Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.
GLOBAL POLİTİKALAR ARAŞTIRMA MERKEZİ © 2011         TERÖR ANALİZİ          TÜRKİYE’NİN SOSYOLOJİK YAPISI VE SOL TERÖRİZM  ...
GİRİŞ        Uzun yıllar, sorun-neden bağlamı bünyesinde ortaya konmaya çalışılan terörizm-sosyal faktörler ilişkisi ve bu...
burjuvazi güçlenmiş ve Türkiye’nin kapitalist dünya ile doğrudan bir entegrasyon sürecinegirdiği gözlemlenmiştir.1960’lard...
1920 yılından yaklaşık 1960’lı yıllara kadar aydın kesimin hegemonyasında gelişen soldüşünce, bu dönemde ilk büyük propaga...
göstermiştir. Bu dönem ayrıca tam anlamıyla sol terörün manifesto ve örgütlenme dönemidir.Bu yıllar içerisinde kurulan sol...
eylemler yapan TİKKO, kırsal alanlarda güvenlik güçlerine saldırı girişimleri şeklinde terörfaaliyetlerinde bulunmuşlardır...
yıllar boyunca özellikle hedef kitle olarak üniversite gençliğini seçen sol terör örgütleri, kendiyayın organları olan der...
etkisiz hale getirilmişlerdir.2002 yılında isim değişikliği yaşayarak MKP(Maoist KomünistParti) adı altına terör eylemleri...
çözümünü ne yazık ki sol örgütlerin tuzağına düşerek aramaya çalışmıştır. Göç olgusunun dabu insanlarda yarattığı kültür ş...
Bilhassa, zihnin kontrolünde ve algıların şekillendirilmesinde büyük rolü olan işitme olgusuve buna paralel müzik olgusu t...
Upcoming SlideShare
Loading in …5
×

Türkiye'nin Sosyolojik Yapısı ve Sol Terörizm

4,119 views

Published on

Global Politikalar Araştırma Merkezi Araştırma Görevlisi Çağatay BALCI'ının raporu.

Published in: News & Politics
  • Be the first to comment

Türkiye'nin Sosyolojik Yapısı ve Sol Terörizm

  1. 1. GLOBAL POLİTİKALAR ARAŞTIRMA MERKEZİ © 2011 TERÖR ANALİZİ TÜRKİYE’NİN SOSYOLOJİK YAPISI VE SOL TERÖRİZM YAZAR: ÇAĞATAY BALCI Copyright © Nisan 2011Bu yayının tüm hakları saklıdır. Yayının hiçbir bölümü Global Politikalar Araştırma Merkezi(GLOPOL) izni olmadan elektronik veya mekanik (fotokopi, kayıt veya bilgi depolama, vb.) yollarlaçoğaltılamaz.Bu kitapta yer alan görüşler yazarlara aittir ve bir kurum olarak GLOPOL’ün görüşleriyle birebirörtüşmeyebilir.
  2. 2. GİRİŞ Uzun yıllar, sorun-neden bağlamı bünyesinde ortaya konmaya çalışılan terörizm-sosyal faktörler ilişkisi ve bu alanda yapılan sosyolojik çalışmaların, terörizm ile mücadelealanındaki katkısı yadsınamaz bir gerçekliktir. Bu tip bilimsel yaklaşımların, bu sorun ilemücadelede zorunluluk arz ettiğini ise yaşanılan tecrübeler hepimize açık ve net bir şekildegöstermiştir. Bu anlayış çerçevesinde Türkiye’nin sosyolojik analizi ile sol terörizmarasındaki ilintiyi açıklamanın ülkemize sağlayacağı yarar hususunda toplumumuzda ortak birkanaat halindedir.TÜRKİYE’NİN SOSYOLOJİK PROFİLİ Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, çağdaş dünyanın tasfiye ettiği düşüncekalıplarından sıyrılıp bir modernleşme sürecine giren, imparatorluk ardılı olan bir devletteyaşamını sürdüren Türk toplumu, bu dönemde, sahip olduğu binlerce yıllık geleneği ileyenidünyanın gerektirdiklerini sentezleme yoluna girmiştir. Ekonomik, kültürel, sosyalhayatta yaşanan bu dönüşüm ile Türk toplum hayatında büyük değişimler meydana gelmiştir.Bu dönemde gerçekleştirilen harf devrimi ile birlikte, Latin harfleri, yeni oluşturulmayaçalışılan Türk ulusu üst kimliğinin benimseyeceği yeni ve öz Türkçenin asli unsuru olarakkabul edilmiştir.Bu değişim ile paralel olarak, imparatorluk ardılı olan bir ülkenin, ulus-devlet statüsüne geçişiiçin şart olan yeni bir aidiyet formu yaratma gerekliliği üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Bukonunun özeti olabilecek slogan ise “Türkiye cumhuriyeti devletine, vatandaşlık bağı ile bağlıolan herkes Türk’tür” sözü olmuştur. Bu tanımlama, yeni kurulan bir ulus-devlette başatunsurdur. Farklı etnik kökenlere mensup insanların, bütünleştirici ve kapsayıcı bir üst kimlikçatısı altında bir araya gelmeleri Türk devletinin temelini teşkil etmiştir. Bu dönemde yaşanantüm devrimler, Türk Kültür Devriminin birer argümanı olmuşlardır.Muhteviyatı bakımından, ekonomik anlamda bir orta-burjuva devrimi olan Anadolu Devrimi,bu alanda büyük yenilikler getirmiştir. İlk iş olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomisinedarbe vuran kapitülasyonlar konusu ele alınmış ve birçok devlete verilmiş olan ekonomikayrıcalıklar kaldırılmıştır. Ekonomik bağımsızlığı ana paradigma olarak benimsendiği atılımsürecinde, devlet destekli milli burjuvazi oluşturulmaya çalışılmış, devletçilik dinamiği iseyeni Türk Devleti’nin ekonomik sisteminin odak noktası olmuştur. Ancak ekonomik yapınındinamikleri, 1950 yılı itibari ile bir değişim sürecine girmiştir. Bu yıllardan itibaren milli Sayfa | 2
  3. 3. burjuvazi güçlenmiş ve Türkiye’nin kapitalist dünya ile doğrudan bir entegrasyon sürecinegirdiği gözlemlenmiştir.1960’larda başlayan kırsaldan kente doğru göç hareketi, orta sınıfın kendi iç dinamiklerini dederinden etkilemiştir. Özellikle 80’li yılların sonu ve 90’lı yılların başı ile birlikte şehirleredoğru hızla artan göç dalgası, kentlerde daha kozmopolit bir sosyolojik yapının oluşmasınazemin hazırlamıştır. Ortaya çıkan bu yeni tablo İbn-i Haldun’un asırlar önce söylediği ve birhalkın öz kültürünü yansıtan ama şehir hayatına adaptasyon sürecinde sorunlar yaşayan kırsalkesim kökenli bir kitle ile kendisini şehir hayatının asli unsuru olarak tanımlayan kentli birkitlenin ortak yaşam sürecine zemin hazırlamıştır. Bu göç olgusunun, göçmen ve yerli kitleleriçin büyük sorunların yaşanmasına yol açtığı görülmüştür. Bu dönemde görülen sorunlarınbaşından gelen gecekondulaşma, çarpık kentleşme ve bunlar ile doğrudan ilintili olan toplumiçinde yabancılaşma bu yıllarda değişen sosyolojik yapının temel sorunları olarak gözeçarpmaktadır.Tüm bu sorunların beraberinde getirdiği, işsizlik ve uyum sorunu gibi birçok sorun ile karşıkarşıya kalan göçmen kitle gençleri, kendileri gibi gelir dağılımındaki ve yaşam standardıalanındaki eşitsizlik sorununu yaşayan bir kısım yerli kentli genç ile ortak kaderipaylaşmışlardır.Türkiye’de, 2000’li yıllar ile birlikte bir çöküş ve tasfiye sürecine giren sol terörizmin,1990’lıyıllarda yakaladığı ivmenin arka planında büyük oranda bu sorunlar yatmaktadır.TÜRKİYE’DE SOL DÜŞÜNCENİN TARİHİ VE SOL TERÖR Türkiye’de, sol hareketlerin tarihi önceli olan Osmanlı İmparatorluğuna kadar uzanır.İlk defa, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma döneminde, 1911 yılında Selanik’te kutlanan 1Mayıs İşçi Bayramı, hem ilk sendikal hareket hem de sembolikte olsa Türk toplumunun soldüşünce ile tanışmasını simgelemektedir. 1911 yılında sol ideolojinin toplum hayatına dâhilolmasıyla birlikte, bu fikir akımı özellikle aydın ve elit kesimde yaygınlaşarak gelişmiştir. Soldüşüncenin bu kesimlerden insanların bazılarınca benimsenmesi 10 Eylül 1920 tarihinde Türktoplumunun ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk sol organizasyonu olan Türkiye KomünistPartisi’nin kuruluşunu beraberinde getirmiştir. Bir düşünce adamı olan Mustafa Suphiönderliğinde kurulan parti, o dönemde toplumdaki yüksek zümrenin bir fikir kulübü işlevindeolmuştur. Bu yüzden, sol düşüncenin toplum tabanına inmesi hadisesi uzun yıllar sonragerçekleşmiştir. Sayfa | 3
  4. 4. 1920 yılından yaklaşık 1960’lı yıllara kadar aydın kesimin hegemonyasında gelişen soldüşünce, bu dönemde ilk büyük propaganda dönemini yaşamıştır. Özellikle, kültürel alandakiçalışmalar ile bu fikir akımı kitlelere ulaştırılmaya çalışılmıştır. Birçok edebiyatçı ve düşünceadamı, eserlerinde ve çalışmalarında sol görüşün temel dinamiklerine yer vermiş ve bunlarıhalka anlatmayı öngörmüştür. Bu çalışmalarından ötürü birçok edebiyatçı bu dönemde “soldüşünce propagandası” gerekçesiyle hapis cezalarına çarptırılmıştır. Bu yüzden, sol motifliedebiyatın(mahpushane edebiyatı) kökleri bu döneme dayanmaktadır.Türkiye Cumhuriyeti’nde sol görüşün ivme kazandığı ve halk nezdinde kabul görmeyebaşladığı dönem ise 1960’lı yıllar olmuştur. 1961 yılında Türk Siyasal Hayatına dâhil olanTİP’in(Türkiye İşçi Partisi), 1965 yılında mecliste temsil hakkı elde etmesi sol kesime yenibir soluk getirmiştir. TİP, sol düşünceyi halk tabanına ulaştırmış ve bu kitlelerin sol görüşemensup bir şekilde siyasal hayata aktif olarak katılmasında büyük bir rol üstlenmiştir. TİP’inbu işlevinin izlerini 68 kuşağı gençliği olarak adlandırılan jenerasyonda görmek mümkündür.Bu dönemde üniversiteler içinde sol görüşlü gençlerin liderliğini üstlenmiş isimler politikhayatlarına TİP çatısı altında başlamışlardır.1960’lı yılların sonu Sol’un, üniversite gençliği tarafından temsil edilir hale geldiği dönemdir.Özellikle 1965 yılında kurulan FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu) ile birlikte sol görüşüniversite gençliği arasında yayılmaya başlamıştır. Bu fikir kulüplerindeki münazara vesunum gibi çeşitli programlarla gençlerin zihinleri sol bilinç ile şekilleniyordu. Üniversitegençliğinin bu dönemde siyasal yaşama aktif katılımı, gençliği kendi önderlerinin ortayaçıkmasını sağlamıştır. 68 kuşağı önderleri diye anılan bu isimlerin başında Deniz Gezmiş,Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya gelmekteydi. 12 MartMuhtırasına kadar geçen süre içinde sol görüşlü öğrenci kitlelerinin başat unsuru olan buisimlerin faaliyetleri ile FKF bünyesinde Dev-Genç (Devrimci Gençlik) isimli adında bir solörgüt kuruldu. Sonraları birçok yasadışı örgütü içinden çıkaracak olan bu örgüte bağlı gençlerbu dönemde üniversite işgalleri ve kitlesel gösteriler ile eylem faaliyetlerindebulunmaktaydılar.12 Mart sürecinin ardından, sol hareket büyük darbe almıştır. Sol gençlik önderleri tutuklanıpmahkûm edilmiş veya güvenlik güçleri ile girilen çatışmalarda ölü veya yaralı olarak elegeçirilmişlerdir. Ve bu dönemde sol gruplar dağılma sürecine girmiştir.12 Eylül 1980 İhtilali öncesine kadar geçen yıllar içinde 1978 yılında yeniden yapılanmasürecine giren sol gruplar bu kez daha uç marjinal bir hale bürünmüş olarak kendini yeniden Sayfa | 4
  5. 5. göstermiştir. Bu dönem ayrıca tam anlamıyla sol terörün manifesto ve örgütlenme dönemidir.Bu yıllar içerisinde kurulan sol terör grupları şiddet eylemlerini arttırıp karşıt gruplarlaçatışmalara girerek ülkeyi kanlı bir savaşa sürüklemiştir. Türkiye’nin içinde bulunduğu terörve anarşi ortamı 12 Eylül 1980 günü ordunun siyasal iktidara el koymasıyla son bulmuştur.Bu askeri müdahale ile sol hareketler geri dönüşü çok zor olacak ağır bir hasar almıştır. 1980yılı sonrası girdiği şok ve dağılma sürecinin ardından 1990’lı yılların başından itibarentamamen illegaliteyi esas alan sol gruplar, faaliyetlerine yeniden başlamışlardır.90’lı yılların bitimi ile 2000’li yılların Türkiye’sinde illegal sol grupların yoğun tasfiye sürecibaşlamıştır. Günümüze kadar geçen sürede bu gruplar güç ve itibar kaybına uğramış vegeçmişte yakaladıkları “yasadışı prestiji” kaybetmişlerdir.TÜRKİYE’DE SOL TERÖRÜN TARİHSEL GELİŞİMİ Latince “terrero” kökeninden gelen terör kavramı, korku, yıldırma, panik ve dehşetedüşürme gibi anlamları ifade eder. Ülkemizde, 3713 sayılı Terör İle Mücadele Kanunun 1.Maddesinde yapılan terör tanımında bu unsurlara vurgu yapılmıştır. Cebir ve şiddet yoluyla,kendini tanıtma veya ifade etme, düzeni değiştirmeye teşebbüs gibi kavramlar ile terörolgusunu daha da somutlaştırmak mümkündür.Türkiye Cumhuriyeti, sol terörizm ile yaklaşık 40 yıl önce yaşanan hareketler ile karşı karşıyagelmiştir. 1968 yılında başlayan kitlesel öğrenci hareketleri, ilk olarak üniversite işgalleri,boykotlar ve gösteriler bağlamında kendini göstermiş olsa da, Türkiye Devleti sınırları içindekurulacak olan ilk sol örgütlerinde kaynaklığını yapmıştır.68 kuşağı sol görüşlü gençlerin tepkilerini, taleplerini ve isteklerini şiddet yoluyla dilegetirmeyi seçmeleri ile birlikte; 1970 yılında Mahir Çayan’ın önderliğinde THKP-C(TürkiyeHalk Kurtuluş Partisi-Cephesi), 1971 yılında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanöncülüğünde THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu), 1972 yılında ise İbrahimKaypakkaya’nın fikir önderliği ile TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu)isimlerindeki ilk sol terör örgütleri kurulmuştur. Bu örgütlerin stratejileri ve farklıfraksiyonlarda olmaları doğrudan doğruya eylem ve davranış biçimlerine yansımıştır.Örneğin; THKP-C mevcut düzeni oligarşi olarak tanımlayıp şehir gerillası stratejisi ilekentlerde, bombalama, adam kaçırma, banka soygunu gibi eylem yöntemlerini seçerken,kendisini Maoist olarak tanımlayıp Mao’nun “kırdan şehre halk savaşı” teorisi yönünde Sayfa | 5
  6. 6. eylemler yapan TİKKO, kırsal alanlarda güvenlik güçlerine saldırı girişimleri şeklinde terörfaaliyetlerinde bulunmuşlardır.12 Mart 1971 Muhtırası ile birlikte ilk büyük sarsıntısını yaşayan örgütler bu dönemdeyönetici ve lider kadrolarını yitirmiş ve bunun sonucu olarak dağılma dönemini yaşamışlardır.Buna göre; 30 Mart 1971 günü iki İngiliz teknisyeni kaçırıp Tokat’ın Kızıldere Köyündesaklanan THKP-C lideri Mahir Çayan güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada ölü elegeçirilmiş, THKO’nun kurucu liderleri olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan 6Mayıs 1972 günü idam edilmiş, TİKKO lideri İbrahim Kaypakkaya 18 Mayıs 1973 günücezaevinde hayatını kaybetmiştir.Bu dönemden sonra 1978’e kadar ezilmişlik ve sessizlik sürecinde olan sol terör örgütleri butarih ile birlikte eskisinden daha kanlı ve şiddetli eylemleri gerçekleştirmeyi başlamışlardır.Bu yıllarda güç örgütlenme ve eylem potansiyeli yönünden en iyi durumda olan örgüt 1978yılında kurulan Dev-Sol(Devrimci- Sol) örgütü olmuştur. Gençliğinde bir Dev-Genç üyesiolan Dursun Karataş öncülüğünde kurulan Dev-Sol, THKP-C çizgisini büyük ölçüde devamettirerek, eylem ve strateji yönünden THKP-C ile paralel faaliyetlerde bulunmuştur. Dev-Sol,1978-80 döneminde kurulan birçok yasadışı örgüt içinde ayrı bir yere sahiptir. Bunun nedeni12 Eylül 1980 İhtilalinin ardından terör faaliyetlerine devam etmesi olmuştur.12 Eylül ilebirlikte tüm legal ve illegal sol gruplar ağır bir yara alıp adeta soluksuz bırakılmış ve solterörizm ağır bir darbe almıştır. 1980 ihtilalinin hemen sonrasında eylemlerine devam edenDev-Sol örgütü, askeri yönetim şartlarında da kanlı eylemlerine devam edip 1981 yılındaİstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mahmut Dikler’i şehit etmiştir. Bu eylem ile başlayansüreçte, polis şefleri, yargı mensupları, askerler ve diğer kamu görevlileri Dev-Sol’unhedefinde olmuştur.Dev-Sol bu terör saldırıları ile 80 sonrası sol terörizm dönemini başlatmıştır. 1990-2000yılları, sol terörün en etkin olduğu 10 yıllık süreç olmuştur. Bu zaman zarfında sol terörizmörgütsel yapı olarak daha sistematik ve karışık bir teşkilatlanma modelini benimseyip dahayoğun propaganda ve eylem faaliyetlerine başlamıştır. 1980 yılı sonrası aflar veya cezalarınınbitimiyle tahliye olan eski örgüt yöneticileri ve mensupları bu yeni dönemde şiddeti vepropagandayı daha ön planda tutan örgütsel kurumsallaşma dönemini de başlatmışlardır. 90’lıyılların başında sona eren soğuk savaş dönemi ve komünist bloğun çökmesi ile birlikteideolojik ve fikri açıdan öncülerini yitiren sol terör örgütleri kapıldıkları yalnızlık hissininetkisiyle artık tam anlamıyla toplum tabanında marjinalize hale gelmiştir. Bu yüzden 90’lı Sayfa | 6
  7. 7. yıllar boyunca özellikle hedef kitle olarak üniversite gençliğini seçen sol terör örgütleri, kendiyayın organları olan dergiler, bildirilerle birlikte yürüttükleri propaganda çalışmaları ilegençlerin zihin kontrolü, örgütlerin kendi tabanlarının, yandaşlarının ve milis kuvvetlerininyaratılması ayrıca örgüte eleman kazandırma gibi örgütsel kaynakları toplamakamaçlanmaktaydı. Bu yüzden 90’lı yıllar boyunca sol terör örgütü mensuplarının eğitimdüzeyleri incelendiğinde çoğunun üniversite öğrencisi olduğu görülmektedir.90’lı yıllarda yaşanan yeniden inşa ve revizyon sürecinde sol terör örgütleri, ideolojik vestratejik açıdan değişime uğramıştır. Buna örnek olarak Dev-Sol’un kurucusu ve lideri olanDursun Karataş örgüt içindeki muhalifleri ile yaşadığı fikir ayrılığı sonucu 1994 yılındaDHKP-C’yi (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi) kurmuştur. Dev-Sol geleneğinisürdüren DHKP-C, öncellerinden(THKP-C, DEV-SOL) daha şiddetli ve sansasyonel eylemlergerçekleştirmiştir. Siyasi propaganda ve silahlı terör grubunun ayrı ayrı çalıştığı bu örgüttefarklı Parti/Cephe şeklinde bir ayrım görülmektedir. Amaçlarını Türkiye devrimi olaraktanımlayan örgüt mensupları eylem yerlerini, kendi fikir babaları olarak gördükleri MahirÇayan’ın şehir gerillası tezine uygun olarak, şehirler olarak belirlemişlerdir. Şehirlerde hücretipi yapılanma ile faaliyetler yürüten DHKP-C mensupları, genellikle büyük şehirlerdeki hüreevlerine yapılan polis baskınlarında çatışmaya girerek ölü olarak ele geçirilmişlerdir.Genellikle kentlerde canlı bomba ve polis merkezlerine saldırı gibi eylem yöntemlerini seçenDHKP-C, polislere saldırıyı temel eylem biçimi olarak benimseyip birçok polisimizi şehitetmiştir. Bunların yanında 1995 yılında yaşanan Gazi Mahallesi olaylarında halkı provokeeden DHKP-C’nin en ses getiren eylemi ise 1996 yılında gerçekleştirdiği Sabancı Centersuikastı olmuştur. Bunun yanında kırsal alanda da faaliyet gösteren DHKP-C, özellikle DoğuKaradeniz bölgesinde yapılanma halinde olmuştur. Günümüzde siyasal uzantısı olanHÖC(Haklar ve Özgürlükler Cephesi) aracılığıyla faaliyetlerine devam eden örgüt, aldığıbüyük darbelerden sonra şimdilerde eski gücüne ulaşma çabası içerisindedir.Aynı yıllarda yoğun örgüt içi ayrışma yaşayan diğer bir sol terör örgütü olan TİKKO içindeniki farklı strateji ve sol ideolojinin farklı fraksiyonlarına iki sahip örgüt çıkmıştır. Bunlardanilki 1995 yılında kurulan MLKP(Marksist Leninist Komünist Parti) olmuştur. Geneldeşehirlerde “Molotoflu” gösteri şeklinde eylemleri seçen MLKP, PKK’ya verdiği ideolojikdestekten ötürü aynı zamanda bir bölücü örgüttür. TİKKO’nun bir diğer uzantısı olanTKP/ML(Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist) daha çok TİKKO tarzı kırsalyapılanma ve eylem biçimini benimsemiştir. Kırsal bölgelerde güvenlik güçleriyle çatışmalaragiren örgüt mensupları, asker ve özel harekât polislerimizin başarılı operasyonları sonucu Sayfa | 7
  8. 8. etkisiz hale getirilmişlerdir.2002 yılında isim değişikliği yaşayarak MKP(Maoist KomünistParti) adı altına terör eylemlerine devam eden bu örgüte yönelik, Tunceli, Tokat ve Sivasbölgesi kırsallarında gerçekleştirilen bu operasyonlarla örgüte büyük darbeler vurulmuştur. Enson,12 Eylül 2006 günü gerçekleştirilen Gaye Operasyonu ile MLKP terör örgütü bitmenoktasına getirilmiştir.Türkiye’deki sol terör örgütleri birbirleriyle yakın ilişki içinde olup çoğu zaman ortak hareketettikleri görülmüştür. DHKP-C örgütünün kırsal alanda gerçekleştirdiği eylemler ve ölümoruçları, cezaevi isyanları gibi durumlarda TKP/ML örgütü ile ortak hareket etmişlerdir.Ayrıca çoğu zaman bölücü terör örgütü ile de ittifaklar ve ortak eylem ilişkileri kuran sol terörörgütleri son olarak 2000 yılında DHKP-C, PKK, TKP/ML örgütlerinin bir aradagerçekleştirdikleri ölüm orucu eylemlerine karşı yapılan Hayat Dönüş Operasyonunda ağıryara almışlardır. Bu dönemden sonra sol terörizmde gözlemlenen azalmanın nedeni büyükoranda Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni bir döneme girmesi ve polisimizin uzun yıllar mücadeleettiği örgütlerin örgütsel, ideolojik, stratejik tüm yönlerini iyi analiz edip güçlü istihbaratsayesinde örgüt mensuplarını eylemden önce etkisiz hale getirmeleridir.TÜRKİYE’DE SOL TERÖRÜN PSİKO-SOSYAL KÖKLERİ Birçok sosyolog ve psikologun yaptıkları araştırmalardan çıkan sonuçlar terörizmininsani boyutuna ilişkin şifreleri ortaya koymuştur. Buna göre, yapılan analiz çalışmalarındaözellikle insanın terörist olmayacağı terörist yapılabileceği vurgulanmıştır. Bu realiteparalelinde ortaya çıkan “Bir insan neden terörizme başvurur ?” sorusunun cevabı, toplumiçinde anlam bulan ve karakter gelişimi toplum tarafından şekillendiren bireyin, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve psikolojik durumları incelenerek bulunabilir.İnsanı terörizme götüren yolda analiz edilmesi gereken ilk unsur sosyo-ekonomik durumdur.Geçmişten bu yana, insan davranışları üzerinde etkili olmuş en önemli dinamik olanekonomik durum bugün de önemini koruyup, geçmişte karşılaşılan örnekleri günümüze tekrargözler önüne sermektedir. Bu olguyu somutlaştırmak adına; 90’lı yıllar boyunca sol terörörgütü mensuplarının sosyo-ekonomik durumları incelendiğinde öğrenilen sonuçlar örnekolarak gösterilebilir. Bu sonuçlara göre, genellikle toplumdaki orta sınıfın alt kesimi ve dargelirli ailelerin çocukları olduğu görülen bu kişiler, yaşam standartlarının diğer kesimlereoranla düşük olması nedeniyle, sosyo-ekonomik durumun psikolojik duruma etkisini yansıtanönemli bir örnektir. Özellikle dar gelirli kesime mensup bir insan -bilhassa gençler- içindebulunduğu yoksulluk ortamı, geleceğe dair umutsuzluk gibi birçok psikolojik bunalımın Sayfa | 8
  9. 9. çözümünü ne yazık ki sol örgütlerin tuzağına düşerek aramaya çalışmıştır. Göç olgusunun dabu insanlarda yarattığı kültür şoku ve uyumsuzluk gibi travmaların sol terör örgütleritarafından istismar edilmesiyle beraber bu gençler kendilerini birer örgüt mensubu olarakbulmaktadırlar. Yoksulluğunun kaynağı olarak gelir adaletsizliğini ve toplumun yüksek gelirliinsanlarını gören, ayrıca bu insanlara karşı büyük bir öfke besleyen gençleri, Marksist-Leninist söylemler ile manipüle eden sol örgütler, bu gençleri eşitsizliğe karşı terörizmebaşvurmaya ve savaşmaya çağırmaktadır. Böylece, içinde biriktirdikleri öfkeleri ve daha daönemlisi kendileri gibi toplumun yüksek zümrelerine tepkili olan diğer insanlar ile aynıorganizasyon içinde yer alan gençler grup dinamiğinin bir parçası olarak kendilerini ifadearacı olarak sol terör örgütlerini görmüşlerdir.Sol terör gruplarının eleman kazanma yöntemlerinde kullandıkları önemli bir argüman dageçmişe atıf unsurudur. Özellikle geçmişte sol hareketler içinde yer almış ailelerin çocuklarıbu yöntemin hedef kitlesi olmuşlardır. Örgütlerin buradan çıkarmaya çalıştıkları hususintikam kavramıdır. Yakınlarının geçmişte devletin şiddetine maruz kaldığını gerekçegösteren gençler, geçmişten ve devletin geçmişteki uygulamalarından intikam alma güdüsünesahiplerdir. Bu algı sol örgütler tarafından işlenip geliştirilerek, devletten her türlü şiddetyoluna başvurularak intikam almaya hazır bir militan yaratılmaktadır.1995 yılında RüştüErdem isimli polis memurunu şehit eden DHKP-C militanı Sibel Yalçın’ın yakınları arasındaişkenceye maruz kaldıklarını iddia eden eski Dev-Sol üyesinin bulunması bu duruma ilişkinçarpıcı bir örnektir.SONUÇ: Sol terör örgütlerinin potansiyel militan olarak görüp kendileri için hedef kitlekonumunda olan ergenlik çağındaki gençlerin durumu da ele alınmalıdır. İçinden geçtiklerisüreçte tüm yönlendirmelere ve etkilere açık olan bu gençlerin bu dönemde sıkça karşılaştığısorunlar arasında; kimlik ve karakter arayışı, çevreye ve dış dünyaya karşı tepkili olma veagresif ruh hali geniş yer tutmaktadır. Bu sorunların, kendileri için birer kaynak niteliğindeolduğunu düşünen sol terör grupları gençlerin bu durumundan yaralanıp ilgi ve yönelimlerinibu örgütlere çevrilmesini amaçlamaktadırlar. Sol örgütlerin uyguladığı yoğun psikolojikharekât sürecinde, gençlerin, bir gruba aidiyet duyma ihtiyacı, isyankârlık gibi parametrelerüzerinden propaganda faaliyetleri yürüten sol terör örgütlerini kullandığı argümanlar arasındakitap, dergi, bildiri ve müzik önemli bir yer tutar. Sayfa | 9
  10. 10. Bilhassa, zihnin kontrolünde ve algıların şekillendirilmesinde büyük rolü olan işitme olgusuve buna paralel müzik olgusu terör grupları tarafından kendileri lehine iyi biçimdedeğerlendirilmiştir. Özellikle 90’lı yıllarda kurulan birçok protest müzik grubu adeta sol terörörgütlerinin propaganda aracı ve hatta bu örgütlerin “müzikal kanadı” olaraknitelendirilebilecek işlevde olmuşlardır. Bu müzik gruplarının parçalarında kullandıklarıkavgaya çağıran söylemler, öfke ve düşmanlık, bir amaç uğruna kendini feda etme vurgularıgençlerin güdülenme ve örgütlerin empoze ettikleri düşünceler ile şartlanma evreleriniyaşamalarına yol açmaktadır. Bu şekilde başlayan ideolojik eğitim süreci ile gençler, öncesempatizanlığı benimseyip en sonunda örgütler tarafından militan kimliğinin kazandırılmasıile birlikte birçok eylemi yapmaya hazır birer terörist haline dönüşmektedirler. Çoğu, canlıbomba ve ölüm orucu gibi insanın kendi hayatını hiçe saydığı eylemlerin arka planında buşartlanma ve güdülenme süreci yatmaktadır. Ayrıca bu eylemlerde hayatını kaybedenmilitanların cesetleri üzerinden yapılan destansı propaganda faaliyetleri bu örgütlerinpsikolojik açıdan kendilerini idame ettirmeleri yönünde önem arz etmektedir.Ve son olarak ise sol terör örgütlerinin ortaya çıkış sürecini ele aldığımızda, yeni kurulmuş birdevletin, kuruluş sürecinde ve sonrasında yaşadığı sosyolojik sorunları gerek ekonomik gerekkültürel gerekse siyasal açıdan çözememesi, sol-terör örgütlerinin en büyük kaynaknoktasıdır.KAYNAKÇA:1) İlber ORTAYLI-Türkiye’nin Yakın Tarihi, TİMAŞ YAYINLARI2) Dünya’dan Örneklerle Terörle Mücadele-USAK YAYINLARI3) www.wikipedia.com4) http://www.egm.gov.tr/temuh/index.html (EGM TERÖRLE MÜCADELE DAİRESİ) Sayfa | 10

×