BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER




 Dünya sağlık örgütü kullanılan madde çeşitlerine
    göre bağımlılık tiplerini şöyle sıralamıştır:
-Opiat
-Alkol, barbütürat, benzodiazepin
-Esrar
-Kokain
-Halüsinojen
-Uçucu maddeler (Bally, Tiner, vs.) Bağımlılığı
-Tütün
-Çoklu madde kullanımı
-Kafein ve diğer uyarıcılar (psikostimülanlar) olmak üzere
tipleri vardır.

Bu ayrım kullanılan maddelerin özelliklerine göre
yapılmıştır. Bu maddelerin bazıları merkezi sinir sistemi
üzerinde uyarıcı etkilere sahipken (kokain, psikostimülan
gibi) bir kısmı ise tersine beyin işlevlerini baskılayıcı etki
oluşturmaktadır(alkol,opiat, benzodiazepin gibi).Ayrıca
bu maddelerin doğal olanları (esrar,tütün ,opiat
grubundan morfin vs) ve yapay üretilenleri (eroin,
psikostimülanlar gibi) vardır.

Maddeler konusunda dikkat edilecek en önemli konu
bağımlılık yapıcı maddelerin bir kısmının yasa dışı
kullanımı olsa bile çoğunluğunun yasal olması ve
bunlardan bazılarının ise tıp içi kullanımının bulunmasıdır.
Yani bu maddelerin bazıları ile günlük yaşamımızda
yanıbaşımızda dır (yapıştırıcılar, bazı temizlik maddeleri,
tiner, tütün, alkol, kontrollü kullanımı olan bazı ilaçlar
gibi).
Tıp içi kullanımı olan ve halen aynı zamanda tedavi edici
özellikleri olan maddelerin ( benzodiazepin, barbitürat,
morfin gibi ) ise her ne kadar kontrollü kullanımı olsa da
ilaç suistimali nedeni ile tedavi dışı kullanımı da mümkün
olabilmektedir. Burada çok dikkat edilmesi gereken
önemli nokta bu tür ilaçların ( bunlar ülkemizde kontrollü
kullanım amacı ile kırmızı ya da yeşil reçeteye tabi
ilaçlardır ) hekim önerisi dışında kullanılmamalarıdır.

Hekimler böyle ilaçları ihtiyacı olan hastaya yardım
iletirken bu riski göze alabilir ve hastayı bu konuda
uyarırlar. Aslında herkesin bu konu da duyarlı
davranması gerekir. Bir ilaç tedavi amacı ve dozu dışında
hekime danışmadan uzun sürelerde iyilik halini devam
ettirmek için kullanıldığı taktirde bağımlı olma riskini
getirebilir.

İlaçların etken maddelerinin özelliklerinin çok iyi bilinmesi
gerekir. Hekimler bile bazen ilacın içindeki maddenin ne
olduğunu karıştırabilir. Bu nedenle hekim olmayanların
bu tür yanlışlıkları yapma olasılığı çok daha ciddi
boyutlardadır.

 Bağımlılık yapan maddelerin ortak özellikleri:
1.Madde alındığında davranış, düşünce ve duygu
durumunda değişme yapar;Bağımlılık yapıcı maddeler
her ne kadar farklı özellikli olsalar da tümünün insan
beyni işlevlerinden duygu, düşünce, tutum ve
davranışlar üzerinde etkileri hemen hemen aynıdır.
2.Alan kişi kısa sürede gerçeklerden kopar;Maddeler ilk
alındığı zaman ortaya çıkan rahatlama,yatışma, keyif
alma, sarhoşluk, uyarılma, hayal alemine dalma,
hoşnutluk ve bunun gibi birçok belirtiler nedeni ile kişi dış
dünya yerine bu sahte hayal ortamını tercih etmeye
başlayabilir. Bu durum kişinin gerçeklerden kopmasına
yol açar. Yani bazı doyumları gerçek dünyada farklı
alanlarda sağlıklı bir şekilde yaşamak varken bunu
yapma gayret ve çabasını göstermeyebilir.

3.Kişi karşı koyulması çok zor bir istek ile madde arama
davranışı içine girer;Bu madde kullanımı ile elde edilen
sahte iyilik halini tekrar tekrar elde etme isteği o
maddenin daha sık kullanılma isteğini doğuracağı için kişi
karşı koymakta zorlandığı bir istekle o maddeyi arama
davranışı içine girer.
4.Giderek alınan maddenin miktarı artar;Kişi maddeyi
kullanma sıklığını ve miktarını gittikçe artırmak zorunda
kalır. Çünkü gittikçe alınan doz ve sıklık aranan, ihtiyaç
duyulan sahte iyilik halini oluşturamayacaktır.

5.Sonuç bağımlılıktır. Tüm bu sözü edilen süreçler bir
araya geldiği zaman ise bağımlılık gelişir.

            İSMİNİ SIKÇA DUYDUĞUMUZ
           BAĞIMLILIK YAPICI MADDELER:

                          ESRAR




NEDİR?
Esrar içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psiko
aktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bir
bitkidir. THC'nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir, fakat
çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki
olan Hint Keneviri bitkisi kağıt, giysi, inşaat malzemesi
ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır.


ETKİLERİ
Esrar efektleri alınan THC miktarına veya kullanım
şekline göre değişir. Esrar içimi THC maddesini çabuk bir
biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine
karıştırır ve daha sonra da beyine ulaştırır. Efektleri
neredeyse anında belirir ve bir ila iki saate kadar
sürebilir.
Esrar kullananlar değişik tepkiler olduğunu belirtirler. Bu
tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve
paranoyaya kadar değişebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin
kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak
listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissetseler de kan
şekeri seviyesinde bir düşme yoktur.

KULLANIM İŞARETLERİ
Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark
edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması
gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar,
unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın
yarattığı unutkanlıklar "ekmek kafa" olarak adlandırılır.

RİSKLERİ
Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık
yapıcılardan ayırsalar da ve "ben bağımlı değilim" deseler
de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi
esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu
problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha
belirgin baş göstermesi sık görülür.
Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara
içmekle birleştiğinde (ki, sigara ve esrar ayrılmaz ikilidir)
potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir.
Esrar maddesinde yoksunluk hisleri diğer bazı maddelere
göre daha az fark edildiğinden (kanda uzun süre
bulunduğu nedeniyle) kullananların çoğu bağımlı
olmadıklarını iddia ederler.Oysaki esrar bir bağımlılık
maddesidir.En büyük risklerinden biri ise bu maddenin
etkisi altında bulunan kişinin algıları faaliyetlerine
maddenin baskısı altında devam etmekte iken
tepkilerinde sorun ortaya çıkmakta bilinçli refleksleri
zafiyet göstermektedir.Bu maddelerin arkadaş ve eğlence
ortamlarında ki kullanım halinin sık olduğu
değerlendirilirse gençlerimizi bekleyen başka
tehlikelerinde ortaya çıkacağı açıkça görülebilmektedir.
Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise esrar
maddesinin ortaya çıkardığı sahte iyi oluş halinin büyük
ihtimalle zamanla kaybolacağı ve kişilerin bu etkiyi
yakalamak için eroin ve kokain gibi diğer maddelere
geçiş yapma olasılığının çok yüksek olduğudur

Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklanma, yargılanma
ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir.
Bununla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi
ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal
hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir.

ESRARIN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi
yolu hiç kullanmamaktır.

ESRARLA İLGİLİ YANLIŞ BİLGİLER:

1.Esrar bitki olduğu için güvenilirdir.
Gerçek: Bir maddenin bağımlılık yapıcı özelliği olması için
kimyasal yollardan elde edilmesine gerek yoktur .Doğal
yollardan elde edilen maddelerde bağımlılık yaparlar.

2.Esrar kullanıcıları diğer uyuşturuculara geçmez.
Gerçek: Esrar diğer uyuşturuculara başlangıç noktasıdır.

3.Esrarın etkisi birkaç saatte geçer.
Gerçek: Esrar vücutta depolandığı için etkisi günlerce,
haftalarca sürebilir. (Esrar sigara olarak içildiğinde kanda
birkaç dakikada zirve yapar, saatler içinde hızla düşer.
Bunun sebebi dokularda depolanmasıdır. İdrarda
günlerce atılır.)
4.Esrar stresi giderir.
Gerçek: Diğer maddelerde olduğu gibi esrar sadece
problemlerle yüzleşmeyi geciktirir. Depresyon yapabilir

 5.Esrar zihni açar.
Gerçek: Esrar zihni sisli hale getirir; bellek, konuşma,
anlama ve karar verme yeteneğini bozar.


                          EROİN




NEDİR?
Eroin morfin maddesinden üretilmektedir. Doğal olarak
afyon bitkisinin kozalağında mevcut olan bir
uyuşturucudur. Eroin afyonun içinde bulunan
alkaloidlerden bir tanesidir. Baz morfinin asetik asit ile
birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra
oluşur. Sokaklardaki eroin genellikle saf değildir ve
beyazdan koyu kahverengi bir renge kadar çeşitli
yoğunluklarda değişebilir. Bu değişiklikler tipik olarak
üretim safhasında meydana gelen kirliliklerden ve/veya
içine karıştırılan diğer maddelerden dolayıdır.
Eroin; Güney Amerika, Güneydoğu ve Güneybatı Asya,
ve Meksika'da üretilmektedir.

ETKİLERİ
Eroin ve diğer afyon bazlı uyuşturucular vücut
hareketlerini yavaşlatan özelliktedir. Kullanıcılar sıcaklık,
rahatlama, ve kopma hisleri uyandırdığını belirtirler.
Fiziksel ve duygusal ağrılar azalmakla birlikte bunlara
"ağrıların ertelenmesi" demek daha doğrudur. Bu etkiler
çok çabuk ortaya çıkar ve alınan eroinin miktarına ve alış
şekline göre birkaç saat sürebilir. İlk kullanımlar bulantı
ve kusma ile sonuçlanabilir fakat bu tepkiler sürekli
kullanımla giderek azalır.

          Afyon ve türevlerinin kullanımının
             yol açtığı fiziksel sorunlar:




“Kirli” iğne kullanımı sonucu AİDS
Abse ve deri veya kasların diğer enfeksiyonları
Tetanus veya sıtma
Hepatit veya diğer karaciğer hastalıkları
Mide ülseri
Kalpte ritm bozukluğu (aritmi)
Endokardit (kalp zarı iltihabı)
Anemi (kansızlık)
Elektrolit bozuklukları özellikle hiperkalemi
Kemik ve eklem enfeksiyonları
Kullanılan maddede bulunan katkı maddeleri nedeniyle
gelişen embolilerde, bazen anormal göz dibi bulguları
saptanabilir.
Enfeksiyon ve katkı maddelerinden kaynaklanan böbrek
yetmezliği.
Kas yıkımı
Pnömoni (akciğer zarının iltihabı)
Akciğer absesi
Tüberküloz (verem)
Cinsel fonksiyon bozuklukları

KULLANIM İŞARETLERİ
Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar,
kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı gibi küçülür.
Ayrıca; iştahın kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes
alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk
çeken eroin bağımlıları genellikle hoş olmayan, üşütmeye
benzer bulgulardan yakınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide
krampları geçirir, tüm vücutları ağrır, diyare olur, burun
akması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık
geçirirler. Eroin yoksunluğu (KRİZ), değişebilmekle
beraber, son kullanımdan sekiz saat sonra ortaya çıkar
ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve
üçüncü günde zirveye ulaşır.

RİSKLERİ
Enjeksiyon çok miktarda eroinin kan sistemine birden
karışmasını sağlayarak ölümcül aşırı doz riskinin en çok
olduğu kullanımdır. Burundan çekilmesi de aşırı dozla
sonuçlanabilir, özellikle alışık olmayan bir kimse yüksek
miktarda kuvvetli bir eroini veya alkol gibi başka
uyuşturucu maddeleri karıştırarak alırsa ölüm
gerçekleşebilir. Eroinden meydana gelen aşırı dozun
belirtileri; ağır ve az nefes alma, kıvranma, koma, ve
ölüm olarak listelenebilir.

Pis ve kullanılmış enjektörlerin kullanımı HIV, Hepatit B
ve C gibi ölümcül enfeksiyon hastalıkların yayılmasına
sebep olmaktadır. Uyuşturucuları enjekte etmek veya
enjektör paylaşmak diğer ciddi hatta ölümcül
hastalıkların veya enfeksiyonlara sebep olabilir.
Bunlardan bazıları endokartis, embolizma ya da kangren,
botulizma, tetanoz, ve deri yiyen bakteri olarak
nitelendirilebilirler. Son olarak enjeksiyon, apselere (acılı
bir cilt yarası) ve takip edici olarak kan zehirlenmesine
sebep olabilir.

Bazı kişiler, eroini burundan çekmenin ya da sigara gibi
içmenin, bağımlılığa sebep vermeyeceği inancıyla
özenebilirler. Fakat birkaç kullanım bile tolerans ve
bağımlılıkla sonuçlanır.
Eroin yasa dışı bir maddedir ve bulundurmak veya
satmaktan hüküm giymek çok ciddi adli cezalarla
sonuçlanır.
EROİNİN
ilk kez bilim adamları eliyle ve gerçekte son derece iyi
niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretildiğini
biliyormuydunuz?
1897'de Almanya'daki Bayer laboratuarlarında kanser ve
tüberküloz hastaları için "ağrı kesici" olarak hazırlanan
"eroin hidroklor", dehşet verici yan etkileri farkedilince
onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından
derhal terkedildi. Ancak iş işten geçmiş ve “şeytanın
tozu" hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı
başarmıştı bir kez daha
Kimya tarihinin ünlü efsanelerinden birine göre, "eroin"
maddesi, adını, bu maddeyi deneme amacıyla kolundan
enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını
tanımlamak için kullandığı şu mânidar cümleden almıştı:
"Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum!" ("I feel
like a hero")
Aspirin ve eroinin ortak mucidi: Dr. Felix Hoffman
Saf morfinin asit anhidritle işlenmesi sonucu ortaya çıkan
bu ölümcül toz, ilk kez 21 Ağustos 1897 günü, Bayer'in
Almanya'nın Elberfeld kentindeki laboratuarında
sentezlendi. baz morfinden sekiz kat daha güçlü bir
uyuşturucu elde eden Dr. Hoffman,bunun kontrollü
şekilde kullanımıyla yukarıda anılan hastalıkların
tedavisinde çok önemli bir ilerleme kaydedebileceğini
düşünüyordu. Kobaylar üzerindeki deneme çalışmaları bir
yıl kadar sürdü ve toz eroin, "heroinhydrochlor" ticarî
markasıyla şişelenmiş olarak 20. yüzyılın hemen
arefesinde Bayer şirketi tarafından piyasaya sürüldü.
Bugün için inanılması bir hayli güç olmakla birlikte, eroin
o dönemde başta Almanya olmak üzerebirçok Avrupa
ülkesinde eczanelerde rahatça satılıyordu Ancak,
madalyonun öteki yüzü kısa sürede ortaya çıktı. Yalnızca
bir iki kullanımın ardından “şeytanın tozu"na müptela
olanlar şuursuzca ecza depolarına, laboratuarlara
saldırıyor ve kendilerine daha fazla ilaç temin etmeye
çabalıyorlardı.
İnsanları çok seven ve mesleğine aşık bir kimyager olan
Dr. Hoffman, 8 Şubat 1946'da son nefesini verirken, ilk
 kez onun laboratuar kaplarında dünyaya gözlerini açan
      "diasetilmorfin" artık çoktan bir ilaç olmaktan
çıkmış,alım-satımı ya da kullanımı bir çok ülkede en ağır
şekilde cezalandırılan lanetli bir maddeye dönüşmüştü.
Özellikle eroin maddesi ile ilgili olarak sinema ve
   televizyonlarda izlediğimiz film sahnelerinde polisin
yakaladığı maddeyi tadarak hangi madde olduğuna karar
  verdiğine dair sahnelerle sıkça karşılaşırız.Oysaki bu
     maddelerin ne kadar tehlikeli olduğuna yukarıda
  değinmiştik.Bu nedeni belli olmayan gizli propaganda
yöntemi zehir tacirleri tarafından gençlerimizi zehirlemek
   amacıyla sıkça kullanılmakta "bir kereden birsey
    olmaz filmlerde görmüyormusun polisler bile
yakaladıklarında tadına bakıyorlar" şeklinde telkinde
 bulunarak bir kere bile denendiğinde bağımlılık yapma
     ihtimali yüksek olan bu maddeleri gençlerimize
  vermektedirler.Unutulmamalıdır ki polisler yakalanan
  maddenin çeşidini kimyasal tahliller yardımıyla tespit
                      etmektedirler.


                       ECSTASY




                        NEDİR?
        Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3, 4-
metilendioksimetamfetamin), ağızdan alınan bir haptır.
  Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı
   durumlarda MDMA toz halinde satılmaktadır. Hap
şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla
denetim altında değildir. Genel bir kullanıcının bir "doz"
   içerisinde hangi maddeleri bulunduğunu bilmesi bu
                  sebeple imkansızdır.

                           ETKİLERİ
     Kullananlar kendilerini açılmış, rahatlamış, güzel,
 korkusuz, toleranslı ve etrafındaki insanlara bağlı olarak
 tanımlarlar. Ecstasy alındıktan yaklaşık 45 dakika sonra
  kullanıcılar etkisine girerler. Bu madde sinir hücresine
    girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına
    neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller.
Ecstasyinin en önemli etkisi kişiyi aktive etmesi ve bilinç
değişikliklerine neden olmasıdır. Bu etkiler alınan doza ve
     kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma doğrudan
       bağlıdır. Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde etki
   göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi
      yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır.
Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak,
havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı
ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir
his algılanabilir.

Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer
insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme,
görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. Kişi kendini
enerjik ve aldırmaz hisseder.

KULLANIM İŞARETLERİ
Ecstasy kullananların göz bebekleri genişler ve ışığa
hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma
gözlemlenebilir efektlerdendir. Duyum artar ve
kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma
ve dokunarak ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı
şevkat hareketleri gösterebilir.

RİSK
Bazı kullanıcılar tecrübeden sonra 48 saate kadar
kendilerini depresif hissettiklerini belirtmektedir. Uzun
süreli kullanımda etkilere ulaşmak daha zorlaşabilir.
Sahte iyi oluş halini yakalama veya ulaşma ihtiyacı
olabilir, bu da doz artımına ve daha sık kullanıma sebep
verebilir. Kullanımdaki artışla beraber kullanıcılar sık sık
kendilerini yorgun hisseder, çeneleri ağrır ve mutlulukları
azalır. Depresyondan ve tükenmeden kaçınmak
isteyenler hem dozda hem de kullanım sıklığında artırma
geliştirirler.

Çok sayıda ters etkileme olduğu bildirilse de vücut
ısısındaki tehlikeli derecede artış Ecstasy'nin bilinen
yaygın tehlikelerinden biridir. Vücut ısısının artması sıcak
ve genellikle havasız ortamlarda uzun süre dans
etmekten, vücuttaki sıvı miktarının azalması gerçekleşir.
Ölüm; aşırı dozdan görülmekle birlikte, genellikle vücut
ısısının artması, su ihtiyacı yada diğer bir uyuşturucu
madde ile karıştırma ile bağlantılıdır.

Ecstasy’nin uzun zamanlı etkileri halen araştırma
altındadır. Bazı araştırmacılar uzun süreli kullanımların
kalıcı beyin hasarlarına yol açabileceği
değerlendirilmektedir. Bazı çalışmalar Ecstasyinin
vücuttaki seratonin ve dopamin seviyelerini etkilediğini
göstermektedir fakat bunun uzun süreli etkilerinin ne
olabileceği halen açık değildir. Ecstasy kalbin ritim
bozukluğuna sebep olabilir ve hipertansiyon ve kalp
hastalıklarının tetikleyicisi olabilmektedir. Extacy
kullananların %92’si diğer zararlı ve bağımlılık yapıcı
maddeleri de kullanmaktadırlar.
KOKAİN




NEDİR?
Kokain Güney Amerikada yetişen koka bitkisinin
yapraklarından elde edilir. Bölgedeki birçok yerli kabile
halen hafif, uyarıcı bir etki amacıyla koka yaprakları
çiğnemektedir. Bilim adamları kokaini bitkinin
yapraklarından 1860 yılından kısa bir süre önce elde
etmişlerdir.

Kokain hidroklorid (HCL) acı tatlı, beyaz, ince bir
tozdur.Burundan çekildiğinde veya enjekte edildiğinde
uyuşturur. "Crack" kokainin sigara gibi içilebilir küçük
parçalar yada "kayalar" halindeki formuna verilen addır.
Crack kokain HCL'nin amonyak veya sodyum bicarbonat
(pişirme sodası) ve su ile karıştırılması ve ısıtılarak
kokain alkoloidin "baz" karışımın tuzu (hidroklorid)
ortaya çıkarılması sonucunda elde edilir. Bu işlem
uyuşturucunun gerektiği gibi yanmasını ve daha fazla
kokain içeren dumanın elde edilmesini sağlar. "Crack"
Tanımı karışımın yakılarak içildiğinde çıkan kırılma
seslerinden ortaya çıkmıştır.

KULLANIM İŞARETLERİ
Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir
insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli
kıpırdanır, ve normalden daha fazla çenesini sıkar. Aynı
zamanda tetikte olurlar ve hep etraflarına bakarlar. Ortak
fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah
kaybıdır. Bunlarla beraber kalp atışı ve tansiyon da artar.
Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık,
paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu
efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş
azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan beliren
etkileri kilo kaybı, depresyon, ve bitkinliktir.


RİSKLERİ
Felç, kalp krizi, ani krizler rapor edilmiş ortaya çıkan
durumlardır. Kalp hastası olan kişiler yüksek risk
altındadır. Kokain / Crack maddesinin kronik, ağır
kullanımı kilo kaybı, cinsel problemler, tutarsız düşünme,
aşırı değişken ruh hali, paranoya, saldırganlık ve psikoz
gibi şikayetler doğurabilir. Bir çok bu gibi kullanıcı fiziksel
olarak tükenmiş, olur böylece hastalıklara karşı
savunmasızdırlar yani bağışıklık sistemleri zayıflamış
insanlardır.

Kokainin buruna sürekli çekilmesi burun zarlarının hasar
görmesine sebep olur. Kokain/Crack'in yakılarak içilmesi
ciğerlere hasar verir ve hızla artan emme kapasitesiyle
birlikte daha fazla kullanıma neden olur. Kokainin enjekte
edilmesinin bir çok ciddi riski vardır. Kokainin kan
sistemine karışmasına ek olarak, enjektör veya diğer
enjeksiyon araçları paylaşıldığında kullanıcılar HIV
enfeksiyonu/AIDS ve/veya Hepatit B ve C virüslerine
karşı savunmasız hale gelirler

Yüksek doz alındığında epileptik nöbetler, beyin ve kalp
damarlarında tıkanıklık, kalp ritminde bozulmalar,
solunum durması ile ölüm meydana gelebilir.
Çeşitli algı bozuklukları meydana gelir. En sık görülen
dokunma varsanılarıdır, renkli ve hareketli görme de
ortaya çıkabilir.
Derisi altında böceklerin yürüdüğünü sanan kokain
kullanıcıları kendisine zarar verebilir




               Alkol kullanımının zararları




 •   Beyin ve sinir hücrelerinin zarlarını zehirler veya
     uyuşturarak kullanılmaz hale getirir.
 •   Aşırı alkol geçici hafıza kaybına neden olur
 •   Alkol göze giden görme sinirlerinede tesir eder.
     Sulanma ve görme bozukluklarına neden olur.
     Netcede ameliyat kaçınılmaz olur. Körlüğe neden
     olabilir.
 •   Midenin iç yüzeyini kaplayan tabakayı tahriş eder ve
     buna bağlı olarak gastrit’e yol açar. Mide zarında
     yırtıkları oluşur. Mide ve yemek borusunda iç
     kanamalar meydana gelir. Kusma gözlemlenir.
 •   Kalp kasına zarar verir ve buna bağlı olarak kalp
     hastalıklarına yol açar. Kalp atışlarında düzensizlik
     meydana gelir. Kalp yetmezliğine neden olabilir.
 •   Erkeklerde sertleşme olmamasına neden olabilir.
     Kadınlarda ise adet bozukluğuna sebep olabilir. Anne
     karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.
 •   Damar kireçlenmesine yol açar.
 •   Terleme ve kanın akışını hızlandırır. Kanı sulandırır.
     Yaralanmalarda, yaralı bölgenin geç iyileşmesine
     neden olur.
•   Tepki refleksleri azalır, beynin düşünme ve karar
    verme düzeni zayıflar.
•   Yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserlerine
    neden olur. Kanser riskini büyük oranda artırır.
•   Alkol kullanımından bir gün sonra baş ağrısı ve ağız
    kuruluğu çok sık görülür.
•   Sonradan utanacağınız, pişman olacağınız yada
    pişman olmaya bile vakit bulamamanıza yol
    açabilecek davranışlarda bulunmanıza yol açabilir.
                      Sigaranın Zararları
•   Vücutta, yorgunluk, uykusuzluk, ruhsal gerilim, stres,
    performans düşüklüğü, reflekslerde azalma oluşur.
•   Anne ve baba mirası olarak; Sigara içen babaların,
    çocuklarında kanseri önleyen gençliği yok olmaktadır.
•   Hamileliğinde sigara içen hanımların bebekleri
    %10-15 eksik kilolu doğdukları gibi zeka eksiklikleri
    de görülür.
•   Genel olarak bulunduğunuz ortamlarda kötü ve ağır
    koku yayılır.
•   Cildiniz bozulacağından cilt karalığı ve yaşlı gösterme
    belirtileri başlar.
•   Dişleriniz kirli ve pis görünümlü olmakla beraber,
    dişeti hastalıkları baş gösterecektir.
•   Ağız ve yutakta tat alma eksikliği başlar ve kanser
    riski artar.
•   Gırtlak ve nefes borusunda iltihaplanma, ses tellerinin
    zarar göstermesinden başka kansere yakalanma
    ihtimali fazlalaşır.
•   Kalp ve damarların görmüş olduğu zarar ve
    tahribattan dolayı kalp krizi damar tıkanıklığı,
    tansiyon yükselmesi gibi sakıncalar ortaya çıkar.
•   Beyinde felç, ileri yaşta bunama (Alzheimer) görülür.
    Her nefeste 50bin hücrenin ölümüne sebep olur.
• Gözlerde katarakt ve ileri yaşta körlük meydana gelir.
• Burunda koku alma duygusu azalır.
• Akciğerlerde kansere yakalanma, Bronşit ve amfizem
  gibi rahatsızlıklar meydana gelir.
• Mide ve yemek borusunda karama, ülser ve kanser
  oluşumunu fazlalaşır.
• Pankreas kanseri riski artar.
• Rahim ve yumurtalıkta kısırlık, çocuk düşürme, sakat
  ve eksik doğum, erken menopoz, rahim kanseri gibi
  tehlikeler oluşur.
• Testisler ve cinsel organlarda iktidarsızlık,
  ereksiyonda azalma, döllenme yetersizliği, kalıtımsal
  bozukluklar meydana gelir.
• İdrar kesesinde mesane kanseri meydana gelir.
• Ellerde, parmaklarda sararma, tırnaklarda, zayıflama
  görülür.
• Kemik ve iskeletlerde kemik erimesi meydana gelir.
• Kol ve bacak damarlarında çeşitli hastalıklar oluşur.
• Kılcal damarlar, el ve ayaklardan başlayarak, kol ve
  bacaklara kadar tıkanıp bu organların kesilmesine
  (Burger hastalığı) kadar varan hastalıklar oluşur.
UÇUCU (BALLY, TİNER, v.s) BAĞIMLILIĞI

Bu gruba çözücüler (solventler), yapıştırıcılar, uhular,
aerosoller, propanlar, tiner ve benzin girer. Örnekleri:
Bally, tiner, benzin, çakmak gazı, temizleme sıvısı, sprey
boya, ayakkabı boyası, daktilo düzeltici sıvısı. Ucuz, kolay
bulunan ve yasal maddelerdir. Bu nedenle yoksullar ve
gençler tarafından sık kullanılır.

Uçuculara tolerans gelişir (doz arttırma gereği) fakat
yoksunluk belirtileri hafiftir. Etkileri alımdan 5 dakika
sonra başlayıp 3 dakika-saatler sürebilir.

Uçucu sarhoşluğu belirtileri: kavgacılık, aldırmazlık,
yargılama bozukluğu, sersemlik, nistagmus (göz
titremesi), geveleyerek konuşma, yürürken sendeleme,
uykulu hal, tepki yavaşlaması, titremeler, kasların
zayıflaması, görme bulanıklığı veya çift görme, aşırı neşe,
komaya varabilecek bilinç kaybı. Uçuculara bağlı olarak
deliryum, kalıcı bunama, psikotik bozukluk ve
duygudurum veya bunaltı bozukluğu gelişebilir.

Tedavisinde eğitim, alttaki kişilik bozukluğunun tedavisi,
sosyal destekleme gerekebilir.

Bağımlılık yapan maddeler

  • 1.
    BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER Dünya sağlık örgütü kullanılan madde çeşitlerine göre bağımlılık tiplerini şöyle sıralamıştır: -Opiat -Alkol, barbütürat, benzodiazepin -Esrar -Kokain -Halüsinojen -Uçucu maddeler (Bally, Tiner, vs.) Bağımlılığı -Tütün -Çoklu madde kullanımı -Kafein ve diğer uyarıcılar (psikostimülanlar) olmak üzere
  • 2.
    tipleri vardır. Bu ayrımkullanılan maddelerin özelliklerine göre yapılmıştır. Bu maddelerin bazıları merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkilere sahipken (kokain, psikostimülan gibi) bir kısmı ise tersine beyin işlevlerini baskılayıcı etki oluşturmaktadır(alkol,opiat, benzodiazepin gibi).Ayrıca bu maddelerin doğal olanları (esrar,tütün ,opiat grubundan morfin vs) ve yapay üretilenleri (eroin, psikostimülanlar gibi) vardır. Maddeler konusunda dikkat edilecek en önemli konu bağımlılık yapıcı maddelerin bir kısmının yasa dışı kullanımı olsa bile çoğunluğunun yasal olması ve bunlardan bazılarının ise tıp içi kullanımının bulunmasıdır. Yani bu maddelerin bazıları ile günlük yaşamımızda yanıbaşımızda dır (yapıştırıcılar, bazı temizlik maddeleri, tiner, tütün, alkol, kontrollü kullanımı olan bazı ilaçlar gibi). Tıp içi kullanımı olan ve halen aynı zamanda tedavi edici özellikleri olan maddelerin ( benzodiazepin, barbitürat, morfin gibi ) ise her ne kadar kontrollü kullanımı olsa da ilaç suistimali nedeni ile tedavi dışı kullanımı da mümkün olabilmektedir. Burada çok dikkat edilmesi gereken önemli nokta bu tür ilaçların ( bunlar ülkemizde kontrollü kullanım amacı ile kırmızı ya da yeşil reçeteye tabi ilaçlardır ) hekim önerisi dışında kullanılmamalarıdır. Hekimler böyle ilaçları ihtiyacı olan hastaya yardım iletirken bu riski göze alabilir ve hastayı bu konuda uyarırlar. Aslında herkesin bu konu da duyarlı davranması gerekir. Bir ilaç tedavi amacı ve dozu dışında hekime danışmadan uzun sürelerde iyilik halini devam
  • 3.
    ettirmek için kullanıldığıtaktirde bağımlı olma riskini getirebilir. İlaçların etken maddelerinin özelliklerinin çok iyi bilinmesi gerekir. Hekimler bile bazen ilacın içindeki maddenin ne olduğunu karıştırabilir. Bu nedenle hekim olmayanların bu tür yanlışlıkları yapma olasılığı çok daha ciddi boyutlardadır. Bağımlılık yapan maddelerin ortak özellikleri: 1.Madde alındığında davranış, düşünce ve duygu durumunda değişme yapar;Bağımlılık yapıcı maddeler her ne kadar farklı özellikli olsalar da tümünün insan beyni işlevlerinden duygu, düşünce, tutum ve davranışlar üzerinde etkileri hemen hemen aynıdır. 2.Alan kişi kısa sürede gerçeklerden kopar;Maddeler ilk alındığı zaman ortaya çıkan rahatlama,yatışma, keyif alma, sarhoşluk, uyarılma, hayal alemine dalma, hoşnutluk ve bunun gibi birçok belirtiler nedeni ile kişi dış dünya yerine bu sahte hayal ortamını tercih etmeye başlayabilir. Bu durum kişinin gerçeklerden kopmasına yol açar. Yani bazı doyumları gerçek dünyada farklı alanlarda sağlıklı bir şekilde yaşamak varken bunu yapma gayret ve çabasını göstermeyebilir. 3.Kişi karşı koyulması çok zor bir istek ile madde arama davranışı içine girer;Bu madde kullanımı ile elde edilen sahte iyilik halini tekrar tekrar elde etme isteği o maddenin daha sık kullanılma isteğini doğuracağı için kişi karşı koymakta zorlandığı bir istekle o maddeyi arama davranışı içine girer.
  • 4.
    4.Giderek alınan maddeninmiktarı artar;Kişi maddeyi kullanma sıklığını ve miktarını gittikçe artırmak zorunda kalır. Çünkü gittikçe alınan doz ve sıklık aranan, ihtiyaç duyulan sahte iyilik halini oluşturamayacaktır. 5.Sonuç bağımlılıktır. Tüm bu sözü edilen süreçler bir araya geldiği zaman ise bağımlılık gelişir. İSMİNİ SIKÇA DUYDUĞUMUZ BAĞIMLILIK YAPICI MADDELER: ESRAR NEDİR? Esrar içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psiko aktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bir bitkidir. THC'nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir, fakat çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki olan Hint Keneviri bitkisi kağıt, giysi, inşaat malzemesi ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır. ETKİLERİ Esrar efektleri alınan THC miktarına veya kullanım şekline göre değişir. Esrar içimi THC maddesini çabuk bir biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine karıştırır ve daha sonra da beyine ulaştırır. Efektleri neredeyse anında belirir ve bir ila iki saate kadar sürebilir.
  • 5.
    Esrar kullananlar değişiktepkiler olduğunu belirtirler. Bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissetseler de kan şekeri seviyesinde bir düşme yoktur. KULLANIM İŞARETLERİ Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar "ekmek kafa" olarak adlandırılır. RİSKLERİ Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık yapıcılardan ayırsalar da ve "ben bağımlı değilim" deseler de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha belirgin baş göstermesi sık görülür. Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara içmekle birleştiğinde (ki, sigara ve esrar ayrılmaz ikilidir) potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir. Esrar maddesinde yoksunluk hisleri diğer bazı maddelere göre daha az fark edildiğinden (kanda uzun süre bulunduğu nedeniyle) kullananların çoğu bağımlı olmadıklarını iddia ederler.Oysaki esrar bir bağımlılık maddesidir.En büyük risklerinden biri ise bu maddenin etkisi altında bulunan kişinin algıları faaliyetlerine maddenin baskısı altında devam etmekte iken tepkilerinde sorun ortaya çıkmakta bilinçli refleksleri zafiyet göstermektedir.Bu maddelerin arkadaş ve eğlence ortamlarında ki kullanım halinin sık olduğu
  • 6.
    değerlendirilirse gençlerimizi bekleyenbaşka tehlikelerinde ortaya çıkacağı açıkça görülebilmektedir. Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise esrar maddesinin ortaya çıkardığı sahte iyi oluş halinin büyük ihtimalle zamanla kaybolacağı ve kişilerin bu etkiyi yakalamak için eroin ve kokain gibi diğer maddelere geçiş yapma olasılığının çok yüksek olduğudur Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklanma, yargılanma ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir. Bununla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir. ESRARIN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır. ESRARLA İLGİLİ YANLIŞ BİLGİLER: 1.Esrar bitki olduğu için güvenilirdir. Gerçek: Bir maddenin bağımlılık yapıcı özelliği olması için kimyasal yollardan elde edilmesine gerek yoktur .Doğal yollardan elde edilen maddelerde bağımlılık yaparlar. 2.Esrar kullanıcıları diğer uyuşturuculara geçmez. Gerçek: Esrar diğer uyuşturuculara başlangıç noktasıdır. 3.Esrarın etkisi birkaç saatte geçer. Gerçek: Esrar vücutta depolandığı için etkisi günlerce, haftalarca sürebilir. (Esrar sigara olarak içildiğinde kanda birkaç dakikada zirve yapar, saatler içinde hızla düşer. Bunun sebebi dokularda depolanmasıdır. İdrarda günlerce atılır.)
  • 7.
    4.Esrar stresi giderir. Gerçek:Diğer maddelerde olduğu gibi esrar sadece problemlerle yüzleşmeyi geciktirir. Depresyon yapabilir 5.Esrar zihni açar. Gerçek: Esrar zihni sisli hale getirir; bellek, konuşma, anlama ve karar verme yeteneğini bozar. EROİN NEDİR? Eroin morfin maddesinden üretilmektedir. Doğal olarak afyon bitkisinin kozalağında mevcut olan bir uyuşturucudur. Eroin afyonun içinde bulunan alkaloidlerden bir tanesidir. Baz morfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Sokaklardaki eroin genellikle saf değildir ve beyazdan koyu kahverengi bir renge kadar çeşitli yoğunluklarda değişebilir. Bu değişiklikler tipik olarak üretim safhasında meydana gelen kirliliklerden ve/veya içine karıştırılan diğer maddelerden dolayıdır.
  • 8.
    Eroin; Güney Amerika,Güneydoğu ve Güneybatı Asya, ve Meksika'da üretilmektedir. ETKİLERİ Eroin ve diğer afyon bazlı uyuşturucular vücut hareketlerini yavaşlatan özelliktedir. Kullanıcılar sıcaklık, rahatlama, ve kopma hisleri uyandırdığını belirtirler. Fiziksel ve duygusal ağrılar azalmakla birlikte bunlara "ağrıların ertelenmesi" demek daha doğrudur. Bu etkiler çok çabuk ortaya çıkar ve alınan eroinin miktarına ve alış şekline göre birkaç saat sürebilir. İlk kullanımlar bulantı ve kusma ile sonuçlanabilir fakat bu tepkiler sürekli kullanımla giderek azalır. Afyon ve türevlerinin kullanımının yol açtığı fiziksel sorunlar: “Kirli” iğne kullanımı sonucu AİDS Abse ve deri veya kasların diğer enfeksiyonları Tetanus veya sıtma Hepatit veya diğer karaciğer hastalıkları Mide ülseri Kalpte ritm bozukluğu (aritmi) Endokardit (kalp zarı iltihabı) Anemi (kansızlık) Elektrolit bozuklukları özellikle hiperkalemi Kemik ve eklem enfeksiyonları
  • 9.
    Kullanılan maddede bulunankatkı maddeleri nedeniyle gelişen embolilerde, bazen anormal göz dibi bulguları saptanabilir. Enfeksiyon ve katkı maddelerinden kaynaklanan böbrek yetmezliği. Kas yıkımı Pnömoni (akciğer zarının iltihabı) Akciğer absesi Tüberküloz (verem) Cinsel fonksiyon bozuklukları KULLANIM İŞARETLERİ Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar, kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı gibi küçülür. Ayrıca; iştahın kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları genellikle hoş olmayan, üşütmeye benzer bulgulardan yakınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vücutları ağrır, diyare olur, burun akması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık geçirirler. Eroin yoksunluğu (KRİZ), değişebilmekle beraber, son kullanımdan sekiz saat sonra ortaya çıkar ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve üçüncü günde zirveye ulaşır. RİSKLERİ Enjeksiyon çok miktarda eroinin kan sistemine birden karışmasını sağlayarak ölümcül aşırı doz riskinin en çok olduğu kullanımdır. Burundan çekilmesi de aşırı dozla sonuçlanabilir, özellikle alışık olmayan bir kimse yüksek miktarda kuvvetli bir eroini veya alkol gibi başka uyuşturucu maddeleri karıştırarak alırsa ölüm gerçekleşebilir. Eroinden meydana gelen aşırı dozun
  • 10.
    belirtileri; ağır veaz nefes alma, kıvranma, koma, ve ölüm olarak listelenebilir. Pis ve kullanılmış enjektörlerin kullanımı HIV, Hepatit B ve C gibi ölümcül enfeksiyon hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadır. Uyuşturucuları enjekte etmek veya enjektör paylaşmak diğer ciddi hatta ölümcül hastalıkların veya enfeksiyonlara sebep olabilir. Bunlardan bazıları endokartis, embolizma ya da kangren, botulizma, tetanoz, ve deri yiyen bakteri olarak nitelendirilebilirler. Son olarak enjeksiyon, apselere (acılı bir cilt yarası) ve takip edici olarak kan zehirlenmesine sebep olabilir. Bazı kişiler, eroini burundan çekmenin ya da sigara gibi içmenin, bağımlılığa sebep vermeyeceği inancıyla özenebilirler. Fakat birkaç kullanım bile tolerans ve bağımlılıkla sonuçlanır. Eroin yasa dışı bir maddedir ve bulundurmak veya satmaktan hüküm giymek çok ciddi adli cezalarla sonuçlanır. EROİNİN ilk kez bilim adamları eliyle ve gerçekte son derece iyi niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretildiğini biliyormuydunuz? 1897'de Almanya'daki Bayer laboratuarlarında kanser ve tüberküloz hastaları için "ağrı kesici" olarak hazırlanan "eroin hidroklor", dehşet verici yan etkileri farkedilince onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından derhal terkedildi. Ancak iş işten geçmiş ve “şeytanın tozu" hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı başarmıştı bir kez daha Kimya tarihinin ünlü efsanelerinden birine göre, "eroin"
  • 11.
    maddesi, adını, bumaddeyi deneme amacıyla kolundan enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını tanımlamak için kullandığı şu mânidar cümleden almıştı: "Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum!" ("I feel like a hero") Aspirin ve eroinin ortak mucidi: Dr. Felix Hoffman Saf morfinin asit anhidritle işlenmesi sonucu ortaya çıkan bu ölümcül toz, ilk kez 21 Ağustos 1897 günü, Bayer'in Almanya'nın Elberfeld kentindeki laboratuarında sentezlendi. baz morfinden sekiz kat daha güçlü bir uyuşturucu elde eden Dr. Hoffman,bunun kontrollü şekilde kullanımıyla yukarıda anılan hastalıkların tedavisinde çok önemli bir ilerleme kaydedebileceğini düşünüyordu. Kobaylar üzerindeki deneme çalışmaları bir yıl kadar sürdü ve toz eroin, "heroinhydrochlor" ticarî markasıyla şişelenmiş olarak 20. yüzyılın hemen arefesinde Bayer şirketi tarafından piyasaya sürüldü. Bugün için inanılması bir hayli güç olmakla birlikte, eroin o dönemde başta Almanya olmak üzerebirçok Avrupa ülkesinde eczanelerde rahatça satılıyordu Ancak, madalyonun öteki yüzü kısa sürede ortaya çıktı. Yalnızca bir iki kullanımın ardından “şeytanın tozu"na müptela olanlar şuursuzca ecza depolarına, laboratuarlara saldırıyor ve kendilerine daha fazla ilaç temin etmeye çabalıyorlardı. İnsanları çok seven ve mesleğine aşık bir kimyager olan Dr. Hoffman, 8 Şubat 1946'da son nefesini verirken, ilk kez onun laboratuar kaplarında dünyaya gözlerini açan "diasetilmorfin" artık çoktan bir ilaç olmaktan çıkmış,alım-satımı ya da kullanımı bir çok ülkede en ağır şekilde cezalandırılan lanetli bir maddeye dönüşmüştü.
  • 12.
    Özellikle eroin maddesiile ilgili olarak sinema ve televizyonlarda izlediğimiz film sahnelerinde polisin yakaladığı maddeyi tadarak hangi madde olduğuna karar verdiğine dair sahnelerle sıkça karşılaşırız.Oysaki bu maddelerin ne kadar tehlikeli olduğuna yukarıda değinmiştik.Bu nedeni belli olmayan gizli propaganda yöntemi zehir tacirleri tarafından gençlerimizi zehirlemek amacıyla sıkça kullanılmakta "bir kereden birsey olmaz filmlerde görmüyormusun polisler bile yakaladıklarında tadına bakıyorlar" şeklinde telkinde bulunarak bir kere bile denendiğinde bağımlılık yapma ihtimali yüksek olan bu maddeleri gençlerimize vermektedirler.Unutulmamalıdır ki polisler yakalanan maddenin çeşidini kimyasal tahliller yardımıyla tespit etmektedirler. ECSTASY NEDİR? Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3, 4- metilendioksimetamfetamin), ağızdan alınan bir haptır. Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı durumlarda MDMA toz halinde satılmaktadır. Hap şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla
  • 13.
    denetim altında değildir.Genel bir kullanıcının bir "doz" içerisinde hangi maddeleri bulunduğunu bilmesi bu sebeple imkansızdır. ETKİLERİ Kullananlar kendilerini açılmış, rahatlamış, güzel, korkusuz, toleranslı ve etrafındaki insanlara bağlı olarak tanımlarlar. Ecstasy alındıktan yaklaşık 45 dakika sonra kullanıcılar etkisine girerler. Bu madde sinir hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller. Ecstasyinin en önemli etkisi kişiyi aktive etmesi ve bilinç değişikliklerine neden olmasıdır. Bu etkiler alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma doğrudan bağlıdır. Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir his algılanabilir. Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme, görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. Kişi kendini enerjik ve aldırmaz hisseder. KULLANIM İŞARETLERİ Ecstasy kullananların göz bebekleri genişler ve ışığa hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma gözlemlenebilir efektlerdendir. Duyum artar ve kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma ve dokunarak ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı
  • 14.
    şevkat hareketleri gösterebilir. RİSK Bazıkullanıcılar tecrübeden sonra 48 saate kadar kendilerini depresif hissettiklerini belirtmektedir. Uzun süreli kullanımda etkilere ulaşmak daha zorlaşabilir. Sahte iyi oluş halini yakalama veya ulaşma ihtiyacı olabilir, bu da doz artımına ve daha sık kullanıma sebep verebilir. Kullanımdaki artışla beraber kullanıcılar sık sık kendilerini yorgun hisseder, çeneleri ağrır ve mutlulukları azalır. Depresyondan ve tükenmeden kaçınmak isteyenler hem dozda hem de kullanım sıklığında artırma geliştirirler. Çok sayıda ters etkileme olduğu bildirilse de vücut ısısındaki tehlikeli derecede artış Ecstasy'nin bilinen yaygın tehlikelerinden biridir. Vücut ısısının artması sıcak ve genellikle havasız ortamlarda uzun süre dans etmekten, vücuttaki sıvı miktarının azalması gerçekleşir. Ölüm; aşırı dozdan görülmekle birlikte, genellikle vücut ısısının artması, su ihtiyacı yada diğer bir uyuşturucu madde ile karıştırma ile bağlantılıdır. Ecstasy’nin uzun zamanlı etkileri halen araştırma altındadır. Bazı araştırmacılar uzun süreli kullanımların kalıcı beyin hasarlarına yol açabileceği değerlendirilmektedir. Bazı çalışmalar Ecstasyinin vücuttaki seratonin ve dopamin seviyelerini etkilediğini göstermektedir fakat bunun uzun süreli etkilerinin ne olabileceği halen açık değildir. Ecstasy kalbin ritim bozukluğuna sebep olabilir ve hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tetikleyicisi olabilmektedir. Extacy kullananların %92’si diğer zararlı ve bağımlılık yapıcı maddeleri de kullanmaktadırlar.
  • 15.
    KOKAİN NEDİR? Kokain Güney Amerikadayetişen koka bitkisinin yapraklarından elde edilir. Bölgedeki birçok yerli kabile halen hafif, uyarıcı bir etki amacıyla koka yaprakları çiğnemektedir. Bilim adamları kokaini bitkinin yapraklarından 1860 yılından kısa bir süre önce elde etmişlerdir. Kokain hidroklorid (HCL) acı tatlı, beyaz, ince bir tozdur.Burundan çekildiğinde veya enjekte edildiğinde uyuşturur. "Crack" kokainin sigara gibi içilebilir küçük parçalar yada "kayalar" halindeki formuna verilen addır. Crack kokain HCL'nin amonyak veya sodyum bicarbonat (pişirme sodası) ve su ile karıştırılması ve ısıtılarak kokain alkoloidin "baz" karışımın tuzu (hidroklorid) ortaya çıkarılması sonucunda elde edilir. Bu işlem uyuşturucunun gerektiği gibi yanmasını ve daha fazla kokain içeren dumanın elde edilmesini sağlar. "Crack" Tanımı karışımın yakılarak içildiğinde çıkan kırılma seslerinden ortaya çıkmıştır. KULLANIM İŞARETLERİ Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli kıpırdanır, ve normalden daha fazla çenesini sıkar. Aynı zamanda tetikte olurlar ve hep etraflarına bakarlar. Ortak fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah
  • 16.
    kaybıdır. Bunlarla beraberkalp atışı ve tansiyon da artar. Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık, paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan beliren etkileri kilo kaybı, depresyon, ve bitkinliktir. RİSKLERİ Felç, kalp krizi, ani krizler rapor edilmiş ortaya çıkan durumlardır. Kalp hastası olan kişiler yüksek risk altındadır. Kokain / Crack maddesinin kronik, ağır kullanımı kilo kaybı, cinsel problemler, tutarsız düşünme, aşırı değişken ruh hali, paranoya, saldırganlık ve psikoz gibi şikayetler doğurabilir. Bir çok bu gibi kullanıcı fiziksel olarak tükenmiş, olur böylece hastalıklara karşı savunmasızdırlar yani bağışıklık sistemleri zayıflamış insanlardır. Kokainin buruna sürekli çekilmesi burun zarlarının hasar görmesine sebep olur. Kokain/Crack'in yakılarak içilmesi ciğerlere hasar verir ve hızla artan emme kapasitesiyle birlikte daha fazla kullanıma neden olur. Kokainin enjekte edilmesinin bir çok ciddi riski vardır. Kokainin kan sistemine karışmasına ek olarak, enjektör veya diğer enjeksiyon araçları paylaşıldığında kullanıcılar HIV enfeksiyonu/AIDS ve/veya Hepatit B ve C virüslerine karşı savunmasız hale gelirler Yüksek doz alındığında epileptik nöbetler, beyin ve kalp damarlarında tıkanıklık, kalp ritminde bozulmalar, solunum durması ile ölüm meydana gelebilir. Çeşitli algı bozuklukları meydana gelir. En sık görülen dokunma varsanılarıdır, renkli ve hareketli görme de
  • 17.
    ortaya çıkabilir. Derisi altındaböceklerin yürüdüğünü sanan kokain kullanıcıları kendisine zarar verebilir Alkol kullanımının zararları • Beyin ve sinir hücrelerinin zarlarını zehirler veya uyuşturarak kullanılmaz hale getirir. • Aşırı alkol geçici hafıza kaybına neden olur • Alkol göze giden görme sinirlerinede tesir eder. Sulanma ve görme bozukluklarına neden olur. Netcede ameliyat kaçınılmaz olur. Körlüğe neden olabilir. • Midenin iç yüzeyini kaplayan tabakayı tahriş eder ve buna bağlı olarak gastrit’e yol açar. Mide zarında yırtıkları oluşur. Mide ve yemek borusunda iç kanamalar meydana gelir. Kusma gözlemlenir. • Kalp kasına zarar verir ve buna bağlı olarak kalp hastalıklarına yol açar. Kalp atışlarında düzensizlik meydana gelir. Kalp yetmezliğine neden olabilir. • Erkeklerde sertleşme olmamasına neden olabilir. Kadınlarda ise adet bozukluğuna sebep olabilir. Anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkiler. • Damar kireçlenmesine yol açar. • Terleme ve kanın akışını hızlandırır. Kanı sulandırır. Yaralanmalarda, yaralı bölgenin geç iyileşmesine neden olur.
  • 18.
    Tepki refleksleri azalır, beynin düşünme ve karar verme düzeni zayıflar. • Yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserlerine neden olur. Kanser riskini büyük oranda artırır. • Alkol kullanımından bir gün sonra baş ağrısı ve ağız kuruluğu çok sık görülür. • Sonradan utanacağınız, pişman olacağınız yada pişman olmaya bile vakit bulamamanıza yol açabilecek davranışlarda bulunmanıza yol açabilir. Sigaranın Zararları • Vücutta, yorgunluk, uykusuzluk, ruhsal gerilim, stres, performans düşüklüğü, reflekslerde azalma oluşur. • Anne ve baba mirası olarak; Sigara içen babaların, çocuklarında kanseri önleyen gençliği yok olmaktadır. • Hamileliğinde sigara içen hanımların bebekleri %10-15 eksik kilolu doğdukları gibi zeka eksiklikleri de görülür. • Genel olarak bulunduğunuz ortamlarda kötü ve ağır koku yayılır. • Cildiniz bozulacağından cilt karalığı ve yaşlı gösterme belirtileri başlar. • Dişleriniz kirli ve pis görünümlü olmakla beraber, dişeti hastalıkları baş gösterecektir. • Ağız ve yutakta tat alma eksikliği başlar ve kanser riski artar. • Gırtlak ve nefes borusunda iltihaplanma, ses tellerinin zarar göstermesinden başka kansere yakalanma ihtimali fazlalaşır. • Kalp ve damarların görmüş olduğu zarar ve tahribattan dolayı kalp krizi damar tıkanıklığı, tansiyon yükselmesi gibi sakıncalar ortaya çıkar. • Beyinde felç, ileri yaşta bunama (Alzheimer) görülür. Her nefeste 50bin hücrenin ölümüne sebep olur.
  • 19.
    • Gözlerde kataraktve ileri yaşta körlük meydana gelir. • Burunda koku alma duygusu azalır. • Akciğerlerde kansere yakalanma, Bronşit ve amfizem gibi rahatsızlıklar meydana gelir. • Mide ve yemek borusunda karama, ülser ve kanser oluşumunu fazlalaşır. • Pankreas kanseri riski artar. • Rahim ve yumurtalıkta kısırlık, çocuk düşürme, sakat ve eksik doğum, erken menopoz, rahim kanseri gibi tehlikeler oluşur. • Testisler ve cinsel organlarda iktidarsızlık, ereksiyonda azalma, döllenme yetersizliği, kalıtımsal bozukluklar meydana gelir. • İdrar kesesinde mesane kanseri meydana gelir. • Ellerde, parmaklarda sararma, tırnaklarda, zayıflama görülür. • Kemik ve iskeletlerde kemik erimesi meydana gelir. • Kol ve bacak damarlarında çeşitli hastalıklar oluşur. • Kılcal damarlar, el ve ayaklardan başlayarak, kol ve bacaklara kadar tıkanıp bu organların kesilmesine (Burger hastalığı) kadar varan hastalıklar oluşur.
  • 20.
    UÇUCU (BALLY, TİNER,v.s) BAĞIMLILIĞI Bu gruba çözücüler (solventler), yapıştırıcılar, uhular, aerosoller, propanlar, tiner ve benzin girer. Örnekleri: Bally, tiner, benzin, çakmak gazı, temizleme sıvısı, sprey boya, ayakkabı boyası, daktilo düzeltici sıvısı. Ucuz, kolay bulunan ve yasal maddelerdir. Bu nedenle yoksullar ve gençler tarafından sık kullanılır. Uçuculara tolerans gelişir (doz arttırma gereği) fakat yoksunluk belirtileri hafiftir. Etkileri alımdan 5 dakika sonra başlayıp 3 dakika-saatler sürebilir. Uçucu sarhoşluğu belirtileri: kavgacılık, aldırmazlık, yargılama bozukluğu, sersemlik, nistagmus (göz titremesi), geveleyerek konuşma, yürürken sendeleme, uykulu hal, tepki yavaşlaması, titremeler, kasların zayıflaması, görme bulanıklığı veya çift görme, aşırı neşe, komaya varabilecek bilinç kaybı. Uçuculara bağlı olarak deliryum, kalıcı bunama, psikotik bozukluk ve duygudurum veya bunaltı bozukluğu gelişebilir. Tedavisinde eğitim, alttaki kişilik bozukluğunun tedavisi, sosyal destekleme gerekebilir.