Mihail Yuryeviç Lermontov
(1814 / 1841)
Tolstoy kadar filozof, Dostoyevski kadar romancı, en az Pushkin kadar da şair.
Puşkin öldürüldükten sonra yazdığı "şairin ßlümü" adlı şiir tüm
ülkede elden ele dilden dile dolaşmıştır. Kendisi de Puşkin'inkine benzer
bir şekilde bir düelloda hayatını yitirmiştir. 19. yy. Rus edebiyatının
en büyük devrimci romantiğidir.
şİİRLERİNDEN SEßMELER
İncelikle sevdiler birbirlerini uzun zaman
O şarkı söylerken erir sesler
Dostlara
Yağmur Sonrası Akşam
YALNIZIM GECENİN ISSIZLIğINDA
Yalnızım gecenin ıssızlığında,
Taşlı bir yol ışıldar durur siste;
ßevre suskun,kulak vermiş Tanrı'ya,
Yıldızlar konuşur birbiriyle.
Gökyüzünde görkemli bir şölen var!
Toprak,mavi bir ışıkta dinlenir..
Kimi bekliyorum,aradığım ne?
Yüreğimi böyle daraltan nedir?
Beklediğim hiçbir şey yok yaşamdan,
Geçmişten de pişmanlık duymuyorum;
ßzgürlük ve huzurdur aradığım!
Unutmak ve uyumak istiyorum!
Ama benim uyumak istediÄŸim
O soğuk uykusu değil ölümün..
Yaşam da uykuya dalsın içimde,
Usul usul inip kalkarken göğsüm;
Gündüz gece,tatlı ezgileriyle
Bir ses türküsünü söylesin aşkın..
Yeşil dallarıyla ulu bir meşe
Eğilsin üstüme ve hışırdasın..
Mihail Yuryeviç Lermontov
ßeviren:Ataol Behramoğlu
.....
Yağmur yüklü bulutlar! Ebedi yolcularsınız!/Mavi stepte, incilerden bir
zincir gibi/Kaçıyorsunuz, sanki bencileyin sürülmüşsünüz/Canım Kuzeyden
Güneye doğru..
Sizi kovan ne sanki? Zalim kaderin kararı mı?/Gizli bir kıskançlık mı,
yoksa açık bir öfke mi?/Bir suç mu işlediniz sanki?/Yoksa dostların
zehirli iftirasına mı kurban gittiniz?
Yok, verimsiz tarlalardan sıkılmışsınızdır...
Hırs ve acıyı siz hiç bilmezsiniz
Ebeden soğuk, ebeden özgürsünüz,
Vatanınız yoktur sizin, sürgününüz de.
ßeviren: Burhan Deniz
.....
YaÅŸamak istiyorum! Dertlenmek -
AÅŸk ve saadete inat olsun diye
Ki; onlar çok şımarttılar aklımı
Ve alnımı fazla düzleştirdiler rahatlıktan
Artık vaktidir çoktan, Işığın gelip te -
Rahatlık sisini kovmasının;
Dertsiz şairin hayatının ne anlamı var ki?
Neye yarar fırtınasız bir okyanus?
O keder ve acılı uğraş -
Pahasına yaşamak ister.
O ki; gökyüzünün seslerini satın alır,
Ve bedava almaz namını da.
ßeviren: Burhan Deniz
YELKEN
Mavi denizin sisi içinde
Beyaz bir yelken yalnız başına
Ne arar bu ırak diyarlarda?
Ne bırakmış vatanında?
Oynar dalgalar, rüzgar ıslık çalar
Sallar direğini yelkenin, gıcırdatır
Ve o yelken mutluluk aramaz!
Ne de mutluluktan kaçar!
Altında gök mavisinden aydın bir deniz
ßstünde güneşin altın ışıkları
Sanki fırtınada huzur varmış gibi
Arar zalimce fırtınaları!
ßeviren: Burhan Deniz
.....
Hayır, böyle tutkuyla sevdiğim sen değilsin
Işıltılı güzelliğin de bana göre değil
Sende geçmişin acılarını seviyorum
Ve vurulup giden gençliğimi
Sana baktığımda bazen,
Dalıp ta gittiğimde gözlerine,
Esrarengiz bir konuÅŸmayla meÅŸgul olurum,
Ama kalbimin konuÅŸtuÄŸu sen deÄŸilsin
Konuştuğum, sevgilisidir gençlik günlerimin
Başka yüz çizgileri arıyorum seninkilerde
Dudakları çoktan susmuş, senin diri dudaklarında
Sönmüş gözlerindeki ateş seninkinde.
ßeviren: Burhan Deniz
.....
Sıkıntı, hüzün ve kimsen yok elinden tutacak
Hayatın en zor anı işte şimdi...
Arzular! Sonsuza dek nafile arzulamanın ne anlamı var?
En güzel yıllar geçip gidiyor, ardına bakmadan!
Aşk... kime aşık olursun? Değmez onca emek vermeğe
Ve sonsuz aÅŸk ta yoktur.
İçine mi dönüp bakıyorsun ? Ne kalmış geriye?
Ve yok, ne mutluluk, ne keder, orası da boşalmış
İhtiras mı ? Yürekteki o tatlı zehirlenme de yok olup gider,
Mantık akıllıca konuşunca.
Ve hayat, soğuk bir dikkatle baktığında
ßylesine bomboş ve aptal bir şaka.
ßeviren: Burhan Deniz
Minik Yaprak
Meşe yaprağı kopup düştü dalından
Ve steplere yuvarlandı, acımasız fırtınaya kapılıp;
Soğuğa, sıcağa ve kedere dayanamayıp kurudu ve buruştu
En sonunda Karadeniz'e kadar vardı
Karadenizin kenarında genç bir çınar duruyordu;
Yeşil yapraklarını okşayan rüzgarla fısıldaşan
Bu dallarında cennet kuşları sallanarak söylüyordu
şarkılarını
Denizler kraliçesini övüp yüceltiyorlardı şarkılarında
Ve yolcu ulu çınarın yapıştı eteğine
Geçici bir sığınak diledi, derin bir hüzünle
Ve şöyle dedi: "Zavallı bir meşe yaprağıyım ben
Vaktinden önce olgunlaştım, haşin bir yerde büyüdüm
Yalnız ve amaçsız dolaşırım çoktan beri yeryüzünde
Gölgesizlikten yandım, soldum uyku ve rahat görmediğimden
Bir yer aç bu yabancıya, zümrüt rengi yaprakların arasında
Ben çok fazla acaip ve gizemli hikayeler biliyorum."
"Ben seni ne yapayım?" - diye cevap verdi güzel çınar
Sen tozlu ve sarısın, ve benim taze oğullarıma denk değilsin
Sen çok görmüşsün - senin bu uydurma hikayelerin neme gerek?
Benim kulaklarımı zaten cennet kuşları usandırdı
Devam et yoluna ey yolcu, seni tanımıyorum!
Beni güneş sever, onun için çiçek açar, onun için parlarım
Göklere dallarımı özgürce açmışım ben
Ve köklerimi de soğuk deniz suları yıkar.
ßeviren: Burhan Deniz
Dilek
Neden bir kuÅŸ deÄŸilim sanki?
Niye şu tepemden uçan step kuzgunu ben değilim?
Niçin süzülemiyorum göklerde?
Ve sadece hürriyeti sevemiyorum?
Batıya, taa batıya uçardım
Atalarımın tarlalarının çicek açtığı yerlere
Boş bir şato ve sisli dağların yurduna
Unutulmuş mezarların huzur bulduğu yerlere
Eski duvarda atalarımın kalkanları
ve paslanmış kılıçları asılı
Evet, bu kılıç ve kalkanların üstünden uçardım
ßzerindeki tozu kanatlarımla çırpardım
İskoç arf'inin teline dokunurdum,
Ve odalarda sesim yankılanıp giderdi;
Dinlerdim sesimi bir taraftan, bir taraftan uyanırdım
Ve sesim çıktığı gibi sönerdi.
Ah! Hayaller imkansız, yakarışlar boşuna
Kaderin zalim kuralları varsa burada
İçimde ve vatanımın dağları arasında
Mavi denizlerin dalgaları yayılır.
Cesur savaşçıların son torunuyum ben
Yaban karları arasında soluyan
Evet, burada doÄŸdum ki; ruhum buraya ait deÄŸil...
Ah! Neden step kuzgunu deÄŸilim?
ßeviren: Burhan Deniz
.....
Vahşi Kuzeyde, bomboş bir dağ başında
Yalnız başına bir çam ağacı duruyor
Ve uyuyor hafif hafif sallanarak,
Kardan bir kaftana bürünmüş
Ve rüyasında, bir uzak çölde,
O sıcacık güneşin doğduğu memlekette
Yanan bir kayada yalnız ve hüzünlü,
Güzel bir palmiyeyi düşünde görüyor.
ßeviren: Burhan Deniz
Minnet
Her şey ama her şey için minnettarım sana:
Hırsın gizli ızdırapları için,
Gözyaşlarının acısı ve öpücüğün zehri için,
Düşmanların intikamı, dostların iftirası için
Bir çölde erittiğin ruhumun yangını için
Hayatta aldanmış olduğum her şey için.
Sadece öyle yap ki, bundan sonra
Sana daha fazla minnet duymayayım.
ßeviren: Burhan Deniz

Lermontov siirler. Rusca'dan Türkce'ye

  • 1.
    Mihail Yuryeviç Lermontov (1814/ 1841) Tolstoy kadar filozof, Dostoyevski kadar romancı, en az Pushkin kadar da şair. Puşkin öldürüldükten sonra yazdığı "şairin ßlümü" adlı şiir tüm ülkede elden ele dilden dile dolaşmıştır. Kendisi de Puşkin'inkine benzer bir şekilde bir düelloda hayatını yitirmiştir. 19. yy. Rus edebiyatının en büyük devrimci romantiğidir. şİİRLERİNDEN SEßMELER İncelikle sevdiler birbirlerini uzun zaman O şarkı söylerken erir sesler Dostlara Yağmur Sonrası Akşam YALNIZIM GECENİN ISSIZLIğINDA Yalnızım gecenin ıssızlığında, Taşlı bir yol ışıldar durur siste; ßevre suskun,kulak vermiş Tanrı'ya, Yıldızlar konuşur birbiriyle. Gökyüzünde görkemli bir şölen var! Toprak,mavi bir ışıkta dinlenir.. Kimi bekliyorum,aradığım ne? Yüreğimi böyle daraltan nedir? Beklediğim hiçbir şey yok yaşamdan, Geçmişten de pişmanlık duymuyorum; ßzgürlük ve huzurdur aradığım! Unutmak ve uyumak istiyorum! Ama benim uyumak istediğim O soğuk uykusu değil ölümün.. Yaşam da uykuya dalsın içimde, Usul usul inip kalkarken göğsüm; Gündüz gece,tatlı ezgileriyle Bir ses türküsünü söylesin aşkın.. Yeşil dallarıyla ulu bir meşe Eğilsin üstüme ve hışırdasın.. Mihail Yuryeviç Lermontov ßeviren:Ataol Behramoğlu ..... Yağmur yüklü bulutlar! Ebedi yolcularsınız!/Mavi stepte, incilerden bir zincir gibi/Kaçıyorsunuz, sanki bencileyin sürülmüşsünüz/Canım Kuzeyden Güneye doğru.. Sizi kovan ne sanki? Zalim kaderin kararı mı?/Gizli bir kıskançlık mı, yoksa açık bir öfke mi?/Bir suç mu işlediniz sanki?/Yoksa dostların zehirli iftirasına mı kurban gittiniz?
  • 2.
    Yok, verimsiz tarlalardansıkılmışsınızdır... Hırs ve acıyı siz hiç bilmezsiniz Ebeden soğuk, ebeden özgürsünüz, Vatanınız yoktur sizin, sürgününüz de. ßeviren: Burhan Deniz ..... Yaşamak istiyorum! Dertlenmek - Aşk ve saadete inat olsun diye Ki; onlar çok şımarttılar aklımı Ve alnımı fazla düzleştirdiler rahatlıktan Artık vaktidir çoktan, Işığın gelip te - Rahatlık sisini kovmasının; Dertsiz şairin hayatının ne anlamı var ki? Neye yarar fırtınasız bir okyanus? O keder ve acılı uğraş - Pahasına yaşamak ister. O ki; gökyüzünün seslerini satın alır, Ve bedava almaz namını da. ßeviren: Burhan Deniz YELKEN Mavi denizin sisi içinde Beyaz bir yelken yalnız başına Ne arar bu ırak diyarlarda? Ne bırakmış vatanında? Oynar dalgalar, rüzgar ıslık çalar Sallar direğini yelkenin, gıcırdatır Ve o yelken mutluluk aramaz! Ne de mutluluktan kaçar! Altında gök mavisinden aydın bir deniz ßstünde güneşin altın ışıkları Sanki fırtınada huzur varmış gibi Arar zalimce fırtınaları! ßeviren: Burhan Deniz ..... Hayır, böyle tutkuyla sevdiğim sen değilsin Işıltılı güzelliğin de bana göre değil Sende geçmişin acılarını seviyorum Ve vurulup giden gençliğimi Sana baktığımda bazen, Dalıp ta gittiğimde gözlerine, Esrarengiz bir konuşmayla meşgul olurum, Ama kalbimin konuştuğu sen değilsin Konuştuğum, sevgilisidir gençlik günlerimin
  • 3.
    Başka yüz çizgileriarıyorum seninkilerde Dudakları çoktan susmuş, senin diri dudaklarında Sönmüş gözlerindeki ateş seninkinde. ßeviren: Burhan Deniz ..... Sıkıntı, hüzün ve kimsen yok elinden tutacak Hayatın en zor anı işte şimdi... Arzular! Sonsuza dek nafile arzulamanın ne anlamı var? En güzel yıllar geçip gidiyor, ardına bakmadan! Aşk... kime aşık olursun? Değmez onca emek vermeğe Ve sonsuz aşk ta yoktur. İçine mi dönüp bakıyorsun ? Ne kalmış geriye? Ve yok, ne mutluluk, ne keder, orası da boşalmış İhtiras mı ? Yürekteki o tatlı zehirlenme de yok olup gider, Mantık akıllıca konuşunca. Ve hayat, soğuk bir dikkatle baktığında ßylesine bomboş ve aptal bir şaka. ßeviren: Burhan Deniz Minik Yaprak Meşe yaprağı kopup düştü dalından Ve steplere yuvarlandı, acımasız fırtınaya kapılıp; Soğuğa, sıcağa ve kedere dayanamayıp kurudu ve buruştu En sonunda Karadeniz'e kadar vardı Karadenizin kenarında genç bir çınar duruyordu; Yeşil yapraklarını okşayan rüzgarla fısıldaşan Bu dallarında cennet kuşları sallanarak söylüyordu şarkılarını Denizler kraliçesini övüp yüceltiyorlardı şarkılarında Ve yolcu ulu çınarın yapıştı eteğine Geçici bir sığınak diledi, derin bir hüzünle Ve şöyle dedi: "Zavallı bir meşe yaprağıyım ben Vaktinden önce olgunlaştım, haşin bir yerde büyüdüm Yalnız ve amaçsız dolaşırım çoktan beri yeryüzünde Gölgesizlikten yandım, soldum uyku ve rahat görmediğimden Bir yer aç bu yabancıya, zümrüt rengi yaprakların arasında Ben çok fazla acaip ve gizemli hikayeler biliyorum." "Ben seni ne yapayım?" - diye cevap verdi güzel çınar Sen tozlu ve sarısın, ve benim taze oğullarıma denk değilsin Sen çok görmüşsün - senin bu uydurma hikayelerin neme gerek? Benim kulaklarımı zaten cennet kuşları usandırdı Devam et yoluna ey yolcu, seni tanımıyorum! Beni güneş sever, onun için çiçek açar, onun için parlarım Göklere dallarımı özgürce açmışım ben Ve köklerimi de soğuk deniz suları yıkar. ßeviren: Burhan Deniz
  • 4.
    Dilek Neden bir kuşdeğilim sanki? Niye şu tepemden uçan step kuzgunu ben değilim? Niçin süzülemiyorum göklerde? Ve sadece hürriyeti sevemiyorum? Batıya, taa batıya uçardım Atalarımın tarlalarının çicek açtığı yerlere Boş bir şato ve sisli dağların yurduna Unutulmuş mezarların huzur bulduğu yerlere Eski duvarda atalarımın kalkanları ve paslanmış kılıçları asılı Evet, bu kılıç ve kalkanların üstünden uçardım ßzerindeki tozu kanatlarımla çırpardım İskoç arf'inin teline dokunurdum, Ve odalarda sesim yankılanıp giderdi; Dinlerdim sesimi bir taraftan, bir taraftan uyanırdım Ve sesim çıktığı gibi sönerdi. Ah! Hayaller imkansız, yakarışlar boşuna Kaderin zalim kuralları varsa burada İçimde ve vatanımın dağları arasında Mavi denizlerin dalgaları yayılır. Cesur savaşçıların son torunuyum ben Yaban karları arasında soluyan Evet, burada doğdum ki; ruhum buraya ait değil... Ah! Neden step kuzgunu değilim? ßeviren: Burhan Deniz ..... Vahşi Kuzeyde, bomboş bir dağ başında Yalnız başına bir çam ağacı duruyor Ve uyuyor hafif hafif sallanarak, Kardan bir kaftana bürünmüş Ve rüyasında, bir uzak çölde, O sıcacık güneşin doğduğu memlekette Yanan bir kayada yalnız ve hüzünlü, Güzel bir palmiyeyi düşünde görüyor. ßeviren: Burhan Deniz Minnet Her şey ama her şey için minnettarım sana: Hırsın gizli ızdırapları için, Gözyaşlarının acısı ve öpücüğün zehri için, Düşmanların intikamı, dostların iftirası için Bir çölde erittiğin ruhumun yangını için Hayatta aldanmış olduğum her şey için. Sadece öyle yap ki, bundan sonra Sana daha fazla minnet duymayayım. ßeviren: Burhan Deniz