Ayet:
Zümer 39/2 “(Ey Resûlüm!) Şüphesiz biz, bu Kitab’ı sana hak/gerçek
olarak indirdik. O halde Allah’a, O’nun dinine ihlasl(a gönülden
bağl)ı olarak kulluk et.”
Hadis:
Halk Ebû Hüreyre'nin yanından dağıldılar. Bunun üzerine Şamlıların
Nâtil'i ona şunu söyledi: — Yâ şeyh! Bize Resûlüllah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) 'den işittiğin bir hadîs söyle Ebû Hüreyre : — Peki!
Dedi. Ben Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'i şöyle
buyururken işittim :
«Kıyamet gününde insanların, üzerine ilk hüküm verilecek olanı
şehîd edilen bir adamdır. Bu adam getirilerek ona Allah nî'metlerini
ta'rîf edecek, o da onları tanıyacaktır.
— Bu ni'metler hakkında ne yaptın? diye soracak;
Şehid : — Senin uğrunda çarpıştım. Nihayet şehîd edildim!
Diyecektir.
Hak Teâlâ : — Yalan söyledin! Lâkin sen cesur denilmek için
çarpıştın. Gerçekten denildi de! Buyuracak. Sonra onun hakkında
emir verecek ve yüz üstü sürüklenecek, nihayet cehenneme
atılacaktır.
Bir de ilmi öğrenip öğreten ve Kur'ânı okuyan bir adamdır. Bu da
getirilerek kendisine ni'metlerinî ta'rîf edecek, o da onları
tanıyacaktır. — Bunlar hakkında ne yaptın? Diye soracak.
O adam : — İlmi öğrendim ve öğrettim. Senin rızân İçin Kur'ânı da
okudum! Diyecek.
Teâlâ : — Yalan söyledin! Lâkin sen ilmi âlim denilsin dîye öğrendin;
Kur'ânı da o kaari'dir denilsin diye okudun; gerçekten denildi de;
Buyuracak. Sonra onun hakkında emir verecek ve yüzü üstü
sürüklenecek; nihayet cehenneme atılacaktır.
Bir de Allah'ın, yakasını genişlettiği ve kendisine malın her
çeşidinden verdiği adamdır. Bu da getirilerek ona ni'metlerini ta'rîf
edecek; o da onları tanıyacaktır.
— Bunlar hakkında ne yaptın? Dîye soracak.
O adam : — Uğrunda mal sarf edilmesini dilediğin hiç bir yol
bırakmadım. Mutlaka senin için sarfettim! Diyecek.
Teâlâ Hazretleri : — Yalan söyiedîn! Lâkin sen, o cömerttir desinler
diye yaptın. Gerçekten denildi de! Buyuracak. Sonra onun hakkında
emir verecek ve yüzü üstü sürüklenecek. Sonra cehenneme
atılacaktır.» Müslim, İmare, 152
Konunun Açıklaması: İHLAS NEDİR?
Sözlükte “arınmak, saflaşmak, kurtulmak” mânasındaki hulûs /
halâs kökünden türetilmiştir. “bir şeyi, içine karışmış ve değerini
düşürmüş olan başka şeylerden temizleyip arındırmak,
saflaştırmak” anlamına gelir.
İhlâs kelimesi, terim olarak “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar
kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir. İslâmî
literatürde ihlâs daha geniş olarak şirk ve riyadan, bâtıl
inançlardan, kötü duygulardan, çıkar hesaplarından ve genel
mânada gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı
faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın
rızâsını gözetmeyi ifade eder
Fahreddin er-Râzî, bu ifadenin geçtiği Hicr sûresinin 40. âyetini
açıklarken ihlâsın “bir şeyi karışımdan temizleyip saf hale
getirmek” şeklindeki sözlük anlamını hatırlattıktan sonra insanın
bir ameli ya sırf Allah için ya da Allah’tan başka biri için veya her iki
amacı birlikte gözeterek yapacağını, sonuncu durumda ya Allah
rızâsını veya başkasını memnun etmeyi öne alacağını belirtmekte,
bunlardan sadece birinci amelin makbul olduğunu, ameline
gösteriş karıştırmakla birlikte Allah rızâsını önde tutanların da
ihlâslı kimselerden sayılmasının umulduğunu söylemektedir
(Mefâtîḥu’l-ġayb, XIX, 188-189)
Hasan-ı Basri Hazretleri buyuruyor ki : Öyle adamlara yetiştim ki
şöhret korkusu ile kendisinin ve etrafındakilerin istifade edecekleri
hikmetli sözlerden vazgeçerlerdi..." Yolda giderken halkı rahatsız
eden bir şeyi gördüğünde şöhret korkusuyla onu temizlemezdi.
Gösterişçi kıyamet günü dört isimle çağrılır.
Ey riyakar !
Hilekar !
Zarar veren !
Ahlaksız !
Bu isimlerle çağrılarak ‘kim için amel ettinse , git mükafatını ondan
al , bizim nezdimizde senin bir
mükafatın yoktur’ denir.
Hz. Ali (r.a) buyurmuştur ki :
Gösterişçinin üç belirtisi vardır.
1 -Yalnız kaldı mı amelinde tembelleşir .
2 -Halk içindeyken gayrete gelir.
3 -Övüldüğü zaman amelini çoğaltır, yerildiği zaman amelinde
gevşer.
Fudayl Hazretleri(r.a) buyuruyor ki:
"Selefi salihin yaptıkları amellerle gösteriş yapmazken şimdiki
insanlar,yapmadıklarını yapmış gibi göstererek riyakarlık ediyorlar."
İkrime Hazretleri (r.a) buyuruyor ki:
"AllahüTeala kulun ameline vermediği mükafatı niyetine verir, zira
niyette riya söz konusu değildir."
Ebu Ümame El Bahili mescidde bir adamın ağladığını görünce;
‘Ey adam sen sensin, burada ağlamana ne lüzum var, evinde ağlasan
daha iyi olmaz mı? dedi.Lokman (a.s) oğluna şöyle demiştir:
"Oğlum kalbin katı olduğu halde insanların hürmet etmesi için
kendini Allah’tan korkar gibi göstermeye çalışmaya."
Sehl İbn-i Abdullah Et-Tüsteri(k.s) buyurduki .
Riya üç kısımdır:
1-Bir işi Allahü Teala'dan başkası için yapıp , Allah için yaptığını
anlatmaya çalışmak. Bu imandaki şüpheden kaynaklanan bir nevi
münafıklıktır.
2-Bir şeye Allah için girip , başkası tarafından görününce sevinmek,
bundan tevbe eden kul yaptıklarının hepsini iade etmelidir.
3- Bir işe ihlasla girip Allah için bitirmek fakat sonra duyulduğunda
milletin mehdine sevinmek. İşte Allahü Teala'nın nehyettiği riya
budur.
Lokman hekim oğluna buyurmuştur ki:
"Riya amelinin karşılığını dünyada beklemektir."
Allahın dostları ise ahiret için amel etmişlerdir..o zaman kendisine
riyanın ilacı nedir ? diye sorulduğunda ‘ameli gizlemektir’ buyurdu.
‘Peki amel nasıl gizlenir? diye sorulunca: ‘Açık yapmaya mecbur
olduğun amelleri ancak ihlas ile yap, açıklamaya mecbur
olmadıklarını ise Allah’tan başka kimsenin görmemesini
iste. Milletin gördüğü amelini amelden sayma’.
Eyyüb Es Sahtiyani Hazretleri :
Amellerinin bilinmesini isteyen kişi akıllı değildir’ buyurmuştur.
Menkıbe: HAZRET-İ ÖMER İLE SARHOŞ ADAM
İslâm’ın ikinci halifesi Hazret-i Ömer, sabahlara kadar sokak sokak
gezer, idaresini üzerine aldığı halkın huzur içinde istirahat edip
etmediklerini araştırırdı. Yine böyle teftiş gecelerinden
birindeydi. Medine sokaklarında sessizce gezerken ileride hiç
beklemediği bir gürültü işitti. Merakla yaklaştı, dikkatle baktığında,
bir sarhoşun gelip geçenlere münasebetsizce sözler söyleyip rahatsız
ettiğini gördü. Resûlüllah’ın şehri Medine’de adam hem âyetin
emrine karşı gelerek içki içmiş, hem de sarhoş halde sokağa çıkıp
mes’ûliyetini üzerine aldığı mü’minleri rahatsız etmişti. Bu hâl,
Allah’ın emrine açıkça isyandı. Allah’a isyan edenin hasmı ise Halife
Ömer’di.
Bu sebeble meşhur gazabına yine bürünmüş, öfkesini kullanmanın
zamanı geldiğine inanmıştı. Elindeki kırbacını hızla kaldırıp
sarhoşun başına yıldırım gibi indirmeyi düşünüyordu. Nitekim
kamçısını havaya kaldırırken sarhoşun hakaretli sözlerine muhatap
olmaya başladı.
Adam, şahsını hedef almış, bizzat kendisine hakarette bulunmuştu.
Hızla havaya kalkan kamçı bu defa yavaşça yere indi, sarhoşun
başında şaklamaktan vazgeçmiş oldu.Şaşıran sarhoş, sormadan
edemedi:
-Sen kimsin ki, önce beni kırbaçlamak istedin, sonra da vazgeçtin?
Hz. Ömer cevap verdi: Ben Allah’ın emirlerini tatbik etmekle
vazifeli halife Ömer’im!
Peki öyle ise neden kırbaçlamaktan vazgeçtin beni? Halifenin
cevabı, fevkalâde düşündürücüydü: (Burda gençlere sorulur: Sizce
neden vaz geçmiş olabilir?)
Ben önce Allah için kaldırmıştım kırbacımı. Tam o sırada sen
şahsıma hakaretler savurdun. Birden nefsimin galeyana gelmesine,
öfkelenmeme sebep oldun. Baktım ki Allah için kaldırdığım
kırbacım, nefsim için inecek. Nefsime yaptığın hakaretinden dolayı
seni kırbaçlamış olacağım. Halife sözünü şöyle tamamladı:
Halbuki ben, Allah için hiçbir şeyden gözümü kırpmam, ama nefsim
için bir karıncayı dahi incitemem, bir kuşun bile benden korkup
uçmasına razı olamam!
Bu cevaptan sonra ortalığı bir sessizlik almıştı. Müslümanların
halifesi neticeyi şöyle bağladı:
Uzat elini, seni doğruca Kadı Şüreyh’e götüreyim.Durumunu ona
anlat, adaletin hükmünü ondan gör. Bundan sonra seni ben
cezalandıramam. Zira nefsimin hisse almasından korkarım!
Drama: Yorumlama
Aşağıdaki fotoğrafı yorumlayınız. Sizce neden sadece bir çocuk
şemsiye götürmüş olabilir?
Hocamızdan Video Linki:
https://www.youtube.com/watch?v=m_3fXGAOHG0
İhlas

İhlas

  • 2.
    Ayet: Zümer 39/2 “(EyResûlüm!) Şüphesiz biz, bu Kitab’ı sana hak/gerçek olarak indirdik. O halde Allah’a, O’nun dinine ihlasl(a gönülden bağl)ı olarak kulluk et.” Hadis: Halk Ebû Hüreyre'nin yanından dağıldılar. Bunun üzerine Şamlıların Nâtil'i ona şunu söyledi: — Yâ şeyh! Bize Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den işittiğin bir hadîs söyle Ebû Hüreyre : — Peki! Dedi. Ben Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'i şöyle buyururken işittim : «Kıyamet gününde insanların, üzerine ilk hüküm verilecek olanı şehîd edilen bir adamdır. Bu adam getirilerek ona Allah nî'metlerini ta'rîf edecek, o da onları tanıyacaktır.
  • 3.
    — Bu ni'metlerhakkında ne yaptın? diye soracak; Şehid : — Senin uğrunda çarpıştım. Nihayet şehîd edildim! Diyecektir. Hak Teâlâ : — Yalan söyledin! Lâkin sen cesur denilmek için çarpıştın. Gerçekten denildi de! Buyuracak. Sonra onun hakkında emir verecek ve yüz üstü sürüklenecek, nihayet cehenneme atılacaktır. Bir de ilmi öğrenip öğreten ve Kur'ânı okuyan bir adamdır. Bu da getirilerek kendisine ni'metlerinî ta'rîf edecek, o da onları tanıyacaktır. — Bunlar hakkında ne yaptın? Diye soracak. O adam : — İlmi öğrendim ve öğrettim. Senin rızân İçin Kur'ânı da okudum! Diyecek. Teâlâ : — Yalan söyledin! Lâkin sen ilmi âlim denilsin dîye öğrendin; Kur'ânı da o kaari'dir denilsin diye okudun; gerçekten denildi de; Buyuracak. Sonra onun hakkında emir verecek ve yüzü üstü sürüklenecek; nihayet cehenneme atılacaktır. Bir de Allah'ın, yakasını genişlettiği ve kendisine malın her çeşidinden verdiği adamdır. Bu da getirilerek ona ni'metlerini ta'rîf edecek; o da onları tanıyacaktır. — Bunlar hakkında ne yaptın? Dîye soracak. O adam : — Uğrunda mal sarf edilmesini dilediğin hiç bir yol bırakmadım. Mutlaka senin için sarfettim! Diyecek. Teâlâ Hazretleri : — Yalan söyiedîn! Lâkin sen, o cömerttir desinler diye yaptın. Gerçekten denildi de! Buyuracak. Sonra onun hakkında emir verecek ve yüzü üstü sürüklenecek. Sonra cehenneme atılacaktır.» Müslim, İmare, 152
  • 4.
    Konunun Açıklaması: İHLASNEDİR? Sözlükte “arınmak, saflaşmak, kurtulmak” mânasındaki hulûs / halâs kökünden türetilmiştir. “bir şeyi, içine karışmış ve değerini düşürmüş olan başka şeylerden temizleyip arındırmak, saflaştırmak” anlamına gelir. İhlâs kelimesi, terim olarak “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir. İslâmî literatürde ihlâs daha geniş olarak şirk ve riyadan, bâtıl inançlardan, kötü duygulardan, çıkar hesaplarından ve genel mânada gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın rızâsını gözetmeyi ifade eder Fahreddin er-Râzî, bu ifadenin geçtiği Hicr sûresinin 40. âyetini açıklarken ihlâsın “bir şeyi karışımdan temizleyip saf hale getirmek” şeklindeki sözlük anlamını hatırlattıktan sonra insanın bir ameli ya sırf Allah için ya da Allah’tan başka biri için veya her iki amacı birlikte gözeterek yapacağını, sonuncu durumda ya Allah rızâsını veya başkasını memnun etmeyi öne alacağını belirtmekte, bunlardan sadece birinci amelin makbul olduğunu, ameline gösteriş karıştırmakla birlikte Allah rızâsını önde tutanların da ihlâslı kimselerden sayılmasının umulduğunu söylemektedir (Mefâtîḥu’l-ġayb, XIX, 188-189) Hasan-ı Basri Hazretleri buyuruyor ki : Öyle adamlara yetiştim ki şöhret korkusu ile kendisinin ve etrafındakilerin istifade edecekleri hikmetli sözlerden vazgeçerlerdi..." Yolda giderken halkı rahatsız eden bir şeyi gördüğünde şöhret korkusuyla onu temizlemezdi. Gösterişçi kıyamet günü dört isimle çağrılır. Ey riyakar ! Hilekar ! Zarar veren ! Ahlaksız !
  • 5.
    Bu isimlerle çağrılarak‘kim için amel ettinse , git mükafatını ondan al , bizim nezdimizde senin bir mükafatın yoktur’ denir. Hz. Ali (r.a) buyurmuştur ki : Gösterişçinin üç belirtisi vardır. 1 -Yalnız kaldı mı amelinde tembelleşir . 2 -Halk içindeyken gayrete gelir. 3 -Övüldüğü zaman amelini çoğaltır, yerildiği zaman amelinde gevşer. Fudayl Hazretleri(r.a) buyuruyor ki: "Selefi salihin yaptıkları amellerle gösteriş yapmazken şimdiki insanlar,yapmadıklarını yapmış gibi göstererek riyakarlık ediyorlar." İkrime Hazretleri (r.a) buyuruyor ki: "AllahüTeala kulun ameline vermediği mükafatı niyetine verir, zira niyette riya söz konusu değildir." Ebu Ümame El Bahili mescidde bir adamın ağladığını görünce; ‘Ey adam sen sensin, burada ağlamana ne lüzum var, evinde ağlasan daha iyi olmaz mı? dedi.Lokman (a.s) oğluna şöyle demiştir: "Oğlum kalbin katı olduğu halde insanların hürmet etmesi için kendini Allah’tan korkar gibi göstermeye çalışmaya." Sehl İbn-i Abdullah Et-Tüsteri(k.s) buyurduki . Riya üç kısımdır: 1-Bir işi Allahü Teala'dan başkası için yapıp , Allah için yaptığını anlatmaya çalışmak. Bu imandaki şüpheden kaynaklanan bir nevi münafıklıktır.
  • 6.
    2-Bir şeye Allahiçin girip , başkası tarafından görününce sevinmek, bundan tevbe eden kul yaptıklarının hepsini iade etmelidir. 3- Bir işe ihlasla girip Allah için bitirmek fakat sonra duyulduğunda milletin mehdine sevinmek. İşte Allahü Teala'nın nehyettiği riya budur. Lokman hekim oğluna buyurmuştur ki: "Riya amelinin karşılığını dünyada beklemektir." Allahın dostları ise ahiret için amel etmişlerdir..o zaman kendisine riyanın ilacı nedir ? diye sorulduğunda ‘ameli gizlemektir’ buyurdu. ‘Peki amel nasıl gizlenir? diye sorulunca: ‘Açık yapmaya mecbur olduğun amelleri ancak ihlas ile yap, açıklamaya mecbur olmadıklarını ise Allah’tan başka kimsenin görmemesini iste. Milletin gördüğü amelini amelden sayma’. Eyyüb Es Sahtiyani Hazretleri : Amellerinin bilinmesini isteyen kişi akıllı değildir’ buyurmuştur. Menkıbe: HAZRET-İ ÖMER İLE SARHOŞ ADAM İslâm’ın ikinci halifesi Hazret-i Ömer, sabahlara kadar sokak sokak gezer, idaresini üzerine aldığı halkın huzur içinde istirahat edip etmediklerini araştırırdı. Yine böyle teftiş gecelerinden birindeydi. Medine sokaklarında sessizce gezerken ileride hiç beklemediği bir gürültü işitti. Merakla yaklaştı, dikkatle baktığında, bir sarhoşun gelip geçenlere münasebetsizce sözler söyleyip rahatsız ettiğini gördü. Resûlüllah’ın şehri Medine’de adam hem âyetin emrine karşı gelerek içki içmiş, hem de sarhoş halde sokağa çıkıp mes’ûliyetini üzerine aldığı mü’minleri rahatsız etmişti. Bu hâl, Allah’ın emrine açıkça isyandı. Allah’a isyan edenin hasmı ise Halife Ömer’di.
  • 7.
    Bu sebeble meşhurgazabına yine bürünmüş, öfkesini kullanmanın zamanı geldiğine inanmıştı. Elindeki kırbacını hızla kaldırıp sarhoşun başına yıldırım gibi indirmeyi düşünüyordu. Nitekim kamçısını havaya kaldırırken sarhoşun hakaretli sözlerine muhatap olmaya başladı. Adam, şahsını hedef almış, bizzat kendisine hakarette bulunmuştu. Hızla havaya kalkan kamçı bu defa yavaşça yere indi, sarhoşun başında şaklamaktan vazgeçmiş oldu.Şaşıran sarhoş, sormadan edemedi: -Sen kimsin ki, önce beni kırbaçlamak istedin, sonra da vazgeçtin? Hz. Ömer cevap verdi: Ben Allah’ın emirlerini tatbik etmekle vazifeli halife Ömer’im! Peki öyle ise neden kırbaçlamaktan vazgeçtin beni? Halifenin cevabı, fevkalâde düşündürücüydü: (Burda gençlere sorulur: Sizce neden vaz geçmiş olabilir?) Ben önce Allah için kaldırmıştım kırbacımı. Tam o sırada sen şahsıma hakaretler savurdun. Birden nefsimin galeyana gelmesine, öfkelenmeme sebep oldun. Baktım ki Allah için kaldırdığım kırbacım, nefsim için inecek. Nefsime yaptığın hakaretinden dolayı seni kırbaçlamış olacağım. Halife sözünü şöyle tamamladı: Halbuki ben, Allah için hiçbir şeyden gözümü kırpmam, ama nefsim için bir karıncayı dahi incitemem, bir kuşun bile benden korkup uçmasına razı olamam! Bu cevaptan sonra ortalığı bir sessizlik almıştı. Müslümanların halifesi neticeyi şöyle bağladı: Uzat elini, seni doğruca Kadı Şüreyh’e götüreyim.Durumunu ona anlat, adaletin hükmünü ondan gör. Bundan sonra seni ben cezalandıramam. Zira nefsimin hisse almasından korkarım!
  • 8.
    Drama: Yorumlama Aşağıdaki fotoğrafıyorumlayınız. Sizce neden sadece bir çocuk şemsiye götürmüş olabilir? Hocamızdan Video Linki: https://www.youtube.com/watch?v=m_3fXGAOHG0