Causatives

1,284 views

Published on

Published in: Education
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
1,284
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
4
Actions
Shares
0
Downloads
68
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Causatives

  1. 2. <ul><li>Have </li></ul><ul><li>Get </li></ul><ul><li>Make </li></ul><ul><li>Let </li></ul>
  2. 3. <ul><li>Bizim yapmadığımız ama yaptırdığımız işler. </li></ul><ul><li>Her bir “ causative ” bu işlevi farklı anlamlarla taşır. </li></ul>
  3. 4. <ul><li>Eğer nesne kişi değilse fiil üçüncü halde. </li></ul><ul><li>I had my hair cut. </li></ul><ul><li>(Saçımı kestirdim. Kestirdiğim kişi belli değil.) </li></ul><ul><li>Eğer nesne bir kişiyse fiil yalın haldedir. </li></ul><ul><li>My father always has me wash his car. I like this. (Babam her zaman arabasını bana yıkatır. Bunu severim ) </li></ul>
  4. 5. <ul><li>1 Birisine doğal görevi olan bir şeyi, zorlamaksızın yaptırdığımızda . </li></ul><ul><li>I will have the mechanic fix the car . </li></ul><ul><li>(Arabamı tamirciye tamir ettireceğim. – Tamircinin görevi ve zorlama yok.) </li></ul>
  5. 6. <ul><li>2 Baskısız Önerileri anlatır . </li></ul><ul><li>Why don’t you have this room painted. </li></ul><ul><li>(Bu odayı niye boyatmıyorsun. – Baskısız bir öneri. ) </li></ul>
  6. 7. <ul><li>3. Kaza ve doğal afetlerde “ have ” kullanılır. </li></ul><ul><li>He had his son drown away by the flood . (Oğlunu sele kaptırdı. Doğal afet.) </li></ul><ul><li>I had my car crashed into the wall. </li></ul><ul><li>(Arabamı duvara çarptırdım. Kaza. ) </li></ul>
  7. 8. <ul><li>4. İnsanlarla ilgili sorumluluk ifade eder . </li></ul><ul><li>I’m having my daughter educated in best schools. </li></ul><ul><li>(Kızımı en iyi okullarda okutuyorum. Kızının sorumluluğu. ) </li></ul>
  8. 9. <ul><li>5. Başarı ifadelerinde, öğretme, ikna etme veya cesaretlendirmede. </li></ul><ul><li>The doctor had the patient walking in only a week. (Doktor sadece bir hafta içinde hastayı yürüttü. Başarı.) </li></ul><ul><li>They had the people in the party dancing . (Partideki herkesi dans ettirdiler. İkna.) </li></ul>
  9. 10. <ul><li>6. Kararlılık gösterirken . </li></ul><ul><li>You won’t have me do the same mistake again. </li></ul><ul><li>(Beni bir daha aynı hatayı yaparken görmeyeceksin. Kararlılık gösteriyor.) </li></ul>
  10. 11. <ul><li>7. Bir olayı yaşamak , genelde hoş olmayan bir olay. </li></ul><ul><li>I had my wallet stolen . </li></ul><ul><li>(Cüzdanımı çaldırdım . – Hoş olmayan bir olay.) </li></ul>
  11. 12. <ul><li>8. Soru cümleleri . </li></ul><ul><li>Did she have her radio repaired? </li></ul><ul><li>(Radyosunu tamir ettirdi mi? ) </li></ul>
  12. 13. <ul><li>Eğer nesne kişi değilse fiil üçüncü haldedir. </li></ul><ul><li>Jane gets her house cleaned twice a month. </li></ul><ul><li>Eğer nesne kişiyse fiil “ to infinitive ” alır. </li></ul><ul><li>I get a woman to clean my house once a week . </li></ul>
  13. 14. <ul><li>1. Bir işe başkasını ikna ettiğimizde kullanırız. </li></ul><ul><li>I got my mother t o buy a t- shirt. </li></ul><ul><li>(Anneme bir bluz aldırdım. İkna. ) </li></ul>
  14. 15. <ul><li>2. İşi yapanın önemsiz olduğu durumlarda “ get” kullanılabilir. </li></ul><ul><li>The manager got her reports typed . </li></ul><ul><li>(Müdür raporlarını yazdırdı. Kimin yaptığı önemsiz. ) </li></ul>
  15. 16. <ul><li>3. Birisini, aldatarak bir iş yaptırdığımızda. </li></ul><ul><li>Somehow I got my son to take the bitter medicine. </li></ul><ul><li>(Bir şekilde oğluma acı ilacı içirdim. Aldatarak yaptı. ) </li></ul>
  16. 17. <ul><li>1 Uygulamada çok kez “ have ” ile ayni anlamda kullanılır. </li></ul><ul><li>2 Ama “ get ” daha sınırlayıcı ve güçlüdür. “Get ” daha çağdaş İngilizce'dir. </li></ul><ul><li>3 İşi yapanın önemsiz olduğu durumlarda “ have ” den farkı yoktur. </li></ul>
  17. 18. <ul><li>1.Zorlama. Bir otorite tarafından yaptırıldığında. </li></ul><ul><li>2. Ana “ causative ” den sonra fiil yalındır. </li></ul><ul><li>My mother makes me tidy my room . But I dislike doing this . </li></ul><ul><li>(Annem her zaman odamı bana düzelttirir. Ama bunu yapmaktan nefret ederim. ) </li></ul>
  18. 19. <ul><li>3. Zorlamak. Nedeni bellidir . </li></ul><ul><li>I made my students come to class in time . </li></ul><ul><li>(Öğrencilerimi sınıfa zamanında getirttim. Onları zamanında gelmeye zorladım. ) </li></ul>
  19. 20. <ul><li>Eşanlamlıları: </li></ul><ul><li>Force, compel, oblige . </li></ul><ul><li>Aynı anlamı taşırlar ama “ to infinitive alırlar”. </li></ul><ul><li>My friend forced me to smoke . </li></ul><ul><li>(Arkadaşım beni sigara içmeye zorladı. ) </li></ul>
  20. 21. <ul><li>1. Birisine bir şey yapması için izin vermeyi anlatır. </li></ul><ul><li>2. Fiil yalın kullanılır. </li></ul><ul><li>Her mother always lets her go wherever she wants. </li></ul><ul><li>(Annesi ona her zaman nereye isterse gitmesine izin verir. ) </li></ul>
  21. 22. <ul><li>“ Allow”, “let ” in eşanlamlısıdır ama “ to infinitive ” alır. </li></ul><ul><li>I don’t allow my daughter to drive my car. </li></ul><ul><li>(Kızımın arabamı sürmesine izin vermiyorum. ) </li></ul>

×