Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.
MAKALE: İDEAL GENÇLİK
MUSA İMAMOĞLU
Şahinbey İlçe Müftüsü
RÖPORTAJ : Fevzi SESLENLER
“HOŞGÖR’ÜN İLK
ÖĞRENCİLERİNDEN”
ABDUL...
HOŞGÖR BÜLTENİ-2013
Kıymetli Okuyucularımız,
Hoşgör Eğitim Kurumları, bünyesinde bulunan kurumlara yenilerini katarak, sor...
06-09
Musa İMAMOĞLU
“İDEAL GENÇLİK“
SUNUŞ YAZISI
20-25
Fevzi SESLENLER
RÖPORTAJ
HAFIZ KÂMİL KIDEYŞ
12-15
Ahmet M. ZİYLAN
“...
76 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
O halde, iyi bir genç kimdir?
Veya iyi bir genç nasıl olmalıdır?
Bu ...
98 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
İyi bir genç, arzu ve isteklerinin esiri olmaz.
Böyle gençlerin Alla...
1110 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde;
“Sakın cahillerden olma” buyurmuşt...
1312 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Eskiden spor vardı, şimdi ise internet var.
Aileler gençlerle süre...
1514 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Aslında eğitim bitmiyor. İmam olan bir kişi
bulunduğu yerin Fâtihi...
1716 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Hz peygamber (s.a.s)
Medine’ye gelir gelmez mescidi
inşa ettirirke...
1918 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Derdiri Hazretleri talebe iken
ezherde halka derslerine devam
etme...
2120 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Yıllar sonra Yeşil Camiinde göreve
başladıktan üç-dört yıl sonra b...
2322 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Hoşgör: Hoşgör deyince neler
geliyor aklınıza?
Fevzi hoca: Hoşgör ...
2524 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
İZ BIRAKANLAR
KURRA HÂFIZ
KÂMİL KIDEYŞ
Amâ, Hafız ve Şair
1940'tan...
2726
“GAZİANTEP’ İN MANEVİ MİMARI”
Bursa il müftüsü Hâfız
Prof.Dr. Mehmet Emin
Ay kursumuzda hafızlarla
buluştu.
Prof. Ay,...
2928 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015
HAFIZLIK MERASİMİ
HAFIZLARA TAÇ GİYDİRİLDİ
18 Mayıs 2014 Pazar günü...
3130
Hz.Osman(r.a.)Efendimiz;
haksız bir şekilde, vahşice
17 haziran 656 yılında, asiler
tarafından Kur’ân okurken
şehit e...
3332 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
13 Aralık 2014 Cumartesi günü Şahinbey
Konferans Salonunda Abdulla...
3534 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015
Hoşgör Yeditepe Ortaöğrenim Yurdumuz faaliyete geçti. 100
kişilik o...
3736 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
NEDEN GENÇLİK MERKEZLERİ ?
Ülkemizin geleceğinin teminatı olan gen...
3938 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015
Fatihân Gençlik Merkezi adını verdiğimiz
Gençlik Merkezimizde şuan ...
4140 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015
Hoşgör Karataş Kız Kuran Kursumuza 100 metre mesafede
yer alan çocu...
4342 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
13 ARALIK 2014 Cumartesi günü Hoşgör Fatih Kuran
Kursu’nda veli to...
4544 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Hoşgör Eğitim Kurumları Onursal Başkanı
Ahmet M. Ziylan, Hoşgör Kü...
4746 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
HOŞGÖR FATİH KURAN KURSU ailesi, eski kurs müdürü yeni Şube Müdürü...
4948 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Gaziantep Gönüllü Kuruluşlar Platformu
Kasım 2014 toplantısı Hoşgö...
5150 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Hoşgör Fatih Kuran Kursu’muzda
Dr.Mehmet Berk hocamız tarafından
ö...
5352 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org
Zaman zaman öğrencilerimizden mezun
olanlar için sade merasimler d...
5554 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015
ADİL ÖZBERK HOCAEFENDİ (NOSTALJİ)
6bultenkitap
Upcoming SlideShare
Loading in …5
×

6bultenkitap

619 views

Published on

HOŞGÖR BÜLTENİ 6. SAYI 2015
http://hosgorkulliyesi.org/

Published in: Education
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

6bultenkitap

  1. 1. MAKALE: İDEAL GENÇLİK MUSA İMAMOĞLU Şahinbey İlçe Müftüsü RÖPORTAJ : Fevzi SESLENLER “HOŞGÖR’ÜN İLK ÖĞRENCİLERİNDEN” ABDULLAH BÜYÜK KONFERANSI “TOPLUMSAL BARIŞ VE İSLAM “ NEDEN GENÇLİK MERKEZLERİ? YEDİTEPE ORTAÖĞRENİM YURDU FATİHAN GENÇLİK MERKEZİ
  2. 2. HOŞGÖR BÜLTENİ-2013 Kıymetli Okuyucularımız, Hoşgör Eğitim Kurumları, bünyesinde bulunan kurumlara yenilerini katarak, sorumluluk alanları her geçen gün genişlemekte ve hizmetlerini arttırmaktadır. Hoşgör ailesi, kurulduğu 1961 yılından beri gerçekleştirdiği etkinlikler ve projelerle özellikle gençlerin eğitim hayatlarında güzellikleri yaşatmayı hedeflemektedir. Gençlere eğitim hizmeti veren bir aile olarak kurulan Hoşgör Eğitim Kurumları; maddi veya çevresel nedenlerden dolayı Din Hizmetleri alanında destek bekleyen veya bu alanlarda kendini geliştirmek isteyen istekli tüm gençlere açıktır. Gençlerin eğitim hayatını, yine gençlerin sürece aktif katılımı ile gerçekleştiren Hoşgör; ülkesine faydalı, dindar, donanımlı, sağduyulu, toplumun manevi dinamiklerini bilen gençlerin yetişmesi için çalışmaktadır. Hoşgör 50 yıl boyunca yarınını bugün değiştirmek isteyen gençlerin katılımı ile her geçen gün büyüyen bir beraberliğin ortağı olmaktan dolayı son derece mutludur. Hoşgör Ailesi bünyesindeki Kur’ân kursları, özellikle Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesinden 14 ilden öğrenciye hizmet etmektedir. Bu kurumlarda 10 bini aşkın öğrenci Kur’ân ile buluşmuştur. Aidiyet, bireyin kendisinin topluluk içinde bir yeri olduğunu, kabul edildiğini hissetme- si, bu durumun sonucunda da kendisini önemli ve değerli görmesi olarak tanımlanabilmek- tedir. Özellikle hizmet gören herkesin aidiyet noktasında Hoşgör ailesinin bir ferdi olduğu belirtilmektedir. Hoşgör bültenimizin 6. Sayısını “Gençlik ve İslâm” olarak belirledik. Bu yıl Hoşgör ailesi olarak Yeditepe Ortaöğrenim Yurdu ve bünyesinde Fatihân Gençlik Merkezi adını verdiğimiz yeni bir eğitim yuvasına kavuştuk. Bir kısmı Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın gençlik projelerinden karşılanmıştır. Bizler de gençliğe İslamı tanıtmak, sevdirmek maksadıyla yapılan bu hizmetlere her türlü maddi ve manevi yardımı esirgemeyeceğiz. Bu bağlamda gençliğin ihtiyacı, ne kalkınma, ne para, ne konfor, ne israf, ne eğlence… Gençliğin ihtiyacı, ahlâk, ilim, irfan ve medeniyetin yetişridiği şahsiyetlere pervane olmaktır. Bu bültenin konusunu yazarlarımız, gençlerin ahlak, eğitim ve kültür mevzuuna ağırlık vererek ele aldılar. Bültenimizin hedef kitlesi olan geleceğimizin teminatı gençlere tavsiyem şudur ki; Tüketilmeden tüketmenin yolu; Dünyaya köle olmadan onu hizmetkâr etmenin bilincinde olunuz. Asırlar boyu bâki kalan devletimizin ilelebet hizmetkârı olunuz. Devletiyle barışık bir genç nesile ihtiyacımız olduğunu belirterek, bültende emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yüce Allah (C.C.) okuyup öğrendiklerimizle amel etmeyi hepimize nasip eylesin. Nihat Durur Yönetim Kurulu Başkanı http://www.hosgorkulliyesi.org TAKDİM
  3. 3. 06-09 Musa İMAMOĞLU “İDEAL GENÇLİK“ SUNUŞ YAZISI 20-25 Fevzi SESLENLER RÖPORTAJ HAFIZ KÂMİL KIDEYŞ 12-15 Ahmet M. ZİYLAN “Öğrenmeli, Uygulamalı, Öğretmeli” RÖPORTAJ 10-11 Ahmet ÇELİK “GENÇLİK ve EĞİTİM” MAKALE 26-27 Adil ÖZBERK Hocaefendi Anma Programı “Gaziantep’in Manevi Mimarı” 16-19 İsmail YILMAZ “Gençlik ve İslam” MAKALE 30-31 HZ. OSMAN (2.BÖLÜM) ZİNNUREYN SAHABE Yazı Dizisi - 6 34-35 HOŞGÖR YEDİTEPE ORTAÖĞRENİM YURDU 40-41 ALTIN ÇOCUK Hoşgör Hayriye Özbudak Çocuk Akademisi 28-29 2014 YILI HAFIZLIK MERASİMİ Hafızlara Taç Giydirildi. 32-33 Abdullah BÜYÜK “Toplumsal Barış ve İslam” KONFERANS 36-39 FATİHAN GENÇLİK MERKEZİ Neden Gençlik Merkezleri? İÇİNDEKİLER RÖPORTAJ, MAKALE, YAZI DİZİSİ, HABERLER, ETKİNLİKLER... HOŞGÖR EĞİTİM KURUMLARI VELİ TOPLANTISI Hoşgör Fatih Kur’ân Kursu HOŞGÖR AİLESİ Aylık Hatim Toplantısı STK TOPLANTISI Eğitim Komisyonu Toplantı SAĞLIK TARAMASI Açılış, Yaz Kur’ân Kursu PERSONEL HABERLERİ Ziyaretler , İftarlar KIZ KUR’ÂN KURSU Faaliyetleri İZ BIRAKANLAR NOSTALJİ 42-43 44-45 46-47 50-5148-49 52-53 54-55 HOŞGÖR KUR’ÂN KURSLARI YAPTIRMA VE YAŞATMA DERNEĞİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ Nihat DURUR YAYIN KURULU Abdullah BAYRAM Yusuf KİRAZ Mehmet ER İsmail YILMAZ Sümeyye ALTAY Elif DAL Cahit KARADENİZ Fatih YILMAZ GRAFİK Mehmet SÖNERCAN BASKI GNG OFSET ADRES: Boyacı Mah. Buğday Pazarı Pürsefa Hanı No: 21 Şahinbey/Gaziantep Tel: 0342 2312567 YAZIŞMA ADRESİ: Hoşgör Fatih Kur’ân Kursu Havaalanı Yolu Üzeri Şahinbey/Gaziantep Tel: 0342 4240251 Karataş Hoşgör Yatılı Kız Kuran Kursu Karataş 1. Bölge Şahinbey/Gaziantep Tel: 0342 3717601 Mahmut Ziylan Eğitim Kültür Sanat ve Yardımlaşma Derneği Binevler Mah. Abdulkadir Aksu Bulvarı 33 Nolu Sok.No:12 Şahinbey/Gaziantep Tel:0342 360 00 26
  4. 4. 76 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org O halde, iyi bir genç kimdir? Veya iyi bir genç nasıl olmalıdır? Bu soruların cevabını bulmaya çalışalım. İyi bir genç, her şeyden önce güçlü bir imana, sağlam bir itikada sahip olmalıdır. Ancak böyle bir imana sahip olan genç haddi aşmaz, yanlış yollara düşmez, istikamet üzere olur. Çünkü o yapıp ettiklerinin hesabını bir gün mutlaka Allah’a vereceğine inanarak adım atar. Böyle bir inanca sahip olan genç, Rabbini sever ve sadece O’na kul olur. İbadetlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışır. İyi bir genç son Peygamber Hazreti Muhammed (s.a.v)’ i kendisine örnek alır. Dünyaya O’nun baktığı gibi bakar. Sade, temiz, disiplinli ve güzel bir hayat tarzını benimser. Haramlardan uzak bir hayat yaşar. İçkiden, kumardan, zinadan nefret eder. İftiradan, gıybetten, dedikodudan hoşlanmaz. Boş şeylerle vaktini öldürmez. Çok çalışır. Helal kazanır, helal yerlere harcar. Sevgi doludur; ana-babasını, vatanını, milletini, bayrağını ve bütün müslümanları çok sever. Geçim ehlidir. Kalbinde kin ve nefrete yer bırakmaz. Müminleri kardeş olarak görür. Asla zulüm ve haksızlık yapmaz. İyi bir genç, milli ve manevi değerlerimize önem verir, yabancıların hayatlarına asla özenmez. Dinini, imanını, ahlakını korumak için büyük bir gayret sarf eder. Vatanını ve milletini maddi ve manevi refaha kavuşturmak için çok çalışır. İyi bir genç güzel ahlak sahibidir. İlmin dostu cehaletin düşmanıdır. Kendi işi ile meşguldür, başkalarının ayıp ve kusurları ile uğraşarak ömrünü boşa harcamaz. Haset etmez. Yapılan her iyi ve güzel işi takdir eder, beğenmezse kendisi daha güzelini yapar. İyi bir genç günahlardan sakınır. Günah, Allah’ı tanımaya, kulluğa engel olan, Allah ile kulun arasına perde olan her şeydir. Günahlardan sakınmayan genç; Allâh’ın haram kıldığı şeyleri işleyerek manen kirlenir. Allah’ın buyruklarına aykırı düşen, dinen suç sayılan davranışlar sergiler. Allah’ın sınırlarını göz ardı ederek haddi aşar. Bu ve benzeri günahları işleyen bir gencin ideal bir genç olması ise düşünülemez. Hayatın ergenlik ile orta yaş arasındaki döneme “gençlik”, bu dönemde bulunanlara da “genç” denilir. Gençlik, hayatımızın en güzel ve en verimli zaman dilimidir. Gençlik, Yüce Allah’ın biz kullarına bahşettiği en büyük nimetlerden ve ömrün en önemli çağlarından biridir. Bundan dolayı mahşerde ilk sorulacak suallerden birinin de, “gençliğini nerede harcadın?” (Tirmizi, Kıyame,1) şeklinde olacağını Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) haber vermektedir. Gençlik, çalışkanlık, zindelik, dinçlik, cesaret, metanet, heyecan, kuvvet ve enerji kaynağıdır. Geleceğin temelleri bu yıllarda atılır. Gençlik yıllarını boşa geçirmeyip iyi bir şekilde değerlendirenler başarı ve mutluluğu yakalamış olurlar. Gençlik bir milletin geleceğidir. Geleceğini düşünen milletler yatırımlarının önemli bir kısmını gençliğin eğitim ve öğretimi için yaparlar. Onların başarısı için hiçbir fedakârlıktan kaçınmazlar. Bununla beraber, ideal bir gençliğe sahip olabilmek için gençliğin manevi yönü de asla ihmal edilmemelidir. Zira maneviyat yoksunu bir gençliğin insanlığın barış ve huzuruna yapacağı herhangi bir katkı söz konusu olamaz. Bunlar hem kendilerini hem de milletin geleceğini öldürüp yok ederler. SUNUŞ İDEAL GENÇLİK Musa İMAMOĞLU (Şahinbey İlçe Müftüsü) musa.imamoglu@gmail.com
  5. 5. 98 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org İyi bir genç, arzu ve isteklerinin esiri olmaz. Böyle gençlerin Allah tarafından sevildiğini Peygamber (s.a.v) şöyle haber verir: “Senin Rabbin nefsine ve hevasına uymayan genci çok beğenir ve sever.” (Tecrid-i Sarih, c:2, s:620) Yukarıda bazılarını sıraladığım güzel özelliklere sahip olan gençler, gençliğin değerini bilen ideal gençlerdir. Bu güzel gençlere mahşer gününde yüce Allahın özel bir ikramı olacaktır. Nasıl bir ikram olduğunu Rasulüllah (s.a.v) efendimizden dinleyelim: “Allah Teala onları hiçbir gölgenin bulunmadığı mahşer gününde arşın gölgesinde gölgelendirir’’(Buhari, Ezan 36). Ancak bu güzel gençlerimizi de tehdit eden unsurlar vardır. Bunlardan birkaçını burada zikretmekte fayda olduğunu düşünüyorum. GENÇLİĞİ TEHDİT EDEN UNSURLAR a) Din ve Ahlak eğitiminin Yetersizliği Dinsiz ve ahlaksız nesiller hem kendilerini hem de milletin geleceğini öldürüp yok ederler. İyi ve iyilik peşinde koşan ideal bir gençlik için din eğitimine ihtiyaç vardır. Bu eğitim gençlere küçük yaştan itibaren verilmelidir. b) Özenti Genç, kimlik sahibi olmalıdır. Başkası değil kendisi olmalıdır. Müslüman olduğunu unutmamalıdır. Özenecekse iyi insanlara özenmelidir. Körü körüne taklitçi olmamalı, iyiyi, güzeli ve doğruyu bulmak için daima araştıran olmalıdır. c) İçki ve Kumar İyi bir genç içki ve kumarın her çeşidinden uzak durur. Bu haramlardan uzak duramayan gençlerden fert ve topluma hiçbir fayda gelmez. Bilakis bunlar toplumun huzurunu bozan şeytanın arkadaşlarıdır. İçki ve kumar Kur’anda şeytan işi pislikler olarak zikredilir: “Ey mü’minler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durunuz ki, kurtuluşa eresiniz” (Maide, 5/90). “Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” (Maide, 5/91). Düşmanlık ve kinden uzak, Allaha ibadet ederek büyüyen iyi bir gençlik için gençleri içki ve kumarın her çeşidinden uzak tutmanın yolları araştırılmalı ve engelleyici çözümler sunulmalıdır. d) Uyuşturucu Uyuşturucu, kişiyi aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak yalnızlığa, bunalıma mahkûm eder. Bağımlıyı, yaşayan bir ölü haline getirir. İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır. İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturuculardır. Maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Yapılan bir araştırmaya göre; uyuşturucu kullananların % 73’ünü 20 yaşın altındaki gençlerin oluşturduğu bildirilmektedir. Yine bu araştırmaya göre trafik kazalarının % 60’ı, cinayetlerin % 85’i, tecavüz olaylarının % 50’si, boşanma olaylarının % 80’i alkol kullanımından kaynaklanmaktadır. e) Görsel ve Yazılı Medya Gençleri, şiddete, hırsızlığa, fuhşa, ahlaksızlığa, inançsızlığa, kişiliksizliğe, içki ve uyuşturucuya yönlendiren medya da en büyük tehlikelerden biridir. Bu nedenle, gençlerimiz tüm zararlı yayınlardan uzak tutulmalı, çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklere katılmaları sağlanmalıdır. f) Okuma Alışkanlığının Az Olması Gençler geleceğimizin teminatıdır. Ne yapıp edip onlara okuma alışkanlığı kazandırmamız gerekmektedir. Çünkü başarı ve mutluluğun yolu okumaktan geçer. Zaten İslamın ilk emrinin de bu şekilde olduğunu Kur’an-ı Kerim şöyle bildiriyor, “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (Alak, 96/1). g) Aile İçi Problemler Problemli ailelerde yetişen gençlerin topluma problemli gençler olarak katılmaları kaçınılmaz bir gerçektir. Sıkıntılarını anne- babasına açamayan gençlerin, çözümü ve mutluluğu başkalarında arayacakları unutulmamalıdır. Hâlbuki aile, problemlerin çözüldüğü, sevgi ve saygının hâkim olduğu, huzurun yaşandığı bir yuva olmalıdır. İyi bir toplum olmak ilim, bilgi, teknik ve ahlak unsurlarına bağlıdır. Ancak bunlar yeterli değildir. Bilgi ve tekniğin gücünü güzel ahlakla yoğurmak şarttır. Bu yapılmadığı takdirde gençliğin yanlış ve sapık yollara sürüklenmesi kaçınılmaz olacaktır. Velhasıl, milletlerin varlığını devam ettirebilmesi ve kalkınması; ancak inançlı, milli ve manevi değerlere bağlı, sağlam karakterli, çalışkan, dürüst, ahlaklı, nesiller yetiştirmekle mümkün olabilecektir. İDEALGENÇLİK
  6. 6. 1110 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde; “Sakın cahillerden olma” buyurmuştur. İlk vahyolunan ayetlerin “oku” diye başladığını hatırlarsak, ilmin, tefekkürün hikmetin önemini daha iyi kavramış oluruz. Zaten sevgili peygamberimiz (SAV): “ilim-bilgi rütbesi en büyük rütbedir” buyurmuştur. Gerçek şudur ki, İslam’la cehalet birbiriyle bağdaşmazlar, ışıkla karanlık gibi birbirine zıttırlar. Cehaletin, görgüsüzlüğün, geri kalmışlığın İslam’da yeri yoktur. Bu bakımdan çocuklarımız hayata atılmadan ihtiyacı olan her türlü ilmi ve ahlaki değerleri, sosyal kural ve davranışları amentü prensiplerimizin ışığında bir yaşama biçimi olarak kazanmalıdırlar. Onların ruh ve beden olarak, sağlıklı, bilgili, görgülü, hünerli, sanatkar ruhlu ve zanaat sahibi olabilmeleri için, anneler ve babalar, öğretmen ve yetkililer olarak her türlü imkanlar seferber edilmelidir. Çocukların ve gençlerimizin istikbalini karartmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. İmam Gazali derki: “çocuklar toprak gibidirler, oraya ne ekersek ürünü ona göre alırız.” Eğer gençlerimiz karşımıza farklı farklı davranışlarıyla çıkıyorsa onlara verdiğimiz eğitime ve sarf ettiğimiz emeğe bakmalıyız. Karşımıza hoşlanmadığımız görüntüler çıktığında kendimize sorular sormalıyız. Önceden görevlerimizi yaptık mı? Sorumluluğumuzu yerine getirebildik mi? İyi bir anne-baba olabildik mi? İyi öğretmen-hoca olabildik mi, eğitim- öğretim kurallarına göre yapabildik mi? Ve dahası onlara iyi bir rol-model olabildik mi? Çocuklar gençler, içinde yaşayıp büyüdükleri toplumların anne ve babaların kendilerini okutan, eğiten öğretmen- hocaların aynasıdırlar. Güzel görüntüleri bizi sevindirir şükrettirir. Ama çirkin ve istemediğimiz görüntüler de bizi üzer, Aynalara kızmamalıyız, yaptıklarımıza bakmalı ve onlardan ders çıkartmalıyız. Nerelerde yanlış yaptığımıza bakmalıyız. Çocuklar, gençler; Büyüklerin ilgisini, sevgisini beklerler. Anlaşılmak isterler. Onları dinlemek gerekir. Tepeden buyruklarla yükleme yapılmamalı, konuşarak çözümler bulanmalıdır. Kurallar uygulanmalı, ortak duygular çalıştırılmalıdır. Sindirmeye yönelik değil, isteklendirmeye yönelik bir diyalog geliştirilmelidir. Kişiliklerini geliştirici bir davranış sergilenmeli, gençlerin iradeleri güçlendirilmelidir. Bilhassa, tembelliğe karşı uyarılarda bulunulmalıdır. Tembellik en sinsi bir tuzaktır. İyi Arkadaşlar edinmelerine yardımcı olunmalıdır. Onların en büyük şanssızlığı iyi arkadaşlar edinememeleridir. Sevgili Peygamberimizin (sav) bir kutlu hadisiyle yazımı bitiriyorum.” Hiçbir Anne-baba çocuğuna güzel terbiyeden, eğitimden daha iyi bir miras bırakmamıştır.” Gençlere yapılan yatırım, sermayesi en yüksek ve kalıcı olan yatırımdır. Eğitim, terbiye, education; eğmek anlamına gelmektedir. İnsan açısından; benimsemek ve değişiklik yapmaktır. Eğitim, öğretim insanın kendisi ve kendi nesli için yaptığı en büyük bir iştir. Eğitim, toplum düzeninin anahtarıdır. Toplumun düzeni, gelişmeli, ıslahı yeniden ihyası eğitimle mümkün olur. Mâverdi derki; eğitim, imanın süsü ve ziyneti, asaletin temelidir. Eflatun’da; İdeal devletin, ancak eğitimle mümkün olacağını söyler. Eğitimin zaman dilimi yoktur. Zaman ve dönemle sınırlandırılamaz. Ancak, en verimli ve kıvamlı dönemi gençlik dönemidir. İnsanın eğitimi çok zor ve uzun ince bir yoldur. Zaman ister mekân ister, öğretme ister, özveri ister, sabır ister ve istekli olmak ister. Üstüne üslük meyvesi-semeresi geç alınan bir çalışmadır. Bir insanın yetiştirilip topluma kazandırılması on yıllar almaktadır. Sevgili peygamberimizin ifadesiyle beşikten mezara kadar hayat boyu devam eden bir eylemdir: Eğitim, öğretim, öğrenme ve öğretme, yani okuma ve okutma insanoğlunun en hayırlı amelidir. İlm-i hâl çerçevesi içerisinde de her Müslüman erkek ve kadına farzdır. İlm-i irfan ve eğitimle uğraşmak, okumak-okutmak bir ibadettir. Bilgi, hikmet insanı yücelten bir değerdir. Cehalet ise her türlü felaketin, yoksulluğun kaynağıdır. MAKALE GENÇLİK VE EĞİTİM Ahmet ÇELİK (Gaziantep İl Müftüsü)
  7. 7. 1312 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Eskiden spor vardı, şimdi ise internet var. Aileler gençlerle sürekli ilgilenmelidir. En iyi eğitimci aile olması gerekir ama o zaman aileler de eğitimsiz. Osmanlının son zamanlarında erkekler üç yıl savaşa gider döner, bir yıl kaldıktan sonra tekrar savaşa gidermiş. Bu yüzden hem zanaat öğreniminden hem de din eğitiminden geri kalınmış. Hele hele köylerde eğitimin olması hiç mümkün değilmiş. Okur yazar oranı son derece düşük ve eğitimsiz olunca çocuklarını nasıl eğitsin… Cumhuriyetten sonra da devlet engeller eski yazıyı, Kur’an kurslarını yasaklar, ailelerde de eğitim yeterli olmayınca bazılarının istediği gerçekleşmiş. Dini toprağa gömdük diyenler olmuştur. Ama dinin sahibi Mevlamdır. O dinini koruyacaktır. Mahallelerde hanım hocalar vardı. Kendi evlerini Kur’ân kursu yapmışlardı. Korka korka gizli de olsa 10 veya 15 çocuğu alıp, Kurân öğretirlerdi. Bizim yaşta olanların çoğu bu hanım hocalardan Kur’an okumayı öğrenmişlerdi. Fakir; Kozanlı mahallesinde Nazife Hanım Hocamdan okudum. Çok muhterem bir hanım, çok muhterem bir hoca idi. Allah rahmet eylesin. Hoşgör: Türkiye’deki genç nüfus yeterli İslâmî bilgiye sahip mi? İslâm’ı yaşamayan gençlerle ilişkileriniz var mı? Ahmet M. Ziylan: Nüfus o kadar çoğaldı ki, şu an nerede bulunuyorsak o cenahta çok olduğunu zannediyoruz. Genelde bizim cenahtaki gençlerle beraber oluyoruz. Maşallah edebli, dürüst, dindar kişiler herkesi böyle zannediyoruz. Ama zaman zaman başka gençlerle münasebetimizde oluyor. İş ziyaretlerinden birinde Fransa’da metro’ya bindim. Üniversite okuyan bana tercümanlık yapan bir gençle karşılıklı oturuyoruz. Bana bir soru sordu: “Türkiye’ de insanlar servetinin bir kısmını muhtaçlara verirmiş. Bu doğru mu ?“ dedi. Ben de doğru, bu dediğine zekât deriz. Her müslüman parasının kırkta birini fakirlere vermek zorundadır. Bu namaz gibi farz bir ibadettir. Bana cevap verdi. “Ne mecburiyeti var ? dedi. İslamı iyi araştırmasını, öğrenmesini tavsiye ettim. Türk çocuğu olmasına rağmen anne veya babadan hiç dinini öğrenmemiş. Aile en önemli din eğitimi verilen yerdir. Hiç din eğitimi almamış veya aldırılmamış maalesef böyleleri de var. Hoşgör: İslâmî şuura sahip olan gençlerin en büyük eksiklikleri nelerdir? Ahmet M. Ziylan: Eğitimde de , sanayide de malzeme çok önemlidir. Eğer malzeme iyi olursa, usta da iyi olursa güzel ürünler olur. Eğer malzeme kötü olursa, usta iyi olursa ürün güzel olabilir. Ama hem malzeme hem de usta kötü olursa ürün de kötü olur. Kurslarımıza öğrenci alırken sınava tabi tutup alabilsek daha güzel olur diye düşünüyorum. Bizim çocuklar hâfız oluyorlar, imtihanlara girip kazanıyorlar, imam veya müezzin oluyorlar. Çocuklarımızın temelde çoğu fakir olduğundan maaşa bağlandığında cennete girmiş gibi veya hedefine ulaşmış gibi davranıyorlar. AHMET M. ZİYLAN İLE GENÇLİK ÜZERİNE ÖĞRENMELİ, UYGULAMALI ve ÖĞRETMELİ RÖPORTAJ Hoşgör : Eski yıllara baktığımızda sizce gençlikte İslâmî bir uyanış var mı? Ahmet M. Ziylan: Elbette… Baştaki iktidarın duruşuna göre Kur’ân hizmeti, İmam-Hatipler çoğalıyor. Okullarda din dersi veriliyor. Kısıtlama yok. Kısıtlama olmayınca doğal olarak çoğalıyor. Bir zamanlar 28 Şubat döneminden sonra herkes çocuğunu İmam-Hatip okulundan aldı. İmam- Hatipler kapanmayla karşı karşıya kaldı, o zamanki hükümet öyle istedi öyle oldu. Gaziantep’te 65 sene önce dindar çok iken camilerde gençleri göremezdik. Gençler arasında içki merakı vardı. Sohbetlerinde hep içki vardı. Toplumun şartları nasılsa gençler de öyle meyilleniyor, şekilleniyor. Daha önceleri devlet din eğitimine müdahale eder, Kur’an Kurslarına baskın yapar hocalara istenmeyen davranışlarda bulunur, Din eğitimini engellerdi. O devirde böylece memleketin manevi eğitimine çok zarar verilmiştir. 1947-1948 yıllarında okula giderken müdürümüz Şakir Sabri YENER din dersi verirdi. Ama genel olarak (Din Nedir?) gibi konular işlerdi. Camilerin çoğunda ya asker vardı ya da depo olarak kullanılır; ibâdet yapılmazdı. Hoşgör: Gençleri İslamdan uzaklaştıran sebepler nelerdir? Ahmet M. Ziylan: Gençlerin İslama uzak durmasının sebeplerinden biri toplum baskısıdır. Eskiden din eğitimi yerine spor, atletizm, güreş gibi eğitimler verilirdi. İçki meclisleri namütenahi yaygındı. Doğru olan sadece spor değil, sporla beraber ahlâkî-dînî eğitim de olmalıdır. Mânevî bilgi olmazsa tek başına spor yeterli değildir. Eğitimde de , sanayide de malzeme çok önemlidir. Eğer malzeme iyi olursa, usta da iyi olursa güzel ürünler olur. Eğer malzeme kötü olursa, usta iyi olursa ürün güzel olabilir. Ama hem malzeme hem de usta kötü olursa ürün de kötü olur.
  8. 8. 1514 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Aslında eğitim bitmiyor. İmam olan bir kişi bulunduğu yerin Fâtihidir. Çevresini kucaklayan, halkla ilişkileri bilen, duyarlı, sosyal, kendini iyi yetiştirmiş olması gerekmektedir. Eğitimlerinde eksiklikler vardır. Alim ölene kadar öğrenmeli, uygulamalı öğretmelidir. Şu an gündemimizde İmamlar Enstitüsü veya eğitim merkezi var. Sayın Müftülerle görüşüyoruz. Memleketimizde Eğitim Merkezi olması çok önemli. Mesela doktorlar 5 yıl okuduktan sonra mesleğe başlıyorlar. Maaşa bağlanıyorlar. Uzman olmak için de daha yükseğini okuyorlar. Ne güzel; talebelerimiz de İmam olduktan sonra eğitim merkezinde eğitilmelidir. Saygı değer Âlim olmalıdır. Hoşgör: İslâmı daha çok gence ulaştırmak için nasıl bir yol ve üslup kullanılmalıdır? Ahmet M. Ziylan: Önce hocalarımız, İmamlarımız başta olmak üzere gençlerimiz nerede ise orada olmalıyız. Mesela imamlarımız gerekirse futbol kulübü başkanı olup gençlerle spor yapmalı ve onları camiye alıştırmalıdır. Gençler bilgisayar ve internet ile vakit geçiriyorlarsa onlarla beraber olmalıyız. Özellikle eğitimcilerimiz kendilerini geliştirmelidir. Hakkı, halkı sevmeli, Hakkı, Dini ve kendini halka, gençlere sevdirmelidir. Hoşgör: Gençliğin genel bir değerlendirmesini yapar mısınız? Yöneticiler gençlerden olabilir mi? Gençlik mi? Tecrübe mi ? Ahmet M. Ziylan: Her ikisi birleşince iyi oluyor. Sadece genç olması yeterli değildir. Ben çocuklarıma gençken müesseseyi teslim ettim. Sağlığımda işimizin her alanında çalıştılar. Gençlere mesuliyet vermek ve onları denetleyerek işe alışmalarını da sağlamak, iyi eğitimciden eğitim almasını sağlamak, mesuliyet vermek lazım. Herkes idareci olamaz. Bir kişi bilgili olabilir ancak idareci olamaz. Genel olarak bakacak olursak genç yöneticilerden daha fazla istifade etmeliyiz. Eskiden yaz kurslarımızda emekli hocalarımızı görevlendiriyorduk. Şimdi ise yeni mezun öğrencilerimizi yaz kurslarında görevlendiriyoruz. O gençler yeni hoca olmanın sevinciyle canla başla görev yapıyorlar. Hoşgör: Şu anda GENÇLERİN yerinde olsanız ne iş yapmak isterdiniz? Ahmet M. Ziylan: Gençliğimde Kur’ân kursunda veya İmam-Hatip’te okusaydım diye düşünüyorum. Şu an bazı şeyleri öğrenemiyorum. O zaman Cenabı Allah bir şekilde rızkımızı verirdi. Zaten varlıklı olmak Allah’ın hem lütfu hem de garezidir. Varlıklı olmak önemli değil, önemli olan varlığını nerelere harcadığındır. Varlık baht işidir. Fakir olan sabretmeli, zengin olan da eli kârda gönlü yarda olmalıdır. Ben yaptım, ben kazandım deyip Allah’ın verdiğini unutmamak gerekir. Gençlerimiz sadece varlıklı olmak için çalışmamalıdır. Varlık mevlam dilerse gelir. Daha önemli olan gençlerimizin gönlüne Amentüyü yerleştirebilmektir. Hoşgör : Bültenimizin hedef kitlesi olan genç kardeşlerimize hangi tavsiyelerde bulunursunuz. Ahmet M. Ziylan: Eğitime önem vermeliyiz. Bir kişi on kişiye eğitim verirse, o on kişiden her biri de on kişiye eğitim verirse yüz kişi eğitilmiş olur bu böyle çoğalır gider. Eğitimde öfke yok, azarlama yok, dayak yok, sevgi olmalı… Öğrenenler de başkasına öğretmeli, öğrendiklerini yaşamalıdır. Biz buna sessiz vaiz diyoruz. Hem namaz kılıp hem yalan söylemek bir arada olamaz. Söylediklerimizi, tavsiyelerimizi önce kendimiz yapmalıyız. Gençler öncelikle kendi akranlarına güzel örnek olmalıdır. Bir de herkes elinden geldiği kadarını yapmalıdır. “Yapsam da ne olacak ki zaten “ dememelidir. Allah (C.C.) ne takdir ederse o olacaktır. Sen vazifeni yapmakla sorumlusun. Hoşgör : Bu sorduklarımız dışında eklemek İstedikleriniz varsa, onları da kısaca söyler misiniz? Ahmet M. Ziylan: İslama uygun davranışlar göstermeliyiz. Gençlerimiz meslek seçiminde bile İslama uygun olmalıdır. Davranışlarımıza, alışverişlerimize, münasebetlerimize dikkat etmeliyiz. Yalandan uzak durup dürüst olmalıyız. Hitabeti olan dili ile, ilmi olan ilmi ile, gücü olan gücü ile, parası olan parası ile herkes üzerine düşen görevi tam manasıyla yapmalıdır. Kursumuzdaki çocukların eğitimi için gereken masrafı yuvarlak hesap edersek: 600 yatılı talebemiz var, 3 öğün yemek yeniyor. Et hariç 1 öğün kişi başı 150 kuruş olsa 3 öğün kişi başı 450 kuruş eder. 600 öğrenci 2.700 lira, ayda 81.000 lira. Yakıt, yolluk, aşçı, bekçi vs için de 60.000 lira kabul edersek, ayda toplam 140.000 liraya ihtiyaç var. Az çok demeden herkesi hayra davet ediyorum. ‘‘Eğitim meşalesini söndürmeyelim. Eğitimin olmadığı yerde cehalet, cehaletin olduğu yerde de felaket olur’’. Rabbim bizlere hayırlı hizmetler yapmayı nasip etsin. AMİN. Eğitime önem vermeliyiz. Bir kişi on kişiye eğitim verirse, o on kişiden her biri de on kişiye eğitim verirse yüz kişi eğitilmiş olur bu böyle çoğalır gider. Eğitimde öfke yok, azarlama yok, dayak yok, sevgi olmalı… Öğrenenler de başkasına öğretmeli, öğrendiklerini yaşamalıdır. Biz buna sessiz vaiz diyoruz. Hem namaz kılıp hem yalan söylemek bir arada olamaz. Söylediklerimizi, tavsiyelerimizi önce kendimiz yapmalıyız
  9. 9. 1716 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Hz peygamber (s.a.s) Medine’ye gelir gelmez mescidi inşa ettirirken ilim talebelerine Suffe denilen bir yer inşa ettirmiştir. Burada ilim tahsil eden sahabelere de Ashab-ı Suffe denmiştir. Aralarında Talha b. Ubeydullah (ra), Ebû Said el-Hudrî (ra), Ebû Hureyre (ra), Ebû Zer el- Gıfârî (ra), Bilal-i Habeşî (ra), Abdullah b. Ömer (ra), Abdullah b. Mesud (ra), Berâ b. Malik (ra) gibi tanınmış sahabilerin de bulunduğu Suffe’de yatılı olmayanlarla birlikte öğrenci sayısı zaman zaman 400’e kadar çıkmıştır. Suffe’de toplanan öğrencilere Kur’ân-ı Kerîm, yazı, hadis-i şerif ve çeşitli dinî bilgiler öğretilirdi. Bu öğrenciler kendilerine ayrılan bölümü, dinlenme ve ders çalışma yeri olarak kullanırken sınıf olarak da mescidden yararlanıyorlardı. Bunlar gibi nice genç sahabi Hz. Peygamberin rahle-i tedrisinden geçmiş ve İslam’ın bize ulaşmasında can siperane fedakarlıklar sergilemişlerdir. Yine ecdadımızın her biri kendi çapında daha çocukluk devresinde dini ilimlerini tahsil etmiş ve gençliklerinde kimseye nasip olmayacak fetihler gerçekleştirmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethettiği yaş 21’dir. İçinde bulunduğumuz asırda Fatihlerin, Yavuzların ve sahabe kıvamında gençlerin yetişememesi, ilme ve ilim adamlarına gereken değerin verilmeyişi, ümmetin derdiyle dertlenen alimlerin azlığı ve gençlerimizin manevi hazlardan ziyade kendilerini dünyevi hazlarla meşgul etmeleridir. Çağımızda gençlerin içinde bulunduğu sıkıntıların buhranların stres ve sıkıntıların en temel kaynağı, aileden başlayarak topluma sirayet eden dini eğitimin eksikliğidir. Daha küçük yaşta başlanması gereken dini eğitimin yeterince ve bilinçli bir şekilde konunun uzmanlarınca verilmemesi, gençliğimizi telafisi zor sıkıntılarla baş başa bırakmaktadır. Bundan dolayıdır ki gençlerimize, başta meâliyle birlikte Kur’ân eğitiminin ve diğer dini ilimlerin verilmesi büyük önem arz etmektedir. Bugünün küçüğü, yarının büyüğüdür. Eğitim dönemi de 6-20 yaş arasıdır. Peygamberimiz (s.a.s): “Size hayırlı gençleri tavsiye ederim. Çünkü onların kalbi daha incedir. Allah beni doğrulukla ve müsamahayla gönderdi. Bana gençler yanaştı, ihtiyarlar bana muhalefet etti.” buyurdular. Sonra Peygamberimiz (s.a.s.) “İman edenlerin kalplerinin Allah’ın zikri ile haşyet içinde kalması ve Allah’tan korkarak Allah’a yönelmesi zamanı gelmedi mi? Kendilerine önceden kitap verilenler gibi uzun zamanın geçmesi ve yaşlarının ilerlemiş olması onların kalplerini katılaştırmasın. Çoğu fasıklar gibi hakka ve hakikate karşı kalpleriniz katılaşmasın.” âyetini okudular. Bu kadar sıkıntıya rağmen gençlerin dini eğitim açısından yetişmesinde hiçbir fedakarlığı esirgemeyen, gecesini gündüzüne katan başta merhum Adil Özberk Hoca’mız ve diğer eğitim fedailerinin hakkını teslim etmek gerekir. Merhum Adil Özberk Hocamız İmam-Hatip ortaokul seviyesinden başlayıp, üniversite bitimine kadar her aşamada öğrencilere vermiş olduğu maddi ve manevi desteklerle öğrencilerin gönüllerinde taht kurmuştur. Ayrıca onun öncülüğünde yapılan Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı bünyesinde, Kur’an eğitimi verilen kurumların açılması ve İmam- Hatip öğrencilerin Mısır’a ilim tahsili için gönderilmesi ve o öğrencilerin maddi ve manevi desteklenmesi yapılan hizmetlerden sadece birkaçıdır. Adil Hocamızın engin görüşüyle bu sahada gördüğü eleman sıkıntısının giderilmesi için gösterdiği fedakarlıklar ve çabalar önümüzde birer rehberdir. Bu sahada ilerlemek isteyen gençlerimize örnek teşkil etmesi ve Allah’ın meleklerinin rahmet kanatlarını ilim tahsiliyle uğraştığı müddetçe ilim talabelerinin üzerine olduğu hakikatini göstermesi açısından hocamızdan naklen Mısır’da yaşanmış şu vakayı zikretmek yerinde olacaktır. İSMAİL YILMAZ (Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi) İnsan bu dünyada bir yolcudur. Ruhlar âleminden başlayarak, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan ve en son kabirde son bulacak bir yolculuk süreci vardır. Bu yolculuk esnasında her evre’nin kendisine has görevleri ve vazifeleri vardır. Bu evrelerin en önemli dönemi “gençlik”tir. Çünkü gençlik; çalışkanlık, zindelik, dinçlik, cesaret, metanet, heyecan, kuvvet ve enerji kaynağıdır. Bu nedenle peygamberimiz gençliğin eğitimi üzerinde önemle durmuş ve o dönemin kadrinin ve kıymetinin bilinmesi sadedinde bir hadislerinde şu ifadelere yer vermiştir: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin; ölüm gelmeden önce hayatının, hasta olmadan önce sağlığının, meşguliyetten önce boş vaktinin, ihtiyarlamadan önce gençliğinin, yoksulluğa düşmeden önce zenginliğinin kıymetini bil.” Bu dönemin önemini en iyi bilen ve gören Peygamberimiz, daha risaletinin ilk günlerinden itibaren gençlere büyük değer vermiştir. İlk müslüman olan sahâbelere baktığımızda, Hz. Ali (ra) Müslüman olduğunda 10 yaşındaydı. Zübeyir b. Avvam (ra) Müslüman olduğu zaman15yaşındaydı.17yaşında eline kılıcı alıp gece sokağa fırlamıştı. Hz. Peygamber (s.a.s) ona “Her Peygamberin bir havarisi vardır. Zübeyir de benim havarimdir” demişti. Talha b. Ubeydullah (ra) 15 yaşında Müslüman olmuştu ve Peygamberimiz (s.a.s) ona da, “Talha ve Zübeyir cennette benim komşularımdır.” buyurmuşlardır. Ebu Ubeyde b. Cerrah (ra) 17 yaşında Müslüman olmuş ve “Bu ümmetin emini Ebu Ubeyde b. Cerrahtır.” iltifatına mazhar olmuştur. MAKALE: İSLAM VE GENÇLİK
  10. 10. 1918 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Derdiri Hazretleri talebe iken ezherde halka derslerine devam etmektedir. Derse gidip geldiği yol güzargahında onu gören ve beğenen bir kadın ona musallat olur. Bu talebenin o işlere tevvecüh etmeyeceğini bilen kadın bir gün başında sıkıntılı bir durum olduğunu ve kendisine yardım etmesi bahanesiyle evine çağırır. Herşeyden habersiz talebe sıkıntıda olan birine yardım elini uzatmaktan kaçınmaz. Yukarıya çıkınca kadın niyetini belli eder ve eğer dediğini yapmazsa bağırıp milleti başına toplayacağını ve rezil rüsva edeceğeni söyler. Neye uğradığını şaşıran Derdirî Hazretleri, 2. kattan yola bakan pencereyi açar ancak mesafe çok yüksek ve atlanacak gibi değildir.. Allah’a sığındığı esnada pencereden aşağıya doğru bir merdiven beliriverir. Merdivenden hızlıca iner ve doğruca Ezher’deki günlük ders halkasına gider.. Ancak, yaşadığı olayın şokunu atlatamaz ve zihnini bir türlü derse veremez. Tam o esnada hocasının kendisine hitaben: “Oğlum Derdiri, fazla düşünme, her zaman merdiven inmez. Sen dersine dön.” ikazıyla irkilir ve kendine gelir. Bir tarafta manen talebelerini gözeten ve kollayan Hoca’ları. Bir tarafta Allah korkusuyla zinaya yaklaşmayan ve arşın gölgesinde gölgelenmeyle müjdelenen bir talebe. Diğer taraftan böyle bir zâta talebelik yapmış ve vefa borcu olarak hergün Hoca’sının mezarını ziyaret edip Fatiha hediye ettikten sonra onun eserini idame ettiren bir talebe. Son olarak da o büyük zatlara talebelik yapan, yaşantısıyla onların halleriyle hallenen ve onları zamanımızla buluşturan bir Alim. Böyle bir Alim’e talebe olma bahtiyarlığını nasib eden Cenabı Hakk’a sonsuz hamdû senalar olsun. İşte ilim talep eden ve dini mubine hizmet etme gayesinde olan gençlere Allah nûsretini ve yardımını asla esirgemeyecektir. AKDENİZ BÖLGESİ, GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ VE DOĞU ANADOLU BÖLGESİ illerinden öğrenciler okumaktadır. GAZİANTEP İLÇELERİ = 50 (NİZİP, YAVUZELİ, İSLAHİYE, ARABAN, OĞUZELİ, NURDAĞI, KARKAMIŞ) GAZİANTEP ŞEHİR İÇİ MERKEZİ = 90 KİŞİ ŞEHİTKÂMİL KÖYLERİ =20 KİŞİ ŞAHİNBEY KÖYLERİ =33 KİŞİ TOPLAM =250 KİŞİ 1 ŞANLIURFA 20 KİŞİ 2 ADIYAMAN 10 KİŞİ 3 KİLİS 9 KİŞİ 4 OSMANİYE 4 KİŞİ 5 MERSİN 2 KİŞİ 6 MARDİN 2 KİŞİ 7 VAN 2 KİŞİ 8 ERZURUM 3 KİŞİ 9 HATAY 2 KİŞİ 10 KAHRAMANMARAŞ 1 KİŞİ 11 DİYARBAKIR 1 KİŞİ 12 ERZİNCAN 1 KİŞİ 13 ADANA 1 KİŞİ 14 GAZİANTEP İLÇELERİ 50 KİŞİ HOŞGÖR BÖLGEMİZİN KURSU OLDU Kâinatta ve dünyada her şeyin daima gelişme meyli vardır. Her şey terakki ve tekâmüldedir. Hocamızın tohumlarını saçtığı bu eğitim kurumları da Hz.Ali (ra) nin: “Gençleri kendi zamanımıza göre değil, onların yaşayacağı zamana göre eğitiniz.” ifadesini kendisine rehber edinerek her geçen gün genişleyen eğitim yelpazesini ve kalitesini yükselterek devam ettirmektedir. Geleceğimizin ve omzumuzdaki manevi yükün emin ellere teslim edilmesi ancak gençlerimizin İslami terbiye ve ahlakla donatılması ve yetiştirilmesiyle olacaktır. Hâkim, Müstedrek Hadis no:7846 ; Beyhaki, Şuabü’l İman,Hadis No:35460 Sahihi Buhari Şamile 1 Hadis No: 2835 Bedruddin el Aynî, Umdetü’l Kari fi şerhi Sahihü’l Buhari.c.32, s.246. Hadid Suresi, 57/16
  11. 11. 2120 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Yıllar sonra Yeşil Camiinde göreve başladıktan üç-dört yıl sonra bir ikindi vakti bir cenaze geldi. O yıllarda Gaziantep’te cenazeler genellikle Yeşil Camii’den kalkardı. Baktım ki tabutun üzerinde Mübeccel Dai ibaresi yazılıydı. Aklıma Rahmetli hocam Mübeccel Dai’nin ”Sen doktor, avukat olma. Ölülerle uğraş” sözü aklıma geldi. Gözlerim yaşardı. Yağmurlu havalarda ıslanmamak için, soğukta üşümemek için, bir anne şefkati ile bizi sarmaladığı o çocukluk günleri aklıma geldi. Cenaze namazını kıldırmak, telkin vermek bana nasip oldu. Kendi kendime dedim ki; “hey gidi hocam bu kadar meslek erbabı yetiştirdin. Hiç biri cenazene bile gelmediler.” Hoşgör: Hoşgör ile alakalı neler öğrenebiliriz? Fevzi hoca: 1968 yazında Hoşgör Kur’ân Kursu ile tanıştım. Kışın İmam-Hatip okuluna gittiğim için yazları kursa gidiyordum. Yatılı olarak 17 öğrencisi vardı. İmam-Hatip okuyanlar, Hoşgör’e sadece yazın giderlerdi. Rahmetli Hacı Haşim Bakbak, o yıllarda dolmuş ve halk otobüsü olmadığından her gün yaya veya at arabasıyla kursumuza gelirdi. Bize tenekeden marka verir, bizde o markayla kursun karşısındaki fırına gidip ekmek alırdık. Rahmetlinin gözleri sürmeliydi. Suizan yapardık. Sonra öğrendik ki sünnet olduğu için sürermiş. Hoşgör inşaatıyla bizzat ilgilenir, kendisi de çalışırdı. Hoşgör: Hoşgördeki eğitim kadrosundan bahsedermisiniz? Fevzihoca: Hoşgör de Kilisli Âma Hâfız Kâmil Kıdeyş, Tahtani Camii İmamı Hâfız Osman Arabacı, Hacı Nasır Camii İmamı Mehmet Ali Bardakçı ve Nafi Civan hocaefendi görev yapıyordu. Hocaefendiler fahri olarak müftülükten görevlendirilmişlerdi. Kilisli Âma Hâfız Kâmil Kıdeyş, dünya çapında bilinen kurra hâfız idi. İmam-Hatip okulu öğretmenlerinden Hasan Tahsin Feyizli hoca ve Gaziantep’in ünlü hâfızlarından Ama Hâfız Ali Evgi Aşere-i Takrib icazetini Hâfız Kâmil Kıdeyş hocaefendiden almıştır. Hâfız Osman Arabacı, beni âma bir hâfız öğrencinin hıfzi ile görevlendirmişti. Ben okuyordum o dinliyordu. O okuyordu ben dinliyordum. Bende onunla ezber yapmaya başlamıştım. Ama çok yoruluyordum ve derslerimi ihmal ediyordum. Konuyu babama anlattım. Keşke o hâfız ile devam edip Hâfız olsaydım. Hoşgör ‘de Karabaş Tecvidini öğrenmek yerine ezberliyorduk. Bunlar ne işimize yarıyacak diye düşünüyorduk. Merhum Osman Arabacı hocaefendi “İmam-Hatip okulunda bu öğrendikleriniz lazım olacak “ diye bizi teskin ederdi. HÂFIZ KAMİL KIDEYŞ 1911 yılında Kilis’te dünyaya gelir. Küçüklüğünden beri gözü âmâdır. 1941 yılından itibaren 1968 yılına kadar Kiliste Allah rızası için isteyenlere Kur’an dersleri verir. 1968 yılında Gaziantep’e Resmi Kıraat-ı Aşere kursu açılır ve hocalığını yapmak üzere buraya tayin edilir. HOŞGÖR’ÜN İLK ÖĞRENCİLERİNDEN FEVZİ SESLENLER İLE RÖPORTAJ RÖPORTAJ Hoşgör: Kendinizden ve Eğitim hayatınızdan bahseder misiniz? Fevzi hoca: Çocukluğum Hoşgör semtinde geçti. Dolayısıyla Hoşgör Camii ve Hoşgör Kur’ân Kursunun yapımıyla, Mehmetçik İlkokulunda okuduğum için 19 yıl İmam- Hatiplik yaptığım Yeşil Camii’nin yapımı aklıma gelir. Adana’da amcamın bir yakını bir genç vardı. Adı İbrahim ağabey idi. Amcamlar ve halamlar halen Adana’da ikamet ederler. Tatillerde amcamlara gittiğimde İbrahim abilerle beraber olurduk. 9-10 çocuktan bir kısmı kuzenlerim olmak üzere İbrahim ağabey bizi başına toplar, namaz kıldırır, Kur’ân okutur ve İslamın güzelliklerini bizim anlayacağımız dille anlatırdı. İbrahim ağabey benim için örnek bir şahsiyet olmuştu. Kendisi Adana İmam- Hatip okulundan mezun olmuştu. Bende bu okula gitmeye karar verdim. Beşinci sınıfta iken öğretmenimiz bir anne kadar müşfik, temiz kalpli, dünyalar güzeli bir bayandı. Merhum Mübeccel Dai idi. Tüm sınıf arkadaşlarıma mezun olduktan sonra hangi okula gideceğimizi sormuştu. Ben İmam-Hatip okuluna gitmek istediğimi söyledim. Velim ile görüşmek istediğini söyledi. Fakir bir aile olduğumuz için yüksek geliri olan bir meslek grubunu seçmemi istiyordu. Annem ve babama şu an ki Gaziantep Lisesine göndermelerini söyledi. Ben ise, İbrahim ağabey gibi olmak istediğimden karşı çıktım ve İmam- Hatip okuluna gitmek istediğimi söyledim. İmam-Hatip okulunda okumama razı olmamıştı. ”Doktor ol, avukat ol. Ölü mü yıkayacaksın” diyordu.
  12. 12. 2322 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Hoşgör: Hoşgör deyince neler geliyor aklınıza? Fevzi hoca: Hoşgör açıldıktan sonra Gaziantep’te devrim oldu. Artık insanların manevi durumları eskisi gibi değildi. Kur’ân öğrenenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. 1968’ li yıllarda Kur’ân okuyabilen çok azdı. Cenaze gibi merasimlere İmam-Hatip öğrencisi olduğum için beni çağırırlardı. Yasaklı dönem olduğu için sohbet, toplantı gibi yerlere giderken bizi tembihlerlerdi. Soran olursa “mevlüt okuyoruz deyin” derlerdi. Kendisi aslen Tokatlı olan Hüsamettin Baykal hocaefendi kadrolu Kur’ân kursu hocası olarak atandı. Hüsamettin hoca geldikten sonra öğrenci sayısı artmaya başladı. Hoşgörü şenlendirdi. Bunun sebebi HüsamettinhocatambirKur’ân Aşığı idi. Hafız yetiştirmeyi çok severdi. Beşeri münasebetleri çok iyiydi. Öğrencileri ile tek tek ilgilenirdi. Hoşgör: Adil hocayı anlatın desek. Ne dersiniz? Fevzi hoca: Gaziantep manevi havasının kirli olduğu dönemi yaşıyordu. Siyasi çekişmeler, sağ-sol olayları bitmek bilmiyordu. Batakhaneler gece- gündüz çalışıyordu. 1970’li yılların başında Allah’ın lütfu olarak Adil hocamız Mısırdan Gaziantep’e teşrif ettiler. Her Pazar Nuri Mehmet Paşa camiinde vaaz vermeye başladı. Camii tıklım tıklım olur, yer kalmazdı. Sadece Tin Sûresindeki “Biz insanı en güzel surette yarattık” ayetini bir yıl boyunca vaazlarında dinledik. Memleketimizi bir güneş gibi aydınlattılar. Batakhaneler boşaldı. Günah yuvalarındaki memleket insanını, esnafını, memurunu, bürokratını, her kesimden Antepliyi cami ve cemaat ile tanıştırdı. Bağ evlerini günah mekanları olmaktan çıkarıp, hayır hasenatların konuşulduğu, Hoşgör Külliyesi gibi ibadet ve ilim yuvalarının imarının konuşulduğu mekanlar haline getirdi. Hoşgör: Hocam bize müthiş bir insanı anlatıyorsun. Peki Adil hoca bunları nasıl başarıyordu? Onun hangi yönlerini tanıyıp, gençlere örnekler sunmalıyız? Fevzi hoca: Hocamız söyledikleri ile amel eden nadide insanlardan biriydi. Gözü gönlü tok, kendisine sunulan dünya menfaatlerini görmezden gelen, sadece hayır ve hasenatı tavsiye eden bir Allah dostuydu. Öğrencileri ile münasebetleri, bir arkadaş edasıyla gayet samimiydi. İmam-Hatip okulunda öğretmenlik yaptığı yıllarda bizim dersimize girerdi. Sınıfımızın rehberlik hocası olduğundan rahatlıkla her konuda soru sorardık. Özellikle gençlik problemlerimizi çok iyi analiz eder, güzel kılavuzluk yapardı. Mahrem sayılan konuları İslami bir âdap ile anlatırdı. Kur’ân- Kerim’ de geçen Kehf kıssasını öyle güzel tasvirlerle anlatırdı ki; kendimizi o kıssadaki gençlerin yerine koyar, hocamızı hayretle dinlerdik. Ayrıca öğrencilerine, kendilerini haramdan, kötü davranışlardan, ahlaksızlıktan, Gaziantep’in kirlenen havasından korunma hususunda islami ölçüleri en güzel şekilde sunardı. Halk arasında çok benimsenmiş ve sözüne itibar edilen bir alim idi. Okulda, camide, sokakta, her mekanda kendisine dini sorular sorulur. Hocamızın verdiği cevaplar, dilden dile aktarılırdı. Bir gün kendisine sorarlar; -Hocam, Azrail her yerde can alıyor ise bu melek her yere nasıl yetişiyor? O sırada şehirde elektrik kesilir. Hocam cevap verir; -Kardeşim, bir beşer bir düğmeye basıp bu kadar lambayı söndürürse, herşeyi yaratan Yüce Allah bir anda bu kadar canı almaya muktedir değil midir? Adam cevabını almış, memnuniyetle yanından ayrılır. Her anı ders niteliğinde geçerdi. Esprileri bile eğitici mesajlar dolu idi. Hocam, çalgılı , müzikli düğünlere karşı çıkardı. Düğünlerde davul çalanlara aptal denirdi. Hocam bir gün “Lan oğlum paramızı alıyorlar, yemeklerimizin en güzelini yiyorlar, içkilerini de içiyorlar, kızımızı gelinimizi de oynatıyorlar, bunlar mı aptal yoksa bunları çağırıp para veren mi aptal” dedi. Hoşgör: O yıllarda okullarda siyaset olur muydu? Fevzi hoca: 1970’ lerde sağcı- solcu davası çok olurdu. Tv ve radyodan duyardık. Saçaklı İmam-Hatip okulunda 350 tane öğrenci vardı. Şükrü Arıkan hocamız okulun müdürü idi. Çok gayretliydi. Okulu kalkındırdı. İmam- Hatip hocaları siyasi konulara girmezlerdi. Kur’ân talebeleri ve İmam-Hatip okulu öğrencileri siyasetle, terörle hiçbir zaman anılmadı. Hoşgör: Bültenimizin hedef kitlesi olan gençlere hangi tavsiyelerde bulunursunuz? Fevzi hoca: Peygamberimiz (S.A.V) “Dünyayı seven ilme sarılsın, ahreti seven ilme sarılsın, hem dünyayı hem de ahreti seven ilme sarılsın” diyor. Buradaki ilim Kur’ân ilmidir. Yüce yaradan önce “OKU” diyor, ama arkasından Yaratan rabbinin ismiyle oku diyor. Hoşgör: Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Öğrencileri ile münasebetleri, bir arkadaş edasıyla gayet samimiydi. Sınıfımızın rehberlik hocası olduğundan rahatlıkla her konuda soru sorardık. Özellikle gençlik problemlerimizi çok iyi analiz eder, güzel kılavuzluk yapardı. Mahrem sayılan konuları İslami bir âdap ile anlatırdı.
  13. 13. 2524 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org İZ BIRAKANLAR KURRA HÂFIZ KÂMİL KIDEYŞ Amâ, Hafız ve Şair 1940'tan sonraki yirmi yıl içinde en önemli hastalıkların başında trahom, sıtma ve verem (tüberküloz) gelirdi. Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın İstanbul'u almak üzere başlattığı sefer sırasında, yol üzerindeki Şam, Halep, Kilis, Gaziantep'i işgali sırasında askerleri tarafından trahom hastalığının yayıldığı bilinir. Mesela "Körler Çarşısı"nda bütün esnaf "amâ" idi, yani görme özürlüydü. Hâfız Ahmet kamıştan hasır ve kendir örerdi. Hâfız Mustafa sakalık yapar, eşeğiyle kaynak suları evlere taşırdı. Hâfız Ali eski otomobil lastiğinden kova üretirdi. Tümü hafızlık eğitimi almış olup bir Osmanlı geleneği olan Ahiliği yerine getiriyorlardı. Mutluydular, aileleri vardı, çoluk çocuklarını okutarak eğitimlerine yardımcı oluyorlardı. Sesi ve hafızası daha güçlü olan bir kısım amâlar ise dini eğitim alarak bu konuda uzmanlaşıyorlardı. O yıllarda dini eğitim örtülü olarak yapıldığından ya kaçak, ya da yurtdışında böyle bir hizmete kucak açıyorlardı. Yurtdışına Kaçış ve Ötesi En çok da eski cihan devleti Osmanlı'nın örnek şehirleri olan İstanbul ve Bursa gibi Bağdat, Şam, Kahire, Trablus ve Tunus medreseleri bu kaçak hâfızlara eğitim veriyordu. Amâ talebeler Arapça, Farsça, Fıkıh, Tefsir, Hadis, Kelam, Kıraat ve Edebiyat öğreniyorlardı. Kaçak olarak yurtdışına giden bu amâ gençler, yine kaçak olarak Türkiye'ye dönüyordu. Ülkelerine dönen hafızlar eğitimlerini memleketlerinde de sürdürüyorlardı. Hâfız Kâmil'in de en önemli hocası Nakşibendi Tekkesi Şeyhi Şeyh Mehmet Vakıf Efendiydi. Sonra Kasapzâde Sabit Hoca ve Kara Durmuş Efendi'den de Nahiv ve Lûgat ilimlerini öğrenmiş. Başta Sûphe-i Sübyan ve Tûhfe gibi lûgatlerinezberindeolduğunubilinirdi.Cevahir eserinden 1300 beytinin tümü belleğindeydi. Bir müddet işsiz kalsa da, halkın dine olan duyarlılığından bazı evlerde ve açık camilerde hatim indiriyor, mevlid-i şerif okuyor, Kur'an-ı Kerim öğretiyordu. Geçimlerini önceleri bu şekilde karşıladı, sonra yönetimlerin dine olan tavrında biraz gevşeme olunca hâfızlar cami ve mescidlere imam, müezzin ve kayyum atandılar, Kur'an kurslarına öğretmen oldular. Tümüne yakınının hiç bir sosyal güvencesi yoktu. Öyle ki Ramazan ayında önemli bir bölümü başkent Ankara'ya giderek bir ay boyunca hatim indirirlerdi bazı kişi ve kuruluşların talebiyle. İşte bu kahramanlardan biri de Kilisli Hâfız Kamil Kıdeyş'di. Hâfız Efendi Mehmet Âkif Ersoy hayranıydı. Tüm Safâhat lügatler gibi ezberindeydi. Her gelişme karşısında muhataplarına Akif'ten bir dize ile cevap verirdi. Hele Mehmet Akif'in şiirinden bestelenmiş "Ezelden aşinanım ben.."i kendisi de bizzat söylerdi. Kullandığı Türkçe okumamızı, şiiri ve şarkıyı sevmemize yeter de artardı bile. Bazen okuduğu şiirlerin şairini sorardı bize. Lisede edebiyat okuyoruz ya, kibar kibar imtihan ederdi Fuzuli'nin Su Kasidesi'nde olduğu gibi. Bilmediğimiz kelimelerin manasını sormaz, bizzat açıklar ve izahı sözkonusu şiiri daha fazla sevmemize neden olurdu. Bir Edebiyat Geleneği Kendisine özellikle nefsine ders veren şiirlerinin yanında o yıllarda katliam yapan Suriye diktatörü Hâfız Esâd'a da seslenmişti "Bırak sapıklığı bırak/Edersin ateşi durak/ Mezalimden ol ırak/Macarlara ne etti bak/ Eli çekiç, dili orak" Bir alim hocası Baytazzade Mehmet Vakıf Efendi'nin ölümüne tarih düşmüştü şiiriyle. Bir esnaf olan kelleci Mecit Usta'yı hatırlattı yeni nesillere, Rum mezaliminden etkilenerek Kıbrıs gazeli yazmıştı. Mehmet Akif'e hasretinde "Gönüller o şiir imamına uyar/Uyar saba(altüst olmak), Muhammed Akif'i uyar/ Şiirleri bütün cemaati uyardı/ Uyar saba, Muhammed Akif'i uyar" diyordu. Sadece tahmisleri değil, kente borularla evlere Narlıca suyunun gelişini, il olma arzusunu halkın, Fatma Atik Camii'ne, kesik minare'ye hitabetini edebiyat geleneğimizden yola çıkarak dizelere dökmüştü. Hâfız Kâmil Kıdeyş bir sorun karşısında kendisine gelenlere "Bir kitaba bakalım, ne diyecek"i çok iyi bilen fazıl ve âlim bir insandı. Günlük gelişmeleri yakından takip eden, yorumlayan bir entelektüeldi. Hep Kur'an'dan almış dersini, gönül gözüyle resmetmiş, arif biri olarak sağduyusunu yansıtmıştır. Hem sohbetlerinde, hem manzumelerinde hikmet aramak yanlış olmaz. Fakat hep derslerini kendi nefsine vermiş bir bilge kişidir Hâfız Kâmil. Öyle ki taşrada bir kentin, bir dönemin bilgi ve belgesini de manzumeleriyle kayıt altına almıştır. Bazı manzumelerinde divan edebiyatının özgün ifadesini de bulmak mümkündür. Bir örnek vermek gerekirse "İlmü irfanım evet din ile imanım hep/Mezhebim ile zehab-ı zehebim de nurdur" Zehab bir fikre uyma, zeheb altın anlamındadır. Hâfız Kâmil Kıdeyş'in bütün kültürü duyduklarına dayanır. Sesi güzeldi, hafızası ise kuvvetliydi. Şiirlerinin tümü ezberindeydi. Öğrencileri de ezberlemişti. İşte bundan dolayı bu manzumeler günümüze kadar gelmiştir. Son yıllarını felçli olarak geçirdi. Ancak iç aydınlığından hiç bir şey kaybetmedi, şükrünü eda etmekten geri kalmadı. "Bir sakat deyip horlama Kâmil'i/ Gün gelir felç kaçar, yürük at sürçer" diyerek acılarını hiç dert edinmemiştir, sabretmiştir. Hep nura talip olmuştur. Şöyle diyor dizelerinde "Rabbim Allah-ü veli, müntesebim de nurdur/Hakk'a binlerce şükür, müktesebim de nurdur" 27 Mayıs Askeri darbesinde 18 yaşındaki lise talebesi oğlu İsmail İlmi ve talebesi Şair Nihat Ferah okuduğu dini kitaplardan dolayı tutuklandığında üzülmüştü, yine teselliyi manzumesinde bulmuştu "Ne yazık şerefimi suç sayar ehl-i zülumat/ Tavsiyem onlar için ruz-ü şebim de nurdur" Hâfız Kâmil şöyle diyordu tutuklamaya "Oğlum İlmi'ye bu derslerde büyük pay olacak/İki ay ile onsekizin tam olacak/İftira salgını var yavrum uzaklaş burdan/Dememiş miydi baban göz kamaşırken nurdan" Hâfız hocaefendi'nin talabeleri biraraya gelerek öğretmenlerinin şiirlerini okuyarak yazıya dökmüşler. Bir de bakmışlar ki bir divan olacak kadar hacimli bir çalışma ortaya çıkmış. Bir başka hafız, damadı Abdurrahman Sinanoğlu sponsor olmuş "Divan-ı Kamil" Adım Kitaptan yayınlanmış. Şairler Nihat Ferah, Hasan Şahmaranoğlu, Prof. Dr. Nurullah Çetin, sesiyle bütün makamların ve dizelerin üstesinden gelen Durmuş Çarpın Hocaefendi, bir başka hâfız muallim Muzaffer Patlakoğlu, Yazarlar Mehmet Çetin, Mahmut Kaçarlar ve torunu İsmail Rıfkı Kıdeyş katkı vermiş eser neşredilerek kütüphanelerimize girmiş, raflarda yerini almış internete inat.
  14. 14. 2726 “GAZİANTEP’ İN MANEVİ MİMARI” Bursa il müftüsü Hâfız Prof.Dr. Mehmet Emin Ay kursumuzda hafızlarla buluştu. Prof. Ay, Günahsız çocukların Kur’ân ile buluşmasının önemi hakkında kısa bir söyleşi yaptı. Kurs yöneticimiz Yusuf Kiraz, kursun faaliyetleri konusunda bilgi verdi. ADİL ÖZBERK HOCAMIZI ANMA PROGRAMI 26 Programa katılan Bursa İl Müftüsü ve Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mehmet Emin Ay “İlim ve Âlim’in Önemi ” konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Prof.Dr. Ay, verdiği örneklerle günümüzde alimlerin yetişmemesinin sebepleri ve çözüm önerilerinden bahsetti. Prof.Dr. Ay, “ Kim ilim öğrenmek için bir yol tutarsa Allah’ı anmak için bir yola giderse ona beş mükafat verilir; a.Kalbine (sekine) iner genişlik gelir, stresi gider. b.Allah’ın sevdiği kulları arasına yazılır. c.Melekler onun için dua eder. d.Peygamberler ondan hoşnut olur. e.Bütün canlılar onlar için dua eder. Anlaşılması için hatta der efendimiz yerdeki karıncalardan sudaki balıklara varıncaya kadar bağışlanması için dua ederler. İlim öğrenmek için yola çıkan Allah yolundadır. Şu iki kişiye gıpta edilir. İlmiyle amel eden alim. Malını Allah yolunda harcayan zengin. Alimler pusuladır, kutup yıldızıdır. Yön gösterir. Kur’an ehli Allah’ın has dostlarıdır. ” dedi. Değerli büyüğümüz Ahmet Ziylan Ağabey tarafından katılımından dolayı Prof.Dr. Mehmet Emin Ay’a çiçek ve plaket takdim edildi. Ziylan, Adil hocamız için “Sesi güzel,sedası güzel, kendi güzel” ifadelerinde bulundu. Program, Mustafa Yavuz Yılmaz’ın okuduğu Kur’ân tilaveti ve Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik tarafından yapılan Dua ile sona erdi. http://www.hosgorkulliyesi.org Adil Özberk Hocaefendi’nin vefatının 16. Yılı münasebetiyle Adil Hoca İlmi Araştırma Vakfı tarafından 4 Nisan 2015 Cumartesi günü Şehitkamil Kongre Merkezinde anma programı yapıldı. Programı hazırlayan komisyon anma programının temasını “Ezher’den Eser’e” olarak belirledi. Program İstiklal Marşının okunması ile başladı. Emine Konukoğlu Camii Müezzin Kayyımı Hâfız Serdar Demirtaş’ın okuduğu Kur’ân tilaveti ile devam etti. Adil hocanın talebelerinden Gaziantep Üniversitesi Sani Konukoğlu İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi İsmail Yılmaz’ın selamlama konuşması ve Bekir Öztekin’in hocamızınmisyonunuanlatankonuşmasıyla süren programda Adil Hocamızın hayatını konu alan ve katılımcıları o yıllara götüren duygu yüklü bir slayt gösterimi yapıldı. Yesari Horozoğlu’nun şefliğini yaptığı Gaziantep Mevlevihanesi Kültür Derneği İlahi ve Kaside Korosu dinletisinin sonunda Hâfız İbrahim Kocaoğlan ve M. Akif Tuncer tarafından Çifte Ezan okundu. HABER HOŞGÖR BÜLTENİ-2015
  15. 15. 2928 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015 HAFIZLIK MERASİMİ HAFIZLARA TAÇ GİYDİRİLDİ 18 Mayıs 2014 Pazar günü Gaziantep Şehitkamil Kongre Merkezi’ nde yapılan merasimle Hoşgör Fatih Kur’ân Kursu’ndan mezun olan hâfızlara taç giydirildi. Program Hâfızlık Merasimi ve Soma Şehitlerini Anma programı adı altında düzenlendi. Program Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Kurs öğreticilerinden Hâfız Ebubekir Seyhan hocanın Kur’ân Tilaveti ile devam etti. Programda Şahinbey İlçe Müftüsü Musa İmamoğlu, Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Prof.Dr. Ali Erbaş ve Vakıf Onursal Başkanı Ahmet M. Ziylan ve Hoşgör Fatih Kur’an Kursu dernek başkanı Nihat Durur tarafından günün anlam ve önemini ifade eden konuşmalar yapıldı. Konuşmasında Yöneticileri, Hâfız hocalarını ve Hâfızları tebrik eden Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Erbaş; “Ülkemizde Hâfız sayısının 125 bini aştığını bunların 27 bininin Diyanet İşleri Başkanlığında görev yaptığını ancak bu sayının yetersiz olduğunu ve bu sayının artması için gayret etmemiz gerektiğini söyleyerek. Somali’den örnek verdi. Ülke nüfusunun yüzde 10’unun Hâfız olduğunu, 10 milyonluk Somali nüfusunun 1 milyonunun Hâfız olduğunu ” söyledi. Ayrıca Kur’ân-ı Kerimi Güzel Okuma Dünya 2.si Hâfız Mehmet Bilir ve Gaziantep Hâfızlar Derneği Başkanı Hâfız İbrahim H. Kocaoğlan tarafından Kur’ân Tilaveti yapıldı. Yüzakı dergisi genel yayın yönetmeni Hâfız Muhammed Ali Eşmeli hâfızlara ithafen şiir okudu. Kurs öğrencilerinden oluşan Tasavvuf Musikisi Korosu tarafından katılanlara güzel bir ilahi dinletisi yapıldı. Program, Diyanet İşleri Başkanlığı Umre Hizmetleri Daire Başkanı Kurra Hâfız Yaşar Çapcı hocanın Soma’da şehit olan madenci kardeşlerimiz için Kur’ân kursunda okunan 50 hatim ve 400 Yasin-i şerifin duası ve hâfızlara hediye takdimiyle sona erdi. Program Dost Tv ve Gaziantep Olay Tv de canlı yayınladı.
  16. 16. 3130 Hz.Osman(r.a.)Efendimiz; haksız bir şekilde, vahşice 17 haziran 656 yılında, asiler tarafından Kur’ân okurken şehit edildi. Şehit edildiği zaman 82 yaşında idi. Hanımı Naile bu menfur olayda parmakları kesilmiş, Hz.Osman (r.a.)’ın evi ve hilafetin beytül malı (ülke gelirlerinin toplandığı yer)yağmalanmış, isyancılar emellerine ulaşmış, ortalığı fitneye boğmuşlardı. Hz.Osman(r.a.)’ın cenazesi 3 kişi tarafından kılınmış, akşam ile yatsı arasında Cennet’ül Bakiye defnedilmiştir. Ne cenazesine nede defnine halktan katılabilen olamamış, korku Medine’ye yayılmıştı. Hz. Osman (r.a.)şehit edildiğinde geride 3 hanımı, dokuz oğlu, altı veya yedi kızı vardı. Onun en bariz vasfı engin bir haya duygusuna sahip olmasıydı. Diğer taraftan ibadete düşkün, çokca Kur’ân okuması son derece cömert olması, *35.000 dirheme remle kuyusunu satın alıp Müslümanlara vakfetmesi *Tebûk seferi hazırlanırken orduya büyük bağışta bulunması *Bin deve yükü gıda ve ticaret mallarını Müslümanlara tasadduk etmesi *Talha Bin Ubeydullah’tan alacağı 50.000 dirhemi ona bağışlaması * Mescidi nebinin genişletilmesinde 10.000 dirhem bağışlaması vs. Hiç şüphesiz onun Ümmeti Muhammed’e en büyük hizmeti Hz.Ebubekir(r.a.)’ın yazdırdığı ve kitap haline getirdiği Kur’an-ı Kerimi 5 veya 7 nüsha olarak çoğaltıp, her bir nüshayı bir Kâri ile ülkenin belli başlı şehirlerine göndermesidir. Bu şehirler: Mekke, Basra, Kûfe, Sam, Yemen, Bahreyn olup, bir nüshayı kendi yanına (Medine), İmam Mushafı da Hz.Ömer’in kızı efendimizin ezvac-ı tahiratından Hz.Hafsa annemize teslim etmiştir. Zaten İmam Mushaf kendisinden emanet olarak alınmıştı. Hz. Osman(r.a.) efendimiz, Kur’ân-ı öğretip tarihte ilk halkayı oluşturan sahabilerden biri. İmam-ı Asım kıratı, Ebu Abdurrahman es Sülemi kanalı ile Hz. Osman’a ulaşmaktadır. Hz. Osman Kur’anın yazı şekli (resmi hat), telaffuz(eda), kelimeler (kıraat) hususunda mutehassıs (hazik) idi. Kendisinden 146 hadis rivayet edilmiştir. Hz. Osman (r.a.)’ ın hilafeti zamanında fethedilen yerler şöylece sıralanabilir; Horasanın büyük bir kısmı Esterabad, Hemedan ve Kırman, Yezdicerd’in öldürülmesiyle İran tamamen fethedildi.(651) Taharistan fethi(651) Nişaburun fethi (651-652) Belh, Herat, Buşenc ve Tus şehirleri fethedildi. İrminiye(Ermenistan, Gürcistan, Dağıstan ve Azerbaycan’ın fethi, Aran bölgesi ve Tiflis fethedildi. İskenderiye Amr bin As komutasında 2. defa fethedildi(646). Tunus ve civarı egemenlik altına alındı. Barış yoluyla Kıbrıs vergiye bağlandı (648-649). Sicilya ve Rodos adalarına seferler düzenlendi. Kıbrıs 2. defa tamamen fethedildi (653-654). Zat’us-Saveri deniz savaşı ile Doğu Akdeniz suları egemenlik altına alındı. Hz. Osman (r.a.)’ ın ilk altı yılı sükunetle geçmekle beraber (644-650) ikinci altı yılı hilafetinin zor dönemleri olup Hz. Osman’ ın şehadeti ile noktalanmıştır. Hz. Osman’ ın hilafeti zamanında yönetilenlerin genelde hilafete özelde Hz. Osman efendimize eleştiriler şu hususlarda idi. 1) Hilafet katipliği ve ülkenin valiliklerine akrabalarını getirmesi *Suriye genel valisi Muaviye bin Ebu Süfyan (Ümeyye oğulları) * Kûfe valisi Velid bin Ukbe ve sonra Said bin As(Ümeyye oğulları) * Mısır valisi Abdullah bin Sad b.ebi’s Serh (Ümeyye oğulları) *Bursa valisi Abdullah b.Amr (Ümeyye oğulları) *Hılafet katipliği Mervan b. Hakem (amcası) ve (Ümeyye oğulları) Mervan b.Hakem (hilafet katibi), Hz. Osman’ ın şehadetine kadar olan olayların fitne başı olarak bilinmekte, müsebbib olarak gösterilmektedir. 2)Akrabalarına yüksek meblağda bağışlarda bulunması 3)Valilerin haksızlık-adaletsizliklerinin artması ve halka zulmetmeleri 4) Sahabe-i Celilden Ebu Zerr el- Gifari’ nin valileri ve Ümeyye oğullarının ani zenginleşmesine sert eleştiriler getirmesi sonucu Rebeze’ye sürgün edilmesi 5) Haşimoğulları- Ümeyye oğulları/ Kureyş –diğer kabileler arası çekişmelerin başlamasına sebep olarak Hz. Osman’ ın uygulamaları gösterilmesi. Hazırlayan: Muhammed Mücahit Çalışkan Kur’ân Kursu Öğreticisi HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org HZ. OSMAN ibn AFFAN (2.BÖLÜM) HAFIZ SAHABELER YAZI DİZİSİ - 6
  17. 17. 3332 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org 13 Aralık 2014 Cumartesi günü Şahinbey Konferans Salonunda Abdullah Büyük Hocaefendi tarafından “Toplumsal Barış ve İslam konulu konferans verildi. Program Gaziantep İl Müftü Yardımcısı Hâfız Hüseyin Hazırlar hocamızın okuduğu Kur’ân tileveti ile başladı. Daha sonra Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı Başkanı Ökkeş Eruslu tarafından açılış konuşması yapıldı. Araştırmacı Yazar Abdullah Büyük, toplumsal barışın önemine ve gerekliliğine vurgu yaparak tüm Müslümanların bir bedenin parçası gibi olduklarını birinin çektiği sıkıntıyı diğer Müslümanların hissetmesi gerektiğini vurguladı. Toplumsal barışın sağlanmasının ancak İslam kardeşliğinin tesis edilmesi ile mümkün olabileceğini söyledi. Kur’an-ı Kerim’den ve hadislerden bununla ilgili örnekler verdi. İslam kardeşliğinin önemine değinen Büyük, müslüman bir kürt kardeşinin bir milyar müslüman olmayan Türk’ten daha değerli olduğunu ve iman etmenin bunu gerektirdiğini söyledi. Toplumların birbirini daha iyi anlaması gerektiğini, birbirlerine karşı olan önyargıların yıkılması gerektiğini bunun içinde özellikle müslümanların ellerinden gelen gayreti göstermelerinin gerekliliğini belirtti. Sosyal ve toplumsal meselelere ışık tutacak bilgiler veren hocaefendi, “Aile, insanlığın temelidir. İnsan sosyal bir varlıktır. Diğer bir ifade ile Rabbimiz insanı birlikte hayat sürmeye müsait bir özellikte yaratmıştır. İnsanın karakter ve özellikleri ailede şekillenmektedir. Hatta denilebilir ki, “Aile sadece beşeriyetin değil, aynı zamanda medeniyetin de ilk kaynağıdır.” Aile hayatı dünyevi mutluluk için küçük bir dünya, hatta küçük bir cennettir. Bu yüzden aileyi önemsiyoruz.”dedi. Aile yapısı güçlü olan milletlerin, devletlerinin de güçlü olacağına dikkat çeken Büyük, “Çünkü temelinde sağlam bir aile yapısı vardır. Manevi değerlerini kaybeden ailelerden oluşan bir ülkenin çöküşü de hızlı olacaktır. Bu ülkede, sevgi, saygı, sadakat yerine kıskançlık, ikiyüzlülük alay gibi kötü davranışlar ortaya çıkar. Güven, şefkat, adalet ve merhamet körelince, bireylerin bir arada huzur ve barış içinde yaşamaları da imkânsızlaşır.” diye konuştu. Hocaefendiye Onursal Başkan Ahmet Ziylan tarafından hediye takdim edildi. Programın sonunda İslam aleminin huzur ve barışı için okunan hatimlerin duası İl Müftüsü Ahmet Çelik hocamız tarafından yapıldı. KONFERANS “TOPLUMSALBARIŞ&İSLAM”
  18. 18. 3534 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015 Hoşgör Yeditepe Ortaöğrenim Yurdumuz faaliyete geçti. 100 kişilik olan yurtta hafız imam hatip öğrencileri barınacaktır. Ülkemiz geleceğinin teminatı olduğuna inandığımız gençlerimizin eğitimi için kurulan müessesemiz; gençlerimizin sosyal, kültürel ve ahlaki yönden güzel bir şekilde yetişmelerine katkıda bulunmayı gaye edinmektedir. Milletine sevdalı, hür düşünebilen, milli ve manevi değerlerine bağlı, modern bilim ve teknolojiye hâkim, çevreye saygılı, bilgi ve özgüven sahibi, duyarlı, girişimci, toplumsal aidiyet duygusu yüksek, hayata aktif katılan bir gençlik yetişmesine katkıda bulunmaktır. Gençlerimizin, • Serbest zamanlarında ilgi, ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak bilimsel, kültürel, sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetler düzenlemek, • Bedensel ve zihinsel gelişmelerini sağlayabilecekleri, kötü alışkanlıklardan korunabilecekleri zemini hazırlamak, • Eğitim ve istihdamlarına yönelik kurs, seminer ve girişimcilik programları düzenlemek, • Akranlarıyla kaynaşmalarını, samimi dostluklar kurmalarını, sevgi, saygı, hoşgörü, nezaket, vefa, samimiyet gibi değerleri yakinen öğrenmelerini sağlamak, • Ailenin kutsallığını, anne, baba ve diğer aile büyüklerine karşı sevgi ve saygı bilincini aşılamak, • Farklılıklarımızın zenginliğimiz olduğunu anlamalarını sağlayarak milli birlik ve beraberliğimize katkıda bulunmak, KURUMLARIMIZ HOŞGÖR YEDİTEPE ORTAÖĞRENİM YURDU Misyonumuz; İmam-hatipli gençlerimizi, nefsani arzuları her an celbeden bu renkli dünyanın amansız tuzaklarından kendilerini muhafaza edebilecek kıvama getirmek, İslami değerleri benimsemiş yoluna Kur’ân ve sünnet ışığıyla bakabilen, ilim, irfan sahibi, hizmet ruhu taşıyan gönüllü gençler yetiştirmek ve bunu gerçekleştirebilmek için bütün imkanları kullanarak onların ufuklarını açacak programlar, projeler ve organizasyonlar tertip etmektir. Vizyonumuz; Cihanşümul değerlere dayalı köklü bir geçmişin mirasçıları olarak, insanı muhatap alıp onu kemale erdirecek ve yaratılış gayesi istikâmetinde yükselmesine basamak olacak ilim, irfan ve hizmet merdiveni olmak ve bu gayeyi gerçekleştirecek kaliteli insanların yetiştiği yurt hizmeti vermektir.
  19. 19. 3736 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org NEDEN GENÇLİK MERKEZLERİ ? Ülkemizin geleceğinin teminatı olan gençlerimizin eğitimi için kurulacak olan Gençlik Gelişim Merkezleri (GGM), gençlerimizin sosyal, kültürel ve ahlakî yönlerden güzel bir şekilde yetişmelerine katkıda bulunmayı gaye edinmektedir. Bir ülkenin yarınlarını bugünden kestirebilmek için bugünün çocuklarının ve gençlerinin durumlarına göz atmak yeterlidir. Çünkü bugünün çocukları ve gençleri, geleceğin âkil adamlarıdır. Ülkeye yön verecek, ülkeyi kalkındıracak olan bu kitleyi çok iyi eğitmek ve yetiştirmek elzemdir. Örgün eğitim saatleri dışında gençlerimiz, vakitlerini daha çok sokakta, bilgisayar ve televizyon başında geçirmektedirler. Maalesef sokaklarımız, çocuklarımızın ve gençlerimizin güvenli olarak vakitlerini geçirebilecekleri ideal bir mekân olmaktan uzaktır. Bilgisayar, internet, sosyal ağlar ve televizyon ise yeterince bilinçli kullanılmadığından dolayı, öğrenciler için “zaman öldürme makinesi” olmaktan öteye geçmemektedir. Bütün bunları göz önünde bulunduran Gençlik Gelişim Merkezleri, ülkemizin geleceğine yön verecek gençlerimizin sosyal, ahlakî, sportif, eğitim ve kültürel ihtiyaçlarını göz önüne alarak programlanmıştır. Onların eğlenceli bir şekilde vakit geçirecekleri ve kendileri için her türlü imkânın oluşturulduğu güzel bir mekândır. Devletimizin gençlikle ilgili duyarlılığı ileri boyuttadır ve devletimiz, gençlerin iyi yetişmeleri noktasında önemli projelere ve hizmetlere imza atmaktadır. Ülkemizde de dinamik bir genç nüfus bulunduğu malumdur. Sadece ilköğretim ve lise çağında okuyan öğrencilerin sayısının 20 milyonu aştığı göz önünde bulundurulursa, devletimizin bu alanda sivil toplum kuruluşlarıyla projeler üretilmesine dair yeni açılımlar yapması gerektiğini düşünmekteyiz. Gençlik Gelişim Merkezleri, devletimizin imkânları ile sivil toplum kuruluşlarının gönüllü ve adanmış kadrolarının bir araya gelmesi neticesinde ortaya çıkacak önemli bir hizmet olacaktır.
  20. 20. 3938 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015 Fatihân Gençlik Merkezi adını verdiğimiz Gençlik Merkezimizde şuan gönüllü öğretmenlerimizle birlikte farklı branşlardan arkadaşlar gençlerle keyif dolu vakitler geçirmektedir. Aynı zamanda Gençlerimizle gönüllü eğitimcilerimizi aynı çatı altında buluşturarak geleceğimizin mirasçısı olan gençlerimize Gönüllülük bilinci kazandırmayı amaçlamaktayız. Gençlik merkezimiz bünyesinde açılan farklı branşlardaki kulüpler sayesinde, gençlere sağlıklı yaşam bilinci kazandırarak, günlük yaşamın yoğun stresinden uzaklaştırıp irade disiplini sağlamaktayız. Yine açılan bu kulüplerle gençlerimizi ruh sağlığı seviyesi yüksek bireyler haline getirmeyi amaçlamaktayız. Gençlik Merkezimizde devam eden Değerler Eğitimi,Yabancı Dil Eğitimi (Arapça-İngilizce), Fen Bilimleri Eğitimi, Matematik, Bilişim TeknolojileriveİşaretDilieğitimlerininyanında ileriki zamanlarda yapılacak olan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş gezileriyle gençlerimizde gerek manevi gerekse tarih bilinci oluşturarak, bu bağlamda ecdadını tanıma fırsatı yakalamayı amaçlamaktayız. Bunun yanında geziler esnasında farklı kültürleri tanıyarak ülkemizin tarihi zenginliğinin farkına varacak olan gençler, aynı zamanda şehrimizin kurtuluş mücadelesi hakkında gezerek yerinde bilgi sahibi olup; tarih şuuru, vatan, millet ve bayrak sevgisi kazanacaklardır. Fatihân Gençlik Merkezimiz proje kapsamında 14-21 yaş aralığındaki örgün ve yaygın eğitim gören gençlere hitap etmeyi amaçlasa da şu ana kadar İrfan Akademi ve Değerler Eğitimi adı altında da daha küçük yaşlardaki öğrenciler içinde vazgeçilmez bir mekan haline gelmiştir. Her geçen gün katılımcı sayısı ile birlikte ilginin de arttığı gençlik merkezimizin ne kadar önemli bir ihtiyacı giderdiğini görmek başta biz gönüllü eğitimciler olmak üzere tüm camianın takdirini kazanmaktadır. Son olarak; ünlü mütefekkirin dediği gibi “İyi eğitilmiş kalifeli bir ordunuz varsa galipsiniz, yoksa; mağlupsunuz” düsturundan yola çıktığımız bu yolda gelecek nesillerin başta karakterli bireyler olarak topluma kazandırmak en büyük gayemizdir. Bu uğurda faaliyet göstermeyi kendimize görev addediyor. Rabbimize de bizleri böyle değerli faaliyetlerle meşgul ettiği için sonsuz Hamd-û senalar ediyorum. Cahit Karadeniz (Gençlik Merkezi Proje Koordinatörü) Yeditepe semtinde bulunan Hoşgör Ortaöğrenim Yurdumuzun 1. katında Mahmut Ziylan Fatihan Gençlik Merkezi faaliyete başlamıştır. Gençlik merkezi Gençlik ve Spor Bakanlığınca yapılan proje ile hayata geçirilmiştir. # ETÜT KULÜBÜ # BİLGİSAYAR KULÜBÜ # İŞARET DİLİ EĞİTİMİ # DEĞERLER EĞİTİMİ DERSLERİ # GEZİ KULÜBÜ Gençlerin bilgi ve becerilerini arttırmak ve geliştirmek amacı ile kullanılacak bir mekan olarak gençlik merkezi açmak temel hedefimizdi. Gaziantep’te şu an 3 adet gençlik merkezi bulunmaktadır.Gaziantep şehrinin şehir merkezinde 1,5 Milyon nüfusu olduğunu düşündüğümüzde, Gençlik merkezleri sayısının çok yetersiz olduğunu düşünmüştük. Bu anlamda açılacak olan gençlik merkeziyle çok büyük bir boşluğu doldurup ihtiyacı gidermeyi amaçlamıştık. Uzun zamandır gönüllü öğretmenlerimizle beraber yürüttüğümüz karakter eğitimi faaliyetlerimizi tek çatı altında birleştirip gençler için severek vakit geçirebileceği böyle bir merkezi oluşturmak için arkadaşlarla birlikte Gençlik Merkezi açma fikrimizi projeye dönüştürmeye karar verdik. Uzun çalışmalarımız sonucunda Projemizi hazırlayarak Gençlik Spor Bakanlığına ilettik ve projemiz desteklenen projeler arasında yerini bulmuş oldu. Uzun zamandır hayalini kurduğumuz böyle bir mekanın meydana getirilmesini görmek bizleri fazlasıyla sevindirmiştir. Fatihân Gençlik Merkezi
  21. 21. 4140 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015 Hoşgör Karataş Kız Kuran Kursumuza 100 metre mesafede yer alan çocuk akademisi 2015-2016 eğitim-öğretim yılında öğrenci alarak faaliyete başlayacaktır. Çocuk akademisinde olması gereken tüm unsurlar planlanarak yapılmaktadır. Eğitim Alanları, Sosyal alanlar özel olarak tasarlanmıştır. Hedefimiz; *Çocuklara kendi etkinliklerini seçebildikleri ortamlar hazırlayarak, onların, plan oluşturma, izleme, uygulama, tamamlama ve yorum yaparak kendilerini ifade etme ve özdisiplin yeteneklerini geliştirmelerine olanak tanıyan, *Çocukların bilgi edinmede oyun, gözlem ve duygularını kullanarak hem kendilerini ve birbirlerini tanımaya, hem de dünyanın nasıl işlediğini anlamaya çalışmalarını teşvik eden, *Çocuğun öğrenmede etkin, seçici ve karar verici, öğretmenin ise daha pasif, teşvik edici, öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir görev üstlenmesini sağlayan, *Çocuğun öğrenme ve bilgi edinmede zihinsel kapasitesini kullanabilmesi için çevre ile etkileşimini sağlayan, *Tüm velilerin eğitsel etkinliklere katılımını sağlayarak, çocuğun ev yaşantısı ile okul yaşantısını birleştirmesine ve çocuk-aile ikilisinin birlikte öğrenmesine katkıda bulunan, *Toplumun özelliklerine uygun ancak evrensel özellikleri de göz ardı etmeyen, *Çalışanlarının ve velilerinin bu okulda olmaktan mutluluk ve gurur duyduğu, *Çocuklara, onların daha sonraki eğitimlerine temel oluşturacak kaliteli eğitim veren, *Tüm okul öncesi alanında çalışanlarla karşılıklı etkileşim içinde, şeffaf, geri bildirimlere dayalı istekler doğrultusunda gelişmeye açık, *Personelinin, velilerinin ve öğrencilerinin parçası olmaktan mutluluk ve gurur duyduğu, araştırmacı kimliğini yeni projelerle destekleyen, bilime katkıda bulunan ve sürekli gelişim gösteren, bir akademi olmaktır. HOŞGÖR HAYRİYE ÖZBUDAK ÇOCUK AKADEMİSİ KURUMLARIMIZ
  22. 22. 4342 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org 13 ARALIK 2014 Cumartesi günü Hoşgör Fatih Kuran Kursu’nda veli toplantısı yapıldı. Toplantı öğrencilerimizden Habip Koç’ un okuduğu Kur’ân tilaveti ile başladı. Kurs yöneticisi Mevlüt Gül hoca konuşmasında “Eğitim faaliyetlerinde çocuğu hakkında veli hoca öğrenci birlikte karar verecektir. Her veli öğrencinin geliş-gidiş saatleri gibi uygulanan kurallarla ilgilenmelidir. Kur’ân eğitimine ayrılan vakit kayıp olarak görülmemelidir. Öğrencinin durumu hakkında verilen komisyon kararlarına mutlaka uyulmalıdır. Kursumuzda sevgiye dayalı eğitim verilmektedir. ” dedi. Şahinbey İlçe Müftüsü Musa İmamoğlu konuşmasına ”Her ne sebeple olursa öncelikle biraraya gelmek lazım. Çünkü konuşmadan problemleri çözemeyiz. Bu toplantıları çok sık yapmalıyız” diyerek başladı. HABERLER HOŞGÖR FATİH KURAN KURSU VELİ TOPLANTISI KURAN ÖĞRENMENİN ÖNEMİ Allah c.c insanlığı hiç bir zaman kitapsız bırakmadı. Her peygamberine sahifeler gönderdi. En son ise kurtuluş reçetemiz Kur’ân-ı Kerim gönderildi. Bakara süresinde “Bu kitap kişiyi eninde sonunda hidayete götürür.” buyuruluyor. Diğer bir ayette ise ” Kur’ân bizi doğru yola götürür.” buyuruluyor. ZAMAN ÇOK ÖNEMLİ İmam Mâlik zamanı harcamamak için fazla yemek yemezmiş. Zamana çok önem vermeliyiz. Bir hanım kardeşimiz yarım saat temizlik yapıyorsa yarım saatte ibadet etmelidir. Birde haram lokmaya çok dikkat etmeliyiz. Haram yiyorsak ve yediriyorsak çocuğumuza hiçbir şey veremeyiz. ÇOCUKLARIMIZA ÖRNEK OLMALIYIZ Eğitimin amacı, Kur’ân ne diyorsa onu hayatımıza uygulamaktır. Okuduğu kitabı anlamalı, gerekeni yapmalıyız. Her işimizde adil davranacağız. Mesela miras davasında kendine nasıl uyguluyorsan, kızına veya kız kardeşine de öyle uygulayacaksın. İslam bizi her türlü kötülükten men etmiştir. Çocuklarımıza birer örnek şahsiyet olacağız. İyi bir nesil Kur’ân’a sımsıkı sarılarak yetişecektir. PEYGAMBER MESLEĞİ Bu eğitim işi peygamber mesleğidir. Mektebi suffa denilen üstü açık bir medrese idi. Bu imkanların olmadığı yatılı bir mektep idi. Bu mektepte dünyaya medeniyet öğreten imanlı sahabeler yetişti. Burası islâm ilimlerinin verildiği bir yerdir. Benim yavrum dinini öğrensin diyerek buraya getiren tüm velileri tebrik ediyorum. Sonunda Hafız olmasa bile öğrendikleri ile amel etmesi, bu eğitime vesile olmanız bile sizlere yeter. Buranın havasını teneffüs etmesi bile yeter. Dünyanın cazibesine kapılmamak için KUR’ÂN bize yeter. Yavrularımıza sevgi dili ile davranmalı, onlara rol model olmalıyız. Bu müesseseleri ayakta tutan vakıf ve dernek üyelerine teşekkür ediyorum. Ölmüşlerine rahmet etsin. Allah hayırlarını kabul etsin.
  23. 23. 4544 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Hoşgör Eğitim Kurumları Onursal Başkanı Ahmet M. Ziylan, Hoşgör Külliyesi’nde öğrencilerle buluştu. Ziylan, başarının olması için gerekli çalışmanın ve sabırlı olmanın gerektiğinden bahsetti. Hayat notlarından örnekler verdi ve hangi iş olursa olsun severek yapılması gerektiğini söyledi. “Başarının anahtarı yapılan işi sevmekten geçer.” dedi. Dernek başkanı Nihat Durur ve yönetim kurulu üyelerimiz Şahinbey Kaymakamı Selami Aydın’ ı makamında ziyaret etti. Hayırlı olsun dileklerinde bulundular. Hoşgör kocaman bir aile… Bugün bunu bir kez daha anladık. Yönetim kurulu üyeleri ve eğitim kadrosu bir araya geldi. Güzel samimi dileklerde bulunuldu. Dualar edildi. Emeği geçenler anıldı. Ne mutlu ALLAH’ın kitabını öğrenen ve öğretenlere… Her ayın ilk pazarı, memleketin selameti için okunan hatimlerin duası yapılır. Kurslarımıza emeği geçenler rahmetle anılır. Her ay birbirinden kıymetli misafirler davet edilir. Ayrıca bu programlarda Hoşgör Eğitim Kurumlarının faaliyetlerinin, etkinliklerinin duyurusu yapılmaktadır. ETKİNLİKLER AHMET ZİYLAN KONFERANSI HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ HOŞGÖR AİLESİ Mahmut Ziylan Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği eğitim komisyonu olarak Ahmet M. Ziylan ile biraraya geldik. Toplantımıza yeni göreve başlayan Şahinbey Kaymakamı Selami Aydın şeref verdiler. Şehrimize hoş geldiler. Toplantıda Gaziantep ilindeki eğtim sorunlarından ve çözüm önerilerinden bahsedildi. EĞİTİM KOMİSYONU TOPLANTISI AYLIK HATİM PROGRAMI
  24. 24. 4746 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org HOŞGÖR FATİH KURAN KURSU ailesi, eski kurs müdürü yeni Şube Müdürü Mustafa Deniz hocaya hayırlı olsun dedi. Şahinbey İlçe Müftülüğü Şube Müdürlüğüne atanan Mustafa Deniz hocaya görevinde başarılar diliyoruz. Dün Mustafa Deniz hocanın talebeleri olanlar, bugün kursumuzun öğreticileri olarak görev yapıyorlar. Allah sayılarını çoğaltsın. İftar daveti İlçe Müftümüz Musa İMAMOĞLU’nun Bahartürk TV’de Ramazan ayı boyunca 19.00-20.00 saatleri arasında canlı yayınlanan “İftar Sohbetleri” programından sonra kanalın bahçesinde yapıldı. İftardan sonra yine Hoşgör Fatih Kur’an Kursu öğrencilerinden oluşan ilahi korosu canlı performansla izleyicilere ilahi okudular Hoşgör Fatih Kur’an Kursu Hafızlık öğrencilerimizden Ramazan ayında Müftülüğümüze bağlı muhtelif camilerde sabah namazına müteakip mukabele okumak üzere oluşturulan 100 kişilik hafız öğrencilerimize yaptıkları hizmette verimliliklerini ve motivelerini artırmak amacıyla İlçe Müftümüz Musa İmamoğlu’nun teşvikiyle iftar verildi. 2015 yılı Şubat ayından itibaren Hoşgör Fatih Kur’ân Kursu’na yönetici olarak Yusuf Kiraz hocaefendi atanmıştır. Rabbim hayırlı hizmetler nasip etsin.. 18 yaş ve üzeri için Kur’ân eğitimi ve Hafızlık eğitimi yapılacaktır. Kurs yönetimine bu alanda yıllarca hizmet veren Mevlüt Gül hocaefendi atanmıştır. 2014-2015 eğitim-öğretim yılında eğitim kadromuza katılan hocalarımız; Eyüp Ahraz , Abdulhamit Han , Ali Arık , Yasin Özdemir , Hüseyin Gök HABERLER HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ MÜFTÜMÜZDEN İFTAR DAVETİ PERSONEL HABERLERİ
  25. 25. 4948 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Gaziantep Gönüllü Kuruluşlar Platformu Kasım 2014 toplantısı Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfının ev sahipliğinde Pürsefa hanında bulunan Vakıf merkezinde yapıldı. Toplantı gündeminde “Karma Eğitimin Olumsuz Yönleri” ele alındı. Tavsiye niteliğinde kararlar alındı. Katılımcılara Hoşgör Eğitim Kurumlarının faaliyetlerini içeren bir sunum yapıldı. Program platformdaki vakıfların bir ay içinde okudukları hatimlerin duası ile sona erdi. Diyanet İşleri Başkanlığı Atama 2. daire başkanımız Sayın Mehmet Ali Asar hocamız, Aile İrşad Daire Başkanımız Sayın Galip Akın hocamız ve Hacı Bayram Veli Camii İmam-Hatibi Hâfız Yunus Koçan hocamız kursumuza ziyarette bulundular. Mehmet Ali Aşar hocamız misafirlerimize ve öğrencilerimize sohbette bulundular. Öğrencilere altın değerinde bilgiler verdiler. Galip akın hocamızda öğrencilerimizin okuduğu hatmi şeriflerin dualarını yaptılar. Teravih namazını da Hacı Bayram Veli Camii İmam-Hatibi Hâfız Yunus Koçan kıldırdılar. Diyanet İşleri Başkanlığınca haziran ayında düzenlenen bölge hafızlık tesbit sınavları kursumuzda yapılıyor. Hafızlık, Kur’an-ı Kerim ve Ezanı Güzel Okuma Yarışmalarına, il ve ilçe bazında başlanır. Yarışmaya katılım şartlarına sahip istekli bütün personelin katılması sağlanır. İl ve ilçe birincileri belirlenecek, bunlar arasında il merkezinde yapılacak yarışma sonucunda bölge yarışmasında ili temsil edecek olan il birincisi tespit edilir Bölgelerde düzenlenecek yarışmada Türkiye final yarışmasında bölgeyi temsil edecek bölge birincisi belirlenir. ETKİNLİKLER STK TOPLANTISI HÂFIZLIK, KUR’ÂN-I KERİM GÜZEL OKUMA BÖLGE YARIŞMASI BAŞKANLARIMIZIN HOŞGÖR ZİYARETİ Şahinbey İlçe Müftümüz Musa İmamoğlu, Hoşgör Kur’ân Kursu’muzda görev yapan hocalarımızla bir araya geldi. Bilgi alışverişinde bulundu. MÜFTÜBEY’İNKURSUMUZUZİYARETİ
  26. 26. 5150 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Hoşgör Fatih Kuran Kursu’muzda Dr.Mehmet Berk hocamız tarafından öğrencilerimiz genel muayeneden geçirildi. Kursumuzun öğrenci sayısına bakıldığında zaman zaman bu tür sağlık taramalarının yapılması gerektiği görülmektedir. Ayrıca erken teşhis sağlık açısından çok önemlidir. Dr.Mehmet Berk hocamıza ve vesile olanlara teşekkür ediyoruz. Yönetmenliğini Hâfız Abdullah Ayhan hocamızın yaptığı Türk Tasavvuf Musikisi Koromuz Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen 2014 yılı Yaz Kur’ân Kursları açılış programında eşsiz bir sunum yaptı. 14 Kasım 2014 Cuma günü şehit adını yaşatmak için yaptırılan camiinin resmi açılışı yapıldı. Açılışa Şahinbey Kaymakamı Selami Aydın, İl Müftü Yardımcısı Şaban Kondi, İl Müftü Yardımcısı Hüseyin Hazırlar, Büyükşehir ve Şahinbey Belediye Başkan vekilleri, Emniyet mensupları, Fatih İlim Araştırma Vakfı yönetim kurulu üyeleri, şehidin yakınları ve cami cemaati katıldı. Şehidin özgeçmişi okunduğunda duygulu anlar yaşandı. Katılanlar Hâfız Abdullah Ayhan ve Gaziantep’in güzide hafız hocalarından Kur’ân tilaveti dinledi. Şahinbey Kaymakamı, İl Müftü Yardımcısı , Fatih İlim Araştırma Vakfı Onursal Başkanı hayırsever Ahmet Ziylan ve camii dernek başkanı konuşmalar yaptı. Ziylan “Bu memleketi düşmana bırakmayız. Bir Ali ölür, binlerce Ali yetişir” dedi. Ve gözyaşları ile konuşmasını tamamladı. Program İl Müftü Yardımcısı Şaban Kondi hocanın duası ile sona erdi. Özel Aydent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği kurucusu Diş hekimi Hilmi Öztürk kursumuzda diş sağlığı ile alakalı seminer verdi. Daha sonra diş sağlığı problemi olan öğrencilerimizi muayene ederek tüm öğrenci ve personelimize diş macunu hediye ettii. Kendisine teşekkür eder, meslek hayatında güzel hizmetlere vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan temenni ederiz. FAALİYETLER Dr. Mehmet Berk’ten Sağlık Taraması Diş Sağlığı Semineri Yaz Kuran Kursları Açılış Programı Şehit Polis Ali Hacıarap Camii Açılışı
  27. 27. 5352 HOŞGÖR BÜLTENİ-2015 http://www.hosgorkulliyesi.org Zaman zaman öğrencilerimizden mezun olanlar için sade merasimler düzenlenmektedir. Hoşgör Karataş Kız Kur’an Kursumuzda okuyan Güllü Genç ile Şengül Korkmaz kızlarımız hafızlıklarını tamamladılar. Müftü beyin ve Ahmet hocamızın katılımyla kursumuzun salonunda bir araya geldik. Hafızlarımıza dua ettik. HoşgörKarataşKızKur’ânKursumuzda hâfızlık cemiyeti gerçekleştirildi. Vakıf ve dernek yönetim kurulu üyeleri, öğrenci aileleri ve Kur’ân dostları katıldı. ‘’Bir sevdadır hafızlık’’ diye başlayan 22 hafizemizin taç merasimi de tüm coşkusuyla kurs öğrencilerimiz, Hafizelerimizin aileleri ve halkın büyük ilgisiyle kutlandı. Hafızlık merasimine Diyanet işleri Başkanımız Mehmet Görmez beyefendinin saygıdeğer eşleri ilahiyatçı Hatice Görmez, Gaziantep il müftüsü Ahmet ÇELİK, Şahinbey ilçe müftüsü Musa İMAMOĞLU, Ahmet M. ZİYLAN ve çok sayıda üst düzey davetlinin bulunduğu program açılış konuşmalarıyla devam etti. Ayrıca İstanbul Gürpınar Kız Kur’ân Kursu’ndan çok sayıda misafir katıldı. Taçlarını; kendilerini yetiştiren hocalarının ellerinden alan hafizelerimizin mutluluğu görülmeye değerdi. Her biri farklı hikayelerle ama tek bir amaçla Hoşgör çatısı altında birleşen kızlarımız ‘’Bir sevdadır Hafızlık’’ diyerek taçlandırıldılar. Duygu dolu anların yaşandığı merasimde göz yaşlarını tutamayan anneler dua ve niyazdabulundular.Hafızlığınçokmübarek bir yol olduğunu her anne ve babanın bu yolda çocuklarını yetiştirmelerini tavsiye eden veliler, hoca hanımlara teşekkür ederek kurstan ayrıldılar . İnşallah rabbim böyle hizmetlerle ,yaşayan ve yaşatan bir hafızlık nesli yetiştirmeyi hepimize nasip etsin .(Amin ) HÂFIZLIK CEMİYETİ HAFIZLIK CEMİYETİ ÇANAKKALE’DEN RUH NAKLİ 22 hâfize 22 mutluluk 22 islam neferi ve cemiyet... Hoşgör Karataş Kız Kur’ân Kursumuz Çanakkale programı düzenlendi. Öğrencilerimize Çanakkale ruhunu hissettirmeye çalıştık. Çünkü; O günkü ruh; Diyarbakır’dan, Kerkük’ten, Konya’dan, Kayseri’den, Muğla’dan vatan evlatlarının aynı hedefe koştuğu ruh haliydi. O günkü ruh; Sarıkamış hüznünün, Edirne acısının kararlılığa dönüşüp, karşı konulmaz bir güç haline gelmesinin ruh haliydi. O yıl Kurban bayramında kurban kesmeyip anaların taze güllerini, babaların koç yiğitlerini vatana kurban gönderen ruhun adı Çanakkale… Kayseri lisesi, Edirne Lisesi, Konya Lisesi, Galatasaray Lisesinden mezun olmak yerine Çanakkale’de vatan için sınava girenlerin ruhuydu Çanakkale… O günün Çanakkale ruhunu bugünün kafalarına nakletmemiz gerekiyor. Çanakkale bir ruhtur, bir manadır, bir idealdir. Hangi Aşık sevdiğinin bütün sözlerini ezberler ki; “HÂFIZDAN” başka KURSUMUZA ZİYARET Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanımız Dr. Hüseyin Kayapınar hocamız Bülbülzâde Kız Kur’an Kursumuzu ziyaret etti. Öğrencilerimize din eğitiminin kazanımlarından bahsetti.
  28. 28. 5554 http://www.hosgorkulliyesi.orgHOŞGÖR BÜLTENİ-2015 ADİL ÖZBERK HOCAEFENDİ (NOSTALJİ)

×