KIVANÇ ERGÖNÜL, 29-05-2007,http://www.denizhaber.com/index.php?sayfa=yazar&id=24&yazi_id=100174Simülasyonun Tersinebilirli...
Monte Carlo benzetimi; buffon teoreminin deneme yöntemlerinden biri olan monte carlo benzetimi birdeneyin sonucunu tahmin ...
Hiper-gerçeklik; Bilgisayar oyunlarının, 3d benzetimlerin, sanal gerçekliklerin vesairenin giderek gerçeğe dahaçok benzeme...
dayanır. O dönemlerde simülatörler yardımı ile sağlanan bu teknoloji kısa bir zaman sonra kafaya takılan başlık,gözlük ve ...
kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir.” ,“ dünya hayatı, aldanış olanbir gör...
“Her şey gerçeğin yokluğunun etrafında dönerken” baştan beri yapılmış, yazılmış, herkesin rolünü oynadığı buevren kurgusun...
Upcoming SlideShare
Loading in …5
×

Simülasyonun tersinebilirliği ve değer yanılsaması

951 views

Published on

0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
951
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
2
Actions
Shares
0
Downloads
4
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Simülasyonun tersinebilirliği ve değer yanılsaması

  1. 1. KIVANÇ ERGÖNÜL, 29-05-2007,http://www.denizhaber.com/index.php?sayfa=yazar&id=24&yazi_id=100174Simülasyonun Tersinebilirliği ve Değer Yanılsaması"Hakikat, ortada bir hakikat bulunmadığını gizlemeye çalıştığından simulakrların hakikati gizleme şansı yoktur.Simulakr hakikat demektir." jean baudrillardBenzetim, benzetimci, benzetici, benzetimlik, benzetim yazılımı, öykünmek, teknik tasavvur, zahiri hakikat,tersinir dallanma, modelleme, emulasyon, temaruz, simülakr, sanal gerçeklik, hiper-gerçeklik, arttırılmışgerçeklik, çoğaltılmış gerçeklik,simüle etmek simülatör,simülasyon.Latince taklit etmek anlamına gelen simulare fiilinden türemiştir. Yanlış göstermek anlamına gelen similar vesimilis köküyle bağlantılı görünen simulation, Latince simulationem yani ;”yapar gibi görünmek; taklit etmek,benzemek “ den kökenlenmektedir. Eski Latincede semol ve İngilizce same ile de ilgisi vardır. Bir sistemi temsiledebilecek bir model oluşturma olarak tanımlanan benzetim çoğunlukla oyun ve deneyler için kullanılan birterim halinde varlığını sürdürmüştür. Benzetimin tarihi wei chi olarak bilinen Çin savaş oyunlarından, 5000 yılöncesinden gelir ve 1780‘ lere kadar devam eder. Prusya bu oyunları ordularındaki trenlerde kullanmayabaşlamasından sonra, tüm askeri güçlerin başkanları, simüle edilmiş çevre koşulları altında askeri stratejileri testetmek için savaş oyunlarını kullanmışlardır.Bu konuyu bilmeyen birisine benzetim denildiğinde ilk önce akla üçboyutlu modelleme gelmektedir. İşin temelinde ekonomik sistemler için gelecekle ilgili öngörülerde bulunmayaçalışmak yatar. Çeşitli verilerin toplanıp istatistiksel yöntemler kullanılmasıyla "gelecekte nedir, nasıl olur, neyapılmalıdır?" sorularının cevapları aranmaya çalışılır. 60lardan sonra bilgisayarların gelişmesiyle bu alanda dasıçramalar yaşanmıştır.Benzetimler bir işlemin gerçekleştirilişini sanal olarak yürüten, gerek eğitim amaçlıgerekse test amaçlı kullanılan uygulama platformlarıdır. İlişkin olduğu nesnenin veya sistemin gerçeğine yakındavranış sergileyen bilgisayar programlarıdır. Bilinen bir yapıya benzeterek kurulan ve o yapının işleyişiniizlemeye, anlamaya yarayan düzeneklerdir. Bir köken ya da gerçeklikten yoksun gerçeğin modeller aracılığıylatüretilmesine de dayandırılabilirler. Simüle etmek; sahip olunmayan şeye sahipmiş gibi yapmaktır ama tamolarak "-mış" gibi yapmak da değildir. Benzetim gerçekle sahte arasındaki farkı yok etmeye çalışmaktadır.Mesela hastalık benzetimine ne gerçek ne de sahtedir deme hakkına sahibiz aslında. Örnek ;"hastaymış gibiyapan kişi yatağa uzanıp bizi hasta olduğuna inandırmaya çalışır. Bir hastalığı simüle eden kişiyse kendinde buhastalığa ait belirtiler görülen kişidir.Simülatör; simüle eden / benzetimin gerçekleştiği platformdur. Simüle ettiren, benzeşim yaptırandır. Sonradanincelemek, gözlemlemek amacıyla, bir aygıtın ya da nesnenin davranışlarını saptayıp, tıpkısını verebilensistemdir.Kesikli benzetim; bir sistemin davranışındaki değişimleri yalnızca verilen bir anda inceleyen benzetim tekniğidir.Başlıca kullanım alanları bekleme hatlarında oluşan kuyruk sistemleridir gemi ve hava trafik hizmetleri gibi.Sistemin kesikli olarak incelenmesinin esprisi, sistemin en son bilinen veya o anki durumunun yalnızca sistemeyeni bir giriş veya çıkış olduğunda değişmesidir. Bir uygulama ya da bir işlemin en son bilinen, ya da o ankidurumu model açısından bir şey ifade etmez.Dağıtık benzetim; uçuş görev eğitimleri için hazırlanan ve genellikle NATO tabanlı kullanılan bir yöntemdir.Sanal ortam üzerinden dünyanın herhangi bir bölgesindeki farklı milletlerden pilot veya pilot adayları havasavunması, taarruz, gözlem görevleri gibi görevleri benzetim üzerinden gerçekleştirebilmektedir.Dağıtık etkileşimli benzetim; gerçek zamanlı benzetim yazılımı geliştirimlerinde kullanılan bir protokoldür.Temel olarak, simüle edilen kendiliklere ait bilgilerin, protokol veri birimlerine (pdu) dönüştürülmesi ve bunlarınyönetilmesini sağlar.
  2. 2. Monte Carlo benzetimi; buffon teoreminin deneme yöntemlerinden biri olan monte carlo benzetimi birdeneyin sonucunu tahmin etmek için rassal örneklemeden yararlanan ve günümüz benzetim ininin en öndegelen yöntemi olan tekniktir.Doğrudan sayısal benzetim; fiziksel bir olayda hiç bir şeyi modellemeden, doğrudan olayın kendisini çözmeyeyarayan yöntemlerdir. Devasa işlem gücü gerektirdiklerinden, şimdilik uygulama sahası modellemeyöntemlerini karşılaştırmak üzere sayısal deneyler oluşturmaktan öteye geçememektedir.Gömülü benzetim; kısaca tanımlamak gerekirse simülatör sistemlerini ve programlarının gerçek ortamlara,gemilere uçaklara kurularak benzetiminin sanal gerçekliğe yakin bir şekilde gerçekleştirilmesine imkân verenbenzetim çeşididir. Savaş uçaklarına uygulanan bir gömülü benzetim ile ortada ne düşman uçağı, ne düşman yerunsurları varken sanki gerçekte varmış gibi pilotun uçuş esnasında radarında bu tehditleri algılaması ve onagöre daha gerçekçi bir eğitim alması sağlanabilir.Sürekli benzetim; bir sistemin davranışındaki değişimleri zaman içerisinde sürekli olarak inceleyen benzetimtekniğidir. Buna en temel örnek olarak dünya nüfusunun incelenmesi verilebilir mesela. Dünya nüfusundakianlık değişimler, doğal kaynak tüketimini, gıda üretimini, çevre koşullarını, eğitim-sağlık hizmetlerini, vsetkilemektedir. Bu tipte benzetimlerde sistemi etkileyen veya sistemin etkilediği tüm yanal modeller deçıkartılmalı ve denklemlenmelidir.Kuyruk teorisi; benzetim alanında yaygın kullanım alanı olan bir teoridir. Gemi ve hava trafik hizmetlerindeoluşan birikmeleri simüle etmek için kullanılır. Hollanda demiryollarının tüm trafiğini simüle ederek en uyguntren saatlerini ayarlayan uygulaması olan bir sistem vardır. Yapay sinir ağlarıyla birlikte kullanımıyla harikaşeyler yapılmasına izin verir.Emulasyon; bir işlemin birebir olarak başlangıç koşullarının bilgisayara taşınıp o işlem sonucunun kesin olarakelde edilmesine denir. Benzetim ise varsayımlara dayalı emulasyondur denebilir, örneğin cevre koşullarınınetkisi ile değişkenlik gösteren bir olayda cevre koşulları dikkate alınır ancak hangi durum oluşacağı tahminedilemeyeceğinden rassal olarak bir şey seçilir. Örneğin. Sis yağmur, kar, rüzgâr, kapalı hava, güneşli hava... gibibinlerce durumdan biri veya birkaçı seçilip işlemler buna göre tamamlanır.Öykünüm; tasarlama örgütlerinde sistemin gelişmesini belirleyen etkenleri, belli varsayımlar altında, yapayolarak çevrime sokarak, sistemlerin geleceğine ilişkin kestirimler yapmak ve varılan sonuçları gerçek sisteminyaşamına uygulamaya çalışmaktır.Arttırılmış gerçeklik; çoğaltılmış gerçeklik de denebilir. Sanal gerçeklik ten’den farklı olarak bizlerin gerçekolarak algıladığı dünya üzerine, ufak ayrıntılar eklenebilmektedir. Ufak bir örnek olarak odadaki herkesin ismininbaşının üzerinde belirmesi verilebilir. Bir asker zifiri karanlıkta mayın dolu bir araziden geçerken, gözüne taktiğiuydu bağlantılı bir cihaz sayesinde yerdeki mayınların üzerinde bilgisayar grafiği ile oluşturulmuş x işaretlerigörebilmektedir. Görünmezlik ve gizleme tekniği araştırmalarında da kullanılmaktadır.Modelleme; deneysel veya teorik olarak elde edilmiş bir takim denklemlerden yola çıkarak bir sistemin değişikşartlar altında nasıl davranacağını tahmin etmeye yarayan sayısal analiz yöntemidir. Sonuçlar deneyleritutmadığı surece model yeni yeni parametreler eklenir. Gerçek hayatta uygulanacak bir şeyi genellikle bilgisayarortamında deneyip sonuçlarına göre kararlar alınır. Benzetim sayesinde ya o sistem uygulanır ya dauygulanmaz. Tek doğru hiç bir zaman yoktur. Tek bir sonuç yoktur, Her denemede ayrı şeyler çıkabilir çünküveriler rassal sayılar üretilerek ortaya çıkar. Genellikle belirsizlik unsuru içeren stokastik sistemlerdir. İstatistik,olasılık gibi mevzularla çok içli dışlı olmasından gelir. Veri toplama kısmı da bayağı bir zordur. Deneme yanılmayöntemiyle testlerin gerçekleştirilemeyeceği ürünlerin üretim aşamasında, ürünün çalışma sistemini test etmekya da modellemek, hataları önceden öngörebilmek amacıyla savunma, gemi, uzay ve uçak sanayi inde sıkçabaşvurulan yöntemdir.
  3. 3. Hiper-gerçeklik; Bilgisayar oyunlarının, 3d benzetimlerin, sanal gerçekliklerin vesairenin giderek gerçeğe dahaçok benzemesi durumuna hiper-gerçeklik denir. Eğlence parklarının düşsel dünyaları, sanal gerçeklik vebilgisayar oyunları ile örneklendirilebilir. Otantiklik duygusunun kaybedilişi ve benzetim yapıların gerçek halinegelmesidir. Dilimize hiper-gerçeklik, aşırı-gerçeklik, üst-gerçeklik gibi şekillerde çevrilmiştir.Benzetim yazılımları her disiplin için yüzlerce örneği bulunabilen yazılımlardır. İnsan bedeninin algılanması dahibu benzetim evreninden kaçamamıştır: Kozmetik reklâmlarındaki "kusursuz" insanlar gerçekten var mıdır?Yoksaonların varlığı kozmetik reklâmları aracılığıyla yaratılan, "insan modeli" benzetimi midir? Bu anlamda insanlık birmobius şeridine girmiştir. Artık değerler kalmamıştır, değerin yerine kendi kendini tekrar tekrar yaratan, artıkbir şeyin de taklidi olmayan, sadece kendini tekrarlayan kopya görüntüler kalmıştır.Artık "değer" son tangosunuoynamaktadır. Dünya tıkanma noktasına gelmiştir, çevremizi saran tepkisizlik bu tıkanmanın en büyük kanıtıdır,zira gerçeğin yerine geçmiş benzetimin kusursuzluğu gerçeği sorgulama kavramının dahi içini boşaltmış veiçinde kobay olarak bulunduğumuz tıkanmış sistem haline dönüşmüştür.Disneyland herkesin bildiği gibi bir fantezi dünyasıdır. Oraya çocuklar götürülür. Burada kişiye verilen mesaj"disneyland sahte ve kurgu olandır, disneyland’i gerçek olanla sadece bir çocuk karıştırabilir, sen bir yetişkinsinve gerçeğin ne olduğunu biliyorsun." Böylece sözde gerçek insana kabul ettirilir. Hâlbuki insanın yaşadığı yer debir kurgudur. Disneyland bütün kopya görüntü düzenlerinin iç içe geçmiş olduğu kusursuz bir modeldir.Disneyland her şeyden önce, korsanlar, geleceğin dünyası vb. şeylerden oluşan bir yanılsama ve fantazmoyunudur. Bu düşsel evren kendine düşen görevi başarıyla yerine getirmektedir. Aslında kalabalıkları burayaçeken şey, çelişkileri ve güzellikleriyle gerçek Amerika’nın minyatürleştirilmiş toplumsal bir mikrokosmosunabenziyor olması ve alınan kolektif keyiftir. Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra içeride kuyruğa girer ve sonundadışarıya yapayalnız ve kendi halinize terkedilmiş olarak çıkarsınız. Bu düşsel evrendeki tek olağanüstü şeyiçerideki kalabalıktan yayılan sıcaklık ve sevecenliğin yanı sıra insana pek çok değişik duygu yaşatan bolmiktarda oyun ve oyuncağın varlığıdır. Bir yoğunlaşma kampına benzeyen otoparkla içerideki kalabalık arasındatam bir tezatlık vardır. Bir başka deyişle içerideki bin bir oyuncak insanları bir nehir misali oradan orayasürüklerken, dışarı çıkan insan yalnızlığına araba-oyuncağına doğru ilerlemek zorunda kalmaktadır.Disneylanddaki düşsellik ne gerçektir ne de sahte. Burası gerçeğe özgü bir düşselliği, gerçeğe simetrik birşekilde yeniden dönüştürebilmek amacıyla tasarlanmış bir caydırma makinesidir. Bu çocuksu düşselliğe özgüsefalet ve yozlaşmışlığın nedeni de zaten budur. Bu evrene çocuksu bir görünüm verilmek istenmesinin nedeni,yetişkinlere özgü "gerçek" ve başka bir evren bulunduğu düşüncesini onaylatma arzusudur. Disneyland birçocuksuluğun gerçek anlamda her yere hâkim olduğunu gizleyebilmek için yetişkinlerinde buraya gelerekçocuklaşmalarına olanak tanımak gerçekte çocuk olmadıklarına inandırma amacıyla kurulmuş bir evrendir.Gerçeklik diye algılanan imgeler, göndereni olmayan bir imgelem sistemine dönüşmüşlerdir, bu bağlamdabenzetim gerçeğin yerine almış, gerçek denilen şeyin içini boşaltmıştır. Tamamen olduğundan farklı bir yereoturtulmuştur bu oturtulma operasyonu ile ne amaçlandığını da aslında benzetim kuramı açıklamaktadır, birpostmodernizm benzetimi yaratılmıştır ve bu yazıda bu benzetimin bir parçası haline getirilmek istenmektedir.Örnekleri ile içinde bulunduğumuz çağı; tarihsel, toplumsal, kültürel, politik ve ekonomik süreç içindebulunduğumuz yeri anlamaya yönelik bir girişimdir ve bu konuda kendi başına başarılı bir çözümlemedir.Sanal gerçeklik; "daha iyi bir yaşama yönelik düşlerimizi, gerçek dünyada gerçekleyebilmek için bir şeyleryapmamıza yardımcı olan ya da bu doğrultudaki birikmiş sıkıntımızı sanal elma şekerleriyle boşaltarak deşarjeden bir oyun bir sanal cennet"tir. Bilgisayar grafikleri ile gerçek zamanlı oluşturulan ve kullanıcının kendisinitümüyle içinde hissettiği, etkileşimde bulunabildiği, kullanıcının hareketlerine göre değişime uğrayan sanalortamlar yaratmak ile uğraşan bilim ve sanat dalıdır. Oluşturulan sanal ortamda var olma hissiyatı uygungörüntüleme ve hareket algılama cihazları kullanılarak mümkündür. Bu tekniklerle kurulan ortamda kişi birsanal karakter ile temsil edilir ve var olma hissiyatının artırılması için duyarlı eldiven gibi dokunmayı da algılayanaletlerin de kullanılması, bu ortamların özellikle ses ile desteklenmesi gerekir. İnsanlara hayal ortamındafantastik ya da bilimsel yolculuklar yapma imkânı sağlamaya elverişli bir teknoloji ki başlangıcı 1920li yıllara
  4. 4. dayanır. O dönemlerde simülatörler yardımı ile sağlanan bu teknoloji kısa bir zaman sonra kafaya takılan başlık,gözlük ve sanal gerçeklik bakaçlarına yerini bırakmıştır.Günümüzde ise üç boyutlu bilgisayar canlandırmaları yardımıyla sağlanan gerçek olmayan bir ortamdır. Bir neviinsan beynini yanıltmaya dayanır. İnsanin duyularıyla, sanal ortamı birleştirerek kişiyi, o ortamın bir parçasıhaline gelmiş hissettirir. Uçak simülatörlerinde, pilot kabinine göre tasarlanmış olan ortamda hareketlilik vardır.Pilot adayının hareketlerine göre kabin harekete geçer. Bu anlamda bir çelişkiyi de göz ardı etmemek gerekir.Burada, sanallık gerçekliğe öykünen/özenen bir kullanıma sahiptir. Sanal gerçeklik, yalın gerçekliğebenzedikçe/yaklaştıkça başarıya ulaşmış sayılır. Oysa düşlerin gerçeklenme tutkusu bambaşka bir talebegönderme yapar. Gerçeklemek istediğimiz düşler, mevcut gerçekliğe sığmayan, onu asan ve ondan dahamükemmel şeylerdir. Düşlerimiz, gerçeklik statüsüne geçmek ama daha iyi bir yeni gerçekliğe dönüşmek ister;mevcut gerçekliği olabildiğince iyi taklit etmek değil. Bu haliyle, sanal gerçeklik, özgürleşmeyi değil, yalnızca,mevcut toplum düzeninde gereksiz baskılarla kuşatılmış alanları, toplumsal düzeni değiştirmeyecek ve onutehdit edemeyecek bir formda acı çeken bireylere açmak; onları, sahte bir özgürlük oyunuyla uyutmakanlamına gelmektedir.Bilgisayar ve insan arasındaki iletişimi sağlayan monitör, klavye, fare , duyarlı eldivenler, 3d gözlükler, insan eli,parmağı, kolu, gözü, ağız’ı vs benzeri aygıt ve organların bypass edilerek, veri giriş-çıkısı işleminin direktbilgisayar ve insan beyni arasında kurulmasının başarılmasıyla tüm değer ve alışkanlıkları değiştirecek olanteknolojik gelişmenin sonucunda; tüm rüyalar gerçek, tüm gerçekler sanal olacaktır, gerçekleri aşmak olarak datanımlanabilecek bir kavramdır.Sanal gerçeklik tabii ki sadece simülatörler için tasarlanmış bir teknoloji değildir. Bu yolla, gündelik/pratikhayata yönelik gelişmeler doğrultusunda, hayati kolaylaştıracak çok ilginç işler yapılabilmek de mümküngözükmektedir. Örneğin,;sanal toplantı; sanal alış veriş merkezleri; internet bankacılığı, sanal ofisler ya daevinden çıkmayan bir cerrah, acil bir ameliyatı evindeki ve hastanedeki aletler yardımıyla hemen orada,yapabilmesi gibi...Kurgunun, bir başka kurgu aracılığıyla nasıl gerçek olarak kabul edildiğine tanıklık etmişsinizdir. Post-yapısalcıfelsefede sıklıkla söz edilen simulakrum ve benzetim evrenine bakacak olur isek; Benzetim, Jean Baudrillardagöre orijinali, gerçeği, ilk örneği olmayan; kendisi zaten kopya olan bir şeyin kopyasını anlatan terimdir. Artıkher kavram televizyonlarda görselliğe dönüşürken, insanlar bu rahatlık sayesinde herhangi bir şeyiderinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerineyüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey bu durumusadece -çaresizlik içinde- izlemektedir; her şeyin farkındadır. Birey televizyonda bir iç savaşı, herhangi birtuvalet kâğıdı reklâmıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra iç savaş devam etse bileonun için bitmiştir. İşte bireyin yasadığı bu evren benzetim evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir vecansızdır diyerek benzetim evrenini bir çırpıda anlatır.Kutsal kaynaklarda sıkça bahsedilen olduğumuz durumun, yerin bir benzetim olduğunun altı çizilerekvurgulanmaktadır. Bu kadar sık vurgulanması inanışların kendi yapısından gelebilir ancak gösterilenler,anlatılanlar ortaktır;“onlar, dünya hayatından yalnızca dışta olanı bilirler.” rum/7“öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın...” fatır /5“senin önünde garibiz atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir.” * i. tarihler, bap29, 15“bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, tutkulu bir oyalama, bir süs, kendi aranızda bir övünme, mal veçocuklarda bir çoğalma-tutkusudur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin hoşuna gitmiştir, sonra
  5. 5. kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir.” ,“ dünya hayatı, aldanış olanbir görüntüden başka bir şey değildir.” hadid /20Deleuze, benzetim, gerçeğin bir imgesini kurarak işler ve baştan çıkarır: yön ve değer yanılsaması verir derkenkişinin onun o evrenin oyunlarını oynaması için ona inanması gerektiğini söyler. İnanmadığımızda bu benzetimevreninin yok olacağını dolaylı olarak anlatmaya çalışırken, birçok günümüz popüler anlatısının bu benzetimkuramından yola çıktığını, bu kuram ile kuvvetlendirildiğini görmekteyiz. Bu konuda yazılan yayın ve eleştirilerinçokluğu ise dikkat çekicidir. “benzetimlerin tersinebilirliğini gösterebilenler, benzetimlerin değer yanılsamalarınıyıkarlar”Bir şeyin olası hallerini başka bir şeyin olası halleri cinsinden, haller arasındaki ilişkiyi bozmadan ifade ederken,akla hemen bilgisayar benzetimleri, sosyal duygudaşlık hissi, benzeşim ve eşbiçimlilik kavramları geliyor.Oysatoprak ayağımızın altından kaymış çoktan ve bunun farkında bile değiliz. Bazılarımız farkında belki, ancakfarkında olmak neyi değiştirir, işte bunu kestiremiyoruz. İçinde yaşadığımız dünyanın, yüz yüze bulunduğumuzşeyin bir hiper-benzetim olduğunu kabul eder ve bilirsek, bununla oynamak mümkün olabilir. Değişimkonusunda bir yandan erekbilimsel yani kuralın amacından yola çıkarak yapılan yoruma doğru bir gidişe inanılırçünkü devam eden ve tamamlanmamış bir süreç söz konusudur. Hegel’den devralınmış, ancak bir türlüinandırıcı bir eksene oturtulamamış bu süreç söz; aynı koşullar altında her zaman aynı sonucu vermeyen, fakatyine de amaca doğru ilerleyen bir süreçtir.Baudrillard sadece Schopenhauer dışında özellikle de gerçek ve gerçek olmayan arasındaki ikiliği aşmakkonusunda Hegele de çok şey borçludur. Fakat Alman ekolu ile - tanışmış ve kafa yormuş birisi için,Baudrillard’ın kendisi bir tur benzetim haline gelebilir. Bir de unutmamak lazım ki, Baudrillard bir post-foucaultfelsefeci-sosyolog olarak sabit bir şeylere inanmaz. Fundamentallar yoktur. Tutunabileceğimiz hiç bir mutlakgerçek yoktur. Ne yazık ki, bu da Baudrillard’ın keşfettiği bir şey değildir. Sinema için harika bir arka plan sağlarçünkü sinema görüntülerle uğraşan bir sanat dalı olması nedeniyle. Görüntü ve gerçek her zaman iyi bir karşıtlıkyaratır. Bu karşıtlığın ortadan kalkması - ya da aynılaşması diyelim - bütün hayatımızın bir oyun/bir film olduğuanlamına gelir ki, bu da sinemacıların arayıp da bulamadığı bir şeydir...Bir de, Hegel sonrası felsefecilerin bir kadersizliği var tabii; hepsi Hegel’e göre tavır ve tutum almak zorundalar.Hiç ismini geçirmeseler bile, onu referans alır duruma düşerler. Hegel antik dönemden günümüze dek gelenbütün felsefi sorunları tek bir kalemde çözdüğü ve ikilikleri ortadan kaldırdığı için bir anlamda batı felsefesi’ninson noktasını koymuştur aslında. Hegel sonrası felsefe, klasik anlamda felsefenin dışına kaymıştır; başkadisiplinlere meyletmiş. Sanat, edebiyat, sosyoloji, politika, psikoloji, hatta İngiliz okulunun uğraştığı norobiyolojigibi alanlara kaymıştır. Bu durumda, önümüze gelen metinleri felsefe ile akrabalığı olan metinler duygusu ileokumak başka disiplinlerle ilişkilendirme eğiliminde olmak durumundayız.Mimesis teorisi de tarihin tozlu sayfalarına karışıyor bu arada tabii. Ortada taklit edilecek bir gerçek olmadığızaman suretlerden bahis açmak yersiz olur çünkü. thalese göre gerçeklik suyun, yani elementlerin en bastageleninin ve en indirgenmez olanının ta kendisidir. Ancak heraklitusa göre gerçeklik ateşte bulunur. Platon’agöre gerçekliğin özü rasyonel ruh, Augustine’e göre tanrı, Hobbes’a göre devinim, Hegel’e göre tinin gelişimi,Schopenhauer’a göre istenç, Madam Bovaryye göre aşk, Marx’a göre ise proletaryanın özgürlük yolunda verdiğimücadeledir.Herkesin kendi gerçeği vardır. Aşk ile gerçeklik arasındaki bağıntı ise yüzyıllardır insan beynini meşguletmektedir. Aşk gerçek bir duygu mudur yoksa yalnızca bir yanılsama mıdır? Gerçek yasam hangisidir? Sanatyaşamın neresinde durur? Sanat mı yaşamı ve gerçeği taklit eder yoksa tersi mi? gibi aklımıza pek çok sorugelebilir gerçeklikle ilgili. Kanımızca gerçeklik insan beyninin yarattığı en inandırıcı yanılsamadır."Hepimiz canlı bir benzetim hatta daha beter duyarsız bir caydırma evreninin içine düştük hiper-gerçekliğingerçekliğini de reddeden hiççilik; açıklaması kolay olmayan bir yoldan benzetim ve caydırma sayesinde birgerçekliğe kavuşma olanağına sahip olmaktadır; bu da tarih benzetiminin büyük bir ironisidir "
  6. 6. “Her şey gerçeğin yokluğunun etrafında dönerken” baştan beri yapılmış, yazılmış, herkesin rolünü oynadığı buevren kurgusunda, birazdan rolü bitecek ve evine dönecek bir oyuncudan daha fazla şey olmadığımızı bilerek,hayatın ayinlerinin etrafında mutlu ve huzurluya özenen hayatlarımızla devam edeceğiz. Bir anlamda kendiöykülerine ve kendi kopya görüntülerine gerçekten inanıp bunlar tarafından baştan çıkarılacağız."Yapıyormuş gibi yapmak" gen kodlarımızda bir bit yeniği olduğunu düşünmemize sebep olmaktadır. Bu koddabir şeytan parmağı vardır. Bunca taklidin incelenmesini amaçlayan oyun teorisinin daha yeni yeni ussallığı sınırlıbireylerle ilgilenmeye başlaması ayrıca ironiktir. Sonuç olarak diyebiliriz ki: "yapıyormuş gibi yapmak" bucümleden önceki cümleler topluluğu ile yapılan şeyin ta kendisidir.Bilgisayar benzetimleri doğal olmayan sentetik ortamlarda oynanan birer oyundur.Fizik temelli olduğu sürecegerçekçi problemlere denk düşecek biçimde kullanılabilir.Çoğu kez yapıldığı gibi, göz boyama içinkullanılmamalıdır, kullanılamaz.Sorunumuz; biri iş yapıyorsa, on dördü yol gösteriyor, yani kürekte bir kişi,dümende on dört kişi.

×