Ruhu’l-Furkan Ayet 51 1 Ebu Hureyre (r.a.) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.) : - “Dünya müminin zindanı, kafirin ise cennetidir!” buyurmuştur. (Müslim, Tirmizi, İbni Mace, Ahmed ibni Hanbel, Mirğani)
3.
Ruhu’l-Furkan Ayet 51 2 Hasen (r.a.) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.) : - “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır!” buyurmuştur. Demek ki, dünya sevgisi bazı kere insanı sapıklığa hatta kafirliğe kadar götürebilir. (Beyhaki, Tebrizi, Ali el-Müttaki, Fahruddin er-Razi)
4.
Ruhu’l-Furkan Ayet 51 3/1 Ebu Hureyre (r.a.) dan rivayet edilen bir hadiste Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: - “ (Kıyamet günü Allah-u Teala) bir kula kavuşur da: ‘Ey felan! Ben sana ikram etmemiş miydim, Ben seni efendi yapmamış mıydım, Ben seni evlendirmemiş miydim,Ben atları ve develeri sana boyun eğdirmemiş miydim, Ben seni (toplumuna) reis olarak ve (cahiliyet devrindeki hüküm-darların aldığı şekilde, ganimetlerden) dörtte bir alarak bırakmamış mıydım?’ buyurur. O: ‘Evet!’ der.
5.
Ruhu’l-Furkan Ayet 51 3/2 O zaman Allah-u Teala: ‘Peki sen hiç bana kavuşacağını düşünmüş müydün?’ diye so-rar. O: ‘Hayır!’ deyince: ‘Sen beni unuttuğun gibi Ben de seni terk ediyorum!’ buyurur. Sonra ikinci biriyle karşılaşır ve: ‘Ey felan! Ben sana ikram etmemiş miydim, Ben seni efendi yapmamış mıydım, Ben seni evlendir-memiş miydim, Ben atları ve develeri sana boyun eğdirmemiş miydim, Ben seni (toplumu-na) reis olarak ve (cahiliyet devrindeki hükümdarların
6.
Ruhu’l-Furkan Ayet 51 3/3 aldığı şekilde, ganimetlerden) dörtte bir alarak bırak-mamış mıydım?’ buyurur. O: ‘Evet! Ey Rabbim!’ der. O zaman Allah-u Teala: ‘ Peki sen hiç bana kavuşacağını düşünmüş müydün?’ diye so-rar. O: ‘Hayır!’ deyince: ‘Sen beni unuttuğun gibi Ben de seni terk ediyorum!’ buyurur.” (Müslim, İbni Kesir)
7.
Ruhu’l-Furkan Ayet 53 1 Şeddad ibni Evs (r.a)dan rivayette Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: - “Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. (Zekası kıt olan) aciz kimse ise nefsini arzusuna uyduran, (kötü ameller işlediği halde) yine de(: ‘O beni affeder ve mükafatlandırır’ diye) Allah’a karşı kuruntularda bulunandır!” (Tirmizi)
8.
Ruhu’l-Furkan Ayet 53 2 Meşayıhtan bazısı şöyle buyurmuştur: - “Üzüntüler üç türlüdür: Birincisi; ibadetin kabul olmama üzüntüsü, ikincisi; günahın bağışlanmama üzüntüsü; üçüncüsü de; Allah-u Teala’yı bilme halinin alınması derdidir.
9.
Ruhu’l-Furkan Ayet 53 3/1 Yusuf ibni Esbat (k.s.) şöyle anlatmıştır: - “Bir kere Süfyan (r.a.) ın yanına girdiğimde o bütün gece sabaha kadar ağladı. Ben: ‘Senin bütün bu ağlaman günahların yüzün-den mi?’ dediğim de o, bir saman çöpü alarak: ‘Günahlar Allah’a göre bundan daha hafiftir, ben ancak Allah’ın, İslam’ı benden almasından korkuyorum!’ dedi.”
10.
Ruhu’l-Furkan Ayet 53 3/2 Demek ki bütün peygamberler, seçkin veliler bile ibadet hususunda ve günahtan sakınma konusunda bunca gayretlerine rağmen bu haldeyken, ya sen ne söyleyebilirsin? Yoksa onların Allah’a karşı husn-ü zanları yok muydu? Elbette ki vardı! Çünkü onlar Allah-u Teala’nın rahmetinin genişliğini senden iyi bilmekteydiler ve O’nun cömertliği hakkında senden daha güzel düşünceliydiler.
11.
Ruhu’l-Furkan Ayet 53 3/3 Lakin onlar çalışma ve gayret olmaksızın bu husn-ü zanların boş bir kuruntu ve bir al-danış olduğunu iyi bilmekteydiler. Allah-u Teala bizi ve sizi, Kendisini unutan-lardan ve nefsinin hevasına uyanlardan değil de, kitabıyla amel edenlerden ve yüce huzuruna erenlerden eylesin! Amin! Amin! Binlerce amin!
12.
Ruhu’l-Furkan Ayet 54 1 Aişe (r.a.) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.) : - “Amellerin Allah’a en sevgilisi az da olsa devamlı olanıdır!” buyurmuştur. (Müslim)
13.
Ruhu’l-Furkan Ayet 54 2 Cafer ibni Abdillah (r.h.) şöyle anlatmıştır: “Bir adam Malik ibni Enes (r.a.)a gelerek, istivanın şeklini sorunca, ben Malik’in bu sözden etkilendiği kadar hiçbir şeyden etkilendiğini görmedim. O sırada üzerine ter bastı ve herkes başını önüne eğdi.
14.
Ruhu’l-Furkan Ayet 54 3 Süfyan ibni Uyeyne (r.a.) şöyle demiştir: “Allah-u Teala kitabında Zat’ını nasıl vasıfladıysa, onun tefsiri onu okuyup sükut etmektir. Allah ve Resul’ünden başka hiç kimsenin onu tefsir etmesi caiz değildir.” (Beyhaki, Süyuti)
15.
Ruhu’l-Furkan Ayet 54 4 Ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde Allah-u Teala’ya nispet edilen “Fevkıyyet” ve “Ulviyyet” gibi vasıflardan herhangi biri, Ehl-i Sünnet ulemasının selef ve halefinin hiçbirine göre, mekan ve mesafe üstünlüğü gibi manalarla izah edilmeyip, sadece kuvvet ve kudret üstünlüğü ile te’vil edilmiştir.
16.
Ruhu’l-Furkan Ayet 54 5 Zira Allah-u Teala bir yöne tahsis edilecek olursa, onun bir mekanda veya alanda bulunduğunu kabul etmek gerekir ki bu durumda, hareket, sükun (hareketsizlik), teğayyür ve hudüs (değişikliğe uğramak ve sonradan olma belirtilerine sahip olmak) gibi, sonradan yaratılanların özelliklerinden olan ve Allah-u Teala ile hiçbir ilgisi bulunmayan noksan sıfatların Allah-u Teala’ya dolaylı da olsa isnadı kaçınılmaz olur.
17.
Ruhu’l-Furkan Ayet 54 6 Allah-u Teala hakkında cihet (yön) belirlemek de batıldır. Zira Allah-u Teala üst cihette olduğuna inanmak, diğer yönlerde bulunmadığını düşünmek anlamına gelir. Özel bir cihetin tahsisi için de mutlaka bir muhassıs (özelleştiren) bulunduğunu düşünmek gerekir. Ayrıca bir yönde olanın, o yönle arasında bir mesafe bulunması gerekir ki, o mesafenin, olduğundan daha fazla veya noksan olabileceği de düşünülebilir. Demek ki o mesafeyi de tahsis eden biri lazımdır. (Bütün bunlar ise Allah-u Teala hakkında düşünülmeyecek şeylerdir.)
18.
Ruhu’l-Furkan Ayet 54 7 Ebu’l-Hasen el-Eşari (r.h.)ı görüşü ise, “Hazin ve Alusi” tefsirlerinde İmam-ı Beyhaki (r.h)dan şu şekilde nakledilmiştir: “ Allah-u Teala, Arş’ta bir işlem yapmıştır ve ona “İstiva” adını takmıştır. Nitekim başka bir şeyde yaptığı fiile ‘Rızk verme’ adını koymuştur, bir diğerine ise ‘Nimet verme’ ismini vermiştir. Allah-u Teala’nın diğer fiilleri de böylecedir.
19.
Ruhu’l-Furkan Ayet 54 8 Ebu Hureyre (r.a.)dan rivayet edilen: - “Ben size bir şey emrettiğim zaman, ondan gücünüz yettiği kadarını yerine getirin!” (Buhari, Müslim) hadis-i şerifinde, Resulullah (s.a.v.)in de emretme yetkisine sahip olduğu anlaşılmaktaysa da, Resulullah (s.a.v.)in bir şeyi emretmei, o konuda Allah-u Teala’nın emri bulunduğuna delalet ettiğinden, gerçekte emreden yine ancak Allah-u Teala olmuş olur.
20.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 1 Ebu Hureyre (r.a.)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.): - “Allah-u Subhanehu katında duadan değerli hiçbir şey yoktur!” buyurmuştur. (İbni Mace)
21.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 2 Sa’d ibni Malik (r.a.)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.): - “Zikrin en hayırlısı gizli olanıdır, rızkın en hayırlısı da yeterli olanıdır!” buyurmuştur. (Ahmed ibni Hanbel, Cessas, Razi, Kazi Senaullah, Kurtubi)
22.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 3 Ebu Hureyre (r.a.) ,dan rivayet edilen bir hadis-i kudside Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: - “Ben kulumun Bana karşı olan zannının yanındayım ve Beni zikrettiği zaman Ben onunla beraber bulunmaktayım! Eğer o Beni kendi içinde zikrederse Ben de onu Kendi Zat’ımda zikrederim. Eğer o Beni bir topluluk içinde zikrederse, Ben onu onlardan daha hayırlı bir cemaat içerisinde zikrederim!” (Buhari)
23.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 4 Allah-u Teala’nın: - “Babalarınızı andığınız gibi ya da daha kuvvetli bir anışla(, atalarınıza ve size inam ettiği bunca nimetlerden dolayı) Allah’ı zikredin!” (Bakara Suresi:200) kavl-i şerifinde açık zikre delalet eden bir benzetme yoktur. Ancak bu, zikrin çok yapılmasına delalet eden bir teşbihtir.
24.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 5 İkincisi; dille yapılan gizli zikirdir ki, Abdullah ibni Büsr (r.a.)dan rivayet edilen: - “Dilin, Allah’ın zikriyle sürekli yaş olsun!” (Tirmizi, Kazi Senaullah) hadis-i şerifinden kastedilen zikir budur.
25.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 6 ...Bunun üzerine O, meleklere: ‘Ey melekler! Ben sizleri şahit tutuyorum ki, Ben bu zikreden kullarımı gerçekten mağfiret ettim (bağışladım) buyurur. Meleklerden birisi: ‘O zikredenlerin arasında falan kişi var ki, onlardan değildi, ancak bir ihtiyacı için gelmişti.’ der. O: ‘Onlar (Benim) meclis arkadaşları(m)dır. Onlarla birlikte oturan şaki (mahrum) olmaz.’ buyurur.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Kazi Senaullah)
26.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 7 - “O (halis akıl sahibi) kimseler ki; ayakta duranlar, oturanlar ve yanları üzere (yaslanmış) bulunanlar halinde Allah’ı sürekli zikrederler...” (Al-i İmran Suresi:191) ayet-i kerimesinde farklı hallerde zikre devam edenleri methetmiştir.
27.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 8 “ Alusi Tefsiri”nde zikredildiğine göre; ulema, dua hakkında birçok edepler zikretmişlerdir, bunlardan bir kısmını sayacak olursak: a) Abdestli olmak b) Kıbleye yönelmek c) Kalbi meşguliyetlerden arındırmak d) Başında ve sonunda salavat-ı şerife okumak e) Elleri göğe doğru kaldırmak f) Müminleri ortak etmek g) Kabul saatlerini aramak ki, birçok ulemaya göre bunların başında Cuma günü hutbe saati gelir. O anda kalbiyle dua yapabilir.
28.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 9 Ebu Hureyre (r.a.)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: - “Siz Allah-u Teala’ya, kabul olacağınıza yakinen inanıcı olduğunuz halde dua edin!” (Tirmizi, Hakim, Allame Savi)
29.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 10 Aişe (r.a.): “Resulullah (s.a.v.)i şöyle buyururken işittim!” demiştir: - “Şüphsiz Allah dua da ısrarcı olanları sever!” (Tirmizi, Beyhaki)
30.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 11 Ebu Hureyre (r.a.a)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.): - “Bir kul, bir günah yahut sıla-i rahimi kesmek istemediği sürece, acele etmedikçe (duası) kabul olunmaya devam eder.” buyurmuştur. Bunun üzerine: “Ya Resulullah! Acele etmesi nasıl olur?” denilince: - “Bir kişi: ‘Bu kadar dua ettim, dua ettim de, beni kabul ettiğini görmedim!’ der de, işte o zaman bıkıp usanarak duayı terk eder.” buyurmuştur. (Müslim, Kazi Senaullah)
31.
Ruhu’l-Furkan Ayet 55 12 Yahya ibni Muaz (k.s.) demiştir ki: Allah-u Teala’ya ibadet bir hazinedir. Bu hazinenin kilidi duadır. Bu kilidin dişleri helal lokmadır. Duanın şartı yalvarma ve sızlanmadır ve dergah-ı izzete kendini horlukla bırakmadır. İşte Rabbü’l-alemin’in buyurduğu budur.
32.
Ruhu’l-Furkan Ayet 56 1 Ulemadan ekserisi, korkunun kişiye galip gelmesini tercih etmişlerdir ki bu, ihtiyat yoludur. Bu yüzden Hasen-i Basri (r.a.) cennete en son gireceği bildirilen adamın, kendisi olmasını temenni etmiştir. Ebu Huzeyfe’nin azatlısı Salim (r.a.) da A’raf ashabından olmayı temenni etmiştir. Kuşeyri şöyle demiştir: “Ehl-i ilimden bazısının beyanına göre; korku hayat boyu ümiten ağır basmalıdır, ama ölüm geldiğinde ümit galip gelmelidir.
33.
Ruhu’l-Furkan Ayet 56 2 Cabir ibni Abdillah el-Ensari (r.a.) şöyle demiştir: Resulullah (s.a.v.)i vefatından üç gün evvel: - “Sizin biriniz ancak Allah-u Azze ve Celle hakkında husn-ü zanda (güzel düşüncede) bulunduğu halde ölsün!” byururken işittim.” (Müslim, Kurtubi)
34.
Ruhu’l-Furkan Ayet 56 3 Ebu Hureyre (r.a.)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.): - “Bir adam uzun yolculuğa çıkar, saçı-sakalı dağılmış ve toza dumana karışmış olarak: ‘Ya Rabbi! Ya Rabbi!’ diye ellerini göğe kaldırır. Oysa yediği haramdır, içtiği haramdır, giydiği haramdır, kendisi haramla beslenmiştir. İşte böyle birinin duası nasıl kabul edilir?” buyurmuştur. (Müslim, Kazi Senaullah)
35.
Ruhu’l-Furkan Ayet 56 4/1 Ebu Hureyre (r.a.)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.): - “Siz Allah’a, (O’nun sizin duanıza) icabet (edeceğin)e yakinen inanıcı olduğunz halde dua edin! Bilin ki gerçekten Allah gaflet içinde eğlenenbir kalpten hiçbir dua kabul etmez!” buyurmuştur. (Tirmizi, Hakim)