EDS  355 SINIF YÖNETİMİ KONU:ÖĞRETMEN BEKLENTİLERİ HAZIRLAYAN :Enver ÖĞMEN 20050217
Öğretmen Beklentileri Öğretmenlerin , öğrencilerin gelecekteki başarılarına ilişkin tahminlerine  beklenti   denmektedir. Öğretmen beklentileri aslında iki türde olabilir. Birincisi yetenekli öğrencileri farketmeyip onların gelişimini teşvik etmemek ; ikincisi ise düşük yetenekli öğrenciyle ilgili yüksek beklenti beklemek ve onu teşvik etmek biçiminde olabilir.
Öğretmen beklentileri üzerinde yapılan ilk çalışma  Rosenthal  ve  Jacobson  tarafından gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin öğrencileri kendi beklentileri doğrultusunda etkileyebildiklerini , ancak bu durumun öğretmen ve öğrenci arasında sıcak bir ilişkinin olması durumunda geçerli olabileceğini göstermektedir. Öğretmen beklentileri ile öğrenci algıları arasında bir  zıtlık   olduğunu, öğrencilerin öğretmen beklentilerini pek de dikkate almadıklarını ve kendi algılarına göre davrandıklarını göstermektedir.
Öğretmenlerin  düşük beklenti  ve  yüksek beklenti  geliştirdikleri öğrencilere karşı davranışlarında farklılıklar tespit edilmiştir.Düşük beklenti geliştirilen öğrencilere genelde az soru sorulmakta ve yanıtları için az zaman ayrılmaktadır. Öğretmenlerin sınıfta öğrencilere karşı  tutum  ve  davranışalarının , öğrencilerin cinsiyetleri, sosyo-ekonomik düzeyleri, fiziksel görünümleri, okuldaki başarı durumlarından büyük oranda etkilendiği kabul edilmektedir.
Öğrencilerin  sosyo-ekonomik  durumları, öğretmen beklentilerini etkilemektedir. Örneğin; vali, kaymakam, müdür gibi üst düzey bürokratların çocuklarına öğretmenlerin ayrıcalıklı davranması gibi. Öğretmen beklentilerinin oluşmasında öğrencileri  fiziksel görünümleri  etkili olduğu ileri sürülmektedir.Fiziksel görünüm, öğrencinin yüz ve vücut görünümü ile ilgili temizlik, giyim-kuşamı ve bakımlı olma durumlarının tümünü kapsamaktadır.Alt öğretim kademelerinde daha fazla olduğu görülmektedir.
Öğretmen beklentisinin oluşmasında  cinsiyet  önemli bir rol oynamaktadır.Tabi bunun yanı sıra bazı araştırmalara göre öğretmen beklentilerinde cinsiyetin önemli bir rol oynamadığı belirlenmiştir. Okuldaki  başarı  durumu, öğretmenin beklentisini etkilemektedir.Daha başarılı olan öğrencilere karşı daha iyi davranıldığı tespit edilmiştir. Sınıfın ilişki düzeninin oluşturulmasında , öğretmen beklentilerinin çok yönlü olarak etkili olduğu görülmektedir. Bunun için öğretmen ön yargılardan kaçınmalı, bütün öğrencilere eşit, samimi ve sevecen davranmalıdır.
Sınıfta Demokratik İlişki Düzenini Oluşturma Demokrasi bir yaşam biçimidir. Okullar, demokratik davranışın kazandıralabileceği en önemli ortamdır. Eğitimin demokrasileşebilmesi için okulun geleneksel rolünün sorgulanması gerekmektedir.Geleneksel olarak okullarda konulan kurallar öğrencileri belirli bir seviyede kısıtlamakta ve o kurallar çerçevesinde eğitim-öğretim sürecini tamamlamakta ve bundan dolayı okul öğrenme ve düşünme özgürlüğünü kısıtlayan bir demokrasi karşıtı kurum haline dönüşmektedir.
Demokrasileşebilmek için genel olarak okullarda özel olarak da sınıf ortamında öğretmenler, yöneticiler , memurlar, veliler ve diğer görevliler arasında demokratik ilişkiler ağının kurulması gerekir. Demokrasinin vazgeçilmez ilkesi olan “Yönetime katılımın” okul ortamında uygulanması gerekir. Sınıf ortamı eğitim-öğretimin somutlaştığı ortamlardır.Bu nedenle sınıf içi eğitim-öğretim etkinliklerinin etkililiği, sınıftaki ilişkilerin olumlu düzeyde olmasına bağlıdır. Oysa sınıflarda egemen kişi öğretmendir. İlk ve son sözü öğretmen söyler.
Öğretmen adaylarının yetiştirilmesine özel bir önem verilmelidir. Öğretmen adaylarına sağlam bir demokrasi kültürü verilmeli ve her zaman demokratik davranışları sergilemelerine fırsat verilmelidir.
Demokratik Bir Sınıf Ortamının Yaratılabilinmesi İçin Şu Yöntemler Kullanılabilir Derslerde  tartışma ortamı  yaratılmalıdır Sınıflarda  seçme-seçilme  yaşantıları sağlanmalıdır Sınıf ortamında  karşıt görüşlerin  savunulmasına olanak tanınmalıdır Çatışma, çözme ve arabuluculuk  yapma becerisi geliştirilmelidir Öğrenci-öğretmen,öğrenci-öğrenci iletişimde herkes birbirini  dinlemeyi  öğrenmelidir
Demokratik bir sınıf ortamı oluşturmada öğretmen merkezli öğrenme-öğretme etkinliklerinden vazgeçilmelidir. Geleneksel yöntemlerle öğrencileri düşündüren,onları araştırmaya sürükleyen bilgiyi kullanma,problemi çözme gibi fırsatlar verilmediği için öğrenci ezberledikleri yüzeysel bilgilerle mezun olmaktadırlar. Bundan dolayı öğrenciler ileride karşılaştıkları problemleri  akıl yoluyla deil ezberci yöntemle  yapmaya çalıştıklarından dolayı başarısız olacaklardır.
Sınıfta Kaygı, Heyecan Eşyudum(Empati ) Öğrenciler sınıfta kaygıdan, korkudan uzak , heycanını yenmiş bireyler olarak kendilerini daha rahat ifade edebilirler. Bu durum, sınıf içi ilişkilerin daha sağlıklı gelişmesine yol açabilir. Sınıf içinde öğretmen korkunun, kaygının ve heycanın azaltmasında kilit roldedir. Otoriter öğretmen öğrenciyi korkutur. Öğrenciler, öğretmenlerinin kendilerini arkadaşlarının önünde azarlamalarından kaygı duyar. Bu sebepten dolayı öğretmen her davranışını önceden kestirebilmelidir.
Özellikle ilkokul çağlarında öğrencilerde okul fobisi ortaya çıkabilir.Çocuğun okula gitmek istememesinin sebeplerin başında başarısızlık ve sınıf içinde etkin olmama endişesi bulunur. Son zamanlarda önemli bir  kaygı  kaynağı da sınavlardır. Sınavlar öğrencileri büyük bir stres altına sokmaktadır. Sınav kaygısıyla baş edebilmeyi hem öğrenciler hem de öğretmenler öğrenmelidir.
Öğrencilerin Sınav Kaygısını Yenebilmeleri İçin Şu Uygulamaları Yapabilirler Çalışmayı ertelememek Çalışmayı alışkanlık haline getirmek Gerçekleşebilir hedefler belirlemek Başarız olma inancına kapılmamak Herzaman başarılı olmayı kendine inandırmak
Kaygı  herzaman da kötü bişey değildir.  Hatta tehlikeden korunmak, başarılı olmak, bir amacın olması, hayata bağlanmak gibi durumlar için gereklidir. Yoğun yaşanan kaygılar,bireyi amaçtan uzaklaştır labilir  ve başarızlığa sürükleyebilir .
Heyecanlar  yaşamımızı renklendirir. Örneğin sınıf arkadaşlarımızla, öğretmenlerimizle uzun ayrılık sonrasında bir araya gelme zamanı yaklaştıkça çoğumuzu tatlı bir heyecan sarar. Ancak diğer taraftan şiddetli ve kolay uyarılan heyecanlar, bizi zor durumda bırakabilir.Örneğin bir soruyu yanıtlarken heycanlanıp sorulan soruya yanıt vermemiz güçleşir.Bu durum karşısında öğretmen devreye girip bize yardımcı olarak bizi cesaretlendirmelidir.
Sınıf içinde ilişkilerde korku, heyecan, kaygı gibi durumlarıyla yakından ilişkili bir kavram da  utangaçlıktır.  Utangaçlık kendine güvenmemenin bir ürünüdür. Utangaç çocuklar genelde sınıfta edilgen olurlar. Utangaçlık, insanın hayat bağlarını zayıflatır ve yaşamdan uzaklaştırır. Utangaçlık anne-baba arası ilişkilerden, çocuğun çevresinden aldığı tepki, eleştiri gibi sıkça karşılaştığı faktörlerden doğabilir.
Utangaçlığın  Yok  Edilebilmesi İçin Bazı Yöntemler  Denenebilir Anne-baba ve öğretmenlerin kendilerininde zaman zaman utandıklarını, çekindiklerini çocuklara anlatmalıdırlar Utangaç çocuklar zorlanmamalıdırlar Sosyal etkinliklere katılamaya teşvik edilmelidirler Çocukların utangaç olarak etiketlememiz gerekmektedir Çocukların devamlı birbirlerine şataşmaları ve birbirleriyle alay etmeleri önlenmelidir
Eşduyumsal anlayış ; Bir insanın nesnelliğini kaybetmeden kendini diğer insanın yerine koyarak  onun düşüncelerini ve duygularını kavrayabilmesi. Eşduyumsal anlayış, bir öğretmenin kendini öğrencisinin yerine koyarak, olaylara ve olgulara onun baktığı gözle bakabilmeyi gerektirir. Eşduyumsal anlayışın bir sınıf ortamında yer alması, öğretmenin öğrenciye karşı olan saygısını gülendirmektedir. Eşduyumsal anlayışda en etkili yol yüzümüzü ve bedeninimizi kullanarak karşımızdaki kişiyi anladığımızı belirmektir.
DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER  ENVER ÖĞMEN

Eds 355 (Sinif YöNeti̇Mi̇)

  • 1.
    EDS 355SINIF YÖNETİMİ KONU:ÖĞRETMEN BEKLENTİLERİ HAZIRLAYAN :Enver ÖĞMEN 20050217
  • 2.
    Öğretmen Beklentileri Öğretmenlerin, öğrencilerin gelecekteki başarılarına ilişkin tahminlerine beklenti denmektedir. Öğretmen beklentileri aslında iki türde olabilir. Birincisi yetenekli öğrencileri farketmeyip onların gelişimini teşvik etmemek ; ikincisi ise düşük yetenekli öğrenciyle ilgili yüksek beklenti beklemek ve onu teşvik etmek biçiminde olabilir.
  • 3.
    Öğretmen beklentileri üzerindeyapılan ilk çalışma Rosenthal ve Jacobson tarafından gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin öğrencileri kendi beklentileri doğrultusunda etkileyebildiklerini , ancak bu durumun öğretmen ve öğrenci arasında sıcak bir ilişkinin olması durumunda geçerli olabileceğini göstermektedir. Öğretmen beklentileri ile öğrenci algıları arasında bir zıtlık olduğunu, öğrencilerin öğretmen beklentilerini pek de dikkate almadıklarını ve kendi algılarına göre davrandıklarını göstermektedir.
  • 4.
    Öğretmenlerin düşükbeklenti ve yüksek beklenti geliştirdikleri öğrencilere karşı davranışlarında farklılıklar tespit edilmiştir.Düşük beklenti geliştirilen öğrencilere genelde az soru sorulmakta ve yanıtları için az zaman ayrılmaktadır. Öğretmenlerin sınıfta öğrencilere karşı tutum ve davranışalarının , öğrencilerin cinsiyetleri, sosyo-ekonomik düzeyleri, fiziksel görünümleri, okuldaki başarı durumlarından büyük oranda etkilendiği kabul edilmektedir.
  • 5.
    Öğrencilerin sosyo-ekonomik durumları, öğretmen beklentilerini etkilemektedir. Örneğin; vali, kaymakam, müdür gibi üst düzey bürokratların çocuklarına öğretmenlerin ayrıcalıklı davranması gibi. Öğretmen beklentilerinin oluşmasında öğrencileri fiziksel görünümleri etkili olduğu ileri sürülmektedir.Fiziksel görünüm, öğrencinin yüz ve vücut görünümü ile ilgili temizlik, giyim-kuşamı ve bakımlı olma durumlarının tümünü kapsamaktadır.Alt öğretim kademelerinde daha fazla olduğu görülmektedir.
  • 6.
    Öğretmen beklentisinin oluşmasında cinsiyet önemli bir rol oynamaktadır.Tabi bunun yanı sıra bazı araştırmalara göre öğretmen beklentilerinde cinsiyetin önemli bir rol oynamadığı belirlenmiştir. Okuldaki başarı durumu, öğretmenin beklentisini etkilemektedir.Daha başarılı olan öğrencilere karşı daha iyi davranıldığı tespit edilmiştir. Sınıfın ilişki düzeninin oluşturulmasında , öğretmen beklentilerinin çok yönlü olarak etkili olduğu görülmektedir. Bunun için öğretmen ön yargılardan kaçınmalı, bütün öğrencilere eşit, samimi ve sevecen davranmalıdır.
  • 7.
    Sınıfta Demokratik İlişkiDüzenini Oluşturma Demokrasi bir yaşam biçimidir. Okullar, demokratik davranışın kazandıralabileceği en önemli ortamdır. Eğitimin demokrasileşebilmesi için okulun geleneksel rolünün sorgulanması gerekmektedir.Geleneksel olarak okullarda konulan kurallar öğrencileri belirli bir seviyede kısıtlamakta ve o kurallar çerçevesinde eğitim-öğretim sürecini tamamlamakta ve bundan dolayı okul öğrenme ve düşünme özgürlüğünü kısıtlayan bir demokrasi karşıtı kurum haline dönüşmektedir.
  • 8.
    Demokrasileşebilmek için genelolarak okullarda özel olarak da sınıf ortamında öğretmenler, yöneticiler , memurlar, veliler ve diğer görevliler arasında demokratik ilişkiler ağının kurulması gerekir. Demokrasinin vazgeçilmez ilkesi olan “Yönetime katılımın” okul ortamında uygulanması gerekir. Sınıf ortamı eğitim-öğretimin somutlaştığı ortamlardır.Bu nedenle sınıf içi eğitim-öğretim etkinliklerinin etkililiği, sınıftaki ilişkilerin olumlu düzeyde olmasına bağlıdır. Oysa sınıflarda egemen kişi öğretmendir. İlk ve son sözü öğretmen söyler.
  • 9.
    Öğretmen adaylarının yetiştirilmesineözel bir önem verilmelidir. Öğretmen adaylarına sağlam bir demokrasi kültürü verilmeli ve her zaman demokratik davranışları sergilemelerine fırsat verilmelidir.
  • 10.
    Demokratik Bir SınıfOrtamının Yaratılabilinmesi İçin Şu Yöntemler Kullanılabilir Derslerde tartışma ortamı yaratılmalıdır Sınıflarda seçme-seçilme yaşantıları sağlanmalıdır Sınıf ortamında karşıt görüşlerin savunulmasına olanak tanınmalıdır Çatışma, çözme ve arabuluculuk yapma becerisi geliştirilmelidir Öğrenci-öğretmen,öğrenci-öğrenci iletişimde herkes birbirini dinlemeyi öğrenmelidir
  • 11.
    Demokratik bir sınıfortamı oluşturmada öğretmen merkezli öğrenme-öğretme etkinliklerinden vazgeçilmelidir. Geleneksel yöntemlerle öğrencileri düşündüren,onları araştırmaya sürükleyen bilgiyi kullanma,problemi çözme gibi fırsatlar verilmediği için öğrenci ezberledikleri yüzeysel bilgilerle mezun olmaktadırlar. Bundan dolayı öğrenciler ileride karşılaştıkları problemleri akıl yoluyla deil ezberci yöntemle yapmaya çalıştıklarından dolayı başarısız olacaklardır.
  • 12.
    Sınıfta Kaygı, HeyecanEşyudum(Empati ) Öğrenciler sınıfta kaygıdan, korkudan uzak , heycanını yenmiş bireyler olarak kendilerini daha rahat ifade edebilirler. Bu durum, sınıf içi ilişkilerin daha sağlıklı gelişmesine yol açabilir. Sınıf içinde öğretmen korkunun, kaygının ve heycanın azaltmasında kilit roldedir. Otoriter öğretmen öğrenciyi korkutur. Öğrenciler, öğretmenlerinin kendilerini arkadaşlarının önünde azarlamalarından kaygı duyar. Bu sebepten dolayı öğretmen her davranışını önceden kestirebilmelidir.
  • 13.
    Özellikle ilkokul çağlarındaöğrencilerde okul fobisi ortaya çıkabilir.Çocuğun okula gitmek istememesinin sebeplerin başında başarısızlık ve sınıf içinde etkin olmama endişesi bulunur. Son zamanlarda önemli bir kaygı kaynağı da sınavlardır. Sınavlar öğrencileri büyük bir stres altına sokmaktadır. Sınav kaygısıyla baş edebilmeyi hem öğrenciler hem de öğretmenler öğrenmelidir.
  • 14.
    Öğrencilerin Sınav KaygısınıYenebilmeleri İçin Şu Uygulamaları Yapabilirler Çalışmayı ertelememek Çalışmayı alışkanlık haline getirmek Gerçekleşebilir hedefler belirlemek Başarız olma inancına kapılmamak Herzaman başarılı olmayı kendine inandırmak
  • 15.
    Kaygı herzamanda kötü bişey değildir. Hatta tehlikeden korunmak, başarılı olmak, bir amacın olması, hayata bağlanmak gibi durumlar için gereklidir. Yoğun yaşanan kaygılar,bireyi amaçtan uzaklaştır labilir ve başarızlığa sürükleyebilir .
  • 16.
    Heyecanlar yaşamımızırenklendirir. Örneğin sınıf arkadaşlarımızla, öğretmenlerimizle uzun ayrılık sonrasında bir araya gelme zamanı yaklaştıkça çoğumuzu tatlı bir heyecan sarar. Ancak diğer taraftan şiddetli ve kolay uyarılan heyecanlar, bizi zor durumda bırakabilir.Örneğin bir soruyu yanıtlarken heycanlanıp sorulan soruya yanıt vermemiz güçleşir.Bu durum karşısında öğretmen devreye girip bize yardımcı olarak bizi cesaretlendirmelidir.
  • 17.
    Sınıf içinde ilişkilerdekorku, heyecan, kaygı gibi durumlarıyla yakından ilişkili bir kavram da utangaçlıktır. Utangaçlık kendine güvenmemenin bir ürünüdür. Utangaç çocuklar genelde sınıfta edilgen olurlar. Utangaçlık, insanın hayat bağlarını zayıflatır ve yaşamdan uzaklaştırır. Utangaçlık anne-baba arası ilişkilerden, çocuğun çevresinden aldığı tepki, eleştiri gibi sıkça karşılaştığı faktörlerden doğabilir.
  • 18.
    Utangaçlığın Yok Edilebilmesi İçin Bazı Yöntemler Denenebilir Anne-baba ve öğretmenlerin kendilerininde zaman zaman utandıklarını, çekindiklerini çocuklara anlatmalıdırlar Utangaç çocuklar zorlanmamalıdırlar Sosyal etkinliklere katılamaya teşvik edilmelidirler Çocukların utangaç olarak etiketlememiz gerekmektedir Çocukların devamlı birbirlerine şataşmaları ve birbirleriyle alay etmeleri önlenmelidir
  • 19.
    Eşduyumsal anlayış ;Bir insanın nesnelliğini kaybetmeden kendini diğer insanın yerine koyarak onun düşüncelerini ve duygularını kavrayabilmesi. Eşduyumsal anlayış, bir öğretmenin kendini öğrencisinin yerine koyarak, olaylara ve olgulara onun baktığı gözle bakabilmeyi gerektirir. Eşduyumsal anlayışın bir sınıf ortamında yer alması, öğretmenin öğrenciye karşı olan saygısını gülendirmektedir. Eşduyumsal anlayışda en etkili yol yüzümüzü ve bedeninimizi kullanarak karşımızdaki kişiyi anladığımızı belirmektir.
  • 20.