SlideShare a Scribd company logo
Tantrik Budizm’in en ulvi törenlerinden biri. Öyle kutsal ki sadece iki yılda
bir yapılıyor ve bizzat Dalai Lama’nın kendisi yönetiyor. Kalachakra bu yıl
Hindistan’ın kuzeyindeki Himalayalar ve Karakurum Dağları’nın eteğindeki
dağ çölü Ladakh’ta yapıldı. Gerçek içe dönüş için gidilmesi gereken sarsıcı bir
coğrafyada, muhteşem bir deneyim. Richard Gere bile bizle aynı fikirde!
KALACHAKRA
YAZI Ilgın Yorulmaz FOTOĞRAFLAR Tunç Yorulmaz
7000 metre
yükseklikteki
Himalayalar
fonunda
dalgalanan dua
bayrakları...
Dünyanın çatısında
cesaret, neşe,
aydınlanma:
2 G 11/14
Hemis Manastırı‘nda
yapılan maske
dansında iyi ve kötü
karşı karşıya. Dansın
sonunda kötülük
kaynağı nefs
yenilgiye uğruyor.
4 G 11/14
B
unDan Tam BiR yıL
önce hayatın iniş-
çıkışlarından bunalmış bir
halde günlük işlerimi gö-
rürken buralardan kısacık
bir süre bile olsa gitmenin bana ne ka-
dar iyi geleceğini düşünüyordum. Keşke
uzak diyarlara kaçsam ama yanımda sev-
diğim arkadaşlarım da olsa…
Gidebileceğim yerleri düşünürken
aklıma UNESCO Dünya Kültür Mirası
listesi geldi. Listeye her gün düzenli şe-
kilde bakmaya başladım ama bir sonra-
ki aşamaya, yani başımı alıp gitmeye bir
türlü cesaret edemiyordum. Derken gün-
lerden bir gün, listeyi o kadar çok ince-
lemiş olmayım ki orada yer alan isim-
lerden hatırı sayılır bir kısmının tapı-
nak, mabed veya bir şekilde kutsal ve ka-
dim yerler olduğu kafama dank etti. Ta-
kip ettiğim tasavvuf sohbetleri, meditas-
yon ve yoga çalışmaları vardı ve kutsal
yerler bir şekilde inanılmaz derecede be-
ni çekiyordu.
Nasıl oldu, kim söyledi hiç hatırlamı-
yorum ama internette kadim yerlerle il-
gili araştırma yaparken karşıma Ladakh
çıktı. Hindistan’ın tüm bilindik yerlerin-
den haberdar olmama karşın bu bölge-
sini ilk defa duyuyordum. Jammu Kash-
mir eyaletinde, solunda buraya hak id-
dia eden Pakistan ve sağında Çin’in işgal
ettiği Tibet’le komşu olan çalkantılı bir
coğrafyada, bu ihtilaflara tezat biçimde
ıssız ve sessiz, dünyada yerleşik insanın
yaşayabileceği en yüksek ve uç noktaydı.
(Buralardan ne denli kaçmak istemişim,
varın siz düşünün.) Karakurum Dağla-
rı ve Himalayalar’ın arasında, insanlığın,
kıyısında tarım yapıp ilk yerleşik düze-
ne geçtiği dünyadaki dört nehirden biri
olan Indus’un yanıbaşında bir tür ‘soğuk
çöl’. (Diğer üç nehir; Nil, Fırat ve Dicle.)
Zamanında Çin’in Yarkand ve Tufan şe-
hirlerinden kalkan İpek Yolu kervanla-
rının Hindistan’a geçiş yaptıkları bir ge-
çit. Zaten Ladakh adı da Tibetçe’de ‘La’
(yüksek dağ geçidi) ve ‘Tags’ (ülke)’den
geliyordu. Dağlar arasına gizlenmiş es-
ki bir Tibet krallığı için ne kadar da uy-
gun çünkü Ladakh’a indiğiniz anda baş-
ka bir farkındalık boyutuna geçiş yapmış
gibi oluyorsunuz.
ORTA ASYA’NIN ÇATISI
Ladakh’la ilgili bilgi o kadar azdı ki. An-
cak bulabildiğim fotoğraflarda gördü-
ğüm tepesi karlı Himalayalar ve tertemiz
gökyüzüne kontrast oluşturacak şekilde
gelişigüzel asılmış rengarenk dua bay-
rakları aklımdan çıkmıyordu. Budizm,
Hinduizm ve Müslümanlık’ın birbirine
karıştığı, Orta Asya’nın çatısı denebile-
cek enteresan bir yer. Tibet dışında en
çok Budist manastırı burada olduğun-
dan ‘Küçük Tibet’ diye de anılıyor. Bura-
ya gitmek, yıllardır kutsal ve kadim yer-
lere spiritüel turlar düzenlemek hayalin-
deki benim için mükemmel bir başlan-
gıç olabilirdi. Dahası, iyi planlayabilir-
sem sadece iki yılda bir yapılan Kalac-
hakra adlı çok önemli bir Budist festiva-
line denk gelebilirdim.
Biraz kader biraz tesadüf sonucu
Ladakh’a kadar gitmiş olan bir çiftle ta-
nıştım. Meltem ve Levent İskit, kurduk-
ları Far’n Away adlı macera seyahati şir-
ketiyle dünyanın her köşesini gezmişler.
İki yıl önce de yolları Ladakh’a düşmüş ve
tam anlamıyla bu yere vurulmuşlar. Ama
ondan sonra kimseyi ta oralara götüre-
memişler. Dolayısıyla ayaklarına kadar
gelen benim gibi gönüllü bir ‘kurban’a
önce şaşırdılar, sonra sevindiler ve be-
nim için gezinin her detayını mükem-
mel biçimde programladılar. Onlarla ko-
nuşmamızdan tam altı ay sonra dağcılar
arasında efsane haline gelmiş K2 zirvesi-
ni arkada bırakıp görkemli Karakurum
ve Himalayalar’ı ve adı ‘gül bahçesi’ anla-
mına gelen ve bence dünyanın en garip
isimli buzulu Siachen’i aşarak Ladakh’ın
başkenti Leh’e ulaşıyoruz. Biz dediğim,
hepsi de teknoloji alanında çalışıp uzun
süredir maneviyatı ihmal ettiğini düşü-
nen Tunç, Selma ve Funda ile yaşam koç-
luğu yapan Burcu ve başlarında da ben.
STOK SARAYI
3000-7000 metre arasında bir yüksek-
liğe tırmanmanın ne demek olduğunu
Bakula Rinpoche Havalimanı’nda uçak-
tan inince anlıyoruz. Himalayan Safaris
adına bizi karşılayan Budizm öğrenci-
si rehberimiz Rinchen Dorjay’in neşeli
‘Joolley’ine (Ladakhça ‘Merhaba’ demek)
karşılık vermek istiyoruz ama ne müm-
kün! Nefesimiz yetmiyor. Bu yükseklik-
te oksijen o kadar az ki ciğerlerimiz o ka-
darcığını alabilmek için bile müthiş ça-
ba gösteriyor. Allah’ım nasıl bir yere gel-
dik böyle? Kalacağımız yer, Stok Palace
adlı gerçek bir saray ve biz kralla tanış-
mak için sabırsızlanıyoruz ama önce şu
merdivenlerini nefesimiz kesilmeden çı-
kabilsek... Rehberin, “Sizden bir gün ön-
ce Richard Gere geldi, onu da karşıladım.”
dediğini hayal meyal hatırlıyorum. Ya da
yükseklik sarhoşluğu başıma vurdu, bu-
nu uydurdum.
Günü, tavsiye edildiği gibi yüksekliğe
alışmak için dinlenerek geçirdikten son-
ra nihayet akşam sarayı keşfe çıktık. 1835
tarihli bu yapı Ladakh’taki tüm evler gi-
bi kerpiç ve İndus’tan çıkan çamur kilin-
den yapılmış. Dış süslemeleri alabildiği-
ne renkli. Ortasında hoş bir avlu ve çev-
resinde kral ve kraliçenin özel rezidansı,
yemek salonu ile üst katta da müze ola-
rak kullanılan ‘kutsal emanet odası’ var.
El yapımı Budist ‘thangka’lar (dini resim)
ve ‘perak’ (kraliçenin saç süsü) gibi en-
teresan objeler sergileniyor. Kralın artık
siyasal bir gücü kalmamış olsa da o so-
ya mensup şimdiki kral Ekselansları Raja
Jigmed Wangchuck Namgyal, sarayı boş
tutmak yerine çok sınırlı sayıda ziyaret-
çiye burada kalma olanağı sağlıyor. İlk
gün kral ve kraliçe ortalıkta gözükmedi
ama konakladığımızın son gecesi kendi-
leriyle tanıştırılacağımız söyleniyor. Sa-
rayda herkes rahat etmemiz için elinden
geleni yapıyor. Özellikle de gözlüklü, yu-
muşak yüzlü ve devamlı gülen Tibetli bir
kadın. Bu ilk gecemizde rahip ve öğret-
men Ghen Ley konuğumuz olacak ve bi-
ze Budizm’le ilgili ilk dersimizi verecek.
Ana salonda oturur durumda buldu-
ğumuz kafası traşlı bu nur yüzlü rahibin
70 yaşında olduğuna inanmak zor. Di-
siplin, bilgelik ve konsantrasyonun öne-
minden bahsediyor. Üzerindeki kırmızı
cüppesinin üç pilesini gösterip anlatıyor:
“Bu cehalet, bu açgözlülük ve bu da
kin ve nefreti temsil ediyor. Her gün gi-
yiyorum ki bunlara esir düşmemeyi ha-
tırlayayım.”
Peki cüppenin eteğindeki o çizgi ne-
yin nesi? “Kötülüklerin daha ileriye ge-
çemediği sınır o.” Omuzda biten kollar?
“Fil kulaklarını temsil ediyor. Fil gibi güç-
lü olmayı nasip etsin, başka şey istemem.”
DALAİ LAMA: “HİÇBİR ŞEY
GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR”
Bir sonraki sabah saat beşte kalkıp yakın-
lardaki Choglamsar’a geldik. Burası kut-
Rahip Ghen Ley, Dalai Lama‘dan
hemen sonra Tibet‘ten kaçmak
zorunda kalanlardan. Eski yur-
dunu hâlâ özlemle anımsasa da
yeni düzene ayak uydurmuşa
benziyor.
Maitreya‘nın (Gelecek Buda) 2500 yıl sonra dünyaya ineceğine inanılıyor.
Reenkarnasyona inanan budistler için Maitreya şu an aramızda dolaşıyor olabilir.
Budizm’e
göre üç kötü:
Cehalet,
açgözlülük,
nefret.
11/14 G 7
xxxxxx
sal bir tören alanı. Öyle ki yakınlarda
bir yerde arabaları bırakıp bir kilomet-
re ötedeki alana yürüyoruz çünkü yanı-
na herhangi bir şeyin yaklaşması yasak.
Zaten toprak bir gün önce Dalai Lama
tarafından kutsanmış. İçeride en az 150
bin kişi var! Hava inanılmaz sıcak. Ti-
betliler, Ladakhlılar, cüppeleriyle kırmı-
zı bir sel oluşturan Budist rahipler ve ya-
bancılar kendilerine ayrılan yerlere bağ-
daş kurup oturmuşlar. Bir anda bir dal-
galanma oldu. Herkes ön tarafa koşup fo-
toğraf makinelerini çıkardı. Baktık, yaşlı-
ca, güzleryüzlü bir adam. Yanında tek bir
koruma var; arkada da şemsiye tutan bi-
ri, o kadar. İşte hep adını duyduğumuz,
karşılaşmayı hayal ettiğimiz Dalai Lama!
Bu kadar mütevazı bir giriş karşısında
ne diyebiliriz ki? Vaazını vermek üze-
re kendisine ayrılan tahta oturdu. Yanın-
da da bir düzine rahip, inanılmaz güzel-
likteki bir ‘mandala’yı (kumdan veya baş-
ka malzemelerden yapılma, evreni tasvir
eden dini resim) tamamlamaya çalışıyor-
lar. Bu mandala festivalin son günü kapa-
nışı yapacak ve tahrip edilecek, hayattaki
her şeyin gelip geçici olduğunu sembo-
lize edercesine... Tibetçeden beş dile ya-
pılan çeviriden anladığımıza gore Dalai
Lama daha çok ‘hiçlik’ten bahsetti, şef-
kat ve sevgiyi unutmamamızı öğütledi.
Arada da dini ‘sutralar’ (Sanskritçe du-
alar) okudu.
MANASTIRLAR - HEMİS
VE THİKSEY
Vaazın sonunda ruhani kalabalığın ara-
sından sıyrılıp günün diğer kısmında ge-
zeceğimiz ilk manastır olan Hemis’e yol-
landık. Manastır Ladakhçada ‘gompa’ de-
mek. Aslında tam çevirisi, “yalnız kalı-
nan yer, inziva” imiş. Ne hoş. Rehberimiz
Rinchen’e göre gompa bir köyün hem di-
ni hem ekonomik odak noktası. ‘Lama’
denen baş rahip tarafından yönetiliyor
ve mutlaka köye hakim, kutsanmış bir
tepenin üzerine doğuya bakacak şekil-
de kuruluyor. İsmi de mistik kaynağını
yansıtmak zorunda. Tibet Budizm’i ol-
dukça törensel olduğundan manastırın
ilk temeli dualar eşliğinde atılıyor; içine
de kutsal kalıntılar gömülüyor. Köylüle-
rin işlediği toprak manastıra ait. Ayrıca
her aile rahip olarak eğitilmek üzere bir
oğlunu gompa’ya vermeyi büyük bir gu-
rur kaynağı olarak görüyor. Altı yaşın-
14. Dalai Lama, Kalachakra töreninin
yapılacağı alana doğru yürüyor.
Hindistan’ın kuzeyinde, yılın altı ayı kar-
lar altında bir bölge. Yalnızca yazın ziya-
ret edilebiliyor. Çorak ve dağlık, vahşi bir
taş doğasının ortasında yer alan İndus
Nehri ve onun kıyısına kurulmuş Nubra
Vadisi’ndeki Leh, başkenti. Delhi’den bir
buçuk saatlik bir uçuşla varılıyor. (Yazın
bu uçuşlar inanılmaz dolu olduğundan
altı ay önceden yer ayırtmak lazım.) Çok
zengin bir kültürü var. Halkı Hintli de-
ğil; Tibetli göçebeler ve Kaşmir’den gelip
yerleşmiş Müslümanlar. Yüz yıllarca an-
cak keçilerin dolaşabildiği darlıkta teh-
likeli dağ geçitlerinden Çin-Hindistan
arası İpek Yolu ticaretini sağlayan kara-
vanlar gelip gitmiş. Çin’in Yarkand şeh-
rinden gümüş, ipek, porselen ve misk,
Rusya’dan ve Buhara’dan altın para, ye-
şim gibi değerli taşları Kaşmir, Afganis-
tan, Orta Asya ve Hindistan’a taşıyor-
larmış. Hindistan’dan ise baharat, şe-
ker, çay, kumaş yükleyip yine bu dar yo-
lardan Yarkand’a dönüyorlarmış. Bu ti-
caret sadece lüks mallarla sınırlı kalmı-
yor, aynı zamanda rahipler, hacılar, za-
naatkarlar, kutsal metinler ve objeler, di-
ni düşünceler ve öğretiler de buradan ge-
çerken bölgeye zengin bir kültürel mi-
ras bırakıyorlardı. Böylelikle bölgenin Ti-
betli yerlilerinin inandığı Bon denen ani-
mizm kökenli dinleri de yerini yavaş ya-
vaş Budizm’e bıraktı.
GÜNÜMÜZDEKİ DURUM
Bugün İpek Yolu’nun Ladakh’tan ge-
çen kısmı maalesef kapalı. Hindistan’ın
1948’de Pakistan’la ve sonra da 1962’de
Çinle arasında patlak veren savaşla-
ra kurban gitmiş. Bölge, Hindistan-
Pakistan arasında hâlâ ihtilaf konusu
ve ciddi bir askeri varlık mevcut. 1974’e
dek turizme bile kapalıydı. 7500 met-
re yükseklikteki Siachen Buzulu’nda her
iki ülkenin birer askeri birliği, günleri-
ni birbirine gözdağı vermekle geçiriyor.
Ladakh’ın her yerinde ortalama yük-
seklik 3000-5000 metre arasında oldu-
ğundan yüksek irtifa hastalığına (alti-
tude sickness) yakalanmamak için gidi-
len ilk gün mutlaka dinlenilmesi önerili-
yor. Sonraki günlerde vücut alyuvar üre-
timini arttırarak yüksekliğe kendini alış-
tırıyor.
Temiz havası ve suyu ile bölge,
Hindistan’ın diğer yerlerinde yaşayan
çok sayıda Hintli’nin bile gitmeyi hayal
ettiği bir seyahat noktası. En son ‘Üç Ah-
mak’ (Three Idiots) filmine sahne oldu.
LADAKH
5000 metrede bir ‘Geçitler Ülkesi’olan bu bölge İpek Yolu üzerinde
çok eski bir durak.
Ausschnitt
ÇİN
NEPAL
HİNDİSTAN
PAKİSTAN
Yeni
Delhi
Cemmu
ve
Keşmir
Turtuk
Diskit
Karzok
Hunder
Panamik
Indus
Zanskar
Shyok
Nubra
Cemmu
ve
Keşmir
Aksai
Çin
Kuzey Bölgesi
Tibet
Tso
Morari
H İ N D İ S T A N
Pangong
Gölü
Siachen
Buzulu
Srinagar
Leh
B a l t i s t a n
C e m m u
K e ş m i r L a d a k h
Kargil
Tashigang
Hanle
Hint
Gözlemevi
Himaçal Pradeş
Cemmu
1949’dan beri
Pakistan kontrolünde,
Hindistan hak iddia ediyor
Eyalet sınırı
İhtilaflı sınır
Keşmir Emirliği sınırı
Line of Control
(Ateşkes bölgesi 1949)
Azad-Kaşmir
1962’den beri
Çin kontrolünde,
Hindistan
hak iddia ediyor
1962’den beri Çin
kontrolünde,
Hindistan hak
iddia ediyor
,
1963’te Pakistan’dan
Çin’e geçti, Hindistan
hak iddia ediyor
50 kmGEO-Grafik
8 G 11/14
Aşk üzerine: “İki çeşit aşk vardır: Biyo-
lojik olanı, size çekici görünen veya size
iyi davranan birine duyduğunuz aşktır.
Mesela sevdiklerinize duyduğunuz aşk…
İlahi aşk ise tüm dinlerde de var olan,
koşulsuz ve karşılıksız sevgidir. Bu sev-
gi, karşınızdakinin özüne yöneltilmiş
bir sevgi olmalıdır. Sizin onlara göster-
diğiniz sevgiye karşılık onların vereceği
tepkiye olan sevginiz veya bağımlılığı-
nız değil. Yapmamız gereken, bu biyolo-
jik aşkı alıp, besleyip evrensel bir aşka
dönüştürmektir. Bağışıklık sistemimiz
bile aşk gibi erdemli duygulardan daha
çok beslenir. Korku ve nefret gibi şeyler
ise bu sistemi öldürür. Kendimizi seve-
riz çünkü mutluluk isteriz. Tüm canlı-
lar böyledir. Hayvanlarda biraz farklı
çünkü onların zeka ve akıl düzeyi insan
düzeyinde gelişmemiştir. Şefkat ve iyi-
lik değerlerimizi tutabilirsek sağlıklı ve
uzun ömürlü oluruz. Evrensel aşk, düş-
manına bile mutluluk dilemektir.”
‘Hiçlik’ üzerine: “Bensizlik çok önemli.
Tüm ilahi dinlerde de bahsedilen on kö-
tü davranışı sergilememek de. (Bunlar,
bedene ait olan öldürme, çalma, cin-
sel sapkınlık; dile ait olan yalan söyle-
me, fitne, gönül kırıcı sözler, dediko-
du; zihne ait olan açgözlülük, kötü ni-
yet ve yüksek ego/kendini beğenme.)
Samsaradan (azap dünyası) kurtulma-
yı gerçekten istemek lazım. Belki bu ha-
yatta değil ama bir sonrakinde…Bağım-
lılıklar ve öfke cehaletten kaynaklanır.
Ama “Hiçbir şey göründüğü gibi değil-
dir” diye kabul eden birinin ne zihinsel
ne de fiziksel sıkıntısı olmaz. Kendimi-
zi yücelten veya kendimizi kendimize
köle eden duygulardan kurtulmalıyız.
Bu nedenle şu üç şey çok önemli: Ahlak,
konsantrasyon ve bilgelik.”
DALAİ LAMA’NIN VAAZINDAN
Kalachakra töreni iki yılda bir farklı
yerlerde yapılıyor ve yüzbinlerce
kişiyi kendine çekiyor.
11/14 G 11
xxx
kıp son dansı yapıyor.
Manastırlar arasında en popüler ola-
nı Thiksey. Tam 90 rahip yaşıyor burada.
Akşamüstü vardığımızda, ziyarete gelen
Budist hacıları dışarıdaki dev dua çarkı-
nı çevirirken buluyoruz. Budistler tabiri
caizse işin kolayını bulmuşlar. Şöyle ki:
Çarkın içinde dua var. Bir tam devir çe-
virdiğinizde duayı bir kere etmiş sayılı-
yorsunuz. Sevap kazanmak ve iyi karma-
ya rast gelmek için 5 milyon kere çevir-
meye and içmiş olanlar olduğunu duy-
duk!
Böyle bir yerde insan ister istemez ‘er-
miş’ olur. Dağlara baktıkça bir süre son-
ra sanki yüzler ve şekiller görmeye baş-
lıyorsunuz. Ufak grubumuzdaki her bir
kişi aynı şeyi farklı bir nesne olarak algı-
ladı. Eşim Tunç, benim gemi olarak gör-
düğüm bir kayanın balık olduğuna hük-
metti mesela. Demek ki aynı şeye bakma-
mıza karşın onun gördükleri, onun zih-
ninin yansıttıkları, benim gördüklerim
de benimkinin. Asıl olan ne? Ne demiş-
ti Dalai Lama?: “Hiçbir şey göründüğü gi-
bi değildir diye kabul etmezseniz rahata
eremezsiniz.”
Thiksey aynı zamanda ‘Amchi’ denen
Tibet tıbbının uygulandığı tek tapınak.
Tıpçı rahibin dükkanında envai çeşit ka-
vanozlarda türlü türlü otlar, kabuklar ve
daha başka tuhaf şeyler var. Rahiple ko-
nuşmak istiyoruz, ama başı çok meşgul.
Rehberimiz Rinchen, geri dönüş yolun-
da uzun uzun 12 orijinasyon denen bir
şeyi anlatıyor ama pek anlayacak hal-
de değiliz. Önce Dalai Lama’nın vaazı,
sonra maskeli dans ve manastır ziyaret-
leri derken yorgun argın Stok Palace’a
dönüp günü bitkin ama mutlu, huzur-
lu sonlandırıyoruz. Biraz aydınlandık
mı ne?
da manastıra giren çocuk orada beş Bu-
dist bilimi (dil, mantık, metafizik, tıp ve
sanat) alanında eğitiliyor. Sonrasında es-
kiden üniversite için Tibet’in yolunu tu-
tuyorlarken şimdilerde orası Çin’in işga-
li altında olduğundan Hindistan’ın doğu-
sundaki Dharamshala’ya gidiyorlar. Bu-
rası aynı zamanda Dalai Lama’nın res-
mi ofisinin olduğu yer. Geri döndükle-
rinde ise manastırda farklı işlerle görev-
lendiriliyorlar.
Dikkatimizi çekti. Manastıra gelen
hacılar sıvadan küçük beyaz kuleleri
anımsatan şekillerin olduğu bir yoldan
içeri giriyorlar. Kulelerin üzerinde ‘Om
Mani Padme Hum’ yazılı. “Lotus çiçe-
ğinin kalbindeki mücevhere uğurlar ol-
sun.” demek. Burada bahsedilen mücev-
her, Tibet’e Budizm’i getiren Guru Pad-
masambhava. Çok ulu bir karakter; her
yerde adının zikredildiğini duyuyorsu-
nuz.
Hemis’e yaklaştığımızı çok iyi anlı-
yoruz çünkü manastırdan acayip yük-
sek sesli bir müzik geliyor. Avlusunda ra-
hiplerden oluşan bir müzik grubu; elle-
rinde upuzun borular, davullar, zillerle
öyle bir cümbüş yaratıyorlar ki sorma-
yın. Tam orta yerde maskeler ve tören kı-
yafetleri içinde dans eden başka rahipler
var. Müziği özellikle aşırı gürültülü yapı-
yorlar, kötü ruhlar kaçsın diye. Kötülü-
ğü ve bencil nefsi temsil eden maskeler,
Padmasambhava’nın sekiz manifestosu-
nu temsil eden iyiler tarafından bir bir
yok ediliyor. İşte şuradaki dansçı da elin-
deki kılıçla cehaleti ‘kesiyor’. En sonun-
da iskelet kıyafeti giymiş bir rahip, ki o
da egonun bu dünyadaki kısa misafirli-
ğini ve ölümünü temsil ediyor, ortaya çı-
Budist Ladakh‘ın başkenti Leh ile
Müslüman Pakistan etkisindeki Kargil
arasında zengin bir ticaret var. Ancak
yollardaki sayısız arama noktasından
geçebilinirse...
“Hiçbir şey
göründüğü
gibi değildir.”
Dalai Lama
Tapınaklarda sunulan dua kaselerinin
içinde adak yiyecek ve su var. Her gün
tazelenmeleri adetten.
12 G 11/14 11/14 G 13
xxxxxx
İndus ve Zanskar
nehirlerinin buluştuğu
nokta
Dharma’ya
göre yaşamak
gerek.
MEDİTASYON
“Dünya dikenlerle dolu. Ve ben ayakka-
bısızım. Meditasyon, bu dikenli yolda
ayaklarımı koruyan ayakkabılar gibi.”
Sabah meditasyon yapacağımız mer-
kezegötürülürkenrehberimizRinchen’in
söylediği bu bilge sözler bizi derinden et-
kiliyor. Ladakh’a geldiğimizden beri ön-
ce Budizm öğretmenimiz Gen Leh, son-
ra Dalai Lama, şimdi de Richen… Her-
kesin dilinde bir meditasyondur gidiyor.
Biz de bu işi ehlinden öğrenmek için ya-
kınlarda bir köydeki Dharma House’a
geldik. Köyün yolları çamurlu ve berbat;
zar zor ilerliyoruz. Ancak vardığımız
merkezde bizi bembeyaz giyimli, sıcak
gülüşlü bir adam karşıladı. Vivek, Dhar-
ma House’un kurucusu ve meditasyon
öğretmeni. Dharma’nın anlamının ‘do-
ğanın kanunu, yaşamın döngüsü’ oldu-
ğunu, Buda’nın öğretisinin adının da bu
olmasının nedeninin, insanların doğayı
anlamak ve ona göre yaşamak için duy-
dukları istek olduğunu anlatıyor.
“Meditasyon da bunu sağlayan bir
araç.” diyor Vivek. Büyük bir dikkat-
le onu dinliyoruz: Batıda beş duyunun
varlığı kabul edilirken doğu felsefesin-
de buna altıncı duyu olarak “zihin” de
eklenirmiş. Bir şeyi gördüğümüz, tattı-
ğımız, vs. zaman araya altıncı duyu olan
zihin de giriyor ve hemen genelleme yap-
maya, önyargılarda bulunmaya başlıyor-
muş. Meditasyondaki amaç, zihini terbi-
ye edip olayı beş duyu ile sınırlamak, dı-
şarıdan objektif bir izleyici gibi davranıp
duyguları işe karıştırmamak.
“Şeyleri oldukları gibi görebilmek,
bize göründükleri gibi değil.” diyor.
Oldukça iddialı oldu Bay Vivek ama
uğraşacağız! Sonuçta taa Himalayalar’a
kadar bunun için gelmedik mi?
15 dakika büyük bir sessizlik için-
de nefese odaklanıp meditasyon yapma-
yı denedik. Zihnin durulması için ona
bir görev vermek lazım, nefes de bunu
yapıyor. Aslında bir zaman sonra nefe-
si de bırakıyorsunuz çünkü önemli olan
anda kalıp bir ‘hal’ yaşamak. En doğru-
su, tarafsız bir izleyici olmak ancak biz
hep şartlanmış bir şekilde davranıyoruz.
“Meditasyon sırasında elimiz veya bir ye-
rimiz kaşınırsa ne yapacağız?” diye soru-
yor biri. “Benim elim kaşınıyor değil, BU
el kaşınıyor diye düşünün.” şeklinde ge-
liyor cevap Vivek’ten. “Zihninizi arındır-
mak için meditasyon yapıyorsunuz. Be-
denin kendi kendini iyileştirme kapasite-
si çok yüksek. Ancak biz öylesine korku-
yoruz ki hastalık bizi ele geçiriyor.”
SECMOL
Manastır manastır gezmeyi bir süreliği-
ne bırakıp buraya gelmeden önce yazıştı-
ğım Becky ile buluşuyoruz. SECMOL ad-
lı bir yardım kuruluşunun başında. Açı-
lımı, Students’ Educational and Cultu-
ral Movement of Ladakh. Oradaki dağ
köylerinde yaşayan ve eğitimden yok-
sun gençlere yaz-kış belli aralıklarla eği-
tim ve yatılı kalma imkanı sunan bir sivil
toplum hareketi. Ama ne hareket! Tüm
enerjisini güneşten aldıkları bir sistem
yaratmışlar, onunla ısınıp aydınlanıyor-
lar. Su, dağdaki buzullardan veya nehir-
den geliyor. Kanalizasyon sorunları yok.
Kendi geliştirdikleri Ladakh tuvaleti sis-
teminde iki katlı bir ahırın üst katında tu-
valetinizi yapıyorsunuz. Altta üzeri kum-
la kaplanıyor, iki yıl bekletildikten sonra
gübre olarak toprağa veriliyor. (Tuvaleti
bizzat test ettim, bayağı iyi işliyor!)
İKİ NEHRİN HİKAYESİ
Becky, Ladakhlı eşi Anchuk’un peşine ta-
kılıp Amerika’dan binlerce kilometre öte-
deki bu dağ başına gelmiş. Biz gittiğimiz-
de orada bir düzine kızlı-erkekli öğrenci
vardı. Yanımızda götürdüğümüz Türki-
ye ile ilgili resimli kitaplara ve gazetele-
re bakıp konuştuk. Boğaz Köprüsü’nün
Asya-Avrupa arasını bağlamasını an-
ladılar ama üzerinden yürüyerek geçe-
mediğimize akıl sır erdiremediler. Bir
de bizim gruptan Funda kedisinin res-
mini gösterip ismini söylediğinde bir kı-
zın tepkisini unutamıyorum: “Nasıl yani,
siz Türkiye’de kedilere isim mi veriyorsu-
nuz?” O kadar şaşırıyor ki...Becky’e tar-
hana tarifi verip ayrılıyoruz.
Himalayalar’dan çıkan yeşil İndus ile
Karakurum’dan çıkan kahverengi Zans-
kar bir noktada birleşti. Ancak mucize-
vi bir şekilde birbirine karışmıyor, kendi
yolunda akıp gidiyorlar. Kışın donduk-
larında ise üzerinde buz trekking’i yapı-
lıyor. Özellikle Japonlar çok ilgi göste-
riyorlarmış. Hava tertemiz ve masmavi.
Bulutlar, dağlar ve gökyüzü nerede baş-
layıp nerede bitiyor belli değil.
Geri dönüşte karşımıza Likir Manas-
tırı çıktı. Rinpoche, yani ‘guru’su Dalai
Lama’nın erkek kardeşi imiş ve Ekselans-
ları (orada Dalai Lama’ya o şekilde hitap
ediliyor) katılacağımız Kalachakra töre-
ninden önce üç gün burada kalıp hazır-
lık yapmış. Bu bizi biraz heyecanlandırı-
yor ama Rinchen’in bir sonraki cümlesi
kadar değil: Richard Gere de meğersem
dün buradaymış! İki gün içinde kendi-
sini ikinci defa kaçırıyoruz. Nerede bu
adam?
Yolda Rinchen bize gülen Buda’nın
hikayesini anlatıyor. Hani koca göbek-
li, hafif dişlek olan. Herkesin zenginlik
ve bolluk için dua ettiği…(Budizm’de
herkesin Buda olma kapasitesi olduğu-
na inanıldığı için birden fazla Buda var.
Tarihi Buda denilen Siddharta Gautama
ise tek.) Gülen Buda aslında Çinli, kafa-
dan hafif çatlak bir rahipmiş. Hep güler,
hiç konuşmazmış. Herkes onun deli ol-
duğunu düşünür, ilgilenmezmiş. Sonun-
da ölürken dört Kanji karakterinin oldu-
ğu not yazıp bu dünyadan göçmüş. Ce-
nazesinde açıp okumuşlar. Şöyle diyor-
muş: “Buda size geldi ama siz onu tanı-
yamadınız.”
LAMAYURU
Akşam konaklayacağımız yer, Uleytop-
ko Eco Resort. Yanıbaşında, gezimizin
her yerinde biz mi onu takip ediyoruz o
mu bizi bilemediğim İndus Nehri, tüm
görkemiyle akıyor. Nitekim ertesi sabah
uyandığımda nehrin kıyısında ayin ya-
pan bir gruba denk geldim. Başlarında
uzun saçlı, turuncu kıyafetler giymiş bir
guru, ritmik bir müzik eşliğinde medi-
tasyondaydılar. Arada güneşe selam gi-
bi hareketler yapıyorlardı. Birden güneş
dağların arasından belirince büyüsel bir
ana tanıklık ettiğimi hissettim. Suyun se-
si, yüzüme vuran güneş, her şey öylesine
yaşam doluydu ki…Uzaklarda bir yerler-
de uçan leylek bile 8000 metre yükseklik-
teki Himalayalar’ı bir şekilde aşabildiği-
ne göre biz insanlar neden duvarlarımı-
zı aşamayalım?
İşte bunu anlamaya en çok yaklaştığımı-
zı hissettiğimiz yer, Ladakh’taki son gü-
nümüzden bir önceki gün karşımıza çık-
tı. Gezimizin en uç noktası olan Lama-
yuru Manastırı’na giderken anlıyoruz
ki şimdiye kadar gördüğümüz dağ, taş
Lamayuru’nun olduğu bölgenin yanın-
da ancak kum tepesi kalır. Doğa öylesi-
ne kıraç ki ay yüzeyini anımsatıyor. Za-
ten buraya ‘moonland’ diyorlarmış. Ef-
saneye göre geçmişte bir lama uçarak bu-
raya gelmiş ve gölün ortasına oturup sa-
bırla meditasyon yapmış. Sonunda isteği
kabul edilmiş ve tanrılar burada bir ma-
nastır inşa etmesine izin vermişler. Gö-
lün tüm suyu çekilmiş ve şimdi gördüğü-
müz bu yer şekilleri ortaya çıkmış. Araç-
larımızla ilerlemeye çalıştığımız yol hem
dar hem de heyelan tehlikesi var.
Lamayuru, başka hiçbir manastıra
benzemiyor. Her yere uzak olduğu için
diğerlerinin aksine kalabalıklar buraya
erişememiş. Etraf ürpertici biçimde ses-
siz. Ortalıkta bir tane bile rahip yok. Son-
radan öğrendiğimize göre burası inziva-
ya çekilmek isteyen rahiplerin geldiği bir
yermiş. Garip yeryüzü şekillerinin yarat-
tığı mağaralarda, sıkı durun, tam yedi yıl
inzivaya çekiliyorlarmış! Gün içinde sa-
dece bir rahip gelip yemek ve su getiri-
Lamayuru, bölgenin en eski ve kadim manastırı. Feyz almaya gelmiş tek
tük ziyaretçisi arasında her yaştan Budist‘hacı‘ da var. (Yanda.)
14 G 11/14 11/14 G 15
ğer Kalachakra’yı dünyada nerede olursa
olsun takip ederlermiş. Öyle doğal ve sa-
kindiler ki gıpta ettim.
…VE KALACHAKRA
Ladakh’taki son günümüzde, buraya gel-
memize neden olan bu önemli törene
arınmış olarak girmek için biz de bir ge-
ce önce oruç tuttuk. Hem zaten Ramazan
ayındayız. Himalayalar’da Ramazan. Ne
ilginç bir durum! Sabah artık alıştığımız
üzere tören alanına tekrar gittik. Günler-
dir yapılan zikirler, çizilen mantralar ile
burası tamamen kutsal bir hale gelmiş-
ti ve bugün bunun zirvesini görecektik.
Kalachakra karmaşık ritüellerden
oluşan bir tören ve aslında ‘zaman dön-
güsü’ demek. Resimler ve kutsal metin-
ler eşliğinde tanrılar çağrılıyor. ‘Ohm Ah
Hum’ (bilinç, konuşma ve kalp) şeklinde-
ki üç kutsal heceden oluşan bir zikir söy-
leniyor. Çok ileri düzeyde ezoterik bir ri-
tüel olmasına karşın büyük topluluklara
verilmesi geleneği de var.
Törenin bir yerinde Dalai Lama gi-
rişte verilen kırmızı kurdela ile gözleri-
mizi kapatmamızı istedi. 150 bin kişi ay-
nı anda gözlerimiz bağlı meditasyon ya-
pıp dua ettik! Sürgündeki Tibetliler için
bunun ne büyük bir lütuf olduğunu an-
lamak zor değil. İnsan yersiz yurtsuz ya-
şayınca bağlanacak birilerini ve bir şey-
leri arıyor.
Son akşam Stok Sarayı’nın baş oda-
sında yemekten sonra Kral’ı bekleme-
ye koyulduk. İlk şoku ben yaşadım. Zira
günlerdir bize hizmette kusur etmeyen
güleryüzlü Tibetli bayan meğerse Kra-
liçe imiş! Neden sonra içeri modern gi-
yimli, saçları kırlaşmış biri girdi. O ka-
dar normal görünüyordu ki bir an yanıl-
dığımızı zannettik. Ancak karşımızdaki
gerçekten Kral Raja Jigmed Wangchuck
Namgyal’dı. Fevkalade hoşsohbet birisi.
Ladakh’ı geliştirme planlarının bu haliy-
le doğaya ve çevreye yarardan çok zarar
vereceğini söyledi.
Ertesi sabah Ladakh’tan ayrılıp
Delhi’ye uçarken grupta beşimiz de çok
sessizdik. İçimiz şefkat, sevgi ve anlayış-
la dolu. Bu çorak ve dağlık yerde sadece
beş dün kalmıştık ama beş ay kalmış ka-
dar manen doygun hissediyorduk. Gezi-
mizin fiziksel kısmı bitmiş olsa da aklı-
mızda ve yüreğimizde bıraktıklarının et-
kisiyle bundan sonra içimize yapacağı-
mız yolculuk daha yeni başlıyordu.
yormuş, o kadar. Ayrıca koruyucu tanrı-
sı kadın olan tek manastır burası.
Lamayuru’dan ayrılırken bir an dışa-
rıda rüzgarda uçuşmakta olan renkli dua
bayrakları dikkatimizi çekti. Déjà vu gi-
bi oldum. Bir yıl önce geceleri bilgisayar
başında dolanırken iç çekerek baktığım
karlı Himalayalar fonunda dalgalanan
renkli dua bayrakları onlar! Rinchen’in
anlatmasına göre eskiden bu dualar pa-
pirüs üzerine yazılır ve 7500 metre yük-
seklikteki buzula bırakılırmış.
İlkbahar gelip buzlar eridiğinde eri-
yen dua kağıtları da suyla beraber dere-
lere karışırmış. Kim bunlardan bulur-
sa ve içerse şifa bulur, dileği gerçekleşir-
miş. Şimdilerde dualar kumaşa basılıyor.
Üzerinde uçan at formunda bir desen var.
Rüzgar ve güneşin etkisiyle dualar kay-
bolup havaya karıştıkça duaları soluya-
cağınıza ve özümseyeceğinize inanılı-
yor. Enerji yine dönüp dolaşıp bize ge-
liyor yani.
İSVİÇRE’DEN LADAKH’A
Kalachakra öncesi son akşamımızda
Stok Palace’a döndüğümüzde akşam ye-
meğimiz bizi bekliyordu. Sebze momo
(Tibet hamur işi), mantar eriştesi, ko-
yun güveç, et suyuna çorba, dhal (mer-
cimek yemeği) ve bitiriş olarak da kayısı-
lı muhallebi. Kayısı bu yükseklikte yeti-
şen ender meyvelerden ve Ladakh’ta bi-
ze her yerde herkes tarafından sunuldu
diyebilirim. Yemekte tanıştığımız İsviç-
reli aile anlaşılan damardan Budist. Me-
Yazar Ilgın Yorulmaz Müstesna
İstanbul: Küçük Dükkanlar Kitabı serisinin
yaratıcısı ve editörü. Dergilere seyahat ve ya-
şam kültürü yazıları yazıyor. Kutsal ve ka-
dim yerlere turlar düzenliyor. Deneyimlerini
pakkatravelling.wordpress.com’da paylaşıyor.
Üç kuşak Ladakhlıları bir sonraki hayatta nasıl bir gelecek bekliyor acaba?
Yaşam Döngüsü denen
‘dharma’resmi, istisnasız
her manastırda var.
Ortadaki çemberdeki
yılan üç kötülükten öfkeyi,
güvercin arzuyu, domuz
ise cehaleti simgeliyor.
Dışındaki çember ise
Budizm’e göre hayatta var
olan altı varoluş
durumunu anlatıyor:
tanrılar, yarı tanrılar, aç
hayaletler, cehennem,
hayvanlar ve insanlar.
16 G 11/14 11/14 G 17

More Related Content

Featured

2024 State of Marketing Report – by Hubspot
2024 State of Marketing Report – by Hubspot2024 State of Marketing Report – by Hubspot
2024 State of Marketing Report – by Hubspot
Marius Sescu
 
Everything You Need To Know About ChatGPT
Everything You Need To Know About ChatGPTEverything You Need To Know About ChatGPT
Everything You Need To Know About ChatGPT
Expeed Software
 
Product Design Trends in 2024 | Teenage Engineerings
Product Design Trends in 2024 | Teenage EngineeringsProduct Design Trends in 2024 | Teenage Engineerings
Product Design Trends in 2024 | Teenage Engineerings
Pixeldarts
 
How Race, Age and Gender Shape Attitudes Towards Mental Health
How Race, Age and Gender Shape Attitudes Towards Mental HealthHow Race, Age and Gender Shape Attitudes Towards Mental Health
How Race, Age and Gender Shape Attitudes Towards Mental Health
ThinkNow
 
AI Trends in Creative Operations 2024 by Artwork Flow.pdf
AI Trends in Creative Operations 2024 by Artwork Flow.pdfAI Trends in Creative Operations 2024 by Artwork Flow.pdf
AI Trends in Creative Operations 2024 by Artwork Flow.pdf
marketingartwork
 
Skeleton Culture Code
Skeleton Culture CodeSkeleton Culture Code
Skeleton Culture Code
Skeleton Technologies
 
PEPSICO Presentation to CAGNY Conference Feb 2024
PEPSICO Presentation to CAGNY Conference Feb 2024PEPSICO Presentation to CAGNY Conference Feb 2024
PEPSICO Presentation to CAGNY Conference Feb 2024
Neil Kimberley
 
Content Methodology: A Best Practices Report (Webinar)
Content Methodology: A Best Practices Report (Webinar)Content Methodology: A Best Practices Report (Webinar)
Content Methodology: A Best Practices Report (Webinar)
contently
 
How to Prepare For a Successful Job Search for 2024
How to Prepare For a Successful Job Search for 2024How to Prepare For a Successful Job Search for 2024
How to Prepare For a Successful Job Search for 2024
Albert Qian
 
Social Media Marketing Trends 2024 // The Global Indie Insights
Social Media Marketing Trends 2024 // The Global Indie InsightsSocial Media Marketing Trends 2024 // The Global Indie Insights
Social Media Marketing Trends 2024 // The Global Indie Insights
Kurio // The Social Media Age(ncy)
 
Trends In Paid Search: Navigating The Digital Landscape In 2024
Trends In Paid Search: Navigating The Digital Landscape In 2024Trends In Paid Search: Navigating The Digital Landscape In 2024
Trends In Paid Search: Navigating The Digital Landscape In 2024
Search Engine Journal
 
5 Public speaking tips from TED - Visualized summary
5 Public speaking tips from TED - Visualized summary5 Public speaking tips from TED - Visualized summary
5 Public speaking tips from TED - Visualized summary
SpeakerHub
 
ChatGPT and the Future of Work - Clark Boyd
ChatGPT and the Future of Work - Clark Boyd ChatGPT and the Future of Work - Clark Boyd
ChatGPT and the Future of Work - Clark Boyd
Clark Boyd
 
Getting into the tech field. what next
Getting into the tech field. what next Getting into the tech field. what next
Getting into the tech field. what next
Tessa Mero
 
Google's Just Not That Into You: Understanding Core Updates & Search Intent
Google's Just Not That Into You: Understanding Core Updates & Search IntentGoogle's Just Not That Into You: Understanding Core Updates & Search Intent
Google's Just Not That Into You: Understanding Core Updates & Search Intent
Lily Ray
 
How to have difficult conversations
How to have difficult conversations How to have difficult conversations
How to have difficult conversations
Rajiv Jayarajah, MAppComm, ACC
 
Introduction to Data Science
Introduction to Data ScienceIntroduction to Data Science
Introduction to Data Science
Christy Abraham Joy
 
Time Management & Productivity - Best Practices
Time Management & Productivity -  Best PracticesTime Management & Productivity -  Best Practices
Time Management & Productivity - Best Practices
Vit Horky
 
The six step guide to practical project management
The six step guide to practical project managementThe six step guide to practical project management
The six step guide to practical project management
MindGenius
 
Beginners Guide to TikTok for Search - Rachel Pearson - We are Tilt __ Bright...
Beginners Guide to TikTok for Search - Rachel Pearson - We are Tilt __ Bright...Beginners Guide to TikTok for Search - Rachel Pearson - We are Tilt __ Bright...
Beginners Guide to TikTok for Search - Rachel Pearson - We are Tilt __ Bright...
RachelPearson36
 

Featured (20)

2024 State of Marketing Report – by Hubspot
2024 State of Marketing Report – by Hubspot2024 State of Marketing Report – by Hubspot
2024 State of Marketing Report – by Hubspot
 
Everything You Need To Know About ChatGPT
Everything You Need To Know About ChatGPTEverything You Need To Know About ChatGPT
Everything You Need To Know About ChatGPT
 
Product Design Trends in 2024 | Teenage Engineerings
Product Design Trends in 2024 | Teenage EngineeringsProduct Design Trends in 2024 | Teenage Engineerings
Product Design Trends in 2024 | Teenage Engineerings
 
How Race, Age and Gender Shape Attitudes Towards Mental Health
How Race, Age and Gender Shape Attitudes Towards Mental HealthHow Race, Age and Gender Shape Attitudes Towards Mental Health
How Race, Age and Gender Shape Attitudes Towards Mental Health
 
AI Trends in Creative Operations 2024 by Artwork Flow.pdf
AI Trends in Creative Operations 2024 by Artwork Flow.pdfAI Trends in Creative Operations 2024 by Artwork Flow.pdf
AI Trends in Creative Operations 2024 by Artwork Flow.pdf
 
Skeleton Culture Code
Skeleton Culture CodeSkeleton Culture Code
Skeleton Culture Code
 
PEPSICO Presentation to CAGNY Conference Feb 2024
PEPSICO Presentation to CAGNY Conference Feb 2024PEPSICO Presentation to CAGNY Conference Feb 2024
PEPSICO Presentation to CAGNY Conference Feb 2024
 
Content Methodology: A Best Practices Report (Webinar)
Content Methodology: A Best Practices Report (Webinar)Content Methodology: A Best Practices Report (Webinar)
Content Methodology: A Best Practices Report (Webinar)
 
How to Prepare For a Successful Job Search for 2024
How to Prepare For a Successful Job Search for 2024How to Prepare For a Successful Job Search for 2024
How to Prepare For a Successful Job Search for 2024
 
Social Media Marketing Trends 2024 // The Global Indie Insights
Social Media Marketing Trends 2024 // The Global Indie InsightsSocial Media Marketing Trends 2024 // The Global Indie Insights
Social Media Marketing Trends 2024 // The Global Indie Insights
 
Trends In Paid Search: Navigating The Digital Landscape In 2024
Trends In Paid Search: Navigating The Digital Landscape In 2024Trends In Paid Search: Navigating The Digital Landscape In 2024
Trends In Paid Search: Navigating The Digital Landscape In 2024
 
5 Public speaking tips from TED - Visualized summary
5 Public speaking tips from TED - Visualized summary5 Public speaking tips from TED - Visualized summary
5 Public speaking tips from TED - Visualized summary
 
ChatGPT and the Future of Work - Clark Boyd
ChatGPT and the Future of Work - Clark Boyd ChatGPT and the Future of Work - Clark Boyd
ChatGPT and the Future of Work - Clark Boyd
 
Getting into the tech field. what next
Getting into the tech field. what next Getting into the tech field. what next
Getting into the tech field. what next
 
Google's Just Not That Into You: Understanding Core Updates & Search Intent
Google's Just Not That Into You: Understanding Core Updates & Search IntentGoogle's Just Not That Into You: Understanding Core Updates & Search Intent
Google's Just Not That Into You: Understanding Core Updates & Search Intent
 
How to have difficult conversations
How to have difficult conversations How to have difficult conversations
How to have difficult conversations
 
Introduction to Data Science
Introduction to Data ScienceIntroduction to Data Science
Introduction to Data Science
 
Time Management & Productivity - Best Practices
Time Management & Productivity -  Best PracticesTime Management & Productivity -  Best Practices
Time Management & Productivity - Best Practices
 
The six step guide to practical project management
The six step guide to practical project managementThe six step guide to practical project management
The six step guide to practical project management
 
Beginners Guide to TikTok for Search - Rachel Pearson - We are Tilt __ Bright...
Beginners Guide to TikTok for Search - Rachel Pearson - We are Tilt __ Bright...Beginners Guide to TikTok for Search - Rachel Pearson - We are Tilt __ Bright...
Beginners Guide to TikTok for Search - Rachel Pearson - We are Tilt __ Bright...
 

ilginyorulmazkalachakra

  • 1. Tantrik Budizm’in en ulvi törenlerinden biri. Öyle kutsal ki sadece iki yılda bir yapılıyor ve bizzat Dalai Lama’nın kendisi yönetiyor. Kalachakra bu yıl Hindistan’ın kuzeyindeki Himalayalar ve Karakurum Dağları’nın eteğindeki dağ çölü Ladakh’ta yapıldı. Gerçek içe dönüş için gidilmesi gereken sarsıcı bir coğrafyada, muhteşem bir deneyim. Richard Gere bile bizle aynı fikirde! KALACHAKRA YAZI Ilgın Yorulmaz FOTOĞRAFLAR Tunç Yorulmaz 7000 metre yükseklikteki Himalayalar fonunda dalgalanan dua bayrakları... Dünyanın çatısında cesaret, neşe, aydınlanma: 2 G 11/14
  • 2. Hemis Manastırı‘nda yapılan maske dansında iyi ve kötü karşı karşıya. Dansın sonunda kötülük kaynağı nefs yenilgiye uğruyor. 4 G 11/14
  • 3. B unDan Tam BiR yıL önce hayatın iniş- çıkışlarından bunalmış bir halde günlük işlerimi gö- rürken buralardan kısacık bir süre bile olsa gitmenin bana ne ka- dar iyi geleceğini düşünüyordum. Keşke uzak diyarlara kaçsam ama yanımda sev- diğim arkadaşlarım da olsa… Gidebileceğim yerleri düşünürken aklıma UNESCO Dünya Kültür Mirası listesi geldi. Listeye her gün düzenli şe- kilde bakmaya başladım ama bir sonra- ki aşamaya, yani başımı alıp gitmeye bir türlü cesaret edemiyordum. Derken gün- lerden bir gün, listeyi o kadar çok ince- lemiş olmayım ki orada yer alan isim- lerden hatırı sayılır bir kısmının tapı- nak, mabed veya bir şekilde kutsal ve ka- dim yerler olduğu kafama dank etti. Ta- kip ettiğim tasavvuf sohbetleri, meditas- yon ve yoga çalışmaları vardı ve kutsal yerler bir şekilde inanılmaz derecede be- ni çekiyordu. Nasıl oldu, kim söyledi hiç hatırlamı- yorum ama internette kadim yerlerle il- gili araştırma yaparken karşıma Ladakh çıktı. Hindistan’ın tüm bilindik yerlerin- den haberdar olmama karşın bu bölge- sini ilk defa duyuyordum. Jammu Kash- mir eyaletinde, solunda buraya hak id- dia eden Pakistan ve sağında Çin’in işgal ettiği Tibet’le komşu olan çalkantılı bir coğrafyada, bu ihtilaflara tezat biçimde ıssız ve sessiz, dünyada yerleşik insanın yaşayabileceği en yüksek ve uç noktaydı. (Buralardan ne denli kaçmak istemişim, varın siz düşünün.) Karakurum Dağla- rı ve Himalayalar’ın arasında, insanlığın, kıyısında tarım yapıp ilk yerleşik düze- ne geçtiği dünyadaki dört nehirden biri olan Indus’un yanıbaşında bir tür ‘soğuk çöl’. (Diğer üç nehir; Nil, Fırat ve Dicle.) Zamanında Çin’in Yarkand ve Tufan şe- hirlerinden kalkan İpek Yolu kervanla- rının Hindistan’a geçiş yaptıkları bir ge- çit. Zaten Ladakh adı da Tibetçe’de ‘La’ (yüksek dağ geçidi) ve ‘Tags’ (ülke)’den geliyordu. Dağlar arasına gizlenmiş es- ki bir Tibet krallığı için ne kadar da uy- gun çünkü Ladakh’a indiğiniz anda baş- ka bir farkındalık boyutuna geçiş yapmış gibi oluyorsunuz. ORTA ASYA’NIN ÇATISI Ladakh’la ilgili bilgi o kadar azdı ki. An- cak bulabildiğim fotoğraflarda gördü- ğüm tepesi karlı Himalayalar ve tertemiz gökyüzüne kontrast oluşturacak şekilde gelişigüzel asılmış rengarenk dua bay- rakları aklımdan çıkmıyordu. Budizm, Hinduizm ve Müslümanlık’ın birbirine karıştığı, Orta Asya’nın çatısı denebile- cek enteresan bir yer. Tibet dışında en çok Budist manastırı burada olduğun- dan ‘Küçük Tibet’ diye de anılıyor. Bura- ya gitmek, yıllardır kutsal ve kadim yer- lere spiritüel turlar düzenlemek hayalin- deki benim için mükemmel bir başlan- gıç olabilirdi. Dahası, iyi planlayabilir- sem sadece iki yılda bir yapılan Kalac- hakra adlı çok önemli bir Budist festiva- line denk gelebilirdim. Biraz kader biraz tesadüf sonucu Ladakh’a kadar gitmiş olan bir çiftle ta- nıştım. Meltem ve Levent İskit, kurduk- ları Far’n Away adlı macera seyahati şir- ketiyle dünyanın her köşesini gezmişler. İki yıl önce de yolları Ladakh’a düşmüş ve tam anlamıyla bu yere vurulmuşlar. Ama ondan sonra kimseyi ta oralara götüre- memişler. Dolayısıyla ayaklarına kadar gelen benim gibi gönüllü bir ‘kurban’a önce şaşırdılar, sonra sevindiler ve be- nim için gezinin her detayını mükem- mel biçimde programladılar. Onlarla ko- nuşmamızdan tam altı ay sonra dağcılar arasında efsane haline gelmiş K2 zirvesi- ni arkada bırakıp görkemli Karakurum ve Himalayalar’ı ve adı ‘gül bahçesi’ anla- mına gelen ve bence dünyanın en garip isimli buzulu Siachen’i aşarak Ladakh’ın başkenti Leh’e ulaşıyoruz. Biz dediğim, hepsi de teknoloji alanında çalışıp uzun süredir maneviyatı ihmal ettiğini düşü- nen Tunç, Selma ve Funda ile yaşam koç- luğu yapan Burcu ve başlarında da ben. STOK SARAYI 3000-7000 metre arasında bir yüksek- liğe tırmanmanın ne demek olduğunu Bakula Rinpoche Havalimanı’nda uçak- tan inince anlıyoruz. Himalayan Safaris adına bizi karşılayan Budizm öğrenci- si rehberimiz Rinchen Dorjay’in neşeli ‘Joolley’ine (Ladakhça ‘Merhaba’ demek) karşılık vermek istiyoruz ama ne müm- kün! Nefesimiz yetmiyor. Bu yükseklik- te oksijen o kadar az ki ciğerlerimiz o ka- darcığını alabilmek için bile müthiş ça- ba gösteriyor. Allah’ım nasıl bir yere gel- dik böyle? Kalacağımız yer, Stok Palace adlı gerçek bir saray ve biz kralla tanış- mak için sabırsızlanıyoruz ama önce şu merdivenlerini nefesimiz kesilmeden çı- kabilsek... Rehberin, “Sizden bir gün ön- ce Richard Gere geldi, onu da karşıladım.” dediğini hayal meyal hatırlıyorum. Ya da yükseklik sarhoşluğu başıma vurdu, bu- nu uydurdum. Günü, tavsiye edildiği gibi yüksekliğe alışmak için dinlenerek geçirdikten son- ra nihayet akşam sarayı keşfe çıktık. 1835 tarihli bu yapı Ladakh’taki tüm evler gi- bi kerpiç ve İndus’tan çıkan çamur kilin- den yapılmış. Dış süslemeleri alabildiği- ne renkli. Ortasında hoş bir avlu ve çev- resinde kral ve kraliçenin özel rezidansı, yemek salonu ile üst katta da müze ola- rak kullanılan ‘kutsal emanet odası’ var. El yapımı Budist ‘thangka’lar (dini resim) ve ‘perak’ (kraliçenin saç süsü) gibi en- teresan objeler sergileniyor. Kralın artık siyasal bir gücü kalmamış olsa da o so- ya mensup şimdiki kral Ekselansları Raja Jigmed Wangchuck Namgyal, sarayı boş tutmak yerine çok sınırlı sayıda ziyaret- çiye burada kalma olanağı sağlıyor. İlk gün kral ve kraliçe ortalıkta gözükmedi ama konakladığımızın son gecesi kendi- leriyle tanıştırılacağımız söyleniyor. Sa- rayda herkes rahat etmemiz için elinden geleni yapıyor. Özellikle de gözlüklü, yu- muşak yüzlü ve devamlı gülen Tibetli bir kadın. Bu ilk gecemizde rahip ve öğret- men Ghen Ley konuğumuz olacak ve bi- ze Budizm’le ilgili ilk dersimizi verecek. Ana salonda oturur durumda buldu- ğumuz kafası traşlı bu nur yüzlü rahibin 70 yaşında olduğuna inanmak zor. Di- siplin, bilgelik ve konsantrasyonun öne- minden bahsediyor. Üzerindeki kırmızı cüppesinin üç pilesini gösterip anlatıyor: “Bu cehalet, bu açgözlülük ve bu da kin ve nefreti temsil ediyor. Her gün gi- yiyorum ki bunlara esir düşmemeyi ha- tırlayayım.” Peki cüppenin eteğindeki o çizgi ne- yin nesi? “Kötülüklerin daha ileriye ge- çemediği sınır o.” Omuzda biten kollar? “Fil kulaklarını temsil ediyor. Fil gibi güç- lü olmayı nasip etsin, başka şey istemem.” DALAİ LAMA: “HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR” Bir sonraki sabah saat beşte kalkıp yakın- lardaki Choglamsar’a geldik. Burası kut- Rahip Ghen Ley, Dalai Lama‘dan hemen sonra Tibet‘ten kaçmak zorunda kalanlardan. Eski yur- dunu hâlâ özlemle anımsasa da yeni düzene ayak uydurmuşa benziyor. Maitreya‘nın (Gelecek Buda) 2500 yıl sonra dünyaya ineceğine inanılıyor. Reenkarnasyona inanan budistler için Maitreya şu an aramızda dolaşıyor olabilir. Budizm’e göre üç kötü: Cehalet, açgözlülük, nefret. 11/14 G 7
  • 4. xxxxxx sal bir tören alanı. Öyle ki yakınlarda bir yerde arabaları bırakıp bir kilomet- re ötedeki alana yürüyoruz çünkü yanı- na herhangi bir şeyin yaklaşması yasak. Zaten toprak bir gün önce Dalai Lama tarafından kutsanmış. İçeride en az 150 bin kişi var! Hava inanılmaz sıcak. Ti- betliler, Ladakhlılar, cüppeleriyle kırmı- zı bir sel oluşturan Budist rahipler ve ya- bancılar kendilerine ayrılan yerlere bağ- daş kurup oturmuşlar. Bir anda bir dal- galanma oldu. Herkes ön tarafa koşup fo- toğraf makinelerini çıkardı. Baktık, yaşlı- ca, güzleryüzlü bir adam. Yanında tek bir koruma var; arkada da şemsiye tutan bi- ri, o kadar. İşte hep adını duyduğumuz, karşılaşmayı hayal ettiğimiz Dalai Lama! Bu kadar mütevazı bir giriş karşısında ne diyebiliriz ki? Vaazını vermek üze- re kendisine ayrılan tahta oturdu. Yanın- da da bir düzine rahip, inanılmaz güzel- likteki bir ‘mandala’yı (kumdan veya baş- ka malzemelerden yapılma, evreni tasvir eden dini resim) tamamlamaya çalışıyor- lar. Bu mandala festivalin son günü kapa- nışı yapacak ve tahrip edilecek, hayattaki her şeyin gelip geçici olduğunu sembo- lize edercesine... Tibetçeden beş dile ya- pılan çeviriden anladığımıza gore Dalai Lama daha çok ‘hiçlik’ten bahsetti, şef- kat ve sevgiyi unutmamamızı öğütledi. Arada da dini ‘sutralar’ (Sanskritçe du- alar) okudu. MANASTIRLAR - HEMİS VE THİKSEY Vaazın sonunda ruhani kalabalığın ara- sından sıyrılıp günün diğer kısmında ge- zeceğimiz ilk manastır olan Hemis’e yol- landık. Manastır Ladakhçada ‘gompa’ de- mek. Aslında tam çevirisi, “yalnız kalı- nan yer, inziva” imiş. Ne hoş. Rehberimiz Rinchen’e göre gompa bir köyün hem di- ni hem ekonomik odak noktası. ‘Lama’ denen baş rahip tarafından yönetiliyor ve mutlaka köye hakim, kutsanmış bir tepenin üzerine doğuya bakacak şekil- de kuruluyor. İsmi de mistik kaynağını yansıtmak zorunda. Tibet Budizm’i ol- dukça törensel olduğundan manastırın ilk temeli dualar eşliğinde atılıyor; içine de kutsal kalıntılar gömülüyor. Köylüle- rin işlediği toprak manastıra ait. Ayrıca her aile rahip olarak eğitilmek üzere bir oğlunu gompa’ya vermeyi büyük bir gu- rur kaynağı olarak görüyor. Altı yaşın- 14. Dalai Lama, Kalachakra töreninin yapılacağı alana doğru yürüyor. Hindistan’ın kuzeyinde, yılın altı ayı kar- lar altında bir bölge. Yalnızca yazın ziya- ret edilebiliyor. Çorak ve dağlık, vahşi bir taş doğasının ortasında yer alan İndus Nehri ve onun kıyısına kurulmuş Nubra Vadisi’ndeki Leh, başkenti. Delhi’den bir buçuk saatlik bir uçuşla varılıyor. (Yazın bu uçuşlar inanılmaz dolu olduğundan altı ay önceden yer ayırtmak lazım.) Çok zengin bir kültürü var. Halkı Hintli de- ğil; Tibetli göçebeler ve Kaşmir’den gelip yerleşmiş Müslümanlar. Yüz yıllarca an- cak keçilerin dolaşabildiği darlıkta teh- likeli dağ geçitlerinden Çin-Hindistan arası İpek Yolu ticaretini sağlayan kara- vanlar gelip gitmiş. Çin’in Yarkand şeh- rinden gümüş, ipek, porselen ve misk, Rusya’dan ve Buhara’dan altın para, ye- şim gibi değerli taşları Kaşmir, Afganis- tan, Orta Asya ve Hindistan’a taşıyor- larmış. Hindistan’dan ise baharat, şe- ker, çay, kumaş yükleyip yine bu dar yo- lardan Yarkand’a dönüyorlarmış. Bu ti- caret sadece lüks mallarla sınırlı kalmı- yor, aynı zamanda rahipler, hacılar, za- naatkarlar, kutsal metinler ve objeler, di- ni düşünceler ve öğretiler de buradan ge- çerken bölgeye zengin bir kültürel mi- ras bırakıyorlardı. Böylelikle bölgenin Ti- betli yerlilerinin inandığı Bon denen ani- mizm kökenli dinleri de yerini yavaş ya- vaş Budizm’e bıraktı. GÜNÜMÜZDEKİ DURUM Bugün İpek Yolu’nun Ladakh’tan ge- çen kısmı maalesef kapalı. Hindistan’ın 1948’de Pakistan’la ve sonra da 1962’de Çinle arasında patlak veren savaşla- ra kurban gitmiş. Bölge, Hindistan- Pakistan arasında hâlâ ihtilaf konusu ve ciddi bir askeri varlık mevcut. 1974’e dek turizme bile kapalıydı. 7500 met- re yükseklikteki Siachen Buzulu’nda her iki ülkenin birer askeri birliği, günleri- ni birbirine gözdağı vermekle geçiriyor. Ladakh’ın her yerinde ortalama yük- seklik 3000-5000 metre arasında oldu- ğundan yüksek irtifa hastalığına (alti- tude sickness) yakalanmamak için gidi- len ilk gün mutlaka dinlenilmesi önerili- yor. Sonraki günlerde vücut alyuvar üre- timini arttırarak yüksekliğe kendini alış- tırıyor. Temiz havası ve suyu ile bölge, Hindistan’ın diğer yerlerinde yaşayan çok sayıda Hintli’nin bile gitmeyi hayal ettiği bir seyahat noktası. En son ‘Üç Ah- mak’ (Three Idiots) filmine sahne oldu. LADAKH 5000 metrede bir ‘Geçitler Ülkesi’olan bu bölge İpek Yolu üzerinde çok eski bir durak. Ausschnitt ÇİN NEPAL HİNDİSTAN PAKİSTAN Yeni Delhi Cemmu ve Keşmir Turtuk Diskit Karzok Hunder Panamik Indus Zanskar Shyok Nubra Cemmu ve Keşmir Aksai Çin Kuzey Bölgesi Tibet Tso Morari H İ N D İ S T A N Pangong Gölü Siachen Buzulu Srinagar Leh B a l t i s t a n C e m m u K e ş m i r L a d a k h Kargil Tashigang Hanle Hint Gözlemevi Himaçal Pradeş Cemmu 1949’dan beri Pakistan kontrolünde, Hindistan hak iddia ediyor Eyalet sınırı İhtilaflı sınır Keşmir Emirliği sınırı Line of Control (Ateşkes bölgesi 1949) Azad-Kaşmir 1962’den beri Çin kontrolünde, Hindistan hak iddia ediyor 1962’den beri Çin kontrolünde, Hindistan hak iddia ediyor , 1963’te Pakistan’dan Çin’e geçti, Hindistan hak iddia ediyor 50 kmGEO-Grafik 8 G 11/14
  • 5. Aşk üzerine: “İki çeşit aşk vardır: Biyo- lojik olanı, size çekici görünen veya size iyi davranan birine duyduğunuz aşktır. Mesela sevdiklerinize duyduğunuz aşk… İlahi aşk ise tüm dinlerde de var olan, koşulsuz ve karşılıksız sevgidir. Bu sev- gi, karşınızdakinin özüne yöneltilmiş bir sevgi olmalıdır. Sizin onlara göster- diğiniz sevgiye karşılık onların vereceği tepkiye olan sevginiz veya bağımlılığı- nız değil. Yapmamız gereken, bu biyolo- jik aşkı alıp, besleyip evrensel bir aşka dönüştürmektir. Bağışıklık sistemimiz bile aşk gibi erdemli duygulardan daha çok beslenir. Korku ve nefret gibi şeyler ise bu sistemi öldürür. Kendimizi seve- riz çünkü mutluluk isteriz. Tüm canlı- lar böyledir. Hayvanlarda biraz farklı çünkü onların zeka ve akıl düzeyi insan düzeyinde gelişmemiştir. Şefkat ve iyi- lik değerlerimizi tutabilirsek sağlıklı ve uzun ömürlü oluruz. Evrensel aşk, düş- manına bile mutluluk dilemektir.” ‘Hiçlik’ üzerine: “Bensizlik çok önemli. Tüm ilahi dinlerde de bahsedilen on kö- tü davranışı sergilememek de. (Bunlar, bedene ait olan öldürme, çalma, cin- sel sapkınlık; dile ait olan yalan söyle- me, fitne, gönül kırıcı sözler, dediko- du; zihne ait olan açgözlülük, kötü ni- yet ve yüksek ego/kendini beğenme.) Samsaradan (azap dünyası) kurtulma- yı gerçekten istemek lazım. Belki bu ha- yatta değil ama bir sonrakinde…Bağım- lılıklar ve öfke cehaletten kaynaklanır. Ama “Hiçbir şey göründüğü gibi değil- dir” diye kabul eden birinin ne zihinsel ne de fiziksel sıkıntısı olmaz. Kendimi- zi yücelten veya kendimizi kendimize köle eden duygulardan kurtulmalıyız. Bu nedenle şu üç şey çok önemli: Ahlak, konsantrasyon ve bilgelik.” DALAİ LAMA’NIN VAAZINDAN Kalachakra töreni iki yılda bir farklı yerlerde yapılıyor ve yüzbinlerce kişiyi kendine çekiyor. 11/14 G 11
  • 6. xxx kıp son dansı yapıyor. Manastırlar arasında en popüler ola- nı Thiksey. Tam 90 rahip yaşıyor burada. Akşamüstü vardığımızda, ziyarete gelen Budist hacıları dışarıdaki dev dua çarkı- nı çevirirken buluyoruz. Budistler tabiri caizse işin kolayını bulmuşlar. Şöyle ki: Çarkın içinde dua var. Bir tam devir çe- virdiğinizde duayı bir kere etmiş sayılı- yorsunuz. Sevap kazanmak ve iyi karma- ya rast gelmek için 5 milyon kere çevir- meye and içmiş olanlar olduğunu duy- duk! Böyle bir yerde insan ister istemez ‘er- miş’ olur. Dağlara baktıkça bir süre son- ra sanki yüzler ve şekiller görmeye baş- lıyorsunuz. Ufak grubumuzdaki her bir kişi aynı şeyi farklı bir nesne olarak algı- ladı. Eşim Tunç, benim gemi olarak gör- düğüm bir kayanın balık olduğuna hük- metti mesela. Demek ki aynı şeye bakma- mıza karşın onun gördükleri, onun zih- ninin yansıttıkları, benim gördüklerim de benimkinin. Asıl olan ne? Ne demiş- ti Dalai Lama?: “Hiçbir şey göründüğü gi- bi değildir diye kabul etmezseniz rahata eremezsiniz.” Thiksey aynı zamanda ‘Amchi’ denen Tibet tıbbının uygulandığı tek tapınak. Tıpçı rahibin dükkanında envai çeşit ka- vanozlarda türlü türlü otlar, kabuklar ve daha başka tuhaf şeyler var. Rahiple ko- nuşmak istiyoruz, ama başı çok meşgul. Rehberimiz Rinchen, geri dönüş yolun- da uzun uzun 12 orijinasyon denen bir şeyi anlatıyor ama pek anlayacak hal- de değiliz. Önce Dalai Lama’nın vaazı, sonra maskeli dans ve manastır ziyaret- leri derken yorgun argın Stok Palace’a dönüp günü bitkin ama mutlu, huzur- lu sonlandırıyoruz. Biraz aydınlandık mı ne? da manastıra giren çocuk orada beş Bu- dist bilimi (dil, mantık, metafizik, tıp ve sanat) alanında eğitiliyor. Sonrasında es- kiden üniversite için Tibet’in yolunu tu- tuyorlarken şimdilerde orası Çin’in işga- li altında olduğundan Hindistan’ın doğu- sundaki Dharamshala’ya gidiyorlar. Bu- rası aynı zamanda Dalai Lama’nın res- mi ofisinin olduğu yer. Geri döndükle- rinde ise manastırda farklı işlerle görev- lendiriliyorlar. Dikkatimizi çekti. Manastıra gelen hacılar sıvadan küçük beyaz kuleleri anımsatan şekillerin olduğu bir yoldan içeri giriyorlar. Kulelerin üzerinde ‘Om Mani Padme Hum’ yazılı. “Lotus çiçe- ğinin kalbindeki mücevhere uğurlar ol- sun.” demek. Burada bahsedilen mücev- her, Tibet’e Budizm’i getiren Guru Pad- masambhava. Çok ulu bir karakter; her yerde adının zikredildiğini duyuyorsu- nuz. Hemis’e yaklaştığımızı çok iyi anlı- yoruz çünkü manastırdan acayip yük- sek sesli bir müzik geliyor. Avlusunda ra- hiplerden oluşan bir müzik grubu; elle- rinde upuzun borular, davullar, zillerle öyle bir cümbüş yaratıyorlar ki sorma- yın. Tam orta yerde maskeler ve tören kı- yafetleri içinde dans eden başka rahipler var. Müziği özellikle aşırı gürültülü yapı- yorlar, kötü ruhlar kaçsın diye. Kötülü- ğü ve bencil nefsi temsil eden maskeler, Padmasambhava’nın sekiz manifestosu- nu temsil eden iyiler tarafından bir bir yok ediliyor. İşte şuradaki dansçı da elin- deki kılıçla cehaleti ‘kesiyor’. En sonun- da iskelet kıyafeti giymiş bir rahip, ki o da egonun bu dünyadaki kısa misafirli- ğini ve ölümünü temsil ediyor, ortaya çı- Budist Ladakh‘ın başkenti Leh ile Müslüman Pakistan etkisindeki Kargil arasında zengin bir ticaret var. Ancak yollardaki sayısız arama noktasından geçebilinirse... “Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.” Dalai Lama Tapınaklarda sunulan dua kaselerinin içinde adak yiyecek ve su var. Her gün tazelenmeleri adetten. 12 G 11/14 11/14 G 13
  • 7. xxxxxx İndus ve Zanskar nehirlerinin buluştuğu nokta Dharma’ya göre yaşamak gerek. MEDİTASYON “Dünya dikenlerle dolu. Ve ben ayakka- bısızım. Meditasyon, bu dikenli yolda ayaklarımı koruyan ayakkabılar gibi.” Sabah meditasyon yapacağımız mer- kezegötürülürkenrehberimizRinchen’in söylediği bu bilge sözler bizi derinden et- kiliyor. Ladakh’a geldiğimizden beri ön- ce Budizm öğretmenimiz Gen Leh, son- ra Dalai Lama, şimdi de Richen… Her- kesin dilinde bir meditasyondur gidiyor. Biz de bu işi ehlinden öğrenmek için ya- kınlarda bir köydeki Dharma House’a geldik. Köyün yolları çamurlu ve berbat; zar zor ilerliyoruz. Ancak vardığımız merkezde bizi bembeyaz giyimli, sıcak gülüşlü bir adam karşıladı. Vivek, Dhar- ma House’un kurucusu ve meditasyon öğretmeni. Dharma’nın anlamının ‘do- ğanın kanunu, yaşamın döngüsü’ oldu- ğunu, Buda’nın öğretisinin adının da bu olmasının nedeninin, insanların doğayı anlamak ve ona göre yaşamak için duy- dukları istek olduğunu anlatıyor. “Meditasyon da bunu sağlayan bir araç.” diyor Vivek. Büyük bir dikkat- le onu dinliyoruz: Batıda beş duyunun varlığı kabul edilirken doğu felsefesin- de buna altıncı duyu olarak “zihin” de eklenirmiş. Bir şeyi gördüğümüz, tattı- ğımız, vs. zaman araya altıncı duyu olan zihin de giriyor ve hemen genelleme yap- maya, önyargılarda bulunmaya başlıyor- muş. Meditasyondaki amaç, zihini terbi- ye edip olayı beş duyu ile sınırlamak, dı- şarıdan objektif bir izleyici gibi davranıp duyguları işe karıştırmamak. “Şeyleri oldukları gibi görebilmek, bize göründükleri gibi değil.” diyor. Oldukça iddialı oldu Bay Vivek ama uğraşacağız! Sonuçta taa Himalayalar’a kadar bunun için gelmedik mi? 15 dakika büyük bir sessizlik için- de nefese odaklanıp meditasyon yapma- yı denedik. Zihnin durulması için ona bir görev vermek lazım, nefes de bunu yapıyor. Aslında bir zaman sonra nefe- si de bırakıyorsunuz çünkü önemli olan anda kalıp bir ‘hal’ yaşamak. En doğru- su, tarafsız bir izleyici olmak ancak biz hep şartlanmış bir şekilde davranıyoruz. “Meditasyon sırasında elimiz veya bir ye- rimiz kaşınırsa ne yapacağız?” diye soru- yor biri. “Benim elim kaşınıyor değil, BU el kaşınıyor diye düşünün.” şeklinde ge- liyor cevap Vivek’ten. “Zihninizi arındır- mak için meditasyon yapıyorsunuz. Be- denin kendi kendini iyileştirme kapasite- si çok yüksek. Ancak biz öylesine korku- yoruz ki hastalık bizi ele geçiriyor.” SECMOL Manastır manastır gezmeyi bir süreliği- ne bırakıp buraya gelmeden önce yazıştı- ğım Becky ile buluşuyoruz. SECMOL ad- lı bir yardım kuruluşunun başında. Açı- lımı, Students’ Educational and Cultu- ral Movement of Ladakh. Oradaki dağ köylerinde yaşayan ve eğitimden yok- sun gençlere yaz-kış belli aralıklarla eği- tim ve yatılı kalma imkanı sunan bir sivil toplum hareketi. Ama ne hareket! Tüm enerjisini güneşten aldıkları bir sistem yaratmışlar, onunla ısınıp aydınlanıyor- lar. Su, dağdaki buzullardan veya nehir- den geliyor. Kanalizasyon sorunları yok. Kendi geliştirdikleri Ladakh tuvaleti sis- teminde iki katlı bir ahırın üst katında tu- valetinizi yapıyorsunuz. Altta üzeri kum- la kaplanıyor, iki yıl bekletildikten sonra gübre olarak toprağa veriliyor. (Tuvaleti bizzat test ettim, bayağı iyi işliyor!) İKİ NEHRİN HİKAYESİ Becky, Ladakhlı eşi Anchuk’un peşine ta- kılıp Amerika’dan binlerce kilometre öte- deki bu dağ başına gelmiş. Biz gittiğimiz- de orada bir düzine kızlı-erkekli öğrenci vardı. Yanımızda götürdüğümüz Türki- ye ile ilgili resimli kitaplara ve gazetele- re bakıp konuştuk. Boğaz Köprüsü’nün Asya-Avrupa arasını bağlamasını an- ladılar ama üzerinden yürüyerek geçe- mediğimize akıl sır erdiremediler. Bir de bizim gruptan Funda kedisinin res- mini gösterip ismini söylediğinde bir kı- zın tepkisini unutamıyorum: “Nasıl yani, siz Türkiye’de kedilere isim mi veriyorsu- nuz?” O kadar şaşırıyor ki...Becky’e tar- hana tarifi verip ayrılıyoruz. Himalayalar’dan çıkan yeşil İndus ile Karakurum’dan çıkan kahverengi Zans- kar bir noktada birleşti. Ancak mucize- vi bir şekilde birbirine karışmıyor, kendi yolunda akıp gidiyorlar. Kışın donduk- larında ise üzerinde buz trekking’i yapı- lıyor. Özellikle Japonlar çok ilgi göste- riyorlarmış. Hava tertemiz ve masmavi. Bulutlar, dağlar ve gökyüzü nerede baş- layıp nerede bitiyor belli değil. Geri dönüşte karşımıza Likir Manas- tırı çıktı. Rinpoche, yani ‘guru’su Dalai Lama’nın erkek kardeşi imiş ve Ekselans- ları (orada Dalai Lama’ya o şekilde hitap ediliyor) katılacağımız Kalachakra töre- ninden önce üç gün burada kalıp hazır- lık yapmış. Bu bizi biraz heyecanlandırı- yor ama Rinchen’in bir sonraki cümlesi kadar değil: Richard Gere de meğersem dün buradaymış! İki gün içinde kendi- sini ikinci defa kaçırıyoruz. Nerede bu adam? Yolda Rinchen bize gülen Buda’nın hikayesini anlatıyor. Hani koca göbek- li, hafif dişlek olan. Herkesin zenginlik ve bolluk için dua ettiği…(Budizm’de herkesin Buda olma kapasitesi olduğu- na inanıldığı için birden fazla Buda var. Tarihi Buda denilen Siddharta Gautama ise tek.) Gülen Buda aslında Çinli, kafa- dan hafif çatlak bir rahipmiş. Hep güler, hiç konuşmazmış. Herkes onun deli ol- duğunu düşünür, ilgilenmezmiş. Sonun- da ölürken dört Kanji karakterinin oldu- ğu not yazıp bu dünyadan göçmüş. Ce- nazesinde açıp okumuşlar. Şöyle diyor- muş: “Buda size geldi ama siz onu tanı- yamadınız.” LAMAYURU Akşam konaklayacağımız yer, Uleytop- ko Eco Resort. Yanıbaşında, gezimizin her yerinde biz mi onu takip ediyoruz o mu bizi bilemediğim İndus Nehri, tüm görkemiyle akıyor. Nitekim ertesi sabah uyandığımda nehrin kıyısında ayin ya- pan bir gruba denk geldim. Başlarında uzun saçlı, turuncu kıyafetler giymiş bir guru, ritmik bir müzik eşliğinde medi- tasyondaydılar. Arada güneşe selam gi- bi hareketler yapıyorlardı. Birden güneş dağların arasından belirince büyüsel bir ana tanıklık ettiğimi hissettim. Suyun se- si, yüzüme vuran güneş, her şey öylesine yaşam doluydu ki…Uzaklarda bir yerler- de uçan leylek bile 8000 metre yükseklik- teki Himalayalar’ı bir şekilde aşabildiği- ne göre biz insanlar neden duvarlarımı- zı aşamayalım? İşte bunu anlamaya en çok yaklaştığımı- zı hissettiğimiz yer, Ladakh’taki son gü- nümüzden bir önceki gün karşımıza çık- tı. Gezimizin en uç noktası olan Lama- yuru Manastırı’na giderken anlıyoruz ki şimdiye kadar gördüğümüz dağ, taş Lamayuru’nun olduğu bölgenin yanın- da ancak kum tepesi kalır. Doğa öylesi- ne kıraç ki ay yüzeyini anımsatıyor. Za- ten buraya ‘moonland’ diyorlarmış. Ef- saneye göre geçmişte bir lama uçarak bu- raya gelmiş ve gölün ortasına oturup sa- bırla meditasyon yapmış. Sonunda isteği kabul edilmiş ve tanrılar burada bir ma- nastır inşa etmesine izin vermişler. Gö- lün tüm suyu çekilmiş ve şimdi gördüğü- müz bu yer şekilleri ortaya çıkmış. Araç- larımızla ilerlemeye çalıştığımız yol hem dar hem de heyelan tehlikesi var. Lamayuru, başka hiçbir manastıra benzemiyor. Her yere uzak olduğu için diğerlerinin aksine kalabalıklar buraya erişememiş. Etraf ürpertici biçimde ses- siz. Ortalıkta bir tane bile rahip yok. Son- radan öğrendiğimize göre burası inziva- ya çekilmek isteyen rahiplerin geldiği bir yermiş. Garip yeryüzü şekillerinin yarat- tığı mağaralarda, sıkı durun, tam yedi yıl inzivaya çekiliyorlarmış! Gün içinde sa- dece bir rahip gelip yemek ve su getiri- Lamayuru, bölgenin en eski ve kadim manastırı. Feyz almaya gelmiş tek tük ziyaretçisi arasında her yaştan Budist‘hacı‘ da var. (Yanda.) 14 G 11/14 11/14 G 15
  • 8. ğer Kalachakra’yı dünyada nerede olursa olsun takip ederlermiş. Öyle doğal ve sa- kindiler ki gıpta ettim. …VE KALACHAKRA Ladakh’taki son günümüzde, buraya gel- memize neden olan bu önemli törene arınmış olarak girmek için biz de bir ge- ce önce oruç tuttuk. Hem zaten Ramazan ayındayız. Himalayalar’da Ramazan. Ne ilginç bir durum! Sabah artık alıştığımız üzere tören alanına tekrar gittik. Günler- dir yapılan zikirler, çizilen mantralar ile burası tamamen kutsal bir hale gelmiş- ti ve bugün bunun zirvesini görecektik. Kalachakra karmaşık ritüellerden oluşan bir tören ve aslında ‘zaman dön- güsü’ demek. Resimler ve kutsal metin- ler eşliğinde tanrılar çağrılıyor. ‘Ohm Ah Hum’ (bilinç, konuşma ve kalp) şeklinde- ki üç kutsal heceden oluşan bir zikir söy- leniyor. Çok ileri düzeyde ezoterik bir ri- tüel olmasına karşın büyük topluluklara verilmesi geleneği de var. Törenin bir yerinde Dalai Lama gi- rişte verilen kırmızı kurdela ile gözleri- mizi kapatmamızı istedi. 150 bin kişi ay- nı anda gözlerimiz bağlı meditasyon ya- pıp dua ettik! Sürgündeki Tibetliler için bunun ne büyük bir lütuf olduğunu an- lamak zor değil. İnsan yersiz yurtsuz ya- şayınca bağlanacak birilerini ve bir şey- leri arıyor. Son akşam Stok Sarayı’nın baş oda- sında yemekten sonra Kral’ı bekleme- ye koyulduk. İlk şoku ben yaşadım. Zira günlerdir bize hizmette kusur etmeyen güleryüzlü Tibetli bayan meğerse Kra- liçe imiş! Neden sonra içeri modern gi- yimli, saçları kırlaşmış biri girdi. O ka- dar normal görünüyordu ki bir an yanıl- dığımızı zannettik. Ancak karşımızdaki gerçekten Kral Raja Jigmed Wangchuck Namgyal’dı. Fevkalade hoşsohbet birisi. Ladakh’ı geliştirme planlarının bu haliy- le doğaya ve çevreye yarardan çok zarar vereceğini söyledi. Ertesi sabah Ladakh’tan ayrılıp Delhi’ye uçarken grupta beşimiz de çok sessizdik. İçimiz şefkat, sevgi ve anlayış- la dolu. Bu çorak ve dağlık yerde sadece beş dün kalmıştık ama beş ay kalmış ka- dar manen doygun hissediyorduk. Gezi- mizin fiziksel kısmı bitmiş olsa da aklı- mızda ve yüreğimizde bıraktıklarının et- kisiyle bundan sonra içimize yapacağı- mız yolculuk daha yeni başlıyordu. yormuş, o kadar. Ayrıca koruyucu tanrı- sı kadın olan tek manastır burası. Lamayuru’dan ayrılırken bir an dışa- rıda rüzgarda uçuşmakta olan renkli dua bayrakları dikkatimizi çekti. Déjà vu gi- bi oldum. Bir yıl önce geceleri bilgisayar başında dolanırken iç çekerek baktığım karlı Himalayalar fonunda dalgalanan renkli dua bayrakları onlar! Rinchen’in anlatmasına göre eskiden bu dualar pa- pirüs üzerine yazılır ve 7500 metre yük- seklikteki buzula bırakılırmış. İlkbahar gelip buzlar eridiğinde eri- yen dua kağıtları da suyla beraber dere- lere karışırmış. Kim bunlardan bulur- sa ve içerse şifa bulur, dileği gerçekleşir- miş. Şimdilerde dualar kumaşa basılıyor. Üzerinde uçan at formunda bir desen var. Rüzgar ve güneşin etkisiyle dualar kay- bolup havaya karıştıkça duaları soluya- cağınıza ve özümseyeceğinize inanılı- yor. Enerji yine dönüp dolaşıp bize ge- liyor yani. İSVİÇRE’DEN LADAKH’A Kalachakra öncesi son akşamımızda Stok Palace’a döndüğümüzde akşam ye- meğimiz bizi bekliyordu. Sebze momo (Tibet hamur işi), mantar eriştesi, ko- yun güveç, et suyuna çorba, dhal (mer- cimek yemeği) ve bitiriş olarak da kayısı- lı muhallebi. Kayısı bu yükseklikte yeti- şen ender meyvelerden ve Ladakh’ta bi- ze her yerde herkes tarafından sunuldu diyebilirim. Yemekte tanıştığımız İsviç- reli aile anlaşılan damardan Budist. Me- Yazar Ilgın Yorulmaz Müstesna İstanbul: Küçük Dükkanlar Kitabı serisinin yaratıcısı ve editörü. Dergilere seyahat ve ya- şam kültürü yazıları yazıyor. Kutsal ve ka- dim yerlere turlar düzenliyor. Deneyimlerini pakkatravelling.wordpress.com’da paylaşıyor. Üç kuşak Ladakhlıları bir sonraki hayatta nasıl bir gelecek bekliyor acaba? Yaşam Döngüsü denen ‘dharma’resmi, istisnasız her manastırda var. Ortadaki çemberdeki yılan üç kötülükten öfkeyi, güvercin arzuyu, domuz ise cehaleti simgeliyor. Dışındaki çember ise Budizm’e göre hayatta var olan altı varoluş durumunu anlatıyor: tanrılar, yarı tanrılar, aç hayaletler, cehennem, hayvanlar ve insanlar. 16 G 11/14 11/14 G 17