BÖLÜM 9


SOSYALLEŞME VE SOSYAL GELİŞİM
Sosyalleşme ve sosyal gelişim
Sosyalleşme, insan yavrusunun toplumun bir üyesi
  haline gelmesidir, yani ailesinin, akraba ve komşuluk
  çevresinin, kent ve köyünün ve nihayet ulusunun bir
  parçası olduğunu öğrenmesidir. Büyümekte olan
  çocuk, etrafındakilerle etkileşim sonucu, onlarınkilere
  benzer davranışlar geliştirecektir. Böylece tek tek
  kişiler yerine toplumun üyeleri olan, birbirlerinden
  farklılıkları olduğu gibi, birbirlerine büyük
  benzerliklerde gösteren toplumsal bireyler oluşur.
Çocuk, doğuştan var olan genetik özelliklerinin de
  etkisiyle, çevre onu etkilediği kadar, o da çevreyi
  etkilemeye başlayacaktır. Bu nedenle, sosyal
  psikologlar, sosyalleşme kavramı yerine sosyal
  gelişim kavramının tercih ederler.
Ahlak gelişimi


Günümüzde ahlak gelişimine eğilen gelişim
 psikologları ve sosyal psikologlar ahlak
 gelişiminde ya duygusal-güdüsel etkenlere ya
 da bilişsel etkenlere önem vermektedirler.
1. Freud’un ahlak gelişimine yaklaşımı:
Freud, ahlak ve kişilik gelişimini duygusal-güdüsel bir
  süreç olarak ele almıştır. Freud, duygusal-güdüsel
  ahlak gelişmesini, id, ego ve süperego ilişkilerindeki
  denge kavramına bağlamaktadır. İd (alt-ben) kişiliğin
  pisişik enerji deposu olarak nitelendirebileceğimiz
  bilinçaltı kısmıdır. İd, insanın doğuşundan itibaren
  sahip olduğu tüm güdülerinin toplamıdır ve temel
  olarak cinsiyet ve saldırganlık güdülerinden oluşur. İd,
  sürekli olarak isteklerine doyum arar.
Burada ego (ben) önem kazanmaktadır. Ego kişinin
  çevreyle etkileşimi sonucu ortaya çıkan kişiliğin
  gerçekçi ve ussal öğesidir. İd’in isteklerine ancak
  egonun amaca-yönelik işleyişini doyum sağlayabilir.
2. Cezalandırma türünün vicdan
    gelişmesine etkisi:
Hoffman ve Satzstein fiziksel olmayan psikolojik disiplini ikiye
  ayırmışlardır. Bunlardan birisi sevgiyi esirgeme, diğeri de kanıt
  göstererek inandırma olarak tanımlanabilir. Sevgiyi esirgeme,
  dövme gibi bir cezadır; dövmeden farklı, fiziksel olmayıp
  psikolojik olmasıdır. Çocukla konuşmamak, ona aldırmaz bir
  şekilde davranmak ya da onu artık sevmediğini söylemek,
  sevgiyi esirgeme yollarıdır. Kanıt göstererek inandırmada ise
  çocuğun davranışının başkasına (ana-babasına, kardeşine,
  arkadaşına ya da bir başkasına) yaptığı zarara çocuğun dikkati
  çekilir. Böylece çocuğun kendini bir başkasının yerine koyması
  (duygudaşlık geliştirmesi) sağlanır. Başka bir deyişle, çocuk,
  davranışının sebep olduğu zararı anlar. Böylece çocuk kendi
  kendini cezalandırmaya, yani iç kontrol (vicdan) geliştirmeye
  başlamış olur.
3. Ahlak gelişimine bilişsel
    yaklaşımlar: Piaget ve Kohlberg
      Piaget ve Kohlberg ahlak gelişimini, kural, yasa ve daha
       yüksek ilkelerin öğrenilmesini içeren bilişsel bir yaklaşımla
       incelemişlerdir.
      İsviçreli psikolog Piaget çocukta bilişsel gelişimi en ince
       ayrıntılarına kadar aratırmış ve devresel gelişmeleri içeren bir
       kuram ortaya atmıştır. Doğal gözlem yönetimine dayanan bu
       araştırmalardan şu sonuçlar ortaya çıkmıştır:
i.     Değişik yaşlardaki çocuklar düşünce ve problem
       çözümlerinde niteliksel farklılıklar gösterir.
ii.    Her çocuk belirli bir devre dizisinden geçerek bilişsel
       gelişmesini tamamlar. Bu devreler kültürel ve toplumsal
       farklara karşın evrensellik gösterir.
iii.   Her devrede, bir önceki devrelerin bir sentezi yapılır ve
       problem çözümüne daha etkili, ussal bir yaklaşım geliştirilir.
       Piaget tarafından bilişsel gelişmeye paralel olarak ortaya
       çıktığı belirtilen ahlak gelişimi devreleri ise iki tane olarak
       kavramlaştırılmıştır: Dışa bağlı devre ve özerk devre.
    paralel olarak ortaya çıktığı belirtilen ahlak gelişimi devreleri
     ise iki tane olarak kavramlaştırılmıştır: Dışa bağlı devre ve
     özerk devre.
    Kohlberg’in Ahlak Gelişimi Devrelerinin Tanımlanması
        Gelenek öncesi düzey,
    Devre: İtaat ve Ceza Yönelimi
    Devre: Saf Çıkarcı Yönelim
        Geleneksel düzey,
    Devre: İyi Çocuk Eğilimi
    Devre: Kanun ve Düzen Eğilimi
        Gelenek üstü(özerk ya da ilkeli) düzey
    Devre: Kontrat ve Yasaya Uygunluk Yönelimi
    Devre: Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi
Sosyalleşmenin Kültür Bütünleşmesi
İçindeki Rolü
 Kültür belirli bir toplumun, üyelerinin doğada bulabileceklerinden
  daha fazla doyum sağlayabilmeleri için, başardığı tüm maddi ve
  davranışsal düzenlemelerin örüntüsüdür; toplumun üyesi olarak
  insanın geliştirdiği tüm bilgi, inanç, sanat, ahlak, adet, yetenek
  ve alışkanlıklarla toplumsal kurumları kapsar.
       Bir toplumun yerleşme düzeni, yani ekonomik, politik ve
  sosyal organizasyonu, toplumun çocuk yetiştirme yollarını
  etkiler. Çocuk yetiştirme ise kişiliği etkiler. Kişilik özellikleri de
  din, batıl inançlar, vb gibi çeşitli inanç sistemlerine yansır. Bir
  şema ile gösterilecek olursa,
Yerleşme         çocuk                kişilik                inanç
Düzeni           yetiştirme          özellikleri             sistemleri
                 yolları
Kişiliğin Kültürle İlişkisi
                                                    yetişkin davranışı
                                                    suçluluk oranları
                                                    intihar oranları
                                                    serbest zaman
                                                    faaliyetleri vb.

                                                    kültürel yapıtlar
Ekoloji       yerleşme     sosyalleşme   yetişkin   dini inançlar
(ekoloji      sistemleri                 kişilik    hastalık kuramları
sosyal                                              halk hikayeleri
yapının
genel         ekonomik                              çocuk davranışı
çizgilerini   sosyal        çocuk        çocuk      çalışma
belirler.)    yapı         yetiştirme    kişiliği   oyunlar
                            yolları                 kültürel yapıtlar
                                                    hayal gücü
                                                    deyimler
                                                    eğlence
                                                    dünyaya bakış tarzı
Saldırganlık
İnsan saldırganlığının nedenlerini açıklayan en eski görüşte
   saldırganlığın insanların biyolojik yapısında var olan bir özellik
   olduğu ileri sürülmüştür. Bu görüşün en ünlü savunucuları
   arasında Freude ve Lorenz gelir.
Saldırgan davranışlar kendi içinde ikiye ayrılır: bir araç olarak
   saldırganlık ve düşmanca saldırganlık örneğin, eve giren bir
   hırsızı etkisiz hale getirmek için kafasına şamdanla vurmak, ona
   zarar vermeyi amaçlasa da, aslında başka bir amaç için araç
   olarak yapılmıştır. Genel olarak kendini korumak amacıyla
   başkasına zarar vermek, araç olarak saldırganlık kapsamına
   girer. Düşmanca saldırganlıkta ise, zarar vermek başlı başına
   amaçtır. Özellikle insanların duygusal olarak fazlaca uyarıldıkları
   zamanlarda karşılaştığımız bu tür saldırganlığa örnek olarak;
   kocanın eşini kıskançlık yüzünden dövmesini, farklı futbol
   takımlarının taraftarlarının birbirine vurmasını göstere biliriz.
Saldırganlıkta Sosyal Öğrenme Modeli

Geçmiş
deneyimler

Durumsal
Pekiştirici
etkenler
Saldırganlığa dair düşünce ve
                                Saldırganlığın görülme
algılar(kime ve neye
                                olasılığı
saldırganlık göstermek daha
uygundur? Vb.)


Sosyal
değişkenler


Çevresel
değişkenler
Kültürün etkisi:
Çocuk yetiştirme alışkanlıklarının saldırganlığa etkisini
  gösteren bir araştırmada, Japon annelerle Alman ve
  İsviçreli annelerin çocuklarıyla olan etkileşimlerindeki
  farklılıkların saldırganlık gelişiminde önemli rol
  oynadığı bulunmuştur. Japon annelerin çocuklarına
  daha yumuşak yaklaştığı, onların saldırgan
  davranışlarını ödüllendirmedikleri bulunmuştur.
  Alman ve İsviçreli anneler ise, çocuklarına daha katı
  yaklaşmakta ve saldırgan davranışların önlenmesi
  konusunda çok fazla uğraş göstermedikleri
  görülmüştür. Burada olduğu gibi bir kültürdeki çocuk
  yetiştirme alışkanlıkları o kültürde saldırganlığın nasıl
  bir şekil aldığını açıklamaktadır.

Günümüzde İnsan ve İnanlar - Bölüm 9

  • 1.
    BÖLÜM 9 SOSYALLEŞME VESOSYAL GELİŞİM
  • 2.
    Sosyalleşme ve sosyalgelişim Sosyalleşme, insan yavrusunun toplumun bir üyesi haline gelmesidir, yani ailesinin, akraba ve komşuluk çevresinin, kent ve köyünün ve nihayet ulusunun bir parçası olduğunu öğrenmesidir. Büyümekte olan çocuk, etrafındakilerle etkileşim sonucu, onlarınkilere benzer davranışlar geliştirecektir. Böylece tek tek kişiler yerine toplumun üyeleri olan, birbirlerinden farklılıkları olduğu gibi, birbirlerine büyük benzerliklerde gösteren toplumsal bireyler oluşur. Çocuk, doğuştan var olan genetik özelliklerinin de etkisiyle, çevre onu etkilediği kadar, o da çevreyi etkilemeye başlayacaktır. Bu nedenle, sosyal psikologlar, sosyalleşme kavramı yerine sosyal gelişim kavramının tercih ederler.
  • 3.
    Ahlak gelişimi Günümüzde ahlakgelişimine eğilen gelişim psikologları ve sosyal psikologlar ahlak gelişiminde ya duygusal-güdüsel etkenlere ya da bilişsel etkenlere önem vermektedirler.
  • 4.
    1. Freud’un ahlakgelişimine yaklaşımı: Freud, ahlak ve kişilik gelişimini duygusal-güdüsel bir süreç olarak ele almıştır. Freud, duygusal-güdüsel ahlak gelişmesini, id, ego ve süperego ilişkilerindeki denge kavramına bağlamaktadır. İd (alt-ben) kişiliğin pisişik enerji deposu olarak nitelendirebileceğimiz bilinçaltı kısmıdır. İd, insanın doğuşundan itibaren sahip olduğu tüm güdülerinin toplamıdır ve temel olarak cinsiyet ve saldırganlık güdülerinden oluşur. İd, sürekli olarak isteklerine doyum arar. Burada ego (ben) önem kazanmaktadır. Ego kişinin çevreyle etkileşimi sonucu ortaya çıkan kişiliğin gerçekçi ve ussal öğesidir. İd’in isteklerine ancak egonun amaca-yönelik işleyişini doyum sağlayabilir.
  • 5.
    2. Cezalandırma türününvicdan gelişmesine etkisi: Hoffman ve Satzstein fiziksel olmayan psikolojik disiplini ikiye ayırmışlardır. Bunlardan birisi sevgiyi esirgeme, diğeri de kanıt göstererek inandırma olarak tanımlanabilir. Sevgiyi esirgeme, dövme gibi bir cezadır; dövmeden farklı, fiziksel olmayıp psikolojik olmasıdır. Çocukla konuşmamak, ona aldırmaz bir şekilde davranmak ya da onu artık sevmediğini söylemek, sevgiyi esirgeme yollarıdır. Kanıt göstererek inandırmada ise çocuğun davranışının başkasına (ana-babasına, kardeşine, arkadaşına ya da bir başkasına) yaptığı zarara çocuğun dikkati çekilir. Böylece çocuğun kendini bir başkasının yerine koyması (duygudaşlık geliştirmesi) sağlanır. Başka bir deyişle, çocuk, davranışının sebep olduğu zararı anlar. Böylece çocuk kendi kendini cezalandırmaya, yani iç kontrol (vicdan) geliştirmeye başlamış olur.
  • 6.
    3. Ahlak gelişiminebilişsel yaklaşımlar: Piaget ve Kohlberg  Piaget ve Kohlberg ahlak gelişimini, kural, yasa ve daha yüksek ilkelerin öğrenilmesini içeren bilişsel bir yaklaşımla incelemişlerdir.  İsviçreli psikolog Piaget çocukta bilişsel gelişimi en ince ayrıntılarına kadar aratırmış ve devresel gelişmeleri içeren bir kuram ortaya atmıştır. Doğal gözlem yönetimine dayanan bu araştırmalardan şu sonuçlar ortaya çıkmıştır: i. Değişik yaşlardaki çocuklar düşünce ve problem çözümlerinde niteliksel farklılıklar gösterir. ii. Her çocuk belirli bir devre dizisinden geçerek bilişsel gelişmesini tamamlar. Bu devreler kültürel ve toplumsal farklara karşın evrensellik gösterir. iii. Her devrede, bir önceki devrelerin bir sentezi yapılır ve problem çözümüne daha etkili, ussal bir yaklaşım geliştirilir. Piaget tarafından bilişsel gelişmeye paralel olarak ortaya çıktığı belirtilen ahlak gelişimi devreleri ise iki tane olarak kavramlaştırılmıştır: Dışa bağlı devre ve özerk devre.
  • 7.
    paralel olarak ortaya çıktığı belirtilen ahlak gelişimi devreleri ise iki tane olarak kavramlaştırılmıştır: Dışa bağlı devre ve özerk devre.  Kohlberg’in Ahlak Gelişimi Devrelerinin Tanımlanması  Gelenek öncesi düzey,  Devre: İtaat ve Ceza Yönelimi  Devre: Saf Çıkarcı Yönelim  Geleneksel düzey,  Devre: İyi Çocuk Eğilimi  Devre: Kanun ve Düzen Eğilimi  Gelenek üstü(özerk ya da ilkeli) düzey  Devre: Kontrat ve Yasaya Uygunluk Yönelimi  Devre: Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi
  • 8.
    Sosyalleşmenin Kültür Bütünleşmesi İçindekiRolü  Kültür belirli bir toplumun, üyelerinin doğada bulabileceklerinden daha fazla doyum sağlayabilmeleri için, başardığı tüm maddi ve davranışsal düzenlemelerin örüntüsüdür; toplumun üyesi olarak insanın geliştirdiği tüm bilgi, inanç, sanat, ahlak, adet, yetenek ve alışkanlıklarla toplumsal kurumları kapsar.  Bir toplumun yerleşme düzeni, yani ekonomik, politik ve sosyal organizasyonu, toplumun çocuk yetiştirme yollarını etkiler. Çocuk yetiştirme ise kişiliği etkiler. Kişilik özellikleri de din, batıl inançlar, vb gibi çeşitli inanç sistemlerine yansır. Bir şema ile gösterilecek olursa, Yerleşme çocuk kişilik inanç Düzeni yetiştirme özellikleri sistemleri yolları
  • 9.
    Kişiliğin Kültürle İlişkisi yetişkin davranışı suçluluk oranları intihar oranları serbest zaman faaliyetleri vb. kültürel yapıtlar Ekoloji yerleşme sosyalleşme yetişkin dini inançlar (ekoloji sistemleri kişilik hastalık kuramları sosyal halk hikayeleri yapının genel ekonomik çocuk davranışı çizgilerini sosyal çocuk çocuk çalışma belirler.) yapı yetiştirme kişiliği oyunlar yolları kültürel yapıtlar hayal gücü deyimler eğlence dünyaya bakış tarzı
  • 10.
    Saldırganlık İnsan saldırganlığının nedenleriniaçıklayan en eski görüşte saldırganlığın insanların biyolojik yapısında var olan bir özellik olduğu ileri sürülmüştür. Bu görüşün en ünlü savunucuları arasında Freude ve Lorenz gelir. Saldırgan davranışlar kendi içinde ikiye ayrılır: bir araç olarak saldırganlık ve düşmanca saldırganlık örneğin, eve giren bir hırsızı etkisiz hale getirmek için kafasına şamdanla vurmak, ona zarar vermeyi amaçlasa da, aslında başka bir amaç için araç olarak yapılmıştır. Genel olarak kendini korumak amacıyla başkasına zarar vermek, araç olarak saldırganlık kapsamına girer. Düşmanca saldırganlıkta ise, zarar vermek başlı başına amaçtır. Özellikle insanların duygusal olarak fazlaca uyarıldıkları zamanlarda karşılaştığımız bu tür saldırganlığa örnek olarak; kocanın eşini kıskançlık yüzünden dövmesini, farklı futbol takımlarının taraftarlarının birbirine vurmasını göstere biliriz.
  • 11.
    Saldırganlıkta Sosyal ÖğrenmeModeli Geçmiş deneyimler Durumsal Pekiştirici etkenler Saldırganlığa dair düşünce ve Saldırganlığın görülme algılar(kime ve neye olasılığı saldırganlık göstermek daha uygundur? Vb.) Sosyal değişkenler Çevresel değişkenler
  • 12.
    Kültürün etkisi: Çocuk yetiştirmealışkanlıklarının saldırganlığa etkisini gösteren bir araştırmada, Japon annelerle Alman ve İsviçreli annelerin çocuklarıyla olan etkileşimlerindeki farklılıkların saldırganlık gelişiminde önemli rol oynadığı bulunmuştur. Japon annelerin çocuklarına daha yumuşak yaklaştığı, onların saldırgan davranışlarını ödüllendirmedikleri bulunmuştur. Alman ve İsviçreli anneler ise, çocuklarına daha katı yaklaşmakta ve saldırgan davranışların önlenmesi konusunda çok fazla uğraş göstermedikleri görülmüştür. Burada olduğu gibi bir kültürdeki çocuk yetiştirme alışkanlıkları o kültürde saldırganlığın nasıl bir şekil aldığını açıklamaktadır.