devletin Yeniden İcadı”
(Reinventing Government) isimli reform hareketidir. E-devlet girişimleri bu reform hareketinin önemli bir parçası
olmuştur. Bu bağlamda, ABD’de BİT’ler aracılığıyla yeniden yapılandırmak suretiyle devletin daha iyi ve daha maliyetsiz
çalışması sağlanmak istenmiştir. Bu reform hareketi, kamu hizmetlerine daha iyi erişimi sağlamak için kamu
kurumlarını BİT’leri ve interneti kullanmaya zorlamıştır. Devletin Yeniden İcadı Hareketi çerçevesinde geliştirilen e-
devlet girişimlerinin arkasında 1997 yılında yayımlanan “Access America: Reengineering Through Information
Technology” başlıklı bir rapor yer almaktadır.
45.
Bu rapor, vatandaşlarınspesifik ihtiyaçlarını kendilerine göre karşılamaları için farklı federal kurumların sunduğu
hizmetlerin bütünleştirilmesini öngörmüştür. Bunu ise, Eyalet ve Yerel Yönetim Portalları, öğrenciler, çalışanlar, iş
dünyası, engelli vatandaşlar gibi farklı kesimler için farklı websiteleri oluşturarak sağlamaya çalışmıştır
(http://govinfo.library.unt.edu/npr/initiati/it/index.html). Ayrıca, 1999 yılında Başkan Clinton bir bilgi notu
(memorandum) yayınlayarak e-devlete destek vermiş ve 2003 yılına kadar tüm kamu hizmetlerinin elektronik olarak
sunulması hedefini ortaya koymuş, bu hedef bağlamında gerekli stratejilerin üretilmesi, elektronik ticaretin teşvik
edilmesi, vatandaşların yetkililere ulaşabilmesini sağlayacak e-posta adreslerinin oluşturulmasını, dijital imzanın
yaygınlaştırılmasını ve BİT’leri ve interneti kullanmak açısından kurum kapasitelerinin artırılmasını kurum
başkanlarından istemiştir (White House, 1999).
Bu çerçevede elde edilen önemli başarılar şunlardır: i) Bugün de “usa.gov” adı altında varlığını sürdüren ve tüm kamu
hizmetlerine tek bir noktadan erişilmesini sağlayan “firstgov” portalı oluşturulmuştur. ii) En azından başlangıçta en
fazla kullanılan kamu hizmetlerine ilişkin formlar online hale getirilmiştir. Formların çoğu elektronik olarak
doldurulabilmekte ve arz edilebilmektedir. iii) Kamu kurumlarının çoğunluğu vatandaşla iletişime geçmek ve halkın
erişimini kolaylaştırmak için e-posta sahibi olmuştur. iv) En iyi uygulamaların yaşama geçirilmesi için federal, eyalet ve
yerel düzeyde e-devlet faaliyetlerine ilişkin 200 tane başarı hikayesini içeren “E-Devlet Başarı Hikayeleri Veritabanı”
oluşturulmuştur. v) Alışveriş merkezleri, tren ve otobüs duraklarında kiosklar aracılığıyla kamu kurumlarının
websitelerine ücretsiz erişim sağlanarak, devlet daha erişilebilir kılınmıştır
(http://govinfo.library.unt.edu/npr/initiati/it/egovresults.html).
ABD’de e-devlet çalışmaları Clinton’dan sonra işbaşına geçen Bush döneminde de devam etmiştir. Clinton döneminde
ortaya koyulan ilkelerin büyük bir çoğunluğuna dayanan bir bürokratik reformu benimseyen Bush yönetimi tarafından
e-devlet reformun bir aracı olarak değerlendirilmiştir (Fountain, 2007: 10). Başkan Bush bürokratik reformun ana
stratejilerini 2002 yılında yayımladığı “Başkanın Yönetim Gündemi” (The President’s Management Agenda) başlıklı
belgede ortaya koymuştur. Reform “e-devletin yaygınlaştırılması” da olmak üzere beş büyük girişimi içermektedir. Bu
belgede, Başkan Bush e-devlet açısından vatandaş-odaklı e-devlet anlayışını benimsediklerini belirtmekte ve
kurumların e-devleti vatandaşların değil de kurumların ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirmelerini ve e-devleti hala
tehdit olarak algılamalarını temel problem olarak ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, Bush tüm hizmetlere tek
noktadan erişimi sağlayan portalin geliştirilmesini; e-imzanın yaygınlaştırılmasını; 2002 yılı itibariyle tüm kurumların
tek bir e-ihale portalını kullanmalarını ve kurumların federal hibelere başvuruları toplama ve yönetme işlevini ortak bir
websitesi üzerinden online olarak yürütülmesini hedeflemektedir (Office of Management and Budget, 2002).
ABD’de e-devlet açısından önemli bir gelişme 2002 yılında “E-Devlet Yasası”nın kabul edilmesidir. Bu Kanun, vatandaş
odaklı yönetim çerçevesinde e-devlet hizmetlerinin ve süreçlerinin geliştirilmesini ve internet ve diğer araçların
kullanımı aracılığıyla vatandaşların yönetime katılımlarını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Bu Kanun, Beyaz Saray’ın
Yönetim ve Bütçe Ofisine bağlı bir E-Devlet Ofisinin kurulmasını sağlamıştır (E-Government Act, 2002).
Başkan Obama döneminde de e-devlet çalışmaları ABD’de devam etmektedir. Obama göreve geldikten sonra ilk
yayınladığı bilgi notlarından biri “Şeffaf ve Açık Yönetim” üzerinedir. Bu bilgi notunda açık yönetimin temel ilkeleri
olarak şeffaflık, katılım ve işbirliği zikredilmiştir (White House, 2009). Obama açık yönetimin bu ilkelerinin Beyaz Saray
Bütçe ve Yönetim Ofisi Başkanı tarafından yayımlanacak “Açık Yönetim Direktifi”ne göre yaşama geçirileceğini
belirtmiştir. “Açık Yönetim Direktifi” ise, bu ilkelerin yaşama geçirilmesinde e-devlete çok önemli görevler
yüklemektedir (Office of Management and Budget, 2009).
Ayrıca, ABD’de Obama döneminde “Hizmet Sunumunu Etkinleştirmek ve Müşteri Hizmetlerini Geliştirmek”, “Etkin,
Verimli ve Hesapverebilir Bir Yönetim Sağlamak”, “Şeffaf ve Açık Yönetim” gibi Başkan Kararnamesi ve bilgi notlarını
tamamlamak üzere yakın geçmişte bir “Dijital Devlet Stratejisi” benimsenmiştir. Bu stratejide, vatandaşlara her zaman,
her yerde ve herhangi bir araç ile erişebilecekleri daha kaliteli dijital bilgi ve hizmet sunmayı amaçlayan bir vatandaş-
odaklı yönetim anlayışı bağlamında modern teknoloji ve araçlardan yararlanarak, dijital hizmetlerin daha iyi
sunulacağı; mobil kullanımlar için vatandaşların öncelikli hizmetlerinin belirleneceği ve hizmet sunumunu geliştirmek
için performans ölçme ve vatandaş memnuniyetine daha fazla ağırlık verileceği ifade edilmiş ve bu uğraşlar için
kurumlara belirli periyotlar içerisinde yapılması zorunlu bazı sorumluluklar yüklenmiştir (White House, 2012: 19-
22).
8.2.2. İngiltere
46.
İngiltere’de e-devlet çalışmalarıaçısından 1999 yılında hazırlanan “Devletin Modernizasyonu” (Modernising
Government) başlıklı beyaz kitap önemli bir dönemeç noktasını teşkil etmektedir. Dolayısıyla, İngiltere’de e-devlet
olgusunu genel olarak 1999 yılı öncesi ve sonrası şeklinde iki dönemde ele almak mümkündür. İngiltere’de devletin
bilgisayardan yararlanması 1960’lara, hatta II. Dünya Savaşı sonrasına kadar gitmektedir. II. Dünya Savaşı’ndan 1990’lı
yılların ortalarına kadar geçen süre zarfında İngiltere’de BİT’lerden yararlanma kamu kurumlarının otomasyonu
şeklinde algılanmış ve uygulanmıştır. Bilgisayarlar içsel süreçlerin etkinleştirilmesi için kullanılmıştır. Ayrıca, 1960’lı
yıllarda hükümetler bilgisayar endüstrisinin desteklenmesi için kurumların bilgisayarlaşma sürecini teşvik edecek bir
bilgi teknolojisi politikası izlemiştir. Bu bağlamda, süreç içerisinde koordinasyon amacıyla bazı merkezileşme çabaları
görünmesine rağmen, kamu kurumları teknoloji politikalarını belirleme ve bilgisayardan yararlanma konusunda geniş
bir takdir hakkından istifade etmişledir. Bu durum, 1980’lerdeki Gelecek Adımlar” (Next Step) girişimi çerçevesinde
daha da pekişmiştir (Organ, 2006).
Esasında, İngiltere 1990’lı yılların ortasından itibaren BİT’lerin ve özellikle internetin hizmet sunumu açısından sahip
olduğu potansiyelin farkındadır. Nitekim, İngiltere’de hükümetin sorumluluğu altında çalışan Merkezi Bilgisayar ve
Telekomünikasyon Birimi 1994 yılında merkezi bir hükümet sitesi (open.gov.uk) kurmuştur. Bu site internet
kullanıcılarını bakanlıkların ve kurumların sitelerine yönlendirmektedir. Ayrıca, İngiltere’de hükümet 1996 yılında kamu
hizmetlerinin elektronik ortamda sunumuna yönelik bir tanıtım kitapçığı olarak “Government Direct” dokümanını
hazırlamıştır. Yine, 1997 yılında Başbakan 2002 yılı itibariyle devlet ile olan etkileşimlerin % 25’inin elektronik olarak
yürütülmesi hedefini koymuştur (European Uniun, 2011: 8). Bunların hepsi BİT’lerin potansiyeline yönelik bir
farkındalığa işaret etmektedir. Bununla birlikte, 1999 yılı İngiltere’de e-devletin gelişimi açısından çok kritik bir yıldır.
Bu yılda ilk olarak Hükümet bünyesinde Elektronik Temsilcilik Dairesi (Office of e-Envoy / OeE) oluşturulmuştur. Bu
Daire’nin temel amacı, İngiltere’nin online hizmetlerini bütünleştirerek, kamu hizmeti sunumunu geliştirmek ve uzun
dönemli tasarruflar sağlamaktır
(http://webarchive.nationalarchives.gov.uk/20100807034701/archive.cabinetoffice.gov.uk/e-envoy/index-
content.htm). Bu amaç doğrultusunda, Temsilcilik Dairesi 2002 yılına kadar İngiltere’yi e-ticaret açısından dünyadaki
en iyi ortam yapmak; 2005 yılına kadar isteyen herkesin internete erişimini sağlamak ve 2005 yılına kadar bütün kamu
hizmetlerini elektronik ortama taşımak şeklinde üç temel hedefe sahipti (House of Commons Library, 2009). Elektronik
Temsilcilik Dairesi yerini 2004 yılında E-Devlet Birimine bırakmıştır.
1999 yılındaki bir diğer önemli gelişme ise, “Devletin Modernizasyonu” başlıklı beyaz kitabın hükümet tarafından
hazırlanmasıdır. Bu doküman Blair Hükümeti’nin uzun dönemli reform programını ortaya koymaktadır. Daha iyi kamu
hizmeti ve sunumuna odaklanan doküman, kamu kurumlarının birlikte çalıştığı bütünleşik devlete dikkat çekmekte,
bunun başarılmasında BİT’lere büyük önem vermekte ve 2008 yılına kadar bütün kamu hizmetlerinin elektronik olarak
sunulması hedefini gündeme getirmektedir (Cabinet Office, 1999). Bu bağlamda, 2000 yılında “E-Devlet: Bilgi Çağında
Kamu Hizmetleri İçin Bir Stratejik Çerçeve” adlı İngiltere’nin ilk resmi e-devlet stratejisi yayınlanmıştır. Bu strateji,
vatandaş odaklılık, erişilebilir kamu hizmeti, bilginin yönetimi ve kapsayıcılık (herkese kamu hizmeti) olmak üzere dört
temel prensip ortaya koymuştur. Ayrıca, 2000 yılında Devletin Modernizasyonu Beyaz Kitabı’ndaki öngörüler
çerçevesinde, open.gov.uk websitesinin yerini almak üzere, tüm kamu hizmeti ve bilgisine tek bir noktadan giriş
yapmayı sağlayan ukonline.gov.uk portalı oluşturulmuştur (Organ, 2006: 125).
Bu çabaların ardından sürekli olarak İngiltere’deki BİT-temelli projelerin yönetimindeki ve elektronik hizmet
sunumundaki gelişmeler incelenerek, raporlara dökülmüş ve 2005 yılında tüm kamu hizmetlerinin online olarak
sunulması hedefinin sağlanamayacağı anlaşılmıştır. Bu bağlamda, daha önce de belirtildiği gibi, 2004 yılında Elektronik
Temsilcilik Dairesi’nin yerini E-Devlet Birimi almış ve vatandaşlar için çeşitli hizmetleri biraraya getiren yeni bir portal
olarak “direct.gov.uk” oluşturulmuştur (House of Commons Library, 2009: 3-4).
2005 yılında İngiltere yeni bir E-Devlet Stratejisi yayınlamıştır. Bu dokümanda BİT’ler kullanılarak kamu hizmetlerinin
dönüşümünü sağlamak için altı yıllık bir strateji ortaya koyulmuş ve vatandaşların ve iş dünyasının ihtiyaçları
doğrultusunda etkin bir şekilde kullanılan teknolojinin insanların günlük yaşamlarını nasıl dönüştürdüğü resmedilmiştir.
Ayrıca, süreç içerisinde iş dünyasına basit bir yolla bilgi ve hizmetleri vermek için “businesslink.gov.uk” sitesi
oluşturulmuş ve Başbakanlık şeffaflık girişimi çerçevesinde 2008-2009 ve 2009-2010 yıllarına ait kamu harcamalarına
dair veriler yayınlanmış ve “data.gov.uk” sitesi üzerinden erişilebilir kılınmıştır (European Union, 2011). Bugün
itibariyle direct.gov.uk ve businesslink.gov.uk sitelerinin yerini www.gov.uk sitesi almıştır.
47.
8.2.3. Estonya
Estonya e-devletolgusu açısından yükselişte olan ve uygulamaları ile dikkat çeken bir ülkedir. Estonya’nın e-devlet
tarihinde bir başlangıç noktası olarak değerlendirilebilecek adım, 1998 yılında “Estonya Bilgi Politikasının İlkeleri” adlı
ilk Bilgi Toplumu Stratejisinin benimsenmesidir. Bu e-devlete yönelik ilk resmi politika dokümanına işaret etmektedir.
Aynı yıl, hükümet tüm devleti kapsayan bir ana ağ (EEBone) kurmuştur. Bu ağ tüm kurumları birbirine bağlamış ve
kurumların güvenli bir şekilde internete ve hükümetin intranetine girmelerini sağlamıştır (IADBC, 2006: 133).
Estonya’nın e-devletin geliştirilmesine yönelik ilk teknik altyapı çalışmalarından biri, 2001 yılında “X-Road Sistemi”nin
uygulamaya geçirmesidir. Bu sistem çeşitli kurumların veritabanlarını birbiriyle irtibatlandırmış ve bu
veritabanlarındaki bilgilere yetkililerin ve bireylerin erişimine imkan vermiştir (Kitsing, 2010). Ayrıca, 2001 yılında
Estonya e-devlet açısından önemli bir uygulamayı başlatmış ve bir e-demokrasi portalı olan TOM’u (Täna Otsustan
Mina – “Today I Make Decisions”) yaşama geçirmiştir. Bu websitesinin amacı, vatandaşların karar alma süreçlerine
katılımının geliştirilmesidir. Bu websitesi aracılığıyla vatandaşlar fikirlerini, düşüncelerini ve önerilerini sunabilir ve
siteye konulan yasa tasarıları üzerine yorum yapabilirler (European Union, 2011: 9; IADBC, 2006: 132).
2000’li yılların başlarında Estonya çok önemli e-devlet uygulamaları başlatmıştır. 2002 yılında Dijital İmza Yasası’nın bir
gereği olarak Elektronik ID Kart uygulamasına imza atmıştır. Kart fiziksel kimlik kartı olarak kullanıldığı gibi, kamu ve
özel online hizmetlerde yasal olarak bağlayıcı dijital imza sağladığı ve güvenli kimlik doğrulamayı kolaylaştırdığı için
elektronik işlemleri geliştirmiştir (IADBC, 2006: 132). 2003 yılının Mart ayında Estonya Hükümeti tek bir duraktan çoğu
kamu hizmetine online olarak ulaşılmasını sağlayan bir e-devlet portalı (eesti.ee) oluşturmuştur (European Union,
2011: 9).
2004 yılı Estonya’da e-devletin gelişimi açısından önemli bir yıldır. Estonya’da 2004 yılında yeni bir bilgi toplumu
politikası kabul edilmiştir. “Estonya Bilgi Politikasının İlkeleri 2004-2006” dokümanında e-devlet uygulamalarına çok
önemli bir vurgu yapılmıştır. 2004-2006 döneminde Estonya şu hedefleri gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır: i)
vatandaşlar, girişimciler ve kamu kurumları için e-hizmetlerin geliştirilmesi; ii) e-demokrasinin geliştirilmesi; iii) kamu
sektöründe etkinliği artırmak; iv) e-öğrenme başlığı altında BİT’lerden yararlanarak toplumun eğitim seviyesinin
yükseltilmesi ve toplumun dijital okuryazarlığının geliştirilmesi; v) e-iş dünyasının geliştirilmesi; vi) bilgi teknolojisi
güvenlik politikasının geliştirilmesi; vii) uluslararası düzeydeki pozisyonun iyileştirilmesi için adımlar atılması ve viii)
sayısal uçurumu ortadan kaldırarak, tüm toplumun BİT’lere erişimini sağlamak (e-dahil etme) (Ministry of Economic
Affairs and Communications, 2004: 5-7).
E-demokrasinin geliştirilmesi öngörülerinin bir yansıması olarak, Estonya 2005 yılında çok önemli bir e-devlet
uygulamasını yaşama geçirmiştir. Estonya dünyada seçimlerde – 2005 Yerel Seçimleri – vatandaşlarına internet
üzerinden oy kullanma imkanı tanıyan ilk ülke olmuştur. Vatandaşlar elektronik ID kartları aracılığıyla internetten
oylama websitesine giriş yaparak, oylarını kullanmışlardır (IADBC, 2006: 132).
Bundan sonraki süreçte, Estonya’da e-devletin gelişimi açısından önemli bir adım, 2007 yılında insanların yaşam
kalitesinin geliştirilmesi ve karar alma süreçlerine vatandaşın katılımının artırılması için BİT’lerin kullanımına vurgu
yapan yeni bir Bilgi Toplumu Stratejisi’nin (2007-2013) benimsenmesidir. Bu strateji çerçevesinde, 2007 yılı genel
seçimlerinde internetten oy kullanma hakkı vatandaşlara tanınmış; sonraki süreçte TOM ile bütünleştirilecek olan yeni
bir katılım portalı “osalusveeb” açılmış; e-devlet ana portalı sürekli olarak hizmetler, kullanıcılar ve ulaşılan araçlar
açısından yenilenmiş ve e-devlete dair yasal düzenlemeler gözden geçirilmiştir (European Union, 2011: 5-8).
8.2.4. Kore Cumhuriyeti
Kore’de e-devletin gelişimini üç dönemde ele almak mümkündür. Kore’de e-devlet çalışmaları 1967 yılında Ekonomik
Planlama Kurumu’nda istatistiki analizler yapmak için kurumun otomasyon süreci ile başlamıştır. 1977 yılında yapılan
bir çalışmada, merkezi düzeydeki kurumlarda bilgisayarların bordro, personel yönetimi ve telefon faturalarının
hesaplanması gibi işlevlerde önemli katkılar sağladığını ortaya koymuştur. 1980’lere doğru Kore’de basit otomasyon
süreçlerinin ötesinde gelişmiş bir e-devlet modeline doğru yol alınmış ve hükümetin kamu kurumlarının bilgi
teknolojilerinden yararlanmasını teşvik etmeye yönelik politikaları gündeme gelmeye başlamıştır (Ministry of
Government Administration and Home Affaris, 2005: 11).
48.
1980-1990 arası dönemKore’de e-devletin ikinci aşamasına işaret etmektedir. Bu aşama e-devlet için altyapı
oluşturma dönemi anlamına gelmektedir. Bu dönemde “Ulusal Ana Bilgisayar Ağı” oluşturulması kararı alınmış ve
birtakım yasal düzenlemeler çıkarılmıştır. Bu çabalar bazı plan ve projelere dönüşmüş ve Ulusal Ana Bilgisayar Ağı
Planı’nda öngörüldüğü üzere beş ulusal ağ projesi (yönetim, finans, eğitim ve araştırma, savunma ve güvenlik)
başlatılmıştır. 1997 yılında söz konusu projeleri değerlendirme sistemi oluşturulmuştur. (Ministry of Government
Administration and Home Affaris, 2005: 11).
2000 ve sonrasındaki dönem ise, e-devletin tüm kamu kurumlarında uygulamaya geçirilmeye çalışıldığı bir dönemdir.
Bu çerçevede, öncelikle 1998 yılında resmi hükümet anasayfası online hale getirilmiş ve kamu sektöründe CIO’ların
atanması için Başkanlık Kararnameleri ve idari bilginin paylaşımına yönelik rehberler yayınlanmıştır. 1999 yılında
kapsamlı bir E-Devlet Uygulama Planı oluşturulmuştur. Ardından, Kore 2001 yılında e-devlet üzerine “E-Devletin
Gerçekleştirilmesi İçin İdari İşlerin Dijitalleşmesinin Teşviki Yasası” başlıklı ilk kapsamlı yasayı kabul etmiştir. Aynı yıl
oluşturulan E-Devlet Özel Komitesi (Special Committee on E-Government) finansal desteği de sağladıktan sonra, çok
önemli ve yeni e-devlet projelerinin (BİT Aracılığıyla Vatandaş Odaklı Kamu Hizmeti Sunumu Projesi, Dört Sosyal
Güvenlik Bilgi Sisteminin Bütünleştirilmesi Projesi, E-İhale Sistemi Projesi, Ulusal Mali Bilgi Sistemi Projesi, Ulusal
Eğitim Bilgi Sistemi Projesi, Personel Politikası Destek Sistemi Projesi, E-Onay ve E-Doküman Projesi, E-Mühür
Oluşturma ve E-İmza Teşvik Projesi gibi) detaylı planlarını hazırlamıştır (Ministry of Government Administration and
Home Affaris, 2005: 12-13).
Katılımcı Hükümetin (Participatory Government) işbaşına gelmesiyle, 2003 yılında “Katılımcı Hükümet E-Devletin
Vizyonu ve İstikameti” ve dünyanın en iyi açık e-devletini gerçekleştirme vizyonuna dayalı olarak “E-Devletin Yol
Haritası” (E-Government Roadmap) ilan edilmiştir. Dünyanın en iyi açık e-devleti hedefini gerçekleştirmek için somut
ve özel performans göstergeleri belirlemişlerdir. Bunlar, i) online kamu hizmeti oranını % 85’e yükseltmek; ii) iş
dünyasının rekabet gücünü desteklemede dünyanın ilk on ülke sıralamasına girmek; iii) kamu hizmeti başvuruları için
ziyaretleri her yıl için 3 ziyarete kadar azaltmak ve iv) e-devlet programlarından yararlanma oranını % 60’a çıkarmaktır.
Yol Haritası “Devletin İşgörme Yöntemlerinde Yenilik”, “Kamu Hizmetinde Yenilik”, “Bilgi Kaynak Yönetiminde Yenilik”
ve “Adli Sistemde Reform” olmak üzere 4 alan ve e-çalışma süreci inşa etmek; kamu hizmetini geliştirmek; e-katılımı
geliştirmek ve bilgi güvenlik sistemini güçlendirmek gibi gündemler üzerine oturtulmuştur (Ministry of Government
Administration and Home Affaris, 2005: 14).
8.2.5. Singapur
Günümüzde Singapur e-devlet konusundaki öncü ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. Singapur’da e-devlet
çalışmaları 1980’li yılların başında Kamu Hizmeti Bilgisayarlaştırma Programı (Civil Service Computerisaton
Programme) ile başlamıştır. Bu program kurumların içsel işleyişlerinde etkinlik sağlamak için kamu hizmetlerinin
otomasyon süreçlerinin tamamlanmasını ve kırtasiyeciliği azaltmayı amaçlamıştır. 1990’ların sonlarından itibaren bilgi
teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte, kamu hizmeti sunma anlayışının değişmesi neticesinde, Singapur’da E-
Devlet Eylem Planı I (2000-2003) ve E-Devlet Eylem Planı II (2003-2006) kabul edilmiştir. I. Eylem Planı, mümkün
olduğunca fazla kamu hizmetinin online olarak sunulmasını sağlamayı amaçlarken, II. Eylem Planı vatandaşların e-
hizmet deneyimlerinin artırılmasına vurgu yapmıştır. Singapur’un lider ülke olma vizyonuna hizmet etmeyi öngören I.
Eylem Planıyla, “Elektronik Hizmet Sunumu”, “Bilgi-Temelli İşyeri”, “Teknoloji Deneyimi”, “İşlem Etkinliğini Geliştirme”,
“Sağlam Bilgi ve İletişim Teknolojisi Altyapısı” ve “Bilgi ve İletişim Teknolojisi Eğitimi” olmak üzere altı adet önemli
program belirlenmişti. Mutlu müşteriler, ilişkili vatandaşlar ve ağ yapısı içerisinde örgütlenmiş devlet şeklinde üç farklı
çıktıyı başarmaya odaklanan E-Devlet Eylem Planı II, vatandaşlara erişilebilir ve bütünleşmiş kamu hizmeti sunmak ve
vatandaşları daha yakından biraraya getirmeyi amaçlamaktadır (http://www.egov.gov.sg/egov-masterplans-
introduction).
Singapur’da e-devletin gelişimi açısından önemli bir adım iGov2010 (2006-2010) Master Planı’nın kabul edilmesidir. Bu
Master Plan asıl olarak bütünleşik devleti yaratmaya odaklanmıştır. Bu dönemde vatandaşın önüne kamu hizmetine
erişim için alternatif bir kanal koymak için mobil hizmetler başlatılmıştır (http://www.egov.gov.sg/egov-masterplans-
introduction). Bu çalışmaların sonunda, günümüzde Singapur’da vatandaşlar ve iş dünyası 1600’den fazla e-hizmete
erişmekte ve devlet tarafından 300’den fazla mobil hizmet sunulmaktadır. Ayrıca, Singapur’da 2010 yılı itibariyle
insanların % 87’si e-hizmetlerin kalitesinden memnundur ve insanların % 93’ü e-hizmetleri kullanmasını diğer
vatandaşlara tavsiye etmektedir (Info-communications Development Authority of Singapore, 2011).
Singapur’da gelecekte e-devletin gelişimini şekillendirecek resmi metin Singapur E-Devlet Master Plan 2011-2015’tir
(eGov2015). Bu Master Plan, e-hizmetlerin sunumunda “Senin İçin Yönetim” yaklaşımı yerine “Seninle Yönetim”
yaklaşımını vurgulayarak, Singapur’da e-devlet açısından yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu Master Plan İşbirlikçi
49.
Yönetim vizyonunu benimsemiştir.Bu bağlamda, hükümet, özel sektör ve insanların BİT’ler aracılığıyla birlikte
çalışmasını öngörmektedir (Info-communications Development Authority of Singapore, 2011).
8.2.6. Malezya
Malezya’da e-devlet uygulamalarıyla, devletin vatandaş ve iş dünyasıyla olan ilişkilerini ve kendi içinde kurumlar
arasındaki ilişkileri yeniden tanımlamayı; kırtasiyeciliği azaltarak ve hizmet süreçlerini daha etkin ve verimli kılarak,
kamu hizmetinde mükemmellik kültürünü tesis etmeyi ve devletin daha erişilebilir olmasını sağlamayı
amaçlanmaktadır (Karim, 2003: 195-196). Esasında, bugün Malezya’da merkezi ve yerel düzeyde gerçekleştirilen bütün
e-devlet çalışmalarının arkasında “Çoklu Medya Geçidi” (Multimedia Super Corridor) projesi yer almaktadır. Ancak,
daha üst düzeyde temel politikayı şekillendiren “Vizyon 2020” stratejisidir. Vizyon 2020, Malezya’nın gelişmiş bir
devlet olmasını sağlamak için benimsenen ilke ve politikaları ortaya koyan 30 yıllık bir strateji planıdır (Uçkan, 2003:
92).
Bu stratejiler çerçevesinde, Malezya’da “Kamu Hizmeti Ağı” (Public Service Network - PSN), “E-Hizmetler” (E-Services -
ES), “E-Satın Alma” (E-Procurement - EP), “Genel Büro Ortamı”, “İnsan Kaynakları Yönetimi Bilgi Sistemi”, “Proje İzleme
Sistemi”, “Elektronik Emek Değişimi” (Electronic Labor Exchange - ELE), “Devlet Çok Amaçlı Kart” ve “Tele-Sağlık”
(Tele-Health - TH) gibi birtakım e-devlet girişimleri ve projeleri hayata geçirilmiştir. Burada, postaneleri tek-durak
fatura ödeme merkezlerine dönüştüren PSN; vatandaşların ve iş dünyasının tek-durak hizmet pencerelerinden (one-
stop service windows) birçok hizmete ulaşmasını sağlayan ES; devlet ve tedarikçileri elektronik ortamda buluşturan ve
sürecin bu ortamda gerçekleşmesini sağlayan EP; kamu kurumları, iş dünyası ve vatandaşlar için emek piyasasına
yönelik tek bilgi kaynağı olarak hizmet eden ELE; vatandaşların sağlık bilgi ve olanaklarına daha fazla ve kolayca
ulaşmalarını amaçlayan TH, özellikle önem verilen e-devlet girişim ve projeleri olarak dikkat çekmektedir (Siddiquee,
2008: 801-805).
8.3. Dünyada Yerel E-Devlet ve E-Belediye
E-devlet çalışmaları devletler tarafından sadece merkezi düzeyde değil, tüm yönetim kademelerinde (eyalet, bölgesel,
yerel) yaşama geçirilmektedir. Bu bağlamda, yerel e-devlet kavramı ortaya çıkmakta ve genel olarak bilgi ve hizmet
sunumu amacıyla BİT’lerden yerel düzeyde yararlanılmasını ifade etmektedir. Devlet ve vatandaş arasında gerçekleşen
işlemlerin ve iletişimlerin büyük bir çoğunluğu yerel düzeyde cereyan etmekte ve yerel yönetimler devletin halkla
doğrudan muhatap olan birimlerinin başında gelmektedir. Esasında, yerel e-devlet en çok ve en işlevsel olarak e-
belediye formatında karşımıza çıkmaktadır (Shahnavazi ve Shahnavazi, 2012: 141). Bu yerel e-devlet olgusunun e-
belediye dışında başka bir yansımasının olmadığı anlamına gelmemektedir. Bununla birlikte, e-belediye uygulamaları
yerel e-devlet olgusunun içeriğinin çok önemli bir kısmını kapsamaktadır. Bu bağlamda, yerel e-devlet üzerine oluşan
literatür büyük ölçüde e-belediye konusuyla yakından ilişkilidir.
Günümüzde, sundukları yerel hizmetlerin kalitesini artırmak ve yerel demokrasiyi güçlendirmek isteyen yerel
yönetimler her geçen gün BİT’leri ve internet-temelli araçları daha fazla kullanmaktadırlar. Bu durumdan
anlaşılmaktadır ki, yerel e-devlet hizmetleri dönüştürmeye, yerel demokrasiyi canlandırmaya ve yerel ekonomik gücü
teşvik etmeye ilişkin bir olgudur (ODPM, 2002: 5).
E-devletin yerel yönetimleri destekleyebileceği alanlar şu şekilde özetlenebilir (ODPM, 2003):
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
Hizmetleri geliştirmek:
Yerel demokrasiyi canlandırmak:
Yerel ekonomik dinamizmi artırmak:
Yerel hizmetleri destekleyici süreçleri geliştirmek:
Yerel E-Devletin E-Yönetim Boyutu:
Yerel E-Devletin E-Hizmet Boyutu:
Yerel E-Devletin E-Ticaret Boyutu:
Yerel E-Devletin E-Demokrasi Boyutu:
Hizmetleri geliştirmek:
E-devlet kamu hizmetlerini daha erişilebilir ve maliyet-etkin hale getirebilir.
Yerel demokrasiyi canlandırmak:
50.
E-devlet yerel yönetimleridaha şeffaf, daha hesap verebilir hale getirmekte ve vatandaşları yönlendirebilme
kapasitesini artırmaktadır. E-devlet bir yandan yerel meselelere ilişkin vatandaşların birbirleriyle müzakere etmelerini
ve tartışmalarını sağlayacak imkanları sunarken, diğer yandan yerel yönetimlere vatandaşı karar alma süreçlerine dahil
etme ve onlara danışma açısından önemli araçlar sağlamaktadır.
Yerel ekonomik dinamizmi artırmak:
Modern iletişim teknolojileri, nitelikli işgücü ve artan e-ticaret yerel yönetimlerin bölgelerindeki istihdam fırsatlarını
geliştirmelerine yardımcı olabilirler.
Yerel hizmetleri destekleyici süreçleri geliştirmek:
E-devlet bilgi değerlendirme sürecini kolaylaştırarak, birimler arasındaki bilgi paylaşımını hızlandırarak ve vatandaşlar,
çalışanlar ve partnerlere daha hızlı ve ucuz bilgi sağlayarak, arka ofis işlemlerinin değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi için
fırsatlar sunmaktadır.
Yukarıda aktarılanlardan anlaşılacağı üzere, yerel e-devlet merkezi düzeyde uygulanan e-devlet olgusunun mikro
ölçekteki izdüşümüdür. Bu bağlamda, bir önceki bölümde açıkladığımız e-devletin boyutları yerel e-devletin de
boyutlarına işaret etmektedir. Dolayısıyla, bu boyutlar bağlamında yerel e-devlet uygulamaları şekillenmektedir. Bu
boyutlar ve e-uygulamalar şu şekilde özetlenebilir (Cook vd., 2002: 6-9):
Yerel E-Devletin E-Yönetim Boyutu:
Yerel e-yönetim, yerel yönetimlerin idari işlemlerini destekleyen bilgi sistemlerine işaret etmektedir. Yerel
yönetimlerin işleyişlerini dönüştürmek için kullandığı uygulamalardır. Departmanlararası e-mail, bütçeleme ve
muhasebe sistemleri, intranet-temelli toplantı ve planlama sistemleri, coğrafi bilgi sistemleri örnek olarak verilebilir.
Yerel E-Devletin E-Hizmet Boyutu:
İnternet aracılığıyla vatandaşlara bilgi ve hizmet sunmayı ifade etmektedir. Başlangıçta statik bilgi odaklı olan bu
uygulamalar zamanla etkileşime doğru yol alır. Yerel yönetimlerin birimleri ve görev ve yetkileri, toplantı tutanak ve
kararları, bölgeye dair tarihi, sosyal ve ekonomik bilgi, yerel yönetimlere dair mevzuat gibi bilgileri sunma; formları
doldurma ve gönderme; ödeme işlemleri; izin ve lisans uygulamaları örnek olarak gösterilebilir.
Yerel E-Devletin E-Ticaret Boyutu:
Hizmet karşılığı paranın elektronik olarak ödenmesini ifade etmektedir. Vatandaşların vergisini ve faturalarını ödemesi,
trafik tecillerini yenilemeleri; yönetimin ofis malzemelerini online olarak satın alması ve online açık artırma ile fazla
donanımı satması örnek olarak gösterilebilir.
Yerel E-Devletin E-Demokrasi Boyutu:
Elektronik araçlar ile yerel halkın karar alma süreçlerine katılımını teşvik etmeye işaret etmektedir. Sanal kent
toplantıları; online anket; online kampanyalar; yetkililere e-mail gönderme; internet üzerinden meclis toplantılarının
canlı olarak yayınlanması örnek olarak gösterilebilir.
Yerel e-devletin tüm boyutları ile yaşama geçirilmesinde bazı güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Yapılan saha
çalışmalarından elde edilen bulgulara göre, yerel e-devlet açısından en fazla altyapı, personel, gizlilik ve güvenlik
meseleleri, finans ve siyasi destek alanlarında birtakım güçlüklerle karşılaşılmaktadır (Edmiston, 2003: 29; Chen ve
Gant, 2001: 344). Bu güçlükleri aşmak açısından yerel yönetimlerin e-hazırlık seviyesinin yüksek olması gerekmektedir
(Shahnavazi ve Shahnavazi, 2012: 142). Türkiye’de yerel yönetimlerde e-devlet uygulamalarını ilgilendiren bölümde e-
belediye daha ayrıntılı bir şekilde ele alınacağından, bu bölümün bundan sonraki kısmında e-belediye açısından
dünyadaki genel görünüme ve dikkat çeken bazı spesifik uygulamalara odaklanılacaktır.
8.4. Dünyada Yerel E-Devletin Genel Görünümü ve İyi Uygulamalar
Dünyada yerel e-devletin genel durumunu ortaya koyan ve küresel ölçekte belediyeleri e-devlet uygulamaları
açısından derecelendiren ve karşılaştıran çalışmalar çok fazla değildir. E-belediye uygulamaları daha çok ülke
temelinde incelenmiştir. İlgili literatüre dair bu tespitin bir istisnası, Marc Holzer ve Seang-Tai Kim tarafından 2003,
51.
2005 ve 2007yıllarında dünya genelinde yürütülen çalışmalardır. “Dünya Genelinde Belediyelerde Dijital Yönetişim”
(Digital Governance in Municipalities Worldwide) başlıklı çalışmalarında Holzer ve Kim dünya genelinde fazla nüfusa
sahip belediyelerin dijital yönetişim uygulamalarını değerlendirmiştir. Yazarlara göre dijital yönetişim, e-devletin
hizmet sunma ve demokrasiyi güçlendirme boyutlarını içeren bütüncül anlayışa işaret etmektedir. Holzer ve Kim
BİT’ler açısından en gelişmiş 100 ülkedeki en fazla nüfusa sahip şehirleri, websitelerinin güvenliği, kullanılabilirliği ve
içeriği; sundukları online hizmetleri tipi ve sağladıkları katılım imkanı açısından analiz etmişlerdir (Holzer ve Kim, 2008:
5). 2003, 2005 ve 2007 yıllarında ilk 20 şehre ait elde ettikleri bulgular aşağıdaki Tablo 2’de detaylı bir şekilde
gösterilmektedir.
Tablo 2: Dijital Yönetişim ve İlk 20 Belediye
2007 2005 2003
2007
Sıralaması
Belediye Skor Belediye Skor Belediye Skor
1 Seul 87.74 Seul 81.70 Seul 73.48
2 Hong Kong 71.24 New York 72.71 Hong Kong 66.57
3 Helsinki 71.01 Şangay 63.93 Singapur 62.97
4 Singapur 68.56 Hong Kong 61.51 New York 61.35
5 Madrid 67.98 Sidney 60.82 Şangay 58.00
6 Londra 65.79 Singapur 60.22 Roma 54.72
7 Tokyo 59.89 Tokyo 59.24 Auckland 54.61
8 Bangkok 59.01 Zürih 55.99 Kudüs 50.34
9 New York 56.54 Toronto 55.10 Tokyo 46.52
10 Viyana 53.99 Riga 53.95 Toronto 46.35
11 Dublin 53.38 Varşova 53.26 Helsinki 45.09
12 Toronto 51.99 Reykjavik 52.24 Macao 44.18
13 Berlin 51.36 Sofya 49.11 Stokholm 44.07
14 Zürih 51.02 Prag 47.27 Tallinn 43.10
15 Prag 50.34 Lüksemburg 46.58 Kopenhag 41.34
16 Buenos Aires 49.89 Amsterdam 46.44 Paris 41.33
17 Bratislava 49.82 Paris 45.49 Dublin 38.85
18 Sidney 48.60 Macao 45.48 Dubai 37.48
19 Amsterdam 47.72 Dublin 44.10 Sidney 37.41
20 Roma 46.98 Bratislava 43.65 Jakarta 37.28
Kaynak: Marc Holzer ve Seang-Tai Kim (2008), Digital Governance in Municipalities in Worldwide: A Longitudinal
Assessment of Municipal Websites Throughout the World, New Jersey: National Center for Public Performance, s.
7.
Dünya genelindeki belediyelere ait bu önemli çalışmanın bulgularını ortaya koyduktan sonra, yerel e-devletin boyutları
ve yansımaları dikkate alınarak seçilen birtakım e-belediye uygulamalarını örnek olarak gösterebiliriz.
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
Örnek 1:
Kurum: Helsinki Belediyesi
Uygulama: Park Cezasının Düzeltilmesini İsteme ve Cezayı Ödeme
Web Adresi: https://asiointi.hel.fi
Helsinki belediyesi, e-hizmetler başlığı altında park bileti kullanan araç sahiplerine park cezalarına ait bilgilerini kontrol
etme ve gerekirse düzeltme talebini elektronik olarak iletme imkanı vermektedir. Buna göre, başvuru elektronik olarak
yapılmakta, yetkili başvuruyu almakta, trafik polisi başvuruya dair kararı vermekte ve karar e-posta yoluyla başvurana
iletilmektedir. Ayrıca, park cezaları şehrin çeşitli yerlerine yerleştirilen bilet makinalarından kredi kartı ile
52.
ödenebileceği gibi, mobiltelefonlar aracılığıyla da ödenebilir
(http://www.hel.fi/hki/HKR/en/Parking/Payment+methods).
Örnek 2:
Kurum: Londra Belediyesi
Uygulama: Konuş Londra
Web Adresi: http://talklondon.london.gov.uk
Londra belediyesi Londra’nın önemli meselelerini tartışmak için “Konuş Londra” adlı bir online tartışma platformu
oluşturmuştur. Londra belediyesi bu platform aracılığıyla ulaşım, güvenlik, sağlık, barınma, çevre gibi önemli yerel
politika alanlarında karar almada yönlendirici olması için vatandaşların fikirlerini öğrenmek ve toplamak istemektedir.
Örneğin, halihazırda Londra’nın hava kalitesinin geliştirilmesine ve özellikle gençlerin çetelere dahil olmasını önlemeye
ve Londra’daki çete kültürünü azaltmaya yönelik tartışmalar başlatılmıştır
(http://talklondon.london.gov.uk).
Örnek 3:
Kurum: Liverpool Belediyesi
Uygulama: E-Dilekçe
Web Adresi: http://councillors.liverpool.gov.uk/mgEPetitionListDisplay.aspx
Liverpool belediyesi “Belediye Meclisi” butonu altında yer alan “e-dilekçe” sistemi aracılığıyla, Liverpool’da
yaşayanlara, çalışanlara, okuyanlara veya Liverpool belediyesi paydaşlarına herhangi bir konuda dilekçe verme imkanı
tanımaktadır. Bu sistemin ilginç bir özelliği dilekçe sunmanın yanı sıra verilen dilekçeyi başkalarının imzalamasına da
olanak vererek, dilekçe sahibine herhangi bir konuda geleneksel yöntemlere göre çok daha fazla ve hızlı bir şekilde
elektronik olarak imza toplama fırsatı vermesidir. Aynı zamanda, Liverpool belediyesinin resmi websitesinde yer alan
bu uygulama ile vatandaşlar hangi konuda dilekçe verildiğini ve dilekçeyi kaç kişinin imzaladığını görmekte ve dilekçe
metnine ulaşabilmektedir.
Örnek 4:
Kurum: Seul Belediyesi
Uygulama: Siber Politika Forumu
Seul Metropolitan Belediyesi 2003 yılında vatandaşların belirli meseleleri tartışmaları için fırsat sunan “Siber Politika
Forumu” (Cyber Policy Forum) adlı bir sanal alan oluşturmuştur. Siber Politika Forumu, vatandaşların politika
meselelerini anlamalarını ve tartışmalarını sağlayan, vatandaşların yönetsel süreçlere katılımını teşvik eden ve onların
geridönüşlerini yöneticilere ulaştıran ve vatandaşların fikirlerini politikalara yansıtan ve vatandaşların ihtiyaçlarıyla
daha uyumlu politika çözümleri üreten ve her ay farklı bir konuya odaklanan bir online tartışma platformudur (United
Nations, 2006: 132).
Bölüm 9
TÜRKİYE’DE E-DEVLETİN GELİŞİMİ, MEVZUATI VE ORGANİZASYONU
Bölüm Hedefi
Bu bölümde, Türkiye’de e-devletin tarihsel gelişimi, e-devlete ilişkin mevzuat (kanunlar, Bakanlar Kurulu kararları,
yönetmelik ve genelgeler) ve Türkiye’de e-devletin kurumsal yapılanması ve söz konusu kurumsal yapılanmanın
iyileştirilmesine yönelik model önerilerinin incelenmesi hedeflenmektedir.
9.1. Türkiye’de E-Devlet: Tarihsel Gelişim
53.
Türkiye’de e-devletin gelişiminibilgi toplumuna geçiş süreci ve Avrupa Birliği’ne (AB) uyum çalışmaları bağlamında
değerlendirmek gerekmektedir. Bu çerçevede, Türkiye’de e-devletin gelişiminde içsel aktörlerin bilgi toplumunun ve
ekonomisinin dışında kalmama arzusunun ve başta AB olmak üzere Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi
uluslararası aktörlerin ve başarılı ülke uygulamalarının etkili olduğu belirtilebilir. Türkiye’de e-devletin gelişimi
başlangıçta özel sektörün e-ticaret uygulamalarından ilham alan bazı kamu kurumlarının websitelerini kurmalarıyla
başlamışken, özellikle 1990’lı yılların sonlarından itibaren, Türkiye’de e-devletin daha planlı ve bilinçli bir şekilde ele
alındığı görülmektedir. Nitekim, bilgi toplumuna geçiş amacına yönelik olarak 1993 yılında Dünya Bankası’nın desteği
sağlanarak başlatılan Bilişim ve Ekonomik Modernizasyon Çalışması, Türkiye’de e-devletin gelişiminde de yer alan bir
başlangıç noktasına işaret etmektedir. Bu çalışma bağlamında, Türkiye'de bilgi toplumuna yönelik bilgisayar kullanımı,
yazılım pazarı, bilgi ekonomisinde insan kaynağı, iletişim ağları ve yasal altyapı alanında tespitlere yer verilerek bir
eylem planı önerisi getirilmiştir. Ancak, ülkenin içinde bulunduğu konjonktürün de etkisiyle eylem planına sahip
çıkılamamış ve önerileri gerçekleştirilememiştir (www.bilgitoplumu.gov.tr). Bilişim ve Ekonomik Modernizasyon
Çalışması’ndan sonra, Türkiye’de e-devletin gelişim sürecindeki önemli duraklara işaret eden ve söz konusu gelişime
katkı sağlayan çalışmalar ve projeler kronolojik olarak aşağıdaki gibi özetlenebilir.
- Türkiye Ulusal Enformasyon Altyapısı Anaplanı (TUENA) Çalışması
TUENA, Türkiye’nin enformasyon politikalarını belirlemek, enformasyon teknolojilerindeki mevcut durumunu tespit
etmek, enformasyon politikaları ve teknolojileri alanında dünya genelindeki eğilimleri tespit etmek ve Türkiye için
hedefler ve kurumsal yapılanma önerileri getirmek amacıyla yürütülen bir çalışmadır. 1996 yılında başlanan çalışma
1999 yılında Ulaştırma Bakanlığı ve TÜBİTAK tarafından tamamlanmıştır. Çalışma sonucunda bir rapor yayınlanmıştır
(Ulaştırma Bakanlığı, 1999).
- E-Ticaret Koordinasyon Kurulu (1998-2002)
1998 yılında Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) kararıyla oluşturulan E-Ticaret Koordinasyon Kurulu, ülkemizde e-
ticaretin yaygınlaştırılmasını amaçlamıştır. Bu Kurul’un koordinatörlüğünü Dış Ticaret Müsteşarlığı yürütmüştür.
Bünyesinde barındırdığı hukuk, teknik ve finans çalışma grupları ile elektronik ticaretin geliştirilmesine yönelik raporlar
hazırlayan ve öneriler getiren bu Kurul, 2002 yılında “e-Türkiye Girişimi”ne dahil edilmiştir (TBD, 2010: 27-28).
- Kamu-Net Üst Kurulu (1998-2002)
Kamu-Net Üst Kurulu ve Kamu-Net Teknik Kurulu, Başbakanlığın 1998 yılındaki bir genelgesi ile kamu bilgisayar ağları
konusunda yapılan faaliyetlerin değerlendirilmesi, koordinasyonu, izlenmesi ve finansmanı konusunda karşılaşılan
darboğazların aşılması için çalışmalar yürütmek amacıyla oluşturulmuştur (Naralan, 2008: 73). Kamu-Net’in vizyonu,
kamu hizmetlerinde etkinliği ve verimliliği artırmak amacıyla bilişim teknolojilerinden yararlanılmasına, gelişmiş
kurumsal bilgi sistemlerinin kurulmasına ve birbirleriyle güvenli ve gerçek zamanlı bilgi paylaşımı yapan e-kurumların
oluşturulmasına katkı sağlamak, e-devlet yapılanmasında rol oynamak, e-Devlet Kapısını hazırlamak ve bütün bu
çalışmaların kurumsallaşmasına yardımcı olmak olarak belirlenmiştir (DPT, 2002). Kurul 2002 yılında “e-Türkiye
Girişimi”ne dahil edilmiştir.
- E-Türkiye Girişimi (2001)
Türkiye’de e-devletin gelişim sürecinde önemli bir dönemeç noktasını E-Türkiye Girişimi oluşturmaktadır. E-Türkiye
Girişimi, AB’nin aday ülkeler için gündeme getirdiği eAvrupa+ Girişiminin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Bu
Türkiye’de e-devlet çalışmalarının hız kazanmasında AB’nin oynadığı önemli role de işaret etmektedir. AB, 1999 yılında
Avrupa’yı dünyadaki en dinamik ve rekabet gücü en yüksek pazar haline getirmek amacına yönelik olarak, üye
ülkelerde internet alanında yeni ekonomi için gerekli alt yapıyı kurmak üzere eAvrupa Girişimini başlatmıştır. Herkese
bilgi toplumu söylemi ile ön plana çıkan eAvrupa Girişimi, toplumsal ve kurumsal düzeyde interneti yaygınlaştırmak ve
kullanılır hale getirmek, dijital okuryazarlığı geliştirmek ve üye ülkelerin ve Avrupa vatandaşlarının internete erişimini
kolaylaştırmak amaçlarını gerçekleştirmek istemiştir. Daha sonra, AB 23-24 Mart 2001 tarihlerinde Stocholm’de yaptığı
Zirvede AB’ye aday ülke konumundaki devletlerde de bilgi toplumu oluşturma yönündeki eylem planlarını içeren
eAvrupa+ Girişimini başlatmıştır. Türkiye, eAvrupa+ Girişimine dahil olacağını 2001 yılında duyurmuş ve söz konusu
Girişimin gerekliliklerini 2003 yılı sonuna kadar yapmayı taahhüt etmiştir (T.C. Başbakanlık, 2002: 57-59). Bu gelişmeler
doğrultusunda, rekabetçi, dinamik ve bilgiye dayalı ekonomiye sahip olunması, bilgi toplumuna dönüşümün
sağlanması ve eAvrupa+ Eylem Planının Türkiye’ye uyarlanması hedeflerinin gerçekleştirilmesine yönelik olarak 2001
yılında E-Türkiye Girişimi başlatılmıştır. Girişim kapsamında 13 adet Çalışma Grubunun katkısıyla bir adet taslak eylem
planı hazırlanmıştır. Ancak siyasi ve ekonomik istikrarsızlık nedeniyle Eylem Planı uygulanamamıştır. E-Türkiye Girişimi,
E-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin ilanı ile son bulmuştur (www.bilgitoplumu.gov.tr).
- E-Dönüşüm Türkiye Projesi
E-Dönüşüm Türkiye Projesi’ne, 2003 yılında 58. Hükümet tarafından hazırlanan Acil Eylem Planı’nda Kamu Yönetimi
Reformu başlığı altında yer verilmiştir. Bu Projenin koordinasyonu, izlenmesi, değerlendirilmesi ve yönlendirilmesi
konusunda o gün için idari teşkilattaki varlığını koruyan DPT görevlendirilmiş ve bu kurum çatısı altında Bilgi Toplumu
Dairesi Başkanlığı kurulmuştur (T.C. 58. Hükümet, 2003). Bu proje ile BİT’lere ilişkin politikalar ve mevzuatın, AB
54.
müktesebatı çerçevesinde yenidendüzenlenmesi; eAvrupa+ kapsamında aday ülkeler için öngörülen eylem planının
Türkiye’ye uyarlanması; BİT’ler aracılığıyla vatandaşların karar alma süreçlerine katılımını sağlayacak mekanizmaların
geliştirilmesi; şeffaf ve hesap verebilir bir kamu yönetimine katkıda bulunulması; BİT’lerden yararlanarak kamu
hizmetlerinin sunumunda iyi yönetişim ilkelerinin hayata geçirilmesi; BİT kullanımının yaygınlaştırılması; BİT alanında
kamunun mükerrer veya örtüşen yatırım projelerinin bütünleştirilmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi
amaçlanmaktadır (T.C. Başbakanlık, 2003).
E-Dönüşüm Türkiye Projesi'nin yürütülmesinde, günümüze kadar yapılan çalışmalardan, bilgi birikiminden ve
oluşumlardan yararlanma yaklaşımı benimsenmiştir. Bu yaklaşım çerçevesinde, E-Türkiye Girişimi’nde oluşturulan
çalışma grupları yeniden düzenlenmiş ve 13 çalışma grubu 8’e düşürülmüştür. (DPT, 2004)
E-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin hayata geçirilmesi için öncelikle 2003–2004 yıllarını kapsayan Kısa Dönem Eylem Planı
(KDEP) yürürlüğe konulmuştur. 73 eylemden oluşan KDEP’te, daha çok hukuki ve teknik altyapının oluşturulmasına
yönelik eylemler yer almıştır. Bir sonraki aşamada, KDEP’te süresi içinde tamamlanamayan ve 2005 yılına aktarılan
eylemlerle birlikte yeni eylemleri ihtiva eden 2005 Eylem Planı yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2005 Eylem Planında
ise bir önceki dönemde altyapısı tamamlanan e-dönüşüm çalışmalarının günlük hayata yansımalarına yönelik
yaygınlaştırma uygulamalarına ağırlık verilmiştir (DPT, 2006a). 2005 Eylem Planının uygulanması sonrasında ise, 2006-
2010 döneminde uygulanmak üzere Bilgi Toplumu Stratejisi ortaya koyulmuştur. Ayrıca, E-Dönüşüm Türkiye
Projesi’nin yürütülmesini güçlendirmek için 2003 yılında E-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu oluşturulmuştur. Bu Kurul,
Bilgi Toplumu Stratejisinin uygulanması sürecinde en üst düzeyde politika belirleme ve karar alma, değerlendirme ve
yönlendirme görevinden sorumlu tutulmuştur (www.bilgitoplumu.gov.tr).
- Bilgi Toplumu Stratejisi (2006-2010)
Türkiye’nin BİT’lerden etkin olarak yararlanması ve bilgi toplumuna dönüşümün gerçekleştirilmesine yönelik orta ve
uzun vadeli strateji ve hedefleri belirlemek üzere 2005 yılında başlanan çalışmalar neticesinde, 2006-2010 kapsayacak
şekilde Bilgi Toplumu Stratejisi ve Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planı hazırlanmıştır. Bilgi Toplumu Stratejisinde
toplumun temel öğelerini oluşturan vatandaşlar, kamu sektörü ve işletmeler ile BİT sektörünün mevcut durumları ve
Türkiye’nin 2010 yılında bilgi toplumuna dönüşüm potansiyeli değerlendirilmiş, belirlenen stratejik öncelikler
çerçevesinde 2010 yılı için hedefler ve bu hedeflere ulaşmak için atılması gereken adımlar tespit edilmiştir. Ayrıca, bilgi
toplumuna dönüşüm stratejisinde bütünlük sağlamak için TÜBİTAK tarafından yürütülen Vizyon 2023 çalışmaları ve
Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu kararları esas alınarak Ar-Ge ve yenilikçilik stratejileri, Bilgi Toplumu Stratejisine
entegre edilmiştir (DPT, 2006b). Ayrıca, 2007/7 Başbakanlık Genelgesi ile E-Dönüşüm Türkiye Projesinin kurumsal
yapısı yeniden yapılandırılmıştır (T.C. Başbakanlık 2007). Bilgi Toplumu Stratejisinin etkin bir şekilde uygulanmasını
sağlamak için kurumsal yapı güçlendirilmeye çalışılmış, bu doğrultuda, ortak bir platform teşkil etmek üzere Dönüşüm
Liderleri Kurulu oluşturulmuş, E-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulunun üyesi Bakan ve üst düzey bürokrat sayısı ile katılımcı
kamu ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri artırılarak, İcra Kurulunun yapısı güçlendirilmiş ve E-Dönüşüm Türkiye
Danışma Kurulu yeniden şekillendirilmiştir (TBD, 2010).
Tablo 1: Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planında Stratejik Öncelikler ve Eylem Sayıları
ANA BAŞLIK
Eylem
Sayısı
Maliyet (milyon
lira)
Yüzde Pay
1. Sosyal Dönüşüm 14 575 20
2. Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT) İş Dünyasına Nüfuzu 12 268 9
3. Vatandaş Odaklı Hizmet Dönüşümü 41 788 27
4. Kamu Yönetiminde Modernizasyon 21 385 13
5. Küresel Rekabetçi Bilgi Teknolojileri Sektörü 13 298 10
6. Rekabetçi, Yaygın ve Ucuz İletişim Altyapı ve Hizmetleri 7 402 14
7. Ar-Ge ve Yenilikçiliğin Geliştirilmesi 3 168 6
Toplam 111 2 884 100
Kaynak: DPT (2006c), Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planı, Ankara: DPT Yayınları, s. 41.
Bilgi Stratejisi Eylem Planı, 7 adet Stratejik Öncelik başlığı altında toplam 111 eylemi kapsamaktadır. Bu eylemlerin
yarısından fazlası (62 adet) “Vatandaş Odaklı Hizmet Dönüşümü” ve “Kamu Yönetiminde Modernizasyon” başlıkları
altında yer almaktadır. Eylem Planı yakından incelendiğinde ve “Vatandaş Odaklı Hizmet Dönüşümü” ve “Kamu
Yönetiminde Modernizasyon” öncelikleri ve bu öncelikler altında öngörülen eylemler bir bütün olarak
değerlendirildiğinde, Bilgi Toplumu Stratejisinin Türkiye’de e-devletin gelişimi açısından taşıdığı önem daha açık bir
şekilde anlaşılmaktadır.
55.
9.2. Türkiye’de E-Devleteİlişkin Mevzuat
E-devlete dair kavramsal bir çerçevenin ortaya koyulduğu bölümde de belirtildiği gibi, e-devlet süreçlerinin ve
uygulamalarının başarısının bağlı olduğu önemli bir faktör uygun bir hukuki altyapının sağlanmasıdır. Söz konusu
hukuki altyapı olmaksızın e-devleti yaşama geçirmeye yönelik teknolojik adımlar, karşılaşacağı hukuki problemler
karşısında bir çıkmaza düşmeye ve e-devlet girişimlerinin uygulanamaz hale gelmesine yol açacaktır. Böylesi bir
zorunluluk, yeni kanunlar çıkarılmasını veya mevcut kanunlarda değişiklikler yapılmasını ve yeni ve mevcut kanunları
destekleyecek ikincil nitelikli düzenlemeler yapılmasını gündeme getirmektedir. E-devlet uygulamaları hukuki boyutları
ile birlikte ele alınmak zorundadır (Oğurlu, 2010: 87). E-devletin ihtiyaç duyduğu hukuki çerçevenin Türkiye’de hızlı bir
şekilde oluşturulduğunu ve eksikliklerin tamamlanmaya çalışıldığını söyleyebilmek mümkündür (Oğurlu, 2010: 88; DPT,
2007: 36).
Türkiye’de yaklaşık son on yıl içerisinde e-devleti doğrudan veya dolaylı yoldan ilgilendiren yeni kanunlar çıkarılmış,
bazı kanunlarda değişiklikler yapılmış ve birçok Bakanlar Kurulu Kararı, genelge ve yönetmelik yayınlanmıştır. Bu
bölümde söz konusu hukuki düzenlemelerin tümünü inceleyebilmek mümkün değildir. Bu nedenle, e-devlet gelişim
süreci ve uygulamalarıyla yakından ilgili başlıca düzenlemelere bu bölümde yer verilecektir. Bu düzenlemeler
sistematik olarak aşağıdaki gibi belirtilebilir.
9.2.1. Kanuni Düzenlemeler
Yeni Kanunlar
Değişiklik Kanunları
Çıkarılması Beklenen Kanunlar
9.2.1.1. Yeni Kanunlar
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu:
4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu, demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine
uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektedir. Bu Kanun, kamu
kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerini kapsamaktadır. Bu Kanun’a
göre, söz konusu kurum ve kuruluşlar, Kanun’da belirtilen istisnalar dışında, başvuranlara istedikleri bilgi ve belgeleri
15 iş günü içerisinde vermekle yükümlüdürler. Bilgi Edinme Kanunu, bilgi ve belgelerin elektronik ortamda
istenmesine de imkan tanımaktadır.
Elektronik İmza Kanunu:
Elektronik imza, e-devletin sunduğu birçok imkan ve fırsatın ön koşulu olarak kabul edilmesi nedeniyle büyük bir
öneme sahiptir. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, elektronik imzanın hukukî ve teknik yönleri ile kullanımına ilişkin
esasları düzenlemektedir. Kanun’un 5. maddesi, güvenli elektronik imzanın elle atılan imza ile aynı hukuki sonuçları
doğuracağını açıkça ifade etmiştir. Ayrıca, 06.01.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren
“Elektronik İmza Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” bu Kanun’un nasıl
uygulanacağını göstermektedir.
Türk Ceza Kanunu:
Bilişim suçlarının çok yaygın olduğu ve bu suçları işleyenlerin herhangi bir müeyyide ile karşılaşmadığı ülkelerde, güven
ortamının sarsılması nedeniyle, e-devlet uygulamalarının işleyemez hale geleceği aşikar bir durumdur. Söz konusu
suçlara ilişkin hukuki düzenlemelerin varlığı hem idare hem de vatandaşın e-devlet uygulamalarını benimsemesinin
önündeki ciddi bir engel olan güvenlik ve gizlilik kaygılarını önemli ölçüde hafifletecektir. İşte, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun 135-140’ıncı maddeleriyle 243-246’ncı maddeleri tam da bu amaca hizmet etmektedir. Bu Kanun’un 135-
140’ıncı maddelerinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesine, dağıtılmasına ve yok edilmemesine ilişkin
suç tarifleri ve cezai yaptırımlar düzenlenirken; 243-246’ncı maddelerinde bilişim sistemlerine girme, sistemi
engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçlarının tanımları ve bu suçlara uygulanacak cezalar ortaya
koyulmuştur.
Evrensel Hizmet Kanunu:
56.
5369 sayılı EvrenselHizmetin Sağlanması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, elektronik
haberleşme alanında evrensel hizmet olarak nitelendirilen hizmetin sağlanması, yürütülmesi ve elektronik haberleşme
sektöründe evrensel hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Bu Kanun’a
göre, evrensel hizmet coğrafi konumlarından bağımsız olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde herkes tarafından
erişilebilir, önceden belirlenmiş kalitede ve herkesin karşılayabileceği makul bir bedel karşılığında asgari standartlarda
sunulacak olan, temel internet erişimi de dahil elektronik haberleşme hizmetlerine işaret etmektedir. Kanun’un 5.
maddesine göre, evrensel hizmet; sabit telefon hizmetlerini, ankesörlü telefon hizmetlerini, basılı veya elektronik
ortamda sunulacak telefon rehber hizmetlerini, acil yardım çağrıları hizmetlerini, temel internet hizmetlerini, ulaşımı
yalnız deniz yoluyla sağlanabilen yerleşim alanlarına yapılan yolcu taşıma hizmetleri ile denizde tehlike ve emniyete
ilişkin haberleşme hizmetlerini kapsamaktadır. Bu Kanun’un özellikle önemi internet erişimini de evrensel hizmet
bağlamında ele almasıdır.
Türk Ticaret Kanunu:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1524. maddesi ile denetime tabi olan sermaye şirketlerine kuruluşlarının ticaret
siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açma ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe
kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına ayırma zorunluluğu getirmiştir. Kanunda, şirketin internet
sitesine koyduğu içeriğin, üzerinde bulunan tarihten itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalacağı, aksi hâlde
konulmamış sayılacağı açıkça belirtilmiş ve internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim organı üyeleri ile internet
sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun şekilde koymayan failler için adli para cezası öngörülmüştür. Ayrıca,
bu Kanun ile tacirlere elektronik imza, kayıtlı elektronik posta sistemi kullanımı ve elektronik defter tutma ile ilgili
yükümlülükler getirilmiştir.
9.2.1.2. Değişiklik Kanunları
Bazı kanuni düzenlemeler ise, mevcut bazı yasalarda e-devletle ilişkili birtakım değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklik
kanunlarını ve e-devlet açısından getirilerini aşağıdaki Tablo 2’de görebilmek mümkündür.
Tablo 2: E-Devletle İlgili Değişiklik Kanunları ve İçeriği
Yasal Düzenlemenin Adı E-Devlet ile İlişkisi ve İçeriği
4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Bu Kanun ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.
maddesinde yer alan mal tanımında değişiklik yapılarak,
elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan mallar da
tanımın kapsamına dahil edilmiştir. Ayrıca, Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanunun 9. maddesine ekleme
yapılmak suretiyle, elektronik ortamda gerçekleştirilen alış
veriş işlemleriyle ilgili yasal boşluk doldurulmuştur.
4826 sayılı Nüfus Kanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesine Dair Kanun
Bu Kanunun 3. maddesi ile 1587 sayılı Nüfus Kanununun
43. maddesinde bilgisayar ortamında tutulan kayıtları
“Nüfus kütükleri, nüfus aile kütükleri, özel kütükler”
tanımları içerisine sokan; nüfus müdürlüklerindeki kayıtları
kapsayacak bir veri tabanı oluşturulmasına imkan tanıyan
değişiklikler yapılmıştır. Ayrıca, Kanunun 8. maddesi ile
elektronik ortamda tutulan kayıtlara ilişkin İçişleri
Bakanlığına bazı yetkiler tanınmıştır.
Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında 5228 Sayılı
Kanun
Bu Kanun ile 213 sayılı Kanun’un 28. maddesine eklemeler
yapılarak, vergi beyannamelerinin ve tahakkuk fişinin
elektronik ortamda gönderilmesi imkânı sağlanmaktadır.
5812 sayılı Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Kamu ihale sürecine ilişkin işlemlerinin internet üzerinden
gerçekleştirilmesini sağlayacak Elektronik Kamu Alımları
Platformu (EKAP) bu Kanunda tanımlanmaktadır. Kanunda
ihale sürecinde bildirim, tebligat ve diğer işlemlerin kısmen
veya tamamen elektronik ortamda gerçekleştirilmesine izin
veren hükümler yer almaktadır.
5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun
Bu Kanunun 14. maddesiyle internet hizmetleri için özel
iletişim vergisi oranını % 5'e indirilmiştir.
6099 Sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun
Bu Kanunun 2. maddesiyle, tebligata elverişli bir elektronik
posta adresi temin eden şahıslara elektronik tebligat
yapılma imkanı sağlanmıştır.
57.
Kaynak: www.bilgitoplumu,gov.tr adresindekibilgilerden derlenerek elde edilmiştir.
9.2.1.3. Çıkarılması Beklenen Kanunlar
E-devletle doğrudan ilişkili olan ve yakın zamanda kanunlaşması beklenen iki önemli kanun tasarısından (kanun tasarısı
taslağından) bahsedilebilir. Bunlardan ilki, “E-Devlet ve Bilgi Toplumu Kanun Tasarısı Taslağı”dır. Söz konusu Kanun
Tasarısı Taslağı 2009 yılında Başbakanlık tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştır. 7 bölümden oluşan Taslak, genel olarak
Bilgi Toplumu Ajansının kuruluşu, organizasyonu ve görevleri ile e-devlet hizmetlerine ilişkin genel hükümleri
içermektedir. Kanunlaşması beklenen bir diğer tasarı ise, “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı Taslağı”dır. Bu
Taslak 08.06.2012 tarihinde Başbakanlığa gönderilmiştir. Bu Taslak kanunlaşırsa, kişisel verilerin işlenmesinde kişinin
dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı ile temel hak ve özgürlüklerini korumaya dair yasal zemin oluşturulmuş ve
kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin uyacakları esas ve usuller belirlenmiş olacaktır. Bu Taslakların hala
kanunlaşmamış olması, Türkiye’de e-devlete dair yasal çerçevede önemli eksikliğe işaret etmektedir.
9.2.2. E-Devlete İlişkin Bakanlar Kurulu Kararları, Yönetmelik ve Genelgeler
Türkiye’de e-devletin gelişiminin hızlandığı 2000’li yıllardan itibaren, e-devlet ile doğrudan veya dolaylı ilgili birçok
bakanlar kurulu kararı, yönetmelik ve genelge yayınlanmıştır. Bunların e-devlet olgusuyla daha yakından ilişkili olan
bazıları aşağıdaki Tablo 3’de gösterilmektedir.
Tablo 3: E-Devlete Dair Önemli Bakanlar Kurulu Kararları, Yönetmelik ve Tebliğler
DÜZENLEMENİN TÜRÜ VE ADI İÇERİĞİ
BAKANLAR KURULU KARARLARI
E-Devlet Kapısına İlişkin 2005/8409 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı
E-Devlet Kapısı teknik altyapısının kurulması görev ve
sorumluluğunun Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye verilmesi
hakkındadır.
E-Devlet Kapısına İlişkin 2006/10316 Sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı
E-Devlet Kapısının kurulması ve yönetilmesi görev ve
sorumluluğunun Başbakanlık adına Ulaştırma Bakanlığı'na
verilmesi hakkındadır.
Ulusal Siber Güvenlik Çalışmalarının Yürütülmesi,
Yönetilmesi ve Koordinasyonuna İlişkin Karar
Bu Kararla kamu kurum ve kuruluşlarınca bilgi teknolojileri
üzerinden sağlanan her türlü hizmet, işlem ve veri ile
bunların sunumunda yer alan sistemlerin güvenliğinin
sağlanmasına ve gizliliğinin korunmasına yönelik tedbirlerin
alınması ve bilgi ve iletişim teknolojilerine ilişkin kritik
altyapıların işletiminde yer alan gerçek ve tüzel kişilerce
uyulması gerekli usul ve esaslar düzenlenmiştir.
YÖNETMELİKLER
2004/7189 Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun Uygulanmasına
İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin esas
ve usuller düzenlenmiştir.
6 Ocak 2005 tarihli Elektronik İmza Kanunu'nun
Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
Yönetmelik ile bildirim ve sertifikasyon süreçlerine, güvenli
elektronik imza oluşturma ve doğrulama verileri ile
araçlarına, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı,
Telekomünikasyon Kurumu, nitelikli elektronik sertifika
sahibi ve üçüncü kişilerin yükümlülüklerine, denetime,
faaliyetin sona erme hallerine, zaman damgasına, yabancı
elektronik sertifikalara, güvenliğe, teknik ve mali hususlara
ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
5651 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Yönetmelik ile
internet ortamında yapılan yayınlara ilişkin ilkeler tespit
edilmekte; erişimin engellenmesi kararı ve bu kararın
yerine getirilmesi ile ilgili usul ve esaslar ile idari ve cezai
yaptırımlar düzenlenmektedir.
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Yönetmelik ile e-sigorta tanımı yapılmakta ve sosyal sigorta
işlemlerine ilişkin kayıtların elektronik ortamda tutulması
esası getirilmektedir. SGK’ya elektronik ortamda bilgi
alışverişi yapılması konusunda koşulları belirleme yetkisi
verilmektedir.
58.
İnternet Alan AdlarıYönetmeliği Yönetmelikte, “tr” uzantılı olan tüm alan adları yönetimine
ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Yönetmeliğin
kapsamında kayıt kuruluşlarının ve alan adı sahiplerinin hak
ve yükümlülükleri, alan adları ile ilgili ihtilaf durumlarında
alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları ile bu
mekanizmaya başvuru usulü, hakemlerin nitelikleri gibi
hususlar yer almaktadır.
Elektronik İhale Uygulama Yönetmeliği Bu yönetmelik ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu
kapsamındaki kamu kurumlarının yapacakları ihalelerin
kısmen veya tamamen Elektronik Kamu Alımları Platformu
üzerinden gerçekleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar
düzenlenmektedir.
Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin
İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelik
Yönetmelik ile elektronik haberleşme sektöründe kişisel
verilerin işlenmesi, saklanması, gizliliğinin korunması için
sektörde faaliyet gösteren işletmecilerin uyması gereken
kurallar, usul ve esaslar düzenlenmiştir.
GENELGELER
27 Şubat 2003 tarihli ve 2003/12 sayılı Başbakanlık
Genelgesi
E-Dönüşüm Türkiye Projesinin koordinasyonu, izlenmesi,
değerlendirilmesi ve yönlendirilmesi ile ilgili olarak DPT
Müsteşarlığı görevlendirilmiş; e-Dönüşüm Türkiye
Projesinin amaçları, kurumsal yapısı ve uygulama esasları
belirlenmiştir.
2003/48 sayılı Başbakanlık Genelgesi E-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planının
uygulamaya konulması hakkındadır.
2004/21 sayılı Kamu Sertifikasyon Merkezi Oluşturulması
Hakkında Başbakanlık Genelgesi
Elektronik imza uygulamalarının tüm kamu kurum ve
kuruluşlarında birlikte işler ve uyumlu bir yapıda
işletilmesini teminen, kamu kurum ve kuruluşlarının
kurumsal sertifika ihtiyaçlarının karşılanması için Kamu
Sertifikasyon Yapısı oluşturulması kararlaştırılmaktadır.
E-Devlet Kapısının Kurulması, İşletilmesi ve Yönetilmesine
ilişkin 2006/22 sayılı Başbakanlık Genelgesi
Genelge ile projenin en kısa süre içerisinde bitirilmesi ve
aksamaya mahal verilmemesi için, kamu kurum ve
kuruluşları tarafından gerekli hassasiyetin gösterilerek tüm
tedbirlerin alınması ve projenin yürütülmesi konusunda
TÜRKSAT Uydu Haberleşme ve Kablo TV İşletme A.Ş.'ye
gerekli desteğin verilmesi istenmiştir.
Kamu Kurumları İnternet Sitesi Kılavuzu Hakkında 2007/4
sayılı Başbakanlık Genelgesi
Genelge ekinde kamu kurum ve kuruluşlarının internet
sitelerinde asgari düzeyde içerik ve tasarım uyumunun
sağlanmasında gözetilecek kılavuz yer almaktadır.
E-Dönüşüm Türkiye Projesi Kurumsal Yapılanması Hakkında
2007/7 sayılı Başbakanlık Genelgesi
Genelge ile E-Dönüşüm Türkiye Projesi kapsamında
2003/12 ve 2003/48 sayılı Genelgelerle oluşturulan
kurumsal yapılar, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda
yeniden değerlendirilmektedir.
Kamu Bilgi Sistemlerinde Birlikte Çalışabilirlik Esaslarına
İlişkin 28 Şubat 2009 tarih ve 2009/4 sayılı Başbakanlık
Genelgesi
Genelge ekinde Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi güncel
sürümü (Sürüm 2.0 - 28 Şubat 2009) yer almaktadır.
Kaynak: www.bilgitoplumu.gov.tr adresinden elde edilen bilgilerden oluşturulmuştur.
9.3. Türkiye’de E-Devlet ve Kurumsal Yapılanma
Türkiye’de e-devletin gelişimine bakıldığında, aslında Türkiye’nin özellikle 1990’lı yılların başından itibaren BİT’lerin
ekonomik, toplumsal, siyasal ve yönetsel alanda sağladığı fayda ve olanaklara dair bir farkındalığın varolduğunu ve bu
farkındalığın yansıması olarak BİT’lerin kullanımını planlamaya ve teşvik etmeye yönelik birden çok çalışma, rapor ve
projenin gündeme geldiğini söyleyebilmek mümkündür. E-devlete yönelik bu çalışmaların 2000’li yıllarda hız
kazandığını ve E-Dönüşüm Türkiye Projesi bağlamında daha bütüncül bir şekilde ele alındığı ifade edilebilir. 2006-2010
dönemini kapsayan Bilgi Toplumu Stratejisi ile Türkiye’nin e-dönüşüm sürecinin bilgi toplumuna geçiş süreciyle çok
daha kuvvetli bağlarla ilişkilendirildiği ve bu kapsamlı süreci etkin bir şekilde yönetmek için bir kurumsal yapının inşa
edildiği görülmektedir.
Türkiye’de e-devlet çalışmalarına yönelik organizasyon incelendiğinde, öncelikle Kalkınma Bakanlığı, E-Dönüşüm
59.
Türkiye İcra Kurulu,Dönüşüm Liderleri Kurulu ve E-Dönüşüm Türkiye Danışma Kurulu karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca,
Türkiye’de bütün kamu hizmetlerine tek bir noktadan erişim imkanı sağlayan bir internet sitesini ifade eden e-devlet
kapısının kurulması, işletilmesi ve yönetilmesi çerçevesinde Ulaştırma Bakanlığı ve Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV
ve İşletme A.Ş. ön plana çıkmaktadır. Elbette, her bir bakanlık, kamu kurumları ve yerel yönetimler de kendi
kurumlarında yürüttükleri e-devlet projeleri ve uygulamaları bağlamında icracı aktörler olarak devreye girmektedirler.
Bununla birlikte, bugün Türkiye’de e-devlete dair kurumsal yapılanma denildiğinde, Kalkınma Bakanlığı Bilgi Toplumu
Daire Başkanlığı, E-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu, Dönüşüm Liderleri Kurulu ve E-Dönüşüm Türkiye Danışma Kurulu
anlaşılmaktadır.
Bilgi Toplumu Daire Başkanlığı’na e-devletle ilgili koordinasyon görevi verilirken; daha önce de belirtildiği gibi, E-
Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu E-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin yürütülmesi ve Bilgi Toplumu Stratejisinin uygulanması
sürecinde en üst düzeyde politika belirleme ve karar alma, değerlendirme ve yönlendirmeden sorumlu kuruldur.
Kurulda, Kalkınma Bakanı; Milli Eğitim Bakanı; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı; Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanı; Başbakanlık Müsteşarı; İçişleri Bakanlığı Müsteşarı; Maliye Bakanlığı Müsteşarı; Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı
ve Başbakanlık Başmüşaviri yer almaktadır. Kurul toplantılarına; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu
Başkanı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme
İdaresi Başkanı, Türksat A.Ş Genel Müdürü, Dönüşüm Liderleri Kurulu Başkanı, Danışma Kurulunu temsilen Danışma
Kurulu Başkanı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkanı, Türkiye
Bilişim Derneği Başkanı, Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı, Yazılım Sanayicileri Derneği Başkanı, Türkiye Bilişim Sanayicileri
ve İşadamları Derneği Başkanı da katılmaktadır (http://www.bilgitoplumu.gov.tr).
Dönüşüm Liderleri Kurulu, kurumlar arası işbirliğinin temini ile ortak ilke ve standartların uygulanması ve bilgi
toplumuna dönüşüm sürecinde Bilgi Toplumu Stratejisinin etkin şekilde hayata geçirilmesi için oluşturulmuş ortak bir
platformdur. Bu Kurul, bakanlıkların yanı sıra Bilgi Toplumu Stratejisi eki Eylem Planında yer alan eylemlerden sorumlu
kamu kurum ve kuruluşlarının strateji geliştirme birimi başkanları ile İcra Kurulu tarafından belirlenecek üniversite ve
belediyelerin temsilcilerinden oluşmaktadır. E-Dönüşüm Türkiye Danışma Kurulu ise; Türkiye’nin bilgi toplumuna
dönüşüm çalışmalarında ve Bilgi Toplumu Stratejisinin uygulanması sürecinde kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları, üniversiteler, özel sektör ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerilerinin ortak bir zeminde
paylaşılması ve değerlendirilmesi amacıyla oluşturulmuştur (T.C. Başbakanlık, 2007).
Bununla birlikte, Türkiye’de koordinasyonu sağlayacak ve çalışmaları yönlendirecek güçlü bir üst yapı eksikliği sürekli
olarak dile getirilmekte ve e-devlete dair varolan ve yükselen farkındalığa rağmen istenilen sonuçların elde
edilememesi söz konusu kurumsal yapılanma yoksunluğuna bağlanmaktadır. Bu nedenle, e-devletin liderliği,
koordinasyonu ve uygulaması nasıl olmalı sorusu bağlamında Türkiye’de e-devletin kurumsal yapılanmasına ilişkin
modeller önerilmektedir. Bilgi Toplumu Ajansı Modeli, E-Devlet Ajansı Modeli, E-Devlet Genel Müdürlüğü Modeli, Bilgi
Toplumu Genel Müdürlüğü Modeli, Bilgi Toplumu Ajansı Modeli Türkiye’de kurumsal yapılanma önerilerine örnek
olarak gösterilebilir (TBD, 2010; DPT, 2006d).
Şekil 1: Bilgi Toplumu Stratejisi ve Kurumsal Yapılanma Önerisi
60.
Esasında, dünya uygulamalarıincelendiğinde dört temel kurumsal yapılanma modeli önerildiği görülmektedir (DPT,
2006d: 14):
• Kurumlar arası koordinasyonu sağlayan ve genelde Başbakan’a direk bağlı, atanmış “merkezi bir üst kurul”;
• Hazine, Maliye Bakanlığı ya da Kalkınma Bakanlığı gibi eylemlerin kaynak tahsisini yapan, dolayısıyla finansman
yoluyla yaptırım gücü yüksek kurumların hüviyetinde olan “kurul ve/ya birim”;
• Bilgi Toplumunun farklı alanlarını çeşitli bakanlıkların sorumluluğuna dağıtan “paylaşımlı model”;
• Ana faaliyet alanı ve sorumluluğu Bilgi Toplumuna ilişkin eylemlerin hayata geçirilmesi olan“bakanlık modeli”.
Bu modellerin her biri dünya genelinde çok farklı ülkelerde uygulanma fırsatı yakalamıştır. Bununla birlikte, bir modelin
diğerine göre daha başarılı olduğunu bulgulara dayalı olarak iddia edebilmek çok fazla mümkün değildir. Ülke
uygulamaları, Kurumsal yapılanma modelinin devlet kademelerinde nerede kurgulandığından ziyade,“uygulamaya
geçirebilecek mekanizmaların tasarlanması”, “politik liderliğin güçlü olması”, “icracı kurumların performansının
birebir takip ediliyor olması” ve “katılımcılığın teşvik edilmesi ve düzgün işleyen danışma mekanizmalarının
bulunması”nın başarı şansını artırdığını göstermektedir (DPT, 2006d: 24).
Bu bölümde, bilgi toplumuna geçiş sürecine ilişkin en önemli dokümanlardan biri olan Bilgi Toplumu Stratejisinde yer
alan kurumsal yapılanma modeline değinilmektedir. Söz konusu kurumsal yapılanma modelinin detaylarını Şekil 1’de
görebilmek mümkündür. Bu model önerisinin genel olarak Türkiye’deki mevcut durumu yukarıda belirtilen ölçütler
bağlamında iyileştirmeye ve geliştirmeye çalıştığı belirtilebilir. Bu model, Bilgi Toplumu Stratejisinin tüm boyutlarıyla
bir bütünlük içerisinde hayata geçirilerek hedeflerine ulaşabilmesi için kamu kurum ve kuruluşları, iş dünyası, sivil
toplum kuruluşları başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin stratejiyi benimseyerek ortak hedefler
doğrultusunda uyumlu bir biçimde hareket etmeleri gereğine dikkat çekerek, siyasi ve idari liderlik, karar alma,
programlama, kaynak tahsisi, uygulama, koordinasyon ve denetim düzeyinde etkin, yaptırım gücü yüksek, şeffaf ve
hesap verebilir bir uygulama sürecinin gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Paydaşların e-devlet yolunda aktif işbirliği
ve etkileşim içinde çalışmaları hedeflenmektedir (DPT, 2006b: 44).
Türkiye’de yakın zamanda yaşanan değişimler bağlamında, Şekil 1’deki Devlet Planlama Teşkilatı ifadesini Kalkınma
Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı ifadesini Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı olarak değerlendirmek
gerekmektedir. Yine, bu model Bilgi Toplumu Stratejisi’nde geleceğe yönelik bir referansla yer aldığı için Şekil 1’deki
Bilgi Toplumu Genel Müdürlüğü ve Kamu Yönetimini Geliştirme Genel Müdürlüğü ifadeleri Başbakanlık ve Kalkınma
Bakanlığı’nda gerçekleştirilmesi planlanan içsel değişimler olarak düşünülmelidir.
Bilgi Toplumu Stratejisindeki kurumsal model önerisinde, önemli bir faktör olan siyasi liderliğin devlet bakanlığı ve
başbakan yardımcısı ile ilgili bakanlar düzeyinde öngörüldüğü, bilgi toplumu stratejisinin yerel düzeyde yaşama
geçirilmesinde koordinasyon sorumluluğunun İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler genel Müdürlüğü’ne verildiği, kurumlar
arası işbirliğinin Dönüşüm Liderleri Kurulu aracılığıyla sağlanacağı, paydaşların sürece katılım ve desteğinin Danışma
Kurulu sayesinde gerçekleştirileceği ve kurumlarının performanslarının asıl olarak E-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu ve
Sayıştay (Dış Denetim açısından) tarafından yapılacağı görülmektedir (DPT, 2006b: 44-45).
Bölüm 10
TÜRKİYE’DE MERKEZİ YÖNETİMDE E-DEVLET UYGULAMALARI VE SORUNLAR
Bölüm Hedefi
Bu bölümde, Türkiye’de merkezi düzeyde uygulanan başlıca e-devlet uygulamaları ve söz konusu e-devlet
uygulamalarında karşılaşılan sorunların ele alınması ve bu sorunların ortadan kaldırılması için önerilerinin geliştirilmesi
hedeflenmektedir.
10.1. Merkezi Yönetimde Başlıca E-Devlet Uygulamaları
Türkiye’de e-devlet uygulamaları, hemen hemen her ülkede olduğu gibi, kamu kurumlarının merkez ve taşradaki
örgütlenmeleri arasındaki veya kurumun farklı birimleri arasındaki iletişimi sağlamak ve güçlendirmek amacıyla
intranetlerin kullanılması ile başlamış, söz konusu kamu kurumlarının birbirinden bağımsız olarak internet sitesi
oluşturması ve bazı hizmetleri elektronik ortama taşıması ile devam etmiştir. Dolayısıyla, yakın zamana kadar
61.
Türkiye’de e-devlet uygulamalarındanziyade, e-kurum uygulamaları söz konusuydu (DPT, 2007; İstanbul Ticaret Odası,
2003; DPT, 2005). Ancak, 2000’li yıllardan itibaren e-devlet olgusunun öneminin kavranması, tüm kesimler tarafından
kabul görmesi ve kurumların e-devlet uygulamalarının daha planlı ve bütüncül bir şekilde değerlendirilmesiyle, birlikte
işlerlik ilkesi çerçevesinde kurumlar arasında veri ve bilgi paylaşımı sistemlerinin yaşama geçirilmesi ve e-devlet
hizmetlerinin entegrasyonuna doğru bir ilerleme kaydedildiği görülmektedir. Başka bir deyişle, genel olarak e-devletin
gelişim modellerinde son aşama olarak değerlendirilen bütünleşik devlet aşamasına doğru bir geçişin yaşandığı
belirtilebilir. Bu süreçte özellikle 2000’li yıllardan itibaren Başbakanlıktan bakanlıklar ve bakanlıklara bağılı ve ilgili
kuruluşlara, Rekabet Kurumu, Kamu İhale Kurumu gibi bağımsız düzenleyici kurumlardan yerel yönetimlere kadar
birçok kamu kurumu çok sayıda e-devlet projesi ve uygulaması gerçekleştirmiştir ve bugün de gerçekleştirmektedir. Bu
bölümde, merkezi yönetim kurumları tarafından yürütülen ve ön plana çıkan temel e-devlet projeleri ve uygulamaları
ele alınacaktır.
10.1.1. E-Devlet Kapısı
E-Devlet Kapısı, Türkiye’de bütün kamu hizmetlerine tek bir noktadan erişim imkanı sağlayan bir internet sitesidir. E-
Devlet Kapısının amacı kamu hizmetlerini, vatandaşlara, işletmelere, kamu kurumlarına bilgi ve iletişim teknolojileriyle
etkin ve verimli bir şekilde sunmaktır. Vatandaş odaklı e-devlet anlayışının en temel yansımalarından birini ifade eden
E-Devlet Kapısının temelleri, 2003/48 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile yürürlüğe giren E-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa
Dönem Eylem Planı’nın 40 no’lu ve 41 no’lu eylemlerinde yer almaktadır. Kısa Dönem Eylem Planı’nındaki bu
eylemlerde, sırasıyla “kamu hizmetlerinin ortak platformda – tek kapıdan (portal) sunumu ve sunulacak hizmetlerin
geliştirilmesine yönelik stratejinin belirlenmesi” ve “kamu hizmetlerinin geliştirilmesi ve ortak platformda sunumu için
proje oluşturulması” öngörülmektedir (DPT, 2004: 43). Bu öngörülere binaen, E-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu 9 Eylül
2004 tarihinde vatandaşın devlet hizmetlerine elektronik ortamda tek bir kapıdan güvenli ve hızlı bir şekilde erişimini
sağlayacak olan E-Devlet Kapısı teknik altyapısının acil olarak kurulması ve bu yöndeki görev ve sorumluluğun Türk
Telekomünikasyon A.Ş.’ye verilmesi yönünde karar almış ve E-Devlet Kapısı Projesinin başarılı olabilmesinin en üst
düzeyde sahiplenilmesine bağlı olduğuna dikkat çekerek, aldıkları kararın bir Bakanlar Kurulu Kararı ile
desteklenmesinin uygun olacağını ifade etmiştir (E-Dönüşüm İcra Kurulu, 2004). İcra Kurulu’nun bu kararına dayalı
olarak, Bakanlar Kurulu 29 Ocak 2005 tarihinde Resmi Gazete yayımlanan 2005/8409 sayılı Kararı ile E-Devlet Kapısı
teknik altyapısının kurulması görev ve sorumluluğunu Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye vermiştir (Bakanlar Kurulu,
2005). Daha sonra, 20.04.2006 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/10316 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile E-
Devlet Kapısının kurulması, işletilmesi ve yönetilmesi görev ve sorumluluğu Başbakanlık adına Ulaştırma Bakanlığı'na
verilmiş ve Bakanlığın E-Devlet Kapısı teknik altyapısının kurulumu ve işletilmesi ile ilgili görev ve sorumluluklarını
Türksat Uydu Haberleşme ve Kablo TV İşletme A.Ş. aracılığı ile yürüteceği öngörülmüştür (Bakanlar Kurulu, 2006).
Nihayetinde, E-Devlet Kapısı yapılan çalışmalar sonucunda 18 Aralık 2008 tarihinde uygulamaya girmiştir.
Kamu hizmetlerinin tek noktadan ve farklı kanallardan bütünleşik bir şekilde sunumunu hedefleyen E-Devlet Kapısı’nın
hem kullanıcı sayısı hem de bu portaldan sunulan hizmet sayısı zaman içerisinde önemli bir artış göstermiştir. 22
hizmetle faaliyete geçen E-Devlet Kapısından sunulan hizmet sayısı 2010 yılı sonunda 246’ya ulaşmıştır. Bununla
birlikte, bu hizmetlerin büyük çoğunluğu sınırlı sayıda kurum tarafından sağlanmaktadır. Bu hizmetlerin çok büyük bir
kısmı, o dönem Türk idari teşkilatında yer alan Denizcilik Müsteşarlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Ulaştırma Bakanlığı ve
Milli Savunma Bakanlığınca sunulmaktadır. Ayrıca, 2010 yılı sonunda 1,95 milyon olan kullanıcı sayısı, 2011 yılı Mayıs
ayı başında 7,14 milyona ulaşmıştır. Bu çarpıcı artışın arkasında Sosyal Güvenlik Kurumunun elektronik hizmetlerini
yalnızca E-Devlet Kapısı üzerinden sunması yer almaktadır (DPT, 2011: 76). 2011 Eylül ayı itibariyle, illere göre E-Devlet
Kapısı kullanım yoğunluğuna bakıldığında, ilk beş sırada İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa gelmektedir. Yüksek
nüfuslu illerden gelen kullanım yüksekliği yanında, daha küçük ölçekli illerimizden gelen yüksek kullanım oranları da
dikkat çekicidir (Medeni vd., 2012). İller ve E-Devlet Kapısı kullanım sayısı Tablo 1’de gösterilmektedir.
Tablo 1: İllere Göre E-Devlet Kapısı Kullanımı (Eylül 2011 İtibariyle)
İl İsmi / Kullanım Sayısı
1. İstanbul 2.806.586 4. Antalya 394.408 7. Kocaeli 270.298 10. Manisa 200.615
2. Ankara 737.107 5. Bursa 363.709 8. Adana 252.654 11. Gaziantep 180.200
3. İzmir 652.045 6. Konya 283.526 9. Mersin 227.843 12. Denizli 166.403
Kaynak: Tunç Medeni vd., (2012), “E-Devlet Kapısı: Sunulan E-Hizmetlerin Değerlendirilmesi ve Öneriler”, E-Devlet:
Kamu Yönetimi ve Teknoloji İlişkisinde Güncel Gelişmeler(Ed. Mehmet Zahid Sobacı ve Mete Yıldız), Ankara: Nobel
62.
Yayıncılık, s. 266.
Ayrıca,E-Devlet Kapısına iletilen şikâyetler genel olarak incelendiğinde, şikâyetlerin şifre ücretleri ve şifre ile giriş
problemleri konusunda yoğunlaştığı görülmektedir. En çok alınan şikâyet, ilk şifreden sonra (şifrenin unutulması,
kaybedilmesi durumunda) ödenen tutarın çok yüksek olduğuna ilişkindir (Medeni vd., 2012: 270).
10.1.2. MERNİS (Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi)
MERNİS, tüm vatandaşların kimlik bilgilerini elektronik ortama aktarmayı ve bu bilgilerdeki değişiklikleri anlık olarak
güncellemeyi ve güven içinde paylaşımını amaçlayan bir projedir. Nüfus kayıtlarının bilgisayar ortamına aktarılarak ilçe
nüfus veri tabanlarının oluşturulması ve hizmetin modernizasyonu; kurumların vatandaşlar için kullandığı farklı
numaraların tekleştirilmesi öngörüsü çerçevesinde vatandaşlara birer kimlik numarası verilmesi ve kimlik bilgilerini
kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kurumlarla paylaşarak hizmet akışının hızlandırılması, güvenilir hale
getirilmesi ve vatandaşların hizmetlerini kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde almasının sağlanması MERNİS Projesinin
sağladığı temel katkılardır (Özata ve Sevinç, 2010: 134-135; Şahin, 2008: 105; Odabaş, 2009: 384; DPT, 2005: 63-
64;http://www.nvi.gov.tr/Hakkimizda/Projeler,Mernis_Genel.html).
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde geliştirilen MERNİS, Türkiye’nin en eski e-
devlet projelerinden biridir. 1972 yılında gündeme gelen MERNİS Projesi fikri, 1976 yılında DPT tarafından
projelendirilmiş ve 1980 yılında proje Ortadoğu Teknik Üniversite'sine (ODTÜ) ihale edilmiştir. 1982 yılında başlayan
proje uygulama çalışmaları, uzun bir sürecin sonunda Dünya Bankası’nın sağladığı desteğin de katkısıyla tamamlanmış
ve 2002 yılının Kasım ayında MERNİS veritabanı kurulmuş ve MERNİS sisteminin online olarak çalışması sağlanmıştır
(http://www.nvi.gov.tr/Hakkimizda/Projeler,Mernis_Dundenbugune.html).
MERNİS, Türk kamu yönetiminde yaşama geçirilen diğer e-devlet projeleri ile yakından ilişkilidir. Örneğin, MERNİS ile
yine Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan ve 23 Şubat 2005 tarihinde hizmete açılan
Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) ilişkilendirilerek, kamu kurumlarının MERNİS veritabanında tutulan bilgilere ilgili
mevzuatta belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, güncel ve güvenli bir şekilde, 7/24 ve çevrimi içi olarak erişimi
sağlanmıştır. Böylece, kurum ve kuruluşların ihtiyaç duydukları nüfus kayıt örneği ve yerleşim yeri adresi gibi bilgi ve
belgeleri nüfus müdürlükleri ile yazışma yapmadan veya vatandaşlardan istemeden doğrudan ve anında KPS’den temin
ederek hizmet vermeleri mümkün hale gelmiştir (DPT, 2005: 66; https://kpsbasvuru.nvi.gov.tr/KpsNedir.aspx).
10.1.3. GİMOP (Gümrük İdaresinin Modernizasyonu Projesi)
Ülkelerin gümrük kapılarında yaşanan ciddi sorunlar bütün devletlerde gümrük ve ticaret alanında bir modernizasyon
çalışmasını gündeme getirerek, söz konusu alanda önemli e-devlet uygulamalarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu
bağlamda, Türkiye’de de hızlı bir şekilde ve en az dokümanla malların elektronik ortamda gümrüklenmesini ifade eden
e-gümrük başlığı altında gümrük idaresinin yeniden yapılandırılması düşüncesi hâsıl olmuş ve Gümrük Müsteşarlığı
tarafından 1996 yılında “Gümrük İdaresinin Modernizasyonu Projesi” başlatılmıştır. GİMOP, Dünya Bankası tarafından
finanse edilen ve iki temel aşamadan oluşan bir projedir. Temel olarak gümrüklerde otomasyona geçilmesini öngören
GİMOP I bağlamında, 2002 yılı sonunda 62 Gümrük İdaresinde işlemlerin % 97’si elektronik ortamda yapılır hale
gelmiştir. Aynı zamanda, Gümrük Müsteşarlığı ticareti kolaylaştırmak ve dünya pazarlarında rekabete girecek olan
ithalat ve ihracatçılara destek sağlamak için Elektronik Veri Değişimi (EDI) uygulamasını 1999 yılında başlatmış ve
yükümlüler beyannamelerini kendi bürolarından elektronik ortamda Birleşmiş Milletlerce belirlenen UN/EDIFACT
standardında tescil edebilir hale gelmişlerdir. Bu uygulama ile gümrüklü sahaya eşyaların gelişi ile ithalatçı ve
ihracatçılar beyanlarını hızlı bir şekilde gümrük idaresine verebilmekte ve gümrük idaresi beyanı ve gerekirse eşyayı
minimum gecikme ile kontrol etmekte; gümrük beyannameleri, gümrük idaresinin bilgisayarına yeniden veri girişi
yapılmadan aktarılmakta ve vergiler sistem tarafından hesaplandıktan sonra rahatlıkla kontrol edilebilmekte; daha
gerçekçi istatistikler alınabilmekte; işlemler basitleştirilmekte ve gümrük müdürlüklerinde her gün iş takip eden
yüzlerce firma görevlisi sayısı elektronik veri değişimi uygulaması ile süratle azalarak, gümrük personeli üzerindeki fiziki
iş yükü de azalmaktadır (Özata ve Sevinç, 2010; Odabaş, 2009; DPT, 2005; http://eski.gumruk.gov.tr/tr-
TR/euygulamalar/Sayfalar/gimop.aspx).
GİMOP II’nin merkezinde 1998 yılından itibaren gümrük yönetimlerinde kullanılmakta olan ve ürünün gümrük sahasına
girişinden çıkışına kadar tüm gümrük işlemlerinin gerçek zamanlı olarak bilgisayar ortamında yürütülmesine ilişkin bir
63.
yazılım olan BİLGE(Bilgisayarlı Gümrük Etkinlikleri) Yazılımı vardır. GİMOP II çerçevesinde, AB teknik yardımı
kapsamında geliştirilen AB Projeleri ile mevcut GİMOP I’in altyapısını geliştirmek ve AB müktesebatının bir parçası
olarak yazılımları BİLGE-WEB yazılımına entegre etmek amaçlanmaktadır (Özata ve Sevinç,
2010;http://eski.gumruk.gov.tr/tr-TR/euygulamalar/Sayfalar/gimop2.aspx).
10.1.4. VEDOP (Vergi dairesi Otomasyon Projesi)
VEDOP vergi gelirlerinin toplanması, takip altına alınması ve vergi kaçaklarının önlenmesi işlevlerini yerine getirmek
için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen bir projedir. VEDOP ile vergi dairesi fonksiyonlarının
BİT’ler aracığıyla yerine getirilmesinin vergi dairelerine yaygınlaştırması ve bölge ve merkez ağ yapısının kurulması
öngörülmektedir. VEDOP ile vergi dairesi çalışmalarında etkinlik ve verimliliğin artırılmasına ve bilgisayar ortamında
toplanan bilgilerden sağlıklı bir karar destek ve yönetim bilgi sisteminin oluşturulmasına yönelik tüm vergi dairesi
işlemlerinin bilişim teknolojileri ile otomasyona geçirilmesi hedeflenmiştir. VEDOP Türkiye’nin başarılı e-devlet
projelerinden biridir. Nitekim, VEDOP içerisinde yer alan “İnternet Vergi Dairesi” uygulaması, 2003 yılında ABD'de her
yıl Computerworld Honors organizasyonu tarafından düzenlenen “Computerworld Honors 21. Yüzyıl Başarı Ödülleri”
kapsamında “Devlet ve Kar Amacı Gütmeyen Organizasyonlar” kategorisinde birincilik ödülü almıştır. Ayrıca VEDOP
“Cebit-Eurasia 2002 – Bilişim” etkinlikleri çerçevesinde TÜSİAD tarafından dağıtılan “E-Türkiye için E-Devlet Ödülleri”
içinde “Devletten Bireye“ kategorisinde verilen ödülü de almıştır (Özata ve Sevinç, 2010; Odabaş, 2009; Uğur ve Çütcü,
2009; Hepaksaz ve Hayrullahoğlu, 2011).
VEDOP, aslında 1995 yılında pilot proje olarak başlatılmıştır. Pilot projenin başarılı olması üzerine, 1998 yılında
başlatılan VEDOP üç aşamalı bir proje olarak uygulamaya aktarılmıştır (Gelirler İdaresi Başkanlığı, 2009: 28-29; DPT,
2005):
VEDOP I, 1998 – 2004 yılları arasında 22 il merkezindeki 155 vergi dairesinde uygulanmıştır. VEDOP uygulamaları ile
evrak girişinden başlayarak sicil, tahakkuk, tahsilât, düzeltme, tarhiyat, takip, iade, araç tescil, muhasebe, özlük
işlemleri gibi vergi dairesinin bütün işlemlerinin birbiriyle bütünleşmiş şekilde bilgisayar ortamında yapılması ve
uygulamada kullanılan defter, belge ve çeşitli raporların bilgisayar yardımıyla hazırlanması sağlanmıştır.
VEDOP II projesi, Otomasyonlu Vergi Dairesi sayısının artırılması, beyannamelerin internet üzerinden alınması (e-
Beyanname), Türkiye Vergi Dairesi, denetim otomasyonu, veri ambarı oluşturulması, diğer kurum ve kuruluşlarla veri
paylaşımına imkan veren altyapının oluşturulması uygulamalarını içermektedir. VEDOP II ile 2004 – 2006 yılları
arasında kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması için önemli bir adım atılmış aynı zamanda mükelleflere daha kaliteli
ve hızlı kamu hizmeti sunulması sağlanmıştır. VEDOP II ile otomasyon kapsamına dahil olmayan 283 vergi dairesi
otomasyon kapsamına alınmıştır. Bunun yanı sıra VEDOP II kapsamında gelir müdürlükleri, vergi denetmenleri birimleri
de otomasyona dahil edilmiş, e-Beyanname, Veri Ambarı (VERİA), Motorlu Taşıtlar Vergisini Tahsile Yetkili Vergi
Dairelerinin Otomasyonu ve Çağrı Merkezi sistemleri oluşturulmuş, genişleyen kapasite doğrultusunda merkez
sunucuların altyapısı güçlendirilmiş ve İnternet Tabanlı Vergi Dairesi Otomasyonu (e-VDO) geçiş işlemleri başlatılmıştır.
2007 yılında başlayan VEDOP III ile e-VDO uygulamalarının 301 vergi dairesine ve 585 Mal Müdürlüğü Gelir Servisine
yaygınlaştırılması, takdir komisyonlarının otomasyon kapsamına alınması, vergi dairesi başkanlıkları, nakil vasıtaları
vergi daireleri, süreksiz yükümlülükler vergi daireleri ve gelir müdürlüklerinin ilave donanım ihtiyaçlarının karşılanması,
arttırılan kapasite doğrultusunda sunucu altyapısının güçlendirilmesi planlanmış ve bu projeler uygulamaya
geçirilmeye başlanmıştır.
10.1.5. UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi)
UYAP, BİT’lerden yararlanarak Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının, bağlı ve ilgili kuruluşlarının, adli ve idari
tüm yargı birimlerinin (Cumhuriyet Başsavcılıkları, mahkemeler, icra ve iflas daireleri, ceza infaz ve ıslah kurumları, adli
tıp birimleri, denetimli serbestlik birimleri) donanım ve yazılım olarak iç otomasyonunu ve bilgi otomasyonu
sistemlerini kurmuş olan, kamu kurum ve kuruluşları ile dış birim entegrasyonunu sağlayan bir bilişim sistemidir. Yargı
birimlerinin ve Adalet Bakanlığı’nın merkez birimlerinin iş süreçlerini hızlandırmak, güvenilirliğini arttırmak ve kurumu
kâğıtsız ortama taşımak e-devletin e-adalet ayağını oluşturan UYAP’ın temel amaçlarıdır (Çam ve Tanrıkulu, 2012;
http://www.uyap.gov.tr/tanitim/genel.html).
64.
UYAP 2000 yılındaiki aşamalı olarak başlatılmış bir projedir. 2001 yılında Adalet Bakanlığı Merkez Birimlerinin
otomasyonunu sağlayan UYAP I projesi tamamlanmış, 2005 yılında adli ve idari yargı birimleri, adli tıplar, ceza tevkif
evlerinin otomasyonunu kapsayan UYAP II tamamlanarak faaliyete geçirilmiştir. UYAP, Türkiye’de yargı birimlerinin
tamamında uygulanmaktadır, böylece her türlü yargısal ve idari faaliyet bu sistemle elektronik ortamda
yürütülmektedir. Ayrıca, UYAP kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi sistemleriyle entegrasyon
çalışmaları yapılmıştır. Bu çerçevede UYAP ile entegrasyon sağlanan Adli Sicil Bilgi Sistemi’nden sabıka kayıtları,
MERNİS’ten nüfus kayıtları ve Adres Kayıt Sistemi’nden adres kayıtları, POLNET’ten ehliyet kayıtları, Merkez
Bankası’ndan döviz kurları, TAKBİS’ten tapu ve kadastro kayıtları yargı birimlerince otomatik olarak anında
alınabilmektedir. UYAP ile İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık, İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı Bilgi
Sistemi (KİHBİ) arasında sağlanan entegrasyon sonucu, kolluk kuvvetleri UYAP üzerinden aranan kişilerin sorgusunu
yapabilmektedir. PTT ile sağlanan entegrasyon sonucu tebligatların akıbetleri UYAP sistemi üzerinden takip
edilebilmektedir. Yargı birimlerince araçların trafik sicil kayıtlarına “Hak Mahrumiyeti” ekleme ve kaldırma işlemlerinin
elektronik ortamda yapılabilmesi ve araç hak mahrumiyeti ve sakınca bilgilerinin elektronik ortamda paylaşılması için
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Araç Kayıt Sistemi ile entegrasyon gerçekleştirilmiştir. UYAP ile Yargıtay Bilgi Sistemi
arasında gerçekleştirilen entegrasyon ile temyiz edilen dosyaların sistem üzerinden Yargıtay'a gönderilmesi ve geri
dönüşü sağlanmaktadır. UYAP ile Anayasa Mahkemesi arasında da elektronik ortamda veri alışverişi sağlanmıştır.
Böylece, UYAP idari ve yargısal süreçte mükerrer yapılan işlemleri, gereksiz uygulamaları ve ara süreçleri ortadan
kaldırmakta; sürat ve kolaylıklar sağlayarak, iş yoğunluğunu azaltmakta; personel açığından kaynaklanan sıkıntıları en
aza indirmekte ve posta ve kırtasiye gibi masraflardan tasarruf sağlamaktadır (T.C. Adalet Bakanlığı, T.Y.: 4-5)
UYAP sistemi içerisinde e-imza alt yapısına uygun olarak çalışan, tüm evrakların elektronik ortamda yönetimini, onay
işlemlerinin gerçekleştirilmesini ve arşivlenmesini sağlayan Doküman Yönetim Sistemi (DYS) geliştirilmiştir. Böylece,
merkez birimler ile taşra birimleri arasındaki evrak ve bilgi akışı DYS ile elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir.
Ayrıca, UYAP kapsamında hâkim ve savcılar başta olmak üzere adli ve idari yargı, ceza infaz kurumları personeline birer
adet …@adalet.gov.tr uzantılı e-posta adresi tahsis edilmiştir. Bunun yanı sıra, UYAP sistemi her an güncellenen
mevzuat ile içtihat, genelge, mütalaa, örnek karar, emsal yazı ve metinler, şablon yazılar gibi bilgi ve belgelerin yer
aldığı bilgi bankasını içermektedir. Bunların dışında, sistemde serbest kürsü ismiyle sanal bir tartışma ve iletişim
platformu ve “Vatandaş Bilgi Sistemi”, “Avukat Bilgi Sistemi”, “Kurumsal Bilgi Sistemi”, “Personel Bilgi Sistemi”, “UYAP
SMS Bilgi Sistemi” portalleri vardır. Öte yandan, UYAP çerçevesinde yargının hızlanması için mahkemelerde ve
Cumhuriyet savcılıklarında iş yoğunluğu, yasa değişikliği ve benzeri hususlardan kaynaklanan maddi hata ve usul
hatalarının asgari seviyeye indirilebilmesi için tüm süreçlerde öneri ve uyarılarda bulunacak Karar Destek (Uyarı)
Sistemi geliştirilmiştir (T.C. Adalet Bakanlığı, T.Y.: 9-13).
UYAP, Türkiye’nin yüz akı olarak nitelendirilebilecek e-devlet projelerinden biridir. UYAP’ın bu başarısı ulusal ve
uluslararası düzeyde aldığı ödüller ve ülkemize UYAP için yapılan heyet ziyaretlerinden anlaşılabilir. Türkiye dünyaya
örnek ve diğer ülkelere ihraç ettiği bir e-devlet projesi ortaya koymuştur. UYAP 2004, 2005, 2008, 2009 ve 2010
yıllarında Türk yargısına sağladığı önemli katkılar nedeniyle e-tr ödüllerine layık görülmüştür. 2010 Bilişim Yıldızları e-
Dönüşüm Yarışmasında UYAP Projelerine 5 ödül birden verilmiştir. UYAP, 2008 yılında Avrupa Konseyi ve Avrupa
Komisyonu tarafından düzenlenen Kristal Terazi yarışmasında özel ödüle layık görülmüştür. 1 Haziran 2009'da
Washington DC’de yapılan ve Dünya çapında üstün başarıya ulaşmış yenilikçi bilişim projelerinin ödüllendirildiği
Bilgisayar Dünyası Onur Programında (Computerworld Honors Program) “Seçkin (Laureate)” onuruna layık görülerek
altın madalya alan UYAP, e-devlet alanında dünya çapında başarılı projeler arasında finale kalan en iyi beş proje
içerisinde tek e-adalet projesi olma başarısını göstermiştir. İsveç'in Malmö şehrinde gerçekleştirilen Avrupa e-Devlet
Bakanlar Konferansı kapsamında düzenlenen Avrupa e-Devlet Ödülleri UYAP SMS Bilgi Sistemi “Halk Ödülü”
kategorisinde birinciliği kazanmıştır (T.C. Adalet Bakanlığı, T.Y.: 34).
10.1.6. TAKBİS (Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi)
TAKBİS Projesi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve ülke genelinde mülkiyet bilgilerinin
bilgisayar ortamına aktarılıp her türlü sorgulamanın yapılabilmesini amaçlayan önemli bir e-devlet projesidir. TAKBİS
ile tapu sicil ve kadastro birimlerdeki yaklaşık 650 çeşit işlem ve mevzuata uygun iş adımlarında vatandaşlara hizmetin
güvenilir, güncel ve hızlı bir şekilde sunulması mümkün olacaktır. 2000 yılında projelendirilen TAKBİS ile güvenilir arazi
bilgilerinin temini; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü hizmetlerinin daha hızlı ve güvenli olarak yürütülmesi; tapu sicil
kayıtlarının ve kadastro haritalarının sayısal ortama aktarılarak TAKBİS veritabanına aktarılması ve oluşturulan
65.
veritabanının kurumun merkezve taşra birimleri ile diğer kamu kurumlarının hizmetine sunulması amaçlanmaktadır
(DPT, 2005; http://web.tkgm.gov.tr/tkgm/index.php?page=projeler&pID=1).
TAKBİS Projesi üç aşama olarak modellenmiştir. Birinci aşama çerçevesinde, 26 Aralık 2000 tarihinde Havelsan A.Ş. ile
imzalanan sözleşmeyle öncelikle mevcut işleyişin analizi ve bu doğrultuda sistem tasarımı yapılmıştır. Pilot amaçlı
uygulamalar sonunda 2005 yılında projenin kesin kabulü gerçekleşmiştir. Projenin ikinci aşamasında, pilot
uygulamanın başarılı olması neticesinde 12 Eylül 2005 tarihinde Havelsan A.Ş. ile 3 yıllık sözleşme imzalanarak
TAKBİS’in yaygınlaştırılmasına geçilmiştir. Bu süreç içerisinde, Türkiye’de hizmet vermekte olan 957 tapu sicil
müdürlüğünden 224 müdürlük ile 325 kadastro müdürlüğünden 29 müdürlük ve bağlı 3 şeflik, TAKBİS kapsamında
çalışmaya başlamıştır. Üçüncü aşamada ise, TÜRKSAT ile 30.06.2010 tarihinde imzalanan sözleşme bağlamında geriye
kalan tapu sicil müdürlüklerinin sistem kapsamında işletime alınması ile yaygınlaştırma sürecinin tamamlanması,
mevcut yazılımların idamesi için gerekli desteğin sağlanması, yeni bir sistem merkezinin kurulması ve veri yedekliliği
hizmetinin sağlanması amaçlanmaktadır. Bu aşamanın da toplam süresi 3 yıl olarak belirlenmiştir
(.http://web.tkgm.gov.tr/tkgm/index.php?page=projeler&pID=1).
10.1.7. POLNET
Türkiye’deki önemli e-devlet projelerinden biri Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen POLNET’tir. POLNET
öncesinde dağınık yapıda tasarlanan veritabanları, POLNET ile şahıs, olay ve eşya ana başlıkları altında ortak bir
veritabanı halinde dizayn edilmiştir. Böylece, polis uygulamaları açısından önem taşıyan tüm bilgi tipleri, sistematik
biçimde veritabanına girilebilmekte ve sorgulanabilmektedir. 2002 yılı başından itibaren kullanıma açılan POLNET
projesi, polisin görevin gerekli kıldığı her türden bilgiye en hızlı, kolay ve güvenilir şekilde ulaşmasını sağlamayı; ulusal
ve uluslararası bütün bilgi ağı ve bankaları üzerinde sorgulama yapılmasına olanak tanımayı; delillerin daha hızlı
toplanması ve değerlendirilmesini; birimler arası koordinasyonun daha çabuk sağlanması ve zaman-mekan sınırının
kaldırılmasını; parmak izi, balistik karşılaştırmalar, DNA analizleri, kan ve doku tahlilleri gibi gelişmiş laboratuvar
gerektiren hizmetlerin POLNET üzerinden polisin hizmetine sunmayı; bürokrasiyi azaltmayı, işlemlere hız kazandırmayı
ve maliyetleri düşürmeyi; vatandaşa ihtiyaç duyduğu bilgiye hemen ulaşma imkanı sağlamayı; trafik ve genel
denetimlerine hız kazandırmayı ve pasaport ve ruhsat benzeri işlemlerin çevrimiçi yapılabilmesini amaçlamaktadır
(DPT, 2005; Erdal, 2004; Özata ve Sevinç, 2010).
10.1.8. Say2000i (İnternet Tabanlı Saymanlık Otomasyon Sistemi)
Say2000i Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen ve bütün saymanlıkları merkeze ve
birbirine bağlayan BİT’lere dayalı bir otomasyon sistemidir. 1999 yılında başlatılan proje çalışmaları 2001 yılında
tamamlanmıştır. Say2000i Projesi, Türkiye çapında 1457’si saymanlık olmak üzere 1536 birimde günlük çalışmaların
bilgisayar yardımıyla yapılması ve tüm verilerin merkezde bir veritabanında tutularak devlet hesaplarının günlük olarak
izlenebilmesini amaçlamaktadır. Muhasebe Modülü, Personel ve Maaş Modülü, Sağlık Harcamaları Modülü, Mevzuat
Bilgi Modülü ve Çevrimiçi Destek Modülünü içermektedir. Say2000i projesi ile ülke çapında devletin giderlerini yapan
ve gelirlerini toplayan 1457 saymanlığın tamamı otomasyona geçirilmiş, merkezle ve birbirleriyle sürekli iletişimleri
sağlanmıştır. Devletin tahsilat ve harcamaları anında izlenebilmekte, böylece ekonomi yönetimine karar desteği
verilebilmektedir. Devlet, uluslararası standartlara uygun bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu gibi mali tablolar
üretebilir hale gelmiştir. Bütün kamu çalışanlarının personel ve maaş bilgileri merkezi bir veritabanında tutularak
maaşların merkezden hesaplanabilmesi mümkün olmuştur (DPT, 2005).
10.1.9. E-Sağlık Projeleri
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı vatandaşlara daha kaliteli sağlık hizmeti vermek ve bu hizmetlere erişimlerini artırmak için
“Sağlıkta Dönüşüm Programı” başlığı altında bir yeniden yapılanma sürecine girmiştir. BİT’lerden yararlanmak söz
konusu yeniden yapılanma sürecinin bütüncül bir parçasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Sağlık Bakanlığı son
dönemde BİT’lerden hizmetlerin sunumunda yoğun bir şekilde yararlanmakta ve çok önemli e-devlet uygulamalarını
yaşama geçirmektedir.
Sağlık Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirdiği reformların temel bileşenlerinden biri olarak Ulusal Sağlık Bilgi Sistemini
(USBS) oluşturmak istemiştir. USBS, tüm vatandaşları kapsayan, her bireyin kendi bilgilerine erişebildiği, bireyin
doğumundan önce başlayıp tüm yaşamı boyunca sağlığıyla ilgili verilerden oluşan işlevsel bir veri tabanının, yüksek
66.
bant genişlikli vetüm ülkeyi kapsayan bir iletişim omurgasında paylaşılması ve tele-tıp uygulamalarına varan
teknolojilerin mesleki pratikte kullanılmasını temel alan elektronik kayıt sistemidir. Bu çerçevede Sağlık Bakanlığı
birçok e-sağlık projesini yaşama geçirmiştir. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir (Özata ve Sevinç,
2010;http://www.saglik.gov.tr/SBSGM/belge/1-15389/projelerimiz.html):
Sağlık-NET: Sağlık-NET, sağlık kurumlarında üretilen her türlü veriyi, doğrudan üretildikleri yerden, standartlara uygun
şekilde toplamayı, toplanan verilerden tüm paydaşlar için uygun bilgiler üreterek sağlık hizmetlerinde verim ve kaliteyi
artırmayı hedefleyen, entegre, güvenli, hızlı ve genişleyebilen bir bilgi sistemidir.
Merkezi Hastane Randevu Sistemi: Vatandaşların sağlık hizmetine daha kolay erişiminin sağlanması ve hastanelerin
daha etkin ve verimli şekilde hizmet sunabilmesi için geliştirilmiş bir projedir. 2009 yılında çalışmalarına başlanan ve
2011 yılında tamamlanarak ülke geneline yaygınlaştırılan bu sistemle vatandaşlar ALO 182 hattını arayarak veya
internet üzerinden, Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerinden muayene randevusu
alabilmektedir.
Aile Hekimliği Bilgi Sistemi: Bu sistem ile aile hekimleri sundukları sağlık hizmetini elektronik ortamda
kaydedebilmekte ve kaydettikleri bu verilerden Bakanlığın belirlediği veri kümelerini (Minimum Sağlık Veri Setleri-
MSVS) yine elektronik ortamda doğrudan Bakanlığa iletebilmektedir.
Çekirdek Kaynak Yönetimi Sistemi: Sağlık Bakanlığı’nın, bakanlığın tüm personelinin, kurum ve bina bilgileri, malzeme
bilgisi ve Özel Sağlık Kuruluşlarının izlendiği sistemdir. İnsan Kaynakları Yönetim Sistemi, Malzeme Kaynakları Yönetim
Sistemi, Yatırım Takip Sistemi, Özel Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemi ve Temel Sağlık İstatistikleri Modülü gibi alt
modüllerden oluşmaktadır.
Karar Destek Sistemi: Yöneticilerin veriye ulaşmasına, özetlemesine ve analiz etmesine yardımcı olarak, bir karar
vermesine katkı sağlayan sistemlerdir. Sağlık Bakanlığı tarafından bakanlık merkez teşkilatında görev yapan
yöneticilerin karar verme sürecine destek olmak amacıyla karar destek sistemi oluşturulmuştur.
Elektronik Belge Yönetim Sistemi:Sağlık Bakanlığı’ndaki belge ve bilgi alışverişinin elektronik ortama aktarılmasını ve
internet üzerinden bu bilgilerin anlık olarak yönetilmesini amaçlayan bir sistemdir. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın kurum
içi ve kurum dışı yazışmalarına ait süreçleri standart hale getirmektedir. Bu sistem ile yazışmalar için harcanan
kaynakların (kâğıt, fotokopi, toner, insan gücü) minimuma indirilmesi amaçlanmıştır.
Tele-Tıp: Tele-tıp, sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasıdır. Sağlık Bakanlığı’nda tele-tıp uygulamaları ile radyoloji,
patoloji ve ultrason alanlarındaki sağlık hizmeti sunumunun BİT’ler aracılığıyla ikinci ve üçüncü basamak sağlık
kurumları arasında uzaktan verilmesi amaçlanmıştır. Bu proje ile, uzman sayısının yeterli olmadığı hastanelerde veya
konsültasyon hizmetinin alınmasının gerektiği kompleks vakalarda önemli bir eksikliğin telafi edilmesi planlanmıştır.
Tele-tıp ile hastayla ilgili tüm görüntü ve bilgilerin ortak bir elektronik alanda toplanması ve bu bilgilerin gizli tutulması
sağlanarak, sadece ilgili hekimlerin inceleyebileceği yönde paylaşılması için güvenli ve hızlı bir elektronik ortamın
oluşturulması hedeflenmiştir.
SABİM: Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) sağlık hizmetlerinin niteliğinden dolayı etkili bir iletişim sürecinin
zorunlu olduğunun bilinciyle sağlık hizmetlerini planlayıp yönetenleri, sağlık hizmetlerini sunanları ve sağlık
hizmetlerinden yararlananları biraraya getirerek, sağlık sisteminde etkileşime dayalı bir yönetim oluşturmayı
amaçlayan bir sistemdir. Bu sistem sayesinde vatandaşlar Türkiye’nin her yerinden 7 gün 24 saat 184’ü aramak
suretiyle, sağlık sisteminin işleyişine ilişkin her türlü soru, sorun, şikayet ve eleştirilerini iletebilirler.
İlaç Takip Sistemi: 2007 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ve sahte ilaç ve sahte küpür uygulamalarının
önüne geçmek için ilaçların her aşamada izlenmesini sağlayan bir sistemdir.
10.1.10. MEBBİS (Milli Eğitim Bakanlığı Bütünleşik Yönetim Bilişim Sistemi)
Bu projenin amacı, Milli Eğitim Bakanlığı hizmetlerinin daha etkin, daha ucuz, daha hızlı, doğru ve zamanında
verilmesini sağlamaktır. MEBBİS Projesi kendi içerisinde alt projeleri barındırmaktadır. Bunlar, merkez ve taşra
67.
teşkilatları iletişim altyapısının oluşturulması suretiyle iki yönlü bilgi akışının sağlanması ve İl Milli Eğitim
Müdürlüklerinin otomasyonunun gerçekleştirilmesini hedefleyen “İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetim Bilgi
Sistemi (İLSİS)”, Bakanlık adına yurtdışında burslu okuyan öğrencilerin her türlü işleminin (başvuru, takip, dosya
kapama işlemleri vb.) gerçekleştirilmesini sağlayan “Yüksek Öğretim Yönetim Bilgi Sistemi (YÖSİS)”, Bütçe Dairesi
Başkanlığının Milli Eğitim Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı bağlantılı işlerinin bilgisayar desteğiyle yürütülmesine imkan
veren “Bütçe Yönetim Bilgi Sistemi (BÜTSİS)” ve yurt dışında çalışan Eğitim Ateşesi, Eğitim Müşavirleri ve sekreterlerin
maaş işlemlerinin, program ve ders araçları işlemleri, yurtdışı personel işlemleri, öğrenci işlemleri, istatistik işlemlerinin
yapılmasını sağlayan Yurtdışı Eğitim Yönetim Bilgi Sistemidir (YDSİS) (DPT, 2005).
10.1.11. E-OKUL
Milli Eğitim Bakanlığı e-eğitim projeleri de yürütmektedir. Bu projelerin en bilinenlerinden biri e-okul projesidir.
MEBBİS, kurum ve personel bilgilerinin yönetimine yönelik bir projeyken, e-okul projesi öğrenci ve okul bilgilerine
ilişkin bir girişimdir. E-okul projesi ile binlerce okuldaki milyonlarca öğrencinin bilgileri merkezi bir veritabanında
kaydedilmekte; öğrenciler okul, sınıf ve şubelerine göre bu sistemde kayıt altında tutulmakta ve ilk kayıt işleminden
mezuniyetine kadar öğrenciye ilişkin tüm işlemler takip edilmektedir. Aynı zamanda, sistemin velilere bakan bir yönü
bulunmaktadır. Veli bilgilendirme sistemi ile veliler de öğrenciye ilişkin bilgiye ulaşabilmektedir (DPT, 2005; Özata ve
Sevinç, 2010).
10.2. Türkiye’de E-Devlet Projeleri ve Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar
Çok boyutlu bir olgu olarak e-devletin başarılı bir şekilde yaşama geçirilmesi siyasal, hukuksal, teknolojik, toplumsal ve
kültürel alanda birçok gerekliliğin karşılanmasına bağlıdır. Türkiye’nin e-devlet pratiği bu gerekliliklerin yerine
getirilmesi açısından önemli adımların atıldığını göstermekle birlikte, Türkiye’de e-devlet proje ve uygulamalarının
daha başarılı olması ve arzu edilen faydaları üretmesi için çözüm bulunması gereken bazı sorunlardan veya ilerleme
kaydedilmesi gereken bazı sorun alanlarından bahsedebilmek mümkündür. Örneğin, Türkiye’nin e-devlet
uygulamalarının başlıca kullanıcısı olan vatandaşların güvenlik konusuna ilişkin kaygılarını gidermesi gerekmektedir
veya önemli ölçüde yol katettiği hukuksal altyapı alanında bazı eksikliklerini tamamlamalıdır. Türkiye’de e-devlet
uygulamalarındaki sorun alanlarını belirli başlıklar halinde kısaca şöyle açıklanabiliriz:
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
Liderlik ve Kurumsal Yapılanma:
Türkiye’de e-devletin kurumsal yapılanmasına bakıldığında, e-devlet alanında liderlik ve koordinasyon açısından E-
Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu ve Kalkınma Bakanlığı’nın ön plana çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’de
kurumsal yapılanma modellerinden e-devlet eylemlerinin kaynak tahsisini yapan, dolayısıyla finansman yoluyla
yaptırım gücü yüksek kurumların hüviyetinde olan “kurul ve/ya birim modeli”nin tercih edildiği belirtilebilir. İcra
Kurulunun yapılanması dikkate alındığında, Türkiye’de e-devlete siyasi liderlik açısından genel olarak bakanlık
düzeyinde bir destek sağlandığı belirtilebilir. Ayrıca, birden çok yılı kapsayan e-devlet projelerinin sayısının artması
Kalkınma Bakanlığı Bilgi Toplumu Dairesi Başkanlığı’nın kapasitesini zorlamaktadır (OECD, 2007: 74). Bu nedenle,
Türkiye’de hala kurumsal yapılanma arayışı devam etmekte ve yapılan anketlerde siyasi desteğin yetersizliği
uygulamada karşılaşılan güçlükler arasında zikredilmektedir (OECD, 2007: 70). Bu doğrultuda, Türkiye’nin politik
kültürü ve e-devletin siyasal, ekonomik ve yönetsel önemi düşünüldüğünde, en üst düzeyde siyasi desteğe işaret
edecek şekilde direkt Başbakan’a bağlı bir merkezi üst kurul modeli tercih edilebilir.
Uygulamaların Gözetim ve Değerlendirilmesinde Yaşanan Sorunlar:
Etkin bir proje izleme sistemi oluşturmak, e-devlet girişimlerinin ve uygulamalarının başarısızlık riskini azaltacaktır. BİT-
temelli yatırımların sayısının artması ve e-devlet projelerinin daha entegre uygulamaları içermesi, e-devlet projelerine
yönelik yatırımlardan daha yüksek geri dönüşler elde etmek için harcamaları önceliklendirmeyi ve uygulamayı izlemek
için ilave yönetsel tedbirleri gerektirmektedir (OECD, 2007). Esasında, Kalkınma Bakanlığı Bilgi Toplumu Dairesi “Kamu
BİT Projelerinin Hazırlanmasına” yönelik bir kılavuz yayınlayarak, projelerin hazırlanmasında esas alınacak ilke ve
usulleri ortaya koymakta ve bu çerçevede izleme ve değerlendirme raporları ve tamamlanan projelerden proje etki
değerlendirme raporu sunmasını istemektedir (Kalkınma Bakanlığı, 2012). Bu bağlamda, E-Dönüşüm Türkiye İcra
Kurulunun gözetim ve değerlendirme konusundaki yetkilerinin güçlendirilmesi, bakanlıklarda üst düzey görevlilerin
hesap verebilirliği sağlayacak şekilde e-devlet projelerinin ilerleme durumunu ve performansını düzenli olarak gözden
geçirme sorumluluklarının artırılması ve bakanlıkların e-devlet projelerinin gözetimine dair rollerinin tanımlanması
önerilmektedir (DPT, 2007: 68, 72, 75). Ayrıca, e-devlet projelerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi faaliyetlerinin
68.
başarılı bir şekildeyürütülmesinde bilgiye zamanında erişimin önemine dikkat çekilerek, maliyet, çıktılar, faydalar ve
memnuniyet konularındaki bilgi eksikliği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, bakanlıkların proje maliyetlerini ve
başarılarını izleyecek ve kullanıcılara yönelik maliyet ve faydayı hesaplayacak e-devlet proje bilgi sistemleri geliştirmesi
ve kullanıcı ihtiyaçları ve e-hizmetlere ilişkin memnuniyet düzeyleri konusunda onlara danışılması tavsiye edilmektedir
(OECD, 2007).
Hukuksal Çerçevede Yaşanan Sorunlar:
Türkiye e-devletin altyapı bileşenlerinden birini ifade eden hukuksal çerçevenin oluşturulması açısından önemli
adımlar atmış, bilgi edinme yasası, elektronik imza yasası gibi temel yasaları çıkarmış ve konuyla ilgili önemli yasalarda
değişiklikler yapmıştır. Bununla birlikte, Türkiye hala e-devlet hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları
belirleyen ve e-devlet hizmetlerinin geliştirilmesini ve yönetilmesini sağlamak ve bilgi toplumuna dönüşüm sürecini
planlamak ve koordine etmek üzere kurulacak örgütlenmenin yapısını, görevlerini ve yetkilerini ortaya koyan temel bir
e-devlet yasası, bu konudaki girişimlere rağmen, çıkaramamıştır. Aynı zamanda, vatandaşların e-devlet uygulamalarını
benimsemesinin önündeki gizlilik ve güvenlik kaygılarını dindirmeye yönelik siyasi iradenin cevabı anlamına gelebilecek
“Kişisel Verilerin Korunması Kanunu” henüz TBMM’den geçmemiştir. Yasal çerçevedeki bu eksiklikler Türkiye’de e-
devlet uygulamalarının geliştirilmesi, teşvik edilmesi ve kullanıcılar tarafından benimsenmesi ile yakından ilişkilidir.
Gizlilik ve Güvenlik:
Türkiye’de e-devlet projeleri ve uygulamalarında karşılaşılan önemli sorunlardan biri gizlilik ve güvenlik konularında
genelde internet ve özelde e-devlet kullanıcılarının yaşadığı kaygılardır. Alınan tedbirlere rağmen (yetkilendirme ve
güvenlik duvarları, world wide web güvenliği ve internet güvenlik protokolleri ve veri ve işlem güvenliği gibi) BİT’ler
alanında yaşanan güvenlik sorunları e-devlet uygulamalarının kullanımlarını olumsuz etkilemektedir. Örneğin, her
geçen gün artan şekilde devlet kurumlarının bilişim sistemlerinin hackerların saldırılarının hedefi olması ve bu
saldırılarda başarı elde etmeleri vatandaşların ve diğer paydaşların kaygılarını artırmaktadır. Güvenlik konusunda
gözlemlenen bu zafiyet onunla yakından ilişkili başka bir sorunu (gizlilik) gündeme getirmekte, insanlarda kişisel
bilgilerinin gizli kalmadığı ve mahremiyetlerinin zedelendiği yönünde bir algılamayı tetiklemektedir. Türkiye’de de e-
devlet uygulamaları açısından gizlilik ve güvenlik bir sorun alanı olarak görünmektedir. Nitekim ulusal ve uluslararası
düzeyde yürütülen saha çalışmalarında gizlilik ve güvenlik konusundaki sıkıntılar e-devletin önündeki önemli
engellerden biri olarak gösterilmektedir (Şahin, 2008; Odabaş, 2009; DPT, 2007).
Personel Eksikliği ve Değişime Direnç:
Türkiye’de e-devlet uygulamalarına ilişkin sorunlardan biri, BİT eğitimi almış tecrübeli ve uzman personel eksikliğidir.
Bu e-devlet uygulamalarında kurumsal yeterlilik açısından yaşanan problemlerin başında gelmektedir. Yapılan anket
çalışmaları da bu problemi teyit eden bulgular ortaya koymaktadır (DPT, 2007). Bu nedenle, personelin BİT’ler
konusunda eğitilmesi önerilmektedir (Şahin, 2008; DPT, 2007: 77). İnsanların ve çalışanların eğitilmesi, çalışanlar için
temel kurslar ve yöneticiler için özel kurslar verilmesi suretiyle e-devlet uygulamalarının desteklenmesi için bir
“yetkinlik merkezi” oluşturulması dile getirilmektedir (DPT, 2007).
Ayrıca, e-devlet uygulamalarına geçiş konusunda kurumsal isteksizlik ve personelin değişime ayak uyduramaması da
önemli bir sorun teşkil etmektedir (Naralan, 2008: 21). Nitekim, OECD tarafından yapılan bir anket çalışmasında
merkezi yönetim temsilcileri arasında personelin değişime uyum sağlamasının bir problem olduğunu düşünenlerin
sayısı oldukça fazladır (% 80) (DPT, 2007: 77).
Sayısal Uçurum:
Daha önceki bölümde de belirtildiği gibi, sayısal uçurum coğrafya, yaş, cinsiyet ve gelir düzeyine bağlı olarak BİT’lere
erişim açısından yaşanan eşitsizliktir. Bu kavram BİT’lere erişenler ile erişemeyenler arasındaki ayrıma işaret
etmektedir. Türkiye’de de vatandaşların e-devlet uygulamalarından yararlanabilmesi için önce internet ve BİT’lere
erişmesi gerekmektedir. Türkiye’de sayısal uçurum olgusu açısından tablo çok iyi görünmemektedir. 2012 yılı Nisan
ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre Türkiye genelinde
hanelerin % 47,2’si evden İnternete erişim imkânına sahiptir. Başka bir deyişle, Türkiye hala nüfusun yarısını bile
internetle buluşturamamıştır. İnternet erişim imkânı olan hane oranı kentsel yerlerde % 55,5 iken, kırsal yerlerde %
27,3’tür. Cinsiyet ve yaş grupları açısından da bakıldığında, bilgisayar ve internet kullanımı oranlarında çok net bir
uçurum göze çarpmaktadır (TÜİK, 2012). Bu nedenle, sayısal uçurum Türkiye’de e-devlet projeleri ve uygulamaları
açısından aşılması gereken bir sorun olarak varlığını korumaktadır.
Ayrıca, BİT’lere erişen vatandaşların da e-vatandaş niteliği göstermesi, hangi e-devlet uygulamasından ne zaman ve
69.
nasıl yararlanacağını bilmesive onları kullanabilecek yeterliliğe sahip olması gerekmektedir. Başka bir deyişle,
toplumun e-olgunluğu yüksek olmalıdır. Bu bağlamda, dijital okur-yazarlığın geliştirilmesine yönelik önlemler
alınmalıdır (Annttiroiko, 2008).
Kurumlar Arası Entegrasyon:
Türkiye’de birçok kamu kurumu çeşitli e-devlet projeleri yürütmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’de kamu kurumları e-
kurum özelliği göstermektedir. Bununla birlikte, bu kurumların yürüttüğü projeler ve uygulamalar arasındaki
entegrasyon açısından birtakım sıkıntılardan bahsedilebilir. Örneğin, UYAP gibi diğer kamu kurumları ile
entegrasyonunu büyük ölçüde tamamlamış e-devlet projelerinin sayısı artırılmalıdır. Bu çerçevede, birbiriyle uyumsuz
bilgisayar yazılımları ve eksik tanımlanmış veriler, e-devlet uygulamaları ve bu uygulamalar arasındaki entegrasyon için
bir engeldir. Bunun için birlikte çalışabilirliğe imkan veren standartlar geliştirilmesine ağırlık verilmektedir (Naralan,
2008: 20).
Bölüm 11
TÜRKİYE’DE YEREL YÖNETİMLERDE BİLİŞİM SİSTEMLERİ VE E-BELEDİYECİLİK
Bölüm Hedefi
Bu bölümde, Türkiye’de yerel yönetimlerde bilişim sistemleri ve e-belediye olgusunun incelenmesi hedeflenmektedir.
Bu kapsamda öncelikle, Türkiye’de yerel yönetimler kısaca açıklanacak, yerel e-devlet ve e-belediyecilik olgusu
tartışılacak ve Türkiye’de yerel e-devlete dair yasal çerçeve değerlendirilecektir. Ardından, il özel idareleri, belediyeler
ve köyler bağlamında Türkiye’de yerel e-devletin genel görünümü resmedilecektir. Daha sonra, Türkiye’de yerel
yönetimlerle ilgili BİT-temelli projeler açıklanacaktır. Son olarak, Türkiye’de dikkat çekici e-belediye uygulamalarından
örnekler verilecektir.
11.1. Türkiye’de Yerel E-Devlet
Günümüzde BİT’ler yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasında başvurulan araçların başında gelmektedir. Bu
bağlamda, Türkiye’de özellikle 2000’li yıllarda hız kazanan yerel yönetim reformlarının da etkisiyle yerel yönetimlerde
e-devlet uygulamaları yaygınlaşmaya başlamıştır. Yerel yönetimlerde BİT’lerin kullanılmasının hizmet sunumunun
geliştirilmesine, karar alma süreçlerinin desteklenmesine ve katılım ve demokrasinin güçlendirilmesine katkı
sağlayacağına inanılmaktadır. Bu inanç neticesinde, bir kesişim alanını ifade eden yerel e-devlet veya e-yerel yönetim
kavramı ön plana çıkmaya başlamıştır. Türkiye’de yerel e-devlet uygulamalarına geçmeden önce, Türkiye’deki yerel
yönetimlerin genel görünümünden bahsetmekte fayda vardır.
11.1.1. Türkiye’de Yerel Yönetimler
1982 Anayasası’nın 123. maddesine göre, Türk idari teşkilatı merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkeleri üzerine
inşa edilmiştir. Türkiye’de yerinden yönetim ilkesi “yer yönünden” ve “hizmet yönünden” olmak üzere iki şekilde
uygulanmaktadır. Yerel yönetimler, yer yönünden yerinden yönetim kuruluşlarına tekabül etmektedir. Türkiye’de
yerinden yönetim ilkesi yer yönünden yaşama geçirildiğinde üç tür kuruluş karşımıza çıkmaktadır. Başka bir deyişle,
1982 Anayasası’na göre Türkiye’de üç tür yerel yönetim birimi vardır. Bunlar, il özel idaresi, belediye ve köydür.
Türkiye’de 2011 yılı itibariyle 81 il özel idaresi; 16 büyükşehir, 143 büyükşehir ilçe, 65 il, 749 ilçe ve 1977 belde
belediyesi olmak üzere toplam 2950 tane belediye ve 34.396 köy bulunmaktadır.
1982 Anayasası 127. maddesinde Türkiye’deki yerel yönetimleri teker teker zikretmiş ve tanımlamıştır. Söz konusu
Anayasa maddesine göre yerel yönetimler (Anayasanın ifadesi ile mahalli idareler), “il, belediye veya köy halkının
mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları yine kanunda
gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir”. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere,
Türkiye’de yerel ve ortak nitelikteki ihtiyaçları karşılamak üzere sadece üç tür yerel yönetim birimi vardır. Türkiye’de
yerel yönetimlerin görev ve yetkileri kanunla belirlenir. Yerel yönetimler seçimle işbaşına gelmiş karar organlarına
sahiptirler. Yerel yönetimlerin seçimle işbaşına gelmiş organlarının organlık sıfatını kaybetmelerine yargı yolu ile karar
verilir. Türkiye’de yerel yönetimler kamu tüzel kişiliğine sahiptirler, böylece belirli bir idari ve mali özerklikten
yararlanırlar ve merkezi yönetimin hiyerarşik denetiminin dışında yer alırlar. Ancak, bu yerel yönetimlerin bağımsız
olduğu anlamına gelmez. Türkiye’de yerel yönetimler idarenin bütünlüğü ilkesinin bir gereği olarak merkezi yönetimin
70.
idari vesayet denetimialtındadırlar (Eryılmaz, 2012; Parlak ve Sobacı, 2012).
Halka en yakın birimler olarak yerel yönetimler, yerel toplulukların ihtiyaçlarının ve önceliklerinin daha iyi tespit
edilmesi suretiyle optimal kaynak kullanımının ortaya çıkmasında ve kamu hizmetlerinin etkin ve verimli sunumunun
sağlanmasında oynadığı rol ile halkın yönetime katılımı, halk denetiminin etkinleştirilmesi ve demokrasinin
güçlendirilmesine yaptığı katkı nedeniyle her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de önemsenmektedir. Bu bağlamda, yerel
yönetimler Türk idari teşkilatının vazgeçilmez parçalarıdır.
11.1.2. Yerel E-Devlet ya da E-Belediyecilik
Yerel yönetimler insanların gündelik hayatta çok sık yararlandığı su, elektrik, temizlik, ulaşım, katı atık, imar gibi
hizmetleri sunan birimler olmaları nedeniyle yöneten-yönetilen ilişkilerinin en yoğun şekilde yaşandığı kurumlardır.
Özellikle halka en yakın birimler olmaları bu temasların sayısını artırmaktadır. Bunun yanı sıra, kırdan kente göç
hareketlerinin de etkisiyle kentsel nüfus artmaya başlamış ve kentsel hizmetlere yönelik talepler yükselmiştir. Aynı
zamanda, hizmetlere yönelik etkinlik, verimlilik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılım talepleri de artmıştır. Bunlar,
yerel yönetimlerin BİT’lerden yararlanmasını kaçınılmaz kılmıştır.
Yerel e-devlet (e-yerel yönetim), yerel nitelikli kamusal hizmetlerin sunumunda ve yerel yönetimlerin kendi
aralarındaki ilişkilerinde ve paydaşlar ile etkileşimlerinde BİT’leri kullanmalarını ifade etmektedir. Bu bağlamda, yerel
e-devletten öncelikle merkezi yönetim birimleriyle eşgüdüm içinde hizmet üretme ve sunma; yerel halkın yönetime
katılımını sağlama ve yerel düzeyde e-yönetişimi gerçekleştirme; yerel yönetim birimlerinin etkili ve verimli hizmet
sunmalarına olanak kılması beklenmektedir (Kaya Bengshir ve Altunok, 2005: 680). BİT alanında yaşanan gelişmelerin
çok yönlü hizmet sunmak zorunda olan yerel yönetimler için yeni imkanlar ortaya çıkardığına (Henden ve Henden,
2005: 52), büyüyen kentlerin takibi ve kontrolüne, akılcı yatırımların planlanmasına ve hizmetlerin geliştirilmesine katkı
sağladığına (Karaduman ve Karaduman, 2004: 373) ve BİT’ler aracılığıyla yerel yönetimler ile paydaşları arasındaki bilgi
akışı ve iletişimin daha kolay, hızlı ve güvenilir olacağına (Şat, 2012: 236) inanılmaktadır.
Yerel yönetimler, bir yandan hizmet sunma birimleri olmaları nedeniyle yönetsel işlevlere diğer yandan bir demokrasi
okulu olma niteliğiyle siyasi birtakım işlevlere sahiptir (Yıldız, 2001). Bu bağlamda, yerel e-devletin yönetsel ve siyasal
boyutunun olduğu söylenebilir. Siyasal boyutta amaç, BİT’ler yardımıyla katılım, şeffaflık, hesap verebilirlik gibi
değerleri yaşama geçirmeye katkı sağlamak; yönetsel boyutta amaç hizmetlerde etkinlik ve verimliliği temin etmektir.
Yerel e-devletin yönetsel boyutu daha çok websitesi oluşturma şeklinde karşımıza çıkmaktadır (Yıldız, 2001: 239-241).
Daha sonraki başlıklarda daha detaylı bir şekilde değinileceği gibi, BİT’lerden yararlanılması bütün yerel yönetim türleri
için önemli imkanlar sunmasına rağmen, Türkiye’de ağırlıklı olarak belediyelerin söz konusu imkanlardan yararlanmak
için daha faza çaba sarf ettiği ve çeşitli e-devlet uygulamaları ile ön plana çıktığı görülmektedir. Bu nedenle, Türkiye’de
yerel e-devlet nerdeyse e-belediyecilik ile özdeşleşmiştir. E-belediye, belediye yönetimi ile beledi hizmet ve
faaliyetlerde bilgi teknolojilerinin kullanımı, vatandaş ve diğer aktörlere internet üzerinden hizmet sunumu, kurum içi
birimlerin bilgisayar ağları ile entegrasyonu ve dış birimler ile ağ üzerinden iletişimin sağlanmasıdır (Murat Erdal, 2004:
37). E-belediye, genel olarak BİT’lerin kullanılması yoluyla daha şeffaf, daha etkin ve verimli, vatandaşa daha yakın ve
onun katılımına daha açık bir yapılanmaya işaret etmektedir. E-belediye, hizmetlerin bir websitesi aracılığıyla
elektronik ortama taşınmasının ötesinde, vatandaş odaklı bir hizmet anlayışının benimsenmesi, örgütsel yapıda
değişikliğe gidilmesi ve bu teknolojileri anlayan ve kullanabilen insan kaynağının yetiştirilmesi gibi çok daha derin bir
dönüşümü kapsamaktadır (Karakaya Polat, 2006: 10).
Diğer herhangi bir yönetim biriminde olduğu gibi, e-belediyeye geçiş süreci çeşitli aşamaları içermektedir (Ayman
Güler, 2001: 3):
• Belediyenin bilgisayara sahip olmasını ifade eden “bilgisayarlaşma aşaması”,
• Mali işler, su ücreti, vergi tahsilâtı gibi işlerin belirli yazılımlar temelinde bilgisayar ortamına geçirildiği ve işlerin bu
ortamda yürütüldüğü sistem olarak “otomasyon aşaması”,
• İnternet bağlantısı yapmış ve internete erişim sağlayan belediye olarak “internet kullanıcılığı aşaması”,
• Belediyenin bir websitesine sahip olduğu “websitesi kurma aşaması”,
• Son olarak, “yönetimi internete taşıma aşaması”.
E-belediyenin sunduğu hizmetler ise üç türde ele alınabilir. Aynı zamanda, bunlar e-belediye uygulamalarının gelişim
aşamalarına da işaret etmektedir. Çünkü, bir ilerleme kaydedildiğinde hizmetler karmaşıklaşmaktadır. Bunlar, tek
71.
yönlü bilgi verme;karşılıklı iletişim ve çevrimiçi işlem uygulamalarıdır. Söz konusu uygulamalar kısaca şöyle
açıklanabilir (Karakaya Polat, 2006: 12):
Tek yönlü bilgi verme: Bu aşamada belediye vatandaşa genel bilgi ve hizmet sunmaktadır. Örneğin, belediyenin
websitesi aracılığıyla sunduğu basın bültenleri, duyurular, faaliyet raporları gibi. Bu tür hizmetlerde kullanıcının
herhangi bir kişisel katkısı yoktur.
Karşılıklı iletişim: Belediyenin vatandaşa genel bilgileri tek yönlü olarak sunmasının ötesinde, bilginin vatandaşların
ihtiyaç ve taleplerine göre kişiselleştirilmiş olarak sunulmasıdır. Ayrıca, belediyenin websitesi üzerinden anketlere
katılma, e-posta gönderme gibi uygulamalar ile karşılıklı iletişim imkanı sağlanmaktadır.
Çevrimiçi işlem: Bilginin tek veya çift yönlü aktarımının ötesinde kamu hizmetlerine yönelik işlemlerin websitesi
üzerinden yapılmasıdır. Örneğin, kredi kartı ile çevre temizlik vergisi ödeme, belediye ihalelerine katılma, su ve
doğalgaz aboneliği sözleşmesi yapma, belediye spor tesisine kayıt veya rezervasyon yapma gibi.
Bu çerçevede, e-belediyeden beklenen faydalar su şekilde özetlenebilir (Şahin, 2007):
Yerel hizmetlerin yerel halkın gereksinimlerine göre düzenlenmesi ve sunulması; yerel hizmetlerde maliyetlerin
düşürülmesi; internete aktarılabilen yerel hizmetlere 7/24 ulaşabilme; belediye hizmet ve eylemleri ile belediye
yönetiminin kararlarının denetlenmesi; belediye faaliyetlerinin ve gündemlerinin her yerden izlenebilmesi; farklı semt
ve mahallelerde yasayan yerel halka eşit mesafede olma ve eşit düzeyde hizmet götürme; yerel halkın belediye
faaliyetlerine ve demokratik süreçlere daha aktif bir biçimde katılabilmesi; imar, parsel, ihale vb. faaliyetlerde rüşvet
ve yolsuzlukların önüne geçilmesi; daha fazla yerel hizmetin internete aktarılmasıyla bürokratik işlemlerin azaltılması;
hesap verebilir ve daha şeffaf bir belediye yönetimi; yerel halkın talep ve şikâyetlerine kısa sürede yanıt verebilen bir
belediye yönetimi oluşturma; vatandaşla yerel yönetim arasındaki engellerin ortadan kalkması ve etkileşimin artması;
ve merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında etkili bir ağ yapısının oluşturulması ve bilgilerin karşılıklı olarak
paylaşılması.
Elbette, e-belediyenin sağlayacağı bu faydalar sadece bir websitesinin oluşturulması suretiyle kendiliğinden ortaya
çıkmayacaktır. Başarılı e-belediye uygulaması için bazı faktörlerin dikkate alınması gerekmektedir. Örneğin, Nabafu ve
Maiga (2012) genel olarak finansal kaynakların yeterliliği, BİT altyapısı, personelin eğitilmesi, vatandaşların duyarlılığı,
yasal çerçeve, siyasi irade ve güven gibi toplumsal-politik faktörlere dikkat çemiştir. Başarılı e-belediye için gerekli
faktörler detaylı bir şekilde aşağıdaki gibi belirtilebilir (Siegfriede vd, 2003’den aktaran Şahin, 2007):
1. Gerekli vizyon ve stratejiler oluşturulmalıdır. Bu konudaki strateji ve tedbirler, e-belediyenin önemini vurgulamak
için belediye başkanının siyasi danışmanı/yardımcısı ya da kent konseyi tarafından yönlendirilmelidir.
2. Kullanıcılara / yerel halka yönelik uyum çalışmaları için yönetimde geniş kapsamlı bir modernizasyona gidilmelidir.
Sanal bir belediye binası yaratmak için idari yapılar kökten değiştirilmelidir. E-devlet, proje yönetimi becerisi ve
değişim yönetimi süreci tecrübesini gerektirmektedir.
3. Uygulamalar, e-belediyenin özüdür. Uygulamaların dört boyutu vardır. Bunlar bilgi, iletişim, işlem ve katılımdır.
Başarılı e-devlet sadece mevcut hizmetlerin internet aracılığı ile elektronik olarak sunulması anlamına gelmez.İşin asıl
zorluğu, değişik türdeki uygulamaları bütünleştirmek ve bilgiyi, iletişim unsurlarını ve işlemleri birleştirmektir.
4. Maliyetler ve faydalar hesaplanmalıdır.
5. Doğru teknoloji kullanmak ve kullanılan teknik donanımların organizasyonu e-belediyenin ana ögeleridir.
6. Personel yönetiminin, bölüm şeflerinin ve meclis üyelerinin nitelikli olması önem taşımaktadır. Bu grupların e-
belediye için eğitilmesi ve yetiştirilmesi gerekmektedir. Hatta vatandaşlar ile küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin
sahipleri ve yöneticileri de benzer uygulamaya tabi tutulabilir.
7. E-belediyenin kabul görmesi sağlanmalıdır.
8. Kamu – özel sektör ortaklıkları arasında işbirliği sağlanmalıdır.
9. E-devlet kısa vadeli bir proje değildir. Sürdürülebilir bir e-devlet projesi için personel giderlerini ve yatırımlarını
karşılayacak yeterli bir bütçe sağlanmalıdır.
10. E-belediye özel yasal bilgi gerektirmektedir. Yasal danışman ya da özellikle eğitimli çalışanlara ulaşılabilecek yeterli
bütçe bulunmalıdır.
11.1.3. Yerel E-Devletin Araçları
Yerel yönetimler e-devlet uygulamaları bağlamında çeşitli teknolojik araçlardan yararlanmaktadır. Bu bağlamda,
özellikle bilgi sistemleri, websitesi ve kablosuz hizmet sunma teknolojileri ön plana çıkmaktadır.
a. Bilgi Sistemleri: Bilgi sistemleri, özellikle 1970’li yıllardan sonra geliştirilen bilgisayar destekli veritabanı yönetim
sistemleri sayesinde yerel yönetimlerin tüm hizmet alanlarına yayılan bir bilgi altyapısının oluşturulmasını sağlamıştır.
72.
Bu sistemler fizikselplanların hazırlanması; mali yönetim; proje yönetimi; çevre koruma; kanalizasyon, içme suyu ve
doğalgaz gibi altyapı alanlarındaki bakım ve onarım; ulaşım planlaması; temizlik ve katı atık hizmetleri gibi çok çeşitli
alanlarda kullanılmaktadır. Bu sistemler çeşitlilik göstermektedir (Emrealp, 1993: 50). Örneğin, Coğrafi Bilgi Sistemleri
(CBS), karmaşık coğrafi verilerin toplanması, işlenmesi ve sayısal yapıya kavuşturulmasını sağlayan bilgi teknolojisine
dayalı bir sistemdir (Kaya Bensghir ve Akay, 2006: 32). CBS, haritalama tekniklerini ve veri tabanlarını birlikte
kullanarak, bilgisayar aracılığıyla fiziksel planlar, haritalar ve raporlar üretilmesini, envanter hazırlanmasını, bilgi
toplanmasını olanaklı kılan ve karar alma sürecinde yerel yöneticilere çok yönlü girdi sağlayan sistemlerdir (Emrealp,
1993: 50). Bu sistemler belediyeler tarafından özellikle harita, kadastro, imar, şehir ve bölge planlama, teknik altyapı
hizmetleri, peyzaj planlama gibi alanlarda kullanılmaktadır. CBS, bilgisayar destekli tasarım, bilgisayar destekli
kartoğrafya, veritabanı yönetim sistemleri ve uzaktan algılama gibi bilgi sistemleri ile bağlantılıdır (Kaya Bensghir ve
Akay, 2006: 32-33). Bilgisayar Destekli Çizim ve Tasarım Sistemleri, özellikle mimarlık ve mühendislik alanlarında
kullanılan ve çizimlerin ve tasarımların bilgisayar aracılığıyla yapılmasını sağlayan sistemdir. Otomatik
Haritalama/Altyapı Haritalaması özellikle altyapı ağlarının ve tesislerin kentsel haritalar üzerine elektronik olarak
işlenmesini, bunların bakım ve onarımlarının bilgisayar programları ile yapılmasını ve altyapı haritalarının diğer
haritalar ile ilişkilendirilmesini olanaklı kılan sistemdir. Arazi Bilgi Sistemleri ise, çeşitli ölçeklerde plan ve harita
üretilmesini ve gerektiğinde bu tür çizimlerin biraraya getirilerek üst üste oturtulmasını olanaklı kılmaktadır. Bu
sayede, halihazır ve kadastral haritalar ve plan çizimleri aynı ekranda gösterilebilmekte, grafik ve grafik dışı veriler
birbiriyle ilişkilendirilebilmekte ve bir yerin üç boyutlu modeli oluşturulup, hareketli görüntüler elde edilebilmektedir
(Emrealp, 1993: 51).
b. Websitesi: Websiteleri yerel yönetimlerde e-devlet uygulamalarının en görünür yansımasıdır. İnternetin icadıyla
birlikte, websiteleri yerel yönetimler de dahil olmak üzere kamu kurumlarının dışa açılan kapısı olmuştur. Yerel
yönetimler tarafından websiteleri halka kendilerini tanıtmada, hizmet sunumunda, paydaşlar ile iletişime geçmede ve
yerel demokrasiyi güçlendirmede çok önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu bağlamda, websitesinin genelde yerel
yönetimlere özelde belediyelere sağladığı imkanlar şunlardır (Kaya Bensghir, 2000: 82-83):
• Belediyenin imajını geliştirme fırsatı,
• Halkın görüşlerini toplamada ve analiz etmede kolaylık,
• Belediyenin politikalarına halkın gereksinimlerini ve görüşlerini yansıtma imkanı,
• Belediyelerin sosyal sorumluluklarını artırabilme olanağı,
• Halkın yönetiminin karar alma sürecine katılımını kolaylaştırma ve tutanaklara erişimi sağlama,
• Halkın belediyenin yönetsel yapısı, birimleri, işlemleri, görevlileri ve muhatap alınacak kişileri, rapor, mali ve
istatistiki bilgiler, toplantı, konferans konusunda bilgilendirilmesi.
c. Kablosuz Hizmet Sunma Uygulamaları (WAP): WAP mobil telefonlar, avuç içi bilgisayarlar gibi mobil iletişim araçları
üzerinde internet içeriği sağlayan bir teknolojidir. Bu durum, yepyeni bir döneme de öncülük etmektedir. Evden,
işyerinden ya da herhangi bir internet kafeden internet kullanarak kolayca elde edilen bilgi ve yapılan işi WAP bir adım
daha ileri götürerek, bu hizmetlerden hareket halindeyken, kabloyla bir yere bağlı olmadan ve kullanıcıya özel olarak
yararlanma imkanı sağlamaktadır. Yerel yönetimler, websitelerindeki bazı uygulamaları WAP ortamından
yayınlamaktadırlar. Böylece WAP ile cep telefonundan yerel yönetimlerin sunduğu bilgilere ve hizmetlere çevrimiçi
olarak erişmek mümkündür. Örneğin, vatandaşlık numarası, trafik ceza puanı gibi bilgiler, kablosuz/mobil araçlardan
edinilebilmektedir (Şat, 2012: 245).
11.1.4. Türkiye’de Yerel Yönetimlerde E-Devlete Dair Yasal Çerçeve
Türkiye’de 2000’li yılların ortasından itibaren gerçekleştirilen yerel yönetim reformları çerçevesinde ortaya çıkan yeni
yasalarda, çok sınırlı da olsa yerel yönetimlerde e-devlet uygulamalarına ilişkin bazı hükümlere rastlamak mümkündür.
Şöyle ki;
• 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde yerel ve ortak nitelikli olmak kaydıyla belediyenin “imar, su ...
coğrafi ve kent bilgi sistemleri... hizmetlerini yapar veya yaptırır” ifadesine yer verilmektedir.
• Benzer şekilde, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 7. maddesinde, büyükşehir belediyelerine coğrafi ve
kent bilgi sistemleri kurma görevi verilmiştir.
• 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 442 sayılı Köy Kanunu’nda doğrudan veya dolaylı bir şekilde e-devlet
uygulamalarına dair bir hükme rastlamak mümkün değildir.
73.
Yerel yönetimlere dairyasalarda e-devlet uygulamalarına yönelik çok sınırlı hükmün yer alması ve sadece kent ve
coğrafi bilgi sistemlerine odaklanılarak dar bir bakış açısıyla meselenin ele alınması eleştiri konusu olmuştur (Kaya
Bengshir ve Altınok, 2005).
11.2. Türkiye’de Yerel E-Devletin Genel Görünümü
Türkiye nüfusu 73.722.988’dir. Bu nüfusun 61.567.758’i belediye sınırları içerisinde ikamet etmektedir. Bu nedenle
yerel hizmetlerin sunumu ve yerel yönetimlerde e-devlet uygulamalarında belediye ön plana çıkmaktadır (Mahalli
İdareler Genel Müdürlüğü, 2011). Bu başlık altında, yürütülen bazı saha çalışmalarına dayalı olarak Türkiye’deki yerel
yönetimlerin (özellikle belediyelerin) e-devlet uygulamalarının genel görünümü ortaya koyulmaya çalışılacaktır.
11.2.1. İl Özel İdareleri Açısından
İl özel idarelerinde e-devlet uygulamalarını değerlendirmeye yönelik çalışmaların sayısı çok fazla değildir. Sayıca az
olan bu çalışmaların en önemlisi ve yakın zamanlı olanı ise 2011 yılında Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından
gerçekleştirilen anket çalışmasıdır. Bu anket çalışmasına 2950 belediyeden 2666’sı ve 81 il özel idaresinin tamamı
katılmıştır. Belediyeye ilişkin bulgular aşağıda belirtilecektir. Türkiye’de il özel idarelerinde e-devlet uygulamalarının
durumuna ışık tutacak bazı önemli bulgular şöyle ifade edilebilir (Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, 2011):
• İl özel idarelerinin tamamı bir websitesine sahiptir.
• İl özel idarelerinde yerel e-devlet uygulamaları çoğunlukla bilgi işlem biriminin sorumluluğundadır.
• İl özel idarelerinde online anket, online oylama ve online interaktif tartışma gibi katılımcılığı arttırıcı uygulamaları
websitesinde sunan il özel idarelerinin sayısı şöyledir: Online anket 20 il özel idaresi; online oylama 6 il özel idaresi ve
online interaktif tartışma 3 il özel idaresi tarafından websitesinde sunulmaktadır.
• 54 il özel idaresinin (% 67) iletişim merkezi vardır.
• İl özel idarelerinden 76’sında (% 94) istek ve şikayet başvurularının elektronik olarak sisteme kabul edilmesi ve ilgili
birime iletilerek takip edilmesi söz konusudur.
• İl özel idarelerinden 72 tanesi (% 89) uyguladıkları mevzuatı internet ortamında sunmaktadır.
• İl özel idarelerinin 50 tanesinde (% 62) sayısal veriler için güvenlik politikası ve planı vardır.
• Türkiye’de il özel idarelerinden 70 tanesi e-imzayı, 2 tanesi mobil imzayı hizmetlerin sunulmasında kullanmaktadır.
10 tanesi ise, ikisini de kullanmamaktadır.
• İl özel idarelerinin 44’ünde (% 54) GPS ile araç takip sistemi kullanılmaktadır.
• İl özel idarelerinin 65’inde (% 80) bütçesinin hazırlanmasında, bütçeden yapılan harcamaların takibinde, kesin
hesabın oluşturulmasında, bütçe tahminlerinde bulunulmasında bir uygulama yazılımı kullanılmaktadır.
• İl özel idarelerinden sadece 11 tanesi (% 14) e-devlet uygulamaları ile ilgili gerçekleştirilen projelerin performansı
hakkında geri bildirim almak için kullanıcı memnuniyet araştırması yaptırmaktadır.
• Sadece 3 tane il özel idaresi (% 4) e-devlet uygulamaları ve bilişim teknolojilerinin kullanılması sonucunda elde
edilen yıllık tasarrufu ölçmeye yönelik bir etki analizi çalışması yaptırmaktadır.
• İl özel idarelerinde e-devlet uygulamalarında sırasıyla en çok dış kurumlarla koordinasyon, altyapı/finansman, uzman
eksikliği ve strateji eksikliği konularında zorluklar yaşanmaktadır.
Türkiye’de il özel idarelerinde e-devlet uygulamalarına odaklanan nadir akademik çalışmaların birinde, Karkın ve
Çalhan (2011: 79) il özel idarelerinin websitelerindeki e-katılım uygulamalarına odaklanmış ve bu sitelerin e-katılımı
desteklemekten çok uzak olduklarını tespit etmiştir. Bu sonuç, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün yaptığı anket
neticesinde elde ettiği bulgular ile paralellik göstermektedir. Daha yakın zamanlı bir çalışmada ise, Kerman ve
meslektaşları (2012), valilik, belediye ve il özel idare web sitelerinin işlevselliğini analiz etmişlerdir. Yazarlar, il özel
idarelerinin websiteleri de dahil olmak üzere, websitelerinin bilgi verme açısından yeterli düzeyde olduklarını, ancak
kamu hizmetlerinin elektronik ortamda basit, çabuk, düşük maliyetle, kesintisiz ve güvenli biçimde yürütülmesi
amaçlarına yeterince ulaşamadıklarını tespit etmişlerdir.
11.2.2. Belediyeler Açısından
Türkiye’de e-belediyeciliğin genel durumunu (politikalar, öncelikler, hizmetler, uygulamalar, sıkıntılar vb. açısından)
ortaya koyabilmek için yapılan bazı saha çalışmalarından yararlanılabilir. Bu çalışmaların ilki TÜSİAD ve Türkiye Bilişim
Vakfı tarafından Deloitte Türkiye’ye hazırlattırılan E-Belediye Kıyaslama Çalışmalarıdır. E-Belediye Kıyaslama 2007
Çalışmasına göre (TÜSİAD ve TBV, 2007: 6), ankete katılan 101 belediyeden % 47’si bir e-devlet politikasına sahiptir.
Yine, ankete katılan belediyelerin e-devlet uygulamalarındaki öncelikli alanlarının % 25 ile e-demokrasi, % 21 ile e-
hizmet, % 20 ile e-eğitim ve % 18 ile e-istihdam olduğu tespit edilmiştir. Belediyelere e-belediyeciliğe geçiş kararlarının
gerekçesi sorulduğunda, % 52 ile “kurumlarının verimlilik düzeyini artırma” ve % 32 ile “vatandaşlara/firmalara
götürdükleri hizmet kalitesini artırma” yanıtını vermişlerdir. 57 belediyenin katıldığı E-Belediye Kıyaslama Çalışması
74.
2008’de ise (TÜSİADve TBV, 2008), e-devlet politikası sahipliği oranı % 57’ye yükselmiştir. Ankete katılan belediyelerin
e-devlet uygulamalarındaki öncelikli alanları, % 72 e-hizmet, % 7 e-demokrasi, % 4 e-eğitim ve % 6 e-istihdam olarak
şekillenmiştir. E-belediyeciliğe geçiş kararlarının gerekçesi, % 35 ile “kurumun verimlilik düzeyini artırma” ve % 31 ile
“vatandaşların/firmaların hizmet kalitesini artırma” olarak ortaya çıkmıştır. 2009 yılı E-Belediye Kıyaslama Çalışmasına
ise (TÜSİAD ve TBV, 2009) 54 belediye katılmıştır. Bu çalışmada e-devlet politikası sahipliği oranı % 71 olarak çıkmıştır.
Öncelikli alanlar % 71 e-hizmet, % 19 e-demokrasi, % 6 e-istihdam ve % 4 e-eğitim olarak ifade edilmiştir. Birden fazla
seçeneğin işaretlenebildiği e-belediyeciliğe geçiş kararının gerekçeleri sıralamasında ilk sırada % 90 ile “kurumun
verimlilik düzeyini artırma” ve “hizmet kalitesini artırma” gerekçeleri yer almıştır. Bu gerekçeleri % 51 ile “maliyetleri
düşürme” izlemektedir. “Yasa gereği” e-belediyeciliğe geçtiklerini belirtenlerin oranı ise % 41 olarak şaşırtıcı ve
düşündürücü şekilde oldukça yüksek çıkmıştır.
TÜSİAD ve Türkiye Bilişim Vakfı tarafından gerçekleştirilen daha yakın zamanlı bir çalışma ise, genelde e-devlet özelde
e-belediye uygulamalarından kullanıcıların memnuniyetini ölçmeye odaklanmıştır. Kasım-Aralık 2011 döneminde
gerçekleştirilen ve 1000 kişi ve 30 firmaya uygulanan anketten elde edilen bulguları içeren bu çalışmaya göre (TÜSİAD
ve TBV, 2012: 5-6), e-belediye uygulamalarını güvenli bulanların oranı % 49’tur. “Ulaşım” (% 45), “Kültür ve Sanat” (%
44) ve “Meslek ve Beceri Kazandırma” (% 44) ile ilgili uygulamalar, e-belediye uygulamaları içerisinde en çok kullanılan
ilk 3 uygulamayı oluşturmaktadır. E-belediye hizmetlerinden memnuniyet düzeyi 10 puan üzerinden 6,50 olarak
gerçekleşmiştir. “İtfaiye” e-belediye hizmetleri arasında en çok memnuniyet duyulan hizmettir.
Türkiye’de e-belediyenin durumuna ilişkin 2011 yılında Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından 2666 belediyenin
katılımıyla gerçekleştirilen anket çalışmasından elde edilen temel bulgular ise aşağıdaki gibidir (Mahalli İdareler Genel
Müdürlüğü, 2011):
• 2666 belediyeden 1.981’i (% 74) bir websitesine sahiptir.
• Belediyelerde yerel e-devlet uygulamaları çoğunlukla yazı işleri biriminin sorumluluğundadır.
• Belediyelerde online anket, online oylama ve online interaktif tartışma gibi katılımcılığı arttırıcı uygulamaları
websitesinde sunan belediyelerin sayısı şöyledir: Online anket 628 belediye; online oylama 294 belediye ve online
interaktif tartışma 75 belediye tarafından websitesinde sunulmaktadır. Diğer uygulamaları kullanan belediye sayısı 544
iken, bu uygulamaların hiçbirine yer vermeyen belediye sayısı 1522’dir.
• 1389 belediyenin (% 52) iletişim merkezi vardır.
• T-belediyecilik hizmeti veren belediye sayısı 448’dir (% 17).
• Belediyelerin 1246’sında (% 47) istek ve şikayet başvurularının elektronik olarak sisteme kabul edilmesi ve ilgili
birime iletilerek takip edilmesi söz konusudur.
• Ankete katılan belediyelerden 797’sinde (% 30) interaktif kent rehberi (turistik, ulaşım, etkinlik, nöbetçi eczane,
harita bilgileri gibi) kullanılmaktadır.
• Belediyelerin 905 tanesi (% 34) uyguladıkları mevzuatı internet ortamında sunmaktadır.
• Belediyelerin 547 tanesinde (% 21) sayısal veriler için güvenlik politikası ve planı vardır.
• Türkiye’de belediyelerden 36 tanesi e-imzayı, 73 tanesi mobil imzayı hizmetlerin sunulmasında kullanmaktadır. 2570
tanesi ise, ikisini de kullanmamaktadır.
• Belediyelerin 145’i (% 5) GPS ile araç takip sistemini kullanmaktadır.
• Belediyelerin 114 tanesinde (% 4), coğrafi bilgi sistemi tamamlanmıştır ve kullanılmaktadır.
• Belediyelerin 2368’inde (% 89) bütçesinin hazırlanmasında, bütçeden yapılan harcamaların takibinde, kesin hesabın
oluşturulmasında, bütçe tahminlerinde bulunulmasında bir uygulama yazılımı kullanılmaktadır.
• Belediyelerden sadece 195 tanesi (% 7) e-devlet uygulamaları ile ilgili gerçekleştirilen projelerin performansı
hakkında geri bildirim almak için kullanıcı memnuniyet araştırması yaptırmaktadır.
• Sadece 23 tane belediye (% 1) e-devlet uygulamaları ve bilişim teknolojilerinin kullanılması sonucunda elde edilen
yıllık tasarrufu ölçmeye yönelik bir etki analizi çalışması yaptırmaktadır.
• Belediyelerde e-devlet uygulamalarında sırasıyla en çok uzman eksikliği, altyapı/finansman ve strateji eksikliği
konularında zorluklar yaşanmaktadır.
11.2.3. Köyler Açısından
Daha önce de belirtildiği gibi, 442 sayılı Köy Kanunu’nda köylerde e-hizmetlere yönelik herhangi bir hüküm
bulunmadığı gibi, çıkarılması düşünülen yeni köy kanununun taslak versiyonu da köylerde e-devlet uygulamaları
açısından hukuki zemin oluşturacak bir ifade içermemektedir. Bu nedenle, köyler tarafından sunulan e-hizmetlerden
bahsedebilmek mümkün değildir. Dolayısıyla, e-devlete odaklanan teorik veya ampirik çalışmalarda köyler dikkate
alınmamaktadır. Bu tespitin bir istisnası Yıldız ve Güler tarafından yapılan çalışmadır. Yıldız ve Güler (2008), 200 civarı
köy websitesini incelemiş ve bu websitelerinin neden kurulduğu ve e-devletle olan ilişkilerinin ne olduğu sorularına
cevap aramışlardır. Yazarlar, köy websitelerinin köyden kente ya da yurtdışına göç etmiş köylülerin ihtiyaçlarına
yönelik hazırlanmış olduklarını ve temelde köyden uzakta doğan veya yaşayan kuşakların köyle bağlarının kopmaması
amacını taşıdıklarını bulmuşlardır.
75.
11.3. Türkiye’de YerelYönetimlerle İlgili BİT-Temelli Projeler
Türkiye’de yerel yönetimlere yönelik olarak BİT’lerden yararlanılarak gerçekleştirilen ve devam eden iki projeden
bahsetmek mümkündür. Bunlar, YerelBilgi Projesi ve YEREP-YerelNET Projesidir.
YerelBilgi Projesi (Yerel Yönetimler Bilgi Tabanı Projesi): YerelBilgi Projesi, İçişleri Bakanlığı’nın önerisi üzerine İçişleri
Bakanlığı ile TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi kurum arasında yapılan bir protokolle gerçekleştirilmiştir. Projede, yerel
yönetimlerle ilgili tüm verilerin elektronik ortamda toplanması ve bu verilerin politika geliştirme ve karar alma sürecine
yardımcı olacak şekilde derlenmesi ve bunların analitik sorgulamaya tutulması hedeflenmiştir
(http://www.todaie.gov.tr/yyaem.php?Baslik=48). Yerel yönetimler bilgi tabanının oluşturulması için geliştirilen
YerelBilgi Projesiyle merkezi yönetimin politika üretme sürecinde, yerel birimlerine ait doğru, güvenilir, anlık ve
karşılaştırılabilir bilgilere sahip olması ve toplanan verilerin internet ortamında sunulmasıyla merkezi idarenin ve
vatandaşın yerel yöneticilerinin ve yönetim kurumlarının çalışmalarını izleyebilmesi amaçlanmıştır
(http://www.teclinn.com/yerelbilgi.php). YerelBilgi Projesi, Yerel Yönetimler Merkezi tarafından Ekim 2003 tarihinde
İçişleri Bakanlığı’na teslim edilmiştir. Proje bu tarihten itibaren Bakanlık tarafından yürütülmektedir. YerelBilgi Projesi,
Birleşmiş Milletler Johannesburg 2002 Dünya Zirvesi Sürdürülebilir Kalkınma Çalışma Grup toplantılarında uygulamada
ulaştığı başarı sebebi ile örnek e-devlet uygulaması olarak sunulmuştur (http://www.teclinn.com/yerelbilgi.php).
YEREP-YerelNET Projesi (Yerel Yönetimler İçin Eğitim Malzemesi Geliştirme (YEREP-YerelNET) Araştırma Projesi):
Yerel yönetimler alanında verilerin toplandığı, halka, yerel yönetim birimlerine ve ilgi duyan uzmanlara bilgilerin
sunulduğu bir platformun olmayışı ve yerel yönetimlere ilişkin bilgiye ulaşma ve paylaşımına duyulan ihtiyaç bu
projenin çıkış noktasını oluşturmuştur. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezinin, "Yerel Yönetimler İçin Eğitim Malzemesi
Geliştirme" konulu projesinin, o gün için idari teşkilatta yer alan DPT Yıllık Yatırım Programı`nda yer alması ile birlikte
1999 yılında bu proje başlamıştır. Bu proje hem vatandaş hem de yerel yönetimler arasında bir köprü vazifesi görmüş
ve görmeye devam etmektedir. Yerel Yönetimler İçin Eğitim Malzemesi Geliştirme, kısa adı ile YEREP Projesinin iki
temel hedefi vardır. Bunlar, i) Yerel yönetim dünyasına dönük bir websitesi kurmak (YerelNET) ve devamlılığını
sağlamaktır. Proje kapsamında oluşturulan YerelNET websitesi paylaşım ağı aracılığıyla yerel yönetimlerin bu alana
ilişkin bilgi ve mevzuata doğrudan ulaşabilecekleri, birbirleriyle bilgi ve deneyim alışverişi yapabilecekleri etkileşimli bir
paylaşım ağı kurmak amaçlanmıştır. YerelNET yerel yönetimler portalı 2000 yılında yayına girmiştir ve
halen www.yerelnet.org.tr adresinden yayın hayatını sürdürmektedir. ii) Projenin ikinci hedefi, yerel yönetimler için
eğitim malzemesi üretmektir. Eğitim malzemesi üretimi, belediye yöneticileri ve personelinin hizmet içi eğitiminde
kullanılabilecek ve günlük işleyişte kılavuz olarak kullanılabilecek CD ekli el kitabı hazırlanması biçiminde
tanımlanmıştır. Eğitim malzemesi üretimi faaliyeti 2005 yılından itibaren yerel yönetimleri ilgilendiren farklı alanlarda
akademisyen ve uzman desteği alarak sürdürülmekte ve araştırma sonuçları hem site üzerinden yayınlanmakta hem
de kitap şeklinde basılmaya devam etmektedir (Akay, 2007: 75-
76; http://www.yerelnet.org.tr/genel/hakkimizda.php; http://www.todaie.gov.tr/yyaem.php?Baslik=48).
11.4. Türkiye’de E-Belediye Uygulamalarından Örnekler
Türkiye’deki e-belediye uygulamalarına çok çeşitli örnekler verilebilmek mümkün olmasına rağmen, bu bölümün amacı
ve kısıtları düşünülerek, büyükşehir belediyelerinden sınırlı sayıda ve daha dikkat çekici uygulamalara yer verilecektir.
Bu örnekler seçilirken e-belediyenin amaçları, araçları, öncelikli hizmet alanları dikkate alınmıştır.
Açıklamaları görmek için başlıklara tıklayınız.
Örnek 1:
Kurum: İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Uygulama: E-Ödeme
Web Adresi: http://bim.ibb.gov.tr/gelir_tahsilat/index.asp
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin önemli bir e-belediye uygulaması, mükelleflere vergi, katılım ücreti, izin ücreti,
ruhsat ücreti gibi çeşitli borçlarını internet bankacılığı veya İstanbul Büyükşehir Belediyesinin websayfası üzerinden
ödeyebilme imkanını tanımasıdır. Vatandaşlar, e-sorgulama ve e-ödeme linkini tıklayıp, borç türünü seçtikten ve borç
türüne göre T.C. kimlik numarası, vergi numarası gibi ilgili bilgileri girdikten sonra internet üzerinden borçlarını kolayca
ödemektedirler.
Örnek 2:
76.
Kurum: İstanbul BüyükşehirBelediyesi
Uygulama: ISKABİS Teknolojisi (Coğrafi Bilgi Sistemi)
Web Adresi: http://www.iski.gov.tr/Web/statik.aspx?KID=1001121
İSKİ Altyapı Bilgi Sistemi, veri girişlerinin daha hızlı ve şebeke bütünlüğü içerisinde yapılmasını hedefleyen, her türlü
Coğrafi Bilgi Sistemi Analizi, modelleme ve senaryo yönetimi, tematik (konulu) harita üretimi vb. işlevlerini yerine
getirebilecek şekilde tasarlanan bir Coğrafi Bilgi Sistemi projesidir. Bir başka deyişle, İstanbul içmesuyu, atıksu-
yağmursuyu altyapı ve üstyapı tesislerinin konumsal olarak sorgulanabildiği, muhtelif network analizleri ile modelleme
çalışmalarının yapılabildiği bir coğrafi bilgi sistemi uygulamasıdır.
Örnek 3:
Kurum: Ankara Büyükşehir Belediyesi
Uygulama: Şehiriçi Mobil Ulaşım Bilgi Sistemi
Web Adresi: http://www.ego.gov.tr/mobil/index.html
Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO Genel Müdürlüğüne ait Otobüs ve Metro Hatları ile ilgili ihtiyaç duyulabilecek
bilgilerin mobil ortamda sunulmasını sağlayan uygulamasıdır. Uygulama akıllı telefonlarda ve tabletlerde
kullanılabilmektedir. Uygulama, “hat arama”, “adres arama”, “önemli yerler”, “otobüs nerede”, “nasıl giderim”,
“neredeyim”, “duyurular”, “sorun bildirme işlemleri” gibi ana kısımları içermektedir.
Örnek 4:
Kurum: İzmir Büyükşehir Belediyesi
Uygulama: İzmir 3 Boyutlu Kent Rehberi
Web Adresi: http://www.izmir.bel.tr/IzmirKentRehberleri3Boyut.asp
İzmir Büyükşehir Belediyesi 3 Boyutlu Kent Rehberini 2009 yılından itibaren kullanıma sunmuştur. Rehber, vatandaşlar
ile kamu kurum ve kuruluşlarının adrese dayalı hizmetlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için 21 ilçede yaklaşık 15000
önemli nokta bilgisi (nöbetçi eczane, hastane, eğitim, sağlık, alışveriş vb.), 620.000 yapının fotoğraf ve diğer bilgileri,
tüm ulaşım ağı ve yolların fotoğrafları, kent günlüğü, hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri, nazım plan vb. birçok veriyi
kullanıcısına sunmaktadır. Rehberde ayrıca vatandaşlara sağlanan interaktif katılım olanağıyla da eksik ve hatalı
bilgilerin güncellemesine olanak tanınmaktadır.
Örnek 5:
Kurum: Bursa Büyükşehir Belediyesi
Uygulama: Websitesi Gizlilik Politikası
Web Adresi: http://www.bursa.bel.tr/web-sitesi-gizlilik-politikasi/sayfa/1145
Bursa Büyükşehir Belediyesi resmi websitesinde Türkiye’de çok fazla rastlanmayan bir uygulamayı gerçekleştirmiştir.
Bursa Büyükşehir Belediyesi söz konusu websitesine ilişkin 11 maddeden oluşan bir gizlilik politikası belirlemiş ve
gizlilik politikasını tüm kullanıcıların erişimine açmıştır. Buna göre, kullanıcılar siteye girdikleri an bu gizlilik politikasını
kabul etmiş sayılmaktadır.
Örnek 6:
Kurum: Adana Büyükşehir Belediyesi
Uygulama: Başkan’a Mesaj
Web Adresi: http://www.adana.bel.tr/form/baskan
Adana Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de zamanla yaygınlaşan ve vatandaşın katılımı açısından basit ama önemli bir
uygulamayı yaşama geçirmekte ve vatandaşa doğrudan belediye başkanına e-posta gönderebilme fırsatı sunmaktadır.
Buna göre, vatandaş hiçbir ücret veya koşul ile karşılaşmaksızın, adı-soyadı, meslek, adres gibi birkaç basit bilgiyi
girerek, öneri, istek veya şikayetlerini doğrudan başkana iletmektedirler.
Bölüm 12
GENEL DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER
77.
Bölüm Hedefi
Bu bölümdeayrı ayrı yönetim bilişim sistemleri ve e-devlet olgularıyla ilgili temel sorun alanları ve gelişme
potansiyellerinin değerlendirilmesi hedeflenmektedir.
12.1. Yönetim Bilişim Sistemlerine İlişkin Genel Değerlendirme ve Öneriler
1980’li yıllardan itibaren kamu yönetiminin daha etkin, ekonomik, verimli bir şekilde işlemesine yönelik artan baskılar,
1990’lı yıllardan sonra ise yönetimde açıklık ve şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik yaklaşımlarının beraberinde
getirdiği değişim tüm dünyada kamu yönetimi reformlarına temel oluşturmuştur. 2000’li yıllara gelindiğinde ise dijital
yönetişim, kamu yönetimi reformlarının temel ilke ve değerlerini sarsacak kadar önemli bir konuma yükselmiştir
(Dunleavy vd., 2006). Kamu yönetimi teori ve pratiğinde yaşanan bu değişim kurumsal olarak bilişim teknoloji ve
sistemlerinin yönetim süreçlerinde daha fazla ve daha etkin kullanılması şeklinde yansırken, kamu hizmetlerinin
sunulması ve yönetime katılım açısından ise e-devlet ve son yıllarda da m-devlet anlayışının öne çıkmasına yol
açmıştır.
Bu gelişmeler bağlamında son yıllarda Türkiye’de de kamu sektöründe bilişim teknolojileri ve sistemlerinden
yararlanma eğilimi giderek artmaktadır. Kamu örgütlerinde yönetici destek sistemlerinden karar destek sistemlerine
kadar birçok alt bilişim sisteminin kullanıldığı görülmektedir. Bilişim teknolojileri ve sistemlerinin uygulama alanları ise
insan kaynakları yönetiminden evrak takip sistemlerine mobil iletişimden online hizmetlere kadar çeşitlenmektedir. Bu
genel eğilime rağmen, kamu örgütlerinde bilişim teknolojileri ve sistemlerine adaptasyon bakımından farklılıklar ortaya
çıkmaktadır. Bazı kurumlar diğerlerine göre bilişim teknolojilerini daha yakından takip etmekte ve yönetim
sistemlerine daha hızlı ve etkili aktarabilmektedir. Yine de kamu örgütlerinde yönetim bilişim sistemlerinin
yaygınlaşması ve kullanımının derinleşmesi, özel sektör örgütlerine göre nispeten yavaş kalmaktadır. Bunun arkasında
yönetim bilişim sistemlerinin maliyetlerinin tahmininin zor olması ve zaman zaman bu konuda harcanan paraya göre
beklenen faydaların elde edilememesi, bilişim teknolojileri ve sistemlerinin kamu hizmet ve işlemlerinin hemen hemen
bütün aşamalarını kapsayacak kadar geniş kapsamlı ve takip etmesi oldukça zor olacak biçimde hızlı değişmesi,
çalışanlar ve yöneticiler arasında bilişim teknolojileri ve sistemleriyle ilgili değişime karşı ortaya çıkan direnç ve
tepkiler, bilişim teknolojileri ve sistemlerine kurumsal politika ve stratejilerde önem verilmemesi, yönetim bilişim
uzmanlarının düşük mesleki beceri ve kabiliyetleri gibi birçok faktör bulunmaktadır. Burada bahsedilen sorunların
çözümü, kamu örgütlerinin bilişim teknolojileri ve sistemlerine daha kolay adapte olması ve bu teknolojileri daha etkili
kullanabilmesine yardımcı olacaktır.
12.2. E-Devletin Genel Değerlendirmesi ve Öneriler
E-devlet olgusu, Türk kamu yönetiminin gündemine özellikle 2000’li yıllardan sonra yerleşmiştir. Türk kamu
yönetiminde başlangıçta e-kurum olma şeklinde kendini gösteren e-devlet, bugün gelinen noktada çeşitli kurumlar
arasında bütünleşmeyi temel hedef olarak benimsemiş kapsamlı BİT-temelli projeler ve uygulamalar şeklinde karşımıza
çıkmaktadır. Bazı akademisyenler tarafından kamu yönetiminde bir paradigma değişimini ifade eden söz konusu
kapsamlı e-devlet projeleri ve uygulamaları, Türk kamu yönetiminde reform çabalarının bütüncül parçasını
oluşturmaktadır. Nitekim, Türkiye’de idari reform olgusunun yeniden yükselişe geçmesi ile e-devletin gelişimi arasında
bir eşzamanlılık gözlenmektedir. Doğal olarak, bu durum e-devletin genelde toplum, özelde kamu yönetimi üzerindeki
etkisinin ne olacağı, e-devlet alanında ne gibi gelişmelerin yaşanacağı ve nereye doğru yol alacağı gibi sorulara cevap
verme zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.
E-devletin akademik bir kesişim alanı olması nedeniyle, e-devletin gelişimi ve kamu yönetimi üzerindeki etkisi üzerine
kestirimlerde bulunabilmek sadece bir kişi tarafından yapılabilecek veya sadece bir akademik disiplinin kavram ve
bakış açısı benimsenerek gerçekleştirilebilecek bir uğraş değildir. Bundan önceki tüm bölümlerde aktarılanlardan
anlaşılacağı üzere, e-devlet siyaset bilimi, kamu yönetimi, hukuk, ekonomi, sosyoloji, psikoloji ve bilgi ve iletişim
teknolojileri gibi birçok disiplinle ilişkili ve çok boyutlu bir olgudur. Başka bir deyişle, e-devlet sadece teknik bir mesele
değildir. E-devlet kelimesindeki “e-“ öneki meselenin teknik boyutuna işaret etmekle birlikte, kavramın özü hala devlet
ile ilgilidir ve bu nedenle e-devlet yukarıda belirtilen sosyal bilimlerin görüş ve yaklaşımlarını da içine alan bütüncül bir
bakış açısıyla ele alınmalıdır. E-devletin toplum ve kamu yönetimi üzerindeki etkisi ve bir ülkedeki gelişimi, ilgili ülkenin
sahip olduğu teknolojik altyapı kadar söz konusu teknolojinin kamu kurumları ve vatandaşlar tarafından
benimsenmesi, bu benimseme sürecini destekleyecek toplumsal koşulların varlığı, benimsemiş kurum ve bireylerin e-
devletten yararlanmasının meşruluğunu sağlayacak hukuki zeminin mevcudiyeti gibi birçok meseleyle yakından
ilişkilidir.
Tabii, Türkiye’de e-devletin geleceğine yönelik birtakım yorumlarda bulunabilmek öncelikle iki faktörle yakından
ilişkilidir. Bu faktörler, 1) Türkiye’de e-devletin özellikle gereksinim duyduğu teknik altyapı açısından yaşanan
gelişmeler. 2) Dünya genelinde bilgi ve iletişim teknolojisi alanında yaşanan gelişmeler ve yeniliklerdir. Öncelikle, e-
78.
devleti yaşama geçirecekteknolojik altyapı olmalı ki, e-devlet proje ve uygulamaları vücut bulsun ve daha sonra
tamamlayıcı nitelikte bu uygulamaları işler kılacak siyasi, hukuki, toplumsal koşullar temin edilsin. Şimdi sırasıyla bu
faktörleri kısaca ele alalım.
12.2.1. Türkiye’de Teknolojik Altyapı
Türkiye’nin e-devlet için zorunlu teknik altyapı açısından nerede olduğu ve bugüne kadar nasıl bir gelişim gösterdiği
sabit telefon abone yoğunluğu, mobil telefon abone yoğunluğu, genişbant abone yoğunluğu, internet kullanıcı sayısı
gibi temel göstergelere bakılarak anlaşılabilir. Mesele sabit telefon abone sayısı açısından ele alındığında, mobil telefon
kullanımının hızla artması ve sabit telefonları ikame eder hale gelmesi nedeniyle, Türkiye’de sabit telefon abone sayısı
giderek azaldığı görülmektedir. Grafik 1’den anlaşılacağı üzere, mobil telefon abone sayısı ise 2008 yılına kadar düzenli
olarak artmış, ancak 2009 ve 2010 yıllarında bir miktar düşüş göstermiştir. Kablo TV abone sayısı uzun bir süreden beri
aynı düzeyde seyretmektedir (DPT, 2011: 117).
Grafik 2’de görüleceği üzere, sabit telefon abone yoğunluğu 2002 yılında % 27 iken, 2010 yılında % 22’ye düşmüştür.
Mobil telefon abone yoğunluğu ise, hızlı bir gelişmeyle 2008 yılında % 92,1’e ulaşmışken, 2010 yılı sonu itibarıyla %
83,9’a gerilemiştir. Genişbant abone yoğunluğunda bir artış gözlenmektedir. Abone yoğunluğu 2010 yılında % 11,6
olarak gerçekleşmiştir (DPT, 2011: 118).
Grafik 2: Türkiye’de Sabit telefon, Mobil Telefon ve Genişbant Abone Yoğunluğu
Türkiye’de telekomünikasyon sektöründe bazı gelişmeler yaşanmasına ve temel göstergeler açısından bazı ilerlemeler
kaydedilmesine rağmen, Türkiye örneğin genişbant abone yoğunluğu açısında AB-27 ortalamasının gerisindedir. 2010
yılı itibariyle, Türkiye’de % 11,6 olan bu oran, AB-27 ortalaması için 2009 yılı sonu itibariyle % 30 civarındadır. Ayrıca,
genişbant abone yoğunluğu bakımından Türkiye OECD ülkeleri ile kıyaslandığında, Meksika ile birlikte son sırada yer
almaktadır. 2010 yılı Haziran ayı itibarıyla OECD genişbant abone yoğunluğu ortalaması %57,2’dir (DPT, 2011: 124-
125). AB ülkeleri ile karşılaştırma yapıldığında karşımıza çıkan olumsuz tablo, sabit telefon abone yoğunluğu ve mobil
telefon abone yoğunluğu açısından da geçerlidir (www.bilgitoplumu.gov.tr).
Daha önceki bir bölümde de belirtildiği gibi, 2012 yılı Nisan ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri
Kullanım Araştırması sonuçlarına göre Türkiye genelinde hanelerin % 47,2’si evden İnternete erişim imkânına sahiptir.
Başka bir deyişle, Türkiye hala nüfusun yarısını bile internetle buluşturamamıştır. İnternet erişim imkânı olan hane
oranı kentsel yerlerde % 55,5 iken, kırsal yerlerde % 27,3’tür (TÜİK, 2012).
E-devlet uygulamalarının yaşama geçirilmesi ve başarısı BİT yatırımları ile yakından ilişkilidir. Türkiye’nin merkezi
yönetim BİT yatırımlarında 10 yıllık süre zarfında yaklaşık 4 katlık bir artış gerçekleşmiştir. BİT yatırımları 2008 yılı
dışında bir önceki yıla göre sürekli artış göstermiştir. 2011 yılında ise oldukça büyük bir artış yaşanmıştır. Bu büyük
artışta özellikle eğitim sektöründeki projelerin etkisi olmuştur (DPT, 2011: 74).
Grafik 3: Türkiye’de BİT Yatırımları
Yukarıda anlatılanlar bir bütün olarak düşünüldüğünde, Türkiye’de gerek e-devletin teknolojik altyapısı açısından
gerekse BİT yatırımları açısından olumlu gelişmeler yaşanmasına rağmen, hem söz konusu teknolojiye erişimde
Türkiye’nin bölgeleri bağlamında eşitsizliklerin olması hem de uluslararası düzeyde bulunulan pozisyonun çok iyi
olmaması, Türkiye’nin teknolojik altyapısı açısından daha katedilmesi gereken bir yolun olduğunu göstermektedir. Bu
mesafenin en hızlı şekilde kapatılması Türkiye’de e-devletin gelişimi açısından belirleyici olacaktır.
12.2.2. BİT Alanında Yeni Gelişmeler – Kavramlar ve Türkiye
Belirttiğimiz gibi, e-devletin Türkiye’de geleceğini belirleyen ve alacağı formları etkileyen bir diğer faktör bilgi ve
iletişim teknolojisi alanının kendi içinde yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan yeniliklerdir. Nasıl ki, internetin icadı e-
devletin kendi içinde bir kırılma noktasına işaret ediyorsa; mobil araçların, akıllı telefonların ve tabletlerin ortaya
çıkması e-devlet hizmet ve uygulamalarını çeşitlendirmiş ve ulaşımını kolaylaştırmışsa ve tüm bu gelişmeler nasıl yeni
kavramları (m-devlet; e-katılım gibi) ortaya çıkarmışsa, bundan sonraki süreçte BİT alanında gündeme gelen gelişmeler
ve yenilikler de e-devlet uygulamaları ve onlara ilişkin literatür üzerinde belirleyici olacaktır.
Burada yeri gelmişken BİT alanındaki gelişmelerin ortaya çıkardığı bazı yeni kavramlara kısaca değinmekte fayda vardır.
Bu kavramlardan biri mobil devlettir (mobile government). M-devlet(m-government), devletin performasını
geliştirmek ve desteklemek için mobil teknolojilerin kullanılmasını ifade etmektedir (OECD ve International
Telecommunication Union, 2011: 12). Başka bir deyişle, m-devlet, internet, kiosk gibi geleneksel e-hizmet sunumu
79.
kanallarının yanı sıra,mobil araçlar aracılığıyla devlet bilgi ve hizmetlerinin sunumuna yeni kanallar oluşturmak
anlamına gelmektedir (Al-Hujran, 2012: 155). Kamu hizmetlerinin sunulmasında mobil teknolojilerin kullanımıyla e-
devletin geliştirilmesi olarak düşünülen ve yeni nesil hizmet sunumu olarak görülen m-devlet, daha fazla toplumsal
kesime ulaşmak (yaşlılar, engelliler, kırsal kesimde yaşayanlar), insanların bulunduğu yerden ve herhangi bir zamanda
hizmete ulaşımını sağlamak, hizmetlerin daha kişiselleştirilmiş şekilde sunumu sağlamak, maliyet etkinliği sağlamak,
daha hızlı bilgi akışını temin etmek ve demokrasiyi geliştirmek gibi faydalar ortaya çıkarmaktadır (OECD ve
International Telecommunication Union, 2011: 40-41).
Günümüzde, BİT’ler sadece yönetsel alanda kamu hizmetlerinin sunumunda kullanılmamaktadır. BİT’ler, aynı zamanda
siyasal kurum ve süreçlerin de parçası haline gelmiştir. Böylece, e-siyaset(e-politics) kavramı ortaya çıkmıştır. Bugün
gelinen noktada, özellikle internet-temelli araçlar siyasal süreç ve faaliyetlerde politikacılar ve politik kurumlar
tarafından çok yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Politikacılar, başlangıçta e-mail ve websitesi gibi araçları vatandaşla
iletişime geçmek için kullanmıştır. Daha sonra, 1990’ların başından itibaren, internet ve websiteleri politikacılar
tarafından seçim kampanyalarında kullanılmaya başlanmıştır. Bu girişim, online kampanya (online campaign) şeklinde
bir kavramı gündeme getirmiştir. Bugünlerde ise sosyal medya araçları politikacılar tarafından bilgi yaymak, seçmene
ulaşmak ve onları mobilize etmek için yoğun şekilde kullanılmaktadır.
Bireysel olarak siyasetçilerin yanı sıra, politik parti ve parlamentolar gibi politik kurumlar da BİT’lerin sunduğu
imkanlardan yararlanmaktadır. Bu bağlamda, örneğin e-parlamento kavramı gündeme gelmektedir. E-parlamento,
BİT’ler aracılığıyla daha şeffaf, erişilebilir ve hesap verebilir hale gelmiş güçlendirilmiş parlamento anlamına
gelmektedir (United Nations, 2008: 11-12). Günümüzde, parlamentolar yasama, temsil ve denetim gibi temel
işlevlerini daha sağlıklı bir şekilde yürütebilmek, vatandaşlarla iletişime geçebilmek, halk katılımı olgusunu yaşama
geçirebilmek ve kendilerini vatandaşlara daha doğru tanıtabilmek için BİT’lerin sunduğu imkanlardan faydalanmaktadır
(Sobacı, 2010: 227).
BİT’ler politik süreçlerde de kullanılmaktadır. Bu durum, e-demokrasi, e-katılım, e-oylama ve e-yönetişim gibi
kavramları gündeme getirmektedir. İlk bölümde tanımını verdiğimiz gibi, e-demokrasi, vatandaşların aktif katılımını
teşvik etmek ve zamana, mekana ve diğer fiziksel koşullara bağlı kalmaksızın politika oluşturmaları amacıyla aktörler
arasındaki işbirliğini desteklemek için BİT’lerin kullanılması anlamına gelmektedir. E-katılım, vatandaşların ve diğer
paydaşların kendilerini etkileyen kararların ve politikaların oluşum sürecine BİT’ler aracılığıyla dahil olmasıdır. E-
oylamaise, politik seçimlerde ve referandumlarda oyların kayıt altına alınması, verilmesi ve sayılmasını sağlayan BİT-
temelli sistemlerdir (IDEA, 2011: 6).
Aktarılanlardan anlaşılacağı üzere, BİT alanında yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelerin farklı alanlarda uygulanmaya
başlanması, bir yandan yeni kavram ve olguların ortaya çıkmasına diğer yandan vatandaşa elektronik ortamda sunulan
hizmet ve fırsatların artmasına yol açmaktadır. Bugün gelinen noktada, internet alanındaki en son gelişmeye işaret
eden sosyal medya araçlarının varlığı söz konusu fırsatları daha da artırma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle,bloglar,
Facebook, Twitter, MySpace, YouTube gibi sosyal medya araçları gerek politik iletişim gerekse kamu hizmetlerinin
geliştirilmesi için ulusal ve yerel düzeydeki siyasetçi ve kamu kurumları tarafından kullanılır hale gelmiştir. Bu durum,
söz konusu uygulamalara olan akademik ilgi ve farkındalığı artırmakta ve BİT-temelli araçlardan ve internetten kamu
yönetimi ve siyasette yararlanmanın nereye doğru evrildiğinin ipuçlarını vermektedir.
Genel gidişatın yönü hakkındaki tespit bağlamında Türkiye’ye odaklandığımızda, Türkiye’de E-Devlet Kapısı’nın
oluşturulmasıyla birlikte e-hizmet açısından oldukça iyi gelişmelerin yaşandığı ve gerek merkezi gerekse yerel düzeyde
önemli e-hizmet uygulamalarının yaşama geçirildiği söylenebilir. AB’nin belirlediği 20 temel kamu hizmetinin
“elektronik ortamda sunumu” ve “elektronik sunumda olgunluk düzeyi” açısından her iki kriterde de AB 27+
ortalamasının (AB’ye üye ve aday devletlerin tümünün ortalaması) üzerinde yer alması e-hizmet açısından Türkiye’nin
ulaştığı seviyeye işaret etmektedir (DPT, 2011: 92). Ancak, Türkiye’de e-katılım ve e-oylamayı da kapsayacak şekilde e-
demokrasi uygulamaları ve BİT’lerin siyasette kullanımı açısından çok büyük eksiklikler vardır.
12.2.3. Türkiye’de E-Devletin Geliştirilmesine Yönelik Öneriler
Daha önceki bölümlerde bahsedilen konular ve BİT’ler ve özellikle internet alanında yaşanan son gelişmeler
düşünüldüğünde Türkiye’de e-devletin geliştirilmesi için aşağıdaki hususların dikkate alınması gerekmektedir:
1. Türkiye’de teknolojik altyapı çalışmalarına hız verilmeli, BİT’lere yönelik yatırımlar artırılmalı ve en azından temel
göstergeler itibariyle dünya ve Avrupa ortalamasına yetişmek önemli bir hedef olarak belirlenmelidir.
2. Türkiye’nin teknolojik altyapıya sahip olması e-devletin gelişimi açısından zorunludur, ancak yeterli değildir. Söz
konusu BİT’lere ve internete vatandaşın erişimi ve kullanımı açısından yaşanan eşitsizlikler (sayısal uçurum) ortadan
80.
kaldırılmalıdır. Ayrıca, devlettoplumun dijital okur-yazarlığının artırılmasına yönelik tedbirler almalı ve internetin
ucuzlatılması ve kamusal alanlarda ücretsiz erişimine ilişkin adımlar atmalıdır.
3. Türkiye’de en üst siyasi düzeyde desteklenen ve e-devletin gelişimiyle yakından ilgilenen, eğilimleri, yenilikleri ve
sorunları tespit ederek öneriler getiren ve özellikle kamu kurumları arasında koordinasyon işlevini üstlenen bir e-devlet
üst yapısı oluşturulmalıdır.
4. E-devlet uygulamalarının gelişimi ve başarısı yasal çerçeveyle yakından ilişkilidir. Özellikle güvenlik ve mahremiyet
kaygılarını da hafifletecek olan ve e-devlet açısından zorunluluk arz eden eksik yasal düzenlemeler tamamlanmalıdır.
Ayrıca, mevcut yasalarda e-devlet uygulamalarına daha fazla imkan sağlayacak değişiklikler gerçekleştirilmelidir.
Örneğin, Türkiye’de yerel yönetimlere ilişkin yasalarda e-devlet uygulamaları sadece coğrafi ve kentsel bilgi sistemleri
olarak algılanmamalıdır.
5. Daha önce de belirtildiği gibi, Türkiye’de E-Devlet Kapısı’nın da oluşturulmasıyla e-hizmet açısından önemli
gelişmeler yaşanmıştır. Ancak, e-demokrasi uygulamalarının Türkiye’de yaygın olduğunu söyleyebilmek mümkün
değildir. Türkiye’de vatandaşlar faturalarını elektronik olarak ödeyebilmelerine rağmen, kendilerini etkileyecek ulusal
veya yerel politikaların oluşturulması sürecinde elektronik imkanlardan yararlanarak çok fazla söz sahibi
olamamaktadır. Örneğin, Londra’da yaşama geçirilen “Konuş Londra” uygulamasına benzer bir uygulamayı Türkiye’de
yaşama geçiren bir belediyeye rastlamak pek mümkün değildir. Demokrasiyi güçlendirmeye ve katılımı teşvik etmeye
yönelik en uygun ölçeğin yerel alan olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’de bir “Yerel E-Demokrasi Projesi” başlatılabilir.
6. Türkiye’de e-hizmet alanında önemli mesafe katedilmiştir. Ancak, bu e-hizmet açısından yapılabileceklerin
tamamlandığı anlamına gelmemektedir. E-hizmet alanında özellikle yapılması gereken e-devlet hizmetlerinden
vatandaş memnuniyetinin daha fazla ölçümlenmesidir. E-devlet hizmetlerinin ölçümlenmesine hizmet edecek bir
model geliştirmek akademisyenlerin e-devletin gelişimine yapabileceği en önemli katkılardan biridir.
7. Kamu kurumlarının yürüttüğü e-devlet projeleri ve uygulamaları arasında entegrasyon çalışmalarına daha fazla
ağırlık verilmelidir. Birlikte çalışabilirlik ilkesi çerçevesinde standartlar geliştirilmelidir.
8. E-devlet alanındaki uluslararası karşılaştırmalarda en üst sıralarda yer almak ülkenin öncelikli hedefleri arasında yer
almalıdır. Çünkü, e-devlet bilgi toplumu olma hedefi ve sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla yakından ilişkilidir.
9. Türkiye’de BİT’ler siyasi alanda çok fazla kullanılmadığı için bu uygulamalara ilişkin araştırmalar da zayıf kalmıştır.
Aksine, yabancı literatürde e-siyaset alanında çok sayıda ve çok önemli çalışmalar bulunaktadır. Bu nedenle, Türkiye’de
politikacılar BİT’lerden politik iletişim ve online kampanya çerçevesinde daha fazla yararlanmalı ve akademisyenler
çalışma ve ilgi alanlarını bu konuları da kapsayacak şekilde genişletmelidir.
10. Sosyal medya araçlarını politikacılar daha fazla kullanmalı, kamu kurumları sosyal medya uygulamalarına daha fazla
başvurmalı ve akademisyenler bu konulara daha fazla odaklanmalıdır.