GİRİŞ 
Dublin , sana da ‘ Merhaba’ 
Kendi kurallarını bilmeyen bir dünya hayal edin. Cep telefonları yok , internet yok 
,mağazalar yok , para yok ve legal sistem yok. Dünya popülasyonunun üçü bir gecede 
yok oldu ve bu sayı her an daha da artmakta. İnsan ırkı tükenmenin eşiğinde. 
Uzun bir zaman önce Periler kendi dünyalarını yok etti ve bizimkini almaya karar 
verdiler. Tarih onların bu kararı m.ö on binli ile üç binli yıllar arasında karar verdiğini 
söylüyor ama tarihçiler yanılabilir. Jericho Barrons ise onların ilk güneş ışığından beri 
burada olduğunu söylemekte. Bunu en iyi o biliyor olmalı çünkü eminim ki o da o 
zamandan beridir bu dünya da. 
Uzun zaman önce dünyalarımızın arasında bir duvar vardı. Birkaç çatlak hariç , sıkı bir 
bariyerdi. Unseelie’i uzakta tutan bir hapishane. 
Şimdi ise duvar yıkıldı ve hapishane duvarları küle çevrildi. 
Bütün Peri diyarı artık özgürdü. Ölümcül Karanlık Saray ve güçlü Aydınlık Saray ki 
onlarda en az karanlık olan kadar ölümcül , yalnız diğerlerinden daha iyi görünüşlü. Bir 
peri hep bir peridir. Hiç birine asla güvenme. Hepimiz öldürülmesi imkansız yaratıklar 
tarafında avlanıyoruz. Ve en sevdiği yemekler ne mi? İnsanlar. 
Ve daha kötüsü olmazmış gibi bir de gerçeklikten kopmuş Peri paçaları vardı. 
Önlerine çıkan her şeyi yutan. Onlar görülmesi zor mutlak karanlıklardı. Eğer yeterince 
dikkatli olmazsanız , onların yoluna doğru yürüyebilirsiniz. Duvarın düştüğü akşam , 
Peri’lerin içinde de çatlaklıklar oluştu. Hatta bazıları Günlerin Holünün değiştiğini , 
dünyamıza yeni portalar açtığını söylüyorlar. Bu söylenti beni tam anlamıyla 
geriyordu. Bir gün yatağınıza uyumaya gittiğinizi düşünün ve uyandığınızda başka bir
gerçeklikte olduğunuzu. Eğer şanslıysanız ilkim şartları sizi hemen öldürmez , ya da 
orada yaşayanlar. Ve eğer çok ama çok şanslıysanız geri dönüş yolunuzu bulabilirsiniz. 
Sonunda ise eğer super şanslıysanız siz yokken dünyanızdaki zaman normal hızında 
devam eder. Kimse o kadar şanslı değildir. İnsanlar her zaman kaybolurlar.Sadece 
kaybolurlar ve bir daha asla geri dönmezler. Bir de şekilsiz Shades’ler var, karanlıkta 
yaşayan ve her yaşayanı kendi yollarına çekip, sonuna kadar emen yaratıklar. İşleri 
bittiği zaman bıraktığı cesetlerde solucanlar bile yaşayamaz – tabii arkalarında ceset 
bırakırlarsa. Onları uzak tutabilmek için tek yapabileceğiniz ışıkta yürümek. Ailenizin 
kuralları doğru değil. Karanlıktan korkun. Ve eğer yatağınızın altında bir canavar 
olduğunu düşünüyorsunuz, gerçekten yatağınızın altında bir canavar vardır. Kalkın ve 
bir bakın. 
Dünya gezegenine hoş geldiğiniz. 
Burası artık bizim dünyamız – kendi kurallarını bilmeyen dünyamız. Ve böyle bir 
dünyanın içinde kaldığınız zaman eğer o kurallarını bilmiyorsa siz kendi kurallarınızı 
icat edin. Artık hepimiz mağara adamıyız. Ne kadar büyük ve kötü olursanız o kadar 
hayatta kalma şansınız artar. Bir silah kapın ve koşmaya alışın. Hızlı. 
Dublin’e hoş geldiniz – DYS – Duvar Yıkıldıktan Sonraki. Hepiniz dünya üzerinde ne 
kaldıysa onları ele geçirmek için uğraşıyoruz. 
Perilerin kralları , kraliçeleri yok. İki ölümsüz ve psikopat Unseelie prensesi bütün 
ırklara hükmedebilmek için ölesiye savaşıyor. İnsanların hükümeti yok. Ve eğer 
olsaydı da kimse onları dinlemezdi. Burada tam bir kaos var. 
Ben Dani ‘Mega’ O’Malley. 
Sadece on dört yaşındayım. 
Bu yıl DYS’nın bana göre olduğunu anladım ve Dublin sokakları benim evim. Dışarıda 
bir savaş var. Hiçbir gün birbiriyle aynı değil. 
Ve burası dışında olmak istediğim hiçbir yer yok.
Ice Ice Baby 
Duvara çarptım. 
Bu da nereden çıkmıştı böyle? 
Koca duvarı nasıl görmedim ben böyle? Bütün görüşüm bulandı ve bir süre 
göremedim. En sonunda dengemi sağladığımda bile hala görüşüm bulanıktı. Bir 
duvara öyle sert çarpmıştım ki kendimi geçici olarak kör etmiştim. Yüzüm günlerce 
siyah – mavi morluklarla dolacaktı. Ne kadar utanç verici! Harika! Yüzümde yaptığım 
hatanın izleriyle yürüyecektim ve herkes bunu görecekti. 
Birkaç değerli anı kendime gelmekle harcarken şöyle düşündüm : İyi ki duvara çarptım 
bir düşmana değil. 
Işık hızına geçmişken nasıl hareket etmem gerektiğini biliyordum. Çünkü o kadar hızlı 
hareket etmenin bir bedeli vardı. Eğer dikkatli olmazsanız yolunuza çıkan bir duvar 
beyninizin burnunuzdan akmasına neden olabilirdi. Yere oturdum ve kendime 
gelmeye çalıştım. 
‘ Dikkatsiz , Mega.’ dedim ve neye çarptığımı anlamak için elimi uzatıp , duvarı 
yokladım. 
‘ Ellediğin şey benim aletim.’ dedi Ryodan. 
Anında elimi çektim. ‘ Gah!’ Kusmamak için kendimi zor tutuyordum. Yüzüm 
hissedebiliyordu – çünkü alev almaya başlamıştı. Nasıl bir evren beni duvar olduğunu 
düşünürken bir penisi elimin içine almaya itip böyle hissetmeme neden oluyordu? 
Sonra bunun Ryodan olduğunu hatırladım ve hırladım. ‘ Bilerek yaptın.’ dedim. ‘ Elimi 
uzattığımı gördün ve oraya geçtin.’
‘ Ve bunu neden yapmış olabilirim?’ 
Ryodan’ın çok garip bir soru sorma anlayışı vardı. Cümleleri öyle kuruyordu ki 
sonunda soru işareti olmuyordu. Biz soru sorarken sesimiz alçalıp , yükselirken onda 
çok düz bir şekilde çıkıyordu. Neden bilmiyorum ama bu beni çok gıcık ediyordu. ‘ 
Beni utandırmak , aptal yerine koymak için.Her zaman kendi çıkarların için uğraşırsın 
sen , dimi?’ Ryodan beni deli ediyordu. Ona dayanamıyordum. 
‘ Dikkatsizlik iyi bir şey değil.’ Dedi Ryodan. ‘ Seni öldürebilirdim. Aklını başına al , 
çocuk. Nereye gittiğine bir bak.’ 
Görüşüm netleşmeye başladı. ‘ Nereye. Gittiğimi . Biliyorum. Ben’ dedim kızgın bir 
sesle. ‘ Sen benim yoluma çıktın.’ 
Yukarı ona doğru baktım. Adam upuzundu. Geniş gövdesini arkadaki birkaç ışık 
aydınlatıyordu ve nasıl oluyorsa hep ışıkları arkasında tutmayı çok iyi beceriyordu. Her 
zamanki gibi hafif şekilde gülümsüyordu sanki bizler ondan daha aşağıyı 
ölümlülermişiz gibi. 
‘ Ben aşağılık bir ölümlü değilim.’ 
‘ Öylesin demedim. Hatta benim radarıma girdiğine göre aşağılık hiçbir yanın yok. ‘ 
‘ O zaman radarından çıkar.’ 
‘ Yapamam.’ 
Yine o his geri döndü. Bundan çok uzun olmayan bir zaman önce Ryodan beni en 
sevdiğim su yolunda bulmuştu. Bana benim için bir işi olduğunu söylemişti ve bende 
onu reddetmiştim. O zamandan beri kendime benim yerime başkasını bulduğunu 
söylüyordum. 
Ryodan ve adamlarına bulaşmak istemiyordum. İçimde bir his onlarla iş yapanların bir 
daha ‘işten’ kurtaramayacaklarını söylüyordu. Elbette bu benim Chester’ın çevresinde 
dolaşmamı engellememişti. 
Düşmanlarının ne olduğunu bilmek zorundaydım. Ryodan benden bir şey istiyordu ve 
bende o istediğinin ne olduğunu bulmak zorundaydım. Geçen hafta gizlice kulübe 
girdiğimde orada olduğumu kimse bilmiyordu. Eminim adamları beni hissetmişti ama 
umursamamışlardı. Ve gördüklerim yüzümün alev almasına yeterdi. 
Şimdi bile hatırlayınca yüzümün utançta kıpkırmızı oluyordu.
‘ Senin raporunu bekliyordum , Dani. Benim bilmediğim bir tehlike ile karşılaşmış 
olmalısın ki rapor vermedin.’ 
İş için rapor mı ? Götüm. Ben kimseye cevap vermem. ‘Bunu son kez söylüyorum. 
Hayatta olmayacak. ‘^ 
‘ Anlamıyorsun. Sana seçenek tanımıyorum. ‘ 
‘ Anlamıyorsun. Tanımana gerek yok. Sen benim patronum değilsin.’ 
‘ Patronum olmamı dilesen iyi olur , çocuk. Çünkü benim şehrimi riske atıyorsun. Ve 
ben böyle durumlarla iki şekilde idare ederim. İlki onlara işe alırım. ‘ 
Gözlerindeki bakış ikinci seçeneğin ne olduğunu bilmek istemeyeceğimi söylüyordu. 
Ve bende ona uydum. ‘ Burasının Barrons’un şehri olduğunu sanıyordum.’ 
Ryodan söylediğimi duymazdan geldi. ‘ Bir risksin. Çok hızlı , çok güçlü ve çok 
aptalsın.‘ 
‘ Benim aptal hiçbir tarafım yok. Hızlı ve güçlü olduğum kesin tabii. ‘ dedim kasılarak. ‘ 
Bu yüzden ben en iyinin de iyisiyim. Dani Mega O’Malley. Bu yüzden bana Mega 
diyorlar. Bende kimsede olmayan güçler var.‘ 
‘ Doğru değil. Mesela bilgelik , azıcık aklını kullanmak gibi. Savaşını seçmek ile 
hormonlarının kararlarını etkilemesine izin vermek arasında dağlar kadar fark var.’ 
Ah! Benim hormonlarım gayet yerinde! Ben gerçeğim , yüzde yüz hayatta olan gerçek 
bir super kahramanım. 
‘ Hormonlarım benim düşüncelerimi etkilemez , yoldan çekilirler. ‘ 
‘ Sen insansın, nefes almanı bile hormonların etkiyor.Ve benim hakkımda bir bok 
bilmek için henüz çok geçsin.’ 
‘ Hiçbir şeyi bilmek için genç değilim ben. Senin ve diğer dostlarının her Allahın günü 
seks yaptığınızı biliyorum. O tutuğunuz kadınları gördüm bi’ –‘ Anında çenemi 
kapattım. 
‘ Ne gördün…’ 
‘ Hiçbir şey. Hiçbir şey görmedim.’ Normalde ağzımdan böyle şeyleri kaçırmazdım ama 
bu günlerde bana garip şeyler oluyordu. Modum devamlı değişen rollercoaster 
gibiydi. Söylemem gereken şeyleri söyleyip duruyordum. Özellikle birisi etrafta bana 
patron ayağı taslayıp , çocuk diye hitap ederken.
‘ Dördüncü katta mıydın sen?’ Ryodan’ın gözleri korkunç bir hal aldı. Gerçi bu 
Ryodan’dı , her zaman korkunç gözleri olan ahbap. 
‘ Dördüncü katta neymiş?’ dedim masumca. Ama bir saniye bile kanmadı. Dördüncü 
kat porno filmlerinden fırlamış gibiydi. 
Gülümsedi ve ben o gülümseyince nefret ediyordum. ‘ Çocuk , ölümle flörtleşiyorsun.’ 
‘ Önce beni yakalaman gerek.’ 
Boş bir sözdü. İkimizde biliyorduk ki beni yakalayabilirdi. 
Ceviri Onokumalar.com. Iced , Ateş Serisinin yan serisi. Kitabın ülkemizde yayın 
hakları henüz alınmadı umarız en yakın zamanda bir yayınevi alır , çünkü en az Ateş 
serisi kadar muhteşem bir seri. 
Ateş Serisini okumayanlara ise şiddetle tavsiye ederiz.

Iced Serisi Bir

  • 1.
    GİRİŞ Dublin ,sana da ‘ Merhaba’ Kendi kurallarını bilmeyen bir dünya hayal edin. Cep telefonları yok , internet yok ,mağazalar yok , para yok ve legal sistem yok. Dünya popülasyonunun üçü bir gecede yok oldu ve bu sayı her an daha da artmakta. İnsan ırkı tükenmenin eşiğinde. Uzun bir zaman önce Periler kendi dünyalarını yok etti ve bizimkini almaya karar verdiler. Tarih onların bu kararı m.ö on binli ile üç binli yıllar arasında karar verdiğini söylüyor ama tarihçiler yanılabilir. Jericho Barrons ise onların ilk güneş ışığından beri burada olduğunu söylemekte. Bunu en iyi o biliyor olmalı çünkü eminim ki o da o zamandan beridir bu dünya da. Uzun zaman önce dünyalarımızın arasında bir duvar vardı. Birkaç çatlak hariç , sıkı bir bariyerdi. Unseelie’i uzakta tutan bir hapishane. Şimdi ise duvar yıkıldı ve hapishane duvarları küle çevrildi. Bütün Peri diyarı artık özgürdü. Ölümcül Karanlık Saray ve güçlü Aydınlık Saray ki onlarda en az karanlık olan kadar ölümcül , yalnız diğerlerinden daha iyi görünüşlü. Bir peri hep bir peridir. Hiç birine asla güvenme. Hepimiz öldürülmesi imkansız yaratıklar tarafında avlanıyoruz. Ve en sevdiği yemekler ne mi? İnsanlar. Ve daha kötüsü olmazmış gibi bir de gerçeklikten kopmuş Peri paçaları vardı. Önlerine çıkan her şeyi yutan. Onlar görülmesi zor mutlak karanlıklardı. Eğer yeterince dikkatli olmazsanız , onların yoluna doğru yürüyebilirsiniz. Duvarın düştüğü akşam , Peri’lerin içinde de çatlaklıklar oluştu. Hatta bazıları Günlerin Holünün değiştiğini , dünyamıza yeni portalar açtığını söylüyorlar. Bu söylenti beni tam anlamıyla geriyordu. Bir gün yatağınıza uyumaya gittiğinizi düşünün ve uyandığınızda başka bir
  • 2.
    gerçeklikte olduğunuzu. Eğerşanslıysanız ilkim şartları sizi hemen öldürmez , ya da orada yaşayanlar. Ve eğer çok ama çok şanslıysanız geri dönüş yolunuzu bulabilirsiniz. Sonunda ise eğer super şanslıysanız siz yokken dünyanızdaki zaman normal hızında devam eder. Kimse o kadar şanslı değildir. İnsanlar her zaman kaybolurlar.Sadece kaybolurlar ve bir daha asla geri dönmezler. Bir de şekilsiz Shades’ler var, karanlıkta yaşayan ve her yaşayanı kendi yollarına çekip, sonuna kadar emen yaratıklar. İşleri bittiği zaman bıraktığı cesetlerde solucanlar bile yaşayamaz – tabii arkalarında ceset bırakırlarsa. Onları uzak tutabilmek için tek yapabileceğiniz ışıkta yürümek. Ailenizin kuralları doğru değil. Karanlıktan korkun. Ve eğer yatağınızın altında bir canavar olduğunu düşünüyorsunuz, gerçekten yatağınızın altında bir canavar vardır. Kalkın ve bir bakın. Dünya gezegenine hoş geldiğiniz. Burası artık bizim dünyamız – kendi kurallarını bilmeyen dünyamız. Ve böyle bir dünyanın içinde kaldığınız zaman eğer o kurallarını bilmiyorsa siz kendi kurallarınızı icat edin. Artık hepimiz mağara adamıyız. Ne kadar büyük ve kötü olursanız o kadar hayatta kalma şansınız artar. Bir silah kapın ve koşmaya alışın. Hızlı. Dublin’e hoş geldiniz – DYS – Duvar Yıkıldıktan Sonraki. Hepiniz dünya üzerinde ne kaldıysa onları ele geçirmek için uğraşıyoruz. Perilerin kralları , kraliçeleri yok. İki ölümsüz ve psikopat Unseelie prensesi bütün ırklara hükmedebilmek için ölesiye savaşıyor. İnsanların hükümeti yok. Ve eğer olsaydı da kimse onları dinlemezdi. Burada tam bir kaos var. Ben Dani ‘Mega’ O’Malley. Sadece on dört yaşındayım. Bu yıl DYS’nın bana göre olduğunu anladım ve Dublin sokakları benim evim. Dışarıda bir savaş var. Hiçbir gün birbiriyle aynı değil. Ve burası dışında olmak istediğim hiçbir yer yok.
  • 3.
    Ice Ice Baby Duvara çarptım. Bu da nereden çıkmıştı böyle? Koca duvarı nasıl görmedim ben böyle? Bütün görüşüm bulandı ve bir süre göremedim. En sonunda dengemi sağladığımda bile hala görüşüm bulanıktı. Bir duvara öyle sert çarpmıştım ki kendimi geçici olarak kör etmiştim. Yüzüm günlerce siyah – mavi morluklarla dolacaktı. Ne kadar utanç verici! Harika! Yüzümde yaptığım hatanın izleriyle yürüyecektim ve herkes bunu görecekti. Birkaç değerli anı kendime gelmekle harcarken şöyle düşündüm : İyi ki duvara çarptım bir düşmana değil. Işık hızına geçmişken nasıl hareket etmem gerektiğini biliyordum. Çünkü o kadar hızlı hareket etmenin bir bedeli vardı. Eğer dikkatli olmazsanız yolunuza çıkan bir duvar beyninizin burnunuzdan akmasına neden olabilirdi. Yere oturdum ve kendime gelmeye çalıştım. ‘ Dikkatsiz , Mega.’ dedim ve neye çarptığımı anlamak için elimi uzatıp , duvarı yokladım. ‘ Ellediğin şey benim aletim.’ dedi Ryodan. Anında elimi çektim. ‘ Gah!’ Kusmamak için kendimi zor tutuyordum. Yüzüm hissedebiliyordu – çünkü alev almaya başlamıştı. Nasıl bir evren beni duvar olduğunu düşünürken bir penisi elimin içine almaya itip böyle hissetmeme neden oluyordu? Sonra bunun Ryodan olduğunu hatırladım ve hırladım. ‘ Bilerek yaptın.’ dedim. ‘ Elimi uzattığımı gördün ve oraya geçtin.’
  • 4.
    ‘ Ve bununeden yapmış olabilirim?’ Ryodan’ın çok garip bir soru sorma anlayışı vardı. Cümleleri öyle kuruyordu ki sonunda soru işareti olmuyordu. Biz soru sorarken sesimiz alçalıp , yükselirken onda çok düz bir şekilde çıkıyordu. Neden bilmiyorum ama bu beni çok gıcık ediyordu. ‘ Beni utandırmak , aptal yerine koymak için.Her zaman kendi çıkarların için uğraşırsın sen , dimi?’ Ryodan beni deli ediyordu. Ona dayanamıyordum. ‘ Dikkatsizlik iyi bir şey değil.’ Dedi Ryodan. ‘ Seni öldürebilirdim. Aklını başına al , çocuk. Nereye gittiğine bir bak.’ Görüşüm netleşmeye başladı. ‘ Nereye. Gittiğimi . Biliyorum. Ben’ dedim kızgın bir sesle. ‘ Sen benim yoluma çıktın.’ Yukarı ona doğru baktım. Adam upuzundu. Geniş gövdesini arkadaki birkaç ışık aydınlatıyordu ve nasıl oluyorsa hep ışıkları arkasında tutmayı çok iyi beceriyordu. Her zamanki gibi hafif şekilde gülümsüyordu sanki bizler ondan daha aşağıyı ölümlülermişiz gibi. ‘ Ben aşağılık bir ölümlü değilim.’ ‘ Öylesin demedim. Hatta benim radarıma girdiğine göre aşağılık hiçbir yanın yok. ‘ ‘ O zaman radarından çıkar.’ ‘ Yapamam.’ Yine o his geri döndü. Bundan çok uzun olmayan bir zaman önce Ryodan beni en sevdiğim su yolunda bulmuştu. Bana benim için bir işi olduğunu söylemişti ve bende onu reddetmiştim. O zamandan beri kendime benim yerime başkasını bulduğunu söylüyordum. Ryodan ve adamlarına bulaşmak istemiyordum. İçimde bir his onlarla iş yapanların bir daha ‘işten’ kurtaramayacaklarını söylüyordu. Elbette bu benim Chester’ın çevresinde dolaşmamı engellememişti. Düşmanlarının ne olduğunu bilmek zorundaydım. Ryodan benden bir şey istiyordu ve bende o istediğinin ne olduğunu bulmak zorundaydım. Geçen hafta gizlice kulübe girdiğimde orada olduğumu kimse bilmiyordu. Eminim adamları beni hissetmişti ama umursamamışlardı. Ve gördüklerim yüzümün alev almasına yeterdi. Şimdi bile hatırlayınca yüzümün utançta kıpkırmızı oluyordu.
  • 5.
    ‘ Senin raporunubekliyordum , Dani. Benim bilmediğim bir tehlike ile karşılaşmış olmalısın ki rapor vermedin.’ İş için rapor mı ? Götüm. Ben kimseye cevap vermem. ‘Bunu son kez söylüyorum. Hayatta olmayacak. ‘^ ‘ Anlamıyorsun. Sana seçenek tanımıyorum. ‘ ‘ Anlamıyorsun. Tanımana gerek yok. Sen benim patronum değilsin.’ ‘ Patronum olmamı dilesen iyi olur , çocuk. Çünkü benim şehrimi riske atıyorsun. Ve ben böyle durumlarla iki şekilde idare ederim. İlki onlara işe alırım. ‘ Gözlerindeki bakış ikinci seçeneğin ne olduğunu bilmek istemeyeceğimi söylüyordu. Ve bende ona uydum. ‘ Burasının Barrons’un şehri olduğunu sanıyordum.’ Ryodan söylediğimi duymazdan geldi. ‘ Bir risksin. Çok hızlı , çok güçlü ve çok aptalsın.‘ ‘ Benim aptal hiçbir tarafım yok. Hızlı ve güçlü olduğum kesin tabii. ‘ dedim kasılarak. ‘ Bu yüzden ben en iyinin de iyisiyim. Dani Mega O’Malley. Bu yüzden bana Mega diyorlar. Bende kimsede olmayan güçler var.‘ ‘ Doğru değil. Mesela bilgelik , azıcık aklını kullanmak gibi. Savaşını seçmek ile hormonlarının kararlarını etkilemesine izin vermek arasında dağlar kadar fark var.’ Ah! Benim hormonlarım gayet yerinde! Ben gerçeğim , yüzde yüz hayatta olan gerçek bir super kahramanım. ‘ Hormonlarım benim düşüncelerimi etkilemez , yoldan çekilirler. ‘ ‘ Sen insansın, nefes almanı bile hormonların etkiyor.Ve benim hakkımda bir bok bilmek için henüz çok geçsin.’ ‘ Hiçbir şeyi bilmek için genç değilim ben. Senin ve diğer dostlarının her Allahın günü seks yaptığınızı biliyorum. O tutuğunuz kadınları gördüm bi’ –‘ Anında çenemi kapattım. ‘ Ne gördün…’ ‘ Hiçbir şey. Hiçbir şey görmedim.’ Normalde ağzımdan böyle şeyleri kaçırmazdım ama bu günlerde bana garip şeyler oluyordu. Modum devamlı değişen rollercoaster gibiydi. Söylemem gereken şeyleri söyleyip duruyordum. Özellikle birisi etrafta bana patron ayağı taslayıp , çocuk diye hitap ederken.
  • 6.
    ‘ Dördüncü kattamıydın sen?’ Ryodan’ın gözleri korkunç bir hal aldı. Gerçi bu Ryodan’dı , her zaman korkunç gözleri olan ahbap. ‘ Dördüncü katta neymiş?’ dedim masumca. Ama bir saniye bile kanmadı. Dördüncü kat porno filmlerinden fırlamış gibiydi. Gülümsedi ve ben o gülümseyince nefret ediyordum. ‘ Çocuk , ölümle flörtleşiyorsun.’ ‘ Önce beni yakalaman gerek.’ Boş bir sözdü. İkimizde biliyorduk ki beni yakalayabilirdi. Ceviri Onokumalar.com. Iced , Ateş Serisinin yan serisi. Kitabın ülkemizde yayın hakları henüz alınmadı umarız en yakın zamanda bir yayınevi alır , çünkü en az Ateş serisi kadar muhteşem bir seri. Ateş Serisini okumayanlara ise şiddetle tavsiye ederiz.