KUR’AN VE HAYAT
İlgiliayetler
Bu Kur’an, Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından
uydurulmuş değildir. Fakat o, önceki (ilâhî kitap)ların da (aslını)
tasdik eder ve (Levh-i Mahfûz’da yazılmış)[7] Kitab’ı açıklar. Onda
asla şüphe yoktur, âlemlerin Rabbi tarafından (indirilmiş)tir.
(Yunus/37)
Yoksa: “Onu (Peygamber’in) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki:
“Eğer iddianızda doğru iseniz, haydi onun benzeri bir sûre getirin
ve Allah’tan başka, gücünüzün yettiği kim varsa onları da
(yardımınıza) çağırın! (Yunus/ 38)
Biz bu Kur’an’ı vahyederek kıssaların (geçmiş milletlere ait
haberlerin) en güzelini sana anlatacağız. Şu bir gerçek ki daha
önce sen (bunları) bilmeyenlerdendin. (Yusuf /3)
Gerçekten bu Kur’an, (insanlara) en doğru olan yolu gösterir, sâlih
ameller işleyen mü’minlere de kendileri için büyük bir mükâfat
olduğunu müjdeler. (İsra/9)
3.
İlgili hadisler:
Kur'an okuyunonunla amel edin. Ondan uzaklaşmayın. Haddi
aşmayın. Onunla yemeyin ve dünyalığa alet etmeyin. (Ramuz El-
Ehadis)
Kur'an okuyan mü'minin misali, ağaç kavunu gibidir. Kokusu da
iyi tadı da iyidir. Kur'an okumayan mü'minin misali ise hurmaya
benzer. Lezzeti vardır fakat kokusu yoktur. Kur'an okuyan
münafıkın misali ise reyhana benzer. Kokusu iyidir fakat tadı
acıdır. Kur'an okumayan münafığın misali ise Ebu Cehil karpuzu
misalidir. Kokusu yoktur, tadı da acıdır. (Ramuz El-Ehadis)
Kur'an okuma bakımından insanların en güzeli, okuduğu zaman
Allah'dan haşyet ettiğini gördüğün kimsedir. (Ramuz El-Ehadis)
4.
Kuran ahlakı, dünyadagüzel bir hayat sürebilmek ve sonsuz
ahirete hazırlık yapabilmek için Allah’ın insanlara bir lütfudur.
Kişinin hayat boyu karşısına çıkabilecek her olaya karşı nasıl bir
tavır içinde olması gerektiğini, Rabbimiz’in beğendiği
davranışların hangileri olduğunu öğrenebileceği bir yaşam
rehberidir. Bu ahlakı yaşamak son derece kolay, zevkli ve
konforludur.
Kuran ahlakı insanın fıtratına uygun olan tek yaşam şeklidir. İnsanı
yoktan var eden Allah, onun nelere ihtiyaç duyacağını, hangi
ibadetleri uygulamaya güç yetirebileceğini, nasıl sağlıklı, huzurlu
ve mutlu olacağını en iyi bilendir.
Din ahlakını yaşamak, insanların üzerindeki tüm külfeti, kısıtlayıcı
ve insanlara zorluk getiren ağırlıkları kaldırır. İnsanın sadece
sonsuz merhametli, şefkatli, bağışlayıcı, herşeyi hayırla yaratan,
tüm gücün sahibi olan Allah’ın, kendisi için belirlediği kadere
teslim olmasını, her şeyde sadece O’nun rızasını arayarak O’na
yönelmesini bildirir. Allah Katında karşılığı olan ve Rabbimiz’in
hoşnut olacağı pek çok davranış biçimi Kuran ayetlerinde haber
verilmiştir. Bu davranışların her biri aynı namaz kılmak gibi Yüce
Allah’ın bir emridir ve ibadettir.
5.
Aynı şekilde Rabbimiz’inemirleri doğrultusunda kaçınılması
gereken birçok olumsuz eylem ve tavır da haber verilmiştir.
Bununla beraber, dünya hayatı bir imtihan yeri olduğu için her
insanın dünyada kaldığı süre boyunca çeşitli vesilelerle imtihan
olacağı çok açıktır. İmtihanımız nefes aldığımız her an kesintisiz
devam etmektedir. Allah’ın bizler için takdir ettiği ölüm vakti gelene
kadar da devam edecektir. Dolayısıyla her insan her yeni gün farklı
olaylarla sınanacak, göstereceği tavırlardan sorumlu tutulacaktır.
Kuran ahlakını yaşamaya karar veren bir kimsenin kendini Allah’a
teslim etmesi ve Kuran ahlakını kendisine rehber edinmesi gerekir;
– Böylelikle bu kişinin hayatında, davranışlarında, düşüncelerinde,
kararlarında ve konuşmalarında son derece önemli değişiklikler
meydana gelir.
– Bundan böyle -Allah’ın dilemesiyle- kalbine yerleşecek olan Allah
korkusu ayesinde hesap gününde hesabını veremeyeceği hiçbir şeyi
yapmamaya azami gayret gösterecektir. Çünkü bu kişi, Allah’ın her
an kendisini gördüğüne ve dünya hayatındaki tüm işlerinden
hesaba çekileceğine dair kesin bir inanca sahip olacaktır.
6.
Sahabenin Kur’an sevgisi
Hazret-iÖmer ve Hazret-i Osman radıyallahu anhum, her sabah
kalktıklarında, Mushaf-ı Şerif’i hürmetle öpmeyi âdet hâline
getirmişlerdi. Abdullah bin Ömer radıyallahu anhu da her sabah
Mushaf’ı eline alır, büyük bir tazimle öper ve duygulu bir şekilde:
“Rabbimin ahdi, Rabbimin apaçık fermanı!” diye, bağrına basardı.
(Kettânî, II, 196-197)
İkrime radıyallahu anhu Mushaf-ı Şerif’i alır, yüzüne gözüne
sürerek ağlar ve: “Rabbimin kelâmı! Rabbimin kitabı!” diyerek,
Cenabı Hakk’a olan tazim ve muhabbetini ifade ederdi. (Hâkim, III,
272/5062)
Ümmü Eymen radıyallahu anha, Rasulullah vefat ettiğinde ağladı.
Ona:
– Sen Peygamber için mi ağlıyorsun, denildi. O da;
– Hz. Peygamber nasıl olsa vefat edecekti. Fakat ben kesilen vahiy
için ağlıyorum, dedi.
Hasan-ı Basrî rahmetullahi aleyhi, Hz. Osman radıyallahu anhın
şöyle dediğini naklediyor:
“Gönüllerimiz temiz olsaydı Rabbimizin kelamına doymazdık.
Kur’an’a bakıp okumadığım bir günün üzerimden geçmesini çirkin
görürdüm. Seven kişi sevgilisinin sözüne nasıl doyar ki? Çünkü
arzusu zaten ancak budur.”
Enes b. Mâlik’ten rivayet edilen bir hadiste de Hz. Peygamber:
“Amellerin en hayırlısı, Kur’an okumaya başlamak ve
hatmetmektir” buyurmuşlardır. (Kurtubî, Tezkâr, 127).
Onun için Müslümanlar, sahabe döneminden bu yana, Kur’an’ı
okuyarak hatmetmeyi, yani Kur’ân’ı baştan sona kadar okumayı,
bir alışkanlık haline getirmişlerdir.
7.
Abdullah b. Amrradıyallahu anhu, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi
vesellemin meclislerine devam ederdi. Şöyle anlatır; Rasulullah
bana:
– Sen, Kur’an’ı ayda bir kere hatmet! Dedi. Ben de:
– Fakat ben kendimi daha kuvvetli hissediyorum, dedim.
– O halde, on günde bir kere hatmet, buyurdular.
– Fakat ben daha fazla da okuyabilirim, dedim.
– O halde üç günde bir hatmet, buyurdular. (Buhâri, Müslim, İbn
Hanbel, II, 194, 198)
Kur’ân-ı Kerîm’i çok iyi öğrenmeliyiz / Mahmud Es'ad Coşan
(R.Aleyh)
https://youtu.be/CUMl7iKvMmE