İskitler-Sakalar

İskitler “Atlı Kavimler Medeniyeti”nin önemli bir halkasını oluşturmaktadırlar.
Onlar “bozkır kavimleri” arasında gerek siyasi tarihleri gerekse kültürleri bakımından
önemli bir yer tutmaktadır. İskitlerin izleri çok geniş coğrafyalarda takip
edilebilmektedir. Onlar Çin Seddi’nden Tuna Nehri’ne kadar çok geniş sahaya
yayılmışlardır. Aynı zamanda Kafkaslar’dan Anadolu’ya ve hatta Mısır önlerine kadar
yayıldıkları hem arkeolojik buluntular hem de yazılı kaynaklarla aydınlatılmaktadır.
Özellikle bırakmış oldukları kültürel miras bakımından “kurgan kültürleri” içinde
oldukça mühim bir yer tutmaktadır.
İskitler

•

İskitler, M.Ö.VII yüzyılda Avrupa ile Asya'nın batı kesiminde, Tuna ile Volga ırmakları
arasındaki bölgede yaşamış bir Orta Asya kavmidir. İranlılarla beraber Türklerin de
Sakalar diye andığı bu kavimin ilk yurtlarının Trabzon olduğu ve Kilat köyünde
yaşadıkları bilinmektedir. Sakaların ilk boyları M.Ö. 8. yüzyılda bu bölgeden batıya
göç etmişlerdir.
İskitler

•

İskitler genelde yaşamış oldukları kültür coğrafyasından dolayı bir “bozkır kavmi”dir.
Kültürlerinin ana unsuru olan attan dolayı“atlı kavim”dir.

•

Temsil ettikleri kültür atlı kültürdür. Onların coğrafyayla sabitledikleri evleri yoktur.
Evleri öküzlerin çektiği arabalar üzerindeki çadırlarıdır. Bu özellikleriyle “göçerevli” ya
da “kağnılı” tabiri kullanılabilir. İskit kültürü büyük ölçüde kurganlardan çıkarılan
buluntularla aydınlatılmaktadır.

•

Coğrafyada sabitledikleri kurgan adını verdikleri mezarları onların ellerinden çıkan
maddi kültür unsurları bakımından zengin mezarlardır. Bu özelliklerinden dolayı da
onların oluşturdukları kültür “kurgan kültürü”dür. Bütün bu özellikleriyle İskitler
harekatlı bir kavimdir. Onların hayat tarzı sosyal, siyasi, iktisadi, dinî, askerî yapısına
ve sanat anlayışına büyük ölçüde etki etmiş bulunmaktadır.
İskitler

•

İskitler gerek yayılmış oldukları kültür coğrafyası gerekse bırakmış oldukları kültürel
miras bakımından özel bir yere sahiptir. Birçok eski bozkır kavmi gibi tarihin akışını
değiştirmiş, tarihe yön vermiş bir kavimdir. Bu özellikleri onları tarih yazmaktan daha
çok tarih yapan kavimler arasında yer bulmalarını sağlamıştır.

•

Onlar kendi insanlarının yiğitliği ve kabiliyeti, atlarının hızı, yay ve oklarının
mükemmelliği sayesinde her istedikleri coğrafyayı kendilerine kolayca yurt
edebilmişlerdir. Onların bu faaliyetleri çeşitli kavimlerin kaynaklarına geçmiş ve
mücadeleleri vurgulanmıştır. Kendilerine ait maddi kültür unsurları olan arkeolojik
buluntular da yazılı kaynakları desteklemektedir.
İskitler

•

İskitler, Tarihi kayıtlara göre;
atlı-göçebe Saka Türkleri, ilk önce M.Ö. 680 yıllarında Kafkas geçitlerinden aşıp Kür
Irmağı boylarına yayıldılar. Arkasından gelen yeni ve daha güçlü Saka göç kolları
Aras boylarını da ele geçirip Urmiye gölüne varınca Azerbaycan’a yerleştiler. Az
sonra da bütün Anadolu, Suriye ve Filistin’e yayılarak, İran’ı da kendilerine bağladılar.
Doğuda Çin’den batıda Tuna boylarıyla Karpatlar’a , kuzeyde Sibir’den, güneyde
Mısır kapısı Sina’ya değin Asya ve Avrupa topraklarına hakim olarak; dünyanın
bilinen en ulu ilk geniş imparatorluğunu kurdular.
İskit Adı

İskit adı Önasya’da ilk kez Urartu kralı Argişti I’in yıllıklarında İşkigulu Ülkesi coğrafi
terimiyle karşımıza çıkmaktadır. İşkigulu Ülkesi terimi büyük olasılıkla İskitler’in
görülmeye başladığı Mannai topraklarını işaret etmektedir. Mannai toprakları Assur ile
Urartu arasında politik bir sorun olmuş ve zaman zaman bu iki büyük devletten birine
bağlanmıştır. Assur kralı Asarhaddon’un yıllıklarına göre, Asarhaddon İskit kralı
İşpakai’yi M.Ö. 679 yılında Kuzeybatı İran’da mağlup etmiştir. Bu belgelerde ise,
İskitler Assur yazılı kaynaklarında ilk kez belirmektedir.
İskit Adı

Urartu

Asur

Urmiya Gölü

Bazı yazılı belgeler ise, Urartu ile İskitler arasında diplomatik gelişmeler olduğuna
işaret etmektedir. Bu belgelerde, Urartu kralı Rusa II ile İşkigulu kralı Sagastara
arasında bir antlaşma yapılmış ve İskitler’in Urartu topraklarını sorunsuz geçerek
Mannai’ye yerleşmelerine izin verilmiştir. Anlaşıldığına göre, Urartu kralı Rusa II
İskitler’le anlaşarak hem ülkesini istiladan kurtarmış, hem de kurduğu Mannai-İskit
ittifakı ile Mannai toplumunu Assur egemenliğinden kurtarmayı amaçlamıştır.
İskitler’in gelecekte Urartu Krallığı için önemli bir tehlike olabileceğini düşünen Rusa II
söz konusu bu politik girişimlere ek olarak, özellikle İskitler’in yoğunlaştığı bölge olan
Kuzeybatı İran'da savunmaya yönelik inşa faaliyetlerine girişmiştir.
Örneğin, Bastam/Rusa-i URU.TUR İskitler’e karşı savunma amacıyla kurmuş kale tipi
bir yerleşmedir. Urmiya Gölü civarında M.Ö. 7. yüzyılda inşa edilmiş olan Kale Siyah,
Kız Kalesi, Danalu, Kaleoğlu ve Sangar gibi çok sayıda kale de bu inşa faaliyetinin bir
devamı olarak değerlendirilmektedir. Kuzeybatı, Batı ve Kuzey İran’da bulunan Demir
Çağı yerleşmelerinde ele geçmiş olan İskit tipi okuçları, İskitler’in söz konusu bu
bölgelerde ne kadar etkili olduklarını açıkça ortaya koyan arkeolojik buluntulardır.
İskit Adı

İskit-Kostromskaya Kurganlarından Birinin Kesiti

Sakalar’a Asurlular “Aşkuzai/Askuzai” ve “İşkuza”, bazen de
Asagarta/Sakarta/ Zakarti/Zakruti/Zikirtu”; Yahudiler’in Tevratında “Aşkenaz”; Eski
Yunanlılar “Scythe” (İskit), hükümdarlar boyuna “Sokolot” ve sonraları “Sak/Saka” ;
İranlılar “Saka”; Hintliler “Sakya” ve Çinliler de –hükümdarlar sülalesine göre- “Su”
ve “Se” diyorlardı.
Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügati’t Türkünde anıldığı gibi, Tanrı Dağları
bölgesindeki “Şu/Su” sülalesi, M.Ö. 800'lü yıllardan beri Sakalar’ın hükümdarlar
sülalesi idi.
İskit Tarihi

Kimmerler

Batılıların Türkleri Avrupa'dan atma girişimleri karşısında
Türklerin Avrupa'nın eski halkları içinde yer aldığını göstermek
üzere Atatürk'ün ilk incelettiği eski Türk devletleri içinde İskitler ön
sırada yer almaktadır. Tarihin ilk dönemlerinde ortaya çıkan ve OrtaAsya'dan hareketle Avrupa'ya gelen ve burada yaygın bir
imparatorluk kuran İskitlerin Türk kökenli olduğu konusunda birçok
tarih kaynağı birleşmektedir. Tarihin ilk dönemlerinin en büyük
imparatorluğunu kurmuş olan İskitler ve Sakalar Atatürk'ün de haklı
olarak belirttiği gibi Avrupa'ya gelen ve ilk Avrupa devletini kuran
Türklerdir.
İskitlerde Yaşam

•

Herodot'un tanımlamasına göre İskitler kentlere yerleşmiyorlardı.
Beraberlerinde götürdükleri atlı arabalarda yaşıyorlardı. At sırtında, yay ve
ok ile savaşa alışmış bir kavim olan İskitler, yiyecek için tarıma değil, hayvan
sürülerine dayanıyorlardı.

•

Genellikle pantolon ve bot giyip, atlarında üzengi kullanıyorlardı. İskitler
domuz eti yemedikleri gibi bu hayvanı kesinlikle yetiştirmezlerdi. Yemin
törenleri sırasında büyük bir kaba şarap koyan İskitler bu şaraba biraz da
kanlarından karıştırarak içerlerdi.

•

Türklere özgü olan kan kardeşliği İskitlerde yaygın olarak görülmekteydi.
Kral öldüğü zaman kol ve yüzlerini kesmek, saçlarını tıraş etmek de Türk
kavimlerinin bir özelliği olarak gene İskitlerde görülmekteydi. İskitlerin
Türklere benzeyen birçok yanı vardı, üstelik araba içinde yaşamaları Türk
olmayan göçebe kavimlerde pek sık rastlanmayan bir adetti.
İskitlerde İnanç- Şamanizm-Ruhlar

•

Tüm yaşamları doğa ile savaşım ve kaynaşma olan bu insanlar zaman zaman bazı korkunç ve
garip doğa olayları ile karşılaşmışlardır. Açıklayamadıkları bu tür doğal olayları genellikle ruhlara
bağlamışlardır. İskitler kutsal saydıkları her şeyin ve cismin bir ruh taşıdığına inanmışlardır.

•

Greklerle temastan önceki İskit dininde Şamanizme ait önemli kalıntılar bulunmaktadır.
Şamanizm genellikle Orta Asya ve Sibirya kavimlerinin dini olup, sihirbaz anlamına gelen şaman
sözcüğünden türetilmiştir. İskitler'de de Şamanların varolduğu Herodot tarihinden
öğrenilmektedir. Şamanizm İskitler aracılığı ile Traklara da geçmiştir. İskit dininde Şamanizm ile
beraber görünen öğeler Türk-Moğol kültüründe de bulunmaktadır.

•

Şamanizmi göktanrı ile yertanrı arasında yer alan bir din olarak açıklamışlardır.
İskit Sanatı

•
İskitler göçebe bir ulus olmalarına karşın kendi dönemlerinde önemli bir uygarlık
yaratmışlardır. İskit eserleri günümüzde bile o bölgede görülebilmekte, bazıları ise
müzelerde izlenebilmektedir.
•

Özellikle İskit vazosu Batı dünyasında çok tanınmıştır. Arabalarda yaşayan İskitler
kendi yaptıkları eşyalarını da beraberlerinde taşırlardı. Mücevherden başlayarak
çeşitli süs eşyası yapan İskitler, yepyeni bir sanat yaratmışlardı.

•

Daha sonraları aynı bölgeye gelerek yaşayan ve devlet kuran Hunların da İskitlere
benzer bir yaşam biçimine ve özelliklere sahip bulunması da İskitlerin Türk olması
savını güçlendirmekledir. İskitlerin kültür ve sanat eserleri de bu savı
doğrulamaktadır.
İskitlerin Yerleşkesi

•

İskitlerle ilgili kazılar, İskitlerin gelişmesi hakkında genel bir görüş vermektedir.
Başlangıçta İskit kültür merkezi güneydoğu bozkırlarına, Kuban ve Taman
Yarımadası'na doğru kaymaktadır.
Martonaşa ve Melgunov kazılarının gösterdiği gibi İskitler Güney Ukrayna'da aşağı
Dinyeper ve aşağı Buğ arasında dağınık bir egemenlik kurmuşlardı. Ancak M.Ö.IV.
asırda İskit kültürü Ukrayna'da gelişebilmiştir.Doğu'dan gelen göçler nedeniyle İskitler
Avrupa'nın batısına doğru göç etmeye başlayınca İskit sanatı bütün Avrupa'ya yayıldı.
İskitlerde Kadın Savaşçılar

•

İskitlerin yalnız erkekleri değil, kadınları da usta savaşçı idiler. İskit kadınlarının
cesaretleri ve beceriklilikleri dillere destan olmuştur. İskit toplumunda kadının yeri çok
yüksekti. Toplumun ve devletin en üst makamlarına kadar kadınlar yükselebiliyorlardı.
İskit hükümdarları arasında kadınların da önemli yeri vardır.

•

İskit kadınları üç düşman öldürmedikçe evlenmezler, töre gereğince hayvan kurban
etmeden kocalarıyla aynı evde oturmazlardı.

•

İskit kadınlarının sağ memeleri yoktur. Çünkü kızlar daha çocuk iken anaları, bu iş için
yapılmış tunçtan bir aleti şiddetle kızdırıp sağ memeye bastırarak dağlarlardı. Böylece
memenin büyümesi önlenir, bütün kuvvet sağ omuz ve kola giderdi Bu şekilde İskit
kadınları gerek savaşlarda ve gerekse bozkır hayatının zorluklarına karşı daha güçlü
mücadele verebilmiştir.
İskitlerde Yaşam

•

İskitler çiftçi ve göçebe olmak üzere ikiye ayrılırlardı. Çiftçiler daha uygardılar.
Göçebeler ise arabalarda yaşarlardı. Elverişli buldukları yerlerde uzun süre yaşarlar,
sonra da kendilerine yeni yurtlar ararlardı. İklim ve mevsime göre İskitlerin yurtlarını
değiştirdikleri anlaşılmıştır. Arabaları iki, üç veya daha fazla öküz ile çekilirdi.

•

Göç zamanında kadınlar araba içinde, erkekler at üstünde, arabaların yanında
giderlerdi.

•

Asya'nın kuraklığı yüzünden durmadan göç ederler, ancak elverişli bir yer bulduktan
sonra yerleşirler ve ilkel köy toplulukları oluştururlardı.

•

Eski Türkler'de olduğu gibi İskitler'de en geçerli hayvan at idi. Kesilen kurbanlar
kazanlarda
pişirilerek
dağıtılırdı.
Bronz Çağını Bırakarak Demir Çağına

•

İskitler M.Ö.VI. yüzyılda Ön Asya'ya akınlar yaptıkları sırada bronz çağını
bırakarak demir çağına geçmişlerdir. İskit sanatının başlangıcı Kelt-Tuna
bölgesindeki Hallstat demir tekniğinden de geniş ölçülerde yararlanmıştır.

•

Bronz tekniği konusunda ise aynı bölgede İskitlerden önce yaşamış olan
proto-Türk bir kavim olan Kimmerlerin İskit sanatı üzerinde geniş etkileri
olmuştur.

•

Kuban bölgesinde bulunan İskit dönemi sanat eserlerinin bir kısmında ise
Asur ve Babil sanatının etkileri görülmüştür. İskit hayvan sanatı, Asur veya
Yunan natüralizminin süsleme biçimine dönüştürülmesiyle meydana
gelmiştir.
Sosyal Yaşam ve Bilim
•

Gene eski Yunan tarihçilerinin verdikleri bilgilerden İskitya'daki tıp ve hekimlik
çalışmaları konusunda genel bir düşünceye sahip olunabilmektedir. Tüm
zamanların en büyük hekimi olarak kabul edilen Hipokrat uzun bir süre İskitler
arasında yaşamıştır.

•

İskit hekimleri ıhlamur yaprağına bakarak bir hastalığın geleceği hakkında haber
verirlerdi. Bir anlamda falcılık da denebilecek bu yol ile hastanın durumunu
belirlemeye ve buna göre iyileştirmeye çalışırlardı. Kendilerine göre geliştirdikleri
tıp yöntemleri halk arasında yaygınca kullanılırdı. Halk hekimliği İskit toplumunda
epeyce yaygındı.

•

İskitlerin ölüler için uyguladıkları özel törenler vardı ve krallar için ayrı cenaze
töreni yapılırdı. Kralın hizmetçilerinden elli tanesi seçilir ve bunlar kral için özel
olarak boğdurulurdu. Bu törenlerin bazen bir yıl sürdüğü de görülmüştür. Normal
olarak bir cenaze töreni kırk gün sürer ve ölen adam tüm dostlarının evlerine birer
gün götürülür, ondan sonra toprağa verilirdi. Ölülerin mumyalanması da İskitler'de
görülen bir başka gelenekti. Eski Türklerin yok olmayı kabul etmemeleri İskitleri de
etkilemiş
ve
ölülerin
mumyalanması
yoluna
gidilmiştir.
İskitlerden Günümüze Gelen Destanlar
•
•

•

ALP ER TUNGA DESTANI:
Bu destanda Saka hakanı Alp Er Tunga‘nın
İranlılarla yaptığı savaşlar anlatılır. Alp Er
Tunga’nın hayatı savaşlarla geçmiştir. Uzun
süre mücadele ettiği İranlı Medlerin hükümdarı
Keyhusrev ‘in davetinde hile ile öldürülmüştür.
Alp Er Tonga, Asur kaynaklarında Maduva,
Heredot’ta Madyes, İran ve İslâm kaynaklarında
Efrasyab adlarıyla anılmaktadır.

Alp
Er
Tunga
öldi
mü?
Isız
ajun
kaldı
mu?
Ödlek
öçin
aldı
mu?
Emdi yürek yırtılur. Ödlek yırag közetti
Oğrun
tuzağ
uzattı
Begler
begin
azıttı
Kaçsa kah kurtulur?

ŞU DESTANI
Destana adını veren Şu, MÖ 4.
yüzyılda yaşadığı düşünülen bir
Türk hükümdarıdır. Onun yaşamı
etrafında şekillenen bu destanda
Büyük İskender’in Türk yurdunu
istila etmesi geniş yer tutmuştur. Şu
kalesini geçememiştir.

Iskitler

  • 2.
    İskitler-Sakalar İskitler “Atlı KavimlerMedeniyeti”nin önemli bir halkasını oluşturmaktadırlar. Onlar “bozkır kavimleri” arasında gerek siyasi tarihleri gerekse kültürleri bakımından önemli bir yer tutmaktadır. İskitlerin izleri çok geniş coğrafyalarda takip edilebilmektedir. Onlar Çin Seddi’nden Tuna Nehri’ne kadar çok geniş sahaya yayılmışlardır. Aynı zamanda Kafkaslar’dan Anadolu’ya ve hatta Mısır önlerine kadar yayıldıkları hem arkeolojik buluntular hem de yazılı kaynaklarla aydınlatılmaktadır. Özellikle bırakmış oldukları kültürel miras bakımından “kurgan kültürleri” içinde oldukça mühim bir yer tutmaktadır.
  • 3.
    İskitler • İskitler, M.Ö.VII yüzyıldaAvrupa ile Asya'nın batı kesiminde, Tuna ile Volga ırmakları arasındaki bölgede yaşamış bir Orta Asya kavmidir. İranlılarla beraber Türklerin de Sakalar diye andığı bu kavimin ilk yurtlarının Trabzon olduğu ve Kilat köyünde yaşadıkları bilinmektedir. Sakaların ilk boyları M.Ö. 8. yüzyılda bu bölgeden batıya göç etmişlerdir.
  • 4.
    İskitler • İskitler genelde yaşamışoldukları kültür coğrafyasından dolayı bir “bozkır kavmi”dir. Kültürlerinin ana unsuru olan attan dolayı“atlı kavim”dir. • Temsil ettikleri kültür atlı kültürdür. Onların coğrafyayla sabitledikleri evleri yoktur. Evleri öküzlerin çektiği arabalar üzerindeki çadırlarıdır. Bu özellikleriyle “göçerevli” ya da “kağnılı” tabiri kullanılabilir. İskit kültürü büyük ölçüde kurganlardan çıkarılan buluntularla aydınlatılmaktadır. • Coğrafyada sabitledikleri kurgan adını verdikleri mezarları onların ellerinden çıkan maddi kültür unsurları bakımından zengin mezarlardır. Bu özelliklerinden dolayı da onların oluşturdukları kültür “kurgan kültürü”dür. Bütün bu özellikleriyle İskitler harekatlı bir kavimdir. Onların hayat tarzı sosyal, siyasi, iktisadi, dinî, askerî yapısına ve sanat anlayışına büyük ölçüde etki etmiş bulunmaktadır.
  • 5.
    İskitler • İskitler gerek yayılmışoldukları kültür coğrafyası gerekse bırakmış oldukları kültürel miras bakımından özel bir yere sahiptir. Birçok eski bozkır kavmi gibi tarihin akışını değiştirmiş, tarihe yön vermiş bir kavimdir. Bu özellikleri onları tarih yazmaktan daha çok tarih yapan kavimler arasında yer bulmalarını sağlamıştır. • Onlar kendi insanlarının yiğitliği ve kabiliyeti, atlarının hızı, yay ve oklarının mükemmelliği sayesinde her istedikleri coğrafyayı kendilerine kolayca yurt edebilmişlerdir. Onların bu faaliyetleri çeşitli kavimlerin kaynaklarına geçmiş ve mücadeleleri vurgulanmıştır. Kendilerine ait maddi kültür unsurları olan arkeolojik buluntular da yazılı kaynakları desteklemektedir.
  • 6.
    İskitler • İskitler, Tarihi kayıtlaragöre; atlı-göçebe Saka Türkleri, ilk önce M.Ö. 680 yıllarında Kafkas geçitlerinden aşıp Kür Irmağı boylarına yayıldılar. Arkasından gelen yeni ve daha güçlü Saka göç kolları Aras boylarını da ele geçirip Urmiye gölüne varınca Azerbaycan’a yerleştiler. Az sonra da bütün Anadolu, Suriye ve Filistin’e yayılarak, İran’ı da kendilerine bağladılar. Doğuda Çin’den batıda Tuna boylarıyla Karpatlar’a , kuzeyde Sibir’den, güneyde Mısır kapısı Sina’ya değin Asya ve Avrupa topraklarına hakim olarak; dünyanın bilinen en ulu ilk geniş imparatorluğunu kurdular.
  • 7.
    İskit Adı İskit adıÖnasya’da ilk kez Urartu kralı Argişti I’in yıllıklarında İşkigulu Ülkesi coğrafi terimiyle karşımıza çıkmaktadır. İşkigulu Ülkesi terimi büyük olasılıkla İskitler’in görülmeye başladığı Mannai topraklarını işaret etmektedir. Mannai toprakları Assur ile Urartu arasında politik bir sorun olmuş ve zaman zaman bu iki büyük devletten birine bağlanmıştır. Assur kralı Asarhaddon’un yıllıklarına göre, Asarhaddon İskit kralı İşpakai’yi M.Ö. 679 yılında Kuzeybatı İran’da mağlup etmiştir. Bu belgelerde ise, İskitler Assur yazılı kaynaklarında ilk kez belirmektedir.
  • 8.
    İskit Adı Urartu Asur Urmiya Gölü Bazıyazılı belgeler ise, Urartu ile İskitler arasında diplomatik gelişmeler olduğuna işaret etmektedir. Bu belgelerde, Urartu kralı Rusa II ile İşkigulu kralı Sagastara arasında bir antlaşma yapılmış ve İskitler’in Urartu topraklarını sorunsuz geçerek Mannai’ye yerleşmelerine izin verilmiştir. Anlaşıldığına göre, Urartu kralı Rusa II İskitler’le anlaşarak hem ülkesini istiladan kurtarmış, hem de kurduğu Mannai-İskit ittifakı ile Mannai toplumunu Assur egemenliğinden kurtarmayı amaçlamıştır. İskitler’in gelecekte Urartu Krallığı için önemli bir tehlike olabileceğini düşünen Rusa II söz konusu bu politik girişimlere ek olarak, özellikle İskitler’in yoğunlaştığı bölge olan Kuzeybatı İran'da savunmaya yönelik inşa faaliyetlerine girişmiştir. Örneğin, Bastam/Rusa-i URU.TUR İskitler’e karşı savunma amacıyla kurmuş kale tipi bir yerleşmedir. Urmiya Gölü civarında M.Ö. 7. yüzyılda inşa edilmiş olan Kale Siyah, Kız Kalesi, Danalu, Kaleoğlu ve Sangar gibi çok sayıda kale de bu inşa faaliyetinin bir devamı olarak değerlendirilmektedir. Kuzeybatı, Batı ve Kuzey İran’da bulunan Demir Çağı yerleşmelerinde ele geçmiş olan İskit tipi okuçları, İskitler’in söz konusu bu bölgelerde ne kadar etkili olduklarını açıkça ortaya koyan arkeolojik buluntulardır.
  • 9.
    İskit Adı İskit-Kostromskaya KurganlarındanBirinin Kesiti Sakalar’a Asurlular “Aşkuzai/Askuzai” ve “İşkuza”, bazen de Asagarta/Sakarta/ Zakarti/Zakruti/Zikirtu”; Yahudiler’in Tevratında “Aşkenaz”; Eski Yunanlılar “Scythe” (İskit), hükümdarlar boyuna “Sokolot” ve sonraları “Sak/Saka” ; İranlılar “Saka”; Hintliler “Sakya” ve Çinliler de –hükümdarlar sülalesine göre- “Su” ve “Se” diyorlardı. Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügati’t Türkünde anıldığı gibi, Tanrı Dağları bölgesindeki “Şu/Su” sülalesi, M.Ö. 800'lü yıllardan beri Sakalar’ın hükümdarlar sülalesi idi.
  • 10.
    İskit Tarihi Kimmerler Batılıların TürkleriAvrupa'dan atma girişimleri karşısında Türklerin Avrupa'nın eski halkları içinde yer aldığını göstermek üzere Atatürk'ün ilk incelettiği eski Türk devletleri içinde İskitler ön sırada yer almaktadır. Tarihin ilk dönemlerinde ortaya çıkan ve OrtaAsya'dan hareketle Avrupa'ya gelen ve burada yaygın bir imparatorluk kuran İskitlerin Türk kökenli olduğu konusunda birçok tarih kaynağı birleşmektedir. Tarihin ilk dönemlerinin en büyük imparatorluğunu kurmuş olan İskitler ve Sakalar Atatürk'ün de haklı olarak belirttiği gibi Avrupa'ya gelen ve ilk Avrupa devletini kuran Türklerdir.
  • 11.
    İskitlerde Yaşam • Herodot'un tanımlamasınagöre İskitler kentlere yerleşmiyorlardı. Beraberlerinde götürdükleri atlı arabalarda yaşıyorlardı. At sırtında, yay ve ok ile savaşa alışmış bir kavim olan İskitler, yiyecek için tarıma değil, hayvan sürülerine dayanıyorlardı. • Genellikle pantolon ve bot giyip, atlarında üzengi kullanıyorlardı. İskitler domuz eti yemedikleri gibi bu hayvanı kesinlikle yetiştirmezlerdi. Yemin törenleri sırasında büyük bir kaba şarap koyan İskitler bu şaraba biraz da kanlarından karıştırarak içerlerdi. • Türklere özgü olan kan kardeşliği İskitlerde yaygın olarak görülmekteydi. Kral öldüğü zaman kol ve yüzlerini kesmek, saçlarını tıraş etmek de Türk kavimlerinin bir özelliği olarak gene İskitlerde görülmekteydi. İskitlerin Türklere benzeyen birçok yanı vardı, üstelik araba içinde yaşamaları Türk olmayan göçebe kavimlerde pek sık rastlanmayan bir adetti.
  • 12.
    İskitlerde İnanç- Şamanizm-Ruhlar • Tümyaşamları doğa ile savaşım ve kaynaşma olan bu insanlar zaman zaman bazı korkunç ve garip doğa olayları ile karşılaşmışlardır. Açıklayamadıkları bu tür doğal olayları genellikle ruhlara bağlamışlardır. İskitler kutsal saydıkları her şeyin ve cismin bir ruh taşıdığına inanmışlardır. • Greklerle temastan önceki İskit dininde Şamanizme ait önemli kalıntılar bulunmaktadır. Şamanizm genellikle Orta Asya ve Sibirya kavimlerinin dini olup, sihirbaz anlamına gelen şaman sözcüğünden türetilmiştir. İskitler'de de Şamanların varolduğu Herodot tarihinden öğrenilmektedir. Şamanizm İskitler aracılığı ile Traklara da geçmiştir. İskit dininde Şamanizm ile beraber görünen öğeler Türk-Moğol kültüründe de bulunmaktadır. • Şamanizmi göktanrı ile yertanrı arasında yer alan bir din olarak açıklamışlardır.
  • 13.
    İskit Sanatı • İskitler göçebebir ulus olmalarına karşın kendi dönemlerinde önemli bir uygarlık yaratmışlardır. İskit eserleri günümüzde bile o bölgede görülebilmekte, bazıları ise müzelerde izlenebilmektedir. • Özellikle İskit vazosu Batı dünyasında çok tanınmıştır. Arabalarda yaşayan İskitler kendi yaptıkları eşyalarını da beraberlerinde taşırlardı. Mücevherden başlayarak çeşitli süs eşyası yapan İskitler, yepyeni bir sanat yaratmışlardı. • Daha sonraları aynı bölgeye gelerek yaşayan ve devlet kuran Hunların da İskitlere benzer bir yaşam biçimine ve özelliklere sahip bulunması da İskitlerin Türk olması savını güçlendirmekledir. İskitlerin kültür ve sanat eserleri de bu savı doğrulamaktadır.
  • 14.
    İskitlerin Yerleşkesi • İskitlerle ilgilikazılar, İskitlerin gelişmesi hakkında genel bir görüş vermektedir. Başlangıçta İskit kültür merkezi güneydoğu bozkırlarına, Kuban ve Taman Yarımadası'na doğru kaymaktadır. Martonaşa ve Melgunov kazılarının gösterdiği gibi İskitler Güney Ukrayna'da aşağı Dinyeper ve aşağı Buğ arasında dağınık bir egemenlik kurmuşlardı. Ancak M.Ö.IV. asırda İskit kültürü Ukrayna'da gelişebilmiştir.Doğu'dan gelen göçler nedeniyle İskitler Avrupa'nın batısına doğru göç etmeye başlayınca İskit sanatı bütün Avrupa'ya yayıldı.
  • 15.
    İskitlerde Kadın Savaşçılar • İskitlerinyalnız erkekleri değil, kadınları da usta savaşçı idiler. İskit kadınlarının cesaretleri ve beceriklilikleri dillere destan olmuştur. İskit toplumunda kadının yeri çok yüksekti. Toplumun ve devletin en üst makamlarına kadar kadınlar yükselebiliyorlardı. İskit hükümdarları arasında kadınların da önemli yeri vardır. • İskit kadınları üç düşman öldürmedikçe evlenmezler, töre gereğince hayvan kurban etmeden kocalarıyla aynı evde oturmazlardı. • İskit kadınlarının sağ memeleri yoktur. Çünkü kızlar daha çocuk iken anaları, bu iş için yapılmış tunçtan bir aleti şiddetle kızdırıp sağ memeye bastırarak dağlarlardı. Böylece memenin büyümesi önlenir, bütün kuvvet sağ omuz ve kola giderdi Bu şekilde İskit kadınları gerek savaşlarda ve gerekse bozkır hayatının zorluklarına karşı daha güçlü mücadele verebilmiştir.
  • 16.
    İskitlerde Yaşam • İskitler çiftçive göçebe olmak üzere ikiye ayrılırlardı. Çiftçiler daha uygardılar. Göçebeler ise arabalarda yaşarlardı. Elverişli buldukları yerlerde uzun süre yaşarlar, sonra da kendilerine yeni yurtlar ararlardı. İklim ve mevsime göre İskitlerin yurtlarını değiştirdikleri anlaşılmıştır. Arabaları iki, üç veya daha fazla öküz ile çekilirdi. • Göç zamanında kadınlar araba içinde, erkekler at üstünde, arabaların yanında giderlerdi. • Asya'nın kuraklığı yüzünden durmadan göç ederler, ancak elverişli bir yer bulduktan sonra yerleşirler ve ilkel köy toplulukları oluştururlardı. • Eski Türkler'de olduğu gibi İskitler'de en geçerli hayvan at idi. Kesilen kurbanlar kazanlarda pişirilerek dağıtılırdı.
  • 17.
    Bronz Çağını BırakarakDemir Çağına • İskitler M.Ö.VI. yüzyılda Ön Asya'ya akınlar yaptıkları sırada bronz çağını bırakarak demir çağına geçmişlerdir. İskit sanatının başlangıcı Kelt-Tuna bölgesindeki Hallstat demir tekniğinden de geniş ölçülerde yararlanmıştır. • Bronz tekniği konusunda ise aynı bölgede İskitlerden önce yaşamış olan proto-Türk bir kavim olan Kimmerlerin İskit sanatı üzerinde geniş etkileri olmuştur. • Kuban bölgesinde bulunan İskit dönemi sanat eserlerinin bir kısmında ise Asur ve Babil sanatının etkileri görülmüştür. İskit hayvan sanatı, Asur veya Yunan natüralizminin süsleme biçimine dönüştürülmesiyle meydana gelmiştir.
  • 18.
    Sosyal Yaşam veBilim • Gene eski Yunan tarihçilerinin verdikleri bilgilerden İskitya'daki tıp ve hekimlik çalışmaları konusunda genel bir düşünceye sahip olunabilmektedir. Tüm zamanların en büyük hekimi olarak kabul edilen Hipokrat uzun bir süre İskitler arasında yaşamıştır. • İskit hekimleri ıhlamur yaprağına bakarak bir hastalığın geleceği hakkında haber verirlerdi. Bir anlamda falcılık da denebilecek bu yol ile hastanın durumunu belirlemeye ve buna göre iyileştirmeye çalışırlardı. Kendilerine göre geliştirdikleri tıp yöntemleri halk arasında yaygınca kullanılırdı. Halk hekimliği İskit toplumunda epeyce yaygındı. • İskitlerin ölüler için uyguladıkları özel törenler vardı ve krallar için ayrı cenaze töreni yapılırdı. Kralın hizmetçilerinden elli tanesi seçilir ve bunlar kral için özel olarak boğdurulurdu. Bu törenlerin bazen bir yıl sürdüğü de görülmüştür. Normal olarak bir cenaze töreni kırk gün sürer ve ölen adam tüm dostlarının evlerine birer gün götürülür, ondan sonra toprağa verilirdi. Ölülerin mumyalanması da İskitler'de görülen bir başka gelenekti. Eski Türklerin yok olmayı kabul etmemeleri İskitleri de etkilemiş ve ölülerin mumyalanması yoluna gidilmiştir.
  • 19.
    İskitlerden Günümüze GelenDestanlar • • • ALP ER TUNGA DESTANI: Bu destanda Saka hakanı Alp Er Tunga‘nın İranlılarla yaptığı savaşlar anlatılır. Alp Er Tunga’nın hayatı savaşlarla geçmiştir. Uzun süre mücadele ettiği İranlı Medlerin hükümdarı Keyhusrev ‘in davetinde hile ile öldürülmüştür. Alp Er Tonga, Asur kaynaklarında Maduva, Heredot’ta Madyes, İran ve İslâm kaynaklarında Efrasyab adlarıyla anılmaktadır. Alp Er Tunga öldi mü? Isız ajun kaldı mu? Ödlek öçin aldı mu? Emdi yürek yırtılur. Ödlek yırag közetti Oğrun tuzağ uzattı Begler begin azıttı Kaçsa kah kurtulur? ŞU DESTANI Destana adını veren Şu, MÖ 4. yüzyılda yaşadığı düşünülen bir Türk hükümdarıdır. Onun yaşamı etrafında şekillenen bu destanda Büyük İskender’in Türk yurdunu istila etmesi geniş yer tutmuştur. Şu kalesini geçememiştir.