Muhteşem Eser: Marifetname
Say›:2Nisan2010
B D K
Nisan 2010 BDK 3
editoryalProf. Dr. Ahmet Emre B‹LG‹L‹
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nde geçen kas›mdaki kutlama,125.y›l›nda Tür-
kiye’nin haf›zas› olan kütüphaneyi daha görünür k›lmak için toplanan bir
meclisti. Tören, kütüphaneyi, bugünün gençlerine ve oradan da gelece¤e
tafl›man›n bir iflareti gibiydi. Beyaz›t Kütüphanesini yaln›zca bir hat›ra gibi yâdet-
mek bugünümüzü elimizden kaç›rt›r. Bilakis kütüphaneyi, her an dönüp haf›za-
m›z› tazeletecek, bugünün bilim insanlar›n›n, genç araflt›rmac›lar›n›n en bafl ve
de¤iflmez meskeni k›lacak bir gayretin içinde olmal›y›z.
Bu kütüphanede geçirdikleri günleri, okuma mesailerindeki en önemli istasyon-
lardan biri addeden ve bunu dile getiren kaleme döken yazarlar›m›z sa¤olsunlar.
Mehmet Niyazi’yi, Do¤an H›zlan’›, Beflir Ayvazo¤lu’nu ve onlardan sonraki kuflak-
tan yazarlar› 125. y›l›nda Beyaz›t’ta görmek gönendiriciydi.
Yazarlar›m›z›n, kendilerine gençliklerinde bu imkân› sa¤layan kütüphaneyle gö-
nenmesi ve 125. y›l›nda oray› flereflendirmeleri ne kadar güzeldir. Beyaz›t Kütüp-
hanesi ve çevresindeki yap›lar ülkenin en karakteristik mekânlar›d›r, en gerçek
haf›zas›d›r. De¤eri muhakkak bilinecektir.
125. y›l töreninde bulunarak kütüphanenin önemine vurgu yapm›fl olan Say›n Er-
tu¤rul Günay da yazma eserlerin bulundu¤u nadide kütüphanelerin ayr›cal›kl› bir
donan›ma ve hizmet imkân›na kavuflturulmas›n›n alt›n› çizdi. Böylece bizlerin ve
öylesi kütüphanelerde hizmet veren görevlilerin ve müdürlerin düflüncelerini aç›k
bir dille sahiplendi.
Pefli s›ra günlerde, Aral›k ay›nda, Beyaz›t Kütüphanesi’nde on y›llarca hizmet ver-
mifl bir çal›flma arkadafl›m›z›, ebediyete u¤urlad›k. Hizmetleri ve gayretiyle müm-
taz bir isimdi fierafeddin Kocaman. Nur içinde yats›n. Beyaz›t Devlet Kütüphanesi
müteakip ayda kendisini hay›rla yâd eden bir toplant› düzenledi. Gayreti, hizmeti
ile hep örnek al›nacak bir isimdir Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nin müdürü fiera-
feddin Bey.
‹lk say›s› bir özel say› olarak ç›kan bu dergi de Beyaz›t Kütüphanesi’nin tarihten
gelen bir nitelik fark›n› ve sorumlulu¤unu ortaya koymaktad›r. Bir ilki gerçeklefl-
tirip Türkiye’nin ilk Milli Kütüphanesi, mevsimlik bir periyotla tekrardan kendini
gösteriyor ve yay›na devem ediyor. Süreli bir yay›n olarak bir Kütüphane Dergisi.
Bu yay›n tebrik edilmesi gereken, mutluluk verici bir gayrettir, emektir. Hiçbir
emek bofla gitmez.
Muhteşem Eser: Marifetname
Say›:2Nisan2010
S
www.beyazitkutup.gov.tr
Devletin Kendi ‹smini Verdi¤i Bir Kurum:
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi
içindekiler
26
32
13
10 14
Kültür Sanat Edebiyat ve
Kütüphane Bülteni
Y›l:1 Say›:2 Nisan 2010
‹mtiyaz Sahibi
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi
Müdürlü¤ü
Merkez
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi
Turan Emeksiz Sk. No:6 Beyaz›t-Fatih
T: (0212) 522 31 67 F: (0212) 512 84 74
e-mail
beyazitkutup@gmail.com.tr
web
www.beyazitkutup.gov.tr
Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü
S. Süheyla fientürk
Genel Koordinatör
Volkan Gülçek
Yaz› ‹flleri
Volkan Gülçek
Muhammed H›zarc›
Grafik Tasar›m
‹.Fatih BEKTAfi
Engin ÇAYLAK
Yay›n Haz›rl›k
www.europrint-tr.com
Bask› ve Renk Ayr›m›
Europrint Matbaac›l›k
Mehmetçik Cad. No: 53 Fulya / ‹stanbul
Tel: 0 (212) 217 04 06
www.europrint-tr.com
Bask› Sorumlusu
Hüseyin Day›o¤lu
Yay›n Türü: Yerel Süreli Yay›n
Yay›n Türü
Yerel Süreli Yay›n
Yaz›lar›n Sorumluluklar› Yazarlar›na Aittir.
içindekilerKünye
18 24 35 12
16 rfan Serdar “Yazı”
17 Aydın leri “Yazı”
18 Biyografi; Necati Lugal
24 Röportaj; Nimet Bayraktar
26 nceleme; Marifetname
32 Ayten Şan “Şimşekhane”
35 Şerafeddin Kocaman “Anma”
36 rfan Kaya “Yazı”
38 Yasin Şafak “Yazı”
39 Sonay Aslan “Yazı”
6 Raflardan
9 Restorasyon
10 125. Yıl Kutlaması
12 Hakkı Tarık Us Koleksiyonu
14 TUFS “Japonya Yabancı Diller Ünv.”
Geceleyin
Kütüphane
Alberto Manguel
K⤛d›n ve Matbaan›n
Kültürel Tarihi
Zeki Tez
Burhan BAYRAM / Kütüphaneci BDK
[Raflardan]
lberto Manguel “Geceleyin Kütüphane” adl›
eserinde, Fransa’daki evinde kurdu¤u 30 bin
kitapl›k kütüphanesinden yola ç›karak de¤iflik
kütüphanelerin tarihsel geliflimi, oluflumu, katalogla-
ma ve s›n›flama sistemleri, özellikleri, sorunlar›, güçlü
yönleri vs. hakk›nda bilgi vermektedir.
Yazar, kütüphaneleri; mit olarak kütüphane, düzen ola-
rak kütüphane, mekân olarak kütüphane, gölge olarak
kütüphane, zihin olarak kütüphane, kimlik olarak kü-
tüphane vb. bafll›klar alt›nda anlat›yor. Bu bafll›klar›n
içinde; Eski M›s›r kütüphanelerinden Arap kütüphane-
lerine, Çin kütüphanelerinden Roma kütüphanelerine,
kiflisel kütüphanelerden internetteki kütüphanelere
kadar uzanan bilgilere yer verilmifltir. Yazar, bu anlat›-
m›n› çeflitli anekdotlarla zenginlefltirmifltir. Yazar, kita-
b›nda; ‹skenderiye Kütüphanesi, Kongre Kütüphanesi,
Bibliothéque Nationale’nin okuma salonu, British Mu-
seum Kütüphanesi, Kolombiya’n›n k›rsal bölgelerinde
bir eflekli kütüphane, Irak Ulusal Kütüphanesi ile Dev-
let Arflivlerinin ya¤malanmas› vb. foto¤raflar›yla anlat›-
m› desteklemektedir.
Geceleyin Kütüphane, Alberto Manguel’in okuma, kitap
ve kütüphane ile ilgili yay›nlar›ndan birisidir. Eserin,
Dilek fiendil taraf›ndan çevirisi yap›lan yap›lm›flt›r.
Eserde, bibliyografya ve dizin vard›r. Geceleyin Kütüp-
hane; kitapseverler ve kütüphaneciler taraf›ndan zevk-
le okunup, bilgi edinilecek, ayn› zamanda kütüphaneci-
lik alan›nda geçmiflten gelece¤e bizi ayd›nlatacak bir
kitapt›r.
“E¤er kütüphane evrenin aynas›ysa, o zaman katalog
da o aynan›n yans›mas›d›r.”
(Alberto Manguel)
Kütüphanesindeki her bir kitap için; “Bütün dertleri
defeden hakiki ve müflfik dost” demifltir.
(Abdüllatif Çelebi)
Bir kütüphanenin ideal ifllevi birazc›k sahaf tezgâh›na
benzemektedir, orada keflif yap›l›r.
(Umberto Eco)
K⤛t, insano¤lunun, bilgiyi üzerine nak›fl gibi
ifllemede kulland›¤› bir ürün. Tarihin derinlik-
lerinden gelen, bilgiyi aktar›m arac›. Belki bu
araç icat edilmemifl olmasayd›, bugünkü bilgi birikim-
imizin olamayaca¤›n› ve bu kadar da h›zl› artan bir
durumda olamayaca¤›n› Zeki Tez’in kaleme ald›¤›
kitab›m›z›n sat›rlar› aras›na gizlendi¤ini fark edebiliriz.
Tarihin sat›r aralar›nda o kadar çok bilgi aktar›m
malzemesi kullan›lm›fl ki; kullan›lan bu malzemeler ile
ilgili tarihsel süreci ve yap›m özelliklerini, hangi
medeniyette nas›l bir malzeme kullan›ld›¤› hakk›nda
bilgi içeren bir eser.
‹nsano¤lu k⤛t üretimini baflarm›flt›r. Ancak he zaman
elinde olan›n› daha iyisini yapma peflinde de olmufltur.
“Frans›z zoolog René Antoine Ferchault de Réaumur
(1683–1757), bu konuya yönelik olarak 1719 y›l›nda
Frans›z Akademisi’ne flu baflvuruyu yapar: Amerikan
yaban ar›lar›, bizimkine benzeyen çok ince bir k⤛ttan
yuva olufltururlar. Onlar bize, paçavra ya da keten bezi
kullanmaks›z›n, bitki liflerinden k⤛t üreti-
minin mümkün oldu¤unu ö¤retmek-
tedirler. Belirli a¤açlardan,
böyle ince ve güzel k⤛t üret-
mek üzere denemeler yap›lmas›,
bize uygun görünmektedir. E¤er
biz, Amerikan yaban ar›lar›n›n
kendi k⤛t üretiminde
kulland›klar›na benzer odun tür-
lerine sahip olursak, en beyaz
k⤛d› üretebiliriz.”
Réaumur, bir Frans›z k⤛t
fabrikatörüne yaban ar›s›
yuvas›ndan ald›¤› parçay› göster-
di¤inde fabrikatör, bu örne¤i,
Orléans’daki rakip k⤛t firmas›n›n
bir ürünü sanm›flt›r!”
Eser, bununla beraber, k⤛d›n
üzerine ifllenen nak›fl›n yani yaz›n›n
tarihi seyri hakk›nda da bilgi ver-
mektedir. Ma¤ara resimleriyle
bafllayan süreç, hiyeroglifle sürmüfl
ve yaz›n›n icad›yla devam etmifltir.
Ayr›ca eser, bununla yetinmeyen insano¤lunun, bilgiyi
iflledi¤i k⤛da estetik görünüm kazand›ran ebru ve hat
sanat›yla ilgili olarak da k›sa bir bilgi içermektedir.
K⤛d›n ve Matbaan›n Kültürel Tarihi adl› eser, biriken
bilgilerin nas›l kitaba dönüfltü¤ünün tarihini ayr›nt›l› bir
flekilde vermektedir. Kil tabletlerden, papirüs tomar-
lar›na, parflömenden k⤛da olan serüvenin nas›l kitap
halini ald›¤›n› kronolojik olarak ele alm›flt›r. Ayr›ca,
kitab›n hangi medeniyette nas›l üretildi¤i hakk›nda
bilgi vermektedir. Antikça¤da, Avrupa’da, Osmanl›’da,
‹slâm dünyas›nda kitap üretiminin nas›l oldu¤u ve kita-
ba, dolay›s›yla bilgiye uygulanan sansür ve daha kötüsü
kitaplar› yok etme ile ilgili olarak tarihten notlarla bilgi
edinebilece¤imiz bir eser olma özelli¤ine sahip.
Bugün nas›l ki, internetin hayat›m›za girmesiyle bil-
ginin kullan›m› ve geliflimi, bir dönem bafllang›c›
olmuflsa, benzer bir süreç matbaan›n bulunmas›yla
bilginin ço¤alt›lmas› kolaylaflm›fl ve daha fazla
paylafl›lmas› sa¤lanm›flt›r. ‹nceledi¤imiz bu eser, mat-
baan›n geliflim tarihi hakk›nda; Avrupa,
Osmanl› ve M›s›r medeniyetleri
çerçevesinde bizlere ›fl›k tutmaktad›r.
Ciltleme, sanatsal bir ürün olmakla
birlikte kitab›n ömrünü artt›rma amac›
gütmektedir. Eser, ciltleme sanat›
hakk›nda da, çeflitli medeniyetleri ele
alarak bilgi vermektedir.
K⤛d›n ve Matbaan›n Kültürel Tarihi
adl› eser, k›saca bizlere, k⤛t, yaz›,
kitap, matbaa, cilt, ebru, hat sanat›
üzerinde kültürel bir gezinti yaflatan
bir üsluba sahip.
Eserin sonunda kaynakça ve kifli adlar›
dizini var. 327 sayfadan oluflan eser,
2008 y›l›nda Doruk yay›nc›l›k taraf›ndan
yay›nlanm›flt›r.
Ma¤aradaki resimlerden elektronik
yay›nc›l›¤a bilgi ve bilgi materyalleri…
Sonras›..?
A
K
BDK Nisan 20106 Nisan 2010 BDK 7
Çev. Dilek fiendil
Yap› Kredi Yay›nlar›, 2008.
295 s. ; 21 sm.
ISBN: 978-975-08-1477-8
Doruk Yay›nc›l›k, 2008
978-975-553-490-9
[K›salar]
BDK Nisan 20108 Nisan 2010 BDK 9
‹stanbul ‹l Kültür Turizm Müdürlü¤ü
çerçevesinde kas›m-may›s döne-
minde devam eden kültürel etkinlik-
ler bahar dönemiyle bu sene için sona
yaklaflm›fl oluyor. Her sene kitaba bil-
giye sohbete ve gezerek ö¤renmeye
merakl› ziyaretçileri kütüphane ve
müzelerde a¤›rlayan kültürel etkinlik-
lerde özellikle Fatih Beyaz›t Devlet,
Ali Emiri ve Süleymaniye Kütüphanesi
bahar aylar›nda kitab›n yazman›n
‹stanbul’un ve tercümenin ihtisas
alanlar›nda konferanslar sunmaya
devam ediyor.
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi,
kütüphanecili¤e hizmet edenleri yad
etmeyi unutmad›. Arkeoloji Müzesi
a¤›rl›kl› olarak kaz›larda, daha yeni
ortaya ç›kan tarihi miras› güncel
olarak ifllerken, Topkap›
Konferanslar›nda tarihten bugüne
Türkiye siyasetinde süregelen
gelenekler irdeleniyor.
Ülkemizdeki kütüphane, arfliv ve
bilgi merkezlerinde yürütülmekte
olan bilgi kaynaklar›n›n (basma ve
yazma eserler, kitap vs.) say›sal-
laflt›r›lmas› çal›flmalar›n› yak›ndan
incelemek, karfl›lafl›lan sorunlara
de¤inmek, sorunlara çözüm yollar›
gelifltirmek ve ulusal/uluslararas›
düzeyde kurumlar aras› iflbirli¤i
olanaklar›n› ortaya koymak amac›y-
la TKD ‹stanbul fiubesi'nce düzenlenen"Bilgi Kaynaklar›n›n Say›sal-
laflt›r›lmas›nda Standartlar ve ‹flbirli¤i Çal›fltay›" 25-27 fiubat 2010
tarihlerinde ‹stanbul'da gerçeklefltirilmifltir.
Çal›fltaya Türkiye’nin çeflitli bölgelerindeki üniversite, halk ve yazma
eser kütüphanelerinden, Milli Kütüphane’den, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Kütüphanesi’nden, Baflbakanl›k Devlet Arflivleri Genel Mü-
dürlü¤ü'nden, Beyaz›t Devlet Kütüphanesi Müdürlü¤ü’nden çeflitli
kamu ve özel kurum arflivlerin-
den ve üniversitelerinBilgi ve
Belge Yönetimi Bölümlerinden
ö¤retim üyesi, kütüphane ve
bilgi merkezi yöneticileri ile uz-
man kütüphanecilerin yan› s›ra
sektörün önde gelen firmalar›-
n›n temsilcilerinden oluflan 150
kiflilik bir kat›l›m gerçeklefl-
mifltir.
Etkinliklerde
Bahar Yelpazesi
‹stanbul 2010 Avrupa Kültür Baflkenti (AKB)
Ajans›n›n, Topkap› Saray› Müzesi ve Moskova
Kremlin Saray› Müzesi ifl birli¤iyle düzenledi¤i
"Moskova Kremlin Saray› Hazineleri Topkap›
Saray›'nda" sergisi 11 Mart günü aç›ld›.
Sergi için verilen davette konuflan Rusya
Büyükelçisi, iki ülke halk›n›n iliflkilerinin böylelikle
sergilenece¤ini belirtti. ‹vanovski, "Ülkelerimiz
aras›ndaki siyasi ve ticari iliflkiler geliflmektedir. Art›k bugün
ülkelerimiz aras›nda kültürel alanda da iliflkilerimizin gelifltirilmesini
diliyoruz" dedi.
16-17. yüzy›lda her iki ülkenin sahip oldu¤u sanayi, kuyumculuk ve üre-
tim teknolojisiyle ilgili eserleri bu sergide görme imkan› olacak. Serginin
çok önemli bir özelli¤i de Osmanl› ‹mparatorlu¤u taraf›ndan hediye
edilen unsurlar da burada sergilenmekte olmas›.
2010 Avrupa Kültür Baflkenti Ajans›n›n, Topkap› Saray› Müzesi ve
Moskova Kremlin Saray› Müzesi ifl birli¤iyle hayata geçirece¤i "Moskova
Kremlin Saray› Hazineleri Topkap› Saray›’nda" sergisi, 7 Hazirana kadar
sal› günleri hariç her gün 09.00-17.00 saatleri aras›nda görülebilecek.
Sayısallaştırma Çalıştayı
stanbul il özel idaresi taraf›ndan 20.10.2008 tari-
hinde ihalesi yap›lan bu ifli Rena inflaat taraf›ndan
kazan›lm›flt›r. 29.01.2009 tarihinde sözleflme yap›-
larak restorasyon ifline bafllanm›flt›r. Restorasyon ça-
l›flmalar› proje müellifi tabanl›o¤lu firmas› taraf›ndan
haz›rlanan restarasyon projesine göre yap›lmaktad›r.
Yap›lan ifller tüm mahallerde bulunan beton imalatlar
k›r›l›p temizlenmifl. Kubbelerde bulunan kurflun kap-
lamalar de¤ifltirilip yenilemifltir. Yer döflemeleri özgün
olmayan k›s›mlar kald›r›lm›fl buralara hassas hava-
land›rma sistemi için kanallar yap›lm›flt›r. ‹ç mahal-
lerde kubbelerde horasan s›valar yap›lm›fl. Duvarlarda
ortaya ç›kar›lan tafl yüzeyler temizlenerek derzleri ya-
p›lm›flt›r. Ahflap do¤rama imalatlar› özgün haline göre
yenilenmifltir. Binada bulunan çatlaklardan dolay›
güçlendirme imalatlar› yap›lm›flt›r.
10.09.2010 olan iflin süre sonu tarihi ne kadar ayr›ca
cephelerde temizlik iflleri, kubbelerde bulunan kalem
ifli iflleri, döflemelerde kaplama için alt yap›s›n›n ha-
z›rlanmas› ve elektrik ve mekanik imalat için döfleme-
de bulunan alt yap› iflleri tamamlanacakt›r.
Bu tarih den sonra da çevre düzenleme iflleri döfleme
bitifl imalatlar› elektrik ve mekanik bitifl imalatlar› ve
tesis merkezleri, avlu çat›s› örtme iflleri ve teflir tan-
zim iflleri için ödenek çerçevesince yap›lacak ihale
kapsam›nda tamamlanacakt›r.
‹
Beyaz›t Devlet
Kütüphanesi
‹maret Binas›
Restorasyon
Çal›flmas›
Kremlin Sarayı Hazineleri
Topkapı’da
Bilginin Gölgesinde
Geçen 125 Y›l…
Volkan GÜLÇEK / Kütüphaneci BDK
[Kutlama]
eyaz›t Devlet Kütüphanesi devlet taraf›ndan ku-
rulan ilk kütüphanedir. 1884 y›l›nda “Kütüphane-
i Umumi-i Osmani” ad›yla hizmete aç›lm›flt›r.
1961’de toplanan VII. Milli E¤itim fiuras›nda al›nan ka-
rarla “Beyaz›t devlet Kütüphanesi “ ad›yla yeniden tefl-
kilatland›r›lm›flt›r. Halen Beyaz›t Meydan›’nda ‹stanbul
Üniversitesi, Beyaz›t Camii ve Sahaflar Çarfl›s› aras›n-
da bulunan tarihi binada hizmet vermektedir. 1884 y›-
l›nda aç›l›fl töreninde kütüphanede kitap bulunmad›-
¤›ndan raflara bir tak›m Nâima Tarihi konulmufl daha
sonra Beyaz›t Camii’nden tekke ve zaviyelerden topla-
nan ba¤›fl yoluyla gelen kitaplarla gelen kitaplarla ko-
leksiyonu zenginleflmifltir. 1934 y›l›nda Gazi Mustafa
Kemal Atatürk’ün talimat›yla ç›kart›lan 2527 say›l›
“Basma Yaz› ve Resimleri Derleme Kanunu” gere¤ince
Türkiye’de bas›lan her yay›ndan bir nüsha gelmesi ko-
leksiyon çeflidinin ve say›s›n›n daha zenginleflmesine
neden olmufltur. Kütüphane koleksiyonunda 11.120
adedi el yazmas› olmak üzere 600 bine yak›n kitap, 26
bin çeflitten fazla dergi, 12 bin cilt gazete 24.893 kart-
postal, 2304 pul, 393 harita, 7055 afifl, 4bine yak›n sesli
kitap bulunmaktad›r. Kütüphaneden y›lda 50 bin civa-
r›nda araflt›rmac› yararlanmaktad›r.
Türkiye’nin ilk devlet kütüphanesi olan Beyaz›t
Devlet Kütüphanesi’nin 125. y›l› geçti¤imiz kas›m ay›n-
da özel bir törenle kutland›. Kültür ve Turizm Bakan›
Ertu¤rul Günay’›n kat›ld›¤› programda Beyaz›t Devlet
Kütüphanesine katk›lar›ndan dolay› Do¤an H›zlan, Be-
flir Ayvazo¤lu, Fatih Belediye Baflkan› Mustafa Demir, ‹l
Özel ‹dare Genel Sekreteri Sabri Kaya, ‹zzetin Öztosun
ve Ayhan Babuflcu’ya plaket verildi.
Kutlamalar kapsam›nda Ünlü Piyanist Tuluyhan
U¤urlu kütüphanede bir konser verdi.
B
BDK Nisan 201010 Nisan 2010 BDK 11
[Haber]
BDK Nisan 201012 Nisan 2010 BDK 13
Hakkı Tarık US
1889-1956
Şahıs Tarafından Toplanan En İyi
Kitap ve Dergi Koleksiyonu
Şahıs Tarafından Toplanan En İyi
Kitap ve Dergi Koleksiyonu
Şahıs Tarafından Toplanan En İyi
Kitap ve Dergi Koleksiyonu
Şahıs Tarafından Toplanan En İyi
Kitap ve Dergi Koleksiyonu
Şahıs Tarafından Toplanan En İyi
Kitap ve Dergi Koleksiyonu
Şahıs Tarafından Toplanan En İyi
Kitap ve Dergi Koleksiyonu
eyaz›t Devlet Kütüphanesi'nde yer alan; Kitap,
dergi, gazete, y›ll›k, almanak ve salnamelerden
oluflan de¤erli Hakk› Tar›k Us koleksiyonu,
2003’ten bu yana onar›m, tasnif ve katalo¤unun haz›r-
lanmas›, sayfalar›n dijital ortama aktarmas› gibi ifllem-
ler görmektedir. Bu koleksiyon ile ilgili çal›flmalar için-
de, süreli yay›nlar katalo¤unun haz›rlanmas› ve dünyada
bu sahadaki en iyi koleksiyon say›lan Osmanl›ca süreli
yay›nlar›n dijital foto¤raf çekimi, Beyaz›t Devlet Kütüp-
hanesi ve Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi'nin ortak
projesi olarak 2003-2007 ve 2009-2010 seneleri aras›nda
yürütülmüfltür.
Bilindi¤i gibi Hakk› Tar›k Us Koleksiyonu, Türkiye'de bir
flah›s taraf›ndan toplanan en iyi kitap ve dergi koleksiyo-
nu olup, onu gerçeklefltiren gazeteci ve yazar say›n Hak-
k› Tar›k Us (1889-1956)'un vefat›ndan sonra, bir vak›f
kurularak müstakil bir kütüphaneyi teflkil etmifltir. Be-
yaz›t külliyesinin s›byan mektebi binas›nda yer alan bu
kütüphane, uzun zamand›r çok say›da araflt›rmac›ya hiz-
met etmekle beraber zamanla idaresi zorlafl›nca 2003
senesinde Kültür ve Turizm Bakanl›¤›'na devredilmesine
karar verilmifltir. Kültür ve Turizm Bakanl›¤›'na ba¤l›
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nde muhafaza edilmeye
bafllayan bu koleksiyonunun k›ymeti çok iyi bilindi¤i için,
Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi Dokümantasyon ve
Bölgesel Araflt›rmalar Merkezi (Centre for Documenta-
tion and Area-Transcultural Studies) bu eflsiz koleksiyo-
nun korunmas› ve de¤erlendirilmesi amaçl› ortak bir
çal›flma teklif etti ve, 25. 8. 2003 tarihinde iki kurulufl
aras›nda bir protokol imzalan›p "Hakk› Tar›k Us Süreli
Yay›nlar› Koruma ve Dijitallefltirme Projesi" bafllat›ld›.
Nisan 2007 ve Mart 2009 aras›nda bir süre ara verilen
bu proje, yine Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesinin Orta-
do¤u ve ‹slam Araflt›rma Projesi çerçevesinde birkez
daha ele al›nd› ve kald›¤› yerden devam edildi, ve nihayet
Mart 2010'da tamamland›.
Uzun süre devam eden bu projede çal›flanlar›n say›s› az
de¤ildir. Özellikle, dijital çekim ifllere bakan ve proje sü-
resi boyunca yorulmadan gayret gösteren say›n
Abdurrahman M. Hac›ismailo¤lu ve Muhammed Hizar-
c›'ya candan teflekkür
ediyoruz. Çok zahmetli ve emek isteyen katalo¤u haz›r-
lama iflini ise Say›n Selahattin Öztürk'e borçluyuz. Ayr›-
ca bu projenin haz›rl›k sürecinde destek veren Dönemin
Kültür ve Turizm Bakanl¤› Müsteflar› Say›n Mustafa ‹sen
ve Prof. Dr. ‹skender Pala'ya da teflekkürlerimizi sunu-
yoruz. Bu proje çerçevesinde haz›rlanan Osmanl›ca sü-
reli yay›nlar›n dijital dosyalar› hem Beyaz›t Devlet Kü-
tüphanesi’nde, hem Tokyo Yabanc› Diller Üniversite-
si’nde muhafaza edilmektedir. ‹nternet ortam›nda da
kullanmaya sunmak üzere ayr› bir çal›flma devam et-
mektedir. (http://www.tufs.ac.jp/common/library/htu/).
Eflsiz koleksiyonu Osmanl› ve Türkiye üzerinde çeflitli
konularda çal›flan okurlara sunabilmifl olduysak, emegi-
ni ve umudunu sonraki nesle emanet eden say›n Hakk›
Tar›k Us'un vasiyetinin bir k›sm›n› yerine getirmifl oluruz
diye ümit ediyoruz.
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi ad›na
Müdür Yard›mc›s› Süheyla fientürk
Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi ad›na
Prof. Masami Arai
Prof. Kayoko Hayashi
Periodicals Catalogue of the Hakk› Tar›k Us Collection
preserved in the Beyazit State Library
Tokyo University of Foreign Studies
Tokyo Yabnc› Diller Üniversitesi
Ministry of Culture and Tourism, National State Library
Kültür ve Turizm Bakanl›¤› Beyaz›t Devlet Kütüphanesi
B
TUSF / Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi
Şahıs Tarafından Toplanan En İyi
Kitap ve Dergi Koleksiyonu
[Haber]
UFS hak›nda:
TUFS, Japonya'da uluslararas› çal›flmalara vakfedil-
mifl en eski kurumdur. ‹lk önce 1856'de hükümetin
çevirmenlik bürosu olarak kurulmufl ve (Yabanc› Belgelerin
Araflt›r›lmas› Enstitüsü) ad› alt›nda faaliyete bafllam›flt›r.
1899'da Tokyo Gaikokugo Gakko (Tokyo Devlet Dil Akademisi)
ad›yla ba¤›ms›z bir e¤itim ve araflt›rma kurumu olarak teflkil
edilmifltir. 1999'da TUFS, bu ba¤›ms›zl›¤›n 100 üncü y›l›n› kut-
lam›flt›r.
Uzun bir tarihe sahip olan TUFS, bugün, (1) Dil ö¤retim ve
araflt›rmalar›, (2) Disiplinler aras› - kültürleraras› alan çal›fl-
malar› ve özellikle (3) Japon dili e¤itim ve araflt›rmalar› için
dünya çap›nda bir merkez olarak faaliyetini yürütmektedir.
TUFS'ta Türklük Araflt›rmalar›:
TUFS'ta Türkiye ile ilgili çal›flmalar, Japonya'n›n bu sa-
hadaki çal›flmalar›na öncülük yapmaktad›r. Osmanl›
tarihi çal›flmalar›yla tan›nan Prof. Yuzo Nagata, Türkçe
ve dilbilim araflt›rmalar› yapan Prof. Tooru Hayasi üni-
versiteye ba¤l› ILCAA Enstitüsü'nde uzun zaman görev
yapm›fllard›r. fiu an ise, Modern Türkiye araflt›rmac›la-
r›ndan Prof. Masami Arai, Osmanl› tarihçisi Prof. Ka-
yoko Hayashi ve Klasik Türk dilleri uzman› Doç. Mus-
tumi Sugahara, Türklük Araflt›rma Bölümü'ndeki arafl-
t›rma ve e¤itim görevlerini sürdürmektedirler.
TUFS'ta Türkçe ve Türklük E¤itimi:
TUFS'ta Türkçe ö¤retimi 1993'te kurulan Türklük
Araflt›rma Bölümü bünyesinde yap›lmaktad›r.
Üniversite girifl s›nav›nda bu bölümü seçen ö¤-
rencilerden her sene on befl kifli kabul edilmek-
tedir. Böylece TUFS'ta okutulan 27 ana e¤itim di-
li aras›nda yer alan Türkçe, ayn› zamanda bütün
TUFS ö¤rencilere seçmeli ders olarak ö¤retil-
mektedir. Türklük Araflt›rma Bölümü ö¤rencileri,
birinci ve ikinci senelerinde yo¤un flekilde Türkçe
çal›flt›ktan sonra, üçüncü ve dördüncü senele-
rinde dilbilim, edebiyat, tarih, sosyal bilimler ve
din, uluslararas› iliflikiler gibi çeflitli konularda
çal›flmaya devam etmektedirler. Ö?rencilerin bir
k›sm› yüksek lisansa devam etmektedirler. Türk
üniversitelerinden Bo¤aziçi Üniversitesi ve Anka-
ra Üniversitesi ila anlaflmal› olan TUFS, her sene
ö¤renci de¤iflimini gerçeklefltirmektedir.
Bölümündeki e¤itime Türk hocalar da yard›mc›
olmaktad›rlar. Bölümün kuruluflundan bugüne
kadar, Prof. Dr. Hatice Aynur, Prof. Dr. Mehmet
Ölmez, Doç. Dr. Bahriye Çeri baflta olmak üzere
çok say›da misafir profesör, TUFS'ta görev yap-
m›fllard›r.
T
BDK Nisan 201014 Nisan 2010 BDK 15
TUSF / Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi
Japonya’dan Gelip
Hakk› Tar›k Us’un
Vasiyetine Kulak Verdiler
Nisan 2010 BDK 17
[Yaz›] [Yaz›]
u yaz›da üzerinde duraca¤›m›z konu ile ilgili
akademik çevrelerde yaz›lan makale veya yaz›la-
r›n girifl cümleleri genelde; “fiu an içinde bulun-
du¤umuz enformasyon ve teknoloji ça¤›n›n meydana
getirdi¤i yay›n patlamas›n›n beraberinde do¤urdu¤u
sorunlar..vs..” diye bafllar ve devam eder.
Biz konuya direk girelim. Bilgisayardan gazete okumak
ile normal gazete okumak aras›ndaki fark› ilk zaman-
larda normal karfl›layanlar sonralar›, “Delik demir ç›kt›
mertlik bozuldu” moduna girip(!), kesintisiz internet
ba¤lant›lar› oldu¤u halde normal gazetelerini al›p flöyle
oturduklar› yere iyice yaslanarak evire çevire okumak-
talar.
Seksenli y›llardan sonra bilgisayar teknolojisinin h›zla
geliflmesi karfl›s›nda, kütüphane ve benzeri bilgi ve
belge merkezlerinin gelece¤i tart›fl›lmaya bafllanm›flt›.
Bilgi teknolojilerinin Bilgi ve Belge Yönetimi’ni önemsiz
k›laca¤› hatta ortadan kald›raca¤› bile konuflulmaktay-
d›. Bu, yukar›da belirtti¤im internetten gazete okuma
ifli ç›k›nca art›k gazete bas›lmayacak demek gibi bir
fley idi. Bu tür düflüncelerin temelinde asl›nda “iflte flu
yenilik gelince falan ifl biter” gibi, hastal›k haline gelen
kolayc›l›k anlay›fl› yatmaktad›r.
Bilgi teknolojisinin Bilgi ve Belge Yönetimi’nin gelifl-
mesine etkisinin önemini tart›flmak bile yersiz. Hatta
devrim niteli¤inde de¤ifliklikler oldu¤u gerçe¤ini de ya-
flamaktay›z. Bir tuflla British Museum’da bulunan ‹n-
sanl›k tarihinin en önemli sanat eserlerini görebilme
imkan›ndan tutunda, binlerce makale, süreli yay›n ve
kitaplara elektronik ortamda ulafl›m› sa¤layan Online
Veritabanlar› sadece birkaç örnek...
Zaman›na kadar insanl›¤›n bilgi hazinesinin ana eser-
lerinin içinde bulundu¤u ‹skenderiye Kütüphanesi’nin
y›k›l›fl› hala tart›fl›la dursun, fluan ki zamandan 100 y›l
sonra ‹nternet'in topkeyün bir flekilde bafl›na bir hal
geldi¤inde o zaman›n insan› bak›ms›zl›ktan dökülen ta-
rihi kütüphanelerimizin yolunu tutacak herhalde.
Dikkat çekmek istedi¤im nokta hayat›m›z›n her alan›n-
da oldu¤u gibi bu alanda da denge olay›d›r. Nas›l olsa
internetten her bilgiye ulaflabiliyoruz veya cd vs. yolu
ile yay›n temin ediyoruz diye en az ‹skenderiye Kütüp-
hanesi kadar hazineler tafl›yan kütüphane ve bilgi bel-
ge merkezlerimizi devlet ve toplum olarak ihmal et-
mek gafletine düflmüfl durumday›z.
fiu anda mevcut yazma kütüphanelerimizdeki tüm
eserleri elektronik ortama aktar›rsak bile, ki aktar›l-
mal›, aktar›l›yor da, bu tarihi hazineleri bugünkü gibi
at›l vaziyette b›rakmam›za m› sebep olmal›.
Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak mi-
sali, yeniliklere tabi ki aç›k olunmal› ancak; “Her fley
özüne dönecektir” gerçe¤ini fliar edinerek elimizdeki
de¤erleri ihmal etmeden.
B
BDK Nisan 201016
Geçmiş Gelecek
‹rfan SERDAR / Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi
Uzun ‹nce Bir Yolun Yolcusu
Âfl›k Veysel
Ayd›n ‹LER‹ / aydinileri@gmail.com
eysel fiat›ro¤lu, Nam-› di¤er Afl›k Veysel 1894’te
Sivas’›n fiark›flla ilçesine ba¤l› Sivrialan köyünde
dünyaya gelir.
Veysel’in dünyaya gelifl hikâyesi, birçok Anadolu insan›-
n›n yaflad›¤› ola¤an bir do¤um biçimi gibidir. Veysel’in
Annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylar›ndaki Ay›p›nar me-
ras›na koyun sa¤maya giderken sanc›s› tutar ve orac›kta
dünyaya getirir Veysel’i. Gülizar ana bebe¤inin göbe¤ini
orac›kta kendisi keser, bebe¤ini bir çaputa sar›p yürüye
yürüye köye döner.
Veysel’in ailesine o yörede “fiat›ro¤ullar›” derler. Babas›
“Karaca” lakapl›, Ahmet ismindeki bir çiftçidir. Veysel’in
dünyaya geldi¤i dönemde, çiçek hastal›¤› Sivas yöresinin
çocuklar›n› kas›p kavurur. Veysel’den önce, iki k›z karde-
fli çiçek hastal›¤› yüzünden yaflamlar›n› yitirir.
Veysel yedi yafl›na girdi¤i 1901 y›l›nda Sivas’ta çiçek sal-
g›n› yeniden yayg›nlafl›r; o da bu hastal›¤›n pençesine dü-
fler. Çiçek hastal›¤›n› a¤›r geçiren Veysel’in sol gözüme
çiçek beyi ç›kar. Çiçek hastal›¤› tek gözünü etkilese de
‹ki gözüne de perde iner. Veysel ailesine sa¤ gözüyle ›fl›¤›
seçebildi¤ini söyler. Durum göz doktorlar›na aktar›l›r.
Veysel’in sa¤ gözünün görme flans›n›n olaca¤› söylenir,
Göz doktoru o s›ralar en yak›nda Yozgat Akda¤madeni il-
çesindedir. Babas›na “Çocu¤u Akda¤madeni’ne götür,
orada gözünü açacak bir doktor var” derler ve babas› bu
habere çok sevinir. En k›sa sürede Veysel’i doktora gö-
türme planlar›n› kurar.
Görme umuduyla doktora götürülecek küçük Veysel’in
yakas›n› talihsizlikler b›rakmaz. Göz doktoruna gitmeye
yak›n günlerden birinde, Veysel ah›rda hayvanlarla u¤ra-
flan babas›n›n sesinin geldi¤i yöne do¤ru gider. Aksilik bu
ya küçük Veysel ans›z›n dönüverir ve babas›n›n elinde
bulunan bir de¤ne¤in ucu aç›lma ihtimali olan sa¤ gözü-
ne de¤er. Veysel’in görme ihtimali olan gözü bu s›rada
hasar görerek akar ve bu olay sonucunda onun yeniden
görme umutlar› tükenir.
Veysel’in ailesi ve yöre halk› bu talihsiz duruma çok üzü-
lür, gözyafl› dökülür. Bundan böyle k›z kardefli elif onun
Veysel’in gören gözü olur.
Küçük Veysel gün geçtikçe içine kapan›r. Olanlara çok
üzülen baba Ahmet, küçük Veysel’e dertlerini unutmas›
ve bir u¤rafl› olsun diye bir saz hediye eder ve zaman
buldukça Veysel’e halk ozanlar›n›n fliirlerini okur ve bu
fliirleri s›kça duyan Veysel, fliirleri ezberler.
Yörenin ozanlar› baz› zamanlar babas› fiat›ro¤lu Ah-
met’in ziyaretine gelir, saz çal›p, türkü söylerler. Veysel
can kula¤›yla ozanlar›n çal›p söylediklerini dinler. Hüse-
yin ad›ndaki komflular› zaman zaman Veysel’in saz›n› dü-
zenler, kopan tellerin yerine yenilerini takar Veysel’e
yard›mc› olur.
Saz çalmaya merak salan küçük Veysel ilk saz derslerini
babas›n›n yak›n dostu Divri¤i’nin köylerinden Çam›fl›hl›
Ali A¤a’dan (Âfl›k Alâ) al›r. Veysel art›k kendini saza verir;
Ünlü ozanlar›n türkülerini çal›p söylemeye bafllar. Vey-
sel’i kararan dünyas› bu u¤rafl ile ayd›nlanmaya bafllar.
Veysel’i saz ö¤retmeni Çam›fl›hl› Ali sayesinde âfl›klarla-
halk ozanlar› ile tan›fl›r.
Veysel, Pir Sultan Abdal, Karacao¤lan, Dertli, Rühsati gi-
bi ustalar›n eserleriyle tan›fl›r, onlar›n eserleri çalmaya
bafllar…
Çocuklu¤undan ve âfl›kl›¤a bafllay›fl›ndan k›saca bahset-
ti¤imiz ünlü ozan›m›z Afl›k Veysel ileriki y›llarda yapt›¤›
önemli çal›flmalarla baflta Mustafa Kemal Atatürk olmak
üzere tüm Türkiye’ye ad›n› duyurur. Türkiye’nin ünlü fla-
irleriyle, âfl›klar›yla tan›fl›r onlar›n eserlerini de çok güzel
yorumlar ve fliirini ve âfl›kl›¤›n› gelifltirir.
Âfl›k Veysel, Köy Enstitüleri’nin kurulmas›yla birlikte, ön-
ceki y›llarda tan›flt›¤› Sivas’ta görev yapan flair, Ahmet
Kutsi Tecer’in deste¤iyle, s›ras›yla Arifiye, Hasano¤lan,
Çifteler, Kastamonu, Y›ld›zeli ve Akp›nar Köy Enstitüle-
ri’nde saz ve müzik ö¤retmenli¤i yapar. Anadolu âfl›k ge-
lene¤inden ö¤rendikleriyle ve içindeki ayd›nl›kla bozk›r
topraklardan Köy Enstitülerine gelen çocuklara e¤itim
verir. Bu çal›flmalar› s›ras›nda Türkiye’nin kültür yaflam›-
na damgas›n› vurmufl birçok ayd›n ve sanatç›yla tan›flma
f›rsat›n› bulur, fliirini iyiden iyiye gelifltirir. Birçok güzel
esere imza atar.
Uzun ince bir yolun yolcusu, Âfl›k Veysel 1973 y›l›n›n 21
Mart günü, sabaha karfl› saat 3.30’da do¤du¤u köyde Siv-
rialan’da, bizlere unutulamayacak eserler b›rakarak ya-
flama veda eder. Ölümünden sonraki y›llarda yaflama ve-
da etti¤i ev ad›na müze olarak düzenlenir.
Büyük halk ozan› Afl›k Veysel her y›l ailesi ve sevenleri
taraf›ndan yurdun dört bir köflesinde ona yak›flan tören-
lerde, fliirleriyle, türküleriyle an›l›r.
“Ben Giderim Ad›m Kal›r Dostlar Beni Hat›rlas›n” dizleri-
ni yazan ozan›m›z› dostlar› unutmaz…
V
Prof. Mehmet Necati Lugal’in
Hayat› (‹stanbul 1878-Ankara 1964)
Almanya’dan 1939 yılında iki bavuldan
başka bir şey almadan alelacele
Türkiye’ye dönmek için trenle yola
çıkarlar. Necati Lugal, Beyazıt Umumi
Kütüphanesi Müdürü ve İstanbul
Kütüphaneleri Birinci Grup şefi olarak
vazifesine başlar.
» Salih SANDAL1
/ Kütüphaneci ‹SAM
[Biyografi]
slam kültürü sahas›nda engin bilgiye sahip, ilim dün-
yas›na yerli ve yabanc› hocalar yetifltirmifl, Beyaz›t
Devlet Kütüphanesi’nin üçüncü müdürü olan mer-
hum Prof. Mehmet Necati Lugal, 1882 tarihinde ‹s-
tanbul’un Süleymaniye mahallesinde dünyaya gelmifltir.
Do¤um tarihi muhtelif belgelerde farkl› flekilde yer alm›fl-
t›r2
. Trabzon’da Çizmecio¤ullar› ailesine mensuptur.
Necati Lugal’in annesi 1864–1869 y›llar› aras›nda Rusla-
r›n zulmünden kaçan Gürcü bir ailenin k›z›d›r. Osmanl›
Rus s›n›r›n› geçerken so¤uktan öldü¤ü zannedilen k›z
çocu¤u, ailesi taraf›ndan yol kenar›na b›rak›l›r. Necati
Lugal’in büyükbabas› Hac› ‹smail Bey’in adamlar› tara-
f›ndan bulunan bu k›z çocu¤u Trabzon’a getirilir. ‹smail
Bey onu tedavi ettirerek Fethiye ad›n› verir. Çocuklar› ile
birlikte büyütür, evlenme ça¤›na gelince de o¤lu Hüse-
yin Hüsnü ile evlendirir. Üç tane çocuklar› olur; Hayati,
Necati ve Sebati.
Necati Lugal’in babas›, ‹stanbul müderrislerinden Hac›
Hüseyin Hüsnü Efendi, 1840 Trabzon do¤umludur. Bu
zat, devrin ileri gelen ilim adamlar› ve devlet ricali tara-
f›ndan sevilen ve say›lan fâz›l bir kimse idi3
. Hoca Hüse-
yin Hüsnü Bey babas› Hac› ‹smail Bey’le küçük yaflta ‹s-
tanbul’a gelmifl, fiehzade Camii’nde Müderris Rizeli Si-
nanzade Seyit Osman Azmi Efendi’den dersler alm›flt›r.
1877’de ö¤renimini bitirerek Farsça ö¤retmenli¤i yap-
maya bafllam›flt›r. Zaman›n ileri gelen ilim adamlar›
aras›ndad›r. Ünlü Türk bilginleri ‹bnülemin Mahmut Ke-
mal ‹nal ve fiemseddin Günaltay ö¤rencileri aras›ndad›r.
Karadenizli flairler gibi onun da hamsi hakk›nda bir ga-
zeli vard›r ama bu Hamsiname’nin özelli¤i ‹stanbul’da
yaz›lm›fl olmas›d›r. Hoca Hüseyin Hüsnü Efendi 1909’da
ilmi çevresindeki meslekdafllar›yla birlikte hacca gitmifl-
tir. O¤lu Necati de onlarla birlikte hacca gitmek isteyin-
ce bu arzusuna önce itiraz eder sonra çok iyi Arapça ko-
nufltu¤undan kendilerine yard›m› olur düflüncesiyle mü-
saade eder. Hoca Hüseyin Hüsnü Efendi’nin kitaplar›n›
Beyaz›t Kütüphane-i Umumisi’ne ba¤›fllamas›yla ailenin
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’yle devaml› bir iliflki içeri-
sinde oldu¤unu görüyoruz. Maalesef Hoca Hüseyin Hüs-
nü Efendi’nin evi yang›n geçirdi¤inden geçmifle ait hiçbir
evrak günümüze ulaflamam›flt›r.
Necati Lugal, resmi tahsili yan›nda Kur’an-› Kerim’i ez-
berledi¤i gibi dönemin tan›nm›fl hocalar›ndan dersler
alm›flt›r. fieyhülislam Musa Kaz›m Efendi’den Arapça ve
Farsça ö¤renmifltir. Metafizik, ‹slam düflüncesi ve ede-
biyat› hakk›nda genifl bilgi sahibi olmufl ve ondan bu ko-
nularda icazetname alm›flt›r (1905). Ayr›ca Da¤›stanl›
Halis Efendi ile Mostar Müftüsü Ali Fehmi Cebiç’in de
talebesi olmufltur4
. 1906 da ruus imtihan›n› kazanm›fl5
,
1907 y›l›nda Bayezid Camii'nde ders vermeye bafllam›fl-
t›r.
Maarif Vekâleti’ne intisap ile rüfltiye ve hususî mektep-
lerde6
Fars dili ve edebiyat› ö¤retmenli¤i yapm›flt›r.
Mercan ‹dadisi’ndeyken Hoca Hüseyin Hüsnü Bey hoca-
l›¤› zaman›nda bir süre hastal›¤› sebebiyle ders vere-
mez. Yerine o¤lu Necati ders verir. Talebeler aras›nda
Necati Bey’den “Aferin Belgesi” alan Süheyl Ünver’de
vard›r.
Necati Lugal, 1917 y›l›nda Harbiye Nezareti taraf›ndan
aç›lan müsabaka imtihan›n› kazanarak Enver Pafla’n›n
onay›yla, Almanya'da tedavi gören yaral› askeri ö¤renci-
lere ve tahsilde bulunan Türk talebelere hoca ve müfet-
tifl tayin edilerek Berlin’e gönderilir. Almanya’daki göre-
vi s›ras›nda Alman fiarkiyat âlimleri-
nin dikkat ve alâkas›n› üzerine çe-
ker. Birinci Dünya Harbi sonunda
Hamburg Üniversitesi’nin daveti
üzerine, 1 Mart 1919’da, ayn› üniver-
sitenin fiarkiyat Enstitüsü’nde ilmi
yard›mc›l›¤a, daha sonra da Türk
Fars Dilleri ve Edebiyat› lektörlü¤ü-
ne getirilir (A¤ustos 1921). ‹kinci
Dünya Harbi’nin ç›kmas›na kadar da
bu görevde kal›r. 20 y›ldan fazla bu
hizmetine devam eden Necati Lugal,
ayr›ca Almanya’n›n en büyük liman›
ve bütün dünya ile genifl münasebeti
dolay›s›yla Hamburg’da meydana
gelen hadiselerde ve ticari iliflkiler-
de flarkl›lar›n muhakemesinde ye-
minli tercümanl›k da yapm›flt›r7
.
Necati Lugal, Almanlara Türkçe ve
Farsça gibi dilleri ö¤retmekle yetin-
miyor, ayn› zamanda memleketimizi
tan›tmak için çeflitli konferanslar da
veriyordu. Bu arada ›srar üzerine
ö¤rencilerine “Türkiye’de Çocuk E¤i-
timi” konusunda bir seri konferans-
lar verme¤e bafllam›flt›r. Bu konferanslar›n amac› Türk
örf ve adeti hakk›nda Alman ö¤rencileri ayd›nlatmakt›.
Fakat konferanslar o kadar ilgi çekici ve baflar›l› oluyor-
du ki birçok yabanc›, profesörler ve hatta gazeteciler
ayakta dinlemek zahmetine katlan›yorlard›. Bu konfe-
ranslar yaklafl›k iki sömestr devam etmifltir8
.
Necati Lugal, Almanya’da vazife yaparken soyad› olarak
babas› Hoca Hüseyin Hüsnü’nün ad›n› kullanm›flt›r. 1934
y›l›nda soyad› kanunu ç›kt›¤›nda Al-
manya’da bulunan Necati Lugal, yurda
döndü¤ünde ‹stanbul’daki akrabalar›
taraf›ndan seçilen “Lugal” soyad›n›
kullanmaya bafllar. Almanya’da çal›-
fl›rken zaman zaman Türkiye’ye gelip
gider. Bu ziyaretlerinde yengesinin ku-
zeni olan Bergüzar Han›m’la tan›fl›r.
Bergüzar Han›m, Çapa K›z Ö¤retmen
Okulu’ndan mezun olmufl, Cumhuriyet
devrinin ilk ö¤retmenlerindendir. Ne-
cati Bey’le Bergüzar Han›m 1924 y›l›n-
da evlenerek Almanya’ya giderler.
1925 y›l›nda k›zlar› Mihin, Hamburg’da
do¤ar. Bu s›rada Necati Lugal, Helmut
Ritter ile birlikte Hüsrev-ü fiirin Mes-
nevisi üzerinde çal›flmaktad›r. Mesne-
vi’de fiirin’in teyzesi kraliçedir ad› ise
Mihin Banu’dur. Bu yüzden k›z›na bü-
yük anlam›na gelen Mihin ad›n› verir-
ler. Babas› Mihin’in Almanya’da yan›n-
da kalmas›n› ister ve 1930 y›l›ndan iti-
baren k›z›n›n sorumlulu¤unu tek bafl›-
na üstlenir. Birkaç y›l sonra Alman-
ya’da yo¤un bir flekilde ‹kinci Dünya
Savafl›’n›n haz›rl›¤› ve bu haz›rl›¤›n verdi¤i zorluklar bafl-
lam›flt›r. Bu esnada Necati Lugal, Türkiye ile irtibata ge-
çer ve ifl arar. Bu s›rada Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nin
müdürü ‹smail Saib Sencer emekli olaca¤›ndan yerine
‹
BDK Nisan 201018 Nisan 2010 BDK 19
Ayakta: Necati Lugal
Oturan: fierafettin Yaltkaya ve o¤lu Arif
Necati Lugal’in pasaportu
Nisan 2010 BDK 21
[Biyografi]
BDK Nisan 201020
tayin edilir. Bu duruma çok sevinir. Çünkü Almanya’ya
gitmeden Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nde bofl zamanla-
r›n› de¤erlendirmifl, giderken de kitaplar›n› oraya ba¤›fl-
lam›flt›r. Bu yere Necati Lugal’i ›srarla eskiye dayal›
dostluklar› olan, ‹smail Saib Sencer Bey tavsiye etmifl-
tir9
.
Almanya’dan 1939 y›l›nda iki bavuldan baflka bir fley al-
madan alelacele Türkiye’ye dönmek için trenle yola ç›-
karlar. Dönerken çok zorluk çekerler. ‹stanbul’a bu fle-
kilde meflakkatli gelmeleri ayn› zamanda baba-k›z için
zor ve güç günlerin de bafllang›c› olur.
Necati Lugal, Beyaz›t Umumi Kütüphanesi Müdürü ve
‹stanbul Kütüphaneleri Birinci Grup flefi olarak vazifesi-
ne bafllar. Kütüphanelerimizdeki yazmalar›n ve di¤er
eserlerin korunmas› konusunda Dr. W. Gottschalk, Prof.
Ritter, Fethi Ethem Karatay’›n da aralar›nda bulundu¤u
komisyona üye olarak kat›l›r. Ayasofya Kütüphane-
si’ndeki eserleri inceler ve durumu Millî E¤itim Bakanl›-
¤›’na sunar10
.
Necati Lugal Almanya’da geçen hizmet süresi ve Türki-
ye’deki eski hizmetleri nazar-› dikkate al›nmad›¤›ndan,
üniversiteden yeni mezun olmufl bir memurun ifle girifl
maafl› ile göreve bafllam›fl-
t›r. K›z› Mihin’i Çaml›ca K›z
Lisesi’nde yat›l› okutmak-
tad›r. Birkaç ay formalite-
ler nedeniyle maafl alama-
m›flt›r. Maddi problemleri
aflmak için geceleri çeviri
yapmakta, gündüzleri de
kütüphanedeki görevini ifa
etmektedir. Kad›köy’de ku-
le gibi uzun ince bir bina-
n›n dördüncü kat›nda kal-
maktad›rlar. Y›lbafl›na ya-
k›n çok so¤uk bir k›fl günü
zelzele olur. Herkes can
havliyle d›flar› koflar. Ne-
cati Lugal’in de kap›s›n›
çalarlar, fakat o d›flar› ç›kmaz ve evinde çeviri yapmaya
devam eder.
Nihayet onun bu s›k›nt›l› halini dönemin Milli E¤itim Ba-
kan› ö¤renir ve kendisine ‹stanbul’da bir ortaokulda ek
olarak Türkçe ö¤retmenli¤i görevi verilir. Böylece eli bi-
raz rahatlar. ‹lahiyat, edebiyat ve filoloji tahsil etmifl,
Arapça, Farsça, Almanca, Frans›zca ve ‹ngilizce bilmek-
tedir. Bu dillerden ilk üçünün edebiyatlar›na da iyice va-
k›ft›r. Urduca ve Afganca gibi di¤er fiark dillerinden de
anlamaktad›r. Say›s›z ö¤renciler yetifltirmifl ve Türk kül-
türünü yabanc› ülkelerde büyük bir muvaffakiyetle tem-
sil etmifltir. Fakat birçok ilim adam› gibi o da maddi s›-
k›nt›lar içinde hayat›na devam etmifltir. Buna ra¤men
halinden flikayet etmeyen ve Allah’a flükreden bir kifli
olarak tan›nan Necati Lugal 1 fiubat 1943 tarihinde An-
kara Üniversitesi Dil ve Tarih Co¤rafya Fakültesi fiarki-
yat Enstitüsü profesörlü¤üne tayin edilir. Yabanc› ülke-
lerdeki hizmeti bareme dahil edilmez, bu sebeple do-
çentleri kendisinden fazla maafl al›rlar.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co¤rafya Fakültesi’nde
birçok ilim adam› yetifltiren Necati Lugal iyi bir medrese
ö¤renimi görmüfl, sürekli okuyan, tevazusu ve sade ya-
flay›fl›yla dikkati çeken bir ilim adam› idi. Mesaisini, Türk
tarihi ve ‹slam kültürüne ait eserlerin Türkçe’ye tercü-
me edilmesine harcam›flt›. ‹slam kültürüne hakk›yla va-
k›f olan, bu kültürün son büyük mümessillerinden Ne-
cati Lugal, edebi metinleri anlamakta fevkalade bir tec-
rübe, bilgi ve kabiliyete sahipti. En flöhretli Avrupa müs-
teflrikleri de dâhil olmak üzere, eski metinlerdeki güç
k›s›mlar›n çözümlenmesinde daima kendisine baflvuru-
lurdu.
Bu hususta 1915 y›l›nda iki y›l kadar Farsça ve edebiyat
dersleri alan ö¤rencisi Ord. Prof. Süheyl Ünver flöyle
der: “Bir gün Köprülü Kütüphanesi’nde Faz›l Ahmed Pa-
fla k›sm›nda No. 786'da bofl bir yerde Hallac› Mansur'un
Arapça bir beytini, bir k›tas›yla bir manzumesini buldum.
Dikkatle bir k⤛da yaz›p tercümesi için Ord. Prof. fi.
Yaltkaya'ya verdim. Ald›lar. Lâkin birkaç gün sonra ayn›
k⤛d›n alt›na :
"Nuruaynim! Profesör Necati Bey bunlar› benden âlâ bi-
lir. Binaenaleyh kendisinden rica edilmesi evlâd›r" iba-
resini yazm›fllar, okudum11
.”
Ö¤rencilerinden Prof. Dr. ‹brahim Agah Çubukçu ise
flunlar› nakletmektedir: “Bir gün Alman Profesör Arthur
Schaade yazma bir kitap aras›nda yar›s› silinmifl bir fliir
yüzünden bafl›n›n dertte oldu¤unu söyler. Günlerce ça-
l›flm›fl fakat Arapça olan bu fliiri okuyamam›flt›r. Tan›d›¤›
Arap ilim adamlar› da çok yeri silik ve okunamayan bu
fliiri tamamlayamam›flt›r. Mehmet Necati Lugal alçak
gönüllü tavr›yla yazma eseri al›r; fliirden birkaç kelimeyi
görünce gerisini ezberden okumaya bafllar. Ayr›ca bu fli-
irin asl›n›n hangi kitapta bulundu¤unu da haber verir.
Alman profesör sevincinden minnettarl›¤›n› ifade edecek
kelime bulamaz12
.”
Asistan› olan, derslerinde “Es’ad yaz13
”
diye tahtaya kald›r›p kendisine yard›m
etmesini söyledi¤i Prof. Dr. Esad Coflan
da hocas›n› bu konuda flöyle tarif eder;
“Necati Bey’in dostlar› aras›nda her
milletten flah›slar vard›. ‹yi bir insan
olmak flart›yla herkesi sever, herkese
yard›m elini uzat›r, yak›nl›k gösterirdi.
Bu bak›mdan taassubu yoktu. Uzun
müddet Avrupa’da bulundu¤undan
dolay›, onlar› gayet iyi tan›m›flt›. Ça-
l›flmalar›n›, gayretlerini, intizam ve
düzenlerini takdirle yad ederdi. Bu-
nunla beraber her zaman bizim
manevi olgunluk, insanl›k, vefa ve
fedakârl›k yönlerinden onlardan
ileride oldu¤umuzu kesin bir dille
belirtirdi. Temizli¤i, düzeni ve ça-
l›flmay› çok sever, gördü¤ü hatal›
bir ifl, bir kar›fl›kl›k, bir kötülük veya ni-
zams›zl›ktan dolay› rahats›z olurdu. Gerek zaman›n, ge-
rek maddenin israf›na üzülürdü. K›rtasiyecili¤i, imzal›,
mühürlü, pullu resmi iflleri, yaz›flmalar› hiç sevmez,
mümkün olanlar›n hepsini bana havale
eder, benim haz›rlamam› isterdi. Ders-
lerine tam vaktinde gelir. Hiç ihmal gös-
termezdi. Birkaç talebe bulsa bile derse
devam ederdi. Çal›flkan ve anlay›fll› talebe
görünce çok memnun olur, onun kabiliyeti
nispetinde, daha teferruatl›, daha derin
meselelerden söz açard›. Buna mukabil
çal›flmayan, çal›flmad›¤› için anlamayan
kimselere k›zar, sert davran›rd›. Onlar hak-
k›nda el-Mütenebbi’nin, “En büyük musibet-
lerden biri de, yanl›fl yolunda ›srar edip, halini düzelt-
meyen bir kimseye nasihat verip azarlamak ve anlama-
yan kimseye bofl yere hitab edip durmak-
t›r” manas›na gelen Arapça beyti söyler-
di14
”.
Necati Lugal, 1949 y›l›nda Ankara Üniver-
sitesi ‹lahiyat Fakültesi’nin kurulmas›nda
rol oynam›flt›r. Bafllang›çta fakültenin ö¤-
retim kadrosunda fahri olarak görev al-
m›fl ve Arapça Farsça hocal›¤› yapm›flt›r15
.
Prof. Necati Lugal 1952 y›l›nda yafl haddi
sebebiyle Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih
Co¤rafya Fakültesi fiarkiyat Enstitüsü
profesörlü¤ünde iken emekliye ayr›l›r.
Henüz çal›flabilir durumda bulundu¤un-
dan kendisine önerilen Diyanet ‹flleri Da-
Mercan Mekteb-i ‹dadisi’nde iken Süheyl Ünver’e
Necati Lugal’in verdi¤i ‘Aferin Belgesi’
Prof. Dr. Franz Taeschner’den, Beyaz›t Kütüphanesi Müdürü Prof. Necati Lugal’e
gönderilen 26 Nisan 1942 tarihli bir mektup. Taeschner mektubunda özetle,
Prof. Lügal’in, cami hakk›nda gönderdi¤i makaleye teflekkür ediyor, medrese ile
ilgili ve bu gibi di¤er makalelerini de bekledi¤ini bildiriyor
[Biyografi]
n›flma ve ‹nceleme Kurulu üyeli¤ini kabul etmez (1953).
Necati Lugal, 1956–1959 y›llar›nda ara ara Bonn ve
Frankfurt üniversitelerinde misafir profesör olarak bu-
lunmufl, Alman fiarkiyat âlimlerinin ilmî çal›flmalar›na
kat›lm›flt›r. Alman Araflt›rma Kurumu'nun (Deutsche
Forschungsgesellschaft) Almanya’da bulunan, Do¤u dil-
lerinde yaz›lm›fl yazmalar›n kataloglanmas›
projesinin (VOHD) Bonn ve Frankfurt Üni-
versitesi'ne düflen Arapça-Farsça yazmala-
r›n›n kataloglanmas› çal›flmalar›nda da bu-
lunmufltur.
Berlin’de 1917 y›l›nda talebesi olan Seyful-
lah Bey’le Ankara’da tekrar karfl›lafl›rlar
ve ailece dostluklar› ilerler. Büyükelçi
Seyfullah Bey ile ressam ve sanat tarihi
uzman› olan efli Dr. Emel Esin, ‹stan-
bul’daki ikametgahlar› olan Sadullah Pa-
fla yal›s›nda yazlar› Necati Lugal’i misafir
ederek, birlikte vakit geçirirler. Emel
Esin o günleri flöyle anlatmaktad›r: “Ne-
cati Bey da¤lara t›rmanma¤› severdi.
"Yükselirsek belki biraz ruhanîlefliriz"
derdi. 1947 senesinde, yal› çok harâb
vaziyette idi. Yabani otlar ve sarmafl›k-
lar bahçeyi sarm›fl, as›rdîde a¤açlara t›rmanm›flt›. Di-
vanhanenin kubbesi y›k›kt› ve gökyüzü seyredilirdi. Ge-
celeri bu kubbe alt›nda, mum ›fl›¤›nda oturur Mesnevi
okurduk. Bo¤aziçi’nde yaya gezerdik. Kandilli'ye, Üskü-
dar'a, Çakal Tepesi'ne yürürdük. Necati Bey'in bu semt-
lerde çocukluk hat›ralar› vard›. Rast geldi¤imiz çeflme-
lerin suyundan içerdi. Çaml›ca'y› ve oran›n suyunu se-
verdi. Gerek Üsküdar'da, gerek ‹stanbul'da kütüphane-
lere gider, güzel cildlerin varaklar›ndaki metinler üze-
rinde çal›fl›rd›k. Sahaflarda Necati Bey'in arkadafl› ki-
tapç› ‹smail (Dilmen) Bey'e giderdik. Camileri, türbeleri
ziyaret eder, kitabeleri okurduk. 1962’de bir yaz daha
beraber Çengelköyü’nde geçirmek müyesser oldu. Ne-
cati Bey benim yazma¤a çal›flt›¤›m
“Mekke ve Medine’yi tashih ediyor, Arap-
ça metinleri bana anlat›yordu. ‹bn Sa’adi
okuyorduk. Peygamber’in ölümünün ve-
ciz sahifelerini okurken gözleri doldu ve
“Ben hayat›m› ziyan etmiflim. ‹bn Sa’adi’yi
terceme etmeli idim” dedi16
.
Prof. Necati Lugal, üniversite ve muhtelif
yerlerdeki hocal›¤›n›n yan›nda belli za-
manlarda teflkil edilen ehli vukuf (bilirkifli)
heyetlerinde de bulunmufltur ve bu heyet-
lerin verdi¤i raporlar›n haz›rlanmas›nda
görev alm›flt›r. Bilirkifli heyetlerinin görüfl-
lerinin al›nmas› gereken olaylarda bu heye-
te müracaat eden kurumlar, karar vermede
heyetin verdi¤i raporlar› göz önünde bulun-
durmufllard›r.
Necati Lugal, 1959'da Türk Tarih Kurumu Kütüphane-
si’nde Do¤u dilleri ve edebiyatlar› eserlerinin tasnif ça-
l›flmalar›nda uzmanl›k yapar. 27 May›s 1960 tarihinde
yeniden haz›rlanan Üniversiteler Kanunu ile yafl haddi
kald›r›ld›¤›ndan, Ankara Üniversitesi ‹lahiyat Fakültesi
Klasik Türkçe Dini Metinler Kürsüsü hocal›¤› görevine
atan›r (1960).
Bu görevde iken 23 Mart 1964 tarihinde vefat eder17
.
Prof. Necati Lugal, ilim dünyas› ve dostlar› için yeri dol-
durulamayacak büyük bir kay›p olmufltur.
NECAT‹ LUGAL’‹N MET‹N YAYINLARI VE ÇEV‹R‹LER‹:
1- Sehi Bey’s Tezkere / Sehi Bey; çeviren Osman Refler
- Necati Lugal.—Tübingen, 1942.
2- Ahbârü’d-Devleti’s-Selçukiyye / Ebu’l-Hasan Sadred-
din Ali b. Nas› b. Ali Hüseyni; çeviren Necati Lugal.—An-
kara: Türk Tarih Kurumu, 1943.
3- Des Türkischen Dichters Fuzuli : Poem “ Layla-Meg-
nun” und die gereimte Erzählung”Benk ü Bade” (Haflifl
und Wien)/ Mehmed b. Süleyman Fuzuli; çeviren Osman
Refler, Necati Lugal.—‹stanbul, 1943.
4- fiehname / Ebü’l-Kas›m Mansur b. Ali el-Firdevsi et-
Tusi Firdevsi; çeviren Necati Lugal, düzelten Kenan Ak-
yüz. —Ankara: Milli E¤itim Bakanl›¤›, 1945. 4c.
5- Zafername / Nizameddin fiami; çeviren Necati Lu-
gal.—Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1949.
6- Karahanl›lar veAnadolu Selçuklular› / Müneccimbafl›
Ahmed bin Lütfullah; çeviren Necati Lugal. —‹stanbul:
Türkiye Bas›mevi,1950.
7- Latifi’s Tezkere / Latifî; çeviren Osman Refler, Necati
Lugal.—Tübingen, 1950.
8- Ebû Nasr il-Fârâbi’nin Halâ üzerine makalesi =Fara-
bi’s article on vacuum = Risaletu li Ebi Nasri’l-Farabi
fi’l-hala / Ebu Nasr Muallim-i Sani Muhammed b. Tar-
han Farabi; tahkik eden Necati Lugal, Ayd›n Say›l›.—An-
kara: Türk Tarih Kurumu, 1951.
9- “Farabi’nin tabiat ilminin kökleri hakk›nda yüksek
makaleler kitab›” / haz›rlayan ve tercüme eden Necati
Lugal, Ayd›n Say›l›, Belleten XV / 57 (1951), s. 81–122.
10- Fâtih devrine ait Münfleat Mecmuas› = Mecmua-i
münfleat-› müteallik bi devre-i Sultan Muhammed Fatih
/ yay›nlayan Necati Lugal-Adnan Sad›k Erzi.—‹stanbul:
‹stanbul Fethi Derne¤i, 1956.
11- Münfleat / Tacizade Sadi Çelebi ; yay›nlayan Adnan
Sad›k Erzi, Necati Lugal.— ‹stanbul: ‹stanbul Fethi Der-
ne¤i, 1956.
12- “Fatih Sultan Mehmed’in muhtelif seferlerine ait fe-
tih-nâmeler” / yay›nlayan Necati Lugal, Adnan Sad›k
Erzi. —‹stanbul Enstitüsü Dergisi, II (1956) s. 169–184;
ayn› dergi III (1957), s. 177–192.
13- el-Evamirü’l-alaiyyeti’l-umuri’l-alaiyye / Nas›rüddin
Hüseyin b. Muhammed b. Ali er-Rugadi ‹bn Bibi; nflr.
Adnan Sad›k Erzi, Necati Lugal.—Ankara: Ankara Üni-
versitesi ‹lahiyat Fakültesi, 1957.
14- Kitab-› Diyarbekriyye : Akkoyunlular tarihi / Ebu
Bekr-i Tihrani; neflreden Faruk Sümer, Necati Lugal.—
Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1962. 2c.
15- Devletflah tezkiresi = Tezkiretü’fl-flu’ara / Devletflah
b. Bahtiflal Semerkandi Devletflah; çeviren Necati Lu-
gal.—Ankara: Milli E¤itim Bakanl›¤›, 1963. 2c.
16- Der Persische Text von Fuzuli’s “Maraz u s›hhat” /
Mehmed b. Süleyman Fuzuli; yay›nlayan Osman Refler,
Necati Lugal.-Osnabrück: Biblio Verlag, 1979.( Benk ü
Bade’nin eki)
17- fiehname / Ebü’l-Kas›m Mansur b. Ali el-Firdevsi et-
Tusi Firdevsi; çeviren Necati Lugal, yay›na haz›rlayan
Serap Tuba Yurteser. —‹stanbul: Kabalc›, 2009.
Bunlar›n d›fl›nda ‹shak b. Murad’tan Hulasatü’t-t›b
(Müntehab-› fiifa-i T›b) Otto Spies ve Necati Lugal tara-
f›ndan neflre haz›rlanm›flt›r. Muhammed b. Hüseyin el-
Beyhaki’nin Tarih-i Beyhaki, Meali’nin Hünkâr-name,
Muhammed Naz›m’›n Gazneli Sultan Mahmud’un hayat›
ve zaman›, Hüseyin Kul›’n›n Azerbaycan ve ‹ran’›n milli
birli¤i, Gerdizi’nin Zeynü’l-ahbar ve Ali b. Müluk el-Mün-
fli’nin Zafername adl› eserlerini tercüme etmifl olup bu
eserler Türk Tarih Kurumu Arflivi’nde bulunmaktad›r.
Hamburg Üniversitesi’nde görevli oldu¤u s›rada Der Is-
lam dergisinde sahas›yla ilgili yeni kitaplar›n tan›t›mlar›-
n› yapm›flt›r.
BDK Nisan 201022 Nisan 2010 BDK 23
1
Kütüphaneci, Türkiye Diyanet Vakf› ‹SAM.
2
Do¤um tarihi, Necati Lugal’in kendi elyaz›s› ile olan hal tercümesinde 1882, Almanya’ya davet mektuplar›nda 10 Nisan 1879,
pasaportunda 2 Nisan 1881, A.Ü. ‹lahiyat Fakültesi hüviyet cüzdan›nda ise 1882 ve 1883 olarak geçmektedir.
3
Faruk Sümer, “Hocam›z›n Hayat› ve Eserleri”, Necati Lugal Arma¤an›, Ankara: TTK, 1968, s. XIII.
4
Mihin Lugal, “Lugal, Necati”, TDV ‹slam Ansiklopedisi, c. 27, s.218.
5
Müjgan Cunbur, “Prof. Necati Lugal’i Kaybettik”, Türk Kütüphaneciler Derne¤i Bülteni, c. XIII, say› 3-4 (Ankara 1964), s. 45-46.
6
Necati Lugal’in kendi elyaz›s› ile olan hal tercümesine göre, Darülmuallimin (24.03.1321), Mercan ‹dadisi (04.09.1323),
Darülmuallimin’in âlî k›sm› (12.06.1324), Alyans ‹zralik Mektebi (11.05.1325), So¤ukçeflme Askerî Rüfltiyesi (15.05.1325), ‹stanbul
Sultanisi (01.11.1325 nakil; 11.02.1327 tayin), Darüflflafaka (23.03.1330 ve 10.09.1332) ve Kuleli ‹dadisi’nde (09.04.1331) hocal›k
yapm›flt›r.
7
M. fiükrü Akkaya ,”Necati Hüsnü Lugal’in Arkas›ndan”, Necati Lugal Arma¤an››, Ankara: TTK, 1968, s. 29.
8
‹brahim Agah Çubukçu, “Prof. Necati Lugal ve Eserleri”, A.Ü. ‹lahiyat Fakültesi Dergisi, c. 12 (Ankara 1964), s. 130.
9
Müjgan Cunbur, a.g.m., s. 45.
10
Müjgan Cunbur, a.g.m., s. 45-46.
11
Süheyl Ünver, “Hocam Necati Bey’den Profesör Necati Lugal’e”, Necati Lugal Arma¤an›, Ankara: TTK, 1968, s. 80.
12
‹brahim Agah Çubukçu, a.g.m., s. 131.
13
Abdulkerim Abdulkadiro¤lu, “Hocam Necati Lugal’in Hat›ras›na”, Milli E¤itim, say› 85 (May›s 1989), s. 69.
14
Esad Coflan, “Hocam Necati Lugal”, Necati Lugal Arma¤an›, Ankara: TTK, 1968, s. 43-44.
15
‹brahim Agah Çubukçu, a.g.m., s. 131.
16
Emel Esin, “Prof. Necati Lugal Hakk›nda Hat›ralar”, Necati Lugal Arma¤an›, Ankara: TTK, 1968, s. 52- 54
17
Faruk Sümer, a.g.m., s. XIV.
[Röportaj]
BDK Nisan 201024 Nisan 2010 BDK 25
kanl›kça kabul edildi ve 1961–62 y›llar›nda ‹ngiltere’ye
gönderildik. Eflim Nail beyin Kütüphaneler Genel Mü-
dür Yard›mc›l›¤›na atanmas›yla Ankara’ya gitmek icap
etti ve 28 Eylül 1973 Tarihinde Ankara ‹l Halk Kütüpha-
nesi’nde müdür olarak göreve bafllad›m.
Hayatta her fleyin bir sonu oldu¤u gibi belki de mesle-
¤imizin son y›llar›nda Ankara-‹stanbul aras›nda gidip-
gelifller, evimizin ailemizin ‹stanbul’da oluflu sebebiyle
kütüphanelerdeki çal›flmama 16 Nisan 1975 tarihinde
kendi iste¤imle emekli olarak son verdim.
Tabi emekli olduktan sonrada çal›flmay› b›rakmad›k,
mesleki yaz›larla ve araflt›rmalarla çal›flmalar›m› sür-
dürdüm/sürdürüyorum.
BDK: Yaflad›¤›m›z h›zl› teknolojik geliflmeler sizce kü-
tüphanecili¤i nas›l etkiledi?
NB: Teknolojik geliflmeler kütüphanelerden yararlan-
may› kolaylaflt›rd›¤› gibi, kütüphanelerinde bu geliflme-
leri takip etme zorunlulu¤u beraberinde geldi.
BDK: Muzaffer Gökman ‹le birlikte çal›flt›n›z. Bize Mu-
zaffer Gökman’› anlat›r m›s›n›z?
NB: Mesle¤imin ancak iki y›la yak›n k›sa bir süresinde
de olsa Muzaffer Gökman’›n muavini olarak çal›flmak
imkân›n› elde etti¤im için kendimi bahtiyar addediyo-
rum. Mesleki bilgisi yan›nda idarecili¤i, devlet mal›n›n
korunmas›ndaki hassasiyeti, çal›flma saatlerinin iyi de-
¤erlendirilmesi gibi hususlardaki titizli¤i bence dikkate
al›nacak vas›flar› idi. fiu iki olay bu özelli¤ine güzel bir
örnektir: Gece bekçisine ait el feneri masas›n›n üstün-
de, içindeki pilleri ç›kar›lm›fl yan›nda duruyor vaziyette
olurdu. Böylece pillerin daha uzun ömürlü olmas›n›
sa¤lard›. Bakanl›kça kütüphanelerde görevli persone-
lin mesleki bilgilerini artt›rmak için düzenlenen bir
kursta derse girince bir kitap paketinin nas›l aç›laca¤›-
n› sormufltu, gayesi paketin ipinin ve ka¤›d›n›n kopar›p
y›rt›lmadan aç›lmas› ve böylece tekrar kullan›lmas›n›
sa¤lamakt›.
BDK: Genç kütüphanecilere neler söylemek istersiniz?
NB: Mesleki yay›nlar› takip ederek bilgilerini yenileyip
artt›rmalar›n›, Osmanl›cay› bilmiyorlarsa muhakkak
ö¤renmelerini, mesleklerinde yükselmek için gayret
göstermelerini, yönetici iseler, mesai arkadafllar›na ör-
nek ve onlar›n yetiflmelerine yard›mc› olmalar›n› tavsi-
ye ederim.
BDK: Bize zaman ay›rd›¤›n›z için çok teflekkür ederiz.
Duayen
Kütüphaneci
Nimet
Bayraktar
BDK
BDK: Nimet Bayraktar kimdir? K›saca bahseder misi-
niz?
Nimet Bayraktar: Kastamonu’nun Karadeniz sahilinde
flirin ve tarihi ilçesi ‹nebolu’da 1924 y›l›nda do¤dum. ‹lk
ve ortaokulu ‹nebolu’da, Liseyi ‹stanbul da ‹nönü k›z Li-
sesi’nde okudum. Yüksek tahsilimi, ‹stanbul Üniversi-
tesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde yapt›m.
Fakülteden 1950 y›l›nda mezun olduktan sonra ö¤ret-
menlik için tayin beklerken baz› ilkokullarda vekil ö¤-
retmenlik yapt›m. O s›rada kütüphane memurlu¤u için
aç›lan imtihan› kazanarak 24 Mart 1952’de Üsküdar’da
Hac› Selim A¤a Kütüphanesi’nde göreve bafllad›m. Bu
kütüphaneye ilk gitti¤im gün raftan bir Osmanl›ca kitap
ç›kar›larak, okuyup okuyamayaca¤›m kontrol edilmifl
ve maflallah dediklerinde de bu imtihan› da kazand›¤›m
anlafl›lm›flt›. 22 Ekim 1954’te Süleymaniye Kütüphane-
si’nde göreve bafllad›m. 1956’da Süleymaniye Kütüpha-
nesi’nde müdür muavini oldum. 1958 y›l›nda meslekta-
fl›m Nail Bayraktar’la evlendim.
Nail Beyle mesleki bilgi ve görgümüzü artt›rmak üzere
yurtd›fl›na gitmek hususunda yapt›¤›m›z baflvuru Ba-
ERZURUMLU ‹BRAH‹M HAKKI VE
MUHTEfiEM ESER‹ MAR‹FETNAME
Öyle ilim adamlar› ve öyle eserleri vard›r ki; bu ilim
adamlar› ve eserleri dünya ilim tarihinde derin izler b›ra-
k›r ve bu izler daha sonraki ilim adamlar› ve araflt›rmac›-
lara önemli bir rehber teflkil eder. Birçok ilim dal› ile
meflgul olmufl olan 18. yüzy›l ilim adam› Erzurumlu ‹bra-
him Hakk› da ilim dünyas›nda derin izler b›rakm›fl, yaz-
m›fl oldu¤u “Marifetname” ile ilim dünyas›na müthifl bir
katk›da bulunmufltur. Marifetname, içinde birçok konuyu
bar›nd›ran ve birçok fleye ›fl›k tutan ansiklopedi niteli¤in-
de eflsiz bir eserdir. Bundan dolay› Erzurumlu ‹brahim
Hakk›’n›n hayat› ve yazm›fl oldu¤u bu k›ymetli eser dikka-
te flayan bir konudur.
Erol ATMACA / Kütüphaneci BDK
Erzurumlu
‹brahim Hakk› ve
Muhteflem Eseri
Marifetname
[‹nceleme]
ERZURUMLU ‹BRAH‹M HAKKI’NIN HAYATI
18 May›s 1703’te Erzurum, Hasankale’de dünyaya geldi.
Dedesi Dursun Mahmudo¤lu Molla Bekir olup, babas›
Dervifl Osman Haseni’dir. Annesi Hasankale’nin K›nd›¤›
köyünden fieyho¤lu diye tan›nan Mahmut k›z› fierife
Hanife Hatun olmas› münasebetiyle, anne
taraf›ndan Hz. Peygamber soyundan-
d›r. Erzurumlu diye an›lmas›n›n se-
bebi, babas› Dervifl Osman Ha-
seni’nin Hasankale’den Erzu-
rum’a yerleflmifl olmas›d›r.
Dervifl Osman Haseni,
1710 y›l›nda Siirt’in Tillo
köyünde ikamet eden
fieyh ‹smail Fakirul-
lah’›n yan›na gider ve
tekkesinde kalarak bu
âlimin müridi olur.
Dervifl Osman Haseni
burada 1719’da ölür.
Dokuz yafl›na kadar am-
calar›n›n yan›nda kalan
‹brahim Hakk›, babas›n›n
Tillo’ya gidiflinden bir y›l
sonra, amcas› Molla Ali ile
birlikte Tillo’ya giderek, babas›
gibi fieyh ‹smail Fakirullah’›n mü-
ridi olur. Ölümüne kadar fieyh ‹smail
Fakirullah’›n yan›nda kal›r. Bu sürede
fieyh’inin ilim ve irfan›ndan en iyi flekilde isti-
fade eder. ‹lim ve manevi olgunlu¤unun en yüksek sevi-
yesine ulafl›r. 1757 y›l›nda vefat eden fieyh ‹smail Fakirul-
lah’›n yerine geçer. Otuz üç yafl›nda ilk evlili¤ini, bunu ta-
kiben ikinci, üçüncü ve dördüncü evliliklerini yapar. Dör-
düncü eflinin de vefat› üzerine fieyh ‹smail Fakirullah’›n
büyük o¤lu fieyh Abdülkadir-i Sani’nin k›z› ile evlenir.
Üç defa hacca giden ‹brahim Hakk›, ilk hacc›n› 1738, ikin-
ci hacc›n› 1764 ve üçüncü hacc›n› da 1768 y›l›nda yerine
getirir. Birinci hacc›ndan sonra ‹stanbul’a gelir. Bu seya-
hat, Sultan I. Mahmut dönemine rastlar. Bu seyahat-
ten haberdar olan Sultan I. Mahmut, ‹bra-
him Hakk›’y› saraya davet ederek ken-
disiyle görüflür. ‹brahim Hakk›’n›n
saraydaki Kütüphane-i Hüma-
yun’da gördü¤ü k›ymetli
önemli eserleri okuyup, in-
celeyerek yeterli derecede
istifade etmifl oldu¤u ve
olaca¤› tabidir. ‹stanbul
seyahati ilim ve irfan›n›n
genifllemesine sebep
olmufltur. ‹stanbul’da
kald›¤› müddetçe dö-
nemin ilim erbab›yla
çal›flmalar ve araflt›r-
malar yapar. Eserleri-
nin ço¤unu 1752 y›l›n-
dan sonra yazm›flt›r.
‹brahim Hakk› ‹stanbul’dan
döndükten sonra Erzu-
rum’da fazla beklememifl Ha-
sankale’ye çekilmifltir. Birkaç
y›ld›r haz›rlamakla meflgul oldu¤u
Marifetname’yi 1757 A¤ustos ortalar›n-
da bitirmifltir.
Gördü¤ü her maddi ve manevi olay› ilim konusu yapan fi-
lozof zihniyetli bir insand›r. Eserlerinde gözlem ve belge-
ye dayal› olmayan bir bilgi görmek mümkün de¤ildir. Onu
zaman zaman bir fen adam›, bir astronom, bir matema-
tikçi, bir co¤rafyac›, bir jeolog, bir biyolog, bir sosyolog,
“
”Annesi Hasankale’nin Kındığı köyünden
Şeyhoğlu diye tanınan Mahmut kızı
Şerife Hanife Hatun olması
münasebetiyle, anne tarafından Hz.
Peygamber soyundandır. Erzurumlu
diye anılmasının sebebi, babası Derviş
Osman Haseni’nin Hasankale’den
Erzurum’a yerleşmiş olmasıdır.
BDK Nisan 201026 Nisan 2010 BDK 27
18. yüzyıl ilim adamı Erzurumlu
İbrahim Hakkı da ilim dünyasında
derin izler bırakmış, yazmış olduğu
“Marifetname” ile ilim dünyasına
müthiş bir katkıda bulunmuştur.
Marifetname, içinde birçok konuyu
barındıran ve birçok şeye ışık tutan
ansiklopedi niteliğinde eşsiz bir
eserdir.
»
[‹nceleme]
Marifetname için, zaman›na kadar bilinen bilgi-
leri sistematik olarak röntgen aç›kl›¤› içinde ifade
eden bir ansiklopedi, her konudan bahsetti¤i için bir
ilim mecmuas›, ilim ve kültür tarihinde manevi ilimler
ile müspet ilimleri ba¤daflt›ran efliz bir eser demek ye-
rindedir.
‹brahim Hakk›’n›n yaflad›¤› yüzy›l
insanl›¤›n e¤itim, bilim, kültür
ve devrim tarihinde en büyük
geliflme ve at›l›mlara giriflti¤i
ça¤d›r. O yüzy›l bilimlerin bölü-
nerek ve birbirinden ç›karak
dalland›¤› bir dönem oldu¤un-
dan Marifetname’nin bir geçifl
döneminin ürünü oldu¤u düflü-
nülebilir. ‹brahim Hakk›, ça¤›-
n›n bilimlerine hem bütün ola-
rak hem de ayr›nt›lar› ile ha-
kimdir.
Eser, düzenlenmesine bak›l›rsa,
iç içe daireler çizip en d›fltakin-
den en içtekine do¤ru bunlar›n
aç›klanmas› yöntemi ile olufltu-
rulmufltur. En d›fltaki dairede
insan› çepeçevre saran evren
incelenir. Bunu insan bedeninin
ele al›nmas› izler. Merkeze yaklaflt›kça bak›fl mik-
ro plana yönelmekte insan›n çeflitli özellikleri, ye-
tenek ve dereceleri üzerinde durulmaktad›r. ‹brahim
hakk›, bir örnek olarak kendi fleyhi Fakirullah ‹smail Til-
lovi’nin davran›fl ve özelliklerini de anlatmaktad›r. Bu da-
irelerin, merkeze en yak›n yerinde peygamber, merke-
zinde ise Mevlâ’n›n zat›n›n tevhidi bulunmaktad›r. Yarat›-
l›fltaki ayr›nt›lar› tan›man›n yarat›c›y› iyice tan›mak için bir
vesile oldu¤u ve bilimin ancak bu do¤rul-
tuda faydal› olabilece¤i kitapta çeflitli ve-
silelerle belirtilmektedir. Yazar, yer yer
fliirler ve naz›m parçalar› koyarak verdi¤i
bilgilerin kuru akla hizmet etmesine ma-
ni olmufl, gönüle ve hikmete giden yolun
kap›s›n› daima aç›k tutmufltur.
Marifetname bir mukaddime, üç fen ve
bir hatimeden oluflmakta. Bu bölümler
de, kendi içlerinde bab, fas›l ve nevilere
ayr›lm›flt›r.
Kitab›n Mukaddimesi: Tamamen dinsel-
dir. Konuyu Kur’an ve hadislerden al-
m›flt›r. Kuran ayetleri ve peygamber ha-
dislerinin bildirdi¤i flekilde itimat ve iti-
kat olunacak dini hususlara ve kesinlik-
le ihtiyaç olan ‹slam bilginlerinin görüfl-
lerine göre; Arfl’›n yarat›l›fl›n›n tertibini,
Kürs’ü, Cennetleri, gökleri, yerleri, de-
BDK Nisan 201028 Nisan 2010 BDK 29
bir psikolog, bir filolog ve bir filozof kimli¤iyle görmek
mümkündür. Eserlerinin hemen hepsinde öz ve ilham
kayna¤› olarak ilahi kitaplar, mukaddes inançlar ile ma-
nevi bilgiler yer al›r. Eserlerinin ço¤unu Türkçe, geri ka-
lanlar›n› Arapça ve Farsça olarak yazm›flt›r.
Yazd›¤› eser say›s› ile ilgili muhtelif kaynaklarda birbirini
tutmayan rakamlar verilmifltir. Baz› kaynaklara göre 15,
baz› kaynak ve araflt›rmalara göre de 32, 39 ve 54 olarak
gösterilmifltir. Bu durum muhtelif nedenlere dayand›r›l›r.
Bu durumun nedenlerinden biri, eserlerindeki baz› bö-
lümlerin sonralar› ayr› ayr› kitap veya risale halinde yaz›l-
mas› veya önceleri risale halinde yazd›¤› eserlerini genifl-
leterek yeniden yazmas›; di¤er bir neden de eserlerinin
bir k›sm›n›n zaman›n ihmal ve nisyan› sonucu yeni yeni
ortaya ç›km›fl olmas›d›r.
Erzurumlu ‹brahim Hakk›, 22 Haziran 1780’de vefat et-
mifltir. fieyhi ‹smail Fakirullah’›n defnoldu¤u türbede,
onun ayaklar› ucunda gömülüdür.
MAR‹FETNAME
‹brahim Hakk›’n›n en önemli eseri olup, ‹brahim Hakk›
ad›n›, Türk-‹slam dünyas›n›n d›fl›nda da cihan› saran bir
mevkie ç›karan ve zaman›na kadar benzeri az görülen bir
bilgi hazinesidir. O¤lu Ahmed Naim ad›na Erzurum’da
1757 y›l›nda Türkçe olarak yaz›lm›fl olan bu eserin pek
çok kütüphanede Türkçe, Arapça, Farsça ve Frans›zca
bask›lar›n› görmek mümkündür.
Konu olarak; astronomi, matematik,
biyoloji, t›p, jeoloji, co¤rafya gibi
müspet ilimlerin birçok ko-
nular›yla; felsefe meta-
fizik, ahlak, tasavvuf, psikoloji, sosyoloji ilimlerini siste-
matik bir biçimde ele al›r. Konular›n yaz›lmas›n›n esas
amac›; eflyay›, olaylar› ve bunlar vas›tas›yla, insan›n kendi
benli¤inde Allah duygusunu belirtmeye yöneliktir. Fikir ve
kalbe hitap eden, ikrar ve iman afl›layan, zaman› için ol-
du¤u kadar, bugün dahi çok önemli hayati bilgilerle dolu
bir eserdir.
Son k›s›mlarda görülen k›fâyetname bafll›kl› bölümde;
bugünkü psikoloji, sosyoloji, kriminoloji ve adli t›p ilimle-
rinin temellerini oluflturan bilgilerin, zaman›m›zdan iki
yüz elli üç y›l kadar önce ‹brahim Hakk› taraf›ndan ortaya
kondu¤u görülür.
“
”MAR FETNAME
brahim Hakkı’nın en önemli eseri olup,
brahim Hakkı adını, Türk- slam
dünyasının dışında da cihanı saran bir
mevkie çıkaran ve zamanına kadar
benzeri az görülen bir bilgi hazinesidir
[‹nceleme]
BDK Nisan 201030 Nisan 2010 BDK 31
nizleri, ›fl›klar›, k›yamet alametlerini, k›yametin hal ve
durumlar›n›, dünyan›n harap oluflunu ve yok oluflunu,
Rahman’a kavuflma âleminin (Ahiretin) ebedili¤ini dört
bölümle aç›klar.
Fenn-i Evvel: Yüzeyleriyle kâinat›n aynas› olan âlemlerin
yarat›l›fl tertibini; dünyan›n arazlar›n›n ve cevherlerinin
mahiyet ve durumunu; özlerin ve eflyan›n flekil ve durum-
lar›n›; esaslar ve cisimler âleminin görüntü ve hikmetini;
canl›lar›n, bilefliklerin ve unsurlar›n bozuflum ve oluflu-
munu, hakimane üç babla belirtir ve beyan eder. Allah’›n
varl›¤›n›, birli¤ini anlatt›ktan sonra yal›n ve bileflik cisim-
leri, madenleri, bitkileri ve nihayet insan› anlat›r. Daha
sonra, aritmetik, geometri, astronomi ve takvim konular›
yer al›r. Co¤rafyaya ait bölümünde 200’den fazla ilin han-
gi enlem ve boylamda oldu¤unu gösteren bir liste yap-
m›flt›r. Okyanuslar, anakaralar, ekvator, dönenceler, ku-
tuplar, paraleller, meridyenler, iklimler, Kolomb’un Ame-
rika’y› keflfi, Magellan’›n yeryuvarla¤›n› bafltanbafla do-
laflmas› gibi co¤rafya aç›nlar›, denizde kabarma ve inme
olaylar›, ay, yer depremi ve saire bu k›sm›n belli bafll› ko-
nular›ndand›r. Eski astronomiye de yer vermifl, yeni as-
tronomiye geçerken hiçbir ça¤da yerin döndü¤üne ina-
nanlar eksik olmam›flt›r, demifltir. “Yeni astronominin
kanunlar› kolay ve derli topludur” bafll›¤› alt›nda günefli,
gezegenleri, bunlar›n ve ardaçlar›n›n devinmelerini, yer-
yuvarla¤›n› ve bunun ekseniyle yörüngesi etraf›nda dön-
mesini, ekseninin e¤ikli¤ini ve sonuçlar›n›, k›sacas› za-
man›na kadar aç›klanm›fl olan astronomik bilgiyi hemen
hemen noksans›z kaydetmifltir. Fenn-i Evvel’in sonlar›n-
da madenler ve oluflmalar›, bitkiler, hayvanlar, befl duy-
gu, akl›n yetenekleri gibi konular yer al›r.
Fenn-i Sani: Bedenlerin aynas› olan anatomi ilmi; cisim
ve can›n hürriyetini, hayvani ve bitkisel hisleri ve güçleri,
bedene iliflkin olan insani ruhu ve geçici olan ruhun baz›
durumlar›n› befl bahisle hakimane ifade eder. Cihan›n in-
san› flefkatli bir ana gibi terbiye etti¤ini ve besledi¤ini
söyledikten sonra as›l konuya geçerek beden yap›s›n›,
kaslar›, kemikleri, iç ve d›fl organlar›, sinir sistemini, da-
marlar›, kan dolafl›m›n›, sindirmi ve organlar›n›, eklemle-
ri, hareket vs. uzun uzun ifade etmifltir. ‹nsan bedenini
estetik bak›mdan da incelemifl araya beyitler s›k›flt›rm›fl-
t›r. Fenn-i Sani’nin sonunda ruhla, sa¤l›kla, besinlerle ve
ölümle ilgili genifl bilgiler yer al›r.
Fenn-i Salis: Dinsel, ‹lahi ve felsefidir. Kalpler aynas›
olup itikat, iman ve namaz› düzeltmek için konulan adap
ve erkan›; dünya lezzetlerini sevmeyi terki; kalbe yönel-
meyi; gönül ve ruhun hakikatini bilmenin Yarat›c›n›n yolu-
nun flartlar› oldu¤unu, yemeyi, uykuyu ve kelam› azalt-
may›; uzleti tercih, zikre devam ve düflünmenin irfan yo-
lunun rükünleri oldu¤unu; Allah’a tevekkül, belada sab›r
ve kazaya r›zan›n insan›n ruh makamlar›n›n esaslar› ol-
du¤unu; Allah’› tan›ma en yüce istek, Allah sevgisi en k›-
sa maksat, velilerin hikmetinin manan›n özü ve velilerin
avamdan üstün oldu¤unu; ünsiyeti isteyen, huzuru dinle-
yen, nefsin yeri makam›n› geçip, kuddüs olan Hazreti Al-
lah’a yak›nl›¤› ne yak›nl›k ile ulaflt›¤›n›; ondan irfana kabi-
liyetli olan dostlar›n› ne yol ile terbiye k›ld›¤›n› befl bahis-
le kitap ve sünnete uygun ve icma-i ümmete uygun ola-
rak aç›klar.
Kitab›n Hatimesi: Bu k›sma törebilim de denilebilir. Allah
dostu ve zaman›n halk› ile sohbeti; akraba, ana-baba ve
kardefllere ra¤beti; efllere, çocuklara ve hizmetçilere ah-
bapl›¤›, cahiller, arifler ve komflular›na muaflereti; fakir-
lere yedirme ve misafirlere ikram›; havas ve avam ile
muameleleri; sevgi ve ahbapl›¤a sebep olan lütuf ve ihsa-
n›; her bir dostluk ve ahbapl›¤a mahsus olan adap ve er-
kan›; yedi azan›n afetleri ile bedenlerin afetlerini; fakirlik,
zenginlik, ak›lda tutma ve unutmay› ve bütün bunlar› in-
sana kolay eden Allah’›n birli¤ini dört bölüm ile aç›klar.
KAYNAKÇA
Binark, ‹smet ve Nejat Sefercio¤lu. Erzurumlu ‹brâhim
Hakk› Bibliyografyas›. Ankara: Kültür Bakanl›¤› Yay›nlar›,
1977
Göker, Lütfi. “Erzurum’lu ‹brahim Hakk› ve Marifetnâme”.
Diyanet Dergisi. Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤› Yay›nlar›, Mart-
Nisan 1978
Irmak, Ord. Prof. Dr. Sadi, Prof. Dr. Abdülkadir Karahan,
E¤itimci M. Rauf ‹nan, Dr. Kas›m Kührevi, fiair Bekir S›tk›
Erdo¤an. 192. Ölüm Y›ldönümünde Erzurumlu ‹brahim
Hakk›. ‹stanbul: Do. Dr. Hayrünnisa Çavuflo¤lu, 1974
‹brahimhakk›o¤lu, Mesih. Erzurumlu ‹brahim Hakk›. ‹s-
tanbul, 1973
Marifetname. Sad. Durali Y›lmaz, Hüsnü K›l›ç (1310 tarihli
Matbaa-y› Amire bask›s›ndan tasarrufsuz, eksiksiz ve ila-
vesiz tam metin). ‹stanbul: Temel Yay›nlar, 1981
“Marifetname”. Yönelifller. Ayl›k Sanat ve Kültür Dergisi.
10 Ocak 1982
Revnako¤lu, Cemâleddîn Server. Erzurumlu ‹brâhim
Hakk› ve Ma’rifetnâmesi. ‹stanbul: Erzurum Tarihini
Araflt›rma ve Tan›tma Derne¤i Yay›nlar›ndan, 1961
Simkeşhane-i Amire’nin Kurtarıcısı
Prof. Bedii Nuri Şehsuvaroğlu
[Araflt›rma]
urumlaflman›n zay›f oldu¤u ülkelerde kurulufl-
lar›n yaflamas› ve geliflmesi ço¤u kez kiflilerle
olmaktad›r.
Laleliden Kapal›çarfl›’ya giden caddenin üzerinde Beya-
z›t meydan›na gelmeden önce tarihi bir yap› pek çok ki-
flinin dikkatini çekmektedir san›yorum. Bu bina 1470-
1475 y›llar› aras›nda para basmak amac› ile “Darphane-i
Amire” ad›yla infla ettirilmifltir. Yap›ld›¤› devrin sivil mi-
marisinin en güzel ve zarif örneklerinden biri olan bina,
zaman içinde çeflitli yang›n ve depremlerle harab ol-
mufltur. Uzun y›llar kullan›m d›fl› kalm›fl 1707 y›l›nda
Sultan III. Ahmed’in bafl kad›n› Ummetullah Hatun tara-
f›ndan sebil, çeflme ve mektep ilavesiyle yeniden “Sim-
keflhane-i Amire” olarak yap›land›r›lm›flt›r. 1958 y›l›nda
Beyaz›t-Aksaray yolunun geniflletilmesi s›ras›nda, bina-
n›n girifl cephesi olan kuzey kanad› ne yaz›k ki y›kt›r›l-
m›flt›r. Bak›ms›zl›k yüzünden harab hale gelen bina
uzun y›llar kullan›lmam›flt›r. Ta ki 1964’de ‹stanbul fiehir
Kütüphanesini Kurma ve Yaflatma Derne¤i kurulana ka-
dar. Bu derne¤in kurulmas› ile binan›n kaderi de de¤i-
flir. Derne¤in kurucusu, pek çok sivil toplum oluflumu-
nun içinde bulunan çok yönlü bir bilim ve kültür adam›
Prof. Dr. Bedii N. fiehsuvaro¤lu’dur. Asl›nda bir t›p dok-
toru olan fiehsuvaro¤lu, ihtisas alan› olarak T›p Tarihini
seçmifl ve akademik kariyer çal›flmalar›n› bu konuda yo-
¤unlaflt›rm›fl ama sosyal sorumluluk ba¤lam›nda pek
çok oluflumun içinde yer alm›flt›r.
“Simkeflhane-i Amire” binas›n›n restorasyonu da bu ça-
l›flmalar›n›n bir parças›d›r. fiehsuvaro¤lu’nun amac› bu
binay› ve çevresini bir kültür merkezi haline getirmektir.
‹flte bu amac› gerçeklefltirmek için O’nun öncülü¤ünde
bir dernek kurulur “ ‹stanbul fiehir Kütüphanesini Kurma
ve Yaflatma Derne¤i” Derne¤in kurucu üyeleri zaman›n
‹stanbul’unda önemli görevler üstlenmifl kiflilerden olufl-
maktad›r. Niyazi Ak› ‹stanbul Valisi, Prof. Dr. Bedii N.
fiehsuvaro¤lu ‹.Ü. T›p Fakültesi T›p Tarihi Kürsüsü Profe-
sörü, Necdet U¤ur ‹stanbul Belediye Baflkan›, Ord. Prof.
S›d›k Sami Onar ‹.Ü. Rektörü, Ord. Prof. Ziyaeddin Fahri
F›nd›ko¤lu ‹.Ü. Gazetecilik Enstitüsü Müdürü, Ord. Prof.
Ali Nihat Tarlan ‹.Ü. Ed. Fak. Profesörü, Prof. Dr. Musta-
fa ‹nan ‹TÜ ‹nflaat Kürsüsü Profesörü, Mithat Serto¤lu
Baflbakanl›k Arfliv Genel Müdürü, Aziz Berker Milli E¤itim
Bakanl›¤› Kütüphaneler Genel Müdürü, Nazmi Ça¤an
Emniyet Genel Müdürü, fiükrü Akkaya Ankara Dil Tarih ve
Co¤rafya Fakültesi Alman Ed. Emekli ö¤retim üyesi, Yük.
Mim. Faruk Akçer ‹stanbul Belediyesi Koordinasyon Da-
iresi Müdürü, Yük. Mim. Dr. Turgut Cansever ‹stanbul Be-
lediyesi planlama müdürlü¤ü Y. Mimar›, Muzaffer Gök-
man Beyaz›t Devlet Kütüphanesi Müdürü, Halit Dener Sü-
leymaniye Kütüphanesi Müdürü, Nureddin Kalkandelen
‹stanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Müdürü, fier-
min Emsen Millet Kütüphanesi Müdürü, Orhan Durusoy
Belediye Kütüphanesi ve Müzeler Müdürü, Ak›n Tokmak-
ç›o¤lu Amerikan Kütüphanesi Memuru, fiükrü Güllüo¤lu,
‹stanbul Üniversitesi Kütüphane Teknisyeni olup, derne-
¤in kurucu üyeleridir. Derne¤in kurulufl tarihi 1964’tür,
merkezi ‹stanbul ve adresi Beyaz›t Ordu Caddesi tarihi
Simkeflhane binas›d›r. Amaç, ‹stanbul flehir kütüphanesi-
nin kurulmas›na ve kurulduktan sonra geliflmesine yar-
d›m etmek, ‹stanbul’da bulunan kütüphanelerin ve kültür
kurulufllar›n›n hizmetlerinin gelifltirilmesine yard›mc› ol-
mak, kütüphane ve kültür hizmetlerinde kullan›lacak yeni
binalar, amac›na uygun yay›nlar ve benzeri çal›flmalar
yapmakt›r.
Öte yandan “fiimkeflhane-i Amire” binas› ‹stanbul Beledi-
yesi taraf›ndan da otopark yap›lmak istenmektedir. Bu
nedenle Prof. Dr. Bedii Nuri fiehsuvaro¤lu ‹stanbul Bele-
diyesi ile bir mücadeleye girmek zorunda kal›r. Yorucu bir
savafl›md›r bu, otopark m›? Kütüphane mi? Bu sorunun
cevab›n›n verilece¤i Belediye Encümeni toplant›s›n›n ka-
rar› çok önemlidir. fiehsuvaro¤lu’nun efli ressam Leyla
Han›m’dan edinilen Bilgiye göre, toplant›n›n yap›laca¤›
gün, fiehsuvaro¤lu erkence ç›kar evinden ve efline de o
günün kendisi için çok önemli bir gün oldu¤unu gece iyi
uyuyamad›¤›n›, verilecek karar nedeniyle heyecanl› oldu-
¤unu söyler. Ve toplant›n›n yap›laca¤› salonun kap›s›na
erkenden gelir. Ne yaz›k ki encümen karar›n› ö¤renemez
fiehsuvaro¤lu, yorgunluk ve heyecandan fenalafl›p, hasta-
neye kald›r›l›rken vefat eder. Y›l 1977’dir. Kültüre adanan
bir ömür ard›nda bunca eser ve de¤erli çal›flma b›rakarak
vakitsizce sonlanm›flt›r. Belediye Encümeni’nin karar›
“fiimkehane-i Amire” nin kütüphane olarak kullan›lmas›
yönünde ç›km›flt›r. Leyla Han›m efli Bedii N. fiehsuvaro¤-
lu için “ Bu bina u¤runa ömrünü verdi” diyor, do¤rudur
belki otopark düflüncesi ortaya at›lmasayd› bu duyarl› yü-
rek vaktinden önce durmayacakt›. fiehsuvaro¤lu altm›fl
üç yafl›nda, en verimli ça¤›nda bu dünyadan ayr›lm›flt›r.
Prof. Dr. Bedii Nuri fiehsuvaro¤lu kimdir? Daha baflka
neler yapm›flt›r? Bu de¤erli bilim ve kültür adam›n›n ya-
flam öyküsü 1914’de ‹stanbul’da do¤umu ile bafllar. Ba-
bas› Dr. Yusuf Selami Bey, annesi eski turgay komutanla-
r›ndan Arif Bey’in k›z› fiefika Nurinissa Han›md›r. ‹lk ve
ortaokulu Kabatafl, Liseyi Kad›köy Lisesinde ö¤renim gö-
rerek bitirmifltir. 1933 y›l›nda T›p Fakültesine girer, 1939’
da mezun olur. Ö¤rencilik y›llar›nda çeflitli okullarda ö¤-
retmenlik yapar. 1941 y›l›nda askerlik bitiminde Eskiflehir
s›tma mücadele baflkanl›¤› flube hekimli¤ine tayin olur.
1943’te Tifüs mücadele heyetinde görevlendirilerek ‹stan-
bul’a gelir. Mücadelenin bitiminde hekim olarak çeflitli
yerlerde çal›fl›r, ‹stanbul Sa¤l›k Müdür Yard›mc›s› iken,
1944-1945 senesinde tekrar askere al›n›r. 1947’deki kole-
ra salg›n› s›ralar›nda ihdas edilen mücadele ekibinin flefi
olarak M›s›r ve Hicaza gider, 1948’de Sa¤l›k ve Sosyal
Yard›m Bakanl›¤› Müfettiflli¤ine tayin edilir. 1949’da Roc-
kefoller davetlisi olarak Amerika’ya gider, 1950’de ‹stan-
bul T›p Fakültesinin ‹ste¤i üzerine Bakanl›ktan ‹stanbul
Üniversitesine geçer ve T›p Tarihi asistan› olur. 1952’de
Leyla Pirigil ile evlenir. 1953’te Uzmanl›k S›nav›n› vererek
T›p Tarihi Uzman› unvan›n› al›r. fiehsuvaro¤lu, k›sa dene-
bilecek yaflam› boyunca akademik kariyerinin yan› s›ra
birçok yararl› çal›flmalar yapm›flt›r. Türk T›p Tarihi Kuru-
mu, Fiziki ve Tabii ‹limler Derne¤i, National Geographic
Society ve L’ academie International d’ Histoire des Sci-
ence üyesi, L’ academia de la mediterran ee’ nin muhabir
üyesi olmufltur.
K›z›lay ve Verem Savafl Derne¤i gibi hay›r kurumlar›nda
fiili olarak çal›flmalar yapm›flt›r. “Çocuk Yuvalar› Derne¤i”
ad›yla bir dernek kurmufl ve uzun y›llar yönetim kurulu
üyeli¤inde bulunmufltur.
Frans›zca ve ‹ngilizce bilir, kiflisel bir merak olarak ama-
tör foto¤rafç›l›k ile pul ve para koleksiyonlar› yapm›flt›r.
‹lk yaz›s› 1933 ‘te Vakit gazetesinde yay›nlan›flt›r. 1947’den
1953 sonuna kadar günlük gazetelerde ve çeflitli dergiler-
deki yay›nlar› ile kitap say›s›n›n toplam› 226’d›r.
Yaz›lar› ve kitaplar› hekimlik tarihi ve bilgileri konusunda
a¤›rl›kl› olup, toplumsal sorunlar›n pek çok çeflidinin dile
getirildi¤i araflt›rma sonuçlar›n›n ürünüdürler. Çeflitli
günlük gazete ve süreli yay›nlarda ç›kan yaz› bafll›klar›n-
dan baz›lar› flöyledir;
“‹stanbulda 500 y›ll›k Sa¤l›k Hayat›m›z”, “Uzun Ömür”,
“Kan Bankalar›”, “‹çtimai Terbiye Buhran›”,“Atatürk ve
K
BDK Nisan 201032 Nisan 2010 BDK 33
Ayten fiAN / Orhan Kemal ‹l Halk Kütüphanesi Müdürü
[Araflt›rma]
Fatih”, “ Halk Dershaneleri”, “Tarihte Takvim”, “Takvim
ve Folklor”, “‹smail Fenni Efendi”, “Ba¤›fllar Kütüphane-
si”, “‹lim Bak›m›ndan Ahlak”, “Do¤u ve bat› tefekkürünün
bir telifçisi; “ ‹smail Fenni Ertu¤rul”, “Saatin Tarihçesi”,
“E¤itim Tarihimiz”, “Tek Bir Dünya Devleti”, “Münevver
Yar› Münevver”, “Filozof R›za Tevfik”, “‹lim adam› ve Ce-
miyet”, “ Hekim fiamizade Mehmet Ataullah Efendi Eser-
leri ve Biyografisi”, “Farabi (870-950) A Great Turkish
Müslim Philosophe”, “Dr. Akil Muhtar Özden Bibliyograf-
yas›”, ( gibi biyografi çal›flmalar›) “ Hekim Vicdan›”, “Be-
sim Ömer Pafla”, “‹stanbul Sevgisi”, “Sa¤l›k Davam›z”,
“‹stanbulda ‹lk Sa¤l›k ve Sosyal Yard›m Tesislerimiz”,
“Veremin Bar›namad›¤› Bir Vatan Köflesi: Uluda¤”, “Okul
ve Aile”, “Euthanasia. Rahat Ölüm Ve Onu Sa¤lama”, “Fa-
tih ve kurdu¤u Sa¤l›k Müesseseleri”, “G›dalar›m›z ve Be-
lediye Kontrolü”, “Rejim ve Partiler Karfl›s›nda Memleke-
tin Yar›n›”, “fiehir, fiehirli ve fiehremaneti”, “‹brahim Pafla
Saray›”, “‹lim Bak›m›ndan Ahlak”, “Din ve Kültür”, “M›s›r
Mektuplar›”, “Milli Kütüphane”.v.b.
Bu yaz› bafll›klar›na bak›ld›¤›nda Bedii N. fiehsuvaro¤-
lu’nun nas›l bir sosyal sorumluluk duygusu tafl›d›¤› aç›k-
ça görülmektedir. O bir hekim ve bir t›p tarihçisi olarak
kalmam›fl pek çok sosyal sorunla ilgili düflüncelerini,
önerilerini ve çözüm yollar›n› yaz›yla kal›c› hale getirmifl-
tir. Üzerinde durdu¤u sorunlar›n birço¤u güncelli¤ini ko-
rumakta ve çözüm beklemektedir. K›ymet bilir vefakâr bir
ayd›nd›r fiehsuvaro¤lu, de¤erli birçok kültür, bilim, sanat
ve devlet adam›n›n biyografilerini kaleme alm›flt›r. Ku-
rumlar›n bulufllar›n›, bilimsel araflt›rmalar›n› ve tarihleri-
ni yazm›flt›r. Çok yönlü bir bilim adam›d›r, daha do¤rusu
fiehsuvaro¤lu’nun bilim adam›n›n toplumsal sorumlulu-
¤unu içsellefltiren bir durumu vard›r. Bir ülke için en
önemli olan e¤itim ve sa¤l›k konular›, çal›flmalar›n›n ana
eksenini oluflturmaktad›r. Kütüphanelerin ve Kültür Mer-
kezlerinin halk e¤itiminde ne denli önemli kurulufllar ol-
duklar› yads›namaz bir gerçektir. ‹flte, fiehsuvaro¤lu ‹s-
tanbul fiehir Kütüphanesini Kurma ve Yaflatma Derne¤i’ni
kurarken bu gerçeklerden yola ç›karak ‹stanbulda halk
e¤itimine önemli bir katk› sa¤lamay› amaç edinmifltir.
Efli, Leyla Han›m’›n nakletti¤ine göre; fiehsuvaro¤lu’nun
amac›, Simkeflhane-i Amire binas›na baz› yap›lar ekleye-
rek buras›n›, kütüphane, sergi, konferans, sinema ve ti-
yatro salonlar› ile eksiksiz bir kültür merkezi ve yan› s›ra
çeflitli konularda kurslar›n düzenlendi¤i bir e¤itim mer-
kezi haline getirmektir. Ne yaz›k ki, bunlar gerçeklefle-
mez. fiehsuvaro¤lu’nun 1977’de vefat›ndan sonra binan›n
restorasyonuna devam edilir ama dernekçe sa¤lanan im-
kânlar yeterli olmaz. Kültür Bakanl›¤›’ndan sa¤lanan kat-
k› ile restorasyon çal›flmalar› bir ölçüde tamamlan›r. Bi-
nan›n Kütüphane olarak kullan›lmaya bafllanmas› ise
80’li y›llar› bulur. ‹stanbul fiehir Kütüphanesi ad› ile bir
kütüphane kurulmaz. Fatih’te Ali Emiri Efendi’nin kurdu-
¤u Millet Kütüphanesi binas›nda 1962 y›l›ndan itibaren fa-
aliyet gösteren ‹stanbul ‹l Halk Kütüphanesi bu binaya ta-
fl›n›r ve 16 Kas›m 1981 tarihinde hizmete aç›l›r. Yazma
Eserler Millet Kütüphanesi’nde kalm›fl, ‹l Halk Kütüpha-
nesi yeni yay›nlarla desteklenmifltir.Bugün her yafl ve se-
viyeden insan›n kullan›m›na aç›k olan ‹stanbul ‹l Halk Kü-
tüphanesi bulundu¤u bu güzel mekân› Prof. Dr. Bedii N.
fiehsuvaro¤lu’na borçludur. Binan›n mülkiyeti Vak›flar
Genel Müdürlü¤ü’ne aittir, Kültür ve Turizm Bakanl›¤› ta-
raf›ndan kira giderleri karfl›lanmaktad›r. Bedii N. fiehsu-
varo¤lu’nun vakitsiz vefat› olmasayd› bugün belki de
“Simkeflhane-i Amire Kültür ve E¤itim Merkezi “ ad›yla
hizmet verilen bir kurulufl olabilirdi. Ülkemizde kiflilerle
yaflayan kurum ve kurulufllar›n geliflimi ve ifllevselli¤i ne
yaz›k ki olmas› gerekti¤i gibi olamamaktad›r. Bu gerçe¤in
de¤iflmesi, hizmetin devaml›l›¤›n›n esas›, kurumlar›n yaz-
g›lar›n›n art›larla sürüp gitmesinin sa¤lanmas› özellikle
kültürel kurulufllar için ayr› bir önem tafl›maktad›r. Prof.
Dr. N. fiehsuvaro¤lu’na ilim ve kültür hayat›m›za yapt›¤›
katk›lar›ndan dolay› flükran ve minnet borcumuzu en
az›ndan onu unutmamak ve unutturmamakla bir nebze
olsun ödeyebilir miyiz? Bilmiyorum.
BDK Nisan 201034 Nisan 2010 BDK 35
947 y›l›nda Artvin’in Yusufeli ilçesinde, e¤itmen bir
baban›n dördüncü çocu¤u olarak dünyaya geldi.
On ört ayl›kken annesini kaybetti. fierafeddin’i
anneannesi ve dedesi büyüttü. Sekiz yafl›ndayken ailesi
ile birlikte Artvin merkeze tafl›nd›lar. ‹lk, orta ve liseyi
Artvin’de bitirdi.
1967 y›l›nda ‹stanbul Kad›köy Mühendislik Fakültesi
‹nflaat Bölümüne kaydolmufltur. 1. s›n›ftan 2. s›n›fa
geçmifl, fakat kitap sevgisi ve e¤itmenlik aflk› onun bu
fakülteden ayr›lmas›na sebep olmufltur.
1968 y›l›nda ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin
Arap- Fars Filolojisine kaydolmufltur.1975 y›l›nda mezun
olmufltur.
Edebiyat Fakültesinde okurken yay›n hayat›na at›lm›fl,
Ufuk ve Sabah gazetelerinde çal›flm›fl, hatta Ufuk
gazetesinin Yaz› ‹flleri Müdürlü¤ü de yapm›flt›r.
1973 y›l›nda memurluk hayat›na Süleymaniye
Kütüphanesi’nde bafllam›flt›r. Bu kütüphanede seksiyon
flefli¤ine kadar yükselmifltir.
1979 y›l›nda yedek subay olarak askerli¤e gitmifltir.
Askerlik dönüflü, Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki
görevine devam etmifltir. Bu görevinden 1983 y›l›nda
ayr›larak Osmanl› Yay›nevi’nde yay›n hayat›na kald›¤›
yerden devam etmifltir.
1990 y›l›nda Beyaz›t Devlet Kütüphanesi Müdür
Yard›mc›s› görevi ile tekrar memuriyete geri dönüfl
yapm›flt›r.1997’de kütüphaneye müdür olmufltur.
Hastal›¤› nedeniyle 2009 y›l› May›s ay›nda emekliye
ayr›lm›flt›r.
Evli ve iki k›z babas› olan fierafeddin Kocaman’›n dört
tane torunu vard›r.
Beyin Tümörü hastal›¤›na 21.12.2009 y›l›nda yenik
düflerek Hakk›n rahmetine kavuflmufltur.
Şerafeddin Kocaman
Unutmayacağız...
1
[Yaz›]
009 y›l›nda derleme müdürlü¤ü taraf›ndan derleme
kabul eden her kütüphaneye:
18700 kitap
14440 dergi
10500 gazete derlenip derleme kütüphanelerimi-
ze ulaflt›r›lm›flt›r.
ATATÜRK’ ün 1934’te özel ilgi göstererek ülkemizin her
alanda ça¤dafl toplumlardan geri kalmay›p onlardan ileri
bir seviyede olmas›n› amaçlam›fl o günün flartlar›nda ül-
kemizin bilgi haf›zas›n› kuracak, gelecek nesillere aktar›l-
mas›n› sa¤layacak özel bir yasa ç›karm›flt›r. 1980’li y›llara
kadar bu yasa amac›na uygun olarak ifllevini yerine getir-
mifltir. Ancak bas›lan yay›n say›s› gün geçtikte katlanarak
artm›fl, buna ba¤l› olarak bu yay›nlar›n amac›na uygun
olarak derlenmesi, derlenen yay›nlar›n sa¤l›kl› bir flekilde
derleme kütüphanelerine ulaflt›r›lmas› ve bu kütüphane-
lerde teknik ifllemlerinin bitirilip kullan›c›lar›n hizmetine
sunulmas›nda büyük sorunlar ile karfl›lafl›lm›flt›r. Bu kü-
tüphanelerde yay›n say›s› gün geçtikçe artm›fl depolarda
yer sorunu çok ciddi boyutlara ulaflm›flt›r. Az say›da per-
sonel ve cüzi ödeneklerle bu görev sürdürülmeye çal›fl›l-
maktad›r.
Bilgi ça¤›n› yaflad›¤›m›z bu yüzy›lda, matbaa say›s› devasa
boyutlara ulaflm›fl, sadece ‹stanbul’da 5685 matbaa bu-
lunmaktad›r; merdiven alt› matbaalarda dahi bilimsel
belge niteli¤i tafl›yan yay›nlar bas›lmaya bafllanm›flt›r. Ge-
linen noktada sistemli bir denetim çok zor bir aflamaya
gelmifltir, 81 il 923 ilçede bas›lan her yay›n› eksiksiz der-
lemek imkâns›z denecek kadar zor bir hal alm›flt›r, gün
geçtikçe derleme kaçaklar›n›n art›¤› tüm çabalara ra¤-
men aflikârd›r. Mevcut sistemde derleme kaçaklar›n›n ta-
kibi zorlaflm›flt›r.
Yap›lmas› gereken ISBN ve ISSN alan her yay›n› derleme
ilkesinden hareketle; derleme kaçaklar›n› önlemeye yö-
nelik yeni ve kapsaml› bir birim kurulmas› yay›n takibinin
bu birim taraf›ndan teknolojinin tüm imkânlar› kullan›la-
rak, sistemli bir takip mekanizmas› kurumak çözüm bek-
leyen önemli bir konudur. Di¤er bir husus ise, derleme
kütüphanelerinin sistemli bir flekilde ülke geneline da¤›l-
mam›fl olmas›d›r:
Ankara,
Milli Kütüphane baflkanl›¤›,
Adnan Ötüken il halk kütüphanesi
TBMM Kütüphanesi
‹stanbul,
Beyaz›t Devlet Kütüphanesi
‹stanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi
Son olarak ‹zmir’de ‹zmir Milli Kütüphane Baflkanl›¤›’nca
bu yay›nlar derlenmektedir.
Bilimsel bir analiz yapacak olursak: Bu 6 kütüphaneden
sadece 4’ü halka do¤rudan hizmet vermektedir; ATA-
TÜRK bu kütüphanelerin halka en güzel flekilde hizmet
vermesi için kurulmas›na öncülük etmifl özel yasa ç›kar-
m›flt›r, zamanla çeflitli nedenlerden ötürü bu amaçtan
sapmalar yaflanm›flt›r. Bu amaca uygun hizmet veren;
Milli Kütüphane baflkanl›¤›, Adnan Ötüken ‹l Halk Kütüp-
hanesi, Beyaz›t Devlet Kütüphanesi ve ‹zmir Milli kütüp-
hane baflkanl›¤›, di¤er iki derleme kütüphanesi olan ‹s-
tanbul Üniversitesi ve TBMM, kütüphanelerine kaynak te-
mini sa¤lama amac›yla yay›nlar› derlemektedir bu iki kü-
tüphaneye derleme göndermeye devam etmekle birlikte
yeni kütüphanelerde kurulmal›d›r. Ankara’da 3, ‹stan-
bul’da 2,‹zmir’de 1 kütüphanenin olmas› di¤er bütün il-
lerdeki kullan›c›lar›n bu yay›nlara eriflimini güçlefltirmek-
tedir; art›k yeni bir proje haz›rlan›p; 7 co¤rafi bölgede en
büyük nüfusa sahip il merkezlerinde yeni derleme kütüp-
haneleri kurulmal› ve her il halk kütüphanesinin yerel
bazda kendi iline ait yay›nlar› derlemesine olanak sa¤la-
yacak çal›flmalar yap›lmas› ülkemiz kütüphanecili¤ini üst
boyutlara tafl›yacakt›r.
Bir di¤er husus ise; kütüphanelerin yer sorunu konusu-
nudur. Yeni bir yasa ile tüm yay›nlara cd ve benzeri ma-
teryaller vas›tas› ile yay›n teslim hükümlü¤ü getirilip, yeni
derlenecek olan belgelerin elektronik ortamda derlenip
hizmete sunulmaya bafllanmas› ça¤›n gereklerine uygun
BDK Nisan 201036 Nisan 2010 BDK 37
2
‹rfan KAYA / ‹stanbul Derleme Müdür V.
Bilgi Ça¤› ve
Derleme
bir hamle olmakla birlikte yak›n gelecekte zaten ortaya
ç›kacak do¤al bir sonuçtur. ‹ngiltere’de bir kütüphane ör-
nek bir çal›flmayla telif hakk› bulunmayan eserleri inter-
net ortam›nda hizmete sundu¤unu art›k bilginin k⤛t ile
evlili¤i yak›n gelecekte noktalanaca¤›na güzel bir örnek-
tir, ‹nsanlar›m›z art›k evlerinden bu yay›nlara internet
üzerinden kolayca ücretsiz olarak ulaflmal›d›r. Tüm bilgi-
lerin h›zla say›sal ortamlara tafl›naca¤›n› öngörmek zor
de¤ildir son yaflanan teknolojinin bafl döndüren h›z›na ba-
k›ld›¤›nda, ülkemizin insanlar›na en kaliteli düzeyde bilgi
ulaflt›rmak biz kütüphanecilerin boynunun borcudur.
fiimdiden bu ba¤lamda teknolojiden en üst boyutlarda
faydalanarak kütüphanelerimizin say›sal ortama geçifl
süreçleri h›zland›r›lmal›d›r. Sadece Milli Kütüphane bafl-
kanl›¤›n›n mevcut sistemi devam ettirmesi 100 y›la yak›n
süredir sürdürülen bu çal›flmalar›n bir kültürel mirasa
dönüflmüfl olmas› sebebiyle bu miras›n korunmas›na yö-
nelik bir tedbir olarak sadece Milli Kütüphane baflkanl›¤›-
na özel bir adet yay›n›n asitsiz k⤛da bas›l›p ulaflt›r›lmas›
sa¤lanmal›d›r. Milli Kütüphane baflkanl›¤›na bu yay›nlar›
saklamak için yeni, kapsaml› depolar infla edilmesi ge-
rekmektedir.
Ayr›ca Derleme müdürlü¤ü yeniden organize edilerek
derleme kabul eden her kütüphane için özel bir birim
oluflturup derlenen yay›nlar›n tüm teknik ifllemlerinin bu
birimlerde bitirilip derleme müdürlü¤ünden kütüphane
raf›na do¤rudan ulaflt›r›lmas›n› sa¤layacak projeler haya-
ta geçirilmeli, derleme müdürlü¤üne yeni kapsaml› bir
bina baflta olmak üzere tüm ihtiyaçlar› sorumluluklar›n›
ça¤dafl ölçülerde yerine getirmesine olanak sa¤layacak
ihtiyaçlar› temin edilmelidir. bu çal›flmalar›n yap›lmas›
yay›nlara halk›m›z›n en h›zl›, en kaliteli düzeyde eriflim
olana¤› bulmakla birlikte çeflitli nedenlerden ötürü yay›n-
lar›n derleme kütüphanelerin depolarda birikmesi önlen-
mifl olmakla birlikte buralarda zor flartlarda çal›flan mes-
lektafllar›m›z›n omuzlar›ndaki yük hafifletilmifl olacakt›r.
Yukar›da bahsi geçen tüm olumsuzluklara ra¤men, der-
leme müdürlü¤ü ve derleme kabul eden kütüphaneleri-
mizin; sessiz sedas›z büyük bir özveri ve k›s›tl› imkânlar
dâhilinde insanlar›m›za elinden gelen en kaliteli hizmeti
vermeye devam edece¤ini belirtmekle birlikte derleme
kütüphaneleri ve müdürlü¤ümüzün bilgi ça¤›n›n gerekle-
rine uygun bir dönüflüm sürecine girmesini sa¤lamak ka-
ç›n›lmazd›r.
Tüm meslektafllar›m›n kütüphane haftas›n› kutlar sa¤l›k,
baflar› emeklerinin k›ymetinin bilinmesini ayr›ca dilerim.
ve
Nisan 2010 BDK 39
Tabii afetler başlığına konulamayacak bu
tip fiiller, insan eliyle çok kısa bir zaman
diliminde yüzyılların birikiminin bir anda
berheva edilmesidir.
»
[Yaz›]
avafllar, iflgaller ve kuflatma alt›na almalar tarihi
ve kültürel mirasa en çok zarar veren olgular ola-
rak öne ç›k›yor. Tabii afetler bafll›¤›na konulama-
yacak bu tip fiiller, insan eliyle çok k›sa bir zaman dilimin-
de yüzy›llar›n birikiminin bir anda berheva edilmesidir.
Son 10-15 y›ll›k zaman dilimine bak›ld›¤›nda Saraybosna,
Basra, Ba¤dat ve Afgan flehirleri bu tarz bir tecavüzün
öne ç›kan ac› örnekleridir. Ya¤ma, talan ve kaç›rma üst
bafll›¤›n›n alt›nda öne ç›kanlar müzelerin hemen ard›ndan
kütüphanelerdir. Müzeler ve tarihi eserler maddiyata çev-
rilebilir bir ya¤man›n öznesi olarak öne ç›karken, kütüp-
hanelerin bafl›na gelenlerse daha çok bir boyun e¤dirme
ve geçmifli tez elden silme operasyonu olarak de¤erlendi-
rilebilir.
Bosna Savafl› esnas›nda Saraybosna Do¤u Enstitüsüne
yap›lan sald›r›yla meydana gelen yang›nda Güneydo¤u Av-
rupa’n›n en çok ‹slam ve Yahudi yazmalar›n› bar›nd›ran
koleksiyonu, Osmanl›’dan kalan binlerce dokümanla bir-
likte alevlere kar›flm›flt›.
2003 Irak iflgali, Ortado¤u’nun en nadide kütüphanelerini
ve müzelerini bar›nd›ran Ba¤dat’da felaket bir talan› ve
ya¤may› mümkün k›lm›flt›r. Müzeler el alt›ndan sat›fl
olana¤›n› düflünen ya¤mac›larca soyulur. ‹flgal kargafla-
s›n›n ilk dönemlerinde koalisyon güçleri say›lar›n›n az
olmas›n› öne sürerek bu talan› önlemediklerini aç›kça
beyan ettiler.
1991’deki Körfez Savafl›nda da Irak’da kaos ortaya ç›km›fl-
t› fakat Amerika müdahalesi ve iç isyanlar Ba¤dat’a ulafl-
may›p Basra ve güney Irak’la s›n›rl› kalm›flt›. O dönemde
de büyük bir arkeolojik talan yaflanm›flt›.
Savafllarda kültürel varl›klar›n korunmas›na dair asl›nda
bir sözleflme de mevcuttur. II. Dünya savafl›ndan sonra
1954 ‘de haz›rlanan bu konudaki Lahey Sözleflmesine
hem Türkiye hem Irak imzac›d›r fakat A.B.D ve ‹ngiltere
bu sözleflmeye imzac› de¤ildir.
Ba¤dat’daki Milli Kütüphane 500 bin ciltlik koleksiyonu ve
4.412 el yazmas›yla dünyan›n en önemli arflivlerinden biri-
ni bar›nd›r›yordu. Son savaflta buras› da ya¤madan , atefle
vermeden nasibini alm›flt›r.
Mart 2010’da tekrardan dünya gündeminde yer alan Mes-
cit-i Aksa da savafl ve miras bafll›¤› alt›nda de¤erlendiri-
lebilir. ‹flgal alt›ndaki topraklarda süregiden bir siyaset
olarak tarihteki en eski ve sembolik önemi en büyük mes-
citlerden birine dönem dönem artan ‹srail müdahaleleri
olmaktad›r. Bar›flta ve savaflta siyaset semboller üzerin-
den çokça icra ediliyor. Bu yüzden tarih boyunca iflgalci
ya¤mac› ve talanc› güçler kitaba, ibadethanelere ve mi-
mari flaheserlere karfl› y›k›m uygulaya gelmifllerdir.
Böylesi y›k›mlara karfl› durmak için de y›k›ma giden miras
da bir sembol olarak kullan›lagelir. Irak ‹flgalinin ilk dö-
nemlerinde bombalardan hasar gören Abdülkadir Geylani
Türbesi çokça gündeme gelmifl ve vaizler türbenin y›k›l-
mas› sebebiyle iflgale veryans›n etmifllerdir. Oysa öncelik-
le her fleyden önce insan›n öldü¤ü bir düzlemde savafla
karfl› durmak için kültürel mirastan bahse gerek var
m›d›r?
S
BDK Nisan 201038
Kültür Yağması
Savaşlar
Yasin fiAFAK / ‹stanbul ‹l Kültür Müdürlü¤ü
1.08.1992 Y›l›nda Fatih Telekom Müdürlü¤ünde
yevmiyeli ifle bafllad›m. Dört ay sonra Gayrettepe
Telekom Müdürlü¤ü’nde yeni bir servis aç›ld›.
Müdürlü¤ümüz taraf›ndan bu birimde
görevlendirildim. Bu serviste bütün arkadafllar iflçi
statüsünde çal›fl›yor idik. Bu yeni aç›lan servis üç var-
diyal› bir servisti.Vardiyadan dolay› iflçi çal›flt›r›ld›¤›nda
maafllarda fark almam›z gerekiyordu, bu fark› ortadan
kald›rmak için Telekom bünyesinde aç›lan bir s›navla
bu birimde çal›flan iflçiler memur statüsüne geçirildi.
15 y›l boyunca vardiyal› sistemde çal›flt›m. Y›llarca bir
gece bir gündüz koflturmakla geçti 15 y›l dile kolay.
Geceyi gündüz gündüzü gece san›yorduk.
Buda yetmiyormufl gibi özellefltirme süreci bafllad›
memur arkadafllardan flirkete geçen arkadafllar oldu
fiirket eleman› oldular.
Elemeler neye göre yap›ld› bilmiyorum ama biz baflka
kurumlara gönderildik . 2007 y›l›nda havuza al›nd›m.
Çal›flanla çal›flmayan ayn› kefeye kondu, bu durum biz-
leri psikolojik olarak y›pratt›.
28-12-2007 y›l›nda Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nde ifle
bafllad›m. Telekom da al›flm›fl oldu¤umuz ofis konforu-
nu burada bulmak mümkün de¤ildi, yok çal›flma orta-
m›na al›flmakta zorland›m.
Y›llar›n›z› veriyorsunuz bir kuruma ve sonra size diyor-
lar ki sen art›k bambaflka bir alanda bambaflka bir yer-
de çal›flacaks›n. Telekomünikasyon sektöründen, kül-
tür ve kütüphane sektörüne dikey bir geçifl.
Kurum de¤iflikliklerinde, özellefltirme gibi, atan›lan
kurumun ifl ak›fl›na daha kolay uyum sa¤lamak için
kapsaml› bir hizmetiçi e¤itimin gerekli oldu¤u
düflünüyorum. Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’ndeki tüm
arkadafllar›ma beni kabullendikleri ve al›flma sürecim-
deki desteklerinden dolay› teflekkür ediyorum.
TTeelleekkoomm’’ddaa
ÖÖzzeelllleeşşttiimmee vvee
Beyazıt Devlet
Kütüphanesi’ne
Atanmam
[Yaz›]
2
Yıllarınızı veriyorsunuz bir kuruma
ve sonra size diyorlar ki sen artık
bambaşka bir alanda bambaşka bir
yerde çalışacaksın.
»
Sonay ASLAN / Memur BDK
66

66

  • 1.
  • 2.
    B D K Nisan2010 BDK 3 editoryalProf. Dr. Ahmet Emre B‹LG‹L‹ Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nde geçen kas›mdaki kutlama,125.y›l›nda Tür- kiye’nin haf›zas› olan kütüphaneyi daha görünür k›lmak için toplanan bir meclisti. Tören, kütüphaneyi, bugünün gençlerine ve oradan da gelece¤e tafl›man›n bir iflareti gibiydi. Beyaz›t Kütüphanesini yaln›zca bir hat›ra gibi yâdet- mek bugünümüzü elimizden kaç›rt›r. Bilakis kütüphaneyi, her an dönüp haf›za- m›z› tazeletecek, bugünün bilim insanlar›n›n, genç araflt›rmac›lar›n›n en bafl ve de¤iflmez meskeni k›lacak bir gayretin içinde olmal›y›z. Bu kütüphanede geçirdikleri günleri, okuma mesailerindeki en önemli istasyon- lardan biri addeden ve bunu dile getiren kaleme döken yazarlar›m›z sa¤olsunlar. Mehmet Niyazi’yi, Do¤an H›zlan’›, Beflir Ayvazo¤lu’nu ve onlardan sonraki kuflak- tan yazarlar› 125. y›l›nda Beyaz›t’ta görmek gönendiriciydi. Yazarlar›m›z›n, kendilerine gençliklerinde bu imkân› sa¤layan kütüphaneyle gö- nenmesi ve 125. y›l›nda oray› flereflendirmeleri ne kadar güzeldir. Beyaz›t Kütüp- hanesi ve çevresindeki yap›lar ülkenin en karakteristik mekânlar›d›r, en gerçek haf›zas›d›r. De¤eri muhakkak bilinecektir. 125. y›l töreninde bulunarak kütüphanenin önemine vurgu yapm›fl olan Say›n Er- tu¤rul Günay da yazma eserlerin bulundu¤u nadide kütüphanelerin ayr›cal›kl› bir donan›ma ve hizmet imkân›na kavuflturulmas›n›n alt›n› çizdi. Böylece bizlerin ve öylesi kütüphanelerde hizmet veren görevlilerin ve müdürlerin düflüncelerini aç›k bir dille sahiplendi. Pefli s›ra günlerde, Aral›k ay›nda, Beyaz›t Kütüphanesi’nde on y›llarca hizmet ver- mifl bir çal›flma arkadafl›m›z›, ebediyete u¤urlad›k. Hizmetleri ve gayretiyle müm- taz bir isimdi fierafeddin Kocaman. Nur içinde yats›n. Beyaz›t Devlet Kütüphanesi müteakip ayda kendisini hay›rla yâd eden bir toplant› düzenledi. Gayreti, hizmeti ile hep örnek al›nacak bir isimdir Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nin müdürü fiera- feddin Bey. ‹lk say›s› bir özel say› olarak ç›kan bu dergi de Beyaz›t Kütüphanesi’nin tarihten gelen bir nitelik fark›n› ve sorumlulu¤unu ortaya koymaktad›r. Bir ilki gerçeklefl- tirip Türkiye’nin ilk Milli Kütüphanesi, mevsimlik bir periyotla tekrardan kendini gösteriyor ve yay›na devem ediyor. Süreli bir yay›n olarak bir Kütüphane Dergisi. Bu yay›n tebrik edilmesi gereken, mutluluk verici bir gayrettir, emektir. Hiçbir emek bofla gitmez. Muhteşem Eser: Marifetname Say›:2Nisan2010 S www.beyazitkutup.gov.tr Devletin Kendi ‹smini Verdi¤i Bir Kurum: Beyaz›t Devlet Kütüphanesi
  • 3.
    içindekiler 26 32 13 10 14 Kültür SanatEdebiyat ve Kütüphane Bülteni Y›l:1 Say›:2 Nisan 2010 ‹mtiyaz Sahibi Beyaz›t Devlet Kütüphanesi Müdürlü¤ü Merkez Beyaz›t Devlet Kütüphanesi Turan Emeksiz Sk. No:6 Beyaz›t-Fatih T: (0212) 522 31 67 F: (0212) 512 84 74 e-mail beyazitkutup@gmail.com.tr web www.beyazitkutup.gov.tr Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü S. Süheyla fientürk Genel Koordinatör Volkan Gülçek Yaz› ‹flleri Volkan Gülçek Muhammed H›zarc› Grafik Tasar›m ‹.Fatih BEKTAfi Engin ÇAYLAK Yay›n Haz›rl›k www.europrint-tr.com Bask› ve Renk Ayr›m› Europrint Matbaac›l›k Mehmetçik Cad. No: 53 Fulya / ‹stanbul Tel: 0 (212) 217 04 06 www.europrint-tr.com Bask› Sorumlusu Hüseyin Day›o¤lu Yay›n Türü: Yerel Süreli Yay›n Yay›n Türü Yerel Süreli Yay›n Yaz›lar›n Sorumluluklar› Yazarlar›na Aittir. içindekilerKünye 18 24 35 12 16 rfan Serdar “Yazı” 17 Aydın leri “Yazı” 18 Biyografi; Necati Lugal 24 Röportaj; Nimet Bayraktar 26 nceleme; Marifetname 32 Ayten Şan “Şimşekhane” 35 Şerafeddin Kocaman “Anma” 36 rfan Kaya “Yazı” 38 Yasin Şafak “Yazı” 39 Sonay Aslan “Yazı” 6 Raflardan 9 Restorasyon 10 125. Yıl Kutlaması 12 Hakkı Tarık Us Koleksiyonu 14 TUFS “Japonya Yabancı Diller Ünv.”
  • 4.
    Geceleyin Kütüphane Alberto Manguel K⤛d›n veMatbaan›n Kültürel Tarihi Zeki Tez Burhan BAYRAM / Kütüphaneci BDK [Raflardan] lberto Manguel “Geceleyin Kütüphane” adl› eserinde, Fransa’daki evinde kurdu¤u 30 bin kitapl›k kütüphanesinden yola ç›karak de¤iflik kütüphanelerin tarihsel geliflimi, oluflumu, katalogla- ma ve s›n›flama sistemleri, özellikleri, sorunlar›, güçlü yönleri vs. hakk›nda bilgi vermektedir. Yazar, kütüphaneleri; mit olarak kütüphane, düzen ola- rak kütüphane, mekân olarak kütüphane, gölge olarak kütüphane, zihin olarak kütüphane, kimlik olarak kü- tüphane vb. bafll›klar alt›nda anlat›yor. Bu bafll›klar›n içinde; Eski M›s›r kütüphanelerinden Arap kütüphane- lerine, Çin kütüphanelerinden Roma kütüphanelerine, kiflisel kütüphanelerden internetteki kütüphanelere kadar uzanan bilgilere yer verilmifltir. Yazar, bu anlat›- m›n› çeflitli anekdotlarla zenginlefltirmifltir. Yazar, kita- b›nda; ‹skenderiye Kütüphanesi, Kongre Kütüphanesi, Bibliothéque Nationale’nin okuma salonu, British Mu- seum Kütüphanesi, Kolombiya’n›n k›rsal bölgelerinde bir eflekli kütüphane, Irak Ulusal Kütüphanesi ile Dev- let Arflivlerinin ya¤malanmas› vb. foto¤raflar›yla anlat›- m› desteklemektedir. Geceleyin Kütüphane, Alberto Manguel’in okuma, kitap ve kütüphane ile ilgili yay›nlar›ndan birisidir. Eserin, Dilek fiendil taraf›ndan çevirisi yap›lan yap›lm›flt›r. Eserde, bibliyografya ve dizin vard›r. Geceleyin Kütüp- hane; kitapseverler ve kütüphaneciler taraf›ndan zevk- le okunup, bilgi edinilecek, ayn› zamanda kütüphaneci- lik alan›nda geçmiflten gelece¤e bizi ayd›nlatacak bir kitapt›r. “E¤er kütüphane evrenin aynas›ysa, o zaman katalog da o aynan›n yans›mas›d›r.” (Alberto Manguel) Kütüphanesindeki her bir kitap için; “Bütün dertleri defeden hakiki ve müflfik dost” demifltir. (Abdüllatif Çelebi) Bir kütüphanenin ideal ifllevi birazc›k sahaf tezgâh›na benzemektedir, orada keflif yap›l›r. (Umberto Eco) K⤛t, insano¤lunun, bilgiyi üzerine nak›fl gibi ifllemede kulland›¤› bir ürün. Tarihin derinlik- lerinden gelen, bilgiyi aktar›m arac›. Belki bu araç icat edilmemifl olmasayd›, bugünkü bilgi birikim- imizin olamayaca¤›n› ve bu kadar da h›zl› artan bir durumda olamayaca¤›n› Zeki Tez’in kaleme ald›¤› kitab›m›z›n sat›rlar› aras›na gizlendi¤ini fark edebiliriz. Tarihin sat›r aralar›nda o kadar çok bilgi aktar›m malzemesi kullan›lm›fl ki; kullan›lan bu malzemeler ile ilgili tarihsel süreci ve yap›m özelliklerini, hangi medeniyette nas›l bir malzeme kullan›ld›¤› hakk›nda bilgi içeren bir eser. ‹nsano¤lu k⤛t üretimini baflarm›flt›r. Ancak he zaman elinde olan›n› daha iyisini yapma peflinde de olmufltur. “Frans›z zoolog René Antoine Ferchault de Réaumur (1683–1757), bu konuya yönelik olarak 1719 y›l›nda Frans›z Akademisi’ne flu baflvuruyu yapar: Amerikan yaban ar›lar›, bizimkine benzeyen çok ince bir k⤛ttan yuva olufltururlar. Onlar bize, paçavra ya da keten bezi kullanmaks›z›n, bitki liflerinden k⤛t üreti- minin mümkün oldu¤unu ö¤retmek- tedirler. Belirli a¤açlardan, böyle ince ve güzel k⤛t üret- mek üzere denemeler yap›lmas›, bize uygun görünmektedir. E¤er biz, Amerikan yaban ar›lar›n›n kendi k⤛t üretiminde kulland›klar›na benzer odun tür- lerine sahip olursak, en beyaz k⤛d› üretebiliriz.” Réaumur, bir Frans›z k⤛t fabrikatörüne yaban ar›s› yuvas›ndan ald›¤› parçay› göster- di¤inde fabrikatör, bu örne¤i, Orléans’daki rakip k⤛t firmas›n›n bir ürünü sanm›flt›r!” Eser, bununla beraber, k⤛d›n üzerine ifllenen nak›fl›n yani yaz›n›n tarihi seyri hakk›nda da bilgi ver- mektedir. Ma¤ara resimleriyle bafllayan süreç, hiyeroglifle sürmüfl ve yaz›n›n icad›yla devam etmifltir. Ayr›ca eser, bununla yetinmeyen insano¤lunun, bilgiyi iflledi¤i k⤛da estetik görünüm kazand›ran ebru ve hat sanat›yla ilgili olarak da k›sa bir bilgi içermektedir. K⤛d›n ve Matbaan›n Kültürel Tarihi adl› eser, biriken bilgilerin nas›l kitaba dönüfltü¤ünün tarihini ayr›nt›l› bir flekilde vermektedir. Kil tabletlerden, papirüs tomar- lar›na, parflömenden k⤛da olan serüvenin nas›l kitap halini ald›¤›n› kronolojik olarak ele alm›flt›r. Ayr›ca, kitab›n hangi medeniyette nas›l üretildi¤i hakk›nda bilgi vermektedir. Antikça¤da, Avrupa’da, Osmanl›’da, ‹slâm dünyas›nda kitap üretiminin nas›l oldu¤u ve kita- ba, dolay›s›yla bilgiye uygulanan sansür ve daha kötüsü kitaplar› yok etme ile ilgili olarak tarihten notlarla bilgi edinebilece¤imiz bir eser olma özelli¤ine sahip. Bugün nas›l ki, internetin hayat›m›za girmesiyle bil- ginin kullan›m› ve geliflimi, bir dönem bafllang›c› olmuflsa, benzer bir süreç matbaan›n bulunmas›yla bilginin ço¤alt›lmas› kolaylaflm›fl ve daha fazla paylafl›lmas› sa¤lanm›flt›r. ‹nceledi¤imiz bu eser, mat- baan›n geliflim tarihi hakk›nda; Avrupa, Osmanl› ve M›s›r medeniyetleri çerçevesinde bizlere ›fl›k tutmaktad›r. Ciltleme, sanatsal bir ürün olmakla birlikte kitab›n ömrünü artt›rma amac› gütmektedir. Eser, ciltleme sanat› hakk›nda da, çeflitli medeniyetleri ele alarak bilgi vermektedir. K⤛d›n ve Matbaan›n Kültürel Tarihi adl› eser, k›saca bizlere, k⤛t, yaz›, kitap, matbaa, cilt, ebru, hat sanat› üzerinde kültürel bir gezinti yaflatan bir üsluba sahip. Eserin sonunda kaynakça ve kifli adlar› dizini var. 327 sayfadan oluflan eser, 2008 y›l›nda Doruk yay›nc›l›k taraf›ndan yay›nlanm›flt›r. Ma¤aradaki resimlerden elektronik yay›nc›l›¤a bilgi ve bilgi materyalleri… Sonras›..? A K BDK Nisan 20106 Nisan 2010 BDK 7 Çev. Dilek fiendil Yap› Kredi Yay›nlar›, 2008. 295 s. ; 21 sm. ISBN: 978-975-08-1477-8 Doruk Yay›nc›l›k, 2008 978-975-553-490-9
  • 5.
    [K›salar] BDK Nisan 20108Nisan 2010 BDK 9 ‹stanbul ‹l Kültür Turizm Müdürlü¤ü çerçevesinde kas›m-may›s döne- minde devam eden kültürel etkinlik- ler bahar dönemiyle bu sene için sona yaklaflm›fl oluyor. Her sene kitaba bil- giye sohbete ve gezerek ö¤renmeye merakl› ziyaretçileri kütüphane ve müzelerde a¤›rlayan kültürel etkinlik- lerde özellikle Fatih Beyaz›t Devlet, Ali Emiri ve Süleymaniye Kütüphanesi bahar aylar›nda kitab›n yazman›n ‹stanbul’un ve tercümenin ihtisas alanlar›nda konferanslar sunmaya devam ediyor. Beyaz›t Devlet Kütüphanesi, kütüphanecili¤e hizmet edenleri yad etmeyi unutmad›. Arkeoloji Müzesi a¤›rl›kl› olarak kaz›larda, daha yeni ortaya ç›kan tarihi miras› güncel olarak ifllerken, Topkap› Konferanslar›nda tarihten bugüne Türkiye siyasetinde süregelen gelenekler irdeleniyor. Ülkemizdeki kütüphane, arfliv ve bilgi merkezlerinde yürütülmekte olan bilgi kaynaklar›n›n (basma ve yazma eserler, kitap vs.) say›sal- laflt›r›lmas› çal›flmalar›n› yak›ndan incelemek, karfl›lafl›lan sorunlara de¤inmek, sorunlara çözüm yollar› gelifltirmek ve ulusal/uluslararas› düzeyde kurumlar aras› iflbirli¤i olanaklar›n› ortaya koymak amac›y- la TKD ‹stanbul fiubesi'nce düzenlenen"Bilgi Kaynaklar›n›n Say›sal- laflt›r›lmas›nda Standartlar ve ‹flbirli¤i Çal›fltay›" 25-27 fiubat 2010 tarihlerinde ‹stanbul'da gerçeklefltirilmifltir. Çal›fltaya Türkiye’nin çeflitli bölgelerindeki üniversite, halk ve yazma eser kütüphanelerinden, Milli Kütüphane’den, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi’nden, Baflbakanl›k Devlet Arflivleri Genel Mü- dürlü¤ü'nden, Beyaz›t Devlet Kütüphanesi Müdürlü¤ü’nden çeflitli kamu ve özel kurum arflivlerin- den ve üniversitelerinBilgi ve Belge Yönetimi Bölümlerinden ö¤retim üyesi, kütüphane ve bilgi merkezi yöneticileri ile uz- man kütüphanecilerin yan› s›ra sektörün önde gelen firmalar›- n›n temsilcilerinden oluflan 150 kiflilik bir kat›l›m gerçeklefl- mifltir. Etkinliklerde Bahar Yelpazesi ‹stanbul 2010 Avrupa Kültür Baflkenti (AKB) Ajans›n›n, Topkap› Saray› Müzesi ve Moskova Kremlin Saray› Müzesi ifl birli¤iyle düzenledi¤i "Moskova Kremlin Saray› Hazineleri Topkap› Saray›'nda" sergisi 11 Mart günü aç›ld›. Sergi için verilen davette konuflan Rusya Büyükelçisi, iki ülke halk›n›n iliflkilerinin böylelikle sergilenece¤ini belirtti. ‹vanovski, "Ülkelerimiz aras›ndaki siyasi ve ticari iliflkiler geliflmektedir. Art›k bugün ülkelerimiz aras›nda kültürel alanda da iliflkilerimizin gelifltirilmesini diliyoruz" dedi. 16-17. yüzy›lda her iki ülkenin sahip oldu¤u sanayi, kuyumculuk ve üre- tim teknolojisiyle ilgili eserleri bu sergide görme imkan› olacak. Serginin çok önemli bir özelli¤i de Osmanl› ‹mparatorlu¤u taraf›ndan hediye edilen unsurlar da burada sergilenmekte olmas›. 2010 Avrupa Kültür Baflkenti Ajans›n›n, Topkap› Saray› Müzesi ve Moskova Kremlin Saray› Müzesi ifl birli¤iyle hayata geçirece¤i "Moskova Kremlin Saray› Hazineleri Topkap› Saray›’nda" sergisi, 7 Hazirana kadar sal› günleri hariç her gün 09.00-17.00 saatleri aras›nda görülebilecek. Sayısallaştırma Çalıştayı stanbul il özel idaresi taraf›ndan 20.10.2008 tari- hinde ihalesi yap›lan bu ifli Rena inflaat taraf›ndan kazan›lm›flt›r. 29.01.2009 tarihinde sözleflme yap›- larak restorasyon ifline bafllanm›flt›r. Restorasyon ça- l›flmalar› proje müellifi tabanl›o¤lu firmas› taraf›ndan haz›rlanan restarasyon projesine göre yap›lmaktad›r. Yap›lan ifller tüm mahallerde bulunan beton imalatlar k›r›l›p temizlenmifl. Kubbelerde bulunan kurflun kap- lamalar de¤ifltirilip yenilemifltir. Yer döflemeleri özgün olmayan k›s›mlar kald›r›lm›fl buralara hassas hava- land›rma sistemi için kanallar yap›lm›flt›r. ‹ç mahal- lerde kubbelerde horasan s›valar yap›lm›fl. Duvarlarda ortaya ç›kar›lan tafl yüzeyler temizlenerek derzleri ya- p›lm›flt›r. Ahflap do¤rama imalatlar› özgün haline göre yenilenmifltir. Binada bulunan çatlaklardan dolay› güçlendirme imalatlar› yap›lm›flt›r. 10.09.2010 olan iflin süre sonu tarihi ne kadar ayr›ca cephelerde temizlik iflleri, kubbelerde bulunan kalem ifli iflleri, döflemelerde kaplama için alt yap›s›n›n ha- z›rlanmas› ve elektrik ve mekanik imalat için döfleme- de bulunan alt yap› iflleri tamamlanacakt›r. Bu tarih den sonra da çevre düzenleme iflleri döfleme bitifl imalatlar› elektrik ve mekanik bitifl imalatlar› ve tesis merkezleri, avlu çat›s› örtme iflleri ve teflir tan- zim iflleri için ödenek çerçevesince yap›lacak ihale kapsam›nda tamamlanacakt›r. ‹ Beyaz›t Devlet Kütüphanesi ‹maret Binas› Restorasyon Çal›flmas› Kremlin Sarayı Hazineleri Topkapı’da
  • 6.
    Bilginin Gölgesinde Geçen 125Y›l… Volkan GÜLÇEK / Kütüphaneci BDK [Kutlama] eyaz›t Devlet Kütüphanesi devlet taraf›ndan ku- rulan ilk kütüphanedir. 1884 y›l›nda “Kütüphane- i Umumi-i Osmani” ad›yla hizmete aç›lm›flt›r. 1961’de toplanan VII. Milli E¤itim fiuras›nda al›nan ka- rarla “Beyaz›t devlet Kütüphanesi “ ad›yla yeniden tefl- kilatland›r›lm›flt›r. Halen Beyaz›t Meydan›’nda ‹stanbul Üniversitesi, Beyaz›t Camii ve Sahaflar Çarfl›s› aras›n- da bulunan tarihi binada hizmet vermektedir. 1884 y›- l›nda aç›l›fl töreninde kütüphanede kitap bulunmad›- ¤›ndan raflara bir tak›m Nâima Tarihi konulmufl daha sonra Beyaz›t Camii’nden tekke ve zaviyelerden topla- nan ba¤›fl yoluyla gelen kitaplarla gelen kitaplarla ko- leksiyonu zenginleflmifltir. 1934 y›l›nda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimat›yla ç›kart›lan 2527 say›l› “Basma Yaz› ve Resimleri Derleme Kanunu” gere¤ince Türkiye’de bas›lan her yay›ndan bir nüsha gelmesi ko- leksiyon çeflidinin ve say›s›n›n daha zenginleflmesine neden olmufltur. Kütüphane koleksiyonunda 11.120 adedi el yazmas› olmak üzere 600 bine yak›n kitap, 26 bin çeflitten fazla dergi, 12 bin cilt gazete 24.893 kart- postal, 2304 pul, 393 harita, 7055 afifl, 4bine yak›n sesli kitap bulunmaktad›r. Kütüphaneden y›lda 50 bin civa- r›nda araflt›rmac› yararlanmaktad›r. Türkiye’nin ilk devlet kütüphanesi olan Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nin 125. y›l› geçti¤imiz kas›m ay›n- da özel bir törenle kutland›. Kültür ve Turizm Bakan› Ertu¤rul Günay’›n kat›ld›¤› programda Beyaz›t Devlet Kütüphanesine katk›lar›ndan dolay› Do¤an H›zlan, Be- flir Ayvazo¤lu, Fatih Belediye Baflkan› Mustafa Demir, ‹l Özel ‹dare Genel Sekreteri Sabri Kaya, ‹zzetin Öztosun ve Ayhan Babuflcu’ya plaket verildi. Kutlamalar kapsam›nda Ünlü Piyanist Tuluyhan U¤urlu kütüphanede bir konser verdi. B BDK Nisan 201010 Nisan 2010 BDK 11
  • 7.
    [Haber] BDK Nisan 201012Nisan 2010 BDK 13 Hakkı Tarık US 1889-1956 Şahıs Tarafından Toplanan En İyi Kitap ve Dergi Koleksiyonu Şahıs Tarafından Toplanan En İyi Kitap ve Dergi Koleksiyonu Şahıs Tarafından Toplanan En İyi Kitap ve Dergi Koleksiyonu Şahıs Tarafından Toplanan En İyi Kitap ve Dergi Koleksiyonu Şahıs Tarafından Toplanan En İyi Kitap ve Dergi Koleksiyonu Şahıs Tarafından Toplanan En İyi Kitap ve Dergi Koleksiyonu eyaz›t Devlet Kütüphanesi'nde yer alan; Kitap, dergi, gazete, y›ll›k, almanak ve salnamelerden oluflan de¤erli Hakk› Tar›k Us koleksiyonu, 2003’ten bu yana onar›m, tasnif ve katalo¤unun haz›r- lanmas›, sayfalar›n dijital ortama aktarmas› gibi ifllem- ler görmektedir. Bu koleksiyon ile ilgili çal›flmalar için- de, süreli yay›nlar katalo¤unun haz›rlanmas› ve dünyada bu sahadaki en iyi koleksiyon say›lan Osmanl›ca süreli yay›nlar›n dijital foto¤raf çekimi, Beyaz›t Devlet Kütüp- hanesi ve Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi'nin ortak projesi olarak 2003-2007 ve 2009-2010 seneleri aras›nda yürütülmüfltür. Bilindi¤i gibi Hakk› Tar›k Us Koleksiyonu, Türkiye'de bir flah›s taraf›ndan toplanan en iyi kitap ve dergi koleksiyo- nu olup, onu gerçeklefltiren gazeteci ve yazar say›n Hak- k› Tar›k Us (1889-1956)'un vefat›ndan sonra, bir vak›f kurularak müstakil bir kütüphaneyi teflkil etmifltir. Be- yaz›t külliyesinin s›byan mektebi binas›nda yer alan bu kütüphane, uzun zamand›r çok say›da araflt›rmac›ya hiz- met etmekle beraber zamanla idaresi zorlafl›nca 2003 senesinde Kültür ve Turizm Bakanl›¤›'na devredilmesine karar verilmifltir. Kültür ve Turizm Bakanl›¤›'na ba¤l› Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nde muhafaza edilmeye bafllayan bu koleksiyonunun k›ymeti çok iyi bilindi¤i için, Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi Dokümantasyon ve Bölgesel Araflt›rmalar Merkezi (Centre for Documenta- tion and Area-Transcultural Studies) bu eflsiz koleksiyo- nun korunmas› ve de¤erlendirilmesi amaçl› ortak bir çal›flma teklif etti ve, 25. 8. 2003 tarihinde iki kurulufl aras›nda bir protokol imzalan›p "Hakk› Tar›k Us Süreli Yay›nlar› Koruma ve Dijitallefltirme Projesi" bafllat›ld›. Nisan 2007 ve Mart 2009 aras›nda bir süre ara verilen bu proje, yine Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesinin Orta- do¤u ve ‹slam Araflt›rma Projesi çerçevesinde birkez daha ele al›nd› ve kald›¤› yerden devam edildi, ve nihayet Mart 2010'da tamamland›. Uzun süre devam eden bu projede çal›flanlar›n say›s› az de¤ildir. Özellikle, dijital çekim ifllere bakan ve proje sü- resi boyunca yorulmadan gayret gösteren say›n Abdurrahman M. Hac›ismailo¤lu ve Muhammed Hizar- c›'ya candan teflekkür ediyoruz. Çok zahmetli ve emek isteyen katalo¤u haz›r- lama iflini ise Say›n Selahattin Öztürk'e borçluyuz. Ayr›- ca bu projenin haz›rl›k sürecinde destek veren Dönemin Kültür ve Turizm Bakanl¤› Müsteflar› Say›n Mustafa ‹sen ve Prof. Dr. ‹skender Pala'ya da teflekkürlerimizi sunu- yoruz. Bu proje çerçevesinde haz›rlanan Osmanl›ca sü- reli yay›nlar›n dijital dosyalar› hem Beyaz›t Devlet Kü- tüphanesi’nde, hem Tokyo Yabanc› Diller Üniversite- si’nde muhafaza edilmektedir. ‹nternet ortam›nda da kullanmaya sunmak üzere ayr› bir çal›flma devam et- mektedir. (http://www.tufs.ac.jp/common/library/htu/). Eflsiz koleksiyonu Osmanl› ve Türkiye üzerinde çeflitli konularda çal›flan okurlara sunabilmifl olduysak, emegi- ni ve umudunu sonraki nesle emanet eden say›n Hakk› Tar›k Us'un vasiyetinin bir k›sm›n› yerine getirmifl oluruz diye ümit ediyoruz. Beyaz›t Devlet Kütüphanesi ad›na Müdür Yard›mc›s› Süheyla fientürk Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi ad›na Prof. Masami Arai Prof. Kayoko Hayashi Periodicals Catalogue of the Hakk› Tar›k Us Collection preserved in the Beyazit State Library Tokyo University of Foreign Studies Tokyo Yabnc› Diller Üniversitesi Ministry of Culture and Tourism, National State Library Kültür ve Turizm Bakanl›¤› Beyaz›t Devlet Kütüphanesi B TUSF / Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi Şahıs Tarafından Toplanan En İyi Kitap ve Dergi Koleksiyonu
  • 8.
    [Haber] UFS hak›nda: TUFS, Japonya'dauluslararas› çal›flmalara vakfedil- mifl en eski kurumdur. ‹lk önce 1856'de hükümetin çevirmenlik bürosu olarak kurulmufl ve (Yabanc› Belgelerin Araflt›r›lmas› Enstitüsü) ad› alt›nda faaliyete bafllam›flt›r. 1899'da Tokyo Gaikokugo Gakko (Tokyo Devlet Dil Akademisi) ad›yla ba¤›ms›z bir e¤itim ve araflt›rma kurumu olarak teflkil edilmifltir. 1999'da TUFS, bu ba¤›ms›zl›¤›n 100 üncü y›l›n› kut- lam›flt›r. Uzun bir tarihe sahip olan TUFS, bugün, (1) Dil ö¤retim ve araflt›rmalar›, (2) Disiplinler aras› - kültürleraras› alan çal›fl- malar› ve özellikle (3) Japon dili e¤itim ve araflt›rmalar› için dünya çap›nda bir merkez olarak faaliyetini yürütmektedir. TUFS'ta Türklük Araflt›rmalar›: TUFS'ta Türkiye ile ilgili çal›flmalar, Japonya'n›n bu sa- hadaki çal›flmalar›na öncülük yapmaktad›r. Osmanl› tarihi çal›flmalar›yla tan›nan Prof. Yuzo Nagata, Türkçe ve dilbilim araflt›rmalar› yapan Prof. Tooru Hayasi üni- versiteye ba¤l› ILCAA Enstitüsü'nde uzun zaman görev yapm›fllard›r. fiu an ise, Modern Türkiye araflt›rmac›la- r›ndan Prof. Masami Arai, Osmanl› tarihçisi Prof. Ka- yoko Hayashi ve Klasik Türk dilleri uzman› Doç. Mus- tumi Sugahara, Türklük Araflt›rma Bölümü'ndeki arafl- t›rma ve e¤itim görevlerini sürdürmektedirler. TUFS'ta Türkçe ve Türklük E¤itimi: TUFS'ta Türkçe ö¤retimi 1993'te kurulan Türklük Araflt›rma Bölümü bünyesinde yap›lmaktad›r. Üniversite girifl s›nav›nda bu bölümü seçen ö¤- rencilerden her sene on befl kifli kabul edilmek- tedir. Böylece TUFS'ta okutulan 27 ana e¤itim di- li aras›nda yer alan Türkçe, ayn› zamanda bütün TUFS ö¤rencilere seçmeli ders olarak ö¤retil- mektedir. Türklük Araflt›rma Bölümü ö¤rencileri, birinci ve ikinci senelerinde yo¤un flekilde Türkçe çal›flt›ktan sonra, üçüncü ve dördüncü senele- rinde dilbilim, edebiyat, tarih, sosyal bilimler ve din, uluslararas› iliflikiler gibi çeflitli konularda çal›flmaya devam etmektedirler. Ö?rencilerin bir k›sm› yüksek lisansa devam etmektedirler. Türk üniversitelerinden Bo¤aziçi Üniversitesi ve Anka- ra Üniversitesi ila anlaflmal› olan TUFS, her sene ö¤renci de¤iflimini gerçeklefltirmektedir. Bölümündeki e¤itime Türk hocalar da yard›mc› olmaktad›rlar. Bölümün kuruluflundan bugüne kadar, Prof. Dr. Hatice Aynur, Prof. Dr. Mehmet Ölmez, Doç. Dr. Bahriye Çeri baflta olmak üzere çok say›da misafir profesör, TUFS'ta görev yap- m›fllard›r. T BDK Nisan 201014 Nisan 2010 BDK 15 TUSF / Tokyo Yabanc› Diller Üniversitesi Japonya’dan Gelip Hakk› Tar›k Us’un Vasiyetine Kulak Verdiler
  • 9.
    Nisan 2010 BDK17 [Yaz›] [Yaz›] u yaz›da üzerinde duraca¤›m›z konu ile ilgili akademik çevrelerde yaz›lan makale veya yaz›la- r›n girifl cümleleri genelde; “fiu an içinde bulun- du¤umuz enformasyon ve teknoloji ça¤›n›n meydana getirdi¤i yay›n patlamas›n›n beraberinde do¤urdu¤u sorunlar..vs..” diye bafllar ve devam eder. Biz konuya direk girelim. Bilgisayardan gazete okumak ile normal gazete okumak aras›ndaki fark› ilk zaman- larda normal karfl›layanlar sonralar›, “Delik demir ç›kt› mertlik bozuldu” moduna girip(!), kesintisiz internet ba¤lant›lar› oldu¤u halde normal gazetelerini al›p flöyle oturduklar› yere iyice yaslanarak evire çevire okumak- talar. Seksenli y›llardan sonra bilgisayar teknolojisinin h›zla geliflmesi karfl›s›nda, kütüphane ve benzeri bilgi ve belge merkezlerinin gelece¤i tart›fl›lmaya bafllanm›flt›. Bilgi teknolojilerinin Bilgi ve Belge Yönetimi’ni önemsiz k›laca¤› hatta ortadan kald›raca¤› bile konuflulmaktay- d›. Bu, yukar›da belirtti¤im internetten gazete okuma ifli ç›k›nca art›k gazete bas›lmayacak demek gibi bir fley idi. Bu tür düflüncelerin temelinde asl›nda “iflte flu yenilik gelince falan ifl biter” gibi, hastal›k haline gelen kolayc›l›k anlay›fl› yatmaktad›r. Bilgi teknolojisinin Bilgi ve Belge Yönetimi’nin gelifl- mesine etkisinin önemini tart›flmak bile yersiz. Hatta devrim niteli¤inde de¤ifliklikler oldu¤u gerçe¤ini de ya- flamaktay›z. Bir tuflla British Museum’da bulunan ‹n- sanl›k tarihinin en önemli sanat eserlerini görebilme imkan›ndan tutunda, binlerce makale, süreli yay›n ve kitaplara elektronik ortamda ulafl›m› sa¤layan Online Veritabanlar› sadece birkaç örnek... Zaman›na kadar insanl›¤›n bilgi hazinesinin ana eser- lerinin içinde bulundu¤u ‹skenderiye Kütüphanesi’nin y›k›l›fl› hala tart›fl›la dursun, fluan ki zamandan 100 y›l sonra ‹nternet'in topkeyün bir flekilde bafl›na bir hal geldi¤inde o zaman›n insan› bak›ms›zl›ktan dökülen ta- rihi kütüphanelerimizin yolunu tutacak herhalde. Dikkat çekmek istedi¤im nokta hayat›m›z›n her alan›n- da oldu¤u gibi bu alanda da denge olay›d›r. Nas›l olsa internetten her bilgiye ulaflabiliyoruz veya cd vs. yolu ile yay›n temin ediyoruz diye en az ‹skenderiye Kütüp- hanesi kadar hazineler tafl›yan kütüphane ve bilgi bel- ge merkezlerimizi devlet ve toplum olarak ihmal et- mek gafletine düflmüfl durumday›z. fiu anda mevcut yazma kütüphanelerimizdeki tüm eserleri elektronik ortama aktar›rsak bile, ki aktar›l- mal›, aktar›l›yor da, bu tarihi hazineleri bugünkü gibi at›l vaziyette b›rakmam›za m› sebep olmal›. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak mi- sali, yeniliklere tabi ki aç›k olunmal› ancak; “Her fley özüne dönecektir” gerçe¤ini fliar edinerek elimizdeki de¤erleri ihmal etmeden. B BDK Nisan 201016 Geçmiş Gelecek ‹rfan SERDAR / Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Uzun ‹nce Bir Yolun Yolcusu Âfl›k Veysel Ayd›n ‹LER‹ / aydinileri@gmail.com eysel fiat›ro¤lu, Nam-› di¤er Afl›k Veysel 1894’te Sivas’›n fiark›flla ilçesine ba¤l› Sivrialan köyünde dünyaya gelir. Veysel’in dünyaya gelifl hikâyesi, birçok Anadolu insan›- n›n yaflad›¤› ola¤an bir do¤um biçimi gibidir. Veysel’in Annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylar›ndaki Ay›p›nar me- ras›na koyun sa¤maya giderken sanc›s› tutar ve orac›kta dünyaya getirir Veysel’i. Gülizar ana bebe¤inin göbe¤ini orac›kta kendisi keser, bebe¤ini bir çaputa sar›p yürüye yürüye köye döner. Veysel’in ailesine o yörede “fiat›ro¤ullar›” derler. Babas› “Karaca” lakapl›, Ahmet ismindeki bir çiftçidir. Veysel’in dünyaya geldi¤i dönemde, çiçek hastal›¤› Sivas yöresinin çocuklar›n› kas›p kavurur. Veysel’den önce, iki k›z karde- fli çiçek hastal›¤› yüzünden yaflamlar›n› yitirir. Veysel yedi yafl›na girdi¤i 1901 y›l›nda Sivas’ta çiçek sal- g›n› yeniden yayg›nlafl›r; o da bu hastal›¤›n pençesine dü- fler. Çiçek hastal›¤›n› a¤›r geçiren Veysel’in sol gözüme çiçek beyi ç›kar. Çiçek hastal›¤› tek gözünü etkilese de ‹ki gözüne de perde iner. Veysel ailesine sa¤ gözüyle ›fl›¤› seçebildi¤ini söyler. Durum göz doktorlar›na aktar›l›r. Veysel’in sa¤ gözünün görme flans›n›n olaca¤› söylenir, Göz doktoru o s›ralar en yak›nda Yozgat Akda¤madeni il- çesindedir. Babas›na “Çocu¤u Akda¤madeni’ne götür, orada gözünü açacak bir doktor var” derler ve babas› bu habere çok sevinir. En k›sa sürede Veysel’i doktora gö- türme planlar›n› kurar. Görme umuduyla doktora götürülecek küçük Veysel’in yakas›n› talihsizlikler b›rakmaz. Göz doktoruna gitmeye yak›n günlerden birinde, Veysel ah›rda hayvanlarla u¤ra- flan babas›n›n sesinin geldi¤i yöne do¤ru gider. Aksilik bu ya küçük Veysel ans›z›n dönüverir ve babas›n›n elinde bulunan bir de¤ne¤in ucu aç›lma ihtimali olan sa¤ gözü- ne de¤er. Veysel’in görme ihtimali olan gözü bu s›rada hasar görerek akar ve bu olay sonucunda onun yeniden görme umutlar› tükenir. Veysel’in ailesi ve yöre halk› bu talihsiz duruma çok üzü- lür, gözyafl› dökülür. Bundan böyle k›z kardefli elif onun Veysel’in gören gözü olur. Küçük Veysel gün geçtikçe içine kapan›r. Olanlara çok üzülen baba Ahmet, küçük Veysel’e dertlerini unutmas› ve bir u¤rafl› olsun diye bir saz hediye eder ve zaman buldukça Veysel’e halk ozanlar›n›n fliirlerini okur ve bu fliirleri s›kça duyan Veysel, fliirleri ezberler. Yörenin ozanlar› baz› zamanlar babas› fiat›ro¤lu Ah- met’in ziyaretine gelir, saz çal›p, türkü söylerler. Veysel can kula¤›yla ozanlar›n çal›p söylediklerini dinler. Hüse- yin ad›ndaki komflular› zaman zaman Veysel’in saz›n› dü- zenler, kopan tellerin yerine yenilerini takar Veysel’e yard›mc› olur. Saz çalmaya merak salan küçük Veysel ilk saz derslerini babas›n›n yak›n dostu Divri¤i’nin köylerinden Çam›fl›hl› Ali A¤a’dan (Âfl›k Alâ) al›r. Veysel art›k kendini saza verir; Ünlü ozanlar›n türkülerini çal›p söylemeye bafllar. Vey- sel’i kararan dünyas› bu u¤rafl ile ayd›nlanmaya bafllar. Veysel’i saz ö¤retmeni Çam›fl›hl› Ali sayesinde âfl›klarla- halk ozanlar› ile tan›fl›r. Veysel, Pir Sultan Abdal, Karacao¤lan, Dertli, Rühsati gi- bi ustalar›n eserleriyle tan›fl›r, onlar›n eserleri çalmaya bafllar… Çocuklu¤undan ve âfl›kl›¤a bafllay›fl›ndan k›saca bahset- ti¤imiz ünlü ozan›m›z Afl›k Veysel ileriki y›llarda yapt›¤› önemli çal›flmalarla baflta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Türkiye’ye ad›n› duyurur. Türkiye’nin ünlü fla- irleriyle, âfl›klar›yla tan›fl›r onlar›n eserlerini de çok güzel yorumlar ve fliirini ve âfl›kl›¤›n› gelifltirir. Âfl›k Veysel, Köy Enstitüleri’nin kurulmas›yla birlikte, ön- ceki y›llarda tan›flt›¤› Sivas’ta görev yapan flair, Ahmet Kutsi Tecer’in deste¤iyle, s›ras›yla Arifiye, Hasano¤lan, Çifteler, Kastamonu, Y›ld›zeli ve Akp›nar Köy Enstitüle- ri’nde saz ve müzik ö¤retmenli¤i yapar. Anadolu âfl›k ge- lene¤inden ö¤rendikleriyle ve içindeki ayd›nl›kla bozk›r topraklardan Köy Enstitülerine gelen çocuklara e¤itim verir. Bu çal›flmalar› s›ras›nda Türkiye’nin kültür yaflam›- na damgas›n› vurmufl birçok ayd›n ve sanatç›yla tan›flma f›rsat›n› bulur, fliirini iyiden iyiye gelifltirir. Birçok güzel esere imza atar. Uzun ince bir yolun yolcusu, Âfl›k Veysel 1973 y›l›n›n 21 Mart günü, sabaha karfl› saat 3.30’da do¤du¤u köyde Siv- rialan’da, bizlere unutulamayacak eserler b›rakarak ya- flama veda eder. Ölümünden sonraki y›llarda yaflama ve- da etti¤i ev ad›na müze olarak düzenlenir. Büyük halk ozan› Afl›k Veysel her y›l ailesi ve sevenleri taraf›ndan yurdun dört bir köflesinde ona yak›flan tören- lerde, fliirleriyle, türküleriyle an›l›r. “Ben Giderim Ad›m Kal›r Dostlar Beni Hat›rlas›n” dizleri- ni yazan ozan›m›z› dostlar› unutmaz… V
  • 10.
    Prof. Mehmet NecatiLugal’in Hayat› (‹stanbul 1878-Ankara 1964) Almanya’dan 1939 yılında iki bavuldan başka bir şey almadan alelacele Türkiye’ye dönmek için trenle yola çıkarlar. Necati Lugal, Beyazıt Umumi Kütüphanesi Müdürü ve İstanbul Kütüphaneleri Birinci Grup şefi olarak vazifesine başlar. » Salih SANDAL1 / Kütüphaneci ‹SAM [Biyografi] slam kültürü sahas›nda engin bilgiye sahip, ilim dün- yas›na yerli ve yabanc› hocalar yetifltirmifl, Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nin üçüncü müdürü olan mer- hum Prof. Mehmet Necati Lugal, 1882 tarihinde ‹s- tanbul’un Süleymaniye mahallesinde dünyaya gelmifltir. Do¤um tarihi muhtelif belgelerde farkl› flekilde yer alm›fl- t›r2 . Trabzon’da Çizmecio¤ullar› ailesine mensuptur. Necati Lugal’in annesi 1864–1869 y›llar› aras›nda Rusla- r›n zulmünden kaçan Gürcü bir ailenin k›z›d›r. Osmanl› Rus s›n›r›n› geçerken so¤uktan öldü¤ü zannedilen k›z çocu¤u, ailesi taraf›ndan yol kenar›na b›rak›l›r. Necati Lugal’in büyükbabas› Hac› ‹smail Bey’in adamlar› tara- f›ndan bulunan bu k›z çocu¤u Trabzon’a getirilir. ‹smail Bey onu tedavi ettirerek Fethiye ad›n› verir. Çocuklar› ile birlikte büyütür, evlenme ça¤›na gelince de o¤lu Hüse- yin Hüsnü ile evlendirir. Üç tane çocuklar› olur; Hayati, Necati ve Sebati. Necati Lugal’in babas›, ‹stanbul müderrislerinden Hac› Hüseyin Hüsnü Efendi, 1840 Trabzon do¤umludur. Bu zat, devrin ileri gelen ilim adamlar› ve devlet ricali tara- f›ndan sevilen ve say›lan fâz›l bir kimse idi3 . Hoca Hüse- yin Hüsnü Bey babas› Hac› ‹smail Bey’le küçük yaflta ‹s- tanbul’a gelmifl, fiehzade Camii’nde Müderris Rizeli Si- nanzade Seyit Osman Azmi Efendi’den dersler alm›flt›r. 1877’de ö¤renimini bitirerek Farsça ö¤retmenli¤i yap- maya bafllam›flt›r. Zaman›n ileri gelen ilim adamlar› aras›ndad›r. Ünlü Türk bilginleri ‹bnülemin Mahmut Ke- mal ‹nal ve fiemseddin Günaltay ö¤rencileri aras›ndad›r. Karadenizli flairler gibi onun da hamsi hakk›nda bir ga- zeli vard›r ama bu Hamsiname’nin özelli¤i ‹stanbul’da yaz›lm›fl olmas›d›r. Hoca Hüseyin Hüsnü Efendi 1909’da ilmi çevresindeki meslekdafllar›yla birlikte hacca gitmifl- tir. O¤lu Necati de onlarla birlikte hacca gitmek isteyin- ce bu arzusuna önce itiraz eder sonra çok iyi Arapça ko- nufltu¤undan kendilerine yard›m› olur düflüncesiyle mü- saade eder. Hoca Hüseyin Hüsnü Efendi’nin kitaplar›n› Beyaz›t Kütüphane-i Umumisi’ne ba¤›fllamas›yla ailenin Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’yle devaml› bir iliflki içeri- sinde oldu¤unu görüyoruz. Maalesef Hoca Hüseyin Hüs- nü Efendi’nin evi yang›n geçirdi¤inden geçmifle ait hiçbir evrak günümüze ulaflamam›flt›r. Necati Lugal, resmi tahsili yan›nda Kur’an-› Kerim’i ez- berledi¤i gibi dönemin tan›nm›fl hocalar›ndan dersler alm›flt›r. fieyhülislam Musa Kaz›m Efendi’den Arapça ve Farsça ö¤renmifltir. Metafizik, ‹slam düflüncesi ve ede- biyat› hakk›nda genifl bilgi sahibi olmufl ve ondan bu ko- nularda icazetname alm›flt›r (1905). Ayr›ca Da¤›stanl› Halis Efendi ile Mostar Müftüsü Ali Fehmi Cebiç’in de talebesi olmufltur4 . 1906 da ruus imtihan›n› kazanm›fl5 , 1907 y›l›nda Bayezid Camii'nde ders vermeye bafllam›fl- t›r. Maarif Vekâleti’ne intisap ile rüfltiye ve hususî mektep- lerde6 Fars dili ve edebiyat› ö¤retmenli¤i yapm›flt›r. Mercan ‹dadisi’ndeyken Hoca Hüseyin Hüsnü Bey hoca- l›¤› zaman›nda bir süre hastal›¤› sebebiyle ders vere- mez. Yerine o¤lu Necati ders verir. Talebeler aras›nda Necati Bey’den “Aferin Belgesi” alan Süheyl Ünver’de vard›r. Necati Lugal, 1917 y›l›nda Harbiye Nezareti taraf›ndan aç›lan müsabaka imtihan›n› kazanarak Enver Pafla’n›n onay›yla, Almanya'da tedavi gören yaral› askeri ö¤renci- lere ve tahsilde bulunan Türk talebelere hoca ve müfet- tifl tayin edilerek Berlin’e gönderilir. Almanya’daki göre- vi s›ras›nda Alman fiarkiyat âlimleri- nin dikkat ve alâkas›n› üzerine çe- ker. Birinci Dünya Harbi sonunda Hamburg Üniversitesi’nin daveti üzerine, 1 Mart 1919’da, ayn› üniver- sitenin fiarkiyat Enstitüsü’nde ilmi yard›mc›l›¤a, daha sonra da Türk Fars Dilleri ve Edebiyat› lektörlü¤ü- ne getirilir (A¤ustos 1921). ‹kinci Dünya Harbi’nin ç›kmas›na kadar da bu görevde kal›r. 20 y›ldan fazla bu hizmetine devam eden Necati Lugal, ayr›ca Almanya’n›n en büyük liman› ve bütün dünya ile genifl münasebeti dolay›s›yla Hamburg’da meydana gelen hadiselerde ve ticari iliflkiler- de flarkl›lar›n muhakemesinde ye- minli tercümanl›k da yapm›flt›r7 . Necati Lugal, Almanlara Türkçe ve Farsça gibi dilleri ö¤retmekle yetin- miyor, ayn› zamanda memleketimizi tan›tmak için çeflitli konferanslar da veriyordu. Bu arada ›srar üzerine ö¤rencilerine “Türkiye’de Çocuk E¤i- timi” konusunda bir seri konferans- lar verme¤e bafllam›flt›r. Bu konferanslar›n amac› Türk örf ve adeti hakk›nda Alman ö¤rencileri ayd›nlatmakt›. Fakat konferanslar o kadar ilgi çekici ve baflar›l› oluyor- du ki birçok yabanc›, profesörler ve hatta gazeteciler ayakta dinlemek zahmetine katlan›yorlard›. Bu konfe- ranslar yaklafl›k iki sömestr devam etmifltir8 . Necati Lugal, Almanya’da vazife yaparken soyad› olarak babas› Hoca Hüseyin Hüsnü’nün ad›n› kullanm›flt›r. 1934 y›l›nda soyad› kanunu ç›kt›¤›nda Al- manya’da bulunan Necati Lugal, yurda döndü¤ünde ‹stanbul’daki akrabalar› taraf›ndan seçilen “Lugal” soyad›n› kullanmaya bafllar. Almanya’da çal›- fl›rken zaman zaman Türkiye’ye gelip gider. Bu ziyaretlerinde yengesinin ku- zeni olan Bergüzar Han›m’la tan›fl›r. Bergüzar Han›m, Çapa K›z Ö¤retmen Okulu’ndan mezun olmufl, Cumhuriyet devrinin ilk ö¤retmenlerindendir. Ne- cati Bey’le Bergüzar Han›m 1924 y›l›n- da evlenerek Almanya’ya giderler. 1925 y›l›nda k›zlar› Mihin, Hamburg’da do¤ar. Bu s›rada Necati Lugal, Helmut Ritter ile birlikte Hüsrev-ü fiirin Mes- nevisi üzerinde çal›flmaktad›r. Mesne- vi’de fiirin’in teyzesi kraliçedir ad› ise Mihin Banu’dur. Bu yüzden k›z›na bü- yük anlam›na gelen Mihin ad›n› verir- ler. Babas› Mihin’in Almanya’da yan›n- da kalmas›n› ister ve 1930 y›l›ndan iti- baren k›z›n›n sorumlulu¤unu tek bafl›- na üstlenir. Birkaç y›l sonra Alman- ya’da yo¤un bir flekilde ‹kinci Dünya Savafl›’n›n haz›rl›¤› ve bu haz›rl›¤›n verdi¤i zorluklar bafl- lam›flt›r. Bu esnada Necati Lugal, Türkiye ile irtibata ge- çer ve ifl arar. Bu s›rada Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nin müdürü ‹smail Saib Sencer emekli olaca¤›ndan yerine ‹ BDK Nisan 201018 Nisan 2010 BDK 19 Ayakta: Necati Lugal Oturan: fierafettin Yaltkaya ve o¤lu Arif Necati Lugal’in pasaportu
  • 11.
    Nisan 2010 BDK21 [Biyografi] BDK Nisan 201020 tayin edilir. Bu duruma çok sevinir. Çünkü Almanya’ya gitmeden Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nde bofl zamanla- r›n› de¤erlendirmifl, giderken de kitaplar›n› oraya ba¤›fl- lam›flt›r. Bu yere Necati Lugal’i ›srarla eskiye dayal› dostluklar› olan, ‹smail Saib Sencer Bey tavsiye etmifl- tir9 . Almanya’dan 1939 y›l›nda iki bavuldan baflka bir fley al- madan alelacele Türkiye’ye dönmek için trenle yola ç›- karlar. Dönerken çok zorluk çekerler. ‹stanbul’a bu fle- kilde meflakkatli gelmeleri ayn› zamanda baba-k›z için zor ve güç günlerin de bafllang›c› olur. Necati Lugal, Beyaz›t Umumi Kütüphanesi Müdürü ve ‹stanbul Kütüphaneleri Birinci Grup flefi olarak vazifesi- ne bafllar. Kütüphanelerimizdeki yazmalar›n ve di¤er eserlerin korunmas› konusunda Dr. W. Gottschalk, Prof. Ritter, Fethi Ethem Karatay’›n da aralar›nda bulundu¤u komisyona üye olarak kat›l›r. Ayasofya Kütüphane- si’ndeki eserleri inceler ve durumu Millî E¤itim Bakanl›- ¤›’na sunar10 . Necati Lugal Almanya’da geçen hizmet süresi ve Türki- ye’deki eski hizmetleri nazar-› dikkate al›nmad›¤›ndan, üniversiteden yeni mezun olmufl bir memurun ifle girifl maafl› ile göreve bafllam›fl- t›r. K›z› Mihin’i Çaml›ca K›z Lisesi’nde yat›l› okutmak- tad›r. Birkaç ay formalite- ler nedeniyle maafl alama- m›flt›r. Maddi problemleri aflmak için geceleri çeviri yapmakta, gündüzleri de kütüphanedeki görevini ifa etmektedir. Kad›köy’de ku- le gibi uzun ince bir bina- n›n dördüncü kat›nda kal- maktad›rlar. Y›lbafl›na ya- k›n çok so¤uk bir k›fl günü zelzele olur. Herkes can havliyle d›flar› koflar. Ne- cati Lugal’in de kap›s›n› çalarlar, fakat o d›flar› ç›kmaz ve evinde çeviri yapmaya devam eder. Nihayet onun bu s›k›nt›l› halini dönemin Milli E¤itim Ba- kan› ö¤renir ve kendisine ‹stanbul’da bir ortaokulda ek olarak Türkçe ö¤retmenli¤i görevi verilir. Böylece eli bi- raz rahatlar. ‹lahiyat, edebiyat ve filoloji tahsil etmifl, Arapça, Farsça, Almanca, Frans›zca ve ‹ngilizce bilmek- tedir. Bu dillerden ilk üçünün edebiyatlar›na da iyice va- k›ft›r. Urduca ve Afganca gibi di¤er fiark dillerinden de anlamaktad›r. Say›s›z ö¤renciler yetifltirmifl ve Türk kül- türünü yabanc› ülkelerde büyük bir muvaffakiyetle tem- sil etmifltir. Fakat birçok ilim adam› gibi o da maddi s›- k›nt›lar içinde hayat›na devam etmifltir. Buna ra¤men halinden flikayet etmeyen ve Allah’a flükreden bir kifli olarak tan›nan Necati Lugal 1 fiubat 1943 tarihinde An- kara Üniversitesi Dil ve Tarih Co¤rafya Fakültesi fiarki- yat Enstitüsü profesörlü¤üne tayin edilir. Yabanc› ülke- lerdeki hizmeti bareme dahil edilmez, bu sebeple do- çentleri kendisinden fazla maafl al›rlar. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co¤rafya Fakültesi’nde birçok ilim adam› yetifltiren Necati Lugal iyi bir medrese ö¤renimi görmüfl, sürekli okuyan, tevazusu ve sade ya- flay›fl›yla dikkati çeken bir ilim adam› idi. Mesaisini, Türk tarihi ve ‹slam kültürüne ait eserlerin Türkçe’ye tercü- me edilmesine harcam›flt›. ‹slam kültürüne hakk›yla va- k›f olan, bu kültürün son büyük mümessillerinden Ne- cati Lugal, edebi metinleri anlamakta fevkalade bir tec- rübe, bilgi ve kabiliyete sahipti. En flöhretli Avrupa müs- teflrikleri de dâhil olmak üzere, eski metinlerdeki güç k›s›mlar›n çözümlenmesinde daima kendisine baflvuru- lurdu. Bu hususta 1915 y›l›nda iki y›l kadar Farsça ve edebiyat dersleri alan ö¤rencisi Ord. Prof. Süheyl Ünver flöyle der: “Bir gün Köprülü Kütüphanesi’nde Faz›l Ahmed Pa- fla k›sm›nda No. 786'da bofl bir yerde Hallac› Mansur'un Arapça bir beytini, bir k›tas›yla bir manzumesini buldum. Dikkatle bir k⤛da yaz›p tercümesi için Ord. Prof. fi. Yaltkaya'ya verdim. Ald›lar. Lâkin birkaç gün sonra ayn› k⤛d›n alt›na : "Nuruaynim! Profesör Necati Bey bunlar› benden âlâ bi- lir. Binaenaleyh kendisinden rica edilmesi evlâd›r" iba- resini yazm›fllar, okudum11 .” Ö¤rencilerinden Prof. Dr. ‹brahim Agah Çubukçu ise flunlar› nakletmektedir: “Bir gün Alman Profesör Arthur Schaade yazma bir kitap aras›nda yar›s› silinmifl bir fliir yüzünden bafl›n›n dertte oldu¤unu söyler. Günlerce ça- l›flm›fl fakat Arapça olan bu fliiri okuyamam›flt›r. Tan›d›¤› Arap ilim adamlar› da çok yeri silik ve okunamayan bu fliiri tamamlayamam›flt›r. Mehmet Necati Lugal alçak gönüllü tavr›yla yazma eseri al›r; fliirden birkaç kelimeyi görünce gerisini ezberden okumaya bafllar. Ayr›ca bu fli- irin asl›n›n hangi kitapta bulundu¤unu da haber verir. Alman profesör sevincinden minnettarl›¤›n› ifade edecek kelime bulamaz12 .” Asistan› olan, derslerinde “Es’ad yaz13 ” diye tahtaya kald›r›p kendisine yard›m etmesini söyledi¤i Prof. Dr. Esad Coflan da hocas›n› bu konuda flöyle tarif eder; “Necati Bey’in dostlar› aras›nda her milletten flah›slar vard›. ‹yi bir insan olmak flart›yla herkesi sever, herkese yard›m elini uzat›r, yak›nl›k gösterirdi. Bu bak›mdan taassubu yoktu. Uzun müddet Avrupa’da bulundu¤undan dolay›, onlar› gayet iyi tan›m›flt›. Ça- l›flmalar›n›, gayretlerini, intizam ve düzenlerini takdirle yad ederdi. Bu- nunla beraber her zaman bizim manevi olgunluk, insanl›k, vefa ve fedakârl›k yönlerinden onlardan ileride oldu¤umuzu kesin bir dille belirtirdi. Temizli¤i, düzeni ve ça- l›flmay› çok sever, gördü¤ü hatal› bir ifl, bir kar›fl›kl›k, bir kötülük veya ni- zams›zl›ktan dolay› rahats›z olurdu. Gerek zaman›n, ge- rek maddenin israf›na üzülürdü. K›rtasiyecili¤i, imzal›, mühürlü, pullu resmi iflleri, yaz›flmalar› hiç sevmez, mümkün olanlar›n hepsini bana havale eder, benim haz›rlamam› isterdi. Ders- lerine tam vaktinde gelir. Hiç ihmal gös- termezdi. Birkaç talebe bulsa bile derse devam ederdi. Çal›flkan ve anlay›fll› talebe görünce çok memnun olur, onun kabiliyeti nispetinde, daha teferruatl›, daha derin meselelerden söz açard›. Buna mukabil çal›flmayan, çal›flmad›¤› için anlamayan kimselere k›zar, sert davran›rd›. Onlar hak- k›nda el-Mütenebbi’nin, “En büyük musibet- lerden biri de, yanl›fl yolunda ›srar edip, halini düzelt- meyen bir kimseye nasihat verip azarlamak ve anlama- yan kimseye bofl yere hitab edip durmak- t›r” manas›na gelen Arapça beyti söyler- di14 ”. Necati Lugal, 1949 y›l›nda Ankara Üniver- sitesi ‹lahiyat Fakültesi’nin kurulmas›nda rol oynam›flt›r. Bafllang›çta fakültenin ö¤- retim kadrosunda fahri olarak görev al- m›fl ve Arapça Farsça hocal›¤› yapm›flt›r15 . Prof. Necati Lugal 1952 y›l›nda yafl haddi sebebiyle Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co¤rafya Fakültesi fiarkiyat Enstitüsü profesörlü¤ünde iken emekliye ayr›l›r. Henüz çal›flabilir durumda bulundu¤un- dan kendisine önerilen Diyanet ‹flleri Da- Mercan Mekteb-i ‹dadisi’nde iken Süheyl Ünver’e Necati Lugal’in verdi¤i ‘Aferin Belgesi’ Prof. Dr. Franz Taeschner’den, Beyaz›t Kütüphanesi Müdürü Prof. Necati Lugal’e gönderilen 26 Nisan 1942 tarihli bir mektup. Taeschner mektubunda özetle, Prof. Lügal’in, cami hakk›nda gönderdi¤i makaleye teflekkür ediyor, medrese ile ilgili ve bu gibi di¤er makalelerini de bekledi¤ini bildiriyor
  • 12.
    [Biyografi] n›flma ve ‹ncelemeKurulu üyeli¤ini kabul etmez (1953). Necati Lugal, 1956–1959 y›llar›nda ara ara Bonn ve Frankfurt üniversitelerinde misafir profesör olarak bu- lunmufl, Alman fiarkiyat âlimlerinin ilmî çal›flmalar›na kat›lm›flt›r. Alman Araflt›rma Kurumu'nun (Deutsche Forschungsgesellschaft) Almanya’da bulunan, Do¤u dil- lerinde yaz›lm›fl yazmalar›n kataloglanmas› projesinin (VOHD) Bonn ve Frankfurt Üni- versitesi'ne düflen Arapça-Farsça yazmala- r›n›n kataloglanmas› çal›flmalar›nda da bu- lunmufltur. Berlin’de 1917 y›l›nda talebesi olan Seyful- lah Bey’le Ankara’da tekrar karfl›lafl›rlar ve ailece dostluklar› ilerler. Büyükelçi Seyfullah Bey ile ressam ve sanat tarihi uzman› olan efli Dr. Emel Esin, ‹stan- bul’daki ikametgahlar› olan Sadullah Pa- fla yal›s›nda yazlar› Necati Lugal’i misafir ederek, birlikte vakit geçirirler. Emel Esin o günleri flöyle anlatmaktad›r: “Ne- cati Bey da¤lara t›rmanma¤› severdi. "Yükselirsek belki biraz ruhanîlefliriz" derdi. 1947 senesinde, yal› çok harâb vaziyette idi. Yabani otlar ve sarmafl›k- lar bahçeyi sarm›fl, as›rdîde a¤açlara t›rmanm›flt›. Di- vanhanenin kubbesi y›k›kt› ve gökyüzü seyredilirdi. Ge- celeri bu kubbe alt›nda, mum ›fl›¤›nda oturur Mesnevi okurduk. Bo¤aziçi’nde yaya gezerdik. Kandilli'ye, Üskü- dar'a, Çakal Tepesi'ne yürürdük. Necati Bey'in bu semt- lerde çocukluk hat›ralar› vard›. Rast geldi¤imiz çeflme- lerin suyundan içerdi. Çaml›ca'y› ve oran›n suyunu se- verdi. Gerek Üsküdar'da, gerek ‹stanbul'da kütüphane- lere gider, güzel cildlerin varaklar›ndaki metinler üze- rinde çal›fl›rd›k. Sahaflarda Necati Bey'in arkadafl› ki- tapç› ‹smail (Dilmen) Bey'e giderdik. Camileri, türbeleri ziyaret eder, kitabeleri okurduk. 1962’de bir yaz daha beraber Çengelköyü’nde geçirmek müyesser oldu. Ne- cati Bey benim yazma¤a çal›flt›¤›m “Mekke ve Medine’yi tashih ediyor, Arap- ça metinleri bana anlat›yordu. ‹bn Sa’adi okuyorduk. Peygamber’in ölümünün ve- ciz sahifelerini okurken gözleri doldu ve “Ben hayat›m› ziyan etmiflim. ‹bn Sa’adi’yi terceme etmeli idim” dedi16 . Prof. Necati Lugal, üniversite ve muhtelif yerlerdeki hocal›¤›n›n yan›nda belli za- manlarda teflkil edilen ehli vukuf (bilirkifli) heyetlerinde de bulunmufltur ve bu heyet- lerin verdi¤i raporlar›n haz›rlanmas›nda görev alm›flt›r. Bilirkifli heyetlerinin görüfl- lerinin al›nmas› gereken olaylarda bu heye- te müracaat eden kurumlar, karar vermede heyetin verdi¤i raporlar› göz önünde bulun- durmufllard›r. Necati Lugal, 1959'da Türk Tarih Kurumu Kütüphane- si’nde Do¤u dilleri ve edebiyatlar› eserlerinin tasnif ça- l›flmalar›nda uzmanl›k yapar. 27 May›s 1960 tarihinde yeniden haz›rlanan Üniversiteler Kanunu ile yafl haddi kald›r›ld›¤›ndan, Ankara Üniversitesi ‹lahiyat Fakültesi Klasik Türkçe Dini Metinler Kürsüsü hocal›¤› görevine atan›r (1960). Bu görevde iken 23 Mart 1964 tarihinde vefat eder17 . Prof. Necati Lugal, ilim dünyas› ve dostlar› için yeri dol- durulamayacak büyük bir kay›p olmufltur. NECAT‹ LUGAL’‹N MET‹N YAYINLARI VE ÇEV‹R‹LER‹: 1- Sehi Bey’s Tezkere / Sehi Bey; çeviren Osman Refler - Necati Lugal.—Tübingen, 1942. 2- Ahbârü’d-Devleti’s-Selçukiyye / Ebu’l-Hasan Sadred- din Ali b. Nas› b. Ali Hüseyni; çeviren Necati Lugal.—An- kara: Türk Tarih Kurumu, 1943. 3- Des Türkischen Dichters Fuzuli : Poem “ Layla-Meg- nun” und die gereimte Erzählung”Benk ü Bade” (Haflifl und Wien)/ Mehmed b. Süleyman Fuzuli; çeviren Osman Refler, Necati Lugal.—‹stanbul, 1943. 4- fiehname / Ebü’l-Kas›m Mansur b. Ali el-Firdevsi et- Tusi Firdevsi; çeviren Necati Lugal, düzelten Kenan Ak- yüz. —Ankara: Milli E¤itim Bakanl›¤›, 1945. 4c. 5- Zafername / Nizameddin fiami; çeviren Necati Lu- gal.—Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1949. 6- Karahanl›lar veAnadolu Selçuklular› / Müneccimbafl› Ahmed bin Lütfullah; çeviren Necati Lugal. —‹stanbul: Türkiye Bas›mevi,1950. 7- Latifi’s Tezkere / Latifî; çeviren Osman Refler, Necati Lugal.—Tübingen, 1950. 8- Ebû Nasr il-Fârâbi’nin Halâ üzerine makalesi =Fara- bi’s article on vacuum = Risaletu li Ebi Nasri’l-Farabi fi’l-hala / Ebu Nasr Muallim-i Sani Muhammed b. Tar- han Farabi; tahkik eden Necati Lugal, Ayd›n Say›l›.—An- kara: Türk Tarih Kurumu, 1951. 9- “Farabi’nin tabiat ilminin kökleri hakk›nda yüksek makaleler kitab›” / haz›rlayan ve tercüme eden Necati Lugal, Ayd›n Say›l›, Belleten XV / 57 (1951), s. 81–122. 10- Fâtih devrine ait Münfleat Mecmuas› = Mecmua-i münfleat-› müteallik bi devre-i Sultan Muhammed Fatih / yay›nlayan Necati Lugal-Adnan Sad›k Erzi.—‹stanbul: ‹stanbul Fethi Derne¤i, 1956. 11- Münfleat / Tacizade Sadi Çelebi ; yay›nlayan Adnan Sad›k Erzi, Necati Lugal.— ‹stanbul: ‹stanbul Fethi Der- ne¤i, 1956. 12- “Fatih Sultan Mehmed’in muhtelif seferlerine ait fe- tih-nâmeler” / yay›nlayan Necati Lugal, Adnan Sad›k Erzi. —‹stanbul Enstitüsü Dergisi, II (1956) s. 169–184; ayn› dergi III (1957), s. 177–192. 13- el-Evamirü’l-alaiyyeti’l-umuri’l-alaiyye / Nas›rüddin Hüseyin b. Muhammed b. Ali er-Rugadi ‹bn Bibi; nflr. Adnan Sad›k Erzi, Necati Lugal.—Ankara: Ankara Üni- versitesi ‹lahiyat Fakültesi, 1957. 14- Kitab-› Diyarbekriyye : Akkoyunlular tarihi / Ebu Bekr-i Tihrani; neflreden Faruk Sümer, Necati Lugal.— Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1962. 2c. 15- Devletflah tezkiresi = Tezkiretü’fl-flu’ara / Devletflah b. Bahtiflal Semerkandi Devletflah; çeviren Necati Lu- gal.—Ankara: Milli E¤itim Bakanl›¤›, 1963. 2c. 16- Der Persische Text von Fuzuli’s “Maraz u s›hhat” / Mehmed b. Süleyman Fuzuli; yay›nlayan Osman Refler, Necati Lugal.-Osnabrück: Biblio Verlag, 1979.( Benk ü Bade’nin eki) 17- fiehname / Ebü’l-Kas›m Mansur b. Ali el-Firdevsi et- Tusi Firdevsi; çeviren Necati Lugal, yay›na haz›rlayan Serap Tuba Yurteser. —‹stanbul: Kabalc›, 2009. Bunlar›n d›fl›nda ‹shak b. Murad’tan Hulasatü’t-t›b (Müntehab-› fiifa-i T›b) Otto Spies ve Necati Lugal tara- f›ndan neflre haz›rlanm›flt›r. Muhammed b. Hüseyin el- Beyhaki’nin Tarih-i Beyhaki, Meali’nin Hünkâr-name, Muhammed Naz›m’›n Gazneli Sultan Mahmud’un hayat› ve zaman›, Hüseyin Kul›’n›n Azerbaycan ve ‹ran’›n milli birli¤i, Gerdizi’nin Zeynü’l-ahbar ve Ali b. Müluk el-Mün- fli’nin Zafername adl› eserlerini tercüme etmifl olup bu eserler Türk Tarih Kurumu Arflivi’nde bulunmaktad›r. Hamburg Üniversitesi’nde görevli oldu¤u s›rada Der Is- lam dergisinde sahas›yla ilgili yeni kitaplar›n tan›t›mlar›- n› yapm›flt›r. BDK Nisan 201022 Nisan 2010 BDK 23 1 Kütüphaneci, Türkiye Diyanet Vakf› ‹SAM. 2 Do¤um tarihi, Necati Lugal’in kendi elyaz›s› ile olan hal tercümesinde 1882, Almanya’ya davet mektuplar›nda 10 Nisan 1879, pasaportunda 2 Nisan 1881, A.Ü. ‹lahiyat Fakültesi hüviyet cüzdan›nda ise 1882 ve 1883 olarak geçmektedir. 3 Faruk Sümer, “Hocam›z›n Hayat› ve Eserleri”, Necati Lugal Arma¤an›, Ankara: TTK, 1968, s. XIII. 4 Mihin Lugal, “Lugal, Necati”, TDV ‹slam Ansiklopedisi, c. 27, s.218. 5 Müjgan Cunbur, “Prof. Necati Lugal’i Kaybettik”, Türk Kütüphaneciler Derne¤i Bülteni, c. XIII, say› 3-4 (Ankara 1964), s. 45-46. 6 Necati Lugal’in kendi elyaz›s› ile olan hal tercümesine göre, Darülmuallimin (24.03.1321), Mercan ‹dadisi (04.09.1323), Darülmuallimin’in âlî k›sm› (12.06.1324), Alyans ‹zralik Mektebi (11.05.1325), So¤ukçeflme Askerî Rüfltiyesi (15.05.1325), ‹stanbul Sultanisi (01.11.1325 nakil; 11.02.1327 tayin), Darüflflafaka (23.03.1330 ve 10.09.1332) ve Kuleli ‹dadisi’nde (09.04.1331) hocal›k yapm›flt›r. 7 M. fiükrü Akkaya ,”Necati Hüsnü Lugal’in Arkas›ndan”, Necati Lugal Arma¤an››, Ankara: TTK, 1968, s. 29. 8 ‹brahim Agah Çubukçu, “Prof. Necati Lugal ve Eserleri”, A.Ü. ‹lahiyat Fakültesi Dergisi, c. 12 (Ankara 1964), s. 130. 9 Müjgan Cunbur, a.g.m., s. 45. 10 Müjgan Cunbur, a.g.m., s. 45-46. 11 Süheyl Ünver, “Hocam Necati Bey’den Profesör Necati Lugal’e”, Necati Lugal Arma¤an›, Ankara: TTK, 1968, s. 80. 12 ‹brahim Agah Çubukçu, a.g.m., s. 131. 13 Abdulkerim Abdulkadiro¤lu, “Hocam Necati Lugal’in Hat›ras›na”, Milli E¤itim, say› 85 (May›s 1989), s. 69. 14 Esad Coflan, “Hocam Necati Lugal”, Necati Lugal Arma¤an›, Ankara: TTK, 1968, s. 43-44. 15 ‹brahim Agah Çubukçu, a.g.m., s. 131. 16 Emel Esin, “Prof. Necati Lugal Hakk›nda Hat›ralar”, Necati Lugal Arma¤an›, Ankara: TTK, 1968, s. 52- 54 17 Faruk Sümer, a.g.m., s. XIV.
  • 13.
    [Röportaj] BDK Nisan 201024Nisan 2010 BDK 25 kanl›kça kabul edildi ve 1961–62 y›llar›nda ‹ngiltere’ye gönderildik. Eflim Nail beyin Kütüphaneler Genel Mü- dür Yard›mc›l›¤›na atanmas›yla Ankara’ya gitmek icap etti ve 28 Eylül 1973 Tarihinde Ankara ‹l Halk Kütüpha- nesi’nde müdür olarak göreve bafllad›m. Hayatta her fleyin bir sonu oldu¤u gibi belki de mesle- ¤imizin son y›llar›nda Ankara-‹stanbul aras›nda gidip- gelifller, evimizin ailemizin ‹stanbul’da oluflu sebebiyle kütüphanelerdeki çal›flmama 16 Nisan 1975 tarihinde kendi iste¤imle emekli olarak son verdim. Tabi emekli olduktan sonrada çal›flmay› b›rakmad›k, mesleki yaz›larla ve araflt›rmalarla çal›flmalar›m› sür- dürdüm/sürdürüyorum. BDK: Yaflad›¤›m›z h›zl› teknolojik geliflmeler sizce kü- tüphanecili¤i nas›l etkiledi? NB: Teknolojik geliflmeler kütüphanelerden yararlan- may› kolaylaflt›rd›¤› gibi, kütüphanelerinde bu geliflme- leri takip etme zorunlulu¤u beraberinde geldi. BDK: Muzaffer Gökman ‹le birlikte çal›flt›n›z. Bize Mu- zaffer Gökman’› anlat›r m›s›n›z? NB: Mesle¤imin ancak iki y›la yak›n k›sa bir süresinde de olsa Muzaffer Gökman’›n muavini olarak çal›flmak imkân›n› elde etti¤im için kendimi bahtiyar addediyo- rum. Mesleki bilgisi yan›nda idarecili¤i, devlet mal›n›n korunmas›ndaki hassasiyeti, çal›flma saatlerinin iyi de- ¤erlendirilmesi gibi hususlardaki titizli¤i bence dikkate al›nacak vas›flar› idi. fiu iki olay bu özelli¤ine güzel bir örnektir: Gece bekçisine ait el feneri masas›n›n üstün- de, içindeki pilleri ç›kar›lm›fl yan›nda duruyor vaziyette olurdu. Böylece pillerin daha uzun ömürlü olmas›n› sa¤lard›. Bakanl›kça kütüphanelerde görevli persone- lin mesleki bilgilerini artt›rmak için düzenlenen bir kursta derse girince bir kitap paketinin nas›l aç›laca¤›- n› sormufltu, gayesi paketin ipinin ve ka¤›d›n›n kopar›p y›rt›lmadan aç›lmas› ve böylece tekrar kullan›lmas›n› sa¤lamakt›. BDK: Genç kütüphanecilere neler söylemek istersiniz? NB: Mesleki yay›nlar› takip ederek bilgilerini yenileyip artt›rmalar›n›, Osmanl›cay› bilmiyorlarsa muhakkak ö¤renmelerini, mesleklerinde yükselmek için gayret göstermelerini, yönetici iseler, mesai arkadafllar›na ör- nek ve onlar›n yetiflmelerine yard›mc› olmalar›n› tavsi- ye ederim. BDK: Bize zaman ay›rd›¤›n›z için çok teflekkür ederiz. Duayen Kütüphaneci Nimet Bayraktar BDK BDK: Nimet Bayraktar kimdir? K›saca bahseder misi- niz? Nimet Bayraktar: Kastamonu’nun Karadeniz sahilinde flirin ve tarihi ilçesi ‹nebolu’da 1924 y›l›nda do¤dum. ‹lk ve ortaokulu ‹nebolu’da, Liseyi ‹stanbul da ‹nönü k›z Li- sesi’nde okudum. Yüksek tahsilimi, ‹stanbul Üniversi- tesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde yapt›m. Fakülteden 1950 y›l›nda mezun olduktan sonra ö¤ret- menlik için tayin beklerken baz› ilkokullarda vekil ö¤- retmenlik yapt›m. O s›rada kütüphane memurlu¤u için aç›lan imtihan› kazanarak 24 Mart 1952’de Üsküdar’da Hac› Selim A¤a Kütüphanesi’nde göreve bafllad›m. Bu kütüphaneye ilk gitti¤im gün raftan bir Osmanl›ca kitap ç›kar›larak, okuyup okuyamayaca¤›m kontrol edilmifl ve maflallah dediklerinde de bu imtihan› da kazand›¤›m anlafl›lm›flt›. 22 Ekim 1954’te Süleymaniye Kütüphane- si’nde göreve bafllad›m. 1956’da Süleymaniye Kütüpha- nesi’nde müdür muavini oldum. 1958 y›l›nda meslekta- fl›m Nail Bayraktar’la evlendim. Nail Beyle mesleki bilgi ve görgümüzü artt›rmak üzere yurtd›fl›na gitmek hususunda yapt›¤›m›z baflvuru Ba-
  • 14.
    ERZURUMLU ‹BRAH‹M HAKKIVE MUHTEfiEM ESER‹ MAR‹FETNAME Öyle ilim adamlar› ve öyle eserleri vard›r ki; bu ilim adamlar› ve eserleri dünya ilim tarihinde derin izler b›ra- k›r ve bu izler daha sonraki ilim adamlar› ve araflt›rmac›- lara önemli bir rehber teflkil eder. Birçok ilim dal› ile meflgul olmufl olan 18. yüzy›l ilim adam› Erzurumlu ‹bra- him Hakk› da ilim dünyas›nda derin izler b›rakm›fl, yaz- m›fl oldu¤u “Marifetname” ile ilim dünyas›na müthifl bir katk›da bulunmufltur. Marifetname, içinde birçok konuyu bar›nd›ran ve birçok fleye ›fl›k tutan ansiklopedi niteli¤in- de eflsiz bir eserdir. Bundan dolay› Erzurumlu ‹brahim Hakk›’n›n hayat› ve yazm›fl oldu¤u bu k›ymetli eser dikka- te flayan bir konudur. Erol ATMACA / Kütüphaneci BDK Erzurumlu ‹brahim Hakk› ve Muhteflem Eseri Marifetname [‹nceleme] ERZURUMLU ‹BRAH‹M HAKKI’NIN HAYATI 18 May›s 1703’te Erzurum, Hasankale’de dünyaya geldi. Dedesi Dursun Mahmudo¤lu Molla Bekir olup, babas› Dervifl Osman Haseni’dir. Annesi Hasankale’nin K›nd›¤› köyünden fieyho¤lu diye tan›nan Mahmut k›z› fierife Hanife Hatun olmas› münasebetiyle, anne taraf›ndan Hz. Peygamber soyundan- d›r. Erzurumlu diye an›lmas›n›n se- bebi, babas› Dervifl Osman Ha- seni’nin Hasankale’den Erzu- rum’a yerleflmifl olmas›d›r. Dervifl Osman Haseni, 1710 y›l›nda Siirt’in Tillo köyünde ikamet eden fieyh ‹smail Fakirul- lah’›n yan›na gider ve tekkesinde kalarak bu âlimin müridi olur. Dervifl Osman Haseni burada 1719’da ölür. Dokuz yafl›na kadar am- calar›n›n yan›nda kalan ‹brahim Hakk›, babas›n›n Tillo’ya gidiflinden bir y›l sonra, amcas› Molla Ali ile birlikte Tillo’ya giderek, babas› gibi fieyh ‹smail Fakirullah’›n mü- ridi olur. Ölümüne kadar fieyh ‹smail Fakirullah’›n yan›nda kal›r. Bu sürede fieyh’inin ilim ve irfan›ndan en iyi flekilde isti- fade eder. ‹lim ve manevi olgunlu¤unun en yüksek sevi- yesine ulafl›r. 1757 y›l›nda vefat eden fieyh ‹smail Fakirul- lah’›n yerine geçer. Otuz üç yafl›nda ilk evlili¤ini, bunu ta- kiben ikinci, üçüncü ve dördüncü evliliklerini yapar. Dör- düncü eflinin de vefat› üzerine fieyh ‹smail Fakirullah’›n büyük o¤lu fieyh Abdülkadir-i Sani’nin k›z› ile evlenir. Üç defa hacca giden ‹brahim Hakk›, ilk hacc›n› 1738, ikin- ci hacc›n› 1764 ve üçüncü hacc›n› da 1768 y›l›nda yerine getirir. Birinci hacc›ndan sonra ‹stanbul’a gelir. Bu seya- hat, Sultan I. Mahmut dönemine rastlar. Bu seyahat- ten haberdar olan Sultan I. Mahmut, ‹bra- him Hakk›’y› saraya davet ederek ken- disiyle görüflür. ‹brahim Hakk›’n›n saraydaki Kütüphane-i Hüma- yun’da gördü¤ü k›ymetli önemli eserleri okuyup, in- celeyerek yeterli derecede istifade etmifl oldu¤u ve olaca¤› tabidir. ‹stanbul seyahati ilim ve irfan›n›n genifllemesine sebep olmufltur. ‹stanbul’da kald›¤› müddetçe dö- nemin ilim erbab›yla çal›flmalar ve araflt›r- malar yapar. Eserleri- nin ço¤unu 1752 y›l›n- dan sonra yazm›flt›r. ‹brahim Hakk› ‹stanbul’dan döndükten sonra Erzu- rum’da fazla beklememifl Ha- sankale’ye çekilmifltir. Birkaç y›ld›r haz›rlamakla meflgul oldu¤u Marifetname’yi 1757 A¤ustos ortalar›n- da bitirmifltir. Gördü¤ü her maddi ve manevi olay› ilim konusu yapan fi- lozof zihniyetli bir insand›r. Eserlerinde gözlem ve belge- ye dayal› olmayan bir bilgi görmek mümkün de¤ildir. Onu zaman zaman bir fen adam›, bir astronom, bir matema- tikçi, bir co¤rafyac›, bir jeolog, bir biyolog, bir sosyolog, “ ”Annesi Hasankale’nin Kındığı köyünden Şeyhoğlu diye tanınan Mahmut kızı Şerife Hanife Hatun olması münasebetiyle, anne tarafından Hz. Peygamber soyundandır. Erzurumlu diye anılmasının sebebi, babası Derviş Osman Haseni’nin Hasankale’den Erzurum’a yerleşmiş olmasıdır. BDK Nisan 201026 Nisan 2010 BDK 27 18. yüzyıl ilim adamı Erzurumlu İbrahim Hakkı da ilim dünyasında derin izler bırakmış, yazmış olduğu “Marifetname” ile ilim dünyasına müthiş bir katkıda bulunmuştur. Marifetname, içinde birçok konuyu barındıran ve birçok şeye ışık tutan ansiklopedi niteliğinde eşsiz bir eserdir. »
  • 15.
    [‹nceleme] Marifetname için, zaman›nakadar bilinen bilgi- leri sistematik olarak röntgen aç›kl›¤› içinde ifade eden bir ansiklopedi, her konudan bahsetti¤i için bir ilim mecmuas›, ilim ve kültür tarihinde manevi ilimler ile müspet ilimleri ba¤daflt›ran efliz bir eser demek ye- rindedir. ‹brahim Hakk›’n›n yaflad›¤› yüzy›l insanl›¤›n e¤itim, bilim, kültür ve devrim tarihinde en büyük geliflme ve at›l›mlara giriflti¤i ça¤d›r. O yüzy›l bilimlerin bölü- nerek ve birbirinden ç›karak dalland›¤› bir dönem oldu¤un- dan Marifetname’nin bir geçifl döneminin ürünü oldu¤u düflü- nülebilir. ‹brahim Hakk›, ça¤›- n›n bilimlerine hem bütün ola- rak hem de ayr›nt›lar› ile ha- kimdir. Eser, düzenlenmesine bak›l›rsa, iç içe daireler çizip en d›fltakin- den en içtekine do¤ru bunlar›n aç›klanmas› yöntemi ile olufltu- rulmufltur. En d›fltaki dairede insan› çepeçevre saran evren incelenir. Bunu insan bedeninin ele al›nmas› izler. Merkeze yaklaflt›kça bak›fl mik- ro plana yönelmekte insan›n çeflitli özellikleri, ye- tenek ve dereceleri üzerinde durulmaktad›r. ‹brahim hakk›, bir örnek olarak kendi fleyhi Fakirullah ‹smail Til- lovi’nin davran›fl ve özelliklerini de anlatmaktad›r. Bu da- irelerin, merkeze en yak›n yerinde peygamber, merke- zinde ise Mevlâ’n›n zat›n›n tevhidi bulunmaktad›r. Yarat›- l›fltaki ayr›nt›lar› tan›man›n yarat›c›y› iyice tan›mak için bir vesile oldu¤u ve bilimin ancak bu do¤rul- tuda faydal› olabilece¤i kitapta çeflitli ve- silelerle belirtilmektedir. Yazar, yer yer fliirler ve naz›m parçalar› koyarak verdi¤i bilgilerin kuru akla hizmet etmesine ma- ni olmufl, gönüle ve hikmete giden yolun kap›s›n› daima aç›k tutmufltur. Marifetname bir mukaddime, üç fen ve bir hatimeden oluflmakta. Bu bölümler de, kendi içlerinde bab, fas›l ve nevilere ayr›lm›flt›r. Kitab›n Mukaddimesi: Tamamen dinsel- dir. Konuyu Kur’an ve hadislerden al- m›flt›r. Kuran ayetleri ve peygamber ha- dislerinin bildirdi¤i flekilde itimat ve iti- kat olunacak dini hususlara ve kesinlik- le ihtiyaç olan ‹slam bilginlerinin görüfl- lerine göre; Arfl’›n yarat›l›fl›n›n tertibini, Kürs’ü, Cennetleri, gökleri, yerleri, de- BDK Nisan 201028 Nisan 2010 BDK 29 bir psikolog, bir filolog ve bir filozof kimli¤iyle görmek mümkündür. Eserlerinin hemen hepsinde öz ve ilham kayna¤› olarak ilahi kitaplar, mukaddes inançlar ile ma- nevi bilgiler yer al›r. Eserlerinin ço¤unu Türkçe, geri ka- lanlar›n› Arapça ve Farsça olarak yazm›flt›r. Yazd›¤› eser say›s› ile ilgili muhtelif kaynaklarda birbirini tutmayan rakamlar verilmifltir. Baz› kaynaklara göre 15, baz› kaynak ve araflt›rmalara göre de 32, 39 ve 54 olarak gösterilmifltir. Bu durum muhtelif nedenlere dayand›r›l›r. Bu durumun nedenlerinden biri, eserlerindeki baz› bö- lümlerin sonralar› ayr› ayr› kitap veya risale halinde yaz›l- mas› veya önceleri risale halinde yazd›¤› eserlerini genifl- leterek yeniden yazmas›; di¤er bir neden de eserlerinin bir k›sm›n›n zaman›n ihmal ve nisyan› sonucu yeni yeni ortaya ç›km›fl olmas›d›r. Erzurumlu ‹brahim Hakk›, 22 Haziran 1780’de vefat et- mifltir. fieyhi ‹smail Fakirullah’›n defnoldu¤u türbede, onun ayaklar› ucunda gömülüdür. MAR‹FETNAME ‹brahim Hakk›’n›n en önemli eseri olup, ‹brahim Hakk› ad›n›, Türk-‹slam dünyas›n›n d›fl›nda da cihan› saran bir mevkie ç›karan ve zaman›na kadar benzeri az görülen bir bilgi hazinesidir. O¤lu Ahmed Naim ad›na Erzurum’da 1757 y›l›nda Türkçe olarak yaz›lm›fl olan bu eserin pek çok kütüphanede Türkçe, Arapça, Farsça ve Frans›zca bask›lar›n› görmek mümkündür. Konu olarak; astronomi, matematik, biyoloji, t›p, jeoloji, co¤rafya gibi müspet ilimlerin birçok ko- nular›yla; felsefe meta- fizik, ahlak, tasavvuf, psikoloji, sosyoloji ilimlerini siste- matik bir biçimde ele al›r. Konular›n yaz›lmas›n›n esas amac›; eflyay›, olaylar› ve bunlar vas›tas›yla, insan›n kendi benli¤inde Allah duygusunu belirtmeye yöneliktir. Fikir ve kalbe hitap eden, ikrar ve iman afl›layan, zaman› için ol- du¤u kadar, bugün dahi çok önemli hayati bilgilerle dolu bir eserdir. Son k›s›mlarda görülen k›fâyetname bafll›kl› bölümde; bugünkü psikoloji, sosyoloji, kriminoloji ve adli t›p ilimle- rinin temellerini oluflturan bilgilerin, zaman›m›zdan iki yüz elli üç y›l kadar önce ‹brahim Hakk› taraf›ndan ortaya kondu¤u görülür. “ ”MAR FETNAME brahim Hakkı’nın en önemli eseri olup, brahim Hakkı adını, Türk- slam dünyasının dışında da cihanı saran bir mevkie çıkaran ve zamanına kadar benzeri az görülen bir bilgi hazinesidir
  • 16.
    [‹nceleme] BDK Nisan 201030Nisan 2010 BDK 31 nizleri, ›fl›klar›, k›yamet alametlerini, k›yametin hal ve durumlar›n›, dünyan›n harap oluflunu ve yok oluflunu, Rahman’a kavuflma âleminin (Ahiretin) ebedili¤ini dört bölümle aç›klar. Fenn-i Evvel: Yüzeyleriyle kâinat›n aynas› olan âlemlerin yarat›l›fl tertibini; dünyan›n arazlar›n›n ve cevherlerinin mahiyet ve durumunu; özlerin ve eflyan›n flekil ve durum- lar›n›; esaslar ve cisimler âleminin görüntü ve hikmetini; canl›lar›n, bilefliklerin ve unsurlar›n bozuflum ve oluflu- munu, hakimane üç babla belirtir ve beyan eder. Allah’›n varl›¤›n›, birli¤ini anlatt›ktan sonra yal›n ve bileflik cisim- leri, madenleri, bitkileri ve nihayet insan› anlat›r. Daha sonra, aritmetik, geometri, astronomi ve takvim konular› yer al›r. Co¤rafyaya ait bölümünde 200’den fazla ilin han- gi enlem ve boylamda oldu¤unu gösteren bir liste yap- m›flt›r. Okyanuslar, anakaralar, ekvator, dönenceler, ku- tuplar, paraleller, meridyenler, iklimler, Kolomb’un Ame- rika’y› keflfi, Magellan’›n yeryuvarla¤›n› bafltanbafla do- laflmas› gibi co¤rafya aç›nlar›, denizde kabarma ve inme olaylar›, ay, yer depremi ve saire bu k›sm›n belli bafll› ko- nular›ndand›r. Eski astronomiye de yer vermifl, yeni as- tronomiye geçerken hiçbir ça¤da yerin döndü¤üne ina- nanlar eksik olmam›flt›r, demifltir. “Yeni astronominin kanunlar› kolay ve derli topludur” bafll›¤› alt›nda günefli, gezegenleri, bunlar›n ve ardaçlar›n›n devinmelerini, yer- yuvarla¤›n› ve bunun ekseniyle yörüngesi etraf›nda dön- mesini, ekseninin e¤ikli¤ini ve sonuçlar›n›, k›sacas› za- man›na kadar aç›klanm›fl olan astronomik bilgiyi hemen hemen noksans›z kaydetmifltir. Fenn-i Evvel’in sonlar›n- da madenler ve oluflmalar›, bitkiler, hayvanlar, befl duy- gu, akl›n yetenekleri gibi konular yer al›r. Fenn-i Sani: Bedenlerin aynas› olan anatomi ilmi; cisim ve can›n hürriyetini, hayvani ve bitkisel hisleri ve güçleri, bedene iliflkin olan insani ruhu ve geçici olan ruhun baz› durumlar›n› befl bahisle hakimane ifade eder. Cihan›n in- san› flefkatli bir ana gibi terbiye etti¤ini ve besledi¤ini söyledikten sonra as›l konuya geçerek beden yap›s›n›, kaslar›, kemikleri, iç ve d›fl organlar›, sinir sistemini, da- marlar›, kan dolafl›m›n›, sindirmi ve organlar›n›, eklemle- ri, hareket vs. uzun uzun ifade etmifltir. ‹nsan bedenini estetik bak›mdan da incelemifl araya beyitler s›k›flt›rm›fl- t›r. Fenn-i Sani’nin sonunda ruhla, sa¤l›kla, besinlerle ve ölümle ilgili genifl bilgiler yer al›r. Fenn-i Salis: Dinsel, ‹lahi ve felsefidir. Kalpler aynas› olup itikat, iman ve namaz› düzeltmek için konulan adap ve erkan›; dünya lezzetlerini sevmeyi terki; kalbe yönel- meyi; gönül ve ruhun hakikatini bilmenin Yarat›c›n›n yolu- nun flartlar› oldu¤unu, yemeyi, uykuyu ve kelam› azalt- may›; uzleti tercih, zikre devam ve düflünmenin irfan yo- lunun rükünleri oldu¤unu; Allah’a tevekkül, belada sab›r ve kazaya r›zan›n insan›n ruh makamlar›n›n esaslar› ol- du¤unu; Allah’› tan›ma en yüce istek, Allah sevgisi en k›- sa maksat, velilerin hikmetinin manan›n özü ve velilerin avamdan üstün oldu¤unu; ünsiyeti isteyen, huzuru dinle- yen, nefsin yeri makam›n› geçip, kuddüs olan Hazreti Al- lah’a yak›nl›¤› ne yak›nl›k ile ulaflt›¤›n›; ondan irfana kabi- liyetli olan dostlar›n› ne yol ile terbiye k›ld›¤›n› befl bahis- le kitap ve sünnete uygun ve icma-i ümmete uygun ola- rak aç›klar. Kitab›n Hatimesi: Bu k›sma törebilim de denilebilir. Allah dostu ve zaman›n halk› ile sohbeti; akraba, ana-baba ve kardefllere ra¤beti; efllere, çocuklara ve hizmetçilere ah- bapl›¤›, cahiller, arifler ve komflular›na muaflereti; fakir- lere yedirme ve misafirlere ikram›; havas ve avam ile muameleleri; sevgi ve ahbapl›¤a sebep olan lütuf ve ihsa- n›; her bir dostluk ve ahbapl›¤a mahsus olan adap ve er- kan›; yedi azan›n afetleri ile bedenlerin afetlerini; fakirlik, zenginlik, ak›lda tutma ve unutmay› ve bütün bunlar› in- sana kolay eden Allah’›n birli¤ini dört bölüm ile aç›klar. KAYNAKÇA Binark, ‹smet ve Nejat Sefercio¤lu. Erzurumlu ‹brâhim Hakk› Bibliyografyas›. Ankara: Kültür Bakanl›¤› Yay›nlar›, 1977 Göker, Lütfi. “Erzurum’lu ‹brahim Hakk› ve Marifetnâme”. Diyanet Dergisi. Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤› Yay›nlar›, Mart- Nisan 1978 Irmak, Ord. Prof. Dr. Sadi, Prof. Dr. Abdülkadir Karahan, E¤itimci M. Rauf ‹nan, Dr. Kas›m Kührevi, fiair Bekir S›tk› Erdo¤an. 192. Ölüm Y›ldönümünde Erzurumlu ‹brahim Hakk›. ‹stanbul: Do. Dr. Hayrünnisa Çavuflo¤lu, 1974 ‹brahimhakk›o¤lu, Mesih. Erzurumlu ‹brahim Hakk›. ‹s- tanbul, 1973 Marifetname. Sad. Durali Y›lmaz, Hüsnü K›l›ç (1310 tarihli Matbaa-y› Amire bask›s›ndan tasarrufsuz, eksiksiz ve ila- vesiz tam metin). ‹stanbul: Temel Yay›nlar, 1981 “Marifetname”. Yönelifller. Ayl›k Sanat ve Kültür Dergisi. 10 Ocak 1982 Revnako¤lu, Cemâleddîn Server. Erzurumlu ‹brâhim Hakk› ve Ma’rifetnâmesi. ‹stanbul: Erzurum Tarihini Araflt›rma ve Tan›tma Derne¤i Yay›nlar›ndan, 1961
  • 17.
    Simkeşhane-i Amire’nin Kurtarıcısı Prof.Bedii Nuri Şehsuvaroğlu [Araflt›rma] urumlaflman›n zay›f oldu¤u ülkelerde kurulufl- lar›n yaflamas› ve geliflmesi ço¤u kez kiflilerle olmaktad›r. Laleliden Kapal›çarfl›’ya giden caddenin üzerinde Beya- z›t meydan›na gelmeden önce tarihi bir yap› pek çok ki- flinin dikkatini çekmektedir san›yorum. Bu bina 1470- 1475 y›llar› aras›nda para basmak amac› ile “Darphane-i Amire” ad›yla infla ettirilmifltir. Yap›ld›¤› devrin sivil mi- marisinin en güzel ve zarif örneklerinden biri olan bina, zaman içinde çeflitli yang›n ve depremlerle harab ol- mufltur. Uzun y›llar kullan›m d›fl› kalm›fl 1707 y›l›nda Sultan III. Ahmed’in bafl kad›n› Ummetullah Hatun tara- f›ndan sebil, çeflme ve mektep ilavesiyle yeniden “Sim- keflhane-i Amire” olarak yap›land›r›lm›flt›r. 1958 y›l›nda Beyaz›t-Aksaray yolunun geniflletilmesi s›ras›nda, bina- n›n girifl cephesi olan kuzey kanad› ne yaz›k ki y›kt›r›l- m›flt›r. Bak›ms›zl›k yüzünden harab hale gelen bina uzun y›llar kullan›lmam›flt›r. Ta ki 1964’de ‹stanbul fiehir Kütüphanesini Kurma ve Yaflatma Derne¤i kurulana ka- dar. Bu derne¤in kurulmas› ile binan›n kaderi de de¤i- flir. Derne¤in kurucusu, pek çok sivil toplum oluflumu- nun içinde bulunan çok yönlü bir bilim ve kültür adam› Prof. Dr. Bedii N. fiehsuvaro¤lu’dur. Asl›nda bir t›p dok- toru olan fiehsuvaro¤lu, ihtisas alan› olarak T›p Tarihini seçmifl ve akademik kariyer çal›flmalar›n› bu konuda yo- ¤unlaflt›rm›fl ama sosyal sorumluluk ba¤lam›nda pek çok oluflumun içinde yer alm›flt›r. “Simkeflhane-i Amire” binas›n›n restorasyonu da bu ça- l›flmalar›n›n bir parças›d›r. fiehsuvaro¤lu’nun amac› bu binay› ve çevresini bir kültür merkezi haline getirmektir. ‹flte bu amac› gerçeklefltirmek için O’nun öncülü¤ünde bir dernek kurulur “ ‹stanbul fiehir Kütüphanesini Kurma ve Yaflatma Derne¤i” Derne¤in kurucu üyeleri zaman›n ‹stanbul’unda önemli görevler üstlenmifl kiflilerden olufl- maktad›r. Niyazi Ak› ‹stanbul Valisi, Prof. Dr. Bedii N. fiehsuvaro¤lu ‹.Ü. T›p Fakültesi T›p Tarihi Kürsüsü Profe- sörü, Necdet U¤ur ‹stanbul Belediye Baflkan›, Ord. Prof. S›d›k Sami Onar ‹.Ü. Rektörü, Ord. Prof. Ziyaeddin Fahri F›nd›ko¤lu ‹.Ü. Gazetecilik Enstitüsü Müdürü, Ord. Prof. Ali Nihat Tarlan ‹.Ü. Ed. Fak. Profesörü, Prof. Dr. Musta- fa ‹nan ‹TÜ ‹nflaat Kürsüsü Profesörü, Mithat Serto¤lu Baflbakanl›k Arfliv Genel Müdürü, Aziz Berker Milli E¤itim Bakanl›¤› Kütüphaneler Genel Müdürü, Nazmi Ça¤an Emniyet Genel Müdürü, fiükrü Akkaya Ankara Dil Tarih ve Co¤rafya Fakültesi Alman Ed. Emekli ö¤retim üyesi, Yük. Mim. Faruk Akçer ‹stanbul Belediyesi Koordinasyon Da- iresi Müdürü, Yük. Mim. Dr. Turgut Cansever ‹stanbul Be- lediyesi planlama müdürlü¤ü Y. Mimar›, Muzaffer Gök- man Beyaz›t Devlet Kütüphanesi Müdürü, Halit Dener Sü- leymaniye Kütüphanesi Müdürü, Nureddin Kalkandelen ‹stanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Müdürü, fier- min Emsen Millet Kütüphanesi Müdürü, Orhan Durusoy Belediye Kütüphanesi ve Müzeler Müdürü, Ak›n Tokmak- ç›o¤lu Amerikan Kütüphanesi Memuru, fiükrü Güllüo¤lu, ‹stanbul Üniversitesi Kütüphane Teknisyeni olup, derne- ¤in kurucu üyeleridir. Derne¤in kurulufl tarihi 1964’tür, merkezi ‹stanbul ve adresi Beyaz›t Ordu Caddesi tarihi Simkeflhane binas›d›r. Amaç, ‹stanbul flehir kütüphanesi- nin kurulmas›na ve kurulduktan sonra geliflmesine yar- d›m etmek, ‹stanbul’da bulunan kütüphanelerin ve kültür kurulufllar›n›n hizmetlerinin gelifltirilmesine yard›mc› ol- mak, kütüphane ve kültür hizmetlerinde kullan›lacak yeni binalar, amac›na uygun yay›nlar ve benzeri çal›flmalar yapmakt›r. Öte yandan “fiimkeflhane-i Amire” binas› ‹stanbul Beledi- yesi taraf›ndan da otopark yap›lmak istenmektedir. Bu nedenle Prof. Dr. Bedii Nuri fiehsuvaro¤lu ‹stanbul Bele- diyesi ile bir mücadeleye girmek zorunda kal›r. Yorucu bir savafl›md›r bu, otopark m›? Kütüphane mi? Bu sorunun cevab›n›n verilece¤i Belediye Encümeni toplant›s›n›n ka- rar› çok önemlidir. fiehsuvaro¤lu’nun efli ressam Leyla Han›m’dan edinilen Bilgiye göre, toplant›n›n yap›laca¤› gün, fiehsuvaro¤lu erkence ç›kar evinden ve efline de o günün kendisi için çok önemli bir gün oldu¤unu gece iyi uyuyamad›¤›n›, verilecek karar nedeniyle heyecanl› oldu- ¤unu söyler. Ve toplant›n›n yap›laca¤› salonun kap›s›na erkenden gelir. Ne yaz›k ki encümen karar›n› ö¤renemez fiehsuvaro¤lu, yorgunluk ve heyecandan fenalafl›p, hasta- neye kald›r›l›rken vefat eder. Y›l 1977’dir. Kültüre adanan bir ömür ard›nda bunca eser ve de¤erli çal›flma b›rakarak vakitsizce sonlanm›flt›r. Belediye Encümeni’nin karar› “fiimkehane-i Amire” nin kütüphane olarak kullan›lmas› yönünde ç›km›flt›r. Leyla Han›m efli Bedii N. fiehsuvaro¤- lu için “ Bu bina u¤runa ömrünü verdi” diyor, do¤rudur belki otopark düflüncesi ortaya at›lmasayd› bu duyarl› yü- rek vaktinden önce durmayacakt›. fiehsuvaro¤lu altm›fl üç yafl›nda, en verimli ça¤›nda bu dünyadan ayr›lm›flt›r. Prof. Dr. Bedii Nuri fiehsuvaro¤lu kimdir? Daha baflka neler yapm›flt›r? Bu de¤erli bilim ve kültür adam›n›n ya- flam öyküsü 1914’de ‹stanbul’da do¤umu ile bafllar. Ba- bas› Dr. Yusuf Selami Bey, annesi eski turgay komutanla- r›ndan Arif Bey’in k›z› fiefika Nurinissa Han›md›r. ‹lk ve ortaokulu Kabatafl, Liseyi Kad›köy Lisesinde ö¤renim gö- rerek bitirmifltir. 1933 y›l›nda T›p Fakültesine girer, 1939’ da mezun olur. Ö¤rencilik y›llar›nda çeflitli okullarda ö¤- retmenlik yapar. 1941 y›l›nda askerlik bitiminde Eskiflehir s›tma mücadele baflkanl›¤› flube hekimli¤ine tayin olur. 1943’te Tifüs mücadele heyetinde görevlendirilerek ‹stan- bul’a gelir. Mücadelenin bitiminde hekim olarak çeflitli yerlerde çal›fl›r, ‹stanbul Sa¤l›k Müdür Yard›mc›s› iken, 1944-1945 senesinde tekrar askere al›n›r. 1947’deki kole- ra salg›n› s›ralar›nda ihdas edilen mücadele ekibinin flefi olarak M›s›r ve Hicaza gider, 1948’de Sa¤l›k ve Sosyal Yard›m Bakanl›¤› Müfettiflli¤ine tayin edilir. 1949’da Roc- kefoller davetlisi olarak Amerika’ya gider, 1950’de ‹stan- bul T›p Fakültesinin ‹ste¤i üzerine Bakanl›ktan ‹stanbul Üniversitesine geçer ve T›p Tarihi asistan› olur. 1952’de Leyla Pirigil ile evlenir. 1953’te Uzmanl›k S›nav›n› vererek T›p Tarihi Uzman› unvan›n› al›r. fiehsuvaro¤lu, k›sa dene- bilecek yaflam› boyunca akademik kariyerinin yan› s›ra birçok yararl› çal›flmalar yapm›flt›r. Türk T›p Tarihi Kuru- mu, Fiziki ve Tabii ‹limler Derne¤i, National Geographic Society ve L’ academie International d’ Histoire des Sci- ence üyesi, L’ academia de la mediterran ee’ nin muhabir üyesi olmufltur. K›z›lay ve Verem Savafl Derne¤i gibi hay›r kurumlar›nda fiili olarak çal›flmalar yapm›flt›r. “Çocuk Yuvalar› Derne¤i” ad›yla bir dernek kurmufl ve uzun y›llar yönetim kurulu üyeli¤inde bulunmufltur. Frans›zca ve ‹ngilizce bilir, kiflisel bir merak olarak ama- tör foto¤rafç›l›k ile pul ve para koleksiyonlar› yapm›flt›r. ‹lk yaz›s› 1933 ‘te Vakit gazetesinde yay›nlan›flt›r. 1947’den 1953 sonuna kadar günlük gazetelerde ve çeflitli dergiler- deki yay›nlar› ile kitap say›s›n›n toplam› 226’d›r. Yaz›lar› ve kitaplar› hekimlik tarihi ve bilgileri konusunda a¤›rl›kl› olup, toplumsal sorunlar›n pek çok çeflidinin dile getirildi¤i araflt›rma sonuçlar›n›n ürünüdürler. Çeflitli günlük gazete ve süreli yay›nlarda ç›kan yaz› bafll›klar›n- dan baz›lar› flöyledir; “‹stanbulda 500 y›ll›k Sa¤l›k Hayat›m›z”, “Uzun Ömür”, “Kan Bankalar›”, “‹çtimai Terbiye Buhran›”,“Atatürk ve K BDK Nisan 201032 Nisan 2010 BDK 33 Ayten fiAN / Orhan Kemal ‹l Halk Kütüphanesi Müdürü
  • 18.
    [Araflt›rma] Fatih”, “ HalkDershaneleri”, “Tarihte Takvim”, “Takvim ve Folklor”, “‹smail Fenni Efendi”, “Ba¤›fllar Kütüphane- si”, “‹lim Bak›m›ndan Ahlak”, “Do¤u ve bat› tefekkürünün bir telifçisi; “ ‹smail Fenni Ertu¤rul”, “Saatin Tarihçesi”, “E¤itim Tarihimiz”, “Tek Bir Dünya Devleti”, “Münevver Yar› Münevver”, “Filozof R›za Tevfik”, “‹lim adam› ve Ce- miyet”, “ Hekim fiamizade Mehmet Ataullah Efendi Eser- leri ve Biyografisi”, “Farabi (870-950) A Great Turkish Müslim Philosophe”, “Dr. Akil Muhtar Özden Bibliyograf- yas›”, ( gibi biyografi çal›flmalar›) “ Hekim Vicdan›”, “Be- sim Ömer Pafla”, “‹stanbul Sevgisi”, “Sa¤l›k Davam›z”, “‹stanbulda ‹lk Sa¤l›k ve Sosyal Yard›m Tesislerimiz”, “Veremin Bar›namad›¤› Bir Vatan Köflesi: Uluda¤”, “Okul ve Aile”, “Euthanasia. Rahat Ölüm Ve Onu Sa¤lama”, “Fa- tih ve kurdu¤u Sa¤l›k Müesseseleri”, “G›dalar›m›z ve Be- lediye Kontrolü”, “Rejim ve Partiler Karfl›s›nda Memleke- tin Yar›n›”, “fiehir, fiehirli ve fiehremaneti”, “‹brahim Pafla Saray›”, “‹lim Bak›m›ndan Ahlak”, “Din ve Kültür”, “M›s›r Mektuplar›”, “Milli Kütüphane”.v.b. Bu yaz› bafll›klar›na bak›ld›¤›nda Bedii N. fiehsuvaro¤- lu’nun nas›l bir sosyal sorumluluk duygusu tafl›d›¤› aç›k- ça görülmektedir. O bir hekim ve bir t›p tarihçisi olarak kalmam›fl pek çok sosyal sorunla ilgili düflüncelerini, önerilerini ve çözüm yollar›n› yaz›yla kal›c› hale getirmifl- tir. Üzerinde durdu¤u sorunlar›n birço¤u güncelli¤ini ko- rumakta ve çözüm beklemektedir. K›ymet bilir vefakâr bir ayd›nd›r fiehsuvaro¤lu, de¤erli birçok kültür, bilim, sanat ve devlet adam›n›n biyografilerini kaleme alm›flt›r. Ku- rumlar›n bulufllar›n›, bilimsel araflt›rmalar›n› ve tarihleri- ni yazm›flt›r. Çok yönlü bir bilim adam›d›r, daha do¤rusu fiehsuvaro¤lu’nun bilim adam›n›n toplumsal sorumlulu- ¤unu içsellefltiren bir durumu vard›r. Bir ülke için en önemli olan e¤itim ve sa¤l›k konular›, çal›flmalar›n›n ana eksenini oluflturmaktad›r. Kütüphanelerin ve Kültür Mer- kezlerinin halk e¤itiminde ne denli önemli kurulufllar ol- duklar› yads›namaz bir gerçektir. ‹flte, fiehsuvaro¤lu ‹s- tanbul fiehir Kütüphanesini Kurma ve Yaflatma Derne¤i’ni kurarken bu gerçeklerden yola ç›karak ‹stanbulda halk e¤itimine önemli bir katk› sa¤lamay› amaç edinmifltir. Efli, Leyla Han›m’›n nakletti¤ine göre; fiehsuvaro¤lu’nun amac›, Simkeflhane-i Amire binas›na baz› yap›lar ekleye- rek buras›n›, kütüphane, sergi, konferans, sinema ve ti- yatro salonlar› ile eksiksiz bir kültür merkezi ve yan› s›ra çeflitli konularda kurslar›n düzenlendi¤i bir e¤itim mer- kezi haline getirmektir. Ne yaz›k ki, bunlar gerçeklefle- mez. fiehsuvaro¤lu’nun 1977’de vefat›ndan sonra binan›n restorasyonuna devam edilir ama dernekçe sa¤lanan im- kânlar yeterli olmaz. Kültür Bakanl›¤›’ndan sa¤lanan kat- k› ile restorasyon çal›flmalar› bir ölçüde tamamlan›r. Bi- nan›n Kütüphane olarak kullan›lmaya bafllanmas› ise 80’li y›llar› bulur. ‹stanbul fiehir Kütüphanesi ad› ile bir kütüphane kurulmaz. Fatih’te Ali Emiri Efendi’nin kurdu- ¤u Millet Kütüphanesi binas›nda 1962 y›l›ndan itibaren fa- aliyet gösteren ‹stanbul ‹l Halk Kütüphanesi bu binaya ta- fl›n›r ve 16 Kas›m 1981 tarihinde hizmete aç›l›r. Yazma Eserler Millet Kütüphanesi’nde kalm›fl, ‹l Halk Kütüpha- nesi yeni yay›nlarla desteklenmifltir.Bugün her yafl ve se- viyeden insan›n kullan›m›na aç›k olan ‹stanbul ‹l Halk Kü- tüphanesi bulundu¤u bu güzel mekân› Prof. Dr. Bedii N. fiehsuvaro¤lu’na borçludur. Binan›n mülkiyeti Vak›flar Genel Müdürlü¤ü’ne aittir, Kültür ve Turizm Bakanl›¤› ta- raf›ndan kira giderleri karfl›lanmaktad›r. Bedii N. fiehsu- varo¤lu’nun vakitsiz vefat› olmasayd› bugün belki de “Simkeflhane-i Amire Kültür ve E¤itim Merkezi “ ad›yla hizmet verilen bir kurulufl olabilirdi. Ülkemizde kiflilerle yaflayan kurum ve kurulufllar›n geliflimi ve ifllevselli¤i ne yaz›k ki olmas› gerekti¤i gibi olamamaktad›r. Bu gerçe¤in de¤iflmesi, hizmetin devaml›l›¤›n›n esas›, kurumlar›n yaz- g›lar›n›n art›larla sürüp gitmesinin sa¤lanmas› özellikle kültürel kurulufllar için ayr› bir önem tafl›maktad›r. Prof. Dr. N. fiehsuvaro¤lu’na ilim ve kültür hayat›m›za yapt›¤› katk›lar›ndan dolay› flükran ve minnet borcumuzu en az›ndan onu unutmamak ve unutturmamakla bir nebze olsun ödeyebilir miyiz? Bilmiyorum. BDK Nisan 201034 Nisan 2010 BDK 35 947 y›l›nda Artvin’in Yusufeli ilçesinde, e¤itmen bir baban›n dördüncü çocu¤u olarak dünyaya geldi. On ört ayl›kken annesini kaybetti. fierafeddin’i anneannesi ve dedesi büyüttü. Sekiz yafl›ndayken ailesi ile birlikte Artvin merkeze tafl›nd›lar. ‹lk, orta ve liseyi Artvin’de bitirdi. 1967 y›l›nda ‹stanbul Kad›köy Mühendislik Fakültesi ‹nflaat Bölümüne kaydolmufltur. 1. s›n›ftan 2. s›n›fa geçmifl, fakat kitap sevgisi ve e¤itmenlik aflk› onun bu fakülteden ayr›lmas›na sebep olmufltur. 1968 y›l›nda ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Arap- Fars Filolojisine kaydolmufltur.1975 y›l›nda mezun olmufltur. Edebiyat Fakültesinde okurken yay›n hayat›na at›lm›fl, Ufuk ve Sabah gazetelerinde çal›flm›fl, hatta Ufuk gazetesinin Yaz› ‹flleri Müdürlü¤ü de yapm›flt›r. 1973 y›l›nda memurluk hayat›na Süleymaniye Kütüphanesi’nde bafllam›flt›r. Bu kütüphanede seksiyon flefli¤ine kadar yükselmifltir. 1979 y›l›nda yedek subay olarak askerli¤e gitmifltir. Askerlik dönüflü, Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki görevine devam etmifltir. Bu görevinden 1983 y›l›nda ayr›larak Osmanl› Yay›nevi’nde yay›n hayat›na kald›¤› yerden devam etmifltir. 1990 y›l›nda Beyaz›t Devlet Kütüphanesi Müdür Yard›mc›s› görevi ile tekrar memuriyete geri dönüfl yapm›flt›r.1997’de kütüphaneye müdür olmufltur. Hastal›¤› nedeniyle 2009 y›l› May›s ay›nda emekliye ayr›lm›flt›r. Evli ve iki k›z babas› olan fierafeddin Kocaman’›n dört tane torunu vard›r. Beyin Tümörü hastal›¤›na 21.12.2009 y›l›nda yenik düflerek Hakk›n rahmetine kavuflmufltur. Şerafeddin Kocaman Unutmayacağız... 1
  • 19.
    [Yaz›] 009 y›l›nda derlememüdürlü¤ü taraf›ndan derleme kabul eden her kütüphaneye: 18700 kitap 14440 dergi 10500 gazete derlenip derleme kütüphanelerimi- ze ulaflt›r›lm›flt›r. ATATÜRK’ ün 1934’te özel ilgi göstererek ülkemizin her alanda ça¤dafl toplumlardan geri kalmay›p onlardan ileri bir seviyede olmas›n› amaçlam›fl o günün flartlar›nda ül- kemizin bilgi haf›zas›n› kuracak, gelecek nesillere aktar›l- mas›n› sa¤layacak özel bir yasa ç›karm›flt›r. 1980’li y›llara kadar bu yasa amac›na uygun olarak ifllevini yerine getir- mifltir. Ancak bas›lan yay›n say›s› gün geçtikte katlanarak artm›fl, buna ba¤l› olarak bu yay›nlar›n amac›na uygun olarak derlenmesi, derlenen yay›nlar›n sa¤l›kl› bir flekilde derleme kütüphanelerine ulaflt›r›lmas› ve bu kütüphane- lerde teknik ifllemlerinin bitirilip kullan›c›lar›n hizmetine sunulmas›nda büyük sorunlar ile karfl›lafl›lm›flt›r. Bu kü- tüphanelerde yay›n say›s› gün geçtikçe artm›fl depolarda yer sorunu çok ciddi boyutlara ulaflm›flt›r. Az say›da per- sonel ve cüzi ödeneklerle bu görev sürdürülmeye çal›fl›l- maktad›r. Bilgi ça¤›n› yaflad›¤›m›z bu yüzy›lda, matbaa say›s› devasa boyutlara ulaflm›fl, sadece ‹stanbul’da 5685 matbaa bu- lunmaktad›r; merdiven alt› matbaalarda dahi bilimsel belge niteli¤i tafl›yan yay›nlar bas›lmaya bafllanm›flt›r. Ge- linen noktada sistemli bir denetim çok zor bir aflamaya gelmifltir, 81 il 923 ilçede bas›lan her yay›n› eksiksiz der- lemek imkâns›z denecek kadar zor bir hal alm›flt›r, gün geçtikçe derleme kaçaklar›n›n art›¤› tüm çabalara ra¤- men aflikârd›r. Mevcut sistemde derleme kaçaklar›n›n ta- kibi zorlaflm›flt›r. Yap›lmas› gereken ISBN ve ISSN alan her yay›n› derleme ilkesinden hareketle; derleme kaçaklar›n› önlemeye yö- nelik yeni ve kapsaml› bir birim kurulmas› yay›n takibinin bu birim taraf›ndan teknolojinin tüm imkânlar› kullan›la- rak, sistemli bir takip mekanizmas› kurumak çözüm bek- leyen önemli bir konudur. Di¤er bir husus ise, derleme kütüphanelerinin sistemli bir flekilde ülke geneline da¤›l- mam›fl olmas›d›r: Ankara, Milli Kütüphane baflkanl›¤›, Adnan Ötüken il halk kütüphanesi TBMM Kütüphanesi ‹stanbul, Beyaz›t Devlet Kütüphanesi ‹stanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Son olarak ‹zmir’de ‹zmir Milli Kütüphane Baflkanl›¤›’nca bu yay›nlar derlenmektedir. Bilimsel bir analiz yapacak olursak: Bu 6 kütüphaneden sadece 4’ü halka do¤rudan hizmet vermektedir; ATA- TÜRK bu kütüphanelerin halka en güzel flekilde hizmet vermesi için kurulmas›na öncülük etmifl özel yasa ç›kar- m›flt›r, zamanla çeflitli nedenlerden ötürü bu amaçtan sapmalar yaflanm›flt›r. Bu amaca uygun hizmet veren; Milli Kütüphane baflkanl›¤›, Adnan Ötüken ‹l Halk Kütüp- hanesi, Beyaz›t Devlet Kütüphanesi ve ‹zmir Milli kütüp- hane baflkanl›¤›, di¤er iki derleme kütüphanesi olan ‹s- tanbul Üniversitesi ve TBMM, kütüphanelerine kaynak te- mini sa¤lama amac›yla yay›nlar› derlemektedir bu iki kü- tüphaneye derleme göndermeye devam etmekle birlikte yeni kütüphanelerde kurulmal›d›r. Ankara’da 3, ‹stan- bul’da 2,‹zmir’de 1 kütüphanenin olmas› di¤er bütün il- lerdeki kullan›c›lar›n bu yay›nlara eriflimini güçlefltirmek- tedir; art›k yeni bir proje haz›rlan›p; 7 co¤rafi bölgede en büyük nüfusa sahip il merkezlerinde yeni derleme kütüp- haneleri kurulmal› ve her il halk kütüphanesinin yerel bazda kendi iline ait yay›nlar› derlemesine olanak sa¤la- yacak çal›flmalar yap›lmas› ülkemiz kütüphanecili¤ini üst boyutlara tafl›yacakt›r. Bir di¤er husus ise; kütüphanelerin yer sorunu konusu- nudur. Yeni bir yasa ile tüm yay›nlara cd ve benzeri ma- teryaller vas›tas› ile yay›n teslim hükümlü¤ü getirilip, yeni derlenecek olan belgelerin elektronik ortamda derlenip hizmete sunulmaya bafllanmas› ça¤›n gereklerine uygun BDK Nisan 201036 Nisan 2010 BDK 37 2 ‹rfan KAYA / ‹stanbul Derleme Müdür V. Bilgi Ça¤› ve Derleme bir hamle olmakla birlikte yak›n gelecekte zaten ortaya ç›kacak do¤al bir sonuçtur. ‹ngiltere’de bir kütüphane ör- nek bir çal›flmayla telif hakk› bulunmayan eserleri inter- net ortam›nda hizmete sundu¤unu art›k bilginin k⤛t ile evlili¤i yak›n gelecekte noktalanaca¤›na güzel bir örnek- tir, ‹nsanlar›m›z art›k evlerinden bu yay›nlara internet üzerinden kolayca ücretsiz olarak ulaflmal›d›r. Tüm bilgi- lerin h›zla say›sal ortamlara tafl›naca¤›n› öngörmek zor de¤ildir son yaflanan teknolojinin bafl döndüren h›z›na ba- k›ld›¤›nda, ülkemizin insanlar›na en kaliteli düzeyde bilgi ulaflt›rmak biz kütüphanecilerin boynunun borcudur. fiimdiden bu ba¤lamda teknolojiden en üst boyutlarda faydalanarak kütüphanelerimizin say›sal ortama geçifl süreçleri h›zland›r›lmal›d›r. Sadece Milli Kütüphane bafl- kanl›¤›n›n mevcut sistemi devam ettirmesi 100 y›la yak›n süredir sürdürülen bu çal›flmalar›n bir kültürel mirasa dönüflmüfl olmas› sebebiyle bu miras›n korunmas›na yö- nelik bir tedbir olarak sadece Milli Kütüphane baflkanl›¤›- na özel bir adet yay›n›n asitsiz k⤛da bas›l›p ulaflt›r›lmas› sa¤lanmal›d›r. Milli Kütüphane baflkanl›¤›na bu yay›nlar› saklamak için yeni, kapsaml› depolar infla edilmesi ge- rekmektedir. Ayr›ca Derleme müdürlü¤ü yeniden organize edilerek derleme kabul eden her kütüphane için özel bir birim oluflturup derlenen yay›nlar›n tüm teknik ifllemlerinin bu birimlerde bitirilip derleme müdürlü¤ünden kütüphane raf›na do¤rudan ulaflt›r›lmas›n› sa¤layacak projeler haya- ta geçirilmeli, derleme müdürlü¤üne yeni kapsaml› bir bina baflta olmak üzere tüm ihtiyaçlar› sorumluluklar›n› ça¤dafl ölçülerde yerine getirmesine olanak sa¤layacak ihtiyaçlar› temin edilmelidir. bu çal›flmalar›n yap›lmas› yay›nlara halk›m›z›n en h›zl›, en kaliteli düzeyde eriflim olana¤› bulmakla birlikte çeflitli nedenlerden ötürü yay›n- lar›n derleme kütüphanelerin depolarda birikmesi önlen- mifl olmakla birlikte buralarda zor flartlarda çal›flan mes- lektafllar›m›z›n omuzlar›ndaki yük hafifletilmifl olacakt›r. Yukar›da bahsi geçen tüm olumsuzluklara ra¤men, der- leme müdürlü¤ü ve derleme kabul eden kütüphaneleri- mizin; sessiz sedas›z büyük bir özveri ve k›s›tl› imkânlar dâhilinde insanlar›m›za elinden gelen en kaliteli hizmeti vermeye devam edece¤ini belirtmekle birlikte derleme kütüphaneleri ve müdürlü¤ümüzün bilgi ça¤›n›n gerekle- rine uygun bir dönüflüm sürecine girmesini sa¤lamak ka- ç›n›lmazd›r. Tüm meslektafllar›m›n kütüphane haftas›n› kutlar sa¤l›k, baflar› emeklerinin k›ymetinin bilinmesini ayr›ca dilerim.
  • 20.
    ve Nisan 2010 BDK39 Tabii afetler başlığına konulamayacak bu tip fiiller, insan eliyle çok kısa bir zaman diliminde yüzyılların birikiminin bir anda berheva edilmesidir. » [Yaz›] avafllar, iflgaller ve kuflatma alt›na almalar tarihi ve kültürel mirasa en çok zarar veren olgular ola- rak öne ç›k›yor. Tabii afetler bafll›¤›na konulama- yacak bu tip fiiller, insan eliyle çok k›sa bir zaman dilimin- de yüzy›llar›n birikiminin bir anda berheva edilmesidir. Son 10-15 y›ll›k zaman dilimine bak›ld›¤›nda Saraybosna, Basra, Ba¤dat ve Afgan flehirleri bu tarz bir tecavüzün öne ç›kan ac› örnekleridir. Ya¤ma, talan ve kaç›rma üst bafll›¤›n›n alt›nda öne ç›kanlar müzelerin hemen ard›ndan kütüphanelerdir. Müzeler ve tarihi eserler maddiyata çev- rilebilir bir ya¤man›n öznesi olarak öne ç›karken, kütüp- hanelerin bafl›na gelenlerse daha çok bir boyun e¤dirme ve geçmifli tez elden silme operasyonu olarak de¤erlendi- rilebilir. Bosna Savafl› esnas›nda Saraybosna Do¤u Enstitüsüne yap›lan sald›r›yla meydana gelen yang›nda Güneydo¤u Av- rupa’n›n en çok ‹slam ve Yahudi yazmalar›n› bar›nd›ran koleksiyonu, Osmanl›’dan kalan binlerce dokümanla bir- likte alevlere kar›flm›flt›. 2003 Irak iflgali, Ortado¤u’nun en nadide kütüphanelerini ve müzelerini bar›nd›ran Ba¤dat’da felaket bir talan› ve ya¤may› mümkün k›lm›flt›r. Müzeler el alt›ndan sat›fl olana¤›n› düflünen ya¤mac›larca soyulur. ‹flgal kargafla- s›n›n ilk dönemlerinde koalisyon güçleri say›lar›n›n az olmas›n› öne sürerek bu talan› önlemediklerini aç›kça beyan ettiler. 1991’deki Körfez Savafl›nda da Irak’da kaos ortaya ç›km›fl- t› fakat Amerika müdahalesi ve iç isyanlar Ba¤dat’a ulafl- may›p Basra ve güney Irak’la s›n›rl› kalm›flt›. O dönemde de büyük bir arkeolojik talan yaflanm›flt›. Savafllarda kültürel varl›klar›n korunmas›na dair asl›nda bir sözleflme de mevcuttur. II. Dünya savafl›ndan sonra 1954 ‘de haz›rlanan bu konudaki Lahey Sözleflmesine hem Türkiye hem Irak imzac›d›r fakat A.B.D ve ‹ngiltere bu sözleflmeye imzac› de¤ildir. Ba¤dat’daki Milli Kütüphane 500 bin ciltlik koleksiyonu ve 4.412 el yazmas›yla dünyan›n en önemli arflivlerinden biri- ni bar›nd›r›yordu. Son savaflta buras› da ya¤madan , atefle vermeden nasibini alm›flt›r. Mart 2010’da tekrardan dünya gündeminde yer alan Mes- cit-i Aksa da savafl ve miras bafll›¤› alt›nda de¤erlendiri- lebilir. ‹flgal alt›ndaki topraklarda süregiden bir siyaset olarak tarihteki en eski ve sembolik önemi en büyük mes- citlerden birine dönem dönem artan ‹srail müdahaleleri olmaktad›r. Bar›flta ve savaflta siyaset semboller üzerin- den çokça icra ediliyor. Bu yüzden tarih boyunca iflgalci ya¤mac› ve talanc› güçler kitaba, ibadethanelere ve mi- mari flaheserlere karfl› y›k›m uygulaya gelmifllerdir. Böylesi y›k›mlara karfl› durmak için de y›k›ma giden miras da bir sembol olarak kullan›lagelir. Irak ‹flgalinin ilk dö- nemlerinde bombalardan hasar gören Abdülkadir Geylani Türbesi çokça gündeme gelmifl ve vaizler türbenin y›k›l- mas› sebebiyle iflgale veryans›n etmifllerdir. Oysa öncelik- le her fleyden önce insan›n öldü¤ü bir düzlemde savafla karfl› durmak için kültürel mirastan bahse gerek var m›d›r? S BDK Nisan 201038 Kültür Yağması Savaşlar Yasin fiAFAK / ‹stanbul ‹l Kültür Müdürlü¤ü 1.08.1992 Y›l›nda Fatih Telekom Müdürlü¤ünde yevmiyeli ifle bafllad›m. Dört ay sonra Gayrettepe Telekom Müdürlü¤ü’nde yeni bir servis aç›ld›. Müdürlü¤ümüz taraf›ndan bu birimde görevlendirildim. Bu serviste bütün arkadafllar iflçi statüsünde çal›fl›yor idik. Bu yeni aç›lan servis üç var- diyal› bir servisti.Vardiyadan dolay› iflçi çal›flt›r›ld›¤›nda maafllarda fark almam›z gerekiyordu, bu fark› ortadan kald›rmak için Telekom bünyesinde aç›lan bir s›navla bu birimde çal›flan iflçiler memur statüsüne geçirildi. 15 y›l boyunca vardiyal› sistemde çal›flt›m. Y›llarca bir gece bir gündüz koflturmakla geçti 15 y›l dile kolay. Geceyi gündüz gündüzü gece san›yorduk. Buda yetmiyormufl gibi özellefltirme süreci bafllad› memur arkadafllardan flirkete geçen arkadafllar oldu fiirket eleman› oldular. Elemeler neye göre yap›ld› bilmiyorum ama biz baflka kurumlara gönderildik . 2007 y›l›nda havuza al›nd›m. Çal›flanla çal›flmayan ayn› kefeye kondu, bu durum biz- leri psikolojik olarak y›pratt›. 28-12-2007 y›l›nda Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’nde ifle bafllad›m. Telekom da al›flm›fl oldu¤umuz ofis konforu- nu burada bulmak mümkün de¤ildi, yok çal›flma orta- m›na al›flmakta zorland›m. Y›llar›n›z› veriyorsunuz bir kuruma ve sonra size diyor- lar ki sen art›k bambaflka bir alanda bambaflka bir yer- de çal›flacaks›n. Telekomünikasyon sektöründen, kül- tür ve kütüphane sektörüne dikey bir geçifl. Kurum de¤iflikliklerinde, özellefltirme gibi, atan›lan kurumun ifl ak›fl›na daha kolay uyum sa¤lamak için kapsaml› bir hizmetiçi e¤itimin gerekli oldu¤u düflünüyorum. Beyaz›t Devlet Kütüphanesi’ndeki tüm arkadafllar›ma beni kabullendikleri ve al›flma sürecim- deki desteklerinden dolay› teflekkür ediyorum. TTeelleekkoomm’’ddaa ÖÖzzeelllleeşşttiimmee vvee Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne Atanmam [Yaz›] 2 Yıllarınızı veriyorsunuz bir kuruma ve sonra size diyorlar ki sen artık bambaşka bir alanda bambaşka bir yerde çalışacaksın. » Sonay ASLAN / Memur BDK