1111
SAYI
KASIM 2014
MECHANICDERGİSİwww.mechanic.com.trKasım2014•Sayı:11
SÜLEYMAN–FATMA AKIMSÜLEYMAN–FATMA AKIM
MÜHENDİSLİKTE
BİR ADIM İLERİ
2015’DE İSTANBULDA2015’DE İSTANBULDA
ASHRAE GENİŞ
BÖLGE KONFERANSI
VİYANAVİYANA
VALS, ŞİNİTZEL
PASTA ŞEHRİ
KEŞFEDİNKEŞFEDİN
BÜYÜLEYİCİ
DERİNLİKLERİ
3
Başyazı
başyazı
Değerli okuyucularımız,
Genel Yayın Yönetmeni
Makina Mühendisi
28
Ekimde Karaman Ermenek’te meydana gelen maden kazasında 18 işçimiz
su basması sonucunda madende mahsur kalmıştır. Kurtarma çalışmalarının
devam ettiği bugünlerde işçilerimizin sağ salim ailelerine kavuşması için
içtenlikle dua ediyoruz. İş kazalarının minimuma indirilebilmesi ve aynı üzüntüleri tekrar
yaşamamak için, dergimizde de sıklıkla değindiğimiz iş güvenliği konusunda gerekli
önlemlerin alınması için başta çalışanlara, işverenlere ve kontrolörlere üzerine düşen
sorumlulukları ertelememeleri için ricada bulunuyoruz.
Havaların iyice soğumaya başladığı, sene sonu yoğunluğunun yaklaştığı Kasım sayısında,
yine oldukça dolu, bilgilendirici bir sayı ile karşınızdayız. Bu ay, sektöre yön verenlerde
iş hayatında bütünleşmiş bir başarı yakalayan Süleyman ve Fatma Akım’a konuk olduk. Bize
yaşamları ile bütünleşmiş işlerinden, felsefelerinden, dünyaya bakışlarından ve
mesleki sorunlardan, çözümlerden, önerilerinden bahsettiler.
Bina hizmetleri, su arıtma ve tesis şebeke tesisat sistemleri de dahil olmak üzere
pek çok tesisat sisteminde, boruları birleştirmek ve bir tesisat sisteminde gelecekte
değişiklik veya bakım yapılması gerektiğinde boru kesitlerinin birleştirilmesini ve
ayrılmasını sağlamak amacıyla kullanılan ürünleri mercek altına aldık. Victaulic
ürün mühendisi Andy Carter’dan Mekanik yiv açma ve flanşlamayı karşılaştırmasını istedik.
Projelerinizde ürün seçimi yaparken sıklıkla gezindiğiniz ürün sayfalarımızda kasa ve
izolasyon yapısı soğuk hava depolarında kullanılmaya uygun çevre dostu, dayanıklılığı
ve daha az elektrik harcaması ile tasarruf yapmanızı sağlayan LED aydınlatmalara değindik.
Mechanic Dergisi Kasım sayımızda bir yandan sektör ve yeni ürün haberlerine göz atarken
bunalmaya başladığınız anda Vals, şinitzel ve pasta şehri Viyana’ya yolculuğa çıkabilir,
büyüleyici derinlikleri keşfedebilir, iklimin duygu ve davranışlarınızı nasıl etkilediğine şaşırabilir,
soğuk havalarda da içinizdeki miskinliği atmak dışarı çıkmak istediğinizde size yol gösterecek
hayata dair sayfalarımızda konser, sinema, kitap etkinliklerine göz atabilir, eğlenceli zeka
soruları ile tebessüm edebilirsiniz.
Sizin için hazırladığımız yeni sayımızı keyifle okumanızı diliyor, dergimizde emeği geçen
herkese ve tüm okurlarımıza teşekkür ediyor, bir daha ki sayımızda tekrar görüşmeyi diliyoruz.
18
içindekiler
4
06 ASHRAE ‘nin Geniş Bölge Konferansı
2015’de İstanbul’da yapılacak
08 Dünya devi Mitsubischi Electric
Türkiye’de hızla büyüyor
10 Bakü’nün en büyük alışveriş
merkezine Anel imzası
12 Bosch partner program ile
dört dörtlük bir dönem başladı
14 Ulus yapı lansmanı İstanbul
Boğazı’nda gerçekleşti
16 Üntes Almanya’da
Chillventa Fuarı’nda
MECHANIC
Yıl: 1 Sayı: 11
DEKOMEDYA A.Ş ADINA
İmtiyaz Sahibi
EVREN DEMİRCİ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Genel Yayın Yönetmeni
EVREN DEMİRCİ
Teknik Danışmanlar
CEVAT TANRIÖVER, ZÜHTÜ FERAH
Yayın Danışmanı
EMİNE BANKOĞLU
Yeşil Bina Danışmanı
CEMİL YAMAN
Leed Faculty, Breeam Assesor
Genel Koordinatör
ÖZGÜR PARLAK
Yayın Koordinatörü
ASUMAN DEMİRCİ
Yayın ve Web Editörü
HAKAN ARSLAN
hakan@dekomedya.com
Görsel Yönetmen
ÖZGÜ URAL
Reklam Müdürü
SELÇUK BENLİ
selcuk@dekomedya.com
Müşteri İlişkileri
İREM KALENDER
irem@dekomedya.com
Katkıda Bulunanlar
SELCEN PARLAK, GENCAY
TATLIDAMAK, EVREN UYGUR,
ONUR ŞAHİN, EMRE ÖZMEN,
SMMM HASAN KARAGÖZ, AV.MURAT
BİLİR, SERDAR AYDIN, ÖZLEM
YASMUT
Yönetim Yeri
Deko Medya A.Ş.
Vişnezade Mah. Prof. Dr. Alaattin Yavaşça
Sok. Efe Apt. No:6 D:4 Akaretler
34353 Beşiktaş / İSTANBUL
Tel: (0212) 327 50 40
Faks:(0212) 327 50 20
www.mechanic.com.tr
info@mechanic.com.tr
Yayın Türü
Yaygın Süreli
Baskı - Cilt
Fabrika Basım Tic. Ltd. Şti.
İnönü Cd. No:74/A
Mahmutbey-Bağcılar-İstanbul
Tel: 0212 294 38 00
Dağıtım
Etkin Dağıtım ve Nak. Oto Kir.
Hiz. Paz. Tic. Ltd. Şti
Eski Büyükdere cd. Yamaç sk. No.1 4.
Levent – İstanbul Tel: 0212 282 40 04
Mechanic Dergisi aylık olarak yayımlanan bedelsiz süreli bir
yayın organıdır. Mechanic Dergisi, basın-meslek ilkelerine
uymaya söz vermiştir. Dergide yer alan yazı ve fotoğraflar
kaynak gösterilerek kullanılabilir.
10
18 Mekanik tesisat mimari
düşünerek tasarlanmalıdır
24 Çamlıca Mesa Projesi’nde
Buderus tercih edildi
26 Prestijli projelerde
Vizyon Mekanik imzası
28 Vaillant Group
Türkiye yöneticilerine
yeni liderlik stilleri eğitimi
30 Kuzey Irak’ta yapılan dev
projede Samsung Teknoklima
imzası
32 Remeha; Res Enerji ile birlikte
Türkiye pazarındaki yerini
sağlamlaştırıyor
34 Demirdöküm ailesi piknikte
buluştu
36 Ebitt yeni adresinde
39 Danfoss teknoloji üssü Türk
mühendis ve iş adamlarını
büyüledi
40 Wilo 3. Ulusal Fotoğraf
Yarışması’nda 1.200’den fazla
fotoğraf yarıştı
5
58
82
84
86
42 AFS, 1.Fidan Dikim Şenliği’ni
gerçekleştirdi
44 CLINT CWW TTY serisi manyetik
yataklı santrifüj kompresörlü
soğutma grupları
46 Ferroli Isı Pompası sistemleri ile
hem enerji tasarrufu yapın, hem
de çevreye zarar vermeyin
48 Bosch çift külhanlı kazanlar
50 Soğuk hava depolarında LED
aydınlatmanın önemi
52 Form’dan çevre dostu çözümler
54 Panasonic ısı pompaları
56 TORK GA 21 alüminyum gövdeli
ex-proof gaz alarm cihazı
58 Ayvaz ATEX sertifikalı ex-proof
(alev sızdırmaz) ürünler
62 Boru birleştirme teknikleri
mercek altında
70 York YWA Absorption Chiller
74 Airplus yeni ürünleri ile 2015’e
damga vuracak
78 Hayata dair
82 Vals, şinitzel ve pasta şehri:
Viyana
84 Büyüleyici derinlikleri keşfedin
86 İklim insanların duygu ve
davranışlarını nasıl etkiler
88 Eğlenceli zeka soruları
24
REKLAMDİZİNİREKLAMDIZINI
A.K.İ. AIRONN
13 AIRPLUS
77 ALTERM
59 ARI YANGIN
61 ATLAS
26-28-54-56 CVS AIR
71 CİVA
11 DAF ENERJİ
51 DAİKİN
47 DARHAN
25 DEKO GROUP
65 DEVİNİM
2 DUYAR
A.K. EBITT
67 EMO-SCHAKO
17 FETAŞ
27 FRAENKISCHE
57 GE-Tİ
39 GIACOMINI - UNIVAL
33 INVENT-TR
49 IŞIK ENDÜSTRİYEL-FRESE
9 IMI HYDRONICS
45 KLİMATEKNİK
29 LOWARA
35 MAS-DAF
31 MITSUBISHI ELECTRIC
37 PREIS - AYDIN GROUP
79 PROKONTROL
75 REHAU
Ö.K.İ - 1 RES
43 SONDEX - TANPERA
53 TEKNOGEN
69 TEKNOKLİMA
73 THERMAFLEX
7 ÜÇAY MÜHENDİSLİK
55 ÜNTES
41 VENTAS
63 VICTAULIC
15 VİZYON MEKANİK
Haberler
6
ASHRAE’ yi oluşturan bölgeler içerisinde yer alan chapter ve sectionlar, her yıl düzenli
olarak bir araya gelerek, teknik oturumlardan yönetimsel toplantılara kadar bir dizi etkinliği,
sosyal aktivitelerle de birleştirerek, gerçekleştirmektedirler. Chapters Regional Conference
(CRC) adıyla anılan bu etkinlikler ASHRAE’yi oluşturan 14 bölgede yapılmaktadır.
24 CHAPTER ve 5 sectiondan oluşan
yapısıyla 53,000+ ASHRAE üyesinin
yaklaşık %10’luk kısmını bünyesinde
barındıran ve en büyük bölge ünvanına
sahip, Region At Larga (RAL) adıyla
anılan, Geniş Bölge’nin 2014 CRC etkinliği
İspanya’nın ev sahipliğinde 19-21 Eylül
tarihleri arasında Madrid’de yapıldı. Bölge
XIII ile birlikte Amerika kıtası dışında yer
alan 2 bölgeden biri olan RAL’ın yapmış
olduğu CRC’lerin en önemli özelliği, bu
etkinliğe başta mevcut ASHRAE Başkanı
olmak üzere pek çok üst düzey görevlinin
de katılmasıdır. Bu yıl da aynı şekilde,
ASHRAE Başkanı Thomas Phonex, Başkan
Yardımcılarından Darryl Boyce, X. Bölge
Başkanı Karine Leblane, Yayın ve Eğitim
Konseyi Direktörü Stephen Comstock
RAL-CRC’nin katılımcıları arasındaydı.
Açılış konuşmaları; İspanyol hükümet
yetkilileri, ASHRAE Başkanı, RAL Başkanı
ve CRC Genel Başkanı tarafından yapılan
konferansın teknik oturumları, toplantının
teması olarak seçilen, bina renovasyonu
ve sürdürülebilirlik konusu üzerineydi.
Her biri 30 dakika süren konferanslarda,
akademisyen, uzman mühendis ve
müşavirlerden oluşan 9 konuşmacı, bina
renovasyonlarının yüksek verimlilikte ve
sürdürülebilir olması için gerekli tasarım
prosesleri ve sistemleri üzerine görüş ve
önerilerini sundular. İlk gün, konferans
teması olan konunun Avrupa özelindeki
mevcut durumu akademisyen, uzman
mühendis ve müşavirlerden oluşan 5 kişi
tarafından bir panelde tartışılarak son
buldu. 2. gün; üye ilişkileri, araştırma-
geliştirme, teknoloji transferi gibi çeşitli
komiteler chapterlardan gelen üyelere
eğitim çalışmaları yaptırırken, chapter
delegelerinden oluşan yürütme kurulu
da sonraki dönemde, gerek RAL içinde
gerekse Amerika’daki merkezde RAL
adına görev alacak çeşitli konumlar için,
aday belirleme ve ASHRAE yönetmeliği
ile ilgili değişiklik önerileri üzerine
çalışma yaptı. Ancak bu çalışmalar
öncesinde Türkiye açısından önemli bir
gelişme yaşandı. 2015 yılında yapılacak
RAL-CRC için yer belirleme çalışması
yapan komite, aday ülke temsilcilerini
toplantıya çağırdı. Türkiye’nin önerdiği
İstanbul’un yanı sıra Kahire, Beyrut,
Belgrad, Abu-Dabi şehirleri de adaylar
arasındaydı. Komite görüşmeler sonunda,
İstanbul ve Belgrad dışındaki şehirleri
elediğini duyurarak, 2015 RAL-CRC’e ev
sahipliği yapacak ülkenin bir gün sonra
yapılacak ödül töreni sonrasında ilan
edileceğini bildirdi. Bugünün bir diğer
faaliyeti de, ASHRAE Başkanı Thomas
Phonex tarafından yapılan ve vizyonunu
tanıttığı sunumdu.
3. ve son gün; öğrenci faaliyetleri,
hükümetlerle ilişkiler gibi konularda
çalışan komiteler yine chapterlardan
gelen üyelere eğitim verirlerken, yürütme
kurulunu oluşturan delegeler de adayları
ve diğer yönetmelik değişiklik önerilerini
oyladılar. Öğle yemeği sonrasında
düzenlenen törenle de değişik kişi ve
kuruluşlara ödülleri verildi. Bu tören
biterken ise, RAL Başkanı Farooq
Mehboob tarafından 2015 yılındaki RAL-
CRC’nin İstanbul’da yapılacağı açıklandı.
ASHRAE’nin Geniş Bölge Konferansı
2015’de İstanbul’da yapılacak
Haberler
8
Mitsubishi Electric, Türkiye’nin genç nüfusuna ve hızlı büyüme potansiyeline inanıyor.
DÜNYA genelinde 120 binden fazla
çalışanı ile 42 ülkede faaliyet gösteren,
37 milyar doların üzerinde konsolide
net satışa sahip dünya devi Mitsubishi
Electric, öncelikli pazar olarak gördüğü
Türkiye’de hızla büyüyor. 2012 yılı
sonunda Türkiye operasyonunu kuran
Mitsubishi Electric, Marmaray projesinde
ve Türksat 4A uydusunda kullanılan
teknolojisiyle dikkat çekiyor. Genç bir
nüfusa sahip Türkiye’de endüstrinin
hızla büyüyeceğine ve bu noktada
fabrika otomasyonuna ve enerji verimli
teknolojilere olan ihtiyacın artacağına
inanan Mitsubishi Electric, bu zorlu
göreve adres olarak kendi teknolojisini
gösteriyor.
Mitsubishi Electric
Türkiye 270 milyon TL
ciro hedefliyor
Çığır açan teknolojiler ve ürünler
geliştiren Mitsubishi Electric; bugüne
kadar dünyanın en büyük ve en uzun
LED ekranına*, dünyanın ilk spiral
yürüyen merdivenine*, dünyanın en
hızlı asansörlerine*, dünyanın ilk
ticari uçuş sırasında internet hizmeti
sağlayan anten teknolojisine* ve çok
daha fazlasına imza attı. Şimdi ise tüm
dünyada kullanılan ve yüksek kaliteye
sahip ürünleri ve teknolojisi ile Türkiye
ekonomisine katkı sağlamak için
çalışıyor. Fabrika otomasyon sistemleri,
klima ve iklimlendirmenin satış ve satış
sonrası hizmetlerini veren Mitsubishi
Electric Türkiye; ayrıca iletişim uyduları,
asansör, güç kaynakları ve ulaştırma
bağlantılı altyapı işlerine de destek
veriyor. Kurulduğu günden bu yana hızlı
bir büyüme gösteren Mitsubishi Electric
Türkiye, 2015 mali yılında 12 milyar Yen,
yani yaklaşık 270 milyon Türk Lirası ciro
hedefliyor. (1 Nisan 2014 – 31 Mart
2015 döneminde)
Mitsubishi Electric Türkiye
büyüdükçe sağladığı istihdam da
artacak
2012 yılı sonunda Türkiye operasyonunu
kurduktan kısa bir süre sonra fabrika
otomasyonu alanındaki distribütörü Genel
Teknik Sistemler (GTS) ile birleşen ve
2014’te 10 yılı aşkın süredir Türkiye’de
klima distribütörü olan KlimaPlus’ı satın
alan Mitsubishi Electric Türkiye’nin
Başkanı Masahiro Fujisawa, “Geçtiğimiz yıl
faaliyetlerimizi büyük ölçüde genişleterek
güçlü bir büyüme sağladık. Hızla gelişen
Türk endüstrisinin ileri teknoloji ile
donatılmış fabrika otomasyonuna ve
enerji verimli teknolojilere olan ihtiyacının
artacağına inanıyoruz ve bu zorlu
göreve adres olarak kendi teknolojimizi
gösteriyoruz. Mitsubishi Electric
Türkiye olarak, fabrika otomasyonu
ve iklimlendirme sektörlerindeki
faaliyetlerimizin yanı sıra iletişim uyduları,
asansör, güç kaynakları ve ulaştırma
bağlantılı altyapı işlerine de destek
veriyoruz. Türkiye’de özellikle Marmaray’da
ve Türksat 4A uydusunda kullanılan
teknolojimiz ile tanınıyoruz. Bu projelere
ek olarak pek çok farklı sektördeki fabrika
otomasyonu faaliyetlerimiz, çok sayıda
prestijli yapıda tercih edilen iklimlendirme
sistemlerimiz ve asansörlerimiz de dikkat
çekiyor. Tüm bu gelişmelerin ışığında 2015
mali yılında 12 milyar Yen, yani yaklaşık
270 milyon Türk Lirası ciro hedefliyoruz
(1 Nisan 2014 – 31 Mart 2015 dönemi).
Türkiye’deki faaliyetlerimizi genişlettikçe
ve markamızın varlığına güç kattıkça
sağladığımız istihdamın da artacağına
inanıyoruz.” diye konuştu.
Çevre bilinci artmış toplum
hedefi
Tüm bu üstün teknolojileri geliştirirken
çevreye duyarlı bir yaklaşım içinde
olduklarını vurgulayan Masahiro Fujisawa,
“2007’de Mitsubishi Electric’in aynı
zamanda 100. yıldönümü olan 2021
yılına denk gelen uzun dönemli çevresel
yönetim vizyonumuz “Çevre Vizyonu
2021”i oluşturduk. Bu vizyon çerçevesinde;
çevresel duyarlılığı teşvik etmek,
düşük karbon salımı ve geri dönüşüm
konularındaki bilinci artmış bir toplum
yaratmak en temel hedeflerimiz arasında
yer alıyor.” şeklinde konuştu.
“Türkiye’ye değer katmak için
çalışıyoruz”
Mitsubishi Electric’in felsefesinin teknoloji
ile toplumu zenginleştirmek olduğunu
ifade eden Fujisawa, “Türkiye’de de yine bu
felsefeyi takip edeceğiz. Mitsubishi Electric
olarak Türkiye’de olmak, bizim için çok
büyük bir fırsat ve bizi heyecanlandırıyor.
Türkiye’ye değer katmak için çalışıyoruz.”
diyerek sözlerini tamamladı.
Dünya devi Mitsubishi Electric
Türkiye’de hızla büyüyor
Haberler
10
Değer yaratma ve bu değerleri paylaşarak birlikte yaşatma prensibi ile Türkiye’de ve
dünyada öncü projelere imza atan Anel Grup, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün en büyük
alışveriş merkezinin elektrik ve mekanik işlerini yürütüyor. 2013 yılında da Bakü Olimpiyat
Stadyumu’nun elektrik ve mekanik işlerini üstlenen, Anel Grup bünyesindeki mühendislik
şirketi Anel Elektrik, Ganjlik Mall alışveriş merkezinin elektrik ve mekanik işleri için
sözleşme imzaladı.
ÇEVRESEL, sosyal ve ekonomik açıdan
sürdürülebilir bir dünya için mühendislik
ve teknoloji gücünü, stratejik becerileri
ile birleştiren, 2013 yılında Bakü
Olimpiyat Stadyumu’nun elektrik ve
mekanik işlerini üstlenen ve Ganjlik Mall
ile Bakü’deki başarısını tescilleyen Anel
Elektrik, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de
inşa edilen ve 2015 yılı Eylül ayında
tamamlanması hedeflenen Ganjlik Mall
Projesi’nin elektrik ve mekanik işleri için
sözleşme imzaladı.
Bakü’nün en gelişmiş ve en
büyük alışveriş merkezi
Uluslararası standartlarda mega projelere
imza atan Anel Grup, Ganjlik Mall ile
fark yaratmaya devam ediyor. Yaratıcı
mimarisi ile dikkat çekmesi beklenen
Ganjlik Mall, 120 bin m2 alan üzerinde,
11 bin kW mekanik kapasitesi, 12 bin
500 kW elektrik kapasitesi ile Bakü’nün
en gelişmiş ve büyük alışveriş merkezi
olacak.
Projenin detaylarına ilişkin görüş
bildiren Mekanik - Elektrik Proje Yöneticisi
Hasan Fatih Pamukçu: “Ganjlik metro
durağı ile direk bağlantı, 7 adet sinema
salonu, bowling salonu gibi özel eğlence
mekanlarının yanı sıra, şehri seyrederken
dinlenebileceğiniz açık ve kapalı
kafeteryaları ve alışveriş için iki farklı
Mall seçeneği ile ziyaretçilerin uğrak yeri
olacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
Bakü’nün en büyük alışveriş merkezineBakü’nün en büyük alışveriş merkezine
Anel imzasıAnel imzası
Bakü’deki birçok projeye
öncü olması hedefleniyor
2014 yılının Haziran ayında yapımına
başlanan alışveriş merkezinin
Bakü’de gerçekleşecek bir çok
projeye de öncü olması hedefleniyor.
Daha önce Bakü’de birçok başarılı işe
imza atan Anel Grup, her projesinde
olduğu gibi bu projesiyle de fark
yaratacak.
Başladığı her işi takım çalışması
ile güvenilir bir şekilde tamamlayan,
müşteri memnuniyetini birinci sırada
değerlendiren Anel Grup, başarısını
iş ortakları, yatırımcı ortakları ve
çalışanlarının mutluluğu ile doğru
orantılı olarak artırmayı hedefliyor.
Haberler
12
Bosch Isı Sistemleri, iş ortaklarına birçok avantaj sunduğu projesi Bosch Partner Programı
hayata geçirdi. Bosch Partner Program “Dört Dörtlük Ortaklık, Dört Dörtlük Kazanç”
konseptiyle iş ortaklarıyla arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi ve ortak kazanımları arttırmayı
hedefliyor. Bosch Isı Sistemleri, aynı zamanda bu programla müşteri memnuniyetini
arttırmak amacıyla tüm iş ortaklarını geliştirmeyi amaçlıyor.
SUNDUĞU birçok yenilik sayesinde
iş ortaklarına satış ve montaj yaptıkça
puan kazandıran Bosch Partner Program,
bu puanlarla zengin ödül kataloğundan
çeşitli hediyeler talep edebilecekleri
avantajlarla dolu bir dünyanın kapılarını
aralıyor.
Sektördeki en iddialı program olarak
ortaya çıkan Bosch Partner Program,
iş partnerlerinin aktif katılımıyla gün
geçtikçe zenginleşecek bir içerik ile
hayata geçiyor. Bosch Isı Sistemleri, “Dört
Dörtlük Ortaklık, Dört Dörtlük Kazanç”
konseptiyle program üyelerine, Bosch
duvar tipi kombi ve kazan ürünlerinin
satış ve montajını gerçekleştirdikçe puan
kazandırıyor.
Program üyeleri, satış ve montajını
gerçekleştirdikleri ürünlerin üzerinde
bulunan seri numarasını bildirerek
kazandıkları puanlarla Bosch kombi,
buzdolabı, televizyon ya da Iphone
gibi hediyeler almaya hak kazanıyor.
Tüm bu avantajların yanı sıra müşteri
memnuniyetini en üst seviyede tutan
Bosch Isı Sistemleri, iş ortaklarının
gelişimine de katkıda bulunuyor. Bu sistem
ile program üyelerine ücretsiz teknik
eğitimler verilirken; Partner Destek Hattı ile
her türlü sorularına anında yanıt verecek
bir çağrı merkezi ekibi de hizmet veriyor.
Bosch Partner Program konseptine katılan
ve Bosch partneri olan tüm program
üyelerini bol kazançlı günler bekliyor.
Bosch Partner Program ile
dört dörtlük bir dönem başladı
320.000 m2
alanda kurulu Türkiye’nin en büyük konteyner
işletmesi Asyaport’da Mas Pompa kalitesi tercih edildi. Asyaport,
Mediterranean Shipping Company (MSC) grubunun liman yatırımları
yapan şirketi Global Terminal Limited (GTL) ile Soyuer ailesinin
münhasıran konteyner limanı işletmesi amacı ile kurmuş oldukları
Asyaport Liman A.Ş. tarafından Barbaros / Tekirdağ’da inşa
edilmektedir. 20 metre derinliğe kadar toplam 2000 metre rıhtımı
ve yıllık 2,5 milyon TEU’ya varacak kapasitesi ile dünya ölçeğinde
bir liman konumundadır. Asyaport limanında mekanik salmastralı,
parçalayıcı ve açık çarklı pis su pompaları ve NFPA’ye uygun olup
UL Listeli FM onaylı, bir asıl bir yedek dizel tahrikli yangın pompası
kullanılmıştır. Her pompa için ayaklı tip, sesli-ışıklı uyarı sistemi ve
otomatik test sistemine sahip UL-FM li pano bulunmaktadır.
Türkiye’nin en büyük konteyner işletmesi
Asyaport Mas Pompa’yı tercih ettiAsyaport Mas Pompa’yı tercih etti
Haberler
14
Ulus Yapı 24 Eylül 2014 tarihinde İstanbul Boğazı’nda tekne gezisi ile gerçekleştirdiği
lansmanda sektör ile bir araya geldi. Lansmanın içeriği Ulus Yapı’nın uzmanlık alanı olan
“Tesisat ve Ekipmanlarda Sismik Koruma” ile Ulus Yapı’nın bir diğer faaliyet alanı olan
“Yapılarda Sismik İzolasyon ve Güçlendirme” idi.
KOKTEYL ile başlayan tekne gezisinin
açılış konuşmasını Ulus Yapı Yönetim
Kurulu Başkanı Eren Kalafat öncelikle
davetlilere geceye katıldıkları için
teşekkür ettikten sonra gerçekleştirdi.
Ulus Yapı’nın kuruluşundan başlayarak
Tesisat ve İnşaat uzmanlık alanlarına
değinerek ve Ulus Yapı’nın sektöre
sunduğu ürünlerin bağımsız akredite
laboratuvarlarında test edilmiş ve
uluslararası sertifikalara sahip ürünler
olduğunu vurgulayarak konuşmasına
başladı. Kalafat: “2000 yılından
beri deprem mühendisliği alanında
faaliyetlerimiz sürüyor. Sunduğumuz
hizmetin temeli; yapıların depreme
karşı güvenli hale getirilmesi. Ulus Yapı
özellikle hastaneler, büyük işletmeler,
fabrikalar, alışveriş merkezleri gibi insan
yoğunluklu yapıların deprem sonrasında
çalışır kalmasını sağlayacak sistemler
sunuyor. Bu aslında iki başlıkta ele alınan
bir konu. Biri, yapısal deprem güvenliği
yani binanın taşıyıcı sisteminin güvenli
hale getirilmesi ya da güvenli olarak
inşa edilmesi. Diğeri ise yapısal olmayan
elemanların ve bileşenlerin deprem karşı
korunması. Bunların başında binalardaki
ısıtma, soğutma, havalandırma, yangın
söndürme, duman tahliye sistemleri,
acil enerji sistemleri gibi tesisatlar yer
alıyor. Depremde kullanılan bir ürünün
gerçek anlamda testi ancak deprem
esnasında olmakta. O saatten sonra ürün
doğru değilse iş işten geçmiş oluyor.
Dolayısıyla her şeyden önce doğru ürünün
kullanıldığından emin olunmalı. Yapıların,
binaların depreme uygunluğu söz konusu
olduğunda en önemli husus, doğru
yönetmeliklere uyulması. Kimi zaman
yönetmeliklerin yetmediği ya da tam
anlamıyla uyarlanabilir olmadığı durumlar
da ortaya çıkabiliyor. Ulus Yapı’nın en
büyük uzmanlığı işte bu noktada devreye
giriyor. Çünkü Ulus Yapı bütün uluslararası
ve yerel yönetmeliklere son noktasına
kadar hâkim; ayrıca yönetmeliklerin
yetmediği veya uyarlanamadığı
durumlarda en doğru ve güvenilir
çözümleri müşterilerine sunmakta. Bizi
bu işi yapan diğer firmalardan ayıran en
önemli özelliklerimizin başında uzman
mühendis kadromuz geliyor. Çünkü
Ulus Yapı takımı olarak gerek yurtiçinde
gerek yurtdışında sürekli eğitimlere
katılıyoruz ve kendi uzmanlığımızı daha
da artırıyoruz. Sonuçta 15 yıldır tek
yaptığımız iş bu ve giderek derinleşen bir
bilgi birikimine sahibiz. Tesisatların ve
ekipmanların sismik koruması konusunda
o kadar çok projede yer aldık ki inşaat
sektöründen ve akademik camiadan
gelen yoğun talepler karşısında yapısal
deprem mühendisliği alanında da yer
almaya başladık. Edindiğimiz tecrübeler
sayesinde Türkiye’nin ilk sismik izolatörlü
konut binasını olan Aykent Loft’u
inşa ettik ve çok güzel sonuçlar aldık.
Dolayısıyla sismik temel izolasyonu
konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Ulus Yapı, deprem söz konusu olduğunda
Ulus Yapı lansmanı
İstanbul Boğazı’nda gerçekleşti
Haberler
1616
Merkezi iklimlendirme sistemleri alanında Türkiye’nin üretim lokomotifi Üntes en yeni
ürünleri ile Almanya’da Chillventa 2014 fuarında yerini aldı. 30.000’e yakın ziyaretçinin
katıldığı bu fuar Avrupa’nın en önemli HVAC&R ihtisas etkinliklerinden birisi olarak
gösteriliyor.
ENERJİ verimliliği standartlarının
her geçen gün yükseldiği Avrupa
iklimlendirme sistemleri pazarında;
Türkiye’de üretilen soğutma grupları,
havuz nem alma santralleri ve yeni UNFC
serisi fan coil cihazlarını sunan Üntes
fuarda ziyaretçilerin ilgi odağı oldu.
Bu seneki fuar temasının enerji
verimliliği ve sürdürülebilirlik olduğuna
dikkat çeken Üntes İhracat Departmanı,
fuar konsepti ile Üntes’in vizyonunun
“Her 1kw’tan emin olun” sloganı
ile üretilen ürünlerin aynı zamanda
test merkezlerinde test edilmesi ile
örtüştüğünü ve gelecek nesil ürünlerin
de test ve araştırma merkezlerinde
geliştirilen yen nesil enerji verimli ürünler
olacağının altını çizdi.
Üntes’in en yeni ürünleri ile 17-20
Kasım tarihlerinde Dubai-BAE’de The
Big 5 fuarı ile uluslararası fuarlara
devam edeceğini belirten yetkililer,
Türkiye iklimlendirme sektörünü tüm
uluslararası arenalarda en iyi şekilde
temsil etmeye devam edeceklerinin de
mesajını verdi.
Üntes Almanya’da Chillventa 2014 Fuarı’nda
gerek yapısal gerekse yapısal-olmayan
konularda sektöre mükemmel çözümler
sağlamaya devam edecek.” diyerek
konuşmasını sonlandırdı.
Eren Kalafat’ın konuşmasından
sonra Ulus Yapı Genel Müdürü Okan
Sever’de davetlilere teşekkür ederek
konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Ulus Yapı Tesisat ve Ulus Yapı İnşaat
olarak iki ayrı grup halinde faaliyet
gösteriyoruz. Müşterilerimize güven
ve garanti verebilmek adına uzman
sertifikalara sahip mühendis ekibimiz
ve dünya çapında referanslarımız
mevcut. Bugün Şili’den Avustralya’ya,
ABD’den Kanada’ya, Afganistan’dan
Gana’ya kadar sayısız ülkede ve dünyanın
neredeyse tüm kıtalarında Ulus Yapı
imzalı projeler yer alıyor. Ulus Yapı
Tesisat, binaların deprem sonrasında
can güvenliğini ve sistemlerin çalışır
halde kalmasını sağlayacak önlemler
sunmakta. 25 kişilik dinamik bir ekibimiz
var. Ulus Yapı Tesisat A.Ş. sismik koruma,
titreşim yalıtımı ve akustik kontrol ile
ilgili çalışmalar gerçekleştiriyor. Derin
uzmanlık gerektiren bu konularda bizi
zirveye taşıyan ekibimize, iş ortaklarımıza,
tedarikçilerimize, danışmanlarımıza ve
elbette bizi bugün olduğumuz yere getiren
tüm müşterilerimize teşekkür ediyorum.”
diyerek sözlerini sonlandırdı.
Bu bilgilendirici ve keyifli etkinliğine
katılınlar arasında Ulus Yapı’nın uzun
zamandır temsilciliklerini gerçekleştirdiği
Acrefine firmasından Satış Direktörü Jon
Simpkin, Gripple firmasından Uluslararası
Pazarlama Direktörü Rob Waddell ve Ulus
Yapı bünyesine yeni katılan İtalya’nın lider
akustik firması Isolmant firmasından
Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eugenio Canni
Ferrari de yer aldı.
Sektörün önde gelenleri ve Ulus Yapı
ailesi olarak tüm katılımcılar gece boyu
keyifli bir sohbet içerisindeydiler. Kokteyl
ile başlayan ve İstanbul Boğazı gezisiyle
devam eden etkinlik, akşam yemeğinden
sonra sona erdi.
Söyleşi
18
Akım Mühendislik Firması’na Sn. Süleyman Akım ve Sn. Fatma Akım’a misafir olduk. Bize
yaşamları ile bütünleşmiş işlerinden, felsefelerinden, dünyaya bakışlarından ve mesleki
sorunlardan, çözümlerden, önerilerinden bahse ler. Kendilerine teşekkür ediyoruz.
Süleyman Bey, bize kendinizden bahseder misiniz?
Ben 1955 yılında Zonguldak’ta doğdum. Elektrik işleri
ile uğraşan, mucit sayılabilecek bir babanın oğlu olmam
nedeniyle diğer iki kardeşim ile birlikte elektrik işleri
içinde büyüdüm. Tasarımı babama ait çok devirli elektrik
motorlarının asansörlerde kullanılması gibi işlerin
içindeydim. Üniversiteyi Yıldız Teknik’e bağlı Galatasaray
Mühendislik Fakültesi Makine Bölümü’nde okudum.
Ağabeylerimden biri kimya diğeri elektrik mühendisi
olmuştu. Bu yıllarda müzik eğitimi de aldım. Emin
Fındıkoğlu ve Onno Tunç hayatımda önemli iki müzik
adamıydı. Bu merakım halen devam ediyor. Mühendislik ile
birlikte yürüttüğüm bir uğraş.
İş hayatına nasıl başladınız?
1979 yılında Akım Makine Mühendislik ofisini açtım
fakat, işler istediğim gibi gitmeyince Osmaneli Habaş
tesislerinde iki yıl şantiye mühendisliği görevini
üstlendim. Havayı sıvı hale getirilinceye kadar soğutarak
oksijen, azot, argon üreten tesisin önce şantiyesinde daha
sonra da işletmesinde çalıştım. Bu dönem mühendislik
hayatımda termodinamiği yaşayarak öğrenmem
açısından çok önemliydi. Sonra, yakın zaman önce
kaybettiğimiz Sami Bölükbaşıoğlu ile çalıştım. Riyad Arap
Atı yetiştirme projelerinde görev aldım. Bu iş son derece
ilginçti. Hayvan sevgim olması nedeniyle keyif aldığımı
söylemeliyim.
Hayatınızın dönüm noktası olan bir işiniz,
bir kişi var mı, neden böyle tanımlarsınız?
Evet hayatımın dönüm noktası diyebileceğim, Özbekler
Tekkesi yenileme çalışmaları işinde tanıştığım, yanında
çalışma imkanı bulduğum mimar Cengiz Bektaş’ı tanıdığım
günlerdi. Cengiz Bektaş’ tan insan ve çevresi ile ilişkiler,
mimarlık ve yapı sanatı, konularında çok şey öğrendim.
Anadolu yapı sanatını, kullanılan malzemeleri tanıdım.
Bunlar benim bakış açılarımı değiştirdi. Tesisatın sadece
mekanik bir iş olmadığını, insanın sağlıklı bir iç ortamda
yaşaması için gereken bir sistem olduğunu ve mimariyi
düşünerek mekanik tesisatı tasarlamanın farkını anladım.
İnsanların ihtiyaçlarını düşünmeye öncelik vermeye
başladım.
Bektaş mimarlıktaki görevim tesisat konularında
araştırma yapmaktı. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, doğal
havalandırma, mikro klima, atık su arıtma ve yeni yapı
malzemelerini araştırdım.
Mekanik tesisat
mimari düşünerek
Yenilenebilir kaynaklar ile ilk tanışmanız
nasıl oldu?
Hayatımda benim için bir diğer önemli kişi, Niyazi
Hatipoğlu’dur. 1984 yılında Bektaş Mimarlık’ta güneş
enerjisi araştırmaları yaparken tanıdığım Niyazi
Hatipoğlu ısı pompaları, ısı boruları, güneş pilleri,
kojenerasyon ve trijenerasyon konusunda bana hocalık
etmiştir. Romanya’da eğitim görmüş Almanya’da
kendini geliştirmiş TÜV ‘de üst düzey yönetici olarak
görev yapmış bir kişiydi. Rüzgar enerjisi konusuna da
meraklıydı. Isı pompaları, photovoltaikler konularını onun
vasıtasıyla öğrendim. Tuzla Deniz Harp Okulu’nda güneş
destekli deniz kaynaklı ısı pompası sistemi üzerinde
çalışıyordu. Bende bu konuların içine o tarihlerde girdim.
Mesleğinizde insan faktörünün öneminden sık
sık bahsediyorsunuz, açıklar mısınız?
Niyazi Bey, bir toplantı salonu için çalışırken hava
ihtiyacı hesapları çalışmaları sırasında, kendisi bana
bir soru sordu. “Hava ihtiyacı hesaplarının çıkış noktası
nedir” dedi. “Hesaplamışlar bir şekilde” cevabıma
“ciğerlerin kaç litre” sorusunu sordu. “Dakikada kaç
defa nefes alıp veriyorsun, psikolojinin etkisi nedir,
aktivitenin etkisi nedir, dans mı ediyorsun, dinleyici
durumunda mısın, spor mu yapıyorsun işte bunları
temel alarak hesap yapmalısın” öğüdünü verdi.
Ayrıca ciğerlerimize giren havanın nem oranı ne
olursa olsun çıkarken %100 izafi nemde olduğunu
söyleyince insanın ortama bıraktığı gizli ısısının da
ne anlama geldiğini düşünmeye başladım. Yani insan
ihtiyaçlarına cevap verdiğinizi düşünerek davranmak
durumundasınız. Havalandırmanın kullanılan eşyalar,
boyalar ile de ilgisi vardır. Mobilyalardaki tutkal, uçucu
maddeler, kumaşlar, dokumalar, ortamdaki toz, bunlar
hava debilerini artıran faktörler. Konunun bir tablodan
seçilecek değerler olmadığını düşünmeye başladım.
Aynı şekilde bir otel projesini yine Niyazi Hatipoğlu
ile birlikte çözüyorduk. Normalde tüm mahallerin
hesapları yapılarak cihazları seçilir, ısıtma ve
soğutma yükleri toplamı bir diversite faktörü ile
çarpılarak kazan ve soğutma grupları boyutlandırılır.
Niyazi Bey ile hangi cihazın hangi saat aralığında
çalışacağı konusunda, seneyi iki saatlik dilimler
halinde incelediğimiz bir çizelge yaptık. Anlık toplam
maksimum yüklerini hesaplayarak gerçek kazan ve
soğutma grubu kapasitesini belirledik. Bu en efektif
seçimi sağlıyor. Şimdi kullandığımız hesap programları
bunu veriyor, ancak o dönemde bunu kendimizin
yapması gerekiyordu. Programları doğru kullanabilmek
için de önce ısı kazancını manuel hesaplamayı
öğrenmeli, girişlerin sonucu nasıl etkilediğini bilerek bu
çalışmayı yapmalısınız.
19
Söyleşi
20
Niyazi Bey, temelde
düşünmeye yönlendiren bir
mühendisti. Kendisi ile birçok işler yaptık, benim için
önemli bir kişiydi. Geçen yıl o da aramızdan ayrıldı, çok
özlüyoruz.
Siz gerçek bir hümanistsiniz, başka değer
verdiğiniz neler sayabilirsiniz?
Tabii ki Fatma Hanım’ı sayarım. Hayatımın en önemli
kişisidir, çocuklarımın yanı sıra. Bu iş yerimizde birlikte
çalışıyoruz. En zor zamanlarımızı birlikte geçirdik ve
işlerimizi yoluna koyduk. Uçak mühendisidir ve kendisini
mesleğimizde iyi yetiştirmiştir.
Hayvan beslemek de benim için çok önemlidir, evde bir
papağanımız var, burada kediler, kaplumbağalar, tabi ki
doğa ve müzik.
Akım Mühendislik Firması’nı kurdunuz... Şimdi bu
konuya gelelim. Teknoloji ile aranız nasıldı o yıllar?
Ağabeyim Yavuz Akım ile elektrik ve mekanik iki disiplinde
projeler çizdiğimiz Akım Mühendislik Firması’nı kurduk.
1988 yılında Autocad R 2.5 ile çizimlere başladık. Bir
bilgisayara 22 bin dolar vermiştim. Çıkışları almak ise
ayrı bir problemdi. Cengiz Bektaş ile ortak bir plotter
almıştık, parası 20 bin dolarlar seviyesindeydi, o zamanlar
ciddi yatırımlardı. Bu dönemde elimizde hazır hiçbir
döküman olmadığı için ofiste 2 sene boyunca bir bilgisayar
mühendisi vitrifiye ve cihaz bloklarını hazırladı.
Yenilenebilir kaynaklar ve çevre ile ilgili
projelerinizi anlatır mısınız?
’99 yılında 40 villada toprak kaynaklı ısı pompası
uygulaması yaptık, halen çalışıyor. Bu projede suda
amonyak çıktı, amonyağı uçurmak için bir dere ve şelaleler
yaptık, vadi açtık, dere oluşturduk, amonyağı uçurduk. Suyu
temizledik. ’97 yılında da Galvano Teknik Sanayi Sitesi’ne
Marmara Üniversitesi’nden Prof. Adnan Aydın ile mekanik
ile kimya mühendisleri, birlikte çalışarak endüstriyel arıtma
tesisi projelendirdik. Atıkların içinde siyanür olması, asidik
ve metal talaşı olması çok özel bir projeydi. Aynı hoca
ile bir tuğla fabrikasının baca gazı arıtma tesisini kurduk.
Ayrıca trijenerasyon tesisinin egzozu da tuğla kurutmada
kullanıldıktan sonra aynı baca gazı arıtmaya verilerek
yüksek verimli bir sistemin bir parçası oldu.
Yağmur suyu ve gri su kullanımını 2007 yılında Çorlu
Sirello Evleri’nde uyguladık, sonra Dedeman Otelleri’nde bu
çalışmayı yaptık. Yaptığımız projelerde yatırımcı ilk etapta
gri su sistemini almak istemese de, borulama maliyetinin
çok olmadığını ve altyapının buna göre yapılabileceğini,
ileride istenirse gri su arıtma cihazlarını alarak çalışır
hale getirebileceğini belirterek sistemi buna göre dizayn
ediyoruz. Trabzon’da bir alışveriş merkezinde yağmur
suyunu kullanıp free cooling yaptık...
Bize en son yaptığınız çalışmalardan örnekler verir
misiniz? Bir projenizi anlatır mısınız?
Düzce Teknopark Projemizi anlatmak isterim. Düzce
Üniversitesi Kampüs’ü içinde Teknopark olarak düşünülen
ve hem Valilik hem de Belediye Başkanlığı tarafından
desteklenen bir yapı istenmiş. Mimarisini Viyana
21
Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Sigrid Brell Çokcan-Barış
Çokcan’ın tasarladığı yapıda bildiğimiz bütün enerji etkin
özellikleri kullanmaya çalıştık.
Düzce Teknopark Projesi etkileyici bir mimariye
sahip, özellikleri neler?
Bina çift cepheli tasarlanmış, fanus içinde başka bir
yapı saklı. Dış cephe tüm binayı sarıyor. İçinde ofisler, alt
katlarda data centerlar, laboratuarlar var. Herkesin gidip
görmek isteyeceği, turist çekecek bir yapı istenmiş ve
sonsuz şeklindeki bu tasarım ortaya çıkmış.
Düzce Teknopark Binası’nın iklimlendirmesini nasıl
çözdünüz?
Taze havayı toprak altında yaptığımız galerilerden geçirip,
ön şartlandırılmış havayı iç ortama sağlayarak enerjiden
tasarruf ediliyoruz. Özellikle iki kabuk arasında kalan
boş kısımdan iklimlendirmede çok yararlandık. Mekanik
odamız gezilebilecek ve eğitim verilecek şekilde tasarlandı,
karşısında toplantı salonu projelendirildi. Öğrenciler
burada tesisatı, sistemleri ve çalışma şartlarını izleme
şansı bulacaklar. Binanın enerji ihtiyacını karşılayacak
trijenerasyon sisteminde atık ısı kazanları ve absorbsiyon
cihazları ile elektrik üretirken, ısıtma ve soğutmayı da
sağlayabiliyoruz. Toprak kaynaklı ısı pompası ve Düzce’nin
ahşap ürünleri merkezi olması nedeniyle ayrıca biyokütle
kazanlar kullandık. En önemlisi, 6m yüksekliğinde 3 m
çapında sıcak ve soğuk akümülasyon tankları koyduk.
Hangi enerji hangi saatlerde ucuz ise akümülasyon
tankında depolayıp binanın enerji ihtiyacını buradan
karşılayabiliyoruz. Bir meteoroloji istasyonu kuruyoruz,
rüzgar, nem, yağmur ölçen sistemi kuruyoruz. Bu istasyon
doğal havalandırmayı da kontrol edecek, sistemleri
otomatik olarak çalıştıracak.
Gece soğutması nedir?
Gündüz kullanılan ofis, AVM gibi yapılarda, gece gündüz
sıcaklık farkı fazla olan, nem oranı düşük, kuru karasal
iklim bölgelerindeki binaların kütlesinin gece soğutulması
çok faydalı. Bu binalar, gece serin havayı kullanıp
havalandırılıyor, yapının kütlesi ve eşyalar soğuyor. Gündüz
gerekli olan klima ihtiyacını azaltıyor. Yıl boyu önemli
ekonomi sağlanıyor. Eskiler bunu çok iyi biliyormuş.
Urla’da ki projenizden bahseder misiniz?
İnsanların yaşama kültürüne ve ekonomik varsıllıklarına
göre talepler artıyor, bu nedenle projenizde hedef kim diye
sormalısınız. Urla’daki villa projesi toplam 8 adetlik yapıdan
oluşuyor. Günümüzde doğallıktan yana olmak, doğal
besleneyim, elektrikten az etkileneyim, doğal yaşayayım
eğilimi var. Konfordan vazgeçmeden, sağlıklı yaşamdan
da taviz vermeden yaşamak meselesi var. Amacımız
yaşayacak insanın mutlu olmasını sağlamak.
Bu villalarda yörenin taşı ile sandviç duvar yapılarak,
tesisat hava kanalları buradaki boşluktan geçirilerek,
ısı pompası kullanılarak, rüzgarın yönüne göre hesaplar
yapılarak çözülüyor. Döşemeden serinletme teşkilatı var.
Yapılar bahçe ile iç içe, her yer açık, mümkün olduğu
kadar klimaya ihtiyaç duymadan sezonu geçirme talebine
çözümler üretiyoruz, klima sistemi gerektiğinde kullanılabilir
şekilde hazır tutuluyor tabi ki. Isıtmaya gelince, güneş
kollektörlerini merkeze koyup oradan güneş destekli
kullanma sıcak suyunu elde edip gönderiyoruz. 6 kollektörü
ısıtma sezonunda ısıtmaya destek olsun diye kullanıyoruz.
Güneş yetmediği zaman kullanmak üzere biyokütle
kazanımız var, örneğin çam kozalağı, beslenen
hayvan gübresi gibi mevcut olanı kullanmak
üzere. Sistemde hava ve su
Söyleşi
22
kaynaklı ısı pompası maliyet analizi
çalışmalarımız devam ediyor. Buraya çöp
kamyonu gelmiyor. Sebze atıklarından solucan gübresi
yapılacak, bu tarımda ve peyzajda kullanılacak. Biriken
yağmur suyu ile sulama yapılıyor.
Projecilerimizin sorunları nelerdir?
“TİEP” (Tasarımcılar için eylem planı) TTMD Tasarımcılar
Komisyonu adına hazırlamıştı yakın zaman önce
kaybettiğimiz değerli dostumuz Baycan Sunaç…
Makine mühendisliği eğitimi tesisat mühendisliği
eğitimi olmadığı için yeni mezun makine mühendislerini
tesisat mühendisi olarak yetiştirmek tasarım ofisleri
üzerinde bir yüktür. Gençlerin tesisat ve mekanik tasarım
konusunda bilgisi az olduğu için sektöre rağbet az kaliteli
elaman sıkıntısı yaşanıyor.
Mesleki sorumluluk sigortası konusu yerine oturamadığı
için haksız rekabet oluşuyor. Devlet destekleri yurtdışı
projeler için geçerli. Yerli tesisat ürünlerinin uluslararası
pazarda tanıtımının ancak yerli tasarımcıların yurtdışı
projeler yapması ve şartnamelerinde yerli üretimlere yer
vermesiyle mümkün olduğunun farkına varılmıştır. Fakat bu
duruma yükselebilmek için bilgisayar donanım, yazılım ve
eğitim konularında desteklenmesi gerekmektedir.
Yatırımcının isteklerinin baştan belli olmaması,
revizyon sayısı arttıkça maliyetin artması ve proje
kalitesinin düşmesi. Bu nedenle bile Bütünleşik Tasarım
yaygınlaşmalıdır.
Teknik şartnameler konusu da biz tasarımcıların
çözmesi gereken bir konu. TTMD Tasarımcılar
Komisyonunda bu şartnameleri hazırlamak için kendi
aramızda iş bölümü yapmıştık. Ayrıca tedarikçi ve
üreticilerden alt komisyonlar oluşturup bu şartnamelerin
hazırlanmasında bize yardımcı olmalarını planlamıştık.
Yukarıda Bütünleşik Tasarım diyorsunuz, bu ne
demek?
Dünyamız artık hasta. Her canlı gibi ateşini yükseltip ona
zarar verenleri öldürmeye çalışıyor. Bu hastalığın önemli
sebeplerinden biri fosil yakıt kullanarak atmosferdeki
karbon miktarını artırmış olmamızdır. Enerjinin
%40’ı binalarda ısıtma, soğutma ve havalandırmada
kullanılıyorsa enerji etkin ve çevreye uyumlu binalarda
yaşamak zorundayız. Bu da ancak yapı sektöründeki bütün
paydaşların tasarımda bir şekilde bir arada olması
demektir. Yatırımcının ve danışmanlarının, tasarımcı
mimar ve mühendislerin, uygulamayı yapacak olan
firmaların, malzeme üretici ve tedarikçilerin, kullanıcıların
birlikte ürettikleri projeler olmalıdır.
Bir yöntem öneriniz var mı?
Yatırımcılar işe başlamadan ihtiyaçları olan danışmanlık
hizmetlerini alarak dizayn kriterlerini belirlemeliler.
Tasarımcı mimar ve mühendisler ortak çalışabilecekleri
BIM platformunu belirlenmeli, mimari ve sistem
alternatiflerinin karşılaştırılacağı bina simülasyonları
üzerinde çalışılmalı ve enerji maliyetleri ve ömür boyu
maliyetleri hesaplanabilmelidir. Bu simülasyonlarda
malzeme üreticilerinden gelen teknik bilgiler ve fiyatlar
önem taşımaktadır.
Aslında Alman standardı HOAI tasarım aşamalarını 9
adımda belirlemiş. İlk iki aşaması projeye başlamadan
önceki danışmanlık hizmetlerini kapsıyor. Ülkemizde ise bu
konuda önemli boşluklar var. HOAI’de olduğu gibi; proje ve
uygulama safhasındaki danışmanlık ve kontrollük hizmetleri,
test ayar devreye alma aşamasında ve daha sonra bir süre
işletmede kalınarak devam ettirilirse yapının sağlıklı bir
şekilde yaşaması sağlanmış olur.
Bu konu oldukça ilgimi çeken bir alan. Bu yüzden bir süredir
yaptığım danışmanlık hizmetlerine ağırlık verip, proje
hazırlama işini Fatma Hanım’a bırakacağım.
Türkiye’de hangileri uygulanıyor?
Yatırım ve emlak danışmanlığı daha önceleri başlamıştı.
HOAI nin tanımladığı kapsamda yapıldığını sanmıyorum.
Yabancı yatırımcılar bu konuya önem veriyorlar.
Test, ayar, devreye alma konusu neredeyse Türkiye’de
hiç uygulanmıyor. Bağımsız, akredite olmuş bir firmanın,
23
akredite olmuş aletler ile, ölçüm sonunda mal sahibine,
tasarım kriterlerine uygundur demesi gerekir. Şu anda bu
konuda çalışan çok az firma var. Bu denetim firmalarının
olmaması nedeniyle bir tarafımız eksik kalıyor.
Mesleki sorumluluk sigortası hakkında neler
söyleyebilirsiniz?
Biz tasarımcıları koruyan mesleki sorumluluk sigortamız yok.
Yeni mezun birinin de imza yetkisi var, elli sene tecrübeli
birinin de. Amerika’da 12 yıl sonunda imza yetkisi oluyor.
Almanya’da ise mezun olduktan sanırım 7 sene sonra. Mesleki
sorumluluk sigortası, kategorileri, sınıfları belirleyecektir. Her
doktorun bir mezarlığı olduğu gibi her mühendisin de bir
hurdalığı vardır. Yıllarca çalışılarak elde edilmiş bu tecrübelere
ve tasarım yapabilirliğe göre belirlenecek mesleki sorumluluk
sigorta primleri ile, deneyim kazanmış, daha doğru ve az
enerji harcayan sistemler tasarlayarak, ülke ekonomisine
de katkı sağlayan tasarımcıların primleri daha düşük
olacak, böylelikle haksız rekabet de önlenecektir. Yangın
konusunda ise sigorta firmalarının bütün binalara sanki
hepsi bütün yangın önlemlerini almış kabul ederek sigorta
primlerini hesaplaması nedeniyle sorun var. Normalde yapılan
yatırımın daha az sigorta primi ödenerek bir süre sonra
karşılanabilmesi gerekir.
Çözüm nedir?
Eğitimden başlamak gerek, özellikle tesisat mühendisliği
ayrı bir ana dal olmalıdır. Tasarımcılar bir araya gelip
çözümler üretmelidirler. Tesisat sektöründe sivil
toplum örgütü olarak iyi bir teşkilat var. Ancak zincirin
zayıf halkası tasarımcılar çıkıyor. Bizler de kendimize
döndük. Tedarikçiler bile proje yapıyordu, bunu gördük.
Derneklerimizle bu sorunlarımızı çözebiliriz. İhtiyaçlarımız
belli, zayıf halka olmamız güçsüzlükten ve bilgi
eksikliğinden değil, değer verilmediğindendir. Yurt dışı
çalışmalarda proje bedelleri bellidir. Bizde en düşük
rakamlar uygulanmaya çalışılıyor.
Uzmanlık konusuna değer verilmelidir. Konut yapan,
hastane yapan, ayrılmalı. Örnek olarak Gıda sektöründe
Fransa’ya gidiliyor. Biz de uluslararası düzeyde konusunda
uzman tasarım ofisleri oluşturabilirsek tasarımından itibaren
yatırımlara dahil olabilir ve Türk ürünlerini şartnamelerde
yazarak ihracatın artırılmasına katkı sağlayabiliriz.
En önemlisi, tasarım ofislerini multi disiplinli kurumsal
şirketler haline getirmenin çaresini bulmak. Genelde
aile şirketleri şeklinde olan tasarım ofislerini; mekanik,
elektrik, altyapı, statik, bina modelleme, yangın, sismik
koruma, bina otomasyonu v.s.bir yapı altında birliktelikler
oluşturmalıdır.
Haberler
24
Bosch Termoteknik, 37 yıllık tesisat, proje ve uygulama deneyimi ile birçok prestijli
projeye imzasını atıyor. Geniş ürün yelpazesi ile yüksek kaliteli ve profesyonel mühendislik
desteğini buluşturarak ısıtmadan, soğutma ve havalandırma ürünlerine kadar tam bir
sistem çözümü sunuyor.
İKİ kıtayı birbirine bağlayan, dünyanın en
değerli şehirlerinden biri olan İstanbul’un,
geçmişe tanıklık eden semti Çamlıca’da
inşa edilen Mesa Konut Projesi’nde de
Bosch Termoteknik bünyesinde bulunan
Buderus GB162 Duvar Tipi Yoğuşmalı
Kazan Kaskad Sistem, Buderus Logalux
Duoclean Boyler ve LG Multi V IV VRF
sistemleri tercih edildi.
1969 yılında kurulan Mesa Mesken
A.Ş. 45 yıllık tecrübesi ile 8.000.000 m²
alan ve 80.000’den fazla konut üretti.
Dönemin en özel ve iddialı projelerinden
biri olmaya aday Çamlıca Mesa; toplam
115 adet konuttan oluşuyor. Çamlıca
Mesa’da 5 adet 2 katlı, 15 adet 3
katlı olmak üzere; toplam 20 adet
apartmanda, 40 adet bahçe kullanımlı, 40
adet dubleks ve 30 adet de ara kat daire
bulunuyor.
Projede soğutma sistemi için 1098
HP LG Multi V IV VRF dış ünite, 791 adet
iç ünite bulunurken, ısıtma sistemi için 2
adedi bloklar altında olmak üzere toplam
65 adet GB162/80 Duvar Tipi Yoğuşmalı
Kazan kullanılıyor. Sıcak su sistemi için
ise 5 adet Buderus duoClean Logalux
SU500 ve 15 adet Buderus DuoClean
Logalux SU750 boyler tercih ediliyor.
Her dairede KNX otomasyon sistemi
kullanılırken, LG PQCSZ250S0 AC EZ
Merkezi Kumanda sistemine bağlayıp
dairelerde akıllı sistem ile soğutma
sisteminin çalıştırılması planlanıyor.
Isıtma sistemlerinde kullanıcılarına
her türlü çözümü sunan Buderus’un
teknolojisi, kazandan güneş kolektörüne,
boylerden radyatöre ve aksesuarlara
kadar her ürünü kapsıyor. Akıllı ve kalıcı
kontrol sistemleri ile bütünsel bir kullanım
konseptine sahip olması, ekonomik ve
çevre dostu bir ısınma şeklini mümkün
kılıyor. Tüm ısıtma ürünlerinin birbirine
uyumu, planlama ve montajı da
kolaylaştırıyor.
Logamax Plus GB162’nin özel
olarak tasarlanan alüminyum eşanjörü,
ALU Plus teknolojisi ile üretilmiştir.
Bu, ideal bir akış ve yüzey teknolojisini
mükemmel şekilde bir araya getiren bir
yenilik anlamına gelir. Benzersiz kaskad
tasarımı, kullanıcılara daha yüksek bir
kapasite sunar. Buderus duoCLEAN
Hijyenik Boylerlerin ic yuzeyi 870 - 900°C
sıcaklıkta termoglasur adı verilen cam
katkılı bir alaşımla kaplanır. Bu kaplama,
boyler icinde depo edilen kullanma
suyunun hijyenik olarak korunmasını
sağlar. Termoglasur kaplama ile oluşan
pürüzsüz yüzey hem hijyenik özelliktedir,
hem de korozyona ve kirec birikimine
engel olur. Buderus duoCLEAN Hijyenik
Boyler etrafında 80 mm’ye kadar
poliüretan izolasyon vardır. 120-400 L
aralığındaki kapasiteler fabrika montajlı
sert kopuk izolasyon ile gelirken, 500-
1000 L aralığındaki kapasitelerde
ise yumuşak kopuk izolasyon
kullanılmaktadır. Bundan dolayı
termos özelliği taşır. Isıtılan su çok
uzun sure sıcak kalır. Kazanın devreye
girme sayısı ve suresi azaltılarak çok
daha az yakıt harcanır. Ayrıca Logamatic
Panel, boylerdeki su istenilen sıcaklığa
gelmeden, hesapladığı sure kadar
önceden brülörü durdurarak kazandaki
ısının tamamına yakınının boylere
transfer edilmesini sağlar, kazanda atık
ısı bırakmaz.
LG VRF sistemlerinde kullanılan tümü
inverter kompresörler, inverter kondenser
fan motorları, aşırı soğutma devresi
ve yüksek basınçlı yağ geri dönüşü
sistemleri ile toplam verim artırılmıştır.
Uzun borulama mesafeleri ve iç-dış ünite
kot farkları sayesinde optimum sistem
çözümü sağlanmıştır.
Çamlıca Mesa Projesi’nde
Buderus tercih edildiBuderus tercih edildi
Haberler
26
HAVALANDIRMA sektöründe
kurulduğu günden bu yana büyük
başarılara imza atan Vizyon Mekanik
bu başarılarını tamamladığı projelerle
yılların kattığı tecrübe ve ürün kalitesi
ile müşteri memnuniyetlerini artarak
sürdürmektedir. Türkiye genelinde adını
duyuran Vizyon Mekanik endüstriyel
havalandırma, klima, DKP siyah saç hava
kanalı konusunda daha kaliteli, daha
titiz ve özverili bir şekilde üretimlerini
yeni aldığı projeler ve tamamlamış
olduğu projeler içerisinde müşteri
memnuniyetlerini ön planda tutarak
en üst kalitede hizmet veren bir firma
olarak yoluna devam ettirmeyi her
zaman benimsemiştir. Azerbaycan
Bakü’de bulunan Vizyon Mekanik MMC
tesislerinde de siyah saç hava kanalı
imalatına başladı.Firma sürekli üretim
biçimini ve tekniğini geliştirmeyi, ürün
çeşitliliğini artırmayı ve de bunun
mümkün olan en tasarruflu maliyetler
sunarak, müşteri memnuniyetini sürekli
kılmayı hedeflemektedir. Mecidiyeköy
Quasar Şantiyesi 5500 m² Dkp siyah
saç hava kanalı imalatı, İzmir Ege Perla
Şantiyesi 6000 m² Dkp siyah saç hava
kanalı imalatı ve Ataşehir Trendist
Şantiyesi 1550 m² Dkp siyah saç hava
kanalı imalatı Vizyon Mekanik’e emanet
edildi. Koru Florya AVM 7000 m² Dkp
siyah saç hava kanalı imalatı, Mall Of
İstanbul AVM 5000 m² Dkp siyah saç
hava kanalı imalatı ve Vialand Avm 4000
m² Dkp siyah saç hava kanalı imalatı,
Vizyon Mekanik tarafından başarı ile
tamamlanmıştır.
Prestijli projelerde
Vizyon Mekanik imzası
Corridor Güneşli Projesi’nin tercihi
Mas Pompa
270 MİLYON lira yatırımla gerçekleştirilen Corridor, yaklaşık 78 bin
metrekare inşaat alanı üzerinde 7 blokta 505 konut ve cadde mağazalarından
oluşuyor. Mas Pompa bu projede kullanılan in-line kuru rotorlu sirkülasyon
pompaları, frekans kontrollü in-line ıslak rotorlu sirkülasyon pompaları,
parçalayıcı bıçaklı ve açık çarklı pis su pompaları, galvaniz saclı dik milli
santrifuj pompalı hidroforlar, kapalı genleşme tankları gibi cihazların teminini
gerçekleştirmiştir. Projenin ticaret alanıyla da yoğun talep görmesi bekleniyor.
İki kata yayılan 1300 metrekare alana sahip projede; sosyal tesisler açık ve
kapalı havuz, güneşlenme alanları, kafeterya, TV dinlenme odası, fitness salonu,
stüdyo, soyunma odaları, duşlar, sauna, çocuk oyun alanı gibi mekanlar da
bulunmaktadır.
Haberler
28
VAILLANT Group Türkiye, yöneticileri
için liderlik eğitimi programı başlattı.
Dokuz ay sürecek eğitim kapsamında
Vaillant Group Türkiye yöneticileri,
Vaillant Group değerlerini günümüz
iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap
verecek yeni nesil liderlik stilleri
ile bütünleştirebilecekler. Eğitim
Programı’nın açılışı, geçtiğimiz günlerde
Vaillant Group Türkiye Çengelköy
merkez ofis, Kurtköy ve Bozüyük
tesislerinin yanı sıra tüm Türkiye’den
gelen yöneticilerin katılımıyla
İstanbul’da gerçekleştirildi.
“Gelişime çok önem veriyoruz”
Programın açılışında bir konuşma
yapan Vaillant Group Türkiye CEO’su
Dr. Axel Busch, Vaillant Group olarak
yenilik ve gelişime çok önem
verdiklerini ve bu önemin insan
kaynakları politikaları için de geçerli
olduğunu söyledi. Liderlik programının
da bu yaklaşımlarının bir parçası
olduğunu kaydeden Busch “Dokuz
ay sürecek eğitim ile yöneticilerimiz
liderlikle ilgili son trendleri daha
derinlemesine kavrama ve uygulama
şansı bulacaklar” diye konuştu.
Programın açılışında ayrıca Prof. Dr.
Üstün Dökmen, kişisel gelişim ve
farkındalık ile yöneticilik ve liderlik
arasındaki farklara odaklı bir sunum
yaptı. Program kapsamındaki tüm
eğitimler Vaillant Group Türkiye İnsan
Kaynakları Direktörü Nilüfer Birdal
eşliğinde Bireysel ve Organizasyonel
Gelişim Müdürü Sevkan Bolu tarafından
organize edildi.
Vaillant Group Türkiye yöneticileri, şirket değerleri
ile yeni liderlik modellerini bütünleştirecek
Vaillant Group Türkiye
yöneticilerine
yeni liderlik stilleri
eğitimi
Haberler
30
2015 sonu gibi bitirilmesi hedeflenen
proje için Samsung Teknoklima Erbil ofisi
uzun zamandır çalışıyor. Proje hakkında
bilgi aldığımız Samsung Teknoklima
Irak Ülke Müdürü Engin Karipçin; “Irak,
bölgesel yapı olarak yüzyıllardır gerek
jeopolitik konumu, gerekse doğal kaynakları
bakımından Dünya’nın önemli noktalarından
biri olmuştur. Son yıllarda özellikle Kuzey
Irak Bölgesi tüm Dünyada ki yatırımcıların
dikkatini çekmiştir. Bu gelişmeye paralel
olarak, ülkede yapılan büyük ölçekte bir çok
konut, residence ve ofis projeleri yapılmaya
başlamıştır. Teknoklima olarak bölgedeki
projelerin takibi ve uygulaması konusunda,
satış ve satış sonrası ekiplerimiz, şantiye
mühendislerimiz, bölge partnerlerimiz ile
birlikte her geçen gün büyüyerek bölgede
ciddi bir güç haline geldik. Ülkenin bugünkü
durumunu göz önüne alarak Güneyde
ki çalışmalarımızı yavaşlatmış olsak da,
özellikle partnerimiz Teknoroj klimanın
sahibi Cezayir Akdoğmuş’un da katkılarıyla
kuzey Irak bölgesindeki projelerde satış
ve satış sonrası hizmetlerimize kesintisiz
olarak devam etmekteyiz. Bahsi geçen
bu projelerin en büyüklerinden biri olan
FALCON EMPIRE, bölgenin vizyonunu
geliştiren ve modern çizgileriyle inşaat
sektörüne yön veren bir yatırımdır. Falcon
Empire projesi Doğu ve Batı etapları olarak
inşaatları devam etmektedir. Kompleks;
6’şar kattan oluşan, 3 blok Doğu ve 3 blok
Batı’da bulunan Business Blokları, merkezde
25 kat ve 752 ofisten oluşan Business
Towers Blokları, Residence olarak tasarlanan
26 kattan başlayarak azalarak devam eden,
11 blok Doğu ve 11 blok Batı’da toplam
1.888 daireden oluşan Wings Towers
Blokları, modern çizgileri ile kompleksin en
doğusunda 23 katlı 3 blok ve en batısında
bulunan 23 katlı 3 blokta 1064 ofis ve genel
kullanım alanlarından oluşan Diamond
Towers blokları, içinde eğlence merkezlerinin
ve Go-Kart pistinin bulunduğu Speed Center,
Marriott Hotel, Royal City villaları ile Erbil’e
vizyon kazandırmış en önemli projedir.
Böylesine büyük bir projeye imza atıyor
olmak, Samsung Teknoklima’nın sektör
tecrübesi ve vizyonunu Irak’a taşımaktan
son derece gurur duyuyoruz ”dedi.
2003 yılından beri ısıtma soğutma sektörünün en büyük aktörlerinden biri olan Samsung
Teknoklima; 2014 yılına Irak’ta aldığı dev ihale ile damga vurdu. Kuzey Irak’ın Erbil
bölgesinde Falkon Group tarafından yapılan toplamda 88 binadan ve konut-işyeri-alışveriş
merkezi gibi farklı etaplardan oluşan dev projenin, ilk etap VRF ihale bedeli 15.000 000$.
Kuzey Irak’ta yapılan dev projede
Samsung Teknoklima imzası
30 yıldır üretici ve ihracatçı kimliği ile
sektöre yön veren Kodsan A.Ş. ile İtalyan
devi Caleffi birlikteliğinden doğan Kodsan
Caleffi, güçlenen ve büyüyen kadrosuyla
faaliyetlerine ve eğitimlerine bir yenisini
ekledi. 20 Ekim 2014 tarihinde Ankara Swiss
Otel’de yoğun ilgi ve katılım ile gerçekleşen
Kodsan Caleffi tanışma seminerinde
HVAC profesyonelleri bir araya geldi.
Kodsan ve Caleffi yönetim kurulu üyeleri
ve çalışanlarının katılımıyla gerçekleşen
seminerde, Kodsan Caleffi’nin sektör
hedefleri ve farklı dizaynlara uyumlu yüksek
teknolojili ürün grupları hakkında bilgi verildi.
Eğitim ve seminer faaliyetlerine önümüzdeki
dönemlerde de devam edeceğinin
sinyallerini veren Kodsan Caleffi, Henry
Ford’un “Bir araya gelmek başlangıçtır,
bir arada durabilmek ilerlemedir, birlikte
çalışmak başarıdır.” sözüyle, benimsediği
şirket vizyonunu özetledi.
Kodsan Caleffi tanışma seminerinde
HVAC profesyonelleri biraraya geldi
Haberler
3232
WW kapsamında; ETNA’ nın 1 adet NFPA20 normuna uygun yangın pompası, 1
adet 4 pompalı, frekans kontrollü hidrofor gurubu(4KO 25/8-75-FK), 7 adet in-line
kuru rotorlu, frekans kontrollü EIL-FK serisi sirkülasyon pompası ve 2 adet DTRT
serisi atık su drenaj pompası tesis edilmiştir.
NFPA20 normuna haiz ETNA YN 80/300 2-75/10-9 tip yangın pompasında;
pompa gövdesi döküm(GG25), pompa fanı(çark) bronz malzemeden üretilmiş
olup, sızdırmazlık 5 sıra yumuşak salmastra ile sağlanmıştır. Yangın pompasında
tesis edilen 2 adet ETNA EA 80/32 tip norm pompalar, %150 kapasitede anma
basıncının %65 i’ nin altına düşmeyecek karakteristik eğriye sahiptir. Yangın
pompasında ETNA KO 10 serisi 1 adet jokey pompa tesis edilmiş olup, jokey
pompada sızdırmazlık mekanik keçe ile sağlanmaktadır.
Projede kullanılan ETNA 4KO-FK serisi frekans kontrollü hidrofor sistemi ile;
basınçlı su temininde talep edilen miktarda suyun istenilen basınçta sağlanması
garanti edilmiş olup, böylelikle kullanıcılara kesintisiz bir konfor sunulmuştur. Yeni
nesil IE2 motorlu frekans kontrollü ETNA 4KO-FK serisi hidrofor sistemlerinin
kullanımı ile klasik hidrofor sistemlerine oranla işletim giderleri minimize edilmiştir.
ETNA KO-FK serisi frekans kontrollü hidrofor sistemlerinde kullanılan pompalarda;
pompa giriş-çıkış gövdeleri, pompa gövdesi döküm(GG25), fan, difüzör gurubu
noryl, sızdırmazlık ise mekanik keçe (karbon-seramik) ile sağlanmaktadır.
The Colors Hotel İstanbul’ da
ETNA ürünleri tercih edildi
2011 yılının sonlarına doğru Res
Enerji firmasıyla Türkiye pazarına giren
Avrupa’nın en büyük ısıtma devlerinden
REMEHA, pazardaki payını gün geçtikçe
arttırıyor. Kurucularının sektördeki uzun
tecrübesinin ışığında çalışmalarına
devam eden firma , son günlerde
anlaştığı nitelikli projelerle adından
söz ettiriyor. İnşaat sektörünün lider
firmalarından olan İnanlar İnşaat ile
anlaşmaya varan Res Enerji firması ,
Terrace Tema ve Asl-ı Bahçe Konakları
projelerinde ısıtma sistemlerinin çözüm
ortağı oldu. Terrace Tema Projesi’nde
15’li,13’lü ve 2’li 115 kW Kaskad sistem,
Asl-ı Bahçe Konakları Projesi’nde
ise 10’lu 115 kW Kaskad sistem
ile çözüm yapıldı. Türkiye’deki bir
çok nitelikli projeyi almaya aday
olduklarını belirten Res Enerji yetkilileri,
Remeha’nın pazardaki payını büyütmek
için çalışmalarını gün geçtikçe
hızlandıracağını belirtti.
REMEHA; Res Enerji ile birlikte
Türkiye pazarındaki yerini sağlamlaştırıyor
Haberler
3434
DemirDöküm, Bilecik Küçükelmalı Köyü’nde, çalışanları ve aileleri için bir piknik düzenledi.
Yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı piknikte, DemirDöküm CEO’su Dr. Axel Busch ve üst düzey
yöneticiler de keyifli saatler yaşadı.
Türkiye’de ısıtma ve kombi sektörünün önde
gelen markalarından DemirDöküm, Bozüyük
fabrikasındaki çalışanları için bir piknik
organizasyonu düzenledi.
Çalışanlar ve ailelerinden oluşan yaklaşık 3 bin
kişi, piknik için Bilecik’in Küçükelmalı Köyü’nde
buluştu. Pikniğe, DemirDöküm CEO’su Dr. Axel
Busch’un yanı sıra üst düzey yöneticiler de katıldı.
Vailant Group Türkiye İnsan
Kaynakları ve Kalite Yönetim birimleri
tarafından özenle hazırlanan piknikte;
eğlenceli yarışmaların yanı sıra çocuklar
için de oyunlar, animasyon gösterileri
düzenlendi. Piknik de ayrıca 10 yıl ve üzeri
DemirDöküm’de çalışanlar teşekkür plaketi
ile onurlandırıldılar.
DemirDöküm ailesi piknikte buluştu
Avrupa’nın önde gelen termoteknoloji markası Buderus, yeni projesi Buderus Star Club’ı
sektörün profesyonellerine sundu.Buderus sektöre sunduğu hizmet kalitesini ‘’Buderus
Star Club ile işinizin starı olmak elinizde’’ mesajı ile arttırmayı hedefliyor. Buderus Star
Club, iş ortaklarına teknik eğitimler sunarak gelişimlerine katkıda bulunuyor.
ISITMA sektörünün lider markası
Buderus, sektörün profesyonelleri için
yepyeni bir sistem sunuyor. Buderus
Star Club, satış ve montaj yaptıkça star
puan kazandırırken, aynı zamanda star
üyelerine sunduğu teknik eğitimlerle
sektörün gelişimine katkıda bulunuyor.
Buderus toptancıları ile çalışan
taahhüt firmaları için geliştirilen, karşılıklı
güven ve sinerjiye dayalı olan bu sistem,
sektöre sunulan hizmet kalitesini
arttırmayı hedefliyor. Sektördeki en
iddialı programlardan biri olan Buderus
Star Club, sunduğu bir çok avantaj ve
ayrıcalıklar ile üyelerine kazanç dolu bir
dünyanın kapılarını aralıyor. “Buderus
Star Club ile işinizin starı olmak elinizde”
mesajıyla yola çıkan bu yeni iş modeli,
üyelerine profesyonelliklerini geliştiren
ve destekleyen bir konsept sunuyor.
Buderus, bu konsept sayesinde üyelerine
ücretsiz teknik eğitimler sunarak; müşteri
memnuniyetini ve hizmet kalitesini
arttırmayı hedefliyor.
Buderus, bu proje ile Star Club
üyelerine satış yaptıkça puan
kazandırıyor. Üyeler, satışını ve montajını
gerçekleştirdikleri Buderus kombi ve
duvar tipi kazan ürünleri üzerinde bulunan
seri numaralarının bildirimini yaparak;
kazandıkları star puanlar ile birbirinden
cazip hediyeler kazanıyor.
Buderus’tan çok avantajlı, çok ayrıcalıklı yepyeni bir sistem:
Buderus Star Club!
Haberler
36
İKLİMLENDİRME sektörünün en
geniş ürün gamına sahip şirketi Daikin,
Türkiye genelindeki satış ağını da
büyütmeye devam ediyor. Yeni bayii
ve showroom açılışları ile hizmet ağını
genişleten Daikin, Beylikdüzü’nde yeni bir
showroom’u daha hizmete soktu.
Daikin bayilerinden Asya
İklimlendirme’nin İstanbul
Beylikdüzü’ndeki yeni showroom’un
açılışı, Ak Parti İstanbul Milletvekili Şirin
Ünal ve çok sayıda davetlinin katılımı
ile 20 Eylül 2014, Cumartesi günü
gerçekleşti. Daikin’in Türkiye genelinde
hizmet ağını genişletme çalışmalarını
ara vermeden sürdürdüğüne dikkat
çeken Daikin Türkiye CEO’su Hasan
Önder, şu bilgileri verdi:
“Bir yandan bayi ağımızı genişletirken
diğer yandan da yeni showroom açılışları
ile tüketicimize daha yakın olmayı
hedefliyoruz. Şu anda Türkiye genelinde
188 showroom ile 500 satış noktasında
Daikin ürünlerine ulaşmak mümkün. Şu
anda 5’i İstanbul ve çevresinde olmak
üzere 17 yeni açılışı programımıza aldık.
Daikin olarak split klimadan VRV adı
verilen merkezi sistemlere kadar ısıtma
ve soğutma sektöründe en geniş ürün
gamına sahip markayız. Bireysel, ticari
ve endüstriyel alanda kullanıcılarımızın
farklı ürün ve hizmet beklentisine yanıt
verebiliyoruz. Hedefimiz 2015 sonunda
200 showroom’a ulaşmaktı, ancak halen
planlanan ve programa alınan açılışlar
bu sayıyı aşacağımızı gösteriyor. Ürün
gamımızda olduğu gibi hizmet ağımızda
da kullanıcılarımıza en üst düzeyde
hizmet vermeyi amaçlıyor, bu doğrultuda
yeni açılışlarla büyümeye devam
ediyoruz.” İstanbul’da Avcılar’dan sonra
Beylikdüzü’ndeki showroom’unu açan
Asya İklimlendirme yöneticisi Hasan
Dursun ise, Daikin kalitesi ve güvencesi
ile bireysel ve kurumsal müşterilerinin
iklimlendirme ihtiyaçlarına çözüm
sunmaktan duydukları memnuniyeti
dile getirdi. Dursun, kısa bir süre önce
Daikin ile Miele ile arasında gerçekleşen
işbirliği doğrultusunda Daikin Beylikdüzü
Showroom’unda beyaz eşya satışı
yapacaklarını da kaydetti.
Isıtma-soğutma sektörünün Japon devi Daikin, Türkiye’deki büyüme atağını sürdürüyor.
Bayileri kanalı ile Türkiye genelinde yaygınlaşan Daikin, İstanbul Beylikdüzü’nde yaptığı
yeni açılışla showroom sayısını 188’e çıkardı. Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder,
planlanmış 17 yeni showroom açılışı ile 2015 yılında 200 bayiye ulaşma hedefini
aşacaklarını kaydetti.
Daikin Türkiye
büyümeye devam ediyor
Koçullu mah. Doğru sok. No:6/1 Ömerli Çekmeköy/ İstanbul
Ebitt yeni adresinde
Haberler
38
Ürettiği ürünlerin yarıya yakınının mucidi olan Danfoss, ileri teknolojiye sahip üretim
tesislerinin kapılarını Türk Mühendis ve İşadamlarına açtı. Danfoss Türkiye Genel Müdürü
Levent Taşkın’ın ev sahipliğindeki teknik inceleme gezisi kapsamında; Danimarka’nın
Silkeborg, Sonderborg ve Grasten kentlerindeki Danfoss Üretim ve AR&GE tesisleri ve
CHP uygulamaları ziyaret edildi.
DANFOSS’UN ısıtma, soğutma,
bölgesel ısıtma ve güç elektroniği
bölümlerinin başkanları tarafından
karşılanan Danfoss Türkiye kafilesi,
gezinin birinci gününde Silkeborg’daki
termostatik radyatör vanası fabrikasında
incelemelerde bulundu. AB standartlarına
göre tam otomatik, el değmeden üretim
yapan tesis, 10 Milyon adedin üzerinde
üretimi ile bu alanda Dünya’nın en büyük
fabrikası ünvanına sahip.
Gezinin ikinci ve üçüncü günlerinde
sırası ile; Nordborg’da soğutma sistemleri
fabrikası ile Grasten’de, güç elektroniği
iş birimine ait uzay üssünü andıran
üretim tesislerinde incelemeler yapıldı.
Son derece modern teknolojilerle ve
robotlarla yapılan üretimler ve üretimde
kullanılan kalite kontrol sistemleri
ile Danfoss üretim teknolojisi tüm
konukları büyüledi. Yine gezi kapsamında
Nordborg’da yer alan sektöründe birçok
ilkin mucidi olan Danfoss’un tarihindeki
başarılara ait örneklerin bulunduğu
Danfoss Müzesi ve Danfoss’un teknolojiyi
ve araştırma geliştirmeyi genç nesillere
aktarmak için kurduğu dev bir alana
yayılmış teknoloji ile bilimin ilginç ve
keyifli yöntemlerle anlatıldığı, Danfoss
Universe de ziyaret edildi. Konuya ilişkin
bir açıklama yapan Danfoss Türkiye
Genel Müdürü Levent Taşkın şunları
söyledi; ‘Sahip olduğumuz 81 yıllık
mühendislik birikiminin sonuçları olan;
ileri teknolojiye sahip AR&GE ve üretim
tesislerimizin kapılarını, Türkiye’deki
işortaklarımıza açmaktan büyük mutluluk
duyuyoruz. Burada paylaştığımız bilgi ve
deneyimler ülkemizdeki yapı projelerine
enerji tasarrufu, konfor ve teknoloji
olarak fark yaratacak ne tür çözümler
getirebildiğimizin; projeci, mimar ve
mekanik uygulamacıya yüksek kalitede
ekipmanlar ile sistem çözümleri sunarken;
biryandan da software, otomasyon,
malzeme ve servis güvencesi fark yaratan
teknik desteği de beraber sunduğumuzun
güzel bir göstergesi olmuştur. Danfoss,
enerji verimli ürünler ile sistem çözümleri
hem yapılarda hem de endüstriyel
kuruluşlara daha verimli ve üstelik daha
çevreci bir enerji kullanımını, yüksek bir
konfor ile garanti etmektedir.’’
Teknik inceleme gezisi, Danimarka
kültüründen öğelerinin sunulduğu renkli
gala gecesi ve turistik yerlerin gezisi ile
sona erdi.
Danfoss teknoloji üssü
Türk mühendis ve iş adamlarını büyüledi
Haberler
40
Pompa sistemleri sektörünün lider markası Wilo’nun düzenlediği “Wilo 3. Ulusal
Fotoğraf Yarışması”nın sonuçları açıklandı. “Su, Dünyanın Her Karesinde - Suya Yön
Verenler” temasıyla yapılan, amatör ve profesyonel tüm fotoğrafçılara açık düzenlenen
yarışmaya 348 fotoğrafçı katıldı. Toplam 1.258 eserin yer aldığı yarışmada jüri, yaptığı
değerlendirme sonucunda en iyi fotoğrafları belirledi.
WİLO tarafından düzenlenen ve fotoğraf dünyasında heyecan
yaratan yarışmalarından biri haline gelen “Wilo Ulusal Fotoğraf
Yarışması”, bu yıl da birbirinden güzel çok sayıda fotoğrafın
başvurusuyla yapıldı. Dünyanın azalan su kaynaklarına ve suyun
verimli kullanılmasına yönelik yaptığı farkındalık çalışmaları
doğrultusunda, “Wilo Ulusal Fotoğraf Yarışması”nı hayata geçiren
Wilo, bu yıl yarışmanın temasını “Su, Dünyanın Her Karesinde -
Suya Yön Verenler” olarak belirledi. Fotoğraf Sanatçısı Ali Rıza
Akalın, Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar (EFIAP), Mimar Sinan
Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Fotoğraf Bölümü’nden Nadir
Ede, İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Turaç ve Wilo Türkiye
Pazarlama Müdürü Melis Öner’den oluşan jüri, 348 fotoğrafçının
1.258 eseri arasından yaptığı değerlendirme sonucunda dereceye
girenleri belirledi. Jürinin değerlendirmesi sonucunda yarışmada
birinci olan Cihan Karaca (Aydın) 3.000 TL, ikinci olan Nurten
Öztürk (İstanbul) 2.000 TL, üçüncü olan Hayrullah Cermeç (Çorum)
ise 1.000 TL para ödülü kazandı. Yarışmada dereceye giren
eserlerin sahiplerine ödülleri, 1 Kasım 2014 tarihinde İFSAK’ın
Beyoğlu Ayhan Işık Sokak’ta bulunan sergi salonunda yapılacak
bir törenle takdim edilecek. Yarışmada başarılı olan diğer eserler,
mansiyon ve sergileme ödüllerinin yanı sıra Türkiye Fotoğraf Sanatı
Federasyonu (TFSF) yayını olan “Almanak” kitabında da yer almaya
hak kazanacak. Yarışmanın sergisi de yine Kasım ayı boyunca
İFSAK sergi salonunda ziyaret edilebilecek.
Wilo 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda
1.200’den fazla fotoğraf yarıştı
“Suya yön veren” en güzel fotoğraflar seçildi
DERECEYE GİREN İSİMLER
“Wilo 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması”nda ödül, mansiyon ve
sergileme alan isimler:
Birincilik Ödülü: Cihan Karaca (Aydın)
İkincilik Ödülü: Nurten Öztürk (İstanbul)
Üçüncülük Ödülü: Hayrullah Cermeç (Çorum)
Mansiyonlar: Nurten Öztürk
İstanbul), Hakan Yayla (İstanbul), Farhad Ghaffari (İstanbul)
Birincilik Ödülü:
Cihan Karaca (Aydın)
belirledi.
İkincilik Ödülü:
Nurten Öztürk (İstanbul)
DEDERERECEYE GİREN İSİMLER
Üçüncülük Ödülü: Hayrullah Cermeç (Çorum)
Haberler
42
AFS çalışanları ve ailelerinin katılımıyla startı verilen hatıra ormanı fidan dikimi töreni
“Havadar bir gelecek için fidan dikin” hedefiyle 19 Ekim Pazar günü Tekirdağ Malkara’da
gerçekleştirildi.
AFS‘NİN sağlıklı taze havanın
sağlanabilmesi için dışarıdaki havanın
da tazelenmesi gerektiği bilincinin
oluşturulması, orman alanlarının
genişletilmesi ve yangınlarla yok olan
alanların iyileştirilmesi, bölge halkının
ihtiyaçlarının giderilmesi amaçlarıyla
gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk
projesinin ilk ayağı, 19 Ekim Pazar günü
Tekirdağ Malkara’da yapıldı. Tekirdağ
Orman İşletme Müdürlüğü ile ortaklaşa
yürütülen projenin ilk hatıra ormanı
etkinliği AFS çalışanları ve ailelerinin
katılımıyla gerçekleşti.
‘405 hektar arazide fidan
dikimi’
Etkinlik, köy kahvaltısı ile başladı.
Köy kahvaltısının ardından Tekirdağ
Malkara’da 405 hektar üzerinde tahsis
edilen alanın 5 hektarlık bölümüne
sponsor olan AFS, çalışanları ve
ailelerinin katılımıyla fidan dikimi
etkinliği gerçekleştirdi. Tekirdağ Orman
İşletme Müdürlüğü yetkililerinin fidan
dikimi konusundaki açılış konuşmasının
ardından ilk fidanı AFS yurtiçi satış ve
pazarlamadan sorumlu genel müdür
yardımcısı Bahadırhan Tari dikti.
‘Sağlıklı temiz hava için fidan
dikilmeli’
Kapalı alanlardaki temiz hava ihtiyacı için
ağaçlandırmanın önemine değinen Tari,
“farklı coğrafi bölgelerde ilerleyen yıllarda
da sürdüreceğimiz sosyal sorumluluk
projemizin ilk adımını atmaktan mutluluk
duyuyorum. Tekirdağ’da 5 hektar alanı
ağaçlandırdık. Başlattığımız projenin
ardından sağlıklı temiz hava konusunda
toplumda bilinç düzeyinin artması,
orman alanlarının çoğaltılması, toplumun
yakacak ihtiyaçlarının karşılanması,
gelecek nesillere yeşil alanlar
bırakabilmek hedefleriyle AFS olarak
çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bize
verdiği destekten dolayı Orman İşletme
Müdürlüğü’nü kutluyorum.” dedi.
Etkinliğe katılan tüm AFS çalışanları
ve aileleri, karaçam fidanlarını alana dikti.
Fidan dikimi etkinliği, Tekirdağ’ın yöresel
lezzetlerinin yer aldığı öğle yemeği ile
devam etti.
7 coğrafi bölgede fidan dikimi
projesini hayata geçirmeyi planlayan AFS,
yaptığı çalışmalarla sağlıklı taze havanın
önemini ortaya çıkarmayı hedefliyor.
AFS, 1. Fidan Dikimi Şenliği’ni gerçekleştirdi
Ürün
44
Prensip olarak manyetizma içerisinde,
sürtünmesiz ortamda, yağlama
gerektirmeden 18000- 48000 rpm devir
arasında çalışabilen entegre frekans
invertörlü elektronik kompresörler olarak
geliştirilmişlerdir. Soğutma sektöründe
devrim niteliği taşıyan manyetik yataklı
santrifüj kompresörlerin 2001 yılında
piyasaya sürülmesinden buyana sahada
35.000 manyetik yataklı kompresör
sorunsuz olarak yüksek verimde
çalışmaktadır. Retrofit uygulamalarında
da kullanılabilen manyetik yataklı
santrifüj kompresörlerin çok büyük
bir kısmı yeni soğutma gruplarının
imalatında kullanılmaktadır. Sayılı
soğutma grubu imalatçısı tarafından
imal edilen manyetik yataklı soğutma
gruplarının Avrupa’daki en büyük
imalatçılarından biri de CLINT firmasıdır.
CLINT manyetik yataklı soğutma
grupları ürün gamında su soğutmalı 292-
4095 kw, hava soğutmalı 248-1460 kw
arası soğutma grupları mevcuttur. Heat
recovery ve free cooling modeller olduğu
gibi, su soğutmalı modellerde, soğutma
kulesi ve dry coolerlar ile çalışabilen ayrı
modeller de mevcuttur.
Distributörlüğü Klimateknik tarafından
gerçekleştirilen CLINT soğutma
gruplarının yurdumuzda Perfetti Van
Melle, Termoteknik Radyatör Fabrikası,
İstanbul Rings AVM, Kartal Hizmet
Binasında çalışan manyetik yataklı hava
ve su soğutmalı referansları mevcuttur.
CLINT manyetik yataklı soğutma
gruplarını vidalı ve klasik santrifüj
soğutma gruplarından ayıran en önemli
avantajları;
1. Yüksek verim değerleri; Hava
soğutmalı gruplarda EER 4, IPLV 7.
Su soğutmalı gruplarda EER 7, IPLV
11,5. Ara yüklerde 19 EER değerine
ulaşılabilmektedir.
2. Çok düşük ses seviyesi;
Kompresörler sürtünmesiz
ortamda ve titreşimsiz üretmeden
çalışmaktadırlar. Montaj
sırasında titreşim takozu
gerektirmezken, 1 metrede
ses seviyesi hava soğutmalı
gruplar 61 dba, su soğutmalı
gruplarda 66 dba’dir.
3. Çoklu kompresör dizaynı
ve yedekleme; Kapasite
aralığına göre 1 ila 6
kompresör aralığında imal
edilip, herhangi bir kompresör
devre dışı kaldığında toplam
chiller soğutma kapasitesi
çok az oranda kapasite
kaybına uğramaktadır. Oysaki
tek kompresörlü santrifüj
soğutma gruplarında ise
kompresör arızasında tüm soğutma
grubu soğutma yapamamaktadır.
Dolayısıyla manyetik yataklı soğutma
grupları kullanılması durumunda
dizayn aşamasında cihaz büyük
kapasitelerde yedekleme yapılmasına
ihtiyaç yoktur.
4. Entegre frekans inverterleri
ve elektronik aksam; Her bir
kompresörde ayrı ayrı entegre
frekans invertörü mevcut olup,
soğutma grubu çok düşük yüklerde
kalkış yapabilmekte, ara yüklerde çok
verimli çalışabilmektedir. Frekans
invertörünün ve tüm kompresör
elektronik donanımının kompresör
üzerinde bulunmasından dolayı
mekanik aksamla uyum içerisinde
çalışabilmekte ve değişimlere anında
tepki verebilmektedir. Ayrıca frekans
invertörleri için harmonik filtreler
standarttır.
5. Surge; Klasik santrifüj soğutma
gruplarının düşük yükte çalışamama
ve surge problemleri, manyetik
yataklı soğutma gruplarında mevcut
değildir.
6. Bakım; Manyetik yataklı
kompresörler mekanik olarak hiçbir
bakım gerektirmezler. Ayrıca yağ
gerektirmedikleri için yağ değişimi de
söz konusu değildir. Oysaki santrifüj
kompresörlü cihazların kompresör
periyodik ve overhaul bakımları çok
yüksek bedellidir.
7. Uzun Ömür; manyetik yataklı
kompresörlerde sürtünme ve titreşim
olmadığından dolayı yıpranma
çok yavaştır. İlk imal edildiği 13
yıldan beri hiçbir mekanik arıza
görülmemiş olup, manyetik yataklı
kompresörlere henüz mekanik ömür
öngörülememiştir.
8. Optimizasyon; Birden fazla
manyetik yataklı soğutma grubu
kullanıldığında, tüm chillerleri en
verimli noktada çalıştıracak ve yine
soğutma gruplarını eş yaşlandıracak
yazılım standarttır.
9. Yüksek verimli ısı
değiştirgeçleri; Flooded
evaporatörler ve hava soğutmalı
cihazlarda microchannel
kondenserler kullanılmaktadır.
10. Web monitoring; Tüm cihazlara
imalatçı tarafından ulaşım imkanı
olup, servis ihtiyacı duyulduğunda
gerektiğinde fabrikadan müdahale
yapılabilir. Görüntüleme son kullanıcı
tarafından da gerçekleştirilebilir.
CLINT CWW TTY serisi
manyetik yataklı santrifüj kompresörlü soğutma grupları
Ürün
46
Ferroli Isı Pompası Sistemleri, yenilenebilir ve çevreye dost teknolojisi sayesinde enerji
verimliliği sağlarken, işletme maliyetlerinin düşmesi ile ekonominize de katkı sağlıyor.
FERROLI Isı Pompası Sistemleri
ile yenilenebilir enerji kaynağından
elde edilecek ısıyı kullanarak yaşam
alanlarındaki konfor ihtiyacını
karşılamayı hedefliyor. Bu avantajların
arasında yenilenebilir kaynak kullanımı,
enerji verimliliği, işletme maliyetlerinin
düşmesi, sıcak kullanım suyu üretimi,
soğutma fonksiyonu, kontrol ve
entegrasyon yer alıyor.
Çevreye zarar vermeyen
teknoloji
Isı pompalarında hava, su ve toprak
elementleri kullanılmaktadır. Böylece
bu elementler modern teknolojinin ısı
pompalarına uygulanması sayesinde
tüm konutlarda çevreye zarar vermeyen
ve zararlı atık gaz üretmeyen, verimli ve
ekolojik ısıtma ve soğutma çözümleri
oluşturulmasına imkan sağlayan enerji
ve ısı kaynakları haline gelmektedir.
Yüzde 30 enerji tasarrufu
Isı pompaları geleneksel ısıtma
sistemlerine göre çok daha yüksek
enerji seviyelerine ulaşmayı sağlar.
Çünkü gereken enerjinin çok önemli bir
kısmını doğrudan çevreden elde eder.
Isı pompası çalışmak için elektrik
enerjisine ihtiyaç duyar. Çalışmak
için fosil yakıt kullanan geleneksel bir
ısıtma sistemi ile kıyaslama yapmak
için birincil enerji tüketiminin dikkate
alınması gerekmektedir. Birincil
enerji tasarrufu ve ilgili atık gaz
emisyonlarının azaltılan miktarı yaklaşık
%30’dur.
Ferroli Isı Pompası Sistemleri ile
hem enerji tasarrufu yapın,
hem de çevreye zarar vermeyin
İşletme maliyetlerinin düşmesi
Isı pompaları ve gelişmiş kontrol
sistemleri tarafından sağlanan
yüksek enerji verimliliği, sistemin tüm
bileşenleri arasında maksimum sinerjiyi
sürekli hale getirerek sistemin tüm yıl
boyunca genel verimliliğini optimize
eder ve işletme maliyetlerini düşürür.
Böylece mekanın konforunu sağlamak
için gereken enerji daima en verimli
biçimde, atık üretmeden ve hem enerji,
hem de ekonomik açıdan en uygun
sistemi kullanmanın avantajı ile elde
edilir.
Sıcak kullanım suyu üretimi
Isı pompaları tesisat ve kullanım suyu
öncelik yönetimini doğru biçimde
yaparak sıcak kullanım suyu ihtiyacını
da kolayca karşılayabilir.
Kontrol ve entegrasyon
Isı pompaları, üzerlerindeki kontrol
sistemleri sayesinde, sistem içindeki
ısıtma sistemlerini (ısı pompası, güneş
enerjisi, boyler, kazan vb) koordine
ederek tüm sistemin yönetimine
imkan verir. Böylece mekanın konforu
gereken en az enerji sarfiyatı ve en
fazla verim ile en iyi şekilde sağlanır.
Soğutma fonksiyonu
Isı pompaları ayrıca soğutma
sistemlerinde kullanmak üzere soğuk
su da üretebilir. Böylece soğuk
su sistemde çevrilir ve fancoiller
vasıtasıyla ortam soğutmasında
kullanılır.
Ürün
4848
BOSCH Termoteknik, 1950’li yıllarda
ilk defa üç geçişli çift külhanlı kompakt
teknolojiye sahip kazanlar geliştirmiştir.
Günümüzde 55t/h kapasitesine kadar
çift külhanlı kazan üretebilen firma, her
bir külhandaki brülörleri, baca hatlarını ve
duman sandığını birbirinden ayıran özel
tasarımlı ZFR kazan serisinin patentini
elinde bulundurmaktadır.
Çift külhanlı kazanların avantajları
ise şöyledir;
• İki adet tek bacalı kazan kullanmak,
bir adet çift külhanlı kazan kullanmaya
nazaran daha maliyetli olmaktadır.
• Çift külhanlı kazan, kazan dairesinde
daha az yer kaplamaktadır.
• Çift külhanlı kazan daha az kurulum işi
gerektirmektedir.
• Çift külhanlı kazan ile daha hızlı buhar
elde edilebilmektedir.
• Çift külhanlı kazanlar, daha az bakım
gerektirmektedir.
• Çift külhanlı kazanların kontrolü
daha kolaydır ve daha yüksek işletim
basınçlarında çalışmak mümkün
olmaktadır.
Birçok paralel brülör işletimli çift külhanlı
kazan tipinde, her iki yanma odasından
alev duman boruları vasıtası ile gelen
baca gazı arka duman sandığında
karışmaktadır. Bu durumda optimum
brülör ayarlarını gerçekleştirmek oldukça
güç olmaktadır. Diğer taraftan iki
brülörün çalışma frekansları birbirlerine
karşı çalışabilmekte, brülörlerde ayar
sorunlarına, gürültüye ve titreşimlere yol
açabilmektedir. Tüm bu dezavantajlar,
duman sandığı ve baca hatları birbirinden
ayrılmış çift külhanlı kazanlar ile ortadan
kalkmaktadır. Çift külhanlı kazanlarda, tek
brülör veya iki brülörün aynı anda işletimde
olduğu durumlarda, homojen olmayan
ısı yayılımı kaynaklı termal gerilimler
ile karşılaşmamak için kazanın tasarım
aşamasında dikkat edilmesi gereken
hususlar bulunmaktadır. Alev boruları
arasında ve alev boruları ile kazan gövdesi
arasındaki mesafenin iyi hesap edilmiş
olması, alev boruları ile kazan arka zemini
arasındaki bağlantıların stabil olması, baca
gazı duman sandıklarının iyi bir şekilde
sabitlenmiş olması ve termal gerilmeleri
minimize edecek tasarım detayları olarak
öne çıkmaktadır. Ayrıca termal dengeyi
sağlayacak diğer bir etken ise kazan
suyunun, kazan içerisinde minimum
dirençle karşılaşarak dolaşabilmesi ve
ısı transfer yüzeylerinden hızlı bir şekilde
geçebiliyor olmasıdır.
Bosch çift külhanlı kazanlar
Gelişim Teknik Şirketi aracılığıyla Türkiye’ye getirilen
Aquatherm borular doğa dostu jeotermal hat döşemelerinde
de tercih ediliyor.
ÇEVREYE duyarlılık konusunda kazanılan
bilinç, enerji kaynakları tercihlerini de
etkilemeye başladı. Şimdilerde; meydana
gelişlerinden dolayı yenilenmeleri çok
uzun zaman alan karbon bazlı petrol,
kömür, doğalgaz gibi klasik enerji
kaynakları yerine, doğada sürekli var olan
faktörlere dayanan, yenilenebilir ve doğaya
zarar vermeyen kaynaklar olan güneş,
hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar tercih
ediliyor. Aquatherm’in blue pipe sistemi,
ısıtma /soğutma (fan coil), kalorifer
tesisatı ve jeotermal hatlar için özel olarak
geliştirilmiştir. Bu boruların, 20-630mm
arasındaki çaplar için üretimi mevcuttur.
Geniş ürün yelpazesi sayesinde, her türlü
kullanımın yanı sıra, bu boruların et kalınlığı,
Aquatherm‘ in diğer tesisat sistemlerine
oranla daha incedir ve doğal olarak debi
daha fazladır. Kendini sürekli geliştiren
Aquatherm, bu kullanım alanlarına özel
olarak SDR 7.4 /11 /17.6 cam elyaf
takviyeli boru sistemlerini geliştirmiştir.
Aquatherm sistemlerinin ısıtma /
soğutma (fan coil ) ve jeotermal
hatlarda tercih edilme sebepleri:
· Kesinlikle korozyona uğramaz.
· Antipas boya kullanılmasına gerek
yoktur.
· Isı kaybı çok düşüktür (Çelik: 60.00 W/
mK, Alüminyum: 200,00 W/Mk, Bakır:
380 W/Mk, aquatherm :0,15 W/Mk)
· Sürtme kayıpları çok güçlüdür.
· Pompa performansını arttırır.
· Enerji maliyetinde tasarruf sağlar.
· Metal sistemlere göre izolasyon ve
işçilik maliyetleri daha azdır.
· Toprak altına ve beton içine gömülebilir.
· Servis ömrü uzundur.
· Metal deaktivatörlüdür.
· Uzama katsayısı 0.035 mm /Mk ‘dır.
· Sıcaklık dayanımı -20˚C ile 90˚C
aralığındadır.
Aquatherm borularAquatherm borular
jeotermal hatlarda da tercih ediliyorjeotermal hatlarda da tercih ediliyor
Ürün
50
SOĞUK hava depolarında çeşitli
aydınlatma armatürleri kullanılır.
Bunlardan en bilinenleri floresan
türleri ve tungsten lambalar. Ancak
son yıllarda yeni kurulan soğuk
hava depoları veya sistemlerini
yenileyen depolar LED aydınlatma
armatürlerini tercih etmektedir. Yılmaz
Soğutma A.Ş. FRIGOLED marka
aydınlatma armatürünün satışını
gerçekleştirmektedir.
LED aydınlatmanın avantajlarını
incelersek;
Tasarruf: LED aydınlatma
armatürleri ilk kurulum maliyeti sırasında
diğer tür aydınlatmalardan daha pahalıya
mal olurlar. Diğer yandan aynı oranda
ışık veren diğer armatürlerden en az
%50 oranında daha az elektrik harcarlar.
Bu nedenle kullanılan adet ve kullanım
zamanına göre kısa sürelerde yatırım
maliyetlerini karşılarlar.
Enerji Tasarrufunun yanında kullanım
ömrü olarak da avantajlıdırlar. Birçok
aydınlatma armatürü 5000-7000-10000
bin saat gibi kullanım ömrü sunarken,
LED aydınlatmalarda bu ömür 100000
saate kadar çıkabilmektedir. Yani bir LED
aydınlatma ömrünü tamamlayana kadar
diğer aydınlatma cihazlarını birçok kez
değiştirmek zorunda kalırsınız.
LED aydınlatmalar aynı zamanda
ısı da yaymazlar bu sayede soğuk hava
deposunda bulunan soğutma sisteminin
de verimliliği artar.
Çevre Dostu: LED aydınlatmalar
çevre dostudur. Diğer aydınlatma
ekipmanları gibi civa ve benzeri zararlı
kimyasallar içermez.
Dayanıklılık: LED aydınlatmalar
soğuk, sıcak, nem ve yağış gibi
koşullara çok daha dayanıklıdır. Diğer
armatür çeşitleri gibi çevre etkilerinden
etkilenip arızalanmazlar. Yapı olarak
da çok parça içermedikleri için, ufak
darbelerde işlevlerini yitirmezler.
Soğuk hava depolarında
LED aydınlatmanın önemi
Voltaj dalgalanmalarına karşı daha
dayanıklıdırlar.
Kısaca LED aydınlatma Soğuk
Hava Depoları için olmazsa olmaz bir
aydınlatma ekipmanıdır. Yaydığı ışın
kuvveti ve kalitesi ile olduğu kadar,
kullanım ömrü ile de avantaj sağlarlar.
Her türlü LED aydınlatma soğuk
hava depolarında kullanılabilir mi?
LED aydınlatmalarının revaçta
olması ile birlikte birçok aydınlatma
firması çeşitli ürünleri piyasaya sunmaya
başlamıştır. Ancak burada dikkat
edilmesi gereken husus şudur, soğuk
hava depoları şartların yolunda gitmediği
zamanlarda, buzlanma , nem , çiğ gibi
unsurların oluşabileceği odalardır. LED
aydınlatmalar tüm bu çevresel koşullara
çok daha fazla dayanıklıdır ancak
şartlar doğru olarak sağlandığı zaman.
Bu nedenlerle, FRIGOLED gibi kasa ve
izolasyon yapısının soğuk hava depo
şartlarına uygun dizayn edilmiş LED
aydınlatmaları tercih edebilirsiniz.
Ürün
52
Mark tüplü radyant ısıtma
çözümleri
1945 yılında Mark kardeşler tarafından
kurulan Mark Climate Technology, yüksek
kalite standardı ve geniş ürün seçenekleri
ile endüstriyel ısıtma sektörü için yüksek
verimli, güvenilir çözümler sunuyor.
Mark’ın geliştirdiği yeni nesil Infra
radyant ısıtıcılar, %95 yanma ve %76
radyant verimiyle, sektörün en verimli
radyant ısıtma üniteleri olarak biliniyor.
Mark ürünlerinin AR-GE çalışmaları
Hollanda tesislerinde, üretimi ise
Hollanda ve İrlanda’da ki fabrikalarında
gerçekleşiyor.
Mark Infra tüplü radyant ısıtıcılar, uzun
dalga infrared radyasyonla ısıtır. Radyant
ısıtma elektromanyetik dalgaların
enerjisiyle sıcak bir nesnenin ısısının
daha soğuk bir nesneye transferidir. Bu
elektromanyetik dalga, hava tarafından
engellenmeden duvarları, cisimleri, yer ve
insanları ısıtır.
Özellikleri
• %76 radyant verimliliği ile en yüksek
verimli ürün ( EN 416-2)
• Toz oluşumu olmadan sessiz çalışma
özelliği
• Yüksek enerji verimliliği sağlayacak
şekilde bölgesel ısıtma imkanı
• Yüksek basınçlı brülör, uzun sabit
çerçeve ve tribülatörler sayesinde eşit
ısı dağılımı
• 10-50 kW kapasite
• 1 kademeli, 2 kademeli veya
modülasyon kontrolü ile üç farklı
kontrol imkanı
• 3 m -18 m arasında uzunluk
seçenekleri
• Yüksek yansıtma özellikli reflektör, çift
hava yalıtımlı reflektör seçeneği
• V şeklinde ilave reflektör ile yüksek ısı
yansıtma imkanı
• Doğalgaz ve LPG yakma özelliği
• Kolay kurulum ve bakım
ApenGroup endüstriyel gazlı
ısıtma çözümleri
Ana faaliyet kolu enerji verimli,
endüstriyel ve ticari brülör üretimi
olan Apen Group, Milano yakınlarında
bulunan 30.000 m2 alanda kurulu
tesislerinde üretimini sürdürüyor.
CE sertifikasına sahip Apen ürünleri,
Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, çek
Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya
ve Macaristan’da akredite
laboratuarlarda test ediliyor.
Apen’in yüksek verim,
güvenilir teknoloji ve
çevre dostu “Gaz yakmalı
Sıcak Hava Üreteçleri” işletme
maliyetlerinde yüksek tasarruf sağlar.
Özellikleri
• %94-105 verim
• %30-50 gaz tasarrufu
• %26 - %100 oransal kapasite kontrolü
• Sıfır karbonmonoksit emisyonu
• Çok düşük azot emisyonu
• Özel tasarımlı Premix Brülör
Endüstriyel ısıtma sektörü için yüksek verimle çevre dostu ısıtma çözümleri sunan
APEN ve MARK ürünleri, FORM tecrübesi ve güvencesi ile şimdi Türkiye’de.
FORM’dan çevre dostu çözümler
Ürün
54
Panasonic Aquarea, kalitesiyle
kendini kanıtlamış
Panasonic firmasının ısı
pompası uygulamaları
için geliştirdiği yeni
nesil cihaz serisine
verdiği isimdir. Uzun
yıllar süren tecrübe,
birikim ve kullanıcı geri
bildirimleri üzerinden
yola çıkılarak tamamen
“konut uygulamaları” için tasarlanan
Aquarea Isı Pompaları’nın genel
özelliklerini özetlersek,
• Panasonic cihazların tamamı
inverter kompresörlüdür. Enerji
tüketimini minimuma indirir, ve
gürültüsüz çalışır.
• R410A ve R407C soğutucu akışkan
gazları sayesinde ısı transferinde
maksimum verimlilik sağlanır.
• Aquarea Serisi Isı Pompaları’nın COP
değeri +7 C dış hava sıcaklığında
4.2 ve üzeridir.
• Aquarea Serisi kullanıcı isteğine
uygun olarak, cihazların kendi
kumanda panelleri üzerinden , iç
ortam veya dış ortam hava sıcaklığı
veya dönüş suyu sıcaklığına göre
çalıştırılabilir.
• İnternet ve akıllı telefon ile bağlantı
kurma ve kontrol imkanı vardır.
• Büyük kapasiteli uygulamalarda
zon kontrolü ve eş yaşlandırma
uygulaması yapabilen RES
otomasyon sistemleri ile kaskad
uygulamalar rahatlıkla yapılabilir.
• Aquarea Isı Pompaları içerisinde,
takviye elektrikli ısıtıcı, emniyet
ventili, otomatik hava atma pürjörü,
sirkülasyon pompası, izoleli drenaj
tavası ve kumanda standart olarak
yer almaktadır.
• Panasonic Aquarea Isı Pompaları
yüksek verimliliğini -20 C de bile
korur ve bu şartlarda dahi konforlu
ısıtma sağlar.
Konut uygulamaları için 3kW-
16kW kapasite aralığında
sektördeki en geniş ürün gamı
Panasonic Aquarea, farklı türdeki ev
ve konut özelliklerine göre, her tür
müşteri isteğine cevap verebilmesi
için, her şartta verimli çalışabilecek
şekilde tasarlanmıştır ve ürün gamı
bu özelliklere göre şekillendirilmiştir.
Panasonic Isı Pompaları,
• Split Tip Isı Pompaları (
Isıtma&Soğutma):7-16 kW kapasite
aralığı.
• -20 C’ye kadar verimli çalışma
imkanı! Eski tip evler (radyatör
metrajı düşük) için yüksek sıcaklıkta
su çıkışı sağlayan (65 C) Split Tip Isı
Pompaları:9-12 kW kapasitelerde
• Tüm sistem bir cihaz, Monoblok Isı
Pompaları (Isıtma&Soğutma):9-16
kW Kapasite aralığı
• Kullanıcı isteğine uygun, sadece
ısıtma özellikle Monoblok Isı
Pompaları, (Monofaze – 12-16 kW
Kapasite aralığı, Trifaze 9-12 kW
Kapasite aralığı)
Panasonic, sektörde düşük tüketimli
konut uygulamaları için en geniş ürün
gamına ve alternatif çözümlere sahip
firmadır. Panasonic Isı Pompaları
Türkiye’de, Panasonic kalitesi ve RES
Enerji Sistemleri güvencesi ve doğru
mühendislik anlayışı ile sektörde yerini
almıştır.
Panasonic
ısı pompaları
Ürün
56
SMS A.Ş. 1985 yılından beri TORK tescilli
markasıyla endüstriyel kontrol vanaları üretimi
yapmaktadır. Müşterilerine, üretim ve Avrupa
menşeili temsilciliklerinin yanında, “Proses
otomasyon sistemleri dizayn, projelendirme,
devreye alma” hizmetleri de vererek çalışmalarına
devam eden SMS-TORK, doğalgaz ürün grubunda
da yeni ürünler geliştirerek, tecrübesini her geçen
gün artırmaktadır. Bunlardan biri, yeni piyasaya
sunduğu TORK GA21 serisi alüminyum gövdeli
exproof gaz alarm cihazıdır.
TORK GA 21
alüminyum
gövdeli exproof
gaz alarm cihazı
EXPROOF gaz alarm cihazı,
endüstriyel mutfak, LPG
istasyonu, kazan dairesi gibi
potansiyel patlayıcı alanlarda,
zorlu çalışma
ortamlarında(toz,
nem, vs) herhangi
bir doğalgaz veya LPG sızıntısı
varsa uyarı için tasarlanmıştır.
Sabit bir yere kurulan ve sürekli
çalışan elektrikli alarm cihazıdır. Röle
çıkışı sayesinde alarm durumunda
aspiratör, siren, gaz kesici valf gibi
cihazlara otomatik anahtarlama
yapar. Hava ya da belirli bir yanıcı
gazların patlama veya parlama
oluşturmayacak konsantrasyon
sınırına Alt Patlama Sınırı (APS)
denir. Doğalgazın APS değeri %0,5,
LPG’in %2 olup gaz alarm cihazı
gaz sızıntısı bu değerlerin beşte
birine ulaşmadan sesli ve ışıklı alarm
vermeye başlar.
· Doğalgaz için cihazın alarm
seviyesi %0,5 (binde beş) veya
5000ppm (milyonda beş bin)’dir.
· LPG için cihazın alarm seviyesi
%0,3 (binde üç) veya 3000ppm
(milyonda üç bin)’dir.
Referans Standartlar: TS EN
50194-1, TS EN 60079-0, TS EN
60079-1, TS EN 60079-18
Ürün
58
Petrol, petrol ürünleri, kimya, LPG, doğal gaz, kömür madenleri, şeker fabrikaları, kereste
ve mobilya fabrikaları, ekmek fırını ve fabrikaları gibi yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı
maddelerle uğraşan birçok sanayi kollarında normal çalışma şartlarında, arıza ve
bakım gibi hallerde (Gaz, toz veya yanıcı madde buharı gibi nedenlerle) patlayıcı ortam
oluşabilmektedir.
ELEKTRİK aletlerinin çıkardığı kıvılcım
ve ark bu ortamları tehlikeye düşürmekte
ve patlamalara neden olmaktadırlar.
Bu nedenlerle bu gibi iş yerlerinin
patlayıcı ortamlarında kullanılan elektrik
aletleri farklı olmak zorundadır. İşte bu
olaya ex-proof ve kullanılan elektrikli
aletlere de ex-proof elektrikli aletler adı
verilmektedir.
Ayvaz ex-proof kablo koruma
kılıfı (esnek metal hortum)
Elektrik, kıvılcım ve ark gibi olayların
oluşma riski olan elektrik kablolarının
geçtiği yerlerdeki elektrik kabloları, ex-
proof özelliği olan flexible hortumlarla
korunmaktadır. Ayvaz Ex-proof Kablo
Koruma Kılıfları, elektrik kablolarının
sebep olabileceği ark ve kıvılcıma karşı
kablo koruma kılıfı olarak kullanılmaktadır.
Servis ömrü; değişebilir ortam koşulları
söz konusu ise, sızma başlayana kadar
geçen zaman içindeki toplam yükleme
devir sayısına eşittir. Yükleme devir sayısı
hortumun tek yönlü hareketinde yer
değişimi sonunda, ilk harekete başladığı
noktaya dönme sayısıdır. Servis ömrü
birçok noktaya bağlıdır. Bunlardan en
Ayvaz ATEX sertifikalı
ex-proof (alev sızdırmaz) ürünler
Ürün
60
önemlileri sıcaklık, montaj şartları ve
hareket açısıdır.
Sertifika: IEP 13 ATEX 0184U
Malzeme Yapısı:
Hortum: AISI 316L Paslanmaz Çelik
Örgü: AISI 304 Paslanmaz Çelik
Fitings: Karbon Çelik – Paslanmaz Çelik
Bağlantı: Flanşlı, kaynak boyunlu, rakorlu,
nipelli vb.
Nominal Çap: DN 8 (1/4”) - DN 100 (4”)
Ayvaz AU-18, AU-20 ve AU-21
rotlu seviye şalterleri
Ayvaz Rotlu Seviye Şalterleri, basınçlı
ya da basınçsız tüm kaplardaki
sıvı seviyesinin kontrolü amacıyla
tasarlanmıştır. Kontrol elemanı olarak
paslanmaz çelik şamandıra ve paslanmaz
çelik tüp içerisine yerleştirilmiş manyetik
çalışma özelliği olan reed switch
devresinde oluşan birim kullanılmaktadır.
Sıvının kaldırma kabiliyeti sayesinde
şamandıra tüp boyunca doğrusal olarak
aşağı-yukarı hareket eder. Şamandıra
içindeki manyet ile reed switch birbirine
yaklaştığında kontakt oluşturup, devreyi
açar veya kapatır. Akışkan seviyesini
kontrol etmek amacıyla bu tip on/off
uygulamalarında kullanılabilir.
Ayvaz Rotlu Seviye Şalterleri; normalde
açık ya da kapalı kontak alabilme,
uzun servis ömrü, sızdırmazlık, komple
paslanmaz çelik aksam, kullanılacak
kabın şekline bağlı kalmadan çalışma
ve korozyon dayanımı gibi avantajlara
sahiptir.
Sertifika: IEP 14 ATEX 0223
Malzeme Yapısı: Komple paslanmaz
çelik
Bağlantı: Dişli - DN10 (3/8”)
Basınç Değerleri: Maks. 10 bar’a kadar
(AU-20), Maks. 16 bar’a kadar (AU-21)
Çalışma Sıcaklığı: Maks. çalışma sıcaklığı
125°C
Ayvaz AU-22 ve EG-11 seviye
şalterleri
Ayvaz AU-22 Rotlu Seviye Şalteri,
basınçlı ya da basınçsız tüm kaplardaki
sıvı seviyesinin kontrolü amacıyla
tasarlanmıştır. Sezgi elemanı olarak
paslanmaz çelik şamandıra ve paslanmaz
çelik tüp içerisine yerleştirilmiş manyetik
çalışma özelliği olan reed switch
devresinde oluşan birim kullanılmaktadır.
Sıvı seviyesinin değişimine bağlı olarak
tüp boyunca doğrusal hareket eden
şamandıra, içerisindeki sürekli mıknatıs ile
kontrol seviyesindeki reed switch’i uyarır.
Reed switch’in kapalı konuma
gelmesiyle elde edilen sinyal, kontrol
panosuna iletilerek buradaki röle devresi
tarafından değerlendirilir. Röle devresi
istenilen çalışma şekline bağlı olarak
selenoid ve motorlu vana çalışmasına
kumanda eder ve/veya bağlanacak bir
ışıklı ya da sesli uyarıcı ile kullanıcıya bilgi
verir; sıvı seviyesinin istenilen düzeyde
kalması güvenli bir biçimde sağlanır.
Çalışma şekli ve kontak noktaları isteğe
bağlı olarak düzenlenir. Normalda
açık veya kapalı olarak düzenlenebilen
kontaklar arasındaki minimum aralık 30
mm’dir.
Ayvaz AU-22 ve EG-11 Seviye Şalteri;
hassas biçimde seviye kontrol olanağı,
normalde açık ya da kapalı kontak
alabilme, uzun servis ömrü,
sızdırmazlık, sürekli kontrol olanağı,
kullanılacak kabın şekline bağlı
kalmadan çalışma ve korozyon
dayanımı avantajlarına sahiptir.
Sertifika: IEP 14 ATEX 0222 E
Malzeme Yapısı:
Tüp: Paslanmaz çelik
Şamandıra: Paslanmaz çelik
Bağlantı: Flanşlı - DN50 (2”) -
DN100 (4”), Dişli - DN50 (2”)
Basınç Değerleri: Maks. 16
bar’a kadar
Çalışma Sıcaklığı: Maks.
çalışma sıcaklığı 125°C
Ayvaz MG-33 ve MG-33S
manyetik seviye kontrol
cihazları
Ayvaz MG-33 Seviye
Kontrol Cihazı, fiziğin temel
ilkelerinden; sıvıların kaldırma
ve elektromanyetiğin itme ve
çekme prensiplerini bir arada
kullanarak tasarlanmış kullanışlı
ve emniyetli bir cihazdır. Sıvı
seviye değişimini takip eden
şamandıranın içinde yer alan mıknatıslar,
dış cidar üzerine yerleştirilmiş kırmızı-
beyaz renkli flapları etkileyerek seviyeyi
takip etmenizi sağlar. Ayvaz MG-33
ve MG-33S Seviye Kontrol Cihazları,
üstün manyetik dizaynı sayesinde, hızla
değişen sıvı seviyeleri ve titreşimin yoğun
olduğu ortamlar gibi zor şartlar altında
bile sistemin güvenle çalışmasını sağlar.
MG-33, dijital veya analog göstergelere
bağlanabilir ve uzaktan takip edilebilir.
Ayvaz MG-33 Seviye Kontrol Cihazları;
sürekli ve kolay izleme imkanı, sızdırmaz
konstrüksiyon, basitlik ve güvenilirlik,
farklı normlarda flanş bağlantısı, değişik
sıvılarda, yüksek sıcaklık ve basınçlarda
çalışma imkanı, çok yönlü uygulama ve
uzun ömür gibi avantajlara sahiptir.
Sertifika: IEP 14 ATEX 0213
Bağlantılar: Flanşlı
Basınç Değerleri:
Maks. 16 bar’a kadar
Çalışma Sıcaklığı:
Maks. çalışma sıcaklığı 180°C
ğı,
Makale
62
BİNA hizmetleri, su arıtma ve tesis şebeke tesisat
sistemleri de dahil olmak üzere pek çok tesisat
sisteminde, boruları birleştirmek ve bir tesisat sisteminde
gelecekte değişiklik veya bakım yapılması gerektiğinde
boru kesitlerinin birleştirilmesini ve ayrılmasını sağlamak
amacıyla boru hatlarında flanşlar kullanılmaktadır.
Flanşlamanın etkin bir alternatifi ise diğer performans
ve tasarım avantajlarının yanı sıra daha hızlı kurulum ve
bakım gerektiğinde daha hızlı ayrılabilme avantajları da
sunan yivli mekanik eklemlerin kullanılmasıdır.
Victaulic Ürün Mühendisi Andy Carter, flanşlı ve yivli
boru birleştirme yöntemlerini ve bunların sundukları
avantajları karşılaştırıyor.
Geleneksel flanşlama
Flanşlama, «geleneksel» boru birleştirme yöntemlerinden
biridir ve uzun yıllardır kullanılmaktadır. Bu gelenek
sebebiyle pek çok tesisat bileşeni (pompalar, vanalar
ve soğutucular gibi) flanşlı bağlantıyla sunulmaktadır.
Flanşlama, her ne kadar kolay sistem daraltma ve
genişletme imkanı sunan bir sistem olmasa da, hız ve
bir derece esnekliğe ihtiyaç duyulan belirli senaryolarda
yaygın olarak kullanılmaktadır.
Kullanılan boru birleştirme sistemine bağlı olarak,
kurulum ve bakım süresi artarak sistem verimliliğini
azaltacaktır. Flanşlı bir boru bağlantısı buna iyi bir
örnektir. Flanşlar birbirine cıvatalanarak bir contayı
sıkıştırır ve sızdırmazlık sağlarlar. Bir flanşlı bağlantının
cıvataları ve somunları ile contası sistem kuvvetlerini
emer ve dengeler. Zamanla dalgalanmalar, sistem
çalışma basıncı, titreşim ve genleşip büzülmeye bağlı
olarak cıvatalar ve somunlar esneyebilirler. Bu cıvatalar
esnediklerinde conta «kayarak» bir sızıntıya sebep olabilir.
Boru sisteminin konumuna ve verdiği hizmete bağlı
olarak, sonradan ortaya çıkacak sızıntılar maliyetli
ve zararlı olabilir ve hizmet dışı kalma ve riske maruz
kalmayla sonuçlanabilirler.
Özellikle de flanş parçalandığında contanın
yenilenmesi gerekebilir. Ayrıca, zamanla conta flanşlı
boru uçlarına yapışabilir. Bağlantı söküldüğünde
contanın flanşlı boru ucundan kazınması ve yenilenmesi
gerekecektir ve bu da yine bakıma bağlı hizmet dışı kalma
süresini artıracaktır. Sistemdeki genleşme ve büzülmeler
nedeniyle flanş contaları da zamanla sıkışarak sızıntıya
neden olabilirler.
Sağlam ve güvenli
Yaygın biçimde karşılaşılan bu sorunlara yönelik bir
çözüm, flanşlar yerine yivli kaplinler kullanmaktır. Aslında
mekanik bağlantılar uygulama avantajlarının yanı sıra
ekonomik avantajlar da sunabildiklerinden gitgide daha
yaygın hale gelmektedirler.
Bir mekanik bağlantı (veya kaplin) dört basit fakat
sağlam elemandan meydana gelir: boru yivi, conta, kaplin
kelepçeleri ve somunlarla cıvatalar. Bir boru yivi, çeşitli
Victaulic yiv açma aletleri kullanılarak bir borunun ucuna
soğuk şekillendirme veya talaşlı işleme yöntemiyle bir yiv
açılmasıyla oluşturulur; bu işlem yerinde yapılabileceği
gibi bir atölyede de yapılabileceğinden prefabrikasyon da
mümkündür.
Boru birleştirme teknikleri
mercek altında
Mekanik yiv açma ve
flanşlamanın karşılaştırılması
ÜrünMühendisi
Victaulic
AndyCarter
Bir makine dairesindeki flanşlı bağlantılar: flanşlar,
takıldıkları borunun genişliğinin kabaca iki katıdırlar.
Makale
64
Kaplin contası basınca duyarlıdır ve borunun
çevresindeki yive oturduğunda kaplin kelepçesi tarafından
kuşatılır. Daha sonra conta, sisteme basınç verildiğinde
daha iyi performans gösteren bir sızdırmaz bağlantı
oluşturur.
Hem sabit hem de esnek tarzda mevcut kaplinler
neredeyse her uygulamada flanş yerine kullanılabilir.
Sabit yivli mekanik kaplinler, bağlantı noktalarında lineer,
açısal veya dönel hiç bir harekete imkan tanımayan sabit
bir boru bağlantısı sağlayacak şekilde tasarlanmışlardır.
Diğer taraftan esnek yivli mekanik kaplinler ise,
boru hattında eğilmelerin meydana gelebileceği her
bir bağlantıda kontrollü lineer ve açısal harekete
imkan tanıyacak şekilde tasarlanmışlardır. Bu kaplinler
güvenlik sunmalarının yanında ayrıca flanşlı ve kaynaklı
sistemlerde gerekli olan pahalı ve narin özel ekipmanların
takılmasına ihtiyaç olmaksızın potansiyel sapmaları da
telafi ederler.
Bir üçüncü avantaj ise, bir titreşim kaynağının
yakından kullanılan üç esnek kaplinin kullanımında
görülebilir. Esnek kaplinler gürültü ve titreşimi azaltır ve
özel gürültü azaltma bileşenlerine yönelik ihtiyacı ortadan
kaldırırlar.
Sabit bir boru birleştirme yöntemi olan flanşlar,
termal genleşme, titreşim veya bina oturması gibi
boru hareketinin görüldüğü ortamlar için ideal değildir.
Genleşme ve büzülme flanş ve borular üzerinde baskı
oluşturarak zamanla contayı zayıflatabilir. Bu durum
ortaya çıktığında bağlantının sızdırması riski belirir.
Yivli esnek kaplinler, eksenle hareket veya açısal eğilme
biçiminde boru hareketi sağlayabilir ve termal boru
hareketini telafi edebilirler.
Pek çok bakımdan mekanik boru birleştirme,
flanşlamadan daha verimli bir çözüm sunabilir ve
sağladığı basit sistem erişimi ve kanıtlanmış güvenilirliği
(kaplinler akış dinamiğinde herhangi bir bariz fark
olmaksızın flanşların basınç değerlerini yakalayabilirler)
sebebiyle boru birleştirmek için genel kabul gören bir
yöntemdir.
Yivli kaplinler ayrıca sistemin ağırlığını da azaltırlar ve
aynı boyuttaki bir flanşta kullanılan sekiz cıvataya karşılık
bir bağlantının tamamlanması için yalnızca iki cıvata
gerektirirler.
Esnek kurulum
İlk kurulumda, bir flanşın cıvata delikleri hassas biçimde
hizalanmalı ve ardından bağlantıyı tatacak şekilde
sıkılmalıdır. Ayrıca ekipman giriş ve çıkışlarındaki cıvata-
delik endeksi de üniteye bağlanacak olan borulardaki
flanşla kusursuz biçimde hizalanmalıdır. Bir flanştaki delik
sayısına göre belirlenen bir dizi sabit konumdan yalnızca
biriyle, bir bağlantı elemanı veya vana yalnızca cıvata
deliklerine denk gelecek şekilde döndürülebilir. Tüm bunlar
sahada, sapma sorunları anlamında yüksek bir riskle
sonuçlanır.
Yivli sistemlerde ise bu sorunlar görülmez ve bunlar
360 derecelik tam tur döndürme imkanıyla çok daha
kolay kuruluma imkan tanırlar. Hizalanması gereken
hiç bir cıvata-delik düzeni yoktur ve bir kaplin bağlantı
etrafında istenen açıda döndürülebilir. Kaplin, sahada
borunun etrafında «serbestçe döndürülerek» cıvatalara
kolay erişim sağlar ve böylece ekipmana erişimi de
basitleştirir.
Kurulum esnasında sapma sorunlarını ortadan
kaldırmasına ek olarak bir kaplinin 360 derece
döndürülebilmesi ve bir flanşa kıyasla daha küçük profili,
yivli sistemlerin kurulumunu dar alanlar için ideal kılar.
Flanşlar, takıldıkları borunun genişliğinin kabaca iki
katıdırlar.
Bir mekanik kaplinin 360 derece döndürülebilmesi ve
alçak profili, yivli sistemlerin kurulumunu dar alanlar
için ideal kılar.
Makale
66
Ortalama yivli kaplinler ise bu boyutun yalnızca yarısı
kadardır. Daha küçük tasarımın sunduğu boyut avantajı
yivli sistemi, alanın kısıtlı olduğu yerlerdeki işler (makine
daireleri ve mevcut binaların yenilenmesi gibi) ve ek
esneklik gerektiren tüm işler için ideal çözüm haline
getirir.
Montaj hızı
Kaplinlerin daha az sayıda cıvatası bulunduğundan ve
normalde herhangi bir tork gereksinimi bulunmadığından
yivli tesisatların kurulumu flanşlamadan altı kata kadar
daha hızlıdır. Kaplinler iki cıvata ve daha büyük boyutlar
(26»/6600 üzerinde) için yalnızca dört cıvata gerektirirler.
Bu büyük boyutlarda karşılaştırma yapılabilmesi
bakımından; bir flanş minimum 20 somun ve cıvata
gerektirecektir.
Dolayısıyla, örneğin Schedule 40 Karbon Çelik boru
üzerindeki 6»/150mm’lik bir bağlantıyı flanşlamak için
sekiz cıvata gerekecek ve bu işlem yaklaşık 1,56 adam
saat alacaktır. Bu işlem, bir yivli çözüm kullanılarak
yalnızca 20 dakikada veya bir Victaulic Montaja Hazır
kaplin kullanılarak yaklaşık 10 dakikada tamamlanabilir
çünkü bunlar kurulum öncesinde söküm gerektirmezler.
Her iki yivli çözüm de yalnızca iki somun ve cıvata
gerektirir.
Bu zaman tasarrufları daha geniş çaplı boru
sistemlerinde daha da artar. Örneğin, Standard Wall
(3/8“/9,7mm) karbon çelik boru üzerindeki 36“/900mm‘lik
bir flanşlı bağlantının tamamlanabilmesi için 32 somun
ve cıvata ile yaklaşık 10 adam-saat gerekirken bir yivli
kaplinle yalnızca dört somun ve cıvata ile yaklaşık iki saat
gerekecektir.
Bunlara ek olarak flanşlar, doğru tork değerlerine
ulaşıldığını ölçmek ve bundan emin olmak için özel
anahtarlarla yapılan zaman alıcı yıldız desenli sıkma
işlemini gerektirirler. Yivli teknoloji kaplinlerin basit
el aletleriyle birleştirilmesine imkan tanır ve kaplin
kelepçelerinin cıvata karşılıkları metal-metale eşleştiğinde
bağlantı düzgün biçimde tamamlanmış olur.
Victaulic yivli sistemleri, tam montajdan emin olmak
için gözle muayene edilecek şekilde tasarlanmıştır. Cıvata
karşılıkları metal-metale eşleştiğinde bu, kaplinin düzgün
biçimde takıldığını gösterir. Diğer taraftan flanşlarda
gözle teyit etmek mümkün değildir ve montajın düzgün
yapıldığından emin olmanın tek yolu sistemi doldurup
basınç vermek ve sızıntı olup olmadığını kontrol etmektir.
Bakım kolaylığı
Yivli sistemlerin kurulumu hızlandıran özelliği (daha az
sayıda cıvata ve tork gerekliliği bulunmayışı) sistem
bakımını da hızlı ve basit bir iş haline getirmektedir.
Boruların taşınması, döndürülmesi, değiştirilmesi veya
eklenmesi gerektiğinde, bir kaplinin iki veya dört cıvatası
bu bakım işlerini, sekiz kata kadar daha fazla cıvatası
bulunabilen bir flanştan çok daha verimli hale getirir.
Örneğin bir pompaya veya vanaya erişebilmek için
kaplinin iki cıvatası gevşetilir ve kelepçelerle conta
bağlantıdan ayrılır. Flanşlı bir sistemde ise bir çok
cıvatanın sökülmesi gerekir. İlk kurulumda gerekli olan,
zaman alıcı cıvata sıkma işleminin aynısı flanşın yeniden
montajında da gereklidir.
Kaplinler, flanşlarda gerek duyulan düzenli bakımın
büyük bir bölümünü ortadan kaldırarak bakım amaçlı
hizmet dışı kalma süresini azaltırlar çünkü düzenli
yeniden sıkmaya ihtiyaç duymazlar. Conta ve somunlar ile
cıvatalara değişken bir baskı getiren bir flanşın aksine bir
kaplin, contayı boru bağlantısının dışından hassas biçimde
sıkıştırarak tutar. Bunlara ek olarak, sistem bakım için
söküldüğünde flanş contalarının değiştirilmesi gerekirken,
kaplin contalarının düzenli bir bakım programıyla
değiştirilmesine gerek yoktur.
Daha iyi titreşim
Bir sistemin hizmet ömrü süresince flanşlama,
bağlantının sağlamlığını sürdürmek için biraz daha fazla
çalışma gerektirir. Bir boru sisteminde pompalar ve
Mekanik yivli bağlantı dört elemandan meydana gelir:
yivli boru, conta, kaplin kelepçeleri ve somunlarla
civatalar.
Makale
68
diğer ekipmanlar sıklıkla titreşim ve gürültü oluştururlar.
Örneğin, pompa kanatları gibi dönen bileşenlerin dengesiz
oluşuna bağlı olarak salınım kuvvetleri ortaya çıkabilir.
Her ne kadar sahada dengeleme bunu azaltabilirse de, bu
işlem için özel ekipmanlar gereklidir ve bu, zor, pahalı ve
zahmetli olabilir.
Sistem titreşimi ve diğer kuvvetler, flanşlı bir sistemde
bağlantı sorunlarına neden olabilirler. Flanşlamada, iki düz
yüzeyli, flanşlı boru ucu arasındaki bir contayı sıkıştırmak
için bir dizi cıvata ve somun kullanılır. Cıvatalara
uygulanan tork iç contaya yüksek bir sıkıştırma kuvveti
uygular ve bu da contanın flanşlardan birine veya her
ikisine yapışmasına neden olabilir. Bağlantı söküldüğünde
conta yırtılabilir ve değiştirilmezse yeniden kurulum
yapıldığında işlevsiz kalabilir.
Sistem titreşimini telafi etmek ve gürültüyü azaltmak
için flanşlı sistemlerde özel ve pahalı kauçuk körükler
veya örgülü esnek hortumlar kullanılır. Zamanla veya
aşırı uzamaya bağlı olarak bu ürünler yıpranabilir veya
bozulabilir ve değiştirilmeleri gerekir.
Ayrıca, bir flanşlı bağlantının cıvataları ve somunları
sistem kuvvetlerini emer. Zamanla dalgalanmalar, sistem
çalışma basıncı, titreşim ve genleşip büzülmeye bağlı
olarak cıvatalar ve somunlar esneyebilirler. Bu cıvatalar
gerilimi kaybettiklerinde conta „kayarak“ bir sızıntıya
sebep olabilir. Flanş contaları zamanla sıkışarak sızıntıya
yol açabilirler. Sızıntıları önlemek veya durdurmak için
rutin cıvata ve somun sıkma işlemine gerek duyulur.
Yivli kaplinlerin sistem titreşimini telafi etme kabiliyeti,
bağlantı sorunları riskini azaltır. Yivli sistemler, periyodik
onarım veya değiştirme gerektiren özel ürünlere ihtiyaç
duymaksızın titreşimi telafi edebilirler. Hem esnek hem
de sabit kaplinlerdeki dayanıklı elastomerik conta gürültü
ve titreşimin sönümlenmesine yardımcı olur.
Kısa bir süre önce Seattle, Washington‘da bulunan
bir akustik danışmanlığı firması olan SSA Acoustics
yapılan bir saha ölçümü, bir boru kesitine seri olarak
bağlanan üç Victaulic kaplininin, iki küreli neopren
konektörlere yakın ve örgülü metal hortumlardan daha
üstün bir performansa sahip olduğunu göstermiştir.
Victaulic kaplinleri genel titreşimi %80 ila %90 oranında
sönümlemiştir.
Birbirini izleyen her bağlantı titreşimin daha da
azalmasını sağlar. Bağımsız test laboratuvarı Nutech
Testing Corporation/SE Laboratories ise testlerinde
Victaulic mekanik kaplinlerini kullanmış ve her boru
çapında, ister esnek ister sabit kaplinler kullanılsın, her bir
ek Victaulic kaplinle aktarılan titreşim miktarının azaldığı
sonucuna varmıştır.
Titreşimler cıvatalar ve somunlar tarafından değil
conta tarafından emilir. Sistemin hizmet ömrü süresinde
somunlar ve cıvatalar düzenli yeniden sıkmaya ihtiyaç
duymayacak ve kaymayacak ya da gevşemeyecek,
böylece sızdırmaz bir bağlantı sağlama özelliğini
sürdürecektir. Bir yivli kaplinin contası, çok dayanıklı
olan ve önemli ölçüde sıkıştırma ve döndürme yüklerine
karşı koyabilen C şeklinde bir çapraz kesitli sızdırmazlık
ögesine sahiptir. Kauçuğa yorgunluk vermeksizin sisteme
arka arkaya basınç yüklenip boşaltılabilir. Victaulic
contaları sistemin hizmet ömrü süresinde kullanılabilecek
özelliktedirler.
Sonuçlar
Özetle yivli boru sistemleri, sağladıkları hızlı kurulum
ve kolay bakım ve hizalama özellikleri sebebiyle flanşlı
eşdeğerleriyle kıyaslandığında önemli avantajlar sunarlar.
Çok yönlü tasarım, güvenlik ve daha düşük toplam
kurulum maliyeti gibi ek avantajlarla birlikte bu özellikler,
pek çok tesisatçı, mühendis ve mal sahibini flanşlar yerine
yivli mekanik sistemleri tercih etmeye yönlendirmektedir.
Mekanik kaplinlerin kurulması flanşlara kıyasla yalnızca
daha hızlı ve daha kolay olmayıp, bunlar aynı zamanda
daha esnek ve daha güçlüdürler.
Teknik Yazı
70
GÜNÜMÜZDE enerji birim fiyatlarının
giderek artması, işletmelerdeki enerji
verimliği konusunun önemini de
beraberinde arttırmıştır. Enerji birim
fiyatları haricinde çevre kirliliği ve CO2
salımının kontrol edilmek istenmesi de
alternatif enerji kaynakları konusunu
gündeme getirmiştir. Johnson Controls
bina verimliliği ve HVAC ekipmanlarında
liderliğini atık ısıdan soğutma sağlayan
yeni dönem Absorption Chiller üniteleri ile
devam ettirmektedir.
YORK YWA serisi olarak adlandırılan
bu soğutma grupları işletmedeki atık
ısı enerjisini kullanarak, yine işletme
için gerekli olan soğuk su üretmektedir.
Genel olarak kojenerasyon sistemlerinin
tamamlayıcı ekipmanı olarak düşünülen
Absorption Chiller üniteleri, proseste var
olan diğer tüm atık ısı enerjileri ile de
çalışmaktadır.
Absorption Chiller için kullanılabilecek ısı kaynakları;
• Sistemde var olan kojenerasyon üniteleri
• Termal sıcak su kaynakları
• Termal güneş paneli uygulamaları
• Proseslerinde atık sıcak su, buhar, egsozt
gazı üreten fabrikalar
• Direkt doğalgaz yakmalı uygulamalar
Kapasite aralıklarına göre YORK YWA Absorption
Chiller ürün çizelgesi Şekil 1’deki gibidir.
Özellikle kojenerasyon tesislerinin vazgeçilmez
elemanı olan Absorption Chiller üniteleri, multi
energy Absorption Chiller alternatifi ile sistemdeki
hem egzost gazını hem de motorbloğundaki sıcak
suyu kombine kullanmaktadır. Böylelikle de toplam
sistem verimi COP=1’in üzerine çıkmaktadır. Çok
genel bir ifade ile gaz motoru ile kurulan her 1 MW
kojenerasyon tesisi için multi energy Absorption
Chiller üniteleri ile 1 MW soğutma sağlanmaktadır.
Bu ürün çeşitliliğinin yanı sıra YORK YWA Absorption
Chiller cihazları sağladığı avantajları ile hem kalite
hem de güvenilirlik anlamındasektörde önemli bir
yere sahiptir.
1. Shell & Tube Heat Exchanger System
Absorption Chiller cihazlarında “Generator”
bölümünden “Absorber” bölümüne geçen sıcak
akışkanın enerjisinden tekrar yararlanmak için
eşanjör sistemi kullanılması gerekir.
YORK YWA Absorption Chiller cihazlarında bu
eşanjor shell&tube dizayn iken, diğer firmalarda bu
dizayn plakalı eşanjör şeklindedir. Bakım ve servis
verilebilirlik açısından shell&tube dizayn eşanjör her
zaman daha avantajlıdır.
YORK YWA
absorption chiller
JohnsonControls
UzmanSatışMühendisi
ŞahinBÜYÜKKAYA
Teknik Yazı
72
2. Çift absorber dizaynı
Patentli YORK YWA dizaynı olan bu sistem dizaynı
hem absorber bölümünde ısı transfer yüzeyini
arttırarak cihaz verimliliğini arttırmakta hem de
evaparatörü her iki tarafından kaplayarak sahada
yapılması gereken evaporator tarafı ısı izolasyonu
ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır. (Şekil 2)
3. Paslanmaz çelik su dağıtım sistemi
Yine patenti YORK YWA’a ait olan bu dizayn ile bakır
borular üzerinde bulunan paslanmaz tava sistemi
soğutma suyunu yerçekimi etkisi ile aşağıya doğru
akıtmakta ve daha uzun süreli su teması sağlayarak
daha yüksek sistem verimi sağlamaktadır. Bu sistem
klasik sistemlerde kullanılan nozül uygulamasını da
geride bırakmıştır.
4. Purge sistemi
Soğutma grubu içerisindeki condens olmayan
gazların toplandığı daha sonrada otomatik vakum
pompası ile dışarı atıldığı sistemdir. Tamamen
otomatik çalışan bu sistemde shell içindeki ve purge
tankı içerisindeki vakum miktarı, elektronik vakum
transmitterleri ile ölçülmektedir.
5. Yüksek basınç jeneratöründe (egzost
gazı ile çalışan) su borulu kazan dizaynı
YORK YWA egzos gazlı Absorption Chillerlerlerde
uzun süreli sistem ömrü sağlamak için su
borulu kazan tipi uygulaması mevcuttur. Bizim
sistemimizde boru içerisinden geçen, LiBr
solüsyonunun sıcaklığının düşük olası sebebiyle,
sistem duruşlarından sonra dış hava sıcaklığına
yaklaşacak olan boru sistemi içerisinden tekrar
sıcaklığı 70-80°C olan akışkanın geçirilmesi herhangi
bir sıkıntıya sebep vermeyecektir. Sıcaklığa bağlı
kaynak deformasyonu olmayacaktır.
Alev borulu kazan uygulamalarında ise egzost
gazı shell içinden değil - direkt borular içerisinden
geçmekte shell içerisinde-borular etrafında çözelti
dolaşmaktadır.
Isı transferi borunun içinden dışına doğru
olmaktadır. Bu durumda aynalardaki kaynak noktası
çok yüksek sıcaklığa maruz kaldığı için sakıncalı bir
durum oluşmaktadır. (Egzost giriş 440°C - egzost
çıkış 160-170°C) Yine bu sistemde, sistemin bir
parçası olarak türbülatör kullanmak gerekir ve bu
türbülatörde sistem içerinde ilave basınç kaybı
oluşturmaktadır.
6. LiBR + Monyblate İnhibitor kullanımı
YORK YWA cihazlarında çevre ve insan sağlığı
açısından zararlı olmayan LiBR + Monyblate
İnhibitor kullanılmaktadır.
Bir çok tedarikçi bu konuda fiyat ve teslim
süresi avantajı sebebi ile LiBR + Cromide inhibitor
kullanmayı tercih ediyor.
Ancak bu maddenin kullanımı çevre ve insan
sağlığına için zararlı; Avrupa’da kullanılması yasaktır.
Söyleşi
74
Airplus yeni ürünleri ile
2015’e damga vuracak
Dinamik, yeniliklere ve gelişmeye önem veren, araş rma – geliş rmeye
ya rım yapan, sorumluluk duygusu taşıyan, topluma maddi ve manevi değer
katmak için çalışıp, geleceğe giden yolda geçmişten güç ve ders almanın
öneminin bilinciyle, başarının temel ilkelerinin dürüst, disiplinli ve planlı
olarak çalışmak olduğuna inanan, köklü bir geçmişe sahip, saygın ve güvenilir
bir ailenin üyesi Airplus sa ş ve pazarlama müdürü Kubilay Çi çi ile sıcak bir
söyleşi gerçekleş rdik. Keyifle okumanızı dileriz.
Sektördeki hedeflerinizden
bahseder misiniz?
Firma olarak üretici ve ihracatçı
bir markayız, Sektörün ihtiyaç
duyduğu yenilikçi ürünler geliştirerek
daha verimli, az enerji tüketen
iklimlendirme cihazlar üreterek
ülkemiz başta olmak üzere dünya
ülkelerinde kullanıma sunmayı
hedefliyoruz.
Airplus ürünlerinin ön
plana çıkmasının nedenleri
nelerdir?
Ürettiğimiz ürünlerde kendimize
özgü izlere rastlayabilirsiniz,
Özellikle kendi geliştirdiğimiz
yazılımlar, özel elektronik kartlar
ve bunların toplandığı kontrol panellerin
ürünlerimizi bir adım öne çıkarmaktadır.
Ürettiğimiz ürünler içinde lokomotif
ürünümüz Vrf dış üniteyle senkronize
çalışan Dx klima santrali, sulu klasik klima
santralleri, havuz nem alma santralleri, ısı geri
kazanım cihazları, sulu / Dx yer konvektörleri,
davlumbazlara özel paket tipi elektrostatik
filtre, sıcak hava apareyleri ve özel amaçlara
hizmet eden filtre üniteleri başta olmak üzere,
bir çok ürün imalatlarımız içerisindedir. Bizim
tasarladığımız ve ürettiğimiz ürünlerin özellikle
tercih edilme sebebi bizce, standart raf
ürünleri olmaktan ziyade, ihtiyaç duyulan
ürünün bir terzi misali işlenerek tam
ihtiyaca uygun üretmek ve kolay işletimini
sağlayan kontrol panelleri sayesinde son
kullanıcılara çok iş bırakmamak.
Ürünleriz için sertifikasyon sürecini tamamladınız
mı?
Ürünlerimiz için sertifikasyon sürecimizi tamamladık sayılırız.
Ürünlerimiz için sertifikasyon sürecini başlattık; hızla da
ilerliyoruz. İSO, CE, TSE ve TÜV SÜD belgelendirmelerini
tamamladık. Şu anda tek eksik sertifikamız Eurovent. Bunun
da altyapı çalışmalarını tamamladık. Yaklaşık 5-6 ay içinde
Eurovent sertifikamızı da almış olacağız. Aslında konu
hazır açılmışken bahsetmeden de geçmek istemediğim
düşüncelerim var. Eurovent konusunda sektörümüzde bir
yanlış kanı hâkim maalesef.
Nedir bu kanı?
Eurovent’in ürün kalite sertifikası olduğu kanısı hakim . Oysa
Eurovent, kaliteyi tescillemek için değil, ilgili ürünün beyan
ettiğiniz şartları sağladığını teyit etmek için testlerini yapan
bir kurum. Kısacası ürün kalitesini artırmada Eurovent’in
herhangi bir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Tabi ki bazı
standart ve normları da var tabi yok değil, ama zaten biraz
önce bahsettiğim kalite sertifikalarını aldığınızda zaten o
standart ve normları sağlamış bulunuyorsunuz.
Sizce sektörünüzün tam ihtiyaç duyduğu Eurovent
midir ?
Bence Türkiye ISK Sektörü, bir araya gelerek Eurovent
muadili bir sertifika üzerinde çalışmalı ve yapmalıda. Türkiye
ISK sektörü, çok sağlam sivil örgütleri olan büyük ve güçlü
bir sektör aslında. Sektörümüzdeki dernek, vakıf ve örgütlerin
bir araya gelerek ortak bir çalışma yapması ve Eurovent
muadili bir sertifikasyon sistemi geliştirmesi, sektörümüz
için olmazsa olmaz birşeydir. Her ülkede olduğu gibi bizim
ülkemizde de tam kapasiteleri ve güçleri sağlamayan ürünler
olduğundan, özellikle son kullanıcılar başta olmak üzere
kontrolörler ve teslim alıcılar satın aldıkları ürünlerin gerçek
değerlerinin sağlayıp sağlamadıklarından emin olmak isterler,
İstemelilerde bence böylece geriye dönüp baktıklarında emin
.
Söyleşi
76
olmanın rahatlığını hissetmeli. Tabi benim düşüm ülkemizin kendi
standartlarında yarattığı bir sertifikasyon ve bununda tüm dünya
tarafından kabul görmesi, inanıyorum ki sektörümde benim gibi
düşünenlerin olduğu ve eninde sonunda taşın altına eline sokup
bunu başarmak için bir yerlerden başlamak gerektiğini düşünüp
harekete geçecek arkadaşlarımızın olacağı. Olmalıda şunu
düşündüğümde açıkçası üzülüyorum, biz Türk yatırımcısı ve iş
adamlarıyız, her bir ürünümüzü Eurovent’te sertifikalattırmamızın
çok ciddi bir bedeli var ve kaynaklarımız ülkemizden yurt dışına
akıp gitmekte. Neyse artık konuyu çok derinleştirmeden devam
edelim sohbetimize bakarsınız başka bir seferde gerçekleşmiş düş,
bir Türk standartlı kapasite sertifikasyonunu konuşuyor oluruz.
Airplus ürünlerini hangi pazarda sıkça görebiliriz ?
Ürettiğimiz ürünlerimizin % 65’ini ihraç ediyoruz. % 35 gibi bir
payı da iç pazara sağlıyoruz. Özellikle 2015 de iç pazardaki
payımızı artırmak için planlamamızı yaptık ve hazırlıklarımıza da
başladık.
Türkiye’de üretemeyeceğimiz ürün yok. Dünyadan
rakiplerimizden geri kalacak bir yönümüzde yok açıkçası. O
teknolojiye sahip olabilme gücümüz, o teknolojiyi faydalı şekilde
kullanabilecek eğitime sahip bir sektörümüz var. Bu sektörün
ise biraz daha devlet eliyle desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyor
ve savunuyorum. İhracat konusunda da dünyanın her yerine
ürünlerimizi satabilen bir kalite ile üretim yapabiliyoruz. Airplus
başta da söylediğim gibi ihracatçı bir marka, Bulgaristan,
Yunanistan,Romanya Üzerinde Avrupa’ya ihracat ağını genişletmek
için bu bölgelerde de pazar artırma araştırmalarımız sürdürüyoruz.
Türk markaları sizce sektörde yoluna nasıl ilerlemeli?
Üretimde güçlenmeli ve dünyaca ünlü markalar yaratmalıyız.
Firmamız ve ülkemizdeki rakiplerimiz ürünlerimizi geliştirmek
üzere ar-ge bölümlerimize daha çok önem göstermeliyiz. Biz 2014
yılı içerisinde ar-ge departmanı kurduk. Ar-ge mühendislerimiz
ürünlerimizin iyileştirilmesi, yeni ürün geliştirilmesi, mevcut
ürünlerin verimlerinin ve işlevselliğinin artırılması için çalışmalar
yapıyorlar. Ar- ge konusunda da devletin özellikle KOBİ’ler için
teşvik ve katkı vermesi gerektiğine inanıyorum. Mevcut ar-
ge yasası ile sağlanan teşviklerden yararlanmamız mümkün
değil. Bu yasanın bir an önce iyileştirilmesine inanıyorum.
Sadece biz değil, sektörümüzdeki –neredeyse- hiçbir firmanın
yararlanması mümkün değil. Çünkü yasa, bünyesinde 50 ar-ge
çalışanı bulunduran firmalar için teşvik verilmesini içeriyor yasa.
Sektörümüzdeki üretici firmalar içinde bünyesinde 50 ar-ge
çalışanı barındırabilen kaç şirket var ki? Bu yüzden en azından
yasada bir değişiklik yapılması ya da farklı bir teşvik yasasının
çıkarılması vesilesiyle yerli üreticilerimizin desteklenmesi
gerektiğine inanıyorum. Türkiye konum olarak da duruş olarak
da dünyadaki pek çok ülkeye eşit mesafede bir ülke. Bu nedenle
hem Avrupa’ya hem Ortadoğu’ya hem de Türki Cumhuriyetlere
rahatlıkla ürün sağlayabiliriz. Bunu artırabilmek için, gerçek
anlamda bir üretim
üssü olabilmek için
de sektörümüzün
desteğe ihtiyacı var. Artık ülkemizdeki firmaların da zihniyetini
değiştirmesi gerekiyor. Firmalarımızı yurtdışındaki büyük şirketlere
satmak yerine, bizlerin yurtdışı şirketleri satın almak ve bünyemize
katarak büyümek gibi hedeflerimiz olmalı. Üretimde güçlenmeli
ve dünyaca ünlü markalar yaratmalıyız. Sektörümüz, bunu
yapabilecek teknolojiye de bilgiye ve yeteneğe de sahiptir.
2015 yılı yaklaşıyor. Yeni yılda pazara sunacağınız
ürünleriniz var mı?
Evet var. Yoğun ar-ge faaliyetleri sonucu ürettiğimiz “Türkiye’de ve
Avrupa’da bir ilk” olacak yeni ürünlerimiz 2015 itibariyle pazarda
olacak.
Bu ürünlerden bahsedebilir misiniz?
VRF dış ünite ile çalışan havuz nem alma santrallerimizi pazara
sunmaya hazırlanıyoruz. Ar-ge departmanımızda çalışmaları
ve testleri tamamlanan çok özel ürünlerimiz var. Saha
testlerinin tamamlanmasının ardından 2015 yılına damgasını
vuracağına inandığımız VRF dış ünite ile çalışan havuz nem alma
santrallerimizi pazara sunacağız. Bahsettiğim ürünü Türkiye’de
ve Avrupa’da üretebilen henüz firma yok. Çalışmalarımızı
tamamen bitirdiğimizde ürünü paket halde teslim edebileceğiz.
Bunun dışında hem fan hem de serpantin teknolojisini geliştirip
yenilediğimiz klasik havuz nem alma santrallerimiz de yenilikler
arasında.
Klasik havuz nem alma santrallerinde neleri geliştirip
yenilediniz?
Cihaz çalışırken, hangi şartlarda çalıştığını gösteren bir Touch
Screen panel ekledik cihazlarımıza. Bunun sayesinde Touch
Screen ekranın üzerinde grafik ve animasyon olarak hangi şartları
sağladığına ulaşabileceksiniz.
Ürünleriniz içerisinde bir ürün var ki çok ilgi çekiyor: yer
konvektörleri. Özellikle mimari açıdan birçok kolaylık
getiriyor ve yeni nesil cam cepheli binalarda da çok
tercih ediliyor değil mi?
Evet bu ürün son yıllarda statik ısıtma tesisatlarında klasik
radyatörlerin yerini almaya başlayan çok başarılı bir ürün.
Bu ürün bu kadar başarılıysa sadece ısıtmamı
yapabiliyor?
Bu sorunuza şöyle cevap vereyim mi? Tabii ki de hayır. Ama ana
fikir ısıtma olarak üretilmiş bir üründü. Ar-ge departmanındaki
arkadaşlarım biraz sınırları zorlayarak, soğutma yapabilen bir
ürün haline getirdiler, Bahsetmiştik yeni yılda pazara süreceğimiz
ürünlerimiz var buda onlardan biri. Yeni ürünlerimiz arasında dört
borulu yer konvektörleri de bulunuyor. Bu ürünler sulu, akışkanlı
sistemlerde hem ısıtma hem de soğutma yapabilmekte. Aynı
zamanda bu ürüne bir inovasyon daha kattık, oda DX batarya ile
sulu sistem olmayan mahallerde kullanıma elverecek. Bu ürünü
özellikle hobi ve kış bahçeleri gibi
yerlerde kullanıma uygun, eşsiz bir
ürün olacağına inanıyoruz.
.
hayata dair
78
BULUTUN ARDINDA
Yazar: Marc Beniof
Yayınevi: Zer
Yayınları
Marc Beniof, geleceği
keşfetmek ve
değiştirmek isteyen
tüm girişimcilere ve
CEO’lara başarının
kapısını açıyor. Bulut
bilişimin teknolojileri iş
dünyasındaki trendlerden
birinin doğuşu ve gelişimi
gerçekleşti. İş kültürünü
kökten değiştiren bilişim,
“salesforce.com” un da
hikâyesini oluşturdu.
Kurumsal yazılımlar
dünyasını nasıl yeni
baştan biçimlendirdiğini
anlatan yazar, bir
kurumda, tüm çalışanları
aynı amaç çevresinde
nasıl toplayacağını ve
hem işletmenizi hem
de yaşamınızı nasıl
dönüştüreceğinizi,
vizyonunuza nasıl
odaklayacağınızı, nasıl
farklı düşüneceğinizi
anlatıyor. İnternetin
ilerleyen aşamalarda
üretkenliği
artıracağından ve
sağlayacağı faydalara
değinerek, açıkladığı 111
oyunun uygulanmasıyla
girişimcilere başarının
kapısını nasıl açacaklarını
anlatıyor.
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI
TÜRKİYESİ
Yazar: İlhan
Tekeli&Selim İlkin
Yayınevi: İletişim
Yayınları
İkinci Dünya Savaşı, sadece
savaşan ülkelerin değil
savaşa girmeyenlerin de
ekonomisini alt üst etti.
Bütün ekonomilerin savaş
ekonomisine dönüşmesi,
topyekûn savaşın bir
gerçeğiydi. Birinci Dünya
Savaşı’ndan harap çıkmış
ve kalkınmaya çabalayan
Türkiye, dışında durduğu
bu savaştan olağanüstü
etkilendi.
İlhan Tekeli ve Selim İlkin,
eserlerinin ikinci cildinde,
Türkiye’nin İkinci Dünya
Savaşı macerasının
ekonomik yanını inceliyor.
Alınan önlemler, yaşanan
kıtlıklar, hayat pahalılığı,
yolsuzluklar, kuyruklar,
tüketim kısıtlamaları,
karne uygulamaları,
emek rejimindeki yeni
düzenlemeler... Dış
ticaretteki ve sanayi
üretimindeki gelişmeler...
Türkiye ekonomisinin
izleyen on yıllarına da
damgasını vuran bu özel
dönemi mercek altına alan
bir inceleme.
GEMİ YAPIMCISI
Yazar: Jack Myrcik
Yayınevi: Klan Yayınları
Liderliği tanımlamak son
derece zordur. Liderlik,
bilgeleşmektir. İyi bir lider iş
üzerinde çalışmaz insanlar
üzerinde çalışır. Bütün
bunlarla birlikte liderlik, bir
organizasyonun en kritik
unsurudur. Lider, yol gösterir
ve diğerleri onu takip eder. İyi
bir liderliğin ne kadar önemli
olduğunu bilir ve iyi bir lider
hemen tanınır. Her şeye
rağmen liderlikte, başarılı
olunan ve başarısız olunan
zamanlar vardır.
Gemi Yapımcısı, 2500 yıl
öncesinin kadim Yunan
dünyasında geçen bu öykü
ve okuyuculara liderliğin beş
ilkesini öğretiyor. Bu ilkeler
sayesinde başarılı bir lider
olmanın yanı sıra şunları da
elde edeceksiniz:
Daha az sayıda insan ile
daha fazla iş başaracaksınız.
Daha az kontrol etme
ihtiyacında olacaksınız.
Ekip çalışması ve ekip ruhu
yaratacaksınız.
İş gücü kayıplarının önüne
geçeceksiniz.
Kendinizinki de dâhil olmak
üzere herkesin moralini
yükselteceksiniz.
SUBLIMINAL A.Ş.
Yazar: Dr. Ferdi Bişkin
Yayınevi: Elma Yayınevi
Eğitimci ve akademisyen
Ferdi Bişkin’in subliminal
algı ve reklamcılık
üzerine yıllardır yürüttüğü
çalışmaların olgunlaşmış
fikirler olarak ortaya
çıktığı, subliminal algı,
ikna ve reklamcılık
kavramlarıyla ilgili bugüne
kadar duyduklarımızdan
ve okuduklarımızdan farklı
bir bakış açısı sunan, çok
kapsamlı, özgün bir çalışma.
Konunun tarihinden
başlayarak derinlemesine
araştırma yapan Bişkin,
kitabında, gizlenmiş
bazı simgelerle yapılan
subliminal yönlendirmelerin
amacına ulaştığı konusunda
neredeyse hiçbir bilimsel
kanıt olmadığını ortaya
koyarken insan zihnini
gerçekten etkileyen
uyaranları da tüm açıklığıyla
ele alıyor. Yazarın kitabın
sonunda yer verdiği zengin
kaynakçası ve makale
listesiyle araştırmacılar için
benzersiz bir kaynak olma
özelliği de taşıyor.
hayata dair
80
Vizyon tarihi: 7 Kasım 2014
BAFTA tarafından İngiltere’nin yabancı dildeki en iyi film dalında Oscar adayı
gösterilen Nihat Seven imzalı Uzun Yol 7 Kasım’da sinemalarda. Kendi halinde yaşayan
sıradan insanların, küçük mutlulukları arayış hikayesi olan film, ruhunun götürdüğü yere
giden bireyin açmazlarını beyazperdeye taşıyor. kaybetmek-kazanmak kaybetmektir
mantığından yola çıkan film, ait olduğu yeri arayan bireyin sevdiklerine, hayata ama en
çok da kendisine bakışını anlatıyor. Tüm bu arayış içerisinde ise ata erkil düzende en
çok acı çeken gene kadın oluyor…Nihat Seven’ın dördüncü uzun metrajlı işi olan filmin
senaristliğini Melek Seven üstlenirken, filmin oyuncu kadrosunda Hakan Yufkacigil, Bora
Cengiz, Mehtap Anıl gibi isimler yer alıyor.
Uzun yol
Vizyon tarihi: 28 Kasım 2014
Efsane yönetmen Ingmar Bergman’ın favori aktristi olarak tanınan Liv
Ullmann, dördüncü uzun metrajlı filmi Miss Julie için uzun bir aradan sonra
yönetmen koltuğuna oturdu. August Strindberg’ün tiyatro için yazdığı oyun
19. yüzyılda İrlanda’da aristokrat bir ailenin kızı Miss Julie ile evin kahyası
John arasında yaşanan kısıtlı bir zaman dilimini gözler önüne seriyor.
MissJulie
Vizyon tarihi: 21 Kasım 2014
Katniss Everdeen, evi 12. Bölge’nin tamamen yıkıma uğradığını öğrendiğinde neler
olup bittiğini görebilmek için oraya geri döner. Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla
dehşet vericidir. Kazananların kaldıkları evler dışında her şey harabeye dönmüş, insanlar
artık yeraltında yaşamaya başlamış ve hükümetin ölümcül politikasının karşısında
hayatta kalmak için mücadele etmeye başlamışlardır. Nükleer silahların dahi söz konusu
olduğu bu atmosferde, Katniss gerçekten de protesto hareketinin yüzü olmaya başlar
ve bu sorumluluğu bir türlü kabullenemez. Yükselen bu isyan dalgasının içerisinde yer
alamamasının nedenlerinden en önemlisi de Peeta’nın hayatının tehlikede olmasıdır.
Büyük bir ilgiyle karşılanan Susan Collins imzalı Açlık Oyunları serisinin üçüncü halkası
olan filmin yönetmenliğini, ikinci filmi de yönetmiş olan Francis Lawrence üstlenirken;
başrollerde bir kez daha Jennifer Lawrence ve Josh Hutcherson ikilisi yer alıyor.
Açlık oy nları: Alaycı kuş bölüm 1
81
Tarih:14 Kasım 2014 16:00
Yer: Life Park, İstanbul
Dünyanın en iyi ve popüler DJ’lerinin yüz binlerce elektronik müziksever tarafından
oylanarak sıralandığı DJMag Top 100 DJs, 2014 listesinin açıklanmasıyla
birlikte başlayacak uluslararası turnesiyle elektronik müziğin en büyük isimlerini
milyonlarla buluşturmaya hazırlanıyor.
Top100DJsWorldTour:
Ar invanBuuren-Mar inGar ix
AndreRieu
Tim’ de
Blues Brothers gecesi
Tarih:13-16 Kasım 2014
Yer: The Montgomerie Maxx Royal, Antalya Belek
European Tour 2014 takvimi açıklandı. Turkish Airlines
Open Golf Turnuvası 13-16 Kasım tarihlerinde yine Belek’te
gerçekleştirilecek. Turnuvaya ünlü golfçü Tiger Woods ile
dünyanın en iyi 78 golfçüsünün katılmasını bekleniyor.
Turkish Airlines Open 2014
Golf Tur uvası
Tarih:27-29 Kasım 2014
Yer: İstanbul
70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda “Good Music
In Town Konserleri” kapsamından klasik müziğin Madonna’sı André
Rieu, Johann Strauss Orkestrası ile birlikte sürprizlerle dolu yepyeni
performansıyla İstanbul’da.
Avusturya’nın kuzeydoğusunda, Tuna Nehri’nin kıyısında konumlanan Viyana, tarihi yapıları, valsi, şinitzeli
ve pastalarıyla meşhur. Tarihle iç içe geçmiş yemyeşil parklar da şehre ayrı bir güzellik katıyor.
82
g e z g i n
Müzik, tarih ve doğa denince ilk akla
gelen şehirlerden biri Viyana. Bir
yanınızda alabildiğine yeşillik, diğer
tarafınızda teknolojik gelişmelerin
merkezi Viyana’dan söz ediyoruz. Arnavut
kaldırımlı çıkmaz sokaklarda dolaşırken
tarihin canlılığı nedeniyle her an karşınıza
baronlar, baronesler çıkacak sanırsınız.
Viyana 23 bölgeden oluşuyor. Şehrin
tam merkezi, 1.Viyana (Innere Stadt),
Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz
Joseph’in yaptırdığı çevre yolu yani
Ring diye adlandırılıyor. Sol tarafınızda
1869 yılında açılan muhteşem opera
binasını göreceksiniz. Opera Evi, Ring
Meydanı’nda tamamlanan ilk bina olma
özelliğini taşıyor ve yılın son Perşembe
gününde düzenlenen dünyaca ünlü balo
karnavalı ile Viyana’ya turist çekiyor.
Opera Evi’nin üzerinde yer aldığı
sokakta ilerlemeye başladığınızda
Vals, şinitzel ve pasta şehriVals, şinitzel ve pasta şehri
Viyana
83
Viyana’nın en işlek caddesi Kärntner
Strasse’ye çıkıyorsunuz. Yan yana
kafeler, gösterişli lüks mağazalar ve
çeşitli sokak eğlenceleri sizi gezmenin
ve alışveriş keyfinin doruklarına
taşıyor. Girdiğiniz mağazalarda
Avusturya’nın unutulmaz kraliçesi
Sisi’nin fularlarından Mozart
çikolatalarına, porselen bebeklerden
Gustav Klimt’in baskılarından oluşan
kumaşlara çok çeşitli alışveriş
seçeneğiyle karşılaşıyorsunuz.
Görkemli Stephansdom
Kärntner Strasse’ nin sonunda,
Stephansstrasse’de Avusturya gotik
mimarisinin en önemli yapıtlarından
olan, 1365 yılından kalma, bugüne
dek üç defa inşa edilen, Stephansdom
Katedrali sizi selamlar. Katedralin
içinde bulunan katakomplar
(Hristiyanların kayaların içine uzun
dehlizler biçiminde yaptığı ye raltı
mezarları) yer altı tünelleriyle boş ya
da dolu olmak üzere birçok odaya
bağlanıyor. Burası aynı zamanda
piskoposların ikametgahı.
Avusturya mutfağı denilince akla
ilk olarak şinitzel ve pastalar geliyor.
Kendi geleneksel yemeklerini çok
seven Avusturya’da yemek yine de
zaman içinde diğer kültürlerden
etkilenmiş. Özellikle de İtalyan ve
Fransız kültürlerinden etkilendiğini
söylemek pek de yanlış olmaz. Koca
bir tabak kızarmış et ya da bol kalorili
tatlılar Avusturya’da bol miktarda
tüketiliyor. Ayrıca vejetaryenlere özel
yemekler hemen hemen her restoranın
menüsünde var. Avusturya’da
insanların yemek konusunda pek de
sağlık kaygısı olduğunu söylemek zor.
Birkaç restoran
önerisi:
König von Ungarn (Macaristan Kralı):
Aynı adı taşıyan otelin içinde yer alan
restoran, kristal lambaları, mermer
kolonları ve çok geniş menüsüyle
Viyana’nın en lüks ve sosyetik
yerlerinden biri. Tafelspitz’i ( özel
hazırlanmış dana eti yemeği) sipariş
etmenizi tavsiye ederiz.
Leupold’s Kupferdachl: 1950’den bu
yana Leupold ailesi tarafından yönetilen
restoranda Avusturya mutfağının
geleneksel yemekleri pek bulunmasa da
patatesli kuzu eti ve Kiev tavukgöğsü
tercih edebileceğiniz birkaç alternatif.
Cafe Frauenhuber: 1824’te temelleri
atılan mekan Viyana’nın en eski
kafelerinden biri. Zamanında Mozart’ın
da uğradığı mekan şimdi turistler ve
alışveriş yapan insanlarla dolup taşıyor.
Cafe Central: Birinci Dünya Savaşı’ndan
kalma Gotik mimarisiyle ünlü bir kafe.
Turistlerin uğrak yeri olan mekan
özellikle pastalarıyla tanınıyor.
Gezilecek yerler:
Stephansdom (Aziz Stephan Katedrali): 1365 yılında inşa edilen katedral, Viyana’nın en
önemli simgesi. Avusturya’nın başkentindeki en önemli dini yapı olarak ulusun tarihinde pek çok
önemli olaya tanık oldu ve renkli çatısıyla şehrin sembollerinden biri haline geldi.
Gallerie Chairm Klocker: Avusturya ve Alman tarihine ait birçok ögenin bir araya geldiği
galeri daha çok fotoğraf arşiviyle ilgi çekiyor.
Galerie Ernst Hilger: Avusturya tarihiyle ilgili birçok doküman yer alıyor.
Hofburg (İmparatorluk Sarayı): 1918’e kadar imparator Habsburg imparatorunun köşkü olan
Hofburg artık büyük bir müze.
Schloss Belvedere: Bahçeleriyle ve sanat galerileriyle Viyana’nın en çekici saraylarından biri.
Schloss Schönbrunn: “Viyana’nın Versailles’ı” da denilen sarayda 1400’den fazla oda ve
birçok büyük bahçe var.
Kunsthistorisches Museum (Sanat Tarihi Müzesi): Dünyanın en iyi sanat
koleksiyonunun yer aldığı müzelerden biri.
Staatsoper (Opera Evi): Çoğu insana göre dünya operasının merkezi.
Hundertwasserhaus (Hundertwasser Evi): Tasarımı Avusturyalı sanatçı Friedensreich
Hundertwasser tarafından yapılmış olan apartman. Bu sanat evi Viyana Belediyesi’nin
1983-1986 yıllarında yaptığı birçok belediye evinden en büyük farkı, binanın hiçbir yerinde
düz öğe kullanılmamış olması ve dış yüzeyinin rengarenk olması. 250 adet ağaçla terasları
yeşillendirilmiş olan bina, her yönüyle ilginç. Binada toplam 52 adet daire ve 4 adet dükkân var.
Spor
84
Özgür bir ruh, çılgın bir hobi, her seferinde kendi sınırlarınızı
zorlamak, kendinizi zinde mi hissetmek istiyorsunuz. İşte size bu
özellikleri bir arada bulabileceğiniz gerek rekreatif, gerekse lisanslı
sporcu olma şansı tanıyan bir sualtı branşı: Serbest DalışSerbest Dalış
Büyüleyici derinlikleriBüyüleyici derinlikleri
keşfedinkeşfedin
85
İnsanın inanılması güç derinliklere
nefesini tutarak daldığı serbest dalış
sporunun tarihi çok eskilere dayanır.
Sualtı avcılığı ile insanların geçimini
sürdürmeleri amacıyla başlayan bu
spor sualtı avcılığının çok ötesine
geçip günümüzde limitlerini keşfetmek
isteyen bir grup serbest dalıcı
tarafından ayrı bir boyut kazanmıştır.
Bu sporun ilginç doğası adrenalin
peşinde maceracı gençlerle, bilim
adamlarını aynı anda dehşete düşürmek
gibi diğer sporların sahip olmadığı bir
ayrıcalığa sahiptir. Sualtında sınırlarını
zorlayan ve bu olağanüstü derinliklere
inmeyi başaran dalgıçlar, aynı balina ve
yunuslarda gerçekleşen, basınç altında vücudun
çökmesini engelleyen eşsiz bazı adaptasyonları yaşıyorlar.
Bu nedenle rekortmen serbest dalıcılar yalnızca çok yetenekli
sporcular değil, kendi içlerinde ayrı bir tür gibidirler. Dünya rekorları
resmi olarak 1949 yılında başlamıştır, o zamandan bu yana ancak
parmakla sayılabilecek sayıda erkek ve bayan sporcu rekorların
seçkin kitabına isimlerini yazdırmayı başardılar. İnsan tarihinin
gördüğü ilk rekor 30 metre iken, bundan 52 yıl sonra şu an rekorlar
150 metre gibi bir derinliğe ulaşmış durumdadır.
Türkiye’de bir dünya rekortmeni
Benim için hayat ilk nefes aldığımda değil, ilk nefes tuttuğumda
başladı diyen profesyonel serbest dalgıç Şahika Ercümen 2013
itibarıyla serbest dalış alanında 4 adet resmi dünya rekoru sahibidir.
Dünya rekorlarının yanı sıra 1998’den beri katıldığı yüzme ve sualtı
sporları müsabakalarında ulusal ve uluslararası 100’ün üzerinde
madalya, çeşitli özel ödüller, kupalar, birçok Türkiye Rekoru elde
etmiştir.
“Tüm zorluklara rağmen, gerçekten istediğinizde, sonuna kadar
inandığınızda ve bunun için tüm gücünüz, kalbiniz ile çalıştığınızda
önünüzde hiçbir zorluk duramaz” diyen Ercümen en son ‘paletsiz,
ip destekli serbest dalış’ kategorisinde 2 dakika 51 saniyede, 72
metreye dalarak yeni bir dünya rekoru kırdı.
Sağlık
86
Yapılan araştırmalara göre iklim ve sıcaklık değişimleri,
dünyamızın fiziki özelliklerini ve içinde barındırdığı tüm
canlıların yaşamlarını ve hayat döngülerini etkilemektedir.
Biz insanlarda, iklimin ilk etkileri gözle fark edilebilecek
niteliktedir.
Uzman Psikolog
Ramazan KURUÇAY
info@ramazankurucay.com
87
Soğuk bir iklimin hakim olduğu noktalarda giyim, ten rengi,
konut yapıları, eğlence ve kültür alanları gibi olgular, sıcak
iklimin hakim olduğu alanlara nazaran daha nitelik ve nicelik
olarak gözle görülebilir bir değişiklik içindedir. İnsanın yapısı
gereği gözle görünür değişimleri dikkate aldığını ve somut
olaylara inanmaya daha meyilli olduğunu söylememiz
mümkündür. Çünkü insanoğlu yaşamın başladığı andan bugüne
kadar olayları neden sonuç ilişkisi üzerinde analiz ederek
durumu yorumlayabilmiştir. Çoğu insan bu yüzden, davranış
ve düşünce ile doğrudan ilgili olmayan hava olayları ve iklimin
insanın düşünce ve davranış süreçlerini etkilediği gerçeğini
kabul etmekte zorlanmaktadır.
Dünya üzerinde yapılan araştırmalar incelendiğinde,
hava olayları ve iklimin insanların davranışlarını ve duygu
durumlarını etkilediği gerçeğine farklı coğrafyalardaki bilim
kurullarının benzer açıklamalar yaptığını görmek mümkündür.
Örneğin Kuzey Avrupa ülkelerinden Danimarka, İsveç, Norveç’
te yaşayan insanların daha sık depresyon atakları geçirdikleri
bilinmektedir. Bu ülkelerde depresyon sonucu intiharlara sıklıkla
rastlanmaktadır. En belirgin nedenler incelendiğinde, bölgenin
aylarca güneşi direkt olarak görmemesi, havaların genellikle
bulutlu olmasının insanların mutsuz olmalarına neden olduğunu
düşündürmektedir.
Beyin kimyasını inceleyen uzmanlar, güneş ışınlarının vücutta
melatonin adı verilen hormonu salgılattığını, yeterli miktarda
güneş ışığından faydalanmayan bireylerin enerjisinin azalarak
içe kapandıklarını aktarmışlardır. Bunu yanında seratonin adı
verilen ve popüler adıyla mutluluk hormonu olarak ifade edilen
bir diğer hormonumuzda hava koşullarının değişimiyle beraber
farklı düzeyde salgılanmaya başlamakta bu da kişinin depresif
duygular hissetmesini tetikleyebilmektedir. Uzmanlara göre
kuzey ülkelerinde bu içe kapanışın bir sonucu olarak intihar
ve depresyonlar daha sık görülebilmektedir. Yine bu konuda
birçok araştırması bulunan Norman E. Rosenthal, İnsanların
bir bölümünün ilkbahar ve yaz aylarında kendilerini daha iyi
hissettikleri, kısa ve soğuk kış günlerinde ise daha az enerjik,
karamsar ve daha az sosyal olduklarına değinmiştir.
Günümüz Türkiye’sinde hızlı sanayileşme süreci ile birlikte,
ofis ortamında çalışan bireylerin sayısının artışı mevsimsel
geçiş ve hakim iklimin, özellikle ofis içi çalışanlarının bazı
önlemler alması gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır. Eğer
bu dönemlerde kendinizi üzgün ve boş hisseme, ilgilerinizde
azalma, daha öncesinde keyif aldığınız iş ve uğraşlardan
zevk alamama, uykusuzluk veya aşırı uyuma, nedensiz kilo
alma veya kaybetme, yersiz aşırı hareketlilik veya uyuşukluk,
sürekli nedensiz yorgunluk, enerji kaybı, değersizlik, suçluluk
duygusu, düşünme ve konsantre olma yetisinin azalması
ilgili şikayetleriniz arttıysa önerilerimizi dikkatle not almanız
ruh sağlığınız için faydalı olacaktır. Gün ışığının ve hava
sıcaklıklarının gitgide azaldığı şu günlerde vücudumuzun bu
değişikliklere daha rahat ayak uydurabilmesinin sağlanması için
kolaylıkla alınabilecek önlemler;
• Bu dönemde vücudumuz biyolojik ve psikolojik bir
ritme adapte olmaya çalıştığından mümkün olduğunca
vücudumuzun ihtiyaçlarına karşılık vermeliyiz.
• Vücudun biyolojik ritmini düzenlemenin birinci yolu uykudur.
Erken bir saatte yatıp, erken saatte kalkmak, bölünmemiş
bir uykuyu, kaliteli ve düzenli uyumak yorgunluğa bağlı stresi
oldukça azaltacaktır.
• Yine stresle ilgili olarak sigara, alkol ve kafeinden (kahve,
çay) mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.
• Doğru beslenmeye dikkat edilerek vitamin ve mineral
yönünden zengin yiyecekler tüketilmelidir.
• Havaların soğumasıyla su ihtiyacının azaldığı
düşünülmemelidir. Ofis ortamında çalışan birçok birey gibi
su içmeyi unutanlardansanız çalışma masanıza bir su şişesi
veya suyu size hatırlatacak bir obje koyabilirsiniz.
• Ofis gibi kapalı bir mekanda çalışılıyorsa ortamın temiz
olduğundan ve iyi havalandırıldığından emin olunmalıdır.
Havalandırma imkanının sağlıklı olmadığı alanlarda sizin
belirleyeceğiniz küçük molalarla ortamın dışına çıkarak temiz
hava almanız faydalı olacaktır.
• Ayrıca düzenli egzersiz yapmak da mutluluk ile ilgili
hormonların salgılanmasını sağlayarak sizi daha zinde ve
psikolojik anlamda daha sağlıklı kılacaktır.
• Güneşin bizlere gülümsediği günlerde bu fırsatı yakalayıp
ondan faydalanmak, güneşli gnlerde açık hava yürüyüşleri
yapmak mevsimsel depresyondan korunmanıza önemli
ölçüde katkı sağlayacaktır.
• Özellikle yakınımızda mutsuzluklarındansa, mutluluklarından
bahsetmeye özen gösteren bireylerle vakit geçirmeye gayret
etmeli ve mutsuzluğun bulaşıcı etkisinden de bu şekilde
korunmaya çalışmalısınız.
Tüm bu yollar yetersiz kaldığında ise mutsuzluğunuz ile
savaşabilme gücünüzle birlikte bir uzmandan psikolojik yardım
almanız daha güvenli ve sağlıklı günler yaşamanız adına yarar
sağlayacaktır.
1. (y-z)=?
(y-a) (y-b) (y-c)……..(y-z)=?
5. Ördek
Bir gölde;
2 ördeğin önünde 2 ördek var.
2 ördeğin arkasında 2 ördek var
2 ördeğin yanında 2 ördek var.
En az kaç ördek var?
4. Yarış
Ali ile Ahmet bir yarış yapmaya karar verirler.
Havuzda 13 top var ve sırayla topları havuzdan
çıkaracaklar. Her dalışta 1,2 veya 3 top alma
şansları var. Topları en son alan yarışmacı
kazanacaktır. Yarışa önce Ali başlar. Sizce yarışı
kazanmak için Ali ne yapmalıdır?
Eglenceli zeka soruları
1.(y-z)=0
Sonuç0.Çünkübütünfaktörler(y-y)faktörüyle
çarpıldığındasonuç0olur.
2.1)(2+2)*[2+(1/2)]=10
2)2*2*2+2/1=10
3)12-[(2+2)/2]=10
3.1003-103=3
4.EğerAlihavuzda4topbırakmayıbaşarırsa
yarışıkazanır.Bunusağlamasıiçinbirönceki
adımda8,ondanöncekiadımdada12topun
havuzdakalmasınısağlamalıdır.Bunuilkdalış-
dasadecebirtopalarakbaşarabilir.
5.4
(
3. Eşitlik
Sadece bir rakamın yerini
değiştirerek aşağıdaki eşitliğin
doğru olmasını sağlayabilir misin?
1003 – 103 = 3
2. Dört işlem
1,2,2,2,2 (1 ve 4 tane 2) rakamlarıyla, dört işlemi (+) (-) (x) (/)
kullanarak 10 sayısını elde edebilir misin?
(y-z) =
=
1111
SAYI
KASIM 2014
MECHANICDERGİSİwww.mechanic.com.trKasım2014•Sayı:11
SÜLEYMAN–FATMA AKIMSÜLEYMAN–FATMA AKIM
MÜHENDİSLİKTE
BİR ADIM İLERİ
2015’DE İSTANBULDA2015’DE İSTANBULDA
ASHRAE GENİŞ
BÖLGE KONFERANSI
VİYANAVİYANA
VALS, ŞİNİTZEL
PASTA ŞEHRİ
KEŞFEDİNKEŞFEDİN
BÜYÜLEYİCİ
DERİNLİKLERİ

Mechanic 11. Sayı

  • 1.
    1111 SAYI KASIM 2014 MECHANICDERGİSİwww.mechanic.com.trKasım2014•Sayı:11 SÜLEYMAN–FATMA AKIMSÜLEYMAN–FATMAAKIM MÜHENDİSLİKTE BİR ADIM İLERİ 2015’DE İSTANBULDA2015’DE İSTANBULDA ASHRAE GENİŞ BÖLGE KONFERANSI VİYANAVİYANA VALS, ŞİNİTZEL PASTA ŞEHRİ KEŞFEDİNKEŞFEDİN BÜYÜLEYİCİ DERİNLİKLERİ
  • 5.
    3 Başyazı başyazı Değerli okuyucularımız, Genel YayınYönetmeni Makina Mühendisi 28 Ekimde Karaman Ermenek’te meydana gelen maden kazasında 18 işçimiz su basması sonucunda madende mahsur kalmıştır. Kurtarma çalışmalarının devam ettiği bugünlerde işçilerimizin sağ salim ailelerine kavuşması için içtenlikle dua ediyoruz. İş kazalarının minimuma indirilebilmesi ve aynı üzüntüleri tekrar yaşamamak için, dergimizde de sıklıkla değindiğimiz iş güvenliği konusunda gerekli önlemlerin alınması için başta çalışanlara, işverenlere ve kontrolörlere üzerine düşen sorumlulukları ertelememeleri için ricada bulunuyoruz. Havaların iyice soğumaya başladığı, sene sonu yoğunluğunun yaklaştığı Kasım sayısında, yine oldukça dolu, bilgilendirici bir sayı ile karşınızdayız. Bu ay, sektöre yön verenlerde iş hayatında bütünleşmiş bir başarı yakalayan Süleyman ve Fatma Akım’a konuk olduk. Bize yaşamları ile bütünleşmiş işlerinden, felsefelerinden, dünyaya bakışlarından ve mesleki sorunlardan, çözümlerden, önerilerinden bahsettiler. Bina hizmetleri, su arıtma ve tesis şebeke tesisat sistemleri de dahil olmak üzere pek çok tesisat sisteminde, boruları birleştirmek ve bir tesisat sisteminde gelecekte değişiklik veya bakım yapılması gerektiğinde boru kesitlerinin birleştirilmesini ve ayrılmasını sağlamak amacıyla kullanılan ürünleri mercek altına aldık. Victaulic ürün mühendisi Andy Carter’dan Mekanik yiv açma ve flanşlamayı karşılaştırmasını istedik. Projelerinizde ürün seçimi yaparken sıklıkla gezindiğiniz ürün sayfalarımızda kasa ve izolasyon yapısı soğuk hava depolarında kullanılmaya uygun çevre dostu, dayanıklılığı ve daha az elektrik harcaması ile tasarruf yapmanızı sağlayan LED aydınlatmalara değindik. Mechanic Dergisi Kasım sayımızda bir yandan sektör ve yeni ürün haberlerine göz atarken bunalmaya başladığınız anda Vals, şinitzel ve pasta şehri Viyana’ya yolculuğa çıkabilir, büyüleyici derinlikleri keşfedebilir, iklimin duygu ve davranışlarınızı nasıl etkilediğine şaşırabilir, soğuk havalarda da içinizdeki miskinliği atmak dışarı çıkmak istediğinizde size yol gösterecek hayata dair sayfalarımızda konser, sinema, kitap etkinliklerine göz atabilir, eğlenceli zeka soruları ile tebessüm edebilirsiniz. Sizin için hazırladığımız yeni sayımızı keyifle okumanızı diliyor, dergimizde emeği geçen herkese ve tüm okurlarımıza teşekkür ediyor, bir daha ki sayımızda tekrar görüşmeyi diliyoruz.
  • 6.
    18 içindekiler 4 06 ASHRAE ‘ninGeniş Bölge Konferansı 2015’de İstanbul’da yapılacak 08 Dünya devi Mitsubischi Electric Türkiye’de hızla büyüyor 10 Bakü’nün en büyük alışveriş merkezine Anel imzası 12 Bosch partner program ile dört dörtlük bir dönem başladı 14 Ulus yapı lansmanı İstanbul Boğazı’nda gerçekleşti 16 Üntes Almanya’da Chillventa Fuarı’nda MECHANIC Yıl: 1 Sayı: 11 DEKOMEDYA A.Ş ADINA İmtiyaz Sahibi EVREN DEMİRCİ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Genel Yayın Yönetmeni EVREN DEMİRCİ Teknik Danışmanlar CEVAT TANRIÖVER, ZÜHTÜ FERAH Yayın Danışmanı EMİNE BANKOĞLU Yeşil Bina Danışmanı CEMİL YAMAN Leed Faculty, Breeam Assesor Genel Koordinatör ÖZGÜR PARLAK Yayın Koordinatörü ASUMAN DEMİRCİ Yayın ve Web Editörü HAKAN ARSLAN hakan@dekomedya.com Görsel Yönetmen ÖZGÜ URAL Reklam Müdürü SELÇUK BENLİ selcuk@dekomedya.com Müşteri İlişkileri İREM KALENDER irem@dekomedya.com Katkıda Bulunanlar SELCEN PARLAK, GENCAY TATLIDAMAK, EVREN UYGUR, ONUR ŞAHİN, EMRE ÖZMEN, SMMM HASAN KARAGÖZ, AV.MURAT BİLİR, SERDAR AYDIN, ÖZLEM YASMUT Yönetim Yeri Deko Medya A.Ş. Vişnezade Mah. Prof. Dr. Alaattin Yavaşça Sok. Efe Apt. No:6 D:4 Akaretler 34353 Beşiktaş / İSTANBUL Tel: (0212) 327 50 40 Faks:(0212) 327 50 20 www.mechanic.com.tr info@mechanic.com.tr Yayın Türü Yaygın Süreli Baskı - Cilt Fabrika Basım Tic. Ltd. Şti. İnönü Cd. No:74/A Mahmutbey-Bağcılar-İstanbul Tel: 0212 294 38 00 Dağıtım Etkin Dağıtım ve Nak. Oto Kir. Hiz. Paz. Tic. Ltd. Şti Eski Büyükdere cd. Yamaç sk. No.1 4. Levent – İstanbul Tel: 0212 282 40 04 Mechanic Dergisi aylık olarak yayımlanan bedelsiz süreli bir yayın organıdır. Mechanic Dergisi, basın-meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Dergide yer alan yazı ve fotoğraflar kaynak gösterilerek kullanılabilir. 10 18 Mekanik tesisat mimari düşünerek tasarlanmalıdır 24 Çamlıca Mesa Projesi’nde Buderus tercih edildi 26 Prestijli projelerde Vizyon Mekanik imzası 28 Vaillant Group Türkiye yöneticilerine yeni liderlik stilleri eğitimi 30 Kuzey Irak’ta yapılan dev projede Samsung Teknoklima imzası 32 Remeha; Res Enerji ile birlikte Türkiye pazarındaki yerini sağlamlaştırıyor 34 Demirdöküm ailesi piknikte buluştu 36 Ebitt yeni adresinde 39 Danfoss teknoloji üssü Türk mühendis ve iş adamlarını büyüledi 40 Wilo 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda 1.200’den fazla fotoğraf yarıştı
  • 7.
    5 58 82 84 86 42 AFS, 1.FidanDikim Şenliği’ni gerçekleştirdi 44 CLINT CWW TTY serisi manyetik yataklı santrifüj kompresörlü soğutma grupları 46 Ferroli Isı Pompası sistemleri ile hem enerji tasarrufu yapın, hem de çevreye zarar vermeyin 48 Bosch çift külhanlı kazanlar 50 Soğuk hava depolarında LED aydınlatmanın önemi 52 Form’dan çevre dostu çözümler 54 Panasonic ısı pompaları 56 TORK GA 21 alüminyum gövdeli ex-proof gaz alarm cihazı 58 Ayvaz ATEX sertifikalı ex-proof (alev sızdırmaz) ürünler 62 Boru birleştirme teknikleri mercek altında 70 York YWA Absorption Chiller 74 Airplus yeni ürünleri ile 2015’e damga vuracak 78 Hayata dair 82 Vals, şinitzel ve pasta şehri: Viyana 84 Büyüleyici derinlikleri keşfedin 86 İklim insanların duygu ve davranışlarını nasıl etkiler 88 Eğlenceli zeka soruları 24 REKLAMDİZİNİREKLAMDIZINI A.K.İ. AIRONN 13 AIRPLUS 77 ALTERM 59 ARI YANGIN 61 ATLAS 26-28-54-56 CVS AIR 71 CİVA 11 DAF ENERJİ 51 DAİKİN 47 DARHAN 25 DEKO GROUP 65 DEVİNİM 2 DUYAR A.K. EBITT 67 EMO-SCHAKO 17 FETAŞ 27 FRAENKISCHE 57 GE-Tİ 39 GIACOMINI - UNIVAL 33 INVENT-TR 49 IŞIK ENDÜSTRİYEL-FRESE 9 IMI HYDRONICS 45 KLİMATEKNİK 29 LOWARA 35 MAS-DAF 31 MITSUBISHI ELECTRIC 37 PREIS - AYDIN GROUP 79 PROKONTROL 75 REHAU Ö.K.İ - 1 RES 43 SONDEX - TANPERA 53 TEKNOGEN 69 TEKNOKLİMA 73 THERMAFLEX 7 ÜÇAY MÜHENDİSLİK 55 ÜNTES 41 VENTAS 63 VICTAULIC 15 VİZYON MEKANİK
  • 8.
    Haberler 6 ASHRAE’ yi oluşturanbölgeler içerisinde yer alan chapter ve sectionlar, her yıl düzenli olarak bir araya gelerek, teknik oturumlardan yönetimsel toplantılara kadar bir dizi etkinliği, sosyal aktivitelerle de birleştirerek, gerçekleştirmektedirler. Chapters Regional Conference (CRC) adıyla anılan bu etkinlikler ASHRAE’yi oluşturan 14 bölgede yapılmaktadır. 24 CHAPTER ve 5 sectiondan oluşan yapısıyla 53,000+ ASHRAE üyesinin yaklaşık %10’luk kısmını bünyesinde barındıran ve en büyük bölge ünvanına sahip, Region At Larga (RAL) adıyla anılan, Geniş Bölge’nin 2014 CRC etkinliği İspanya’nın ev sahipliğinde 19-21 Eylül tarihleri arasında Madrid’de yapıldı. Bölge XIII ile birlikte Amerika kıtası dışında yer alan 2 bölgeden biri olan RAL’ın yapmış olduğu CRC’lerin en önemli özelliği, bu etkinliğe başta mevcut ASHRAE Başkanı olmak üzere pek çok üst düzey görevlinin de katılmasıdır. Bu yıl da aynı şekilde, ASHRAE Başkanı Thomas Phonex, Başkan Yardımcılarından Darryl Boyce, X. Bölge Başkanı Karine Leblane, Yayın ve Eğitim Konseyi Direktörü Stephen Comstock RAL-CRC’nin katılımcıları arasındaydı. Açılış konuşmaları; İspanyol hükümet yetkilileri, ASHRAE Başkanı, RAL Başkanı ve CRC Genel Başkanı tarafından yapılan konferansın teknik oturumları, toplantının teması olarak seçilen, bina renovasyonu ve sürdürülebilirlik konusu üzerineydi. Her biri 30 dakika süren konferanslarda, akademisyen, uzman mühendis ve müşavirlerden oluşan 9 konuşmacı, bina renovasyonlarının yüksek verimlilikte ve sürdürülebilir olması için gerekli tasarım prosesleri ve sistemleri üzerine görüş ve önerilerini sundular. İlk gün, konferans teması olan konunun Avrupa özelindeki mevcut durumu akademisyen, uzman mühendis ve müşavirlerden oluşan 5 kişi tarafından bir panelde tartışılarak son buldu. 2. gün; üye ilişkileri, araştırma- geliştirme, teknoloji transferi gibi çeşitli komiteler chapterlardan gelen üyelere eğitim çalışmaları yaptırırken, chapter delegelerinden oluşan yürütme kurulu da sonraki dönemde, gerek RAL içinde gerekse Amerika’daki merkezde RAL adına görev alacak çeşitli konumlar için, aday belirleme ve ASHRAE yönetmeliği ile ilgili değişiklik önerileri üzerine çalışma yaptı. Ancak bu çalışmalar öncesinde Türkiye açısından önemli bir gelişme yaşandı. 2015 yılında yapılacak RAL-CRC için yer belirleme çalışması yapan komite, aday ülke temsilcilerini toplantıya çağırdı. Türkiye’nin önerdiği İstanbul’un yanı sıra Kahire, Beyrut, Belgrad, Abu-Dabi şehirleri de adaylar arasındaydı. Komite görüşmeler sonunda, İstanbul ve Belgrad dışındaki şehirleri elediğini duyurarak, 2015 RAL-CRC’e ev sahipliği yapacak ülkenin bir gün sonra yapılacak ödül töreni sonrasında ilan edileceğini bildirdi. Bugünün bir diğer faaliyeti de, ASHRAE Başkanı Thomas Phonex tarafından yapılan ve vizyonunu tanıttığı sunumdu. 3. ve son gün; öğrenci faaliyetleri, hükümetlerle ilişkiler gibi konularda çalışan komiteler yine chapterlardan gelen üyelere eğitim verirlerken, yürütme kurulunu oluşturan delegeler de adayları ve diğer yönetmelik değişiklik önerilerini oyladılar. Öğle yemeği sonrasında düzenlenen törenle de değişik kişi ve kuruluşlara ödülleri verildi. Bu tören biterken ise, RAL Başkanı Farooq Mehboob tarafından 2015 yılındaki RAL- CRC’nin İstanbul’da yapılacağı açıklandı. ASHRAE’nin Geniş Bölge Konferansı 2015’de İstanbul’da yapılacak
  • 10.
    Haberler 8 Mitsubishi Electric, Türkiye’ningenç nüfusuna ve hızlı büyüme potansiyeline inanıyor. DÜNYA genelinde 120 binden fazla çalışanı ile 42 ülkede faaliyet gösteren, 37 milyar doların üzerinde konsolide net satışa sahip dünya devi Mitsubishi Electric, öncelikli pazar olarak gördüğü Türkiye’de hızla büyüyor. 2012 yılı sonunda Türkiye operasyonunu kuran Mitsubishi Electric, Marmaray projesinde ve Türksat 4A uydusunda kullanılan teknolojisiyle dikkat çekiyor. Genç bir nüfusa sahip Türkiye’de endüstrinin hızla büyüyeceğine ve bu noktada fabrika otomasyonuna ve enerji verimli teknolojilere olan ihtiyacın artacağına inanan Mitsubishi Electric, bu zorlu göreve adres olarak kendi teknolojisini gösteriyor. Mitsubishi Electric Türkiye 270 milyon TL ciro hedefliyor Çığır açan teknolojiler ve ürünler geliştiren Mitsubishi Electric; bugüne kadar dünyanın en büyük ve en uzun LED ekranına*, dünyanın ilk spiral yürüyen merdivenine*, dünyanın en hızlı asansörlerine*, dünyanın ilk ticari uçuş sırasında internet hizmeti sağlayan anten teknolojisine* ve çok daha fazlasına imza attı. Şimdi ise tüm dünyada kullanılan ve yüksek kaliteye sahip ürünleri ve teknolojisi ile Türkiye ekonomisine katkı sağlamak için çalışıyor. Fabrika otomasyon sistemleri, klima ve iklimlendirmenin satış ve satış sonrası hizmetlerini veren Mitsubishi Electric Türkiye; ayrıca iletişim uyduları, asansör, güç kaynakları ve ulaştırma bağlantılı altyapı işlerine de destek veriyor. Kurulduğu günden bu yana hızlı bir büyüme gösteren Mitsubishi Electric Türkiye, 2015 mali yılında 12 milyar Yen, yani yaklaşık 270 milyon Türk Lirası ciro hedefliyor. (1 Nisan 2014 – 31 Mart 2015 döneminde) Mitsubishi Electric Türkiye büyüdükçe sağladığı istihdam da artacak 2012 yılı sonunda Türkiye operasyonunu kurduktan kısa bir süre sonra fabrika otomasyonu alanındaki distribütörü Genel Teknik Sistemler (GTS) ile birleşen ve 2014’te 10 yılı aşkın süredir Türkiye’de klima distribütörü olan KlimaPlus’ı satın alan Mitsubishi Electric Türkiye’nin Başkanı Masahiro Fujisawa, “Geçtiğimiz yıl faaliyetlerimizi büyük ölçüde genişleterek güçlü bir büyüme sağladık. Hızla gelişen Türk endüstrisinin ileri teknoloji ile donatılmış fabrika otomasyonuna ve enerji verimli teknolojilere olan ihtiyacının artacağına inanıyoruz ve bu zorlu göreve adres olarak kendi teknolojimizi gösteriyoruz. Mitsubishi Electric Türkiye olarak, fabrika otomasyonu ve iklimlendirme sektörlerindeki faaliyetlerimizin yanı sıra iletişim uyduları, asansör, güç kaynakları ve ulaştırma bağlantılı altyapı işlerine de destek veriyoruz. Türkiye’de özellikle Marmaray’da ve Türksat 4A uydusunda kullanılan teknolojimiz ile tanınıyoruz. Bu projelere ek olarak pek çok farklı sektördeki fabrika otomasyonu faaliyetlerimiz, çok sayıda prestijli yapıda tercih edilen iklimlendirme sistemlerimiz ve asansörlerimiz de dikkat çekiyor. Tüm bu gelişmelerin ışığında 2015 mali yılında 12 milyar Yen, yani yaklaşık 270 milyon Türk Lirası ciro hedefliyoruz (1 Nisan 2014 – 31 Mart 2015 dönemi). Türkiye’deki faaliyetlerimizi genişlettikçe ve markamızın varlığına güç kattıkça sağladığımız istihdamın da artacağına inanıyoruz.” diye konuştu. Çevre bilinci artmış toplum hedefi Tüm bu üstün teknolojileri geliştirirken çevreye duyarlı bir yaklaşım içinde olduklarını vurgulayan Masahiro Fujisawa, “2007’de Mitsubishi Electric’in aynı zamanda 100. yıldönümü olan 2021 yılına denk gelen uzun dönemli çevresel yönetim vizyonumuz “Çevre Vizyonu 2021”i oluşturduk. Bu vizyon çerçevesinde; çevresel duyarlılığı teşvik etmek, düşük karbon salımı ve geri dönüşüm konularındaki bilinci artmış bir toplum yaratmak en temel hedeflerimiz arasında yer alıyor.” şeklinde konuştu. “Türkiye’ye değer katmak için çalışıyoruz” Mitsubishi Electric’in felsefesinin teknoloji ile toplumu zenginleştirmek olduğunu ifade eden Fujisawa, “Türkiye’de de yine bu felsefeyi takip edeceğiz. Mitsubishi Electric olarak Türkiye’de olmak, bizim için çok büyük bir fırsat ve bizi heyecanlandırıyor. Türkiye’ye değer katmak için çalışıyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı. Dünya devi Mitsubishi Electric Türkiye’de hızla büyüyor
  • 12.
    Haberler 10 Değer yaratma vebu değerleri paylaşarak birlikte yaşatma prensibi ile Türkiye’de ve dünyada öncü projelere imza atan Anel Grup, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün en büyük alışveriş merkezinin elektrik ve mekanik işlerini yürütüyor. 2013 yılında da Bakü Olimpiyat Stadyumu’nun elektrik ve mekanik işlerini üstlenen, Anel Grup bünyesindeki mühendislik şirketi Anel Elektrik, Ganjlik Mall alışveriş merkezinin elektrik ve mekanik işleri için sözleşme imzaladı. ÇEVRESEL, sosyal ve ekonomik açıdan sürdürülebilir bir dünya için mühendislik ve teknoloji gücünü, stratejik becerileri ile birleştiren, 2013 yılında Bakü Olimpiyat Stadyumu’nun elektrik ve mekanik işlerini üstlenen ve Ganjlik Mall ile Bakü’deki başarısını tescilleyen Anel Elektrik, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de inşa edilen ve 2015 yılı Eylül ayında tamamlanması hedeflenen Ganjlik Mall Projesi’nin elektrik ve mekanik işleri için sözleşme imzaladı. Bakü’nün en gelişmiş ve en büyük alışveriş merkezi Uluslararası standartlarda mega projelere imza atan Anel Grup, Ganjlik Mall ile fark yaratmaya devam ediyor. Yaratıcı mimarisi ile dikkat çekmesi beklenen Ganjlik Mall, 120 bin m2 alan üzerinde, 11 bin kW mekanik kapasitesi, 12 bin 500 kW elektrik kapasitesi ile Bakü’nün en gelişmiş ve büyük alışveriş merkezi olacak. Projenin detaylarına ilişkin görüş bildiren Mekanik - Elektrik Proje Yöneticisi Hasan Fatih Pamukçu: “Ganjlik metro durağı ile direk bağlantı, 7 adet sinema salonu, bowling salonu gibi özel eğlence mekanlarının yanı sıra, şehri seyrederken dinlenebileceğiniz açık ve kapalı kafeteryaları ve alışveriş için iki farklı Mall seçeneği ile ziyaretçilerin uğrak yeri olacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu. Bakü’nün en büyük alışveriş merkezineBakü’nün en büyük alışveriş merkezine Anel imzasıAnel imzası Bakü’deki birçok projeye öncü olması hedefleniyor 2014 yılının Haziran ayında yapımına başlanan alışveriş merkezinin Bakü’de gerçekleşecek bir çok projeye de öncü olması hedefleniyor. Daha önce Bakü’de birçok başarılı işe imza atan Anel Grup, her projesinde olduğu gibi bu projesiyle de fark yaratacak. Başladığı her işi takım çalışması ile güvenilir bir şekilde tamamlayan, müşteri memnuniyetini birinci sırada değerlendiren Anel Grup, başarısını iş ortakları, yatırımcı ortakları ve çalışanlarının mutluluğu ile doğru orantılı olarak artırmayı hedefliyor.
  • 14.
    Haberler 12 Bosch Isı Sistemleri,iş ortaklarına birçok avantaj sunduğu projesi Bosch Partner Programı hayata geçirdi. Bosch Partner Program “Dört Dörtlük Ortaklık, Dört Dörtlük Kazanç” konseptiyle iş ortaklarıyla arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi ve ortak kazanımları arttırmayı hedefliyor. Bosch Isı Sistemleri, aynı zamanda bu programla müşteri memnuniyetini arttırmak amacıyla tüm iş ortaklarını geliştirmeyi amaçlıyor. SUNDUĞU birçok yenilik sayesinde iş ortaklarına satış ve montaj yaptıkça puan kazandıran Bosch Partner Program, bu puanlarla zengin ödül kataloğundan çeşitli hediyeler talep edebilecekleri avantajlarla dolu bir dünyanın kapılarını aralıyor. Sektördeki en iddialı program olarak ortaya çıkan Bosch Partner Program, iş partnerlerinin aktif katılımıyla gün geçtikçe zenginleşecek bir içerik ile hayata geçiyor. Bosch Isı Sistemleri, “Dört Dörtlük Ortaklık, Dört Dörtlük Kazanç” konseptiyle program üyelerine, Bosch duvar tipi kombi ve kazan ürünlerinin satış ve montajını gerçekleştirdikçe puan kazandırıyor. Program üyeleri, satış ve montajını gerçekleştirdikleri ürünlerin üzerinde bulunan seri numarasını bildirerek kazandıkları puanlarla Bosch kombi, buzdolabı, televizyon ya da Iphone gibi hediyeler almaya hak kazanıyor. Tüm bu avantajların yanı sıra müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutan Bosch Isı Sistemleri, iş ortaklarının gelişimine de katkıda bulunuyor. Bu sistem ile program üyelerine ücretsiz teknik eğitimler verilirken; Partner Destek Hattı ile her türlü sorularına anında yanıt verecek bir çağrı merkezi ekibi de hizmet veriyor. Bosch Partner Program konseptine katılan ve Bosch partneri olan tüm program üyelerini bol kazançlı günler bekliyor. Bosch Partner Program ile dört dörtlük bir dönem başladı 320.000 m2 alanda kurulu Türkiye’nin en büyük konteyner işletmesi Asyaport’da Mas Pompa kalitesi tercih edildi. Asyaport, Mediterranean Shipping Company (MSC) grubunun liman yatırımları yapan şirketi Global Terminal Limited (GTL) ile Soyuer ailesinin münhasıran konteyner limanı işletmesi amacı ile kurmuş oldukları Asyaport Liman A.Ş. tarafından Barbaros / Tekirdağ’da inşa edilmektedir. 20 metre derinliğe kadar toplam 2000 metre rıhtımı ve yıllık 2,5 milyon TEU’ya varacak kapasitesi ile dünya ölçeğinde bir liman konumundadır. Asyaport limanında mekanik salmastralı, parçalayıcı ve açık çarklı pis su pompaları ve NFPA’ye uygun olup UL Listeli FM onaylı, bir asıl bir yedek dizel tahrikli yangın pompası kullanılmıştır. Her pompa için ayaklı tip, sesli-ışıklı uyarı sistemi ve otomatik test sistemine sahip UL-FM li pano bulunmaktadır. Türkiye’nin en büyük konteyner işletmesi Asyaport Mas Pompa’yı tercih ettiAsyaport Mas Pompa’yı tercih etti
  • 16.
    Haberler 14 Ulus Yapı 24Eylül 2014 tarihinde İstanbul Boğazı’nda tekne gezisi ile gerçekleştirdiği lansmanda sektör ile bir araya geldi. Lansmanın içeriği Ulus Yapı’nın uzmanlık alanı olan “Tesisat ve Ekipmanlarda Sismik Koruma” ile Ulus Yapı’nın bir diğer faaliyet alanı olan “Yapılarda Sismik İzolasyon ve Güçlendirme” idi. KOKTEYL ile başlayan tekne gezisinin açılış konuşmasını Ulus Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Eren Kalafat öncelikle davetlilere geceye katıldıkları için teşekkür ettikten sonra gerçekleştirdi. Ulus Yapı’nın kuruluşundan başlayarak Tesisat ve İnşaat uzmanlık alanlarına değinerek ve Ulus Yapı’nın sektöre sunduğu ürünlerin bağımsız akredite laboratuvarlarında test edilmiş ve uluslararası sertifikalara sahip ürünler olduğunu vurgulayarak konuşmasına başladı. Kalafat: “2000 yılından beri deprem mühendisliği alanında faaliyetlerimiz sürüyor. Sunduğumuz hizmetin temeli; yapıların depreme karşı güvenli hale getirilmesi. Ulus Yapı özellikle hastaneler, büyük işletmeler, fabrikalar, alışveriş merkezleri gibi insan yoğunluklu yapıların deprem sonrasında çalışır kalmasını sağlayacak sistemler sunuyor. Bu aslında iki başlıkta ele alınan bir konu. Biri, yapısal deprem güvenliği yani binanın taşıyıcı sisteminin güvenli hale getirilmesi ya da güvenli olarak inşa edilmesi. Diğeri ise yapısal olmayan elemanların ve bileşenlerin deprem karşı korunması. Bunların başında binalardaki ısıtma, soğutma, havalandırma, yangın söndürme, duman tahliye sistemleri, acil enerji sistemleri gibi tesisatlar yer alıyor. Depremde kullanılan bir ürünün gerçek anlamda testi ancak deprem esnasında olmakta. O saatten sonra ürün doğru değilse iş işten geçmiş oluyor. Dolayısıyla her şeyden önce doğru ürünün kullanıldığından emin olunmalı. Yapıların, binaların depreme uygunluğu söz konusu olduğunda en önemli husus, doğru yönetmeliklere uyulması. Kimi zaman yönetmeliklerin yetmediği ya da tam anlamıyla uyarlanabilir olmadığı durumlar da ortaya çıkabiliyor. Ulus Yapı’nın en büyük uzmanlığı işte bu noktada devreye giriyor. Çünkü Ulus Yapı bütün uluslararası ve yerel yönetmeliklere son noktasına kadar hâkim; ayrıca yönetmeliklerin yetmediği veya uyarlanamadığı durumlarda en doğru ve güvenilir çözümleri müşterilerine sunmakta. Bizi bu işi yapan diğer firmalardan ayıran en önemli özelliklerimizin başında uzman mühendis kadromuz geliyor. Çünkü Ulus Yapı takımı olarak gerek yurtiçinde gerek yurtdışında sürekli eğitimlere katılıyoruz ve kendi uzmanlığımızı daha da artırıyoruz. Sonuçta 15 yıldır tek yaptığımız iş bu ve giderek derinleşen bir bilgi birikimine sahibiz. Tesisatların ve ekipmanların sismik koruması konusunda o kadar çok projede yer aldık ki inşaat sektöründen ve akademik camiadan gelen yoğun talepler karşısında yapısal deprem mühendisliği alanında da yer almaya başladık. Edindiğimiz tecrübeler sayesinde Türkiye’nin ilk sismik izolatörlü konut binasını olan Aykent Loft’u inşa ettik ve çok güzel sonuçlar aldık. Dolayısıyla sismik temel izolasyonu konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ulus Yapı, deprem söz konusu olduğunda Ulus Yapı lansmanı İstanbul Boğazı’nda gerçekleşti
  • 18.
    Haberler 1616 Merkezi iklimlendirme sistemlerialanında Türkiye’nin üretim lokomotifi Üntes en yeni ürünleri ile Almanya’da Chillventa 2014 fuarında yerini aldı. 30.000’e yakın ziyaretçinin katıldığı bu fuar Avrupa’nın en önemli HVAC&R ihtisas etkinliklerinden birisi olarak gösteriliyor. ENERJİ verimliliği standartlarının her geçen gün yükseldiği Avrupa iklimlendirme sistemleri pazarında; Türkiye’de üretilen soğutma grupları, havuz nem alma santralleri ve yeni UNFC serisi fan coil cihazlarını sunan Üntes fuarda ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Bu seneki fuar temasının enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik olduğuna dikkat çeken Üntes İhracat Departmanı, fuar konsepti ile Üntes’in vizyonunun “Her 1kw’tan emin olun” sloganı ile üretilen ürünlerin aynı zamanda test merkezlerinde test edilmesi ile örtüştüğünü ve gelecek nesil ürünlerin de test ve araştırma merkezlerinde geliştirilen yen nesil enerji verimli ürünler olacağının altını çizdi. Üntes’in en yeni ürünleri ile 17-20 Kasım tarihlerinde Dubai-BAE’de The Big 5 fuarı ile uluslararası fuarlara devam edeceğini belirten yetkililer, Türkiye iklimlendirme sektörünü tüm uluslararası arenalarda en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceklerinin de mesajını verdi. Üntes Almanya’da Chillventa 2014 Fuarı’nda gerek yapısal gerekse yapısal-olmayan konularda sektöre mükemmel çözümler sağlamaya devam edecek.” diyerek konuşmasını sonlandırdı. Eren Kalafat’ın konuşmasından sonra Ulus Yapı Genel Müdürü Okan Sever’de davetlilere teşekkür ederek konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Ulus Yapı Tesisat ve Ulus Yapı İnşaat olarak iki ayrı grup halinde faaliyet gösteriyoruz. Müşterilerimize güven ve garanti verebilmek adına uzman sertifikalara sahip mühendis ekibimiz ve dünya çapında referanslarımız mevcut. Bugün Şili’den Avustralya’ya, ABD’den Kanada’ya, Afganistan’dan Gana’ya kadar sayısız ülkede ve dünyanın neredeyse tüm kıtalarında Ulus Yapı imzalı projeler yer alıyor. Ulus Yapı Tesisat, binaların deprem sonrasında can güvenliğini ve sistemlerin çalışır halde kalmasını sağlayacak önlemler sunmakta. 25 kişilik dinamik bir ekibimiz var. Ulus Yapı Tesisat A.Ş. sismik koruma, titreşim yalıtımı ve akustik kontrol ile ilgili çalışmalar gerçekleştiriyor. Derin uzmanlık gerektiren bu konularda bizi zirveye taşıyan ekibimize, iş ortaklarımıza, tedarikçilerimize, danışmanlarımıza ve elbette bizi bugün olduğumuz yere getiren tüm müşterilerimize teşekkür ediyorum.” diyerek sözlerini sonlandırdı. Bu bilgilendirici ve keyifli etkinliğine katılınlar arasında Ulus Yapı’nın uzun zamandır temsilciliklerini gerçekleştirdiği Acrefine firmasından Satış Direktörü Jon Simpkin, Gripple firmasından Uluslararası Pazarlama Direktörü Rob Waddell ve Ulus Yapı bünyesine yeni katılan İtalya’nın lider akustik firması Isolmant firmasından Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eugenio Canni Ferrari de yer aldı. Sektörün önde gelenleri ve Ulus Yapı ailesi olarak tüm katılımcılar gece boyu keyifli bir sohbet içerisindeydiler. Kokteyl ile başlayan ve İstanbul Boğazı gezisiyle devam eden etkinlik, akşam yemeğinden sonra sona erdi.
  • 20.
    Söyleşi 18 Akım Mühendislik Firması’naSn. Süleyman Akım ve Sn. Fatma Akım’a misafir olduk. Bize yaşamları ile bütünleşmiş işlerinden, felsefelerinden, dünyaya bakışlarından ve mesleki sorunlardan, çözümlerden, önerilerinden bahse ler. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Süleyman Bey, bize kendinizden bahseder misiniz? Ben 1955 yılında Zonguldak’ta doğdum. Elektrik işleri ile uğraşan, mucit sayılabilecek bir babanın oğlu olmam nedeniyle diğer iki kardeşim ile birlikte elektrik işleri içinde büyüdüm. Tasarımı babama ait çok devirli elektrik motorlarının asansörlerde kullanılması gibi işlerin içindeydim. Üniversiteyi Yıldız Teknik’e bağlı Galatasaray Mühendislik Fakültesi Makine Bölümü’nde okudum. Ağabeylerimden biri kimya diğeri elektrik mühendisi olmuştu. Bu yıllarda müzik eğitimi de aldım. Emin Fındıkoğlu ve Onno Tunç hayatımda önemli iki müzik adamıydı. Bu merakım halen devam ediyor. Mühendislik ile birlikte yürüttüğüm bir uğraş. İş hayatına nasıl başladınız? 1979 yılında Akım Makine Mühendislik ofisini açtım fakat, işler istediğim gibi gitmeyince Osmaneli Habaş tesislerinde iki yıl şantiye mühendisliği görevini üstlendim. Havayı sıvı hale getirilinceye kadar soğutarak oksijen, azot, argon üreten tesisin önce şantiyesinde daha sonra da işletmesinde çalıştım. Bu dönem mühendislik hayatımda termodinamiği yaşayarak öğrenmem açısından çok önemliydi. Sonra, yakın zaman önce kaybettiğimiz Sami Bölükbaşıoğlu ile çalıştım. Riyad Arap Atı yetiştirme projelerinde görev aldım. Bu iş son derece ilginçti. Hayvan sevgim olması nedeniyle keyif aldığımı söylemeliyim. Hayatınızın dönüm noktası olan bir işiniz, bir kişi var mı, neden böyle tanımlarsınız? Evet hayatımın dönüm noktası diyebileceğim, Özbekler Tekkesi yenileme çalışmaları işinde tanıştığım, yanında çalışma imkanı bulduğum mimar Cengiz Bektaş’ı tanıdığım günlerdi. Cengiz Bektaş’ tan insan ve çevresi ile ilişkiler, mimarlık ve yapı sanatı, konularında çok şey öğrendim. Anadolu yapı sanatını, kullanılan malzemeleri tanıdım. Bunlar benim bakış açılarımı değiştirdi. Tesisatın sadece mekanik bir iş olmadığını, insanın sağlıklı bir iç ortamda yaşaması için gereken bir sistem olduğunu ve mimariyi düşünerek mekanik tesisatı tasarlamanın farkını anladım. İnsanların ihtiyaçlarını düşünmeye öncelik vermeye başladım. Bektaş mimarlıktaki görevim tesisat konularında araştırma yapmaktı. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, doğal havalandırma, mikro klima, atık su arıtma ve yeni yapı malzemelerini araştırdım. Mekanik tesisat mimari düşünerek
  • 21.
    Yenilenebilir kaynaklar ileilk tanışmanız nasıl oldu? Hayatımda benim için bir diğer önemli kişi, Niyazi Hatipoğlu’dur. 1984 yılında Bektaş Mimarlık’ta güneş enerjisi araştırmaları yaparken tanıdığım Niyazi Hatipoğlu ısı pompaları, ısı boruları, güneş pilleri, kojenerasyon ve trijenerasyon konusunda bana hocalık etmiştir. Romanya’da eğitim görmüş Almanya’da kendini geliştirmiş TÜV ‘de üst düzey yönetici olarak görev yapmış bir kişiydi. Rüzgar enerjisi konusuna da meraklıydı. Isı pompaları, photovoltaikler konularını onun vasıtasıyla öğrendim. Tuzla Deniz Harp Okulu’nda güneş destekli deniz kaynaklı ısı pompası sistemi üzerinde çalışıyordu. Bende bu konuların içine o tarihlerde girdim. Mesleğinizde insan faktörünün öneminden sık sık bahsediyorsunuz, açıklar mısınız? Niyazi Bey, bir toplantı salonu için çalışırken hava ihtiyacı hesapları çalışmaları sırasında, kendisi bana bir soru sordu. “Hava ihtiyacı hesaplarının çıkış noktası nedir” dedi. “Hesaplamışlar bir şekilde” cevabıma “ciğerlerin kaç litre” sorusunu sordu. “Dakikada kaç defa nefes alıp veriyorsun, psikolojinin etkisi nedir, aktivitenin etkisi nedir, dans mı ediyorsun, dinleyici durumunda mısın, spor mu yapıyorsun işte bunları temel alarak hesap yapmalısın” öğüdünü verdi. Ayrıca ciğerlerimize giren havanın nem oranı ne olursa olsun çıkarken %100 izafi nemde olduğunu söyleyince insanın ortama bıraktığı gizli ısısının da ne anlama geldiğini düşünmeye başladım. Yani insan ihtiyaçlarına cevap verdiğinizi düşünerek davranmak durumundasınız. Havalandırmanın kullanılan eşyalar, boyalar ile de ilgisi vardır. Mobilyalardaki tutkal, uçucu maddeler, kumaşlar, dokumalar, ortamdaki toz, bunlar hava debilerini artıran faktörler. Konunun bir tablodan seçilecek değerler olmadığını düşünmeye başladım. Aynı şekilde bir otel projesini yine Niyazi Hatipoğlu ile birlikte çözüyorduk. Normalde tüm mahallerin hesapları yapılarak cihazları seçilir, ısıtma ve soğutma yükleri toplamı bir diversite faktörü ile çarpılarak kazan ve soğutma grupları boyutlandırılır. Niyazi Bey ile hangi cihazın hangi saat aralığında çalışacağı konusunda, seneyi iki saatlik dilimler halinde incelediğimiz bir çizelge yaptık. Anlık toplam maksimum yüklerini hesaplayarak gerçek kazan ve soğutma grubu kapasitesini belirledik. Bu en efektif seçimi sağlıyor. Şimdi kullandığımız hesap programları bunu veriyor, ancak o dönemde bunu kendimizin yapması gerekiyordu. Programları doğru kullanabilmek için de önce ısı kazancını manuel hesaplamayı öğrenmeli, girişlerin sonucu nasıl etkilediğini bilerek bu çalışmayı yapmalısınız. 19
  • 22.
    Söyleşi 20 Niyazi Bey, temelde düşünmeyeyönlendiren bir mühendisti. Kendisi ile birçok işler yaptık, benim için önemli bir kişiydi. Geçen yıl o da aramızdan ayrıldı, çok özlüyoruz. Siz gerçek bir hümanistsiniz, başka değer verdiğiniz neler sayabilirsiniz? Tabii ki Fatma Hanım’ı sayarım. Hayatımın en önemli kişisidir, çocuklarımın yanı sıra. Bu iş yerimizde birlikte çalışıyoruz. En zor zamanlarımızı birlikte geçirdik ve işlerimizi yoluna koyduk. Uçak mühendisidir ve kendisini mesleğimizde iyi yetiştirmiştir. Hayvan beslemek de benim için çok önemlidir, evde bir papağanımız var, burada kediler, kaplumbağalar, tabi ki doğa ve müzik. Akım Mühendislik Firması’nı kurdunuz... Şimdi bu konuya gelelim. Teknoloji ile aranız nasıldı o yıllar? Ağabeyim Yavuz Akım ile elektrik ve mekanik iki disiplinde projeler çizdiğimiz Akım Mühendislik Firması’nı kurduk. 1988 yılında Autocad R 2.5 ile çizimlere başladık. Bir bilgisayara 22 bin dolar vermiştim. Çıkışları almak ise ayrı bir problemdi. Cengiz Bektaş ile ortak bir plotter almıştık, parası 20 bin dolarlar seviyesindeydi, o zamanlar ciddi yatırımlardı. Bu dönemde elimizde hazır hiçbir döküman olmadığı için ofiste 2 sene boyunca bir bilgisayar mühendisi vitrifiye ve cihaz bloklarını hazırladı. Yenilenebilir kaynaklar ve çevre ile ilgili projelerinizi anlatır mısınız? ’99 yılında 40 villada toprak kaynaklı ısı pompası uygulaması yaptık, halen çalışıyor. Bu projede suda amonyak çıktı, amonyağı uçurmak için bir dere ve şelaleler yaptık, vadi açtık, dere oluşturduk, amonyağı uçurduk. Suyu temizledik. ’97 yılında da Galvano Teknik Sanayi Sitesi’ne Marmara Üniversitesi’nden Prof. Adnan Aydın ile mekanik ile kimya mühendisleri, birlikte çalışarak endüstriyel arıtma tesisi projelendirdik. Atıkların içinde siyanür olması, asidik ve metal talaşı olması çok özel bir projeydi. Aynı hoca ile bir tuğla fabrikasının baca gazı arıtma tesisini kurduk. Ayrıca trijenerasyon tesisinin egzozu da tuğla kurutmada kullanıldıktan sonra aynı baca gazı arıtmaya verilerek yüksek verimli bir sistemin bir parçası oldu. Yağmur suyu ve gri su kullanımını 2007 yılında Çorlu Sirello Evleri’nde uyguladık, sonra Dedeman Otelleri’nde bu çalışmayı yaptık. Yaptığımız projelerde yatırımcı ilk etapta gri su sistemini almak istemese de, borulama maliyetinin çok olmadığını ve altyapının buna göre yapılabileceğini, ileride istenirse gri su arıtma cihazlarını alarak çalışır hale getirebileceğini belirterek sistemi buna göre dizayn ediyoruz. Trabzon’da bir alışveriş merkezinde yağmur suyunu kullanıp free cooling yaptık... Bize en son yaptığınız çalışmalardan örnekler verir misiniz? Bir projenizi anlatır mısınız? Düzce Teknopark Projemizi anlatmak isterim. Düzce Üniversitesi Kampüs’ü içinde Teknopark olarak düşünülen ve hem Valilik hem de Belediye Başkanlığı tarafından desteklenen bir yapı istenmiş. Mimarisini Viyana
  • 23.
    21 Üniversitesi’nde öğretim görevlisiSigrid Brell Çokcan-Barış Çokcan’ın tasarladığı yapıda bildiğimiz bütün enerji etkin özellikleri kullanmaya çalıştık. Düzce Teknopark Projesi etkileyici bir mimariye sahip, özellikleri neler? Bina çift cepheli tasarlanmış, fanus içinde başka bir yapı saklı. Dış cephe tüm binayı sarıyor. İçinde ofisler, alt katlarda data centerlar, laboratuarlar var. Herkesin gidip görmek isteyeceği, turist çekecek bir yapı istenmiş ve sonsuz şeklindeki bu tasarım ortaya çıkmış. Düzce Teknopark Binası’nın iklimlendirmesini nasıl çözdünüz? Taze havayı toprak altında yaptığımız galerilerden geçirip, ön şartlandırılmış havayı iç ortama sağlayarak enerjiden tasarruf ediliyoruz. Özellikle iki kabuk arasında kalan boş kısımdan iklimlendirmede çok yararlandık. Mekanik odamız gezilebilecek ve eğitim verilecek şekilde tasarlandı, karşısında toplantı salonu projelendirildi. Öğrenciler burada tesisatı, sistemleri ve çalışma şartlarını izleme şansı bulacaklar. Binanın enerji ihtiyacını karşılayacak trijenerasyon sisteminde atık ısı kazanları ve absorbsiyon cihazları ile elektrik üretirken, ısıtma ve soğutmayı da sağlayabiliyoruz. Toprak kaynaklı ısı pompası ve Düzce’nin ahşap ürünleri merkezi olması nedeniyle ayrıca biyokütle kazanlar kullandık. En önemlisi, 6m yüksekliğinde 3 m çapında sıcak ve soğuk akümülasyon tankları koyduk. Hangi enerji hangi saatlerde ucuz ise akümülasyon tankında depolayıp binanın enerji ihtiyacını buradan karşılayabiliyoruz. Bir meteoroloji istasyonu kuruyoruz, rüzgar, nem, yağmur ölçen sistemi kuruyoruz. Bu istasyon doğal havalandırmayı da kontrol edecek, sistemleri otomatik olarak çalıştıracak. Gece soğutması nedir? Gündüz kullanılan ofis, AVM gibi yapılarda, gece gündüz sıcaklık farkı fazla olan, nem oranı düşük, kuru karasal iklim bölgelerindeki binaların kütlesinin gece soğutulması çok faydalı. Bu binalar, gece serin havayı kullanıp havalandırılıyor, yapının kütlesi ve eşyalar soğuyor. Gündüz gerekli olan klima ihtiyacını azaltıyor. Yıl boyu önemli ekonomi sağlanıyor. Eskiler bunu çok iyi biliyormuş. Urla’da ki projenizden bahseder misiniz? İnsanların yaşama kültürüne ve ekonomik varsıllıklarına göre talepler artıyor, bu nedenle projenizde hedef kim diye sormalısınız. Urla’daki villa projesi toplam 8 adetlik yapıdan oluşuyor. Günümüzde doğallıktan yana olmak, doğal besleneyim, elektrikten az etkileneyim, doğal yaşayayım eğilimi var. Konfordan vazgeçmeden, sağlıklı yaşamdan da taviz vermeden yaşamak meselesi var. Amacımız yaşayacak insanın mutlu olmasını sağlamak. Bu villalarda yörenin taşı ile sandviç duvar yapılarak, tesisat hava kanalları buradaki boşluktan geçirilerek, ısı pompası kullanılarak, rüzgarın yönüne göre hesaplar yapılarak çözülüyor. Döşemeden serinletme teşkilatı var. Yapılar bahçe ile iç içe, her yer açık, mümkün olduğu kadar klimaya ihtiyaç duymadan sezonu geçirme talebine çözümler üretiyoruz, klima sistemi gerektiğinde kullanılabilir şekilde hazır tutuluyor tabi ki. Isıtmaya gelince, güneş kollektörlerini merkeze koyup oradan güneş destekli kullanma sıcak suyunu elde edip gönderiyoruz. 6 kollektörü ısıtma sezonunda ısıtmaya destek olsun diye kullanıyoruz. Güneş yetmediği zaman kullanmak üzere biyokütle kazanımız var, örneğin çam kozalağı, beslenen hayvan gübresi gibi mevcut olanı kullanmak üzere. Sistemde hava ve su
  • 24.
    Söyleşi 22 kaynaklı ısı pompasımaliyet analizi çalışmalarımız devam ediyor. Buraya çöp kamyonu gelmiyor. Sebze atıklarından solucan gübresi yapılacak, bu tarımda ve peyzajda kullanılacak. Biriken yağmur suyu ile sulama yapılıyor. Projecilerimizin sorunları nelerdir? “TİEP” (Tasarımcılar için eylem planı) TTMD Tasarımcılar Komisyonu adına hazırlamıştı yakın zaman önce kaybettiğimiz değerli dostumuz Baycan Sunaç… Makine mühendisliği eğitimi tesisat mühendisliği eğitimi olmadığı için yeni mezun makine mühendislerini tesisat mühendisi olarak yetiştirmek tasarım ofisleri üzerinde bir yüktür. Gençlerin tesisat ve mekanik tasarım konusunda bilgisi az olduğu için sektöre rağbet az kaliteli elaman sıkıntısı yaşanıyor. Mesleki sorumluluk sigortası konusu yerine oturamadığı için haksız rekabet oluşuyor. Devlet destekleri yurtdışı projeler için geçerli. Yerli tesisat ürünlerinin uluslararası pazarda tanıtımının ancak yerli tasarımcıların yurtdışı projeler yapması ve şartnamelerinde yerli üretimlere yer vermesiyle mümkün olduğunun farkına varılmıştır. Fakat bu duruma yükselebilmek için bilgisayar donanım, yazılım ve eğitim konularında desteklenmesi gerekmektedir. Yatırımcının isteklerinin baştan belli olmaması, revizyon sayısı arttıkça maliyetin artması ve proje kalitesinin düşmesi. Bu nedenle bile Bütünleşik Tasarım yaygınlaşmalıdır. Teknik şartnameler konusu da biz tasarımcıların çözmesi gereken bir konu. TTMD Tasarımcılar Komisyonunda bu şartnameleri hazırlamak için kendi aramızda iş bölümü yapmıştık. Ayrıca tedarikçi ve üreticilerden alt komisyonlar oluşturup bu şartnamelerin hazırlanmasında bize yardımcı olmalarını planlamıştık. Yukarıda Bütünleşik Tasarım diyorsunuz, bu ne demek? Dünyamız artık hasta. Her canlı gibi ateşini yükseltip ona zarar verenleri öldürmeye çalışıyor. Bu hastalığın önemli sebeplerinden biri fosil yakıt kullanarak atmosferdeki karbon miktarını artırmış olmamızdır. Enerjinin %40’ı binalarda ısıtma, soğutma ve havalandırmada kullanılıyorsa enerji etkin ve çevreye uyumlu binalarda yaşamak zorundayız. Bu da ancak yapı sektöründeki bütün paydaşların tasarımda bir şekilde bir arada olması demektir. Yatırımcının ve danışmanlarının, tasarımcı mimar ve mühendislerin, uygulamayı yapacak olan firmaların, malzeme üretici ve tedarikçilerin, kullanıcıların birlikte ürettikleri projeler olmalıdır. Bir yöntem öneriniz var mı? Yatırımcılar işe başlamadan ihtiyaçları olan danışmanlık hizmetlerini alarak dizayn kriterlerini belirlemeliler. Tasarımcı mimar ve mühendisler ortak çalışabilecekleri BIM platformunu belirlenmeli, mimari ve sistem alternatiflerinin karşılaştırılacağı bina simülasyonları üzerinde çalışılmalı ve enerji maliyetleri ve ömür boyu maliyetleri hesaplanabilmelidir. Bu simülasyonlarda malzeme üreticilerinden gelen teknik bilgiler ve fiyatlar önem taşımaktadır. Aslında Alman standardı HOAI tasarım aşamalarını 9 adımda belirlemiş. İlk iki aşaması projeye başlamadan önceki danışmanlık hizmetlerini kapsıyor. Ülkemizde ise bu konuda önemli boşluklar var. HOAI’de olduğu gibi; proje ve uygulama safhasındaki danışmanlık ve kontrollük hizmetleri, test ayar devreye alma aşamasında ve daha sonra bir süre işletmede kalınarak devam ettirilirse yapının sağlıklı bir şekilde yaşaması sağlanmış olur. Bu konu oldukça ilgimi çeken bir alan. Bu yüzden bir süredir yaptığım danışmanlık hizmetlerine ağırlık verip, proje hazırlama işini Fatma Hanım’a bırakacağım. Türkiye’de hangileri uygulanıyor? Yatırım ve emlak danışmanlığı daha önceleri başlamıştı. HOAI nin tanımladığı kapsamda yapıldığını sanmıyorum. Yabancı yatırımcılar bu konuya önem veriyorlar. Test, ayar, devreye alma konusu neredeyse Türkiye’de hiç uygulanmıyor. Bağımsız, akredite olmuş bir firmanın,
  • 25.
    23 akredite olmuş aletlerile, ölçüm sonunda mal sahibine, tasarım kriterlerine uygundur demesi gerekir. Şu anda bu konuda çalışan çok az firma var. Bu denetim firmalarının olmaması nedeniyle bir tarafımız eksik kalıyor. Mesleki sorumluluk sigortası hakkında neler söyleyebilirsiniz? Biz tasarımcıları koruyan mesleki sorumluluk sigortamız yok. Yeni mezun birinin de imza yetkisi var, elli sene tecrübeli birinin de. Amerika’da 12 yıl sonunda imza yetkisi oluyor. Almanya’da ise mezun olduktan sanırım 7 sene sonra. Mesleki sorumluluk sigortası, kategorileri, sınıfları belirleyecektir. Her doktorun bir mezarlığı olduğu gibi her mühendisin de bir hurdalığı vardır. Yıllarca çalışılarak elde edilmiş bu tecrübelere ve tasarım yapabilirliğe göre belirlenecek mesleki sorumluluk sigorta primleri ile, deneyim kazanmış, daha doğru ve az enerji harcayan sistemler tasarlayarak, ülke ekonomisine de katkı sağlayan tasarımcıların primleri daha düşük olacak, böylelikle haksız rekabet de önlenecektir. Yangın konusunda ise sigorta firmalarının bütün binalara sanki hepsi bütün yangın önlemlerini almış kabul ederek sigorta primlerini hesaplaması nedeniyle sorun var. Normalde yapılan yatırımın daha az sigorta primi ödenerek bir süre sonra karşılanabilmesi gerekir. Çözüm nedir? Eğitimden başlamak gerek, özellikle tesisat mühendisliği ayrı bir ana dal olmalıdır. Tasarımcılar bir araya gelip çözümler üretmelidirler. Tesisat sektöründe sivil toplum örgütü olarak iyi bir teşkilat var. Ancak zincirin zayıf halkası tasarımcılar çıkıyor. Bizler de kendimize döndük. Tedarikçiler bile proje yapıyordu, bunu gördük. Derneklerimizle bu sorunlarımızı çözebiliriz. İhtiyaçlarımız belli, zayıf halka olmamız güçsüzlükten ve bilgi eksikliğinden değil, değer verilmediğindendir. Yurt dışı çalışmalarda proje bedelleri bellidir. Bizde en düşük rakamlar uygulanmaya çalışılıyor. Uzmanlık konusuna değer verilmelidir. Konut yapan, hastane yapan, ayrılmalı. Örnek olarak Gıda sektöründe Fransa’ya gidiliyor. Biz de uluslararası düzeyde konusunda uzman tasarım ofisleri oluşturabilirsek tasarımından itibaren yatırımlara dahil olabilir ve Türk ürünlerini şartnamelerde yazarak ihracatın artırılmasına katkı sağlayabiliriz. En önemlisi, tasarım ofislerini multi disiplinli kurumsal şirketler haline getirmenin çaresini bulmak. Genelde aile şirketleri şeklinde olan tasarım ofislerini; mekanik, elektrik, altyapı, statik, bina modelleme, yangın, sismik koruma, bina otomasyonu v.s.bir yapı altında birliktelikler oluşturmalıdır.
  • 26.
    Haberler 24 Bosch Termoteknik, 37yıllık tesisat, proje ve uygulama deneyimi ile birçok prestijli projeye imzasını atıyor. Geniş ürün yelpazesi ile yüksek kaliteli ve profesyonel mühendislik desteğini buluşturarak ısıtmadan, soğutma ve havalandırma ürünlerine kadar tam bir sistem çözümü sunuyor. İKİ kıtayı birbirine bağlayan, dünyanın en değerli şehirlerinden biri olan İstanbul’un, geçmişe tanıklık eden semti Çamlıca’da inşa edilen Mesa Konut Projesi’nde de Bosch Termoteknik bünyesinde bulunan Buderus GB162 Duvar Tipi Yoğuşmalı Kazan Kaskad Sistem, Buderus Logalux Duoclean Boyler ve LG Multi V IV VRF sistemleri tercih edildi. 1969 yılında kurulan Mesa Mesken A.Ş. 45 yıllık tecrübesi ile 8.000.000 m² alan ve 80.000’den fazla konut üretti. Dönemin en özel ve iddialı projelerinden biri olmaya aday Çamlıca Mesa; toplam 115 adet konuttan oluşuyor. Çamlıca Mesa’da 5 adet 2 katlı, 15 adet 3 katlı olmak üzere; toplam 20 adet apartmanda, 40 adet bahçe kullanımlı, 40 adet dubleks ve 30 adet de ara kat daire bulunuyor. Projede soğutma sistemi için 1098 HP LG Multi V IV VRF dış ünite, 791 adet iç ünite bulunurken, ısıtma sistemi için 2 adedi bloklar altında olmak üzere toplam 65 adet GB162/80 Duvar Tipi Yoğuşmalı Kazan kullanılıyor. Sıcak su sistemi için ise 5 adet Buderus duoClean Logalux SU500 ve 15 adet Buderus DuoClean Logalux SU750 boyler tercih ediliyor. Her dairede KNX otomasyon sistemi kullanılırken, LG PQCSZ250S0 AC EZ Merkezi Kumanda sistemine bağlayıp dairelerde akıllı sistem ile soğutma sisteminin çalıştırılması planlanıyor. Isıtma sistemlerinde kullanıcılarına her türlü çözümü sunan Buderus’un teknolojisi, kazandan güneş kolektörüne, boylerden radyatöre ve aksesuarlara kadar her ürünü kapsıyor. Akıllı ve kalıcı kontrol sistemleri ile bütünsel bir kullanım konseptine sahip olması, ekonomik ve çevre dostu bir ısınma şeklini mümkün kılıyor. Tüm ısıtma ürünlerinin birbirine uyumu, planlama ve montajı da kolaylaştırıyor. Logamax Plus GB162’nin özel olarak tasarlanan alüminyum eşanjörü, ALU Plus teknolojisi ile üretilmiştir. Bu, ideal bir akış ve yüzey teknolojisini mükemmel şekilde bir araya getiren bir yenilik anlamına gelir. Benzersiz kaskad tasarımı, kullanıcılara daha yüksek bir kapasite sunar. Buderus duoCLEAN Hijyenik Boylerlerin ic yuzeyi 870 - 900°C sıcaklıkta termoglasur adı verilen cam katkılı bir alaşımla kaplanır. Bu kaplama, boyler icinde depo edilen kullanma suyunun hijyenik olarak korunmasını sağlar. Termoglasur kaplama ile oluşan pürüzsüz yüzey hem hijyenik özelliktedir, hem de korozyona ve kirec birikimine engel olur. Buderus duoCLEAN Hijyenik Boyler etrafında 80 mm’ye kadar poliüretan izolasyon vardır. 120-400 L aralığındaki kapasiteler fabrika montajlı sert kopuk izolasyon ile gelirken, 500- 1000 L aralığındaki kapasitelerde ise yumuşak kopuk izolasyon kullanılmaktadır. Bundan dolayı termos özelliği taşır. Isıtılan su çok uzun sure sıcak kalır. Kazanın devreye girme sayısı ve suresi azaltılarak çok daha az yakıt harcanır. Ayrıca Logamatic Panel, boylerdeki su istenilen sıcaklığa gelmeden, hesapladığı sure kadar önceden brülörü durdurarak kazandaki ısının tamamına yakınının boylere transfer edilmesini sağlar, kazanda atık ısı bırakmaz. LG VRF sistemlerinde kullanılan tümü inverter kompresörler, inverter kondenser fan motorları, aşırı soğutma devresi ve yüksek basınçlı yağ geri dönüşü sistemleri ile toplam verim artırılmıştır. Uzun borulama mesafeleri ve iç-dış ünite kot farkları sayesinde optimum sistem çözümü sağlanmıştır. Çamlıca Mesa Projesi’nde Buderus tercih edildiBuderus tercih edildi
  • 28.
    Haberler 26 HAVALANDIRMA sektöründe kurulduğu gündenbu yana büyük başarılara imza atan Vizyon Mekanik bu başarılarını tamamladığı projelerle yılların kattığı tecrübe ve ürün kalitesi ile müşteri memnuniyetlerini artarak sürdürmektedir. Türkiye genelinde adını duyuran Vizyon Mekanik endüstriyel havalandırma, klima, DKP siyah saç hava kanalı konusunda daha kaliteli, daha titiz ve özverili bir şekilde üretimlerini yeni aldığı projeler ve tamamlamış olduğu projeler içerisinde müşteri memnuniyetlerini ön planda tutarak en üst kalitede hizmet veren bir firma olarak yoluna devam ettirmeyi her zaman benimsemiştir. Azerbaycan Bakü’de bulunan Vizyon Mekanik MMC tesislerinde de siyah saç hava kanalı imalatına başladı.Firma sürekli üretim biçimini ve tekniğini geliştirmeyi, ürün çeşitliliğini artırmayı ve de bunun mümkün olan en tasarruflu maliyetler sunarak, müşteri memnuniyetini sürekli kılmayı hedeflemektedir. Mecidiyeköy Quasar Şantiyesi 5500 m² Dkp siyah saç hava kanalı imalatı, İzmir Ege Perla Şantiyesi 6000 m² Dkp siyah saç hava kanalı imalatı ve Ataşehir Trendist Şantiyesi 1550 m² Dkp siyah saç hava kanalı imalatı Vizyon Mekanik’e emanet edildi. Koru Florya AVM 7000 m² Dkp siyah saç hava kanalı imalatı, Mall Of İstanbul AVM 5000 m² Dkp siyah saç hava kanalı imalatı ve Vialand Avm 4000 m² Dkp siyah saç hava kanalı imalatı, Vizyon Mekanik tarafından başarı ile tamamlanmıştır. Prestijli projelerde Vizyon Mekanik imzası Corridor Güneşli Projesi’nin tercihi Mas Pompa 270 MİLYON lira yatırımla gerçekleştirilen Corridor, yaklaşık 78 bin metrekare inşaat alanı üzerinde 7 blokta 505 konut ve cadde mağazalarından oluşuyor. Mas Pompa bu projede kullanılan in-line kuru rotorlu sirkülasyon pompaları, frekans kontrollü in-line ıslak rotorlu sirkülasyon pompaları, parçalayıcı bıçaklı ve açık çarklı pis su pompaları, galvaniz saclı dik milli santrifuj pompalı hidroforlar, kapalı genleşme tankları gibi cihazların teminini gerçekleştirmiştir. Projenin ticaret alanıyla da yoğun talep görmesi bekleniyor. İki kata yayılan 1300 metrekare alana sahip projede; sosyal tesisler açık ve kapalı havuz, güneşlenme alanları, kafeterya, TV dinlenme odası, fitness salonu, stüdyo, soyunma odaları, duşlar, sauna, çocuk oyun alanı gibi mekanlar da bulunmaktadır.
  • 30.
    Haberler 28 VAILLANT Group Türkiye,yöneticileri için liderlik eğitimi programı başlattı. Dokuz ay sürecek eğitim kapsamında Vaillant Group Türkiye yöneticileri, Vaillant Group değerlerini günümüz iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap verecek yeni nesil liderlik stilleri ile bütünleştirebilecekler. Eğitim Programı’nın açılışı, geçtiğimiz günlerde Vaillant Group Türkiye Çengelköy merkez ofis, Kurtköy ve Bozüyük tesislerinin yanı sıra tüm Türkiye’den gelen yöneticilerin katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. “Gelişime çok önem veriyoruz” Programın açılışında bir konuşma yapan Vaillant Group Türkiye CEO’su Dr. Axel Busch, Vaillant Group olarak yenilik ve gelişime çok önem verdiklerini ve bu önemin insan kaynakları politikaları için de geçerli olduğunu söyledi. Liderlik programının da bu yaklaşımlarının bir parçası olduğunu kaydeden Busch “Dokuz ay sürecek eğitim ile yöneticilerimiz liderlikle ilgili son trendleri daha derinlemesine kavrama ve uygulama şansı bulacaklar” diye konuştu. Programın açılışında ayrıca Prof. Dr. Üstün Dökmen, kişisel gelişim ve farkındalık ile yöneticilik ve liderlik arasındaki farklara odaklı bir sunum yaptı. Program kapsamındaki tüm eğitimler Vaillant Group Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Nilüfer Birdal eşliğinde Bireysel ve Organizasyonel Gelişim Müdürü Sevkan Bolu tarafından organize edildi. Vaillant Group Türkiye yöneticileri, şirket değerleri ile yeni liderlik modellerini bütünleştirecek Vaillant Group Türkiye yöneticilerine yeni liderlik stilleri eğitimi
  • 32.
    Haberler 30 2015 sonu gibibitirilmesi hedeflenen proje için Samsung Teknoklima Erbil ofisi uzun zamandır çalışıyor. Proje hakkında bilgi aldığımız Samsung Teknoklima Irak Ülke Müdürü Engin Karipçin; “Irak, bölgesel yapı olarak yüzyıllardır gerek jeopolitik konumu, gerekse doğal kaynakları bakımından Dünya’nın önemli noktalarından biri olmuştur. Son yıllarda özellikle Kuzey Irak Bölgesi tüm Dünyada ki yatırımcıların dikkatini çekmiştir. Bu gelişmeye paralel olarak, ülkede yapılan büyük ölçekte bir çok konut, residence ve ofis projeleri yapılmaya başlamıştır. Teknoklima olarak bölgedeki projelerin takibi ve uygulaması konusunda, satış ve satış sonrası ekiplerimiz, şantiye mühendislerimiz, bölge partnerlerimiz ile birlikte her geçen gün büyüyerek bölgede ciddi bir güç haline geldik. Ülkenin bugünkü durumunu göz önüne alarak Güneyde ki çalışmalarımızı yavaşlatmış olsak da, özellikle partnerimiz Teknoroj klimanın sahibi Cezayir Akdoğmuş’un da katkılarıyla kuzey Irak bölgesindeki projelerde satış ve satış sonrası hizmetlerimize kesintisiz olarak devam etmekteyiz. Bahsi geçen bu projelerin en büyüklerinden biri olan FALCON EMPIRE, bölgenin vizyonunu geliştiren ve modern çizgileriyle inşaat sektörüne yön veren bir yatırımdır. Falcon Empire projesi Doğu ve Batı etapları olarak inşaatları devam etmektedir. Kompleks; 6’şar kattan oluşan, 3 blok Doğu ve 3 blok Batı’da bulunan Business Blokları, merkezde 25 kat ve 752 ofisten oluşan Business Towers Blokları, Residence olarak tasarlanan 26 kattan başlayarak azalarak devam eden, 11 blok Doğu ve 11 blok Batı’da toplam 1.888 daireden oluşan Wings Towers Blokları, modern çizgileri ile kompleksin en doğusunda 23 katlı 3 blok ve en batısında bulunan 23 katlı 3 blokta 1064 ofis ve genel kullanım alanlarından oluşan Diamond Towers blokları, içinde eğlence merkezlerinin ve Go-Kart pistinin bulunduğu Speed Center, Marriott Hotel, Royal City villaları ile Erbil’e vizyon kazandırmış en önemli projedir. Böylesine büyük bir projeye imza atıyor olmak, Samsung Teknoklima’nın sektör tecrübesi ve vizyonunu Irak’a taşımaktan son derece gurur duyuyoruz ”dedi. 2003 yılından beri ısıtma soğutma sektörünün en büyük aktörlerinden biri olan Samsung Teknoklima; 2014 yılına Irak’ta aldığı dev ihale ile damga vurdu. Kuzey Irak’ın Erbil bölgesinde Falkon Group tarafından yapılan toplamda 88 binadan ve konut-işyeri-alışveriş merkezi gibi farklı etaplardan oluşan dev projenin, ilk etap VRF ihale bedeli 15.000 000$. Kuzey Irak’ta yapılan dev projede Samsung Teknoklima imzası 30 yıldır üretici ve ihracatçı kimliği ile sektöre yön veren Kodsan A.Ş. ile İtalyan devi Caleffi birlikteliğinden doğan Kodsan Caleffi, güçlenen ve büyüyen kadrosuyla faaliyetlerine ve eğitimlerine bir yenisini ekledi. 20 Ekim 2014 tarihinde Ankara Swiss Otel’de yoğun ilgi ve katılım ile gerçekleşen Kodsan Caleffi tanışma seminerinde HVAC profesyonelleri bir araya geldi. Kodsan ve Caleffi yönetim kurulu üyeleri ve çalışanlarının katılımıyla gerçekleşen seminerde, Kodsan Caleffi’nin sektör hedefleri ve farklı dizaynlara uyumlu yüksek teknolojili ürün grupları hakkında bilgi verildi. Eğitim ve seminer faaliyetlerine önümüzdeki dönemlerde de devam edeceğinin sinyallerini veren Kodsan Caleffi, Henry Ford’un “Bir araya gelmek başlangıçtır, bir arada durabilmek ilerlemedir, birlikte çalışmak başarıdır.” sözüyle, benimsediği şirket vizyonunu özetledi. Kodsan Caleffi tanışma seminerinde HVAC profesyonelleri biraraya geldi
  • 34.
    Haberler 3232 WW kapsamında; ETNA’nın 1 adet NFPA20 normuna uygun yangın pompası, 1 adet 4 pompalı, frekans kontrollü hidrofor gurubu(4KO 25/8-75-FK), 7 adet in-line kuru rotorlu, frekans kontrollü EIL-FK serisi sirkülasyon pompası ve 2 adet DTRT serisi atık su drenaj pompası tesis edilmiştir. NFPA20 normuna haiz ETNA YN 80/300 2-75/10-9 tip yangın pompasında; pompa gövdesi döküm(GG25), pompa fanı(çark) bronz malzemeden üretilmiş olup, sızdırmazlık 5 sıra yumuşak salmastra ile sağlanmıştır. Yangın pompasında tesis edilen 2 adet ETNA EA 80/32 tip norm pompalar, %150 kapasitede anma basıncının %65 i’ nin altına düşmeyecek karakteristik eğriye sahiptir. Yangın pompasında ETNA KO 10 serisi 1 adet jokey pompa tesis edilmiş olup, jokey pompada sızdırmazlık mekanik keçe ile sağlanmaktadır. Projede kullanılan ETNA 4KO-FK serisi frekans kontrollü hidrofor sistemi ile; basınçlı su temininde talep edilen miktarda suyun istenilen basınçta sağlanması garanti edilmiş olup, böylelikle kullanıcılara kesintisiz bir konfor sunulmuştur. Yeni nesil IE2 motorlu frekans kontrollü ETNA 4KO-FK serisi hidrofor sistemlerinin kullanımı ile klasik hidrofor sistemlerine oranla işletim giderleri minimize edilmiştir. ETNA KO-FK serisi frekans kontrollü hidrofor sistemlerinde kullanılan pompalarda; pompa giriş-çıkış gövdeleri, pompa gövdesi döküm(GG25), fan, difüzör gurubu noryl, sızdırmazlık ise mekanik keçe (karbon-seramik) ile sağlanmaktadır. The Colors Hotel İstanbul’ da ETNA ürünleri tercih edildi 2011 yılının sonlarına doğru Res Enerji firmasıyla Türkiye pazarına giren Avrupa’nın en büyük ısıtma devlerinden REMEHA, pazardaki payını gün geçtikçe arttırıyor. Kurucularının sektördeki uzun tecrübesinin ışığında çalışmalarına devam eden firma , son günlerde anlaştığı nitelikli projelerle adından söz ettiriyor. İnşaat sektörünün lider firmalarından olan İnanlar İnşaat ile anlaşmaya varan Res Enerji firması , Terrace Tema ve Asl-ı Bahçe Konakları projelerinde ısıtma sistemlerinin çözüm ortağı oldu. Terrace Tema Projesi’nde 15’li,13’lü ve 2’li 115 kW Kaskad sistem, Asl-ı Bahçe Konakları Projesi’nde ise 10’lu 115 kW Kaskad sistem ile çözüm yapıldı. Türkiye’deki bir çok nitelikli projeyi almaya aday olduklarını belirten Res Enerji yetkilileri, Remeha’nın pazardaki payını büyütmek için çalışmalarını gün geçtikçe hızlandıracağını belirtti. REMEHA; Res Enerji ile birlikte Türkiye pazarındaki yerini sağlamlaştırıyor
  • 36.
    Haberler 3434 DemirDöküm, Bilecik KüçükelmalıKöyü’nde, çalışanları ve aileleri için bir piknik düzenledi. Yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı piknikte, DemirDöküm CEO’su Dr. Axel Busch ve üst düzey yöneticiler de keyifli saatler yaşadı. Türkiye’de ısıtma ve kombi sektörünün önde gelen markalarından DemirDöküm, Bozüyük fabrikasındaki çalışanları için bir piknik organizasyonu düzenledi. Çalışanlar ve ailelerinden oluşan yaklaşık 3 bin kişi, piknik için Bilecik’in Küçükelmalı Köyü’nde buluştu. Pikniğe, DemirDöküm CEO’su Dr. Axel Busch’un yanı sıra üst düzey yöneticiler de katıldı. Vailant Group Türkiye İnsan Kaynakları ve Kalite Yönetim birimleri tarafından özenle hazırlanan piknikte; eğlenceli yarışmaların yanı sıra çocuklar için de oyunlar, animasyon gösterileri düzenlendi. Piknik de ayrıca 10 yıl ve üzeri DemirDöküm’de çalışanlar teşekkür plaketi ile onurlandırıldılar. DemirDöküm ailesi piknikte buluştu Avrupa’nın önde gelen termoteknoloji markası Buderus, yeni projesi Buderus Star Club’ı sektörün profesyonellerine sundu.Buderus sektöre sunduğu hizmet kalitesini ‘’Buderus Star Club ile işinizin starı olmak elinizde’’ mesajı ile arttırmayı hedefliyor. Buderus Star Club, iş ortaklarına teknik eğitimler sunarak gelişimlerine katkıda bulunuyor. ISITMA sektörünün lider markası Buderus, sektörün profesyonelleri için yepyeni bir sistem sunuyor. Buderus Star Club, satış ve montaj yaptıkça star puan kazandırırken, aynı zamanda star üyelerine sunduğu teknik eğitimlerle sektörün gelişimine katkıda bulunuyor. Buderus toptancıları ile çalışan taahhüt firmaları için geliştirilen, karşılıklı güven ve sinerjiye dayalı olan bu sistem, sektöre sunulan hizmet kalitesini arttırmayı hedefliyor. Sektördeki en iddialı programlardan biri olan Buderus Star Club, sunduğu bir çok avantaj ve ayrıcalıklar ile üyelerine kazanç dolu bir dünyanın kapılarını aralıyor. “Buderus Star Club ile işinizin starı olmak elinizde” mesajıyla yola çıkan bu yeni iş modeli, üyelerine profesyonelliklerini geliştiren ve destekleyen bir konsept sunuyor. Buderus, bu konsept sayesinde üyelerine ücretsiz teknik eğitimler sunarak; müşteri memnuniyetini ve hizmet kalitesini arttırmayı hedefliyor. Buderus, bu proje ile Star Club üyelerine satış yaptıkça puan kazandırıyor. Üyeler, satışını ve montajını gerçekleştirdikleri Buderus kombi ve duvar tipi kazan ürünleri üzerinde bulunan seri numaralarının bildirimini yaparak; kazandıkları star puanlar ile birbirinden cazip hediyeler kazanıyor. Buderus’tan çok avantajlı, çok ayrıcalıklı yepyeni bir sistem: Buderus Star Club!
  • 38.
    Haberler 36 İKLİMLENDİRME sektörünün en genişürün gamına sahip şirketi Daikin, Türkiye genelindeki satış ağını da büyütmeye devam ediyor. Yeni bayii ve showroom açılışları ile hizmet ağını genişleten Daikin, Beylikdüzü’nde yeni bir showroom’u daha hizmete soktu. Daikin bayilerinden Asya İklimlendirme’nin İstanbul Beylikdüzü’ndeki yeni showroom’un açılışı, Ak Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ve çok sayıda davetlinin katılımı ile 20 Eylül 2014, Cumartesi günü gerçekleşti. Daikin’in Türkiye genelinde hizmet ağını genişletme çalışmalarını ara vermeden sürdürdüğüne dikkat çeken Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder, şu bilgileri verdi: “Bir yandan bayi ağımızı genişletirken diğer yandan da yeni showroom açılışları ile tüketicimize daha yakın olmayı hedefliyoruz. Şu anda Türkiye genelinde 188 showroom ile 500 satış noktasında Daikin ürünlerine ulaşmak mümkün. Şu anda 5’i İstanbul ve çevresinde olmak üzere 17 yeni açılışı programımıza aldık. Daikin olarak split klimadan VRV adı verilen merkezi sistemlere kadar ısıtma ve soğutma sektöründe en geniş ürün gamına sahip markayız. Bireysel, ticari ve endüstriyel alanda kullanıcılarımızın farklı ürün ve hizmet beklentisine yanıt verebiliyoruz. Hedefimiz 2015 sonunda 200 showroom’a ulaşmaktı, ancak halen planlanan ve programa alınan açılışlar bu sayıyı aşacağımızı gösteriyor. Ürün gamımızda olduğu gibi hizmet ağımızda da kullanıcılarımıza en üst düzeyde hizmet vermeyi amaçlıyor, bu doğrultuda yeni açılışlarla büyümeye devam ediyoruz.” İstanbul’da Avcılar’dan sonra Beylikdüzü’ndeki showroom’unu açan Asya İklimlendirme yöneticisi Hasan Dursun ise, Daikin kalitesi ve güvencesi ile bireysel ve kurumsal müşterilerinin iklimlendirme ihtiyaçlarına çözüm sunmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Dursun, kısa bir süre önce Daikin ile Miele ile arasında gerçekleşen işbirliği doğrultusunda Daikin Beylikdüzü Showroom’unda beyaz eşya satışı yapacaklarını da kaydetti. Isıtma-soğutma sektörünün Japon devi Daikin, Türkiye’deki büyüme atağını sürdürüyor. Bayileri kanalı ile Türkiye genelinde yaygınlaşan Daikin, İstanbul Beylikdüzü’nde yaptığı yeni açılışla showroom sayısını 188’e çıkardı. Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder, planlanmış 17 yeni showroom açılışı ile 2015 yılında 200 bayiye ulaşma hedefini aşacaklarını kaydetti. Daikin Türkiye büyümeye devam ediyor Koçullu mah. Doğru sok. No:6/1 Ömerli Çekmeköy/ İstanbul Ebitt yeni adresinde
  • 40.
    Haberler 38 Ürettiği ürünlerin yarıyayakınının mucidi olan Danfoss, ileri teknolojiye sahip üretim tesislerinin kapılarını Türk Mühendis ve İşadamlarına açtı. Danfoss Türkiye Genel Müdürü Levent Taşkın’ın ev sahipliğindeki teknik inceleme gezisi kapsamında; Danimarka’nın Silkeborg, Sonderborg ve Grasten kentlerindeki Danfoss Üretim ve AR&GE tesisleri ve CHP uygulamaları ziyaret edildi. DANFOSS’UN ısıtma, soğutma, bölgesel ısıtma ve güç elektroniği bölümlerinin başkanları tarafından karşılanan Danfoss Türkiye kafilesi, gezinin birinci gününde Silkeborg’daki termostatik radyatör vanası fabrikasında incelemelerde bulundu. AB standartlarına göre tam otomatik, el değmeden üretim yapan tesis, 10 Milyon adedin üzerinde üretimi ile bu alanda Dünya’nın en büyük fabrikası ünvanına sahip. Gezinin ikinci ve üçüncü günlerinde sırası ile; Nordborg’da soğutma sistemleri fabrikası ile Grasten’de, güç elektroniği iş birimine ait uzay üssünü andıran üretim tesislerinde incelemeler yapıldı. Son derece modern teknolojilerle ve robotlarla yapılan üretimler ve üretimde kullanılan kalite kontrol sistemleri ile Danfoss üretim teknolojisi tüm konukları büyüledi. Yine gezi kapsamında Nordborg’da yer alan sektöründe birçok ilkin mucidi olan Danfoss’un tarihindeki başarılara ait örneklerin bulunduğu Danfoss Müzesi ve Danfoss’un teknolojiyi ve araştırma geliştirmeyi genç nesillere aktarmak için kurduğu dev bir alana yayılmış teknoloji ile bilimin ilginç ve keyifli yöntemlerle anlatıldığı, Danfoss Universe de ziyaret edildi. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Danfoss Türkiye Genel Müdürü Levent Taşkın şunları söyledi; ‘Sahip olduğumuz 81 yıllık mühendislik birikiminin sonuçları olan; ileri teknolojiye sahip AR&GE ve üretim tesislerimizin kapılarını, Türkiye’deki işortaklarımıza açmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Burada paylaştığımız bilgi ve deneyimler ülkemizdeki yapı projelerine enerji tasarrufu, konfor ve teknoloji olarak fark yaratacak ne tür çözümler getirebildiğimizin; projeci, mimar ve mekanik uygulamacıya yüksek kalitede ekipmanlar ile sistem çözümleri sunarken; biryandan da software, otomasyon, malzeme ve servis güvencesi fark yaratan teknik desteği de beraber sunduğumuzun güzel bir göstergesi olmuştur. Danfoss, enerji verimli ürünler ile sistem çözümleri hem yapılarda hem de endüstriyel kuruluşlara daha verimli ve üstelik daha çevreci bir enerji kullanımını, yüksek bir konfor ile garanti etmektedir.’’ Teknik inceleme gezisi, Danimarka kültüründen öğelerinin sunulduğu renkli gala gecesi ve turistik yerlerin gezisi ile sona erdi. Danfoss teknoloji üssü Türk mühendis ve iş adamlarını büyüledi
  • 42.
    Haberler 40 Pompa sistemleri sektörününlider markası Wilo’nun düzenlediği “Wilo 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması”nın sonuçları açıklandı. “Su, Dünyanın Her Karesinde - Suya Yön Verenler” temasıyla yapılan, amatör ve profesyonel tüm fotoğrafçılara açık düzenlenen yarışmaya 348 fotoğrafçı katıldı. Toplam 1.258 eserin yer aldığı yarışmada jüri, yaptığı değerlendirme sonucunda en iyi fotoğrafları belirledi. WİLO tarafından düzenlenen ve fotoğraf dünyasında heyecan yaratan yarışmalarından biri haline gelen “Wilo Ulusal Fotoğraf Yarışması”, bu yıl da birbirinden güzel çok sayıda fotoğrafın başvurusuyla yapıldı. Dünyanın azalan su kaynaklarına ve suyun verimli kullanılmasına yönelik yaptığı farkındalık çalışmaları doğrultusunda, “Wilo Ulusal Fotoğraf Yarışması”nı hayata geçiren Wilo, bu yıl yarışmanın temasını “Su, Dünyanın Her Karesinde - Suya Yön Verenler” olarak belirledi. Fotoğraf Sanatçısı Ali Rıza Akalın, Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar (EFIAP), Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Fotoğraf Bölümü’nden Nadir Ede, İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Turaç ve Wilo Türkiye Pazarlama Müdürü Melis Öner’den oluşan jüri, 348 fotoğrafçının 1.258 eseri arasından yaptığı değerlendirme sonucunda dereceye girenleri belirledi. Jürinin değerlendirmesi sonucunda yarışmada birinci olan Cihan Karaca (Aydın) 3.000 TL, ikinci olan Nurten Öztürk (İstanbul) 2.000 TL, üçüncü olan Hayrullah Cermeç (Çorum) ise 1.000 TL para ödülü kazandı. Yarışmada dereceye giren eserlerin sahiplerine ödülleri, 1 Kasım 2014 tarihinde İFSAK’ın Beyoğlu Ayhan Işık Sokak’ta bulunan sergi salonunda yapılacak bir törenle takdim edilecek. Yarışmada başarılı olan diğer eserler, mansiyon ve sergileme ödüllerinin yanı sıra Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) yayını olan “Almanak” kitabında da yer almaya hak kazanacak. Yarışmanın sergisi de yine Kasım ayı boyunca İFSAK sergi salonunda ziyaret edilebilecek. Wilo 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda 1.200’den fazla fotoğraf yarıştı “Suya yön veren” en güzel fotoğraflar seçildi DERECEYE GİREN İSİMLER “Wilo 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması”nda ödül, mansiyon ve sergileme alan isimler: Birincilik Ödülü: Cihan Karaca (Aydın) İkincilik Ödülü: Nurten Öztürk (İstanbul) Üçüncülük Ödülü: Hayrullah Cermeç (Çorum) Mansiyonlar: Nurten Öztürk İstanbul), Hakan Yayla (İstanbul), Farhad Ghaffari (İstanbul) Birincilik Ödülü: Cihan Karaca (Aydın) belirledi. İkincilik Ödülü: Nurten Öztürk (İstanbul) DEDERERECEYE GİREN İSİMLER Üçüncülük Ödülü: Hayrullah Cermeç (Çorum)
  • 44.
    Haberler 42 AFS çalışanları veailelerinin katılımıyla startı verilen hatıra ormanı fidan dikimi töreni “Havadar bir gelecek için fidan dikin” hedefiyle 19 Ekim Pazar günü Tekirdağ Malkara’da gerçekleştirildi. AFS‘NİN sağlıklı taze havanın sağlanabilmesi için dışarıdaki havanın da tazelenmesi gerektiği bilincinin oluşturulması, orman alanlarının genişletilmesi ve yangınlarla yok olan alanların iyileştirilmesi, bölge halkının ihtiyaçlarının giderilmesi amaçlarıyla gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projesinin ilk ayağı, 19 Ekim Pazar günü Tekirdağ Malkara’da yapıldı. Tekirdağ Orman İşletme Müdürlüğü ile ortaklaşa yürütülen projenin ilk hatıra ormanı etkinliği AFS çalışanları ve ailelerinin katılımıyla gerçekleşti. ‘405 hektar arazide fidan dikimi’ Etkinlik, köy kahvaltısı ile başladı. Köy kahvaltısının ardından Tekirdağ Malkara’da 405 hektar üzerinde tahsis edilen alanın 5 hektarlık bölümüne sponsor olan AFS, çalışanları ve ailelerinin katılımıyla fidan dikimi etkinliği gerçekleştirdi. Tekirdağ Orman İşletme Müdürlüğü yetkililerinin fidan dikimi konusundaki açılış konuşmasının ardından ilk fidanı AFS yurtiçi satış ve pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı Bahadırhan Tari dikti. ‘Sağlıklı temiz hava için fidan dikilmeli’ Kapalı alanlardaki temiz hava ihtiyacı için ağaçlandırmanın önemine değinen Tari, “farklı coğrafi bölgelerde ilerleyen yıllarda da sürdüreceğimiz sosyal sorumluluk projemizin ilk adımını atmaktan mutluluk duyuyorum. Tekirdağ’da 5 hektar alanı ağaçlandırdık. Başlattığımız projenin ardından sağlıklı temiz hava konusunda toplumda bilinç düzeyinin artması, orman alanlarının çoğaltılması, toplumun yakacak ihtiyaçlarının karşılanması, gelecek nesillere yeşil alanlar bırakabilmek hedefleriyle AFS olarak çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bize verdiği destekten dolayı Orman İşletme Müdürlüğü’nü kutluyorum.” dedi. Etkinliğe katılan tüm AFS çalışanları ve aileleri, karaçam fidanlarını alana dikti. Fidan dikimi etkinliği, Tekirdağ’ın yöresel lezzetlerinin yer aldığı öğle yemeği ile devam etti. 7 coğrafi bölgede fidan dikimi projesini hayata geçirmeyi planlayan AFS, yaptığı çalışmalarla sağlıklı taze havanın önemini ortaya çıkarmayı hedefliyor. AFS, 1. Fidan Dikimi Şenliği’ni gerçekleştirdi
  • 46.
    Ürün 44 Prensip olarak manyetizmaiçerisinde, sürtünmesiz ortamda, yağlama gerektirmeden 18000- 48000 rpm devir arasında çalışabilen entegre frekans invertörlü elektronik kompresörler olarak geliştirilmişlerdir. Soğutma sektöründe devrim niteliği taşıyan manyetik yataklı santrifüj kompresörlerin 2001 yılında piyasaya sürülmesinden buyana sahada 35.000 manyetik yataklı kompresör sorunsuz olarak yüksek verimde çalışmaktadır. Retrofit uygulamalarında da kullanılabilen manyetik yataklı santrifüj kompresörlerin çok büyük bir kısmı yeni soğutma gruplarının imalatında kullanılmaktadır. Sayılı soğutma grubu imalatçısı tarafından imal edilen manyetik yataklı soğutma gruplarının Avrupa’daki en büyük imalatçılarından biri de CLINT firmasıdır. CLINT manyetik yataklı soğutma grupları ürün gamında su soğutmalı 292- 4095 kw, hava soğutmalı 248-1460 kw arası soğutma grupları mevcuttur. Heat recovery ve free cooling modeller olduğu gibi, su soğutmalı modellerde, soğutma kulesi ve dry coolerlar ile çalışabilen ayrı modeller de mevcuttur. Distributörlüğü Klimateknik tarafından gerçekleştirilen CLINT soğutma gruplarının yurdumuzda Perfetti Van Melle, Termoteknik Radyatör Fabrikası, İstanbul Rings AVM, Kartal Hizmet Binasında çalışan manyetik yataklı hava ve su soğutmalı referansları mevcuttur. CLINT manyetik yataklı soğutma gruplarını vidalı ve klasik santrifüj soğutma gruplarından ayıran en önemli avantajları; 1. Yüksek verim değerleri; Hava soğutmalı gruplarda EER 4, IPLV 7. Su soğutmalı gruplarda EER 7, IPLV 11,5. Ara yüklerde 19 EER değerine ulaşılabilmektedir. 2. Çok düşük ses seviyesi; Kompresörler sürtünmesiz ortamda ve titreşimsiz üretmeden çalışmaktadırlar. Montaj sırasında titreşim takozu gerektirmezken, 1 metrede ses seviyesi hava soğutmalı gruplar 61 dba, su soğutmalı gruplarda 66 dba’dir. 3. Çoklu kompresör dizaynı ve yedekleme; Kapasite aralığına göre 1 ila 6 kompresör aralığında imal edilip, herhangi bir kompresör devre dışı kaldığında toplam chiller soğutma kapasitesi çok az oranda kapasite kaybına uğramaktadır. Oysaki tek kompresörlü santrifüj soğutma gruplarında ise kompresör arızasında tüm soğutma grubu soğutma yapamamaktadır. Dolayısıyla manyetik yataklı soğutma grupları kullanılması durumunda dizayn aşamasında cihaz büyük kapasitelerde yedekleme yapılmasına ihtiyaç yoktur. 4. Entegre frekans inverterleri ve elektronik aksam; Her bir kompresörde ayrı ayrı entegre frekans invertörü mevcut olup, soğutma grubu çok düşük yüklerde kalkış yapabilmekte, ara yüklerde çok verimli çalışabilmektedir. Frekans invertörünün ve tüm kompresör elektronik donanımının kompresör üzerinde bulunmasından dolayı mekanik aksamla uyum içerisinde çalışabilmekte ve değişimlere anında tepki verebilmektedir. Ayrıca frekans invertörleri için harmonik filtreler standarttır. 5. Surge; Klasik santrifüj soğutma gruplarının düşük yükte çalışamama ve surge problemleri, manyetik yataklı soğutma gruplarında mevcut değildir. 6. Bakım; Manyetik yataklı kompresörler mekanik olarak hiçbir bakım gerektirmezler. Ayrıca yağ gerektirmedikleri için yağ değişimi de söz konusu değildir. Oysaki santrifüj kompresörlü cihazların kompresör periyodik ve overhaul bakımları çok yüksek bedellidir. 7. Uzun Ömür; manyetik yataklı kompresörlerde sürtünme ve titreşim olmadığından dolayı yıpranma çok yavaştır. İlk imal edildiği 13 yıldan beri hiçbir mekanik arıza görülmemiş olup, manyetik yataklı kompresörlere henüz mekanik ömür öngörülememiştir. 8. Optimizasyon; Birden fazla manyetik yataklı soğutma grubu kullanıldığında, tüm chillerleri en verimli noktada çalıştıracak ve yine soğutma gruplarını eş yaşlandıracak yazılım standarttır. 9. Yüksek verimli ısı değiştirgeçleri; Flooded evaporatörler ve hava soğutmalı cihazlarda microchannel kondenserler kullanılmaktadır. 10. Web monitoring; Tüm cihazlara imalatçı tarafından ulaşım imkanı olup, servis ihtiyacı duyulduğunda gerektiğinde fabrikadan müdahale yapılabilir. Görüntüleme son kullanıcı tarafından da gerçekleştirilebilir. CLINT CWW TTY serisi manyetik yataklı santrifüj kompresörlü soğutma grupları
  • 48.
    Ürün 46 Ferroli Isı PompasıSistemleri, yenilenebilir ve çevreye dost teknolojisi sayesinde enerji verimliliği sağlarken, işletme maliyetlerinin düşmesi ile ekonominize de katkı sağlıyor. FERROLI Isı Pompası Sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynağından elde edilecek ısıyı kullanarak yaşam alanlarındaki konfor ihtiyacını karşılamayı hedefliyor. Bu avantajların arasında yenilenebilir kaynak kullanımı, enerji verimliliği, işletme maliyetlerinin düşmesi, sıcak kullanım suyu üretimi, soğutma fonksiyonu, kontrol ve entegrasyon yer alıyor. Çevreye zarar vermeyen teknoloji Isı pompalarında hava, su ve toprak elementleri kullanılmaktadır. Böylece bu elementler modern teknolojinin ısı pompalarına uygulanması sayesinde tüm konutlarda çevreye zarar vermeyen ve zararlı atık gaz üretmeyen, verimli ve ekolojik ısıtma ve soğutma çözümleri oluşturulmasına imkan sağlayan enerji ve ısı kaynakları haline gelmektedir. Yüzde 30 enerji tasarrufu Isı pompaları geleneksel ısıtma sistemlerine göre çok daha yüksek enerji seviyelerine ulaşmayı sağlar. Çünkü gereken enerjinin çok önemli bir kısmını doğrudan çevreden elde eder. Isı pompası çalışmak için elektrik enerjisine ihtiyaç duyar. Çalışmak için fosil yakıt kullanan geleneksel bir ısıtma sistemi ile kıyaslama yapmak için birincil enerji tüketiminin dikkate alınması gerekmektedir. Birincil enerji tasarrufu ve ilgili atık gaz emisyonlarının azaltılan miktarı yaklaşık %30’dur. Ferroli Isı Pompası Sistemleri ile hem enerji tasarrufu yapın, hem de çevreye zarar vermeyin İşletme maliyetlerinin düşmesi Isı pompaları ve gelişmiş kontrol sistemleri tarafından sağlanan yüksek enerji verimliliği, sistemin tüm bileşenleri arasında maksimum sinerjiyi sürekli hale getirerek sistemin tüm yıl boyunca genel verimliliğini optimize eder ve işletme maliyetlerini düşürür. Böylece mekanın konforunu sağlamak için gereken enerji daima en verimli biçimde, atık üretmeden ve hem enerji, hem de ekonomik açıdan en uygun sistemi kullanmanın avantajı ile elde edilir. Sıcak kullanım suyu üretimi Isı pompaları tesisat ve kullanım suyu öncelik yönetimini doğru biçimde yaparak sıcak kullanım suyu ihtiyacını da kolayca karşılayabilir. Kontrol ve entegrasyon Isı pompaları, üzerlerindeki kontrol sistemleri sayesinde, sistem içindeki ısıtma sistemlerini (ısı pompası, güneş enerjisi, boyler, kazan vb) koordine ederek tüm sistemin yönetimine imkan verir. Böylece mekanın konforu gereken en az enerji sarfiyatı ve en fazla verim ile en iyi şekilde sağlanır. Soğutma fonksiyonu Isı pompaları ayrıca soğutma sistemlerinde kullanmak üzere soğuk su da üretebilir. Böylece soğuk su sistemde çevrilir ve fancoiller vasıtasıyla ortam soğutmasında kullanılır.
  • 50.
    Ürün 4848 BOSCH Termoteknik, 1950’liyıllarda ilk defa üç geçişli çift külhanlı kompakt teknolojiye sahip kazanlar geliştirmiştir. Günümüzde 55t/h kapasitesine kadar çift külhanlı kazan üretebilen firma, her bir külhandaki brülörleri, baca hatlarını ve duman sandığını birbirinden ayıran özel tasarımlı ZFR kazan serisinin patentini elinde bulundurmaktadır. Çift külhanlı kazanların avantajları ise şöyledir; • İki adet tek bacalı kazan kullanmak, bir adet çift külhanlı kazan kullanmaya nazaran daha maliyetli olmaktadır. • Çift külhanlı kazan, kazan dairesinde daha az yer kaplamaktadır. • Çift külhanlı kazan daha az kurulum işi gerektirmektedir. • Çift külhanlı kazan ile daha hızlı buhar elde edilebilmektedir. • Çift külhanlı kazanlar, daha az bakım gerektirmektedir. • Çift külhanlı kazanların kontrolü daha kolaydır ve daha yüksek işletim basınçlarında çalışmak mümkün olmaktadır. Birçok paralel brülör işletimli çift külhanlı kazan tipinde, her iki yanma odasından alev duman boruları vasıtası ile gelen baca gazı arka duman sandığında karışmaktadır. Bu durumda optimum brülör ayarlarını gerçekleştirmek oldukça güç olmaktadır. Diğer taraftan iki brülörün çalışma frekansları birbirlerine karşı çalışabilmekte, brülörlerde ayar sorunlarına, gürültüye ve titreşimlere yol açabilmektedir. Tüm bu dezavantajlar, duman sandığı ve baca hatları birbirinden ayrılmış çift külhanlı kazanlar ile ortadan kalkmaktadır. Çift külhanlı kazanlarda, tek brülör veya iki brülörün aynı anda işletimde olduğu durumlarda, homojen olmayan ısı yayılımı kaynaklı termal gerilimler ile karşılaşmamak için kazanın tasarım aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. Alev boruları arasında ve alev boruları ile kazan gövdesi arasındaki mesafenin iyi hesap edilmiş olması, alev boruları ile kazan arka zemini arasındaki bağlantıların stabil olması, baca gazı duman sandıklarının iyi bir şekilde sabitlenmiş olması ve termal gerilmeleri minimize edecek tasarım detayları olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca termal dengeyi sağlayacak diğer bir etken ise kazan suyunun, kazan içerisinde minimum dirençle karşılaşarak dolaşabilmesi ve ısı transfer yüzeylerinden hızlı bir şekilde geçebiliyor olmasıdır. Bosch çift külhanlı kazanlar Gelişim Teknik Şirketi aracılığıyla Türkiye’ye getirilen Aquatherm borular doğa dostu jeotermal hat döşemelerinde de tercih ediliyor. ÇEVREYE duyarlılık konusunda kazanılan bilinç, enerji kaynakları tercihlerini de etkilemeye başladı. Şimdilerde; meydana gelişlerinden dolayı yenilenmeleri çok uzun zaman alan karbon bazlı petrol, kömür, doğalgaz gibi klasik enerji kaynakları yerine, doğada sürekli var olan faktörlere dayanan, yenilenebilir ve doğaya zarar vermeyen kaynaklar olan güneş, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar tercih ediliyor. Aquatherm’in blue pipe sistemi, ısıtma /soğutma (fan coil), kalorifer tesisatı ve jeotermal hatlar için özel olarak geliştirilmiştir. Bu boruların, 20-630mm arasındaki çaplar için üretimi mevcuttur. Geniş ürün yelpazesi sayesinde, her türlü kullanımın yanı sıra, bu boruların et kalınlığı, Aquatherm‘ in diğer tesisat sistemlerine oranla daha incedir ve doğal olarak debi daha fazladır. Kendini sürekli geliştiren Aquatherm, bu kullanım alanlarına özel olarak SDR 7.4 /11 /17.6 cam elyaf takviyeli boru sistemlerini geliştirmiştir. Aquatherm sistemlerinin ısıtma / soğutma (fan coil ) ve jeotermal hatlarda tercih edilme sebepleri: · Kesinlikle korozyona uğramaz. · Antipas boya kullanılmasına gerek yoktur. · Isı kaybı çok düşüktür (Çelik: 60.00 W/ mK, Alüminyum: 200,00 W/Mk, Bakır: 380 W/Mk, aquatherm :0,15 W/Mk) · Sürtme kayıpları çok güçlüdür. · Pompa performansını arttırır. · Enerji maliyetinde tasarruf sağlar. · Metal sistemlere göre izolasyon ve işçilik maliyetleri daha azdır. · Toprak altına ve beton içine gömülebilir. · Servis ömrü uzundur. · Metal deaktivatörlüdür. · Uzama katsayısı 0.035 mm /Mk ‘dır. · Sıcaklık dayanımı -20˚C ile 90˚C aralığındadır. Aquatherm borularAquatherm borular jeotermal hatlarda da tercih ediliyorjeotermal hatlarda da tercih ediliyor
  • 52.
    Ürün 50 SOĞUK hava depolarındaçeşitli aydınlatma armatürleri kullanılır. Bunlardan en bilinenleri floresan türleri ve tungsten lambalar. Ancak son yıllarda yeni kurulan soğuk hava depoları veya sistemlerini yenileyen depolar LED aydınlatma armatürlerini tercih etmektedir. Yılmaz Soğutma A.Ş. FRIGOLED marka aydınlatma armatürünün satışını gerçekleştirmektedir. LED aydınlatmanın avantajlarını incelersek; Tasarruf: LED aydınlatma armatürleri ilk kurulum maliyeti sırasında diğer tür aydınlatmalardan daha pahalıya mal olurlar. Diğer yandan aynı oranda ışık veren diğer armatürlerden en az %50 oranında daha az elektrik harcarlar. Bu nedenle kullanılan adet ve kullanım zamanına göre kısa sürelerde yatırım maliyetlerini karşılarlar. Enerji Tasarrufunun yanında kullanım ömrü olarak da avantajlıdırlar. Birçok aydınlatma armatürü 5000-7000-10000 bin saat gibi kullanım ömrü sunarken, LED aydınlatmalarda bu ömür 100000 saate kadar çıkabilmektedir. Yani bir LED aydınlatma ömrünü tamamlayana kadar diğer aydınlatma cihazlarını birçok kez değiştirmek zorunda kalırsınız. LED aydınlatmalar aynı zamanda ısı da yaymazlar bu sayede soğuk hava deposunda bulunan soğutma sisteminin de verimliliği artar. Çevre Dostu: LED aydınlatmalar çevre dostudur. Diğer aydınlatma ekipmanları gibi civa ve benzeri zararlı kimyasallar içermez. Dayanıklılık: LED aydınlatmalar soğuk, sıcak, nem ve yağış gibi koşullara çok daha dayanıklıdır. Diğer armatür çeşitleri gibi çevre etkilerinden etkilenip arızalanmazlar. Yapı olarak da çok parça içermedikleri için, ufak darbelerde işlevlerini yitirmezler. Soğuk hava depolarında LED aydınlatmanın önemi Voltaj dalgalanmalarına karşı daha dayanıklıdırlar. Kısaca LED aydınlatma Soğuk Hava Depoları için olmazsa olmaz bir aydınlatma ekipmanıdır. Yaydığı ışın kuvveti ve kalitesi ile olduğu kadar, kullanım ömrü ile de avantaj sağlarlar. Her türlü LED aydınlatma soğuk hava depolarında kullanılabilir mi? LED aydınlatmalarının revaçta olması ile birlikte birçok aydınlatma firması çeşitli ürünleri piyasaya sunmaya başlamıştır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur, soğuk hava depoları şartların yolunda gitmediği zamanlarda, buzlanma , nem , çiğ gibi unsurların oluşabileceği odalardır. LED aydınlatmalar tüm bu çevresel koşullara çok daha fazla dayanıklıdır ancak şartlar doğru olarak sağlandığı zaman. Bu nedenlerle, FRIGOLED gibi kasa ve izolasyon yapısının soğuk hava depo şartlarına uygun dizayn edilmiş LED aydınlatmaları tercih edebilirsiniz.
  • 54.
    Ürün 52 Mark tüplü radyantısıtma çözümleri 1945 yılında Mark kardeşler tarafından kurulan Mark Climate Technology, yüksek kalite standardı ve geniş ürün seçenekleri ile endüstriyel ısıtma sektörü için yüksek verimli, güvenilir çözümler sunuyor. Mark’ın geliştirdiği yeni nesil Infra radyant ısıtıcılar, %95 yanma ve %76 radyant verimiyle, sektörün en verimli radyant ısıtma üniteleri olarak biliniyor. Mark ürünlerinin AR-GE çalışmaları Hollanda tesislerinde, üretimi ise Hollanda ve İrlanda’da ki fabrikalarında gerçekleşiyor. Mark Infra tüplü radyant ısıtıcılar, uzun dalga infrared radyasyonla ısıtır. Radyant ısıtma elektromanyetik dalgaların enerjisiyle sıcak bir nesnenin ısısının daha soğuk bir nesneye transferidir. Bu elektromanyetik dalga, hava tarafından engellenmeden duvarları, cisimleri, yer ve insanları ısıtır. Özellikleri • %76 radyant verimliliği ile en yüksek verimli ürün ( EN 416-2) • Toz oluşumu olmadan sessiz çalışma özelliği • Yüksek enerji verimliliği sağlayacak şekilde bölgesel ısıtma imkanı • Yüksek basınçlı brülör, uzun sabit çerçeve ve tribülatörler sayesinde eşit ısı dağılımı • 10-50 kW kapasite • 1 kademeli, 2 kademeli veya modülasyon kontrolü ile üç farklı kontrol imkanı • 3 m -18 m arasında uzunluk seçenekleri • Yüksek yansıtma özellikli reflektör, çift hava yalıtımlı reflektör seçeneği • V şeklinde ilave reflektör ile yüksek ısı yansıtma imkanı • Doğalgaz ve LPG yakma özelliği • Kolay kurulum ve bakım ApenGroup endüstriyel gazlı ısıtma çözümleri Ana faaliyet kolu enerji verimli, endüstriyel ve ticari brülör üretimi olan Apen Group, Milano yakınlarında bulunan 30.000 m2 alanda kurulu tesislerinde üretimini sürdürüyor. CE sertifikasına sahip Apen ürünleri, Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, çek Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya ve Macaristan’da akredite laboratuarlarda test ediliyor. Apen’in yüksek verim, güvenilir teknoloji ve çevre dostu “Gaz yakmalı Sıcak Hava Üreteçleri” işletme maliyetlerinde yüksek tasarruf sağlar. Özellikleri • %94-105 verim • %30-50 gaz tasarrufu • %26 - %100 oransal kapasite kontrolü • Sıfır karbonmonoksit emisyonu • Çok düşük azot emisyonu • Özel tasarımlı Premix Brülör Endüstriyel ısıtma sektörü için yüksek verimle çevre dostu ısıtma çözümleri sunan APEN ve MARK ürünleri, FORM tecrübesi ve güvencesi ile şimdi Türkiye’de. FORM’dan çevre dostu çözümler
  • 56.
    Ürün 54 Panasonic Aquarea, kalitesiyle kendinikanıtlamış Panasonic firmasının ısı pompası uygulamaları için geliştirdiği yeni nesil cihaz serisine verdiği isimdir. Uzun yıllar süren tecrübe, birikim ve kullanıcı geri bildirimleri üzerinden yola çıkılarak tamamen “konut uygulamaları” için tasarlanan Aquarea Isı Pompaları’nın genel özelliklerini özetlersek, • Panasonic cihazların tamamı inverter kompresörlüdür. Enerji tüketimini minimuma indirir, ve gürültüsüz çalışır. • R410A ve R407C soğutucu akışkan gazları sayesinde ısı transferinde maksimum verimlilik sağlanır. • Aquarea Serisi Isı Pompaları’nın COP değeri +7 C dış hava sıcaklığında 4.2 ve üzeridir. • Aquarea Serisi kullanıcı isteğine uygun olarak, cihazların kendi kumanda panelleri üzerinden , iç ortam veya dış ortam hava sıcaklığı veya dönüş suyu sıcaklığına göre çalıştırılabilir. • İnternet ve akıllı telefon ile bağlantı kurma ve kontrol imkanı vardır. • Büyük kapasiteli uygulamalarda zon kontrolü ve eş yaşlandırma uygulaması yapabilen RES otomasyon sistemleri ile kaskad uygulamalar rahatlıkla yapılabilir. • Aquarea Isı Pompaları içerisinde, takviye elektrikli ısıtıcı, emniyet ventili, otomatik hava atma pürjörü, sirkülasyon pompası, izoleli drenaj tavası ve kumanda standart olarak yer almaktadır. • Panasonic Aquarea Isı Pompaları yüksek verimliliğini -20 C de bile korur ve bu şartlarda dahi konforlu ısıtma sağlar. Konut uygulamaları için 3kW- 16kW kapasite aralığında sektördeki en geniş ürün gamı Panasonic Aquarea, farklı türdeki ev ve konut özelliklerine göre, her tür müşteri isteğine cevap verebilmesi için, her şartta verimli çalışabilecek şekilde tasarlanmıştır ve ürün gamı bu özelliklere göre şekillendirilmiştir. Panasonic Isı Pompaları, • Split Tip Isı Pompaları ( Isıtma&Soğutma):7-16 kW kapasite aralığı. • -20 C’ye kadar verimli çalışma imkanı! Eski tip evler (radyatör metrajı düşük) için yüksek sıcaklıkta su çıkışı sağlayan (65 C) Split Tip Isı Pompaları:9-12 kW kapasitelerde • Tüm sistem bir cihaz, Monoblok Isı Pompaları (Isıtma&Soğutma):9-16 kW Kapasite aralığı • Kullanıcı isteğine uygun, sadece ısıtma özellikle Monoblok Isı Pompaları, (Monofaze – 12-16 kW Kapasite aralığı, Trifaze 9-12 kW Kapasite aralığı) Panasonic, sektörde düşük tüketimli konut uygulamaları için en geniş ürün gamına ve alternatif çözümlere sahip firmadır. Panasonic Isı Pompaları Türkiye’de, Panasonic kalitesi ve RES Enerji Sistemleri güvencesi ve doğru mühendislik anlayışı ile sektörde yerini almıştır. Panasonic ısı pompaları
  • 58.
    Ürün 56 SMS A.Ş. 1985yılından beri TORK tescilli markasıyla endüstriyel kontrol vanaları üretimi yapmaktadır. Müşterilerine, üretim ve Avrupa menşeili temsilciliklerinin yanında, “Proses otomasyon sistemleri dizayn, projelendirme, devreye alma” hizmetleri de vererek çalışmalarına devam eden SMS-TORK, doğalgaz ürün grubunda da yeni ürünler geliştirerek, tecrübesini her geçen gün artırmaktadır. Bunlardan biri, yeni piyasaya sunduğu TORK GA21 serisi alüminyum gövdeli exproof gaz alarm cihazıdır. TORK GA 21 alüminyum gövdeli exproof gaz alarm cihazı EXPROOF gaz alarm cihazı, endüstriyel mutfak, LPG istasyonu, kazan dairesi gibi potansiyel patlayıcı alanlarda, zorlu çalışma ortamlarında(toz, nem, vs) herhangi bir doğalgaz veya LPG sızıntısı varsa uyarı için tasarlanmıştır. Sabit bir yere kurulan ve sürekli çalışan elektrikli alarm cihazıdır. Röle çıkışı sayesinde alarm durumunda aspiratör, siren, gaz kesici valf gibi cihazlara otomatik anahtarlama yapar. Hava ya da belirli bir yanıcı gazların patlama veya parlama oluşturmayacak konsantrasyon sınırına Alt Patlama Sınırı (APS) denir. Doğalgazın APS değeri %0,5, LPG’in %2 olup gaz alarm cihazı gaz sızıntısı bu değerlerin beşte birine ulaşmadan sesli ve ışıklı alarm vermeye başlar. · Doğalgaz için cihazın alarm seviyesi %0,5 (binde beş) veya 5000ppm (milyonda beş bin)’dir. · LPG için cihazın alarm seviyesi %0,3 (binde üç) veya 3000ppm (milyonda üç bin)’dir. Referans Standartlar: TS EN 50194-1, TS EN 60079-0, TS EN 60079-1, TS EN 60079-18
  • 60.
    Ürün 58 Petrol, petrol ürünleri,kimya, LPG, doğal gaz, kömür madenleri, şeker fabrikaları, kereste ve mobilya fabrikaları, ekmek fırını ve fabrikaları gibi yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı maddelerle uğraşan birçok sanayi kollarında normal çalışma şartlarında, arıza ve bakım gibi hallerde (Gaz, toz veya yanıcı madde buharı gibi nedenlerle) patlayıcı ortam oluşabilmektedir. ELEKTRİK aletlerinin çıkardığı kıvılcım ve ark bu ortamları tehlikeye düşürmekte ve patlamalara neden olmaktadırlar. Bu nedenlerle bu gibi iş yerlerinin patlayıcı ortamlarında kullanılan elektrik aletleri farklı olmak zorundadır. İşte bu olaya ex-proof ve kullanılan elektrikli aletlere de ex-proof elektrikli aletler adı verilmektedir. Ayvaz ex-proof kablo koruma kılıfı (esnek metal hortum) Elektrik, kıvılcım ve ark gibi olayların oluşma riski olan elektrik kablolarının geçtiği yerlerdeki elektrik kabloları, ex- proof özelliği olan flexible hortumlarla korunmaktadır. Ayvaz Ex-proof Kablo Koruma Kılıfları, elektrik kablolarının sebep olabileceği ark ve kıvılcıma karşı kablo koruma kılıfı olarak kullanılmaktadır. Servis ömrü; değişebilir ortam koşulları söz konusu ise, sızma başlayana kadar geçen zaman içindeki toplam yükleme devir sayısına eşittir. Yükleme devir sayısı hortumun tek yönlü hareketinde yer değişimi sonunda, ilk harekete başladığı noktaya dönme sayısıdır. Servis ömrü birçok noktaya bağlıdır. Bunlardan en Ayvaz ATEX sertifikalı ex-proof (alev sızdırmaz) ürünler
  • 62.
    Ürün 60 önemlileri sıcaklık, montajşartları ve hareket açısıdır. Sertifika: IEP 13 ATEX 0184U Malzeme Yapısı: Hortum: AISI 316L Paslanmaz Çelik Örgü: AISI 304 Paslanmaz Çelik Fitings: Karbon Çelik – Paslanmaz Çelik Bağlantı: Flanşlı, kaynak boyunlu, rakorlu, nipelli vb. Nominal Çap: DN 8 (1/4”) - DN 100 (4”) Ayvaz AU-18, AU-20 ve AU-21 rotlu seviye şalterleri Ayvaz Rotlu Seviye Şalterleri, basınçlı ya da basınçsız tüm kaplardaki sıvı seviyesinin kontrolü amacıyla tasarlanmıştır. Kontrol elemanı olarak paslanmaz çelik şamandıra ve paslanmaz çelik tüp içerisine yerleştirilmiş manyetik çalışma özelliği olan reed switch devresinde oluşan birim kullanılmaktadır. Sıvının kaldırma kabiliyeti sayesinde şamandıra tüp boyunca doğrusal olarak aşağı-yukarı hareket eder. Şamandıra içindeki manyet ile reed switch birbirine yaklaştığında kontakt oluşturup, devreyi açar veya kapatır. Akışkan seviyesini kontrol etmek amacıyla bu tip on/off uygulamalarında kullanılabilir. Ayvaz Rotlu Seviye Şalterleri; normalde açık ya da kapalı kontak alabilme, uzun servis ömrü, sızdırmazlık, komple paslanmaz çelik aksam, kullanılacak kabın şekline bağlı kalmadan çalışma ve korozyon dayanımı gibi avantajlara sahiptir. Sertifika: IEP 14 ATEX 0223 Malzeme Yapısı: Komple paslanmaz çelik Bağlantı: Dişli - DN10 (3/8”) Basınç Değerleri: Maks. 10 bar’a kadar (AU-20), Maks. 16 bar’a kadar (AU-21) Çalışma Sıcaklığı: Maks. çalışma sıcaklığı 125°C Ayvaz AU-22 ve EG-11 seviye şalterleri Ayvaz AU-22 Rotlu Seviye Şalteri, basınçlı ya da basınçsız tüm kaplardaki sıvı seviyesinin kontrolü amacıyla tasarlanmıştır. Sezgi elemanı olarak paslanmaz çelik şamandıra ve paslanmaz çelik tüp içerisine yerleştirilmiş manyetik çalışma özelliği olan reed switch devresinde oluşan birim kullanılmaktadır. Sıvı seviyesinin değişimine bağlı olarak tüp boyunca doğrusal hareket eden şamandıra, içerisindeki sürekli mıknatıs ile kontrol seviyesindeki reed switch’i uyarır. Reed switch’in kapalı konuma gelmesiyle elde edilen sinyal, kontrol panosuna iletilerek buradaki röle devresi tarafından değerlendirilir. Röle devresi istenilen çalışma şekline bağlı olarak selenoid ve motorlu vana çalışmasına kumanda eder ve/veya bağlanacak bir ışıklı ya da sesli uyarıcı ile kullanıcıya bilgi verir; sıvı seviyesinin istenilen düzeyde kalması güvenli bir biçimde sağlanır. Çalışma şekli ve kontak noktaları isteğe bağlı olarak düzenlenir. Normalda açık veya kapalı olarak düzenlenebilen kontaklar arasındaki minimum aralık 30 mm’dir. Ayvaz AU-22 ve EG-11 Seviye Şalteri; hassas biçimde seviye kontrol olanağı, normalde açık ya da kapalı kontak alabilme, uzun servis ömrü, sızdırmazlık, sürekli kontrol olanağı, kullanılacak kabın şekline bağlı kalmadan çalışma ve korozyon dayanımı avantajlarına sahiptir. Sertifika: IEP 14 ATEX 0222 E Malzeme Yapısı: Tüp: Paslanmaz çelik Şamandıra: Paslanmaz çelik Bağlantı: Flanşlı - DN50 (2”) - DN100 (4”), Dişli - DN50 (2”) Basınç Değerleri: Maks. 16 bar’a kadar Çalışma Sıcaklığı: Maks. çalışma sıcaklığı 125°C Ayvaz MG-33 ve MG-33S manyetik seviye kontrol cihazları Ayvaz MG-33 Seviye Kontrol Cihazı, fiziğin temel ilkelerinden; sıvıların kaldırma ve elektromanyetiğin itme ve çekme prensiplerini bir arada kullanarak tasarlanmış kullanışlı ve emniyetli bir cihazdır. Sıvı seviye değişimini takip eden şamandıranın içinde yer alan mıknatıslar, dış cidar üzerine yerleştirilmiş kırmızı- beyaz renkli flapları etkileyerek seviyeyi takip etmenizi sağlar. Ayvaz MG-33 ve MG-33S Seviye Kontrol Cihazları, üstün manyetik dizaynı sayesinde, hızla değişen sıvı seviyeleri ve titreşimin yoğun olduğu ortamlar gibi zor şartlar altında bile sistemin güvenle çalışmasını sağlar. MG-33, dijital veya analog göstergelere bağlanabilir ve uzaktan takip edilebilir. Ayvaz MG-33 Seviye Kontrol Cihazları; sürekli ve kolay izleme imkanı, sızdırmaz konstrüksiyon, basitlik ve güvenilirlik, farklı normlarda flanş bağlantısı, değişik sıvılarda, yüksek sıcaklık ve basınçlarda çalışma imkanı, çok yönlü uygulama ve uzun ömür gibi avantajlara sahiptir. Sertifika: IEP 14 ATEX 0213 Bağlantılar: Flanşlı Basınç Değerleri: Maks. 16 bar’a kadar Çalışma Sıcaklığı: Maks. çalışma sıcaklığı 180°C ğı,
  • 64.
    Makale 62 BİNA hizmetleri, suarıtma ve tesis şebeke tesisat sistemleri de dahil olmak üzere pek çok tesisat sisteminde, boruları birleştirmek ve bir tesisat sisteminde gelecekte değişiklik veya bakım yapılması gerektiğinde boru kesitlerinin birleştirilmesini ve ayrılmasını sağlamak amacıyla boru hatlarında flanşlar kullanılmaktadır. Flanşlamanın etkin bir alternatifi ise diğer performans ve tasarım avantajlarının yanı sıra daha hızlı kurulum ve bakım gerektiğinde daha hızlı ayrılabilme avantajları da sunan yivli mekanik eklemlerin kullanılmasıdır. Victaulic Ürün Mühendisi Andy Carter, flanşlı ve yivli boru birleştirme yöntemlerini ve bunların sundukları avantajları karşılaştırıyor. Geleneksel flanşlama Flanşlama, «geleneksel» boru birleştirme yöntemlerinden biridir ve uzun yıllardır kullanılmaktadır. Bu gelenek sebebiyle pek çok tesisat bileşeni (pompalar, vanalar ve soğutucular gibi) flanşlı bağlantıyla sunulmaktadır. Flanşlama, her ne kadar kolay sistem daraltma ve genişletme imkanı sunan bir sistem olmasa da, hız ve bir derece esnekliğe ihtiyaç duyulan belirli senaryolarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Kullanılan boru birleştirme sistemine bağlı olarak, kurulum ve bakım süresi artarak sistem verimliliğini azaltacaktır. Flanşlı bir boru bağlantısı buna iyi bir örnektir. Flanşlar birbirine cıvatalanarak bir contayı sıkıştırır ve sızdırmazlık sağlarlar. Bir flanşlı bağlantının cıvataları ve somunları ile contası sistem kuvvetlerini emer ve dengeler. Zamanla dalgalanmalar, sistem çalışma basıncı, titreşim ve genleşip büzülmeye bağlı olarak cıvatalar ve somunlar esneyebilirler. Bu cıvatalar esnediklerinde conta «kayarak» bir sızıntıya sebep olabilir. Boru sisteminin konumuna ve verdiği hizmete bağlı olarak, sonradan ortaya çıkacak sızıntılar maliyetli ve zararlı olabilir ve hizmet dışı kalma ve riske maruz kalmayla sonuçlanabilirler. Özellikle de flanş parçalandığında contanın yenilenmesi gerekebilir. Ayrıca, zamanla conta flanşlı boru uçlarına yapışabilir. Bağlantı söküldüğünde contanın flanşlı boru ucundan kazınması ve yenilenmesi gerekecektir ve bu da yine bakıma bağlı hizmet dışı kalma süresini artıracaktır. Sistemdeki genleşme ve büzülmeler nedeniyle flanş contaları da zamanla sıkışarak sızıntıya neden olabilirler. Sağlam ve güvenli Yaygın biçimde karşılaşılan bu sorunlara yönelik bir çözüm, flanşlar yerine yivli kaplinler kullanmaktır. Aslında mekanik bağlantılar uygulama avantajlarının yanı sıra ekonomik avantajlar da sunabildiklerinden gitgide daha yaygın hale gelmektedirler. Bir mekanik bağlantı (veya kaplin) dört basit fakat sağlam elemandan meydana gelir: boru yivi, conta, kaplin kelepçeleri ve somunlarla cıvatalar. Bir boru yivi, çeşitli Victaulic yiv açma aletleri kullanılarak bir borunun ucuna soğuk şekillendirme veya talaşlı işleme yöntemiyle bir yiv açılmasıyla oluşturulur; bu işlem yerinde yapılabileceği gibi bir atölyede de yapılabileceğinden prefabrikasyon da mümkündür. Boru birleştirme teknikleri mercek altında Mekanik yiv açma ve flanşlamanın karşılaştırılması ÜrünMühendisi Victaulic AndyCarter Bir makine dairesindeki flanşlı bağlantılar: flanşlar, takıldıkları borunun genişliğinin kabaca iki katıdırlar.
  • 66.
    Makale 64 Kaplin contası basıncaduyarlıdır ve borunun çevresindeki yive oturduğunda kaplin kelepçesi tarafından kuşatılır. Daha sonra conta, sisteme basınç verildiğinde daha iyi performans gösteren bir sızdırmaz bağlantı oluşturur. Hem sabit hem de esnek tarzda mevcut kaplinler neredeyse her uygulamada flanş yerine kullanılabilir. Sabit yivli mekanik kaplinler, bağlantı noktalarında lineer, açısal veya dönel hiç bir harekete imkan tanımayan sabit bir boru bağlantısı sağlayacak şekilde tasarlanmışlardır. Diğer taraftan esnek yivli mekanik kaplinler ise, boru hattında eğilmelerin meydana gelebileceği her bir bağlantıda kontrollü lineer ve açısal harekete imkan tanıyacak şekilde tasarlanmışlardır. Bu kaplinler güvenlik sunmalarının yanında ayrıca flanşlı ve kaynaklı sistemlerde gerekli olan pahalı ve narin özel ekipmanların takılmasına ihtiyaç olmaksızın potansiyel sapmaları da telafi ederler. Bir üçüncü avantaj ise, bir titreşim kaynağının yakından kullanılan üç esnek kaplinin kullanımında görülebilir. Esnek kaplinler gürültü ve titreşimi azaltır ve özel gürültü azaltma bileşenlerine yönelik ihtiyacı ortadan kaldırırlar. Sabit bir boru birleştirme yöntemi olan flanşlar, termal genleşme, titreşim veya bina oturması gibi boru hareketinin görüldüğü ortamlar için ideal değildir. Genleşme ve büzülme flanş ve borular üzerinde baskı oluşturarak zamanla contayı zayıflatabilir. Bu durum ortaya çıktığında bağlantının sızdırması riski belirir. Yivli esnek kaplinler, eksenle hareket veya açısal eğilme biçiminde boru hareketi sağlayabilir ve termal boru hareketini telafi edebilirler. Pek çok bakımdan mekanik boru birleştirme, flanşlamadan daha verimli bir çözüm sunabilir ve sağladığı basit sistem erişimi ve kanıtlanmış güvenilirliği (kaplinler akış dinamiğinde herhangi bir bariz fark olmaksızın flanşların basınç değerlerini yakalayabilirler) sebebiyle boru birleştirmek için genel kabul gören bir yöntemdir. Yivli kaplinler ayrıca sistemin ağırlığını da azaltırlar ve aynı boyuttaki bir flanşta kullanılan sekiz cıvataya karşılık bir bağlantının tamamlanması için yalnızca iki cıvata gerektirirler. Esnek kurulum İlk kurulumda, bir flanşın cıvata delikleri hassas biçimde hizalanmalı ve ardından bağlantıyı tatacak şekilde sıkılmalıdır. Ayrıca ekipman giriş ve çıkışlarındaki cıvata- delik endeksi de üniteye bağlanacak olan borulardaki flanşla kusursuz biçimde hizalanmalıdır. Bir flanştaki delik sayısına göre belirlenen bir dizi sabit konumdan yalnızca biriyle, bir bağlantı elemanı veya vana yalnızca cıvata deliklerine denk gelecek şekilde döndürülebilir. Tüm bunlar sahada, sapma sorunları anlamında yüksek bir riskle sonuçlanır. Yivli sistemlerde ise bu sorunlar görülmez ve bunlar 360 derecelik tam tur döndürme imkanıyla çok daha kolay kuruluma imkan tanırlar. Hizalanması gereken hiç bir cıvata-delik düzeni yoktur ve bir kaplin bağlantı etrafında istenen açıda döndürülebilir. Kaplin, sahada borunun etrafında «serbestçe döndürülerek» cıvatalara kolay erişim sağlar ve böylece ekipmana erişimi de basitleştirir. Kurulum esnasında sapma sorunlarını ortadan kaldırmasına ek olarak bir kaplinin 360 derece döndürülebilmesi ve bir flanşa kıyasla daha küçük profili, yivli sistemlerin kurulumunu dar alanlar için ideal kılar. Flanşlar, takıldıkları borunun genişliğinin kabaca iki katıdırlar. Bir mekanik kaplinin 360 derece döndürülebilmesi ve alçak profili, yivli sistemlerin kurulumunu dar alanlar için ideal kılar.
  • 68.
    Makale 66 Ortalama yivli kaplinlerise bu boyutun yalnızca yarısı kadardır. Daha küçük tasarımın sunduğu boyut avantajı yivli sistemi, alanın kısıtlı olduğu yerlerdeki işler (makine daireleri ve mevcut binaların yenilenmesi gibi) ve ek esneklik gerektiren tüm işler için ideal çözüm haline getirir. Montaj hızı Kaplinlerin daha az sayıda cıvatası bulunduğundan ve normalde herhangi bir tork gereksinimi bulunmadığından yivli tesisatların kurulumu flanşlamadan altı kata kadar daha hızlıdır. Kaplinler iki cıvata ve daha büyük boyutlar (26»/6600 üzerinde) için yalnızca dört cıvata gerektirirler. Bu büyük boyutlarda karşılaştırma yapılabilmesi bakımından; bir flanş minimum 20 somun ve cıvata gerektirecektir. Dolayısıyla, örneğin Schedule 40 Karbon Çelik boru üzerindeki 6»/150mm’lik bir bağlantıyı flanşlamak için sekiz cıvata gerekecek ve bu işlem yaklaşık 1,56 adam saat alacaktır. Bu işlem, bir yivli çözüm kullanılarak yalnızca 20 dakikada veya bir Victaulic Montaja Hazır kaplin kullanılarak yaklaşık 10 dakikada tamamlanabilir çünkü bunlar kurulum öncesinde söküm gerektirmezler. Her iki yivli çözüm de yalnızca iki somun ve cıvata gerektirir. Bu zaman tasarrufları daha geniş çaplı boru sistemlerinde daha da artar. Örneğin, Standard Wall (3/8“/9,7mm) karbon çelik boru üzerindeki 36“/900mm‘lik bir flanşlı bağlantının tamamlanabilmesi için 32 somun ve cıvata ile yaklaşık 10 adam-saat gerekirken bir yivli kaplinle yalnızca dört somun ve cıvata ile yaklaşık iki saat gerekecektir. Bunlara ek olarak flanşlar, doğru tork değerlerine ulaşıldığını ölçmek ve bundan emin olmak için özel anahtarlarla yapılan zaman alıcı yıldız desenli sıkma işlemini gerektirirler. Yivli teknoloji kaplinlerin basit el aletleriyle birleştirilmesine imkan tanır ve kaplin kelepçelerinin cıvata karşılıkları metal-metale eşleştiğinde bağlantı düzgün biçimde tamamlanmış olur. Victaulic yivli sistemleri, tam montajdan emin olmak için gözle muayene edilecek şekilde tasarlanmıştır. Cıvata karşılıkları metal-metale eşleştiğinde bu, kaplinin düzgün biçimde takıldığını gösterir. Diğer taraftan flanşlarda gözle teyit etmek mümkün değildir ve montajın düzgün yapıldığından emin olmanın tek yolu sistemi doldurup basınç vermek ve sızıntı olup olmadığını kontrol etmektir. Bakım kolaylığı Yivli sistemlerin kurulumu hızlandıran özelliği (daha az sayıda cıvata ve tork gerekliliği bulunmayışı) sistem bakımını da hızlı ve basit bir iş haline getirmektedir. Boruların taşınması, döndürülmesi, değiştirilmesi veya eklenmesi gerektiğinde, bir kaplinin iki veya dört cıvatası bu bakım işlerini, sekiz kata kadar daha fazla cıvatası bulunabilen bir flanştan çok daha verimli hale getirir. Örneğin bir pompaya veya vanaya erişebilmek için kaplinin iki cıvatası gevşetilir ve kelepçelerle conta bağlantıdan ayrılır. Flanşlı bir sistemde ise bir çok cıvatanın sökülmesi gerekir. İlk kurulumda gerekli olan, zaman alıcı cıvata sıkma işleminin aynısı flanşın yeniden montajında da gereklidir. Kaplinler, flanşlarda gerek duyulan düzenli bakımın büyük bir bölümünü ortadan kaldırarak bakım amaçlı hizmet dışı kalma süresini azaltırlar çünkü düzenli yeniden sıkmaya ihtiyaç duymazlar. Conta ve somunlar ile cıvatalara değişken bir baskı getiren bir flanşın aksine bir kaplin, contayı boru bağlantısının dışından hassas biçimde sıkıştırarak tutar. Bunlara ek olarak, sistem bakım için söküldüğünde flanş contalarının değiştirilmesi gerekirken, kaplin contalarının düzenli bir bakım programıyla değiştirilmesine gerek yoktur. Daha iyi titreşim Bir sistemin hizmet ömrü süresince flanşlama, bağlantının sağlamlığını sürdürmek için biraz daha fazla çalışma gerektirir. Bir boru sisteminde pompalar ve Mekanik yivli bağlantı dört elemandan meydana gelir: yivli boru, conta, kaplin kelepçeleri ve somunlarla civatalar.
  • 70.
    Makale 68 diğer ekipmanlar sıklıklatitreşim ve gürültü oluştururlar. Örneğin, pompa kanatları gibi dönen bileşenlerin dengesiz oluşuna bağlı olarak salınım kuvvetleri ortaya çıkabilir. Her ne kadar sahada dengeleme bunu azaltabilirse de, bu işlem için özel ekipmanlar gereklidir ve bu, zor, pahalı ve zahmetli olabilir. Sistem titreşimi ve diğer kuvvetler, flanşlı bir sistemde bağlantı sorunlarına neden olabilirler. Flanşlamada, iki düz yüzeyli, flanşlı boru ucu arasındaki bir contayı sıkıştırmak için bir dizi cıvata ve somun kullanılır. Cıvatalara uygulanan tork iç contaya yüksek bir sıkıştırma kuvveti uygular ve bu da contanın flanşlardan birine veya her ikisine yapışmasına neden olabilir. Bağlantı söküldüğünde conta yırtılabilir ve değiştirilmezse yeniden kurulum yapıldığında işlevsiz kalabilir. Sistem titreşimini telafi etmek ve gürültüyü azaltmak için flanşlı sistemlerde özel ve pahalı kauçuk körükler veya örgülü esnek hortumlar kullanılır. Zamanla veya aşırı uzamaya bağlı olarak bu ürünler yıpranabilir veya bozulabilir ve değiştirilmeleri gerekir. Ayrıca, bir flanşlı bağlantının cıvataları ve somunları sistem kuvvetlerini emer. Zamanla dalgalanmalar, sistem çalışma basıncı, titreşim ve genleşip büzülmeye bağlı olarak cıvatalar ve somunlar esneyebilirler. Bu cıvatalar gerilimi kaybettiklerinde conta „kayarak“ bir sızıntıya sebep olabilir. Flanş contaları zamanla sıkışarak sızıntıya yol açabilirler. Sızıntıları önlemek veya durdurmak için rutin cıvata ve somun sıkma işlemine gerek duyulur. Yivli kaplinlerin sistem titreşimini telafi etme kabiliyeti, bağlantı sorunları riskini azaltır. Yivli sistemler, periyodik onarım veya değiştirme gerektiren özel ürünlere ihtiyaç duymaksızın titreşimi telafi edebilirler. Hem esnek hem de sabit kaplinlerdeki dayanıklı elastomerik conta gürültü ve titreşimin sönümlenmesine yardımcı olur. Kısa bir süre önce Seattle, Washington‘da bulunan bir akustik danışmanlığı firması olan SSA Acoustics yapılan bir saha ölçümü, bir boru kesitine seri olarak bağlanan üç Victaulic kaplininin, iki küreli neopren konektörlere yakın ve örgülü metal hortumlardan daha üstün bir performansa sahip olduğunu göstermiştir. Victaulic kaplinleri genel titreşimi %80 ila %90 oranında sönümlemiştir. Birbirini izleyen her bağlantı titreşimin daha da azalmasını sağlar. Bağımsız test laboratuvarı Nutech Testing Corporation/SE Laboratories ise testlerinde Victaulic mekanik kaplinlerini kullanmış ve her boru çapında, ister esnek ister sabit kaplinler kullanılsın, her bir ek Victaulic kaplinle aktarılan titreşim miktarının azaldığı sonucuna varmıştır. Titreşimler cıvatalar ve somunlar tarafından değil conta tarafından emilir. Sistemin hizmet ömrü süresinde somunlar ve cıvatalar düzenli yeniden sıkmaya ihtiyaç duymayacak ve kaymayacak ya da gevşemeyecek, böylece sızdırmaz bir bağlantı sağlama özelliğini sürdürecektir. Bir yivli kaplinin contası, çok dayanıklı olan ve önemli ölçüde sıkıştırma ve döndürme yüklerine karşı koyabilen C şeklinde bir çapraz kesitli sızdırmazlık ögesine sahiptir. Kauçuğa yorgunluk vermeksizin sisteme arka arkaya basınç yüklenip boşaltılabilir. Victaulic contaları sistemin hizmet ömrü süresinde kullanılabilecek özelliktedirler. Sonuçlar Özetle yivli boru sistemleri, sağladıkları hızlı kurulum ve kolay bakım ve hizalama özellikleri sebebiyle flanşlı eşdeğerleriyle kıyaslandığında önemli avantajlar sunarlar. Çok yönlü tasarım, güvenlik ve daha düşük toplam kurulum maliyeti gibi ek avantajlarla birlikte bu özellikler, pek çok tesisatçı, mühendis ve mal sahibini flanşlar yerine yivli mekanik sistemleri tercih etmeye yönlendirmektedir. Mekanik kaplinlerin kurulması flanşlara kıyasla yalnızca daha hızlı ve daha kolay olmayıp, bunlar aynı zamanda daha esnek ve daha güçlüdürler.
  • 72.
    Teknik Yazı 70 GÜNÜMÜZDE enerjibirim fiyatlarının giderek artması, işletmelerdeki enerji verimliği konusunun önemini de beraberinde arttırmıştır. Enerji birim fiyatları haricinde çevre kirliliği ve CO2 salımının kontrol edilmek istenmesi de alternatif enerji kaynakları konusunu gündeme getirmiştir. Johnson Controls bina verimliliği ve HVAC ekipmanlarında liderliğini atık ısıdan soğutma sağlayan yeni dönem Absorption Chiller üniteleri ile devam ettirmektedir. YORK YWA serisi olarak adlandırılan bu soğutma grupları işletmedeki atık ısı enerjisini kullanarak, yine işletme için gerekli olan soğuk su üretmektedir. Genel olarak kojenerasyon sistemlerinin tamamlayıcı ekipmanı olarak düşünülen Absorption Chiller üniteleri, proseste var olan diğer tüm atık ısı enerjileri ile de çalışmaktadır. Absorption Chiller için kullanılabilecek ısı kaynakları; • Sistemde var olan kojenerasyon üniteleri • Termal sıcak su kaynakları • Termal güneş paneli uygulamaları • Proseslerinde atık sıcak su, buhar, egsozt gazı üreten fabrikalar • Direkt doğalgaz yakmalı uygulamalar Kapasite aralıklarına göre YORK YWA Absorption Chiller ürün çizelgesi Şekil 1’deki gibidir. Özellikle kojenerasyon tesislerinin vazgeçilmez elemanı olan Absorption Chiller üniteleri, multi energy Absorption Chiller alternatifi ile sistemdeki hem egzost gazını hem de motorbloğundaki sıcak suyu kombine kullanmaktadır. Böylelikle de toplam sistem verimi COP=1’in üzerine çıkmaktadır. Çok genel bir ifade ile gaz motoru ile kurulan her 1 MW kojenerasyon tesisi için multi energy Absorption Chiller üniteleri ile 1 MW soğutma sağlanmaktadır. Bu ürün çeşitliliğinin yanı sıra YORK YWA Absorption Chiller cihazları sağladığı avantajları ile hem kalite hem de güvenilirlik anlamındasektörde önemli bir yere sahiptir. 1. Shell & Tube Heat Exchanger System Absorption Chiller cihazlarında “Generator” bölümünden “Absorber” bölümüne geçen sıcak akışkanın enerjisinden tekrar yararlanmak için eşanjör sistemi kullanılması gerekir. YORK YWA Absorption Chiller cihazlarında bu eşanjor shell&tube dizayn iken, diğer firmalarda bu dizayn plakalı eşanjör şeklindedir. Bakım ve servis verilebilirlik açısından shell&tube dizayn eşanjör her zaman daha avantajlıdır. YORK YWA absorption chiller JohnsonControls UzmanSatışMühendisi ŞahinBÜYÜKKAYA
  • 74.
    Teknik Yazı 72 2. Çiftabsorber dizaynı Patentli YORK YWA dizaynı olan bu sistem dizaynı hem absorber bölümünde ısı transfer yüzeyini arttırarak cihaz verimliliğini arttırmakta hem de evaparatörü her iki tarafından kaplayarak sahada yapılması gereken evaporator tarafı ısı izolasyonu ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır. (Şekil 2) 3. Paslanmaz çelik su dağıtım sistemi Yine patenti YORK YWA’a ait olan bu dizayn ile bakır borular üzerinde bulunan paslanmaz tava sistemi soğutma suyunu yerçekimi etkisi ile aşağıya doğru akıtmakta ve daha uzun süreli su teması sağlayarak daha yüksek sistem verimi sağlamaktadır. Bu sistem klasik sistemlerde kullanılan nozül uygulamasını da geride bırakmıştır. 4. Purge sistemi Soğutma grubu içerisindeki condens olmayan gazların toplandığı daha sonrada otomatik vakum pompası ile dışarı atıldığı sistemdir. Tamamen otomatik çalışan bu sistemde shell içindeki ve purge tankı içerisindeki vakum miktarı, elektronik vakum transmitterleri ile ölçülmektedir. 5. Yüksek basınç jeneratöründe (egzost gazı ile çalışan) su borulu kazan dizaynı YORK YWA egzos gazlı Absorption Chillerlerlerde uzun süreli sistem ömrü sağlamak için su borulu kazan tipi uygulaması mevcuttur. Bizim sistemimizde boru içerisinden geçen, LiBr solüsyonunun sıcaklığının düşük olası sebebiyle, sistem duruşlarından sonra dış hava sıcaklığına yaklaşacak olan boru sistemi içerisinden tekrar sıcaklığı 70-80°C olan akışkanın geçirilmesi herhangi bir sıkıntıya sebep vermeyecektir. Sıcaklığa bağlı kaynak deformasyonu olmayacaktır. Alev borulu kazan uygulamalarında ise egzost gazı shell içinden değil - direkt borular içerisinden geçmekte shell içerisinde-borular etrafında çözelti dolaşmaktadır. Isı transferi borunun içinden dışına doğru olmaktadır. Bu durumda aynalardaki kaynak noktası çok yüksek sıcaklığa maruz kaldığı için sakıncalı bir durum oluşmaktadır. (Egzost giriş 440°C - egzost çıkış 160-170°C) Yine bu sistemde, sistemin bir parçası olarak türbülatör kullanmak gerekir ve bu türbülatörde sistem içerinde ilave basınç kaybı oluşturmaktadır. 6. LiBR + Monyblate İnhibitor kullanımı YORK YWA cihazlarında çevre ve insan sağlığı açısından zararlı olmayan LiBR + Monyblate İnhibitor kullanılmaktadır. Bir çok tedarikçi bu konuda fiyat ve teslim süresi avantajı sebebi ile LiBR + Cromide inhibitor kullanmayı tercih ediyor. Ancak bu maddenin kullanımı çevre ve insan sağlığına için zararlı; Avrupa’da kullanılması yasaktır.
  • 76.
    Söyleşi 74 Airplus yeni ürünleriile 2015’e damga vuracak Dinamik, yeniliklere ve gelişmeye önem veren, araş rma – geliş rmeye ya rım yapan, sorumluluk duygusu taşıyan, topluma maddi ve manevi değer katmak için çalışıp, geleceğe giden yolda geçmişten güç ve ders almanın öneminin bilinciyle, başarının temel ilkelerinin dürüst, disiplinli ve planlı olarak çalışmak olduğuna inanan, köklü bir geçmişe sahip, saygın ve güvenilir bir ailenin üyesi Airplus sa ş ve pazarlama müdürü Kubilay Çi çi ile sıcak bir söyleşi gerçekleş rdik. Keyifle okumanızı dileriz. Sektördeki hedeflerinizden bahseder misiniz? Firma olarak üretici ve ihracatçı bir markayız, Sektörün ihtiyaç duyduğu yenilikçi ürünler geliştirerek daha verimli, az enerji tüketen iklimlendirme cihazlar üreterek ülkemiz başta olmak üzere dünya ülkelerinde kullanıma sunmayı hedefliyoruz. Airplus ürünlerinin ön plana çıkmasının nedenleri nelerdir? Ürettiğimiz ürünlerde kendimize özgü izlere rastlayabilirsiniz, Özellikle kendi geliştirdiğimiz yazılımlar, özel elektronik kartlar ve bunların toplandığı kontrol panellerin ürünlerimizi bir adım öne çıkarmaktadır. Ürettiğimiz ürünler içinde lokomotif ürünümüz Vrf dış üniteyle senkronize çalışan Dx klima santrali, sulu klasik klima santralleri, havuz nem alma santralleri, ısı geri kazanım cihazları, sulu / Dx yer konvektörleri, davlumbazlara özel paket tipi elektrostatik filtre, sıcak hava apareyleri ve özel amaçlara hizmet eden filtre üniteleri başta olmak üzere, bir çok ürün imalatlarımız içerisindedir. Bizim tasarladığımız ve ürettiğimiz ürünlerin özellikle tercih edilme sebebi bizce, standart raf ürünleri olmaktan ziyade, ihtiyaç duyulan ürünün bir terzi misali işlenerek tam ihtiyaca uygun üretmek ve kolay işletimini sağlayan kontrol panelleri sayesinde son kullanıcılara çok iş bırakmamak. Ürünleriz için sertifikasyon sürecini tamamladınız mı? Ürünlerimiz için sertifikasyon sürecimizi tamamladık sayılırız. Ürünlerimiz için sertifikasyon sürecini başlattık; hızla da ilerliyoruz. İSO, CE, TSE ve TÜV SÜD belgelendirmelerini tamamladık. Şu anda tek eksik sertifikamız Eurovent. Bunun da altyapı çalışmalarını tamamladık. Yaklaşık 5-6 ay içinde Eurovent sertifikamızı da almış olacağız. Aslında konu hazır açılmışken bahsetmeden de geçmek istemediğim düşüncelerim var. Eurovent konusunda sektörümüzde bir yanlış kanı hâkim maalesef. Nedir bu kanı? Eurovent’in ürün kalite sertifikası olduğu kanısı hakim . Oysa Eurovent, kaliteyi tescillemek için değil, ilgili ürünün beyan ettiğiniz şartları sağladığını teyit etmek için testlerini yapan bir kurum. Kısacası ürün kalitesini artırmada Eurovent’in herhangi bir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Tabi ki bazı standart ve normları da var tabi yok değil, ama zaten biraz önce bahsettiğim kalite sertifikalarını aldığınızda zaten o standart ve normları sağlamış bulunuyorsunuz. Sizce sektörünüzün tam ihtiyaç duyduğu Eurovent midir ? Bence Türkiye ISK Sektörü, bir araya gelerek Eurovent muadili bir sertifika üzerinde çalışmalı ve yapmalıda. Türkiye ISK sektörü, çok sağlam sivil örgütleri olan büyük ve güçlü bir sektör aslında. Sektörümüzdeki dernek, vakıf ve örgütlerin bir araya gelerek ortak bir çalışma yapması ve Eurovent muadili bir sertifikasyon sistemi geliştirmesi, sektörümüz için olmazsa olmaz birşeydir. Her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de tam kapasiteleri ve güçleri sağlamayan ürünler olduğundan, özellikle son kullanıcılar başta olmak üzere kontrolörler ve teslim alıcılar satın aldıkları ürünlerin gerçek değerlerinin sağlayıp sağlamadıklarından emin olmak isterler, İstemelilerde bence böylece geriye dönüp baktıklarında emin .
  • 78.
    Söyleşi 76 olmanın rahatlığını hissetmeli.Tabi benim düşüm ülkemizin kendi standartlarında yarattığı bir sertifikasyon ve bununda tüm dünya tarafından kabul görmesi, inanıyorum ki sektörümde benim gibi düşünenlerin olduğu ve eninde sonunda taşın altına eline sokup bunu başarmak için bir yerlerden başlamak gerektiğini düşünüp harekete geçecek arkadaşlarımızın olacağı. Olmalıda şunu düşündüğümde açıkçası üzülüyorum, biz Türk yatırımcısı ve iş adamlarıyız, her bir ürünümüzü Eurovent’te sertifikalattırmamızın çok ciddi bir bedeli var ve kaynaklarımız ülkemizden yurt dışına akıp gitmekte. Neyse artık konuyu çok derinleştirmeden devam edelim sohbetimize bakarsınız başka bir seferde gerçekleşmiş düş, bir Türk standartlı kapasite sertifikasyonunu konuşuyor oluruz. Airplus ürünlerini hangi pazarda sıkça görebiliriz ? Ürettiğimiz ürünlerimizin % 65’ini ihraç ediyoruz. % 35 gibi bir payı da iç pazara sağlıyoruz. Özellikle 2015 de iç pazardaki payımızı artırmak için planlamamızı yaptık ve hazırlıklarımıza da başladık. Türkiye’de üretemeyeceğimiz ürün yok. Dünyadan rakiplerimizden geri kalacak bir yönümüzde yok açıkçası. O teknolojiye sahip olabilme gücümüz, o teknolojiyi faydalı şekilde kullanabilecek eğitime sahip bir sektörümüz var. Bu sektörün ise biraz daha devlet eliyle desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyor ve savunuyorum. İhracat konusunda da dünyanın her yerine ürünlerimizi satabilen bir kalite ile üretim yapabiliyoruz. Airplus başta da söylediğim gibi ihracatçı bir marka, Bulgaristan, Yunanistan,Romanya Üzerinde Avrupa’ya ihracat ağını genişletmek için bu bölgelerde de pazar artırma araştırmalarımız sürdürüyoruz. Türk markaları sizce sektörde yoluna nasıl ilerlemeli? Üretimde güçlenmeli ve dünyaca ünlü markalar yaratmalıyız. Firmamız ve ülkemizdeki rakiplerimiz ürünlerimizi geliştirmek üzere ar-ge bölümlerimize daha çok önem göstermeliyiz. Biz 2014 yılı içerisinde ar-ge departmanı kurduk. Ar-ge mühendislerimiz ürünlerimizin iyileştirilmesi, yeni ürün geliştirilmesi, mevcut ürünlerin verimlerinin ve işlevselliğinin artırılması için çalışmalar yapıyorlar. Ar- ge konusunda da devletin özellikle KOBİ’ler için teşvik ve katkı vermesi gerektiğine inanıyorum. Mevcut ar- ge yasası ile sağlanan teşviklerden yararlanmamız mümkün değil. Bu yasanın bir an önce iyileştirilmesine inanıyorum. Sadece biz değil, sektörümüzdeki –neredeyse- hiçbir firmanın yararlanması mümkün değil. Çünkü yasa, bünyesinde 50 ar-ge çalışanı bulunduran firmalar için teşvik verilmesini içeriyor yasa. Sektörümüzdeki üretici firmalar içinde bünyesinde 50 ar-ge çalışanı barındırabilen kaç şirket var ki? Bu yüzden en azından yasada bir değişiklik yapılması ya da farklı bir teşvik yasasının çıkarılması vesilesiyle yerli üreticilerimizin desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye konum olarak da duruş olarak da dünyadaki pek çok ülkeye eşit mesafede bir ülke. Bu nedenle hem Avrupa’ya hem Ortadoğu’ya hem de Türki Cumhuriyetlere rahatlıkla ürün sağlayabiliriz. Bunu artırabilmek için, gerçek anlamda bir üretim üssü olabilmek için de sektörümüzün desteğe ihtiyacı var. Artık ülkemizdeki firmaların da zihniyetini değiştirmesi gerekiyor. Firmalarımızı yurtdışındaki büyük şirketlere satmak yerine, bizlerin yurtdışı şirketleri satın almak ve bünyemize katarak büyümek gibi hedeflerimiz olmalı. Üretimde güçlenmeli ve dünyaca ünlü markalar yaratmalıyız. Sektörümüz, bunu yapabilecek teknolojiye de bilgiye ve yeteneğe de sahiptir. 2015 yılı yaklaşıyor. Yeni yılda pazara sunacağınız ürünleriniz var mı? Evet var. Yoğun ar-ge faaliyetleri sonucu ürettiğimiz “Türkiye’de ve Avrupa’da bir ilk” olacak yeni ürünlerimiz 2015 itibariyle pazarda olacak. Bu ürünlerden bahsedebilir misiniz? VRF dış ünite ile çalışan havuz nem alma santrallerimizi pazara sunmaya hazırlanıyoruz. Ar-ge departmanımızda çalışmaları ve testleri tamamlanan çok özel ürünlerimiz var. Saha testlerinin tamamlanmasının ardından 2015 yılına damgasını vuracağına inandığımız VRF dış ünite ile çalışan havuz nem alma santrallerimizi pazara sunacağız. Bahsettiğim ürünü Türkiye’de ve Avrupa’da üretebilen henüz firma yok. Çalışmalarımızı tamamen bitirdiğimizde ürünü paket halde teslim edebileceğiz. Bunun dışında hem fan hem de serpantin teknolojisini geliştirip yenilediğimiz klasik havuz nem alma santrallerimiz de yenilikler arasında. Klasik havuz nem alma santrallerinde neleri geliştirip yenilediniz? Cihaz çalışırken, hangi şartlarda çalıştığını gösteren bir Touch Screen panel ekledik cihazlarımıza. Bunun sayesinde Touch Screen ekranın üzerinde grafik ve animasyon olarak hangi şartları sağladığına ulaşabileceksiniz. Ürünleriniz içerisinde bir ürün var ki çok ilgi çekiyor: yer konvektörleri. Özellikle mimari açıdan birçok kolaylık getiriyor ve yeni nesil cam cepheli binalarda da çok tercih ediliyor değil mi? Evet bu ürün son yıllarda statik ısıtma tesisatlarında klasik radyatörlerin yerini almaya başlayan çok başarılı bir ürün. Bu ürün bu kadar başarılıysa sadece ısıtmamı yapabiliyor? Bu sorunuza şöyle cevap vereyim mi? Tabii ki de hayır. Ama ana fikir ısıtma olarak üretilmiş bir üründü. Ar-ge departmanındaki arkadaşlarım biraz sınırları zorlayarak, soğutma yapabilen bir ürün haline getirdiler, Bahsetmiştik yeni yılda pazara süreceğimiz ürünlerimiz var buda onlardan biri. Yeni ürünlerimiz arasında dört borulu yer konvektörleri de bulunuyor. Bu ürünler sulu, akışkanlı sistemlerde hem ısıtma hem de soğutma yapabilmekte. Aynı zamanda bu ürüne bir inovasyon daha kattık, oda DX batarya ile sulu sistem olmayan mahallerde kullanıma elverecek. Bu ürünü özellikle hobi ve kış bahçeleri gibi yerlerde kullanıma uygun, eşsiz bir ürün olacağına inanıyoruz. .
  • 80.
    hayata dair 78 BULUTUN ARDINDA Yazar:Marc Beniof Yayınevi: Zer Yayınları Marc Beniof, geleceği keşfetmek ve değiştirmek isteyen tüm girişimcilere ve CEO’lara başarının kapısını açıyor. Bulut bilişimin teknolojileri iş dünyasındaki trendlerden birinin doğuşu ve gelişimi gerçekleşti. İş kültürünü kökten değiştiren bilişim, “salesforce.com” un da hikâyesini oluşturdu. Kurumsal yazılımlar dünyasını nasıl yeni baştan biçimlendirdiğini anlatan yazar, bir kurumda, tüm çalışanları aynı amaç çevresinde nasıl toplayacağını ve hem işletmenizi hem de yaşamınızı nasıl dönüştüreceğinizi, vizyonunuza nasıl odaklayacağınızı, nasıl farklı düşüneceğinizi anlatıyor. İnternetin ilerleyen aşamalarda üretkenliği artıracağından ve sağlayacağı faydalara değinerek, açıkladığı 111 oyunun uygulanmasıyla girişimcilere başarının kapısını nasıl açacaklarını anlatıyor. İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI TÜRKİYESİ Yazar: İlhan Tekeli&Selim İlkin Yayınevi: İletişim Yayınları İkinci Dünya Savaşı, sadece savaşan ülkelerin değil savaşa girmeyenlerin de ekonomisini alt üst etti. Bütün ekonomilerin savaş ekonomisine dönüşmesi, topyekûn savaşın bir gerçeğiydi. Birinci Dünya Savaşı’ndan harap çıkmış ve kalkınmaya çabalayan Türkiye, dışında durduğu bu savaştan olağanüstü etkilendi. İlhan Tekeli ve Selim İlkin, eserlerinin ikinci cildinde, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı macerasının ekonomik yanını inceliyor. Alınan önlemler, yaşanan kıtlıklar, hayat pahalılığı, yolsuzluklar, kuyruklar, tüketim kısıtlamaları, karne uygulamaları, emek rejimindeki yeni düzenlemeler... Dış ticaretteki ve sanayi üretimindeki gelişmeler... Türkiye ekonomisinin izleyen on yıllarına da damgasını vuran bu özel dönemi mercek altına alan bir inceleme. GEMİ YAPIMCISI Yazar: Jack Myrcik Yayınevi: Klan Yayınları Liderliği tanımlamak son derece zordur. Liderlik, bilgeleşmektir. İyi bir lider iş üzerinde çalışmaz insanlar üzerinde çalışır. Bütün bunlarla birlikte liderlik, bir organizasyonun en kritik unsurudur. Lider, yol gösterir ve diğerleri onu takip eder. İyi bir liderliğin ne kadar önemli olduğunu bilir ve iyi bir lider hemen tanınır. Her şeye rağmen liderlikte, başarılı olunan ve başarısız olunan zamanlar vardır. Gemi Yapımcısı, 2500 yıl öncesinin kadim Yunan dünyasında geçen bu öykü ve okuyuculara liderliğin beş ilkesini öğretiyor. Bu ilkeler sayesinde başarılı bir lider olmanın yanı sıra şunları da elde edeceksiniz: Daha az sayıda insan ile daha fazla iş başaracaksınız. Daha az kontrol etme ihtiyacında olacaksınız. Ekip çalışması ve ekip ruhu yaratacaksınız. İş gücü kayıplarının önüne geçeceksiniz. Kendinizinki de dâhil olmak üzere herkesin moralini yükselteceksiniz. SUBLIMINAL A.Ş. Yazar: Dr. Ferdi Bişkin Yayınevi: Elma Yayınevi Eğitimci ve akademisyen Ferdi Bişkin’in subliminal algı ve reklamcılık üzerine yıllardır yürüttüğü çalışmaların olgunlaşmış fikirler olarak ortaya çıktığı, subliminal algı, ikna ve reklamcılık kavramlarıyla ilgili bugüne kadar duyduklarımızdan ve okuduklarımızdan farklı bir bakış açısı sunan, çok kapsamlı, özgün bir çalışma. Konunun tarihinden başlayarak derinlemesine araştırma yapan Bişkin, kitabında, gizlenmiş bazı simgelerle yapılan subliminal yönlendirmelerin amacına ulaştığı konusunda neredeyse hiçbir bilimsel kanıt olmadığını ortaya koyarken insan zihnini gerçekten etkileyen uyaranları da tüm açıklığıyla ele alıyor. Yazarın kitabın sonunda yer verdiği zengin kaynakçası ve makale listesiyle araştırmacılar için benzersiz bir kaynak olma özelliği de taşıyor.
  • 82.
    hayata dair 80 Vizyon tarihi:7 Kasım 2014 BAFTA tarafından İngiltere’nin yabancı dildeki en iyi film dalında Oscar adayı gösterilen Nihat Seven imzalı Uzun Yol 7 Kasım’da sinemalarda. Kendi halinde yaşayan sıradan insanların, küçük mutlulukları arayış hikayesi olan film, ruhunun götürdüğü yere giden bireyin açmazlarını beyazperdeye taşıyor. kaybetmek-kazanmak kaybetmektir mantığından yola çıkan film, ait olduğu yeri arayan bireyin sevdiklerine, hayata ama en çok da kendisine bakışını anlatıyor. Tüm bu arayış içerisinde ise ata erkil düzende en çok acı çeken gene kadın oluyor…Nihat Seven’ın dördüncü uzun metrajlı işi olan filmin senaristliğini Melek Seven üstlenirken, filmin oyuncu kadrosunda Hakan Yufkacigil, Bora Cengiz, Mehtap Anıl gibi isimler yer alıyor. Uzun yol Vizyon tarihi: 28 Kasım 2014 Efsane yönetmen Ingmar Bergman’ın favori aktristi olarak tanınan Liv Ullmann, dördüncü uzun metrajlı filmi Miss Julie için uzun bir aradan sonra yönetmen koltuğuna oturdu. August Strindberg’ün tiyatro için yazdığı oyun 19. yüzyılda İrlanda’da aristokrat bir ailenin kızı Miss Julie ile evin kahyası John arasında yaşanan kısıtlı bir zaman dilimini gözler önüne seriyor. MissJulie Vizyon tarihi: 21 Kasım 2014 Katniss Everdeen, evi 12. Bölge’nin tamamen yıkıma uğradığını öğrendiğinde neler olup bittiğini görebilmek için oraya geri döner. Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir. Kazananların kaldıkları evler dışında her şey harabeye dönmüş, insanlar artık yeraltında yaşamaya başlamış ve hükümetin ölümcül politikasının karşısında hayatta kalmak için mücadele etmeye başlamışlardır. Nükleer silahların dahi söz konusu olduğu bu atmosferde, Katniss gerçekten de protesto hareketinin yüzü olmaya başlar ve bu sorumluluğu bir türlü kabullenemez. Yükselen bu isyan dalgasının içerisinde yer alamamasının nedenlerinden en önemlisi de Peeta’nın hayatının tehlikede olmasıdır. Büyük bir ilgiyle karşılanan Susan Collins imzalı Açlık Oyunları serisinin üçüncü halkası olan filmin yönetmenliğini, ikinci filmi de yönetmiş olan Francis Lawrence üstlenirken; başrollerde bir kez daha Jennifer Lawrence ve Josh Hutcherson ikilisi yer alıyor. Açlık oy nları: Alaycı kuş bölüm 1
  • 83.
    81 Tarih:14 Kasım 201416:00 Yer: Life Park, İstanbul Dünyanın en iyi ve popüler DJ’lerinin yüz binlerce elektronik müziksever tarafından oylanarak sıralandığı DJMag Top 100 DJs, 2014 listesinin açıklanmasıyla birlikte başlayacak uluslararası turnesiyle elektronik müziğin en büyük isimlerini milyonlarla buluşturmaya hazırlanıyor. Top100DJsWorldTour: Ar invanBuuren-Mar inGar ix AndreRieu Tim’ de Blues Brothers gecesi Tarih:13-16 Kasım 2014 Yer: The Montgomerie Maxx Royal, Antalya Belek European Tour 2014 takvimi açıklandı. Turkish Airlines Open Golf Turnuvası 13-16 Kasım tarihlerinde yine Belek’te gerçekleştirilecek. Turnuvaya ünlü golfçü Tiger Woods ile dünyanın en iyi 78 golfçüsünün katılmasını bekleniyor. Turkish Airlines Open 2014 Golf Tur uvası Tarih:27-29 Kasım 2014 Yer: İstanbul 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda “Good Music In Town Konserleri” kapsamından klasik müziğin Madonna’sı André Rieu, Johann Strauss Orkestrası ile birlikte sürprizlerle dolu yepyeni performansıyla İstanbul’da.
  • 84.
    Avusturya’nın kuzeydoğusunda, TunaNehri’nin kıyısında konumlanan Viyana, tarihi yapıları, valsi, şinitzeli ve pastalarıyla meşhur. Tarihle iç içe geçmiş yemyeşil parklar da şehre ayrı bir güzellik katıyor. 82 g e z g i n Müzik, tarih ve doğa denince ilk akla gelen şehirlerden biri Viyana. Bir yanınızda alabildiğine yeşillik, diğer tarafınızda teknolojik gelişmelerin merkezi Viyana’dan söz ediyoruz. Arnavut kaldırımlı çıkmaz sokaklarda dolaşırken tarihin canlılığı nedeniyle her an karşınıza baronlar, baronesler çıkacak sanırsınız. Viyana 23 bölgeden oluşuyor. Şehrin tam merkezi, 1.Viyana (Innere Stadt), Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph’in yaptırdığı çevre yolu yani Ring diye adlandırılıyor. Sol tarafınızda 1869 yılında açılan muhteşem opera binasını göreceksiniz. Opera Evi, Ring Meydanı’nda tamamlanan ilk bina olma özelliğini taşıyor ve yılın son Perşembe gününde düzenlenen dünyaca ünlü balo karnavalı ile Viyana’ya turist çekiyor. Opera Evi’nin üzerinde yer aldığı sokakta ilerlemeye başladığınızda Vals, şinitzel ve pasta şehriVals, şinitzel ve pasta şehri Viyana
  • 85.
    83 Viyana’nın en işlekcaddesi Kärntner Strasse’ye çıkıyorsunuz. Yan yana kafeler, gösterişli lüks mağazalar ve çeşitli sokak eğlenceleri sizi gezmenin ve alışveriş keyfinin doruklarına taşıyor. Girdiğiniz mağazalarda Avusturya’nın unutulmaz kraliçesi Sisi’nin fularlarından Mozart çikolatalarına, porselen bebeklerden Gustav Klimt’in baskılarından oluşan kumaşlara çok çeşitli alışveriş seçeneğiyle karşılaşıyorsunuz. Görkemli Stephansdom Kärntner Strasse’ nin sonunda, Stephansstrasse’de Avusturya gotik mimarisinin en önemli yapıtlarından olan, 1365 yılından kalma, bugüne dek üç defa inşa edilen, Stephansdom Katedrali sizi selamlar. Katedralin içinde bulunan katakomplar (Hristiyanların kayaların içine uzun dehlizler biçiminde yaptığı ye raltı mezarları) yer altı tünelleriyle boş ya da dolu olmak üzere birçok odaya bağlanıyor. Burası aynı zamanda piskoposların ikametgahı. Avusturya mutfağı denilince akla ilk olarak şinitzel ve pastalar geliyor. Kendi geleneksel yemeklerini çok seven Avusturya’da yemek yine de zaman içinde diğer kültürlerden etkilenmiş. Özellikle de İtalyan ve Fransız kültürlerinden etkilendiğini söylemek pek de yanlış olmaz. Koca bir tabak kızarmış et ya da bol kalorili tatlılar Avusturya’da bol miktarda tüketiliyor. Ayrıca vejetaryenlere özel yemekler hemen hemen her restoranın menüsünde var. Avusturya’da insanların yemek konusunda pek de sağlık kaygısı olduğunu söylemek zor. Birkaç restoran önerisi: König von Ungarn (Macaristan Kralı): Aynı adı taşıyan otelin içinde yer alan restoran, kristal lambaları, mermer kolonları ve çok geniş menüsüyle Viyana’nın en lüks ve sosyetik yerlerinden biri. Tafelspitz’i ( özel hazırlanmış dana eti yemeği) sipariş etmenizi tavsiye ederiz. Leupold’s Kupferdachl: 1950’den bu yana Leupold ailesi tarafından yönetilen restoranda Avusturya mutfağının geleneksel yemekleri pek bulunmasa da patatesli kuzu eti ve Kiev tavukgöğsü tercih edebileceğiniz birkaç alternatif. Cafe Frauenhuber: 1824’te temelleri atılan mekan Viyana’nın en eski kafelerinden biri. Zamanında Mozart’ın da uğradığı mekan şimdi turistler ve alışveriş yapan insanlarla dolup taşıyor. Cafe Central: Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma Gotik mimarisiyle ünlü bir kafe. Turistlerin uğrak yeri olan mekan özellikle pastalarıyla tanınıyor. Gezilecek yerler: Stephansdom (Aziz Stephan Katedrali): 1365 yılında inşa edilen katedral, Viyana’nın en önemli simgesi. Avusturya’nın başkentindeki en önemli dini yapı olarak ulusun tarihinde pek çok önemli olaya tanık oldu ve renkli çatısıyla şehrin sembollerinden biri haline geldi. Gallerie Chairm Klocker: Avusturya ve Alman tarihine ait birçok ögenin bir araya geldiği galeri daha çok fotoğraf arşiviyle ilgi çekiyor. Galerie Ernst Hilger: Avusturya tarihiyle ilgili birçok doküman yer alıyor. Hofburg (İmparatorluk Sarayı): 1918’e kadar imparator Habsburg imparatorunun köşkü olan Hofburg artık büyük bir müze. Schloss Belvedere: Bahçeleriyle ve sanat galerileriyle Viyana’nın en çekici saraylarından biri. Schloss Schönbrunn: “Viyana’nın Versailles’ı” da denilen sarayda 1400’den fazla oda ve birçok büyük bahçe var. Kunsthistorisches Museum (Sanat Tarihi Müzesi): Dünyanın en iyi sanat koleksiyonunun yer aldığı müzelerden biri. Staatsoper (Opera Evi): Çoğu insana göre dünya operasının merkezi. Hundertwasserhaus (Hundertwasser Evi): Tasarımı Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmış olan apartman. Bu sanat evi Viyana Belediyesi’nin 1983-1986 yıllarında yaptığı birçok belediye evinden en büyük farkı, binanın hiçbir yerinde düz öğe kullanılmamış olması ve dış yüzeyinin rengarenk olması. 250 adet ağaçla terasları yeşillendirilmiş olan bina, her yönüyle ilginç. Binada toplam 52 adet daire ve 4 adet dükkân var.
  • 86.
    Spor 84 Özgür bir ruh,çılgın bir hobi, her seferinde kendi sınırlarınızı zorlamak, kendinizi zinde mi hissetmek istiyorsunuz. İşte size bu özellikleri bir arada bulabileceğiniz gerek rekreatif, gerekse lisanslı sporcu olma şansı tanıyan bir sualtı branşı: Serbest DalışSerbest Dalış Büyüleyici derinlikleriBüyüleyici derinlikleri keşfedinkeşfedin
  • 87.
    85 İnsanın inanılması güçderinliklere nefesini tutarak daldığı serbest dalış sporunun tarihi çok eskilere dayanır. Sualtı avcılığı ile insanların geçimini sürdürmeleri amacıyla başlayan bu spor sualtı avcılığının çok ötesine geçip günümüzde limitlerini keşfetmek isteyen bir grup serbest dalıcı tarafından ayrı bir boyut kazanmıştır. Bu sporun ilginç doğası adrenalin peşinde maceracı gençlerle, bilim adamlarını aynı anda dehşete düşürmek gibi diğer sporların sahip olmadığı bir ayrıcalığa sahiptir. Sualtında sınırlarını zorlayan ve bu olağanüstü derinliklere inmeyi başaran dalgıçlar, aynı balina ve yunuslarda gerçekleşen, basınç altında vücudun çökmesini engelleyen eşsiz bazı adaptasyonları yaşıyorlar. Bu nedenle rekortmen serbest dalıcılar yalnızca çok yetenekli sporcular değil, kendi içlerinde ayrı bir tür gibidirler. Dünya rekorları resmi olarak 1949 yılında başlamıştır, o zamandan bu yana ancak parmakla sayılabilecek sayıda erkek ve bayan sporcu rekorların seçkin kitabına isimlerini yazdırmayı başardılar. İnsan tarihinin gördüğü ilk rekor 30 metre iken, bundan 52 yıl sonra şu an rekorlar 150 metre gibi bir derinliğe ulaşmış durumdadır. Türkiye’de bir dünya rekortmeni Benim için hayat ilk nefes aldığımda değil, ilk nefes tuttuğumda başladı diyen profesyonel serbest dalgıç Şahika Ercümen 2013 itibarıyla serbest dalış alanında 4 adet resmi dünya rekoru sahibidir. Dünya rekorlarının yanı sıra 1998’den beri katıldığı yüzme ve sualtı sporları müsabakalarında ulusal ve uluslararası 100’ün üzerinde madalya, çeşitli özel ödüller, kupalar, birçok Türkiye Rekoru elde etmiştir. “Tüm zorluklara rağmen, gerçekten istediğinizde, sonuna kadar inandığınızda ve bunun için tüm gücünüz, kalbiniz ile çalıştığınızda önünüzde hiçbir zorluk duramaz” diyen Ercümen en son ‘paletsiz, ip destekli serbest dalış’ kategorisinde 2 dakika 51 saniyede, 72 metreye dalarak yeni bir dünya rekoru kırdı.
  • 88.
    Sağlık 86 Yapılan araştırmalara göreiklim ve sıcaklık değişimleri, dünyamızın fiziki özelliklerini ve içinde barındırdığı tüm canlıların yaşamlarını ve hayat döngülerini etkilemektedir. Biz insanlarda, iklimin ilk etkileri gözle fark edilebilecek niteliktedir. Uzman Psikolog Ramazan KURUÇAY info@ramazankurucay.com
  • 89.
    87 Soğuk bir ikliminhakim olduğu noktalarda giyim, ten rengi, konut yapıları, eğlence ve kültür alanları gibi olgular, sıcak iklimin hakim olduğu alanlara nazaran daha nitelik ve nicelik olarak gözle görülebilir bir değişiklik içindedir. İnsanın yapısı gereği gözle görünür değişimleri dikkate aldığını ve somut olaylara inanmaya daha meyilli olduğunu söylememiz mümkündür. Çünkü insanoğlu yaşamın başladığı andan bugüne kadar olayları neden sonuç ilişkisi üzerinde analiz ederek durumu yorumlayabilmiştir. Çoğu insan bu yüzden, davranış ve düşünce ile doğrudan ilgili olmayan hava olayları ve iklimin insanın düşünce ve davranış süreçlerini etkilediği gerçeğini kabul etmekte zorlanmaktadır. Dünya üzerinde yapılan araştırmalar incelendiğinde, hava olayları ve iklimin insanların davranışlarını ve duygu durumlarını etkilediği gerçeğine farklı coğrafyalardaki bilim kurullarının benzer açıklamalar yaptığını görmek mümkündür. Örneğin Kuzey Avrupa ülkelerinden Danimarka, İsveç, Norveç’ te yaşayan insanların daha sık depresyon atakları geçirdikleri bilinmektedir. Bu ülkelerde depresyon sonucu intiharlara sıklıkla rastlanmaktadır. En belirgin nedenler incelendiğinde, bölgenin aylarca güneşi direkt olarak görmemesi, havaların genellikle bulutlu olmasının insanların mutsuz olmalarına neden olduğunu düşündürmektedir. Beyin kimyasını inceleyen uzmanlar, güneş ışınlarının vücutta melatonin adı verilen hormonu salgılattığını, yeterli miktarda güneş ışığından faydalanmayan bireylerin enerjisinin azalarak içe kapandıklarını aktarmışlardır. Bunu yanında seratonin adı verilen ve popüler adıyla mutluluk hormonu olarak ifade edilen bir diğer hormonumuzda hava koşullarının değişimiyle beraber farklı düzeyde salgılanmaya başlamakta bu da kişinin depresif duygular hissetmesini tetikleyebilmektedir. Uzmanlara göre kuzey ülkelerinde bu içe kapanışın bir sonucu olarak intihar ve depresyonlar daha sık görülebilmektedir. Yine bu konuda birçok araştırması bulunan Norman E. Rosenthal, İnsanların bir bölümünün ilkbahar ve yaz aylarında kendilerini daha iyi hissettikleri, kısa ve soğuk kış günlerinde ise daha az enerjik, karamsar ve daha az sosyal olduklarına değinmiştir. Günümüz Türkiye’sinde hızlı sanayileşme süreci ile birlikte, ofis ortamında çalışan bireylerin sayısının artışı mevsimsel geçiş ve hakim iklimin, özellikle ofis içi çalışanlarının bazı önlemler alması gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır. Eğer bu dönemlerde kendinizi üzgün ve boş hisseme, ilgilerinizde azalma, daha öncesinde keyif aldığınız iş ve uğraşlardan zevk alamama, uykusuzluk veya aşırı uyuma, nedensiz kilo alma veya kaybetme, yersiz aşırı hareketlilik veya uyuşukluk, sürekli nedensiz yorgunluk, enerji kaybı, değersizlik, suçluluk duygusu, düşünme ve konsantre olma yetisinin azalması ilgili şikayetleriniz arttıysa önerilerimizi dikkatle not almanız ruh sağlığınız için faydalı olacaktır. Gün ışığının ve hava sıcaklıklarının gitgide azaldığı şu günlerde vücudumuzun bu değişikliklere daha rahat ayak uydurabilmesinin sağlanması için kolaylıkla alınabilecek önlemler; • Bu dönemde vücudumuz biyolojik ve psikolojik bir ritme adapte olmaya çalıştığından mümkün olduğunca vücudumuzun ihtiyaçlarına karşılık vermeliyiz. • Vücudun biyolojik ritmini düzenlemenin birinci yolu uykudur. Erken bir saatte yatıp, erken saatte kalkmak, bölünmemiş bir uykuyu, kaliteli ve düzenli uyumak yorgunluğa bağlı stresi oldukça azaltacaktır. • Yine stresle ilgili olarak sigara, alkol ve kafeinden (kahve, çay) mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. • Doğru beslenmeye dikkat edilerek vitamin ve mineral yönünden zengin yiyecekler tüketilmelidir. • Havaların soğumasıyla su ihtiyacının azaldığı düşünülmemelidir. Ofis ortamında çalışan birçok birey gibi su içmeyi unutanlardansanız çalışma masanıza bir su şişesi veya suyu size hatırlatacak bir obje koyabilirsiniz. • Ofis gibi kapalı bir mekanda çalışılıyorsa ortamın temiz olduğundan ve iyi havalandırıldığından emin olunmalıdır. Havalandırma imkanının sağlıklı olmadığı alanlarda sizin belirleyeceğiniz küçük molalarla ortamın dışına çıkarak temiz hava almanız faydalı olacaktır. • Ayrıca düzenli egzersiz yapmak da mutluluk ile ilgili hormonların salgılanmasını sağlayarak sizi daha zinde ve psikolojik anlamda daha sağlıklı kılacaktır. • Güneşin bizlere gülümsediği günlerde bu fırsatı yakalayıp ondan faydalanmak, güneşli gnlerde açık hava yürüyüşleri yapmak mevsimsel depresyondan korunmanıza önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. • Özellikle yakınımızda mutsuzluklarındansa, mutluluklarından bahsetmeye özen gösteren bireylerle vakit geçirmeye gayret etmeli ve mutsuzluğun bulaşıcı etkisinden de bu şekilde korunmaya çalışmalısınız. Tüm bu yollar yetersiz kaldığında ise mutsuzluğunuz ile savaşabilme gücünüzle birlikte bir uzmandan psikolojik yardım almanız daha güvenli ve sağlıklı günler yaşamanız adına yarar sağlayacaktır.
  • 90.
    1. (y-z)=? (y-a) (y-b)(y-c)……..(y-z)=? 5. Ördek Bir gölde; 2 ördeğin önünde 2 ördek var. 2 ördeğin arkasında 2 ördek var 2 ördeğin yanında 2 ördek var. En az kaç ördek var? 4. Yarış Ali ile Ahmet bir yarış yapmaya karar verirler. Havuzda 13 top var ve sırayla topları havuzdan çıkaracaklar. Her dalışta 1,2 veya 3 top alma şansları var. Topları en son alan yarışmacı kazanacaktır. Yarışa önce Ali başlar. Sizce yarışı kazanmak için Ali ne yapmalıdır? Eglenceli zeka soruları 1.(y-z)=0 Sonuç0.Çünkübütünfaktörler(y-y)faktörüyle çarpıldığındasonuç0olur. 2.1)(2+2)*[2+(1/2)]=10 2)2*2*2+2/1=10 3)12-[(2+2)/2]=10 3.1003-103=3 4.EğerAlihavuzda4topbırakmayıbaşarırsa yarışıkazanır.Bunusağlamasıiçinbirönceki adımda8,ondanöncekiadımdada12topun havuzdakalmasınısağlamalıdır.Bunuilkdalış- dasadecebirtopalarakbaşarabilir. 5.4 ( 3. Eşitlik Sadece bir rakamın yerini değiştirerek aşağıdaki eşitliğin doğru olmasını sağlayabilir misin? 1003 – 103 = 3 2. Dört işlem 1,2,2,2,2 (1 ve 4 tane 2) rakamlarıyla, dört işlemi (+) (-) (x) (/) kullanarak 10 sayısını elde edebilir misin? (y-z) = =
  • 92.
    1111 SAYI KASIM 2014 MECHANICDERGİSİwww.mechanic.com.trKasım2014•Sayı:11 SÜLEYMAN–FATMA AKIMSÜLEYMAN–FATMAAKIM MÜHENDİSLİKTE BİR ADIM İLERİ 2015’DE İSTANBULDA2015’DE İSTANBULDA ASHRAE GENİŞ BÖLGE KONFERANSI VİYANAVİYANA VALS, ŞİNİTZEL PASTA ŞEHRİ KEŞFEDİNKEŞFEDİN BÜYÜLEYİCİ DERİNLİKLERİ