ANLATIM BİÇİMLERİ
ANLATIM BİÇİMLERİ
VE
VE
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI
2.
AÇIKLAYICI ANLATIM :
Herhangibir konu hakkında bilgiler vermek,bir şeyler öğretmek amacına
yönelik anlatım biçimidir.
Açıklayıcı yazılar; sorunu ortaya koyan cümle veya cümlelerle başlar;
sorunu çözümleyen açıklamalar, örnekler, karşılaştırmalar ile devam eder,
özetleyici veya yargı bildiren ifadelerle sonuçlanır.
Açıklayıcı anlatımda dilin göndergesel işlevi ve kelimelerin gerçek
anlamlarında kullanılmasına özen gösterilir, ifadelerin kesin ve açık olması
çok önemlidir. Açıklayıcı metinlerde tanımlama, açıklayıcı betimleme,
sınıflandırma; örneklendirme, benzerlik ve karşıtlardan yararlanarak
metinler düzenlenir.
ÖRNEK: Memduh Şevket Esendal öykülerini sade ve temiz bir Türkçe’yle
yazmış,öykücülükte Çehov tarzını benimsemiştir.Onun öykülerini okuyanlar
eserin içinde kendilerini,çevrelerini ve hayatta karşılaştıkları kişileri bulur
gibi olurlar.Esendal,günlük hayatı iyimser bir hava içinde
verir.Öykülerindeki olaylar son derece basittir.
3.
TARTIŞMACI ANLATIM:
Okuyucuyu veyadinleyiciyi istenilen davranış ve düşünce biçimine yöneltmek
amacıyla başvurulan bir anlatım biçimidir.Bu anlatım biçimiyle okuyucunun sahip
olduğu düşüncenin değiştirilmesi amaçlanır. Yani amaç düşünce ve konularda
değişiklik yapmaktır.
Tartışmada yazar veya konuşmacı yeteneği, bilgisi ve deneyimiyle kendince bir
yöntem belirler.
ÖRNEK: Edebiyat metninin dili günlük iletişim dilinden bütün bütüne ayrıymış gibi
görülegelmiştir bizde.İstiareli, aktarmalı, doğallıktan uzak bir dil olarak
düşünülmüştür hep.Edebiyat sözcüğü;süslü püslü, özentili, abartmalı ve boş
sözler yığını gibi bir anlam kazanmıştır bu yüzden.Bunu da,edebiyat dilini günlük
dilden apayrı gören bir anlayışa bağlayabiliriz.Oysa edebiyat dili günlük dilden
tümüyle kopuk bir dil değildir.Gündelik dilin güzel, duygusal bir doku içinde
yeniden düzenlenmesidir bir bakıma.
4.
ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM:
Buanlatımda amaç; olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, anlatmak
istenileni bir olay içerisinde vermektir. Öyküleyici anlatımda olaylar oluş haline
uygun olarak bir dizi halinde verilirse birbirine bağlanır. Öyküleme, tasarlanan ya
da yaşanan bir olayın anlatımıdır. Roman, hikâye ve masalların anlatımı öyküleyici
anlatım biçimindedir.
Öyküleyici anlatımda olay, kişi, zaman, mekân ve anlatıcı ortak öğelerdir. Her
öyküleyici anlatımda anlatılacak, nakledilecek veya gösterilecek bir olay veya olay
örgüsü ve bir anlatıcı bulunur. Sanat metinlerinde anlatıcı kurmaca kişi, öğretici
öyküleyici metinlerde ise gerçek bir kişidir. Öyküleyici metinlerde anlatıcının
anlattıklarını nereden ve nasıl öğrendiği metinden ve ifadelerden anlaşılır. Bu
menlerde anlatıcı, yaşayan veya yaşamış bir kişidir.
ÖRNEK: Ağır adamlarla kahveye girdi Hasan.Olanları düşündü bir süre.Otursam
mı oturmasam mı diye bir tereddüt geçirdi.Sonra oturdu bir köşeye
isteksiz.Babadan kalma tütün tabakasını çıkardı,kalınca bir sigara sardı.Öyle
dalmıştı ki masasına konan çay bardağının sesi bile dikkatini çekmemişti.
5.
BETİMLEYİCİ ANLATIM (TASVİRETME):
Betimleme en yalın biçimiyle sözcüklerle resim çizme işidir. Varlıkların niteliklerini, bu
varlıkların duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtmektir. Betimleme
nesnelerin, varlıkların, belirgin özelliklerini tanıtıp göz önünde canlandırmaktır. Bu
anlatımda okuyucunun çeşitli duyularına seslenilerek anlatılan varlıkla ilgili izlenim
kazanılması amaçlanır. Bu amacın gerçekleşmesi için titiz bir gözlem gerekir. Gözlem
sırasında ayırt edici özelliklerin anlatılmasına özen gösterilir.
Ruh çözümlemeleri de betimlemedir. Ancak buna "tahlil" denilir. Bu betimlemelerde
betimlenecek nesne ve görünüşün, adı söylenerek veya sezdirilerek betimlemeye
başlanır. Nesne ve görünüşün bir mekâna yerleştirilmesi bu anlatım türünde çok
önemlidir.
Bilgi veren, gerçeği yansıtan sanat ve simgesel işlevi olan betimlemelerden de söz
edilebilir. Bu betimlemeler belgesel metinlerdir, gerçeği yansıtan betimlemeler
yaşanmış olayların sahnesini tanıtan yazılardır, sanatsal betimlemeler olayın sahnesini
veya aksesuarını yansıtır.
Simgesel betimlemelerde, okuyucunun yorumuyla betimlenen şeye ulaşılabilir; anlatma
esasına bağlı metinlerde kahramanın ruh hâlini ve mizacını yansıtan betimlemeler
bulunmaktadır.
ÖRNEK: Eski bir taş köprü geçildikten sonra fakir mahallelere giriliyor ve sefalet,bütün
dehşeti ve çirkinliğiyle başlıyordu.Ortalarından akan çirkin sularında yarı çıplak
çocuklarla çamurdan köpekler, eğri büğrü sokaklar… Tezekten, çamurdan yapılmış
yarı yarıya toprağa gömülmüş penceresiz kulübeler…
6.
Coşturucu Anlatım:
Coşturucu anlatımda"ben" ve "biz" zamiri hareket noktası durumundadır. Bu tür
anlatımlarda heyecan, mutluluk veya mutsuzluk ifade eden; dinî duyarlılık, derin
düşünce, yüceltme gibi hâlleri dile getiren söz öbeklerinin kullanıldığı görülür.
Destansı Anlatım:
Destansı anlatımda tarihî olay ve kişiler olağanüstü bir şekilde anlatılır.
Emredici Anlatım:
Emredici sözlü ve yazılı anlatım okuyucuyu bir iş yapmaya, bir eylemde
bulunmaya, bir davranışı gerçekleştirmeye zorlar. Alıcı durumundaki okuyucu veya
dinleyici kendisine söyleneni yerine getirip getirmemek durumundadır. Bu anlatım
türünde emir, telkin, öneri ifade eden kelime ve kelime gruplarının çok kullanıldığı
görülür. Bu tür metinlerin öğretici ve açıklayıcı yönleri de bulunmaktadır.
Öğretici Anlatım:
Öğretici metinler açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır. Öğretici
metinlerde söz sanatlarına, dilin bünyesine mal olmamış yan anlam ifade eden
kelime ve kelime grup¬larına yer verilmez. Öğretici metnin anlaşılması ve
yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kav¬rayabilecek birikime sahip
olması gerekir.
7.
Kanıtlayıcı Anlatım:Ortaya atılanherhangi bir konu, düşünce, görüş veya yargıyı
okuyucuya (veya dinleyiciye) kabul ettirmek için başvurulan anlatım biçimine
kanıtlama (ispat yoluyla anlatım) denir. Bu anlatım biçimi genellikle makale,
deneme, fıkra, eleştiri gibi yazılı türlerle; konferans, açık oturum, münazara gibi
sözlü kompozisyonlarda kullanılır. Kanıtlamada önce, kişiye ait düşünceler (yargılar,
kanaatler ...) ortaya konur, sonra bu kanaatlerin doğruluğunu ispatlayacak
delillerden, belgelerden de yararlanılarak dinleyici veya okuyucu ikna edilir. Bu
anlatım biçiminde bir başka üslûp olarak da önce yazarın katılmadığı zıt düşünceler
söylenir sonra bunların yanlışlığı belgeleriyle ispatlanır.
Düşsel (Fantastik) Anlatım: Fantastik metinler, gerçek dışı ve düşsel nitelikteki olgu
ve oluşumları anlatan metinlerdir. Büyük ölçüde bireysel istek ve kaprislere göre
biçimlenmiş, amacı somut bir işlevi yanıtlamak olmayan, özellikle genel-geçer
eğilimlere uymayı yadsıyan her tür sanatsal ürün, tutum ve davranışa fantezi denir.
Fantastik, soyutlaştırma yüzey ya da hacim sanatlarında gerçek varlıklara
gönderme yapan betilerin tanınamayacak derecede yalınlaştırılmasıdır. Düşsel
(Fantastik) metinlerde,..hayale sığınma ve yaşanılan gerçeklikten kaçış söz
konusudur.
Gelecekten Söz Eden Anlatım: Bu tür metinler gelecekten söz eden metinlerdir.
Ütopya metinlerini de bu gruba dahil edebiliriz. Bu tür metinlerde gelecek zaman
bildiren sözler ve gelecek zamanlı çekimli fiiller kullanılır.
8.
Söyleşmeye Bağlı (Diyalog)Anlatım:
Sohbet, diyalog, mülakat adı verilen metinler söyleşme çevresinde oluşur. İç
konuşma (monolog) da söyleşmeye dayanır. Günlük hayat, roman, hikâye ve
tiyatrolarda karşılıklı konuşma (diyalog) ve ikiden fazla kişinin konuşmasına bağlı
metinler, söyleşme anlatım türü çevresinde oluşur.
Mizahî Anlatım:
Mizaha hayatın hemen her öğesi girer. Ancak başkalarına aktarıldığında bir forma
girerek edebiyata yansır. Söz olarak doğan mizah yazıya geçirildiğinde edebi bir
kimliğe bürünür. Mizah kavramı güldürme amacının yanı sıra dolaysız olarak yergiyi
ve öfkeyi de içerir. Mizahın sınırları ironiden sövgüye kadar uzanır. Mizahın geniş
bir anlatım ve içerik alanı vardır. Öfkenin, düşmanlığın dışa vurulduğu, toplumsal
eleştirinin dile getirildiği önemli bir edebiyat türüdür.
Mizahta abartma, ironi gibi ince zeka ürünü yöntemlerin yanı sıra aşağılamalar da
vardır. Mizah, düşüncelerin nükte, şaka ve takılmalarla süslenip anlatıldığı bir söz
veya yazı çeşididir. Bu anlatımda ses, hareket, konuşma, görünüş taklitlerinin rolü
çok büyüktür.
9.
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI
Bir yazıda ileriye sürülen görüş ve düşüncenin inandırıcılığını sağlamak amacıyla
yazar çeşitli yollara başvurur.Düşünceyi geliştirmek için başvurulan yöntemler
şunlardır:
1)TANIMLAMA:
Bir kavrama ya da olayın belirgin özellikleriyle tanıtılmasına tanımlama denir.Tanım
kısaca “nedir” sorusuna verilen cevaptır.
ÖRNEK:İnsan vücudunun en küçük yapı taşına hücre denir.(Nesnel)
*Yiğitlik, kahramanlık, savaş temalarını işleyen şiirlere epik şiir denir.(Nesnel)
*Yaşam, güçlükleri yenebilme sanatıdır.(Öznel)
*Toros dağlarının etekleri Akdeniz’den başlar.(Değil)
10.
ÖRNEKLENDİRME:
İleriye sürülen soyutdüşüncenin somutlaştırılması yöntemidir.Söylenmek
istenilenin okuyucunun kafasında canlandırılmasını sağlayan bir yöntemdir.
ÖRNEK:
Genç Kalemler hareketi,edebiyatımıza özellikle dil konusunda yepyeni bir
anlayışı getirmiştir.Türkçe kendi benliğine yavaş yavaş dönmeye
başlamış;halk,aydınların yazdıklarını anlar duruma gelmiştir.1911’li yıllarda
yazan Ömer Seyfettin’i, Ziya Gökalp’i açıp okuyun, severek, anlayarak
okursunuz yazdıklarını.Sözcükler, tamlamalar…hep anlayacağınız biçimdedir.
11.
KARŞILAŞTIRMA:
Karşılaştırmada iki varlık,iki kavram ya da iki şey arasındaki benzerlik ve
karşıtlıklardan yararlanma söz konusudur.Benzerliklerin ya da karşıtlıkların ortaya
konması karşılaştırma ile olur.
ÖRNEK:
Özge Ali’ye göre daha çalışkandır.
*En çok sevdiğim arkadaşım sensin.
*Eski şiir hayali öğeleri yeni şiir ise somut öğeleri içerir.
12.
TANIK GÖSTERME(ALINTI YAPMA):
Anlatılmak istenilen düşüncenin başkalarının görüşlerinden,sözlerinden
yararlanarak açıklanması yoludur.Başkalarının aynı konuda söylediği sözler yazı
içerisinde alıntı olarak gösterilir.Tanık olarak düşüncesine başvurulan kişinin,
konusunda uzman güvenilir olması gerekir.
ÖRNEK: Mutluluk, aslında herkesin çok yakınında.İsteyen herkes, her an mutlu
olabilir.Fizolof Sokrates: “Bir kitap, bir çiçek, bir kuş…ne büyük saadet!” derken
bunu anlatmıyor mu?
13.
SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA:
Düşünceyiinandırıcı kılmanın yollarından biri de sayısal verilerden
yararlanmadır.İnsanlar okuduklarının sayılarla desteklendiğini görürlerse yazıyı
daha da inandırıcı bulurlar.
ÖRNEK: Ada pazarı Şeker Fabrikası 1953’te işletmeye açıldı. Kuruluşta günde
1800 ton olan pancar işleme kapasitesi 1980’de 6000 tona çıkarıldı. Bu büyük bir
gelişme.
14.
1. Karanlık kavuştuğu içinaşağıdan akan derenin uğultusu daha çok geliyordu.
Kalkıp yürümeye başladık. Güneş batmış, bulunduğumuz yer, yerini birden bire
artan serin rüzgârlara bırakmıştı. Kazdağının bu yamacında saatlerce sürecek
akşam başlamıştı.
Yukarıdaki parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Betimlemeye başvurulmuştur.
B) Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.
C) Görsel öğelere yer verilmiştir.
D) İşitme duyusundan yararlanılmıştır.
E) Dokunma duyusundan yaralanılmıştır.
15.
1. Karanlık kavuştuğu içinaşağıdan akan derenin uğultusu daha çok geliyordu.
Kalkıp yürümeye başladık. Güneş batmış, bulunduğumuz yer, yerini birden bire
artan serin rüzgârlara bırakmıştı. Kazdağının bu yamacında saatlerce sürecek
akşam başlamıştı.
Yukarıdaki parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Betimlemeye başvurulmuştur.
B) Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.
C) Görsel öğelere yer verilmiştir.
D) İşitme duyusundan yararlanılmıştır.
E) Dokunma duyusundan yaralanılmıştır.
16.
2. Günümüzde çıkan kitaplarıbir düşünün. Bir yıl içersinde çıkan kitap sayısı üç
yüzün üzerinde. Bu kitapların hepsini okumaya çalışsak bile her gün bir kitap
okumak zorundayız. Peki bu kadar kitabın çıkması edebiyatımızı olumsuz
etkilemiyor mu? Bence kesinlikle hayır! Çoğunluğun olduğu yerde rekabet olur
ve en güzel eserler verilmeye çalışılır. Aynı zamanda kötü olmadan iyiyi
seçmemiz mümkün mü?
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine
başvurulmuştur?
A) Açıklama – Betimleme
B) Tanımlama – Sayısal verilerden yararlanma
C) Sayısal verilerden yararlanma – Tartışma
D) Öyküleme – Betimleme
E) Sayısal verilerden yaralanma – Karşılaştırma
17.
2. Günümüzde çıkan kitaplarıbir düşünün. Bir yıl içersinde çıkan kitap sayısı üç
yüzün üzerinde. Bu kitapların hepsini okumaya çalışsak bile her gün bir kitap
okumak zorundayız. Peki bu kadar kitabın çıkması edebiyatımızı olumsuz
etkilemiyor mu? Bence kesinlikle hayır! Çoğunluğun olduğu yerde rekabet olur
ve en güzel eserler verilmeye çalışılır. Aynı zamanda kötü olmadan iyiyi
seçmemiz mümkün mü?
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine
başvurulmuştur?
A) Açıklama – Betimleme
B) Tanımlama – Sayısal verilerden yararlanma
C) Sayısal verilerden yararlanma – Tartışma
D) Öyküleme – Betimleme
E) Sayısal verilerden yaralanma – Karşılaştırma
18.
3. Uyandığımda kentin neresindengeçtiğimi anlayamamıştım. Ama bir
pazaryerindeydik. Çiçekçi dükkânını süpüren bir kız gördüm. Sokağı suluyordu.
Ortalıkta menekşe kokusu vardı. Otobüs kenara park etti ve içeriden uzun, siyah
bıyıklı dükkân sahibi bizi içtenlikle karşıladı ve hafif solmuş mor menekşelerinden
bir demet gösterdi.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangisine
başvurulmuştur?
A) Öyküleme – Tanımlama
B) Tanık gösterme – Betimleme
C) Betimleme – Öyküleme
D) Açıklama – Tartışma
E) Örneklendirme – Öyküleme
19.
3. Uyandığımda kentinneresinden geçtiğimi anlayamamıştım. Ama bir pazaryerindeydik.
Çiçekçi dükkânını süpüren bir kız gördüm. Sokağı suluyordu. Ortalıkta menekşe kokusu
vardı. Otobüs kenara park etti ve içeriden uzun, siyah bıyıklı dükkân sahibi bizi içtenlikle
karşıladı ve hafif solmuş mor menekşelerinden bir demet gösterdi.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme – Tanımlama
B) Tanık gösterme – Betimleme
C) Betimleme – Öyküleme
D) Açıklama – Tartışma
E) Örneklendirme – Öyküleme
20.
4. Şimdi gövdesikuş tüyü kadar hafif olmuştu. Çevresinden her rengin tılsımları dökülüyor,
bulup kullandığı sözlerde her sesin akisleri duyuluyordu. Bahar bin bir kokusuyla taze
rüzgârları, taze ışıkları, taze yağmurları ile gözlerinin önüne seriliyordu.
Yukarıdaki parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez
A) Benzetme yapılmıştır.
B) Karşılaştırma yapılmıştır.
C) Gözlem yoluyla ayrıntıları seçme.
D)Örneklendirme yapılmıştır.
E) Dokunma duyusundan yaralanılmıştır.
21.
4. Şimdi gövdesikuş tüyü kadar hafif olmuştu. Çevresinden her rengin tılsımları dökülüyor,
bulup kullandığı sözlerde her sesin akisleri duyuluyordu. Bahar bin bir kokusuyla taze
rüzgârları, taze ışıkları, taze yağmurları ile gözlerinin önüne seriliyordu.
Yukarıdaki parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez
A) Benzetme yapılmıştır.
B) Karşılaştırma yapılmıştır.
C) Gözlem yoluyla ayrıntıları seçme.
D)Örneklendirme yapılmıştır.
E) Dokunma duyusundan yaralanılmıştır.
22.
5. Kendi çağımızın ödevini,sorumluluğunu taşıyıp, "güzel yarınlar" için uğraş
verdiğimiz sürece, doğa da insan doğamız da temiz ve mutlu bir dünyada
yaşayacak; bilinçli gelecek kuşaklar da hem kendi çağına, hem de yarınlara yönelik,
atalarından kalan kalıtı, bir bayrak yarışçısı sorumluluğuyla kendilerinden sonraki
kuşağa vermenin huzuru içinde olacaklardır. Gorki, "kuşlar nasıl uçmak için
yaratılmışsa, insanlar da mutlu olmak için yaratılmışlardır.” der. Düş kurmak bir
yana, akılsal eğitim–öğretim sürecini işlevselleştirirsek, ne açlık, ne yoksulluk, ne de
savaşlar kalır; mutluluğun dışındadır.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme B)Betimleme C) Tanık gösterme D) Karşılaştırma E)
Tartışma
23.
5. Kendi çağımızın ödevini,sorumluluğunu taşıyıp, "güzel yarınlar" için uğraş
verdiğimiz sürece, doğa da insan doğamız da temiz ve mutlu bir dünyada
yaşayacak; bilinçli gelecek kuşaklar da hem kendi çağına, hem de yarınlara yönelik,
atalarından kalan kalıtı, bir bayrak yarışçısı sorumluluğuyla kendilerinden sonraki
kuşağa vermenin huzuru içinde olacaklardır. Gorki, "kuşlar nasıl uçmak için
yaratılmışsa, insanlar da mutlu olmak için yaratılmışlardır.” der. Düş kurmak bir
yana, akılsal eğitim–öğretim sürecini işlevselleştirirsek, ne açlık, ne yoksulluk, ne de
savaşlar kalır; mutluluğun dışındadır.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme B)Betimleme C) Tanık gösterme D) Karşılaştırma E)
Tartışma
24.
6. Durdu. Gözleri, etrafımızısaran
manzaranın ve biraz evvel anlattığı
hikâyenin içinde kaybolmuş gibi büyük ve
dalgındı. Şakaklarında tozlarla karışıp
sonra kalın çizgiler halinde kuruyan terlerin
izleri vardı. Derin derin nefes alıyordu. Bu
anda onu, etrafını saran tabiattan ayırmaya
imkân yoktu. Akşamın loşluğu içinde
topraktan, çiçeklerin arasın-dan fırlayıp
büyüyüvermiş bir mahluk gibiydi.
Yukarıdaki parçanın anlatımında
aşağıdaki aşağıdakilerden hangisine
başvurulmuştur?
A) Öyküleme – Örneklendirme
B) Tanık gösterme – Betimleme
C) Açıklama – Tartışma
D) Betimleme – Öyküleme
E) Tanımlama – Öyküleme
25.
6. Durdu. Gözleri,etrafımızı saran manzaranın
ve biraz evvel anlattığı hikâyenin içinde
kaybolmuş gibi büyük ve dalgındı. Şakaklarında
tozlarla karışıp sonra kalın çizgiler halinde
kuruyan terlerin izleri vardı. Derin derin nefes
alıyordu. Bu anda onu, etrafını saran tabiattan
ayırmaya imkân yoktu. Akşamın loşluğu içinde
topraktan, çiçeklerin arasın- dan fırlayıp
büyüyüvermiş bir mahluk gibiydi.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme – Örneklendirme
B) Tanık gösterme – Betimleme
C) Açıklama – Tartışma
D) Betimleme – Öyküleme
E) Tanımlama – Öyküleme
26.
7. Kitabın adının'Dert Yorumcusu' olması bir
tesadüf değil elbette.Hatta bu adlandırma,
öyküler toplamının genelinin bir tematik
vurgusu olarak algılanabilir. Dertler hep vardır;
ancak onları anlatacağınız, başka bir deyişle
onları yorumlatacağınız kişilerin kim olduğu
önemlidir. Lahiri'nin, dünyasına girdiği ya da
girmeye çalıştığı kişiler özellikle ikili ilişkilerde
oldukça eksiklik taşırlar. Kaç kişi bir barmene,
karısının evlilik yıldönümünde kendisine
sadece bir süveter verdiğinden yakınabilir ki?
Yukarıdaki parçanın anlatımında
aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Tartışma B) Öyküleme C)
Betimleme
D) Karşılaştırma E) Tanık gösterme
27.
7. Kitabın adının'Dert Yorumcusu' olması bir
tesadüf değil elbette.Hatta bu adlandırma,
öyküler toplamının genelinin bir tematik
vurgusu olarak algılanabilir. Dertler hep vardır;
ancak onları anlatacağınız, başka bir deyişle
onları yorumlatacağınız kişilerin kim olduğu
önemlidir. Lahiri'nin, dünyasına girdiği ya da
girmeye çalıştığı kişiler özellikle ikili ilişkilerde
oldukça eksiklik taşırlar. Kaç kişi bir barmene,
karısının evlilik yıldönümünde kendisine
sadece bir süveter verdiğinden yakınabilir ki?
Yukarıdaki parçanın anlatımında
aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Tartışma B) Öyküleme C)
Betimleme
D) Karşılaştırma E) Tanık gösterme
28.
8. Bizmerkezcilik, yada etnosantrizm, bütün
kültürlerin temel özelliklerindendir. Yumuşak
bir "biz bu yaşam tarzını seviyor, tercih
ediyoruz" duygusundan, katı bir "sen de benim
gibi olmak zorundasın" tavrına değin türlü
derecelerde karşımıza çıkacaktır. Farklı kültür
topluluklarına yöneldiğinde ise, kültür
emperyalizmi ya da zorla kültürleme
süreçlerinin ahlaksal gerekçesini oluşturur.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Açıklama – Tanımlama
B) Açıklama – Örneklendirme
C) Örneklendirme –
Tartışma
D) Açıklama – Karşılaştırma
E) Tanımlama – Karşılaştırma
29.
8. Bizmerkezcilik, yada etnosantrizm, bütün
kültürlerin temel özelliklerindendir. Yumuşak
bir "biz bu yaşam tarzını seviyor, tercih
ediyoruz" duygusundan, katı bir "sen de benim
gibi olmak zorundasın" tavrına değin türlü
derecede karşımıza çıkacaktır. Farklı kültür
topluluklarına yöneldiğinde ise, kültür
emperyalizmi ya da zorla kültürleme
süreçlerinin ahlaksal gerekçesini oluşturur.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Açıklama – Tanımlama
B) Açıklama – Örneklendirme
C) Örneklendirme –
Tartışma
D) Açıklama – Karşılaştırma
E) Tanımlama – Karşılaştırma
30.
9. İnsanın enönemli buluşu yazıdır. Çünkü söz
geçici, yazı kalıcıdır. İnsanlar yazı sayesinde dün
ile bugün arsında köprü kurar; her türlü
gelişmeleri, duyguları ve düşünceleri yazıyla
ölümsüzleştirir. Bizler de bu yazılı metinleri
okuyarak, olaylardan, deneyimlerden,
gelişmelerden düşüncelerden bilgileniriz.
Böylece okuma yoluyla zihnimiz gelişir,
kendimizi, ulusumuzu ve bütün dünyayı tanırız.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Açıklama – Tanımlama
B) Tanımlama – Karşılaştırma
C) Öyküleme – Betimleme
D) Açıklama – Karşılaştırma
E) Tanımlama – Tartışma
31.
9. İnsanın enönemli buluşu yazıdır. Çünkü söz
geçici, yazı kalıcıdır. İnsanlar yazı sayesinde dün
ile bugün arsında köprü kurar; her türlü
gelişmeleri, duyguları ve düşünceleri yazıyla
ölümsüzleştirir. Bizler de bu yazılı metinleri
okuyarak, olaylardan, deneyimlerden,
gelişmelerden düşüncelerden bilgileniriz.
Böylece okuma yoluyla zihnimiz gelişir,
kendimizi, ulusumuzu ve bütün dünyayı tanırız.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Açıklama – Tanımlama
B) Tanımlama – Karşılaştırma
C) Öyküleme – Betimleme
D) Açıklama – Karşılaştırma
E) Tanımlama – Tartışma
32.
10. Trenin hareketinepek az bir vakit kalmıştı.
Odacı süklüm püklüm haliyle, fakat oltasına
balık dokunduğunu hisseden balıkçının sakin ve
emniyetli duruşuyla bekliyordu. Ani bir
hareketle odacının eline bir on liralık uzattı.
Teşekkür etmeğe bile vakit bulamadan
gişelerin bulunduğu yere doğru koşarak
uzaklaştı.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme – Karşılaştırma
B) Açıklama – Betimleme
C) Açıklama – Tartışma
D) Betimleme – Öyküleme
E) Tanımlama – Betimleme
33.
10. Trenin hareketinepek az bir vakit kalmıştı.
Odacı süklüm püklüm haliyle, fakat oltasına
balık dokunduğunu hisseden balıkçının sakin ve
emniyetli duruşuyla bekliyordu. Ani bir
hareketle odacının eline bir on liralık uzattı.
Teşekkür etmeğe bile vakit bulamadan
gişelerin bulunduğu yere doğru koşarak
uzaklaştı.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme – Karşılaştırma
B) Açıklama – Betimleme
C) Açıklama – Tartışma
D) Betimleme – Öyküleme
E) Tanımlama – Betimleme
34.
11. Cumhuriyetimizin 82.yıl dönümünü
yaşadığımız şu günlerde bile cumhuriyetin
tanımı hakkında müthiş bir cehalet var.
Cumhuriyet dendiği zaman akla ilk gelen
demokrasi kavramıdır. Cumhuriyet demek
demokrasi demek mi? Hayır! Cumhuriyet
“halka ait” demektir. Saddam’ın Irak’ı da
cumhuriyetti İran da cumhuriyet. Bunun
yanında demokrasinin beşiği olarak
nitelendirilen Avrupa’nın İngiltere, İsveç,
Danimarka gibi bazı ülkelerinde demokrasinin
en üst düzeyde olmasına rağmen yönetim
biçimleri monarşidir.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Tanık gösterme – Tanımlama – Tartışma
B) Tanımlama – Örneklendirme – Öyküleme
C) Betimleme – Tartışma - Örneklendirme
D) Açıklama – Tartışma – Betimleme
E) Tanımlama – Tartışma – Örneklendirme
35.
11. Cumhuriyetimizin 82.yıl dönümünü
yaşadığımız şu günlerde bile cumhuriyetin
tanımı hakkında müthiş bir cehalet var.
Cumhuriyet dendiği zaman akla ilk gelen
demokrasi kavramıdır. Cumhuriyet demek
demokrasi demek mi? Hayır! Cumhuriyet
“halka ait” demektir. Saddam’ın Irak’ı da
cumhuriyetti İran da cumhuriyet. Bunun
yanında demokrasinin beşiği olarak
nitelendirilen Avrupa’nın İngiltere, İsveç,
Danimarka gibi bazı ülkelerinde demokrasinin
en üst düzeyde olmasına rağmen yönetim
biçimleri monarşidir.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Tanık gösterme – Tanımlama – Tartışma
B) Tanımlama – Örneklendirme – Öyküleme
C) Betimleme – Tartışma - Örneklendirme
D) Açıklama – Tartışma – Betimleme
E) Tanımlama – Tartışma – Örneklendirme
36.
12. Mini minikasabanın balkonlu, kuleli,
gazinoyu andıran bir konağı vardı. Ama
yenileme yapılmamıştı. Sıvanamayan kerpiç
duvarlar yer yer açılmış, kumrulara yuva
olmuştu. Üst kat penceresiz, sıvasızdı. Kenarda
battal bir kireç ocağı biraz ötesinde amelenin
çalıştığı zamandan kalma bir sundurma öyle
duruyordu. Etrafında ise köpeklerin uğultusu
yankılanıyordu.
Yukarıdaki parçanın anlatımı için
aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.
B) Betimlemeye başvurulmuştur.
C) Gözlem yoluyla ayrıntılar aktarılmıştır.
D) Benzetme yapılmıştır.
E) İşitme duyusundan yararlanılmıştır.
37.
12. Mini minikasabanın balkonlu, kuleli,
gazinoyu andıran bir konağı vardı. Ama
yenileme yapılmamıştı. Sıvanamayan kerpiç
duvarlar yer yer açılmış, kumrulara yuva
olmuştu. Üst kat penceresiz, sıvasızdı. Kenarda
battal bir kireç ocağı biraz ötesinde amelenin
çalıştığı zamandan kalma bir sundurma öyle
duruyordu. Etrafında ise köpeklerin uğultusu
yankılanıyordu.
Yukarıdaki parçanın anlatımı için
aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.
B) Betimlemeye başvurulmuştur.
C) Gözlem yoluyla ayrıntılar aktarılmıştır.
D) Benzetme yapılmıştır.
E) İşitme duyusundan yararlanılmıştır.
38.
13. Orhan Kemalde Yaşar Kemal de Güney
Anadolu bölgesinde doğmuş ve büyümüş ve
romanlarında iyi bildikleri o yörenin insanlarına
eğilmiş, sorunlarını dile getirmişlerdir. Orhan
Kemal’in karakterlerini Daha çok Adana’daki
işçilerden, memurlardan seçmesine karşılık
Yaşar Kemal köylülerden, ırgatlardan seçer.
Ama yazarlar arasındaki asıl ayrım yarattıkları
kurmaca dünya ile gerçeklik arasındaki
bağdır.
Yukarıdaki parçanın anlatımında
aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Tanımlama B) Öyküleme C) Tartışma
D) Karşılaştırma E) Betimleme
39.
13. Orhan Kemalde Yaşar Kemal de Güney
Anadolu bölgesinde doğmuş ve büyümüş ve
romanlarında iyi bildikleri o yörenin insanlarına
eğilmiş, sorunlarını dile getirmişlerdir. Orhan
Kemal’in karakterlerini Daha çok Adana’daki
işçilerden, memurlardan seçmesine karşılık
Yaşar Kemal köylülerden, ırgatlardan seçer.
Ama yazarlar arasındaki asıl ayrım yarattıkları
kurmaca dünya ile gerçeklik arasındaki
bağdır.
Yukarıdaki parçanın anlatımında
aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Tanımlama B) Öyküleme C) Tartışma
D) Karşılaştırma E) Betimleme
40.
14. İnsan doğalolarak iyidir; ama toplumun
kurumları yozlaştırır onu. Rousseau,
felsefesinin bu temel ilkesini şu önermeyle
ortaya koymuştu: “Tanrı elinden çıkan her şey
iyidir, insan elinde her şey yozlaşır.” O, sanat
ve kültürün zararlı olduğuna inandığı için Emile
adlı kitabında çocukların nasıl kendi kendini
yetiştireceklerini anlatır.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Tanık gösterme - Örneklendirme
B) Tanımlama – Örneklendirme
C) Tanık gösterme – Betimleme
D)Açıklama–Betimleme
E) Tanık gösterme – Tanımlama
41.
14. İnsan doğalolarak iyidir; ama toplumun
kurumları yozlaştırır onu. Rousseau,
felsefesinin bu temel ilkesini şu önermeyle
ortaya koymuştu: “Tanrı elinden çıkan her şey
iyidir, insan elinde her şey yozlaşır.” O, sanat
ve kültürün zararlı olduğuna inandığı için Emile
adlı kitabında çocukların nasıl kendi kendini
yetiştireceklerini anlatır.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Tanık gösterme - Örneklendirme
B) Tanımlama – Örneklendirme
C) Tanık gösterme – Betimleme
D)Açıklama–Betimleme
E) Tanık gösterme – Tanımlama
42.
15. Öz Türkçe,ulusun birbiriyle anlaşmasının
sesidir. Kara budunun bize söyleyeceği, bizim
ona söyleyeceklerimiz var. Ulus işlerini
yüklenmiş olanlar ulusa anlaşılır bir dille
düşünüp söylemezlerse ulusalcılık bir kuru
sözden başka ne olabilir?
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Tanık gösterme – Tanımlama
B) Tanımlama – Örneklendirme
C) Betimleme – Tartışma
D) Açıklama – Öyküleme
E) Tanımlama – Tartışma
43.
15. Öz Türkçe,ulusun birbiriyle anlaşmasının
sesidir. Kara budunun bize söyleyeceği, bizim
ona söyleyeceklerimiz var. Ulus işlerini
yüklenmiş olanlar ulusa anlaşılır bir dille
düşünüp söylemezlerse ulusalcılık bir kuru
sözden başka ne olabilir?
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki
aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Tanık gösterme – Tanımlama
B) Tanımlama – Örneklendirme
C) Betimleme – Tartışma
D) Açıklama – Öyküleme
E) Tanımlama – Tartışma