HerİşinBaşıGüvenlikSAYI20
07-08/2015
Daha İyi Bir İş Zekasıyla Büyümeyi Sürdürmek • Avrupa’da İnternet Politikaları ve Siber Suçlar
İstenmeyen SMS’lere Yasal Düzenleme • Kamuda AKKY Kullanımı Artıyor • ABD’de İstihbarat Reformu Senato’ya Takıldı
BİT ve İnovasyonun Önemi Artıyor • Windows 10 Hakkında 10 Soru 10 Cevap • Patent Trollerine Çare Aranıyor
Fidye Yazılımları Can Yakıyor • Bilişim Pazarının 78 Milyar TL Olması Bekleniyor • E-Ticaret Hacmi Günden Güne Büyüyor
Her İşisin Başsı
Güvenlik
KasperskyLabTürkiyeÜlkeMüdürüSertanSelçuk
4G İhale
Şartnamesi
Yenilendi
..
Farklı cihazlardan iş akışınızı yönetin.
Xerox ConnectKey®
ile işinizi kolaylaştırın.
xerox.com.tr
© 2014 XEROX CORPORATION. Bütün hakları saklıdır. Xerox®, Küre Sembolü®, ConnectKey® ve Ready For Real Business®
XEROX CORPORATION’ın ABD ve/veya diğer ülkelerdeki tescilli markalarıdır. Yukarıda geçen tüm diğer logolar, tescilli markalar ve servis
markaları kendi sahiplerinin mülkiyetindedir.
Artık, ağdan kopmadan güvenle ve kolayca çalışabilirsiniz. ConnectKey®
uygulamaları ve Xerox çok
fonksiyonlu yazıcınızla çıktı alabilir, tarama, arşivleme yapabilir, hatta tek bir tuşla dokümanlarınızı buluta
yükleyebilirsiniz. Her tür mobil cihazdan dokümanlarınıza erişebilir ve baskı alabilirsiniz; böylece hiçbir
zaman hiçbir yerde işleriniz aksamaz. Çığır açan McAfee®
ve Cisco®
ortaklığımızla sunduğumuz ek güvenlik
katmanları sayesinde içiniz rahat çalışırsınız.
editör
Bilgi ve iletişim teknolojileri ekonomik, sosyal ve bireysel yaşamı yoğun ola-
rak etkiliyor. Sayısı üç milyarı bulan internet kullanıcısı, internet ortamında
giderek daha fazla zaman geçirirken, öğrenme, eğlenme, alışveriş ve sosyal
faaliyet ihtiyaçlarını burada karşılıyor ve hayat dijitalleşiyor.
Türkiye’de de BİT’in ekonomiye olan etkilerini ortaya koyan çalışmalar
bulunuyor. Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından 2012
yılında yaptırılan bir çalışmada, BİT yatırımlarının GSYH’deki payında yüzde
1’lik artışın kişi başı geliri yüzde 1,6-1,8 civarında artırdığı ifade ediliyor.
2012 yılında Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından hazır-
latılan başka bir çalışmada ise BİT sektörü büyüklüğünün GSYH içindeki
payının gelişmiş ülkeler ortalamasına gelebilmesi için 2011 yılı itibarıyla
15,2 milyar dolar daha büyük olması gerektiği ifade ediliyor. Sektörün bu
büyüklüğe ulaşması halinde BİT’in sağladığı verimlilik artışı nedeniyle
ekonominin genelinde 12,2 milyar dolar düzeyinde ek büyüme sağlanacağı
belirtiliyor.
Kalkınma Bakanlığı tarafından yürütülen Bilgi Toplumu Stratejisi hazırlıkla-
rı kapsamında da ayrı bir çalışmayla, belli alanlarda BİT sektörünün gelişi-
mine ve bu teknolojilerin nüfuzuna yönelik politikaların ekonomik büyü-
me ve istihdama olan katkısı ele alınıyor. Bu kapsamda, yürütülecek bazı
programların ekonomi üzerindeki etkisi, yatırım, tüketim, ihracat ve ithalat
üzerindeki doğrudan etkilerini girdi olarak alan bir küresel makroekonomik
model vasıtasıyla inceleniyor. Bu doğrudan etkiler, dünya örnekleri, hedef
pazarlar, mevcut uygulamalar çerçevesinde yapılan analizlerle hesaplanıyor.
2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile hayata geçirilecek
eylemlerin; bilişim sektörünün güçlü ve rekabet gücü yüksek bir yapıya
kavuşturulması, BİT’in diğer sektörlere nüfuzunun artırılması ve internet
girişimlerinin gelişimlerine uygun bir ekosistemin oluşturulması suretiyle
ekonomide büyüme ve istihdam artışını desteklemesi öngörülüyor. Diğer
yandan; genişbant altyapılarının tesisi, yetkin bilişim personelinin teminine
yönelik çalışmalar, bilgi toplumuna dönüşüm sürecinin gerektirdiği hukuki
altyapının hayata geçirilmesi suretiyle bilgi güvenliği ve kullanıcı güveninin
tesisi, yenilikçi bilişim çözümlerinin kent hayatı, yeşil bilişim, e-sağlık, bilgi-
nin etkin kullanımı gibi alanlarda hayata geçirilmesi ve kamu hizmetlerinde
kullanıcı odaklılık ve etkinliğin sağlanması gibi destekleyici çalışmalar ile
bilişim sektörünün ekonomiye katkısının etkin biçimde açığa çıkarılması da
hedefleniyor.
Bilişim Teknolojileri İstihdamın
Öncüsü Olacak
Bilişim teknolojilerini yoğun olarak kullanan, bilgiye dayalı
sektörlerin doğması ve yeni pazarlara erişim imkânı, yeni
istihdam olanakları yaratıyor.
Ali Yavuz ŞAHİN
Genel Yayın Yönetmeni
yavuz@btgunlugu.com
4
künye
içindekiler
06	 Haberler
10	 E-Ticaret Hacmi Günden Güne Büyüyor
14	 Röportaj: Bilgin Demir
16	 Dünyanın En Büyük Elektrik ve Elektronik
Fuarı Taitronics
18 	 Sürücüsüz Otomobiller Ne Zaman Geliyor?
21	 2015 Yılı Bilişim Pazarının 78 Milyar TL
Olması Bekleniyor
22	 Fidye Yazılımları Can Yakıyor
25	 Patent Trollerine Çare Aranıyor
27	 Sektörden: Mehmet Emin Yağcı
28	 Windows 10 Hakkında 10 Soru 10 Cevap
32	 Her İşin Başı Güvenlik
38	 Röportaj: Sertan Selçuk
42	 G20 ülkelerinde İnovasyonun Önemi Artıyor
44	 ABD’de İstihbarat Reformu Senato’ya Takıldı
46	 Kamuda AKKY Kullanımı Artıyor
50	 İstenmeyen SMS’lere Yasal Düzenleme
52	 Avrupa’da İnternet Politikaları ve Siber
Suçlar
56	 Daha İyi Bir İş Zekasıyla Büyümeyi
Sürdürmek
60	 BT Günlüğü Test Merkezi
Yazı İşleri
Ali Yavuz ŞAHİN
Genel Yayın Yönetmeni
(Sorumlu)
yavuz@btgunlugu.com
Ecevit BIKTIM
Yayın Danışmanı
ecevit@btgunlugu.com
Mehmet Ali Gündüz
Prodüksiyon Sorumlusu
info@btgunlugu.com
Editörler
Mücahit Aytekin
Barış Terun
Erhan Tan
Mutlu Çavuş
Avşar Özgen
info@btgunlugu.com
Kreatif
Creative Solutions
diyalog@creativesolutions.com.tr
Reklam
Reklam Departmanı
reklam@btgunlugu.com
Adres
Eylül Medya
İnönü Caddesi No: 8
Bulut İş Merkezi 4. Kat
Daire: 72 Çeliktepe
Kağıthane / İstanbul
Tel : 0212 270 36 37 PBX
Fax: 0212 270 36 37
Dağıtım
Etkin Dağıtım
Baskı ve Cilt
Özgün Ofset
Aytekin sokak no:21
4.Levent / İstanbul
Tel : 0212 280 00 09
Fax: 0212 264 74 33
6
haberler
TELKODER, önemi her geçen gün katlanarak artan veri
merkezlerinin ülkemizde karşılaştığı sorunları ve bu
sorunlar için çözüm önerilerini hazırladığı “Veri Merkezi
İşletmeciliği Raporu” ile ortaya koydu. Veri merkezleri-
nin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla büyüdüğü-
nün belirtildiği raporda, hiçbir devlet teşviği olmaması
ve yüksek vergi rejimine rağmen 2012-2013 yıllarında
Türkiye’de veri merkezi sektörünün ortalama %26,58 ora-
nında büyüdüğü dile getirildi. Türkiye’deki veri merkezi
tesis büyüklüğünün 70.000 metre kare, sunucuların yer
aldığı alanının 12.000 m2 olduğunu, dünya ortalama-
sına ulaşabilmesi için 4,3 kat artırılması gerektiğinin
ifade edildiği raporda, Türkiye’de en azından bir adet
İnternet Değişim Noktası kurulması gerektiğine dikkat
çekildi. Mevcut fiber hatların yaygınlığının hızla arttırıl-
ması gerektiği vurgulanan raporda, Ülkemizdeki fiber ve
aydınlatılmamış fiber kullanım ücretlerinin düşürülme-
si gerektiği, Orta Asya’da yaşayan yaklaşık 280 milyon
insanın internet trafiğinin coğrafi kavşak noktası olan
Türkiye’den geçmesi yerine, yapılamayan fiber optik
yatırımlar yüzünden balkanlar üzerinden gerçekleştiği ve
Bulgaristan’dan Avrupa’ya ulaştığı belirtildi.TELKODER
bünyesinde yer alan Radore, Natro, Sadece Hosting, İşnet,
Grid Telekom, Teletek, Superonline, Vodafone Net ve Med
Nautilus gibi şirketlerin yetkililerinin yer aldığı komisyon
tarafından hazırlanan raporda veri merkezi sektörünün
önünde duran en büyük üç engel, “eksik düzenlemeler,
yüksek vergi rejimi ve yetersiz ağ altyapısı” şeklinde be-
lirlendi. Sektörün karşılaştığı engelleri ortadan kaldırmak
için ise öncelikle kanunlarda “Veri Merkezi İşletmecisi”
tanımının yapılmasının ve bu yönde hukuki düzenleme-
lerin tamamlanmasının gerektiğinin belirtildiği raporda,
ağ altyapısı kalitesinin artırılması için fiber yatırımların
engellenmemesi gerektiği ifade edildi.
Veri Merkezi Konusunda
Çok Gerideyiz Samsung, bu yıl ikincisini düzenlediği Samsung Ku-
rumsal Forum 2015’te iş dünyasının önemli kurum
ve yöneticileriyle bir araya geldi. Forum kapsamında
düzenlenen toplantılarda iki gün boyunca ‘Dijital
Dönüşüm’ için yapılması gereken çalışmalar tüm
detaylarıyla ele alındı. Samsung’un kurumsal mobil
trendler, dikey sektörlerle ilgili çözümler ve içgö-
rülerini paylaşmak üzere 9-10 Haziran’da, İstanbul
Hilton Bomonti Hotel’de düzenlediği etkinlikte;
Samsung’un perakendeden eğitime, sağlık çözüm-
lerinden konaklama-ağırlamaya kadar birçok farklı
endüstride seçkin iş ortaklarıyla birlikte geliştirdiği
uçtan uca çözümler de tanıtıldı. Etklinliğe Sam-
sung’un Türkiye’de işbirliği yaptığı ve desteklediği
girişimler de katıldı. Aralarında fiziksel web, mobil
ödeme sistemleri, nesnelerin interneti (IoT) ve sanal
gerçeklik teknolojileri geliştiren; Blesh, Odatek,
ÖdeAl, Infotech, Ingenous gibi yenilikçi ve yerel
girişimlerin çözümleri Türkiye’nin Bilgi Teknolojileri
(BT) liderlerinin beğenisine sunuldu. Forum kapsa-
mında düzenlenen basın toplantısına ev sahipliği
yapan Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardım-
cısı Tansu Yeğen; “Son yıllarda yaşanan dijital dönü-
şüm sürecinde Samsung olarak kurumların değişen
ihtiyaçlarına, sahip olduğumuz geniş ürün ve çözüm
yelpazesiyle yanıt verebilmekten büyük bir mutluluk
duyuyoruz” dedi BT departmanlarının, kurumların
mobil stratejiye geçişlerinde önemli bir rol oyna-
dığına dikkat çeken Tansu Yeğen,‘BT artık sadece
bir destek işlevi olarak görülmüyor; kritik bir faktör
olarak değerlendiriliyor. Yaptığımız pek çok araştrma
gösteriyor ki; BT yöneticileri, mobilitenin artmasıy-
la; çalıştıkları kurumun tüm departmanlarına, hem
ofis içinde hem de sahada üretken olmaları için farklı
kaynak ve işlevler kazandırıyor” diye açıkladı.
Geleceğin Teknolojilerini İş Dünyasıyla
Buluştu
7
ro ineAr-GeResearch and Development Center
Güvenlikten aynı şeyi mi anlıyoruz?
Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Asya’da ağ yönetimi ve güvenlik çözümlerine
ihtiyaç duyan tüm sektörler için yenilikçi ve verimli çözümler üretiyoruz!
/ProlineBilisim Türkiye - Katar - Pakistan www.pro-line.com.tr
8
haberler
1 Nisan 2013 tarihinde ERP Komitesi tarafından yayın-
lanan ilk Kurumsal Çözümler Rehberi’nden sonra bu yıl
yayınlanacak ve 4. yayını olan Kurumsal Çözümler Reh-
beri 2015’in tasarım çalışmalarına başlandı. 100 sayfa
olarak yayınlanması planlanan bu rehberde, Kurumsal
yazılım pazarı büyüklükleri ve pazar hakkında yorum-
lar ile birlikte, ERP (Kurumsal Kaynak Planlama), BI (İş
Zekası), CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi), MES (Üretim
Yönetim Sistemleri), CAD, PDM, PLM, EAM (Kurumsal
Varlık Yönetimi), SCM, Demand Planning and Forecas-
ting (Talep Tahminleme ve Planlama), Open Source ERP
(Açık Kaynak Kodlu Kurumsal Kaynak Planlama yazılım),
HRM (İnsan Kaynakları Yönetimi), Bulut Teknolojiler,
WMS (Depo Yönetim Sistemleri), Döküman Yönetimi,
Mobil teknolojiler, ileri düzey planlama ve çizelgeleme
yazılımları ve e-dönüşüm konularında çözüm geliştiren
firmalar ile çözüm kullanıcıları, yönetim danışmanları
ve akademisyenler yer alıyor olacak. Kurumsal Çözümler
Rehberi 2015, BT Günlüğü dergisiyle birlikte insert ola-
rak ve ERP Komitesinin Ankara, Antalya, Bursa, Gazian-
tep, İstanbul ve İzmir’ de düzenlediği bölgesel toplantı-
larında, Adım Adım Seminerlerinde, firma ziyaretlerinde
ve networking etkinliklerinde, aday firmalara ve sektöre
referans kaynak oluşturması amacıyla dağıtılıyor olacak.
Kurumsal Çözümler Rehberinin 2015 versiyonunu ile
birlikte ilk defa Perakende, İnşaat, Otomotiv sektörle-
rine ve e-dönüşüm, bulut teknolojilere yönelik dijital
çözümler rehberlerinin de oluşturulması planlanmıştır.
ERP Komitesi ve kurumsal dönüşüm platformu, Türki-
ye’deki kurumsal çözüm kullanıcıları, akademisyenler,
yönetim danışmanları ve stratejistlerin yanı sıra ticaret,
sanayi ve hizmet sektöründeki kuruluşlar ile iş uygula-
maları sektöründe faaliyet gösteren firmalardan oluşan
marka bağımsız bir platformdur. 13 Şubat 2012 kurulan
ERP Komitesi ve Kurumsal Dönüşüm Platformu’nun
8.000’in üzerinde bireysel ve kurumsal üyesi bulunuyor.
Pazara kısa süre önce girmemesine rağmen büyük bir başarı
elde eden SimpliVity gerçekleştirdiği Forum ile neler yaptık-
larını katılımcılara aktardı. OmniCube ürünleriyle veri yöne-
timini, bilginin korunmasını ve geleneksel çözümlere göre
daha kolay şekilde yönetilebilmesini, sermaye masraflarını
ve işletme giderlerini arttırmadan sağlamayı hedefleyen
SimpliVity veri merkezlerindeki geleneksel altyapılarının
karmaşıklığı ve yüksek masraf yükü gibi etmenler göze alın-
dığında, farklı BT birimlerini tek çatı altında, kolay yönetile-
bilen sistem içerisinde sunan çözümleri ile şirketlere önemli
maliyet ve rekabet avantajı sağlıyor. Forumda konuşma imkanı bulduğumuz SimpliVity Bölge Sorumlusu Tarcan
Serdaroğlu 9 ay sürecinde Türkiye’de gerçekleştirdikleri başarılı çalışmalardan bahsetti. Hali hazırda SimpliVity’nin
Türkiye’de 50’nin üzerinde cihazı çalışır durumda. SimpliVity her ne kadar sunucu, depolama, yedekleme, Tekilleştir-
me vb. gibi BT alanında 6-7 tane ürünü tek bir mimaride bütünleştirmiş olsa bile, forumda gördüğünüz Cisco, VMware
gibi değerli üreticilerle iş geliştirebilecek katma değere ve kabiliyete sahip bir şirket olarak karşımıza çıkmış durumda.
SimpliVity’nin Türkiye’ye verdiği önemin bir hayli büyük. Bunu firmanın CEO’su Doron Kempel Türkiye’de gerçekleş-
tirilen ilk etkinliğe katılarak gösterdi. Konuşmasında amaçlarının şirket BT altyapılarını basitleştirmek olduğundan
bahseden Kempel dünyada ve Türkiye’de kısa zamanda çok yol katettiklerini ayrıca Türk kullanıcılarının marka bağım-
lısı olmadan yararlarına olacak teknolojilere çabucak adapte olduğundan bahsetti.
Kurumsal Çözümler Rehberi 2015
Sunucu, Depolama ve
Yedekleme Maliyetleri
SimpliVity Forum’da Tartışıldı
9
Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) “Türkiye e-Ticaret Pazar Büyüklüğü
-2014” raporunu açıkladı. Bu yıl ikincisi hazırlanan rapor, e-Ticaret
sektörünün yıllık yüzde 35'lik bir artışla 18,9 milyar TL büyüklüğe ulaştığını
gösteriyor. E-ticaretin toplam perakende harcamaları içerisindeki payı
yüzde 1,6 seviyesine ulaştı; ancak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle
kıyaslandığında önemli bir büyüme potansiyeli kendisini gösteriyor.
Süleyman SERTKAYA
info@btgunlugu.com
E-Ticaret Hacmi Günden Güne
Büyüyor
özel haber
B
ilişim Sanayicileri Der-
neği (TÜBİSAD), birinci
elden kaliteli veri ve
doğru rapor üreti-
miyle teknoloji odaklı
iş kollarının gelişimine ve ülke
ekonomisine katkısına ışık tut-
maya devam ediyor. İlk kez geçen
yıl hazırlanan “Türkiye e-Ticaret
Pazar Büyüklüğü ” raporu, Bilgi ve
İletişim Teknolojileri Sektörü’nün
büyümesi paralelinde e-Ticaret
pazarının da hızlı bir büyüme kay-
dettiğini gösteriyor. 2014 yılında
yüzde 35 seviyesinde artış gösteren
e-Ticaret, 18,9 milyar TL büyüklü-
ğe ulaştı.
Türkiye’de e-ticaret pazarını ta-
nımlayan ve uluslararası standart-
lara göre ölçümleyerek kategorize
eden “Türkiye e-Ticaret 2014Pa-
zar Büyüklüğü” raporu, TÜBİSAD
tarafından, Elektronik Ticaret
İşletmecileri Derneği (ETİD) proje
ortaklığı, Deloitte Türkiye proje
yönetimi ve ComScore proje veri
ortaklığında hazırlandı. Rapor,
TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. M. Kemal Cılız ve TÜBİ-
SAD e-Ticaret Komisyonu Başkanı
Burak Ertaş’ın yanı sıra, Bankalar
Arası Kart Merkezi –BKM CEO’su
Soner Canko, Elektronik Ticaret
İşletmecileri Derneği (ETİD) Yöne-
tim Kurulu Başkanı Hakan Orhun
ve Deloitte Türkiye Ortağı Tolga
Yaveroğlu’nun konuşmacı olarak
katıldıkları bir basın toplantısıyla
kamuoyu ile paylaşıldı.
Basın toplantısının açılış konuş-
masını yapan TÜBİSAD Yönetim
Kurulu Başkanı Prof. Dr. M. Kemal
Cılız, ülke ekonomisinin nispe-
ten yavaş büyüdüğü bir dönemde,
elektronik ticaret hacminin ve
perakende harcamaları içerisindeki
payının güçlü bir artış gösterdiği-
ne dikkat çekti. Cılız, Türkiye’nin
yine de elektronik ticarette arzu
edilen noktada olmadığını vurgu-
ladı. Cılız, “e-Ticaret çok geniş bir
ekosistem ve paydaş haritası için
değer ortaya koyuyor. Bu nedenle
e-ticaretin gelişimi, sağlıklı bir hu-
kuki zemin ve sektörün gelişimine
yönelik yasal yapılanmalarla des-
teklenmesi gerekir. Böylece e-Tica-
ret’in vergi gelirlerinin, istihdamın
ve ticari canlılığın artmasına katkı-
sı daha fazla olacaktır. ” dedi.
TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi,
Yeni Medya ve e-Ticaret Komisyo-
nu Başkanı Burak Ertaş ““Toplam
perakende harcamalarının içe-
risinde %1,6 olan e-ticaret payı,
gelişmiş ve gelişmekte olan ülke-
lerle kıyaslandığında, bu alanda
önemli bir büyüme potansiyelimiz
olduğunu gösteriyor. e-Ticaret
farklı ve zengin çeşitlilikteki ürün
ve hizmetlere herkesin eşit şart-
larda erişmesini sağlayan önemli
bir araç. E-ticarette yapılan tüm
işlemlerin kayıt altında olması,
ekonomide kayıt dışılığın azalma-
sına, haksız rekabetin giderilmesi-
ne, vergisel anlamda devlet gelir-
lerinin artmasına önemli katkılar
sağlamaktadır” dedi.
TÜBİSAD Türkiye’de E-Ticaret
Pazar Tanımlama ve 2014
Pazar Büyüklüğü Raporu
Sonuçları:
Toplam Pazar: 18,9 Milyar TL
(yüzde 35 yıllık büyüme)
Tatil-Seyahat: 6,8 Milyar TL
(yüzde 35 yıllık büyüme)
Sadece Online Perakende: 6,5
Milyar TL (yüzde 33 yıllık bü-
yüme)
Çok Kanallı Perakende: 3,5 Mil-
yar TL (yüzde 47 yıllık büyüme)
Online Pazaryeri : 2,7 Milyar TL
(yüzde 62 yıllık büyüme)
Online Bahis : 2,1 Milyar TL
(yüzde 30 yıllık büyüme)
Online- Çok Kategorili: 1,8 Mil-
yar TL (yüzde 25 yıllık büyüme)
Online – Özel Alışveriş: 1,5
Milyar TL (yüzde 10 yıllık bü-
yüme)
Online – Dikey: 0,6 Milyar TL
(yüzde 15 yıllık büyüme)
Çok Kanallı – Elektronik: 1,4
Milyar TL (yüzde 48 yıllık bü-
yüme)
Çok Kanallı – Giyim & Ayakkabı
: 0,7 Milyar TL (yüzde 48 yıllık
büyüme)
Çok Kanallı – Ev & Dekorasyon
: 0,4 Milyar TL (yüzde 40 yıllık
büyüme)
Çok Kanallı – Eğlence & Kültür
: 0,2 Milyar TL (yüzde 59 yıllık
büyüme)
Çok Kanallı – Diğer : 0,9 Milyar
TL (yüzde 45 yıllık büyüme)
e-Ticaretin toplam perakende
içindeki payı (Toplam Peraken-
de pazarında online işlemlerin
oranı):
Türkiye: %1,6
Gelişmiş Ülkeler Ortalaması:
%6,5
Gelişmekte Olan Ülkeler Orta-
laması: %4,5
Satışlar Hava Sıcaklığına Göre
Değişiyor
Bu araştırmaya ek olarak yapılan
farklı analizlere göre, İnternet
üzerinden yapılan satışlarda yaz
aylarında en çok artış görülen
ürünler arasında LCD televizyon-
lar, küçük ev aletleri, mücevher ve
takılar dikkat çekti. Yazla birlikte
düğün mevsiminin gelmesi LCD
televizyon, küçük ev aletleri gibi
ürünlerin satışlarını %35 oranın-
da artırırken, mücevher ve takı
kategorisinde tek taş pırlanta
ve altın satışlarında yıl geneline
göre %77’lik bir artış gerçekleşti.
Yaz gelince satışlarının artması
en çok beklenen ürünler olan kli-
malar, tüm Türkiye’de yağmurlu
havaların uzun sürmesi ve hava
sıcaklıklarının Haziran ayında
mevsim normallerinin altında
seyretmesi nedeniyle beklenen-
den daha az ilgi gördü. Analize
göre geçtiğimiz yıl Haziran ve
Temmuz başını kapsayan aynı
dönem içinde İnternet üzerinden
satışları % 650 artan klimalar, bu
yıl ancak % 380’lik bir artış göste-
rebildi.
Yaz mevsiminin gelmesiyle insan-
ların fazla kilolarından kurtulmak
istemesi, İnternet üzerinden spor
ekipmanları ve malzemeleri-
nin satışlarını da önemli ölçüde
artırdı. Bu ürünlerin satışları bir
önceki mevsime göre %30 artar-
ken, okulların kapanması ve öğ-
rencilerin karnelerini almasının
da etkisiyle İnternet üzerinden
bisiklet satışları da aynı dönemde
%42’lik bir artış sergiledi. Yazın
gelmesiyle satışlarında en çok
artış yaşanan diğer ürünler ise
kozmetik ürünleri ve oto aksesu-
arları oldu.
12
GoDaddy, Türkiye’nin teknoloji tüketen bir top-
lumdan, teknoloji üreten ve ihraç eden bir topluma
geçişinde kritik öneme sahip olan KOBİ’lere bilişim
alanında çözüm ortağı olma hedefiyle Microsoft
Türkiye ile stratejik işbirliği anlaşması imzaladı.
İşbirliği kapsamında, KOBİ’ler, e-posta, kurum-
sal web sitesi, alan adı, Word ve Excel dosyalarını
internet üzerinden düzenleme, dosya saklama ve
paylaşımı gibi içeriğe sahip Microsoft’un Office 365
servisinden yararlanarak, yıllık satın alımlarda ilk
yıl için ayda 2.99 TL’ye işlerini internette kolayca
yönetebilecekler. GoDaddy müşterisi KOBİ’ler Mic-
rosoft’un bulut teknolojisi Office 365 ile, her an her
yerden işlerini takip edecek, kendi internet siteleri
üzerinden rekabette küresel pazarlara açılacaklar.
GoDaddy üst yönetiminden GoDaddy EMEA Bölgesi
Başkan Yardımcısı Stefano Maruzzi’nin yanı sıra ba-
sın mensuplarıyla bir araya gelen Microsoft Türkiye
Genel Müdürü Tamer Özmen konuya dair şunları
söyledi: “Microsoft Türkiye olarak ülkemizin Ar-Ge
yatırım ve 2023 vizyonu hedefi doğrultusunda ça-
lışmalarımıza yön vererek KOBİ’lerimizin büyümesi
için yeni çözümler ve işbirlikleri hayata geçiriyoruz.
Ülkemizin dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına
girebilmesi için KOBİ’lerimizin teknolojiyle güçlen-
mesi ve yenilikçi teknolojileri daha etkin biçimde
kullanması gerekiyor. Bugün gerçekleştirdiğimiz
işbirliği kapsamında Microsoft Office deneyimini
bulut teknolojisiyle birleştiren “Office 365” servisini
KOBİ’lerle buluşturuyor, işlerini internetten yönet-
meleri için onlara destek oluyoruz. Microsoft’un Of-
fice 365 bulut teknolojisi ile işletmeler hem maliyet
hem de rekabet avantajı kazanıyor” dedi.
Microsoft ve GoDaddy
El Ele Verdi
ESET ve TEB işbirliğiyle yurt çapında düzenlenen
Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları’nın son durağı
Samsun oldu. Toplantıda konuşan Suç Bilimleri Uzma-
nı İsa Altun, siber hırsızların mekanlara kapıdan değil
ekrandan girdiklerini söyledi ve hackerlerin kullanıcıla-
rın merakından faydalandıklarını söyledi. ESET Türkiye
Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu da teknolojiyi
aşmakta zorlanan siber suçluların son dönemde çok
yoğun şekilde çeşitli oltalama yöntemleriyle insanları
kandırmaya çalıştıklarını dile getirdi. TEB İnternet ve Mobil Bankacılık Yöneticisi Gülşah Çavuşovalı ise Tür-
kiye’de artan mobil bankacılık kullanımına dikkat çekti. Türkiye’de mobil bankacılık müşterilerinin geçen yıl
iki kat artarak 6,7 milyon kişiye ulaştığını aktaran Gülşah Çavuşovalı, doğru güvenlik uygulamaları ile dijtal
tehditlerden korunmanın mümkün olduğunu söyledi. ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları, İzmir,
Antalya, Eskişehir, Bursa, Konya ve Samsun’da gerçekleştirildi. Toplantılar 2015 yılı boyunca Denizli, Kayseri,
Gaziantep ve Adana’da da yapılacak.
Hırsızlık İçin Kapıdan
Değil, Ekrandan
Giriyorlar
haberler
13
Mobil şebeke işletmecilerine tahsisli mevcut frekans
miktarı 183 MHz iken ihale kapsamında tahsis edilecek
yeni frekanslarla toplam 573 MHz’a çıkacak. Böylece
ihaleyle tahsis edileceklerle toplam frekans miktarının
mevcut frekansların 3, mobil geniş bantta veri hizmeti
sunulacak frekans miktarı ise 5 katından fazlasına çıka-
cak.
1 Nisan 2016’da Hizmete Girecek
İhalenin ardından tahsis edilecek frekanslardan 1 Ni-
san 2016’dan itibaren yeni teknolojiyle hizmet sunu-
muna başlanabilecek. İşletmecilere yetkilendirmenin
ardından 8 yıl içinde Türkiye’nin nüfusunun yüzde
95’ini kapsama alanına alma zorunluluğu getiriliyor.
Ayrıca yine 8 yıl içinde tüm il ve ilçelerin nüfusunun
yüzde 90’ını kapsama zorunluluğu getiriliyor.
Şartnamede yapılan değişiklikle uzunluğu 1 kilo-
metrenin üzerindeki tüneller ile konvansiyonel tren
hatlarının da belirli bir zaman içinde kapsanması şartı
getirildi. Otoyol ve yüksek hızlı tren hatlarına ilaveten
bu tünellerden geçen ve konvansiyonel tren hatlarında
yolculuk yapan vatandaşların da seyahatlerinde mobil
genişbant hizmeti alabilme imkanına kavuşacak.
AR-GE Personeli Sayısı Arttırıldı
Yeni şartname ile ülkemizde kurulu bulunan Ar-Ge
merkezlerinin yanı sıra işletmecilerin Ar-Ge merkez-
lerinin de teşvik edilmesi sağlanmış ve mevcut Ar-
Ge merkezlerinde istihdam edilmesi gereken asgari
nitelikli Ar-Ge personeli sayısını yüzde 50 arttırmış.
KOBİ’lerin yerli ürün geliştirmelerinin ve kendi imkan-
larıyla üretim yapmalarının teşvik edilmesi amacıyla
işletmecilere yatırımlarının en az yüzde 10’unu Tür-
kiye’de ürün veya sistem geliştirmek üzere kurulmuş
olan KOBİ niteliğindeki tedarikçiler tarafından Tür-
kiye’de üretilen ürünlerden sağlama yükümlülüğü de
getirilmiş durumda.
Yeni şartnamede Ar-Ge merkezlerinde yürütülen Ar-
Ge faaliyetlerinin de niteliğinin artırılmasına yönelik
önemli tedbirler alınmış. Bu kapsamda Ar-Ge projele-
rine başlanması, gelişiminin izlenmesi ve çıktılarının
başarı ölçütlerine göre kabulü gibi konular da dahil
olmak üzere Ar-Ge faaliyetlerine ilişkin yükümlülükle-
rin etkili bir şekilde yerine getirilmesi ve takibi amacıy-
la BTK’nın gerekli gördüğünde denetim yapabileceğini
veya başka kuruluşlara da denetim yaptırabileceği
hususu da yeni şartnameye eklenmiş durumda. Yeni
şartname ihaleye girilecek operatörlere gönderilmiş
durumda. BTK tarafından ilk olarak 26 Mayıs’ta yapıla-
cağı duyurulan ihale geçtiğimiz günlerde 26 Ağustos’a
ertelenmişti. Şimdi gözler 26 Ağustosta.
4G Şartnamesi Yenilendi!
Bilindiği gibi yapılacak 4G ihalesi ile birlikte 800, 900, 1800, 2100 ve 2600 MHz bandında
20 ayrı frekans paketi tahsis edilecek. İhale sonrasında kazanan firmalar bu frekanslar
kullanılarak tüketicilere 5G’de dahil yeni teknolojilerin sunulabilecekler.
özel haber
14
söyleşi
Kurumsal dünyada mobil cihazların önemi günden güne artıyor. Mobil teknolojiler
ve yeni trendler hakkında Fly Mobile Ülke Müdürü Bilgin Demir ile keyifli bir söyleşi
gerçekleştirdik. Bakın Bilgin Bey bizlere neler anlattı.
Ali Yavuz ŞAHİN
yavuz@btgunlugu.com
Ekran Boyutları Büyüyor
Fly Mobile Türkiye pazarına ne
zaman girdi? Kıyasıya rekabetin
yaşandığı pazarda hedefleriniz
neler olacak?
Fly Mobile, 2003 yılında İngilte-
re’de kurulan bir kurum. Esasında
telekom, enerji, emlak ve benzeri
sektörlerde yatırımları bulunan
Meridian Group bünyesinde bu-
lunan Meridian Telecom’a ait bir
şirket ve bu alanda oldukça ciddi
bir bilgi birikimine sahip. Özellikle
yüksek kaliteye sahip donanım bi-
leşenlerini en başarılı mühendislik
çözümleri ve şık tasarımlar ile bir
araya getirerek tüketici deneyimi-
nin üst seviyede olacağı ürünleri
uygun fiyat politikası ile satan bir
marka olarak ön plandayız.
Dünya genelinde 3 farklı noktada
AR-GE merkezine sahip olan Fly,
sahip olduğu deneyimi ve üstüm
mühendislik becerilerini kulla-
narak akıllı telefon pazarının son
derece rekabetçi bir pazar olduğu
Rusya’da 2014 yılında en çok satan
marka olmayı başarmış durumda.
Bu başarının da verdiği güvenle
birlikte, Fly yönetimi gelişmekte
olan pazarlara daha fazla yönelme
kararı aldı Türkiye başta olmak
üzere Güneydoğu Avrupa, Baltık
ülkeleri ve Orta Doğu ülkelerini
tercih etti. Bu vizyon doğrultu-
sunda geçtiğimiz sene tamamla-
nan organizasyon süreci sonunda
ürünler Türk tüketiciler ile buluş-
maya başladı. İlk satış rakamla-
rımız da gayet olumlu olunca Fly
markası olarak Türkiye pazarını
kısa ve uzun vadede bir bölgesel
merkez olarak pozisyonlamaya
karar verdik.
2014 yılı beklentilerinizi karşılayan
bir yıl oldu mu? 2015 yılı için ilk
altı ayı nasıl geçirdiniz?
2014, Bizim açımızdan oldukça
verimli bir yıl oldu. Özellikle de
Türkiye akıllı telefon pazarının
genel anlamda yılın ilk döneminde
ÖTV’deki artış, kredi kartı taksit-
lendirmeyle ilgili yapılan yasal
düzenleme vb. regülatif hamleler
nedeniyle çok verimli geçmediği
göz önüne alınırsa, pazara yeni
giriş yapan bir firma olarak FLY’a
gösterilen ilgiden oldukça mem-
nunuz.
2015 beklentilerimiz ise oldukça
yüksek zira Türkiye’de çok hızlı bir
akıllı cep telefonu dönüşümü oldu-
ğunu görüyoruz. Bu sene sonunda
toplam cep telefonu pazarında
akıllı cihaz kullanımının %40’ları
aşacağını görüyoruz. 2015 yılında
da bu dönüşümün devam edeceği-
ni ve tüketicilerin çok daha fazla
akıllı cep telefonu tercih edeceğini
bekliyoruz. Ayrıca 2015 yılı Tele-
kom dünyasında LTE yani 4G’nin
çok daha fazla konuşulduğu bir yıl
olacak.
Bildiğiniz gibi Ulaştırma Denizcilik
ve Haberleşme Bakanlığı bu konu-
da bir lisans ihale takvimi belirle-
mişti. Bu konuda biraz karmaşa ya-
şansa da 2015 yılı sonlarına doğru
lisansların verilmesi durumunda
birçok kullanıcı daha hızlı mobil
internet deneyimi için var olan
cep telefonlarını değiştirmeyi ve
LTE uyumlu cihazlar almayı tercih
edebilir. Biz de Fly olarak gerek 4G
uyumlu cihazlarımızla gerekse de
giyilebilir mobil teknolojiler gibi
yenilikçi uygulamalarla tüketici-
lerle buluşmaya hazırlanıyoruz.
Türk tüketicileri ne gibi yenilikler
bekliyor ve mobil cihazlarda yeni
trendler sizce neler olacak?
Öncelikle tüm dünya genelin-
de, tablet cihaz ile akıllı telefon
segmenti arasında kalan ve “phab-
let” olarak adlandırılan cihazların
ilgi görmeye başladığını ve ekran
boyutlarının arttığını söyleyebi-
lirim. Bu bağlamda 5 inç ve 5.5
inç akıllı telefonlara olan talep
artacaktır. Ayrıca tüketiciler artık
çok daha ince, yüksek çözünür-
lüğe ve ekran boyutlarına sahip,
performansı hızlı ürünleri talep
ediyorlar. Fly’ın yeni nesil ürünleri
cam ve metal kullanımının çok iyi
harmanlayarak, üst segmentteki
ürünleri kıskandıracak tasarımla-
ra imza atıyor. Türkiye pazarına
sunduğumuz Quantum ve Tornado
modelinde olduğu gibi 8 çekirdekli
işlemci kullanımı da yine önemli
noktalardan birisi. Bir de ayrıca
uzun pil ömrü ve daha başarılı
kamera performansı her zaman
AR-GE merkezlerimizin geliştirme
faaliyetleri arasında yer alıyor.
Bunu yanı sıra elbette tüm dün-
yada hızla benimsenen bir konu
15
giyilebilir teknolojiler. Fly olarak
bizim de giyilebilir teknolojilere
de özel bir ilgimiz var. 2015 yılında
bu ürünlerin çok daha fazla rağbet
görmeye başlayacağını şimdiden
söyleyebiliriz. Yalnızca akıllı saat-
ler değil, bileklikler, göğüs bant-
ları, giysiler ve çeşitli aksesuarlar
artık akıllı telefonlarımız ile irtibat
halinde olacak. Fly olarak önü-
müzdeki dönemde bu ürünlerde de
tüketicilere farklı, şık ve son derece
kaliteli çözümler sunacağız.
Akıllı cihaz alanındaki rekabeti nasıl
değerlendiriyorsunuz? FLY gibi yeni-
likçi markalar için pazarda yeterli
alan bulunuyor mu?
Rekabet açısından bakıldığında,
özellikle gelişmiş pazarlarda belirli
bir satürasyon söz konusu olabilir.
Ancak gelişmekte olan pazarlarda
gidilebilecek çok fazla mesafe oldu-
ğunu düşünüyoruz. Türkiye paza-
rına giriş yapma ve burada bir ofis
açma kararımız da bunun bir gös-
tergesi. Daha genel bir değerlendir-
me yapmam gerektiğinde ise, tüm
dünyada farklı markalar olmakla
birlikte bu markalara ürünler üre-
ten Çin merkezli fabrikaların çoğu
zaman ortak olduğunu görüyoruz.
Bu yüzden giriş ve orta segmenteki
ürünlerin bazen yalnızca marka
isimleri değişir ancak tasarımları,
donanım yetenekleri ve hatta yazı-
lımları tamamen aynıdır. Oysa Fly,
Avrupa, Rusya ve uzak doğu pazar-
larındaki gücünü kullanarak kendi-
ne özel tasarımları geliştirmekte ve
müşterilerine sunmaktadır. AR-GE
merkezleri tarafından geliştirilen
bu ürünler, müşterilerden alınan
geri bildirimler neticesinde şe-
killenmekte ve günümüz tasarım
trendlerine ve ihtiyaçlarına uygun
olarak geliştirilmektedir. Dolayı-
sıyla FLY gibi yenilikçi firmalar için
rekabette her zaman yer olacağı
görüşündeyim.
Bilgin Demir Fly Mobile Ülke Müdürü
16
Bu yıl 41. si 6 ile 9 Ekim arasında
düzenlenecek dünyanın en büyük elektrik
ve elektronik fuarı Taitronics 2015
öncesi Tayvan’daydık. Fuar çerçevesinde
tanıtılacak yenilik ve ekipmanlar hakkında
bilgiler topladığımız gibi Tayvan’lı elektrik
ve elektronik bileşen üreticileriyle bir
araya gelerek gelişen teknolojilerin
üretimlerini nasıl etkilediği ve gelecek
planları hakkında görüşlerini aldık. Hepsi
ve daha fazlası sizin için hazırladığımız
Taitronics 2015 özel dosya konumuzda.
Dünyanın En Büyük
Elektrik ve Elektronik
Fuarı Taitronics
2015 Kapılarını
Ziyaretçilere Açıyor
Ali Yavuz ŞAHİN
yavuz@btgunlugu.com
özel haber
seviyesini yükselten elemanlarıdır. Pil, dinamo, enerji
üreten, amplifikatör, enerji “seviyesini” yükselten aktif
eleman örneği olarak verilebilir. Aktif devre eleman-
ları özel amaçlı elemanlardır. Kullanılacak devrenin
özelliğine göre, aktif devre elemanlarının özellikleri ve
türleri de değişmektedir. Pasif komponenetler enerji
kaynağı ya da etkin elektromotor kuvvetleri olmayan,
ancak gerilim uygulandığında geçen akımın sonucu
olarak, enerji harcayan ya da depolayan elemanlardır.
Şöyle ki: Dirençler akım sınırlaması yaparken “ısı” ve
“ışık” şeklinde enerji harcarlar. Kondansatörler elektrik
enerjisini, elektrik yükü şeklinde, bobinler ise manyetik
alan olarak depolarlar.
Ölçüm ve Test Cihazları
Hemen hemen hepimiz günlük yaşamımızda ölçüm
cihazlarıyla karşılaşıyoruz. Bunlar arasında en fazla
gördüğümüz cihaz ise ağırlık ölçer. Tabii ki bu buz da-
ğının üste kalan kısmı. Ölçüm ve test cihazlarının içine
girdiğinizde binlerce farklı cihaz karşımıza çıkıyor.
Test ekipmanları ise genellikle endüstri standartlarının
doğruluğu için kullanılıyor. Elektronik üretim yapan
firmalar çalıştıkları sektörlere göre standartları tut-
turmak için test ekipmanları kullanarak cihazlarının
doğru değerler içerisinde çalışıp çalışmadığını kontrol
ediyorlar.
Ali Yavuz ŞAHİN
yavuz@btgunlugu.com
T
aitronics sadece yeni ürün ve uygulamaların
katılımcılara gösterildiği bir fuar değil. Aynı
zamanda ticari açıdan bağlantılar yapabilece-
ğiniz üretim yaptığınız sektöre göre ilgilendi-
ğiniz firmalar ile bire bir görüşmeler gerçek-
leştirebileceğiniz bir fuar. 41. Taitronics fuarının mottosu
yeşil elektronik ve akıllı yaşam. Motto ile birlikte fuarın
çehresi de bir hayli değişecek gibi gözüküyor. Gelişen
teknoloji ve tüketici istekleri üretim sürecine yansımış
durumda. Üretim sürecinde kullanılan komponent ve
konseptler de değişim sürecinde. Bu konulara birazdan
daha fazla değineceğim. Öncelikle dünyanın en büyük
elektrik ve elektronik fuarı Taitronics 2015 içerisinde yer
alacak ürün gruplarından bahsetmek istiyorum.
Aktif ve Pasif Komponentler
Elektrik ve elektronik deyince aklınıza ne geliyor. Benim
aklıma cihazların üretim sürecinde kullanılan kompo-
nentler geliyor. Eğer bir elektronik cihaz üretiyorsanız
belli başlı komponentlere ihtiyacınız var demektir. Bun-
lar direnç veya programlanabilir çipler olabilir. Taitronics
2015 içerisinde aktif ve pasif komponenetleri göreceğiz.
Aktif komponentler kendileri enerji üreten ya da enerji
17
LED Aydınlatma ve Uygulamalar
LED aydınlatmanın önemi günden güne artıyor. Eski
nesil aydınlatma ürünlerine göre daha az enerji tüketen
LED ürünler fiyatlarının düşmesiyle birlikte en küçük ay-
dınlatma işinden en büyük bina veya köprü aydınlatma-
sına kadar her alanda kullanılmaya başlandı. Özellikle
aydınlatma kontrolcüleri açısından rekabetin arttığı LED
sektöründeki yenilikleri Taitronics 2015’te göreceksiniz.
Bataryalar ve Güç Kaynakları
Elektronik cihazların olmazsa olmazı güç kaynakları da
yeni nesilleri ve farklı teknolojiler ile Taitronics 2015’te
karşımıza çıkacak. Bunun yanı sıra yeni nesil hücre
ve batarya yapılarını da görebileceğiz. Özellikle mobil
cihazların kullanım süresini arttıracak teknolojilerle
donatılmış bataryalar için merakla bekliyoruz. Endüst-
riyel proses ve otomasyon ekipmanları da Taitronics
2015 içerisinde yer alacak ürün gruplarından bir diğeri.
Geliştirilen endüstriyel prosesler sayesinde üretim ko-
nusunda yaşanan sıkıntıların önüne geçilmiş durumda.
Bu ve bunun gibi birçok yeniliğe Taitronics 2015’de şahit
olacağız.
Akıllı yaşam kelime anlamı ile sizlere bir şey ifade etmi-
yor olabilir. Başka dillerden direk çevirilerde böyle so-
runlar yaşanabiliyor. Fakat akıllı yaşamı birbirine bağlı
cihazlar bütünlüğü olarak açıklayabiliriz. Bu cihazlar
bizim hakkımızdaki verileri topluyor ve yaşamımızda
bize zaman kazandıracak ve yaşam kalitemizi arttıra-
cak bir deneyim sunuyor. Güvenli ev konseptleri veya
bilgi ekranları akıllı yaşam kategorisindeki örnekler-
den sadece iki tanesi.
Tüketici elektroniği ise tam bir dibi delik kuyu gibi.
Bizlerin kullandığı her cihaz, uygulama ve yazılım
bu kategoriye giriyor. Fakat Taitronics 2015 elektrik
ve elektronik özelinde bir fuar olduğu için daha çok
bu alandaki yeni nesil tüketici ürünleri ziyaretçilerin
beğenisine sunulacak.
Genişbant Ürünleri ve Bulut Teknolojisi
Son dönemim en popüler konularından olan geniş
bant ürünleri ve Bulut teknolojileri farklı cihazlar
üzerinde hayat bularak karşımıza çıkıyor. Bu konuda
en güncel ürünlerden bir tanesi araç takip sistemleri.
Bu tarz sistemler sayesinde bir tırın güzergâhı kontrol
edilebildiği gibi aynı zamanda şoförün araç içi konu-
mu, uykulu ya da yorgun olması hatta konteynırda
taşıdığı ürünün sıcaklığına kadar kontrol altında tutu-
labiliyor. Bu veriler araç içerisinde depolama birimin-
de saklanıyor ve belli bölgelerde yerleştirilmiş olan
kablosuz bağlantılar sayesinde sistematik olarak Bulut
Bilişim teknolojileri sayesinde sunuculara yüklenerek
dünyanın herhangi bir yerinden erişime açılabiliyor.
Bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.
Elektrik Enerjisi
Bu yıl kategorilere yeni eklenen elektrik enerjisi yeşil
dünyanın kapılarını ardına kadar açmanıza olanak
sağlayacak teknolojiler ile karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz
gibi elektrik enerjisiniz elde etmek santraller mevcut.
BU santrallerin çevreye verdiği zararlar malum ve son
dönemde rüzgar ve güneş enerjisini çeviren sistemlere
rağbet büyük. Fiyatların da uygun seviyelere gelmesiy-
le birlikte önümüzdeki günlerde bu sistemler daha faz-
la kullanılmaya başlanacak. Taitronics 2015 içerisinde
yeni nesil yeşil enerji türlerinin nasıl daha verimli hale
getirildiğini de göreceğiz.
Tayvan’da gerçekleştirilecek Taitronics fuarı Türkiye
gibi gelişen ülkelerde faaliyet gösteren firmalar için
biçilmiş bir kaftan. Bu sayede üretim yaptıkları sektör-
deki gelişmeleri yakından takip edebilecek, teknolojiyi
üreten kişilerle birebir görüşebilecek ve ticaretinizi
zenginleştirecek yolları bulmanız kolaylaşacak. Tait-
ronics 2015 hakkında daha fazla bilgiye http://www.
taitronics.tw/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Sürücüsüz otomobil teknolojileri, sessiz ama derinden ilerlemeye devam ediyor. Biz dört
beş sene içinde alacağımız yeni otomobillerin planlarını yaparken otomobil endüstrisi
beş seneye kadar sürücüsüz otomobillerini ticari ürüne çevirip satışa sunmak için
hazırlık yapıyor.
Süleyman SERTKAYA
info@btgunlugu.com
Sürücüsüz Otomobiller Ne Zaman
Geliyor?
özel haber
B
u hedefle çok ciddi
çalışmalar yürüten
üreticilerden sesini en
çok duyduklarımızın
başında Google geli-
yor ama asıl işi otomobil üretmek
olan asırlık otomobil markaları
da sessiz sedasız kendi otomo-
billerini satışa hazırlıyorlar:
Mercedes-Benz, General Motors,
Nissan, Renault, Toyota, Audi,
Volvo, Peugeot, BMW…
Aslında üreticiler, kendi kendi-
lerine giden ve sürücüye ihtiyaç
duymayan otomobilleri çoktan
ürettiler ve ABD Kaliforniya’da,
devlet izniyle gerçek trafikte
teste soktular. Eylül 2014’ten beri
test amacıyla Kaliforniya cadde-
lerinde düşük hızlarla yolculuk
eden bu test otomobilleri saye-
sinde otomotiv endüstrisi sürü-
cüsüz otomobil teknolojilerinin
karşılaşacağı riskler konusunda
önemli deneyimler kazandı. Bu
risklerin başında da insanların
geliyor olması, büyük bir ironi.
Üreticilere göre, kurallara uyma-
yan şoförler, trafikteki en bü-
yük problem. Bu sorunu çözmek
içinse otomobil üreticilerinin
trafik otoritelerine önerisi biraz
radikal: Sürücüsüz otomobiller
yaygınlaştıkça, yakın gelecekte
direksiyonlu otomobil üretmenin
ve insanların otomobil kullanma-
sının yasaklanması! İnsanların
otomobillerin direksiyonunu kul-
lanması yasaklandığında trafik
kazalarının da yok olacağına
inanıyorlar.
Sürücüsüz otomobillerin başka
artıları ve eksileri de var. Ör-
neğin, sürücüsüz otomobiller
trafikte yaygınlaştığında artık
intihar bombacılarının kendile-
18
rini öldürmek zorunda kalma-
yacağı düşünülüyor zira içinde
insan olmayan robot otomobilleri
bombayla doldurduktan sonra
programlayıp hedefe gödnerecek
terörist organizasyonların nasıl
durdurulabileceği sorusuna şu
anda cevap bulunamıyor.
Peki sürücüsüz otomobillerin
hayatımıza katacağı diğer artılar
ve eksiler nelerdir?
Sürücüsüz otomobillere aslında
yabancı değiliz. Tarihin en iyi bi-
linen sürücüsüz/otonom otomo-
billeri, Herbie ve KITT (Knight
Rider).
Sürücüsüz otomobiller sayesinde
büyük şehirlerdeki trafik soru-
nunun çözülmesi bekleniyor zira
trafik sıkışıklığının en büyük
nedeni, insan sürücülerin hatala-
rı ve sorunlu sürüç alışkanlıkları.
Örneğin, otomobilini sürerken
SMS yazmak gibi tehlikeli bir işe
girişen bir sürücü, aracın hızını
yavaşlatıp, arkadan gelen trafiğin
de kilometrelerce boyunca ya-
vaşlamasına neden olabiliyor. Bu
da birkaç dakika içinde, arkada
biriken bir kuyruk oluşturuyor.
Park Sorunu Ortadan Kalkıyor
Şehirlerdeki park sorunu da
sürücüsüz otomobiller sayesinde
ortadan kalkacak zira yolcular
tam gideceği yerin önünde indik-
ten sonra otomobil kendi kendine
bölgedeki büyük otoparka gide-
cek ve sahibinin işinin bitmesini
bekleyecek. Ardından işi biten
sahibini almak için otoparktan
çıkıp onun olduğu yere gidecek.
Üstelik yeni otoparklar çok daha
fazla otomobil alacak çünkü
insan hatası payı denklemden
çıkınca her otomobil için ayrılan
park ve manevra alanı iyice kü-
çülecek. Örneğin, park yerlerinde
sürücünün kapıyı açması için bı-
rakılan paylara gerek olmayacak.
Taksicilik çok gelişecek ancak
ne yazık ki, taksi şoförleri işsiz
kalacak zira artık taksiler yolcu-
ları, mobil uygulamalar sayesinde
bulacak, alacak ve istedikleri yere
bırakacak. Şehirlerde robot taksi-
leri işleten dev taksi şirketlerinin
oluşması bekleniyor. Bu şirket-
lerin araçları takip eden, müş-
teri taleplerini dinleyen büyük
teknoloji merkezleri olacak. Taksi
şirketleri rekabet için, müşteriye
hizmeti ön plana çıkaracak. İçeri-
sinde araç içi sinema sistemleri,
otomatik yiyecek/içecek ikramı
gibi farklı hizmetler olan robot
taksiler hizmete girecek.
Üreticiler Kara Kara
Düşünüyor
Terörist örgütlerin işleri çok
kolaylaşacak çünkü artık inti-
har bombacısı yetiştirmek için
uzun ikna ve eğitim süreçlerine
gerek kalmayacak. Sürücüsüz
bir otomobili bombayla yükleyip
patlatacakları hedefe yönlendir-
meleri yeterli olacak. Devletler
ve otomobil üreticileri bu sorunu
nasıl çözeceklerini şimdiden kara
kara düşünüyorlar.
Hacker’lar bilgisayarlara sızdı-
ğında sadece sabit disklere for-
mat atmak, birkaç yazılımı silmek
veya bilgisayarı zombiye çevir-
mek gibi görece az zararlı eylem-
ler yapabiliyorlardı. Peki, ama
robot otomobillerin yazılımlarına
sızacak hacker’lar otomobilleri
birer ölüm tuzağına dönüştürür-
se? Bu soruna karşı nasıl önlem
alınacağı da şu anda net değil
çünkü geçilemeyecek güvenlik
önlemi, kırılamayacak yazılım
yoktur. Bu nedenle otomobillerin
hayati yazılım ve donanımlarının
internetten veya farklı giriş ara-
yüzlerinden izole edilmiş şekilde
korunması, bu bileşenlere ancak
yetkili servislerde, önceden belir-
lenmiş güvenlik protokolleriyle
erişilmesi de konusu olabilir.
Geçtiğimiz günlerde çıkan ha-
berlere göre, tarihte ilk defa
araştırmacılar bağlantılı otomo-
billerde bir uzaktan kumanda
zayıf noktası bildirdiler. Bir Jeep
Cherokee dahili bilgisayarına bir
demo saldırı gerçekleştirildiği
söyleniyordu. Eğlence sisteminde
bir güvenlik açığı bulduğu bildi-
rildi. Zayıf nokta üzerinden sade-
ce kritik olmayan ayarlara erişim
sağlamakla kalmadılar aynı za-
manda otomobilin kontrolünü de
ele geçirdiler. İlk olarak otomobil
sürücüsü klima sistemi, radyo ve
cam sileceklerinin kontrolünü
kaybetti. Ardından otomobilin
kendisi sahibinin kontrolünden
çıkıp araştırmacıların kontrolüne
girdi.
Depolama Alanlarının
Güvenliği Zayıf
İddiaya göre zayıf nokta, Fiat
Chrysler Automobiles’in (FCA)
dış dünyasıyla iletişim kurmak
için mobil ağ operatörü Sprint ile
birlikte çalışan Uconnect dahi-
li sisteminde görüldü. Raporlar
doğruysa bu saldırı, otomobilin
dahili bilgisayarındaki bir kodu
yeniden yazmak ve aracın kont-
rolünü ele geçirmek için hedefin
harici IP’sini bilmenin yeterli
olduğunu kanıtlıyor.
Zayıf noktalar, bir işletim sis-
temi ve yüklü uygulamaların
bulunduğu her yerde olabilir. Bir
otomobili korumak için üreticiler
otomobil güvenliğine, kurumsal
ağlar veya bilgisayarların gü-
venliğine yaklaştığımız şekilde
yaklaşmalılar.
19
haberler
Autodesk’in, kullanıcıların yaratıcılık ve üretken-
liklerini geliştirmeleri ve kendi aralarındaki etkile-
şimi artırmaları için geliştirdiği “Autodesk Exchan-
ge Apps” uygulama mağazası, bir milyon indirme
rakamını geçti. Üçüncü taraf geliştiricilerin uygu-
lamalarını profesyonellere kolayca ulaştırabildiği
platformda indirilen bir milyonuncu uygulama,
CoolOrange’ın Autodesk Inventor için geliştirdiği
threadModeler uygulaması oldu. Üç yıl önce ku-
rulan Autodesk Exchange Apps, Autodesk tasarım
ürünlerini geliştirmeye ve kişiselleştirmeye yönelik
eklentiler, yardımcı uygulamalar, içerik ve eğitim
malzemelerinin sunulduğu bir web hizmeti olarak
öne çıkıyor. Online platform sayesinde tasarımcı
ve mühendisler, Autodesk ürünlerini kullanırken
verimililiklerini artırmak üzere tasarlanmış mater-
yallere ortak bir noktadan erişim fırsatı buluyor,
geliştiriciler de dünya çapında Autodesk kullanıcı-
larına kolayca ulaşabiliyor. Uygulama mağazasında
bugüne kadar, üçüncü partiler tarafından geliş-
tirilen 1800 uygulama 191 ülkede, 14 farklı dilde
erişime sunuldu. Exchange Apps, aynı zamanda
pek çok mimarlık, mühendislik ve yapı (AEC) ile
üretim çözümleri sağlayıcısının marka bilinirliğini
artırmak, ihtiyaca göre geliştirilen yazılımlarını ve
uzmanlığını geniş kitlelere duyurmak ve binlerce
Autodesk müşterisi ile yakın ilişkiler kurmak için
başvurduğu etkili bir platforma dönüştü.
Autodesk Exchange Apps
Uygulama Mağazası
Hızla Büyüyor
VisionWaves, müşterilerinin stratejilerini gerçekleştirmele-
rine hız kazandıran ve iş performanslarını artıran iş zekâsı
yazılımları sağlıyor. İş Zekâsı (BI) ve İşletme Süreç Yöneti-
mi (BPM) çözümlerinin birleşiminden oluşan genişletilmiş
kurumsal kapasiteye sahip olan platform, her türlü veri
kaynağına ve iş uygulamasına da kapsamlı bir görsellik sağ-
lıyor. VisionWaves ile sektör odaklı IFS ERP çözümlerinin
bir araya gelmesi müşteriler için de çok önemli avantajları
beraberinde getiriyor. VisionWaves, uçtan uca tüm iş birim-
leri, veri kaynakları ve iş uygulamaları arasında haritalama,
izleme ve yönetme yeteneği sağlıyor. Bu yetenek, perfor-
mansın iş stratejisini nasıl etkilediğini gerçek zamanlı ola-
rak ‘bir bakışta’ görmeyi, finansal varlık ve riskleri yönetmeyi ve rol tabanlı kokpitler ile görüntülemeyi sağlıyor.
IFS ERP ve VisionWaves çözümleri ortak bir operasyonel resim sunarak, iş süreçlerindeki performansı tamamen
entegre bir şekilde iyileştirme, müşterilerin stratejilerini gerçekleştirmelerine hız kazandırma ve iş performansla-
rını yükseltme kabiliyeti sağlıyor. 2000 yılında kurulan VisionWaves’in şirket merkezi Zeist Hollanda’da bulunu-
yor. Havacılık ve Savunma, Lojistik, Madencilik, Mühendislik ve İnşaat, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kamu, Finans ve
Sağlık sektörlerinde dünya çapındaki çok uluslu şirketlerde başarı ile çözümleri kullanılıyor.
IFS İş Zekası Platformu
VisionWaves'i Satın Aldı
20
M
2S Araştırma ve Pa-
zarlama Hizmetleri
tarafından yapılan
İlk 500 Bilişim Şir-
keti Araştırması
sonuçlarına göre ilk üç sırada Türk
Telekom, Turkcell ve Vodafone yer
alırken bilgi teknolojileri lideri Tek-
nosa, iletişim teknolojileri lideri Türk
Telekom oldu. Araştırmada ayrıca
şirketlere donanım, yazılım ve hizmet
gelirlerinin yanı sıra faaliyet alanları-
na göre dokuz temel kategoride pla-
ket verildi. Türkiye Bilişim Pazarı’nın
2014 yılında olduğu gibi 2015 yılında
da yüzde 12 büyüyerek 78 Milyar TL
olması bekleniyor.
Türkiye’nin en büyük ilk 500 bilişim
şirketinin açıklandığı “Bilişim 500
Töreni”, 23 Temmuz 2015’te, Radis-
son Blu Hotel’de gerçekleştirildi. Şir-
ketlerin net satış gelirlerine göre sıra-
landıkları Bilişim 500’de ilk 10’da yer
alan şirketler sırasıyla; Türk Telekom,
Turkcell, Vodafone, Teknosa, Gen-pa,
İndeks Bilgisayar, KVK, Brightstar,
Penta ve Hewlett-Packard oldu. Bilgi
teknolojileri şirketleri arasında lider-
liği Teknosa alırken İndeks Bilgisayar
ikinci, Penta ise üçüncü oldu.
M2S Araştırma ve Pazarlama Hiz-
metleri Genel Müdürü Özlem Unan,
“Araştırmanın Türkiye bilişim paza-
rına ilişkin ortaya koyduğu verilere
göre, 2015 yılında bilgi teknolojileri
pazarının yüzde 15, iletişim teknolo-
jileri pazarının ise yüzde 11 büyü-
yeceğini öngörüyoruz. 2015 yılında
toplam pazarın üzerinde gerçekleşe-
cek büyümenin, 2014 yılında olduğu
gibi yazılım ve hizmet pazarında ola-
cağını, 2015 yılında yazılım pazarının
7,8 milyar TL, hizmet pazarının ise
4,3 milyar TL büyüklüğe ulaşmasını
bekliyoruz. Telekom hizmetleri 2015
yılında toplam pazar içindeki yüzde
50 olan payını koruyacak, yazılım
pazarının toplam bilgi teknolojileri
pazarındaki payı ise yüzde 33’e ulaşa-
cak” dedi.
Türkiye’de bilişim alanındaki başarılı
şirketlerin ödüllendirildiği Bilişim
500 Ödül Töreni’nde konuşan Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu
(BTK) Eski Başkanı Tayfun Acarer,
Türkiye’de teknolojik alt yapı yatı-
rımlarının artırılması gerektiğine dik-
kati çekti. Mobil geniş bant alt yapı
yatırımlarının artması gerektiğini
belirten Acarer,“Mobilde yılsonuna
doğru beklediğimiz tıkanmalar şim-
diden başladı. Mobildeki alt yapıyı
geliştirmezsek 2016 yılında daha kötü
beklemeler ve yavaşlıkla karşılaşaca-
ğız” dedi. Törende 2014 yılı net satış
gelirlerine göre ilk 10’a giren şirket-
lerin yanı sıra, donanım, yazılım, hiz-
met ve özel bölüm başlıkları altındaki
52 kategorinin birincilerine plaket
verildi. Araştırma kapsamında geçen
sene hayata geçirilmeye başlanan
şirketlerin kategorilerini kendilerinin
belirlediği uygulama bu sene de de-
vam etti. Araştırmada donanım, ya-
zılım ve hizmet gelirlerinin yanı sıra
faaliyet alanlarına göre dokuz temel
kategoride 14 firma ödüllerini aldı.
Ödül alan firmalar şöyle sıralandı:
• Türkiye Merkezli Üretici Kategorisi:
Karel
• Türkiye Merkezli Üretici Yazılım:
Softtech
• Uluslararası Türkiye Dışı Merkezli
Üreticinin Türkiye Temsilcisi/Satıcısı
Kategorisi: Telpa
• Uluslararası Türkiye Dışı Merkezli
Üreticinin Türkiye Temsilcisi/Satıcısı
Yazılım: Alcatel-Lucent
• Sistem Entegratörü Donanım:
Netaş
• Sistem Entegratörü Yazılım: Havel-
san
• Sistem Entegratörü Hizmet: Koç-
sistem
• Hizmet Sağlayıcı: Multinet
• Telekom Şirketi: Türk Telekom
• Dağıtıcı Kategorisi: Genpa
• Bayi: Prota
• Perakende Zinciri: Teknosa
• E-Ticaret Şirketi: Binbir Teknoloji
M2S Araştırma A.Ş.’ye göre Türki-
ye Bilişim Pazarı’nın 2014 yılında
olduğu gibi 2015 yılında da yüzde 12
büyüyerek 78 Milyar TL olması bek-
leniyor. M2S Araştırma ve Pazarlama
Hizmetleri Genel Müdürü Özlem
Unan,“Yazılım ve hizmet pazarındaki
büyüme trendinin devam etmesini
bekliyoruz. Yazılım pazarında ERP,
iş analitiği, mobil uygulama, veri
güvenliği ve veri yedekleme alan-
ları, hizmet pazarında ise bulut ve
barındırma hizmetleri, danışmanlık,
destek hizmetlerinin büyümesi ön-
görülüyor. Öte yandan küçük ölçekli
işletmeler için bulut üzerinden yazı-
lım çözümlerinin sunulması artacak”
dedi. Telekom şirketlerinin bulut ve
katma değerli telekom servislerinde
beklenen performansı yakalayamadı-
ğını söyleyen Unan, bulut ve barındır-
ma hizmeti sunan şirketlerin sayısı-
nın artacağını ifade etti.
Süleyman SERTKAYA
info@btgunlugu.com
Türkiye'de bilişim alanındaki tek kapsamlı araştırma olan Bilişim
500 bu yıl 16. kez bilişim alanındaki en büyük 500 Bilişim Şirketi'ni
açıkladı.
En Büyük 500 Bilişim Şirketi Açıklandı
özel haber
21
Intel Security, bu yılın ilk çeyreğinde yeni fidye yazılımlarındaki patlamaya, siber
casusluk grubu Equation'ın gerçekleştirdiği HDD ve SDD aygıt yazılımı saldırılarına ve
Adobe Flash multimedya yazılımını hedef alan kötü amaçlı yazılımdaki önemli artışa
dair bilgilere yer veren “McAfee Labs Tehdit Raporu: Mayıs 2015” başlıklı raporunu
Haziran'da yayımladı.
Süleyman SERTKAYA
info@btgunlugu.com
Fidye Yazılımları Can Yakıyor
özel haber
2
015 yılı ilk çeyreğinde
McAfee Labs yeni fidye
yazılımlarında yüzde
165 oranında bir artış
kaydederken, tespiti zor
CTB-Locker ailesinden Teslacrypt
adında yeni bir fidye yazılımının
yanı sıra, CryptoWall, Torrent-
Locker ve BandarChor’un yeni
versiyonları bu artışın sebebi
olarak gösteriliyor. McAfee Labs’a
göre; güvenlik yazılımı açıkla-
rını bulmak için kullanılan akıllı
teknikler, daha yüksek kalitede
oltalama (phishing) e-postaları
ve suç ortaklarına siber ortamı
oltalama mesajlarıyla doldurması
karşılığında belirli yüzde ile fidye
ödeyen “iştirak” (affiliate) prog-
ramı CTB-Locker’ı başarı kılan
nedenler arasında gösteriliyor.
McAfee Labs, organizasyonlar ve
bireylerin, Intel Security oltala-
ma testi ( Intel Security Phishing
Quiz )gibi araçların kullanımı da-
hil olmak üzere öncelikli olarak
oltalama e-postalarını nasıl fark
edeceklerini öğrenmesi gerektiği-
ni öğütlüyor.
İlk çeyrekte yeni Adobe Flash
aygıt yazılımı örneklerinde de
yüzde 317 oranında artış görüldü.
Araştırmacılara göre bu artı-
şın çeşitli sebepleri var: Adobe
Flash’ın teknoloji olarak popü-
ler hale gelmesi; kullanıcıların
mevcut Adobe Flash yamalarını
geç uygulaması; ürün zafiyetleri-
ni kullanmak için geliştirilen yeni
yöntemler; Adobe Flash dosya-
larını (.swf) çalıştırabilen mobil
cihazlardaki ani artış ve bazı
Adobe Flash saldırılarını (explo-
it) tespit etmede yaşanan zorluk.
Araştırmacılar, saldırı araçları
(exploit kit) geliştiricilerinin Java
22
arşivi ve Microsoft Silverlight
zafiyetlerini bırakıp Adobe Flash
zafiyetlerine yönelmeye başladı-
ğını gözlemliyor.
McAfee Labs kıdemli başkan
yardımcısı Vincent Weafer, Flash
gibi bir ürünün popüler olmasın-
dan dolayı, muhtemelen mil-
yonlarca kullanıcıyı tehdit eden
güvenlik sorunlarını proaktif bir
şekilde tespit ederek ortadan
kaldırma konusunda çok büyük
bir sorumluluğa sahip olduklarını
belirtiyor. Weafer, “Bu araştır-
ma teknoloji sektörünün siber
güvenlik alanında avantaj kazan-
mak amacıyla, tehdit istihbaratı-
nı paylaşan ortaklarla yapıcı bir
çalışma içerisinde olabileceğinin
çok güzel bir göstergesi” diyor.
Alıcıların zafiyetleri önlemesine
eksiksiz destek sağlamak için,
McAfee Labs organizasyonların
ve bireysel kullanıcıların ürün-
lerini en güncel güvenlik yama-
larını kullanarak güncelleme
konusunda daha özenli olmasını
tavsiye ediyor.
HDD ve SDD Saldırılarına
Dikkat!
Şubat 2015’te siber güvenlik
dünyası, HDD ve SDD aygıt yazı-
lımını kötüye kullanan Equation
Group olarak adlandırılan gizli
bir grubun farkına vardı. McAfee
Labs, Şubat’ta ortaya çıkan ye-
niden programlama modüllerini
değerlendirdi ve bu modüllerin
daha önce bildirilen HDD yeni-
den programlama kabiliyetine
sahip olmasının dışında SSD’ler-
de de aygıt yazılımını yeniden
programlamak için kullanılabil-
diğini tespit etti. HDD ve SDD
aygıt yazılımları yeniden prog-
ramlandığında, sürücüler yeni-
den formatlansa bile veya işletim
sistemi yeniden kurulsa bile
enfekte olan sistemlerin önyük-
leme yaptığı her seferde ilişkili
kötü amaçlı yazılımı yeniden
yükleyebiliyor ve bu yazılım var-
lığını devam ettiriyor. Güvenlik
yazılımı bir kez enfekte olduğun-
da sürücünün gizli bir alanında
saklanan kötü amaçlı yazılımı
tespit edemiyor.
“Intel’de biz karma yazılım-do-
nanım tehditlerini ve saldırıları-
nı ciddiye alıyoruz,” diye devam
eden Weafer, “Hem akademik
çalışmaları, hem de aygıt yazı-
lımına veya BIOS manipülasyon
kabiliyetlerine sahip en dişli kötü
amaçlı yazılımları yakından takip
ediyoruz, Equation Group’un
gerçekleştirdiği bu aygıt yazılımı
saldırıları şu ana kadar görülmüş
türünün en sofistike tehdit örne-
ği. Bu aygıt yazılımları daha önce
üst düzeydeki hedefli saldırılar
için kullanılıyordu ancak görü-
nen o ki artık işletmeler bu teh-
ditlerin gelecekte kendileri için
de kaçınılmaz olduğunu bilerek
hazırlamalı.”
McAfee Labs, organizasyonla-
rın kötü amaçlı linkler içeren
oltalama mesajları, kötü amaçlı
yazılımla enfekte olmuş USB
sürücüleri ve CD’ler gibi bilinen
ilk saldırı vektörlerinde teh-
dit tespitini güçlendirmek için
tedbir almasını ve verilerin dışarı
sızmasını önlemeye yardımcı
olabilecek çözümleri değerlen-
dirmesini tavsiye ediyor.
Mayıs 2015 raporunda 2015 yılı-
nın ilk çeyreğinde tespit edilen
diğer gelişmelere de yer veriliyor:
Kötü Amaçlı Bilgisayar
Yazılımında Büyüme
Birinci çeyrekte yeni bilgisayar
aygıt yazılımlarında hafif bir
düşüş görüldü; bu gelişmenin
sebebi ise 2014 yılının dördün-
cü çeyreğinde sıçrama yapan ve
2015’in birinci çeyreğinde normal
seviyelere inen SoftPulse isimli
bir reklam yazılımının faaliyeti.
McAfee Labs’in istihbarat ser-
visinin hacmi bu süre içerisinde
yüzde 13 genişledi ve şimdi 400
milyon örneği içeriyor.
Kötü Amaçlı Mobil Yazılım
Yeni kötü amaçlı mobil yazılım
sayısı 2014’ün 4. çeyreğinden
2015’in 1. çeyreğine kadar yüzde
49 oranında arttı.
SSL Saldırıları
SSL-bağlantılı saldırılar, 2014’ün
4. çeyreğine göre sayıca azalsa
da 2015 yılı birinci çeyreğinde
devam etti. Daha önceki çeyrek
dönemlerde kullanılan zafiyetle-
rin çoğunu ortadan kaldıran SSL
kütüphane güncellemesi, bu azal-
manın muhtemel sebebi olarak
gösteriliyor. Shellshock saldırıları
geçtiğimiz yıl ortaya çıktığından
bu yana hala yaygınlığını koru-
yor.
Spam Botnetler
Dyre, Dridex ve Darkmailer3.
Slenfbot botnetleri, ilk sıralar-
da yer alan spam ağları Festi ve
Darkmailer2’in yerini alarak,
çalıntı kredi kartları ve “şüpheli”
sosyal medya pazarlama araçları-
nı artırdı.
kuran Sony‘nin sanal gerçeklik
cihazlarına yönelik olarak hazır-
lanan ilk oyununu, önümüzdeki
ay düzenlenecek olan E3 2015
kapsamında resmi olarak tanıt-
ması bekleniyor.
23
24
haberler
PayPal eBay’den ayrılma sürecini tamamlayarak Nas-
daq borsasında PYPL sembolüyle işlem gören bağımsız
bir şirket oldu. PayPal’ın üst yöneticileri, çalışanları ve
iş ortaklarından oluşan ekip, PayPal butonuna basarak
bugünkü Nasdaq seans açılışını yaptı. Dünyanın dört
bir yanındaki insanların dijital paranın avantajlarından
yararlanmasını sağlayan PayPal, 2014 yılında toplam
235 milyar dolarlık ödeme hacmine imza attı ve 8
milyar doların üzerinde gelir elde etti. Geçen yıl ayrıca
46 milyar dolarlık mobil ödeme gerçekleştiren PayPal,
tüm dünyada 203 ülkede 169 milyon aktif müşteriye
hizmet veriyor. Şirketlerin ayrılma süreci kapsamında,
kayıt tarihi olarak kabul edilen 8 Temmuz 2015’te eBay
hisse senedi sahiplerine 17 Temmuz 2015’te her bir
eBay hissesine karşılık bir PayPal hissesi dağıtıldı. 6
Temmuz 2015 tarihinden bu yana Nasdaq’ta “ihraç edi-
len” PayPal hisseleri yatırımcılara geçici olarak “PYP-
LV” sembolüyle sunuldu. PayPal hisselerinin ihracı 17
Temmuz seans kapanışında son buldu. Bugün itibariyle
PayPal hisseleri “PYPL” sembolüyle Nasdaq’ta normal
yoldan sunulmaya başlandı.
PayPal, eBay’den Ayrılma
Sürecini Tamamladı
Microsoft, Windows 10 işletim sistemini ücretsiz yük-
seltme ve Windows 10’a sahip yeni PC’ler ve tabletler
ile kullanıcılarına ve kurumlara duyurdu. Windows
10, daha kişisel ve üretken bir deneyim sunan Cor-
tana (1), Xbox uygulaması ve Microsoft Edge gibi ye-
niliklerin yanı sıra Başlat Menüsü, yeni Office Mobil
uygulamaları ve daha birçok özelliği bir arada barın-
dırıyor. Şimdiye kadar tasarlanan en güvenli Windows
olan Windows 10’un yenilik ve güvenlik güncelleme-
leri de otomatik olarak sağlanıyor. Windows 10; PC, tablet, telefon, Raspberry Pi, Xbox One, HoloLens
gibi 2.000’den fazla farklı cihazda ortak deneyimi sunacak. Windows 10’da yeni ve yenilikçi uygulama
deneyimlerinin kapısını aralayacak olan yeni Windows Mağaza ve Windows Yazılım Geliştirme Kiti de
bugün kullanıcılarla buluşacak. Windows 7 ya da Windows 8.1 yüklü PC ya da tablet kullanan müşteri-
lerin cihazlarını Windows 10’a yükseltmesi çok kolay olacak. Windows 10 güncellemesi için rezervasyon
yaptıran ve güncelleme yüklemeleri hazır olan müşteriler bugünden itibaren bilgilendirilecek. Kurumsal
müşteriler için Windows 10 kurulumu 1 Ağustos’ta başlayacak ve toplu lisanslamaya sahip olan organi-
zasyonlar Windows 10 Enterprise ve Windows 10 Education sürümüne yükseltme yapabilecek.
Windows 10, 190
Ülkede Kullanıcılarla
Buluştu
2525
Çoğumuzun aslında varlığının farkında bile olmadığı ancak cebimizden
her yıl yüzlerce dolar çekip alan patent trollerini daha önce duymuş
muydunuz?
Patent Trollerine Çare Aranıyor
Ali Yavuz ŞAHİN
yavuz@btgunlugu.com
özel haber
P
atent trollüğü, son yıl-
larda teknoloji dünya-
sının başına bela olmuş
en büyük dertlerden biri
olarak kabul ediliyor.
Öyle ki, Bill Gates’ten Tim Cook’a,
Google’ın, HTC’nin, LG’nin, Sam-
sung’un, Sony’nin veya diğer dev
teknoloji üreticilerinin bir araya
gelerek çözüm aradığı sorunların
başında da patent trolleri geliyor.
Peki, teknoloji dünyasını bu kadar
rahatsız eden patent trolleri nedir,
nasıl çalışırlar ve cebimizden nasıl
para çalarlar?
Patent trolü, aslında kendisinin
geliştirmediği, kendisinin emek
harcamadığı, kendisinin katkıda
bulunmadığı bir teknolojiyi yasal
açıklardan faydalanarak, biraz kur-
nazlık, biraz da teknik bilgi saye-
sinde kendi adına patentleyerek
daha sonra bu teknolojiyi kullanan
herkesten yüksek patent lisans üc-
retleri talep etmek suretiyle büyük
kazançlar sağlayan, üçkâğıtçılardır.
2015 yılında yapılan bir araştırma-
ya göre, bugün bir patent trolünün
ortalama yıllık geliri 55 milyon
doları buluyor. Troller çoğunlukla
avukatlar veya hukuk şirketle-
ri şeklinde karşımıza çıkıyorlar.
Çalışma prensipleri ise yasaların
açıklarını kullanarak, yüksek talep
gören ürün ve hizmetlerdeki belli
bazı detayları kendi adlarına pa-
tentlemeye dayanıyor. Kabaca bir
örnek vermek gerekirse, telefonu
açtığınızda “alo” diyerek cevap ver-
mek anonim bir alışkanlık olması-
na rağmen, uyanık bir avukat veya
hukuk bürosu, bu kelimeyi kendi
adına patentlemeyi başarırsa, tele-
fonunu alo diyerek açan herkesten,
belli bir ücret talep etmeye başlı-
yor.
Elbette bu, meselenin rahat an-
laşılabilmesi için çok abartılmış
bir örnek. Patent trolleri ise çok
daha spesifik teknolojiler üzerine
odaklanıyorlar
ve para ödemesi
için sıkıştırdıkla-
rı kurbanları da
teknolojiyi kulla-
nan kişiler değil,
o ürünü/servisi
üreten zengin
şirketler oluyor.
Ama sonuçta
para kullanıcı-
ların cebinden,
yani bizden çıkı-
yor. Dolayısıyla
teknoloji şirket-
leri bir cihaz veya
hizmet üretirken,
cihazın üzerinde patenti alınma-
mış en ufak bir teknoloji, tasarım
veya yazılım bırakmamış olmaya
gayret ediyorlar ancak mesele o ka-
dar kolay değil. Peki sorun nedir?
Teknoloji üreticileri ne kadar
önlem alırlarsa alsınlar, patent
trolleri bir açık buluyorlar. Örneğin
Apple, ekranı açmak için kilit tuşu-
nu sağa kaydırmak üzerine bir yön-
tem geliştirmişse ve bu kilit açma
yazılımına patent almış olsa bile,
bir patent trolü ortaya çıkıp, “kilidi
açma tuşunun renginin kilidi açar-
ken kırmızıdan yeşile çevrilmesi,”
hakkında bir patent alıp bununla
Apple’ın kapısına dayanıp “ya bana
yüz milyon dolar verirsiniz ya da
iPhone’larınızı satmanızı yasakla-
tırım,” tehdidi savuruyor. Patent
trolünün yaptığı iş, yasal olarak
fikri haklarını savunmak olduğu
için, mahkemeler çaresiz kalıyor
ve Apple bu trole istediği ücreti
ödemek zorunda kalıyor.
Benzer şekilde tüm teknoloji
şirketleri, ağır “fidyeler” isteyen
patent trollerinin tehditlerinden
o kadar bunalmış durumdalar ki,
bu sorunu çözebilmek için milyar-
larca dolar değerinde ortak fonlar
oluşturup, eski patentlerini satan
teknoloji şirketlerini satın alarak,
on binlerce eski patentin patent
trollerinin eline geçmesini engelle-
meye çalışıyorlar.
Kısaca söylemek gerekirse, patent
trolleri hepimizin cebimizden hor-
tumladıklarıyla her yıl milyarlarca
dolar kazanç sağlıyorlar.
2626
haberler
Türk Telekom Grubu, iki önemli direktörlük için atama
yaptı. Yatırım Planlaması Direktörlüğü’ne Aykut Zafer
Taşel atanırken, Bireysel Servisler Direktörlüğü’ne ise
Şaban İren getirildi. Aykut Zafer Taşel, yeni görevinde
yatırım alanında yapılan planlamaların süreçlerinin
yönetiminden sorumlu olurken, Şaban İren ise bireysel
alanda hayata geçirilen servislerden sorumlu olarak
görev alıyor.
Aykut Zafer Taşel, lisans eğitimini İstanbul Teknik Üni-
versitesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı.
Kariyerine 2001 yılında PricewaterhouseCoopers’ta
başlayan Taşel, şirketin İstanbul ve Dubai ofislerinde
farklı yönetim kademelerinde görev yaptı. 2006 yılın-
da Dubai Yatırım Grubuna katılan Taşel, 2008’e dek
grubun şirket alım & satım projelerinde yer aldı, 2008-
2011 yılları arasında grubun tek elden yeniden yapılan-
dırılmasının operasyonel ve finansal olarak liderliğini
yürüttü. Eylül 2011’de Türkiye’ye dönen Taşel, PwC
İstanbul Ofisi danışmanlık birimine yönetici olarak
katıldı. Türk Telekom Grubu’na katılana dek ülkemiz
ve bölgede gerçekleşen büyük yatırımlarda danışman
olarak yer aldı. Selçuk Üniversitesi Elektrik Elektronik
Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Şaban İren, ka-
riyerine 1995 yılında yazılım mühendisi olarak başladı.
İren, kariyerine 1996-2001 yılları arasında Kombassa-
an Holding’de devam etti. Daha sonra Kont Bilişim’de
Ürün Müdürlüğü görevini üstlenen İren, sonraki yıllar-
da sırasıyla Netcom, Bizprosistem Sentim Teknoloji ve
Sentim Bilişim şirketlerinde üst düzey yöneticilik yaptı.
Şaban İren, 2008 yılından 2014 yılına kadar ise Turku-
vaz Medya Grubu’nda Bilgi Sistemleri Grup Başkanlığı
görevini üstlendi.
Türk Telekom Grubu’na 2
Yeni Direktör
Bağımsız araştırma kuruluşu Statista’nın dünya çapında
yaptığı araştırmada ise küresel depolama pazar payı, sene
sonuna kadar 17,2 milyar Dolar’ı aşacak. Veri depola-
manın önemi giderek daha da dikkat çekici hale geliyor.
Örneğin; Twitter her gün ortalama 7 TB, Facebook 10
TB veri barındırıyor. Kurumlar, geleneksel iş yapış şekil-
lerinden yenilikçi ve zamana uyum sağlayan bir yapıya
doğru evriliyorlar. Kurumlar, iş sürekliliklerini kesintiye
uğratmamak ve daha çok verimlilik elde edebilmek için
yenilikçi veri depolama çözümlerine yöneliyor. Veri depolama teknolojilerinin gelişimi, daha uygun maliyetlere
ve daha hızlı bir biçimde iş sürekliliğini, felaket kurtarma senaryolarını ve yedekleme sorunlarını çözmeyi müm-
kün kılıyor. Veri depolama alanında kullanıcı merkezli bir yaklaşım sunan Synology, pazara sunduğu Diskstati-
on DS715 ve DS215+ ürünleriyle kurumlara yeni depolama seçenekleri sunuyor. DS715, üzerinde 1,4 GHz dört
çekirdekli işlemci ve 2 GB RAM bulunduruyor. 216 MB/s okuma ve 142 MB/s yazma imkânı sunan DS715, hızlı veri
iletme olanağı sağlıyor. Ayrıca 205 MB/s hızındaki şifreleme motoru sayesinde veri okumayı da mümkün kılıyor.
1,4 GHz çift çekirdekli işlemci ve 1 GB RAM ile gelen DS215+ ise 209 MB/s okuma ve 139 MB/s yazma hızıyla yük-
sek performans sunuyor. Şifreleme motorunu içerisinde barındıran DS215+, 145 MB/s’lik okuma hızlı ile yüksek
veri gönderimine imkân sağlıyor.
2020’de Sayısal Veri 35
ZettaByte’a Ulaşacak
27
A
ğ güvenliği konusu günümüzde ağlara
dahil olan cihaz sayısının çoğalması ve
bu ağlar üzerinden iletilen bilgi miktarı
ile mahiyetinin artması nedeniyle daha
da kritik bir hal almıştır. Ağ tehditleri,
yıllardır varlıklarını çeşitlendirerek ve geliştirerek sür-
dürmektedirler. Bu sebepten dolayı 2015 ve sonrasına
bakarsak sürdürülebilir güvenlik stratejileri, kurumsal
firmaların başarıya ulaşmaları için kaçınılmaz bir fak-
tör olarak daha da önem kazanacaktır.
Kaspersky Lab’in B2B ile 2014’te yaptığı bir araştırmaya
göre dünya genelinde şirketlerin %91’i, Türkiye’de ise
%97’si en az bir şirket dışı BT güvenlik ihlali yaşarken;
dünya genelinde %85’i, Türkiye’de ise %92’si şirket içi
ihlaller yaşıyor. Geçmişe nazaran değişiyor olsa da Tür-
kiye’de hala birçok şirket veri güvenliğinin sağlanması
gerektiğinin farkında değil. Farkında olan şirketler ise,
zamanında başlarına bir olay geldiği için tedbir almış
görünüyor.
Bilgi güvenliği, şirketlerin IT politikalarında eskisinden
daha öncelikli bir hal almış olsa da, bu ilginin yeterince
olgunlaşmamış ve öneminin tam kavranmamış olduğu-
nu görüyoruz. Bu nedenle şirketlerin belirledikleri yol
haritalarında önemli eksiklik ve aksaklıklar ortaya çık-
makta, planlama, yatırım, değerlendirmeler yeterli ve
gerekli seviyede gerçekleşmemektedir. Olgunlaşmamış
düşünce yapısının en etkili örneği ise “benim şirketi-
min bilgisini siber saldırganlar ne yapsın” yaklaşımıdır.
Şirket yöneticileri ve çalışanlarının bilgi güvenliğinin
önemi ve bilgi hırsızlığının firmaya ne gibi zararlar ve-
rebileceği konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
Firmalar bu noktada sürdürülebilir IT politikalarına
ihtiyaç duymaktadırlar. Konuyu günübirlikten uzak,
kişi ve zaman faktörlerinden bağımsız, bilgi güvenliği-
nin sadece bir cihaz ile çözülebileceği düşüncesinden
sıyrılarak ele alınması gerekmektedir. Şirketlerin nasıl
ki satış, pazarlama stratejileri mevcut ise aynı bakış
açısının bilgi güvenliği alanında da olması ve “ama” sız
Türk Firmaları
Güvenlik Açısından
Yeterli Önlem
Alıyor mu?
sektörden
Mehmet Emin Yağcı
Proline NetworkÇözümleri Uzmanı
uygulanması gerekmektedir.
Şirketlerin bilgi güvenliği stratejilerini oluştururken
marka ve cihaz odaklı düşünmekten uzak durmaları
daha doğru bir sonuca ulaşmalarını sağlayacaktır. Bir
e-ticaret firması ile bir bankanın güvenlik gereksinimleri
bir değildir ve olmamalıdır. Bu sebeple firmalar güven-
lik politikalarını belirlerken, öncelikli olarak kurumun
ihtiyaçlarına göre bilgi teknolojilerinin önerdiği farklı
yöntemleri araştırmalı, gerek bilgi güvenliği gerekse sür-
dürülebilirlik açısından en uygun çözümleri belirleme-
lidirler. Doğru çözümün belirlenmesinden sonra fiyat ve
marka araştırmasına geçilmelidir.
Sektör dinamiklerini yakından takip eden Proline Bi-
lişim, tam da bu noktada firmaların bilgi güvenliği yol
haritasının belirlenmesi ve bu yol haritasında gereksi-
nim duyulacak parçaların tamamlanması konusunda
müşterilerine hizmet vermektedir. Ayrıca üretici bağım-
lılığı olmadan çözüm üretme yetkinliği ile bilgi güvenliği
alanında da katma değerli çözümler sunmaktadır.
28
Microsoft’un beklenen işletim
sistemi Windows 10 geçtiğimiz
günlerde kullanıcıların
beğenisine sunuldu. Fakat bu
yeni işletim sistemi hakkında
bilinmeyen birçok konu ve
cevap aranan birçok soru var.
Sizler için hazırladığımız bu
makale ile Windows 10’u daha
iyi anlayabilecek ve aklınızdaki
bilinmeyenlere bir nebze de olsa
cevap bulabileceksiniz.
Windows 10
Hakkında 10 Soru
10 Cevap
özel haber
S
izce Windows 10 işletim sistemi Windows
7’nin tahtını sallayabilecek mi? Bu soruya
cevap vermek güç olmasa gerek. Windows
7 işletim sistemi tanıtımından bir yıl sonra
Windows PC popülasyonunda yüzde 22’lik
bir rakam ile kullanım konusunda rekor denebilecek
seviyelere ulaşmıştı. Windows 10 işletim sisteminin
bu rakamı fazlasıyla aşması bekleniyor. Tabii ki bek-
lentiler sadece söz ile değil. Microsoft’un şimdiye ka-
dar izlediği pazarlama politikası da bunu gösteriyor.
Öncelikle ücretsiz geçiş Windows 10’un önündeki
engelleri aşması için büyük bir avantaj. Birçok Win-
dows kullanıcısı bu geçiş sayesinde ücret ödemeden
Windows 10 işletim sistemine sahip olabilecek. İkinci
olarak kullanıcıların çoğunun otomatik güncelleme
seçeneği açık ve Windows 10 bu seçenek sayesinde
kullanıcıların bilgisayarlarında kendine yer edine-
cek. Ayrıca Windows 10 işletim sistemi Windows 7 ve
Windows XP’den çok daha iyi bir deneyime sahip ve
kullanıcılar bir kere denediklerinde bu işletim siste-
mine geçmek isteyecek.
Kurumsal Dünyada Geçiş Daha Hızlı Olacak
İlk bir yıl içerisinde firmaların hemen hemen hepsi-
nin Windows 10 işletim sistemine geçeceği tahmin
ediliyor. Çünkü ücretsiz Windows 10 geçişleri bir yıl
ile sınırlı ve bir yılın ardından ücretsiz geçiş sağla-
namayacak. Gelecekte geçileceği tahmin edilen bir
işletim sistemine ücretsiz geçiş hakkı kurumsal dün-
yanın hoşuna gidecek bir çözüm.
Tabii ki Windows 10’un önünde bariyerler yok değil.
Yerinde yükseltme ve yeni bir İnternet Explorer se-
çeneğinin olmaması Windows 10 geçişlerini yavaş-
latacak sebepler arasında yer alıyor. Fakat yine de
Windows 10 geçişlerinin beklenenden hızlı ve tahmin
edilenden fazla kişi tarafından gerçekleştirileceği
düşünülüyor.
Bekle ve Gör
Kurumsal dünya ne zaman Windows 10 işletim sis-
29
temine adapte olacak? Firmalara hiçbir şeyi hızlıca
yapmak istemez. Bu sebepten bazı firmalar Windows
10 tanıtımının ardından hemen harekete geçse de
birçoğu beklemeyi tercih edecek. Yüksek ihtimal bu
bekleme 2016 yılının ilk çeyreği boyunca da sürecek
ve ilk çeyreğin ardından birçok firma harekete geçe-
rek ücretsiz yükseltme seçeneğinden faydalanmak
isteyecek. Firmaların çoğunun 2016 yılında Windows
10’a geçmesi beklenirken az sayıda firmanın 2017
yılına kalacağı tahmin ediliyor.
Bu bekleyişin başlıca sebeplerinin başında Windows
10 işletim sistemini kullananlardan gelecek yorumla-
rın yattığını söyleyebiliriz. Firmalar işletim sistemin-
de çıkacak sorunların tespit edilip ardından yayınla-
nacak yamalar ile daha güvenli ve stabil bir sistem ile
çalışmak istiyorlar. Bu durum bekleyişin ana neden-
leri arasında yer alıyor. Ayrıca Microsoft yükseltme
süresini bir yıl ile sınırlı tutmayabilir. Bu durumda
yine firmaların gündeminde ve hızlı hareket etmeye-
rek bekle ve gör seçeneklerini kullanmak istiyorlar.
İşletmeler İçin Windows 10’u Çekici Kılan Nedir?
Bu soruya iki cevap verilebilir. Birincisi yeni işletim
sisteminin yüksek güvenlik özelliklerine sahip olma-
sı. Diğeri ise Windows 10’un sistem kaynaklarını eski
sürümlere göre daha hesaplı tüketmesi. Artık Win-
dows 10 işletim sistemiyle birlikte biyometrik giriş
yapılabilecek ve donanım tabanlı şifreleme kullanı-
labilecek. Bu gibi avantajlar şirketlerin işlerini daha
da kolaylaşması ve güvenlik açısından bir kademe
daha üst seviyeye geçmeleri anlamına geliyor. Ben-
zer şekilde BYOD (Kendi Cihazını Getir) modelini
benimsemiş şirketlerde Windows 10 işletim sistemi
sayesinde kendilerine daha güvenli bir yol haritası
çizebilecekler.
Tüm bunların yanı sıra kısa vadede birçok şirket
Windows 8 işletim sistemine geçiş yapmadan direk
Windows 10’a geçiş yaparak daha hızlı hareket edebi-
lecek. Ayrıca Windows 10‘un sağladığı ikisi bir arada
çözümler sayesinde kullanıcılar farklı cihazları tek
bir cihaz gibi kullanabilecek. Bu durum çalışma orta-
mı açısından zaman kazandıracağı gibi aynı zamanda
maliyet açısından da avantaj sağlayacak.
Windows 10’un gelmesiyle birlikte Windows 7 işle-
tim sistemi yavaş yavaş yaşam döngüsünün sonuna
doğru yaklaşacak. 2017 yılının sonunda ise çok az
kullanıcının Windows 7 işletim sistemiyle çalışacağı
ön görülüyor. Windows XP konusunda ise henüz bir
tahmin yok fakat önümüzdeki günler bu iki eski işle-
tim sisteminin ne durumda olduğunu gözler önüne
serecek.
Eylemsizlik En Büyük Engel Olacak
Windows 20 işletim sisteminin işletmeler tarafından
kabul görmemesinin nedenleri ne olabilir? Bu neden-
lerin başında eylemsizlik geliyor. Genel olarak baktı-
ğımızda donanım ve yazılım uyumsuzluğunun büyük
bir problem olmadığını söyleyebiliriz. Tabii ki dona-
nım ve yazılım üreticileri bu yeni işletim sistemiyle
birlikte çalışmak için ürünleri üzerinde düzenleme
yapmaya başladılar. Fakat halen uyumsuz ürün ve ya-
zımlar bulunmakta. Bunlarında yakın süre içerisinde
güncellemler ile birlikte uyumlu olması bekleniyor.
Büyük ölçekli firmaların Windows 10’a geçiş süreci
tahmin ettiğinizden büyük bir proje. Sadece sistem-
lerin yüklenmesiyle işler rayına oturmuyor. Plan ve
30
özel haber
programlı çalışmak şart. Bunun için firmalar şimdi-
den harekete geçmeli ve planlamalarını yapmalılar.
Eğer geç kalınırsa geçiş sürecinde yaşanacak sorunlar
planların aksamasına ve bu durumda da şirketinizin
para kaybetmesine neden olacaktır.
Ayrıca bu tarz bir projeyi ana konu olarak belirlemek
ve belli politikalar oluşturarak bunları takip etmenin
faydaları gelecekte gün yüzüne çıkacaktır. Sistemle-
rin Windows 10’a geçişinin yanı sıra servis ve servis
verecek firmalar konusunda da harekete geçilmeli ve
geç kalmadan servis modelleri şekillendirilmelidir.
Windows 10 yama ve güncelleme şemaları oluşturul-
malı ve bu şemaya uyacak şekilde uzun süreli servis
anlaşmalarının sağlanması gerekmektedir. Bu tarz bir
döngüyü Windows 7’de yaşayan kurumsal firmalar
Windows 10 geçiş sürecinden önce bu tarz planlama-
ları yapması gerekiyor.
Bu planlamalar yapılırken öncelikle küçük gruplar
oluşturulmalı ve ardında güncellemeler bu gruplarda
denenmeli. Sorunsuz geçişlerin ardından tüm kulla-
nıcılara aynı plan çerçevesinde yapılanlar uygulan-
malıdır.
Windows 10, Mobil Tarafta Microsoft’a Yardımcı
Olacak mı?
Bu soruya cevap vermek oldukça güç. Çünkü Win-
dows Mobil ekosisteminin Android ve iOS işletim
sistemlerine göre popüler olmadığı bir gerçek ve bu
işletim sistemleri için yazılım üretenlerin Windows
tarafına geçmeye gönülleri yok. Windows 10 gönül-
leri değiştirir mi bilinmez. Bilinen bir gerçek var ki
Windows Phone işletim sistemine sahip akıllı tele-
fonların sayısının artması önemli. Eğer Windows 10
bunu tetiklerse belki geliştiriciler yeni pazar ümi-
diyle Windows Phone işletim sistemine yönelerek
uygulamalarının sayısını arttırabilirler.
Tabii ki bu durum havuç tavşan ilişkisini de berabe-
rinde getiriyor. Eğer ortada bir havuç yoksa tavşan
göremezsiniz. Microsoft’un mobil pazardaki payını
arttırması için ürün satışını cazip kılacak şeyler yap-
ması gerekiyor. Bunu yazılım ekosistemini geliştire-
rek, telefonların özelliklerini arttırarak veya işletim
sistemi deneyimini daha da iyileştirerek yapabilir.
Bunu hep beraber bekleyip göreceğiz. Birçok kişi
mobil konusunda Microsoft’un şansının olmadığını
düşünse de özellikle kurumsal tarafta Windows Pho-
ne konusunda yeni açılımlar yaşanabilir. Bu konuda
Microsoft’un önümüzdeki günlerde atacağı adımlar
çok önemli.
Varsa Yoksa Uygulama
Peki, Microsoft’un dünyadaki uygulama stratejisi
işi yarıyor mu? Microsoft’un geliştirici programları
uygulama mağazasına her geçen gün yüzlerce uygu-
lama yüklenmesine ön ayak oluyor. Microsoft’un bu
açılımında umutlu olduğumu söylememde fayda var.
Fakat yine de üretim sayısının arttırılması gerekiyor.
Şimdilerde Windows geliştiricileri mobil dünyaya yö-
nelmiş durumda. Fakat unutmamaları gereken konu
şu ki bizler hala PC kullanıyoruz. Hem de Windows
işletim sistemli. Tabii ki mobil cihazlarımız üzerin-
de uygulamalara ihtiyacımız var. Ama onlar kadar
bilgisayarlarımız üzerinde de uygulamalara ihtiyaç
duyuyoruz.
Artık geleneksel Windows uygulamalarının yanı sıra
web tabanlı uygulamaların sayısının artması gere-
kiyor. Bilgisayarlarımızın ufak ve işe yarayan uygu-
lamalara ihtiyaçları var. Tıpkı mobil cihazlarımız
gibi. 2018 ve sonrası için PC’ler üzerinde web ta-
banlı uygulamaların daha fazla kullanılacağı tahmin
ediliyor ve geliştiricilerinde bu yolda ilerlemesi hem
onlar hem de Microsoft için kazançlı olacak bir kapı.
31
Tabii ki Windows 10 bu tarz yazılım geliştiricilere
yardımcı olacak altyapı ile birlikte geliyor. Özel-
likle kişiselleştirilmiş iş uygulamalarının Windows
10 üzerine adapte edilmesi eski nesillere göre daha
kolay. Bunun yanı sıra geliştirilen uygulamalar hem
Tablet hem de PC’lerde kolayca kullanılabilecek. Bu
sayede yazılımcılar iki farklı geliştirme kodu üzerin-
de çalışarak vakit kaybetmeyecekler. Bu sayede de
Windows 10’un iş dünyasında yaygınlaşması daha
kolay ve eski nesil işletim sistemlerine göre daha
hızlı olacak gibi gözüküyor.
Windows 7 Desteği 2020 Yılına Kadar Devam Ediyor
Windows 7 ve Windows XP’nin Windows 10 ile mü-
cadelesi ne kadar sürecek? Tabii ki kullanıcılara zor-
la bir şey yaptırmanız mümkün değil. Windows XP
veya Windows 7 işletim sisteminden memnun olan
kullanıcılara zorla Windows 10’e geçiremezsiniz.
Bu işletim sistemlerinin destek sürelerinin 2020’de
biteceği ön görülürse bir süre daha Windows 10’a
geçmemiş kullanıcı ile karşılaşacağız. Kurumsal ta-
rafta ise işler memnuniyet veya memnuniyetsizlikle
yürüyor. Her şey planlar üzerine kurulu.
Genellikle firmalar planlarını 4 veya 5 yıllık yapar-
lar. Son yapılan planlar ise 2019 yılı ile 2020 yılları
arasında geçerliliğini yitirecek. Tabii ki bu tarihleri
genelleştirmemiz mümkün değil. Fakat büyük ölçek-
li firmaların böyle hareket ettiğini görüyoruz. Hal
böyle olunca Windows 10 sürecinde geçiş hızlı olsa
da ardından bir duraksama olacak gibi gözüküyor.
Hatta Windows 10’dan geri dönenlerle birlikte işle-
tim sistemi Pazar paylarında beklenmeyen gelişme-
ler bile yaşanabilir.
İşletim Sistemi Ücreti devam Edecek mi?
Microsoft yeni işletim sistemi Windows 10’u ücretli
olarak mı dağıtacak yoksa geliri destek vererek mi
almayı düşünüyor? Windows 10 ile birlikte akıllara
takılan bir diğer soru da bu. Tabii ki buradaki asıl
noktayı kaçırmamak gerekli. Kullanıcılar ödeme
yaparken Windows için mi yapıyorlar yoksa cihaz
için mi? Çünkü kullandığınız cihaz ne olursa olsun
işletim sistemi içerisinde yüklü bir şekilde geliyor.
Artık bu tarz işletim sistemi bedelleri ödediğiniz
toplam paranın içinde. Bu sadece Windows’un son
kullanıcı tarafı. Kurumsal tarafta ise lisanslama ve
servis modelleri mevcut. Eğer Microsoft Windows
10’u ücretsiz olarak dağıtacaksa lisanslama model-
leri nasıl olacak? Muhtemelen Microsoft böyle bir
tercih yapmayacak. Son kullanıcılar Windows 10’a
cihaz satın aldıklarında ekstra bir ücret ödemden
ulaşırken kurumsal tarafta eski lisans ve servis mo-
delleme işlemine devam edilecek.
Microsoft, Windows 10 işletim sistemiyle birlikte
devrim yaratacakmış gibi duruyor. Sıralanan sistem
gereksinim özellikleri, Windows 7 ve 2007’de ya-
yınlanan Windows Vista’nınkinden pek farklı değiş.
Windows 10’un minimum sistem gereksinimleri: 1
gigahertz (GHz) veya daha hızlı işlemci veya SoC,
32-bit için 1 gigabayt (GB) veya 64-bit için 2 GB,
32-bit işletim sistemi için 16 GB, 64-bit için 20 GB
depolama alnı, DirectX 9 veya sonrası (WWDM 1.0
sürücüsüyle) ekran kartı, 1024 x 600 ekran çözünür-
lüğü.
Windows 10’u çalıştırabilmek için karşılamanız
gereken genel gereksinimler çok düşük olsa da, yeni
işlevlerin bazıları için ek gereksinimler mevcut.
Örneğin Cortana, şu an Türkiye’de hizmet vermiyor.
Bunun yanında Windows Hello için özel kızılötesi
kameraya, iris algılama sensörüne veya Windows
Biometrik Framework destekli parmak izi sensörüne
ihtiyacınız var. Microsoft, Windows’u yüklemek için
1 saatinizi ayırmanızı tavsiye ediyor. Yeni cihazlarda
yükleme süresi, 20 dakikaya kadar kısalabiliyor.
32
kapak konusu
Her İşin Başı Güvenlik
Mart ayı başlarında yayınlanan güvenlik raporuna göre bir önceki yıla oranla
2014 yılında, zararlı yazılım %50,“phishing”e-postaları %233, Android tabanlı
mobil sistemleri etkileyen zararlı yazılımlar ise %61 oranında artış göstermiş
durumda. Hal böyle olunca kendimizi güvende hissetmek bir hayli güç.
Kaspersky Lab'ın Katkılarıyla
33
ine mart ayı içerisinde
yayınlanan başka bir ra-
porda daha farklı alanlara
dikkat çekiliyor. Rapora
göre, sistemlerine bilgi-
sayar korsanları tarafından girilen
şirketlerin sadece %31’i veri sızın-
tısını kendi imkânlarıyla tespit ede-
bilme kapasitesine sahipken, geriye
kalan %69’i üçüncü parti firmalar
tarafından bildirdikten sonra veri
sızıntısından haberdar olmaktalar.
Bilgisayar korsanlarının girdikleri
sistemde fark edilmeden kaldıkları
ortalama süre 205 gün, en uzun süre
ise 2982 gün olarak raporda belir-
tilmekte. Rapora göre, 2014 yılında
geçmiş yıllara göre daha çok firma,
sistemlerine girildiğini kamuoyuyla
paylaşmış.
HP firmasının hazırladığı “Cyber
Risk 2015” raporu ise 2014 yılı
verilerini analiz ederek siber gü-
venlikte anahtar temaları belirlemiş
durumda. Raporda bilinen saldırı
yöntemleri yaygın olarak devam
etmekte, yanlış konfigürasyon hala
güvenlik riskleri için en önemli
sorun arasında yer almakta, yeni
teknolojiler yeni saldırı alanı olarak
ortaya çıkmakta, siber güvenlik
yasal düzenlemelerinin en kısa
zamanda yapılması gerekmekte,
güvenli yazılım geliştirmenin önemi
artmakta tespitlerine yer verilmiş
durumda. Diğer bir araştırma fir-
masının Nisan sonunda yayınladığı
2015 Tehditleri başlıklı araştırması-
na göre, 2014 yılında yapılan siber
saldırıların %60’ının küçük ve orta
ölçekli firmaları hedeflediğini tespit
edilmiş durumda. Ayrıca geçen yıl
toplam 317 milyon zararlı yazılım
tespit edilerek bu konuda bir rekor
daha egale edilmiş durumda. Rapor
ayrıca, her 6 büyük firmadan 5’inin
“phishing” saldırılarının hedefinde
olduğunu, fidye yazılımlarının %113
artış gösterdiğini belirtmekte. Ayrıca
raporda endüstriyel kontrol sistem-
lerine yönelik siber saldırılarda 2014
yılı içerisinde bir artış olduğunu
gözlemlemiş. 2014 yılı içerisinde
ortaya çıkarılan BlackEnergy adı
verilen zararlı yazılım ve Dragonfly
isimli Rusya kaynaklı hedef odak-
lı siber saldırılar özellikle elektrik
iletim hatlarını etkilemesinin altı
çiziliyor. Dragonfly saldırılarının
hedef ülkeleri arasında ülkemizin de
adı geçmekte.
2015 Yılı Verileri
2014’ün neredeyse her ayında sık-
lıkla karşılaştığımız veri açıklıkları
2015 yılının başında da hız kesmedi.
Ocak ayı içerisinde büyük ölçekli bir
veri açıklığı olmamasına rağmen,
küçük ve orta ölçekli çok sayıda veri
açıklığı çeşitli sektörlerdeki kurum
ve kuruluşları etkiledi. Wingstop
Restaurants, Malaysia Airlines, Aus-
sie Travel Cover gibi firmalar Ocak
ayında veri kaybına uğrayan kurban
firmalar arasındaydı. Veri kaybın-
dan etkilenen toplam kişi sayısı 26
milyon olarak tahmin edildi.
Ocak ayında hedef odaklı siber
saldırılar da büyük bir artış yaşandı.
Fransız ordusunun siber güvenlik
biriminin başındaki isim Coustil-
liere’in basına verdiği bilgiye göre,
Charlie Hebdo terörist saldırılarının
ardından 19.000 adet Fransız web
sayfası siber saldırılara maruz kaldı.
Alman Hükümetine ait bazı web
sayfaları ise Rusya yanlısı Cyber-
Berkut isimli bilgisayar korsanları
tarafından çökertildi. The Cyber-
Caliphate isimli İŞİD destekçisi
“hacker” grubu ise ABD ordusunun
Ortadoğu operasyonlarını yöneten
Merkezi Komutanlığa (CENTCOM)
ait YouTube ve Twitter hesaplarını
ele geçirdi.
Ocak ayının sonlarına doğru yılın
ilk büyük ölçekli güvenlik açıklıkla-
rından olan ve GHOST (CVE-2015-
0235) adı verilen güvenlik açıklığı
duyuruldu. GNU C kütüphanesinde
bir zafiyet olan GHOST, uzaktan kod
çalıştırmaya sebep olan bir yığın
taşmasından (buffer overflow) kay-
naklanmaktaydı. Ocak ayının diğer
Y
32
kapak konusu
kritik güvenlik zafiyetleri ise Adobe
Flash Player’da ortaya çıkan yılın
ilk “zero-day” zafiyetleri olan CVE-
2015-0310 ve CVE-2015-0311 idi.
Rapor dönemi içerisinde Şubat ayı
en fazla veri açıklığı olaylarının ya-
şandığı ay oldu. Bunlar arasında en
büyük ölçeklisi Amerikan sağlık si-
gortası firması olan Anthem Inc.’in
yaklaşık 80 milyon sigortalısına
ait bilgilerin bilgisayar korsanları
tarafından çalınması olayı idi. Sağ-
lık sektörünün kamuyla paylaşılan
ilk büyük ölçekli veri kaybı olayı-
nın arkasında Çinli “hacker”larin
olduğu iddia edildi [WashPost].
Big Fish Games, TurboTax, Uber
firmaları Şubat ayı içerisinde farklı
nedenlerle veri açıklığına maruz
kalan firmalar arasındaydı. Yaşanan
7 büyük veri açıklığından toplamda
140 milyon kişi etkilendi.
Şubat ayında, Lenovo dizüstü bil-
gisayarlarıyla önceden yüklenmiş
olarak gelen “SuperFish” isimli
programda kritik bir güvenlik zafi-
yeti olduğu ortaya çıktı. Bu zafiyet
sahte güvenlik sertifikası kullanı-
larak, bilgisayarı kullanan kullanı-
cının bütün şifreli web trafiğinin
(HTTPS) üçüncü şahıslar tarafından
okunabilmesine imkân tanımakta-
dır. “SuperFish”in ardından gü-
venlik sertifikası üreticisi Comodo
firması tarafından geliştirilmiş olan
“PrivDog” isimli reklam önleyici
programının da benzer güvenlik za-
fiyeti barındırdığı güvenlik araştır-
macıları tarafından tespit edildi.
Hedefli Siber Saldırılar
Şubat ayı medyanın dikkatini çeken
önemli hedef odaklı siber saldırıla-
rın açıklandığı bir ay oldu. Bunlar-
dan ilki Suriye’de yaşanan iç sava-
şın siber ortama yansımalarıydı.
Bu saldırılar daha çok web sayfası
çökertme veya sosyal medya hesap-
larının ele geçirilmesi şeklindeydi.
Ayın ilk günlerinde, FireEye firma-
sının açıkladığı rapora göre sahte
Skype hesapları kullanarak Suriyeli
rejim muhalifi gruplarla iletişime
geçen saldırganlar, muhaliflerin
bilgisayarlarına zararlı yazılım
yerleştirip 7,7 GB boyutunda veri
çalmayı başardılar. Saldırganların
arkasında rejim destekçisi Suriye
Elektronik Ordusu’nun olup olma-
dığı belirlenemedi. Öbür taraftan
Anonymous isimli “hacktivist” grup
OpISIS adını verdikleri operasyon
çerçevesinde İŞİD’e ait yüzlerce
Facebook ve Twitter hesabını ele
geçirdiğini duyurdu. İŞİD destekçisi
The CyberCaliphate ise Newsweek
dergisine ait Twitter hesabını ele
geçirdi. Ülkemizle ilgili olarak ise,
bir bilgisayar korsanı ülkemizin
sözde İŞİD’e verdiği desteği protes-
to etmek amacıyla Afyon Valiliği
Afet ve Acil Durum Başkanlığına ait
web sitesini geçici süreliğine erişi-
lemez duruma getirdi.
Mart ayı rapor dönemi içerisinde en
az veri açıklığının yaşandığı aydı.
Premera isimli ABD menşeli sağlık
sigortası firması dışında büyük
ölçekli veri kaybının yaşandığı bir
olay rapor edilmedi. Premera olay-
da 11 milyon müşterisinin bilgileri-
nin çalındığını duyurdu.
Güvenlik Zafiyetleri
Mart ayının öne çıkan güvenlik
zafiyeti internet ortamında güvenli
haberleşmeyi sağlayan SSL meka-
nizmasının şifreleme altyapısındaki
bir açıklığı istismar eden FREAK za-
fiyetiydi. Esasında, sorun ABD’nin
yıllarca ülke dışına güçlü şifreleme
algoritmalarını ihraç edilmesini sı-
nırlamasından kaynaklanmaktaydı.
Yıllar önce SSL mekanizması, karşı
tarafın sisteminde güçlü bir şifrele-
me algoritması yoksa haberleşmeyi
daha düşük şifreleme algoritmasına
düşürülmesine imkân sağlaya-
cak şekilde tasarlanmıştı. ABD bu
sınırlamayı kaldırmasına rağmen,
SSL’deki bu özellik devre dışı bıra-
kılmadı. Bu özellik ise kasıtlı olarak
araya giren üçüncü kişinin iletişimi
daha zayıf şifrelemeye düşürdükten
sonra, şifreli haberleşmeyi günü-
müzün güçlü bilgisayarlarıyla en
fazla 7 saat içerisinde çözebilmesi-
ne imkân tanımaktadır. Bu özelliğin
yıllar boyunca aktif olarak kalması-
nın arkasında NSA’nin olduğu iddia
edilmektedir [Freak]. OpenSSL
kütüphanesinde bulunan ve erişimi
engelleme (DoS) saldırısına imkân
tanıyan ciddi dereceli bir kritik
33
açıklık ise 19 Mart tarihinde yapı-
lan bir güncelleme ile giderildi.
Mart ayı içerisinde hedef odaklı sal-
dırılar Şubat ayındaki eğilimindeydi.
İŞİD destekçisi bilgisayar korsan-
larının sosyal medya hesabı ele
geçirme, site çökertme gibi etkinlik-
leri devam etti. Amerikan Dışişleri
Bakanlığı’nın kurumsal ağlarına Rus
bilgisayar korsanları tarafından gi-
rildiği tespit edildi. Bakanlık zararlı
yazılımı temizleyebilmek için gün-
lerce bilgisayar sistemlerini erişime
kapattı. Mart ayı sonlarına doğru,
GitHub isimli yazılım geliştiricilerin
açık kaynak kodlu projelerini web
üzerinden paylaşabilmelerine imkân
sağlayan web sitesi Çinli bilgisayar
korsanları tarafından erişimi engel-
leme (DDoS) saldırılarının hedefin-
de oldu. Saldırganların hedefinde
özellikle Çin’in Great Firewall isimli
güvenlik duvarını aşabilmeye imkân
sağlayan projeler vardı.
Martın son gününde ülkemizin
büyük bir kısmında yaşanan elektrik
kesintilerinin kaynağının siber sal-
dırı olabileceği geniş olarak tartışıl-
dı. Resmi olarak kesintinin elektrik
dağıtım şebekelerinde yaşanan
sorundan kaynaklandığı açıklansa
da, Nisan ayında Observer isimli bir
web sitesi kesintinin arkasında İranlı
Ashiyane isimli “hacker” grubunun
olduğunu iddia etti. HP’nin Şubat
ayında yayınladığı Cyber Risk 2015
raporunda Ashiyane grubunun ya-
bancı devletlere yönelik düzenlediği
siber saldırılarını rejimin onayı ile
yaptığı iddia edilmişti.
Tahminler Ne Diyor?
2014 raporunda sağlık sektörüne ait
kişisel veriler daha çok bilgisayar
korsanlarının hedefinde olacak tes-
pitinde bulunmuştuk. Şubat ayın-
daki Anthem Inc. firmasına yapılan
siber saldırılar bu tespite ilişkin ilk
gözlem oldu.
Bir diğer tespit, özel sektör ve kamu
sektörü arasında özellikle sağlık,
finans, ödeme ve savunma sanayile-
rinde bilgi ve istihbarat paylaşımı-
nın önemi artacak şeklindeydi. ABD,
10 Şubat tarihinde duyurduğu yeni
siber güvenlik kurumu “Cyber Thre-
at Intelligence Integration Center”
ile kurumlar arasında bilgi paylaşımı
konusunda ilk adımı atanlardan oldu
[CTIIC]. Ayrıca, Beyaz Saray’ın 13
Şubat’ta Silikon Vadisinden Apple,
Yahoo, Microsoft gibi firmaların ka-
tılımıyla düzenlediği Siber Güvenlik
Zirvesi ve zirvede Başkan Obama’nin
imzaladığı Kamu-Özel Sektör Bilgi
Paylaşımı yönetmeliği bu amaca
yönelikti.
“Devletler siber
savaş ve siber
casusluk için ya-
tırım yapmaya ve
silahlanmaya daha
çok hız verecek”
ise 2014 yılı siber
güvenlik raporu-
nun 2015 yılına
ilişkin bir diğer
beklentisiydi.
Kaspersky’nin 16
Şubat’ta açıkladığı
rapora göre Equa-
tion Group adı verilen ve arkasında
NSA’nın olduğu iddia edilen APT
(advanced persistent threat) grubu
2001 yılından itibaren 30 ülkedeki
birçok kişi ve kurumun bilgisayarına
zararlı yazılım yerleştirerek faaliyet-
lerini takip etmekteydi [Equation].
İddiaya göre, zararlı yazılım bilgisa-
yarların sabit disklerinin “firmware”
alanına yerleştirildiğinden bilgisayar
sıfırlansa bile yazılım yeniden aktif
olabilmekteydi. Devletlerin yaptığı
siber casusluk faaliyetlerine ilişkin
bir rapor ise The Intercept isimli
web sitesinde yayınlanan yeni bir
Snowden belgesi idi. Belgeye göre,
2011 yılında NSA ve İngiliz muadili
GCHQ dünyanın en büyük SIM kart
üreticisi Gemalto’nun sistemleri-
ni “hack”lemişler ve dünyanın 80
ülkesinde bu SIM kartları kullanan
kişilerinin iletişiminin şifrelerini
çözmeye yarayan özel anahtarları
çalmışlardı.
Son olarak, “ülkeler arasında siber
güvenlik işbirliğine ilişkin ikili an-
laşmalar imzalanacak” tespitine yer
vermiştik. Bu konuda basına yansı-
yan bilgilere göre, ABD ve İngiltere
ile 16 Ocak’ta ABD ve Hindistan 26
Ocak’ta siber güvenlik işbirliği an-
laşmaları imzaladılar.
2015 Yılında Saldırlar 2 Kat Arttı
2015 yılının ilk üç aylık döneminde
şimdiye kadarki en sofistike, geliş-
miş ve kalıcı siber casusluk örneğiyle
karşılaşıldı: Equation, Stuxnet ve
Flame süper tehditleriyle bağlantı-
lı bu tehdidin bilinen ilk örnekleri
2002 yılına kadar uzanıyor. Aynı
dönem içinde ayrıca Kaspersky Lab,
doğrudan bankalardan çalınan 1
milyar ABD Doları ile bugüne ka-
darki en karşı siber suç eylemi olan
Carbanak; ilk Arap siber casusluk
grubu Desert Falcons’un keşfi ve
Fransızca konuşulan siber casusluk
kampanyası Animal Farm tarafından
34
kapak konusu
gerçekleştirilen saldırılar hakkın-
da da ayrıntılı bir rapor yayınladı.
2015’in birinci çeyreğinde Kaspersky
Lab uzmanları, araçlarının karma-
şıklığı açısından bugüne kadarki her
şeyden üstün bir tehdit aktörü keş-
fettiklerini açıkladı; Equation Grubu.
Bu tehdit, üstün özelliklerinin yanı
sıra sabit sürücü bellenimine virüs
bulaştırma becerisi, kurbanlarına
virüs bulaştırmak için bir “engel-
leme” tekniği kullanımı ve zararlı
yazlımı taklit etme becerisine sahip.
Geçtiğimiz yıllarda Kaspersky Lab,
Rusça, Çince, İngilizce, Korece veya
İspanyolca gibi birçok dilde akıcı ol-
duğu görülen çok sayıda siber tehdit
aktörü gözlemlemişti. 2015 yılında
Arapça ve Fransızca “konuşan” siber
tehditlere rastlanmış durumda ve
aklımıza ister istemez “sonrakinin
kim olacağı” sorusu geliyor.
Para Akışı Hızlandı
On ay önce Kaspersky Lab, büyük bir
Avrupa bankasını hedef alan Luuuk
siber dolandırıcılık kampanyasını ra-
por etti. Sadece bir haftalık bir süre
içinde siber suçlular, bankanın he-
saplarından yarım milyon Euro’dan
fazla para çaldılar. Daha sonra Ekim
2014’te Kaspersky Lab’ın Global
Araştırma ve Analiz Ekibi, dünyanın
her yerinden ATM’leri hedefleyen
Tyupkin zararlı yazılım saldırılarını
ortaya çıkardı. ATM’lere virüs bulaş-
tıran bir zararlı yazılım, saldırganla-
rın doğrudan manipülasyon yoluyla
nakit çekme makinelerini boşalt-
malarına ve kredi kartı kullanma-
dan milyonlarca dolar çalmalarına
olanak tanıdı. Aralık 2014’te GReAT
Direktörü Costin Raiu’nun siber suç-
lu çetelerinin özellikle son kullanıcı-
ların paralarını çalmaya odaklandığı
günlerin son bulduğunu anlattığı
2015 gelişmiş kalıcı tehditlerle ilgili
tahminler çalışması yayınlandı. İki
ay sonra 2015’in 1. çeyreğinde, 1
milyar Dolar çalan gelişmiş kalıcı
tehdit (APT) Carbanak ortaya çıktı
ve siber suç dünyasında APT tarzı
saldırılar çağı başladı.
Rakamlarla 2015
Kaspersky Güvenlik Ağı verilerine
göre Kaspersky Lab ürünleri, 2015’in
1. Çeyreğinde bilgisayarlar ve mobil
cihazlarda toplam 2,2 milyar zarar-
lı yazılım saldırısını engelledi; bu
rakam 2014 yılının 1. Çeyreğinin iki
katına tekabül ediyor. Kaspersky
Lab çözümleri dünyanın her ye-
rinden çevrimiçi kaynaklarda 469
milyon saldırıyı püskürttü; bu rakam
2014’ün 1. Çeyreğindeki rakamdan
%32,8 daha fazla. 93 milyon benzer-
siz URL web antivirüs programları
tarafından zararlı olarak tanımlandı;
bu rakam 2014’ün 1. Çeyreğinden
%14,3 fazla. Kaspersky Lab ürünleri
tarafından etkisiz hale getirilen web
saldırılarının %40’ı, Rusya’da bulu-
nan zararlı web kaynakları kullanı-
larak gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl
Rusya birinciliği ABD ile paylaşıyor-
du. Bu iki ülke, aralarındaki web sal-
dırılarının %39’undan sorumluydu.
Mobil cihazlar için 103.072 yeni za-
rarlı yazılım (2014’ün 1. Çeyreğinden
%6,6 daha az) 1527 yeni bankacılık
Trojanı, 2014’ün 1. Çeyreğinden sa-
dece yüzde 29 daha
fazla. Artış hızı
yavaşlıyor: 2014’ün
tamamında Kasper-
sky Lab, 2013’ün
dokuz katına denk
gelen 12.100 mobil
bankacılık Trojanı
tespit etmişti.
KOBİ’ler Eskiden
Daha Fazla
Tehlikede
Kısa süre önce,
genellikle Tay-
land, Hindistan ve
ABD’deki küçük ve
orta ölçekli işletmelerden yaklaşık
10.000 dosya çalmayı başaran, Gra-
bit adı verilen yeni bir iş odaklı siber
casusluk kampanyası keşfedildi.
Hedef sektörler arasında kimyasal,
nanoteknoloji, eğitim, tarım, medya
ve inşaat gibi pek çok sektör bulun-
maktadır.
Bu kampanyadan etkilenen diğer
ülkeler arasında BAE, Almanya,
İsrail, Kanada, Fransa, Avusturya, Sri
Lanka, Şili ve Belçika bulunmakta.
Kurumsal şirketler, kamu kuruluşları
ve diğer yüksek profilli kuruluşlara
odaklanmış birçok casusluk kam-
panyası görürüz ancak küçük ve orta
ölçekli işletmelerin bu hedef liste-
lerinde yer aldığına nadiren şahit
oluruz. Ancak Grabit, bize bunun
sadece bir “büyük balık” oyunu
olmadığını gösterdi; siber dünyada
para, bilgi veya politik güç sahibi
olan her kurum, kötü niyetli aktör-
lerden biri için potansiyel bir ilgi
nesnesi olabilir. Grabit halen aktif
olduğundan güvende olduğunuz-
dan emin olabilmeniz için ağınızı
kontrol etmeniz kritik önemdedir. 15
Mayıs günü, basit bir Grabit tuş kay-
dedicinin yüzlerce virüslü sistemden
binlerce kurbanın hesap bilgilerini
depoladığı tespit edildi. Bu tehdit
hafife alınmamalıdır.
35
Bulaşma, herhangi bir kurumdaki
bir kullanıcının, Microsoft Office
Word (.doc) dosyası gibi görünen
bir ek içeren bir e-posta almasıy-
la başlar. Kullanıcı indirmek için
tıklattığında, grup tarafından ele
geçirilmiş ve bir zararlı yazılım
merkezi olarak kullanılan uzak su-
nucudaki casus program makineye
aktarılır. Saldırganlar kurbanlarını,
ticari bir HawkEyeProducts casus-
luk aracı olan HawkEye tuş kayde-
dicisini ve bir dizi Uzak Yönetim
Aracı (RAT) içeren bir yapılandırma
modülünü kullanarak kontrol eder.
Operasyonun ölçeğini betimlemek
adına yapılan denemelerde, bir tuş
kaydedicisinin, Outlook, Facebo-
ok, Skype, Google mail, Pinterest,
Yahoo, LinkedIn ve Twitter’in yanı
sıra banka hesapları gibi 4928 farklı
ana kaynak ve diğer kaynaklardan,
dahili ve harici olarak 2887 Parola,
1053 E-posta ve 3023 Kullanıcı adı
çalma becerisine sahip komut ve
kontrol sunucularından sadece bir
tanesi olduğunu görülmüştür.
Dengesiz Bir Suçlu Grubu
Bir taraftan Grabit tehdit aktörü
bu etkinliği gizlemek için fazladan
bir çaba sarf etmiyor: bazı zararlı
yazılım örnekleri aynı ana sunu-
cuyu, hatta aynı kimlik bilgilerini
kullanarak kendi güvenliğini zayıf-
latıyor. Diğer taraftan saldırganlar,
kodlarını analistlerin gözlerinden
saklamak için güçlü gizleme tek-
nikleri kullanıyor. Bu operasyonun
arkasında bazı üyelerinin izlerini
silmek konusunda diğerlerinden
daha teknik, odaklı ve başarılı ol-
duğu dengesiz bir grubun olduğunu
inanılmasına neden oluyor. Uzman
analistler, zararlı yazılımı her kim
programladıysa bütün bir kodu
sıfırdan yazmadığını düşünüyor.
Grabit’ten korunmak için aşağıdaki
kurallara uymanızı tavsiye ediyo-
ruz: Şu konuma bakın: C:User-
s<PC-NAME>AppDataRoaming
Microsoft; yürütülebilir dosyalar
içeriyorsa zararlı yazılım bulaşmış
olabilir. Bu, göz ardı etmemeniz
gereken bir uyarıdır.
Windows Sistem Yapılandırmaları,
başlangıç tablosunda bir grabit1.
exe dosyası içermiyor olmalıdır.
“msconfig” komutunu yürütün ve
grabit1.exe kayıtlarının bulunma-
dığından emin olun. Tanımadığı-
nız kişilerden gelen eklentileri ve
bağlantıları açmayın. Eğer açamı-
yorsanız, kimseye iletmeyin; bir BT
yöneticisinden destek alın. Geliş-
miş ve güncel bir zararlı yazılım
önleme çözümü kullanın ve AV
görev listesini her şüpheli sürece
karşı mutlaka takip edin. Kasper-
sky Lab’ın 2015’in ilk çeyreğinde
yaptığı BT tehditleri analizine
göre Orta Doğu, Türkiye ve Afrika
(META) bölgesinde kullanıcıla-
rın ortalama %41’i yerel ağlar ve
çıkarılabilir ortamla ilgili güvenlik
olayları ve kullanıcıların %21’i web
ile ilgili tehditlerle karşılaşıyor.
Kaspersky Security Network bulut
hizmeti Ocak-Mart 2015 istatis-
tikleri, yerel tehditlerden en çok
etkilenen kullanıcı sayısının hala
Mısır’da (%50,5) olduğunu, bu-
nun Katar (%46), Suudi Arabistan
(%45,8) ve Türkiye’nin (%44,6)
takip ettiğini gösteriyor.
Web tehdidi olaylarına ilişkin en
yüksek sayı Katar (bu tehditlerle
karşılaşan KSN kullanıcılarının
%31’i), BAE (%29), Türkiye (%25)
ve Suudi Arabistan’da (%24) bulu-
nuyor. Kenya, Güney Afrika, Bah-
reyn ve Lübnan bir dereceye kadar
daha az tehdit seviyelerine sahip:
Kullanıcıların %14-18’i çevrimiçi
tehditlerden ve %33-37’si yerel
tehditlerden etkileniyor.
DDoS Ataklarına Dikkat
B2B International ve Kaspersky
Lab tarafından gerçekleştirilen
2014 Küresel Kurumsal BT Güven-
liği Riskleri araştırması’na göre;
bölgedeki şirketlerin çeyreği ile
yarısından fazlası geçen yıl virüs-
lerle ve diğer kötü amaçlı yazılım-
larla, istenmeye posta, kimlik avı
ve yazılım açıklarıyla karşılaştığını
söyledi. Bu tehditlerin arasında şir-
ketler ayrıca ağ ihlalleri ve hedefli
saldırılarla, DDoS, mobil aygıtlarda
veri kaybı, dosya paylaşımı ve veri
sızıntıları ile uğraşıyor.
Şirket tedarik zincirleri saldırıya
uğrarken, siber paralı askerler bir
“meta” haline geliyor ve daha fazla
APT (gelişmiş kalıcı tehdit) grubu
ortaya çıkıyor, organizasyonların
veri koruması, iş sürekliliği ve itibar
korumasını özellikle ele alması ge-
rekiyor. Gelişmiş tehditleri azaltma
stratejilerinin güvenlik ilkelerini ve
eğitimini, ağ güvenliğini, kapsamlı
sistem yönetimini ve yazılım yama
özellikleri, uygulama kontrolü,
beyaz liste ve varsayılan ret modu-
nu içeren özelleştirilmiş güvenlik
çözümlerini kapsaması gerekiyor.
APT Bölgede Kendini Gösteriyor
Küresel olarak gördüğümüz APT
trendleri gibi trendler de bölge-
mizde kendini gösteriyor. Desert
Falcons siber casusluk grubu, uz-
manlar tarafından, geniş çaplı siber
casusluk operasyonları geliştiren
ve gerçekleştiren bilinen ve kanıt-
lanmış ilk paralı siber Arap grubu
olarak değerlendiriliyor.
Gördüğümüz bir başka şey de siber
suçluların, kullanıcıların dikkatini
çekmek ve bir Truva atı yükleyerek
kimlik bilgilerine ve diğer şeylere
erişmek için politik gerginlikleri,
büyük olayları ve şiddetli haberleri
kullandıklarıdır. Güvende kalmak
için güvenlik önlemleri alınması
ve kapsamlı bir güvenlik çözümü
kullanılmasını öneriyoruz.
38
söyleşi
Bizlere kısaca geçmiş iş yaşamı-
nızdan bahsedebilir misiniz?
Elektronik ve Haberleşme Mühen-
disiyim. Üniversitenin ardından
Amerika ve İngiltere’de çeşitli
eğitim programlarına katıldım.
Son on beş yılımın yaklaşık 12
yıla yakın kısmı yurt dışında geçti.
2012 yılının sonunda ailemle bir-
likte Türkiye’ye dönüş yaptık. Ve o
tarihten itibaren de Kaspersky Lab
Türkiye’de çalışmaya başladım.
Güvenlik sektöründe çalışmanı-
zın altında önemli bir neden
var mı?
Öncelikle güvenlik sektörü benim
için çok keyifli ve bu sektörde fa-
aliyet gösteren bir firmada çalış-
tığım için işimden zevk alıyorum.
Ayrıca çalıştığım sektörün dinamik
olması beni çekiyor. Güvenlik sek-
töründe her gün bir şeyler değişe-
biliyor. Bir anlamda monoton bir iş
yaşamımız yok ve gelişmelere göre
tepki veren bir sektörde çalışıyo-
ruz. Bu sektörü tercih etmemin bir
diğer nedeni ise gelişmelere açık
olması. İlerleyen yıllarda planla-
rınız doğrultusunda çalıştığınız iş
kolunda kendinizi geliştirebilir ve
yeni iş olanakları sayesinde farklı
alanlarda yer alan iş potansiyelini
açığa çıkarabiliyorsunuz.
Kaspersky Lab olarak kurumlara
sunduğunuz güvenlik çözümleri
neler?
Kaspersky deyince akla hemen
uç nokta güvenliği geliyor fakat
günümüzde sadece bundan bah-
setmemiz yanlış olur. Bizim için
uç nokta güvenliği çok önemli bir
konu fakat bunun dışında lisans
yönetimi, envanter yönetimi, yama
yönetimi gibi konularda öne çıkı-
yor. Ayrıca geliştirilen uygulamalar
sayesinde bilgi işlem departman-
larının yönetim işlerini kolaylaş-
tıracak uygulamalar konusunda da
faaliyet gösteriyoruz. Bu uygula-
malar sayesinde müşterilerimizin
üzerindeki yoğunluğu minimize
etmeye çalışıyoruz. Bunların ya-
nında Bulut Bilişim, sanallaştırma
ve büyük veri güvenli konusundaki
çözümlerimizle de tüm şirketlerin
güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilir
haldeyiz.
Teknoloji çok hızlı ilerliyor ve
son dönemde Bulut Bilişim ve
Büyük Veri gibi konular daha
popüler. Bu konudaki çalışmala-
rınız neler?
Son üç yıllık çalışma haritamı-
za baktığımızda Bulut Bilişim ve
Büyük Veri konusundaki güvenlik
çözümlerimizin önemli yerlerde
olduğunu görüyoruz. Yatırımları-
mızı gelişen teknolojilere ve yeni
güvenlik alanlarına doğru yönlen-
diriyoruz. Biraz önce söylediğim
gibi güvenlik sektörü oldukça di-
namik ve ne zaman nelerle uğraşa-
cağını bilemiyorsunuz. Kaspersky
Lab olarak hem yazılım hem de do-
nanım konusundaki teknolojik ge-
lişmeleri yakından takip eden bir
firmayız. Hizmet sunduğumuz kişi
Ali Yavuz ŞAHİN
yavuz@btgunlugu.com
Virüs Yakalama Konusunda
Bizden Hızlısı Yok
Gitgide karmaşıklaşan çevrimiçi tehditlerin bulunduğu bir dünyada insanlar,
etkileşim kurmak, alışveriş yapmak ve çevrimiçi bankacılık işlemleri için kullandıkları
tüm cihazlar üzerinde onları siber tehditlere karşı tamamen koruyabilecek güvenilir
güvenlik uygulamaları talep ediyorlar. Ve güvenlik her şeyden daha önemli hale
gelmeye başladı. Konu hakkında aklımıza takılan soruları Kaspersky Lab Türkiye Ülke
Müdürü Sertan Selçuk’a yönelttik.
Söyleşimizi aşağıdaki QR Code
sayesinde video olarak izleyebilirsiniz.
39
Sertan Selçuk
Kaspersky Lab Türkiye Ülke Müdürü
ve firmaların zarar görmesini istemeyiz.
Bu konuda da şimdiye kadar başarılı
olduğumuz düşüncesindeyim. Ürünleri-
mizi kullanıp da memnuniyetsiz oldu-
ğunu dile getiren kimseyi duymadım.
Yeni nesil tehditler konusunda tehditler
yaşanmadan önce uyarılarımızı tüm
dünya ile paylaşıyoruz. Birçok kişi sade-
ce uyarılarımız sayesinde milyonlarca
lira kara geçebiliyor.
Geçtiğimiz dönemde yaşanan garip bir
hacker olayının ardında da gelecekte
yaşanacak tehditlerin altını çizmek için
uyarılarda bulunduk. Charlie Miller ve
Chris Valasek adlı iki hacker, FCA tara-
fından üretilen Dodge, Jeep, RAM, Fiat,
Chrysler ve Maserati gibi otomobillerin
siber saldırı tehdidi altında olduğunu
açıklamıştı. Hacker’lerin FCA araçların-
da kullanılan ‘Unconnect’ adlı bir yazı-
lım aracılığıyla siber saldırı düzenlediği
belirtilmişti. Kaspersky Lab olarak biz,
bu tür olaylardan korunmak için üreti-
cilerin iki temel prensibi akıllarında tu-
tarak otomobiller için akıllı bir mimari
oluşturmaları gerektiğine inanıyoruz:
yalıtım ve kontrollü iletişim. Yalıtım,
birbirini etkileyemeyen iki ayrı sistem
demektir örneğin, eğlence sistemi Jeep
Cherokee’de olduğu gibi kontrol siste-
mini etkilememelidir. Kontrollü iletişim
ise otomobile bilgi göndermek veya
otomobilden bilgi almak için şifreleme
ve kimlik denetiminin tam anlamıyla
uygulanması anlamına gelir. Tanık ol-
duğumuz bu deneyim sonuçları, kimlik
denetimi algoritmalarının zayıf veya
şifrelemenin doğru olarak uygulanma-
mış olduğuna tanıklık etmemizi sağladı.
Sunduğunuz güvenlik çözümleri-
nizin rakiplerinize göre farklı kılan
özellikleri var mı?
Yaklaşık üç yıldır Kasperky Lab ai-
lesinin bir üyesiyim. Öncesinde de
bundan emindim fakat firmanın içe-
risinde çalıştığımda bu durumdan bir
kez daha emin oldum. Kaspersky Lab
40
virüs yakalama konusunda rakip-
lerine göre uzak ara önde. İnanın
bunu bir Kaspersky çalışanı olarak
söylemiyorum. Öyle ki Bilgi İşlem
alanında faaliyet gösteren birçok
firma Kaspersky çekirdeğini uygu-
lamalarında kullanmakta. Hatta
rakiplerimizden bazıları dahi bizim
çekirdeğimizi kullanarak kullanıcı-
larına farklı çözümler sunuyorlar.
Bu durum da bizim tehdit algıla-
ma konusunda rakiplerimize göre
birkaç adım önde olduğumuzun bir
göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Dünyaca ünlü bir güvenlik şir-
ketinin Türkiye temsilcisi olarak
kurumlara güvenlik konusunda-
ki tavsiyeleriniz neler olabilir?
Öncelikle Bilgi İşlem departman-
ları tarafından kurallar bütünlü-
ğünün ortaya konulması gerekiyor.
Bu kurallar bütünlüğü hazırlarken
danışmanlardan destek alınabi-
lir. Tabii ki bu kuralların sadece
yazılması yeterli değil, bunu bir
şirket politikası olarak benimse-
nip uyulmasına dikkat ve özen
gösterilmesi gerekiyor. Yaptığı-
mız tespitlere göre bilgisayarlara
yapılan virüs saldırıları ve tehdit-
lerin yüzde 70’inin USB bellekler
vasıtasıyla yayıldığını görüyoruz.
Bunların engellenmesi ve belirli
uygulamaların sistemler üzerinde
çalıştırılmaması gerekiyor. Ve bun-
ların hepsinin arka planda Bilgi
İşlem departmanı tarafından takip
edilebiliyor olması gerekiyor.
Tüm bunları birkaç satıra sığ-
dırmamız mümkün değil. Fakat
eğitim konusunda da öneminden
bahsetmek isterim. Eğer Bilgi
İşlem departmanındaki çalışanları-
nız yeterli bilgiye sahip değillerse
güvenlik konusunda büyük açıklar
verebilirsiniz. Bu sebepten belirli
aralıklarla yeni teknoloji ve uygu-
lamalara adaptasyon eğitimin yanı
sıra güvenlik eğitimlerinin gerekli
personele verilmesi şart. Sonuçta
insanların düşüncesizce davranış-
larından dolayı tehditlere maruz
kalıyoruz. İnsan hatalarını en aza
indirdiğimiz sürece kendimizi gü-
venli hissetmemiz mümkün.
Sizce Türk şirketleri siber gü-
venlik açısından yeterli koruma-
ya sahip mi?
Bu konuda kesin konuşabilirim.
Türk şirketleri siber güvenlik açı-
sından yeterli bilgi ve korunmaya
sahip değil. Yaptığımız araştırma-
lara göre 2013 yılı sonunda tüm
şirketlerin yüzde 36’sı korunurken
bu rakam 2014 yılının sonunda
yüzde 38’e çıkmış durumda. Bu
rakamın artması düşmesinden iyi-
dir diyebiliriz fakat Türk şirketleri
olarak hala yolun başlarındayız
diyebilirim. Güvenlik algısı konu-
sunda daha kat etmemiz gereken
çok yol var. Şöyle bir örnek vermek
istiyorum. Bildiğiniz gibi Polon-
ya çok gelişmiş bir Avrupa ülkesi
değil.
Ama tüm şirketlerin toplamında
siber saldırılara karşı korunan
şirketlerinin oranının Türkiye’ye
göre iki kat daha fazla olduğunu
görüyoruz. Polonyalı şirketlerin
yüzde 75’inden daha fazlası siber
saldırılara karşı korunuyor. Fransa
ve İtalya gibi ülkelerde bu değer
yüzde 90’larda. İngiltere ve Al-
manya gibi ülkelerde ise yüzde
100’lere yakın. Bizim yüzde 38’ler-
de olduğumuz kötü bir algı gibi
gözükse de aynı zamanda gelişme-
ye açık bir pazar olduğumuzun bir
göstergesi olarak yorumlanabilir.
Bu rakamın altını tekrar çizmek is-
terim. Çünkü Türk şirketleri olarak
kat edecek çok yolumuzun olduğu-
nun bir göstergesi.
Türk şirketlerinin güvenlik algı-
sını arttırmak için neler yapma-
lıyız?
Öncelikle Türk şirketlerinin gü-
venlik konusunda bilgilendirilmesi
gerekiyor. Bu büyük operasyon ön-
celikle devlet katından başlayarak
yayılmalı. TÜBİTAK veya benzeri
kurumlar kontrolünde bazı çalış-
malar yapılabilir. Tüm üreticilerin
katılacağı bilinçlendirme toplantı-
ları yapılarak şirketlerin güvenlik
konusundaki algısı arttırılabilir.
Kasperky Lab tarafına baktığımız-
söyleşi
41
da ise bu konuda yürüttüğümüz
birkaç çalışmamız bulunuyor. Odak
noktamızda üniversiteler mevcut.
Üniversitelerde gerçekleştirilen
çeşitli toplantı ve eğitimlere ka-
tılarak bilinçlendirme çalışmaları
gerçekleştiriyoruz. Bu sayede gü-
venlik algısı konusunda geleceğin
çalışanlarına destek oluyoruz.
Günümüzün en popüler güven-
lik tehditleri neler?
Kişiye veya kurumlara özel teh-
ditlerin son dönemde kötü niyetli
kişiler tarafından fazlasıyla kulla-
nıldığını görüyoruz. Bu ataklarda
kişinin veya kurumun zaaflarından
faydalanılıyor. Açıkları belirleyen
saldırganlar doğru zamanı bekli-
yor ve harekete geçerek kişiyi ya
da kurumun bilgilerini çalabiliyor,
şifreleyebiliyor veya fidye isteye-
biliyor. Eskiden bu tarz güven-
lik açıklarını kullanarak saldırı
yapanlar işin maddi boyutundansa
ego tatminine önem veriyorlardı.
Ardından ego tatmini yavaş yavaş
yerini finansal hırsızlığa bıraktı.
Özellikle son iki senedir şirketle-
re yönelik saldırılarda fazlasıyla
artış görüyoruz. Öyle ki geçtiğimiz
dönemde devlet kurumlarımıza
yapılan saldırıları hatırlarsınız.
Bu tarz saldırıların da önü arkası
kesilmiyor. Önümüzdeki günlerde
de bu tarz saldırıların daha da ar-
tacağını tahmin ediyoruz. Özellik-
le şirket çalışanlarının dışarıdan
gelecek tehditlere karşı eğitilmesi
şart. Çünkü saldırganlar genellikle
bilinçsiz kullanıcıları hedef alarak
hareket ediyor ve o kullanıcılar
üzerinden sisteme sızarak zarar
veriyor veya verileri çalıyor. Günün
sonunda yine güvenlik algısının
iyileştirilmesine geliyor. Algıyı art-
tırarak bu tarz saldırıların sayısını
azaltabiliriz.
Gelecekte kurumları güvenlik
açsından bekleyen tehditler
neler ve bu tehditlere karşı ko-
runmak için ne gibi tavsiyelerde
bulunabilirsiniz?
Öncelikle günümüzdeki trendlere
baktığımızda maliyeti kısma veya
operasyonu maksimum hale getir-
mek gibi konuların popüler oldu-
ğunu görüyoruz. Maliyeti kısarken
firmaların yapacaklarının başında
sunucularını Bulut Bilişim hiz-
metlerine teslim etmesi yer alıyor.
Ayrıca sanallaştırma uygulamaları
kullanılarak sunuculardan alınan
performans arttırılacak. Şirket
çalışanları önümüzdeki günler-
de iş yerlerinde daha fazla kendi
cihazlarını kullanmaya başlayacak.
Özellikle mobil cihazların kulla-
nım oranı artacak.
Akıllı telefon ve Tablet PC’lerini
yanında taşıyacak çalışanlar he-
men hemen her yerden internete
bağlanarak şirket ağına katılmak
isteyecek. Tüm bunlar güvenlik
tehditlerini daha fazla arttıracak.
Düşünsenize 300 tane çalışanınız
var ve bu kişiler işe geldiklerinde
veya dışarıdan şirket içi dosya-
lara akıllı telefonlarıyla erişmek
isteyecek. Bu tarz yapılarda kuralar
bütünlüğünün iyi belirlenerek ha-
reket etmek gerekiyor. Tabii ki ci-
haz sayısı arttıkça bunların kurum
ağlarına katılımı ve kontrolü için
de yeni uygulamalar ve yöntem-
ler geliştirilecek. Bu uygulama ve
yöntemler sayesinde maliyetlerin
düşürülmesi hedeflenecek. Önü-
müzdeki günlerde zorlanacağımız
konuların başında ise güvenlik
yönetiminin geleceğini düşünü-
yorum. Envanter tutmak daha da
zorlaşacak ve kullanıcıların iş yükü
artacak. Tabii ki sunucu güven-
liğinin de farklı yönlere gideceği
kanaatindeyim. Şimdilerde Bulut
döneminin başlarındayız. Bulut
Bilişim hizmetlerini ve yeni tekno-
lojileri tam anlamıyla kullanmaya
başladığımız güvenlik çözümle-
rinin de bu teknolojilere uygun
olarak evrimleştiğini göreceğiz.
Son olarak akıllı şehirler konusuna
değinmek istiyorum. Şimdilerde
konsept yapılardan söz edilse de
teknolojinin ilerlemesiyle birlikte
akıllı şehirler yavaş yavaş gerçek
olacak ve güvenlik konusu bu ya-
pıların üzerinde de tartışılacak. Bu
tarz yapıların korunması için farklı
güvenlik paket veya uygulamaları-
nın geliştirilebileceğini düşünüyo-
rum. Bugün insanlar, İnternete çok
nadir olarak tek bir cihazdan eri-
şim sağlıyor; bu nedenle çevrimiçi
tehditlerin çeşitliliği ve bunlarla
nasıl başa çıkacakları konusunda
bilgi sahibi olmalılar.
Kaspersky Lab olarak, kullanıcının
koruma ürünlerini Windows, OS X
ve Android tabanlı cihazlar üzerin-
de ve tek bir lisansla kolaylıkla yö-
netmesini sağlayan çok platformlu
bir çözüm geliştirmiş durumdayız.
Kaspersky Internet Security adlı
ürünümüze entegre edilen tekno-
lojiler ne kadar etkili olduklarını
sadece bağımsız testlerde değil,
aynı zamanda dünyanın her ye-
rinden 300 milyon insanı her gün
koruyarak pratikte de göstermiş
durumda. Teknoloji geliştikçe biz
de yeni ürünler geliştirerek müş-
terilerimizi tam anlamıyla koruma
altına almaya devam edeceğiz.
42
G20 Ülkelerinde BİT ve
İnovasyonun Önemi Artıyor
B
üyümenin en önemli
belirleyicilerinden biri
teknolojik değişimle
birlikte artan verimlilik
ve yeni teknolojilerin
odağı da verimlilik artışı ve küre-
sel meselelere çözüm üretmekten
geçiyor. Geçtiğimiz yıl Avustralya
Brisbane G20 Liderler Zirvesi’nde
küresel ekonomiyi gelecek 5 yıl
içinde yüzde 2,1 oranında bü-
yütme hedefi benimsenmişti. Bu
kapsamda bilim ve teknoloji, gerek
büyüme oranlarına katkısı, gerekse
enerji, gıda güvenliği, iklim deği-
şikliğine çözümler ile sürdürüle-
bilir büyüme etkisi nedeniyle G20
gündemi için son derece önemli.
Her ne kadar hem sürdürülebilir
büyüme hem de yüzde 2,1’lik hede-
fin tutturulması için kritik de olsa,
teknoloji ve inovasyon G20 gün-
demine giremiyor. Önceki yıllarda
buna yönelik çeşitli çabalar ser-
gilendi. Son olarak geçtiğimiz yıl
Avustralya’da G20 Zirvesi etrafında
bir İnovasyon-20 grubu oluşturu-
larak, sürdürülebilir büyüme ve bi-
yoteknoloji odağıyla bir konferans
düzenlendi. Bu yıl, Türkiye’nin G20
başkanlığı döneminde, teknoloji
ve inovasyon T20 konuları arasına
dahil edildi. Teknoloji ve inovasyon
teması, G20’nin mevcut sorunla-
rını konuşmanın yanında küresel
meseleleri dikkate alarak gelecek
ajandayı şekillendirmek için önem
taşıyor.
Bilim, teknoloji ve inovasyon son
yıllarda hem gelişmiş ülkelerin
hem de gelişmekte olanların gün-
deminde. Gelişmiş ülkeleri, geliş-
mekte olanlardan ayıran en büyük
fark ise, aralarındaki bilgi boşluğu.
Teknolojik gelişmelerin getirdiği
üretimde yapısal değişim eğilimleri
ile birlikte, artık şirketler küresel
değer zincirlerine eklemlenebil-
diği, ülkeler ise içlerinden küresel
değer zinciri geçebildiği sürece
rekabet gücüne sahip bulunuyor.
Bilim ve teknolojinin de hızla küre-
selleştiği, açık inovasyon sistemle-
rinin ve işbirliklerinin yaygınlaştığı
günümüzde, yeni teknolojiler bilgi-
nin yayılma hızını arttırıyor.
Çin’in Önlenemez Yükselişi
G20 ülkelerinde yüksek teknolojili
yapı öncelikle ihracat verileri ile
değerlendirildiğinde, ülkelerin bir-
birinden önemli oranda farklılaştı-
ğı bir görüntü ortaya çıkıyor. Yük-
Bilim ve teknolojideki gelişmeler ile inovasyona dayalı stratejiler,
gerek ülke gerekse şirket seviyesinde verimlilik artışının ve rekabetin
temel unsurları haline geldi.
Avşar Özgen
info@btgunlugu.com
43
sek teknolojili yapıya geçişte son
20 yılda en büyük sıçramayı G20
ülkeleri arasında Çin gerçekleştirdi.
Bu grupta imalat sanayi ihracatı
içinde yüksek teknolojili ürünle-
rin payının en yüksek olduğu ülke
yüzde 26 ile Çin. Onu Güney Kore
ve Fransa izliyor. Son 20 yıldaki
yüksek teknolojili ihracatlarındaki
değişimlerine göre G20 ülkelerini
üç grupta toplamak mümkün. İlk
grupta, ihracatında yüksek tekno-
lojili yapıya sıçrama yapmış olanlar
bulunuyor. İkinci grup ise ihraca-
tında yüksek teknolojili ürün payı-
nın düştüğü ülkelerden oluşuyor.
Bu grupta Güney Afrika dışında,
ABD, Japonya, İngiltere gibi geliş-
miş ülkeler yer alıyor. Üçüncü grup
ise, Türkiye’nin de içinde yer aldığı
son 20 yılda bu anlamda herhangi
bir gelişme göstermeyen ülkeler
olarak karşımıza çıkıyor.
Gerek yüksek teknolojili yapıya ge-
çişte gerekse küresel Ar-Ge değer
zincirlerine eklemlenmede katma
değerli yabancı yatırımların rolü
büyük. Dünyada yapılan doğrudan
yabancı Ar-Ge yatırımlarının son
12 yılda yüzde 73’ü G20 ülkelerine
yapıldı. Bu ülkelerin Ar-Ge yabancı
yatırımlarını çekme kapasitesi de-
ğerlendirildiğinde gelişmekte olan
iki ülkenin ön plana çıktığı görülü-
yor. Çin ve Hindistan son 12 yılda
en fazla yeni Ar-Ge yatırımı çeken
ülkeler oldu. Onları ABD ve Kanada
izliyor. Ar-Ge yatırımları araştır-
ma ve tasarım yatırımları olarak
ayrıştırıldığında özellikle Hindis-
tan’a giden yatırımlarda tasarım
ve test projelerinin ağırlıklı olduğu
gözleniyor.
G20 ülkelerinin yaptığı doğru-
dan yabancı yatırımlardaki Ar-Ge
projeleri, dünyadaki toplamın
yüzde 82’si gibi büyük bir bölü-
mü oluşturuyor. Ülkeler arasında
büyük farkla en fazla Ar-Ge yatırı-
mı yapan ülke ABD. Onu ilk beşte
diğer gelişmiş ülkeler izliyor. Ar-Ge
yatırımı çeken ülkeler arasında ilk
sırada yer alan Çin, burada 6. sırada
yer alıyor. Yabancı yatırımlarda
önce yatırım çekilerek yerelde
kapasite oluşturulması ve dönüşüm
gerçekleşmesi bekleniyor. Yabancı
yatırımların yerli sanayi üzerinde
yarattığı dönüşüm etkisi sonrası,
yerli şirketlerin de küresel değer
zincirlerine eklenmesi mümkün
oluyor. Onlar da yabancı yatırım
yapan şirketler arasında bulunuyor.
Son 12 yıllık dönem ikiye ayrılarak
bakıldığında, yapılan Ar-Ge yatı-
rımında en büyük artışın Çin’de
olduğu görülüyor. Uzmanlar,
uygulanan kamu politikalarının bu
projeleri çekmek üzere tetikleyici
rolü olduğunu belirtiyor.
Türkiye Ar-Ge Harcamalarında
Sonlarda
G20 ülkeleri arasında GSYİH için-
den Ar-Ge’ye en fazla pay ayıran
ülke yüzde 4 ile Güney Kore olarak
karşımıza çıkıyor. Onu Japonya ve
Almanya izliyor. Güney Kore son 10
yılda GSYİH içindeki Ar-Ge harca-
masını Çin’den sonra en fazla art-
tıran ülke oldu. Çin, 2000’li yılların
başında bu sıralamada sonlarda yer
alırken şimdilerde 7. sırada bulu-
nuyor. Ar-Ge harcamalarına nüfusa
oranla kişi başına düşen harcama
olarak bakıldığında bu görüntüde
değişimler olduğu göze çarpıyor.
Çin G20 ülkeleri arasında sırala-
mada yine gerilere düşüyor. Kişi
başına düşen Ar-Ge harcaması en
yüksek ülke yaklaşık 1400 dolar ile
ABD. Onu Güney Kore ve Almanya
takip ediyor. Türkiye ise Ar-Ge har-
camalarında sonlarda yer alıyor.
BİT’te Teknolojik Üstünlük
Güney Kore’de
G20 ülkelerinin biyoteknoloji,
nanoteknoloji ve BİT’te teknolojik
üstünlükleri karşılaştırıldığında,
ülkelerin bu üç teknoloji platfor-
munda teknolojik üstünlükleri ve
odaklarının farklılaştığı görülüyor.
BİT’te en yüksek teknolojik üs-
tünlüğe sahip ülke Güney Kore,
nanoteknolojide de ikinci sırada
yer alarak benzer bir performans
sergiliyor. Biyoteknolojide ise
teknolojik üstünlüğün en yüksek
olduğu ülke ABD ve Avustralya
olarak görülüyor. Nanoteknoloji-
de ise Rusya önemli bir farkla en
yüksek teknolojik üstünlüğe sahip
bulunuyor. Aslında bu üç teknoloji
platformunda temel odak noktası
sürdürülebilir büyümeye yönelik
küresel meselelere çözüm sağla-
mak ve farklı sektörlerde verimlilik
artışını gerçekleştirmekten geçiyor.
AB ve OECD tarafından yapılan ça-
lışmalara göre, sanayide geleneksel
uygulamaların yerini endüstriyel
biyoteknoloji uygulamaları aldı-
ğında, farklı sektörlerde yüzde 10
ile 20 arasında değişen verimlilik
artışları gerçekleşiyor.
İklim değişikliği, gıda güvenliği,
doğal kaynak kısıtı gibi meselelerin
her geçen gün arttığı günümüzde,
bu sorunlara yönelik çözüm geliş-
tirmek tüm ülkelerin ortak konusu.
Bu ortak meselelere ilişkin yeni
teknoloji platformlarının sunduğu
çözümleri kullanmak üzere, G20
ülkeleri arasında uluslararası Ar-Ge
işbirliği modellerinin geliştirilmesi
önemli bir yer tutuyor. Bu işbirlik-
leri, yeni teknolojilerin yayılımını
hızlandırarak G20’nin yüzde 2,1’lik
büyüme artış hedefine sürdürüle-
bilir bir katkı sağlayabileceği gibi,
küresel meselelerin çözümüne
yönelik de önemli bir adım potan-
siyeli taşıyor.
44
telekom
ABD’de İstihbarat Reformu
Senato’ya Takıldı
ABD Başkanı Barack Obama’nın Ulusal Güvenlik Ajansı’nı sınırlandırmak için hazırladığı
yasa tasarısı ABD Senatosu’nda reddedildi.
O
bama’nın Ulusal
Güvenlik Ajansını sı-
nırlandırmak için ha-
zırladığı yasa tasarısı
ABD Senatosunda red-
dedildi. “USA Freedom Act” (ABD
Özgürlük Yasası) adlı yasa tasarısı
ABD Senatosu’nda gerekli olan 60
Senatörün desteğini bulamadı. 57
Senatör yasa tasarısına evet oyu ve-
rirken 42 Senatör tasarıyı reddetti.
Obama’nın reform tasarısı geçtiği-
miz ay ABD Kongresi’nin alt kanadı
olan ABD Temsilciler Meclisi’nde
ele alınmış, NSA’in telefon dinleme-
leri dahil teknik takip hakkını son-
landırmayı gündeme getiren tasarı,
338’e karşı 88 oyla kabul edilmişti.
Senato, Temsilciler Meclisi’nde
onaylanan “USA Freedom Act” adlı
yasa tasarısını onaylamadığı için
Temsilciler Meclisi’nin üzerinde
değişiklik yapılan yasa tasarısını
yeniden oylaması gerekiyor.
“USA Freedom Act” adlı tasarı Ame-
rikan vatandaşlarının istihbarat
servisi NSA tarafından izlenmesini
sınırlandırmayı öngörüyor. Tasarı,
NSA’in telefon bağlantısı verileri-
ni kayıt altına almasını engelliyor
ve bunu özel telefon şirketlerine
devrediyor. NSA’in ayrıca verilere
ulaşmak için her bir durumda özel
Dış İstihbarat Teftiş Mahkemesi’n-
den izin alması gerekiyor. İstihbarat
servisinin yurtdışındaki faaliyet-
lerini sınırlandırma konusunda
ise tasarıda bir madde yer almıyor.
ABD’de 11 Eylül 2001 tarihinde
düzenlenen saldırılardan sonra
terörizmle mücadele kapsamında
istihbarat servislerine geniş yetkiler
tanıyan “Patriot Act” adlı yasa kabul
edilmişti. Yeni yasa 1 Haziran’da
geçerlilik süresi dolan “Patriot Act”
yerine düşünülmüştü.
ABD’de Cumhuriyetçiler, IŞİD ben-
zeri radikal İslamcı örgütlerle mü-
cadeleyi zayıflatacağı gerekçesiyle
yasa tasarısına karşı çıkıyor. Kimi
siyasetçiler de reformun NSA’i diz-
ginleme konusunda yeterli olmadığı
eleştirisini yükseltiyor.
NSA dünyada milyonlarca insanın
telefon ve internet iletişimini çeşitli
programlar aracılığıyla izleyebiliyor.
11 Eylül saldırılarının ardından
Avşar ÖZGEN
info@btgunlugu.com
45
kurulan NSA’in eski analisti Edward
Snowden tarafından 2013 yılında
sızdırılan belgelerinde, pek çok
Amerikan ve Amerikan olmayan kişi
ve kurumun gerekçe gösterilmeden
telefon dinlemelerine muaf tuttuğu
ortaya çıkmıştı.
US Freedom Act Kongre tarafından
onaylansaydı, NSA’in ABD vatan-
daşlarının telefonu dinlemesi -süre,
aranılan kişi ve konuşma içeriği
dahil olmak üzere-, elektronik posta
kayıtları ve web adresleri gibi pek
çok faaliyeti son bulacaktı. Tasarıya
göre, NSA terör tehdidi olarak gör-
düğü her dava için mahkeme emri
çıkarttıktan sonra ilgili operatörü
ya da servis sağlayıcıyı bilgilendir-
dikten sonra teknik takip uygula-
malarına devam edecekti.
ABD Vatandaşlarının Bilgilerini
Yabancılarla Paylaşacak
Bu arada, siber korsanlıkla mücade-
lede gittikçe katılaşan Washington
yönetimi, vatandaşlarının siber
faaliyetlerini üçüncü ülkelerle pay-
laşmaya hazırlanıyor. ABD Savunma
Bakanı Ashton Carter’in geçen ay
ilan ettiği Siber Strateji Belgesi’ne
göre, bakanlık şirketler ve kişiler
hakkında toplandığı siber bilgileri
başka bir ülke ile paylaşabilecek.
Belgede, bakanlığın, İç Güvenlik
Departmanı ile ortak bir şekilde
çalışarak elde edeceği bilgileri “hü-
kümet içinde, ana müttefik ve dost
ordularla” paylaşılması da öngö-
rülüyor. Ayrıca Pentagon’un bu tür
paylaşımların önünün açılabilmesi
için ABD Kongresi ve diğer hükümet
birimleriyle çalışması da öngörülü-
yor. Uzmanlar, Siber Enformasyon
Paylaşım Yasası’nın büyük bir önem
arz ettiğini belirtiyor. Bu yasa ile
bilgi paylaşımı yapan şirketlere
dava açılmasının önüne geçilece-
ği ifade eden uzmanlar, bu yasa
ile elde edilecek bilgilerin diğer
ülkelerle paylaşılacağını savunuyor.
Yasada bilgilerin Ortadoğu’daki
ülkeleriyle “askeri ağların, altyapı-
ların ve ABD için önemli olan doğal
zenginliklerin” koruması adına pay-
laşılacağı belirtiliyor. Ulusal Güven-
lik Ajansı Direktörü Amiral Michael
Rogers da siber bilgilerin paylaşıl-
ması yönünde ağırlığını koymuş
durumda. Rogers, “Siber bilgilerin
paylaşılmasına dönük tasarı yasa-
laşmalı” ifadelerini kullanmıştı. Üst
düzey yetkili, FBI ile bilgi paylaşı-
mı sayesinde Sony’ye düzenlenen
saldırının arkasında Kuzey Kore
olduğunu ortaya çıkardıklarını
vurguladı. Ancak uzmanlar, Siber
Enformasyon Paylaşım Yasası’nın
kapsamının çok geniş olduğunun
altını çizdi. Yeni Amerika Vakfı’n-
dan Robyn Greene, yasa ile şirket-
lerin kullanıcıların pek çok bilgisini
toplayıp hükümet ile paylaşabile-
ceğini savundu. Ayrıca yasanın, hü-
kümetin bu bilgileri nasıl paylaşa-
bileceği üzerine çok az bir kısıtlama
getirdiğine dikkat çekti. Greene’e
göre, hükümet bu bilgileri korsanlık
dışındaki faaliyetler için de kullana-
bilir. Greene, “Bu yetki, vatandaşla-
rın anayasal haklarını da çiğniyor”
değerlendirmesinde bulundu.
Bazı uzmanlar ise siber bilgilerin
paylaşımı ile korsanlık faaliyetlere
karşı mücadelenin güçlenebileceği-
ni savunuyor. SAS Enstitüsü’nden
Chris Smith, “Siber enformasyon
paylaşımı, saldırıları engelleme de
hayati bir rol oynuyor” diyor. Smith,
ayrıca, siber saldırıların gittikçe de-
ğişkenlik kazandığını, eski yöntem-
lerle saldırılara karşı mücadelenin
zorluğuna dikkat çekiyor.
Yasanın kapsamının çok geniş
olduğunu savunan uzmanlar, siber
enformasyon paylaşımının bir şekil-
de kısıtlanması gerektiğini iddia
ediyor. Siber uzman Matt Kodama,
siber saldırıların en bariz göster-
gesinin ağ yönetici hesaplarındaki
“olağan dışı faaliyetler” olduğunu
savunuyor. Yöneticilerin hesap-
larındaki bilgilerin paylaşılması-
nın hem siber saldırıları hem de
kişilerin bilgilerin paylaşılmasını
engelleyebileceği öne sürülüyor.
Başka bir yöntem ise belli bir amaca
hizmet etmeyen büyük dosyaların
paylaşıma açılması olduğu iddia
ediliyor. Bu dosyaların, tecrit edil-
miş sanal ortamlarda açılması ile
saldırıların önüne geçilebileceği de
ifade ediliyor.
Almanya Kişisel Verilerin Korun-
ması İçin Ayrı Kurum Kuruyor
Öte yandan Almanya’da da Fede-
ral İçişleri Bakanlığı bünyesinde
faaliyet gösteren Kişisel Verileri
Koruma Birimi gelecek yılın başın-
dan itibaren bağımsız resmi daire
statüsüne kavuşturulacak. Federal
Hükümetin Veri Koruma ve En-
formasyon Özgürlüğü Sorumlusu
Andrea Vosshoff, mevcut hukuki
düzenlemelerin sanal ortamdaki ve-
rilerin güvenliği konusunda yeterli
olmadığını belirterek, “Hukuk artık
müdahale edemez hale geldi” dedi.
Alman hükümeti, veri korumanın
daha etkili hale getirilmesi için söz
konusu birimi, resmi daireye dönüş-
türecek. Bu yolla Veri Koruma Dai-
resi hükümetin doğrudan alt organı
olacak, personel atayabilecek ve
kendine ait bütçeyi kullanabilecek.
Vosshoff, “Böylece bütçe pazarlıkla-
rına maruz kalmayacak” dedi.
AB Ortak Program Hazırlıyor
Federal Adalet Bakanı Heiko Maas
ise Avrupa Birliği’nin veri koru-
ma konusunda ortak bir program
geliştirmek istediğini belirterek,
bu bağlamda AB İçişleri ve Adalet
Bakanlarının AB Komisyonu ve AB
Parlamentosu’ndan yetkililerle
bir araya geleceğini söyledi. Bu yıl
içinde AB’yi kapsayacak ortak bir
yol haritasının oluşturulabileceğini
ifade eden Maas, bu şekilde bağlayı-
cı tedbirlerin alınmasının mümkün
olacağını vurguladı.
46
telekom
Kamuda AKKY Kullanımı Artıyor
2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı’nda da yer alan kamuda AKKY’nin
kullanımının artırılması çalışmaları devam ediyor.
K
amuda Açık Kaynak
Kodlu Yazılım’ın
(AKKY) kullanımı
2003 yılında başlatılan
e-Dönüşüm Türkiye
Projesi kapsamında ele alınan
önemli konulardan birisiydi. Bu
bağlamda, ilk olarak, 2005 Eylem
Planı’nda “Kamu kurum ve ku-
ruluşlarında açık kaynak kodlu
yazılımların uygulanabilirliği”
eylemi ile Kalkınma Bakanlığı Bilgi
Toplumu Dairesi tarafından ilgili
paydaşların katılımıyla konuya
ilişkin bir rapor yayınlanmıştı. Bu
raporda, AKKY’nin temel özellik-
leri, tarihçesi, kullanım alanları ve
sağladığı avantajlar yer alıyor. Ay-
rıca AKKY hukuki ve mali yönden
inceleniyor. Raporda açık standart-
lara da vurgu yapılarak AKKY’nin
açık standartların gelişimi açı-
sından önemli bir araç olduğuna
dikkat çekiliyor. Ayrıca bu rapora
ek olarak söz konusu eylem kapsa-
mında “Göç Planı Hazırlanması ve
Uygulanması” raporu da yayınlan-
dı. Bu raporun kapsamı ise kamu
kurum ve kuruluşları başta olmak
üzere AKKY’ye geçmeyi planlayan
kurumların göç adımlarını tasar-
lamalarını ya da uygun olmayan
yazılımların geçişini elemelerini
kolaylaştırmak için bir “Göç Planı”
hazırlanmasını kapsıyor.
2006-2010 döneminde hazırlanan
Bilgi Toplumu Stratejisi eki Eylem
Planı’nda “Kamuda Açık Kaynak
Kodlu Yazılım Kullanımı” eylemi
ile TÜBİTAK-BİLGEM (Türkiye
Bilimsel ve Teknolojik Araştırma
Kurumu–Bilişim ve Bilgi Güvenliği
İleri Teknolojiler Araştırma Merke-
zi) sorumluluğunda kamuda AKKY
kullanımı için örnek oluşturmak
üzere bir pilot uygulama yapılması
ve bu uygulamada elde edilen tec-
rübelere göre AKKY kullanımının
uygulanabilirlik analizinin ger-
çekleştirilmesi hedeflenmişti. Bu
kapsamda, Enerji Piyasası Düzen-
leme Kurumu’nda (EPDK) bir pilot
uygulama yapılması için çalışma-
lar başlatılmıştı. EPDK’da yapılan
çalışma kapsamında kuruma ait
bilişim sistemleri TÜBİTAK-BİL-
GEM tarafından kurularak kurum
sunucuları ile kullanıcı bilgisa-
yarlarında Pardus kullanılmaya
başlandı. Proje takviminde önemli
gecikmeler yaşanırken, projeden
henüz eyleme yönelik somut bir
sonuç elde edilemedi. Bununla
birlikte, projenin kamuda AKKY
kullanımına ilişkin önemli girdiler
Avşar ÖZGEN
info@btgunlugu.com
47
sağlayabileceği düşünülüyor.
Kamu Kurumlarından Örnekler
Bilgi Toplumu Stratejisi eki Eylem
Planı kapsamında yapılan çalışma-
lara ek olarak, AKKY konusunda
kamu kurum ve kuruluşlarında
münferit girişimler sonucu AK-
KY’nin tercih edildiği kurumlar
da bulunuyor. Bazı kurumlar ise
TÜBİTAK’la yürüttükleri ortak
projeler kapsamında AKKY’nin
kullanım hususunu da değerlendi-
riyor. TÜBİTAK’ın bir proje pay-
daşı olarak projelerde kullanılan
AKKY’lere teknik destek sunması,
kurumları AKKY’nin kullanımı
hususunda cesaretlendiriyor. AK-
KY’nin kullanımıyla elde edilen
somut faydalar, kamu kurumlarını
memnun edici seviyede bulunuyor.
TÜBİTAK’ın geliştirme sürecine
müdahil olduğu projeler arasında,
büyük bir projenin parçası olma-
yıp, başlı başına AKKY’ye geçişin
planlanıp uygulamaya konduğu bir
örneğe rastlanmıyor. Kurumların
ferdi çabalarıyla AKKY ürünlerine
geçiş denemeleri ise çoğunlukla
başarısızlıkla sonuçlanıyor. Ferdi
çabaların başarılı şekilde yürütül-
düğü sayılı örnekte, AKKY’ye geçiş
sürecinde destek hizmeti sunan
firmanın seçiminin iyi yapıldı-
ğı gözleniyor. Bu tecrübelerden,
AKKY alanında yapılacak çalışma-
larda sürecin iyi yönetilmesi ile
yeterli teknik desteğin sağlanma-
sının önemi ortaya çıkıyor.
Kamu kurumları, sektördeki
uzmanlığın pazarda öne çıkan
ürünlerde yoğunlaşması nedeniyle
bu ürünlere yöneliyor. Kurumlar
çeşitli alanlarda AKKY’yi deniyor.
Ancak yeterli teknik destek alama-
maları sebebiyle bu tercihlerinden
vazgeçip geleneksel yazılım alter-
natiflerine yöneliyor. AKKY’nin
kaynak kodunda değişiklik yapıla-
bilmesi özelliğinden ise yeterince
faydalanılamıyor. Esasen AKKY’nin
kaynak kodunun değiştirilerek
kurumsal ihtiyaçları daha iyi kar-
şılayan ürünlerin ortaya konması,
tek bir kurum düşünüldüğünde
maliyetler açısından anlamlı olma-
yabiliyor.
Fakat çok sayıda kurum tarafından
ortak olarak kullanılan ofis yazı-
lımları (kelime işlemci, sunum ha-
zırlayıcı vb.) ve e-posta istemcisi
gibi yazılımlar açısından, yazılımın
kaynak koduna müdahale edilmek
suretiyle kurumların ihtiyacına
daha iyi cevap verebilecek ürün-
lerin ortaya konması, üzerinde
durulması gereken bir husus ola-
rak ortaya çıkıyor. Örneğin, açık
kaynak kodlu bir ofis yazılımına
Kalkınma Bakanlığı tarafından
geliştirilmiş olan e-Yazışma Pa-
keti entegre edilerek paketin ofis
yazılımı aracılığıyla hazırlanması
ve arzu edilen kuruma kolay-
ca gönderilmesi veya alınan bir
paketin bu yazılımla açılması gibi
nitelikler kazandırılması müm-
kün görünüyor. AKKY konusunda
politika belirlemiş olan ülkelerde
kamu kurumlarının kullanabileceği
olgunluk seviyesine ulaşan AKKY
ürünleri kurumlar tarafından uyar-
lanıp kullanılabilmekte ve uyar-
lanmış haliyle diğer kurumların
hizmetine sunulabiliyor.
Ofis ve e-posta yazılımları gibi
kurumların en yoğun şekilde kul-
landıkları yazılımların geleneksel
yazılım alternatifleri ile AKKY
alternatiflerinin görünüm ve kulla-
nım açısından birbirlerine benzer-
likleri sebebiyle, açık kaynak kodlu
yazılımlara geçiş yapan kurumlar,
geçiş aşamasında kayda değer bir
zorluk yaşanmadığını ifade edi-
yorlar. Öte yandan geçiş sürecinin
adım adım, kontrollü bir biçimde
ve personelin ihtiyaç ve beklen-
tileri gözetilerek yürütülmesinin
önemli olduğu görüşü de ön plana
çıkıyor.
Adalet Bakanlığı
Adalet Bakanlığı’nda Ulusal Yargı
Ağı Projesi’nin (UYAP) başlatıldığı
tarih olan 1999 yılından bu yana
AKKY’ye yönelik çalışmalar yürü-
tülüyor. İlk AKKY’ye kapsamlı ge-
çiş çalışmalarına 2006–2007 yılla-
rında başlanmıştı. Yaklaşık 50 bin
bilgisayar kullanıcısının bulun-
duğu kurumda işletim sisteminin
Pardus’a taşınması planlanarak bu
kapsamda TÜBİTAK-BİLGEM’in
teknik desteğinin alınması ve bir
adliyede pilot uygulama gerçekleş-
tirilmesi gündeme gelmişti. TÜBİ-
TAK-BİLGEM’den pilot uygulama
kapsamında ücretsiz teknik destek
talep edildi. Ancak TÜBİTAK-BİL-
GEM tarafından bu desteğin üc-
retsiz olarak sağlanamayacağının
belirtilmesi üzerine çalışmaya de-
vam edilemedi. Kurumun konuya
ilişkin olarak görüşülen bilgi işlem
birimi yetkilileri Pardus’un kulla-
nıcı ihtiyaçlarına cevap verebilecek
olgunlukta olduğunu ifade ediyor-
lar. Kurumda kritik uygulamalarda
AKKY tercih edilmemekle beraber,
normal nitelikteki işlerde AKKY
yoğun olarak kullanılıyor.
2007 yılından beri merkez ve taşra
teşkilatının tamamında açık kay-
nak kodlu bir ofis yazılımı ile ça-
lışılan kurumda sadece ofis yazılı-
mına ait lisans giderlerinden 2011
yılına kadar 50 milyon TL civarın-
da tasarruf sağlandığı kaydediliyor.
Ayrıca tüm taşra teşkilatında açık
kaynak kodlu bir e-posta sunucu-
su yazılımı kullanılıyor. Yaklaşık
50 bin kullanıcıya hizmet veren
sunucular için ilk önce popüler bir
48
Avşar ÖZGEN
info@btgunlugu.com
geleneksel yazılım ürünü e-posta
sunucusu için firmalardan teklifler
alındı ve söz konusu sistemin ma-
liyetinin 1–1,5 milyon TL civarında
olacağı ortaya çıktı. Fiyat yük-
sek bulunarak açık kaynak kodlu
alternatifler gözden geçirildi ve
sonuç olarak halen kullanılmakta
olan sistemin kurulumu gerçekleş-
tirildi. Kurumda anlık mesajlaşma
yazılımları ile web tabanlı forum ve
portallar için de AKKY kullanılıyor.
Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumu
450 kişilik tek merkezli bir kurum
olan EPDK’da, AKKY’ye yönelik
çalışmalar 2009 yılında başladı.
Sunucular Pardus Kurumsal işletim
sistemi üzerinde çalışıyor ve kulla-
nıcı bilgisayarlarının da yakın za-
manda Pardus’a geçirilmesi planla-
nıyor. Pardus üzerinde çalışmakta
olan kurumsal bilgi sistemleri,
kurumun TÜBİTAK-BİLGEM ile
beraber yürüttüğü bir proje kapsa-
mında, Pardus’a uyum gözetilerek
geliştirildi.
Kurumda açık kaynak kodlu bir ofis
yazılımı kullanılırken, 2010 yılı
Kasım ayından beri tüm e-posta
ihtiyaçları da açık kaynak kodlu bir
e-posta yazılımı ile karşılanmaya
başlandı. Ayrıca uygulamalar için
kullanılan uygulama sunucuları da
birer AKKY olma özelliğini taşıyor.
Uzmanlara göre kurumda AKKY’ye
geçiş sürecinin iyi analiz edilmesi,
kurumsal ihtiyaçlar göz önünde
bulundurularak geçiş için uygun
zamanın belirlenmesi gerekiyor.
Ayrıca kapsamlı bir geçiş düşü-
nülüyorsa dahi bu geçişin adım
adım gerçekleştirilmesi ve işletim
sisteminin AKKY’ye geçirilmesi en
son adım olarak değerlendirilmesi
de gerekiyor. Kurumda ilk önce ofis
yazılımının, sonrasında ise e-posta
sunucu ve istemcilerinin AKKY’ye
geçişi gerçekleştirildi. İşletim sis-
temi için somut bir geçiş çalışması
bulunmamakla birlikte geçiş süreci
belirlendi. Kurum çalışanlarının en
sık kullandıkları uygulamalar olan
ofis yazılımı ve e-posta uygulama-
larından sonra işletim sisteminin
değişmesinde kullanıcıların hiçbir
zorluk yaşamayacakları öngörülü-
yor.
Kurum yetkililerince AKKY’nin
alternatiflere göre çok daha esnek
bir yazılım türü olduğu belirtil-
mekte ve teknik destek bulmakta
ciddi bir sıkıntı yaşanmadığına,
başta üniversiteler olmak üzere
gerekli bilgi birikiminin pek çok
farklı kaynakta mevcut olduğuna
değiniliyor. Kurumda kullanılan
AKKY’lerin esnekliğine örnek
olarak, yazılımların farklı işletim
sistemlerinde kolaylıkla çalışabil-
mesi ve AKKY’lerin fonksiyonel
özelliklerinin çok sayıda ücretsiz
eklentiyle zenginleştirilebilmesi
gösteriliyor. Kurumsal ihtiyaçlar
doğrultusunda çeşitli eklentiler
de denenerek kurum personeli-
nin hizmetine sunuldu. Özellikle
e-posta istemcisine yönelik yapı-
lan çalışmalar sonucunda, kurum
kullanıcılarının AKKY ürünü olan
e-posta istemcisine eskiden alış-
mış oldukları alternatif üründen
daha sıcak bakmaya başladıkları
ve kurumsal ve bireysel ihtiyaçları
daha iyi karşıladığına ilişkin geri
bildirimlerin alındığı belirtiliyor.
Proje süresince Pardus’a yönelik
destek TÜBİTAK-BİLGEM koor-
dinatörlüğünde çeşitli firmalar
tarafından sağlandı. Kurum yetki-
lilerinden alınan geri bildirimlerde
sürecin etkin bir şekilde işlemediği
ifade ediliyor.
Türkiye Radyo ve Televizyon
Üst Kurulu
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
(RTÜK), Türkiye’deki tüm lisanslı
Radyo ve TV yayınlarının düzen-
lenmesinden ve denetlenmesin-
den sorumlu olan kurum. RTÜK,
TÜBİTAK tarafından geliştirilen ve
2008 yılında faaliyete başlayan Sa-
yısal Kayıt Arşiv ve Analiz Sistemi
(SKAAS) Projesi aracılığıyla uydu,
kablo, karasal ve internet gibi fark-
lı ortamlardan aldığı TV ve Radyo
yayınlarını kaydederek elde edilen
49
ses ve video dosyaları üzerinde
sayısal ortamda çeşitli analizler
yapıyor. Ana omurga üzerinde 10
GigaBit’lik, kullanıcı tarafında ise
1 GigaBit’lik ağ bileşenlerine sahip
olan altyapıda 255 adet Linux
tabanlı açık kaynak kodlu Centos
sunucu işletim sistemi yedekli
şekilde çalıştırılıyor. Kullanıcı bil-
gisayarlarında ise Pardus çalıştı-
rılıyor. Sunucu işletim sistemleri
üzerinde TÜBİTAK-BİLGEM tara-
fından geliştirilmiş kuruma özgü
uygulamalar çalıştırılıyor. Bunun
yanı sıra sistem ve ağ yönetimi
için AKKY’lerin kullanıldığı siste-
min hayata geçirilmesi sürecinde
de ciddi bir sorunla karşılaşılmadı.
SKAAS’ta 100 TV ve 100 Radyo ka-
nalı bir yıl süreyle sayısal ortamda
arşivleniyor. Kapsamlı bir veri yö-
netimi bakışı gerektiren sistemin
sorunsuz bir şekilde çalıştığı be-
lirtiliyor. AKKY’ye geçiş sürecinde
kurum tarafından lisanslara ilişkin
karşılaştırmalı analiz dokümanları
da oluşturuldu.
Milli Savunma Bakanlığı
Milli Savunma Bakanlığı, savun-
ma alanında faaliyet gösteren bir
kurum olması sebebiyle AKKY’nin
kullanımına diğer kurumlara göre
daha fazla öncelik veriyor. Pardus
Projesinin en önemli takipçile-
rinden ve destekçilerinden biri
olan Milli Savunma Bakanlığı, ilk
olgun sürümü ile beraber Pardus’u
kullanmaya başlamıştı. Kurumun
Muhabere Elektronik Bilgi Sistem-
ler Dairesinin misyon metninde şu
ifadelere yer veriliyor: “Amaç, Milli
Savunma Bakanlığı’nın gelecek
beş yıl içinde modern teknolojiye
sahip, modüler, açık kaynak kodlu
ve millî olarak üretilmiş yazılımla-
rı kullanan ‘e-Devlet’ kapsamında
‘vatandaş odaklı’ hizmetler sunan,
siber güvenliğe ve bilişim hukuku-
na uygun, ‘Sistemlerin Sistemi’ an-
layışıyla tasarlanmış, ‘Sistemlerin
Federasyonu’ mantığıyla yönetilen
Milli Savunma Bakanlığı Bilgi Sis-
temine sahip olmaktır.”
2007 yılında Pardus’a geçiş ya-
pan Milli Savunma Bakanlığı’nın
merkez ve taşra teşkilatındaki
tüm sunucularda Pardus Kurumsal
sürüm ve 5 bin 500 adet istemcide
Pardus Bireysel sürüm kullanılıyor.
Pardus’a ait resmi web sitesinden
yayınlanan rakamlara göre, Milli
Savunma Bakanlığı’nda, Pardus
kullanımıyla alternatiflere göre
sadece lisans bedellerinde şimdi-
ye kadar yaklaşık 2 milyon ABD
Doları tasarruf sağlandı. Bunun-
la beraber, kurumda AKKY’nin
tercih edilmesinin temel nedeni
ekonomik getirisi değil. Kurumda
AKKY’nin tercih edilmesinde yazı-
lımın kaynak kodunun incelenebil-
mesi ve güvenlik ön plana çıkıyor.
İncelenen diğer ülke örneklerinde
savunma alanında faaliyet göste-
ren kurumların benzer sebeplerle
AKKY’ye önem vermeleri, kuru-
mun bu yaklaşımını doğruluyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın
tüm taşra teşkilatında açık kaynak
kodlu bir ofis yazılımı kullanılıyor.
Merkezde geleneksel yazılım ürü-
nü bir e-posta uygulaması bulunan
kurumun yaklaşık 5 bin kullanıcıya
sahip tüm taşra teşkilatında açık
kaynak kodlu bir e-posta uygula-
ması kullanılıyor. Kurumda Pardus
kullanımına ilişkin bazı çalışmalar
yürütüldü. Fakat teknik destek
verecek firma bulunamamasından
ötürü çalışmaların devamı getiri-
lemedi. Kurumda AKKY’nin farklı
alanlarda denenmiş olduğu, fakat
bunların teknik destek yetersizliği
sebebiyle tercih edilemediği be-
lirtiliyor. Kurumun kamuda AKKY
kullanımına ilişkin değerlendir-
melerine göre firmalar, pazar payı
oldukça düşük olan AKKY yerine
daha fazla talep gören geleneksel
yazılımlara destek vermeyi tercih
ediyor.
Sonuç olarak, pek çok ülkenin
AKKY’ye yönelik farklı ölçeklerde
çalışmaları bulunuyor. AKKY’ye
ilişkin politikaların doğru ve uy-
gun zamanda ortaya konmasıyla,
kamu kurumlarınca paket halinde
veya hizmet olarak satın alınan ya-
zılımlarda geliştirici firmadan ba-
ğımsızlık, sürdürülebilirlik, esnek-
lik ve tasarruf gibi pek çok konuda
yaşanan sorunları ortadan kaldı-
rabilecek çözümler elde edilebilir.
AKKY’nin esneklik, performans,
lisans maliyetlerinden tasarruf,
belirli bir firmaya bağımlı olmama
ve açık standartlara uygunluk gibi
pek çok avantajı da bulunuyor.
50
e-Posta ve SMS gibi yöntemleri kapsayan ticari elektronik iletilerle ilgili
düzenlemeyi içeren yönetmelik taslağı Başbakanlığa gönderildi.
G
ümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli,
elektronik ticarette kapsamlı düzenle-
meleri içeren “Ticari İletişim ve Ticari
Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik
Taslağı”nın tamamlandığını ve yayımlan-
mak üzere Başbakanlığa gönderildiğini bildirdi. Ca-
nikli, yaptığı yazılı açıklamada, 1 Mayıs 2015 tarihinde
yürürlüğe giren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin hazırlanan
Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında
Yönetmelik Taslağına kamuoyunun görüşleri doğrultu-
sunda son halinin verildiğini belirtti.
Yönetmelikle, ticari iletişimin kurallarıyla, telefon ve
bilgisayar gibi elektronik iletişim araçlarıyla gönderilen
SMS, e-posta ve telefon araması yoluyla yapılan ticari
elektronik iletilere ilişkin hususlar ile bunların yapıl-
masına elektronik ortam sağlayan aracı hizmet sağla-
yıcıların yükümlülüklerinin belirlendiğini ifade eden
Canikli, yeni yönetmeliğin yalnızca ticari nitelik göste-
ren iletilere uygulanacağını vurguladı. Canikli, şunları
kaydetti: “Devletin, mahalli idarelerin ve diğer kamu
tüzel kişilerinin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla
gönderdikleri iletilere, 5809 sayılı Elektronik Haber-
leşme Kanunu kapsamındaki işletmecilerin abone ve
kullanıcılarına; münhasıran kendi mal ve hizmetlerini
tanıtmak amacıyla gönderdiği ticari elektronik iletile-
re, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile
kamuya yararlı dernekler ve vergi muafiyeti sağlanan
vakıfların, kendilerine ait ticari işletmelerin faali-
yetleriyle ilgili olarak, üyelerine gönderdiği iletilere,
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın
Hizmetleri Hakkında Kanun hükümlerine göre radyo ve
televizyon yayıncılığı yapan kuruluşlarca, kamuoyunu
bilgilendirmek ve eğitmek amacıyla yapılan yayın hiz-
metlerine ilişkin bilgilendirme iletilerine, vakıf üniver-
sitelerinin öğrencilerine ve bunların velilerine gönder-
diği iletilere bu yönetmelik uygulanmayacak.”
Elektronik ortamda yapılan ticari iletişimi gerçekleş-
tirenin belirlenebilir olması için bu iletişimde gerekli
bilgilerin yer almasının zorunlu olacağına işaret eden
Canikli, promosyon ve hediye gibi hususların niteliği-
nin açık bir şekilde belirtileceğini ve bunlara katılım ve
faydalanma koşullarının anlaşılabilir olmasının sağla-
nacağını ifade etti.
İstenmeyen SMS’lere Yasal Düzenleme
Avşar Özgen
info@btgunlugu.com
51
Ticari elektronik iletilere ilişkin
onayın belirli usul ve esaslara göre
alınacağını belirten Bakan Canikli,
“Onay, ticari elektronik ileti gön-
derilmeden önce sadece hizmet
sağlayıcı tarafından alınacak ve
alıcı reddetme hakkını kullanıncaya
kadar geçerli olacak” görüşüne yer
verdi.
Alıcının sessiz kalması durumun-
da onay talebinin reddedilmiş
sayılacağına dikkati çeken Canik-
li, böylece tüketicilerin her onay
talebine ret cevabı yollamak zorun-
da kalmayacağını belirtti. Alıcı-
nın kendisiyle iletişime geçilmesi
amacıyla iletişim bilgilerini vermesi
halinde, temin edilen mal veya hiz-
metlere ilişkin değişiklik, kullanım
ve bakıma yönelik ticari elektronik
iletiler için ayrıca onay alınmaya-
cağına işaret eden Canikli, devam
eden abonelik, üyelik veya ortaklık
durumu ile tahsilat, borç hatırlat-
ma, bilgi güncelleme, satın alma ve
teslimat veya benzeri durumlara
ilişkin bildirimleri içeren iletiler
için önceden onay alma zorunlulu-
ğu aranmayacağını kaydetti.
Alıcılara İletiyi Reddetme
Hakkı Tanınacak
Alıcının istediğinde, gerekçe
göstermeksizin, ticari elektronik
iletileri almayı reddedebileceğini
vurgulayan Bakan Canikli, “Alıcının
ret bildiriminde bulunması, bildi-
rimin yapıldığı iletişim kanalına
ilişkin onayı geçersiz kılacaktır. Bu
ret bildirimi ticari elektronik ileti
hangi iletişim kanalıyla gönderil-
diyse, kolay ve ücretsiz bir şekilde
olmak üzere aynı iletişim kanalıyla
sağlanacak ve gönderilen her bir
ticari elektronik iletide yer alacak”
ifadesini kullandı.
Konuyla ilgili şikayetlerin de ciddi
bir şekilde takip edilerek değerlen-
dirileceğinin altını çizen Canikli,
şu değerlendirmede bulundu:
“Şikayet başvuruları, elektronik
ortamda kolay, hızlı ve etkin bir
şekilde Bakanlık resmi internet
sitesindeki şikayet portalı veya
e-Devlet Kapısı üzerinden ya da
dilekçe ile ticaret il müdürlükleri-
mize yapılabilecek. Şikayet baş-
vuruları, ticari elektronik iletinin
gönderildiği tarihten itibaren en
geç 3 ay içinde yapılacak. Şikayet-
lerin değerlendirilmesinden sonra
ilgililere idari para cezası uygula-
nabilecek.”
SMS Atan Şirketler Ciddi Maddi
Sıkıntı Yaşayacak
Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan
Tüketici Hakları Derneği Çankaya
Şube Üyesi Avukat Emrah Altunç
ise istenmeyen SMS, e-posta ve
sesli aramalarla tüketiciyi rahat-
sız eden şirketlerin önümüzdeki
dönemde ciddi maddi sıkıntılar
yaşayacağı uyarısında bulundu.
Altunç, 1 Mayıs’ta yürürlüğe giren
kanundaki boşlukların, art niyetli
bazı firmalar tarafından istismar
edildiğini belirterek, mesajlardan
bunalan vatandaşların e-Devlet
üzerinden şikayetçi olması gerek-
tiğini söyledi.
Kanunun iki aydır yürürlükte
olduğunu anımsatan Altunç, onay
almadan elektronik ileti ve SMS
göndermeye devam eden ticari
şirketlerin ileride büyük sorunl ar
yaşayacağını dile getirerek, şöyle
konuştu:“İstenmediği halde sürek-
li mesaj atmak aslında ateşle oyna-
mak. Her bir ihlal için ayrı ayrı
cezaya tabi olunacağı düşünülürse
bu şirketler büyük zararların altına
girecekler. İrili ufaklı firmalar me-
saj atıyor ancak baktığınızda ku-
rumsallaşma sürecini tamamlamış
dev firmalar da bu hatayı yapıyor.
Tüm şirketlere bir kez de biz ha-
tırlatmış olalım; müşteri sadakat
programları çerçevesinde de olsa
insanlara istemediği sürece tanı-
tım, kampanya, bildirim SMS’leri
atamazsınız. Şu anda yönetmelik
çıkmadığı için ceza uygulanmıyor
ancak yasa açık. Eninde sonunda bu
şikayetler önünüze yığılacak. Ceza-
ları ödemek zorunda kalacaksınız”
uyarısını yaptı.
50 Bin Liraya Kadar Para
Cezaları Kesilecek
“Özellikle onay verilmiş gibi reklam
içerikli SMS göndererek, içeriğinde
“SMS almamak için şu numaraya
iptal yazıp gönderin” şeklindeki bir
uyarıda bulunmanın onay alındı-
ğı anlamına gelmediğini anlatan
Emrah Altunç, “Bu tür mesajların
alıcılar tarafından şikayet edilmesi
gerekir. Çünkü onay alınmamış ol-
masına rağmen tüketiciden alınma-
mış onayın iptalinin istenmesi ka-
bul edilemez” dedi. Altunç sözlerini
şöyle sürdürdü: “Kanunun işlevsel
olması için en büyük görev vatan-
daşa düşmektedir. Zira bu hususta
ne kadar çok şikayet olursa kesile-
cek cezalar da o denli çok olacağın-
dan, kanunun yaptırım gücü artacak
ve söz konusu ihlaller günden güne
azalacaktır. Şikayet sonucunda onay
almaksızın elektronik ileti gönde-
ren şirketlere kanuna göre bin lira-
dan 50 bin liraya kadar para cezaları
kesilecektir.
Vatandaşların önünde iki seçenek
var; Ya mesaj-mailleri okumaya
devam edecekler ya da suistimalci
şirketleri caydırma yoluna gidecek-
ler. Çok büyük ölçekli şirketlerin
dahi böylesine ucuz bir yöntemi
hala kullanmaya devam ettiğini
görüyoruz. Oysa yasaya uymayan
bu tür kuruluşları e-Devlet üzerin-
den 5 dakika içinde şikayet etmek
mümkün.”
52
Y
alnızca Türkiye’de değil tüm dünya çapında
siyasetçiler arasında siber suçlar, yasadışı
içerik ve kanuna aykırı internetten yük-
lemeyle nasıl başa çıkılacağı konusunda
tartışmalar sürüyor. Ancak yasama süreç-
lerinin yavaş işlemesi, yasa koyucuların temel haklar ve
internet güvenliği konularında bir uzlaşıya varmalarını
engelliyor. Avrupa’da bu konularla ilgili 2005 yılından
bu zamana kadar geçen 10 yıllık süre boyunca da birçok
gelişme yaşandı.
1 Eylül 2005 yılında Avrupa Ağ ve Bilgi Güvenliği Ajan-
sı’nın (ENISA) kurulmasıyla başlayan süreçten bugüne
kadar yaklaşık 10 yıl geçti. Aradan geçen yaklaşık 10
yıllık bu süreçte gerek Avrupa Parlamentosu (AP) ve
gerekse Avrupa Komisyonu’nda bu ve benzeri konularda
sayısız çalışma gerçekleştirildi. Avrupa Komisyonu’nun
Telekom sektörü konusunda istişareleri başlatmasının
ardından, çevrim içi terörizmi gözlemlemek için Avrupa
Polis Ofisi (Europol) tarafından bir güvenlik portalı ku-
ruldu. Ardından AP ve Avrupa Konseyi Telekom paketi-
nin ana konuları ile ilgili dönüm noktası niteliğindeki
anlaşmayı onayladı. Bu arada AP üyeleri, daha önce
Avrupa Konseyi ile uzlaşıya varılan anlaşmayı redde-
derek internet kullanıcılarının haklarına dair daha titiz
bir metin önerdi. Telekom paketinin nihai halinin kabul
edilmesinden sonra Avrupa Komisyonu çevrim içi çocuk
pornografisini filtreleyecek öneriyi masaya koydu ve AB
bakanları da merkezi siber suç ajansına ihtiyacın araştı-
rılması için Avrupa Komisyonu’na çağrıda bulundu.
Yargı yetkilerinin erişemediği sanal bir alanın suç
aktivitelerini kontrol altına almanın zorluğu nedeniyle
siyasetçiler için internet sıkıntı yaratan bir unsur halini
aldı. Örneğin İngiltere’deki meclis üyeleri çocukla-
rın pornografik görüntülerinin internette dolaşımını
engellemek adına bir yasa tasarısı önerisinde bulundu.
Ancak bu görüntülerin ülke dışındaki web sitelerinden
kaynaklandığının fark etmeleri üzerine öneri de havada
kaldı.
Sorunu ulusal düzeyde çözemeyen Avrupalı siyasetçi-
ler, konuyla ilgili yasalar hazırladılar ve yasadışı çevrim
içi içerik ve aktiviteye ilişkin bağlayıcılığı olan kararlar
vermesi için yeni organlar yarattılar.
Çabaları AP üyelerinin ve ulusal meclislerindeki üye-
lerin itirazlarına maruz kalan siyasetçiler, internet
filtrelenmesindeki aşırı önlemlerin sonunda konuşma
özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerin etkisini azal-
tacağından korkuyorlar.
İnternette yasadışı yükleme konusunda küresel bir
Günümüzde devletlerin siber suçlarla mücadelesinde 10 yıl öncesine göre çok
daha fazla yol katedilmiş olmasına rağmen yapılması gerekenlerin bittiği de
söylenemez.
Avrupa’da İnternet
Politikaları ve Siber Suçlar
Avşar Özgen
info@btgunlugu.com
güvenlik
53
çözüm halihazırda Sahteciliğe Karşı
Ticaret Anlaşması (ACTA) başlığı
altında ele alınıyor. Buna karşın gö-
rüşmelerin yüksek güvenlik seviyesi
hem işadamlarını hem de meclis
üyelerini bir hayli stres altına soku-
yor. Konuşmalardan sızan bilgilere
göre hükümetler yasadışı yükle-
menin ve içerik dosya paylaşımının
engellenmesi için daha sıkı yasalar
istiyor. İnternet servis sağlayıcıların
korkusu ise bunun kendi iş model-
lerini değiştirerek daha az rekabetçi
bir konuma sokabileceği.
AB’de Ele Alınan Konular
2020 itibariyle internet güvenliği
öncelik sahibi konulardan oluyor.
Brüksel tüm Avrupalıların yüksek
hızlı geniş banda sahip olmasını
istiyor. AB’nin internet güvenliği
ajansı ENISA, bilgi ağlarını güvenlik
altına almaya çalışıyor. Ancak şu
anki durumda ajans başa çıkmasını
sağlayacak yasal dayanağı olmayan
bir merkez konumunda. Örneğin
geçtiğimiz yıllarda ajans mobil ileti-
şimin güvenlik tehditlerine karşı ne
kadar savunmasız olduğu konusun-
da bir bildiri yayınladı. Siber suçlar-
la mücadelede Europol de devrede.
Kurum, çocuk pornografisi gibi sınır
ötesi siber suçların engellenme-
sinde yürütme organlarına yar-
dım adına faaliyet gösteren çeşitli
çalışma gruplarını denetliyor. Buna
karşın, gittikçe artan bir kullanıcı
sayısının sosyal paylaşım sitelerinde
bilgilerini paylaşmaları, siber suçun
çoğalması için de gerekli olan orta-
mı hazırlıyor.
Siber Suçlar
Facebook ve Twitter gibi platform-
lardan yayılan riskler birçok web
güvenlik şirketinin yayınladıkları
raporlardaki elektronik tehlike liste-
sinin başında geliyor. Dijital tüke-
ticileri rahatsız edenler listesinde
ikinci sırada ise e-postalarla Andro-
id ve iOS tabanlı cihazlara yapılan
saldırılar ve e-dolandırıcılık geliyor.
Bazı ülkelerin interneti kontrol
altına almak için köklü birimleri
mevcut. Hollanda’da Felemenk poli-
si siber suçla savaş için bir İnternet
Ekibi kurarken İngiltere’de İnternet
İzleme Derneği, yasa dışı içeriği
raporlaması adına, halkın ve Bilgi
Teknolojileri personelinin kullanımı
için bir internet ‘yardım hattı’ çalış-
masını sürdürüyor.
Buna ek olarak ENISA’nın izlediği
internet güvenliği konuları arasın-
da, spam, botnet, e-dolandırıcılık,
kimlik hırsızlığı, menkul kıymetler
borsasında hackerlar, yazılım konu-
sundaki hassasiyetler ve kimi cihaz-
lardaki güvenlik eksikliği bulunuyor.
Ellerinde yeterli yasal güç olmadığı-
nı fark eden AB bakanları geçtiğimiz
yıllarda Avrupa Komisyonu’na çev-
rim içi sahtecilik ve çocuk pornog-
rafisini engellemek için merkezi
bir siber suçla savaş birimi kurma
konusunda talepte bulundu.
Eskiden siber suça karşı merkezi
bir AB organına en büyük itiraz
İngiltere, Fransa ve Almanya’dan
gelirdi. Zira bir AB kurumunun
kendi ülkelerinde süregelen işleyişi
çiğneyeceğinden en çok korkan bu
üç ülkeydi. Yine geçtiğimiz yıllarda
Avrupa Komisyonu, bilgi sistemleri-
ne saldırıyı engellemek için yeni bir
önerge hazırladı. Bu önergeyle de
siber güvenliğin önemli bir unsuru
çözümlenmiş oldu.
AB idaresinin bildirdiği üzere siber
suçun AB’ye maliyeti yıllık 750
milyar Euro ile uyuşturucu trafi-
ğinin maliyetini de aşarak küresel
GSMH’nın % 1’i olarak kayda geçti.
Komisyon aynı zamanda Avrupa’da
siber atağa karşı bir anında müda-
hale sistemi kurma çabasında. Buna
ek olarak komisyonun hedefleri
arasında bilgisayarlar için bir acil
yanıt takımı (Certs) kurma planı ve
ENISA’nın rolünü arttırmak da var.
İnternet Korsanlığı
Paris’te bulunan TERA danışman-
lık şirketinin yaptığı bir internet
korsanlığı araştırmasına göre, yasa
dışı yüklemeler sonucu önümüzde-
ki 5 yıl içinde AB’de bir milyondan
fazla iş ve iş çevrelerinde 240 milyar
Euro’luk para kaybı söz konusu
olabilir.
Geçtiğimiz yıllarda hava ya da kara-
dan yapılan yasa dışı nakliyatların
üçte birini durdurmayı başaran AB
gümrük yetkilileri, internet üzerin-
den yapılan yasa dışı mal satışında
artış olduğuna dikkat çekiyor. Bu ve-
54
rilerin olduğu yıllık yasa dışı ticaret
akışı raporunu Avrupa Komisyo-
nu’nun vergilendirme ve gümrük
birliği departmanı yayınlıyor.
Avrupa Parlamentosu çevrim içi
korsanlığı ile başa çıkmak için boğu-
şurken pek çok AP üyesi korsanlığı
suç kapsamına sokmanın fazla sert
olduğu konusunda ısrar ederek bu-
nun ticari kazanç için içeriği topluca
yağmalayanlardan ziyade ara sıra
dosya paylaşan insanları cezalandır-
mak olacağını belirtiyorlar.
Bu konuda yasa önerisinde bulunan
ilk ülke olan Fransa’nın hukuku pek
çok siyasetçi tarafından fazla bağ-
layıcı kabul ediliyor. Yasa dışı içerik
yükleyen kullanıcıların üçüncü kez
de yakalanması halinde şebeke
bağlantılarının kesilmesini ön gören
3 hak yasası, Fransız ulusal mecli-
sinden geçti.
Eircom internet servis sağlayıcısının
yasa dışı içerik yüklendiği iddiasıy-
la İrlanda Plak Derneği tarafından
mahkemeye verilmesinin ardından
İrlanda, 3 hak politikasını uygula-
maya sokan ilk ülke oldu.
İngiliz hükümeti ve internet servis
sağlayıcıları BT ve Talk Talk’ın arası,
ülkenin dijital ekonomik fatura-
sı nedeniyle açılmış halde. Açılan
davada yüksek mahkeme, yasa dışı
içerik yükleyen müşterilere bir mek-
tup yollanmasını ve bağlantılarının
kesilmesini istiyor.
Yasa dışı yükleme yapılmasında
internet servis sağlayıcılarının rolü
hem AB’de hem de dünya çapında
tartışılan bir konu. Mevcut durumda
AP Sahteciliğe Karşı Ticaret Anlaş-
ması’nın (ACTA) yaptırımları üstüne
kafa yoruyor. Alınan bilgilere göre,
küresel müzakereler sonucu ISP’ler
yasa dışı içerik yükleyen müşterile-
rini cezalandıracak. ACTA görüşme-
lerine katılan 12 ülke bulunuyor ve
AB’nin çıkarları Avrupa Komisyo-
nu’ndan müzakereciler tarafından
temsil ediliyor.
Terör Sorunu
Avrupa Birliği 2007 yılında 27 üye
ülkenin İslam propagandası yapan
verileri Lahey’deki Avrupa Polis
Ofisi’nde bir havuzda topladığı
“İnterneti Kontrol Et” isimli bir
yüksek güvenlik portalı kurmuştu.
Yakın zaman içinde, terörle müca-
delede internet servis sağlayıcıları
ve internet üzerinden çalışan özel
şirketlerin de işbirliğine katılmala-
rında artışlar yaşandı.
İnternet bazlı propaganda ve radi-
kalleşme aktivitelerine karşı sert
tutum, Kasım 2008’de kabul edilen
AB terörle mücadele Çerçeve Ka-
rarı’ndan doğuyor. Belgede açıkça
belirtildiği üzere, “İnternet, Avrupa
çapındaki yerel terörist ağlarına ve
bireylere ilham vermek ve onları
mobilize etmek için kullanılıyor,
ayrıca terörist yöntemler konusun-
da bir bilgi kaynağı olarak sanal bir
eğitim kampı görevi görüyor.”
Avrupa Komisyonu, iletişim hattın-
daki yeni önlemler sayesinde suç
işleyenlerin ve saldırı planlayanla-
rın daha kolay takip edileceğini dü-
şünüyor. Buna karşın, internetten
bomba yapım tarifleri almak gibi
dolaylı yoldan terörizmi destekle-
yen bireyler de bundan etkileniyor.
İnternet üzerinden olanlar da dahil
radikalleşmeyi hedef alan yeni
önlemler paketi ise 2011 yılında
hayata geçirildi.
Çocuk Pornografisi
Buna ek olarak Avrupa Komisyo-
nu, üye ülkelerin çocuk pornog-
rafisi yayınlayan sitelere filtre
uygulamasını ve insan kaçakçılığı
konusunda daha sert cezalar uy-
gulanmasını istiyor. Buna karşın
Avrupa Parlamentosu’nun yeni AB
kanunlarının yeterince sert olacağı
konusunda şüpheleri bulunuyor.
Geride bıraktığımız son 5 yıl içinde
önerilen yeni kurallarla internette
çocuk pornografisi yayınlayan site-
lere birçok yasak getirildi. Çevrim
içi sohbet odalarında tacize ma-
ruz kalan kurbanların dava açma
hakları doğdu ve tacizcilerin başka
bir AB ülkesinde yeniden aynı suçu
işlememesi için alınan önlemler
artırıldı. Ancak AB, öneriler ko-
nusunda üye devletlerden gelen
ihtilaflarla da karşılaşıyor. Pek çok
üye devlete göre internetin filtre-
lenmesi, hükümetlerin istemediği
içeriğe yasak getirmesiyle konuş-
ma özgürlüğüne zarar verebiliyor.
Örneğin önerilerin bir kısmını
reddeden Almanya çocuk pornog-
rafisini toptan yasaklamanın içeriği
55
filtrelemekten daha mantıklı oldu-
ğu görüşünü savunuyor.
Siber Suçlarla Mücadele
Siber suçlarla mücadelede yeni
önlemler konusunda görüş belirten
AB İç İşlerinden Sorumlu Komisyon
Üyeleri, “vatandaşlar kendilerine
dair hangi kişisel verilerin sak-
landığını ve değiş tokuş edildiğini
bilmeliler” diyerek çocuk pornog-
rafisi yayını yapan sitelerin filtre-
lenmesi gerektiğini savunuyorlar.
Komisyon üyeleri, “Eğer polis çocuk
pornografisi içeren broşür, kitap ve
videolara el koyabiliyorsa demek ki
bu içerikteki internet sitelerini de
kapatabilmeli. İnternet suçlular için
bir güvenli barınak değil” diyor.
Alman Adalet Bakanlığı ise bu gö-
rüşe katılmıyor. Bakanlık yetkilileri,
“İleriki tartışmalarda daha geniş
bir görüş bildirme ortamı olacağını
ve o noktada çocuk pornosu sitele-
rini yasaklamak yerine kaldırmak”
prensibinin savunulması gerektiği-
ni belirtiyorlar. Bakanlık yetkilileri
ayrıca, bunun için destek alabilmek
adına Avrupa Konseyi ve AP’de de
mümkün oluğunca lobicilik ya-
pılması gerektiğini düşünüyorlar.
Geçtiğimiz yıllarda Avrupa Komis-
yonu, çevrim içi terörist aktivitele-
rini tetkik etmekle ilgili bir rapor
yayınladı. Belgeye göre, “Terörist
suçlar işlemesi için halkı kışkırt-
maya yönelik hareketler, terörizm
için destek toplanması ve eğitim
verilmesi son derece düşük bir
maliyet ve riskle katlanarak artmış
durumda.”
Europol’un çevrim içi kontrol
portalı olan ‘Web sitesini kontrol
et’ hakkında yorum yapan Europol
yetkilileri, “AB üyesi devletlerin
internet sitelerini kontrol ederek
sorumluk paylaşımında bulunma-
larına olanak tanıyoruz. Eğer bir
sitenin daha önce başka bir ülke
tarafından denetlendiğini görürse-
niz zaman kaybetmekten kurtulmuş
olursunuz” ifadelerini kullanıyorlar.
ACTA görüşmelerinin yoğun güven-
lik ortamını eleştiren İsveç Yeşiller/
Avrupa Özgür Birliği üyeleri ise AP
üyelerinin resmi olmayan sızıntı
bilgilere bağlı kalmak durumunda
olmasını utanç verici olarak nitelen-
diriyorlar.
ACTA’nın korsana karşı üç hak yasa-
sının yolunu açacağına dair dolaşan
dedikoduları değerlendiren Avrupa
Komisyonu ticari birimi yetkilileri,
üç hakkın ve internet servis sağ-
layıcılarının mesuliyetlerinde bir
değişimin olmayacağını, veri gizlili-
ğine saygı gösterileceğini ve gümrük
aramalarında tedbirin söz konusu
olmayacağını söylüyorlar.
AB Telekom birliği ETNO’nun üst
düzey yetkililerine göre ise internet
sitelerini filtreleme ve Sahteciliğe
Karşı Ticaret Anlaşması (ACTA) ile
internet kullanıcılarının erişimini
kesmek gibi geniş çaplı ve oransız
önlemler ETNO’yu endişelendiriyor.
Bu tarz bir hareket, AB hukukunda
belirtilen AB Telekom Paketi’nde
yeniden takviye edilen kullanıcı
haklarıyla tamamen çelişme riski
taşıyor.
Telif hakları yasasını denetleyen
Fransız AP üyesi Marielle Gallo,
kullanıcılarına yasa dışı içerik sağla-
yan web sitelerinin hakim kararıyla
kapatılmasını öneren İspanyol yasa
taslağını desteklediğini belirtti.
Bulgar internet öncüsü Veni Mar-
kovski ise Avrupa Komisyonu’nun
internet politikasında çok temel
hatalar olduğundan bahsederek
ekliyor: “Son zamanlarda gördüğü-
müz şey AB üyesi bazı devletlerin
daha güvenli bir internet kullanımı
sağlamak yerine kullanıcıların ceza-
landırılması. ‘Üç hak yasası’ olarak
bilinen kural daha fazla güvenlik
sağlamak yerine daha fazla korku ve
kullanıcıların mahremiyeti konu-
sunda endişeye neden oluyor.”
Bunun yerine kullanıcılar, iş sa-
hipleri ve hükümetlerle daha fazla
iş birliğine gidilmesi için çağrıda
bulunan Markovski, reddedilen
alternatif önerilerden birini ör-
nek veriyor: “Daha önceki yıllarda
Bulgaristan’da internet operatör-
leri telif hakkı dernekleri için bir
çalışma modeli önermişti fakat bu
reddedildi. Model sadece Bulgaris-
tan’daki telif hakkı sahiplerine bile
bir yıl için 50 milyon Euro kazanç
getirebilirdi. Çevrim içi suçla savaş-
ta AB çevrim içi özgürlüğü büyük
yazılım şirketleri ve müzik yapım-
cılarının çıkarları uğruna bir kenara
atmamalı.”
56
veri
B
ugünün tüketicileri kit-
lesel pazarlama mesaj-
ları ile bombardımana
tutuluyorlar ancak tüm
bu mesajlar kolayca
unutuluyor. Müşterilerin en fazla
hatırladığı mesajlar, kendileriyle
bağlantılı, daha sık takip ettikleri
kanallardan gelen ve kendi tercih
ettikleri zamanlarda gelen mesajlar
oluyor. Dolayısıyla, müşterilerinizi
doğrudan etkileyecek ve harekete
geçirecek mesajı ulaştırmak için
müşterinizi gerçekten tanımalısı-
nız. Müşteriler, çok zengin bir veri
kaynağıdır. Onları ne kadar çok
tanırsanız, yeni gelir fırsatlarını
fark etmeniz de o kadar kolaylaşır.
Bu amaçla yola çıkan bir firma şu
sorulara cevap vermelidir: Müş-
terilerim nasıl görünüyor? Hangi
ürünleri satın alırlar ve satın alma
tavırları nedir? En iyi müşterilerim
kimler ve onları nasıl sadık tutabi-
lirim? Müşterilerime ulaşmanın en
iyi yolu nedir? Mutsuz müşterilerin
tepkileri nedir ve yıpranma riskini
nasıl bertaraf ederim? Temiz ve
tutarlı bir müşteri görüntüsü oluş-
turduktan sonra bir şirket yeni gelir
fırsatlarını şu yollarla tespit edebi-
lir: Doğru müşteriye doğru teklifleri
götürmek. Doğrudan satış ve çapraz
satış imkanları. Müşteri ilgisini ve
sadakatini arttırmak. Olasılıkları
satışa çevirmek.Müşteri değerini
maksimize etmek.
Müşterilerinizi Tanımanın Vakti
Geldi
Müşteriler, organizasyonuzla
farklı kanallardan iletişim kurarlar.
Örneğin E-postalar, müşteri ilişki-
leri departmanınız, çağrı merkezi,
sosyal medya, mağaza ziyaretleri
ve online alışveriş. Bunların her
biri müşterinin değerini arttırmak
Bugünün rekabetçi ekonomisinde, işinizi geliştirmek ve gelirlerinizi büyütmek
için doğru müşteri verisi hayati önem taşıyor. Bu makalemizde veri kalitesinin,
müşterilerinizin temiz ve detaylı bir görünümünü oluşturmak için ne kadar önemli
olduğunu göreceksiniz. Segmentasyon ve modelleme gibi pazarlama teknikleriyle hedef
kitle tespitinin nasıl yapılacağına yakından bakacağız. Ayrıca, doğru analiz ve hedefli
pazarlama yöntemleri ile yatırımın geri dönüşünü sağlayacak en iyi araçları inceleyceğiz.
Daha iyi bir müşteri verisi ile iş gelişimi için müthiş fırsatlar ortaya çıktığını fark
edeceksiniz. Lafı fazla uzatmadan sizler için hazırladığımız yazımıza başlayalım.
Mutlu Çavuş
mutlu@btgunlugu.com
Verinin Muhteşemliğini
Keşfetmek
57
ve gelir imkanı yaratmak için bir
fırsattır. Bu amaçla, tüm bu iletişim
kanallarından gelen veri toplanma-
lı, temizlenmeli ve merkezi pazarla-
ma verisine entegre edilerek analizi
yapılmalıdır. Veriler sıklıkla farklı
sistemlerde ve değişik formatlarda
bulunur. Örneğin, müşteri ilişki-
leri servisindeki aramalar ayrı bir
sistemde, ayrı klasörlerde tutulur.
Oysa tüm bu veriler önemli müşteri
verilerini içerir ve hepsi bir araya
getirildiğinde, müşterinin tam bir
görüntüsü ortaya çıkar.
Bir müşteri verileri ambarı oluştur-
madan önce tüm bu veriler stan-
dartize edilmeli ve temizlenmelidir.
Bunun için de verilerinizin kalite-
sini veri değerlendirme ve analiz
yöntemleriyle geliştirmelisiniz.
DataMentors, ücretsiz bir değer-
lendirme yöntemiyle veri kalitesi-
nin hangi alanlarda geliştirilmesi
gerektiğini tespit etmeye yardımcı
olur. Hangi tip müşteri verilerile-
rinin kayıp olduğunu ve çözülmesi
gereken diğer veri problemlerini
belirler Daha sonra, veri yönetim
yazılımı çok sayıdaki veri kaynağı-
na entegre edilmeli ve veri işleme
süreci otomatikleştirilmelidir. Veri
yönetim yazılımı, şu fonksiyonlara
sahiptir: Verileri temizler ve stan-
dartize ederek, gerekli formatların
entegre edilmesini sağlar. Tüm
müşteri verisini tek bir kayıtta
birleştirip çifte veri kaydı riskini
elimine eder. Verileri sürekli göz-
leyerek iş kurallarıyla ile uyumlu
ve tutarlı kalmasını sağlar. Kayıp
müşteri verisini, daha komplike
müşteri görünümü ile giderir. Daha
temiz ve yüksek çözünürlüklü müş-
teri görünümü sayesinde, şirketler
gelirlerini maksimize etmek için bir
sonraki adımın ne olacağını tespit
edebilirler.
Hedeflenmiş Pazarlamada
Müşteri Segmentleri Yaratmak
En doğru ve alakalı tekliflerle müş-
terileri doğru hedeflemek için müş-
teriler gruplar halinde segmentlere
ayrılmalı. Müşteri segmentasyonu,
benzer karakteristiklere sahip müş-
terileri gruplara ayırmak anlamına
gelir. Örneğin, yaş, cinsiyet, yaşam
biçimi, vb... Bir segment şu özellik-
lere sahip olmalıdır: Karlılık sağ-
layacak kadar geniş olmalıdır: Bir
segment çok dar olmamalıdır. Böy-
lece maliyetin ağırlığı, müşterilere
ulaşmayı anlamsız bırakmayacaktır.
Bir segment, pazarlama çabalarına
değer olmalıdır. Erişilebilir olmalı-
dır: Segmente ayrılan müşteriler,
halihazırda elinizde bulunan ka-
nallar üzerinden erişilebilir olma-
lıdır. Örneğin, web sayfanız veya
mağazanız... Ya da, yeni bir kanal
açılacaksa, bu kanalın kolayca yara-
tılabiliyor olması önemlidir. Yeni bir
müşteri segmenti yaratırken bir fir-
ma geniş yelpazede müşteri karak-
teristiklerini şu şekilde sıralayabilir:
Davranış: Müşterinin ürünü kul-
lanma yöntemi ve satın alma sıklığı.
Demografik: Kişisel özellikler,
örneğin, yaş, cinsiyet, meslek, gelir
düzeyi... Mesela, müşterlerinizin
çoğun erkek mi yoksa kadın mı?
Nerede yaşıyorlar, bekarlar mı
yoksa evliler mi? Psikografik: Değer
yargları, yaşam stilleri... Müşterli-
lerinizin psikolojik profilleri onları
ürünlerinizi satın almaya teşvik
eden motivasyonları anlamanıza da
yardımcı olacaktır. Değer verdikleri
detaylar nedir? Hobileri ve alışkın-
ları nedir? Fiyat Toleransı: Müşteri-
lerinizin gelir düzeyini tespit etmek
ve onlarla ilişkinizi sürdürmenin
maliyetini çıkarmak anlamına gelir.
Bu değişkenleri analiz ederek, en
karlı müşteri grubunuzu tespit ede-
bilirsiniz.
Bu karakteristiklerden oluşan her-
hangi kombinasyonlar sayesinde
şirketler kendileri için önemli olan
müşteri segmentlerini yaratabilir ve
pazarlama stratejileri geliştirebilir-
ler. Böylece her müşteri grubundan
daha yüksek oranda kar edebilirler
veya bağlılığı arttırabilir ya da bir
ürün veya hizmeti belli bir coğrafi
konuma yönlendirebilirler.
Coğrafi Segmentasyon
Pazarlamacılar eğer dilerlerse,
coğrafi konuma göre segmentasyon
yapabilir. Örneğin, komşu semtler,
şehirler, bölgeler veya posta kodla-
rına göre segmentler yaratılabilir.
Böylece lokal bir mağaza, sadece
kendi bölgesinde, belli bir yarı-
çap dahilinde yer alan müşterileri
hedefleyebilir veya daha büyük
bir mağaza, örneğin kışlık ürünler
satan bir spor mağazası, havaların
daha soğuk geçtiği bölgelere satış
yapacak şekilde kendini hazırlaya-
bilir.
Yaşam Şartlarına Göre
Segmentasyon
Yaşam şartları segmentasyonu,
demografik verilerle, psikografik
verilerin birleşmesinden oluşur ve
bir tüketici grubunun yaşam stan-
dartlarını tespit etmek için kulla-
nılabilir. Bu tür bir veri çok değerli
olacaktır zira lise öğrencilerine
yönelik ürünleri, yetişkin bireylere
tanıtmaya kalkışmak, boşuna pa-
zarlama masrafı yapmak anlamına
gelecektir.
Müşteri Değerine Göre
Segmentasyon
Müşterilerinizin para harcama
hızına, satın aldıkları ürünlere,
satın alma frekanslarına bakarak
yaratacağınız segmentasyonlar, en
iyi müşterilerinize daha fazla kay-
nak ayırmanız için doğru verilere
ulaşmanızı sağlayacaktır. Örneğin
bir banka, çok fazla harcama yapan
müşterilerinin kredi kartı limitini
artırmak isteyecektir veya online bir
mağaza, sık alışveriş yapan müşte-
rileri için kargo ücretini sıfırlamak
isteyebilir. Yüksek değerli müşte-
riler söz konusu olduğunda, 20/80
58
veri
oranını da hatırlamak lazım. Her
firmagerçekten çok büyük kazanç
sağlayan müşterilere sahiptir ve
bu müşterilerin oranı, tüm müşte-
rilerin arasında genellikle %20’ye
isabet eder, öte yandan bu değerli
müşterilerin yarattığı gelir, toplam
gelirin %80’i kadardır. Bu yüksek
değerli müşterilere odaklanmak,
her firmanın birincil önceliği olma-
lıdır, aksi halde söz konusu yüksek
değerli müşteriler, rakip firmaların
müşterileri olabilirler.
SatınAlma Sıklığı Segmentasyonu
Hedefli pazarlama kampanyaları
için, müşterilerinizin satın alma
sıklığına göre bir segmentasyon ya-
ratmanız yararlı olacaktır. Böylece
geri dönen müşterilerinizi ödüllen-
direrek daha sık alışveriş yapmala-
rını sağlayabilirsiniz. Örneğin, altı
aydır alışveriş yapmamış olan müş-
terileri tekrar cezbetmek için özel
bir teklif hazırlamanız mümkün
olur ve bu teklifi sadece altı aydan
fazladır alışveriş yapmamış müşte-
rilerinize gönderebilirsiniz. Aşağı-
daki örnekte, bölgesel bir mağaza-
nın üç segment oluşturduğunu ve
her biri için ayı pazarlama stratejisi
oluşturduğunu görebiliriz.
Tahmin Etmek İçin Modelleme
Kullanın
Segmentesyona benzer şekilde,
tahmini modelleme de pazarlama-
cılara çok keskin hedefli kampanya-
lar üretme imkanı tanır. İki teknik
de müşterileri ve beklentilerini
incelemek için kullanılabilir ancak
modelleme, gelecekteki davranışları
tahmin edeceği için bir adım daha
öndedir. Modelleme, müşteri dav-
ranışlarını tahmin etmek için pratik
bir yöntemdir ve istenen sonuçların
oluşması için skor bazlı ön görü-
ler oluşturmayı sağlar. Örneğin,
önümüzdeki 6 aylık süreçte hangi
müşteri daha çok vaktini şirketin
hizmetleriyle geçirecek?
Aşağıdaki örnekler, tahmini model-
lemenin nasıl çalıştığını göstermek
için kullanılabilir:
Tepki Modellemesi
Bu modellem, pazarlama teklifleri-
ne en çok tepki verecek müşterileri
tespit etmek için kullanılır. Müiteri-
lerden verileri toplayarak ve analiz
ederek pazarlamacılar hangi müş-
terinin hangi aksiyonu alacağını
tahmin edebilir böylece bu müşte-
rilere özel, yüksek hedeflemeli özel
teklifler gönderilebilir.
Satın Alma Modeli Eğilimi
Bu değer, bir müşterinin belli bir
ürünü satın alma eğilimini tahmin
eder. Müşterinin satın alma eğilimi-
ni daha iyi anlamak, şirketlerin bu
müşterilere başka ürünleri satma-
sını kolaylaştıracaktır. Bu tür bir
modelde sıklıkla kullanılan veriler
şu bilgileri içerir: Son 12 aydaki
satın alma davranışları, harcama
miktarı, sıklığı ve web sitesine tık-
lama sayıları gibi diğer veriler... Bir
müşterinin satın almaya ne kadar
hazır olduğunu anlamak, ona doğru
tekliflerin gönderilmesini kolaylaş-
tıracaktır.
Müşteri Taşma Modeli
Müşterilerinizin servislerinizi
kullanmayı bırakmasına veya başka
markaya geçmesine neyin neden
olduğunu anlamak, onların taşma
riskini azaltacaktır. Taşan müşteri
modeli, müşterilerin satın alma sık-
lığını veya son satın alma zamanını
değerlendirir. Bu analiz sayesinde,
markadan vazgeçmek üzere olan
satın alma frekansı düşen müşteri-
leri tespit etmek mümkün olur. Bu
tür müşteri davranışlarına tetikler
ekleyerek ve müşteri memnuniyeti
stratejileri geliştirerek, müşterileri
markadan vazgeçmeden önce yaka-
lamak mümkün olur.
Pazarlama Yatırımınızın Geri
Dönüşünü Daha İyi İş Zekası ile
Maksimize Edin
Bugünün esnek iş zekası araçları
sayesinde, şirketler bugün artık
verileri analiz etmek, müşterileri
segmentlere ayırmak ve tahmin
modelleri oluşturarak karar almak
konusunda herzamankinden daha
fazla güce sahipler. DataMentor’un
iş zekası çözümü hedeflenmiş pa-
zarlama ve veri analizi ile şirketlere
yatırımın geri dönüşünü maksimize
etmek için yardımcı olur.
Data Mining & Analiz: Müşteri-
leriniz hakkında daha fazla bilgi
edinmek ve onlarla etkileşmek için
büyük boyutlu verileri analiz eder.
Segmentasyon: En karlı pazarlama
fırsatlarını tespit edebilmek için en
doğru müşteri ve ürün segmetnle-
rini oluşturmanıza yardımcı olur.
Pazarlama Kampanyaları Raporlan-
ması: Hızlı ve kolay şekilde, pa-
zarlama kampanylarınız hakkında
ölçülebilir sonuçları raporlayarak
kampanya sürecinin en iyi şekilde
anlaşılmasını sağlar. Modelleme:
Müşteri alışkanlıkları hakkında
temiz bir görüntü elde etmenizi
sağlar ve böylece daha isabetli pa-
zarlama kampanyaları oluşturmanı-
za yardımcı olur.
Müşterileri Sadakat Kampanyaları
ile Elinizde Tutun
Başarılı firmalar şunu bilir ki, sadık
müşterilere odaklanmak hayatta
kalmak için çok önemlidir. Sadakat
kampanyaları fikri aslında yeni bir
buluş değil. FiveStars’ın raporlarına
59
göre, bir firmanın sadık müşterisi
firmaya, yeni bir müşteriden on
kat daha fazla kazanç sağlıyor.
Sadık müşterilere odaklanmak,
bu ilişkiyi güçlendirir ve müş-
terinin başka bir markaya gitme
riskini azaltarak geliri maksimize
eder. Sadık müşterilere odaklan-
manın diğer sebepleri: VIP ve
sadık müşterileriniz, markanız
hakkında olumlu yorumlarını
%70 daha fazla yayar. Ayaklı rek-
lam panonuz gibi çalışırlar. Sadık
müşterilerinizin, ürünlerinizden
ekstra satın alma ihtimali %60-
70 arasındadır.
Bu müşterileriniz için özel bir
ödül programı tesis etmeniz,
işinizin hızlıca büyümesi için
önemlidir. Sadakat programları-
na üye olan müşteriler, marka-
dan haberler ve duyurular almak
isterler. Ayrıca araştırmalar
gösteriyor ki, bir markanın sadık
müşterilerinin %65’i, kuponlar
veya özel indirimler gibi fırsatları
daha sık ve düzenli şekilde almak
istiyorlar. Ancak bu müşteri-
ler, markanın tüm tekliflerini
duymak istemiyorlar. Müşteri
profillerini analiz ederek ve
kanal seçimlerini inceleyerek bu
müşteriler için en doğru ve isa-
betli teklifleri ulaştırmak önem
kazanıyor.
Sosyal Müşterilerle Yeni Gelir
Fırsatlarını Keşfetmek
Sosyal medya iş dünyasını daha
fazla rekabetçi olma yönün-
de değiştirdi. Bugünün sosyal
tüketicileri bir firmayı Facebo-
ok’ta beğenerek, forumlarda bir
ürün hakkında olumlu yorumlar
yaparak veya Instagram da bir
fotoğraf paylaşarak büyük etki
yaratıyorlar. Tüketiciler, favo-
ri markalarını sosyal medyada
aktif olarak arıyorlar ve markayla
iletişim halinde olmak istiyorlar.
Sosyal medya, müşterilerini an-
lamak ve yeni gelir kaynaklarını
tespit etmek adına firmlara yeni
imkanlar sunar.
Müşteri Servisi: Müşterilerle
pozitif ilişkileri sürdürebilmek
için sıradışı bir müşteri servisi
anahtar role sahiptir. NM Incite
tarafından yapılan araştırmalara
göre ABD sosyal medya kullanı-
cılarının yarısına yakını bugün
müşteri servislerine aktif olarak
sosyal medya üzerinden ulaşıyor.
Sosyal medya üzerindeki müşteri
şikayetlerine, sorulara ve yorum-
lara dikkat etmek, sosyal takip-
çilerle daha iyi bir ilişki kurmak
için çok önemlidir.
Ek Teklifler ve Gerçek Zamanlı
Mesajlaşma: Firmalar, sosyal
davranışları gerçek zamanlı izle-
menin ve anlamanın etkilerini ve
ödüllerini artık anlamaya baş-
lıyorlar. Sosyal medya sitelerini
gözlemleyerek sosyal davranışla-
rı müşteri veri tabanına entegre
etmek firmalar müşterileriyle
daha kişisel, birebir iletişim kur-
ma imkanına sahip olur. Örneğin,
sosyal forumlardaki pozitif bir
yorum, bedava bir ürünle he-
men ödüllendirilebilir. Daha da
önemlisi, bu yöntem sayesinde
öfkeli bir yoruma hızlıca cevap
verilebilir.
Müşteriler, firmaların en önem-
li varlıklarıdır. Müşterlerinizi
anlamak, bugünün rekabetçi
ekonomisinde, her şeyden daha
önemlidir. İnovatif veri çözüm-
lerini kullanarak müşteri istih-
baratını geliştirmek gelirlerinizi
maksimize etmek, kazançlı yeni
müşteriler edinmek ve mevcut
müşterilerinize yeni ürünler
satarak karlılığınızı yükseltmek
için önemlidir.
60
BT Günlüğü Test Merkezi, bundan böyle her ay yeni
çıkan ürünleri mercek altına alıyor. Deneyimli bir
kadro ile özellikle mobil hayatın inceliklerine parmak
basacak olan BT Günlüğü, sunuculardan tutunda basit
bir cep telefonuna kadar düşünebileceğiniz her türden
ürünü sizlere anlatmak ve açıklamak için çabalayacak.
Eskiden kurumsal ve son kullanıcı olarak iki ayrı
ürün grubu pazarı bulunuyordu, fakat son yıllarda bu
pazar ayrımı yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Kurumsal
pazara hitap eden ürünlerin çalışan kullanıcılar için
tasarlandığı bir gerçek. Ama şunu da unutmamamız
gerekiyor her kurumsal kullanıcı aynı zamanda bir son
kullanıcı ve birçok çalışan kendi özel teknolojik cihazını
aynı zamanda işyerinde de kullanıyor. Yapacağımız
ürün incelemelerindeki amacımız ise siz değerli
okuyucularımıza satın alma kararı konusunda yardımcı
olmak. Bu konuda aklınıza gelebilecek herhangi bir
soruyu istediğiniz zaman bizlere sorabilirsiniz.
E-Posta adresimiz info@btgunlugu.com.
donanım
61
10.9 mm kalınlığında olan Zenfone 2, ilk izlenim ola-
rak ele rahat oturuyor. Tasarımda çok fazla bir değişik-
lik yapılmadı. Yine de benzer ürünlerle kıyasla oldukça
hoş bir tasarıma sahip olduğunu söylemek mümkün.
5.5 inç ekranlı bu ürün benzer ürünlerle kıyasla boyut
olarak biraz daha büyük. Ama bu da pek bir rahatsızlık
vermiyor.
Zenfone 2’yi kullanmaya başladıktan sonra, her ne
kadar ele iyi otursa da, plastik kasanın kaygan olduğu-
nu zamanla anlıyorsunuz. Ürünün ağırlık noktası da
öne doğru olması, elinizden kayıp düşmesine neden
olabiliyor. 5.5 inç IPS ekranı oldukça parlak. Ekranın
renk doğruluğu gayet başarılı. Renkler güçlü ve kesin.
Ayrıca Kontrast değeri de olması gerektiği gibi. 401
ppi’lık piksel yoğunluğu en iyisi olmasa da yeterli.
Üründe beğendiğimiz bir özellik Gorilla Glass 3 tekno-
lojisine sahip olması ve ekranın parmak izi lekelerini
pek bırakmaması. Bununla birlikte dokunmatik tekno-
lojisi de çok başarılı. Zenfone 2’nin parlaklığı, güneşli
ortamlarda kullanılması için yeterli değil.
4 GB Bellek
Zenfone ailesinin en önemli özelliği Intel mobil iş-
lemci kullanması. 64 bit Intel Atom Z3580 işlemcisni
kullanan Zenfone 2 (ZE551ML) 2.3 GHz’lik bir çalışma
frekansına çıkabiliyor. Bu işlemci 4 GByte kapasite-
li bir bellek ile birleştiğinde müthiş bir performansa
ulaşmak elden değil. Öyle ki aynı anda birden çok
oyunu açıp, oyunlar arasında rahatlıkla gezinmek her
telefonun harcı değil. Multitasking görevler Zenfone
2 için sorun teşkil etmiyor. Zaten genel performansa
bakıldığında Galaxy S5’e çok yakın olduğunu söylemek
mümkün. Grafik performansı ise Galaxy S6’dan biraz
daha düşük.
Üründe beğenmediğimiz bir özellik 3000 mAh’lik pilin
değiştirilememesi. Buna karşın Zenfone 2’yı 40 daki-
kada %60 oranına getiren hızlı şarj özelliği görülmeye
değer. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var. Zenfone
2’nin pil kullanım süresi oldukça uzun.
13 MP’lik Kamera Yeterli mi?
Asus, Zenfone 2’nin kameralarını değiştirdi. Bu kame-
ralar, Zenfone ile kıyasla daha düşük ışıklı ortamlarda
çok daha iyi fotoğraflar çekebiliyor. 13 MP’lik arka ka-
mera f/2.0 diyafram aralığına sahip. Benzer ürünler 1.9
hatta 1.8 diyafram aralığına sahip olması bu ürünü ne
yazık ki çok özel kılmıyor. Ön tarafta bulunan 5 MP’lik
kamera için de benzer şeyler söylemek mümkün. Ürün-
de beğendiğimiz bir özellik HDR çekim yapabilmesi
ve manuel olarak da ayarlanabilmesi. Bununla birlikte
PixelMaster uygulaması, karanlık ortamlarda iyi fotoğ-
raflar çekmenize olanak tanıyor.
Zenfone 2’nin çok uygun fiyatlı Zenfone’un başarısını
yakalayıp yakalayamayacağını merakla bekliyoruz. So-
nuçta Asus, bu ürün ile meraklıları iki kere şaşırtmasını
bildi. Biri yüksek performans ve donanım birleşenleri,
ikincisi de bir önceki nesil ile kıyasla yüksek fiyatı.
4 GB Bellekli Akıllı Telefon
Asus Zenfone 2
Zenfone ile büyük bir başarı
yakalayan Asus, Zenfone 2 ile bunu
pekiştirmek istiyor. 4 GB belleği ile
kendisini farklılaştıran Asus Zenfone
2 inceleme altında.
Teknik Özellikler:
Ekran: 5.5 inç (1920 x 1080, 401ppi)
Kamera: 13MP arka, 5 MP ön
Bellek: 4 GB
Kapasite: 32 GB
Boyut: 152 x 77 x 11 mm
Ağırlık: 170 g
62
donanım
Tasarım olarak iPhone’u andıran T60, 7,8 milimetre-
lik inceliği, 129 gr ağırlığı ve 5 inçlik IPS HD ekranı ile
kendisini farklılaştırmak istiyor. Tasarım hatları olduk-
ça başarılı , fakat burada kullanılan malzeme kalitesi
çok daha iyi olabilirdi. Gümüş renkli kasa, her ne kadar
metal gibi görünse de, yakından bakıldığında ucuz
bir plastik telefona benziyor. Ele çok iyi oturan T60,
sabit bir kasaya sahip. Bunun anlamı arka kapağının
çıkmaması ve 2400 mAH’lik pilin değiştirilememesi.
Turkcell T60, 5.0 inç boyutunda bir ekrana sahip. Bu
ekran ne yazık fi Full HD çözünürlüğünü desteklemiyor.
Bunun nedeni HD ekran koyarak pil kullanım süresini
arttırmak olabilir. Zaten işlemciye bakıldığında durum
daha iyi anlaşılıyor. Sekiz çekirdekli Qualcomm Snapd-
ragon 615 işlemcisi 1.5 GHz hızında çalışıyor. 2 Gbyte
bellek ve 16 GByte’lık kapasite ortalamanın üzerinde
bir performans almak için yeterli. Yine de bu ürün-
den çok yüksek bir performans beklemek yanlış olur.
Turkcell T60, 13 MP’lik otomatik odaklama özellikli
gelişmiş bir kameraya sahip. Bu kamera kaliteli ve canlı
görüntüler elde edebiliyor. Fakat loş ortamlarda ne
yazık ki istenilen performansı veremiyor. Sesli komut
veya el işaretleriyle çekim yapılabilmesi başarılı bir
özellik. Geniş açılı ön kamera 5 MP’lik bir çözünürlük
değeri sunuyor ve bir Selfie kamera için de ideal bir
seçenek oluşturuyor.
Philips SHL 3265, hareket halindeyken bile sizlere başarılı dinlenme deneyimi
sunan cihazlar arasında yer alıyor. 80 mm genişliğinde yumuşak yastıklı dö-
nebilen modülleri ve katlanabilen yapısı ile kolay taşıma ve saklama imkanına
sahip olan bu kulaklık bozulmayan, kaliteli baslar ve hassas sesler sunuyor.
Böyle olmasının en büyük nedeni de 40 mm’lik Neodimyum sürücüleri sayesin-
de mükemmel ses netliği ve etkili bası bir araya getirmesi. 107 dB’lik yüksek ses
düzeyinde bozulma olmaması için 22000 mW yüksek güç kullanımına sahip olan
SHL3265, bu sayede her ses seviyesinde ve giriş gücünde net ve bozulmayan
sesle müzik dinlemeye imkân veriyor. 32 Ohm’luk empedansı ve 8 - 27.000 Hz
aralığındaki frekans tepkisi, Philips SHL3265’e önemli bir güç katıyor.
Yerleşik mikrofonu ve çağrı yanıtlama düğmesiyle birlikte eller serbest modun-
da telefon görüşmelerine de imkan veren SHL3265’te, akıllı tasarım ve dayanıklı
menteşeler gibi özenle seçilen malzemeler, kulaklık parçalarının kolayca hareket
ettirilmesini sağlıyor. Unutmadan söyleyelim. Geleceğin DJ’leri düşünülerek
tasarlanan Philips SHL3265’ın kulaklıkları, parça miksleme sırasında tek kulakla
rahatça dinlemek için 165 derece dönme açısına çıkabiliyor.
Turkcell’in Yeni Akıllısı
T60
Basları En Derinden Hissedin
Philips SHL 3265
Teknik Özellikler
İşlemci: Qualcomm 8939 1.5 GHz 8 Çekirdek
Hafıza: 16 GB
Ekran: 5inç HD IPS (1280x720)
Kamera: 13 MP arka /5 MP ön
Boyutlar: 144.2 x 71.7 x 7.8 mm
Ağırlık: 129 g
Teknik Özellikler
Sürücü: 40 mm Neodimyum
Konektör: 3.5 mm
Frekans aralığı: 8 - 27.000 Hz
Ses çıkış gücü: 107 dB
Kablo uzunluğu: 1.2 m
Ağırlık: 510 gr
63
Yeni nesil Inspiron 2.3 mm daha ince ve 500 gr daha
hafif. Ürüne yandan bakıldığında 15.6’inç’lik bir ürün
için çok ince olduğu hemen anlaşılıyor. Tamamen
alüminyum bir kasaya sahip olan bu ürün, mükem-
mel bir malzeme kalitesi ve işçiliğe sahip. Sağlamlık
üst seviyelerde. Üst kapağa baskı uyguladığınızda
birçok ürünün ekranında bu baskı hissedilebiliyor.
Dell Inspiron 15 7548’de böyle bir zayıflık gösterme-
mesi çok büyük bir avantaj. Dell, ürünü ince yapabil-
mek için en temel arabirimleri koymayı uygun gördü.
Ethernet giriş ne yazık ki yer almıyor. Kenarların arka
bölümlerinde yer alan toplam 3 adet USB girişinden
iki tanesi USB 3.0 teknolojisine uyumlu.
Dell 7537’de yer alan Numpad, Dell 7548’de yer
almıyor. Buna karşın tuşlar daha geniş ve kullanımı
çok daha rahat. Klavye’nin iki kademeli aydınlatmalı
olması önemli bir artı.
Dell Inspiron 15 75482in en önemli özelliği kuşkusuz
4K ekranı. 3.840 x 2.160 çözünürlüğüne ulaşan bu ek-
ranın parlaklık değerinin daha iyi olmasını isterdik.
Kontrast ve siyah değeri de daha iyi olabilirdi. Buna
karşın renk doğrulu gayet başarılı. Benzer bir durum
dokunmatik ekran için de söylenebilir. 10 noktalı
dokunmatik ekran çok hızlı tepki verebiliyor.
Unutmadan söyleyelim. Dell Inspiron 15 7548’in
sahip olduğu yüksek çözünürlüğü yüzünden Win-
dows’un ikonlarında kalibrasyon sorunları yaşanabi-
liyor.
Performans
Kullanılan Core i7 5500U işlemcisi, 15 Watt’lık değeri
ile (standart mobil işlemciler 35 Watt güç tüketiyor-
lar) esasında oldukça düşük güç tüketen bir ürün. İki
çekirdekli olan bu işlemci 2.4 Ghz’lik çalışma fre-
kansını 3 GHz’e kadar çıkartabiliyor. 256 GByte’lık
lite-on SSD disk’ten 200 Gbyte’ı kullanılabilir durum-
da. Tüm bunlar 16 Gbyte2lık bir bellek ile birleştiğin-
de oldukça yüksek bir performans elde ediliyor.
Dell Inspiron 15 7548, hiçbir şekilde zorlanmıyor.
Tüm uygulamalar rahatlıkla açılıyor. SSD disk perfor-
mansı da en iyisi olmazsa da ortalamanın üzerinde
olması sayesinde istekleri karşılıksız bırakmıyor.
Üründe beğendiğimiz diğer bir özellik hem Intel HD
5500 hem de AMD Radeon R7 M270 grafik yongasına
sahip olması. Intel HD 5500 çok düşük bir güçte iyi
bir performans sunuyor ve bu özellik pil kullanımını
olumlu yönde etkiliyor. AMD Radeon R7 M270 ise
yüksek performans arayan kişiler için birebir. Yine de
şunu söylemekte fayda var. Oyun profesyonelleri Dell
Inspiron 15 7548 ile istediklerini bulamayacakları ke-
sin. AMD Radeon R7 M270’den çok daha iyi yongalar
var ve mutlaka onlar tercih edilmeli.
Neticede, fiyat/performans oranına bakıldığında
Dell’in işi oldukça zor. Rakipler çok daha ilginç ürün-
lerle Dell’e bu pazarı dar edecek gibi gözüküyor.
4K Ekranı İle Fark Yaratıyor
Dell Inspiron 15 7548
Dell, Inspiron 15 ailesini yenilendi.
4K destekli bir ekrana sahip olan Dell
Inspiron 15 7548, zengin donanım
birleşenleri, küçülen kasası ve
yüksek performansı ile günümüzün
modasına uyum sağlamış durumda.
Teknik Özellikler:
Ekran: 15.6 (3840x2160)
İşlemci: Core i7 5500U 2.4 GHz
Ekran kartı: AMD Radeon R7 M270 (4 GByte)
Bellek: 16 GByte
Kapasite: 256 SSD
Ağırlık: 2.1 kg
64
donanım
Uzun zamandır fare konusunda yeni bir ürün geliştir-
meyen Logitech, sessizliğini bozdu. Çok da iyi oldu.
Çünkü piyasaya sürdüğü yeni ürün olan MX Master
performansı ile göz dolduruyor. MX Master kablosuz
standartlarını destekliyor. Bu esasında çok büyük bir
avantaj. Ama MX Master kullanıcıya çok daha fazlasını
sunuyor. Bu ürün aynı anda üç farklı cihazda kullanı-
labiliyor. Alt kısımda bulunan düğmeler sayesinde üç
cihaz arasında rahat bir geçiş sağlanabilmesi gerçekten
çok iyi düşünülmüş bir özellik. Ürünün diğer bir özelliği
dinamik bir kaydırma tekerleğinin olması. Bu kaydırma
tekerleği benzer ürünlerde olduğu gibi çok sayfalı do-
kümanların çok rahat okunması sağlanıyor. Bu tekerlek
sayfalar arasında kaydırma yaptığınızda tıklatmalı bir
kaydırma yapıyor. Kaydırma tekerleğin arkasında bir
tuş takımı bulunuyor. Bu tuş takımına ulaşmak her ne
kadar zor olsa da ileri ve geri olarak programlanmış
durumda olması iyi düşünülmüş bir özellik. Örneğin
web tarayıcısındaki ileri ve geri butonlarını bu tuş takı-
mına basarak aktif hale getirebilmeniz çok önemli.
Pil demişken şunu da hemen belirtelim. MX Master şarj
edilebilir dahili bir batarya ya sahip. Bu batarya 40 gün
boyunca şarj edilmeden çalışabiliyor. Bataryanın bit-
mesi de çok dert değil. Çünkü MX Matser’i beraberinde
verilen kablo ile 1 dakika şarj ettiğinizde 2 saat boyun-
ca rahatlıkla çalışabiliyorsunuz. Ürünün diğer bir artısı
ise kablo ile şarj olurken kullanılabilir olması.
8 inç büyüklüğünde olan Miix 2, 216 x 132 x 8 mm boyut değerleri ile neredey-
se iPad Mini Retina ile aynı ölçülere sahip. 340 gr ağırlığı ile rahat bir taşıma
sağlayan Miix 2 ,hafif pürüslü metal görünümlü arka tarafı ele çok iyi oturuyor.
Benzer ürünlerle kıyasla parmak izi bırakmayan bu yüzey, hafif esek bir yapıya
sahip. iPad mini kadar olmazsa da iyi bir işçilik ve stabiliteye sahip olan Miix 2,
üzerinde mikrofon/ kulaklık, Mini USB 2.0 yuvası ve MicroSDXC kart okuyucu-
su bulunuyor. 800 x 1280 dpi çözünürlüğüne ulaşan IPS ekran, 188 dpi piksek
yoğunluğuna sahip. Bunun anlamı ekrandaki ikonları rahatlıkla görebilmeniz.
Bay Trail kod adlı Intel işlemci, Turbo Boost özelliğini destekleyen dört çekir-
değe sahip. Intel Atom Z3740, 22 nm mimarine göre üretildi ve 1.3-1.8 GHz ça-
lışma frekansına kadar çıkabiliyor. Bunun anlamı, Miix 2 ile beraberinde gelen
Microsofts Office Home uygulamasını rahatlıkla çalışabilmesi. Full HD video-
lar sorunsuzca oynatılabiliyor. Video görüşmeler, Internet’te gezinme ve basit
oyunlar’da Miix 2’yi terletmeye yetmiyor. Uzun lafın kısası. Windows 8.1 işletim
sistemli bir Tablet’i cebinde taşımak isteyen kullanıcılar Lenovo Miix 2, çok iyi
bir seçenek olduğunu rahatlıkla söylemeliyiz. Windows 8.1 dizüstü bilgisayar ile
yaptığınız birçok işi bu ürün ile de rahatlıkla yapmak mümkün.
Tahtın Yeni Sahibi
Logitech MX Master
Cebe Sığan Windows
Lenovo Miix 2
Teknik Özellikler
Kablosuz teknoloji: 2,4 GHz , Bluetooth
Algılayıcı teknolojisi: Karanlık Alan Lazer algılayıcısı
Kablosuz çalışma mesafesi: 10 m
Tuş sayısı: 5
Boyut: 85 x 126 x 48 mm
Ağırlık: 145 gr
Teknik Özellikler
Ekran: 8 inç IPS (800x1280)
İşlemci: Intel ATOM Z3740
Bellek: 2 Gbyte
Kapasite: 32 GByte
Boyut: 216 x 132 x 8 mm
Ağırlık: 340 gr
65
Lenovo Vibe X2,daha önce görmediğimiz ve çok başa-
rılı bulduğumuz bir tasarıma sahip. Böyle bir üründe
herkes metal bir kasa beklerken, Lenovo Polycarbon
malzemeyi tercih etti. Lenovo’nun bu kararı esasında
bir dezavantaj teşkil etmiyor. 5 inç büyüklüğünde IPS
OGS ekrana sahip olan Vibe X2, 1920x1080 Full HD çö-
zünürlüğüne ulaşıyor. Bu ekranın özelliği, görüntüleri
oldukça keskin ve yüksek bir parlaklıkta sunması. Renk
dağılımı ve kontrast oranı da oldukça başarılı. Bununla
birlikte dokunmatik performans’ta ortalamanın çok
üstünde.
Pil kullanımına gelince, Vibe X2 bir gün boyunca
rahatlıkla çalışabiliyor. Burada kullanılan pil 2300
mAh’lik değeri ile birçok kişiye düşük gelebilir. Ama
şunu söylemeden de edemeyeceğiz. Lenovo’nun bu
ürün ile birlikte sunduğu güç tasarruf opsiyonları ger-
çekten çok başarılı. Ayrıca beraberinde verilen 2A’lik
adaptör, Vibe X2’yi oldukça hızlı şarj edebiliyor.
Performans
Lenovo Vibe X2, tıpkı Meizu MX4 gibi Mediatek
MT6595M işlemcisini kullanıyor. 2 GHz’lik bir çalışma
frekansına sahip olan bu işlemci, üzerinde sekiz çe-
kirdek (4+4, Cortex A17 ve Cortex A7)barındırıyor. Bu
işlemci 2 GByte bellek ve 32 GByte kapasite ile birleş-
tiğinde oldukça yüksek bir performans sergiliyor. Öyle
ki üst seviye telefonlarda bildiğimiz kesintisiz ve takıl-
ma yaşatmayan kullanım Vibe X2’de gözlemledik. Yap-
tığımız oyun testlerde herhangi bir zayıflık göremedik.
Bununla birlikte 1080p filmler sorunsuzca çalıştı.
Unutmadan söyleyelim. Toplam kapasite ne yazık ki
artmıyor. Lenovo, Vibe X2 microSD kart okuyucusuna
sahip değil.
Kamera
Lenovo Vibe X2, ön tarafta 5 MP arka tarafta da 13
MP’lik kameralara sahip. Bu kameralardan büyük bir
performans beklemek yanlış olur. Öyle ki arka kamera
F2.2’lik bir diyafram aralığına sahip. Benzer ürünlere
baktığımızda çok daha düşük diyafram aralık değerine
sahip ürünler görüyoruz. Dolaysıyla loş ortam çekim
performansı, bu üründe hemen belli oluyor.
Vibe X2, gün ışığında oldukça kaliteli ve keskin fotoğ-
raflar çekebilmesine karşın gece çekimlerinde, flaşlı
bile olsa ortalama performansının çok altında olduğu-
nu söylemeliyiz.
Lenovo, özellikle bu alanda yeni bir yazılım güncelle-
mesi çıkartması şart. Oluşan fokus sorunları ancak bu
tarz bir çözüm ile halledebilir. Ne artısı ne de fazlası
olan ön kamera için söylenecek çok fazla bir şey yok.
Neticede, Lenovo Vibe X2 uygun fiyata yüksek bir per-
formans sergileyen oldukça başarılı bir akıllı telefon.
Bu üründe kameranın daha iyi ve pil kapasitesinin
daha yüksek olmasını isterdik. Bunu dert etmeyecek
olan kullanıcılar, tasarımı ile herkesi kendine çeken
Vibe X2 ile iyi bir seçenek oluşturacaklarını söyleme-
liyiz.
Tasarımı İle Fark Yaratıyor
Lenovo Vibe X2
Farklı tasarımı ile ilgi çeken Lenovo
Vibe X2, 5 inç ekranı, sekiz çekirdekli
işlemcisi, 32 GByte belleği ve 13
MP’lik kamerası ile birçok isteği
karşılıksız bırakmıyor. Uygun bir
fiyata da sahip olan Vibe X2’ye
yakından bakıyoruz.
Teknik Özellikler:
Ekran: 5 inç IPS ( 1920 x 1080 piksel)
İşlemci: 8 çekirdekli 2 GHz Mediatek
Bellek: 2 GB
Kapasite: 32 GB
Boyut: 140.2 x 68.6 x 7.3 mm
Ağırlık: 120 g
66
editör
Aspen Institute ve Intel Security tarafından yayınlanan ankete göre, kritik
altyapı şirketlerinde çalışan bilgi teknolojileri (BT) yöneticileri (ankete katı-
lanların %86’sı), artan siber güvenlik tehditlerine karşı tedbir alabilmek için
tehdit istihbaratının paylaşılmasına yönelik kamu-özel ortaklığına ihtiyaç
duyulduğunu düşünüyor. Ankete yanıt verenlerin çoğunluğu (%76) ulusal
sınırlar içerisinde kritik bir altyapı şirketi siber saldırı sonucunda zarar gör-
düğünde ulusal savunma gücünün müdahale etmesi gerektiğini savunuyor.
Anket sonuçlarına göre: İyileştirmeler Fark Ediliyor: Katılımcıların %50’si
üç yıl öncesinde şirketlerini “çok veya oldukça çok” zayıf olarak değerlendi-
receklerini belirtirken, buna karşın sadece %27’si şirketlerinin şu anda “çok
veya oldukça çok” zayıf olduğunu düşünüyor. Devlet Katılımı Teşvik Edili-
yor: Konu devletin özel sektörün işine dahil olmasına geldiğinde özel sektör
genellikle çekimser kalıyor; ancak ankete yanıt verenlerin %86’sı altyapının
korunması alanında kamu ve özel sektör arasındaki işbirliğinin başarılı bir
siber savunma için kritik olduğunu düşünüyor.
Mevcut Çözümlere Güven Duyuluyor: Ankete yanıt verenlerin yüzde alt-
mış dördü, iyi düzeyde BT güvenlik tedbirlerinin halihazırda uygulanması
sayesinde ölümcül bir saldırının henüz gerçekleşmediğini düşünüyor. Anket
katılımcılarının %84’ü, uç nokta koruması, ağ güvenlik duvarı ve güvenli web
ağ geçidi gibi kendi güvenlik araçlarının performansından memnun veya çok
memnun olduğunu ifade ediyor. Aksaklıklar Artıyor: Ankete yanıt verenlerin
%70’inden fazlası, şirketlerindeki siber güvenlik tehdit düzeyinin giderek
yükseldiğini düşünüyor. Ankete yanıt veren her on kişiden yaklaşık dokuzu
(%89), son üç yıl içerisinde şirketlerinde güvenli olduğunu düşündükleri bir
sistem üzerinde en az bir saldırı yaşadıklarını söylüyor.
İnsan Hayatına Mal Oluyor Mu?: Ankete yanıt verenlerin yüzde kırk sekizi,
önümüzdeki üç yıl içerisinde kritik altyapıda insan hayatına mal olan bir si-
ber saldırısının gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu düşünüyor. Kullanıcı
Hatası Hala 1 Numaralı Sorun: Ankete yanıt verenler, kritik altyapıya yapılan
başarılı saldırıların en büyük sebebinin kullanıcı hatası olduğuna inanıyor.
Devlet Müdahale Etmeli: Ankete yanıt verenlerin yüzde yetmiş altısı, ulusal
sınırlar içerisinde kritik bir altyapı şirketi siber saldırı sonucunda zarar gör-
düğünde ulusal savunma gücünün müdahale etmesi gerektiğini savunuyor.
Ülkeler Farklı Bakış Açılarına Sahip: Ankete ABD’den yanıt verenler, Avrupa-
lılara kıyasla kritik altyapıda insan hayatına mal olacak katastrofik bir siber
saldırının gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor.
Siber Güvenliğin Zorlukları
Ortaya Çıktı
Yapılan bir ankete göre katılımcıların %86’sı daha fazla
kamu-özel sektör işbirliği istiyor; %41’i ise halihazırda
saldırılardan dolayı fiziksel zarar yaşamış durumda.
Ecevit BIKTIM
Yayın Danışmanı
ecevit@btgunlugu.com
BT Yöneticileri
Bu Adreste Buluşuyor
BTGunlugu.com
BT Günlüğü Temmuz - Ağustos 2015

BT Günlüğü Temmuz - Ağustos 2015

  • 1.
    HerİşinBaşıGüvenlikSAYI20 07-08/2015 Daha İyi Birİş Zekasıyla Büyümeyi Sürdürmek • Avrupa’da İnternet Politikaları ve Siber Suçlar İstenmeyen SMS’lere Yasal Düzenleme • Kamuda AKKY Kullanımı Artıyor • ABD’de İstihbarat Reformu Senato’ya Takıldı BİT ve İnovasyonun Önemi Artıyor • Windows 10 Hakkında 10 Soru 10 Cevap • Patent Trollerine Çare Aranıyor Fidye Yazılımları Can Yakıyor • Bilişim Pazarının 78 Milyar TL Olması Bekleniyor • E-Ticaret Hacmi Günden Güne Büyüyor Her İşisin Başsı Güvenlik KasperskyLabTürkiyeÜlkeMüdürüSertanSelçuk 4G İhale Şartnamesi Yenilendi ..
  • 2.
    Farklı cihazlardan işakışınızı yönetin. Xerox ConnectKey® ile işinizi kolaylaştırın. xerox.com.tr © 2014 XEROX CORPORATION. Bütün hakları saklıdır. Xerox®, Küre Sembolü®, ConnectKey® ve Ready For Real Business® XEROX CORPORATION’ın ABD ve/veya diğer ülkelerdeki tescilli markalarıdır. Yukarıda geçen tüm diğer logolar, tescilli markalar ve servis markaları kendi sahiplerinin mülkiyetindedir. Artık, ağdan kopmadan güvenle ve kolayca çalışabilirsiniz. ConnectKey® uygulamaları ve Xerox çok fonksiyonlu yazıcınızla çıktı alabilir, tarama, arşivleme yapabilir, hatta tek bir tuşla dokümanlarınızı buluta yükleyebilirsiniz. Her tür mobil cihazdan dokümanlarınıza erişebilir ve baskı alabilirsiniz; böylece hiçbir zaman hiçbir yerde işleriniz aksamaz. Çığır açan McAfee® ve Cisco® ortaklığımızla sunduğumuz ek güvenlik katmanları sayesinde içiniz rahat çalışırsınız.
  • 3.
    editör Bilgi ve iletişimteknolojileri ekonomik, sosyal ve bireysel yaşamı yoğun ola- rak etkiliyor. Sayısı üç milyarı bulan internet kullanıcısı, internet ortamında giderek daha fazla zaman geçirirken, öğrenme, eğlenme, alışveriş ve sosyal faaliyet ihtiyaçlarını burada karşılıyor ve hayat dijitalleşiyor. Türkiye’de de BİT’in ekonomiye olan etkilerini ortaya koyan çalışmalar bulunuyor. Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından 2012 yılında yaptırılan bir çalışmada, BİT yatırımlarının GSYH’deki payında yüzde 1’lik artışın kişi başı geliri yüzde 1,6-1,8 civarında artırdığı ifade ediliyor. 2012 yılında Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından hazır- latılan başka bir çalışmada ise BİT sektörü büyüklüğünün GSYH içindeki payının gelişmiş ülkeler ortalamasına gelebilmesi için 2011 yılı itibarıyla 15,2 milyar dolar daha büyük olması gerektiği ifade ediliyor. Sektörün bu büyüklüğe ulaşması halinde BİT’in sağladığı verimlilik artışı nedeniyle ekonominin genelinde 12,2 milyar dolar düzeyinde ek büyüme sağlanacağı belirtiliyor. Kalkınma Bakanlığı tarafından yürütülen Bilgi Toplumu Stratejisi hazırlıkla- rı kapsamında da ayrı bir çalışmayla, belli alanlarda BİT sektörünün gelişi- mine ve bu teknolojilerin nüfuzuna yönelik politikaların ekonomik büyü- me ve istihdama olan katkısı ele alınıyor. Bu kapsamda, yürütülecek bazı programların ekonomi üzerindeki etkisi, yatırım, tüketim, ihracat ve ithalat üzerindeki doğrudan etkilerini girdi olarak alan bir küresel makroekonomik model vasıtasıyla inceleniyor. Bu doğrudan etkiler, dünya örnekleri, hedef pazarlar, mevcut uygulamalar çerçevesinde yapılan analizlerle hesaplanıyor. 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile hayata geçirilecek eylemlerin; bilişim sektörünün güçlü ve rekabet gücü yüksek bir yapıya kavuşturulması, BİT’in diğer sektörlere nüfuzunun artırılması ve internet girişimlerinin gelişimlerine uygun bir ekosistemin oluşturulması suretiyle ekonomide büyüme ve istihdam artışını desteklemesi öngörülüyor. Diğer yandan; genişbant altyapılarının tesisi, yetkin bilişim personelinin teminine yönelik çalışmalar, bilgi toplumuna dönüşüm sürecinin gerektirdiği hukuki altyapının hayata geçirilmesi suretiyle bilgi güvenliği ve kullanıcı güveninin tesisi, yenilikçi bilişim çözümlerinin kent hayatı, yeşil bilişim, e-sağlık, bilgi- nin etkin kullanımı gibi alanlarda hayata geçirilmesi ve kamu hizmetlerinde kullanıcı odaklılık ve etkinliğin sağlanması gibi destekleyici çalışmalar ile bilişim sektörünün ekonomiye katkısının etkin biçimde açığa çıkarılması da hedefleniyor. Bilişim Teknolojileri İstihdamın Öncüsü Olacak Bilişim teknolojilerini yoğun olarak kullanan, bilgiye dayalı sektörlerin doğması ve yeni pazarlara erişim imkânı, yeni istihdam olanakları yaratıyor. Ali Yavuz ŞAHİN Genel Yayın Yönetmeni yavuz@btgunlugu.com
  • 4.
    4 künye içindekiler 06 Haberler 10 E-TicaretHacmi Günden Güne Büyüyor 14 Röportaj: Bilgin Demir 16 Dünyanın En Büyük Elektrik ve Elektronik Fuarı Taitronics 18 Sürücüsüz Otomobiller Ne Zaman Geliyor? 21 2015 Yılı Bilişim Pazarının 78 Milyar TL Olması Bekleniyor 22 Fidye Yazılımları Can Yakıyor 25 Patent Trollerine Çare Aranıyor 27 Sektörden: Mehmet Emin Yağcı 28 Windows 10 Hakkında 10 Soru 10 Cevap 32 Her İşin Başı Güvenlik 38 Röportaj: Sertan Selçuk 42 G20 ülkelerinde İnovasyonun Önemi Artıyor 44 ABD’de İstihbarat Reformu Senato’ya Takıldı 46 Kamuda AKKY Kullanımı Artıyor 50 İstenmeyen SMS’lere Yasal Düzenleme 52 Avrupa’da İnternet Politikaları ve Siber Suçlar 56 Daha İyi Bir İş Zekasıyla Büyümeyi Sürdürmek 60 BT Günlüğü Test Merkezi Yazı İşleri Ali Yavuz ŞAHİN Genel Yayın Yönetmeni (Sorumlu) yavuz@btgunlugu.com Ecevit BIKTIM Yayın Danışmanı ecevit@btgunlugu.com Mehmet Ali Gündüz Prodüksiyon Sorumlusu info@btgunlugu.com Editörler Mücahit Aytekin Barış Terun Erhan Tan Mutlu Çavuş Avşar Özgen info@btgunlugu.com Kreatif Creative Solutions diyalog@creativesolutions.com.tr Reklam Reklam Departmanı reklam@btgunlugu.com Adres Eylül Medya İnönü Caddesi No: 8 Bulut İş Merkezi 4. Kat Daire: 72 Çeliktepe Kağıthane / İstanbul Tel : 0212 270 36 37 PBX Fax: 0212 270 36 37 Dağıtım Etkin Dağıtım Baskı ve Cilt Özgün Ofset Aytekin sokak no:21 4.Levent / İstanbul Tel : 0212 280 00 09 Fax: 0212 264 74 33
  • 6.
    6 haberler TELKODER, önemi hergeçen gün katlanarak artan veri merkezlerinin ülkemizde karşılaştığı sorunları ve bu sorunlar için çözüm önerilerini hazırladığı “Veri Merkezi İşletmeciliği Raporu” ile ortaya koydu. Veri merkezleri- nin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla büyüdüğü- nün belirtildiği raporda, hiçbir devlet teşviği olmaması ve yüksek vergi rejimine rağmen 2012-2013 yıllarında Türkiye’de veri merkezi sektörünün ortalama %26,58 ora- nında büyüdüğü dile getirildi. Türkiye’deki veri merkezi tesis büyüklüğünün 70.000 metre kare, sunucuların yer aldığı alanının 12.000 m2 olduğunu, dünya ortalama- sına ulaşabilmesi için 4,3 kat artırılması gerektiğinin ifade edildiği raporda, Türkiye’de en azından bir adet İnternet Değişim Noktası kurulması gerektiğine dikkat çekildi. Mevcut fiber hatların yaygınlığının hızla arttırıl- ması gerektiği vurgulanan raporda, Ülkemizdeki fiber ve aydınlatılmamış fiber kullanım ücretlerinin düşürülme- si gerektiği, Orta Asya’da yaşayan yaklaşık 280 milyon insanın internet trafiğinin coğrafi kavşak noktası olan Türkiye’den geçmesi yerine, yapılamayan fiber optik yatırımlar yüzünden balkanlar üzerinden gerçekleştiği ve Bulgaristan’dan Avrupa’ya ulaştığı belirtildi.TELKODER bünyesinde yer alan Radore, Natro, Sadece Hosting, İşnet, Grid Telekom, Teletek, Superonline, Vodafone Net ve Med Nautilus gibi şirketlerin yetkililerinin yer aldığı komisyon tarafından hazırlanan raporda veri merkezi sektörünün önünde duran en büyük üç engel, “eksik düzenlemeler, yüksek vergi rejimi ve yetersiz ağ altyapısı” şeklinde be- lirlendi. Sektörün karşılaştığı engelleri ortadan kaldırmak için ise öncelikle kanunlarda “Veri Merkezi İşletmecisi” tanımının yapılmasının ve bu yönde hukuki düzenleme- lerin tamamlanmasının gerektiğinin belirtildiği raporda, ağ altyapısı kalitesinin artırılması için fiber yatırımların engellenmemesi gerektiği ifade edildi. Veri Merkezi Konusunda Çok Gerideyiz Samsung, bu yıl ikincisini düzenlediği Samsung Ku- rumsal Forum 2015’te iş dünyasının önemli kurum ve yöneticileriyle bir araya geldi. Forum kapsamında düzenlenen toplantılarda iki gün boyunca ‘Dijital Dönüşüm’ için yapılması gereken çalışmalar tüm detaylarıyla ele alındı. Samsung’un kurumsal mobil trendler, dikey sektörlerle ilgili çözümler ve içgö- rülerini paylaşmak üzere 9-10 Haziran’da, İstanbul Hilton Bomonti Hotel’de düzenlediği etkinlikte; Samsung’un perakendeden eğitime, sağlık çözüm- lerinden konaklama-ağırlamaya kadar birçok farklı endüstride seçkin iş ortaklarıyla birlikte geliştirdiği uçtan uca çözümler de tanıtıldı. Etklinliğe Sam- sung’un Türkiye’de işbirliği yaptığı ve desteklediği girişimler de katıldı. Aralarında fiziksel web, mobil ödeme sistemleri, nesnelerin interneti (IoT) ve sanal gerçeklik teknolojileri geliştiren; Blesh, Odatek, ÖdeAl, Infotech, Ingenous gibi yenilikçi ve yerel girişimlerin çözümleri Türkiye’nin Bilgi Teknolojileri (BT) liderlerinin beğenisine sunuldu. Forum kapsa- mında düzenlenen basın toplantısına ev sahipliği yapan Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardım- cısı Tansu Yeğen; “Son yıllarda yaşanan dijital dönü- şüm sürecinde Samsung olarak kurumların değişen ihtiyaçlarına, sahip olduğumuz geniş ürün ve çözüm yelpazesiyle yanıt verebilmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz” dedi BT departmanlarının, kurumların mobil stratejiye geçişlerinde önemli bir rol oyna- dığına dikkat çeken Tansu Yeğen,‘BT artık sadece bir destek işlevi olarak görülmüyor; kritik bir faktör olarak değerlendiriliyor. Yaptığımız pek çok araştrma gösteriyor ki; BT yöneticileri, mobilitenin artmasıy- la; çalıştıkları kurumun tüm departmanlarına, hem ofis içinde hem de sahada üretken olmaları için farklı kaynak ve işlevler kazandırıyor” diye açıkladı. Geleceğin Teknolojilerini İş Dünyasıyla Buluştu
  • 7.
    7 ro ineAr-GeResearch andDevelopment Center Güvenlikten aynı şeyi mi anlıyoruz? Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Asya’da ağ yönetimi ve güvenlik çözümlerine ihtiyaç duyan tüm sektörler için yenilikçi ve verimli çözümler üretiyoruz! /ProlineBilisim Türkiye - Katar - Pakistan www.pro-line.com.tr
  • 8.
    8 haberler 1 Nisan 2013tarihinde ERP Komitesi tarafından yayın- lanan ilk Kurumsal Çözümler Rehberi’nden sonra bu yıl yayınlanacak ve 4. yayını olan Kurumsal Çözümler Reh- beri 2015’in tasarım çalışmalarına başlandı. 100 sayfa olarak yayınlanması planlanan bu rehberde, Kurumsal yazılım pazarı büyüklükleri ve pazar hakkında yorum- lar ile birlikte, ERP (Kurumsal Kaynak Planlama), BI (İş Zekası), CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi), MES (Üretim Yönetim Sistemleri), CAD, PDM, PLM, EAM (Kurumsal Varlık Yönetimi), SCM, Demand Planning and Forecas- ting (Talep Tahminleme ve Planlama), Open Source ERP (Açık Kaynak Kodlu Kurumsal Kaynak Planlama yazılım), HRM (İnsan Kaynakları Yönetimi), Bulut Teknolojiler, WMS (Depo Yönetim Sistemleri), Döküman Yönetimi, Mobil teknolojiler, ileri düzey planlama ve çizelgeleme yazılımları ve e-dönüşüm konularında çözüm geliştiren firmalar ile çözüm kullanıcıları, yönetim danışmanları ve akademisyenler yer alıyor olacak. Kurumsal Çözümler Rehberi 2015, BT Günlüğü dergisiyle birlikte insert ola- rak ve ERP Komitesinin Ankara, Antalya, Bursa, Gazian- tep, İstanbul ve İzmir’ de düzenlediği bölgesel toplantı- larında, Adım Adım Seminerlerinde, firma ziyaretlerinde ve networking etkinliklerinde, aday firmalara ve sektöre referans kaynak oluşturması amacıyla dağıtılıyor olacak. Kurumsal Çözümler Rehberinin 2015 versiyonunu ile birlikte ilk defa Perakende, İnşaat, Otomotiv sektörle- rine ve e-dönüşüm, bulut teknolojilere yönelik dijital çözümler rehberlerinin de oluşturulması planlanmıştır. ERP Komitesi ve kurumsal dönüşüm platformu, Türki- ye’deki kurumsal çözüm kullanıcıları, akademisyenler, yönetim danışmanları ve stratejistlerin yanı sıra ticaret, sanayi ve hizmet sektöründeki kuruluşlar ile iş uygula- maları sektöründe faaliyet gösteren firmalardan oluşan marka bağımsız bir platformdur. 13 Şubat 2012 kurulan ERP Komitesi ve Kurumsal Dönüşüm Platformu’nun 8.000’in üzerinde bireysel ve kurumsal üyesi bulunuyor. Pazara kısa süre önce girmemesine rağmen büyük bir başarı elde eden SimpliVity gerçekleştirdiği Forum ile neler yaptık- larını katılımcılara aktardı. OmniCube ürünleriyle veri yöne- timini, bilginin korunmasını ve geleneksel çözümlere göre daha kolay şekilde yönetilebilmesini, sermaye masraflarını ve işletme giderlerini arttırmadan sağlamayı hedefleyen SimpliVity veri merkezlerindeki geleneksel altyapılarının karmaşıklığı ve yüksek masraf yükü gibi etmenler göze alın- dığında, farklı BT birimlerini tek çatı altında, kolay yönetile- bilen sistem içerisinde sunan çözümleri ile şirketlere önemli maliyet ve rekabet avantajı sağlıyor. Forumda konuşma imkanı bulduğumuz SimpliVity Bölge Sorumlusu Tarcan Serdaroğlu 9 ay sürecinde Türkiye’de gerçekleştirdikleri başarılı çalışmalardan bahsetti. Hali hazırda SimpliVity’nin Türkiye’de 50’nin üzerinde cihazı çalışır durumda. SimpliVity her ne kadar sunucu, depolama, yedekleme, Tekilleştir- me vb. gibi BT alanında 6-7 tane ürünü tek bir mimaride bütünleştirmiş olsa bile, forumda gördüğünüz Cisco, VMware gibi değerli üreticilerle iş geliştirebilecek katma değere ve kabiliyete sahip bir şirket olarak karşımıza çıkmış durumda. SimpliVity’nin Türkiye’ye verdiği önemin bir hayli büyük. Bunu firmanın CEO’su Doron Kempel Türkiye’de gerçekleş- tirilen ilk etkinliğe katılarak gösterdi. Konuşmasında amaçlarının şirket BT altyapılarını basitleştirmek olduğundan bahseden Kempel dünyada ve Türkiye’de kısa zamanda çok yol katettiklerini ayrıca Türk kullanıcılarının marka bağım- lısı olmadan yararlarına olacak teknolojilere çabucak adapte olduğundan bahsetti. Kurumsal Çözümler Rehberi 2015 Sunucu, Depolama ve Yedekleme Maliyetleri SimpliVity Forum’da Tartışıldı
  • 9.
  • 10.
    Bilişim Sanayicileri Derneği(TÜBİSAD) “Türkiye e-Ticaret Pazar Büyüklüğü -2014” raporunu açıkladı. Bu yıl ikincisi hazırlanan rapor, e-Ticaret sektörünün yıllık yüzde 35'lik bir artışla 18,9 milyar TL büyüklüğe ulaştığını gösteriyor. E-ticaretin toplam perakende harcamaları içerisindeki payı yüzde 1,6 seviyesine ulaştı; ancak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında önemli bir büyüme potansiyeli kendisini gösteriyor. Süleyman SERTKAYA info@btgunlugu.com E-Ticaret Hacmi Günden Güne Büyüyor özel haber B ilişim Sanayicileri Der- neği (TÜBİSAD), birinci elden kaliteli veri ve doğru rapor üreti- miyle teknoloji odaklı iş kollarının gelişimine ve ülke ekonomisine katkısına ışık tut- maya devam ediyor. İlk kez geçen yıl hazırlanan “Türkiye e-Ticaret Pazar Büyüklüğü ” raporu, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü’nün büyümesi paralelinde e-Ticaret pazarının da hızlı bir büyüme kay- dettiğini gösteriyor. 2014 yılında yüzde 35 seviyesinde artış gösteren e-Ticaret, 18,9 milyar TL büyüklü- ğe ulaştı. Türkiye’de e-ticaret pazarını ta- nımlayan ve uluslararası standart- lara göre ölçümleyerek kategorize eden “Türkiye e-Ticaret 2014Pa- zar Büyüklüğü” raporu, TÜBİSAD tarafından, Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) proje ortaklığı, Deloitte Türkiye proje yönetimi ve ComScore proje veri ortaklığında hazırlandı. Rapor, TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. M. Kemal Cılız ve TÜBİ- SAD e-Ticaret Komisyonu Başkanı Burak Ertaş’ın yanı sıra, Bankalar Arası Kart Merkezi –BKM CEO’su
  • 11.
    Soner Canko, ElektronikTicaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yöne- tim Kurulu Başkanı Hakan Orhun ve Deloitte Türkiye Ortağı Tolga Yaveroğlu’nun konuşmacı olarak katıldıkları bir basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşıldı. Basın toplantısının açılış konuş- masını yapan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. M. Kemal Cılız, ülke ekonomisinin nispe- ten yavaş büyüdüğü bir dönemde, elektronik ticaret hacminin ve perakende harcamaları içerisindeki payının güçlü bir artış gösterdiği- ne dikkat çekti. Cılız, Türkiye’nin yine de elektronik ticarette arzu edilen noktada olmadığını vurgu- ladı. Cılız, “e-Ticaret çok geniş bir ekosistem ve paydaş haritası için değer ortaya koyuyor. Bu nedenle e-ticaretin gelişimi, sağlıklı bir hu- kuki zemin ve sektörün gelişimine yönelik yasal yapılanmalarla des- teklenmesi gerekir. Böylece e-Tica- ret’in vergi gelirlerinin, istihdamın ve ticari canlılığın artmasına katkı- sı daha fazla olacaktır. ” dedi. TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi, Yeni Medya ve e-Ticaret Komisyo- nu Başkanı Burak Ertaş ““Toplam perakende harcamalarının içe- risinde %1,6 olan e-ticaret payı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke- lerle kıyaslandığında, bu alanda önemli bir büyüme potansiyelimiz olduğunu gösteriyor. e-Ticaret farklı ve zengin çeşitlilikteki ürün ve hizmetlere herkesin eşit şart- larda erişmesini sağlayan önemli bir araç. E-ticarette yapılan tüm işlemlerin kayıt altında olması, ekonomide kayıt dışılığın azalma- sına, haksız rekabetin giderilmesi- ne, vergisel anlamda devlet gelir- lerinin artmasına önemli katkılar sağlamaktadır” dedi. TÜBİSAD Türkiye’de E-Ticaret Pazar Tanımlama ve 2014 Pazar Büyüklüğü Raporu Sonuçları: Toplam Pazar: 18,9 Milyar TL (yüzde 35 yıllık büyüme) Tatil-Seyahat: 6,8 Milyar TL (yüzde 35 yıllık büyüme) Sadece Online Perakende: 6,5 Milyar TL (yüzde 33 yıllık bü- yüme) Çok Kanallı Perakende: 3,5 Mil- yar TL (yüzde 47 yıllık büyüme) Online Pazaryeri : 2,7 Milyar TL (yüzde 62 yıllık büyüme) Online Bahis : 2,1 Milyar TL (yüzde 30 yıllık büyüme) Online- Çok Kategorili: 1,8 Mil- yar TL (yüzde 25 yıllık büyüme) Online – Özel Alışveriş: 1,5 Milyar TL (yüzde 10 yıllık bü- yüme) Online – Dikey: 0,6 Milyar TL (yüzde 15 yıllık büyüme) Çok Kanallı – Elektronik: 1,4 Milyar TL (yüzde 48 yıllık bü- yüme) Çok Kanallı – Giyim & Ayakkabı : 0,7 Milyar TL (yüzde 48 yıllık büyüme) Çok Kanallı – Ev & Dekorasyon : 0,4 Milyar TL (yüzde 40 yıllık büyüme) Çok Kanallı – Eğlence & Kültür : 0,2 Milyar TL (yüzde 59 yıllık büyüme) Çok Kanallı – Diğer : 0,9 Milyar TL (yüzde 45 yıllık büyüme) e-Ticaretin toplam perakende içindeki payı (Toplam Peraken- de pazarında online işlemlerin oranı): Türkiye: %1,6 Gelişmiş Ülkeler Ortalaması: %6,5 Gelişmekte Olan Ülkeler Orta- laması: %4,5 Satışlar Hava Sıcaklığına Göre Değişiyor Bu araştırmaya ek olarak yapılan farklı analizlere göre, İnternet üzerinden yapılan satışlarda yaz aylarında en çok artış görülen ürünler arasında LCD televizyon- lar, küçük ev aletleri, mücevher ve takılar dikkat çekti. Yazla birlikte düğün mevsiminin gelmesi LCD televizyon, küçük ev aletleri gibi ürünlerin satışlarını %35 oranın- da artırırken, mücevher ve takı kategorisinde tek taş pırlanta ve altın satışlarında yıl geneline göre %77’lik bir artış gerçekleşti. Yaz gelince satışlarının artması en çok beklenen ürünler olan kli- malar, tüm Türkiye’de yağmurlu havaların uzun sürmesi ve hava sıcaklıklarının Haziran ayında mevsim normallerinin altında seyretmesi nedeniyle beklenen- den daha az ilgi gördü. Analize göre geçtiğimiz yıl Haziran ve Temmuz başını kapsayan aynı dönem içinde İnternet üzerinden satışları % 650 artan klimalar, bu yıl ancak % 380’lik bir artış göste- rebildi. Yaz mevsiminin gelmesiyle insan- ların fazla kilolarından kurtulmak istemesi, İnternet üzerinden spor ekipmanları ve malzemeleri- nin satışlarını da önemli ölçüde artırdı. Bu ürünlerin satışları bir önceki mevsime göre %30 artar- ken, okulların kapanması ve öğ- rencilerin karnelerini almasının da etkisiyle İnternet üzerinden bisiklet satışları da aynı dönemde %42’lik bir artış sergiledi. Yazın gelmesiyle satışlarında en çok artış yaşanan diğer ürünler ise kozmetik ürünleri ve oto aksesu- arları oldu.
  • 12.
    12 GoDaddy, Türkiye’nin teknolojitüketen bir top- lumdan, teknoloji üreten ve ihraç eden bir topluma geçişinde kritik öneme sahip olan KOBİ’lere bilişim alanında çözüm ortağı olma hedefiyle Microsoft Türkiye ile stratejik işbirliği anlaşması imzaladı. İşbirliği kapsamında, KOBİ’ler, e-posta, kurum- sal web sitesi, alan adı, Word ve Excel dosyalarını internet üzerinden düzenleme, dosya saklama ve paylaşımı gibi içeriğe sahip Microsoft’un Office 365 servisinden yararlanarak, yıllık satın alımlarda ilk yıl için ayda 2.99 TL’ye işlerini internette kolayca yönetebilecekler. GoDaddy müşterisi KOBİ’ler Mic- rosoft’un bulut teknolojisi Office 365 ile, her an her yerden işlerini takip edecek, kendi internet siteleri üzerinden rekabette küresel pazarlara açılacaklar. GoDaddy üst yönetiminden GoDaddy EMEA Bölgesi Başkan Yardımcısı Stefano Maruzzi’nin yanı sıra ba- sın mensuplarıyla bir araya gelen Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen konuya dair şunları söyledi: “Microsoft Türkiye olarak ülkemizin Ar-Ge yatırım ve 2023 vizyonu hedefi doğrultusunda ça- lışmalarımıza yön vererek KOBİ’lerimizin büyümesi için yeni çözümler ve işbirlikleri hayata geçiriyoruz. Ülkemizin dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girebilmesi için KOBİ’lerimizin teknolojiyle güçlen- mesi ve yenilikçi teknolojileri daha etkin biçimde kullanması gerekiyor. Bugün gerçekleştirdiğimiz işbirliği kapsamında Microsoft Office deneyimini bulut teknolojisiyle birleştiren “Office 365” servisini KOBİ’lerle buluşturuyor, işlerini internetten yönet- meleri için onlara destek oluyoruz. Microsoft’un Of- fice 365 bulut teknolojisi ile işletmeler hem maliyet hem de rekabet avantajı kazanıyor” dedi. Microsoft ve GoDaddy El Ele Verdi ESET ve TEB işbirliğiyle yurt çapında düzenlenen Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları’nın son durağı Samsun oldu. Toplantıda konuşan Suç Bilimleri Uzma- nı İsa Altun, siber hırsızların mekanlara kapıdan değil ekrandan girdiklerini söyledi ve hackerlerin kullanıcıla- rın merakından faydalandıklarını söyledi. ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu da teknolojiyi aşmakta zorlanan siber suçluların son dönemde çok yoğun şekilde çeşitli oltalama yöntemleriyle insanları kandırmaya çalıştıklarını dile getirdi. TEB İnternet ve Mobil Bankacılık Yöneticisi Gülşah Çavuşovalı ise Tür- kiye’de artan mobil bankacılık kullanımına dikkat çekti. Türkiye’de mobil bankacılık müşterilerinin geçen yıl iki kat artarak 6,7 milyon kişiye ulaştığını aktaran Gülşah Çavuşovalı, doğru güvenlik uygulamaları ile dijtal tehditlerden korunmanın mümkün olduğunu söyledi. ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları, İzmir, Antalya, Eskişehir, Bursa, Konya ve Samsun’da gerçekleştirildi. Toplantılar 2015 yılı boyunca Denizli, Kayseri, Gaziantep ve Adana’da da yapılacak. Hırsızlık İçin Kapıdan Değil, Ekrandan Giriyorlar haberler
  • 13.
    13 Mobil şebeke işletmecilerinetahsisli mevcut frekans miktarı 183 MHz iken ihale kapsamında tahsis edilecek yeni frekanslarla toplam 573 MHz’a çıkacak. Böylece ihaleyle tahsis edileceklerle toplam frekans miktarının mevcut frekansların 3, mobil geniş bantta veri hizmeti sunulacak frekans miktarı ise 5 katından fazlasına çıka- cak. 1 Nisan 2016’da Hizmete Girecek İhalenin ardından tahsis edilecek frekanslardan 1 Ni- san 2016’dan itibaren yeni teknolojiyle hizmet sunu- muna başlanabilecek. İşletmecilere yetkilendirmenin ardından 8 yıl içinde Türkiye’nin nüfusunun yüzde 95’ini kapsama alanına alma zorunluluğu getiriliyor. Ayrıca yine 8 yıl içinde tüm il ve ilçelerin nüfusunun yüzde 90’ını kapsama zorunluluğu getiriliyor. Şartnamede yapılan değişiklikle uzunluğu 1 kilo- metrenin üzerindeki tüneller ile konvansiyonel tren hatlarının da belirli bir zaman içinde kapsanması şartı getirildi. Otoyol ve yüksek hızlı tren hatlarına ilaveten bu tünellerden geçen ve konvansiyonel tren hatlarında yolculuk yapan vatandaşların da seyahatlerinde mobil genişbant hizmeti alabilme imkanına kavuşacak. AR-GE Personeli Sayısı Arttırıldı Yeni şartname ile ülkemizde kurulu bulunan Ar-Ge merkezlerinin yanı sıra işletmecilerin Ar-Ge merkez- lerinin de teşvik edilmesi sağlanmış ve mevcut Ar- Ge merkezlerinde istihdam edilmesi gereken asgari nitelikli Ar-Ge personeli sayısını yüzde 50 arttırmış. KOBİ’lerin yerli ürün geliştirmelerinin ve kendi imkan- larıyla üretim yapmalarının teşvik edilmesi amacıyla işletmecilere yatırımlarının en az yüzde 10’unu Tür- kiye’de ürün veya sistem geliştirmek üzere kurulmuş olan KOBİ niteliğindeki tedarikçiler tarafından Tür- kiye’de üretilen ürünlerden sağlama yükümlülüğü de getirilmiş durumda. Yeni şartnamede Ar-Ge merkezlerinde yürütülen Ar- Ge faaliyetlerinin de niteliğinin artırılmasına yönelik önemli tedbirler alınmış. Bu kapsamda Ar-Ge projele- rine başlanması, gelişiminin izlenmesi ve çıktılarının başarı ölçütlerine göre kabulü gibi konular da dahil olmak üzere Ar-Ge faaliyetlerine ilişkin yükümlülükle- rin etkili bir şekilde yerine getirilmesi ve takibi amacıy- la BTK’nın gerekli gördüğünde denetim yapabileceğini veya başka kuruluşlara da denetim yaptırabileceği hususu da yeni şartnameye eklenmiş durumda. Yeni şartname ihaleye girilecek operatörlere gönderilmiş durumda. BTK tarafından ilk olarak 26 Mayıs’ta yapıla- cağı duyurulan ihale geçtiğimiz günlerde 26 Ağustos’a ertelenmişti. Şimdi gözler 26 Ağustosta. 4G Şartnamesi Yenilendi! Bilindiği gibi yapılacak 4G ihalesi ile birlikte 800, 900, 1800, 2100 ve 2600 MHz bandında 20 ayrı frekans paketi tahsis edilecek. İhale sonrasında kazanan firmalar bu frekanslar kullanılarak tüketicilere 5G’de dahil yeni teknolojilerin sunulabilecekler. özel haber
  • 14.
    14 söyleşi Kurumsal dünyada mobilcihazların önemi günden güne artıyor. Mobil teknolojiler ve yeni trendler hakkında Fly Mobile Ülke Müdürü Bilgin Demir ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bakın Bilgin Bey bizlere neler anlattı. Ali Yavuz ŞAHİN yavuz@btgunlugu.com Ekran Boyutları Büyüyor Fly Mobile Türkiye pazarına ne zaman girdi? Kıyasıya rekabetin yaşandığı pazarda hedefleriniz neler olacak? Fly Mobile, 2003 yılında İngilte- re’de kurulan bir kurum. Esasında telekom, enerji, emlak ve benzeri sektörlerde yatırımları bulunan Meridian Group bünyesinde bu- lunan Meridian Telecom’a ait bir şirket ve bu alanda oldukça ciddi bir bilgi birikimine sahip. Özellikle yüksek kaliteye sahip donanım bi- leşenlerini en başarılı mühendislik çözümleri ve şık tasarımlar ile bir araya getirerek tüketici deneyimi- nin üst seviyede olacağı ürünleri uygun fiyat politikası ile satan bir marka olarak ön plandayız. Dünya genelinde 3 farklı noktada AR-GE merkezine sahip olan Fly, sahip olduğu deneyimi ve üstüm mühendislik becerilerini kulla- narak akıllı telefon pazarının son derece rekabetçi bir pazar olduğu Rusya’da 2014 yılında en çok satan marka olmayı başarmış durumda. Bu başarının da verdiği güvenle birlikte, Fly yönetimi gelişmekte olan pazarlara daha fazla yönelme kararı aldı Türkiye başta olmak üzere Güneydoğu Avrupa, Baltık ülkeleri ve Orta Doğu ülkelerini tercih etti. Bu vizyon doğrultu- sunda geçtiğimiz sene tamamla- nan organizasyon süreci sonunda ürünler Türk tüketiciler ile buluş- maya başladı. İlk satış rakamla- rımız da gayet olumlu olunca Fly markası olarak Türkiye pazarını kısa ve uzun vadede bir bölgesel merkez olarak pozisyonlamaya karar verdik. 2014 yılı beklentilerinizi karşılayan bir yıl oldu mu? 2015 yılı için ilk altı ayı nasıl geçirdiniz? 2014, Bizim açımızdan oldukça verimli bir yıl oldu. Özellikle de Türkiye akıllı telefon pazarının genel anlamda yılın ilk döneminde ÖTV’deki artış, kredi kartı taksit- lendirmeyle ilgili yapılan yasal düzenleme vb. regülatif hamleler nedeniyle çok verimli geçmediği göz önüne alınırsa, pazara yeni giriş yapan bir firma olarak FLY’a gösterilen ilgiden oldukça mem- nunuz. 2015 beklentilerimiz ise oldukça yüksek zira Türkiye’de çok hızlı bir akıllı cep telefonu dönüşümü oldu- ğunu görüyoruz. Bu sene sonunda toplam cep telefonu pazarında akıllı cihaz kullanımının %40’ları aşacağını görüyoruz. 2015 yılında da bu dönüşümün devam edeceği- ni ve tüketicilerin çok daha fazla akıllı cep telefonu tercih edeceğini bekliyoruz. Ayrıca 2015 yılı Tele- kom dünyasında LTE yani 4G’nin çok daha fazla konuşulduğu bir yıl olacak. Bildiğiniz gibi Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bu konu- da bir lisans ihale takvimi belirle- mişti. Bu konuda biraz karmaşa ya- şansa da 2015 yılı sonlarına doğru lisansların verilmesi durumunda birçok kullanıcı daha hızlı mobil internet deneyimi için var olan cep telefonlarını değiştirmeyi ve LTE uyumlu cihazlar almayı tercih edebilir. Biz de Fly olarak gerek 4G uyumlu cihazlarımızla gerekse de giyilebilir mobil teknolojiler gibi yenilikçi uygulamalarla tüketici- lerle buluşmaya hazırlanıyoruz. Türk tüketicileri ne gibi yenilikler bekliyor ve mobil cihazlarda yeni trendler sizce neler olacak? Öncelikle tüm dünya genelin- de, tablet cihaz ile akıllı telefon segmenti arasında kalan ve “phab- let” olarak adlandırılan cihazların ilgi görmeye başladığını ve ekran boyutlarının arttığını söyleyebi- lirim. Bu bağlamda 5 inç ve 5.5 inç akıllı telefonlara olan talep artacaktır. Ayrıca tüketiciler artık çok daha ince, yüksek çözünür- lüğe ve ekran boyutlarına sahip, performansı hızlı ürünleri talep ediyorlar. Fly’ın yeni nesil ürünleri cam ve metal kullanımının çok iyi harmanlayarak, üst segmentteki ürünleri kıskandıracak tasarımla- ra imza atıyor. Türkiye pazarına sunduğumuz Quantum ve Tornado modelinde olduğu gibi 8 çekirdekli işlemci kullanımı da yine önemli noktalardan birisi. Bir de ayrıca uzun pil ömrü ve daha başarılı kamera performansı her zaman AR-GE merkezlerimizin geliştirme faaliyetleri arasında yer alıyor. Bunu yanı sıra elbette tüm dün- yada hızla benimsenen bir konu
  • 15.
    15 giyilebilir teknolojiler. Flyolarak bizim de giyilebilir teknolojilere de özel bir ilgimiz var. 2015 yılında bu ürünlerin çok daha fazla rağbet görmeye başlayacağını şimdiden söyleyebiliriz. Yalnızca akıllı saat- ler değil, bileklikler, göğüs bant- ları, giysiler ve çeşitli aksesuarlar artık akıllı telefonlarımız ile irtibat halinde olacak. Fly olarak önü- müzdeki dönemde bu ürünlerde de tüketicilere farklı, şık ve son derece kaliteli çözümler sunacağız. Akıllı cihaz alanındaki rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz? FLY gibi yeni- likçi markalar için pazarda yeterli alan bulunuyor mu? Rekabet açısından bakıldığında, özellikle gelişmiş pazarlarda belirli bir satürasyon söz konusu olabilir. Ancak gelişmekte olan pazarlarda gidilebilecek çok fazla mesafe oldu- ğunu düşünüyoruz. Türkiye paza- rına giriş yapma ve burada bir ofis açma kararımız da bunun bir gös- tergesi. Daha genel bir değerlendir- me yapmam gerektiğinde ise, tüm dünyada farklı markalar olmakla birlikte bu markalara ürünler üre- ten Çin merkezli fabrikaların çoğu zaman ortak olduğunu görüyoruz. Bu yüzden giriş ve orta segmenteki ürünlerin bazen yalnızca marka isimleri değişir ancak tasarımları, donanım yetenekleri ve hatta yazı- lımları tamamen aynıdır. Oysa Fly, Avrupa, Rusya ve uzak doğu pazar- larındaki gücünü kullanarak kendi- ne özel tasarımları geliştirmekte ve müşterilerine sunmaktadır. AR-GE merkezleri tarafından geliştirilen bu ürünler, müşterilerden alınan geri bildirimler neticesinde şe- killenmekte ve günümüz tasarım trendlerine ve ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmektedir. Dolayı- sıyla FLY gibi yenilikçi firmalar için rekabette her zaman yer olacağı görüşündeyim. Bilgin Demir Fly Mobile Ülke Müdürü
  • 16.
    16 Bu yıl 41.si 6 ile 9 Ekim arasında düzenlenecek dünyanın en büyük elektrik ve elektronik fuarı Taitronics 2015 öncesi Tayvan’daydık. Fuar çerçevesinde tanıtılacak yenilik ve ekipmanlar hakkında bilgiler topladığımız gibi Tayvan’lı elektrik ve elektronik bileşen üreticileriyle bir araya gelerek gelişen teknolojilerin üretimlerini nasıl etkilediği ve gelecek planları hakkında görüşlerini aldık. Hepsi ve daha fazlası sizin için hazırladığımız Taitronics 2015 özel dosya konumuzda. Dünyanın En Büyük Elektrik ve Elektronik Fuarı Taitronics 2015 Kapılarını Ziyaretçilere Açıyor Ali Yavuz ŞAHİN yavuz@btgunlugu.com özel haber seviyesini yükselten elemanlarıdır. Pil, dinamo, enerji üreten, amplifikatör, enerji “seviyesini” yükselten aktif eleman örneği olarak verilebilir. Aktif devre eleman- ları özel amaçlı elemanlardır. Kullanılacak devrenin özelliğine göre, aktif devre elemanlarının özellikleri ve türleri de değişmektedir. Pasif komponenetler enerji kaynağı ya da etkin elektromotor kuvvetleri olmayan, ancak gerilim uygulandığında geçen akımın sonucu olarak, enerji harcayan ya da depolayan elemanlardır. Şöyle ki: Dirençler akım sınırlaması yaparken “ısı” ve “ışık” şeklinde enerji harcarlar. Kondansatörler elektrik enerjisini, elektrik yükü şeklinde, bobinler ise manyetik alan olarak depolarlar. Ölçüm ve Test Cihazları Hemen hemen hepimiz günlük yaşamımızda ölçüm cihazlarıyla karşılaşıyoruz. Bunlar arasında en fazla gördüğümüz cihaz ise ağırlık ölçer. Tabii ki bu buz da- ğının üste kalan kısmı. Ölçüm ve test cihazlarının içine girdiğinizde binlerce farklı cihaz karşımıza çıkıyor. Test ekipmanları ise genellikle endüstri standartlarının doğruluğu için kullanılıyor. Elektronik üretim yapan firmalar çalıştıkları sektörlere göre standartları tut- turmak için test ekipmanları kullanarak cihazlarının doğru değerler içerisinde çalışıp çalışmadığını kontrol ediyorlar. Ali Yavuz ŞAHİN yavuz@btgunlugu.com T aitronics sadece yeni ürün ve uygulamaların katılımcılara gösterildiği bir fuar değil. Aynı zamanda ticari açıdan bağlantılar yapabilece- ğiniz üretim yaptığınız sektöre göre ilgilendi- ğiniz firmalar ile bire bir görüşmeler gerçek- leştirebileceğiniz bir fuar. 41. Taitronics fuarının mottosu yeşil elektronik ve akıllı yaşam. Motto ile birlikte fuarın çehresi de bir hayli değişecek gibi gözüküyor. Gelişen teknoloji ve tüketici istekleri üretim sürecine yansımış durumda. Üretim sürecinde kullanılan komponent ve konseptler de değişim sürecinde. Bu konulara birazdan daha fazla değineceğim. Öncelikle dünyanın en büyük elektrik ve elektronik fuarı Taitronics 2015 içerisinde yer alacak ürün gruplarından bahsetmek istiyorum. Aktif ve Pasif Komponentler Elektrik ve elektronik deyince aklınıza ne geliyor. Benim aklıma cihazların üretim sürecinde kullanılan kompo- nentler geliyor. Eğer bir elektronik cihaz üretiyorsanız belli başlı komponentlere ihtiyacınız var demektir. Bun- lar direnç veya programlanabilir çipler olabilir. Taitronics 2015 içerisinde aktif ve pasif komponenetleri göreceğiz. Aktif komponentler kendileri enerji üreten ya da enerji
  • 17.
    17 LED Aydınlatma veUygulamalar LED aydınlatmanın önemi günden güne artıyor. Eski nesil aydınlatma ürünlerine göre daha az enerji tüketen LED ürünler fiyatlarının düşmesiyle birlikte en küçük ay- dınlatma işinden en büyük bina veya köprü aydınlatma- sına kadar her alanda kullanılmaya başlandı. Özellikle aydınlatma kontrolcüleri açısından rekabetin arttığı LED sektöründeki yenilikleri Taitronics 2015’te göreceksiniz. Bataryalar ve Güç Kaynakları Elektronik cihazların olmazsa olmazı güç kaynakları da yeni nesilleri ve farklı teknolojiler ile Taitronics 2015’te karşımıza çıkacak. Bunun yanı sıra yeni nesil hücre ve batarya yapılarını da görebileceğiz. Özellikle mobil cihazların kullanım süresini arttıracak teknolojilerle donatılmış bataryalar için merakla bekliyoruz. Endüst- riyel proses ve otomasyon ekipmanları da Taitronics 2015 içerisinde yer alacak ürün gruplarından bir diğeri. Geliştirilen endüstriyel prosesler sayesinde üretim ko- nusunda yaşanan sıkıntıların önüne geçilmiş durumda. Bu ve bunun gibi birçok yeniliğe Taitronics 2015’de şahit olacağız. Akıllı yaşam kelime anlamı ile sizlere bir şey ifade etmi- yor olabilir. Başka dillerden direk çevirilerde böyle so- runlar yaşanabiliyor. Fakat akıllı yaşamı birbirine bağlı cihazlar bütünlüğü olarak açıklayabiliriz. Bu cihazlar bizim hakkımızdaki verileri topluyor ve yaşamımızda bize zaman kazandıracak ve yaşam kalitemizi arttıra- cak bir deneyim sunuyor. Güvenli ev konseptleri veya bilgi ekranları akıllı yaşam kategorisindeki örnekler- den sadece iki tanesi. Tüketici elektroniği ise tam bir dibi delik kuyu gibi. Bizlerin kullandığı her cihaz, uygulama ve yazılım bu kategoriye giriyor. Fakat Taitronics 2015 elektrik ve elektronik özelinde bir fuar olduğu için daha çok bu alandaki yeni nesil tüketici ürünleri ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Genişbant Ürünleri ve Bulut Teknolojisi Son dönemim en popüler konularından olan geniş bant ürünleri ve Bulut teknolojileri farklı cihazlar üzerinde hayat bularak karşımıza çıkıyor. Bu konuda en güncel ürünlerden bir tanesi araç takip sistemleri. Bu tarz sistemler sayesinde bir tırın güzergâhı kontrol edilebildiği gibi aynı zamanda şoförün araç içi konu- mu, uykulu ya da yorgun olması hatta konteynırda taşıdığı ürünün sıcaklığına kadar kontrol altında tutu- labiliyor. Bu veriler araç içerisinde depolama birimin- de saklanıyor ve belli bölgelerde yerleştirilmiş olan kablosuz bağlantılar sayesinde sistematik olarak Bulut Bilişim teknolojileri sayesinde sunuculara yüklenerek dünyanın herhangi bir yerinden erişime açılabiliyor. Bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Elektrik Enerjisi Bu yıl kategorilere yeni eklenen elektrik enerjisi yeşil dünyanın kapılarını ardına kadar açmanıza olanak sağlayacak teknolojiler ile karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz gibi elektrik enerjisiniz elde etmek santraller mevcut. BU santrallerin çevreye verdiği zararlar malum ve son dönemde rüzgar ve güneş enerjisini çeviren sistemlere rağbet büyük. Fiyatların da uygun seviyelere gelmesiy- le birlikte önümüzdeki günlerde bu sistemler daha faz- la kullanılmaya başlanacak. Taitronics 2015 içerisinde yeni nesil yeşil enerji türlerinin nasıl daha verimli hale getirildiğini de göreceğiz. Tayvan’da gerçekleştirilecek Taitronics fuarı Türkiye gibi gelişen ülkelerde faaliyet gösteren firmalar için biçilmiş bir kaftan. Bu sayede üretim yaptıkları sektör- deki gelişmeleri yakından takip edebilecek, teknolojiyi üreten kişilerle birebir görüşebilecek ve ticaretinizi zenginleştirecek yolları bulmanız kolaylaşacak. Tait- ronics 2015 hakkında daha fazla bilgiye http://www. taitronics.tw/ adresinden ulaşabilirsiniz.
  • 18.
    Sürücüsüz otomobil teknolojileri,sessiz ama derinden ilerlemeye devam ediyor. Biz dört beş sene içinde alacağımız yeni otomobillerin planlarını yaparken otomobil endüstrisi beş seneye kadar sürücüsüz otomobillerini ticari ürüne çevirip satışa sunmak için hazırlık yapıyor. Süleyman SERTKAYA info@btgunlugu.com Sürücüsüz Otomobiller Ne Zaman Geliyor? özel haber B u hedefle çok ciddi çalışmalar yürüten üreticilerden sesini en çok duyduklarımızın başında Google geli- yor ama asıl işi otomobil üretmek olan asırlık otomobil markaları da sessiz sedasız kendi otomo- billerini satışa hazırlıyorlar: Mercedes-Benz, General Motors, Nissan, Renault, Toyota, Audi, Volvo, Peugeot, BMW… Aslında üreticiler, kendi kendi- lerine giden ve sürücüye ihtiyaç duymayan otomobilleri çoktan ürettiler ve ABD Kaliforniya’da, devlet izniyle gerçek trafikte teste soktular. Eylül 2014’ten beri test amacıyla Kaliforniya cadde- lerinde düşük hızlarla yolculuk eden bu test otomobilleri saye- sinde otomotiv endüstrisi sürü- cüsüz otomobil teknolojilerinin karşılaşacağı riskler konusunda önemli deneyimler kazandı. Bu risklerin başında da insanların geliyor olması, büyük bir ironi. Üreticilere göre, kurallara uyma- yan şoförler, trafikteki en bü- yük problem. Bu sorunu çözmek içinse otomobil üreticilerinin trafik otoritelerine önerisi biraz radikal: Sürücüsüz otomobiller yaygınlaştıkça, yakın gelecekte direksiyonlu otomobil üretmenin ve insanların otomobil kullanma- sının yasaklanması! İnsanların otomobillerin direksiyonunu kul- lanması yasaklandığında trafik kazalarının da yok olacağına inanıyorlar. Sürücüsüz otomobillerin başka artıları ve eksileri de var. Ör- neğin, sürücüsüz otomobiller trafikte yaygınlaştığında artık intihar bombacılarının kendile- 18
  • 19.
    rini öldürmek zorundakalma- yacağı düşünülüyor zira içinde insan olmayan robot otomobilleri bombayla doldurduktan sonra programlayıp hedefe gödnerecek terörist organizasyonların nasıl durdurulabileceği sorusuna şu anda cevap bulunamıyor. Peki sürücüsüz otomobillerin hayatımıza katacağı diğer artılar ve eksiler nelerdir? Sürücüsüz otomobillere aslında yabancı değiliz. Tarihin en iyi bi- linen sürücüsüz/otonom otomo- billeri, Herbie ve KITT (Knight Rider). Sürücüsüz otomobiller sayesinde büyük şehirlerdeki trafik soru- nunun çözülmesi bekleniyor zira trafik sıkışıklığının en büyük nedeni, insan sürücülerin hatala- rı ve sorunlu sürüç alışkanlıkları. Örneğin, otomobilini sürerken SMS yazmak gibi tehlikeli bir işe girişen bir sürücü, aracın hızını yavaşlatıp, arkadan gelen trafiğin de kilometrelerce boyunca ya- vaşlamasına neden olabiliyor. Bu da birkaç dakika içinde, arkada biriken bir kuyruk oluşturuyor. Park Sorunu Ortadan Kalkıyor Şehirlerdeki park sorunu da sürücüsüz otomobiller sayesinde ortadan kalkacak zira yolcular tam gideceği yerin önünde indik- ten sonra otomobil kendi kendine bölgedeki büyük otoparka gide- cek ve sahibinin işinin bitmesini bekleyecek. Ardından işi biten sahibini almak için otoparktan çıkıp onun olduğu yere gidecek. Üstelik yeni otoparklar çok daha fazla otomobil alacak çünkü insan hatası payı denklemden çıkınca her otomobil için ayrılan park ve manevra alanı iyice kü- çülecek. Örneğin, park yerlerinde sürücünün kapıyı açması için bı- rakılan paylara gerek olmayacak. Taksicilik çok gelişecek ancak ne yazık ki, taksi şoförleri işsiz kalacak zira artık taksiler yolcu- ları, mobil uygulamalar sayesinde bulacak, alacak ve istedikleri yere bırakacak. Şehirlerde robot taksi- leri işleten dev taksi şirketlerinin oluşması bekleniyor. Bu şirket- lerin araçları takip eden, müş- teri taleplerini dinleyen büyük teknoloji merkezleri olacak. Taksi şirketleri rekabet için, müşteriye hizmeti ön plana çıkaracak. İçeri- sinde araç içi sinema sistemleri, otomatik yiyecek/içecek ikramı gibi farklı hizmetler olan robot taksiler hizmete girecek. Üreticiler Kara Kara Düşünüyor Terörist örgütlerin işleri çok kolaylaşacak çünkü artık inti- har bombacısı yetiştirmek için uzun ikna ve eğitim süreçlerine gerek kalmayacak. Sürücüsüz bir otomobili bombayla yükleyip patlatacakları hedefe yönlendir- meleri yeterli olacak. Devletler ve otomobil üreticileri bu sorunu nasıl çözeceklerini şimdiden kara kara düşünüyorlar. Hacker’lar bilgisayarlara sızdı- ğında sadece sabit disklere for- mat atmak, birkaç yazılımı silmek veya bilgisayarı zombiye çevir- mek gibi görece az zararlı eylem- ler yapabiliyorlardı. Peki, ama robot otomobillerin yazılımlarına sızacak hacker’lar otomobilleri birer ölüm tuzağına dönüştürür- se? Bu soruna karşı nasıl önlem alınacağı da şu anda net değil çünkü geçilemeyecek güvenlik önlemi, kırılamayacak yazılım yoktur. Bu nedenle otomobillerin hayati yazılım ve donanımlarının internetten veya farklı giriş ara- yüzlerinden izole edilmiş şekilde korunması, bu bileşenlere ancak yetkili servislerde, önceden belir- lenmiş güvenlik protokolleriyle erişilmesi de konusu olabilir. Geçtiğimiz günlerde çıkan ha- berlere göre, tarihte ilk defa araştırmacılar bağlantılı otomo- billerde bir uzaktan kumanda zayıf noktası bildirdiler. Bir Jeep Cherokee dahili bilgisayarına bir demo saldırı gerçekleştirildiği söyleniyordu. Eğlence sisteminde bir güvenlik açığı bulduğu bildi- rildi. Zayıf nokta üzerinden sade- ce kritik olmayan ayarlara erişim sağlamakla kalmadılar aynı za- manda otomobilin kontrolünü de ele geçirdiler. İlk olarak otomobil sürücüsü klima sistemi, radyo ve cam sileceklerinin kontrolünü kaybetti. Ardından otomobilin kendisi sahibinin kontrolünden çıkıp araştırmacıların kontrolüne girdi. Depolama Alanlarının Güvenliği Zayıf İddiaya göre zayıf nokta, Fiat Chrysler Automobiles’in (FCA) dış dünyasıyla iletişim kurmak için mobil ağ operatörü Sprint ile birlikte çalışan Uconnect dahi- li sisteminde görüldü. Raporlar doğruysa bu saldırı, otomobilin dahili bilgisayarındaki bir kodu yeniden yazmak ve aracın kont- rolünü ele geçirmek için hedefin harici IP’sini bilmenin yeterli olduğunu kanıtlıyor. Zayıf noktalar, bir işletim sis- temi ve yüklü uygulamaların bulunduğu her yerde olabilir. Bir otomobili korumak için üreticiler otomobil güvenliğine, kurumsal ağlar veya bilgisayarların gü- venliğine yaklaştığımız şekilde yaklaşmalılar. 19
  • 20.
    haberler Autodesk’in, kullanıcıların yaratıcılıkve üretken- liklerini geliştirmeleri ve kendi aralarındaki etkile- şimi artırmaları için geliştirdiği “Autodesk Exchan- ge Apps” uygulama mağazası, bir milyon indirme rakamını geçti. Üçüncü taraf geliştiricilerin uygu- lamalarını profesyonellere kolayca ulaştırabildiği platformda indirilen bir milyonuncu uygulama, CoolOrange’ın Autodesk Inventor için geliştirdiği threadModeler uygulaması oldu. Üç yıl önce ku- rulan Autodesk Exchange Apps, Autodesk tasarım ürünlerini geliştirmeye ve kişiselleştirmeye yönelik eklentiler, yardımcı uygulamalar, içerik ve eğitim malzemelerinin sunulduğu bir web hizmeti olarak öne çıkıyor. Online platform sayesinde tasarımcı ve mühendisler, Autodesk ürünlerini kullanırken verimililiklerini artırmak üzere tasarlanmış mater- yallere ortak bir noktadan erişim fırsatı buluyor, geliştiriciler de dünya çapında Autodesk kullanıcı- larına kolayca ulaşabiliyor. Uygulama mağazasında bugüne kadar, üçüncü partiler tarafından geliş- tirilen 1800 uygulama 191 ülkede, 14 farklı dilde erişime sunuldu. Exchange Apps, aynı zamanda pek çok mimarlık, mühendislik ve yapı (AEC) ile üretim çözümleri sağlayıcısının marka bilinirliğini artırmak, ihtiyaca göre geliştirilen yazılımlarını ve uzmanlığını geniş kitlelere duyurmak ve binlerce Autodesk müşterisi ile yakın ilişkiler kurmak için başvurduğu etkili bir platforma dönüştü. Autodesk Exchange Apps Uygulama Mağazası Hızla Büyüyor VisionWaves, müşterilerinin stratejilerini gerçekleştirmele- rine hız kazandıran ve iş performanslarını artıran iş zekâsı yazılımları sağlıyor. İş Zekâsı (BI) ve İşletme Süreç Yöneti- mi (BPM) çözümlerinin birleşiminden oluşan genişletilmiş kurumsal kapasiteye sahip olan platform, her türlü veri kaynağına ve iş uygulamasına da kapsamlı bir görsellik sağ- lıyor. VisionWaves ile sektör odaklı IFS ERP çözümlerinin bir araya gelmesi müşteriler için de çok önemli avantajları beraberinde getiriyor. VisionWaves, uçtan uca tüm iş birim- leri, veri kaynakları ve iş uygulamaları arasında haritalama, izleme ve yönetme yeteneği sağlıyor. Bu yetenek, perfor- mansın iş stratejisini nasıl etkilediğini gerçek zamanlı ola- rak ‘bir bakışta’ görmeyi, finansal varlık ve riskleri yönetmeyi ve rol tabanlı kokpitler ile görüntülemeyi sağlıyor. IFS ERP ve VisionWaves çözümleri ortak bir operasyonel resim sunarak, iş süreçlerindeki performansı tamamen entegre bir şekilde iyileştirme, müşterilerin stratejilerini gerçekleştirmelerine hız kazandırma ve iş performansla- rını yükseltme kabiliyeti sağlıyor. 2000 yılında kurulan VisionWaves’in şirket merkezi Zeist Hollanda’da bulunu- yor. Havacılık ve Savunma, Lojistik, Madencilik, Mühendislik ve İnşaat, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kamu, Finans ve Sağlık sektörlerinde dünya çapındaki çok uluslu şirketlerde başarı ile çözümleri kullanılıyor. IFS İş Zekası Platformu VisionWaves'i Satın Aldı 20
  • 21.
    M 2S Araştırma vePa- zarlama Hizmetleri tarafından yapılan İlk 500 Bilişim Şir- keti Araştırması sonuçlarına göre ilk üç sırada Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone yer alırken bilgi teknolojileri lideri Tek- nosa, iletişim teknolojileri lideri Türk Telekom oldu. Araştırmada ayrıca şirketlere donanım, yazılım ve hizmet gelirlerinin yanı sıra faaliyet alanları- na göre dokuz temel kategoride pla- ket verildi. Türkiye Bilişim Pazarı’nın 2014 yılında olduğu gibi 2015 yılında da yüzde 12 büyüyerek 78 Milyar TL olması bekleniyor. Türkiye’nin en büyük ilk 500 bilişim şirketinin açıklandığı “Bilişim 500 Töreni”, 23 Temmuz 2015’te, Radis- son Blu Hotel’de gerçekleştirildi. Şir- ketlerin net satış gelirlerine göre sıra- landıkları Bilişim 500’de ilk 10’da yer alan şirketler sırasıyla; Türk Telekom, Turkcell, Vodafone, Teknosa, Gen-pa, İndeks Bilgisayar, KVK, Brightstar, Penta ve Hewlett-Packard oldu. Bilgi teknolojileri şirketleri arasında lider- liği Teknosa alırken İndeks Bilgisayar ikinci, Penta ise üçüncü oldu. M2S Araştırma ve Pazarlama Hiz- metleri Genel Müdürü Özlem Unan, “Araştırmanın Türkiye bilişim paza- rına ilişkin ortaya koyduğu verilere göre, 2015 yılında bilgi teknolojileri pazarının yüzde 15, iletişim teknolo- jileri pazarının ise yüzde 11 büyü- yeceğini öngörüyoruz. 2015 yılında toplam pazarın üzerinde gerçekleşe- cek büyümenin, 2014 yılında olduğu gibi yazılım ve hizmet pazarında ola- cağını, 2015 yılında yazılım pazarının 7,8 milyar TL, hizmet pazarının ise 4,3 milyar TL büyüklüğe ulaşmasını bekliyoruz. Telekom hizmetleri 2015 yılında toplam pazar içindeki yüzde 50 olan payını koruyacak, yazılım pazarının toplam bilgi teknolojileri pazarındaki payı ise yüzde 33’e ulaşa- cak” dedi. Türkiye’de bilişim alanındaki başarılı şirketlerin ödüllendirildiği Bilişim 500 Ödül Töreni’nde konuşan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Eski Başkanı Tayfun Acarer, Türkiye’de teknolojik alt yapı yatı- rımlarının artırılması gerektiğine dik- kati çekti. Mobil geniş bant alt yapı yatırımlarının artması gerektiğini belirten Acarer,“Mobilde yılsonuna doğru beklediğimiz tıkanmalar şim- diden başladı. Mobildeki alt yapıyı geliştirmezsek 2016 yılında daha kötü beklemeler ve yavaşlıkla karşılaşaca- ğız” dedi. Törende 2014 yılı net satış gelirlerine göre ilk 10’a giren şirket- lerin yanı sıra, donanım, yazılım, hiz- met ve özel bölüm başlıkları altındaki 52 kategorinin birincilerine plaket verildi. Araştırma kapsamında geçen sene hayata geçirilmeye başlanan şirketlerin kategorilerini kendilerinin belirlediği uygulama bu sene de de- vam etti. Araştırmada donanım, ya- zılım ve hizmet gelirlerinin yanı sıra faaliyet alanlarına göre dokuz temel kategoride 14 firma ödüllerini aldı. Ödül alan firmalar şöyle sıralandı: • Türkiye Merkezli Üretici Kategorisi: Karel • Türkiye Merkezli Üretici Yazılım: Softtech • Uluslararası Türkiye Dışı Merkezli Üreticinin Türkiye Temsilcisi/Satıcısı Kategorisi: Telpa • Uluslararası Türkiye Dışı Merkezli Üreticinin Türkiye Temsilcisi/Satıcısı Yazılım: Alcatel-Lucent • Sistem Entegratörü Donanım: Netaş • Sistem Entegratörü Yazılım: Havel- san • Sistem Entegratörü Hizmet: Koç- sistem • Hizmet Sağlayıcı: Multinet • Telekom Şirketi: Türk Telekom • Dağıtıcı Kategorisi: Genpa • Bayi: Prota • Perakende Zinciri: Teknosa • E-Ticaret Şirketi: Binbir Teknoloji M2S Araştırma A.Ş.’ye göre Türki- ye Bilişim Pazarı’nın 2014 yılında olduğu gibi 2015 yılında da yüzde 12 büyüyerek 78 Milyar TL olması bek- leniyor. M2S Araştırma ve Pazarlama Hizmetleri Genel Müdürü Özlem Unan,“Yazılım ve hizmet pazarındaki büyüme trendinin devam etmesini bekliyoruz. Yazılım pazarında ERP, iş analitiği, mobil uygulama, veri güvenliği ve veri yedekleme alan- ları, hizmet pazarında ise bulut ve barındırma hizmetleri, danışmanlık, destek hizmetlerinin büyümesi ön- görülüyor. Öte yandan küçük ölçekli işletmeler için bulut üzerinden yazı- lım çözümlerinin sunulması artacak” dedi. Telekom şirketlerinin bulut ve katma değerli telekom servislerinde beklenen performansı yakalayamadı- ğını söyleyen Unan, bulut ve barındır- ma hizmeti sunan şirketlerin sayısı- nın artacağını ifade etti. Süleyman SERTKAYA info@btgunlugu.com Türkiye'de bilişim alanındaki tek kapsamlı araştırma olan Bilişim 500 bu yıl 16. kez bilişim alanındaki en büyük 500 Bilişim Şirketi'ni açıkladı. En Büyük 500 Bilişim Şirketi Açıklandı özel haber 21
  • 22.
    Intel Security, buyılın ilk çeyreğinde yeni fidye yazılımlarındaki patlamaya, siber casusluk grubu Equation'ın gerçekleştirdiği HDD ve SDD aygıt yazılımı saldırılarına ve Adobe Flash multimedya yazılımını hedef alan kötü amaçlı yazılımdaki önemli artışa dair bilgilere yer veren “McAfee Labs Tehdit Raporu: Mayıs 2015” başlıklı raporunu Haziran'da yayımladı. Süleyman SERTKAYA info@btgunlugu.com Fidye Yazılımları Can Yakıyor özel haber 2 015 yılı ilk çeyreğinde McAfee Labs yeni fidye yazılımlarında yüzde 165 oranında bir artış kaydederken, tespiti zor CTB-Locker ailesinden Teslacrypt adında yeni bir fidye yazılımının yanı sıra, CryptoWall, Torrent- Locker ve BandarChor’un yeni versiyonları bu artışın sebebi olarak gösteriliyor. McAfee Labs’a göre; güvenlik yazılımı açıkla- rını bulmak için kullanılan akıllı teknikler, daha yüksek kalitede oltalama (phishing) e-postaları ve suç ortaklarına siber ortamı oltalama mesajlarıyla doldurması karşılığında belirli yüzde ile fidye ödeyen “iştirak” (affiliate) prog- ramı CTB-Locker’ı başarı kılan nedenler arasında gösteriliyor. McAfee Labs, organizasyonlar ve bireylerin, Intel Security oltala- ma testi ( Intel Security Phishing Quiz )gibi araçların kullanımı da- hil olmak üzere öncelikli olarak oltalama e-postalarını nasıl fark edeceklerini öğrenmesi gerektiği- ni öğütlüyor. İlk çeyrekte yeni Adobe Flash aygıt yazılımı örneklerinde de yüzde 317 oranında artış görüldü. Araştırmacılara göre bu artı- şın çeşitli sebepleri var: Adobe Flash’ın teknoloji olarak popü- ler hale gelmesi; kullanıcıların mevcut Adobe Flash yamalarını geç uygulaması; ürün zafiyetleri- ni kullanmak için geliştirilen yeni yöntemler; Adobe Flash dosya- larını (.swf) çalıştırabilen mobil cihazlardaki ani artış ve bazı Adobe Flash saldırılarını (explo- it) tespit etmede yaşanan zorluk. Araştırmacılar, saldırı araçları (exploit kit) geliştiricilerinin Java 22
  • 23.
    arşivi ve MicrosoftSilverlight zafiyetlerini bırakıp Adobe Flash zafiyetlerine yönelmeye başladı- ğını gözlemliyor. McAfee Labs kıdemli başkan yardımcısı Vincent Weafer, Flash gibi bir ürünün popüler olmasın- dan dolayı, muhtemelen mil- yonlarca kullanıcıyı tehdit eden güvenlik sorunlarını proaktif bir şekilde tespit ederek ortadan kaldırma konusunda çok büyük bir sorumluluğa sahip olduklarını belirtiyor. Weafer, “Bu araştır- ma teknoloji sektörünün siber güvenlik alanında avantaj kazan- mak amacıyla, tehdit istihbaratı- nı paylaşan ortaklarla yapıcı bir çalışma içerisinde olabileceğinin çok güzel bir göstergesi” diyor. Alıcıların zafiyetleri önlemesine eksiksiz destek sağlamak için, McAfee Labs organizasyonların ve bireysel kullanıcıların ürün- lerini en güncel güvenlik yama- larını kullanarak güncelleme konusunda daha özenli olmasını tavsiye ediyor. HDD ve SDD Saldırılarına Dikkat! Şubat 2015’te siber güvenlik dünyası, HDD ve SDD aygıt yazı- lımını kötüye kullanan Equation Group olarak adlandırılan gizli bir grubun farkına vardı. McAfee Labs, Şubat’ta ortaya çıkan ye- niden programlama modüllerini değerlendirdi ve bu modüllerin daha önce bildirilen HDD yeni- den programlama kabiliyetine sahip olmasının dışında SSD’ler- de de aygıt yazılımını yeniden programlamak için kullanılabil- diğini tespit etti. HDD ve SDD aygıt yazılımları yeniden prog- ramlandığında, sürücüler yeni- den formatlansa bile veya işletim sistemi yeniden kurulsa bile enfekte olan sistemlerin önyük- leme yaptığı her seferde ilişkili kötü amaçlı yazılımı yeniden yükleyebiliyor ve bu yazılım var- lığını devam ettiriyor. Güvenlik yazılımı bir kez enfekte olduğun- da sürücünün gizli bir alanında saklanan kötü amaçlı yazılımı tespit edemiyor. “Intel’de biz karma yazılım-do- nanım tehditlerini ve saldırıları- nı ciddiye alıyoruz,” diye devam eden Weafer, “Hem akademik çalışmaları, hem de aygıt yazı- lımına veya BIOS manipülasyon kabiliyetlerine sahip en dişli kötü amaçlı yazılımları yakından takip ediyoruz, Equation Group’un gerçekleştirdiği bu aygıt yazılımı saldırıları şu ana kadar görülmüş türünün en sofistike tehdit örne- ği. Bu aygıt yazılımları daha önce üst düzeydeki hedefli saldırılar için kullanılıyordu ancak görü- nen o ki artık işletmeler bu teh- ditlerin gelecekte kendileri için de kaçınılmaz olduğunu bilerek hazırlamalı.” McAfee Labs, organizasyonla- rın kötü amaçlı linkler içeren oltalama mesajları, kötü amaçlı yazılımla enfekte olmuş USB sürücüleri ve CD’ler gibi bilinen ilk saldırı vektörlerinde teh- dit tespitini güçlendirmek için tedbir almasını ve verilerin dışarı sızmasını önlemeye yardımcı olabilecek çözümleri değerlen- dirmesini tavsiye ediyor. Mayıs 2015 raporunda 2015 yılı- nın ilk çeyreğinde tespit edilen diğer gelişmelere de yer veriliyor: Kötü Amaçlı Bilgisayar Yazılımında Büyüme Birinci çeyrekte yeni bilgisayar aygıt yazılımlarında hafif bir düşüş görüldü; bu gelişmenin sebebi ise 2014 yılının dördün- cü çeyreğinde sıçrama yapan ve 2015’in birinci çeyreğinde normal seviyelere inen SoftPulse isimli bir reklam yazılımının faaliyeti. McAfee Labs’in istihbarat ser- visinin hacmi bu süre içerisinde yüzde 13 genişledi ve şimdi 400 milyon örneği içeriyor. Kötü Amaçlı Mobil Yazılım Yeni kötü amaçlı mobil yazılım sayısı 2014’ün 4. çeyreğinden 2015’in 1. çeyreğine kadar yüzde 49 oranında arttı. SSL Saldırıları SSL-bağlantılı saldırılar, 2014’ün 4. çeyreğine göre sayıca azalsa da 2015 yılı birinci çeyreğinde devam etti. Daha önceki çeyrek dönemlerde kullanılan zafiyetle- rin çoğunu ortadan kaldıran SSL kütüphane güncellemesi, bu azal- manın muhtemel sebebi olarak gösteriliyor. Shellshock saldırıları geçtiğimiz yıl ortaya çıktığından bu yana hala yaygınlığını koru- yor. Spam Botnetler Dyre, Dridex ve Darkmailer3. Slenfbot botnetleri, ilk sıralar- da yer alan spam ağları Festi ve Darkmailer2’in yerini alarak, çalıntı kredi kartları ve “şüpheli” sosyal medya pazarlama araçları- nı artırdı. kuran Sony‘nin sanal gerçeklik cihazlarına yönelik olarak hazır- lanan ilk oyununu, önümüzdeki ay düzenlenecek olan E3 2015 kapsamında resmi olarak tanıt- ması bekleniyor. 23
  • 24.
    24 haberler PayPal eBay’den ayrılmasürecini tamamlayarak Nas- daq borsasında PYPL sembolüyle işlem gören bağımsız bir şirket oldu. PayPal’ın üst yöneticileri, çalışanları ve iş ortaklarından oluşan ekip, PayPal butonuna basarak bugünkü Nasdaq seans açılışını yaptı. Dünyanın dört bir yanındaki insanların dijital paranın avantajlarından yararlanmasını sağlayan PayPal, 2014 yılında toplam 235 milyar dolarlık ödeme hacmine imza attı ve 8 milyar doların üzerinde gelir elde etti. Geçen yıl ayrıca 46 milyar dolarlık mobil ödeme gerçekleştiren PayPal, tüm dünyada 203 ülkede 169 milyon aktif müşteriye hizmet veriyor. Şirketlerin ayrılma süreci kapsamında, kayıt tarihi olarak kabul edilen 8 Temmuz 2015’te eBay hisse senedi sahiplerine 17 Temmuz 2015’te her bir eBay hissesine karşılık bir PayPal hissesi dağıtıldı. 6 Temmuz 2015 tarihinden bu yana Nasdaq’ta “ihraç edi- len” PayPal hisseleri yatırımcılara geçici olarak “PYP- LV” sembolüyle sunuldu. PayPal hisselerinin ihracı 17 Temmuz seans kapanışında son buldu. Bugün itibariyle PayPal hisseleri “PYPL” sembolüyle Nasdaq’ta normal yoldan sunulmaya başlandı. PayPal, eBay’den Ayrılma Sürecini Tamamladı Microsoft, Windows 10 işletim sistemini ücretsiz yük- seltme ve Windows 10’a sahip yeni PC’ler ve tabletler ile kullanıcılarına ve kurumlara duyurdu. Windows 10, daha kişisel ve üretken bir deneyim sunan Cor- tana (1), Xbox uygulaması ve Microsoft Edge gibi ye- niliklerin yanı sıra Başlat Menüsü, yeni Office Mobil uygulamaları ve daha birçok özelliği bir arada barın- dırıyor. Şimdiye kadar tasarlanan en güvenli Windows olan Windows 10’un yenilik ve güvenlik güncelleme- leri de otomatik olarak sağlanıyor. Windows 10; PC, tablet, telefon, Raspberry Pi, Xbox One, HoloLens gibi 2.000’den fazla farklı cihazda ortak deneyimi sunacak. Windows 10’da yeni ve yenilikçi uygulama deneyimlerinin kapısını aralayacak olan yeni Windows Mağaza ve Windows Yazılım Geliştirme Kiti de bugün kullanıcılarla buluşacak. Windows 7 ya da Windows 8.1 yüklü PC ya da tablet kullanan müşteri- lerin cihazlarını Windows 10’a yükseltmesi çok kolay olacak. Windows 10 güncellemesi için rezervasyon yaptıran ve güncelleme yüklemeleri hazır olan müşteriler bugünden itibaren bilgilendirilecek. Kurumsal müşteriler için Windows 10 kurulumu 1 Ağustos’ta başlayacak ve toplu lisanslamaya sahip olan organi- zasyonlar Windows 10 Enterprise ve Windows 10 Education sürümüne yükseltme yapabilecek. Windows 10, 190 Ülkede Kullanıcılarla Buluştu
  • 25.
    2525 Çoğumuzun aslında varlığınınfarkında bile olmadığı ancak cebimizden her yıl yüzlerce dolar çekip alan patent trollerini daha önce duymuş muydunuz? Patent Trollerine Çare Aranıyor Ali Yavuz ŞAHİN yavuz@btgunlugu.com özel haber P atent trollüğü, son yıl- larda teknoloji dünya- sının başına bela olmuş en büyük dertlerden biri olarak kabul ediliyor. Öyle ki, Bill Gates’ten Tim Cook’a, Google’ın, HTC’nin, LG’nin, Sam- sung’un, Sony’nin veya diğer dev teknoloji üreticilerinin bir araya gelerek çözüm aradığı sorunların başında da patent trolleri geliyor. Peki, teknoloji dünyasını bu kadar rahatsız eden patent trolleri nedir, nasıl çalışırlar ve cebimizden nasıl para çalarlar? Patent trolü, aslında kendisinin geliştirmediği, kendisinin emek harcamadığı, kendisinin katkıda bulunmadığı bir teknolojiyi yasal açıklardan faydalanarak, biraz kur- nazlık, biraz da teknik bilgi saye- sinde kendi adına patentleyerek daha sonra bu teknolojiyi kullanan herkesten yüksek patent lisans üc- retleri talep etmek suretiyle büyük kazançlar sağlayan, üçkâğıtçılardır. 2015 yılında yapılan bir araştırma- ya göre, bugün bir patent trolünün ortalama yıllık geliri 55 milyon doları buluyor. Troller çoğunlukla avukatlar veya hukuk şirketle- ri şeklinde karşımıza çıkıyorlar. Çalışma prensipleri ise yasaların açıklarını kullanarak, yüksek talep gören ürün ve hizmetlerdeki belli bazı detayları kendi adlarına pa- tentlemeye dayanıyor. Kabaca bir örnek vermek gerekirse, telefonu açtığınızda “alo” diyerek cevap ver- mek anonim bir alışkanlık olması- na rağmen, uyanık bir avukat veya hukuk bürosu, bu kelimeyi kendi adına patentlemeyi başarırsa, tele- fonunu alo diyerek açan herkesten, belli bir ücret talep etmeye başlı- yor. Elbette bu, meselenin rahat an- laşılabilmesi için çok abartılmış bir örnek. Patent trolleri ise çok daha spesifik teknolojiler üzerine odaklanıyorlar ve para ödemesi için sıkıştırdıkla- rı kurbanları da teknolojiyi kulla- nan kişiler değil, o ürünü/servisi üreten zengin şirketler oluyor. Ama sonuçta para kullanıcı- ların cebinden, yani bizden çıkı- yor. Dolayısıyla teknoloji şirket- leri bir cihaz veya hizmet üretirken, cihazın üzerinde patenti alınma- mış en ufak bir teknoloji, tasarım veya yazılım bırakmamış olmaya gayret ediyorlar ancak mesele o ka- dar kolay değil. Peki sorun nedir? Teknoloji üreticileri ne kadar önlem alırlarsa alsınlar, patent trolleri bir açık buluyorlar. Örneğin Apple, ekranı açmak için kilit tuşu- nu sağa kaydırmak üzerine bir yön- tem geliştirmişse ve bu kilit açma yazılımına patent almış olsa bile, bir patent trolü ortaya çıkıp, “kilidi açma tuşunun renginin kilidi açar- ken kırmızıdan yeşile çevrilmesi,” hakkında bir patent alıp bununla Apple’ın kapısına dayanıp “ya bana yüz milyon dolar verirsiniz ya da iPhone’larınızı satmanızı yasakla- tırım,” tehdidi savuruyor. Patent trolünün yaptığı iş, yasal olarak fikri haklarını savunmak olduğu için, mahkemeler çaresiz kalıyor ve Apple bu trole istediği ücreti ödemek zorunda kalıyor. Benzer şekilde tüm teknoloji şirketleri, ağır “fidyeler” isteyen patent trollerinin tehditlerinden o kadar bunalmış durumdalar ki, bu sorunu çözebilmek için milyar- larca dolar değerinde ortak fonlar oluşturup, eski patentlerini satan teknoloji şirketlerini satın alarak, on binlerce eski patentin patent trollerinin eline geçmesini engelle- meye çalışıyorlar. Kısaca söylemek gerekirse, patent trolleri hepimizin cebimizden hor- tumladıklarıyla her yıl milyarlarca dolar kazanç sağlıyorlar.
  • 26.
    2626 haberler Türk Telekom Grubu,iki önemli direktörlük için atama yaptı. Yatırım Planlaması Direktörlüğü’ne Aykut Zafer Taşel atanırken, Bireysel Servisler Direktörlüğü’ne ise Şaban İren getirildi. Aykut Zafer Taşel, yeni görevinde yatırım alanında yapılan planlamaların süreçlerinin yönetiminden sorumlu olurken, Şaban İren ise bireysel alanda hayata geçirilen servislerden sorumlu olarak görev alıyor. Aykut Zafer Taşel, lisans eğitimini İstanbul Teknik Üni- versitesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Kariyerine 2001 yılında PricewaterhouseCoopers’ta başlayan Taşel, şirketin İstanbul ve Dubai ofislerinde farklı yönetim kademelerinde görev yaptı. 2006 yılın- da Dubai Yatırım Grubuna katılan Taşel, 2008’e dek grubun şirket alım & satım projelerinde yer aldı, 2008- 2011 yılları arasında grubun tek elden yeniden yapılan- dırılmasının operasyonel ve finansal olarak liderliğini yürüttü. Eylül 2011’de Türkiye’ye dönen Taşel, PwC İstanbul Ofisi danışmanlık birimine yönetici olarak katıldı. Türk Telekom Grubu’na katılana dek ülkemiz ve bölgede gerçekleşen büyük yatırımlarda danışman olarak yer aldı. Selçuk Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Şaban İren, ka- riyerine 1995 yılında yazılım mühendisi olarak başladı. İren, kariyerine 1996-2001 yılları arasında Kombassa- an Holding’de devam etti. Daha sonra Kont Bilişim’de Ürün Müdürlüğü görevini üstlenen İren, sonraki yıllar- da sırasıyla Netcom, Bizprosistem Sentim Teknoloji ve Sentim Bilişim şirketlerinde üst düzey yöneticilik yaptı. Şaban İren, 2008 yılından 2014 yılına kadar ise Turku- vaz Medya Grubu’nda Bilgi Sistemleri Grup Başkanlığı görevini üstlendi. Türk Telekom Grubu’na 2 Yeni Direktör Bağımsız araştırma kuruluşu Statista’nın dünya çapında yaptığı araştırmada ise küresel depolama pazar payı, sene sonuna kadar 17,2 milyar Dolar’ı aşacak. Veri depola- manın önemi giderek daha da dikkat çekici hale geliyor. Örneğin; Twitter her gün ortalama 7 TB, Facebook 10 TB veri barındırıyor. Kurumlar, geleneksel iş yapış şekil- lerinden yenilikçi ve zamana uyum sağlayan bir yapıya doğru evriliyorlar. Kurumlar, iş sürekliliklerini kesintiye uğratmamak ve daha çok verimlilik elde edebilmek için yenilikçi veri depolama çözümlerine yöneliyor. Veri depolama teknolojilerinin gelişimi, daha uygun maliyetlere ve daha hızlı bir biçimde iş sürekliliğini, felaket kurtarma senaryolarını ve yedekleme sorunlarını çözmeyi müm- kün kılıyor. Veri depolama alanında kullanıcı merkezli bir yaklaşım sunan Synology, pazara sunduğu Diskstati- on DS715 ve DS215+ ürünleriyle kurumlara yeni depolama seçenekleri sunuyor. DS715, üzerinde 1,4 GHz dört çekirdekli işlemci ve 2 GB RAM bulunduruyor. 216 MB/s okuma ve 142 MB/s yazma imkânı sunan DS715, hızlı veri iletme olanağı sağlıyor. Ayrıca 205 MB/s hızındaki şifreleme motoru sayesinde veri okumayı da mümkün kılıyor. 1,4 GHz çift çekirdekli işlemci ve 1 GB RAM ile gelen DS215+ ise 209 MB/s okuma ve 139 MB/s yazma hızıyla yük- sek performans sunuyor. Şifreleme motorunu içerisinde barındıran DS215+, 145 MB/s’lik okuma hızlı ile yüksek veri gönderimine imkân sağlıyor. 2020’de Sayısal Veri 35 ZettaByte’a Ulaşacak
  • 27.
    27 A ğ güvenliği konusugünümüzde ağlara dahil olan cihaz sayısının çoğalması ve bu ağlar üzerinden iletilen bilgi miktarı ile mahiyetinin artması nedeniyle daha da kritik bir hal almıştır. Ağ tehditleri, yıllardır varlıklarını çeşitlendirerek ve geliştirerek sür- dürmektedirler. Bu sebepten dolayı 2015 ve sonrasına bakarsak sürdürülebilir güvenlik stratejileri, kurumsal firmaların başarıya ulaşmaları için kaçınılmaz bir fak- tör olarak daha da önem kazanacaktır. Kaspersky Lab’in B2B ile 2014’te yaptığı bir araştırmaya göre dünya genelinde şirketlerin %91’i, Türkiye’de ise %97’si en az bir şirket dışı BT güvenlik ihlali yaşarken; dünya genelinde %85’i, Türkiye’de ise %92’si şirket içi ihlaller yaşıyor. Geçmişe nazaran değişiyor olsa da Tür- kiye’de hala birçok şirket veri güvenliğinin sağlanması gerektiğinin farkında değil. Farkında olan şirketler ise, zamanında başlarına bir olay geldiği için tedbir almış görünüyor. Bilgi güvenliği, şirketlerin IT politikalarında eskisinden daha öncelikli bir hal almış olsa da, bu ilginin yeterince olgunlaşmamış ve öneminin tam kavranmamış olduğu- nu görüyoruz. Bu nedenle şirketlerin belirledikleri yol haritalarında önemli eksiklik ve aksaklıklar ortaya çık- makta, planlama, yatırım, değerlendirmeler yeterli ve gerekli seviyede gerçekleşmemektedir. Olgunlaşmamış düşünce yapısının en etkili örneği ise “benim şirketi- min bilgisini siber saldırganlar ne yapsın” yaklaşımıdır. Şirket yöneticileri ve çalışanlarının bilgi güvenliğinin önemi ve bilgi hırsızlığının firmaya ne gibi zararlar ve- rebileceği konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Firmalar bu noktada sürdürülebilir IT politikalarına ihtiyaç duymaktadırlar. Konuyu günübirlikten uzak, kişi ve zaman faktörlerinden bağımsız, bilgi güvenliği- nin sadece bir cihaz ile çözülebileceği düşüncesinden sıyrılarak ele alınması gerekmektedir. Şirketlerin nasıl ki satış, pazarlama stratejileri mevcut ise aynı bakış açısının bilgi güvenliği alanında da olması ve “ama” sız Türk Firmaları Güvenlik Açısından Yeterli Önlem Alıyor mu? sektörden Mehmet Emin Yağcı Proline NetworkÇözümleri Uzmanı uygulanması gerekmektedir. Şirketlerin bilgi güvenliği stratejilerini oluştururken marka ve cihaz odaklı düşünmekten uzak durmaları daha doğru bir sonuca ulaşmalarını sağlayacaktır. Bir e-ticaret firması ile bir bankanın güvenlik gereksinimleri bir değildir ve olmamalıdır. Bu sebeple firmalar güven- lik politikalarını belirlerken, öncelikli olarak kurumun ihtiyaçlarına göre bilgi teknolojilerinin önerdiği farklı yöntemleri araştırmalı, gerek bilgi güvenliği gerekse sür- dürülebilirlik açısından en uygun çözümleri belirleme- lidirler. Doğru çözümün belirlenmesinden sonra fiyat ve marka araştırmasına geçilmelidir. Sektör dinamiklerini yakından takip eden Proline Bi- lişim, tam da bu noktada firmaların bilgi güvenliği yol haritasının belirlenmesi ve bu yol haritasında gereksi- nim duyulacak parçaların tamamlanması konusunda müşterilerine hizmet vermektedir. Ayrıca üretici bağım- lılığı olmadan çözüm üretme yetkinliği ile bilgi güvenliği alanında da katma değerli çözümler sunmaktadır.
  • 28.
    28 Microsoft’un beklenen işletim sistemiWindows 10 geçtiğimiz günlerde kullanıcıların beğenisine sunuldu. Fakat bu yeni işletim sistemi hakkında bilinmeyen birçok konu ve cevap aranan birçok soru var. Sizler için hazırladığımız bu makale ile Windows 10’u daha iyi anlayabilecek ve aklınızdaki bilinmeyenlere bir nebze de olsa cevap bulabileceksiniz. Windows 10 Hakkında 10 Soru 10 Cevap özel haber S izce Windows 10 işletim sistemi Windows 7’nin tahtını sallayabilecek mi? Bu soruya cevap vermek güç olmasa gerek. Windows 7 işletim sistemi tanıtımından bir yıl sonra Windows PC popülasyonunda yüzde 22’lik bir rakam ile kullanım konusunda rekor denebilecek seviyelere ulaşmıştı. Windows 10 işletim sisteminin bu rakamı fazlasıyla aşması bekleniyor. Tabii ki bek- lentiler sadece söz ile değil. Microsoft’un şimdiye ka- dar izlediği pazarlama politikası da bunu gösteriyor. Öncelikle ücretsiz geçiş Windows 10’un önündeki engelleri aşması için büyük bir avantaj. Birçok Win- dows kullanıcısı bu geçiş sayesinde ücret ödemeden Windows 10 işletim sistemine sahip olabilecek. İkinci olarak kullanıcıların çoğunun otomatik güncelleme seçeneği açık ve Windows 10 bu seçenek sayesinde kullanıcıların bilgisayarlarında kendine yer edine- cek. Ayrıca Windows 10 işletim sistemi Windows 7 ve Windows XP’den çok daha iyi bir deneyime sahip ve kullanıcılar bir kere denediklerinde bu işletim siste- mine geçmek isteyecek. Kurumsal Dünyada Geçiş Daha Hızlı Olacak İlk bir yıl içerisinde firmaların hemen hemen hepsi- nin Windows 10 işletim sistemine geçeceği tahmin ediliyor. Çünkü ücretsiz Windows 10 geçişleri bir yıl ile sınırlı ve bir yılın ardından ücretsiz geçiş sağla- namayacak. Gelecekte geçileceği tahmin edilen bir işletim sistemine ücretsiz geçiş hakkı kurumsal dün- yanın hoşuna gidecek bir çözüm. Tabii ki Windows 10’un önünde bariyerler yok değil. Yerinde yükseltme ve yeni bir İnternet Explorer se- çeneğinin olmaması Windows 10 geçişlerini yavaş- latacak sebepler arasında yer alıyor. Fakat yine de Windows 10 geçişlerinin beklenenden hızlı ve tahmin edilenden fazla kişi tarafından gerçekleştirileceği düşünülüyor. Bekle ve Gör Kurumsal dünya ne zaman Windows 10 işletim sis-
  • 29.
    29 temine adapte olacak?Firmalara hiçbir şeyi hızlıca yapmak istemez. Bu sebepten bazı firmalar Windows 10 tanıtımının ardından hemen harekete geçse de birçoğu beklemeyi tercih edecek. Yüksek ihtimal bu bekleme 2016 yılının ilk çeyreği boyunca da sürecek ve ilk çeyreğin ardından birçok firma harekete geçe- rek ücretsiz yükseltme seçeneğinden faydalanmak isteyecek. Firmaların çoğunun 2016 yılında Windows 10’a geçmesi beklenirken az sayıda firmanın 2017 yılına kalacağı tahmin ediliyor. Bu bekleyişin başlıca sebeplerinin başında Windows 10 işletim sistemini kullananlardan gelecek yorumla- rın yattığını söyleyebiliriz. Firmalar işletim sistemin- de çıkacak sorunların tespit edilip ardından yayınla- nacak yamalar ile daha güvenli ve stabil bir sistem ile çalışmak istiyorlar. Bu durum bekleyişin ana neden- leri arasında yer alıyor. Ayrıca Microsoft yükseltme süresini bir yıl ile sınırlı tutmayabilir. Bu durumda yine firmaların gündeminde ve hızlı hareket etmeye- rek bekle ve gör seçeneklerini kullanmak istiyorlar. İşletmeler İçin Windows 10’u Çekici Kılan Nedir? Bu soruya iki cevap verilebilir. Birincisi yeni işletim sisteminin yüksek güvenlik özelliklerine sahip olma- sı. Diğeri ise Windows 10’un sistem kaynaklarını eski sürümlere göre daha hesaplı tüketmesi. Artık Win- dows 10 işletim sistemiyle birlikte biyometrik giriş yapılabilecek ve donanım tabanlı şifreleme kullanı- labilecek. Bu gibi avantajlar şirketlerin işlerini daha da kolaylaşması ve güvenlik açısından bir kademe daha üst seviyeye geçmeleri anlamına geliyor. Ben- zer şekilde BYOD (Kendi Cihazını Getir) modelini benimsemiş şirketlerde Windows 10 işletim sistemi sayesinde kendilerine daha güvenli bir yol haritası çizebilecekler. Tüm bunların yanı sıra kısa vadede birçok şirket Windows 8 işletim sistemine geçiş yapmadan direk Windows 10’a geçiş yaparak daha hızlı hareket edebi- lecek. Ayrıca Windows 10‘un sağladığı ikisi bir arada çözümler sayesinde kullanıcılar farklı cihazları tek bir cihaz gibi kullanabilecek. Bu durum çalışma orta- mı açısından zaman kazandıracağı gibi aynı zamanda maliyet açısından da avantaj sağlayacak. Windows 10’un gelmesiyle birlikte Windows 7 işle- tim sistemi yavaş yavaş yaşam döngüsünün sonuna doğru yaklaşacak. 2017 yılının sonunda ise çok az kullanıcının Windows 7 işletim sistemiyle çalışacağı ön görülüyor. Windows XP konusunda ise henüz bir tahmin yok fakat önümüzdeki günler bu iki eski işle- tim sisteminin ne durumda olduğunu gözler önüne serecek. Eylemsizlik En Büyük Engel Olacak Windows 20 işletim sisteminin işletmeler tarafından kabul görmemesinin nedenleri ne olabilir? Bu neden- lerin başında eylemsizlik geliyor. Genel olarak baktı- ğımızda donanım ve yazılım uyumsuzluğunun büyük bir problem olmadığını söyleyebiliriz. Tabii ki dona- nım ve yazılım üreticileri bu yeni işletim sistemiyle birlikte çalışmak için ürünleri üzerinde düzenleme yapmaya başladılar. Fakat halen uyumsuz ürün ve ya- zımlar bulunmakta. Bunlarında yakın süre içerisinde güncellemler ile birlikte uyumlu olması bekleniyor. Büyük ölçekli firmaların Windows 10’a geçiş süreci tahmin ettiğinizden büyük bir proje. Sadece sistem- lerin yüklenmesiyle işler rayına oturmuyor. Plan ve
  • 30.
    30 özel haber programlı çalışmakşart. Bunun için firmalar şimdi- den harekete geçmeli ve planlamalarını yapmalılar. Eğer geç kalınırsa geçiş sürecinde yaşanacak sorunlar planların aksamasına ve bu durumda da şirketinizin para kaybetmesine neden olacaktır. Ayrıca bu tarz bir projeyi ana konu olarak belirlemek ve belli politikalar oluşturarak bunları takip etmenin faydaları gelecekte gün yüzüne çıkacaktır. Sistemle- rin Windows 10’a geçişinin yanı sıra servis ve servis verecek firmalar konusunda da harekete geçilmeli ve geç kalmadan servis modelleri şekillendirilmelidir. Windows 10 yama ve güncelleme şemaları oluşturul- malı ve bu şemaya uyacak şekilde uzun süreli servis anlaşmalarının sağlanması gerekmektedir. Bu tarz bir döngüyü Windows 7’de yaşayan kurumsal firmalar Windows 10 geçiş sürecinden önce bu tarz planlama- ları yapması gerekiyor. Bu planlamalar yapılırken öncelikle küçük gruplar oluşturulmalı ve ardında güncellemeler bu gruplarda denenmeli. Sorunsuz geçişlerin ardından tüm kulla- nıcılara aynı plan çerçevesinde yapılanlar uygulan- malıdır. Windows 10, Mobil Tarafta Microsoft’a Yardımcı Olacak mı? Bu soruya cevap vermek oldukça güç. Çünkü Win- dows Mobil ekosisteminin Android ve iOS işletim sistemlerine göre popüler olmadığı bir gerçek ve bu işletim sistemleri için yazılım üretenlerin Windows tarafına geçmeye gönülleri yok. Windows 10 gönül- leri değiştirir mi bilinmez. Bilinen bir gerçek var ki Windows Phone işletim sistemine sahip akıllı tele- fonların sayısının artması önemli. Eğer Windows 10 bunu tetiklerse belki geliştiriciler yeni pazar ümi- diyle Windows Phone işletim sistemine yönelerek uygulamalarının sayısını arttırabilirler. Tabii ki bu durum havuç tavşan ilişkisini de berabe- rinde getiriyor. Eğer ortada bir havuç yoksa tavşan göremezsiniz. Microsoft’un mobil pazardaki payını arttırması için ürün satışını cazip kılacak şeyler yap- ması gerekiyor. Bunu yazılım ekosistemini geliştire- rek, telefonların özelliklerini arttırarak veya işletim sistemi deneyimini daha da iyileştirerek yapabilir. Bunu hep beraber bekleyip göreceğiz. Birçok kişi mobil konusunda Microsoft’un şansının olmadığını düşünse de özellikle kurumsal tarafta Windows Pho- ne konusunda yeni açılımlar yaşanabilir. Bu konuda Microsoft’un önümüzdeki günlerde atacağı adımlar çok önemli. Varsa Yoksa Uygulama Peki, Microsoft’un dünyadaki uygulama stratejisi işi yarıyor mu? Microsoft’un geliştirici programları uygulama mağazasına her geçen gün yüzlerce uygu- lama yüklenmesine ön ayak oluyor. Microsoft’un bu açılımında umutlu olduğumu söylememde fayda var. Fakat yine de üretim sayısının arttırılması gerekiyor. Şimdilerde Windows geliştiricileri mobil dünyaya yö- nelmiş durumda. Fakat unutmamaları gereken konu şu ki bizler hala PC kullanıyoruz. Hem de Windows işletim sistemli. Tabii ki mobil cihazlarımız üzerin- de uygulamalara ihtiyacımız var. Ama onlar kadar bilgisayarlarımız üzerinde de uygulamalara ihtiyaç duyuyoruz. Artık geleneksel Windows uygulamalarının yanı sıra web tabanlı uygulamaların sayısının artması gere- kiyor. Bilgisayarlarımızın ufak ve işe yarayan uygu- lamalara ihtiyaçları var. Tıpkı mobil cihazlarımız gibi. 2018 ve sonrası için PC’ler üzerinde web ta- banlı uygulamaların daha fazla kullanılacağı tahmin ediliyor ve geliştiricilerinde bu yolda ilerlemesi hem onlar hem de Microsoft için kazançlı olacak bir kapı.
  • 31.
    31 Tabii ki Windows10 bu tarz yazılım geliştiricilere yardımcı olacak altyapı ile birlikte geliyor. Özel- likle kişiselleştirilmiş iş uygulamalarının Windows 10 üzerine adapte edilmesi eski nesillere göre daha kolay. Bunun yanı sıra geliştirilen uygulamalar hem Tablet hem de PC’lerde kolayca kullanılabilecek. Bu sayede yazılımcılar iki farklı geliştirme kodu üzerin- de çalışarak vakit kaybetmeyecekler. Bu sayede de Windows 10’un iş dünyasında yaygınlaşması daha kolay ve eski nesil işletim sistemlerine göre daha hızlı olacak gibi gözüküyor. Windows 7 Desteği 2020 Yılına Kadar Devam Ediyor Windows 7 ve Windows XP’nin Windows 10 ile mü- cadelesi ne kadar sürecek? Tabii ki kullanıcılara zor- la bir şey yaptırmanız mümkün değil. Windows XP veya Windows 7 işletim sisteminden memnun olan kullanıcılara zorla Windows 10’e geçiremezsiniz. Bu işletim sistemlerinin destek sürelerinin 2020’de biteceği ön görülürse bir süre daha Windows 10’a geçmemiş kullanıcı ile karşılaşacağız. Kurumsal ta- rafta ise işler memnuniyet veya memnuniyetsizlikle yürüyor. Her şey planlar üzerine kurulu. Genellikle firmalar planlarını 4 veya 5 yıllık yapar- lar. Son yapılan planlar ise 2019 yılı ile 2020 yılları arasında geçerliliğini yitirecek. Tabii ki bu tarihleri genelleştirmemiz mümkün değil. Fakat büyük ölçek- li firmaların böyle hareket ettiğini görüyoruz. Hal böyle olunca Windows 10 sürecinde geçiş hızlı olsa da ardından bir duraksama olacak gibi gözüküyor. Hatta Windows 10’dan geri dönenlerle birlikte işle- tim sistemi Pazar paylarında beklenmeyen gelişme- ler bile yaşanabilir. İşletim Sistemi Ücreti devam Edecek mi? Microsoft yeni işletim sistemi Windows 10’u ücretli olarak mı dağıtacak yoksa geliri destek vererek mi almayı düşünüyor? Windows 10 ile birlikte akıllara takılan bir diğer soru da bu. Tabii ki buradaki asıl noktayı kaçırmamak gerekli. Kullanıcılar ödeme yaparken Windows için mi yapıyorlar yoksa cihaz için mi? Çünkü kullandığınız cihaz ne olursa olsun işletim sistemi içerisinde yüklü bir şekilde geliyor. Artık bu tarz işletim sistemi bedelleri ödediğiniz toplam paranın içinde. Bu sadece Windows’un son kullanıcı tarafı. Kurumsal tarafta ise lisanslama ve servis modelleri mevcut. Eğer Microsoft Windows 10’u ücretsiz olarak dağıtacaksa lisanslama model- leri nasıl olacak? Muhtemelen Microsoft böyle bir tercih yapmayacak. Son kullanıcılar Windows 10’a cihaz satın aldıklarında ekstra bir ücret ödemden ulaşırken kurumsal tarafta eski lisans ve servis mo- delleme işlemine devam edilecek. Microsoft, Windows 10 işletim sistemiyle birlikte devrim yaratacakmış gibi duruyor. Sıralanan sistem gereksinim özellikleri, Windows 7 ve 2007’de ya- yınlanan Windows Vista’nınkinden pek farklı değiş. Windows 10’un minimum sistem gereksinimleri: 1 gigahertz (GHz) veya daha hızlı işlemci veya SoC, 32-bit için 1 gigabayt (GB) veya 64-bit için 2 GB, 32-bit işletim sistemi için 16 GB, 64-bit için 20 GB depolama alnı, DirectX 9 veya sonrası (WWDM 1.0 sürücüsüyle) ekran kartı, 1024 x 600 ekran çözünür- lüğü. Windows 10’u çalıştırabilmek için karşılamanız gereken genel gereksinimler çok düşük olsa da, yeni işlevlerin bazıları için ek gereksinimler mevcut. Örneğin Cortana, şu an Türkiye’de hizmet vermiyor. Bunun yanında Windows Hello için özel kızılötesi kameraya, iris algılama sensörüne veya Windows Biometrik Framework destekli parmak izi sensörüne ihtiyacınız var. Microsoft, Windows’u yüklemek için 1 saatinizi ayırmanızı tavsiye ediyor. Yeni cihazlarda yükleme süresi, 20 dakikaya kadar kısalabiliyor.
  • 32.
    32 kapak konusu Her İşinBaşı Güvenlik Mart ayı başlarında yayınlanan güvenlik raporuna göre bir önceki yıla oranla 2014 yılında, zararlı yazılım %50,“phishing”e-postaları %233, Android tabanlı mobil sistemleri etkileyen zararlı yazılımlar ise %61 oranında artış göstermiş durumda. Hal böyle olunca kendimizi güvende hissetmek bir hayli güç. Kaspersky Lab'ın Katkılarıyla
  • 33.
    33 ine mart ayıiçerisinde yayınlanan başka bir ra- porda daha farklı alanlara dikkat çekiliyor. Rapora göre, sistemlerine bilgi- sayar korsanları tarafından girilen şirketlerin sadece %31’i veri sızın- tısını kendi imkânlarıyla tespit ede- bilme kapasitesine sahipken, geriye kalan %69’i üçüncü parti firmalar tarafından bildirdikten sonra veri sızıntısından haberdar olmaktalar. Bilgisayar korsanlarının girdikleri sistemde fark edilmeden kaldıkları ortalama süre 205 gün, en uzun süre ise 2982 gün olarak raporda belir- tilmekte. Rapora göre, 2014 yılında geçmiş yıllara göre daha çok firma, sistemlerine girildiğini kamuoyuyla paylaşmış. HP firmasının hazırladığı “Cyber Risk 2015” raporu ise 2014 yılı verilerini analiz ederek siber gü- venlikte anahtar temaları belirlemiş durumda. Raporda bilinen saldırı yöntemleri yaygın olarak devam etmekte, yanlış konfigürasyon hala güvenlik riskleri için en önemli sorun arasında yer almakta, yeni teknolojiler yeni saldırı alanı olarak ortaya çıkmakta, siber güvenlik yasal düzenlemelerinin en kısa zamanda yapılması gerekmekte, güvenli yazılım geliştirmenin önemi artmakta tespitlerine yer verilmiş durumda. Diğer bir araştırma fir- masının Nisan sonunda yayınladığı 2015 Tehditleri başlıklı araştırması- na göre, 2014 yılında yapılan siber saldırıların %60’ının küçük ve orta ölçekli firmaları hedeflediğini tespit edilmiş durumda. Ayrıca geçen yıl toplam 317 milyon zararlı yazılım tespit edilerek bu konuda bir rekor daha egale edilmiş durumda. Rapor ayrıca, her 6 büyük firmadan 5’inin “phishing” saldırılarının hedefinde olduğunu, fidye yazılımlarının %113 artış gösterdiğini belirtmekte. Ayrıca raporda endüstriyel kontrol sistem- lerine yönelik siber saldırılarda 2014 yılı içerisinde bir artış olduğunu gözlemlemiş. 2014 yılı içerisinde ortaya çıkarılan BlackEnergy adı verilen zararlı yazılım ve Dragonfly isimli Rusya kaynaklı hedef odak- lı siber saldırılar özellikle elektrik iletim hatlarını etkilemesinin altı çiziliyor. Dragonfly saldırılarının hedef ülkeleri arasında ülkemizin de adı geçmekte. 2015 Yılı Verileri 2014’ün neredeyse her ayında sık- lıkla karşılaştığımız veri açıklıkları 2015 yılının başında da hız kesmedi. Ocak ayı içerisinde büyük ölçekli bir veri açıklığı olmamasına rağmen, küçük ve orta ölçekli çok sayıda veri açıklığı çeşitli sektörlerdeki kurum ve kuruluşları etkiledi. Wingstop Restaurants, Malaysia Airlines, Aus- sie Travel Cover gibi firmalar Ocak ayında veri kaybına uğrayan kurban firmalar arasındaydı. Veri kaybın- dan etkilenen toplam kişi sayısı 26 milyon olarak tahmin edildi. Ocak ayında hedef odaklı siber saldırılar da büyük bir artış yaşandı. Fransız ordusunun siber güvenlik biriminin başındaki isim Coustil- liere’in basına verdiği bilgiye göre, Charlie Hebdo terörist saldırılarının ardından 19.000 adet Fransız web sayfası siber saldırılara maruz kaldı. Alman Hükümetine ait bazı web sayfaları ise Rusya yanlısı Cyber- Berkut isimli bilgisayar korsanları tarafından çökertildi. The Cyber- Caliphate isimli İŞİD destekçisi “hacker” grubu ise ABD ordusunun Ortadoğu operasyonlarını yöneten Merkezi Komutanlığa (CENTCOM) ait YouTube ve Twitter hesaplarını ele geçirdi. Ocak ayının sonlarına doğru yılın ilk büyük ölçekli güvenlik açıklıkla- rından olan ve GHOST (CVE-2015- 0235) adı verilen güvenlik açıklığı duyuruldu. GNU C kütüphanesinde bir zafiyet olan GHOST, uzaktan kod çalıştırmaya sebep olan bir yığın taşmasından (buffer overflow) kay- naklanmaktaydı. Ocak ayının diğer Y
  • 34.
    32 kapak konusu kritik güvenlikzafiyetleri ise Adobe Flash Player’da ortaya çıkan yılın ilk “zero-day” zafiyetleri olan CVE- 2015-0310 ve CVE-2015-0311 idi. Rapor dönemi içerisinde Şubat ayı en fazla veri açıklığı olaylarının ya- şandığı ay oldu. Bunlar arasında en büyük ölçeklisi Amerikan sağlık si- gortası firması olan Anthem Inc.’in yaklaşık 80 milyon sigortalısına ait bilgilerin bilgisayar korsanları tarafından çalınması olayı idi. Sağ- lık sektörünün kamuyla paylaşılan ilk büyük ölçekli veri kaybı olayı- nın arkasında Çinli “hacker”larin olduğu iddia edildi [WashPost]. Big Fish Games, TurboTax, Uber firmaları Şubat ayı içerisinde farklı nedenlerle veri açıklığına maruz kalan firmalar arasındaydı. Yaşanan 7 büyük veri açıklığından toplamda 140 milyon kişi etkilendi. Şubat ayında, Lenovo dizüstü bil- gisayarlarıyla önceden yüklenmiş olarak gelen “SuperFish” isimli programda kritik bir güvenlik zafi- yeti olduğu ortaya çıktı. Bu zafiyet sahte güvenlik sertifikası kullanı- larak, bilgisayarı kullanan kullanı- cının bütün şifreli web trafiğinin (HTTPS) üçüncü şahıslar tarafından okunabilmesine imkân tanımakta- dır. “SuperFish”in ardından gü- venlik sertifikası üreticisi Comodo firması tarafından geliştirilmiş olan “PrivDog” isimli reklam önleyici programının da benzer güvenlik za- fiyeti barındırdığı güvenlik araştır- macıları tarafından tespit edildi. Hedefli Siber Saldırılar Şubat ayı medyanın dikkatini çeken önemli hedef odaklı siber saldırıla- rın açıklandığı bir ay oldu. Bunlar- dan ilki Suriye’de yaşanan iç sava- şın siber ortama yansımalarıydı. Bu saldırılar daha çok web sayfası çökertme veya sosyal medya hesap- larının ele geçirilmesi şeklindeydi. Ayın ilk günlerinde, FireEye firma- sının açıkladığı rapora göre sahte Skype hesapları kullanarak Suriyeli rejim muhalifi gruplarla iletişime geçen saldırganlar, muhaliflerin bilgisayarlarına zararlı yazılım yerleştirip 7,7 GB boyutunda veri çalmayı başardılar. Saldırganların arkasında rejim destekçisi Suriye Elektronik Ordusu’nun olup olma- dığı belirlenemedi. Öbür taraftan Anonymous isimli “hacktivist” grup OpISIS adını verdikleri operasyon çerçevesinde İŞİD’e ait yüzlerce Facebook ve Twitter hesabını ele geçirdiğini duyurdu. İŞİD destekçisi The CyberCaliphate ise Newsweek dergisine ait Twitter hesabını ele geçirdi. Ülkemizle ilgili olarak ise, bir bilgisayar korsanı ülkemizin sözde İŞİD’e verdiği desteği protes- to etmek amacıyla Afyon Valiliği Afet ve Acil Durum Başkanlığına ait web sitesini geçici süreliğine erişi- lemez duruma getirdi. Mart ayı rapor dönemi içerisinde en az veri açıklığının yaşandığı aydı. Premera isimli ABD menşeli sağlık sigortası firması dışında büyük ölçekli veri kaybının yaşandığı bir olay rapor edilmedi. Premera olay- da 11 milyon müşterisinin bilgileri- nin çalındığını duyurdu. Güvenlik Zafiyetleri Mart ayının öne çıkan güvenlik zafiyeti internet ortamında güvenli haberleşmeyi sağlayan SSL meka- nizmasının şifreleme altyapısındaki bir açıklığı istismar eden FREAK za- fiyetiydi. Esasında, sorun ABD’nin yıllarca ülke dışına güçlü şifreleme algoritmalarını ihraç edilmesini sı- nırlamasından kaynaklanmaktaydı. Yıllar önce SSL mekanizması, karşı tarafın sisteminde güçlü bir şifrele- me algoritması yoksa haberleşmeyi daha düşük şifreleme algoritmasına düşürülmesine imkân sağlaya- cak şekilde tasarlanmıştı. ABD bu sınırlamayı kaldırmasına rağmen, SSL’deki bu özellik devre dışı bıra- kılmadı. Bu özellik ise kasıtlı olarak araya giren üçüncü kişinin iletişimi daha zayıf şifrelemeye düşürdükten sonra, şifreli haberleşmeyi günü- müzün güçlü bilgisayarlarıyla en fazla 7 saat içerisinde çözebilmesi- ne imkân tanımaktadır. Bu özelliğin yıllar boyunca aktif olarak kalması- nın arkasında NSA’nin olduğu iddia edilmektedir [Freak]. OpenSSL kütüphanesinde bulunan ve erişimi engelleme (DoS) saldırısına imkân tanıyan ciddi dereceli bir kritik
  • 35.
    33 açıklık ise 19Mart tarihinde yapı- lan bir güncelleme ile giderildi. Mart ayı içerisinde hedef odaklı sal- dırılar Şubat ayındaki eğilimindeydi. İŞİD destekçisi bilgisayar korsan- larının sosyal medya hesabı ele geçirme, site çökertme gibi etkinlik- leri devam etti. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın kurumsal ağlarına Rus bilgisayar korsanları tarafından gi- rildiği tespit edildi. Bakanlık zararlı yazılımı temizleyebilmek için gün- lerce bilgisayar sistemlerini erişime kapattı. Mart ayı sonlarına doğru, GitHub isimli yazılım geliştiricilerin açık kaynak kodlu projelerini web üzerinden paylaşabilmelerine imkân sağlayan web sitesi Çinli bilgisayar korsanları tarafından erişimi engel- leme (DDoS) saldırılarının hedefin- de oldu. Saldırganların hedefinde özellikle Çin’in Great Firewall isimli güvenlik duvarını aşabilmeye imkân sağlayan projeler vardı. Martın son gününde ülkemizin büyük bir kısmında yaşanan elektrik kesintilerinin kaynağının siber sal- dırı olabileceği geniş olarak tartışıl- dı. Resmi olarak kesintinin elektrik dağıtım şebekelerinde yaşanan sorundan kaynaklandığı açıklansa da, Nisan ayında Observer isimli bir web sitesi kesintinin arkasında İranlı Ashiyane isimli “hacker” grubunun olduğunu iddia etti. HP’nin Şubat ayında yayınladığı Cyber Risk 2015 raporunda Ashiyane grubunun ya- bancı devletlere yönelik düzenlediği siber saldırılarını rejimin onayı ile yaptığı iddia edilmişti. Tahminler Ne Diyor? 2014 raporunda sağlık sektörüne ait kişisel veriler daha çok bilgisayar korsanlarının hedefinde olacak tes- pitinde bulunmuştuk. Şubat ayın- daki Anthem Inc. firmasına yapılan siber saldırılar bu tespite ilişkin ilk gözlem oldu. Bir diğer tespit, özel sektör ve kamu sektörü arasında özellikle sağlık, finans, ödeme ve savunma sanayile- rinde bilgi ve istihbarat paylaşımı- nın önemi artacak şeklindeydi. ABD, 10 Şubat tarihinde duyurduğu yeni siber güvenlik kurumu “Cyber Thre- at Intelligence Integration Center” ile kurumlar arasında bilgi paylaşımı konusunda ilk adımı atanlardan oldu [CTIIC]. Ayrıca, Beyaz Saray’ın 13 Şubat’ta Silikon Vadisinden Apple, Yahoo, Microsoft gibi firmaların ka- tılımıyla düzenlediği Siber Güvenlik Zirvesi ve zirvede Başkan Obama’nin imzaladığı Kamu-Özel Sektör Bilgi Paylaşımı yönetmeliği bu amaca yönelikti. “Devletler siber savaş ve siber casusluk için ya- tırım yapmaya ve silahlanmaya daha çok hız verecek” ise 2014 yılı siber güvenlik raporu- nun 2015 yılına ilişkin bir diğer beklentisiydi. Kaspersky’nin 16 Şubat’ta açıkladığı rapora göre Equa- tion Group adı verilen ve arkasında NSA’nın olduğu iddia edilen APT (advanced persistent threat) grubu 2001 yılından itibaren 30 ülkedeki birçok kişi ve kurumun bilgisayarına zararlı yazılım yerleştirerek faaliyet- lerini takip etmekteydi [Equation]. İddiaya göre, zararlı yazılım bilgisa- yarların sabit disklerinin “firmware” alanına yerleştirildiğinden bilgisayar sıfırlansa bile yazılım yeniden aktif olabilmekteydi. Devletlerin yaptığı siber casusluk faaliyetlerine ilişkin bir rapor ise The Intercept isimli web sitesinde yayınlanan yeni bir Snowden belgesi idi. Belgeye göre, 2011 yılında NSA ve İngiliz muadili GCHQ dünyanın en büyük SIM kart üreticisi Gemalto’nun sistemleri- ni “hack”lemişler ve dünyanın 80 ülkesinde bu SIM kartları kullanan kişilerinin iletişiminin şifrelerini çözmeye yarayan özel anahtarları çalmışlardı. Son olarak, “ülkeler arasında siber güvenlik işbirliğine ilişkin ikili an- laşmalar imzalanacak” tespitine yer vermiştik. Bu konuda basına yansı- yan bilgilere göre, ABD ve İngiltere ile 16 Ocak’ta ABD ve Hindistan 26 Ocak’ta siber güvenlik işbirliği an- laşmaları imzaladılar. 2015 Yılında Saldırlar 2 Kat Arttı 2015 yılının ilk üç aylık döneminde şimdiye kadarki en sofistike, geliş- miş ve kalıcı siber casusluk örneğiyle karşılaşıldı: Equation, Stuxnet ve Flame süper tehditleriyle bağlantı- lı bu tehdidin bilinen ilk örnekleri 2002 yılına kadar uzanıyor. Aynı dönem içinde ayrıca Kaspersky Lab, doğrudan bankalardan çalınan 1 milyar ABD Doları ile bugüne ka- darki en karşı siber suç eylemi olan Carbanak; ilk Arap siber casusluk grubu Desert Falcons’un keşfi ve Fransızca konuşulan siber casusluk kampanyası Animal Farm tarafından
  • 36.
    34 kapak konusu gerçekleştirilen saldırılarhakkın- da da ayrıntılı bir rapor yayınladı. 2015’in birinci çeyreğinde Kaspersky Lab uzmanları, araçlarının karma- şıklığı açısından bugüne kadarki her şeyden üstün bir tehdit aktörü keş- fettiklerini açıkladı; Equation Grubu. Bu tehdit, üstün özelliklerinin yanı sıra sabit sürücü bellenimine virüs bulaştırma becerisi, kurbanlarına virüs bulaştırmak için bir “engel- leme” tekniği kullanımı ve zararlı yazlımı taklit etme becerisine sahip. Geçtiğimiz yıllarda Kaspersky Lab, Rusça, Çince, İngilizce, Korece veya İspanyolca gibi birçok dilde akıcı ol- duğu görülen çok sayıda siber tehdit aktörü gözlemlemişti. 2015 yılında Arapça ve Fransızca “konuşan” siber tehditlere rastlanmış durumda ve aklımıza ister istemez “sonrakinin kim olacağı” sorusu geliyor. Para Akışı Hızlandı On ay önce Kaspersky Lab, büyük bir Avrupa bankasını hedef alan Luuuk siber dolandırıcılık kampanyasını ra- por etti. Sadece bir haftalık bir süre içinde siber suçlular, bankanın he- saplarından yarım milyon Euro’dan fazla para çaldılar. Daha sonra Ekim 2014’te Kaspersky Lab’ın Global Araştırma ve Analiz Ekibi, dünyanın her yerinden ATM’leri hedefleyen Tyupkin zararlı yazılım saldırılarını ortaya çıkardı. ATM’lere virüs bulaş- tıran bir zararlı yazılım, saldırganla- rın doğrudan manipülasyon yoluyla nakit çekme makinelerini boşalt- malarına ve kredi kartı kullanma- dan milyonlarca dolar çalmalarına olanak tanıdı. Aralık 2014’te GReAT Direktörü Costin Raiu’nun siber suç- lu çetelerinin özellikle son kullanıcı- ların paralarını çalmaya odaklandığı günlerin son bulduğunu anlattığı 2015 gelişmiş kalıcı tehditlerle ilgili tahminler çalışması yayınlandı. İki ay sonra 2015’in 1. çeyreğinde, 1 milyar Dolar çalan gelişmiş kalıcı tehdit (APT) Carbanak ortaya çıktı ve siber suç dünyasında APT tarzı saldırılar çağı başladı. Rakamlarla 2015 Kaspersky Güvenlik Ağı verilerine göre Kaspersky Lab ürünleri, 2015’in 1. Çeyreğinde bilgisayarlar ve mobil cihazlarda toplam 2,2 milyar zarar- lı yazılım saldırısını engelledi; bu rakam 2014 yılının 1. Çeyreğinin iki katına tekabül ediyor. Kaspersky Lab çözümleri dünyanın her ye- rinden çevrimiçi kaynaklarda 469 milyon saldırıyı püskürttü; bu rakam 2014’ün 1. Çeyreğindeki rakamdan %32,8 daha fazla. 93 milyon benzer- siz URL web antivirüs programları tarafından zararlı olarak tanımlandı; bu rakam 2014’ün 1. Çeyreğinden %14,3 fazla. Kaspersky Lab ürünleri tarafından etkisiz hale getirilen web saldırılarının %40’ı, Rusya’da bulu- nan zararlı web kaynakları kullanı- larak gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl Rusya birinciliği ABD ile paylaşıyor- du. Bu iki ülke, aralarındaki web sal- dırılarının %39’undan sorumluydu. Mobil cihazlar için 103.072 yeni za- rarlı yazılım (2014’ün 1. Çeyreğinden %6,6 daha az) 1527 yeni bankacılık Trojanı, 2014’ün 1. Çeyreğinden sa- dece yüzde 29 daha fazla. Artış hızı yavaşlıyor: 2014’ün tamamında Kasper- sky Lab, 2013’ün dokuz katına denk gelen 12.100 mobil bankacılık Trojanı tespit etmişti. KOBİ’ler Eskiden Daha Fazla Tehlikede Kısa süre önce, genellikle Tay- land, Hindistan ve ABD’deki küçük ve orta ölçekli işletmelerden yaklaşık 10.000 dosya çalmayı başaran, Gra- bit adı verilen yeni bir iş odaklı siber casusluk kampanyası keşfedildi. Hedef sektörler arasında kimyasal, nanoteknoloji, eğitim, tarım, medya ve inşaat gibi pek çok sektör bulun- maktadır. Bu kampanyadan etkilenen diğer ülkeler arasında BAE, Almanya, İsrail, Kanada, Fransa, Avusturya, Sri Lanka, Şili ve Belçika bulunmakta. Kurumsal şirketler, kamu kuruluşları ve diğer yüksek profilli kuruluşlara odaklanmış birçok casusluk kam- panyası görürüz ancak küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu hedef liste- lerinde yer aldığına nadiren şahit oluruz. Ancak Grabit, bize bunun sadece bir “büyük balık” oyunu olmadığını gösterdi; siber dünyada para, bilgi veya politik güç sahibi olan her kurum, kötü niyetli aktör- lerden biri için potansiyel bir ilgi nesnesi olabilir. Grabit halen aktif olduğundan güvende olduğunuz- dan emin olabilmeniz için ağınızı kontrol etmeniz kritik önemdedir. 15 Mayıs günü, basit bir Grabit tuş kay- dedicinin yüzlerce virüslü sistemden binlerce kurbanın hesap bilgilerini depoladığı tespit edildi. Bu tehdit hafife alınmamalıdır.
  • 37.
    35 Bulaşma, herhangi birkurumdaki bir kullanıcının, Microsoft Office Word (.doc) dosyası gibi görünen bir ek içeren bir e-posta almasıy- la başlar. Kullanıcı indirmek için tıklattığında, grup tarafından ele geçirilmiş ve bir zararlı yazılım merkezi olarak kullanılan uzak su- nucudaki casus program makineye aktarılır. Saldırganlar kurbanlarını, ticari bir HawkEyeProducts casus- luk aracı olan HawkEye tuş kayde- dicisini ve bir dizi Uzak Yönetim Aracı (RAT) içeren bir yapılandırma modülünü kullanarak kontrol eder. Operasyonun ölçeğini betimlemek adına yapılan denemelerde, bir tuş kaydedicisinin, Outlook, Facebo- ok, Skype, Google mail, Pinterest, Yahoo, LinkedIn ve Twitter’in yanı sıra banka hesapları gibi 4928 farklı ana kaynak ve diğer kaynaklardan, dahili ve harici olarak 2887 Parola, 1053 E-posta ve 3023 Kullanıcı adı çalma becerisine sahip komut ve kontrol sunucularından sadece bir tanesi olduğunu görülmüştür. Dengesiz Bir Suçlu Grubu Bir taraftan Grabit tehdit aktörü bu etkinliği gizlemek için fazladan bir çaba sarf etmiyor: bazı zararlı yazılım örnekleri aynı ana sunu- cuyu, hatta aynı kimlik bilgilerini kullanarak kendi güvenliğini zayıf- latıyor. Diğer taraftan saldırganlar, kodlarını analistlerin gözlerinden saklamak için güçlü gizleme tek- nikleri kullanıyor. Bu operasyonun arkasında bazı üyelerinin izlerini silmek konusunda diğerlerinden daha teknik, odaklı ve başarılı ol- duğu dengesiz bir grubun olduğunu inanılmasına neden oluyor. Uzman analistler, zararlı yazılımı her kim programladıysa bütün bir kodu sıfırdan yazmadığını düşünüyor. Grabit’ten korunmak için aşağıdaki kurallara uymanızı tavsiye ediyo- ruz: Şu konuma bakın: C:User- s<PC-NAME>AppDataRoaming Microsoft; yürütülebilir dosyalar içeriyorsa zararlı yazılım bulaşmış olabilir. Bu, göz ardı etmemeniz gereken bir uyarıdır. Windows Sistem Yapılandırmaları, başlangıç tablosunda bir grabit1. exe dosyası içermiyor olmalıdır. “msconfig” komutunu yürütün ve grabit1.exe kayıtlarının bulunma- dığından emin olun. Tanımadığı- nız kişilerden gelen eklentileri ve bağlantıları açmayın. Eğer açamı- yorsanız, kimseye iletmeyin; bir BT yöneticisinden destek alın. Geliş- miş ve güncel bir zararlı yazılım önleme çözümü kullanın ve AV görev listesini her şüpheli sürece karşı mutlaka takip edin. Kasper- sky Lab’ın 2015’in ilk çeyreğinde yaptığı BT tehditleri analizine göre Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesinde kullanıcıla- rın ortalama %41’i yerel ağlar ve çıkarılabilir ortamla ilgili güvenlik olayları ve kullanıcıların %21’i web ile ilgili tehditlerle karşılaşıyor. Kaspersky Security Network bulut hizmeti Ocak-Mart 2015 istatis- tikleri, yerel tehditlerden en çok etkilenen kullanıcı sayısının hala Mısır’da (%50,5) olduğunu, bu- nun Katar (%46), Suudi Arabistan (%45,8) ve Türkiye’nin (%44,6) takip ettiğini gösteriyor. Web tehdidi olaylarına ilişkin en yüksek sayı Katar (bu tehditlerle karşılaşan KSN kullanıcılarının %31’i), BAE (%29), Türkiye (%25) ve Suudi Arabistan’da (%24) bulu- nuyor. Kenya, Güney Afrika, Bah- reyn ve Lübnan bir dereceye kadar daha az tehdit seviyelerine sahip: Kullanıcıların %14-18’i çevrimiçi tehditlerden ve %33-37’si yerel tehditlerden etkileniyor. DDoS Ataklarına Dikkat B2B International ve Kaspersky Lab tarafından gerçekleştirilen 2014 Küresel Kurumsal BT Güven- liği Riskleri araştırması’na göre; bölgedeki şirketlerin çeyreği ile yarısından fazlası geçen yıl virüs- lerle ve diğer kötü amaçlı yazılım- larla, istenmeye posta, kimlik avı ve yazılım açıklarıyla karşılaştığını söyledi. Bu tehditlerin arasında şir- ketler ayrıca ağ ihlalleri ve hedefli saldırılarla, DDoS, mobil aygıtlarda veri kaybı, dosya paylaşımı ve veri sızıntıları ile uğraşıyor. Şirket tedarik zincirleri saldırıya uğrarken, siber paralı askerler bir “meta” haline geliyor ve daha fazla APT (gelişmiş kalıcı tehdit) grubu ortaya çıkıyor, organizasyonların veri koruması, iş sürekliliği ve itibar korumasını özellikle ele alması ge- rekiyor. Gelişmiş tehditleri azaltma stratejilerinin güvenlik ilkelerini ve eğitimini, ağ güvenliğini, kapsamlı sistem yönetimini ve yazılım yama özellikleri, uygulama kontrolü, beyaz liste ve varsayılan ret modu- nu içeren özelleştirilmiş güvenlik çözümlerini kapsaması gerekiyor. APT Bölgede Kendini Gösteriyor Küresel olarak gördüğümüz APT trendleri gibi trendler de bölge- mizde kendini gösteriyor. Desert Falcons siber casusluk grubu, uz- manlar tarafından, geniş çaplı siber casusluk operasyonları geliştiren ve gerçekleştiren bilinen ve kanıt- lanmış ilk paralı siber Arap grubu olarak değerlendiriliyor. Gördüğümüz bir başka şey de siber suçluların, kullanıcıların dikkatini çekmek ve bir Truva atı yükleyerek kimlik bilgilerine ve diğer şeylere erişmek için politik gerginlikleri, büyük olayları ve şiddetli haberleri kullandıklarıdır. Güvende kalmak için güvenlik önlemleri alınması ve kapsamlı bir güvenlik çözümü kullanılmasını öneriyoruz.
  • 38.
    38 söyleşi Bizlere kısaca geçmişiş yaşamı- nızdan bahsedebilir misiniz? Elektronik ve Haberleşme Mühen- disiyim. Üniversitenin ardından Amerika ve İngiltere’de çeşitli eğitim programlarına katıldım. Son on beş yılımın yaklaşık 12 yıla yakın kısmı yurt dışında geçti. 2012 yılının sonunda ailemle bir- likte Türkiye’ye dönüş yaptık. Ve o tarihten itibaren de Kaspersky Lab Türkiye’de çalışmaya başladım. Güvenlik sektöründe çalışmanı- zın altında önemli bir neden var mı? Öncelikle güvenlik sektörü benim için çok keyifli ve bu sektörde fa- aliyet gösteren bir firmada çalış- tığım için işimden zevk alıyorum. Ayrıca çalıştığım sektörün dinamik olması beni çekiyor. Güvenlik sek- töründe her gün bir şeyler değişe- biliyor. Bir anlamda monoton bir iş yaşamımız yok ve gelişmelere göre tepki veren bir sektörde çalışıyo- ruz. Bu sektörü tercih etmemin bir diğer nedeni ise gelişmelere açık olması. İlerleyen yıllarda planla- rınız doğrultusunda çalıştığınız iş kolunda kendinizi geliştirebilir ve yeni iş olanakları sayesinde farklı alanlarda yer alan iş potansiyelini açığa çıkarabiliyorsunuz. Kaspersky Lab olarak kurumlara sunduğunuz güvenlik çözümleri neler? Kaspersky deyince akla hemen uç nokta güvenliği geliyor fakat günümüzde sadece bundan bah- setmemiz yanlış olur. Bizim için uç nokta güvenliği çok önemli bir konu fakat bunun dışında lisans yönetimi, envanter yönetimi, yama yönetimi gibi konularda öne çıkı- yor. Ayrıca geliştirilen uygulamalar sayesinde bilgi işlem departman- larının yönetim işlerini kolaylaş- tıracak uygulamalar konusunda da faaliyet gösteriyoruz. Bu uygula- malar sayesinde müşterilerimizin üzerindeki yoğunluğu minimize etmeye çalışıyoruz. Bunların ya- nında Bulut Bilişim, sanallaştırma ve büyük veri güvenli konusundaki çözümlerimizle de tüm şirketlerin güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilir haldeyiz. Teknoloji çok hızlı ilerliyor ve son dönemde Bulut Bilişim ve Büyük Veri gibi konular daha popüler. Bu konudaki çalışmala- rınız neler? Son üç yıllık çalışma haritamı- za baktığımızda Bulut Bilişim ve Büyük Veri konusundaki güvenlik çözümlerimizin önemli yerlerde olduğunu görüyoruz. Yatırımları- mızı gelişen teknolojilere ve yeni güvenlik alanlarına doğru yönlen- diriyoruz. Biraz önce söylediğim gibi güvenlik sektörü oldukça di- namik ve ne zaman nelerle uğraşa- cağını bilemiyorsunuz. Kaspersky Lab olarak hem yazılım hem de do- nanım konusundaki teknolojik ge- lişmeleri yakından takip eden bir firmayız. Hizmet sunduğumuz kişi Ali Yavuz ŞAHİN yavuz@btgunlugu.com Virüs Yakalama Konusunda Bizden Hızlısı Yok Gitgide karmaşıklaşan çevrimiçi tehditlerin bulunduğu bir dünyada insanlar, etkileşim kurmak, alışveriş yapmak ve çevrimiçi bankacılık işlemleri için kullandıkları tüm cihazlar üzerinde onları siber tehditlere karşı tamamen koruyabilecek güvenilir güvenlik uygulamaları talep ediyorlar. Ve güvenlik her şeyden daha önemli hale gelmeye başladı. Konu hakkında aklımıza takılan soruları Kaspersky Lab Türkiye Ülke Müdürü Sertan Selçuk’a yönelttik. Söyleşimizi aşağıdaki QR Code sayesinde video olarak izleyebilirsiniz.
  • 39.
    39 Sertan Selçuk Kaspersky LabTürkiye Ülke Müdürü ve firmaların zarar görmesini istemeyiz. Bu konuda da şimdiye kadar başarılı olduğumuz düşüncesindeyim. Ürünleri- mizi kullanıp da memnuniyetsiz oldu- ğunu dile getiren kimseyi duymadım. Yeni nesil tehditler konusunda tehditler yaşanmadan önce uyarılarımızı tüm dünya ile paylaşıyoruz. Birçok kişi sade- ce uyarılarımız sayesinde milyonlarca lira kara geçebiliyor. Geçtiğimiz dönemde yaşanan garip bir hacker olayının ardında da gelecekte yaşanacak tehditlerin altını çizmek için uyarılarda bulunduk. Charlie Miller ve Chris Valasek adlı iki hacker, FCA tara- fından üretilen Dodge, Jeep, RAM, Fiat, Chrysler ve Maserati gibi otomobillerin siber saldırı tehdidi altında olduğunu açıklamıştı. Hacker’lerin FCA araçların- da kullanılan ‘Unconnect’ adlı bir yazı- lım aracılığıyla siber saldırı düzenlediği belirtilmişti. Kaspersky Lab olarak biz, bu tür olaylardan korunmak için üreti- cilerin iki temel prensibi akıllarında tu- tarak otomobiller için akıllı bir mimari oluşturmaları gerektiğine inanıyoruz: yalıtım ve kontrollü iletişim. Yalıtım, birbirini etkileyemeyen iki ayrı sistem demektir örneğin, eğlence sistemi Jeep Cherokee’de olduğu gibi kontrol siste- mini etkilememelidir. Kontrollü iletişim ise otomobile bilgi göndermek veya otomobilden bilgi almak için şifreleme ve kimlik denetiminin tam anlamıyla uygulanması anlamına gelir. Tanık ol- duğumuz bu deneyim sonuçları, kimlik denetimi algoritmalarının zayıf veya şifrelemenin doğru olarak uygulanma- mış olduğuna tanıklık etmemizi sağladı. Sunduğunuz güvenlik çözümleri- nizin rakiplerinize göre farklı kılan özellikleri var mı? Yaklaşık üç yıldır Kasperky Lab ai- lesinin bir üyesiyim. Öncesinde de bundan emindim fakat firmanın içe- risinde çalıştığımda bu durumdan bir kez daha emin oldum. Kaspersky Lab
  • 40.
    40 virüs yakalama konusundarakip- lerine göre uzak ara önde. İnanın bunu bir Kaspersky çalışanı olarak söylemiyorum. Öyle ki Bilgi İşlem alanında faaliyet gösteren birçok firma Kaspersky çekirdeğini uygu- lamalarında kullanmakta. Hatta rakiplerimizden bazıları dahi bizim çekirdeğimizi kullanarak kullanıcı- larına farklı çözümler sunuyorlar. Bu durum da bizim tehdit algıla- ma konusunda rakiplerimize göre birkaç adım önde olduğumuzun bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dünyaca ünlü bir güvenlik şir- ketinin Türkiye temsilcisi olarak kurumlara güvenlik konusunda- ki tavsiyeleriniz neler olabilir? Öncelikle Bilgi İşlem departman- ları tarafından kurallar bütünlü- ğünün ortaya konulması gerekiyor. Bu kurallar bütünlüğü hazırlarken danışmanlardan destek alınabi- lir. Tabii ki bu kuralların sadece yazılması yeterli değil, bunu bir şirket politikası olarak benimse- nip uyulmasına dikkat ve özen gösterilmesi gerekiyor. Yaptığı- mız tespitlere göre bilgisayarlara yapılan virüs saldırıları ve tehdit- lerin yüzde 70’inin USB bellekler vasıtasıyla yayıldığını görüyoruz. Bunların engellenmesi ve belirli uygulamaların sistemler üzerinde çalıştırılmaması gerekiyor. Ve bun- ların hepsinin arka planda Bilgi İşlem departmanı tarafından takip edilebiliyor olması gerekiyor. Tüm bunları birkaç satıra sığ- dırmamız mümkün değil. Fakat eğitim konusunda da öneminden bahsetmek isterim. Eğer Bilgi İşlem departmanındaki çalışanları- nız yeterli bilgiye sahip değillerse güvenlik konusunda büyük açıklar verebilirsiniz. Bu sebepten belirli aralıklarla yeni teknoloji ve uygu- lamalara adaptasyon eğitimin yanı sıra güvenlik eğitimlerinin gerekli personele verilmesi şart. Sonuçta insanların düşüncesizce davranış- larından dolayı tehditlere maruz kalıyoruz. İnsan hatalarını en aza indirdiğimiz sürece kendimizi gü- venli hissetmemiz mümkün. Sizce Türk şirketleri siber gü- venlik açısından yeterli koruma- ya sahip mi? Bu konuda kesin konuşabilirim. Türk şirketleri siber güvenlik açı- sından yeterli bilgi ve korunmaya sahip değil. Yaptığımız araştırma- lara göre 2013 yılı sonunda tüm şirketlerin yüzde 36’sı korunurken bu rakam 2014 yılının sonunda yüzde 38’e çıkmış durumda. Bu rakamın artması düşmesinden iyi- dir diyebiliriz fakat Türk şirketleri olarak hala yolun başlarındayız diyebilirim. Güvenlik algısı konu- sunda daha kat etmemiz gereken çok yol var. Şöyle bir örnek vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi Polon- ya çok gelişmiş bir Avrupa ülkesi değil. Ama tüm şirketlerin toplamında siber saldırılara karşı korunan şirketlerinin oranının Türkiye’ye göre iki kat daha fazla olduğunu görüyoruz. Polonyalı şirketlerin yüzde 75’inden daha fazlası siber saldırılara karşı korunuyor. Fransa ve İtalya gibi ülkelerde bu değer yüzde 90’larda. İngiltere ve Al- manya gibi ülkelerde ise yüzde 100’lere yakın. Bizim yüzde 38’ler- de olduğumuz kötü bir algı gibi gözükse de aynı zamanda gelişme- ye açık bir pazar olduğumuzun bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Bu rakamın altını tekrar çizmek is- terim. Çünkü Türk şirketleri olarak kat edecek çok yolumuzun olduğu- nun bir göstergesi. Türk şirketlerinin güvenlik algı- sını arttırmak için neler yapma- lıyız? Öncelikle Türk şirketlerinin gü- venlik konusunda bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu büyük operasyon ön- celikle devlet katından başlayarak yayılmalı. TÜBİTAK veya benzeri kurumlar kontrolünde bazı çalış- malar yapılabilir. Tüm üreticilerin katılacağı bilinçlendirme toplantı- ları yapılarak şirketlerin güvenlik konusundaki algısı arttırılabilir. Kasperky Lab tarafına baktığımız- söyleşi
  • 41.
    41 da ise bukonuda yürüttüğümüz birkaç çalışmamız bulunuyor. Odak noktamızda üniversiteler mevcut. Üniversitelerde gerçekleştirilen çeşitli toplantı ve eğitimlere ka- tılarak bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Bu sayede gü- venlik algısı konusunda geleceğin çalışanlarına destek oluyoruz. Günümüzün en popüler güven- lik tehditleri neler? Kişiye veya kurumlara özel teh- ditlerin son dönemde kötü niyetli kişiler tarafından fazlasıyla kulla- nıldığını görüyoruz. Bu ataklarda kişinin veya kurumun zaaflarından faydalanılıyor. Açıkları belirleyen saldırganlar doğru zamanı bekli- yor ve harekete geçerek kişiyi ya da kurumun bilgilerini çalabiliyor, şifreleyebiliyor veya fidye isteye- biliyor. Eskiden bu tarz güven- lik açıklarını kullanarak saldırı yapanlar işin maddi boyutundansa ego tatminine önem veriyorlardı. Ardından ego tatmini yavaş yavaş yerini finansal hırsızlığa bıraktı. Özellikle son iki senedir şirketle- re yönelik saldırılarda fazlasıyla artış görüyoruz. Öyle ki geçtiğimiz dönemde devlet kurumlarımıza yapılan saldırıları hatırlarsınız. Bu tarz saldırıların da önü arkası kesilmiyor. Önümüzdeki günlerde de bu tarz saldırıların daha da ar- tacağını tahmin ediyoruz. Özellik- le şirket çalışanlarının dışarıdan gelecek tehditlere karşı eğitilmesi şart. Çünkü saldırganlar genellikle bilinçsiz kullanıcıları hedef alarak hareket ediyor ve o kullanıcılar üzerinden sisteme sızarak zarar veriyor veya verileri çalıyor. Günün sonunda yine güvenlik algısının iyileştirilmesine geliyor. Algıyı art- tırarak bu tarz saldırıların sayısını azaltabiliriz. Gelecekte kurumları güvenlik açsından bekleyen tehditler neler ve bu tehditlere karşı ko- runmak için ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz? Öncelikle günümüzdeki trendlere baktığımızda maliyeti kısma veya operasyonu maksimum hale getir- mek gibi konuların popüler oldu- ğunu görüyoruz. Maliyeti kısarken firmaların yapacaklarının başında sunucularını Bulut Bilişim hiz- metlerine teslim etmesi yer alıyor. Ayrıca sanallaştırma uygulamaları kullanılarak sunuculardan alınan performans arttırılacak. Şirket çalışanları önümüzdeki günler- de iş yerlerinde daha fazla kendi cihazlarını kullanmaya başlayacak. Özellikle mobil cihazların kulla- nım oranı artacak. Akıllı telefon ve Tablet PC’lerini yanında taşıyacak çalışanlar he- men hemen her yerden internete bağlanarak şirket ağına katılmak isteyecek. Tüm bunlar güvenlik tehditlerini daha fazla arttıracak. Düşünsenize 300 tane çalışanınız var ve bu kişiler işe geldiklerinde veya dışarıdan şirket içi dosya- lara akıllı telefonlarıyla erişmek isteyecek. Bu tarz yapılarda kuralar bütünlüğünün iyi belirlenerek ha- reket etmek gerekiyor. Tabii ki ci- haz sayısı arttıkça bunların kurum ağlarına katılımı ve kontrolü için de yeni uygulamalar ve yöntem- ler geliştirilecek. Bu uygulama ve yöntemler sayesinde maliyetlerin düşürülmesi hedeflenecek. Önü- müzdeki günlerde zorlanacağımız konuların başında ise güvenlik yönetiminin geleceğini düşünü- yorum. Envanter tutmak daha da zorlaşacak ve kullanıcıların iş yükü artacak. Tabii ki sunucu güven- liğinin de farklı yönlere gideceği kanaatindeyim. Şimdilerde Bulut döneminin başlarındayız. Bulut Bilişim hizmetlerini ve yeni tekno- lojileri tam anlamıyla kullanmaya başladığımız güvenlik çözümle- rinin de bu teknolojilere uygun olarak evrimleştiğini göreceğiz. Son olarak akıllı şehirler konusuna değinmek istiyorum. Şimdilerde konsept yapılardan söz edilse de teknolojinin ilerlemesiyle birlikte akıllı şehirler yavaş yavaş gerçek olacak ve güvenlik konusu bu ya- pıların üzerinde de tartışılacak. Bu tarz yapıların korunması için farklı güvenlik paket veya uygulamaları- nın geliştirilebileceğini düşünüyo- rum. Bugün insanlar, İnternete çok nadir olarak tek bir cihazdan eri- şim sağlıyor; bu nedenle çevrimiçi tehditlerin çeşitliliği ve bunlarla nasıl başa çıkacakları konusunda bilgi sahibi olmalılar. Kaspersky Lab olarak, kullanıcının koruma ürünlerini Windows, OS X ve Android tabanlı cihazlar üzerin- de ve tek bir lisansla kolaylıkla yö- netmesini sağlayan çok platformlu bir çözüm geliştirmiş durumdayız. Kaspersky Internet Security adlı ürünümüze entegre edilen tekno- lojiler ne kadar etkili olduklarını sadece bağımsız testlerde değil, aynı zamanda dünyanın her ye- rinden 300 milyon insanı her gün koruyarak pratikte de göstermiş durumda. Teknoloji geliştikçe biz de yeni ürünler geliştirerek müş- terilerimizi tam anlamıyla koruma altına almaya devam edeceğiz.
  • 42.
    42 G20 Ülkelerinde BİTve İnovasyonun Önemi Artıyor B üyümenin en önemli belirleyicilerinden biri teknolojik değişimle birlikte artan verimlilik ve yeni teknolojilerin odağı da verimlilik artışı ve küre- sel meselelere çözüm üretmekten geçiyor. Geçtiğimiz yıl Avustralya Brisbane G20 Liderler Zirvesi’nde küresel ekonomiyi gelecek 5 yıl içinde yüzde 2,1 oranında bü- yütme hedefi benimsenmişti. Bu kapsamda bilim ve teknoloji, gerek büyüme oranlarına katkısı, gerekse enerji, gıda güvenliği, iklim deği- şikliğine çözümler ile sürdürüle- bilir büyüme etkisi nedeniyle G20 gündemi için son derece önemli. Her ne kadar hem sürdürülebilir büyüme hem de yüzde 2,1’lik hede- fin tutturulması için kritik de olsa, teknoloji ve inovasyon G20 gün- demine giremiyor. Önceki yıllarda buna yönelik çeşitli çabalar ser- gilendi. Son olarak geçtiğimiz yıl Avustralya’da G20 Zirvesi etrafında bir İnovasyon-20 grubu oluşturu- larak, sürdürülebilir büyüme ve bi- yoteknoloji odağıyla bir konferans düzenlendi. Bu yıl, Türkiye’nin G20 başkanlığı döneminde, teknoloji ve inovasyon T20 konuları arasına dahil edildi. Teknoloji ve inovasyon teması, G20’nin mevcut sorunla- rını konuşmanın yanında küresel meseleleri dikkate alarak gelecek ajandayı şekillendirmek için önem taşıyor. Bilim, teknoloji ve inovasyon son yıllarda hem gelişmiş ülkelerin hem de gelişmekte olanların gün- deminde. Gelişmiş ülkeleri, geliş- mekte olanlardan ayıran en büyük fark ise, aralarındaki bilgi boşluğu. Teknolojik gelişmelerin getirdiği üretimde yapısal değişim eğilimleri ile birlikte, artık şirketler küresel değer zincirlerine eklemlenebil- diği, ülkeler ise içlerinden küresel değer zinciri geçebildiği sürece rekabet gücüne sahip bulunuyor. Bilim ve teknolojinin de hızla küre- selleştiği, açık inovasyon sistemle- rinin ve işbirliklerinin yaygınlaştığı günümüzde, yeni teknolojiler bilgi- nin yayılma hızını arttırıyor. Çin’in Önlenemez Yükselişi G20 ülkelerinde yüksek teknolojili yapı öncelikle ihracat verileri ile değerlendirildiğinde, ülkelerin bir- birinden önemli oranda farklılaştı- ğı bir görüntü ortaya çıkıyor. Yük- Bilim ve teknolojideki gelişmeler ile inovasyona dayalı stratejiler, gerek ülke gerekse şirket seviyesinde verimlilik artışının ve rekabetin temel unsurları haline geldi. Avşar Özgen info@btgunlugu.com
  • 43.
    43 sek teknolojili yapıyageçişte son 20 yılda en büyük sıçramayı G20 ülkeleri arasında Çin gerçekleştirdi. Bu grupta imalat sanayi ihracatı içinde yüksek teknolojili ürünle- rin payının en yüksek olduğu ülke yüzde 26 ile Çin. Onu Güney Kore ve Fransa izliyor. Son 20 yıldaki yüksek teknolojili ihracatlarındaki değişimlerine göre G20 ülkelerini üç grupta toplamak mümkün. İlk grupta, ihracatında yüksek tekno- lojili yapıya sıçrama yapmış olanlar bulunuyor. İkinci grup ise ihraca- tında yüksek teknolojili ürün payı- nın düştüğü ülkelerden oluşuyor. Bu grupta Güney Afrika dışında, ABD, Japonya, İngiltere gibi geliş- miş ülkeler yer alıyor. Üçüncü grup ise, Türkiye’nin de içinde yer aldığı son 20 yılda bu anlamda herhangi bir gelişme göstermeyen ülkeler olarak karşımıza çıkıyor. Gerek yüksek teknolojili yapıya ge- çişte gerekse küresel Ar-Ge değer zincirlerine eklemlenmede katma değerli yabancı yatırımların rolü büyük. Dünyada yapılan doğrudan yabancı Ar-Ge yatırımlarının son 12 yılda yüzde 73’ü G20 ülkelerine yapıldı. Bu ülkelerin Ar-Ge yabancı yatırımlarını çekme kapasitesi de- ğerlendirildiğinde gelişmekte olan iki ülkenin ön plana çıktığı görülü- yor. Çin ve Hindistan son 12 yılda en fazla yeni Ar-Ge yatırımı çeken ülkeler oldu. Onları ABD ve Kanada izliyor. Ar-Ge yatırımları araştır- ma ve tasarım yatırımları olarak ayrıştırıldığında özellikle Hindis- tan’a giden yatırımlarda tasarım ve test projelerinin ağırlıklı olduğu gözleniyor. G20 ülkelerinin yaptığı doğru- dan yabancı yatırımlardaki Ar-Ge projeleri, dünyadaki toplamın yüzde 82’si gibi büyük bir bölü- mü oluşturuyor. Ülkeler arasında büyük farkla en fazla Ar-Ge yatırı- mı yapan ülke ABD. Onu ilk beşte diğer gelişmiş ülkeler izliyor. Ar-Ge yatırımı çeken ülkeler arasında ilk sırada yer alan Çin, burada 6. sırada yer alıyor. Yabancı yatırımlarda önce yatırım çekilerek yerelde kapasite oluşturulması ve dönüşüm gerçekleşmesi bekleniyor. Yabancı yatırımların yerli sanayi üzerinde yarattığı dönüşüm etkisi sonrası, yerli şirketlerin de küresel değer zincirlerine eklenmesi mümkün oluyor. Onlar da yabancı yatırım yapan şirketler arasında bulunuyor. Son 12 yıllık dönem ikiye ayrılarak bakıldığında, yapılan Ar-Ge yatı- rımında en büyük artışın Çin’de olduğu görülüyor. Uzmanlar, uygulanan kamu politikalarının bu projeleri çekmek üzere tetikleyici rolü olduğunu belirtiyor. Türkiye Ar-Ge Harcamalarında Sonlarda G20 ülkeleri arasında GSYİH için- den Ar-Ge’ye en fazla pay ayıran ülke yüzde 4 ile Güney Kore olarak karşımıza çıkıyor. Onu Japonya ve Almanya izliyor. Güney Kore son 10 yılda GSYİH içindeki Ar-Ge harca- masını Çin’den sonra en fazla art- tıran ülke oldu. Çin, 2000’li yılların başında bu sıralamada sonlarda yer alırken şimdilerde 7. sırada bulu- nuyor. Ar-Ge harcamalarına nüfusa oranla kişi başına düşen harcama olarak bakıldığında bu görüntüde değişimler olduğu göze çarpıyor. Çin G20 ülkeleri arasında sırala- mada yine gerilere düşüyor. Kişi başına düşen Ar-Ge harcaması en yüksek ülke yaklaşık 1400 dolar ile ABD. Onu Güney Kore ve Almanya takip ediyor. Türkiye ise Ar-Ge har- camalarında sonlarda yer alıyor. BİT’te Teknolojik Üstünlük Güney Kore’de G20 ülkelerinin biyoteknoloji, nanoteknoloji ve BİT’te teknolojik üstünlükleri karşılaştırıldığında, ülkelerin bu üç teknoloji platfor- munda teknolojik üstünlükleri ve odaklarının farklılaştığı görülüyor. BİT’te en yüksek teknolojik üs- tünlüğe sahip ülke Güney Kore, nanoteknolojide de ikinci sırada yer alarak benzer bir performans sergiliyor. Biyoteknolojide ise teknolojik üstünlüğün en yüksek olduğu ülke ABD ve Avustralya olarak görülüyor. Nanoteknoloji- de ise Rusya önemli bir farkla en yüksek teknolojik üstünlüğe sahip bulunuyor. Aslında bu üç teknoloji platformunda temel odak noktası sürdürülebilir büyümeye yönelik küresel meselelere çözüm sağla- mak ve farklı sektörlerde verimlilik artışını gerçekleştirmekten geçiyor. AB ve OECD tarafından yapılan ça- lışmalara göre, sanayide geleneksel uygulamaların yerini endüstriyel biyoteknoloji uygulamaları aldı- ğında, farklı sektörlerde yüzde 10 ile 20 arasında değişen verimlilik artışları gerçekleşiyor. İklim değişikliği, gıda güvenliği, doğal kaynak kısıtı gibi meselelerin her geçen gün arttığı günümüzde, bu sorunlara yönelik çözüm geliş- tirmek tüm ülkelerin ortak konusu. Bu ortak meselelere ilişkin yeni teknoloji platformlarının sunduğu çözümleri kullanmak üzere, G20 ülkeleri arasında uluslararası Ar-Ge işbirliği modellerinin geliştirilmesi önemli bir yer tutuyor. Bu işbirlik- leri, yeni teknolojilerin yayılımını hızlandırarak G20’nin yüzde 2,1’lik büyüme artış hedefine sürdürüle- bilir bir katkı sağlayabileceği gibi, küresel meselelerin çözümüne yönelik de önemli bir adım potan- siyeli taşıyor.
  • 44.
    44 telekom ABD’de İstihbarat Reformu Senato’yaTakıldı ABD Başkanı Barack Obama’nın Ulusal Güvenlik Ajansı’nı sınırlandırmak için hazırladığı yasa tasarısı ABD Senatosu’nda reddedildi. O bama’nın Ulusal Güvenlik Ajansını sı- nırlandırmak için ha- zırladığı yasa tasarısı ABD Senatosunda red- dedildi. “USA Freedom Act” (ABD Özgürlük Yasası) adlı yasa tasarısı ABD Senatosu’nda gerekli olan 60 Senatörün desteğini bulamadı. 57 Senatör yasa tasarısına evet oyu ve- rirken 42 Senatör tasarıyı reddetti. Obama’nın reform tasarısı geçtiği- miz ay ABD Kongresi’nin alt kanadı olan ABD Temsilciler Meclisi’nde ele alınmış, NSA’in telefon dinleme- leri dahil teknik takip hakkını son- landırmayı gündeme getiren tasarı, 338’e karşı 88 oyla kabul edilmişti. Senato, Temsilciler Meclisi’nde onaylanan “USA Freedom Act” adlı yasa tasarısını onaylamadığı için Temsilciler Meclisi’nin üzerinde değişiklik yapılan yasa tasarısını yeniden oylaması gerekiyor. “USA Freedom Act” adlı tasarı Ame- rikan vatandaşlarının istihbarat servisi NSA tarafından izlenmesini sınırlandırmayı öngörüyor. Tasarı, NSA’in telefon bağlantısı verileri- ni kayıt altına almasını engelliyor ve bunu özel telefon şirketlerine devrediyor. NSA’in ayrıca verilere ulaşmak için her bir durumda özel Dış İstihbarat Teftiş Mahkemesi’n- den izin alması gerekiyor. İstihbarat servisinin yurtdışındaki faaliyet- lerini sınırlandırma konusunda ise tasarıda bir madde yer almıyor. ABD’de 11 Eylül 2001 tarihinde düzenlenen saldırılardan sonra terörizmle mücadele kapsamında istihbarat servislerine geniş yetkiler tanıyan “Patriot Act” adlı yasa kabul edilmişti. Yeni yasa 1 Haziran’da geçerlilik süresi dolan “Patriot Act” yerine düşünülmüştü. ABD’de Cumhuriyetçiler, IŞİD ben- zeri radikal İslamcı örgütlerle mü- cadeleyi zayıflatacağı gerekçesiyle yasa tasarısına karşı çıkıyor. Kimi siyasetçiler de reformun NSA’i diz- ginleme konusunda yeterli olmadığı eleştirisini yükseltiyor. NSA dünyada milyonlarca insanın telefon ve internet iletişimini çeşitli programlar aracılığıyla izleyebiliyor. 11 Eylül saldırılarının ardından Avşar ÖZGEN info@btgunlugu.com
  • 45.
    45 kurulan NSA’in eskianalisti Edward Snowden tarafından 2013 yılında sızdırılan belgelerinde, pek çok Amerikan ve Amerikan olmayan kişi ve kurumun gerekçe gösterilmeden telefon dinlemelerine muaf tuttuğu ortaya çıkmıştı. US Freedom Act Kongre tarafından onaylansaydı, NSA’in ABD vatan- daşlarının telefonu dinlemesi -süre, aranılan kişi ve konuşma içeriği dahil olmak üzere-, elektronik posta kayıtları ve web adresleri gibi pek çok faaliyeti son bulacaktı. Tasarıya göre, NSA terör tehdidi olarak gör- düğü her dava için mahkeme emri çıkarttıktan sonra ilgili operatörü ya da servis sağlayıcıyı bilgilendir- dikten sonra teknik takip uygula- malarına devam edecekti. ABD Vatandaşlarının Bilgilerini Yabancılarla Paylaşacak Bu arada, siber korsanlıkla mücade- lede gittikçe katılaşan Washington yönetimi, vatandaşlarının siber faaliyetlerini üçüncü ülkelerle pay- laşmaya hazırlanıyor. ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’in geçen ay ilan ettiği Siber Strateji Belgesi’ne göre, bakanlık şirketler ve kişiler hakkında toplandığı siber bilgileri başka bir ülke ile paylaşabilecek. Belgede, bakanlığın, İç Güvenlik Departmanı ile ortak bir şekilde çalışarak elde edeceği bilgileri “hü- kümet içinde, ana müttefik ve dost ordularla” paylaşılması da öngö- rülüyor. Ayrıca Pentagon’un bu tür paylaşımların önünün açılabilmesi için ABD Kongresi ve diğer hükümet birimleriyle çalışması da öngörülü- yor. Uzmanlar, Siber Enformasyon Paylaşım Yasası’nın büyük bir önem arz ettiğini belirtiyor. Bu yasa ile bilgi paylaşımı yapan şirketlere dava açılmasının önüne geçilece- ği ifade eden uzmanlar, bu yasa ile elde edilecek bilgilerin diğer ülkelerle paylaşılacağını savunuyor. Yasada bilgilerin Ortadoğu’daki ülkeleriyle “askeri ağların, altyapı- ların ve ABD için önemli olan doğal zenginliklerin” koruması adına pay- laşılacağı belirtiliyor. Ulusal Güven- lik Ajansı Direktörü Amiral Michael Rogers da siber bilgilerin paylaşıl- ması yönünde ağırlığını koymuş durumda. Rogers, “Siber bilgilerin paylaşılmasına dönük tasarı yasa- laşmalı” ifadelerini kullanmıştı. Üst düzey yetkili, FBI ile bilgi paylaşı- mı sayesinde Sony’ye düzenlenen saldırının arkasında Kuzey Kore olduğunu ortaya çıkardıklarını vurguladı. Ancak uzmanlar, Siber Enformasyon Paylaşım Yasası’nın kapsamının çok geniş olduğunun altını çizdi. Yeni Amerika Vakfı’n- dan Robyn Greene, yasa ile şirket- lerin kullanıcıların pek çok bilgisini toplayıp hükümet ile paylaşabile- ceğini savundu. Ayrıca yasanın, hü- kümetin bu bilgileri nasıl paylaşa- bileceği üzerine çok az bir kısıtlama getirdiğine dikkat çekti. Greene’e göre, hükümet bu bilgileri korsanlık dışındaki faaliyetler için de kullana- bilir. Greene, “Bu yetki, vatandaşla- rın anayasal haklarını da çiğniyor” değerlendirmesinde bulundu. Bazı uzmanlar ise siber bilgilerin paylaşımı ile korsanlık faaliyetlere karşı mücadelenin güçlenebileceği- ni savunuyor. SAS Enstitüsü’nden Chris Smith, “Siber enformasyon paylaşımı, saldırıları engelleme de hayati bir rol oynuyor” diyor. Smith, ayrıca, siber saldırıların gittikçe de- ğişkenlik kazandığını, eski yöntem- lerle saldırılara karşı mücadelenin zorluğuna dikkat çekiyor. Yasanın kapsamının çok geniş olduğunu savunan uzmanlar, siber enformasyon paylaşımının bir şekil- de kısıtlanması gerektiğini iddia ediyor. Siber uzman Matt Kodama, siber saldırıların en bariz göster- gesinin ağ yönetici hesaplarındaki “olağan dışı faaliyetler” olduğunu savunuyor. Yöneticilerin hesap- larındaki bilgilerin paylaşılması- nın hem siber saldırıları hem de kişilerin bilgilerin paylaşılmasını engelleyebileceği öne sürülüyor. Başka bir yöntem ise belli bir amaca hizmet etmeyen büyük dosyaların paylaşıma açılması olduğu iddia ediliyor. Bu dosyaların, tecrit edil- miş sanal ortamlarda açılması ile saldırıların önüne geçilebileceği de ifade ediliyor. Almanya Kişisel Verilerin Korun- ması İçin Ayrı Kurum Kuruyor Öte yandan Almanya’da da Fede- ral İçişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Kişisel Verileri Koruma Birimi gelecek yılın başın- dan itibaren bağımsız resmi daire statüsüne kavuşturulacak. Federal Hükümetin Veri Koruma ve En- formasyon Özgürlüğü Sorumlusu Andrea Vosshoff, mevcut hukuki düzenlemelerin sanal ortamdaki ve- rilerin güvenliği konusunda yeterli olmadığını belirterek, “Hukuk artık müdahale edemez hale geldi” dedi. Alman hükümeti, veri korumanın daha etkili hale getirilmesi için söz konusu birimi, resmi daireye dönüş- türecek. Bu yolla Veri Koruma Dai- resi hükümetin doğrudan alt organı olacak, personel atayabilecek ve kendine ait bütçeyi kullanabilecek. Vosshoff, “Böylece bütçe pazarlıkla- rına maruz kalmayacak” dedi. AB Ortak Program Hazırlıyor Federal Adalet Bakanı Heiko Maas ise Avrupa Birliği’nin veri koru- ma konusunda ortak bir program geliştirmek istediğini belirterek, bu bağlamda AB İçişleri ve Adalet Bakanlarının AB Komisyonu ve AB Parlamentosu’ndan yetkililerle bir araya geleceğini söyledi. Bu yıl içinde AB’yi kapsayacak ortak bir yol haritasının oluşturulabileceğini ifade eden Maas, bu şekilde bağlayı- cı tedbirlerin alınmasının mümkün olacağını vurguladı.
  • 46.
    46 telekom Kamuda AKKY KullanımıArtıyor 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı’nda da yer alan kamuda AKKY’nin kullanımının artırılması çalışmaları devam ediyor. K amuda Açık Kaynak Kodlu Yazılım’ın (AKKY) kullanımı 2003 yılında başlatılan e-Dönüşüm Türkiye Projesi kapsamında ele alınan önemli konulardan birisiydi. Bu bağlamda, ilk olarak, 2005 Eylem Planı’nda “Kamu kurum ve ku- ruluşlarında açık kaynak kodlu yazılımların uygulanabilirliği” eylemi ile Kalkınma Bakanlığı Bilgi Toplumu Dairesi tarafından ilgili paydaşların katılımıyla konuya ilişkin bir rapor yayınlanmıştı. Bu raporda, AKKY’nin temel özellik- leri, tarihçesi, kullanım alanları ve sağladığı avantajlar yer alıyor. Ay- rıca AKKY hukuki ve mali yönden inceleniyor. Raporda açık standart- lara da vurgu yapılarak AKKY’nin açık standartların gelişimi açı- sından önemli bir araç olduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca bu rapora ek olarak söz konusu eylem kapsa- mında “Göç Planı Hazırlanması ve Uygulanması” raporu da yayınlan- dı. Bu raporun kapsamı ise kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere AKKY’ye geçmeyi planlayan kurumların göç adımlarını tasar- lamalarını ya da uygun olmayan yazılımların geçişini elemelerini kolaylaştırmak için bir “Göç Planı” hazırlanmasını kapsıyor. 2006-2010 döneminde hazırlanan Bilgi Toplumu Stratejisi eki Eylem Planı’nda “Kamuda Açık Kaynak Kodlu Yazılım Kullanımı” eylemi ile TÜBİTAK-BİLGEM (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu–Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merke- zi) sorumluluğunda kamuda AKKY kullanımı için örnek oluşturmak üzere bir pilot uygulama yapılması ve bu uygulamada elde edilen tec- rübelere göre AKKY kullanımının uygulanabilirlik analizinin ger- çekleştirilmesi hedeflenmişti. Bu kapsamda, Enerji Piyasası Düzen- leme Kurumu’nda (EPDK) bir pilot uygulama yapılması için çalışma- lar başlatılmıştı. EPDK’da yapılan çalışma kapsamında kuruma ait bilişim sistemleri TÜBİTAK-BİL- GEM tarafından kurularak kurum sunucuları ile kullanıcı bilgisa- yarlarında Pardus kullanılmaya başlandı. Proje takviminde önemli gecikmeler yaşanırken, projeden henüz eyleme yönelik somut bir sonuç elde edilemedi. Bununla birlikte, projenin kamuda AKKY kullanımına ilişkin önemli girdiler Avşar ÖZGEN info@btgunlugu.com
  • 47.
    47 sağlayabileceği düşünülüyor. Kamu KurumlarındanÖrnekler Bilgi Toplumu Stratejisi eki Eylem Planı kapsamında yapılan çalışma- lara ek olarak, AKKY konusunda kamu kurum ve kuruluşlarında münferit girişimler sonucu AK- KY’nin tercih edildiği kurumlar da bulunuyor. Bazı kurumlar ise TÜBİTAK’la yürüttükleri ortak projeler kapsamında AKKY’nin kullanım hususunu da değerlendi- riyor. TÜBİTAK’ın bir proje pay- daşı olarak projelerde kullanılan AKKY’lere teknik destek sunması, kurumları AKKY’nin kullanımı hususunda cesaretlendiriyor. AK- KY’nin kullanımıyla elde edilen somut faydalar, kamu kurumlarını memnun edici seviyede bulunuyor. TÜBİTAK’ın geliştirme sürecine müdahil olduğu projeler arasında, büyük bir projenin parçası olma- yıp, başlı başına AKKY’ye geçişin planlanıp uygulamaya konduğu bir örneğe rastlanmıyor. Kurumların ferdi çabalarıyla AKKY ürünlerine geçiş denemeleri ise çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanıyor. Ferdi çabaların başarılı şekilde yürütül- düğü sayılı örnekte, AKKY’ye geçiş sürecinde destek hizmeti sunan firmanın seçiminin iyi yapıldı- ğı gözleniyor. Bu tecrübelerden, AKKY alanında yapılacak çalışma- larda sürecin iyi yönetilmesi ile yeterli teknik desteğin sağlanma- sının önemi ortaya çıkıyor. Kamu kurumları, sektördeki uzmanlığın pazarda öne çıkan ürünlerde yoğunlaşması nedeniyle bu ürünlere yöneliyor. Kurumlar çeşitli alanlarda AKKY’yi deniyor. Ancak yeterli teknik destek alama- maları sebebiyle bu tercihlerinden vazgeçip geleneksel yazılım alter- natiflerine yöneliyor. AKKY’nin kaynak kodunda değişiklik yapıla- bilmesi özelliğinden ise yeterince faydalanılamıyor. Esasen AKKY’nin kaynak kodunun değiştirilerek kurumsal ihtiyaçları daha iyi kar- şılayan ürünlerin ortaya konması, tek bir kurum düşünüldüğünde maliyetler açısından anlamlı olma- yabiliyor. Fakat çok sayıda kurum tarafından ortak olarak kullanılan ofis yazı- lımları (kelime işlemci, sunum ha- zırlayıcı vb.) ve e-posta istemcisi gibi yazılımlar açısından, yazılımın kaynak koduna müdahale edilmek suretiyle kurumların ihtiyacına daha iyi cevap verebilecek ürün- lerin ortaya konması, üzerinde durulması gereken bir husus ola- rak ortaya çıkıyor. Örneğin, açık kaynak kodlu bir ofis yazılımına Kalkınma Bakanlığı tarafından geliştirilmiş olan e-Yazışma Pa- keti entegre edilerek paketin ofis yazılımı aracılığıyla hazırlanması ve arzu edilen kuruma kolay- ca gönderilmesi veya alınan bir paketin bu yazılımla açılması gibi nitelikler kazandırılması müm- kün görünüyor. AKKY konusunda politika belirlemiş olan ülkelerde kamu kurumlarının kullanabileceği olgunluk seviyesine ulaşan AKKY ürünleri kurumlar tarafından uyar- lanıp kullanılabilmekte ve uyar- lanmış haliyle diğer kurumların hizmetine sunulabiliyor. Ofis ve e-posta yazılımları gibi kurumların en yoğun şekilde kul- landıkları yazılımların geleneksel yazılım alternatifleri ile AKKY alternatiflerinin görünüm ve kulla- nım açısından birbirlerine benzer- likleri sebebiyle, açık kaynak kodlu yazılımlara geçiş yapan kurumlar, geçiş aşamasında kayda değer bir zorluk yaşanmadığını ifade edi- yorlar. Öte yandan geçiş sürecinin adım adım, kontrollü bir biçimde ve personelin ihtiyaç ve beklen- tileri gözetilerek yürütülmesinin önemli olduğu görüşü de ön plana çıkıyor. Adalet Bakanlığı Adalet Bakanlığı’nda Ulusal Yargı Ağı Projesi’nin (UYAP) başlatıldığı tarih olan 1999 yılından bu yana AKKY’ye yönelik çalışmalar yürü- tülüyor. İlk AKKY’ye kapsamlı ge- çiş çalışmalarına 2006–2007 yılla- rında başlanmıştı. Yaklaşık 50 bin bilgisayar kullanıcısının bulun- duğu kurumda işletim sisteminin Pardus’a taşınması planlanarak bu kapsamda TÜBİTAK-BİLGEM’in teknik desteğinin alınması ve bir adliyede pilot uygulama gerçekleş- tirilmesi gündeme gelmişti. TÜBİ- TAK-BİLGEM’den pilot uygulama kapsamında ücretsiz teknik destek talep edildi. Ancak TÜBİTAK-BİL- GEM tarafından bu desteğin üc- retsiz olarak sağlanamayacağının belirtilmesi üzerine çalışmaya de- vam edilemedi. Kurumun konuya ilişkin olarak görüşülen bilgi işlem birimi yetkilileri Pardus’un kulla- nıcı ihtiyaçlarına cevap verebilecek olgunlukta olduğunu ifade ediyor- lar. Kurumda kritik uygulamalarda AKKY tercih edilmemekle beraber, normal nitelikteki işlerde AKKY yoğun olarak kullanılıyor. 2007 yılından beri merkez ve taşra teşkilatının tamamında açık kay- nak kodlu bir ofis yazılımı ile ça- lışılan kurumda sadece ofis yazılı- mına ait lisans giderlerinden 2011 yılına kadar 50 milyon TL civarın- da tasarruf sağlandığı kaydediliyor. Ayrıca tüm taşra teşkilatında açık kaynak kodlu bir e-posta sunucu- su yazılımı kullanılıyor. Yaklaşık 50 bin kullanıcıya hizmet veren sunucular için ilk önce popüler bir
  • 48.
    48 Avşar ÖZGEN info@btgunlugu.com geleneksel yazılımürünü e-posta sunucusu için firmalardan teklifler alındı ve söz konusu sistemin ma- liyetinin 1–1,5 milyon TL civarında olacağı ortaya çıktı. Fiyat yük- sek bulunarak açık kaynak kodlu alternatifler gözden geçirildi ve sonuç olarak halen kullanılmakta olan sistemin kurulumu gerçekleş- tirildi. Kurumda anlık mesajlaşma yazılımları ile web tabanlı forum ve portallar için de AKKY kullanılıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 450 kişilik tek merkezli bir kurum olan EPDK’da, AKKY’ye yönelik çalışmalar 2009 yılında başladı. Sunucular Pardus Kurumsal işletim sistemi üzerinde çalışıyor ve kulla- nıcı bilgisayarlarının da yakın za- manda Pardus’a geçirilmesi planla- nıyor. Pardus üzerinde çalışmakta olan kurumsal bilgi sistemleri, kurumun TÜBİTAK-BİLGEM ile beraber yürüttüğü bir proje kapsa- mında, Pardus’a uyum gözetilerek geliştirildi. Kurumda açık kaynak kodlu bir ofis yazılımı kullanılırken, 2010 yılı Kasım ayından beri tüm e-posta ihtiyaçları da açık kaynak kodlu bir e-posta yazılımı ile karşılanmaya başlandı. Ayrıca uygulamalar için kullanılan uygulama sunucuları da birer AKKY olma özelliğini taşıyor. Uzmanlara göre kurumda AKKY’ye geçiş sürecinin iyi analiz edilmesi, kurumsal ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak geçiş için uygun zamanın belirlenmesi gerekiyor. Ayrıca kapsamlı bir geçiş düşü- nülüyorsa dahi bu geçişin adım adım gerçekleştirilmesi ve işletim sisteminin AKKY’ye geçirilmesi en son adım olarak değerlendirilmesi de gerekiyor. Kurumda ilk önce ofis yazılımının, sonrasında ise e-posta sunucu ve istemcilerinin AKKY’ye geçişi gerçekleştirildi. İşletim sis- temi için somut bir geçiş çalışması bulunmamakla birlikte geçiş süreci belirlendi. Kurum çalışanlarının en sık kullandıkları uygulamalar olan ofis yazılımı ve e-posta uygulama- larından sonra işletim sisteminin değişmesinde kullanıcıların hiçbir zorluk yaşamayacakları öngörülü- yor. Kurum yetkililerince AKKY’nin alternatiflere göre çok daha esnek bir yazılım türü olduğu belirtil- mekte ve teknik destek bulmakta ciddi bir sıkıntı yaşanmadığına, başta üniversiteler olmak üzere gerekli bilgi birikiminin pek çok farklı kaynakta mevcut olduğuna değiniliyor. Kurumda kullanılan AKKY’lerin esnekliğine örnek olarak, yazılımların farklı işletim sistemlerinde kolaylıkla çalışabil- mesi ve AKKY’lerin fonksiyonel özelliklerinin çok sayıda ücretsiz eklentiyle zenginleştirilebilmesi gösteriliyor. Kurumsal ihtiyaçlar doğrultusunda çeşitli eklentiler de denenerek kurum personeli- nin hizmetine sunuldu. Özellikle e-posta istemcisine yönelik yapı- lan çalışmalar sonucunda, kurum kullanıcılarının AKKY ürünü olan e-posta istemcisine eskiden alış- mış oldukları alternatif üründen daha sıcak bakmaya başladıkları ve kurumsal ve bireysel ihtiyaçları daha iyi karşıladığına ilişkin geri bildirimlerin alındığı belirtiliyor. Proje süresince Pardus’a yönelik destek TÜBİTAK-BİLGEM koor- dinatörlüğünde çeşitli firmalar tarafından sağlandı. Kurum yetki- lilerinden alınan geri bildirimlerde sürecin etkin bir şekilde işlemediği ifade ediliyor. Türkiye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türkiye’deki tüm lisanslı Radyo ve TV yayınlarının düzen- lenmesinden ve denetlenmesin- den sorumlu olan kurum. RTÜK, TÜBİTAK tarafından geliştirilen ve 2008 yılında faaliyete başlayan Sa- yısal Kayıt Arşiv ve Analiz Sistemi (SKAAS) Projesi aracılığıyla uydu, kablo, karasal ve internet gibi fark- lı ortamlardan aldığı TV ve Radyo yayınlarını kaydederek elde edilen
  • 49.
    49 ses ve videodosyaları üzerinde sayısal ortamda çeşitli analizler yapıyor. Ana omurga üzerinde 10 GigaBit’lik, kullanıcı tarafında ise 1 GigaBit’lik ağ bileşenlerine sahip olan altyapıda 255 adet Linux tabanlı açık kaynak kodlu Centos sunucu işletim sistemi yedekli şekilde çalıştırılıyor. Kullanıcı bil- gisayarlarında ise Pardus çalıştı- rılıyor. Sunucu işletim sistemleri üzerinde TÜBİTAK-BİLGEM tara- fından geliştirilmiş kuruma özgü uygulamalar çalıştırılıyor. Bunun yanı sıra sistem ve ağ yönetimi için AKKY’lerin kullanıldığı siste- min hayata geçirilmesi sürecinde de ciddi bir sorunla karşılaşılmadı. SKAAS’ta 100 TV ve 100 Radyo ka- nalı bir yıl süreyle sayısal ortamda arşivleniyor. Kapsamlı bir veri yö- netimi bakışı gerektiren sistemin sorunsuz bir şekilde çalıştığı be- lirtiliyor. AKKY’ye geçiş sürecinde kurum tarafından lisanslara ilişkin karşılaştırmalı analiz dokümanları da oluşturuldu. Milli Savunma Bakanlığı Milli Savunma Bakanlığı, savun- ma alanında faaliyet gösteren bir kurum olması sebebiyle AKKY’nin kullanımına diğer kurumlara göre daha fazla öncelik veriyor. Pardus Projesinin en önemli takipçile- rinden ve destekçilerinden biri olan Milli Savunma Bakanlığı, ilk olgun sürümü ile beraber Pardus’u kullanmaya başlamıştı. Kurumun Muhabere Elektronik Bilgi Sistem- ler Dairesinin misyon metninde şu ifadelere yer veriliyor: “Amaç, Milli Savunma Bakanlığı’nın gelecek beş yıl içinde modern teknolojiye sahip, modüler, açık kaynak kodlu ve millî olarak üretilmiş yazılımla- rı kullanan ‘e-Devlet’ kapsamında ‘vatandaş odaklı’ hizmetler sunan, siber güvenliğe ve bilişim hukuku- na uygun, ‘Sistemlerin Sistemi’ an- layışıyla tasarlanmış, ‘Sistemlerin Federasyonu’ mantığıyla yönetilen Milli Savunma Bakanlığı Bilgi Sis- temine sahip olmaktır.” 2007 yılında Pardus’a geçiş ya- pan Milli Savunma Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatındaki tüm sunucularda Pardus Kurumsal sürüm ve 5 bin 500 adet istemcide Pardus Bireysel sürüm kullanılıyor. Pardus’a ait resmi web sitesinden yayınlanan rakamlara göre, Milli Savunma Bakanlığı’nda, Pardus kullanımıyla alternatiflere göre sadece lisans bedellerinde şimdi- ye kadar yaklaşık 2 milyon ABD Doları tasarruf sağlandı. Bunun- la beraber, kurumda AKKY’nin tercih edilmesinin temel nedeni ekonomik getirisi değil. Kurumda AKKY’nin tercih edilmesinde yazı- lımın kaynak kodunun incelenebil- mesi ve güvenlik ön plana çıkıyor. İncelenen diğer ülke örneklerinde savunma alanında faaliyet göste- ren kurumların benzer sebeplerle AKKY’ye önem vermeleri, kuru- mun bu yaklaşımını doğruluyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tüm taşra teşkilatında açık kaynak kodlu bir ofis yazılımı kullanılıyor. Merkezde geleneksel yazılım ürü- nü bir e-posta uygulaması bulunan kurumun yaklaşık 5 bin kullanıcıya sahip tüm taşra teşkilatında açık kaynak kodlu bir e-posta uygula- ması kullanılıyor. Kurumda Pardus kullanımına ilişkin bazı çalışmalar yürütüldü. Fakat teknik destek verecek firma bulunamamasından ötürü çalışmaların devamı getiri- lemedi. Kurumda AKKY’nin farklı alanlarda denenmiş olduğu, fakat bunların teknik destek yetersizliği sebebiyle tercih edilemediği be- lirtiliyor. Kurumun kamuda AKKY kullanımına ilişkin değerlendir- melerine göre firmalar, pazar payı oldukça düşük olan AKKY yerine daha fazla talep gören geleneksel yazılımlara destek vermeyi tercih ediyor. Sonuç olarak, pek çok ülkenin AKKY’ye yönelik farklı ölçeklerde çalışmaları bulunuyor. AKKY’ye ilişkin politikaların doğru ve uy- gun zamanda ortaya konmasıyla, kamu kurumlarınca paket halinde veya hizmet olarak satın alınan ya- zılımlarda geliştirici firmadan ba- ğımsızlık, sürdürülebilirlik, esnek- lik ve tasarruf gibi pek çok konuda yaşanan sorunları ortadan kaldı- rabilecek çözümler elde edilebilir. AKKY’nin esneklik, performans, lisans maliyetlerinden tasarruf, belirli bir firmaya bağımlı olmama ve açık standartlara uygunluk gibi pek çok avantajı da bulunuyor.
  • 50.
    50 e-Posta ve SMSgibi yöntemleri kapsayan ticari elektronik iletilerle ilgili düzenlemeyi içeren yönetmelik taslağı Başbakanlığa gönderildi. G ümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, elektronik ticarette kapsamlı düzenle- meleri içeren “Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik Taslağı”nın tamamlandığını ve yayımlan- mak üzere Başbakanlığa gönderildiğini bildirdi. Ca- nikli, yaptığı yazılı açıklamada, 1 Mayıs 2015 tarihinde yürürlüğe giren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin hazırlanan Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik Taslağına kamuoyunun görüşleri doğrultu- sunda son halinin verildiğini belirtti. Yönetmelikle, ticari iletişimin kurallarıyla, telefon ve bilgisayar gibi elektronik iletişim araçlarıyla gönderilen SMS, e-posta ve telefon araması yoluyla yapılan ticari elektronik iletilere ilişkin hususlar ile bunların yapıl- masına elektronik ortam sağlayan aracı hizmet sağla- yıcıların yükümlülüklerinin belirlendiğini ifade eden Canikli, yeni yönetmeliğin yalnızca ticari nitelik göste- ren iletilere uygulanacağını vurguladı. Canikli, şunları kaydetti: “Devletin, mahalli idarelerin ve diğer kamu tüzel kişilerinin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla gönderdikleri iletilere, 5809 sayılı Elektronik Haber- leşme Kanunu kapsamındaki işletmecilerin abone ve kullanıcılarına; münhasıran kendi mal ve hizmetlerini tanıtmak amacıyla gönderdiği ticari elektronik iletile- re, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile kamuya yararlı dernekler ve vergi muafiyeti sağlanan vakıfların, kendilerine ait ticari işletmelerin faali- yetleriyle ilgili olarak, üyelerine gönderdiği iletilere, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun hükümlerine göre radyo ve televizyon yayıncılığı yapan kuruluşlarca, kamuoyunu bilgilendirmek ve eğitmek amacıyla yapılan yayın hiz- metlerine ilişkin bilgilendirme iletilerine, vakıf üniver- sitelerinin öğrencilerine ve bunların velilerine gönder- diği iletilere bu yönetmelik uygulanmayacak.” Elektronik ortamda yapılan ticari iletişimi gerçekleş- tirenin belirlenebilir olması için bu iletişimde gerekli bilgilerin yer almasının zorunlu olacağına işaret eden Canikli, promosyon ve hediye gibi hususların niteliği- nin açık bir şekilde belirtileceğini ve bunlara katılım ve faydalanma koşullarının anlaşılabilir olmasının sağla- nacağını ifade etti. İstenmeyen SMS’lere Yasal Düzenleme Avşar Özgen info@btgunlugu.com
  • 51.
    51 Ticari elektronik iletilereilişkin onayın belirli usul ve esaslara göre alınacağını belirten Bakan Canikli, “Onay, ticari elektronik ileti gön- derilmeden önce sadece hizmet sağlayıcı tarafından alınacak ve alıcı reddetme hakkını kullanıncaya kadar geçerli olacak” görüşüne yer verdi. Alıcının sessiz kalması durumun- da onay talebinin reddedilmiş sayılacağına dikkati çeken Canik- li, böylece tüketicilerin her onay talebine ret cevabı yollamak zorun- da kalmayacağını belirtti. Alıcı- nın kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hiz- metlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaya- cağına işaret eden Canikli, devam eden abonelik, üyelik veya ortaklık durumu ile tahsilat, borç hatırlat- ma, bilgi güncelleme, satın alma ve teslimat veya benzeri durumlara ilişkin bildirimleri içeren iletiler için önceden onay alma zorunlulu- ğu aranmayacağını kaydetti. Alıcılara İletiyi Reddetme Hakkı Tanınacak Alıcının istediğinde, gerekçe göstermeksizin, ticari elektronik iletileri almayı reddedebileceğini vurgulayan Bakan Canikli, “Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildi- rimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılacaktır. Bu ret bildirimi ticari elektronik ileti hangi iletişim kanalıyla gönderil- diyse, kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere aynı iletişim kanalıyla sağlanacak ve gönderilen her bir ticari elektronik iletide yer alacak” ifadesini kullandı. Konuyla ilgili şikayetlerin de ciddi bir şekilde takip edilerek değerlen- dirileceğinin altını çizen Canikli, şu değerlendirmede bulundu: “Şikayet başvuruları, elektronik ortamda kolay, hızlı ve etkin bir şekilde Bakanlık resmi internet sitesindeki şikayet portalı veya e-Devlet Kapısı üzerinden ya da dilekçe ile ticaret il müdürlükleri- mize yapılabilecek. Şikayet baş- vuruları, ticari elektronik iletinin gönderildiği tarihten itibaren en geç 3 ay içinde yapılacak. Şikayet- lerin değerlendirilmesinden sonra ilgililere idari para cezası uygula- nabilecek.” SMS Atan Şirketler Ciddi Maddi Sıkıntı Yaşayacak Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Tüketici Hakları Derneği Çankaya Şube Üyesi Avukat Emrah Altunç ise istenmeyen SMS, e-posta ve sesli aramalarla tüketiciyi rahat- sız eden şirketlerin önümüzdeki dönemde ciddi maddi sıkıntılar yaşayacağı uyarısında bulundu. Altunç, 1 Mayıs’ta yürürlüğe giren kanundaki boşlukların, art niyetli bazı firmalar tarafından istismar edildiğini belirterek, mesajlardan bunalan vatandaşların e-Devlet üzerinden şikayetçi olması gerek- tiğini söyledi. Kanunun iki aydır yürürlükte olduğunu anımsatan Altunç, onay almadan elektronik ileti ve SMS göndermeye devam eden ticari şirketlerin ileride büyük sorunl ar yaşayacağını dile getirerek, şöyle konuştu:“İstenmediği halde sürek- li mesaj atmak aslında ateşle oyna- mak. Her bir ihlal için ayrı ayrı cezaya tabi olunacağı düşünülürse bu şirketler büyük zararların altına girecekler. İrili ufaklı firmalar me- saj atıyor ancak baktığınızda ku- rumsallaşma sürecini tamamlamış dev firmalar da bu hatayı yapıyor. Tüm şirketlere bir kez de biz ha- tırlatmış olalım; müşteri sadakat programları çerçevesinde de olsa insanlara istemediği sürece tanı- tım, kampanya, bildirim SMS’leri atamazsınız. Şu anda yönetmelik çıkmadığı için ceza uygulanmıyor ancak yasa açık. Eninde sonunda bu şikayetler önünüze yığılacak. Ceza- ları ödemek zorunda kalacaksınız” uyarısını yaptı. 50 Bin Liraya Kadar Para Cezaları Kesilecek “Özellikle onay verilmiş gibi reklam içerikli SMS göndererek, içeriğinde “SMS almamak için şu numaraya iptal yazıp gönderin” şeklindeki bir uyarıda bulunmanın onay alındı- ğı anlamına gelmediğini anlatan Emrah Altunç, “Bu tür mesajların alıcılar tarafından şikayet edilmesi gerekir. Çünkü onay alınmamış ol- masına rağmen tüketiciden alınma- mış onayın iptalinin istenmesi ka- bul edilemez” dedi. Altunç sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanunun işlevsel olması için en büyük görev vatan- daşa düşmektedir. Zira bu hususta ne kadar çok şikayet olursa kesile- cek cezalar da o denli çok olacağın- dan, kanunun yaptırım gücü artacak ve söz konusu ihlaller günden güne azalacaktır. Şikayet sonucunda onay almaksızın elektronik ileti gönde- ren şirketlere kanuna göre bin lira- dan 50 bin liraya kadar para cezaları kesilecektir. Vatandaşların önünde iki seçenek var; Ya mesaj-mailleri okumaya devam edecekler ya da suistimalci şirketleri caydırma yoluna gidecek- ler. Çok büyük ölçekli şirketlerin dahi böylesine ucuz bir yöntemi hala kullanmaya devam ettiğini görüyoruz. Oysa yasaya uymayan bu tür kuruluşları e-Devlet üzerin- den 5 dakika içinde şikayet etmek mümkün.”
  • 52.
    52 Y alnızca Türkiye’de değiltüm dünya çapında siyasetçiler arasında siber suçlar, yasadışı içerik ve kanuna aykırı internetten yük- lemeyle nasıl başa çıkılacağı konusunda tartışmalar sürüyor. Ancak yasama süreç- lerinin yavaş işlemesi, yasa koyucuların temel haklar ve internet güvenliği konularında bir uzlaşıya varmalarını engelliyor. Avrupa’da bu konularla ilgili 2005 yılından bu zamana kadar geçen 10 yıllık süre boyunca da birçok gelişme yaşandı. 1 Eylül 2005 yılında Avrupa Ağ ve Bilgi Güvenliği Ajan- sı’nın (ENISA) kurulmasıyla başlayan süreçten bugüne kadar yaklaşık 10 yıl geçti. Aradan geçen yaklaşık 10 yıllık bu süreçte gerek Avrupa Parlamentosu (AP) ve gerekse Avrupa Komisyonu’nda bu ve benzeri konularda sayısız çalışma gerçekleştirildi. Avrupa Komisyonu’nun Telekom sektörü konusunda istişareleri başlatmasının ardından, çevrim içi terörizmi gözlemlemek için Avrupa Polis Ofisi (Europol) tarafından bir güvenlik portalı ku- ruldu. Ardından AP ve Avrupa Konseyi Telekom paketi- nin ana konuları ile ilgili dönüm noktası niteliğindeki anlaşmayı onayladı. Bu arada AP üyeleri, daha önce Avrupa Konseyi ile uzlaşıya varılan anlaşmayı redde- derek internet kullanıcılarının haklarına dair daha titiz bir metin önerdi. Telekom paketinin nihai halinin kabul edilmesinden sonra Avrupa Komisyonu çevrim içi çocuk pornografisini filtreleyecek öneriyi masaya koydu ve AB bakanları da merkezi siber suç ajansına ihtiyacın araştı- rılması için Avrupa Komisyonu’na çağrıda bulundu. Yargı yetkilerinin erişemediği sanal bir alanın suç aktivitelerini kontrol altına almanın zorluğu nedeniyle siyasetçiler için internet sıkıntı yaratan bir unsur halini aldı. Örneğin İngiltere’deki meclis üyeleri çocukla- rın pornografik görüntülerinin internette dolaşımını engellemek adına bir yasa tasarısı önerisinde bulundu. Ancak bu görüntülerin ülke dışındaki web sitelerinden kaynaklandığının fark etmeleri üzerine öneri de havada kaldı. Sorunu ulusal düzeyde çözemeyen Avrupalı siyasetçi- ler, konuyla ilgili yasalar hazırladılar ve yasadışı çevrim içi içerik ve aktiviteye ilişkin bağlayıcılığı olan kararlar vermesi için yeni organlar yarattılar. Çabaları AP üyelerinin ve ulusal meclislerindeki üye- lerin itirazlarına maruz kalan siyasetçiler, internet filtrelenmesindeki aşırı önlemlerin sonunda konuşma özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerin etkisini azal- tacağından korkuyorlar. İnternette yasadışı yükleme konusunda küresel bir Günümüzde devletlerin siber suçlarla mücadelesinde 10 yıl öncesine göre çok daha fazla yol katedilmiş olmasına rağmen yapılması gerekenlerin bittiği de söylenemez. Avrupa’da İnternet Politikaları ve Siber Suçlar Avşar Özgen info@btgunlugu.com güvenlik
  • 53.
    53 çözüm halihazırda SahteciliğeKarşı Ticaret Anlaşması (ACTA) başlığı altında ele alınıyor. Buna karşın gö- rüşmelerin yüksek güvenlik seviyesi hem işadamlarını hem de meclis üyelerini bir hayli stres altına soku- yor. Konuşmalardan sızan bilgilere göre hükümetler yasadışı yükle- menin ve içerik dosya paylaşımının engellenmesi için daha sıkı yasalar istiyor. İnternet servis sağlayıcıların korkusu ise bunun kendi iş model- lerini değiştirerek daha az rekabetçi bir konuma sokabileceği. AB’de Ele Alınan Konular 2020 itibariyle internet güvenliği öncelik sahibi konulardan oluyor. Brüksel tüm Avrupalıların yüksek hızlı geniş banda sahip olmasını istiyor. AB’nin internet güvenliği ajansı ENISA, bilgi ağlarını güvenlik altına almaya çalışıyor. Ancak şu anki durumda ajans başa çıkmasını sağlayacak yasal dayanağı olmayan bir merkez konumunda. Örneğin geçtiğimiz yıllarda ajans mobil ileti- şimin güvenlik tehditlerine karşı ne kadar savunmasız olduğu konusun- da bir bildiri yayınladı. Siber suçlar- la mücadelede Europol de devrede. Kurum, çocuk pornografisi gibi sınır ötesi siber suçların engellenme- sinde yürütme organlarına yar- dım adına faaliyet gösteren çeşitli çalışma gruplarını denetliyor. Buna karşın, gittikçe artan bir kullanıcı sayısının sosyal paylaşım sitelerinde bilgilerini paylaşmaları, siber suçun çoğalması için de gerekli olan orta- mı hazırlıyor. Siber Suçlar Facebook ve Twitter gibi platform- lardan yayılan riskler birçok web güvenlik şirketinin yayınladıkları raporlardaki elektronik tehlike liste- sinin başında geliyor. Dijital tüke- ticileri rahatsız edenler listesinde ikinci sırada ise e-postalarla Andro- id ve iOS tabanlı cihazlara yapılan saldırılar ve e-dolandırıcılık geliyor. Bazı ülkelerin interneti kontrol altına almak için köklü birimleri mevcut. Hollanda’da Felemenk poli- si siber suçla savaş için bir İnternet Ekibi kurarken İngiltere’de İnternet İzleme Derneği, yasa dışı içeriği raporlaması adına, halkın ve Bilgi Teknolojileri personelinin kullanımı için bir internet ‘yardım hattı’ çalış- masını sürdürüyor. Buna ek olarak ENISA’nın izlediği internet güvenliği konuları arasın- da, spam, botnet, e-dolandırıcılık, kimlik hırsızlığı, menkul kıymetler borsasında hackerlar, yazılım konu- sundaki hassasiyetler ve kimi cihaz- lardaki güvenlik eksikliği bulunuyor. Ellerinde yeterli yasal güç olmadığı- nı fark eden AB bakanları geçtiğimiz yıllarda Avrupa Komisyonu’na çev- rim içi sahtecilik ve çocuk pornog- rafisini engellemek için merkezi bir siber suçla savaş birimi kurma konusunda talepte bulundu. Eskiden siber suça karşı merkezi bir AB organına en büyük itiraz İngiltere, Fransa ve Almanya’dan gelirdi. Zira bir AB kurumunun kendi ülkelerinde süregelen işleyişi çiğneyeceğinden en çok korkan bu üç ülkeydi. Yine geçtiğimiz yıllarda Avrupa Komisyonu, bilgi sistemleri- ne saldırıyı engellemek için yeni bir önerge hazırladı. Bu önergeyle de siber güvenliğin önemli bir unsuru çözümlenmiş oldu. AB idaresinin bildirdiği üzere siber suçun AB’ye maliyeti yıllık 750 milyar Euro ile uyuşturucu trafi- ğinin maliyetini de aşarak küresel GSMH’nın % 1’i olarak kayda geçti. Komisyon aynı zamanda Avrupa’da siber atağa karşı bir anında müda- hale sistemi kurma çabasında. Buna ek olarak komisyonun hedefleri arasında bilgisayarlar için bir acil yanıt takımı (Certs) kurma planı ve ENISA’nın rolünü arttırmak da var. İnternet Korsanlığı Paris’te bulunan TERA danışman- lık şirketinin yaptığı bir internet korsanlığı araştırmasına göre, yasa dışı yüklemeler sonucu önümüzde- ki 5 yıl içinde AB’de bir milyondan fazla iş ve iş çevrelerinde 240 milyar Euro’luk para kaybı söz konusu olabilir. Geçtiğimiz yıllarda hava ya da kara- dan yapılan yasa dışı nakliyatların üçte birini durdurmayı başaran AB gümrük yetkilileri, internet üzerin- den yapılan yasa dışı mal satışında artış olduğuna dikkat çekiyor. Bu ve-
  • 54.
    54 rilerin olduğu yıllıkyasa dışı ticaret akışı raporunu Avrupa Komisyo- nu’nun vergilendirme ve gümrük birliği departmanı yayınlıyor. Avrupa Parlamentosu çevrim içi korsanlığı ile başa çıkmak için boğu- şurken pek çok AP üyesi korsanlığı suç kapsamına sokmanın fazla sert olduğu konusunda ısrar ederek bu- nun ticari kazanç için içeriği topluca yağmalayanlardan ziyade ara sıra dosya paylaşan insanları cezalandır- mak olacağını belirtiyorlar. Bu konuda yasa önerisinde bulunan ilk ülke olan Fransa’nın hukuku pek çok siyasetçi tarafından fazla bağ- layıcı kabul ediliyor. Yasa dışı içerik yükleyen kullanıcıların üçüncü kez de yakalanması halinde şebeke bağlantılarının kesilmesini ön gören 3 hak yasası, Fransız ulusal mecli- sinden geçti. Eircom internet servis sağlayıcısının yasa dışı içerik yüklendiği iddiasıy- la İrlanda Plak Derneği tarafından mahkemeye verilmesinin ardından İrlanda, 3 hak politikasını uygula- maya sokan ilk ülke oldu. İngiliz hükümeti ve internet servis sağlayıcıları BT ve Talk Talk’ın arası, ülkenin dijital ekonomik fatura- sı nedeniyle açılmış halde. Açılan davada yüksek mahkeme, yasa dışı içerik yükleyen müşterilere bir mek- tup yollanmasını ve bağlantılarının kesilmesini istiyor. Yasa dışı yükleme yapılmasında internet servis sağlayıcılarının rolü hem AB’de hem de dünya çapında tartışılan bir konu. Mevcut durumda AP Sahteciliğe Karşı Ticaret Anlaş- ması’nın (ACTA) yaptırımları üstüne kafa yoruyor. Alınan bilgilere göre, küresel müzakereler sonucu ISP’ler yasa dışı içerik yükleyen müşterile- rini cezalandıracak. ACTA görüşme- lerine katılan 12 ülke bulunuyor ve AB’nin çıkarları Avrupa Komisyo- nu’ndan müzakereciler tarafından temsil ediliyor. Terör Sorunu Avrupa Birliği 2007 yılında 27 üye ülkenin İslam propagandası yapan verileri Lahey’deki Avrupa Polis Ofisi’nde bir havuzda topladığı “İnterneti Kontrol Et” isimli bir yüksek güvenlik portalı kurmuştu. Yakın zaman içinde, terörle müca- delede internet servis sağlayıcıları ve internet üzerinden çalışan özel şirketlerin de işbirliğine katılmala- rında artışlar yaşandı. İnternet bazlı propaganda ve radi- kalleşme aktivitelerine karşı sert tutum, Kasım 2008’de kabul edilen AB terörle mücadele Çerçeve Ka- rarı’ndan doğuyor. Belgede açıkça belirtildiği üzere, “İnternet, Avrupa çapındaki yerel terörist ağlarına ve bireylere ilham vermek ve onları mobilize etmek için kullanılıyor, ayrıca terörist yöntemler konusun- da bir bilgi kaynağı olarak sanal bir eğitim kampı görevi görüyor.” Avrupa Komisyonu, iletişim hattın- daki yeni önlemler sayesinde suç işleyenlerin ve saldırı planlayanla- rın daha kolay takip edileceğini dü- şünüyor. Buna karşın, internetten bomba yapım tarifleri almak gibi dolaylı yoldan terörizmi destekle- yen bireyler de bundan etkileniyor. İnternet üzerinden olanlar da dahil radikalleşmeyi hedef alan yeni önlemler paketi ise 2011 yılında hayata geçirildi. Çocuk Pornografisi Buna ek olarak Avrupa Komisyo- nu, üye ülkelerin çocuk pornog- rafisi yayınlayan sitelere filtre uygulamasını ve insan kaçakçılığı konusunda daha sert cezalar uy- gulanmasını istiyor. Buna karşın Avrupa Parlamentosu’nun yeni AB kanunlarının yeterince sert olacağı konusunda şüpheleri bulunuyor. Geride bıraktığımız son 5 yıl içinde önerilen yeni kurallarla internette çocuk pornografisi yayınlayan site- lere birçok yasak getirildi. Çevrim içi sohbet odalarında tacize ma- ruz kalan kurbanların dava açma hakları doğdu ve tacizcilerin başka bir AB ülkesinde yeniden aynı suçu işlememesi için alınan önlemler artırıldı. Ancak AB, öneriler ko- nusunda üye devletlerden gelen ihtilaflarla da karşılaşıyor. Pek çok üye devlete göre internetin filtre- lenmesi, hükümetlerin istemediği içeriğe yasak getirmesiyle konuş- ma özgürlüğüne zarar verebiliyor. Örneğin önerilerin bir kısmını reddeden Almanya çocuk pornog- rafisini toptan yasaklamanın içeriği
  • 55.
    55 filtrelemekten daha mantıklıoldu- ğu görüşünü savunuyor. Siber Suçlarla Mücadele Siber suçlarla mücadelede yeni önlemler konusunda görüş belirten AB İç İşlerinden Sorumlu Komisyon Üyeleri, “vatandaşlar kendilerine dair hangi kişisel verilerin sak- landığını ve değiş tokuş edildiğini bilmeliler” diyerek çocuk pornog- rafisi yayını yapan sitelerin filtre- lenmesi gerektiğini savunuyorlar. Komisyon üyeleri, “Eğer polis çocuk pornografisi içeren broşür, kitap ve videolara el koyabiliyorsa demek ki bu içerikteki internet sitelerini de kapatabilmeli. İnternet suçlular için bir güvenli barınak değil” diyor. Alman Adalet Bakanlığı ise bu gö- rüşe katılmıyor. Bakanlık yetkilileri, “İleriki tartışmalarda daha geniş bir görüş bildirme ortamı olacağını ve o noktada çocuk pornosu sitele- rini yasaklamak yerine kaldırmak” prensibinin savunulması gerektiği- ni belirtiyorlar. Bakanlık yetkilileri ayrıca, bunun için destek alabilmek adına Avrupa Konseyi ve AP’de de mümkün oluğunca lobicilik ya- pılması gerektiğini düşünüyorlar. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa Komis- yonu, çevrim içi terörist aktivitele- rini tetkik etmekle ilgili bir rapor yayınladı. Belgeye göre, “Terörist suçlar işlemesi için halkı kışkırt- maya yönelik hareketler, terörizm için destek toplanması ve eğitim verilmesi son derece düşük bir maliyet ve riskle katlanarak artmış durumda.” Europol’un çevrim içi kontrol portalı olan ‘Web sitesini kontrol et’ hakkında yorum yapan Europol yetkilileri, “AB üyesi devletlerin internet sitelerini kontrol ederek sorumluk paylaşımında bulunma- larına olanak tanıyoruz. Eğer bir sitenin daha önce başka bir ülke tarafından denetlendiğini görürse- niz zaman kaybetmekten kurtulmuş olursunuz” ifadelerini kullanıyorlar. ACTA görüşmelerinin yoğun güven- lik ortamını eleştiren İsveç Yeşiller/ Avrupa Özgür Birliği üyeleri ise AP üyelerinin resmi olmayan sızıntı bilgilere bağlı kalmak durumunda olmasını utanç verici olarak nitelen- diriyorlar. ACTA’nın korsana karşı üç hak yasa- sının yolunu açacağına dair dolaşan dedikoduları değerlendiren Avrupa Komisyonu ticari birimi yetkilileri, üç hakkın ve internet servis sağ- layıcılarının mesuliyetlerinde bir değişimin olmayacağını, veri gizlili- ğine saygı gösterileceğini ve gümrük aramalarında tedbirin söz konusu olmayacağını söylüyorlar. AB Telekom birliği ETNO’nun üst düzey yetkililerine göre ise internet sitelerini filtreleme ve Sahteciliğe Karşı Ticaret Anlaşması (ACTA) ile internet kullanıcılarının erişimini kesmek gibi geniş çaplı ve oransız önlemler ETNO’yu endişelendiriyor. Bu tarz bir hareket, AB hukukunda belirtilen AB Telekom Paketi’nde yeniden takviye edilen kullanıcı haklarıyla tamamen çelişme riski taşıyor. Telif hakları yasasını denetleyen Fransız AP üyesi Marielle Gallo, kullanıcılarına yasa dışı içerik sağla- yan web sitelerinin hakim kararıyla kapatılmasını öneren İspanyol yasa taslağını desteklediğini belirtti. Bulgar internet öncüsü Veni Mar- kovski ise Avrupa Komisyonu’nun internet politikasında çok temel hatalar olduğundan bahsederek ekliyor: “Son zamanlarda gördüğü- müz şey AB üyesi bazı devletlerin daha güvenli bir internet kullanımı sağlamak yerine kullanıcıların ceza- landırılması. ‘Üç hak yasası’ olarak bilinen kural daha fazla güvenlik sağlamak yerine daha fazla korku ve kullanıcıların mahremiyeti konu- sunda endişeye neden oluyor.” Bunun yerine kullanıcılar, iş sa- hipleri ve hükümetlerle daha fazla iş birliğine gidilmesi için çağrıda bulunan Markovski, reddedilen alternatif önerilerden birini ör- nek veriyor: “Daha önceki yıllarda Bulgaristan’da internet operatör- leri telif hakkı dernekleri için bir çalışma modeli önermişti fakat bu reddedildi. Model sadece Bulgaris- tan’daki telif hakkı sahiplerine bile bir yıl için 50 milyon Euro kazanç getirebilirdi. Çevrim içi suçla savaş- ta AB çevrim içi özgürlüğü büyük yazılım şirketleri ve müzik yapım- cılarının çıkarları uğruna bir kenara atmamalı.”
  • 56.
    56 veri B ugünün tüketicileri kit- leselpazarlama mesaj- ları ile bombardımana tutuluyorlar ancak tüm bu mesajlar kolayca unutuluyor. Müşterilerin en fazla hatırladığı mesajlar, kendileriyle bağlantılı, daha sık takip ettikleri kanallardan gelen ve kendi tercih ettikleri zamanlarda gelen mesajlar oluyor. Dolayısıyla, müşterilerinizi doğrudan etkileyecek ve harekete geçirecek mesajı ulaştırmak için müşterinizi gerçekten tanımalısı- nız. Müşteriler, çok zengin bir veri kaynağıdır. Onları ne kadar çok tanırsanız, yeni gelir fırsatlarını fark etmeniz de o kadar kolaylaşır. Bu amaçla yola çıkan bir firma şu sorulara cevap vermelidir: Müş- terilerim nasıl görünüyor? Hangi ürünleri satın alırlar ve satın alma tavırları nedir? En iyi müşterilerim kimler ve onları nasıl sadık tutabi- lirim? Müşterilerime ulaşmanın en iyi yolu nedir? Mutsuz müşterilerin tepkileri nedir ve yıpranma riskini nasıl bertaraf ederim? Temiz ve tutarlı bir müşteri görüntüsü oluş- turduktan sonra bir şirket yeni gelir fırsatlarını şu yollarla tespit edebi- lir: Doğru müşteriye doğru teklifleri götürmek. Doğrudan satış ve çapraz satış imkanları. Müşteri ilgisini ve sadakatini arttırmak. Olasılıkları satışa çevirmek.Müşteri değerini maksimize etmek. Müşterilerinizi Tanımanın Vakti Geldi Müşteriler, organizasyonuzla farklı kanallardan iletişim kurarlar. Örneğin E-postalar, müşteri ilişki- leri departmanınız, çağrı merkezi, sosyal medya, mağaza ziyaretleri ve online alışveriş. Bunların her biri müşterinin değerini arttırmak Bugünün rekabetçi ekonomisinde, işinizi geliştirmek ve gelirlerinizi büyütmek için doğru müşteri verisi hayati önem taşıyor. Bu makalemizde veri kalitesinin, müşterilerinizin temiz ve detaylı bir görünümünü oluşturmak için ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz. Segmentasyon ve modelleme gibi pazarlama teknikleriyle hedef kitle tespitinin nasıl yapılacağına yakından bakacağız. Ayrıca, doğru analiz ve hedefli pazarlama yöntemleri ile yatırımın geri dönüşünü sağlayacak en iyi araçları inceleyceğiz. Daha iyi bir müşteri verisi ile iş gelişimi için müthiş fırsatlar ortaya çıktığını fark edeceksiniz. Lafı fazla uzatmadan sizler için hazırladığımız yazımıza başlayalım. Mutlu Çavuş mutlu@btgunlugu.com Verinin Muhteşemliğini Keşfetmek
  • 57.
    57 ve gelir imkanıyaratmak için bir fırsattır. Bu amaçla, tüm bu iletişim kanallarından gelen veri toplanma- lı, temizlenmeli ve merkezi pazarla- ma verisine entegre edilerek analizi yapılmalıdır. Veriler sıklıkla farklı sistemlerde ve değişik formatlarda bulunur. Örneğin, müşteri ilişki- leri servisindeki aramalar ayrı bir sistemde, ayrı klasörlerde tutulur. Oysa tüm bu veriler önemli müşteri verilerini içerir ve hepsi bir araya getirildiğinde, müşterinin tam bir görüntüsü ortaya çıkar. Bir müşteri verileri ambarı oluştur- madan önce tüm bu veriler stan- dartize edilmeli ve temizlenmelidir. Bunun için de verilerinizin kalite- sini veri değerlendirme ve analiz yöntemleriyle geliştirmelisiniz. DataMentors, ücretsiz bir değer- lendirme yöntemiyle veri kalitesi- nin hangi alanlarda geliştirilmesi gerektiğini tespit etmeye yardımcı olur. Hangi tip müşteri verilerile- rinin kayıp olduğunu ve çözülmesi gereken diğer veri problemlerini belirler Daha sonra, veri yönetim yazılımı çok sayıdaki veri kaynağı- na entegre edilmeli ve veri işleme süreci otomatikleştirilmelidir. Veri yönetim yazılımı, şu fonksiyonlara sahiptir: Verileri temizler ve stan- dartize ederek, gerekli formatların entegre edilmesini sağlar. Tüm müşteri verisini tek bir kayıtta birleştirip çifte veri kaydı riskini elimine eder. Verileri sürekli göz- leyerek iş kurallarıyla ile uyumlu ve tutarlı kalmasını sağlar. Kayıp müşteri verisini, daha komplike müşteri görünümü ile giderir. Daha temiz ve yüksek çözünürlüklü müş- teri görünümü sayesinde, şirketler gelirlerini maksimize etmek için bir sonraki adımın ne olacağını tespit edebilirler. Hedeflenmiş Pazarlamada Müşteri Segmentleri Yaratmak En doğru ve alakalı tekliflerle müş- terileri doğru hedeflemek için müş- teriler gruplar halinde segmentlere ayrılmalı. Müşteri segmentasyonu, benzer karakteristiklere sahip müş- terileri gruplara ayırmak anlamına gelir. Örneğin, yaş, cinsiyet, yaşam biçimi, vb... Bir segment şu özellik- lere sahip olmalıdır: Karlılık sağ- layacak kadar geniş olmalıdır: Bir segment çok dar olmamalıdır. Böy- lece maliyetin ağırlığı, müşterilere ulaşmayı anlamsız bırakmayacaktır. Bir segment, pazarlama çabalarına değer olmalıdır. Erişilebilir olmalı- dır: Segmente ayrılan müşteriler, halihazırda elinizde bulunan ka- nallar üzerinden erişilebilir olma- lıdır. Örneğin, web sayfanız veya mağazanız... Ya da, yeni bir kanal açılacaksa, bu kanalın kolayca yara- tılabiliyor olması önemlidir. Yeni bir müşteri segmenti yaratırken bir fir- ma geniş yelpazede müşteri karak- teristiklerini şu şekilde sıralayabilir: Davranış: Müşterinin ürünü kul- lanma yöntemi ve satın alma sıklığı. Demografik: Kişisel özellikler, örneğin, yaş, cinsiyet, meslek, gelir düzeyi... Mesela, müşterlerinizin çoğun erkek mi yoksa kadın mı? Nerede yaşıyorlar, bekarlar mı yoksa evliler mi? Psikografik: Değer yargları, yaşam stilleri... Müşterli- lerinizin psikolojik profilleri onları ürünlerinizi satın almaya teşvik eden motivasyonları anlamanıza da yardımcı olacaktır. Değer verdikleri detaylar nedir? Hobileri ve alışkın- ları nedir? Fiyat Toleransı: Müşteri- lerinizin gelir düzeyini tespit etmek ve onlarla ilişkinizi sürdürmenin maliyetini çıkarmak anlamına gelir. Bu değişkenleri analiz ederek, en karlı müşteri grubunuzu tespit ede- bilirsiniz. Bu karakteristiklerden oluşan her- hangi kombinasyonlar sayesinde şirketler kendileri için önemli olan müşteri segmentlerini yaratabilir ve pazarlama stratejileri geliştirebilir- ler. Böylece her müşteri grubundan daha yüksek oranda kar edebilirler veya bağlılığı arttırabilir ya da bir ürün veya hizmeti belli bir coğrafi konuma yönlendirebilirler. Coğrafi Segmentasyon Pazarlamacılar eğer dilerlerse, coğrafi konuma göre segmentasyon yapabilir. Örneğin, komşu semtler, şehirler, bölgeler veya posta kodla- rına göre segmentler yaratılabilir. Böylece lokal bir mağaza, sadece kendi bölgesinde, belli bir yarı- çap dahilinde yer alan müşterileri hedefleyebilir veya daha büyük bir mağaza, örneğin kışlık ürünler satan bir spor mağazası, havaların daha soğuk geçtiği bölgelere satış yapacak şekilde kendini hazırlaya- bilir. Yaşam Şartlarına Göre Segmentasyon Yaşam şartları segmentasyonu, demografik verilerle, psikografik verilerin birleşmesinden oluşur ve bir tüketici grubunun yaşam stan- dartlarını tespit etmek için kulla- nılabilir. Bu tür bir veri çok değerli olacaktır zira lise öğrencilerine yönelik ürünleri, yetişkin bireylere tanıtmaya kalkışmak, boşuna pa- zarlama masrafı yapmak anlamına gelecektir. Müşteri Değerine Göre Segmentasyon Müşterilerinizin para harcama hızına, satın aldıkları ürünlere, satın alma frekanslarına bakarak yaratacağınız segmentasyonlar, en iyi müşterilerinize daha fazla kay- nak ayırmanız için doğru verilere ulaşmanızı sağlayacaktır. Örneğin bir banka, çok fazla harcama yapan müşterilerinin kredi kartı limitini artırmak isteyecektir veya online bir mağaza, sık alışveriş yapan müşte- rileri için kargo ücretini sıfırlamak isteyebilir. Yüksek değerli müşte- riler söz konusu olduğunda, 20/80
  • 58.
    58 veri oranını da hatırlamaklazım. Her firmagerçekten çok büyük kazanç sağlayan müşterilere sahiptir ve bu müşterilerin oranı, tüm müşte- rilerin arasında genellikle %20’ye isabet eder, öte yandan bu değerli müşterilerin yarattığı gelir, toplam gelirin %80’i kadardır. Bu yüksek değerli müşterilere odaklanmak, her firmanın birincil önceliği olma- lıdır, aksi halde söz konusu yüksek değerli müşteriler, rakip firmaların müşterileri olabilirler. SatınAlma Sıklığı Segmentasyonu Hedefli pazarlama kampanyaları için, müşterilerinizin satın alma sıklığına göre bir segmentasyon ya- ratmanız yararlı olacaktır. Böylece geri dönen müşterilerinizi ödüllen- direrek daha sık alışveriş yapmala- rını sağlayabilirsiniz. Örneğin, altı aydır alışveriş yapmamış olan müş- terileri tekrar cezbetmek için özel bir teklif hazırlamanız mümkün olur ve bu teklifi sadece altı aydan fazladır alışveriş yapmamış müşte- rilerinize gönderebilirsiniz. Aşağı- daki örnekte, bölgesel bir mağaza- nın üç segment oluşturduğunu ve her biri için ayı pazarlama stratejisi oluşturduğunu görebiliriz. Tahmin Etmek İçin Modelleme Kullanın Segmentesyona benzer şekilde, tahmini modelleme de pazarlama- cılara çok keskin hedefli kampanya- lar üretme imkanı tanır. İki teknik de müşterileri ve beklentilerini incelemek için kullanılabilir ancak modelleme, gelecekteki davranışları tahmin edeceği için bir adım daha öndedir. Modelleme, müşteri dav- ranışlarını tahmin etmek için pratik bir yöntemdir ve istenen sonuçların oluşması için skor bazlı ön görü- ler oluşturmayı sağlar. Örneğin, önümüzdeki 6 aylık süreçte hangi müşteri daha çok vaktini şirketin hizmetleriyle geçirecek? Aşağıdaki örnekler, tahmini model- lemenin nasıl çalıştığını göstermek için kullanılabilir: Tepki Modellemesi Bu modellem, pazarlama teklifleri- ne en çok tepki verecek müşterileri tespit etmek için kullanılır. Müiteri- lerden verileri toplayarak ve analiz ederek pazarlamacılar hangi müş- terinin hangi aksiyonu alacağını tahmin edebilir böylece bu müşte- rilere özel, yüksek hedeflemeli özel teklifler gönderilebilir. Satın Alma Modeli Eğilimi Bu değer, bir müşterinin belli bir ürünü satın alma eğilimini tahmin eder. Müşterinin satın alma eğilimi- ni daha iyi anlamak, şirketlerin bu müşterilere başka ürünleri satma- sını kolaylaştıracaktır. Bu tür bir modelde sıklıkla kullanılan veriler şu bilgileri içerir: Son 12 aydaki satın alma davranışları, harcama miktarı, sıklığı ve web sitesine tık- lama sayıları gibi diğer veriler... Bir müşterinin satın almaya ne kadar hazır olduğunu anlamak, ona doğru tekliflerin gönderilmesini kolaylaş- tıracaktır. Müşteri Taşma Modeli Müşterilerinizin servislerinizi kullanmayı bırakmasına veya başka markaya geçmesine neyin neden olduğunu anlamak, onların taşma riskini azaltacaktır. Taşan müşteri modeli, müşterilerin satın alma sık- lığını veya son satın alma zamanını değerlendirir. Bu analiz sayesinde, markadan vazgeçmek üzere olan satın alma frekansı düşen müşteri- leri tespit etmek mümkün olur. Bu tür müşteri davranışlarına tetikler ekleyerek ve müşteri memnuniyeti stratejileri geliştirerek, müşterileri markadan vazgeçmeden önce yaka- lamak mümkün olur. Pazarlama Yatırımınızın Geri Dönüşünü Daha İyi İş Zekası ile Maksimize Edin Bugünün esnek iş zekası araçları sayesinde, şirketler bugün artık verileri analiz etmek, müşterileri segmentlere ayırmak ve tahmin modelleri oluşturarak karar almak konusunda herzamankinden daha fazla güce sahipler. DataMentor’un iş zekası çözümü hedeflenmiş pa- zarlama ve veri analizi ile şirketlere yatırımın geri dönüşünü maksimize etmek için yardımcı olur. Data Mining & Analiz: Müşteri- leriniz hakkında daha fazla bilgi edinmek ve onlarla etkileşmek için büyük boyutlu verileri analiz eder. Segmentasyon: En karlı pazarlama fırsatlarını tespit edebilmek için en doğru müşteri ve ürün segmetnle- rini oluşturmanıza yardımcı olur. Pazarlama Kampanyaları Raporlan- ması: Hızlı ve kolay şekilde, pa- zarlama kampanylarınız hakkında ölçülebilir sonuçları raporlayarak kampanya sürecinin en iyi şekilde anlaşılmasını sağlar. Modelleme: Müşteri alışkanlıkları hakkında temiz bir görüntü elde etmenizi sağlar ve böylece daha isabetli pa- zarlama kampanyaları oluşturmanı- za yardımcı olur. Müşterileri Sadakat Kampanyaları ile Elinizde Tutun Başarılı firmalar şunu bilir ki, sadık müşterilere odaklanmak hayatta kalmak için çok önemlidir. Sadakat kampanyaları fikri aslında yeni bir buluş değil. FiveStars’ın raporlarına
  • 59.
    59 göre, bir firmanınsadık müşterisi firmaya, yeni bir müşteriden on kat daha fazla kazanç sağlıyor. Sadık müşterilere odaklanmak, bu ilişkiyi güçlendirir ve müş- terinin başka bir markaya gitme riskini azaltarak geliri maksimize eder. Sadık müşterilere odaklan- manın diğer sebepleri: VIP ve sadık müşterileriniz, markanız hakkında olumlu yorumlarını %70 daha fazla yayar. Ayaklı rek- lam panonuz gibi çalışırlar. Sadık müşterilerinizin, ürünlerinizden ekstra satın alma ihtimali %60- 70 arasındadır. Bu müşterileriniz için özel bir ödül programı tesis etmeniz, işinizin hızlıca büyümesi için önemlidir. Sadakat programları- na üye olan müşteriler, marka- dan haberler ve duyurular almak isterler. Ayrıca araştırmalar gösteriyor ki, bir markanın sadık müşterilerinin %65’i, kuponlar veya özel indirimler gibi fırsatları daha sık ve düzenli şekilde almak istiyorlar. Ancak bu müşteri- ler, markanın tüm tekliflerini duymak istemiyorlar. Müşteri profillerini analiz ederek ve kanal seçimlerini inceleyerek bu müşteriler için en doğru ve isa- betli teklifleri ulaştırmak önem kazanıyor. Sosyal Müşterilerle Yeni Gelir Fırsatlarını Keşfetmek Sosyal medya iş dünyasını daha fazla rekabetçi olma yönün- de değiştirdi. Bugünün sosyal tüketicileri bir firmayı Facebo- ok’ta beğenerek, forumlarda bir ürün hakkında olumlu yorumlar yaparak veya Instagram da bir fotoğraf paylaşarak büyük etki yaratıyorlar. Tüketiciler, favo- ri markalarını sosyal medyada aktif olarak arıyorlar ve markayla iletişim halinde olmak istiyorlar. Sosyal medya, müşterilerini an- lamak ve yeni gelir kaynaklarını tespit etmek adına firmlara yeni imkanlar sunar. Müşteri Servisi: Müşterilerle pozitif ilişkileri sürdürebilmek için sıradışı bir müşteri servisi anahtar role sahiptir. NM Incite tarafından yapılan araştırmalara göre ABD sosyal medya kullanı- cılarının yarısına yakını bugün müşteri servislerine aktif olarak sosyal medya üzerinden ulaşıyor. Sosyal medya üzerindeki müşteri şikayetlerine, sorulara ve yorum- lara dikkat etmek, sosyal takip- çilerle daha iyi bir ilişki kurmak için çok önemlidir. Ek Teklifler ve Gerçek Zamanlı Mesajlaşma: Firmalar, sosyal davranışları gerçek zamanlı izle- menin ve anlamanın etkilerini ve ödüllerini artık anlamaya baş- lıyorlar. Sosyal medya sitelerini gözlemleyerek sosyal davranışla- rı müşteri veri tabanına entegre etmek firmalar müşterileriyle daha kişisel, birebir iletişim kur- ma imkanına sahip olur. Örneğin, sosyal forumlardaki pozitif bir yorum, bedava bir ürünle he- men ödüllendirilebilir. Daha da önemlisi, bu yöntem sayesinde öfkeli bir yoruma hızlıca cevap verilebilir. Müşteriler, firmaların en önem- li varlıklarıdır. Müşterlerinizi anlamak, bugünün rekabetçi ekonomisinde, her şeyden daha önemlidir. İnovatif veri çözüm- lerini kullanarak müşteri istih- baratını geliştirmek gelirlerinizi maksimize etmek, kazançlı yeni müşteriler edinmek ve mevcut müşterilerinize yeni ürünler satarak karlılığınızı yükseltmek için önemlidir.
  • 60.
    60 BT Günlüğü TestMerkezi, bundan böyle her ay yeni çıkan ürünleri mercek altına alıyor. Deneyimli bir kadro ile özellikle mobil hayatın inceliklerine parmak basacak olan BT Günlüğü, sunuculardan tutunda basit bir cep telefonuna kadar düşünebileceğiniz her türden ürünü sizlere anlatmak ve açıklamak için çabalayacak. Eskiden kurumsal ve son kullanıcı olarak iki ayrı ürün grubu pazarı bulunuyordu, fakat son yıllarda bu pazar ayrımı yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Kurumsal pazara hitap eden ürünlerin çalışan kullanıcılar için tasarlandığı bir gerçek. Ama şunu da unutmamamız gerekiyor her kurumsal kullanıcı aynı zamanda bir son kullanıcı ve birçok çalışan kendi özel teknolojik cihazını aynı zamanda işyerinde de kullanıyor. Yapacağımız ürün incelemelerindeki amacımız ise siz değerli okuyucularımıza satın alma kararı konusunda yardımcı olmak. Bu konuda aklınıza gelebilecek herhangi bir soruyu istediğiniz zaman bizlere sorabilirsiniz. E-Posta adresimiz info@btgunlugu.com. donanım
  • 61.
    61 10.9 mm kalınlığındaolan Zenfone 2, ilk izlenim ola- rak ele rahat oturuyor. Tasarımda çok fazla bir değişik- lik yapılmadı. Yine de benzer ürünlerle kıyasla oldukça hoş bir tasarıma sahip olduğunu söylemek mümkün. 5.5 inç ekranlı bu ürün benzer ürünlerle kıyasla boyut olarak biraz daha büyük. Ama bu da pek bir rahatsızlık vermiyor. Zenfone 2’yi kullanmaya başladıktan sonra, her ne kadar ele iyi otursa da, plastik kasanın kaygan olduğu- nu zamanla anlıyorsunuz. Ürünün ağırlık noktası da öne doğru olması, elinizden kayıp düşmesine neden olabiliyor. 5.5 inç IPS ekranı oldukça parlak. Ekranın renk doğruluğu gayet başarılı. Renkler güçlü ve kesin. Ayrıca Kontrast değeri de olması gerektiği gibi. 401 ppi’lık piksel yoğunluğu en iyisi olmasa da yeterli. Üründe beğendiğimiz bir özellik Gorilla Glass 3 tekno- lojisine sahip olması ve ekranın parmak izi lekelerini pek bırakmaması. Bununla birlikte dokunmatik tekno- lojisi de çok başarılı. Zenfone 2’nin parlaklığı, güneşli ortamlarda kullanılması için yeterli değil. 4 GB Bellek Zenfone ailesinin en önemli özelliği Intel mobil iş- lemci kullanması. 64 bit Intel Atom Z3580 işlemcisni kullanan Zenfone 2 (ZE551ML) 2.3 GHz’lik bir çalışma frekansına çıkabiliyor. Bu işlemci 4 GByte kapasite- li bir bellek ile birleştiğinde müthiş bir performansa ulaşmak elden değil. Öyle ki aynı anda birden çok oyunu açıp, oyunlar arasında rahatlıkla gezinmek her telefonun harcı değil. Multitasking görevler Zenfone 2 için sorun teşkil etmiyor. Zaten genel performansa bakıldığında Galaxy S5’e çok yakın olduğunu söylemek mümkün. Grafik performansı ise Galaxy S6’dan biraz daha düşük. Üründe beğenmediğimiz bir özellik 3000 mAh’lik pilin değiştirilememesi. Buna karşın Zenfone 2’yı 40 daki- kada %60 oranına getiren hızlı şarj özelliği görülmeye değer. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var. Zenfone 2’nin pil kullanım süresi oldukça uzun. 13 MP’lik Kamera Yeterli mi? Asus, Zenfone 2’nin kameralarını değiştirdi. Bu kame- ralar, Zenfone ile kıyasla daha düşük ışıklı ortamlarda çok daha iyi fotoğraflar çekebiliyor. 13 MP’lik arka ka- mera f/2.0 diyafram aralığına sahip. Benzer ürünler 1.9 hatta 1.8 diyafram aralığına sahip olması bu ürünü ne yazık ki çok özel kılmıyor. Ön tarafta bulunan 5 MP’lik kamera için de benzer şeyler söylemek mümkün. Ürün- de beğendiğimiz bir özellik HDR çekim yapabilmesi ve manuel olarak da ayarlanabilmesi. Bununla birlikte PixelMaster uygulaması, karanlık ortamlarda iyi fotoğ- raflar çekmenize olanak tanıyor. Zenfone 2’nin çok uygun fiyatlı Zenfone’un başarısını yakalayıp yakalayamayacağını merakla bekliyoruz. So- nuçta Asus, bu ürün ile meraklıları iki kere şaşırtmasını bildi. Biri yüksek performans ve donanım birleşenleri, ikincisi de bir önceki nesil ile kıyasla yüksek fiyatı. 4 GB Bellekli Akıllı Telefon Asus Zenfone 2 Zenfone ile büyük bir başarı yakalayan Asus, Zenfone 2 ile bunu pekiştirmek istiyor. 4 GB belleği ile kendisini farklılaştıran Asus Zenfone 2 inceleme altında. Teknik Özellikler: Ekran: 5.5 inç (1920 x 1080, 401ppi) Kamera: 13MP arka, 5 MP ön Bellek: 4 GB Kapasite: 32 GB Boyut: 152 x 77 x 11 mm Ağırlık: 170 g
  • 62.
    62 donanım Tasarım olarak iPhone’uandıran T60, 7,8 milimetre- lik inceliği, 129 gr ağırlığı ve 5 inçlik IPS HD ekranı ile kendisini farklılaştırmak istiyor. Tasarım hatları olduk- ça başarılı , fakat burada kullanılan malzeme kalitesi çok daha iyi olabilirdi. Gümüş renkli kasa, her ne kadar metal gibi görünse de, yakından bakıldığında ucuz bir plastik telefona benziyor. Ele çok iyi oturan T60, sabit bir kasaya sahip. Bunun anlamı arka kapağının çıkmaması ve 2400 mAH’lik pilin değiştirilememesi. Turkcell T60, 5.0 inç boyutunda bir ekrana sahip. Bu ekran ne yazık fi Full HD çözünürlüğünü desteklemiyor. Bunun nedeni HD ekran koyarak pil kullanım süresini arttırmak olabilir. Zaten işlemciye bakıldığında durum daha iyi anlaşılıyor. Sekiz çekirdekli Qualcomm Snapd- ragon 615 işlemcisi 1.5 GHz hızında çalışıyor. 2 Gbyte bellek ve 16 GByte’lık kapasite ortalamanın üzerinde bir performans almak için yeterli. Yine de bu ürün- den çok yüksek bir performans beklemek yanlış olur. Turkcell T60, 13 MP’lik otomatik odaklama özellikli gelişmiş bir kameraya sahip. Bu kamera kaliteli ve canlı görüntüler elde edebiliyor. Fakat loş ortamlarda ne yazık ki istenilen performansı veremiyor. Sesli komut veya el işaretleriyle çekim yapılabilmesi başarılı bir özellik. Geniş açılı ön kamera 5 MP’lik bir çözünürlük değeri sunuyor ve bir Selfie kamera için de ideal bir seçenek oluşturuyor. Philips SHL 3265, hareket halindeyken bile sizlere başarılı dinlenme deneyimi sunan cihazlar arasında yer alıyor. 80 mm genişliğinde yumuşak yastıklı dö- nebilen modülleri ve katlanabilen yapısı ile kolay taşıma ve saklama imkanına sahip olan bu kulaklık bozulmayan, kaliteli baslar ve hassas sesler sunuyor. Böyle olmasının en büyük nedeni de 40 mm’lik Neodimyum sürücüleri sayesin- de mükemmel ses netliği ve etkili bası bir araya getirmesi. 107 dB’lik yüksek ses düzeyinde bozulma olmaması için 22000 mW yüksek güç kullanımına sahip olan SHL3265, bu sayede her ses seviyesinde ve giriş gücünde net ve bozulmayan sesle müzik dinlemeye imkân veriyor. 32 Ohm’luk empedansı ve 8 - 27.000 Hz aralığındaki frekans tepkisi, Philips SHL3265’e önemli bir güç katıyor. Yerleşik mikrofonu ve çağrı yanıtlama düğmesiyle birlikte eller serbest modun- da telefon görüşmelerine de imkan veren SHL3265’te, akıllı tasarım ve dayanıklı menteşeler gibi özenle seçilen malzemeler, kulaklık parçalarının kolayca hareket ettirilmesini sağlıyor. Unutmadan söyleyelim. Geleceğin DJ’leri düşünülerek tasarlanan Philips SHL3265’ın kulaklıkları, parça miksleme sırasında tek kulakla rahatça dinlemek için 165 derece dönme açısına çıkabiliyor. Turkcell’in Yeni Akıllısı T60 Basları En Derinden Hissedin Philips SHL 3265 Teknik Özellikler İşlemci: Qualcomm 8939 1.5 GHz 8 Çekirdek Hafıza: 16 GB Ekran: 5inç HD IPS (1280x720) Kamera: 13 MP arka /5 MP ön Boyutlar: 144.2 x 71.7 x 7.8 mm Ağırlık: 129 g Teknik Özellikler Sürücü: 40 mm Neodimyum Konektör: 3.5 mm Frekans aralığı: 8 - 27.000 Hz Ses çıkış gücü: 107 dB Kablo uzunluğu: 1.2 m Ağırlık: 510 gr
  • 63.
    63 Yeni nesil Inspiron2.3 mm daha ince ve 500 gr daha hafif. Ürüne yandan bakıldığında 15.6’inç’lik bir ürün için çok ince olduğu hemen anlaşılıyor. Tamamen alüminyum bir kasaya sahip olan bu ürün, mükem- mel bir malzeme kalitesi ve işçiliğe sahip. Sağlamlık üst seviyelerde. Üst kapağa baskı uyguladığınızda birçok ürünün ekranında bu baskı hissedilebiliyor. Dell Inspiron 15 7548’de böyle bir zayıflık gösterme- mesi çok büyük bir avantaj. Dell, ürünü ince yapabil- mek için en temel arabirimleri koymayı uygun gördü. Ethernet giriş ne yazık ki yer almıyor. Kenarların arka bölümlerinde yer alan toplam 3 adet USB girişinden iki tanesi USB 3.0 teknolojisine uyumlu. Dell 7537’de yer alan Numpad, Dell 7548’de yer almıyor. Buna karşın tuşlar daha geniş ve kullanımı çok daha rahat. Klavye’nin iki kademeli aydınlatmalı olması önemli bir artı. Dell Inspiron 15 75482in en önemli özelliği kuşkusuz 4K ekranı. 3.840 x 2.160 çözünürlüğüne ulaşan bu ek- ranın parlaklık değerinin daha iyi olmasını isterdik. Kontrast ve siyah değeri de daha iyi olabilirdi. Buna karşın renk doğrulu gayet başarılı. Benzer bir durum dokunmatik ekran için de söylenebilir. 10 noktalı dokunmatik ekran çok hızlı tepki verebiliyor. Unutmadan söyleyelim. Dell Inspiron 15 7548’in sahip olduğu yüksek çözünürlüğü yüzünden Win- dows’un ikonlarında kalibrasyon sorunları yaşanabi- liyor. Performans Kullanılan Core i7 5500U işlemcisi, 15 Watt’lık değeri ile (standart mobil işlemciler 35 Watt güç tüketiyor- lar) esasında oldukça düşük güç tüketen bir ürün. İki çekirdekli olan bu işlemci 2.4 Ghz’lik çalışma fre- kansını 3 GHz’e kadar çıkartabiliyor. 256 GByte’lık lite-on SSD disk’ten 200 Gbyte’ı kullanılabilir durum- da. Tüm bunlar 16 Gbyte2lık bir bellek ile birleştiğin- de oldukça yüksek bir performans elde ediliyor. Dell Inspiron 15 7548, hiçbir şekilde zorlanmıyor. Tüm uygulamalar rahatlıkla açılıyor. SSD disk perfor- mansı da en iyisi olmazsa da ortalamanın üzerinde olması sayesinde istekleri karşılıksız bırakmıyor. Üründe beğendiğimiz diğer bir özellik hem Intel HD 5500 hem de AMD Radeon R7 M270 grafik yongasına sahip olması. Intel HD 5500 çok düşük bir güçte iyi bir performans sunuyor ve bu özellik pil kullanımını olumlu yönde etkiliyor. AMD Radeon R7 M270 ise yüksek performans arayan kişiler için birebir. Yine de şunu söylemekte fayda var. Oyun profesyonelleri Dell Inspiron 15 7548 ile istediklerini bulamayacakları ke- sin. AMD Radeon R7 M270’den çok daha iyi yongalar var ve mutlaka onlar tercih edilmeli. Neticede, fiyat/performans oranına bakıldığında Dell’in işi oldukça zor. Rakipler çok daha ilginç ürün- lerle Dell’e bu pazarı dar edecek gibi gözüküyor. 4K Ekranı İle Fark Yaratıyor Dell Inspiron 15 7548 Dell, Inspiron 15 ailesini yenilendi. 4K destekli bir ekrana sahip olan Dell Inspiron 15 7548, zengin donanım birleşenleri, küçülen kasası ve yüksek performansı ile günümüzün modasına uyum sağlamış durumda. Teknik Özellikler: Ekran: 15.6 (3840x2160) İşlemci: Core i7 5500U 2.4 GHz Ekran kartı: AMD Radeon R7 M270 (4 GByte) Bellek: 16 GByte Kapasite: 256 SSD Ağırlık: 2.1 kg
  • 64.
    64 donanım Uzun zamandır farekonusunda yeni bir ürün geliştir- meyen Logitech, sessizliğini bozdu. Çok da iyi oldu. Çünkü piyasaya sürdüğü yeni ürün olan MX Master performansı ile göz dolduruyor. MX Master kablosuz standartlarını destekliyor. Bu esasında çok büyük bir avantaj. Ama MX Master kullanıcıya çok daha fazlasını sunuyor. Bu ürün aynı anda üç farklı cihazda kullanı- labiliyor. Alt kısımda bulunan düğmeler sayesinde üç cihaz arasında rahat bir geçiş sağlanabilmesi gerçekten çok iyi düşünülmüş bir özellik. Ürünün diğer bir özelliği dinamik bir kaydırma tekerleğinin olması. Bu kaydırma tekerleği benzer ürünlerde olduğu gibi çok sayfalı do- kümanların çok rahat okunması sağlanıyor. Bu tekerlek sayfalar arasında kaydırma yaptığınızda tıklatmalı bir kaydırma yapıyor. Kaydırma tekerleğin arkasında bir tuş takımı bulunuyor. Bu tuş takımına ulaşmak her ne kadar zor olsa da ileri ve geri olarak programlanmış durumda olması iyi düşünülmüş bir özellik. Örneğin web tarayıcısındaki ileri ve geri butonlarını bu tuş takı- mına basarak aktif hale getirebilmeniz çok önemli. Pil demişken şunu da hemen belirtelim. MX Master şarj edilebilir dahili bir batarya ya sahip. Bu batarya 40 gün boyunca şarj edilmeden çalışabiliyor. Bataryanın bit- mesi de çok dert değil. Çünkü MX Matser’i beraberinde verilen kablo ile 1 dakika şarj ettiğinizde 2 saat boyun- ca rahatlıkla çalışabiliyorsunuz. Ürünün diğer bir artısı ise kablo ile şarj olurken kullanılabilir olması. 8 inç büyüklüğünde olan Miix 2, 216 x 132 x 8 mm boyut değerleri ile neredey- se iPad Mini Retina ile aynı ölçülere sahip. 340 gr ağırlığı ile rahat bir taşıma sağlayan Miix 2 ,hafif pürüslü metal görünümlü arka tarafı ele çok iyi oturuyor. Benzer ürünlerle kıyasla parmak izi bırakmayan bu yüzey, hafif esek bir yapıya sahip. iPad mini kadar olmazsa da iyi bir işçilik ve stabiliteye sahip olan Miix 2, üzerinde mikrofon/ kulaklık, Mini USB 2.0 yuvası ve MicroSDXC kart okuyucu- su bulunuyor. 800 x 1280 dpi çözünürlüğüne ulaşan IPS ekran, 188 dpi piksek yoğunluğuna sahip. Bunun anlamı ekrandaki ikonları rahatlıkla görebilmeniz. Bay Trail kod adlı Intel işlemci, Turbo Boost özelliğini destekleyen dört çekir- değe sahip. Intel Atom Z3740, 22 nm mimarine göre üretildi ve 1.3-1.8 GHz ça- lışma frekansına kadar çıkabiliyor. Bunun anlamı, Miix 2 ile beraberinde gelen Microsofts Office Home uygulamasını rahatlıkla çalışabilmesi. Full HD video- lar sorunsuzca oynatılabiliyor. Video görüşmeler, Internet’te gezinme ve basit oyunlar’da Miix 2’yi terletmeye yetmiyor. Uzun lafın kısası. Windows 8.1 işletim sistemli bir Tablet’i cebinde taşımak isteyen kullanıcılar Lenovo Miix 2, çok iyi bir seçenek olduğunu rahatlıkla söylemeliyiz. Windows 8.1 dizüstü bilgisayar ile yaptığınız birçok işi bu ürün ile de rahatlıkla yapmak mümkün. Tahtın Yeni Sahibi Logitech MX Master Cebe Sığan Windows Lenovo Miix 2 Teknik Özellikler Kablosuz teknoloji: 2,4 GHz , Bluetooth Algılayıcı teknolojisi: Karanlık Alan Lazer algılayıcısı Kablosuz çalışma mesafesi: 10 m Tuş sayısı: 5 Boyut: 85 x 126 x 48 mm Ağırlık: 145 gr Teknik Özellikler Ekran: 8 inç IPS (800x1280) İşlemci: Intel ATOM Z3740 Bellek: 2 Gbyte Kapasite: 32 GByte Boyut: 216 x 132 x 8 mm Ağırlık: 340 gr
  • 65.
    65 Lenovo Vibe X2,dahaönce görmediğimiz ve çok başa- rılı bulduğumuz bir tasarıma sahip. Böyle bir üründe herkes metal bir kasa beklerken, Lenovo Polycarbon malzemeyi tercih etti. Lenovo’nun bu kararı esasında bir dezavantaj teşkil etmiyor. 5 inç büyüklüğünde IPS OGS ekrana sahip olan Vibe X2, 1920x1080 Full HD çö- zünürlüğüne ulaşıyor. Bu ekranın özelliği, görüntüleri oldukça keskin ve yüksek bir parlaklıkta sunması. Renk dağılımı ve kontrast oranı da oldukça başarılı. Bununla birlikte dokunmatik performans’ta ortalamanın çok üstünde. Pil kullanımına gelince, Vibe X2 bir gün boyunca rahatlıkla çalışabiliyor. Burada kullanılan pil 2300 mAh’lik değeri ile birçok kişiye düşük gelebilir. Ama şunu söylemeden de edemeyeceğiz. Lenovo’nun bu ürün ile birlikte sunduğu güç tasarruf opsiyonları ger- çekten çok başarılı. Ayrıca beraberinde verilen 2A’lik adaptör, Vibe X2’yi oldukça hızlı şarj edebiliyor. Performans Lenovo Vibe X2, tıpkı Meizu MX4 gibi Mediatek MT6595M işlemcisini kullanıyor. 2 GHz’lik bir çalışma frekansına sahip olan bu işlemci, üzerinde sekiz çe- kirdek (4+4, Cortex A17 ve Cortex A7)barındırıyor. Bu işlemci 2 GByte bellek ve 32 GByte kapasite ile birleş- tiğinde oldukça yüksek bir performans sergiliyor. Öyle ki üst seviye telefonlarda bildiğimiz kesintisiz ve takıl- ma yaşatmayan kullanım Vibe X2’de gözlemledik. Yap- tığımız oyun testlerde herhangi bir zayıflık göremedik. Bununla birlikte 1080p filmler sorunsuzca çalıştı. Unutmadan söyleyelim. Toplam kapasite ne yazık ki artmıyor. Lenovo, Vibe X2 microSD kart okuyucusuna sahip değil. Kamera Lenovo Vibe X2, ön tarafta 5 MP arka tarafta da 13 MP’lik kameralara sahip. Bu kameralardan büyük bir performans beklemek yanlış olur. Öyle ki arka kamera F2.2’lik bir diyafram aralığına sahip. Benzer ürünlere baktığımızda çok daha düşük diyafram aralık değerine sahip ürünler görüyoruz. Dolaysıyla loş ortam çekim performansı, bu üründe hemen belli oluyor. Vibe X2, gün ışığında oldukça kaliteli ve keskin fotoğ- raflar çekebilmesine karşın gece çekimlerinde, flaşlı bile olsa ortalama performansının çok altında olduğu- nu söylemeliyiz. Lenovo, özellikle bu alanda yeni bir yazılım güncelle- mesi çıkartması şart. Oluşan fokus sorunları ancak bu tarz bir çözüm ile halledebilir. Ne artısı ne de fazlası olan ön kamera için söylenecek çok fazla bir şey yok. Neticede, Lenovo Vibe X2 uygun fiyata yüksek bir per- formans sergileyen oldukça başarılı bir akıllı telefon. Bu üründe kameranın daha iyi ve pil kapasitesinin daha yüksek olmasını isterdik. Bunu dert etmeyecek olan kullanıcılar, tasarımı ile herkesi kendine çeken Vibe X2 ile iyi bir seçenek oluşturacaklarını söyleme- liyiz. Tasarımı İle Fark Yaratıyor Lenovo Vibe X2 Farklı tasarımı ile ilgi çeken Lenovo Vibe X2, 5 inç ekranı, sekiz çekirdekli işlemcisi, 32 GByte belleği ve 13 MP’lik kamerası ile birçok isteği karşılıksız bırakmıyor. Uygun bir fiyata da sahip olan Vibe X2’ye yakından bakıyoruz. Teknik Özellikler: Ekran: 5 inç IPS ( 1920 x 1080 piksel) İşlemci: 8 çekirdekli 2 GHz Mediatek Bellek: 2 GB Kapasite: 32 GB Boyut: 140.2 x 68.6 x 7.3 mm Ağırlık: 120 g
  • 66.
    66 editör Aspen Institute veIntel Security tarafından yayınlanan ankete göre, kritik altyapı şirketlerinde çalışan bilgi teknolojileri (BT) yöneticileri (ankete katı- lanların %86’sı), artan siber güvenlik tehditlerine karşı tedbir alabilmek için tehdit istihbaratının paylaşılmasına yönelik kamu-özel ortaklığına ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. Ankete yanıt verenlerin çoğunluğu (%76) ulusal sınırlar içerisinde kritik bir altyapı şirketi siber saldırı sonucunda zarar gör- düğünde ulusal savunma gücünün müdahale etmesi gerektiğini savunuyor. Anket sonuçlarına göre: İyileştirmeler Fark Ediliyor: Katılımcıların %50’si üç yıl öncesinde şirketlerini “çok veya oldukça çok” zayıf olarak değerlendi- receklerini belirtirken, buna karşın sadece %27’si şirketlerinin şu anda “çok veya oldukça çok” zayıf olduğunu düşünüyor. Devlet Katılımı Teşvik Edili- yor: Konu devletin özel sektörün işine dahil olmasına geldiğinde özel sektör genellikle çekimser kalıyor; ancak ankete yanıt verenlerin %86’sı altyapının korunması alanında kamu ve özel sektör arasındaki işbirliğinin başarılı bir siber savunma için kritik olduğunu düşünüyor. Mevcut Çözümlere Güven Duyuluyor: Ankete yanıt verenlerin yüzde alt- mış dördü, iyi düzeyde BT güvenlik tedbirlerinin halihazırda uygulanması sayesinde ölümcül bir saldırının henüz gerçekleşmediğini düşünüyor. Anket katılımcılarının %84’ü, uç nokta koruması, ağ güvenlik duvarı ve güvenli web ağ geçidi gibi kendi güvenlik araçlarının performansından memnun veya çok memnun olduğunu ifade ediyor. Aksaklıklar Artıyor: Ankete yanıt verenlerin %70’inden fazlası, şirketlerindeki siber güvenlik tehdit düzeyinin giderek yükseldiğini düşünüyor. Ankete yanıt veren her on kişiden yaklaşık dokuzu (%89), son üç yıl içerisinde şirketlerinde güvenli olduğunu düşündükleri bir sistem üzerinde en az bir saldırı yaşadıklarını söylüyor. İnsan Hayatına Mal Oluyor Mu?: Ankete yanıt verenlerin yüzde kırk sekizi, önümüzdeki üç yıl içerisinde kritik altyapıda insan hayatına mal olan bir si- ber saldırısının gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu düşünüyor. Kullanıcı Hatası Hala 1 Numaralı Sorun: Ankete yanıt verenler, kritik altyapıya yapılan başarılı saldırıların en büyük sebebinin kullanıcı hatası olduğuna inanıyor. Devlet Müdahale Etmeli: Ankete yanıt verenlerin yüzde yetmiş altısı, ulusal sınırlar içerisinde kritik bir altyapı şirketi siber saldırı sonucunda zarar gör- düğünde ulusal savunma gücünün müdahale etmesi gerektiğini savunuyor. Ülkeler Farklı Bakış Açılarına Sahip: Ankete ABD’den yanıt verenler, Avrupa- lılara kıyasla kritik altyapıda insan hayatına mal olacak katastrofik bir siber saldırının gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor. Siber Güvenliğin Zorlukları Ortaya Çıktı Yapılan bir ankete göre katılımcıların %86’sı daha fazla kamu-özel sektör işbirliği istiyor; %41’i ise halihazırda saldırılardan dolayı fiziksel zarar yaşamış durumda. Ecevit BIKTIM Yayın Danışmanı ecevit@btgunlugu.com
  • 67.
    BT Yöneticileri Bu AdresteBuluşuyor BTGunlugu.com