SASYIYIII
AĞUSTOS 2014
MECHANICDERGİSİwww.mechanic.com.trAğustos2014•Sayı:8
KONDENSTOP KAÇAKLARIKONDENSTOP KAÇAKLARI
AVRUPAʼNIN EN RENKLİ ŞEHRİ
AMSTERDAM
HER YAŞIN SPORU: TENİS
PROFESYONELPROFESYONEL
ÇÖZÜMLERÇÖZÜMLER
ÖMER KAYAÖMER KAYA
YÜKSEK BİNALARDAYÜKSEK BİNALARDA
DEPREM VE TİTREŞİMDEPREM VE TİTREŞİM
YALITIMIYALITIMI
3
Başyazı
başyazı
Merhabalar;
Genel Yayın Yönetmeni
Makina Mühendisi
1
999 yılında 17 Ağustos sabahı yerel saatle 03: 02’de gerçekleşen, Kocaeli Gölcük
merkezli depremde resmi raporlara göre ülkemizde 17.480 kişi öldü, 23.781 kişi
yaralandı. Bu felaketin ardından yaşanan can ve mal kayıpları sadece deprem
bölgesinde yaşayan insanları değil, tüm ülkedeki insanları ve ekonomiyi olumsuz yönde
etkiledi. Üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen Türkiye’de deprem bilincinin hala yeterli seviyeye
gelmediğini görüyoruz.
Bu bilincin artmasına yönelik depremi yaşamış biri olarak, Mechanic dergisinde çeşitli
makalelere yer veriyor, daha dayanıklı binaların yapılmasına yönelik bilgi paylaşımında
bulunuyoruz. 15 yıl önce yaşadığımız bu doğal afette yakınlarını kaybetmiş tüm
okuyucularımıza baş sağlığı diliyor, bir daha tekrarlanmamasını diliyoruz.
Mechanic dergisinde en çok geri dönüş aldığımız okuyucularımızın merakla takip ettiği
sektöre yön verenlerde, son beş sene içerisinde 2016 yılında da yapılacak projelerle 1 milyon
metrekareye ulaşan inşaat üretimi yapan NEF Gayrimenkul Geliştirme Yapı ve Yatırım A.Ş.
Mekanik İşler Müdürü Ömer Kaya ile NEF projelerinde mekanik tesisat seçimlerini konuştuk.
Yapılan araştırmalara göre, iş kazaları ve meslek hastalıklarının %98’i önlem alındığı
takdirde oluşumu engellenebilir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği makalemizde “önlemek
ödemekten daha ucuzdur” diyerek işverenlere önleyici tedbirlerin arttırılması konusunda
çağrıda bulunuyoruz.
Mechanic Dergisi Ağustos sayımızda bir yandan sektör ve yeni ürün haberlerine göz
atarken sıcak ve sektör haberlerinden bunalmaya başladığınız anda Avrupa’nın en renkli şehri
Amsterdam’a yolculuğa çıkabilir, her yaşın sporu tenis ile canlanabilir, uzman diyetisyen Nazlı
Acar’dan kilo düşmanı besin tüyoları alabilir, güneşin ve yazın tadını çıkarmanızı sağlayacak
hayata dair sayfalarımızda konser, sinema, kitap etkinliklerine göz atabilir, eğlenceli zeka
soruları ile tebessüm edebilirsiniz.
Sizin için hazırladığımız yeni sayımızı keyifle okumanızı diliyor, dergimizde emeği geçen
herkese ve tüm okurlarımıza teşekkür ediyor, bir daha ki sayımızda tekrar görüşmeyi diliyoruz.
14
içindekiler
4
06 Frankische Türkiye’de
08 Çebi Yapı Yazıhane Projesi’nde Form
Solar imzası
10 Somuncu Baba iklimlendirme
sistemi ile doğaya dost cami oldu
12 Danfoss’un Türkiye’ye yatırımları
devam edecek
14 Nef Projeleri’nde mekanik tesisat
seçimi
20 Park Vera Alışveriş Merkezi’nde
tercih Atlantik Grup oldu
MECHANIC
Yıl: 1 Sayı: 8
DEKOMEDYA A.Ş ADINA
İmtiyaz Sahibi
EVREN DEMİRCİ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Genel Yayın Yönetmeni
EVREN DEMİRCİ
Teknik Danışmanlar
CEVAT TANRIÖVER, ZÜHTÜ FERAH
Yayın Danışmanı
EMİNE BANKOĞLU
Yeşil Bina Danışmanı
CEMİL YAMAN
Leed Faculty, Breeam Assesor
Genel Koordinatör
ÖZGÜR PARLAK
Yayın Koordinatörü
ASUMAN DEMİRCİ
Yayın ve Web Editörü
HAKAN ARSLAN
hakan@dekomedya.com
Görsel Yönetmen
ÖZGÜ URAL
Reklam Müdürü
SELÇUK BENLİ
selcuk@dekomedya.com
Müşteri İlişkileri
İREM KALENDER
irem@dekomedya.com
Katkıda Bulunanlar
SELCEN PARLAK, GENCAY
TATLIDAMAK, EVREN UYGUR,
ONUR ŞAHİN, EMRE ÖZMEN,
SMMM HASAN KARAGÖZ, AV.MURAT
BİLİR, SERDAR AYDIN, ÖZLEM
YASMUT
Yönetim Yeri
Deko Medya A.Ş.
Vişnezade Mah. Prof. Dr. Alaattin
Yavaşça Sokak Efe Apt. No:6 D:4
Akaretler 34353 Beşiktaş/İSTANBUL
Tel: (0212) 236 53 30
Faks:(0212) 236 53 31
www.mechanic.com.tr
info@mechanic.com.tr
Yayın Türü
Yaygın Süreli
Baskı - Cilt
Dünya Yayıncılık A.Ş.
Globus Dünya Basınevi
100.yıl mh. 34204 Bağcılar / İstanbul
0212 440 24 24
Dağıtım
Dünya Süper Dağıtım A.Ş
Globus Dünya Basınevi
100.yıl mh. 34204 Bağcılar / İstanbul
0212 440 24 24
Mechanic Dergisi aylık olarak yayımlanan bedelsiz süreli bir
yayın organıdır. Mechanic Dergisi, basın-meslek ilkelerine
uymaya söz vermiştir. Dergide yer alan yazı ve fotoğraflar
kaynak gösterilerek kullanılabilir.
10
22 Kalitesiz hava astım krizlerini
tetikliyor
24 Ayvaz, Indoor-flex doğalgaz tesisat
hortumunu Ankara’da tanıttı
26 Üçay Mühendislik gözünü ısı
pompasına dikti
28 Form VRF sistemlerinden bölge
servislerine teknik içerikli eğitim
30 Su yalıtımı olmayan bina
depreme karşı direnemiyor
32 PD Fittings, boru bağlantı
elemanları ihtiyaçlarınız için
güvenilir ve doğru tercihtir
34 Baymak anahtar teslimlerine
devam ediyor
36 Mai Residence’da Mas imzası
38 Buderus Logamax Plus GB162
duvar tipi yoğuşmalı kazan ve
kaskad sistemler
40 WILO’nun sirkülasyon pompası
Yonos-MAXO kullanıcıların gözdesi
oldu
42 REFLEX SERVITEC hava ayrıştırma
ve su doldurma sistemleri
44 Korozyon ve donmayı önleyici
fonksiyonel kimyasallar
“Antifrogen”
5
42
78
80
82
46 ACO ışık bacası sistemi ile
bodrum katları hem aydınlık hem
de güvenli
48 Schmidt’ten plakalı eşanjörde
endüstriyel uygulamalara yönelik
optimum çözümler
50 Eryap, Bonuspan ailesini
genişletti
52 SFA Sanihydro WC öğütücüleri
ve pompaları
56 Yüksek binalarda deprem
titreşimi yalıtımı ile ilgili
önlemlere ASHRAE yaklaşımı
66 Önlemek ödemekten daha
ucuzdur
68 Türkiye yangınla mücadele
mevzuatı ve TSEN12845
standardı
74 Kondenstop kaçakları ile oluşan
mali kayıplar
76 Elektriksel sürdürülebilirlik
78 Avrupa’nın en renkli şehri:
Amsterdam
80 Her yaşın sporu: Tenis
82 Kilo düşmanı besinler
84 Hayata dair
87 Eğlenceli zeka soruları
36
REKLAMDİZİNİREKLAMDIZINI
A.K.İ. AIRONN
13 AIRPLUS
57 ALTERM
71 ARI YANGIN
65 ATLAS
77 CİVA
21 DAF ENERJİ
41 DAİKİN
29 DARHAN
19 DEKO GROUP
2 DUYAR
33 EBITT
69 GIACOMINI - UNIVAL
A.K. GRUNDFOS
35 INVENTTR
39 IŞIK ENDÜSTRİYEL-FRESE
11 JOHNSON CONTROLS
7 KLİMATEKNİK
25 MİTSUBİSHİ ELECTRİC
67 KONTROLMATİK
23 LOWARA
47 MAS-DAF
51 NORM KELEPÇE
53 ONEFLEX-DAS YALITIM
27 OVENTROP
61 PREIS - AYDIN GROUP
73 PROKONTROL
43 REHAU
Ö.K.İ - 1 RES
9 TA HYDRONICS
37 TAMPERA
49 TEKNOGEN
31 TEKNOKLİMA
72 ÜÇAY MÜHENDİSLİK
45 ÜNTES
63 VENTAS
59 VİCTAULİC
Haberler
66
ULUSLARARASI alanda akreditasyonu
bulunan TUV AUSTRIA firması tarafından
denetlenerek ISO 9001 belgesi almaya
hak kazanan Platek’in Genel Müdürü
Murat Orman, 2007 yılından beri
özellikle plakalı ısıtma ve soğutma
teknolojileri ve plakalı pastörizasyon
sistemlerinde makine sektörüne yeni
bir soluk ve anlayış getirdiklerini ve
her yıl bir öncekine göre bir adım
daha ileri gittiklerini belirterek, “Her
adımını koşulsuz müşteri memnuniyeti
ilkesiyle planlayan firmamız teknolojik
alt yapısına yaptığı önemli yatırımların
ardından ISO 9001 Kalite Belgesi de
alarak kurumsallaşma yolunda önemli
bir mesafe daha aldı. Gerekli olan
uluslararası kalite belgelerini de alarak
müşteri memnuniyeti odaklı işletme
anlayışını bir sistematiğe bağlayarak
kurum kültürü haline getirme yolunda
önemli bir adım atmış olduk. Markaların
uluslararası arenada söz sahibi olmasını
sağlayan ISO 9001:2008 Kalite Yönetim
Sistemi belgesi, dünyada 500 binden
fazla işletmede kabul görerek başarıyla
uygulanmaktadır. Platek olarak biz de bu
firmaların arasına girmenin mutluluğunu
yaşıyoruz. Kalitemizden ödün vermeden
dünya firması olma yolunda emin
adımlarla ilerliyoruz. Bu belge de bunun
ilk anahtarı olmuş oldu” diye konuştu.
Bir dünya markası olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen Platek, uluslararası
standartlara uygun olarak gerçekleştirdiği süreç ve kalite yönetimi çalışmaları ile
ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi belgesi almaya hak kazandı.
Platech, ISO 9001 kalite yönetim
sertifikası aldı
1900’LÜ yılların başında Fränkische
sadece yalıtım malzemeleri, metal
kanallar ve aksesuarlarını üretmekteydi.
1959 yılında Fränkische dünya çapında
plastikten yapılan elektrik borularını
sürekli üreten ilk üretici haline geldi.
İki yıl sonra, ilk sert PVC’den yapılan
sürekli üretim korige drenaj borusu
piyasaya sürüldü. Sarı drenaj borusuyla
birlikte Fränkische tamamen yeni bir
alana girdi ve drenaj teknolojisinde bir
devrim yarattı. Bugün, Fränkische dünya
çapında üretim tesislerine ve satış
ofislerine sahip bir firmadır. Müşterilerin
ihtiyaçlarına uygun ürün ve çözümler
geliştiren Fränkische’ nin başarısının
anahtarı, inovatif bir firma olmasıdır.
İlk etapta Bina Tekniği kısmı ile
ilgili ürünleri Türkiye pazarına sunan
Fränkische çok katmanlı kompozit
boru sistemlerinde ve sert plastik
borularda uzman bir firmadır. Türkiye’de
tesisatçılara kullanım suyu, ısıtma ve gaz
tesisatı ile kontrollü ev havalandırması
için olgun ve kusursuz eşleşen ürünler ve
sistem çözümleri sunmaktadır. Ürünler
ve sistemler daima birbiriyle rekabet
eden değil birbirini tamamlayan ve genel
ilerleme sağlayan ürün ve sistemler
şeklinde geliştiriliyor. Ürünleri sürekli
optimize ediyor ve güvenlik ile kullanım
kolaylığına en büyük öncelik veriliyor.
Ürün portföyü pazarın ihtiyaçlarına
ve sunduğu hizmetlerle uyumlu hale
getirilmektedir ve piyasada kendini
kanıtlamış sistem bileşenlerinin yanı
sıra çeşitli çözümlerle tesisatçıların
şantiyedeki işlerini kolaylaştırmaktadır.
Kullanım suyu tesisatları, ısıtma
tesisatları, tek ailelik ve çok ailelik
konutlarda gaz tesisatları, kontrollü ev
havalandırması alanlarında yenilikçi
sistem çözümleri sunar. Döşemeden
ısıtma ve serinletme sistemleri, özel
uygulamalar için ise esnek katı plastik
ve çok katmanlı kompozit borular
sunmaktadır. Büyüme odaklı ve giderek
uluslararası varlığını artıran bir şirket
olarak bölgedeki varlığını hızlı ve etkili bir
şekilde geliştirmeyi hedefliyor.
Almanya Schweinfurt’ta 1906 yılında kurulan Fränkische Rohrwerke Gmbh,
1 Temmuz 2014 tarihinden itibaren Türkiye pazarında faaliyet göstermeye başladı.
Fränkische Türkiye’de
Haberler
8
ÇEBİ YAPI tarafından inşası
tamamlanan ve E-5 karayoluna çok yakın
bir konumda olan YAZIHANE Beylikdüzü
12 ofis, 2 mağaza ve 4 otopark katıyla
birlikte toplamda 18 kattan oluşuyor.
Türkiye’de yalnızca tarihi eserlerde ve
çok özel kamu yapılarında ve bazı yüksek
katlı binalarda uygulanan Nonlinear
Performance Analysis yöntemiyle
tasarlanan “Yazıhane” projesinde enerji
ihtiyacının bir kısmı, çatı üzerine monte
edilen ve panel gücü 255 wp olan 176
adet Yingli Solar marka güneş paneliyle
sağlanıyor. Ayrıca güneş enerjisi
sisteminde toplam gücü 45 kW olan
2 adet 20 kW’lık SMA marka inverter
kullanılıyor.
Projeyle ilgili bir değerlendirme
yapan Form Temiz Enerji Genel Müdürü
Enis Behar, “Türkiye’nin LEED belgeli ilk
home office projesi “Yazıhane” ’de Form
Solar olarak yer almaktan mutluyuz.
Umuyorum ki LEED sertifikası olan ve
enerjisini güneşten karşılayan çevre
dostu binalar daha da yaygınlaşacak.
Yeni inşaatlarda güneş enerjisinin devlet
tarafından zorunlu hale getirilmesini
öneriyoruz.“ dedi.
FormSolar ve çözüm ortakları,
Türkiye’nin her bölgesinde güneş
enerjisini elektrik enerjisine çeviren
sistemleri anahtar teslim projelendiriyor.
Leasing, Turseff, Kalkınma Bankası ve
diğer kredilendirme opsiyonları ile halen
Türkiye’nin en geniş alternatif ödeme
seçeneklerini müşterilerine sunuyor.
Türkiye’nin LEED belgeli ilk HOME-OFFICE projesi YAZIHANE’nin güneşten elektrik üreten
sistemleri, FORM SOLAR tarafından projelendirildi ve kurulumu yapıldı.
Çebi Yapı “Yazıhane” projesinin güneş
enerjisi sisteminde FORM SOLAR imzası
DIŞ cephesi yeşil-beyaz mebranla kaplı futbol topu
görünümündeki 42 bin kişilik Yeni Konya Stadyumu,
400 bin metrekarelik bir alana oturuyor. Yeni Konya
Stadyumu, 90 bin metrekare kapalı alana sahip. Tamamı
kapalı tribünlerden oluşacak stadyumda, zeminden
ısıtmalı futbol sahası, ısıtmalı koltuklar, localar, alışveriş
merkezleri, restoranlar, amatör spor kulüplerine tahsis
edilecek antrenman alanları, ofisler, 84 turnike, 22
asansör bulunuyor. Yüksek teknolojiye sahip Elastomerik
Kauçuk Köpüğü Yalıtım Levhaları, Elastomerik Kauçuk
Köpüğü Yalıtım Boruları ve Formix Kontakt Yapıştırıcı /
Kauçuk Bant / Oneflex PVC Bant gibi yardımcı ürünleri ve
yeni Ses Yalıtım ürünü Fonec ile Oneflex, yurt dışında 32
ülkede tercih edilmesinin yanısıra yurt içinde de iddialı.
Yüksek ısı yalıtım değerine sahip olan Oneflex elastomerik
kauçuk köpükler suya ve buhara karşı dirençli olmalarının
yanı sıra, UV (Ultra Violet-Mor Ötesi) ışınlarına, zorlu hava
koşullarına, yağlara karşı da direnç özelliği taşımakta.
Oneflex elastomerik kauçuk köpüğü olağanüstü esneklik
ve elastikiyet özelliği sayesinde tüm tesisat hatlarında
ve dirsek T gibi yalıtımın zor uygulandığı yüzeylerde bile
kolay ve hızlı montaj, yatırımcı ve uygulayıcısına zaman ve
işçilikten tasarruf sağlıyor. Oneflex’in malzeme ve hücresel
yapısı, su buharı geçirimine, uzun vadeli ve yalıtım
verimliliğini garanti ederek yüksek direnç gösteriyor.
Yangına karşı dirençli olup alevin yatay ve düşey yönde
ilerlemesine izin vermiyor. Das Yalıtım, mekanik tesisat
sektöründe ısı yalıtımı amaçlı olarak kullanılan elastomerik
kauçuk köpüğü üretiminde Bursa Fabrikası ve İstanbul
Merkezli yönetimi ile faaliyet göstermektedir.
Oneflex yalıtım ürünleri, yeni Konya
Stadyumu’nda tercih edildi
Haberler
10
SOMUNCU Baba Külliyesi’nin Ek Cami
ve Sosyal Tesisler Projesi’nde ziyaretçi
sayısındaki artışa cevap vermek ve
misafirlerinin ziyaretlerini daha rahat
bir ortamda gerçekleştirebilmelerini
sağlamak amacıyla Mitsubishi Electric
Klima Sistemleri’nin Su Soğutmalı VRF
Sistemleri kullanıldı. Soğutmada yaklaşık
yüzde 55 enerji tasarrufu sağlayan
Mitsubishi Electric Su Soğutmalı VRF
Sistemler ve projenin tüm mekanik
sistemlerinin tasarımı aşamasında da
her türlü desteği sağlayan Mitsubishi
Electric Klima Sistemleri sayesinde
bölgenin doğaya dost cami projesine
imza atılmış oldu.
Tohma Çayı’nın suyundan
faydalanıldı, soğutma maliyeti
yaklaşık yüzde 55 düşürüldü
Malatya’nın Darende ilçesinde bulunan
Somuncu Baba Külliyesi, ek cami ve
sosyal tesisleri ile beraber yaklaşık 7 bin
metrekare alan üzerine kurulu. Cami ve
sosyal tesislerin Tohma Çayı’nın kıyısında
olması nedeniyle projede soğutma
sezonu boyunca ortalama 14 derece su
sıcaklığına sahip Tohma Çayı suyundan
faydalanıldı. Hava soğutmalı sisteme
göre ısı atılacak ya da ısı çekilecek
ortamdaki su sıcaklığının daha stabil
olmasını sağlayan Mitsubishi Electric
Su Soğutmalı VRF Sistemler sayesinde
soğutmada enerji maliyetleri yaklaşık
yüzde 55 oranında azaltıldı.
22 derecelik kaynak suyu
kullanılarak ısıtmada yaklaşık
yüzde 35 enerji tasarrufu
sağlandı
Projede, ısıtma sezonu için bölgeden
çıkan ve yıl boyunca ortalama sıcaklığı
22 derece olan kaynak suyundan
yararlanıldı. Isı çekilecek kaynak olarak
su yerine hava kullanılması durumunda,
dış üniteler kış sezonu boyunca
havadan ortalama 5 derece ısı çekmek
durumunda kalacak ve dış ünite üzerinde
oluşabilecek muhtemel buzlanmayı
çözmek için de bir miktar ısıtma kaybı
oluşacaktı. Kış aylarında ısıtma çalışması
için kaynak suyunun kullanılması
sayesinde hem buzlanma (defrost) riski
ortadan kaldırıldı hem de yaklaşık yüzde
35 oranında enerji tasarrufu elde edildi.
Mitsubishi Electric’in Su Soğutmalı VRF
Sistemleri sayesinde, kazan destekli
su soğutmalı bir sisteme göre enerji
maliyetleri soğutmada yaklaşık yüzde 30,
ısıtmada ise yaklaşık yüzde 6 oranında
düşürüldü.
Yerden serinletme sistemi
ile yoğunluğun arttığı ibadet
saatlerinde bile ideal konfor
Hydrodan kullanılarak sıcak ve soğuk
suyun elde edildiği projede, ana camide
yerden ısıtma ve yerden serinletme
yapıldı. Yerden serinletme sistemi ile
soğutma sezonu boyunca caminin
kullanılmadığı saatlerde ortam iç
sıcaklığının belli bir sıcaklık değerinin
üzerine çıkması engellendi. Böylece
ortam soğutma yükünün en üst seviyeye
ulaştığı ibadet saatlerinde, çok kısa bir
sürede kanallı ve dört yöne üflemeli VRF
iç üniteleri ile ortamın konfor ısısına
getirilmesi sağlandı. Ana caminin alt
katında bulunan bayanlar bölümü ise
dört yöne üflemeli VRF iç üniteler ve
yüzde 100 taze havalı gizli tavan tipi iç
üniteler ile iklimlendirildi.
Hydrodan sıcak su üniteleri ile
kış aylarında sıcak su konforu
Abdesthane kısmında kullanılan Hydrodan
sıcak su üniteleri ile ibadet için gelen
ziyaretçilerin kış mevsimi boyunca
sıcak su ile abdest almaları sağlandı.
Ayrıca bay-bayan abdesthane ve WC
bölümü 11 adet yüzde 100 taze havalı
gizli tavan tipi iç ünite ile şartlandırıldı.
Proje kapsamında toplam 29 adet su
soğutmalı dış ünite, 5 adet orta ve yüksek
statik basınçlı gizli tavan tipi iç ünite, 14
adet yüzde 100 taze havalı gizli tavan tipi
iç ünite, 16 adet duvar tipi iç ünite, 27
adet dört yöne üfleme kaset tipi iç ünite,
4 adet kasetli döşeme tipi iç ünite ve 5
adet Hydrodan sıcak su ünitesi kullanıldı.
Külliyeye yapılan Ek Cami ve Sosyal Tesisler Projesi’nde, enerji tasarrufu ve konfor
sağlayan Mitsubishi Electric Su Soğutmalı VRF Sistemler kullanıldı
Somuncu Baba iklimlendirme sistemi ile
doğaya dost cami oldu
Johnson Controls Klima ve Soğutma, Servis, Sanayi Tic. A.Ş.
Merkez:
Saray Mah.Dr.Adnan Büyükdeniz
Cad.No:2
Akkom Ofis Park 3.Blok 6.Kat
34768 Ümraniye İstanbul
Tel : +90 (216) 636 53 00
Faks : +90 (216) 636 53 65
Adana Bölge Müdürlüğü:
Reşat Bey Mah.Fuzuli
Cad.Gürcan Apt. No:67 K:4/16
Adana
Tel: +90 (322) 459 86 89-91
Faks : +90 (322) 459 27 62
Ankara Bölge Müdürlüğü:
Çetin Emeç Bulvarı Cevizlidere
Cad.No:1/8 06520 Öveçler
Ankara
Tel: +90 (312) 405 00 07
Faks : +90 (312) 472 61 16
İzmir Bölge Müdürlüğü & Üretim:
Muradiye Sanayi Bölgesi
Dr.Orhan Aksoy Cad.No:14 45140
Muradiye, Manisa
Tel: +90 (236) 226 88 00
Faks : +90 (236) 214 06 80
EnerjiTasarrufumuArıyorsunuz?
Etrafınızda bu kadar çok enerji tasarrufu yöntemi ve seçeneği bulunurken karar vermeniz
oldukça zor olabilir. Ancak doğru cevaplarla işletme maliyetleriniz düşer ve işletmenizin
sürdürülebilirliği artar.
120 yılı aşan bir süredir insana ve teknolojiye yatırım yapan Johnson Controls, doğru yanıtları
bulabilmenizde size yardımcı olacak tecrübeye, teknik birikime ve öngörüye sahiptir.
Biz işletmenizde verimliliğini arttırmanın, sürdürülebilirlik hedefinize ulaşmanızı sağlamak için
en önemli adım olduğuna inanıyoruz.
Zor sorulara aydınlatıcı cevaplar için bize ulaşabilirsiniz.
Haberler
12
Haberler
12
PARALEL İnşaat
Kauçuk San. İç ve
Dış Tic. A.Ş. Satış
ve Pazarlama
Müdürü Cafer
BASIK, yeni firma ve
marka hakkında şu
değerlendirmelerde
bulundu:
“Uzun araştırmalar
ve görüşmelerin
ardından,
iklimlendirme ve
soğutma sektöründeki 15 yılı aşkın tecrübemiz, % 100 yerli
sermaye ile Paralel İnşaat Kauçuk San. İç ve Dış Tic. A.Ş.
olarak PA-FLEX markası altında elastomerik kauçuk köpüğü
üretimine girme kararı alınmıştır. Isıtma, soğutma tesisatı,
havalandırma sistemlerinde, endüstriyel proseslerde, tüm
inşaat ve endüstriyel uygulamalarda elastomerik kauçuk
köpüğü levha ve boru izolasyonu kullanılmaktadır. Ayrıca
yardımcı ürünlerin (kauçuk bant, folyo bant, PVC bant ve
yapıştırıcılar) temini de bünyemiz içerisinde yapılacaktır.
Türkiye’de 4’üncü üretici olarak fabrikamız Tuzla Organize
Sanayi Bölgesi’nde müstakil 5 bin metrekareyi aşkın kapalı
alanı ile Ekim ayı içerisinde kurulumu tamamlanacak olup,
aynı ay içerisinde üretime başlanması öngörülmektedir.
İlk etapta yıllık üretim kapasitesi olarak 6 bin ton ön
görülmektedir. Üretim tesisimiz ve depomuzun İstanbul’da
olması pazarda termin ve nakliyeden dolayı bayi ve
müşterilerimize büyük bir avantaj sağlayacaktır. Olmazsa
olmazlarımızın başında gelen müşteri memnuniyeti, kalite,
termin, kabul edilebilir fiyat politikası ile sektörde sizlerin de
desteği ile kısa süreler içerisinde pazarda sektöre yön veren
geliştiren firmalar arasında yer almayı planlıyoruz. Türkiye
genelinde ve yurt dışında bölge bayilikler verilecektir.”
PA-FLEX markalı
elastomerik kauçuk
köpüğü üretimine,
ekim ayında başlanacak
Paralel İnşaat Kauçuk San. İç ve Dış
Tic. A.Ş. sektöre hızlı bir giriş yaparak,
PA-FLEX markası altında elastomerik
kauçuk köpüğü üretimine başlama
kararı aldı. Ekim ayı içerisinde üretime
geçilmesi planlanıyor.
DANFOSS Akademi’de, çalışanlar ile bir araya gelen
yöneticiler; Danfoss’un yatırım ve büyüme stratejilerinde
Türkiye’nin önemli bir yeri olduğunu belirterek, Danfoss Türkiye
organizasyonunu desteklemeye devam edeceklerini söylediler.
Danfoss Isıtma Çözümleri Başkanı Kim Christensen yaptığı
konuşmada; ‘Türkiye’de, Danfoss’un yenilikçi ve üstün teknolojili
ürünleri dışında, müşterilerine fark yaratan ve artı değer katan
hizmetlerin de sunumu için yatırımlarını sürdüreceklerini’ ifade
etti.
Başarılı geçen ilk 6 ay sonuçları için Danfoss Türkiye ekibine
teşekkür eden Kim Christensen; ‘Danfoss Türkiye’nin başarı
ivmesinin yükselerek süreceğine inançlarının tam olduğunu ve bu
konuda gereken tüm desteği vereceklerini’ söyledi.
Danfoss Isıtma Çözümleri Başkanı Kim
Christensen, Danfoss Bölgesel Isıtma
Başkanı Lars Tveen ve Danfoss Güç
Elektroniği Başkan Yardımcısı Marco
Airola; Türkiye’deki başarılı organizasyonu
yerinde görmek ve geleceğe yönelik
yenilikleri ve stratejileri belirlemek için
Danfoss Türkiye’yi ziyaret ettiler.
Danfoss’un
Türkiye’ye
yatırımları
devam edecek
Söyleşi
14
Ömer Kaya
NEF Gayrimenkul Geliştirme
Yapı ve Yatırım A.Ş.
Mekanik İşler Müdürü
15
Bu sayımızda son beş sene içerisinde, 2016 yılında da yapılacak projelerle
1 milyon metrekareye ulaşan inşaat üre mi yapan NEF Gayrimenkul
Geliş rme Yapı ve Ya rım A.Ş. Mekanik İşler Müdürü Ömer Kaya ile
geçmişten günümüze bir yolculuğa çık k. Keyifle okumanızı dileriz.
Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
1993 İTÜ Sakarya Mühendislik Fakültesi, makine
mühendisliği bölümünden mezunum. Uzun süre 2005 yılına
kadar yurtiçinde taahhüt sektöründe, proje ve kontrol müh.
şantiye şefi ve proje koordinatörlüğü görevlerinde yer
aldım. 3 sene kadar, 2005-2008 yılları arasında Rusya, St.
Petersburg şehrinde Energostroy firmasında elektromekanik
teknik müdürlüğü görevinde bulundum. 2008-2013 yılları
arasında inşaat sektöründe masanın yatırımcı tarafında
mekanik grup şefi olarak görev yaptım. Son 1,5 senedir
yeni bir nefesle, Nef Gayrimenkul Geliştirme Yapı ve Yatırım
A.Ş. de mekanik işler müdürü olarak görev yapmaktayım.
Nef’i neden tercih ettiniz?
Nef, bir yatırımcı ve sektörde marka oluşturmak için
çalışıyor. Özel projeleri var. İstanbul, Türkiye’nin tarihi
şehirleri ve Amerika projeleri son derece özel. Genel olarak
Nef, bir daire veya ofis satın alana birçok ortak mekânlar da
kullanım hakkı veriyor. Özel tasarım yapılarda tüm konfor
düşünülmüş. Nef hızlı büyüyen enerjik bir firma.
Nef yapıları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Son beş sene içinde yapılan ve 2016 tarihine kadar
yapılacak projelerle birlikte 1 milyon metrekareye ulaşan
inşaat üretmiş olacağız. Konut satışlarında en iyi satış
yapan firma ödülünü almaya hak kazandık.
• Nef 04, Nef 163 den sonra son 1,5 sene içinde 5 adet
daha bina bitirdik.
• Nef 11, Kağıthane’de. Konut, ofis, ticari alanların olduğu
karma bir proje.
• Nef 10, tek blokluk konut. Bu sene ağustos ayında teslim
edilecek.
• Nef 02 Edirnekapı projemiz (Haliç) 4 blok ve 312
daireden oluşuyor. Teslim edildi.
• Nef 47, projemiz Nef 02’ nin yanında olup geçen sene
tamamlandı.
• Nef 03 Levent ofis projemiz geçen sene tamamlandı.
• Nef 09, 4. Levent’te, 2 blok ofis proje. Ağustos, eylül
aylarında tamamlanacak.
• Nef 22 projemizin yakında inşaatına başlanıyor. 6
bloktan oluşan Nef Ataköy projesi. Karma bir proje
olup 1 blok otel, 4 blok konut, 1 blok ofisten oluşuyor.
toplamda 185 bin metrekare alana sahibiz.
• Nef 12- Nef 13, birbirine yakın projeler, Topkapı’dadır.
Nef 12, 60.000 m2 otel, yurt, konut; Nef 13 ise 4
blok konut + 1 blok ofis olup toplam 85 bin metrekare
civarında. Kazı ve hafriyatı devam ediyor. Yakın zamanda
kaba inşaatına başlanacak.
• Kağıthane 03 projesi, biz ona Nef 03K diyoruz, 1 blok
ofis, 1 blok konut ile 60 bin metrekare alanı kaplıyor.
• Kağıthane Adalar adında parsellerden oluşan her biri
9-12 bin metrekare olan 6 adet projemiz var. Kentsel
dönüşüme katkı sağlayan projelerimizdir.
Şu anda 18 adet projemiz var, bina olarak 50 adedi geçer.
mekanik tesisat
NEF projelerinde
seçimi
Söyleşi
16
Nef projelerinin ortak özellikleri
neler?
Baktığınızda Nef, genelde konut+ofis
projeleri yapıyor. Müşteri talebine
göre 1+1, 2+1, 3+1 esnekliğini
sağlayabiliyoruz. Ortak alanlarda,
playground, sinema, sanat odası, fitness,
misafir odaları, toplantı odaları, spor
tesisleri, vb. imkanlar sağlayabiliyor.
Yurt ve sosyal tesisler de yapıyor.
Nef projeleri kültürel bakış açısı da
sunuyor. Her şehrin özelliğine göre proje
hazırlanıyor.
Yönetim Kurulu Başkanımız
Erdem Timur’un bir sözü var.
“ Kentlerin sesi var, bir kent
ne istiyorsa onu yapmak
zorundasınız “.
Nef’in diğer bir özelliği de sosyal
sorumluluk anlayışı. Anaokulları, ilkokullar,
öğrenci yurtları, camiler de yapılıyor,
bunlar MEB ve belediyelere devrediliyor.
Nef’in başka inşaat firmaları ile
ortak projeleri var mı?
İŞ GYO ile Nef Topkapı projesi ortak
projedir. Şişecam Fabrikası’nın alanında
ki projenin yüzde 25 ‘i Nef’in. 350
bin metrekare inşaat içinde 4 etapta
yapacağımız 4.000 konut ve çarşı
mağazalarından oluşan bir projedir. Çok
lüks olmayan ancak standartların çok
17
üzerinde özel bir projedir. İç dizaynı da mükemmel.
Bir başkası ise Anadolu yakasında Beykoz’da 2B den
yararlanan vatandaşların oluşturduğu arazi geliştirme
üzerine lüks konut sınıfında yeni bir Nef projemiz daha
olacak. Diğer kentlerde de projelerimiz olacak. Bu
kentlerin dokusuna uygun çalışmalar gerçekleştirilecek.
Yurt dışında Amerika’da New York Manhattan’da
gerçekleşecek 60 katlı bir otel ve konut projesine ise
2015 yılında başlanıyor. Kullanılacak tüm ürünler ise
ülkemizden gidecek.
Tasarım çalışmaları ve partner firmalarınız
hakkında bilgi verir misiniz?
Nef’in tasarım ayağı en önemli bölümdür; Hok, Foster
and Partners, Som, Perkinswill, Tago gibi ünlü firmalar
ile çalışılıyor. İç tasarımın bir kısmını Autoban firması
ile gerçekleşiyor. Dome, Alan ve Açık mimarlık grubu’da
diğer partner firmalarımızdır. Özellikle ortak mekanlar,
lobiler, koridorlar, daire içleri, kapı kollarına varıncaya
kadar her projede farklı ve özel tasarımlar yapılıyor.
NEF Ataköy 22 projesi ve mekanik tesisatı
hakkında bilgi verir misiniz?
NEF Ataköy 22 Prestijli projelerimizden biridir, 25 bin
metrekarelik arsa alanında yer alıyor, toplamda 185.000
m2, 18 katlı konut ve ofis ile alışveriş merkezinin
bulunduğu 6 bloktan oluşuyor. Foldhome ve Foldoffice
üniteleri ile Foldlife hizmeti farklı ihtiyaçlara cevap
verecek.
Mekanik tesisat konusunda Deko Mühendislik
ile çalışıyoruz, Makina Mühendisi Evren Demirci ile
yine birçok projemizin çalışmaları devam ediyor.
Nef Grubu olarak her zaman son teknolojiyle iç içe
olmaya çalışıyoruz. Mekanik proje müellifi olarak Deko
Mühendisliği seçmemizdeki en önemli kriterlerden
biriside akıllı yapı bilgi sistemi(Bim) ‘ in bir parçası
olan 3 boyutlu tasarım programı revit ile projelerimizi
tasarlamalarıdır. Hataları minimize ederek uygulamada
sorunsuz projeler gerçekleştirebiliyoruz.
Bu projede Leed Gold Sertifika alma hedefimiz
var, gereklerini yerine getiriyoruz. Mekanik sistem
dizaynalarını projenin başında tartışıyoruz.
Konutlarda işletmeyi ve COP’ yi düşünerek sulu VRF
sistemi kullanacağız. Merkezi ısıtma sisteminide mimari
ve çevresel faktörlerden dolayı bodrum katına aldık,
kendinden yoğuşmalı kazan kullanacağız.
Seçtiğiniz sistem ve markaları tercih
nedenleriniz nelerdir?
En iyi servis ve hizmeti verecek markaları tercih ediyoruz.
Enerji Performans Yönetmeliği kriterlerini dikkate alarak
sistemi dizayn etmeye çalışıyoruz. Aldığımız malzemeler
de öyle oluyor. Radyatörü, termostatik vanası, pompası,
FCU, Chilleri, AHU, VRF si, tüm mekanik sistemi partner
olabilecek arıza bakımından minimum geri dönüşlü
ekipmanları tercih ediyoruz. Tüm sistemlerde enerji
verimliliğinin üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Firmalar
bu nedenle ürünleri ile yaptığımız Nef projelerini tercih
ediyor.
Nef 22 ‘de ticari ve ofis alanlarda 4 borulu fan coil
ve taze hava sistemini seçtik. Hem ticari hem ofiste,
sistemi shell&core (çekirdek tesisat), olarak tesisat
ağızlarını bırakıyoruz. Ticari ve ofis olarak kiralayan kendi
iç dizaynını yapıyor. Kulelerde su soğutmalı VRF, fold
Söyleşi
18
kısımlarında ise hava soğutmalı VRF kullanıyoruz. Binanın ergonomik yapısıda
değerlendiriliyor. Sistem seçimini yaparken bizi etkileyen unsurlar da var.
Mimari olarak, mekanik oda olsun veya dış ünite, chiller olsun, soğutma kulesi
olsun hacimlerin az olmasından dolayı işletmeye yönelik çalışıyoruz. Özetle
projelerimize göre sistem seçimi yapılıyor.
Katlarda yangın güvenliği hakkında bilgi verir misiniz?
Biz projelerimizde daima yangın danışmanı kullanırız, burada da bir yangın
güvenliği danışmanımız var. Otomatik sprinkler sistemlerimiz mevcut. Katlarda
yangın dolapları, itfaiye su alma ağızları, dışarıda su verme ağızları, hidrant
sistemleri, daire içlerinde sprinkler sistemlerimiz mevcut. Kat koridorlarında
duman tahliye sistemleri var. 5. Bodrum katta yangın pompa odası ve su
depolarımız olacak.
Otoparklarda aldığınız önlemler nelerdir?
Otoparklarda montaj kolaylığı ve efektif çalışmayı sağlayan jet fan sistemleri
kullanıyoruz. Jet fanlar birinci kademede otopark havalandırması için, ikinci
kademede duman tahliyesi için çalışacak olup, ana axial fanlarımız, şaftlarda
ve çatıda olup, her biri 300 santigrat dereceye 2 saat dayanımlı olarak
yerleştiriliyor.
Bina otomasyonu hakkında bilgi verir misiniz?
Mekanik otomasyonla ekipmanları; arıza-durum bilgilerini, start-stop, kirlilik,
basınç, sıcaklık ve nem gibi bir çok parametrelerden veri alarak kontrol
edebileceğiz. Sayaç otomasyonu ile de harcanılan enerjinin, soğuk ve sıcak su
sarfiyatının ölçülüp faturalandırılmasını sağlayacağız. Sıcak su temini merkezi
boyler ile olacaktır.
Çevre faktörlerini nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?
Leed ‘in kapsamı geniş. Bu projede arazinin yüzde 95’ine oturuyoruz. Uygun
alanı bulduğumuz zaman tüm kriterleri gerçekleştirmek hedefimizdir. Gri su
konusunda ilave şaft gerekecektir, yağmur suyunun toplanmasında uygun
alanı bulduğumuzda gerçekleştireceğiz. Ofis cephesinde uygun alan varsa
doğal havalandırma da yapıyoruz. Zaten şartlandırılmış taze hava veriyoruz.
Daha önce yaptığımız Nef 09 ofis projesinde cepheden doğal havalandırma
sağlanmaktadır. Dinamik projeler gerçekleştiriyoruz. Proje konseptine uygun ise
yenilenebilir enerji sistemlerini kullanıyoruz. Örneğin termal su olan bir yerde
bundan mutlaka yararlanıyoruz, yine rüzgar şartları sürekli ve yüksek yerlerde
bu imkanları değerlendiriyoruz. 3-5 bin konutluk yerlerde kojenerasyon ilave
soğutma sistemi olursa trijenerasyon yapabiliyoruz. VRF’lerde hava soğutmalı
dış üniteleri koyacağınız yerler olmadığı için kat bazında sorunu çözeceğiz.
3 borulu VRF kullanacağız. Özellikle geçiş mevsimlerinde bir mahal ısıtmaya
ihtiyaç duyarken diğeri soğutma gereksinimi içinde olabiliyor. Burada ısı geri
kazanımı ile ısı transferi yapılabiliyor.
Nef projelerinde satışlar hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Sanırım bu konuda ülkemizin en iyi grubuyuz. Projelerimiz bitmeden tamamına
yakını satılıyor. Bu konuda ödüllerimiz var. Nedeni de tasarım ve konsept
projelerimizdir.
Haberler
20
PROJE için temin edilen 2 adet 1600 kW kapasitede
NC8403 model su soğutma kuleleri FRP yapıda olup
AVM ‘de kullanılacak olan su kaynaklı ısı pompalarıyla
ile entegre çalışacaktır. Fiberglas kasa suyun aşındırıcı
etkilerine karşı paslanmaz çelik kadar dayanıklıdır. NCF
model soğutma kuleleri değişken debi özelliği sayesinde su
ve elektrik tüketimini düşürerek binanın enerji verimliliğine
katkı sağlamaktadır. Sistemin gereksinimi olan su debisinin
azalmasıyla birlikte, sisteminin ihtiyaç duyduğu hava debisi
azalmakta ve bunun neticesinde fan hızları düşmektedir.
Marley NC model soğutma kulelerinde su debisi %30..
%100 arasında ayarlanabilmektedir. Fanların çektiği güç,
hızının küpüyle ters orantılıdır. Örneğin, değişken debili bir
kulede fan hızının yarı hıza düşmesi durumunda fanların
elektrik tüketimi geleneksel sisteme göre %75 oranında
azalmaktadır.
Proje kapsamında AIRWELL marka EWH serisi ısı
pompalarından 167 adet kullanılmıştır. 3-45Kw kapasite
aralığında üretilen , R410A soğutucu akışkan kullanılan ısı
pompalarında EER 4 ve üzerinde olup, işletme maliyetleri
İnşaatına 2012 yılında başlanan, dört kat ve 40.000 m2 kiralanabilir alan üzerinde
faaliyet gösterecek olan yaklaşık 100 mağaza, yeme-içme alanı, kafe/restoranlar ile
2.500 araç kapasiteli otoparktan oluşacak olan Park Pera Alışveriş Merkezi ATLANTİK
GRUP’un distribütörlüğünü yaptığı MARLEY marka NCF serisi değişken debili soğutma
kuleleri ile AIRWELL marka EWH serisi ısı pompalarını tercih etti.
Park Vera Alışveriş Merkezi’nde
soğutma kulesi ve su kaynaklı ısı pompalarında tercih
ATLANTİK GRUP oldu
20
minimum seviyedir. Öte yandan ses basınç seviyeleri orta
hızda 40-48 dB(A aralığında olup muadillerine göre ortalama
10 dB(A) daha düşüktür. Bu özelliğiyle ofis uygulamalarında da
kullanılabilmektedir.
Değişken fan hız kontrolü , faz koruma rölesi, termostad
üzerinden 21 adet arıza kodunun görülebilmesi standart özellikler
olarak sunulmaktadır.
Haberler
22
RAMAZAN ile birlikte daha fazla
etkilemeye başlayan kirli hava ve
buna bağlı havasızlık özellikle astım
hastalarının yaşam kalitesine zarar
veriyor. Astımı ve alerjik rahatsızlıkları
olan hastaların kirli ve kalitesiz havanın
bulunduğu ortamlarda yeteri kadar nefes
alamamaları ataklara yol açabiliyor.
Temiz hava ihtiyacının özellikle
kapalı mekânlarda daha fazla olduğunu
dile getiren havalandırma sektörünün
öncü kuruluşu AFS Yurtiçi Satış ve
Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür
Yardımcısı Bahadırhan Tari, “İç ortam
havası dış ortamdan 2-5 kat daha kirlidir.
Temiz hava temini için iç ortam şartlarını
bozmadan dışarıdan aldığımız havayı iyi
filtre etmemiz gerekir.” diyor.
Facia yaşamamak için
havalandırma kullanılmalı
Hayatımızın önemli bir bölümünü ev,
ofis gibi kapalı ortamlarda geçirdiğimizi
söyleyen Tari, “Yaşadığımız ortamlar iyi
havalandırılmadığında aslında her gün
Soma faciasında olduğu gibi havasızlık
sorunu yaşıyoruz. Ani gelişen durumlarda
can ve mal kaybı yaşamamak için önlem
alınmalı” açıklamasında bulunuyor.
Kapalı alanlara taze hava verirken iç
ortam hava kalitesi standartlarına uygun
Greenguard (İç Ortam Hava Kalitesi)
sertifikalı alüminyum flexible hava
kanallarının tercih edilmesi konusunda
uyarıda bulunan Tari, görüşlerini şöyle
açıklıyor:” İç ortam hava kalitesini bozucu
faaliyetlerden kaçınmalıyız. Yüksek iç
ortam hava kalitesi dış ortam havasının
korunmasına bağlıdır. Aksi takdirde
yapılan çalışmaların çok bir anlamı
olmayacaktır.”
En fazla etkilenenler astım
hastaları
Kirli havanın ısınma, sanayi ve
motorlu taşıtlar gibi birçok nedenle
oluşabileceğine değinen Tari,
havasızlıktan en fazla etkilenecek olan
kişilerin hassas yapılarından dolayı astım
ve alerjik rahatsızlıkları olan hastalar
olduğunu söylüyor.
Temiz hava ihtiyacı duyanların
yüreğini evlerden ticari işletmelere
kadar hemen her alanda kullanılabilen
GREEN izolesiz alüminyum flexible hava
kanalları ferahlatıyor.
Greenguard sertifikalı ürünlerin hava
kalitesini yükselterek daha sağlıklı bir iç
ortam oluşmasını sağladığını dile getiren
Tari, “alerjik ya da alerjik olamayan
astımlı kişilerde herhangi bir duman
solunması, tozlu ortamlarda bulunma
ve bazen güçlü kokular nedeniyle astım
belirtileri şiddetlenebilir. Bu nedenle
ev, ofis alanlarının yanı sıra kreş, okul
ve hastane gibi hassas bölgelerde de
kullanılabilme standardına sahip green
ürünler tercih sebebidir. “diyor.
‘Türkiye’nin Greenguard
sertifikalı ilk ve tek hava kanalı
üreticisiyiz’
İç ortam hava kalitesinin yetersizliğinin
kısa ve uzun vadeli pek çok sağlık
problemine neden olduğunu kaydeden
Tari, “Eviniz, işyeriniz ve özellikle
soluduğunuz hava için sağlıklı ürünler
tercih etmeniz gerekiyor. Bu anlamda
Amerika ve Kanada dışında Greenguard
sertifikasyonuna sahip ilk ve tek
flexible hava kanalı üreticisi olarak
çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diyerek
sözlerini sonlandırıyor.
Okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri, kamu binaları, ofisler gibi kapalı ve kalabalık
ortamlardaki havasızlık astım krizlerini tetikliyor.
Kalitesiz hava
astım krizlerini tetikliyor
Bahadırhan Tari
Haberler
24
BİNA içi doğal gaz tesisatlarında rijit
boruya alternatif olarak “fleks” yani
esnek metal hortum kullanımına imkan
tanınmasıyla birlikte öne çıkan Ayvaz
Indoor-flex doğal gaz tesisat hortumu,
4 Ağustos’ta Ankara’da gerçekleştirilen
seminerde uygulayıcı kişilere tanıtıldı.
TS EN 15266 standardının, Indoor-flex
sisteminin ve avantajlarının anlatıldığı;
ayrıca katılımcılara uygulama yapma
şansının da verildiği seminere Ankara
ve çevre illerden yaklaşık iki yüz kişi
katılım gösterdi. Eğitimin sonunda
isteyen katılımcılara sertifika verilen
organizasyon, canlı müzik eşliğindeki
akşam yemeği ile son buldu.
Konuyla ilgili açıklama yapan Ayvaz
A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Serhan Alpagut,
“Geleneksel rijit borularla daire içi doğal
gaz tesisatı kurmak; zaman, işçilik ve
maliyet açısından gerçekten büyük
bir iş. Ayrıca bu sistemler, Türkiye gibi
deprem kuşağında yer alan ülkelerde
pek güvenli değil. Esnek bir yapıya sahip
olmadıkları için, herhangi bir depremde
gaz sızıntısına neden olabilir. Japonya
ve Amerika tam 30 yıldır rijit boruya
alternatif olarak fleks hortum kullanıyor.
Ülkemizde de artık bu avantajlı sistem
mevcut” dedi. Sistemin yaklaşık 4 yıldır
Avrupa’da da kullanıldığını söyleyen
Alpagut, Avrupa Kompansatör ve Esnek
Metal Hortum Üreticileri Birliği üyesi tek
Türk şirketi olan Ayvaz’ın bu ülkelere de
başarılı satışlar gerçekleştirdiğinin altını
çizdi.
Ayvaz’ın komple paslanmaz çelik
malzeme kullanarak, Avrupa Standardı
TS EN 15266’ya uygun olarak ürettiği
Indoor-flex sistemi ile bina içi doğal
gaz tesisatında yeni bir devrin
açıldığını söyleyen Alpagut, “Indoor-flex
sistemi, rijit boruya oranla çok hafif
ve ergonomik. Tek bir kişinin kolayca
taşıyabileceği kangal veya makara
formundaki hortum ve basit aparatlardan
oluşan sistem, depolamada ve nakliyede
kolaylık sunuyor. Indoor-flex sayesinde
daire içi doğal gaz tesisatı, geleneksel
sistemlere oranla çok daha hızlı ve pratik
şekilde yapılabiliyor. Yani zamandan
ve işçilikten büyük tasarruf sağlarsınız.
Ayrıca Indoor-flex sistemi basit kesme
ve sıyırma aparatları kullanılarak kolayca
uygulanabilecek bir çözüm. Ölçme,
kesme, diş çekme, boru sabitleme gibi
yoğun iş gücü gerektiren konularda
da büyük avantajlar sunuyor” diyerek
sistemin avantajlarını sıraladı.
Sistemin ayrıca hortumları gizleyen
kanallar sayesinde dekoratif de olduğunu
sözlerine ekleyen Alpagut, Ayvaz’ın
Indoor-flex eğitimlerinin ülke çapında
artarak devam edeceğini belirtti.
Ayvaz, rijit boruya alternatif olarak geliştirdiği Indoor-flex bina içi doğalgaz tesisat
hortumunu Ankara’da düzenlediği seminerde uygulamacılara tanıttı.
Ayvaz, Indoor-flex doğalgaz
tesisat hortumunu Ankara’da tanıttı
Haberler
26
ÖZELLİKLE ülkemizin Ege ve
Akdeniz Bölgeleri gibi ılıman iklim
kuşağına sahip olan yerlerinde
avantajlı bir çözüm olarak sunulan
ısı pompaları, kullanıcıların
ısıtma – soğutma ve sıcak su
ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
“Doğru Yere Doğru Proje“
prensibini benimseyen Üçay
Mühendislik yetkilileri, yapmış
oldukları çözümlemelerde
Isı Pompası Sistemleri’ne
oldukça fazla yer verdiklerini
belirtmektedirler.
Bünyesinde kurulan V.E.Ç.
Departmanı ile bu alanda oldukça
aktif rol oynama niyetinde olan
ÜÇAY, grup firmalarıyla beraber
kadrosunda bulunan 120’nin
üzerindeki satış personeline
bu anlamda ciddi eğitimler
vermektedir. Teknik bilginin
önemini her platformda dile
getiren firma, Isı Pompası ve
diğer konularla ilgili olarak
çalışmalarına devam edeceğini
ifade etmektedir.
Üçay Mühendislik, sahip
olduğu tecrübeli teknik ve
satışçı kadrosu ile mühendisliği
kurum kültürünün merkezine
koyarak, ülkemizde doğru bilinen
yanlışların düzeltilmesi ve enerji
verimliliği bilincinin oluşturulması
noktasında emin adımlarla
ilerleyişini sürdürmektedir.
Enerji verimliliğinin önemini her alanda dile getiren Üçay Mühendislik, yaptığı Verimli
Enerji Çözümleri ( V.E.Ç. ) açılımı ile hizmet çeşitliliğini arttırmış ve Türkiye’nin her
kesimine, her ihtiyaca uygun çözümler sunmaya odaklanmıştır. Bu bağlamda yıllardır
Avrupa’da yaygın olarak kullanılan ve ülkemizde de bilinirliğini arttırmaya başlayan Isı
Pompası Çözümleri’ne de yönelmiştir.
Üçay mühendislik gözünü
ısı pompasına dikti
Haberler
28
İNGİLTERE merkezli ısıtma sistemleri devi Ideal Stelrad Group’un
(ISG) Türkiye’deki iştiraki olan Termo Teknik, “Satış ve Hizmet
Kampanyası” kapsamında başarı gösteren Ankara ve çevresindeki
bayilerini Kıbrıs’a götürdü. Akdeniz’in üçüncü büyük adası Kıbrıs’ta
ağırlanan firma temsilcileri ile birlikte Beşparmak Dağları, Magosa,
Çıkartma Plajı, Manastırlar gibi doğal ve tarihi yerler de ziyaret edildi.
Termo Teknik Yurtiçi Satış ve Pazarlama Koordinatörü Erol
Porsemay, gezi esnasında yaptığı konuşmada takım çalışması ve
motivasyona büyük önem verdiklerini, bayiler ile bir araya gelme
fırsatı buldukları böyle organizasyonlarda çok mutlu olduklarını
belirtti. Bu tip motivasyon organizasyonları ile Termo Teknik
bayilerinin sezona da hazırlandığını ve birlikte iş dışında vakit
geçirme fırsatına da sahip olabildiklerini kaydeden Porsemay, uzun
süreli iş birliklerini hayata geçirmenin ve sürdürmenin; bayilerine hem
iş hem de bireysel hayatlarında her zaman destek olmanın kendileri
için çok önemli olduğunu dile getirdi.
Termo Teknik taahhütçü bayileri
Kıbrıs’ta bir araya geldi
“Satış ve Hizmet Kampanyası” kapsamında başarı kazanan Termo Teknik taahhütçü
bayileri Kıbrıs’ta ağırlandı.
HAZİRAN tarihleri arasında Adana
Hilton, Wyndham Otel İzmir ve Form
Şirketler Grubu Maslak Merkez Ofis’te
gerçekleşen eğitimlere 93 servis
firmasından 200’ün üzerinde kişi katıldı.
Eğitimlerde; Form VRF servis yapısı ve
şantiyeler, Mitsubishi Heavy Industries
yeni KXZ cihazlarının tanıtımı ve yeni
fonksiyonları, Form VRF Mitsubishi Heavy
montaj kuralları ve uygulama örnekleri
ile DX Klima Santrallari hakkında
bilgilendirme yapıldı. Eğitimlerle ilgili
bir değerlendirme yapan Form VRF
Sistemleri San. Tic. A.Ş Genel Müdür
Yardımcısı Selahattin Telatar, “Firmamızın
müşterilerine sağladığı yüksek kaliteli
ürün yelpazesinin yanısıra satış
sonrası servis hizmetlerinin de sektörel
gelişimdeki en önemli unsurlardan biri
olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle yetkili
servislerimizin eğitim ve gelişimlerine
çok önem veriyoruz. Verdiğimiz
eğitimlerle sahip olduğumuz deneyimi
teknik servislerimizle paylaşarak hizmet
kalitemizi arttırmayı hedefliyoruz” dedi.
Form VRF Sistemleri A.Ş’nin Türkiye’de
tek yetkili distribütörü olduğu Mitsubishi
Heavy Industries KX serisi VRF klima
sistemleri, dayanıklılığı, yüksek enerji
verimliliği, sessiz ve her mimariye uygun
iç üniteleri ile yaşam alanlarınızda rahat
nefes almanızı sağlarken konforlu bir
hayatın da kapılarını aralıyor.
Form VRF Sistemleri San. Tic. A.Ş, Adana, İzmir, İstanbul, Bursa, Antalya ve Ankara
illerinde hizmet veren VRF Bölge servislerine yönelik bir dizi teknik içerikli eğitim
düzenlendi.
Form VRF Sistemleri’nden
bölge servislerine teknik içerikli eğitim
Haberler
30
DEPREME karşı bina taşıyıcı sisteminin
en önemli koruyucu kalkanı olan
su yalıtımı, bina taşıyıcı donatısını
korozyondan yani paslanmaktan koruyor.
Depreme dayanıklı binalarda yaşamak
için binaların su yalıtımı mutlaka
yapılmalı. Aksi takdirde bina 10 yılda
taşıma kapasitesinin yarısını kaybediyor.”
dedi.
Eryap CEO’su Emrullah Eruslu 17
Ağustos Deprem Haftası nedeniyle
yaptığı açıklamada nüfusunun yüzde
95’i deprem tehdidi altında yaşayan
ülkemizde, 19 milyonu aşan yapı
stoğunun yüzde 67’sinin ruhsatsız ve
kaçak binalardan, yüzde 60’ının da 20
yaş üzeri konutlardan oluştuğunu belirtti.
Eruslu, “Yapı Denetim Yasası’ndaki
değişiklikler ve kentsel dönüşümle
yapılan çalışmalar olumlu ancak yetersiz
denetim nedeniyle sonuçlar beklenen
seviyede gerçekleşmiyor. 17 Ağustos
Marmara Depremi ve 2011 Van
depremindeki acı sonuçları tekrar tekrar
yaşamamak için tüketicilerin de bilinçli
olması ve binalarının deprem güvenliğini
sorgulaması gerekiyor“ dedi.
Yalıtımsız bina 10 yılda taşıma
kapasitesini kaybediyor
Yalıtım eksikliğinin, yapılarda korozyonun
oluşmasındaki en önemli etken olduğunu
belirten Eruslu, şu uyarıda bulundu:
“Yapılar; yağmur ve kar gibi yağışlar,
toprak tarafından emilen yağış, kullanma
suları, yer altı suları ve banyo, tuvalet
gibi ıslak hacimlerde su kullanımı
nedeniyle suya maruz kalıyor. Yapıya
sızan su; yapıların taşıyıcı donatıları
korozyona yani paslanmaya uğratarak
kısa sürede yük taşıma kapasitesinin
ciddi miktarlarda düşmesine, beton
bütünlüğünün bozularak çatlak ve
kırılmaların oluşmasına yol açıyor.
Örneğin 10 yıl sonra bir yapıdaki donatı
başlangıçtaki taşıma kapasitesinin,
belli koşullarda yaklaşık olarak yüzde
66’sını korozyon nedeniyle kaybediyor ve
donatının başlangıçtaki hesap değerlerini
karşılayamamasına neden oluyor. Su
yalıtımı olmayan binaların taşıyıcı
sistem içindeki donatı demir yıllar içinde
korozyon yani paslanma nedeniyle
çürüyerek kesit daralması oluşuyor. Yani
binanız içten içe çürümeye başlıyor.
Bu da olası bir depreme karşı binanın
dayanıklılığım düşürüyor. Bu tespit
İstanbul’da 1999 depreminin ardından
Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı
araştırmayla da raporlandı. Yıkılan
binalarda gerçekleştirilen denetimlerde
binaların yaklaşık yüzde 70’inde korozyon
nedeniyle taşıyıcı donatıda aşırı kesit
kaybı tespit edilmiştir. “
Su yalıtımının inşaat aşamasındaki
maliyetinin, toplam bina maliyetinin
yalnızca yüzde 3’ü kadar olduğunu
açıklayan Eruslu, yapı güvenliği söz
konusu olduğu için bunun fazladan bir
maliyet olarak görülmemesi gerektiğini
vurguladı. Eruslu, “Isı ve yangın
yalıtımından sonra su yalıtımının da
acilen zorunlu hale gelmesi gerekiyor,
aksi takdirde bir deprem ülkesi
olan Türkiye’de can ve mal kayıpları
kaçınılmaz olacak. Ayrıca kentsel
dönüşüm sürecinin de bu açıdan önemli
bir fırsat olacağına inanıyoruz. ‘’ dedi.
Su yalıtımı olmayan bina
depreme karşı direnemiyor
Eryap A.Ş. CEO’su ve XPS Isı Yalıtımı Sanayicileri Derneği Başkanı Emrullah Eruslu,
17 Ağustos deprem haftasına özel yaptığı açıklamada, “17 Ağustos 1999 Marmara
depreminden sonra yapılan incelemelerde yıkılan binaların yüzde 64’ünde su yalıtımı
olmadığı görüldü.
Emrullah Eruslu
Haberler
32
PD’NİN bu güvenilirliğinin arkasında,
üretimindeki kalite ve titizlik yatmaktadır.
PD fittings, temper veya sfero döküm
olarak DIN (EN), İngiliz ve Amerikan
standartlarına uygun olarak üç farklı
diş standartında, 1/8” ila 6” arası çap
ölçülerinde gerek siyah gerekse daldırma
galvaniz olmak üzere çok geniş bir
yelpaze çeşitliliğinde üretilmektedir.
Üretim; son teknolojik işleme ekipmanları
ile yapılmakta, üretim boyunca yapılan
sıkı gözetim ve denetleme sayesinde
mükemmel ürün kalitesi sağlanmaktadır.
Üretimi tamamlanmış PD Fittingsler,
sevkiyattan önce tek tek hidrostatik
basınç testine tabii tutulmakta,
sızdırmazlığı kontrol edilip, olası
imalat hatalarına karşı kontrol edilerek
mekanik tesisat sektörünün kullanımına
sunulmaktadır. Ayrıca üretimin farklı
aşamalarında, döküm kalitesinin
mükemmeliyetini sağlamak üzere tesisin
teknolojik laboratuvarların da farklı
kimyasal analizler uygulanmaktadır.
Türkiye fittings pazarında en ucuz
değil ancak kalite/fiyat oranı açısından
en iyi marka olan PD fittingsleri, ileri
teknolojik üretim teknikleri ile ekonomik
ve kaliteli ürünleri mekanik tesisat
sektörünün kullanımına sunup güçlü
stok, ürün çeşitliliği, doğru ve zamanında
sağladığı hizmet anlayışı ile en iddialı
fittings markalarındandır. PD mekanik
tesisat sektörünün fittings ihtiyaçlarını
takip ederek bu doğrultuda gelecek
talepleri karşılama yeteneğini sürekli
geliştirmektedir.
PD müşteri memnuniyetini sürekli
sağlamaya çalışan, işbirliği yaptığı
firmalara saygı duyan ve devamlı kaliteyi
ilke edinen güçlü bir markadır.
Gazmer sertifika takip sistemine
kayıtlı PD fittingsleri TSE belgesinin
yanında Gost ( Rusya federasyonu)
ve UKR Sepro1-UKR Sepro2 (Ukranya
Cumhuriyeti) belgelerinin yanında özel
ve farklı standartlarda üretilen ürünlerin
konusunda da ayrıca hizmet vermektedir.
PD Fittings, ABD merkezli PARKER DAVIS
HVAC INTERNATIONAL, INC. firmasının
tescilli markasıdır.
JET nozüller, besleme havasının tahliye
noktasından işgal edilen bölgeye büyük
mesafe kat etmek zorunda olduğu
durumlarda tercih edilen çözümlerdir.
TROX şimdi gelişmiş, akustik ve teknik
olarak optimize edilmiş jet nozülü sizlere
sunmaktadır. Yeni TJN jet nozüller, başarılı
TROX DUK jet nozüllerden üretilmiştir.
Yeni ürün türü, estetik olarak çekici
olmasının yanında, daha fazla enerji
tasarrufu ve gelişmiş akustik özellikler
sağlar. Jet nozül tamamıyla yüksek
nitelikli polimerden yapılmıştır ve RAL
beyaz alüminyum veya saf beyaz olarak
sunulmaktadır. Çok yönlü jet nozüller
farklı sıcaklık koşullarında dahi geniş iç
mekanlarda konforlu bir iklim yaratır.
Opsiyon olarak sunulan ve kolayca
takılabilen swirl ünitesi teknik bir yeniliktir.
Tahliye aralığının iki aşamalı olarak %80
veya %60’a düşürülmesini sağlar ve küçük
alanlar için idealdir Benzersiz testere
dişi uçlara sahip hava kontrol klapeleri
sayesinde önemli akustik optimizasyon
sağlanır. Besleme hava akımı veya jet
için dönüş açısı +30° ile -30° aralığında
5°’lik aralıklarla ayarlanabilir; açı aynı
zamanda sınırlanabilir. Bu yenilikçi özellik
sayesinde, TJN jet nozül, istenen dönüş
açısına hassas olarak ayarlanabilir ve
hedeflenen konfor kriterlerine fiilen
ulaşılır. Bir başka yenilik de biçim bellekli
alaşımla (SMA) otomatik ayarlamadır.
Aynı zamanda bellekli metaller olarak da
anılan biçim bellekli alaşımlar, orijinal
şekillerini anımsarlar ve ısıtıldıklarında
önceki deforme şekle dönerler. Kompakt
biçim bellekli servomotor, besleme
havası sıcaklığındaki değişikliklere
hemen reaksiyon gösterebilecek biçimde
doğrudan jet nozülün hava akışına
yerleştirilir. SMA etkisi ile, jet nozülün
dönüş açısı yaklaşık 18 °C ile 28 °C
sıcaklık aralığında otomatik olarak
ayarlanır; sonuç olarak işgal edilen
bölgedeki konfor kriterleri
sağlanır. Ayarlama,
konvansiyonel
genişleme
malzemelerinden
daha hızlı
gerçekleşir.
Servomotora
veya geniş
kablolamaya
ihtiyaç yoktur.
TJN jet nozülün avantajları
• Optimum nozül konturları sayesinde
DUK jet nozüllerden 6 dB’ye kadar daha
az gürültü
• Jet açısı ayarlanabilir, sınırlanabilir ve
sabitlenebilir
• Daha küçük alanlar için tahliye
aralığının iki aşamalı düşürülmesi
• RAL beyaz alüminyum veya saf beyaz
yüksek nitelikli polimer
• Tahliye segmanındaki bayonet
aksesuarı sayesinde kolay montaj
• Biçim bellekli alaşımdan yapılan
servomotor sayesinde kısa tepki
süresine sahip kendinden ayarlanabilir
model
• Düz harici motor, kompakt montaj ve
artan enerji verimliliği sağlar
• TROX Sıcaklık Farkı Kontrol (TDC)
ile motorlu nozül için kontrol giriş
sinyali ve gerekirse ölçüm ve
kontrol sistemleriyle entegrasyon
• Kanal (dikdörtgen veya daire)
veya direkt bağlantı için beş ebat
• Tüm modeller için görünür alanlarda
dış gövde seçeneği
PD Fittings, güvenilir ve doğru tercihtir
TJN Jet Nozüller ile konforlu iklimler
Haberler
34
BELİRLENEN yıllık satış hedeflerine
ulaşan yetkili bayiler, 27 Haziran 2014
tarihinde Baymak Genel Merkezi’nde
düzenlenen muhteşem bir kokteyl
eşliğinde anahtarlarını teslim aldılar.
Değişim her alanda hissediliyor
Baymak araç kampanyası kapsamında,
2014 model 20 Tata ve 20 Renault
Symbol markalı araçlar sahiplerini buldu.
Tüm anahtar teslimleri, bizzat Baymak
Genel Müdürü Ender Çolak tarafından
yapılırken, bayiler bu özel etkinlikte yer
almanın keyfini çıkardılar.
Araç teslim töreninde Baymak
Genel Müdürü Ender Çolak şunları dile
getirdi; ‘’ Baymak olarak bayilerimiz ve
bayilerimizle olan sağlam ilişkilerimiz
bizim için her zaman çok önemli
olmuştur. Şüphesiz Baymak’ın yakaladığı
başarı grafiğinde en büyük pay sahipleri
onlardır. Hedefini gerçekleştiren
bayilerimizin bugün araç teslimlerini
yapıyor olmaktan dolayı gururluyuz.
Baymak markasının ayrılmaz parçası
olan bayilerimize her alanda kendilerini
özel hissettirmek bizim ana amacımızdır.
İşte bu nedenle, bugün bu araç teslimini
farklı bir seremoniye çevirdik ve
Baymak’ın yaşadığı değişimi her alana
taşımak istedik. Baymak, Avrupa’nın 3.
Dev ısıtma grubu olan BDR THERMEA
Grup şirketi olduktan sonra, kalıcı liderlik
için 5 ana ilkeyi kendine esas aldı, bunlar:
‘’Ürün gamını genişleterek tüketiciye
seçim yapmasını kolaylaştıracak sayıda
ve üstün kalitede ürünler sunmak,
kullanıcının ve servis sağlayıcının ürünü
kolayca kullanmasını sağlayan tüketici-
odaklı akıllı tasarımlar yaratmak, ürün
gamının ve uygulamalarının hibrit-yani
konvansiyonel yöntemlerle, yeni enerji
yöntemlerini birlikte değerlendiren
biçimde olması, yenilenebilir enerji
kaynaklarının çok daha fazla kullanılması
ve son olarak Baymak ürünlerin en
iyi fiyat-performans oranına sahip
olması.’’ İşte bu ilkeler ışığında Baymak’ı
beraberce daha da güçlendirmeye ve
bir lidere yakışır şekilde sektöre yön
vermeye devam edeceğiz.’’
Baymak’ın uzun yılladır düzenlediği
araç kampanyası, bayiler tarafından hem
oldukça ilgi görüyor, hem de tüm bayiler
hedeflerini tamamlar tamamlamaz
araçlarına kavuşmanın keyfini yaşıyorlar.
Baymak 2014 yılının ilk yarısında 140
araç vermiş olup, anahtar teslimlerini
sürdürecek.
Baymak, 2014’de düzenlediği kampanya kapsamında otomobil almaya hak kazanan
bayilerinin anahtar teslimlerini yapmaya devam ediyor.
Baymak anahtar teslimlerine
devam ediyor
Haberler
36
TÜRKİYE’NİN denize paralel tek havalimanı
niteliğinde olan Trabzon Havalimanı’nda Mas
Pompa kalitesi tercih edildi.
Şehir merkezine çok yakın olan
havalimanında 9.710 m²`si Dış Hatlar terminali,
14.035 m²`si İç Hatlar terminali olmak kaydıyla
toplam 1.377.244 m² kurulu alan ve toplam
23.745 m²`lik 3.5 milyon Yolcu/Yıl kapasiteli 2
adet terminal mevcuttur.
Projede NFPA 20’ye uygun Yangın pompa
grubu kullanılmıştır. Bir asıl ve bir adet yedek
dizel tahrikli olan pompalar uçtan emişlidir. Mili
AISI 316 paslanmaz çelik malzemeden, gövdeler
GG25 döküm malzemeden, çarkları ise bronz
malzemeden üretilmiştir. Sızdırmazlık yumuşak
salmastrayla sağlanıyor. Her pompa için ayaklı
tip, sesli-ışıklı uyarı sistemi ve otomatik test
sistemine sahip pano bulunmaktadır.
Trabzon Havalimanı Mas Pompa’yı tercih etti.
FER Yapı; dünyanın en büyük
Adalet Sarayı’na ev sahipliği yapan,
hızla gelişen ve Anadolu yakasının
yeni Ataşehir’i olma yolundaki
Kartal’da konumlandırdığı Adalar
manzarasına sahip Mai Residence
projesinde Mas Pompa sistemlerini
tercih etti.
Projede; NFPA 20’ye uygun
olarak seçilen Yangın Pompa
grubunda bir adet asıl, bir adet
yedek elektrikli ve jokey pompa
bulunmaktadır. Ana pompalar çift
emişlidir. Sızdırmazlık yumuşak
salmastrayla sağlanmaktadır. Her
tip pompa için ayaklı tip, sesli-
ışıklı uyarı sistemi ve otomatik
test sistemine sahip pano
bulunmaktadır. Ayrıca çok pompalı
dik milli paket hidroforlarda proje
kapsamında kullanılmıştır.
Mai Residence’daMai Residence’da
Mas imzası
Ürün
38
BUDERUS GB162 duvar tipi yoğuşmalı
kazanlar, eşanjör borularının özel iç
yapısı sayesinde yüksek ısı transferi
gerçekleştirilerek, küçük boyutlarda
100kW kapasiteyle %110 verime ulaşır.
Uzun cihaz ömrü ve bakım
aralıkları
Eşanjör üzerindeki Plazma
Polimerizasyon kaplaması yüksek
kimyasal dirence sahiptir. Koruyucu bir
tabaka oluşturularak, eşanjör yüzeyinde
alüminyum oksitlerin oluşması önlenir.
Bu sayede, hem cihazın ömrü hem de
bakım aralıkları uzar. Ayrıca bakım, kolay
ve hızlı bir şekilde yapılabilir. Eşanjör
temizliği sadece su ile sağlanabilir.
Kazan içindeki tüm komponentlere
önden ulaşım mümkün olduğu için tamiri
ve bakımı da kolaydır.
Modülasyonlu pompa kontrolü, kazan
kumanda paneli üzerinden yapılabilir. Bu
durumda, pompa debisi kazanın azalan
kapasitesi ile birlikte azaltılır, hidrolik
denge kabı ile birlikte işletimde dönüş
sıcaklığının yükselmesi önlenir. Böylece,
kapasiteye uygun debi ile çalışma
sayesinde yakıt ve elektrik tüketiminde
azalma sağlanır. Konvansiyonel
sistemlere göre, çok düşük baca gazı
sıcaklıkları sayesinde baca kayıpları da
düşük olur.
Kaskad sistemler az yer kaplar,
kazanların duvara ya da bir askıya
sırt sırta ve yan yana montajı
yapılabildiğinden yer sorunu olan kazan
dairelerinde avantaj sağlar. Kazanların,
boyutlarının küçük olması ve düşük
ağırlıkları sayesinde taşınması, montajı
ve bakımları kolaydır.
Kaskad sistemlerde her bir
kazan, sistemdeki diğer kazanları
yedeklediğinden ekstra kapasiteye
ihtiyaç yoktur. Kazanların kurulumu
ve projelendirmesi açısından
karşılaştırıldığında yer tipi kazanlarda
kullanılması gereken emniyet
ekipmanlarına, duvar tipi kaskad
sistemlerde gerek olmadığından, maliyet
açısından da avantaj sağlanır. Sistemde,
istenilen oda sıcaklığının hassas kontrolü
ve kazanın modülasyonu ve yakıt
tasarrufu mümkündür.
Tüm kazanlar kendi brülör, pompa
ve kumanda ünitesine sahiptir. Her bir
kazan bağımsız çalıştığından toplam
sistem kapasitesi farklı olsa da sistemin
minimum kapasitesi tek bir kazanın
minimum kapasitesi kadardır. Isıtma
ihtiyacının düşük olduğu durumlarda
sistem, duvar tipi kaskad sistemlerde
ihtiyaç duyulan kadar ısı üretimi
gerçekleşeceğinden, yer tipi kazanlara
göre, verimin daha yüksek olmasını ve
yakıt tüketiminin düşük olmasına olanak
sağlar.
Kaskad sistemler, 16 kazana kadar
yapılabilir. Sistemdeki 16 kazan, ihtiyaç
duyulan ısıl kapasitesini sağlayabilmek
için sıralı bir biçimde devreye girer.
Günümüz koşullarında merkezi ısıtma sistemleri enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik
konularında çözümler sunar. Buderus kaskad sistemler de ısınmada tasarruf sağlayan
kazanlarıyla enerji verimliliğine destek olur ve esnek merkezi ısıtma çözümleriyle ısıtma
ihtiyacını sağlar.
Buderus Logamax Plus GB162 Duvar tipi
Yoğuşmalı Kazan ve Kaskad Sistemler
Buderus GB162 Kaskad Sistemler
Ürün
40
POMPA sistemleri sektörünün
lider markası WILO’nun son
dönemlerde en çok tercih edilen
frekans konvertörlü sirkülasyon
pompası, WILO Yonos-MAXO
oldu.
Apartmanlarda, sitelerde,
endüstriyel tesislerde,
hastanelerde, okullarda en çok
tercih edilen sirkülasyon pompası
olan WILO-Yonos MAXO, sahip
olduğu birçok özellikle beraber
hem kolay kullanımı hem de
ekonomik fiyatı ile kullanıcının
kısa sürede gözdesi olmayı
başardı.
Nominal çapı 1” ölçüsünden
DN65’e kadar montaj
aralıklarına sahip olan WILO
Yonos-MAXO pompasını geniş
akışkan sıcaklık aralıklarında
kullanabilmek mümkün. ECM
motor teknolojisine sahip
frekans konvertörlü bir pompa
olan Yonos-MAXO, ıslak rotorlu
pompalar için enerji verimlilik
endeksi değeri (EEI) olan 0,23’ten
küçük değerlerle hizmet veriyor.
Bu değerler, özellikle kısmi
yüklerde minimum güç çekişi
sağlayarak pompanın minimum
enerji tüketmesine yardımcı
oluyor.
Senkron motor teknolojisi
ve çok kuvvetli mıknatıslı rotoru
sayesinde minimum enerji
tüketen WILO Yonos-MAXO
kullanıcıya, fark basınç sabit (∆P-
c) ve fark basınç değişken (∆P-v
2) olmak üzere iki farklı kontrol
modu seçimi sunuyor.
Bu kontrol modları sayesinde
debi ihtiyacı ne kadar değişirse
değişsin ayarlanan basınçta
pompa basıncı sabit tutulabiliyor
(∆P-c), ya da debi ihtiyacı
azaldığında tesisatta ses
olmaması ve daha ekonomik
çalışma sağlaması nedeniyle
basıncın pompa tarafından
otomatik ayarlanması (∆P-v)
sağlanabiliyor.
WILO Yonos-MAXO ayrıca
LED ekranı ile kontrol modu
seçimi, basma yüksekliği ayarı
görüntüleme ve hata kodu
görüntüleme özellikleri de taşıyor.
Ayrıca basma yüksekliğinin 0,5
m adımlarla ayarlanabilmesi ile
frekans konvertörlü pompaya
sahip olmanın ekonomik ve
kullanım rahatlığı avantajlarını bir
arada sunuyor.
WILO’nun özel tasarımına
sahip WILO-Plug ile elektrik
bağlantısı, kurulumu ve bakımı
hem çok kolay hem de hızlı olan
WILO Yonos-MAXO ile birlikte
ısıtma sistemlerinde kullanılan
termal ısı gömleği de aksesuar
olarak sunuluyor.
Kullanıcılar, WILO Yonos-
MAXO’nun ikiz tip pompa
versiyonu olan WILO-Yonos
MAXO-D ile de tüm bu özelliklere
sahip olabilirler.
WILO kullanıcılarının hayatına
değer katan ürün ve hizmetleriyle
sektörüne öncülük etmeye devam
edecek.
Pompa sistemlerine ihtiyaç duyulan her alanda profesyonel çözümler sunan WILO,
kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyor. WILO’nun frekans konvertörlü
sirkülasyon pompası Yonos-MAXO, birçok özelliği bir arada sunarak sektörün son
dönemdeki gözde ürünü oldu. WILO Yonos-MAXO, kolay kullanımı ve ekonomik fiyatının
yanı sıra enerji tasarrufu yapması ile de dikkat çekiyor.
WILO’nun sirkülasyon pompası
Yonos-MAXO kullanıcıların gözdesi oldu
Ürün
42
DRESDEN Teknik Üniversitesi’nin
araştırmalarına göre kurulu olan tüm
kapalı sistemlerin yaklaşık %50’sinden
çoğu bu sorundan etkilenmektedir. Reflex
Servitec, vakumlu püskürtme borusuyla
tesisatların en üst noktasında bulunan ve
en uç yerlere kadar sızmış olan havanın
atışını otomatik olarak sağlar.
Reflex Servitec antifriz (glikol) ilaveli
veya ilavesiz kapalı ısıtma ve soğutma
sistemlerinde 100 m³ su hacmine kadar
olan sistemler için standart olarak
üretilmekte olup, 10.000 m³ su
hacminin üzerindeki sistemler için de
özel üretimler yapılmaktadır.
Servitec çalışma prensibi
Reflex Servitec, ısıtma veya
soğutma sisteminde devridaim
edilen su veya su-glikol karışımı
olan ısı taşıyıcı akışkandan bir kısmi
hacim alır. Kirlere karşı dayanıklı
bir motorlu küresel vanalı boşaltma
tertibatı, gaz bakımından zengin
olan suyu bir başlık üzerinden
vakum püskürtme borusuna aktarır.
Boru doldurulduktan sonra özel
olarak donatılmış olan pompa
çalışır ve suyu püskürtme borusuna
aktarır. Servitec, püskürtme başlığı
üzerinden gelen ve pompadan akan
su miktarını kontrol eder. Böylece
pompanın aktardığından daha az
su gelir. Bunun sonucunda boruda
hızlı bir şekilde bir vakum oluşur.
İnce püskürtülen su damlaları ile
birlikte çözülen gazlar hızlı bir
şekilde sıvıdan atılır ve su seviyesinin
üstündeki püskürtme borusunda
birikir. Pompa durur. Sistem suyu,
boru tekrar dolana dek otomatik
olarak sabit vakuma püskürtmeye devam
edilir. Dolum tamamlanmadan kısa süre
önce, su seviyesinin üstünde biriktirilen
gaz miktarı, püskürtme borusunun üst
kısmındaki otomatik hava purjöründen
dışarı atılır. Püskürtme borusunda yine
sistem basıncı mevcuttur.
Borudaki sistem suyu şimdi
neredeyse gazsızdır ve pompa yeniden
başlatıldığında şebekeye geri aktarılır.
Yeni bir devir başlar ve bu devir sürekli
olarak devam ettirilebilir (sürekli gaz
alma).
Sistem kapasitesine ve ihtiyaca
bağlı olarak, periyotlu gaz alma veya
sonradan besleme suyu gaz alma
modunda da işletim mümkündür.
“Servitec”, sistem suyunun sonradan
beslenmesini de üstlenir. Bu, sisteme
bağlı olan genleşme kaplarıyla veya
seviyeye bağlı olarak basınç koruma
istasyonlarıyla gerçekleşir.
Isıtma ve soğutma tesisatlarında hava sorunları ister uygulamacı, ister proje tasarımcısı
olsun herkes tarafından yaşanmaktadır.
RES ENERJİ REFLEX SERVİTEC hava
ayrıştırma ve su doldurma sistemleri
ile ömür boyu sistem koruması
Ürün
44
Antifrogen nedir?
Korozyon ve donmayı önleyici ısı transfer
sıvısıdır.
Başlıca özellikleri
• Korozyon önleyici katkılı, ısı transferi
sağlayan ve soğutma aracı olarak
kullanılmak üzere geliştirilmiştir.
• Su ile her ortamda karışarak değişik
donma derecelerine uygun tesisat
sıvısı elde etmek mümkündür.
• Karışımda donma noktasına
yaklaştıkça ayrışma olmaz. Bu
nedenle tesisatlarda patlamaya
sebebiyet vermez.
• Karışımın donma direnci, yıllarca
kullanımdan sonra bile değişmez.
Konsantrasyon sabit kalır.
• Korozyon engelleyiciler içerir, bu
özelliği sayesinde soğutma ve
ısıtma sistemlerinin hatta bileşik
metallerin metal aksamlarını
korozyona karşı sürekli
korur ve büyük ölçüde
bakım ve onarım
masraflarını
azaltır.
• ASTM D 1384-94 metoduna
göre yapılan deneylerde ½
Antifrogen/Su karışım,
Muadillerine göre dünyadaki en az
korozyon etkisi yapan tesisat sıvısı
olarak belirlenmiştir.
• Antifrogen/Su karışımı kullanılan
ısıtma ve soğutma sistemindeki
sirkülasyon pompalarının
sorunsuz çalıştığı ve bu
pompalarda yaygın olarak kullanılan
plastik ve elastomer (conta, orink,
vb.) elamanlara uygun olduğu
ispatlanmıştır.
• Antifrogen /Su karışımı oksijen
geçirimini azalttığı için tesisat
içerisindeki kirlenme, çamurlaşma ve
yosunlaşmayı engeller, bu nedenle de
sensör arızalarını minumuma indirir .
• Antifrogen / Su karışımının ısı
transfer katsayısı suya çok yakındır.
Bu nedenle, ısı radyatörler ile
ortama taşınıyorsa radyatör alanının
değiştirilmesine gerek yoktur.
Antifrogen grubu ürünler
• Antifrogen N
• Antifrogen L
• Antifrogen Sol HT
• Antifrogen KF
• Protectogen
Ürün çeşitlerimiz uygulamada kullanılan
sıcaklık şartlarına göre belirlenir.
Antifrogen kullanım alanları
• Sıcak sulu ısıtma sistemlerinde
• Güneş enerjili (solar ) ısıtma
sistemlerinde
• Isı pompası uygulama sistemlerinde
• Isı geri dönüşüm sistemlerinde
• Soğutma sistemlerinde
• Yangın hattı sistemlerinde
tesisat sıvısı olarak kullanılır.
Antifrogen grubu ürünlerin
kısaca tanıtımı
Antifrogen N
Monietilen glikol bazlı çok yönlü ve
yüksek kaliteli ısı transfer sıvısıdır.
Isıtma ve soğutma sistemlerini
korozyona karşı korur. Aynı zamanda
güvenilir donma koruması sağlar.
Paslanmayı önleyen katkılar içerir.
Berrak açık sarı renktedir.
Minimal kullanım yoğunluğu; % 20 v/v
Devamlı kullanım sıcaklıkları; yaklaşık-35
ila+150 C
Kapalı devre ısıtma ve soğutma
sistemleri için uygundur.
Başlıca kullanım alanları
Ferdi ve merkezi sistem ile ısıtılan ve
soğutulan konutlar, iş merkezleri, AVM
ler, Oteller, Hastaneler, Spor salonları,
İbadethaneler , tekstil ve matbaa
makinaları soğutma üniteleri, çift
cidarlı yakıt tankları koruma üniteleri,
yangın tesisatlarında su depolama, boru
hattı ve sprinklerin koruma üniteleri
vb yerlerde , korozyon ve donmayı
önleyici fonksiyonel kimyasallar olarak
kullanılmaktadır.
Botes Mühendislik’ten korozyon ve
donmayı önleyici fonksiyonel kimyasallar
“Antifrogen”
Ürün
46
ACO, geliştirdiği yeni ürünü ışık bacası
sistemi ile bodrum katlarında yaşanan
sorunlara çözüm oluyor. Binaların zemin
altı katlarında doğal ışık ve havalandırma
sağlamak için kullanılan ışık bacası sistemi,
zemin yüzeyinin altındaki pencerelerde de
uzatma parçaları sayesinde kullanılabiliyor.
Ürünün gövdesi, cam elyaf ile güçlendirilmiş
polypropylen (PP-GF) malzemeden üretiliyor.
Suya karşı yüzde yüz dayanıklı olan bu
malzeme, aynı zamanda hafif ve geri
dönüşümlü.
Bina yapımında kullanılan betondan
klasik kuranglez yapımında karşılaşılan
işçilik, maliyet, sızıntı ve bakım gibi sorunları
en aza indiren ACO ışık bacası sistemi,
kolay montajı, dayanıklılığı ve uygun fiyatı
ile ön plana çıkıyor. En alttaki su çıkış
deliğinden yağmur suyu drene edilebilen ışık
bacası sistemi’nin zemin yüzeyinden farklı
derinliklere sahip yerlere uygulanması için
uzatma parçaları mevcut.
Hırsızlığa karşı kilit sistemi ve yangın
anında kaçış olarak kullanılabilmesi gibi
özellikleri ile daha cazip hale gelen ACO
ışık bacası sistemi, değişik ölçüleri ve
aksesuarlarıyla kullanıcılara sunuluyor.
Su yönetiminde dünya lideri olan ACO’nun geliştirdiği ‘ışık bacası sistemi’ ile bodrum
katlarında yaşanan su taşma/sızma, kirlenme, havalandırma ya da karanlık gibi
problemler ortadan kalkıyor.
Su taşmalarına ve karanlık bodrum katlarına en estetik çözüm
ACOACO ışık bacası sistemi ileışık bacası sistemi ile bodrum
katları hem aydınlık hem de güvenli
Ürün
48
PLATEK’İN distribütörlüğünde
Türkiye’de de faaliyet gösteren
Schmidt’in eşanjör plakalarının kullanımı
dünyanın birçok ülkesinde günden
güne artmaktadır. Farklı uygulamalar
için farklı geometrilerde dizayn edilen
plakalar, her uygulamaya optimum
çözümler sağlamaktadır. Schmidt,
40’ın üzerinde eşanjör plaka modelini
4 farklı seri altında müşterilerine
sunarak uygulamalara özel çözümler
getirmektedir.
Schmidt, metal yüzey işlemlerinde,
özellikle alüminyum malzemeler
için eloksal banyo ve renk banyosu
uygulamalarında asit korozyonuna karşı
daha dayanıklı özel plaka malzemeleri
üretmektedir. Böylece standart bir
eşanjör çözümü yerine uygulamaya göre
biçilmiş, özel yüksek verimli çözümler
sunabilmektedir. Platek, müşteri odaklı
bakış açısıyla alüminyum sektöründeki
müşterilerine özel malzemelerden
yapılan plakaları sunarak, asit
korozyonundan meydana gelen plaka
hasarlarının işletmeye verdiği zaman
kaybını ve maddi kaybı sıfıra indirmeye
çalışmaktadır.
Schmidt eşanjör plakalarından
SIGMA FIT serisi, bilgisayar tabanlı
optimize edilen dağıtım alanı ile
kendini diğer eşanjörlerden ayırıyor. Bu
sayede homojen bir dağılım gerektiren
tüm uygulamalarda hiçbir kısıtlama
olmaksızın kullanılabiliyor.
SIGMA FIT serisi plakaların
teknik özellikleri
• Tüm sıvılar hatta iyi suspense olmuş
katı parçacıklar içeren sıvılara uygun.
• 2000 m³/h’ e varan kapasitelere kadar,
• Balıksırtı dizaynında yumuşak ve sert
akış plaka modelleri,
• 2.5 ve 4 mm akış derinliğine sahip,
• Yapıştırıcısız contalama sistemi
SIGMAFIX veya yapıştırıcı ile yüksek
performans contalarına uygun,
• Geniş eşanjör plaka ve conta
malzemesi seçme olanağı,
• SIGMACOAT ‘a (PTFE kaplı SIGMAFIX
elastomer conta) uygun.
SIGMA X serisi ise sıcak ve soğuk taraf
akışkanlarının sıcaklık farklılıklarının
az olduğu uygulamalar için özellikle
geliştirilmiştir.X serisinin daha ince
plaka kalınlığı ve daha az akış derinliği,
ısı transferinin daha kolay olmasını ve
yüksek ısı transfer katsayısını sağlar.
SIGMA X plakaların teknik
özellikleri
• Temiz, homojen, katı partikül
içermeyen sıvılara yönelik
• Çok yüksek termal performans,
• Patentli yumuşak ve sert balıksırtı akış
modellerinde plakalar,
• 2 ve 3 mm arasında değişen akış
derinliği,
• SIGMAFIX yapıştırıcısız contalama
sistemi ile veya özel yapıştırıcılar ile
contalanarak kullanabilme imkânı,
• Geniş plaka ve conta malzemesi
seçme olanağı.
Son olarak SIGMA T serisi plakalar geniş
akış kanalları geometrisi sayesinde
büyük çaptaki katı partiküllerin kolayca
geçebileceği bir dizayna sahiptir. Ayrıca
çok düşük basınç kayıpları istenen
özel uygulamalarda T serisi plakalar
rakiplerine göre üstün özellikler sunar.
SIGMA T plakaların teknik
özellikleri
• Büyük partikül ve fiberler içeren
akışkanlarda,
• Kir ve pislik bulunduran akışkanlarda,
• Buhar kondensasyonunda,
• Geniş aralıklı yumuşak ve sert balıksırtı
akış modelleri,
• 4 – 6 mm arasında akış derinliği,
• Geniş plaka ve conta malzemesi
seçme olanağı.
Kurucularının uzun yıllara dayanan bilgi birikimi ve tecrübesi ışığı altında 2007 yılında
İstanbul’da kurulan ve “Güvenilir, kaliteli ürünler ve projelerle yarınlara ulaşıp bir dünya
markası olma ” misyonu ile çalışmalarını sürdüren Platek, plakalı eşanjörde Dünya’nın
önde gelen üreticilerinden olan Schmidt markasının Türkiye Genel Distribütörlüğü
’nü üstlenerek plakalı eşanjörde başta alüminyum olmak üzere birçok sektöre hizmet
vermeye devam etmektedir.
Schmidt’ten plakalı eşanjörde
endüstriyel uygulamalara yönelik
optimum çözümler
Ürün
50
700 kPa (70ton/m2) basma dayanımına
sahip XPS Levhaları’nın Türkiye’deki
tek üreticisi olan Eryap, Bonuspan
markası ile yapılara benzersiz yalıtım
ve tasarruf imkanı sunmaya devam
ediyor. Bonuspan ürün gamına eklediği
Bonuspan Klinker (Klinker tuğla altı XPS
Levhaları) ve Bonuspro-D (Embossingli
XPS Levhaları) ile her türlü ihtiyaca
çözüm sunuyor.
Bonuspan Platin 700 kPa; 600
mm x 1250 mm ebatlarında, 5 -10
cm kalınlıklarında ekstrüde polistiren
köpüğünden üretilen, maksimum
basma dayanımı (>700 kPa) istenen
uygulamalarda kullanılan, yüksek
dayanımlı, pürüzsüz (zırhlı), oluksuz,
binili ve binişiz ısı yalıtım levhasıdır.
Toprak temaslı dış cephe yalıtımı, zemin,
duvar, temel, ters çatı sistemiyle düz
çatı yalıtımı, yol, köprü ve demiryolu
inşasında donmaya karşı koruma ve buz
pateni pisti ve uçak bakım hangarları
inşası, yeraltı suyu uygulamaları, ağır
vasıta araç trafiğinin yoğun olduğu
alanlarda çok yüksek noktasal basınçları
kaldırabilecek dayanıklılığa sahiptir.
Bonuspan Platin 700 kPa; her hava
koşulunda duvar, çatı ve zeminde kolayca
döşenebilen, enerji kayıplarını azaltarak,
kullanım
alanlarında
enerji tüketim
ihtiyacını
belirgin şekilde
düşürüyor. Çok
yüksek basınca
dayanıklı, nemi
çekmeyen, dona karşı
dayanıklı, bozulmayan
ve çürümeyen yapısı
ile Bonuspan Platin 700
kPa ile ideal ısı yalıtımı
sağlanırken, karbondioksit
(CO2) emisyonunu azaltmaya
yönelik önemli faydalar sağlayarak
çevrenin korunmasına destek olurken,
pasif evlere yönelik özel şartları da yerine
getirebiliyor.
Bonuspan Klinker, ısı yalıtım levhaları,
binalarda zeminden çatıya kadar
kesintisiz bir ısı yalıtımı sağlamak amacı
ile klinker tuğlanın altında, tuğlanın
tutuculuğunu artıracak şekilde dışa
doğru kanallı olarak, 50-60-80 mm
kalınlıklarında, 600X1250mm ebatlarında
üretiliyor. Yüzeyinin pürüzlü ve dışa
doğru kanallı özelliği sıva tutuculuğunu
artırmakta, mükemmel bir uygulama
sunuyor.
BonusPro-D, ısı yalıtım levhaları,
binanın cephesindeki duvar, kolon
ve kirişlerinde dışarıdan, sonradan
dübellenerek sabitlenen levhalardır.
Yüzeyinin embossingli (kabarık baskılı)
özelliği sıva tutuculuğunu arttırarak,
mükemmel bir uygulama sağlıyor.
Bonuspro-D ısı yalıtım levhaları 30 – 60
mm kalınlıklarında, 585mm x 1185 mm
ebatlarında üretiliyor
Yalıtım sektörüne yeni ürünler sunarak faaliyetlerine hız kesmeden devam eden Eryap,
Bonuspan grubuna 4 yeni ürün daha ekledi. Eryap, sektörün ihtiyaçlarına yönelik
geliştirdiği Bonuspan Platin 500kPa ve 700kPa, Bonuspro-D ve Bonuspan Klinker ile fark
yaratıyor.
Eryap,
Bonuspan ailesini genişletti
Ürün
52
WC Öğütücüleri bodrum katı, çatı katı
ve gider borusuna uzak kalan yerlere,
tuvalet veya banyo monte etme imkânı
sunuyor. Dikey olarak 7 metreye, yatay
olarak 110 metreye kadar atıkları
pompalayabilen öğütücüler, ekonomik,
pratik ve estetik bir çözüm sağlıyor.
Atıkların tahliyesi 32 mm çaptaki
PVC borular aracılığıyla yapılıyor. SFA
öğütücüleri koku yapmıyor ve çok düşük
seviyedeki sesle çalışıyor.
Basit montaj yöntemi sayesinde,
hızlı ve kolay uygulanabilir bir sistem
olup, restorasyon ve tadilat işlemlerinde
kullanıcılarına esneklik sağlıyor.
Pompa grubu ise mutfak veya
çamaşırhane gibi alanlarda kullanılıyor,
ancak öğütücü özelliğine sahip değildir.
Yine kanalizasyona uzak kalınması veya
bodrum kat gibi kot farkı olan yerlerde,
atık suların tahliyesini sağlıyor. 60-70
ºC sıcaklığındaki akışkanlara ve sabunlu
sulara dayanıklı olarak üretildiklerinden,
restoran, otel, iş yerleri gibi birçok
alanlarda rahatlıkla kullanılabiliyor.
Sanitive pompa teknik
özellikleri
Bağlanabilen Üniteler: Evye, bulaşık
makinesi, çamaşır makinesi, duşakabin,
banyo küveti, bide, lavabo
• Dikey pompalama: 5 m’ye kadar,
• Yatay pompalama: 50 m’ye kadar,
• Deşarj boru çapı: 32 mm,
• Ortalama Atık su sıcaklığı: 35°C,
• Besleme voltajı ve frekans: 220 – 240
V / 50 Hz,
• Elektrik tüketimi: 400 W,
• Boyutlar (g x d x y ): 412 x 185 x 280
mm.
SFA Sanihydro
WC Öğütücüleri ve pompaları
SFA SANIHYDRO – WC Öğütücüleri ve pompaları Ofis’te bulunan mutfak
Mutfak
evyesinin
altına
gizlenmiş
Sanivite
pompa Teknik Düzenleme
Dünya Ticaret Merkezi / İstanbul
Yangın
54
OTOMATİK sulu söndürme sistemlerinin başlıca
akış ekipmanı olan sprinklerler; dizayn kullanım
amacı, uygulama mahal ve tehlike sınıfı, yoğunluk
ihtiyacı, konstrüksiyon, aktivasyon ve ortam sıcaklığı,
tepkime süresi, depolama yüksekliği, mimari ve
görsel talepler vb. birçok teknik gerekliliklere
göre farklı tiplerde ve özelliklerde imal edilmekte
ve kullanılmaktadır. Dizayn ve uygulamadaki bu
talepler ve gereklilikler üzerinden seçilen sprinkler,
ihtiyaç duyulan yangın kontrol, yangın bastırma-
söndürme veya gerekli maksimum dizayn alanı
koruma işlevlerinden herhangi birini doğru şekilde
gerçekleştirmelidir. Dizayn üzerinden uygun
özelliklerde saptanan sprinklerlerin aynı şekilde
gerekli standartlara uygun montaj gerekliliklerin
de kesinlikle uygunlanması gerekmektedir. Dizayn
ve montaj şartlarının yanı sıra üretici tarafından
sağlanan özellikler ve limit koşullar da göz ardı
edilmemelidir. Sprinkler seçimlerinde baz alınan
temel şartlar ve dizayna bağlı özellikler, ilerleyen
kısımlarda da belirtilmeye çalışılmıştır.
Konstrüksiyon tipleri:
• Pendent ( Aşağı Bakan): Hertürlü tehlike
sınıfında ve yapısal özellikte kullanılabilmektedir.
• Upright ( Yukarı Bakan ): Hertürlü tehlike
sınıfında ve yapısal özellikte kullanılabilmektedir.
Kuru ve çift kilitleme öntepkimeli, donma
riskli hava basıncı ile sabitlenmiş sistemlerde
uygulanması zorunludur.
• Duvar Tipi ( Yatay veya Düşey): Genel olarak
düşük ve orta tehlike sınıfı mahallerde ve yüksek
tehlike sınıfında uygulama onaylı özel tipler ile
kullanılabilmektedir. Pendent sprinkler uygulama
zorluğu bulunan alanlarda montaj kolaylığı
sağlamaktadır.
• Kuru Tip: Soğutulmuş alanlarda kullanıma
uygundur. Soğuk mahal ve bağlantı arasındaki
mesafeye uygun boru uzunluğu ile sağlanmalıdır.
• Açık Sprinkler ve Nozüller : Baskın sistem
uygulamalarında kullanılırlar.
Tepkime özellikleri:
• Standart Tepkime: 5mm lik cam tüp veya
uygun tip ergil lehimli imal edilmektedir. Genel
kullanıma uygundur.
• Hızlı Tepkime : 3mm lik cam tüp veya uygun
tip ergil lehimli imal edilmektedir. Düşük ve
Orta tehlike sınıfı mahaller ve standartların
belirlediği spesifik özel tanımlı uygulamalarda
kullanılmaktadır. Yüksek tehlike sınıfı mahallerde
kullanılamaz.
Su geçirgenlik katsayısı (K faktörü) ve
bağlantı çapları: Yoğunluk ve uygulama basıncına
göre değişen K faktörü, sprinkler tiplerine göre 20
ila 400 lit./dak./bar (1.4 ila 28 gpm/psi) arasında
değişmektedir. Dizayna göre belirlenen yoğunluk ve
K faktör değeri birbiri ile eşleşir ve uygun olmalıdır.
Bağlantı çapları da, faktör değişikliğine göre
minimum ½” ile maksimum 1” arasında olmaktadır.
Sıcaklık duyarlılığı: Mahalin tavan sıcaklığına
bağlı olarak veya güçlü aydınlatma armatürleri,
buhar ekipmanları, ısıtıcılar, mutfak pişirici
ekipmanları vb. ısı kaynaklarına yakın konumlanan
sprinklerler, olağan tepkime sıcaklığının üzerinde
seçilmelidir. 38C nin üzeri tavan sıcaklıklarında;
orta, yüksek ve diğer üst sıcaklık sprinklerler
kullanılmalıdır. Cam tüplü sprinklerler için sıvı rengi,
tepkime sıcaklığına göre kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve
siyah renkler ile farklılık gösterir.
Sprinkler tipleri ve
temel seçim teknik özellikleri
MeproMühendislikveYangın
SistemleriDanışmanlığı
MakineMühendisiFirmaSahibi
EvrenUYGUR
Özel sprinklerler:
• Depo sprinklerleri: Dizayn kullanılacak metoda göre
( alan/yoğunluk veya bastırma ) seçilecek sprinkler
tipleri aşağıda belirtilmiştir. Son yıllarda FM Global
ve benzeri standartlarda; özel sprinkler tanımları
ve isimleri haricinde yalnızca sprinkler K faktörü
üzerinden çözüme yönelme olmaktadır. Bunu yanında
aşağıda tanımlanan tüm tipler de kullanımaya devam
etmektedir.
a.1 – Extra geniş orifis (ELO) veya geniş düşümlü
(LD) sprinklerler: Kontrol mod sprinklerler olup,
geniş orifis ve K faktörü sağlayarak depo söndürme
sistem uygulamalarında kullanılabilmektedir. K
faktörleri 160 ila 240 lit./dak./bar (11.2 ila 16.8 gpm/
psi) arasında değişmektedir.
a.2 – Kontrol mod özel uygulama (CMSA)
sprinklerler: Kontrol mod sprinklerler olup, geniş
orifis ve K faktörü sağlayarak depo söndürme sistem
uygulamalarında kullanılabilmektedir. K faktörleri 160
ila 240 lit./dak./bar (11.2 ila 16.8 gpm/psi) arasında
değişmektedir.
a.3 – Erken bastırma hızlı tepkimeli (ESFR)
sprinklerler: Bastırma tipi sprinklerler olup, geniş
orifis ve K faktörü sağlayarak depo söndürme sistem
uygulamalarında kullanılabilmektedir. K faktörleri 200
ila 360 lit./dak./bar (14,0 ila 25,2 gpm/psi) arasında
değişmektedir.
a.4 – Raf Arası (In Rack) sprinklerler: Raflar
arasında ek koruma gerektiren durumlarda
kullanılmaktadır. Uygulama ve dizayna göre standart
veya hızlı tepkimeli seçilebilirler ve kontrol mod
sprinklerlerdir. K faktörleri 115 ila 160 lit./dak./
bar (8,0 ila 11,2 gpm/psi) arasında değişmektedir.
Mekanik hasara karşı koruma kafesli ve üst kademe
sprinklerlerin akışından korunmaları için kalkanlar ile
birlikte kullanılmaktadırlar.
• Konut (Residential) sprinklerleri: Özel olarak
bu tarz bina ve mahaller için üretilen sprinklerler
olup , düşük tehlikede ve özel olarak onaylı olmaları
haricinde yalnızca ıslak sistemlerde kullanıma
uygundur. Düşük tehlike sistemlerde hızlı tepkimeli
standart sprinklerler yerine alternatif olarak
kullanılabilir.
• Geniş koruma alanlı sprinklerler (Pendent,
Upright ve Duvar tipi : Standart sprinklerler ile
koruma yetersizliği veya uygulama zorluğu oluşan
mahal-bölgelerde ve tavan yapısal elemanlarının
geniş engel yarattığı durumlarda kullanılmaktadır.
Son yıllarda; yüksek depo tarzı mahallerde uygulama
onaylı, özel konstrüksiyonlu ve yüksek K faktörlü
tipleri de üretilmekte ve kullanılmaktadır.
• Dekoratif ve özel mimari sprinklerler: Mimari
açıdan görsel uygunluk istenen durumlarda çeşitli
aksesuarları beraberinde dekoratif sprinklerler
de kullanılmaktadır. Kapaklı (gizli) ve rozetli (yarı
gizli) tipler en yaygın kullanılanlarıdır. Farklı tavan-
duvar kaplama malzemesi ve renklerine göre farklı
renk ve alaşımda sprinklerler de üretilmekte ve
kullanılmaktadır. Korozif ortamlara uygun balmumu
kaplı, paslanmaz veya krom kaplama sprinklerler de
bulunmaktadır.
Kaynaklar :
• NFPA-13_Standart_for_the_Installation_of_
Sprinkler_Systems
• FM Global-Property_Loss_Prevention_Data_
Sheets_2-0
• FM Global-Property_Loss_Prevention_Data_
Sheets_8-9
• Binaların_Yangından_Korunması_Hakkında_
Yönetmelik
55
Makale
56
DÜNYADAKİ en aktif tektonik bölgelerden biri
üzerinde yer alan ülkemizde 1999 yılında yaşanan
Kocaeli depremi sonucunda meydana gelen
büyük can ve mal kayıpları, deprem olgusunun
yaşamımıza daha fazla girmesine yol açmıştır. Bu
felaketin ardından toplumun her kesiminin deprem
felaketine olan ilgisi ve bakış açısı farklı bir boyut
kazanmıştır. Depremlerden sonra ortaya çıkan
can kayıplarının ve maddi kayıpların boyutları ülke
ekonomisine ağır bir etki yapmış, sadece deprem
bölgesinde yaşayan insanları değil tüm ülke
çapında toplumun tüm kesimlerini olumsuz yönde
etkilemiştir.
Depremler tüm dünyada milyonlarca kişinin
can ve mal varlığı için bir tehdit olmaya devam
etmektedir. Yıllardır Türkiye gibi depremler ile iç
içe yaşayan ABD ve Japonya gibi ülkelerde de
aynı sorunların yaşandığı, son yıllarda gerçekleşen
depremlerden sonra görülmüştür. Ülkelerin
depremler sonrasında yaşadıkları durumlar
aynı olsa bile aralarındaki fark, meydana gelen
hasarların ve ekonomik kayıpların boyutudur. Söz
konusu ülkelerde deprem bilincinin tüm toplum
kesimlerinde gerek düşünce gerekse uygulama
açısından günlük yaşama iyice yerleşmiş olması,
depremin bu ülkelerde yarattığı etkilerin Türkiye’de
yaşadığımız etkilerden az olmasını sağlamaktadır.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda
ülkemizde de yaygınlaşmaya başlayan yüksek
binalar için deprem olgusu eskisine göre çok daha
kritik hale gelmiştir. Üstelik genellikle çok lüks
yapılar olan bu tip binalarda satılabilir alanlar çok
kıymetli olduğundan ötürü, tesisatlar için gerekli
hacimler asgariye indirilmeye çalışılmaktadır. Hal
böyle olunca da titreşim ve gürültü sorunları da
ortaya çıkmaktadır. Tesisatların deprem koruması
ve titreşim yalıtımı konuları bir arada ele alınması
gereken hususlar olduğundan ötürü, bu konuda
yaşanan sorunlar ve bunlara uygun çözümler gerek
sektörde edinilen deneyimler gerekse yaygın olarak
başvurulan ASHRAE kaynaklarına dayandırılarak bu
makalede ele alınmıştır.
Depremin toplum üzerindeki olumsuz
etkileri
Değişen dünya ve gelişen teknoloji çerçevesinde
toplumların depreme karşı olan davranışları her
geçen yıl daha farklı bir boyut kazanmaktadır.
Depreme karşı dayanıklı yapı tasarımı için
geliştirilen yönetmeliklerde ilk yıllarda amaç yapının
belirli bir deprem seviyesi altında yıkılmadan
ayakta kalması ve yapı içerisindeki insanların
deprem sonrası yapıdan sağ olarak çıkmalarını
sağlamaktı. Deprem tehlikesi altındaki tüm
ülkelerde temel amaç insanın deprem sırasında
can güvenliğinin sağlanmasıdır; bu amaç ilk ve
en önemli amaçtır. Bu amaca yönelik olarak ABD
ve Japonya gibi ülkelerde çeşitli yönetmelikler
hazırlanmıştır ve bunlar Türkiye’de de mevcut
koşullara uyarlanarak kullanılmaktadır. Ayrıca
bu yönetmelikler, zaman içerisinde yapılan
araştırmalar ve yaşanılan depremlerden elde edilen
veriler ışığında yenilenmektedir.
Yapısal olmayan elemanlar, yaralanma ve
can kayıpları yanında maddi kayıplara da yol
açmaktadır. Bir deprem sonrasında yapısal
olmayan elemanlardan kaynaklanan yangın,
su baskınları vb etkilerden kaynaklanan maddi
hasarlar çok ciddi boyutlara ulaşabilmektedir. Yine
aynı araştırma sonucunda 1999 İzmit depreminden
sonra hayatta kalanların yaşadığı maddi kayıpların
%30’unun yapısal olmayan elemanlardan
kaynaklandığı belirtilmiştir.
Deprem sonrası yapısal olmayan elemanların
doğrudan yarattığı maddi kaybın yanında söz
konusu yapısal olmayan hasarın meydana geldiği
Yüksek binalarda deprem
ve titreşim yalıtımı ile ilgili
önlemlere ASHRAE yaklaşımı
MakineYüksekMühendisi
UlusYapıGenelMüdürü
OkanSEVER
Makale
58
binanın işlevini bu hasardan dolayı yerine getirememesi
sonucunda ortaya çıkan işgücü ve üretim kaybı da çok
ciddi boyuttadır. Deprem sonrasında ilk kullanılması
gereken hastane, haberleşme binaları, enerji sağlayan
binalar, içme suyu ve atık su sistemlerinin bulunduğu
yapılarda meydana gelecek yapısal olmayan hasarlar,
bu yapıların kullanılamamasına ve dolayısıyla verdikleri
hizmetlerin aksamasına neden olacaktır.
Depremden sonra birçok sağlık kuruluşlarında,
elektrik iletim merkezlerinde, haberleşme, temiz su ve
atık su sistemlerinin bulunduğu yapılarda yapısal hasar
olmamasına rağmen, binaların içindeki yapısal olmayan
elemanlarda meydana gelen hasarlar, söz konusu
binaların kullanılamamasına ve depremde meydana
gelen kaybın daha da artmasına neden olmuştur.
Uluslararası yönetmelikler
Uluslararası alanda geçerliliği en fazla olan deprem
yönetmelikleri, dünya üzerinde yıkıcı depremlerin
yaşandığı bölgelerin başında gelen ABD’de
yayınlanmaktadır. Gerek bu ülkede gerekse dünyanın
birçok bölgesinde halen en geçerli olan yönetmelik,
Uluslararası Kod Konseyi (ICC – International Code
Council) tarafından ilk defa 2000 yılında yayınlanan ve
kendinden önceki en yaygın standartlar olan Tekdüze
Bina Kodu (UBC – Uniform Building Code) 1997 ve
BOCA 1996 ile birlikte Kanada kökenli Ulusal Bina Kodu
(NBC – National Building Code) 1996’yı birleştiren
Uluslararası Bina Kodu (IBC – International Building
Code)’dur. Aradan geçen zamanda her üç yılda bir
güncellenen bu yönetmeliğin günümüzde yürürlükte olan
sürümü IBC 2009’dur.
Yine büyük ve yıkıcı depremlerin yaşandığı bir ülke
olan Japonya’da geçerli deprem yönetmeliği, Japon
Standart Bina Yasası (The Building Standard Law of
Japan) 2007‘nin içinde yer almaktadır. Ancak gerek
Japon yönetmeliğine gerekse büyük depremlerin
yaşandığı diğer ülkelerin (Avustralya, Yeni Zelanda,
Güney Amerika ülkeleri, İran ve Hazar Denizi bölgesi
ülkeleri) yerel yönetmeliklerine, uluslararası projelerde
geçerli yönetmelikler olarak pek rastlanmamaktadır.
Ayrıca Avrupa kıtasının deprem tehlikesinden nispeten
uzak olması, sismik önlemlerle ilgili teknik şartnamelerin
gelişmiş Avrupa devletlerinin ilgi alanına girmemesinin
sebebi olarak gösterilebilir. Buna karşılık yine de Avrupa
Standartları arasında “Eurocode 8: Deprem” adıyla bir
yönetmelik bulunmakta olup, dünya çapında depremlere
karşı artan ilgiye bağlı olarak bu yönetmelik de
gelişmektedir. IBC yönetmeliğinin yanı sıra, yine A.B.D.’de
deprem güvenliği konusunda faaliyet gösteren en büyük
kuruluş olan Federal Afet Yönetim Kurumu (FEMA –
Federal Emergency Management Agency) tarafından
yayınlanan standartlar gelmektedir. Bunlar arasında
“Mekanik Ekipmanlarda Sismik Sınırlandırma (FEMA
412)”, “Elektrik Ekipmanlarında Sismik Sınırlandırma
(FEMA 413)” ve “Hava Kanallarında ve Borularda Sismik
Sınırlandırma (FEMA 414)” gibi doğrudan tesisatlara
yönelik olanlarıyla birlikte; “Sağlık Tesislerinde Sismik
Tedbirler (FEMA 150)”, “İlk ve Orta Dereceli Okullarda
Sismik Tedbirler (FEMA 149)” vb gibi bina kullanım
amacına yönelik olanları da mevcuttur.
FEMA, 356 numaralı şartnamesinde bir deprem
anında ve sonrasında binalardaki ve tesislerdeki yapısal
olmayan elemanlardan (tesisatlar vb) beklenenleri
derecelendirmiş ve böylelikle 4 kademeli bir performans
düzeyi sıralaması oluşturmuştur. Bunların açıklaması
aşağıda kısaca yapılmıştır:
İşlevsellik performans seviyesi
Yapısal olmayan elemanlarda işlevsellik performans
seviyesi kısaca “yapının deprem sonrası hasar
durumunda, yapısal olmayan elemanlarının (tesisatların
vb) deprem öncesindeki fonksiyonlarını aynı şekilde
devam ettirebilmeleri” durumu olarak tanımlanabilir.
Bu performans seviyesi; yapıdaki acil durum,
yangından korunma, aydınlatma, mekanik ve elektrik
tesisatları ve bilgi işlem sistemlerinin büyük bir
bölümünün işlevlerini yerine getirmeye devam ettiği
veya bu sistemlere yapılacak küçük tamirat işlemleri ile
eski durumlarına devam etmelerinin mümkün olduğu
durumdur. Bu özel yapısal olmayan performans seviyesi
yapı mühendislerinin ilgi ve uzmanlık alanına girdiği
için söz konusu elemanların deprem sonrasında bu
performans seviyesini göstermesi, ancak sismik koruma
yapılmasıyla mümkün olacaktır.
Özellikle kuvvetli bir yer hareketi sonrası hastane,
haberleşme merkezleri, elektrik üretim merkezleri
gibi ilk kullanılacak yapılarda bulunan elektronik ve
mekanik sistemlerin deprem güvenliği için sismik
koruma yapılması hayati derecede önemlidir. Özellikle
hastanelerdeki sistemlerin deprem esnasında dahi
işlevlerini yerine getirebilmeleri, tam bir can güvenliğinin
sağlanması için gereklidir.
Hemen kullanım performans seviyesi
Yapısal olmayan elemanlarda hemen kullanım
performans seviyesi kısaca “deprem sonrasında
yapıdaki giriş-çıkış kapıları, merdivenler, asansörler,
Makale
60
acil aydınlatma sistemleri, yangın alarm sistemleri gibi
sistemlerin genel olarak işlevlerini sürdürebilmekte olduğu
durum” olarak tanımlanabilir.
Söz konusu performans seviyesinde bazı camlarda
küçük kırıklar ve bazı yapısal olmayan elemanlarda
hafif hasar meydana gelebilir, ancak binada yapısal
olarak hiçbir tehlike yoktur. Binada genel bir temizlik ve
düzenleme yeterli olacaktır. Genel olarak bu performans
seviyesinde, yapıdaki elektrik ve mekanik sistemler için
önlemler alınmalı ve işlevlerini sürdürmeleri sağlanmalıdır.
Ancak bazı sistemlerin doğrultularında ve konumlarında
küçük değişmeler ve sistemlerin içinde küçük hasarlar
meydana gelmiş olabilir. Konut tarzı yapılarda bulunan
ısıtma, su tesisatı, doğal gaz ve haberleşme sistemleri
işlev dışı kalabilir, ancak yapısal olmayan elemanlardan
kaynaklanabilecek can kaybı riski oldukça düşüktür.
Bu performans seviyesi özellikle hastaneler
ve haberleşme merkezleri için yeterli güvenliği
sağlayamayabilir. Ancak yüksek nitelikli ofis vb binalar
için tercih edilebilir.
Can güvenliği performans seviyesi
Yapısal olmayan elemanlarda can güvenliği performans
seviyesi kısaca “deprem sonrasında binadaki yapısal
olmayan elemanlarda hasarın meydana geldiği, ancak
bu hasarın can güvenliğini tehlikeye atacak boyutta
olmadığı” duruma karşılık gelmektedir.
Söz konusu performans seviyesinde, binadaki
yapısal olmayan elemanlar (tesisatlar vb) oldukça hasar
görmüştür ve hasarın maddi boyutu oldukça fazladır,
ancak yapısal olmayan elemanlar bulundukları yerlerden
çıkıp düşmemiş ve binanın içinde veya dışındakilerin can
güvenliğini tehdit edecek durumda değildirler. Binadaki
hafif yapısal olmayan elemanların yarattığı enkazlar
çıkışları kısmen kapatabilir; havalandırma, sıhhî tesisat ve
yangın sistemleri zarar görebilir ve işlevlerini yitirebilir. Bu
performans seviyesinde yapısal olamayan elemanlardan
kaynaklanan yaralanmalar meydana gelebilir, ancak
binada genel olarak can güvenliğini tehdit edecek riskler
oldukça düşüktür. Yapıdaki yapısal olmayan elemanların
yeniden işlevsel durumlarına getirilmesi zaman ve maliyet
alan bir işlemdir.
Bu performans seviyesi, ancak deprem sonrasında
uzun süre kullanım dışı kalmasının mahsur teşkil
etmeyeceği depo vb gibi binalarda tercih edilebilir.
Riski azaltılmış performans seviyesi
Yapısal olmayan elemanların riski azaltılmış performans
seviyesi kısaca “deprem sonrası hasar gören yapısal
olmayan elemanların düşme tehlikesi meydana
gelebilecek durumu” olarak tanımlanabilir. Bu durumda
dış ortama yüksek zarar verebilecek olan yapısal
olmayan elemanların, insanların çok bulunduğu yerlere
düşmelerinin engellenmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Söz konusu performans seviyesinde, deprem sonrası
yapısal olmayan elemanlarda oldukça ağır hasar
meydana gelmektedir; ancak parapet, dış cephe panelleri,
ağır kaplamalar, asma tavanlar, büyük raflar gibi düşme
riski olan ve düştüklerinde insanların can güvenliğine
bir tehdit olabilecek ağır elemanların düşmelerinin
engellemesi için önlem alınmalıdır.
Bu hasar seviyesinde amaç, tüm yapıdaki yapısal
olamayan elemanlarda meydana gelen hasarları
belirlemek değil, insanlar için tehlike oluşturabilecek
yapısal olmayan elemanların belirlenmesidir. Dolayısıyla
bu performans seviyesi, ancak hiçbir nitelik beklenmeyen
en alt sınıf binalar için ve sadece deprem esnasındaki
can güvenliğinin sağlanması açısından tercih edilebilir.
Yukarıda bahsi geçen hemen tüm yönetmelikler, binaların
yapısal ve yapısal olmayan bileşenleri için geçerli
deprem mühendisliği konularını içermekle birlikte, yine
hemen hiçbiri özel bir konu olarak yangından korunma
tesisatlarını kapsamları içine almamaktadır. Gerçekten
de bu yönetmeliklerin ve standartların birçoğunun giriş
kısımlarında yangın konusu, geçtiğimiz yüzyıl boyunca
ve günümüzde halen bu konudaki neredeyse tek otorite
olan A.B.D. kökenli Ulusal Yangından Korunma Birliği’ne
(NFPA – National Fire Protection Association) atıfta
bulunulmaktadır. Her ne kadar son yıllarda Uluslararası
Kod Konseyi (ICC) tarafından son sürümü 2009 olan
Uluslararası Yangın Kodu (IFC – International Fire Code)
yayınlanıyor olsa da henüz yeteri kadar yaygınlaşmadığı
için bu standarda burada yer verilmemiştir.
Şekil 7. Kolon borularında 4-yönlü sismik sınırlandırma
(üstten görünüş)
Makale
62
Yerel yönetmelikler
Türkiye’de 2011 yılı itibariyle yürürlükte olan deprem
standardı T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın 2006 yılı
yayını olan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında
Yönetmelik’tir.
Bu yönetmeliğin 2.11 numaralı bölümünde mekanik
ve elektrik donanıma etkiyen deprem yüklerinin
nasıl hesaplanacağı anlatılmıştır. Ancak tesisatlar
ve diğer yapısal olmayan bileşenlerin depreme karşı
nasıl korunacağına dair yeterli bilgi bu yönetmelikte
bulunmamaktadır. Bu açıdan bakıldığında 1997 tarihli Afet
Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’ten
hemen hiçbir farkı yoktur. Kayda değer tek fark, FEMA
356 standardına benzer şekilde, bir deprem anında ve
sonrasında binalardan ve tesislerden beklenen deprem
performanslarının üç kademede derecelendirmiş olmasıdır.
Ancak bu performans değerlendirmesinde de yapısal
olmayan bileşenlerden bahsedilmemiş olması, ülkemizde
bu konuya verilen önemin halen çok yetersiz olduğunun bir
göstergesidir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi–yüksek binalar
yönetmeliği
Bu yönetmelik halen taslak halindedir. İçerik bakımından
daha fazla bilgi barındırmakla birlikte tesisatların ve
mekanik ekipmanların nasıl korunması gerektiği hakkında
bir bilgi içermemektedir. Hesaplama yöntemi açısından
IBC ile benzer formüller içermekte ve çoğu yerde IBC’nin
de göndermeler yaptığı ASCE/SEI yönetmeliklerine atıfta
bulunmaktadır.
Mühendislik
Mühendislikte tasarım açısından temel yanlış depreme
dayanıklılığın ifadesinde yaşanmaktadır. Depremin
büyüklüğü ve şiddeti farklı terimlerdir ve her ikisi için
de geçerli gerçek şudur; herhangi bir binanın belirli bir
büyüklükteki ve/veya şiddetteki depreme dayanıklı olduğu
ifade edilemez.
Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjinin bir ifadesidir
ve çeşitli yöntemlerle farklı noktalarda yapılan ölçümlerin
ortalaması alınarak belirlenir. Tanım olarak bir deprem
anında yan yana duran iki binaya bile farklı büyüklükte
enerji etkiyebilir. Şiddet ise depremin yeryüzündeki
etkilerinin bir ifadesidir ve farklı binalarda deprem
gerçekleştikten sonra olan hasarların gözlemlenerek
ortalama bir değer ile belirlenip ölçeklendirilmesiyle oluşur.
Bu sebeple yönetmelikler, standartlar ve özel
şartnameler tasarımların belkemiğini oluştururlar. Bu
yönetmelik ve şartnamelerde olası depremlerde yapının
performans seviyesine göre elemanların işevselliğini
sürdürebilmesi yada en az hasarı alması amaçlanmaktadır.
Deprem mühendisliğinin ana uğraşısı, yapılara ve
yapısal olmayan bileşenlere etkiyecek sismik yüklerin belirli
yönetmeliklere göre hesap edilmesine dayanır. Sismik yük
hesabında belirlenmesi gereken asıl parametre deprem
ivmesidir.
İvme belirlendikten sonra Newton fiziğinin temel
denklemi Kuvvet (F) = Kütle (M) x İvme (a) formülüyle
deprem yükleri hesaplanır. Bundan sonra ise bu yüklerin
yapılara ve yapısal olmayan bileşenlere olan etkileri tespit
edilir ve bu etkilere karşı koyacak tasarımlar tekrar teknik
şartname ve yönetmeliklere uygun şekilde yapılır.
Mühendislik açısından ivme belirlendikten sonra
şartname ve yönetmeliklere uygun projelendirme
yapılmalıdır. Özellikle tesisat projeleri yapılırken bu
yönetmeliklere uygunluk çok önemlidir. Örnek olarak IBC’ye
ugun bir yangın tesisatının sismik koruması ile yine IBC’ye
uygun ısıtma soğutma tesisatı yöntem ve hesaplama
bakımınında farklıdır. Yangın tesisatı için NFPA yönetmeliği
geçerli iken ısıtma soğutma tesisatı için ASCE/SEI
yönetmelikleri geçerli olmaktadır.
Ön projelendirme uygun bir şekilde yapıldıktan sonra
ancak keşif özeti gerçekleri yansıtabilecektir. Bu sebeple
ön projelendirme maaliyet analizi için önemli bir aşama
olmaktadır.
Genel olarak mühendislik aşamaları esnasında
uygulamaya yönelik projeler hazırlanırken koordinasyon
büyük önem taşır.
Şekil 8. Koordinasyon şeması
Özellikle mekanik odalar gibi dar alanlarda bir de
akustik önlemler alınıyorsa koordinasyon bir şart haline
gelmektedir. Bu gibi durumlarda disiplinler arası görüş
alışverişi ve toplantılar düzenlenmelidir. Toplantı sonrası
alınan kararların şartnamelere uygunluğu göz önünde
tutulmalıdır.
Titreşim yalıtımı
Ekipmanlar ve tesisatlar için titreşim yalıtımı yapılması,
başta gürültü kontrolü ve hassas cihazların doğru
çalışması olmak üzere bir çok sebepten ötürü gereklidir.
Titreşim yalıtımı yapılmamış bir binada konfor şartlarının
sağlanması olanaksızdır.
Makale
64
Şekil 9. Yalıtım yapılmış ve yapılmamış mekanlarda
gürültü ve titreşim iletimi
Titreşim yalıtımı için sadece ekipmanların izolatör
ile monte edilmeleri yeterli değildir. Borular,
kanallar ve tüm tesisat hatlarında titreşim
askıları kullanılmalıdır. Tireşim ve gürültünün ana
kaynağı ekipmanlar olmakla birlikte, iletiminde en
büyük rolü bağlı bulundukları tesisatlar oynar. Bu
nedenle aranan konfor şartlarına göre tesisatlar
için de titreşim önlemleri alınmalıdır. Özellikle
hastaneler, oteller, ofis binaları ve AVM’ler gibi
yaşam mahali ve mekanik hacimlerin iç içe
geçtiği yerlerde titreşim yalıtımı büyük önem arz
eder.
Titreşim izolatörü seçiminde ana kriter,
ekipmanın zorlayıcı frekansı ile izolatörün doğal
frekansı arasındaki orandır. Doğal frekans
ağırlıktan ve yay sabitinden bağımsız olarak
sadece statik çökmenin bir fonksiyonudur.
Buna göre izolatörün çökme kapasitesi arttıkça
titreşim yalıtımı performansı da artacaktır.
Zorlamalı frekans ise ekipmanın döner
tertibatının çalıştığı en düşük devir olmalıdır.
Çünkü devir azaldıkça titreşim iletimi artmaktadır
ve izolatörler buna uygun olarak daha fazla
çökmeye müsade edebilmelidir. Örnek vermek
gerekirse 2000 devir/dakika’da çalışabilen bir
değişken devirli cihazda cihaz 2000 d/dak da
çalışırken kauçuk izolatörler yeterli olmakta iken
cihazın devri 900 d/dak ‘ya düştüğünde yaylı
izolatörler kullanılması gerekmektedir.
fn: Doğal frekans
x: Statik çökme
T: Titreşim iletimi
Akustik
Akustik yalıtımı tesisatlar ve inşai olarak iki
kısımda incelenmelidir. Tesisatlar daha çok
mekanik grubun alanına girmekle birlikte yüzer
oda akustik tavan gibi önlemler de inşai grubun
alanında olmaktadır.
Tesisatlar
• Döşemeye oturan ekipmanlar, kollektörler ve
tesisatlarda titreşim izolatörü kullanımı
• Asılı ekipman ve tesisatlarda titreşim askısı
kullanımı
• Çok katlı binalarda yüzer kolon
• Tümden yüzer sistem
İnşai ve mimari
• Yüzer döşeme (tesisat katları, mekanik odalar
ve gerekli görülen mahallerde)
• Akustik asma tavan
• Akustik duvar
• Tümden yüzer oda
a) Serbest halde
kütlesiz yay
b) Yük altındaki yayda
statik çökme
İş güvenliği
66
GÜVENLİ bir işyeri, verimli bir çalışma ve yüksek kalitede iş
yaşamının sağlanması için oldukça önemlidir. İş yerlerinde iş
sağlığı ve güvenliğini sağlamak çalışanlara, çalışanların ailelerine
karşı duyulması gereken önemli bir sorumluluktur. Bunun
yanında yasalar gereği yapılması gereken bir yükümlülüktür.
Ayrıca işyerlerinde iş sağlığı güvenliğinin sağlanması işletmenin
devamlılığını ve sürdürülebilirliğini arttırmaktadır.
Yapılan araştırmalara göre, iş kazaları ve meslek hastalıklarının
%88’i insan hatalarından, %10’u mekanik hatalardan ve
sadece %2’si öngörülemeyen ve önlenemeyen nedenlerden
kaynaklanmaktadır. Bu da gösteriyor ki iş kazaları ve meslek
hastalıklarının %98’i önlenebilir durumdadır. Bu verilerin
ışığında önlemek ödemekten ucuzdur mantığı ile hareket
ederek işyerlerinde önleyici tedbirlerin bedelini karşılayıp, tehlike
kaynaklarını ortaya çıkartıp bunlardan oluşabilecek riskleri kontrol
altına alırsak kazaların büyük çoğunluğunu önlemiş oluruz.
Önlenemeyen iş kazası ve meslek hastalıkları ise işyerine çeşitli
maliyetler getirmektedir.
İş kazası ve meslek hastalıklarından kaynaklanan maliyetler,
direkt ve dolaylı maliyetler olarak incelenebilir. Direkt maliyetlere;
tazminat maliyetleri, iş kayıpları maliyetleri, ekipman hasarları
maliyetleri vb. sayabiliriz.
Dolaylı maliyetler ise; İş gücünü kaybeden işçinin yerine
yenisinin yetiştirilmesi için gereken maliyetler, verim kaybı sonucu
oluşan maliyetler, kazanın ortaya çıkardığı moral bozukluğunun
sebep olacağı yeni iş kazalarının maliyetleri vb. sayılabilir.
İş kazası ve meslek hastalıklarının direkt maliyetleri, dolaylı
maliyetlerin %25’i ile %50’si arasında bir oran teşkil etmektedir.
Diğer bir deyiş ile direkt maliyetler buz dağının sadece görünen
kısmını oluşturmaktadır. Ayrıca iş kazası ve meslek hastalıklarının
makroekonomik boyutu ise doğrudan ülke refahını etkilemektedir.
İş kazaları ile ilgili basit bir örnek vermek gerekirse; işyerlerinde
60-70 lira değerindeki basit bir kişisel koruyucu ekipmanın temin
edilmemesi sonucu yaşanacak iş kazasının işyerine maliyeti,
yasal tazminat giderleri, ek maliyetler ve ciro kayıpları göz önüne
alındığında yaklaşık 100.000 liraları bulmaktadır. Eğer çalışana
kişisel koruyucu ekipman temin edilmiş olsa tüm bu kayıplar
gerçekleşmeyecektir.
Bunun sonucu olarak; İş kazaları ve meslek hastalıklarının
önlenmesi için yapılan tüm çalışmalar ve bunların maliyetleri
hesaplandığında kazaları önlemek için alınacak tedbirlerin daha
ucuz ve insancıl olduğu ortaya çıkmaktadır.
Bu bilgiler ışığında önlemenin ödemeye oranla daha ucuz
olduğu felsefesi ile, tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği
kültürünü oluştururken proaktif yaklaşımların etkinleştirilmesi
gerekmektedir. Bunun içinde yapılması gereken birincil uygulama,
işyerlerinde tüm prosesleri, çalışanları ve çalışma ortamını dikkate
alarak oluşturulan tehlike tanımlama ve risk değerlendirme
çalışmalarının sistematik olarak gerçekleştirilmesi ve önlemlerin
ivedilikle yerine getirilmesidir. Tehlike tanımlama ve risk
değerlendirme uygulaması kadar önemli olan bir diğer uygulama
ise kaza potansiyeli olan ancak herhangi bir zarara neden
olmayan olaylar olarak tanımladığımız ramak kala olaylarının
araştırılması ve nedenlerinin tespit edilerek önleyici tedbirlerin
alınmasıdır. Ayrıca işyerlerinde uygulanacak iş başı eğitimleri ve
periyodik eğitimler ve planlı ve plansız tatbikatlar ile çalışanların
farkındalığının arttırılması da proaktif yaklaşımlı iş güvenliği
kültürünün oluşturulmasında etkin rol oynamaktadır. Tüm bu
çalışmalarda çalışanların aktif katılımı sağlanmalı ve bu şekilde
işyerlerinde geniş tabanlı katılımlı iş sağlığı güvenliği kültürü
oluşturulmalıdır.
Kazasız günler dileği ile.
Önlemek
ödemekten daha
ucuzdur
BSınıfıİşGüvenliğiUzmanı
ÇiğdemTAŞ
Yangın
68
YANGINLA mücadele, günümüzde bina tekniğinin
temel ve ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
Düzenlenen yönetmelik ve standartlar ile can ve
mal güvenliğini maksimum seviyede korumak
birincil hedef olarak baz alınmış olup, bu hususta
mevzuat birlikteliğini hedeflediğimiz Avrupa
normlarının ülkemiz için de referans niteliği
taşıdığı görülmektedir.
Ülkemizde yangınla mücadele konusundaki
mevzuat incelendiğinde;
• Bakanlar kurulunun 10.08.2009 tarih
2009/15316 sayılı kararı ile revizyonu
gerçekleştirilen “Binaların yangın korunması
hakkında yönetmelik”
• Temmuz 2012 tarihinde son güncellemesi
yapılan “TSEN12845+A2; Sabit yangın
söndürme sistemleri, otomatik püskürtme
sistemleri-tasarım, kurulum ve bakım “ isimli
standart.
Yangınla mücadele konusundaki yasal
zeminin omurgasını oluşturmaktadır.
Bu çalışmamızda TSEN12845+A2 standardının,
yangın ve yangınla mücadeleye komple bir bakış
açısı getirdiği, söz konusu standardın “sabit
söndürme sistemini-yangın pompasını” detaylı
bir şekilde tarif ettiği hususlarına değinilecek
olup, “Binaların Yangından Korunması Hakkındaki
Yönetmelik” ile yasal mevzuat yönünden şahıs
ve tüzel kişiliklere yüklenen sorumluluklar
belirtilecektir.
TSEN12845+A2 standardı; Avrupa Standartlar
Komitesi’ nce(CEN) yayınlanan EN12845
standardının aynı şekilde kabulü ile ortaya
çıkan bir Türk standardıdır. Standart Ek’ leri ile
birlikte 20 bölümden oluşmakta olup, 10. Bölüm
yangın pompası’ nı tarif etmektedir. 10. Bölüm
incelendiğinde;
Pompa’ nın kararlı bir Q-H eğrisine sahip
olması gerektiği belirtilmektedir.
• Pompa; öngörülen debiye karşılık gelen
basıncın %70’ inden az olmayan bir basınçta,
debinin %140’ ını karşılayabilmelidir.
• İki pompanın kurulumunun yapıldığı yerde,
her bir pompa belirlenen debi-basıncı tek
başına sağlayabilmelidir. Monte edilmiş 3
pompanın bulunduğu yerlerde, her bir pompa
verilen basınçta verilen debinin %50’ sini
sağlayabilmelidir.
• Pompa gurupları, yangından korunma dışında
hiçbir amaç için kullanılmayan, 60 dakikadan az
olmayan bir yangın direncine sahip bir bölme
içinde muhafaza edilmelidir.
• Suyu emerek yukarı çıkarma(negatif koddan
Türkiye yangınla
mücadele mevzuatı ve
TSEN12845 standardı
MakineYüksekMühendisi(YTU)
ETNAPazarlamaMüdürü
HalilKIZILHAN
bbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbir QQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQ H-HHHHHHHHHHH-HHHHHHHHHHHHHHHHHH eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeğğğğğrrğrğğğğğğğğğğğğğrğrğrğğğğğğğğğğğğrğğrğrrğğğğğğğğğrrğğğğğğğğğğğrğğğğğrğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğrğğğğğğğğğğğğrrğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğ iiiissssissisisssssiiissssiiiissssiiiiis nnnnnnniiiinnnnniinnnnnnnnnnnnnninnnnnnnniinnnnnnneeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee sssasasaaaasassssssssssssssssssaassssassaaahhhhhhhhhhhhiihihhhhhhhhihhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhihhhhhhhhhiihhhhhhhhhhhiippppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppp
tiiiiiiiiiiiiiiiiiiiitiiiiiiitiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiillllmlllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll ekekkkeekeekkkkkkkkkekkekkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkekkkkkkkkkkkekkkkkkkekkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkeeeekkkkkkkkkkeeekkkkktetttttttetetetttttttttteteteetetettttttttttteteeteteettttttttttteeeeeeeeeeeetetttttttetteeeeeeeeeeeeettteteeeeeeeeettteeeeeeeeeeeeettttteeeeeeeeeeeetttteeeeeeeeetettttteeeeettttttteeettettteeeeeetttttttettteeeeeeeeettttttttteeeeeeeeeetttttteeeeeeeeeetttttteeeeeeeedidddddididididdiiidddddidddiiiiddddddddiddddiiiidddddddddddddiiiidddddddddddiiiidddddddddiiiiddddddddddiiiiiddddddddiiiiddddiidddddiidddiiidddddiiiidddiiiidddddddiiidddddiir.rrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
Yangın
70
emiş) ve dalgıç pompa düzenlemelerinden kaçınılmalı,
ve yalnızca pozitif emme basıncı düzenlemesi
uygulanabilir olmadığında kullanılmalıdır.
• Pompa emişinde egzantrik emiş kiti kullanılmalıdır.
• Pozitif basınç yükü şartlarında(yer üstü su tankından
pompanın beslenmesi durumunda) emme borusunun
çapı DN65’ den küçük olmamalıdır. Ayrıca pompa
talep edilen azami yükte çalıştırıldığında borunun
çapı 1,8 m/s’ lik su akış hızını aşmayacak şekilde
olmalıdır.
• Negatif koddan emiş şartlarında çalıştırılması
durumunda; emme borusunun çapı DN80’ den az
olmamalıdır. Ayrıca pompa talep edilen azami yükte
çalıştırıldığında boru çapı 1,5 m/s’ lik su akış hızını
aşmayacak şekilde olmalıdır.
• Negatif koddan emiş yapılması durumunda her bir
pompa için, “pompa çalıştırma tankı tesis edilmelidir.”
Pompa çalıştırma tankının kullanılmasının nedeni; dip
klapesinden sızıntı olsa dahi pompa emiş hattının
sürekli su dolu kalmasını sağlamaktır.
Pompa koruma-kontrol panosuna dair
elektriksel gereksinimleri incelendiğinde ;
standardın 10. Bölümünde;
• Elektrik besleme sisteminin sürekli olması gerektiği.
• Pompa kontrol mekanizmasına yapılan elektrik
beslemesi, sadece yangın pompa setinin kullanımı
için olmalı ve diğer bütün bağlantılardan ayrı
olmalıdır.
• Bütün kablolar yangına ve mekanik hasara karşı
korunmalıdır.
• Kabloların doğrudan yangına maruz kalmasını
engellemek için kablolar, bina dışından veya binanın
yangın riskinin ihmal edilebilir olduğu bölümlerden,
yangına 60 dakikadan az olmayan dayanıma
sahip bir dayanım gösteren duvarlar, bölmeler
veya döşemelerle, önemli yangın riskinden ayrılmış
bölümlerden geçirilmeli veya bu kabloların yangından
korunması için doğrudan koruma önlemleri alınmalı
veya bu kablolar yer altına gömülmelidir. Kablolar
ekleme yapılmamış, bir başka deyişle tek parça
olmalıdır.
• Pompa kontrol panosu içerisindeki sigortalar, 20
dakikadan az olmayan bir süre içerisinde pompayı
çalıştıracak akıma dayanabilmelidir.
• Pompa kontrol mekanizması basınç anahtarlarından
bir sinyal aldığında otomatik olarak devreye girmeli
• Elle harekete geçirildiğinde motor çalışabilmeli
• Sadece elle harekete geçirildiğinde motoru
durdurabilmeli.
Görüldüğü üzere TSEN12845 standardı detaylı bir
şekilde yangın pompası, koruma-kontrol panosu ve
bunların tesis edileceği mekanın nitelikleri, elektriksel
kablolamayı detaylı bir şekilde tarif etmektedir.
Yangınla mücadele mevzuatının diğer
ayağını oluşturan “Binaların yangından
korunması hakkındaki yönetmelik”
hükümleri incelendiğinde;
MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kamu kurum ve
kuruluşları, özel kuruluşlar ve gerçek kişilerce kullanılan
her türlü yapı, bina, tesis ve işletmenin, tasarımı, yapımı,
işletimi, bakımı ve kullanımı safhalarında çıkabilecek
yangınların en aza indirilmesini ve herhangi bir şekilde
çıkabilecek yangının can ve mal kaybını en aza indirerek
söndürülmesini sağlamak üzere, yangın öncesinde ve
sırasında alınacak tedbirlerin, organizasyonun, eğitimin
ve denetimin usul ve esaslarını belirlemektir.
Yangın
72
MADDE 5- (1) Projeler, kanuni düzenlemeler
yanında, yangına karşı güvenlik bakımından bu
Yönetmelikte öngörülen şartlara uygun değil ise
yapı ruhsatı verilmez. Yeni yapılan veya proje
tadilatı ile kullanım amacı değiştirilen yapılarda
bu Yönetmelikte öngörülen esaslara göre imalat
yapılmadığının tespiti hâlinde, bu eksiklikler
giderilinceye kadar binaya yapı kullanma izin
belgesi veya çalışma ruhsatı verilmez.
(2) Tasarımcılar tarafından, bu Yönetmelikte
hakkında yeterli hüküm bulunmayan hususlarda
ve metro, marina, helikopter pisti, tünel, stadyum,
havalimanı ve benzeri kullanım alanlarının
yangından korunmasında Türk Standartları,
bu standartların olmaması hâlinde ise Avrupa
Standartları esas alınır. Türk veya Avrupa
Standartlarında düzenlenmeyen hususlarda,
uluslararası geçerliliği kabul edilen standartlar da
kullanılabilir.
MADDE 6- (1) Bu Yönetmelik hükümlerinin
uygulanmasından;
a) Yapı ruhsatı vermeye yetkili idareler,
b) Yatırımcı kuruluşlar,
c) Yapı sahipleri,
ç) işveren veya temsilcileri,
d) Tasarım ve uygulamada görevli mimar ve
mühendisler ile uygulayıcı yükleniciler ve
imalatçılar,
e) Yapı yapılmasında ve kullanımında görev alan
müşavir, danışman, proje kontrol, yapı denetimi
ve işletme yetkilileri,
görevli, yetkili ve sorumludur.
(2) Yangın söndürme ve algılama, duyuru ve acil
aydınlatma gibi aktif yangın güvenlik sistemlerinin
yeterli olmamasından; projenin eksik veya hatalı
olması veya standartlara uygun olmaması hâlinde
proje müellifleri ve yapımın eksik veya hatalı olması
veya standartlara uygun olmaması hâlinde ise
müteahhit veya yapımcı firma sorumludur. Sistemin
uygun çalışmaması işletmeden kaynaklanıyor ise,
işletmeci kuruluş doğrudan sorumlu olur. Yangın
güvenlik sistemlerinin yaptırılmasının gerekli olduğu
yapı sahibine yazılı olarak bildirildiği hâlde, yapı
sahibi tarafından yaptırılmamış veya standartlara
uygun yaptırılmamış ise, yapı sahibi sorumlu olur.
(3) Bu Yönetmelik hükümlerine uyulmaması
sebebiyle meydana gelen yangın hasarlarından
dolayı;
a) Yapı inşasında yer alan yapı sahipleri, işveren ve
işveren temsilcileri,
b) Tasarımda, uygulamada ve denetimde görevli
mimar ve mühendisler,
c) Yapı denetimi kuruluşları,
ç) Müteahhitler, imalatçılar ve danışmanları,
kusurlarına göre sorumludur.
MADDE 96- (5) Yağmurlama sistemi tasarımının
TS EN 12845’e göre yapılması gerekir.
Sonuç olarak;
Yangın mevzuatımızın temelini oluşturan
“TSEN12845+A2 standardı” ve “Binaların Yangından
Korunması Hakkındaki Yönetmelik” hükümlerinin
açık bir şekilde, ülkemizde yangın standardının aynı
zamanda bir Avrupa standardı olan TSEN12845+A2
esas alınmasını emrettiği,
Belli çevrelerce dile getirilen, TSEN12845+A2
standardının bir sprinkler standardı olduğu
yönündeki tezin geçersiz olduğu, söz konusu
çevrelerin bu tezi kullanarak TSEN12845+A2
standardını devre dışı bırakıp, NFPA20 normunu
baz alan ve ilaveten UL&FM belgeli ürün kullanımı
bir zorunlulukmuş gibi algı oluşturarak, bilinçli
bir şekilde odak saptırması yaptıkları aşikardır.
Böylelikle “yangın pazarı” direkt Amerikan ürünlerine
veya onun bir uzantısı olan Amerikan sertifikalı
ürünler ile domine edilmeğe çalışılmaktadır. Söz
konusu odak saptırması ve NFPA20 normunu baz
alan UL&FM belgeli ürün kullanıma yönelik algı
oluşturulması çabası; gerek yasal mevzuat ile
çatışmakta gerekse de yerli üretimin gelişmesini,
ulusal test&gözetim mekanizmalarının oluşmasını
engellemektedir.
Kaynaklar ;
TSEN12845+A2 : Sabit Yangın Söndürme
Sistemleri-Otomatik Püskürtme Sistemleri-Tasarım,
Kurulum ve Bakım.(Fixed-firefighting systems-
Automatic sprinkler systems-Design, installation
and maintenance.)
NFPA20 : Standart for the installation of
stationary pumps for fire protection.
Pomsad 8. Pompa&Vana Kongresi bildirileri.
Makale
74
BUHAR, borular içerisinden nakil olurken basınç
düşümü sebebi ile sirkülasyon pompalarına gereksinim
duymaz, bu nedenle uzak mesafedeki proseslere ısı
iletiminde en çok kullanılan suyun gaz halindeki akışkan
tipidir. Buhar; gıda, tekstil, kimyasal, enerji, ısıtma ve
birçok endüstriyel tesisin yıllar içerisinde gelişmesine
önemli katkıda bulunmuştur. Buhar kazanı adını
verdiğimiz basınçlı kap içerisindeki su, ısıtılarak doymuş
veya kızgın buhar haline getirilerek kullanım noktasına
borular vasıtası ile taşınır. Oluşan doymuş ve kızgın
buhar; basınç, sıcaklık, debi vb. özelliklerinin kontrol
edilebildiği bir enerjiye dönüşür. Çok farklı sebeplerden
dolayı buhar, ısı kaybına uğrar ve yoğuşarak ilk hali
olan su fazına dönüşür. Oluşan bu su, kondens olarak
adlandırılır.
Proses veya ana nakil hatlarında oluşmuş kondensin
tahliyesi kondenstoplarla yapılmaktadır. Kondenstoplar;
hava, gaz ve kondensi (yoğuşan su) otomatik olarak
tahliye eden fakat buharı tutan cihazlardır. Sürekli
artan yakıt maliyetleri, rekabet koşulları, sağlık ve
emniyet tedbirleri, çevreye karşı alınması gereken
önlemler firmaları üretim maliyetlerini azaltmaya
yönelik kontrol ve uygulamalara zorlamaktadır.
Buhar sistemlerinde kondenstoplar sayesinde
önemli enerji tasarrufu sağlanabilir. Sistem ve prosesin
verimli çalışabilmesi için oluşmuş kondensin mümkün
olduğu kadar hızlı bir şekilde prosesten alınması ve
kayıpsız bir şekilde kondens toplama noktası olan
kondens tankına iletilmesi gerekir. Ayrıca kondensle
oluşan flaş buhardan ısı geri kazanılır ve flaş buhar
tank sistemleri kurularak, bu enerji kullanma suyu,
ısıtma, radyatör suyu, duş alma suyu vb. olarak
kullanılmak üzere sıcak suya dönüştürülebilir.
Kondenstoplar üç temel çalışma prensibine göre
üretilirler;
1. Mekanik prensiple çalışan kondenstoplar:
Buhar ile kondens arasındaki yoğunluk farkını algılar ve
kondensi buhar sıcaklığında tahliye ederler.
a) Ters kovalı kondenstoplar
b) Şamandıralı kondenstoplar
2. Termostatik prensiple çalışan kondenstoplar:
Buhar ile kondens arasındaki sıcaklık farklarını
algılayarak kondensi buhar sıcaklığının altında tahliye
eder.
a) Denge basınçlı termostatik kondenstop
b) Bimetalik kondenstop
c) Sıvı genleşmeli kondenstop
3. Termodinamik prensiple çalışan
kondenstoplar: Kondens ile flaş buhar arasındaki
dinamik farkları algılar ve kondensi buhar sıcaklığına
yakın tahliye eder.
Kondenstop buhar kaçağı kontrolü
Hatalı seçim veya montaj, üretim hatası, proseste
meydana gelen kimyasal veya fiziksel problemler vb.
gibi birçok sebepten dolayı kondenstoplarda arıza
yaşanabilir. Bu arızalar ilerleyen zamanlarda karşımıza
canlı buhar kaçağı veya proses verimsizliği olarak
çıkacaktır. Doğru kondenstop seçimi yapıldığında
bununla beraber gerekli fiziksel ve kimyasal şartlar da
sağlandığında sistemde önemli oranda enerji tasarrufu
sağlanacaktır. Bu nedenle, kondenstopların üretim
bandındaki diğer makinelerle aynı ciddiyette periyodik
kontrol ve bakımı yapılmalıdır.
Kondenstopların kontrolü, montajının yapılması
kadar önemlidir. Kondenstoplar genellikle montajı
Kondenstop kaçakları ile
oluşan mali kayıplar
Serdar OCAKTAN Ayvaz A.Ş. Endüstriyel Ürünler Sorumlusu
yapıldıktan sonra işletmeler tarafında bakımı ertelenen
ürünlerdir. Buna karşılık mutlak surette arıza önleyici
periyodik bakım programlarının içerisine dahil
edilmelidirler.
Bu periyodik bakım programlarıyla öncelikle
kondenstoplar kaçak ihtimaline karşı ön kontrole tabi
tutulmalıdırlar. Test yöntemleri; manuel, otomatik,
ultrasonik ve uzman kişiler tarafından sıcaklık, ses ölçü
aleti ile yapılan kontrollerdir.
Manuel olarak kontrolde ilk olarak sistemdeki
kondenstobun sonrasına 3 yollu vananın dağıtıcı
prensibi ile çalışan AYVAZ KTV-10 monte edilerek vana
kapalı duruma getirilir ve akışı atmosfere vermesi
ile akışın gözle kontrolü yapılır. Manuel bir diğer
kontrol yöntemi ise kondenstop sonrasına gözetleme
camı koyularak, yine gözle akışın kontrol edilmesidir.
Sistemde kondenstop öncesine monte edilecek olan
kontrol gövdeleri sayesinde de yarı otomatik olarak
kondenstop kontrolü yapılır. Ancak bu yöntemlerin hiç
biri kondenstobun kaçak miktarına dair bilgi vermeyip
yalnızca kaçak olup olmadığı bilgisini verirler.
AYVAZ uzman personeli tarafından yapılan
kondenstop kontrollerinde ise Dr TRAP adlı cihaz
kullanılmaktadır. Dr TRAP, sıcaklık ve ses verilerini
algılayıp, değerlendirerek sonuç bilgisini ekranında
“az kaçak, orta kaçak veya çok kaçak” olarak
derecelendirerek kaçak miktarını vermektedir. Kontrol
sonucu oluşan tüm veriler cihazın kendine ait yazılımı
ile bilgisayar ortamına aktarılır. Bu veriler grafikli olarak
kondenstopların tipine, çapına ve bulunduğu bölgesine
göre (buhar elde ediminde kullanılan yakıt birim fiyatı
cihaza girildi ise) kondenstopların toplam kaçak
maliyetini (günlük, aylık, yıllık) bilgisayar ekranınızda
görebilirsiniz. Buhar kaçıran kondenstoplar ile ilgili
oluşturulacak teklifteki birim fiyatları sonucunda,
yapılacak yatırımın geri kazanım süresi ortaya çıkacaktır.
Örnek olarak;
Arızalı ve buhar kaçıran 1/2” çapındaki şamandıralı
kondenstop 6 bar basınçta, orifis tam çapında yaklaşık
18 kg/h buhar kaçırmaktadır. Günde 8 saat, haftada 5
gün ve yılda 50 hafta çalıştığını kabul edersek 36 000
kg/yıl buhar kaybı söz konusudur. Sanayi tesislerinde
1 kg buhar elde etmek için yaklaşık 0,077 NM3 doğal
gaz tüketilmektedir. Bu durumda firma; 36 000 kg/
yıl x 0,077 NM3 = 2772 NM3/yıl doğal gaz zararına
uğrayacaktır. Bugünkü sanayi doğal gaz satış fiyatı
1TL/NM3 olarak alırsak 2772 NM3X 1TL/NM3 = 2772
TL/yıl kayıp maliyet oluşacaktır.
Diğer bir yöntemle; Kayıp Buhar Maliyeti= 36
000kg/yıl x 0,077 TL/KG =2772 TL/yıl’dır.
Yukarıdaki zarar maliyet hesaplaması işletmedeki
arızalı 1 adet kondenstop için yapılmıştır. Kaçak
adetleri arttıkça ciddi enerji kayıp maliyetleri oluştuğu
görülecektir.
İşletmelere tavsiyemiz; buhar enerjisini tutmak için
kullanılan kondenstop ürününü de, işletmenin en önemli
makinesi gibi düşünüp “AYLIK-3 AYLIK-6 AYLIK-YILLIK”
periyodik bakım programlarına dahil etmeleridir.
75
Makale
76
Acil durum panolarının misyonu; yangında oluşan ve nefes almayı
zorlaştırıp, zehirlenmeye sebebiyet veren dumanın hızla tahliye
edilerek insan hayatının tehlikeye girmesini önleyen duman egzoz
fanlarının; otoparklarda araçlardan kaynaklı karbon monoksit
gazının ve gene yangında oluşabilecek zehirli dumanı tahliye
etmekle görevli jet fanların; sulu söndürme sistemlerine basınçlı
su sağlayan yangın pompalarının; yangına müdahale ekiplerinin ve
ekipmanlarının üst ve alt katlara emniyetli olarak hızla taşınmasını
sağlayan, kurtarma işlemlerini yapan ve bunlara
ek olarak engelli insanların
tahliyesinde görev alan
acil durum asansörlerinin
elektriksel olarak
beslenmesini sağlamaktır.
Bu kadar yaşamsal öneme
sahip bu cihazların sürekli
çalışmasını sağlamak için iki
ayrı kaynak kullanılmalıdır. Normal şartlarda bütün
cihazların elektriksel yükü şebekeden beslenir. Ancak normalin
dışında bir durum söz konusu olduğunda, şebekede bir elektrik
kesintisi yaşandığında jeneratör devreye girmek durumunda kalır
ve yükü besler. Şebeke tekrar yükü besleyecek duruma geldiğinde,
yani durum normale döndüğünde yük tekrar jeneratörden şebekeye
aktarılır. Bütün bu olaya “transfer işlemi” adı verilir.
Transfer işlemi gerekli olduğu kadar, belli riskleri de barındırır.
Enerji kaynaklarının (trafo – jeneratör) transfer işlemi cihazlara
zarar verebilmektedir. Her türlü zorunlu kesinti para kaybına ve
beslenen yükün zarar
görmesine sebebiyet
verir. Bu teknik ve mali
zararları minimuma
indirebilmek için
otomatik transfer
şalterinin kullanımı büyük
bir önem taşımaktadır.
Otomatik transfer
şalter seçimi, elektrik
mühendisliği uzmanlıkları
arasında, bina ve insan
güvenliği anlamında
en önemli noktalardan
biri olarak karşımıza
çıkmaktadır. Kullanılan
yüke göre otomatik
transfer şalteri tipi
belirlemek, en uygun
geçişli transfer
şalterini yüke en yakın
noktaya yerleştirmek
çok yaşamsal
kararların sonucudur.
Açık geçişli
otomatik transfer
şalterleri, en geç 100
mili saniye süresinde kaynak transferini tamamlamalıdır.
Otomatik transfer şalterleri 4 kutuplu 2 adet alçak gerilim devre
kesicisi ve otomatik kontrol ünitesinden meydana gelir.
Yüksek kapama ve dayanma kabiliyetine sahip olan bu şalterler,
bakım yapılırken kesintisiz çalışma yapma özellikleri ile de büyük
fayda sağlamaktadırlar. Enerji kaynaklarını düşük ya da yüksek
gerilim ve frekansa karşı da sürekli izleme özelliklerine sahiptirler.
Tüm fazları ve yüke gelebilecek dengesiz gerilime karşı yükü
korurlar. Yedek kaynağı (jeneratörü) belirli aralıklarla, yüklü ya da
yüksüz olarak test ederler.
Kaynaklar arasında geçiş gerçekleştirilirken motor vs gibi
yüklerin dolaşan akımlarını takip ederler.
Bütün bunların yanında, yüksek teknolojili ekranları ile; şebeke
ve jeneratör kaynaklarının ayarlanmış değerlerde var olduğunu ve
yükün hangi kaynaktan beslendiğini gösteren LED’ler ile izleme,
Son transfer işlemlerinin neden, ne zaman ve nasıl yapıldığının
görülmesi, kaynakların uygun olduğu toplam süre, toplam transfer
sayısı, şalterin çalışma süresi, kaynak yokluğu yüzünden yapılan
transfer sayısının izlenmesi- de sağlanabilmektedir. Aynı zamanda
otomatik kontrol ünitesi yardımıyla gerilimin belirli bir değerin
altına düşmesi ve çıkması durumunda da aynı fonksiyonu yerine
getirmektedir.
Yaşamsal önemdeki cihazların ve bu cihazların beslendiği
panellerin çalışma sürekliliği binaların güvenirlik endeksini
daima yukarıda tutacak, bu sürekliliği sağlarken cihazların zarar
görmemesi ise ekonomik avantajları beraberinde getirecektir.
Güven ve ekonomi ikilisinin bir arada yaşaması ise ancak otomatik
transfer şalterleri ile olacaktır.
Elektriksel sürdürülebilirlik
Bina projelerinin estetik, konfor, dayanıklılık vs kriterlerinin
yanı sıra, olmazsa olmaz bir yönü de güvenlik ve güvenliğin
sürdürülebilirliğidir. Elektriksel açıdan bu sürdürülebilirliği
sağlamanın en önemli şartlarından biri de kaynak
transferlerinin sağlıklı biçimde yapılabilmesidir.
ApsisProje
ElektrikMühendisi
SalihCOŞKUN
p
ku
t
a
e
17. yüzyıl mimarisinin dikkat çeken örneklerinden biri olarak sayılan Amsterdam, dünyanın her köşesinden
gelen insanların uğrak yeri. Tarihsel ve kültürel zenginliği, gece hayatındaki hareketlilik ve mekan
alternatifleri ile Amsterdam, her geçen gün daha renkli ve eğlenceli bir kent haline geliyor. Kuzey Hollanda
eyaleti olan şehir adını, Kuzey Denizi’ne dökülen Amstel Nehri’nden alıyor.
78
g e z g i n
TT
üm şehri dolaşan su kanalları
ve 17. yüzyıl mimarisiyle
dikkat çeken Amsterdam,
tarih, kültür ve eğlence arayan her
turistin mutlaka ziyaret etmesi
gereken bir şehir. Merkezinde bir
milyondan fazla insanın yaşadığı bu
şehir, Kuzey Hollanda eyaletindedir
ve ismini şehrin güneydoğusundan
gelip Kuzey Denizi’ne dökülen Amstel
Nehri’nden alır. Amsterdam resmi
olarak Hollanda’nın başkenti olmasına
rağmen, hükümet Hollanda’nın bir diğer
şehri olan The Hague’dadır ve kraliçe
de burada ikamet eder. Toleranslı
yaşam tarzı ve hoşgörüsüyle dünyanın
her yerinden insanı kendisine çeken
Amsterdam’da belirli bir miktara
kadar hafif uyuşturucular serbesttir
ve fahişelik yasaldır. Yılın her dönemi
ziyaret edebileceğiniz ve resmi dili
Avrupa’nın renkli şehriAvrupa’nın renkli şehri
AAmmssteerrddaamm
79
Hollandaca olan Amsterdam’da halkın büyük çoğunluğu
Almancanın yanında İngilizce de konuşur. Gene de kışları
soğuk geçen şehri gezmek için en güzel mevsim lalelerin
açtığı ilkbahardır. Bu dönemde ayrıca her yıl 30 Nisan’da
Kraliçe Günü (Koninginnedag) şehirde düzenlenen çeşitli
etkinliklerle kutlanır. Amsterdam, Rijks Müzesi, Stedelijk
Müzesi, Rembrandt Evi Müzesi gibi dikkat çekici müzelere
sahip. Van Gogh’un tablolarından ve çizimlerinden oluşan
en geniş koleksiyonun bulunduğu Van Gogh Müzesi ve Anne
Frank Evi de sanatseverlerin uğrak yeridir.
Lale soğanı satın alabilirsiniz
Amsterdam’ın en ünlü alışveriş merkezleri Dam
Meydanı etrafındaki Magna Plaza ve De Bijenkorf.
Alışveriş merkezleri dışında Avrupa’nın ünlü pazarları da
Amsterdam’da bulunuyor. Pazarda yiyecekten kozmetiğe,
giyimden süs eşyasına birçok şey bulabilirsiniz. Waterloo
pazarı ise daha çok bit pazarı havasında kullanılmış
eşyalarıyla ünlü. Amsterdam’da satın alabileceğiniz il
şey peynir. Pazarlardan alabileceğiniz gibi kentin birçok
noktasında rastlayabileceğiniz süpermarketlerde çok büyük
peynir reyonları mevcut. Satın alabilecekleriniz arasında
ikinci sırayı geleneksel ayakkabılar alıyor. Aslen ahşap
olarak tasarlanmış ve eskiden kullanılan geleneksel çarık
tipi Hollanda ayakkabılarını her yerde bulabilirsiniz. Bu
objenin magnet, anahtarlık gibi küçük örnekleri de mevcut.
Amsterdam’ın bir diğer özelliği de laleler. Pazarlardan ve
kendin çeşitli noktalarındaki çiçekçilerden farklı tarzlarda
lale soğanları alabilirsiniz.
Görülecek yerler
Dam Meydanı
Avrupa’daki şehirlerde meydan kültürü çok gelişmiş durumda. Dam
Meydanı da Amsterdam’ın en büyük meydanı. Rokin Caddesi ile
DamStraat’ın kesiştiği yerde bulunuyor. Meydanda gecenin geç
saatinde bile bir sokak sanatçısının ya da bir grubun gösterisini
izleyebilirsiniz.
Kırmızı Fener Mahallesi (Red Light District)
Dam Meydanı civarında, Amsterdam’ın açık ve hoşgörü kültürünün
bir sembolü hale gelmiş olan bu bölgede şehrin genel evleri
bulunuyor. Ancak bunlar bildiğiniz tarzın dışında vitrinler halinde
sergileniyor. Buraya insanlar tamamen turistik amaçlarla gidiyor
ancak gece yarısı bile sıra oluyor.
Leidseplein
Amsterdam’ın en turistik ve en eğlenceli merkezi. Bu meydanda
neredeyse her gün bir etkinlik var. Çevredeki birçok kafe ve
restoranda keyfinize göre yiyip içebilir, canlı müzik ortamlarında
güzel bir akşam geçirebilirsiniz.
Rembrantplein
Leidseplein’den sonra şehrin diğer eğlence merkezi. Burada da
yemek yiyecek birçok mekan, cafe, bar bulabilirsiniz.
Vondelpark
Küçücük Amsterdam’da, İstanbul’da bulamayacağınız büyüklükte bir
park Vondelpark. Yürüyüş yapmak ve bisiklet kullanmak için ideal.
Müzeler
Rijks Müzesi
Rijks Müzesi sadece Amsterdam’ın
değil, Hollanda’nın en büyük klasik sanat
müzesi. İçinde Frans Hals, Rembrandt
gibi ünlü Hollandalı ressamların eserlerini
bulabilirsiniz. Ayrıca müzede Hollanda
tarihi ile ilgili eserler de sergileniyor.
Van Gogh Müzesi
Van Gogh Müzesi’nde iki yüzden fazla Van
Gogh eseri ile beraber Van Gogh hakkında
çok detaylı bilgi edinme fırsatınız var.
Stedelijk Müzesi
Stedelijk Müzesi Amsterdam’ın Çağdaş
Sanatlar Müzesi.
Anne Frank Evi (Anne Frank
Haus)
Prinsengracht 267 numara adresindeki
ev, hala II. Dünya Savaşı’nın atmosferini
içinde barındırıyor. Anne Frank’ın
günlüğünden alıntılar, tarihi belgeler,
fotoğraflar ve film karelerinin yanı sıra
orada saklanan ve onlara yardım eden
insanlara ait eşyalar evde yaşananlara
ışık tutuyor.
Hermitage
Bu müze Rus Çarlığı dönemini tüm
gösterişi ile sergiliyor. St.Petersburg’daki
müzenin bir kısmının sergilendiği müze
görülmeye değer.
Lale Müzesi(Tulip Museum)
Amsterdam denince akla ilk gelen
şeylerden birisi lale. Burası da kişisel
çabalarla kurulmuş küçücük bir showroom
havasında bir müze. Görmeye değer.
Madame Tussauds -
(Balmumu Müzesi)
Dünyanın çeşitli yerlerinde
görebileceğiniz ve aslında en ünlüsü
Londra’da olan bal mumu müze zincirinin
bir dalı da Amsterdam’da. Onlarca
ünlü kişiyle beraber, girişte Hollanda
tarihi hakkında bilgi almanız ve müzeyi
gezerken interaktif oyunlara katılmanız
mümkün.
Spor
80
Tenis
Her yaşın sporuHer yaşın sporu
Her yaştan insanın oynayabileceği tenis, aynı zamanda eğlenceli
bir spor. Teniste tüm kaslarınız ve beyniniz koordineli olarak
çalışır. Formda kalırsınız, çünkü tenis yağ ve kalori yakımını
maksimuma çıkarır. Kalp ve damar sisteminizi olumlu etkiler,
atletik kondisyonunuzu yükseltir. İyi huylu kolesterol üretiminiz
artar, bu da sağlığınıza olumlu etki yapar. Ayrıca kendinize
güveniniz ve disiplininiz artar, sinirleriniz güçlenir. İyi maçlar…
İLK olarak İngiltere’de 1800’lerde oynanmaya başlanan
tenis, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yaygınlaştı.
Yorucu ve bir o kadar da eğlenceli bir spor olan tenise her
yaşta başlanabilir. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup,
her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu vardır.
Dikdörtgen düz bir yüzeyin üzerinde genellikle betonda,
toprakta veya çimin üzerinde oynanır. Tekler maçlarında
kort 9 metre uzunluğunda ve 8,23 metre enindedir.
Kortun eni çiftler maçlarında 10,97 metreye çıkartılır.
Kortların genişliğini belirleyen çizgilere sınır çizgileri denir.
Kortların yüzeyinde kullanılan malzemeye bağlı olarak her
topun yüzeye sekmesindeki hızı farklıdır. Bu da iki kişilik
oyunlarda oyunun seviyesini etkileyebilir. Toprak kortlar,
yavaş olarak tanımlanır. Çünkü top rakete gelene kadar
hız kaybeder, ondan sonra oldukça yükseğe zıplar ve yere
çarptıktan sonra ani bir hızlanma olur. Toprak korttaki
maçlar winner adı verilen sayı alan vuruşların daha zor
olması sebebiyle daha uzun sürer. Sayılar genellikle
oyuncuların basit hatalar denilen topun filede kalması
ya da çizgilerin dışarı atılması sonucu alınır. Sert ve çim
kortlar daha hızlı yüzeylerdir. Bu hız, yapıldıkları maddeye
göre değişir. Bu yüzeylerin özelliği kısa sıçrayışlardır.
Bu kortlarda sert servis atan ve vuruşları sert olan
oyuncuların avantajı vardır. Çim kortlarda topun sıçrama
miktarı, çimin ne kadar sağlıklı ve ne sıklıkta biçildiğini
gösterir.
81
Bacaklar birbirine paralel ve hafif bükük olmalı
Oyuncular veya çiftler nette karşılıklı bir biçimde durur. Bir
oyuncu servisi uygular ve netin karşısındaki oyuncu(lar)
alıcıdır. Her bir puan için, servis atan kişi sınır çizgisinin
arkasında, orta işaret ile yan çizgi arasında durur. Alıcı onun
tarafındaki netten istediği yerde durabilir ama genellikle
servis kutusunun arkasındadır. Top eğer servis atarken
dışarı çıkarsa aut olur ve servisi atan kişi puan kaybetmiş
olur. Teniste iki tür vurma biçimi vardır. Bunlardan
biri olan Fore-hand’de sağ kol raket tek elle
tutulacak şekilde baş üstünden düzgün bir
açıyla kol gergin bir şekilde geriye
çekilir. Bu esnada bacaklar
birbirine paralel olacak
şekilde hafif bükük
durulur. Top
gelirken
raket aşağıdan giderek hafif bükülmüş dizin tam önünde
topa vurulur. Topa vurulduktan sonra raket boyna çekilir ve
çekilirken sol elle tutulur. Back-hand vuruşunda ise geriye iki
elle raket çekilir. Raket geriye çekildikten sonra yüzü karşıyı
göstermelidir. Raket çekilirken dizler paralel bir biçimde
hafif kırılmalıdır. Topa dizin biraz önünde iki elle vurulmalıdır.
Raket topa vurulduktan sonra iki elle boyna çekilmelidir.
Haftada üç defa ders almak şartıyla, tenise ilk defa
başlayan bir kişi iki ay sonra back-hand ve fore-hand
vuruşları düzgün yapma becerisini kazanır. Dört ay sonra ise
bir partnerle tenis oynamaya başlayabilir. Tenis oynamayı
etkin şekilde ve süratle öğrenebilmek için sadece hocadan
alınan derslerle yetinmemek iyi olur. Bu sporda da ne kadar
çok pratik yapılırsa o kadar iyidir. Tenis öğrenen kişinin, topa
koşarken nasıl koşup nasıl durulacağını öğrenmek için düz
koşular yan koşular, ileri geri koşuları da çalışması gereklidir.
Yavaş yavaş bütün vuruşlar öğrenildikten sonra, sıra maç
tekniklerini öğrenmeye gelir. Ayrıca, antrenmanlarda sadece
top yapmak yeterli olmayacaktır. Biraz ısındıktan sonra
topu istenilen yere atabilmek için paralel, çapraz, smaç,
servis ve file oyunlarını sürekli çalışmak gerekir.
Tenis terimleri
Ace: Atılan servis topuna, rakip oyuncunun raketiyle
dokunamaması.
Atak topu: Fileye gitmek için kullanılan her türlü vuruş.
Backhand: Sağ elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sol
tarafında, sol elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sağ
tarafında iken yaptıkları vuruş.
Çapraz vuruş: Topun çapraz olarak sahanın bir köşesinden
vurulup, fileyi geçtikten sonra diğer sahanın çapraz köşesine
düşmesi .
Uzun vuruş: Normal vuruş veya vole vuruşlarında, topların rakip
oyuncunun arka çizgisi civarına veya servis atışlarında, servis
çizgisi yakınına düşmesi.
Çift oyunu: Her sahada iki oyuncu olmak üzere, dört oyuncu ile
oynanan oyun şekli.
Düz vuruş: Topa düze yakın çok az spin ile vurmak.
Forehand: Sağ elle oynayanların vücutlarının sağ tarafından,
sol elle oynayanların ise sol taraflarından topa vurma şekli.
Game-oyun: Bir oyuncu veya bir tarafın, diğer rakip veya
takıma en az iki puan ilerde olduğu durumlarda game
tamamlanmış olur.
Maç puanı: Maçın tamamlanmasına bir puan kalması durumu.
Set puanı: Seti kazanmak için ihtiyaç duyulan son puan.
Rally: Topun iki oyuncu arasında, hatasız gidip gelmesi.
Let: Tekrar edilecek vuruş. Genellikle servis atışında olur.
Sağlık
82
Uzman Diyetisyen Nazlı Acar kilo düşmanı besinler
konusunda bilgi verdi.
ACAR, kefir, tarçın, yeşil çay, maydanoz ve keten tohumunun zayıflamak için önemli besin
kaynakları olduğunu belirtti.
Acar yaptığı açıklamada kilo düşmanı besinleri şöyle sıraladı;
Kefir
Süt ve ürünlerinin yağ yıkımı arttırıcı özelliğini biliyoruz. Kefir de, süt ve süt ürünlerinden
olup aynı zamanda zayıflama döneminde olası kabızlık problemleri için birebirdir. Kefirin
kesin tadını sevmiyorsanız size nane ile blendır etmenizi öneririm. Hem yeşilimtırak
görüntüsü ile göze hem de tadı ile damak zevkinize hitap edecektir.
Uzman D
konusun
ACAR, kefir
kaynakları o
Acar yaptığı
Kefir
Süt ve ürünle
olup aynı zam
kesin tadını
görüntüsü ile
83
Tarçın
Tarçının tokluk hissi vermesi dışındaki en önemli özelliği tatlıya karşı eğilimi azalmasıdır. Tarçını bitki çaylarına
ilave edebileceğiniz gibi yağ yıkımını hızlandıran süt ürünlerinde de kullanabilirsiniz. Yaz mevsiminin güzel
meyvelerinden biri olan şeftaliyi, şeftali- yoğurt-tarçın kombinasyonu ile deneyebilirsiniz.
Yeşil çay
Menopoz öncesi bayanlar günde 3 fincan yeşil çay içmeyi unutmayın. İçindeki kateşin ile zayıflatan ve
metabolizmayı hızlandıran yeşil çayınızı tarçın ile de tüketebilirsiniz. Bir taşla iki kuş!
Maydanoz
Ödem problemi yaşayanların ilk aklına gelen maydanoza, zayıflama döneminde de yer vermekteyiz. İçeriyor
olduğu vitamin ve minerallerle antioksidan özelliği ile zayıflama programlarında bağışıklık sistemini güçlendirmek
için de tercih edilmektedir. Maydanozu ananas elma kabak tarçın kombinasyonu ile de deneyebilirsiniz.
Keten tohumu
Menopoz sonrası kadınlarda artan karın çevresi yağlanmaya düşman olan keten tohumu, metabolizmanızı
hızlandırarak kilo kaybetmenize yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda içeriyor olduğu elzem yağ asitleri ile
zayıflama programınızı daha da sağlıklı kılar. Her gün keten tohumunuzu yoğurtlarınıza veya salatalarınıza 1
yemek kaşığı ilave edebilirsiniz.
Kırmızı biber
Acı, vücut ısısını arttırarak metabolizmayı hızlandırarak kilo kaybına yardımcı olmaktadır. Hızlanan metabolizma
ile beraberinde yapılan egzersiz ile fit bir vücuda sahip olabilirsiniz. Kırmızı biberi, yoğurt-semizotu-kepekli
makarna ile karıştırarak lezzetli bir kombin yapabilirsiniz.
Vizyon tarihi: 05 Eylül 2014
Oyuncular: Megan Fox, William Fichtner, Whoopi Goldberg,
Mos Def, Will Arnett
Manhattan’ın lağım kanallarında yaşayan ve hocaları Splinter Usta ile birlikte
dünyayıdaki kötülüklere karşı verdikleri mücadele konu alıyor.
Ninja Kaplumbağalar 3D
hayata dair
84
Vizyon tarihi: 29 Ağustos 2014
Oyuncular: Ben Kingsley, Stellan Skarsgård, Tom Payne,
Elyas M’barek, Olivier Martinez
11 yüzyılın İran’ında, İngiliz bir cerrahın, Hristiyanların kabul etmeyen
bir okulda okumak için Yahudi gibi davranmasını konu alır.
İbni Sina: Hekim
Vizyon tarihi: 05 Eylül 2014
Oyuncular: Cameron Diaz, Jason Segel, Rob Corddry,
Ellie Kemper, Rob Lowe
Annie ve Jay iki çocuk sahibi, mutlu evlilik süren bir çifttir. Ama her uzun
süreli ilişkide olduğu gibi cinsel hayatları durağanlaşmıştır, birbirlerine ilişkilerinin
başındaki kadar yakın değildirler. Bir gün Annie, seks hayatlarına hareket katmak için
sevişmelerini videoya kaydetmeyi teklif eder, Jay de kabul eder. Gece çok iyi geçer ama
ufak bir sorun vardır: videoyu kaydettikleri tablet aynı programı kullanan diğer cihazlara
da bu videoyu otomatik olarak yollar. Sabah uyandıklarında videoyu silmek için artık çok
geçtir. Şimdi tek hedefleri videolarının yollandığı diğer insanların tabletlerini ne pahasına
olursa olsun ele geçirmektir.
Kasetişi
85
Tarih: 02 Eylül 2014 20:30
Yer: Beşiktaş Kültür Merkezi, İstanbul
Ekranların beğenilen gösterisi Güldür Güldür, Eylül ayında BKM’de
sevenleriyle buluşmaya devam ediyor.
Güldür Güldür birbirinden eğlenceli skeçleri ve sürprizleriyle izleyenlere
unutulmaz bir akşam yaşatacak. Günlük hayatın sıradan konularına farklı bir
bakış açısı ile yaklaşan Güldür Güldür, aileden aşka, şöhretten teknolojiye,
futboldan arkadaşlığa, birçok konuya yine kendi mizah anlayışları ile yeni
yaklaşımlar ve çözümler getirecek.
Güldürg ldür
Indila,02Eylül’de SuadaClub’ta
Tim’ de
Blues Brothers gecesi
Tarih:31 Ağustos 2014 23:00
Yer: İstanbul Yelken Akademisi, İstanbul
Türkiye’nin ilk profesyonel yelken okulu olan İstanbul Yelken
Akademisi, yelkenle tanışmak, tekniklerini geliştirmek, tecrübe
kazanmak veya sadece gündelik hayatın stresinden kaçmak isteyen
herkesi yelken öğrenmeye davet ediyor.
Hem de kentten hiç uzaklaşmadan... Kalamış Marina’da. Üstelik her
yaş grubu ve her seviyeye uygun eğitim, bilgi ve malzemeleri sunarak.
Mavi 101 temel yelken eğitimi
Tarih: 02 Eylül 2014 21:00
Yer: Suada Club-Galatasaray Adası, İstanbul
Dernière Danse şarkısı ile yaza damgasını vuran Fransız şarkıcı ve söz yazarı
Indila, 2 Eylül’de Suada Club’ta sahne alıyor.
Haftalarca liste başı olan dünyaca ünlü yıldız Indila, Reina Premium Energy
Drink sponsorluğunda Suada Club - Galatasaray Adası’nda hayranları ile
buluşuyor.
hayata dair
86
TÜRLERİN KÖKENİ
Yazar: Charles
Darwin
Yayınevi: Gün
Yayıncılık
Charles Darwin’in
organik evrim kuramı
bilime yaptığı katkı kadar,
getirdiği tartışmalarla da
önemli bir kitaptır. Onun
yaptığı beş yıllık araştırma
gezisi sonunda bulduğu
canlı ve fosiller, saptadığı
canlı özellikleri, gözlemlediği
insan toplulukları ve bunlara
dayanarak vardığı sonuçlar
bir anda kitaplaşmadı. Evrim
kitabının kitaplaşması bu
bilim adamının yirmi yılını
aldı. Darwin’in evrim kuramı
“canlıların ortak atalardan
evrilerek çeşitlendiği”
düşüncesine dayanır. 150
yıl önce tartışılan ve bilim
insanlarının çoğunluğunca
kabul gören bu görüş,
günümüzde kimi çevrelerce
din adına hâlâ reddediliyor.
Bu reddedişte Darwin’in bir
teolog olduğu da unutuluyor.
Darwin’in doğumunun
200 Türlerin Kökeni’nin
yayınlanışının 150. Yılındayız
ve Türlerin Kökeni hem
Türkiye hem dünya için yeni
tartışmalar getirecek bir
tazelikte.
ÇANLAR KİMİN
İÇİN ÇALIYOR
Yazar: Ernest
Hemingway
Yayınevi: Bilgi
Ormanda, çamların
iğne yapraklarıyla
kaplanmış kahverengi
toprağa yüzükoyun
uzanmış; çenesini,
kavuşturduğu kollarına
dayamıştı. Çam
ağaçlarının tepelerinde,
yükseklerde bir yel estirip
duruyordu. Uzandığı
yerden hafif bir eğimle
inen dağın yamacı,
aşağılarda alabildiğine
dikleşiyordu. Geçit
boyunca dolana dolana
giden yolun yağlı karasını
bile görebiliyordu yattığı
yerden. Yolun kıyısında
bir ırmak vardı; geçidin
aşağısında, akarsuyun
yanı başındaki hızarı;
büğetten, yaz güneşi
altında dökülen apak
suları da görebiliyordu.
OTOMATİK
PORTAKAL
Yazar : Anthony
Burgess
Yayınevi:Kültür
Yayınları
Tüm hayvanların en
zekisi, iyiliğin ne demek
olduğunu bilen insanoğluna
sistematik bir baskı
uygulayarak onu otomatik
işleyen bir makine haline
getirenlere kılıç kadar
keskin olan kalemimle
saldırmaktan başka hiçbir
şey yapamıyorum...
Cockney dilinde
(İngiliz argosu) bir deyiş
vardır. “Uqueer as as
clockwork orange”. Bu
deyiş, olabilecek en yüksek
derecede gariplikleri
barındıran kişi anlamına
gelir. Bu çok sevdiğim
lafı, yıllarca bir kitap
başlığında kullanmayı
düşünmüşümdür. Bir de
tabii Malezya’da “canlı”
anlamına gelen “orang”
sözcüğü var. Kitabı
yazmaya başladığımda,
rengi ve hoş bir kokusu olan
bir meyvenin kullanıldığı
bu deyişin, tam da benim
anlatmak istediğim
duruma, Pavlov kanunlarının
uygulanmasına dayalı bir
hikâyeye çok iyi oturduğunu
düşündüm...
BÜLBÜLÜ
ÖLDÜRMEK
Yazar: Harper Lee
Yayınevi :Altın
Kitaplar
Bu kitap Amerikan
Kütüphaneciler Birliğince
yüzyılın en iyi romanı
seçilmiştir.
Uzun süredir en çok
aranan kitaplar arasında
yer alan Bülbülü Öldürmek
yeniden piyasada...
“İstediğiniz kadar şakrak
kuşu vurabilirsiniz ama
bülbülü öldürmek günahtır,
bunu asla unutmayın.”
Amerikada 1930ların
Güney Eyaletlerinden birinde
bir zenci be-yaz bir kızın
ırzına geçmekle suçlanır.
Önyargılar, şiddet ve riyakâr-
lıkla beslenen Güneyli
erişkinlerin ırk ve sınıf ayrımı
konusundaki mantıksız
yaklaşımlarını Scout ve
Jem Finch adlarındaki iki
çocuğun ağzından keyifli bir
dille bize aktaran roman,
aynı zamanda kent hal-kının
vicdanına karşı tek başına
karşı koyan bir erkeğin
mücadelesini de anlatıyor.
1. Doğumgünü
Bir çocuğa doğumgünü sorulduğunda şöyle cevap verdi:
Dünden önceki gün 11 yaşındaydım, gelecek yıl 14 yaşında
olacağım.
Sizce çocuğun doğum günü ne zaman?
(İpucu: Bu cevap yılda sadece birgün için doğru)
2. Kaç üçgen
Aşağıdaki şekilde toplam kaç üçgen vardır?
5. Sporcu
Saunaya girmek isteyen sporcunun elinde
iki kum saati vardır. Biri 4 dakikalık,
diğeri ise 7 dakikalık. Görevli sporcuya
9 dakikadan fazla kalmamasını tavsiye
eder. Sporcu, 9 dakikalık süreyi sizce nasıl
ölçmeli?
4. 4 Çizgi
Şekildeki 9 Noktayı kalemi
kağıttan kaldırmadan 4 çizgi
ile nasıl birleştirirsiniz?
Eglenceli zeka soruları
(
1.Çocuğundoğumgünü31Aralık.Busoruçocuğasorulduğundaocakayının1iydi.
2.16
3.Sayılarakuralınagöredizilmiştir.Budurumlardaboşluklarasırayla11,5,6ve17gelmelidir
3a-1
4.
5.Sporcuherikikumsaatiniaynıandabaşlatır.4dakikalıkkumbitincehementersçevirir.
7dakikalıkkumbitincede7dakikalıkkumsaatinitersçevirir.4dakikalıkkumsaatiikincikezbittiğinde
7dakikalıksaatitekrartersçevirir.Çünkü7dakikalıkkumsaatindesadece1dakikalıkkumakmıştır.
Böylece4+4+1=9dakikalıkzamangeçmişolur.
3. Sayılar
Aşağıdaki sayılar belli bir kurala göre
dizilmiştir. Soru işareti olan yerlere
hangi sayılar gelmelidir?
1/2 , 2/5, 3/8, 4/?, ?/14, ?/?
SASYIYIII
AĞUSTOS 2014
MECHANICDERGİSİwww.mechanic.com.trAğustos2014•Sayı:8
KONDENSTOP KAÇAKLARIKONDENSTOP KAÇAKLARI
AVRUPAʼNIN EN RENKLİ ŞEHRİ
AMSTERDAM
HER YAŞIN SPORU: TENİS
PROFESYONELPROFESYONEL
ÇÖZÜMLERÇÖZÜMLER
ÖMER KAYAÖMER KAYA
YÜKSEK BİNALARDAYÜKSEK BİNALARDA
DEPREM VE TİTREŞİMDEPREM VE TİTREŞİM
YALITIMIYALITIMI

Mechanic 8. Sayı

  • 1.
    SASYIYIII AĞUSTOS 2014 MECHANICDERGİSİwww.mechanic.com.trAğustos2014•Sayı:8 KONDENSTOP KAÇAKLARIKONDENSTOPKAÇAKLARI AVRUPAʼNIN EN RENKLİ ŞEHRİ AMSTERDAM HER YAŞIN SPORU: TENİS PROFESYONELPROFESYONEL ÇÖZÜMLERÇÖZÜMLER ÖMER KAYAÖMER KAYA YÜKSEK BİNALARDAYÜKSEK BİNALARDA DEPREM VE TİTREŞİMDEPREM VE TİTREŞİM YALITIMIYALITIMI
  • 5.
    3 Başyazı başyazı Merhabalar; Genel Yayın Yönetmeni MakinaMühendisi 1 999 yılında 17 Ağustos sabahı yerel saatle 03: 02’de gerçekleşen, Kocaeli Gölcük merkezli depremde resmi raporlara göre ülkemizde 17.480 kişi öldü, 23.781 kişi yaralandı. Bu felaketin ardından yaşanan can ve mal kayıpları sadece deprem bölgesinde yaşayan insanları değil, tüm ülkedeki insanları ve ekonomiyi olumsuz yönde etkiledi. Üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen Türkiye’de deprem bilincinin hala yeterli seviyeye gelmediğini görüyoruz. Bu bilincin artmasına yönelik depremi yaşamış biri olarak, Mechanic dergisinde çeşitli makalelere yer veriyor, daha dayanıklı binaların yapılmasına yönelik bilgi paylaşımında bulunuyoruz. 15 yıl önce yaşadığımız bu doğal afette yakınlarını kaybetmiş tüm okuyucularımıza baş sağlığı diliyor, bir daha tekrarlanmamasını diliyoruz. Mechanic dergisinde en çok geri dönüş aldığımız okuyucularımızın merakla takip ettiği sektöre yön verenlerde, son beş sene içerisinde 2016 yılında da yapılacak projelerle 1 milyon metrekareye ulaşan inşaat üretimi yapan NEF Gayrimenkul Geliştirme Yapı ve Yatırım A.Ş. Mekanik İşler Müdürü Ömer Kaya ile NEF projelerinde mekanik tesisat seçimlerini konuştuk. Yapılan araştırmalara göre, iş kazaları ve meslek hastalıklarının %98’i önlem alındığı takdirde oluşumu engellenebilir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği makalemizde “önlemek ödemekten daha ucuzdur” diyerek işverenlere önleyici tedbirlerin arttırılması konusunda çağrıda bulunuyoruz. Mechanic Dergisi Ağustos sayımızda bir yandan sektör ve yeni ürün haberlerine göz atarken sıcak ve sektör haberlerinden bunalmaya başladığınız anda Avrupa’nın en renkli şehri Amsterdam’a yolculuğa çıkabilir, her yaşın sporu tenis ile canlanabilir, uzman diyetisyen Nazlı Acar’dan kilo düşmanı besin tüyoları alabilir, güneşin ve yazın tadını çıkarmanızı sağlayacak hayata dair sayfalarımızda konser, sinema, kitap etkinliklerine göz atabilir, eğlenceli zeka soruları ile tebessüm edebilirsiniz. Sizin için hazırladığımız yeni sayımızı keyifle okumanızı diliyor, dergimizde emeği geçen herkese ve tüm okurlarımıza teşekkür ediyor, bir daha ki sayımızda tekrar görüşmeyi diliyoruz.
  • 6.
    14 içindekiler 4 06 Frankische Türkiye’de 08Çebi Yapı Yazıhane Projesi’nde Form Solar imzası 10 Somuncu Baba iklimlendirme sistemi ile doğaya dost cami oldu 12 Danfoss’un Türkiye’ye yatırımları devam edecek 14 Nef Projeleri’nde mekanik tesisat seçimi 20 Park Vera Alışveriş Merkezi’nde tercih Atlantik Grup oldu MECHANIC Yıl: 1 Sayı: 8 DEKOMEDYA A.Ş ADINA İmtiyaz Sahibi EVREN DEMİRCİ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Genel Yayın Yönetmeni EVREN DEMİRCİ Teknik Danışmanlar CEVAT TANRIÖVER, ZÜHTÜ FERAH Yayın Danışmanı EMİNE BANKOĞLU Yeşil Bina Danışmanı CEMİL YAMAN Leed Faculty, Breeam Assesor Genel Koordinatör ÖZGÜR PARLAK Yayın Koordinatörü ASUMAN DEMİRCİ Yayın ve Web Editörü HAKAN ARSLAN hakan@dekomedya.com Görsel Yönetmen ÖZGÜ URAL Reklam Müdürü SELÇUK BENLİ selcuk@dekomedya.com Müşteri İlişkileri İREM KALENDER irem@dekomedya.com Katkıda Bulunanlar SELCEN PARLAK, GENCAY TATLIDAMAK, EVREN UYGUR, ONUR ŞAHİN, EMRE ÖZMEN, SMMM HASAN KARAGÖZ, AV.MURAT BİLİR, SERDAR AYDIN, ÖZLEM YASMUT Yönetim Yeri Deko Medya A.Ş. Vişnezade Mah. Prof. Dr. Alaattin Yavaşça Sokak Efe Apt. No:6 D:4 Akaretler 34353 Beşiktaş/İSTANBUL Tel: (0212) 236 53 30 Faks:(0212) 236 53 31 www.mechanic.com.tr info@mechanic.com.tr Yayın Türü Yaygın Süreli Baskı - Cilt Dünya Yayıncılık A.Ş. Globus Dünya Basınevi 100.yıl mh. 34204 Bağcılar / İstanbul 0212 440 24 24 Dağıtım Dünya Süper Dağıtım A.Ş Globus Dünya Basınevi 100.yıl mh. 34204 Bağcılar / İstanbul 0212 440 24 24 Mechanic Dergisi aylık olarak yayımlanan bedelsiz süreli bir yayın organıdır. Mechanic Dergisi, basın-meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Dergide yer alan yazı ve fotoğraflar kaynak gösterilerek kullanılabilir. 10 22 Kalitesiz hava astım krizlerini tetikliyor 24 Ayvaz, Indoor-flex doğalgaz tesisat hortumunu Ankara’da tanıttı 26 Üçay Mühendislik gözünü ısı pompasına dikti 28 Form VRF sistemlerinden bölge servislerine teknik içerikli eğitim 30 Su yalıtımı olmayan bina depreme karşı direnemiyor 32 PD Fittings, boru bağlantı elemanları ihtiyaçlarınız için güvenilir ve doğru tercihtir 34 Baymak anahtar teslimlerine devam ediyor 36 Mai Residence’da Mas imzası 38 Buderus Logamax Plus GB162 duvar tipi yoğuşmalı kazan ve kaskad sistemler 40 WILO’nun sirkülasyon pompası Yonos-MAXO kullanıcıların gözdesi oldu 42 REFLEX SERVITEC hava ayrıştırma ve su doldurma sistemleri 44 Korozyon ve donmayı önleyici fonksiyonel kimyasallar “Antifrogen”
  • 7.
    5 42 78 80 82 46 ACO ışıkbacası sistemi ile bodrum katları hem aydınlık hem de güvenli 48 Schmidt’ten plakalı eşanjörde endüstriyel uygulamalara yönelik optimum çözümler 50 Eryap, Bonuspan ailesini genişletti 52 SFA Sanihydro WC öğütücüleri ve pompaları 56 Yüksek binalarda deprem titreşimi yalıtımı ile ilgili önlemlere ASHRAE yaklaşımı 66 Önlemek ödemekten daha ucuzdur 68 Türkiye yangınla mücadele mevzuatı ve TSEN12845 standardı 74 Kondenstop kaçakları ile oluşan mali kayıplar 76 Elektriksel sürdürülebilirlik 78 Avrupa’nın en renkli şehri: Amsterdam 80 Her yaşın sporu: Tenis 82 Kilo düşmanı besinler 84 Hayata dair 87 Eğlenceli zeka soruları 36 REKLAMDİZİNİREKLAMDIZINI A.K.İ. AIRONN 13 AIRPLUS 57 ALTERM 71 ARI YANGIN 65 ATLAS 77 CİVA 21 DAF ENERJİ 41 DAİKİN 29 DARHAN 19 DEKO GROUP 2 DUYAR 33 EBITT 69 GIACOMINI - UNIVAL A.K. GRUNDFOS 35 INVENTTR 39 IŞIK ENDÜSTRİYEL-FRESE 11 JOHNSON CONTROLS 7 KLİMATEKNİK 25 MİTSUBİSHİ ELECTRİC 67 KONTROLMATİK 23 LOWARA 47 MAS-DAF 51 NORM KELEPÇE 53 ONEFLEX-DAS YALITIM 27 OVENTROP 61 PREIS - AYDIN GROUP 73 PROKONTROL 43 REHAU Ö.K.İ - 1 RES 9 TA HYDRONICS 37 TAMPERA 49 TEKNOGEN 31 TEKNOKLİMA 72 ÜÇAY MÜHENDİSLİK 45 ÜNTES 63 VENTAS 59 VİCTAULİC
  • 8.
    Haberler 66 ULUSLARARASI alanda akreditasyonu bulunanTUV AUSTRIA firması tarafından denetlenerek ISO 9001 belgesi almaya hak kazanan Platek’in Genel Müdürü Murat Orman, 2007 yılından beri özellikle plakalı ısıtma ve soğutma teknolojileri ve plakalı pastörizasyon sistemlerinde makine sektörüne yeni bir soluk ve anlayış getirdiklerini ve her yıl bir öncekine göre bir adım daha ileri gittiklerini belirterek, “Her adımını koşulsuz müşteri memnuniyeti ilkesiyle planlayan firmamız teknolojik alt yapısına yaptığı önemli yatırımların ardından ISO 9001 Kalite Belgesi de alarak kurumsallaşma yolunda önemli bir mesafe daha aldı. Gerekli olan uluslararası kalite belgelerini de alarak müşteri memnuniyeti odaklı işletme anlayışını bir sistematiğe bağlayarak kurum kültürü haline getirme yolunda önemli bir adım atmış olduk. Markaların uluslararası arenada söz sahibi olmasını sağlayan ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi belgesi, dünyada 500 binden fazla işletmede kabul görerek başarıyla uygulanmaktadır. Platek olarak biz de bu firmaların arasına girmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kalitemizden ödün vermeden dünya firması olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu belge de bunun ilk anahtarı olmuş oldu” diye konuştu. Bir dünya markası olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen Platek, uluslararası standartlara uygun olarak gerçekleştirdiği süreç ve kalite yönetimi çalışmaları ile ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi belgesi almaya hak kazandı. Platech, ISO 9001 kalite yönetim sertifikası aldı 1900’LÜ yılların başında Fränkische sadece yalıtım malzemeleri, metal kanallar ve aksesuarlarını üretmekteydi. 1959 yılında Fränkische dünya çapında plastikten yapılan elektrik borularını sürekli üreten ilk üretici haline geldi. İki yıl sonra, ilk sert PVC’den yapılan sürekli üretim korige drenaj borusu piyasaya sürüldü. Sarı drenaj borusuyla birlikte Fränkische tamamen yeni bir alana girdi ve drenaj teknolojisinde bir devrim yarattı. Bugün, Fränkische dünya çapında üretim tesislerine ve satış ofislerine sahip bir firmadır. Müşterilerin ihtiyaçlarına uygun ürün ve çözümler geliştiren Fränkische’ nin başarısının anahtarı, inovatif bir firma olmasıdır. İlk etapta Bina Tekniği kısmı ile ilgili ürünleri Türkiye pazarına sunan Fränkische çok katmanlı kompozit boru sistemlerinde ve sert plastik borularda uzman bir firmadır. Türkiye’de tesisatçılara kullanım suyu, ısıtma ve gaz tesisatı ile kontrollü ev havalandırması için olgun ve kusursuz eşleşen ürünler ve sistem çözümleri sunmaktadır. Ürünler ve sistemler daima birbiriyle rekabet eden değil birbirini tamamlayan ve genel ilerleme sağlayan ürün ve sistemler şeklinde geliştiriliyor. Ürünleri sürekli optimize ediyor ve güvenlik ile kullanım kolaylığına en büyük öncelik veriliyor. Ürün portföyü pazarın ihtiyaçlarına ve sunduğu hizmetlerle uyumlu hale getirilmektedir ve piyasada kendini kanıtlamış sistem bileşenlerinin yanı sıra çeşitli çözümlerle tesisatçıların şantiyedeki işlerini kolaylaştırmaktadır. Kullanım suyu tesisatları, ısıtma tesisatları, tek ailelik ve çok ailelik konutlarda gaz tesisatları, kontrollü ev havalandırması alanlarında yenilikçi sistem çözümleri sunar. Döşemeden ısıtma ve serinletme sistemleri, özel uygulamalar için ise esnek katı plastik ve çok katmanlı kompozit borular sunmaktadır. Büyüme odaklı ve giderek uluslararası varlığını artıran bir şirket olarak bölgedeki varlığını hızlı ve etkili bir şekilde geliştirmeyi hedefliyor. Almanya Schweinfurt’ta 1906 yılında kurulan Fränkische Rohrwerke Gmbh, 1 Temmuz 2014 tarihinden itibaren Türkiye pazarında faaliyet göstermeye başladı. Fränkische Türkiye’de
  • 10.
    Haberler 8 ÇEBİ YAPI tarafındaninşası tamamlanan ve E-5 karayoluna çok yakın bir konumda olan YAZIHANE Beylikdüzü 12 ofis, 2 mağaza ve 4 otopark katıyla birlikte toplamda 18 kattan oluşuyor. Türkiye’de yalnızca tarihi eserlerde ve çok özel kamu yapılarında ve bazı yüksek katlı binalarda uygulanan Nonlinear Performance Analysis yöntemiyle tasarlanan “Yazıhane” projesinde enerji ihtiyacının bir kısmı, çatı üzerine monte edilen ve panel gücü 255 wp olan 176 adet Yingli Solar marka güneş paneliyle sağlanıyor. Ayrıca güneş enerjisi sisteminde toplam gücü 45 kW olan 2 adet 20 kW’lık SMA marka inverter kullanılıyor. Projeyle ilgili bir değerlendirme yapan Form Temiz Enerji Genel Müdürü Enis Behar, “Türkiye’nin LEED belgeli ilk home office projesi “Yazıhane” ’de Form Solar olarak yer almaktan mutluyuz. Umuyorum ki LEED sertifikası olan ve enerjisini güneşten karşılayan çevre dostu binalar daha da yaygınlaşacak. Yeni inşaatlarda güneş enerjisinin devlet tarafından zorunlu hale getirilmesini öneriyoruz.“ dedi. FormSolar ve çözüm ortakları, Türkiye’nin her bölgesinde güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren sistemleri anahtar teslim projelendiriyor. Leasing, Turseff, Kalkınma Bankası ve diğer kredilendirme opsiyonları ile halen Türkiye’nin en geniş alternatif ödeme seçeneklerini müşterilerine sunuyor. Türkiye’nin LEED belgeli ilk HOME-OFFICE projesi YAZIHANE’nin güneşten elektrik üreten sistemleri, FORM SOLAR tarafından projelendirildi ve kurulumu yapıldı. Çebi Yapı “Yazıhane” projesinin güneş enerjisi sisteminde FORM SOLAR imzası DIŞ cephesi yeşil-beyaz mebranla kaplı futbol topu görünümündeki 42 bin kişilik Yeni Konya Stadyumu, 400 bin metrekarelik bir alana oturuyor. Yeni Konya Stadyumu, 90 bin metrekare kapalı alana sahip. Tamamı kapalı tribünlerden oluşacak stadyumda, zeminden ısıtmalı futbol sahası, ısıtmalı koltuklar, localar, alışveriş merkezleri, restoranlar, amatör spor kulüplerine tahsis edilecek antrenman alanları, ofisler, 84 turnike, 22 asansör bulunuyor. Yüksek teknolojiye sahip Elastomerik Kauçuk Köpüğü Yalıtım Levhaları, Elastomerik Kauçuk Köpüğü Yalıtım Boruları ve Formix Kontakt Yapıştırıcı / Kauçuk Bant / Oneflex PVC Bant gibi yardımcı ürünleri ve yeni Ses Yalıtım ürünü Fonec ile Oneflex, yurt dışında 32 ülkede tercih edilmesinin yanısıra yurt içinde de iddialı. Yüksek ısı yalıtım değerine sahip olan Oneflex elastomerik kauçuk köpükler suya ve buhara karşı dirençli olmalarının yanı sıra, UV (Ultra Violet-Mor Ötesi) ışınlarına, zorlu hava koşullarına, yağlara karşı da direnç özelliği taşımakta. Oneflex elastomerik kauçuk köpüğü olağanüstü esneklik ve elastikiyet özelliği sayesinde tüm tesisat hatlarında ve dirsek T gibi yalıtımın zor uygulandığı yüzeylerde bile kolay ve hızlı montaj, yatırımcı ve uygulayıcısına zaman ve işçilikten tasarruf sağlıyor. Oneflex’in malzeme ve hücresel yapısı, su buharı geçirimine, uzun vadeli ve yalıtım verimliliğini garanti ederek yüksek direnç gösteriyor. Yangına karşı dirençli olup alevin yatay ve düşey yönde ilerlemesine izin vermiyor. Das Yalıtım, mekanik tesisat sektöründe ısı yalıtımı amaçlı olarak kullanılan elastomerik kauçuk köpüğü üretiminde Bursa Fabrikası ve İstanbul Merkezli yönetimi ile faaliyet göstermektedir. Oneflex yalıtım ürünleri, yeni Konya Stadyumu’nda tercih edildi
  • 12.
    Haberler 10 SOMUNCU Baba Külliyesi’ninEk Cami ve Sosyal Tesisler Projesi’nde ziyaretçi sayısındaki artışa cevap vermek ve misafirlerinin ziyaretlerini daha rahat bir ortamda gerçekleştirebilmelerini sağlamak amacıyla Mitsubishi Electric Klima Sistemleri’nin Su Soğutmalı VRF Sistemleri kullanıldı. Soğutmada yaklaşık yüzde 55 enerji tasarrufu sağlayan Mitsubishi Electric Su Soğutmalı VRF Sistemler ve projenin tüm mekanik sistemlerinin tasarımı aşamasında da her türlü desteği sağlayan Mitsubishi Electric Klima Sistemleri sayesinde bölgenin doğaya dost cami projesine imza atılmış oldu. Tohma Çayı’nın suyundan faydalanıldı, soğutma maliyeti yaklaşık yüzde 55 düşürüldü Malatya’nın Darende ilçesinde bulunan Somuncu Baba Külliyesi, ek cami ve sosyal tesisleri ile beraber yaklaşık 7 bin metrekare alan üzerine kurulu. Cami ve sosyal tesislerin Tohma Çayı’nın kıyısında olması nedeniyle projede soğutma sezonu boyunca ortalama 14 derece su sıcaklığına sahip Tohma Çayı suyundan faydalanıldı. Hava soğutmalı sisteme göre ısı atılacak ya da ısı çekilecek ortamdaki su sıcaklığının daha stabil olmasını sağlayan Mitsubishi Electric Su Soğutmalı VRF Sistemler sayesinde soğutmada enerji maliyetleri yaklaşık yüzde 55 oranında azaltıldı. 22 derecelik kaynak suyu kullanılarak ısıtmada yaklaşık yüzde 35 enerji tasarrufu sağlandı Projede, ısıtma sezonu için bölgeden çıkan ve yıl boyunca ortalama sıcaklığı 22 derece olan kaynak suyundan yararlanıldı. Isı çekilecek kaynak olarak su yerine hava kullanılması durumunda, dış üniteler kış sezonu boyunca havadan ortalama 5 derece ısı çekmek durumunda kalacak ve dış ünite üzerinde oluşabilecek muhtemel buzlanmayı çözmek için de bir miktar ısıtma kaybı oluşacaktı. Kış aylarında ısıtma çalışması için kaynak suyunun kullanılması sayesinde hem buzlanma (defrost) riski ortadan kaldırıldı hem de yaklaşık yüzde 35 oranında enerji tasarrufu elde edildi. Mitsubishi Electric’in Su Soğutmalı VRF Sistemleri sayesinde, kazan destekli su soğutmalı bir sisteme göre enerji maliyetleri soğutmada yaklaşık yüzde 30, ısıtmada ise yaklaşık yüzde 6 oranında düşürüldü. Yerden serinletme sistemi ile yoğunluğun arttığı ibadet saatlerinde bile ideal konfor Hydrodan kullanılarak sıcak ve soğuk suyun elde edildiği projede, ana camide yerden ısıtma ve yerden serinletme yapıldı. Yerden serinletme sistemi ile soğutma sezonu boyunca caminin kullanılmadığı saatlerde ortam iç sıcaklığının belli bir sıcaklık değerinin üzerine çıkması engellendi. Böylece ortam soğutma yükünün en üst seviyeye ulaştığı ibadet saatlerinde, çok kısa bir sürede kanallı ve dört yöne üflemeli VRF iç üniteleri ile ortamın konfor ısısına getirilmesi sağlandı. Ana caminin alt katında bulunan bayanlar bölümü ise dört yöne üflemeli VRF iç üniteler ve yüzde 100 taze havalı gizli tavan tipi iç üniteler ile iklimlendirildi. Hydrodan sıcak su üniteleri ile kış aylarında sıcak su konforu Abdesthane kısmında kullanılan Hydrodan sıcak su üniteleri ile ibadet için gelen ziyaretçilerin kış mevsimi boyunca sıcak su ile abdest almaları sağlandı. Ayrıca bay-bayan abdesthane ve WC bölümü 11 adet yüzde 100 taze havalı gizli tavan tipi iç ünite ile şartlandırıldı. Proje kapsamında toplam 29 adet su soğutmalı dış ünite, 5 adet orta ve yüksek statik basınçlı gizli tavan tipi iç ünite, 14 adet yüzde 100 taze havalı gizli tavan tipi iç ünite, 16 adet duvar tipi iç ünite, 27 adet dört yöne üfleme kaset tipi iç ünite, 4 adet kasetli döşeme tipi iç ünite ve 5 adet Hydrodan sıcak su ünitesi kullanıldı. Külliyeye yapılan Ek Cami ve Sosyal Tesisler Projesi’nde, enerji tasarrufu ve konfor sağlayan Mitsubishi Electric Su Soğutmalı VRF Sistemler kullanıldı Somuncu Baba iklimlendirme sistemi ile doğaya dost cami oldu
  • 13.
    Johnson Controls Klimave Soğutma, Servis, Sanayi Tic. A.Ş. Merkez: Saray Mah.Dr.Adnan Büyükdeniz Cad.No:2 Akkom Ofis Park 3.Blok 6.Kat 34768 Ümraniye İstanbul Tel : +90 (216) 636 53 00 Faks : +90 (216) 636 53 65 Adana Bölge Müdürlüğü: Reşat Bey Mah.Fuzuli Cad.Gürcan Apt. No:67 K:4/16 Adana Tel: +90 (322) 459 86 89-91 Faks : +90 (322) 459 27 62 Ankara Bölge Müdürlüğü: Çetin Emeç Bulvarı Cevizlidere Cad.No:1/8 06520 Öveçler Ankara Tel: +90 (312) 405 00 07 Faks : +90 (312) 472 61 16 İzmir Bölge Müdürlüğü & Üretim: Muradiye Sanayi Bölgesi Dr.Orhan Aksoy Cad.No:14 45140 Muradiye, Manisa Tel: +90 (236) 226 88 00 Faks : +90 (236) 214 06 80 EnerjiTasarrufumuArıyorsunuz? Etrafınızda bu kadar çok enerji tasarrufu yöntemi ve seçeneği bulunurken karar vermeniz oldukça zor olabilir. Ancak doğru cevaplarla işletme maliyetleriniz düşer ve işletmenizin sürdürülebilirliği artar. 120 yılı aşan bir süredir insana ve teknolojiye yatırım yapan Johnson Controls, doğru yanıtları bulabilmenizde size yardımcı olacak tecrübeye, teknik birikime ve öngörüye sahiptir. Biz işletmenizde verimliliğini arttırmanın, sürdürülebilirlik hedefinize ulaşmanızı sağlamak için en önemli adım olduğuna inanıyoruz. Zor sorulara aydınlatıcı cevaplar için bize ulaşabilirsiniz.
  • 14.
    Haberler 12 Haberler 12 PARALEL İnşaat Kauçuk San.İç ve Dış Tic. A.Ş. Satış ve Pazarlama Müdürü Cafer BASIK, yeni firma ve marka hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: “Uzun araştırmalar ve görüşmelerin ardından, iklimlendirme ve soğutma sektöründeki 15 yılı aşkın tecrübemiz, % 100 yerli sermaye ile Paralel İnşaat Kauçuk San. İç ve Dış Tic. A.Ş. olarak PA-FLEX markası altında elastomerik kauçuk köpüğü üretimine girme kararı alınmıştır. Isıtma, soğutma tesisatı, havalandırma sistemlerinde, endüstriyel proseslerde, tüm inşaat ve endüstriyel uygulamalarda elastomerik kauçuk köpüğü levha ve boru izolasyonu kullanılmaktadır. Ayrıca yardımcı ürünlerin (kauçuk bant, folyo bant, PVC bant ve yapıştırıcılar) temini de bünyemiz içerisinde yapılacaktır. Türkiye’de 4’üncü üretici olarak fabrikamız Tuzla Organize Sanayi Bölgesi’nde müstakil 5 bin metrekareyi aşkın kapalı alanı ile Ekim ayı içerisinde kurulumu tamamlanacak olup, aynı ay içerisinde üretime başlanması öngörülmektedir. İlk etapta yıllık üretim kapasitesi olarak 6 bin ton ön görülmektedir. Üretim tesisimiz ve depomuzun İstanbul’da olması pazarda termin ve nakliyeden dolayı bayi ve müşterilerimize büyük bir avantaj sağlayacaktır. Olmazsa olmazlarımızın başında gelen müşteri memnuniyeti, kalite, termin, kabul edilebilir fiyat politikası ile sektörde sizlerin de desteği ile kısa süreler içerisinde pazarda sektöre yön veren geliştiren firmalar arasında yer almayı planlıyoruz. Türkiye genelinde ve yurt dışında bölge bayilikler verilecektir.” PA-FLEX markalı elastomerik kauçuk köpüğü üretimine, ekim ayında başlanacak Paralel İnşaat Kauçuk San. İç ve Dış Tic. A.Ş. sektöre hızlı bir giriş yaparak, PA-FLEX markası altında elastomerik kauçuk köpüğü üretimine başlama kararı aldı. Ekim ayı içerisinde üretime geçilmesi planlanıyor. DANFOSS Akademi’de, çalışanlar ile bir araya gelen yöneticiler; Danfoss’un yatırım ve büyüme stratejilerinde Türkiye’nin önemli bir yeri olduğunu belirterek, Danfoss Türkiye organizasyonunu desteklemeye devam edeceklerini söylediler. Danfoss Isıtma Çözümleri Başkanı Kim Christensen yaptığı konuşmada; ‘Türkiye’de, Danfoss’un yenilikçi ve üstün teknolojili ürünleri dışında, müşterilerine fark yaratan ve artı değer katan hizmetlerin de sunumu için yatırımlarını sürdüreceklerini’ ifade etti. Başarılı geçen ilk 6 ay sonuçları için Danfoss Türkiye ekibine teşekkür eden Kim Christensen; ‘Danfoss Türkiye’nin başarı ivmesinin yükselerek süreceğine inançlarının tam olduğunu ve bu konuda gereken tüm desteği vereceklerini’ söyledi. Danfoss Isıtma Çözümleri Başkanı Kim Christensen, Danfoss Bölgesel Isıtma Başkanı Lars Tveen ve Danfoss Güç Elektroniği Başkan Yardımcısı Marco Airola; Türkiye’deki başarılı organizasyonu yerinde görmek ve geleceğe yönelik yenilikleri ve stratejileri belirlemek için Danfoss Türkiye’yi ziyaret ettiler. Danfoss’un Türkiye’ye yatırımları devam edecek
  • 16.
    Söyleşi 14 Ömer Kaya NEF GayrimenkulGeliştirme Yapı ve Yatırım A.Ş. Mekanik İşler Müdürü
  • 17.
    15 Bu sayımızda sonbeş sene içerisinde, 2016 yılında da yapılacak projelerle 1 milyon metrekareye ulaşan inşaat üre mi yapan NEF Gayrimenkul Geliş rme Yapı ve Ya rım A.Ş. Mekanik İşler Müdürü Ömer Kaya ile geçmişten günümüze bir yolculuğa çık k. Keyifle okumanızı dileriz. Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız? 1993 İTÜ Sakarya Mühendislik Fakültesi, makine mühendisliği bölümünden mezunum. Uzun süre 2005 yılına kadar yurtiçinde taahhüt sektöründe, proje ve kontrol müh. şantiye şefi ve proje koordinatörlüğü görevlerinde yer aldım. 3 sene kadar, 2005-2008 yılları arasında Rusya, St. Petersburg şehrinde Energostroy firmasında elektromekanik teknik müdürlüğü görevinde bulundum. 2008-2013 yılları arasında inşaat sektöründe masanın yatırımcı tarafında mekanik grup şefi olarak görev yaptım. Son 1,5 senedir yeni bir nefesle, Nef Gayrimenkul Geliştirme Yapı ve Yatırım A.Ş. de mekanik işler müdürü olarak görev yapmaktayım. Nef’i neden tercih ettiniz? Nef, bir yatırımcı ve sektörde marka oluşturmak için çalışıyor. Özel projeleri var. İstanbul, Türkiye’nin tarihi şehirleri ve Amerika projeleri son derece özel. Genel olarak Nef, bir daire veya ofis satın alana birçok ortak mekânlar da kullanım hakkı veriyor. Özel tasarım yapılarda tüm konfor düşünülmüş. Nef hızlı büyüyen enerjik bir firma. Nef yapıları hakkında bilgi verebilir misiniz? Son beş sene içinde yapılan ve 2016 tarihine kadar yapılacak projelerle birlikte 1 milyon metrekareye ulaşan inşaat üretmiş olacağız. Konut satışlarında en iyi satış yapan firma ödülünü almaya hak kazandık. • Nef 04, Nef 163 den sonra son 1,5 sene içinde 5 adet daha bina bitirdik. • Nef 11, Kağıthane’de. Konut, ofis, ticari alanların olduğu karma bir proje. • Nef 10, tek blokluk konut. Bu sene ağustos ayında teslim edilecek. • Nef 02 Edirnekapı projemiz (Haliç) 4 blok ve 312 daireden oluşuyor. Teslim edildi. • Nef 47, projemiz Nef 02’ nin yanında olup geçen sene tamamlandı. • Nef 03 Levent ofis projemiz geçen sene tamamlandı. • Nef 09, 4. Levent’te, 2 blok ofis proje. Ağustos, eylül aylarında tamamlanacak. • Nef 22 projemizin yakında inşaatına başlanıyor. 6 bloktan oluşan Nef Ataköy projesi. Karma bir proje olup 1 blok otel, 4 blok konut, 1 blok ofisten oluşuyor. toplamda 185 bin metrekare alana sahibiz. • Nef 12- Nef 13, birbirine yakın projeler, Topkapı’dadır. Nef 12, 60.000 m2 otel, yurt, konut; Nef 13 ise 4 blok konut + 1 blok ofis olup toplam 85 bin metrekare civarında. Kazı ve hafriyatı devam ediyor. Yakın zamanda kaba inşaatına başlanacak. • Kağıthane 03 projesi, biz ona Nef 03K diyoruz, 1 blok ofis, 1 blok konut ile 60 bin metrekare alanı kaplıyor. • Kağıthane Adalar adında parsellerden oluşan her biri 9-12 bin metrekare olan 6 adet projemiz var. Kentsel dönüşüme katkı sağlayan projelerimizdir. Şu anda 18 adet projemiz var, bina olarak 50 adedi geçer. mekanik tesisat NEF projelerinde seçimi
  • 18.
    Söyleşi 16 Nef projelerinin ortaközellikleri neler? Baktığınızda Nef, genelde konut+ofis projeleri yapıyor. Müşteri talebine göre 1+1, 2+1, 3+1 esnekliğini sağlayabiliyoruz. Ortak alanlarda, playground, sinema, sanat odası, fitness, misafir odaları, toplantı odaları, spor tesisleri, vb. imkanlar sağlayabiliyor. Yurt ve sosyal tesisler de yapıyor. Nef projeleri kültürel bakış açısı da sunuyor. Her şehrin özelliğine göre proje hazırlanıyor. Yönetim Kurulu Başkanımız Erdem Timur’un bir sözü var. “ Kentlerin sesi var, bir kent ne istiyorsa onu yapmak zorundasınız “. Nef’in diğer bir özelliği de sosyal sorumluluk anlayışı. Anaokulları, ilkokullar, öğrenci yurtları, camiler de yapılıyor, bunlar MEB ve belediyelere devrediliyor. Nef’in başka inşaat firmaları ile ortak projeleri var mı? İŞ GYO ile Nef Topkapı projesi ortak projedir. Şişecam Fabrikası’nın alanında ki projenin yüzde 25 ‘i Nef’in. 350 bin metrekare inşaat içinde 4 etapta yapacağımız 4.000 konut ve çarşı mağazalarından oluşan bir projedir. Çok lüks olmayan ancak standartların çok
  • 19.
    17 üzerinde özel birprojedir. İç dizaynı da mükemmel. Bir başkası ise Anadolu yakasında Beykoz’da 2B den yararlanan vatandaşların oluşturduğu arazi geliştirme üzerine lüks konut sınıfında yeni bir Nef projemiz daha olacak. Diğer kentlerde de projelerimiz olacak. Bu kentlerin dokusuna uygun çalışmalar gerçekleştirilecek. Yurt dışında Amerika’da New York Manhattan’da gerçekleşecek 60 katlı bir otel ve konut projesine ise 2015 yılında başlanıyor. Kullanılacak tüm ürünler ise ülkemizden gidecek. Tasarım çalışmaları ve partner firmalarınız hakkında bilgi verir misiniz? Nef’in tasarım ayağı en önemli bölümdür; Hok, Foster and Partners, Som, Perkinswill, Tago gibi ünlü firmalar ile çalışılıyor. İç tasarımın bir kısmını Autoban firması ile gerçekleşiyor. Dome, Alan ve Açık mimarlık grubu’da diğer partner firmalarımızdır. Özellikle ortak mekanlar, lobiler, koridorlar, daire içleri, kapı kollarına varıncaya kadar her projede farklı ve özel tasarımlar yapılıyor. NEF Ataköy 22 projesi ve mekanik tesisatı hakkında bilgi verir misiniz? NEF Ataköy 22 Prestijli projelerimizden biridir, 25 bin metrekarelik arsa alanında yer alıyor, toplamda 185.000 m2, 18 katlı konut ve ofis ile alışveriş merkezinin bulunduğu 6 bloktan oluşuyor. Foldhome ve Foldoffice üniteleri ile Foldlife hizmeti farklı ihtiyaçlara cevap verecek. Mekanik tesisat konusunda Deko Mühendislik ile çalışıyoruz, Makina Mühendisi Evren Demirci ile yine birçok projemizin çalışmaları devam ediyor. Nef Grubu olarak her zaman son teknolojiyle iç içe olmaya çalışıyoruz. Mekanik proje müellifi olarak Deko Mühendisliği seçmemizdeki en önemli kriterlerden biriside akıllı yapı bilgi sistemi(Bim) ‘ in bir parçası olan 3 boyutlu tasarım programı revit ile projelerimizi tasarlamalarıdır. Hataları minimize ederek uygulamada sorunsuz projeler gerçekleştirebiliyoruz. Bu projede Leed Gold Sertifika alma hedefimiz var, gereklerini yerine getiriyoruz. Mekanik sistem dizaynalarını projenin başında tartışıyoruz. Konutlarda işletmeyi ve COP’ yi düşünerek sulu VRF sistemi kullanacağız. Merkezi ısıtma sisteminide mimari ve çevresel faktörlerden dolayı bodrum katına aldık, kendinden yoğuşmalı kazan kullanacağız. Seçtiğiniz sistem ve markaları tercih nedenleriniz nelerdir? En iyi servis ve hizmeti verecek markaları tercih ediyoruz. Enerji Performans Yönetmeliği kriterlerini dikkate alarak sistemi dizayn etmeye çalışıyoruz. Aldığımız malzemeler de öyle oluyor. Radyatörü, termostatik vanası, pompası, FCU, Chilleri, AHU, VRF si, tüm mekanik sistemi partner olabilecek arıza bakımından minimum geri dönüşlü ekipmanları tercih ediyoruz. Tüm sistemlerde enerji verimliliğinin üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Firmalar bu nedenle ürünleri ile yaptığımız Nef projelerini tercih ediyor. Nef 22 ‘de ticari ve ofis alanlarda 4 borulu fan coil ve taze hava sistemini seçtik. Hem ticari hem ofiste, sistemi shell&core (çekirdek tesisat), olarak tesisat ağızlarını bırakıyoruz. Ticari ve ofis olarak kiralayan kendi iç dizaynını yapıyor. Kulelerde su soğutmalı VRF, fold
  • 20.
    Söyleşi 18 kısımlarında ise havasoğutmalı VRF kullanıyoruz. Binanın ergonomik yapısıda değerlendiriliyor. Sistem seçimini yaparken bizi etkileyen unsurlar da var. Mimari olarak, mekanik oda olsun veya dış ünite, chiller olsun, soğutma kulesi olsun hacimlerin az olmasından dolayı işletmeye yönelik çalışıyoruz. Özetle projelerimize göre sistem seçimi yapılıyor. Katlarda yangın güvenliği hakkında bilgi verir misiniz? Biz projelerimizde daima yangın danışmanı kullanırız, burada da bir yangın güvenliği danışmanımız var. Otomatik sprinkler sistemlerimiz mevcut. Katlarda yangın dolapları, itfaiye su alma ağızları, dışarıda su verme ağızları, hidrant sistemleri, daire içlerinde sprinkler sistemlerimiz mevcut. Kat koridorlarında duman tahliye sistemleri var. 5. Bodrum katta yangın pompa odası ve su depolarımız olacak. Otoparklarda aldığınız önlemler nelerdir? Otoparklarda montaj kolaylığı ve efektif çalışmayı sağlayan jet fan sistemleri kullanıyoruz. Jet fanlar birinci kademede otopark havalandırması için, ikinci kademede duman tahliyesi için çalışacak olup, ana axial fanlarımız, şaftlarda ve çatıda olup, her biri 300 santigrat dereceye 2 saat dayanımlı olarak yerleştiriliyor. Bina otomasyonu hakkında bilgi verir misiniz? Mekanik otomasyonla ekipmanları; arıza-durum bilgilerini, start-stop, kirlilik, basınç, sıcaklık ve nem gibi bir çok parametrelerden veri alarak kontrol edebileceğiz. Sayaç otomasyonu ile de harcanılan enerjinin, soğuk ve sıcak su sarfiyatının ölçülüp faturalandırılmasını sağlayacağız. Sıcak su temini merkezi boyler ile olacaktır. Çevre faktörlerini nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz? Leed ‘in kapsamı geniş. Bu projede arazinin yüzde 95’ine oturuyoruz. Uygun alanı bulduğumuz zaman tüm kriterleri gerçekleştirmek hedefimizdir. Gri su konusunda ilave şaft gerekecektir, yağmur suyunun toplanmasında uygun alanı bulduğumuzda gerçekleştireceğiz. Ofis cephesinde uygun alan varsa doğal havalandırma da yapıyoruz. Zaten şartlandırılmış taze hava veriyoruz. Daha önce yaptığımız Nef 09 ofis projesinde cepheden doğal havalandırma sağlanmaktadır. Dinamik projeler gerçekleştiriyoruz. Proje konseptine uygun ise yenilenebilir enerji sistemlerini kullanıyoruz. Örneğin termal su olan bir yerde bundan mutlaka yararlanıyoruz, yine rüzgar şartları sürekli ve yüksek yerlerde bu imkanları değerlendiriyoruz. 3-5 bin konutluk yerlerde kojenerasyon ilave soğutma sistemi olursa trijenerasyon yapabiliyoruz. VRF’lerde hava soğutmalı dış üniteleri koyacağınız yerler olmadığı için kat bazında sorunu çözeceğiz. 3 borulu VRF kullanacağız. Özellikle geçiş mevsimlerinde bir mahal ısıtmaya ihtiyaç duyarken diğeri soğutma gereksinimi içinde olabiliyor. Burada ısı geri kazanımı ile ısı transferi yapılabiliyor. Nef projelerinde satışlar hakkında neler söyleyebilirsiniz? Sanırım bu konuda ülkemizin en iyi grubuyuz. Projelerimiz bitmeden tamamına yakını satılıyor. Bu konuda ödüllerimiz var. Nedeni de tasarım ve konsept projelerimizdir.
  • 22.
    Haberler 20 PROJE için teminedilen 2 adet 1600 kW kapasitede NC8403 model su soğutma kuleleri FRP yapıda olup AVM ‘de kullanılacak olan su kaynaklı ısı pompalarıyla ile entegre çalışacaktır. Fiberglas kasa suyun aşındırıcı etkilerine karşı paslanmaz çelik kadar dayanıklıdır. NCF model soğutma kuleleri değişken debi özelliği sayesinde su ve elektrik tüketimini düşürerek binanın enerji verimliliğine katkı sağlamaktadır. Sistemin gereksinimi olan su debisinin azalmasıyla birlikte, sisteminin ihtiyaç duyduğu hava debisi azalmakta ve bunun neticesinde fan hızları düşmektedir. Marley NC model soğutma kulelerinde su debisi %30.. %100 arasında ayarlanabilmektedir. Fanların çektiği güç, hızının küpüyle ters orantılıdır. Örneğin, değişken debili bir kulede fan hızının yarı hıza düşmesi durumunda fanların elektrik tüketimi geleneksel sisteme göre %75 oranında azalmaktadır. Proje kapsamında AIRWELL marka EWH serisi ısı pompalarından 167 adet kullanılmıştır. 3-45Kw kapasite aralığında üretilen , R410A soğutucu akışkan kullanılan ısı pompalarında EER 4 ve üzerinde olup, işletme maliyetleri İnşaatına 2012 yılında başlanan, dört kat ve 40.000 m2 kiralanabilir alan üzerinde faaliyet gösterecek olan yaklaşık 100 mağaza, yeme-içme alanı, kafe/restoranlar ile 2.500 araç kapasiteli otoparktan oluşacak olan Park Pera Alışveriş Merkezi ATLANTİK GRUP’un distribütörlüğünü yaptığı MARLEY marka NCF serisi değişken debili soğutma kuleleri ile AIRWELL marka EWH serisi ısı pompalarını tercih etti. Park Vera Alışveriş Merkezi’nde soğutma kulesi ve su kaynaklı ısı pompalarında tercih ATLANTİK GRUP oldu 20 minimum seviyedir. Öte yandan ses basınç seviyeleri orta hızda 40-48 dB(A aralığında olup muadillerine göre ortalama 10 dB(A) daha düşüktür. Bu özelliğiyle ofis uygulamalarında da kullanılabilmektedir. Değişken fan hız kontrolü , faz koruma rölesi, termostad üzerinden 21 adet arıza kodunun görülebilmesi standart özellikler olarak sunulmaktadır.
  • 24.
    Haberler 22 RAMAZAN ile birliktedaha fazla etkilemeye başlayan kirli hava ve buna bağlı havasızlık özellikle astım hastalarının yaşam kalitesine zarar veriyor. Astımı ve alerjik rahatsızlıkları olan hastaların kirli ve kalitesiz havanın bulunduğu ortamlarda yeteri kadar nefes alamamaları ataklara yol açabiliyor. Temiz hava ihtiyacının özellikle kapalı mekânlarda daha fazla olduğunu dile getiren havalandırma sektörünün öncü kuruluşu AFS Yurtiçi Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Bahadırhan Tari, “İç ortam havası dış ortamdan 2-5 kat daha kirlidir. Temiz hava temini için iç ortam şartlarını bozmadan dışarıdan aldığımız havayı iyi filtre etmemiz gerekir.” diyor. Facia yaşamamak için havalandırma kullanılmalı Hayatımızın önemli bir bölümünü ev, ofis gibi kapalı ortamlarda geçirdiğimizi söyleyen Tari, “Yaşadığımız ortamlar iyi havalandırılmadığında aslında her gün Soma faciasında olduğu gibi havasızlık sorunu yaşıyoruz. Ani gelişen durumlarda can ve mal kaybı yaşamamak için önlem alınmalı” açıklamasında bulunuyor. Kapalı alanlara taze hava verirken iç ortam hava kalitesi standartlarına uygun Greenguard (İç Ortam Hava Kalitesi) sertifikalı alüminyum flexible hava kanallarının tercih edilmesi konusunda uyarıda bulunan Tari, görüşlerini şöyle açıklıyor:” İç ortam hava kalitesini bozucu faaliyetlerden kaçınmalıyız. Yüksek iç ortam hava kalitesi dış ortam havasının korunmasına bağlıdır. Aksi takdirde yapılan çalışmaların çok bir anlamı olmayacaktır.” En fazla etkilenenler astım hastaları Kirli havanın ısınma, sanayi ve motorlu taşıtlar gibi birçok nedenle oluşabileceğine değinen Tari, havasızlıktan en fazla etkilenecek olan kişilerin hassas yapılarından dolayı astım ve alerjik rahatsızlıkları olan hastalar olduğunu söylüyor. Temiz hava ihtiyacı duyanların yüreğini evlerden ticari işletmelere kadar hemen her alanda kullanılabilen GREEN izolesiz alüminyum flexible hava kanalları ferahlatıyor. Greenguard sertifikalı ürünlerin hava kalitesini yükselterek daha sağlıklı bir iç ortam oluşmasını sağladığını dile getiren Tari, “alerjik ya da alerjik olamayan astımlı kişilerde herhangi bir duman solunması, tozlu ortamlarda bulunma ve bazen güçlü kokular nedeniyle astım belirtileri şiddetlenebilir. Bu nedenle ev, ofis alanlarının yanı sıra kreş, okul ve hastane gibi hassas bölgelerde de kullanılabilme standardına sahip green ürünler tercih sebebidir. “diyor. ‘Türkiye’nin Greenguard sertifikalı ilk ve tek hava kanalı üreticisiyiz’ İç ortam hava kalitesinin yetersizliğinin kısa ve uzun vadeli pek çok sağlık problemine neden olduğunu kaydeden Tari, “Eviniz, işyeriniz ve özellikle soluduğunuz hava için sağlıklı ürünler tercih etmeniz gerekiyor. Bu anlamda Amerika ve Kanada dışında Greenguard sertifikasyonuna sahip ilk ve tek flexible hava kanalı üreticisi olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diyerek sözlerini sonlandırıyor. Okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri, kamu binaları, ofisler gibi kapalı ve kalabalık ortamlardaki havasızlık astım krizlerini tetikliyor. Kalitesiz hava astım krizlerini tetikliyor Bahadırhan Tari
  • 26.
    Haberler 24 BİNA içi doğalgaz tesisatlarında rijit boruya alternatif olarak “fleks” yani esnek metal hortum kullanımına imkan tanınmasıyla birlikte öne çıkan Ayvaz Indoor-flex doğal gaz tesisat hortumu, 4 Ağustos’ta Ankara’da gerçekleştirilen seminerde uygulayıcı kişilere tanıtıldı. TS EN 15266 standardının, Indoor-flex sisteminin ve avantajlarının anlatıldığı; ayrıca katılımcılara uygulama yapma şansının da verildiği seminere Ankara ve çevre illerden yaklaşık iki yüz kişi katılım gösterdi. Eğitimin sonunda isteyen katılımcılara sertifika verilen organizasyon, canlı müzik eşliğindeki akşam yemeği ile son buldu. Konuyla ilgili açıklama yapan Ayvaz A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Serhan Alpagut, “Geleneksel rijit borularla daire içi doğal gaz tesisatı kurmak; zaman, işçilik ve maliyet açısından gerçekten büyük bir iş. Ayrıca bu sistemler, Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan ülkelerde pek güvenli değil. Esnek bir yapıya sahip olmadıkları için, herhangi bir depremde gaz sızıntısına neden olabilir. Japonya ve Amerika tam 30 yıldır rijit boruya alternatif olarak fleks hortum kullanıyor. Ülkemizde de artık bu avantajlı sistem mevcut” dedi. Sistemin yaklaşık 4 yıldır Avrupa’da da kullanıldığını söyleyen Alpagut, Avrupa Kompansatör ve Esnek Metal Hortum Üreticileri Birliği üyesi tek Türk şirketi olan Ayvaz’ın bu ülkelere de başarılı satışlar gerçekleştirdiğinin altını çizdi. Ayvaz’ın komple paslanmaz çelik malzeme kullanarak, Avrupa Standardı TS EN 15266’ya uygun olarak ürettiği Indoor-flex sistemi ile bina içi doğal gaz tesisatında yeni bir devrin açıldığını söyleyen Alpagut, “Indoor-flex sistemi, rijit boruya oranla çok hafif ve ergonomik. Tek bir kişinin kolayca taşıyabileceği kangal veya makara formundaki hortum ve basit aparatlardan oluşan sistem, depolamada ve nakliyede kolaylık sunuyor. Indoor-flex sayesinde daire içi doğal gaz tesisatı, geleneksel sistemlere oranla çok daha hızlı ve pratik şekilde yapılabiliyor. Yani zamandan ve işçilikten büyük tasarruf sağlarsınız. Ayrıca Indoor-flex sistemi basit kesme ve sıyırma aparatları kullanılarak kolayca uygulanabilecek bir çözüm. Ölçme, kesme, diş çekme, boru sabitleme gibi yoğun iş gücü gerektiren konularda da büyük avantajlar sunuyor” diyerek sistemin avantajlarını sıraladı. Sistemin ayrıca hortumları gizleyen kanallar sayesinde dekoratif de olduğunu sözlerine ekleyen Alpagut, Ayvaz’ın Indoor-flex eğitimlerinin ülke çapında artarak devam edeceğini belirtti. Ayvaz, rijit boruya alternatif olarak geliştirdiği Indoor-flex bina içi doğalgaz tesisat hortumunu Ankara’da düzenlediği seminerde uygulamacılara tanıttı. Ayvaz, Indoor-flex doğalgaz tesisat hortumunu Ankara’da tanıttı
  • 28.
    Haberler 26 ÖZELLİKLE ülkemizin Egeve Akdeniz Bölgeleri gibi ılıman iklim kuşağına sahip olan yerlerinde avantajlı bir çözüm olarak sunulan ısı pompaları, kullanıcıların ısıtma – soğutma ve sıcak su ihtiyaçlarını karşılamaktadır. “Doğru Yere Doğru Proje“ prensibini benimseyen Üçay Mühendislik yetkilileri, yapmış oldukları çözümlemelerde Isı Pompası Sistemleri’ne oldukça fazla yer verdiklerini belirtmektedirler. Bünyesinde kurulan V.E.Ç. Departmanı ile bu alanda oldukça aktif rol oynama niyetinde olan ÜÇAY, grup firmalarıyla beraber kadrosunda bulunan 120’nin üzerindeki satış personeline bu anlamda ciddi eğitimler vermektedir. Teknik bilginin önemini her platformda dile getiren firma, Isı Pompası ve diğer konularla ilgili olarak çalışmalarına devam edeceğini ifade etmektedir. Üçay Mühendislik, sahip olduğu tecrübeli teknik ve satışçı kadrosu ile mühendisliği kurum kültürünün merkezine koyarak, ülkemizde doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi ve enerji verimliliği bilincinin oluşturulması noktasında emin adımlarla ilerleyişini sürdürmektedir. Enerji verimliliğinin önemini her alanda dile getiren Üçay Mühendislik, yaptığı Verimli Enerji Çözümleri ( V.E.Ç. ) açılımı ile hizmet çeşitliliğini arttırmış ve Türkiye’nin her kesimine, her ihtiyaca uygun çözümler sunmaya odaklanmıştır. Bu bağlamda yıllardır Avrupa’da yaygın olarak kullanılan ve ülkemizde de bilinirliğini arttırmaya başlayan Isı Pompası Çözümleri’ne de yönelmiştir. Üçay mühendislik gözünü ısı pompasına dikti
  • 30.
    Haberler 28 İNGİLTERE merkezli ısıtmasistemleri devi Ideal Stelrad Group’un (ISG) Türkiye’deki iştiraki olan Termo Teknik, “Satış ve Hizmet Kampanyası” kapsamında başarı gösteren Ankara ve çevresindeki bayilerini Kıbrıs’a götürdü. Akdeniz’in üçüncü büyük adası Kıbrıs’ta ağırlanan firma temsilcileri ile birlikte Beşparmak Dağları, Magosa, Çıkartma Plajı, Manastırlar gibi doğal ve tarihi yerler de ziyaret edildi. Termo Teknik Yurtiçi Satış ve Pazarlama Koordinatörü Erol Porsemay, gezi esnasında yaptığı konuşmada takım çalışması ve motivasyona büyük önem verdiklerini, bayiler ile bir araya gelme fırsatı buldukları böyle organizasyonlarda çok mutlu olduklarını belirtti. Bu tip motivasyon organizasyonları ile Termo Teknik bayilerinin sezona da hazırlandığını ve birlikte iş dışında vakit geçirme fırsatına da sahip olabildiklerini kaydeden Porsemay, uzun süreli iş birliklerini hayata geçirmenin ve sürdürmenin; bayilerine hem iş hem de bireysel hayatlarında her zaman destek olmanın kendileri için çok önemli olduğunu dile getirdi. Termo Teknik taahhütçü bayileri Kıbrıs’ta bir araya geldi “Satış ve Hizmet Kampanyası” kapsamında başarı kazanan Termo Teknik taahhütçü bayileri Kıbrıs’ta ağırlandı. HAZİRAN tarihleri arasında Adana Hilton, Wyndham Otel İzmir ve Form Şirketler Grubu Maslak Merkez Ofis’te gerçekleşen eğitimlere 93 servis firmasından 200’ün üzerinde kişi katıldı. Eğitimlerde; Form VRF servis yapısı ve şantiyeler, Mitsubishi Heavy Industries yeni KXZ cihazlarının tanıtımı ve yeni fonksiyonları, Form VRF Mitsubishi Heavy montaj kuralları ve uygulama örnekleri ile DX Klima Santrallari hakkında bilgilendirme yapıldı. Eğitimlerle ilgili bir değerlendirme yapan Form VRF Sistemleri San. Tic. A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Selahattin Telatar, “Firmamızın müşterilerine sağladığı yüksek kaliteli ürün yelpazesinin yanısıra satış sonrası servis hizmetlerinin de sektörel gelişimdeki en önemli unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle yetkili servislerimizin eğitim ve gelişimlerine çok önem veriyoruz. Verdiğimiz eğitimlerle sahip olduğumuz deneyimi teknik servislerimizle paylaşarak hizmet kalitemizi arttırmayı hedefliyoruz” dedi. Form VRF Sistemleri A.Ş’nin Türkiye’de tek yetkili distribütörü olduğu Mitsubishi Heavy Industries KX serisi VRF klima sistemleri, dayanıklılığı, yüksek enerji verimliliği, sessiz ve her mimariye uygun iç üniteleri ile yaşam alanlarınızda rahat nefes almanızı sağlarken konforlu bir hayatın da kapılarını aralıyor. Form VRF Sistemleri San. Tic. A.Ş, Adana, İzmir, İstanbul, Bursa, Antalya ve Ankara illerinde hizmet veren VRF Bölge servislerine yönelik bir dizi teknik içerikli eğitim düzenlendi. Form VRF Sistemleri’nden bölge servislerine teknik içerikli eğitim
  • 32.
    Haberler 30 DEPREME karşı binataşıyıcı sisteminin en önemli koruyucu kalkanı olan su yalıtımı, bina taşıyıcı donatısını korozyondan yani paslanmaktan koruyor. Depreme dayanıklı binalarda yaşamak için binaların su yalıtımı mutlaka yapılmalı. Aksi takdirde bina 10 yılda taşıma kapasitesinin yarısını kaybediyor.” dedi. Eryap CEO’su Emrullah Eruslu 17 Ağustos Deprem Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada nüfusunun yüzde 95’i deprem tehdidi altında yaşayan ülkemizde, 19 milyonu aşan yapı stoğunun yüzde 67’sinin ruhsatsız ve kaçak binalardan, yüzde 60’ının da 20 yaş üzeri konutlardan oluştuğunu belirtti. Eruslu, “Yapı Denetim Yasası’ndaki değişiklikler ve kentsel dönüşümle yapılan çalışmalar olumlu ancak yetersiz denetim nedeniyle sonuçlar beklenen seviyede gerçekleşmiyor. 17 Ağustos Marmara Depremi ve 2011 Van depremindeki acı sonuçları tekrar tekrar yaşamamak için tüketicilerin de bilinçli olması ve binalarının deprem güvenliğini sorgulaması gerekiyor“ dedi. Yalıtımsız bina 10 yılda taşıma kapasitesini kaybediyor Yalıtım eksikliğinin, yapılarda korozyonun oluşmasındaki en önemli etken olduğunu belirten Eruslu, şu uyarıda bulundu: “Yapılar; yağmur ve kar gibi yağışlar, toprak tarafından emilen yağış, kullanma suları, yer altı suları ve banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerde su kullanımı nedeniyle suya maruz kalıyor. Yapıya sızan su; yapıların taşıyıcı donatıları korozyona yani paslanmaya uğratarak kısa sürede yük taşıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine, beton bütünlüğünün bozularak çatlak ve kırılmaların oluşmasına yol açıyor. Örneğin 10 yıl sonra bir yapıdaki donatı başlangıçtaki taşıma kapasitesinin, belli koşullarda yaklaşık olarak yüzde 66’sını korozyon nedeniyle kaybediyor ve donatının başlangıçtaki hesap değerlerini karşılayamamasına neden oluyor. Su yalıtımı olmayan binaların taşıyıcı sistem içindeki donatı demir yıllar içinde korozyon yani paslanma nedeniyle çürüyerek kesit daralması oluşuyor. Yani binanız içten içe çürümeye başlıyor. Bu da olası bir depreme karşı binanın dayanıklılığım düşürüyor. Bu tespit İstanbul’da 1999 depreminin ardından Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı araştırmayla da raporlandı. Yıkılan binalarda gerçekleştirilen denetimlerde binaların yaklaşık yüzde 70’inde korozyon nedeniyle taşıyıcı donatıda aşırı kesit kaybı tespit edilmiştir. “ Su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyetinin, toplam bina maliyetinin yalnızca yüzde 3’ü kadar olduğunu açıklayan Eruslu, yapı güvenliği söz konusu olduğu için bunun fazladan bir maliyet olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Eruslu, “Isı ve yangın yalıtımından sonra su yalıtımının da acilen zorunlu hale gelmesi gerekiyor, aksi takdirde bir deprem ülkesi olan Türkiye’de can ve mal kayıpları kaçınılmaz olacak. Ayrıca kentsel dönüşüm sürecinin de bu açıdan önemli bir fırsat olacağına inanıyoruz. ‘’ dedi. Su yalıtımı olmayan bina depreme karşı direnemiyor Eryap A.Ş. CEO’su ve XPS Isı Yalıtımı Sanayicileri Derneği Başkanı Emrullah Eruslu, 17 Ağustos deprem haftasına özel yaptığı açıklamada, “17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra yapılan incelemelerde yıkılan binaların yüzde 64’ünde su yalıtımı olmadığı görüldü. Emrullah Eruslu
  • 34.
    Haberler 32 PD’NİN bu güvenilirliğininarkasında, üretimindeki kalite ve titizlik yatmaktadır. PD fittings, temper veya sfero döküm olarak DIN (EN), İngiliz ve Amerikan standartlarına uygun olarak üç farklı diş standartında, 1/8” ila 6” arası çap ölçülerinde gerek siyah gerekse daldırma galvaniz olmak üzere çok geniş bir yelpaze çeşitliliğinde üretilmektedir. Üretim; son teknolojik işleme ekipmanları ile yapılmakta, üretim boyunca yapılan sıkı gözetim ve denetleme sayesinde mükemmel ürün kalitesi sağlanmaktadır. Üretimi tamamlanmış PD Fittingsler, sevkiyattan önce tek tek hidrostatik basınç testine tabii tutulmakta, sızdırmazlığı kontrol edilip, olası imalat hatalarına karşı kontrol edilerek mekanik tesisat sektörünün kullanımına sunulmaktadır. Ayrıca üretimin farklı aşamalarında, döküm kalitesinin mükemmeliyetini sağlamak üzere tesisin teknolojik laboratuvarların da farklı kimyasal analizler uygulanmaktadır. Türkiye fittings pazarında en ucuz değil ancak kalite/fiyat oranı açısından en iyi marka olan PD fittingsleri, ileri teknolojik üretim teknikleri ile ekonomik ve kaliteli ürünleri mekanik tesisat sektörünün kullanımına sunup güçlü stok, ürün çeşitliliği, doğru ve zamanında sağladığı hizmet anlayışı ile en iddialı fittings markalarındandır. PD mekanik tesisat sektörünün fittings ihtiyaçlarını takip ederek bu doğrultuda gelecek talepleri karşılama yeteneğini sürekli geliştirmektedir. PD müşteri memnuniyetini sürekli sağlamaya çalışan, işbirliği yaptığı firmalara saygı duyan ve devamlı kaliteyi ilke edinen güçlü bir markadır. Gazmer sertifika takip sistemine kayıtlı PD fittingsleri TSE belgesinin yanında Gost ( Rusya federasyonu) ve UKR Sepro1-UKR Sepro2 (Ukranya Cumhuriyeti) belgelerinin yanında özel ve farklı standartlarda üretilen ürünlerin konusunda da ayrıca hizmet vermektedir. PD Fittings, ABD merkezli PARKER DAVIS HVAC INTERNATIONAL, INC. firmasının tescilli markasıdır. JET nozüller, besleme havasının tahliye noktasından işgal edilen bölgeye büyük mesafe kat etmek zorunda olduğu durumlarda tercih edilen çözümlerdir. TROX şimdi gelişmiş, akustik ve teknik olarak optimize edilmiş jet nozülü sizlere sunmaktadır. Yeni TJN jet nozüller, başarılı TROX DUK jet nozüllerden üretilmiştir. Yeni ürün türü, estetik olarak çekici olmasının yanında, daha fazla enerji tasarrufu ve gelişmiş akustik özellikler sağlar. Jet nozül tamamıyla yüksek nitelikli polimerden yapılmıştır ve RAL beyaz alüminyum veya saf beyaz olarak sunulmaktadır. Çok yönlü jet nozüller farklı sıcaklık koşullarında dahi geniş iç mekanlarda konforlu bir iklim yaratır. Opsiyon olarak sunulan ve kolayca takılabilen swirl ünitesi teknik bir yeniliktir. Tahliye aralığının iki aşamalı olarak %80 veya %60’a düşürülmesini sağlar ve küçük alanlar için idealdir Benzersiz testere dişi uçlara sahip hava kontrol klapeleri sayesinde önemli akustik optimizasyon sağlanır. Besleme hava akımı veya jet için dönüş açısı +30° ile -30° aralığında 5°’lik aralıklarla ayarlanabilir; açı aynı zamanda sınırlanabilir. Bu yenilikçi özellik sayesinde, TJN jet nozül, istenen dönüş açısına hassas olarak ayarlanabilir ve hedeflenen konfor kriterlerine fiilen ulaşılır. Bir başka yenilik de biçim bellekli alaşımla (SMA) otomatik ayarlamadır. Aynı zamanda bellekli metaller olarak da anılan biçim bellekli alaşımlar, orijinal şekillerini anımsarlar ve ısıtıldıklarında önceki deforme şekle dönerler. Kompakt biçim bellekli servomotor, besleme havası sıcaklığındaki değişikliklere hemen reaksiyon gösterebilecek biçimde doğrudan jet nozülün hava akışına yerleştirilir. SMA etkisi ile, jet nozülün dönüş açısı yaklaşık 18 °C ile 28 °C sıcaklık aralığında otomatik olarak ayarlanır; sonuç olarak işgal edilen bölgedeki konfor kriterleri sağlanır. Ayarlama, konvansiyonel genişleme malzemelerinden daha hızlı gerçekleşir. Servomotora veya geniş kablolamaya ihtiyaç yoktur. TJN jet nozülün avantajları • Optimum nozül konturları sayesinde DUK jet nozüllerden 6 dB’ye kadar daha az gürültü • Jet açısı ayarlanabilir, sınırlanabilir ve sabitlenebilir • Daha küçük alanlar için tahliye aralığının iki aşamalı düşürülmesi • RAL beyaz alüminyum veya saf beyaz yüksek nitelikli polimer • Tahliye segmanındaki bayonet aksesuarı sayesinde kolay montaj • Biçim bellekli alaşımdan yapılan servomotor sayesinde kısa tepki süresine sahip kendinden ayarlanabilir model • Düz harici motor, kompakt montaj ve artan enerji verimliliği sağlar • TROX Sıcaklık Farkı Kontrol (TDC) ile motorlu nozül için kontrol giriş sinyali ve gerekirse ölçüm ve kontrol sistemleriyle entegrasyon • Kanal (dikdörtgen veya daire) veya direkt bağlantı için beş ebat • Tüm modeller için görünür alanlarda dış gövde seçeneği PD Fittings, güvenilir ve doğru tercihtir TJN Jet Nozüller ile konforlu iklimler
  • 36.
    Haberler 34 BELİRLENEN yıllık satışhedeflerine ulaşan yetkili bayiler, 27 Haziran 2014 tarihinde Baymak Genel Merkezi’nde düzenlenen muhteşem bir kokteyl eşliğinde anahtarlarını teslim aldılar. Değişim her alanda hissediliyor Baymak araç kampanyası kapsamında, 2014 model 20 Tata ve 20 Renault Symbol markalı araçlar sahiplerini buldu. Tüm anahtar teslimleri, bizzat Baymak Genel Müdürü Ender Çolak tarafından yapılırken, bayiler bu özel etkinlikte yer almanın keyfini çıkardılar. Araç teslim töreninde Baymak Genel Müdürü Ender Çolak şunları dile getirdi; ‘’ Baymak olarak bayilerimiz ve bayilerimizle olan sağlam ilişkilerimiz bizim için her zaman çok önemli olmuştur. Şüphesiz Baymak’ın yakaladığı başarı grafiğinde en büyük pay sahipleri onlardır. Hedefini gerçekleştiren bayilerimizin bugün araç teslimlerini yapıyor olmaktan dolayı gururluyuz. Baymak markasının ayrılmaz parçası olan bayilerimize her alanda kendilerini özel hissettirmek bizim ana amacımızdır. İşte bu nedenle, bugün bu araç teslimini farklı bir seremoniye çevirdik ve Baymak’ın yaşadığı değişimi her alana taşımak istedik. Baymak, Avrupa’nın 3. Dev ısıtma grubu olan BDR THERMEA Grup şirketi olduktan sonra, kalıcı liderlik için 5 ana ilkeyi kendine esas aldı, bunlar: ‘’Ürün gamını genişleterek tüketiciye seçim yapmasını kolaylaştıracak sayıda ve üstün kalitede ürünler sunmak, kullanıcının ve servis sağlayıcının ürünü kolayca kullanmasını sağlayan tüketici- odaklı akıllı tasarımlar yaratmak, ürün gamının ve uygulamalarının hibrit-yani konvansiyonel yöntemlerle, yeni enerji yöntemlerini birlikte değerlendiren biçimde olması, yenilenebilir enerji kaynaklarının çok daha fazla kullanılması ve son olarak Baymak ürünlerin en iyi fiyat-performans oranına sahip olması.’’ İşte bu ilkeler ışığında Baymak’ı beraberce daha da güçlendirmeye ve bir lidere yakışır şekilde sektöre yön vermeye devam edeceğiz.’’ Baymak’ın uzun yılladır düzenlediği araç kampanyası, bayiler tarafından hem oldukça ilgi görüyor, hem de tüm bayiler hedeflerini tamamlar tamamlamaz araçlarına kavuşmanın keyfini yaşıyorlar. Baymak 2014 yılının ilk yarısında 140 araç vermiş olup, anahtar teslimlerini sürdürecek. Baymak, 2014’de düzenlediği kampanya kapsamında otomobil almaya hak kazanan bayilerinin anahtar teslimlerini yapmaya devam ediyor. Baymak anahtar teslimlerine devam ediyor
  • 38.
    Haberler 36 TÜRKİYE’NİN denize paraleltek havalimanı niteliğinde olan Trabzon Havalimanı’nda Mas Pompa kalitesi tercih edildi. Şehir merkezine çok yakın olan havalimanında 9.710 m²`si Dış Hatlar terminali, 14.035 m²`si İç Hatlar terminali olmak kaydıyla toplam 1.377.244 m² kurulu alan ve toplam 23.745 m²`lik 3.5 milyon Yolcu/Yıl kapasiteli 2 adet terminal mevcuttur. Projede NFPA 20’ye uygun Yangın pompa grubu kullanılmıştır. Bir asıl ve bir adet yedek dizel tahrikli olan pompalar uçtan emişlidir. Mili AISI 316 paslanmaz çelik malzemeden, gövdeler GG25 döküm malzemeden, çarkları ise bronz malzemeden üretilmiştir. Sızdırmazlık yumuşak salmastrayla sağlanıyor. Her pompa için ayaklı tip, sesli-ışıklı uyarı sistemi ve otomatik test sistemine sahip pano bulunmaktadır. Trabzon Havalimanı Mas Pompa’yı tercih etti. FER Yapı; dünyanın en büyük Adalet Sarayı’na ev sahipliği yapan, hızla gelişen ve Anadolu yakasının yeni Ataşehir’i olma yolundaki Kartal’da konumlandırdığı Adalar manzarasına sahip Mai Residence projesinde Mas Pompa sistemlerini tercih etti. Projede; NFPA 20’ye uygun olarak seçilen Yangın Pompa grubunda bir adet asıl, bir adet yedek elektrikli ve jokey pompa bulunmaktadır. Ana pompalar çift emişlidir. Sızdırmazlık yumuşak salmastrayla sağlanmaktadır. Her tip pompa için ayaklı tip, sesli- ışıklı uyarı sistemi ve otomatik test sistemine sahip pano bulunmaktadır. Ayrıca çok pompalı dik milli paket hidroforlarda proje kapsamında kullanılmıştır. Mai Residence’daMai Residence’da Mas imzası
  • 40.
    Ürün 38 BUDERUS GB162 duvartipi yoğuşmalı kazanlar, eşanjör borularının özel iç yapısı sayesinde yüksek ısı transferi gerçekleştirilerek, küçük boyutlarda 100kW kapasiteyle %110 verime ulaşır. Uzun cihaz ömrü ve bakım aralıkları Eşanjör üzerindeki Plazma Polimerizasyon kaplaması yüksek kimyasal dirence sahiptir. Koruyucu bir tabaka oluşturularak, eşanjör yüzeyinde alüminyum oksitlerin oluşması önlenir. Bu sayede, hem cihazın ömrü hem de bakım aralıkları uzar. Ayrıca bakım, kolay ve hızlı bir şekilde yapılabilir. Eşanjör temizliği sadece su ile sağlanabilir. Kazan içindeki tüm komponentlere önden ulaşım mümkün olduğu için tamiri ve bakımı da kolaydır. Modülasyonlu pompa kontrolü, kazan kumanda paneli üzerinden yapılabilir. Bu durumda, pompa debisi kazanın azalan kapasitesi ile birlikte azaltılır, hidrolik denge kabı ile birlikte işletimde dönüş sıcaklığının yükselmesi önlenir. Böylece, kapasiteye uygun debi ile çalışma sayesinde yakıt ve elektrik tüketiminde azalma sağlanır. Konvansiyonel sistemlere göre, çok düşük baca gazı sıcaklıkları sayesinde baca kayıpları da düşük olur. Kaskad sistemler az yer kaplar, kazanların duvara ya da bir askıya sırt sırta ve yan yana montajı yapılabildiğinden yer sorunu olan kazan dairelerinde avantaj sağlar. Kazanların, boyutlarının küçük olması ve düşük ağırlıkları sayesinde taşınması, montajı ve bakımları kolaydır. Kaskad sistemlerde her bir kazan, sistemdeki diğer kazanları yedeklediğinden ekstra kapasiteye ihtiyaç yoktur. Kazanların kurulumu ve projelendirmesi açısından karşılaştırıldığında yer tipi kazanlarda kullanılması gereken emniyet ekipmanlarına, duvar tipi kaskad sistemlerde gerek olmadığından, maliyet açısından da avantaj sağlanır. Sistemde, istenilen oda sıcaklığının hassas kontrolü ve kazanın modülasyonu ve yakıt tasarrufu mümkündür. Tüm kazanlar kendi brülör, pompa ve kumanda ünitesine sahiptir. Her bir kazan bağımsız çalıştığından toplam sistem kapasitesi farklı olsa da sistemin minimum kapasitesi tek bir kazanın minimum kapasitesi kadardır. Isıtma ihtiyacının düşük olduğu durumlarda sistem, duvar tipi kaskad sistemlerde ihtiyaç duyulan kadar ısı üretimi gerçekleşeceğinden, yer tipi kazanlara göre, verimin daha yüksek olmasını ve yakıt tüketiminin düşük olmasına olanak sağlar. Kaskad sistemler, 16 kazana kadar yapılabilir. Sistemdeki 16 kazan, ihtiyaç duyulan ısıl kapasitesini sağlayabilmek için sıralı bir biçimde devreye girer. Günümüz koşullarında merkezi ısıtma sistemleri enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularında çözümler sunar. Buderus kaskad sistemler de ısınmada tasarruf sağlayan kazanlarıyla enerji verimliliğine destek olur ve esnek merkezi ısıtma çözümleriyle ısıtma ihtiyacını sağlar. Buderus Logamax Plus GB162 Duvar tipi Yoğuşmalı Kazan ve Kaskad Sistemler Buderus GB162 Kaskad Sistemler
  • 42.
    Ürün 40 POMPA sistemleri sektörünün lidermarkası WILO’nun son dönemlerde en çok tercih edilen frekans konvertörlü sirkülasyon pompası, WILO Yonos-MAXO oldu. Apartmanlarda, sitelerde, endüstriyel tesislerde, hastanelerde, okullarda en çok tercih edilen sirkülasyon pompası olan WILO-Yonos MAXO, sahip olduğu birçok özellikle beraber hem kolay kullanımı hem de ekonomik fiyatı ile kullanıcının kısa sürede gözdesi olmayı başardı. Nominal çapı 1” ölçüsünden DN65’e kadar montaj aralıklarına sahip olan WILO Yonos-MAXO pompasını geniş akışkan sıcaklık aralıklarında kullanabilmek mümkün. ECM motor teknolojisine sahip frekans konvertörlü bir pompa olan Yonos-MAXO, ıslak rotorlu pompalar için enerji verimlilik endeksi değeri (EEI) olan 0,23’ten küçük değerlerle hizmet veriyor. Bu değerler, özellikle kısmi yüklerde minimum güç çekişi sağlayarak pompanın minimum enerji tüketmesine yardımcı oluyor. Senkron motor teknolojisi ve çok kuvvetli mıknatıslı rotoru sayesinde minimum enerji tüketen WILO Yonos-MAXO kullanıcıya, fark basınç sabit (∆P- c) ve fark basınç değişken (∆P-v 2) olmak üzere iki farklı kontrol modu seçimi sunuyor. Bu kontrol modları sayesinde debi ihtiyacı ne kadar değişirse değişsin ayarlanan basınçta pompa basıncı sabit tutulabiliyor (∆P-c), ya da debi ihtiyacı azaldığında tesisatta ses olmaması ve daha ekonomik çalışma sağlaması nedeniyle basıncın pompa tarafından otomatik ayarlanması (∆P-v) sağlanabiliyor. WILO Yonos-MAXO ayrıca LED ekranı ile kontrol modu seçimi, basma yüksekliği ayarı görüntüleme ve hata kodu görüntüleme özellikleri de taşıyor. Ayrıca basma yüksekliğinin 0,5 m adımlarla ayarlanabilmesi ile frekans konvertörlü pompaya sahip olmanın ekonomik ve kullanım rahatlığı avantajlarını bir arada sunuyor. WILO’nun özel tasarımına sahip WILO-Plug ile elektrik bağlantısı, kurulumu ve bakımı hem çok kolay hem de hızlı olan WILO Yonos-MAXO ile birlikte ısıtma sistemlerinde kullanılan termal ısı gömleği de aksesuar olarak sunuluyor. Kullanıcılar, WILO Yonos- MAXO’nun ikiz tip pompa versiyonu olan WILO-Yonos MAXO-D ile de tüm bu özelliklere sahip olabilirler. WILO kullanıcılarının hayatına değer katan ürün ve hizmetleriyle sektörüne öncülük etmeye devam edecek. Pompa sistemlerine ihtiyaç duyulan her alanda profesyonel çözümler sunan WILO, kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyor. WILO’nun frekans konvertörlü sirkülasyon pompası Yonos-MAXO, birçok özelliği bir arada sunarak sektörün son dönemdeki gözde ürünü oldu. WILO Yonos-MAXO, kolay kullanımı ve ekonomik fiyatının yanı sıra enerji tasarrufu yapması ile de dikkat çekiyor. WILO’nun sirkülasyon pompası Yonos-MAXO kullanıcıların gözdesi oldu
  • 44.
    Ürün 42 DRESDEN Teknik Üniversitesi’nin araştırmalarınagöre kurulu olan tüm kapalı sistemlerin yaklaşık %50’sinden çoğu bu sorundan etkilenmektedir. Reflex Servitec, vakumlu püskürtme borusuyla tesisatların en üst noktasında bulunan ve en uç yerlere kadar sızmış olan havanın atışını otomatik olarak sağlar. Reflex Servitec antifriz (glikol) ilaveli veya ilavesiz kapalı ısıtma ve soğutma sistemlerinde 100 m³ su hacmine kadar olan sistemler için standart olarak üretilmekte olup, 10.000 m³ su hacminin üzerindeki sistemler için de özel üretimler yapılmaktadır. Servitec çalışma prensibi Reflex Servitec, ısıtma veya soğutma sisteminde devridaim edilen su veya su-glikol karışımı olan ısı taşıyıcı akışkandan bir kısmi hacim alır. Kirlere karşı dayanıklı bir motorlu küresel vanalı boşaltma tertibatı, gaz bakımından zengin olan suyu bir başlık üzerinden vakum püskürtme borusuna aktarır. Boru doldurulduktan sonra özel olarak donatılmış olan pompa çalışır ve suyu püskürtme borusuna aktarır. Servitec, püskürtme başlığı üzerinden gelen ve pompadan akan su miktarını kontrol eder. Böylece pompanın aktardığından daha az su gelir. Bunun sonucunda boruda hızlı bir şekilde bir vakum oluşur. İnce püskürtülen su damlaları ile birlikte çözülen gazlar hızlı bir şekilde sıvıdan atılır ve su seviyesinin üstündeki püskürtme borusunda birikir. Pompa durur. Sistem suyu, boru tekrar dolana dek otomatik olarak sabit vakuma püskürtmeye devam edilir. Dolum tamamlanmadan kısa süre önce, su seviyesinin üstünde biriktirilen gaz miktarı, püskürtme borusunun üst kısmındaki otomatik hava purjöründen dışarı atılır. Püskürtme borusunda yine sistem basıncı mevcuttur. Borudaki sistem suyu şimdi neredeyse gazsızdır ve pompa yeniden başlatıldığında şebekeye geri aktarılır. Yeni bir devir başlar ve bu devir sürekli olarak devam ettirilebilir (sürekli gaz alma). Sistem kapasitesine ve ihtiyaca bağlı olarak, periyotlu gaz alma veya sonradan besleme suyu gaz alma modunda da işletim mümkündür. “Servitec”, sistem suyunun sonradan beslenmesini de üstlenir. Bu, sisteme bağlı olan genleşme kaplarıyla veya seviyeye bağlı olarak basınç koruma istasyonlarıyla gerçekleşir. Isıtma ve soğutma tesisatlarında hava sorunları ister uygulamacı, ister proje tasarımcısı olsun herkes tarafından yaşanmaktadır. RES ENERJİ REFLEX SERVİTEC hava ayrıştırma ve su doldurma sistemleri ile ömür boyu sistem koruması
  • 46.
    Ürün 44 Antifrogen nedir? Korozyon vedonmayı önleyici ısı transfer sıvısıdır. Başlıca özellikleri • Korozyon önleyici katkılı, ısı transferi sağlayan ve soğutma aracı olarak kullanılmak üzere geliştirilmiştir. • Su ile her ortamda karışarak değişik donma derecelerine uygun tesisat sıvısı elde etmek mümkündür. • Karışımda donma noktasına yaklaştıkça ayrışma olmaz. Bu nedenle tesisatlarda patlamaya sebebiyet vermez. • Karışımın donma direnci, yıllarca kullanımdan sonra bile değişmez. Konsantrasyon sabit kalır. • Korozyon engelleyiciler içerir, bu özelliği sayesinde soğutma ve ısıtma sistemlerinin hatta bileşik metallerin metal aksamlarını korozyona karşı sürekli korur ve büyük ölçüde bakım ve onarım masraflarını azaltır. • ASTM D 1384-94 metoduna göre yapılan deneylerde ½ Antifrogen/Su karışım, Muadillerine göre dünyadaki en az korozyon etkisi yapan tesisat sıvısı olarak belirlenmiştir. • Antifrogen/Su karışımı kullanılan ısıtma ve soğutma sistemindeki sirkülasyon pompalarının sorunsuz çalıştığı ve bu pompalarda yaygın olarak kullanılan plastik ve elastomer (conta, orink, vb.) elamanlara uygun olduğu ispatlanmıştır. • Antifrogen /Su karışımı oksijen geçirimini azalttığı için tesisat içerisindeki kirlenme, çamurlaşma ve yosunlaşmayı engeller, bu nedenle de sensör arızalarını minumuma indirir . • Antifrogen / Su karışımının ısı transfer katsayısı suya çok yakındır. Bu nedenle, ısı radyatörler ile ortama taşınıyorsa radyatör alanının değiştirilmesine gerek yoktur. Antifrogen grubu ürünler • Antifrogen N • Antifrogen L • Antifrogen Sol HT • Antifrogen KF • Protectogen Ürün çeşitlerimiz uygulamada kullanılan sıcaklık şartlarına göre belirlenir. Antifrogen kullanım alanları • Sıcak sulu ısıtma sistemlerinde • Güneş enerjili (solar ) ısıtma sistemlerinde • Isı pompası uygulama sistemlerinde • Isı geri dönüşüm sistemlerinde • Soğutma sistemlerinde • Yangın hattı sistemlerinde tesisat sıvısı olarak kullanılır. Antifrogen grubu ürünlerin kısaca tanıtımı Antifrogen N Monietilen glikol bazlı çok yönlü ve yüksek kaliteli ısı transfer sıvısıdır. Isıtma ve soğutma sistemlerini korozyona karşı korur. Aynı zamanda güvenilir donma koruması sağlar. Paslanmayı önleyen katkılar içerir. Berrak açık sarı renktedir. Minimal kullanım yoğunluğu; % 20 v/v Devamlı kullanım sıcaklıkları; yaklaşık-35 ila+150 C Kapalı devre ısıtma ve soğutma sistemleri için uygundur. Başlıca kullanım alanları Ferdi ve merkezi sistem ile ısıtılan ve soğutulan konutlar, iş merkezleri, AVM ler, Oteller, Hastaneler, Spor salonları, İbadethaneler , tekstil ve matbaa makinaları soğutma üniteleri, çift cidarlı yakıt tankları koruma üniteleri, yangın tesisatlarında su depolama, boru hattı ve sprinklerin koruma üniteleri vb yerlerde , korozyon ve donmayı önleyici fonksiyonel kimyasallar olarak kullanılmaktadır. Botes Mühendislik’ten korozyon ve donmayı önleyici fonksiyonel kimyasallar “Antifrogen”
  • 48.
    Ürün 46 ACO, geliştirdiği yeniürünü ışık bacası sistemi ile bodrum katlarında yaşanan sorunlara çözüm oluyor. Binaların zemin altı katlarında doğal ışık ve havalandırma sağlamak için kullanılan ışık bacası sistemi, zemin yüzeyinin altındaki pencerelerde de uzatma parçaları sayesinde kullanılabiliyor. Ürünün gövdesi, cam elyaf ile güçlendirilmiş polypropylen (PP-GF) malzemeden üretiliyor. Suya karşı yüzde yüz dayanıklı olan bu malzeme, aynı zamanda hafif ve geri dönüşümlü. Bina yapımında kullanılan betondan klasik kuranglez yapımında karşılaşılan işçilik, maliyet, sızıntı ve bakım gibi sorunları en aza indiren ACO ışık bacası sistemi, kolay montajı, dayanıklılığı ve uygun fiyatı ile ön plana çıkıyor. En alttaki su çıkış deliğinden yağmur suyu drene edilebilen ışık bacası sistemi’nin zemin yüzeyinden farklı derinliklere sahip yerlere uygulanması için uzatma parçaları mevcut. Hırsızlığa karşı kilit sistemi ve yangın anında kaçış olarak kullanılabilmesi gibi özellikleri ile daha cazip hale gelen ACO ışık bacası sistemi, değişik ölçüleri ve aksesuarlarıyla kullanıcılara sunuluyor. Su yönetiminde dünya lideri olan ACO’nun geliştirdiği ‘ışık bacası sistemi’ ile bodrum katlarında yaşanan su taşma/sızma, kirlenme, havalandırma ya da karanlık gibi problemler ortadan kalkıyor. Su taşmalarına ve karanlık bodrum katlarına en estetik çözüm ACOACO ışık bacası sistemi ileışık bacası sistemi ile bodrum katları hem aydınlık hem de güvenli
  • 50.
    Ürün 48 PLATEK’İN distribütörlüğünde Türkiye’de defaaliyet gösteren Schmidt’in eşanjör plakalarının kullanımı dünyanın birçok ülkesinde günden güne artmaktadır. Farklı uygulamalar için farklı geometrilerde dizayn edilen plakalar, her uygulamaya optimum çözümler sağlamaktadır. Schmidt, 40’ın üzerinde eşanjör plaka modelini 4 farklı seri altında müşterilerine sunarak uygulamalara özel çözümler getirmektedir. Schmidt, metal yüzey işlemlerinde, özellikle alüminyum malzemeler için eloksal banyo ve renk banyosu uygulamalarında asit korozyonuna karşı daha dayanıklı özel plaka malzemeleri üretmektedir. Böylece standart bir eşanjör çözümü yerine uygulamaya göre biçilmiş, özel yüksek verimli çözümler sunabilmektedir. Platek, müşteri odaklı bakış açısıyla alüminyum sektöründeki müşterilerine özel malzemelerden yapılan plakaları sunarak, asit korozyonundan meydana gelen plaka hasarlarının işletmeye verdiği zaman kaybını ve maddi kaybı sıfıra indirmeye çalışmaktadır. Schmidt eşanjör plakalarından SIGMA FIT serisi, bilgisayar tabanlı optimize edilen dağıtım alanı ile kendini diğer eşanjörlerden ayırıyor. Bu sayede homojen bir dağılım gerektiren tüm uygulamalarda hiçbir kısıtlama olmaksızın kullanılabiliyor. SIGMA FIT serisi plakaların teknik özellikleri • Tüm sıvılar hatta iyi suspense olmuş katı parçacıklar içeren sıvılara uygun. • 2000 m³/h’ e varan kapasitelere kadar, • Balıksırtı dizaynında yumuşak ve sert akış plaka modelleri, • 2.5 ve 4 mm akış derinliğine sahip, • Yapıştırıcısız contalama sistemi SIGMAFIX veya yapıştırıcı ile yüksek performans contalarına uygun, • Geniş eşanjör plaka ve conta malzemesi seçme olanağı, • SIGMACOAT ‘a (PTFE kaplı SIGMAFIX elastomer conta) uygun. SIGMA X serisi ise sıcak ve soğuk taraf akışkanlarının sıcaklık farklılıklarının az olduğu uygulamalar için özellikle geliştirilmiştir.X serisinin daha ince plaka kalınlığı ve daha az akış derinliği, ısı transferinin daha kolay olmasını ve yüksek ısı transfer katsayısını sağlar. SIGMA X plakaların teknik özellikleri • Temiz, homojen, katı partikül içermeyen sıvılara yönelik • Çok yüksek termal performans, • Patentli yumuşak ve sert balıksırtı akış modellerinde plakalar, • 2 ve 3 mm arasında değişen akış derinliği, • SIGMAFIX yapıştırıcısız contalama sistemi ile veya özel yapıştırıcılar ile contalanarak kullanabilme imkânı, • Geniş plaka ve conta malzemesi seçme olanağı. Son olarak SIGMA T serisi plakalar geniş akış kanalları geometrisi sayesinde büyük çaptaki katı partiküllerin kolayca geçebileceği bir dizayna sahiptir. Ayrıca çok düşük basınç kayıpları istenen özel uygulamalarda T serisi plakalar rakiplerine göre üstün özellikler sunar. SIGMA T plakaların teknik özellikleri • Büyük partikül ve fiberler içeren akışkanlarda, • Kir ve pislik bulunduran akışkanlarda, • Buhar kondensasyonunda, • Geniş aralıklı yumuşak ve sert balıksırtı akış modelleri, • 4 – 6 mm arasında akış derinliği, • Geniş plaka ve conta malzemesi seçme olanağı. Kurucularının uzun yıllara dayanan bilgi birikimi ve tecrübesi ışığı altında 2007 yılında İstanbul’da kurulan ve “Güvenilir, kaliteli ürünler ve projelerle yarınlara ulaşıp bir dünya markası olma ” misyonu ile çalışmalarını sürdüren Platek, plakalı eşanjörde Dünya’nın önde gelen üreticilerinden olan Schmidt markasının Türkiye Genel Distribütörlüğü ’nü üstlenerek plakalı eşanjörde başta alüminyum olmak üzere birçok sektöre hizmet vermeye devam etmektedir. Schmidt’ten plakalı eşanjörde endüstriyel uygulamalara yönelik optimum çözümler
  • 52.
    Ürün 50 700 kPa (70ton/m2)basma dayanımına sahip XPS Levhaları’nın Türkiye’deki tek üreticisi olan Eryap, Bonuspan markası ile yapılara benzersiz yalıtım ve tasarruf imkanı sunmaya devam ediyor. Bonuspan ürün gamına eklediği Bonuspan Klinker (Klinker tuğla altı XPS Levhaları) ve Bonuspro-D (Embossingli XPS Levhaları) ile her türlü ihtiyaca çözüm sunuyor. Bonuspan Platin 700 kPa; 600 mm x 1250 mm ebatlarında, 5 -10 cm kalınlıklarında ekstrüde polistiren köpüğünden üretilen, maksimum basma dayanımı (>700 kPa) istenen uygulamalarda kullanılan, yüksek dayanımlı, pürüzsüz (zırhlı), oluksuz, binili ve binişiz ısı yalıtım levhasıdır. Toprak temaslı dış cephe yalıtımı, zemin, duvar, temel, ters çatı sistemiyle düz çatı yalıtımı, yol, köprü ve demiryolu inşasında donmaya karşı koruma ve buz pateni pisti ve uçak bakım hangarları inşası, yeraltı suyu uygulamaları, ağır vasıta araç trafiğinin yoğun olduğu alanlarda çok yüksek noktasal basınçları kaldırabilecek dayanıklılığa sahiptir. Bonuspan Platin 700 kPa; her hava koşulunda duvar, çatı ve zeminde kolayca döşenebilen, enerji kayıplarını azaltarak, kullanım alanlarında enerji tüketim ihtiyacını belirgin şekilde düşürüyor. Çok yüksek basınca dayanıklı, nemi çekmeyen, dona karşı dayanıklı, bozulmayan ve çürümeyen yapısı ile Bonuspan Platin 700 kPa ile ideal ısı yalıtımı sağlanırken, karbondioksit (CO2) emisyonunu azaltmaya yönelik önemli faydalar sağlayarak çevrenin korunmasına destek olurken, pasif evlere yönelik özel şartları da yerine getirebiliyor. Bonuspan Klinker, ısı yalıtım levhaları, binalarda zeminden çatıya kadar kesintisiz bir ısı yalıtımı sağlamak amacı ile klinker tuğlanın altında, tuğlanın tutuculuğunu artıracak şekilde dışa doğru kanallı olarak, 50-60-80 mm kalınlıklarında, 600X1250mm ebatlarında üretiliyor. Yüzeyinin pürüzlü ve dışa doğru kanallı özelliği sıva tutuculuğunu artırmakta, mükemmel bir uygulama sunuyor. BonusPro-D, ısı yalıtım levhaları, binanın cephesindeki duvar, kolon ve kirişlerinde dışarıdan, sonradan dübellenerek sabitlenen levhalardır. Yüzeyinin embossingli (kabarık baskılı) özelliği sıva tutuculuğunu arttırarak, mükemmel bir uygulama sağlıyor. Bonuspro-D ısı yalıtım levhaları 30 – 60 mm kalınlıklarında, 585mm x 1185 mm ebatlarında üretiliyor Yalıtım sektörüne yeni ürünler sunarak faaliyetlerine hız kesmeden devam eden Eryap, Bonuspan grubuna 4 yeni ürün daha ekledi. Eryap, sektörün ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği Bonuspan Platin 500kPa ve 700kPa, Bonuspro-D ve Bonuspan Klinker ile fark yaratıyor. Eryap, Bonuspan ailesini genişletti
  • 54.
    Ürün 52 WC Öğütücüleri bodrumkatı, çatı katı ve gider borusuna uzak kalan yerlere, tuvalet veya banyo monte etme imkânı sunuyor. Dikey olarak 7 metreye, yatay olarak 110 metreye kadar atıkları pompalayabilen öğütücüler, ekonomik, pratik ve estetik bir çözüm sağlıyor. Atıkların tahliyesi 32 mm çaptaki PVC borular aracılığıyla yapılıyor. SFA öğütücüleri koku yapmıyor ve çok düşük seviyedeki sesle çalışıyor. Basit montaj yöntemi sayesinde, hızlı ve kolay uygulanabilir bir sistem olup, restorasyon ve tadilat işlemlerinde kullanıcılarına esneklik sağlıyor. Pompa grubu ise mutfak veya çamaşırhane gibi alanlarda kullanılıyor, ancak öğütücü özelliğine sahip değildir. Yine kanalizasyona uzak kalınması veya bodrum kat gibi kot farkı olan yerlerde, atık suların tahliyesini sağlıyor. 60-70 ºC sıcaklığındaki akışkanlara ve sabunlu sulara dayanıklı olarak üretildiklerinden, restoran, otel, iş yerleri gibi birçok alanlarda rahatlıkla kullanılabiliyor. Sanitive pompa teknik özellikleri Bağlanabilen Üniteler: Evye, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, duşakabin, banyo küveti, bide, lavabo • Dikey pompalama: 5 m’ye kadar, • Yatay pompalama: 50 m’ye kadar, • Deşarj boru çapı: 32 mm, • Ortalama Atık su sıcaklığı: 35°C, • Besleme voltajı ve frekans: 220 – 240 V / 50 Hz, • Elektrik tüketimi: 400 W, • Boyutlar (g x d x y ): 412 x 185 x 280 mm. SFA Sanihydro WC Öğütücüleri ve pompaları SFA SANIHYDRO – WC Öğütücüleri ve pompaları Ofis’te bulunan mutfak Mutfak evyesinin altına gizlenmiş Sanivite pompa Teknik Düzenleme Dünya Ticaret Merkezi / İstanbul
  • 56.
    Yangın 54 OTOMATİK sulu söndürmesistemlerinin başlıca akış ekipmanı olan sprinklerler; dizayn kullanım amacı, uygulama mahal ve tehlike sınıfı, yoğunluk ihtiyacı, konstrüksiyon, aktivasyon ve ortam sıcaklığı, tepkime süresi, depolama yüksekliği, mimari ve görsel talepler vb. birçok teknik gerekliliklere göre farklı tiplerde ve özelliklerde imal edilmekte ve kullanılmaktadır. Dizayn ve uygulamadaki bu talepler ve gereklilikler üzerinden seçilen sprinkler, ihtiyaç duyulan yangın kontrol, yangın bastırma- söndürme veya gerekli maksimum dizayn alanı koruma işlevlerinden herhangi birini doğru şekilde gerçekleştirmelidir. Dizayn üzerinden uygun özelliklerde saptanan sprinklerlerin aynı şekilde gerekli standartlara uygun montaj gerekliliklerin de kesinlikle uygunlanması gerekmektedir. Dizayn ve montaj şartlarının yanı sıra üretici tarafından sağlanan özellikler ve limit koşullar da göz ardı edilmemelidir. Sprinkler seçimlerinde baz alınan temel şartlar ve dizayna bağlı özellikler, ilerleyen kısımlarda da belirtilmeye çalışılmıştır. Konstrüksiyon tipleri: • Pendent ( Aşağı Bakan): Hertürlü tehlike sınıfında ve yapısal özellikte kullanılabilmektedir. • Upright ( Yukarı Bakan ): Hertürlü tehlike sınıfında ve yapısal özellikte kullanılabilmektedir. Kuru ve çift kilitleme öntepkimeli, donma riskli hava basıncı ile sabitlenmiş sistemlerde uygulanması zorunludur. • Duvar Tipi ( Yatay veya Düşey): Genel olarak düşük ve orta tehlike sınıfı mahallerde ve yüksek tehlike sınıfında uygulama onaylı özel tipler ile kullanılabilmektedir. Pendent sprinkler uygulama zorluğu bulunan alanlarda montaj kolaylığı sağlamaktadır. • Kuru Tip: Soğutulmuş alanlarda kullanıma uygundur. Soğuk mahal ve bağlantı arasındaki mesafeye uygun boru uzunluğu ile sağlanmalıdır. • Açık Sprinkler ve Nozüller : Baskın sistem uygulamalarında kullanılırlar. Tepkime özellikleri: • Standart Tepkime: 5mm lik cam tüp veya uygun tip ergil lehimli imal edilmektedir. Genel kullanıma uygundur. • Hızlı Tepkime : 3mm lik cam tüp veya uygun tip ergil lehimli imal edilmektedir. Düşük ve Orta tehlike sınıfı mahaller ve standartların belirlediği spesifik özel tanımlı uygulamalarda kullanılmaktadır. Yüksek tehlike sınıfı mahallerde kullanılamaz. Su geçirgenlik katsayısı (K faktörü) ve bağlantı çapları: Yoğunluk ve uygulama basıncına göre değişen K faktörü, sprinkler tiplerine göre 20 ila 400 lit./dak./bar (1.4 ila 28 gpm/psi) arasında değişmektedir. Dizayna göre belirlenen yoğunluk ve K faktör değeri birbiri ile eşleşir ve uygun olmalıdır. Bağlantı çapları da, faktör değişikliğine göre minimum ½” ile maksimum 1” arasında olmaktadır. Sıcaklık duyarlılığı: Mahalin tavan sıcaklığına bağlı olarak veya güçlü aydınlatma armatürleri, buhar ekipmanları, ısıtıcılar, mutfak pişirici ekipmanları vb. ısı kaynaklarına yakın konumlanan sprinklerler, olağan tepkime sıcaklığının üzerinde seçilmelidir. 38C nin üzeri tavan sıcaklıklarında; orta, yüksek ve diğer üst sıcaklık sprinklerler kullanılmalıdır. Cam tüplü sprinklerler için sıvı rengi, tepkime sıcaklığına göre kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve siyah renkler ile farklılık gösterir. Sprinkler tipleri ve temel seçim teknik özellikleri MeproMühendislikveYangın SistemleriDanışmanlığı MakineMühendisiFirmaSahibi EvrenUYGUR
  • 57.
    Özel sprinklerler: • Deposprinklerleri: Dizayn kullanılacak metoda göre ( alan/yoğunluk veya bastırma ) seçilecek sprinkler tipleri aşağıda belirtilmiştir. Son yıllarda FM Global ve benzeri standartlarda; özel sprinkler tanımları ve isimleri haricinde yalnızca sprinkler K faktörü üzerinden çözüme yönelme olmaktadır. Bunu yanında aşağıda tanımlanan tüm tipler de kullanımaya devam etmektedir. a.1 – Extra geniş orifis (ELO) veya geniş düşümlü (LD) sprinklerler: Kontrol mod sprinklerler olup, geniş orifis ve K faktörü sağlayarak depo söndürme sistem uygulamalarında kullanılabilmektedir. K faktörleri 160 ila 240 lit./dak./bar (11.2 ila 16.8 gpm/ psi) arasında değişmektedir. a.2 – Kontrol mod özel uygulama (CMSA) sprinklerler: Kontrol mod sprinklerler olup, geniş orifis ve K faktörü sağlayarak depo söndürme sistem uygulamalarında kullanılabilmektedir. K faktörleri 160 ila 240 lit./dak./bar (11.2 ila 16.8 gpm/psi) arasında değişmektedir. a.3 – Erken bastırma hızlı tepkimeli (ESFR) sprinklerler: Bastırma tipi sprinklerler olup, geniş orifis ve K faktörü sağlayarak depo söndürme sistem uygulamalarında kullanılabilmektedir. K faktörleri 200 ila 360 lit./dak./bar (14,0 ila 25,2 gpm/psi) arasında değişmektedir. a.4 – Raf Arası (In Rack) sprinklerler: Raflar arasında ek koruma gerektiren durumlarda kullanılmaktadır. Uygulama ve dizayna göre standart veya hızlı tepkimeli seçilebilirler ve kontrol mod sprinklerlerdir. K faktörleri 115 ila 160 lit./dak./ bar (8,0 ila 11,2 gpm/psi) arasında değişmektedir. Mekanik hasara karşı koruma kafesli ve üst kademe sprinklerlerin akışından korunmaları için kalkanlar ile birlikte kullanılmaktadırlar. • Konut (Residential) sprinklerleri: Özel olarak bu tarz bina ve mahaller için üretilen sprinklerler olup , düşük tehlikede ve özel olarak onaylı olmaları haricinde yalnızca ıslak sistemlerde kullanıma uygundur. Düşük tehlike sistemlerde hızlı tepkimeli standart sprinklerler yerine alternatif olarak kullanılabilir. • Geniş koruma alanlı sprinklerler (Pendent, Upright ve Duvar tipi : Standart sprinklerler ile koruma yetersizliği veya uygulama zorluğu oluşan mahal-bölgelerde ve tavan yapısal elemanlarının geniş engel yarattığı durumlarda kullanılmaktadır. Son yıllarda; yüksek depo tarzı mahallerde uygulama onaylı, özel konstrüksiyonlu ve yüksek K faktörlü tipleri de üretilmekte ve kullanılmaktadır. • Dekoratif ve özel mimari sprinklerler: Mimari açıdan görsel uygunluk istenen durumlarda çeşitli aksesuarları beraberinde dekoratif sprinklerler de kullanılmaktadır. Kapaklı (gizli) ve rozetli (yarı gizli) tipler en yaygın kullanılanlarıdır. Farklı tavan- duvar kaplama malzemesi ve renklerine göre farklı renk ve alaşımda sprinklerler de üretilmekte ve kullanılmaktadır. Korozif ortamlara uygun balmumu kaplı, paslanmaz veya krom kaplama sprinklerler de bulunmaktadır. Kaynaklar : • NFPA-13_Standart_for_the_Installation_of_ Sprinkler_Systems • FM Global-Property_Loss_Prevention_Data_ Sheets_2-0 • FM Global-Property_Loss_Prevention_Data_ Sheets_8-9 • Binaların_Yangından_Korunması_Hakkında_ Yönetmelik 55
  • 58.
    Makale 56 DÜNYADAKİ en aktiftektonik bölgelerden biri üzerinde yer alan ülkemizde 1999 yılında yaşanan Kocaeli depremi sonucunda meydana gelen büyük can ve mal kayıpları, deprem olgusunun yaşamımıza daha fazla girmesine yol açmıştır. Bu felaketin ardından toplumun her kesiminin deprem felaketine olan ilgisi ve bakış açısı farklı bir boyut kazanmıştır. Depremlerden sonra ortaya çıkan can kayıplarının ve maddi kayıpların boyutları ülke ekonomisine ağır bir etki yapmış, sadece deprem bölgesinde yaşayan insanları değil tüm ülke çapında toplumun tüm kesimlerini olumsuz yönde etkilemiştir. Depremler tüm dünyada milyonlarca kişinin can ve mal varlığı için bir tehdit olmaya devam etmektedir. Yıllardır Türkiye gibi depremler ile iç içe yaşayan ABD ve Japonya gibi ülkelerde de aynı sorunların yaşandığı, son yıllarda gerçekleşen depremlerden sonra görülmüştür. Ülkelerin depremler sonrasında yaşadıkları durumlar aynı olsa bile aralarındaki fark, meydana gelen hasarların ve ekonomik kayıpların boyutudur. Söz konusu ülkelerde deprem bilincinin tüm toplum kesimlerinde gerek düşünce gerekse uygulama açısından günlük yaşama iyice yerleşmiş olması, depremin bu ülkelerde yarattığı etkilerin Türkiye’de yaşadığımız etkilerden az olmasını sağlamaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda ülkemizde de yaygınlaşmaya başlayan yüksek binalar için deprem olgusu eskisine göre çok daha kritik hale gelmiştir. Üstelik genellikle çok lüks yapılar olan bu tip binalarda satılabilir alanlar çok kıymetli olduğundan ötürü, tesisatlar için gerekli hacimler asgariye indirilmeye çalışılmaktadır. Hal böyle olunca da titreşim ve gürültü sorunları da ortaya çıkmaktadır. Tesisatların deprem koruması ve titreşim yalıtımı konuları bir arada ele alınması gereken hususlar olduğundan ötürü, bu konuda yaşanan sorunlar ve bunlara uygun çözümler gerek sektörde edinilen deneyimler gerekse yaygın olarak başvurulan ASHRAE kaynaklarına dayandırılarak bu makalede ele alınmıştır. Depremin toplum üzerindeki olumsuz etkileri Değişen dünya ve gelişen teknoloji çerçevesinde toplumların depreme karşı olan davranışları her geçen yıl daha farklı bir boyut kazanmaktadır. Depreme karşı dayanıklı yapı tasarımı için geliştirilen yönetmeliklerde ilk yıllarda amaç yapının belirli bir deprem seviyesi altında yıkılmadan ayakta kalması ve yapı içerisindeki insanların deprem sonrası yapıdan sağ olarak çıkmalarını sağlamaktı. Deprem tehlikesi altındaki tüm ülkelerde temel amaç insanın deprem sırasında can güvenliğinin sağlanmasıdır; bu amaç ilk ve en önemli amaçtır. Bu amaca yönelik olarak ABD ve Japonya gibi ülkelerde çeşitli yönetmelikler hazırlanmıştır ve bunlar Türkiye’de de mevcut koşullara uyarlanarak kullanılmaktadır. Ayrıca bu yönetmelikler, zaman içerisinde yapılan araştırmalar ve yaşanılan depremlerden elde edilen veriler ışığında yenilenmektedir. Yapısal olmayan elemanlar, yaralanma ve can kayıpları yanında maddi kayıplara da yol açmaktadır. Bir deprem sonrasında yapısal olmayan elemanlardan kaynaklanan yangın, su baskınları vb etkilerden kaynaklanan maddi hasarlar çok ciddi boyutlara ulaşabilmektedir. Yine aynı araştırma sonucunda 1999 İzmit depreminden sonra hayatta kalanların yaşadığı maddi kayıpların %30’unun yapısal olmayan elemanlardan kaynaklandığı belirtilmiştir. Deprem sonrası yapısal olmayan elemanların doğrudan yarattığı maddi kaybın yanında söz konusu yapısal olmayan hasarın meydana geldiği Yüksek binalarda deprem ve titreşim yalıtımı ile ilgili önlemlere ASHRAE yaklaşımı MakineYüksekMühendisi UlusYapıGenelMüdürü OkanSEVER
  • 60.
    Makale 58 binanın işlevini buhasardan dolayı yerine getirememesi sonucunda ortaya çıkan işgücü ve üretim kaybı da çok ciddi boyuttadır. Deprem sonrasında ilk kullanılması gereken hastane, haberleşme binaları, enerji sağlayan binalar, içme suyu ve atık su sistemlerinin bulunduğu yapılarda meydana gelecek yapısal olmayan hasarlar, bu yapıların kullanılamamasına ve dolayısıyla verdikleri hizmetlerin aksamasına neden olacaktır. Depremden sonra birçok sağlık kuruluşlarında, elektrik iletim merkezlerinde, haberleşme, temiz su ve atık su sistemlerinin bulunduğu yapılarda yapısal hasar olmamasına rağmen, binaların içindeki yapısal olmayan elemanlarda meydana gelen hasarlar, söz konusu binaların kullanılamamasına ve depremde meydana gelen kaybın daha da artmasına neden olmuştur. Uluslararası yönetmelikler Uluslararası alanda geçerliliği en fazla olan deprem yönetmelikleri, dünya üzerinde yıkıcı depremlerin yaşandığı bölgelerin başında gelen ABD’de yayınlanmaktadır. Gerek bu ülkede gerekse dünyanın birçok bölgesinde halen en geçerli olan yönetmelik, Uluslararası Kod Konseyi (ICC – International Code Council) tarafından ilk defa 2000 yılında yayınlanan ve kendinden önceki en yaygın standartlar olan Tekdüze Bina Kodu (UBC – Uniform Building Code) 1997 ve BOCA 1996 ile birlikte Kanada kökenli Ulusal Bina Kodu (NBC – National Building Code) 1996’yı birleştiren Uluslararası Bina Kodu (IBC – International Building Code)’dur. Aradan geçen zamanda her üç yılda bir güncellenen bu yönetmeliğin günümüzde yürürlükte olan sürümü IBC 2009’dur. Yine büyük ve yıkıcı depremlerin yaşandığı bir ülke olan Japonya’da geçerli deprem yönetmeliği, Japon Standart Bina Yasası (The Building Standard Law of Japan) 2007‘nin içinde yer almaktadır. Ancak gerek Japon yönetmeliğine gerekse büyük depremlerin yaşandığı diğer ülkelerin (Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Amerika ülkeleri, İran ve Hazar Denizi bölgesi ülkeleri) yerel yönetmeliklerine, uluslararası projelerde geçerli yönetmelikler olarak pek rastlanmamaktadır. Ayrıca Avrupa kıtasının deprem tehlikesinden nispeten uzak olması, sismik önlemlerle ilgili teknik şartnamelerin gelişmiş Avrupa devletlerinin ilgi alanına girmemesinin sebebi olarak gösterilebilir. Buna karşılık yine de Avrupa Standartları arasında “Eurocode 8: Deprem” adıyla bir yönetmelik bulunmakta olup, dünya çapında depremlere karşı artan ilgiye bağlı olarak bu yönetmelik de gelişmektedir. IBC yönetmeliğinin yanı sıra, yine A.B.D.’de deprem güvenliği konusunda faaliyet gösteren en büyük kuruluş olan Federal Afet Yönetim Kurumu (FEMA – Federal Emergency Management Agency) tarafından yayınlanan standartlar gelmektedir. Bunlar arasında “Mekanik Ekipmanlarda Sismik Sınırlandırma (FEMA 412)”, “Elektrik Ekipmanlarında Sismik Sınırlandırma (FEMA 413)” ve “Hava Kanallarında ve Borularda Sismik Sınırlandırma (FEMA 414)” gibi doğrudan tesisatlara yönelik olanlarıyla birlikte; “Sağlık Tesislerinde Sismik Tedbirler (FEMA 150)”, “İlk ve Orta Dereceli Okullarda Sismik Tedbirler (FEMA 149)” vb gibi bina kullanım amacına yönelik olanları da mevcuttur. FEMA, 356 numaralı şartnamesinde bir deprem anında ve sonrasında binalardaki ve tesislerdeki yapısal olmayan elemanlardan (tesisatlar vb) beklenenleri derecelendirmiş ve böylelikle 4 kademeli bir performans düzeyi sıralaması oluşturmuştur. Bunların açıklaması aşağıda kısaca yapılmıştır: İşlevsellik performans seviyesi Yapısal olmayan elemanlarda işlevsellik performans seviyesi kısaca “yapının deprem sonrası hasar durumunda, yapısal olmayan elemanlarının (tesisatların vb) deprem öncesindeki fonksiyonlarını aynı şekilde devam ettirebilmeleri” durumu olarak tanımlanabilir. Bu performans seviyesi; yapıdaki acil durum, yangından korunma, aydınlatma, mekanik ve elektrik tesisatları ve bilgi işlem sistemlerinin büyük bir bölümünün işlevlerini yerine getirmeye devam ettiği veya bu sistemlere yapılacak küçük tamirat işlemleri ile eski durumlarına devam etmelerinin mümkün olduğu durumdur. Bu özel yapısal olmayan performans seviyesi yapı mühendislerinin ilgi ve uzmanlık alanına girdiği için söz konusu elemanların deprem sonrasında bu performans seviyesini göstermesi, ancak sismik koruma yapılmasıyla mümkün olacaktır. Özellikle kuvvetli bir yer hareketi sonrası hastane, haberleşme merkezleri, elektrik üretim merkezleri gibi ilk kullanılacak yapılarda bulunan elektronik ve mekanik sistemlerin deprem güvenliği için sismik koruma yapılması hayati derecede önemlidir. Özellikle hastanelerdeki sistemlerin deprem esnasında dahi işlevlerini yerine getirebilmeleri, tam bir can güvenliğinin sağlanması için gereklidir. Hemen kullanım performans seviyesi Yapısal olmayan elemanlarda hemen kullanım performans seviyesi kısaca “deprem sonrasında yapıdaki giriş-çıkış kapıları, merdivenler, asansörler,
  • 62.
    Makale 60 acil aydınlatma sistemleri,yangın alarm sistemleri gibi sistemlerin genel olarak işlevlerini sürdürebilmekte olduğu durum” olarak tanımlanabilir. Söz konusu performans seviyesinde bazı camlarda küçük kırıklar ve bazı yapısal olmayan elemanlarda hafif hasar meydana gelebilir, ancak binada yapısal olarak hiçbir tehlike yoktur. Binada genel bir temizlik ve düzenleme yeterli olacaktır. Genel olarak bu performans seviyesinde, yapıdaki elektrik ve mekanik sistemler için önlemler alınmalı ve işlevlerini sürdürmeleri sağlanmalıdır. Ancak bazı sistemlerin doğrultularında ve konumlarında küçük değişmeler ve sistemlerin içinde küçük hasarlar meydana gelmiş olabilir. Konut tarzı yapılarda bulunan ısıtma, su tesisatı, doğal gaz ve haberleşme sistemleri işlev dışı kalabilir, ancak yapısal olmayan elemanlardan kaynaklanabilecek can kaybı riski oldukça düşüktür. Bu performans seviyesi özellikle hastaneler ve haberleşme merkezleri için yeterli güvenliği sağlayamayabilir. Ancak yüksek nitelikli ofis vb binalar için tercih edilebilir. Can güvenliği performans seviyesi Yapısal olmayan elemanlarda can güvenliği performans seviyesi kısaca “deprem sonrasında binadaki yapısal olmayan elemanlarda hasarın meydana geldiği, ancak bu hasarın can güvenliğini tehlikeye atacak boyutta olmadığı” duruma karşılık gelmektedir. Söz konusu performans seviyesinde, binadaki yapısal olmayan elemanlar (tesisatlar vb) oldukça hasar görmüştür ve hasarın maddi boyutu oldukça fazladır, ancak yapısal olmayan elemanlar bulundukları yerlerden çıkıp düşmemiş ve binanın içinde veya dışındakilerin can güvenliğini tehdit edecek durumda değildirler. Binadaki hafif yapısal olmayan elemanların yarattığı enkazlar çıkışları kısmen kapatabilir; havalandırma, sıhhî tesisat ve yangın sistemleri zarar görebilir ve işlevlerini yitirebilir. Bu performans seviyesinde yapısal olamayan elemanlardan kaynaklanan yaralanmalar meydana gelebilir, ancak binada genel olarak can güvenliğini tehdit edecek riskler oldukça düşüktür. Yapıdaki yapısal olmayan elemanların yeniden işlevsel durumlarına getirilmesi zaman ve maliyet alan bir işlemdir. Bu performans seviyesi, ancak deprem sonrasında uzun süre kullanım dışı kalmasının mahsur teşkil etmeyeceği depo vb gibi binalarda tercih edilebilir. Riski azaltılmış performans seviyesi Yapısal olmayan elemanların riski azaltılmış performans seviyesi kısaca “deprem sonrası hasar gören yapısal olmayan elemanların düşme tehlikesi meydana gelebilecek durumu” olarak tanımlanabilir. Bu durumda dış ortama yüksek zarar verebilecek olan yapısal olmayan elemanların, insanların çok bulunduğu yerlere düşmelerinin engellenmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Söz konusu performans seviyesinde, deprem sonrası yapısal olmayan elemanlarda oldukça ağır hasar meydana gelmektedir; ancak parapet, dış cephe panelleri, ağır kaplamalar, asma tavanlar, büyük raflar gibi düşme riski olan ve düştüklerinde insanların can güvenliğine bir tehdit olabilecek ağır elemanların düşmelerinin engellemesi için önlem alınmalıdır. Bu hasar seviyesinde amaç, tüm yapıdaki yapısal olamayan elemanlarda meydana gelen hasarları belirlemek değil, insanlar için tehlike oluşturabilecek yapısal olmayan elemanların belirlenmesidir. Dolayısıyla bu performans seviyesi, ancak hiçbir nitelik beklenmeyen en alt sınıf binalar için ve sadece deprem esnasındaki can güvenliğinin sağlanması açısından tercih edilebilir. Yukarıda bahsi geçen hemen tüm yönetmelikler, binaların yapısal ve yapısal olmayan bileşenleri için geçerli deprem mühendisliği konularını içermekle birlikte, yine hemen hiçbiri özel bir konu olarak yangından korunma tesisatlarını kapsamları içine almamaktadır. Gerçekten de bu yönetmeliklerin ve standartların birçoğunun giriş kısımlarında yangın konusu, geçtiğimiz yüzyıl boyunca ve günümüzde halen bu konudaki neredeyse tek otorite olan A.B.D. kökenli Ulusal Yangından Korunma Birliği’ne (NFPA – National Fire Protection Association) atıfta bulunulmaktadır. Her ne kadar son yıllarda Uluslararası Kod Konseyi (ICC) tarafından son sürümü 2009 olan Uluslararası Yangın Kodu (IFC – International Fire Code) yayınlanıyor olsa da henüz yeteri kadar yaygınlaşmadığı için bu standarda burada yer verilmemiştir. Şekil 7. Kolon borularında 4-yönlü sismik sınırlandırma (üstten görünüş)
  • 64.
    Makale 62 Yerel yönetmelikler Türkiye’de 2011yılı itibariyle yürürlükte olan deprem standardı T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın 2006 yılı yayını olan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’tir. Bu yönetmeliğin 2.11 numaralı bölümünde mekanik ve elektrik donanıma etkiyen deprem yüklerinin nasıl hesaplanacağı anlatılmıştır. Ancak tesisatlar ve diğer yapısal olmayan bileşenlerin depreme karşı nasıl korunacağına dair yeterli bilgi bu yönetmelikte bulunmamaktadır. Bu açıdan bakıldığında 1997 tarihli Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’ten hemen hiçbir farkı yoktur. Kayda değer tek fark, FEMA 356 standardına benzer şekilde, bir deprem anında ve sonrasında binalardan ve tesislerden beklenen deprem performanslarının üç kademede derecelendirmiş olmasıdır. Ancak bu performans değerlendirmesinde de yapısal olmayan bileşenlerden bahsedilmemiş olması, ülkemizde bu konuya verilen önemin halen çok yetersiz olduğunun bir göstergesidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi–yüksek binalar yönetmeliği Bu yönetmelik halen taslak halindedir. İçerik bakımından daha fazla bilgi barındırmakla birlikte tesisatların ve mekanik ekipmanların nasıl korunması gerektiği hakkında bir bilgi içermemektedir. Hesaplama yöntemi açısından IBC ile benzer formüller içermekte ve çoğu yerde IBC’nin de göndermeler yaptığı ASCE/SEI yönetmeliklerine atıfta bulunmaktadır. Mühendislik Mühendislikte tasarım açısından temel yanlış depreme dayanıklılığın ifadesinde yaşanmaktadır. Depremin büyüklüğü ve şiddeti farklı terimlerdir ve her ikisi için de geçerli gerçek şudur; herhangi bir binanın belirli bir büyüklükteki ve/veya şiddetteki depreme dayanıklı olduğu ifade edilemez. Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjinin bir ifadesidir ve çeşitli yöntemlerle farklı noktalarda yapılan ölçümlerin ortalaması alınarak belirlenir. Tanım olarak bir deprem anında yan yana duran iki binaya bile farklı büyüklükte enerji etkiyebilir. Şiddet ise depremin yeryüzündeki etkilerinin bir ifadesidir ve farklı binalarda deprem gerçekleştikten sonra olan hasarların gözlemlenerek ortalama bir değer ile belirlenip ölçeklendirilmesiyle oluşur. Bu sebeple yönetmelikler, standartlar ve özel şartnameler tasarımların belkemiğini oluştururlar. Bu yönetmelik ve şartnamelerde olası depremlerde yapının performans seviyesine göre elemanların işevselliğini sürdürebilmesi yada en az hasarı alması amaçlanmaktadır. Deprem mühendisliğinin ana uğraşısı, yapılara ve yapısal olmayan bileşenlere etkiyecek sismik yüklerin belirli yönetmeliklere göre hesap edilmesine dayanır. Sismik yük hesabında belirlenmesi gereken asıl parametre deprem ivmesidir. İvme belirlendikten sonra Newton fiziğinin temel denklemi Kuvvet (F) = Kütle (M) x İvme (a) formülüyle deprem yükleri hesaplanır. Bundan sonra ise bu yüklerin yapılara ve yapısal olmayan bileşenlere olan etkileri tespit edilir ve bu etkilere karşı koyacak tasarımlar tekrar teknik şartname ve yönetmeliklere uygun şekilde yapılır. Mühendislik açısından ivme belirlendikten sonra şartname ve yönetmeliklere uygun projelendirme yapılmalıdır. Özellikle tesisat projeleri yapılırken bu yönetmeliklere uygunluk çok önemlidir. Örnek olarak IBC’ye ugun bir yangın tesisatının sismik koruması ile yine IBC’ye uygun ısıtma soğutma tesisatı yöntem ve hesaplama bakımınında farklıdır. Yangın tesisatı için NFPA yönetmeliği geçerli iken ısıtma soğutma tesisatı için ASCE/SEI yönetmelikleri geçerli olmaktadır. Ön projelendirme uygun bir şekilde yapıldıktan sonra ancak keşif özeti gerçekleri yansıtabilecektir. Bu sebeple ön projelendirme maaliyet analizi için önemli bir aşama olmaktadır. Genel olarak mühendislik aşamaları esnasında uygulamaya yönelik projeler hazırlanırken koordinasyon büyük önem taşır. Şekil 8. Koordinasyon şeması Özellikle mekanik odalar gibi dar alanlarda bir de akustik önlemler alınıyorsa koordinasyon bir şart haline gelmektedir. Bu gibi durumlarda disiplinler arası görüş alışverişi ve toplantılar düzenlenmelidir. Toplantı sonrası alınan kararların şartnamelere uygunluğu göz önünde tutulmalıdır. Titreşim yalıtımı Ekipmanlar ve tesisatlar için titreşim yalıtımı yapılması, başta gürültü kontrolü ve hassas cihazların doğru çalışması olmak üzere bir çok sebepten ötürü gereklidir. Titreşim yalıtımı yapılmamış bir binada konfor şartlarının sağlanması olanaksızdır.
  • 66.
    Makale 64 Şekil 9. Yalıtımyapılmış ve yapılmamış mekanlarda gürültü ve titreşim iletimi Titreşim yalıtımı için sadece ekipmanların izolatör ile monte edilmeleri yeterli değildir. Borular, kanallar ve tüm tesisat hatlarında titreşim askıları kullanılmalıdır. Tireşim ve gürültünün ana kaynağı ekipmanlar olmakla birlikte, iletiminde en büyük rolü bağlı bulundukları tesisatlar oynar. Bu nedenle aranan konfor şartlarına göre tesisatlar için de titreşim önlemleri alınmalıdır. Özellikle hastaneler, oteller, ofis binaları ve AVM’ler gibi yaşam mahali ve mekanik hacimlerin iç içe geçtiği yerlerde titreşim yalıtımı büyük önem arz eder. Titreşim izolatörü seçiminde ana kriter, ekipmanın zorlayıcı frekansı ile izolatörün doğal frekansı arasındaki orandır. Doğal frekans ağırlıktan ve yay sabitinden bağımsız olarak sadece statik çökmenin bir fonksiyonudur. Buna göre izolatörün çökme kapasitesi arttıkça titreşim yalıtımı performansı da artacaktır. Zorlamalı frekans ise ekipmanın döner tertibatının çalıştığı en düşük devir olmalıdır. Çünkü devir azaldıkça titreşim iletimi artmaktadır ve izolatörler buna uygun olarak daha fazla çökmeye müsade edebilmelidir. Örnek vermek gerekirse 2000 devir/dakika’da çalışabilen bir değişken devirli cihazda cihaz 2000 d/dak da çalışırken kauçuk izolatörler yeterli olmakta iken cihazın devri 900 d/dak ‘ya düştüğünde yaylı izolatörler kullanılması gerekmektedir. fn: Doğal frekans x: Statik çökme T: Titreşim iletimi Akustik Akustik yalıtımı tesisatlar ve inşai olarak iki kısımda incelenmelidir. Tesisatlar daha çok mekanik grubun alanına girmekle birlikte yüzer oda akustik tavan gibi önlemler de inşai grubun alanında olmaktadır. Tesisatlar • Döşemeye oturan ekipmanlar, kollektörler ve tesisatlarda titreşim izolatörü kullanımı • Asılı ekipman ve tesisatlarda titreşim askısı kullanımı • Çok katlı binalarda yüzer kolon • Tümden yüzer sistem İnşai ve mimari • Yüzer döşeme (tesisat katları, mekanik odalar ve gerekli görülen mahallerde) • Akustik asma tavan • Akustik duvar • Tümden yüzer oda a) Serbest halde kütlesiz yay b) Yük altındaki yayda statik çökme
  • 68.
    İş güvenliği 66 GÜVENLİ birişyeri, verimli bir çalışma ve yüksek kalitede iş yaşamının sağlanması için oldukça önemlidir. İş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak çalışanlara, çalışanların ailelerine karşı duyulması gereken önemli bir sorumluluktur. Bunun yanında yasalar gereği yapılması gereken bir yükümlülüktür. Ayrıca işyerlerinde iş sağlığı güvenliğinin sağlanması işletmenin devamlılığını ve sürdürülebilirliğini arttırmaktadır. Yapılan araştırmalara göre, iş kazaları ve meslek hastalıklarının %88’i insan hatalarından, %10’u mekanik hatalardan ve sadece %2’si öngörülemeyen ve önlenemeyen nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu da gösteriyor ki iş kazaları ve meslek hastalıklarının %98’i önlenebilir durumdadır. Bu verilerin ışığında önlemek ödemekten ucuzdur mantığı ile hareket ederek işyerlerinde önleyici tedbirlerin bedelini karşılayıp, tehlike kaynaklarını ortaya çıkartıp bunlardan oluşabilecek riskleri kontrol altına alırsak kazaların büyük çoğunluğunu önlemiş oluruz. Önlenemeyen iş kazası ve meslek hastalıkları ise işyerine çeşitli maliyetler getirmektedir. İş kazası ve meslek hastalıklarından kaynaklanan maliyetler, direkt ve dolaylı maliyetler olarak incelenebilir. Direkt maliyetlere; tazminat maliyetleri, iş kayıpları maliyetleri, ekipman hasarları maliyetleri vb. sayabiliriz. Dolaylı maliyetler ise; İş gücünü kaybeden işçinin yerine yenisinin yetiştirilmesi için gereken maliyetler, verim kaybı sonucu oluşan maliyetler, kazanın ortaya çıkardığı moral bozukluğunun sebep olacağı yeni iş kazalarının maliyetleri vb. sayılabilir. İş kazası ve meslek hastalıklarının direkt maliyetleri, dolaylı maliyetlerin %25’i ile %50’si arasında bir oran teşkil etmektedir. Diğer bir deyiş ile direkt maliyetler buz dağının sadece görünen kısmını oluşturmaktadır. Ayrıca iş kazası ve meslek hastalıklarının makroekonomik boyutu ise doğrudan ülke refahını etkilemektedir. İş kazaları ile ilgili basit bir örnek vermek gerekirse; işyerlerinde 60-70 lira değerindeki basit bir kişisel koruyucu ekipmanın temin edilmemesi sonucu yaşanacak iş kazasının işyerine maliyeti, yasal tazminat giderleri, ek maliyetler ve ciro kayıpları göz önüne alındığında yaklaşık 100.000 liraları bulmaktadır. Eğer çalışana kişisel koruyucu ekipman temin edilmiş olsa tüm bu kayıplar gerçekleşmeyecektir. Bunun sonucu olarak; İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi için yapılan tüm çalışmalar ve bunların maliyetleri hesaplandığında kazaları önlemek için alınacak tedbirlerin daha ucuz ve insancıl olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu bilgiler ışığında önlemenin ödemeye oranla daha ucuz olduğu felsefesi ile, tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünü oluştururken proaktif yaklaşımların etkinleştirilmesi gerekmektedir. Bunun içinde yapılması gereken birincil uygulama, işyerlerinde tüm prosesleri, çalışanları ve çalışma ortamını dikkate alarak oluşturulan tehlike tanımlama ve risk değerlendirme çalışmalarının sistematik olarak gerçekleştirilmesi ve önlemlerin ivedilikle yerine getirilmesidir. Tehlike tanımlama ve risk değerlendirme uygulaması kadar önemli olan bir diğer uygulama ise kaza potansiyeli olan ancak herhangi bir zarara neden olmayan olaylar olarak tanımladığımız ramak kala olaylarının araştırılması ve nedenlerinin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınmasıdır. Ayrıca işyerlerinde uygulanacak iş başı eğitimleri ve periyodik eğitimler ve planlı ve plansız tatbikatlar ile çalışanların farkındalığının arttırılması da proaktif yaklaşımlı iş güvenliği kültürünün oluşturulmasında etkin rol oynamaktadır. Tüm bu çalışmalarda çalışanların aktif katılımı sağlanmalı ve bu şekilde işyerlerinde geniş tabanlı katılımlı iş sağlığı güvenliği kültürü oluşturulmalıdır. Kazasız günler dileği ile. Önlemek ödemekten daha ucuzdur BSınıfıİşGüvenliğiUzmanı ÇiğdemTAŞ
  • 70.
    Yangın 68 YANGINLA mücadele, günümüzdebina tekniğinin temel ve ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Düzenlenen yönetmelik ve standartlar ile can ve mal güvenliğini maksimum seviyede korumak birincil hedef olarak baz alınmış olup, bu hususta mevzuat birlikteliğini hedeflediğimiz Avrupa normlarının ülkemiz için de referans niteliği taşıdığı görülmektedir. Ülkemizde yangınla mücadele konusundaki mevzuat incelendiğinde; • Bakanlar kurulunun 10.08.2009 tarih 2009/15316 sayılı kararı ile revizyonu gerçekleştirilen “Binaların yangın korunması hakkında yönetmelik” • Temmuz 2012 tarihinde son güncellemesi yapılan “TSEN12845+A2; Sabit yangın söndürme sistemleri, otomatik püskürtme sistemleri-tasarım, kurulum ve bakım “ isimli standart. Yangınla mücadele konusundaki yasal zeminin omurgasını oluşturmaktadır. Bu çalışmamızda TSEN12845+A2 standardının, yangın ve yangınla mücadeleye komple bir bakış açısı getirdiği, söz konusu standardın “sabit söndürme sistemini-yangın pompasını” detaylı bir şekilde tarif ettiği hususlarına değinilecek olup, “Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik” ile yasal mevzuat yönünden şahıs ve tüzel kişiliklere yüklenen sorumluluklar belirtilecektir. TSEN12845+A2 standardı; Avrupa Standartlar Komitesi’ nce(CEN) yayınlanan EN12845 standardının aynı şekilde kabulü ile ortaya çıkan bir Türk standardıdır. Standart Ek’ leri ile birlikte 20 bölümden oluşmakta olup, 10. Bölüm yangın pompası’ nı tarif etmektedir. 10. Bölüm incelendiğinde; Pompa’ nın kararlı bir Q-H eğrisine sahip olması gerektiği belirtilmektedir. • Pompa; öngörülen debiye karşılık gelen basıncın %70’ inden az olmayan bir basınçta, debinin %140’ ını karşılayabilmelidir. • İki pompanın kurulumunun yapıldığı yerde, her bir pompa belirlenen debi-basıncı tek başına sağlayabilmelidir. Monte edilmiş 3 pompanın bulunduğu yerlerde, her bir pompa verilen basınçta verilen debinin %50’ sini sağlayabilmelidir. • Pompa gurupları, yangından korunma dışında hiçbir amaç için kullanılmayan, 60 dakikadan az olmayan bir yangın direncine sahip bir bölme içinde muhafaza edilmelidir. • Suyu emerek yukarı çıkarma(negatif koddan Türkiye yangınla mücadele mevzuatı ve TSEN12845 standardı MakineYüksekMühendisi(YTU) ETNAPazarlamaMüdürü HalilKIZILHAN bbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbir QQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQQ H-HHHHHHHHHHH-HHHHHHHHHHHHHHHHHH eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeğğğğğrrğrğğğğğğğğğğğğğrğrğrğğğğğğğğğğğğrğğrğrrğğğğğğğğğrrğğğğğğğğğğğrğğğğğrğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğrğğğğğğğğğğğğrrğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğ iiiissssissisisssssiiissssiiiissssiiiiis nnnnnnniiiinnnnniinnnnnnnnnnnnnninnnnnnnniinnnnnnneeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee sssasasaaaasassssssssssssssssssaassssassaaahhhhhhhhhhhhiihihhhhhhhhihhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhihhhhhhhhhiihhhhhhhhhhhiippppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppp tiiiiiiiiiiiiiiiiiiiitiiiiiiitiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiillllmlllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll ekekkkeekeekkkkkkkkkekkekkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkekkkkkkkkkkkekkkkkkkekkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkeeeekkkkkkkkkkeeekkkkktetttttttetetetttttttttteteteetetettttttttttteteeteteettttttttttteeeeeeeeeeeetetttttttetteeeeeeeeeeeeettteteeeeeeeeettteeeeeeeeeeeeettttteeeeeeeeeeeetttteeeeeeeeetettttteeeeettttttteeettettteeeeeetttttttettteeeeeeeeettttttttteeeeeeeeeetttttteeeeeeeeeetttttteeeeeeeedidddddididididdiiidddddidddiiiiddddddddiddddiiiidddddddddddddiiiidddddddddddiiiidddddddddiiiiddddddddddiiiiiddddddddiiiiddddiidddddiidddiiidddddiiiidddiiiidddddddiiidddddiir.rrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
  • 72.
    Yangın 70 emiş) ve dalgıçpompa düzenlemelerinden kaçınılmalı, ve yalnızca pozitif emme basıncı düzenlemesi uygulanabilir olmadığında kullanılmalıdır. • Pompa emişinde egzantrik emiş kiti kullanılmalıdır. • Pozitif basınç yükü şartlarında(yer üstü su tankından pompanın beslenmesi durumunda) emme borusunun çapı DN65’ den küçük olmamalıdır. Ayrıca pompa talep edilen azami yükte çalıştırıldığında borunun çapı 1,8 m/s’ lik su akış hızını aşmayacak şekilde olmalıdır. • Negatif koddan emiş şartlarında çalıştırılması durumunda; emme borusunun çapı DN80’ den az olmamalıdır. Ayrıca pompa talep edilen azami yükte çalıştırıldığında boru çapı 1,5 m/s’ lik su akış hızını aşmayacak şekilde olmalıdır. • Negatif koddan emiş yapılması durumunda her bir pompa için, “pompa çalıştırma tankı tesis edilmelidir.” Pompa çalıştırma tankının kullanılmasının nedeni; dip klapesinden sızıntı olsa dahi pompa emiş hattının sürekli su dolu kalmasını sağlamaktır. Pompa koruma-kontrol panosuna dair elektriksel gereksinimleri incelendiğinde ; standardın 10. Bölümünde; • Elektrik besleme sisteminin sürekli olması gerektiği. • Pompa kontrol mekanizmasına yapılan elektrik beslemesi, sadece yangın pompa setinin kullanımı için olmalı ve diğer bütün bağlantılardan ayrı olmalıdır. • Bütün kablolar yangına ve mekanik hasara karşı korunmalıdır. • Kabloların doğrudan yangına maruz kalmasını engellemek için kablolar, bina dışından veya binanın yangın riskinin ihmal edilebilir olduğu bölümlerden, yangına 60 dakikadan az olmayan dayanıma sahip bir dayanım gösteren duvarlar, bölmeler veya döşemelerle, önemli yangın riskinden ayrılmış bölümlerden geçirilmeli veya bu kabloların yangından korunması için doğrudan koruma önlemleri alınmalı veya bu kablolar yer altına gömülmelidir. Kablolar ekleme yapılmamış, bir başka deyişle tek parça olmalıdır. • Pompa kontrol panosu içerisindeki sigortalar, 20 dakikadan az olmayan bir süre içerisinde pompayı çalıştıracak akıma dayanabilmelidir. • Pompa kontrol mekanizması basınç anahtarlarından bir sinyal aldığında otomatik olarak devreye girmeli • Elle harekete geçirildiğinde motor çalışabilmeli • Sadece elle harekete geçirildiğinde motoru durdurabilmeli. Görüldüğü üzere TSEN12845 standardı detaylı bir şekilde yangın pompası, koruma-kontrol panosu ve bunların tesis edileceği mekanın nitelikleri, elektriksel kablolamayı detaylı bir şekilde tarif etmektedir. Yangınla mücadele mevzuatının diğer ayağını oluşturan “Binaların yangından korunması hakkındaki yönetmelik” hükümleri incelendiğinde; MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kamu kurum ve kuruluşları, özel kuruluşlar ve gerçek kişilerce kullanılan her türlü yapı, bina, tesis ve işletmenin, tasarımı, yapımı, işletimi, bakımı ve kullanımı safhalarında çıkabilecek yangınların en aza indirilmesini ve herhangi bir şekilde çıkabilecek yangının can ve mal kaybını en aza indirerek söndürülmesini sağlamak üzere, yangın öncesinde ve sırasında alınacak tedbirlerin, organizasyonun, eğitimin ve denetimin usul ve esaslarını belirlemektir.
  • 74.
    Yangın 72 MADDE 5- (1)Projeler, kanuni düzenlemeler yanında, yangına karşı güvenlik bakımından bu Yönetmelikte öngörülen şartlara uygun değil ise yapı ruhsatı verilmez. Yeni yapılan veya proje tadilatı ile kullanım amacı değiştirilen yapılarda bu Yönetmelikte öngörülen esaslara göre imalat yapılmadığının tespiti hâlinde, bu eksiklikler giderilinceye kadar binaya yapı kullanma izin belgesi veya çalışma ruhsatı verilmez. (2) Tasarımcılar tarafından, bu Yönetmelikte hakkında yeterli hüküm bulunmayan hususlarda ve metro, marina, helikopter pisti, tünel, stadyum, havalimanı ve benzeri kullanım alanlarının yangından korunmasında Türk Standartları, bu standartların olmaması hâlinde ise Avrupa Standartları esas alınır. Türk veya Avrupa Standartlarında düzenlenmeyen hususlarda, uluslararası geçerliliği kabul edilen standartlar da kullanılabilir. MADDE 6- (1) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasından; a) Yapı ruhsatı vermeye yetkili idareler, b) Yatırımcı kuruluşlar, c) Yapı sahipleri, ç) işveren veya temsilcileri, d) Tasarım ve uygulamada görevli mimar ve mühendisler ile uygulayıcı yükleniciler ve imalatçılar, e) Yapı yapılmasında ve kullanımında görev alan müşavir, danışman, proje kontrol, yapı denetimi ve işletme yetkilileri, görevli, yetkili ve sorumludur. (2) Yangın söndürme ve algılama, duyuru ve acil aydınlatma gibi aktif yangın güvenlik sistemlerinin yeterli olmamasından; projenin eksik veya hatalı olması veya standartlara uygun olmaması hâlinde proje müellifleri ve yapımın eksik veya hatalı olması veya standartlara uygun olmaması hâlinde ise müteahhit veya yapımcı firma sorumludur. Sistemin uygun çalışmaması işletmeden kaynaklanıyor ise, işletmeci kuruluş doğrudan sorumlu olur. Yangın güvenlik sistemlerinin yaptırılmasının gerekli olduğu yapı sahibine yazılı olarak bildirildiği hâlde, yapı sahibi tarafından yaptırılmamış veya standartlara uygun yaptırılmamış ise, yapı sahibi sorumlu olur. (3) Bu Yönetmelik hükümlerine uyulmaması sebebiyle meydana gelen yangın hasarlarından dolayı; a) Yapı inşasında yer alan yapı sahipleri, işveren ve işveren temsilcileri, b) Tasarımda, uygulamada ve denetimde görevli mimar ve mühendisler, c) Yapı denetimi kuruluşları, ç) Müteahhitler, imalatçılar ve danışmanları, kusurlarına göre sorumludur. MADDE 96- (5) Yağmurlama sistemi tasarımının TS EN 12845’e göre yapılması gerekir. Sonuç olarak; Yangın mevzuatımızın temelini oluşturan “TSEN12845+A2 standardı” ve “Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik” hükümlerinin açık bir şekilde, ülkemizde yangın standardının aynı zamanda bir Avrupa standardı olan TSEN12845+A2 esas alınmasını emrettiği, Belli çevrelerce dile getirilen, TSEN12845+A2 standardının bir sprinkler standardı olduğu yönündeki tezin geçersiz olduğu, söz konusu çevrelerin bu tezi kullanarak TSEN12845+A2 standardını devre dışı bırakıp, NFPA20 normunu baz alan ve ilaveten UL&FM belgeli ürün kullanımı bir zorunlulukmuş gibi algı oluşturarak, bilinçli bir şekilde odak saptırması yaptıkları aşikardır. Böylelikle “yangın pazarı” direkt Amerikan ürünlerine veya onun bir uzantısı olan Amerikan sertifikalı ürünler ile domine edilmeğe çalışılmaktadır. Söz konusu odak saptırması ve NFPA20 normunu baz alan UL&FM belgeli ürün kullanıma yönelik algı oluşturulması çabası; gerek yasal mevzuat ile çatışmakta gerekse de yerli üretimin gelişmesini, ulusal test&gözetim mekanizmalarının oluşmasını engellemektedir. Kaynaklar ; TSEN12845+A2 : Sabit Yangın Söndürme Sistemleri-Otomatik Püskürtme Sistemleri-Tasarım, Kurulum ve Bakım.(Fixed-firefighting systems- Automatic sprinkler systems-Design, installation and maintenance.) NFPA20 : Standart for the installation of stationary pumps for fire protection. Pomsad 8. Pompa&Vana Kongresi bildirileri.
  • 76.
    Makale 74 BUHAR, borular içerisindennakil olurken basınç düşümü sebebi ile sirkülasyon pompalarına gereksinim duymaz, bu nedenle uzak mesafedeki proseslere ısı iletiminde en çok kullanılan suyun gaz halindeki akışkan tipidir. Buhar; gıda, tekstil, kimyasal, enerji, ısıtma ve birçok endüstriyel tesisin yıllar içerisinde gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. Buhar kazanı adını verdiğimiz basınçlı kap içerisindeki su, ısıtılarak doymuş veya kızgın buhar haline getirilerek kullanım noktasına borular vasıtası ile taşınır. Oluşan doymuş ve kızgın buhar; basınç, sıcaklık, debi vb. özelliklerinin kontrol edilebildiği bir enerjiye dönüşür. Çok farklı sebeplerden dolayı buhar, ısı kaybına uğrar ve yoğuşarak ilk hali olan su fazına dönüşür. Oluşan bu su, kondens olarak adlandırılır. Proses veya ana nakil hatlarında oluşmuş kondensin tahliyesi kondenstoplarla yapılmaktadır. Kondenstoplar; hava, gaz ve kondensi (yoğuşan su) otomatik olarak tahliye eden fakat buharı tutan cihazlardır. Sürekli artan yakıt maliyetleri, rekabet koşulları, sağlık ve emniyet tedbirleri, çevreye karşı alınması gereken önlemler firmaları üretim maliyetlerini azaltmaya yönelik kontrol ve uygulamalara zorlamaktadır. Buhar sistemlerinde kondenstoplar sayesinde önemli enerji tasarrufu sağlanabilir. Sistem ve prosesin verimli çalışabilmesi için oluşmuş kondensin mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde prosesten alınması ve kayıpsız bir şekilde kondens toplama noktası olan kondens tankına iletilmesi gerekir. Ayrıca kondensle oluşan flaş buhardan ısı geri kazanılır ve flaş buhar tank sistemleri kurularak, bu enerji kullanma suyu, ısıtma, radyatör suyu, duş alma suyu vb. olarak kullanılmak üzere sıcak suya dönüştürülebilir. Kondenstoplar üç temel çalışma prensibine göre üretilirler; 1. Mekanik prensiple çalışan kondenstoplar: Buhar ile kondens arasındaki yoğunluk farkını algılar ve kondensi buhar sıcaklığında tahliye ederler. a) Ters kovalı kondenstoplar b) Şamandıralı kondenstoplar 2. Termostatik prensiple çalışan kondenstoplar: Buhar ile kondens arasındaki sıcaklık farklarını algılayarak kondensi buhar sıcaklığının altında tahliye eder. a) Denge basınçlı termostatik kondenstop b) Bimetalik kondenstop c) Sıvı genleşmeli kondenstop 3. Termodinamik prensiple çalışan kondenstoplar: Kondens ile flaş buhar arasındaki dinamik farkları algılar ve kondensi buhar sıcaklığına yakın tahliye eder. Kondenstop buhar kaçağı kontrolü Hatalı seçim veya montaj, üretim hatası, proseste meydana gelen kimyasal veya fiziksel problemler vb. gibi birçok sebepten dolayı kondenstoplarda arıza yaşanabilir. Bu arızalar ilerleyen zamanlarda karşımıza canlı buhar kaçağı veya proses verimsizliği olarak çıkacaktır. Doğru kondenstop seçimi yapıldığında bununla beraber gerekli fiziksel ve kimyasal şartlar da sağlandığında sistemde önemli oranda enerji tasarrufu sağlanacaktır. Bu nedenle, kondenstopların üretim bandındaki diğer makinelerle aynı ciddiyette periyodik kontrol ve bakımı yapılmalıdır. Kondenstopların kontrolü, montajının yapılması kadar önemlidir. Kondenstoplar genellikle montajı Kondenstop kaçakları ile oluşan mali kayıplar Serdar OCAKTAN Ayvaz A.Ş. Endüstriyel Ürünler Sorumlusu
  • 77.
    yapıldıktan sonra işletmelertarafında bakımı ertelenen ürünlerdir. Buna karşılık mutlak surette arıza önleyici periyodik bakım programlarının içerisine dahil edilmelidirler. Bu periyodik bakım programlarıyla öncelikle kondenstoplar kaçak ihtimaline karşı ön kontrole tabi tutulmalıdırlar. Test yöntemleri; manuel, otomatik, ultrasonik ve uzman kişiler tarafından sıcaklık, ses ölçü aleti ile yapılan kontrollerdir. Manuel olarak kontrolde ilk olarak sistemdeki kondenstobun sonrasına 3 yollu vananın dağıtıcı prensibi ile çalışan AYVAZ KTV-10 monte edilerek vana kapalı duruma getirilir ve akışı atmosfere vermesi ile akışın gözle kontrolü yapılır. Manuel bir diğer kontrol yöntemi ise kondenstop sonrasına gözetleme camı koyularak, yine gözle akışın kontrol edilmesidir. Sistemde kondenstop öncesine monte edilecek olan kontrol gövdeleri sayesinde de yarı otomatik olarak kondenstop kontrolü yapılır. Ancak bu yöntemlerin hiç biri kondenstobun kaçak miktarına dair bilgi vermeyip yalnızca kaçak olup olmadığı bilgisini verirler. AYVAZ uzman personeli tarafından yapılan kondenstop kontrollerinde ise Dr TRAP adlı cihaz kullanılmaktadır. Dr TRAP, sıcaklık ve ses verilerini algılayıp, değerlendirerek sonuç bilgisini ekranında “az kaçak, orta kaçak veya çok kaçak” olarak derecelendirerek kaçak miktarını vermektedir. Kontrol sonucu oluşan tüm veriler cihazın kendine ait yazılımı ile bilgisayar ortamına aktarılır. Bu veriler grafikli olarak kondenstopların tipine, çapına ve bulunduğu bölgesine göre (buhar elde ediminde kullanılan yakıt birim fiyatı cihaza girildi ise) kondenstopların toplam kaçak maliyetini (günlük, aylık, yıllık) bilgisayar ekranınızda görebilirsiniz. Buhar kaçıran kondenstoplar ile ilgili oluşturulacak teklifteki birim fiyatları sonucunda, yapılacak yatırımın geri kazanım süresi ortaya çıkacaktır. Örnek olarak; Arızalı ve buhar kaçıran 1/2” çapındaki şamandıralı kondenstop 6 bar basınçta, orifis tam çapında yaklaşık 18 kg/h buhar kaçırmaktadır. Günde 8 saat, haftada 5 gün ve yılda 50 hafta çalıştığını kabul edersek 36 000 kg/yıl buhar kaybı söz konusudur. Sanayi tesislerinde 1 kg buhar elde etmek için yaklaşık 0,077 NM3 doğal gaz tüketilmektedir. Bu durumda firma; 36 000 kg/ yıl x 0,077 NM3 = 2772 NM3/yıl doğal gaz zararına uğrayacaktır. Bugünkü sanayi doğal gaz satış fiyatı 1TL/NM3 olarak alırsak 2772 NM3X 1TL/NM3 = 2772 TL/yıl kayıp maliyet oluşacaktır. Diğer bir yöntemle; Kayıp Buhar Maliyeti= 36 000kg/yıl x 0,077 TL/KG =2772 TL/yıl’dır. Yukarıdaki zarar maliyet hesaplaması işletmedeki arızalı 1 adet kondenstop için yapılmıştır. Kaçak adetleri arttıkça ciddi enerji kayıp maliyetleri oluştuğu görülecektir. İşletmelere tavsiyemiz; buhar enerjisini tutmak için kullanılan kondenstop ürününü de, işletmenin en önemli makinesi gibi düşünüp “AYLIK-3 AYLIK-6 AYLIK-YILLIK” periyodik bakım programlarına dahil etmeleridir. 75
  • 78.
    Makale 76 Acil durum panolarınınmisyonu; yangında oluşan ve nefes almayı zorlaştırıp, zehirlenmeye sebebiyet veren dumanın hızla tahliye edilerek insan hayatının tehlikeye girmesini önleyen duman egzoz fanlarının; otoparklarda araçlardan kaynaklı karbon monoksit gazının ve gene yangında oluşabilecek zehirli dumanı tahliye etmekle görevli jet fanların; sulu söndürme sistemlerine basınçlı su sağlayan yangın pompalarının; yangına müdahale ekiplerinin ve ekipmanlarının üst ve alt katlara emniyetli olarak hızla taşınmasını sağlayan, kurtarma işlemlerini yapan ve bunlara ek olarak engelli insanların tahliyesinde görev alan acil durum asansörlerinin elektriksel olarak beslenmesini sağlamaktır. Bu kadar yaşamsal öneme sahip bu cihazların sürekli çalışmasını sağlamak için iki ayrı kaynak kullanılmalıdır. Normal şartlarda bütün cihazların elektriksel yükü şebekeden beslenir. Ancak normalin dışında bir durum söz konusu olduğunda, şebekede bir elektrik kesintisi yaşandığında jeneratör devreye girmek durumunda kalır ve yükü besler. Şebeke tekrar yükü besleyecek duruma geldiğinde, yani durum normale döndüğünde yük tekrar jeneratörden şebekeye aktarılır. Bütün bu olaya “transfer işlemi” adı verilir. Transfer işlemi gerekli olduğu kadar, belli riskleri de barındırır. Enerji kaynaklarının (trafo – jeneratör) transfer işlemi cihazlara zarar verebilmektedir. Her türlü zorunlu kesinti para kaybına ve beslenen yükün zarar görmesine sebebiyet verir. Bu teknik ve mali zararları minimuma indirebilmek için otomatik transfer şalterinin kullanımı büyük bir önem taşımaktadır. Otomatik transfer şalter seçimi, elektrik mühendisliği uzmanlıkları arasında, bina ve insan güvenliği anlamında en önemli noktalardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Kullanılan yüke göre otomatik transfer şalteri tipi belirlemek, en uygun geçişli transfer şalterini yüke en yakın noktaya yerleştirmek çok yaşamsal kararların sonucudur. Açık geçişli otomatik transfer şalterleri, en geç 100 mili saniye süresinde kaynak transferini tamamlamalıdır. Otomatik transfer şalterleri 4 kutuplu 2 adet alçak gerilim devre kesicisi ve otomatik kontrol ünitesinden meydana gelir. Yüksek kapama ve dayanma kabiliyetine sahip olan bu şalterler, bakım yapılırken kesintisiz çalışma yapma özellikleri ile de büyük fayda sağlamaktadırlar. Enerji kaynaklarını düşük ya da yüksek gerilim ve frekansa karşı da sürekli izleme özelliklerine sahiptirler. Tüm fazları ve yüke gelebilecek dengesiz gerilime karşı yükü korurlar. Yedek kaynağı (jeneratörü) belirli aralıklarla, yüklü ya da yüksüz olarak test ederler. Kaynaklar arasında geçiş gerçekleştirilirken motor vs gibi yüklerin dolaşan akımlarını takip ederler. Bütün bunların yanında, yüksek teknolojili ekranları ile; şebeke ve jeneratör kaynaklarının ayarlanmış değerlerde var olduğunu ve yükün hangi kaynaktan beslendiğini gösteren LED’ler ile izleme, Son transfer işlemlerinin neden, ne zaman ve nasıl yapıldığının görülmesi, kaynakların uygun olduğu toplam süre, toplam transfer sayısı, şalterin çalışma süresi, kaynak yokluğu yüzünden yapılan transfer sayısının izlenmesi- de sağlanabilmektedir. Aynı zamanda otomatik kontrol ünitesi yardımıyla gerilimin belirli bir değerin altına düşmesi ve çıkması durumunda da aynı fonksiyonu yerine getirmektedir. Yaşamsal önemdeki cihazların ve bu cihazların beslendiği panellerin çalışma sürekliliği binaların güvenirlik endeksini daima yukarıda tutacak, bu sürekliliği sağlarken cihazların zarar görmemesi ise ekonomik avantajları beraberinde getirecektir. Güven ve ekonomi ikilisinin bir arada yaşaması ise ancak otomatik transfer şalterleri ile olacaktır. Elektriksel sürdürülebilirlik Bina projelerinin estetik, konfor, dayanıklılık vs kriterlerinin yanı sıra, olmazsa olmaz bir yönü de güvenlik ve güvenliğin sürdürülebilirliğidir. Elektriksel açıdan bu sürdürülebilirliği sağlamanın en önemli şartlarından biri de kaynak transferlerinin sağlıklı biçimde yapılabilmesidir. ApsisProje ElektrikMühendisi SalihCOŞKUN p ku t a e
  • 80.
    17. yüzyıl mimarisinindikkat çeken örneklerinden biri olarak sayılan Amsterdam, dünyanın her köşesinden gelen insanların uğrak yeri. Tarihsel ve kültürel zenginliği, gece hayatındaki hareketlilik ve mekan alternatifleri ile Amsterdam, her geçen gün daha renkli ve eğlenceli bir kent haline geliyor. Kuzey Hollanda eyaleti olan şehir adını, Kuzey Denizi’ne dökülen Amstel Nehri’nden alıyor. 78 g e z g i n TT üm şehri dolaşan su kanalları ve 17. yüzyıl mimarisiyle dikkat çeken Amsterdam, tarih, kültür ve eğlence arayan her turistin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir şehir. Merkezinde bir milyondan fazla insanın yaşadığı bu şehir, Kuzey Hollanda eyaletindedir ve ismini şehrin güneydoğusundan gelip Kuzey Denizi’ne dökülen Amstel Nehri’nden alır. Amsterdam resmi olarak Hollanda’nın başkenti olmasına rağmen, hükümet Hollanda’nın bir diğer şehri olan The Hague’dadır ve kraliçe de burada ikamet eder. Toleranslı yaşam tarzı ve hoşgörüsüyle dünyanın her yerinden insanı kendisine çeken Amsterdam’da belirli bir miktara kadar hafif uyuşturucular serbesttir ve fahişelik yasaldır. Yılın her dönemi ziyaret edebileceğiniz ve resmi dili Avrupa’nın renkli şehriAvrupa’nın renkli şehri AAmmssteerrddaamm
  • 81.
    79 Hollandaca olan Amsterdam’dahalkın büyük çoğunluğu Almancanın yanında İngilizce de konuşur. Gene de kışları soğuk geçen şehri gezmek için en güzel mevsim lalelerin açtığı ilkbahardır. Bu dönemde ayrıca her yıl 30 Nisan’da Kraliçe Günü (Koninginnedag) şehirde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanır. Amsterdam, Rijks Müzesi, Stedelijk Müzesi, Rembrandt Evi Müzesi gibi dikkat çekici müzelere sahip. Van Gogh’un tablolarından ve çizimlerinden oluşan en geniş koleksiyonun bulunduğu Van Gogh Müzesi ve Anne Frank Evi de sanatseverlerin uğrak yeridir. Lale soğanı satın alabilirsiniz Amsterdam’ın en ünlü alışveriş merkezleri Dam Meydanı etrafındaki Magna Plaza ve De Bijenkorf. Alışveriş merkezleri dışında Avrupa’nın ünlü pazarları da Amsterdam’da bulunuyor. Pazarda yiyecekten kozmetiğe, giyimden süs eşyasına birçok şey bulabilirsiniz. Waterloo pazarı ise daha çok bit pazarı havasında kullanılmış eşyalarıyla ünlü. Amsterdam’da satın alabileceğiniz il şey peynir. Pazarlardan alabileceğiniz gibi kentin birçok noktasında rastlayabileceğiniz süpermarketlerde çok büyük peynir reyonları mevcut. Satın alabilecekleriniz arasında ikinci sırayı geleneksel ayakkabılar alıyor. Aslen ahşap olarak tasarlanmış ve eskiden kullanılan geleneksel çarık tipi Hollanda ayakkabılarını her yerde bulabilirsiniz. Bu objenin magnet, anahtarlık gibi küçük örnekleri de mevcut. Amsterdam’ın bir diğer özelliği de laleler. Pazarlardan ve kendin çeşitli noktalarındaki çiçekçilerden farklı tarzlarda lale soğanları alabilirsiniz. Görülecek yerler Dam Meydanı Avrupa’daki şehirlerde meydan kültürü çok gelişmiş durumda. Dam Meydanı da Amsterdam’ın en büyük meydanı. Rokin Caddesi ile DamStraat’ın kesiştiği yerde bulunuyor. Meydanda gecenin geç saatinde bile bir sokak sanatçısının ya da bir grubun gösterisini izleyebilirsiniz. Kırmızı Fener Mahallesi (Red Light District) Dam Meydanı civarında, Amsterdam’ın açık ve hoşgörü kültürünün bir sembolü hale gelmiş olan bu bölgede şehrin genel evleri bulunuyor. Ancak bunlar bildiğiniz tarzın dışında vitrinler halinde sergileniyor. Buraya insanlar tamamen turistik amaçlarla gidiyor ancak gece yarısı bile sıra oluyor. Leidseplein Amsterdam’ın en turistik ve en eğlenceli merkezi. Bu meydanda neredeyse her gün bir etkinlik var. Çevredeki birçok kafe ve restoranda keyfinize göre yiyip içebilir, canlı müzik ortamlarında güzel bir akşam geçirebilirsiniz. Rembrantplein Leidseplein’den sonra şehrin diğer eğlence merkezi. Burada da yemek yiyecek birçok mekan, cafe, bar bulabilirsiniz. Vondelpark Küçücük Amsterdam’da, İstanbul’da bulamayacağınız büyüklükte bir park Vondelpark. Yürüyüş yapmak ve bisiklet kullanmak için ideal. Müzeler Rijks Müzesi Rijks Müzesi sadece Amsterdam’ın değil, Hollanda’nın en büyük klasik sanat müzesi. İçinde Frans Hals, Rembrandt gibi ünlü Hollandalı ressamların eserlerini bulabilirsiniz. Ayrıca müzede Hollanda tarihi ile ilgili eserler de sergileniyor. Van Gogh Müzesi Van Gogh Müzesi’nde iki yüzden fazla Van Gogh eseri ile beraber Van Gogh hakkında çok detaylı bilgi edinme fırsatınız var. Stedelijk Müzesi Stedelijk Müzesi Amsterdam’ın Çağdaş Sanatlar Müzesi. Anne Frank Evi (Anne Frank Haus) Prinsengracht 267 numara adresindeki ev, hala II. Dünya Savaşı’nın atmosferini içinde barındırıyor. Anne Frank’ın günlüğünden alıntılar, tarihi belgeler, fotoğraflar ve film karelerinin yanı sıra orada saklanan ve onlara yardım eden insanlara ait eşyalar evde yaşananlara ışık tutuyor. Hermitage Bu müze Rus Çarlığı dönemini tüm gösterişi ile sergiliyor. St.Petersburg’daki müzenin bir kısmının sergilendiği müze görülmeye değer. Lale Müzesi(Tulip Museum) Amsterdam denince akla ilk gelen şeylerden birisi lale. Burası da kişisel çabalarla kurulmuş küçücük bir showroom havasında bir müze. Görmeye değer. Madame Tussauds - (Balmumu Müzesi) Dünyanın çeşitli yerlerinde görebileceğiniz ve aslında en ünlüsü Londra’da olan bal mumu müze zincirinin bir dalı da Amsterdam’da. Onlarca ünlü kişiyle beraber, girişte Hollanda tarihi hakkında bilgi almanız ve müzeyi gezerken interaktif oyunlara katılmanız mümkün.
  • 82.
    Spor 80 Tenis Her yaşın sporuHeryaşın sporu Her yaştan insanın oynayabileceği tenis, aynı zamanda eğlenceli bir spor. Teniste tüm kaslarınız ve beyniniz koordineli olarak çalışır. Formda kalırsınız, çünkü tenis yağ ve kalori yakımını maksimuma çıkarır. Kalp ve damar sisteminizi olumlu etkiler, atletik kondisyonunuzu yükseltir. İyi huylu kolesterol üretiminiz artar, bu da sağlığınıza olumlu etki yapar. Ayrıca kendinize güveniniz ve disiplininiz artar, sinirleriniz güçlenir. İyi maçlar… İLK olarak İngiltere’de 1800’lerde oynanmaya başlanan tenis, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yaygınlaştı. Yorucu ve bir o kadar da eğlenceli bir spor olan tenise her yaşta başlanabilir. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu vardır. Dikdörtgen düz bir yüzeyin üzerinde genellikle betonda, toprakta veya çimin üzerinde oynanır. Tekler maçlarında kort 9 metre uzunluğunda ve 8,23 metre enindedir. Kortun eni çiftler maçlarında 10,97 metreye çıkartılır. Kortların genişliğini belirleyen çizgilere sınır çizgileri denir. Kortların yüzeyinde kullanılan malzemeye bağlı olarak her topun yüzeye sekmesindeki hızı farklıdır. Bu da iki kişilik oyunlarda oyunun seviyesini etkileyebilir. Toprak kortlar, yavaş olarak tanımlanır. Çünkü top rakete gelene kadar hız kaybeder, ondan sonra oldukça yükseğe zıplar ve yere çarptıktan sonra ani bir hızlanma olur. Toprak korttaki maçlar winner adı verilen sayı alan vuruşların daha zor olması sebebiyle daha uzun sürer. Sayılar genellikle oyuncuların basit hatalar denilen topun filede kalması ya da çizgilerin dışarı atılması sonucu alınır. Sert ve çim kortlar daha hızlı yüzeylerdir. Bu hız, yapıldıkları maddeye göre değişir. Bu yüzeylerin özelliği kısa sıçrayışlardır. Bu kortlarda sert servis atan ve vuruşları sert olan oyuncuların avantajı vardır. Çim kortlarda topun sıçrama miktarı, çimin ne kadar sağlıklı ve ne sıklıkta biçildiğini gösterir.
  • 83.
    81 Bacaklar birbirine paralelve hafif bükük olmalı Oyuncular veya çiftler nette karşılıklı bir biçimde durur. Bir oyuncu servisi uygular ve netin karşısındaki oyuncu(lar) alıcıdır. Her bir puan için, servis atan kişi sınır çizgisinin arkasında, orta işaret ile yan çizgi arasında durur. Alıcı onun tarafındaki netten istediği yerde durabilir ama genellikle servis kutusunun arkasındadır. Top eğer servis atarken dışarı çıkarsa aut olur ve servisi atan kişi puan kaybetmiş olur. Teniste iki tür vurma biçimi vardır. Bunlardan biri olan Fore-hand’de sağ kol raket tek elle tutulacak şekilde baş üstünden düzgün bir açıyla kol gergin bir şekilde geriye çekilir. Bu esnada bacaklar birbirine paralel olacak şekilde hafif bükük durulur. Top gelirken raket aşağıdan giderek hafif bükülmüş dizin tam önünde topa vurulur. Topa vurulduktan sonra raket boyna çekilir ve çekilirken sol elle tutulur. Back-hand vuruşunda ise geriye iki elle raket çekilir. Raket geriye çekildikten sonra yüzü karşıyı göstermelidir. Raket çekilirken dizler paralel bir biçimde hafif kırılmalıdır. Topa dizin biraz önünde iki elle vurulmalıdır. Raket topa vurulduktan sonra iki elle boyna çekilmelidir. Haftada üç defa ders almak şartıyla, tenise ilk defa başlayan bir kişi iki ay sonra back-hand ve fore-hand vuruşları düzgün yapma becerisini kazanır. Dört ay sonra ise bir partnerle tenis oynamaya başlayabilir. Tenis oynamayı etkin şekilde ve süratle öğrenebilmek için sadece hocadan alınan derslerle yetinmemek iyi olur. Bu sporda da ne kadar çok pratik yapılırsa o kadar iyidir. Tenis öğrenen kişinin, topa koşarken nasıl koşup nasıl durulacağını öğrenmek için düz koşular yan koşular, ileri geri koşuları da çalışması gereklidir. Yavaş yavaş bütün vuruşlar öğrenildikten sonra, sıra maç tekniklerini öğrenmeye gelir. Ayrıca, antrenmanlarda sadece top yapmak yeterli olmayacaktır. Biraz ısındıktan sonra topu istenilen yere atabilmek için paralel, çapraz, smaç, servis ve file oyunlarını sürekli çalışmak gerekir. Tenis terimleri Ace: Atılan servis topuna, rakip oyuncunun raketiyle dokunamaması. Atak topu: Fileye gitmek için kullanılan her türlü vuruş. Backhand: Sağ elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sol tarafında, sol elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sağ tarafında iken yaptıkları vuruş. Çapraz vuruş: Topun çapraz olarak sahanın bir köşesinden vurulup, fileyi geçtikten sonra diğer sahanın çapraz köşesine düşmesi . Uzun vuruş: Normal vuruş veya vole vuruşlarında, topların rakip oyuncunun arka çizgisi civarına veya servis atışlarında, servis çizgisi yakınına düşmesi. Çift oyunu: Her sahada iki oyuncu olmak üzere, dört oyuncu ile oynanan oyun şekli. Düz vuruş: Topa düze yakın çok az spin ile vurmak. Forehand: Sağ elle oynayanların vücutlarının sağ tarafından, sol elle oynayanların ise sol taraflarından topa vurma şekli. Game-oyun: Bir oyuncu veya bir tarafın, diğer rakip veya takıma en az iki puan ilerde olduğu durumlarda game tamamlanmış olur. Maç puanı: Maçın tamamlanmasına bir puan kalması durumu. Set puanı: Seti kazanmak için ihtiyaç duyulan son puan. Rally: Topun iki oyuncu arasında, hatasız gidip gelmesi. Let: Tekrar edilecek vuruş. Genellikle servis atışında olur.
  • 84.
    Sağlık 82 Uzman Diyetisyen NazlıAcar kilo düşmanı besinler konusunda bilgi verdi. ACAR, kefir, tarçın, yeşil çay, maydanoz ve keten tohumunun zayıflamak için önemli besin kaynakları olduğunu belirtti. Acar yaptığı açıklamada kilo düşmanı besinleri şöyle sıraladı; Kefir Süt ve ürünlerinin yağ yıkımı arttırıcı özelliğini biliyoruz. Kefir de, süt ve süt ürünlerinden olup aynı zamanda zayıflama döneminde olası kabızlık problemleri için birebirdir. Kefirin kesin tadını sevmiyorsanız size nane ile blendır etmenizi öneririm. Hem yeşilimtırak görüntüsü ile göze hem de tadı ile damak zevkinize hitap edecektir. Uzman D konusun ACAR, kefir kaynakları o Acar yaptığı Kefir Süt ve ürünle olup aynı zam kesin tadını görüntüsü ile
  • 85.
    83 Tarçın Tarçının tokluk hissivermesi dışındaki en önemli özelliği tatlıya karşı eğilimi azalmasıdır. Tarçını bitki çaylarına ilave edebileceğiniz gibi yağ yıkımını hızlandıran süt ürünlerinde de kullanabilirsiniz. Yaz mevsiminin güzel meyvelerinden biri olan şeftaliyi, şeftali- yoğurt-tarçın kombinasyonu ile deneyebilirsiniz. Yeşil çay Menopoz öncesi bayanlar günde 3 fincan yeşil çay içmeyi unutmayın. İçindeki kateşin ile zayıflatan ve metabolizmayı hızlandıran yeşil çayınızı tarçın ile de tüketebilirsiniz. Bir taşla iki kuş! Maydanoz Ödem problemi yaşayanların ilk aklına gelen maydanoza, zayıflama döneminde de yer vermekteyiz. İçeriyor olduğu vitamin ve minerallerle antioksidan özelliği ile zayıflama programlarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için de tercih edilmektedir. Maydanozu ananas elma kabak tarçın kombinasyonu ile de deneyebilirsiniz. Keten tohumu Menopoz sonrası kadınlarda artan karın çevresi yağlanmaya düşman olan keten tohumu, metabolizmanızı hızlandırarak kilo kaybetmenize yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda içeriyor olduğu elzem yağ asitleri ile zayıflama programınızı daha da sağlıklı kılar. Her gün keten tohumunuzu yoğurtlarınıza veya salatalarınıza 1 yemek kaşığı ilave edebilirsiniz. Kırmızı biber Acı, vücut ısısını arttırarak metabolizmayı hızlandırarak kilo kaybına yardımcı olmaktadır. Hızlanan metabolizma ile beraberinde yapılan egzersiz ile fit bir vücuda sahip olabilirsiniz. Kırmızı biberi, yoğurt-semizotu-kepekli makarna ile karıştırarak lezzetli bir kombin yapabilirsiniz.
  • 86.
    Vizyon tarihi: 05Eylül 2014 Oyuncular: Megan Fox, William Fichtner, Whoopi Goldberg, Mos Def, Will Arnett Manhattan’ın lağım kanallarında yaşayan ve hocaları Splinter Usta ile birlikte dünyayıdaki kötülüklere karşı verdikleri mücadele konu alıyor. Ninja Kaplumbağalar 3D hayata dair 84 Vizyon tarihi: 29 Ağustos 2014 Oyuncular: Ben Kingsley, Stellan Skarsgård, Tom Payne, Elyas M’barek, Olivier Martinez 11 yüzyılın İran’ında, İngiliz bir cerrahın, Hristiyanların kabul etmeyen bir okulda okumak için Yahudi gibi davranmasını konu alır. İbni Sina: Hekim Vizyon tarihi: 05 Eylül 2014 Oyuncular: Cameron Diaz, Jason Segel, Rob Corddry, Ellie Kemper, Rob Lowe Annie ve Jay iki çocuk sahibi, mutlu evlilik süren bir çifttir. Ama her uzun süreli ilişkide olduğu gibi cinsel hayatları durağanlaşmıştır, birbirlerine ilişkilerinin başındaki kadar yakın değildirler. Bir gün Annie, seks hayatlarına hareket katmak için sevişmelerini videoya kaydetmeyi teklif eder, Jay de kabul eder. Gece çok iyi geçer ama ufak bir sorun vardır: videoyu kaydettikleri tablet aynı programı kullanan diğer cihazlara da bu videoyu otomatik olarak yollar. Sabah uyandıklarında videoyu silmek için artık çok geçtir. Şimdi tek hedefleri videolarının yollandığı diğer insanların tabletlerini ne pahasına olursa olsun ele geçirmektir. Kasetişi
  • 87.
    85 Tarih: 02 Eylül2014 20:30 Yer: Beşiktaş Kültür Merkezi, İstanbul Ekranların beğenilen gösterisi Güldür Güldür, Eylül ayında BKM’de sevenleriyle buluşmaya devam ediyor. Güldür Güldür birbirinden eğlenceli skeçleri ve sürprizleriyle izleyenlere unutulmaz bir akşam yaşatacak. Günlük hayatın sıradan konularına farklı bir bakış açısı ile yaklaşan Güldür Güldür, aileden aşka, şöhretten teknolojiye, futboldan arkadaşlığa, birçok konuya yine kendi mizah anlayışları ile yeni yaklaşımlar ve çözümler getirecek. Güldürg ldür Indila,02Eylül’de SuadaClub’ta Tim’ de Blues Brothers gecesi Tarih:31 Ağustos 2014 23:00 Yer: İstanbul Yelken Akademisi, İstanbul Türkiye’nin ilk profesyonel yelken okulu olan İstanbul Yelken Akademisi, yelkenle tanışmak, tekniklerini geliştirmek, tecrübe kazanmak veya sadece gündelik hayatın stresinden kaçmak isteyen herkesi yelken öğrenmeye davet ediyor. Hem de kentten hiç uzaklaşmadan... Kalamış Marina’da. Üstelik her yaş grubu ve her seviyeye uygun eğitim, bilgi ve malzemeleri sunarak. Mavi 101 temel yelken eğitimi Tarih: 02 Eylül 2014 21:00 Yer: Suada Club-Galatasaray Adası, İstanbul Dernière Danse şarkısı ile yaza damgasını vuran Fransız şarkıcı ve söz yazarı Indila, 2 Eylül’de Suada Club’ta sahne alıyor. Haftalarca liste başı olan dünyaca ünlü yıldız Indila, Reina Premium Energy Drink sponsorluğunda Suada Club - Galatasaray Adası’nda hayranları ile buluşuyor.
  • 88.
    hayata dair 86 TÜRLERİN KÖKENİ Yazar:Charles Darwin Yayınevi: Gün Yayıncılık Charles Darwin’in organik evrim kuramı bilime yaptığı katkı kadar, getirdiği tartışmalarla da önemli bir kitaptır. Onun yaptığı beş yıllık araştırma gezisi sonunda bulduğu canlı ve fosiller, saptadığı canlı özellikleri, gözlemlediği insan toplulukları ve bunlara dayanarak vardığı sonuçlar bir anda kitaplaşmadı. Evrim kitabının kitaplaşması bu bilim adamının yirmi yılını aldı. Darwin’in evrim kuramı “canlıların ortak atalardan evrilerek çeşitlendiği” düşüncesine dayanır. 150 yıl önce tartışılan ve bilim insanlarının çoğunluğunca kabul gören bu görüş, günümüzde kimi çevrelerce din adına hâlâ reddediliyor. Bu reddedişte Darwin’in bir teolog olduğu da unutuluyor. Darwin’in doğumunun 200 Türlerin Kökeni’nin yayınlanışının 150. Yılındayız ve Türlerin Kökeni hem Türkiye hem dünya için yeni tartışmalar getirecek bir tazelikte. ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR Yazar: Ernest Hemingway Yayınevi: Bilgi Ormanda, çamların iğne yapraklarıyla kaplanmış kahverengi toprağa yüzükoyun uzanmış; çenesini, kavuşturduğu kollarına dayamıştı. Çam ağaçlarının tepelerinde, yükseklerde bir yel estirip duruyordu. Uzandığı yerden hafif bir eğimle inen dağın yamacı, aşağılarda alabildiğine dikleşiyordu. Geçit boyunca dolana dolana giden yolun yağlı karasını bile görebiliyordu yattığı yerden. Yolun kıyısında bir ırmak vardı; geçidin aşağısında, akarsuyun yanı başındaki hızarı; büğetten, yaz güneşi altında dökülen apak suları da görebiliyordu. OTOMATİK PORTAKAL Yazar : Anthony Burgess Yayınevi:Kültür Yayınları Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum... Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. “Uqueer as as clockwork orange”. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya’da “canlı” anlamına gelen “orang” sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm... BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK Yazar: Harper Lee Yayınevi :Altın Kitaplar Bu kitap Amerikan Kütüphaneciler Birliğince yüzyılın en iyi romanı seçilmiştir. Uzun süredir en çok aranan kitaplar arasında yer alan Bülbülü Öldürmek yeniden piyasada... “İstediğiniz kadar şakrak kuşu vurabilirsiniz ama bülbülü öldürmek günahtır, bunu asla unutmayın.” Amerikada 1930ların Güney Eyaletlerinden birinde bir zenci be-yaz bir kızın ırzına geçmekle suçlanır. Önyargılar, şiddet ve riyakâr- lıkla beslenen Güneyli erişkinlerin ırk ve sınıf ayrımı konusundaki mantıksız yaklaşımlarını Scout ve Jem Finch adlarındaki iki çocuğun ağzından keyifli bir dille bize aktaran roman, aynı zamanda kent hal-kının vicdanına karşı tek başına karşı koyan bir erkeğin mücadelesini de anlatıyor.
  • 89.
    1. Doğumgünü Bir çocuğadoğumgünü sorulduğunda şöyle cevap verdi: Dünden önceki gün 11 yaşındaydım, gelecek yıl 14 yaşında olacağım. Sizce çocuğun doğum günü ne zaman? (İpucu: Bu cevap yılda sadece birgün için doğru) 2. Kaç üçgen Aşağıdaki şekilde toplam kaç üçgen vardır? 5. Sporcu Saunaya girmek isteyen sporcunun elinde iki kum saati vardır. Biri 4 dakikalık, diğeri ise 7 dakikalık. Görevli sporcuya 9 dakikadan fazla kalmamasını tavsiye eder. Sporcu, 9 dakikalık süreyi sizce nasıl ölçmeli? 4. 4 Çizgi Şekildeki 9 Noktayı kalemi kağıttan kaldırmadan 4 çizgi ile nasıl birleştirirsiniz? Eglenceli zeka soruları ( 1.Çocuğundoğumgünü31Aralık.Busoruçocuğasorulduğundaocakayının1iydi. 2.16 3.Sayılarakuralınagöredizilmiştir.Budurumlardaboşluklarasırayla11,5,6ve17gelmelidir 3a-1 4. 5.Sporcuherikikumsaatiniaynıandabaşlatır.4dakikalıkkumbitincehementersçevirir. 7dakikalıkkumbitincede7dakikalıkkumsaatinitersçevirir.4dakikalıkkumsaatiikincikezbittiğinde 7dakikalıksaatitekrartersçevirir.Çünkü7dakikalıkkumsaatindesadece1dakikalıkkumakmıştır. Böylece4+4+1=9dakikalıkzamangeçmişolur. 3. Sayılar Aşağıdaki sayılar belli bir kurala göre dizilmiştir. Soru işareti olan yerlere hangi sayılar gelmelidir? 1/2 , 2/5, 3/8, 4/?, ?/14, ?/?
  • 92.
    SASYIYIII AĞUSTOS 2014 MECHANICDERGİSİwww.mechanic.com.trAğustos2014•Sayı:8 KONDENSTOP KAÇAKLARIKONDENSTOPKAÇAKLARI AVRUPAʼNIN EN RENKLİ ŞEHRİ AMSTERDAM HER YAŞIN SPORU: TENİS PROFESYONELPROFESYONEL ÇÖZÜMLERÇÖZÜMLER ÖMER KAYAÖMER KAYA YÜKSEK BİNALARDAYÜKSEK BİNALARDA DEPREM VE TİTREŞİMDEPREM VE TİTREŞİM YALITIMIYALITIMI