Bilisim Calisanlari Anketi
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

Bilisim Calisanlari Anketi

on

  • 1,846 views

EMO(Elektrik Mühendisleri Odası) Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu'nun yapmış olduğu bilişim çalışanları anketi.

EMO(Elektrik Mühendisleri Odası) Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu'nun yapmış olduğu bilişim çalışanları anketi.

Statistics

Views

Total Views
1,846
Views on SlideShare
1,845
Embed Views
1

Actions

Likes
0
Downloads
16
Comments
0

1 Embed 1

http://www.slideshare.net 1

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Adobe PDF

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

Bilisim Calisanlari Anketi Bilisim Calisanlari Anketi Document Transcript

  • BİLİŞİM ÇALIŞANLARI ANKETİ 2002   yılında   yayınlanan,   “Türkiye'de   Bilişim   Sektörü'nün   Gelişimi”   başlıklı   raporda  aşağıdaki tespitler yer almaktaydı1: TURSOFT   tarafından   yapılan   araştırmada,   yazılım   geliştirme   sürecinde   çalışanların   ortalama   aylıklarının   1.323   Dolar   olduğu   görülmüştür.   Personel   giderlerinin   yazılım  evlerinin bütçesinde %48'lik bir paya sahip olduğu belirtilmektedir. Bu ücretler göreceli   olarak birçok sektördeki ücretlerden ve hatta bazı diğer ülkelerdeki bilişim çalışanlarının   aldığı ücretlerden yüksek görünmektedir.  Yetişmiş personeli tutmak, yazılım evleri için büyük bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.   Zira personel en küçük bir memnuniyetsizlikte daha yüksek bir ücretle başka şirkete geçiş   yapmaktadır. İçinde bulunduğumuz yılın özel durumu, bu genel yapıyı değiştirememektedir.  Tüm bunların sonucunda, yeteri kadar eleman bulmak, bulunanları tutmak yazılım evlerinin   personel maliyetlerini artırmaktadır. İlgili   rapor,   Bilişim   Şurası'nın   çalışma   grubu   raporlarından   biriydi.   Rapor,   ağırlıkla  TÜBİSAD   (Türkiye   Bilişim   Sanayicileri   Derneği)   ve   çeşitli   şirket   temsilcilerinin   katkılarıyla  hazırlanmıştı.   Bu   bağlamda,   Türkiye   bilişim   sektöründeki   ücretleri   diğer   sektörlerdeki   ve  ülkelerdeki ücretlerle karşılaştırıp, aynı karşılaştırmayı farklı sektörlerin karlılık oranları (ya da el  konulan   artı­değer   oranları   diyelim)   üzerinden   yapmamış   olmaları   doğaldı.   Yine   aynı   şekilde,  personelin “küçük bir memnuniyetsizlikte” başka bir şirkete geçiş yapmasından şikayetçi olup, bu  küçük memnuniyetsizlikler üzerinde durmuyor olmaları da bilişim sektörüne, bilişim çalışanlarına  bakışlarının bir özetiydi. Bilişim Şurası raporu üstü kapalı olarak şunu diyordu: Biz   karımızı   arttırmak   istiyoruz.   Bu   doğrultuda,   personel   ücretlerini   düşürmeli   ve  sömürü oranını arttırmalıyız. *** 2000li yılların ikinci yarısından başlayarak işverenlerin bu arzusunun gerçekleştiğini gördük.  Ücretler düştü, bilişim çalışanları “küçük memnuniyetsizlik”lerini sorun   edemez oldular. Bilişim  çalışanları  işsizlikle/işten çıkarılmalarla tanışmaya başladı, sosyal haklar kaybedildi. IBM içinde  gerçekleştirilen sendikal örgütlenme, şirketin bu örgütlenmeyi tanımamaktaki ısrarı ve bununla da  kalmayıp   sendika   iş   yeri   temsilcilerinin  işine   son  vermesi  bilişim   çalışanları   açısından   yeni   bir  dönemin de başlangıcı oldu.   Her fazla mesai sonrasında mırıldanmalarla ifade edilen “Yoruldum  artık... Bilişim çalışanlarının bir   sendikası yok mu?”, ama sonrasında maddi koşulların (görece  yüksek ücretler ve rahat iş bulabilme olanağı) etkisiyle yüksek sesle tekrarlanamayan şikayetler son  aylarda daha yüksek sesle ifade edilmeye başlandı. Ardından, kamuoyunda “Plaza Eylemleri” olarak  tanınan  eylemler geldi. Artık bilişim çalışanları, sektörde “bir sendika olup olmadığını” sormak  yerine,   örgütlenmenin   hangi   biçim   (dernek,   oda,   sendika)   altında   gerçekleştirilebileceğini  tartışmaya ve bu doğrultuda somut adımlar atmaya başladılar. Kamil Masaracı'ın karikatürü (bkz  Resim 1), “Beyaz Yakalılar” olarak yaşadıklarımızı çok güzel ifade ediyordu. EMO Bilgisayar Mühendisleri Meslek Dalı Ana Komisyonu olarak, bilişim çalışanlarının  örgütlenme sürecine katkıda bulunmak amacıyla bu anketi hazırladık. “Bilişim Çalışanları”nın işçi  sınıfının   bir   parçası   olduğundan   kuşkumuz   yoktur.   Ancak,   Beyaz   Yakalı/Mavi   Yakalı   türünden  1. Bilişim Şurası Çalışma Grubu Raporu, Türkiye'de Bilişim Sektörü'nün Gelişimi, son erişim  08/06/2009, http://bilisimsurasi.org.tr/cg/rapor/gelisim.zip EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • ayrımlar   son   derece   yetersiz   ve  belirsizdir.   Bilişim   çalışanlarını   tanımanın,   onların   Türkiye   İşçi  Sınıfı'nın   diğer   bileşenleriyle   ortak   yönlerinin   ve   farklılıklarının     tartışılmasının/anlaşılmasının,  örgütlenme sürecinin önünü açacağını düşünüyoruz. Anket bu amaç doğrultusunda hazırlandı ve  “örgütlenme   sürecine”   yararı   olacak   bazı   sorulara   yanıt   vermeyi   ve   yeni   soru(n)ları   gündeme  getirmeyi hedefliyor.   Resim 1  Anket,   Internet   üzerinden,   483   bilişim   çalışanının   katılımıyla   gerçekleştirildi.   Çerezler  (cookies)   yardımıyla   mükerrer   katılımlar   engellendi.   Katılımcıların,   %16'sı   Kadın,   %84'ü   ise  Erkekti.  Kadın %16 Erkek %84 Tablo 1: Cinsiyet Katılımcıların   birden   fazla   alan   işaretleyebildiği,   “Çalışma   alan(lar)ınız   nedir?”   sorusuna  verilen yanıtların başında “Kodlama” geliyordu. EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • Sistem analiz %30 Veritabanı %39 Kodlama %62 Bilgi Güvenliği %16 Ağ %20 Pazarlama %5 Yazılım Kaliteciliği %9 Sistem Programcılığı %10 Sistem Destek %19 Web Tasarımı %21 Sistem Tasarımı %22 Test %16 Proje Yöneticiliği %27 Satış Öncesi Analistliği %2 Akademisyenlik %5 Denetmenlik %3 Danışmanlık %14 Bilişim Alanı Dışında %4 Diğer %7 Tablo 2: Şu anda çalışma alan(lar)ınız nedir? 25'ten küçük %16 25­29 %47 30­34 %22 35­39 %9 40­44 %3 45­49 %2 50 ve yukarısı %1 Tablo 3: Yaş Dağılımı Ankete en yoğun katılım (%47), 25­29 yaş arasında olanlardan geldi. Anket duyuruları, her  yaştan çalışanın bulunduğu   çeşitli mezun, oda, dernek vs. e­posta listelerine gönderildi. Fakat,  ankete katılımda   yaşı 30'dan aşağı olanların oranının %63 olması, anketten çıkan sonuçları da  önemli   oranda   etkiledi.   Bu   durumda,   ankete   daha   çok   30   yaş   altındaki   kesimin   ilgi   gösterdiği  EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • yorumu   yapılabilir.   Ancak   normal   şartlarda   olağan/yerinde   sayılabilecek   bu   tespit,   son   yıllarda  bilgisayar   mühendisliği   ve   diğer   bilişim   bölümlerindeki   artış   göz   önünde   bulundurulduğunda  tartışmalı   hale   gelecektir.   Örneğin,   EMO   Ankara   Şubesi'ne   üye   olan   30   yaş   altı   bilgisayar  mühendislerinin oranı %62'dir. Dolayısıyla, yalnız ankete katılım oranında değil, iş hayatında da 30  yaş altı çalışanların ağırlığı söz konusudur. İlk bilgisayar mühendisi mezunlarının verildiği 1981'den bu yana 30000'den fazla mezun  verilmiştir. Bugün 70'e yakın üniversiteden her yıl 4000 civarında bilgisayar mühendisi mesleğe  adım atmaktadır. Yine aynı şekilde, bilgisayar mühendisliği dışındaki bilişimle ilgili diğer bölüm  mezunlarının sayısında da artış olmuştur. Geçmişte, bilişim çalışanı ihtiyacı ağırlıkla fen­edebiyat ve  (bilgisayar   mühendisliği   dışındaki)   mühendislik   fakültesi   mezunlarınca   giderilirken,   bir   diğer  deyişle   sektördeki   alaylıların   sayısı   mekteplilerin   sayısının   çok   üzerindeyken,   günümüzde  mekteplilerin  sayısındaki hızlı artışla bu durumun değiştiği gözlemlenmektedir.  Ayrıca yukarıda  belirtildiği   gibi,   artış   yalnızca   bilgisayar   mühendisliği   sayısında   olmamış,   bilişimle   ilgili   diğer  üniversite ve yüksek okul mezunlarının sayısında da kayda değer bir artış yaşanmıştır. Bilgisayar Mühendisliği %41 Elektrik/Elektronik  %6 Mühendisliği Diğer Mühendislikler %5 Fen­Edebiyat Fakültesi %6 Bilgisayar Programcılığı %7 Diğer %35 Tablo 4: Mezun Olunan Okullar Anketteki, “Halen çalıştığınız iş öğrenim gördüğünüz meslek dalı ile doğrudan ilgili midir?”  sorusuna, katılımcıların %72'sinin 'Evet' demiş olması da bu durumu doğrulamaktadır.  Evet %72 Hayır %28 Tablo 5:Halen çalıştığınız iş öğrenim gördüğünüz meslek dalı ile doğrudan ilgili midir? Açılan yeni bölümler, sektördeki yetişmiş bilişim elemanı açığının giderilmesinde önemli bir  rol üstlenmiştir. Ancak, bilişim sektörüne yönelik bu girişimle açılan yeni bölümlerin bir kısmının  gerekli   akademik  düzeyi   sağlayamamış   olması   bir  yana,  bilişim   çalışanları  üzerine   olumsuz   bir  etkisi   de   olmuştur.   Bilişim   Şurası   Raporu'nda   yer   alan,   bilişim   çalışanlarının   herhangi   bir  olumsuzlukta iş yeri değiştirme özgürlüğüne sahip olması, sayıları giderek artan yeni mezunlarla  beraber   ortadan   kalkmış   ve   gerçek   ücretlerde   önemli   düşüşler   yaşanmıştır.   Dolayısıyla,   sayısı  giderek   artan yedek bilişim çalışanı ordusu, her an aktif iş gücünün yerine geçebilecek olması  nedeniyle çalışanlar üzerinde bir baskı unsuru oluşturmaktadır. “Dışarıda senin yaptığın işi daha az  ücrete   yapacak  insanlar  var!” tehdidi,  bilişim  sektöründe  de  sıkça  duyulmaya  başlamıştır.  Buna  rağmen, su an için, işsizlik oranının diğer sektörlere göre daha düşük olduğu gözlemlenmektedir. Katılımcılara   “Meslek   yaşamınızda   hiç   işsiz   kaldınız   mı?”   sorusu   yöneltildiğinde   sonuç  EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • aşağıdaki gibi olmuştur:  Hayır %56 Evet, fakat sadece çok kısa bir süre %35 Evet, oldukça sık ve uzun süreler %6 Evet, oldukça sık, fakat kısa süreler. %3 Tablo 6: Meslek yaşamınızda hiç işsiz kaldınız mı? Yukarıdaki tablodan da görüldüğü gibi, işsizlik ve sık sık işsiz kalmalar azdır. Ancak ankete  katılanların   yaşı   ve   sektördeki   tecrübeleri   unutulmamalıdır.   Önümüzdeki   süreçte,   bugün   de  örneklerini gördüğümüz, daha yaşlı bilişim çalışanlarının, genç ve ucuz iş gücü nedeniyle sektör  dışına   tamamen   itilmeleri   de   artacak   gibi   görünmektedir.   Ayrıca,   işsiz   kalma   aralıklarının  sıklaşması ve uzaması da  öngörülebilir. 1­4 yıl %39 5­9 yıl %32 10­14 yıl %20 15­19 yıl %5 20 yıldan fazla %4 Tablo 7: Kaç yıldır bilişim sektöründe çalışıyorsunuz?  Sık iş yeri değişiklikleri de ayrıca dikkatle incelenmesi gereken bir durumdur. Bu kadar genç  bir anket profiline rağmen yüksek iş yeri değişikliği oranı çıkmıştır: İlk iş yerim %18 2. iş yerim %30 3. iş yerim %27 4. iş yerim %12 5. iş yerim %6 6. iş yerim %3 O kadar çok ki sayısını unuttum %4 Tablo 8:Şu anki çalıştığınız iş yeri, kaçıncı iş yeriniz? İş   yeri   değişikliklerinin   nedenleri   sorulduğunda   ise   (katılımcılar   birden   fazla   seçenek  işaretleyebiliyordu) en önde  %26 ile “ücretin tatminkar olmaması” gelmiştir. Onun hemen ardından  %25   ile,   “yöneticilerin   çalışma   tarzı”   ile   olan   anlaşmazlıklar   vardır.   Yöneticiler   ile   yaşanan  EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • sorunlar,   iş   yeri   değişiklikleri   ile   aşılmaya   çalışılmaktadır.   Çalışma   şartlarının   ağırlığı   ve   fazla  mesailer   de   azımsanmayacak   oranda   iş   değişikliği   nedeni   olarak   belirtilmiştir.   Esnek   istihdama  bağlı, “Çalıştığım proje bitti” gerekçesi ise %8'dir.  Çalıştığım proje bitti %8 Ücret tatminkâr değildi %26 Çalışma şartları ağırdı %11 Çok fazla ek mesai vardı %11 Yöneticilerin çalışma tarzı bana uymuyordu %25 Diğer %19 Tablo 9:İşyeri değişikliklerinizin neden(ler)i nedir?   Yukarıdakiler   dışında   yer   alan   iş   yeri   değişikliklerinde   'Diğer'   kategorisinde   belirtilen  nedenlerden başlıcaları ise şunlardır: •İş tatminsizliği. •Kendimi geliştirmek adına. Önceki çalıştığım yer bana bir şey katmıyordu.  •Şirket kapandı.  •Ekonomik kriz •İşten Çıkarılma  •Askerlik •Doğum •Eğitimime engel teşkil etmesi  •Sosyal güvencelerden yoksun bırakılmaya çalışıldığı için istifa •Özelleştirme Ekonomik Koşullar  Bilişim Çalışanları'nın genelde yüksek ücretler aldıkları düşünülür. Belki 10 yıl öncesini,  bilişim çalışanı sayısının az olduğu yılları dikkate alırsak, alınan ücretleri diğer sektörlere göre daha  yüksek olarak nitelendirebiliriz. Bugün için ise bunu iddia etmek  zordur. Türkiye şartlarına göre iyi  ücretler alan bilişim çalışanları vardır. Ancak, yoksulluk sınırının altında yaşayan çok sayıda bilişim  çalışanı da vardır. Ücretlerden   önce   çalışma   koşullarına   bakmakta   fayda   var.     Bilişim   sektörü     çalışanları  genelde İstanbul'da ve Ankara'da faaliyet göstermektedirler. Bu durum, anketimize de yansımıştır. EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • İstanbul %44 Ankara %36 İzmir %4 Bursa %3 Kocaeli %2 Adana %1 Diğer %9 Tablo 10:Çalıştığınız Şehir?  Türkiye   geneli   dikkate   alındığında,   bilişim   sektörü   çalışanlarının   ağırlıkla   özel   sektörde  bulunduğu görülmektedir: Özel bir kuruluşta çalışıyorum %71 Bağımsız (Freelance) olarak çalışıyorum %5 Bir kamu kuruluşunda çalışıyorum %15 Şirket ortağı/sahibiyim %6 Diğer %3 Tablo 11:Mesleğinizi aşağıdaki konumlardan hangisinde sürdürüyorsunuz?  Ankara'dan anketimize katılan bilişim çalışanlarının %27'si kamu sektöründe çalışırken, bu  oran İstanbul için sadece %6 olmuştur. Türkiye genelinde ise özel sektör çalışanlarının oranının  %71, kamu çalışanlarının oranının ise %15 olduğu görülmektedir. Kendi iş yerinde çalışan ya da  çalıştığı şirketin ortağı olanlar ise %6lık bir dilimi oluşturmaktadır. Kendi iş  yerinde çalıştığını  belirtenlerden %72'si, 1­5 kişi arasında bilişim çalışanın istihdam edildiği iş yerlerinde çalışırken,  %27'si   6­19 kişinin istihdam edildiği yerlerde çalışmaktadır. Ayrıca, sektörde serbest (freelance)  çalışmanın %5 gibi hiç de azımsanmayacak bir oranda olduğunu belirtmekte fayda var. Sektördeki aylık gelir dağılımı Ankara ve İstanbul için aşağıdaki gibi gerçekleşmiştir: EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • Ücretler  İstanbul  Ankara Türkiye 1000 TL'nin altında  %6 %2 %7 1000–1500 TL arası %12 %9 %13 1500–2000 TL arası %17 %12 %16 2000–2500 TL arası %11 %18 %15 2500–3000 TL arası %16 %15 %13 3000–3500 TL arası %12 %17 %12 3500­5000 TL arası %17 %20 %17 5000­10000 TL arası %8 %5 %6 10000 YTL üzeri %1 %2 %1 Tablo 12:Aylık geliriniz ne kadar?  Bilişim   Çalışanlarının   ücretleri   arasında,   önemli   farklılıklar   vardır.   Yukarıdaki   ücret  dağılımlarına bakarak, tüm bilişim çalışanlarının ücretlerin yüksek olduğunu iddia etmek zordur.  Ayrıca sektördeki tecrübenin maaşlara yansıdığını ya da tecrübeyle alınan ücret arasında bir ilişki  olduğunu söylenemez. Burada aslında anketin sınırlarını aşan daha ayrıntılı bir araştırmaya gerek  vardır: Reel ücretler yıllar içinde nasıl değişmiştir?  Türkiye geneli dikkate alındığında, çalışanların %51'i yoksulluk sınırının altında, 2500 TL  aşağısında, bir gelire sahiptir. Dolayısıyla,  ücretlerin çalışanların %67'lik bir kesimince tatmin edici  bulunmayışı   şaşırtıcı   değildir.   Ücretteki   memnuniyetsizlik,   alınan   ücret   azaldıkça   artmaktadır.  Fakat, 3500­5000 TL ve 5000­10000 TL aralıklarında bile ücretinden memnun olmayan çok fazla  çalışan vardır. Ücretten duyulan memnuniyetsizliğin başlıca nedenleri aşağıdadır: •Fazla mesaiye karşılık tatminkar bir maaş yok.  •Projeler üzerinden kazanılan paralar göz önüne alındığında oldukça komik kalıyor.  •Normal bir hayat standardı ve kendi alanımdaki gelişimlerim için yeterli değil. •Enflasyon nedeniyle. Borçlarımı ödemeye yetmiyor. 3 yıldır zam almadan çalışıyorum.  •Verdiğim katma değerin ve bilgi birikimimin karşılığını alamıyorum.  •Vasıfsız iş gücünün ücretleri aşağı çekmesi.  •Gerektiğinde yazılım geliştiriyorum, gerektiğinde donanım arızası gideriyorum, gerektiğinde  web sitesi tasarlıyorum, ama en önemlisi ve zorlusu kullanıcı sorunlarını çözüyorum. Şunun  farkındayım   ki   ben   olmadığımda   şirketin   parasal   kaybının   1/100000   oranında   maaş  alıyorum. •Türkiye'nin   en   iyi   okullarından   birini   bitirdikten   sonra,   insanlar   için   elimden   gelen   en   iyi  şekilde   işimi   yapıyorum.   Yaptığım   iş   elle   tutulmuyor   gözle   görülmüyor   belki   ama  kurumların karını yükseltiyor. Dolayısı ile ben üretime kattığım bu değerden payıma düşeni  aldığıma inanmıyorum. Kimseyi aşağılamak gibi bir niyetim yok ama 2 yıllık lise mezunu  bir hemşire yan ödemeleri ile 1500 lira alıyor. Yeni mezun bir doktor 3000 uzman bir doktor  6000 ­ 8000 lira alıyor ben sadece hakkım olan parayı istiyorum. •Bizden çok fazla işi çok az fiyata yapmamızı istiyorlar, gerekçe olarak da bu işi bir çok kişinin  yapabileceğini   iddia   ediyorlar.   Sanki   bütün   iş   verenler   sözleşmiş.   Bende   onlara  çalışmaktansa kendime çalışmayı tercih ediyorum. EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • •Sektör ortalamasının altında + 3 yıldır zam almadım.  •Zam yapılmadığından, enflasyona karşı beni korumuyor. Yaşam standartlarımı yükseltmiyor.  Sadece   yaşamımı   idame   ettirebilecek   bir   ücret   alıyorum.   Emekliliğime   ya   da   aileme  gerekecek yatırımları yapamıyorum.  •Asgari harcama ve tutumlu olunması rağmen yetmiyor. İstanbul diğer şehirlere göre en 3 kat  daha pahalı.  Özetle,   ücretlerin   bilişim   sektöründe   yüksek   olduğunu   iddia   edenlere   karşı,   diğer  sektörlerdeki saatlik ücretlerle bir karşılaştırma önerilmektedir. Ayrıca benzer bir karşılaştırmanın,  farklı sektördeki şirketlerin elde ettiği artı­değer ve ücret oranları arasında da yapılması gerekir.  Bilişim şirketlerinin, artı­değer ve ücret oranı diğer sektörlerden çok daha fazla olabilmektedir. Bu  doğrultuda, bazı bilişim çalışanları, daha yüksek bir ücreti hakketiklerini düşünmektedirler. Ücret  konusunda   bir   başka   konu   da,   bazı   çalışanların   bir   süredir   hiç   zam   alamaması   ve   ücretlerinin  dondurulmuş olmasıdır. Enflasyon sonucunda alım gücünün düşmesiyle beraber, alıştıkları hayat  standardını sürdürmekte sorun yaşamaktadırlar.  Ayrıca, ankete katılan bilişim çalışanlarının %60'ı  üniversite, %23'ü lisansüstü ve %2'si doktora mezunudur. Sektördeki yüksek eğitim seviyesinden  dolayı, aldıkları eğitimin maddi karşılığını alamadıklarına dair bir düşünce yaygındır. Sektör çalışanlarının maaşları ise %74 oranında düzenli yatmaktadır.  Maaşım her zaman düzenli olarak yatırılıyor %74 Birkaç kere maaşımı zamanında alamadım %14 Maaşım genelde düzensiz yatırılıyor %9 Bir süredir maaş alamıyorum %3 Tablo 13:Maaşınızı düzenli şekilde alabiliyor musunuz? Ancak   %9'luk   bir   kesim,   son   aylarda   maaş   alamadığını   belirtmiştir.   Bir   süredir   ücretini  alamayan söz konusu çalışanlardan %29'u 6­19 arası, %52'si ise 1­5 kişinin çalıştığı iş yerlerinde  çalışmaktadır.  1 ay %35 2 ay %23 3 ay %17 4 ay ya da daha fazla %25 Tablo 14:Kaç aydır ücret alamıyorsunuz? (Son aylarda ücret alamayan %9'luk kesim) Serbest   çalışan   (freelance)   bilişimcilerin   büyük   bir   kısmı   ise   yaptıkları   işin   karşılığını  düzensiz olarak alabildiklerini belirtmişlerdir. Bilişim sektöründe haftalık çalışma saatleri aşağıdaki gibidir: EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • 35 saatten az %5 35–40 saat arası %20 40–48 saat arası %50 48–60 saat arası %19 60 saatten fazla %6 Tablo 15:Haftada kaç saat çalıyorsunuz? Yukarıda   değinilen,   birçok   çalışanın   iş   değişikliğine   neden   olan   fazla   mesailer,   bilişim  sektöründe olağanlaşmıştır. Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi, bilişim çalışanı sayısının az olduğu  yerlerde fazla mesailerin daha sık olduğu, daha fazla bilişim çalışanına sahip işyerlerinde ise fazla  mesailerin proje teslim tarihlerinde yapıldığı görülmektedir: Genel 1­5 kişi 6­19 kişi 20­49 kişi 50­99 kişi 100 ve üstü Hayır,   hiç  %14 %16 %14 %9 %13 %13 yapmıyorum Nadiren, sadece  %49 %33 %49 %53 %58 %60 projenin   teslim  tarihleri  öncesinde Sık sık %37 %51 %37 %38 %29 %27 Tablo 16:Fazla mesai yapıyor musunuz? Ancak,   bu   fazla   mesailerin   karşılığı   çoğunlukla   alınamamaktadır.   Aşağıda   işyerlerindeki  bilişim   çalışan   sayısı   ile   fazla   mesai   ücretinin   alınıp   alınmadığı   arasındaki   ilişki  karşılaştırılmaktadır: Genel 1­5 kişi 6­19 kişi 20­49 kişi 50­99 kişi 100 ve üstü Evet %16 %20 %8 %13 %27 %15 Hayır %84 %80 %92 %87 %73 %85 Tablo 17:Fazla mesainin nakdi karşılığını alıyor musunuz?  Son yıllarda, ücretler yanında sosyal haklar açısından da çalışanların önemli kayıpları söz  konusudur. Ankete katılanlardan %95'i sosyal güvencesinin olduğunu söylerken, serbest (freelance)  çalışan %5'lik bir kesim  herhangi bir sosyal güvencesinin olmadığını belirtti. Fakat, katılımcılara,  sosyal primlerinin gerçek maaşları üzerinden yatıp yatmadığı sorulduğunda ise %22'lik bir kesim bu  soruya olumsuz yanıt vermiştir. Kamuda bu tarz bir durumun olamayacağı düşünülürse, yalnızca  EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • özel sektör dikkate alındığında, bu oran %26'ya çıkmaktadır. Genel Yalnızca Özel Sektör Evet %78 %74 Hayır %22 %26 Tablo 18:Sigorta primleriniz gerçek maaşınız üzerinden düzenli olarak yatıyor mu?  Sorunlar Katılımcılara     “Şu   anki   iş   yerinizde   memnun   olmadığınız   noktalar   nelerdir?”   sorusu  yöneltildiğinde katılımcıların %47'si aldığı ücretten memnuniyetsizliğini belirtmiştir. Katılımcıların  birden fazla yanıt verebildikleri bu soruya yanıtlar aşağıdaki gibi dağılmıştır: Ücret %47 Çalışanlar arasında adaletsiz ücret dağılımı %27 Çalışanlar arasında adaletsiz yetki dağılımı %26 Çalışanlar arasında adaletsiz iş dağılımı %27 Çalışma koşullarının yetersizliği %23 İş   yeri   dâhilindeki   hiyerarşi   ve   disiplin  %31 eksiklikleri İş   yerinin   bilgi   birikimi   olarak   size   bir   şey  %37 katmaması Yoğun baskı %14 Diğer Sorunlar %11 Tablo 19:Şu anki iş yerinizde memnun olmadığınız noktalar nelerdir?  Diğer   sorunlar   kısmında   ise   kamu   çalışanları,   siyasetin   iş   hayatına   müdahalelerinden  duydukları  rahatsızlıkları  belirtmişlerdir. İş  yeri değişikliği  nedenleri arasında   %25'lik bir   yere  sahip olan “yöneticilerle olan sorunlar” da, belirtilen memnuniyetsizlikler arasında yerini almıştır.  Gerek   yukarıdaki   tabloda,   gerekse   de   “Diğer   Sorunlar”   arasında   yer   alan   ve   bilişim  sektörünü diğer sektörlerden ayıran önemli bir sorun da, “İş yerinin bilgi birikimi olarak size bir şey  katmaması”   şeklinde   ifade   edilen   sorunda   belirginleşen   kendini     sürekli   yenileme   ihtiyacı   ve  zorunluluğudur. Bu sorumluluk, çoğunluklar çalışana yüklenmekte, iş yerleri bu ihtiyaca yönelik bir  zorunluluktan kaçınmaktadır. Katılımcıların  birden fazla seçenek işaretleyebildiği aşağıdaki soruya  ancak %32'lik bir kesim  çalıştığı iş yerinin bu yönde bir katkısı olduğunu belirtmiştir: EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • Çalıştığım   yerin   meslek   içi   eğitimlerine  %32 katılıyorum Kendi   imkânlarımı   kullanarak   çeşitli  %32 kurslara/seminerlere katılıyorum Kitaplardan   ve   İnternet'teki   kaynaklardan  %88 faydalanıyorum. Üye olduğum meslek örgütlerinin/derneklerin  %22 düzenlediği etkinliklere katılıyorum. Kendimi yenileyemiyorum. %11 Akademik çalışmalarımı sürdürüyorum %18 Tablo 20:Kendinizi mesleki alanda nasıl yeniliyorsunuz?  Bunun dışında belirtilen diğer sorunlardan başlıcaları  aşağıdadır: •Fazla mesailer  •Yükselme ihtimalinin olmaması  •İnsana yeterince değer verilmemesi  •Gelecek belirsizliği  •Proje teslim zamanları daha da artan fazla mesailer, takım lideri pozisyonunda çalışan eksikliği  •Kısa zamanda çok işin yetişmesi gerekliliği  •Aşırı yoğun tempo ve sosyal hayata zaman kalmaması • Boş zamanlarım yetersiz iş eve arası mesafe fazla  •Yönetim beceriksizliği  •İşinde  yetkin olmayan insanlarla bir arada çalışıyoruz ve onların bilgisizlikleri, araştırmaya  öğrenmeye isteksizlikleri bizim için de zaman kaybına neden oluyor. •Şirketin çalışanlarına verdiği önem oldukça düşük. Çalışma koşulları sürekli stres ve baskı ile  beslenmekte. Proje yöneticisi aynı zamanda şirket ortağı çalışma moralinizi altüst edecek  türden. Sosyal imkanlar nerede ise 0. •Amirin olumsuz tutum ve davranışları Kadın çalışanlara karşı "bir şeyden anlamaz" düşüncesi  •Sorumlulukların   belirsizliği,   plansız   ve   organizasyonsuz   iş   yapılması,   beklentilerin   izah  edilmemesi, iletişim yetersizliği, mesai ücreti verilmemesi •Kapasiteme uygun isler yapamamam  Ankete katılanların, “Şimdi meslek seçimi yapsanız, yine bilişim sektöründe çalışmayı tercih  eder misiniz?” sorusuna verdikleri yanıt ise,  sektör çalışanlarının iş hayatının toz pembe olmadığını  göstermektedir: EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • Evet %70 Hayır %30 Tablo 21:Şimdi meslek seçimi yapsanız, yine bilişim sektöründe çalışmayı tercih eder misiniz? Bu soruya verilen olumsuz yanıt, 25 yaş altında %22,  25­30 yaş arasında %29, 30­40 yaş  arasında %37 ve 40 yaş üzerinde %23'tür. 25 yaş altında  (%17) %22 25­30 yaş    (%46) %29 30­40 yaş  (%30) %37 40 yaş üzeri  (%6) %23 Tablo 22:Verilen hayır yanıtlarının yaş aralıklarına göre dağılımı Ayrıca, iş dışında artık bilgisayar görmeye bile tahammül edemeyen bilişim çalışanlarının bu  ankete katılmamış olması da yüksek ihtimaldir ve   “küçük bir memnuniyetsizlik”lerin birikimini  gözler önüne sermektedir. Bilişim Sektöründe Örgütlülük Anket katılımcılarının, %59'unun mesleki alanda hiç bir kurum ya da kuruluşa  üye değildir.  EMO %20 TBD %11 LKD %14 Tablo 23:Mesleğinizle ilişkili olarak herhangi bir kurum ya da kuruluşa üye misiniz?  Bunun yanında, çalışanların sadece   %13'ünün çalıştığı işyerinde bir sendika var. Sendika  üyesi bilişim çalışanlarının oranı ise %7.  Bu durum, bilişim sektöründeki sendikalaşma düzeyini de  çarpıcı şekilde ortaya koymaktadır.  Çalışanların neredeyse yarısının 20 kişiden az bilişim çalışanının istihdam edildiği küçük  ölçekli  işyerlerinde çalışıyor olması ve  işyeri değişikliklerinin yaygınlığı örgütlenme faaliyetinin  önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • 1­5 kişi %27 6­19 kişi %21 20­49 kişi %16 50­99 kişi %11 100 ve üstü %25 Tablo 24:İşyerinizde kaç “ücretli bilişim” çalışanı var? Büyüyen   yedek   iş   gücü   ordusuyla   beraber,   şirketler   giderek   daha   “özgür”   bir   hale  gelmektedir.   Söz   konusu   esnek   üretim   koşulları     şirketlere   “bir   şişip   bir   daralma”   yeteneği  kazandırmıştır. Ancak çalışanlar açısından: Emek   gücünün   “geçicileşmesi”,   dışarıdan   geçici   çalışanlar   ya   da   taşeronlar  kullanılmasından daha fazlasını ifade eder; firmanın iç yapısıyla ilgilidir. Çalışanlar üç ya   da altı aylık sözleşmelerle bağlanabilir ve bu sözleşmeler çoğu zaman yıllar sonra yenilenir;   böylelikle işveren sağlık ya da emeklilik sigortası primlerini ödemekten kaçınabilir. Dahası,   kısa   vadeli   sözleşmelerle   çalışan   işçiler   görevden   göreve   kolaylıkla   hareket   ettirilebilir,   sözleşmeler firmanın değişen etkinliklerine uyacak şekilde değiştirilir. Ve firma, personelden   sıyrılıp kurtularak ya da personel ekleyerek, hızla daralabilir ve genişleyebilir2. Ancak esnek üretim koşullarının ve sık iş yeri değişikliklerinin çalışan ilişkileri üzerindeki  en önemli etkilerinden biri de Sennett'in belirttiği gibi çalışanlar arasındaki zayıf güven olgusudur3: Bir ekipte ya da ağda, davranış ve karakterle ilgili ufak ipuçları ancak adım adım ortaya   çıkar,   başkalarına   karşı   takındığımız   maske,   bir   krizde   ne   kadar   bel   bağlanabilir   olduğumuzu normal olarak örter. Kısa vadeye yönelmiş bürokrasilerde başka insanlara dair   böyle bir anlayış geliştirmeye genellikle zaman yoktur. Altı aylık bir ömrü olan bir ekip,   ömrü yıllarla ölçülebilen bir ağla  karşılaştırıldığında, insanların nasıl davranacağını çok   az açığa vurur (s.52). ... sürekliliği olmayan firmalarda çalışanların diğer işçileri gerçekte tanımaması ancak kaygıyı   arttırabilir; şirketin yüzeysel yanlarını vurgulayan bu tür firmalar, insanların zaman içinde   iyi tanır hale geldikleri başkalarıyla birlikte uzun vadeli kariyer yaptığı kurumlardan daha   kişidışı ve geçirimsizdir. Sonuç, kolaylıkla parçalanabilen ağlardır (s. 53). Bu   bağlamda,   Türkiye'deki   IBM   örneğinin   ayrıksılığına   dikkat   etmek   gerekir.   IBM,  çalışanların uzun süredir beraber olduğu, kişiler arasında karşılıklı güvenin geliştiği ve köklü bir  işyeri sendikasına sahip olan bir şirkettir. Ancak, sektördeki daha yeni ve küçük,     proje temelli  istihdamın yaygın olduğu  firmalarda  iş hayatı ve işyeri ilişkileri farklı şekillerde gelişmektedir. İşyeri   değişikliklerinin   en   önemli   ikinci   nedeni   (“Yöneticilerin   çalışma   tarzı   bana  uymuyordu”)   de   bilişim   çalışanlarının   ayırt   edici   özelliklerinden   biri   olarak   görünmektedir.  İşyerlerinde yaşanan sorunlarda, çalışanların çözüm olarak işyerini terk etmeyi seçmesi sık rastlanan  bir durumdur. İşyeri sorunları, ancak ipleri tamamen koparılarak aşılmaya çalışılmaktadır. Fakat,  2 Sennett, R. (2009), Yeni Kapitalizmin Kültürü, çev. Onacak A., s. 40,  Ayrıntı Yayınları. 3 age EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • Sennett bu ipleri tamamen koparma potansiyelinin ilerleyen yaş ve artan sorumluluklar ile azaldığını  belirtmektedir.  Ancak   örgütlenme   konusundaki   bu   potansiyel   zayıflığa   rağmen,   bilişim   çalışanlarının  örgütlenmeye   olumlu   yaklaştığı   söylenebilir.   “Yaşadığınız   sorunların   çözümü   için   önerileriniz  nelerdir?” sorusuna katılımcıların verdiği yanıtlar aşağıdaki gibidir: Etkin   ve   paylaşımcı   bir   iletişim   sisteminin  %59 öncelikle kurulması Sektörün tümüne dair kanuni düzenlemelerin  %68 ve tanımlamaların yapılması Mevcut   hukuki   düzenlemelerin   etkin  %48 uygulanması ve denetlenmesi Her şey yolunda %5 Tablo 25:Yaşadığınız sorunların çözümü için önerileriniz nelerdir? Burada özellikle, “örgütlenilmeli” gibi açık/seçik bir seçenek ya da sendika, dernek veya oda  gibi somut bir öneri sunulmamıştır. Ancak katılımcılardan %59'u örgütlenme gereksinimi ifade eden  “Etkin ve paylaşımcı bir iletişim sisteminin öncelikle kurulması” seçeneğini işaretlemiştir. Diğer  seçeneklerde   ise   sorunların   aşılmasını   “yetkili”   birimlere   havale   etme   eğilimini   göstermektedir.  Katılımcılardan,   yukarıdaki   seçeneklerden   farklı   çözüm   önerileri   istendiğinde   ise   örgütlenme  gereksinimi   daha   somut   olarak   (sendika,   oda   ve   dernek   örgütlenmeleri   vurgulanarak)   ifade  edilmiştir. Bu   bağlamda,   ikili   bir   durumdan   söz   edilebilir.   Bir   yanda   örgütlenmenin   önünde   esnek  üretim koşullarından kaynaklı engeller vardır. Diğer yanda ise, düşen ücretler, gasp edilen sosyal  haklar   ve   işsizlikle   beraber     bilişim   çalışanlarının   örgütlenme   talebini   daha   sık   ve   yüksek   dile  getirmesi olgusu vardır. Sonuç: Ankete katılımın da gösterdiği gibi bilişim çalışanlarının sayısında hissedilir bir artış vardır.  Katılımcıların   %72'sinin   mezun   oldukları   alanla   ilgili   bir   iş   yaptığını   belirtmiş   olması   her   yıl  bilişimle   ilgili   farklı   bölümlerden   binlerce   genç   mezunun   sektöre   adım   attığını   bir   kez   daha  hatırlatmaktadır. Bu durum, yazının başında belirtilen raporun yazarlarının tam da arzu ettiği bir  durumdur: ...kapitalist üretim, doğal nüfus artışının sağladığı kullanıma hazır emek­gücü miktarıyla   asla yetinemez. O rahatça at oynatabilmesi için bu doğal sınırların dışında yedek bir sanayi   ordusunun bulunmasını ister4. Bilişim   sektörü,   kapitalizm   bu,   sürekli   ihtiyaçtan   fazla   emek­gücü   yaratma,   eğiliminden  muaf değildir. Hatta esnek üretim koşullarında, bilişim şirketleri  projeye ya da girdiği ihaleye göre  C++, Java ya da .Net bilen eleman alıp, ihtiyaç duymadıklarını işten çıkarabilecektir.  Bu bağlamda,  çalışana   yapılan   eğitim   yatırımı,   kısa   süreli   ilişki   nedeniyle   “karlı”   olmayacaktır.   İşverenin  ulaşabileceği   potansiyel   yetenek   havuzu   büyüdükçe,   bilişim   çalışanları   arasındaki   ileri   yaşlarda  işsizlik artacaktır. Aslında     bilişim   çalışanları   bu   endişeyi   içgüdüsel   olarak   taşımakta   ve   öz   savunma  4 Marx, K. (1997), Kapital 1. Cilt, Çev. Bilgi A., Sol Yayınları EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009
  • mekanizmaları geliştirmektedir. “İş yerinin bilgi birikimi olarak size bir şey katmaması” şeklinde  dile gelen işyeri değiştirme nedeni, bu öz savunma mekanizmasının harekete geçmesidir. Bilişim  çalışanları sektörde tutunabilmek için sürekli olarak kendilerini yenilemek zorunda hissetmektedir.  İşyerlerinin   %68'inin   böyle   bir   olanak   sunmadığı   dikkate   alındığında,   kendini   yenileme   ya   da  sürekli   ilerleyen   teknolojiye   yetişebilme   kaygısı   çalışanları   iş   dışında   “gözle   görülmeyen   fazla  mesai”lere   zorlamaktadır.   Nitekim   bilişim   sektöründe   yaşanan   paradigmal   kopuşlar   (prosedürel  dillerden nesne yönelimli dillere, masaüstü uygulamalardan web uygulamalarına gibi) bir kesimi  sektör dışına itebilmektedir. Kaygının bu süreklileştirilmesi, sektörün dışına düşmemek için gerekli  “gözle   görülmeyen   fazla   mesailer”   ve   karşılığı   ödenmeyen   “olağan   fazla   mesailer”   çalışanlar  üzerinde yıpratıcı bir etki yaratmaktadır. Bilişim çalışanlarının haftalık çalışma saatleri ve işçilerin  1886 yılının 1 Mayıs'ındaki "Sekiz saat çalışma, sekiz saat sosyal hayat, sekiz saat dinlenme ve  uyku"   talepleri  dikkate  alındığında  trajikomik  bir  durum  söz  konusudur. Teknolojik  ilerlemenin  emekçileri, işçi haklarının iki yüzyıl gerisinde kalmıştır.  “Şimdi   meslek   seçimi   yapsanız,   yine   bilişim   sektöründe   çalışmayı   tercih   eder   misiniz?”  sorusuna verilen olumsuz yanıtları da (%30) bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Ayrıca, esnek ve  geçici çalışma biçimleri önceki yıllardan farklı bir çalışma  kültürü oluşturmaktadır. Esnek ve geçici  çalışma   biçimleri,   kurum   içinde   yükselme,   kariyer   yapma   ve   karar   mekanizmalarına   girme  olasılığını   da   yok   etmektedir.   Deneyimin,   çalışanların   ücretine   ve   sektör   içindeki   konumuna  yansımıyor olması, çalışma hayatının birey üzerindeki yıpratıcılığını daha çok arttırmaktadır.  Son aylarda “krizin teğet geçmediği” bilişim çalışanları ilk kez “örgütlenme” kelimesini bu  kadar yüksek ve sık ifade etmeye başlamıştır. IBM'deki sendikalaşma süreci, ülkemizde “Bilişim  Çalışanlarının   Örgütlenmesi”   tartışmalarını   tetiklemiştir.   Fakat,   anket   sonuçlarından   da  görülebileceği   gibi   sürekli   iş   yeri   değişiklikleri   ve   bunların   çalışan   ilişkileri   üzerine   etkileri,  örgütlülüğün son derece zayıf olduğu bilişim sektörü için olumsuz faktörlerdir. Ayrıca, sektördeki  çalışma saatlerinin fazla olması ve bunun bireyi ev­iş arasında sıkışmış   bir yaşama   zorlaması,  bilişim çalışanlarının çeşitli örgütlenme faaliyetlerini olumsuz etkilemekte ve Internet üzerinden bir  örgütlenmeyi zorunlu kılmaktadır5. Elbette ki buradan “bilişim çalışanları örgütlenemez”, “böyle yaşamaya mahkumdurlar” gibi  bir   sonuç   çıkarılmamalıdır.   Gereksinim   duyduğumuz,   söz   konusu   zaafları   aşan,   daha   yaratıcı  örgütlenmelerdir. Sennett'in işyerindeki güven ilişkileri üzerine yaptığı karamsar gözlemine karşılık,  bilişim   çalışanlarının   Özgür   Yazılım/Açık   Kaynak   Kod   projeleri   çevresinde   oldukça   etkin  örgütlenmeler yarattığını biliyoruz. Bu projelerin bir kısmı, örneğin Debian GNU/Linux, toplumsal  yönü   ağır   basan   teknik   çalışmaları   aşan   örgütlenmelerdir.   Ayrıca   son   yıllarda,   Özgür   Yazılım  Hareketinin   AB  içinde   yürüttüğü   yazılım   patentleri   karşıtı   örgütlenme   ve  mücadeleleri   dikkatle  incelenmesi gereken deneyimlerdir. Bilişim Çalışanlarının, bugün bir örgütlenmeye gereksinimi vardır. Ancak “Yarın”  daha çok olacaktır. 5 Bkz. EMO içindeki Bilgisayar Mühendisleri'nin örgütlenme faaliyetleri ve BİTDER (Bilişim ve İletişim Çalışanları  Derneği) girişimi EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu ­ 2009