Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

HOŞGÖR BÜLTENİ 9. SAYI

212 views

Published on

06-09 SUNUŞ YAZISI MUSA İMAMOĞLU “İSLAM’DA VAKIF MEDENİYETİ”
10-11 MAKALE İSMAİL YILMAZ “VAKIF MEDENİYETİMİZ”
12-15 RÖPORTAJ MEHMET TAHMAZOĞLU “BAŞKAN İLE VAKIFLAR ÜZERİNE”
16-19 RÖPORTAJ VAKIF İNSANI “AHMET M. ZİYLAN”
20-21 BAŞARI HİKAYESİ VERGİ MUAFİYETİ “NİHAT DURUR TAHİR ÇALKILIÇ”
22-23 HABER BÖLGE BİRİNCİSİ “HAFIZLIK YARIŞMALARI”
26-27 KURUMLAR MEVLÜT GÜL “FETHİYE KURAN KURSU”
28-29 KURUMLAR EBUBEKİR SEYHAN “HOŞGÖR YEDİTEPE KURAN KURSU”
30-31 EĞİTİM “OYUNLARLA DEĞERLER EĞİTİMİ”
32 ETKİNLİK “DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİ”
34-35 ETKİNLİK “YAZ KURAN KURSLARI”
36-41 ANAOKULU “MÜKERREM NESİLLER YETİŞTİRMEK”

Published in: Education
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

HOŞGÖR BÜLTENİ 9. SAYI

  1. 1. 32 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2016 TAKDİM Biz âciz kullarını îmân nîmetiyle şereflendiren, Rahmân ve Rahîm olan Allâh Teâlâ’ya hamd ü senâlar olsun! Âlemlere rahmet olarak gönderilen, kâinâtın Fahr-i Ebedîsi’ne salât ve selâm olsun! İslâm’ın rûh itibâriyle özü, inançta tevhid yâni Allâh’ın birliği; amelde ise edeb, istikâmet ve merhamettir. Merhamet, îmânın ilk meyvesidir. Ondan uzak bir gönül, canlı sayılamaz. Peygamberler ve velîlerin hayat hikâyeleri de merhamet menkıbeleriyle doludur. Merhametin en olgun tezahürlerinden birisi ise “infak”tır. Zarif, güzel ve derin insan yetiştirmek sûretiyle huzurlu bir cemiyet ortamı husûle getirmek, dînin aslî gâyelerinden biridir. Bu olgunlaşma, ancak gönüllerin merhamet ve şefkat hissi ile dolması ve bunun en güzel tezâhürleri olan zekât, infak ve hizmet ile mümkündür. Zîrâ bütün bunlar, kulun Rabbine karşı en mühim bir şükür borcudur. Kardeşlik duygularının zayıfladığı, ictimâî huzur ve sükûnun kaybolduğu, kin ve husûmetin çoğaldığı zamanımızda, ciddî bir infak ve hizmet seferberliğine ihtiyaç vardır. Bu hususla ilgili ilk akla gelenler ise zekât-infak gibi vecîbelerle, vakıf gibi şefkat müesseseleridir. Biz de vakıf ve zekât gibi, dînimizin mâlî yönüyle ilgili bâzı meselelerdeki temel prensipleri hatırlatmak ve had safhada bir maddî- mânevî sıkıntı yaşayan cemiyetimizde, vakıf, zekât ve infak seferberliği vesîlesiyle yeniden yaralara merhem olacak bir şevk, heyecan ve şuurlanmanın teminine çalışmaktayız. Gerçekten, bütün cihâna karşı, farklı bir dünya görüşünün muhâfaza ve müdâfaasını üstlenerek altı buçuk asır ayakta kalmış, dîn, dil ve ırk itibâriyle onlarca ayrı topluluğu sulh, sükûn ve huzur içinde bir arada yaşatmış olan Osmanlı Devleti’nin bu başarısındaki temel sâiklerden biri de, hiç şüphesiz “Hayır Müesseseleri” ve bunlar arasında vakıflara atfettiği ehemmiyettir. Mübârek ecdâdımız, muhtaç insanların meselelerini halledip, merhamet, muhabbet ve hizmeti, Allâh’ın mahlûkâtı içinde âciz hayvanlara kadar yayabilmişlerdir. Bu seviyeye bugün bile dünyanın hiçbir yerinde ulaşılamamıştır. Bu itibarla şanlı târihimizden alacağımız pek çok ders bulunmaktadır. Diğer taraftan, merhamet ve muhabbeti vakıf hizmetlerine ve hayırlarına en ideal ölçülerle aksettiren ecdâdımız, bîçârelerin, fakirlerin, dulların, yetimlerin izzet ve haysiyetlerini korumak için de âzamî bir dikkat, nezâket ve gayret göstermişlerdir. Vakıflar, bu sevgi, şefkat ve merhametin cemiyete taşınmasında, bilhassa ecdâdımızın tatbikâtı itibâriyle bugünkü insanımız için bir ibretlikler sergisidir. Rabbimiz, bu infak sergisinden gereği gibi feyizlenmeyi nasîb eylesin! Bütün bu feyizli, ulvî ve güzel hizmetler, elbette ki öncelikle onları yerine getirecek fedâkâr ve örnek hizmet insanları yetiştirme sâyesinde gerçekleşebilir. Gâyemiz, kulu yücelere ve sonsuz güzelliklere ulaştırmaya namzet olan kimselerin iki kanatlı kuş misâli yetişmiş ve kemâle ermiş seçkin, keyfiyetli ve liyâkatli şahsiyetler olmasıdır... Bu vesîleyle, güzel bir haberi duyurmak isterim. “Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı’na Bakanlar Kurulunca 24.07.2017 tarih ve 2017/10634 sayılı kararı ile Vergi Muafiyeti tanınmıştır.” “Kuran-ı Kerim Rehberliğinde; Vakıf “ temalı Hoşgör bültenin hazırlanmasında emeği geçen kardeşlerimize teşekkür eder, hizmetlerinin bir sadaka-yı câriye olarak Allâh -celle celâlühû- katında makbûliyetini niyâz ederim. Ey mülkün gerçek sâhibi olan Allâh’ım! Senin yolunda infak, hizmet, merhamet ve şefkatin bütün tezâhürleri, gönül hayâtımızın tükenmez hazînesi olsun! Âmin! Abdullah BAYRAM (Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı Başkanı) Kıymetli Okuyucularımız,
  2. 2. 54 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 HOŞGÖR FATİH İLİM ARAŞTIRMA VAKFI GENEL YAYIN YÖNETMENİ Abdullah BAYRAM YAYIN KURULU Nihat DURUR Yusuf KİRAZ Mevlüt GÜL İsmail YILMAZ Faruk ULUTAŞ Ebubekir SEYHAN Behiye KOCABAŞ Muhammet ARIKAN GRAFİK Mehmet SÖNERCAN BASKI GNG OFSET ADRES: Boyacı Mah. Buğday Pazarı Pürsefa Hanı No: 21 Şahinbey/Gaziantep Tel: 0342 2312567 YAZIŞMA ADRESİ: Hoşgör Fatih Kur’ân Kursu Batıkent Mahallesi, 27560 Şehitkamil/Gaziantep Tel: 0342 4240251 Hoşgör Karataş Yatılı Kız Kuran Kursu Karataş 1. Bölge Şahinbey/Gaziantep Tel: 0342 3717601 Hoşgör Hayriye Özbudak Anaokulu Karataş Mah. 103401 Cad. No:24 Şahinbey/Gaziantep 0342 371 5741 RÖPORTAJ, MAKALE, YAZI DİZİSİ, HABERLER, ETKİNLİKLER... KUR’ÂN-I KERİM REHBERLİĞİNDE VAKIF HİZMETLERİ 06-09 SUNUŞ YAZISI MUSA İMAMOĞLU “İSLAM’DA VAKIF MEDENİYETİ” 12-15 RÖPORTAJ MEHMET TAHMAZOĞLU “BAŞKAN İLE VAKIFLAR ÜZERİNE” 10-11 MAKALE İSMAİL YILMAZ “VAKIF MEDENİYETİMİZ” 32 ETKİNLİK “DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİ” 48-51 MERASİM “2017 YILI HAFIZLIK MERASİMİ” 54-55 AYLIK HATİM “VAKIF ETKİNLİKLERİ” 56-57 HABER “GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR” 28-29 KURUMLAR EBUBEKİR SEYHAN “HOŞGÖR YEDİTEPE KURAN KURSU” 34-35 ETKİNLİK “YAZ KURAN KURSLARI” 36-41 ANAOKULU “MÜKERREM NESİL- LER YETİŞTİRMEK” 26-27 KURUMLAR MEVLÜT GÜL “FETHİYE KURAN KURSU” 52-53 15 TEMMUZ “GAZİANTEP İL MÜFTÜLÜĞÜ” 22-23 HABER BÖLGE BİRİNCİSİ “HAFIZLIK YARIŞMALARI” 44-47 KURUMLAR “BÜLBÜLZADE KIZ KURAN KURSU” 42-43 KURUMLAR “KARATAŞ KIZ KURAN KURSU” 20-21 BAŞARI HİKAYESİ VERGİ MUAFİYETİ “NİHAT DURUR TAHİR ÇALKILIÇ” 16-19 RÖPORTAJ VAKIF İNSANI “AHMET M. ZİYLAN” 62-65 ARAŞTIRMA “VERGİ MUAFİYETİ STATÜSÜ” 30-31 EĞİTİM “OYUNLARLA DEĞERLER EĞİTİMİ” 60 AÇILIŞ “EREN BÜLBÜL SOSYAL TESİSİ” 61 KİTAP FUARI “KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ” 58-59 AÇILIŞ TÖRENİ “ADİL ÖZBERK CAMİİ AÇILŞI” 33 İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ “ZEYTİNDALI HAREKATI İÇİN DUA” 24-25 KURUMLAR YUSUF KİRAZ “HOŞGÖR FATİH KURAN KURSU” HOŞGÖRBÜLTENİ İÇİNDEKİLER
  3. 3. İSLAM’DA VAKIF MEDENİYETİ SUNUŞ MUSA İMAMOĞLU (ŞAHİNBEY İLÇE MÜFTÜSÜ) 76 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 “Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter.” Nisa, 4/85 Medeniyetleri meydana getiren önemli kurumlar vardır. İslam medeniyetini meydana getiren kurumların başında ise vakıflar gelmektedir. Vakıf, kelime olarak «durmak», «durdurmak» anlamına gelir. İslâm hukukunda ise, bir mülkün bütün faydasını insanların yararına bırakarak, kıyamete kadar başka birinin mülküne geçmeyecek şekilde kullanımının devamını sağlamaktır. İslâm’da vakfın gayesi Allah (c.c.)’ın rızasını kazanmaktır. Malını vakfeden Müslümanlar, hep bu düşüncede olmuşlar ve vakfiyelerinde bunu açık bir şekilde ifade etmişlerdir. Kur’ân’da “vakıf” kelimesi geçmemekle birlikte bu manaya gelebilecek birçok kelime vardır. Vakıfta bulunmak isteyen Müslüman- ları harekete geçiren ayet-i kerime- lerden birisi şudur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”1 Bu ayet inince Ashab-ı Kiram’dan Ebu Talha; “Rabbimiz bizden mallarımızı kendi yolunda harcamamızı istiyor. Ey Allah’ın elçisi, en sevdiğim “Beyruhâ” arazimi Allah için tasadduk etmek istiyorum” dedi. Allah Rasulü’nün, araziyi en yakın hısımlarına vermesini tavsiye etmesi üzerine de, onu amcasının oğulları ve diğer bazı hısımları arasında taksim etti. Kur’an-ı kerimde ki bazı ayetler de vakıf düşüncesini tetiklemiştir. Müslümanları bu düşünceye sevk eden ayetlerden ikisini burada zikredelim: “Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.”2 “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardık- larımızdan Allah yolunda harcayın”3 RASULULLAH (SAV) MÜSLÜMANLARI HAYRA YÖNLENDİRİYOR Abdulah İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.”4 VAKIF İYİLİKTE ÖLÜMSÜZLEŞMEKTİR İnsanoğlu ölümlü bir varlık olmasına rağmen ölmek istemiyor. Arzu ve istekleri bitmek bilmiyor. Emelleri sonsuza uzanıyor. İnsan ise isminin kalıcı olmasını istiyor. İşte başta insanlık olmak üzere tüm varlıklara faydalı olsun diye bıraktığı vakıflar müslümanı ölümsüzleştiren eserlerdir. Rasulullah (sav) müslümanı ölümsüzleştiren amellerden bahisle şöyle buyuruyor: “Âdemoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır. Devamlı sadaka (sadaka-i câriye) meydana getirenler, topluma yararlı bir ilim (eser) bırakanlar ve kendisine hayır dua eden hayırlı çocuk bırakanlar.” 5 Hadiste sevabı ölümden sonra da devam eden üç amelden bahsedilmektedir. Bunlardan biri sadaka-i câriye, yani hayrı devam eden iyiliktir. Herkesin faydalandığı ve varlığı devam ettiği müddetçe sevabı da devam eden hayırlardır. Câmi ve mescidler, mektep ve medreseler, yollar ve köprüler, çeşmeler ve sebiller, hanlar ve hamamlar, her çeşit hayır vakıfları bunun örneğidir. Bunları yapanların, yapımına katkı sağlayanların amel defteri kapanmaz ve sevabı sürekli olur. Hadiste geçen “sadaka-i câriye” nin vakfı da kapsamına aldığında şüphe yoktur. VAKIFLAR İYİLİĞE ARACI OLAN MÜESSESELERDİR “Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter.” 6 Müslümanlar bu ve benzeri Ayet-i kerimeleri ve Hadis-i şerifleri kendilerine rehber edinerek başkalarına yardımcı olmayı, sıkıntıları gidermeyi ve bu meyanda kalıcı eserler bırakmayı kendilerine şiar edinerek çeşitli vakıflar kurmuşlardır. Vakfa Peygamber (sav) Efendimizin ve sahabelerin (r.a.) çok önem verdiklerini, her birinin imkânları nisbetinde vakıf eserleri bırakmaya çalıştıklarını görmekteyiz. HZ. ÖMER’İN VAKFI Ashâb-ı kiramın pek çoğu da Hz. Peygamber’in yolunda giderek çeşitli şekillerde vakıflar kurarak insanlığa hizmet etmişlerdir.
  4. 4. SUNUŞ 98 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Hz. Ömer çok sevdiği bir araziyi vakfedişini şöyle anlatır: “Allah’ın elçisine; Hayber topraklarının taksimi sonucu, ömrümde sahip olmadığım güzel ve değerli bir arazi bana isabet etti, bu konuda ne buyuruyorsunuz?” dedim. Hz. Peygamberde: “İstersen malın mülkiyetini elinde tut, semere ve gelirini ise yoksullara tasadduk et” buyurdu. Hz. Ömer, arazisini; satılmamak, bağışlanmamak ve mirasla da geçmemek üzere, yoksullara, yakın hısımlara, miskinlere, yolda kalmışlara, Allah yolunda savaşanlara ve azatlık anlaşması yapan kölelere vakfetti. Mütevellinin de bundan örfe göre yiyebileceğini şart koştu. Bu konuda bir vakıfnâme düzenleyerek kızı Hafsa’ya, teslim etti. 7 SAHABELERİN VAKIF ANLAYIŞI Hz. Ali Yenbu’daki bir arazisini ve çeşmesini vakfetmiştir. 8 Hz. Osman susuzluk çekildiği bir sırada, Medineli bir Yahudi’den Rume kuyusunu satın alıp, suyunu ebedi olarak topluma bağışlamıştır. 9 Hâlid bin Velid zırhını ve savaş atlarını vakfetmiştir. 10 Câbir bin Abdillah’tan şöyle dediği nakledilmiştir: “Ben Mekkeli ve Medineli Müslümanlardan mal ve mülk sahibi olup da, vakıf yapmamış bir kimse bilmiyorum.”11 EMEVİLER DÖNEMİNDE VAKIF Emeviler zamanında vakıflar çok genişledi. Bu çeşit vakfın ilk örneğini hicrî 88 (Miladî 706) yılında Emevi Halifesi, Velid Bin Abdülmelik vermiştir: Halife Velid b. Abdülmelik, Şam’da yaptırdığı meşhur Ümeyye Camii’nin masraflarını karşılamak üzere bir kısım köy ve mezraları gelir getiren birer kaynak olarak vakfetti. Bu cami günümüzde de varlığını devam ettirmektedir. OSMANLI DÖNEMİNDE HAYVANLAR İÇİN BİLE VAKIFLAR KURULMUŞTU Osmanlı döneminde Türklerin oturduğu yerlerde, hayvanlar bakımlı, gürbüz, gayr-i Müslimlerin oturduğu mahallelerde hayvanlar cılızdı. Müslümanların yaşadığı toplumlarda hayvanlar asla aç bırakılmaz, kış aylarında aç kalmamaları için tedbirler alınırdı, tedavileri baytarlarca ücretsiz yapılırdı. FATİH SULTAN MEHMED VAKFA DEĞER VERİRDİ Fatih Sultan Mehmet’in vakfetmiş olduğu şeylerle ilgili şu beyanı dikkate değerdir: “Ben ki İstanbul fatihi abdi aciz Fatih Sultan Mehmed bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un Taşlık mevkiinde kâin ve malumu’l-hudud olan 136 bap dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakfı sahih eylerim.” FATİH’İN VASİYETİ Şöyleki: Bu gayr-ı menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim... Ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasb eyledim. Bunlar ki ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkalar, bila istisna her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası şifayap olalar. Değilse kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin Darülaceze’ye kaldıralar, orada salah bulduralar. ... Ayrıca külliyemde bina ve inşa eylediğim imarethanede şehit ve şühedanın kavimleri ve medine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye veya almaya bizatihi kendüleri gelemeyenlerin yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle...” KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN KENDİ VAKIFLARI İLE İLGİLİ DUASI “Her kimse ki; vakıflarımın bekasına özen gösterirse ve gelirlerinin artırılmasına itina ederse, bağışlayıcı olan Allah Teâlâ’nın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatı sayılamayacak kadar çok olsun, dünya üzüntülerinden korunsun ve esirgesin.” İSLAM MEDENİYETİNİN GÖSTERGELERİ Müslümanlar, yaşadıkları bütün coğrafyalarda camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, köprüler, imaretler, aş evleri, çeşmeler, su kanalları gibi muhteşem eserler inşa ederek kamu yararına vakfetmişlerdir. “İnsanların hayırlısı başkalarına faydalı olandır.” hadisini kendilerine rehber edinen Müslümanlar, yalnız kendi zamanlarına yönelik değil, dünya durdukça insanlara hizmet edecek olan hayırlı eserler bırakmak suretiyle vakıf medeniyetini ebedileştirmişlerdir. VAKIF SOSYAL DENGE UNSURLARIDIR Vakıflar başta olmak üzere çeşitli hayır kurumları, toplumdaki sosyal ve ekonomik dengeyi sağlama hususunda çok önemli görevler ifa etmektedirler. Bir kısım insanlar yoksulluk ve sıkıntı içinde kıvranırken, zenginlerin israf ve lüks içinde yaşadığı, fakirlere, muhtaçlara, çaresizlere yardım edilmeyen bir toplumda dirlik ve düzen olmaz. Zengin Müslümanlar, İslâm’ın emrettiği zekâtlarını verdikten sonra, çeşitli hayır kurumları inşa ederek ulaşamadıkları ihtiyaç sahiplerine bu müesseseler sayesinde yardım etme imkânını bulmuşlardır. Vakıf ve benzeri müesseseler fakirler ile zenginler arasında sevgi ve saygı köprüleri kurmuştur. Toplumdaki dengesizliği ortadan kaldırarak sosyal dengeyi sağlamıştır. Bu kurumlar sayesinde toplumda kardeşlik ve dayanışma ruhu hep canlı kalmıştır. Bu yüzden milletimiz, asırlarca faziletli, erdemli ve sağlam bir toplum olarak yaşamıştır ve inşallah yaşamaya da devam edecektir. Velhasıl vakıflar dünyada iyiliğe, güzelliğe ve Allahın rızasına, ahirette ise sonsuz bir mükâfata nail olmaya vesile olan hayır kapılarıdır. Medeniyetimizin temel taşlarından biri olan vakıfların korunup kollanmasına bugünde şiddetle ihtiyaç olduğu asla göz ardı edilmemelidir. --------------------------- 1 Al-i İmran,3/92 2 Hacc, 22/77 3 Bakara, 2/267 4 Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58. 5 Müslim, Vasıyye, 14; Ebû Davud, Vesâyâ, 14; Tirmizî, Ahkâm, 36 6 Nisa, 4/85 7 (Buharî, Vesâyâ, 22, 28, Eymân, 33; Müslim, Vasiyye, 15, 16) 8 Beyhâkî, Sünen, IV,160,161 9 Müslim, Şirb, 1; Tirmizî, Menâkıb, 18 10 Buharî, Cihad 89, Zekat, 49; Müslim,Zekat, 11 11 Şamil İslam Ansiklopedisi; Kazıcı, s. 280
  5. 5. VAKIF MEDENİYETİMİZ MAKALE İSMAİL YILMAZ (İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞR. GÖR.) 1110 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Osmanlı’da vakıf duyarlılığı o kadar zirveye ulaşmıştı ki, insanlara hizmet imkânı kemâl bulduktan sonra hayvanlara dahi hizmet eden vakıf ve müesseseler kurularak batı medeniyetinin hayal dahi edemediği bir medeniyet örneği sergilenmiştir. Vakıf medeniyetimiz Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ’nın: “İyilik ve takvada yardımlaşın” (Maide 5/2) emrine dayanmaktadır. İyi işlerde yardımlaşmak kavramı aynı zamanda Müslümanın şahsiyetini, Allah’ın istemiş olduğu Müslüman karakterini de yansıtmaktadır. Şöyle ki; iyi olan bir müslüman sadece kendisine iyi olmuştur, o iyilikten sadece kendisi istifade etmektedir. Öyleyse müslüman sadece iyilik yapan insan değildir. Müslüman iyilik yapan, iyiliği organize edebilen, o organizasyonda aktif görev alan insandır. Çünkü bir bölgede bir kişinin iyi olması oradaki yetimler için yeterli olabilir. Ancak yeryüzündeki şer odaklarının kötülük üzerine örgütlendiği, hayrı engellemek, Allah’a giden yolları tıkamak, Allah’a inananları mahrum ve sefil bırakmak için örgütlenmiş kitlelerin bulunduğu bir dünyada; hiçbir Müslüman tek başına asla yeterli olmaz. Başarı için mutlak surette birlik ve beraberlik içinde olmak gereklidir. İyilikte yarışta ve yardımlaşmada kadın- erkek, yaşlı-genç herkes aktif olarak yer almak durumundadır. İsimler, sloganlar, etiketler bu bağlamda kati surette önemli değildir. Önemli olan iyiliği dünyaya hâkim kılma ruhunu ve idealini taşımaktır. Bizim bu anlayışımızda ümmeti Muhammed olarak erkeğiyle kadınıyla, ihtiyarıyla genciyle, siyahıyla beyazıyla, hepimiz Allah’ın adının yücelmesi için yeryüzünde şeytan ve avanelerinin sesinin kısılması ve yeryüzünde mü’minlerin, kâfirlerin, Allah’a itaat edenlerin ve asi olanların da huzur içerisinde yaşaması için mücadele etmeliyiz. Sadece kendimizin iyi olması yetmiyor. İyiliği sistemli bir şekilde organize etmeye ve yürütmeye mecburuz. İşte Hz. Peygamber (s.a.s)’in Medine’ye hicret eder etmez Ashabı Suffe müessesini (ilim irfan yuvasını) kurmasının temelinde de yukarıda ifade edilen ruh ve ideal yatmaktadır. O günden bugüne kurulan vakıf ve derneklerde de aynı ideal ve hedef doğrultusunda işletilmekte ve hizmetler devam etmektedir. Dolayısıyla vakıf kültürümüz Hz. Peygamber (s.a.s)’e ve Sahabe-i Kirama dayanmaktadır. Ecdadımız Osmanlı zamanın- da da aynı mantıkla kurulan bu vakıfların adedinin gerçek sayısı bilinmemektedir. Şu ana kadar ancak 26 bin küsur kadarı tespit edilebilmiştir. Bu sayı bile, ecdâdın nasıl bir diğergâmlık zirvesinde bulunduğunu göstermesi açısından kâfidir. Osmanlı’da vakıf duyarlılığı o kadar zirveye ulaşmıştı ki, insanlara hizmet imkânı kemâl bulduktan sonra hayvanlara dahi hizmet eden vakıf ve müesseseler kurularak batı medeniyetinin hayal dahi edemediği bir medeniyet örneği sergilenmiştir. Yaralı kuşlarla, hasta hayvanlarla ilgilenen tedavi merkezleri, sokak hayvanlarının barınabileceği barınaklar kurulmuştur. Bu vakıfların ifa ettiği vazife, Osmanlı Devletinin sarsılıp dış ve iç güçler tarafından zayıf düşürüldüğü dönemlerde bile devam etmiş ve cemiyetin yaralarına şifalı bir merhem olmuştur. Böylece en zor şartlarda ve durumlarda dahî cemiyetin mağdur, mahzun ve gönlü yaralı insanlara açılan bir şefkat kucağı daima var olagelmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) ve ecdadımızdan devraldığımız bu vakıf kültürünü bugün onların torunları devam ettirmektedir. Gazi şehrimizde faaliyetlerini sürdüren onlarca vakıf ve yüzlerce dernek vardır. Bu vakıfların başında Adil Özberk hocamızın öncülüğünde ilk dernek olarak kurulan, daha sonra vakfa dönüşen ve vakfiyesindeki amacıyla diğer vakıflar arasında temayüz eden Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı gelmektedir. Kurulduğu ilk günden bu yana kendisine temel ilke olarak dili ve gönlü Kur’an’la coşan ve Kur’an’a hizmet eden hafızlar yetiştirmek olan bu vakfımız yetiştirdiği hafızlarla adeta Gaziantep ve bölge halkının gönlünde taht kurmuştur. Dernek olarak faaliyetlerine başlayan ve yürüttüğü hizmetlerle adından söz ettiren vakfımız rahmetli Adil Hocamızın gerçekleşen rüyasıdır. Bu rüyanın gerçekleşmesinde emeği geçen ve ahirete irtihal eden başta merhum hocamız olmak üzere bütün hocalarımıza, ahçısından hizmetlisine bu işin bir ucundan tutup bugünlere gelinmesine katkıda bulunan her kardeşimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Hayatta olan ve halen hizmetlerini devam ettiren başta vakıf onursal başkanımız Ahmet M. Ziylan amcamıza ve kıymetli vakitlerini Kur’an hizmetinin devamına harcayan tüm hocalarımız ve personellerimize de hizmetlerinin devamını ve ömürlerinin bereketli olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz. Bu müessesede yetişip resmi görev alan veya almayan tüm hafızlarımıza da ezberledikleri Kur’an amel edip kendinden sonraki nesillere bihakkın aktarmayı, emaneti devraldıkları hocalarını da ahirette sadaka-i cariye olup amel defterlerini açık bırakan bir nesil olmalarını diliyoruz. Sonuç olarak Allah’ın dini ve Hz. Peygamber (s.a.s)’in risaleti kıyamate kadar payidar olacaktır. Biz ümmete düşen yaşadığımız dönemde bizden öncekiler gibi emanete sahip çıkıp bizden sonraki nesillere amelî olarak aktarmaktır. Bu vakıflar emanetin sonraki nesillere aktarılması için birer vesiledir. Ne mutlu o kimselere bu vakıfları kuranlara, büyük küçük ayırt etmeksizin bu tür müesseselerde Kur’an talebelerine hizmet edenlere, bu tür müesseselerde Kur’an talebesi olanlara. Soldan Sağa; 1-Akif Ekinci 2-Abdülbaki Sevinç 3-Adil Özberk Hocaefendi 4-Settar Şaşmaz 5-Necdet Kalender
  6. 6. BAŞKAN İLE VAKIFLAR ÜZERİNE RÖPORTAJ 1312 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Hoşgör Vakfı, benim çocukluğumdan beri bildiğim bir vakıftır. Hoşgör Camii’nin yanındaki Kur’an kursu geliyor aklıma. 2017 yılında “Vergi Muafiyeti Statüsü” kazandırılan Kamu yararına hizmet eden vakıf olmamızdan dolayı Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu ile vakıflar hakkında konuştuk. Gaziantep’te vakfetmek deyince akla gelenlerden biri de Mehmet Tahmazoğlu’dur. Başkanımız konu Vakıf Medeniyeti olunca röportaj için bize vakit ayırdılar. Samimi bir ortamda sizlerinde istifade edeceği güzel bir söyleşi yaptık. Soru: Başkanım, vakıf denilince aklınıza ne geliyor. Cevap: Vakfın özünde, Allah rızası, ahirete dönük çalışmalar vardır. Sırf O’nun rızasını gözeterek, başka insanların maddi manevi hayatını, gerek dünyevi gerekse uhrevi yönde kolaylaştıracak işleri hiç bir menfaat beklemeden yapmayı vakıf olarak tanımlayabiliriz. Ecdadımıza baktığımızda; vakıf olmayı, insanlara yardım etmeyi o kadar iyi yapmışlar ki, sadaka taşlarından kuş saraylarına kadar muhteşem hizmetleri bulunmaktadır. Avrupa’da ise vakıflar, belki de kendi vicdanını rahatlatmak için bazı çalışmaları var. Ama İslamiyet ile şereflenemedikleri için bunun Allah katında bir sevabı olmayacaktır. Soru: Vakıf denilince aklınıza gelen ilk 5 kelime nedir? Cevap: Vakfın temelinde insan var. Vakfın özünde, insanların dünyevi ve uhrevi işlerini menfaat beklemeden kolaylaştırmak var. Vakıf olan insanın fedakarlığı ve cefakârlığı var. Vakıf hizmetinin sırf Allah rızası olmasından kaynaklanan mükâfatı var. Ailelerimiz akrabaya, komşuya yardımcı olmanın önemini anlatarak bizleri yetiştirdiler. Ben ve kardeşlerim mahallede komşularımızın adeta kapıcısı gibi çarşıya gidip gelmelerinde ihtiyaçlarını karşılıyorduk. Oysa şimdi kendi çocuğumuzdan bir şey isteyemiyoruz. Hiç unutmuyorum, Erzurum’ da üniversitede okurken bir gün gördüm ki, ablanın biri pazardan alışveriş yapmış poşetleri taşımakta zorluk çekiyordu. Hemen yanına gittim ve yardım edebilir miyim dedim. O kadar mutlu oldu ki bana çok dua etti. Soru: Vakıf insanı nasıl olmalıdır? Cevap: Vakıf insanı, elbette merhametli, fedakâr, cefakar, sabırlı, kararlı ve azimli olmalıdır. Zengin olmasına gerek yok, gayretli ve istekli olursa parayı Allah bir şekilde bulduruyor. Vakıf insanı, tevekkül edecek. Başarılı olmak veya olmamak Allah’ın bir lütfudur. Bir insan gerçekten Allah rızasını gözeterek bir iş yaptığı zaman Allah sebepler dairesinde mükâfatını veriyor zaten. O yüzden en önemli unsur, gayretli olmaktır. Soru: Bir belediye başkanı olarak, Gaziantep’te hizmet veren bir vakıf sizce nasıl olmalıdır? Cevap: Her vâkfın kendi belirlediği bir amacı vardır. Ve belirlediği amaçlar doğrultusunda faaliyetleri gerçekleştirir. Bu vakıf senedinde de yazılır. Ama bundan daha önemli olan vakıf, hedeflerini kuruluş aşamasında kararlı bir şekilde belirlemelidir. Bu doğrultuda hareket etmeli yapılacak işleri ve eserleri hayata geçirmelidir. Bu amacın dışına çıkmamalıdır. Vakıf yöneticileri, vakıflarda çalışan arkadaşlar işini Allah rızası için yapmalı, buradan bir ücret alıyorum diyerek yalnız işimi yapayım gibi sade düşüncelere kapılmazsa daha verimli olacaktır. Soru : Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfını nasıl tanıyorsunuz? Nasıl görüyorsunuz? Cevap: Hoşgör Vakfı, benim çocukluğumdan beri bildiğim bir vakıftır. Hoşgör Camii’nin yanındaki Kur’an kursu geliyor aklıma. O zamanlarda belki çok güzel binaları yoktu ama insanlara bu dinin ve kitabının öğretilmesi konusunda müthiş bir çaba sarf ediyorlardı.
  7. 7. RÖPORTAJ 1514 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Rahmetli Hayri Sertbaş amca, rahmetli Abdulkadir Sökücü amca ve dayım Abdullatif Leblebici Hoşgör Derneği’nin üyelerindendi. O dönemde kimsenin arabası yok. Kimsenin maddi gücü yok. Öyle ki kıt kanaat uğraşa uğraşa Saçaklı İmam Hatip Lisesi yapıldı ve devam ettirildi. Nice insanlar yetişti oralardan. Hoşgör Derneği’nden tanıdığım bir de rahmetli Adil Özberk hocamız var. Rahmetli hocamız Şıh Camii’nde bize Kur’ân-ı Kerim öğretirdi. Sonrasında Hüseyin Paşa Camii’nde ve Mehmet Akif Ersoy Camii’nde derslerimize devam ettik. Ders verecek mekan bulamayınca evlerinde derslerimize devam ettik. Benim ve birçok arkadaşımın hayatına rehber olan insanlardan biri de hocamızdır. Gaziantep’in son zamanlarda yetiştirdiği en büyük islam alimlerinden biridir. O zaman ki siyasi şartlara rağmen dimdik duran hak ve hakikati savunan, yiğit bir insandır. Gaziantep’ e çok önceleri küçük Buhara deniliyordu. Sonra maalesef küçük Moskova olarak anılmaya başlandı. Tekrar güzelliklerle anılmasına Adil hocamızın büyük katkıları oldu. O Gaziantep’in tamamına hitap ederdi. Allah Rahmet eylesin. Mekanları cennettir inşalah. Hiç şüphemiz yok. Rabbim şefaatlerine nail eylesin. Çocukluğumuzda ve gençliğimizde bize rehber olan isimlerden birkaç örnek verebiliriz. Hasan Celal Güzel, Bedri İncetahtacı, Vehbi Dinçerler gibi büyüklerimiz 28 Şubat gibi zor dönemlerde herkesin susturulduğu dönemde tıpkı Elif gibi dimdik duran insanlardır. Bu isimler bir şehrin hatta ülkenin gençlerine rehber olan insanlardır. Belki maddiyat olmadığı için çok öne çıkamamış olsalar bile islami hizmetler olarak dini eğitim konusunda zirveyi yaşayan insanlardır. Aslında Allah rızası için yapılan hiçbir iş küçük değildir. İşin sırrı ihlastır. Medar-ı necat ve halâs, yalnız ihlâstır. İhlâsı kazanmakçokmühimdir.Birzerreihlâslıamel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır. Yani bir zerre ihlaslı amel batmanlarla halis olmayana tercih edilir. Şimdi tonlarca kömür mü kıymetli? Yoksa içinden çıkan bir parça elmas mı kıymetli? Burada kıymeti harbiye noktasından baktığımız zaman gerçekten elmas çok kıymetlidir. Kuran kursunun lavabosunu temizleyen bir insan, sırf ameli halis olduğunda belki de çok kıymetli gördüğümüz şeylerden Allah katında çok daha değerlidir. Amelinizde rıza-yı İlahî olmalı. Eğer o razı olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için bu hizmette doğrudan doğruya yalnız Cenab-ı Hakk’ın rızasını esas maksat yapmak gerekir. Bunu bildikten sonra mesele bitiyor. Çünkü insanların kalpleri Allah’ın elinde... Allah bir insanı sevdirince biter. Onun için doğrudan doğruya rızayı esas maksat yapmak gerekiyor. Allah israf edenleri sevmiyor, eğer bir kurum veya kuruluşta israf varsa Allah onların rızıklarını eksiltiyor. Bu konuya da çok önem vermeliyiz. Bizim insanımız mütevazılığı seviyor. Bir vakıf veya dernek israfa kaçarsa halk desteğini oralardan keser. İdarecisini mütevazi görmek istiyor. Dindar, dürüst, çalışkan görmek istiyor. Kendi idarecileri ile beraber yaşamak istiyor. Soru: Hoşgör ile bir hatıranız oldu mu? Cevap: Kurs, Hoşgör Mahallesi meydanında iken gidip Kuran-ı Kerim eğitimi alıyorduk. Hoşgör Külliyesinin yapımında çok büyük gayretlere şahit olduk. Oralarda nice hâfızlar yetişti. Hepsinin ihtiyaçları karşılanması konusunda çalışan çok insan var. Eğer bir beldede, bir şehirde, hâfız yetişmiyorsa o şehir öksüz şehirdir, o şehir yetim şehirdir. Kuran kursları, büyük bir vazifeyi ifâ ediyorlar, gençlerimizi maddi manevi hayata hazırlıyorlar. Hoşgör yokken Ramazan aylarında Gaziantep’e Erzurum’dan, Adıyaman’dan, Elbistan’dan hafız getiriliyordu. Hoşgör sayesinde Gaziantep’te hafızlık müessesesi vücut buldu. Soru: Hafız talebelerimize ve onların kıymetli ailelerine iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Cevap: Hafızlık, elbette çok kıymetli. Çünkü hayatımızın temel noktası Kuran’ı Kerim’dir. Yüce kitabı ezberlemek, hıfzetmek ve onu hayatına nakşetmek gerçekten çok değerli. Hafızlık, farzı kifaye olduğu için toplumun yükünü kaldırıyorlar. Düşünün, cebimizde taşıdığımız cevşenle bile lavaboya girmek istemiyoruz. Oysa hafızlar Kuran-ı Kerimi vücuduna nakşetmişler. Hafızlığın verdiği sorumluluk ile kafasındaki Kuranı Kerim’i hayatına tatbik etmesi gerekiyor. Hafız olmak, elbette çok kıymetli fakat devamında getirdiği sorumlulukları da yerine getirmek gerekiyor. Toplumda normal karşılanan bir hatayı hafızlar yaptığı zaman aynı hoşgörüyü görememektedir. Çünkü hafızlar Hazreti peygamberin varisleridir. Toplum, sıradan insanlara helal olan bazı durumları hacılara, hafızlara, dindarlara helal olarak görmeyebilir. Anne babaları için ne mutlu ki, tabiri caizse çocuklarını canlı bir Kur’an olarak yetiştiriyorlar. Allah’a döndüğünüz zaman sadakayı cariyeniz varsa arkanızdan amel defterimiz kapanmaz. Bu sadaka-i cariyelerden biri de çocuklarını Hafız etmektir. Ben buna sevap makinesi diyorum. Tıpkı darphane gibi nasıl sürekli para basıyorsa hafız bir evlat da sevap makinası olarak amel defterine durmadan güzel şeyler yazdırıyor. Velilerimize müjde olarak Kuran kursuna alt tarafında bir İmam Hatip Ortaokulu ve kursun karşı tarafına da Uluslararası İmam Hatip Lisesi ve yurt yapımına yakın zamanda başlanacaktır. Kur’an kursunda bir de isimsiz kahramanları anmak gerekiyor. Bunlar Ahmet Ziylan ağabey, Ökkeş Eruslu ağabey, Nihat Durur ağabey ve nice gönül vermiş hizmet eden kahramanlar vardır. Rabbim günahlarınıza/günahlarımza kefaret eylesin hizmetlerimizi kabul eylesin.
  8. 8. VAKIF İNSANI RÖPORTAJ AHMET M. ZİYLAN (Vakıf Onursal Başkanı) 1716 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Vakfımızın Onursal Başkanı Ahmet M. Ziylan ile Vakıf İnsanı nasıl olur? Özellikleri nelerdir? konusunu konuştuk. Vakıf kurmanın, vakfın önemi üzerinde durdular Soru: Kıymetli büyüğümüz; hazırladığımız bültenimizin bu sayısında öncelikle Vergi Muafiyetinin başarı hikayesini ve resmi yönlerini işledik. Vakıf insanı yönünü de size sormak istiyoruz. Cevap: Vakıf insanı demek, hizmet ehli olmak demektir. Nerede hayırlı bir iş varsa orada olan kendini o işlerin sorumlusu gören, o iş bitince, başka bir işe koşan, hayır sahibine Vakıf insanı denir. Kim gibi, Hacı Mehmet Tekerlek gibi, Kovacı Hayri gibi. Bu adamlar varlıklı hayır sahiplerinden alır, aracı olur, yardıma muhtaç olanlara verirler. İnsan tek başına da vakıf insanı olabilir. Bütün işi gücü o olur. Hacı Mehmet Tekerlek ihtiyacı olanların halini gördüğü, bildiği için onların yardımına koşar. Her insan bir vakıf insanı olabilir. Yalnız yapılan işler vakıf çatısı altında çalışılmadığında ölüm geldiği an çalışmaların hepsi biter. Ama bir grup olarak veya vakıf olarak çalışıldığında bu çalışmaları diğer arkadaşlar devralır. Vakıf hizmetleri devam eder, hayır işleri de kesilmez. Soru: Vakıf insanı nasıl olur, en belirgin özelliği sizce nedir? Cevap: Vakıf insanı maddi- manevi Allah ve Rasulû’nün rızası için insanların, hayvanatın ve nebatatın iyiliği için çalışmaya adayan kendisini başkasından üstün görmeyen insandır. Zamanında hem dünyada hem de ülkemizde bir çok farklı amaçlara hizmet etmek için vakıflar kurulmuştur. Kimi kuşlara yuva yapmak için, kimi hastalara şifa için, kimi eğitim için, kimi ağaçları korumak için, kimi müşkül insanların beslenmesi, ihtiyaçlarının giderilmesi, hatta hizmetçilerin kırdığı tabakların ücretini karşılamak için bile vakıf kurulmuştur. Bütün vakıfların bir amacı vardır, o da kamu yararına hizmettir. Her vakfın bir vakıf senedi (Vakfiyesi) vardır. Vakıf insanı da bu amacın dışına çıkmamalıdır. Vakıf insanların en belirgin özelliklerinden biri de (aslında bu özelliğin bütün Müslümanlar da bulunması gerekiyor) her ne iş yaparsa yapsın onu en mükemmel şekilde yapmalıdır. Kişi fedakâr olmalı ve yaptığı bütün işleri Allah rızası için yapmalı. Eğer samimiyet olmazsa yapılan işin bereketi olmaz. Diğer bir belirgin özelliği de hoşgörülü olmasıdır. Tıpkı Yunus Emre’nin dediği gibi ‘‘yaratılanı Hoşgör yaratandan ötürü’’. Vakıf insanının; vakfın malını, eşyasını, parasını kullanırken çok dikkatli olması gerekir. İsraf etmemeli, hor kullanmamalı, vakfın suyu ile abdest alırken bile tasarruflu kullanmaya dikkat etmelidir. Yapılan hizmeti kendisine mal etmemelidir. Hz Süleyman ile serçenin diyaloğunu hepimiz biliriz. Serçe yerden aldığı bir toprağı Hz Süleyman’ın sarayına serpmek ile tehdit eder. Böylece malına vakıf malı katarak Hz Süleyman’ın malını yok etmekle tehdit ediyor. Bu hadiseden çıkarılacak çok dersler vardır. Hülasa vakıf malını zimmetine geçirmemeli, vakıf malına tenezzül edenlerin çok müşkül duruma düştüklerini unutmamalıdır. Soru: Vakıf olmak neden önemlidir? Cevap: Yardımlaşmanın teşkilatlandırılmış en ideal şekli vakıftır. Osmanlı’ya baktığımızda büyüklerimiz vakfa O kadar önem vermişlerdir. Ecdadımız vakıf sistemi ile hem yaşadıkları mekanları, hem de kendi gönüllerini zenginleştirdiler. Kalpleri sevgi ve şefkatle dolu Osmanlı insanları, kurduğu vakıflarla sadece insanları değil, hayvanları da düşünmüştür. Tarihe dönüp bakarsanız, ecdadımızın fethettikleri şehirleri yakıp yıkmak yerine, vakıflar kurarak ihya ettiklerini görürsünüz. Camiler, medreseler, kervansaraylar, darüşşifalar, hamamlar, bedestenler ve çarşılar. Ve daha niceleri... Zaten müslümana yakışan bu değil mi: İnsanı inşa etmek için bir medeniyet inşa etmek. Vakıf olmanın önemli bir yanı da insanları şeytanın vesvesesi olan enaniyetten ve kibirden korumaktır. Kurumsal çalışmayı teşvik etmesidir, yasalar gereği. Soru: Vakıf kurmak için neler gereklidir? Cevap: Hayır sahipleri yaptığı veyahut yapacağı hayır işlerinin sonsuza kadar devam etmesi için Vakıflar Bölge Müdürlüğüne müracaat eder. Vakfın nasıl kurulacağını, şartlarını öğrenir, bir avukat yardımı ile vakıf kurar. İstediği evini ve dükkânını, hanını, tarlasını, bahçesini taşınmaz mülklerini vakfa verir. Şartlarını isteklerini vakıf senedine yazar, kimler bu vakfı yürütecek, gelirleri nasıl taksim olacak belirler. O vakıf devletin kontrolüne geçer. Sonuna kadar amel defterine ecirleri yazılır. Veyahut kurulmuş faaliyette olan bir vakfa taşınmaz mülkünü hibe etmekle de aynı sevabı alır. Vakıf olmanın önemi insanları şeytanın vesvesesi olan enaniyetten ve kibirden korumaktır. Kişi seneler geçse bile o yardım ettiği kişiyi gördüğü zaman ben buna yardım etmiştim diye içinden geçirir. Alan adam daima eziklik duyar. O vakıftan aldığını bilmeli, diğeri de vakıfa verdim demelidir.
  9. 9. RÖPORTAJ 1918 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Hizmet ehli, iyilik yapmaktan, başkalarının işini görmekten zevk alan yardımsever insanlar, vakıf kurmadan önce bir amaç için bir araya gelir. Bu işe gönül veren, aynı düşüncede olan kişiler yukarıda dediğimiz gibi Vakıflar Bölge Müdürlüğünden bilgi alır, vakfı kurarlar. İnsanlar ölüyor ama vakıf ölmüyor. Vakıf işlerinde sırayla hizmet etmek vardır. İnsan ölür, iş biter ama vakıf olduğunda yapılan iş devam eder. Gerektiğinde devlet kontrol ederek bu işlere sahip çıkar. Vakfın kıyamete kadar devam etmesini sağlar. Bu yüzden vakıf senedi yapılır, resmileşir. Vakıfta insanların ismi konuşulmaz, vakfın adı konuşulur. Bir fakire insan yardım etse yardım alan kişi yıllar sonra bile yardım aldığı kişiyi görünce yardım aldığından dolayı ona karşı ezilir, büzülür. Halbuki vakıftan alsa o insan ezilmez. Vakıf hem vereni korur, hem de alanı korur. Asıl gerçek hizmet budur. Vakıftan alan kişi vakfa kimin para verdiğini bilmez. Hayır havuzu oluşmuş olur. İnsanın vakıf kanalıyla vermesi kendi eliyle vermesinden daha iyidir. Rahmetli Adil hoca da bu hizmetlerin sürekliliği için vakıf olmayı istemiştir. Vakfımızdan önce Hoşgör Fatih Kuran Kursu ve Haşim Bakbak adında bir vakıf insanı var. Kurs ile ilgileniyor, yardım ediyor, yemeklerini ayarlıyor, küçük bir dernek olarak yürüyor. Adil hocamızı da oraya davet ediyor ve vakıf fikri böylece meydana geliyor. Soru: Kamu yararına vakıf olmakta kasıt nedir? Cevap: Kamu yararına vakıf olduğunu vakıf senedine göre faaliyet gösterdiğini ve devlet kontrolü altında güvenilir olduğunu belirtmesidir. Bu vakıflara kamu yararına çalıştığı için vergi muafiyeti tanınmıştır. Bu vakıflara rahatlıkla yardım edebilirsiniz benim kefaletim altındadır demek istemektedir. Dünyanın değişik ülkelerinde beşeriyete faydalı olmak için zaman zaman hastane, okul, sağlık ve eğitim için vakıflar kurulmuştur. Müslümanlar ise hem beşeriyet için hem de Allah rızası için çalışmışlardır. Devletin desteklediği, kontrol ettiği bir kamu yararına vakıf olmak bu açıdan da çok önemlidir. Soru: Bülteni hazırlanırken araştırmalar yapıyoruz. Bu sırada vakfımızın büyükleri ile sohbet etme imkânı buluyoruz. Büyüklerimizin hepsi vakfı kurmadan önce haftanın belirli günlerinde bir toplantı yerinde toplandıklarını ve daha sonrasında birkaç kişinin ortaya attığı fikir ile o fikir ışığında kakfı kurduklarını söylüyorlar. Cevap: Vakıf kurmak Adil Özberk hocamızın fikriydi. Vakıf olmak böyledir. Küçük bir fikir birkaç samimi fikirler ile birleşir ve Allah’ın izniyle birçok Kur’an Kursu, cami ve medrese yapmaya kadar gider. Soru: Gaziantep halkı Hoşgör Fatih İlim Vakfı’nı nasıl görüyor? Cevap: Gaziantep halkı vakfımıza bir maneviyat yuvası olarak bakıyor. Senelerdir hâfız yetiştirmiş bir kurum olarak Gaziantep halkı da bu hayır havuzuna maddi manevi yardımlar yapıyor. Şahsım olarak vakfımızın vergi muafiyetine en çok sadaka-i cariye yapan firmaların, insanların dünyada da bir nebze karşılığını görecek olmasına çok sevindim. Soru: Peki siz yıllardır kendinizi vakfetmiş bir insan olarak vakıf insanlarına hangi nasihatleri etmek istersiniz. Cevap: Hiçbir hizmet bir kişiye mal edilemez. Büyüklerimiz Cami yaptırdıklarında bile isimlerini vermekten kaçınmışlardır. Nedeni ise şu şekildedir; insanlar kendi arasında falanca şu Camii yaptı der de alacağı sevabın eksilmesinden korkarlarmış. Vakıf insanlarının hizmetlerinde devamlılık ve işini severek yapma esastır. Bir örnek vereyim benim askerde bir komutanım vardı. Komutanımız akşam olunca ansızın gelir yemeklerimizi ve temizliğimizi kontrol ederdi. Kimi askerlerde komutanımızın işini takip etmesinden rahatsız olurlardı. Oysa ben komutanımızı takdir ederdim. Çünkü komutanımız işini takip ettiği için onun sayesinde herkes işini doğru dürüst yapmak zorunda kalıyordu. Biz bu sayede düzgün yemekler yiyebiliyorduk. Vakıf insanı da böyle olmalı, işini bizatihi kendisi takip etmeli. Soru: Bir vakfın veya vakıfların sonunu hangi sebep hazırlar? Cevap: İstişareye önem verilmeyen bir yerde vakıflar yaşayamaz. İstişare sadece vakıflarda da yapılmaz her aile babası istişare etmek zorundadır. Bu konuda söylediğim bir söz var; tek başına verilen en iyi karar istişare ile verilen en kötü karardan daha kötüdür. Soru: Türkiye’de sizinle aynı statüde çalışan hangi vakıf veya vakıfları takdir etmişsinizdir? Cevap: Türkiye’de Allah rızasını gözeterek hizmet eden birçok vakıf vardır. Hepsinden Rabbim razı olsun. Hizmetlerini daim eylesin. Yalnız çalışmaları ile en çok dikkatimi çeken Hüdayi Vakfı’dır. Hüdayi Vakfı’nın 52 dilde kitap yazması Dünya da 5 kıtada her türlü, insani, dini hizmet vermesi şayanı takdirimdir. Allah devamını nasip eylesin. Devletim adına ve İslam adına gururumdur, Kamu yararına vakıftır. Başka vakıflar da vardır, Allah onlardan da razı olsun. Gaziantep halkı Hoşgör Vakfı’na bir maneviyat yuvası olarak bakıyor. Senelerdir Hafız yetiştirmiş bir kurum olarak Gaziantep halkı da bu Hayır havuzuna maddi manevi yardımlar yapıyor.
  10. 10. KAMU YARARINA VAKIF OLMAK BAŞARI HİKAYESİ NİHAT DURUR - TAHİR ÇALKILIÇ 2120 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı’nın, Gaziantep’te Vergi Muafiyetinden yararlanan ilk 4 Vakıf arasına girmesinin Başarı Hikayesi’ni sizler için araştırdık. Bakanlar Kurulunca 24.07.2017 tarih ve 2017/10634 sayılı kararı ile Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı’na Vergi Muafiyeti tanınmıştır. Vergi muafiyeti Kamu yararına çalışan vakıflara verilmektedir. Gaziantep’te bu muafiyete sahip olan vakfımız Kur’an- Kerim Rehberliğinde geleceğe umutla çaılşmaktadır. 2017 yılında kazanılan bu başarıyı muhatapları olan Nihat Durur ve Tahir Çalkılıç ile değerlendirdik. Vakıfların vergi muafiyeti başvurusunun değerlendirilmesinde esas alınacak kriterler arasında öncelikle; “Sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma konularında faaliyette bulunmayı amaç edinmesi ve bu faaliyetlerinin kamuya açık ve Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki yapacak düzeyde olması,” yer almasıdır. Bu başarıda Gaziantep’te bizi her zaman destekleyen Hayırseverlerin katkılarını da unutmadan sizlerle paylaşmak istiyoruz. Soru: Gaziantep’te vakıf muafiyetinden yararlanan 4 vakfın arasına girmesinin hikayesini bizi anlatır mısınız? Cevap: Vakıf muafiyeti aslında 1964 tarihinden bu yana devletimizin vakıflara sunduğu bir kolaylıktır. Türkiye’ de Hafızlık ve dini eğitim imkanları sunan vakıf bünyesinde ilk defa vakıf muafiyetini almak bize nasip olmuştur. Vakfımızın giderlerinin yüksek olması ve devletimizin böyle imkânlarından yararlanmanın faydalı olabileceğini düşündük. 2014 yılının Nisan ayında resmi müracaatları başlatmamıza rağmen sürecin uzamasının en büyük etkenlerinden biri vatanımızın 2016’nın temmuz ayında hain darbe girişimi ile karşılaşmasıydı. Devletimizin uğradığı hain saldırıdan dolayı Bakanlar Kurulu bir süre Vakıf muafiyetini gündeme alamadı. Devletimiz vakfımızın vatana ve millete faydalı hizmetlerinden dolayı 2017’nin Temmuz ayında vakfımızı kamu yararına vakıf olarak kabul etti. Soru: Sizi bu çalışmalara yönlendiren durum neydi? Cevap: Bizi bu yola çıkaran 3 etken vardı. Vakfımızın büyümesi, dışarıya dönük faaliyetleri ve 30 öğrenci ile başlayıp şimdilerde 300 öğrenciye hizmet vermesidir. Bu etkenler bizi nasıl daha büyük hizmetler veririz ve nasıl daha faydalı olabiliriz arayışına sürükledi. Büyük emekler verilerek bugünlere getirilen yılların birikim ve değerlerini bünyesinde barındıran vakfımızın nitelikli hizmetlerinin devamının sağlanması, faaliyetlerinin kişilerle kadim olmadan sürdürülebilir olması, kurumsallaşması ve kamu tarafından denetlenebilir olması büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda vakfımızın faaliyetleri açısından şeffaf, denetime açık olması, gelirlerinin büyük bir kısmının kuruluş amacı doğrultusunda kamu hizmeti niteliğindeki hizmetlerde kullanılması ve bunu devletin kurumları tarafından denetleniyor olması vakıf yönetimi, yardımda bulunanlar ve yardım alanlar açısından en hassas konuların başında gelmektedir. Bu bakış açısıyla yapılması gerekenler konusunda dönemin Vakıf Başkanı Ökkeş Eruslu ile uzun süre kamuda görev yapmış ve vakfımızın yönetim danışmanlığı yapan Recep Karapınar’ın yönlendirmesi ile süreçlerimiz başlamış oldu. Başta eğitim hizmeti olmak üzere, yurt, anaokulu, sosyal yardımlar ve Gaziantep ilimizdeki müftülükler ile gerçekleştirilen projeler nedeniyle birçok Bakanlıklarımızın Denetim Kurumları tarafından yerinde denetime tabi tutulduk. Soru: Vakıf muafiyetinin faydalarını anlatırmısınız? Cevap: Geçen yıl vakfımızın muafiyet statüsü sayesinde 80 bin lira tasarrufumuz oldu. 1.Motorlu taşıt vergisi ödemiyoruz 2.Emlak konut vergisi ödemiyoruz 3.Damga vergileri ödemiyoruz. 4.Tapu harçları ödemiyoruz 5.Noterde yapılan sözleşmelere ücret ödemiyoruz Vakıf muafiyeti hem vakfımızın gelirini hem de giderini etkiliyor. Hoşgör Fatih Kuran Kursu’ nun yapımında dernek ile başlamıştık.Hem vizyonumuzun gelişmesi hem de eğitim imkanı sağladığımız kuran kurslarının artması ile Vakıf ve derneği birleştirip, daha büyük hizmetler vermeyi planladık. Vergi muafiyeti aldıktan sonra 2017 Aralık döneminde Hoşgör Kuran Kursları Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ni fest ettik. Derneğin bünyesinde devam eden kız hafız yetişrime eğitimine vakfımızın çatısı altında birleştirerek eğitimine devam ediyoruz. Soru: Vakıf muafiyeti vakfımıza yardım eden hayırseverlere nasıl yansımaktadır Cevap: Mesela bize yıllardır yardım eden bir gıda firması Vakıf muafiyeti süreci tamamlandıktan sonra yaptığı yardım miktarına kendi vergi miktarından düşürdü. Soru: Şuan yazımızı okuyan sevgili okurumuza ne demek isterdiniz? Biz Kur’an-ı Kerim Rehberli- ğinde hizmet eden bir vakıf olarak birinci planımız Gaziantep’in hafız sorununu çözmekti. Bu gün arkamıza baktığımızda Rabbimize bin şükür bu problemi ortadan kaldırmış gözüküyoruz. Şimdi ikinci planımıza yoğunlaştık Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye’nin Hafız sorununu çözmek istiyoruz. Allahın izni ile planımızın temellerini atarken hayırseverlerden maddi manevi destek bekliyoruz. TAHİR ÇALKILIÇ
  11. 11. BÖLGE BİRİNCİSİ KURSUMUZDAN BAŞARI HİKAYESİ 23http://www.hosgorkulliyesi.org Oku hafız kardeşim Ayet-i Beyyinatı Kur’an sedasıyla inletin semavatı 10 Temmuz – 14 Temmuz 2017 tarihleri arasında Kayseri’de yapılan “Hafızlık Tespit Sınavları”nda Bölge Birincisi Şahinbey İlçe Müftülüğü Hoşgör Fatih Kur’ân Kursu’ndan Ömer Faruk Arıkan olmuş ve Diyanet İşleri Başkanlığınca yapılacak Hafızlık Yarışması Türkiye Finali ön elemesine katılmayı hak kazanmıştır. Bölge birincisi öğrencimizi ve onu yetiştiren Kur’ân Kursu Öğreticisi Hafız Mehmet Karakurt hocamızı ve diğer hocalarımızı tebrik eder, ailesine ve kursumuza hayırlı olmasını niyaz ederiz. BÖLGE BİRİNCİSİ BİZDEN SORULUR Diyanet İşleri Başkanlığımızca 2016-2017 yılında gerçekleştirilen Hafızlık Sağlamlık Yarışması’na katılarak Mehmet Ali Çelik 2016 yılı bölge birincisi, Ömer Faruk Arıkan 2017 yılı Bölge birincisi olmuştur. Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı öğrencilerimizi Umre Ziyareti ile ödüllendirdi. 22 HOŞGÖR BÜLTENİ-2018 BÖLGE BİRİNCİSİ KURSUMUZDAN “O kitap (Kur’ân); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.” (Bakara, 2/2).
  12. 12. 2524 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 ETKİNLİKLER Şahinbey İlçe Müftülüğümüzün düzenlediği “Her Ay Bir Konu Bir Konuk” Programımızın Bu ay ki konuğu; Gaziantep Üniversitesi Öğretim Görevlisi İbrahim İlgi öğrencilerimizle buluştular... Programın uygulanmasına vesile olan Şahinbey İlçe Müftüsü Musa İmamoğlu hocamızı ve programımıza iştirak eden katılımcılara teşekkür ediyoruz. Her Ay Bir Konu Bir Konuk Hoşgör Fatih Kuran Kursu mezunumuz Hafız Hasan Kiraz Araban İlçe Müftüsü olarak yeni göreve başladığından kurs hocalarımız hayırlı olsun ziyaretinde bulundular. Rabbim hocamızın yar ve yardımcısı olsun. Hayırlı hizmetlerde muvaffak eylesin. Hoşgör’ den Adım Adım Başarı Hafızlık sınıflarında başarı gösteren öğrencilerimize Takdir Belgesi verildi. Talebelerimizi, hocalarımızı ve ailelerini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz. Öğrencilerimizden Ömer Faruk Arıkan, Muhammed Yılmaz, H. Hüseyin Eker, H. Alper Ataoğlu, Müslüm Kıraç okullarında Kuran-ı Kerim ve Ezan Okuma Yarışmalarında gösterdikleri başarılardan dolayı hocalarını, ailelerini ve evlatlarımızı tebrik eder bir ömür başarılarının devamını temenni ederiz. Mevlid Kandili kutlama programı kapsamında yapılan İmam- Hatip ortaokulları arası Kuran-ı Kerimi Güzel Okuma Yarışması düzenlendi. Yarışmaya katılan Kurs öğrenilerimizden Hafız Enes Özata önce Şahinbey ilçede ve daha sonra Gaziantep il 1.si oldu. Gaziantep İmam-Hatip Ortaokulları arasında düzenlenen Genç Bilaller Ezan Okuma Yarışmasında kurs öğrencimiz Hafız Abdullatif Başoğlu güzel ezan okuma yarışmasında önce Şahinbey ilçede ve daha sonra Gaziantep il 1.si oldu. Gaziantep imam-hatip ortaokulları arasında düzenlenen Genç Muhafızlar Kuran-ı Kerimi Ezbere Okuma Yarışmasında kurs öğrencimiz Hafız Mehmet Emin Kılınç önce Şahinbey ilçede ve daha sonra Gaziantep il 1.si oldu. HAYIRLI OLSUN Kur’ân-ı Kerim ve Ezan Okuma Yarışmaları HOŞGÖR FATİH KURAN KURSU Şahinbey İlçe Müftüsü Musa İmamoğlu hocamız yeni adresimizde öğrencilerle buluştular. Hoşgör Fatih Kuran Kursu 12.01.2018 tarihinden itibaren tadilat dolayısıyla geçici olarak yeni adreine geçti. Kursumuzun ilk ziyaretçisi bize her zaman maddi ve manevi destek veren Musa İmamoğlu oldu. Müftümüz ziyaretlerinde öğrencilerle birebir ilgilendiler. Yeni kurs hakkında bilgiler aldılar. Ziyaretleri sırasında yaptıkları konuşmalarında, eğitimin önemi üzerinde durdular .
  13. 13. FETHİYE KUR’AN KURSU(PÜRSEFA HANI) KURUMLAR MEVLÜT GÜL (KURS YÖNETİCİSİ) 2726 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir.” Riyazu’s salihin 993. Hadis Kursumuz 09.02.2015 tarihinde Gaziantep Boyacı Mahallesi Pürsefa Hanı müştemilatında 28 talebe ile hizmete başlamıştır. Şahinbey Müftülüğü’ne bağlı resmi Kuran Kursu olarak hizmet etmektedir. Kursumuz 2017 yılının 7. ayı itibarı ile 38 Hafız talebe mezun etmiştir. Kadrolu Kuran Kursu Öğreticisi görevlendirilmiş olup kursumuzda şuan 2 Hafızlık 1 Hazırlık sınıfında toplam 32 talebeye hizmet edilmektedir. Özellikle öğrencilerimizin din hizmetlerini yürütebilecek bilgi ve becerilerini geliştirmek, mezun olduktan sonra daha etkin ve verimli bir din hizmeti sunmak, Kur’ân-ı Kerîm’in okunmasında yaşanan telâffuz hatalarını gidermek, ses- sedâ ve mânâ bütünlüğü içerisinde güzel okunmasını sağlamak amaçlanmaktadır. Hafızlık ve Hazırlık sınıflarımızda talebelerimizle birlikte ezber dersi yanında Kur’anı Kerimi anlama ve yaşamaya dair kitaplar okunmaktadır. Hedefimiz, öğrencilerimizin kültür düzeyini yükselterek bu yolla topluma faydalı nesillerin yetişmesine ortam hazırlamaktır. Hafızlığını tamamlayan talebelerimizle hocaları eşliğinde yılboyu Mukabele programımız Ağa camiinde 3 yıldan beri devam etmekte olup çeşitli camilerde Cuma günleri İmam Hatip ve Müezzinlik görevlerinde bulunulmaktadır. Ali b. ebî Tâlib (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kim Kur’ân-ı okur ve ezberler, helal kıldıklarını helal sayar, haram kıldıklarını haram kabul edip uzak durursa Allah O Kur’ân sebebiyle onu cennete koyar ve ailesinden cehennemlik olan on kişiye de şefaatçi kılar.” (Tirmizi,İbn-i Mâce)
  14. 14. HOŞGÖR YEDİTEPE KUR’ÂN KURSU KURUMLAR EBUBEKİR SEYHAN (KURS YÖNETİCİSİ) 2928 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” Tirmizî, Fazâilü’l–Kur’ân 18. Kursumuz 25.09.2017 tarihinde resmi olarak açılmıştır. 350 m² kullanım alanı olan 70 yataklı, 9 sınıfı, kütüphane, mescid, TV odası, misafirhanesi, nöbetçi odası, kantin, yemekhane, garaj, çamaşırhane ve su deposu yerleri mevcut olarak Şahinbey Müftülüğü’ne bağlı resmi Kuran Kursu olarak hizmet etmektedir. Kadrolu Kuran Kursu Öğreticisi görevlendirilmiş olup kurs mevcudumuz 62 öğrencidir. İl Müftümüz sayın Ahmet Çelik hocamız Hoşgör Eğitim Kurumlarının yeni incisi olan Hoşgör Yeditepe Kur’an Kursumuzu ziyaret etmiştir. Kursta görevli olan hocalarımız ve öğrenciler ile hasb-i hal ederek, bizlere Vaaz’u nasihatta bulunmuştur. Değerli hocamıza bu ziyaretinden dolayı teşekkür ederiz. ZİYARET BU VATAN BİZİMDİR KİMSENİN DEĞİL… Her Perşembe akşam namazından sonra tüm öğrencilerimizle beraber, Şüheda’nın ruhu için, Gazilerimize sağlık ve şifa için, hali hazırda devleti, bayrağı, milleti ve vatanı için mücadele eden ordumuza, askerimize, polisimize Yasin ve Fetih sureleri okunup, dua edilmektedir
  15. 15. 31http://www.hosgorkulliyesi.org Günümüzde eğitim alanında da değerler eğitimi önemsenmekte, değerlerin çocuklara nasıl aktarılacağı konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Sevgi, saygı, dürüstlük, paylaşma, işbirliği, hoşgörü, önyargısız yaklaşma, şiddetten kaçınma gibi konuları kapsayan eğitim programları geliştirilmeye başlanmıştır. Değerlerin öğretilmesi ve benimsetilmesi yaşantıyla mümkündür. Yani içinde uygulamalara da ihtiyaç vardır. Yaygın eğitimdeki değerler eğitiminin amaçlarından biri, öğrencilerde sağlıklı, tutarlı ve dengeli bir kişilik oluşturmaktır. Diğer bir amacı ise “her öğrenciyi hem ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamak, hem de “iyi insan”, “iyi vatandaş” olmalarını sağlamak için gerekli bilgi, beceri, tutum, davranış ve alışkanlıklar kazandırıp, onları kendi ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmektir. Değer aktarımı konusunda günümüz anne baba ve eğitimcilerinin geçmiştekilere göre işleri daha zor görülmektedir. Çünkü çocuğun üzerindeki tek etken artık sadece aile değildir, sadece okul ya da arkadaş çevresi de değildir. Çocuklarımız artık tüm dünyadaki değişimleri bizden daha önce fark edip, daha çabuk etkilenmektedirler. Dolayısıylabizimdedünyayı,yenieğilimleri takip edip çocuğumuzun bunlardan nasıl etkilendiğini araştırmamız gerekmektedir. Bugün baktığımız zaman hızla gelişen teknoloji çocukların da bu gelişmelere kayıtsız kalmasını engellemiş durumdadır. Televizyon, telefon, internet çocukların elinin altında kolaylıkla ulaşılabilir durumdadır. Pek çok tv programı, internet reklamları ve oyunlar çocukların ve özellikle gençlerin duyarsızlaşmasına sebep olmaktadır. Bunun sonucunda da sevgi saygı merhamet iyi niyet gibi değerlerden uzaklaşan ve her olaya duygusuz ,umursamaz bakan bir nesil yetişmektedir. Değerler eğitiminin temel sebebi de bu sorundur. Bunun için de yaygın eğitimlerde bu değerler ön plana çıkarılmalı ve eğitim bu doğrultuda gerçekleşmelidir. Çocukların zevk alacağı oyunlar sergilenmelidir. Bunun yanında sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet vefa gibi konuların ele alındığı haftalık ya da aylık çalışmalar yapılarak öğrenciler merkezde olmak üzere değerler eğitimi faaliyetleri yapılmalıdır. Unutmayalım ki bu eğitimin ivedilikle çocuklara aktarılması elzemdir. Aksi taktirde gelecekte değerlerimizden yoksun, duyarsız acımasız bir nesil gelecek ve her şey için çok geç kalınmış olacaktır. YAYGIN EĞİTİM OYUNLARLA DEĞERLER EĞİTİMİ FARUK ULUTAŞ (EĞİTİMCİ) 30 HOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Ahlakın değişmeyen değerleri vardır. En önemli toplumsal değerlerin başında tüm zaman ve mekânlarda geçerli olan; saygı, sevgi, sorumluluk, adalet, alçakgönüllülük, arkadaşlık, bağışlayıcılık, bağlılık, barış, cesaret, cömertlik, doğruluk, dostluk, güvenilirlik, hoşgörü, istikrarlı olma, işbirliği, itaat, iyilikseverlik, kanaatkârlık, merhamet, nezaket, paylaşma, sabır, sadakat, saygı, sevgi, sorumluluk, vefa, yardımseverlik, söz ve davranışlarda tutarlılık gibi değerler gelmektedir. Birey bir bütün olarak ele alınmakta, insanı insan yapan özelliklerin geliştirilmesine çaba harcanmaktadır. Yaygın eğitim için çok önemli, vazgeçilmez ve yeri doldurulamaz durumundadırlar. Ailelerin bir kısmı çocuklarının okula gitmesi ile onlarla birlikte okulun verdiklerinden etkilenmekte, yararlanmaktadırlar. Eğitim öncelikle ailede başlar ve öğrenilen değerlerin alışkanlık hâline gelmesi ve pekişmesi okulda aldığı eğitimle devam etmelidir.
  16. 16. 3332 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 HABER ŞEHİTPOLİSÇOCUĞUNADOĞUMGÜNÜSÜRPRİZİ ZEYTİN DALI HAREKATI İÇİN DUA EDİLDİ Gaziantep’te Şehit Özel Harekat Polisi Hüseyin Gümüş’ün oğlu Arda Gümüş için kursumuzda sürpriz doğum günü kutlaması yapıldı. Arda Gümüş’ün gittiği Hoşgör Fatih Kuran Kursu’nda gerçekleşen kutlamaya, Gaziantep Vali Yardımcısı Faik Arıcan, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, İl Emniyet Müdür Vekili Güray Acar, Şahinbey İlçe Müftüsü Musa İmamoğlu, şehidin eşi, ailesi ve yakınları katıldı. Belediye Başkanı Tahmazoğlu 11 yaşına basan Arda’ya bisiklet hediye etti. İlahilerle kutlanan doğum gününde Arda Gümüş doğum günü pastasını katılımcılar ile birlikte kesti. Babasından ayrı ilk kez doğum gününü kutlayan Arda’nın annesi Didar Gümüş ise oğlu için çok önemli bir günde gösterilen destek nedeniyle mutlu olduğunu belirterek, “Oğlumu böyle bir günde mutlu ettiler onun mutluluğu bizim mutluluğumuz. Bu gün babasının yokluğunu aratmadılar. Allah herkesten razı olsun” dedi. İlçemiz Ulu Cami ve diğer camilerimizde, Zeytin Dalı Harekatı’nın zaferle sonuçlanması için Fetih Suresi okundu ve Mehmetçik için dua edildi. sabah namazı vakti camilerde toplananlar, Türk Silahlı Kuvvetlerince Suriye’nin Afrin bölgesinde yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nın zaferle sonuçlanması için Fetih Suresi okundu. Ulu Camide gerçekleştirilen programa İl Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ve İlçe Müftümüz Musa İmamoğlu katıldı. Camiye gelen vatandaşlar ile beraber sabah namazı eda edildikten sonra İlçemiz Tahtani Camii İmam Hatibi Bünyamin Bahar ile Hoşgör Fatih Kur’an Kursu Öğreticisi Eyüp Ahraz Fetih Suresi’ni okudular, operasyona katılan askerlerin başarısı için İlçe Müftümüz Musa İmamoğlu dua etti. Daha sonra sabah namazına katılanlara çorba ikram edildi. Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı üyeleri ve bu yola gönül vermiş hocalarımız ile Onursal Başkanımız Ahmet M. Ziylan’ın başkanlığında güzel bir etkinlik düzenlendi. ETKİNLİK Yemekhane personelimiz Hanifi Çifçi’nin emekliliği sebebiyle kendisine plaket takdim edildi. 28 yıllık Hoşgör Fatih Kuran Kursu hizmeti boyunca Kurs müdürü Yusuf Kiraz ve eğitim vermekte olan hocalarımızın öğrencilik yıllarına tanıklık etmiş, birçok hâfızın yetişmesine katkısı olmuştur. Emeklilik hayatında huzur dolu günler dileriz. PLAKETTAKDİMİ
  17. 17. 3534 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Gaziantep Müftülüğü, Şahinbey Müftülüğü ile Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı işbirliği ile 4 camii ve 4 okulda 100 derslikte 2995 öğrencinin katılımıyla Yaz kuran kursu programı tamamlanmıştır. “Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter.” Nisa, 4/85 YAZ KURAN KURSLARI
  18. 18. MÜKERREM NESİLLER YETİŞTİRMEK SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİMİZ YAŞLILAR YURDUNDAN NİNELER VE DEDELER İLE EL ELE PROJESİ YETİM ÇOCUKLARIMIZA YARDIM KAMPANYASI PROJESİ OKED TOPLUMSAL BARIŞ PROJESİ KÖY OKULU KARDEŞLERİMİZLE BİRLİKTELİK PROJESİ SOKAK HAYVANLARINI BESLEME PROJESİ KURUMLAR 3736 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 2015 yılında “Önce İnsan” felsefesiyle eğitim ve öğretim yolculuğuna başlamıştır. Bu yolculukta gayemiz; geleceğe, adaletle ve zamanın gerektirdiği tüm birikimlerle sahip çıkan, sahip olduğu alanda ve meslekte vazifesini en iyi şekilde ve hakkaniyetle yapan, toplum içerisinde dimdik ayakta durabilen ve toplumu ayakta tutan, ilme yön veren, haktan ve hakkaniyetten ayrılmadan varlığını ifade edebilen nesiller yetiştirmektir. Varoluş amacı Milli eğitim temel kanununda da anlamını bulan temel felsefeyi sahiplenmek, dolayısı ile önce insan sonra alanında lider “MÜKERREM NESİLLER” yetiştirmektir. Özel Hayriye Özbudak Anaokulu olarak; HEDEFİMİZ, gelişerek değişmek ve hep ileri doğru ilerlemektir. YÖNTEMİMİZ, sıradanlıktan değil alışılmışın dışında bir eğitim ile hayattan kopmadan hayatın içinden ama oynayarak, keyif alarak öğrenmektir. ÖĞRENCİLERİMİZ, öğrenmeyi öğrenmek isterken, millî ve manevî değerlere sahip çıkarak, düşünen, soran, araştıran, çevresinin ve kendisinin farkında, çağın gerekliliği ile donanmış, hem gönül dünyası hem zihin dünyası dopdolu nesiller olarak yetişmektedir. Toplumu ayakta tutan birbirimiz için ne kadar fedakârlık yapabildiğimizdir. Güzellikler ve iyilikler paylaşıldığında çoğalır ve büyür. Sonra kocaman bir güzellik olarak konar kimimizin evine, kimimizin eline, kimilerimizin de yüreklerine. Son zamanlarda yapılan araştırmalar çocukların ödül beklentisi olmadan ya da ceza korkusu duymadan yapmış oldukları iyilikler üzerine yoğunlaşmakta. Bu çalışmalarda, beklentisiz yapılan iyilikler karşısında çocukların beyinlerinde salgılanan mutluluk hormonu ile ödülden daha fazla tatmin oldukları görülüyor. Hayriye Özbudak Anaokulu olarak bizim çocuklarımız, sosyal sorumluluk projelerinde yerlerini alarak mutlu olmayı ve mutlu etmeyi öğreniyorlar. Okulumuz bünyesinde yapmış olduğumuz projeler: Eğitimizin temellerinde: “Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılacaklardan eyle”, İbrahim Suresi, 40. “Kişinin öldükten sonra geride bıraktığı şeylerin en hayırlısı, kendisine dua eden salih bir evlattır”, Hz. Muhammed S.A.V. “Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zira zaten size benzeyeceklerdir. Kendinizi terbiye edin yeter”, Üstün Dökmen “Çocuğun eline koymadığınız şeyi aklına koyamazsınız”, Maria Montessori “Oyun çocuğun işidir”, Maria Montessori Özel Hayriye Özbudak Anaokulu,
  19. 19. KURUMLAR 3938 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Değişimi gelişmek için yaşayan, geçmişine ve atalarına asla sırtını dönmeyen, millî ve manevî değerlerini koruyan ve hayatında her daim kullanan, haksızlıkların karşısında duran, sanatı ve bilimi hayatın içerisinden çıkararak kullanabilen ve tefekkür edebilen, araştıran, düşünen, doğrulayan, merak eden, çözüm üretebilen ve sevgisi ile kâinatı kuşatabilen bireyler yetiştirir. Ezberci ve tekrar ettirici bir değerler eğitiminden ziyade yaşanabilir ve tüm hayatı boyunca uygulanabilir bir değerler eğitimi anlayışındayız kızarak ya da korkutarak öğretmek değil sevdirerek ve özendirerek öğretmekten yanayız. Değerler eğitiminin, soyut kavramların ve manevi eğitimin pedolojiye en uygun şekilde verildiği, sevdirerek uygulamayı, heveslendirip bıktırmamayı, teşvik edip heyecan katmayı hedefliyoruz. ÇanakkaleGeçilmezdiyenminikyiğitlerimiz Al yıldızlı Bayrağımızı yapıyoruz. MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER DEĞERLER EĞİTİMİ: DİNİ VE AHLAKİ EĞİTİM Cumhuriyet ağacımızı yapıyoruz. Milli veManevi değerlerimiz Bir nesil yetiştirmeye talibiz. Öyle bir nesil ki üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi: “Orada kim var denildiğinde sağına soluna bakmadan ben varım diyebilecek; asrı elinde tutabilecek maneviyata ve güce sahip bir gençlik” yetişecek çocuklara talibiz. Bıktırmadan, usandırmadan mini minnacık adımlarla hedefimize sevgi ile ilerliyoruz. Sevgi veriyoruz ve minik gönüllerde kainatı kuşatacak bir sevgi inşa ediyoruz. Mevlana gibi engin yürekli Lokman hekim gibi hikmetli Hüdâyi gibi mahlukâta karşı hizmetli Fatih Sultan Mehmed gibi cesaretli Eyyûb El Ensar-i gibi vefalı Yunus Emre gibi şefkatli Mimar Sinan gibi zerafetli SAKAL-I ŞERİF PEYGAMBERİM CAMİ - NAMAZ FİL VAKASI MEVLANA MANEVİ DEĞERLER
  20. 20. 4140 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 Sıradan eğitimin dışına “kendim yapıyorum” atölyeleri ile çıkıyoruz. İnce ve kalın motor gelişimimizin temelinde atölyelerimiz yatıyor. Baretimizi takarız, çekiç, çivi, testere ile işe koyuluruz. Hem eğleniriz hem iş yaparız. Bilim atölyesinde inceleme, araştırma ve bilimsel soru sormaya giriş yapılıyor. Arkadaşlarına evde hazırlanan deneylerini anlatıyor minik yavrularımız. Vücudumuzu, gezegenleri ve uzayı, kimyasal maddeleri çocuğun penceresinden anlatıyoruz. “Okuma bilmeyen” çocuklarımız arkadaşlarına resimli hikaye kitaplarını okuyorlar/anlatıyorlar. Toplum önüne çıkmayı ve konuşmayı öğreniyorlar. Öğretmenleri öğretiyor: nasıl anlatılır, vurgu nasıl olur, betimleme nasıl yapılır. Örgü ve dikiş-nakış gibi ince işlerin yaşlılık döneminde görülen unutkanlığı azaltıcısı etkisi olduğu bilimsel olarak belirlenmiştir. Beynin ilgili bölgesini gelişiminde fayda sağlayan ince motor kaslarını gelişimine katkı sağlayan atölyemizde çocuklarımız dikiş, biçki, kesme gibi işler yapmaktadır. Toplum Önünde Kendini Doğru İfade Edebilmenin Adresi Hayriye Özbudak Anaokulunda çocuklarımızın her birine topluluk önünde kendilerini ifade edebilme şansı sunuyoruz. Yavrularımız deneylerini sınıf arkadaşları ile paylaşıyor, hikâyelerini anlatıyor ve sınıf içerisinde farklı görevlerde sorumluluklar alarak kendilerini çok daha iyi ifade edebilen bireyler haline geliyorlar. Bilimi Hedef, İlmi Rehber Edinmiş Lider Şahsiyetler Çocuklarımıza kattığımız araştırmacı ruh ile onlar her şeyi inceliyorlar, soruyorlar, sorguluyorlar, sonuçlar çıkarıp çözümler üretiyorlar. Her sınıfımızda kendilerine ait göz bantlarını, metrelerini, büyüteçlerini alıp ellerine hayatı keşfe çıkıyorlar. Kurduğumuz atölyelerde çalışıyorlar ve duyu organlarının gelişimini sağlıyorlar. ATÖLYELERİMİZ Sıradan Değil; Yenilikçi, Durağan Değil Hareketli Bir Eğitim Hayatın İçinden Hayatı Öğreten - Dokun - Hisset - Öğren Öğretmek her zaman bıkmadan ve yılmadan öğrenmeye istekli olmak demektir. Okulumuzdaki öğretmenlerimizin tamamı yıllarca okul öncesi alanında tecrübeler biriktirmiş, gönüllerinde öğretmek aşkı ve hazzı ile eğitim veriyorlar. Eğitimci kadromuz yeniliklere açık, aktif ve enerjik bir şekilde her gün güne başlıyor ve gün boyu aynı enerji ile devam ediyor. Sadece anlatanın ya da sadece dinleyenin olmadığı öğretmenin öğrencisi ile birlikte ürettiği aktif bir sistemde çalışıyoruz. Çocuklarımız günün sonunda yoruluyorlar ama bıkmıyorlar. Enerjilerini atıyorlar ama şikayet etmiyorlar çünkü her bir ders farklı bir sürpriz sunuyor onlara. Hayatın içinden, yaşamdan kopmadan, kendini sürekli tekrarlamadan, her güne yeni bir heyecan yeni bir araştırma ile başlıyoruz. Neyi neden yaptığımızı, eşyaların nasıl üretildiğini, bitkilerin nasıl ve nerelerde yetiştiğini, hayatın içinde kullandığımız her şeyi nerede ve nasıl kullandığımızı bilmeyi önemsiyoruz. Klasik boyama ve oyun eğitimi yerine dokunarak duyuları kullanarak öğrenme metodu uygulanmaktadır. Kalıcı ve eğlenerek eğitim ile geleceğin nesillerinin temeli atılmaktadır. JİMNASTİK UZAY YÜRÜYÜŞÜ SPOR YARIŞ-MÜCADELE KURUMLAR
  21. 21. 43http://www.hosgorkulliyesi.org KURUMLAR HOŞGÖR KARATAŞ KIZ KURAN KURSU GürpınarKızKur’anKursuİdarecisiŞefika Kaya Meriç Hocamızın öğrencilerimize yapmış olduğu seminerden kareler.. 103. Sene-i devriyesinde “Çanakkale ve Aziz Şehidlerimizi” yad ettik. Allah onlardan razı olsun.. “Mahremiyet Eğitimi” konulu seminer gerçekleştirildi. Bugün bir Hafizemiz daha hıfzını tamamladı Elhamdülillah. İlahilerle, dualarla, temennilerle kutluyoruz. Rabbim sayılarını artırsın inşallah. PANOLARIMIZ “Hz. İbrahim(a.s) ve Gıybet” “Müminler ancak kardeştir” “Manevi Baharımız” “ Üç Aylar” 42 HOŞGÖR BÜLTENİ-2018
  22. 22. 45http://www.hosgorkulliyesi.org Şahinbey ilçe Müftülüğü’nün yapmiş olduğu Yaz Kur’an Kursları, Kur’an-ı güzel okuma yarışmasında ögrencimiz Gülay Yaşar birinci olmuştur. KURUMLAR HOŞGÖR BÜLBÜLZADE KIZ KURAN KURSU Kursumuz öğrencileriyle birlikte Gaziantep’in tarihi dokusunu daha iyi anlamak ve tanımak adına Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle düzenlenen geziden kareler... Kursumuzun öğrencileri ile birlikte katılmış olduğumuz Gaziantep Büyükşehir Belediyemiz tarafından düzenlenen “Haremeyn,Hac,Mukaddese Yolculuk” konulu sergi açılışından kareler.... Dedim Hafız, Bu nasıl bir yüktür? Dedi, “Korkma ya hu” Allah bütün yüklerden büyüktür... Kursumuz talebeleri için hazırlanan hafızlık programlarından kareler... Vakfımızın imkanları dahilinde zaman zaman öğrencilerimizle Milli ve Manevi Değerlerimizi kapsayan Değerler Eğitimi Gezi programları düzenliyoruz. Zaman zamanda AntepPark gibi geziler düzenliyoruz. 44 HOŞGÖR BÜLTENİ-2018
  23. 23. 47http://www.hosgorkulliyesi.org HOŞGÖR BÜLBÜLZADE KIZ KURAN KURSU Hüzünlü besmeleler gelir akla, besmeleyi her çektiğinde bırakır tüm hayatını geriye. Kur’ân’ı ile başka bir hayatı daha vardır hafızın. Tüm yorgunluklarını, tüm meşguliyetlerini arkasına alır bir besmelesiyle. Kur’ân’ına derdini açar, zaten tek derdi o olsa bile. Derdi odur, dermanı o, sıkıntısı odur, duası o. Ezberlediği ayetlerde fena olan gelir, bir ayeti okudumu diğer ayeti özleyen gelir. Vuslat gelir akla ezberlediği her yeni ayette vuslatın kokusunu alan gelir ve tek gayesi olan vuslat arzusu daha da çoğalır gönlünde. Gözyaşı gelir akla Kur’ân’ın sayfalarına inci gibi dökülen tane tane gözyaşı. Saf yakarışlar, geceler gelir akla, gecenin en derin yerinde, kimselerin olmadığı saatlerde bulur kimsesini, en sevdiğini, gerçek sevgilisini. Korkar hafız dediğin, hıfz ettiği her ayetin gönlünden süzülerek çıkmasından korkar. Evet korkar hafız, Kur’ân’ını açmadığı vakit unutmasından ve O’nun nazından korkar. Hafız için O nazlı Kur’ân ihmal edilmeye layık mı ki. Tıpkı nefes almayı ihmal etmek gibi. Ağzından çıkan her ayeti içine geri solar hafız, ta ki gönlüne yerleşinceye kadar. Ve olmazlar olmazı sabır gelir akla. Hafızın en büyük kalkanıdır sabır. Ezberlediği her yeni sayfa yeni imtihanların kapısını açar, karşılaştığı her imtihana sabırdan sonraki selametin umuduyla göğüs germeye çalışır. Ve hafız denilince Aşk gelir akla, ezber için girdiği bu yolda aşkı ezberler harf harf. Ve Aşk denilince Hafız gelir akla kim sevdiğinin sözlerini ezberler uğru uğruna… Hilal BOZKURT (Kurân Kursu öğrencisi) HAFIZLIK DENİLİNCE HAFIZLIK Azığı; sabır olan bir yoldu bizimkisi… İmtihan, hüzün ve gözyaşı ise katığıydı… Allah için, her şeye göğüs germekti… Ayağına batan dikenlere aldırmadan, yürümekti… Kim ne derse desin, söylenenlere sağır olmaktı… Öfkesini sineye çekip, susabilmekti… Ayağın takıldığında yılmadan, yorulmadan yoluna devam etmekti… Her düştüğünde, daha da güçlenerek ayağa kalkmaktı… Her okuduğun besmele ile başka ufuklara açılmaktı… Rahmet denizinde, damla olmaktı… Gecenin karanlığında, güneş gibi doğmaktı… Susamış insanlara, sâki olmaktı… Hafızlık fedâkârlıktı… Evinden, ailenden, akrabalarından, arkadaşlarından ayrı kalmaktı… Vuslat hasretinden, yanıp tutuşmaktı… Şeytana inat, ayetleri kalbine nakış nakış işlemekti… Peygamberimiz (s.a.v)’in izinden gitmekti… Konuşmamızın Kur’ân, kokumuzun Kur’ân kokmasıydı… Kısacası hafızlık; YÜRÜYEN BİR KUR’ÂN olmaktı… Müzeyyen EKER (Kur’ân Kursu öğrencisi) Rahlenin başında başlayan bir hikaye bizim hikayemiz Seçilmiş olana talip seçilmiş olmanın aşkıyla yapıyoruz işimizi Her ayette yenileniyor ruhumuz, Mesela; “Biz Kitabı kullarımız arasından süzüp seçtiklerimize miras kıldık“ diyor Rabbimiz. Ve ümitleniyoruz Biz diğer insanlar gibi sırtımızda dünyevi eşyaları değil, gönlümüzde Allah’ ın ayetlerini taşıyoruz Biliyoruz ki yolumuz Allah’ a Yoldaşımız Rasulullah (s.a.v) Yolu Allah’ a yoldaşı Rasulullah olanın işindeki zorluk gözüne gelir mi hiç Rıza uğruna feda edilmiş bir ömür bizimkisi Sadece ömrümüz değil bütün vârımız onun artık O’ nsuz bir hayat sürmeyi düşünenler zelil oldular şimdi O’ nu yarım bırakanların her daim bir tarafları yarım kaldı Biz de biliriz ki; bundan sonra O’nsuz da olmaz O’ nsuz da yaşanmaz… Şule ARIKAN (Kurân Kursu öğrencisi) 46 HOŞGÖR BÜLTENİ-2018
  24. 24. 4948 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 HAFIZLAR TAÇ GİYDİ Gaziantep Şahinbey İlçe Müftülüğü’ne bağlı Hoşgör Fatih Kur’an kurslarında eğitimlerini başarılı bir şekilde tamamlayan 70 hafız ve hafize düzenlenen törenle icazetlerini aldı. Gazianteplilerin yoğun bir ilgi gösterdiği törende konuşan İl Müftüsü Ahmet Çelik, Kur’an okumanın ve hafızlığın bir meslek olmadığını belirtti. Gaziantep’te bulunan Hoşgör Erkek ve Kız Kur’an Kurslarında hafızlığını tamamlayan 70 hafız için “33. Hafızlık Merasimi” düzenlendi. Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen icazet törenine, Din Hizmetleri Uzmanı Davut Kaya, Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, Kilis İl Müftüsü Mahmut Karatepe, Kahramanmaraş İl Müftüsü Celal Sürgeç, Şahinbey İlçe Müftüsü Musa İmamoğlu, Şehitkamil Belediye başkan vekili M.Hayri Özkeçeci , Şahinbey belediye başkan vekili Cuma Güzel Vakıf onursal başkanı Ahmet Ziylan, Vakıf Başkanı Abdullah Bayram, Dernek başkanı Nihat Durur, kamu kurum müdürleri, STK temsilcileri ile hafız öğrencilerin aileleri ve halk katıldı. Sunuculuğunu Hafız Mustafa Efe’nin yaptığı icazet programı kurs öğrencisi Hafız Enes Özata’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programın açılış konuşmasında Şahinbey İlçe Müftüsü Musa İmamoğlu, her yıl kurslarında kız ve erkek olmak üzere 40 mezun verdiklerini belirtti. İmamoğlu, “2016-2017 eğitim öğretim yılında 70 hafız mezun ettik. Kız-erkek Kur’an kurslarımızdan hafız ve hafize olan öğrencilerimizin icazet töreni için buradayız. Hayırlı olsun diyorum. Hoşgör Kur’an kursumuz 1961 yılından bu yana hizmet veren çok köklü ve artık Güneydoğu’nun markası olmuş bir Kur’an kursumuzdur. Her yıl ortalama olarak kursumuzdan 35-40 civarında hafız mezun ediyoruz. Kız Kur’an kurslarımızı da buna dahil ettiğimiz zaman her yıl 70-80 civarında hafız mezun ediyoruz. Bu sene toplam 70 hafızımız oldu. Bir hafız ortalama 2 yıl bir sürede hafızlığını tamamlar. şeklinde konuştu. Hafızların tekbirlerle salona girmesiyle gözyaşlarına hâkim olamayan misafirler duygulu anlar yaşarken, programda yapılan konuşmalarda Kur’an’ı Kerim’in insanlığı kurtarıcı kitap olduğuna dikkat çekildi. 2017 MERASİM
  25. 25. 5150 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 MERASİM “Kur’an’a hizmet etmek her Müslüman’ın işidir” Programda bir konuşma yapan Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, Kur’an okumanın ve hafızlığın bir meslek olmadığını ve Kur’an’a hizmet etmenin her Müslüman’ın işi olduğunu vurguladı. Kur’an ilminin ve bilgisinin herkese ulaşması için çalışmanın her müminin görevi ve vazifesi olduğunu vurgulayan Çelik, “Bizim kitabımız Kur’an’dır. Hangi meslekten olursak olalım. Kur’an okumak, hafızlık bir meslek değildir. Kur’an’a hizmet etmek bir meslek değildir. Kur’an’ı Kerim’in bize getirdiği ahlak kuralları, muamelatı ve diğer kuralları, Kur’an’a hizmet etmek her Müslüman’ın işidir. Hangi görevde olursak olalım. Bir Müslüman olarak Kur’an’a hizmet etmek hepimize lazımdır. Kur’an’ı Kerim ilminin ve bilgisinin herkese ulaşması için çalışmak her müminin görevi ve vazifesidir.” dedi. Çelik, “Bugün bizim en büyük sıkıntımız ‘neden çocuklarımız ve gençlerimiz İslami şahsiyetle,kimliklebüyümüyorveyetişmiyor?’ diyoruz. Bir şeyin bilgisi yoksa onun kimliği de olmaz. Bir şeyin bilgisi verilmiyorsa onun bir fikri de olmaz. Bugün ülkemizde ve İslam âleminde çektiğimiz sıkıntı budur. Eğer biz Kur’an ahlakı diyorsak Kur’an’ı Kerim’in bilgisini edinmemiz lazım. O’nu anlamamız ve öğrenmemiz lazım. Bu bakımdan İslami şahsiyetler, İslami mefkûre Kur’an’ı anlamakla başlar. Kur’an’ı anlamak ise O’nu okumakla, öğrenmekle olur. Öğrenmeden anlamaya, anlamadan yaşamaya geçmek mümkün değildir.” ifadelerini kullandı. Yüzakı Dergisi Genel Yönetmeni Hafız Muhammed Ali Eşmeli Hafızlık ile ilgili şiir okudu. Tasavvuf Musikisi tarafından ilahiler seslendirildi. Hafız Musa Bilir, Hâfız İlyas Avcı, Hafız Eyüp Ahraz ‘ın Kur’an’ı Kerim tilavetleri ile salonda manevi bir atmosfer yaşandı. Vakıf Onursal Başkanı Ahmet Ziylan ve Dernek Başkanı Nihat Durur birer konuşma yaptı. Program yapılan dua ve hafızların icazet belgelerini almasıyla sona erdi. HAFIZLAR TAÇ GİYDİ
  26. 26. 5352 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 ETKİNLİKLER 15 TEMMUZ ETKİNLİKLERİ 15 Temmuz darbe girişiminin halk tarafından önlenmesinin yıl dönümü dolayısıyla anma etkinlikleri kapsamında Gaziantep İl Müftülüğü tarafından 15 Temmuz Şehitleri için mevlit okutuldu. Ulu Camii’nde gerçekleşen programda şehitler için Kur’an-ı Kerim, mevlidi şerif ve program sonunda İl Müftüsü Ahmet Çelik tarafından şehitler için dua okundu. Mevlit programının ardından Çelik, camiye gelenlere şehit ve şehadetin önemiyle ilgili vaaz verdi. Vaazdan sonra cuma namazına geçilirken, vatandaşlar, Şahinbey İlçe Müftüsü Musa İmamoğlu’nun “Salaların Şahit Olduğu Direniş: 15 Temmuz” konulu hutbeyi dinledi. İmamoğlu, “Biz millet olarak bundan bir yıl önce 15 Temmuz’da Allah’ın bu vaadinin gerçekleştiğine yeniden şahit olduk. O gece ülke ve millet olarak büyük bir ihanet ve işgal teşebbüsüne maruz kaldık. Bu karanlık gecede Allah’ın lütuf ve rahmetini, yardım ve inayetini bizlerden esirgemediğini bir kez daha müşahede ettik. Bunun için 15 Temmuz’un sene-i devriyesinde millet olarak bizlere düşen en önemli vazife, Allah’ın lütuf ve inayetini, rahmet ve nusretini asla unutmamaktır. Bu büyük badireyi omuz omuza atlatmış müminler olarak üzerimize düşen, yüce Rabbimize olan hamdimizi, senamızı, şükrümüzü, secdemizi hiçbir zaman eksik etmemektir.” dedi. 15 Temmuz gecesi bütün Müslümanların Türkiye için dua ettiğini ifade eden İmamoğlu, şunları söyledi: “Hiçbir zaman unutmamamız gereken bir gerçek de yeryüzünde bize umut bağlamış mazlum, mahrum ve mağdur kardeşlerimizin o gecede gözyaşları ile yaptıkları dua ve yakarışlarıdır. O gece Peygamberimizin ‘Müminler, bir binanın yapı taşları gibidir. Onlar, birbirlerinin hayata tutunmasını temin ederler.’ hadisi şerifinin anlamını hep birlikte yaşadık. Zihinlerimizden asla çıkartmamamız gereken diğer bir husus da o gece maruz kaldığımız ihanet ve işgal teşebbüsünün din kisvesi altında yapılmasıdır. 15 Temmuz gecesinde şahit olduk ki haktan yana görünerek 40 yıl boyunca bu milletin dinini, imanını, değerlerini, duygularını, zekât, sadaka ve yardımlarını istismar eden bir ihanet şebekesi milletimizin varlığına kast etti. Milletin çocuklarını çalarak birkaç nesli heba eden bir nifak hareketi, müstevlilerin kendi emelleri doğrultusunda ülkemizin bekasını hedef aldı. Bu ihanet girişimi bir kez daha gösterdi ki bizlere düşen vazife, yüce dinimizi sahih kaynaklardan öğrenmektir. İslam’ı, Kur’an ve sünnetin rehberliğinde en güzel şekilde yaşamaktır.” Program, cemaatle kılınan cuma namazının ardından sona erdi. Programa; İl Müftüsü Çelik, Şahinbey İlçe Müftüsü İmamoğlu, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Hoşgör Kur’an Kursu öğrencileri ile vatandaşlar katıldı.
  27. 27. 5554 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 ETKİNLİKLER AYLIK HATİM PROGRAMLARI Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. Ali İmran Suresi 103. ayet meali Memleketin selameti için okunan hatimlerin duası her ayın ilk pazar günü yapılıyor. Askerlerimiz, polislerimiz ve şehitlerimiz için dualar ediliyor. Milletimizin çektiği sıkıntıların çok olduğu bu vakitte Rabbimiz askerde vatani görevini yapmakta olan, polislik mesleğini yerine getirerek vatanın birliğini ve bütünlüğünü koruyan tüm müslüman kardeşlerimizin yardımcısı olsun. Zor zamanlardan geçiyoruz. Bu zamanlarda her zaman sığındığımız Rabbimize sığınarak gerek evlatlarımızı gerek abilerimizi ve gerekse babalarımızı yine O’na emanet ediyoruz. Ey Kainatı yoktan var eden, her şeyi emrimize yar eden Ulu Allah! Lutfun ile bize bahşettiğin bunca nimetlere karşı layıkıyla şükürden aciziz. Bu aczimizin ifadesi ile ellerimizi açtık, boynumuzu büktük, yalnız sana ibadete ediyor ve yalnız Sen’den yardım diliyoruz. Dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi! Onursal Başkanımız Ahmet Ziylan 05 Aralık 2017 Saat:20.00’de Gaziantep Şafak FM 98.0 ‘de her Salı yayınlanan ve Mehmet Dal’ın sunduğu Vakti Melal Programına katıldı. Programda “Hayat Notları” ve 4. Kitap “Şikayet Yok Çare Var” konuşuldu. Bir gün ne para kalacak, ne pul; ne bağ kalacak ne bahçe!.. Fakat o gün; «Ahlar, vahlar, keşkeler» kalacak. O gün sabırlı ve fedâkâr olanlar kazanacak. «Hep ben haklıyım!» demeyenler, karşısındakininde haklı olabileceğini düşünenler kazanacak. İş işten geçmeden önce, kadir kıymet bilmek lâzım. Muhatabımızın da haklı olabileceğini düşünmek lâzım. Kendimizi karşımızdakinin yerine de koymamız lâzım. Sonradan pişmanlık fayda vermez. İzleyicilerden aldığı beğeni üzerine farklı zamanlarda programın tekrarı yayınlandı. RADYO PROGRAMI “VAKTİ MELAL“ Ey bütün dertlere şifa bahşeden Rabbimiz! Hasta gönüllerimizi iyileştir, dertli kullarına deva, hasta kullarına şifalar ihsan eyle Ya Rabbi! Bütün işlerimizin akibetini hayırlı eyle. Bize dünyada ve ahirette iyilik ve güzellikler ver. Bizleri cehennem azabından koru Ya Rabbi! Ya ilahel alemin! Ürpermeyen kalpten, kabul olmayan duadan, doymayan nefisten ve fayda vermeyen ilimden sana sığınırız. Ölümün şiddetinden ve sıkıntısından, cehennem ve kabir azabından, gevşeklik ve ihtiyarlıktan, zenginliğin ve fakirliğin fitnesinden Sana sığınırız. Bütün hata ve günahlarımızı yıkayarak, arınmış bir kul olarak huzuruna çıkmayı bizlere nasip eyle Ya Rabbi! Aç gözlülükten, dünyaya meyletmekten, uzun ömür peşinde koşmaktan bizleri muhafaza buyur Ya Rabbi! Ya Rabbi! Şu anda huzurunda büyük bir ümitle sana el açan, vatanına, milletine hizmet için, vatanına kurban olsun diye eline kına yakılan yiğitlerin, mehmetçiklerin, annelerin, babaların, kardeşlerin, eşlerin, çocukların, akrabaların, komşuların yapmış oldukları duaları kabul eyle, kalplerindeki güzel ve halis istekleri Sen makbul eyle. Ey Rabbimiz! Dinimizi, Kur’an’ımızı, ırzımızı, namusumuzu, iffetimizi, şerefimizi, ordumuzu, yurdumuzu muhafaza eyle. Memleketimize göz diken düşmanlara ve memleketin kötülüğüne çalışanlara fırsat verme Ya Rabbi! Dinimize yardım edenleri iki cihanda aziz eyle, her türlü hizmetlerinde muvaffak eyle Ya Rabbi! Senin yolundan, Kur’an yolundan, İslam’ın yolundan bizleri ayırma Ya Rabbi! Bugün burada, canı, gözü gibi büyüttüğü fidan gibi delikanlıları, genç yiğitleri yetiştiren ve gururla, iftiharla, dualarla başı dik, alnı açık, gururla, göğsünü gere gere askere uğurlayan annelerin, babaların, emeği geçenlerin kalplerinden geçen duaları da kabul eyle. AMİN
  28. 28. 5756 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 ETKİNLİKLER Gaziantep Gönüllü Kuruluşlar PLATFORMU Vakfımızın üyesi olduğu Gaziantep Gönüllü Kuruluşlar Platformu her ay bir üyenin ev sahipliğinde 36 STK’nın temsilcilerinin katılımıyla toplanmaktadır. Gündeme alınan konular hazırda bulunan STK’ların ortak kararı ile uygulanmaktadır Gaziantep Gönüllü Kuruluşlar Platformu, ‘nun etkniliklerine Anadolu Tevhid Vakfı, Ayder-Davet ve Kardeşlik Vakfı, Bülbülzade Vakfı, Bilimder, Cihander Derneği, Darulhadis Cemiyeti, Eğitim Hizmet Vakfı, Ensar Vakfı, GAİMDER, Hasan Hoca İlim Yayma Vakfı, Hayrat Yardım Derneği, Hoşgör Fatih İlim Yayma Vakfı, İlim Hikmet Derneği, İlim Yayma Cemiyeti, Köprü Derneği, Medeniyet Vakfı, Memursen Gaziantep, Semerkand Vakfı, Vahdet Vakfı, Verenel Derneği, TÜGVA, katılmaktadır GÖNULKUR ETKİNLİĞİ: KUDÜS CUMA’SI Gaziantep Gönüllü Kuruluşlar olarak Mısır’a ve halkın oylarıyla seçilmiş olan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi başta olmak üzere İhvan liderlerinden Muhammed Bedii, Muhammed Biltaci ve Yusuf El-Karadavi gibi 107 kişinin hakkında Mısır cuntasının verdiği idam kararına tepki olarak bir yürüyüş düzenledik. Yeşil Camii de kılınan İkindi namazına müteakip başlayan yürüyüş Ordu Caddesi üzerinden Yeşilsu Şehitler Abidesine kadar Tekbirler, “İhvan’a selam direnişe devam” “Antep uyuma kardeşine sahip çık” “Defol sisi, seninleyiz Mursi” gibi çeşitli sloganlar eşliğinde devam etti. Şehitler Abidesinde yapılan basın açıklaması, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayıp Gaziantep Gönüllü Kuruluşlar Dönem Sözcüsünün yaptığı basın açıklamasının ardından dua ile son buldu.
  29. 29. 5958 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 HABER ADİL ÖZBERK CAMİİ AÇILIŞ TÖRENİ Adil Özberk Camii düzenlenen bir törenle hizmete açıldı. Törene Vali Ali Yerlikaya, Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı Onursal Başkanı Ahmet M. Ziylan, Vakıf Başkanı Abdullah Bayram ve vakıf yönetim kurulu üyeleri, Adil Hoca Derneği Yönetim Kurulu ve üyeleri, Adil Özberk Hocaefendinin yetiştirdiği öğrencileri, protokol üyeleri ve davetliler katıldı. Kur’an tilavetiyle başlayan törende Mehmet Görmez kürsüye gelerek, “Bugün peş peşe güzellikler yaşıyoruz. Yaptığımız açılışların yağmur gibi devam etmesini diliyorum.” dedi. Adil Özberk’in Antepliler tarafından çok sevildiğine değinen Görmez, “Cuma geldiğinde herkesi büyük bir heyecan kuşatırdı. Adil hocanın verdiği vaazı dinlemek için yollar kapanırdı. Allah kendisine rahmet eylesin.” dedi. Konuşmasının devamında camilerdeki cemaat sorununa değinen Görmez “Camilerin yapımına devam edilmeli fakat camilerimizi dolduracak cemaatlere ihtiyaç var. Burada din görevlilerine büyük görev düşüyor. Sadece minarelerden değil, mahalle sakinlerini, komşularını kapı kapı gezerek, ziyaret ederek camilere davet etmeliler. Şehre Nefes Aldıran Mekânlar Görmez, camilerin cemaatlerle doldurulması gerektiğini belirterek, “Merhum Adil Hocamızın adına yapılan böyle bir caminin açılışında bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Cenab-ı Hak kendisine rahmet eylesin. Cuma günleri geldiğinde bütün herkesi Adil Hocayı dinlemeye gitme heyecanı sarardı. Mehmet Paşa Cami’ne giden Karagözdeki cadde kapanıp seccade serilirdi ve herkes hocamızı dinlemeye gelirdi. Hocamız o zaman hakkın sesiydi. Bu şehre nefes aldıran mekânlar yaptıkları için belediye başkanlarımızdan Allah razı olsun. Ancak bu camilerin içinin de doldurulması gerekiyor. Camilerimizin genç cemaatlere ihtiyacı var. Burada da din gönüllüsü kardeşlerimize büyük görevler düşüyor. Din görevlisi kardeşlerimiz görev yaptıkları camilerin etrafında bulunan evleri ziyaret ederek cami cemaatini artırmalıdırlar. Cenab-ı Hak Şehirlerimizi mabetsiz, mabetlerimizi cemaatsiz, cemaatlerimizi ibadetsiz, ibadetlerimizi de ihlassız kılmasın” dedi. Camiler Yapmaya Devam Edeceğiz Tahmazoğlu, göreve geldiği günden bu yana cami yapımına büyük önem verdiklerini belirterek “Adil Özberk Hoca’mızın ismini taşıyan parkımızın ve camimizin yapımını tamamlayarak vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Mehmet Görmez hocamız her 3.000 kişiye bir cami olması gerektiğini söylemişti. Göreve geldiğimizde 250.000 nüfusa sahip Karataş’a üç tane cami yeri ayrılmıştı. Şu anda sadece Karataş’ta 15’in üzerinde camimiz var ve bir taraftan da yapmaya devam ediyoruz. Buranın yakınında Türkiye’nin ikinci büyük camisi olan Akkent Camisi’nin de yapımı devam ediyor. Camiler bir araya geldiğimiz, dinimizin sembolü olan minareleri gördüğümüz zaman buranın Türk ve İslam beldesi olduğunu gösteren en büyük nişanelerden birsidir. Ben camimizin yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Allah şehirlerimizi mabetsiz, mabetlerimizi cemaatsiz bırakmasın. Cumanız mübarek olsun.” dedi.
  30. 30. 6160 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2018 HABER Şehitkamiller, Eren Bülbüller hep yaşayacaktır Gaziantep Kitap ve Kültür Etkinlikleri Eren Bülbül Sosyal Tesisinin açılışı yoğun katılımla yapıldı. Açılışa; Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri Canan Candemir Çelik, Ahmet Uzer, Mehmet Erdoğan, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı Onursal Başkanı Ahmet M. Ziylan, Ökkeş Eruslu, Muhtarlar ile çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, hizmetlerin hayırlara vesile olmasını diledi. Bakan Gül, şunları söyledi: “Bugün gerçekten çok önemli bir tesisi, çok güzel bir eseri Şehitkamil ilçemize, Gaziantep’imize kazandırıyoruz. Bizim yolculuğumuzun temel felsefesi millete tepeden bakan, millete hükümranlık kuran, millete efelik, efendilik taslayan değil; millete hizmetkar olan bir anlayışın eseridir. Gerçekten Şehitkamil Belediyesinin yapmış olduğu taziye evine Eren Bülbül isminin vermesi de ayrı bir mana içeriyor. Şehitkamil deyince vatan, memleket için nasıl bir insan can verir bunu anlarız. Eren Bülbül dediğimizde de yine vatan, memleket için nasıl can verilir, bunu görürüz. 36 yıldır Ankara ve İstanbul’da Ramazan ayının manevi havasını kitapla buluşturan etkinlik fuarı bu yılda Gaziantep’te açıldı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen “Gaziantep Kitap ve Kültür Etkinlikleri” vatandaşlardan ilgi gördü. İstasyon Parkı’nda bin 500 metrekare kapalı alanda gerçekleştirilen etkinlik fuarına 55 stantta yaklaşık 70 yayıncı katıldı. Özellikle İstanbul’dan katılan yayıncıların Gaziantep ve bölgedeki kitapseverlere ramazanı kitap tadında yaşatmak için yüzde 50’ye varan indirimler uyguladılar. Kitap ve kültür etkinlikleri kapsamında kitapseverler birbirinden değerli yazarlar ile imza günlerinde buluşarak, onlarla sohbet etme imkanı buldular. Buradan bir kez daha iyi ki varsın Eren diyoruz. Hiç kimse Eren’leri, Şehitkamil’leri unutturamayacak. Kıyamete kadar vatan, memleket için canını veren kahramanları unutmayacağız. Terörle mücadelede ülkemiz asla diz çökmeyecek. Türkiye’yi bölmek isteyenlere inat daha fazla bir, daha fazla beraber ve kardeşçe, omuz omuza kıyamete kadar yaşayacağız.

×