Vaktiniz varsa,       ve de biraz
biraz eğlenmek      düşünmek için…




 16.12.2010 04:08
Önce; biraz düşünmek için…




   Mutlu olduğunuz zaman, size bu
    mutluluğu veren faziletlerinizi
      sonradan kaybetmeyiniz!


                              A. Maurois




                                           2
Selahattin PINAR
        &
   Afife JALE
       Aşkı

                   “Bir Bahar Akşamı
                     Rastladım Size…”


                      Can Dündar        3
1902 doğumlu Selahattin PINAR,          1902 doğumlu Afife JALE,




Ticaret Mektebi'ni bırakıp müziğe       İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde
                             başladı.      okuyordu.
           Oysa babası eski Denizli     Ama onun aklı tiyatrodaydı. Oysa
       Milletvekili Sadık Bey, onun        o yıllarda, Müslüman kadınların
         hukukçu olmasını istiyordu.       sahneye çıkmaları yasaktı.
    Bir gün Denizli'den gelen eşraf     Buna rağmen 16 yaşında talebe
   için kurulmuş bir sofrada Sadık         olarak Darulbedai'ye başvurdu
              Bey'e oğlunu sordular;       ve kabul edildi.
 Selahattin de sofradaydı. Sadık        Babası Hidayet Bey, kızını bu
    Bey, o yokmuş gibi “Selahattin         sevdadan vazgeçirmek için çok
      çalgıcı oldu” dedi. Selahattin       uğraştı. Başaramayınca
                     ayağa fırladı ve      sertleşti. Ona “Fahişe” dediği
      “Babacığım, rica ederim! Ben         bir gün “Benim Afife diye bir
     çalgıcı değil, sanatkârım” diye       kızım yok” diye gürledi.
                         itiraz etti.   Zaten Afife artık sahnede, “Jale”
       Sadık Bey, pek sevimsiz bir         adını kullanıyordu.
         küfürle yanıtladı bu çıkışı.   Sanatı için baba evini terk etti…
                                                                       4
Bunun üzerine Selahattin               Afife Jale ise Darulbedai'de
   Pınar, ceketini alıp sofrayı terk      sahneye çıkıp “Tiyatrodaki ilk
   etti. Kapıdan çıkarken döndü           Müslüman kadın oyuncu” olarak
   ve babasına şöyle dedi;                tarihe geçmiş, ancak tiyatro
Bir gün gelecek, benim adımla             zaptiye tarafından basılınca
   anılacaksınız.                         kapı önüne konulmuştu.
Sadık Bey, yanı başında duran gaz
   lambasını oğluna doğru fırlattı.
   Çıkan yangını güç bela
   söndürdüler.
Selahattin kapıyı çarpıp çıkmıştı
   bile.
                                       İşsiz, sahnesiz ve kimsesizdi.
Asla baba evine geri
   dönmeyecekti…                       Acısını yatıştırıcı haplarla
                                          dindirmeye çalışıyordu.



                                                                        5
İkisi de 25 yaşındaydı.
Belki de güftedeki gibi Hicaz makamındaki o Selahattin Pınar
   bestesindeki gibi
“Bir Bahar Akşamı” rastlaştılar Kuşdili Çayırında...
Hafız Burhan konserinde...
Selahattin Pınar, üstadın arkasında tambur çalıyordu.
Nicedir saz salonlarının en sevilen besteci ve icracılarındandı.




                                                                   6
“İçimde uyanan eski bir arzu, dedi ki yıllardır aradığın bu.
Şimdi soruyorum büküp boynumu, daha önceleri neredeydiniz?”
   dediler ve evlenmeye karar verdiler.




                                                               7
Gençliklerini acılar içinde harcamışlardı. Evlenince hayat boyu
   ıskaladıkları her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar.
Evde saklambaç oynadılar. Bahçede enginar yetiştirip yarıştılar.
“Bir çocuk resmi” kıvamında şiirler yazdılar.
Pınar çaldı; Afife dinledi. Ancak güzel günler uzun sürmedi.




                                                                   8
Ama Pınar, eşine öfkeden çok,
                                       merhamet duyuyordu. Onu
              Afife, tiyatrosuz        hayata döndürebilmek için
  yaşayamıyordu ve tiyatronun          çırpınmaya başladı.
      boşluğunu uyuşturucularla     Sürekli melankolik besteler
                  dolduruyordu.        yapar olmuştu.
        Suriye'li bir eczacı onu    “Nereden Sevdim O Zalim
            morfine alıştırmıştı.      Kadını”,
                                    “Yalnız Benim Ol, El Yüzüne
Selahattin Pınar, bir gün eşinin       Bakma Sakın Sen”,
       öğle uykusu için çekildiği   “Ne Demiştin Niçin Caydın
      odanın anahtar deliğinden        Sözünden” bunlardan
     içeri baktığında, damarına        yalnızca bir kaçıydı.
   morfin şırınga ettiğini gördü    Çırpındılar, bu gidişi geri
                       ve çöktü.       çevirebilmek için...
  Morfin için eczacıyla ilişkiye    Olmadı!
                 girmişti Afife.    Selahattin Pınar, kendisi de
                                       morfin tuzağına düşer gibi
                                       oldu.

                                                               9
Bunun üzerine Afife, “Terk et beni” diye yalvardı ona.
“Yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim” dedi.
Pınar, 6 ay sonra Afife Jale'yi terk etti.
Şimdi ikisi için de en kötü yıllar başlıyordu.
Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp
   kalkar, aşevlerinde karnını doyururken, ayrıldığı eşinin
   kendisinin ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip
   ağlardı.
Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin
   Pınar ise, hiç birlikte yatmadığı bu ikinci eşinden kısa sürede
   ayrıldı.




                                                                     10
Afife Jale, kimsesizliğin, terk edilmişliğin, yoksulluğun son
   durağı olan Balıklı Rum Hastanesi'nde bir deri bir kemik veda
   etti hayata…
Ölümü gazetelere haber bile olmadı.
Cenazesine 4 kişi katıldı.
Mezar yeri de mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup
   gitti.
Unutuldu.




                                                               11
Selahattin Pınar, Afife'nin ölümünün ardından paraladı kendini...
“Ayrılık Yarı Ölmekmiş”,
“Kalbim Yine Üzgün, Seni Andım da Derinden”,
“Bakışı Çağırır Beni Uzaktan”
gibi nice, hicran dolu besteye imza attı.




                                                               12
Son katıldığı radyo programında “Hatıralar” şarkısını seslendirdi;
“Beni de alın koynunuza hatıralar. Dolanıp kalayım bir an
   boynunuza hatıralar...”




                                                                13
Bir süre sonra müdavimi olduğu Todori meyhanesine
   gitti, doktorların yasak ettiği ne varsa hepsini ısmarlayıp
   sofrayı donattı.
Rakısını yudumlarken, son nefesini verdi.




                                                                 14
“Her yıl ölüm yıldönümümde mezarıma bir büyük rakı dökün” diye
  vasiyet etti.
58 yıllık ömrünün son yolculuğuna mezarlıkta kendi bestesi
  çalınarak uğurlandı;
“Söndü yâdımda akisler gibi aşkın seheri...”




                                                             15

Bir bahar aksami

  • 1.
    Vaktiniz varsa, ve de biraz biraz eğlenmek düşünmek için… 16.12.2010 04:08
  • 2.
    Önce; biraz düşünmekiçin… Mutlu olduğunuz zaman, size bu mutluluğu veren faziletlerinizi sonradan kaybetmeyiniz! A. Maurois 2
  • 3.
    Selahattin PINAR & Afife JALE Aşkı “Bir Bahar Akşamı Rastladım Size…” Can Dündar 3
  • 4.
    1902 doğumlu SelahattinPINAR, 1902 doğumlu Afife JALE, Ticaret Mektebi'ni bırakıp müziğe İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde başladı. okuyordu. Oysa babası eski Denizli Ama onun aklı tiyatrodaydı. Oysa Milletvekili Sadık Bey, onun o yıllarda, Müslüman kadınların hukukçu olmasını istiyordu. sahneye çıkmaları yasaktı. Bir gün Denizli'den gelen eşraf Buna rağmen 16 yaşında talebe için kurulmuş bir sofrada Sadık olarak Darulbedai'ye başvurdu Bey'e oğlunu sordular; ve kabul edildi. Selahattin de sofradaydı. Sadık Babası Hidayet Bey, kızını bu Bey, o yokmuş gibi “Selahattin sevdadan vazgeçirmek için çok çalgıcı oldu” dedi. Selahattin uğraştı. Başaramayınca ayağa fırladı ve sertleşti. Ona “Fahişe” dediği “Babacığım, rica ederim! Ben bir gün “Benim Afife diye bir çalgıcı değil, sanatkârım” diye kızım yok” diye gürledi. itiraz etti. Zaten Afife artık sahnede, “Jale” Sadık Bey, pek sevimsiz bir adını kullanıyordu. küfürle yanıtladı bu çıkışı. Sanatı için baba evini terk etti… 4
  • 5.
    Bunun üzerine Selahattin Afife Jale ise Darulbedai'de Pınar, ceketini alıp sofrayı terk sahneye çıkıp “Tiyatrodaki ilk etti. Kapıdan çıkarken döndü Müslüman kadın oyuncu” olarak ve babasına şöyle dedi; tarihe geçmiş, ancak tiyatro Bir gün gelecek, benim adımla zaptiye tarafından basılınca anılacaksınız. kapı önüne konulmuştu. Sadık Bey, yanı başında duran gaz lambasını oğluna doğru fırlattı. Çıkan yangını güç bela söndürdüler. Selahattin kapıyı çarpıp çıkmıştı bile. İşsiz, sahnesiz ve kimsesizdi. Asla baba evine geri dönmeyecekti… Acısını yatıştırıcı haplarla dindirmeye çalışıyordu. 5
  • 6.
    İkisi de 25yaşındaydı. Belki de güftedeki gibi Hicaz makamındaki o Selahattin Pınar bestesindeki gibi “Bir Bahar Akşamı” rastlaştılar Kuşdili Çayırında... Hafız Burhan konserinde... Selahattin Pınar, üstadın arkasında tambur çalıyordu. Nicedir saz salonlarının en sevilen besteci ve icracılarındandı. 6
  • 7.
    “İçimde uyanan eskibir arzu, dedi ki yıllardır aradığın bu. Şimdi soruyorum büküp boynumu, daha önceleri neredeydiniz?” dediler ve evlenmeye karar verdiler. 7
  • 8.
    Gençliklerini acılar içindeharcamışlardı. Evlenince hayat boyu ıskaladıkları her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar. Evde saklambaç oynadılar. Bahçede enginar yetiştirip yarıştılar. “Bir çocuk resmi” kıvamında şiirler yazdılar. Pınar çaldı; Afife dinledi. Ancak güzel günler uzun sürmedi. 8
  • 9.
    Ama Pınar, eşineöfkeden çok, merhamet duyuyordu. Onu Afife, tiyatrosuz hayata döndürebilmek için yaşayamıyordu ve tiyatronun çırpınmaya başladı. boşluğunu uyuşturucularla Sürekli melankolik besteler dolduruyordu. yapar olmuştu. Suriye'li bir eczacı onu “Nereden Sevdim O Zalim morfine alıştırmıştı. Kadını”, “Yalnız Benim Ol, El Yüzüne Selahattin Pınar, bir gün eşinin Bakma Sakın Sen”, öğle uykusu için çekildiği “Ne Demiştin Niçin Caydın odanın anahtar deliğinden Sözünden” bunlardan içeri baktığında, damarına yalnızca bir kaçıydı. morfin şırınga ettiğini gördü Çırpındılar, bu gidişi geri ve çöktü. çevirebilmek için... Morfin için eczacıyla ilişkiye Olmadı! girmişti Afife. Selahattin Pınar, kendisi de morfin tuzağına düşer gibi oldu. 9
  • 10.
    Bunun üzerine Afife,“Terk et beni” diye yalvardı ona. “Yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim” dedi. Pınar, 6 ay sonra Afife Jale'yi terk etti. Şimdi ikisi için de en kötü yıllar başlıyordu. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp kalkar, aşevlerinde karnını doyururken, ayrıldığı eşinin kendisinin ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip ağlardı. Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin Pınar ise, hiç birlikte yatmadığı bu ikinci eşinden kısa sürede ayrıldı. 10
  • 11.
    Afife Jale, kimsesizliğin,terk edilmişliğin, yoksulluğun son durağı olan Balıklı Rum Hastanesi'nde bir deri bir kemik veda etti hayata… Ölümü gazetelere haber bile olmadı. Cenazesine 4 kişi katıldı. Mezar yeri de mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup gitti. Unutuldu. 11
  • 12.
    Selahattin Pınar, Afife'ninölümünün ardından paraladı kendini... “Ayrılık Yarı Ölmekmiş”, “Kalbim Yine Üzgün, Seni Andım da Derinden”, “Bakışı Çağırır Beni Uzaktan” gibi nice, hicran dolu besteye imza attı. 12
  • 13.
    Son katıldığı radyoprogramında “Hatıralar” şarkısını seslendirdi; “Beni de alın koynunuza hatıralar. Dolanıp kalayım bir an boynunuza hatıralar...” 13
  • 14.
    Bir süre sonramüdavimi olduğu Todori meyhanesine gitti, doktorların yasak ettiği ne varsa hepsini ısmarlayıp sofrayı donattı. Rakısını yudumlarken, son nefesini verdi. 14
  • 15.
    “Her yıl ölümyıldönümümde mezarıma bir büyük rakı dökün” diye vasiyet etti. 58 yıllık ömrünün son yolculuğuna mezarlıkta kendi bestesi çalınarak uğurlandı; “Söndü yâdımda akisler gibi aşkın seheri...” 15