Yeni İnsan Ve
    İnsanlar

  Sosyal Psikolojiye Giriş
Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı

          Bölüm 4
TUTUMLAR

Günlük hayatta sık sık kullandığımız tutum
   sözcüğünü bu bölümde psikolojik açıdan
etraflıca inceleyeceğiz. Bu kavramın önemini,
  sosyal davranışla ilişkisini, nasıl meydana
    geldiğini ve nasıl değiştiğini anlamaya
                  çalışacağız.
Tutum nedir?

Tutumlar uzun yıllardır psikolojinin ana konularından birini
   oluşturmuştur. Bunun nedeni hem sosyal algımızı hem
    de davranışlarımızı etkilemeleridir. Peki tutumlar tam
    olarak nedir, nasıl tanımlanabilir? Birçok sosyal farklı
  kurumsal yaklaşımlardan hareket ederek tutumları farklı
  şekillerde kavramlaştırdıklarını görüyoruz. Bunları teker
        teker ele almak gereksizdir, bunun yerine artık
      klasikleşmiş olan, fakat günümüzde birçok sosyal
       psikolog tarafından kabul edilebilecek bir tanımı
     inceleyelim: ”Tutum bir bireye atfedilen ve onun bir
  psikolojik obje ile ilgili düşünce, duygu ve davranışlarını
            düzenli bir biçimde oluşturan eğilimdir.”
Bu Tanımı Çözmeye
                     Çalışalım:
En başta, tutumun bir bireye ait olduğunu görüyoruz. Tutum
  kavramının sosyal psikolojide gelişiminin başlarında Faris
    kurumsal tutumları bireysel tutumlardan ayırt etmişse
  de,bu gün için böyle bir ayırım yapılmamakta ve tutumlar
            bireysel olarak ele alınıp ölçülmektedir.
                   Tutum ve Davranış İlişkisi
                            (sebep)
 Tutum                                            Davranış
  (atıf)                                          (gözlem)
Tutum Objesi – Tutum Öğeleri¹

          Gözlenebilen                                           Uyaran ya da psikolojik obje
           Bağımsız                    (örnek: bire kişi ya da grup; bir televizyon programı ,bir sanat eseri,Mehmet’in
          değişkenler                      çalışmaması;kadınların çalışması fikri;öğrenci olayları,bir ideoloji, vb. gibi


                                                                        Tutumlar
Gözlenemeyen,
varsayılan ara
 değişkenler.
                            Bilişsel Öğe (belirtileri)          Duygusal Öğe (belirtileri)            Davranışsal Öğe (belirtileri)

                          O tutum objesi hakkında             O tutum objesine karşı                  O tutum objesine karşı
    Bağımlı Değişkenler




                          sahip olunan bilgiler               gözlenebilen duygusal tepkiler,         gözlenilebilen tüm
                          (bunların sözle belirtilmesi);      (kalp çarpmasının                       davranışlar (sözsel yada
       Gözlenebilen




                          Mehmet’in çalışma                   sıklaşması,heyecanlanma,                diğer davranışlar);
                          masasının değerli olduğu            terleme gibi fizyolojik tepkilerle      Mehmet’in masasını sık
                          hakkındaki fikri; Ahmet’in          sözsel tepkilerin tümü);                sık cilalaması; Ahmet’in
                          kadınların çalışmasının             Mehmet’in masasını sevmesi              karısını çalıştırmaması
                          sakıncaları hakkında                (bunu söylemesi); Ahmet’in              için öğüt vermesi, vb. gibi
                          belirttiği fikirler; vb. gibi…      karısının çalışmak istemesine
                                                              sinirlenmesi,rahatsız olması, vb.
                                                              gibi.


   ¹Tutumların bu tür ele alınışı ilk defa Rosenberg ve Hovland (1960) da görüyoruz,.
Tutum ve Davranış

   Tutumun ne olduğunu ve hangi öğelerden
      oluştuğunu inceledikten sonra, şimdi de
  tutumların davranışlarımız üzerinde ne ölçüde
etkili olduğuna bakacağız. Tutumlarla davranışlar
   arasındaki bağın ne kadar kuvvetli olduğunu
              anlamaya çalışacağız.
Tutum – Ortam – Davranış İlişkisi


 Tutum




                       Davranış




Ortamsal
Etkenler
a) Tutum – Davranış İlişkisi

   Uzun yıllar, tutumlara dayanarak davranışı
   öngörme çalışmalarında bir ölçüm sorunu
  yaşanmıştır. Çok belirli bir davranışı tahmin
edebilmek için genel tutumlar ölçülmüştür. Son
   yıllarda yapılan çalışmalar, belli tutumların
ölçülmesinin belli davranışların öngörülmesinde
       daha çok işe yaradığını göstermiştir.
b) Zaman Faktörü

Davranışların tutumlara dayanarak tahmin edilmesinde
 rol oynayan başka bir faktör de “zaman” dır. Tutum ile
davranışı ölçme arasında geçen zaman ne kadar uzun
olursa, o kadar çok tutum-davranış ilişkisini etkileyecek
     değişkenler işin içine girebilir;dolayısıyla tutumla
  davranış arasında tutarlık gözlenme olasılığı düşer.
  Bunun en güzel örneğini seçimler sırasında yaşarız.
  Örneğin seçimlerden 1 ay önceki seçim anketlerinin
 seçim sonucuyla, 1 hafta önceki sonuçların sonuçlara
                   benzerliğinden azdır
c) Tutumun Güç Derecesi

    Her tutumun bir (şiddeti) gücü vardır. Bir
    tutumun gücü, her üç öğesinin (zihinsel,
duygusal, davranışsal) gücünün toplamı olarak
                  düşünülebilir.
Güçlü tutumların bir özelliği vardır. O da güçlü
 tutumların değişmesinin zorluğudur. Demek ki
     bir tutum ne kadar aşırı yüklüyse, onu
         değiştirmek de o kadar zordur.
d) Tutumun Ulaşılabilirliği

    Sosyal biliş (sosyal algı) bölümünde (bölüm 7) etraflıca
    sözünü edeceğimiz zihinsel kestirme yöntemler vardır.
     Bu yöntemlerden bir tanesi de ‘ulaşabilirliğe dayanan
                  zihinsel kestirme yöntemi’dir.
                  Tutumun Ulaşılabilirliği Modeli
                                                    Tutum objesi ve
                                                       Durumun
Tutum Objesi      Bellekten Çağırılan Tutum
                                                     Algılanışının
                                                      Değişmesi



                                                    Tutum Objesine
                                                    Karşı Davranışın
                                                      Etkilenmesi
e) Farkındalık

Tutum – davranış ilişkisini etkileyen bir önemli
  faktör de farkındalıktır. Farkındalık, kişilerin
   kendi tutum ve davranışlarının ne ölçüde
farkında olduklarını belirtmek için kullanılan bir
     terimdir. Yapılan araştırmalar yüksek
    farkındalığın tutum – davranış ilişkisini
           güçlendirdiğini gösteriyor.
Planlanmış Davranış Kuramı

 Tutumların davranışları nasıl ve ne zaman etkilediği ile
    ilgili son yıllarda gerçekleştirilen çalışmaların çoğu
Ajzen’ın oluşturduğu “Planlanmış Davranış Kuramı”ndan
   etkilenmiştir. Bu kuram Ajzen’ın Fishbein’la beraber
oluşturduğu “mantıksal eylem kuramı”nın bir uzantısıdır.
Her iki kuram da, davranışların belli bir nedene dayandığı
varsayımı üzerine kuruludur. Bu kuramlara göre, insanlar
 davranışlarının sonuçları hakkında önceden düşünürler,
seçtikleri bir sonuca ulaşmak için bir karara varırlar ve bu
  kararı uygularlar. Başka bir deyişle davranışlar belli bir
                     niyet sonucu olmuştur.
Ajzen’ın Planlanmış Davranış Kuramı


 Davranışa
Karşı Tutum




         Öznel Değerler             Niyet               Davranış




 Farkedilen
 Davranışsal
   Kontrol
Planlanmış davranış kuramına
           yöneltilen eleştiriler
   Planlanmış davranış kuramına yöneltilen
   eleştirilerin bir kısmı, kuramın dayandığı
    ‘insanların rasyonel davrandıkları’ tezini
  sorguluyor. Öne sürülen, bazı davranışların
     planlanmamış, düşünülmeden yapılan
davranışlar olduğu bir kısmının da alışkanlıklara
                   dayandığıdır.
Tutumların Gelişmesi ve
               Kalıplaşması
    İnsanlar tutumlara sahip olarak doğmazlar,
   tutumları sonradan öğrenirler. Peki, insanlar
   belli konular, objeler ya da kişiler hakkındaki
tutumlarını nasıl oluştururlar? Bu sorunun tek bir
   cevabı yoktur. Bazı tutumlar insanların kendi
     deneyimlerine dayanırken, bazıları başka
  kaynaklardan elde edilir. Tutumlar genelde şu
      yollardan elde edilir: doğrudan deneyim,
         pekiştirme, taklit, sosyal öğrenme.
Tutum Objesiyle Doğrudan
                Deneyim
Bir konu ya da objeyle ilgili tutum sahibi olmanın en açık
  yolu, o konu ya da objeyle ilgili bir deneyim geçirmiş
                          olmaktır.
   Örneğin ‘güvenilmez’ kelimesinin bizde uyandırdığı
    düşünce ve duyguları ele alalım. Hemen hepimiz
güvenilmezliğe karşı olumsuz bir tutum içerisindeyizdir.
      Bir politikacının sürekli ‘güvenilmez’ biri olarak
 tanınması, o kelimeyle politikacı arasında bir bağlantı
   kurmamızı ve ‘güvenilmez’ liğe karşı olan olumsuz
    tutumumuzun politikacıya karşı olan tutumumuzu
             olumsuzlaştırmasına yol açabilir.
Ana – Babalar ve Arkadaşlar

  Tutumlarımızın çoğunu başka insanlardan
ediniriz. Ana-baba çocukların oluşturdukları ilk
  tutumların kaynağıdır. Örneğin, çocukların
politik tutumları, sigara içmeye karşı tutumları
ana babanınkiyle çok güçlü bir benzerlik taşır.
  Arkadaş çevresi de aynı şekilde tutumların
  oluşumuna etki eder. Müziğe, giyim ve saç
biçimine, davranış tarzına ve bunun gibi birçok
 tutum objesine yönelik tutumlarımız arkadaş
             çevresinden etkilenir.
Medyanın Etkileri

       Ana-baba arkadaş çevresi ve sosyal
      rollerimizden başka medya ve özellikle
  televizyon, tutum oluşumuna etki etmektedir.
  Araştırmalar medyanı hem tutum oluşumuna
  hem de var olan tutumların pekişmesine etki
ettiğini göstermektedir. Örneğin çocukların hangi
yiyeceği istedikleri, bu yiyeceğin televizyonda ne
 kadar sık reklamının çıktığıyla doğru orantılıdır.
Kalıplaşmış Tutumlar
                (Kalıpyargılar)
  Bir önceki kısımda incelediğimiz araştırmalar
 genellikle tutumların erken yaşlarda edinildiğini
   göstermektedir. Ancak şu soruyu sormak da
 gerekir. Özellikle belirli gruplar hakkında neden
 kalıplaşmış tutumlar gösteriliyor? Yani insanlar
niçin başka grupları tipleştirme eğilimi göstererek
    onlar hakkında kalıpyargılar geliştiriyorlar?
Ortam Engelinin Önyargılı Tutumunum Gücü İle Etkileşimi

                                                        Örnek:
                                                        Kömürocağı iş normu
(Yüksek ortam engeli)
                                                                 Ya da
                                                           Yüzyüze olmak




(Alçak ortam engeli)

                                                        Örnek:
                                                        Şehir ırk ayrımı normu
a : Zayıf ırk tutumu
                                                                   Ya da
b : Orta güçte ırk ayrımı tutumu   a       b        c        Mektup yazmak
c : Güçlü ırk ayrımı tutumu
Tutum – Ortam – Alışkanlık – Beklenti – Davranış İlişkisi




Tutum         Alışkanlık


                                                             Davranış



Ortam                              Beklenti
Kalıplaşmış Tutumların
                 Durağanlığı
Küçük yaşlardaki öğretmenlerle ortaya çıktığını
gördüğümüz kalıplaşmış tutumlar acaba ne
kadar durağandır? Kolay değişir mi?
  Kalıplaşmış tutumların bilgi yokluğunda bilgi
  sağladığını belirtmiştik. Öyleyse, bu durumu
  değiştirecek önemli bir olay olmadığı ve kalıp
    tutumlar bu görevlerini yerine getirdikleri
   müddetçe kendileri de var olmaya devam
                  edeceklerdir.
Tutumların Ölçülmesi

  Bir tutum doğrudan ölçülemez, ancak dolaylı
 olarak davranış yoluyla ölçülebilir. Bu ölçümde
  genellikle kullanılan davranış, sorulara cevap
   vermek ya da fikir belirtme şeklinde beliren
                 sözel davranıştır.
   Bu amaçla sosyal psikologlar çeşitli tutum
ölçme teknikleri geliştirmişlerdir. Bu teknikleri iki
  bölümde toplayabiliriz: doğrudan ölçümler ve
                 dolaylı ölçümler.
1. Direk Ölçümler


a) Thurstone Ölçekleri(Eşit Görünen Aralıklar Tekniği)
b) Likert Ölçekleri (Toplamalı Sıralama Tekniği)
c) Guttman Ölçekleri (Birikimli Ölçekleme Tekniği)
d) Duygusal Anlam Ölçeği
2. Dolaylı Ölçümler

 Ölçekler ne kadar dikkatli şekilde geliştirilirse
geliştirilsin, tutum ölçmek için sadece insanlara
    soru sorma yolunu başvurulması yeterli
       olmayabilir. Özellikle kültürler arası
   araştırmalarda aynı tutum ölçeğinin farklı
  kültürlerde kullanılarak karşılaştırılmasında,
 insanların, anketi uygulayanın gözünde nasıl
 gözükmek istedikleri konusu bir sorun olarak
                      belirebilir.

Günümüzde İnsan ve İnanlar - Bölüm 4

  • 1.
    Yeni İnsan Ve İnsanlar Sosyal Psikolojiye Giriş Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı Bölüm 4
  • 2.
    TUTUMLAR Günlük hayatta sıksık kullandığımız tutum sözcüğünü bu bölümde psikolojik açıdan etraflıca inceleyeceğiz. Bu kavramın önemini, sosyal davranışla ilişkisini, nasıl meydana geldiğini ve nasıl değiştiğini anlamaya çalışacağız.
  • 3.
    Tutum nedir? Tutumlar uzunyıllardır psikolojinin ana konularından birini oluşturmuştur. Bunun nedeni hem sosyal algımızı hem de davranışlarımızı etkilemeleridir. Peki tutumlar tam olarak nedir, nasıl tanımlanabilir? Birçok sosyal farklı kurumsal yaklaşımlardan hareket ederek tutumları farklı şekillerde kavramlaştırdıklarını görüyoruz. Bunları teker teker ele almak gereksizdir, bunun yerine artık klasikleşmiş olan, fakat günümüzde birçok sosyal psikolog tarafından kabul edilebilecek bir tanımı inceleyelim: ”Tutum bir bireye atfedilen ve onun bir psikolojik obje ile ilgili düşünce, duygu ve davranışlarını düzenli bir biçimde oluşturan eğilimdir.”
  • 4.
    Bu Tanımı Çözmeye Çalışalım: En başta, tutumun bir bireye ait olduğunu görüyoruz. Tutum kavramının sosyal psikolojide gelişiminin başlarında Faris kurumsal tutumları bireysel tutumlardan ayırt etmişse de,bu gün için böyle bir ayırım yapılmamakta ve tutumlar bireysel olarak ele alınıp ölçülmektedir. Tutum ve Davranış İlişkisi (sebep) Tutum Davranış (atıf) (gözlem)
  • 5.
    Tutum Objesi –Tutum Öğeleri¹ Gözlenebilen Uyaran ya da psikolojik obje Bağımsız (örnek: bire kişi ya da grup; bir televizyon programı ,bir sanat eseri,Mehmet’in değişkenler çalışmaması;kadınların çalışması fikri;öğrenci olayları,bir ideoloji, vb. gibi Tutumlar Gözlenemeyen, varsayılan ara değişkenler. Bilişsel Öğe (belirtileri) Duygusal Öğe (belirtileri) Davranışsal Öğe (belirtileri) O tutum objesi hakkında O tutum objesine karşı O tutum objesine karşı Bağımlı Değişkenler sahip olunan bilgiler gözlenebilen duygusal tepkiler, gözlenilebilen tüm (bunların sözle belirtilmesi); (kalp çarpmasının davranışlar (sözsel yada Gözlenebilen Mehmet’in çalışma sıklaşması,heyecanlanma, diğer davranışlar); masasının değerli olduğu terleme gibi fizyolojik tepkilerle Mehmet’in masasını sık hakkındaki fikri; Ahmet’in sözsel tepkilerin tümü); sık cilalaması; Ahmet’in kadınların çalışmasının Mehmet’in masasını sevmesi karısını çalıştırmaması sakıncaları hakkında (bunu söylemesi); Ahmet’in için öğüt vermesi, vb. gibi belirttiği fikirler; vb. gibi… karısının çalışmak istemesine sinirlenmesi,rahatsız olması, vb. gibi. ¹Tutumların bu tür ele alınışı ilk defa Rosenberg ve Hovland (1960) da görüyoruz,.
  • 6.
    Tutum ve Davranış Tutumun ne olduğunu ve hangi öğelerden oluştuğunu inceledikten sonra, şimdi de tutumların davranışlarımız üzerinde ne ölçüde etkili olduğuna bakacağız. Tutumlarla davranışlar arasındaki bağın ne kadar kuvvetli olduğunu anlamaya çalışacağız.
  • 7.
    Tutum – Ortam– Davranış İlişkisi Tutum Davranış Ortamsal Etkenler
  • 8.
    a) Tutum –Davranış İlişkisi Uzun yıllar, tutumlara dayanarak davranışı öngörme çalışmalarında bir ölçüm sorunu yaşanmıştır. Çok belirli bir davranışı tahmin edebilmek için genel tutumlar ölçülmüştür. Son yıllarda yapılan çalışmalar, belli tutumların ölçülmesinin belli davranışların öngörülmesinde daha çok işe yaradığını göstermiştir.
  • 9.
    b) Zaman Faktörü Davranışlarıntutumlara dayanarak tahmin edilmesinde rol oynayan başka bir faktör de “zaman” dır. Tutum ile davranışı ölçme arasında geçen zaman ne kadar uzun olursa, o kadar çok tutum-davranış ilişkisini etkileyecek değişkenler işin içine girebilir;dolayısıyla tutumla davranış arasında tutarlık gözlenme olasılığı düşer. Bunun en güzel örneğini seçimler sırasında yaşarız. Örneğin seçimlerden 1 ay önceki seçim anketlerinin seçim sonucuyla, 1 hafta önceki sonuçların sonuçlara benzerliğinden azdır
  • 10.
    c) Tutumun GüçDerecesi Her tutumun bir (şiddeti) gücü vardır. Bir tutumun gücü, her üç öğesinin (zihinsel, duygusal, davranışsal) gücünün toplamı olarak düşünülebilir. Güçlü tutumların bir özelliği vardır. O da güçlü tutumların değişmesinin zorluğudur. Demek ki bir tutum ne kadar aşırı yüklüyse, onu değiştirmek de o kadar zordur.
  • 11.
    d) Tutumun Ulaşılabilirliği Sosyal biliş (sosyal algı) bölümünde (bölüm 7) etraflıca sözünü edeceğimiz zihinsel kestirme yöntemler vardır. Bu yöntemlerden bir tanesi de ‘ulaşabilirliğe dayanan zihinsel kestirme yöntemi’dir. Tutumun Ulaşılabilirliği Modeli Tutum objesi ve Durumun Tutum Objesi Bellekten Çağırılan Tutum Algılanışının Değişmesi Tutum Objesine Karşı Davranışın Etkilenmesi
  • 12.
    e) Farkındalık Tutum –davranış ilişkisini etkileyen bir önemli faktör de farkındalıktır. Farkındalık, kişilerin kendi tutum ve davranışlarının ne ölçüde farkında olduklarını belirtmek için kullanılan bir terimdir. Yapılan araştırmalar yüksek farkındalığın tutum – davranış ilişkisini güçlendirdiğini gösteriyor.
  • 13.
    Planlanmış Davranış Kuramı Tutumların davranışları nasıl ve ne zaman etkilediği ile ilgili son yıllarda gerçekleştirilen çalışmaların çoğu Ajzen’ın oluşturduğu “Planlanmış Davranış Kuramı”ndan etkilenmiştir. Bu kuram Ajzen’ın Fishbein’la beraber oluşturduğu “mantıksal eylem kuramı”nın bir uzantısıdır. Her iki kuram da, davranışların belli bir nedene dayandığı varsayımı üzerine kuruludur. Bu kuramlara göre, insanlar davranışlarının sonuçları hakkında önceden düşünürler, seçtikleri bir sonuca ulaşmak için bir karara varırlar ve bu kararı uygularlar. Başka bir deyişle davranışlar belli bir niyet sonucu olmuştur.
  • 14.
    Ajzen’ın Planlanmış DavranışKuramı Davranışa Karşı Tutum Öznel Değerler Niyet Davranış Farkedilen Davranışsal Kontrol
  • 15.
    Planlanmış davranış kuramına yöneltilen eleştiriler Planlanmış davranış kuramına yöneltilen eleştirilerin bir kısmı, kuramın dayandığı ‘insanların rasyonel davrandıkları’ tezini sorguluyor. Öne sürülen, bazı davranışların planlanmamış, düşünülmeden yapılan davranışlar olduğu bir kısmının da alışkanlıklara dayandığıdır.
  • 16.
    Tutumların Gelişmesi ve Kalıplaşması İnsanlar tutumlara sahip olarak doğmazlar, tutumları sonradan öğrenirler. Peki, insanlar belli konular, objeler ya da kişiler hakkındaki tutumlarını nasıl oluştururlar? Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Bazı tutumlar insanların kendi deneyimlerine dayanırken, bazıları başka kaynaklardan elde edilir. Tutumlar genelde şu yollardan elde edilir: doğrudan deneyim, pekiştirme, taklit, sosyal öğrenme.
  • 17.
    Tutum Objesiyle Doğrudan Deneyim Bir konu ya da objeyle ilgili tutum sahibi olmanın en açık yolu, o konu ya da objeyle ilgili bir deneyim geçirmiş olmaktır. Örneğin ‘güvenilmez’ kelimesinin bizde uyandırdığı düşünce ve duyguları ele alalım. Hemen hepimiz güvenilmezliğe karşı olumsuz bir tutum içerisindeyizdir. Bir politikacının sürekli ‘güvenilmez’ biri olarak tanınması, o kelimeyle politikacı arasında bir bağlantı kurmamızı ve ‘güvenilmez’ liğe karşı olan olumsuz tutumumuzun politikacıya karşı olan tutumumuzu olumsuzlaştırmasına yol açabilir.
  • 18.
    Ana – Babalarve Arkadaşlar Tutumlarımızın çoğunu başka insanlardan ediniriz. Ana-baba çocukların oluşturdukları ilk tutumların kaynağıdır. Örneğin, çocukların politik tutumları, sigara içmeye karşı tutumları ana babanınkiyle çok güçlü bir benzerlik taşır. Arkadaş çevresi de aynı şekilde tutumların oluşumuna etki eder. Müziğe, giyim ve saç biçimine, davranış tarzına ve bunun gibi birçok tutum objesine yönelik tutumlarımız arkadaş çevresinden etkilenir.
  • 19.
    Medyanın Etkileri Ana-baba arkadaş çevresi ve sosyal rollerimizden başka medya ve özellikle televizyon, tutum oluşumuna etki etmektedir. Araştırmalar medyanı hem tutum oluşumuna hem de var olan tutumların pekişmesine etki ettiğini göstermektedir. Örneğin çocukların hangi yiyeceği istedikleri, bu yiyeceğin televizyonda ne kadar sık reklamının çıktığıyla doğru orantılıdır.
  • 20.
    Kalıplaşmış Tutumlar (Kalıpyargılar) Bir önceki kısımda incelediğimiz araştırmalar genellikle tutumların erken yaşlarda edinildiğini göstermektedir. Ancak şu soruyu sormak da gerekir. Özellikle belirli gruplar hakkında neden kalıplaşmış tutumlar gösteriliyor? Yani insanlar niçin başka grupları tipleştirme eğilimi göstererek onlar hakkında kalıpyargılar geliştiriyorlar?
  • 21.
    Ortam Engelinin ÖnyargılıTutumunum Gücü İle Etkileşimi Örnek: Kömürocağı iş normu (Yüksek ortam engeli) Ya da Yüzyüze olmak (Alçak ortam engeli) Örnek: Şehir ırk ayrımı normu a : Zayıf ırk tutumu Ya da b : Orta güçte ırk ayrımı tutumu a b c Mektup yazmak c : Güçlü ırk ayrımı tutumu
  • 22.
    Tutum – Ortam– Alışkanlık – Beklenti – Davranış İlişkisi Tutum Alışkanlık Davranış Ortam Beklenti
  • 23.
    Kalıplaşmış Tutumların Durağanlığı Küçük yaşlardaki öğretmenlerle ortaya çıktığını gördüğümüz kalıplaşmış tutumlar acaba ne kadar durağandır? Kolay değişir mi? Kalıplaşmış tutumların bilgi yokluğunda bilgi sağladığını belirtmiştik. Öyleyse, bu durumu değiştirecek önemli bir olay olmadığı ve kalıp tutumlar bu görevlerini yerine getirdikleri müddetçe kendileri de var olmaya devam edeceklerdir.
  • 24.
    Tutumların Ölçülmesi Bir tutum doğrudan ölçülemez, ancak dolaylı olarak davranış yoluyla ölçülebilir. Bu ölçümde genellikle kullanılan davranış, sorulara cevap vermek ya da fikir belirtme şeklinde beliren sözel davranıştır. Bu amaçla sosyal psikologlar çeşitli tutum ölçme teknikleri geliştirmişlerdir. Bu teknikleri iki bölümde toplayabiliriz: doğrudan ölçümler ve dolaylı ölçümler.
  • 25.
    1. Direk Ölçümler a)Thurstone Ölçekleri(Eşit Görünen Aralıklar Tekniği) b) Likert Ölçekleri (Toplamalı Sıralama Tekniği) c) Guttman Ölçekleri (Birikimli Ölçekleme Tekniği) d) Duygusal Anlam Ölçeği
  • 26.
    2. Dolaylı Ölçümler Ölçekler ne kadar dikkatli şekilde geliştirilirse geliştirilsin, tutum ölçmek için sadece insanlara soru sorma yolunu başvurulması yeterli olmayabilir. Özellikle kültürler arası araştırmalarda aynı tutum ölçeğinin farklı kültürlerde kullanılarak karşılaştırılmasında, insanların, anketi uygulayanın gözünde nasıl gözükmek istedikleri konusu bir sorun olarak belirebilir.