Neden Ben?
‘ Wimbledon’un Efsane ilk zenci şampiyonu Arthur Ashe  kan naklinden kaptığı AIDS’den ölüm döşeğindeydi…
Hayranlarından biri sordu:  -"Allah böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?"
Arthur Ashe cevap verdi:  "Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar…
5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur …
50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir …
50 ’ si Wimbledon' a kadar gelir,   4 ’ ü yarı finale,   2 ’ si finale kalır…
Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Allah'a "Neden ben?" diye hiç sormadım.
Şimdi sancı çekerken, Allah'a nasıl "Niye ben?" derim…
Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı...  Zorluklar güçlü…
Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazi…
Allah'a asla "Neden ben?" diye sormayın.  Ne olacaksa olur...
O’nun kendine has usulleri vardır. Her şey kullarının kendi iyiliği içindir…”
Cenâb-ı Hak, Sonsuz kudret ve nihayetsiz rahmetini göstermek için, insanda sınırsız bir güçsüzlük, nihayetsiz bir fakirlik yerleştirmiştir.
Hem sonsuz isimlerinin nakışlarını göstermek için insanı öyle bir şekilde yaratmış ki, bir çok yönden elemler aldığı gibi, bir çok yönden de lezzetler alabilir bir makine hükmünde yaratmış…
Ve o insan denilen makinede yüzer âlet var. Her birinin elemi ayrı, lezzeti ayrı, vazifesi ayrı, mükâfâtı ayrıdır.
Adeta büyük insan olan âlemde tecellî eden bütün ilah î  isimlerin, bir küçük âlem olan insanda dahi o isimlerin genellikle cilveleri var…
Bunda sıhhat ve âfiyet ve lezzetler gibi faydalı şeyler nasıl şükrü dedirtir, o makineyi çok yönlerden vazifelerine sevk eder, insan da bir şükür fabrikası gibi olur.
Öyle de, musibetlerle, hastalıklarla, elemler ile, diğer bir takım ârızalarla, o makinenin diğer çarklarını harekete getirir, coşturur.
Böylece insanın özüne konmuş  olan acizlik ve zayıflık ve fakirlik madenini işlettiriyor…
Cenâb-ı Hak, insana giydirdiği vücut elbisesini sanatına mazhar ediyor…
İnsanı bir model yapmış; o vücut elbisesini o model üstünde keser, biçer, değiştirir, bir çok isminin cilvesini gösterir.
Şâfî ismi hastalığı istediği gibi, Rezzak ismi de açlığı istiyor...
Hayat musibetlerle, hastalıklarla saflaşır, berraklaşır, kemal bulur, kuvvet bulur, gelişir, netice verir, mükemmelleşir, önemli bir görevi yerine getirir.
Rabbimizin her bir şeye, özellikle canlılara duygularla donatılmış bir vücut elbisesi giydirerek kaza ve kader kalemiyle nakışlar işlemesi…
… ve isimlerinin yansımalarını göstermesi, Onun kendi mülkünde istediği gibi tasarruf sahibi olduğunu gösteriyor…
Hiçbir varlığın hiçbir şekilde Rabbine karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler, belki hakları verilen varlık derecelerine şükretmektir…
İşte bir insan da; ‘O Allah ki, beni yaratmış, hayat sahibi kılmış; beni cansız, bitki veya hayvan derecesinde yaratmamış da; insan yapmış. Üstelik İslam’la şereflendirmiş’ diye, şükretmelidir…
Peygamberimizin bir hadisinde belirttiği gibi; iman iki şubedir:  Biri verilen nimetlere şükür; diğeri ise, hastalıklara, musibetlere, felaketlere, sıkıntılara, günahlara karşı sabırdır…
Hz. Eyyub sabır kahramanı bir peygamberdi. Yüce Allah Onu, musibet ve belalara karşı sabrını insanlara göstermek için büyük bir sınava tabi tuttu…
Ona verdiği maddi imkanların hepsini teker teker geri aldı…
Sürülerini, bağ ve bahçelerini, çoluk ve çocuğunu ve hatta oturduğu evini bile elinden aldı…
Hz. Eyyub’da ne bir telaş, ne bir şikayet ne de bir üzüntü görülmüyordu. İnsanlar bu duruma şaşıp kalmıştı…
Yüce Allah “Daha bitmedi, Onun ne derece samimi ve yüksek ruhlu bir kimse olduğunu görün ve ibret alın” der gibi…
… Onun mübarek vücuduna sancılı bir hastalık verdi. Bundan sonra Hz. Eyyub iş yapamaz hale geldi…
Sabır ve şükürle, sadık ve vefak â r hanımı Rahmet’in yardımıyla bir kulübecikte hayatını devam ettirmeye başladı.
Rivayete göre, on sekiz yıl ızdıraplı bir hastalığı mükemmel bir sabır ve metanetle çekmiştir…
Bir gün hanımı Rahmet, kendisine: “ Cenab-ı Hakka dua etsen de bu dertler senden gitse olmaz mı?” deyince Hz. Eyyub cevaben:
“ Benim bolluk ve genişlikle yaşadığım müddet seksen senedir. Bu darlık sıkıntısı müddetim ise, o genişlik zamanlarıma erişmiş değildir…
Artık ben Allah Teala’dan utanırım. O’na dua ederek bu halin benim üzerimden gitmesini nasıl temenni ederim?” buyurmuştur…
Musibetler içinde yuvarlanan insan için elemlerden kurtuluş ve huzura eriş çaresi:
Bela ve musibette kendinden yukarı olanlara;
… servet ve zenginlikte de kendinden aşağı olanlara bakmaktır…
Bir eli olmayanlar iki eli olmayanlara, bir gözü olmayanlar iki gözü olmayanlara bakarak hallerine şükretmeli ve ümitlerini yitirmemelidirler…
Ümidini ve şevkini kaybetmeyen insan, bela ve musibetlerden, ya bu dünyada veya ahirette muhakkak kurtulacaktır…
Şevk ve ümidini kaybedip Allah’tan şikayete başlayanlar ise, bataklıkta çırpınan bir kimsenin gittikçe batması…
… veya kırık el ile kendini savunanın elinin daha çok kırılması gibi zaman geçtikçe sıkıntıları artacaktır.
Sunum: Ahmet YORDAM
www.yolyordam.com

Neden Ben

  • 1.
  • 2.
    ‘ Wimbledon’un Efsaneilk zenci şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS’den ölüm döşeğindeydi…
  • 3.
    Hayranlarından biri sordu: -"Allah böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?"
  • 4.
    Arthur Ashe cevapverdi: "Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar…
  • 5.
    5 milyonu tenisoynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur …
  • 6.
    50 bini yarışmalaragirer, 5 bini büyük turnuvalara erişir …
  • 7.
    50 ’ siWimbledon' a kadar gelir,   4 ’ ü yarı finale,   2 ’ si finale kalır…
  • 8.
    Elimde şampiyonluk kupasınıtutarken Allah'a "Neden ben?" diye hiç sormadım.
  • 9.
    Şimdi sancı çekerken,Allah'a nasıl "Niye ben?" derim…
  • 10.
    Mutluluk insanı tatlıyapar. Başarı ışıltılı... Zorluklar güçlü…
  • 11.
    Hüzün insanı insanyapar, yenilgi mütevazi…
  • 12.
    Allah'a asla "Nedenben?" diye sormayın. Ne olacaksa olur...
  • 13.
    O’nun kendine hasusulleri vardır. Her şey kullarının kendi iyiliği içindir…”
  • 14.
    Cenâb-ı Hak, Sonsuzkudret ve nihayetsiz rahmetini göstermek için, insanda sınırsız bir güçsüzlük, nihayetsiz bir fakirlik yerleştirmiştir.
  • 15.
    Hem sonsuz isimlerininnakışlarını göstermek için insanı öyle bir şekilde yaratmış ki, bir çok yönden elemler aldığı gibi, bir çok yönden de lezzetler alabilir bir makine hükmünde yaratmış…
  • 16.
    Ve o insandenilen makinede yüzer âlet var. Her birinin elemi ayrı, lezzeti ayrı, vazifesi ayrı, mükâfâtı ayrıdır.
  • 17.
    Adeta büyük insanolan âlemde tecellî eden bütün ilah î isimlerin, bir küçük âlem olan insanda dahi o isimlerin genellikle cilveleri var…
  • 18.
    Bunda sıhhat veâfiyet ve lezzetler gibi faydalı şeyler nasıl şükrü dedirtir, o makineyi çok yönlerden vazifelerine sevk eder, insan da bir şükür fabrikası gibi olur.
  • 19.
    Öyle de, musibetlerle,hastalıklarla, elemler ile, diğer bir takım ârızalarla, o makinenin diğer çarklarını harekete getirir, coşturur.
  • 20.
    Böylece insanın özünekonmuş olan acizlik ve zayıflık ve fakirlik madenini işlettiriyor…
  • 21.
    Cenâb-ı Hak, insanagiydirdiği vücut elbisesini sanatına mazhar ediyor…
  • 22.
    İnsanı bir modelyapmış; o vücut elbisesini o model üstünde keser, biçer, değiştirir, bir çok isminin cilvesini gösterir.
  • 23.
    Şâfî ismi hastalığıistediği gibi, Rezzak ismi de açlığı istiyor...
  • 24.
    Hayat musibetlerle, hastalıklarlasaflaşır, berraklaşır, kemal bulur, kuvvet bulur, gelişir, netice verir, mükemmelleşir, önemli bir görevi yerine getirir.
  • 25.
    Rabbimizin her birşeye, özellikle canlılara duygularla donatılmış bir vücut elbisesi giydirerek kaza ve kader kalemiyle nakışlar işlemesi…
  • 26.
    … ve isimlerininyansımalarını göstermesi, Onun kendi mülkünde istediği gibi tasarruf sahibi olduğunu gösteriyor…
  • 27.
    Hiçbir varlığın hiçbirşekilde Rabbine karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler, belki hakları verilen varlık derecelerine şükretmektir…
  • 28.
    İşte bir insanda; ‘O Allah ki, beni yaratmış, hayat sahibi kılmış; beni cansız, bitki veya hayvan derecesinde yaratmamış da; insan yapmış. Üstelik İslam’la şereflendirmiş’ diye, şükretmelidir…
  • 29.
    Peygamberimizin bir hadisindebelirttiği gibi; iman iki şubedir: Biri verilen nimetlere şükür; diğeri ise, hastalıklara, musibetlere, felaketlere, sıkıntılara, günahlara karşı sabırdır…
  • 30.
    Hz. Eyyub sabırkahramanı bir peygamberdi. Yüce Allah Onu, musibet ve belalara karşı sabrını insanlara göstermek için büyük bir sınava tabi tuttu…
  • 31.
    Ona verdiği maddiimkanların hepsini teker teker geri aldı…
  • 32.
    Sürülerini, bağ vebahçelerini, çoluk ve çocuğunu ve hatta oturduğu evini bile elinden aldı…
  • 33.
    Hz. Eyyub’da nebir telaş, ne bir şikayet ne de bir üzüntü görülmüyordu. İnsanlar bu duruma şaşıp kalmıştı…
  • 34.
    Yüce Allah “Dahabitmedi, Onun ne derece samimi ve yüksek ruhlu bir kimse olduğunu görün ve ibret alın” der gibi…
  • 35.
    … Onun mübarekvücuduna sancılı bir hastalık verdi. Bundan sonra Hz. Eyyub iş yapamaz hale geldi…
  • 36.
    Sabır ve şükürle,sadık ve vefak â r hanımı Rahmet’in yardımıyla bir kulübecikte hayatını devam ettirmeye başladı.
  • 37.
    Rivayete göre, onsekiz yıl ızdıraplı bir hastalığı mükemmel bir sabır ve metanetle çekmiştir…
  • 38.
    Bir gün hanımıRahmet, kendisine: “ Cenab-ı Hakka dua etsen de bu dertler senden gitse olmaz mı?” deyince Hz. Eyyub cevaben:
  • 39.
    “ Benim bollukve genişlikle yaşadığım müddet seksen senedir. Bu darlık sıkıntısı müddetim ise, o genişlik zamanlarıma erişmiş değildir…
  • 40.
    Artık ben AllahTeala’dan utanırım. O’na dua ederek bu halin benim üzerimden gitmesini nasıl temenni ederim?” buyurmuştur…
  • 41.
    Musibetler içinde yuvarlananinsan için elemlerden kurtuluş ve huzura eriş çaresi:
  • 42.
    Bela ve musibettekendinden yukarı olanlara;
  • 43.
    … servet vezenginlikte de kendinden aşağı olanlara bakmaktır…
  • 44.
    Bir eli olmayanlariki eli olmayanlara, bir gözü olmayanlar iki gözü olmayanlara bakarak hallerine şükretmeli ve ümitlerini yitirmemelidirler…
  • 45.
    Ümidini ve şevkinikaybetmeyen insan, bela ve musibetlerden, ya bu dünyada veya ahirette muhakkak kurtulacaktır…
  • 46.
    Şevk ve ümidinikaybedip Allah’tan şikayete başlayanlar ise, bataklıkta çırpınan bir kimsenin gittikçe batması…
  • 47.
    … veya kırıkel ile kendini savunanın elinin daha çok kırılması gibi zaman geçtikçe sıkıntıları artacaktır.
  • 48.
  • 49.