• Share
  • Email
  • Embed
  • Like
  • Save
  • Private Content
Kendini bilen evren   richard e reed
 

Kendini bilen evren richard e reed

on

  • 1,564 views

 

Statistics

Views

Total Views
1,564
Views on SlideShare
1,564
Embed Views
0

Actions

Likes
0
Downloads
14
Comments
0

0 Embeds 0

No embeds

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Adobe PDF

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    Kendini bilen evren   richard e reed Kendini bilen evren richard e reed Presentation Transcript

    • İÇİNDEKİLER Filozof kardeşimNripendra Chandra Gosıoamiye Çizimler. 9 Teşekkür 11 Önsöz 17 1. Bölüm BİLİM ve RUHSALLIĞIN BÜTÜNLEŞMESİ Giriş 23 Uçurum ve Köprü 25 Eski Fizik ve Felsefi Mirası 39 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 54 Monistik İdealizmin Felsefesi 86 2. Bölüm İDEALİZM ve KUANTUM PARADOKSLARININ ÇÖZÜMÜ Giriş 105 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneler ve Sebeplerinden Önce Gelen Sonuçlar 107 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 124 Seçiyorum, Öyleyse Varım 160 Einstein-Podolsky-Rosen Paradoksu 171 Realizmin ve İdealizmin Uzlaşması 204
    • 3. Bölüm KENDİNE GÖNDERME: BİR NASIL ÇOK OLURGiriş 217Zihin-Beden Sorununu Araştırmak 219"Kuantum Zihin"i Arayış 235Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşiler. 255 ÇİZİMLERŞuurun "Benliği" 270Psikolojileri Bütünleştirmek 284 - 1. Kuantum sıçraması * 57 2. Kararsız yörüngeler. 59 4. Bölüm 3. Bohr yörüngesi ve kuantum sıçrayışı 61 KİŞİNİN YENİDEN BÜYÜLENİŞİ 4. Bir dalganın grafik temsili 64 5. Sabit dalganın ilk armoniği 65Giriş 301 6. Atomun dalga modeli 66Savaş ve Barış 306 7. Elektronların kırınım halkaları 67Dışsal ve İçsel Yaratıcılık 316 8. Dalga paketi 69Buddhinin Uyanışı 332 9. Olasılık dağılımı 71İdealist Bir Ahlak Teorisi 357 10. Sis odasındaki elektron izi 75Ruhsal Neşe 375 11. Elektron yörüngesinin ölçümü 77 12. Eşim ve Kayınvalidem 80Sözlük 3g2 13. Yin-Yang sembolü 87Notlar. 397 14. Çift yarık deneyi 109Kaynakça 408 15. Dalga girişimi H0İndeks 421 16. Bir ekranda girişim deseni 111 17. Bir çift yarık deneyinde elektronların parçacık yapısını gözlemleme 113 18. Çift yarık deneyinde elektronun parçadalga yapısı 115 19. W-Kartal dizilişi 116 20. Gecikmiş-seçim deneyi 118 21. Schrödingerin kedisinin paradoksu 125 22. Bohr-Heisenberg mikroskobu 139
    • 23. Görmenin mekaniği 14024. Yaylı çift yarık deneyi 14325. SQUID üzerinde kuantum girişimi 14526. Von Neumann zinciri 14727. Mahkumun ikilemi 15228. Yönlendirilmiş fotonlarla deneyler. 15529. Einstein-Podolsky-Rosen ilintisi 17230. Fotonlarm gözlenmesinde polarizasyon ilintisi 178 TEŞEKKÜR31. Bell eşitsizliği nasıl doğar. 18532. Resim Galerisi, M. C. Escher. 261 Kuantum mekaniği okuyan bir üniversite öğrencisiyken,33. Çizen Eller, M. C. Escher. .". 263 arkadaşlarımla oturup saatler boyunca "Bir elektron aynı an-34. Uroboros 271 da iki yerde birden olabilir mi?" türünden ezoterik tartışma- lar yapardık. Evet, bir elektronun aynı anda iki yerde birden olabileceğini kabul edebiliyordum; kuantum matematiğinin verdiği mesaj incelikle dolu olmasına rağmen, bu noktada hiç de muğlak değildi. Ancak, sıradan bir nesne -"gerçek" dediğimiz sandalye, masa gibi şeyler- bir elektron gibi davra- nabilir miydi? Bir dalga haline gelip de -dalganın o anlaşıla- maz biçimde, hiç kimse bakmıyorken yaptığı gibi- yayılmaya başlayabilir miydi? Gündelik deneyimlerimizden bildiğimiz nesneler, kuan- tum mekaniğine özgü olan o garip biçimlerde davranmaz gi- bidir. Dolayısıyla şuuraltımızda, mikroskobik parçacıkların davranışının, klasik fizik denilen Newton yasalarıyla yöneti- len makroskobik maddenin geleneksel davranışından farklı olduğunu düşünmeye yönelivermek çok kolaydır. Gerçekten de, birçok fizikçi kuantum fiziğinin paradoksları üstünde ka- fa yorduktan sonra hemen bu çözüme kaçıverir. Dünyayı ku- antum nesneleri ve klasik nesneler diye ayırırlar; ne yaptığı- mın farkında olmamakla birlikte, ben de öyle yaptım. Fizikte sağlam bir kariyer yapmak için, kuantum bulma- lı
    • 12 Teşekkür 13çaları gibi boyun eğmez sorulara pek kafa yoramazsmız. Ku- bu kadar da disiplinlerarası bir proje olabileceğini beklemi-antum fiziği yapmanın pragmatik yolu, bana söylendiğine yordum.göre, hesaplamayı öğrenmekti. Dolayısıyla, uzlaştım ve Bilim kurgu fiziği (bilim kurgu bir anlamda hep hassasgençliğimin o muazzam soruları yavaş yavaş arka plana kay- bir noktam olmuştu) hakkında bir ders verirken, bir öğrencidı. şöyle dedi: "Psikoloji profesörüm Carolin Keutzer gibi konu- Ancak, o sorular ortadan kaybolmadılar. Şartlar benim şuyorsunuz!" Keutzerle biraz çalışmak, büyük bir içgörüyeiçin hayli değişmişti ve rekabetçi fizik kariyerimi karakterize yol açmasa da, beni konuyla ilgili psikolojik literatüre aşinaeden bilmem kaçıncı stres kaynaklı mide yanmasından son- kıldı. En sonunda Mike Posner ve onun Oregon Üniversite-ra, fizik hakkında bir zamanlar hissettiğim coşkuyu hatırla- sindeki bilişsel (kognitif) psikoloji grubunun çalışmalarıyladım. Konuya yaklaşmanın neşeli bir yolu olması gerektiğini tanıştım; bu da araştırmamda hayati bir rol oynadı.fark etmiştim ama evrenin anlamını sorgulayan ruh halimi Psikolojinin yanı sıra, araştırma konum nörofizyolojiyeniden kazanmam ve kariyer yapma amacıyla yaptığım zi- -beyin bilimi- konusunda da hayli bilgili olmamı gerektiri-hinsel uzlaşmaları terk etmem gerekiyordu. Filozof Thomas yordu. Ünlü yunus bilimci John Lilly sayesinde nörofizyolo-Khun bir kitabında, paradigma araştırmasını paradigmaları ji öğretmenimle tanıştım. Lilly, beni bir haftalık Esalen semi-değiştiren bilimsel devrimlerden ayırmaktaydı ve pek yar- nerine katılmaya davet etmişti; Dr. Frank Barr da bir katılım-dımcı oldu. Ben paradigma araştırmasında payıma düşeni cıydı. Eğer benim tutkum kuantum mekaniği ise, Frankinkiyapmıştım; artık fiziğin ön cephesine geçmenin ve bir para- de beyin teorisi idi. Ondan, bu kitabın beyin-zihin ile ilgilidigma değişimi hakkında düşünmenin zamanıydı. bölümüne başlamak için ihtiyacım olan şeyleri öğrenebildim. Tam da bu kişisel yol ayrımı noktasında, Fritjof Cap- Fikirlerimin elle tutulur hale gelebilmesi için gereken birranın Fiziğin Taosu adlı kitabı ortaya çıktı. Kitapla ilgili ilk diğer hayati malzeme de yapay zeka teorileri idi. Bu konudatepkim, kıskançlık ve reddetme olsa da beni derinden etkile- da pek şanslıydım. Yapay zeka teorisinin taraftarlarından bi-mişti. Bir süre sonra kitabın, tam olarak araştırmadığı bir so- ri olan Doug Hofstadter kariyerine bir fizikçi olarak başla-runa yaklaştığını görebilmeye başladım. Capra, mistik dünya mıştı; hocalık yaptığım Oregon Üniversitesinden mezundu.görüşü ile kuantum fiziği arasındaki paralelliklere dalmış Doğal olarak, kitabı çıktığında, buna özel bir ilgi duydum veama bu paralelliklerin sebebini incelememişti. Bunlar rast- önemli fikirlerimden bazılarını Dougun araştırmasından öğ-lantının ötesinde miydi? En sonunda, sorgulama odağımın, rendim.gerçekliğin doğası olacağını anladım. Anlamlı rastlantılar sürdü gitti. Meslektaşlarımdan bir Capranın gerçeklik hakkındaki sorulara girişi tamamen diğeriyle, çok açık fikirli bir şüpheci olan Ray Hymanla yap-temel parçacık fiziğine dayanıyordu ama ben doğrudan yüz- tığım tartışmalar yoluyla parapsikoloji araştırmalarınaleşilmesi gereken en önemli noktaların, kuantum fiziğinin başladım. En önemli rastlantılardan biri de 1984 yazında Lo-nasıl yorumlanacağı sorunu olduğunu seziyordum. İşte, ne Pine/Californiada üç mistikle tanışmamdı: Franklin Mer-incelemeye koyulduğum konu da buydu. Başlangıçta bunun, rell-Wolff, Richard Moss ve Joel Morwood.
    • 14 Teşekkür 15 Bir anlamda, babam Hindistanda bir Brahmin gurusu Daha önce adı geçenlerden çok daha fazlasının bu kita-olduğundan, mistisizmle iç içe büyümüştüm. Ancak okulda, ba katkıda bulunduğu açık: Jean Burns, Paul Ray, Davidgeleneksel eğitimden uzaklaşmaya ve bölümlenmiş bir uz- Clark, John David Garcia, Suprokash Mukherjee, merhummanlık dalı olan bir bilim adamı olarak çalışmaya başlamış- Fred Attneave, Jacobo Grinberg, Ram Dass, lan Stuart, Henrytım. Bu yön, bana çocukluk sempatilerimden uzak olan şey- Stapp, Kim McCarthy, Robert Tompkins, .Eddie Oshins,leri işaret etmekteydi ve bu da geleneksel fizik tarafından ta- Shawn Boles, Fred Wolf ve Mark Mitchell sadece birkaçı.nımlanan nesnel gerçekliğin tek gerçeklik olduğuna inan- Dostların teşviki ve duygusal desteği çok önemliydi; özellik-mamla sonuçlandı; öznel olan herhangi bir şey, atomların ta- le Susanne Parker Barnett, Kate VVilhelm, Damon Knight,rafımızdan deşifre edilmeyi bekleyen karmaşık bir dansın- Andrea Pucci, Dean Kisling, Fleetwood Bernstein, Sherry An-dan kaynaklanmaktaydı. derson, Manoj ve Dipti Pal, Geraldine Moreno-Black ve Ed Tam tersine, Lone Pine mistikleri şuurdan "orijinal, ken- Black, meslektaşım merhum Mike Moravcsik ve özellikle dedini içeren ve her şeyin esası" olarak söz ediyorlardı. Fikirle- sevgili dostumuz merhum Frederica Leigh.ri, başlangıçta bende hayli bilişsel çalkalanmaya yol açmıştı Metni yayımlamam için beni ikna eden ve yayımcıyaama en sonunda, insanın maddeden ziyade şuurun asliliğini bizzat götüren Richard Reede özel teşekkürler. Ek olarak,varsayarak da bilim yapabileceğini fark ettim. Hem, bilimi Richard önemli destek verdi, eleştirdi ve düzeltmelere yar-bu şekilde yapmak sadece gençliğimin bulmacası kuantum dımcı oldu. Şüphesiz eşim Maggie hem fikirlerin gelişmesiparadokslarını değil aynı zamanda psikoloji, beyin ve yapay ve hem de o fikirleri ifade edecek dil konusunda öyle destekzeka ile ilgili yeni paradoksları da deşip kurcalıyordu. verdi ki, o olmasaydı, bu kitap da olmazdı. Yayımcım tarafın- Eh, bu kitap da benim dolambaçlı yolculuğumun son dan sağlanan editörler Aidan Kelly, Daniel Malvin ve özellik-ürünü oldu. Klasik fizik yanlılığımı yenmem ve sonra araştır- le de Bob Shepherd kalpten teşekkürlerimi hak ettiler, tıpkıma yapıp bu kitabı yazmam on ila on beş yıl aldı. Umarım bu projeye inanan yayımcım Jeremy P. Tarcher gibi. Hepinizegayretlerimin bu ürünü, zamanınıza değer. Rabindranath Ta- teşekkür ederim.goreun dediği gibi: Dinledim Ve baktım Açıık gözlerle. Rııhıımu akıttım Dünya içine Bilinmeyeni aradım Bilinenin içinde. Ve yüksek sesle şakıdım Hayret içinde.
    • ONSOZ Kısa bir süre öncesine kadar biz fizikçiler, en sonundatüm araştırmalarımızın sonuna geldiğimize inanmıştık: Yo-lun sonuna gelmiştik ve mekanik evreni, tüm muhteşemliğiiçinde mükemmel halde bulmuştuk. Eşyalar davrandıklarışekilde davranıyorlardı çünkü geçmişte oldukları şekilde ol-muşlardı. Olacakları şekilde olacaklardı çünkü olduklarışekildeydiler, falan filan. Her şey Newtoncu-Maxwellci kü-çük pakete pek güzel sığmaktaydı. Doğanın davranışına ger-çekten uyan matematiksel denklemler vardı. Bir bilimsel ma-kalenin sayfasındaki bir sembol ile uzayda ve zamandaki enküçüğünden en büyüğüne nesnelerin hareketi arasında birebir bağlantı vardı. Yüzyılın, kesin olarak söylersek on dokuzuncu yüzyılınsonuydu ve ünlü A. A. Michelson, fiziğin geleceği hakkındakonuşurken, bunun "zaten elde edilmiş sonuçlara birkaç on-dalık basamak daha eki emek" ten ibaret olacağını söylemişti.Dürüst olmak gerekirse, bu sözü söylerken ünlü Lord Kel-vinden alıntı yapmaktaydı. Aslında, fizik dünyasında her şe-yin ufku örten iki kara bulut dışında mükemmel olduğunusöyleyen Kelvindi. Sonradan bu iki bulutun Turnervari-Newtoncu manza-ranın üstündeki güneşi örtmekle kalmayıp, bu manzarayı 17
    • 18 (hısöz 19noktalar, lekeler ve dalgalardan oluşan Jackson Pollock imza- zamandan maddeye tüm o zikzaklarına, kara delikler denenlı kafa karıştıran soyut bir resme dönüştürdüğü ortaya çıktı. kara bulutlarına rağmen, tüm rasyonel zihnimiz tam yol ile-Bu bulutlar, artık çok ünlü olan şu her şeyin kuantum teori- ri çalışmaktayken bile, yine de bir gizemler, paradokslar vesinin öncülleriydi. bir türlü birbirine uymayan bulmaca parçalarıyla kalakalıyo- Demek ki, bir kez daha yüzyılın, kesin olarak söylersek ruz.yirminci yüzyılın sonundayız ve bulutlar, fiziğin kuantum Ama biz fizikçiler pek inatçıyızdır ve şu atasözündekidünyasını bile örtmek üzere bir kez daha toplanıyorlar. Tıp- pireyle birlikte yorganı da yakmaktan korkarız. Yüzümüzükı önceki gibi, Newtoncu manzaranın hayranları hala mev- sabunla köpürtüp traş ederken tüm o fazlalık "tehlikeli var-cut. Bu manzara uzay gemilerinden otomobillere, uydular- sayımları" kesip attığımızdan emin olmak için Occam ustu-dan konserve açacaklarına dek geniş bir mekanik fenomen rasını1 kullanıyoruz. Yirminci yüzyılın sonundaki soyut sa-yelpazesini açıklamada hala işe yarıyor; ancak nihayetinde nat biçimini örten bu bulutlar nelerdir? Hepsi de tek cümley-kuantum soyut resminin, bu Newtoncu manzaranın görü- le özetlenebilir: Evren, o evreni algılayan biri olmaksızınnüşte rastgele noktalardan (kuanta) oluştuğunu göstermesi mevcut değilmiş gibi görünmektedir.gibi, hala birçoğumuz her şeyin, hatta kuantum noktalarının Eh, bir düzeyde bu kesinlikle manalıdır. "Evren" keli-altında bile nihayetinde bir tür nesnel mekanik düzen oldu- mesi bile bir insan yapısıdır. Öyleyse evren dediğimiz şeyin,ğuna inanmaktayız. insan varlıkları olarak bizim sözcük üretme kapasitemize da- Görüyorsunuz ya, bilim, eşyanın olduğu ya da olması yanması bir bakıma anlamlıdır. Ama bu gözlem, basit bir se-gereken yolla ilgili çok temel bir varsayımla ilerlemektedir. mantik** sorunundan daha derin midir? Örneğin, insan var-Bu varsayım, okuyacağınız bu kitapta Amit Gosvvaminin, lıkları olmadan önce evren var mıydı? Vardı gibi görünmek-Richard E. Reed ve Maggie Goswaminin yardımıyla sorgu- ledir. Biz maddenin atomik yapısını keşfetmeden önce, etraf-ladığı şeyin ta kendisidir. Çünkü bu varsayım, tıpkı bir yüz- ta atomlar var mıydı? Aynı şekilde, mantık; doğa yasalarının,yıl önceki bulutlu ataları gibi, sadece bir yüzyılın sonunu de- kuvvetlerin ve sebeplerin vs., bizler atomlar ve atomaltı par-ğil, ayrıca bildiğimiz haliyle bilimin de sonunu işaret ediyor çacıkları bilmezken bile kesinlikle mevcut olması gerektiğinigibidir. Bu varsayım orada, "dışarıda" gerçek, nesnel bir ger- söylemektedir.çekliğin mevcut olduğu varsayımıdır. Ama şu anki fizik anlayışımızın, nesnel gerçeklik hak- Bu nesnel gerçeklik katı bir şeydir; kütle, elektrik yükü, kında sorgulamaya kalktığı sorular da bunlardır. Örneğin,momentum, açısal momentum, spin, mekandaki konum ve basit bir parçacığı, bir elektronu ele alalım. Bu küçük bireylemsizlik, enerji diye ifade edilen zaman içinde sürekli madde parçası mıdır? Öyle olduğunu, sürekli öyle davrandı-mevcudiyet ve mikrodünyanın daha da derinlerinde garip- ğını varsaymanın açıkça yanlış olduğu ortaya çıktı. Çünkülik, cazibe ve renk gibi özelliklere sahip şeylerden yapılmış- * Occam usturası: Orta Çağ düşünürü Occamlı Guillaumeın felsefedeki metafiziktır. Ve bulutlar yine de toplanmaktadır. Çünkü nesnel dünya kavramları dışlama amacıyla oluşturduğu "ustura" fikrine atıf yapılmaktadır. Ç.N.hakkında bildiğimiz tüm şeylere, onun mekandan zamana, Semantik: Anlamla ilgili, anlamsal. Ç.N.
    • Önsöz 2120biz bir parçacığı sadece ve sadece gözlemlediğimizde, sanki nu söyleyen; bir şeyin aynı anda iki yerde birden olamayaca-tek bir parçacık gibi "görünen" sonsuz sayıda olası elektron- ğını söyleyen nesnel dünyanın- düşüncemizin bir illüzyonudan oluşan bir bulut gibi görünmektedir. Dahası, tek bir par- olduğunu göstermektedir.çacık değilken, Einsteinın maddesel olan hiçbir şey ışıktan Öyleyse ne yapabiliriz? Cevabı bu kitapta olabilir. Yazar,hızlı gidemez yolundaki kaygısıyla çelişen şekilde ışık hızını Batılı zihinlerimiz için öylesine garip bir hipotez ileri sürüyorda aşan hızlarda hareket edebilen, dalgalanan bir dalga ben- ki, Doğulu bir mistiğin saçmalamaları diye otomatik olarakzeri bulut gibi görünmektedir. Ama Einsteinın endişesi yer- bir kenara atılabilir. Bu hipotez, eğer "orada" şuurdan ba-sizdir çünkü bu şekilde hareket ettiğinde artık o maddesel bir ğımsız bir nesnel gerçeklik olduğu yolundaki değerli varsa-parçacık değildir. yımımızdan vazgeçebilirsek, yukarıda sözü edilen tüm para- Bir başka örnek olarak da iki elektron arasındaki etkile- dokslar açıklanabilir ve anlaşılabilir, demektedir. Hatta evre-şimi ele alalım. Kuantum fiziğine göre, iki elektron arasında nin "kendinin farkında olduğunu" ve fiziksel dünyayı yara-çok büyük uzaklık bırakılarak onlar üstünde yürütülen göz- tanın şuurun ta kendisi olduğunu da söylemektedir.lemler, aralarındaki iletişimin ışıktan hızlı olması gerektiğini Goswami "şuur" kelimesini kullanırken, sizin ya da be-işaret etmektedir. Ancak bu gözlemlerden önce, yani şuurlu nim ima edeceğimizden belki de çok daha derin bir şeyi imabir gözlemci ortada yokken, bağlantının biçimi bile tamamen etmektedir. Onun sözcükleriyle şuur aşkın* -mekan-zamanmbelirsizdir. Ve üçüncü bir örnek olarak, fiziksel bağ koşulları dışında, yerel olmayan ve her yerde etkin- bir şeydir. Tek ger-altındaki bir elektron gibi bir kuantum sistemi belirsiz çeklik odur ama bizler onu ancak gözlemlenebilir süreçleri-görünebilir; ancak bu belirsizlik, kesinlik unsurlarına ayrıla- mizin maddesel ve zihinsel unsurlarını doğuran eylemler yo-rak analiz edilebilse de bunlar bir biçimde baştaki belirsizli- luyla şöyle bir görebiliyoruz.ğe eklenmektedir. Derken, Gordiyon düğümünü kesen Peki, bunu kabul etmek bizim için niye bu kadar zor?devasa bir İskenderi andıran gözlemci sahneye girer ve Belki de sevgili okuyucu, bunu kabul etmenin sizin için zorsadece elektronu gözlemleme eylemiyle belirsizliği tekil, olduğunu söylerken önyargılı davranıyorum. Belki de bu hi-kesin ama tahmin edilemez bir hale sokarak çözer. potezin zaten bariz bir şekilde kendini kanıtladığını düşün- Sadece bu değil, kılıç darbesi gelecekte elektronun şim- mektesiniz. Eh, ben de bazen bu düşünceyle pek rahat oluyo-di hangi halde olduğunu belirlerken de inebilir. Çünkü artık rum ama derken bir sandalyeye çarpıyor ve bacağımı acıtıyo-şu anda yaptığımız ve söyleyebileceğimizi geçerli biçimde rum. O eski gerçeklik hemen üstün geliyor ve mekanda san-belirleyecek gözlemlerin bile geçmişe ait olduğu olasılığına dalyenin benimkinden küstah bir biçimde ayrı ve farklı olansahibiz. konumuna lanetler okurken, kendimi sandalyeden ayrı "gö- rüyorum". Goswami işte bu konuyu hayranlık uyandıran bi- Böylece, bir kez daha yolun sonuna geldik. Etrafta fazla- çimde ele alıyor ve benim ve sandalyenin şuurdan ortaya çık-sıyla kuantum garipliği var; çok sayıda deneyin sonuçları, lığı yolundaki tezini genelde eğlenceli örneklerle açıklıyor.nesnel dünyanın -zaman gibi ileri doğru işleyen; uzaktan ey-lemin, özellikle de uzaktan anında eylemin imkansız olduğu- * Aşkın: transandantal, müteal. Ç.N.
    • 24 Goswami/nin kitabı, bilim ve ruhsallık arasındaki asırlıkuçurumun üstüne bir köprü kurma girişimidir; yazar, hipote-zinin bunu başardığına inanıyor. İdealist monizm ve bu ide-alizmin tek başına bile kuantum fiziğinin paradokslarını çöz-düğüne dair anlatacağı çok şey var. Daha sonra yine asırlıkzihin ve beden ya da zihin ve beyin meselesine bakıyor ve şu-urun her şey olduğu yolundaki köprüler kuran hipotezinin 1. BölümKartezyen ayrımı nasıl iyileştirdiğini ve eğer merak ediyorsa-nız, özellikle de tek bir şuurun nasıl bu kadar çok ayrı şuur-lar olarak görünebildiğini gösteriyor. En sonunda, kitabınson kısmında yirmi birinci yüzyıla doğru kara bulutlarıniçinden el yordamı ile geçmeye çalışan bizlere bir umut ışığı BİLİM ve RUHSALLIGINsunuyor; bu hipotezin aslında kişinin kendi çevresiyle yeni- BÜTÜNLEŞMESİden büyülenişini sağlayacağını anlatıyor, ki bu gerçekten deihtiyaç duyduğumuz bir şey. "Gerçekten anlaşılması için sa- Bugün dünyaya kritik düzeyde bir karmaşa nüfuz etmiştir.dece ve sadece şuurun deneyimlenmesi gerekir," denilen Yaşamın ruhsal unsurlarına -şuurun yaşamsal gerçekliğine, değer-mistik hakikatin farkına vardığında, kendi teorisini nasıl de- lere ve Tanrıya- inancımız, bilimsel materyalizmin dur durak bil-neyimlediğini açıklıyor. mez saldırıları altında aşınmaktadır. Bir yandan, materyalist dün- Bu kitabı okurken, ayrıca bunu da hissetmeye başladım. ya görüşüne dayanan bir bilimden türeyen yararları da hoşnutluk-Bu hipotez samimi ise, siz de bunu deneyimleyeceksiniz, de- la karşılıyoruz. Öte yandan, hüküm süren bu dünya görüşü yaşa-mektir. mın manası hakkındaki sezgilerimizi tatmin etmekte başarısız kalı- yor. Fred Alan Wolf, Fizik Doktoru Son dört yüzyıl içinde, bilimin ancak her şeyin maddeden Dreaming Universe (Düşleyen Evren), Taking the Quantum Leap (Kuantum Sıçrayışı Yapmak) -boşluktaki sözde atomlardan- yapıldığı fikri üstüne inşa edilebile- ve diğer kitapların yazarı ceği inancını derece derece benimsedik. Materyalizmi, günlük ya- La Conner, Washington şantımızın en bildik deneyimlerini açıklamadaki başarısızlığına rağmen, tartışmasız olarak kabul ettik. Kısacası, tutarsız bir dün- ya görüşümüz var. Bu halimiz yeni bir paradigmaya, zihin ve ru- hu bilimle bütünleştirecek birleştirici bir dünya görüşüne duyulan talebi körüklüyor. Ancak yeni bir paradigma ortaya çıkmış değil. 23
    • 24 Bu kitap böyle bir paradigmayı önermekte ve dünya dinlerinikuşatan, tüm insanlık halini anlamak için onlarla uyum içinde ça-lışan bir bilimi nasıl geliştirebileceğimizi göstermektedir. Bu yeniparadigmanın merkezinde, modern bilimin kadim bir fikri doğrula-dığının kabul edilmesi yatar: Var olan her şeyin temelinin maddedeğil, şuur olduğu fikri. Bu kitabın ilk bölümü yeni fiziği ve idealist monizm felsefesi- UÇURUM ve KÖPRÜnin modern bir versiyonunu tanıtmaktadır. Bu iki sütun üstüne,söz verilen yeni paradigmayı, bilim ve din arasındaki uçurumun iki Garip bir adamın yırtılmış bir karikatürünü andıran birkıyısını birleştiren bir köprüyü inşa etmeye girişeceğim. İkisi ara- şeyin beni çağırdığını görüyorum. Burada ne yapıyor? Böyle-sında alışveriş ola. sine parçalanmış bir halde nasıl var olabilir? Ona ne diyece- ğim? Sanki aklımı okurcasına, işkence görmüş şekil konuşu- yor: "Bu halimde, bir ad ne fark yaratacak ki? Bana Guernica de. Ben, şuurumu arıyorum. Şuura hakkım yok mu?" Bu adı tanıyorum. Guernica, üstat Pablo Picassonun ay- nı adlı küçük bir İspanyol köyünün faşistlerce bomba- lanmasına karşı bir protesto olarak yaptığı tablonun adı. "Peki," diyorum, onu rahatlatmak için. "Eğer bana tam olarak neye ihtiyacın olduğunu söylersen, belki yardım ede- bilirim." "Öyle mi düşünüyorsun?" Gözleri ışıldadı. "Belki de davamı savunabilirsin?" Özlemle bakıyor bana. "Kime karşı? Nerede?" diye soruyorum merakla. "İçeride. Ben burada şuursuz terk edilmişken onlar içer- de bir parti veriyorlar. Belki şuurumu bulabilirsem, tekrar bütün olabilirim." "Onlar kim?" diye soruyorum. "Bilim adamları, neyin gerçek olduğuna karar verenler." "Ah! Durum o kadar kötü olamaz o zaman. Ben bir bi- 25
    • 27 29 Uçıırum ve Köpriilim adamıyım. Bilim adamları açık fikirli insanlardan oluşan bir etkide bulunuyoruz."bir gruptur. Gidip onlarla konuşacağım." "Hayır. Hayır. Hayır," diye gürledi sorgulayıcım. "Göz- lemlediğimizde paradoks yok. Gözlemlemediğimizde nesne- Partidekiler, Bermuda üçgeni adaları gibi üç ayrı gruba nin aynı anda iki yerde birden olabilme paradoksu geri geli-bölünmüş. Bir an için duraksayıp, bu gruplardan birine doğ- yor. Açıkçası, paradokslardan kaçınmanın yolu, gözlemlerru yaklaşıyorum. Muhabbet pek koyu. Kuantum fiziği hak- arasında bir nesnenin nerelerde olduğu hakkında asla konuş-kında konuşuyorlar. Fizikçi olmalılar. mamaya yemin etmek." "Kuantum fiziği, deneysel olarak gözlemlediğimiz olay- "Ama ya biz, şuurlarımız, kuantum nesneleri üstündelar için tahminler verir, fazlasını değil," diyor saçlarına ak gerçekten de derin bir etkiye sahipsek?" diye ısrar ettim. Birdüşmüş saygın görünümlü bir beyefendi. "Kuantum nesne- biçimde, bana öyle geliyordu ki, Guernicanın şuuru bu spe-lerinden söz ederken gerçeklik hakkında desteksiz varsayım- külasyonla ilgiliydi.larda bulunmak niçin?" "Ama bu, zihnin madde üstünde etkisi anlamına gelir," "Bu cümleden bıkmadınız mı? Tüm bir fizikçi neslinin diye gruptakiler bir ağızdan bağırdılar ve bana sanki kutsalbeyni kuantum fiziğine ilişkin yeterli bir felsefenin altmış yıl bir şeye küfretmişim gibi baktılar.kadar önce1 geliştiğine inanacak biçimde yıkandı. Durum "Ama, ama," diye kekeledim, altta kalmayı reddediyor-böyle değil. Hiç kimse kuantum mekaniğini anlamıyor," de- dum "varsayalım ki zihnin madde üstündeki etkisi hakkındadi bir diğeri; üzgün hali pek açıktı. uzlaşmanın bir yolu var." Daha bu sözler herkesin aklında yer etmemişken, kar- Onlara Guernicanın halini anlattım. "Bakın beyler, bu-makarışık sakallı bir başka beyefendi küstah bir otoriteyle rada toplumsal bir sorumluluğunuz var. Fizik yapmanın ge-konuştu: "Bakın, bağlamı doğru görelim. Kuantum fiziği leneksel, nesnel biçiminin kuantum nesneleriyle pek işe yara-nesnelerin dalgalarla temsil edildiğini söyler. Nesneler dal- madığını altmış yıldır biliyorsunuz. Paradokslar elde ediyo-galardır. Ve dalgalar, hepimizin bildiği gibi, aynı anda iki (ve- ruz. Ancak siz nesnelciliği oynuyorsunuz ve toplumun geriya daha fazla) yerde olabilirler. Ama bir kuantum nesnesini kalanı, bizlerin -şuurumuzun- gerçeklikle çok yakından bağ-gözlemlediğimizde, onu tek bir yerde buluyoruz; burada, lantılı olduğunu kabul etme şansını kaçırıyor. Fizikçiler dün-orada değil ve kesinlikle aynı anda hem orada hem de bura- yadan ayrı değil de dünyada olduğumuzu ve bunun için so-da hiç değil." rumluluk almamız gerektiğini dürüstçe kabul etseler, sıradan Sakallı adam ellerini heyecanla sallıyordu. "Basitçe söy- insanın dünya görüşünde ne etki yapardı, hayal edebiliyorlersek, bu ne anlama gelir? Siz," dedi bana bakarak, "siz ne musunuz? Belki ancak o zaman Guernica, hayır, sadece odersiniz bayım?" değil hepimiz bütünlüğe geri dönebiliriz." Bu meydan okuma karşısında bir an için afalladıysam Saygıdeğer beyefendi araya girdi. "Ancak gece karanlı-da hızla kendime geldim. "Eh, öyle görünüyor ki gözlemleri- ğında ve çevrede hiç kimse yokken, kuşkularım olduğunumiz ve dolayısıyla bizler kuantum nesneleri üzerinde derin kabul edeceğim. Belki de bir fırsat kaçırıyoruz. Ama annem
    • 28 29 Uçıırum ve Köpriibana şüphe içinde olduğumda cahili oynamanın daha iyi ol- ruz."duğunu öğretti. Şuur hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Şuur "O zaman şuur nedir?" diye dürtükledi genç adam.psikolojiye aittir, şurada duranlara," diyerek köşedeki grubu Hey, bu harika bir zamanlamaydı. Bulmaya geldiğim şe-eliyle işaret etti. yin ta kendisi: psikologların şuuru nasıl düşündükleri! Guer- "Ama," diye keçi gibi inat ettim, "varsayalım ki şuuru, nicanın şuuru üstünde kontrolü olanlar bunlar olmalıydı.davranışlarını makul hale getirmek üzere kuantum nesnele- "Merkezi işlem birimi şuur, bilgisayarın kumanda mer-rinin etkileyen etken olarak tanımladık. Eminim eğer sizler kezi gibidir," diye cevapladı kadın sabırla.de bana katılırsanız, psikologlar bu olasılığı dikkate alacak- Sorgulayıcısı bu cevapla tatmin olmamıştı, bastırdı:lardır. Hadi gelin kartezyen dünya görüşümüzü hemen şim- "Eğer tüm girdi-çıktı performansımızı, ilkesel olsa bile, bilgi-di çatlatalım." Guernicanın şuurunu kazanma şansının bu sayar devrelerinin faaliyeti bazında açıklayabilirsek, o zamaninsanları biraraya toplamadaki başarıma dayandığına artık şuur zaten kesinlikle şart görünmüyor."2kesin gözüyle bakıyordum. Kendimi tutamadım. "Lütfen şuurdan hemen vazgeç- "Şuurun atomları nedensel olarak etkilediğini söylemek meyin. Arkadaşım Guernicanın ihtiyacı var." Onlara Guer-Pandoranın kutusunu açmaktır. Bu, fiziği baş aşağı ederdi; nicanın sorununu anlattım.fizik kendi kendine yetmez olurdu ve bizler de inanılırlığımı- Kulağa adeta eski fizikçi dostumun bir yankısı gibizı yitirirdik." Konuşan seste, "son sözümüz bu" havası var- gelen, zarif giyimli bir beyefendi öylesine araya girdi: "Amadı. Daha önce duyduğum bir ses de "Hiç kimse kuantum me- bilişsel psikoloji henüz şuur için hazır değil.3 Henüz onu na-kaniğini anlamıyor," diyordu. sıl tanımlayacağımızı bile bilmiyoruz." "Ama Guernicaya şuuru için ricacı olacağıma söz ver- "Size bir fizikçinin şuur tanımını verebilirim. Kuantumdim! Lütfen, dinleyin beni," diye protesto ettim ama hiç kim- kuramından.^."se dikkatini vermiyordu. Bu grup içinde bir varlıksız ya da Bu son söz ilgilerini çekti. İlk önce, kuantum nesnele-tıpkı Guernica gibi bir şuurlu-olmayan haline gelmiştim. rinin birden daha çok noktada mevcut olacak şekilde ya- yılmış dalgalar olduklarını ve şuurun bu dalgaları odakla- Psikologları denemeye karar verdim. Onları köşelerin- yan ve böylece onları tek yerde gözlemleyebilmemizi sağ-deki fare kafesleri ve bilgisayar yığınından tanımıştım. layan etken olabileceğini anlattım. "Ve sorununuzun çözü- Becerikli görünen bir kadın genç bir adama bir şeyler mü işte bu," diye önerdim. "Şuur tanımını fizikten alabilirsi-açıklıyordu. "Beyin-zihnin bir bilgisayar olduğunu varsaya- niz! Ve sonra belki Guernicaya yardım edebilirsiniz."rak, davranışçı fare yarışının ötesine geçmeyi ümit ediyoruz. "Ama siz işleri birbirine karıştırmıyor musunuz? Fizik-Beyin, bilgisayarın donanımıdır. Aslında beyinden başka bir çiler her şeyin atomlardan -kuantum nesnelerinden- yapıldı-şey yoktur; gerçek olan odur. Ancak, beynin donanımının ğını söylemezler mi? Eğer şuur da kuantum nesnelerindenhalleri, zaman içinde bağımsız işlevler yürütürler, tıpkı bilgi- oluşmuşsa, nasıl olur da onlar üstünde nedensel etkide bulu-sayar yazılımları gibi. İşte donanımın bu hallerine zihin diyo- nabilir? Düşünün beyefendi, düşünün."
    • 2930 Uçıırum ve Köprii Biraz paniğe kapıldım. Eğer bu psikologlar neden söz et- Hayır, şuur, beyin üstünde nedensel etkiye sahip olabilmektiklerini biliyorlarsa, bırakın Guernicanınkini, benim şu- için beyinden ayrı bir unsur olmalıdır. Şuur, maddesel dün-urum bile bir illüzyon demekti. Ama psikologlar ancak her yanın dışında ayrı bir dünyaya aittir."5şey, şuur da dahil her şey, gerçekten de atomlardan oluştuy- "Ama o zaman bu iki dünya nasıl etkileşir? Bir hayalet,sa haklıydılar. Birdenbire, bir başka olasılık zihnimde çakı- bir makineye etki edemez."verdi! Ve ağzımdan kaçırdım: "Hep yanlış yapıyorsunuz! Saçını atkuyruğu yapmış bir adam gülerek, kabaca ara-Her şeyin atomlardan yapıldığından emin olamazsınız, bu ya girdi ve "Her ikiniz de saçmalıyorsunuz. Tüm sorunları-sadece bir varsayım. Bunun yerine her şeyin, atomlar da da- nız yaratılışı gereği anlamsız olan maddesel dünyada manahil her şeyin şuurdan oluştuğunu varsayın!" aramaya çalışmanızdan doğuyor. Bakın, fizikçiler anlam ol- Dinleyicilerim donakalmış gibiydiler. "Bakın, bu şekilde madığını, özgür irade olmadığını ve her şeyin atomların rast-düşünen bazı psikologlar var. Kabul ediyorum, sizinki de il- gele oyunu olduğunu söylerken haklılar," dedi.ginç bir olasılık. Ama bilimsel değil. Eğer psikolojiyi bir bilim Şuur için ayrı bir dünyayı savunan İngiliz, artık alaycıkonumuna yükseltmek istiyorsak, şuurdan uzak durmalıyız; bir tavırla: "Ve siz söylediklerinizin bir anlamı olduğunu sa-özellikle de şuurun asli gerçeklik olabileceği fikrinden. Üz- nıyorsunuz! Siz, şahsınız atomların rastgele, anlamsız hare-günüz, dostum." Konuşan kadın gerçekten de sempatik gi- ketlerinin bir oyunusunuz ve yine de teoriler üretiyor ve te-biydi. orilerinizin bir anlamı olduğunu sanıyorsunuz." Tartışmaya kendimi de sokuşturdum. "Atomların oyun- Ama hala Guernicanın şuuru için bir ilerleme sağlaya- larında bile mana bulmanın bir yolunu biliyorum. Varsayınızmamıştım. Son gruba yöneldim: üçgenin üçüncü köşesine. ki her şey atomlar yerine şuurdan yapılmış olsun. O zamanOnlar da nörofizyolog (beyin bilimci) çıktı. Belki de esas sö- ne olurdu?"zü geçen yargıçlar onlardı. "Bu fikri nereden buldunuz?" diye meydan okudular. Beyin bilimciler de şuur hakkında konuşuyorlardı ve "Kuantum fiziğinden," dedim onlara.beklentilerim arttı. İçlerinden biri, hayli zayıf olan daha yaş- "Ama beynin makro düzeyinde kuantum fiziği yoktur,"lı bir adama: "Şuur mevcudiyete anlam getiren nedensel bir diye itiraz ederken birleşip hep bir ağızdan, otoriter bir tonlaunsurdur, sana bunu söyleyebilirim. Ama bu beynin görünen açıkladılar. "Kuantum mikro düzey içindir, atomlar içindir.bir fenomeni olmalıdır, ondan ayrı değil. Hem zaten her şey Atomlar molekülleri, moleküller hücreleri ve hücreler demaddeden oluşmuştur; var olan her şey."4 beyni oluşturur. Biz her gün beyinle çalışıyoruz; beynin mak- Zayıf olanı İngiliz aksanı ile konuşarak itiraz etti. "Bir ro-düzey davranışını açıklamak için atomların kuantum me-şeyden yapılma bir şey nasıl olurda yapılmış olduğu şey üze- kaniğini yardıma çağırmaya hiç gerek yok."rinde nedensel etkide bulunabilir? Bu, bir televizyon rekla- "Ama beyni tamamen anladığınızı iddia etmiyorsunuz,mının televizyon setinin elektronik devresi üstünde etkide değil mi? Beyin o kadar basit değil! Biri, beyin anlayabilece-bulunarak kendisini tekrarlaması gibi olurdu. Tanrı korusun! ğimiz kadar basit olsaydı, o zaman biz de onu anlayamaya-
    • 2932 Uçıırum ve K ö p r i icak kadar basit olurduk, dememiş miydi?" mak zorundayız. Şuurumuz ise atomların dansının ikincil bir "Öyle olsa da," dediler, "kuantum fikri şuura nasıl yar- fenomeni -bir epifenomen*- olmak zorunda. Bilimin temeldım edebilir ki?" nesnelliği bunu talep ediyor." Şuurun kuantum dalgasını etkileyişini onlara anlattım."Bakın, eğer şuur atomlardan oluştuysa bu bir paradokstur. Guernicaya döndüm ve yaşadıklarımı üzüntüyle anlat-Ama eğer dünyanın neden yapıldığına ilişkin dünya görüşü- tım. "Bir zamanlar Abraham Maslowun dediği gibi Sahipmüzü değiştirirsek, bu paradoks tatmin edici biçimde çözü- olduğun tek alet bir çekiç ise, her şeye çiviymiş gibi davran-lür. Sizi temin ederim, dünya şuurdan yapılmıştır." Heyeca- maya başlarsın. Bu insanlar da dünyayı atomlardan oluş-nımı ve hatta gururumu saklayamıyordum; bu öylesine güç- muş ve kendilerinden ayrı görmeye alışmışlar. Şuuru, sanrı-lü bir fikirdi. Onların da bana katılmasını rica ettim. sal bir epifenomen olarak görüyorlar. Onlar sana şuur vere- "Üzücü olan şey," diye devam ettim, "eğer sıradan in- mezler."sanlar bizi birbirimize ve dünyaya bağlayan şeyin madde de- "Peki ya sen?" dedi Guernica gözlerimin içine bakarak.ğil de şuur olduğunu bilselerdi, o zaman savaş ve barış, çev- "Sen de bilimin nesnelliğinin arkasına mı saklanacaksın, yok-re kirliliği, toplumsal adalet, dinsel değerler ve diğer tüm in- sa bütünlüğü kazanmama yardım etmek üzere bir şeyler misani gayretlerle ilgili görüşleri radikal biçimde değişirdi." yapacaksın?" Beni tutmuş sarsıyordu artık. "Bu kulağa gayet ilginç geliyor ve inanın bana size sem- Onun yoğunluğu beni rüyamdan uyandırdı. Yavaş ya-pati duyuyorum. Ama fikriniz aynı zamanda kutsal kitaptan vaş, bu kitabı yazmanın bir çözüm olabileceği ortaya çıktı.çıkma bir şeyi de andırıyor. Dinsel fikirleri bilim diye benim-sersek, nasıl yine de güvenilir kalabiliriz ki?" Soruyu soran * * *adeta kendi kendine konuşuyor gibiydi. "Sizden isteğim şuurun hakkını vermeniz," diye cevap- Günümüzde fizikte büyük bir ikilemle karşı karşıyayız.ladım. "Arkadaşım Guernica tekrar bütün olabilmek için şu- Kuantum fiziğinde -yeni fizikte- işe yarayan teorik bir çerçe-ura ihtiyaç duyuyor. Ve bu partide duyduklarımdan anladı- ve bulduk; bu, sayısız laboratuvar deneyini ve fazlasını açık-ğıma göre, bu konuda yalnız sayılmaz. Nasıl olur da hala şu- lıyor. Kuantum fiziği transistörler, lazerler ve süperiletkenlerurun mevcut olup olmadığını bile tartışabiliyorsunuz? Yeter, gibi muazzam biçimde yararlı teknolojilere yol açtı. Ancakyeter demektir. Şuurun varlığı tartışılabilir değil ve siz de bu- yine de deney sonuçlarını çoğu insanın paradoksal, hatta im-nu biliyorsunuz." kansız olarak gördüğü biçimde yorumlamaksızm kuantum "Anlıyorum," dedi atkuyruklu adam başını sallayarak. fiziği matematiğinden anlam çıkaramıyoruz. Kuantumun şu"Arkadaşım, bir yanlış anlama söz konusu. Bizler, hepimiz özelliklerine bakınız:Guernica olmayı seçtik; eğer bilim yapmak istiyorsan sen deböyle yapmalısın. Hepimizin atomlardan yapıldığını varsay- * Epifenomen: İkincil fenomen. Ç.N.
    • 34 Uçurum ve Köprü 35• Bir kuantum nesnesi (örneğin, bir elektron) aynı anda bir- diğini unutma eğilimindeyiz ve bu hatırlatıldığında da sık- den çok yerde olabilir (dalga özelliği). lıkla sinirleniriz.)• Bir kuantum nesnesinin, biz onu bir parçacık olarak göz- Bugün birçok fizikçi materyalist realizmde bir şeylerin lemleyene dek sıradan mekan-zaman gerçekliğinde teza- hatalı olduğundan kuşkulanmakta ama onlara bunca yıldır hür ettiği söylenemez (dalganın çökmesi). iyi hizmet vermiş olan sandalı sallamaktan da korkmaktadır.• Bir kuantum nesnesi burada mevcut olmayı keser ve aynı Sandallarının akıntıya kapıldığının ve yeni bir dünya görüşü anda başka bir yerde belirebilir; aradaki mekandan geçip altıda yeni bir kılavuzluğa ihtiyaç duyduğunun farkında gittiğini söyleyemeyiz (kuantum sıçraması). değiller.• Bir kuantum nesnesinin gözlemimizin neden olduğu teza- Materyalist realizm felsefesine bir alternatif var mıdır? hürü, aynı anda onun bağlantılı ikiz nesnesine de -araların- Materyalist realizm, bilgisayar modelleri bir kenara bırakılır- daki mesafe ne olursa olsun- tesir eder (uzaktan kuantum dı, zihinlerimizin ve özellikle de nedensel açıdan kudretli bir eylem). kendinden şuurlu olma fenomeninin varlığını açıklamakta zorlanmaktadır. "Şuur nedir?" sorusuna materyal realist şö- Bir yorumlama şeması kullanmadan, deneysel verilerle valyece bir tutumla, "önemi yok," deyip geçer. Ancak, eğerkuantum fiziği arasında bağlantı kuramayız. Yorumlayışımız şurlu zihnin oluşturduğu (şuurla ilgili teorilere karşı olanlarda verileri ele alırken kullandığımız felsefeye dayanmakta- da dahil) tüm teorileri ciddiye alacaksak, şuurun önemi var-dır. Bilimde asırlardır baskın olan felsefe (fiziksel ya da dır.materyalist realizm) sadece atomlardan ya da nihayetinde te- Rene Descartes gerçekliği iki ayrı aleme -zihin ve mad-mel parçacıklardan oluşan maddenin gerçek olduğunu, geri de- böldüğünden beri, birçok kişi şuurlu zihnin etki kuvveti-kalan her şeyin maddenin ikincil fenomeni, yapı taşı olan ni düalizm içinde rasyonalize etmeye çalıştı. Ancak bilim,atomların sadece bir dansı olduğunu varsaymaktadır. Bu düalist bir felsefenin savunulabilirliğinden şüphe etmek içindünya görüşüne realizm ya da gerçekçilik denir; nesnelerin zorlayıcı sebepler sunmaktadır: Zihin ve madde dünyaları-gerçek olduğunu ve öznelerden, bizlerden ya da onları nasıl nın etkileşebilmeleri için, enerji alışverişi yapmaları gerekir;gözlemlediğimizden bağımsız olduklarını varsayar. ancak biliyoruz ki maddesel dünyanın enerjisi sabittir. O za- Ancak her şeyin atomlardan yapıldığı fikri, kanıtlanma- man kesinlikle tek bir gerçeklik olmalıdır. İşte kısır döngü:mış bir varsayımdır; her şey için geçerli, doğrudan bir kanıta Eğer tek gerçeklik maddesel gerçeklik ise, şuur anormal birdayanmamaktadır. Yeni fizik bizi materyalist realizmin bakış epifenomen olma dışında mevcut olamaz.açısından bakılınca paradoksal görünen bir durumla karşı Öyleyse soru şu: Materyalist realizmin, zihin ve madde-karşıya getirdiğinde, paradoksların bizim kanıtlanmamış nin tek bir gerçekliğin ama madde üstünde kurulmamış birvarsayımımızın yanlışlığından dolayı ortaya çıkabildiği ola- gerçekliğin parçaları olduğu, monist (birci) bir alternatifi varsılığını görmezden gelme eğilimi gösteririz. (Uzun süre ka- mıdır? Ben olduğuna eminim. Bu kitapta önereceğim alterna-bul edilen bir varsayımın sırf bu sebeple bir olgu haline gel- tif, monist idealizmdir. Bu felsefe, düalistliğe (ikiciliğe) tezat
    • 36 37 Uçıırum ve Köprüolarak monisttir (bircidir) ve idealizmdir çünkü idealar (ide- (derecede kabullenmektedir.allerle karıştırılmamalıdır) ve onların şuurunun, gerçekliğin Olgular tam tersini kanıtlar; bilim bir monistik felsefenintemel unsurları olduğu düşünülmektedir; madde ise ikincil gücünün düalizme, yani maddeden ayrı görülen ruh fikrineolarak düşünülür. Başka bir deyişle, (şuur dahil) her şeyin galip geldiğini kanıtlıyor. Bu kitap var olan bilginin desteğiy-maddeden yapıldığını iddia etmek yerine, bu felsefe (madde le, artık dünyada ihtiyaç duyulan monistik felsefenin mater-dahil) her şeyin şuurda mevcut olduğunu ve şuurdan yön- yalizm değil, idealizm olduğuna dair güçlü bir kanıt sunu-lendirildiğini iddia eder. Felsefenin, maddenin gerçek olma- yor.dığını söylemediğine dikkat ediniz; sadece maddenin ger- İdealist felsefede, şuur temeldir; dolayısıyla bizlerinçekliği, -madde de dahil- var olan her şeyin bizzat temeli ruhsal deneyimleri kabul görür ve anlamlı diye değerlendiri-olan şuurun gerçekliğine göre ikincildir. Başka bir deyişle, lir. Bu felsefe, çeşitli dünya dinlerinin kıvılcımı olan insanın"Madde nedir?" sorusunu bir monistik idealist "Şuurdan ruhsal deneyiminin birçok yorumunu barındırır. Bu bakışbaşka bir şey değil" diye cevaplar.* noktasından, çeşitli dinsel geleneklerin kavramlarının da tıp- Bu kitap idealist monizm felsefesinin kuantum fiziğinin kı kuantum fiziğininkiler gibi mantıklı, zarif ve tatmin edicimantıklı, tutarlı ve tatmin edici olan paradoks içermeyen bir hale geldiğini görüyoruz.yorumunu sağladığını göstemektedir. Dahası, zihinsel feno- Kendini bil. Bu, dünyayı organize eden ve ona manamenler -örneğin öz şuur, hür irade, yaratıcılık ve hatta duyu- verenin benliğimiz olduğunun farkında olan filozoflarınlar dışı algılama-, zihin-beden sorunu; idealist monizm ve asırlardır vermiş olduğu öğüttür; onların anlaşılabilir he-kuantum teorisi genel bağlamında yeniden formüle edildi- defi doğanın yanı sıra kendini de bilmekti. Modern biliminğinde basit, tatmin edici açıklamalar kazanmaktadır. Beyin- materyalist realizmi kucaklayışı bunu hepten değiştirdi; do-zihnin bu yeniden formüle edilmiş tablosu, binlerce yıldır ğayla birleşmiş olmak yerine, şuur doğadan ayrı hale geldi;korunan büyük ruhsal geleneklerle tamamen uyum içinde bu da fizikten ayrı bir psikolojiye yol açtı. Morris Bermanınolan tüm benliğimizi anlamamızı sağlar. belirttiği gibi, bu materyal realist dünya görüşü bizi, geçen Materyalist realizmin modern insanın yaşam niteliği üs- yıllarda içinde yaşadığımız büyülü dünyadan sürgün etti vetündeki olumsuz tesiri sarsıcıdır. Materyalist realizm hiçbir bizi yabancı bir dünyaya tıktı.6 Şimdi bizler bu yabancı diyar-ruhsal anlamı olmayan bir evren ortaya koyar: Mekanik, boş da sürgün edilmiş gibi yaşıyoruz; sürgün edilmiş birindenve yalnız. Bizler, kozmosun sakinleri için bu belki de daha ra- başkası bu güzel dünyayı nükleer savaş ve çevre kirliliğiylehatsız edicidir çünkü geleneksel bilgelik, materyalist real- yok etme riskini göze alabilir miydi? Kendimizi sürgün gibiizmin, maddesel olana ek olarak gerçekliğin ruhsal bir parça- hissedişimiz, görüş açımızı değiştirme inisiyatifimizi zayıf-sı daha olduğunu öneren teolojileri yendiğini korku verici latmaktadır. Makineler olduğumuza -tüm eylemlerimizin al- dığımız dürtülerle ve önceki koşullanmamızla belirlendiği-* Yazar, İngilizcede "Whats matter?" ("Sorun nedir?) sorusuna verilen"Nevermind." ("Boş ver.") tarzındaki cevabı kullanarak, tam olarak dilimize ancak "Madde ne- inanmaya koşullandırıldık. Sürgünler olduğumuzdan so-nedir?" , "Hiç Zihin," şeklinde çevrilebilecek bir kelime oyunu yapmış. Ç.N. rumluluğumuz yok, seçim hakkımız yok; hür irademiz bir
    • 38seraptan ibaret. işte, her birimizin dünya görüşümüzü yakından incele-mesi bu yüzden çok önemli. Niçin nükleer silahlar sebebiyleyok olma tehdidiyle karşı karşıyayım? Niçin dünyanın çatış-malarını çözümlemek için savaşlar barbarca devam ediyor?Niçin Amerika Birleşik Devletleri tek başına tüm dünyayıdoyuracak kadar gıda üretebiliyorken, Afrikada tekrar tek- ESKİ FİZİK verar kıtlık çekiliyor? Nasıl oldu da Tanrı vergisi benzer gene- FELSEFİ MİRASItik, zihinsel ve ruhsal donanımlara sahipken ben ve hemcin-sim insanlar arasında bu kadar çok ayrım dikte eden bir dün- Yaklaşık yarım asır önce, Amerikalı psikolog Abrahamya görüşünü edindim (daha da önemlisi bu dünya görüşüne Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi fikrini formüle etmişti. Temelniçin saplanıp kaldım)? Eğer materyalist realizme dayanan hayatta kalma ihtiyaçlarını karşıladıklarında, insanların dahabu modası geçmiş dünya görüşünü terk eder ve kuantum fi- yüksek düzeyli ihtiyaçlarını karşılama arayışına girmeleriziğinin talep eder göründüğü yeni/eski dünya görüşünü in- mümkün hale gelmektedir. Maslowa göre bu ihtiyaçların encelersem, dünya ve ben bir kez daha bütünleşebilir miyiz? yükseği ruhsal ihtiyaçtır; kendini gerçekleştirme arzusu, Kendimizi bilmemiz şart; eğer zihin yapımız buna izin mümkün olabilen en derin düzeyde kişinin kendini bilmesi.1veriyorsa. Bakış açılarımızı değiştirebilir miyiz, bunu bilmek Birçok Amerikalı, aslında çoğu Batılı, Maslowun ihtiyaçlarzorundayız. Yeni fizik ve şuurla ilgili bu idealist felsefe değiş- merdiveninin alt basamaklarını çoktan çıkmış oldukların-mek için bize yeni bağlamlar verebilir mi? dan, Batılıların hevesle kendini gerçekleştirme veya ruhsal doyum basamaklarına tırmanıyor olmalarını beklersiniz. Tır- manmıyoruz. Maslowun argümanında yanlış olan nedir? Rahibe Teresanın seksenli yıllarda Amerika Birleşik Devlet- Ierini ziyareti sırasında gözlemlediği gibi, Amerikalılar mad- di bakımdan kutsanmış ama ruhsal bakımdan fakirleşmişti. Hu neden böyle olmuştu? Maslow, günümüz Batı kültüründe baskın olan sorgu- lanmayan materyalizmin sonuçlarını hesaba katmayı ihmal etmişti. Çoğu Batılı, materyalist bir dünyada yaşadığımız fik- rini bilimsel bir görüş olarak kabul etmektedir; her şeyin maddeden yapıldığı ve maddenin temel gerçeklik olduğu bir 39 ummam
    • 40 Eski Fizik ve Felsefi Mirası 41dünya. Böyle bir dünyada, maddesel ihtiyaçlar çoğalır, ruh- sine yabancı gelen bir aygıt bulmuş ve dükkan sahibine gös-sal ilerleme için değil de daha fazla, daha büyük ve daha iyi terip bunun ne işe yaradığını öğrenmek istemiş.şeyler için duyulan arzu olarak sonuçlanır; daha büyük ara- "Ah, o bir barometre," demiş dükkan sahibi. "Yağmurbalar, daha iyi evler, modanın en yenisi, şaşırtıcı eğlence bi- yağıp yağmayacağını söyler."çimleri ve göz kamaştırıcı mevcut ve gelecek teknolojik araç "Nasıl çalışıyor?" diye sormuş adam.gereç bolluğu. Böyle bir dünyada, ruhsal ihtiyaçlarımız ge- Dükkan sahibi aslında barometrenin nasıl çalıştığını bil-nellikle tanınmaz, inkar edilir ya da yüzeye çıktıklarında miyormuş ama bunu kabul etmesi, satış yapma şansını kaçır-aşırı yüceltilir. Eğer, materyalizmin bize öğrettiği gibi, gerçek mak demek olacağından, şöyle cevap vermiş: "Penceredenolan sadece madde ise o zaman mal mülk edinme, mutluluk dışarı çıkarıp tutuyorsunuz ve sonra içeri alıyorsunuz. Eğerve iyi bir hayatın tek kaynağıdır. barometre ıslanmışsa, yağmur yağdığını anlıyorsunuz." Şüphesiz, dinlerimiz, ruhsal öğretmenlerimiz, sanatsal "Ama ben bunu elimle de yapabilirim, barometre kul-ve edebi geleneklerimiz durumun böyle olmadığını öğret- lanmak niye?" diye adam karşı çıkmış.mekteler. Tam tersine, materyalizmin en iyi durumda hasta Dükkan sahibi cevap vermiş: "Dostum, bu hiç de bilim-edici bir fazlalığa ve en kötü durumda da suça, hastalığa ve sel olmazdı."diğer belalara yol açtığını öğretmektedirler. Materyalizmi kabullenişimizde, dükkan sahibine benze- Çoğu Batılı bu çelişkili inançların her ikisine de sahiptir diğimizi ileri sürüyorum. Bilimsel olmak istiyoruz, bilimselve aç kurt gibi saldıran materyalist bir kültür içinde yer alır- olduğumuzu sanıyoruz ama değiliz. Gerçekten bilimsel ol-ken bir yandan da bunun için kendilerini gizli gizli hor görüp mak için, bilimin yeni keşiflerde bulundukça her zaman de-zıt hisler içinde yaşamaktadır. Kendisini hala dindar görenle- ğiştiğini hatırlamamız gerek. Materyalizm, doğru bilimselrimiz ise bunu tümden gözardı edememekte, sözleri ve dü- dünya görüşü müdür? Bilim adamlarının kafası bu konudaşünceleri dine bağlı olsa da, yaptıkları şeyler bu niyetlerini hayli karışık olsa da cevabın açık seçik "hayır" olduğuna ina-ihlal etmektedir; hemcinsimize nazik olmak gibi dinlerin en nıyorum.temel öğretilerini bile uygulamayı başaramıyoruz. Bir bölü- Bilim adamının kafa karışıklığı 1665lerde Isaac Newtonmümüz ise bu bilişsel uyumsuzluğu dinsel köktenciliği ya da tarafından ortaya atılan, adına klasik fizik denilen dört yüzeşit derecede kökten bilimciliği kucaklayarak çözmeye çalışı- yıllık eğlenceye aşırı hevesle dalmış olmasından dolayı biryoruz. akşamdan kalma hali yaşamasından kaynaklanmaktadır. Özetle, bizler bir bunalımın tam ortasında yaşıyoruz; sa- Newtonun teorileri, zaman içinde Batı kültüründe baskındece bir inanç bunalımı değil, aynı zamanda bir akıl karışık- olan materyalizme yol açtı. Materyalizmin Grek filozof De-lığı bunalımı da. Bu zavallı duruma nasıl geldik? Materyaliz- mokrite (M.Ö. 460-370ler) dayanan felsefesi, klasik fiziğinmi sözde bilimsel dünya görüşü olarak kabullenerek. Bilim- materyal, fiziksel ya da bilimsel realizm diye çeşitli biçimler-sel olmamız gerektiğine ikna olduk ve şu hikayedeki tuhafi- de adlandırılan dünya görüşüne uymaktadır. Bu yüzyıl için-yeci gibi olduk: Tuhafiye dükkanına giren bir müşteri kendi- de adına kuantum fiziği denilen yeni bir bilimsel disiplin res-
    • 40 l ski Fizik ve Felsefi Mirası 43men klasik fiziğin yerini almış olmasına rağmen, klasik fizi- Newtoncu dünya görüşünü anlamak için, evreni uzayğin -yani materyalist realizmin- eski felsefesi halen yaygın bi- (mekan) dediğimiz üç boyutlu bir bilardo masasındaki iriliçimde kabul görmektedir. ufaklı bir kucak dolusu bilardo topu olarak düşünün. Eğer bu bilardo toplarının üstünde tüm zamanlarda etkide bulu- nan tüm kuvvetleri bilirsek, o zaman sadece başlangıç şartla- KLASİK FİZİK VE MATERYALİST REALİZM rını -belli bir başlangıç anındaki konumlarını ve hızlarını- bil- mek bu cisimlerin her birinin tüm gelecek zamanlarda nere- On yedinci yüzyıl Fransız matematikçisi ve filozof Re- de olacaklarını (ya da daha önceki zamanlarda nerede bulun-ne Descartes, Versay sarayını ziyaret ettiğinde, saray bahçe- duklarını) hesaplamamızı sağlar.sindeki kocaman otomat karşısında adeta büyülenmişti. Gö- Determinizmin (belirlenimcilik) felsefeye ithali, en iyirünmeyen mekanizmaların idaresiyle sular akıyor, müzik biçimde on sekizinci yüzyıl matematikçisi Pierre-Simon deçalıyor, deniz perileri gülüp oynuyor ve kudretli Neptün bir Laplace tarafından özetlenmiştir: "Belirli bir andaki, doğanınhavuzun altından yükseliyordu. Gösteriyi seyrederken Des- canlandırdığı tüm kuvvetlere ve doğayı oluşturan cisimlerincartes dünyanın da böyle bir otomat -bir dünya makinesi- konumlarına aşina olan bir zeka -eğer verileri analiz edecekolabileceği fikrini oluşturdu. kadar genişse-, evrenin en büyük cisimlerinin de, en hafif Descartes daha sonra bir makine olarak dünya tablosu- atomların da hareketlerini aynı formülde kucaklardı; böylenun iyice elden geçirilmiş bir versiyonunu ortaya attı. Onun bir zeka için hiçbir şey belirsiz olmazdı ve gelecek, tıpkı geç-o ünlü düalizm felsefesi dünyayı nesnel bir madde küresi (bi- miş gibi, onun gözlerinin önünde olurdu."2limin alanı) ve öznel bir zihin küresi (dinin alanı) olarak iki- Laplace ayrıca gök mekaniği üstüne kendisini meşhurye böldü. Böylece Descartes bilimsel araştırmayı, güçlü kili- eden başarılı bir kitap da yazmıştı; öylesine ünlenmişti ki im-senin tutuculuğundan özgürleştirmiş oldu. Descartes nesnel- parator Napolyon onu saraya çağırtmıştı.lik fikrini Aristodan ödünç almıştı. Temel fikir, nesnelerin zi- "Bay Laplace," dedi Napolyon, "kitabınızda bir kez bilehinden (ya da şuurdan) bağımsız ve ondan ayrı olmasıydı. Tanrıdan söz etmemişsiniz. Bunun sebebi nedir?" (O günler-Bundan, güçlü nesnellik ilkesi olarak söz edeceğiz. de, gelenekler konusu ne olursa olsun bir kitapta Tanrıdan Descartes ayrıca dünyanın bir makine olduğu fikrini bi- birkaç kez de olsa söz etmeyi talep ediyordu, Napolyon bulimsel olarak kutsallaştıracak olan fizik yasalarına da katkıda sebeple meraklanmıştı. Bu Laplace böylesi saygıdeğer bir ge-bulunmuştu. Ancak materyalizmi ve onun doğal sonucu olan leneği zedeleyecek kadar cüretli bir kişi miydi?) Laplaceınklasik determinizm ilkesini somut biçimde belirleyen Newton verdiği söylenen cevap, bir klasiktir:ve onun on sekizinci yüzyıldaki mirasçıları olacaktı; klasik "Majesteleri, o özel hipoteze ihtiyacım yoktu."determinizm ilkesi, hareket yasaları ve nesnelerin başlangıç Laplace klasik fiziğin ve onun klasik deterministik ma-şartları (nerede oldukları ve ne hızla hareket ettikleri) verildi- tematik çerçevesinin ima ettiğini doğru biçimde anlamıştı.ğinde tüm hareketin tam olarak belirlenebileceği fikriydi. Newtoncu bir evrende, Tanrıya gerek yoktu!
    • Eski Fizik ve Felsefi Mirası 4540 Artık klasik fiziğin iki temel ilkesini öğrenmiş durumda- (ya da bir özellik grubundan) ibaret olduğudur.yız; güçlü nesnellik ve determinizm. Klasik fiziğin üçüncü il- Demek ki bu beş ilke, materyalist realizmin felsefesinikesi Albert Einstein tarafından keşfedildi. Einsteinın klasik oluşturmaktadır:fiziğin yüksek hızla hareket eden cisimlere genişletilmesi 1. Güçlü nesnellikolan izafiyet teorisi, doğanın otobanlarında yapılabilecek en 2. Klasik determinizmyüksek hızın ışık hızı olması gerektiğini söylüyordu. Bu hız 3. Yerellikmuazzamdır -saniyede 300.000 kilometre- ama böyleyken bi- 4. Materyalist monizmle sınırlıdır. Bu hız sınırının ima ettiği şey, mekan-zamanda 5. Epifenomenalizmvar olan tüm maddesel varlıkların birbirlerine tesirlerininyerel (mekana bağlı) olması gerektiğidir: Uzayda sınırlı bir Bu felsefe bilimsel realizm olarak da adlandırılır; bu dahızla yol almalıydılar. Buna da yerellik ilkesi denilir. materyalist realizmin bilim için elzem olduğunu ima eder. Descartes dünyayı madde ve zihin diye böldüğünde bi- Çoğu bilim adamı, bu beş ilkeyle çelişen sağlam kanıt ola-limin madde üstündeki egemenliği karşılığında zihinle ilgili bilecek verilerle yüz yüze gelmelerine rağmen, en azındanmeselelerdeki egemenliğe sahip olan dine saldırmamaya yö- şuursuzca, durumun böyle olduğuna hala inanmaktadır.nelik yazılı olmayan bir anlaşmayı amaçlıyordu. Anlaşma iki Başlangıçta materyalist realizmin ilkelerinin metafizikyüzyıldan fazla süreyle korundu. En sonunda, bilimin esaslar (postülalar) olduğunu fark etmek önemlidir. Bunlardoğayı tahmin etme ve kontrol etmedeki başarısı, bilim a- varlığın doğası hakkındaki varsayımlardır, deneyler yoluyladamlarmı herhangi bir dinsel öğretinin geçerliliğini sorgula- varılmış sonuçlar değildirler. Eğer bu esaslardan herhangi bi-maya sevk etti. Bilhassa bilim adamları düalizmin zihin ya riyle çelişen deneysel veriler keşfedilirse, o zaman esastanda ruh yanma meydan okumaya başladılar. Böylece materya- vazgeçilmesi gerekir. Benzer şekilde eğer rasyonel argüman-list monizm, materyalist realizm esasları listesine eklendi: lar belirli bir esasın zayıflığını açığa çıkarırsa, o esasın geçer-Dünyadaki her şey, zihin ve şuur dahil her şey, maddeden liliği de sorgulanmalıdır;(ve enerji ve kuvvet alanları gibi maddenin genellemelerin- Materyalist realizmin ana zayıflığı, felsefesinin, öznel fe-den) yapılmıştır. Bizimki baştan aşağı, tepeden tırnağa mad- nomenleri tümden dışlıyor gibi görünmesidir. Eğer güçlüdesel bir dünyaydı. nesnellik esasına dayanırsak, bilişsel labora tu varlarda yapı- lan birçok güçlü deney, veri olarak kabul edilemez. Materyal Şüphesiz, hiç kimse zihni ve şuuru maddeden nasıl tü- realistler bu eksikliğin farkındadırlar; dolayısıyla son yıllar-reteceğini bilmemekteydi, böylece taahhüt kabilinden bir da zihinsel fenomenin (buna benlik şuuru da dahildir) mad-başka esas daha eklendi: epifenomenalizm ilkesi. Bu ilkeye gö- desel modeller, yani bilgisayar modelleri bazında anlaşılıpre tüm zihinsel fenomenler önceki fiziksel şartlara uygun bir anlaşılamayacağı meselesine büyük dikkat harcanmaktadır.indirgemeyle maddenin epifenomeni ya da ikincil fenomeni Böyle modellerin ardındaki temel fikri inceleyeceğiz: zihinolarak açıklanabilir. Temel fikir, şuur dediğimiz şeyin, beyin makinesi fikri.belirli bir düzeyden gözlendiğinde, beynin bir özelliğinden
    • 40 46 Eski Fizik ve Felsefi Mirası ŞUURLU BİR BİLGİSAYAR YAPABİLİR MİYİZ? şitlidir. Niçin? Çünkü her bir tepki, devingenin bölümlerinin, belirli uyartılara ek olarak, iç durumlarının dizilimlerine ke- Newtondan sonra bilimin mücadelesi şüphesiz Lapla- limenin tam anlamıyla bağımlıdır. Beyin için ise bu iç durum-ceın her şeyi bilen aklına mümkün olabildiğince yaklaşmaya lar düşünme, hissetme vb. ile eşanlamlıdır; bunlar da insangirişmekti. Newtoncu klasik fiziğin görüsünün hayli güçlü beyni denilen karmaşık makinenin iç durumlarının epifeno-olduğu ortaya çıktı ve böylesi bir yakınlaşma için önemli menenleridir.adımlar atıldı. Bilim adamları derece derece, en azından kıs- Muhalefetin sesi yine de karşı çıkmaktadır: Ya hür irademen, bazı sözde ebedi gizemleri -gezegenimizin nasıl oluştu- ne olacak? İnsanların seçme özgürlüğü vardır. Mekanikçilerğu, yıldızların yanma enerjilerini nasıl bulduklarını, evrenin hür iradenin bir illüzyondan başka bir şey olmadığını söyle-nasıl yaratıldığını ve hayatın kendini nasıl ürettiğini- açtılar. yerek cevap verdiler; ayrıca sanrısal hür iradenin fiziksel bir En sonunda, Laplaceın ardından gelen savunucuları in- modelinin mümkün olduğu yolunda ilginç bir argüman dasan zihnini, ben-şuurunu ve her şeyi açıklama mücadelesine eklediler. Zihin makinesi araştırmacılarının dehası gerçektengiriştiler. Deterministik görüleri ile, insan zihninin de, bir de hayranlık uyandırmaktadır. Klasik sistemler nihayetindeparçası olduğu dünya makinesi gibi, Newtoncu bir klasik determinist olmalarına, temelde determinist davranış sergi-makine olduğundan hiç kuşkuları yoktu. lemelerine rağmen, artık kaosa da sahip olduğumuz fikri Zihin makinesine inananlardan biri olan Ivan Pavlov, mevcut: Arada bir, başlangıç şartlarındaki çok küçük değiş-köpeklerinin inancını doğrulamasından dolayı çok memnun- meler, bir sistem için finaldeki sonuçta çok büyük farklı-du. Pavlov bir zil çaldığında, köpekleri yemek verilmese bile lıklar üretebilir. 3 Bu, belirsizliği (hava sistemlerinin belirsiz-tükürük salgılıyorlardı. Köpekler zilin her çalışışmda yiyecek liği, bu kaotik davranışın bir örneğidir) üretir ve tahmininbeklemeye şartlandırılmalardır, diye açıklıyordu Pavlov. Bu belirsizliği, hür irade olarak yorumlanabilir. Kaos nihai an-aslında çok basitti. Bir uyartı ver, tepkiyi gözlemle, eğer iste- lamda kaosu gerektirdiğinden, diye sürer argüman, bu birdiğin tepkiyse, bunu bir ödülle güçlendir. hür irade illüzyonudur. Öyleyse, hür irademiz bir illüzyon Böylece insan zihninin, uyartı-tepki-güçlendirme bazın- mudur?da işleyen ve birebir denklik gösteren basit girdi-çıktı beya- Bizleri makineler gibi gösteren tablonun lehine olan çoknatlarıyla basit bir makine olduğu fikri doğdu. Bu fikir, böy- daha ikna edici bir argüman da İngiliz matematikçi Alan Tu-lesi basit bir davranışsal makinenin düşünme gibi zihinsel iş- ringten gelmişti. Bir gün, der Turing, klasik deterministiklemleri yürütemeyeceği temelinde çokça eleştirildi. yasaları izleyen bir makine inşa edeceğiz: sözde hür iradesi İç durumları ile karmaşık bir makine fikrini tasavvur olan biz insanlardan herhangi biriyle muhabbet edecek bir si-eden zeki klasik mekanikçiler, "Düşünme mi istiyorsunuz, likon bilgisayar. Dahası, tarafsız gözlemcilerin bilgisayarınalın size düşünme," diye cevapladılar. Basit bir devingenin konuşmasını insanınkinden ayıramayacağını da söyleyerekdavranışına bakın, dediler. Onu seyretmesi çok eğlencelidir meydan okumaktadır.4 (Bunun yeni bir derneğin felsefesi ol-çünkü rüzgar modellerine verdiği tepkiler sonsuzcasma çe- masını öneriyorum: İYZEÖ; İnsan ve Yapay Zekasına Eşitlik
    • Eski Fizik ve Felsefi Mirası 4948Örgütü.) rek kendimiz hakkında bir şeyler öğrenebilirsek, bu daha da Yapay zeka alanındaki ilerlemeye hayranlık duymama iyidir. Ancak davranışlarımızı bilgisayarlarda simüle etmek,rağmen, şuurumun bir epifenomen ve özgür irademin de bir bizlerin simülasyonları yapan o programlardan oluştuğumu-serap olduğuna ikna olmuş değilim; yerelliğin ve nedenselli- zu kanıtlamaktan çok uzaktır.ğin klasik bir makineye dayattığı sınırları, sınırlarım olarak Şüphesiz, bizim sahip olduğumuz ama klasik bir bilgi-kabul etmiyorum. İnsan varlığı için bunların gerçek sınırlar sayarın asla kopyalayamadığı bir tek program örneği bile,olduğuna inanmıyorum ve öyle olduklarını düşünmenin de "zihin makinedir" mitini yok edecektir. Matematikçi Rogerkendi kendini gerçekleştiren bir kehanet olduğundan kaygı- Penrose bu bilgisayar benzeri, algoritmik akıl yürütmenin,lanıyorum. matematik teoremleri ve kanunlarının keşfinde yetersiz ola- Bilim tarihçisi Charles Singer, "Bizler içinde yaşadığımız cağını savunmaktadır. (Algoritma, bir problemi çözmenin dünyanın aynalarıyız," demişti. Soru şudur: Ne kadar büyük sistematik bir prosedürüdür; kesinlikle mantıksal, kurallara bir ayna olabiliriz? Gökyüzünün yansımaları küçücük bir su dayalı bir yaklaşımdır.) Peki, diye sorar Penrose, eğer bir bil- birikintisinde de, kudretli okyanusta da bulunur. Hangisi da- gisayar gibi iş görüyorsak matematik nereden gelmektedir? ha büyük yansımadır? "Matematik hakikat, sadece bir algoritma kullanmak yoluyla Ama, diye karşı çıkar zihin-makine taraftarları, zeki bir elde ettiğimiz bir şey değildir. Ben, şuurumuzun da, matema- Turing makinesi geliştirmede hayli yol aldık. Makinelerimiz tiksel hakikati idrak edişimizde çok önemli bir yapıtaşı oldu- daha şimdiden,-arada bir hiç şüphelenmeyen bir insanla Tu- ğuna inanmaktayım. Bir matematik argümanın geçerliliğinering testini geçebiliyor. Daha çok besleme ve gelişmeyle in- ikna olmak için onun hakikatini görmeliyiz. Bu görmesanlarınki gibi zihinlere sahip olacakları kesin. Bizler gibi an- şuurun özünün ta kendisidir. Bu, matematik hakikati her nelayacak, öğrenecek ve davranacaklar. zaman doğrudan algılıyorsak orada mevcut olmalıdır."5 Baş- "Eğer her bakımdan bilinen insanlar gibi davranan Tu- ka bir deyişle, şuurumuz, bizim algoritmik bilgisayar kapasi-ring makineleri yapabilirsek," diye kararlı bir sesle devam temizden önce mevcut olmalıdır.ediyor zihin-makine taraftarları, "bu, bizim zihinlerimizin de Zihin makinedir görüşüne karşı çok daha güçlü bir ar-mutlak anlamda determine olduğunun, bir demet klasik bil- güman da Nobel ödüllü fizikçi Richard Feynmana aittir.6gisayar programından başka bir şey olmadığının kanıtı ol- Klasik bir bilgisayar, diye belirtir Feynman, yerel olmamayımaz mı?" Belirlenmiş olan, tahmin edilebilir olan demek ol- (yerel sinyaller olmadan enformasyon veya tesir aktarımı an-madığından, insanların tahmin edilemezliği bu görüş için bir lamına gelen teknik bir kelime; böyle tesirler uzaktan etkiengel oluşturmamaktadır. Bu argüman sonuna dek ikna edi- eder ve anındadır) asla simüle edemez. Dolayısıyla, eğercidir. Eğer bilgisayarlarımız insan davranışını simüle (taklit) yerel olmayan enformasyon işleme insanlarda mevcutsa, bu,edebilirlerse, çok iyi; bu, bizler ve makinelerimiz arasındaki klasik bir bilgisayarın asla simüle edemeyeceği, algoritmikiletişimi kolaylaştıracaktır. Eğer davranışlarımızdan bazıları- olmayan programlarımızdan biridir.nı simüle eden bilgisayar programlarının işleyişini inceleye- Bizlerde yerel olmayan enformasyon işleme var mıdır?
    • 50 Eski Fizik ve Felsefi Mirası 51Eğer ruhsallığımızı kabul edecek olursak, yerel olmayış için nattık; makine o zaman şuurlu mu olurdu? Kesinlikle, davra-iyi bir örnek oluştururuz. Yerel olmayış için bir diğer tartış- nışları insan zihninin tüm karmaşıklığını gösterirdi, (zatenmalı durum da paranormal deneyimlerle ilgili iddialardır. İn- zihin makinedir taraftarlarının şüpheli gördüğü DDA ve ma-sanlar yüzyıllardır telepati yani yerel sinyaller olmadan en- tematiksel yaratıcılık gibi birkaç belirgin insan özelliği dışın-formasyonun zihinden zihine aktarımı yeteneğine sahip ol- da) bir insanın kusursuz bir simülasyonü olurdu ama gerçek-duklarını iddia etmişlerdir; artık bunun için bazı bilimsel ka- ten şuurlu olabilir miydi?nıtlar mevcut görünüyor.7 Ellili yıllarda kolej öğrencisiyken, Robert Heinleinın bir Alan Turing bile telepatinin, bir Turing testirıdeki sorgu- bilim kurgu romanını okurken şuurlu bir bilgisayar fikrinin layıcının insanı silikon bilgisayardan ayırabilmesinin en farkına varmıştım: The Moorı is a Harsh Mistress (Ay, Haşin bir emin yolu olduğunu kabul eder: "İyi bir telepatik alıcı olan Metrestir). Heinlein bilgisayar şuurunun, bilgisayarın boyu- bir insan ve dijital bir bilgisayar kullanarak bir taklit oyunu tu ve karmaşıklığı ile ilgili olduğu fikrini aktarıyordu; ro- oynayalım. Sorgulayıcı Elimdeki kart hangi gruptan? diye mandaki makine boyut ve karmaşıklık eşiğini geçtiğinde şu- sorabilir. Adam telepati ya da durugörüyle 400 kağıttan urlu hale geliyordu. Bu görüş, bilgisayar-zihin oyunu oyna- 130unu doğru olarak bilebilir. Makine ise ancak rastgele tah- yan birçok araştırmacı arasında yaygın olarak geçerli görün- minde bulunabilir ve belki de 104ü doğru olurdu; böylece de mektedir. sorgulayıcı karşısındakinin ne olduğuna dair doğru tanımla- Ben, bilgisayar şuuru sorununun bir karmaşıklık mese- mayı yapabilirdi."8 lesi olmadığını düşünüyorum. Kabul, yüksek düzeyli bir Duyular dışı algılama (DDA) tartışmalı olarak kalsa da, karmaşıklık; belirli bir uyartı altında bir bilgisayarın verdiği klasik bilgisayarın gücüne karşı duran tek örnek durumdur. tepkilerin, bir insanın verdiklerinden daha kolay tahmin edi- İnsan zihninin silikon bilgisayarların kapsamı dışında kalan lebilir olmayacağını garantiliyebilir, ama bundan daha fazla-bir diğer önemli yeteneği de yaratıcılık olarak görünmekte- sı anlamına da gelmez. Eğer bilgisayarın girdi-çıktı perfor-dir. Eğer yaratıcılık, süreksizliği yani geçmiş düşünce model- mansını izini kaybetmeden, herhangi bir muğlaklık oluşma-lerinden aniden ayrılmaları içermekteyse, o zaman bilgisaya- dan onun iç devrelerinin faaliyetlerine dek izleyebiliyorsakrın yaratıcı olma yeteneği kesinlikle şüphelidir çünkü klasik (ki bu, en azından ilkesel olarak, bir klasik bilgisayar için herbir bilgisayar süreklilikle iş görür.9 zaman mümkün olmalıdır), o zaman şuurun gereği nedir? Ancak nihayetinde meselenin çözüm noktası, şuurdur. Hiçbir işlevi yok gibi görünürdü. Sanırım bu, yapay zeka ta-Eğer "zihin makinedir" taraftarları sizin ve benim şuurlu ol- raftarlarının şuurun sadece bir epifenomen ya da illüzyon ol-duğum anlamda şuurlu bir klasik bilgisayar geliştirebilirler- duğunu söylemekten kendilerini kurtarmak için sığındıklarıse, bu, yukarıdaki tüm ikinci dereceden kaygılara rağmen bir bahane. Nobel ödüllü nörofizyolog John Eccles de benim-farklı bir mesele haline gelecektir. Yapabilirler mi? Nasıl an- le aynı fikirde gibi. Eccles soruyor: "Niçin şuurlu olmak zo-larız? Varsayalım bir Turing makinesini kendi davranışları- rundayız ki? İlkesel olarak bizler tüm girdi-çıktı performan-mızı mükemmel biçimde simüle eden sayısız programla do- sımızı nöronal devrelerin faaliyetleri olarak açıklayabiliyo-
    • 52 Eski Fizik ve Felsefi Mirası 51 ruz; sonuç olarak şuur kesinlikle gereksiz görünmektedir."10 urlu olamayacaklarını çünkü bu ruhsal bağlantının onlarda Doğada gereksiz şeyler yasak olmakla kalmaz, gereksiz eksik olduğuna inanıyorum. olanın meydana gelmesi de muhtemel değildir. Şuur, klasik Etimolojik açıdan şuur (İng.: consciousness) kelimesi, bir Turing makinesi için gereksiz görünebilir ve bu bile bu scire (bilmek) ve cum (ile) kelimelerinden türemiştir. Şuur "ile makinelerin, gelişkin olsalar bile, şuurlu olabileceklerinden bilmek"tir. Bana göre, bu terim yerel olmayan bilmeyi ima et- kuşku duymak için yeterli bir nedendir. Şuura sahip olduğu- mektedir; o kişiyle yerel olmayan bir bağlantıyı paylaşma- muz gerçeği, girdi-çıktı performansımızın tamamıyla klasik dıkça birisini bilemeyiz. bilisayar makinelerinin algoritmik programlarıyla belirlen- Klasik fizik üstüne kurulu ve bir silikon bilgisayarın al- mediğini önermektedir. goritmik yaklaşımını kullanarak kendimizle ilgili bir model "Zihin makinedir" taraftarları bazen başka bir argümanı inşa edemeyişimiz dehşet yaratmasın. Bu yüzyılın başından da öne sürerler: Bizler diğer insanlara şuurluluk atfederiz beri biliyoruz ki, klasik fizik, eksik fiziktir. Bize eksik bir dün-çünkü onlar bizimkilere benzer zihinsel deneyimler -düşün- ya görüşü vermesine şaşmamalı. Gelin yirminci yüzyılın şa-celer, duygular- bildirirler. Eğer bir androit sizinkine benzer fağında doğan yeni fiziği inceleyelim ve yüzyılın sonunadüşünceler ve duygular bildirmeye programlanmış olsa, doğru bulunduğumuz noktadan, onun dünya görüşünün neonun şuurunu kendinizinkinden ayırt edebilir miydiniz? gibi bir özgürlük getirdiğini keşfedelim.Hem zaten, insan arkadaşınızın kafasının içinde olanları,androitin kafasının içinde olanlardan daha fazla deneyimle-yemezsiniz. Dolayısıyla asla bilemezsiniz, hem de hiç! Bu bana televizyon dizisi "Uzay Yolu"nun bir bölümü-nü hatırlatıyor. Bir sahtekara, görünüşte hiç de ceza olmayansıra dışı bir ceza veriliyordu. Bir koloniye sürgün edilecekti;tek insan o olacaktı ve çevresi kendisine hizmet eden ve çoğuda güzel kadınlar biçiminde olan androitlerle dolu olacaktı. Siz de benim gibi bunun niçin bir ceza olduğunu tahminedebilirsiniz. Solipsistik (sadece ben gerçeğim) evreninde ya-şamıyor olmamın sebebi, sadece bana benzeyenlerin benikendi insanlıkları konusunda ikna etmeleri değil, onlarla ay-rıca içsel bir bağlantımın da olmasıdır. Bu bağlantıya bir and-roitle asla sahip olamazdım. Başka insanlarla içsel bir bağlantıya sahip olmamızın,ruhla gerçek bir bağlantıya sahip olmamızdan kaynaklandı-ğını öne sürüyorum. Klasik bilgisayarların asla bizler gibi şu-
    • Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 55 SİZ (mırıldanarak): Bir türlü çözemiyorum. SEVDİĞİNİZ KİŞİ: Fıstık kabını versene. SİZ (fıstıkları verirken): Şu an niçin iyice bronzlaşmadığımızı anlayamıyorum. SK (gülerek): Eh, bu pek hoş olurdu. Şömineyi yazın yakma bahanemiz bile olurdu. KUANTUM FİZİĞİ ve SİZ: Görüyorsun ya, teori, şömineden çıkan radyasyonun, MATERYALİST REALİZMİN ÖLÜMÜ yüksek frekans (mor ötesi) bakımından güneş ışığı kadar zengin olması gerektiğini söylüyor. Ama bu yüksek fre- kanslar açısından güneş ışığını zengin kılan ama şömine- Yaklaşık bir asır önce, fizkte yapılan bir dizi deneysel nin ışığını zengin kılmayan nedir? Şu an niçin mor ötesikeşif, dünya görüşümüzde bir değişiklik yapmamızı ge- ışınlarla bronzlaşmıyoruz?rektirdi. Filozof Thomas Kuhnun sözleriyle ortaya çıkmaya SK: Bir dakika, lütfen. Eğer bunları cidden dinleyeceksem, bi-başlayan şey, klasik fizikle açıklanamayan anormalliklerdi.1 raz yavaşlayıp anlatmalısın. Frekans ne? Mor ötesi ne?Bu anormallikler, bilimsel düşüncede bir devrime kapı açtı. SİZ: Özür dilerim. Frekans, saniyedeki devir sayısıdır. Bir Yüzyılın başında bir fiziki olduğunuzu hayal edin. Siz dalganın ne kadar hızla titreştiğinin ölçüsüdür. Işık içinve meslektaşlarınızın anlamak üzere ilgilendiğiniz anormal- bu, renk anlamına gelir. Beyaz ışık çeşitli frekanslardanliklerden biri, sıcak cisimlerin nasıl radyasyon yaydıklarıdır. ya da renklerden oluşur. Kırmızı düşük frekanslı ışıktır,Newtoncu gelenekle yetişmiş bir fizikçi olarak, evrenin nere- mor ise yüksek frekanslı ışıktır. Eğer frekans daha dadeyse tamamının bilinen Newtoncu yasalara göre davranan yüksekse, bu, görünmez kara ışıktır; buna mor ötesi di-parçalardan oluşmuş klasik bir makine olduğuna inanmakta- yoruz.sınız. Parçalar hakkında tüm bilgiye sahip olunca ve kanun-lar hakkında geride kalan bir iki bit yeniğini de çözünce, ev- SK: Peki, öyleyse hem yanan odundan çıkan ışık hem de gü-renin geleceğini sonsuza dek tahmin edebileceğinize inanı- neş bolca mor ötesi çıkarmalı. Ne yazık ki, güneş teorineyorsunuz. Sıcak cisimlerden radyasyon yayınımı kanunu ne- uyuyor ama yanan odunlar uymuyor. Belki de yanandir, gibisinden soruları cevaplandırmaya hazır değilsiniz. odunda özel bir şeyler var... SİZ: Aslında, durum daha da kötü. Sadece yanan odunlar ve Siz bu soru üstünde kafa patlatırken, sevgilinizle yan ya- güneş değil, tüm ışık kaynakları bol miktarda mor ötesina harıl harıl yanan kütüklerle dolu bir şöminenin önünde çıkartmalı.oturduğunuzu hayal edin. SK: Ah, işler kızışıyor. Mor ötesi enflasyonu, aynı zamanda her yerde bulunmaktadır. Ama tüm enflasyonu bir geri- leme izlemez mi? Yukarı çıkan aşağı iner, diye bir şarkı 54 yok muydu? (Sevdiğiniz kişi şarkıyı mırıldanmaya başlar.)
    • (.11 61 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü SİZ (bıkkın): Ama nasıl? SK (elindeki fıstık kabını göstererek): Fıstık ister misin hayatım? (Konuşma sona erer.) PLANCK İLK KUANTUM SIÇRAMASINI YAPIYOR On dokuzuncu yüzyıl sonlarında birçok fizikçi hayal kı- rıklığı içindeydi, aralarından biri şeytanın bacağını kırana dek: Almanyadan Max Planck. 1900lerde Planck cesur birkavramsal sıçrama yaptı ve eski teorinin bir kuantum sıçra- Şekil 1. Kuantum sıçraması. Rampada, topun klasik hareketi sürek-masına ihtiyaç duyduğunu söyledi. (Miktar anlamındaki lidir; merdivende ise, kuantum hareketi sürekli olmayan basamak- "kuantum" kelimesini Latinceden ödünç almıştı.) Akkor bir larladır (kuantum sıçramaları).cisimden -örneğin yanan odunlar veya Güneş- yayılar ışıkküçük kıpır kıpır yüklerdir, elektronlardır. Bu elektronlarenerjiyi, bir şömine gibi, sıcak bir ortamdan emerler ve sonra olarak enerjsi) "kuantumlanmış"tır.radyasyon olarak geri yayarlar. Eski fiziğin bu kısmı doğru- İtiraz edebilirsiniz. Topa bir basamaktan diğerine düşer-dur ama sonra klasik fizik yayılan radyasyonun mor ötesi ken ne olmaktadır? Düşüş sırasında arada bir konum almı-açısından zengin olması gerektiği tahminini yapar, bu da yor mudur? İşte kuantum teorisinin garipliği burada devre-gözlemlerimizle çelişmektedir. Planck (çok cesurca) ^unu ye girer: Bir merdivendeki bir top için, cevap tabi ki "evet" tiraçıkladı: Eğer elektronların enerjiyi sadece kesin, belirli sü- ama bir kuantum topu (bir atom veya bir elektron) için,reksiz, kesikli değerlerde -bunlara enerji "kuanta"ları diyor- Planckın teorisi "hayır" cevabım verir. Bir kuantum topu as-du- yaydığı veya emdiği varsayılırsa, farklı derecelerde mor la iki basamak arasındaki bir yerde bulunamayacaktır; ya şuötesi yayınımı sorunu çözülebilirdi. ya da bu basamaktadır. İşte bu kuantum süreksizliğidir. Enerjinin kuantumunun anlamını incelemek için, bir Öyleyse niye yanan odunlarla dolu bir şöminenin önün-benzetme yapalım. Bir merdivendeki topun durumuyla bir de bronzlaşamıyorsunuz? Rüzgarda bir sarkacı hayal edin.rampadaki topun durumunu karşılaştırın (Şekil 1). Rampa- Normalde bir sarkaç, rüzgar şiddetli olmasa da, böyle bir du-daki top herhangi bir konumu üstlenebilir ve konumu 1er- rumda sallanacaktır. Gelin, bu sarkacın ancak yüksek değer-hangi bir miktarda değişebilir. Bu, dolayısıyla, bir sürekilik lerde kesikli değerler (ayrı basamaklar) halinde enerji emme-modelidir ve klasik fizikte nasıl düşündüğümüzü temsil sine izin verilmiş olduğunu varsayalım. Başka bir deyişle, bueder. Tam tersine, merdivendeki top ise sadece şu ya da bu bir kuantum sarkacıdır. O zaman ne olur? Açıkçası, rüzgarbasamakta durabilir; konumu (ve konumuyla bağlantılı bir aşamada gereken miktarda enerji artışını vermedikçe sar-
    • (.11 61 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü kaç hareket etmeyecektir. Küçük değerlerdeki enerji, onun Daha da devrimci olan Danimarkalı fizikçi Niels Bohr eşiği aşması için yeterli enerjiyi biriktirmesini sağlayamaya- idi; 1913te ışık kuantası fikrini, tüm atom dünyasının kuan- caktır. Durum, bir şöminedeki kıpır kıpır elektronlar için de tum sıçrayışlarıyla dolu olduğunu önermek için uyguladı. geçerlidir. Düşük frekanslı radyasyon, küçük kuantum sıçra- Hepimize atomun küçücük bir güneş sistemini andırdığı,malarından ortaya çıkar, ama yüksek frekanslı radyasyon bü- elektronların tıpkı güneş çevresinde dönen gezegenler gibiyük kuantum sıçramaları gerektirir. Büyük bir kuantum sıç- bir çekirdek etrafında dolandığı öğretilmişti. 1911de İngilizrayışı, elektronun ortamındaki büyük bir enerji miktarmca fizikçi Ernest Rutherford tarafından başlatılan bu modelindesteklenmelidir; içinde odunlar yanan bir şöminedeki ener- Bohıun çalışmasıyla çözülen önemli bir hatası olduğunu öğ-ji, bırakın mor ötesini, mavi ışık için gerekli şartları bile yara- renmek sizi şaşırtabilir.tacak kadar güçlü değildir. Şömine karşısında bronzlaşama- Uzay mekiklerimizle düzenli olarak yörüngelerine fırla-manızın sebebi budur. tılan uydularımızın bolluğunu düşünün. Bu uydular sonsu- Planck her bakımdan geleneksel türden bir adamdı ve za dek dayanmıyorlar. Dünyanm atmosferiyle çarpışmalarıenerji kuantaları hakkındaki fikirlerini biraz tereddütle açık-lamıştı. Hatta, o sıralarda Almanyada gelenek olduğu üzere,matematik hesaplamalarını ayakta dururken yapmaktaydı.Bu büyük buluşunun ima ettiklerinden hoşlandığı pek söyle-nemezdi; çünkü bu fikir, fiziksel gerçekliğimizi anlayışımız-da tamamen yeni bir yolun, bu devrimi daha ileri taşıyacakbilim adamları için artık görünür hale geldiğini işaret etmek-teydi. EINSTEININ FOTONLARI VE BOHRUN ATOMU Bu devrimcilerden biri de Einsteindı. Kuantum teorisiüstüne ilk araştırma makalesini yayımladığında (1905) Zü-rihteki patent bürosunda katip olarak çalışıyordu. O sıralar-da popüler olan ışığın bir dalga fenomeni olduğu inancınameydan okuyan Einstein, ışığın bir kuantum -ayrı bir enerjipaketi- olarak mevcut olduğunu öne sürdü; artık buna foton Şekil 2. Uyduların dünya çevresindeki yörüngeleri istikrarsızdır.diyoruz. Işığın frekansı ne kadar yüksekse, her bir paketteki Rutherford atomundaki elektronların yörüngeleri de aynı şekildeenerji de o kadar fazladır. davranırlar.
    • 61(.11 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümüsonucu enerji kaybeder ve yavaşlarlar. Yörüngeleri daralır veen sonunda düşerler (Şekil 2). Klasik fiziğe göre, atom çekir-deği etrafında kaynaşan elektronlar da, sürekli ışık yayarakenerji kaybetmekte ve en sonunda çekirdeğe düşmekteydiler.Demek ki güneş sistemi benzeri atom istikrarlı değildi. Bohr(güneş sistemi benzeri atomu rüyasında gördüğü söylenir)ise kuantum sıçrayışı kavramını uygulayarak istikrarlı biratom modeli yarattı. Varsayalım, dedi Bohr, elektronların çizdiği yörüngeler,Planckın enerji kuantaları gibi ayrı ayrıdır. O zaman yörün-geler, bir enerji merdiveni oluşturuyormuş gibi görülebilir(Şekil 3). Onlar sabittir, enerji değerlerinde değişme olmaz.Elektronlar bu sabit yörüngelerde iken ışık yaymazlar. Ancakbir elektron yüksek enerjili bir yörüngeden düşük enerjili biryörüngeye (enerji merdiveninin yüksek bir basamağından al-çak bir basamağına) sıçradığında, bir kuantumluk ışık yayar.Demek ki, eğer bir elektron en düşük enerji yörüngesindey-se, sıçrayabileceği daha düşük bir düzeye sahip değildir. Buzemin kat düzeyindeki konfigürasyon istikrarlıdır ve birelektronun düşerek çekirdeğe çakılma olasılığı yoktur. Dün-yanın her yanında fizikçiler, Bohrun atom modelini rahat birnefes alarak selamladılar. Bohr, Hydraanm* istikrarsızlık kafasını kesmişti amayerine hemen bir başkası çıkmıştı. Bohra göre elektron, yö-rüngeler arasındaki herhangi bir konumu asla işgal edemez-di; dolayısıyla sıçradığında, bir biçimde doğrudan bir başkayörüngeye aktarılmalıydı. Elektronun sıçrayışını, merdive- Şekil 3. Bohr yörüngesi ve kuantum sıçrayışı, (a) Boh/un kuantızenin bir basamağından diğerine sıçramak gibi hayal etmeye yörüngeleri. Elektronlar yörünge atlarlarken, atomlar ışık yayar, (b)meyilli olsanız da, elektron o basamaklar arasındaki mekanı Enerji merdiveninde kuantum sıçraması yapmak için, basamaklargerçekten geçmeksizin sıçrar. Bir basamakta gözden kaybo- arasındaki mekandan geçmek zorunda değilsiniz.* Hydra: Mitolojide, su yılanı başlı yaratık. Ç.N.
    • (.11 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 61lup, bir diğerinde -hayli süreksiz olarak- tekrar görünür hale ve retinanızdaki optik alıcılara çarpan ışık enerjisi dalga ben-geliyor gibidir. Dahası var: Eğer birden fazla alt basamak var- zeri bir sürekliliğe sahipse, en azından onun bedeninin hersa belirli bir elektronun ne zaman sıçrayacağını ya da nereye kısmından gelen ışığın bir bölümü optik alıcılarınız için hersıçrayacağını da söyleyemeyiz. Sadece olasılıklar verebiliriz. zaman uyarıcı olurdu: Her zaman tam bir görüntü görebilir- diniz. (Loş ışıkta, aydınlık ve. karanlık arasındaki kontrast çok açık olmayacaktır ama bu bir dış hattın netliğini etkile- DALGA-PARÇACIK DÜALITESI mez, emin olun.) Ancak gördüğünüz kesin ve net bir dış hat değildir çünkü gözlerinizdeki alıcılar tekil fotonlara cevap Belki de ışığın kuantum kavramı hakkında garip bir şey- vermektedirler. Loş ışıkta, parlak ışığa göre daha az fotonler dikkatinizi çekmiştir. Işığın kuanta olarak, foton olarak vardır; demek ki bu hipotetik alacakaranlık senaryosundamevcut olduğunu söylemek, ışığın parçacıklardan yapıldığı- belirli bir zamanda alıcılarınızdan sadece birkaçı uyarılacak-nı söylemektir; tıpkı kum taneleri gibi. Ancak böyle bir cüm- tır, loşça aydınlatılmış bir bedenin dış hatlarını veya biçiminile, ışıkla edindiğimiz sıradan deneyimlerin birçoğuyla çeliş- net biçimde belirleyemeyecek kadar az alıcı. Sonuç olarak,mektedir. göreceğiniz görüntü parçalı olacaktır. Örneğin, uzaktaki bir sokak lambasına bir şemsiyenin Bir soru daha sizi rahatsız ediyor olabilir. Niçin retinada-kumaşından baktığınızı hayal edin. Sürekli, kesilmemiş bir ki alıcılar verileri, beyin tüm parçalı resimleri tek bir bütünışık akıntısının içeri aktığını görmeyeceksiniz; ışık küçük par- halinde toplayana kadar, yeterince bilgiyi sonsuza dek depo-çacıklardan yapılmış olsa böyle olmasını beklerdiniz. (Bir lamıyorlar? Optik alıcılar, kuantum fenomenleri için daimaelekten kum dökün, ne demek istediğimi göreceksiniz.) Bu- gündelik örneklere ihtiyaç duyan kuantum fizikçileri içinnun yerine, göreceğiniz şey bir parlak, bir koyu saçaklardan neyse ki bilgiyi sadece saniyenin çok küçük bir bölümü süre-oluşan bir desendir; teknik olarak kırınım (difraksiyon) dese- since depolayabilmektedirler. Loş ışıkta, belirli bir zamandani adını taşır. Işık, dokumanın ipleri içinde ve çevresinde eği- tam bir görüntü yaratmaya yeterli alıcı ateşlenmez. Bir daha-lir ve ancak dalgaların yapabileceği desenler yaratır. Böylece ki sefer, sevdiğinizin alacakaranlıktaki sisli, gittikçe uzakla-en sıradan deneyimimiz bile ışığın bir dalga olarak davrandı- şan görüntüsüne el sallarken, ışığın kuantum doğası üstündeğını göstermektedir. düşünmeyi unutmayın; ayrılık acısını kesinlikle hafifletecek- Kuantum teorisi yine de ışığın aynı zamanda bir parça- tir.cık demeti ya da fotonlar olarak davrandığında ısrar eder. Işık bir dalga olarak göründüğünde, aynı anda iki (ya daGözlerimiz öylesine harika araçlardır ki, ışığın kuantum yani daha çok) yerde birden olma yeteneğine sahip görünmekte-tanecikli doğasını kendimiz gözlemleyebiliriz. Bir dahaki se- dir; bir şemsiyenin yarıklarından ve bir kırınım deseni yara-fer sevdiğinizden alacakaranlıkta ayrılıyorken, arkasından tıyorken onu bir fotoğraf filmi üstüne düşürürsek, kendinibakm. Gittikçe uzaklaşan bedeninin görüntüsünün nasıl par- ayrı ayrı, nokta nokta, bir parçacığın demeti olarak gösterir.ça parça göründüğüne dikkat edin. Eğer bedenden yansıyan Demek ki ışık hem dalga hem de parçacık olmalıdır. Para-
    • (.11 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 61doksal, değil mi? Eski fiziğin siperlerinden biri tehlikededir: maksimuma (çukur) ve tekrar sıfıra diye uzaklık artıkça tek-Dilde muğlak olmayan tanımlar. Ayrıca nesnellik fikri de teh- rar tekrar yinelenir. Bir yöndeki maksimum dikey yer değiş-likededir: Işığın doğası -ışığm ne olduğu- onu nasıl gözlem- tirme (tepe ya da çukurdan sıfıra) genlik diye adlandırılır.lediğimize bağlı olabilir mi? Ortamın tekil parçacıkları oldukları yerde ileri geri hareket Sanki ışıkla ilgili bu paradokslar yeterince kışkırtıcı de- ederler. Ancak bu tahrik edilmiş (harekete geçirilmiş) dalgağilmiş gibi, kaçınılmaz olarak bir başka soru daha ortaya çı- ortamda yayılır: Bir dalga, yayılan titreşimdir. Bir saniyedekar: Elektron gibi bir nesne, hem dalga hem de parçacık ola- belirli bir noktadan geçen zirvelerin sayısı, dalganın frekansıbilir mi? Işığmki gibi bir düaliteye (ikiliğe) sahip olabilir mi? olarak adlandırılır. Zirveden zirveye olan uzaklık ise dalgaBu soruyu ilk soran ve meslek sarsıcı olumlu cevabı inatla boyudur.öneren fizikçi, Fransız aristokrasisinden bir prensti: Louis-Victor de Broglie. Temel ilk armonik MADDE DALGALARI İlk armonik s e s 1924 yılında doktora tezini yazmakta olan de Broglie, İkinci armoniBohr atomunun sabit yörüngelerinin farklılığı ile bir gitarınçıkardığı ses dalgalarınınki arasında bir bağlantı kurdu. İkinci armonik ses Bir aracı ortamda yol alan bir ses dalgasını düşünelim Üçüncü armoni(Şekil 4). Ortamın parçacıklarının dikey yer değiştirmesi sı-fırdan bir maksimuma (tepe), tekrar sıfıra, oradan bir negatif Şekil 5. Bir gitar telindeki duran ya da sabit dalganın ilk birkaç ar- moniği. Bir gitar telini çekmek onu harekete geçirir ama sonuçta oluşan titreşimler sabit olarak adlandırılırlar çünkü tel bo- yunca yol almazlar. Teldeki herhangi bir bölgede, telin parça- cıklarının konum değiştirmesi zaman içinde değişir: Dalgalı- lık vardır ama dalgalar mekanda yayılmazlar (Şekil 5). İşitti- ğimiz yayılan dalgalar, titreşen tellerin sabit dalgaları saye- sinde harekete geçen dalgalardır. Şekil 4. Bir dalganın grafik temsili. Bir gitardan çıkan bir müzik notası, bir dizi sesin tama-
    • (.11 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 61mından -bir frekans spektrumundan- oluşur. De Broglie için ğin, belki de en düşük atomik yörünge en düşük frekanstailginç olan, sabit dalgaların gitar teli boyunca, armoni adı ve- -ilk armonide- sabit bir dalga oluşturmaktaydı ve daha yük-rilen kesikli bir frekans spektrumu oluşturmalarıydı. En dü- sek yörüngeler de daha yüksek armonilerin sabit elektronşük frekans sesi, ilk armoni diye adlandırılır; duyduğumuz dalgalarına denk gelmekteydi (Şekil 6).perdeyi belirleyen budur. Daha yüksek frekanslar -bir müzik Şüphesiz, de Broglie tezini yukarıdakilerden çok dahanotasına farklı niteliğini veren müzikal sesler- bu ilk armoni- gelişkin argümanlarla desteklemişti ama durum böyle olsağin tam sayı katlarını temsil eden frekanslara sahiptir. da, tezinin onaylanması için çok zorlandı. Tez en sonunda Sabit olmak, kendi üstüne kapanan dalgaların bir özelli- fikri alınmak üzere Einsteina gönderildi. Işığın düalitesiniğidir. Böyle dalgalar, bir fincan çayda kolayca başlatılabilir- ilk algılayan kişi olan Einstein, de Broglienin pekala haklıler. De Broglie, "Atomun yörüngesindeki elektronlar kendi olabileceğini görmede zorluk çekmedi: Madde de pekala ışıküstüne kapanan dalgalar mıdır?" diye sordu. Eğer durum gibi ikili yapıda olabilirdi. Einstein tezi hakkında "Çılgın gö-buysa, ayrı ayrı sabit dalga desenleri üretirler miydi? Örne- rünebilir ama sağlam bir tez," diye cevap yazdığında, de Broglie doktorasını alıyordu. Bilimde, deney en son hakemdir. De Broglienin elektro- nun dalga doğası fikri, bir elektron huzmesi bir kristalden (elektronları kırınıma uğratmaya uygun, üç boyutlu bir "şemsiye") geçirilip fotoğraflandığmda, harika bir şekilde deneyle de gösterilmiş oldu. Sonuç, bir kırınım deseniydi (Şekil 7). Şekil 7. Dairesel kırınım halkaları, 3 elektron elektronların dalga boyları dalga doğasını işaret ediyor.Şekil 6. De Broglienin görüşü: Elektronlar, atomun içinde kapalı (Stan Miklavzina).kalmış sabit dalgalar olabilir miydiler?
    • (.11 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 61 De Broglıenin dalgaları hakkında 1926da düzenlenen OLASıLıK DALGALARıbir seminerin sonunda bir fizikçi diğer bir fizikçiye, eğermadde bir dalgaysa, madde dalgasını tanımlamak için bir Elektron dalgaları, sıradan dalgalar değillerdir. Bir kırı-dalga denklemi olması gerek, diye şaka yapıyordu. Bunu nım deneyinde bile, tekil elektronlar fotoğraf plakasında lo-söyleyen fizikçi şakayı anında unuttu ama şakayı duyan fi- kalize tekil olaylar gibi ortaya çıkarlar; ancak tüm elektronzikçi, yani Erwin Schrödinger madde için dalga denklemini demetinin yarattığı deseni gözlemlediğimizde onların dalgakeşfetmek üzere çalışmaya koyuldu; bu denklem, bugün doğasının kanıtını buluruz: kırınım deseni. Elektron dalgala-Schrödinger denklemi olarak biliniyor. Bu, yeni fizikte New- rı, olasılık dalgalarıdır, demişti fizikçi Max Born. Bize olası-tonun kanunlarının yerini alan matematiğin dönüm nokta- lıkları anlatırlar: Örneğin, parçacığı bulabileceğimiz en muh-sıydı. Schrödinger denklemi, laboratuvar deneylerimizin açı- temel yer, dalga titreşimlerinin (ya da genliklerin) güçlü ol-ğa çıkardığı tüm mikroskobikaltı nesnelerin o harikulade duğu yerdir. Eğer parçacığı bulma olasılığı küçükse, dalgaözelliklerini önceden tahmin etmekte kullanılır. Werner He- genliği zayıf olacaktır.isenberg aynı denklemi daha da önce keşfetmişti ama daha Los Angeles üstünde uçan bir helikopterden trafiği sey-örtülü bir matematik formundaydı. Schrödinger ve Heisen- rettiğinizi hayal edin. Eğer arabalar, Schrödingerın dalgala-bergin çalışmalarından ortaya çıkan matematiksel resmiyet, rıyla tarif edilmiş olsalardı, dalganın trafiğin arapsaçına dön-kuantum mekaniği olarak adlandırılır. düğü yerlerde güçlü, sıkışıklıklar arasında ise zayıf olduğu- De Broglie ve Schrödingerin madde dalgası fikri, ato- nu söylerdik.mun kayda değer bir tablosunu ortaya çıkarır. Basit terimler- Dahası, elektron dalgaları, dalga paketleri olarak tasavvurle atomların en önemli üç özelliğini açıklar: istikrarlılıklarını, edilmektedir. Paket kavramını yükleyerek, dalga genliğinibirbirlerine göre kimliklerini ve kendilerini rejenere etme (ye- mekanın belirli bölgelerinde çok büyük ve kalan yerlerde isenileyebilme) yeteneklerini. İstikrarlılığın nasıl ortaya çıktığı- çok küçük yapabiliriz (Şekil 8). Bu önemlidir çünkü dalga, lo-nı zaten anlattım (Boh/un yaptığı büyük katkıyı hatırlayın).Atomların belirli bir tür olarak kimliği, sadece kendi üstünekapanan dalga desenlerinin kimliğinin sonucudur; sabit de-senlerin doğası, elektronların çevrelerince değil elektronlarınkapatılma biçimiyle belirlenmektedir. Atomun müziği, dalgadeseni, onu -ister Dünyada ister Andromedada- her neredebulursanız bulun aynıdır. Dahası, sadece kapatılışının şartla-rına bağlı olarak, sabit desenin hiçbir geçmiş tarihi, hafızasıyoktur; kendini yeniler, aynı gösteriyi tekrar tekrar yineler. Şekil 8. Birçok basit dalganın üst üste bindirilmesi, tipik bir lokalize dalga paketi üretir. [P. W. Atkinsin izniyle uyarlanmıştır; Quanta: A Handbook of Concepts (Kuanta: Kavramlar El Kitabı). Oxford: Clarendon Press, 1974.]
    • (.11 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 61kalize bir parçacığı temsil etmelidir.* Dalga paketi, bir olası- kuantum belirsizliğinin etkileri bizim gündelik makro ger-lık paketidir ve Born elektron dalgaları için, dalga genliğinin çekliğimizi bile istila edebilirdi.-teknik olarak dalga fonksiyonu diye adlandırılır- mekanın Klasik fizikte, tüm hareket onu yöneten kuvvetlerce be-bir noktasındaki karesinin, bize elektronu o noktada bulma lirlenir. Başlangıç şartlarını (bir nesnenin zaman içinde birolasılığını verdiğini söyler. Bu olasılık, bir çan eğrisi ile gös- başlangıç anındaki konumu ve hızını) bildiğimizde, onun ke-terilebilir (Şekil 9). sin rotasını Newtonun hareket denklemlerini kullanarak he- saplayabiliriz. Böylece klasik fizik, determinizm felsefesine, tüm maddesel nesnelerin hareketini tamamen tahmin edebil- HEISENBERG BELİRSİZLİK İLKESİ menin mümkün olduğu fikrine yol açar. Olasılık, belirsizliği doğurur. Bir elektron ya da diğerherhangi bir kuantum nesne için bizler, ancak nesneyi şu ve-ya bu konumda bulma olasılığından ya da momentumunun(kütle çarpı hız) şu kadar ya da bu kadar olduğundan sözedebiliriz; ama bu olasılıklar bir çan eğrisi ile gösterilebilecekbir dağılım oluştururlar. Olasılık belirli bir konum değerindemaksimum olacaktır ve bu, elektronu bulacağımız en muhte-mel yer olacaktır. Ama elektronun bulunabileceği kayda de-ğer miktarda olasılık içeren birçok mekan da olacaktır. Bubölgenin genişliği, elektronun konumunun belirsizliğinin de-recesini temsil eder. Aynı argüman, elektronun momentumu-nun belirsizliği hakkında konuşabilmemizi de sağlar. Bu düşüncelerden yola çıkan Heisenberg, konum ve mo-mentumun belirsizliklerinin çarpımının Planck sabiti denilenküçük bir sayıdan büyük ya da eşit olduğunu matematikselolarak kanıtladı. Planck tarafından keşfedilen bu sayı, kuan- Şekil 9. Tipik bir olasılık dağılımıtum etkilerinin ölçülebilecek derecede etkili hale geldiği nice-liksel skalayı oluşturur. Eğer Planck sabiti küçük olmasaydı, Belirsizlik ilkesi ise determinizm felsefesinin tam ortası- na bir molotof kokteyli fırlatır. Belirsizlik ilkesine göre, bir* Uzayda dar bir hacimde lokalize olmuş parçacığı, uzaya yayılmış olan dalga olarak elektronun konumunu ve hızını (ya da momentumunu) aynınasıl düşünebiliriz? Bir parçacığı, parçacığın bulunduğu bir bölge dışındaki genlik-leri toplamı önemsenmeyecek kadar küçük olan birçok dalganın toplamı (dalga anda belirleyemeyiz; bunlardan birini doğru biçimde ölçmepaketi) olarak düşünebiliriz. D.N. girişimi, diğerleri hakkındaki bilgiyi bulanıklaştırmaktadır.
    • (.11 61 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin ÖlümüDolayısıyla bir parçacığın rotasının hesaplanması için gerek- sanlar gözden kaybolur ve keşfedilmemiş bir gezegen olma-li başlangıç koşulları asla doğru olarak belirlenemez; bir par- sı beklenen ama daha çok bir Hollywood setine benzeyen birçacığın rotasının kesin belirli olması da savunulamaz. sahnede tekrar ortaya çıkıverirler. James Blish, Uzay Yoluna Aynı biçimde, Bohr yörüngeleri bir elektronun nerelerde dayanan romanlarından birinde bu tekrar görünme işleminiolduğu konusunda kesin bir tanım sağlamaz: Gerçek yörün- bir kuantum sıçrayışı olarak anlatmaya çalışmıştı. Tıpkı birgelerindeki konumu kırçıldır (fuzzy, saçaklı). Aslında, elekt- elektronun bir atomik yörüngeden diğerine atlaması amaron şu veya bu enerji düzeyinde iken çekirdekten şu veya bu arada yer alan mekandan bile geçmemesi gibi Atılgan uzaykadar uzaklıktadır, diyemeyiz. gemisinin mürettebatı da böyle yapıyordu. Sorunu görebilir- siniz. Elektron sıçrayacaktır ve kuantum sıçrayışını yöneten olasılık ve belirsizlik olduğundan, nereye sıçrayacağı neden- BELİRSİZLİK FANTEZİLERİ sel değildir ve tahmin edilemez. Böyle bir kuantum aktarımı Atılgan kahramanlarını en azından arada bir, bir yere gitmek Yazarların belirsizlik ilkesinin öneminin farkında olma- için çok uzun zaman beklemeye zorlardı.dıkları ya da unuttukları birkaç fantezi senaryosunu ele ala- Kuantum fantazileri eğlenceli olabilir ama bu yeni bili-lım. min ve bu kitabın nihai amacı ciddidir. Amaç, gündelik ger- Fantastic Voyage (Kan Damarlarında Yolculuk) adlı bir çekliğimizle daha etkin biçimde başa çıkmamıza yardımcı ol-bilim kurgu romanı ve filminde, nesneler sıkıştırılarak küçül- maktır.tülüyordu. Hiç atomları sıkıştırmak mümkün müdür, değilmidir diye düşündünüz mü? Zaten, çoğunlukla boş mekan-dan oluşurlar. Belirsizlik bağlantısını dikkate alarak kendiniz DALGA-PARÇACIK İKİLİĞİ VE KUANTUM ÖLÇÜMÜkarar verin. Bir atomun boyutu, elektronlarının konumlarıy-la ilgili belirsizlik derecesinin yaklaşık tahminidir. Atomu sı- Okuduğunuz bu bilgiler, birkaç kafa karıştıran soruyukıştırmak, elektronlarını daha küçük bir mekan içinde lokali- açıklamaya yardım eder. Elektronun atom çekirdeği çevre-ze edecek ve böylece konumlarıyla ilgili belirsizliği azalta- sinde dalgalar halinde hareket ettiğini gösteren tablo, elek-caktır fakat momentumdaki belirsizlik skalası artacaktır. tronun yükünün ve kütlesinin atomun her yanına bulaştığınıElektronun momentumunun belirsizliğindeki bir yükselme, ima etmez mi? Ya da serbest bir elektron yayıldığında, kionun hızındaki bir yükselme anlamına gelir. Dolayısıyla, sı- Schrödingerin teorisine göre bir dalga böyle yapmalıdır, bukıştırmanın sonucunda, elektronun hızı artar ve atomdan da- elektronun her yerde olduğu, yükünün tüm mekana bulaştı-ha iyi kaçıp uzaklaşabilir hale gelirler. ğı anlamına gelmez mi? Başka bir deyişle, elektronu dalga Bir başka bilim kurgu örneğinde, Kaptan Kirk (klasik te- olarak gösteren tabloyla, onun parçacık benzeri, lokalizelevizyon dizisi Uzay Yolunda), "Işınlayın," der. Bir aygıt pa- özellikler gösterdiği gerçeğini nasıl uzlaştırabiliriz? Cevaplarnelinde bir kol aşağıya çekilir. Hop! Bir platformda duran in- pek kapalıdır.
    • (.11 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 61 Durum, en azından dalga paketleri söz konusu oldu- ölçümün bir sonucu olarak, elektronun dalgasının çöktüğü-ğunda, elektronu küçük bir mekana kapatabiliriz gibi görün- nü varsayımlıyız, böylece artık elektronun buhar bulutun-mektedir. Heyhat, mesele göründüğü gibi basit değildir. Za- dan geçerken izini görebiliriz (Şekil 10). Heisenberge göre:manda belirli bir anda Schrödinger denkleminin geçerli "Elektronun yolu, ancak biz onu gözlemlediğimizde mevcutolduğu bir dalga paketi, zamanın geçişiyle yayılmalıdır. olur." Onu ölçtüğümüzde, elektronu her zaman bir parçacık Başlangıçta bir zamanda, bir elektronu küçük bir nokta olarak lokalize halde buluruz. Ölçümümüzün elektron dal-halinde lokalize edebiliriz ama elektronun dalga paketi bir- gasını parçacık haline indirgediğini söyleyebiliriz.kaç saniye içinde tüm mahalleye yayılacaktır. Başlangıçta Schrödinger dalga denklemini açıkladığında, o ve diğer-elektronu küçücük bir noktacık olarak lokalize halde bulma leri belki de kuantum sıçrayışları fiziğini -süreksizlik fiziğini-olasılığı baygınlık verecek kadar yüksek olmasına rağmen, tasfiye ettiklerini düşünmüşlerdi çünkü dalga hareketi sürek-elektronun mahallede herhangi bir yerde ortaya çıkıverme liydi. Ancak kuantum nesnelerinin parçacık doğası, onlarınolasılığının kayda değer hale gelmesi sadece birkaç saniyealır. Ve yeterince beklersek, elektron ülkenin herhangi bir ye-rinde, hatta galaksinin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabi-lir. Uzmanlar arasında kuantum garipliği hakkında bitmeztükenmez şakalar yapılmasına yol açan da dalga paketininbu yayılmasıdır. Örneğin, bir yılbaşı hindisini materyalize et-menin kuantum mekaniğindeki yolu şöyledir: Fırını hazırla-yın ve bekleyin; yakındaki bir kasaptan çıkan bir hindinin fı-rınınızda materyalize olma olasılığı sıfır değildir. Hindi sevenlerin şansızlığına bakın ki, hindi gibi koca-man nesneler söz konusu olunca, yayılma son derece yavaş-tır. Bir Şükran Günü hindisinin bir lokmasının bile bu şekil-de materyalize olmasını tüm evrenin hayatı boyunca bekle-yebilirsiniz. Peki ya bir elektron? Elektronun dalga paketinin tüm Şekil 10. Birmahalleye yayılışını, lokalize bir parçacık tablosuyla nasıl elektronunuzlaştırabiliriz? Cevap, hesaplayışımıza gözlem eylemini da- buharhil etmemiz gerektiğidir. bulutundan Eğer elektronun yükünü ölçmek istersek, bir sis odasın- geçerkendaki buhar bulutu gibi bir şeyle yolunu kesmemiz gerekir. Bu bıraktığı iz.
    • (.11 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 61 nau, bir yaz akşamı ateş böceklerini seyretmek gibidir Şura-dalga doğası ile uzlaştırılmalıydı. Böylece, dalga paketleri da bir parıltı, beride bir ışıltı görürsünüz ama gözlemlerinizönerildi. En sonunda, dalga paketinin yayılmasının tanınma- arasında ateş böceğinin nerede olduğuna dair hiçbir fikrinizsı ve paketin boyutunu anında çökertenin bizim gözlemimiz yoktur. İzlediği yolu bile tam bir güvenle tanımlayamazsmız.olduğunun farkına varılmasıyla, çökmenin süreksiz olması Ay gibi makroskobik bir nesne için bile, kuantum mekaniğigerektiğini gördük (sürekli çökme, zaman alırdı). a y n ı tabloyu tahmin eder; tek fark, dalga paketinin yayılma- Durum, kuantum sıçrayışları olmadan kuantum meka- sının, gözlemler arasında algılanamayacak kadar kuçukniğine sahip olamazmışız gibi görünüyor. Schrödinger birkeresinde Boh/u Kopenhagda ziyaret etmiş ve kuantum sıç- (ama asla sıfır değil) olmasıdır. Artık meselenin püf noktasına geliyoruz. Biz onları neramalarına karşı günlerce protestoda bulunmuştu. En sonun-da, şu duygusal patlamayla durumu kabullendiği söylenir:"Bu kahrolası kuantum sıçramasını kabul etmek zorunda ol-duğumu bilseydim, kuantum mekaniğine hiç bulaşmaz-dım." Atoma geri dönelim; eğer elektronun konumunu, birkararlı yörüngede olduğunda ölçersek, onun olasılık bulutu-nu yine onu belirli bir konumda, her yere bulaşmamış biçim-de bulmak üzere çökerteceğiz. Eğer elektronu aramak içindaha çok sayıda ölçüm yaparsak, onu, Schrödinger denkle-mince de tahmin edildiği gibi, onu bulma olasılığının yüksekolduğu yerlerde daha sık bulacağız. Aslında, çok sayıda öl-çümden sonra, eğer dağılımı ölçülen konumlara göre nokta-lar halinde gösterirsek, Schrödinger denkleminin çözümüyleverilen kırçıl yörüngeyi hayli andıracaktır (Şekil 11). Kaçışan bir elektron bu perspektiften nasıl görünür?Herhangi bir mikroskobik altı hızlı nesne üstüne bir başlan-gıç gözlemi yaptığımızda, onu küçücük bir dalga paketi, birparçacık olarak lokalize olmuş halde buluruz. Ancak göz-lemden sonra, paket yayılır ve paketin yayılması, paket hak- Sekil 11 Bir hidrojen atomunun en düşük yörüngesindeki konumu-kındaki belirsizliğimizin bulutudur. Eğer tekrar gözlemler- nun tekrarlanan ölçümlerinin sonuçlan. Elektron dalgasının sıklık-sek, paket bir kez daha lokalize olur ama gözlemlerimiz ara- la onu bulma olasılığının yüksek olarak tahmin edildiği yerde çök-sında daima yayılır. tüğü açıktır, böylece kırçıl (bulanık) bir yörünge ortaya çıkar. Elektronları seyretmek, der fizikçi-filozof Henry Marge-
    • 78 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 79zaman ölçersek ölçelim, kuantum nesneleri bir parçacık ola- TAMAMLAYıCıLıK ILKESIrak tekil bir yerde görünmekteler. Olasılık dağılımı, bu yeri(veya o yerleri) ölçümü yaptığımızda onun bulunması muh- Dalga-parçacık paradoksuna yepyeni bir bakış yolu,temel yerler olarak tanımlamaktadır; daha fazlası değil. Biz Bohr tarafından tanımlanmıştır. Elektronun dalga ve parça-ölçmediğimizde, kuantum nesneleri yayılır ve aynı anda bir- cık doğası düalistik veya basitçe, zıt kutuplar değildir, dediden çok yerde mevcut olurlar, tıpkı bir dalga veya bulutun Bohr. Bunlar tamamlayıcı deneylerde bize açık hale gelen ta-yaptığı gibi; daha azı değil. mamlayıcı özelliklerdir. Bir elektronun kırınım tablosunu ele Kuantum fiziği, hareketin determinist rotaları ve neden- aldığımızda onun dalga doğasını açığa çıkarıyoruz; onu birsel süreklilik gibi eski kavramlarımıza meydan okuyan yeni sis odası içinde izlediğimizde, onun parçacık doğasını görü-ve heyecan verici bir dünya görüşü sunar. Eğer başlangıç ko- yoruz. Elektronlar ne dalga ne de parçacıktırlar. Onlara "dal-şulları bir nesnenin hareketini sonsuza dek belirlemiyorsa, gaparça," diyebiliriz çünkü gerçek yapıları bu iki tanımı dabunun yerine onu her gözlemleyişimizde yeni bir başlangıç aşmaktadır. Bu, tamamlayıcılık ilkesidir.varsa, o zaman dünya en temel düzeyde yaratıcı demektir. Aynı kuantum nesnenin dalgalık ve parçacıklık gibi gö- Neredeyse her gün aynı zamanda kasaba meydanından rünüşte çelişen özelliklere sahip olması olgusu üstünde te-geçen bir haham, bir Kazakın dikkatini çekmiş. Bir gün me- fekküre dalmak, kişinin akıl sağlığı açısından tehlikeli olaca-rakla sormuş: "Nereye gidiyorsun haham?" ğından, doğa bir tampon sağlamıştır. Bohıun tamamlayıcılık Haham cevap vermiş: "Emin değilim." ilkesi, kuantum nesneleri hem parçacık hem de dalga niteli- "Her gün bu sıralarda bu yoldan geçiyorsun. Elbette, ne- ğine sahip olabilmelerine rağmen, bizlerin ancak belirli birreye gittiğini biliyorsundur." zamanda belirli bir deneysel düzenleme ile dalgaparçanm Haham bilmediğinde ısrar edince, Kazak sinirlenmiş, ancak bir unsurunu ölçebileceğimiz konusunda bizi teminmeraklanmış ve en sonunda hahamı hapse tıkmış. Tam kilidi eder. Aynı şekilde, dalgaparçanm görmek istediğimiz belirliçevirirken, haham ona bakmış ve nazikçe şöyle demiş: "Gö- unsurunu, uygun deneysel düzenlemeyle birlikte seçeriz.rüyorsun ya, bilmiyordum." Kazak yolunu kesmeden önce, haham nereye gidiyor ol-duğunu biliyordu ama ondan sonra bilemedi. Yarıda kesmek KARŞıLıKLıLıK ILKESI(buna ölçüm de diyebiliriz) yeni olasılıklar sunmuştu. Kuan-tum mekaniğinin mesajı da budur. Dünya, başlangıçtaki şart- İnsanın yeni fiziğin devrimci fikirlerini kavrar kavra-lar tarafından bir kez ve her zaman geçerli olmak üzere belir- maz, Newtoncu fiziğin tamamen yanlış olduğunu düşünme-lenmiş değildir. Her ölçüm olayı, potansiyel olarak yaratıcı- si son derece hatalıdır. Eski fizik, yeni fizik için özel bir vakadır ve yeni olasılıkları açabilir. olarak çoğu (ama hepsinde değil) makro madde aleminde yaşamaktadır. Bilimin önemli bir özelliği, yeni bir düzen es- kisinin yerini aldığında, o düzenin uygulandığı alana uzan-
    • 80 Kııantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü 81 maşıdır. Eski alanda, eski bilimin matematik denklemleri ha- zaman alabilir. Ama bırakmazsanız, birdenbire diğer imge la sağlamdır (deneysel verilerle doğrulanmıştır). Dolayısıyla ortaya çıkıverir. Eşin çenesi, kayınvalidenin burnuna dönü-klasik fizik hükümdarlığında, kuantum mekaniğinin nesne- şür; boynu ise yaşlı kadının çenesine ve böyle gider. Nelerlerin hareketi hakkındaki sonuçları, sanki uğraştığımız cisim- oluyor, diye meraklanırsınız. Çizgiler aynıdır ama birdenbireler klasikmişlercesine, Newtoncu matematik kullanılarak el- resmi yeni bir biçimde algılamak sizin için mümkün hale ge-de edilen sonuçlara açıkça uygundur. Buna karşılıklılık ilke- lir. Kısa süre içinde iki resim arasında, eski ve yeni imge ara-si denir ve Bohr tarafından formüle edilmiştir. sında gidip gelmenin kolaylaştığını görürsünüz. Belirli bir Klasik fizik ve kuantum fiziği arasındaki ilişki, şu ünlü zamanda iki imgeden yine birini görmektesinizdir ama şu-"Eşim ve Kayınvalidem" adlı görsel illüzyonu andırır (Şekil urunuz genişlemiş olduğundan ikiliğin farkmdasmızdır. İşte12). Bu çizimde ne görüyorsunuz? Başlangıçta, ya eşi ya da böyle bir genişlemiş farkmdalıkta, kuantum fiziğinin garipli-kayınvalideyi görürsünüz. Ben önce hep genç kadını ği anlamlı gelmeye başlar. Hatta heyecan verici hale gelir.görüyorum. Çizimdeki diğer imgeyi keşfetmek aslında hayli Hamletin Horatioya söylediğini uyarlarsak, göklerde ve Yerkürede klasik fizikte düşlenenden çok daha fazlası var. Kuantum mekaniği bize daha geniş bir perspektif, al- gılayışımızı yeni bir aleme genişleten yeni bir bağlam ve- rir. Doğayı ayrı biçimler -dalgalar ya da parçacıklar- olarak görebilir ya da tamamlayıcılığı keşfedebiliriz: Dalgaların ve parçacıkların, aynı şeye özgü olduğu fikrini. KOPENHAG YORUMU Born, Heisenberg ve Bohr tarafından geliştirilen, kuan- tum mekaniğinin Kopenhag yorumuna göre, bizler kuantum nesnelerini dalgalar olarak hesaplar ve dalgaları da olasılık dağılımı şeklinde yorumlarız. Onların konumu ve momentu- mu gibi vasıflarını, bir biçimde yaklaşık olarak belirler ve ta- mamlayıcı biçimde anlarız. Ek olarak, süreksizlik ve kuan- tum sıçramaları -örneğin, sere serpe yayılmış bir dalga pake- tinin gözlem üstüne çökmesi- bir kuantum nesnesinin davra- Şekil 12. Eşim ve Kayınvalidem (W. E. Hill) nışının temel unsurları olarak görülür. Kuantum mekaniği- nin bir diğer unsuru ise ayrılmazlıktır. Onu nasıl gözlemledi-
    • 78 83 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü ğimizden söz etmeden bir kuantum nesnesinden söz etmek mu). Ancak, kuantum belirsizlik ilkesi bir nesnenin hem hızı- muğlak olur çünkü bu ikisi birbirinden ayrılamaz. Son ola- nı hem de konumunu aynı anda mutlak doğrulukla asla be- rak, koca dev nesneler için, kuantum mekaniğinin tahmin- lirleyemeyeceğimizi söyler. Başlangıç şartlan hakkındaki bil- leri, klasik fiziğin tahminlerine eştir. Bu durum, doğrudan gimizde her zaman hata olacaktır ve kesin determinizm hü- duyularımızla algıladığımız doğanın makro bölgesinde ola- küm sürmez. Bizzat nedensellik fikri bile şüphelidir. Kuan- sılık ve süreksizlik gibi kuantum etkilerin bastırılmasını öne tum nesnelerinin davranışı olasılıklı olduğundan, tek bir nes- sürer. Klasik karşılıklılık, kuantum gerçekliğini kamufle eder. nenin davranışının kesin sebep-sonuç tanımı imkansızdır. Bunun yerine, büyük bir parçacık grubu hakkında konuşur- ken elimizde istatistik neden ve istatistik sonuç vardır. MATERYALIST REALİZMİ YARIP GEÇMEK Varsayım 3: Yerellik. Yerellik varsayımı -fiziksel nesneler Kuantum teorisinin ilkeleri, materyalist realizmin hak- arasındaki tüm karşılıklı etkileşimlerin yerel işaretler yoluy- sız varsayımlarını bir kenara bırakmamızı mümkün kılmak- la yapılması-, nesnelerin esasen bağımsız ve birbirinden ayrı tadır. olarak var olduğunu öneren materyalist görüş açısı için çok Varsayım 1: Güçlü nesnellik. Materyalist birinin temel var- önemlidir. Ancak eğer dalgalar uzak mesafelere yayılıyor vesayımı, dışarıda, bizden bağımsız olan bir nesnel, fiziksel ev- derken biz ölçüm yapınca birdenbire çöküyorlarsa, o zamanrenin var olduğu şeklindedir. Bu varsayımın bazı bariz işlev- ölçümümüzün tesiri yerel olarak yol almıyor demektir. De-sel geçerliliği vardır ve sıklıkla bilimi anlamlı biçimde yürüt- mek ki yerellik (mekansallık ya da noktasallık) geçersizdir.mek için gerekli olduğu varsayılır. Bu varsayım gerçekten ge- Bu, materyalist realizme inen bir diğer öldürücü darbedir.çerli midir? Kuantum fiziğin dersine göre, bir kuantum nes-nesinin belirli bir durumda açığa çıkaracağı -dalga veya par- Varsayım 4 ve 5: Materyalizm ve epifenomenalizm. Materya-çacık- unsuru biz seçeriz. Dahası, gözlemimiz kuantum dal- list bir kişi öznel zihin (şuur) fenomenlerinin, maddenin epi-ga paketini, lokalize olmuş bir parçacığa çökertir. Özneler ve fenomenleri olduğunda ısrar eder. Bunlar ancak maddeselnesneler çözülemez biçimde birbirine kaynamıştır. Eğer öz- beyin malzemesine indirgenebilirler. Ancak, kuantum nesne-neler ve nesneler bu biçimdeyse, güçlü nesnellik varsayımını lerinin davranışlarını anlamak için, tamamlayıcılık ilkesi venasıl koruyabiliriz ki? özne-nesne karışımı fikrine göre şuuru -seçme yeteneğimizi- işe dahil etmemiz gerekir. Dahası, maddenin bir epifenome- Varsayım 2: Klasik determinizm. Klasik bilim adamının ninin maddeyi etkilemesi saçma görünmektedir: Eğer şuurmateryalist realizme itibar kazandıran bir başka varsayımı, bir epifenomense, bir kuantum ölçümü yaptığında bir kuan-dünyanın temel anlamda deterministik olduğudur; tüm bil- tum nesnenin yayılmış dalgasını nasıl lokalize bir parçacığamemiz gereken, her nesne üstünde iş gören kuvvetleri ve çökertebilir?başlangıç şartlarıdır (nesnenin başlangıçtaki hızı ve konu-
    • 78 84 Kuantum Fiziği ve Materyalist Realizmin Ölümü Karşılıklılık ilkesi bir kenara bırakıldığında, fiziğin yeni değerle. Klasik fizik ve onun felsefi valizi olan materyalistparadigması -kuantum fiziği- materyalist realizmin diktasıy- realizme kilitlenip kalan bilimler şüpheciliğin kavalını çalı-la çelişmektedir. Bu sonucun çevresinden dolanmanın bir yo- yordu. Artık yeni fizik; yeni, özgürleştirici -şu anki bilgi dü-lu yoktur. Karşılıklılık ilkesini öne sürüp, klasik fizik tüm zeyimize uyan- bir felsefe için sesleniyor. Eğer idealistpratik amaçlar açısından makro nesneler için geçerlidir ve monizm ihtiyaca uyuyorsa, Descartestan bu yana ilk kez bi-biz de makro dünyada yaşadığımızdan, kuantum garipliği- lim, insani bilimler ve dinler insanın hakikatini arayışta kolnin, doğanın mikroskobik altı alemde geçerli olduğunu var- kola yürüyebilirler.sayacağız, diyemeyiz. Tam tersine, bu gariplik bizi makrodüzeye kadar izlemektedir. Eğer dünyayı klasik ve kuantumfiziği bölgelerine ayırırsak, çözülemez kalacak kuantum pa-radoksları vardır. Hindistanda insanlar maymunları bir kavanoz nohutlayakalarlar. Maymun bir avuç dolusu nohut almak için kava-noza elini sokar. Heyhat, avucu yemekle dolunca, elini çıka-ramaz. Kavanozun ağzı, içi dolu avucu için çok dardır. Tuzakişe yarar çünkü maymunun açgözlülüğü nohutları bırakma-sını önler. Materyalist realizmin -materyalizmin, determiniz-min, yerelliğin vb.- aksiyomları*, bilgimizin bugünkündendaha sınırlı olduğu geçmişte bize iyi hizmet ettiler ama artıktuzağımız haline geldiler. Maddesel alanın dışında uzananözgürlüğü kucaklamak üzere kesinlik nohutlarını avucu-muzdan bırakmalıyız. Eğer materyalist realizm fizik için yeterli bir felsefe de-ğilse, kuantum davranışının tüm bu garipliğiyle hangi felse-fe başa çıkabilir? Bu, dünya üstündeki tüm dinlerin temeliolan idealist monizm felsefesidir. Geleneksel olarak, insan yaşamına sadece dinler ve hü-manist disiplinler fiziksel hayatta kalışın ötesinde değer ver-mişlerdir: estetik sevgimiz; sanat, müzik ve düşüncedeki ya-ratıcılığımız; ve birlik sezgisindeki ruhsallığımıza verdikleri* Aksiyom: Belit, kendilğinden apaçık olan. Ç.N.
    • Monistik İdealizmin Felsefesi 87 realite arkamızdadır, ışıkta ve duvara gölgeleri vuran arşeti- pik formlardadır. Bu benzetmede gölgeler, aşkın bir dünyaya ait arşetipik gerçekliğin insan deneyimindeki gerçek olma- yan içkin tezahürlerini göstermektedir. Gerçekte, ışık tek ger- çekliktir çünkü görebildiğimiz sadece ışıktır. İdealist mon- izmde şuur, Eflatunun mağarasındaki ışık gibidir. MONİSTİK İDEALİZMİN Aynı temel fikirler, birçok kültürün idealist literatürün- FELSEFESİ de tekrar tekrar karşımıza çıkar. Hindistanın Vedanta litera- türünde, Sanskritçe nama kelimesi aşkın arşetipleri ve rupa kelimesi de onların içkin biçimini anlatır. Nama ve rupanın Materyalist realizmin antitezi idealist monizmdir. Bu fel- ötesinde Brahmanın, evrensel şuurun, ikincisi olmayan birin,sefede temel olan şuurdur, madde değil. Hem madde dünya- tüm var olanların temelinin ışığı parlar. "Sözünü ettiğimiz vesı ve hem de düşünce gibi zihinsel fenomenler dünyası, şuur düşündüğümüz tüm bu evren, Brahmandan başka bir şeytarafından belirlenir. Maddesel ve zihinsel kürelere (bunlar değildir. Brahman, Mayanın (illüzyonun) ötesindedir. Başkabirlikte içkin -her yerde mevcut- gerçekliği ya da tezahürat da bir şey yoktur." 2alemini oluştururlar) ek olarak idealizm, maddesel ve zihin-sel fenomenlerin kaynağı olarak aşkın, arşetipik bir idealar Budist felsefede, madde ve idea alemleri sırasıyla Nirma-alemini öne sürer. İdealist monizmi, adının da ima ettiği gibi, nakaya ve Sambhogakaya diye adlandırılır; ama bunların öte-üniter bir felsefe olarak tanımak önemlidir; içkin ve aşkın gi- sinde, her ikisini de aydınlatan tek şuurun ışığı, Dharmakayabi herhangi bir alt bölümleme, şuur içindedir. Dolayısıyla şu- vardır. Ve aslında, sadece Dharmakaya vardır. "Nirmanaka-ur tek nihai gerçekliktir. ya, Budanın bedeninin ve onun anlaşılmaz faaliyetlerinin görünüşüdür. Sambhogakaya engin ve sınırsız potansiyele Batıda, idealist monizm felsefesi en tesirli biçimde Efla- sahiptir. Budanın Dharmakayası herhangi bir algılamadantun tarafından, Devlet adlı eserinde ünlü mağara benzetme- veya bir biçimin tasawurundan aridir (özgürdür)."siyle verilmiştir.1 Yüzlerce felsefe öğrencisi neslinin öğrendi-ği gibi, bu benzetme idealizmin temel kavramlarını net bi- Belki de Taocu yin ve yang sembolü (Şekil 13) Hint sem-çimde göstermektedir. Eflatun bir mağarada sabit bir konum-da oturan ve yüzleri hep duvara bakan insanları tasawureder. Dışarıdaki büyük evren, mağaranın duvarına yansıyanbir gölge oyunudur ve biz insanlar da gölgeleri seyrederiz.Gerçeklik sandığımız gölge illüzyonlarını seyrederiz. Gerçek Şekil 13. Yin-yang sembolü 86
    • 10. 88 Monistik İdealizmin Felsefesibollerine göre daha yaygın biçimde tanıdıktır. Açık renkli diğer biçimi olan enerjinin) tek gerçeklik olabileceğini öneyang, bir eril semboldür, aşkın alemi tanımlar ve koyu renk- süren gerçekçi bir felsefeyi kabul etmemiz için bizi ikna eder.li yin, bir dişil sembol olarak görülür, içkin olanı tanımlar. Şe- Ancak birçok idealist, kişi gündelik deneyimlerin ötesini he-killerindeki ilişkiye dikkat edin. "Şimdi karanlık, şimdi ay- deflediğinde gökleri doğrudan deneyimlemenin mümkündınlık görünmesine izin veren Taodur"; onun tamamlayıcı olduğunu ısrarla söylemektedir. Böyle iddialarda bulunantezahürlerini aşandır. insanlar, mistik olarak bilinir. Mistisizm, idealist monizm için Benzer şekilde, Yahudi Kabala geleneği de iki gerçeklik deneysel kanıtlar önermektedir.düzenini tarif eder: Aşkın olan; ki Sefirot tarafından Teogoniolarak temsil edilir ve de içkin olan; alma de-peruda, "ayrılma MİSTİSİZMdünyası"dır. Zohara göre: "Eğer kişi mistik meditasyonda eş-ya üstünde tefekküre dalarsa, her şey bir olarak açığa çıkar." Realizm (gerçekçilik), gündelik algılamalarımızdan or- Hristiyan aleminde, aşkın ve içkin alemlerin adları -yer taya çıkar. Dünyayı gündelik deneyimleyişlerimizde, eşya-ve gök- gündelik söz dağarcığımızın bir parçasıdırlar. Ancak, nın maddesel ve birbirinden ve bizden ayrı olduğunun kanıt-günlük kullanışımız bu fikirlerin idealist monizmdeki köke- ları boldur.nini dikkate almaz. Gök ve yer krallıklarının ötesinde, Tanrı- Şüphesiz, zihinsel deneyimler böyle bir formülasyonalık Katı, krallıkların Kralı vardır. Krallıklar, Kraldan ayrı var tam olarak oturmaz. Düşünce gibi zihinsel deneyimler, mad-olamazlar: Kral, krallıklardır. Hristiyan idealist Dionysius desel görünmemektedirler; böylece zihin ve bedeni ayrışöyle yazar: "O [şuur: varlığın temeli] zekalarımızın, canları- alemlere atayan düalist (ikilikçi) bir felsefe geliştirdik. Dü-mızın ve bedenlerimizin içinde, göklerde ve yerdedir ama yi- alizmin eksiklikleri çok iyi bilinir. Başta, ayrı, maddesel ol-ne de Zatında aynı kalır. Aynı anda dünyanın içinde, çevre- mayan bir zihnin nasıl olup da maddesel bir bedenle etkileş-sinde ve üstündedir; göksel üstü, elzemden elzemdir, bir gü- tiğini açıklayamaz. Eğer böyle zihin-beden etkileşimleri var-neş, bir yıldız, ateş, su, ruh, çiy, bulut, taş, kaya, var olan her sa, o zaman iki alem arasında enerji alışverişi olmak zorun-şeydir." 3 dadır. Sayısız deneyde, madde dünyasının enerjisinin bizzat Tüm bu tariflerde, tek şuurun bize tamamlayıcı tezahür- değişmez kaldığını görürüz (bu, enerjinin korunumu yasası-ler yoluyla geldiğinin söylendiğine dikkat edin: İdealar ve bi- dır). Zihinsel alemden enerji kazanıldığını ya da oraya enerjiçimler, nama ve rupa, Sambhogakaya ve Nirmanakaya, yang verildiğini gösteren herhangi bir kanıt yoktur. Eğer bu ikive yin, gök ve yer. Bu tamamlayıcı tarif, idealist felsefenin alem arasında etkileşimler varsa, bu nasıl olmaktadır?önemli bir yüzüdür. İdealistler, şuurun asli gerçeklik olduğu fikrini savunsa- Çevremize baktığımızda, normalde sadece maddeyi gö- lar ve dolayısıyla öznel, zihinsel deneyimlerimize değer ver- rürüz. Gök, sıradan algılayışımızın elle tutulur bir nesnesi seler de şuurun zihin olduğunu önermemektedirler. (Dildeki değildir. Bu durum, sadece bizim maddeye gerçek olarak karmaşadan sakının: Şuur, nispeten az kullanılan bir kelime- gönderme yapmamıza yol açmakla kalmaz, maddenin (ve ılir. Zihin kelimesi ise sıklıkla şuuru belirtmek için kullanılır.
    • 10. Monistik İdealizmin Felsefesi 91Ama bu kitapta şuur ve zihin kavramları arasında ayrım doğmuşların, kaynaklanmışların, yaratılmışların, biçim-yapmanız şarttır ve önemlidir.) Bunun yerine onlar, (bir top lendirilmişlerin dünyasından kaçmak mümkündür." 4gibi) maddesel nesnelerin ve (hayali bir top gibi) zihinsel O zaman mistikler, bu temel, çoklukta teklik gerçekliği-nesnelerin her ikisinin de şuurun nesneleri olduklarını öner- ne şahitlik eden insanlardır. Farklı kültürlerden ve ruhsal ge-mektedirler. Bir deneyimde, ayrıca bir özne yani deneyimle- leneklerden birkaç örnekleme, birliğin mistik yolla deneyim-yen de vardır. Bu deneyimleyenin doğası nedir? İşte bu, ide- lenişinin yaygınlığına işaret etmektedir. 5alist monizmde en çok önem taşıyan sorudur. On beşinci yüzyılda İtalyada yaşayan Hristiyan mistik İdealist monizme göre, bir özne-nesne deneyiminde öz- Cenovalı Catherine Adorna, bilgisini sade ve güzelce ifadenenin şuuru, tüm var olanların temeli olan şuurla aynıdır. etmişti: "Varlığım Tanrıdır; sadece Ona dahil olduğum içinDolayısıyla, şuur birleştiricidir. Sadece bir "özne şuur" vardır değil, varlığımın gerçek dönüşümüyle de." 6ve bizler o şuuruzdur. Upanişadlar diye bilinen Hindu kutsal Altıncı yüzyılda Çinde yaşayan ve cahil bir köylü ikenkitapları, "Sen osun!" der. aniden aydınlanması Zen Budizminin kurulmasıyla sonuçla- Peki öyleyse, niçin sıradan deneyimimizde bu kadar ay- nan büyük Hui-Neng şöyle demişti: "Bizatihi doğamız Bu-rık hissederiz? Mistik, bu ayrılığın illüzyon olduğunda ısrar- dadır ve bu doğadan ayrı, başka Buda yoktur." 7lıdır. Eğer benliğimizin gerçek doğası üstünde derinden dü- On ikinci yüzyılda yaşayan ve sufilerce şeyhlerin şeyhişünecek olursak, tıpkı birçok çağın mistiğinin de bulduğu gi- diye hürmet edilen sufi mistik İbn-i Arabi şunları demişti:bi, tüm çeşitliliğin arkasında tek şuurun olduğunu buluruz. "Sen ne olmayı, ne de hala var oluşunu durdurursun. SenBu tek şuur/özne/ben birçok adla anılır. Hindular buna at- Osun, bu sınırlamaların biri olmaksızın. Derken kendi mev-man derler; Hristiyanlar buna Kutsal Ruh derler; Quaker cudiyetini böylece bilirsen, o zaman Tanrıyı bilirsin; eğer bil-mezhebinden olan Hristiyanlar ise içsel ışık; hangi isimle anı- mezsen, bilmezsin." 8lırsa anılsın, hepsi de bu tek şuurun deneyimlenmesinin, tah- On dördüncü yüzyılda yaşayan ve muhtemelen Kabala-min edilemez değerde olduğunda hemfikirler. cıların asli kaynak kitabı Zoharın yazarı olan Kabalacı Moses Budist mistikler sıklıkla bireyin ötesindeki şuura, yok- de Leon şöyle yazmıştı: "Tanrı... yaratılış eserini yürürlüğebenlik diye gönderme yaparlar ve bu durum, şuuru tümden koymaya karar verdiği tam o anda, O diye adlandırılır. Varlı-inkar edebilecek potansiyel bir karmaşaya yol açar. Ama Bu- ğının, Neşesinin ve Sevgisinin tam ifadesinde, olan ve böyle- da bu kavram kargaşasını açığa kavuşturmuştur: "Bir Doğ- ce gönlün sebepleriyle algılanabilir hale gelen Tanrı... Sen di- mamış, Kaynaklanmamış, Yaratılmamış, Biçimlenmemiş var- ye adlandırılır. Ama Tanrı, Varlığının tamlığı vasıflarının son dır. Eğer bu Doğmamış, bu Kaynaklanmamış, bu Yaratılma- ve her şeyi kuşatan nihai ifadesini bulduğu en üstün tezahü- mış, bu Biçimlenmemiş olmasaydı; doğmuşların, kaynak- ründe... Ben diye adlandırılır." 9 lanmışların, yaratılmışların, biçimlendirilmişlerin dünyasın- Sekizinci yüzyılda yaşayan ve Tantrik Budizmi Tibete dan kaçmak mümkün olmazdı. Ama bir Doğmamış, Kaynak- getirdiğine inanılan mistik Padmasambhavaınn eşi olan ka- lanmamış, Yaratılmamış, Biçimlenmemiş var olduğundan rizmatik Yeshe Tsogyel bilgeliğini şöyle ifade etmişti: "Ama
    • Monistik İdealizmin Felsefesi 9392 den ziyade ayı işaret eden parmaklar olarak görülmesi gerek-sen en sonunda beni keşfettiğinde, içeriden tek çıplak haki- tiği uyarısında bulunurlar.kat doğdu, Mutlak Farkmdalık Evrene nüfuz etti." 10 Lankavatara Sutranın bizlere hatırlattığı gibi: "Bu öğreti- On üçüncü yüzyılda yaşayan Dominiken keşişi Meister ler sadece Asil bilgeliğe işaret eden bir parmaktır... AmaçlarıEkhart şunları yazmıştı: "Bu aydınlanma anında Tanrının ve tüm insanların tefrik edici zihinleri için kılavuzluk etmek vebenim bir olduğumu algılıyorum. Sonra ne idiysem oyum, üstünde düşünülecek şeyler oluşturmaktır ama Hakikatinve sonra ne azalır ne artarım çünkü artık her şeyi hareket et- kendisi değildirler; bu ancak kişinin en derin şuurunda ken-tiren hareket ettirilemez sebebim." 11 di kendine idrak edilebilir." 15 Onuncu yüzyılda yaşayan sufi Hallac-ı Mansur şöyle Ya da mistikler paradoksal tanımlamalara sığınmakta-açıklamıştı: "En el Hak! (Ben hakikatim!)" 12 dırlar. İbn-i Arabi şöyle der: "O [şuur] ne oluşla ne olmayışla Sekizinci yüzyılda yaşayan Hindu mistik Shankara fark vasıflandırılabilir... Ne mevcuttur ne de mevcut değildir. Neettiklerini coşkuyla ifade etmişti: "Başlangıcı, eşi olmayan İlk ne de Son olduğu da söylenemez." 16 gerçekliğim. Ben ve sen ya da bu ve şu illüzyonunda Gerçekten de, aşkmlık gibi paradoksal bir kavram içer-hiçbir rolüm yok. Ben Brahmanım, ikincisi olmayan bir, so- diğinden idealist metafizik de paradoksal görülebilir. Aşkm- nu olmayan mutluluk, ebedi, değişmez hakikat... Tüm var- lık nedir? Felsefe sadece neti, neti diyebilir; o değil, bu değil. lıkların içinde, dışsal ve içsel tüm fenomenlerin temeli olan Ama nedir peki? Felsefe sessiz kalır. Ya da Upanişadlar şöyle ruh olarak, saf şuur olarak mevcudum. Hem hoşlananım der: "O her şeyin içindedir/O her şeyin dışındadır." 17 hem de hoşlanılan şey. Cehalet günlerimde, bu şeyleri ken- Aşkın alem içkin dünyanın içinde midir? Evet. İçkin dimden ayrı olarak düşünmekteydim. Artık biliyorum ki dünyanın dışında mıdır? Evet. Gittikçe kafa karıştırıcı oluyor. Ben, Her Şeyim." 1 3 İdealist felsefe de, sıra "Ayrılmamış şuur kendisini özne- Ve son olarak Nasıralı İsa şöyle demişti: "Babam ve Ben, nesne gerçekliğine nasıl ayırır? Bir şuur nasıl bu kadar çok biriz." 14 hale gelir?" gibi sorulara cevap vermeye gelince sessiz kal- Birlik deneyiminin değeri nedir? Mistik için bu deneyim maktadır. Dünyanın gözlemlenen çokluğunun bir illüzyon sevgiyi, evrensel şefkati özgürleştiren ve kendi çabamızla olduğunu söylemek, bizi pek tatmin etmemektedir. edindiğimiz bölünmüşlük içinde yaşamanın bağlarından ve Bu kitapta, idealist monizmin kuantum fiziği bakış açı- tutunduğumuz bağlılıkları telafi etmekten kurtaran varlıksal sından bilim için doğru felsefe olduğunu savunacağız. Bilim bir dönüşüme kapı açmaktır. (Özgürleşen bu varlığa, Sansk- ve mistisizmin bütünleşmesi de mistisizm tarafından ortaya ritçe moksha denir.) çıkartılan zor soruların bazılarını çözmeye yardımcı olur. İdealist felsefe, altta yatan gerçekliğin doğrudan dene- Bilim ve mistisizmin bütünleşmesi çok da zor olmamalı- yimlenebilen yanını sürekli olarak vurgulayan mistiklerin dır. Ne de olsa, önemli bir benzerlik paylaşmaktalar: Her iki- deneyimlerinden ve yaratıcı sezgilerinden ortaya çıkmıştır. si de teorik açıdan açıklanabilen ilkelerin ışığında yorumla- "Konuşulabilen Tao, mutlak Tao değildir," der Lao Tzu. Mis- nan deneysel verilerden doğup büyümüştü. Bilimde, teori tikler tüm öğretilerin ve metafizik yazıların, aym kendisin-
    • 10. Monistik İdealizmin Felsefesi 95hem verinin açıklanmasına hizmet eder hem de gelecekteki onun peşinden koşmakla meşgul olan çoğu insan, hakikatideneyler için kılavuz ve tahmin aracı olur. İdealist felsefe kendi başlarına keşfetmeye motive olmazlar. Peki o zamanmistiklerin deneysel gözlemlerini açıklarken, diğer Hakikat mistiğin idrak ettiklerinin ışığı bu insanlarla nasıl paylaşıla-arayıcıları için kılavuzluk eden yaratıcı bir teori gibi de görü- caktır?lebilir. Nihayetinde, bilim gibi mistisizm de evrensel bir giri- Cevap: Basitleştirerek. Takipçiler, ortalama insan içinşim gibi görünmektedir. Mistisizmde dar fikirlilik yoktur. erişilebilir kılmak amacıyla hakikati basitleştirirler. Böyle birDar fikirlilik, dinler mistik öğretileri insan kitlelerine daha insan genellikle günlük yaşamın talepleri arasında sıkışıpkolay aktarılabilir hale getirmek üzere basitleştirdiklerinde kalmıştır. Aşkmlığ ın inceliğini anlamak için gerekli olan za-devreye girmektedir. man ve kendini adayış azlığından dolayı, doğrudan mistik deneyimin önemini takdir edemez. Böylece, mistiğin hakika- tinin takipçileri birleştirici şuurun doğrudan deneyimlenme- DİN si yerine Tanrı fikrini koyarlar. Ne yazık ki, içkin dünyanın aşkın yaratıcısı olan Tanrı, sıradan insanın zihninde yeni bir Bir mistik hakikatin anlayışına varmak için genellikle role, Gökten aşağıdaki Dünyayı yöneten kudretli bir kralınbelirli bir yöntem keşfeder ve bunu uygular. Yöntemler ya da düalist imgesine büründürülür. Mistiğin mesajı kaçınılmazbaşka bir deyişle ruhsal yolların hem benzerlikleri hem de biçimde sulandırılmış ve çarpıtılmıştır.farklılıkları vardır. Mistik içgörünün yaygınlığının yanında Mistiğin iyi niyetli takipçileri hiç de farkında olmaksızınikincil kalan farklılıklar, mistiklerin öğretileri üzerine kuru- şu eski fıkradaki şeytanın rolünü oynarlar: Tanrı ve şeytanlan dinlerdeki farklılıklara katkıda bulunurlar. Örneğin Bu- birlikte yürürlerken, Tanrı eğilip yerden bir kağıt parçası alır.dizm Budanın öğretisinden, Yudaizm Musanın öğretisin- "Ne yazıyor?" diye sorar şeytan. Tanrı "Hakikat," der sakin-den, Hristiyanlık İsanın öğretisinden, İslam ise Muham- ce. Şeytan hevesle cevap verir: "Bana ver. Ben onu senin içinmedin öğretisinden (Muhammed, Musa ve İsayı da içeren kurumsallaştırırım."bir peygamber silsilesinin sonu olarak kabul edilmektedir) Yine de, örgütlenmenin zorluklarına ve yanılma payları-ve Taoculuk da Lao Tzunun öğretisinden gelişmiştir. Ancak na rağmen, dinler mistiklerin mesajının ruhunu aktarmakta-istisnalar vardır. Hinduizm belirli bir öğreticinin öğretisi üs- dırlar; dinlere canlılıklarını veren budur. Hem zaten, mistiklertüne kurulu olmayıp, birçok yolları ve birçok öğretiyi kucak- için Gerçekliğin aşkın doğasını idrak etmenin değeri, sevgilamaktadır. gibi erdemlerin böyle basit hale geldiği bir varlık modunda Mistisizm, nihai gerçeklik hakkındaki hakikati arayışı güvenli hale geçmiş olmalarıdır. Tek bir şuur varken ve siz ve içerir ancak dinin işlevi bir parça farklıdır. Belirli bir mistiğin diğerlerinin aslında ayrı olmadığını bilirken nasıl sevemezsi- takipçileri (çoğunlukla da mistiğin ölümünden sonra) haki- niz ki? kati bireysel olarak aramanın herkese göre olmadığını fark Ama kişi, başkalarını sevmek üzere birliği idrak etme- ederler. Bölünmüş benliklerinin illüzyonunda kaybolmuş ve miş sıradan bir kişiyi nasıl motive eder? Mistik, aşkın birliği
    • 10. Monistik İdealizmin Felsefesi 97bilmeyişin sevmeye engel olduğunu açıkça görmektedir. İlk önermedeki düalizme dikkat edin: Yanlış ve doğruSevginin yokluğunun net etkisi, ıstıraptır. Istıraptan kaçın- (ya da kötü ve iyi). Mistik yolculuk, bunun tam tersine, iyi vemak için, der mistik, içe dönmeli ve kendimizi gerçek- kötü de dahil tüm düaliteleri aşmayı içermektedir. Ayrıcaleştirme yolculuğuna koyulmalıyız. Dinsel bağlamda bu öğ- ikinci önermenin ruhban smı£ tarafından havuca ve sopayareti, şu hükme tercüme edilir: Eğer kendimizi kurtarmak (ke- dönüştürüldüğüne de dikkat edin: cennet ve cehennem. Ötefaret etmek) istiyorsak, yaşamımızda en üstün değer olan yandan, mistisizm cennet ve cehennem diye ayrım yapmaz;Tanrıya dönmeliyiz. Bu kefaretin yöntemi, orijinal öğretiye her ikisi de nasıl yaşadığımızın doğal sonuçlarıdır.dayanan ve o belirli dinin ahlaki kodunu biçimlendiren bir Görebileceğiniz gibi, dünya dinlerinin süzgecinden geç-uygulamalar takımıdır: on emir, Hristiyan ahlakının Altın tiğinde, idealist monizmin birciliği daha muğlak hale gelir veKuralı, Budist emirler, Kuran hükümleri, Talmud yasaları vb. düalist (ikici) fikirler baskın olur. Doğuda, mistisizm öğren- Şüphesiz, tüm dinler Tanrı kavramını öne sürmüş değil- cilerinin sonu gelmez arzı sayesinde, ezoterik formdaki ide-lerdir. Örneğin Budizmde Tanrı kavramı hiç yoktur. Öte yan- alist monizm, ona aşina olan halk arasında saygınlığa sahip-dan, Hinduizmde birçok tanrı vardır. Bu örneklerde bile, din- tir. Ancak Batıda, mistisizmin nispeten az etkisi vardır. Yahu-lerin ele aldıkları (yukarıda anlatmıştık) açıkça bellidir. Böy- di-Hristiyan tek tanrılı dinlerinin düalizmi, halkın psişesindelece tüm egzoterik (dışrak) dinlerin üç ortak unsura sahip ol- baskındır ve yorumlayıcıların güçlü hiyerarşisi ile de destek-duğunu görebiliriz: lenmektedir. Ancak tıpkı zihin-beden düalizmindeki gibi, Tanrı ve dünya düalizmi bilimsel sorgulamanın gözünden1. Tüm dinler, bulunduğumuz halde bir yanlışlık olduğu öner- kaçmamaktadır. 19 Bilimsel veriler dinin altını oydukça, kuru- mesiyle başlarlar. Bu yanlışlık cehalet, ilk günah, kötülük nun yanında yaşı da yakma eğilimi görülür: Yaş olan, dinin veya sadece ıstırap gibi değişik biçimlerde adlandırılır. öğrettiği ahlak ve değerlerdir; geçerliliği ve yararlılığı olma-2. Tüm dinler, sağladıkları "yol" izlendiği takdirde bu yanlış- ya devam eden ahlak ve değerler. lıktan kaçışı vaat ederler. Kaçış; kurtuluş, dünyadaki ıstı- Düalist dinlerin mantıksızlığını açığa çıkarmak, rap çarkından özgürleşme, aydınlanma, Tanrının krallı- materyalist realizmin monistik felsefesiyle sonuçlanmaz. ğında ebedi yaşam, cennet gibi değişik biçimlerde adlan- Görmüş olduğumuz gibi, alternatif bir monizm de mevcut- dırılır. tur. Kuantum fiziğinin materyalist realizmi toz duman etme3. Yol, dinin belirli bir etik ve toplumsal kurallar bütününe biçiminden bakıldığında, idealist monizm tek geçerli monis- uyan takipçilerinin biçimlendirdiği cemaate ve dine sığın- tik realizm felsefesi olabilir. Diğer seçenek ise metafizikten mayı içerir. Aşkınlığm ezoterik (içrek) öğretisinin tamamen vazgeçmektir, ki felsefenin yönü bir süre buna yö- üzerinde nasıl uzlaşılacağı bir yana bırakılırsa, çeşitli din- nelikti. Eğilim artık geriye dönüyor gibi görünmektedir. lerin birbirine göre gösterdiği farklılıklar bu etik ve top- Şimdi hayati soruyla yüzleşelim: Bilim, idealist lumsal kurallar bütünündedir. 18 monizmle uyumlu mudur? Eğer değilse, bilim yaparken me- tafiziği terk etmemiz gerekir; bu da gittikçe büyüyen inanç
    • 10. 98 Monistik İdealizmin Felsefesibunalımına katkıda bulunmak demektir. Eğer evet dersek, Bohr bazen "Öyledir," diyecektir. Bir bulut odasında birbilimi, felsefenin taleplerine göre yeniden formüle etmemiz elektronun izine baktığınızda, bir elektronun bir parçacık ol-gerekmektedir. Bu kitapta, idealist monizmin kuantum fiziği duğunu söylemek anlamlıdır. Ancak elektronların kırınımile uyumlu olmakla kalmayıp, onun yorumlanması için de el- desenine bakan Bohr, ağzındaki pipoyu çekiştirerek, "Birzem olduğunu savunmaktayız. Yeni fiziğin paradoksları, elektronun bir dalga olduğu konusunda hemfikir olmanızbunları idealist monizmin bakış açısı altında incelediğimizde gerek," diyecektir. Öyle görünüyor ki, Zen ustası Baso gibiortadan kalkmaktadırlar. Dahası, kuantum fiziği ile idealist Bohr da elektronların doğası hakkında iki fikre birden sahip-monizmin birleşimi, mistisizmin aşkmlık ve çokluk gibi pa- tir.radokslarından bazılarını da çözebileceğimiz güçlü bir para- Kuantum dalgaları, olasılık dalgalarıdır. Kırınım dese-digmayı (modeli) bize sağlamaktadır. Çalışmamız, idealist ninde olduğu gibi, dalga özelliğini görebilmek için birçokbir bilimin başlangıcını ve dinlerin yeniden canlandırılması- dalgaparçayla deney yapmamız gerekir. Tek bir kuantum nes-nı işaret etmektedir. nenin dalga özelliğini deneysel olarak asla ama asla göremeyiz; tek bir dalgaparça kendisini her zaman yeri belli, lokalize bir parçacık olarak gösterir. Dalga özelliği yine de tek bir dalgaparça için KUANTUM NESNELERİ İÇİN İDEALİST METAFİZİK bile devam eder. Tek bir dalgaparçanın dalga özelliği, sıra- dan uzay (mekan) içinde asla tezahür etmediğine göre, aşkın Kuantum nesneleri dalga ve parçacık gibi tamamlayıcı uzayda mı mevcuttur? Bohrun tamamlayıcılık fikri, idealistözellikler göstermektedirler. Kuantum tamamlayıcılığı, dal- monizm felsefesinin önerdiği aynı aşkın gerçeklik düzeninega-parçacık düalitesinin çözümü, idealist monizmin tamam- mi işaret etmektedir?layıcılığıyla aynı mıdır? Bohr, böyle sorulara asla birçok kelimeyle de olsa "evet" Yazar George Leonardın The Silent Pulse (Sessiz Nabız) demedi ama şövalyelik nişanı (1947de şövalye ilan edildi.)adlı eserinde şu satırları yazarken iki tip tamamlayıcılık ara- Çinlilerin yin-yang sembolünü taşımaktadır. Bohr kuantumsında bir parallellik gördüğü açıktır: "Kuantum mekaniği, fiziğinin tamamlayıcılığını, idealist monizme benzer bir şe-günümüzün en son koanıdır." Koanlar, Zen Budistlerinin gö- kilde anlıyor ve kuantum nesneler için idealist bir metafiziğirünüşteki paradokslara aşkın çözümler bulmada kullandık- destekliyor olabilir mi?ları araçlardır. Gelin, koanları tamamlayıcılıkla kıyaslayalım. Belirsizlik ilkesini hatırlayın. Eğer konumdaki belirsizli- Bir koanda, Zen öğrencisi Daibai, Zen ustası Basoya ğin ve momentumdaki belirsizliğin çarpımı bir sabitse, o za-"Buda nedir?" diye sorar. Baso cevap verir: "Bu zihin Bu- man bir ölçüdeki belirsizliği azaltmak, diğer ölçüdeki belir-dadır." Bir başka keşiş "Buda nedir?" diye aynı soruyu sor- sizliği artırmaktaydı. Bu argümanın yorumlanmasıyla şunuduğunda ise Baso cevap verir: "Bu zihin Buda değildir." görebiliriz; eğer konum tam bir kesinlikle bilinirse, o zaman Şimdi bunu, Bohrun tamamlayıcılık ilkesiyle karşılaştı- momentum tamamen belirsiz hale gelir. Veya tam tersi. Mo-ralım. Bohra "Elektron bir parçacık mıdır?" diye soralım. mentum tam kesinlikle bilindiğinde, konum tamamen belir-
    • 10. 100 Monistik İdealizmin Felsefesisiz hale gelir. Demek ki potansın bölgesi mekan-zamanm dışında olmalı- Kuantuma yeni başlayanların birçoğu belirsizlik ilkesi- dır. Potans, aşkın bir gerçeklik aleminde mevcuttur. Gözlem-nin ima ettiklerine karşı çıkarlar. "Ama" derler, "elektron bir ler arasında, elektron, tıpkı Eflatuncu bir arşetip gibi bir ola-yerlerde olmalı; sadece nerede olduğunu bilmiyoruz." Hayır, sılık biçimi olarak aşkın potans aleminde mevcut olur. (Şairdurum daha da beterdir. Sıradan mekan ve zamanda elektro- Emily Dickinson, "Olasılıkta yaşarım," demişti. Eğer elekt-nun konumunu bile tanımlayamayız. Açıkça, kuantum nes- ron konuşabilseydi, muhtemelen kendini böyle tarif ederdi.)neleri günlük yaşamdaki bildik makro nesnelerden çok fark- Elektronlar sıradan kişisel gerçeklikten fazlasıyla uzak-lı biçimde vardır. tırlar. Varsayalım şöyle soruyoruz: Ona bakmadığımız sırada Heisenberg bir kuantum nesnesinin belirli bir yeri işgal Ay orada mevcut mudur? Ayın da nihayetinde bir kuantumedip de aynı anda tahmin edilebilir bir tarzda hareket ediyor nesne (tamamen kuantum nesnelerinden oluşmuş) olma de-olamayacağını da kabul etmişti. Mikroskobikaltı bir nesnenin recesine göre, cevap hayır, olmalıdır -fizikçi David Merminbir resmini çekme girişimi bile bize sadece onun konumunu böyle diyor. 21 Gözlemler arasında, Ay da aşkın potans halin-vermekle sonuçlanıyordu, onun hareket haliyle ilgili bilgiyi de bir olasılık formu olarak mevcuttur.kaybediyorduk. Veya tam tersi. Belki de en önemli ve en sinsi varsayım, nesnelerden Bu gözlem bir başka soruyu doğurur. Çekilen resimler oluşan maddi dünyanın dışarıda -gözlemciler olan özneler-arasında nesne ne yapmaktadır? (Bu, elektronların Bohr yö- den bağımsız- mevcut olduğunu çocukluğumuzda özümse-rüngeleri arasındaki kuantum sıçramaları hakkındaki soruya miş olmamızdır. Böyle bir varsayımın lehine hayli kanıt mev-benzer: Elektronlar, sıçramalar arasında nereye giderler?) Bir cuttur. Örneğin, Aya ne zaman bakarsak bakalım, onu klasikelektrona belli bir yörünge atfedemiyoruz. Bunu yapabilmek olarak hesaplanmış yörüngesi üstünde bulmayı beklediği-için elektronun belirli bir başlangıç anında hem konumunu miz yerde buluruz. Doğal olarak Ayın daima mekan-zamanhem de hızını bilmemiz şarttır ve bu da belirsizlik ilkesini içinde olduğunu yansıtırız, hatta ona bakmıyorken bile. Ku-ihlal ederdi. Gözlemlerimiz arasında elektrona mekan ve za- antum fiziği hayır der. Biz ona bakmıyorken, Ayın olasılıkmanda herhangi bir tezahür etmiş gerçeklik atfedebilir mi- dalgaları çok küçük bir miktarda da olsa yayılır. Baktığımız-yiz? Kuantum mekaniğinin Kopenhag yorumuna göre, ce- da, dalga anında çöker, demek ki dalga mekan-zamanda ola-vap hayırdır. maz. İdealist bir metafizik varsayımda bulunmak daha an- Gözlemler arasında, elektronlar Schrödinger denklemi- lamlı: Ona bakan şuurlu bir özne olmadan mekan-zamandane göre yayılırlar; ama muhtemelen potans (potentia) halin- var olan bir nesne yoktur.de, demişti Heisenberg; potentia kelimesini Aristodan uyar- Demek ki kuantum dalgaları, şuurun aşkın alemindekilamıştı. 20 Bu potans nerede mevcuttur? Elektron dalgası göz- Eflatuncu arşetipler gibidirler ve gözlemimiz üstüne tezahürlemimiz üstüne derhal çöktüğünden potans, mekan-zaman eden parçacıklar da mağara duvarındaki içkin gölgelerdir.alemi içinde olamaz; mekan-zamanda tüm nesneler Einstein- Şuur, potans halinde mevcut olan bir kuantum nesnesinincı hız sınırına boyun eğmek zorundadırlar, hatırladınız mı? dalgasını çökerten, onu tezahürler dünyasında içkin bir
    • 10. Monistik İdealizmin Felsefesi 103parçacık yapan etkendir. İşte, bu kitapta kuantum nesneleri olduğumuz için ayrıcalıklıyız.için kullanacağımız temel idealist metafizik budur. Bu basit Akılları allak bullak eden bir gelişme -Fransanın Or-likrin ışığı altında, kuantum fiziğinin tüm ünlü paradoksları- say 22 kentinde bir fizikçiler ekibi tarafından yapılan bir de-nı ıı sabah sisi gibi dağılıp gittiğini göreceğiz. ney- kuantum fiziğinde aşkınlık fikrini doğrulamakla kalma- Heisenbergin de potans kavramını öne sürdüğünde dı, aşkınlık kavramını da netleştirdi. Alain Aspect ve meslek-idealist metafiziği neredeyse öne sürecek olduğunu da belir- taşlarınca yapılan deney, iki kuantum nesnesi arasında ilişkitelim. Önemli olan yeni öge, potans aleminin de şuurda mev- olduğunda, eğer birisini ölçersek (yani onun dalga fonksiyo-cut olmasıdır. Şuur dışında hiçbir şey yoktur. Bu monist nunu çökertirsek), diğerinin dalga fonksiyonun da anındadünya görüşü, elzemdir. çöktüğünü doğrudan göstermekteydi; aralarında makrosko- bik bir uzaklık varken, hatta mekan-zamanda bağlantılarına aracı olabilecek bir sinyal yokken bile. Ancak Einstein mad- BILIM AŞKıNLıĞı KEŞFEDIYOR desel dünyadaki tüm bağlantıların ve etkileşimlerin mekan- da (uzayda) yol alan sinyaller aracılığıyla oluştuğunu (yerel- Yeni fiziğin şu anki yorumuna dek, aşkınlık kelimesine fi- lik ilkesi) ve dolayısıyla ışık hızıyla sınırlı olduğunu kanıtla-zik biliminin söz dağarcığında nadiren rastlanırdı. Hatta bu mıştı. Peki öyleyse, ilişkili kuantum nesneleri arasında uzakterim, deterministik, saat gibi işleyen bir evrende sebep-so- mesafelerde sinyalsiz etkiden sorumlu olan anında bağlantıııuç biliminin klasik kanunlarını gözeten uygulamacılarca nerede mevcuttur? Cevap az ve özdür: Gerçekliğin aşkın böl-doktrinlere aykırı olarak düşünülürdü (bir dereceye kadar, gesinde.hala öyle düşünülmektedir). Sinyalsiz, uzaktan anında etkinin teknik adı yerel Eski çağlarda Romalı filozoflar için aşkınlık "t im olası olmayıştır. Aspectnin deneyinde gözlemlenen kuantum nes-deneyim ve bilginin sınırlarının ötesine genişleme veya nelerin karşılıklı ilişkisi, yerel olmayan bir karşılıklı ilişkidir.uzanma hali" ya da "idrakin ötesinde olma" idi. Benzer şekil- Kuantum mekansızlığmı, içinde yaşadığımız dünyanın fizik-de monistik idealistler için de aşkınlık ne bu, ne de bilinen her- sel bir özelliği olarak kabul eder etmez, mekan-zamanın fi-hangi bir şey anlamına gelir. Bugün, modern bilim yaklaşık ziksel tezahür bölgesinin dışında aşkın bir gerçekliği kavra-dört bin yıldan fazladır dinin ve felsefenin arazisi olan bölge- mak bilim içinde kolay hale gelmektedir. Fizikçi Henrylere girmektedir. Evren insanoğlunun gözlemleyip kontrol Stappa göre kuantum mekansızlığmm anlamı, "Doğanın te-edebileceği, nesnel olarak tahmin edilebilir bir dizi fenomen- mel sürecinin mekan-zaman dışında yattığı, ama mekan-za-den mi ibarettir sadece, yoksa bundan çok daha bilinmez ve manda ortaya çıkabilen olaylar ürettiği" dir.23çok daha harikulade midir? Son üç yüzyıl içinde, bilim ger- Uyarı: Eğer "mekan dışı" size içinde bulunduğumuzçekliğin rakipsiz kıyas noktası haline gelmişti. Bizler, bilimin mekan "kutusu"nun dışındaki başka bir "kutu"yu düşündü-sadece kendisini değil aynı zamanda gerçekliğe bakış açımı- rüyorsa, unutun gitsin. Başka bir kutu, tanım gereği, ancakzı da değiştirdiği bu evrimsel ve aşkın sürecinin bir parçası bizimki gibi mekan evreninin bir parçası olabilir. Yerel
    • 104olmayan bağlantıyla, mekan-zaman dışında bir gerçeklikbölgesi kavramını edinmeye mecbur ediliriz çünkü yerel ol-mayan bir bağlantı, mekan-zamanda meydana gelemez. Yerel olmayan gerçekliği düşünmenin bir başka para-doksal yolu daha var: hem her yerde ve hem de hiçbir yerde,hem her zaman ve hem de hiçbir zaman olmak. Hala para-doksal ama en azından bir şeyler telkin ediyor, değil mi? 2. BölümÇocukken ilk kez karşılaştığımda now here (şimdi burada)diye okuduğum nozvhere (hiçbir yer) kelimesiyle oynamadanduramayacağım, Yerel olmayış (ve aşkınlık) hiçbir yerdedirve şimdi buradadır. İDEALİZM ve KUANTUM Yaklaşık 2.500 yıl önce Demokrit materyalizm felsefesiniöne sürmüştü; ama Eflatun bizlere idealist monizm felsefesi- PARADOKSLARININ ÇÖZÜMÜne dair ilk net açıklamaları verdikten kısa süre sonra. WernerHeisenbergin de belirttiği gibi kuantum mekaniği, Batı uy- Düşünce alışkanlıkları zor ölür. Kuantum mekaniği, temel fi-garlığını en çok etkileyen filozoflar olan Eflatun ve Demokrit zik teorisi olarak klasik mekaniğin yerini almış olmasına karşın, es-arasındaki çekişmede nihai kazananın Eflatun olabileceğini ki dünya görüşüyle koşullanmış olan birçok fizikçi, kuantum meka-işaret etmektedir. 24 Demokritin materyalizminin son üç yüz niğinin idealist imalarını düşünmeyi hala zor bulmaktadırlar. Ku-yıldır bilimde tadını çıkardığı başarısında bir sapma olabilir, antum mekaniğinin doğurduğu utanç verici metafizik soruları sor-idealist bir metafiziğe göre yorumlanan kuantum teorisi, şu- mayı istemiyorlar. Böylesi sorunların, göz ardı edilirse, ortadanurun birinci geldiği ve maddenin ikincil öneme düştüğü ide- kalkacacağını sanıyorlar. Bir keresinde, kuantum mekaniğindekialist bir bilim için yol açmaktadır. paradokslarla ilgili bir tartışmanın başlangıcında, Nobel ödüllü Richard Feynman bu tutumu o kendine has taklit edilemez şaka yollu sözleriyle alaya almıştı: "Şşşt, şşşt. Kapıları kapatın." Birazdan okuyacağınız beş bölümde kapıları açacak ve kuan- tum fiziğinin paradokslarını utanmadan sıkılmadan teşhir edece- ğiz. Amacımız, kuantum paradokslarının, idealist monizmin ışı- ğında incelendiğinde, hiç de şok edici veya paradoksal olmadığını göstermek. Aşkın, birleştirici bir şuurun kuantum dalgalarını çö- kertmesine dayanan idealist bir metafiziğe sıkı sıkıya tutunmak, 105
    • 106kuantum fiziğinin tüm paradokslarını keyfi olmayan bir tarzdaçözmektedir. İdealist monizmin çerçevesi içinde bilim yapmanın ta-mamen mümkün olacağını göreceğiz. Sonuç, ruh ve maddeyi bü- tünleştiren idealist bir bilimdir. Şuurun kuantum dalgasını çökerttiği fikri, 1930larda mate-matikçi John von Neumann tarafından önerilmişti. Bu fikri ciddiyealmamız niye bu kadar uzun sürdü ? Belki de bu meselede kendi ka- AYNI ANDA IKI YERDE BİRDEN OLANfamın nasıl netleştiğini kısaca anlatmam yardımcı olacaktır. NESNELER ve SEBEPLERİNDEN Neumannın önermesinin bana yaşattığı zorluklardan biri,deneysel verilerle ilgiliydi. Biz baktığımızda, her zaman şuurlu gö- ÖNCE GELEN SONUÇLARrünmekteyizdir. O zaman şuurun kuantum dalgalarını çökertmesimeselesi, tamamen akademik görünmektedir. Bir kişinin baktığı Materyalist realizmin temel önermesi artık tutmuyor.ama şuurlu olmadığı bir durum bulabilir miydik? Bunun kıdağa ne Klasik determinizm, yerellik, güçlü nesnellik ve epifenome-kadar paradoksal geldiğine dikkat edin. nalizm yerine kuantum mekaniği olasılık ve belirsizliği, dal- ga-parçacık tamamlayıcılığını, yerel olmayışı ve de özneler 1983te Oregon Üniversitesinin psikoloji bölümünde düzenle- ve nesneler karışımını önermektedir. nen şuur üstüne on haftalık bir seminere davet edilmiştim. Bu say-gın psikologların kuantum fikirleri üstüne yaptığım tam altı saat Kuantum mekaniğinin, belirsizliği ve tamamlayıcılığısüren konuşmalarımı sabırla dinlemeleri beni pek memnun etmişti. doğuran olasılık yorumu hakkında Einstein, Tanrı zar atmaz,Ancak gerçek ödül, psikoloji mezunlarından biri olan Michael Pos- demekteydi. Ne demek istediğini anlamak için gelin bir rad- nerin grubunun Tony Marcel adlı birinin topladığı verileri rapor yoaktif örnekle bir deney yaptığınızı hayal edin; şüphesiz buolarak sunmasıyla geldi. Verilerden bazıları "şuursuz görme" hak- örnek bozunmanın olasılıklı kuantum kanunlarına boyun eğ- kındaydı; yani tam da aradığım şey. mektedir. İşiniz on radyoaktif olay için ne kadar zaman geç- tiğini, yani Gayger sayacınızdan duyacağınız on tıkırtıyı ölç- Kalbim gümbür gümbür atarak verileri dinledim ve verilerin, mektir. Varsayın ki on radyoaktif bozunma durumunun oluş- şuurun ancak bizler şuurlu gördüğümüzde beyin-zihnin kuantum ması için ortalama yarım saat geçmektedir. Bu ortalamanın halini çökertmesi durumuyla tamamen uyumlu olduğunu (bkz. ardında olasılıklar saklanmaktadır. Bazı deneyler otuz iki da- "Seçiyorum, Öyleyse Varım" başlıklı bölüm) fark ettiğimde gevşe- kika sürmektedir, diğerleri yirmi beş dakika vs. İşleri daha da dim. Şuursuz görmede, hiçbir çökme yoktu ve bu durum hayli de- karıştırmak üzere, diyelim ki bekletilmekten nefret eden ni- neysel fark yaratıyordu. Kısa sürede şuurlu ve şuursuz algılamanın şanlınızla buluşmak için otobüsü kaçırmamanız şart. Ve tah- yarattığı ayrımla ilgili küçük paradoksu da nasıl çözebileceğimi fark min edin ne olur? Son deneyiniz kırk dakika sürer çünkü ettim. Mesele, şuur ve farkındalık arasında ayrım yapmaktı. 107
    • 108 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneler 109rastgele tek bir atom, diğer ortalama olanların yaptığı gibi Ç İ F T YARIK DENEYİbozunmayacaktır. Böylece otobüsü kaçırırsınız, nişanlınızyüzüğü atar ve hayatınız mahvolur.1 Tamam, bu örnek biraz Tek bir dalgaparçanın dalga özelliğini asla göremeyiz.aptalca ama Tanrının zar attığı bir dünyada olan şeylerin do- Ne zaman baksak tüm göreceğimiz lokalize olmuş bir parça-ğal bir örneğidir ve anlatmak istediğimizi anlatmaktadır. cıktır. Öyleyse, aşkın metafiziğin çözüm olduğunu varsaya-Olasılıklı olaylar ancak ortalamaya bağımlı olabilirler. bilir miyiz? Yoksa tekil bir dalgaparçanın dalga özelliğine Atomik olayların rastgeleliği -kaderin zarı andırması- sahip olduğu fikrini terk mi etmeliyiz? Belki de kuantum fi-bir determinist için nefret uyandıran, iğrenç bir şeydir. Deter- ziğinde ortaya çıkan dalgalar, sadece bir nesneler grubu yaminist, olasılığı bizim klasik fizikte ve gündelik yaşamda dü- da kümesinin bir karakteristiğidir.şündüğümüz tarzda düşünmektedir: Bu, büyük nesnelerin Durumun böyle olup olmadığını belirlemek üzere, dal-oluşturduğu büyük bir kümenin bir karakteristiğidir. Bu kü- ga fenomenini incelemek için yaygın olarak kullanılan bir de-me öylesine büyük ve karmaşıktır ki, onları tahmin etmek il- neyi analiz edebiliriz: Çift yarık deneyi. Bu deneyde, üstün-kesel olarak mümkün olmasına rağmen pratik açıdan tahmin de iki dar yarık bulunan bir ekrandan elektron demeti geçiri-edemeyiz. Determinist için olasılık sadece düşünce bakımın- lir (Şekil 14). Elektronlar dalga olduklarından, elektrondan bir rahatlıktır; tekil nesnelerin hareketlerini yöneten fizik demeti çift yarıklı ekrandan geçerken iki dalga takımına ay-kanunları tamamen belirlenmiştir ve dolayısıyla tamamen rılır. Bu dalgalar daha sonra birbiriyle girişim yapar ve bu gi-tahmin edilebilirdirler. Kuantum mekaniği evreninin de bu rişimin sonucu bir flüoresan ekranda görülür.tarzda olduğu, Einsteinm inancıydı: Kuantum belirsizlikleri-nin ardında gizli değişkenler vardı. Kuantum mekaniğininolasılıkları sadece bir uygunluk meselesiydi. Eğer durumböyle olsaydı, kuantum mekaniği bir kümeler teorisi olurdu.Aslında, eğer olasılık dalgası tanımını tek bir kuantum nes-nesine uygulamazsak, dalga-parçacık tamamlayıcılığı ve ku-antum nesnelerinin gözlem varsayımlarından ayrı olamayış-ları gibi bizi heyecanlandıran paradokslara da dalmayız. elektron flüoresan kaynağı ekran Ne yazık ki, işler bu kadar basit değildir. Birkaç kuan-tum mekaniği deneyinin üstünde düşünmek, kuantum fizi-ğinin paradokslarını akılcı biçimde açıklayıp geçmenin nasılzor olduğunu gösterecektir. Şekil 14. Elektronlar için çift yarık deneyi.
    • 109 111 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneler 109 Yeterince basit değil mi? Dalga girişim fenomenini anlat- mama izin verin. Eğer dalga girişimine aşina değilseniz, ko- lay bir gösteri olsun diye, suyla dolu bir küvette yerinizde marş marş yapın ve iki su dalgası yaratın. Bunlar bir girişim deseni oluşturacaktır (Şekil 15a). Bazı noktalarda dalgalar birbirini güçlendirecek (Şekil 15b), bazı noktalarda birbirleri- ni söndüreceklerdir (Şekil 15c). İşte, desen böyle oluşur. Benzer şekilde, flüoresan ekranda iki yarıktan geçip ge- len elektron dalgalarının aynı fazda, dans adımlarını eşlediği yerler vardır. Bu yerlerde genlikleri eklenir ve toplam dalga güçlenir. Bu parlak noktaların arasında iki dalganın farklı fazlarda olup birbirlerini söndürdükleri yerler vardır. Bu ya- pıcı ve yıkıcı girişimin sonucu, flüoresan ekranda ardarda parlak ve koyu renkli çizgiler deseni olarak kendini gösterir; bir girişim deseni (Şekil 16). Önemli bir nokta, çizgiler arasın- daki aralığın, dalgaların dalga boyunu ölçmemize imkan tanımasıdır. yapıcı girişim güçlendirmesi Şekil 16. Ekrandaki parlamaların girişim deseni yıkıcı Ancak unutmayın, elektron dalgaları olasılık dalgaları- girişim dır. Demek ki bir elektronların açık renkli bölgelere varma sönümü olasılığı yüksektir ve koyu renkli bölgelere varma olasılığıŞekil 15. (a) Su dalgalan girişim yaptıklarında, güçlendirmelerden düşüktür, dememiz gerekir. Kendimizi kaptırıp girişim dese-ve söndürmelerden oluşan ilginç bir desen oluştururlar, (b) Dal- ninden, elektron dalgalarının klasik dalgalar oldukları sonu-galar aynı fazda geldiklerinde, birbirlerini güçlendirirler, (c) Dal- cuna varmamamız gerek çünkü elektronlar flüoresan ekranagalar farklı fazda olduklarında, sonuç sönümdür. parçacık gibi gelirler: Her elektron için lokalize bir parlama.
    • 112 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneler 109 Dalga girişim desenine benzeyen, çok sayıda elektron tara- fından oluşturulan lekelerin toplamıdır. Entelektüel bir risk aldığımızı ve elektron demetini çok zayıflattığımızı varsayalım; öyle zayıf ki, her bir anda yarık- lara sadece bir elektron varmakta olsun. Yine de bir girişim deseni elde eder miyiz? Kuantum mekaniği son derece kesin olarak evet, der. Yarılmış bir demet olmaksızın bir girişim el- de edemeyiz, diye itiraz edebilirsiniz. Girişim olması için iki dalga gerekemez mi? Tek bir elektron ayrılabilir, her iki ya-rıktan da geçebilir ve kendi kendisiyle girişimde bulunabilirmi? Evet, yapabilir. Kuantum mekaniği bu soruların hepsineevet, der. Yeni fiziğin öncülerinden biri olan Paul Diracmsöylediği gibi: "Her bir foton [burada elektron] sadece kendi- Şekil 17. Elektronun hangi yarıktan geçtiğini tanımlayabilmeksiyle girişim yapar." Bu uygunsuz teklif için kuantum meka- üzere yarıklara bir el feneri tuttuğumuzda, elektron parçacık özel- liğini gösterir. Sadece iki koyu çizgi vardır; eğer elektronlar min-niğinin sunduğu kanıt matematikseldir; yine de bu uygun- yatür toplar olsalardı tam olarak bekleyeceğimiz bu olurdu.suz teklif, kuantum sistemlerinin becerebildiği mucizevi bü-yünün tamamından sorumludur ve sayısız deney ve teknolo-ji tarafından da doğrulanmıştır. Bu deneyde meydana gelmekte olan şey, ilk olarak, be- Bir elektronun yüzde 50 bir yarıktan ve yüzde 50 de di- lirsizlik ilkesinin bir oyunu olarak anlaşılabilir. Biz elektro-ğer yarıktan geçtiğini hayal etmeye çalışın. Hadi canım sen nun yerini saptayıp hangi yarıktan geçtiğini belirlediğimiz-de!" demek ve kuantum matematiğinin bu garip sonucuna de, elektronun momentumu hakkındaki bilgiyi kaybederiz.inanmazlık etmek kolaydır. Elektron gerçekten de aynı anda Elektronlar pek naziktirler. Elektronu gözlemlemek için kul-her iki yarıktan da geçmekte midir? Bunu niye kabullenelim landığımız fotonla çarpışması momentumunu tahmin edile-ki? Bakarak da görebiliriz. Elektronun aslında hangi delikten mez miktarda değişikliğe uğratır. Elektronun momentumugeçtiğini görebilmek için yarıklardan birine bir el feneriyle ve dalga boyu ilişkilidir: Kuantum matematiğinin içerdiği bu(mecazi konuşuyoruz) bakarız. büyük keşif de Broglienindir. Demek ki elektronun momen- Böylece ışığı açar ve bir elektronun hangi yarıktan geçti- tumu hakkındaki bilgiyi kaybetmek, onun dalgaboyu hak-ğini gördüğümüzde, flüoresan ekranda parlamanın nerede kındaki bilgiyi kaybetmekle aynıdır. Eğer girişim çizgileri ol-ortaya çıktığına bakarız (Şekil 17). Orada bulduğumuz şey, saydı, onların aralıklarından dalgaboyunu hesaplayabilirdik.bir elektronun bir yarıktan her geçişinde, parlamanın, elek- Belirsizlik ilkesi, biz elektronun geçtiği yarığı belirler belirle-tronun geçtiği yarığın arka hizasında ortaya çıktığıdır. Giri- mez, bakma işleminin girişim desenini imha ettiğini söyler.şim deseni ortadan kaybolmuştur. Elektronun konumu ve momentumu ile ilgili ölçümlerin
    • 115 109 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneleraslında tamamlayıcı, birbirlerini içeren işlemler olduklarını Tamamlayıcılığı daha net anlamak için, bir önceki dene-fark etmelisiniz. Momentum üzerinde yoğunlaşabilir ve giri- ye geri döndüğümüzü varsayalım, bu kez elektronların üstü-şim deseninden elektronun dalga boyunu -ve dolayısıyla ne tuttuğumuz el fenerini biraz daha sönükleştirmek için bit-momentumunu- ölçebiliriz ama o zaman elektronun hangi mek üzere olan piller kullanıyoruz. Şekil 17deki deneyi ışığıyarıktan geçtiğini söyleyemeyiz. Ya da konuma yoğunlaşabi- gittikçe daha çok kısılan el fenerleriyle tekrarladığımızda, gi-lir ve girişim desenini, dalga boyu ve momentum hakkında- rişim deseninin bir kısmının tekrar ortaya çıkmaya başladığı-ki bilgiyi kaybederiz. nı görürüz, biz el fenerinin ışığını kıstıkça desen daha belir- Tüm bunları anlamanın ve uzlaştırmanın ikinci ve daha gin hale gelir (Şekil 18). El feneri tamamen söndüğünde, giri-incelikli bir yolu da var: tamamlayıcılık ilkesi. Seçtiğimiz şim deseninin tamamı geri gelir.aparata bağlı olarak, parçacık özelliğini (örneğin, el feneriy-le) ya da dalga özelliğini (el feneri olmadan) görürüz. Tamamlayıcılık ilkesini, kuantum nesnelerinin hem dal- Şekil 18. Işığıga hem de parçacık olduklarını ama belirli bir deneysel dü- azalan bir el fe-zenleme ile ancak tek bir özelliğini görebileceğimizi söyleyen neriyle, girişim deseninin birbir ilke olarak anlamak doğrudur ama deneyimlerimiz bize kısmı geri döner.bazı inceliklerin olduğunu öğretmektedir. Örneğin, ayrıca birelektronun ne bir dalga (çünkü dalga özelliği tek bir elektroniçin asla tezahür etmez) ne de bir parçacık (çünkü ekranda El feneri kısıldıkça, elektronları dağıtan fotonların sayısıparçacıklara yasak olan bölgelerde de ortaya çıkar) olduğunu azalır, böylece elektronların bazıları ışık tarafından "görül-da söylememiz gerekir. Sonra, eğer mantık yürütmemizde mekten" tamamen kurtulurlar. Görülen elektronlar, bekledi-temkinliysek, ayrıca fotonun ne dalga-olmayan ne de parça- ğimiz gibi 1 ve 2 nolu yarıkların arkasında ortaya çıkarlar.cık-olmayan olduğunu da söylemeliyiz ki dalga ve parçacık Görülmeyen elektronların her biri ayrılır ve oraya yeterincekelimelerini kullanışımızda bir yanlış anlaşılma olmasın. Bu, elektron geldiğinde dalga girişim desenini oluşturmak üzereM.S. birinci yüzyılda yaşayan ve Mahayana Budist geleneği- kendileriyle girişim yaparlar. Güçlü ışığın sınırında, elekt-nin en titiz mantıkçısı olan idealist filozof Nagarjunanın ronların sadece parçacık özelliği görülür; ışığm olmama sını-mantığına pek benzer.2 Doğulu filozoflar nihai gerçekliği an- rında sadece dalga özelliği görülür. Kısık ışığm çeşitli ara hal-layışlarını neti, neti (ne şu, ne de bu) diye anlatırlar. Nagarju- leri söz konusu olduğunda, her iki özellik de benzer şekildena bu öğretiyi dört önermeyle formüle etmişti: ara derecelerde ortaya çıkar: Burada elektronları (ancak asla O yoktur. aynı elektronu değil) aynı anda dalga ve parçacık olarak gör- O yok değildir. mekteyizdir. Demek ki bir dalgaparçanın dalga özelliği, bü- O ne vardır, ne de yoktur. tün bir kümenin özelliği olmayıp bakmadığımızda her bir te- Ne var değildir, ne de yok değildir. kil dalgaparça için de geçerli olmalıdır. Bu, tek bir kuantum
    • 117 109 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneler nesnesinin dalga özelliğinin aşkın olduğu anlamına gelir, onu anlayamayacaklardır." Bu şok, tamamlayıcılık ilkesininböylece biz onun tezahür ettiğini asla görmeyiz. oyununu idrak etmeye başladığımızda anlayışa doğru deği- Bir dizi resim neler olduğunu açıklamaya yarayabilir şir. Tahmin edici bilimin ya dalga ya da parçacığı tutan ritmi,(Şekil 19). Resmin sol alt köşesinde sadece W harfini görmek- aşkın bir dalgaparçanın yaratıcı dansına dönüşmüştür. Han-leyiz; bu, güçlü bir el feneri kullanmaya karşılık gelir, elek- gi yarıktan geçtiğini bularak elektronu lokalize ettiğimizde,tronların sadece parçacık özelliğini gösterir. Sorra gittikçe onun parçacık özelliğini açığa çıkartırız. Elektronun hangiyükselen resimleri taradığımızda, kartalı görmeye başlarız; yarıktan geçtiğini görmezden gelip onu lokalize etmediği-tıpkı biz ışığı kıstıkça, bazı elektronların gözlemlenmekten mizde, onun dalga özelliğini açığa çıkarırız, ikinci durumda,(ve lokalize olmaktan) kurtulması ve onların dalga özelliğini elektron her iki yarıktan da geçmektedir.görmeye başlamamız gibi. En sonunda, son şekilde, sağ üst-te, sadece kartal görülebilir: El feneri sönmüştür ve elektron-ların hepsi artık dalgadır. G E C İ K M İ Ş SEÇİM DENEYİ Niels Bohr bir keresinden şöyle demişti: "Kuantum te-orisiyle ilk karşılaştıklarında şok geçirmeyenler muhtemelen Tamamlayıcılık ilkesinin bu yegane karakteristiği hak- kında net olalım: Kuantum dalgaparçasınm hangi vasfı açığa çıkartacağı, onu nasıl gözlemleyeceğimizi seçişimize dayan- maktadır. Şuurlu seçimin tezahür etmiş gerçekliği biçimlen- dirmedeki önemi, başka hiçbir yerde fizikçi John Wheeler ta- rafından önerilen gecikmiş seçim deneyindeki kadar iyi gös- terilmemiştir. Şekil 20de bir aparat gösteriliyor; bir ışık huzmesi, yarı sırlanmış bir ayna (Mj) kullanılarak her ikisi de eşit yoğun- lukta olan, biri yansıtılan ve biri aktarılan iki huzmeye ayrı- lır. Bu iki huzme daha sonra, A ve B diyeceğimiz iki normal aynadan yansıtılarak sağda bulunan bir P noktasında kesişir- ler. Dalgaparçanın dalga özelliğini saptamak için, fenome- nin dalga girişiminden faydalanırız ve P noktasına ikinci bir yarı sırlanmış ayna (M2) yerleştiririz (Şekil 20, sol alt). M/de ayrılan huzmeyle yaratılan bu iki dalga, Mz tarafından, artık P noktasının bir yanında yapıcı girişime (bir foton sayacı Şekil 19. W-Kartal dizilişi. koysak, sayaç tıkırdardı) ve diğer yanında yıkıcı girişime (sa-
    • 118 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneler 109 yacın hiç tıkırdamayacağı yer) zorlanmıştır. Fotonların dalga modunu saptıyor olduğumuzda, her fotonun M1 de ayrıldı- ğını ve hem A hem de Bden geçerek yol aldığını kabul etme- liyiz, aksi takdirde nasıl bir girişim olabilir? Demek ki M1 aynası huzmeyi ayırdığında, her bir foton potansiyel olarak her iki yoldan da yola çıkmaya hazırdır. Eğer biz şimdi foton dalgaparçasının parçacık özelliğini sap- tamayı seçersek, P noktasındaki M2 aynasını (yeniden birleş- me ve girişimi önlemek için) kaldırır ve Pdeki kesişme nok- tasına Şekil 20nin sağ alt kısmında gösterildiği gibi sayaçlar koyarız. Sayaçlardan biri ya da diğeri dalgaparçanın lokalize olan yolunu, yansıyan yol A veya aktarılan yol B şeklinde ta- nımlayarak onun parçacık özelliğini gösterecek biçimde tı- kırdayacaktır. Deneyin en incelikli unsuru şöyledir: Gecikmiş seçim deneyinde deneyci, dalga özelliğini ölçüp ölçmemeye, yarı sırlanmış aynayı P noktasına yerleştirip yerleştirmemeye son anda, pikosaniye (10 1 2 sn) mertebesinden önce karar verir (bu, laboratuvarda yapılmıştır3). Sonuçta bu, fotonların ayrıl- ma noktasını çoktan geçtikleri anlamına gelmektedir (tabi onları klasik nesneler olarak düşünmekteyseniz). Hal böy- leyken bile, P noktasına yerleştirilen ayna dalga parçanın her zaman dalga özelliğini ve aynayı yerleştirmemek de dalga parçanın her zaman parçacık özelliğini göstermektedir. Her bir foton bir yolda mı yoksa iki yolda birden mi hareket et-Şekil 20. Gecikmiş-seçim deneyi. SOL ALT: Fotonların dalga özel- mekteydi? Fotonlar, gecikmiş seçimimize bile geriye yönelikliğini görmek için düzenek. Dedektörlerden biri hiçbir foton sap- olarak tepki veriyor gibi görünmektedir. Foton, bir yolda ve-tamaz, dalga girişimi sebebiyle oluşan sönümü göstermektedir. ya her iki yolda seçimimizle tam uyum içinde hareket eder.Fotonlar ayrılmış ve her iki yol üzerinde aynı zamanda yol almış Bunu nasıl bilir? Seçimimizin sonucu, zamanda, sebebindenolmalıdırlar. SAG ALT: Fotonların parçacık özelliğini görmek içindüzenek. Her iki dedektör de tıkırdar; ancak her seferinde biri, önce mi gelmektedir? Wheeler şöyle der: "Kuantum düze-fotonların hangi yoldan geldiğini göstermektedir. yinde doğa, değiştirilemez biçimde yolunda giden bir maki- ne değildir. Bunun yerine, aldığımız cevap sorduğumuz so-
    • 120 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneler 109 rüya, düzenlediğimiz deneye, seçtiğimiz kaydedici cihaza lamak üzere asla kullanılamayacağı açıktır."5bağlıdır. Olmakta gibi görünen şeyleri ortaya çıkarma süreci- Bu uzaktan etki, çöken dalga paketinin önemli bir özel- ne hiçbir yere kaçamayacak biçimde dahilizdir."4 liğidir. Böylesi uzaktan etki için kullandığımız teknik terim, Biz onu görene dek tezahür etmiş bir foton yoktur ve de- "yerel olmayış"tır, mekanda yol alan sinyaller olmaksızın ak-mek ki onu nasıl gördüğümüz, özelliklerini belirlemektedir. tarılan etkidir(mekansızlık). Mekanda yol alan ve EinsteincıGözlemimizden önce, foton iki dalga paketine ayrılır (her yol hız sınırı sebebiyle sonlu bir zaman alan sinyaller, lokal sinyal-için bir paket) ama bu paketler foton için sadece olasılık pa- ler diye adlandırılır. Demek ki kuantum dalgasının çökmesi,ketleridir; mekan-zamanda hiçbir gerçekleşmişlik, M/de ve- lokal değildir, mekansızdır.rilmiş bir karar yoktur. Sonuç sebebinden önce gelmekte ve Heisenbergin gecikmiş seçimle ya da gecikmemiş se-nedenselliği ihlal mi etmektedir? Kesinlikle evet, tabi eğer fo- çimle belirttiği noktaya dikkat edin. Kuantum manzaradatonları her zaman mekan-zamanda tezahür eden klasik nes- kritik nokta, tezahür eden belirli sonucu seçiyor olmamızdır;neler olarak düşünüyorsanız. Halbuki foton klasik bir parça- bu sonucu, zaman içinde, ne zaman seçtiğimiz önemli değil-cık değildir. dir. Dalga, gidilecek iki yolun mevcut olduğu her seferinde Kuantum fiziğinin bakış açısından bakınca, eğer gecik- ayrılır ama bu ayrılma sadece potansta meydana gelir. Dahamiş seçim deneyimizde P noktasına ikinci bir ayna koyarsak, sonra, biz fotonu öyle seçtiğimiz için, (P noktasındaki aynayıiki ayrılmış potans paketi birleşmekte ve girişimde bulun- kaldırarak) bir yol üzerinde gözlemlediğimizde, bizim dalga-maktadır; sorun yoktur. Eğer Pde bir ayna vardıysa ve biz yı bir yol üzerinde çöktürmemiz diğer yoldaki dalga üstün-onu mümkün olabilecek en son saniyede kaldırdıysak ve di- de yerel olmayan bir tesir yapmakta ve fotonun diğer yolyelim fotonu A yolunda saptadıysak; bu durumda, foton ge- üzerinde görülmesi olasılığını ortadan kaldırmaktadır. Böy-cikmiş seçimimize uygun olarak ters süreçte sadece tek bir lesi yerel olmayan bir tesir geriye doğru işliyormuş gibi gö-yolda hareket etmiş gibi tepki veriyor görünecekti. Bu sonuç, rünebilir ama biz sadece potans halindeki olasılıklara tesirnedenselliği ihlal etmemektedir. Peki bu nasıl olur? ediyoruzdur; nedensellik ihlal edilmiş değildir çünkü, tıpkı ikinci parçacık özelliği saptama deneyine çok daha ince- Heisenbergin söylediği gibi, bu türden bir aygıt yoluyla birlikli bir bakışa tarzını anlamak gerekir; tıpkı Heisenbergin sinyal yollayamayız.açıkladığı gibi: "Eğer şimdi bir deney, diyelim ki, fotonun, Gerçekliğin anlamını ve yapılanışmı arayışımızda, Win-dalga paketinin yansıtılmış parçasında [A yolundan] olduğu nie-the-Poohun (Batı kültürü çocuk edebiyatının kahraman-sonucunu veriyor, o zaman fotonu paketin diğer parçasında larından olan bir yavru ayı) yüzleştiği aynı bulmacayla kar-bulma olasılığı derhal sıfır olur. Yansıtılmış paketin konu- şılaşıyoruz:mundaki deney... aktarılmış paketin işgal ettiği noktaya bir "Merhaba!" dedi Piglet, "Ne yapıyorsun?"tür zorlayıcı etkide bulunur ve kişi bu etkinin ışıktan daha "Avlıyorum," dedi Pooh.büyük bir hızla ulaştığını görür. Halbuki, bu türden bir etki- "Ne avlıyorsun?"nin... rölativite teorisinin esaslarıyla çatışan bir sinyal yayın-
    • 122 Aynı Anda İki Yerde Birden Olan Nesneler 109 "Bir şeylerin izini sürüyorum," dedi Winnie-the-Pooh pek Kuantum fiziği Blakein duasına verilen cevaptır. Ta- gizemli bir tavırla. mamlayıcılık ilkesinin dersini almış olan kuantum bilimci, "Neyin izini sürüyorsun?" dedi Piglet, daha da yaklaşarak. (görünüşteki) ayrılığa kulak aşmamayı bilir. "Bu tam da kendime sorduğum şey. Kendime soruyorum: Kuantum ölçümleri, sözde nesnel dünya arenasına şu- Neyin?" urumuzu sokmuştur. Eğer biz onü gözlemlemezken bile sa- "Ne cevap vereceğini düşünüyorsun?" bit ve bağımsız maddi bir dünyanın var olduğu fikrinden "Onu yakalayana kadar beklemem gerekecek," dedi Winnie- the-Pooh. "Şimdi, şuraya bak." Önündeki toprağı işaret etti. vazgeçersek, gecikmiş-seçim deneyinde hiçbir paradoks kal- "Ne görüyorsun burada?" maz. Nihayetinde, her şey sizin, gözlemcinin, ne görmek is- "İzler," dedi Piglet. "Pençe izleri." Heyecanla küçük bir çığ- tediğine bakar. Bu bana bir Zen meselini hatırlatıyor. lık attı. "Ah, Pooh! Bu bir- bir- bir Woozle mı?" İki keşiş bir bayrağın rüzgardaki hareketi hakkında tar- "Olabilir," dedi Pooh. "Bazen öyledir, bazen değildir. Pençe tışmaktaymış. Biri "Bayrak hareket ediyor," demiş. Diğeri izlerinden asla emin olamazsın." "Hayır, rüzgar hareket ediyor," demiş. Yanlarından geçen "Bir dakika," dedi Winnie-the Pooh, kendi pençelerini yuka- üçüncü bir keşiş, Wheelerin pek hoşuna gidecek bir gözlem rı kaldırarak. Oturdu ve olabileceği en derin düşünceli halini yapmış ve şöyle demiş: "Bayrak hareket etmiyor. Rüzgar ha- takındı. Sonra pençesini İzlerden birine yerleştirdi... ve bur- reket etmiyor. Sizin zihniniz hareket ediyor." nunu iki kez kaşıyıp ayağa kalktı. "Evet," dedi Winnie-the-Pooh. "Şimdi anlıyorum. Aptaldım ve yanıldım," dedi "ve ben Beyinsiz bir Ayıyım." "Sen Dünyanın En İyi Ayısısın." dedi Christopher Robin onu teselli ederek." 6 Sis odalarımızda elektronların ve diğer atomaltı parça-cıkların bıraktığı "woozle" izlerinin, yeni fiziğe göre sadecebizlerin uzantıları olmaları gerçekten de ne kadar kafa karış-tırıcıdır. Klasik bilim adamı dünyaya bakmış ve parçalayarakanlamlandırmanın tek yönlü bir bakış olduğunu görmüştü.Birkaç yüzyıl önce ingiliz romantik şairi William Blake şöyleyazmıştı: Tanrı korusun bizi Tek yanlı bakıştan ve Newtonun uykusundan.7
    • Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 125 SCHRÖDINGERIN DOKUZ CANLI KEDİSİK U A N T U M FİZİĞİNİNkurucularının birçoğu, onun garip so-nuçlarını kabullenmekte hayli zorlanmışlardır. Bizzat Schrö-dinger, kuantum mekaniğinin artık Schrödingerin kedisi di-ye bilinen olasılık-dalga yorumu hakkında kendi çekincele- Şekil 21. Schrödingerin kedisi paradoksu. Bir kutunun içinde birrinden söz etmişti. radyoaktif atomla bir saat geçirdikten sonra, kedi yarı diri ve yarı Varsayalım bir kediyi, radyoaktif bir atom ve bir Gayger canlı bir kedinin tutarlı bir süperpozisyonu haline gelir. Gözlemsayacıyla bir kutuya koyduk. Radyoaktif atom olasılık kural- her zaman için ya ölü ya da diri bir kediyi ortaya çıkaracaktır. (A.larına göre bozunacaktır. Eğer atom bozunursa Gayger saya- GosWaminin Quantum Mechanics (Kuantum Mekaniği) adlıcı tıkırdayacak, tıkırdama bir çekici harekete geçirecek ve çe- kitabından yayımcı Wm. C. Brownun izniyle kullanılmıştır.)kiç de bir zehir şişesini kıracak ve zehir de kediyi öldürecek-tir. Gelin, bunun bir saat içinde meydana gelme şansının yüz-de 50 olduğunu varsayalım (Şekil 21). vaya attığını Ve şimdi de avucunun altında sakladığı benzet- mesini yapabilirsiniz. Sonucun yazı mı tura mı geldiğini bil- O zaman, kuantum mekaniği bir saat sonra kedinin ha- miyorsunuz ama şüphesiz, ya biri ya da diğeri olacaktır. Ke-lini nasıl tarif edecektir? Şüphesiz, eğer bakarsak, kediyi yaölü ya da diri bulacağız. Peki ya bakmazsak? Kedinin ölü ol- di her bir sonuç için yüzde 50 olasılıkla ya ölü ya da diridir.ma olasılığı yüzde 50dir. Kedinin diri olma olasılığı da yüz- Aslında hangi sonucun gerçekleştiğini bilmiyorsunuzdur, ode 50dir. kadar. Bu senaryo, kuantum mekaniği matematiğinin ortaya koyduğu şey değildir. Kuantum mekaniği olasılıkları çok Eğer klasik olarak, materyal realistlerin tarzıyla düşünürve de size kılavuzluk edecek ilkeler olarak determinizm ve farklı biçimde ele alır. Bir saatin sonunda kedinin halini yarınedensel sürekliliği alırsanız, o zaman birinin bir parayı ha- ölü yarı diri olarak tarif eder. Kutunun içinde, kelimenin tam anlamıyla, uygun jargonu kullanacak olursak, "yarı diri ve yarı ölü bir kedinin tutarlı süperpozisyonu vardır". Aynı an- 124 da ölü ve diri olan kedi paradoksu, kuantum mekaniğinde
    • I 126 128 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisihesaplama yapma biçimimizin bir sonucudur. Sonuçlan ne liriz. Eğer on milyar kedi olsaydı, hepsi de aynı şekilde ha-kadar garip olursa olsun, bu matematiği ciddiye almamız ge- zırlanmış kutulara konulsaydı, kuantum mekaniği bize bun-rekir çünkü aynı matematik bize transistörler ve lazerler gibi ların yarısının bir saat içinde öleceklerini söyleyebilirdi veharikaları da sağlamaktadır. şüphesiz gözlemler de bu önermenin doğruluğunu ortaya çı- Aşağıda T. S. Eliotun Old Possums Book of Practical Cats karırdı. Belki de bu teori tek bir kedi için geçerli değildir. Son(Yaşlı Possumun Pratik Kediler Kitabı) başlıklı parodisi bu bölümde elektronlar için de benzer bir argüman vardı. An-saçma durumu özetlemektedir: cak, topluluk yorumunun çift yarık girişim desenini bile açıklamada zorluklar yaşadığı bir gerçektir.2 Schrödingerin kedisi gizemli bir kedidir, Dahası, topluluk yorumu tek bir nesne veya tek bir ola- kanunları canlandırır; yın tarifi için fiziksel bir teori olarak kuantum mekaniğinden yaptığı karmaşık şeylerin vazgeçmeye eşittir. Tekil olaylar meydana geldiğine göre (tek bariz bir sebebi yoktur; elektronlar bile izole edilmiştir), tekil kuantum nesneleri hak- Deterministi afallatır kında konuşabiliyor olmamız gerekir. Gerçekten de, kuan- ve onu yeise sürükler çünkü onu ne zaman yakalamaya kalksalar tum mekaniği tekil nesnelere uygulanmak üzere formüle kuantum kedisi orada yoktur!1 edilmişti; böyle yaparak ortaya paradokslar çıkartmasına ba- kılmaksızın. Schrödingerin paradoksuyla yüzleşmeli ve onu Şüphesiz, parodi haklıdır. Hiç kimse, bir kuantum fizik- çözecek bir yol aramalıyız. Diğer seçenek tekil nesneler içinçi bile, gerçekte bir kuantum kedisi ya da tutarlı bir süperpo- fiziğin hiç olmamasıdır; bu, tamamen arzu edilenin zıttı birzisyon görmemiştir. Gerçekten de kutuya baktığımızda, ke- seçenektir.dinin ya ölü ya da diri olduğu görülür. Kaçınılmaz soru orta- Günümüzde birçok fizikçi, Schrödingerin kedisi para-ya çıkar: Kedinin şeytani ikilemini çözecek olan bu gözlem doksuyla uğraşırken anti-metafizik bir felsefe olan mantıksalyapışımızı böylesine özel kılan nedir? pozitivizmin ardına saklanmaktadırlar. Mantıksal pozitivi- Bir elektronun aynı anda iki yarıktan da geçtiğinden söz zim, Viyanalı filozof Ludwig Wittgensteinm Tractatus Logico-edip geçmek başka bir şeydir ama bir kedinin yarı ölü yarı Philosophicus adlı eserinden doğmuştur; yazar bu eserindediri olduğundan söz ettiğimizde, kuantum tutarlı süperpo- "Neyin hakkında konuşamıyorsa kişi, sessiz kalmalıdır ozisyonunun mantıksızlığı kafamıza dank eder! zaman," demesiyle ünlüdür. Bu önermeyi izleyen bu fizikçi- Bu beladan kurtulmanın bir yolu, tutarlı süperpozisyo- ler -onlara yeni Kopenhagçılar diyebiliriz- gerçeklik hakkın-nun matematiksel tahmininin harfiyen ele alınmaması gerek- daki tartışmamızı, gözlemleyemediğimiz bir şeyin gerçekli-tiğinde ısrar etmektir. Bunun yerine, bazı materyalistler tara- ğini öne sürmeye çabalamak yerine görülenle sınırlamamızfından pek sevilen istatistiksel topluluk yorumunu izleyerek, gerektiğini savunmaktadırlar. Onlara göre mesele, tutarlı sü-kuantum mekaniği sadece çok büyük sayıda nesneleri içeren perpozisyonu asla göremiyor olmamızdır. Gözlemlenmemişdeneyler hakkında tahminde bulunabilirmiş gibi davranabi- kedi yarı ölü müdür yarı diri midir? Bu soruyu soramazsınız,
    • I Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 129 128 derler çünkü bu soru cevaplanamaz. Bu, şüphesiz sofistlikten taşlarından biridir. Dahası, paralel evrenler etkileşmedikle- başka bir şey değildir. Doğrudan cevaplanamayan bir soruya rinden ötürü bu yorumu teste tabi tutmak zordur ve bilimsel dolaylı yaklaşılabilir ve cevabı doğrudan bilebildiklerimizle bakış açısından yararlı değildir. [Kurgu, daha uysaldır. Philip tutarlılık bazında hesaplanabilir. Dahası, metafizik sorular- Dickin The Man in the High Castle (Yüksek Kaledeki Adam) dan tamamen kaçınmak, orijinal Kopenhag yorumuyla ve de adlı öyküsünde paralel evrenler etkileşmektedir. Yoksa nasıl Bohr ve Hesienbergin eşyaya bakma yoluyla uyuşmamakta- hikaye olurdu?] dır. Neyse ki, idealist bir çözüm kendini göstermektedir: Eğer Bohra bakacak olursak, Kopenhag yorumu yarı Gözlemimiz kedinin çatallanmamış halini sihirli bir biçimde ölü yarı diri kedinin saçmalığını tamamlayıcılık ilkesi saye- çözdüğünden, kedinin dalga fonksiyonunu çökerten biz ol- sinde azaltmaktadır: Tutarlı süperpozisyon bir soyutlamadır; malıyızdır, şuurumuz olmalıdır. Materyal realistler bu fikri bir soyutlama olarak kedi hem ölü hem de diri var olabil- sevmezler çünkü şuuru bağımsız, nedensel bir varlık haline mektedir. Bu bir tamamlayıcılık tarifidir; kediyi gördüğü- getirmektedir; bunu kabul etmek de materyalist realizmin müzde verdiğimiz ölü veya diri tarifini tamamlamaktadır. mezarını kazmak demektir. Materyalizm bir yana dursun, Heisenberge göre tutarlı süperpozisyon -yarı ölü, yarı diri John von Neumann, Fritz London, Edmond Bauer ve Eugene kedi- aşkın potans halinde mevcuttur. Kedinin ikiye bölün- Paul Wigner gibi öncüler bu çözümü paradoksa yeğlemişler- müş halini tek bir hale çökerten bizim gözlemimizdir. dir.4 Potans halinde mevcut olan bu yarı ölü, yarı diri kedi fikrinden ne anlam çıkartabiliriz? Hugh Everett ve John Wheeler adlı fizikçilerden3 bilim kurguyu andıran bir cevap İDEALİST Ç Ö Z Ü M gelmiştir: Everett ve Wheeleı / a göre her iki olasılık da, yani ölü kedi ve diri kedi, meydana gelmektedir; ama farklı ger- İdealist çözümde, ölü ya da diri ikiye ayrılmışlığı çö- çekliklerde ya da paralel evrenlerde. Kutuda bulduğumuz zümleyenin şuurlu bir zihin olduğu gözlemlenir. Eflatunun her diri kedi için, paralel bir evrendeki prototiplerimiz proto- arşetipleri gibi tutarlı süperpozisyonlar da biz onları çökerte- tip bir kutuyu açmakta ve ölü olan prototip bir kedi bulmak- ne, gözleme eylemiyle tezahür etmiş dünyaya getirene dek tadırlar. Kedinin ikiye çatallanmasının gözlemlenmesi evreni aşkın düzenin asla-asla diyarında mevcutturlar. Süreç içinde de iki paralel dala ayrılmaya zorlamaktadır. Bu ilginç bir fi- iki ya da Schrödinger denklemince de izin verilen birçok kirdir ve bazı bilim kurgu yazarları (başta Philip K. Dick) yüzden birini seçeriz; bu sınırlı bir seçimdir; tamam, kuan- bundan çokça yararlanmıştır. Ne yazık ki, bu aynı zamanda tum mekaniğinin toplam olasılık kısıtlamasına tabi olur ama masraflı bir fikirdir. Bir gözlemin evreni iki dala ayrılmaya yine de bir seçimdir. zorladığı her seferinde madde ve enerji miktarı da ikiye kat- Materyalist realizm hatalı olsa bile, bilimsel nesnellikten lanırdı. Hasislik eğilimimizi incitmektedir; tabi bu pekala bir alelacele vazgeçip bilimimize şuuru davet etmemiz doğru önyargı olabilir ama yine de bilimsel akıl yürütmenin köşe mudur? Kuantum fiziğin öncülerinden biri olan Paul Dirac
    • I 128 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 131bir keresinde, fizikteki büyük atılımların bazı büyük önyargı- kalıbı içerisinde kabul etmek zorundadır. Ancak materyalistlardan vazgeçmeyi içerdiğini söylemişti. Belki de güçlü nes- düşünüş nedensel süreklilik ve olayların ya o/ya bu tarzın-nellik önyargısından vazgeçmenin de zamanı gelmiştir. Ber- daki tarif edilmesinin sonucudur. Bu varsayımlar illaki doğ-nard dEspagnat, kuantum mekaniği tarafından izin verilen ru değildir, özellikle de kuantum mekaniği deneylerine karşınesnelliğin, zayıf nesnellik olduğunu düşünmektedir.5 Güçlü test edildiklerinde.nesnelliğin talep ettiği olayların gözlemciden bağımsızlığı Bir idealist filozof için kedinin hem ölü hem diri olmasıyerine, kuantum mekaniği gözlemcinin belirli oranda işe ka- paradoksu çok rahatsız edici değildir. Bir Zen meselinde, birrışmasına izin verir; ama bu, olayların yorumunun belirli bir Zen ustasına cenaze hazırlıkları süren sözde ölü bir adamgözlemciye bağlı olmasına izin vermeyecek şekildedir. De- gösterirler. Adamın ölü olup olmadığı sorulduğunda Zen us-mek ki zayıf nesnellik, olayların gözlemciye göre değişmezli- tası "Söyleyemem," diye cevaplar. Nasıl söyleyebilirdi ki?ğidir: Gözlemcinin kim olduğuna bağlı olmaksızın, olay aynı İdealizme göre insanın özü, yani şuur asla ölmez. Demek kikalır. Bireysel ölçümlerde işe dahil olan öznel seçim açısın- adamın ölü olduğunu dosdoğru söylemek hatalı olacaktır.dan, bunun istatistiksel bir ilke olduğu kesindir ve gözlemci- Halbuki, bir insanın bedeni cenazesi için hazırlandığındaye göre değişmezlik sadece çok sayıda gözlem için geçerlidir; adamın canlı olduğunu söylemek saçma olurdu.bu da yeni bir şey değil. Kuantum mekaniğinin olasılıklı yo- Kedi ölü müdür diri mi? Zen ustası Joshu "Bir köpekterumunu çoktan kabul ettiğimizden, bilimsel ilkelerimizin ba- Budanın doğası var mıdır?" sorusuna "mu" diye cevap ver-zılarının istatistiksel doğasını da kabul etmiş olduk: örneğin miş. Yine, bu soruya hayır demek, Budanın öğretisine görenedensellik ilkesi. Bilişsel psikolojinin düzenli olarak göster- tüm yaratıklarda Budanın doğası olduğundan yanlış olurdu.diği gibi, bu şekilde tanımlanan zayıf nesnellik ile bilim ya- Evet demek ise zordu çünkü Budanın doğasının farkına va-pabiliriz. Güçlü nesnelliğe gerçekten de ihtiyacımız yok. rılmalı ve yaşanmalıdır, sadece bir entelektüel hakikat mese- Schrödinger paradoksunun şuur çözümü, en dosdoğru lesi değildir. Öyleyse cevap mudur: ne evet ne de hayır.çözümdür; öyle ki bazen saf çözüm diye de adlandırılır. Bu Kuantum mekaniği, Schrödingerin kedisi bir saatin so-çözümle ilgili birçok soru ortaya atılmıştır ve ancak bu soru- nunda yarı ölü, yarı diridir derken Zen ustalarınmkine ben-lara cevap vererek saflık suçlamasının üstesinden gelebiliriz. zer idealist bir felsefeyi ima ediyor görünmektedir. Bu nasıl olabilir? Şuur, fiziksel dünyanın gerçekliğini şekillendirmede nasıl belirleyici olabilir? Bu, şuurun maddeye göre daha asli İDEALİST Ç Ö Z Ü M HAKKINDAKİ SORULAR olduğunu ima etmez mi? Eğer Schrödingerin kedisi biz kutunun içine bakmadan Hala soruyor olabileceğiniz bir soru şudur: Bir kedi yarı önce hem canlı hem de ölüyse ama biz baktıktan sonra özgünölü, yarı diri olabilir mi? Olamaz, eğer bir materyal realist gi- bir hale (ölü veya diri) sahipse, o zaman sadece bakarak birbi düşünüyorsanız. Materyal realist kedinin her andaki hali- şeyler yapıyor olmalıyız. Küçücük bir bakış, bir kedinin fizik-ni ya şu ya da bu, ölü ya da diri şeklinde, nedensel süreklilik sel hali üstünde nasıl etkide bulunabilir ki? Bunlar, tutarlı sü-
    • 132 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 133perpozisyonun şuur tarafından çökertildiği fikrini yıkmaya si gerektiğini söylemektedir. Ancak psikokinezinin kanıtı pekçalışırken realistlerin sorduğu sorulardır. azdır ve şüphelidir. Dahası, bir başka paradokstan -Wigner/in Evet, idealist çözüm şuurun madde üstündeki eylemini arkadaşı paradoksu- gelen kanıtlar, düalist bir yorumlamayıima eder. Ancak bu eylem, sadece materyalist realizm için bir etkili biçimde geçersiz kılmaktadır.sorun oluşturmaktadır. Bu felsefede, şuur maddenin bir epi-fenomenidir ve maddenin epifenomeninin bizzat oluştuğuşey üstünde etkide bulunması -yani kendisinin sebebi olma- W l G N E R l N ARKADAŞI PARADOKSUsı- imkansız görünmektedir. Bu "nedensel paradoks"tan, şu-urun asli olduğu idealist monizm sayesinde kaçınabiliriz. Şu- Kedinin kutusunu iki kişinin aynı anda açtığını varsaya-urda, tutarlı süperpozisyonlar aşkın nesnelerdir. Bunlar an- lım. Eğer idealizmin ima ediyor göründüğü gibi, gözlemcicak şuur, gözlem işlemi yoluyla, tutarlı süperpozisyonun bir- çökmenin sonucunu seçiyorsa, varsayalım iki gözlemcininçok yüzünden birisini seçtiğinde her yerde mevcut hale gelir- yaptığı seçimler farklı. Bu bir problem yaratmaz mıydı? Eğerler; ancak bu seçim kuantum cebirinin izin verdiği olasılıklar- hayır, gözlemcilerden sadece biri seçmek zorundadır dersekla kısıtlanmıştır. (Şuur, yasalara uyar. Kozmosun yaratıcılığı, realistler tatmin olmaz ve pek haklıdırlar da.onun kuantum yasalarının yaratıcılığından gelir, keyfi ka- Fizikçi Eugene Wigner tarafından formüle edilen Wig-nunsuzluğundan değil.) nerin arkadaşı paradoksu şöyle devam eder: Varsayalım İdealist monizme göre, nesneler zaten asli, aşkın, arşeti- Wigner kendisi bakmak yerine bir arkadaşından kediye bak-pik olasılık biçimleri olarak şuurdadırlar. Çökme, gözlemle- masını ister. Arkadaşı kutuyu açar, kediyi görür ve sonrame yoluyla nesnelere bir şey yapmayı değil, seçmeyi ve o se- gözleminin sonucunu Wignere bildirir. Bu noktada Wig-çimin sonucunu tanımayı içerir. nerin arkadaşını ve kediyi içeren gerçekliği oluşturduğunu Dönüp "Eşim ve Kayınvalidem" başlıklı geştalt* çizimi- söyleyebiliriz. Burada bir paradoks vardır: Wignerin arkada-ne bakın (Şekil 12). Bu çizimde, iki resim birbiri üstüne bin- şı gözlemlemiş ama gözlemini bildirmemiş iken kedi diri mi-dirilmiştir. Eşi (ya da kayınvalideyi) gördüğümüzde, resme dir ölü müdür? Kedinin halinin arkadaşı kediyi gözlemledi-bir şey yapmıyoruz. Sadece seçiyor ve seçimimizi tanıyoruz. ğinde çökmemiş olduğunu söylemek, Wigner ona sorana dekŞuur tarafından çökertme işlemi de buna benzer. arkadaşının dondurulmuş bir canlılık halinde kaldığını ka- Ancak Schrödinger paradoksunda şuurun eylemini psi- bul etmek demektir; yani Wignerin dürtüklemesi olmaksızınkokinezinin kanıtlarını bularak açıklamaya çalışan düalistler arkadaşının şuuru kedinin ölü mü diri mi olduğuna karar ve-vardır: Zihinle maddeyi hareket ettirme yeteneğiyle.6 Eugene rememiştir. Bu fazlasıyla solipsizmi (tekbenciliği) andırmak-Paul Wigner bir kuantum nesnesi şuurumuzu etkileyebili- tadır. Bu, diğer herkesin hayal ürünü olduğunu ve tek şuur-yorsa, şuurumuzun da bir kuantum nesnesini etkileyebilme- lu varlığın siz olduğunuzu öneren felsefedir. Kedinin hal* Geştalt: Psikolojide, yapı veya biçim. Geştalt psikolojisi "Bütün, parçaların fonksiyonunu çökertme ayrıcalığını edinen niçin Wigner ol-toplamından öte bir şeydir" şeklinde özetlenebilir. Ç.N. malıdır ki?
    • I 128 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 135 Bunun yerine, Wigner/in arkadaşının şuurunun süper- zaten çelişki yoktur. Ancak, bir arkadaşın şuurunun varlığınıpozisyonu çökerttiğini söylediğimizi varsayalım. Bu arı ko- bu dereceye kadar inkar etmek kesinlikle doğal olmayan birvanına çomak sokmak olmaz mı? Eğer Wigner ve arkadaşı tutumdur, tekbenciliğe yaklaşır ve pek az insanın kalbi bunukediye aynı anda bakarlarsa, hangisinin seçimi geçerli ola- almaya uygundur."7caktır? Ya iki gözlemci farklı seçimler yaparlarsa? Eğer tekil Paradoks pek incedir ama Wigner haklıdır. Wigner arka-bireyler nesnel dünyanın davranışına karar verecek olsalardı daşını tezahür ettirene dek, arkadaşının donmuş bir canlılıkdünya tam bir cehennem olurdu çünkü öznel izlenimlerin halinde kaldığım söylemek zorunda değiliz. Tekbenciliğe sı-genellikle çeliştiklerini biliyoruz. Böyle bir durum, farklı ğınmamıza da gerek yok. Bir seçenek var.yönlerden gelen ve bir trafik lambasının isteklerine göre ye- Wignerin paradoksu ancak şuurunun, arkadaşının şu-şil veya kırmızı yanmasını seçen insanların durumuna ben- urundan ayrı olduğuna dair temelsiz düalist varsayımda bu-zerdi. Bu argüman, genellikle Schrödinger paradoksunun şu- lunduğunda ortaya çıkmaktadır. Sadece tek bir özne varsa,urla çözümlenmesine inen öldürücü bir darbe olarak düşü- bizim normalde anladığımız gibi ayrı özneler yoksa, para-nülür. Öldürücüdür ama sadece düalist bir yorum için. Bu- doks ortadan kalkmaktadır. Tekbenciliğin alternatifi birleşti-nun niye böyle olduğunu anlamak için gelin Wignerin para- rici özne-şuurdur.doksuna daha ayrıntılı bakalım. Gözlemlediğimde, gördüğüm şey tüm tezahür dünyası- Wigner işlerin bu paradoksal halini, gözlemi yapmak dır ama bu tekbencilik değildir çünkü diğer Benlere zıt ola-için cansız bir aparatın kullanıldığı haliyle kıyaslar. Bir maki- rak gören tekil bir Ben yoktur. Erwin Schrödinger şu sözlerine kullanıldığında paradoks yoktur. Bir makinenin bir süre söylerken haklıydı: "Şuur, hiç çoğulun olmadığı bir tekildir."arafta kalmasında paradoksal ya da rahatsız edici bir şey Etimoloji ve imla, şuurun tekilliğini korumuştur. Ancak dil-yoktur ama deneyimler, şuurlu bir varlığın gözleminde belir- lerde Ben ve benim gibi terimlerin varlığı, bizi düalist bir tu-leyici bir şeylerin olduğunu söylemektedir. Şuurlu bir varlık zağa sürükler. Kendimizi ayrı olarak düşünürüz çünkü ken-gözlem yapar yapmaz, maddesel gerçeklik özgün bir halde dimizden bu şekilde söz ederiz.tezahür etmiş hale gelir. Şöyle der Wigner. Benzer şekilde, insanlar şuur hakkında da "Bir kedinin "Çıkan sonuç, şuurlu bir varlığın kuantum mekaniğinde şuuru var mıdır?" sorusundaki gibi düşünmektedirler. Şu-cansız bir ölçme aygıtından daha farklı bir rolü olduğudur... urun sahip olunacak bir şey olması sadece materyalistBu argüman arkadaşımın benimle aynı izlenimlere ve du- realizmdedir. Böyle bir şuur deterministik olurdu, özgür ol-yumlara sahip olduğunu ima etmektedir; bilhassa, nesneyle mazdı ve böylece edinmeye değer de olmazdı.etkileştikten sonra, o donmuş canlılık halinde değildir... Tu-tucu kuantum mekaniğinin bakış noktasından burada bir çe-lişki görmek şart değildir ve eğer diğer seçeneğin, yani arka-daşımın şuurunun [ya ölü ya da diri bir kedi] görmüş olmaizlenimini...içerip içermediğinin anlamsızlığına inanırsak,
    • I 136 128 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi SEYREDİLEN TENCERE DE KAYNAR* Bu son argüman, Schrödingerin kedisine sürekli baka- rak ve böylece bir biçimde onun dalga fonksiyonunu sürekli Schrödinger paradoksundaki bir diğer soruna bakalım. çöktürerek ve onu canlı tutarak radyoaktif atomun bozunma-Schrödingerin kedisinin bizzat şuurlu bir varlık olduğunu sınm ölümcül sonucundan kurtaramayacağımız anlamına davarsayalım. Radyoaktif atom, zehir şişesi ve geri kalanıyla gelmektedir. Asil bir düşüncedir ama işe yaramayacaktır; ay-kutunun içinde bir insanın olduğunu varsaymak kavramı nı sebeple, atasözü tersini söylese de, seyredilen bir tenceredaha da kesinleştirecektir. Derken, bir saat sonra kutuyu aç- de kaynar. Seyredilen tencerenin kaynaması da iyi bir şeydirtığımızı varsayalım ve eğer hala yaşıyorsa, ona yarı ölü yarı çünkü eğer sadece bir nesneye bakarak değişimi önleyebil-diri bir hal deneyimledi mi diye soralım. Hayır! diyecektir. seydik, dünya yaşlanmaktan ve ölmekten kaçınmak için ken-Bu noktada idealist yorumla başımız derde mi giriyor? Bir an di üstlerinde tefekküre dalmış narsistlerle dolu olurdu.için düşünelim. Bunun yerine ona o süre boyunca sürekli Erwin Schrödingerin sözlerine kulak verin: "Gözlemlercanlı olmayı deneyimleyip deneyimlemediğini sorarsak ne ayrı ayrı, süreksiz olaylar olarak görülmelidir. Aralarında bi-olur? Eğer bizimki derin düşünebilen bir denekse, bir süre zim dolduramayacağımız boşluklar vardır."derin düşündükten sonra muhtemelen hayır diyecektir. Gö- Schrödingerin kedisi paradoksunun çözümü bize şu-rüyorsunuz ya, sürekli olarak bedenlerimizin farkında deği- urun doğası hakkında çok şey söyler. Şuur maddesel gerçek-lizdir. Aslında, sıradan şartlar altında bedenlerimizin pek az liği tezahür ettirdiğinde seçenekler arasından seçim yapar;farkındayızdır. İşte bu noktada idealist yorum neler olduğu- aşkındır ve birleştiricidir; ve şuurun bu eylemleri bizim nor-nu tarif edebilir. Bir saat boyunca arada bir canlı olduğunun mal dünyasal algılamamızın dışındadır. Kabul etmeliyiz ki,farkındaydı. Başka bir deyişle, kendine dikkatle bakmıştı. O şuurun bu özelliklerinin hiçbirisi sağduyu için apaçık değil-zamanlarda dalga fonksiyonu çökmüştü ve neyse ki seçim, dir. İnançsızlığınızı bırakmaya ve Robert Oppenheimeıın de- her seferinde canlı hal idi. Bu dalga çökmesi anları arasında diklerini hatırlamaya çalışın: "Bilim sağduyu değildir." dalga fonksiyonu genişlemişti ve deneyimin ötesinde olan Kuantum çökmesi, şuurlu bir gözlemcinin seçme ve ta- aşkın alemde ölü ve diri tutarlı süperpozisyonu haline gel- nıma işlemidir; nihayetinde tek bir gözlemci vardır. Bu, çöz- mişti. memiz gereken bir başka klasik paradoks olduğu anlamına Hareketli bir filmi nasıl gördüğümüzü bilirsiniz. Beyin- geliyor. zihnimiz saniyede yirmi dört kare hızla gözümüzün önünde yarış yapan hareketsiz resimleri birbirinden ayıramaz. Ben- B İ R Ö L Ç Ü M NE ZAMAN TAMAMLANIR? zer şekilde, kendisini izleyen bir insan gözlemciye süreklilik gibi gelen şey, aslında birçok süreksiz çökmelerden oluşan bir seraptır. Bazı realistler için bir ölçüm, Schrödingerin kedisinin kutusu içindeki Geiger sayacı gibi klasik bir ölçüm aparatı * Batı kültüründe "Seyredilen tencere kaynamaz" diye bir deyiş vardır. Yazar doğal akışı değiştiremediğimizi anlatırken bu deyiş üzerine örnek vermiş. Ç.N. bir kuantum nesnesini ölçtüğünde tamamlanır; sayaç tıkırda-
    • I 128 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 139dığmda ölçüm tamamlanmıştır. Ancak böyle bir çözümü ka- Elektron Fotoğrafikbul edersek, kedinin ikiye bölünme paradoksunun ortaya Hedef merceği emülsiyonçıkmayacağına dikkat edin. Bu bana bir hikayeyi hatırlatıyor. İki yaşlı adam konuş-maktaymış ve biri kronik gut hastalığından şikayet ediyor- Şekil 22.muş. Diğeri gururla, "Benim guttan endişelenmeme gerek Bohr-Heisenbergyok, her sabah soğuk duş yapıyorum," demiş. Gut hastası mikroskobu.adam ona şaşkın şaşkın bakmış ve cevap vermiş: "O zaman (J. A. Schumacherinsende kronik soğuk duş var!" izniyle kullanılmıştır.) Bu realistler Schrödingerin kedisinin çatallanması yeri-ne bir başka çatallanma koymaya çalışıyorlar: klasik bir ku-antum çatallanması. Dünyayı kuantum nesneleri ve kendi hem de yolundan saptırma anında ona verilen momentumuklasik ölçüm aygıtları şeklinde ikiye ayırıyorlar. Ancak böyle belirleyebiliriz. Deneyin özel koşulları, nihai sonuca tesir et-bir ikiye bölünme desteklenemez, zaten şart da değildir. Tüm mezler. Tüm bunlar kuantum mekaniğinde değişti. Eğer he-nesnelerin kuantum fiziğine (fiziğin birliği!) boyun eğdiğini def parçacık bir atom ise ve eğer biz ona, atomdan bir fotoğ-varsayabilir ve yine de "Bir ölçüm ne zaman tamamlanır?" raf plakasına doğru saptırılan bir elektronun bulunduğu birgibi bir soruya tatminkar bir cevap verebiliriz. elektron mikroskobuyla bakıyorsak (Şekil 22), aşağıdaki dört Bir ölçümü ne tanımlar? Farklı soralım: Bir kuantum öl- unsur işe dahil olur:çümünün tamamlandığını ne zaman söyleyebiliriz? Cevabatarihsel olarak yaklaşabiliriz. 1. Yolundan saptırılan elektron (O nesnesinden P noktasına Belirsizlik ilkesini öne süren Werner Heisenberg, doğru yol alıyorken) hem bir dalga ve hem de (Pye vardı-Bohrun daha da netleştirdiği bir düşünce deneyi formüle et- ğında ve T izini bıraktığında) bir parçacık olarak tarif edil-mişti. Kısa süre önce David Bohm deneyin bir anlatımını melidir.yapmıştı, bu anlatımı buraya uyarlayacağım.8 Varsayalım bir 2. Elektronun dalga özelliği yüzünden, görüntü noktası P bi-parçacık bir mikroskobun hedef düzleminde hareketsiz dur- ze sadece O nesnesinin konumunun olasılık dağılımınımakta olsun ve biz de onun gözlemini klasik fizik yöntem- anlatabilir. Başka bir deyişle, konum ancak belirgin bir Ax leriyle analiz ediyor olalım. Hedef parçacığı gözlemlemek (delta x diye okunur) belirsizliği içinde saptanmıştır. için, hedef parçacık tarafından ardından iz bırakacak şekilde 3. Benzer şekilde, der Heisenberg, T izinin yönü bize ancak bir fotoğrafik emülsiyon plakasına doğru yolundan saptırıl- Onun momentumunun olasılık dağılımını verir ve demek mış bir başka parçacığa mikroskobun yardımıyla odaklanı- ki momentumu sadece bir Ap belirsizliği içinde saptar. Ba- rız. İze ve mikroskobun nasıl çalıştığına dair bilgimize daya- sit matematiği kullanarak Heisenberg, iki belirsizliğin narak, klasik fiziğe göre hem hedef parçacığın konumunu çarpımının Planck sabitine denk veya ondan büyük oldu-
    • Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 141132 mekteydi. Kuantum dalgalarının ikiye çatallanmasının öl- ğunu gösterebilmişti. Heisenbergin belirsizlik ilkesi işte çüm aygıtıyla sonra erdiği varsayılmalıdır.9 Filozof John budur. Schumacher tarafından net biçimde belirtildiği gibi, yine de4. Daha ayrıntılı matematiksel bir açıklamada ise Bohr, göz- tüm gerçek deneylerin içinde ikinci bir Heisenberg mikros- lemlenen atomun dalga fonksiyonunu, onu görmek için kobu vardı.10 Emülsiyon izini görme işlemi de Heisenbergi kullanılan elektronun dalga fonksiyonundan ayırt edebil- belirsizlik ilkesine yönelten aynı türden düşünceleri içermek- menin imkansız olduğuna işaret etmişti. Aslında, dedi teydi (Şekil 23). Emülsiyon izinden çıkan fotonlar da deney- Bohr, elektronun dalga fonksiyonu fotoğrafik emülsiyo- cinin kendi görme aygıtı tarafından yoğunlaştırılıp artırıl- nunkinden çözülüp ayrılamazdı. Ve böyle sürüp gidiyor- maktaydı. Kendi görme sürecimizdeki kuantum mekaniğini du. Bu zincirde belirsizlik olmaksızın bir kesin çizgi çize- görmezden gelebilir miyiz? Eğer yapamıyorsak, bizim beyin- mezdik. zihin-şuurumuz da ölçüm işlemiyle ayrılamaz biçimde bağ- lantılı değil midir? Çizgiyi çizmedeki muğlaklığa karşın, Bohr "tüm uygunölçümlerin yorumlanmasında klasik kavramların vazgeçil-mez kullanımı" sebebiyle çizgiyi çizmemiz gerektiğini de K E D İ KUANTUM NESNESİ MİDİR, KLASİK NESNE MİDİR?söylüyordu. Tereddütle de olsa Bohr, deneysel düzenlemenintamamen klasik terimlerle tarif edilmesi gerektiğini söyle- Üstünde düşününce, Bohrun bir çatallanmanın, yani kedinin ikiye ayrık hali yerine bir başka çatallanmayı, yani kuantum ve klasik sistemlere ayrılmış bir dünyayı koyduğu Mercek netleşmektedir. Bohra göre, atomun dalga fonksiyonunu, ke- dinin kutusundaki ortamın geri kalanından (atomun bozun- ması sürecindeki Geiger sayacı, zehir şişesi ve hatta kedi gibi çeşitli ölçüm aygıtları) ayıramayız; mikro dünya ve makro dünya arasında çizdiğimiz çizgi hayli keyfidir. Ne yazık ki, Bohr bir makineyle yani bir ölçüm aygıtıyla yapılan gözle- min bir kuantum dalga fonksiyonunun ikiye çatallanmasını çözümlediğini kabul etmemiz gerektiği fikrinde de ısrarlıydı. Halbuki herhangi bir makro cisim (ister kedi ister her- hangi bir gözlemleyen makine olsun) nihai olarak bir kuan- Göz tum nesnesidir; klasik cisim diye bir şey yoktur, tabi eğer fi- zikte haince bir kuantum/klasik ayrılmasını kabullenmeye Şekil 23. Görmenin mekaniği. Bir başka Heisenberg mikroskobu gönüllü değilsek. Bir makro cismin davranışının çoğu koşul- daha mı işliyor? (J. A. Schumachertn izniyle kullanılmıştır.)
    • 142 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 142 132larda klasik mekaniğin kurallarından yola çıkılarak tahminedilebildiği doğrudur. (Kuantum mekaniği, böyle durumlar-da klasik mekaniğin verdikleriyle aynı matematiksel tahmin-leri vermektedir; Bohrun öncülük ettiği uygunluk ilkesi bu-dur.) Bu sebeple, sıklıkla makro cisimlerden geniş anlamıylaklasik diye söz ederiz. Halbuki ölçme işlemi böyle bir durumdeğildir ve uygunluk ilkesi buna uygulanmaz. Bohr şüphesizbunu biliyordu. Einsteinla yaptıkları ünlü tartışmalarında,Einsteinm olasılık dalgaları ve belirsizlik ilkesine yönelttiğişiddetli itirazlara karşılık olarak kuantum mekaniğinin mak-ro cisimlerin ölçümünü tarif edişini sık sık ortaya sürmektey-di." Bohr ve Einstein arasındaki tartışmanın bir örneği ola-rak, bir çift yarık deneyini düşünün ama ek bir unsur dahakatın. Varsayın ki, iki yarıkta çarpışmalarından önce elek-tronlar bir diyaframda yer alan tek bir yarıktan geçmektedir-ler. Diyaframın amacı, elektronların başlama noktalarının ke-sin tarifini oluşturmaktır. Einstein bu ilk yarığın son derecehafif yaylara takılmasını önermişti (Şekil 24). Einstein, eğerilk yarık bir elektronu çift yarığın daha yukarıda olanınadoğru saptırırsa, o zaman ilk diyaframın, momentumun ko-runumu ilkesinden dolayı aşağıya doğru yaylanacağıolgusunu önermekteydi. Eğer bir elektron aşağıdaki yarığadoğru saptırılırsa, tam tersi olacaktı. Demek ki diyaframınyaylanmasının ölçümü bize elektronun aslında hangi yarık-tan geçtiğini söyleyebilirdi, bu bilgi kuantum mekaniğininvermediği iddia edilen bilgiydi. Eğer ilk diyafram tamamen Şekil 24. Bir çift yarık deneyi için Einsteinm önerdiği yaylara takıl-klasik ise, o zaman Einstein haklıdır. Kuantum mekaniğini mış başlangıç yarığı. Eğer elektronlar iki yarıklı perdeden (şekildesavunan Bohr, diyaframın da nihai olarak kuantum belirsiz- gösterilmemiştir) geçmeden önce, şekilde gösterildiği gibi yaylaraliğine boyun eğeceğine dikkat çekti. Böylece eğer diyaframın takılmış tek bir yarıktan geçerlerse, girişim desenini imha etmeksi-momentumu ölçülürse, konumu belirsiz hale gelmektedir. zin bir elektronun hangi yarıktan geçtiğini söyleyebilmek mümkün müdür?İlk yarığın böylece genişlemesi ise Bohrun da gösterebildiği
    • 144 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 145gibi girişim desenini etkin biçimde ortadan kaldırmaktadır. Ancak varsayalım ki, bir tamamlayıcılık ilkesi işlemek-tedir ve bir makro ölçüm aygıtı bazen (Bohr-Einstein tartış-masının da gösterdiği gibi) kuantum çatallanmasma uğrayıpbazen de uğramamaktadır. Makrogerçekçilik (makrorealizm)denilen bu fikir dahicedir ve harika bir fizikçi olan Tony Leg-gettten çıkmıştır; Leggettin çalışmaları harika bir deney ay-gıtı olan SQUIDe (Superconducting Quantum InterferenceDevice) 1 2 * ilham vermiştir. Sıradan iletkenler elektriği iletirler ama içlerinden geçenelektrik akımı akışına her zaman bir miktar direnç gösterir-ler; bu da ısı olarak ortaya çıkan bir elektrik enerjisi kaybıylasonuçlanır. Süperiletkenler ise bir akımın dirençsiz akmasınaizin verirler. Süperiletken bir halkadan akım geçmesinisağladığımızda, akım sonsuza dek -hatta bir güç kaynağı ol-maksızın- devam edecektir (veya dolanacaktır). Süperilet-kenlik, süperiletkenin tüm gövdesi üstünde uzanan elektron- Şekil 25. Akı çizgileri, makro düzeyde kuantum girişimi olduğunu açığa çıkaracak biçimde, iki delik arasında paylaşılacak mıdır?lar arasındaki özel bir bağlantıdan kaynaklanır. Elektronlarınbu özel bağlantı halinden kopmaları enerji gerektirir; böyle-ce bu hal, sıradan bir iletkende var olan rastgele termal hare- değer almaktadır. Leggette anahtar fikri veren de bu olmuş-kete karşı nispeten bağışıktır. tur. SKGA, üstünde zayıf nokta denilen bir noktaya dokuna- Varsayalım, öylesine küçük bir akım kullandık ki, sade-cak kadar yakın iki delik bulunan bir süperiletken parçasıdır ce tek bir akı kuantumu var. Sonra da bir çift yarık tipi giri-(Şekil 25). Deliklerden birinin iç çeperinden bir akım ge- şim sorunu yarattık. Eğer sadece tek bir delik varsa, o zamançirdiğimizi varsayalım. Bir akım, tıpkı manyetik bir cisim gi- akı kuantumu onun içinde herhangi bir yerde olabilir. Eğerbi, manyetik bir alan oluşturacaktır. Manyetik alanı temsil iki delik arasındaki bağlantı çok kalınsa, akı sadece tek bireden alan çizgileri delikten doğruca geçecektir, bu da bilinen delikte lokalize olacaktır. En doğru boyuttaki zayıf bağlantıyıbir durumdur. Bir süperiletkende sıra dışı olan şey, manyetik kullanarak, akı kuantumunun aynı anda her iki delikte bir-akının, yani her birim bölgeye düşen alan çizgisi sayısının den yerelleşmemiş olduğu kuantum girişimi düzeneğini ku-kuantize olmasıdır; delikten geçen manyetik akı, kesikli rabilir miyiz? Eğer öyleyse, tutarlı kuantum süperpozisyon-* Metinde, Süperiletken Kuantum Girişim Aygıtı, kısaca (SKGA) diye anılacaktır. lan, makro cisimler ölçeğinde bile net biçimde devam etmek-Ç.N. tedirler. Eğer böyle bir mekansızlaşma görülmezse, o zaman
    • 144 146 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisimakro cisimlerin gerçekten de klasik oldukları ve tutarlı sü-perpozisyonlara izin vermedikleri sonucuna varabiliriz. Şu ana dek, SKGA açısından kuantum mekaniğinde her-hangi bir yıkılma söz konusu değildir ama Leggett kuantumteorisinin yıkılmasını kuvvetle beklemektedir. Yakın zaman-larda bir konferansta şöyle demişti: "Ama bazı geceler, dolu-nay pasparlak olduğunda, fizik çevrelerinde bir kurtadamadönüşmenin entelektüel karşılığını yaşıyorum: Kuantummekaniğinin tam ve fiziksel evren hakkındaki nihai hakikatolup olmadığını sorguluyorum... Atom ve insan beyni ara-sındaki bir noktada [kuantum mekaniği] yıkılabilir olmaklakalmayıp yıkılmalıdır da diye inanma eğilimindeyim." 1 3 Tam bir materyal realist gibi konuşmuş! Birçok fizikçi Leggette ilham veren aynı soruları sorma Şekil 26. Von Neumann zinciri. Von Neumannın savını izlersek, bi-eğilimindeler, böylece SKGA ile araştırmalar devam ediyor. zim beyin-zihnimiz bile kedinin çatallanmasmı kapmaktadır, öy-Önümüzdeki günlerde bir gün, deneyin, kuantum mekaniği- leyse zincir nasıl sona erecektir? [A. Goswaminin Quantıım Mecha-nin lehine kanıtlar çıkartacağından ve tutarlı kuantum süper- nics (Kuantum Mekaniği) adlı kitabından yayımcı Wm. C.pozisyonlarının makro cisimlerde bile gözlenebilir şekilde Brownun izniyle kullanılmıştır.]var olduklarını göstereceklerinden şüpheleniyorum. Eğer tüm nesnelerin nihai anlamda kuantum çatallan-masına uğradığını inkar etmezsek, ilk olarak Neumannın sa-vunduğu gibi, bir fiziki makineler zinciri bir kuantum nes- RAMACHANDRAN PARADOKSUnesini bir tutarlı süperpozisyonda ölçerse, hepsi de sonsuzadoğru art arda çatallanmaya uğrarlar (Şekil 26). 1 4 Von Ne- Eğer şuurun aşkın olması sizi hala rahatsız ediyorsa, nö-umanın zincirinin yarattığı bu mantık açmazından nasıl çıka- rofizyolog V. S. Ramachandran tarafmdan önerilen paradok-biliriz? Cevap şaşırtıcıdır: Sistemin dışına, gerçekliğin maddesel su incelemekten hoşlanabilirsiniz. 15düzeninin dışına sıçrayarak. Gelin, dışarıdaki bir uyartı tarafından bombardıman Şuurlu bir gözlemci tarafından yapılan bir gözlemin, ça- edildiğinde beyinde meydana gelen her şeyi mikroelektrot-tallanmayı sona erdirdiğini biliyoruz. Dolayısıyla şuurun, larla ya da benzeri bir şeyle kaydetmenin bir tür süpertekno-maddesel dünyanın dışından işlemek zorunda olduğu açık- lojiyle mümkün olduğunu varsayalım. Böylesi veriler biraztır; başka bir deyişle, şuur aşkın olmalıdır: mekansız. süpermatematikle, o belirli uyartı altında beynin tam ve ay- rıntılı bir hal tarifini elde edebileceğimizi hayal edebilirsiniz.
    • Schrödingerin Dokıız Canlı Kedisi 157148 Materyal realistler için burada bir paradoks vardır çün- Varsayalım ki, uyartı kırmızı bir çiçektir ve bunu birkaç kü onların bakış açısından bakıldığında, yukarıdakilerin hiç-insana gösterir, verileri toplar, analiz eder ve kırmızı bir çiçe- biri de arzu edilen sonuçlar değillerdir. Materyalist, belirli birğin algılanmasına denk gelen beyin halleri takımını ortaya gözlemciye ayrıcalık vermeye tereddüt edecek (bu, solipsizmçıkarırsınız. Küçük istatistiksel dalgalanmalar dışında, her olurdu) ama materyalist bilimi kullanarak bir beynin hal ta-seferinde (beynin renk algılamada iş gören belirli bir bölge- rifinin elde edilmesinin tamamlanmamış olmasını kabul et-sindeki belirli beyin hücrelerinin tepki verdiği gibi) aynı veri meye de yanaşmayacaktır.takımını elde edeceğinizi beklersiniz. Paradoks, kuantum mekaniğinin idealist yorumuyla çö- Hatta süperteknolojinin yardımıyla, kendi beyninizin zülür çünkü beyin-zihin tarifinin kuantum mekaniği yoru- (kırmızı çiçeği görmeniz üstüne) verilerini de kaydedip ana- mu, aşkın özneyi yani şuuru içermemektedir ve bu bakım-liz ettiğinizi hayal edebilirsiniz. Kendiniz için bulduğunuz dan tamamlanmamış olduğu kabul edilmektedir. Bu tamam-beyin hali, diğerlerininkinden ayırt edilebilir bir farklılığa sa- lanmamış olma halinde, şuurlu deneyime yer açılır. hip olmamalıdır. Bir önemli nokta da beyin cerrahının "Eğer kendi beyni- Deneye şu ilginç şaşırtmacayı eklediğimizi düşünün: Di- nizi ameliyat ediyorsanız özne nerededir, nesne nerededir?" ğer tüm insanların beyin hallerinin tariflerinin tam olmadı- sorusudur. Mesele, "Aramakta olduğumuz, bakmakta olan- ğından şüphelenmek için hiçbir sebebiniz yoktur (özellikle dır," ifadesiyle anlatılabilir. Şuur, kendimize ortamdan ayrı de süperbiliminize inancınız tam ise). Ve yine de, kendi beyin gönderme yapmak için kanıksanmış bir yetenek, paradoksal haliniz bakımından bir şeylerin dışarıda kaldığını bilmekte- bir kendine gönderme içerir. sinizdir: gözlemci olarak rolünüzün yani beyin halinizin gös- Ervvin Schrödinger şöyle demişti: "Onun farkında ol- terdiği şuurlu deneyiminizin, kırmızılığı gerçekten şuurlu al- madan ve onun hakkında insafsızca sistematik olmadan, an- gılayışınızın. Öznel deneyiminiz nesnel beyin halinin bir par- lamaya giriştiğimiz doğa bölgesinden İdrak Öznesini dışla- çası olamazdı çünkü böyle bir durumda beyni gözlemleyen maktayız." 17 Kuantum nesneleriyle ilgili meselelerde şuuru kim olacaktı? Ünlü Kanadalı sinir cerrahı Wilder Penfield de öne sürmeye cesaret eden bir kuantum ölçüm teorisinin, "in- benzer şekilde, kendi üstünde beyin ameliyatı yapma fikri safsızca sistematik" olabilmesi için kendine gönderme yap- üstünde düşündüğünde aklı hayli karışmıştır: "Eğer kendi ma paradoksuyla başa çıkması gerekir. Gelin bu kavram üs- beyninizi ameliyat ediyorsanız özne nerededir, nesne nerede- tünde biraz duralım. dir?" 1 6 Gözlemci olan beyniniz ile sizin gözlemlediğiniz kişile- rin beyinleri arasında bir fark olmalıdır. Tek alternatif çıka- BİR ÖLÇÜM NE ZAMAN TAMAMLANIR? (NAKARAT) rına, süperbilimle oluşturduğunuz beyin hallerinin bile tam olmamasıdır. Beyin haliniz tam değilse ve diğer insanların Aşkın bir şuurun bir kuantum nesnesinin dalga fonksi- beyin halleri de sizinkine eşse, o zaman onlar da tam olma- yonunu çökertmesi önermesi hakkında ince bir eleştiri yapı- malıdır çünkü hepsi de şuuru dışarıda bırakmıştır.
    • 144 150 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisilabilir. Eleştiri, dalga fonksiyonunun çökmesine neden olan yapmak zorunda olduğumuza dikkat edin. Dalga fonksiyo-şuurun, dışsal, Kadir-i Mutlak bir Tanrının şuuru olabilece- nunun çökmesi, ilk durumda meydana gelir, ikinci durumda değil. Fark etmeyen şuur, psikoloji literatüründe şuursuz (şu-ğine ilişkindir; tıpkı şu şiirdeki gibi: urdışı) olarak adlandırılır. Bir zamanlar, Şüphesiz, ölçümün tamamlanması için gereken içkin "Tanrı, herhalde çok garip, farkındalığı gözlemek için bir tür sebep döngüsü vardır, zira diye düşünürdü, fark etseydi ölçüm tamamlanmadan içkin farkındalık olamaz. Farkında- avluda kimse yokken bile, lık mı, ölçüm mü; hangisi önce gelir? İlk neden hangisidir? bu ağacın var olmaya devam ettiğini," Yine yumurta tavuk sorusuna mı takıldık? diyen bir adam vardı. Bir Sufi meselinde de benzer bir tat bulmak mümkün. Bir gece Nasreddin Hoca ıssız bir yolda yürürken, yaklaş- Sevgili Bayım, makta olan atlılar görmüş. Hoca ürkmüş ve koşmaya başla- şaşkınlığınız pek garip, mış. Atlılar onun koştuğunu görmüşler ve ardından gitmiş- ben her zaman avludayım ler. Hoca bu sefer iyice korkmaya başlamış. Bir mezarlığın yanından geçerken, korkusunun da verdiği cesaretle duvar- ve tarafımdan gözlemlendiği içindir ki dan atlamış, boş bir mezar bulup içine uzanmış. Atlılar onun ağaç var olmaya devam edecektir. duvardan atladığını gördüklerinden mezarlığa girmişlermiş. Saygılar, Tanrı. 18 Biraz aradıktan sonra, boş mezarın içinde kendilerine kor- kuyla bakan Hocayı bulmuşlar. Dalga fonksiyonunu çökerten Kadir-i Mutlak bir Tanrıyine de ölçüm paradoksunu çözmemektedir çünkü şöyle so- "Bir şey mi oldu?" diye sormuş atlılar Hocaya. "Sanarabiliriz: "Eğer Tanrı her zaman seyrediyorsa, ölçüm işlemi yardım edebilir miyiz? Niçin buradasın?"hangi noktada tamamlanır?" Cevap, çok önemlidir: Ölçüm, iç- "Aslında uzun hikaye" demiş Nasreddin Hoca. "Amakin farkındalık dahil olmadıkça tamamlanmış değildir. İçkin farkın- özetlersek, sizin yüzünüzden buradayım ve görüyorum ki dalığın en tanıdık örneği, şüphesiz bir insanın beyin-zihnidir. siz de benim yüzümden buradasınız." Bir ölçüm ne zaman tamamlanır? Aşkın şuur, farkında Eğer gerçekliğin sadece bir tek düzenine, eşyanın fizik-olarak bakan içkin beyin-zihin yoluyla dalga fonksiyonunu sel düzenine takılı kalırsak, o zaman sahici bir paradoks olurçökerttiğinde. Bu formülasyon, "bu nesneyi görüyorum" dü- çünkü materyalist realizm içinde hiçbir çözüm yoktur. Johnşüncesi gibi eşlik eden zihinsel bir nesne olmadan ya da en Wheeler kuantum ölçümünün daireselliğine "anlamazından farkındalık olmadan maddesel bir nesnenin asla de- döngüsü" 19 demişti; bu pek hassas bir tariftir ama esas soruneyimlenmediğine ilişkin sağduyulu gözlemimiz ile de şudur: "Anlamı okuyan kimdir?" Sadece idealizm için bu pa-uyumludur. radoks değildir çünkü şuur sistemin dışından etki eder ve anlam döngüsünü tamamlar. Fark eden şuur ile fark etmeyen şuur arasında bir ayrım
    • 144 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 153 da hiçbir sebep sıralaması belirleyemediğimizi ve dolayısıy- la hiçbir basit, düzeyler hiyerarşisi olmadığına dikkat edin. Sebeplerin doğrusallığı yerine, daireselliği vardır. Hiç kimse plan üstünde anlaşmamıştır. Bunun yerine, plan daha yük- sek bir amacın -mahkumun kaçîşınm- yönlendirdiği ortakla- şa bir yaratıdır. Douglas Hofstadter bu tür bir durumu dolanık hiyerar- şi olarak adlandırmıştır; öylesine karışmış bir hiyerarşi ki, hi- yerarşik kulede hangisinin daha üstte, hangisinin daha altta olduğunu söyleyemeyiz. Hofstadter kendine gönderme yap- manın, böylesi bir dolanık hiyerarşiden çıkmış olabileceğini Şekil 27. Mahkumun ikilemi: Hangi köşeyi seçsem? düşünmektedir. 21 Şuurun, dalga fonksiyonunu ancak farkın- dalık mevcut olduğunda çökerttiği beyin-zihindeki o duru- mun bir dolanık hiyerarşi olduğunu sanıyorum ve ayrıca, iç- Bu çözüm, oyun teorisinin temel problemlerinden olan kin tarzda kendine gönderme yapışımızın da dolanık hiye-mahkumun problemine benzer. 2 0 Dışarıdan bir arkadaşınızın rarşi kökenli olduğunu sanıyorum. Kendine gönderme ya-kazdığı tünelden geçerek hapishane hücrenizden kaçmayı pan sistem tarafından yapılan bir gözlem, von Neumann zin-planlıyorsunuz (Şekil 27). Siz ve arkadaşınız aynı köşenin zıt cirinin durduğu yerdir.uçlarından kazarsanız kaçışınızın daha kolay olacağı açıktır;ancak iletişim mümkün değildir ve aralarından birini seçece-ğiniz altı köşe vardır. Kaçma şansı pek yok gibi görünüyor, TERSİNMEZLİK VE ZAMAN OKUdeğil mi? Ama bir an için hücrenizin şeklini ve 3 nolu köşe-den kazmaya başlamayı seçerseniz şansınızın büyük olduğu- Bir ölçüm ne zaman tamamlanır? İdealist, bunun kendi-nu düşünün. Niçin? Çünkü 3 nolu köşe dışarıdan bakıldı- ne gönderme yapan bir gözlem meydana geldiğinde tamam-ğında farklı (içbükey) görünen tek köşedir. Dolayısıyla, arka- landığını söyler. Tam tersine bazı fizikçiler, ölçümün, bir de-daşınızın tüneli kazmaya oradan başlamasını beklersiniz. tektörün bir kuantum olayı saptamasıyla sonlandığmı sa-Benzer şekilde, içeriden bakıldığında sadece 3 nolu köşe iç- vunmaktadırlar. Herhangi eski bir ölçüm aygıtına kıyasla birbükeydir, demek ki arkadaşınız da muhtemelen sizin oradan detektör nedir? Bir detektörün saptayışı tersinmezdir, diyor-kazmaya başlayacağınızı bekleyecektir. lar. Şimdi, arkadaşınızı o belirli noktada kazmaya iten ne- Tersinmezlik nedir? Doğada tersinmez diyebileceğimizdir? Sizsiniz! Sizin bu köşeyi seçtiğinizi görme sebebi, sizin bazı süreçler vardır. Bu süreçleri tersten izlendiğinizde zama-onun bu köşeyi seçtiğini görme sebebinizle aynıdır. Bu olay- nın yönünü anlayamazsınız. Bir örnek, sarkacın hareketidir
    • 144 154 144 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 6(en azından kısa bir süre); eğer sarkacın hareketinin filminiçeker ve sonra bunu gerisin geriye oynatırsanız, belirlenebi-lir bir fark görmezsiniz. İşte tersinmez bir süreç; sırrını orta-ya koymaksızm tersten filme alınamaz. Örneğin, masa üs-tündeki sarkacın hareketini filme alırken o sırada düşen vekırılan bir fincanı da filme aldığınızı varsayın. Filmi tersineoynattığınızda, fincanın parçaları yerden yukarı zıplayacakve tekrar bütün hale gelecek ve de sırrınızı -yani filmi geriyedoğru oynattığınızı- açığa çıkaracaktır. Tersinir bir ölçüm aygıtı ve bir detektör arasındaki farkıgörmek için bir örnek düşünelim. Fotonlar kutupluluk (pola-rizasyon) denilen çift değerlilik özelliğine sahiptirler: dikey Şekil 28. 45 derece polarize fotonlar la deneyler.iki yönden sadece biri boyunca uzanan (ya da polarize ol-muş) eksen. Polaroid güneş gözlükleri polarize olmamış nor-mal ışığı polarize ederler. Sadece camın eksenine paralel ek- çelik polarizasyon haline, bir tutarlı süperpozisyona gerisende kutuplaşmış olan fotonları aktarırlar. Bunu test etmek döndüğü görülür; rejenere olmuştur. Demek ki polarıcı tekiçin iki polaroid camı birbirine dik tutun ve öyle bakın. Sade- başına fotonları ölçmeye yeterli değildir; fotonlar tutarlı sü-ce karanlık göreceksiniz. Niçin? Çünkü bir polaroid mercek, perpozisyon haline dönme potansiyelini hala korumaktadır-fotonları (diyelim ki) dikey polarize ederken diğer mercek lar. Ölçüm için flüoresan ekran veya bir fotoğraf filmi gibi ter-sadece yatay polarize olmuş fotonları aktarmaktadır. Başka sinmez süreçlerin meydana geldiği bir detektör gerekmekte-bir deyişle, iki mercek birarada tüm ışığı perdeleyen çift filt- dir.re gibi iş görmektedir. Eğer zamanın tersine gitmesi bakımından düşünürse- Yataya 45 derece açıyla polarize olmuş bir foton, yarı di- niz, 45 derecelik polarize fotonların polarıcı kutudan ve son-key polarize ve yarı yatay polarize hallerin bir tutarlı süperpo- ra da 45 derecelik polarıcıdan geçme hareketi, zamanda ter-zisyonudur. Eğer foton hem yatay hem de dikey polarizasyon sinmez. Ancak, eğer fotonlar tersinir işlemli bir tür detektörkanalları olan bir polarizasyon kutusundan geçirilirse, rast- tarafından saptanmışlarsa, süreci geriye doğru hayal ettiği-gele olarak ya dikey polarize ya da yatay polarize kanaldan nizde, ileri ve geri arasında ayrım yapabilirsiniz.dışarı çıkar. Bu durum, her bir kanalın arkasına yerleştirilmiş Bir sessiz film için çekilen sahneyi hatırlayın. Filmindetektörlerde de görülebilir (Şekil 28 a). kahramanı bir tren ona doğru hızla gelmekteyken, raylara Şimdi, Şekil 28adaki düzenekte, fotonların önüne sap- bağlanmış olacaktı. Senaryoya göre kurtulacaktı; tren son an-tanmalarından önce 45 derecelik bir polarıcı yerleştirdiğimi- da duracaktı. Aktrist hayatını riske atmaktan çekindiğindenzi varsayalım (Şekil 28 b). Fotonun, tekrar en baştaki 45 dere- (sebebi anlaşılabilir), yönetmen tüm sahneyi tersten filme al-
    • 156 Schrödingerin Dokıız Canlı Kedisi 157dı; aktris raylara bağlıyken tren tam yanında tamamen dur- çok küçük olmasıyla ilgilidir.muş halde bekliyordu. Sonra tren geriye doğru çalıştırıldı. Tersinmezliği düşünmek, önemli bir ders ortaya çıkarır.Ama film tersten oyantıldığmda insanlar ne gördüler dersi- Nihai anlamda tüm nesneler kuantum nesneleri olsalar da,niz? O zamanlarda kömür kazanlı buharlı trenler vardı. Filmi bazı makro nesnelerin görünüşteki tersinmezliği, klasik veoynattıklarında, duman bacadan dışarı çıkacağına içerisine kuantum arasında yaklaşık bir ayrım yapabilmemizi sağla-girdi ve böylece filmin sırrını açık etti. Dumanın zaman için- maktadır. Diyebiliriz ki, bir kuantum nesnesi rejenere olandeki evrimi tersinmezdir. bir nesnedir; halbuki, bir klasik nesne uzun, çok uzun bir re- Bu, kuantum ölçüm probleminin çözümünün elimizin jenarasyon süresine sahiptir. Başka bir deyişle, kuantum nes-altında olduğu -hem de şuurun işe dahil olmasını varsayma- neleri arşivleme yeteneğine sahip değilken yani hafızalarıdan- anlamına mı geliyor? Sadece detektör denilen belirli öl- yokken, detektör gibi klasik nesnelerin, anıyı silmek için çokçüm aygıtlarının tersinmezliğini kabul etmemiz gerekiyor ve uzun zaman gerektiği anlamında, bir hafızalarının olduğusonra belki von Neumann zincirinden dışarı zıplayabiliriz. söylenebilir.Bu detektörler işleri yapar yapmaz, kuantum tutarlı süperpo- Bir başka önemli nokta daha ortaya çıkıyor: Eğer mad-zisyonu artık rejenere olamaz ve dolayısıyla ölçümün tama- denin hareketinde nihai bir tersinmezlik yoksa, idealist yo-men sonlandığı söylenebilir. 22 Ama durum gerçekten böyle rum zamanın tek yönlü akışı fikrini yani zaman okunu nasılmidir? ele almaktadır? İdealist yorumda zaman, aşkın alemdeki iki Soru şudur: Detektör, von Neumann zincirini sonlandır- yönlü bir yoldur; sadece gittikçe daha ve daha çok karmaşıkmaya yeterli midir? Von Neumannın cevabı, hayıf dır. De- olan nesnelerin hareketi söz konusu iken yaklaşık tersinmez-tektör, nihayetinde o da kuantum mekaniğine boyun eğdi- lik işaretleri göstermektedir. Şuur, beyin-zihnin dalga fonksi-ğinden, ibrelerinden okunan değerlerin bir tutarlı süperpo- yonunu çökerttiğinde, gözlemlediğimiz tek yönlü öznel za-zisyonu haline gelmelidir. Aynısı diğer herhangi bir ikinci öl- manı tezahür ettirir. Tersinmezlik ve zaman oku, doğaya ku-çüm aygıtı için de geçerlidir. Tersinir ya da "tersinmez", von antum ölçümdeki çökme işleminde girer; tıpkı uzun zamanNeumann zinciri devam eder. önce fizikçi Leo Szilardın da şüphelendiği gibi. 24 Mesele şu ki, Schrödinger kuantum denklemi zamanda Detektörlerin tersinmezliği, ölçüm sorununu çözemiyortersinirdir. Denklemdeki zamanı negatif yapsanız da o değiş- görünmektedir. Böyle bir çözüm, biz rastgelelik biçimindekimez. Zamanda tersinir bir denkleme uyan herhangi bir mak- tersinmezliğin kuantum mekaniğinden bile daha temel oldu-ro cisim, matematikçi Jules-Henri Poincare 23 tarafından gös- ğunu kabul etmeye hazır olmadıkça ortaya çıkarılamaz. Bu-terildiği gibi, davranışında tamamen tersinmez olamaz. Mut- nu yapmak için bir öneri var. 25lak tersinmezliğin olmadığı şeklindeki geleneksel bilgelik Maddenin temelde rastgele olduğunu ve parçacıklarınböyle doğar. Doğada gördüğümüz görünüşteki tersinmezlik, alt katmanının rastgele davranışının, arada bir dalgalanma-karmaşık bir makro cisim için, göreceli olarak daha düzenli lar yoluyla kuantum diyebileceğimiz yaklaşık olarak düzen-başlangıç konfigürasyonuna doğru evrimleşme olasılığının li davranışı ürettiğini varsayalım. Eğer durum böyleyse, ku-
    • 144 Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi 158antum mekaniği -diğer tüm düzenli davranışlar gibi- bizzat lirlendiği fikriyle) yüzleşir ve neler olduğu hala gizlidir.bir epifenomen olacaktır. Böyle bir teoriyi destekleyen hiçbir Beşinci hayatında, yeni Kopenhagçılar mantıksal poziti-deneysel veri yok; yine de kanıtlanabilirse, ölçüm problemi vizm felsefesini kullanarak kediden kurtulmaya çalışırlar.için dahice bir çözüm sağlayacaktır. Ancak bazı fizikçiler, Çoğu kişiye göre, kedi sıyrık almadan kurtulur.rastgeleliğe neden olan ve altta yatan bir ortamın varlığını Altıncı hayatında kedi birçok dünyayla karşılaşır. Kimönermektedirler; sudaki polen tanelerinin mikroskop altında bilir, bazı evrenlerde mutlu mesut yaşamış olabilir ama göre-bakıldığındaki rastgele hareketine (Brown hareketi denir) ne- bildiğimiz kadarıyla bu evrende değil.den olan moleküllerin rastgele hareketine benzetme yaparlar. Yedinci hayatında kedi Bohr ve onun uygunluk ilkesiy-Ancak en temel seviyede bir ortam önerisi, Aspectin deneyi- le tanışır ama "Bir ölçümü ne oluşturur?" sorusu onu kurta-ne ters düşer, tabi mekansızlığı kabullenmiyorsa. Materyalist rır.realizm içinde yerel olmayan Brown hareketini kabul etmek Sekizinci hayatında kedi (modası geçmiş düalistik anla-zordur. yışa ait) şuurla yüz yüze gelir ama Wignertn arkadaşı onu kurtarır. En sonunda, dokuzuncu hayatında kedi, idealist yorum- DOKUZ CAN da kurtuluşu bulur. Schrödingern dokuz canlı kedisinin hi- kayesi de burada biter. 26 Stephen Hawking, "Ne zaman Schrödingerin kedisiniduysam, silahıma uzanmak istiyorum," diyor. Neredeyse herfizikçi benzer bir dürtüye sahip olmuştu. Herkes kediyi öl-dürmek istiyor -yani kedinin paradoksunu- ama kedi dokuzcanlı gibi. İlk hayatında kedi, topluluğun bir parçası olarak istatis-tiksel işlem görür. Kedi alınmıştır (çünkü bu topluluk yoru-munda tekilliği inkar edilmiştir) ama yaralanmamıştır. İkinci hayatında kedi, makrogerçekçiliğin bölücü filo-zoflarmca kuantum-klasik çatallanmasının bir örneği olarakgörülür. Kedi ölüm-kalım çatallanmasını bir başka çatallan-mayla değiş tokuş etmeyi reddeder. Üçüncü hayatında kedi, tersinmezlik ve rastgelelikleyüz yüze gelir ama kedi, Kanıtlayın, der. Dördüncü hayatında kedi, gizli değişkenlerle (halinin as-la çatallanmadığı, gizli değişkenler tarafından tamamen be-
    • Seçiyorum, Öyleyse Varım 161 Bu tanımların hiçbirisi tam olarak tatmin edici değildir ama hepsi birarada düşünüldüğünde, şuurun ne olduğuna dair yaklaşık bir anlayış sağlamaktalar. Bu farklı tanımlardan her birinin işe dahil olduğu bir durum hayal edin. (lden 6ya dek her tanıma bir numara vereceğiz.) Size bir buket gül gön- derilir. Buketi getiren adam, siz ve gönderen kişi, hediye gül- ler bakımından şuur[l] paylaşmaktasınızdır. Güllerin ve size SEÇİYORUM, ÖYLEYSE VARIM verilen bir hediye olarak anlamının geçmişini, çağrışımlarını ve eşlikçilerini biliyor oluşunuzun şuurundasınız[2] (ve bu Henüz en önemli soruyla, "Şuur nedir? Kişi, şuur ve far- şuurla, hediyeyi takdir edebilir ya da etmeyebilirsiniz). Gül-kındalık arasında nasıl ayrım yapar?" sorusuyla yüzleşme- leri duyularınızla deneyimleyişiniz şuurunuzda[3] yer eder;dik. onların kokusunu koklamakta, rengini görmekte ve dikenle- Heyhat, şuurun tanımı kolay değildir. İngilizcede consci- rini hissedebilmektesinizdir. Ancak hediyeyle bağlantılı an-ousness (şuur) iki kelimeden türemiştir: Bilmek anlamına ge- lamlar veren, ilişkileri düşünen ve (örneğin gülleri kabul et-len Latince scire fiili ve ile anlamına gelen Latince cum edatın- mek ya da etmemek gibi) seçimleri yapan sizin şuurunuz-dan. Demek ki şuur, İngilizcede etimolojik olarak "ile bil- dur[4]. Şuurunuz [5] sizi kendine özgü, sevgilinizden ve he-mek" anlamına gelmektedir. diye güllere bir biçimde tepki veren diğer herkesten ayrı ola- Oxford İngilizce Sözlüğünde consciousness kelimesinin bir rak siz yapan şeydir. Ancak şuurlu oluşunuzdan[6] dolayı gülleri kabul edebilir ya da önceki şuur hallerini deneyimle-değil altı tanımı vardır: yebilir veya sergileyebilirsiniz.1. Ortak veya birleşik bilgi. Kelimenin böyle analiz edilmesi bile pek çok anlamı dı-2. İçsel bilgi veya ikna oluş, özellikle kişinin kendi cehaletini, şarıda bırakmaktadır. Şuur dört farklı unsura sahiptir. İlk ön- suçluluğunu, hatalarını, kusurlarını vb. bilmesi. ce, bazen zihin alanı ya da küresel çalışma alanı1 denilen şu-3. Herhangi bir şeyin şuurunda ya da farkında olma durumu ur alanı vardır. Farkındalık dediğim şey budur. İkinci olarak, veya hali. bu alanda doğan ve geçip giden düşünceler ve duygular gibi4. Tüm düşünce, duygu ve iradenin bir hali veya eşlikçisi şuur nesneleri vardır. Üçüncü olarak, bir şuur öznesi, yani olan şuurlu olma hali veya becerisi. deneyimleyen ve/veya şahit vardır. (Sözlükteki tanımlar as-5. Bir kişinin şuurlu varlığını oluşturan izlenimlerin, düşün- lında şuur öznesi ya da özdeşleştiğimiz şuurlu ben hakkın- celerin ve duyguların toplamı. dadır). Dördüncü olarak, idealist felsefede, şuurdan tüm var-6. Sağlıklı uyanık yaşamın normal koşulu olarak görülen şu- lığın temeli olarak söz ederiz. urlu olma hali. Şuurun sağduyulu bir tanımı, onu şuurlu deneyimle eşitler. Bir şuur öznesinden, deneyimden söz etmeksizin bah- 160
    • 162 Seçiyorum, Öyleyse Varım 163setmek, balesiz bir bale sahnesinden söz etmeye benzer. Şu- Önde gelen bilişselci (kognitivist) Ulric Neissefin dediği gi-urlu deneyim kavramının, uyanık şuur haliyle sınırlı olmadı- bi: "Psikoloji, şuur meselesini ele almaya hazır değildir."ğına dikkat edin. Rüya görmek, uyanıklık halinden farklı ol- Neyse ki, fizik hazır. Bu, daha işin başında şuur tartışmasınımasına karşın şuurlu bir deneyimdir. Meditasyonda, ilaç et- doğuran kuantum teorisi ve ölçüm problemine dönmek anla-kisi altında, ipnotik transta deneyimlediğimiz hallerin hepsi mına geliyor.de şuurluluk içeren deneyimlerin değişmiş halleridir. Schrödinge/in kedisi paradoksunun idealist çözümü, Sağduyu bize ayrıca şuurlu deneyimin, bazısı içsel bazı- gözlemleyen öznenin şuurunun kedinin çok yüzlü ölü-ve-di-sı dışsal birçok eşlikçiyle geldiğini de söylemektedir. Örneğin ri tutarlı süperpozisyonlarmdan birini seçmesini ve böyleceben bu sayfayı yazarken, parmaklarım daktilonun tuşlarına kaderini belirlemesini talep eder. Özne, seçendir. Descar-vururken zihnimi seyrediyorum. Düşünüyorum: Sayfa iyi tesın düşündüğü gibi cogito, ergo sum değil opto, ergo sum: Se-oluyor mu? Şu cümleyi tekrar yazsam mı? Çok mu az açıklı- çiyorum, öyleyse varım.yorum yoksa çok mu fazla? Ve şimdi çalışma odamın kapısı- Zihin ve zihnin yasaları gecenin içinde saklıydı.na vurulduğunu duyuyorum. "Kim o?" diye sesleniyorum. Tanrı, "Descartes olsun," dedi, gece aydınlandı.Cevap yok. Bir seçim yapmalıyım. Ya bu kez daha yüksek Çok sürmedi. Şeytan bağırdı: "Hey!sesle bağıracağım ya da kalkıp kapıyı açacağım. İşte Schrödingerin kedisi! Döndürün statükoyu eski haline." Şimdi, dışsal eşlikçiler basittir. Kendimi parmaklarımlaözdeşleştiremem, onlar şu sayfayı yazmak gibi değer verdi- (Papaya özürlerimizi sunuyoruz.)ğim şeylerle meşgul olduklarında bile. Çok azımız şuuru du- Biliyorum, klasik fiziğe sadakatle bağlı olanlar başlarınıyumlarla, duyusal izlenimlerle ya da reflekslerle bir tutmayı olumsuz anlamda sallayacaklar çünkü deterministik dünya-düşünürüz. "Ben, kapıya doğru yürüyüşümüm," dediğinizi mızda seçme özgürlüğü ya da hür irade olmadığını düşünü-hayal edebiliyor musunuz? Şüphesiz edemezsiniz. Sağduyu yorlar. Klasik determinizm varsayımları yüzünden, bizleribize bir şuurlu deneyimin dışsal eşlikçilerinin, şuurun temel maddesel makineler olduğumuza inanmaya koşullandırma-öğeleri olmadıklarını söylemektedir. ya kalkıştılar. Şartlanmamızı kısa bir süre için askıya aldığı- Iş, zihnin içsel malzemesine -düşüncelere, seçimlere vb.- mızı varsayalım. Ne de olsa, Schrödingerin kedisi paradok-geldiğinde, mesele daha az net hale gelir. Örneğin, birçok ki- sunu hipotezlerimizle çözdük.şi -Descartesın izinden giderek- kendilerini düşünceleriyle Aynı araştırma ruhuyla soralım, sonra ne olur? Cevapözdeşleştirirler: Düşünüyorum, öyleyse varım. Bazıları için, olarak, bir kapı açılır. Düşünceler ve duygular bizleri neşuurlu olmak duyuyla eş anlamlıdır. Hissediyorum, öyleyse kadar esir etmişse; bunlar da, o kadar eski, sabit, öğrenilmişvarım. Bazılarımız kendilerini seçme yeteneğiyle bile özdeş- bağlamlardan türemişlerdir. Aynısı hür irade için de geçerlileştirebilir. Örneğin Nietzsche varlık ve iradeyi eş tutar. midir? Seçimlerimiz, eylemlerimiz için bağlam oluştururlar; Bilim sağduyusuzdur. Sağduyu işe yaramadığında, bili- demek ki biz seçtiğimizde yeni bir bağlam olasılığı doğmak-me sığınırız. Ancak psikolojiye sığınmak yardımcı olmaz. tadır. Bizi seçimimizde özgür kılan şey, işte bu eski bağlam-
    • 165 163 Seçiyorum, Öyleyse Varımdan dışarıya, daha yüksekteki yeni bir bağlamın içine atlaya- urdışılık nedir? Şuursuzluk (ya da şuurdışı hal), şuurun ol-bilme olasılığıdır. duğu ama farkındalığın olmadığı haldir. Burada bir para- Bu türden bir durumu özellikle tarif etmek için belirgin doks olmadığına dikkat edin çünkü idealizm felsefesinde şu-bir dil geliştirilmiştir: bağlama göre sıralanmış düzeylerin hi- ur tüm varlığın temelidir. Her zaman ve her yerde mevcut-yerarşik doğası. Mantıksal tipler teorisi diye bilinen bu dil, tur; biz şuursuz bir halde olduğumuzda bile.ilk başta takım teorisinde doğan sorunları çözmek üzere Şuurdışı algılama terimiyle ilgili karmaşanın bir bölümü,Bertrand Russell tarafından geliştirilmişti. Russellın temel terimin etimolojisindeki tarihsel özel durumlardan doğmak-fikri, takımın üyelerinin oluşturduğu bir takımın, üyelerin tadır. Çoğu zaman bazı şeylerin ve rüyasız uyku halindeykenkendilerinden daha yüksek bir mantık türünde olduğu de hiçbir şeyin farkında olmayan bizim şuurlu benimizdir.şeklindedir çünkü söz konusu takım, üyeler için düşünce Ancak tam tersine, şuurdışı her zaman her şeyin farkınday-bağlamı tanımlar. Benzer şekilde, bir şeyin tarif ettiği şeyin mış görünmektedir. O asla uyumaz. Bu şu anlama gelir: Şu-bağlamını resmeden ismi, o şeyin kendisinden daha yüksek urlu benliğimiz şuurdışılığımızm farkında değildir ve şuur-bir mantık türündendir. Demek ki şuurlu deneyimin üç içsel dışı şuurludur; iki ters terim birden kullandık. Bu nokta üs-eşlikçisi içinde, seçim öne çıkmaktadır. Seçim, düşünceler ve tünde daha ayrıntılı durmak isteyenlere Daniel Golemanınduygulardan daha yüksek bir mantık türüdür. Vital Lies, Simple Truths (Hayati Yalanlar, Basit Gerçekler) ad- O zaman, seçtiğimiz deneyimlerin şuuruna varmamızı lı kitabını okumalarını öneririm.sağlayan seçme kapasitemiz midir? Her an, kelimenin tam Demek ki şuursuz algılamadan söz ettiğimizde, algıladı-anlamıyla sayısız olasılıkla yüzleşiriz. Bunların arasından se- ğımız ama algıladığımızın farkına varmadığımız olaylardançim yaparız ve biz seçtikçe, oluşumuzun rotasını tanırız. De- söz etmekteyiz.mek ki seçişimiz ve seçimi tanıyışımız, benliğimizi tanımla-maktadır. Kendinin şuurunda olmanın asli meselesi, seçmekya da seçmemektir. ŞUURDIŞI ALGILAMA DENEYLERİ Seçimin, kendinin şuurunda oluşun tanımlayıcı eşlikçisiolması fikri, deneylerle de desteklenmiştir. Bilişsel bilimdeki Kulağa garip geldiğini biliyorum. Şuurdışı algılama di-deneylerden gelen veriler, uyartıların şuursuz algılanmasına ye bir fenomen nasıl olabilir? Algılama, farkındalık ile eşan-tepki olarak seçimlerin değil de düşünce ve duyguların doğ- lamlı değil midir? Oxford İngilizce Sözlüğünün yazarları anla-duklarını işaret etmektedir. Verilere göre, ki bunları bir son- şılan öyle düşünüyorlar. Ama yine de, bilişsel laboratuvarla-raki bölümde ele alacağız, şuurlu -özneler olarak farkındalık- rından gelen yeni veriler iki kavram -algılama ve farkındalık-la- davranmadığımız takdirde seçim yapmıyor gibi görün- arasında bir fark olduğunu göstermektedir.mekteyiz. İlk deneyde iki maymun vardı. Nick Humphrey ve Le- Bu durum, farkında olunmayan eylemin, yani şuur- wis Weiskrantz adlı araştırmacılar, maymunların görme ilesuzluk kavramının ne anlama geldiği sorusunu doğurur. Şu- ilişkili beyin kabuğu bölümlerini çıkartmışlardı. Beyin kabu-
    • 163167 Seçiyorum, Öyleyse Varım gılamanm- bir örneği olduğuna dair fikir birliği var. Görü-ğu dokusu tekrar oluşmadığından, bu maymunların kalıcı yorsunuz ya, algılama ve farkındalığın iç içe geçmiş olmasıbiçimde kör olmaları bekleniyordu. Ancak, görme yetenekle- şart değil.rini yavaş yavaş, maymunların görebildiklerine araştırmacı-ları ikna etmeye yetecek kadar geri kazandılar. Şuursuz algılamayla ilgili daha ileri fizyolojik ve bilişsel kanıtlar Amerika ve Rusyada yapılan araştırmalardan gel- Bu maymunlardan biri olan Helen sık sık tasma takıla- di. 4 Araştırmacılar çeşitli deneklerin beyinlerinde şuuraltıylarak dışarıya çıkartılıyordu. Maymun, kör olması gereken bir algılanan birçok mesaja verilen elektrik tepkileri ölçmüşlerdi.yaratık için sıra dışı denecek şeyleri yapmayı yavaş yavaş öğ- Tepkiler, soyut geometrik bir şekil gibi daha nötr bir resmerendi. Örneğin, ağaçlara tırmanıyordu. Ayrıca uzanıp kapa- göre, ekranda saniyenin binde birinde yanıp sönen bir armın-bileceği kadar yakma getirildiğinde kendisine uzatılan yiye- ki gibi anlamlı bir resim görüldüğünde daha güçlüydü. (An-cekleri alıyor ama erişemeyeceği kadar uzaktaysa umursamı- laşılan, test grubunda matematikçiler yoktu.) Dahası, denek-yordu. Helenin görüyor olduğu açıktı, ama neyle görüyor- lerden şuuraltıyla algılanan bu resimlerden sonra akıllarınadu? gelen tüm kelimeleri araştırmacılara söylemeleri istendiğin- Arka beyindeki görme yoluna bağlanan üst tepecik (su- de, anlamlı bir resmin, kendisiyle ilişkili olduğu açık olan ke-perior colliculus) denilen bir yapıyla retina arasında optik limeler ortaya çıkardığı görülüyordu. Örneğin, arının resmiuyartı için ikinci bir yol daha olduğu ortaya çıktı. Bu tepecik iğne ve bal gibi kelimeler çağrıştırmaktaydı. Tersine, geomet-sayesinde oluşan görme, Helenin araştırmacıların körgörüş 2 rik bir figür nesnelerle ilgili bir şeyi zorlukla çağrıştırmaktay-dedikleri şeyle görmesini sağlıyordu. dı. Arı resminin algılandığı ama bu algılamaya dair şuurlu Şans eseri, Nick Humphrey körgörüşe sahip bir insan farkındalığın olmadığı açıktı.deneğe rastlamıştı. 3 Bu adamın beyin kabuğundaki bir bo- Bu deneyler popüler basında, Sigmund Freudun yüzyı-zukluk her iki gözünün sol görüş alanında körleşmesine ne- lın başında bilim dünyasını şaşırtan şuurdışı kavramının de-den olmuştu. Artık deneyciler, denek körgörüşün izm verdi- neysel kanıtları olarak ele alındı. Ama bizdeki şuurdışı ne-ği belirli işleri yerine getirirken deneğe şuurunda neler oldu- dir? Şuurdışı, (varlığın temeli olarak) şuurun olduğu amağunu sorabilmekteydiler. Cevaplar pek garipti. farkındalığın ve öznenin olmadığı haldir. Demek ki şuursuz Örneğin, eğer adama kör olduğu taraf olan soldaki bir algılamada, algıladığımız (yani içeriye uyartı olarak almanışık gösterilirse, doğru biçimde onu işaret edebilmekteydi. ve işlenen olaylar) ama algıladığımızın farkında olmadığımızAyrıca hepsi de sol görüş alanının artı işaretlerini daireler- olaylardan söz etmekteyizdir. Tam tersine, şuurlu algılamaden, yatay çizgileri dikey çizgilerden ayırt edebiliyordu. uyartıları içeri almayı, işlemeyi ve algılamanın farkına varıl-Ama bunları nasıl gördüğü sorulduğunda, adam görmedi- masını içermektedir.ğinde ısrar ediyordu. Sadece tahmin ettiğini söylüyordu amadoğruluk oranı şansa bağlanamayacak kadar yüksekti. Şuursuz algılama fenomeni, önemli bir soru doğurur: Şuurlu deneyin üç eşlikçisinden (düşünce, duygu ve seçme) Tüm bunların anlamı nedir? Artık bilişsel bilimciler ara- herhangi biri şuursuz algılamada mevcut değil midir? Şu-sında körgörüşün şuursuz algılamanın -farkında olmadan al-
    • 169 163 Seçiyorum, Öyleyse Varımuraltıyla algılanan mesajlarla ilgili deney, düşüncenin mev- eksikliği) ile kelimelere anlam atfetme arasındaki ilişki içincut olduğunu önermektedir: Denekler iğne ve bal gibi kelime- ölçü olarak kullanmaktı. Örneğin, kaz kelimesini takiben ya-leri, bir arı resmini şuursuz algılamalarının sonucu olarak nıp sönen kümes kelimesinin oluşturacağı peşin hükmün, kazdüşünmüşlerdir. Şuurdışımızda bile hemen düşünmeye baş- kelimesinin bir kümes hayvanı ile ilgili anlamınıladığımız ve şuurdışı düşüncelerin şuurlu düşüncelerimizi güçlendirmesi ve bunun da deneğin üçüncü kelime olan yu-etkilediği açıkça görülmektedir. murtayı (uyumlu) tanımayla ilgili tepki süresini kısaltması Hissetme bakımından, beyin yarıküreleri ameliyatla ay- beklenebilir. Eğer peşin hüküm kelimesi kuyu idiyse, o za-rılmış hastalarla yapılan bir deney önemli kanıtlar ortaya çı- man kazın kuyu kazmaktaki sözlük anlamı affedilmelidir vekarmıştır. Bu deneklerde, beynin sağ ve sol yarıküreleri; duy- üçüncü kelime olan yumurtanın anlamının tanıması çok da-gularla ve hislerle ilgili arka beyin merkezlerindeki çapraz ha uzun zaman almalıdır (uyumsuz). Gerçekten de, sonuçbağlar dışında ameliyatla birbirinden ayrılmıştır. Bir kadın buydu.*deneğin sağ yarıküresine yansıtılan geometrik şekiller dizisi Ancak ortadaki kelime, deneğin bunu şuurlu değil desırasında çıplak bir erkek modelin resmi geçtiğinde, kadının şuursuzca görebileceği şekilde bir desen ile gizlendiğinde,yüzü kızararak utanma belirtisi göstermişti. Ancak bunun uyumlu ve uyumsuz durumlar arasındaki tepki zamanındasebebi sorulduğunda, kadın utandığını inkar etmişti. İçinde- saptanabilir bir farklılık oluşmuyordu. Bu şaşırtıcıdır çünküki bu hislere dair şuurlu bir farkındalığa sahip değildi ve ni- muğlak kelimelerin her iki anlamının da, peşin hüküm bağ-çin kızardığını açıklıya-mamıştı.5 Demek ki şuursuz algılama lamına bakılmaksızın kişi için bilinebilir olduğu varsayıl-sırasında hissediş mevcuttur ve şuursuz hissetme, açıklana- maktadır; ancak her iki anlam da biri diğerinden belirginmayan şuurlu bir his üretebilir. biçimde fazla seçilmemiştir. Görünen o ki, seçme, şuurlu de- Son olarak, acaba seçme de şuursuz algılamada oluş- neyimin bir eşlikçisi iken şuursuz algılamanın eşlikçisi değil-makta mıdır? Bunu bulmak için, beyin-zihne muğlak bir dir. Özne-şuurumuz bir seçim yapıldığında ortaya çıkar: Se-uyartı yollamalıyız ki tepkiler içinden seçim yapma durumu çiyoruz, öyleyse varız.oluşsun. İlgili bir bilişsel deneyde, psikolog Tony Marcel ço- Bu oldukça akla yatkın. Seçmediğimizde, kendi algıla-ğul anlamlı kelimeler kullandı. Denekleri, aralarında ya 600 malarımızı sahiplenmeyiz. Böylece körgörüşlü adam da birmilisaniye ya da 1,5 saniye olan aralıklarla her seferinde üç engele çarpmaktan kaçındığında bir şeyler gördüğünü inkarkelimelik bir dizinin yanıp söndüğü bir perdeyi seyrediyor- etmektedir. Beyin kabuğu ameliyatla ayrılmış olan kadın kı-lardı. 6 Daha sonra deneklerden, dizinin son kelimesini şuur- zarmakta ama utanç hissettiğini inkar etmektedir.lu olarak tanırlarsa, bir düğmeye basmaları isteniyordu. De- * Tony Marcel bu deneyde hand-palm-wrist (uyumlu), clock-palm-ıorist (tarafsız), tree-neyin amacı, deneklerin tepki verme zamanını, kümes-kaz- palm-ıvrist (uyumsuz) ve clock-ball-zvrist (çağrışımsız) tarzında kelime grupları kul-yumurta (uyumlu), kaşık-kümes-yumurta (tarafsız), kuyu- lanmış ve İngilizcede hem "avuç içi" hem de "palmiye" anlamına gelen palın keli-kaz-yumurta (uyumsuz) ve kaşık-top-yumurta (çağrışımsız) mesini uyumlu ve uyumsuz kelime grupları arasındaki ortak kelime olarak seçmiş. Psikologlarımızın daha iyi Türkçe örnekler bulabileceğini ve gelecek baskılarda dü-gibi dizilerdeki kelimeler arası uygunluk (ya da uygunluk zeltmek üzere yayınevimize ileteceklerini ümit ediyoruz. Ç.N.
    • 170 Belki de şuuru açıklamaya bilişsel psikoloji yardım ede-bilir; özellikle de kuantum teorisinin özne/benlikine daya-nan fikirleri test etmek için kullanılabilirse. Hem kuantum te-orisi hem de bu bilişsel deneyler, Batı geleneğinin asli insandeneyimi olarak seçme özgürlüğüne yaptığı vurgulamanınbilimsel bir temeli olduğunu göstermektedir. Eğer Marcelin deneyindeki kuantum açıklaması doğru EINSTEIN - PODOLSKY - ROSENise, o zaman deney, beyin-zihinlerimizde tutarlı süperpozis- PARADOKSUyonların varlığını dolaylı olarak göstermektedir. Seçmedenönce, beyin-zihin hali muğlak bir haldir; tıpkı Schrödingeıin Kuantum çökmesinin idealist senaryosu, şuurun me-kedisininki gibi. Çoğul anlamlı bir kelimeye tepki olarak, be- kansız oluşu üstünde durmaktadır. Demek ki mekansızlığmyin-zihin hali iki halin tutarlı süperpozisyona dönüşür. Her herhangi deneysel bir kanıtı olup olmadığını sormamız ge-biri katın farklı bir anlamına karşılık gelir: Hayvan veya kaz- rek. Şanslıyız. 1982de Alain Aspect ve Paris-Sud Üniversite-ma eylemi. Çökme, bu hallerden birini seçmeyi içerir. (Şart- sindeki meslektaşları kuantum mekansızlığım kesin biçimdelanma sebebiyle bir anlama daha çok meyletme görülebilir. gösteren bir deney yürüttü.Örneğin, hiç çiftlik hayatı yaşamamış biri kazın kümes hay- 1930larda Einstein, kuantum mekaniğinin tamamlan-vanı olarak yetiştirildiğini bilmiyor olabilir ve kazın kazma mamış olduğunu kanıtlamak ve realizm için destek sağla-eylemini içeren anlamını seçme eğiliminde olabilir. Bu du- mak amacıyla artık EPR Paradoksu diye bilinen bir paradoksrumda, iki ihtimalin olasılık ağırlığı eşit olmaz, meyledilen türetilmesine yardım etmişti. Einsteinın felsefi eğilimleri dü-anlamın lehine olurdu. Ancak diğer anlam için sıfır-olmayan şünüldüğünde, EPRnin pekala Einstein için Realizmin Koru-bir olasılık mevcut olurdu ve seçme hala söz konusu olur- numu olabileceği düşünülebilir. Komik olan, paradoksun birdu.)* bumerang gibi realizme, en azından materyalist realizme ge- Seçiyorum, öyleyse varım. Unutmayın ki kuantum teori- ri dönmüş olmasıydı ve Aspectnin deneyi de bu geri dönüşsinde, seçen özne tekil, evrensel bir öznedir, bizim kişisel egomuz kısmını oluşturmaktadır.değildir. Dahası, sonraki bölümde tartışılacak olan bir deney Heisenbergin belirsizlik ilkesini hatırlayın: Belirli bir za-bu seçen şuurun ayrıca mekansız olduğunu da göstermekte- manda iki tamamlayıcı değişkenden, konum ve momentum-dir. dan sadece biri mutlak kesinlikle ölçülebilir. Bu, bir kuantum nesnesinin yörüngesini asla tahmin edemeyeceğimiz anlamı- na gelir. Boris Podolsky ve Nathan Rosen (yani EPRnin P ve* Deneyin orijinalinde uyumlu ve uyumsuz kelime grupları arasındaki ortak kelimeolarak kullanılan palm kelimesinin ağaç anlamına meyledilmesi olasılığı, kitabın ori- Rsi) adlı meslektaşlarıyla Einstein bu tahmin edilemezliklejinalinde "palmiye ağaçlarının çok sık görüldüğü California bölgesinde yetişen kişi-lerde az da olsa görülebilir," diye geçmektedir. Ç.N. 171
    • I172 Einstein-Podolsky-Rosen Paradoksu 173 Einstein, Podolsky ve Rosene göre Joe ve M o e etkileş- tiklerinde bağlantılı hale gelmişlerdir çünkü daha sonra etki- leşmeyi kestiklerinde, Joenun konumunu (xj) ölçmek; Moenun tam olarak nerede olduğunu (x M in değerini) he- saplamamızı sağlamaktadır (çünkü x M = Xj - Xtir, X onlar arasındaki bilinen uzaklıktır). Eğer p j y i (Joenun momentu- munu) ölçersek, p M (Moenun momentumunu) belirleyebili- riz çünkü p M = P - pjdir, P ise bilinmektedir. Ancak eğer Joe üstündeki ölçümlerimizi Moenun artık onunla etkileşmedi- ği zamanda yapıyorsak, bu ölçümlerin Moe üstünde herhan- gi bir etkisi olması imkansızdır. Demek ki Moenun konumu ve momentumunu gösteren değerler eşzamanlı olarak erişi- lebilir olmalıdır.Şekil 29. Joe ve Moenun EPR bağlantısı. Aralarındaki uzaklıkXj - xM her zaman aynıdır ve toplam momentumları ise her zaman EPR, bağlantılı bir kuantum nesnesi (Moe) h e m konumPj + PMdir. hem de momentum değerlerine aynı anda sahip olmalıdır, diye sonuca vardı. Bu gözlem realizmi destekliyordu çünkü ilkesel olarak, artık Moenun hareket yörüngesini belirleyebi-çelişiyor gibi görünen bir senaryo kurmuştu. 1 liyorduk. Bu durum kuantum mekaniği ile ciddi biçimde çe- Joe ve Moe adını vereceğim iki elektronun birbiriyle bir lişkili görünmekteydi çünkü kuantum mekaniği, bir kuan-süre etkileşimde bulunduğunu ve sonra etkileşmeyi kestiği- tum nesnesinin yörüngesini hesaplamanın imkansız olduğu-ni hayal edin. Bu elektronlar, şüphesiz, tıpatıp ikizlerdir çün- nu çünkü bir yörüngenin var olmadığını, sadece olasılıklarınkü elektronlar birbirlerinden ayırt edilemezler. Varsayalım ve gözlemlenen olayların var olduğunu söyleyen idealizm ileki, Joe ve Moenun kendi aralarında etkileşirken belirli bir aynı saftaydı!eksendeki bir orijinden uzaklıkları, sırasıyla Xj ve x M olsun Einstein, eğer bağlantılı bir kuantum nesnesinin yörün-(Şekil 29). Elektronlar hareket etmektedir, dolayısıyla mo- gesi, ilke temelinde, tahmin edilebilir ise ama kuantum me-mentuma sahiptirler. Bu momentuma (aynı eksen boyunca) kaniği bunu tahmin edemiyorsa, o zaman kuantum mekani-Pj ve p M adını verebiliriz. Kuantum mekaniği, belirsizlik ilke- ğinde bir terslik olmalı, diye savunuyordu. Einsteinın bu iki-si sebebiyle hem pj ve hem de x/yi veya hem p M ve hem de lemden çıkardığı sonuç, kuantum mekaniğinin tamamlan-x M i aynı anda ölçemeyeceğimizi söylemektedir. Fakat onla- mamış bir teori olmasıydı. Teorinin, bağlantılı iki elektronunrın birbirlerinden uzaklıklarını X (X = Xj - x M ) ve toplam mo- hallerini tarifi, tam değildir. Üstü örtülü biçimde, sahneninmentumlarmı P (P = pj + p M ) aynı anda ölçmemize izin ver- ardında gizli değişkenlerin yani elektronları kontrol eden vemektedir. yörüngelerini belirleyen bilinmeyen parametrelerin bulun-
    • 174 Einstein-Podolsky-Rosetı Paradoksu 185ması gerektiği fikrini destekliyordu. İlgili mesele ayrılabilirliktir: Bağlantılı kuantum nes- Gizli değişkenler kavramı hakkında fizikçi Heinz Pagels neleri, aralarında yerel etkileşim yokken, klasik fiziğe boyunşöyle demişti: "Eğer gerçekliğin bir iskambil destesi olduğu- eğen nesnelerin kesinlikle ayrı olmaları gibi, ayrı mıdırlar?nu hayal edersek, kuantum teorisinin tüm yaptığı çeşitli elle- EPR sonucu niçin bir paradoks olarak düşünülür? Eins-rin dağıtılma olasılığını tahmin etmekten ibarettir. Eğer gizli teincı ayrılabilirlik, Einsteinın hayatının geri kalanı boyuncadeğişkenler vardıysa, bu bir iskambil kağıdı destesine bak- savunduğu materyalist realizmin ayrılmaz bir parçasıydı.mak ve her oyuncunun elindeki kağıtları teker teker tahmin Bu, fiziksel nesneleri birbirlerinden ve ölçümlerinden veyaetmek gibi olurdu." 2 gözlemlenişlerinden bağımsız olarak gerçek kabul eden fel- Einstein kuantum mekaniği üstündeki esrar perdesini sededir (güçlü nesnellik). Halbuki kuantum mekaniğinde, fi-kaldırmak için deterministik gizli değişkenler fikrini destek- ziksel nesnelerin bizim onlar üzerindeki ölçümlememizdenlemekteydi. Unutmayın, o bir realistti. Einstein için ihtimalci bağımsız olan gerçekliği fikri kabul edilemezdi. Demek kikuantum mekaniği, kumar oynayan bir Tanrıyı ima etmek- Einsteinın amacı kuantum mekaniğinin güvenilirliğini yerleteydi ve o, Tanrının zar atmadığına inanıyordu. Onun için, bir etmek ve materyalist realizmi fiziğin temel felsefesi ola-dünyanın deterministik düzenini eski haline sokmak üzere rak yeniden inşa etmekti. EPR paradoksu, yerellik (veya ay-kuantum mekaniğinin yerine bir tür gizli değişken teorisi ge- rılabilirlik) ile kuantum mekaniğinin tamamlanmış oluşutirmek şarttı. Einsteinın şanssızlığına bakın ki, EPR analizi- arasında bir seçim yapmak zorunda olduğumuzu söyler; ay-nin kuantum mekaniği için yarattığı zorluk, ilk olarak rılabilirlik de şart olduğuna göre buna seçim yapmak dene-Bohrun da işaret ettiği gibi, gizli değişkenler olmaksızın da mez.çözülebilirdi. Bohrun Einsteina "Tanrıya ne yapması gerek- Ama durum öyle midir? Cevap, güçlü bir hayır; çünkütiğini söyleme," dediği anlatılır. aslında EPR paradoksunun çözümü kuantum nesnelerinin Einstein (ve Podolsky ve Rosen), yörüngeleri ve böylece temel ayrılamazlığının kabulünde yatmaktadır. Bağlantılı ikimateryalizmi yeniden canlandırmak için yerellik öğretisini nesneden birini ölçmek, onun bağlantılı eşini de etkiler.öne sürmekteydiler. Hatırlayın; yerellik, tüm etkileşimlerin Bohfun Einstein, Podolsky ve Rosene verdiği cevap özetlemekan-zaman içindeki sinyaller aracılığıyla oluştuğu ilkesi- buydu. Bağlantılı bir çiftin bir nesnesi (Joe) bir pj momen-dir. Einstein ve meslektaşları, ilk elektronun (adı Joe olan) ko- tumuna sahip halde çöktüğünde, diğerinin dalga fonksiyonunumunun, ikincisini (Moe) etkilemeden ölçülebileceğini çün- da (P - pj momentumuna sahip halde) çöker ve Moenun ko-kü iki elektronun mekanda birbirlerinden ayrıldıklarını ve numu hakkında bir şey söyleyemeyiz. Ve Joe x/de konumuölçümler sırasmda yerel sinyaller aracılığıyla etkileşmedikle- ölçülürken çöktüğünde, Moenun dalga fonksiyonu da Xj - Xri varsayımını kullanmaktaydılar. Bu etkileşimsizlik, normal- konumuna denk düşecek şekilde derhal çöker ve artık onunde maddesel cisimler için beklediğimiz şeydir çünkü tüm momentumu hakkında bir şey söyleyemeyiz. Çökme mekan-sinyal hızları için ışık hızı sınırını getiren rölativite, uzaktan sızdır, tıpkı bağlantının da mekansız oluşu gibi. EPR bağlan-anında etkileşimi ya da mekansızlığı yasaklamaktadır. tılı nesneler -materyalist realizmin bakış açısından inanılma-
    • 176 Einstein-Podolsky-Rosetı Paradoksu 185sı zor olsa da- yerel olmayan ontolojik bir bağa veya ayrıla- olarak düşünün. Bohm, belirli şartlar altında iki elektronu,mazlığa sahiptirler ve birbirleri üstüne sinyalsiz ve anında spin okları birbirinin tersi yönü gösterecek biçimde bağlantı-teside bulunurlar. Ayrılabilir lik, çökmenin sonucudur. Ancak lı hale getirmek üzere çarpıştırabileceğimizi önerdi. Böylece,çökmeden sonra bağımsız nesneler vardır. Demek ki EPR pa- bu iki elektron "tekilcik" bir halde veya polarizasyonları ba-radoksu bizleri kuantum gerçekliğin yerel olmayan bir ger- kımından bağlantılıdır denir.çeklik olduğunu kabul etmeye zorlamaktadır. Başka bir de-yişle, kuantum nesneleri, yerel mekan-zamanı aşan ve de-mek ki Einsteincı hız sınırının hükmünün dışında uzanan YEREL OLMAYIŞI KANITLAMAK: ASPECT DENEYİyerel olmayan bir gerçeklik alemini tanımlayan potans halin-deki nesneler olarak düşünülmelidir. Alain Aspect, iki foton arasındaki tekilcik türü bağlantı- Bohr, ayrılamazlığı anlamasına karşın, kuantum metafi- yı, iki bağlantılı kuantum nesnesi arasında işleyen sinyalsizziği konusunda ayrıntılara girmeye tereddüt etmişti. Örne- tesirin var olduğunu doğrulamak için kullandı. Bir fotonuğin, bir ölçüm ile ne demek istediği hakkında pek açıklama ölçmenin, aralarında herhangi bir yerel sinyal alışverişi ol-yapmamıştır. Tamamen idealist bir bakış açısından bir ölçüm maksızın polarizasyon-bağlantılı eşini etkilediğini doğruladı.her zaman, farkındalığın varlığında şuurlu bir gözlemci tara- Şu deneyi hayal edin: Bir atom kaynağı foton çiftleri ya-fından yapılan bir gözlem anlamına gelir, diyoruz. Demek ki yar ve her bir çiftin iki fotonu ters yönlerde hareket ederler.EPR paradoksundan çıkan sonuç şöyle görünmektedir: Bağ- Her bir foton çifti, polar ilişkilidir: Polarizasyon eksenleri ay-lantılı bir kuantum sistemi, gözlemci bir şuuru da içeren be- nı hat üzerindedir. Demek ki, eğer bir fotonu polarizasyonlirli bir kesintisiz bütünsellik özelliğine sahiptir. Böyle bir sis- ekseni dikey olan (normalde böyledirler) polaroid gözlükler-tem, mekansız olan bir içkin bütünselliğe sahiptir ve mekanı le bakıp görürseniz, ışık yayan atomların zıt yönünde uzaktaaşar. duran bir arkadaşınız, bağlantılı eş fotonu ancak dikey ek- Bu düşünce zincirine takılmadan önce, tamamıyla de- senli polaroid güneş gözlüğü takıyorsa görecektir. Eğer başı-neysel bakış açısıyla kabul etmeliyiz ki, iki elektronu EPR pa- nı yukarı kaldırır ve gözlüklerinin polarizasyonunu yatayradoksu çözümünün talep ettiği biçimde bağlantılı hale ge- yaparsa, fotonu göremeyecektir. Eğer başını fotonu görebile-tirmek zordur. Moenun dalga fonksiyonu, etkileşmedikleri cek biçimde eğerse, bu kez siz onun bağlantılı eşini göreme-sırada biz uzakta Joeyu gözlemlediğimizde gerçekten de çö- yeceksiniz çünkü sizin gözlüklerinizin polarizasyon ekseni,ker mi? Yeni fiziğin anahtarını bulma konusunda bir öncü onun gözlüklerinin ekseniyle eş olmaktan çıkmıştır.olan David Bohm, elektronları bağlantılı hale getirmek için Şüphesiz foton ışınlarının kendileri polarize değildirler.hayli pratik bir yol tasarladı: çökmenin mekansızlığmı de- Siz onları polaroid gözlüklerle gözlemleyene dek belirli birneysel olarak kanıtlamada kullanabileceğimiz bir yol. 3 polarizasyona sahip değillerdir; ışınların tüm yönlerde teza- Elektronlar spin denilen bir çift değerliliğe sahiptir. Spi- hür etme ihtimali eşittir. Her bir foton, herhangi bir yön içinni elektron üstünde yukarıyı ya da aşağıyı işaret eden bir ok "yatay" ve "dikey" polarizasyonların tutarlı süperpozisyo-
    • 179 185 Einstein-Podolsky-Rosetı Paradoksunudur; kesin bir polarizasyon -ya boyunca ya dikey- ile bir (siz fotonu ancak yatay polarize olmuşsa görebileceğiniz-fotonu çökerten bizim gözlemimizdir. Uzun bir çökme dizi- den), gördüğünüz fotonu yatay bir polarizasyon ekseninesinde, boyunca polarizasyonlu çökme sayısı kadar dikey po- geçmek üzere tezahür ettirirsiniz. Ancak gariptir, arkadaşınızlarizasyonlu çökme sayısı da olacaktır. bağlantılı çiftin diğer fotonunu artık görememektedir, tabi eğer aynı anda o da gözlüklerini yatırmamışsa, çünkü ma- Varsayalım ki, her ikiniz de gözlüklerinizin polarizas- nevranızın sonucunda o bağlantılı foton da yatay polarizas-yon eksenleri dikey olarak deneye başlıyorsunuz, böylece yon eksenine geçmiştir. Bu yerel olmayan çökmedir, değilher biriniz bağlantılı fotonlardan birini görmektesiniz (Şekil mi?30); ama siz başınızı aniden öyle bir eğiyorsunuz ki polari-zasyon ekseniniz dikey yerine yatay oluyor. Manevranızla Eğer materyalist realizme tamamen inanıyorsanız, olay- ların kuantum teorisine göre bu yapılanışmda garip bir şey- ler vardır çünkü sizin bir fotona yaptığınız şey uzaktaki eşi- ni aynı anda etkilemektedir. Gözlüklerinizi bir fotonu gör- mek için hangi yöne çevirirseniz çevirin, o fotonun bağlantı- lı eşi, nerede olursa ve sizden ne kadar uzakta olursa olsun, aynı eksen boyunca polarizasyona uğramaktadır. Eğer foton bir biçimde eşinden haber almıyorsa, hangi yöne döneceğini nasıl bilebilir? Bu foton, sinyallere dayatılan ışık hızı sınırını ihlal ederek, anında nasıl duyabilir? Erwin Schrödinger 1935te şöyle yazmıştı: "[kuantum] teorinin; bir sistemi, deneycinin hiçbir erişimi olmamasına karşın onun insafına kalmış şu veya bu tipten bir hale doğru yönlendirilmesine izin vermesi hayli rahatsız edicidir." 4 Materyal realistler son elli yıldır kuantum nesnelerinin arasındaki böylesi güçlü bağlantının kendi felsefeleri için ne- ler ima ettiği konusunda endişelenmekteler. Kısa süre öncesi- ne kadar, fotonlar arasında, bilinmeyen ama yerel ve böylece realizme tamamen boyun eğen bir sinyalin tesir aktardığını savunabiliyorlardı. Ancak Alain Aspect ve meslektaşları, devrim yaratan bir deneyde tesirin anında olduğunu, her- hangi bir yerel sinyal aracılığı olmaksızın meydana geldiğini kanıtladılar. 5 Şekil 30. Polar ilişkili fotonların gözlenmesi. Örneğin, bir iskambil destesinden kart çektiğinizi varsa-
    • Einstein-Podolsky-Rosen Paradoksu 181180 Materyal realistler kuantum nesnelerinin yerel olmayanym. Sırtı size dönük bir arkadaşınız, insanlara sizin hangi bağlantıları olduğunu ve eğer çökme senaryosunu ciddiyekartı çekiyor olduğunuzu söylemektedir ve her seferinde de alırsak kuantum çökmenin de mekansız olması gerektiğinidoğru kartı bilmektedir. İkiniz arasındaki bu bağlantı, dışarı- tereddütle kabul ederler. Ancak bunun önemini görmeyi red-dan bakanlar için bir hayli şaşırtıcı olabilir. Ancak sonunda detmekte ve böylece yeni fizikteki en önemli noktayı kaçır-diğerleri arkadaşınıza bir biçimde yerel bir sinyal yolladığı- maktadırlar.nızı anlayacaklardır. Sihirli kandırmacalarm çoğu böyle işle- EPR paradoksunu çözmenin bir yolu, mekan-zamanmektedir. Şimdi varsayalım ki şartlar, siz ve arkadaşınızın bir sahnesinin ardında ışıktan hızlı (süperlüminal) sinyalleresinyal alışverişinde bulunmanıza zaman kalmayacak biçim- izin veren bir esir* olduğunu, kanıt talep etmeden kabul et-de düzenlenmiş olsun. Yine de, bağlantılı sihir, daha doğru- mektir. Bu çözüm de yerellik ve materyalizmden vazgeçmeksu sizin kartı çekmeniz ve onun bunu doğru bilmesi meyda- anlamına gelir ve çoğu fizikçi için kabul edilemezdir. Ayrıca,na gelmeye devam etmektedir. Alain Aspectnin deneyinin ışıktan hızlı sinyaller geçmişe zaman yolculuğunu mümküngarip ve hayli önemli sonucu işte budur. hale getirirdi; bu özellik insanları haklı olarak rahatsız et- Aspect bir kalsiyum atomu kaynağından zıt yönlerde çı- mektedir.kan polarizasyon-bağlantılı fotonlar kullandı. Her foton huz- Aspectnin deneyinin bariz yorumu, benim en sevdiğimmesinin yoluna bir detektör yerleştirildi. Deneyin önemli bir yorumdur. İdealist yoruma göre, deneydeki iki bağlantılı fo-özelliği -sonucunu reddedilemez kılan özellik- saniyenin her tondan birinin dalga fonksiyonunu çökerten, onu belirli biron milyarda birinde (yani iki detektörün konumları arasında polarizasyon edinmeye zorlayan sizin gözleminizdir. Bağlan-ışığın ya da herhangi başka bir sinyalin yol alma hızından tılı eş fotonun dalga fonksiyonu da derhal çöker. Bir fotonunçok daha kısa bir sürede) detektörlerden birinin polarizasyo- dalga fonksiyonunu anında uzaktan çökertebilen bir şuur danunu değiştiren bir anahtarın eklenmesiydi. Böyleyken bile, bizzat mekansız ya da aşkın olmalıdır. Demek ki idealist, me-detektörün polarizasyonunu anahtarla değiştirmek, diğer kansızlığın ışıktan hızlı sinyaller aracılığıyla oluşan bir özel-mekandaki ölçümün. sonucunu -tıpkı kuantum mekaniğin lik olması yerine, bağlantılı sistemin dalga fonksiyonununöyle olması gerektiğini söylediği gibi- değiştirmişti. çökmesinin temel özelliği -ve böylece şuurun bir özelliği- ol- Detektördeki değişiklik hakkındaki bilgi bir fotondan, duğunu önermektedir.bağlantılı eşine nasıl aktarılmıştı? Yerel sinyallerle olmadığı kesin. Bunun için yeterli zaman yoktu. Böylece, Einsteina kuantum mekaniğin tamamlanma- mış olduğunu söyleyen ve böylece, EPR paradoksunun çalış- İnsan bunu nasıl açıklayabilir? Pagelin gerçekliği iki ma hipotezi olan önsezisi inanılmaz sonuçlar üretmişti. Bir deste iskambile benzetmesini hatırlayın. Aspectnin deneyi- dahinin önsezisi, sıklıkla o kişinin teorisinin ayrıntılarıyla hiç nin sonucu, New Yorkta çekilen kartların Tokyoda çekilen ilgisi olmayan ve beklenmedik şekilde verimli olmaktadır. kartların tıpatıp aynısı olması gibidir. Elimizde bir soruyla kalırız: Yerel olmayış gizemi kartların kendisinde midir yok- * Esir: Modern fizik öncesinde, elektromanyetik dalgaların üzerinden iletildiği tüm uzayı dolduran, durağan olduğu varsayılan madde. D.N. sa gözlemcinin şuuru da sahneye çıkmakta mıdır?
    • 182 Einstein-Podolsky-Rosetı Paradoksu 185 Aklıma bir Sufi meseli geliyor. Nasreddin Hocanın kar- rak materyalist realizmi de kurtaramaz mıyız? Hayır, kurta-şısına ayağındaki ayakkabıları çalmak isteyen hırsız gençler- ranlayız. Bunun kanıtı, gizli değişkenlerin bile materyalistden bir çete çıkmış. Hocayı kandırmak isteyen gençlerden bi- realizmi kurtaramayacağını gösteren (keşfeden kişi olan fi-ri bir ağacı işaret ederek, "Hoca, hiç kimse bu ağaca çıka- zikçi John Bellin adı verilen) Bell teoremi tarafından veril-maz," demiş. miştir. 6 "Tabi ki çıkabilir. Bak göstereyim," demiş hoca, yemi yu- Einsteinın EPR paradoksunu açıklamasını ve materya-tarak. Başta hoca ağaca tırmanmadan önce ayakkabılarını list realizmi eski haline getirmesini umduğu gizli değişkenleryerde bırakmayı düşünmüşse de, biraz daha düşününce şüphesiz yerellikle tutarlı olmalıydı. Bunlar nedensel etken-ayakkabılarını birbirine bağlamış ve belindeki kuşaktan sal- ler olarak kuantum nesnesi üstünde yerel tarzda etki etme-landırmış. Sonra tırmanmaya başlamış. liydiler, tesirleri sınırlı bir zaman boyunca sınırlı bir hızla me- Oğlanlar bozulmuşlar. Biri, "Ayakkabılarını niye götü- kan-zamanda yol almalıydı. Gizli değişkenlerin yerelliği hemrüyorsun ki?" diye bağırmış. rölativite teorisi hem de mekana bağlı neden ve mekana bağlı Hoca aşağıya seslenmiş: "Hazır yanımda bulunsun, etkiye duyulan determinist inançla tutarlıdır ama bu, deneybelki ağaçtan öteye yol gider!" verileriyle tutarlı değildir. Nasreddin Hocanın sezgileri ayakkabılarını çetenin ça- John Bell gizli değişkenlerin yerelliğini test etmek üzerelabileceğim söylemişti. Einsteinın sezgileri, bağlantılı elek- bir matematiksel ilişkiler takımını ilk öneren kişiydi; bunlartronları açıklamada başarısız olması yüzünden kuantum te- denklem değildi ama denklem kadar iyiydiler. Bunlar eşitsiz-orisinin tamamlanmamış olabileceğini söylemişti. Ya Hoca lik denilen bir tür ilişki tarif ediyorlardı (bkz. 6 nolu not). As-ağacın tepesinde bir yol olduğunu görse ne olurdu! Sonuçta pectnin deneyi, EPR bağlantılı fotonlara aracılık eden hiçbirbu, Aspectnin EPR paradoksunun deneysel incelemesiyle yerel sinyal olmadığını kanıtlamanın yanı sıra, Bell tarafın-keşfettiği şeyin ta kendisidir. dan öne sürülen eşitsizliklerin gerçek fiziksel sistemler için sağlanamadığını da gösterdi. Aspectnin deneyi böylece gizli değişkenlerin yerelliğini yadsımıştı. Tesadüf olmayan bir şe- ÇANLAR MATERYALİST REALİZM İÇİN ÇALIYOR kilde, kuantum mekaniği eşitsizliklerin kuantum sistemleri için de sağlanamadıklarını tahmin etmektedir. Bell teoremi Aspectnin deneyinin paradoksu, yerel olmayan çökme- gizli değişkenlerin, kuantum mekaniği ile (ve sonradan anla-dir. Deneydeki foton çiftlerinin, kaynaktan, polarizasyon ek- şıldığı gibi, deney ile) uyumlu olabilmesi için mekansız ol- maları gerektiğini belirtmektedir.senleri ile tanımlanmış doğrultuda çıktığını varsayarak, çök-meden kaçınabilir miyiz? Böyle bir durum kuantum mekani- EPR ve Bell tarafından yapılan çalışmanın çok uzaklarağinin olasılıklı yorumuna göre mümkün değildir ama işi etki eden sonuçları dikkate değer. İlk olarak, Einstein, Po-yapmaları için gizli değişkenleri çağıramaz mıyız? Eğer bu dolsky ve Rosen tarafından işaret edilen paradoksun incelen-mekansızlığı ortadan kaldıracaksa, gizli değişkenleri çağıra- mesi kuantum bağlantılarının ve kuantum çökmesinin me-
    • 184 Einstein-Podolsky-Rosetı Paradoksu 185kansızlığını açığa çıkardı. Sonra Bell, gizli değişkenlere baş-vurarak yerel olmayıştan kaçınamayacağımızı çünkü onlarında yerel olmayışı gösterdiğini, böylece materyalist realizmikurtaramayacağını gösterdi. Fizikçi Nick Herbertın bir Bell eşitsizliğini basit, kısa vezarif biçimde ele alışını inceleyelim. 7 Polar ilişkili iki foton huzmesi bir kaynaktan çıkıp zıtyönlere hareket ederler. Bağlantılı foton çiftini oluşturan eşlerJoe ve Moe (J ve M) diye adlandırılır. Polaroid gözlük gibi işgörecek olan kalsit kristalinden yapılma detektörlerle J gru-bunu ve M grubunu gözlemlemek üzere iki deneyci hazırla-nır. Gelin bu kalsit kristallerine J detektörü ve M detektörüadını verelim (Şekil 31a). Şekil 30da resmedilen benzer birdeneydeki gibi, J detektörü ve M detektörü her ne zaman bir-birlerine paralel (paralel polarizasyon eksenlerinde) ve dikeyeksene herhangi bir açıda bağlanırlarsa, her bir gözlemci bağ-lantılı fotonların birini görür. Detektörlerden biri diğerine 90derece açıyla yerleştirildiğinde, bir gözlemci bir foton görür-se, diğeri onun bağlantılı eşini ıskalar. Tanım gereği, gözlem-ci bir fotonu görürse, fotonun polarizasyonu gözlemcininkalsit kristal detektörünün polarizasyon ekseni boyuncauzanmaktadır (böyle polarizasyon A adını alır). Eğer göz-lemci bir fotonu görmezse, fotonun gözlemcinin kalsit krista-linin polarizasyon eksenine dik (böyle polarizasyon P adınıalır) polarize olduğu sonucuna varılır. Şimdi gizli değişken-lerle, fotonların gözlemlerimizden bağımsız olan belirli (bağ-lantılı) polarizasyon eksenlerine sahip olmalarına izin verdi-ğimizi varsayalım. Önemli nokta şudur: Gizli değişkenlerle,fotonlar önceden edinilmiş özelliklere sahiptirler. Böylece, detektörleri paralel ayarlanmış iki uzak göz- ise, (d) düzeneğindeki hata oranı (mükemmel bağlantıdan sapma),lemci tarafından yapılan tipik bir eşzamanlı (senkronize) di- en çok (b) ve (c)de gösterilen iki düzeneğin hata oranlarının topla- mı kadar olmalıdır.
    • 186 Einstein-Podolsky-Rosetı Paradoksu 185ziliş saptaması mükemmel bir isabet deseni gösterecektir. açık hale gelir. İki paralel detektörle başlayalım; gözlemlenenTıpkı şöyle: dizilişler bu durumda aynıdır. Moeyu A açısı kadar Joe: APAAPPAPAPAAAPAPPP döndürün (Şekil 31b), dizilişler artık aynı değildir; hatalar Moe: APAAPPAPAPAAAPAPPP içermektedir: ortalama her dört gözlemde bir ıska. Benzer şe- Ve detektörler dik açıda olduklarında, mükemmel bir ıs- kilde, paralel düzeneğe gerigelip bu kez Joeyu A açısı kadarka dizilişi göreceğiz, tıpkı böyle: döndürün (Şekil 31c); yine ortalama her dört gözlemde bir ıs- Joe: PAPAAPAPPAAAPAPPPA ka olacaktır. Bu sonuç, iki detektör ve gözlemcilerin birbirle- Moe: APAPPAPAAPPPAPAAAP rinden ne kadar uzak olduğuyla ilgili değildir. Biri New Bu sonuçların hiçbiri artık şaşırtıcı değildir. fotonların Yorkta diğeri Los Angelesta, kaynak da aralarında bir yerdepolarizasyonları artık önceden belirlenmiş olduğundan, çök- olabilir.me söz konusu değildir. (Tekil ışınların polarize olmadığına Eğer yerel olmayış geçerliyse, eğer şartlar gereği belirliçünkü uzun bir dizilişte her bir gözlemcinin A v e P fotonları- bir polarizasyon eksenine geçmeleri için fotonları yönlendi-nm 50-50lik bir karışımını gördüklerine dikkat edin.) ren gizli değişkenler yerelse, şunu kesin olarak söyleyebiliriz: Detektörler arasındaki açıya bağlı bir Polar İlişki veya Pİ Joenun detektörüne yaptığınız şey, Moedan aldığımız bil-miktarı tanımlayabiliriz. Detektörler aynı açıda olduklarında giyi değiştiremez, en azından anında değiştiremez. Ve (Pİ-= 1) mükemmel bir bağlantıya sahip olduğumuz açıktır. Moenun detektörüne yaptığınız şey de Joedan aldığımızEğer detektörler dik açılıysalar (Pİ = 0) mükemmel bir ters bilgiyi değiştiremez. Şayet, dedektörler paralel düzen-bağlantıya sahibizdir. lendikten sonra, Joe gözlemcisi Joe detektörünü A açısı kadar Bu noktada Bell, "Arada açı için Pİ değeri nedir?" diye çevirirse ve Moe gözlemcisi de Moe detektörünü aynı açıdasordu. Bunun sıfır ile bir arasında olması gerektiği açıktır. ters yöne çevirirse (öyle ki, artık iki detektör Şekil 31ddekiVarsayalım A açısı için, Pİ 3 / 4 olsun. Bu, detektörlerin bu gibi 2A açısındadır) hata oranı ne olacaktır? Eğer gizli değiş-yerleşimiyle (Şekil 31b), her dört foton çifti için isabet sayısı kenlerin yerelliği geçerliyse, her çevrilme her dört gözlemde(ortalama) 3 ve ıska sayısı ldir anlamına gelir; tıpkı şu sap- bir hataya neden olacaktır; bu şekilde toplam hata oranı dör-tama dizilişindeki gibi: de iki olacaktır. Ancak, arada bir Joenun hataları Moenun Joe: APPPPAPPAPAAPAAA hatalarını iptal edebilir. Bu durumda hata oranı 2/4ten az veya eşit olacaktır: bir Bell eşitsizliği. Halbuki kuantum me- Moe: APAPPAAPAPPAPAPA kaniği 3/4lük bir hata payı tahmin eder (bunun kanıtlanma- Eğer polarizayonları ikili kod mesajları olarak düşünür- sı bu kitabın sınırlarını aşıyor). Bell teoremi işte budur: kuan-seniz, mesajlar iki gözlemci için artık aynı değildir: Moenun tum mekaniği ile uyuşmayan, yerel özellikteki gizli değiş-mesajında (Joenunkine kıyasla) her dört gözlemde bir bir ha- kenler teorisi.ta (ıska) vardır. Bell tarafından tarif edilen eşitsizliğin bir örneği artık Bell eşitsizlikleri deneysel olarak da incelenmiştir. 1972de Berkeleydeki fizikçiler John Clauser ve Stuart Freed-
    • 188 Einstein-Podolsky-Rosetı Paradoksu 185man, Bell eşitsizliklerinin gerçekten de ihlal edildiğini ve ku- görüntüleri asli gerçeklik olarak ele alınırsa, bu garip görün-antum mekaniğin haklı olduğunu buldular.» Sonra Aspect mektedir ama "gerçek" balık bakımından, her şey çok basit-deneyiyle iki detektör arasında hiçbir yerel sinyalin olamaya- tir.cağını kanıtladı. Bohmun benzetmesi Eflatunun mağaradaki gölgeler Bellin çalışmasının (ve çalışması polar ilişkilerin ölçül- benzetmesini andırır ama bir fark vardır. Bohmun teorisin-mesi fikrine yol açtığı için Bohmun çalışmasının da), kuan- de, gerçek balığın görüntüsünü yansıtan ışık yaratıcı şuuruntum mekaniğindeki mekansızlığı sağlam biçimde saptayan ışığı değil, soğuk, nedensel, gizli değişkenlerin ışığıdır.Aspect deneyine doğru nasıl yol açtığına dikkat edin. Şimdi, Bohma göre mekan-zamanda ne meydana gelirse, yine de1985teki bir fizik konferansında bir grup fizikçinin "Jingle mekan-zamanm ötesinde olan yerel olmayan bir gerçeklikteBells" melodisi eşliğinde şu şarkıyı niçin söylediğini anlaya- meydana gelen tarafmdan belirlenmektedir. Eğer durumbilirsiniz: böyle olsaydı, o zaman hür irademiz ve yaratıcılığımız nihai anlamda illüzyonlardan ibaret olur ve insanlık dramasında Tekilcik Bohm, tekilcik Bell hiçbir gerçek mana olmazdı. 9 İdealist yorum tam tersini vaat Hep tekilcik, hep. eder: Yaşam, manayla dopdoludur. Saymak ne hoştur Her gün bağlantıları. Bu biraz da bir sinema filmi ile bir doğaçlama sahne gös- terisi arasındaki fark gibidir. Filmdeki hareket ve diyaloglar Bell teoremine ve Aspect deneyine göre, eğer gizli değiş- sabit ve belirlenmiştir ama canlı doğaçlama gösteride, var-kenler mevcutlarsa, bağlantılı kuantum nesnelerini, nesnele- yasyonlar mümkündür.rin arasında tüm galaksi olsa bile, anında etkileyebilmeliler. İdealist yoruma göre, Bell tarafmdan tarif edilen eşitsiz-Aspectnin deneyinde, bir deneyci detektör yerleşimini de- liklerin ihlali fotonlar arasında yerel olmayan bağlantıyı işa-ğiştirdiğinde, gizli değişkenler sadece bu detektöre ulaşan fo- ret eder. Bir açıklama olarak gizli değişkenler şart değildir.tonları etkilemekle kalmayıp uzaktaki eşini de etkilemekte- Şüphesiz, şuur mekansız bağlantılı fotonların dalga fonksi-dir. Gizli değişkenler yerel olmayan etkide bulunabilmekte- yonunu çökertmek için mekansız etki etmelidir.dir. Bell teoremi klasik fiziğin yerel sebep yerel sonuç dogma- Bohmun balık ve onun iki televizyondaki görüntülerisını yerle bir eder. Kuantum mekaniğinde nedensel bir yo- benzetmesine geri dönersek, idealist yorum balığın farklı birrum bulmak amacıyla, David Bohmun yaptığı gibi, işe gizli gerçeklik düzeyinde var olduğu noktasında Bohm ile aynı fi-değişkenleri dahil etseniz bile, bu gizli değişkenler mekansız kirdedir; ancak bu düzen, şuurdaki aşkın bir düzendir.. "Ger-olmalıdır. çek" balık, zaten şuurda bir olasılık biçimidir. Gözlem eyle- minde, balık görüntüleri, gözlemin öznel deneyimi olarak te- David Bohm, Aspectnin deneyini iki ayrı televizyona zahürat dünyasında aynı anda ortaya çıkarlar.iki ayrı görüntü olarak aktarılan bir balıkla kıyaslar. Bir balıkher ne yaparsa, diğer balık da aynen yapmaktadır. Eğer balık Aspect deneyinin bir başka yüzünü düşünelim. Bu de- ney ve kuantum mekansızlığı kavramı, bazı insanların ne-
    • 190 Einstein-Podolsky-Rosetı Paradoksu 185denselliğin (sebebin her zaman sonuçtan önce geldiği fikri- hayetinde temsil edilemeyen, aşkın etkenlere dayandıkların-nin) bir tür ihlalini içerdiğini ümit etmelerini sağladı. Şart de- dan dolayıdır ki, psişe ve maddenin bir ve aynı şeyin farklığil. Aspect deneyindeki her bir gözlemci her zaman Alar ve veçheleri olması kuvvetle muhtemeldir." 11 Bu tanımlama, be-Plerin 50-50 rastgele bir karışımını görür, insan bunlar yo- yin-zihin sorununu ele alışımızda kullanışlı olacak.luyla bir mesaj gönderemez. İki gözlemcinin verileri arasın- Eğer eşzamanlılık size hala muğlak bir kavram gibi geli-da gördüğümüz bağlantı, biz iki dizilişi karşılaştırdıktan son- yorsa, belki bir öykü yardımcı olabilir. Bir adam aniden bal-ra ortaya çıkar. Ancak o zaman bunun anlamı zihnimize kondan, o sırada kasaba meydanına doğru gitmekte olan birdoğar. Demek ki Bell teoremi ve Aspect deneyinin ima etti- hahamın üstüne düşmüş. Adamın düşmesini yavaşlattığıği şey nedenselliğin ihlali değil, bizim mekan-zamanımız- için adama bir şeycik olmamış ama hahamın boynu kırılmış.da aynı anda oluşan olayların, mekan ve zaman dışındaki Haham kasabada pek saygı duyulan ve yaşam deneyimlerin-yerel olmayan bir alemde yer alan ortak bir nedenle anlam- den ders alan bilge bir adam olduğundan, takipçileri sormuş-lı biçimde ilişkilendirilebileceğidir. Bu ortak neden, şuur lar: "Boynunun kırılmasından ne gibi bir ders aldın?" Ha-tarafından yerel olmayan çökertme eylemidir. (Olgudan son- ham cevap vermiş: "Genellikle ektiğini biçersin denildiğinira bulunan mana modeli önemlidir ve kitapta daha sonra ele duyarsınız. Ama bakın bana olana. Adam balkondan düştü,alınacaktır.) benim boynum kırıldı. Demek ki biri eker, bir diğeri biçer." Demek ki Aspectnin deneyinin işaret ettiği şey bir me- İşte eşzamanlılık budur.saj aktarımı değil, şuurda bir iletişim, ortak bir sebebin ilham Bağlantılı iki foton veya elektron ya da diğer herhangiettiği paylaşımdır. Psikolog Cari Jung, eşzamanlılık kelimesi- bir kuantum sistemi için de aynısı geçerlidir. Birini gözlem-ni, insanların bazen deneyimlediği, belki de aşkın alemdeki lerseniz, diğeri de anında etkilenir çünkü mekansız şuur herortak bir neden haricinde nedensiz meydana gelen anlamlı ikisini de eşzamanlı olarak çökertmektedir.tesadüfleri tarif etmek için uydurmuştu. Aspectnin deneyin- Jung, eşzamanlı olayların ortak sebebinin bulunduğudeki yerel olmayış Jungun eşzamanlılık tarifine mükemmel şuurun aşkın alemine bir isim vermişti: kolektif şuurdışı. Şu-biçimde uymaktadır: "Eşzamanlı fenomenler; heterojen, ne- urdışı denmektedir çünkü biz normalde bu olayların yerel ol-densel olarak ilişkisiz süreçlerdeki anlamlı denkliklerin aynı mayan doğasının farkında değilizdir. Jung, Freudyen kişiselanda meydana geldiğini kanıtlamaktadır; başka bir deyişle, şuurdışına ek olarak, şuurumuzun kişilik ötesi kolektif birbir gözlemci tarafından algılanan bir içerik, aynı anda, her- veçhesi olduğunu; bunun zaman-mekan dışında işlemesi vehangi bir nedensel bağlantı olmaksızın dıştaki bir olay tara- coğrafi köken, kültür ve zamandan bağımsız gibi göründü-fından temsil edilebilir. Bundan, ya psişenin zamanda lokali- ğünden mekansız olması gerektiğini deneyimlere dayanarakze olamayacağı ya da mekanın psişeye göreli olduğu sonucu keşfetmişti.çıkar." 10 Jung, şaşırtıcı bulabileceğimiz bir içgörüyle şöyle de- Bell teoremi ve Aspect deneyinin yerel olmayan bağlan-vam eder: "Psişe ve madde bir ve aynı dünyada olduğundan tıları, nedensel olmayan tesadüflerdir ve anlamları -tıpkı eş-ve dahası, birbirleriyle sürekli temasta olduklarından ve ni- zamanlılık olayları gibi- her zaman olgudan sonra yani göz-
    • 193 199 Einstein-Podolsky-Rosen Paradoksulemciler verilerini kıyasladıklarında ortaya çıkma yolunu iz- ni görebilmek üzere sistemin dışına zıplamasıdır.lerler. Eğer bu bağlantılar Jungcu eşzamanlılığın örnekleriy- Bir zamanlar olasılıkçı kuantum mekaniği filozofları hürse, burada işe dahil olan mekansız şuur unsuru Jungun ko- irade sorununa yeniden bakmaya cesaretlendirmişti. Ancaklektif şuurdışı kavramıyla da ilişkili olmalıdır. Bizim yerel ol- eğer hala materyalizme, yani maddeciliğe inanıyorsanız ola-mayan şuurumuz bir kuantum nesnesinin dalga fonksiyonu- sılık, hür iradenin sadece soluk bir versiyonunu sağlayacak-nu çökertir ve biz onu gözlemlediğimizde çökmenin sonucu- tır. Bir çatal yolla karşılaştığınızda, nereye gitmelisiniz? Hürnu seçer ama biz normalde çökmenin ve seçmenin mekansız- iradeniz kuantum mekaniği olasılıklarıyla mı belirlenir, yok-lığının farkında değilizdir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi sa şuurunuzda iş gören bir tür klasik determinizmin mi so-için, "Psikolojileri Bütünleştirmek" başlıklı bölüme bakınız. nucudur? Fark, aslında o kadar da önemli değildir. Gerçek seçme özgürlüğünün sahneye girdiği başka durumlar vardır. Yaratıcı çalışmayı ele alalım. Yaratıcılıkta, sürekli bizi FIZIK, PSIKOLOJIYE GIDEN BIR YOL HALINE GELIYOR geçmiş deneyimlerimizin bağlamının dışına fırlatan sıçrayış- lar yaparız. Bu durumlarda yeni bağlama açık olmak için öz- Kuantum mekaniğini yorumlayışım, fiziğin psikolojiye gürlüğü kullanmamız gerekir.uygulanması için yol açmaktadır. Bu yorum hakkında daha Ya da ahlaki bir karar vermeniz gereken bir durumu dü-ayrıntılı bir tartışma yararlı olacaktır çünkü tartışmanın şünün. Dinsel inanç ahlaki değerlerin otorite tarafından dik-yarattığı sürtünme, aydınlanmaya yol açar. te edilmesi gerektiğini önerebilir ama insanların ahlaki karar- Eğer yerel olmayan şuurun etkilerinin farkında değilsek, lar alma sürecine yakından baktığımızda, inanç ve değerlereyerel olmayan şuur da tıpkı gizli değişkenler gibi bir başka dayanan gerçek bir ahlaki kararın gerçek seçme özgürlüğünügereksiz varsayım mı? Yerel olmayan şuuru kesinlikle gizli -durumun bağlamını değiştirme özgürlüğü- gerektirdiğinideğişkenlere benzer biçimde ele alabilmenize rağmen, ide- görürüz.alistin yorumunun gizli değişkenlere bakmanın yeni bir yo- Bir örnek olarak, sözde iyicil bir emperyalist hükümetelunu önerdiğini kolaylıkla görebilirsiniz. Yerel olmayan şuur, karşı girişilen bağımsızlık kazanma mücadelesini düşünelim.Bohmun onları hayal ettiği tarzda nedensel parametreler Yöneticilere karşı şiddete dayalı geleneksel başkaldırılar ah-oluşturmaz ama sayemizde işler; daha doğrusu, o bizdir; sa- laki olmaktan çıkmaktadır, değil mi? Yine de Gandi, İngiliz-dece süptil biçimde örtülüdür (mistiklerin çağlar boyu tanık- lere karşı başarılı oldu çünkü Hindistanın bağımsızlık sava-lık ettikleri gibi farklı derecelerde açılabilen bir örtü). Dahası, şının bağlamını tek silah kullanarak değiştirebilmişti: Yaratı-yerel olmayan şuur nedensel süreklilik ile değil yaratıcı sü- cı seçim. Yöntemleri, emperyalistlere karşı şiddet içermeyenreksizlikle işler: andan ana, olaydan olaya, tıpkı beyin-zihnin protestolar ve hükümetle iş birliği yapmamaktı; ahlaki amakuantum dalga fonksiyonu çöktüğündeki gibi. Süreksizlik, yine de etkili yöntemler.kuantum sıçraması yaratıcılığın elzem unsurudur; bu tam En önemlisi, öznel alemde birçok ilginç fenomenin ortakolarak, şuurun, kendine gönderme yapmadaki gibi, kendisi- özelliği olan anlamı algılamayı ele alalım. Önünüzdeki masa-
    • 194 Einstein-Podolsky-Roserı Paradoksu 199da bir kitap duruyor. Bir kişi kitabı eline alıyor ve anlamsız kanıt var mıdır? Evet. Kanıtlar tartışmalıdır ama ilginçtir.bir ses çıkararak ve işaret ederek dikkatinizi kitaba çekiyor. Varsayalım, daha önce hiç görmediğiniz bir heykelin im-Birdenbire onun davranışının manasını anlıyorsunuz. Size gesi resmini çizebileceğiniz bir canlılıkla zihninizde canlandı.kendi lisanında kitap için kullanılan kelimeyi söylemektedir. Dahası, varsayalım ki bir arkadaşınız da tam imgenin zihni-Onun davranışının anlamı sizin şuurunuzda nasıl ortaya çık- nizde canlandığı o anda heykele bakmaktadır. Bu telepati ve-mıştır?" Bu, mekansızlığı (kendi yerel mekan-zaman sistemi- ya uzaktan görme olurdu ve pekala yerel olmayan şuur ara-nizden dışarı zıplamayı) içerir. cılığıyla iletişimin bir örneği olurdu. Bu iletişimin sıra dışı doğası sizin için çok açık olmaya- Şüpheci bir bilim adamı arkadaşınızın neye bakacağınıbilir çünkü çok tanıdıktır. Ancak bebekliğinden beri sağır ve önceden biliyor olduğunuzdan şüphelenecektir. Birkaç araş-kör olan genç Helen Kelleci düşünün. Annie Sullivan, He- tırmacının sizin ve arkadaşınızın (tabi araştırmacıların da)lenin elini suyun altında tutarak onun avucuna su kelimesi- hangi nesneye bakılacağını önceden bilemeyeceğinizi, sadecenin işaretini yaparken, kitap için kelime içeren örnekte gördü- telepatik aktarımın yapılacağı anda neye bakılacağını belirle-ğünüz aynı iletişim bağlamını kullanıyordu. Helen, öğretme- meyi temin eden bir bilgisayarları olduğunu varsayalım.ninin hareketlerinin anlamı kavrayana dek -Helen var olan " Şüpheci bir bilim adamı yine de yapılan çizimin yorumabağlamından dışarı, yeni bir bağlamın içine sıçrayana dek- açık olduğunu söyleyerek itiraz edebilir. Çiziminizin arkada-kadının deli olduğunu düşünmüş olmalıdır. şınızın gördüğü şeyi gerçekten de temsil ettiğine nesnel ola- Nobel ödüllü fizikçi Steven Weinberg kozmoloji üstüne rak karar verebilir misiniz? Böylece araştırmacılar, sizin çi-yazdığı popüler kitabının sonuç bölümünde, "Evren daha id- zimlerinizle uzaktan görülen yerleri eşleştirmek üzere taraf-rak edilebilir göründükçe, daha anlamsız görünmekte," de- sız hakemler -daha iyisi, bilgisayarlar- kullanırlar. Bağlantımişti.12 Aynı fikirdeyiz. Mekansız ve birleştirici şuur gibi hala sağlamdır. Şüpheci bilim adamının telepati konusunda-kavramlar ve yerel olmayan çökme fikri, materyalist bilim ki görüşünü değiştirmesini bekler miydiniz?adamı için evreni daha az idrak edilebilir hale getirmektedir. Böyle deneyler birçok farklı laboratuvarda yürütülmüşAyrıca bu kavramlar evreni diğer herkes için çok daha an- ve hem psişik hem de psişik olmayan deneklerle olumlu so-lamlı hale getirmektedir. nuçlar elde edilmiştir.13 Peki niçin telepati bilimsel olarak makul bir keşif olarak kabul edilmemiştir? Bilimsel bakış açı- sından bunun bir sebebi, duyular dışı algılama (DDA) verile- YEREL OLMAYAN BİR KUANTUM OLAYI OLAN UZAKTAN GÖRME rinin kesinlikle tekrarlanabilir olmayıp, sadece istatistiksel olarak tekrarlanabiliyor olmasıdır. Eğer DDA mümkünse, sa- İdealist yorumda, kuantum mekansız bağlantıların göz- yesinde bir biçimde anlamlı mesajlar aktarabilirdik, tarzındalemlenişi, şuurun yerel olmayışının da hataya yer bırakma- bir zan mevcuttur; düzenli nedensellik dünyasında afet yara-yan bir ifadesidir. Dolayısıyla, öznel deneyimlerde de kuan- tacak bir özellik. Ancak DDA hakkındaki şüpheciliğin entum mekansızlığının bağlantısını bulabilir miyiz? Böyle bir önemli sebebi, duyu organlarımız için herhangi yerel bir sin-
    • 197 199 3 Einstein-Podolsky-Roserı Paradoksu 199yal içermiyor gibi gözükmesi olabilir; böylece materyalist Meksikalı nörofizyolog Jacobo Grinberg-Zylberbaum verealizm tarafından yasaklanmıştır. meslektaşları tarafından yakın zamanlarda yapılan bir deney, Uzaktan görme verilerini, zihnimiz kuantum olduğu beyin-zihindeki yerel olmayış fikrini doğrudan desteklemek-için, deneyimimizde ortaya çıkan mekansız bağlantı dene- tedir; bu deney, Aspectnin foton deneyinin beyin karşılığı-yimleri olarak açıklamaya girişebiliriz. (Eğer şartsa, inançsız- dır.16 İki deneğe "doğrudan iletişim" hissetmeye başlayanalığınızı bir süre askıya alın.) Aspectnin kuantum mekansızlı- dek otuz ila kırk dakika boyunca etkileşmeleri talimatı veri-ğı deneyi bakımından, DDA meselesi bir seçme meselesi gibi lir. Sonra ayrı ayrı Faraday kafeslerine (tüm elektromanyetikgörünmektedir. Sadece bağlantılı iki psişik, tıpkı Aspectnin sinyalleri engelleyen metal kutular) girerler. Eşinin bilgisi dı-deneyindeki iki foton gibi, bilgiyi yerel olmayan biçimde şında, deneklerden birine, ışıkla uyarılmış beyindepaylaşmaktadır. Bu deneyde, deneysel düzeneğin seçimi, fo- ateşlenmiş bir potansiyel (bir duyunun uyarılmasıyla üreti-tonların kaynağı ve verilere atfedilen anlam; fotonların bağ- len ve EEG tarafından ölçülen bir elektrofizyolojik tepki) üre-lantılı olduklarını açığa çıkartmaktadır.14 Benzer şekilde, ten yanıp sönen ışık sinyali gösterilir. İlginç bir şekilde, de-uzaktan görme deneyindeki psişiklerin bağlantısı da deneyin neydeki eşler doğrudan iletişimlerini korudukları sürece,hazırlanması, kurulması ve verilere atfedilen anlamla ilişkili uyarılmamış beyin de aktarım potansiyeli denilen ve uyarıl-olmalıdır. mış beyindeki ateşlenmiş potansiyele biçim ve güç bakımın- Hem nedensel olmayıştan hem de uzaktan görmeden dan benzer bir elektrofizyolojik etkinlik gösterir. (Kıyaslama(muhtemelen genelde DDAdan) çıkarılan anlam, bu feno- grubundaki denekler, tam tersine, herhangi bir aktarım po-menleri yerel olmayan kuantum çökmenin neden olduğu eş- tansiyeli göstermezler.) En doğru açıklama kuantum me~zamanlılık olayları olarak görme lehinde güçlü kanıtlar sağ- kansızlığıdır: İki beyin-zihin, beyinlerin kuantum doğası sa-lar. Eşzamanlılığı veya nedensel olmayan fenomenleri istek yesinde yerel olmayan bağlantılı bir sistem gibi davranır.üzerine düzenleyemeyiz. Unutmayın, yerel olmayan kuan- Bağlantı, yerel olmayan şuur yoluyla kurulmuştur ve sürdü-tum çökmenin, nedensellik ilkesiyle çelişmemesinin sebebi; rülmektedir.mesajların dikte edilmesini imkansız hale getirmesidir. Deneydeki deneklerden hiçbirinin, aktarım potansiyeli- Uzaktan görme de de böyle olabilir. Belki de psişikler nin ortaya çıkmasıyla ilişkili şuurlu bir deneyim bildirmemişarasındaki yerel olmayan iletişim, araçlarla sağlanan hiçbir olması önemlidir. Demek ki öznel düzeyde hiçbir bilgi akta-bilgi aktarımı içermemektedir. Bir psişiğin uzaktan görmesi rımı yoktur ve nedensellik ilkesinin ihlali söz konusu değil-ile bağlantılı psişiğin çizimi arasındaki bağlantı istatistiksel- dir. Yerel olmayan çökme ve de deneklerin ateşlenmiş ve ak-dir ve iletişimin anlamı ancak çizim ve görülen yer karşılaş- tarılmış potansiyellerinin ardışık benzerlikleri, bir eşzamanlı-tırıldığında açık hale gelmektedir. Benzer şekilde, Aspectnin lık eylemi olarak görülebilir; bağlantının önemi ancak biz po-deneyinde de bağlantılı fotonlar arasındaki iletişimin anlamı tansiyelleri karşılaştırdıktan sonra nettir. Bu, Aspectnin de-ancak iki uzak gözlem dizilişinin karşılaştırılmasından sonra neyindeki duruma benzer.17bariz hale gelmektedir.15 Zamanda yerel olmayış için de kanıt bulabilir miyiz? Ba-
    • Einstein-Podolsky-Roserı Paradoksu 199198zen halka mal olan önceden bilme (prekognisyon) vakaların- hatta uzak yerlere seyahat edebilmekteler.18 Bu fenomene be-da gerçeklik payı var mıdır? Örneğin, birisi Robert Ken- den dışı deneyim (BDD) adı veriliyor. BDDin, zihninnedynin suikastini önceden gördüğünü iddia etmişti. Bir ön- "Ben"inin beden dışına transmigrasyonuna (göçüne) benzer-ceden bilme deneyi planlamak zor. Dolayısıyla belirli bir psi- liği inkar edilemez ama bu nasıl olabilir? Kulağa daha çok zi-şik kişi hakiki prekognisyon yeteneğine sahip midir, değil hin-beden düalizmi gibi geliyor.midir diye tartışmanın bir manasını göremiyorum. Ancak, Beden dışı deneyimlerin şuurun gerçek bir fenomeniSchrödingerin kedisi paradoksunun, en azından safiyane bir olarak geçerliliği, güvenilirlik kazanmıştır. Örneğin, Michaeltarzda söylersek, zamanda yerel olmayış fikrini gerektiren Sabomun ölüme yakın deneyimlerle bağlantılı BDDlerinzeki bir analizi mevcuttur. Kedinin ölü-diri çatallanmasını önemli ve sistematik bir incelemesini içeren Ölüm Anılan ad-çökertmek için gereken şuur hakkında daha önce anlattıkla- lı kitabını okuyun. Tıbbi raporlara erişebilen bir kardiyologrımıza göre, biz onu gözlemleyene dek kedi araftadır. Varsa- olan Sabom, denek-hastaların BDD hikayelerinde yer alan veyalım, kutunun yanında zemine kül döktük ve bir saat do- aslında ölü olan bedenleri üstünde uygulanan tıbbi müdaha-lunca kutuyu otomatik olarak açacak bir düzenleme yaptık. le prosedürlerindeki birçok teknik ayrıntıyı doğrulayabilmekVarsayalım olay mekanına bir saat daha geçtikten sonra gel- gibi nadir bir avantaja sahipti. Denekler, fiziksel bedenlerinindik ve kediyi canlı bulduk. Soru: Kedinin ayak izleri küllerin görüş alanının açıkça dışında olan prosedürleri büyük doğ-üstünde görünmekte midir? Eğer görünüyorlarsa, kedi ayak rulukla tarif etmişlerdi.izlerini nasıl bırakmış olabilir? Bir saat önce, kedi hala araf- Bu deneklerin tıbbi geçmişleri sık sık hastaneye yatmayıtaydı. Zamanda yerel olmayış fikri, böyle bir paradoksu çöz- ve hastane prosedürlerini deneyimlemeyi içerdiğinden, başa-menin, tıpkı gecikmiş seçme deneyinde önerildiği tarzda, en rılı tahminler yapıyor olmaları da çok şaşırtıcı olmazdı. Bukolay yolunu sunmaktadır. olasılığı dışlamak için Sabom, yakın ölüm krizleri de dahil, benzer tıbbi geçmişleri olan ama BDD yaşamamış hastalar- dan oluşan bir kontrol grubu kullandı. Ölüme yakın haldey- BEDEN DıŞı DENEYİMLER ken, acil serviste neler olduğunu düşündükleri, bu kontrol grubuna sorulduğunda, bu hastalar birçok yanlışlıklar içeren ve olgularla genel bir tarzda bile jiek az bağlantılı şeyler an- Kuantum/idealist şuur modeliyle açıklanabilecek, latılar. Başta kendisi de şüpheci olan Sabom, araştırmalarınıuzaktan görme dışında başka parapsikolojik fenomenler de günümüz psikoloji laboratuvarı metotlarının titiz standartla-var mıdır? Cevabın kesinlikle olumlu olduğunu söylemek rına uygun biçimde yürütmek ve bulgularını yine bu tarzdaiçin henüz erkense de, soruya açık fikirli yaklaşmamızın da- değerlendirmek için büyük özen göstermişti.ha iyi olacağını öneren belirtiler var. Birçok insan bedenlerinin dışına gerçekten de çıktıkları- Zihin gerçekten de bedeni terk edebilir mi? BDD gibinı iddia etmektedir. Böylesi anlarda arkadaşlarına kulak mi- psişik deneyimlerde kesinlikle öyle görünüyor. Bu soru,safiri olmakta, üstlerinde yapılan ameliyatları izlemekte ve yerellik yüzünden eli kolu bağlı materyalist bilim adamları-
    • 201 199 Einstein-Podolsky-Rosen Paradoksurun bazen kalkıştığı gibi halüsinasyon deyip geçiştirilemez. rüş alanının dışını yerel olmayan tarzda görüşü olması ge-BDDin halüsinasyon olup olmadığı sorusunu enine boyuna rektiği fikri geldi. Nesnel olarak bakınca, Sabomun ölümearaştırmış bir araştırmacı olan Sabom şunu söylüyor: "ÖYDe yakın deneklerinin yapıyor oldukları buydu. Ama beden dı-[ölüme yakın deneyim] hiç benzemeyen otoskopik [kendi şında olma illüzyonunun sebebi neydi?kendini imgeleyen] halüsinasyon; (1) yansıtılan imgeyi (dub- Çok küçük çocuklar duyusal algı alanlarının dışındakile) algılayan fiziksel bedeni (orijinal) içerir, (2) orijinal ve bir şeyi gördüklerinde veya işittiklerinde, yetişkin bir uzak-duble arasında doğrudan etkileşim söz konusudur, (3) ger- tan görenin yaşadığı zorluğun tersini yaşarlar. Çocuğun ev-çek değilmiş gibi algılanır ve (4) genelde olumsuz duygular reni dışsallaştırmada yaşadığı zorluk, dışsal dünya ile ilgiliuyandırır. Bu sebeplerle, otoskopik halüsinasyon OYDin tüm farkındalığımızın aslında kafalarımızın içinde meydanamakul bir açıklaması olabilir gibi görünmemektedir."19 gelmesinden, çünkü görsel ve işitsel imgelerin beyinlerimi- Dürüstçe söyleyeyim, seksenli yılların başında BDDe zin içinde biçimlendiği olgusundan kaynaklanmaktadır. Ya-ilk kez baktığımda, şu ya da bu araştırmadan etkilenmiş ve vaş yavaş, dokunma ve tatma duyularını yaygın biçimdefenomene -halüsinasyon ya da zihnin göçüne sığınmaksızın- kullanan çocuklar dünyayı dışsallaştırmayı öğrenirler. Gör-bilimsel bir çerçevede açıklama sağlayacak bir tarzda bakma- me ve işitmede uzaklık efektlerini tanımalarını sağlayan algı-nın alternatif bir yolunu aramaya başlamıştım. Fizik bedenle- sal ayrım yapmayı geliştirirler.rinin ameliyatını izleyen bedensiz zihinler ya da bazı çevre- Bir yetişkin için, görüş alanı dışındaki bir nesneninlerde verilen adıyla astral bedenler, bana göre ancak optik bir uzaktan görülmesi gibi hiç tanıdık olmayan bir deneyim, birillüzyonun öznel algılanışı diye kabul edebileceğim şeyin çocuğun deneyimleyebileceğinden çok daha fazla bilişsel ka-zorlayıcı olmayan, basit açıklamasıydı. os üretmelidir. Yetişkinin artık içine işlemiş olan koşullanmış Tanıdık bir optik illüzyon örneği, ayrımı daha netleştire- algı sistemi, nesnenin başka bir yerlerde olduğunu söyler;cektir. Ay illüzyonu beni hep büyülemişin Ufuktaki ay doğa- dolayısıyla onu görebilmesi için kişinin "orada" olması gere-da çıplak gözle bakılınca, bir fotoğraftakinden çok daha bü- kirdi. "Biz bakmıyorken de Ay yerinde midir?" sorusunda ol-yük görünür. Bilim adamlarınca yürütülen ayrıntılı deneyler duğu gibi beyin, yerel olmayan uzaktan görmeyi bir bedenve benim fenomenle ilgili hiç de ciddi sayılmayacak incele- dışı deneyim olarak kabul etmek üzere oyuna gelmiştir. De-melerim sonucunda bunun bir boyut illüzyonu olduğuna ik- mek ki bir kişi kendisini anestezi altında ameliyat olurkenna oldum.20 Ay ufuktayken, beyin onu gökyüzünde yüksel- seyrediyorsa, -normalde imkansız bir beceridir- ruhu ya damiş aydan daha uzakta algılama yanılgısına düşer. Dolayı- astral bedeni tavana yakın ya da odanın karşı köşesinde birsıyla beyin imgeyi daha büyük hale getirerek telafi eder. yerde havada salmıyor olmalıdır, zira olan biteni oradan al- BDDin bir tür illüzyon olması gerektiği fikri aklımdan gılıyor gibi görünmektedir.çıkmıyordu ama ne tür? Bu arada, uzaktan görme hakkında- BDDin pekala bir uzaktan görme fenomeni olabileceği-ki literatürü de taramaktaydım. Birdenbire aklıma BDDin ni görür görmez bir örtü kalkıverdi. İşte en azından bir bilimuzaktan görmenin bir tür illüzyonvari yapılanışı, kişinin gö- adamının şüpheciliğini tatmin edebilecek bir BDD açıklama-
    • 199202 Einstein-Podolsky-Rosen Paradoksusı vardı. Şuurun mekansızlığı, paradoksu çözen anahtardı. Bell teoreminin ve Aspect deneyinin gerçekten de Bu arada, eğer uzaktan görmenin mekansızlığı hakkın- materyalist realizm için ölüm çanlarını çaldığı gittikçe dahada şüpheciyseniz ve henüz bulamadığımız bir tür yerel sin- açık hale geldikçe, bilim adamlarının uzaktan görme deney-yallerin söz konusu olduğunu hissediyorsanız, şunu bilme- lerini ve diğer parapsikolojik fenomenleri kabullenmeye gös-niz gerekiyor ki araştırmacılar özellikle de Rusyada yıllarca terdikleri direncin azalması muhtemeldir. Yakın zamanlardaböyle sinyaller aramış ama bulamamışlardır.21 Deneylerin- Fizik Topluluğu toplantılarından birinde bir fizikçinin diğeri-den bazıları psişiklerin DDA becerilerini Faraday kafesleri ne şöyle dediği duyulmuş: "Bell teoremine kulak asmayanla-içinde sergilemesini de içermekteydi ama Faraday kafesleri- rın kafalarında beyin yerine taş olması gerek."23 Daha danin DDA yeteneği üstüne sergilenebilir bir etkisi yok görün- ümit verici olan, bir konferansta fizikçiler arasında yapılanmektedir. bir anketin orada toplanan fizikçilerin yüzde 39unun Bell te- Ayrıca, yerel sinyaller kaynaklarından çıkarak onu çev- oremine kulak astığını göstermiş olmasıdır. Böyle yüksekreleyen mekan (uzay) içine yayılırlar, böylece kaynaktan oranda fizikçi kulak astığına göre, idealist fizik paradigması-uzaktaki bir noktadaki sinyal yoğunluğu, uzaklık artıkça nın doğru biçimde işitileceğini ümit edebiliriz.azalmaktadır. Noktamız ne kadar uzaktaysa, ona ulaşansinyal miktarı da o oranda az olacaktır. Yerel olmayan ileti-şim böyle bir değer kaybı sergilemez. Uzaktan görmeninuzaklıkla değer kaybettiğine dair hiçbir kanıt olmadığına gö-re, uzaktan görme mekansız olmalıdır.22 Demek ki uzaktangörme veya beden dışı deneyimler gibi psişik fenomenlerinşuurun yerel olmayan işleyişinin örnekleri olduğu sonucunavarmak mantıklıdır. Anlaşılmamış bir fenomeni halüsinasyondur diye açık-layıp geçmeye yönelik herhangi bir girişim, tutarlı bir bilim-sel teori uygulanabildiğinde anlamsız hale gelmektedir. Ku-antum mekaniği, şuurun mekansızlığı savı için önemli des-tek sağlayarak teori için temel hazırlamaktadır; evrensel sı-nırlayıcı ilke olan yerellik dogmasına, deney verileriyle mey-dan okumaktadır. Belki daha da şaşırtıcı olan, şuurun mekansızlığı görü-şünün sadece duyular dışı algılamanın değil, bir sonraki bö-lümde göreceğimiz gibi, sıradan algılamanın da paradoksla-rını çözmesidir.
    • Realizmin ve İdealizmin Uzlaşması 205 2. Kuantum nesneleri Heisenberg belirsizlik ilkesi ile yöneti- lir: Konum ve momentum gibi dolanık değişken çiftlerini aynı anda ve kesin olarak ölçmek imkansızdır. Bu tama- mıyla bir ölçüm meselesi midir (kuantum sondalarının ölçtükleri nesnenin enerjisine kontrol edilemez miktarda enerji yüklemesi etkisi) yoksa belirsizlik ilkesi eşyanın ta- REALİZMİN ve İDEALİZMİN biatından mı kaynaklanmaktadır? Belirsizlik ilkesi, dalga- UZLAŞMASI lardan lokalize olmuş parçacıkları türetmek üzere bizim inşa etmek zorunda olduğumuz dalga paketlerinin tabi- Materyalist realizm kurtarılamaz. O zaman iki önemli atından doğar. Yine, bu cevap yoruma ve felsefeye dayan-soruya cevap verilmelidir: Birincisi, makro evren neden bu maktadır.kadar gerçekçi görünmektedir? İkincisi, bir tür realizm olma- 3. Dalga-parçacık ikiliği -yani kuantum nesnelerinin hemdan, nasıl bilim yapabiliriz? Çözüm, materyalist realizmin dalga hem de parçacık özelliğine sahip olmaları- paradok-idealist monizm içine dahil edilebilmesidir. Bunun nasıl ya- su bir çözüme ihtiyaç duyar; bu da yorumlama ve felsefepılabileceğine geçmeden önce, gelin kuantum mekaniğin ni- anlamına gelir.çin bir yorum gerektirdiğini düşünelim. Onu anlamak için 4. Eğer olabiliyorsa, bir tutarlı süperpozisyonun karşılığıneden bir felsefeye ihtiyacımız var? Neden kendini anlatamı- olan fiziksel gerçeklik nedir? Bu tür bir soruyu ciddi bi-yor? Sebepleri şöyle özetleyebiliriz: çimde ele almaksızın Schrödingerin kedisi paradoksunu gerçekten çözebilir miyiz? Bu tür bir sorunun ele almışı1. Bir kuantum sisteminin durumu Schrödinger denklemi değişmez biçimde yorumu ve metafiziği içerir. tarafından belirlenir ama Schrödinger denkleminin çözü- 5. Süreksizlik ve kuantum sıçramaları, gerçekten de kuan- mü, dalga fonksiyonu gözlemlediğimiz herhangi bir şeyle tum sistemlerinin davranışının temel özellikleri midir? doğrudan ilişkili değildir. Demek ki ilk yorum sorusu, Özellikle, dalga fonksiyonunun çökmesini ya da ölçüm dalga fonksiyonunun neyi temsil ettiğidir. Tek bir nesneyi durumundaki bir tutarlı süperpozisyonu süreksiz bir olgu mi? Bir benzer olaylar grubunu mu? Bir nesneler kümesi- olarak göstermiştik. Peki ama çökme şart mıdır? Çökme- ni mi? Dalga fonksiyonun karesi olasılıkları belirler ama den kaçınabileceğiniz ve böylece süreksizlikten kurtula- olasılıkları nasıl anlamamız gerekir? İşte bu yorumlanma- bileceğimiz yorumlar bulabilir miyiz? Böyle yorumlar yı gerektirir. Tekil nesne yorumunun tarafındayız ama bu arama eğiliminin felsefi bir tutuma, yani realizm felsefe- hala felsefi bir meseledir. sine çıkmak olduğuna dikkat edin. 6. Bohemi karşılıklılık ilkesi, belirli şartlar altında (örneğin, atomlardaki dolu enerji düzeyleri için) kuantum mekani- 204 ği tahminleri, klasik mekaniğin tahminlerine indirgenir.
    • 206 Realizmin ve İdealizmin Uzlaşması 207 Bu durum, çoğu durumda makro nesneler hakkında tah- mek; materyalist realizmi düz dünya, esir ve phlogiston (pat- minde bulunmak için klasik fiziği kullanabileceğimizi ga- lamanın ısı ve ışığındaki aktif etken olarak önerilen ve asla rantiler ama gerektiğinde ölçüm aygıtlarının klasik dav- bulunamayan madde) gibi modası geçmiş teoriler yığını ranmasını temin edebilir mi? Bazı fizikçiler (hepsi de rea- arasına fırlatıp atmak demektir. listtir) bunun felsefi bir mesele olduğunu düşünmekte.7. Bell teoremi ve Aspect deneyi bizi kuantum mekansızlığı- nın anlamını yorumlamaya zorlamaktadır. Bu durumun BIRÇOK-DÜNYA TEORISINI IDEALIZM ILE UZLAŞTıRABILIR MIYIZ? felsefemize pek ciddi yansımaları bulunmaktadır. Schrödingerin kedisi paradoksunun çözümü için öneri- Kuantum mekaniği tarafından şaşırtılan materyalist len çeşitli modellerin üçü dışında hepsi de kusurludur: bir-realizm, kuantum gerçekliğinin doğası sorusu ister belirsizlik çok-dünya teorisi, yerel olmayan gizli değişkenler teorisi veilkesiyle, ister dalga-parçacık ikiliğiyle, ister tutarlı süperpo- idealist monizme dayanan elimizdeki teori. Önceki bölüm-zisyonla her ne zaman ortaya çıksa zora girmektedir. Madde- lerdeki tartışmalardan da çıkartabileceğiniz gibi gizli değiş-sel gerçekliğin ötesinde başka tür bir gerçeklik olup olmadı- kenler yorumunu sorgulamak için yeteri kadar neden vardır.ğını her soruşumuzda, spotlar materyalist realizmin üstüne İdealizm burada kesin bir sınır çizer. Peki idealist yorum bir-döner. Benzer şekilde, gerçek bir süreksizlik gerçekliğin aş- çok-dünya teorisi hakkında da böylesine kesin bir sınır çize-kın bir düzenine ve dolayısıyla materyalist realizmin yıkıl- bilir mi?masına işaret etmektedir. Birçok-dünya teorisi, Schrödingerin kedisi paradoksu- Kuantum ölçüm paradoksları (örneğin Schrödingerin nun ortaya çıkardığı şaşkınlıkları evrenin iki dala ayrıldığıkedisi) bir materyal realist için imkansız zorluklardır. Mad- ana fikriyle çözmeye gayret eder: birinde ölü bir kedi ve yasdesel anlamda gerçek olan ve var olması için başka bir ger- tutan bir gözlemci, diğerinde diri bir kedi ve mutlu bir göz-çeklik düzeni gerekmeyen bir kedi, tutarlı süperpozisyon so- lemci vardır. Gelin, bu teoriyi kuantum mekansızlığı para-runuyla cesurca yüzleşmelidir. Bir kedi aynı anda hem ölü doksunu çözmek için de deneyelim. Bağlantılı bir elektronunhem diri olabilir mi? buradaki ölçümü, uzaktaki eşinin dünyasını hala ve anında Son olarak, Bell-Aspect mekansızlığı, materyalist rea- ayırmaktadır. Demek ki bu yorum, yerelliği tehlikeye sok-lizm için nihai meydan okumadır. Sadece iki alternatif vardır makta ve böylece materyalist realizmi hiç de destekleme-ve hiçbiri de katı materyalist felsefeyle uyumlu değildir. Za- mektedir.man-mekan ötesi bir alemdeki ışıktan hızlı sinyaller lehine Materyalist realizmi desteklemeye yardımcı olmasa dayerellikten vazgeçmek, açıkça maddesel düzenin ötesine sıç- birçok-dünya teorisi, idealist yoruma sağlam bir alternatiframaktır; tıpkı yerel olmayan gizli değişkenlerin var olarak kesinlikle düşünülebilir. Ama birçok-dünya alternati-olduğunu kabul etmek gibi. Güçlü nesnellikten vazgeçmek fi, (tıpkı yerel olmayan gizli-değişkenler teorisi gibi) Kopen-ya da şuurlu gözlemin bir şekilde etkisi olduğunu kabullen- hag yorumunun devrim yaratan birçok yönünü kenara bı-
    • 206 208 Realizmin ve İdealizmin Uzlaşmasırakmaktadır. Aksine idealist monizm ise Kopenhag yorumu- dalga fonksiyonu varsa, ne anlam atfedeceğini merak etmek-nun bulanıklaştığı noktadan yola çıkar; kuantum dalgaları- tedirler. Aşkın bir alemde olsa da, birçok-dünya teorisi, bunın ya da tutarlı süperpozisyonların gerçek ama materyalist sorunun cevabının nerede aranması gerektiği konusundarealizme ek ve onun ötesindeki aşkın bir alemde mevcut ol- yardımcı olur.duğunu net biçimde ilan eder. Gerçekten kozmolojik olan soru artık cevaplanabilir: Aslında, birçok-dünya fikri, idealist yorum içine kolayca Kozmos on beş milyar yıldır, bu sürenin çok büyük bir bölü-sokulabilir. Birçok-dünya teorisini dikkatle incelediğimizde, münde dalga fonksiyonlarını çökertecek şuurlu gözlemcilerbu teorinin şuurlu gözlemi kullandığını görürüz. Örneğin, yokken nasıl mevcut olabilmiştir? Çok basit. Kozmos asla so-kişi evrenin dallara ayrılmasının meydana gelişini nasıl ta- mut bir biçimde ortaya çıkmadı ve asla sabit bir halde de kal-nımlar? Eğer bu durum, bir ölçüm olduğunda meydana ge- maz. Birbiri ardınca gelen geçmiş evrenler, mevcut olaylarınlirse o zaman ölçümün tanımı gereği, gözlemcinin rolünü de zaman içinde çözüldüğü bir tablodaki resimler gibi görüle-içerir. mez; zaten üstünde düşünecek olursak, bu çözülen evren, as- İdealist yoruma göre tutarlı süperpozisyonlar, madde- lında materyal realistlerin onu tarif etme biçimidir.nin biçimlenmemiş arşetipleri halinde aşkın bir alemde mev- Ben ise evrenin aşkın alemdeki sayısız olasılık dallarında bi-cuttur. Birçok-dünya teorisinin paralel evrenlerinin, içerik çimlenmemiş potans halinde mevcut olduğunu ve ancak şuurlu birbakımından sadece maddesel değil aynı zamanda arşetipik varlık tarafından gözlemlendiğinde tezahür ettiğini öneriyorum.olduğunu farz edelim. Bunların zihin evrenleri olduğunu Emin olun, "Schrödingerin Dokuz Canlı Kedisi" başlıklı bö-varsayalım.1 O zaman, her bir gözlemin, maddesel evrenin bir da- lümde sözü edilen kendine göndermeye yol açan aynı daire-lını ikiye ayırdığım söylemek yerine, her bir gözlemin, gerçekliğin sellik burada da vardır. Evrenin nedensel tarihini oluşturanaşkın alemindeki olasılıklar dokusunda nedensel bir patika oluştur- şey; işte bu, kendi kendine gönderme yapan ve maddeselduğunu söyleyebiliriz. Bir seçim yapılır yapılmaz, patikaların gerçekliğe çıkış yolunu asla bulamayan sayısız paralel alter-biri dışında hepsi tezahürat dünyasından dışlanmış olur. natifi reddeden gözlemlerdir. Birçok-dünya teorisini bu şekilde yeniden yorumlama- Kozmolojik tarihimizi bu tarzda yorumlamak, yaşamınnın, maddesel evrenlerin çoğalma masrafından bizi nasıl ve zihnin evrimindeki akıl karıştıran bir durumunu açıkla-kurtardığını görüyor musunuz? maya yardım edebilir: Yaşamın prebiyotik maddeden başla- Birçok-dünya teorisinin çekici bir özelliği, çok sayıdaki yarak bizlerin oluşmasına yol açan yararlı mutasyonlar yo-dünyanın varlığının, kuantum mekaniğini tüm kozmosa uy- luyla evrimleşmesi için çok düşük bir olasılık vardır. Biyolo-gulamayı biraz daha yenilir yutulur hale getirmesidir. Kuan- jik mutasyonun (prebiyotik moleküllerin mutasyonunu içe-tum mekaniği olasılıkçı bir teori olduğundan; fizikçiler tüm rir) bir kuantum olayı olduğunu kabul ettiğimizde, evreninevren için, Stephen Hawkingin 2 önerdiği gibi, tek bir dalga aşkın alemdeki böylesi her olayda saçaklandığını, dallardan birindefonksiyonu düşünmekten rahatsızlık duymaktadırlar. Onlar, farkındalıkla bakabilen ve bir kuantum ölçümü tamamlayan zekikişinin böyle bir dalga fonksiyonuna, eğer sadece tek bir tür bir varlık mevcut olana dek birçok dal haline geldiğini fark ederiz.
    • Realizmirı ve İdealizmin Uzlaşması 211206 Fiziksel mekan-zaman gerçekliği içine çöken bu evrenin, ge-Bu noktada zeki bir varlığa giden nedensel patika, mekan-za-man gerçekliğinin içine çöker. John Wheeler bu tür bir senar- nişleyen evren boyunca katrilyonlarca gezegen üstünde ken-yoyu, anlam döngüsünün "gözlemci katılımı"yla kapanması dinin farkında olan zeki varlıkların en büyük sayıda evrim-diye adlandırır.3 Evrende anlam, zeki varlıklar onu gözlemle- leşmesi olasılığını taşıyan evren olduğunu kolayca varsaya-diklerinde, sayısız aşkın olasılık arasından nedensel patika- biliriz.lar seçtiklerinde ortaya çıkar. Eğer bu sözler kulağa evrenin antroposantrik (insan IDEALIST KOZMOS, REALIZM MANZARASıNı NASıL YARATABILIR?merkezli) olduğu görüşünü yeniden kurmak gibi geliyorsa,öyle olsun. Güçlü bir antropik ilkenin, yani "Evreni var et-mek için gözlemciler şarttır," fikrinin zamanı ve ortamı gel- Eğer gerçeklik nihai anlamda şuur tarafından tezahürmiştir.4 İnsanoğlunun (Yahudi-Hristiyan geleneğinde Tekvin ettirilen idealar içermekteyse, bu kadar çok fikir birliğini na-Kitabında, Hindu geleneğinde Vedalarda ve daha birçok sıl açıklarız? Eğer felsefi tartışmayı kazanan idealizm ise vedinsel gelenekte bulunan) yaratılış mitlerinin arşetipik realizm hatalı felsefe ise, nasıl bilim yapabiliriz? Daviddoğasını tanımanın zamanıdır. Kozmos bizim hatırımıza ya- Bohm, bilimin realizm olmadan sürdürülemeyeceğini söyle-ratılmıştır. Böyle mitler kuantum fiziğiyle uyumludur, onun- mişti.la çelişmezler. Bohmun sözlerinde biraz haklılık payı var. Ama bilim- Yanlış anlamanın büyük bölümü Einsteinm Heisen- sel realizmin özünün idealizmin geniş şemsiyesi altına soku-berge söylediklerini unutma eğilimimizden kaynaklanıyor: labileceğine dair ikna edici bir mantık sunacağım.Gördüğümüz şey, gözlemlerimizi yorumlamakta kullandığı- Bu meseleyi tam olarak ele alabilmek için realizm/ide-mız teorilere dayanır. (Şüphesiz, Immanuel Kant ve William alizm ayrılığının algılama paradoksundaki kökenini düşüne-Blake bunu bize çoktan söylemişti ama onlar zamanlarının lim. Ressam Rene Magritte bir pipo resmi yapar ama resminçok ilerisindeydiler.) Geçmişi nasıl yapılandırdığımız her za- altında yazan şudur: "Bu bir pipo değildir." Nedir peki? Var-man için kullandığımız teorilere dayanmaktadır. Örneğin, in- sayalım şöyle diyorsunuz: Bu, bir pipo resmidir. Bu iyi bir ce-sanların Kopernikçi devrimden önce ve sonra gün doğumu vap ama gerçekten bu işin ustasıysanız şöyle diyeceksiniz:ve gün batımına nasıl baktığını ele alalım. Kopernikin güneş Kafamda (beynimde) bir pipo resminin duyusal izlenimlerimerkezli modeli dikkati bizden uzaklaştırmıştı; artık evrenin tarafından oluşturulmuş bir imge görüyorum. Kesinlikle. Hiçmerkezi biz değildik. Ama artık, sular geri geliyor. Şüphesiz, kimse bir sanat galerisindeki bir resmi görmez. Her zamanbiz zaten coğrafi anlamda merkez değiliz ama mesele bu de- kafanızdaki resmi görürsünüz.ğildir. Biz evrenin merkeziyiz çünkü onun anlamı biziz. İdealist Şüphesiz, resim nesnenin kendisi değildir. Harita, arazi-yorum, geçmişin bu dinamik özelliğini tamamıyla tanır; gör- nin kendisi değildir. Dışarıda bir resim var mıdır? Kesin ola-düğümüz şeyin yorumunun kavramsal fikirlerimizle değiş- rak bildiğimiz şey, beynimizde bir tür resim olduğudur, ta-mesi, tıpkı bir mit gibi.5 Şovenist olmak zorunda da değiliz: mamıyla teorik bir imge. Herhangi bir algılama olayında, as-
    • 206 Realizmirı ve İdealizmin Uzlaşması 213lırıda gördüğümüz bu teorik, çok özel imgedir. Çevremizde rü olmadan, gözlemciden bağımsız ve deneyimlenebilen nes-gördüğümüz nesneler ortak realitenin deneyimlenebilen nes- neler olduğu varsayımı olmaksızın bilim yapmak imkansız-neleridir; hayli objektif ve herkesçe görülen, deneyimlenebi- dır. Aynı fikirdeyim. Ancak teorik fikirlerin kavramsallaştır-len incelemeye tabi nesneler. Yine de, aslında onlar hakkında- ması ve doğrulanması olmayınca da bilim yapmak aynı de-ki bilgimiz her zaman öznel ve özel yollarla toplanmaktadır.6 recede imkansızdır. Böylece neyin gerçek olduğuna ilişkin o eski felsefi bul- Demek ki bu paradoksu aşmamız gerek. Bu, filozofmaca ortaya çıkar: Aslında sadece şahsen gördüğümüz teorik Gottfried Leibniz ve ardından filozof Bertrand Russell tara-imge mi, yoksa doğrudan görmediğimiz ama hakkında bir fi- fından görünüşte saçma bir fikirle aşıldı: Bizim iki kafamızkir birliği oluşturduğumuz deneyimlenebilen nesne mi? olsa, deneyimlenebilen nesne birinin içinde, birinin de dışın- İmge ve başkalarının da hemen doğrulayabileceği dene- da olsa her iki görüş de doğru olabilir.7 Deneyimlenebilenyimlenebilen nesne arasında her zaman bire bir denklik ol- nesne küçük kafamız diyebileceğimiz şeyin dışında olurdusaydı, teorik imgelerin mahremiyeti sorun oluşturmaz ve ve böylece realizm geçerli olurdu; nesne aynı anda büyük ka-ayırt edilebilir türden belirgin bir farklılık oluşmazdı. Durum famızın içinde olacağından ve böylece bu büyük kafanın için-böyle değildir; optik illüzyonlar mevcuttur. Yanı başımızda deki teorik bir fikir olacağından, idealisti de tatmin ederdi.olan ve hakkında fikir birliğine varılmış gerçeklikteki her- Zeki bir felsefi manevrayla, nesne hemencecik hem deneyim-hangi bir şeye denkliği şart olmayan öznel imgelerin, yaratı- lenebilen kafaların dışındaki deneyimlenebilen bir nesnecı ve mistik biçimde deneyimlenmesine ait örnekler mevcut- hem de her şeyi kuşatan teorik kafanın içinde teorik bir imgetur. Demek ki teorik imgelerin sahiciliği şüphelidir ve bu du- haline gelmektedir.rum, deneyimlenebilen nesnelerin sahiciliğini de tehlikeye Diyebilirsiniz ki, bu teorik büyük kafa sadece teorik mi-sokar çünkü biz onları teorik bir imgenin aracılığı olmaksızın dir yoksa herhangi deneyimlenebilen bir gerçekliği var mı-asla deneyimlemeyiz. Algılama paradoksu işte budur: Ne dır? Bu büyük kafanın tüm deneyimlenebilen küçük kafalarıkendi teorik imgemize ne de üstünde oybirliğine varılmış, kuşattığını ve dolayısıyla kendisinin deneysel incelemeye ta-herkesçe deneyimlenebilen nesneye güvenebiliriz. Felsefi bi olduğunu fark ettiğimizde işler karışmaya başlar. Varsaya- "izmler" işte böyle paradokslardan doğarlar. lım, bu Büyük Kafa fikrini ciddiye alıyoruz. Geçmişte, iki felsefe ekolü neyin gerçek olduğunu tartış- Dikkatle baktığımızda, büyük kafanın tüm deneyimle-mışlardı. İdealist ekol teorik imgenin daha gerçek olduğuna nebilen kafalardan ayrı olmak zorunda olmadığını, hatta ta-ve deneyimlenebilen gerçekliğin, şuurun idealarından başka mamen onlardan meydana geldiğini düşünebiliriz, yani için-bir şey olmadığına inanmaktadır. Tam tersine, realistler ise de tüm deneyimlenebilen gerçekliği tuttuğundan dolayı bir-gerçek nesnelerin -hakkında fikir birliğine vardığımız, özne- den fazla büyük kafa önermek için bir neden yoktur; hepimizden bağımsız olan nesnelerin- dışarıda mevcut olduğunu sa- tek bir kafayı paylaşabiliriz. Varsayalım kafa ya da beyin ikivunmaktadırlar. unsura, gerçekliği düzenlemenin iki farklı biçimine sahip Pratikte her iki görüş de kullanılabilir. Realizmin bir tü- olan şuurun bir parçası olsun: Unsurlardan biri yereldir, de-
    • Realizmin ve İdealizmin Uzlaşması 215214 leleri vardır, bu da onlara karşılık gelen kuantum dalgaları-neyimlenebilen beyin içine bir hayli sıkışmıştır ve diğeri ise nın hayli yavaş yayıldığı anlamına gelir. Az yayılma, makrodeneyimlenebilen beyinler de dahil tüm deneyimlenebilen nesnelerin kütle merkezlerinin yörüngelerini hayli tahminnesnelerin deneyimlerini kuşatan küresel şuurdur. edilebilir kılar (ne zaman bakarsak bakalım, Ayı bulmayı Son tanımdaki mekansızlığı hemen tanıyacaksınız. Yerel beklediğimiz yerde buluruz) ve böylece bir süreklilik haliolmayış kavramı, Leibniz ve Russellm görünüşte saçma öne- üretir. Kendi beyin-zihnimizin algılama cihazları tarafındanrilerine saygınlık kazandırmaktadır. Eğer, veri toplamanın ek süreklilik de katılır.yerel yollarına ek olarak, beyin-zihinle bağlantılı yerel olma- İkincisi ve belki daha da önemlisi, makro cisimlerin kar-yan düzenleyici bir ilke, yerel olmayan şuur varsa ne olur? maşıklığı çok uzun bir rejenerasyon zamanına karşılık gelir.Bu, iki kafaya sahip olmamıza eştir ve algılama paradoksu Bu durum onların, son tahlildeki gibi geçici olmalarına rağ-çözülür.8 men, anılar veya kayıtlar tutmasına izin verir. Bu kayıtlar Artık gerçeklikle ilgili düşüncelerimiz Upanişadları ya- sebebiyle, dünyaya nedensellik kavramlarıyla bakmaya, şu-zanların binlerce yıl önce söyledikleri şu sözlere nasıl da ya- urdan bağımsız tek yönlü bir zaman kavramını kullanmayakın görünmektedir: ayartılırız. Klasik nesneler adını verdiğimiz kuantum nesnesi kü- O tüm bunun içindedir meleri, onların yaklaşık yörüngelerini tanımlayabildiğimiz O tüm bunun dışındadır.9 ve hafızalarından söz edebildiğimiz derecede ölçüm aygıtı Dahası, artık hem idealizm hem de realizm geçerli olabi- olarak şarttırlar. Bu klasik nesneler olmadan kuantum olayla-lir. Her ikisi de doğrudur. Çünkü eğer bizzat beyin-zihin tüm rın zaman-mekanda ölçümü imkansız olurdu.gerçekliği kuşatan yerel olmayan şuurun bir nesnesiyse, o za- Yerel olmayan şuurda tüm fenomenler, hatta deneyimle-man nesnel deneyimlenebilen gerçeklik dediğimiz şey bu şu- nebildiği iddia edilen klasik nesneler bile şuur nesneleridir.urun içindedir. O, bu şuurun teorik bir ideasıdır, demek ki İşte idealistler dünyanın şuurdan yapılma olduğunu bu an-idealizm geçerlidir. Ancak bu şuur, yaratısının bir parçasında lamda söylerler. Eğer algılama paradoksunun yerel olmayan(kafamızda lokalize olmuş beyin-zihnin içinde) öznel bir de- çözümünü uygularsak, idealist görüş ve kuantum görüşünneyim olarak içkin hale geldiğinde ve yaratının, yerel birleştiği açıktır.bakımdan ayrı olan diğer parçalarına, kendi duyusal algıla- Kuantum mekaniğinin idealist yorumunun doğru yo-ma mekanizması sayesinde nesneler olarak baktığında, o za- rum olduğu yolundaki sezgime güveniyorum. Tüm yorum-man realizm doktrini bu nesnelerin davranışmdaki düzeni ların içinde bir tek bu, fiziği yeni bir arenaya çıkarmayı vaatincelemede yararlıdır. etmektedir: beyin-zihin-şuur sorunu arenasına. Eğer tarihe bakarsak, fizikteki tüm yeni hamlelerin bu arenadan başladı- Şimdi en önemli soruya geldik: Niçin bu kadar fazla oy- ğı ortaya çıkar. Kuantum mekaniği ve idealizm felsefesi bira-birliği var? Fenomenal dünya iki sebeple baskın biçimde nes- raya gelip binlerce yıldır aklımızı kurcalayan zihin-beden so-nel görünmektedir. Birincisi; klasik cisimlerin kocaman küt-
    • 216rununun katmerli paradoksunu çözebilecek idealist bilimintemelini oluşturabilirler mi? Evet, oluşturabileceklerini dü-şünüyorum. Elinizdeki kitabın izleyen bölümlerinde bu çö-züm için zemin çalışmasını başlatmaya giriştim. Abraham Maslow şöyle yazmıştı: "Eğer bir asli bilimkuralı varsa, bu, fikrime göre, gerçekliğin hepsini, var olanher şeyi, sava konu olan her şeyi tanıma ve tarif etme zorun- 3. Bölümluluğunun kabulüdür... En ideal haliyle bilim tamamen açık-tır ve hiçbir şeyi dışlamaz. Hiçbir giriş şartı yoktur."10 İdealist bilimle, hiçbir giriş şartı olmayan, ne özneli nede nesneli, ne ruhu ne de maddeyi dışlayan ve dolayısıyla KENDİNE GÖNDERME:düşüncemizin derin ayrılıklarını bütünleştirebilen bir bilime BİR, NASIL ÇOK OLURvarmış olduk. Yüzyıllar önce Descartes zihni ve bedeni ayrı gerçeklikler ola- rak tarif etti. Bu düalist uçurum, hala kendimizle ilgili görüşümüz- de hakimdir. Bu bölümde, maddenin asli oluşuna dayanan bir monizmin, diializm şeytanını kovamayacağını göstereceğiz. Uçu- rumun iki yakasını birleştiren idealist bilimdir, yani idealist monizm felsefesine göre yorumlanan kuantum fiziğinin uygulan- masıdır. İdealist bilimin sadece zihin-beden ilişkisi uçurumunu iyileş- tirmekle kalmayıp filozofları asırlardır düşündüren bazı sorulara da cevap verdiğini göreceğiz: "Bir şuur nasıl birçok hale gelir?" "Öz- neler ve nesneler dünyası bütün, tek bir varlıktan nasıl doğar?" gi- bi sorular. Bu gibi soruların cevapları, dolanık hiyerarşi ve kendine gönderme -bir sistemin kendisini dünyadan ayrı görme becerisi- gi- bi kavramlar içinde bulunmaktadır. Hindistanda Ganj nehrinin kökeni hakkında harikulade bir efsane vardır. Aslında Ganj, Himalayalardaki yüksek bir buzuldan doğar ama efsane nehrin göklerde doğduğunu ve dünyaya Şivanın 217
    • 216dolanık saç örgülerinden akarak indiğini anlatır. Bitkilerin şuuruvardır gibi hayli geniş kapsamlı fikirleri olan ünlü Hintli bilim ada-mı Jagadish Bose, hatıralarında çocukken Ganjın sesini dinlerkenefsanenin ne anlama geldiği hakkında kafa yorduğunu anlatır. Bü-yüdüğünde, bir cevap bulmuştu: Devirsellik. Su buharlaşıyor vebulutları oluşturuyor, sonra da dağın zirvelerine kar olarak iniyor- ZİHİN - BEDEN SORUNUNUdu. Kar eriyor ve nehrilerin kaynağını oluşturuyor, bu nehirler de ARAŞTIRMAKokyanusa kavuşuyor ve sonra buharlaşıyor ve devir böylece devamediyordu. İdealist felsefenin ve kuantum teorisinin, zihin-beden Ben de gençken Ganj nehrinin kıyılarında saatler geçirip efsa- sorununa nasıl uygulanabileceğini incelemeden önce, gelinnenin anlamı üzerinde düşünmüştüm. Yine de Bosenin efsanenin hüküm sürmekte olan çağdaş felsefeyi gözden geçirelim. He-anlamı hakkında nihai cevabı bulduğunu sanmıyorum. Devirsellik, pimiz zihnimizin bedenimizden ayrı olduğuna dair baskınşüphesiz ama Şivanın dolanık saç örgülerinin anlamı neydi? O za- bir sezgiyi paylaşıyoruz. Ayrıca zihin ve bedenin aynı oldu-manlar cevabı bilmiyordum. ğuna dair çatışan bir sezgi de vardır; bedenimiz acı çektiğin- Birçok farklı nehre baktıktan sonra bile efsanenin anlamı be- de olduğu gibi. Ek olarak, dünyadan ayrı bir bene, zihinleri-nim için örtülü kalmıştı ta ki Doug Hofstadterin Gödel, Escher, mizde ve bedenlerimizde neler olduğunun şuurunda olan bi-Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik adlı kitabını okuyana dek. Efsanede, reysel bir bene, bedenin eylemlerinin bazılarını (özgürce mi?)Ganj nehri (ilahi ananın bir diğer adı) tezahür etmiş biçimin ardın- isteyen bir bene sahip olduğumuzu da sezeriz. Zihin-bedendaki biçimlenmemiş ilkeyi, Eflatunvari arşetipleri sembolize eder. sorunu üstünde çalışan filozoflar bu sezişleri incelerler.Şiva, tezahür etmiş benlik şuurunun ardındaki biçimlenmemiş ilke- İlk olarak, bedenden ayrı bir zihin (ve şuur) sezgimizindir yani şuurdışıdır. Şivanın dolanık saç örgüleri dolanık hiyerar- doğru olduğunu düşünen filozoflar vardır. Bunlar düalistler-şiyi temsil eder (Hofstadterin ebedi altın saç örgüsü). Gerçeklik bi- dir (ikilikçiler). Diğerleri düalizmi inkar ederler, onlar mo-ze dolanık bir hiyerarşiden geçerek tezahür etmiş bir formda gelir; nisttir (bircidir). Monistler iki ekole ayrılır. Materyalisttıpkı Ganjın dünyaya Şivanın dolanık saç örgülerinden geçerek monist ekol bedenin asli olduğunu, zihin ve şuurun ise bede-gelmesi gibi. nin epifenomeninden başka bir şey olmadıklarını öne sürer. Bu cevabın bizi benlik şuurunun tayfı fikrine yönlendirdiğini İkinci ekol olan idealist monistler ise şuurun asli olduğunu,göreceğiz. Egonun ötesinde bir ben olduğunu görürüz. Bu daha zihin ve bedenin şuurun epifenomenleri olduğunu öne sürer-büyük ben üstünde düşünmek, modern psikolojinin davranışçılık, ler. Batı kültüründe, özellikle de son zamanlarda, materyalpsikoanaliz ve kişilik ötesi psikolojiler gibi çeşitli kişilik teorileri ile monistler monist ekolde baskındırlar. Öte yandan, Doğudadünyanın büyük dinsel geleneklerinde ifade edilen ben görüşünü idealist monizm bir güç olarak kalmıştır.bütünleştirmemizi sağlar. 218
    • 220 Zihin-Beden Sorununu Araştırmak 221 Zihin-beden sorunu hakkında düşünmenin birçok yolu, rudan cevap veremez; kendi modellerini incelemelidir.sonuçlara varmanın birçok biçimi ve açıklanacak birçok ince- Ve ikili bir şey -bir zihin ve bir İdeden diye iki parçaya sahipmiş- gibi göründüğü cevabını vermelidir."1 Robot-likler vardır. Zihin-Beden Çalışmaları Üniversitesi ça düşünüş, ilkel düşünüştür. Ona kapılmayın. Modern,diyeceğimiz yerde bir tura çıktığımızda, bu incelikleri aklı- bilimsel ve gelişkin çözümler için monizmde ısrar edin.nızda tutmanızı istiyorum. Şimdi, zihin-beden sorunu üstün-de çalışan tüm büyük düşünürlerin, burada, Zihin-Beden Ça- Pankart taşıyan kişiye itiraz ediyorsunuz; "Ama ben delışmaları Üniversitesinde zihin-beden sorununun tarih bo- kendimi bazen zihin ve beden diye ayrı hissederim. Herhal-yunca eski ve yeni, ikici ve birci çözümleri hakkında dersler de robot olduğumu söylemiyorsunuz... Hem zaten kim sor-verdiklerini hayal edin. Siz bu üniversiteye girmeden önce, du ki size! Ve bilginiz olsun, ben eski bilgeliği severim. Eğerbir uyarıda bulunayım: Şüpheciliğinizi koruyun ve bağlılığı- lütfedip yolumdan çekilirseniz, bunu kendim kontrol etmeknızı açıklamadan önce, herhangi bir felsefeyi mutlaka kendi isterim."deneyiminizle karşılaştırın. Pankart taşıyan kişi omuz silkerek size yol veriyor. Bina- Üniversiteyi kolayca buluyorsunuz, sizi kendine çeken nın önünde üstünde "Düalizm Salonu, Dekan Rene Descar-bir kokusu var. Yaklaştıkça, kokunun kaynağının girişte tes" yazan bir tabela var. Daha içine girdiğiniz ilk büro siziAnlam adını taşıyan bir çeşme olduğunu görüyorsunuz. Çeş- nostaljiye gark ediyor. Orta yaşlı bir adam, profesör olduğu-meden akan iksir her an değişmektedir ama kokusu her za- nu düşünüyorsunuz, sessizce tavana bakıyor. Yüzü size aşi-man cezbedicidir. na geldiğinden onu tanımanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Kapıdan giriyor ve çevreye bakıyorsunuz. Binalarda iki Birdenbire, masasındaki yazı dikkatinizi çekiyor: Cogito, ergobelirgin stil var. Caddenin bir yanında eski, çok zarif yapılar sum. Tabi ya! Bu Rene Descartes olmalı.var. Klasik mimariye karşı bir zayıflığınız olduğundan, o yö- Descartes selamınızı bir tür gülümsemeyle cevaplıyor.ne doğru dönüyorsunuz. Caddenin diğer yanındaki modern Zihin-beden sorunu hakkında bir açıklama talep edişinizeyükseltiler bekleyebilir. saygın bir ses tonuyla cevap verirken gözleri ışıldıyor. Cogi- Ancak binaya yaklaştığınızda, pankart taşıyan biri sizi to, ergo sumu açıklayışı çok zarif: "Her şeyden, hatta bede-durduruyor ve elinize şu bildiriyi tutuşturuyor: nimden bile şüphe edebilirim ama düşündüğümden şüphe edemem. Düşünen zihnimin varlığından şüphe edemem Düalizmden Uzak Durun ama bedenimden şüphe edebilirim. Zihin ve bedenin ayrı Düalistler modası geçmiş fikirleri öğretmek için saflığı- şeyler olması gerektiği açık." İki bağımsız cevher, can cevhe- nızdan yararlanmaktadırlar. Bir Japon otomobil fabrika- ri ve fiziksel cevher olduğunu söylüyor. Can cevheri bölüne- sındaki robotlardan birinin şuurlu olduğunu ve sizin ona mez. Zihin ve can, yani hür irademizden sorumlu olan ger- zihin-beden sorunu hakkındaki fikrini sorduğunuzu varsayın. Önderimiz Marvin Minskyye göre, "Böyle bir çekliğin bölünemeyen, indirgenemeyen parçası, bu can cev- yaratığa ne tür bir varlık olduğunu sorduğumuzda, doğ- herinden yapılmadırlar. Öte yandan fiziksel cevher sonsuzca
    • 222 Zihin-Beden Sorununu Araştırmak 223 bölünebilir, indirgenebilir ve bilimsel kanunlara boyun eğer. ırak olan, zihinden de ırak olur. Kendi şakanıza sessizce gü- Ama can cevheri sadece imana boyun eğer. lerken, birisinin size işaret ettiğini görüyorsunuz. Bir sorunuza cevaben, "İradenin özgürlüğü kendini "Adım Profesör John Q. Monist (Birci). Zihin hakkında- açıkça gösteriyor, ve sadece zihnimiz bunu bilebilir," diyor. ki bu düalist konuşmalardan başınız dönüyor olmalı," diyor. "Zihnimiz bedenimizden bağımsız olduğundan mı?" di- Gittikçe artan zihinsel yorgunluğunuzu kabul ediyorsu- ye soruyorsunuz. nuz ve adam biraz alaycı şekilde, "Zihin, makinedeki haya- "Evet." lettir," diyor. Sizin bariz şaşkınlığınıza binaen devam ediyor: Ama tatmin olmuyorsunuz. Zihin ve beden düalizmi- "Oxforda bir ziyaretçi gelmişti; kendisine bütün kolejler, bi- nin, fiziğin herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak biçimde nalar ve tesisler gezdirildi. Daha sonra, üniversitenin neredebelirlediği enerji ve momentumun korunumu kanunlarını ih- olduğunu öğrenmek istedi. Kolejlerin üniversite olduğunulal ettiğini hatırlıyorsunuz. Zihin dünyayla arada bir enerji fark etmemişti. Üniversite bir hayalettir."ve momentum alışverişi yapmadan nasıl etkileşebilir ki? "Zihnin bir hayaletten fazlası olması gerektiğini düşü-Ama fiziksel dünyadaki nesnelerin enerji ve momentumu- nüyorum. Hem zaten ben, benlik şuuruna sahibim..."nun her zaman hep aynı kalmak üzere korunduğunu daima Adam sözünüzü kesiyor. "Hepsi bir serap; mesele uy-görmekteyiz. Bir fırsat bulur bulmaz bir bahane mırıldanıp, gun dili kullanmaktır," diyor ve ekliyor: "Diğer yandaki mo-Descartesın bürosundan çıkıyorsunuz. nistlere gidin. Size anlatacaklardır." Hemen yanındaki büro kapısının üstünde Gottfried Le- Belki de adam haklıdır; monistler pekala hakikati öğre-ibniz yazıyor. İçeri girerken, profesör Leibniz biraz kızgın so- tenler olabilirler. Gerçekten de diğer yandaki büyük, zarif bi-ruyor: "Orada yaşlı Descartesla ne yapıyordunuz? Descar- nada daha birçok büro var.tesm karşılıklı etkileşimciliğinin delik deşik olduğunu her- Ama orada da pankart taşıyan biri var. Size, "İçeri gir-kes bilir. Maddi olmayan bir can, nasıl olur da epifizde* mad- meden önce, kafanızı vaatlerle dolu materyalizmle allak bul-de halinde yerelleşir?" lak etmeye çalışacaklarını bilmenizi isterim; iddialarını kabul "Daha iyi bir açıklamanız var mı?" etmeniz gerektiğini söyleyecekler çünkü kanıtın kesinkes "Şüphesiz. Buna psikofiziksel paralellik diyoruz." Şöyle geliyor olduğunda ısrar edecekler," diyor. Dikkatli olacağını-özetliyor: "Zihinsel olaylar, beyin içindeki fizyolojik olaylar- za söz veriyorsunuz ve adam kenara çekiliyor.dan bağımsız ama onlara paralel işlerler. Etkileşim yok, utanç Lobi gürültülü ama gürültünün çoğu, dersin Radikalverici sorular da yok." Kendinden emin, gülümsüyor. Davranışçılık olduğunu bildiren bir afişin kapısına asıldığı Ama hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Felsefe, sizin bir bir derslikten geliyor. Salonda, bir kürsünün ardında ileri ge-hür iradeye sahip olma, benliğinizin bedeniniz üstünde ne- ri yürüyen ve az sayıda dinleyiciye ders veren bir adam ol-densel güce sahip olduğu sezginizi açıklamıyor, kulağa duğunu görüyorsunuz. Biraz daha yaklaşınca, konuşmacınınsanki tozları halının altına saklamak gibi geliyor: Gözden ünlü davranışçı B. F. Skinnerin çalışmalarından söz ettiğini* Epifiz: Beyinde yer alan kozalaksı bez.Ç.N. fark ediyorsunuz. Tabi ya! Okulun önündeki tabelada Skin-
    • 224 Zihin-Bedefı Sorununu Araştırmak 225nerin dekan olduğu yazılıydı, çalışmalarının burada saygı beyin özdeşti. Aynı şeyin iki unsuruydular.görmesi doğal. "Ama bu benim zihin deneyimlerimi açıklamıyor; tüm "Skinner e göre, ara duyguları ya da zihin hallerini es söyleyeceğiniz bu kadarsa, ilgilenmiyorum," deyip kapıyageçip doğrudan önceki fiziksel sebeplere gidilerek zihin so- doğru gitmeyi deniyorsunuz.runundan kaçınılabilir," diyordu konuşmacı. "Bir kişinin Ama Profesör Kimlik, anlattıklarını anlamanız konusun-davranışında sadece onun önceki çevresel geçmişiyle bağlan- da ısrar ediyor. Kullandığınız dildeki zihinsel terimleri nöro-tılı olan ve nesnel olarak gözlemlenebilen o olguları dikkate fizyolojik terimlerle değiştirmeyi öğrenmeniz gerektiğinialın." çünkü her zihin haline karşılık gelen bir fizyolojik halin nihai Bir sonraki büroya gidip, oradaki profesöre "Skinner, anlamda mutlaka var olduğunu söylüyor.zihni tıpkı paralelcilerin etkileşim sorununu ortadan kaldır- "Biri daha böyle bir şey vaaz ediyordu, adına paralelci-mak istemesine benzer şekilde kaldırıp atmak istiyordu; zi- lik diyor,." diye cevap veriyorsunuz. Teklemeden felsefi te-hin yok, zihin-beden sorunu da yok. Bana kalırsa her ikisi de rimlerle artık istediğiniz gibi oynadığınızdan dolayı kendini-sorunu çözmektense ondan kaçmakta başarılı olmuşlar," di- zi pek memnun hissediyorsunuz.yorsunuz. Üstünde çok çalışılmış bir yumuşaklıkla Profesör Kim- "Evet, radikal davranışçılık dar ölçeklidir. Zihni incele- lik, kimlik teorisinin bir başka yorumunu veriyor: "Zihinselmeliyiz ama sadece bedenin bir epifenomeni olarak. Epifeno- ve fiziksel bir olsa bile, onları ayırırız çünkü onlar eşyayı bil-menalizm," diye anlatıyor profesör, "zihin ve şuurun, bede- menin farklı yollarını temsil ederler. Bunu tam olarak anla-nin epifenomenleri olduğu fikridir; laf aramızda zihin-beden madan önce kategorilerin mantığını öğrenmeniz gerekiyorsorununda bir anlam çıkartılabilecek tek fikirdir; zihin ve şu- ama..."ur, beyin tarafından tıpkı karaciğerin safra salgılaması gibi Bu son ukalalık tepenizin tasını attırıyor ve öfkeyle ce-salgılanırlar. Söyleyin, başka ne olabilir ki?" vap veriyorsunuz. "Bakın, saatlerdir bir bürodan diğerine sa- "Sizin işiniz bana söylemek; filozof olan sizsiniz. Benlik dece basit bir soruyla gidip duruyorum: Zihnimizin, ona hürşuuru epifenomeninin beyinden nasıl doğduğunu açıklayın irade ve şuur veren doğası nedir? Ve tüm duyduğum, böylebakalım." bir zihne sahip olamayacağım." "Henüz bulamadım. Ama bulacağımız kesin. Sadece an Kimlik hiç oralı değil. Şuurun aslında bulanık, net olma-meselesi," diye ısrar ediyor ve bir yandan işaret parmağını yan bir kavram olduğu gibi bir şeyler mırıldanıyor.sallıyor. "Şuur bulanık, ha?" Hala kızgınsınız. "Siz ve ben bula- "Vaat veren materyalizm, tam da pankart taşıyan ada- nığız, öyle mi? O zaman ne diye kendinizi ciddiye alıyorsu-mın uyardığı gibi!" diye söyleniyor ve odadan çıkıyorsunuz. nuz?" Holün diğer yanındaki büroda, Profesör Kimlik de ısrar- Afallamış olan Kimlik size cevap verme şansını bulama-cıydı. Hakikatin bir parçasını edinmeden departmanından dan hızla kaçıyorsunuz. Çıkarken de, aslında hareketinizinayrılmanızı istemiyordu. Ona göre kimlik hakikatti: Zihin ve beyninizde başlatılan ve aynı anda zihninizde sanki hür İra-
    • 224 226 Zihin-Bedefı Sorununu Araştırmakde eseriymiş gibi yükselen şartlanmış bir tepki olabileceğini Ama Berkeley kendinden emin: "Şey, onlar Tanrınmdüşünüp eğleniyorsunuz. Kişi felsefi yollarla hür iradeye sa- zihnindeler."hip olup olmadığını bilebilir mi yoksa felsefeden ümidi kes- Ve bu kulağınıza düalizm gibi geliyor.meli mi? Ama felsefe bekleyebilir, şu an tek istediğiniz biraz İlginizi yarı karanlık bir oda çekiyor ve bir göz atıyorsu-pizza ve bir bardak kola. nuz. Bu da nedir! Duvarda, arkadan gelen bir ışığın yansıtıl- Binanın loş bir kısmı dikkatinizi bölüyor. Yakından ba- masıyla bir gölge gösterisi yapılıyor ama gösteriyi seyredenkınca bu binanın daha eski bir mimarisi olduğunu görüyor- insanlar koltuklarına öyle sıkı bağlanmışlar ki geriye döne-sunuz. Yeni bina, bu eski binanın bölümleri üstüne inşa edil- miyorlar. Elinde ışık olan kadına "Neler oluyor?" diye fısıldı-miş. Bir tabela var: "İdealizm. Girerseniz sorumluluk sizin- yorsunuz.dir. Bir daha asla doğru dürüst bir zihin-beden filozofu ola- "Bu, Profesör Eflatunun idealist monizm sunumu. İn-mayabilirsiniz." Ama bu uyarı, sadece merakınızı kamçılıyor. sanlar sadece maddenin gölgesini görebiliyorlar ve akıllarını İlk büro Profesör George Berkeleye ait. İlginç adam bu bir türlü ondan alamıyorlar. Gölgelerin, kendi arkalarındakiBerkeley. "Bakın, fiziksel şeyler hakkında söyledikleriniz ni- daha gerçek arşetipik nesnelerden, şuurun idealarmdanhai anlamda zihinsel fenomenler, algılamalar ya da duyum- düştüğünü bilebilseydiler! Keşke tek gerçeklik olan şuurunsamalardır, öyle değil mi?" diyor. ışığını araştırmaya güçleri olsaydı!" diye esefle konuşuyor. "Bu doğru," diyorsunuz etkilenerek. "Peki ama insanları koltuklarına bağlayan nedir, yani "Varsayalım birden uyanıyorsunuz ve aslında rüya gör- gerçek hayatta demek istiyorum?" diye soruyorsunuz.müş olduğunuzu anlıyorsunuz. Maddesel malzemeyi rüya "İnsanlar niçin illüzyonu gerçekliğe yeğlerler? Bunu na-malzemesinden nasıl ayırt edebilirsiniz?" sıl cevaplayacağımı bilmiyorum. Fakültemizde bunun illüz- "Muhtemelen edemem," diye kabul ediyorsunuz. "An- yon anlamına gelen mayadan dolayı olduğunu söyleyenlercak deneyimin sürekliliği var." var sanırım Doğulu mistikler. Ama mayanın nasıl işlediğini "Kahrolsun süreklilik. Nihai anlamda tüm güvenebile- bilmiyorum. Belki de profesörü beklerseniz..."ceğiniz, tüm emin olabileceğiniz, zihin malzemesidir: düşün- Ama beklemiyorsunuz. Dışarıda, holün ışıkları iyiceceler, duygular, anılar ve diğerleri. Demek ki bunlar gerçek azalıyor ve bir ok işareti, "Doğu mistisizmine gider," diyeolmalılar."4 yön gösteriyor. Meraklısınız ama yorgunsunuz da, canınız Berkeleyin felsefesini seviyorsunuz; hür iradenizi ger- hala pizza ve kola çekiyor. Belki daha sonra. Doğulu mistik-çek kılıyor. Yine de fiziksel dünyaya bir rüya demeye tered- lerin beklemekten gocunmayacakları kesin. Doğulular sabır-düt ediyorsunuz. Yanı sıra, başka bir şey daha sizi rahatsız et- larıyla tanınırlar.mekte. Ama beklemesi gereken pizza ve kola. Binanın dışına "Felsefenizde hiç kimsenin zihninde olmayan şu nesne- çıktığınızda, büyük bir tartışmanın ortasına düşüyorsunuz.ler için pek yer yok gibi görünüyor," diye şikayet ediyorsu- Bir yandaki tabela Mentalizm (Zihinselcilik) diyor ve bunuz. mentalistlerin ne diyeceğini duymak için sabırsızlanıyorsu-
    • 228 Zihin-Beden Sorununu Araştırmak 229nuz. "Rakipleri kim acaba?" diye düşünüyorsunuz. İşte! Bir daha fazlası olan ve bu öğelere indirgenemez gerçeklikler ol-tabelada Fizikalizm (Fizikselcilik) yazıyor. duklarını savunur. Zihinsel antiteler fizyolojik olanı, tıpkı fiz- Konuşma sırası, o anda fizikselcilerde. Konuşmacı ken- yolojik olanın moleküler olanı, moleküler olanın atomik ola-dinden pek emin görünüyor: "İndirgemeci görüşte, zihin dü- nı, atomik olanın atom altı olanı vb. aştığı gibi aşar."5zeyler hiyerarşisinde en yüksektedir ve nöronsal (sinir Fizikselci konuşmacı, Sperryninki gibi bir akıl yürütme-hücresinden oluşma) alt yapı olan beyin ise en alttadır. En alt nin cambazlık olduğunu, nöronların herhangi bir şekildekidüzey, üsttekinin nedensel belirleyicisidir; tersi olamaz. Jo- kümelenmesi veya konfigürasyonu için kaçınılmaz olanın,nathan Swiftin de söylediği gibi: kendisini oluşturan nöronlara indirgenebilirliği olduğunu söyleyerek cevap veriyor. Zihnin her nedensel gibi görünen Böylece natiüalistler bir pireyi gözlemlerler eyleminin izi, nihai anlamda beynin altta yatan sinir Üstünde onun kanını emen daha küçük pireler olan; hücresinden oluşma unsurlarına dek sürülebilmelidir. Ve onların üstünde de onları ısıran daha küçük pireler; Zihnin, beynin alt düzeyinde değişiklikler başlatması, beyin Ve böylece sonsuza dek gider. alt yapısının bir neden olmaksızın kendisi üstünde etkide bu- lunmasına eştir. Zihnin nedensel kudreti yani seçme özgürlü- Daha küçük olan pireler daha büyük olan pireyi ısırırlar ğü nereden gelir peki? "Dr. Sperrynin tüm tezi kanıtlanma-ama büyük pireler küçük pirelerin davranışlarını asla etkile- mış holizm, yani bütünün kendini oluşturan parçalarındanmezler." daha büyük olduğu teoremine dayanmaktadır. Sözlerimi bu- "Durun bakalım," diye uyarıyor bir zihinselci, konuşma rada noktalıyorum." Konuşmacı kendinden emin, yerine ge-sırası onlarda. "Gurumuz Roger Sperrye göre zihinsel güçler çiyor.nöronların faaliyetlerini ihlal etmez, bozmaz veya nöronal Ama zihinselciler savunmalarına hazırlar. "Sperry hürfaaliyetler oluşurken ortaya çıkmazlar ama zihinsel güçler iradenin, kendini oluşturan zihinsel fenomenlerin fizikokim-kendi işleme mantıklarıyla birlikte alt seviye beyin faaliyetle- yasal öğelerinden daha fazlası olan yanı olduğunu söyler. Birrine ek bir şey olarak meydana gelirler. Şuurlu zihnin neden- biçimde bu nedensel açıdan kudretli zihin kendi parçaları-sel açıdan kudretli olan gerçekliği, sinir hücrelerinden oluşan nın, sayısız nöronun etkileşiminden doğar. Bütünün, parçala-alt yapının organize etkileşiminden doğan yeni ortaya çıkmış rından daha büyük olduğu açıktır. Sadece nasıl olduğunubir düzendir ama sinir hücrelerinden oluşan alt yapıya indir- keşfetmemiz gerek."genemez." Rakipleri boyun eğmeye hazır değil. Ceketine İşlevselci Konuşmacı bir an susuyor, diğer yandan bir fizikselci Düşün yazılı bir iğne takmış biri kürsüye geçiyor. "Bizaraya girmeye çabalıyor ama nafile: "Sperry, öznel zihinsel işlevciler beyin-zihne bir biyobilgisayar, beyne donanım vefenomenlerin öznel olarak deneyimlenmelerinden ötürü asli zihne de yazılım olarak bakıyoruz. Zihinselciliğin yanlış yo-ve nedensel bakımdan kudretli gerçeklikler olduklarını, bun- la sapmış destekçileri olan siz zihinselcilerin de mutlaka ka-ların kendi fizikokimyasal öğelerinden farklı ve bu öğelerden tılacağı gibi bilgisayar, beyin-zihni tarif etmek üzere icat edil-
    • 224 230 Zihin-Bedefı Sorununu Araştırmakmiş en verimli benzetmedir. Ve bildiğiniz gibi, biz indirgeme- yanın beyin halleri ve 2. dünyanın zihin halleri arasında ara-ci görüşü tamamen kabul etmiyoruz. Zihin halleri ve süreçle- cılık yaptığını söyler. Bakın, yaratıcı özgürlüğün sistemdenri, ister beyin ister silikon bilgisayar olsun, farklı yapı tiple- dışarı zıplamayı gerektirmesini nasıl inkar edebilirsiniz. Eğerrinde yürürlüğe konabilen işlevsel antitelerdir. Haklılığımızı var olan tüm sistem sizseniz, davranışınız belirlenmiş olmakyapay zekalı bir makine inşa ederek ispatlayabiliriz: Turing zorundadır çünkü eylem başlatan zihin hakkındaki herhangimakinesi. Ama yine, zihinsel süreçleri programlar üstünde bir öneri, beyin-zihin-beyin şeklinde giden ve Sperryi de içi-etkide bulunan programlar olarak tanımlamak üzere yazılım ne çeken paradoksal sebep sonuç çemberinin içine düşmekdilini kullanmamıza rağmen, nihai anlamda her şeyin bir do- zorundadır."nanım oyunu olduğunu biliyoruz." 6 Dualin karizması sizi çok etkiliyor, yoksa aksanı mı? Bir zihinselci "Ama zihnin donanım düzeyinde eylem Ama ya korunum kanunları? Ve Ecclesin irtibat beyin dedi-başlatabilmesi için yüksek düzeyli programlarının olması ge- ği şey, epifizin bir başka türüymüş gibi gelmiyor mu kulağa?rekir..." diye araya girmeye çalışıyor ama îşlevselci Düşün hiç Size öyle geliyor. Ama daha siz sorulara başlamadan bir baş-oralı değil. ka tabela dikkatinizi çekiyor: Çin Odası, yanında ise birkaç "Sözde yüksek düzeyli programınız ya da herhangi bir deliği olan kapalı bir kutu duruyor.program her zaman donanım olarak yürürlüğe konur! De- "Bu, Berkeley Üniversitesinden Profesör John Searle ta-mek ki nedensel bir daireniz var, donanım neden olmaksızın rafından tasarlanan, yanlışları ortaya çıkarma makinesidir;donanım üstünde etkide bulunuyor. Bu imkansız. Sizin ho- işlevcilerin, zihni bir Turing makinesi gibi görmelerinin8 ye-lizminiz, kılık değiştirmiş düalizmden başka bir şey değil." tersizliğini gösteriyor. Nasıl işlediğini size hemen göstere- Mentalistlerin sinirlendiğini görüyorsunuz. Bir menta- yim," diyor dostça bir adam, "ama önce kutuya girmeniz la-liste düalist demek en kötü hakaret olmalı. Bu sırada birisi zım."dikkatinizi çekmeye çalışıyor. "Vaktinizi boşa harcıyorsunuz. Biraz şaşırıyorsunuz ama kabul ediyorsunuz. TuringFizikselciler haklı. Zihinselci düşünce sahte-monizmdir; ger- makinesinin yanlışlarını bizzat görme şansını kaçıramazsı-çekten de düalizm kokar ama Sperry haklıdır da. Zihnin bir nız. Kısa süre sonra bir yarıktan bir kart çıkıyor. Kartın üs-şeyler oluşmaktayken, başka bir şey meydana getirme gücü tünde Çince olduğundan kuşkulandığınız bazı karakterlervardır. Çözüm, düalizmin modern bir biçimi. Yepyeni. İşte fi- var ama Çince bilmediğiniz için anlamını çıkaramıyorsunuz.lozof Sir John Dual. Size açıklayacak." Ancak kendi dilinizde yazılmış ve size bir sözlüğe başvur- Dual konuşmaya başlıyor ve hakkını vermek lazım, ka- manızı söyleyen, ayrıca bir deste kart içinden bulmanız gere-rizma sahibi bir adam diye düşünüyorsunuz. "Sir John Ecc- ken, cevap kartı için verilen bir talimat da var. Biraz uğraştık-les ve Sir Kari Popperin geliştirmiş oldukları modele göre, tan sonra, talimata uygun olarak kartı bir yarıktan içeri soku-zihinsel özellikler ayrı bir dünyaya, 2. dünyaya aittir ve an- yorsunuz.lam daha da yüksek bir dünyadan, 3. dünyadan gelir.7 Eccles, Dışarı çıktığınızda, gülümsemelerle karşılanıyorsunuz.baskın beyin yarıküresinde yerleşik bir irtibat beynin, 1. dün- "Semantik durumu anlayabildiniz mi? Kartlarda hangi an-
    • 224 232 Zihin-Bedefı Sorununu Araştırmaklamların aktarıldığına dair bir fikriniz var mı?" kral?" "Tabi ki yok," diyorsunuz, biraz sabırsızca. "Çince bil- Kral bir kez daha cevaplıyor: "Şüphesiz hayır."miyorum, tabi yazılar Çince ise, hem durugörür de değilim." Kralın yüzündeki sıkıntıyı görebiliyorsunuz. Ama şüp- "Yine de tıpkı bir Turing makinesi gibi semboller ürete- hesiz, size göre keşiş anlatmak istediğini anlattı. Fayton nere-bildiniz ama!" de? Anlıyorsunuz. "Demek ki, tıpkı benim gibi Turing maki- Yemek yemeniz lazım çünkü gözünüzün önünde egzo-nesi de sembolleri işlerken iletişimin ne olduğunu anlamak tik imgeler uçuşurken başınızın döndüğünü hissediyorsu-zorunda değil. Sadece sembolleri işliyor diye onları anladı- nuz. Derken sanki bir sihir gibi, Profesör John Q. Monist önü-ğından emin olamayız." nüzde beliriyor ve küçümseyen bir tavırla; "Gördünüz ya, si- "Ve eğer makine sembolleri işlerken anlamıyorsa, onun ze söylemiştim. İndirgenebilir parçaları olmadan fayton dadüşündüğünü nasıl söyleriz?" diyor John Searle adına konu- yoktur. Parçalar bütündür. Parçalarından ayrı bir faytona da-şan kişi. ir herhangi bir kavram, makinedeki hayalettir." Searlenin zekasına hayran oluyorsunuz. Ama eğer Artık iyicene kafanız karışıyor, pizza ve kola tamamenişlevcilerin iddiası yanlışsa, onların zihin-beden ilişkisini res- unutuldu. Nasıl olur da bir Budist keşiş, idealist tarafa ait ol-medişleri de yanlış olmalı. Sperrynin ortaya çıkış fikri dü- ması beklenen hakiki bir Doğulu mistik, Profesör Monist gi-alizme yakın. Ve düalizm bu yeni Poppervari ambalajında sa- bi alaycı birinin eline silah verecek türden tartışmalar yapa-tıldığında bile, yine de şüpheli. Şuuru ve hür iradeyi anlama- bilir?nın başka yolu var mı, diye düşünüyorsunuz. Belki de yaşlı Eğer Budizme aşinaysanız burada hiçbir gariplik yoktur.Skinner haklıydı; davranışları analiz etmeli ve bununla ye- Budist keşiş (adı Nagasena idi ve kral da Kral Millinda) ku-tinmeliydik. lağa aynen Profesör Monistmiş gibi gelebilir çünkü her ikisi Ötedeki çeşmenin önündeki şamata da neyin nesi? Bir de nesnelere benlik doğası atfetmezler. Ancak, monistikfaytonda oturan Doğu Hindistanlı bir Budist keşişin, olsa ol- materyasitlere göre nesnelerde nihai anlamda indirgenebilirsa kral olabilecek, tahtı tacı yerinde biriyle tartışması bekle- parçalardan yani onları oluşturan temel parçacıklardanmeyeceğiniz bir şey. Siz şaşkın şaşkın bakarken, keşiş fayto- başka hiçbir benlik doğası yoktur. Nagasenaran görüşü -ide-nu çözmeye başlıyor. İlk önce atları faytondan çözüyor ve so- alist monizm- ise radikal biçimde farklıdır. Nesnelerde şuur-ruyor: "Atlar, fayton mudur ey asil kral?"- dan gayrı benlik doğası yoktur. Kral cevaplıyor: "Şüphesiz hayır." Özellikle dikkat etmelisiniz, öznelere de benlik doğası Keşiş daha sonra tekerlekleri çıkartıyor ve soruyor: "Te- atfetmek için hiçbir gerekçe yoktur. (Berkeley türü idealiz-kerlekler fayton mudur, ey asil kral?" min eleştirildiği nokta budur.) Eski idealist monizmde, sade- Aynı cevabı alan keşiş faytonun ayrılabilir tüm parçala- ce aşkın ve birleştirici şuur gerçektir. Dünyanın özne-nesnerı çıkana dek işleme devam ediyor. Sonra faytonun şasisini ayrımı da dahil geri kalanı epifenomendir, mayadır, illüzyon-işaret ediyor ve son kez soruyor: "Fayton bu mudur ey asil dur. Bu felsefi açıdan akıllıcadır ama tam olarak tatmin edici
    • 234değildir. Yok-benlik (ya da benliğin illüzyonvari doğası)doktrini bireysel benlik deneyiminin nasıl ortaya çıktığınıaçıklamaz. Bizim şahsi "Ben"liğimizi açıklamaz. Dolayısıylaen baskın deneyimlerimizden biri dışarıda kalmıştır. İşte felsefeyi kısaca gözden geçirdik. Düalizm zihin-be-den etkileşimini açıklamada zorluk çekiyor. Materyal mo-nistler hür iradeyi inkar etmekteler ve şuuru bir epifenomen, KUANTUM ZİHİN"İ ARAYIŞsadece biyobilgisayar donanımımızın yazılım yaygarası ola-rak ele almaktalar. Monistik idealistler bile eksikler çünkü Son bölümde zihin-beden sorununa hiçbir felsefi ceva-onlar da kişisel benlik deneyiminin altını oymaktalar, bütüne bın tamamen tatmin edici olmadığını gördük. En tatmin edi-kendilerini aşırı kaptırmışlar. Kuantum mekaniği bu zorlu ci felsefe idealist monizm olarak görünmekte çünkü şuurunsoruların bazıları üstündeki açmazı çözebilir mi? asli gerçeklik olduğuna dayanmaktadır ama idealist monizm bile bireysel, kişisel "Ben" deneyimimizin nasıl ortaya çıktığı sorusunu cevapsız bırakmaktadır. Kişisel benlik niçin idealizm için zor bir meseledir? Çün- kü idealizmde şuur aşkın ve birleştiricidir. Biri pekala o za- man diğer şeylerden ayrı olma duygusu nasıl ve niçin ortaya çıkıyor diye sorabilir. Shankara gibi idealistler tarafından ve- rilen geleneksel cevap, bireysel benliğin, içkin dünyanın geri kalanı gibi, illüzyon olduğu şeklindedir. Sanskritçe maya de- nilen illüzyon dünyanın bir parçasıdır. Benzer biçimde, Efla- tun da dünyaya bir gölge oyunu der. Ama hiçbir idealist filo- zof böyle bir illüzyonun neden mevcut olduğunu açıklamaz. Bazıları bir açıklamanın bulunabileceğini dosdoğru inkar eder: "Maya doktrini, (özne-nesne dünyasını) göreceli açıdan çoğulluğunun gerçekliğini kabul eder ve bu göreceli gerçek- liğin Mutlak (farklılaşmamış, tezahür etmemiş şuur) ile iliş- kisinin tarif edilemeyeceğini veya bilinemeyeceğini bildi- rir."1 Bu tatmin etmeyen bir cevaptır. Bireysel "Ben"in ger- 235
    • "Kuarıtıım Zihin"i Arayış 237236çekten de bir illüzyon, bir epifenomen olup olmadığını bil- nirı kuantum bileşeni rejeneratiftir ve halleri de çok yüzlüdür. Bu,mek istiyoruz. Eğer öyleyse illüzyonu yaratanın ne olduğu- şuurlu seçim ve yaratıcılık için araçtır. Tam tersine, uzun bir re-nu bilmek istiyoruz. jenerasyon zamanına sahip olduğundan beyin-zihnin klasik bi- Eğer bir optik illüzyon görseydiniz, hemen açıklamasını leşeni hafızayı oluşturabilir ve böylece deneyim için bir göndermearardınız değil mi? Bu bireysel "Ben" deneyimi hayatlarımız- yapma noktası olarak iş görebilin.daki en kalıcı, en ısrarlı deneyimdir. Niçin ortaya çıktığına "Kuantum mekaniğin tüm bu fikirlerinin beyin-zihnedair bir açıklama aramayalım mı? Belki bireysel "Ben"in na- uygulanabildiğinin kanıtı var mı?" diye sorabilirsiniz. Ensıl ortaya çıktığını bulabilirsek, kendimizi daha iyi anlayabi- azından ikinci dereceden kanıtlar var.leceğiz. Mayayı modelimizle açıklayabilir miyiz? Bu bölüm- David Bohm ve ondan önce de August Comte, düşüncede idealist monizm çerçevesinde bireysel, (diğerlerinden) ay- için işleyen bir belirsizlik ilkesi var gibi, demişlerdi.2 Eğer dü-rı ben-deneyimimizi açıklayan bir zihin ve beyin (beyin-zihin şüncenin içeriğine yoğunlaşacak olursak, düşüncenin hangidiye isimlendiriyoruz) görüşü sunacağım. yöne yöneldiği gözden kaybolur. Eğer bir düşüncenin yönü- ne yoğunlaşırsak, içeriği bulanıklaşır. Düşüncelerinizi göz- lemleyin ve kendiniz görün. İDEALİZM VE KUANTUM "BEYİN-ZİHİN"! Bohmun gözlemini genelleştirebilir ve düşüncenin bir arşetipik bileşene sahip olduğunu öne sürebiliriz. Onun far- Son birkaç yıl içinde gittikçe daha çok farkına vardım ki, kmdalık alanında ortaya çıkışı, iki dolanık değişkenle ilişkili-açıklayıcı gücü bakımından tam ve tutarlı olan tek beyin-zi- dir: Ağırlıklı öge (anında içerik, fiziksel nesnelerin konumuhin görüşü şudur: Beyin-zihin, kendisinin hem klasik hem de gibi) ve çağrışım (farkmdalıktaki düşüncenin hareketi, fizik-kuantum bileşenleriyle karşılıklı etkileşen bir sistemdir. Bu sel nesnelerin momentumu gibi). Farkmdalığın ise içindebileşenler, şuurun asli olduğu temel idealist çerçeve içinde et- düşünce nesnelerinin ortaya çıktığı mekan (uzay) gibi oldu-kileşirler. Bu ve sonraki birkaç bölümde, böyle bir görüşün ğuna dikkat edin.zihin-beden sorununa önerdiği çözümü inceleyeceğim. Bu Demek ki, düşünce gibi zihinsel fenomenler tamamlayı-görüşün, zihin-beden sorununa getirilen diğer çözümlere cılık sergiliyor gibidirler. Şunu öne sürebiliriz: Düşünce, herbenzemeyen biçimde, şuuru, beyin-zihin meselelerindeki se- zaman biçim içinde (ağırlıklı öge ve çağrışım gibi özellikler-bep-sonuç ilişkilerini (yani, hür iradenin doğasını) ve kişisel ce tarif edilerek) tezahür etmesine karşın tezahürler arasındaben-kimliği deneyimini açıkladığını göstereceğim. Ek olarak, aşkın arşetipler olarak mevcuttur; tıpkı aşkın tutarlı süperpo-bu çözümün insan deneyiminin temel malzemesinin yaratıcı- zisyon (dalga) ve tezahür etmiş tek yüzlü (parçacık) özellik-lık olduğunu nasıl açığa çıkardığını göreceğiz. leriyle kuantum nesnelerinin yaptığı gibi. Kuantum ve klasik makineler arasındaki ayrım, şu anki Ek olarak, zihinsel fenomende bolca süreksizlik -kuan-cevapta ("Realizmin ve İdealizmin Uzlaşması" başlıklı bö- tum sıçrayışları- kanıtı vardır, özellikle de yaratıcılık fenome-lümde tarif edildiği anlamda) tamamen işlevseldir. Beyin-zih- ninde.3 En sevdiğim besteci olan Çaykovskiden hayli etkili
    • 244 238 "Kııantıım Zihin"i Arayışbir alıntı: "Genel olarak söylersem, gelecekteki bir bestenin YENIDEN TOMMY MARCELIN VERİLERİ tohumu aniden ve beklemediğiniz bir anda gelir... Sıra dışı güç ve hızlılıkla kök salar, toprağa dalar, dallar ve yapraklar On yılı aşkın bir zamandır, Tony Marcelin verileri var fışkırtır ve sonunda çiçek açar. Yaratıcı süreci bu benzetme- olan bilişsel modeller tarafından tatmin edici biçimde açıkla- den başka bir şeyle anlatamam." 4 namadı. Bu veriler, kuyu-kaz-yumurta ve kümes-kaz-yumurta Bu benzetme, bir kuantum fizikçisinin kuantum sıçrayı- gibi üç kelimeden oluşan ve bazen ortadaki muğlak anlamlı şını tarif ederken kullanabileceği türden bir benzetmedir. Si- kelime sadece şuurdışı bir yolla algılanabilsin diye bir desen- zi daha pek çok alıntı okumaktan kurtarayım ama şuna de- le gizlenen dizilerin son kelimelerinin tanınma süresini ölç- ğinmeden geçemem; Jules-Henri Poincare5 ve Cari Friedrich meyi içermektedir.7 Desenle gizlemenin etkisi, ilk kelimenin,Gauss6 gibi büyük matematikçiler kendi yaratıcı deneyimle- tanıma süresi üstündeki (kümes durumunda olduğu gibi)rinden benzer terimlerle söz etmişler; bunlar da kuantum sıç- uyumlu ve (kuyu durumunda olduğu gibi) uyumsuz etkisinirayışı gibi ani ve süreksizdir. ortadan kaldırıyor gibi görünmektedir. Sidney Harris imzalı bir karikatür aynı noktayı çok gü- Deneklerin, üstü bir desenle örtülmemiş ikinci kelime-zel açıklıyor. Einstein bir kara tahtanın önünde elinde tebe- nin farkında oldukları koşullar, "kelime tanımada öncekişirle durmaktadır. Tahtada E=ma 2 denkleminin yazılmış ve bağlamın etkisinin seçici teorisi" denilen şeyi desteklemekte-üstünün çizilmiş olduğunu görürüz. Bunun altına da E=mb 2 dir.8 Birinci kelime, çok anlamlı olan ikinci kelimenin algıla-denklemi yazılmış ve yine üstü çizilmiştir. Karikatürün baş- nan anlamını etkiler. Sadece ikinci kelimenin peşin hükümlığı şöyledir: "Yaratıcılık Anı". E=mc 2 dışarı fırlayacak mıdır? taşıyan anlamı (birinci kelimenin etkisiyle yanlı hale gelmiş-Muhtemelen hayır. Karikatür, yaratıcılık anının tam bir paro- tir) geçirilir. Eğer bu anlam, hedef kelime ile tutarlı ise tanı-disidir çünkü hepimiz sezgisel olarak fark ederiz ki, yaratıcı- manın kolaylaşması durumunu elde ederiz: kısa tanıma sü-lık anı böylesi sürekli, mantıklı basamakları izlememektedir. resi. Eğer bu anlam hedef kelime ile tutarsız ise tanımanın[Matematik yapmanın beceriksizce ve çabasız türü hakkında engellenmesi durumunu elde ederiz: uzun tanıma süresi.tam bir eğlence isteyenler için George Polyanın How to Solve Eğer beyin-zihne, işlevcilikteki gibi, klasik bir bilgisayar ola-ît (Nasıl Çözmeli) adlı kitabını öneriyorum.] rak bakılacak olursa, o zaman bilgisayar bu tür bir durumda Zihnin eyleminde de yerel olmayışın kanıtı vardır; sade- seri halinde, yukarıdan aşağıya, lineer ve tek yönlü bir tarz-ce önceden sözünü ettiğim tartışmalı uzaktan görme verile- da işliyor olmalıydı.rinde değil, ayrıca daha sonra inceleyeceğimiz yakın zaman- Çok anlamlı kelime örtüldüğünde, onun her iki anlamılarda yapılmış olan beyin dalgası tutarlılık deneylerinde de. da -peşin hüküm bağlamının varlığına bakılmaksızın- bilgi- Tony Marcelin araştırması da beyin-zihnin kuantum bi- nin ardışık işlenmesinde mevcut görünmektedir; çünkü tu-leşeni fikrini destekler. Bu veriler, özel bir ilgiyi hak edecek tarlı ve tutarsız koşulların tanıma süreleri yaklaşık aynıdır.kadar önemlidirler. Marcel, bizzat şuurlu ve şuurdışı algılamayı birbirinden ayırt etmenin önemini belirtir ve şuurdışı tanımlamaya seçici ol-
    • 244 "Kııantıım Zihin"i Arayış 241mayan teorinin uygulanması gerektiğini işaret eder. (Seçici açıp kapatan merkezi işlem birimidir (CPU). Ancak kimseninteori sadece şuurlu algılamaya uygulanır.) Ek olarak, böyle beyin-zihninde bir merkezi işlem birimi yoktur ve bu kav-bir seçici olmayan teori paralel işlemeye dayanıyor olmalıdır; ram, beynin içinde küçücük bir insan varmış gibi bir görün-çoklu bilgi birimleri bu işlemde geri besleme de dahil eşza- tü doğuruyor. Nobel ödüllü biyolog Francis Crick şu sözle-manlı işlenirler.9 Böyle paralel dağıtılmış işlem modelleri ise riyle soruna değinmiş: "Geçenlerde zeki bir kadına herhangiçeşitli bileşenler arasındaki bağlantıların baskın rol oynadığı bir şeyi nasıl algıladığımızı anlama sorununu açıklamaya ça-yapay zekalı makinelere aşağıdan yukarı, bağlantıcı yaklaşı- lışıyordum ve bir türlü başaramadım. Neden bir sorun oldu-mın örnekleridir. ğunu bir türlü anlamıyordu. En sonunda çaresizlik içinde Fazla teknik ayrıntıya girmeden anlatayım; lineer ve se- kendisinin dünyayı nasıl gördüğünü sandığını sordum.çici olan klasik işlevci modellerin hiçbiri, örtmenin kullanıl- Muhtemelen kafasında bir yerde bir televizyona benzeyenmadığı durumlardaki peşin hüküm bağlamını açıklama güç- bir şey olduğunu söyledi. Peki o zaman, diye sordum onalüğü çekmez ama bu modeller örtme kullanılan şuursuz algı- bakan kim? Sorunun ne olduğunu şıp! diye anlamıştı."11lama deneyinde meydana gelen önemli değişimi açıklayama- Biz de pekala yüzleşebiliriz: Beyinde oturan ve bir kont-maktadır. Aynısı, seçici olmayan paralel işleme teorileri için rol odasından kanalları ayarlayan, dikkati açıp kapatan, zi-de geçerlidir. Bunlar her iki veri kümesine -şuurlu algılama hin kümelerinin tüm eylemlerine anlam veren ve yorumla-vakası ve şuurdışı algılama vakası- uyacak şekilde ayarlana- yan bir yerel küçük adam veya merkezi işlem birimi yoktur.bilirler ama iki takım birlikte tutarlı bir biçimde açıklanamaz. Demek ki kendine gönderme, yani kendi "Ben"imize dene-"Demek ki," diye sonuca varmaktadır Marcel "bu [örtme] yimlerimizin öznesi olarak gönderme yapma becerimiz yu-verileri, örtmenin olmadığı koşullardakilerle tutarsızdır ve karıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya işleyen klasik işlevci mo-nitelik olarak farklıdır." Böylece Marcelin verilerinde şuurlu deller için çok zor bir problemdir. Aradığımız şey, bakan şey-ve şuurdışı algılama arasındaki ayrım, bilişsel modelleri des- dir. Bu çok önemli yansımayı beyin-zihnin materyalist mo-tekleyenler için bir sorun oluşturmaktadır. dellerinde açıklamak tıpkı kuantum ölçümündeki von Ne- Psikolog Michael Posnerin şuurlu ve şuurdışı algılama umann zincirini açıklamak kadar zordur.arasındaki ayrım için çok önemli bir malzeme olarak dikkati Bir kişi iki farklı anlamı olan ve örtülmüş bir kelime gör-öne süren bir bilişsel çözümü vardır.10 Dikkat, seçicilikle ge- düğünde beyin-zihnin, her biri kelimenin anlamlarından bi-lir. Demek ki Posnere göre, dikkat kesildiğimizde iki anlam- rini taşıyan hallerin bir kuantum tutarlı süperpozisyonu ha-dan birini seçeriz, tıpkı Marcel deneyindeki muğlak kelime- line geldiğini varsayalım. Bu varsayım Marcel verilerinin hernin şuurlu algılanmasında olduğu gibi. Dikkat kesilmediği- iki takımını da -şuurlu ve şuurdışı algılama- bir merkezi iş-mizde ise seçim yoktur. Öyleyse muğlak bir kelimenin her iki lem birimi kavramına gerek duymaksızın açıklar.anlamı da algılanmaktadır, tıpkı Marcelin deneyindeki ör- Şuurlu algılama verilerinin kuantum mekaniğine göretülmüş kelimenin şuursuz algılanmasındaki gibi. yorumu der ki, bağlamsal kümes kelimesi, iki dallı kaz keli- Peki dikkati açıp kapatan kim? Posnere göre, dikkati mesinden (tutarlı süperpozisyon) bir kümes hayvanı olan anla-
    • 244 "Kııantıım Zihin"i Arayış 243mını açığa çıkartır (yani dalga fonksiyonu sadece kümes hay- rini andırmaktadır ve kuantum mekaniğininkine benzer kurallaravanı anlamının seçilmesiyle çöker). Bu hal, son kelime olan uymaktadır.yumurtaya denk gelen hal ile büyük örtüşmeye(çakışmaya) Devrim yaratacak bu fikri başka bir biçimde ifade etme-sahiptir (pozitif çağrışımlar, kuantum mekaniğinde iki hal me izin verin. Sıradan maddenin nihai anlamda madde arşe-arasındaki büyük örtüşmeler diye ifade edilir) ve böylece yu- tipleri diyebileceğimiz atomaltı mikroskobik nesneler içer-murta kelimesinin tanınması kolaylaşır. mesi gibi, zihnin de nihai anlamda (Eflatunun idea dedikle- Benzer şekilde, örtülmemiş tutarsız kelime dizisinin al- rine pek benzeyen) zihinsel nesnelerin arşetiplerini içerdiği-gılanışına ait kuantum modeli tarifinde, kuyu kelimesi bağla- ni varsayalım. Dahası bunların madde arşetiplerinin yapıl-mı; kazın tutarlı süperpozisyon halinden kazma eylemi anla- mış olduğu aynı temel özden yapıldıklarını ve ayrıca kuan-mına karşılık gelen hali açığa çıkartır; kuyu ve yumurtaya tum mekaniğine uyduklarını önermekteyim. Dolayısıyla ku-denk gelen haller arasındaki anlam örtüşmesi küçüktür ve antum ölçüm hakkındaki düşünceler onlara da uygulanabil-böylece engelleme oluşur. Ortadaki kelimenin örtüldüğü mektedir.uyumlu ve uyumsuz kelime dizilerinin algılanışında ise, kazkelimesi şuurdışıyla algılanır ve dolayısıyla belirli bir anla-mın dışarı çıkması söz konusu olmaz; tutarlı süperpozisyon KUANTUM FONKSİYONELCİLİĞİçökmez. Örtülen kaz kelimesinin, kazın hem bir kümes hay-vanı hem de kazma eylemi anlamlarını içeren bir tutarlı sü- Bu tür bir spekülasyon yapan tek kişi ben değilim. Jung,perpozisyona yol açmasının doğrudan kanıtı böylece görüle- psişe ve maddenin nihai anlamda aynı yapıtaşmdan oluşmuşbilir. Aksi takdirde kaz kelimesi örtüldüğünde kiimes-kaz-yu- olması gerektiğini yıllar önce söylemişti. Son yıllarda ise bir-murta, kuyu-kaz-yumurta dizilerinde peşin hüküm kelimesi- kaç bilim adamı beyin verilerini açıklamak üzere beyin-zih-nin etkisi nasıl olur da neredeyse ortadan kalkardı? nin makroskobik çalışmalarını kuantum mekaniğine sok- Kaz kelimesine hem bir hayvan hem de kazma eylemi maya cidden uğraştı. Şimdi okuyacaklarınız onların bu çaba-olarak aynı anda erişim fenomeninin tam olarak açıklanma- larının kısa bir özetidir:sı, beyin-zihnin klasik lineer tarifinde hayli güçtür çünkü Bir elektrik uyartısı bir nörondan diğerine sinaptikböyle bir tarif "ne o/ne bu, ya o/ya bu" şeklindedir. Kuan- boşluğu (bir nöronun diğerini beslediği yer) aşarak nasıl ge-tum tarifinin sağladığı "her ikisi, o ve bu" şeklindeki avantaj çer? Geleneksel teori, sinaptik aktarımın kimyasal değişmeaçıktır.12 sayesinde olduğu şeklindedir. Ancak bununla ilgili kanıtlar Zihin ve kuantum arasındaki paralellikleri -belirsizlik, bir biçimde ikinci derecedendir ve E. Harris VValker bu kanıt-tamamlayıcılık, kuantum sıçramaları, yerel olmayış ve son lara kuantum mekaniği süreci bakımından karşı çıkmakta-olarak tutarlı süperpozisyon- öneren verilerin kesin olma- dır.13 VValker, sinaptik boşluğun sinir sinyallerinin aktarımın-dığının farkındayım. Yine de pekala, radikal bir şeyin göster- da kuantum tünelleme etkisinin önemli bir rol oynayabilece-gesi olabilirler: Zihin dediğimiz şey, atomaltı maddenin nesnele- ği kadar küçük olduğunu düşünmektedir. Tünelleme, bir ku-
    • 244 "Kııantıım Zihin"i Arayış 245antum nesnesinin aşılması imkansız bir engelden geçebilme neyim becerisi olan bir şuur; evrendeki yerini anlamak üzerehassasıdır, bu onun dalga özelliğinden kaynaklanan bir anlamlı ve evrimleşen bir dünya görüşü biçimlendiremeyedurumudur. John Eccles de beyine kuantumluluğu sokmak cüret eden bir şuur.üzere benzer bir mekanizmayı tartışmaya açmıştı.14 Belki de beyin, kendi klasik sistemiyle işi paylaşan bir Avustralyalı fizikçi L. Bass ve daha yakın zamanlarda kuantum sistemine sahip olduğu için şuuru barmdırıyordur,Amerikan fizikçi Fred Alan Wolf, zekanın işleyebilmesi için, diyor Alberta Üniversitesinden biyolog C. I. J. M. Stuart ilebir nöronun ateşlenmesine makroskobik uzaklıklardaki -kor- meslektaşları fizikçi M. Umezawa, Y. Takahashy18 ve Berke-tikal dokunun genişliği olan on santimetre kadar- bağlantılı ley Üniversitesinden fizikçi Henry Stapp.19 Benim uyarladı-nöronların ateşlenmesinin eşlik etmesi gerektiğini gözlemle- ğım (bir sonraki bölümde göreceksiniz) bu modelde, beyin-diler. Wolf, "Bunun meydana gelebilmesi için beynimizin zihne etkileşen biri klasik, diğeri kuantum olan iki sistem ola-moleküler düzeyinde, sinapslarımız arasında var olan (tabi rak bakılmaktadır.20 Klasik sistem, klasik fiziğin determinis-ki Einstein, Podolsky ve Rosen tarzında) yerel olmayan bağ- tik kanunlarını izleyen tüm pratik amaçlar için olan prog-lantılara ihtiyacımız vardır" der. Demek ki sıradan düşünü- ramları çalıştıran bir bilgisayardır; dolayısıyla algoritmik bi-şümüz bile kuantum olayların doğasına dayanmaktadır.15 çimde taklit edilebilir. Halbuki kuantum sistemi sadece kıs- Princeton Üniversitesi araştırmacıları Robert Jahn ve men algoritmik olan programlarla çalışır. Dalga fonksiyonu,Brenda Dunn beyin-zihnin paranormal yetenekleri için bir yeni fiziğin olasılıkçı kanunlarına göre evrimleşir; bu kısımbenzetme şeklinde de olsa kuantum mekaniğini kullanmış- algoritmiktir, süreklidir. Ayrıca dalga fonksiyonunun çökme-lardır.16 sinin süreksizliği vardır; bu temelde algoritmik değildir. Sa- Bir kez daha işlevcilerin kullandığı modeli düşünelim; dece kuantum sistemi, kuantum tutarlılığı sergiler; bileşenle-şu klasik bilgisayar modelini. Richard Feynman bir keresin- ri arasında yerel olmayan bir bağlantı. Ayrıca, kuantum sis-de bir klasik bilgisayarın yerel olmayışı asla taklit edemeye- temi rejeneratiftir ve demek ki yeni olanla (kuantum nes-ceğini matematiksel olarak kanıtlamıştı.17 Böylece işlevciler neleri her zaman yeni kalırlar) başa çıkabilir. Klasik sistemDDA ve anlam gibi yerel olmayan deneyimlerimizin geçerli- hatıralar oluşturmak, çökmüş olayların kayıtlarını tutmak veliğini inkar etmeye zorlanmışlardı çünkü beyin-zihin model- bir süreklilik algısı yaratmak için şarttır.leri (yerel olmayan fenomenleri derhal oluşturma veya mo- Çok şey ima eden fikirler ve veriler boldur ama anlat-delleme becerisi olmayan) klasik bilgisayara dayanmaktaydı. mak istedikleri nokta basittir: Birçok fizikçi arasında gittikçeNe büyük miyopluk! Bir kez daha Abraham Maslowdan güçlenen kanı, beynin, klasik sinirsel düzenlenişi önemli biralıntı yapacağım: "Eğer sahip olduğun tek alet çekiç ise, her biçimde tamamlayan kuantum mekanik makro doğası ile in-şeye çiviymiş gibi davranmaya başlarsın." teraktif (etkileşimci) bir sistem olduğudur. Böyle bir fikir çev- Peki ama kişi, şuuru yerel olmayış olmadan sergileyebi- resinde henüz bir kervan oluşturacak kadar toplanan yoklir mi? Biz insanların deneyimlediği haliyle şuurdan söz edi- ama tek başına yol alan bir at arabası da değil.yorum: Yaratıcılık, sevgi, seçme özgürlüğü, DDA, mistik de-
    • 244 "Kııantıım Zihin"i Arayış 247 HEM KUANTUM SİSTEM HEM DE ÖLÇÜM AYGITI zihinsel arşetipleri oluşturuyor olsun. Jung, zihinsel arşetip- OLAN BEYİN-ZİHİN lerin evrensel bir karakteri olduğunu bulmuştu; ırka, tarihe, kültüre ve coğrafi kökene bağlı değillerdi.21 Bu durum, Jung- Beyin-zihnin kuantum sistemine teknik olarak sadece vari arşetiplerin evrensel kuant kümeleri -sözde normalyerel etkileşimler yoluyla değil, ayrıca EPR tarzında bağlan- modlar- olduğu fikrine pek.hoş biçimde uyuyor. Beynin butılı olan birçok bileşen içeren bir makro kuantum sistem ola- kuantlardan yapılma kuantum sisteminin bu hallerine saf zi-rak bakmaktayız. Böyle bir sistemin durumları nasıl temsil hin halleri adını vereceğim. Bu resmi terminoloji, daha sonraedilebilir? anlatacaklarım bakımından yararlı olacak. Gergin bir ipe asılmış olan bir sarkacı hayal edin. Daha Varsayalım ki beynin tüm hacmi, mikroskobik altı mad-iyisi, kendinizi ve sevgilinizi sarkaçlar gibi sallanırken hayal desel nesneleri görebilmek için büyütmede kullandığımız öl- edin. Şimdi ikiniz çiftlenmiş sarkaç sistemini oluşturmaktası- çüm aygıtının klasik benzeri olsun. Beynin klasik aygıtınınnız. Eğer kendinizi hareket ettirirseniz ama sevgiliniz hare- kuantum zihin nesnelerini büyüttüğünü ve kaydettiğini var-ketsiz ise, kısa süre sonra sevgiliniz de sallanmaya başlaya- sayalım.caktır; öyle ki kısa süre içinde tüm enerjiyi o toplayacak ve Bu, beyin-zihin sorununun en inatçı bulmacalarındansiz duracaksınız. Sonra devir tekrarlanacak. Ama bir şeyler birini çözmektedir: beyin-zihin kimliği sorunu. Şu an filozof-eksik. Pek birliktelik yok. Sorunu çözmek için her ikiniz de lar arasında geçerli olan tutum, ya neyin neyle özdeş oldu-aynı fazda aynı anda sallanmaya başlayabilirsiniz. Bu biçim- ğunu netleştirmeden ya da bir tür psikofiziksel parallelik be-de başlayınca, eğer hiçbir sürtünme yoksa birlikte sonsuza lirlemeden beyin-zihin kimliği esaslarını ortaya atmalarıdır.dek hareket edeceksiniz. Aynı durum, birlikte zıt fazlarda Kuantum modelde, zihin halleri kuantum sistemin hal-sallanmaya başlasaydınız da geçerli oldurdu. Salınmanın bu leridir ve bir ölçümle, kuantum beynin bu halleri ölçüm ay-iki biçimi çiftlenmiş sarkacın normal modları olarak adlandı- gıtının halleri ile bağlantılı hale gelir (tıpkı Schrödingerin ke-rılır. (Her ikiniz arasındaki bağlantı, yine de hayli yereldir; disi paradoksundaki kedinin halinin radyoaktif atomun ha-sarkaçlarınızı destekleyen gergin iple mümkün olan bir bağ- liyle bağlantılı hale gelmesi gibi). Demek ki beyin-zihindekilantıdır.) çöken ve deneyimlenen her kuantum olay, klasik beynin ölç- Karmaşık bir sistemin durumlarını da, bu bir kuantum tüğü (büyüttüğü ve kaydettiği) bir saf zihin halini temsil edersistemi olsa bile, onun tahrikinin farazi normal modları, ku- ve bu kimlik için açık bir tarif ve haklı gerekçedir.antası ya da daha genel anlamıyla, normal modlarının küme- Beynin çoğunu bir ölçüm aygıtı gibi kabul etmek, beyinleriyle benzer şekilde temsil edebiliriz. (Bunlara zihinsel ku- ve şuurlu olaylar hakkında düşünmenin yeni ve kullanışlı birant demek için vakit hayli erken ama yakın zamanda şuur yolunu açar. Biyologlar sık sık şuurun beynin bir epifenome-hakkında düzenlenen ve katıldığım bir konferansta psişon- ni olması gerektiğini çünkü beynin doğal hasar veya ilaçlarlar, mentonlar vb. isimler kullanıp hayli şakalaştık.) yoluyla değişmesinin şuurlu olayları da değiştirdiğini savu- Varsayalım ki bu normal modlar, önceden değindiğim nurlar. "Evet!" der kuantum teorisyeni çünkü ölçüm aygıtını
    • 244 248 "Kııantıım Zihin"i Arayış değiştirmek ölçülebilen şeyi de kesinlikle değiştirmekte ve Lazerin sergilediği tutarlılık türü belirli zihinsel eylem- dolayısıyla olayı değiştirmektedir. lerde farklı beyin bölgeleri arasında da var mıdır? Böyle bir Kuantum mekaniğin formel doğasının beyin-zihne uy- tutarlılığın doğrudan kanıtları gerçekten de bulunmuştur. gulanabilmesi fikri yeni değildir ama yavaş yavaş gelişmek- Meditasyon araştırmacıları beynin farklı bölgelerinden -ön tedir. Ancak beyin-zihne bir kuantum sistem/ölçüm aygıtı ve arka ya da sağ ve sol- elde ettikleri beyin dalgalarını faz olarak bakma fikri yenidir ve burada incelemek istediğim de bakımından herhangi bir benzerlik gösterip göstermedikleri- bu hipotezin sonuçlarıdır. ni saptamak için incelemişlerdir.23 Gelişkin teknikleri kulla- Kırıp parçalamak için ellerinde balta olan beyin bilimci- nan bu araştırmacılar meditasyon yapan deneklerinin kafa-ler itiraz edecekler. Makroskobik nesneler, hacimli nesneler taslarının farklı kısımlarından gelen beyin dalgalarında tu-klasik kanunlara yaklaşık olsa da uyarlar. Kuantum mekani- tarlılık olduğunu göstermişlerdir. Beyin dalgalarının medi-ği beynin makro doğasına bir fark yaratacak yeterlikte nasıl tasyon sırasında uzamsal tutarlılığına ilişkin ilk raporlar, ouygulanabilir ki? zamandan beri başka araştırmacılar tarafından da doğrulan- Şuuru araştırmak isteyen bizler itirazı geçersiz sayaca- maktadır. Dahası, bulunan tutarlılık derecesinin meditasyonğız. Makrokozmostaki nesnelerin klasik fiziğe, yaklaşık olsa yapanların bildirdiği saf farkındalık derecesiyle doğru oran-bile uyduğu yolundaki genel kuralın bazı istisnaları var. tılı olduğu görülmüştür.Makro düzeyde olsa da klasik fizikle açıklanamayan birkaç Uzamsal tutarlılık, kuantum sistemlerinin şaşırtıcı özel-sistem mevcuttur. Böyle bir sistem, daha önce ele aldığımız liklerinden biridir. Demek ki tutarlılık hakkındaki bu deney-süperiletkenlerdir. Makro düzeydeki kuantum fenomenin bir ler, kuantum zihin diyebileceğimiz beynin bir kuantum siste-diğer tanıdık örneği ise lazerdir. min normal modları için bir ölçüm aygıtı gibi iş gördüğüne Lazer ışınları Aya gidip geri gelmekte ve bu arada ince- ilişkin doğrudan kanıtlarını sağlayabilirler.cik bir kalem biçimini korumaktadır çünkü ışının fotonları Daha yakın zamanlarda, meditasyon halindeki deneklertutarlı eşzamanlı haldedir. Müzik olmadan insanları dans ile yapılan elektroansefalografik (EEG) tutarlılık deneyleri,ederken izlediniz mi hiç? Birbirlerine hiç uymayan ritmlerde aynı anda iki deneğin beyin dalga tutarlılığını ölçmeye doğ-dans ederler değil mi? Ama bir ritm tutturun, mükemmel bir ru genişletilmiştir; sonuç olumludur.24 Bu, kuantum mekan-eşlikle dans edebileceklerdir. Lazer huzmesindeki fotonların sızlığının yeni kanıtıdır. İki kişi birlikte meditasyon yaparlartutarlılığı, onların makro düzeyde bile işleyen kuantum me- veya uzaktan görme yoluyla bağlantılıdırlar. Beyin dalgalarıkaniği etkileşimlerinden doğmaktadır. tutarlılık gösterir. Şüphecilerin bile meraklanması gerekmez Beynimizdeki kuantum mekanizması, lazere benzer bi- mi? Böyle bir veriyi zihinler arasındaki EPR bağlantısındançimde işliyor22 ve beynin klasik parçaları büyütme ve kayıt başka ne açıklayabilir ki?(geçici de olsa) tutmak için ölçüm aygıtı rolünü üstlenirken Beyin-zihindeki kuantumluluk için şu ana kadar ortayakendisini yerel olmayan şuurun müdahalesine açıyor olabilir çıkan en açıklayıcı deneysel destek, Jacobo Grinberg-Zylber-mi? Bunun cevabının evet olduğuna ikna oldum. baum ve meslektaşları tarafından yürütülen ve iki beyin ara-
    • 244 "Kııantıım Zihin"i Arayış 251sındaki EPR bağlantısının doğrudan gözlemlenmesi dene- bir EPR bağlantılı kuantum ağına ihtiyacımız var. Oralardayinden gelmektedir ("Einstein-Podolsky-Rosen Paradoksu" bir yerlerde olmalı.) Dahası, bu hipotez doğruluğu deneylebaşlıklı bölüm). Bu deneyde iki denek, aralarında doğrudan sınanabilecek ileri teorik tahminlere de izin vermektedir.26 Ek(yerel olmayan) bir bağlantı oluştuğunu hissedene dek etki- olarak, bu teori klasik (davranışçı) limiti yeni bir tamamlayı-leşirler. Daha sonra iki denek birbirlerinden uzakta iki ayrı cılık ilkesi olarak ("Şuurun Benliği" başlıklı bölümde incele-Faraday kafesi içinde doğrudan temaslarını korurlar. Denek- necek) telafi ettiğinden dolayı, eski teorinin açıkladığı tümlerden birinin beyni, bir dış uyartıya uyandırılmış potansi- verilerle de tutarlıdır.yelle tepki verdiğinde, diğer deneğin beyni de uyandırılmış Tüm yeni bilimsel paradigmalar, hipotezlerle ve teoriler-potansiyelle aynı biçimde ve güçte bir aktarım potanisyeli le başlar. Felsefe, yeni teoriler ve sınama metotları formüle et-gösterir. Bu durum ancak iki beyin-zihin arasında yerel olma- meye yardımcı olmadığında ya da eski, açıklanamamış de-yan şuurları yoluyla kurulan yerel olmayan bağlantıdan kay- ney verileriyle yüzleşmekten kaçındığında (şuur sorunu ba-naklanan, kuantumun mekansızlığının bir örneği olarak yo- kımından materyalist realizmde olduğu gibi) sadece vaat ha-rumlanabilir.25 line gelir. Eğer kuantum bilgisayar, kulağınıza Ecclesin irtibat Bohr canlılık ve cansızlık arasındaki tamamlayıcılık ilke- beyni gibi ve dolayısıyla düalist geliyorsa, endişelenmeyin. sinin -yaşamı, canlı organizmalardan ayrı incelemenin ola- Kuantum bilgisayar, bazıları henüz bilinmeyen beyin alt kat- naksızlığı- buraya da uygulanabileceğine dikkat çekmişti.27 manları arasındaki kuantum iş birliğini içermektedir. Bu, irti- İkili kuantum sistem/klasik ölçüm aygıtı güçlü biçimde etki-bat beyinden beklendiği gibi değildir, beynin lokalize bir par- leşen bir sistemdir ve göreceğimiz gibi tekil ve kişisel bençası değildir, ayrıca şuurlu bağlantısı da enerjinin korunumu- kimliğinin ortaya çıkmasından sorumlu olan da işte bu güç-nu ihlal etmemektedir. Şuurun süper müdahalesinden önce lü etkileşimdir. Burada da bir tamamlayıcılık olabilir gibi gö-beyin-zihin, şuurun aşkın aleminde (diğer herhangi bir nes- rünmekte. Beynin kuantum sistemini onun belirleyici işaretine gibi) şekilsiz potans halinde mevcuttur. Yerel olmayan şu- olan şuurlu deneyimi imha etmeksizin ayrı olarak incelemekur beyin-zihnin dalga fonksiyonunu çökerttiğinde bunu seç- mümkün olmayabilir.me ve tanımayla yapar, herhangi bir enerjetik süreçle değil. Özetle söylersek, beyin-zihne hem bir ölçüm aygıtı hem Peki, kuantum beynin sadece bir vaatten ibaret olduğu, de bir kuantum sistem olarak bakmanın yeni bir yolunugözlemlenmiş bir olgu olmadığı yolundaki kaygılar ne ola- önermekteyim. Böyle bir sistem, sistemin dalga fonksiyonu-cak? Kuantum beyin-zihnin bir hipotez olduğu doğrudur. nun çökerticisi olarak şuuru içerir, sebep-sonuç ilişkileriniAncak bu hipotez sağlam felsefi ve teorik zemine dayanmak- şuurun hür seçimlerinin sonucu olarak açıklar ve yaratıcılığıtadır ve bol miktarda deneysel kanıtla desteklenmektedir. her biri yeni bir başlangıç olan çökmeler şeklinde tanımlar.(Kan dolaşımı teorisi, bulmacanın son parçası olan kılcal da- Bu teorinin, dünyadaki özne-nesne ayrımını ve sonunda damarlar ağı keşfedilmeden önce formüle edilmişti. Benzer şe- kişisel benliği nasıl açıkladığının temelini artık anlatmayakilde, beyindeki zihinsel süreçlerin tezühürü ve dolaşımı için başlayabiliriz.
    • 244 253 "Kııantıım Zihin"i Arayış BEYIN-ZIHINDE KUANTUM ÖLÇÜM: zisyon halinin yayılmasını bir olasılık havuzunun genişleme- KLASIK VE KUANTUM ORTAKLıĞı si olarak düşünün. Ayrıca ölçüm işleminin havuzun hallerin- den sadece birini (olasılık kurallarına göre) bir seçme işle- Klasik işlevcilik, beynin donanım, zihnin de yazılım ol- miyle tezahür ettirdiğini düşünün.duğunu varsaymaktadır. Beynin klasik ve zihnin kuantum Birçok fizikçi seçme işlemini rastgele, tamamen şans ese-olduğunu söylemek de aynı derecede temelsiz olacaktır. Bu- ri olarak görmektedir. Einsteinın "Tanrı zar atmaz," diyenun yerine, idealist model burada hem klasik hem de kuan- protestosuna neden olan da bu görüştür. Ama eğer Tanrı zartum sistemlerin etkileşiminden doğan deneyimlenmiş zihin atmıyorsa, tek bir kuantum ölçümünün sonucunu kim veyahallerini önermektedir. ne seçer? İdealist yoruma göre, seçimi yapan şuurdur; ama Beyin-zihnin kuantum sisteminin en önemli nedensel yerel olmayan birleştirici bir şuur. Yerel olmayan şuurun mü- kudreti, zihnin dalga fonksiyonunu çökerten ve bu çökmenin dahalesi, kuantum sistemin olasılık bulutunu çökertir. Bura- sonucunu deneyimleyen mekansız şuurdan doğmaktadır. da bir tamamlayıcılık var. Tezahürat dünyasında, çökmeye İdealizmde deneyimleyen -özne- mekansız ve birleştiricidir; dahil olan seçme işlemi rastgele görünmektedir, ancak aşkın sadece tek bir deneyim öznesi vardır. Yerel olmayan birleşti- alemde seçme işlemi bir tercih eylemidir. Antropolog Gre-rici şuur, nesnelerin dalga fonksiyonlarını aşkın bir olasılık gory Batesonun bir keresinde söylediği gibi: Tercih etmeninaleminden tezahür alemi içine çökerttiğinde, nesneler ortaya karşıtı rastgeledir.çıkarlar. Biz çökmenin, ölçümün tamamlanması için bir be- Beyin-zihnin kuantum sistemi de zaman içinde, ölçümyin-zihnin farkındalığmın mevcudiyetinde meydana gelmesi teorisinin kurallarını izleyerek gelişmeli ve bir tutarlı süper-gerektiğini savunmuştuk. Ancak beyin-zihnin ve farkındalı- pozisyon haline gelmelidir. Klasik beynin işlevsel makinesiğm tezahürünü anlamaya çalıştığımızda nedensel bir devr-idaime gireriz: farkındalık olmadan hiçbir ölçüm tamamlana- ölçüm aygıtı rolünü oynar ve o da bir süperpozisyon halinemaz, ölçümün tamamlanması olmaksızın da hiçbir farkında- gelir. Demek ki çökmeden önce beyin-zihin hali, Heisen-lık yoktur. bergin eğilimler dediği sayısız olasılık desenlerinin potansi- yelleri olarak mevcuttur. Çökme bu eğilimlerden birini ger- Bu nedensel devirselliği ve de ondan dışarı çıkma yolu- çekleştirir, bu ise ölçümün tamamlanması üzerine (farkında-nu açıkça görebilmek için, kuantum ölçüm teorisini beyin- lık içeren) bir şuurlu deneyime yol açar. Dikkat edin, ölçü-zihne uygulayabiliriz. Von Neumanna göre kuantum siste- mün sonucu zaman-mekanda süreksiz bir olaydır.min hali iki şekilde değişime uğramaktadır.28 Birincisi, sürek- İdealist yoruma göre, şuur herhangi bir ve tüm kuantumli bir değişimdir. Hal bir dalga olarak yayılır, durumun izin sistemlerin çökmesinin sonucunu seçmektedir. Bu durum,verdiği tüm potansiyel hallerinin bir tutarlı süperpozisyonu beyin-zihin için öne sürdüğümüz kuantum sistemi de içer-durumuna gelir. Bir ölçüm bir hale ikinci, süreksiz bir deği- melidir. Demek ki idealist monizm tarafından yorumlananşim ekler. Birdenbire süperpozisyonun potansta mevcut olan ölçüm teorisi diliyle beyin-zihnin etkileşimli klasik/kuan-çok yüzlü hali, gerçekleşen tek bir yüze indirgenir. Süperpo- tum sistemi hakkında konuşabilme noktasına vardık: Şuuru-
    • 254muz beyin-zihnimizin kuantum halinin çökmesinin sonucu-nu seçer. Bu sonuç şuurlu bir deneyim olduğundan, şuurludeneyimlerimizi biz seçmekte ama yine de altta yatan süre-cin şuurunda olmamaya devam etmekteyiz. Aslında bir ya-nılgı olan ayrıklığa -(birleştirici şuurun "biz"inden ziyade)kendine gönderme yapma sürecindeki ayrı "Ben"in kimlikedinilmesi- yol açan da bu şuursuzluktur. Ayrı olma hali iki PARADOKSLAR ve DOLANIKsafhada meydana gelir ama sürece dahil olan temel mekaniz- HİYERARŞİLERma dolanık hiyerarşi adını alır » Bu mekanizma, bir sonrakibölümün konusunu oluşturmaktadır. Bir keresinde dolanık hiyerarşiler hakkında konuşmak- tayken dinleyicilerimden biri bu tanımlamanın ne anlama geldiğini daha bilmeden ilgisini çekiverdiğini söylemişti. Hi- yerarşilerin kendisine ataerkillik ve otoriteyi anımsattığını ama dolanık hiyerarşi teriminin daha özgürleştirici bir tonu olduğunu söyledi. Eğer sizin sezginiz de onunkine benziyor- sa, o zaman dil paradokslarının ve mantık paradokslarının o büyülü, şaşırtıcı dünyasında bir keşif gezisine çıkmaya hazır- lanmalısınız. Mantık paradoksal olabilir mi? Mantığın gücü paradoksları ortadan kaldırması değil miydi? Bu soruların cevapları dolanık hiyerarşilere yol açmaktadırlar. Paradokslar mezarlığının girişine yaklaşırken, mitsel öl- çülerde bir yaratıkla burun buruna geliyorsunuz. Onun Sfenks olduğunu hemen anlıyorsunuz. Sfenksin size tabi ki kapıdan geçebilmeniz için doğru cevaplamanız gereken bir sorusu var: Sabah dört bacak üstünde, öğlen iki bacak üstün- de ve akşam üç bacak üstünde yürüyen yaratık nedir? Bir an için kafanız karışıyor. Bu ne biçim bir soru? Belki de keşif ge- ziniz başlamadan bitecek. Bulmacalar ve paradokslar oyu- nunda siz daha yeni bir oyuncusunuz. Daha ileri bulmacala- ra hazır mısınız? 255
    • 256 Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşiler 257 Sherlock Holmes, yanında Bay Watsonla çıkageliyor ve -sına ve eğer hayır derseniz evet yankılanmasına neden ola-rahat bir nefes alıyorsunuz. "Ben Oedipus" diye tanıtıyor cak, ila nihai. Böyle bir bulmacayı nasıl çözebilirsiniz ki?kendini. "Sfenksin sorusu bir bulmaca çünkü mantıksal tip- "Şey, bulmacayı çözemiyorsan en azından analiz etmesi-leri karıştırıyor, değil mi?" diye soruyor. ni öğrenebilirsin." Sanki bir sihir, yanınızda bir yardımcı da- Bu doğru, diye fark ediyorsunuz. Bu keşif gezisine çık- ha beliriyor. "Adım Gregory Bateson," diye tanıtıyor kendi-madan önce mantıksal tipler hakkında bir şeyler öğrendiği- ni. "Karşılaştığınız şey ünlü yalancının paradoksu: Epimeni-niz iyi olmuş. Ama ne? Neyse ki Oedipus devam ediyor. des, Tüm Giritliler Yalancıdır/ diyen bir Giritlidir. Birinci"Cümlenin bazı kelimelerinin sözlük anlamı var ama diğer- önerme ikinci önermenin bağlamını yaratır. İkincisi sınıflan-lerinin daha yüksek mantıksal tipten bağlamsal anlamlan dırır. İkinci önerme eğer sıradan olsaydı, birinci önermeyi ra-var. Şaşkınlığınıza neden olan da, mecazların tipik özelliği hat bırakırdı, ama hayır! Bu ikinci önerme asli olanı kendiolan, iki tipin yan yana bulunuşudur." Size cesaret veren şe- bağlamında yeniden sınıflama tepkisi veriyor."kilde gülümsüyor. "Bu mantık tiplerinin bir karışımı, şimdi anlıyorum," di- Tamam, tamam. Sabah, öğlen ve akşam yaşamlarımıza ye keyifleniyorsunuz.gönderme yapıyor: çocukluğumuza, gençliğimize ve ihtiyar- "Evet ama sıradan bir karışım değil. Bakın, birincil ikin-lığımıza. Gerçekten de çocukluğumuzda dört bacak üstünde cili tanımlar: Eğer evetse, o zaman hayır, o zaman evet, o za-yürürüz, emekleriz; gençliğimizde iki bacağımızın üstünde man hayır. Sonsuza dek sürer. Norbert Wiener bu paradoksuve üç bacak da ihtiyarlığımızda iki bacak ve bir bastonla yü- bir bilgisayara versek mürekkebi bitene dek Evet... Hayır...rümemiz için bir mecaz. Uydu! Sfenkse gidiyor ve cevaplı- Evet... Hayır... Evet... dizileri basardı, der. Bu, insanın mantıkyorsunuz: "İnsan". Kapı açılıyor. yoluyla kaçamayacağı zekice bir kısır döngü." Kapıdan geçerken, aklınıza bir şey geliyor. Nasıl olur da, "Paradoksu çözmenin bir yolu yok yani?" Sesiniz hayaleski Yunandan mitolojik bir karakter olan Oedipus mantıksal kırıklığınızı yansıtıyor.tipler gibi modern terminolojiyi bilebilir? Ama üstünde dü- "Tabi ki var çünkü siz bir silikon bilgisayar değilsiniz,"şünmek için zaman yok: Dikkatinizi yeni bir meydan okuma- diyor Bateson. "Size bir ipucu vereyim. Varsayalım kapınızaya vermeniz gerek. Birisi, yanındaki bir adamı işaret ederek bir satıcı geldi ve şöyle diyor: Size elli dolara harika bir yel-"Epimenides adlı bu Giritli, Tüm Giritliler yalancıdır/1 di- paze vereceğim ama çalıntıdır. Nakit mi ödersiniz, kredi kar-yor. Doğru mu yoksa yalan mı söylüyor?" diyerek size mey- tınızla mı? Ne yapardınız?"dan okur tarzda soruyor. Eh, bir bakalım, diye akıl yürütü- "Kapıyı suratına kapardım!" bunun cevabını biliyorsu-yorsunuz. Eğer doğru söylüyorsa, o zaman tüm Giritliler ya- nuz. (Hangisini seçerdin: Elinin kesilmesini mi, kulağınınlancıdır; o zaman o da yalan söylemektedir. Bu bir çelişki. Pe- kopmasını mı, diye şakalar yapan arkadaşınızı hatırlıyorsu-ki, başa dönelim. Eğer yalan söylüyorsa, o zaman tüm Girit- nuz. O ilişki pek kısa sürmüştü.)liler yalancı değildir ve o da gerçeği söylüyor olabilir. Ama "Tamamen doğru," diye gülümsüyor Bateson. "Bir para-bu da bir çelişki. Eğer evet derseniz, cevap hayır yankılanma- doksun kısır döngüsünden çıkmanın yolu kapıyı kapatmak,
    • 258 Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşiler 259sistemin dışına atlamaktır. Şuradaki beyefendinin elinde iyi Uzaktaki bir şey dikkatinizi çekiyor: Üstünde "Gödel,bir örnek var." Size, üstünde "Bu Oyunu Sadece İki Kişi Oy- Escher, Bach" yazan kocaman bir tabela olan bir çadır. Siz ça-nayabilir" yazan bir tabelanın bulunduğu masada oturan dıra yaklaşırken, oğlan çocuğu yüzlü bir adam dikkatiniziadamı gösteriyor. çekmeyi başarıyor ve yanma gelmenizi işaret ediyor. "Adım Adam kendisini G. Spencer Brown diye tanıtıyor. Oyun- Dr. Geb," diyor. "Douglas Hofstaderin mesajını yaymakta-dan nasıl çıkılacağının sunumunu yapacağını iddia ediyor.2 yım. Sanırım siz onun Gödel, Escher, Bach adlı kitabını okudu-Ancak anlamak için yalancının paradoksuna matematik nuz." 3denklem halinde bakmak zorundasınız: "Evet," diye mırıldanıyorsunuz, biraz şaşırarak. "Ama pek anladığımı söyleyemem." x = -l/x. "Bakın, aslında çok basit," diyor Hofstadterin elçisi ke- Eğer denklemin sağında +1 çözümünü denerseniz, yifle. "Tüm anlamanız gereken dolanık hiyerarşiler."denklemin sonucu -1 çıkar; -1 denediğinizde ise +1 çıkar. Çö- "Dolanık neler?"züm +1 ve -1 arasında salınır, tıpkı yalancının paradoksunun "Hiyerarşiler. Neler değil. Basit bir hiyerarşide aşağı dü-evet/hayır salınımı gibi. zey üst düzeyi besler ve üst düzey geri tepki vermez. Basit Evet, bunu görebiliyorsunuz. "Peki ama bu çılgın son- bir geri beslemede üst düzey geri tepki verir ama yine desuz salınımdan çıkmanın yolu ne?" neyin ne olduğunu söyleyebilirsiniz. Dolanık hiyerarşilerde Matematikte bu problemin çok ünlü bir çözümü var, di- ise, iki düzey öylesine karışmıştır ki farklı mantık düzeyleriniyor Brown size. i niceliğini kök -1 olarak tanımlayın, i2 = -1 oldu- tanımlayamazsınız."ğuna dikkat edin. i2 = -1 denkleminin her iki yanını iye bö- "Ama bu sadece bir etkiket," diye omuz silkiyorsunuzlün, umursamadan, Hofstadterin fikrini özümseme konusunda hala tereddüttesiniz. i = - l / i çıkar. "Düşünmüyorsunuz, dolanık hiyerarşik sistemlerin çok Bu znin alternatif tanımıdır. Şimdi x=i çözümünü denk- önemli bir özelliğini gözden kaçırmışsınız. Anlıyorsunuz ya,lemin sol yanında deneyin sizin gelişiminizi takip ediyordum." "Sanırım büyük bilgeliğinizle neyi kaçırdığımı da açık- x = -l/x. layacaksınız," diyorsunuz hafif bir alaycılıkla. Denklemin sağ yanı artık -1/ i vermektedir, bu da tanım "Bu sistemler -yalancının paradoksu esaslı örneklerin-gereği iye eşittir, çelişki yoktur. Demek ki sanal sayı diyebi- den biridir- otonomdurlar. Kendileri hakkında konuşurlar.leceğimiz i, paradoksu aşmaktadır. Onları sıradan bir cümleyle kıyaslayın, örneğin, Yüzünüz "Bu harika." Nefesiniz kesilmiş. "Siz bir dahisiniz." kırmızıdır. Sıradan bir cümle, kendisi dışındaki bir şeye gön- "Bu oyunu sadece iki kişi oynayabilir," diyen Brown göz derme yapar. Ama yalancının paradoksunun karmaşık cüm-kırpıyor. lesi kendisine gönderme yapar. İşte onun sonsuz sanrısına
    • 258 260 Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşilerböyle takılırsınız." Kabul etmekten nefret ediyorsunuz ama dikkate değerbir içgörü. "Başka bir d e y i ş l e diye devam ediyor Hofstadterin el-çisi, "bizler kendine gönderme yapan sistemlerle ilgileniyo-ruz. Dolanık hiyerarşi kendine göndermeyi elde etmenin biryoludur." "Dr. Geb, bu duyduğum en ilginç şey. Ben meselesi hak-kında ilgi duyduğum bazı şeyler var, lütfen biraz daha ayrın-tılı anlatır mısınız?" diye teslim oluyorsunuz. Hofstadterinelçisi olan adam hiç de isteksiz değil. "Sistemin içini mantıklı biçimde görme girişimimizekarşı bir peçe, berrak bir taş duvar bulunması sebebiyle Ben-lik ortaya çıkıyor. Bu peçenin ardını görmemizi engelleyensüreksizliktir; yalancının paradoksundaki sonsuz salınım-dır." "Anladığımı sanmıyorum." Size bir kez daha anlatmak yerine Hofstadter heveslisi,Hollandalı ressam M. C. Escherin yaptığı bir resme bakma-nızda ısrar ediyor. "Şu karşıdaki çadırın içindeki Escher mü-zesinde," diyor, bir yandan da sizi oraya doğru götürüyor,"Resmin adı Resim Galerisi. Çok garip bir tablo ama tartışma- Şekil 32. Escherin Resim Galerisi, bir dolanık hiyerarşi. Ortadaki be-mızın ana noktasıyla yakından ilgili." yaz nokta bir süreksizliği belirtir. © 1956, M. C. Escher/Cordon Art- Çadırın içinde, resmi (Şekil 32) inceliyorsunuz. Resimde, Baarn-Holland. (Escher Vakfının izniyle kullanılmıştır.)bir galerinin içindeki genç bir adam bir kasabanın limanındademir atmış bir geminin resmine bakmakta. Ama bu da nesi?Kasabada, demir atmış bir gemiye bakan genç bir adamın bu- Sevinçle sizi buraya getiren rehberinize dönüyorsunuz.lunduğu bir resim galerisi var. "Meseleyi anladınız," diyor ağzı kulaklarında. Tanrım, bu bir dolanık hiyerarşi, diyorsunuz kendinize. "Evet, teşekkür ederim."Kasabanın tüm binalarından geçtikten sonra, resim başladığı "Resmin ortasındaki beyaz noktaya dikkat ettiniz mi?"noktaya dönüyor, salınımma tekrar başlıyor ve böylece izle- diye aniden soruyor Dr. Geb. Onu gördünüz ama pek dikkatyicilerin dikkatini sürekli olarak kendisine çekiyor. etmediğinizi kabul ediyorsunuz.
    • 258 Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşiler 263 "Üstünde Escherin imzası bulunan beyaz nokta, onundolanık hiyerarşiler konusunda ne kadar açık ve net olduğu-nu göstermektedir. Bakın, Escher bu resmi çizim yapmanıngeleneksel kurallarını ihlal etmeksizin, deyim yerindeyse,kendi üstüne katlayamazdı, demek ki bir süreksizliğin olma-sı gerekiyordu. Beyaz nokta, tüm dolanık hiyerarşilerindoğasında olan süreksizliği gözlemciye hatırlatmaktadır." "Süreksizlikten peçe ve kendine gönderme yapma çı-kar," diye çığlık atıyorsunuz. "Evet." Dr. Geb pek memnun. "Ama bir şey daha var,tek adımlı kendine gönderme yapan Ben bir yalancıyım 4cümlesi üstünde düşündüğünüzde kolayca göreceğiniz birbaşka özellik daha var. Bu cümle yalan söylediğini söylüyor.Bu, daha önce karşılaştığınız yalancının paradoksundaki ay-nı sistem; sadece şart içinde şart biçimi ortadan kaldırılmıştır.Anladınız mı?" "Evet." "Ama bu biçimde, başka bir şey netleşmeye başlar.Cümlenin kendine gönderme yapması için cümlenin kendi- Şekil 33. Çizen Eller, M. C. Escherin tablosu. © 1948, M. C. Escher/sinden söz ediyor olmasının bariz olması şart değildir. Örne- Cordon Art-Baarn-Holland. (Escher Vakfının izniyle kullanılmıştır.)ğin, eğer cümleyi bir çocuğa ya da dilimize aşina olmayan biryabancıya gösterirseniz, karşılıkları Niçin yalancısın? şek- rica bir dolanık hiyerarşidir. Peki sistem kendi kendini nasıllinde olabilir. Cümlenin aslında kendine gönderme yaptığını yapmaktadır? Bu illüzyon ancak sistem içinde kaldığınızdailk bakışta göremeyebilirler. Demek ki cümlenin kendine yaratılır. Sistemin dışından, onu izlediğiniz noktadan bakıl-gönderme yapması bizim açık değil, saklı dil bilgimizden dığında, ressam Escherin her iki eli bozulmamış düzeydengelmektedir. Bu cümle, adeta bir buz dağının ucudur. Altın- çizmiş olduğunu görürüz."da görünmeyen kocaman bir yapı vardır. Bunu bozulmamış Heyecanla Dr. Gebe Escherin resminde neler gördüğü-düzey diye adlandırıyoruz. Şüphesiz sistemin bakış açısın- nüzü anlatıyorsunuz. Başıyla onaylıyor ve hevesle şöyle di-dan bakıldığında bozulmamıştır. Gelin Escherin bir başka yor: "Dr. Hofstadteıi dolanık hiyerarşiler konusunda ilgilen-tablosuna bakalım, bunun adı Çizen Eller (Şekil 33). diren şudur: Beyin bilgisayarı programlarının, (birisi bizim Bu resimdeki sol el sağ eli çizmektedir, sağ el de sol eli zihin dediğimiz şey) bir dolanık hiyerarşi oluşturduğunuçizmektedir; birbirlerini çiziyorlar. Bu kendini yapmadır. Ay- ve bu dolanıklıktan da bizim çok görkemli benliğimizin çık-
    • 258 264 Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşiler tığını düşünüyor." tiksel sistem üretmek için yapılan herhangi bir girişimin eğer "Bu sonuca varmak için biraz yüksek bir sıçrama değil o sistem yeterli derecede karmaşık ise başarısızlığa mahkummi?" Siz yüksek sıçramalardan şüpheleniyorsunuz, hep şüp- olduğunu kanıtladı. Bunu, makul zenginlikte olan herhangihelenmiştiniz. İnsan, gözleri çılgınca bakan bilim adamla- bir sistemin bir türlü tamamlanmış hale gelemediğini göste-rının iddialarından sakınmalıdır. rerek kanıtladı. Sistem içinde sistemin kanıtlayamadığı bir "Şey, bilmelisiniz ki, bu sorun üstünde çok düşünüyor, ibareyi her zaman bulabilirsin. Aslında sistem ya tam ama tu-ve eminim ki bir gün şuurlu benliği olan bir silikon bilgisa- tarsız ya da tutarlı ama eksik olabilir, fakat hem tutarlı hemyar üreterek bunu ispatlayacak," diyor Hofstadterin destek- de tamamlanmış olamaz. Gödelin teoremini kanıtlama yolu,çisi mırıldanarak. dolanık hiyerarşilerin sözde saf olmayan mantığını kullan- Hofstadterin rüyasından etkilendiniz. Toplumumuzun maktı. Böylece aralarında Russell ve VVhiteheadin mantıksal rüyası olan insanlara ihtiyacı var, ama mantığı savunma ihti- tipler teorileri gibi tamamlanmış ve tutarlı bir matematikselyacı da duyuyorsunuz. "Kabul etmeliyim ki ben dolanık hi- sistem olasılığını içeren birçok fikir çöpe atılmış oldu. Başkayerarşiler konusunda hala biraz çekincedeyim," diyorsunuz. sorunuz var mı?" "Mantıksal tipleri öğrendiğimde, bunların mantığı saf tut- Daha başka soru sormaya cesaretiniz yok. Matematik si-mak üzere icat edildikleri söylendi bana. Ama siz, ya da Dr. zin için yaban arısı kovanı gibi. Ne kadar çok kalırsanız, o ka-Hofstadter, bunları karıştırıyorsunuz. Sadece kelime oyun- dar çok sokulma tehlikesi var. Beyefendiye hevesle teşekkürlarıyla hayali olarak değil, gerçek doğal sistemler içinde de ediyor ve en yakın çıkışa yöneliyorsunuz.karıştırıyorsunuz. Doğanın bu ayrıcalığa izin verdiğini ner- Ama, tabi ki, daha siz çıkışa varmadan ben sizi durdu-den bilebiliriz? Hem zaten, kelime-oyunlarıyla oluşturulan ruyorum. Beni gördüğünüz için şaşırıyorsunuz. "Burada neparadoksların keyfi, yapay bir tınısı var." HofstadterTe olma- arıyorsunuz?" diye soruyorsunuz.sa da en azından savunucularından biriyle size yıkılmaz gö- "Bu benim kitabım. İstediğim yerine girerim," diye dal-rünen bir mantıkla tartışabilmekten dolayı çok mutlusunuz. ga geçiyorum. "Söylesenize, Hofstadterin kendini bilen bir Ama Hofstadterin taraftarı sizi karşılamaya hazır. silikon bilgisayar inşa etmesi fikrine ne diyorsunuz?" "Mantığı saf tutabileceğimizi de kim söylüyor?" diye iti- "Emin değilim ama ilginç bir fikre benziyor," diye ce-raz ediyor. "Yoksa siz Gödel teoremini duymadınız mı? Dr.Hofstadterin kitabını okudunuz sanmıştım." vaplıyorsunuz. "Size kitabı anlamadığımı söyledim. Zaten devamını "Biliyorum. Dolanık hiyerarşi fikri harikulade. Ama her-okumamı engelleyen de Gödel teoremiydi." hangi biri size Hoftstadteıin yapıları gereği sürekli olan kla- "Aslında çok basittir. Mantıksal tipler Bertrand Russell sik silikon bilgisayarların programlarında süreksizliği nasılve Alfred VVhitehead adlı iki matematikçi tarafından, dediği- yaratacağını açıkladı mı? Bu, öyle birbirleri üzerinde geriniz gibi mantığı saf tutmak üzere icat edildi. Ama başka bir besleme yapan ve nedensellik zincirini izleyemeyeceğinizmatematikçi, Kurt Gödel, paradoks içermeyen bir matema- kadar karışan programlardan falan oluşma değil. Hiç de öy- le değil. Gerçekten de bir süreksizlik, sistemin dışına gerçek
    • 258 266 Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşilerbir sıçrama, bir bozulmamış düzey olmalıdır. Başka bir deyiş- "Demek ki kedinin kuantum süperpozisyonundaki dal-le, soru şudur: Klasik bir sistem olarak görülen beynimiz na- ga fonksiyonunu edinerek, evrendeki tüm maddesel nesnele-sıl olur da bozulmamış düzeye sahip olabilir? Klasik sistem- ri, bulaşıcı kuantum süperpozisyonu kapma olasılığına aç-lerin temeli olan materyalist realizm felsefesinde sadece tek mış olduk. Kuantum süperpozisyonu evrensellik kazandı.bir gerçeklik düzeyi vardır, o da maddesel gerçeklik düzeyi- Ama bir bedeli var. Anlıyor musunuz?"dir. Öyleyse bozulmamış düzeyin faaliyet alanı nerededir?" "Hayır, anlamıyorum." "Bana sormayın," diyorsunuz. "Siz ne öneriyorsunuz?" "Sistem kapalı değil." "Size bir hikaye anlatayım. Sufi üstadı Nasreddin Ho- "Haa."cayı bir gün, göle kepçeyle yoğurt dökerken görmüşler. Yol- "Bu açıklık ya da tamamlanmamışlık, eğer Schrödin-dan geçenler Hoca ne yapıyorsun? diye sormuşlar. gefin oyununu oynuyorsanız yani makro sistemlere kuan- Yoğurt mayalıyorum, diye cevaplamış Hoca. tum kuramı tanımları atfediyorsanız, mantıksal bir gerekli- Ama göl hiç maya tutar mı! diye itiraz etmiş görenler. liktir. İşte gerçek Gödel düğümü budur." 5 O da iyimserlikle cevaplamış: Ya tutarsa!" "Nereye varmak istiyorsunuz?" diye soruyorsunuz, ka- Kıkırdıyorsunuz. "Komik bir fıkra. Ama hikayeler hiçbir fanız iyice karıştı.şey kanıtlamaz," diye itiraz ediyorsunuz. "Düğümü çözmek için gerçekten de sistemin dışına atla- "Siz Schrödingerin kedisini duymadınız mı?" diye kar-şı saldırıya geçiyorum. yabilir olmamız gerek ve bu da, beynimizdeki bir kuantum makinenin yerel olmayan şuuruyla sistemi çökertmesi de- "Evet," diyorsunuz, keyfiniz biraz geri geliyor. "Kuantum mekaniğine göre, kedi bir saat dolduktan mektir. Demek ki sahici bir dolanık hiyerarşiye yani süreksiz-sonra yarı ölü yarı diridir. Şimdi varsayalım kedinin ölü mü lik, bozulmamış düzey ve diğer her şeye sahip olabilmemizdiri mi olduğunu gözlemlemek için bir makine kurulmuş ol- için kafalarımızda kuantum esaslarıyla işleyen bir sistem ol-sun." malıdır." "Hepsini biliyorum," diyorsunuz dayanamayıp. "Kedi- "Gerçekten mi?"nin ikiye ayrılmış hali makineye de bulaşır. Göstergesi kesin Ama (bozulmamış düzeyin ayrıcalığını kullanarak sü-bir okuma yapamaz, şuurlu bir gözlemci onu kurtarana dek reksiz olarak) sorularınızı kesiyorum. Bir başlangıcı olan herkedi ölü mü diri mi kesin bir sonuç veremez." şey, hatta beyinlerimizdeki kuantum esaslı sistemler gibi he- "Güzel. Ama şimdi varsayalım kedinin yanma tam bir yecanlı konular bile, şimdilik bir yerlerde bitmeli.cansız makineler hiyerarşisi yolladık, her biri kendinden bir Tamam, artık dolanık hiyerarşi nedir biliyorsunuz, top-öncekinin saptadığı sonucu gözlemliyor olsun. Kedinin ku- tan idealist çerçeve içinde sadece bir kuantum sistem için işeantum ikiliği halini tüm makinelerin de kapacağını düşün- yaradığı konusunda tatmin oldunuz ve bunun kendine gön-mek mantıklı değil mi?" derme yapmanın açıklaması olabileceğini de sezmeye başla- Başınızla onaylıyorsunuz. Yeterince mantıklı görünüyor. dınız. Gelin, deneyip görelim.
    • 258 269 Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşiler YENIDEN SCHRÖDıNGERIN KEDISI mekte ve böylece, von Neumann zincirini sona erdirmekte- dir. Bu açıdan bakıldığında hiçbir Gödel düğümü yoktur. Dolanık hiyerarşi ve kendine göndermenin beyin-zihin- Ancak beyin-zihin açısından bakıldığında işler haylide nasıl ortaya çıktığını görmek için, gelin bir kez daha farklıdır. Beyin-zihnin bir uyartıya verdiği tepkinin kaba birSchrödingerin kedisine dönelim. modelini çıkaralım. Uyartı, duyu aygıtıyla işlenir ve ikili sis- Kuantum mekaniğe göre, kedinin hali bir saat geçtikten teme sunulur. Kuantum sisteminin hali bir tutarlı süperpo-sonra yarı ölü yarı diridir. Şimdi kedinin ölü mü diri mi ol- zisyon şeklinde genişler ve onunla biraraya gelen tüm klasikduğunu ölçmek üzere bir makine kuruyoruz. Makine kedi- ölçüm aygıtları da tutarlı süperpozisyonlar haline gelirler.nin bulaşıcı çatallanma halini kapar. Ve eğer duygusuz, can- Ancak tutarlı süperpozisyonun farklı yüzleri arasında seçimsız bir dizi makineyi, birbiri ardınca her birini bir önceki ma- yapan hiçbir zihin programı yoktur; beyin-zihinde bir CPUkinenin ölçümünü ölçmek üzere kurduğumuzda ise hepsinin (merkezi işlem birimi) diye tanımlayabileceğimiz bir yapıkuantum çatallanmayı kapacağı çıkarımı mantıksal bakım- yoktur. Özne, beyin-zihnin programlarıyla aynı düzeyde işdan kaçınılmazdır. gören küçücük bir insan değildir. Bu, yerli ve misyoner hikayesine benziyor. Misyoner Bunun yerine bir süreksizlik, kuantum sistemin verdiğiyerliye dünyanın yerçekimiyle nasıl tutulduğunu açıklıyor- olasılık havuzundaki muhtemel durumlar arasından seçimmuş. Ama yerli ona karşı çıkmış: "Dünyayı kimin tuttuğunu yapma sürecinde mekan-zaman içindeki nedensel bağlantıdabiliyorum. Bir kaplumbağa," demiş. bir kırılma vardır. Seçme, aşkın alemde süreksiz bir eylemdir; Misyoner anlayışla gülümsemiş: "Peki ama sevgili çocu- bizim yerel olmayan şuurumuzun eylemidir. Onun mekan-ğum, kaplumbağayı kim tutuyor?" zamanda doğrusal, sebep-sonuç tarzında tarifi imkansızdır. Yerli hiç oralı olmamış: "Beni bununla kandıramazsın. Bu, beyin-zihin içinde dolanık hiyerarşi tablomuzdaki (tıpkıTa aşağıya kadar hep kaplumbağa var." Escherin Resim Galerisi adlı tablosundaki gibi) "beyaz nok- Şüphesiz von Neumann zincirinin anlatmak istediği ta" dır. Sonuç ise kendine göndermedir. Şuur ikili sisteminnokta, Schrödingerin kedisini ölçen aygıtların çatallanması- toplam kuantum halini çökertir, sonuç olarak özne ve nesnenın "ta aşağıya kadar gittiği"dir. Sistem, sonsuz gerileyici bir asli ayrımını ortaya çıkarır. Ancak dolanık hiyerarşi sebebiy-sistemdir. Kendi üstüne çökmez. Bir von Neumann zincirin- le şuur kendisini, kendine gönderme yapma eyleminindeki çökmeyi boşuna ararız, tıpkı yalancının paradoksunda- "Ben"iyle özdeşleştirir ve asli farkındalığı "Benim" diye de-ki doğruluk payını aradığımız gibi. Her iki durumda da eli- neyimler.mizde sonsuzlukla kalakalırız. Bir dolanık hiyerarşinin oluş- Kendine gönderme benliğinin, dolanık hiyerarşiden dolayı ol-masına sahibizdir. duğuna ve şuurumuzun, özne-nesne ayrımının ötesindeki Varlığın Düğümü çözmek için sistemden dışarıya bozulmamış şuuru olduğuna dikkat edin. Evrende başka hiçbir şuur kayna-düzeye sıçramamız gerekir. Kuantum mekaniğinin idealist yo- ğı yoktur. Kendine gönderme benliği ve kaynak şuurun şu-rumuna göre, yerel olmayan şuur bozulmamış düzey olarak iş urluluğu, birlikte, bizim benlik şuuru dediğimiz şeyi oluştururlar.görür çünkü beyin-zihni mekan-zamanın dışından çökert-
    • Şuurun "Benliği" 271 ŞUURUN "BENLİĞİ Geçen bölümden çıkardıklarımızı tekrarlamak gerekçünkü evren içindeki bizleri anlamak için bir temel sağlıyor:Kendine gönderme yapışımızın benliği, bir dolanık hiyerar-şiden dolayıdır; şuurumuz ise özne-nesne ayrımının ötesin-deki Varlığın şuurudur. Evrende başka hiçbir şuur kaynağıyoktur. Kendine gönderme sürecinin benliği ve kaynak şu-urun şuurluluğu birlikte, bizim benlik şuuru dediğimiz şeyi Şekil 34. Uroboros. [Eric Neumannın The Origins and History ofoluştururlar. Consciousness (Şuurun Kökeni ve Tarihi) adlı kitabından, çeviri R. F. Bir anlamda, kadim bir hakikati yeniden keşfediyoruz. C. Hull. Bollinger dizisi XLII, copyright 1954, yenilenmiş Princetonİnsanlığın benlik şuurunun dolanık hiyerarşiden kaynaklan- UP baskısı 1982. Princeton UP izniyle kullanılmıştır.]dığını üstü örtülü de olsa hep bilmiş olması şaşırtıcıdır. Bir-çok kültürde var olan bu bilgi, farklı yer ve zamanlarda ken-di kuyruğunu ısıran bir yılanın arşetipik resminde ortaya çı-kar (Şekil 34). 1 Bu, bizi görünürdeki nesnelerden ayrı olan bir benlik ve-ya bir öznenin deneyimine götüren tezahürat dünyasının or-taya çıkışıdır. Yani özne ve nesne, beyin-zihnin kuantum ha-linin başlangıçtaki çöküşünde aynı anda tezahür ederler. Ro-mantik şair John Keatsin sezmiş olduğu gibi: "Dünyayı göristediğin gibi/Adeta ruhların oluştuğu bir vadi." İçkin tezahürat dünyası olmasa hiçbir can, kendisini algı-ladığı nesnelerden ayrı deneyimleyen hiçbir benlik olmazdı. 270
    • 272 Şuurun "Benliği" 273 Anlatım uygunluğu sağlamak amacıyla bu durumu tarif Neumann zincirini sonlandırır. Von Neumann zincirini, şu-etmek için yeni bir terim benimsenmelidir. Çökmeden önce urun dalga fonkisyonunu düalistik değil, kendine göndermeözne, fiziksel ya da zihinsel deneyim nesnesinin arşetiplerin- yaparak çökerttiğini kabul ederek çözeriz. Kendine gönder-den farklılaşmış halde değildir. Çökme özne-nesne ayrımını me yapan bir sistemin, basit bir kuantum nesnesi ve ölçümdoğurur ve bu da kuantum benlik diyeceğimiz asli "Benim" aygıtı birleşiminden farkı nedir? Cevap çok önemlidir. farkındalığına yol açar. (Şüphesiz, ayrıca kuantum benliğin Beynin ölçüm aygıtı, diğer tüm ölçüm aygıtları gibi, her farkındalığının çökmeyi oluşturduğunu da söyleyebiliriz. çökmenin, yani belirli bir uyartıya tepki verdiğimizde edin-Kendine göndermenin doğasında bulunan döngüyü hatırla- diğimiz her deneyimin bir anısını çıkarır. Ayrıca, eğer aynıyın.) Şuur, öznenin birliğinin hala kalıcı olduğu kendi kuan- veya benzer bir uyartı yine gelirse, beynin klasik plağı eskitum benliğinin belirginleşmiş kendine göndermesi ile özdeş- anıyı çalar; bu tekrar çalma, kuantum sistem için ikincil birleşir. Sonraki soru şudur: Bizim diğerlerinden ayrıymış gibi uyartı haline gelir ve buna tepki verir. Klasik sistem yeni tep-algıladığımız benliğimiz, yani kendimize özgü deneyim re- kiyi ölçer ve bu böyle sürer gider. Bu tekrarlanan ölçümferans noktamız, bireysel egomuz nasıl doğar? ilişkisi beyin-zihnin kuantum sisteminde temel bir değişime yol açar; artık rejeneratif değildir, yenilenmez. 3 Önceden deneyimlenen, öğrenilen her bir tepki, aynı EGONUN ORTAYA ÇıKıŞı tepkinin tekrar verilme olasılığını güçlendirir. Sonuç şöyle- dir: Yeni, öğrenilmemiş bir uyartı için beyin-zihnin kuantum Matematikçi G. Spencer Brown, "Bildiğimiz dünyanın sisteminin tepkisi diğer herhangi bir kuantum sistem gibidir.kendisini görmek üzere (ve dolayısıyla görebileceği tarzda) Ancak, bir uyartı öğrenildiğinde bir ölçümün tamamlanma-inşa edilmiş olduğu olgusundan kaçamayız. Bunu yapmak sından sonra, ikili sistemin kuantum mekaniği halinin önce-için, kendisini ilk başta en azından bir gören hale ve en azın- ki bir hafıza haline benzerliği iyice artar. Başka bir deyişle,dan bir görülen hale ayırması gerektiği açıktır," der.2 Bu öz- öğrenme (ya da önceki deneyimler) beyin-zihni peşin hü-ne-nesne ayrımı mekanizmaları, dolanık hiyerarşinin ve ego kümlü hale getirir.dediğimiz benliğin geçmiş deneyimlerimizin oluşturduğu Şüphesiz bu açıklama, şu an geçerli olan beyin-zihin içinyüzey ile özdeşleşmesinin oluşturduğu çifte illüzyondur. Bu önerilmiş basit davranış şartlanması modeli içinde teorik birego kimliği nasıl doğar? analizdir. Belirli bir uyartıya verilen tepkinin şartlanılmış ha- Beyin-zihnin bir çifte kuantum sistemi/ölçüm aygıtı ol- le gelmesinden önce, biz onu bilmem kaçıncı kez deneyimle-duğunu söylemiştim. Öyle ki, bütün evrenin kendine gön- meden önce, şuurun tepkilerimizi içinden seçtiği olasılık ha-derme yapışının meydana geldiği özgün yerdir. Evren, saye- vuzu tüm zamanlar, tüm yerler ve tüm insanlar için bildikmizde kendini fark eder. Evren kendisini bizde ikiye ayırır; nes- olan tüm zihin hallerini içerir. Öğrenmeyle, şartlanmış tepki-neye ve özneye. Beyin-zihin tarafından yapılan bir gözlem ler yavaş yavaş diğerlerine göre daha çok ağırlık kazanır. Bi-üzerine şuur, kuantum dalga fonksiyonunu çökertir ve von reysel zihnin öğrenilmiş, şartlanılmış davranışlarının gelişim
    • 275 273 Şuurun "Benliği" süreci budur. uyarıcıyla ilişkili öğrenilmiş kalıplarla tepki verirler. Asli de- Bir görev öğrenilir öğrenilmez, onu içeren herhangi bir neyim ile ilişkili çökme olayından sonra bir dizi ikincil çök- duruma çok benzeyen geçmiş olayın koşullanmış bir tepki meler meydana gelir. Kuantum sistem klasik, öğrenilmiştetikleme olasılığı %100e yaklaşır. Bu sınırda, kuantum sis- kalıplara cevap olarak nispeten muğlak olmayan tepkilertem/ölçüm aygıtı ikilisinin davramşı gerçekten klasik hale vermeyi geliştirir; bunların her biri büyütülür ve çöker. Bu iş-gelir. Burada Bohrun tamamlayıcılık ilkesinin beyin-zihinde- lemler dizisi belirgin bir niteliğe sahip ikincil deneyimler ha-ki türevini görüyorsunuz. Yeni bir deneyimin sınırlarında, linde sonuçlanırlar, örneğin alışkanlık edinilmiş motor faali-beyin-zihnin tepkisi yaratıcılıktır. Öğrenmeyle, koşullanılmış yetler, düşünceler ("Bunu ben yaptım" gibi) vb. İkincil olay-bir tepkinin olasılığı artarak güçlenir; ta ki tepki tecrübe lara katkıda bulunan öğrenilmiş kalıplar hala dolanık hiye-edilen olayın tekrarlanan sayısı sonsuza giderkenki limi- rarşinin bir parçasıdırlar çünkü onları izleyerek sebep-sonuçtinde, davranışçılığın da öne sürdüğü gibi, tamamen koşul- zincirlerinde, kuantum sistemin ve onun yerel olmayan şuurlanılmış hale gelene dek. Bu önemlidir çünkü davranışçılık tarafından çökertilmesinin rolüne karşılık gelen kırılmayı bu-tarafından öne sürülen klasik koşullanma, daha genel olan labiliriz. Ancak bu süreksizlik örtülüdür ve (sahte) benliğinkuantum manzarasının özel bir vakası olarak geri gelmiştir. hür iradesinin bir eylemi olarak yorumlanır; daha sonra bu- Bireyin fiziksel gelişiminin hayli erken dönemlerinde, nu yerel olmayan öznenin öğrenilmiş kalıplarla ilişkili sınırlı birçok öğrenilmiş kalıp birikir. Yeni ve yaratıcılığa açık dene- bir tekil benlik ile (sahte) özdeşleşmesi izler. Ego dediğimiz yimler (özellikle öğrenilmemiş uyartılar için) şartlanılmamış işte budur. Açıkçası, ego bizim klasik benliğimizdir.kuantum tepkiler mevcut olmasına karşın beyin-zihnin tutu- Emin olun, şuurumuz nihai anlamda birleştiricidir vemunda baskın hale gelirler. Ama kuantum bileşenin yaratıcı aşkın düzeydedir; artık bunu bozulmamış düzey olarak ka-potansiyeli kullanılmadığında beyin-zihnin etkileşen bile- bul ediyorız. Ancak fiziksel zaman-mekanın içinden (beyin-şenlerinin dolanık hiyerarşisi aslında öğrenilmiş, klasik zihnimizin klasik kalıplarının bakış açısından) bakılınca, te-kalıpların basit hiyerarşisi haline gelmektedir: Zihinsel kalıp- kil kimliğimiz, egomuz tarafından ele geçiriliriz. İçeriden ba-lar, birbirlerine hatları belirgin bir hiyerarşi içinde tepki ve- kılınca, sistemimizin dolanık hiyerarşik doğasının pek azırirler. Bu safhada, şuurlu bir deneyimi "seçen kimdir" sorusu keşfedilebilir; farz edilen sınırlılığımızı örtmek için hür irade-bakımından yaratıcı belirsizlik ortadan kalkar; seçen ve hür ye sahip olduğumuzu iddia ederiz. Sınırlılık, birbiri üstündeiradeye sahip olan ayrı, bireysel bir benlik (ego) sahibi nedensel etkide bulunan öğrenilmiş kalıpların bakış açısınıolduğumuzu farz ederiz. kabul etmektir. Cehaletten dolayı, kozmik öznenin sınırlı bir Bu kavramı daha iyi açıklamak için, öğrenilmiş bir versiyonu ile özdeşleşiriz; "Ben bu zihin-bedenim," çıkarımı-uyartının beyin-zihne geldiğini varsayalım. Cevap olarak, na varırız.kuantum sistem ve onun klasik ölçüm aygıtı tutarlı süperpo- Ben gerçek deneyimleyen (mekansız şuur) olarak za-zisyonlar halinde genişlerler ama genişleme eğilimleri, öğre- man-mekanda yerelleşmiş olan beyin-zihnimi aşarak sistemnilmiş tepkinin lehinedir. Klasik bilgisayarların hafızaları da dışından, beyin-zihnimin sistemlerinin dolanık hiyerarşisi-
    • 277 273 Şuurun "Benliği" nin örtüsünün ardından işlerim. Diğerlerinden ayrı olma başlangıcında) çökmesi ve ikincil klasik modun sözel bildiri- halim -egom- sadece bu kozmik "Ben"in hür iradesinin bariz mi ya da egonun kendi iç gözlemine dayalı deneyimi arasın- etkeni olarak, zaman-mekandaki kuantum beyin-zihnin bir daki tepki verme zamanıdır. Bu iç gözlem zamanı kavramını andaki durumunun çöküşünün temsil ettiği süreksizliği örte- destekleyen etkileyici kanıtlar vardır. rek ortaya çıkar. Wallace Stevensm şiirinden bir alıntı kişinin Nörofizyolog Benjamin Libet, beyin cerrahı Bertram Fe- başkalarından ayrı oluşu sorusuyla ilgilidir: instein ve meslektaşları, San Franciscodaki Mount Zion Has- tahanesinde beyin ameliyatı geçiren hastalardaki içgözlem Dediler ki, "Bir gitarın var mavi zamanı fenomeni hakkında ilginç keşiflerde bulundular. 6 Çalmazsın şarkıları oldukları gibi." (Beyin ameliyatına alman hastalar ameliyat sırasında uyanık O dedi ki, "Şu halleriyle şarkılar kalabilirler çünkü acı hissetmek söz konusu değildir.) Libet mavi gitarda değişiyorlar."4 ve Feinstein hastanın derisi üstüne yapılan bir dokunma Şu halleriyle (saf, bölünmemiş kozmik şuur gibi) uyartısının, sinir patikaları boyunca yol olan sivri uçlu elekt-varlıklar ayrı, tekilleşmiş ego olarak tezahür ederler. Tekil be- riksel faaliyet halinde beynine ulaşana dek geçirdiği süreyiyin-zihnin öğrenilmiş kalıplarının basit hiyerarşisinin mavi ölçtüler. Bu, saniyenin 1/100ü idi. Libet ve Feinsteinm farkgitarında değişirler. ettiği şey, hastanın bu uyartının şuurlu biçimde farkına var- dığını sözleriyle bildirinceye kadar yaklaşık yarım saniyenin Ayrı benlik, şuur için sadece ikincil bir kimliktir çünküşuurun yerel olmayan, yaratıcı potansiyeli ve kuantum zih- geçmiş olmasıydı. Tam tersine, böyle deneklerin (bir düğme-nin becerikliliği asla tamamen ortadan kaybolmaz. Bunlar ye basmak ya da "git" kelimesini söylemek gibi) fiziksel tep-benliğin asli kuantum halinde mevcut kalırlar. kileri saniyenin sadece 1 / 1 0 veya 2 / 1 0 u tutmaktadır. 7 Libetin deneyleri, normal klasik ego-benliğin şuurlu de- neyimin ikincil farkındalığı sürecinden doğduğu kavramını KLASIK BENLIK VE KUANTUM BENLIK desteklemektedir. Davranışsal tepki ve bunun sözle bildiril- mesi arasındaki yaklaşık yarım saniye, ikincil farkındalığı iş- Psikolog Fred Attneave egoyu şöyle tammlar: "Şuurun letmek için harcanan süredir; bu, Ben şuyum türünden iç-geçmiş durumları hakkındaki depolanmış bilgi şuura çağrı- gözlem için geçen (öznel) tepki süresidir. İkincil süreçlerlelabilir. Demek ki şuurun kendi yansımalarını hafıza aynasın- meşguliyetimiz (gecikme bunu göstermektedir) kuantumda görmesi ancak (benzetmeyi biraz ihlal ederek) bir gecik- benliğimizin farkına varmamızı ve işleyişimizin kuantummeyle mümkün hale gelir. Egonun bu bakımdan tanımlan- düzeyinde erişilebilir olan saf zihin hallerini deneyimleme-ması gerektiğine inanıyorum." 5 mizi zorlaştırır. Birçok meditasyon uygulaması bu gecikmeyi ortadan kaldırma ve bizi bu saf zihin halleriyle doğrudan Özellikle Attneave tarafından sözü edilen gecikmeye kendi öyleliklerinde (Sanskritçe tathata) temasa geçirmedikkat edin: Bu, bir mekan-zaman olayının (kuantum modun amaçlıdır. Kanıtlar (deneme kabilinden de olsa) meditasyo-
    • 279 273 Şuurun "Benliği" nun asli ve ikincil süreçler arasındaki süreyi azalttığını gös- Maya artık açıklanmıştır. 12 İçkin dünya maya değildir; termektedir. 8 ego bile maya değildir. Gerçek maya, ayrı olma halidir. Bütün- ikinci dereceden kanıtlar bu gecikme azaldığında vecd den gerçekten ayrı olduğumuzu hissetmek ve düşünmek deneyimlerinin meydana geldiğini göstermektedir. George illüzyondur. Kuantum işlevciliğinin son hedefine vardık: ay- Leonard atletlerin vecd deneyimlerini bildirir. 9 Örneğin, bir rı benliğimiz için bir açıklama bulmak. Görünürde basit bir beyzbol oyuncusu sıra dışı bir top yakalama gerçekleştirdi- hiyerarşi oluşturan klasik öğrenilmiş kalıplarıyla, şuur bu ğinde vecd hali (genelde varsayıldığı gibi), başarının sonu- öğrenilmiş kalıplarla ve belirli bir beyin-zihnin bireysel dene- cunda değil de kendi kuantum benliğini göz ucuyla görebil- yimleriyle özdeşleşen egoyu (Ben buyum hali) edinir. Böylemesini sağlayan (ve topu yakalayışını kolaylaştıran) tepki za- ayrı bir ben, Sperrynin işaret ettiği gibi, belirginleşmiş bir fe-manının azalmasının sonucudur. Sıra dışı yakalayış ve vecd nomenin özelliklerine sahiptir. Dünyadaki deneyimlerimizinaynı anda doğarlar; her biri aslında diğerine neden olmakta- sonucu olan öğrenilmiş programlarımızın içgözlemsel etkile-dır. Maslowun zirve deneyimler hakkındaki verileri -koz- şiminden ortaya çıkar ama bir şaşırtmaca var. Ayrı benin ku-mik bir Varlığın birliği ve uyumunda kök salınış benliğin antum benliğinkinden ayrı hiçbir hür iradesi ve de nihai an-doğrudan aşkın deneyimleri (örneğin yaratıcı a-ha! deneyi-mi)- azalan tepki zamanı ve deneyimcinin kuantum benliği lamda birleştirici şuuru yoktur.terimleriyle açıklanabilir. 10 Umarım artık kuantum işlevciliğinin özünü görebiliyor- sunuz. Geleneksel beyin-zihin teorileri şuur kavramından ikincil içgözlemin gecikmesi bizim şuuru egoyla dene- sanki utanılacak bir şeymişçesine kaçmıyorken, kuantumyimleyişimizi sürekli hissetmemizi sağlar. Şuur akıntısı, dü-şünmeden iç gözlem muhabbetinin sonucudur. (Deneyim bi- işlevcilik işe şuurla başlar; davranışçıların beyin-zihnin ey-riktirmek için ne büyük bir bedel!) Şuur, beyin-zihnin dalga lemlerini sınırlayıcı bir durum olarak tarif etmelerini kabulfonksiyonunun çökmesi ile kendisini özne-nesne olarak ikiye eder ve hatta egonun hür iradesinin koskoca bir kandırmacaayırır. Çökme, zaman ve mekandaki süreksizlik olayıdır ama olduğu konusunda materyalistlerle aynı fikri paylaşır. Bu ye-biz özne-nesne ayrımını sürekli, klasik ego modunda tek ta- ni teori beyin-zihni anlamaya yardımcı olmada, benliğin ku-raflı olarak deneyimleriz. Kuantum modda var olan deneyi- antum modunu kabullendiğinden dolayıdır ki, çok daha be-min yakınlığının güç bela farkındayızdır; T. S. Eliot buna aşa- ceriklidir.ğıda okuyacağınız şiirinden yaptığım alıntıda "durağan nok- Materyalist psikologlar sadece egoya inanırlar, bundata" demiş: bile temkinlidirler. Çoğu kuantum benliğin hiç olmadığını Ne bir yerden ne bir yere; durağan noktada, ordadır raks, söyleyecektir. Ama gelin, kuantum benliğe yardım edecek bir Ama ne tutuş vardır ne hareket. Buna durağanlık demeyin, iksirin olduğunu hayal edelim. Hayat o zaman nasıl olurdu? Orada geçmişle gelecek birleşir... Okuyacağınız mesel, bu soruyla ilgili- ...O nokta olmasa, durağan nokta, Raks olmazdı ki hiç, oysa yalnız raks var.n ** Çorak Ülke ve Dört Kuartet, çeviri: Suphi Aytemur, Adam Yay., 1990
    • 281 273 Şuurun "Benliği" KLASIK MEKANIKÇININ AŞKı: BIR MESEL Hemen iksiri keşfeden kişiyi buldu. "İksiriniz vıcık vıcık şefkat duygusuna batmadan cinsel- Bir zamanlar klasik mekaniğe ve klasik mantığa inanan likten zevk almama yardımcı olacak mı?" bir kadın vardı. Arkadaşlarının, hatta bazen kocasının ide- "Evet," dedi iksiri bulan adam. alist felsefe, mistisizm ve benzeri konularda söyledikleri onu "İnsanlara güvenmenin yarattığı güvensizliğe taham- rahatsız etmekteydi. mülüm yok. Daha ziyade değiş tokuşa veya yedeklemelere insanlarla kurduğu ilişkilerde, onların ne istediklerini güvenmeyi tercih ederim. İksiriniz insanlara güvenmek zo-anlayamıyordu. Anne ve babasına her zaman iyi davranmış- runda kalmadan yaşamamı sağlayacak mı?"tı ama onlar kendisini paylaşmasını bekliyorlardı. Ne demek "Evet," dedi iksiri bulan adam.istediklerini anlamıyordu. Cinsellikten hoşlanıyordu ama ko- "Eğer iksirinizi alırsam, sözde evrensel sevgi hisleriylecası güven ve sevgiden çok fazla söz ediyordu. Bunlar sade- başa çıkmak zorunda kalmadan okyanusun güzelliğinin ta-ce kelimelerdi. Böyle sözlerin ne yararı vardı ki? Bazen, koca- dını çıkarabilecek miyim?"sıyla girdiği cinsel ilişkiden sonra duygusal yumuşaklık his- "Her zaman," dedi iksiri bulan adam.lerinin istilasına uğruyordu. Bunların buğulu gözlerle sessiz- "O zaman iksiriniz tam bana göre," dedi kadın heveslelik içinde kendisine baktıkları sırada ana babasının hissettiğitürden olduğunu düşünüyordu. Ve bunların vıcık vıcıklığın- içerek.dan nefret ediyordu. Aradan zaman geçti. Kocası kadında bazı değişiklikler hissetmeye başladı. Davranışları aynı gibiydi ama onun titre- Bazı arkadaşlarının neden hayatlarında anlam aradıkla-rını anlayamıyordu. Bazıları sürekli sevgiden ve estetikten şimlerini alışmış olduğu haliyle hissedemiyordu. Derken birsöz ediyordu. Onları kızdırma korkusuyla kahkahalarını gün kadın adama kuantum benliğinden kopmak için bir iksirbastırmak zorunda kalıyordu ama onların saf olduklarını bi- içtiğini anlattı. Adam derhal karısına iksiri veren adamı bul-liyordu. Cinsellikten ayrı aşk olamaz diye düşünüyordu. Yi- du. Karısının kuantum yaratıcılığını tekrar kazanmasını isti-ne de bazen okyanusa farkına varmadan bakakaldığında, ok- yordu.yanusun enginliğiyle birleşerek eridiğini hissediyordu. O an- Kadına iksiri veren adam, onu bir süre dinledi ve sonrada varoluşunun bir iki dakikasını yitiriyor ve sevgiye gömü- şöyle dedi: "Size bir hikaye anlatayım. Bir zamanlar bacakla-lüyordu. Bu anlardan nefret ediyor ve onlardan korkuyordu. rından birinde dayanılmaz ağrılar olan bir adam vardı. Dok- Rahatsızlık duygusunu birkaç kez anlatmaya kalmıştı torlar çare bulamıyorlardı. En sonunda bacağı kesmeye kararama içini açtığı kişiler onun sıradan egosunun ötesindeki iç- verdiler. Uzun saatler boyu baygın kalan adam uyandığındasel kuantum benliğinden söz etmişlerdi. Böyle ele geçmez bir doktorların kendisine şaşkın şaşkın baktığını gördü. Kendisi-şeye asla inanamazdı. Bir tür içsel benliği olsa bile, hiçbir par- ni hala pek iyi hissetmediğinden, doktorlara Eee? Ne oldu?çasını istemiyordu. Derken bir gün insanı kuantum benliğin- diye sordu.den kopartan yeni keşfedilmiş bir iksir olduğunu öğrendi. Doktor Size bir iyi bir de kötü haberim var. İlk önce, kö- tü haber. Yanlış bacağı kestik. Hasta boş bir ifadeyle ona ba-
    • 283282 Şuurun "Benliği"kıyordu ama doktor hemen onu teselli etti: Şimdi de iyi ha- iksirin işini görüyor. Öyleyse sonraki soru şu: Materyalizminber. Hasta bacağınızın durumu o kadar da kötü değilmiş. kabul ettiğinden daha büyük olduğumuza dair ortaya çıkanKesmeye hiç gerek yok. Onu kullanabileceksiniz." bilginin sorumluluğunu nasıl üstlenebiliriz? Buradan nereye Kadının kocası şaşkın şakın bakıyordu. Karısına iksiri gideceğiz? Yeni bölümün konusu bu olacak.veren adam devam etti: "Karınız kuantum benlikle birliktegelen yaşamın yaratıcı belirsizliğini sevmiyordu, böylecekendisini ondan kurtardı. Yani tek bacakla yürümeyi tercihetti. Bu sizin için kötü haber. Ama şimdi de iyi haber. Sizin gi-bi kocalar için bir reçetem var. Onu, kendisinden istediğinizruh dolu davranışa koşullandırabilirim. Eğitimim sayesinde,size hem çay hem de sempati verecektir." Adam pek sevinmiş. Ve öyle yapmışlar. Karısı yine eskihaline dönmüş gibiymiş. Arada bir, iksiri içmeden önce yap-tığı gibi kocasına sevgi sözcükleri fısıldıyormuş. Ama onun"ruh dolu" kocası yine de onun titreşimlerini hissedemiyor-muş. Adam, karısına iksiri veren ve ona sevgi davranışlarınıöğreten adama tekrar gitmiş. "Ama ben aslında sadece dav-ranışla tatmin olmadım. Söze gelmeyecek olan bir şey istiyo-rum. Onun titreşimlerini hissetmek istiyorum," diye sızlan-mış adam. Adam "Yapılacak tek şey var. Size de iksirden verip, ka-rınıza yaptığım gibi sizi de eğitebilirim." Başka seçenek olmadığından, adam kabul etmiş. Ve son-ra bu çift sonsuza dek mutlu yaşamışlar. Kasabalarındaki hiçkimse daha önce böylesine sevgi dolu bir çift görmemişmiş.Hatta kasabalarındaki kulübün ömür boyu üyesi seçilmişler,bu daha önce kimseye bahşedilmemiş bir onurmuş. 13 Endişelenmeyin, böyle bir iksir asla bulunmayacak. Yinede dur durak bilmeyen ve gereksiz olan kültürel, politik vetoplumsal davranış kalıplarının koşullandırması, kuantumbenliğin bize sunduğu potansiyeli köstekleyerek meseldeki
    • Psikolojileri Bütünleştirmek 285 "BEN"IN DENEYIMLERIYLE ILIŞKILI ÖZELLIKLER "Ben"in göze çarpan deneyimleri aşağıda sıralanmıştır: 1. Kasıtlılık (arzu, yargı ve spekülasyon dahil, bir nesneye doğru amaçlı, yönelimli odaklanma) 2. Kendinin farkında olmak (benlik duyusu) 3. Tefekkür (farkında olma farkındalığı) PSİKOLOJİLERİ BÜTÜNLEŞTİRMEK 4. Ego deneyimi (belirgin bir karakteri, kişiliği ve sürekliliğe sahip kişisel geçmişiyle benliğin özgün bir antite olduğu- Benlik (ben), şuurlu deneyim ve yakın fiziksel çevre ara- nu hissetme) sındaki bir ilişkiden başka bir "şey" değildir. Şuurlu bir de- 5. Dikkat (benliğin odağını bir nesneye ya da diğerine yön- neyimde, dünya özne ve nesne(ler) halinde bölünmüş görü- lendirme becerisinin deneyimlenmesi) nür. Bu bölünme, hafıza aynasındaki yansıma üstünde, ego- 6. Kişilik ötesi benlik deneyimleri (yaratıcı a-ha! deneyimin- nun baskın deneyimini üretir. deki gibi ortaya çıkarma veya içine doğma anları) Benliğin (veya Benin) doğası üstünde çokça felsefi dü- 7. Benliğin saklı deneyimi (dünyanın özne ve nesneye ayrıl- şünce üretilmiştir. Felsefenin bu dalma fenomenoloji denir. dığı ama açık "Ben" deneyiminin olmadığı deneyimler) Fenomenologlar zihni içgözlem yoluyla, Doğulu mistik filo- 8. Seçme ve hür irade zoflar ve psikologların kullandığı meditasyonu andıran 9. Şuurdışıyla ilgili deneyimler yollarla incelerler. Ayrıca (davranışçılığın yanı sıra) çok çeşit-li Batılı psikoloji modelleri mevcuttur. Örneğin, Freud tara- Bu "Ben" deneyimleri şüphesiz müstesna değildirler;fından önerilen psikoanalitik model benliğin, şuuraltı dürtü- aksine, birbirleriyle çok yakından bağlantılıdırlar. Gelin bu-lerin hükümranlığı altında olduğunu savunur. nu akılda tutarak bu deneyimlerin her birine daha yakından Kuantum işlevciliği dediğimiz benlik modelinin, "Ben" bakalım. deneyimi çeşitlerini nasıl açıkladığını incelemek ve kuantumişlevciliği, diğer felsefi ve psikolojik modellerle kıyaslamak Kasıtlılık, Kendinin Farkında Olmak ve Tefekkürilginçtir. Bu bölüm felsefe, psikoloji ve (benliğin ve hür irade- Felsefe literatüründe çoğu şuurlu deneyimin eşlikçisinin doğasıyla ilgisi bakımından) yeni fizikten bazı düşünce- olan bir nesneyi işaret etmek kasıtlılık olarak adlandırılır. 2 Ka-leri içeren böyle bir kıyaslamayı kapsamaktadır. 1 sıtlılığın arzu, yargı ve spekülasyon gibi birçok modu vardır. Demek ki felsefe literatüründe kullanılan haliyle bu kelime sadece niyetlerle alakalı değildir. Niyetlenen "Ben" şüphesiz kendinin farkındadır ama bundan çok daha fazlasıdır; dü- 284 şüncelerinde ve duygularında yönlenmiş ve amaçlıdır.
    • 286 Psikolojileri Bütünleştirmek 287 Öyleyse, "Ben"in en bildik deneyimlerinden biri, bazı lıklı yapısıyla kuantum halleri olarak düşünülür. Şuur, ancak nesnelere yönelik niyetleri olan bir özne olarak kendisi hak- beyin-zihin farkındalığının mevcudiyetinde bir yüzü seçerek kındadır. "Ben"in bir diğer bildik deneyimi kendimiz hak- çok yüzlü yapıyı (bir tutarlı süperpozisyonu) çökertir. kında düşündüğümüzde meydana gelir; tefekkür deneyim- (Hatırlayın, farkındalık deneyim nesnelerinin ortaya çıktığı lerinde, farkına varmış olduğumuzun farkına varırız. 3 Bu da zihin-alanıdır.) Hangisi önce gelmektedir: farkındalık mı, bir özne-nesne deneyimidir; "Ben" öznenin rolünü ve şuur seçme mi? Bu bir dolanık hiyerarşidir. Kendine göndermeye, da nesnenin rolünü oynar. dünyanın özne-nesne ayrımına yol açan da bu dolanık hiye- Dünyanın öznelere ve nesnelere bölünmesine neden rarşik durumdur. olan nedir? Farklı felsefeler farklı cevaplar vermektedir. Daha ileri ikincil farkındalık süreçleri de kasıtlılığa, bir Materyal realistlerin ve idealistlerin ana tavırları burada nesneyle özdeşleşme eğilimine yol açar. Kendi üstüne yöne- özetlenmektedir. len farkındalığın "Ben"i de bu ikincil farkındalık süreçlerin- Materyal realistler için cevaplanacak soru şöyledir: Nö- den doğar. Normal olarak, hem asli deneyim ve hem de ikin- ronlar ve gri hücreler, gibi maddesel nesnelerin kümeleşme- cil süreçler psikolojik literatürde ön şuur denilen şeyde kalır- sinden özne nasıl ortaya çıkar? Cevapları ise epifenomena- lar; asli sürecin dolanık hiyerarşisinin bu örtülmesi, kendi lizmdir; özne, beynin belirginleşmiş bir epifenomenidir. An- "Ben"imizin basit hiyerarşik kimliğinin temelidir. cak hiç kimse bu belirginleşmenin nasıl meydana gelebilece- ğini göstermemiştir. Yapay zeka modelleri (bağlantıcılık) 4 , Ego-Deneyimibeyni paralel bağlı bilgisayarlardan oluşan bir ağ olarak tarif Kendinin farkında olma ile ilgili psikoloji literatürünüeder; bu temel felsefe içinde, yukarıdan aşağıya işleyiş teoris- inceleyen Polonyalı psikolog Z. Zaborowski, kendinin farkın-yenleri, özne-şuurun "kaos içindeki düzen" olarak ortaya da olmayı, benlik hakkındaki bilginin kodlanması, işlenmesiçıktığını, yeni bir işlev olarak doğduğunu kanıtlamaya çalış- ve bütünleştirilmesi olarak tanımlar. 7 Bence, böyle bir tanım-maktadırlar. 5 6 Temel olarak, bu modellerin hepsi de şu temel lama kendinin farkında olmaktan daha fazlası için uygun-zorluğu çekmektedir: Bilgisayarın halleri (ya da nöronal hal- dur. Ego deneyimi denilen şeye de uymaktadır. Kendinin far-ler) ile deneyimlediğimiz zihin halleri arasında kanıtlanabilir kında olmak, ego deneyiminin bir eşlikçisidir ama tamamıbir bağlantı yoktur. değildir. Tam tersine, monistik idealistler için her şey şuurun için- "Ben"in en baskın deneyimi, ego deneyimidir; (Zabo-dedir ve şuurundur. Demek ki bu felsefede, soru şu şekilde- rowskinin bilgisayar benzetmesini kullanacak olursak)dir: Her şey olan şuur kendisini, deneyimleyen bir özneye ve programlarımızın görünüşteki yapıcısı, kodlayıcısı ve bütün-deneyimlenen nesnelere nasıl ayırır? Bu noktada, benlik şu- leştiricisidir. Ego; gündelik eylemlerin, düşüncelerin ve duy-uru hakkındaki kuantum teorisi böyle bir ayrımın nasıl orta- guların görünüşteki deneyimleyicisi diye inşa ettiğimiz im-ya çıktığına dair en iyi verileri verebilmektedir. Bu teoriye gedir.göre, beyin-zihin halleri; ihtimal dağılımlı, çok yüzlü, olası- Ego, birçok kişilik teorisinde baş aktördür. Radikal dav-
    • 288 Psikolojileri Bütünleştirmek 289ranışçılık ve toplumsal öğrenme teorisi egonun toplumsal dökebilmelerinden önce bir zili çalabilmektedirler. Bu yete-olarak koşullanmış davranışın odağı -uyartı, tepki ve güçlen- nek, asli ve ikincil farkındalık deneyimlerinin var olduğunudirmenin sonucu- olduğunu ima eder.8 Daha yakın tarihlidavranışçılık literatüründe ise ego, iç dünyamızdaki zihinsel ve egonun, kendinin farkında oluşun ikincil deneyimleriyledüşünceler ile dış dünyamızdaki davranışımızın aracısı ola- ilişkili olduğunu, asli deneyimle ilişkili olmadığını önermek-rak görülmektedir.9 Demek ki Zaborowskinin kendinin far- tedir.kında olmak ile ilgili bilişsel tarifi ile egonun daha sonraki Husserl, kendinin farkında oluş ve dikkati yöneltme ye-davranışsal tarifi birbirine benzemektedir. teneği (ki buna ilişkin bir kendinin farkında oluş haline sahip değiliz) arasındaki ilişkiyi ve tarif ederken, kendinin farkın- Ancak davranışsal-bilişsel ekole göre bile, egonun ey- da oluşun ve dikkati yöneltenin, adeta madalyonun iki yüzü lemleri (çıktı iç dünyamızdaki zihin hallerine bağımlı olsa bi- gibi birer unsurunu oluşturdukları bir üniter benliği anlat-le) girdi-çıktı bildirimleri halinde tamamen beyan edilebil- mak için saf ego deyimini icat etmişti. Bu kitapta, şu ana dekmektedir. Eğer durum böyleyse, benlik şuurunun ego ile iliş- yaptığımız gibi, birleşik benlik kavramını anlatmak için ben-kilendirilmesine gerek yoktur. Bu paradoks, egonun tarifin- lik sözcüğünü kullanmaya devam edeceğiz.deki niteleyici "görünüşte" kelimesinin kullanılmasıyla aşılır. Bilişsel işlevci/bağlantıcı modelde, kendinin farkında Benlik şuuru hakkındaki kuantum teorisinde, beyin-zih- oluşun hiçbir açıklaması yoktur. Dikkat, egoyu tanımlayannin kuantum hallerinin tutarlı süperpozisyonunun çökmesi, merkezi işlem biriminin bir işlevi olarak kabul edilir.dünyanın özne-nesne ayrımını yaratmaktadır. Ancak öğre- Tam tersine, kendine gönderme hakkındaki kuantum te-nilmiş bir uyartı beyin-zihne sunulduğunda koşullandırılmış orisinde, benlik iki modda çalışır: Kendinin farkında oluşutepkiler olasılık bakımından ağırlık kazanırlar.10 Şuur, öğre- içeren ikincil deneylere gönderme yapan, koşullanmış, klasiknilmiş tepkilerin görünüşteki işlemcisi yani ego ile özdeşle- ego-modu; kendinin farkında oluş olmadan dikkatin yönlen-şir; ancak bu kimlik asla tamamlanmış değildir. Şuur, koşul- mesi ve seçme gibi asli deneyimlerle ilişkili olan koşullanma-lanılmamış yenilikler için her zaman biraz yer açar. Bu da, bi- mış kuantum-modu. Dolayısıyla kuantum model, fenomeno-zim hür irade olarak bildiğimiz şeyi mümkün kılar. loji modeliyle uyuşmaktadır.Dikkat ve Şuurla Yönetilen Eylemler Kişilik Ötesi Benlik Deneyimleri Fenomenolog Edmund Husserlin de belirttiği gibi, ken- Bazı deneyimlerde benliğin ego ile özdeşleşmesi genel-dinin farkında olmak ve dolayısıyla da ego, şuurlu dikkatin de olana göre hayli azdır. Bir örneği, deneyimleyenin sıklıklayönüyle ilişkilidir.11 Dikkatin doğaçlama hareket ettiği du- ilahi bir müdahale olarak tarif ettiği yaratıcı deneyimdir. Birrumlar da vardır. diğer örnek ise psikolog Abraham Maslow tarafından incele- Bir uyartıyı alma ve ona tepki vermeyi içeren bilişsel de- nen "zirve deneyimler" dir.12 Böyle deneyimler, şuur akışınınneylerde denekler uyartıyı fark ettiklerine dair kendinin far- daha sıradan olan ego-sürekliliğine tezat olarak net bir sürek-kında olma halini edinmeden önce ve bu farkındalığı söze sizlikle meydana gelirler. Bu deneyimler, deneyimleyenin be-
    • Psikolojileri Bütünleştirmek 291290lirgin kişiliği ile özdeşleşmesi baskm olmadığından kişilik öte- gelir. Kişi, nesneye dalarak (en alt samadhi hali) nesneyi da-si benlik deneyimleri olarak adlandırılacaklardır. ha yüksek ve daha yüksek samadhilere doğru aşkmlaştırdığı Kişilik ötesi benlik deneyimleri sıklıkla ego tarafından bir yolculuğa başlar. En sonunda, nesnenin, kozmik mekan-tanımlanan ben-kimliğinin yaratıcı uzantısıdır. Maslow (Not sız şuurla bir haldeki kimliğinin görüldüğü bir duruma ula-12de belirtilen eserde) buna kendini gerçekleştirme der ama şılır.biz bu kitapta buna iç yaratıcılık eylemi diyeceğiz. Doğu psi- Doğu psikolojisinde kozmik şuur deneyiminin öznesinekolojisinde bu yaratıcı benlik oluşturma, zekanın uyanışı ya atman adı verilir. Hristiyanlık bu asli evrensel benlik antite-da Sanskritçe buddhi adını alır. Zeka kelimesinin başka çağrı- sinden kutsal ruh diye söz eder. Budizmde buna bazen yok-şımları da olduğundan, egonun kapsamını aşacak şekilde benlik denir çünkü (nesnesinin farkındalığma hiyerarşik an-anlamı genişlemiş benlik kimliği manasındaki buddhi kelime- lamdaki üstün değil) farkındalığa bağımlı olarak doğar. Di-sini kullanacağız. Davranış-bilişsel model kişilik ötesi dene- ğer Budist filozoflar saf farkındalığm öznesine (örneğin Lan-yimleri kabul etmese de kuantum teorisi onları benliğin ku- kavatara Sutrada) evrensel şuur derler. Tibetin şu anki Dalayantum modunun doğrudan deneyimleri olarak tanımaktadır. Lamasının belirttiği gibi, yok-benlik terminolojisi, insanlara Kişilik ötesi deneyimlerin başlıca özelliği yerel olmayış- nihilizmi hatırlattığı için onların kafasını karıştırmaktadır.15larıdır; yerel sinyaller olmadan tesirin yayılması ve iletişim. Modern psikolojide ise Assagioli bu benliksiz benliğe kişilikEş zamanlı bilimsel keşifler de böylesi yerel olmayan eşza- ötesi benlik adını verir.16 Dilimizdeki karşılıkların muğlaklığımanlılığın muhtemel örnekleridir. Telepati gibi paranormal sebebiyle saf farkındalık deneyiminin benliğiini anlatmakdeneyimler de diğer örnekleridir. için Sanskritçe atman kelimesini kullanacağız. Benlik hakkındaki kuantum teoride atman, kuantumBenliğin Saklı Deneyimi benlik -şuurun özdeşleştiği ve kuantum tutarlı süperpozis- Varoluşçu filozof Jean-Paul Sartreın belirtmiş olduğu gi- yonunun çökmesinin farkındalığıyla eş bağımlı ortaya çıkanbi, çoğu müşterek deneyimimiz ego-"Ben"i içermez. Sartre koşullanmamış evrensel özne- olarak görülür. Bireysel ben-sigara sayan bir adam örneğini verir. Adam sayarken, bu işe deneyimi veya ego, asli deneyimlerin ikincil yansımala-kendisini öylesine kaptırmıştır ki kendinin farkında oluşuna rından hafıza aynasında doğar. Asli ve ikincil farkındalık de-ya da egosuna herhangi bir gönderme yoktur. Derken bir ar- neyimleri arasında bir gecikme olduğunu gösteren kayda de-kadaşı gelir ve "Ne yapıyorsun?" diye sorar. Adam "Sigara- ğer nörofizyolojik kanıtlar mevcuttur.larımı sayıyorum," der. Adam kendinin farkında oluş halinigeri kazanmıştır.13 Bu tür bir deneyimde, şuur vardır ve dün- Seçme ve Hür İradeya özne ve nesneye saklı biçimde bölünmüştür; ancak dene- Benlik deneyimlerinin belki de en akıl karıştırıcı olanlarıyimin ikincil yansımaları ya pek azdır ya da hiç yoktur. seçim ve/veya hür irade ile ilgili olanlarıdır. Herhangi bir şu- Sartrem örneği Doğu Hint yoga temsilcisi Patanjalinin urlu deneyim geleceğe yönelik bir açıklık içerir ve bu anlam-(M.Ö. 2. yy.) samadhiu dediği şeyin en alt kategorisine denk da açıklık veya imkan içeriyor gibi düşünülebilir. Seçme ve
    • 292 291 Psikolojileri Bütünleştirmekhür irade deneyimleri böylesi bir açıklığın ötesine geçerler. mış tepkilere sahibiz ama onlara göre hareket etmek zorundaSıklıkla eşanlamlı kullanılıyor olsalar da iki terim arasında mıyız? İkincil düzeydeki hür irademiz, öğrenilmiş koşul-ayrım yapacağız: Seçme, kendinin farkında olarak veya ol- lanılmış tepkilere hayır deme kapasitemizi içermektedir.maksızın, alternatifler arasından tercih yaptığımız zaman Seçme ve hür irade terimlerini bir biçimde farklı kullan-kullanılır. Hür irade ise, kendi nedensel inisiyatifimizden çı- maya doğru yöneldiğimize dikkat edin, bu iyi bir şey. Sonkan sonraki bir eylem her ne zaman üstlenilirse kullanılır. nörofizyolojik deneyler, kişinin hür iradesiyle kolunu kaldır- Geleneksel olarak, davranışçılar ve bilişselciler, seçme ması gibi deneyimler için hür irade ibaresine kullanmanın pek özgürlüğü veya hür iradenin olmadığını söylerler. Eğer -pa- akıllıca olmadığını gösteriyor. Benjamin Libet tarafından ya- ralel işleyen ya da paralel işlemeyen- klasik bilgisayarlar pılan en son deneyler ise şunu gösteriyor: Bir kişi kendi eyle-isek, bu kavramların hiçbiri anlam ifade etmez. Tartışma minin farkındalığmı (ki hür irade için şarttır) deneyimleme-konusu şöyledir: Davranışı, tamamıyla donanımının hali ve den önce, kişinin kolunu kaldıracağını objektif bir gözlemci- ortamdan gelen girdiler tarafından belirlenen egoya atfedile- ye belli eden uyandırılmış potansiyeli vardır. Bu açıdan ba-bilecek hiçbir nedensel güç yoktur. karsak, bu tür bir hür iradenin hür olduğunu nasıl söyleyebi- Ruhsal ve kişilik ötesi psikolojiler egonun hür iradesi ol- liriz ki? Ama Libetin deneyleri şunu da göstermiştir ki uyan-madığı yolundaki davranışsal değerlendirmeye katılmakta- dırılmış potansiyel aksini belli etse de kişinin kolunu kaldır-dırlar ama gerçek bir hür iradenin var olduğu konusunda da maya hayır demeye yönelik hür iradesi korunmaktadır.17ısrarcıdırlar. Bu, atmanın hür iradesidir; kendi üstünde düşü- Hür iradenin anlamını bu şekilde netleştirmek, dikkatinen, bireysel benlik deneyiminden önce mevcut olan şuurun farkındalık alanında ya belirli bir zihin nesnesi ya da tümhür iradesi. Eğer egonun hür iradesi yoksa ruhsal gelenekle- alan üstünde yoğunlaştırmak olan meditasyonun yararlarınırin hedefi olan, egonun ötesine geçişi egomuzun içinde nasıl görmemize yardımcı olur. Meditasyon farkındalık içinde do-gerçekleştirebiliriz? Egonun bir illüzyon olduğu cevabı pek ğan zihinsel fenomenlerin, düşüncelerin ve duyguların ko-tatmin edici görünmüyor. şullanılmış tepkilerinin resmi geçidinin tanıkları haline gel- Şuur hakkındaki kuantum teorisinin yardımıyla, artık memizi sağlar. Zihinsel tepkilerin uyanması ile onlarınhür irade kavramı hakkındaki ikilemi çözebiliriz. Kuantum doğrultusunda fiziksel eyleme geçme dürtüsü arasında birteorisinde seçme, asli benliği, atmanı tanımlar. Seçiyorum, öy- aralık yaratır ve dolayısıyla koşullanılmış eylemlere hayır de-leyse (dolanık hiyerarşik bakımdan) varım. Ancak, koşullan- meye yönelik hür irade kapasitemizi güçlendirir. Böyle birmayla birlikte seçim artık tamamen hür değil, koşullanılmış güçlenmenin, yıkıcı davranış alışkanlıklarını değiştirmedekitepkilerin lehinedir. Soru şu: Koşullanma nereye kadar uza- değerini görmek çok kolay.nıyor? Birincil işlem düzeyinde hiçbir koşullanmanın olmadığı Şuıırdtştna İlişkin Deneyimleraçıktır, net olarak kısıtlanmamış hür irade vardır. İkincil dü- Bazı deneyimlerimiz şuurdışı olanla -şuurun olduğuzeyde düşünce ve duygu şekline bürünmüş olan koşullanıl- ama farkındalığm olmadığı süreçlerle- ilişkilidir. Kuantum
    • Psikolojileri Bütünleştirmek 291294teorisinde, bunlar kuantum halinin çökmediği ama durumun li zihin hallerini bastırma eğilimlidir. Jungçu anima arşetipi- dinamiğine göre zaman içinde gelişmeye devam ettiği du- nin kaynağı da budur. Animanm bu bastırılışı, eril davranışırumlardır. Ancak şuurdışı dinamikler daha sonraki şuurlu kısıtlamaktadır. (Benzer şekilde, animus arşetipi de dişilerdeolaylarda önemli bir rol oynayabilirler. Bu özellik, şuurdışı bastırılır ve kadınları eril deneyimden ayırır.)algılama deneylerindeki kuantum girişiminin etkilerini doğ- Rüya görüyorken ya da ipnoz altındayken benlik, esa-rulamamızı sağlar.18 sen bir tanık haline gelir ve ikincil farkındalık olaylarının nis- Psikoanalitik düşünüşte ego-benlik deneyimlerinin ba- peten yokluğu haline girer. Böyle bir durumda, bastırılmış zi-zıları Freudun id ve Jungun gölge dediği şeyde bastırılırlar. hin hallerini çökertmeye karşı yasaklamalar zayıflar. DemekSonra, geri kalan şuurlu deneyimler personayı -kişinin in- ki hem rüya hem de ipnoz, şuurdışmı şuurlu farkındalığa çı-sanların görmesi için yansıttığı imgeyi, kişinin olduğunu dü- karmada yararlıdır.şündüğü imgeyi- tanımlar. Ego-benliğin bastırılmış kısmına Benzer şekilde, ölüme yakın deneyimlerde ölümün ya-kişisel şuurdışı diyeceğim. Ego deneyimlerimizden bazısı ki- kınlığı, hem kolektif hem de kişisel düzeyde bastırılmış şuur-şisel şuurdışımızdan gelen tesir tarafından bozulur ve bu şu- dışı koşullanmaların çoğunu serbest bırakır. Sonuç olarak,urdışı tesir, psikoanalizin ele aldığı nevroz gibi psikopatolo- birçok hasta ölüme yakın deneyimlerden neşe ve huzurla do-jilere yol açar. lu çıkmaktadır. Kişisel şuurdışı, kuantum teorisine göre nasıl ortaya çı- Eylemlerimizde özgürlük elde etmek için, egomuzun-kar? Şu şekilde: Özne belirli zihin hallerinden kaçınmaya ko- personamızın koşullanmasının baskısı altında kalmaktan da,şullanır; sonuç olarak, bu hallerin onları içeren tutarlı süper- zorba, iç kaynaklı, bastırılmış, şuursuz tutarlı süperpozis-pozisyonlardan çökertilmemesi olasılığı baskın hale gelir. yonlarımızın baskısı altında kalmaktan da kaçınmamız çokAncak böyle tutarlı süperpozisyonlar, sonradan gelen halle- önemlidir.rin çökmesini bariz dış neden olmadan etkileyebilme dina-miğine sahiptir. Davranışın sebebini bilmemek, nevroz yara-tan endişeye yol açabilir. Sonunda, özne sebepler hayal ede- BENLIK ŞUURUNUN TAYFIbilir ve kontrol edemediği el yıkama gibi nevrotik davranış-lar yoluyla onları ortadan kaldırmaya girişebilir. Şuurlu deneyimlerin fenomenoloji, psikoloji, bilişsel bi- Benzer şekilde, Jung kişilik ötesi deneyimlerimizin birço- lim ve kuantum teorisi tarafından tarif edilen özelliklerini ta-ğuna, kolektif şuurdışınm bastırılmış arşetip temalarının -ge- rayarak, benliğin bizde nasıl tezahür ettiği konusunun önem-nelde deneyimlemediğimiz evrensel haller- tesir ettiğini öner- li bir özetini -benlik şuuru tayfının bir özetini- yapma nokta-miştir. Bu bastırılmış temalar da patolojilere yol açabilirler. sına varabiliriz (ayrıca bkz. Wilber19). Bu teorik modeller Kuantum teorisinde, şarta bağlı insan biçimi, belirli zi- içinden sadece biri -şuur hakkındaki kuantum kuramı ilehin hallerinin dünyada tezahürünü bastırarak önleyen koşul- yapılan tanımı- tüm tayfı kucaklayacak genişliğe sahiptir;lanmaya tabidir. Örneğin, erkek bedeni, dişil deneyimle ilgi- dolayısıyla bu özetin daha en başında şuur idealist kuan-
    • 296 Psikolojileri Bütünleştirmek 291 tumun bakış açısı benimsenecektir. İkinci tabaka, psikososyal tabakadır; arada bir (gelişim İdealist monizmde, şuur birdir; Shankara, ikincisi olma- bakımından) kimliğin daha aşağı ve daha yukarıyan bir, der.20 Benlik şuurunun tayfı bir şuurun insan gelişi- tabakalarına yaptığımız gezintiler dışında çoğumuzun içinde minin çeşitli safhalarında kendisini tanımladığı durakları içe- yaşadığı yerdir. Daha yukarı gezintilerde, örneğin koşullan-rir. Tayfın tamamı en alt uçta kişisel şuuraltı ve en üst uçta dığımız bir tepki alışkanlığımıza hayır diyebilir ve böylecekolektif şuurdışı tarafından çevrelenmiştir. Ancak tüm bu hür irademizi uygulayabiliriz, dünyadaki yaratıcı faaliyetle-safhalar şuurun içindedir. re dalabiliriz ya da birisini bencillik etmeden sevebiliriz. An- Bu şema, hiyerarşik değil gelişim bakımından düşünül- cak bu düzeydeki eylem için bildik yönelim ün, güç, cinsellikmelidir. Daha yükseğe doğru geliştikçe, daha az ego sahibi vb. için çabalayan karakter-imge kimliğinin sürekliliği vehale geliriz, ta ki fark edilebilir hiçbir egonun bulunmadığı güçlenmesine hizmet eden kişisel ödevler tarafından yönlen-en yüksek düzeye dek. Yani, egonun ötesindeki varlık düzey- dirilir.lerini derin bir alçakgönüllülük karakterize etmektedir. Buddhi DüzeyiEgo Düzeyi Bu düzey, benliğin daha az kısıtlanmış bir kimliği ile Bu düzeyde, insan varlığı içinde yaşayacağı psikososyal -tüm insani potansiyelini araştıran bir kimlik- karakterizebakımdan koşullanmış ve öğrenilmiş bağlamlar takımlarıyla edilir. Ego düzeyinde yaşamanın kişisel motifinin yeriniözdeşleşir. Bu bağlamlar kişiye bir karakter verir. Bu ego- sezgisel yaratıcılık, kendini araştırma ve gerçekleştirme al-kimliğinin ne kadar mutlak olduğuna bağlı olarak, bu düzey- mıştır.deki insan tekbenci olma eğilimindedir. Bu kişinin içinde Bu düzey içinde, birkaç tabaka tanımlayabiliriz. Ancakyaşadığı bağlamlar bir yanılmazlık atmosferi kazanırlar ve bu tabakalar hiyerarşik değildir, kronolojik sırayla deneyim-diğer tüm bağlamlar bu kişisel bağlamların kriterine göre lenmeleri de şart değildir. Bazıları es geçilebilir bile.yargılanır. Bu kişi, "Sadece Ben ve uzantılarım" (ailem, kül- Ego düzeyine yakın olan birincisine psişik-mistik banttürüm, ülkem vb.) asli geçerliliğe sahiptir. Diğer hepsi şartabağlıdır. denecektir. Benliklerini bu tabakayla özdeşleştiren kişiler dünya görüşlerini ve dünya üstündeki rollerine dair görüşle- Bu temel ego düzeyi içinde, iki tabaka tanımlayabiliriz. rini genişleten türden yerel olmayan psişik ve mistik dene-Birincisi, patolojik tabakadır; kişisel şuuraltına daha yakın- yimlere sahiptirler. Kolektif şuurdışının temaları sıklıkla rü-dır. Şuurdışmdan çıkan iç uyartılar (çökmemiş tutarlı süper- yalarda, yaratıcı deneyimlerde ve mitlerin anlaşılmasında or-pozisyonlar) tarafından güçlü biçimde etkilenir. Benliği bu taya çıkar ve benliğin özgürleşmesi ve bütünleşmesi için ektabakayla özdeşleşmiş insanlar sıklıkla şuurdışmm hevesleri motivasyon sağlar. Ancak benlik kimliğinin bu düzeyinde,ve dürtülerince rahatsız edilirler. Egoları bir benlik imgesi ve insanlar halen kişisel arzuları tarafından, tamamıyla akışkangölge imge -ilki yayılmış ve ikincisi bastırılmıştır- olarak bö- bir kimliğe kesin bir geçiş yapamayacak kadar fazlalünmüştür. yönlendirilmektedirler.
    • 298 299 Psikolojileri Bütünleştirmek İkinci tabaka kişilik ötesidir. Artık onları dışsallaştırmak şart olmadan iç süreçlere tanıklık etmeye yönelik belirli bir yoktur, demek ki kendini onun için eğitemezsin." yetenek ve eğilim vardır. Kişinin psikososyal yaşam bağlam- Başka bir deyişle, benlik kimliğinde kayma sağlamak ları artık mutlak değildir. "Başkalık" keşfedilir ve bu keşfin için hiçbir yöntem, hiçbir eğitim mevcut değildir. Bu yüzden, verdiği coşkunun bir kısmı (hizmet coşkusu gibi) motivasyo- bu sürece iç yaratıcılık diyoruz. Süreç, bir yaşam bağlamı ta- nu artırır. kımı tarafından belirlenmiş sınırın daha geniş bir bağlam ta- Üçüncüsü olan ruhsal tabaka, dünya üstünde çok az ki- kımına izin vermek üzere yıkılmasıdır.22 Bir sonraki bölüm-şinin sergilediği bilinen bir kimliktir. Hayat esasen kolay ve de bu sürecin ayrıntılarına gireceğiz.çabasız (Sanskritçe sahaj) bir samadhide yaşanır. Benlik az ya Bu bölümde başardığımızı düşündüğüm kişilik ve ben-da çok bütünleşmiştir; kolektif şuurdışının temaları hayli lik teorilerinin şuur hakkındaki kuantum teorisi bağlamındaaraştırılmıştır ve eylemler olaylara uygundur. Günümüzde bütünleştirilmesi, psikoanalitik, davranışçı, hümanist-kişilikkimlikleri bu tabakada olan bireylerin nadirliği sebebiyle, bu ötesi ve bilişsel gibi çeşitli psikoloji ekollerinin de pekala bü-tabaka hakkında pek az bilimsel veriye sahibiz. Şüphesiz ta- tünleşmesine yol açabilir. Bilişsel bilim ve yapay zekaya da-rihte, dünyanın mistik ve dinsel literatüründe de yer alan bu yanan modellerin, insan denen kişiyi tam olarak tanımlama-kimliğin birçok örneği mevcuttur. da yetersiz olduğunu göstermiş olmamıza karşın bu model, En yüksek düzey, ancak samadhide ulaşılabilen benlik benliğin egoyla ilgili çoğu özelliğinin yararlı bir simülasyo- (ya da yok-ben) düzeyi olan atmandır. nunu sağlamaya yine de hizmet etmektedir. Hint ve Tibet ruhsal psikolojilerinin benlik-kimliğinin (ego düzeyindeki ekstra bantla birlikte) yedi bandına değin- miş olduklarına dikkat edin. Bu sistemin kökeni, üç tür dür- tü fikrine dayanır; bunlara üç guncı denir: Tamas veya eylem- sizlik; rajas veya libido ve sattwa veya yaratıcılık.21 Hintli psi- kologlar her bir baskın dürtü için bir adet olmak üzere üç ego tabakası olduğunu öne sürerler ama tüm insanların her gunaya biraz da olsa sahip oldukları kabul edildiğinden, bu tür bir sınıflandırma gerekenden biraz fazla görünmektedir. Şu soru sorulabilir: Benlik-kimliğinde bir kayma nasılmeydana gelir? Soruya cevap olabilecek bir Zen hikayesi var-dır. Doko adlı öğrenci Zen ustasına gelmiş ve "Hakikati arı-yorum. Onu bulmak için kendimi benliğin hangi halindeeğitmeliyim?" diye sormuş. Usta cevap vermiş: "Benlik yok-tur, demek ki onu herhangi bir hale koyamazsın. Hakikat
    • 4. Bölüm KİŞİNİN YENİDEN BÜYÜLENİŞİ Bu kitabın ilk taslağı 1982 yılının yaz aylarında yazılmıştıama malzemede derin tutarsızlıklar olduğunu biliyordum. Tutar-sızlıklar, realist felsefenin temel ilkelerinden birine çok ince bir bağ-lılıktan kaynaklanıyordu; şuurun, maddenin bir epifenomeni olma-sı gerektiği ilkesinden. Biyolog Roger Sperry, belirginleşmiş şuur-dan söz etmişti. Nedensel kudreti olan şuur maddeden yani beyin-den ortaya çıkıyordu. Bu nasıl olabilirdi? Maddeden yapılma birşeyin yine onun üstünde nedensel yenilikle etki edebilmesi savındainatçı bir devirsellik vardı. Bağlantıyı, kuantum fiziğin paradoksla-rıyla görebiliyordum: Düalist bir şuur öne sürmeden, bizim ya dagözlemlerimizin nesnelerin davranışı üstünde nasıl bir etkisi olabi-lirdi ki? Ayrıca düalist, maddeden ayrı şuur fikrinin kendi para-dokslarını yarattığını da biliyordum. Yardım, beklenmedik bir yönden geldi. Bir bilim adamı olarak,bir probleme toptan yaklaşıma her zaman inanmışımdır. Şimdiyedek araştırmamın bizzat şuurun doğası hakkında bir keşif gezisi ol- 301
    • 302 303 Kişinin Yeniden Büyülenişi duğu artık iyice netleştiğinden, şuurla ilgili olarak yürütülen de- bete daldık. Kuantum teorisinden yola çıkarak kuantum ölçüm te- neysel ve teorik çalışmalara da dalmam gerektiğini hissediyordum. orisiyle vardığım şuur hakkındaki fikirlerimi ona anlatıyordum. Jo- Bu, psikoloji demekti ama psikolojik modeller, kökleri materyalist el dikkatle dinledi. "Peki şimdi ne olacak?" diye sordu. realizmde olduğundan dolayı bu dünya görüşüne meydan okuyan "Şey, şuurun beyin-zihinde nasıl tezahür ettiğini anladığım-şuurlu deneyimlerden uzak duruyorlardı. Ancak, Cari G. Jung ve dan pek emin değilim," dedim. Şuurun beyin süreçlerinin bir epi-Abraham Maslomun çalışmaları gibi diğer, daha az geleneksel psi- fenomeni olması gerektiği fikriyle mücadele ettiğimi itiraf ettim.koloji anlayışları da farklı önkabullenmeler gerektiriyordu. Onların "Şuuru anladığımı sanıyorum ama..."görüşleri dünya mistiklerinin felsefesiyle, ikiliği yaratan peçenin "Şuur anlaşılabilir mi?" diye Joel sözümü kesti.ardını ruhsal olarak görmeye dayanan bir felsefeye daha uyumluy- "Kesinlikle anlaşılabilir. Sana şuurlu gözlemimizin, şuurundu. Peçeyi kaldırmak için mistikler farkındalık alanına dikkat kesil- kuantum dalgasını çökerttiğini anlatmıştım ya..." Tüm anlattıkla-meyi (bu dikkat kesilmeye bazen meditasyon denmektedir) tavsiye rımı baştan tekrarlamaya hazırlanıyordum.etmekteydiler. Ama Joel beni durdurdu. "Öyleyse, gözlemcinin beyni mi şu- Sonunda, yıllarca çabalama ve meditasyon, mistik felsefeleri urdan önce geliyor, yoksa şuur mu beyinden önce geliyor?"okuma, çokça tartışma ve kafa patlatmadan oluşan karışım, ara- Sorıısundaki tuzağı görmüştüm. "Ben şuurdan deneyimleri-makta olduğum paradoksların çözümünden beni ayıran peçenin ötetarafına hamle yapmaya başladı. Materyalist realizmin temel ilke- mizin öznesi olarak söz ediyorum." "Şuur deneyimlerin öncesindedir. Bir nesnesi ve bir öznesisinden yani her şeyin maddeden yapıldığı yolundaki ilkeden vazge- yoktur."çilmeliydi ve bu, düalizmden yardım almadan yapılmalıydı. Sonhamlenin meydana geldiği günü hala hatırlıyorum. Californiadaki "Tabi, bu eski tür mistisizm; ama benim lisanıma göre şuurundostumuz Fredericayı ziyarete gitmiştik. yerel olmayan bir özelliğinden söz ediyorsun." Ama Joel terminolojimle dikkatini dağıtmadı. "Seni, anlamak- O gün eşim Maggie, Joel Morwood adındaki mistik arkadaşı- tan alıkoyan bilimsel at gözlükleri takıyorsun. Altta bir yerlerde,mız ve ben hep birlikte yakınlardaki Ojai kasabasında bir konferans şuurun bilimle anlaşılabileceğine, şuurun beyinde ortaya çıktığınaveren Krişnamurtiyi dinlemeye gitmiştik. Krişnamurti seksen do- yani bir epifenomen olduğuna dair bir inancın var. Mistiklerin nekuz yaşında bile sözünüsürekli kesen biriyle hala ustaca başa çık- dediğini iyice anla. Şuur başlangıçtakidir ve kayıt altında değildir.maktaydı. Derken dinleyicilerle diyalogunda öğretisinin özü olan Var olan her şeydir. Tanrıdan başka bir şey yoktur."şey üzerinde durmaya başladı: Değişmek için, kişi daha sonra de- Bu son cümle bana sözle tarif edilemeyecek bir şey yaptı. Enğişmeye ya da bunun üstünde daha sonra düşünmeye karar verme- iyi tarif, aniden bakış açımı altüst ettiği şeklinde olabilir; bir peçemeli, hemen şimdi farkında olmalıdır. Sadece radikal farkındalık ra- kalktı. Aradığım ve yine de hep bilmiş olduğum cevap işte buydu.dikal zekayı uyandıran dönüşüme yol açabilirdi. Biri, radikal far- Herkes yattıktan ve beni tefekkürümle baş başa bıraktıktankındalığın biz sıradan varlıklara gelip gelmeyeceğini sorduğunda, sonra dışarı çıktım. Gece oldukça serindi ama umursamadım. Gök-Krişnamurti ciddiyetle cevaplamıştı: "Gelmeli." yüzü öyle bulutluydu ki sadece bir iki yıldızı görebiliyordum. Ama Daha sonra o akşam Joel ve ben Gerçeklik hakkında bir muhab- hayalimde, gökyüzü çocukluğumun o pasparlak gökyüzüydii ve
    • 302 305 Kişinin Yeniden Büyülenişi aniden Samanyolunu gördüm. Ana yurdum olan Hindistanın bir ayrı ayrı, parçalanmış egolarımızla tekrar bir bütün olmayı istiyor- şairi, Samanyolunun gök ve yer arasındaki sınırı işaretlediğini sak, durumu sadece entelektüel olarak anlamakla kalmayıp, bütünü söylemişti. Kuantum mekansızlığında, aşkın gök -Tanrının krallı- deneyimlemek için iç derinliklerimize de dalmalıyız. ğı- her yerdedir. "Ama insan bunu görmez," diye ağlamıştı İsa. Kutsal kitaptaki en bilinen hikayelerden birinde, Cennet Bah- Onu görmüyoruz çünkü deneyimlerin, melodramlarımızın, çesinin bütünlüğü içinde Adem ve Havva büyüleyici bir hayat tahmin etme ve kontrol etme, her şeyi rasyonel biçimde anlama ve sürmekteydiler. Bilgi meyvesinden yedikten sonra, bu büyüleyici- yönlendirme çabalarımızın büyüsüne kendimizi kaptırmış halde- likten dışarı atılırlar. Hikayenin anlamı açıktır: Dünyada deneyim yiz. Çabalarken, basit olanı kaçırıyoruz: Her şeyin Tanrı olduğu gi- edinmenin bedeli, büyülenmişliğin ve bütünlüğün kaybıdır. bi basit bir gerçeği; mistiğin her şeyin şuur olduğunu söyleme yo- Bütünlüğün bu büyüleyici haline tekrar nasılgirebiliriz? Ço- lu budur. Fizikçiler fenomenleri açıklarlar ama şuur bir fenomen cukluğa ya da altın çağa geri dönmekten ya da ölümden sonra ebe-değildir; bunun yerine, diğer her şey şuurdaki fenomenlerdir. Bilim di hayatla kurtarılmaktan söz etmiyorum. Hayır, soru şudur: Egoiçinde bir şuur tanımını boşuna arıyordum; bunun yerine benim ve düzeyini yani parçalanmış benlik düzeyini nasıl aşabiliriz? Aynıdiğerlerinin araması gereken bilimin şuur içindeki tarifidir. Şuur- anda hem deneyim dünyasında yaşayıp hem de özgürlüğü nasıl ka-la, asli deneyimimizle uyumlu bir bilim geliştirmeliyiz. Hakikati zanabiliriz?keşfetmek için, geleneksel fiziğin ötesine bir kuantum sıçraması Bu sorunun cevabını vermek için bu bölümde, idealist biliminyapmalıydım; her şeyin yapıtaşı olan şuura dayanan bir fizik for- geleneksel olarak ruhsal yolculuk denen bağlamını tartışacağız. Ge-müle etmeliydim. Bu, zor bir görevdi ama daha biraz önce, cevabı- leneksel olarak ruhsal yolculuklar, usta manevi önderler -rahipler,na bir göz atma şansım olmuştu. Öyleyse, bu görev aynı zamanda hahamlar, gurular ve diğerleri- tarafından tasarlanırlardı. Görece-basitti de: bakış açısının kolayca, çabasız değiştirilmesi. Krişna- ğimiz gibi, kuantum konusuyla uğraşan bilim adamları da bazımurtinin sözleri kulaklarımda cesaret verici biçimde yankılanıyor- önerilerde bulunabilir. Gelecekte, bilim ve dinin tamamlayıcı işlev-du: Gelmeli. Tüylerim diken diken oldu ve hayalimdeki Samanyolu ler göreceğini ileri sürüyorum: Bilim büyüleyici halin tekrar kaza-yavaşça gözden kayboldu. nılması için ne yapılması gerektiğine dair ön hazırlıkları nesnel bir tarzda oluştururken, din de insanları bunu yapma sürecinden ge- Tıpkı bir kişinin muzun ne olduğunu gerçekten bilmesinden çerken yönlendirecektir.önce o muzun duyularımız vasıtasıyla görülmesi ve tadılması nasılgerekliyse, şuurdan başka hiçbir şeyin olmadığını söyleyen mistikhakikat de tamamen anlaşılabilmek için deneyimlenmelidir. İdealistbilim, hepimizin kabusu olan Guernica benzeri parçalanmış bir(bkz. "Uçurum ve Köprü" isimli bölüm) yaratığa, şuuru geri ver-me potansiyeline sahiptir. Ama benliğin parçalanmışlığının kökenisadece materyalist realizmin tamamlanmamış dünya görüşündedeğil, ayrıca egoyla özdeşleşmenin doğasında da yatmaktadır. Eğer
    • Savaş ve Barış 307 pan kaygılar ulusal güvenlik, silahların kontrolü ve çatışma- ların çözümlenmesidir; bunların hepsi de tepkiseldir, huzur sağlama amaçlı duruma uygun geçici çözümlerdir. Barışı binlerce yıldır bu şekilde sağlama almayı denedik ama henüz işe yaramadı. Barışa yaklaşımımız, kendimizle ilgili görüşümüzde çok SAVAŞ ve BARIŞ uzun zamandır baskın olan materyalist ve düalist dünya gö- rüşleri içinde hapis kalmıştır. Bugün, bilimsel realizm tarafın- Clifford Simakın Hugo ödülü kazanan bilim kurgu ro- dan gittikçe artan biçimde yönlendirilen kendimizi tasviri-manı Way Stationda (Yol İstasyonu), galaksimizin yönetici mizle bakış açımız artık bir tünel görüntüsü aldı. Sosyobiyo-konseyi dünyalıların savaşı bir gün unutup uygarlaşıp uy- loji (toplumsal Darwinciliğin çağdaş versiyonu) bizleri bencilgarlaşamayacakları, çatışmalarını şiddet olmaksızın çözüm- gen makineleri, hayatta kalmak için birbirleriyle rekabetleyip çözümleyemeyecekleri konusunda endişelenir. Roman- eden ayrı ayrı antiteler olarak resmetmektedir.1 Bu görüşeda mistik bir nesne, bir tılsım en sonunda dünyalıların uygar göre, kaderlerimiz ve davranışlarımız, fizik ve genetiğin ön-galaksiye katılmaları için gereken dönüşümü harekete geçi- ceden belirleyici kanunları ve çevrenin koşullamaları tarafın-rir. dan kontrol edilmektedir. Sosyobiyoloji klasik fizikten, Dar- Savaş, insan toplumu kadar eskidir. Hem biyolojik hem winci evrim teorisinden, moleküler biyolojiden ve davranış-de çevresel koşullanmamız öyledir ki çatışma doğal olarak çı psikolojiden alınan fikirlerden oluşan ve doğası gereği kö-doğmaktadır. Binlerce yıldır bu çatışmaları çözümlemek için, tümser bir alaşımıdır.geçici de olsa, şiddet kullandık. Şimdi artık nükleer silahların İnsanlık hakkındaki sosyobiyolojik görüş, temel anlam-tahrip edici gücüyle böylesi savaşlar dünya üstündeki gele- da barış karşıtıdır. İnsanlar arasında evrensel kardeşlik olanceğimiz -sadece hayatlarımız için değil, küresel çevremiz için barışa, gönülden iş birliğinden doğan barışa; ırk, renk vede- artan biçimde risk taşımaktadır. Bu riskleri azaltmak için inanç gözetmeksizin diğer insanlar için elcilik ve şevkat duy-ne yapabiliriz? Savaşan uluslarımızı, çatışmaları barışçıl ve mak olan barışa... Bu görüşte, en çok ümit edebileceğimiz du-küresel anlamda duyarlı yollarla çözümlemeye ant içmiş iş rum etiği şiddetin pragmatik ve yasal sınırlanması, rekabetçibirliği içindeki toplumlar ağma hangi mistik tılsım dönüştü- ve de çelişkili kazan/hayatta kal gündemlerimizdeki geçicirebilir? ateşkeslerdir. Şu an barış için kullanılan toplumsal modeller, çatışma- Bu kitapta önerilen idealist paradigmada, "Niçin dünya-nın doğduğu ya da yakın olduğu belirli durumlara seslen- da bu kadar çok çatışma var?" "Neden Orta Doğudaki halk-diklerinden ötürü esasen tepkiseldirler. Demek ki göze çar- lar birlikte yaşayamıyorlar?" "Niçin Hintliler ve Müslüman- lar üstünlüğü ele geçirmek için sürekli kavga etmekteler?" 306 "Niçin Batılı ülkeler gelişmekte olan ülkelere silah satıyor-
    • 308 Savaş ve Barış 309lar?" gibi sorularla işe başlamayız. Bunun yerine şunları so- lar ve koşullanma fıkrasındaki deneyi hatırlatıyor. Öğrencirarız: "Dünya çapındaki tüm bu çatışmalara neden olan şuur kurbağaya "Zıpla!" dediğinde zıplamasını öğretmiş. Sonrahareketlerini yaratan nedir?" "Şuurda herhangi bir telafi edi- kurbağanın bacaklarından birini kesmiş ve "Zıpla!" demiş.ci hareket var mıdır?" Başka bir deyişle, bütünün parçaları- Kurbağa zıplamış ve öğrenci defterine memnun şekilde notnın hepsini içeren aktif, temel bir barış tedavisi arıyoruz. Bi- düşmüş: Bir bacağı kestiğinizde bile koşullanma kalıcı. Dene-reysel olarak, şuurun bu daha büyük hareketlerinin sorumlu- yi ikinci bacağı, sonra üçüncü bacağı keserek tekrarlamış veluğunu almaya başlıyoruz. Biz dünyayız öyleyse dünyanın kurbağa her seferinde zıplamış. Sonunda kurbağanın dör-sorumluluğunu almak için harekete geçmeliyiz. Bu sorumlu- düncü bacağını de kesmiş ve "Zıpla!" demiş. Bu kez kurbağaluğu kucaklayabilmenin ilk adımı, ilk başta entelektüel yolla zıplamamış. Öğrenci biraz düşündükten sonra defterine şun-da olsa, biz bireylere göre diğer insanların nerede durduğu- ları yazmış: Dört bacağını kaybeden kurbağa işitme duyusu-nu anlamaktır. Bu bakımdan, şuurdaki temel özgürleştirici nu kaybeder.hareket, şiddete yönelik eski ve nafile hareketleri (en azındankısmen de olsa) telafi etmeye başlamaktır. Temeldeki birlik fikri aslında yeni değildir; dünya din- lerinin çoğunun temel mesajını oluşturmaktadır. Ancak özü- nü keşfetmenin hedefi olarak bir tür kişisel kurtuluşu vurgu- layan dinsel öğretiler şu ana dek dünya karşıtı olma eğilim- ÇOKLUKTA BİRLİK liydiler. Tam tersine, idealist monizm felsefesi bu kitapta an- latılan yeni bilimsel tutum ışığında gözden geçirildiğinde, Bu kitapta geliştirilen fikirler bireysel olarak evrimleş- çokluk dünyası içindeki birliği kucaklayan bir bakış açısı el-miş biçimlerin çokluğunun ötesinde uzanan insan şuurunda- de ederiz. Bu yeni dünya görüşü daha olgun bir dünya olası-ki iç birliği önermektedir. Birçok disiplindeki geçerli olan ina- lığını desteklerken şimdiki dünyayı da onaylamaktadır.nış, şiddetin yaratılış gereği, dolayısıyla kaçınılmaz olduğu İdealist monizmin ve idealist bilimin dünya görüşü, te-şeklindedir. Ancak eğer yeni görüş doğru ise, o zaman ayrılı- zahür etmiş tüm biçimlerin birlikte, (parçacıklara ait) biçiminğımız, yani şiddete yol açan bencilliğimizin ve umursamazlı- ardında yatan birleştirici dalganın birçok olasılığından sade-ğ ı m ana kaynağı bir illüzyondur. Bu illüzyonun, sadece gö- ce birini temsil ettiğini netleştirmektedir. Birliğin biçimin öte-rünüşteki bu ayrılığın ötesinde, ayrılamazlığın birleştirici sinde olduğu fikri ayrıca biçimin izin verilen tüm çeşitliliği-gerçekliği durmaktadır. nin göreceli değer taşıdığını ama mutlak hiçbir değere sahip Aspectnin, ayrılmazlığımızı herhangi bir şüpheye yer olmadığını da ima etmektedir. (Bu durum, dünyadaki hiçbirbırakmayacak biçimde, kesinkes belirleyen deneyinin ima et- şeyin kendine özgü "benlik doğasına" sahip olmadığı tarzın-tikleriyle başa çıkmak için, pragmatik bilim adamı enstrü- daki Budist fikre benzer.)mantalizmi, yani bilimin gerçeklikle uğraşmadığını, sadece Tezahür etmiş dünyaya, özellikle de insanların dünyası-teknolojiye kılavuzluk eden bir enstrüman olduğu fikrini uy- na bu şekilde baktığımızda insani ifadelerin çokluğuna saygıgular. Ama enstrümantalizm desteklenemez. Bana kurbağa- duyma ve değer vermenin bilgeliğini kolayca görebiliriz. Bu,
    • Savaş ve Barış 311310son zamanlarda birçok antropologun savunduğu kültürel yerarşilerin dünyanın dört bir yanında çökmeye başladığınıgruplara yönelik bir bakış açısıdır.2 Kültürlerin çeşitliliği, gördük.4herhangi belirli bir kültürün koşullanması içinde asla müm- Benzer şekilde, doksanlı yıllara damgasını vuran Doğukün olamayacak yollarla insani olasılıkları açığa çıkarmakta- Avrupa ve Sovyetler Birliğinde komünizmin yıkılışının si-dır. Her kültür bir imgeyi, tam bir imge olmasa da, Bi/in im- lahlanma yarışını kimin kazandığını değil, demokrasinin migesini yansıtır. Farklı aynalardaki imgelere bakarak insan ol- yoksa tek partinin katı hiyerarşik diktatörlüğünün mü dahamanın anlamını ve harikuladeliğini daha iyi anlayabiliriz. iyi bir sistem olduğunu gösterdiği fikri gittikçe daha çok ka- Dolayısıyla kültürel antropolojinin en modern eğilimi, bul görüyor.insan uygarlığının (ve antropolojinin) hedefi olarak tek ifade, Hiyerarşilere yönelik bu toplumsal başkaldırının, mater-tek kültür, tek yorumu savunan tek lisanlı düşünme türün- yalist dünya görüşüne karşı modern bilimdeki başkaldırıyladen uzaklaşmak oldu. Ortaya çıkan yön ise şuurun çok bo- yakından ilgili olduğunu düşünüyorum. Yeni idealist bilimyutluluğunu gösteren çeşitliliğin değerini tanıyan çok temalı hiyerarşiler hakkında ne diyor? Sıklıkla basit hiyerarşi sandı-bir genişlemeye doğrudur.3 Tek dilden çok temalılığa doğru ğımız şey, biz tüm resmin farkında olmadığımız için basit gö-bu hareket, materyalist realizmin rekabetçi savaş paradigma- rünmektedir. Onu gerçekten gördüğümüzde, von Neümannsından uzaklaşan ve idealist bilimin vaat ettiği işbirlikçi barış zinciri vakasındaki gibi, hiyerarşinin bir dolanık hiyerarşi ol-paradigmasına doğru giden bir yolu açmaktadır. Etkili bir duğunu görürüz.barış paradigmasını geliştirmenin önemli olan bir yönü de Kuantum teorisine dayanan benliğin yeni modelindekidoğrusal hiyerarşilerden uzaklaşmasıdır. önemli şaşırtıcı unsuru tartışırken ("Paradokslar ve Dolanık Hiyerarşiler" başlıklı bölüm) gerçekliğin (özne/gözlemci ve nesne/dünya) ikiye ayrılmasının kökenini, etkileşen sistem- lerin dolanık hiyerarşisi kavramına dek izlemiştik. Ancak bu BASIT HIYERARŞIDEN DOLANıK HIYERARŞIYE DOĞRU işlevsel ayrım, bizim diğerlerinden ayrı olduğumuz hissimizi tam olarak açıklamıyordu çünkü gözlemcinin birliği ve dün- Eğer insanları ve toplumlarını gittikçe daha çok şiddet yanın ayrıklığı, gerçekliğin tamamlayıcı unsurlarıydı.ve savaşa yönelten tek bir tarihi kavram ayıklanabilseydi, bu,hiyerarşi kavramı olurdu. İnsan ırkı avcılık ve toplayıcılıktan Görünüşteki ayrıklığımız, dolanık hiyerarşik olan ger-tarıma doğru geçerken, monarşi, dinsel hiyerarşi, ataerkillik çek kendimize gönderme yapma mekanizmamızı örten, adı-vb. çeşitli hiyerarşiler oluştu ve insan kültüründe baskın ol- na basit hiyerarşi denen kamuflajdan kaynaklanmaktadır.maya başladılar. Ancak bu ayrılık doğar ve birliği örter örtmez, bakış açımızı tanımlamaktadır; dolayısıyla kendisini sürekli kılmaktadır. Ancak, yirminci yüzyılda birçok toplumsal değişim, hi- Ortaklaşa paylaştığımız kaya yatağının pek az ya da hiç far-yerarşilerin elzem, vazgeçilmez ve evrensel olmadığı ve en kında olmayan tekil ada evrenlerden oluşan bir topluluk ha-iyi ihtimalle sadece sınırlı kullanıma sahip olduğu sezgisini line geliriz, tekbenci oluruz ve dünyamızı tekil, ayrı benlikle-taşıyordu. Özellikle, ırk ve cinsiyet üzerine kurulu yapay hi-
    • 312 Savaş ve Barış 311 rimizin bakışıyla tanımlarız: ailelerimiz, kültürlerimiz, ülke- fikri karşısında bozulmuştur. Savaşmak istemez. Öğretmeni lerimiz. Televizyon programlarının ve Hollywood filmlerinin olan Krişna ise Arjunayı savaşması için teşvik etmektedir. seksenli yıllarda tekbenci kişisel değerler bakımından ne ka- "Bu ne biçim bir ruhsal kitap ki barış yerine savaşı teş- dar dar tanımlandığı ve "önce ben" neslinin hükümdarlığını vik ediyor?" diye sorabilirsiniz. Cevap farklı düzeylerde yansıttığı dikkatinizi çekmiş miydi? açıklamalar içeriyor. Böylece bu ülkede [ABD] ve dünyada, kadın haklan ve Bir düzeyde, Bagavatgitadaki savaş dıştaki bir savaşırkların eşitliğine yönelik şuur hareketlerinin dolanık hiye- değil, içsel bir savaştır. Çatışma ruhsal arayışta olan herrarşiye ve çoklukta birliğe anlam verdiğini gördük. Ayrıca kişinin kalbinde yatan, kendini tam yetişkinlik gelişiminebasit hiyerarşiye eğilimi "önce ben" nesline karşıt bir şuur adayan herkes için temel olan çatışmadır. Arjunayı zorlayan,hareketi de gördük. Tarih boyunca tekrarlanan aynı şeydir. kendi kanından olanları öldürmekle yüz yüze gelmiş olması-Direğe tırmanan maymunlar gibiyiz: İki metre tırmanıyor ve dır. İçlerindeki insani potansiyeli tamamlamayı amaçlayan1.9 metre aşağı kayıyoruz. kişilerin durumu da bu değil midir? Kişi ilerlemek için ego- "Önce ben" neslinden uzaklaşma hareketi artık başladı. kimliğini ardında bırakmalıdır ama tam da bu hareketi en-İdealist bir bilim geliştirildi ve bu da bir şuur hareketidir. İn- gelleyen büyük miktarda eylemsizlikle yüzleşir.sanlık tarihinde şimdiye dek bu şuur hareketleri karşıt ve uy- Daha derin bir düzeyde, Arjuna kendi değer sistemi ilegun olmayan biçimde anlaşılmış kutuplar arasındaki şuur- çatışmaktadır: yaşam tarzıyla. Bir savaşçıdır, savaşmak göre-suz salmımlardan ibaretti. İdealist bilim her iki eğilimi de vidir. Ama yine de yaşam oyununu kendilerinden veya ken--basit hiyerarşinin tekbenci eğilimini ve çoklukta birliği bize dileriyle birlikte öğrenmiş olduğu insanlara duyduğu sevgi,veren dolanık hiyerarşinin eğilimini- kucaklar ve böylece her saygı ve sadakatin değerini bilir. Tam da o insanları savaştabirimizi bireysel olarak, yeni ve yaratıcı tarzlarda hareket et- nasıl öldürebilir ki? Durum Thomas Kuhnun anormallik do-mekte özgür bırakır. lu diyeceği türdendir. Eski paradigma başarısızlık sinyalleri göstermektedir ve yeni paradigmaya boyun eğmelidir. Böy- lece Krişna, Arjunaya meydan okur: Paradigmanı değiştir; NEREDEN BAŞLAMALIYIM? yaratıcı bir biçimde yeni bir anlayışa varmalısın ki seni felç eden çatışma olmaksızın savaşabilesin. Bagavatgita büyük idealist eserlerden biridir; egonun öte- Sıklıkla çatışan talepler sunan ego düzeyindeki değersine giden bireysel kendini geliştirmeye yönelik ruhsal yolları sistemine yerleştiğimizde durum böyle değil midir? Kişien harikulade ve kapsamlı biçimde araştırır. İlginçtir, kitap sa- anormallikler tarafından, çatışan değerler tarafından yaratı-vaşmaya hazır iki rakip gücün yüz yüze geldiği bir savaş mey- lan bunalımlarla nasıl başa çıkar? Bunalımların aynı andadanında başlar. Adaleti yeniden kurmaya çalışan tarafın lideri hem tehlike hem fırsat -yaratıcı içsel dönüşüm için bir fırsat-olan Arjunaınn morali, aralarında birçok akrabası, sevdiği ve olduklarmı anlamamız gerekiyor.değer verdiği arkadaşları olan bu kadar çok insanı öldürme Başka bir düzeyde, varsayalım ki gerçek bir savaş var ve
    • 314 315 Savaş ve Barışsiz de savaşıyorsunuz. Bagavatgita dharmanız içinde yani ki- insan dönüşüm yolunu seçmeseydi dünya nasıl bir yer olur-şisel, ahlaki ve toplumsal adalet anlayışınız içinde bir savaşı du diye hiç düşündünüz mü? Bir diğer cevap da şu: Sanırım,nasıl sürdürmemiz gerektiği konusunda talimatlar vermek- geçmişte mistiklerin çağrısı pek az kişi tarafından işitilmiştitektedir. Mesele şu ki savaşlar vardır ve biz de onların içinde- çünkü iletişim çok çok azdı. Kültürler, kişisel dönüşüm yo-yiz. Çoğumuz çevremizde patlak veren savaşların ortaya çı- luyla sağlanacak barışın avantajlarını mistiklerden öğrene-kardığı sorular ve çelişkiler tarafından sürekli hırpalanıyo- meden bu kültürleri yıkıveren barbarlar (yabancılar) her za-ruz. Hatırlayın, dünya biziz; gerçek pasifizm, tüm şuur hare- man vardı. Ama günümüz dünyasında böyle bir "dışarısı"keti barışa doğru yönelene dek hatalıdır. Öyleyse gerçek bir yok. İletişim teknolojisi bizleri küresel bir iletişim ağıyla bira-savaş olduğunda hepimiz uygun rollerde hizmet verebilmek raya getirmiş durumda.için elimizden geleni yapmalıyız. En önemlisi, tarihte ilk kez kişisel içsel gelişime bir din- Bagavatgitanın bilgeliğinden yararlanarak ve onu mo- sel otoriteye boyun eğerek ya da ıstıraptan kaçmak için değildern zamanlar için yorumlayarak, kişisel ve küresel barışa de, böyle bir gelişme yönünü destekleyen büyük miktardayönelik ruhsal araştırma için bireysel bir manifesto oluştura- bilgi ve veri birikimi sayesinde yaklaşabiliriz. Yeni bir dünyacağız. Barışın, hem içte hem de dışta çatışma olduğunu ka- görüşü yayan yeni bilimde, bilim ve dinden yararlanıyoruzbullenmekle başladığını öğrendik. Eğer bu gerçekten kaçınır ve her iki alanın uygulayıcılarının, yeni bir düzenin ortak in-ya da inkar edersek asla huzur bulamayız; eğer nefret olgu- celeyenleri ve ortak geliştirenleri olarak biraraya gelmelerinisunu bastırırsak asla sevgiyi bulamayız. istiyoruz. Benzer şekilde, mutluluk arayışımız da ıstırabın olduğu-nu kabullenmekle başlar. (Dinler bu farındalıkla başlar veneşe dediğimiz koşulsuz mutluluğa varmak için yollar öne-rirler.) Yaratıcı bilgelik arayışımız, tüm bilgi birikimimizerağmen, araştırdığımız belirli bir sorunun cevabını bilmedi-ğimizi fark edişimizle başlar. Bagavatgitanın birinci bölümü,geçmiş koşullanmalardan gelen ego düzeyi eğilimlerimizinkabullenilmesine giriştir. Benzer şekilde, bizler de hem kişi-sel hem de toplumsal düzeyde tekbenciliğe yönelik eğilimi-mizi kabullenmeliyiz. Ondan sonra, bir şeyler yapabiliriz. "Bu da bir başka Kendini değiştir, dünya değişsin, çağ-rısı değil mi?" diye itiraz edilebilir. Mistikler ve dinler bunuasırlardır anlatıyorlar ama onların öğretileri şiddeti ortadankaldıramadı. Buna verilecek çeşitli cevaplar var. Birincisinibir soruyla ifade edeceğim: Eğer asırlardan beri esaslı sayıda
    • Dışsal ve İçsel Yaratıcılık 317 mamızı sağlamaktadır. Ayrıca, zihnin kuantum hallerinin tek bir kişinin ömrü içindeki yerel deneyimlerin çok ötesine uza- nan o engin arşetipik içeriğine erişimimiz vardır. Yaratıcılık temelde yerel olmayan bir bilişsel moddur. Aynı bilimsel fikrin farklı zaman ve yerlerde mekan bakımından bağlantılı olmayan insanlar tarafından aynı an- da keşfedilmesi, yaratıcı eylemlerdeki mekansızlığm etkileyi- DIŞSAL ve İÇSEL YARATICILIK ci kanıtlarını sağlar.3 Bu fenomen sadece bilimle sınırlı değil- dir. Farklı zaman ve yerlerde yaşayan sanatçıların, şairlerin Yeni, bütünleşmiş benlik psikolojisinin insan gelişimine ve müzisyenlerin yaratıcı çalışmalarındaki benzerlikler öyle-katkıda bulunan iki etkenine, doğa ve beslenmeye üçüncü, sine çarpıcıdır ki, yerel olmayan bağlantıyı akla getiriyorlar.önemli bir etken daha eklenir: yaratıcılık.1 Psikolojik açıdan Bu şekilde, en azından ikinci dereceden kanıtlar; yaratıcılığındoğa davranışlarımızı yönlendiren şuurdışı içgüdülerdir, Fre- yerel olmayan bilişi, (algılama ve idrake ek olarak) üçüncüud buna libido2 der. Beslenme ise çoğu yine şuurdışı olan çev- bir bilme yolunu içerdiğini göstermektedir.resel koşullanmayı işaret eder. Yaratıcılık, bu bağlamda, ko-lektif şuurdışmdan kaynaklanan bir dürtü olarak düşünüle-bilir. YARATıCı KARŞıLAŞMA Bagavatgitanın Doğulu idealist felsefesinde, (yukarıdasözü edilen üç dürtüye benzeyen) üç gunadan söz edilir. Yaratıcı sürecin en azından üç belirgin safhası olduğuGeçmiş koşullanmanın dürtüsü tamastır; bu eylemsizlik ya genelde kabul edilmektedir.4 Birincisi, bilgi toplamadan olu-da beslenmedir. Libido dürtüsü rajas adını alır; bu doğadır. şan hazırlık safhasıdır. İkincisi, yaratıcı sürecin ana safhası-Üçüncü dürtü ise sattva adını alır: yaratıcılık. dır: yaratıcı fikrin filizlenmesi ve iletişimdir. Üçüncü ve son Yaratıcılık, yeni bir şeyin tamamen yeni bir bağlamda safha ise yaratıcı fikre biçim verilen tezahürdür. Ancak yara-yaratılmasıdır. Bağlamın yeniliği en önemli olan noktadır. tıcılığın bu üç belirgin safha boyunca düzenli bir tarzda iler-Bilgisayar yaratıcılığı ile çalışan insanların sorunu budur. Bil- lediği konusunda şüphelerim var.gisayarlar, programlayıcı tarafından sağlanan bağlamlar için- Bunun yerine, yaratıcı eylemin benliğin klasik ve kuan-de nesneleri tekrar tekrar karma işinde çok iyidirler ama ye- tum modlarının karşılaşmasının ürünü olduğunu önermek-ni bağlamlar keşfedemezler. İnsanlar yeni bağlamlar keşfede- teyim. Safhalar vardır ama bunların hepsi de bu iki modunbilirler çünkü yerel olmayan şuurumuz sistemin dışına sıçra- dolanık hiyerarşik karşılaşmalarıdır; hiyerarşi dolanıktır çünkü kuantum modu bizlerde önşuurlu halde kalır. Birleşti- rici şuur, tüm yaratıcı eylemin aktığı bozulmamış düzeydir. 316 Yaratıcılık bir dolanık hiyerarşidir çünkü klasik modun bakış
    • 318 Dışsal ve İçsel Yaratıcılık 32 7açısından bakıldığında bile tezahür etmiş bir süreksizlik yaratıcılığın birinci safhası için de ayrıca önerilir.)mevcuttur. İkincisi, ısrarcı davranarak düşük olasılıklı bir yaratıcı Benliğin klasik m odu, tıpkı bir klasik bilgisayar gibi, bil- fikrin tezahürünün olasılık oranını yükseltebiliriz. Bu önem-gilerle uğraşır ama benliğin kuantum modu iletişimle uğraş- lidir çünkü ısrarcılık, zihnin aynı soruyla ilgili kuantum hal-maktadır. Demek ki yaratıcılık oyununun ilk perdesi, bilgi- lerinin çökme sayısını artırır;- dolayısıyla yeni bir tepkininnin (deneyim edinmenin gelişimi) ve iletişimin (açık olma gerçekleştirilme şansını da artırır.halinin gelişimi) dolanık oyunudur. Dolanıktır çünkü bilgi Üçüncüsü, zihnin tutarlı süperpozisyonundaki yeni biredinmenin nerede sona erdiğini, iletişimin nerede başladığı- bileşenin ortaya çıkma olasılığı öğrenilmemiş (daha önce ma-nı anlayamazsınız; süreksizlik vardır. Ego burada kuantum ruz kalmadığımız) bir tepkiyle daha güçlü olduğundan, ken-modunun araştırma asistanı gibi iş görür. Yeniye yer açmak dimizi öğrenilmemiş uyartılarla yüz yüze getirirsek yaratıcı-amacıyla eskiyi yok etme işiyle başa çıkmak için güçlü bir lık güçlenmiş olur. Demek ki yeni bir fikir hakkında bir şey-ego gerekir. ler okumak, ilgisiz bir mesele hakkındaki kendi düşünüşü- ikinci perdede, yaratıcı aydınlanma safhasında karşılaş- müzde bir bağlam değişikliğini tetikleyebilir. Muğlak görü-ma, klasik modun ter dökmesiyle kuantum modun ilhamlan- nen (tıpkı gerçeküstücü bir resimdeki gibi) öğrenilmemişması arasındadır. Bu karşılaşmaya ait daha derin bir bilgi uyartılar, zihinlerimizi yeni bağlamlara açmak için özellikleedinmek üzere gelin kuantum mekanizmanın -yaratıcı bir iç- yararlıdırlar.görüye doğru kuantum sıçrayışının- ayrıntıları üstünde sap- Dördüncüsü, şuurlu gözlem tutarlı süperpozisyonu çö-tamalar yapalım. Beynin kuantum hali, bir yaratıcı yüzleşme kerttiğinden, şuurdışı işlemin belirli avantajları vardır. O za-durumuna tepki olarak bir olasılıklar havuzu halinde gelişti- man çökmemiş tutarlı süperpozisyonlar diğer çökmemiş tu-ğinde, bu havuz sadece koşullanmış halleri değil ayrıca yeni, tarlı süperpozisyonlar üstünde etkide bulunabilir; böylecedaha önce hiç tezahür etmemiş olasılık hallerini de içermek- sonunda oluşacak çökmede içinden seçim yapılabilecek dahatedir. Şüphesiz, kişisel ve öğrenilmiş hafıza kayıtlarımızın birçok olasılık yaratabilir.koşullanmış halleri olasılık havuzunda daha ağırlıklıdır ve Ve beşincisi, yerel olmayış, kuantum modunun gerekliyeni, şimdilik koşullanmamış hallerin istatistiksel ağırlığı ise bir bileşeni olduğundan yaratıcı bir eylemin olasılığını diğerküçüktür. Demek ki yaratıcılığın ikinci aşamasının sorunu insanlarla çalışarak ve konuşarak zenginleştirebiliriz; tıpkışudur: Bu şans oyununda hafızamızdaki eski bilgilerin usta- beyin fırtınasındaki gibi. İletişim söz konusu kişilerin yerellığının lehine olan bahsi, yeninin hakiki sanatı lehine nasıl çe- etkileşimlerinin ve yerel olarak öğrenilmiş temellerinin çokvirebiliriz? ötesine uzanır ve bütünün, parçalarının toplamından daha Bu sorunun cevabı o kadar da örtülü değildir. Müstesna büyük olma olasılığı yüksektir.olmayan beş olasılık var. Birincisi, koşullanılmış (şuursuz) Sonuçta, kuantum modu tamamen yeni bir bağlamıntepkilerin olasılığını indirgemek üzere şuurlu biçimde açık fi- keşfi (ilham) için gerekli olan sistem dışına sıçrayışı gerçek-kirli kalma yoluyla zihnin koşullanmasını azaltabiliriz. (Bu, leştirmemizi sağlamada önemli bir rol oynamasına karşın,
    • 320 Dışsal ve İçsel Yaratıcılık 321klasik mod da eşit derecede önemli bir işlev görmektedir: İra- Melodi, kendisini ritmde bağlamak ister,denin (alın terinin) ısrarcılığını sağlama alır. Bu ısrarcılığın Ritm melodiye geri akarken.önemi, G. Spencer Brownun insanın içini yakan bir sorusu Fikir, bedenini biçimde arar,olmasının nasıl bir nitelik taşıdığını anlatan şu sözlerinde çok Biçim, özgürlüğünü fikirde.güzel ifade edilmiştir: "En basit hakikati yakalamak, New- Sonsuz, sonlunun dokunuşunu arar,tonun da bildiği ve uyguladığı gibi, yıllar süren tefekkürü Sonlu, sonsuzlukta serbest kalışını.gerektirir. Faaliyeti değil. Akıl yürütmeyi değil. Hesaplamayı Yaratma ve imha arasındaki, bu ne dramdır:değil. Herhangi türden bir meşguliyeti değil. Okumayı değil. Fikir ve biçim arasındaki bu durmayan gidiş geliş?Konuşmayı değil. Sadece insanın bilme ihtiyacını duyduğu Kölelik, özgürlüğün peşindedir,şeyi aklında tutmasını."5 Ve özgürlük, kölelikte dinlenmenin.6 Yaratıcı bireyin egosu ısrarcı olmak için güçlü iradeyesahip olmalı ve bilmeyişle -yeniye yapılan kuantum sıçrayı- YARATıCı A-HA! DENEYIMIşıyla- ilişkili endişeyle başa çıkabilmelidir. Klasik egonunkatkısı, "Dehanın yüzde 2si ilham yüzde 98i alın teridir,"deyişiyle doğru biçimde saptanmıştır. Banyodayken suyun kaldırma ilkesini keşfeden Arşi- Yaratıcı sürecin üçüncü ve son perdesi, yaratıcı fikrin te- metin çıplak olduğunu unuttuğu ve "Eureka, eureka (Bul-zahürü, fikir ve biçimin karşılaşmasıdır. İkinci perdede üreti- dum, buldum)" diye bağırarak sokağa fırladığı söylenir. Bu,len yaratıcı fikre biçim sağlamanın asli sorumluluğu klasik a-ha! deneyiminin en ünlü örneğidir. Bu deneyim nasıl açık-moda aittir. Fikrin unsurlarını düzenlemeli, sıralanmalı ve lanabilir?fikrin işe yaradığını doğrulamalıdır ama fikir ve biçim ara- Yaratıcılığı, benliğin klasik ve kuantum modlarmm birsında çok yoğun bir gidiş geliş vardır. Bu etkileşimci süreç bir karşılaşması olarak veren model, a-ha! deneyimi için az ve özdolanık hiyerarşik yapıda meydana gelir. bir açıklama sunmaktadır. Asli ve ikincil deneyimler arasın- Demek ki yaratıcılık, benliğin klasik ve kuantum modla- daki gecikmeyi hatırlayın. Gecikmenin belirtiği gibi ikincilrının dolanık hiyerarşik karşılaşmasıdır: bilgi ve iletişim, ter süreçlerle meşguliyetimiz, kuantum benliğimizin farkınadökme ve ilham, biçim ve fikir. Ego eyleme geçmelidir ama varmamızı ve işleyişimizin kuantum düzeyini deneyimleme-bu, onun bilmediği, benliğin bir unsurunun rehberliği altın- yi güçleştirmektedir. Yaratıcı bir deneyim, kuantum modu azda olmalıdır. Özellikle, yaratıcı süreci öğrenilmiş kalıpların ya da hiç gecikme olmadan doğrudan deneyimlediğimiz obasit hiyerarşisine indirgemeye karşı durmalıdır. Etkinliğin nadir durumlardır ve a-ha! ünlemini üreten de işte bu karşı-sebebini böylesine indirgemek, egonun doğal ama talihsiz bir laşmadır.eğilimidir. Rabindranath Tagoredan alman şu satırlar yaratı- A-ha! deneyimi genelde yaratıcı karşılaşmanın ikincicı karşılaşmanın tüm bu unsurlarını özetlemektedir: perdesinde meydana gelir; yaratıcı eylemin sonu, son ürünü değildir. Üçüncü perde sürecin çok önemli bir parçasıdır ve
    • 323 32 7 Dışsal ve İçsel Yaratıcılıka-ha! deneyiminde filizlenen yaratıcı fikre tezahür etmiş bir dur: Neysem oyum, asla değişmeyeceğim. İçsel yaratıcılığınbiçim vermeyi içermektedir. ihtiyaç duyduğu şey, ne kadar başarılı olursa olsun, ego dü- Demek ki Arşimet, coşkusuna neden olan asli süreç de- zeyindeki yaşamın rahatsızlık içerdiğini ve neşeden yoksunneyimini yüksek dozda yaşamıştı. Abraham Maslowun zir- olduğunu fark etmektir.ve deneyimler hakkındaki çalışmasından daha önce söz et-miştim. Maslowun zirve deneyimi dediği, yaratıcı a-ha! de-neyimi olarak da kabul edilebilir; tek istisna, Maslowun de- IÇ YARATıCıLıKnekleri, bir fizik yasasını keşfetmiyorlardı. Daha doğrusu,bunlar iç yaratıcılığın, yaratıcı kendini bilme eyleminin ör- Evren yaratıcıdır; kendi yaratıcılığımızla siz ve ben bu-nekleridir.7 nun canlı kanıtlarıyız. Determinizm düşüncesinde dünya makinesi bizim sadece kendi suretinde, zihin makineleri ola- rak evrimleşmemize izin verir. Ama aslında dünya makinesi D ı ş VE İÇ YARATICILIK yoktur. Uyum ve çevremizi tahmin ve kontrol edebilme arzu- muzla, dünya makinesi fikrini yarattık ve bu deterministik Yaratıcılığı kuantum benliğin bildik bir ifadesi olarak imgeyi doğaya yansıttık. Halbuki istatistiksel olarak uyumlu,anlamak, buna girişen herhangi birini cesaretlendirebilir. Bu sıkı yasalarla işleyen bir evren ölü bir evren olurdu. Evrenbağlamda, iç ve dış yaratıcılığımız arasında bir fark gözetme- ölü değildir çünkü bizler ölü değiliz. Ancak ölüme benzer birliyiz. Dış yaratıcılık, kişiye göre dışsal keşifleri içerir; dış ya- hale gitme eğilimine sahibiz: Bu eğilim egodur.ratıcılığın ürünü genelde toplum içindir. Tam tersine, iç yara- İran mistiği Zerdüştün doğduğunda güldüğü söylenir.tıcılık içe yöneliktir. Burada ürün, kişinin kendi yaşam bağla- Birçok mit gibi bu da bir şeyi işaret eder: Şuur, tezahür edermının kişisel dönüşümüdür; daha yeni, daha yeni bizler. etmez bir ikileme girmektedir; koşullanmadan kaçamayacak Dış yaratıcılıkta, yarattığımız ürün toplumun var olan oluşuna güler. Sadece bir bebek koşullanmaya gülebilir. Be-yapılarıyla rekabet eder. Bu sebeple çözülmesi gereken soru- bek yetişkinliğe eriştiğinde, o da diğer herkes gibi toplum vena yaratıcı biçimde girişmeye ek olarak ham yeteneğe ve var kültür tarafından, uygarlık tarafından koşullanmış olacaktır.olan yapıların (erken koşullanma dahil) bilgisine ihtiyacımız Bir Woody Ailen filminden rahatlıkla çıkarabileceğimiz so-vardır. Bu birleşim nispeten pek az insanda oluşabilir ama bu nuç, uygarlık için, toplumsal koşullanma için ödediğimiz be-nadirliğin hep geçerli olması şart değildir. delin nevroz olduğudur ve Woody Allenin mesajı dürüsttür. İçsel yaratıcılık ne yetenek ne de uzmanlık gerektirir. Büyümüş çocuğun nevroz sebebiyle, koşullanmış mevcudi-Gereken; kişisel, derin bir meraktır, (örneğin: Hayatımın an- yetine gülememe olasılığı yüksektir.lamı nedir?). Gereken; egonun gelişimiyle, özellikle de daha Böyleyken bile, arada sırada yaratıcı doğamız koşullan-ileri kişisel gelişim için yaratıcı gücümüzü ihmal etme eğili- mamızı yarar geçer. Bazılarımız yaratıcı içgörülere sahibiz.mi olduğunu görerek kabullenmekti. Bu eğilimin sonucu şu- Bazılarımız dans pistinde yaşam enerjisi yayarız. Bazıları ya-
    • 324 Dışsal ve İçsel Yaratıcılık 32 7ratıcı coşkuyu tamamen beklenmedik bağlamlarda bulurlar. kalmazdık. Ama yine de, gerçeklik o kadar da durağan olma-Bunlar hatırlatıcıdır. Yaratıcılık egodan dışarı hamle dığından değişiriz. Alaycı hale gelir ya da zihni uyuşturanyaptığında koşullanmış benliğin ötesinde bir şey olduğunu bir umutsuzluğa dalarız. Bir zirvede bir dipteyizdir, vadilerhatırlama fırsatını elde ederiz. O zaman ötede olanı nasıl keş- ve dağlar arasında iner çıkarız ve hayat bir lunapark treni,fedebileceğimizi merak etmeye başlarız. Hayatı olumlu kılan ucuz bir melodram, bir pembe dizi haline gelir.mananın kaynağına doğrudan bağlantıyı nasıl bulabiliriz? Gururlanmakta haklı olduğumuz harikulade uygarlığı- Sıklıkla kendimize ve gücümüze hayranızdır. Bu hay- mız bile bizi çok büyük şekilde tehdit etmektedir. Kederleriranlık genç yaşlarımızdayken sıklıkla yoğunlaşır. Yaratıcı ye- uzaklaştıran eğlenceli oyuncaklarımızı sağlayan hemcinsleri-teneklerimize hayran oluruz ve dünyayı idare etmek üzere mizin yaratıcılığı, tartışılamayacak ıstırapların sinyalinionları kullanırız. Bu benliğe odaklanmış hayranlık birçoğu- veren ve getiren yıkıcı oyuncakları da beraberinde getirmiş-muz için uzun süre devam eder; bazılarımız için hiç bitmez. tir. Bu durum bazılarımızın şunu merak etmesine yol açmak-Bu hayranlık sıklıkla üretkendir ve uygarlığımızın birçok ha- tadır: Bilgece yaratıcı olmak mümkün müdür, değil midir?rikasını bize veren de odur. Bilgelik edinmek üzere yaratıcılığı kullanabilir miyiz? Yaratı- cılığı yapıcı yollarla kullanabilir miyiz? Ama bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir. Dün yaratıcıyeteneklerin verdiği gazla havalarda uçmaktayken, bugün Gautama Buda hakkında bir hikaye anlatılır. Bir zaman-üç başlı evrensel bela canavarının bir ısırığı beni kasvetle dol- lar Hindistanda Budanın yaşadığı Biharda çok zorba birdurur. Canavarın üç kafası can sıkıntısı, şüphe (çatışma) ve adam yaşarmış. Angulimala adlı bu adam bin insan öldür-acıdır. meye ant içmişmiş. Bir hatıra olsun ve de kurbanların sayısı- Böylesi ıstıraplar günlük hayatımızda bizi altına aldığın- nı göstersin diye, her kurbanının orta parmaklarından birinida ne yapmalı? Eğer hala kendimize hayransak, kaçış yolları keser ve boynuna taktığı kolyeye eklermiş ("parmaklardanüretebiliriz. Bazen takıntılı hale gelen bir sıkıntıdan kaçış yo- yapılma kolye" anlamına gelen adını da böyle almış). Çoklu, bu canavara karşı bir kalkan olsun diye yeninin (yeni bir korkunç, değil mi? Neyse, 999. kurbanını öldürdükten sonra,arkadaş ya da yeni bir bilgisayar oyunu) peşine düşmektir. hızı kesilmiş (bu durum spor çevrelerinde iyi bilinir; rekor kı-Rahatsızlığın verdiği acıdan kaçınmak için zevkin peşine dü- rılan bir yarışmadan sonra içine girilen durum). Bininci kur-şeriz: yiyecek, seks, uyuşturucular ve diğer hepsi. Ve şüphe- banı oluruz diye hiç kimse yanma yaklaşmıyormuş. Derkenden kaçınmak için güvence olsun diye kendimizi katı inanç Buda gelmiş. Tüm uyarıları ve yalvarışları dinlemeden An-sistemleri içinde güvene alırız. Heyhat, tüm bu çabalar sade- gulimalaya yaklaşmış. Budanın kendi isteğiyle gelişi Angu-ce daha çok koşullanmadır. limalayı bile şaşırtmış. Bu ne türden bir adam, diye düşün- müş. İçsel boşluğu ve şüphe sorununu dışsal doluluk ya da iç-sel katılıkla çözmeye çalışmak, materyalist ve klasik bir yak- "Eh, cesaretin için sana bir dilek dileme şansı tanıyo-laşımdır. Eğer dünyayı (ve dünyanın bir parçası olan diğer rum," demiş Angulimala büyüklük taslayarak.insanları) değiştirebilseydik, kendimizi değiştirmek zorunda Buda yakındaki bir ağaçtan bir dal kesmesini istemiş.
    • 326 Dışsal ve İçsel Yaratıcılık 32 7Tak! Dal kesilmiş. tıcılık yöntemleri, egonun ötesinde benlik-kimliği edinmeye "Dileğini neden boşa harcadın?" yönelik uygulamalı girişim diye tanımlanabilecek meditas- "Bana bir dilek daha bağışlar mısın, ölecek bir adam için yon gibi teknikleri içerir. Zen koanları gibi iç yaratıcılık tek-bir dilek daha?" diye sormuş Buda alçakgönüllülükle. nikleri ise paradoksu açıkça kullanırlar. Başka tekniklerde ise "Tamam. Nedir?" paradokslar daha incedir. „ "Kestiğin dalı eski haline getirir misin lütfen?" diye ay- Bir paradoks şöyledir: Egonun ötesine geçmek için ego-nı rahatlıkla sormuş Buda. yu kullanırız. Bu nasıl mümkün olur? Asırlardır mistikler iç "Bunu yapamam!" diye bağırmış Angulimala. yaratıcılığın bu paradoksuna hayret edip durmuşlardı ama "Nasıl yaratacağını, nasıl eski haline döndüreceğini, na- benliğin yeni psikolojik tarifinin ("Paradokslar ve Dolanıksıl yeniden birleştireceğini bilmeden bir şeyi nasıl tahrip ede- Hiyerarşiler" ve "Şuurun Benliği" başlıklı bölümler) bakışbilirsin?" diye sormuş Buda. Bu karşılaşma Angulimalayı açısından bakıldığında ortadan kalkmaktadır. Benliğimiz egoöylesine etkilemiş ki, aydınlandığı anlatılır. değildir. Ego sadece benliğin işlevsel, geçici bir kimliğidir. Budanın iki bin beş yüz yıl önce sorduğu soru günü- Varlığımızı kuantum moduna doğru daha ağır basan hale ge-müzde hala geçerli. Yaratıcılıklarını tahrip edici silahlar icat tirmeye giriştiğimizde, kuantum sıçramalarını herhangi biretmede kullanan bilim adamlarımıza aynı soruyu sorduğu- koşullanılmış manevra yoluyla zorlayamayacağımızı görü-muzu varsayalım. Nasıl cevap verirlerdi dersiniz? rüz. Böylece koşullanmaya sistematik olarak saldırırız. Ego- Kılavuzsuz yaratıcılık, iki ucu keskin bir kılıçtır. Uygar- nun dert, tasa görüntüsündeki canavar etkenini sürekli besli-lık pahasına egoyu güçlendirmede kullanılabilir. Kişi yaratı- yorken, kuantum moduna daha fazla ulaşamayız. Böylececılığı bilgelikle uygulamalıdır; bu da varlığın dönüşümüne zevk arayışımızın, heyecan bağımlılığımızın, sıkıntıdan, şüp-yol açar, böylece koşulsuzca sevebilir ya da diğerkamca dav- heden ve ıstıraptan kaçınmak için çılgınca çabalarımızın birranabiliriz. Ama kişi bilgeliği nasıl edinir? bölümünden vazgeçeriz. Materyalizm gibi sınırlayıcı, kaçış yolu olan inanç sistemlerinden vazgeçeriz. Neler olur? Gör- Bilgeliği neyin getirdiği ya da kişiyi bilge yapanın tam meye hazır mısınız?olarak ne olduğu hakkında somut bir reçete yoktur. Bir Zenhikayesi meseleyi şöyle anlatır: Bir keşiş, ustasından gerçek- Başka bir biçimde söylersek, bizler deneyimler biriktir-liğin ötesindeki gerçekliği açıklamasını ister. Usta, çürük bir dikçe psişemizde sürekli olarak değişiklikler meydana gel-elma alır, keşişe verir ve keşiş aydınlanır. Mesele şudur: Bil- mektedir ama normalde bunlar düşük düzeyli değişimlerdir.geliğin yüce elması, mükemmelliktir. Aşkmlığı onunla idrak Bizi dönüştürmezler. İçsel yaratıcılıkta yaptığımız şey, yaratı-ettiğimiz bilginin dünyasal elmaları ise çürük elmalardır. cılık kudretini özellikle ben-kimliğine yönlendirmektir. Ge-Akıl karıştıran, benzetmeler ve mecazlardır. Ancak, elimizde nelde yaratıcılık dış dünyayı değiştirmeye yöneltilir amaolanlar da bunlardır; başlamak için bunlarla yetineceğiz. kendi kimliğimizi yaratıcı biçimde dönüştürdüğümüzde bu- Eğer egonun ötesinde olmanın belirsizliğiyle başa çıka- na iç yaratıcılık denir.bileceksiniz, iç yaratıcılık için hazırsınız demektir. İçsel yara- Dış yaratıcılıkta, kuantum sıçramalar dış dünyadaki bir
    • 328 Dışsal ve İçsel Yaratıcılık 32 7sorunu yeni bir bağlamda görmemizi sağlarlar. İçsel yaratıcı- ğunda, siz yoğun kızgınlık ve kendinden şüphe duyma san-lıkta ise kuantum sıçrama bizim yetişkinliğe doğru büyürken cılarıyla altüst oluyorsunuz. Duygularınızı ve davranışlarını-yaptığımız eylemler yoluyla evrimleşen ve karakter diye bi- zı değiştirmeyi deniyorsunuz ama düşünerek ya da akıl yü-linen sabit hale gelmiş davranış modellerimizden ayrılmamı- rüterek değişemiyorsunuz. İşte iç yaratıcılık burada devreyezı sağlar. Bazıları için bu, süreksiz bir a-ha! deneyimini veya girer. İçsel yaratıcılık teknikleri siz ve özdeşleştiğiniz ego ara-bir Zen satori gibi bir kuantum sıçramayı içerir. Diğerleri sında küçük bir aralık yaratmak üzere planlanmışlardır. Buiçinse görünüşe göre tedrici bir dönüşüm söz konusudur. Bu aralıkta, kuantum modunuzun gerçek hakkı olan özgür ira-ise hep, hemen yakında olan durumun ne olduğunun farkı- denizi yürürlüğe koyma yeteneğiniz vardır.na varmayı, sezdiğimiz yeni bağlam içinde yaşamaktan bizi Öyleyse, kişi dönüşümü sağlamak için ne yapmalıdır?alıkoyan geçmiş koşullanmamızdan ne gibi engellerin doğ- Dış yaratıcılık için bir yetenek veya biraz uzmanlık ya da herduğunun farkına varmayı sabırla beklemeyi içermektedir. ikisini geliştiririz ama yine de yaratıcılık, bunların herhangi Eflatunun mağarasını hatırladınız mı? Eflatun, insanla- biri değildir. Benzer şekilde, iç yaratıcılık için kişi, kendi ko-rın evreni deneyimlemesindeki zorluğu şu şekilde göstermiş- şullanmasına yani içindeki durumun ne olduğuna ait farın-ti: Bizler, her birimiz kendi sandalyemize bağlı, kafalarımız dalığı geliştirir ve uygular. Dış yaratıcılıkta eğer yeterliise hep duvara bakacak biçimde sabitlenmiş halde bir mağa- beceriye sahipsek ve bir konuda uzmanlaştıysak, açıksak verada oturuyoruz. Evren, duvara yansıtılan bir gölge oyunu- içimizi yakan bir sorumuz varsa ancak o zaman yaratıcı birdur ve bizler de bu gölge oyununun seyircileriyiz. Bizi koşul- kuantum sıçrayış meydana gelebilir. Benzer şekilde, iç yara-landırmalarına izin verdiğimiz illüzyonları seyrediyoruz. tıcılıkta içsel büyüme potansiyelimizin fakında olup da inci-Gerçek gerçeklik arkamızdadır, duvardaki gölgeleri yaratan nebilir olduğumuzda kendimiz hakkında haksız iddialardaışıktadır. Ama başımızı çeviremeyecek biçimde sandalyeleri- bulunmuyorsak, işte o zaman değişebiliriz. Demek ki, her ikimize bağlıyken, ışığı nasıl görebiliriz? Eflatun bu benzetmey- durumda da, yapmak sadece tetiklemektir. Hem içsel hem dele ne söylemek istemektedir? Peki ya bizler, mağaradaki insan- dış yaratıcılık süreksizliği ve nedensel olmayışı içerir.lar? Bizler de duvara gölge, kendisiyle özdeşleştiğimiz bir Dönüşmüş olduğumuzu nasıl anlarız? Yaşantımızıngölge düşürmekteyizdir. Bu ego kimliğini nasıl gevşetebili- bağlamı kişisel ego düzeyinden buddhi düzeyine, klasik be-riz? nin baskınlığından hem klasik hem de kuantum modların Çağdaş bir Eflatun olan Krişnamurti bir cevap önermek- daha idrak edilebilir biçimde işlev görmesine doğru kaydı-tedir.8 Tam bir dönüş yapmaya, dönüşmeye ihtiyacımız var. ğında anlarız. Bu ne anlama gelir? En basit deyişle, başkala-Bu ise bu durumun ne olduğuna, bizim ne olduğumuza ve rı için bir şeyler yapma, hizmet etme ve sevgi duymayı doğalkoşullanmamızın ne olduğuna dair tam bir farkındalığı ge- bir duygu olarak içeren genel yaşam tarzı anlamına gelir:rektirmektedir. Ayrık olma halimizi doğal bir biçimde kuantum benliğe tes- Örneğin, varsayalım ki kıskançlıkla ilgili bir sorununuz lim etmek. Haham Hillelin dediği gibi:var. Önem verdiğiniz kişi karşı cinsten biriyle her konuştu-
    • 331 32 7 Dışsal ve İçsel Yaratıcılık Eğer kendim için değilsem, kimim ben? Cari Rogers ve Abraham Maslow) insan varlığının gelişimi Eğer sadece kendim içinsem, neyim ben? için daha geniş bir bağlam önermişlerdir.9 Yetmişli yıllarda popüler olan orta yaş dönümü fikri de Her iki soru da eylemlerimizi eşit bir aciliyet duygusuy- anılmaya değer. Bu çözümlemenin çok kimseye temas ettiği,la başlatıyorsa, işte dönüşüm oradadır. Ancak dönüşüm sü- şu fıkradan da anlaşılıyor: Bir papaz, bir protestan rahibi verekli bir işlemdir, varlığımız için her zaman daha şefkatli bir bir haham yaşamın hangi noktada başladığı konusunda tar-bağlam tanımlar durur. tışmaktaymış. Papaz standart cevabını vermiş: "Yaşam, döl- lenmeyle başlar." Rahip kaçamaklı konuşmuş: "Belki de ya- şam yirmi gün sonra başlıyordur, ne dersiniz?" Son olarak YETIŞKIN GELIŞIMININ AŞAMALARı haham konuşmuş: "Yaşam, çocuklarınız büyüyüp evi terk et- tiğinde ve yaşlı köpeğiniz öldüğünde başlar." Tüm kültürler içinde iç yaratıcılık üstüne belki de en ge- Şimdi okuyacağınız bölümde, idealist literatüre ve buniş araştırmayı yapmış olanlar Doğu Hindistanlılardır. Artık kitapta araştırılan anlayışlara uygun olarak, buddhinin uya-bilim tarafından da doğrulanan bulgularından biri, iç yaratı- nışı fikrini inceleyeceğim. Hinduizmde moksha ve Budizmdecılığın gelişimci doğasıdır. Hintliler iç yaratıcılık öğrencisi nirvana adını alan buddhide olgunlaşmanın özgürleşmeyeiçin dört gelişim dönemi belirlemişlerdir: yol açan daha ileri safhası hayli ezoteriktir ve bu kitabın sı- nırlarının çok ötesindedir.1. Brahmacharycı (harfiyen "evlenmeme yemini" anlamına ge- lir): Çocukluğu ve gençliği kapsayan, ruhsallığa bir tür gi- rişi de içeren bir öğrenme ve ego gelişimi dönemi.2. Garhastha (harfiyen "ev sahibi gibi yaşamak" anlamına ge- lir): Dünyada ego kimliğiyle yaşama ve dünyanın iyi ve kötü meyvelerinin tadını çıkarma dönemi.3. Banaprastha (harfiyen "ormanda yaşamak" anlamına gelir): İçeriye bakma ve buddhinin uyanışını besleme dönemi.4. Sanyas (harfiyen "terk" anlamına gelir): Terke ve tüm dü- alitelerin, tüm dürtülerin aşkmlığma ve dolayısıyla özgür- leşmeye götüren buddhide gelişme dönemi. Şu an geçerli olan psikoloji paradigması, bu gelişme dü-zeylerinin sadece ilk ikisini kabul etmektedir. Ancak, birkaçaraştırmacı (birkaçının adını verecek olursak Erik Erikson,
    • Buddhinin Uyanışı 333 tartışmaya geçmeden önce, iki kuş mecazını anlamak şarttır. Çoğu insan ruhsal yolculuğu bir dağa tırmanmaya ben- zer şekilde düşünür ve farklı ruhsal yollar, dağın yukarısına çıkan farklı yollar biçiminde düşünülür. Mecaz hakkında bu şekilde düşünüldüğünde, hiyerarşik düşünme ve bir hedefi (dağ zirvesi) amaçladığımıza göre, zirveye ne kadar yakınsak BUDDHİNİN UYANIŞI o kadar iyi olduğumuzu varsayma eğilimi mevcuttur. Bir kez daha, ego düzeyinin üstünlük-bayağılık çatallanmasına takı- Upanişadlardan birinde birtakım çağrışımlar yapan şu lıp kalırız.satırlar yer alır: Bunun zıddı, mistik Krişnamurti gibi, Hakikatin yolu olmayan bir diyar olduğunu söylemektir. Ama eğer hiçbir Her zaman birleşik ve aynı adla bilinen iki kuş aynı ağaca sı- kı sıkıya tutunmuştur. Birisi tatlı meyveden yer, diğeri yeme- yol yoksa, çok az kılavuzluk edilebilir. Bu da, elimizin altın- den seyreder.1 daki denenebilir verilerden elde edilen bilgeliğin heba edil- mesi demektir. Bu, benliğin tayfının iki ucunu anlatan güzel bir mecaz- Kadim Hint destanı Mahabaratanın kahramanlarındandır; bir uçta klasik egomuz, diğer uçta kuantum atman yer biri olan Yudhisthiraya ölüm tehdidi altında şu soru sorulur:alır. Egomuzla dünya zevklerinin tatlı (ve acı) meyvesini ye- Din nedir?riz ve varoluşumuza anlam veren kuantum modumuzdan Yudhisthiranın, hayatını kurtaran cevabı, hatırlanmayahabersizmişiz gibi görünürüz. Kendimizi yerel hedeflerin pe- değer: "Dinin haritaları mağarada saklıdır. Büyük erkek veşinde dışarılaştırır ve bildik dünyasal çatallanmalarda kadınların yollarını incelemek yolu açığa çıkarır."-zevk ve ıstırap, başarı ve başarısızlık, iyi ve kötü- kaybolu- Öyleyse yolları, kimliğimizi ego düzeyinden başlayıpruz. Yerel olmayan içsel bağlantımızda bize açık olan olasılık- buddhiden geçerek atmana doğru değiştirmek için geçmiştelara, yaratıcılıkta ve evlilikte yaşanan sevgiye belki arada bir kullanılmış ve şimdi hala kullanılan yöntemlerin örnekleridalma dışında pek az kulak asarız. Yaşlandıkça, tarzımıza olarak düşüneceğiz.daha çok bağlanır kalırız. Bu büyük işleyişi nasıl değiştirebi- Bagavatgitaya göre, her biri yoga adını alan üç ana yollir ve yetişkin gelişimi için bireysel bir programı nasıl gelişti- vardır. Yoga, "birlik" anlamına gelen Sanskritçe bir kelimedir.rebiliriz? İşte mecazi iki kuşumuzun bir anlamı daha: Kuşlar zaten bir- Neyse ki, binlerce yıl içinde çok sayıda denenebilir veri leşmiştir. Yoganın görevi birliği tanımaktır. Tanıyış kimliğin değişmesiyle başlar.toplanmış ve ruhsal literatürde özetlenmiştir. Bu stratejileri Bagavatgitada vurgulanan üç yoga aşağıdaki gibidir: 332 1. Jnana yoga, entelekti zekayla (buddhi) aydınlatma yolu.
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 335 (Jnana, Sanskirtçe bilgi anlamına gelir.) biriyle tanışmıştım. "Tek elin alkış sesi nedir?" koanını sor-2. Karma yoga, dünyada eylemde bulunma yolu. (Karma, muştu. Partideki birkaç kişi bulmacayı çözemedikleri için Sanskirtçe eylem anlamına gelir.) hüsrana uğramıştı. Hem zaten, insan tek elle nasıl alkışlaya-3. Bhakti yoga, sevgi yolu. (Bhakti, Sanskirtçe adanma anlamı- bilirdi ki? Alkış için iki el gerekirdi, değil mi? Sonunda, adam na gelir ama kelime sevgi anlamına daha yakındır.) pes etti ve kendi çözümünü gösterdi. Elini bir masaya vurdu. Tek elin çırpma sesi buydu. Partideki herkes pek memnun ol- Bu üç yoga, Hint geleneğinde asla Bagavatgitayla sınır- muştu.lı değildir. Jnana yoga Zen Budizmde çok popülerdir. Kato- Tıpkı bu adamın yaptığı gibi koanları zekayla çözülebi-liklik, karma yoga (papaz eşliğinde yapılan eylemler yoluyla lecek bulmacalardan ibaret görmek kolaydır; hoş, koanlarıdönüşümü etkileme) lehinde eğilim gösterir. Protestanlık da akıl yürüterek çözmeye çalışmak eğlenceli de olabilir çünküsevgi yoluna ağırlık verir. (İman sevgisi, inayet diye bilinen her türden imajinatif olasılığa açıktırlar. Ama tamamen ente-sevgiye karşılık verir ama inayet, eylem yoluyla hak edile- lektüel çözümler, ego peçesini kaldırmamıza yardım etmeye-mez.) cektir. Bir koanın işlevi çok daha inceliklidir. Eğer yukarıda- Jnana yoga entelekti (müdrikeyi) kullanarak buddhi ze- ki koanın masaya vurma çözümünü bir Zen ustasına söyle-kasını uyandırmayı amaçlar ama mesele, entelektin içinde iş- sek, usta pekala "Sana otuz kez vuracağım," diyebilir (ya dalediği bildik bağlamlarda bir değişimi tetiklemektir. Entelekt, vurabilir), size yüzde 20 not aldığınızı söyleyebilir yada eşityaratıcılığın becerikli bir çiziktirmesidir; bilinen bağlamların derecede hiç derinliği olmayan bir cevap verebilirdi. Koanımakul biçimde yeni karılmalarını içerir; yaratıcılığın koşul- anlamadığınızı anlardı.lanma ve libido gibi diğer ego düzeyi dürtüleriyle karışması- Egomuzda, bulmacaların ve paradoksların anlamlarınıdır. Entelekti, yeni bir ben kimliğini idrak etmeye nasıl uyan- çıkartmaktan daha çok onların cevabını bilmek için sabırsız-dırabiliriz? Eğer bir Zen ustasına soracak olursanız, ellerini lanırız. Sezmekten çok entelektüelleştiririz. Tek başına ente-çırpabilir ve sizden çırpan tek elin sesini duymanızı isteyebi- lektüelleştirme egonun eylemsizliğini güçlendirir. Onun dalir. El çırpma, illüzyonda kaybolmuş Upanişad "kuş"unu ir- yeri vardır ama uygun anda entelekt, bilmeyişe teslim olma-kiltmek, birliğini fark etmek için kuantum sıçraması yapsın lıdır ki yeni bilgi içeri girebilsin.diye sıçratmak içindir. Bir paradoks, takılı kalmış bir entelek- Bu nokta, bir Zen hikayesinde çok güçlü biçimde belir-ti galeyana getirmek için çok etkili bir yoldur. Paradoks hak- tilmiştir. Bir profesör, Zen hakkında bir şeyler öğrenme fik-kında düşünmeye başlayan kişi, kördüğüm durumuna girer riyle bir Zen ustasını ziyaret eder. Usta profesöre çay içer mi-ve kördüğümden kurtulmak için zıplamak zorundadır. Tek- siniz, diye sorar. Usta çayı hazırlarken, profesör Zen hakkın-nik, Zen Budizminde sıklıkla kullanılmaktadır. daki bilgisini ortaya koymaya başlar. Çay hazır olunca, usta Zen koanları hakkında çokça yanlış anlama söz konusu- profesörün fincanına çay doldurmaya başlar; fincan dolardur. Sıklıkla anlamsız görülmektedirler. Bir partide, bir Zen ama usta doldurmaya devam eder.manastırında kalmış olduğu Japonyadan yeni dönmüş Profesör bağırır: "Ama fincan dolu!"
    • 336 Buddhinin Uyanış: 33 7 Zen ustası, "Sizin zihninizin de Zen hakkında fikirlerle lanılan çubukların boyu 1,5 metreymiş. Fark ise şuymuş. Ce-dolu olduğu gibi!" diye lafı koyar. hennemde insanlar kendilerini bu çubuklarla beslemek için Antropolog Gregory Bateson, koan tekniğinin kördü- boşuna uğraşırlarmış. Cennette ise herkes, karşısında oturanğüm durumlara benzerliğine dikkati çeker.2 Kördüğüm, ego- diğer kişiyi beslemekteymiş. Eğer bir başkasını beslersem,yu felce uğratarak nötralize eder. Ego benliği bir seçenekten beslenir miyim? Bu ego düzeyi belirsizliğine teslim olmak,diğer seçeneğe "kazanan yok" tarzındaki salınımla başa çıka- güvenin uyanmasıdır.maz, tıpkı şu örnekteki gibi: Eğer bu köpek Budadır dersen Koşulsuz sevgi, sevenden güven talep eder böylece sevi-seni döverim. Eğer köpek Buda değildir dersen, seni döve- leni de güvenmeye davet eder. Büyük Çinli Taocu öğretmenrim. Eğer hiçbir şey söylemezsen, seni döverim. Chuang Tzu öğrencilerine şu meseli anlatırmış: Varsayın ki Bir kördüğüm yaratmak için gerekli koşullar (a) duruma bir adam bir sandalla yol alırken, birden bir başka sandalındahil olan iki kişi ve (b) bu iki kişi arasında kırılamayacak bir kendisine doğru geldiğini görsün. Can sıkıntısı ve öfkeylebağın varlığıdır. Yani durum öyledir ki, kördüğümdeki kişi bağırır ve sandalı kullanan denizcinin yolunu değiştirmesiniego özerkliğini geçici de olsa teslim eder. Şüphesiz, yeni bir ister. Ama sandal yaklaştığında içinde kimsenin olmadığınıyaşam bağlamına sıçrama (şaton denilen olay) meydana gelir görür. Öfkesi yatışır ve boş sandalın yolunun üstünden ken-gelmez ustanın görevi tamamlanmış olur ve kördüğümü se- disi çekilir.vecenlikle çözer. "Başkalarına boş kalple, peşin hükümlü fikirler olma- Zen ustası, ego kimliğini aşmak üzere, kördüğüm man- dan yaklaşsak ne olur?" diye sorar Chuang Tzu. Bu tarafsızcınığı için düşünen zihni hedef alır. Hristiyan ve tasavvuf ge- boşlukta, içinden seçim yapılacak olasılık havuzu yaratıcı bo-leneğindeki öğretmenler ise tam tersine, beklentisiz sevgiyi yuta dek genişler. Zihnimizin kuantum dalgası genişler veemrederek hisseden zihni hedef alırlar. Ego yani "Ben" ko- yeni tepkileri kucaklamaya hazırdır: Sevmek için arzuşulsuz sevemez, tıpkı koanı çözemediği gibi. Her iki durum- tarafından, bir güvenlik ihtiyacı tarafından güdülenmiyo-da da, öğretmenlerin öğrencilerinde yoğunlaştırmak istedik- rum; hiç nedensiz sevmek için özgürüm. Tepkiselliğimizi altleri şey, yaratıcı bir ikilemdir. eden işte bu koşulsuz sevgidir. Bir kişiyi, egoyu ululama olasılığı olduğundan değil, Bagavatgitada vurgulanan üç yogadan biri olan karmaaşık olduğunuzdan değil, sevmek için sebepleriniz olmasın- yoga, hem en temel hem de en zorudur. Ayrıca çağımız içindan değil de seçerek sevdiğinizi hayal edebilir misiniz? Bu, de en acil olanıdır çünkü uygun eylem, karma yoganın sonbuddhi düzeyinden sevmektir. Onu isteyemeyiz. Ona ancak hedefidir. Uygun eylemlerin kolayca, çabasız aktığı yücelmişyaratıcı bir açılmayla teslim olabiliriz. bir varlık olmaya giden yolda, kişi ruhsal bakımdan çok ge- Cennet ve cehennem arasındaki benzerlikler ve farklılık- lişmelidir. Bagavatgita üç aşamalı bir yaklaşım önermektedir.lar hakkında bir Çin hikayesi vardır. Cennette de cehennem- İlk adım, eylemin belirli bir meyvesine göz dikmedende de üstlerinde lezzetli yemeklerin yer aldığı büyük, yuvar- eylemi uygulamaktır. "Eylemin meyvesini Tanrıya ver," derlak masalar varmış. Her iki mekanda da, yemek yerken kul- Bagavatgita. Karma yoga denilen budur.
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 339 İkinci aşamada, kişi Tanrıya hizmetinde eylem yapar. JNANA: GERÇEKLİĞE UYANMAKEğer Rahibe Teresaya Kalkütadaki ve dünyanın dört bir ya-nındaki yoksullara her gün hizmet etme gücünü nereden Mistisizmi idealist monizme (ilk kısımda) bağladığımız-bulduğu sorulsa, "Yoksullara hizmet ederken, İsaya hizmet da, şuur kavramını varlığın temeli, Brahman olarak sunmuş-ediyorum," derdi. Çalışırken her gün İsayla karşılaşmakta- tuk. Birin nasıl birçok haline geldiği hakkındaki kozmolojiyidır ve bu onun için yeterlidir. Bu, içinde sevginin uyanmış ol- geliştirirken, Brahman şuurun, nesnelerle eş bağımlı özneduğu karma yogadır. (atman) olarak ortaya çıktığı açık hale gelmişti. Eş-bağımlı Son aşamada, kişi -bir nesne üzerinde etkide bulunan olarak ortaya çıkanlar; bilen (deneyimin öznesi), bilgi alanıbir özne olarak değil- doğru eylemin etkeni olarak yaşar. Bu, (farkındalık) ve bilinen (deneyimin nesnesi) şeklindedir. An-özgürleşme noktasındaki karma yogadır. cak, nesnede de öznede de kendine ait oluş, bağımsız varoluş Ruhsal gelişim aşamalar halinde meydana gelmesine yoktur: Sadece şuur gerçekliktir.karşın, hiçbir yöntem tek bir aşamayla sınırlanamaz. Üç yoga Sorun, bu gerçekliğin nasıl idrak edileceğidir. Dil, bura-da -eylem, sevgi ve bilgelik- kişisel gelişimin tüm aşamala- da yetersizdir. Örneğin, "Sadece tek şuur vardır," cümlesinirında eş zamanlı olarak uygulanır. Budizmde kişi farklı yoga- ele alın. Bir dereceye kadar iyi ama "tek" derken bir ayrımların bu spiral doğasını açık biçimde tanır. Eğer Budanın se- oluşturur, düaliteyi hafifçe ima ederiz. Keza, Shankaranınkiz katlı yoluna bakarsanız, içinde bu üç yolun da olduğunu güzel deyişi: İkincisi olmayan bir. Daha iyi ama mükemmelgörürsünüz. Onları birlikte, her bir yol diğerlerini zenginleş- değil. Bir başka yaklaşım da bir espriyle aktarılır: Bir ampultirecek biçimde kullanırız. Eylemin meyvesi olmadan daha takmak için kaç Zen ustası gerekir? Cevap: Tek ve tek değil.çok eylem yaptıkça, ya da daha çok meditasyon yaptıkça da- Göreceli olmayan gerçekliği göreceli sözlerle ifade et-ha çok sevebilir hale geliriz. Daha çok sevdikçe, bilgeliğimiz mek çok güçtür. İlk gerçek post-modern felsefe denilen yazı-de daha olgun hale gelir. Daha bilgeleştikçe, benliksiz eylem larında Jacques Derrida yıkma kavramını sunmuştur; ger-daha doğal hale gelir. çeklik hakkındaki tüm metafizik saptamaları, genelde bu Bu yolların hepsinin de içimizde ve dışımızda neler olup saptamaların bizzat anlamının altını oyarak geçersiz kılmak.bittiğinin farkında olmamıza dayandığına dikkat edin. Bu Binlerce yıl önce Budist filozof Nagarjuna aynı şeyi önermiş- farkındalık tüm yollar için öyle gereklidir ki Krişnamurti, yol ti. Bu yıkımın yoğun uygulamasıyla varılan doğrudan bilge-yoktur ve sadece farkındalık vardır, derken haklıdır. Kişinin lik, jnana yoganın doruğudur.tek ihtiyacı farkındalık uygulaması veya meditasyon ya da Kuantum fiziğinin kendine gönderme yapışı artık bu üs-tefekkürdür. tünde düşünülemez üstünde düşünmek için ek bir yol sağla- maktadır: dolanık hiyerarşi. Şuur, zaman-mekanda nes- neyi/farkınd alığı çökertmeden önce hiçbir şey tezahür et- mez. Ama farkındalık olmadan çökme yoktur, çökertecek hiçbir seçim yoktur. Çökmeden önce ne vardır? Dolanık hiye-
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 341rarşi (evet-hayır cevaplarının sonsuz salmımı) ilk başta olanı kalma temel uygulamasını gerektirirler. Meditasyon bize bu-deneyimlememize izin vermez: tek elin çırpma sesi. Atman nu öğretir.deneyimi nedir? İdealist metafiziğin entelektüel anlaşılışını Meditasyonun birçok biçimi içinde en çok uygulananıgerçekleşmiş hakikate yaratıcı biçimde dönüştürmek, soru- oturarak yapılanıdır. Eğer dikkatinizi nefesinizde (gözler ka-nun derinine inmek, kemiklerinize dek emin olmak, kalbini- palı ya da açık) ya da bir mum alevinde veya bir mantranmzi uyandırmak. sesinde (genelde gözler kapalı uygulanır) ya da başka bir Mistik filozof Franklin Merrell-Wolff "(kanıt anlamında) nesnede tutarsanız, konsantrasyon meditasyonu uyguluyorsağlamlık, üstünde düşünülebilirlikle ters orantılıdır," de- olacaksınız. Bu uygulamada, dikkatinizin her dağılışında vemişti.3 Jnana yogadaki anahtar ipucu budur; daha çok üstün- düşüncelerin ortaya çıkışında, bu kaçınılmaz biçimde olur,de düşünülemez hale gelen, daha ele avuca gelir sağlamlık- zorlamadan ve ısrarla dikkatinizi odağa geri getirirsiniz, dü-tadır. Düşünceyi gittikçe daha süptil derinliklere dek izleyin. şünceyi aşmak için onu farkındalığm önünden arkasına kay-Sonra... dırmak için tek noktalılığı korursunuz. Bunun sonu, benlik kimliğinin buddhi düzeyine götü- farkındalık meditasyonu denilen bir başka biçimde ise,ren bir uyanıştır. Arada bir görünen ciddi eğitimden geçmiş düşüncenin ta kendisi -aslında, tüm farkındalık alanı- nesnebilim adamı veya filozoflar dışında çoğu insan için jnana yo- haline gelir. Burada ilke, eğer dikkatin, düşünce zincirini her-ga çok güç görünebilir. Neyse ki, diğer iki yöntem (karma yo- hangi belirli bir düşünce uygulamadan serbestçe gözlemle-ga ve bhakti yoga) birçok kişi için daha kolay erişilebilir tür- mesine izin verilirse, hareket eden düşünce geçit resmine gö-dendir. re dinlenme halinde kalacağı fikridir. Meditasyonun bu biçi- mi, düşünce örüntülerinizi bağlantısız, nensel biçimde sey- retmenizi sağlar, sonunda bu hal düşünceleri aşmanızı sağla- MEDITASYON yacaktır. Konsantrasyon ve farkındalık meditasyonu arasındaki Çoğu filozofa göre, iç yaratıcılığın sadece tek bir yönte- fark, düşünce için belirsizlik ilkesini yardıma çağırarak anla-mi vardır: dikkati vermeyi, bağlantısız olmayı ve düşünce şılabilir. Düşünüşümüz hakkında düşündüğümüzde, ya tekilörüntülerinin süregelen melodramına seyirci kalmayı öğren- düşünce (konum) ya da düşünce zinciri (momentum) kırçıl-mek olan meditasyon. Varoluşun ego düzeyinden kopmak lı, belirsiz hale gelir. Tekil düşünce hakkındaki belirsizlikiçin, günlük yaşantınızda neler olup bittiğini belli bir kesin- iyice azaldıkça, düşünce zincirindeki belirsizlik sonsuz halelikle tanımlamaya, alışkanlık ve bağımlılıklarınızın sizi nasıl gelme eğilimindedir. Çağrışım olmayınca, şimdi ve buradaidare ettiğini ıstırap verse de tanımaya ihtiyacınız var. Ya da noktasıyla merkezleniriz.sevmeye açılmak için dikkatinizi dünyadaki ilişkilerinize çe- farkındalık meditasyonunda, gittikçe azalan şey çağrı-virebilirsiniz. Ya da gerçeklik üstünde tefekküre dalmak iste- şımdaki belirsizliktir, böylece düşüncenin içeriğini ve özelli-yebilirsiniz. Tüm bu teknikler dikkat kesilme ve bağlantısız ğini kaybetmemize neden olur. Bağlanış da düşüncenin içeri-
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 343ğinden kaynaklandığından, içerik olmayınca, bağlanma da tabi tutulduklarında, aniden beta haline dönerek cevap verir-olmaz. Kendi düşünce desenlerimizin bağlantısız gözlemci- ler. Bu fenomene alfa bloklama denir. Tam tersine, konsan-leri ya da tanıkları haline geliriz. trasyon meditasyonunda tecrübeli olanlar, meditatif alfa hal- lerindeyken bile ani bir uyartı oluştuğunda alfa desenlerinde hiçbir alfa bloklama göstermeme gibi özgün bir durum sergi- MEDITASYON ARAŞTIRMASI lemektedirler.5 farkındalık meditasyonu uygulayan insanlar alfa bloklama gösterirler ve onların meditatif alfa halinin öz- Kavramda saçma denecek kadar basit ama uygulamada günlüğü kendisini farklı bir yolla açık eder. Sıradan uyanıkhayli zorlayıcı olan meditasyon teknikleri, insanların değiş- farkındalıktaki bir kişi, (saat tıkırtısı gibi) tekrarlanan birmiş şuur hallerine girmelerini gerçekten de sağlarlar mı? Şu- uyartıya maruz bırakıldığında, bu uyartıya o kadar kısa sü-urun meditatif hallerine denk gelen özgün bir fizyolojik hal rede uyum sağlamaktadır ki beyin dalga deseni artık değiş-olabileceği önermesinden yola çıkan beyin fizyologları, me- mez hale gelir. Buna alışkanlık tepkisi denir. (Normal bir de-ditasyon yapan bir deneğin (kalp atışları, galvanik deri rezis- neğin tıkırtıya alışması sadece dört tıkırtı sürmektedir.) farkındalık meditasyonutansı, beyin dalga desenleri vb.) çeşitli fizyolojik belirtilerini durum olarak meditatif hallerinde de, uyanık hallerinde deölçerek bu soruyu cevaplamaya kalktılar. Bu önerme asla hiçbir alışkanlık işareti göstermemektedir.6doğrulanamasa da, deneyimli meditasyoncular öylesine hay-li belirgin fizyolojik özellikler gösterdiler ki, meditasyon ar- Araştırmalar, meditatif alfa halini üretmek için görseltık birçok araştırmacı tarafından şuurun dördüncü (diğerleri dikkatin pasifleştirilmesinin (yumuşak göz de denmektedir)uyanıklık, derin uyku, rüya görülen uyku da denilen REM önemini göstermektedir. Böyle bir pasiflik, bazı Tibet uygula-uykusudur) ana hali olarak kabul edilmektedir. Meditasyo- malarında sık görüldüğü gibi, gözleri yukarı ya da aşağı de-nun farklı bir şuur hali olduğunun başlıca kanıtları EEG be- virerek de elde edilebilir. Yüksek alfa, mekana pasif dikkatleyin dalgası incelemelerinden çıkmıştır.4 (boş bakarak) de elde edilebilir.7 Genelde alfa halin iyi oldu- Uyanık şuur halinin beyin dalga desenine, düşük gen- ğu kabul edilmektedir çünkü bedenin ve zihnin gerilimler-likli yüksek frekanslı (13,5 Hzden büyük) beta dalgaları ha- den kurtulduğunu, dolayısıyla benliğimizi daha derindenkimdir. Meditasyonda, bu dalgaların yerini yüksek genlikli araştırmak üzere serbest kaldığımızı göstermektedir.düşük frekanslı (7,5-13,5 Hz) alfa dalgaları alır. Gevşemiş, pa- Meditatif halin bir diğer unsuru ise EEG çıktısında tetasif bir alıcılığı işaret eden bu alfa baskınlığı, bu baskınlık me- dalgalarının (3,5-7,5 Hz) görünmesidir. Teta dalgaları çokditatif halin belirleyicisi olarak görülemese de, meditatif şu- önemli olabilir çünkü bunların yaratıcı deneyimle de ilişkiliurun en önemli özelliklerinden biridir. Baskın alfa beyin dal- oldukları bilinmektedir.8ga desenini gözlerinizi kapayarak da üretebilirsiniz. Teta dalgalarının, meditasyoncuların beyin dalga dese- Meditatif beyin dalga deseninin bir çarpıcı özelliği daha nindeki varlığı akla çocukların beş yaşma kadar teta baskın-bulunmuştur. Sıradan alfa halindeki insanlar ani bir uyartıya lığı gösterdiklerini getiriyor; bu ergenliğin normal uyanıklık
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 345beyin dalga desenindeki alfa baskınlığına dönüşür ve sonun- dir. Dolayısıyla bir mantraya dikkat kesilmek, dikkatimizida da yetişkinliğin beta deseni onun yerini alır. Çocukların boş düşüncelerden uzaklaştırır. Şuurumuz kelimenin tam an-gelişmekte olan şuurlarında kuantum mod baskın olduğun- lamıyla aynı anda iki şeye birden odaklanamaz. İçimizde birdan (yani ikincil farkındalık işlemleri az olduğundan), teta harita olarak mevcut olan dışsal dünya, biz mantraya dikkatdalgalarının bir biçimde beyin-zihindeki kuantum modunun kesilmede daha iyi hale geldikçe yavaş yavaş güçten düşer.asli işlemlerini karakterize ettiği spekülasyonunu yapabiliriz. En sonunda, düşünen zihnin ta kendisinin yeni alışkanlıklarEğer bu spekülasyon geçerliyse, teta imzalarıyla hem medi- edindiği bir hale varılır: Yani ikincil farkındalık olayları mev-tasyon hem de yaratıcı deneyimler, şuurun kuantum mo- cut olmasına rağmen, az ve aralıklıdırlar. Bu, temel işlemlerdunun asli işlemlerine kayışını gösteriyor olabilirler. kendilerini kendi öylelikleriyle açık ettiklerinde meydana ge- Dikkat üstüne yapılan yeni bir araştırma, mantra ya da lir.konsantrasyon meditasyonun nasıl işlediği hakkında bize bir farkındalık meditasyonunda strateji, beyin yapımızlaipucu verebilir. Oregon Üniversitesinden psikolog Michael benzer orantılıdır. Hem zaten ikincil-farkındalık olaylarımı-Posner ve meslektaşlarının deneylerinde, deneklere B gibi bir zın düşünceleri ve duyguları kaçınılmazdır. Beyin yapımızesas harf, peşi sıra değişen aralıklarla bir harf çifti gösteril- sebebiyle onlarla uzun süre savaşamayız. farkındalık medi-miş.9 Bazı denemelerde deneklere ilk harfe dikkat etmeleri tasyonunda kişi buna izin verir ama şuurun ve öznenin içe-söylenmiş. Bazen de söylenmemiş. Denekler, harf çiftlerinin rikleri arasında bir ayrım yapılır: şuurun kendisi. Bu fikri an-BB gibi eş harfler içerip içermediğine bağlı olarak evet ya da latmak için mistik literatürde çamurlu su mecazı kullanılır:hayır cevaplan vermişler ve cevap verene dek geçen tepkisüresi ölçülmüş. Gizemin tohumu çamurlu suda yatar. Kendi bakış açıma göre, en ilginç sonuç, arkadan gelen Bu gizemi nasıl algılayabilirim ki? Su, sükunetle durulur.harf çiftinin ilk harfe uymadığı denemelerde, deneklere dik- Nasıl sakinleşebilirim ki?kat etmeleri söylendiğinde meydana gelmiş: Bu denemelerde Akıntıyla akarak.tepki süresinde belirgin bir uzama var. İlk harfe dikkat et-mek, beklenmeyen diğer harfleri değerlendirmeyi etkilemek- Eğer akıntıyla akarsak, şuurun çamurlu içeriği -düşüncetedir. (Tam tersine, eğer bu deneylerde ilk harfe şuurlu dik- kalıplarımız- nehir yatağına, tanık olduğumuz farkındalığmkat verilmezse, tepki zamanı bozulmadan kalır.) dibine yollanır. Bu stratejiyi kullanarak, gittikçe daha uzun Demek ki dikkatin sonucu, dikkat nesnemizden farklı zamanlar boyunca tanıklık yapabiliriz çünkü artık içgözlemnesneleri algılama yeteneğimize müdahale etmektedir. Bey- yoluyla ikincil farkındalık deneyimlerine müdahale etme-nin kuantum hali zaman içinde yeni uyartılar içeren bir ola- mekteyizdir. Bu, şuura tanık olmanın öyleliğini ya da yok-sılık havuzu halinde gelişir ama var olan uyartılara dikkati benliği deneyimlememizi sağlar.odaklamak, tepki olasılığını o uyartının lehine meyilli hale Demek ki hem konsantrasyon hem de farkındalık medi-getirmekte, yeni bir algılamayı çökertme olasılığı düşmekte- tasyonunda, deneyimizin öyleliliği şaşkınlık vericidir çünkü
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 347böyle bir öylelik bize ikincil egonun fısıldaşmalarının ötesin- lı olan genç üvey oğlumla hararetli bir tartışmanın içindey-deki asli şuura bir göz atma imkanı verir. Düşüncenin ötesin- dim; bir sinir savaşında mantığın ne kadar rahatsız edici ol-de ve düşüncenin yanında, egonun ötesinde şuur vardır. Bu duğunu bilirsiniz. Kızgındım ama birdenbire kızgınlığımınasli içsel şuuru deneyimlemek, uygulamayla artırılabilir. yüzeyde olduğunu fark ettim. İçeride, onun bana karşı çıkı- şındaki becerikliliğin tadını çıkarıyordum. Öfkeyle tepki ver- me ve durumun tadını çıkarma seçeneğim vardı ve seçimimi MEDİTASYONDA ÖZGÜRLÜK: KARMA YOGA alışkanlık eseri tepkiye hayır deme yönünde kullandım. Baş- langıçta bu seçimi içimde uyguladım ama sonunda dış ey- Eylem yolu karma yoga, kişinin eyleminin ürününe bağ- lemlerimde de tezahür etti.lanmadan eylemde bulunmayı öğrenme uygulamasıyla baş-lar. Ego meyveyi, ürünü ister. Ödül-ceza sisteminin, tüm kül- Böyle durumlar aslında hayli yaygındır ve uygulamanıntürlerde böyle yaygın görülmesinin sebebi budur. Eylemin o çok önemli ilk birkaç ayında cesaretlendirebilirler. Enürününü terk etmek, alışkanlıklarla bağlı egoya ve de yaptı- önemlisi, meditasyonun egonun modellerini görmemize yar-rımların terki söz konusu olduğundan otoriteyi temsil eden- dımcı olduğunu bize göstermektedirler. Hatta bazıları bırakı-lere karşı isyan demektir, aykırılıktır. labilir bile. Karma yoga yolu, davranışlarımızı koşullandıran ödül Freedom in Meditation (Medİtasyonda Özgürlük) adlı ese-ve cezaları terki içerir. Koşullanmamızı nasıl kırarız? Cevap, rinde Pat Carrington müşterilerinden birinin sigarayı nasılkarma yoganın ayrılmaz parçası olan meditasyondur. bıraktığını anlatıyor: "Uçakta yolculuk yapmaktayken medi- Meditasyon yapmaya ilk başladığınızda, pek bir şeyin tasyon yapıyormuş ve kendi sesinin Kendini arzularındanolmaması muhtemeldir. Bu başlangıç döneminde o yirmi da- sıyır! dediğini duyduğu izlenimine kapılmış. Bu hayli gi-kika boyunca oturmak gerçek bir mücadeledir. Gerçek disip- zemli cümlenin ardından bir sevinme deneyimi ve diğer söz-lin gerektirir. Kendi tecrübelerime dayanarak söyleyeyim, ler gelmiş: İstersem bir sigara içebilirim ama içmek zorundaherhangi bir şeyi fark etmem birkaç ay sürdü. değilim. " 1 0 Maggie ve ben evliliğimize, hep açık iletişimde olacağı- Medİtasyonda hedeflediğimiz şey, koşullanmış birmız yeminiyle başlamıştık. Parlak sözleri bir kenara bırakır- uyartıya sabit bir tepki verme olasılığımızın neredeyse %100sak bu, ilk yıllarda çok kavga ettiğimiz anlamına geliyor. Bir olan oranını azaltmaktır. Örneğin, sigara içme isteğim var.kavgadan sonra genellikle, "Ona göstereceğim," tavrının Egonun iki cevabı vardır: "Sigara içmeliyim çünkü..." ve kar-baskın olduğu olumsuz düşüncelerden dolayı ıstırap çeker- şı kutuptaki cevabı "Sigara içmemeliyim çünkü..." Meditas-dim. Yaklaşık üç ay meditasyon yaptıktan sonra, bir kavga- yon bu cevapların tekelini kırar ve bir aralık açar. Bu aralık-dan sonra yine üzgündüm ama yine de karım hakkındaki ta, yukarıdaki anekdottaki yaratıcı cevap doğar: Sigara içme-bildik olumsuz düşüncelerin eksik olduğunu fark ettim. Bir yi ya da içmemeyi seçiyorum. Ancak böyle bir düşünce yara-şey azalmıştı. tıcı biçimde içeri girdiğinde sigara içenden sigara içmeyene Bundan kısa bir süre sonra, tıpkı benim gibi çok mantık- doğru radikal değişim meydana gelebilir. Böyle bir durum,
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 349kişinin uygulaması yoğun ve ısrarcıysa mümkündür. Gandi adlı sinema filmi gösterildiği ülkelerde hayli ilham ve- Önemli olan, meditasyonu hayatınızın geri kalanından ren bir etki yarattı. Gandinin mesajının oldukça çok sayıdaizole etmeyip onun eylemlerinizi dönüştürmesine izin ver- insan tarafından alındığını umuyorum. Gandi, "Hayatımmektir. Bunun söylendiği kadar kolay olmadığını göreceksi- mesajımdır," derdi. İnançlarını yaşadı. Yaşanmayan inançniz. Ego değişime karşı iyi savunma yapar. Psikolog Richard boş bavuldur. Meditasyonun amacı boş bavulları bırakmamı-Alpert (Ram Dass) kendisi ve arkadaşlarının bir grup medi- za yardım etmektir ki özgürce yaşayabilelim.tasyonunu tamamladığı bir anı hatırlar. Herkesin doyuma Bir seminer sırasında biri bana, bir inanç sistemi olan ye-ulaşmış olması beklenirken, meditasyonculardan biri "Oh, ni bir idealist bilim yaratmaya yardım ediyorken, aynı andabu harikaydı. Hadi şimdi gidip bira ve pizza alalım," demiş. inanç sistemlerinden vazgeçmeyi nasıl vaaz edebildiğimiBöylesi bölmelere ayrılmış düşünce modellerinden vazgeç- sormuştu. Bu, Gandi tarzıyla cevap verdiğim makul bir so-mek hayli mücadele gerektirir. ruydu: Yeni bilimi yeni bir inanç sistemi yapmayın. Kalbini- Hem zaten, bira ve pizza eğlencedir, meditasyon ise iştir zi ve zihninizi prangalara sokan mevcut inanç sistemlerinifikri sadece bir inançtır. Böylesi inançları koruduğumuz süre- söküp atmak için bunu ya da idealist monizm felsefesini yace, dikkat verme meditasyonu (ne kadar keyifli olursa olsun) da büyük geleneklerin öğretilerinden birini kullanın. Eğerpek az yarar sağlayacaktır. Meditasyon uygulamamıza kısıt- uygun kaynaklara sahipseniz, aydınlanmış yaşamı destekle-layıcı inanç sistemlerimizi sürekli ve özenle inceleyerek des- mede yeni bilimin çabalarına katılın. İşte o zaman bilim sizintek olmamız gerekir. Mesele, Mahatma Gandi gibi tam olarak sadhananız (uygulama) olacaktır, tıpkı benim için olduğu gi-yaşamadığımız inançlara takılı kalmama uygulaması yap- bi. Ama eğer aracınız bilim değilse ve eğer radikal değişimemaktır. Korunan ama uygulanmayan inançlar boşadır. Eski yemin ettiyseniz, kendi yolunuzu bulun. Kalbinizin yolunubir gösterinin ölü yansımalarıdır. izleyin. Bir başkasının bavulunu almayın; aksi takdirde ruh- Einstein, ressam Winifred Reibere portresini yaptırmak- sal yolculuğun onun ağırlığı altında çok zahmetli olduğunutadır. Einstein ailesi Birleşik Devletlere göç ettiklerinde, Hit- görürsünüz.lerin arkada bıraktıkları mallara el koyarak kendisini dünya-nın gözünde küçük düşürdüğü yorumunu yapar ama Einste-inın eşi farklı düşünmektedir. Almanyada tadını çıkardığı A-HA! DENEYIMI VE IÇSEL YARATıCıLıKkişisel hazinelerini hasretle hatırlar ve şu an elinde pek az şeyolduğuna hayıflanır. "Gümüşleri, ketenleri, halıları, kitapları Şair Rabindranath Tagore şöyle yazmış:ve büyükannesinin eski Meissen porselenlerini" özlemiştir.Bu eşyalara bağlıdır. Einstein cevabı yapıştırır: "Ama onlar Mücevhere benzeyen ölümsüzsana bağlı değillerdi."11 Ömrünün uzunluğuyla övünmez de İşte bu. Düşüncelerimiz, inançlarımız bize bağlı değiller. Anının ışıldayan noktasıyla övünür.12Eğer onlara tutunmazsak düşüp giderler. Kısa bir süre önce
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 351 Ölümsüzlüğün sırrı şu anda, "burada ve şimdi"de yaşa- taşıyabildiğimizde tezahür eder.)maktır; "burada ve şimdi" zamansızdır. Ölümsüzlüğe bir Meditatif deneyimlerin neşesi, saf biçimiyle şuurun baş-göz atmış şairler gibi, iç yaratıcılık öğretmenleri de burada ve langıçtaki neşesidir. Hint felsefesinde Brahmanın, varlığın te-şimdiyi deneyimlemenin önemi hakkında sürekli konuşur- melinin sat-chit-ananda olarak tezahür ettiği söylenir: sat va-lar. Ama burada ve şimdi tam olarak ne demektir? Bırakın bu roluş anlamındadır, chit şuur anlamına gelir ve ananda ise ne-şimdide merkezlenme halini deneyimlemeyi, çoğumuz teri- şe. Zaman-mekanda tezahür etmiş her şey sattır. Şeyler mev-min anlamını, çok soyut bir anlamı dışında zihinsel olarak bi- cuttur. Tam tersine, ben şuuru çok özeldir. Tezahür etmekle kavrayamayız. için beyin-zihne ihtiyaç duyar. Neşe daha da özeldir. Ego ge- "Burada ve şimdi"de alışkanlıklar hayatını gerçekleşti- lişiminden sonra bireysel benlikten çok daha büyük bir şeyiremeyiz ama böyle bir hayatın var olmasına izin veren şart- deneyimliyor olduğunu tanımak için benlik gerektirir. Bu ta-ları oluşturabiliriz. Meditasyon uygulamasıyla -oturup bir nıyış neşeyi, aslında kim olduğumuza bir göz atmanın verdi-mantrayı tekrarlayarak ya da seçimsiz farkındalık meditas- ği neşeyi üretir.yonu yaparak- içine düşebiliriz. Mantra, mantra dışındaki Bazı gelenekler, iç yaratıcılığın bu a-ha! deneyimini ay-tüm uyartılara duyularımızı kapatarak bizi burada ve şim- dınlanma olarak adlandırırlar. Bu ad uygun sayılır. Egomuz-diye götürebilir, bizi gerçeklikle yeni bir ilişki kurmak üzere da, kendimizi beyin-zihnimizle özdeşleştirme eğilimimizözgürleştirebilir. vardır. Samadhide, kimliğimizin, bizlerin ve tüm yaratılmış Burada ve şimdide olmak, meditasyon nesnesiyle tam olanların içine akan şuurun ışığında olduğunu görerek ka-bir zihin meşguliyeti olduğunda samadhi diye adlandırılır. bulleniriz. Egonun hiç ağırlığı yoktur.Özne, saklılığa doğru geri çekilir. Daha yüksek samadhiler- Ne yazık ki, aydınlanma terimi çok karışıklık da yarat-de, nesnenin özüne nüfuz edilir ve sonunda nesne kendi öy- maktadır. Birçok insan aydınlanma deneyimini bir başarı gi-leliğinde, şuurun bütünlüğündeki kimliğiyle görülür. Bu da bi düşünüyor: Artık aydınlanmış biriyim. Deneyim ben kim-yok-benlik deneyimi olarak adlandırılır çünkü hiçbir yerde liğinin değişmesine kapı açmış olmasına rağmen, ego düzeyibelirli bir benlik yoktur. Zen budistler buna, bir nesnenin öy- eğilimi sürmektedir ve başarıya odaklanma tam bir dönüşü-leliğinin (tathata) canlı farkındalığıyla belirlenen satori der- me sekte vurabilir.ler. Bazıları buna aydınlanma der. Samadhi veya satori hali- Ama deneyin kendisi bu dönüştürücü potansiyele sade-ne yoğun neşe duygusu eşlik eder. ce bir eşik oluşturur. Yaratıcı bir eylem, bir ürün olmadıkça Bir bakıma farklı bir zamansızlık deneyimi de meditas- tamamlanmış sayılmaz ve iç yaratıcılık da istisna olamaz. Sa-yon yoluyla mükemmel tanıklık halini elde ettiğimizde mey- madhi ya da satori ya da mükemmel tanığın a-ha! deneyi-dana gelir. Nesneler farkındalığımızda yükselir ve düşerler minden sonra, buddhinin uyanışını dünyada yapılacak ey-ama tanık tamamen bağlantısız, yargısızdır.13 Deneyimin ar- lemlere tercüme etmek için hala disiplinli bir uygulama ge-dından aynı etkiyi, neşeyi üretir. (Şüphesiz deneyimin yara- rekmektedir.tıcı kudreti ancak bizler tanığın bakış açısını günlük hayata
    • 352 Buddhinin Uyanışı 353 SEVGININ UYANıŞı: BHAKTI YOGA sil diriliş sağlardı bir düşünün. Kişinin sevgi yönteminde yapmaya çalıştığı şey, ilk ola- Bagavatgitada Krişna, Arjunaya hayli açıklayıcı bir yo- rak, ilişkimizdeki yerelliğin baskınlığından yerel olmayanrumda bulunur. "Arjuna," der, "sana tüm sırların sırrını, şuura kaçıştır. Her insan ilişkisinde, yerelliğin baskın olduğubuddhiyi uyandırmanın en doğru yolunu söyleyeceğim. Bu açıktır. Görme, ses, koku, dokunma ve tat yoluyla, bildik du-sır, Brahmanı (Brahman bu bağlamda Tanrı olarak düşünül- yu deneyimleriyle iletişim kuruyoruz. Ama tek iletişim yolumelidir) her şeyde ve herkeste görme ve Brahmana bir sadık bunlar değil. Öyle olsalardı, birbirimizle anlamlı biçimde ile-olarak hizmet etme uygulamasını yapmaktır. Bir şeyden di- tişime geçmemiz pek şüpheli olurdu. Dolayısıyla, ilişkininğerine atlayan bilgeliğin süptil biçimleriyle uğraşmaya gerek ruhuna sadık olma uygulamasıyla, başkalarıyla etkileşimleri-yok. Eylemin ürünü olmadan eylemde bulunma uygulaması mizde sürekli hesap yapma ya da skor tutma huyumuzdanyapmaya gerek yok. Resmi meditasyona bile gerek yok. Sa- vazgeçeriz.dece Tanrıyı sev ve herkesteki Tanrıya hizmet et." (Bu du-rum, Monopoly oyunundaki "Başlangıç Karesine Git" kartı- İkincisi, daha önce belirtildiği gibi, ego her birimiz içinnı andırıyor.) tekbenci bir evren, sadece Ben ve uzantılarımızın gerçek ol- duğu kilitli bir hapishane haline gelir. Başkaları evrenimde Şüphesiz, burada da bir incelik var. Tanrıyı sevmek ne kabul görmek için bana, kültürüme, ırkıma vb. boyun eğme-demektir? Çoğu insan yanlış anlamaktadır. Bunun törensel lidirler. Bencillik gütmeyen sevgi ilişkileri geliştirmek, ego-ibadet yoluyla bir putla ya da Tanrı fikriyle bir ilişki geliştir- nun tekbenciliğini kırıp geçmenin bir yolu, belki de en doğ-mek olduğunu sanıyorlar. rudan yoludur. İdealist literatür Tanrıyı sevmenin, hepsi de bir insani Ego kendisini sever, öyle çok sever ki, ölümsüz olmak is-biçim içeren beş yolunu işaret eder: 14 ter. Bu ölümsüzlük arayışı kendisini Batıda, ün ve güç arayı- şı olarak ifade eder. Doğuda ise bireysel ruh varlığının tek- 1. Kendini sevme yoluyla Tanrıyı sevmek rardoğuşu fikrine yol açmıştır. Egonun bu sevgisi, atman sev- 2. Hizmet etme yoluyla Tanrıyı sevmek gisine, yani içsel kuantum benliğin sevgisine dönüşebilir mi? 3. Arkadaşlık yoluyla Tanrıyı sevmek Kişi farklı bir ölümsüzlüğü keşfetmelidir. Severek, kendini ve 4. Anne-çocuk ilişkisi yoluyla Tanrıyı sevmek diğerlerini sabırla bağışlayarak kişi, geçici egoyu aşmanın bir 5. Erotik ilişki yoluyla Tanrıyı sevmek yolu olarak kişiliğinin kalıcı unsuruna odaklanır. Bu yöntem Sanskritçede santa adını alır ve "pasif" olarak çevrilebilir. Te- Liste bunlarla sınırlı değil. Diğer başka somut yöntemler fekkür odaklı çoğu Hristiyan cemaatinde bilinmektedir.de var. Örneğin, Assisili Francis doğayı sevme yoluyla Tan- Yukarıdaki listede yer alan diğer dört yol, başkalarıylarıyı sevme uygulaması yaptı (günümüzde Hristiyanlıkta ilişkilerde aktif katılımı içerir. Sanskrit dilinde seva denilenunutulmuş ama Amerikan yerli geleneğinde yaşayan bir uy- başkalarına diğerkamca hizmet etmek çoğu insan için doğal-gulama). Böyle bir uygulama çevre sorunları bakımından na- dır; bu durum, diğerkamlığın ancak söz konusu insanlar ara-
    • 334 Bııddhinin Uyanışı 355smda ortak bir genetik miras olması durumunda mümkün ERKEK-KADıN ILIŞKISIolduğuna inanan "bencil gen" taraftarlarının kafasını allakbullak eden bir olgudur. Seva, insanlara İsaya duyduğu sev- Biyolojik farkılıklar sebebiyle, samimiyet erkek-kadmginin bir ifadesi olarak hizmet eden Rahibe Teresaınn uygu- ilişkisinde özgün bir mücadeledir ve ego sınırlarını kırıp geç-lamasıdır ve bu ne muhteşem bir ifadedir. Hizmet, bencil ih- me konusunda büyük kudrete sahiptir.tiyaç ve arzuların kurban edilmesini gerektirir; bu da egonun Aynı cinsten biriyle samimi bir ilişki kurmak, diğer ki-tekbenciliğinin doğrudan zıddıdır. Sevgi hamle yaptığında, şiyle paylaştığımız ortak cinsiyet deneyimleri yüzünden birbu şefkatin uyanışının işaretidir ve şefkat Soto Zen uygula- anlamda daha kolaydır. Ama bir erkek ve bir kadın, farklı bi-masının önemli bir bileşenidir. yolojik ve toplumsal koşullanmaya tabi olduklarından, aslın- Amerikada erkekler arasındaki arkadaşlık kurumunu, da iki farklı kültüre ait gibidirler. Jungcu arşetipler bakımın-sert bireyselciliğin değeri efsanesi ve pazara dayalı ekonomik dan (anima, erkekte bastırılan dişil deneyim; animus, kadın-ilişki modeli yüzünden neredeyse kaybettik. Bu modelde, ki- da bastırılan eril deneyim), biçimin gereksinimlerinin bir so-şi ilişkileri maliyet-karlılık analizi yoluyla değerlendirir. nucu, karşı cinsle iletişim kurma yeteneğimizde büyük birNeyse ki, arkadaşlıklara böylesine pragmatik kriterler uygu- uçurum açan bastırmadır.lama eğilimi azar azar değişmekte; tabi eğer şair Robert Eflatunun Sempozyum diyaloğunda bir efsanevi öyküBlyın, erkeklerin dostluğu üstüne son çalışmasının popüler- yer alır. Başlangıçta, insanlar iki çift kol, bacak ve cinsel or-liği bir gösterge ise. Amerikada arkadaşlıklardaki bir başka ganla iki cinsiyetli yaratıklar halinde mevcutlarmış. Ama bubüyük zorluk da etkinlik talebidir. Arkadaşlık her zaman et- iki cinsiyetli yaratıkların gücü öylesinde büyükmüş ki, tanrı-kin olmaz; aksine çoğunlukla özveriyi, etkinlik ve zaman kı- lar göklerin ayrıcalıklarını ele geçirmek için onların darbe ya-sıtlamalarını aşmayı, egonun kozasını kırmayı içerir. Ameri- pacaklarından korkmuşlar. Dolayısıyla Zeus yaratıkları ikiyekada kadınlar pazara dayalı ekonomik ilişki modelleri tara- ayırmış. Ondan beridir, ayrılmış insanlar kayıp yarılarını ararfından daha az etkilenmektedirler. Ancak son zamanlarda, dururlarmış. Bu hikaye, bütün haline gelebilmek için şuurdı-çalışan kadın sayısı arttıkça ve hem iş hem de evin talepleri- şı anima ve animus arşetiplerini şuurlu hale getirmeye yöne-ni karşılamak için zaman ve enerjilerini esnetmeye çalıştıkça lik şuursuz dürtüyü mecazi olarak anlatmaktadır. Ama bubu yöndeki baskılar da artmaktadır. Eğer bu baskıya direne- şuursuz dürtü sadece içgüdüsel değildir. Bu ayrıca Freudunbilirlerse, belki kadınlar sevgi dolu arkadaşlıklar sürdürme söz ettiği kişisel şuurdışının erosudur. Eros, kolektif şuurdı-becerilerini beraberlerinde pazara da sokacaklar ve böylece şından gelen yaratıcılıkla artar.erkeklere ekonomik etkileşimlerini insancıllaştırmayı ve tek- Birbirine sadık iki insan arasındaki samimiyete gidenrar nasıl arkadaş olabileceklerini öğretebileceklerdir. yolda bir yerlerde erkekteki anima ve kadındaki animus uya- nır ve her ikisi de bunun sonucunda buddhi düzeyinde güç- lenebilirler. Bunu bir düşünün. Egomda tekbenci olmamın sebebi, kendimi bir başkasının yerine koymamın hiçbir yerel
    • 356yolu olmamasıdır. (Thomas Nagelin "Bir yarasa gibi olmaknasıldır?" başlıklı makalesini okuyun.15) Demek ki, eğilimimkendi özel evrenimin evrensel biçimde temsil edici olduğunusanmaktır. Anima ve animus deneyimleri gerçek mekansızdeneyimlerdir ve başkalık kavramı birdenbire anlam ifadeeder; diğeri de benim gibi bir insan haline gelir. Onun birey- IDEALIST BIR AHLAK TEORISIsel deneyimleri ve bakış açısı, benimkiler kadar geçerli halegelir. Bu başkalığı keşfettiğimizde, koşulsuz sevgiyi -bizi var- Dostoyevskinin unutulmaz romanı Karamazof Kardeş-lığın buddhi düzeyine fırlatabilecek sevgiyi- keşfederiz. ler deki İvan ve Alyoşa karakterleri doğru ve yanlış gibi ahla- Ego tekbenciliğimizin kozasını tek bir insanla bile yarıp ki kaygılar tarafından takıntılı biçimde parçalanmaktaydılar,geçtiğimizde, diğerlerini de yakından sevme potansiyeline ama kitap 1880de yazılmıştı. Çağdaş erkek ve kadınlar ey-sahibizdir. Bu, ailenizi genişletmeye benzer. Şu Sanskritçe de- lemlerinde ne sıklıkla ahlaka böyle bir önem vermekteler?yişteki gibi, "Özgürleşmiş olana, tüm dünya aile gibidir." Bizlerle ilgili bilişsel bilim-davranışçı görüş açısının (bizlerin Tüm dünya aile haline gelirken, içkin şuurun gerçek klasik makineler olduğumuz dolayısıyla genetik ve çevreseldoğasını görmeye başlarız. Çoklukta birliği görürüz. İnsanla- koşullanma tarafından belirlendiğimiz fikrinin) örtülü biçim-rı varlıklarıyla severiz. Kendi belirli modellerimize ve kültür- de benimsenmesi, toplumumuzda ahlaki ve toplumsal de-lerimize uymalarına ihtiyacımız olmaz, bunu istemeyiz. Bu- ğerlerin aşınmasında büyük bir rol oynamıştır. Ahlaki değer-nun yerine, onlara saygı duyar ve çeşitliliğin ölçeği ve bü- lerimiz, siyasi çıkarcılığın ikiyüzlülüğünün ve yazılı kanu-yüklüğü karşısında hayrete düşeriz. Hinduların Ula, Tan- nun, ruhun kanunlarına üstün olduğu fikrini göklere çıkaranrının oyunu dedikleri şeyi görmeye başlarız. akıl yürütmenin süzgecinden gereğinden sık geçmiştir. İyi bir yaşamın tüketiciyi sömüren imgelerine tamah ederek İçsel zamanın flütü çalıyor, biz uyum sağlıyoruz. Böyle bir kültürde geleneksel değerler, iri- Duysak da duymasak da. li ufaklı seçimler arasında anlamlı bir rotada yol almamıza "Sevgi" dediğimiz şey, onun sesinin içeri girişi. gücü olmayan ve bizi karaya oturtabilecek kırık bir dümen- Sevgi aşırının en uzak ucuna vurduğunda, bir bilgeliğe erişir. dir.1 Ve kokusu o bilginin! Kaim bedenlerimize nüfuz eder, Benzer şekilde, genetik mühendisliği ve silah yarışı gibi Duvarlardan geçer; bilimsel ve teknolojik projelerin ahlaki boyutlarına odaklan- Notalarının ağının doğası var ya, maya kalktığımızda yine güçlü bir kılavuzun eksikliğini çe- Sanki bir milyon güneş düzenlenmiş içinde. kiyoruz. Ahlakı bilimsel olarak haklı çıkarabilir miyiz? Ahlak Bu tınıda hakikat var.15 357
    • 358 İdealist Bir Ahlak Teorisi 359için bilimsel bir temel bulabilir miyiz? Eğer bulabilirsek, bel- dığı takdirde, boştur. Ahlaki değerlerin oluşturulmasının hakikiki o zaman bilim tekrar temel düzeyde insanlığa hizmet ede- bir bilimsel uğraş olduğunu kabul etmek en önemli nokta ola-bilir. Ama ahlak için bilimsel bir temel yoksa, ahlak, bırakın rak görünmektedir.bilimin serkeş vaftiz oğlu teknolojiyi, bilimi nasıl etkileyebi- Kuantum fiziğindeki son gelişmeler, fizik alanından ah-lir ki? Her şey klasik makine argümanında düğümleniyor: laki değerler konusuna temel bir katkının olabileceğini çok-Eğer eylemleriniz kontrolünüzün dışındaki güçler tarafından tan beri göstermektedir. Alain Aspectnin deneyi dünyadanbelirlenmekteyse, onlara kılavuzluk etmesi için ahlaki değer- ayrılığımızın bir illüzyon olduğunu güçlü bir biçimde işaretleri yardıma çağırmak boşuna görünmektedir. etmektedir. Sadece bu verilerden bile, bazı insanlar kuantum Bazı yazarlar değer bunalımının, öğrenciler Eflatun gibi dünya görüşünün ahlaki değerlere izin verdiği hatta ahlakiklasikleri okumaya yeniden dönerlerse çözüleceğini öner- değerleri talep ettiğini konusunda cesaretlenmektedir.3mekteler ama ben hastalığın daha derinlere ulaştığını düşü- Kuantum mekaniğin idealist yorumuyla, daha ileri bilenüyorum.2 Bilimimiz dinsel peşin hükümlülüğü ve katı dog- gidebiliriz. Beyin-zihnimizin dolanık hiyerarşik mekanizma-mayı gözden düşürdü, ilkel törenlerin ve mitsel yaşam tarz- sını örten ve ayrı egolar illüzyonunu yaratan koşula uyan ka-larına dalma uygulamasının altını oydu ama aynı zamanda muflajı anladığımız anda, bilimsel olarak saptanmış ayrıla-bizi, dinsel öğretileri törenlerde ve mitlerde yer alan şeyler- mazlık ilkesiyle uyum içinde yaşamamızı sağlayacak bir ah-den mahrum bıraktı: ahlaki değerlerden. Bu ahlaki değerleri lak bilimi geliştirmemize bir adım kalmış demektir. Bu prog-dogma olmadan eski haline getirebilir miyiz? Mitolojik te- ramı geliştirirken, ruhsal/dinsel mirasımız çok yardımcı ola-mellerinden arındırılmış ahlaki değerleri anlayabilir miyiz? bilir. İdealizmin bilimsel ve ruhsal felsefeleri arasında bir Belki de hayır ama eğer bizzat bilim, ahlakın eşyanın ev- köprü kurmak, ahlaki değerlere meydan okuyan ve sıklıklarensel şemasının bir parçası olduğunu belirleyebilirse şansı- onları zedeleyen toplumsal ayrılıklara gerçekten de şifa ola-mız artar. Bilimsel bir temel olmadan ahlak, kültüre bağlı ve caktır.keyfi bir tarzda ifade edilmeye devam eder. Örnek olarak, in- Böyle bir bilimin temel ilkeleri artık açıktır. Ahlak, içselsani değerleri destekleyen bilimsel hümanizmi düşünün. değer çatışmalarının çözümlenmesinde yatan mutluluk ara-Hümanistler, "Başkalarına size davranılmasını istediğiniz gi- yışımızı yansıtmalıdır. Başka bir deyişle, ahlak, bütünlüğebi davranın çünkü böyle davranmazsanız insan toplumunda doğru bir hareketin kılavuzu olmalıdır; klasik ve kuantumkabul görmezsiniz," diyor. Ama bu formül işe yaramıyor. Bu benliklerimizin bütünleşmesine kılavuzluk etmelidir. Bir di-tepkisel bir tutumdur ve ahlak, temelde tepkiden önce mev- ğer temel ilke ise ahlak ve yaratıcılığın temel ayrılamazlığı-cuttur. dır. Yeni ahlak, törensel inanç sistemleriyle katılaşıp kabukla- Herhangi keyfi bir standardın bilime tezat teşkil ettiği şamaz. Bunun yerine, insan varlığının iç yaratıcılık uğraşın-açıktır. Benzer şekilde, bilim ve teknolojinin uygulanmasında dan anlamlı biçimde akmalıdır. Böylesi ahlak kurallarının ba-ahlaki standartların oluşturulması hakkında son zamanlarda zen materyalist realizmden kaynaklanan inançlarla çatışmasısöylenenler, ahlak sağlam bilimsel temeller üzerine kurulma- gerektiği açıktır.
    • 358 İdealist Bir Ahlak Teorisi 361 Böyle bir bilim geliştikçe, bizden ibaret olan dünyanın maktaydı. Demek ki kendimize, "Yapmayı düşündüğüm buen kişisel düzeyde sorumluluğunu alabilir hale geleceğiz. eylemin evrensel olmasını ister miydim?" diye sorabiliriz.Viktor Franklın bir keresinde söylediği gibi, Doğu Yakasın- Eğer bu şey arzu edilebilir türdense, o zaman evrensel bir ka-daki Özgürlük Heykelini desteklemesi için Batı Yakasına So- nun keşfetmişiz demektir. Bu savda küçük bir devirselliktenrumluluk Heykelini dikmeliyiz. Bu, bizlerin büyük bir bölü- çok daha fazlası vardır.münün iç yaratıcılık bakımından zengin bir hayat yaşadığı Kantçı ahlak teorisi, idealist ve realist unsurların ilginçanlamına gelecektir. Böyle bir dünyada, birbirimiz arasında bir karışımıdır. Kant, kategorik zorunlulukların doğduğu birolduğu kadar kendi içimizdeki barışı sağlamak gibi ele avu- idea alemi fikrini öne sürer. Bunun idealist metafizik olduğuca gelmez bir hedefe bile yaklaşabiliriz. açık. Ahlaki yasaları kendimize uygular, bir karar verir ve Yeni ahlak biliminin ayrıntıları üstünde durmadan önce sonra bunun sorumluluğunu alırız. Bunun, idealist görüşler-gelin, Batılı düşüncede baskın olan iki ahlak sistemini göz- le uyumlu olduğu açıktır. Kant ayrıca nesnel evrensel ahlakden geçirelim. yasasına inanıyor gibi görünmektedir: realist bir inanç. Kant işte bu bakımdan yoldan sapar. (Şüphesiz, Kantın ahlak ya- sasının evrenselliği, ancak doğru ve yanlışa ait bilgimize en KANTÇı KATEGORIK ZORUNLULUK üst süptillikte meydan okuyan, gerçekten muğlak durumla- rın deneyimlenebilir biçimde gözlemlenmesi bakımından On sekizinci yüzyıl Alman filozofu Immanuel Kanta sorgulanabilir.)göre, ahlak sorunu bireysel bir güdü sorunudur. Kant Kant ayrıca içsel ahlak yasasının, hür, ölümsüz bir ru-güdümün bir idea aleminden geldiğini ve tüm insanların ge- hun iması olduğunu doğru biçimde algılamıştı. Ne yazık ki,nelde ahlaki görevlerinin ne olduğuna dair bir sezgiye sahip bu içsel benliğe erişimimiz olmadığına inanmaktaydı.olduklarına inanmaktaydı. Demek ki kategorik zorunluluk, Kant için, ahlakın bittiği yerde ceza ve ödül sistemiylebu görevleri yerine getirmemiz için hepimizin üstünde asılı birlikte din başlıyordu. Basitçe söylersek, dinler iyi davranış-durmaktadır. Niçin ahlaklı olmalıyım? Kanta göre içsel bir lar için ölümden sonra cennette ödüllendirileceğimizi ya damecburiyetimiz vardır: Vazifeni yap. Bu zorunluluk, her biri- kötü davranışlarımız için ölümden sonra cehennemde ceza-mizin kendimiz için yasallaştırdığı içsel ahlak yasasıdır. Ah- landırılacağımızı iddia etmektedirler.laklılık bu görevleri, heves olsun ya da olmasın, yerine getir-meyi içerir. Ek olarak, Kant bu görevlerin evrensel yasalar ol-duğundan şüphelenmektedir. Bunlar tüm insan varlıklarına MATERYALIST REALIZMIN TUTUMU: FAYDACıLıKbir kişinin görevi ile diğerinin görevi arasında çatışmalar çık-mayacak tarzda makul, uyumlu biçimde işlemektedir.4 Sık sık "en çok sayıda insan için en çok mutluluk" diye Bu görevler nelerdir? Kant bunların rasyonellikte bulun- özetlenen faydacılık, on dokuzuncu yüzyılda Jeremy Bent-duğuna ve aklı kullanarak bunları keşfedebileceğimize inan- ham ve John Stuart Mili adlı filozoflar tarafından geliştiril-
    • 358 İdealist Bir Ahlak Teorisi 363mişti.5 Bu felsefe Batılı psişede baskınlığını sürdürüyor; özel- etmez: Bizler determinizmin yaratıklarıyızdır. Ahlaki kaygı-likle de Amerika Birleşik Devletlerinde. Mutluluk temelde lar nesnel bir ahlak bilmini (realist ahlak bilimini) izlediği sü-zevk ile tanımlanır: En çok sayıda insana en çok zevk mikta- rece her şey determinizm felsefesiyle uyumludur: Seçim verı veren şey nihai anlamda iyidir. sorumluluk meseleleri ortaya çıkmaz. Faydacılık; materyalizmin, yerelliğin, nesnelliğin, epife- Ancak bugün bile her ne kadar toplumsal düzeyde ennomenalizmin ve determinizmin ilginç bir karışımıdır. Bun- ahlaki kararları bile faydacı felsefeye dayanarak alıyor görü-ların hepsi de materyalist realizmin elemanlarıdır. Sadece nüyor olsak da kişisel düzeyde Kantın düşüncesi bize halamaddesel (nesnel ve mekansal) -altın, seks, güç vb.- gibi şey- dokunmaktadır. Birçok kişi hala içteki ahlak yasasını izle-ler mutluluk getirir. Demek ki onların peşine düşmeliyiz. He- mekte ya da onun yüzünden işkence çekmektedir; bazen de donizmi (zevkçiliği) hatırlatabilir korkusuyla, meselenin bi- her iki durum geçerlidir. Bazılarımız zevk hesap cetveli gibi reysel mutluluk olmadığı fikri de sosyalizmden eklenmiştir. teşebbüslerin geçerliliğini sorgulamaktayız; diğerleri faydacı En yüksek seviyiye getirmemiz gereken, toplumun ortalama ahlakın doğal yasalarla uyumu konusunda güçlükler yaşa- mutluluğudur. Bir savaş, birkaç kişinin canını yakacaktır maktadır. Birçokları faydacı ahlak felsefesinde ahlaki sorum- ama çoğunluğa mutluluk getirecekse haklıdır. luluğa yer olmayışından rahatsızdırlar. Faydacılığa göre, ahlaki kaygılar nesneldir. Bir eylemin Faydacılık biçimindeki realist ahlak biliminin eksik ol- zevk veya ıstırap verilerini inceleyerek, ona tüm toplum kar- duğu yolundaki fikir birliği gittikçe büyümektedir. Bu ahlak şısında bir mutluluk değeri ve bir mutsuzluk değeri atfede- bilimi, birçok hakiki öznel deneyimin geçerliliğini ya da ya- biliriz. Hatta Bentham, bir eylemin mutluluk endeksini he- rarını inkar etmektedir. saplamak üzere saçma bir hazcı hesaplama geliştirmiştir. Çoğu filozof faydacılık altında bile doğru yolu izlemede özgür olmamız gerektiği sonucuna varmaktadır. Ancak ya- IDEALIST AHLAK kından bakıldığında, bu felsefenin altında ahlaki bir mesele- deki öznelliğin (ya da kişisel seçimin) ilgisiz bir epifenomen Klasik makineler olmadığımızı varsayın. Ya bu kitabın olduğu ve ciddi bir rol oynamadığı yolundaki katı inancın iddia ettiği gibi, bizler ikili kuantum-klasik sistemler olarak saklanmakta olduğunu görürüz. Yani seçiyor olduğumuzu tezahür eden şuursak? Kuantum evrende daha sahici ve tam sanabiliriz ama bu aldatıcı düşünmedir. Olaylar ve eylemler bir ahlak bilimi oluşturabilir miyiz? Kuantum modunda öz- doğal (deterministik) bir yasayı izlerler. Ahlak teorisi sonucu gürce ve yaratıcılıkla eylemde bulunmanın yaratılışımızdan tahmin etmemizi ve dolayısıyla kontrolü (sözde iyinin yanı- gelen bir ayrıcalık olduğunu fark ettiğimiz anda, ahlakın öz- na geçerek) kazanmamızı sağlar. Bir eylemin iyilik ve kötülü- nel unsurları hakkındaki tüm argüman da gerçeklik haline ğünde sezgi hiçbir rol oynamaz çünkü bu felsefede sezgi gelmeye yakındır. Eylemlerimizde hür olduğumuzu kabul mevcut değildir. etmek, eylemlerimizden sorumlu olduğumuzu kabul etme- Son olarak, faydacılık kişisel sorumluluktan da hiç söz mizdir. Öyleyse ahlaki değerler sorumluluk kuralları, görev
    • 358 İdealist Bir Ahlak Teorisi 365kuralları, yapılması ve yapılmaması gerekenler listesi mi ol- Heyhat, durum bu kadar basit değildir, hepimiz bunumalıdır? Kuantum teorisi şuurumuzu seçen olarak tanımlar. yeterince sert biçimde keşfetmişizdir. Yazılı yasayla ruhunO zaman idealist ahlakın amacı kötü seçimlere karşı iyi se- yasaları arasındaki farkı keşfederiz. İyinin yorumlanışı veyaçimleri tanımlamak, doğru ve yanlışı realist ahlakın yaptığın- türevleri arasında çatışma olabileceğini keşfederiz, tıpkı yu-dan daha iyi kategorize etmek midir? karıdaki sandal kazası senaryosundaki gibi. Ödüllerin ve ce- İlk bakışta basit görünüyor. Örneğin, altm kuralı hatırla- zaların ahlaki erdemler bazında dağıtılmadığını keşfederiz.yın: Başkalarına, size davranılmasını istediğiniz gibi davranın. İyilik Zirvesine Giden Yolumuz üstündeki birçok önemliBu kuralı idealist metafizikten de türetebilir miyiz? Elbette, kavşaktaki işaretler şakacı birileri tarafından yok edilmiş yatanım gereği özdeyişin kökeni şudur: Çünkü hepimiz tek şu- da başka yönlere çevrilmiştir. Bilge ve düşünceli insanlar ta- uruz. Bir başkasının canını yakmak kendi canını yakmaktır, rafından yazılmış birçok ahlak kitabının bizler için ahlak so- ya da tersi. Bir başkasını sevmek, kendini sevmektir. rununu çözememiş olmasının sebebi budur. Ahlaki çatışma Peki seçim yapmadaki kriteriniz, görev kriteriniz bu al- üstüne güzel bir durum analizi yapan Sartre, nihayetinde in- tın kural ise? Varsayalım ki siz ve en yakın arkadaşınız can sanların kendi sezgilerine veya duygularına göre bir yol seç- yelekleriniz olmadan bir sandalla gölde balık tutuyorsunuz. meleri gerektiği sonucuna varmıştı.6 Sartre neden söz edi- Sandal batarsa ne yaparsınız? İyi bir yüzücü değilsiniz ama yor? kıyıya kadar yüzebileceğinizi düşünüyorsunuz. Ancak arka- Sartreın düşüncesini, benliğin kuantum teorisinden çı- daşınız hiç yüzemiyor ve paniğe kapılmış durumda. Eğer kan klasik ve kuantum modlar fikirlerine uygulayarak ince- kendinizi seviyorsanız, kendinizi kurtarmayı deneyeceksi- leyebiliriz. Her şeyden önce, her iki mod da bizlerde aktiftir. nizdir. Eğer arkadaşınızı da kendiniz gibi seviyorsanız, onu Kuantum modunda seçme özgürlüğüne sahip olmamıza kar- kurtarmaya kalkışacaksınız. Mantıklı olan, hayatta kalmak şın, sanki klasik makinelermişiz gibi tepki verme eğilimine için en büyük olasılığı gerçekleştirmektir ama biliyoruz ki sahip, klasik biçimde koşullanmış varlıklarız. Bu seçim yap- birçok kez insanlar birbirlerini kurtarmaya çalışırlar, hatta maktan kaçınma eğilimi, sorumluluktan kaçınma eğilimine birbirlerine tamamen yabancı olsalar bile. Altın kural bu iki- doğru genişler. Kuantum modda özgür olmak isteriz ama yi- lemi çözmeye yardımcı olabilir mi? ne de bu özgürlük için bir haritaya sahip olmak da isteriz. Ne Ahlakın hedefi doğruluktur, iyiliktir. Ünlü idealist düşü- yazık ki, haritası çıkarılmış herhangi bir yol, klasik bir yol- nürler tarafından geliştirilen kurallar olan On Emir ya da Bu- dur, sabit bir yoldur ve her durumda ahlaki bir hedefe dos- danın Sekiz Katlı Yolu gibi ahlaki kuralları vicdanen öğren- doğru gitmesi şart değildir. memiz bundandır. Kuralları ezberlersek, bu kuralların bize, Bu önemli durum iyi anlaşılmalıdır. Sartre bunu anla- üstünde kavşak noktaları açıkça belirtilmiş bir haritası olan, mıştı. Varoluşçu ahlak bununla ilgilidir. Sonsuz değişkenlik hayatın değişimleri içinden geçen ve bizi en sonunda İyi İn- gösteren belirli durumlara genel ahlaki ilkeleri uygulama- san, Ahlaklı İnsan diye ilan edileceğimiz bir zirveye doğru nın zorluğunu anlamak, kendimizin ve diğerlerinin ahlaki güvenle götüren bir yol açacağına safça inanırız. davranışındaki bazı tutarsızlıkları kabullenmemize, daha
    • 366 İdealist Bir Ahlak Teorisi 367az yargılayıcı hale gelmemize yardımcı olur. lerin içinde oluşur. Ve dıştan empoze edilmeyen ya da davra- Demek ki ahlakı hayatta tezahür ettirmekten söz etmek- nışsal sevgi biçimlerinden türetilmeyen bu sevgi, davranışı-sizin ahlakı formüle etmek imkansızdır. İlginç ama bu durum mızı dönüştüren ve komşumuza temas eden şeydir.Kantın ve (herkesin) şu sorusuna cevap vermeye de yardım İşte, Kantın ahlak felsefesini incelediğimizde kaçınıl-edecektir: Niçin ahlak kurallarına uyuyorum? maz olarak ortaya çıkan bir sorunun cevabı. Eğer "Görevini yap" cümlesi evrensel bir kategorik zorunluluk ise, niçin ba- zılarımızın bu görevden dolayı eziyet çekerken, bazılarımız NIÇIN AHLAK KURALLARıNA UYUYORUM? çekmiyor? Cevap, ilk olarak, Kantın da bizzat kabul ettiği gi- bi, ahlak ve içsel ahlak kuralları, tüm benliğimizi bulmak için Ahlak ilkelerinin, ahlakın nasıl tezahür ettirileceğine da- içsel benimizden gelen tavsiyelerdir. İkincisi ve daha önem-ir titiz talimatlar olmadan bir insan neslinden diğerine sada- lisi, görevini yap emri sadece kendi tam benliğini araştırma-kada geçmiş olması gülünç bir durumdur. Dönüşüme yöne- ya, egonun ötesindeki buddhi düzeyine uyanmaya yeminlilik bir gelişime adanışın apaçık bir bağlamı olmaksızın bir ki- olanlarımıza dokunmaktadır. Eğer ego benliğimize takılır,şinin gerçekten bu ilkelere göre yaşaması imkansızdır. Uy- yarı yolda kalırsak bu içsel emirleri duyma yeteneğimizi de-gun biçimde anlaşıldıklarında, ahlak kuralları aslında dışsal rece derece kaybederiz.eylemler için belirlenmiş kurallar olmayıp, dışsal eylemde Dinlerin ödül ve ceza fikirleriyle doğru noktaya temasbulunmanın yanında içsel tefekkür için talimatlarıdır. Bunlar etmeleri ilginçtir. Ahlaklı davranışın ödülü gerçekten de cen-bizlerde özgürlüğü tezahür ettirmek, kuantum modunda ey- nettir ama ötealemde değil. Cennet bu yaşamdadır; cennetlemde bulunma yeteneğimizi kolaylaştırmak için teknikler- bir yer değil, kuantum mekansızlığında yaşama deneyimidir.dir. Demek ki, "Komşunu kendin gibi sev," deyişi bir davra- Aksine, ahlaki zorunluluktan kaçınmak ise ego düzeyindekinış kuralı olarak çoğumuz için yararsızdır çünkü kendimizi varoluşu sürdürmek ve kişinin kendini cehennem hayatınagerçekten sevmemekteyiz ve dolayısıyla daha işin başında mahkum etmesidir.sevginin ne olduğunu bilmemekteyiz. Günah nedir? Bu soruyu sormak önemlidir çünkü dinler Bu emrin özünde komşumuzdan ayrı olmadığımızı fark sıklıkla enerji ve tesirlerini günah, kötüye karşı iyi, ödül veediş yatmaktadır. Dolayısıyla, kişinin kendini sevmesi kendi ceza fikrine odaklamaktadırlar. Çoğu din günahın cezası ola-komşusunu sevmesidir ya da tersi. Demek ki görev basittir, rak ölümden sonra cehennemin bir türünü tasvir etmektedir.sevmeyi öğrenin. Sevgi bir şey değil, bir olma eylemidir. Ola- Çoğu din ayrıca günahkarın cehennemden kaçabilmesi içinbildiğince sürekli uygulanan bir tefekkür olan sevgi, belirlen- ölümden önce günahın bağışlanması veya affolunmasını sağ-miş bir davranış takımı ya da zevkli bir tepki olan sevgiden larlar.farklıdır. Bir tefekkür olan sevgi, ego sınırlarımızı biraz yu- Ahlak hakkındaki kuantum görüşünde tek günah, kişi-muşatmamızı sağlar; komşumuzun şuurunun arada bir far- nin kendini ve diğerlerini klasik işleyişe kilitleyerek tama-kındalığımıza girmesine izin verir. Sevgi, sabır ve sebatla biz- men fosilleştirmek, kişinin ve diğerlerinin kuantum moduna
    • 368 İdealist Bir Ahlak Teorisi 369erişimini ve de özgürlük ve yaratıcılığı tezahür ettirmesini sı gibi.) Hiç kimse bir diğerine bir ideolojiyi dayatmasa dün-engellemektir. (Bu, Hristiyanlığın Tanrıdan ayrılma olan ilk ya üstündeki ne kadar çok çatışmanın ortadan kalkacağınıgünah kavramıyla tamamen tutarlıdır.) Bu duruma göz yum- bir düşünün!makla, sonumuz cehennem olur: ego hapsinin dünyadaki ce- Peşinde olduğumuz dönüştürücü iyi kuantum modunhennemi, tıpkı şu hikayedeki gibi: iyiliğidir: hem iyi hem de kötü kutuplaşmasını aşan iyi. Bu, İyi bir adam ölür ve beklendiği gibi, kendisini cennet gi- atman şuurunun iyi kavramıdır.bi bir yerde bulur. Karnı açtır, oradaki görevliden yiyecek is- Uygulanmayanı vaaz etmek tehlikeli olabilir. Çoğumuzter. ahlaki doğruluk adına oluşturulan çirkin tabloları gözümüz- "Tüm yapman gereken arzulamak," diye cevap alır. de canlandırabiliriz çünkü tarih ahlaklılık adına ağıza alın- Harika! Ama kendi isteğine göre düzenlenen ziyafet bit- mayacak zalimlikleri kaydetmiştir. Gandi ahlakın ana kuralı-tikten sonra yalnızlık hisseder. "Keşke yanımda bir kadın ar- nı anlamıştı: Ahlak saf içsel kökleri olan bir ruhsal uygulamakadaş olsaydı," der görevliye ve bir kez daha tüm yapması olmalıdır. Kadının biri küçük kızını Gandiye getirmiş vegerekenin arzulamak olduğu cevabını alır. Böylece arzular ve "Kızıma şeker yememesini, bunun dişleri için iyi olmadığınıtam istediği gibi olan güzel arkadaşıyla zaman geçirir. söyleyin. Size saygı duyar ve size itaat edecektir," demiş. Derken sıkıldığını hisseder ve bir kez daha görevliye gi- Ama Gandi kabul etmemiş. "Üç h a f t a sonra gelin," de-der: "Bunu ummuyordum," diye şikayet eder. "İnsanın sade- miş. "Bakalım ne yapabiliriz."ce cehennemde sıkılacağını ve tatmin olmayacağını sanır- Kadın üç hafta sonra kızıyla tekrar geldiğinde Gandi kü-dım." çük kızı kucağına almış ve ona yumuşak bir tarzda "Şeker Görevli ona bakar ve şöyle der: "Sen nerede olduğunu yeme. Dişlerin için iyi değil," demiş.sanıyorsun?" Kadın utangaç utangaç başını sallamış- Sonra anne ve Ego benliklerimiz sıklıkla iyi ve kötü gibi kutuplu kav- kız evlerinin yolunu tutmuşlar. Onlar gittiğinde, Gandininramları ortalayarak bir denge bulmaya kalkışırlar. Klasik mo- yardımcılarından biri rahatsız olmuş bir şekilde ona karşıdun bu ikileştirici eğilimi çok soruna yol açar çünkü kasıtlı çıkmış. "Bapu, o kadın ve çocuğunun seni görmek için saat-olsun ya da olmasın mutlak standartlarla yargıda bulunma- ler boyu yürümek zorunda olduklarını biliyor muydun? Veya yol açar. Böylesi yargılar sıklıkla kişinin potansiyelini sı- sen onları üç hafta içinde o mesafeyi iki kez yürüttün! Nedennırlar. Bir ahlak kuralını ya da başka bir kuralı bir başkasına ilk geldiklerinde küçük kıza öğüt vermedin ki?"dayatmak ahlaki zorunluluğumuz değildir çünkü böyle yap- Gandi gülmüş. "Üç hafta önce şeker yemeyi kesip kese-mak o kişinin özgürlüğüne müdahaledir. (Bu, başkalarının meyeceğimi bilmiyordum. Ben kendim uygulayamıyorkenözgürlüğünü açıkça ve hataya yer vermeyecek biçimde teh- bir erdemi nasıl savunabilirim?"dit eden bir kişiyi bundan alıkoyamayacağımız anlamına gel- Eğer ahlak kuralları sabit ve akılcı bir davranış sistemimez. Toplumsal faydacılığın da idealist ahlak içinde yeri var- olsaydı, değişen bir dünyadaki tüm hal ve şartları kapsama-dır; tıpkı bilimsel realizmin idealist monizm içinde yeri olma- ya yetecek kadar ayrıntılı olabilir miydi? Bunun yerine, ahla-
    • 371 369 İdealist Bir Ahlak Teorisiki seçimlerin muğlak bir tarzda ifade edilmesi en iyisidir. olan mesaj budur.Muğlaklık yaratıcılığı besler ve yaratıcılık da sıklıkla ikilemle- İdeal olarak kabul ettiğimiz ama kişisel küçük düşmele-re ahlaki çözümler bulmak için zorunludur. Örneğin, önceden rimiz karşısında verdiğimiz tepkilerde uygulamayı çok zoranlatılan sandal kazası senaryosunu düşünelim. Bu zor duru- bulduğumuz şey, işte bu, kuantum buddhi benliğe erişimdir.ma altın kuralı uygulamadaki sorun şudur: Boğuluyor olsa- Kuantum benliğe erişimi artırmak, yaratıcılığı ve hür iradeyinız, şüphesiz arkadaşınızın sizi kurtarmasını istersiniz ama artırmak için psişenin radikal dönüşümüne and içmiş olma-eğer bu girişimin her ikinizin yaşamına mal olacağını bilecek lıyız. Aksini beklemek hayaldir. Çoğu peygamberin hatası,olsanız, onun kendisini kurtarmasını istersiniz. Durumun be- dönüştürücü yönelimin temel olduğunu yeterince vurgula-lirsizliği bir muğlaklık, yani neyin ahlaki olduğu konusunda mamış olmalarıdır. Dıştan uygulanan reçeteler, yara bandıy-kaçınılmaz bir şüphe yaratır; bunu ancak yaratıcı bir tepki çö- la tedavi türündendir. Hayır, insanlar dürüst oynama, ödülzebilir. ve ceza gibi geleneksel kavramlarla görünürde aşılamaz ça- Şüphe hakkındaki son teorisini bir hapishane hücresin- tışmalara ve de mutluluk ve sözde iyi bir hayat arayışını des-de geliştiren Rus fizikçi Yuri Orlov, sağlıklı şüphenin gelişi- tekleyen diğer toplumsal sözleşmelere dahil olmaksızın, birminde bir kördüğümün özelliklerini görmektedir. Bilgi girişi, ideali tezahür ettiremezler.şüphecinin zihninde iki rekabetçi durum yaratır ve şüpheci Kuantum modunda, önyargılı cevaplardan kaçınırız: Ya-bundan kaçamaz. Çözüm, Orlova göre yazı-tura atmak de- ratıcılık hedeftir; klasik koşullanmanın bir eylemi olan önce-ğil yaratıcılıktır: "Bir çatışmanın mevcut olması şarttır: Bir den verilmiş ahlaki formüllerin kestirmesine sapma otoma-yanda ikilemi çözmek imkansızdır, öte yanda ise onu çözmek tikliği olmadan daha genişletici olasılıklara açık kalmalıyız.ve kişinin diyelim ki bir rastgele sayı üretecine değil kendi iç Hedef, insanları gölde boğulan arkadaş gibi durumlar içinsesine güvenmesi şarttır."7 mucizevi çözümler bulmaları için güçlendirmektir. Böyle ya- Orlova göre, hiçbir mantıklı çözüm olmaması sebebiyle ratıcı bir müdahale, orta yaşlı bir kadın yaralanan oğlunun şüphe oluşur. Mantık sadece seçenekler arasında paradoksal ya da kocasının üstünden koca kamyonu ya da arabayı kal-bir salınıma neden olur. Aynısı ahlaki ikilem için de geçerli- dırdığında mutlaka devrededir. Özgürlük için en büyük po- dir. Mantık ahlaki bir cevaba varmaya yetmediğinde, böyle tansiyeli deneyimlediğimiz yer belki de ahlaktır.bir cevaba ancak yaratıcı bir kuantum sıçramasıyla ulaşılabi- Demek ki temel idealist ahlak ilkesini, kendimizin ve di- lir. Mantık eli sıkı bir çözüme ulaşacak kadar esnetildiğinde ğerlerinin kuantum moduna, yani varlığın (hem özgürlüğü bile, yaratıcı bir yaklaşım sorunun bağlamında gerçekten de hem de yaratıcılığı içeren) buddhi düzeyine erişimini koru- devrim yaratacak türden daha zengin bir çözüm üretir. Ah- mak ve güçlendirmek olarak tanımlayabiliriz.8 Gelin, ahlak- lak, kendi özünde iç yaratıcılık, yani kuantum benliğimizle lılığı yaşantımızda tezahür ettirme yolculuğu açısından, ide- dönüştürücü bir karşılaşma içeriyor görünmektedir. İsanın alist literatürde sergilenen yaklaşımı (ruhsal hayatın farklı "öbür yanağını çevir" tarzındaki bağışlayıcılığmda saklı olan safhalarını) adım adım inceleyelim. Çünkü iç yaratıcılık yol- ve klasik modumuzdayken barındırması bizim için çok güç culuğu ürün, yani benliğimizin dönüşümü tamamlanana ve
    • İdealist Bir Ahlak Teorisi 37i372 yakın tarz ve yolla hizmet ederiz. Bu görevlerin ne olduklarıdiğerlerinin görmesi için iletişime sokulana dek tamamlan- nı gördüğümüz anda, temel ahlaki görevlerden taviz vermemış sayılmaz. yiz. Hizmetimiz kalbimizi başkalarına açar. Daha çok sevdik çe, kendimize ve başkalarına ahlaklı davranmayı o kadar be ceririz. İDEALİST AHLAK UYGULAMASININ ÜÇ SAFHASI Bilgelik yogası olan üçüncü safhada, irademiz ve benli ğin kuantum modunun iradesiyle mükemmel biçimde aynı İdealist literatürdeki en iyi anlatımlarından biri bu özet- çizgiye gelerek eylem yaparız. Bu aynı çizgiye gelişte, egöte ele alacağımız Bagavatgitadır. Bu düşünceye göre, insanın düzeyindeki irademizi, birleştirici şuurun andan ana yaptığıahlaki yolculuğu üç ruhsal yol açısından görülebilir: eylem seçimlere teslim ederiz. Bu, Hristiyan ahlak doktrinine benyogası (karma yoga), sevgi yogası (bhakti yoga) ve bilgelik zer: Senin muradın olsun. Ancak bu durumu ikinci şekliyleyogası (jnana yoga). Egonun faydacılığının ötesindeki insani düşünmek, "sen"in "ben"den ayrı yorumlandığı bir yanlışahlaksal gelişimin her bir safhasında bu üç yogadan biri bas- anlamaya yol açabilir. Bu ayrım, kişinin dıştaki bir etken içinkındır; ancak bu üç yoga da aynı anda uygulanabilmektedir. kendi hür iradesinden vazgeçmesini önermektedir amaBu yogaların her biri ahlaki eylemin bir uygulamasını içer- zaten "Sen", bu olgunluk safhasına gelindiğinde "ben"denmektedir. ayrı değildir. Demek ki egoyu kuantum moduna teslim eder- İlk safhada, eylem yogasında, kişi eylemin ürününe bağ- ken, kişi gerçekten hür ve yaratıcı hale gelir. Dar anlamıyla-lanmaksızın nasıl eylemde bulunacağının uygulamasını ya- söylersek, artık çatışma olmadığından ahlak kurallarının reh-par. Koşullanmamızın doğasını açıkça görmemize müdahale berliğine ihtiyaç kalmaz. Tüm bunlar (ahlak kuralları, çatış-eden, egonun eylemden çıkacak ürüne göz dikmesidir. Ko- malar) birleştirici şuurun iradesinde erirler. Sonra sadece uy-şullanmamızı görmedeki bu yeteneksizliğimiz, görevlerimizi gun, doğru davranış var olur.tanımamızı engeller ve bizi ahlaki eylemlerden alıl oyar. Bu, Son olarak, ahlakçı filozofları rahatsız eden bir soruyu-hazırlık safhasıdır. Koşullanmış eylemlerimizi görmeye baş- ele alalım. Ya ahlaklı hayat iyi hayatla çatışırsa? Bu, şüphesiz,-larız, böylece daha ahlaklı eylemde bulunmayı seçebiliriz. Bu kişinin iyi hayatı nasıl tanımladığına bağlıdır. Varlığımızın-safha bazen dünyayla temel birliğimizi fark edişimizle so- ego düzeyinden buddhi düzeyine doğru dönüşürken, mutlu-nuçlanır: iç yaratıcılığın a-ha! deneyimi. luk peşindekoşmak şeklindeki iyi hayat tanımı yavaş yavaş Bir sonraki safha olan sevgi yogasında (dinsel bir mecaz neşe hayatı tanımına doğru değişir. Geçici zevklerin peşindekullanmak gerekirse Tanrının aracı olarak) başkalarına hiz- sürekli koşmanın yerini alan düzenli, bütünlük içinde ve ça-met için eylem yaparız. Bu diğerkam safhadır, ahlaki eylemin balamadan kolayca yaşanan ama ahlaklı bir hayat, hizmet- orta sahnesi. Başkalığı -diğer bireysel tezahürlerin grup değil hayatıdır. Bu ikisi çatışabilir mi? Şair Rabindranath Tagore gi- de bağımsız geçerliliğini- keşfederiz. Görevlerin çağrısını du- bi uygulama yapan idealist de şunu keşferder:yar ve onu önemseriz. En büyük sayının o soyut en büyük iyiliği için değil de herkes için iyi olana doğrudan ve bize en
    • Uyudum vehayatın neşe olduğunu düşledim.Uyandım vehayatın hizmet olduğunu gördüm. RUHSAL NEŞEEylemledim vegördüm ki Bu KİTAPTA, egonun ötesindeki benliği keşfetmenin temelhizmet neşedir. idealist şemasını gördünüz. Bu din midir yoksa bilim mi? Pe- ki felsefenin rolü nedir? ingilizce religion (din) kelimesi "tekrar bağlanmak" an- lamındaki religiere kökünden gelir. Yetişkin gelişimi sürecinin sonucu, aslında başlangıçta olduğumuz şeye, yani beyin-zih- nin asli işlemlerine, bireysel olmayan benliğe tekrar bağlan- maktır: Demek ki idealist program, bu anlamda gerçekten dindir. Ancak tüm büyük dinlerde düalist eğilimler vardır. Ço- ğu dinde belirli bir öğreticinin tanrılaştırılması ya da belirli bir öğreti veya belirli bir inanç sisteminin resmi ilanı söz ko- nusudur. Bunlar, son tahlilde aşılmak zorundadır. Demek ki idealist plan, gelişiminin son safhasında tüm dinlerin, inanç- ların, inanç sistemlerinin ve önderlerin ötesine geçmelidir. İdealist plan bir bilim midir? Yetişkin gelişiminin safha- larının hepsi olmasa da çoğunun (zayıf nesnellik anlamında) nesnel teste tabi tutulabileceğine inanıyorum, dolayısıyla bir bilim olarak nitelenebilir. Pek de uzun olmayan bir süre önce psikolog Gordon Allport, özgürlük psikolojisi konusunda elimizde bir şey yok, demişti. Eh, işte sonunda bir özgürlük psikolojisi var. İnsanın ruhsal arayışı fenomenine, psikolojinin en yeni 375
    • 376 Ruhsal Neşe 377uzantısı olarak baktığımızda, belki de bilim ve din arasında- Ancak, ruhsal disiplinler içinde asla baskın olmamaları-ki son uzlaşma da sağlanmış olacaktır. Bu özgürlük psikolo- na karşın, her zaman dünyayı onaylayan sesler var olmuştur.jisinde, bilim ve din tamamlayıcı işlevlere sahip olacaktır. Bi- Dolayısıyla Japonyada aydınlanmayı vurgulayan Rinzailim hem teorik hem de pratik olan daha ileri nesnel inceleme- Zenin yanı sıra dünyaya hizmet edebilelim diye şefkatinlere girişecektir. Din bu şekilde edinilmiş bilimsel bilginin ya- uyanmasını vurgulayan Soto Zen de vardır. Hindistanda,yılmasına girişecektir ama öznel bir şekilde çünkü böyle bir dünyayı inkar eden Upanişadların arasında, kendisi hayatınbilginin nesnel biçimde öğretilmesi konu dışıdır. Her ikisini içindeyken ölümsüzlüğün tadını çıkarmayı ilan eden İşade taçlandıran ve her ikisi için de işaret direği olarak iş göre- Upanişadı mevcuttur.1 Çinde Taocular benzer şekilde dün-cek olan da felsefe olacaktır: yeni anlayış ve kavrayışlarla yada barış ve neşe dolu bir yaşam felsefesini ilke edinmişler-zenginleşmeye devam edecek olan idealist metafizik. dir. Hindistandaki Baullar da ruhsal neşenin muhteşemliği- Temel ve (bilimsel anlamda) doğrulanamaz idealist me- ne şarkılar söylemişlerdi.tafizik, tek cümledir: Şuur tüm varlığın temelidir ve benlik Dünyayı onaylayan karakteri sebebiyle ruhsal neşe, ge-şuurumuz, o şuurdur. Bu hükmün basitliği, aynı zamanda leneksel bilimin asli faaliyeti olan tezahür etmiş doğanın keş-onun zenginliğidir. İnsanların bu metafiziği değişik zaman fini kucaklar. Demek ki, ruhsal neşe felsefesiyle bütünleşmişve değişik kültürlerde yorumlama ve açıklama çabalarının bir bilimi -idealist bilim- sonunda geliştirmiş olmamıza şaş-oluşturduğu engin felsefi literatüre bakın. Bu kitap, sürege- mamak gerek. İdealist bilim, dünya dinlerine vurgulamalarınılen idealist teşebbüse son katkıdır; baskın biçimde bilimsel değiştirmeleri, temel ıstırabı da neşeyi de, dünyayı da ruhu daolan kültürümüz için uygun bir katkı. tanımaları konusunda meydan okumaktadır. Bu hedefin ger- Ruhsal gelenekler içinde, ruhsal yaşam tarzı için iki çekleştirilmesi, bilim ve din arasındaki son uzlaşma olacaktır.önemli öneri su yüzüne çıkıyor: Baskın olanı, dünyanın inka- Bilimin, dinin ve felsefenin ötesinde, biz ve hür irademizrına dayanır. Fenomenal dünya dukkhadır, rahatsızlıktır, ıstı- var. Bagavatgitanın son dizelerinden birinde Krişna, Arju-raptır, demişti Buda. Aziz Paulün Hristiyanlığında, bir Hris- naya idealist tarzda yaşamak ya da yaşamamak konusundatiyanm tüm hayatı, ilk günah için bir kefarettir. Hint Vedanta kendi hür iradesiyle bir karara varmasını söyler. Bu karar, si-felsefesinde de fenomenal dünya bir illüzyon olarak görülür. zin, benim ve hepimizin kendi hür irademizle varmamız ge-Bu gelenekteki insanlar aydınlanmayı, terki, nirvanayı, kur- reken karardır.tuluşu aldatıcı ıstırap dünyasından kaçmanın çeşitli safha ve Anket üstüne anket gösterdi ki, Amerikalıların çok bü-biçimleri olarak vurgulamışlardır. Ruha döneriz çünkü mad- yük bir yüzdesi mistik deneyimler edinmiştir. Keşke bu de-desel dünyanın bize sunacağı bir şey yoktur; ruhsal yücelti- neyimlerini, varlığın buddhi düzeyine uyanmanın temeli ha-cileri en yüksek erdem olarak ilan ederiz. Bu konumdan ba- line getirselerdi! Ve birçoğumuz yeniden büyülendiğinde,kılınca, dünyanın keşfi olan bilim, ruhsal geleneklere zıt ve buddhide olduğunda ve yaşadığında, şuur hareketindekiters görünmektedir ve görünüşteki bu çatallanma bilim ve değişme pekala dünyanın dört yanında meydana gelebilir.ruhsallık arasında husumet doğurmuştur. Böyle kitlesel şuur hareketlerine rönesans denebileceği-
    • 376 Ruhsal Neşe 379ni düşünüyorum. Böylesi değişim dönemleri birçok kültür tanrısını Sina Dağında aramış, On Emri almış ve halkıyla bir-ve uygarlıkta meydana gelmiştir. Bir sonraki bu tarz röne- leşmek üzere onlarla çıkagelmiştir. Her durumda da tekrarsans, modern iletişim teknolojisi sayesinde çok özel bir deği- kavuşma bir bütünleşme öğretisini öne çıkarmaktadır; sıra-şim -belki bir doğum- olacaktır: İnsanlık artık karşılıklı bağ- dan hayat deneyiminde ruhu tezahür ettirmenin yeni bir yo-lantılıdır. Sonraki rönesansın yankıları dünya çapında ola- lu.caktır. Bu, küresel barışın rönesansı olacak. Kahramanın yolculuğu mitinin, bilimin, gerçekliğin Bagavatgita böyle bir rönesansm olaylarını bir avata- doğasını arayışında tekrar sahnelendiğini görüyorum. Ancakranın ya da öğretmenin gelişi olarak resmeder. Geçmişte eski günlerin bireysel kahramanlığı yerini kolektif kahra-bazen böyle avataralar yalıtılmış, tekil bireylerdi; başka za- manlığa bırakmıştır. Adı sanı duyulmayan birçok bilim ada-manlarda bireylerden oluşan gruplardı. Ama dünya artık çok mı mitin üç safhasından geçip kahramanın yolunda yürü-daha büyük ve bir sonraki rönesansa yol açması için daha müşlerdir.önce görülmemiş sayıda bireyin avataralar haline gelmesine Bilimin teolojinin bağlarından kopup serbest bir rota iz-ihtiyaç duyuyor. Sizin ve benim yolculuğumuzun, insanlığın lemesi için, zihin ve maddenin ayrımı tarihsel olarak kaçınıl-parçalanmışlıktan çoklukta birlik haline doğru muazzam mazdı. Canlı ve şuurlu olan da dahil tüm maddeyi biçimlen-yükselişinin gerçekleşeceği zamana doğru olduğunu hayal diren etkileşimleri ve mekaniği kavrayabilmek için teolojikedin. Bu gerçekten de bir kahramanın yolculuğu olurdu. yanlılık olmadan şuursuz maddeyi incelemek şarttı. Bu fizik- sel güçler üstünde tadını çıkardığımız göreceli efendiliği elde etmek neredeyse dört yüz yıl sürdü. KAHRAMANIN YOLCULUĞU Bu ayrılma yolculuğunda birçok dönüm noktası ve bir- çok kahraman vardı. Descartes yelken açtı. Hemen ardından Birçok kültürdeki mitler Joseph CampbeHin kahrama- Galileo, Kepler ve Newton kahramanlar gemisinin dümenci-nın yolculuğu2 dediği bir tema içermektedir. Kahraman, leri oldular. Darwin ve Freud ayrılmayı, mekaniğin yasaları-dünyasından ayrılmaktan dolayı ıstırap çekmektedir. Gizem- nı canlı ve şuurlu olanın alanına genişleterek tamamladılarli güçlerle yüzleşmek için kendi başına yola çıkar ve sonun- ve ayrım yüzlerce denizci (bilim adamı) tarafından korundu.da (muhteşem bir birleşmeye) edindiği bilgiyle birlikte zafer- Yirminci yüzyılda rüzgar kahramanlar gemisi için farklıle döner. Eski Yunanlılar ateşin yararlarına duydukları takdi- yönden esmeye başladı. Planck kuantumu, Heisenberg veri, Promete mitinde ifade etmişlerdi: Promete cennete gitmiş, Schrödinger kuantum mekaniğini keşfettiler. Bu keşifler eskiateşin sırrını tanrılardan çalmış ve onu insanlığa bir hediye materyalist, kartezyen rotayı sonsuza dek değiştirdi. Bert-olarak vermiştir. Hindistanda Gautama Buda, prenslik dün- rand Russellin belirttiği gibi, yirminci yüzyıl biliminde,yasının rahatlığını terk ederek nirvanasına yol açan kahra- madde daha az maddesel ve zihin daha az zihinsel görünü-manın yolculuğuna çıkmıştı. Oradan Sekiz Katlı Yolun haki- yordu. İkisi arasındaki dört yüz yıllık uçurum kapanmayakatlerini öğretmek için dönmüştü. İsrailin kahramanı Musa, hazırdı: Kahramanların dönüşü başlamıştı.
    • 380 Ruhsal Neşe 381 Promete geriye ateşi getirdi. Buda geriye Sekiz Katlı Yo-lu getirdi. Her birinin dönüşü toplumun dinamiğinde bir Daha yapılacak çok şey var. Yeni görüş kuantum meka-devrimle, tam bir paradigma değişikliği patlamasıyla sonuç- niğin tutarlı bir yorumunu veriyor olmasına ve zihin-bedenlandı. Bugün, kuantum mekaniğini, onun yorumlanması ve paradokslarını çözüyor olmasına rağmen, tutarlı bir tablo-idealist bilim içinde özümsenmesinde Prometenin ateşinin nun ortaya çıkmasından önce sorulacak bir dolu soru var.ve Budanın asil hakikatlerinin paradigma değiştirme kudre- Eğer şuur dünyanın dokumasıysa, bu fikri doğrulayan yenitini görüyoruz. laboratuvar deneylerini nasıl buluruz? Bu, cevaplanmadan Mitoloji, şuur oyununun tarihidir. Eğer şuuru keşfetme- kalan sorulardan sadece biri.yi reddederseniz, eğer şuurun bir epifenomen olduğu fikrini Yeni ve şuura dayanan bir idealist bilimin bu bölümdereddetmekte başarısız olursanız o zaman mit sizi teğet geçer. araştırılan fikirleri -bilimi idealizm felsefesine bütünleştirmeDoruk noktası, kahramanın dönüşü; tüm mitlerin en etki- çabalarından doğan fikirler- ciddi ve kişisel incelemenize de-leyicisi şimdi de oynanmaktadır ama pek az kişi bunu açıkça ğecek türdendir. Eğer bu değer biçme sizi şuuru araştırmaya, görebilir. Böylesi bir körlük, yazar Marilyn Fergusonu geliş- dönüşüm için kendi kahramanın yoluna başlamanıza yol mekte olan paradigma değişikliğini Kova Çağı Komplosu di- açarsa çalışmam haklı demektir. ye adlandırmaya sevk etmişti. Bu, tarihin kaydettiği en açık Yüzlerce yıldır bilimin nesnelliğine boyun eğdik ama komplodur.3 yaşamlarımızda öznelliği ve dini aziz tuttuk. Yaşamlarımızın Zihin-beden ve madde-şuur düalizminden kalan miras- bir çatallaşma takımı haline gelmesine izin verdik. Artık bili- tan, bugün zihin alanındaki birçok bilim adamının öne sür- mi, yaşam tarzlarımızı bütünleştirmek ve dinlerimizi yeni- me eğilimi gösterdiği gibi materyalist realizme dayanan leştirmek için yardıma çağırabilir miyiz? Öznel deneyimleri- monizmi öne sürererek kurtulunamaz. Kanadalı beyin cerra- mizin ve ruhsal felsefenin bilimimize doğru genişletilmesin- hı Wilder Pendfieldin vurguladığı gibi, "Bu iki şeyin (zihin de ısrarcı olabilir miyiz? ve beden) bir olduğunu açıklamak, onları bir etmiyor." Ger- "Bir gün," demişti cizvit filozof Teilhard de Chardin "rüzgarları, dalgaları, gelgitleri ve yerçekimini dizginledik- çekten de etmiyor. Tutarsız olan ve idealistlerin (beden, zihin ten sonra... sevgi enerjilerini de dizginleyeceğiz. Sonra dün- ve şuuru, gerçeklik modelimize nasıl dahil edeceğimize iliş- ya tarihinde ikinci kez insan, ateşi keşfetmiş olacak." Rüzgar- kin) geçerli kaygılarına kulak asmayan monistik görüşler ları, dalgaları, gelgitleri ve yerçekimini (eh, neredeyse) diz- aceleyle kucaklandığında, eskilerinin yerini yeni klikler alı- ginledik. Sevgi enerjilerini dizginlemeye başlayabilir miyiz? yor. Tüm potansiyelimize, yani kuantum ve klasik benliklerimi- Burada ana hatları çizilen paradigma, hem idealist hem ze bütünleşmiş bir halde sahip olabilir miyiz? Yaşamlarımı- de materyalist tarafın kaygılarını hesaba katan gerçekten bü- zın Sonsuz Olanın ebedi sürprizlerinin ifadeleri haline gel- tünleşmiş fikirler üstünde durmaktadır. Bu fikirler sadece mesine izin verebilir miyiz? Verebiliriz. kuantum fiziği teorilerinde değil, bilişsel psikoloji ve nörofiz- yolojideki laboratuvar çalışmalarında da ele alınmıştır.
    • Sözlük 383 belirsizlik ilkesi: Bir kuantum nesnesinin momentumu ve konumu gibi tamamlayıcı niceliklerinin aynı anda tam ölçülemeyeceği il- kesi. Bell eşitsizlikleri: Bağlantılı kuantum nesnelerinin gözlemlenmesi- nin olası sonuçlan arasındaki matematiksel ilişkiler takımı; John Bell tarafından gizli değişkenlerin yerelliği varsayımıyla türetil- miştir. SÖZLÜK Bell teoremi: Bell tarafından keşfedilen ve yerel gizli değişkenlerin kuantum mekaniğiyle uyuşmadığını öneren bir teorem.anima: Erkeğin bilinçaltı kadın tasarımı. Jung erkeğin bilinçaltında Benlik: Şuurun öznesi. bir kadın arşetipi bulunduğunu ileri sürerken bu arşetipi anlat- mak için bu terimi kullanır. Bhakti yoga: Sevgi veya sadakat yogası.animus: Kadının bilinçaltı erkek tasarımı. Bohm, David: Kuantum mekaniğin yorumlanma sorununa hayliantropik ilke: Evreni tezahür ettirmek için gözlemcilerin şart olduğu katkıda bulunan İngiliz fizikçi. Kendisi bir realist olmasına kar- şın, Bohm aşkın alemi hayli takdir eder. önermesi; ayrıca güçlü antropik ilke olarak da anılır.arşetip: Maddesel veya zihinsel bir tezahürün öncülü anlamındaki Bohr, Niels: Bohr atom modelini kuran ve tamamlayıcılık ilkesini Eflatuncu fikir; ayrıca kolektif şuurun dürtüleriyle ve ilksel psi- keşfeden Danimarkalı fizikçi. Yaşamı boyunca, Kopenhag yoru- munun en etkili sözcüsü olmuştu. Heisenberge göre, daha son- şik süreçlerle ilgili bir Jung sembolü. raları birçok fizikçinin kuantum mekaniğini anlamasında birAspect, Alain: Paris-Sud Üniversitesinden, 1982de kendi adıyla anı- dönüm noktası olan Bohr, pozitivist felsefeye (ve enstrümanta- lan deneyde kuantum mekansızlığını kesinleştiren deneysel fi- lizme) hiç itibar etmemişti. Bohr, kuantum fiziğin garipliğinde zikçi. önemli bir şeyin olduğunu anlamıştı.aşkın alem: Paradoksal biçimde fiziksel zaman-mekanın hem içinde bozunma: Bir atom çekirdeğinin zararlı radyasyon yaydığı ve farklı hem de dışında olan bir gerçeklik alemi. Bu kitaba göre, aşkın bir hale dönüştüğü süreç. alem mekansız olarak yorumlanmalıdır. Zaman mekanda sinyal bozunmamış düzey: Bir dolanık hiyerarşinin mantıksal süreksizliği- alışverişi olmaksızın bağlantılar kurma yoluyla zaman-mekan- nin ötesinde olan ve oradaki bakış noktasından dolanıklığın daki olaylara tesir edebilir. sebebinin açık olduğu aşkın alem.aşkın deneyim: Egonun ötesindeki şuurun doğrudan deneyimlen- Broıvn hareketi: Bir sıvı içinde asılı duran parçacıkların, sıvının mo- mesi. lekülleri ile rastgele çarpışmalarının neden olduğu rastgele ha-atman: Egonun ötesindeki yüksek kozmik benlik anlamındaki Sans- reket. kritçe sözcük; bu kitapta yaratıcı kuantum benlik için bir terim çekirdek: Çevresinde elektronların döndüğü, atomun ağır ve en or- olarak kullanılmıştır. tadaki kısmı. çift yarık deneyi: Dalgaların özelliklerini belirlemek için kullanılan 382
    • 384 Sözliik 385 klasik deney; örneğin, bir ışık dalgası bir ekrandaki iki yarıktan lama eğilimini bilimsel inançlarına uygun bulmuyordu. geçerken ayrılır ve bir fotoğraf plakasında veya flüoresan ekran- enerjinin korunumu kanunu: Şu ana dek her bilimsel deneyde doğru- da bir girişim deseni oluşturur. lanmış olan, maddesel evrenin enerjisinin sabit kaldığı fikri.çok anlamlı sözcükler: Belirli bağlamlarda muğlak görülebilen birden enstriimantalizm: Bilimi deneysel verilerin analizinde ve yeni tekno- fazla anlama sahip sözcükler: örneğin, kaz (bir kümes hayvanı lojiye kılavuzluk etmede sadece bir enstrüman olarak gören ve ya da kazma eylemi). metafizik meselelerde bilime itibar etmeyen felsefe.dalga boyu: Dalga devrinin uzunluğu; zirveden zirveye uzaklık. epifenomen: İkincil feomen; bir şeyin asıl unsurura bağlı olarak mev-dalga fonksiyonu: Kuantum olasılık dalgalarının dalga genliğini tem- cut olan şey. sil eden bir matematiksel fonksiyon: Schrödinger denkleminin epifenomenalizm: Zihin fenomenleri ve şuurun, maddenin ikincil fe- bir çözümü olarak elde edilmiştir. nomeni olup alt yapının maddesel etkileşimlerine indirgenebilirdavranışçılık: Yirminci yüzyılda parapsikolojinin asli paradigması. olduğu fikri. İnsan davranışının açıklamasının, bir kişinin uyartı-tepki-güç- epistemoloji: Bilginin yöntemlerini, kökenini, doğasını ve sınırlarını lenme modellerinin tarihçesinde bulunabileceğini savunur. inceleyen felsefe dalı; ayrıca nasıl bildiğimizi inceleyen bilimDemokrit: Esasen Batıdaki materyalizm felsefesini kurmakla tanı- dalı. nan eski Yunanlı filozof. esir: Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğudeterminizm: Dünyanın nedensel ve Newton hareket yasaları ve varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz (cevher). başlangıç koşullarıyla (zaman-mekan evrenindeki nesnelerin EPR bağlantısı: Bir süre etkileşen ve sonra etkileşmeyi kesen iki ku- başlangıç konumları ve hızları) tamamen belirlenmiş olduğunu antum nesnesi arasında mesafe olmasına rağmen süren faz iliş- söyleyen felsefe. kisi. Bu kitaptaki modelde, EPR bağlantısı nesneler arasındakidevirsellik: bkz. kendine gönderme yerel olmayan, potansiyel bir tesire karşılık gelir.dolanık hiyerarşi: Kategori düzeyleri arasında bir ilmek; bir süreksiz- EPR paradoksu: Kuantum mekaniğinin eksikliğini gösterebilmek üzere Einstein, Podolsky ve Rosen tarafından icat edilen para- liğe girmeden nedensel olarak izi sürülemeyen bir hiyerarşi. Bir doks; ancak paradoks kuantum mekansızlığın kanıtına giden örneği, yalancının paradoksudur: Ben yalancıyım. yolu açtı. Bkz. EPR bağlantısı.düalizm: Zihin (şuur dahil) ve beynin iki ayrı gerçeklik alemine ait eşzamanlılık: Nedensel olmayan ama anlamlı tesadüfler; Jung tara- olduğu fikri. Ancak bu felsefe iki alemin, dünyamızda gördüğü- fından kullanılan bir terim. müz enerjinin korunumu kanunuyla çelişmeden nasıl etkileşe- bildiklerini açıklayamaz. Faraday kafesi: Tüm elektromanyetik sinyalleri engelleyen metal odacık.ego: Benliğin koşullanmış unsuru.Einstein, Albert: Belki de yaşamış en ünlü fizikçi; rölativite teorileri- farkındalık: Düşünceler gibi şuur nesnelerinin fark edilebildiği zihin ni keşfetmiştir. Dalga-parçacık düalitesi ve olasılığı gibi temel fi- "uzayı"; maddesel nesnelerin hareket ettiği fiziksel uzaya ben- kirler dahil kuantum teorisine büyük katkılar yapmıştır. Son yıl- zetilir. larında, kuantum fiziğin enstrümentalist (ve pozitivist) yorum- faydacılık: Ahlakın "en büyük sayı için en büyük iyi" hedefini amaç-
    • 387 391 Sözliik layan bir kural olduğu teorisi. matiksel teorem; bir matematiksel sistemin kendi aksiyomlarıfaz ilişkisi: Nesnelerin, özellikle dalga