KİMYON ( Cuminum cyminum)
 Bitkinin adı/adları: Kemmon, Acem kimyonu, avcar,
zıra
 Genel Özellikleri:Kimyon 30cm ye kadar boylanabilen,
yaprakları uzun ve dar segmentli; çiçek demetleri
pembe ve beyaz; meyveleri küçük, oblong ve köşeli
genellikle iki meyveye ayrılmış olan tekyıllık bir
bitkidir.
 Yetiştiği Yer: : Kuzey Mısır’da doğal olarak yetişir, fakat
tüm Akdeniz ülkelerinde kültürü
yapılmaktadır.Ülkemizde Orta Anadolu bölgesinde
(Eskişehir, Sivrihisar, Polatlı, Konya) yetiştirilmektedir.
 Kullanılan Bölgeleri:Tohumu
 Taşıdığı Maddeler: : % 1,5-4 oranında uçucu yağ (%25-
35’i kuminaldehit) ve flavonoitler taşımaktadır.
 Kullanım alanları:Sağlık,gıda
 Kullanış Şekli: İlaç olarak kullanımı toz halinde
doğrudan ya da suyla kaynatılarak yapılır.
 Sağlıkta Kullanımı: Kimyon meyveleri, gaz ve karın
agrısını giderici, uyarıcı, ağrı kesici, anne sütünü
arttırıcı özellikler taşır.
 Hazımla ilgili sikayetlerde, kolik ve kramp benzeri
ağrılarda kullanılır.
 Ürünleri:Drog, macun
MAYDANOZ (Petroselinum sativum
L.)
 Genel Özellikleri:Bu gün üretimi yapılan maydanozlar başlıca 2 ayrı
grupta yer almaktadır.
 Petroselinum crispum (Mill.) var. Neapolitanum Danert:
 Yaprak maydanozu olup yaprakları parçalı
büyük ve küçük, kıvırcık ve düz, ince ve geniş olan formları
vardır. Kökleri ince yapılıdır. İki ana grubu vardır.
 Düz yapraklı maydanozlar : Ülkemizde yetiştirilen gruptur.
 Kıvırcık yapraklı maydanozlar : Yaprakları çok kıvırcıktır.
 Petroselinum crispum (Mill.) var. Tuberosum Crow. :
 Kök maydanozu olup, yaprakları çok incedir.
 Kökleri havuç gibi şişkin kısa, küt, uzun veya geniş olabilmektedir.
Yetiştiği Yer:Akdeniz ülkesi bitkisidir.
İspanya, Yunanistan,Fas, Cezayir ve Tunus da bol miktarda yabani
maydanoz bulunduğu bildirilmektedir.
Yetiştiriciliği M.Ö. 4000 yıllarına dayanır.
Kullanılan Bölgeleri:Yeşil yaprakları, dal, gövde,
kök,tohum
 Taşıdıgı etken Maddeler:Yapraklar(kalsiyum, demir, A-
C-K vitaminleri)
Kökler(uçucu yağ, furanokumarinler, poliasetilen
türevleri, flavonlar, furanokumarinler)
Tohumlar(uçucu yağ, limonen, pinen, fellandren,
flavonlar, furanokumarinler)
 Kullanım alanları:Sağlık, gıda, kozmatik
 Sağlıkta Kullanımı:Kanı alkali yaparak susuzluğu giderir.
 Damarları genişleterek tansiyonu düşürür.
 Kansızlığı giderir.
 Hazmı kolaylaştırır iştah açar.
 İdrar söktürür , romatizma selülite de faydalıdır.
 Regl kanamalarını normale getirir.
 Yumurta kanallarını yumuşatarak hamileliği kolaylaştırır.
 Kanı temizler, direnci artırır, cildi güzelleştirir.
 Salgın hastalıklardan korumayı sağlar.
 Kansere karşı korur.
 Genç kalmayı sağlar.
 Bedeni ruhi bunalımı geçirir.
 Karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarında faydalıdır.
 Diş kanamalarını geçirir, önler
 Ürünleri:Drog, merhem, ekstrakt
KARABİBER (Piper nigrum L.)
 Genel Özellikleri:Odunsu yaklaşık 5m’e kadar
boylanan, çok yıllık, yaprak dökmeyen, tırmanıcı bir
bitkidir. Yaprakları oval ve büyük, çiçekleri küçük,
beyaz ve demetler halinde, meyveleri hamken yeşil
olgunlaşınca kırmızı renklidir. Olgunlaşmadan evvel
toplanan ve kurutulan meyveleri kullanılır.
 Yetiştiği Yer: Hindistan’da yabani olarak yetişir, fakat
bir çok sıcak ülkede kültürü yapılmaktadır.
 Kullanılan Bölgeleri:Tohumu
 Taşıdıgı etken Maddeler:Uçucu yağ ve alkaloit olan
piperin içerir.
 Kullanım alanları:Gıda, sağlık
 Kullanış Şekli:Genellikle bal veya pekmezle macun
yapılarak yenir.
 Sağlıkta Kullanımı: Çok eskiden beri sağlık alanında
midevi ve ateş düşürücü olarak kullanılır.
 Öksürügü keser, agrılarda ısıtıcı olarak masaj
yaglarının içine girer.
 Ürünleri:Toz, drog
NANE (Mentha piperitae)
 Mentha piperitae türünün gölgede kurutulmuş
yapraklarıdır.
 Bu tür bir kültür bitkisi olup M. Aquatica L. ile M.
Spicata L. türlerinin melezidir.
 Bu tür 30-90 cm yükseklikte, kuvvetli kokulu, hemen
hemen tüysüz, gövde ve dalları genellikle
kırmızımtırak renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir.
 Yapraklar dişli kenarlı, üzeri buruşuk, saplı ve koyu
yeşil renklidir.
 Çiçekler erguvani renkli olup dalların ucunda birçoğu
bir arada toplanmıştır.
 Kuzeybatı ve Batı Anadolu’da bulunur.
 Sulak ve gölgelik yerleri sever.
 Tohum vermediği için ancak rizomları ile üretilebilir.
 Dış görünüşü
 3-8 cm uzunlukta, oval biçimli, sivri uçlu, kısa saplı,
kenarları dikişli, çıplak ve hafif tüylü ve koyu yeşil
renkli basit yapraklardır.
 Kokusu özel ve kuvvetli, tadı ise baharlı ve
serinleticidir.
 Bileşim:
 Rezin, tanen ve uçucu yağ (%0.5-1) taşımaktadır. Uçucu yağ
miktarı yetiştirilen ırka ve yetiştirme koşullarına göre
büyük değişiklikler gösterir.
 Anadolu kökenli (Ankara) bitkilerin kurutulmuş dal ve
yapraklarında %0.51 uçucu yağ bulunduğu gösterilmiştir.
 İstanbul civarında yetişen bitkilerin taze yapraklarında
%0.8, kurutulmuş yapraklarında ise %3.25 uçucu yağ
bulunduğu saptanmıştır.
 Türkiye de yetişen bazı Mentha türleri uçucu yağları Semra
Kurucu tarafından incelenerek yayınlanmıştır.
 Uçucu yağ için terpenler, serbest ve ester halinde mentol
(%40-60), menton (%8-10) ve mentofuran bulunmaktadır.
 Etki ve kullanılış:
 Bilhassa sinirsel kökenli mide bulantılarını kesici, gaz
söktürücü ve koku verici olarak kullanılmaktadır.
 Kullanılış şekli:
 İnfusyon (%4-5) sabah akşam birer bardak, nane suyu
günde 20-80 gr alınır.
 İştah açar.
 Sinirleri yatıştırır ve vücuda rahatlık verir.
 Sterese ve baş ağrısına iyi gelir.
 Spazm ve kalp çarpıntısı riskini azaltır.
 Ateşi düşürür.
 Sindirim sistemi ve mide için çok faydalıdır.
 Sindirimi kolaylaştırır.
 Gaz söktürücüdür.
 Bağırsak kurtlarını düşürmeye yardımcı olur.
 Ülsere ve mide yanmasına iyi gelir.
 Kusmayı, mide bulantısını ve ağrısını önler.
 Grip, bronşit gibi soğuk algınlıklarında ve öksürükte
faydalıdır.
 Diş ağrısını ve ağız kokusunu giderir.
 Anne sütünü arttırır.
 Sinirsel iktidarsızlığa iyi gelir
 Yetiştirme:
 Nane memleketimizde halen bahçe ve bostanlarda
küçük miktarlarda yetiştirilmektedir.
 Uçucu yağ elde etmek için lüzumlu olan materyel,
ancak geniş oranda ve yüksek verimli çeşitlerin
yetiştirilmesi ile elde edilebilir.
 Yabancı kökenli anaçlar ile İzmir bölgesinde yapılan
kültür denemeleri memleketimizde yüksek uçucu yağ
verimli (% 3.8 oranına kadar) bir mahsülün
alınabileceği göstermiştir.
 İzmir de yetiştirilen bitkilerden elde edilen uçucu
yağda menton oranının Avrupada yetiştirilen
bitkilerden daha yüksek olduğu gösterilmiştir.
 Uçucu yağdaki mentol-menton oranı ortama
(iklim,toprak) bağlı olarak geniş bir şekilde
değişmektedir.
 Diğer isimler: Biber nane, Fülfüli nane, İngiliz nanesi,
Misk nanesi.
Domalan Mantarı (Truffle sp.)
 Trüf mantarları yüzyıllardan beri ‘Tanrıların yiyeceği’
olarak bilinen ekonomik olarak çok değerli ve hoş
kokusu ve lezzeti ile mutfaklarda baş tacı edilen
toprağın 5-20 cm altında ektomikorizal olarak yetişen
bir mantar türüdür.
 Trüf türleri Fransa’da Truffe, İtalya’da Tartufi,
İspanya’da Trufa, İngiltere’de Truffle, Almanya’da
Trüffel, İsveçte’de Tryffelolarak isimlendirilirler.
 Türkiye’de toprak altından çıkarılan mantarların
tamamı farklı bölgelerde farklı isimlerle adlandırılsa
da genel olarak dolaman veya domalan mantarı olarak
bilinmektedir.
 Yapısının % 73’nü su geri kalan kısmını ise protein ve
minerallerden (potasyum, kalsiyum ve magnezyum)
oluşmaktadır.
 Trüf türleri Mantarlar aleminin Ascomycetes sınıfına
ait olup, özellikle meşe (Quercus), fındık (Corylus)
bitkileriyle mikorizal ortaklık oluştururlar.
 Bitkilerler mikorizal ilişki sayesinde trüf mantarları
hem kendi hayat döngülerini tamamlar hemde
insanlığa dünyaca ünlü, çok değerli, kendine özgü
aroma ve tada sahip trüf mantarlarını üretirler.
 Bunların arasında da en değerlileri, “Tuber
melanosporum” ve “Tuber magnatum‟dur.
 İlki aroması nedeniyle ticari alanda eşsiz bir yere
sahipken, ikincisi çok ender bulunduğu ve henüz suni
üretimde yeterince başarı yakalanamadığı için, dünya
pazarlarında adeta dudak uçuklatan fiyatlarla alıcı
bulmaktadır.
 Diğer türler daha düşük fiyatlarla pazarlanmaktadır.
 Trüf mantarlarının ekonomik değerlerinin yanı sıra
tıbbi açıdan da çok önemlidir.
 Kolesterolü düşürür, kalp-damar sistemini korur,
diyabet tedavisine yardımcı olur, anti-fungal ve
afrodizyak etkilidir.
 Tüm dünyada bu mantarlar üzerine birçok çalışma
yapılmasına rağmen, ülkemizde ancak son yıllarda
çalışmalar başlamıştır.
 Bu çalışmalar kapsamında ülkemizde trüf ormanları
kurulması ve bu mantarların yetiştirilmesi ile bir
yandan ticari açıdan ülke ekonomisine katkı
sağlanırken diğer yandan trüf mantarları ile ilgili
bilimsel çalışmalara hız kazandırılacaktır.
Shiitake (Lentinula edodes)
 Şapka 5-10 cm çapında açık kahverengidir
 Yenilebilir mantarlar arasında, Çin’de en meşhur,
dünyada üretim ve tüketimi 2. sıradaki mantardır.
 900 yıldır Çin’de kültürü yapılmaktadır.
 Tadı, besin ve tıbbi değeri çok yüksektir.
 Lentinus edodes (shiitake) dünyada kültürü yapılan
mantar üretiminin %10’unu olu tutmaktadır.
 Bugün Çin başta olmak üzere Japonya, Orta Doğu,
Asya, Avrupa ve Amerika’da üretimi hızla yaygınlaşan
L. edodes mantar taze ve kurutularak tüketilmektedir
 Shiitake’nin tıbbi önemi polisakkaritlerden
kaynaklanır. Lentinan bu polisakkaritlerden biridir.
 Bu maddeler immün stimülan etkisiyle bağışıklık
sisteminin tümör hücrelerini yok etmesini
sağlayan makrofaj adlı hücrelerin aktivitelerini
artırırlar.
 Japonya’da yapılan bir çalışmada,
shiitake mantarından elde edilen, lentinan ve KS-
2 maddelerinin anti-kanser etkisi olduğu
saptanmıştır.
 KS-2′nin farelerdeki tümörleri durdurduğu, lentinan’ın
ise katı tip tümörleri küçülttüğü görülmüştür.
 Shiitake’nin içerdiği bazı maddeler, (HIV) ve (AIDS)
gibi virütik hastalıkların tedavisi için
umut verdiğinden dolayı bununla ilgili ciddi
araştırmalar yapılmaktadır.
 Araştırmacılar shiitake fermantasyonundan elde
edilen arabinoxylane maddesinin HIV
virüsünü yaşlatıcı etkide olduğunu, bu mantarın
‘misel’inin ürettiği bir maddenin anti-viral özelliği
olduğunu ifade ediyorlar.
 Shiitake mantarında bulunan Eritadenine adlı
maddenin, kan kolesterol düzeyini % 25 ila %45
oranında düşürücü etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
 Shiitake ayrıca kan sulandırıcı ve kan basıncını
düşürücü etkilere sahiptir
Reishi(Ganoderma lucidum)
 Reishi veya Lingzhi (Ganoderma luciducum)
Polyporaceae familyasından geleneksel Çin tıbbında
yaklaşık 4000 yıldır ilaç olarak kullanılan yenilebilir bir
mantardır.
 Reishi mantarı yumuşak, altı odacıksız, belirgin bir
sapı olmayan yumuşak, düz ve kırmızı cilalı bir
şapkaya sahip olan bir mantardır.
 Mantarın yaşına göre alt kısmı kahverenginin çeşitli
tonlarındadır.
 Altında odacıkları bulunmaz ve sporlarını çok ince
gözeneklerden yayar.
 Buruk bir tadı vardır.
 Reishinin içeriğinde bulunan 400’ün üzerindeki
biyoaktif bileşen (polisakkaritler, tripertenler,
alkoloidler, nükleotidler, lektin, protein ve
germenyum, selenyum gibi iz elementler)
bulunmaktadır. Reishinin içinde 100’ün üzerinde farklı
tipte polisakkarit vardır.
 Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi ile genetik, bulaşıcı
ve yaşlanmaya bağlı gelişebilen birçok hastalığa karşı
koruyucu özelliği vardır.
 Kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olur. Böylelikle kalp
krizi ve spazmı, damarlarda tıkanma, felç gibi risklerin
önlenmesinde etkilidir.
 Kanser riskine karşı koruyucu etkileri vardır. Kanser
yönünden risk grubunda olan kişilerin (ailesinde kanser
vakası olan, yoğun stres altında veya yoğun hava kirliliği
ortamında çalışan, işi gereği radyasyon ve/veya
kimyasallara maruz kalan) özellikle kullanması önerilir.
 Kanserli hücrelerin DNA sentezini bozar, tümörlü
hücrelerin terminal enzim aktivitesini yok eder, T ve B
limfositlerindeki makrofajı düzenler ve arttırır
böylelikle kanser hücrelerinin yayılmasını kontrol
altında tutar.
 Toksinleri azaltır ve kemoterapi / radyoterapi sonucu
ortaya çıkan ağrıları yatıştırır.
 Karaciğer detoksifikasyonunu arttırır ve böylelikle
karaciğer fonksiyonunu geliştirerek karaciğerde yeni
hücre üretimini tetikler.
 Kanser sebebi ile oluşan iştahsızlığı düzeltir.
 Son aşamadaki kanser hastalarında duyulan ağrının tedavi
edilmesinde kullanılır.
 Özellikle böbrek rahatsızlıklarında verimlidir.
 Vücutta biriken toksinlerden arınmayı kolaylaştırır.
 Kandaki oksijen miktarının artmasına ve kan akışının
düzenlenmesine yardımcı olur. Böylelikle cilde gelen
oksijen ve besin miktarında yükselme ve cilt üzerinde
iyileştirici etkiler gözlemlenebiliyor.
 Sürekli kullanımda stres seviyesinde azalma ve uyku
düzeninde düzelme görülür.
 Hücre yenileyici özellikleri nedeniyle yaşlanmayı geciktirici
(anti-aging) etki gösterir.
Aslan Yelesi (Hericium Erinaceus)
 Hericium Mantarı yenilebilir ve tıbbi mantardır.
 Yüksek protein, düşük yağ ve yüksek besin değeri
bakımında önemlidir.
 Beijing Instute of Food’un yaptığı araştırmaya göre her 100
g mantar 26,3 g protein, 4,2 g yağ, 44,9 g karbonhidrat, 6,4
ham selüloz, 10,2 g su, 856 mg fosfor, 18 mg demir, 2mg
kalsiyum, 0,69 mg B1 vitamini, 1.89 g B2 vitamini, 0.01 mg
karoten ve 323 kkal enerji içermektedir.
 Yüksek düzeylerde β-D-glukan ve ergosterol da içerir.
 Hericium erinaceus, nöron (sinir hücresi) onarımını,
yenilenmesini ve miyelinasyonu sağlayan “Sinir Büyüme
Faktörü” sentezini güçlü bir şekilde uyaran hericenon ve
erinacin içerir.
 Hericium erinaceus, “Sinir Büyüme Faktörü”’nün sentezini
arttırdığı için MS, demans ve Alzheimer tedavisinde besin
desteği olarak kullanılmaktadır.
 Hericium erinaceus’un tıbbi açıdan da çok önemlidir.
 Eski Çin’de tonik olarak kullanılmıştır.
 Son yıllarda yapılan araştırmalarla çok sayıda tıbbi
bileşikler tespit edilmiştir. Klinik deneylerde, miselinin
gastrit ülseri, duodenal ülseri ve sindirim kanal tümörü
üzerinde iyileştirici etkisi olduğu belirlenmiştir. bu
nedenlerle gelecek için umut vadeden türdür.
 Bu mantarın, sindirim kanalında meydana gelen ülser,
iltihap ve tümörler üzerinde tedavi edici rol oynadığı çeşitli
çalışmalarla ispatlanmıştır.
 Kanserden kurtulup bu mantarı yiyen hastaların hayat
sürelerinin beklenenden fazla olduğu söylenmektedir.
 Gastrointestinal sistemi çevresel toksinlere, inflamasyona ve
tümör oluşumuna karşı korur.
 Bir protokolün parçası olarak kullanılan bir ekstresi farelerde T
ve B lenfositlerini arttırmıştır.
 Japonya’da alınan bir patente göre, bu mantarda, sinir hücresi
büyüme faktörü sentezini kuvvetli bir şekilde uyaran ‘eninacines’
maddesi üretilmektedir.
 Bu bileşik, sinir hücrelerinin (nöronlar) tekrar büyümesini
uyarır.
 Bu sebeple yaşlanmadan dolayı bunaklığın, Alzheimer
hastalığının ve inmeden (felç) dolayı meydana gelen nörolojik
travmanın tedavisinde, motor cevabın ve kavrama
fonksiyonunun geliştirilmesinde tesirli olduğu ifade
edilmektedir.
Pleurotus ostreatus
 Kavak mantarı, Pleurotus ostreatus, yaygın bir yenilebilen
mantar türüdür.
 İlk kez Almanya'da 1. Dünya Savaşı sırasında geçim
sağlamak amacıyla ekimi yapılmıştır ve şu anda dünya
çapında ticari bir besin olarak üretilmektedir.
 Benzer olarak ekilen "Başkavak mantarı"'na benzemektedir.
 Kavak mantarları ayrıca sanayide ve diğer alanlarda
mantarındırma (Vücuttaki toksik etki gösteren bileşenleri
mantar kullanarak temizleme yöntemi) amacıyla kullanılır.
 Kavak mantarı bir ilaç mantar olarak düşünülebilir, çünkü
içerisinde statin türü bileşenler içermektedir bunlardan
biri olan lovastatin kolestrolü düşürür
 İstiridye şeklinde olması nedeniyle 'istiridye mantarı' ismi
verilen bu mantar türü, dünyanın pek çok yerinde
yaprağını döken ağaçlar üzerinde kat kat salkımlar şeklinde
büyür.
 Sıklıkla talaş ya da saman ortamında oldukça kolay
büyüyebilen popüler mantarlardan biridir. Hoş bir koku ve
damak tadına sahiptir.
 kültür mantarı olarak da yetiştirilebilen çok az sayıdaki
mantarlardan biridir.
 Sapı şapkasına göre eksantriktir. Yani sap ile şapka bir
merkezli değildir. Bu tür mantarlar genelde doğada çok az
sayıdadır.
 İstiridye mantarının içindeki yağ oranının düşük
olması nedeniyle kalbe iyi geldiği, kolesterolü
düşürdüğü ve bu nedenle de bitkisel protein deposu
olduğu ifade edildi.
 iltihaplanmayı engelleyici aktivitesi antibiyotik,
antiviral,bağışıklığa etkisi ve kanseri engelleyici
aktivitesiyle çok sayıda hastalıkların tedavisinde rol
aldığı ifade ediliyor.
 Kavak mantarı, kolesterolü düşürücü özelliğiyle
yemeğinin her çeşidinin önemli olduğu kaydediliyor.
 Doğal antibiyotik özelliklerine sahip olan İstiridye
mantarı (selvi mantarı), birçok kanser türünün ve
alzheimer hastalarının tedavisinde yurt dışında
kullanılmaktadır.
BALIK YAĞI
 Genellikle uskumru, ton balığı, somon, mersin balığı,
kefal, lüfer, sardalye, ringa ve alabalık gibi yağlı
balıklardan elde edilen balık yağını, bu balıkları
düzenli olarak yiyerek veya bu balıklardan alınan
yağlarla üretilen “balık yağı kapsülü” formunda
alabilirsiniz.
 Bu balıklardan elde edilen yağın 3.5 gramı yaklaşık
olarak 1 gram omega-3 yağ asidi içermektedir. Balık
yağı kapsüllerinde, yağın bozulmaması için yağa ek
olarak bir miktar E vitamini eklenmektedir. Bazı balık
yağı kapsülleri kalsiyum, demir veya A, B1, B2, B3, C, D
vitaminlerinden birini ya da bir kaçını içerebilir.
 Balık yağı pek çok sağlık koşulunda, hastalıkların
tedavisinde veya tedavi sürecine yardımcı olması
amacıyla yaygın olarak kullanılan bir beslenme
desteğidir. Başlıca kullanım alanı yüksek kolesterol
seviyesini düşürmek içindir. Kolesterolün
dengelenmesine bağlı olarak damarları korur ve kalp
krizi, inme riskini azaltır. Ancak balık yağı dozajı bir
uzman tarafından belirlenmelidir çünkü fazla tüketimi
ters etkiye yol açarak bu tip hastalıkların görülme
riskini yükseltebilir.
Faydaları
 balık yağı depresyon, psikoz, dikkat eksikliği, hiperkativite
bozukluğu, Alzheimer ve beyni ilgilendiren diğer
rahatsızlıklarda sık kullanılmaktadır. Bazı insanlar göz
kuruluğu, glokom ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi
ciddi görme sorunlarına neden olabilen göz
rahatsızlıklarının tedavisinde balık yağı kullanmaktadır.
 Uzmanlar balık yağını yüksek tansiyonu olan kişilere,
yükselen tansiyonu ilaç kullanmadan, doğal yollarla belirli
oranlarda düşürmek için önermektedir. Balık yağında
bulunan omega-3 yağ asitleri damaların bir miktar
genişlemesini sağlayarak kan basıncının normal değerlere
çekilmesine yardımcı olur.
 Balık yağı, kalp hastalıklarıyla yakından ilgili olan
yüksek trigliseridi düşürmek için kullanılan doğal
çözümler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.
 Balık yağının tansiyonu düşüren ve trigliserit
değerlerini normal düzeylere çeken etkisi genel olarak
kalp sağlığını korumak için kullanılabilir. Ancak
halihazırda kalp ilacı kullanıyorsanız (statin gibi) balık
yağı almanın ekstra bir faydası olmayacaktır.
 Balık yağı tek başına veya ilaç tedavisine destek olması için
romatoid artrit’in neden olduğu sabah ağrılarını
hafifletmek için kullanılabilir. Bazı durumlarda artrit
ilaçlarının azaltılması için balık yağı desteği
önerilmektedir.
 Tek başına balık yağı almak veya B12 vitamini ile birlikte
balık yağı kullanmak şiddetli adet sancılarını hafifletebilir.
Adet döneminde ağrı kesici ilaçlar kullanmak
istemiyorsanız balık yağını deneyebilirsiniz.
 Uzmanlar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
görülen 8-12 yaş arası çocuklara balık yağı önermektedir.
 Doktorlar balık yağının B12 takviyesi ile birlikte
kullanıldığında kolesterolü düşürmede oldukça etkili
bir çözüm sunduğu konusunda birleşmektedir.
 Balık yağı astım hastalarında hava akışını gelişmesine,
öksürüğün azalmasını ve özellikle çocuklarda astımı
hafifletmek için kullanılan ilaçların azaltılmasına
yardımcı olabilir.
 Bazı araştırmalarda düzenli olarak balık yemenin aşırı
kilolu kişilerde kilo vermeye yardımcı olduğu, kan
şekerini dengelediği ve yüksek tansiyonu düşürdüğü
sonuçları elde edilmiştir.
CEVİZ (JUGLANS REGİA)
 Diğer İsimleri : Koz Ağacı, Juglans regia, Juglandaceae
 Botanik Bilgi : Boyu 25 m kadar yükselir.Daha yapraklanmadan,
Mayıs’ ta çiçeklenir.Meyveleri kalın ve yeşil kabuk içindedir. Taze
yaprakları Haziran’ da, kolayca delinebilecek durumdaki
meyveleri Haziran ortasında ve olgunları ise Eylül’de
toplanır.Kışın yaprak döken gösterişli bir ağaçtır. Yapraklar tek
tüysü, yaprakçıklar tam kenarlı ve kuvvetli kokuludur. Drog elde
etmek için yapraklar Haziran ve Temmuz aylarında toplanır,
havadar ve gölgeli bir yere serilerek kurutulur ve ince kıyılarak
hava almayan kaplarda saklanır. Ceviz ağacı, Kuzey doğu ve doğu
Anadolu’ da yabani olarak yetiştiği gibi, bahçelerde de
yetiştirilmektedir. Yaprakları tanen, eterli uçucu yağ, juglan
(mantar hastalıklarına karşı etkili), C vitamini ve flavonlar
içermektedir.
Cevizin Besin Değeri
 28 gram, yaklaşık olarak 7 adet dış kabuğu soyulmuş ceviz;
 185 kaloridir
 Kolesterol içermez
 Günlük besin lifi ihtiyacının %8’ini karşılar (2gr)
 Günlük kalsiyum ihtiyacının %3’ünü karşılar
 Günlük demir ihtiyacının %5’ini karşılar
 Günlük tiamin ihtiyacının %6’sını karşılar (0,01mg)
 Günlük folat ihtiyacının %7’sini karşılar (27,7mcg)
 Günlük magnezyum ihtiyacının %11’ini karşılar (44,6mg)
 Günlük fosfor ihtiyacının %10’unu karşılar (97,8mg)
 Günlük çinko ihtiyacının %6’sını karşılar (0,9mg)
 Günlük bakır ihtiyacının %22’sini karşılar (0,4mg)
 Günlük manganez ihtiyacının %48’ini karşılar (1mg)
 Günlük selenyum ihtiyacının %2’sini karşılar (1,4mcg)
 Aynı miktarda ceviz (7 adet) yaklaşık 2500mg omega 3 ve 11000mg omega 6 yağ
asidi içermektedir.
Faydaları
 01. Cevizin yapraklarını içeren bir ilaç şekli kas tedavisinde ve sindirim sistemini
yatıştırmadakullanılmıştır.
02. Ceviz baş rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır.
03. Zihni geliştirmede başarıyla kullanılır.
04. Duygu, his ve heyecanı kontrol altına almada bitkisel ilaç olarak kullanılır.
05. Ceviz, daha sağlıklı bir yaşam tarzı için her yaştan insanın mutlaka günlük diyetine
eklenmesi gerekengıdalardan belki de en önde gelenidir. Günde 3-5 tane ceviz tüketimi,
bir insanın sağlığına katkıda bulunmasının en kolay yoludur.
06. Cevizdeki yüksek orandaki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti,
yüksek kanbasıncını ve klinik depresyonu azaltıyor.
07. Ceviz tüketimi kandaki kolesterol seviyesini düşürüyor, kalp atışlarında düzensizliği
önlüyor.
08. Cevizdeki fitosteroller, kalın bağırsak, göğüs ve prostat kanseri gibi kanser
türlerinden korunmasağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
 09. Ceviz, damarlarda daha az pıhtılaşma özelliği olan kan tipinin üretimine ve iyi
kolesterol oranının kötü kolesterol oranına göre artmasına yardım eder.
10. Kolesterolün damarları tıkama aşamasında önemli bir adım olan şişme ve kızarıklığı
azalıyor.
11. Cevizdeki l-arginin kan damarlarının iç tarafının pürüzsüz ve düzgün olmasını
sağlayarak kan-damarsisteminin rahatlamasını sağlıyor.
12. Cevizdeki yağ asitlerinin kalp hastalıklarını önleme etkileri var.
13. Beyne benzeyen ceviz, kavrama ve anlamayı geliştiriyor.
14. Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda daha yüksek hiperaktif olma özelliği, daha fazla
öğrenim ve davranışbozuklukları, daha fazla huysuzluk ve uyku düzensizlikleri
gözlemleniyor. Ceviz, bu sorunları önleyen omega-3 bakımından çok zengindir.
15. Cevizdeki yağ profili, fitosteroller ve magnezyum, safra taşı oluşumunun önüne
geçiyor.
 16. Cevizdeki melatonin, beyin bezesi tarafından salgılanan melatoninin insan
vücudunun kullanıma hazırformunu içeriyor. Melatonin, gece çalışan ve zaman
farkından dolayı uyku düzensizliği çeken kişilerde uyuma
rahatsızlıklarını ortadan kaldırabiliyor.
17. Cevizin, antioksidan özelliği dolayısıyla kardiyovasküler ve sinir sistemine
zarar veren parkinson vealzheimer gibi çok kuvvetli hastalıkların gelişimini
erteleyebileceği veya azaltabileceği ileri sürülüyor.
18. Ceviz, antioksidan savunmada önemli olan birtakım enzimlerde zorunlu
kofaktörler olarak görev yapanmanganez ve bakır içeriyor.
19. Mide gazını giderir.
20. Grip ve nezleye iyi gelir.
21. Öksürüğü keser.
22. Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur.
 23. Sindirim sistemi bozukluğunu giderir
24. Şeker hastaları için hayati önemi olan insülini artırır
25. Ceviz, damar tıkanıklığı ve şeker hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır.
26. Yorgunluğu ve bitkinliği giderir
27. Damar sertliğini önler.
28. Ceviz yağı, mide ve bağırsakları temizleyerek, yumuşak kalmalarını sağlar
29. Basur için faydalı olduğu rivayet edilmekte ve bunun için balla karıştırılarak yenilmesi
tavsiye edilmektedir.
30. Ciğere, mideye ve dimağa kuvvet verip ağız kokusunu da giderir.
31. Zehirlenmelere ve zehre karşı etkilidir.
32. Zindeleşmeyi sağlar
33. Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir.
 34. İshal ve dizanteriyi keser.
35. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir.
36. Yaprakları ve yeşil kabukları Saç ve elleri boyamakta da kullanılır.
37. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif
maddeiçeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi
geliyor.
38. Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil
ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtiyor.
39. Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar.
40. Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı
mideyikuvvetlendirir.
41. Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir.
42. Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir.
 43. Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar.
 44. Kalın bagırsak, prostat ve gögüs kanserinde önleyici etkiye sahiptir.

%F eifal%fd bitkiler 10

  • 1.
  • 2.
     Bitkinin adı/adları:Kemmon, Acem kimyonu, avcar, zıra  Genel Özellikleri:Kimyon 30cm ye kadar boylanabilen, yaprakları uzun ve dar segmentli; çiçek demetleri pembe ve beyaz; meyveleri küçük, oblong ve köşeli genellikle iki meyveye ayrılmış olan tekyıllık bir bitkidir.  Yetiştiği Yer: : Kuzey Mısır’da doğal olarak yetişir, fakat tüm Akdeniz ülkelerinde kültürü yapılmaktadır.Ülkemizde Orta Anadolu bölgesinde (Eskişehir, Sivrihisar, Polatlı, Konya) yetiştirilmektedir.  Kullanılan Bölgeleri:Tohumu
  • 3.
     Taşıdığı Maddeler:: % 1,5-4 oranında uçucu yağ (%25- 35’i kuminaldehit) ve flavonoitler taşımaktadır.  Kullanım alanları:Sağlık,gıda  Kullanış Şekli: İlaç olarak kullanımı toz halinde doğrudan ya da suyla kaynatılarak yapılır.  Sağlıkta Kullanımı: Kimyon meyveleri, gaz ve karın agrısını giderici, uyarıcı, ağrı kesici, anne sütünü arttırıcı özellikler taşır.  Hazımla ilgili sikayetlerde, kolik ve kramp benzeri ağrılarda kullanılır.  Ürünleri:Drog, macun
  • 4.
  • 5.
     Genel Özellikleri:Bugün üretimi yapılan maydanozlar başlıca 2 ayrı grupta yer almaktadır.  Petroselinum crispum (Mill.) var. Neapolitanum Danert:  Yaprak maydanozu olup yaprakları parçalı büyük ve küçük, kıvırcık ve düz, ince ve geniş olan formları vardır. Kökleri ince yapılıdır. İki ana grubu vardır.  Düz yapraklı maydanozlar : Ülkemizde yetiştirilen gruptur.  Kıvırcık yapraklı maydanozlar : Yaprakları çok kıvırcıktır.  Petroselinum crispum (Mill.) var. Tuberosum Crow. :  Kök maydanozu olup, yaprakları çok incedir.  Kökleri havuç gibi şişkin kısa, küt, uzun veya geniş olabilmektedir. Yetiştiği Yer:Akdeniz ülkesi bitkisidir. İspanya, Yunanistan,Fas, Cezayir ve Tunus da bol miktarda yabani maydanoz bulunduğu bildirilmektedir. Yetiştiriciliği M.Ö. 4000 yıllarına dayanır.
  • 6.
    Kullanılan Bölgeleri:Yeşil yaprakları,dal, gövde, kök,tohum  Taşıdıgı etken Maddeler:Yapraklar(kalsiyum, demir, A- C-K vitaminleri) Kökler(uçucu yağ, furanokumarinler, poliasetilen türevleri, flavonlar, furanokumarinler) Tohumlar(uçucu yağ, limonen, pinen, fellandren, flavonlar, furanokumarinler)  Kullanım alanları:Sağlık, gıda, kozmatik
  • 7.
     Sağlıkta Kullanımı:Kanıalkali yaparak susuzluğu giderir.  Damarları genişleterek tansiyonu düşürür.  Kansızlığı giderir.  Hazmı kolaylaştırır iştah açar.  İdrar söktürür , romatizma selülite de faydalıdır.  Regl kanamalarını normale getirir.  Yumurta kanallarını yumuşatarak hamileliği kolaylaştırır.  Kanı temizler, direnci artırır, cildi güzelleştirir.  Salgın hastalıklardan korumayı sağlar.  Kansere karşı korur.  Genç kalmayı sağlar.  Bedeni ruhi bunalımı geçirir.  Karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarında faydalıdır.  Diş kanamalarını geçirir, önler  Ürünleri:Drog, merhem, ekstrakt
  • 8.
  • 9.
     Genel Özellikleri:Odunsuyaklaşık 5m’e kadar boylanan, çok yıllık, yaprak dökmeyen, tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları oval ve büyük, çiçekleri küçük, beyaz ve demetler halinde, meyveleri hamken yeşil olgunlaşınca kırmızı renklidir. Olgunlaşmadan evvel toplanan ve kurutulan meyveleri kullanılır.  Yetiştiği Yer: Hindistan’da yabani olarak yetişir, fakat bir çok sıcak ülkede kültürü yapılmaktadır.  Kullanılan Bölgeleri:Tohumu  Taşıdıgı etken Maddeler:Uçucu yağ ve alkaloit olan piperin içerir.
  • 10.
     Kullanım alanları:Gıda,sağlık  Kullanış Şekli:Genellikle bal veya pekmezle macun yapılarak yenir.  Sağlıkta Kullanımı: Çok eskiden beri sağlık alanında midevi ve ateş düşürücü olarak kullanılır.  Öksürügü keser, agrılarda ısıtıcı olarak masaj yaglarının içine girer.  Ürünleri:Toz, drog
  • 11.
  • 12.
     Mentha piperitaetürünün gölgede kurutulmuş yapraklarıdır.  Bu tür bir kültür bitkisi olup M. Aquatica L. ile M. Spicata L. türlerinin melezidir.  Bu tür 30-90 cm yükseklikte, kuvvetli kokulu, hemen hemen tüysüz, gövde ve dalları genellikle kırmızımtırak renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir.  Yapraklar dişli kenarlı, üzeri buruşuk, saplı ve koyu yeşil renklidir.
  • 13.
     Çiçekler erguvanirenkli olup dalların ucunda birçoğu bir arada toplanmıştır.  Kuzeybatı ve Batı Anadolu’da bulunur.  Sulak ve gölgelik yerleri sever.  Tohum vermediği için ancak rizomları ile üretilebilir.  Dış görünüşü  3-8 cm uzunlukta, oval biçimli, sivri uçlu, kısa saplı, kenarları dikişli, çıplak ve hafif tüylü ve koyu yeşil renkli basit yapraklardır.  Kokusu özel ve kuvvetli, tadı ise baharlı ve serinleticidir.
  • 14.
     Bileşim:  Rezin,tanen ve uçucu yağ (%0.5-1) taşımaktadır. Uçucu yağ miktarı yetiştirilen ırka ve yetiştirme koşullarına göre büyük değişiklikler gösterir.  Anadolu kökenli (Ankara) bitkilerin kurutulmuş dal ve yapraklarında %0.51 uçucu yağ bulunduğu gösterilmiştir.  İstanbul civarında yetişen bitkilerin taze yapraklarında %0.8, kurutulmuş yapraklarında ise %3.25 uçucu yağ bulunduğu saptanmıştır.  Türkiye de yetişen bazı Mentha türleri uçucu yağları Semra Kurucu tarafından incelenerek yayınlanmıştır.  Uçucu yağ için terpenler, serbest ve ester halinde mentol (%40-60), menton (%8-10) ve mentofuran bulunmaktadır.
  • 15.
     Etki vekullanılış:  Bilhassa sinirsel kökenli mide bulantılarını kesici, gaz söktürücü ve koku verici olarak kullanılmaktadır.  Kullanılış şekli:  İnfusyon (%4-5) sabah akşam birer bardak, nane suyu günde 20-80 gr alınır.
  • 16.
     İştah açar. Sinirleri yatıştırır ve vücuda rahatlık verir.  Sterese ve baş ağrısına iyi gelir.  Spazm ve kalp çarpıntısı riskini azaltır.  Ateşi düşürür.  Sindirim sistemi ve mide için çok faydalıdır.  Sindirimi kolaylaştırır.
  • 17.
     Gaz söktürücüdür. Bağırsak kurtlarını düşürmeye yardımcı olur.  Ülsere ve mide yanmasına iyi gelir.  Kusmayı, mide bulantısını ve ağrısını önler.  Grip, bronşit gibi soğuk algınlıklarında ve öksürükte faydalıdır.  Diş ağrısını ve ağız kokusunu giderir.  Anne sütünü arttırır.  Sinirsel iktidarsızlığa iyi gelir
  • 18.
     Yetiştirme:  Nanememleketimizde halen bahçe ve bostanlarda küçük miktarlarda yetiştirilmektedir.  Uçucu yağ elde etmek için lüzumlu olan materyel, ancak geniş oranda ve yüksek verimli çeşitlerin yetiştirilmesi ile elde edilebilir.  Yabancı kökenli anaçlar ile İzmir bölgesinde yapılan kültür denemeleri memleketimizde yüksek uçucu yağ verimli (% 3.8 oranına kadar) bir mahsülün alınabileceği göstermiştir.
  • 19.
     İzmir deyetiştirilen bitkilerden elde edilen uçucu yağda menton oranının Avrupada yetiştirilen bitkilerden daha yüksek olduğu gösterilmiştir.  Uçucu yağdaki mentol-menton oranı ortama (iklim,toprak) bağlı olarak geniş bir şekilde değişmektedir.  Diğer isimler: Biber nane, Fülfüli nane, İngiliz nanesi, Misk nanesi.
  • 20.
  • 21.
     Trüf mantarlarıyüzyıllardan beri ‘Tanrıların yiyeceği’ olarak bilinen ekonomik olarak çok değerli ve hoş kokusu ve lezzeti ile mutfaklarda baş tacı edilen toprağın 5-20 cm altında ektomikorizal olarak yetişen bir mantar türüdür.  Trüf türleri Fransa’da Truffe, İtalya’da Tartufi, İspanya’da Trufa, İngiltere’de Truffle, Almanya’da Trüffel, İsveçte’de Tryffelolarak isimlendirilirler.  Türkiye’de toprak altından çıkarılan mantarların tamamı farklı bölgelerde farklı isimlerle adlandırılsa da genel olarak dolaman veya domalan mantarı olarak bilinmektedir.
  • 22.
     Yapısının %73’nü su geri kalan kısmını ise protein ve minerallerden (potasyum, kalsiyum ve magnezyum) oluşmaktadır.  Trüf türleri Mantarlar aleminin Ascomycetes sınıfına ait olup, özellikle meşe (Quercus), fındık (Corylus) bitkileriyle mikorizal ortaklık oluştururlar.  Bitkilerler mikorizal ilişki sayesinde trüf mantarları hem kendi hayat döngülerini tamamlar hemde insanlığa dünyaca ünlü, çok değerli, kendine özgü aroma ve tada sahip trüf mantarlarını üretirler.
  • 23.
     Bunların arasındada en değerlileri, “Tuber melanosporum” ve “Tuber magnatum‟dur.  İlki aroması nedeniyle ticari alanda eşsiz bir yere sahipken, ikincisi çok ender bulunduğu ve henüz suni üretimde yeterince başarı yakalanamadığı için, dünya pazarlarında adeta dudak uçuklatan fiyatlarla alıcı bulmaktadır.  Diğer türler daha düşük fiyatlarla pazarlanmaktadır.  Trüf mantarlarının ekonomik değerlerinin yanı sıra tıbbi açıdan da çok önemlidir.  Kolesterolü düşürür, kalp-damar sistemini korur, diyabet tedavisine yardımcı olur, anti-fungal ve afrodizyak etkilidir.
  • 24.
     Tüm dünyadabu mantarlar üzerine birçok çalışma yapılmasına rağmen, ülkemizde ancak son yıllarda çalışmalar başlamıştır.  Bu çalışmalar kapsamında ülkemizde trüf ormanları kurulması ve bu mantarların yetiştirilmesi ile bir yandan ticari açıdan ülke ekonomisine katkı sağlanırken diğer yandan trüf mantarları ile ilgili bilimsel çalışmalara hız kazandırılacaktır.
  • 25.
  • 26.
     Şapka 5-10cm çapında açık kahverengidir  Yenilebilir mantarlar arasında, Çin’de en meşhur, dünyada üretim ve tüketimi 2. sıradaki mantardır.  900 yıldır Çin’de kültürü yapılmaktadır.  Tadı, besin ve tıbbi değeri çok yüksektir.  Lentinus edodes (shiitake) dünyada kültürü yapılan mantar üretiminin %10’unu olu tutmaktadır.  Bugün Çin başta olmak üzere Japonya, Orta Doğu, Asya, Avrupa ve Amerika’da üretimi hızla yaygınlaşan L. edodes mantar taze ve kurutularak tüketilmektedir
  • 27.
     Shiitake’nin tıbbiönemi polisakkaritlerden kaynaklanır. Lentinan bu polisakkaritlerden biridir.  Bu maddeler immün stimülan etkisiyle bağışıklık sisteminin tümör hücrelerini yok etmesini sağlayan makrofaj adlı hücrelerin aktivitelerini artırırlar.  Japonya’da yapılan bir çalışmada, shiitake mantarından elde edilen, lentinan ve KS- 2 maddelerinin anti-kanser etkisi olduğu saptanmıştır.  KS-2′nin farelerdeki tümörleri durdurduğu, lentinan’ın ise katı tip tümörleri küçülttüğü görülmüştür.
  • 28.
     Shiitake’nin içerdiğibazı maddeler, (HIV) ve (AIDS) gibi virütik hastalıkların tedavisi için umut verdiğinden dolayı bununla ilgili ciddi araştırmalar yapılmaktadır.  Araştırmacılar shiitake fermantasyonundan elde edilen arabinoxylane maddesinin HIV virüsünü yaşlatıcı etkide olduğunu, bu mantarın ‘misel’inin ürettiği bir maddenin anti-viral özelliği olduğunu ifade ediyorlar.
  • 29.
     Shiitake mantarındabulunan Eritadenine adlı maddenin, kan kolesterol düzeyini % 25 ila %45 oranında düşürücü etkisinin olduğu tespit edilmiştir.  Shiitake ayrıca kan sulandırıcı ve kan basıncını düşürücü etkilere sahiptir
  • 30.
  • 31.
     Reishi veyaLingzhi (Ganoderma luciducum) Polyporaceae familyasından geleneksel Çin tıbbında yaklaşık 4000 yıldır ilaç olarak kullanılan yenilebilir bir mantardır.  Reishi mantarı yumuşak, altı odacıksız, belirgin bir sapı olmayan yumuşak, düz ve kırmızı cilalı bir şapkaya sahip olan bir mantardır.  Mantarın yaşına göre alt kısmı kahverenginin çeşitli tonlarındadır.  Altında odacıkları bulunmaz ve sporlarını çok ince gözeneklerden yayar.  Buruk bir tadı vardır.
  • 32.
     Reishinin içeriğindebulunan 400’ün üzerindeki biyoaktif bileşen (polisakkaritler, tripertenler, alkoloidler, nükleotidler, lektin, protein ve germenyum, selenyum gibi iz elementler) bulunmaktadır. Reishinin içinde 100’ün üzerinde farklı tipte polisakkarit vardır.
  • 33.
     Bağışıklık sisteminigüçlendirici etkisi ile genetik, bulaşıcı ve yaşlanmaya bağlı gelişebilen birçok hastalığa karşı koruyucu özelliği vardır.  Kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olur. Böylelikle kalp krizi ve spazmı, damarlarda tıkanma, felç gibi risklerin önlenmesinde etkilidir.  Kanser riskine karşı koruyucu etkileri vardır. Kanser yönünden risk grubunda olan kişilerin (ailesinde kanser vakası olan, yoğun stres altında veya yoğun hava kirliliği ortamında çalışan, işi gereği radyasyon ve/veya kimyasallara maruz kalan) özellikle kullanması önerilir.
  • 34.
     Kanserli hücrelerinDNA sentezini bozar, tümörlü hücrelerin terminal enzim aktivitesini yok eder, T ve B limfositlerindeki makrofajı düzenler ve arttırır böylelikle kanser hücrelerinin yayılmasını kontrol altında tutar.  Toksinleri azaltır ve kemoterapi / radyoterapi sonucu ortaya çıkan ağrıları yatıştırır.  Karaciğer detoksifikasyonunu arttırır ve böylelikle karaciğer fonksiyonunu geliştirerek karaciğerde yeni hücre üretimini tetikler.  Kanser sebebi ile oluşan iştahsızlığı düzeltir.
  • 35.
     Son aşamadakikanser hastalarında duyulan ağrının tedavi edilmesinde kullanılır.  Özellikle böbrek rahatsızlıklarında verimlidir.  Vücutta biriken toksinlerden arınmayı kolaylaştırır.  Kandaki oksijen miktarının artmasına ve kan akışının düzenlenmesine yardımcı olur. Böylelikle cilde gelen oksijen ve besin miktarında yükselme ve cilt üzerinde iyileştirici etkiler gözlemlenebiliyor.  Sürekli kullanımda stres seviyesinde azalma ve uyku düzeninde düzelme görülür.  Hücre yenileyici özellikleri nedeniyle yaşlanmayı geciktirici (anti-aging) etki gösterir.
  • 36.
  • 37.
     Hericium Mantarıyenilebilir ve tıbbi mantardır.  Yüksek protein, düşük yağ ve yüksek besin değeri bakımında önemlidir.  Beijing Instute of Food’un yaptığı araştırmaya göre her 100 g mantar 26,3 g protein, 4,2 g yağ, 44,9 g karbonhidrat, 6,4 ham selüloz, 10,2 g su, 856 mg fosfor, 18 mg demir, 2mg kalsiyum, 0,69 mg B1 vitamini, 1.89 g B2 vitamini, 0.01 mg karoten ve 323 kkal enerji içermektedir.  Yüksek düzeylerde β-D-glukan ve ergosterol da içerir.  Hericium erinaceus, nöron (sinir hücresi) onarımını, yenilenmesini ve miyelinasyonu sağlayan “Sinir Büyüme Faktörü” sentezini güçlü bir şekilde uyaran hericenon ve erinacin içerir.
  • 38.
     Hericium erinaceus,“Sinir Büyüme Faktörü”’nün sentezini arttırdığı için MS, demans ve Alzheimer tedavisinde besin desteği olarak kullanılmaktadır.  Hericium erinaceus’un tıbbi açıdan da çok önemlidir.  Eski Çin’de tonik olarak kullanılmıştır.  Son yıllarda yapılan araştırmalarla çok sayıda tıbbi bileşikler tespit edilmiştir. Klinik deneylerde, miselinin gastrit ülseri, duodenal ülseri ve sindirim kanal tümörü üzerinde iyileştirici etkisi olduğu belirlenmiştir. bu nedenlerle gelecek için umut vadeden türdür.  Bu mantarın, sindirim kanalında meydana gelen ülser, iltihap ve tümörler üzerinde tedavi edici rol oynadığı çeşitli çalışmalarla ispatlanmıştır.  Kanserden kurtulup bu mantarı yiyen hastaların hayat sürelerinin beklenenden fazla olduğu söylenmektedir.
  • 39.
     Gastrointestinal sistemiçevresel toksinlere, inflamasyona ve tümör oluşumuna karşı korur.  Bir protokolün parçası olarak kullanılan bir ekstresi farelerde T ve B lenfositlerini arttırmıştır.  Japonya’da alınan bir patente göre, bu mantarda, sinir hücresi büyüme faktörü sentezini kuvvetli bir şekilde uyaran ‘eninacines’ maddesi üretilmektedir.  Bu bileşik, sinir hücrelerinin (nöronlar) tekrar büyümesini uyarır.  Bu sebeple yaşlanmadan dolayı bunaklığın, Alzheimer hastalığının ve inmeden (felç) dolayı meydana gelen nörolojik travmanın tedavisinde, motor cevabın ve kavrama fonksiyonunun geliştirilmesinde tesirli olduğu ifade edilmektedir.
  • 40.
  • 41.
     Kavak mantarı,Pleurotus ostreatus, yaygın bir yenilebilen mantar türüdür.  İlk kez Almanya'da 1. Dünya Savaşı sırasında geçim sağlamak amacıyla ekimi yapılmıştır ve şu anda dünya çapında ticari bir besin olarak üretilmektedir.  Benzer olarak ekilen "Başkavak mantarı"'na benzemektedir.  Kavak mantarları ayrıca sanayide ve diğer alanlarda mantarındırma (Vücuttaki toksik etki gösteren bileşenleri mantar kullanarak temizleme yöntemi) amacıyla kullanılır.  Kavak mantarı bir ilaç mantar olarak düşünülebilir, çünkü içerisinde statin türü bileşenler içermektedir bunlardan biri olan lovastatin kolestrolü düşürür
  • 42.
     İstiridye şeklindeolması nedeniyle 'istiridye mantarı' ismi verilen bu mantar türü, dünyanın pek çok yerinde yaprağını döken ağaçlar üzerinde kat kat salkımlar şeklinde büyür.  Sıklıkla talaş ya da saman ortamında oldukça kolay büyüyebilen popüler mantarlardan biridir. Hoş bir koku ve damak tadına sahiptir.  kültür mantarı olarak da yetiştirilebilen çok az sayıdaki mantarlardan biridir.  Sapı şapkasına göre eksantriktir. Yani sap ile şapka bir merkezli değildir. Bu tür mantarlar genelde doğada çok az sayıdadır.
  • 43.
     İstiridye mantarınıniçindeki yağ oranının düşük olması nedeniyle kalbe iyi geldiği, kolesterolü düşürdüğü ve bu nedenle de bitkisel protein deposu olduğu ifade edildi.  iltihaplanmayı engelleyici aktivitesi antibiyotik, antiviral,bağışıklığa etkisi ve kanseri engelleyici aktivitesiyle çok sayıda hastalıkların tedavisinde rol aldığı ifade ediliyor.  Kavak mantarı, kolesterolü düşürücü özelliğiyle yemeğinin her çeşidinin önemli olduğu kaydediliyor.
  • 44.
     Doğal antibiyotiközelliklerine sahip olan İstiridye mantarı (selvi mantarı), birçok kanser türünün ve alzheimer hastalarının tedavisinde yurt dışında kullanılmaktadır.
  • 45.
  • 46.
     Genellikle uskumru,ton balığı, somon, mersin balığı, kefal, lüfer, sardalye, ringa ve alabalık gibi yağlı balıklardan elde edilen balık yağını, bu balıkları düzenli olarak yiyerek veya bu balıklardan alınan yağlarla üretilen “balık yağı kapsülü” formunda alabilirsiniz.
  • 47.
     Bu balıklardanelde edilen yağın 3.5 gramı yaklaşık olarak 1 gram omega-3 yağ asidi içermektedir. Balık yağı kapsüllerinde, yağın bozulmaması için yağa ek olarak bir miktar E vitamini eklenmektedir. Bazı balık yağı kapsülleri kalsiyum, demir veya A, B1, B2, B3, C, D vitaminlerinden birini ya da bir kaçını içerebilir.
  • 48.
     Balık yağıpek çok sağlık koşulunda, hastalıkların tedavisinde veya tedavi sürecine yardımcı olması amacıyla yaygın olarak kullanılan bir beslenme desteğidir. Başlıca kullanım alanı yüksek kolesterol seviyesini düşürmek içindir. Kolesterolün dengelenmesine bağlı olarak damarları korur ve kalp krizi, inme riskini azaltır. Ancak balık yağı dozajı bir uzman tarafından belirlenmelidir çünkü fazla tüketimi ters etkiye yol açarak bu tip hastalıkların görülme riskini yükseltebilir.
  • 49.
    Faydaları  balık yağıdepresyon, psikoz, dikkat eksikliği, hiperkativite bozukluğu, Alzheimer ve beyni ilgilendiren diğer rahatsızlıklarda sık kullanılmaktadır. Bazı insanlar göz kuruluğu, glokom ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi ciddi görme sorunlarına neden olabilen göz rahatsızlıklarının tedavisinde balık yağı kullanmaktadır.  Uzmanlar balık yağını yüksek tansiyonu olan kişilere, yükselen tansiyonu ilaç kullanmadan, doğal yollarla belirli oranlarda düşürmek için önermektedir. Balık yağında bulunan omega-3 yağ asitleri damaların bir miktar genişlemesini sağlayarak kan basıncının normal değerlere çekilmesine yardımcı olur.
  • 50.
     Balık yağı,kalp hastalıklarıyla yakından ilgili olan yüksek trigliseridi düşürmek için kullanılan doğal çözümler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.  Balık yağının tansiyonu düşüren ve trigliserit değerlerini normal düzeylere çeken etkisi genel olarak kalp sağlığını korumak için kullanılabilir. Ancak halihazırda kalp ilacı kullanıyorsanız (statin gibi) balık yağı almanın ekstra bir faydası olmayacaktır.
  • 51.
     Balık yağıtek başına veya ilaç tedavisine destek olması için romatoid artrit’in neden olduğu sabah ağrılarını hafifletmek için kullanılabilir. Bazı durumlarda artrit ilaçlarının azaltılması için balık yağı desteği önerilmektedir.  Tek başına balık yağı almak veya B12 vitamini ile birlikte balık yağı kullanmak şiddetli adet sancılarını hafifletebilir. Adet döneminde ağrı kesici ilaçlar kullanmak istemiyorsanız balık yağını deneyebilirsiniz.  Uzmanlar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu görülen 8-12 yaş arası çocuklara balık yağı önermektedir.
  • 52.
     Doktorlar balıkyağının B12 takviyesi ile birlikte kullanıldığında kolesterolü düşürmede oldukça etkili bir çözüm sunduğu konusunda birleşmektedir.  Balık yağı astım hastalarında hava akışını gelişmesine, öksürüğün azalmasını ve özellikle çocuklarda astımı hafifletmek için kullanılan ilaçların azaltılmasına yardımcı olabilir.  Bazı araştırmalarda düzenli olarak balık yemenin aşırı kilolu kişilerde kilo vermeye yardımcı olduğu, kan şekerini dengelediği ve yüksek tansiyonu düşürdüğü sonuçları elde edilmiştir.
  • 53.
  • 54.
     Diğer İsimleri: Koz Ağacı, Juglans regia, Juglandaceae  Botanik Bilgi : Boyu 25 m kadar yükselir.Daha yapraklanmadan, Mayıs’ ta çiçeklenir.Meyveleri kalın ve yeşil kabuk içindedir. Taze yaprakları Haziran’ da, kolayca delinebilecek durumdaki meyveleri Haziran ortasında ve olgunları ise Eylül’de toplanır.Kışın yaprak döken gösterişli bir ağaçtır. Yapraklar tek tüysü, yaprakçıklar tam kenarlı ve kuvvetli kokuludur. Drog elde etmek için yapraklar Haziran ve Temmuz aylarında toplanır, havadar ve gölgeli bir yere serilerek kurutulur ve ince kıyılarak hava almayan kaplarda saklanır. Ceviz ağacı, Kuzey doğu ve doğu Anadolu’ da yabani olarak yetiştiği gibi, bahçelerde de yetiştirilmektedir. Yaprakları tanen, eterli uçucu yağ, juglan (mantar hastalıklarına karşı etkili), C vitamini ve flavonlar içermektedir.
  • 55.
    Cevizin Besin Değeri 28 gram, yaklaşık olarak 7 adet dış kabuğu soyulmuş ceviz;  185 kaloridir  Kolesterol içermez  Günlük besin lifi ihtiyacının %8’ini karşılar (2gr)  Günlük kalsiyum ihtiyacının %3’ünü karşılar  Günlük demir ihtiyacının %5’ini karşılar  Günlük tiamin ihtiyacının %6’sını karşılar (0,01mg)  Günlük folat ihtiyacının %7’sini karşılar (27,7mcg)  Günlük magnezyum ihtiyacının %11’ini karşılar (44,6mg)  Günlük fosfor ihtiyacının %10’unu karşılar (97,8mg)  Günlük çinko ihtiyacının %6’sını karşılar (0,9mg)  Günlük bakır ihtiyacının %22’sini karşılar (0,4mg)  Günlük manganez ihtiyacının %48’ini karşılar (1mg)  Günlük selenyum ihtiyacının %2’sini karşılar (1,4mcg)  Aynı miktarda ceviz (7 adet) yaklaşık 2500mg omega 3 ve 11000mg omega 6 yağ asidi içermektedir.
  • 56.
    Faydaları  01. Cevizinyapraklarını içeren bir ilaç şekli kas tedavisinde ve sindirim sistemini yatıştırmadakullanılmıştır. 02. Ceviz baş rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır. 03. Zihni geliştirmede başarıyla kullanılır. 04. Duygu, his ve heyecanı kontrol altına almada bitkisel ilaç olarak kullanılır. 05. Ceviz, daha sağlıklı bir yaşam tarzı için her yaştan insanın mutlaka günlük diyetine eklenmesi gerekengıdalardan belki de en önde gelenidir. Günde 3-5 tane ceviz tüketimi, bir insanın sağlığına katkıda bulunmasının en kolay yoludur. 06. Cevizdeki yüksek orandaki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kanbasıncını ve klinik depresyonu azaltıyor. 07. Ceviz tüketimi kandaki kolesterol seviyesini düşürüyor, kalp atışlarında düzensizliği önlüyor. 08. Cevizdeki fitosteroller, kalın bağırsak, göğüs ve prostat kanseri gibi kanser türlerinden korunmasağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
  • 57.
     09. Ceviz,damarlarda daha az pıhtılaşma özelliği olan kan tipinin üretimine ve iyi kolesterol oranının kötü kolesterol oranına göre artmasına yardım eder. 10. Kolesterolün damarları tıkama aşamasında önemli bir adım olan şişme ve kızarıklığı azalıyor. 11. Cevizdeki l-arginin kan damarlarının iç tarafının pürüzsüz ve düzgün olmasını sağlayarak kan-damarsisteminin rahatlamasını sağlıyor. 12. Cevizdeki yağ asitlerinin kalp hastalıklarını önleme etkileri var. 13. Beyne benzeyen ceviz, kavrama ve anlamayı geliştiriyor. 14. Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda daha yüksek hiperaktif olma özelliği, daha fazla öğrenim ve davranışbozuklukları, daha fazla huysuzluk ve uyku düzensizlikleri gözlemleniyor. Ceviz, bu sorunları önleyen omega-3 bakımından çok zengindir. 15. Cevizdeki yağ profili, fitosteroller ve magnezyum, safra taşı oluşumunun önüne geçiyor.
  • 58.
     16. Cevizdekimelatonin, beyin bezesi tarafından salgılanan melatoninin insan vücudunun kullanıma hazırformunu içeriyor. Melatonin, gece çalışan ve zaman farkından dolayı uyku düzensizliği çeken kişilerde uyuma rahatsızlıklarını ortadan kaldırabiliyor. 17. Cevizin, antioksidan özelliği dolayısıyla kardiyovasküler ve sinir sistemine zarar veren parkinson vealzheimer gibi çok kuvvetli hastalıkların gelişimini erteleyebileceği veya azaltabileceği ileri sürülüyor. 18. Ceviz, antioksidan savunmada önemli olan birtakım enzimlerde zorunlu kofaktörler olarak görev yapanmanganez ve bakır içeriyor. 19. Mide gazını giderir. 20. Grip ve nezleye iyi gelir. 21. Öksürüğü keser. 22. Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur.
  • 59.
     23. Sindirimsistemi bozukluğunu giderir 24. Şeker hastaları için hayati önemi olan insülini artırır 25. Ceviz, damar tıkanıklığı ve şeker hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. 26. Yorgunluğu ve bitkinliği giderir 27. Damar sertliğini önler. 28. Ceviz yağı, mide ve bağırsakları temizleyerek, yumuşak kalmalarını sağlar 29. Basur için faydalı olduğu rivayet edilmekte ve bunun için balla karıştırılarak yenilmesi tavsiye edilmektedir. 30. Ciğere, mideye ve dimağa kuvvet verip ağız kokusunu da giderir. 31. Zehirlenmelere ve zehre karşı etkilidir. 32. Zindeleşmeyi sağlar 33. Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir.
  • 60.
     34. İshalve dizanteriyi keser. 35. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. 36. Yaprakları ve yeşil kabukları Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. 37. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif maddeiçeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi geliyor. 38. Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtiyor. 39. Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar. 40. Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı mideyikuvvetlendirir. 41. Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir. 42. Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir.  43. Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar.  44. Kalın bagırsak, prostat ve gögüs kanserinde önleyici etkiye sahiptir.