Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

BT Günlüğü Kasım - Aralık 2016

576 views

Published on

03 Ali Yavuz ŞAHİN
06 Haberler
14 Sektörden: Ersin Uyar
16 Söyleşi: Christian Hentschel
20 Yapay Zeka İşleri Kolaylaştıracak mı?
24 Blog'unuzun Başarısız Olmasının 10 Sebebi!
28 Siber Risklere Karşı Hazır mısınız?
30 Fujitsu Forum 2016’da Dijitalleşme Rüzgarı
32 Dijital Devrim 5 Yıl İçinde Geleneksel İş Modellerini Yok Edecek
38 2017 Yılının 10 Teknoloji Trendi
40 5G Kullanıcı Sayısı 2022’de Yarım Milyara Ulaşacak
42 Mobil Siteler, Masaüstü Sitelere Yetişti
44 Bankacılık Sektörü Risk Yönetiminde Çıkış Yolu Arıyor
46 Akıllı Telefonlar Ofisteki Verimliliği Azaltıyor
48 Siber Suç Ekonomisi Sağlık Sektöründeki İyi Korunmayan Verilerle Zenginleşiyor
50 Fidye Yazılım Mağdurları 2.6 Kat Arttı
52 Cihazlarımızın Kaçı Koruma Altında?
54 2017’de Dünyayı Bekleyen Siber Tehditler
56 Türkiye Ekonomisine Yönelik Siber Saldırılar Artışta
58 BT Günlüğü Test Merkezi
67 Ecevit BIKTIM

Published in: Technology
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

BT Günlüğü Kasım - Aralık 2016

  1. 1. 11 - 12 / 2016 Türkiye Ekonomisine Yönelik Siber Saldırılar Artışta • Siber Suç Ekonomisi Sağlık Sektöründeki Verilerle Zenginleşiyor 2017’de Dünyayı Bekleyen Siber Tehditler • Cihazlarımızın Kaçı Koruma Altında? • Fidye Yazılım Mağdurları 2.6 Kat Arttı Akıllı Telefonlar Verimliliği Azaltıyor • Siber Risklere Karşı Hazır mısınız? • Blog'unuzun Başarısız Olmasının 10 Sebebi! Mobil Siteler, Masaüstü Sitelere Yetişti • 5G Kullanıcı Sayısı 2022’de Yarım Milyara Ulaşacak • 2017 Yılının 10 Teknoloji Trendi Dijital Devrim 5 Yıl İIçinde Geleneksel Is İşModellerini Yok Edecek! ~ . .
  2. 2. Sizin Yerinize Çalışan Teknoloji Xerox ConnectKey® ™ Bugünün profesyonellerinin ofis duvarlarının ve 9-5 mesaisinin ötesine geçmesi gerekiyor. İşte bu yüzden ConnectKey Teknolojisi’ne sahip çok fonksiyonlu yazıcılar Mobil ve Bulut tabanlı çözümlerin yanı sıra cihazınız ve verileriniz için yüksek güvenlik sağlıyor. 0212 354 70 00 xerox.com/connectkey Ready For Real BusinessTM Üretkenlik Xerox® ConnectKey® Teknolojisi İnovasyon Ödüllü Xerox App Studio ile Akıllı Yazıcı Konsepti Güvenlik © 2016 XEROX CORPORATION. Bütün hakları saklıdır. Xerox, küre sembolü XEROX CORPORATION'ın tescilli markalarıdır. • Uzaktan Kontrol Paneli • Sade Kullanıcı Arayüzü • Ortak Kullanıcı Deneyimi • Birleşik Adres Defteri • Destekle Yönetim Özellikleri • Dahili ConnectKey Uygulamaları • Kimlik Doğrulama ve Kart Desteği • McAfee Intel® Security • Güvenli Baskı ve 256-bit Şifreleme • Cisco Entegrasyonu • En Son Güvenlik Gereksinimleri ile Tam Uyum PrintSafe • Follow-You Printing Maliyet Kontrolü Kullanım Kolaylığı • Kullanıcı İzinleri • Access Restrict / Accounting • Cisco® EnergyWise • Faks Kullanım Raporlaması • ENERGY STAR® / EPEAT (U.S) • Wi-Fi Direct • Mobile Link Uygulaması • Apple® AirPrint™ 1.4 • Xerox® App Gallery • Mobil / Bulut Erişimi • Tek Tuşla Tarama • İş Akışı Entegrasyonu • Mopria® Sertifikası ConnectKey Teknolojisi’ne sahip çok fonksiyonlu yazıcılar için uygulama geliştirmeye imkan sağlayan Xerox App Studio, akıllı telefonlarda ve tabletlerde kullandığımız uygulama konseptini çok fonksiyonlu yazıcılara taşıyor. ConnectKey Uygulamaları günlük işlerinizi basitleştirerek ve kısaltarak kullanıcı üretkenliği- nin artırılmasına yardımcı oluyor. ConnectKey Uygulamaları geleneksel yazılımların aksine bağımsız bir sunucu, bilgisayar veya BT kaynağı gerektirmeden bulut tabanlı çözümler sunuyor.
  3. 3. editör Bilgisayar oyunlarında oldukça popüler bir gelir modeli haline gelen oyun içi eşya, sanal oyun para birimi ya da indirilebilir içerik satışı sistemini siber suçluların kara paralarını aklamak için hedef oldu. Dijital para birimlerini ve oyun platformlarını kullanan suçlular, buradaki mali denetim boşluğunu kullanarak para aklama girişimlerinde bulunuyor. Trend Micro, bilgisayar korsanlarının oyun platformlarını kullanarak nasıl kara akladığını araştırdı. Siber suçlular, ilk adımda oyun içindeki hatalardan ve kodlama açıklarından faydalanarak oyun içi sanal para birimi biriktiriyorlar ya da zararlı yazılımlar kullanarak diğer oyuncuların kullanıcı hesaplarını ele geçiriyorlar. Burada olta saldırısı başta olmak üzere birçok sosyal mühendislik yöntemi kullana- rak, özellikle dijital oyun dağıtım platformlarındaki hesapları ele geçirmek siber suçlular arasında oldukça revaçta. Bu şekilde oyunla ilgili elde ettikleri dijital varlıkları internet üzerinde sa- tışa çıkarıyorlar. Siber suçlular kimi zaman bu satış ilanlarını sosyal medya üzerinden de verebiliyorlar.Siber korsanlıkla elde ettikleri dijital varlıkları satarak para kazanan bu kişiler, sonrasında alınan ödemelerin izini kaybetti- rebilmek için. Bu parayı hemen dijital para birimlerine çeviriyorlar. Bilgisayar oyunları yıllar içindeki büyük gelişimleriyle birçok insana eğlence- nin doruk noktasında olduğu büyülü bir dünyanın kapılarını açtılar. Sadece ABD’de hane halkının yüzde 63’ünde en az bir kişi bilgisayar oyunu oynuyor. Oldukça büyük bir pazarı temsil eden bilgisayar oyunları sektörü- nün son dönemdeki önemli gelir modellerinden biri de oyun içi satın alma- lar. Bu şekilde oyuncular ekstra ödeme yaparak bazı özel içeriklere sahip ola- biliyorlar. Eğlence Yazılımcıları Derneği (ESA)’nın verilerine göre ABD’deki oyuncuların yüzde 65’i oyun içinde gerçek para kullanarak satın alma yapma isteğine sahip. Kara Para Bilgisayar Oyunlarında Aklanıyor Yapılan araştırma siber suçluların yasadışı faaliyetlerinde kazandıkları kara paraları aklamak için bilgisayar oyunlarındaki satın alınabilen içerikleri kullandıklarını ortaya çıkardı. Ali Yavuz ŞAHİN Genel Yayın Yönetmeni yavuz@btgunlugu.com 3
  4. 4. 4 künye içindekiler 06 Haberler 14 Sektörden: Ersin Uyar 16 Söyleşi: Christian Hentschel 20 Yapay Zeka İşleri Kolaylaştıracak mı? 24 Blog'unuzun Başarısız Olmasının 10 Sebebi! 28 Siber Risklere Karşı Hazır mısınız? 32 Dijital Devrim 5 Yıl İçinde Geleneksel İş Modellerini Yok Edecek 38 2017 Yılının 10 Teknoloji Trendi 42 Mobil Siteler, Masaüstü Sitelere Yetişti 44 Bankacılık Sektörü Risk Yönetiminde Çıkış Yolu Arıyor 46 Akıllı Telefonlar Ofisteki Verimliliği Azaltıyor 50 Fidye Yazılım Mağdurları 2.6 Kat Arttı 52 Cihazlarımızın Kaçı Koruma Altında? 54 2017’de Dünyayı Bekleyen Siber Tehditler 56 Türkiye Ekonomisine Yönelik Siber Saldırılar Artışta 60 BT Günlüğü Test Merkezi Yazı İşleri Ali Yavuz ŞAHİN Genel Yayın Yönetmeni (Sorumlu) yavuz@btgunlugu.com Ecevit BIKTIM Yayın Danışmanı ecevit@btgunlugu.com Mehmet Ali Gündüz Prodüksiyon Sorumlusu info@btgunlugu.com Editörler Süleyman Sertkaya Barış Terun Can Devecioğlu Mutlu Çavuş Avşar Özgen info@btgunlugu.com Kreatif Creative Solutions diyalog@creativesolutions.com.tr Reklam Reklam Departmanı reklam@btgunlugu.com Adres Eylül Medya İnönü Caddesi No: 8 Bulut İş Merkezi 4. Kat Daire: 72 Çeliktepe Kağıthane / İstanbul Tel : 0212 270 36 37 PBX Fax: 0212 270 36 37 Dağıtım Etkin Dağıtım Baskı ve Cilt Özgün Ofset Aytekin sokak no:21 4.Levent / İstanbul Tel : 0212 280 00 09 Fax: 0212 264 74 33
  5. 5. Uygulama Amaç Çözüm Faydalar • sağlandı. İnternet çıkışı kayıt altına alındı. sağlandı. Data Center altında toplanarak alt yapısı kullanılarak FKM yapısı oluşturuldu. karşı- Toplamda 44 metrekare alana de, her aynı ağa Data Center altında toplanarak İstar Hakkında • • • • • GAZİANTEP ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ kullanılarak Felaket Kurtarma Alt Yapısı oluşturuldu. 2016 yılının Ocak-Şubat aylarında hayata tek noktada yatırım yapılarak ortadan kaldırıldı. Tüm personele -
  6. 6. 8 haberler Nissan ve Eaton, pazardaki en güvenilir ve satın alı- nabilir bir birim olarak tasarlanmış – yeni bir konut enerji depolama birimini sunmak için güçlerini birleş- tirdiler. ‘xStorage HOME’, tüketicilerin evlerinde ener- jiyi nasıl ve ne zaman kullanabileceklerini kontrol et- melerine izin veren, tam entegre bir enerji depolama sistemidir. Güneş panelleri veya konut güç kaynakları gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına bağlanan birim, yenilenebilir enerji hazırken veya enerji ucuzken (ör- neğin gece boyunca) şarj olarak ve talep olduğunda ve maliyetler yüksekken depolanan enerjiyi kullandıra- rak tüketicilerin enerji faturalarında tasarruf yapma- larını sağlıyor. Bir ev, güneş enerjisi teknolojisi ile donanmışsa bu, tüketicilerin xStorage HOME sistem- lerinde depolanmış temiz enerjiyi kullanacakları ve pahalı gün içi enerji tarifelerinden kaçınarak finansal olarak avantaj sağlayacakları anlamına geliyor. Ev enerji depolama sistemi, tüketicilere yedek bir çözüm de sağlıyor, ışıkların asla sönmemesini garantiliyor. Enerji şebekeleri büyük bir yük altında oldukları za- man için ideal. Dahası, tüketiciler, talep ve maliyetler yüksekken depolanan enerjiyi şebekeye geri satarak ek gelir de elde ediyorlar. xStorage HOME birimi, temiz enerjiyi saklarken ve dağıtırken tüketicilere emniyeti ve performansı garantileyen fabrika yapımı entegre bir birimdir. Sertifikalı bir tesisatçı tarafından kurul- duğunda çalışmaya hazır olur, tüketicilere kolaylıkla tak ve kullan şeklinde bir enerji kullanma olanağı sağ- lar. Ayrıca, tüketicilere tek bir tuşa dokunarak enerji kaynakları arasında geçiş yapmasına izin vermek için bir akıllı telefon bağlantısına da sahip olacaktır. Nissan ve Eaton, ‘xStorage HOME’ ile Herkes için Evde Enerji Depolamayı Güvenli ve Satın Alınabilir Yapıyor Koç Topluluğu teknoloji yatırım şirketi İnventram, dünyanın en büyük yatırım gruplarından Mitsui ile ortaklık anlaşması imzaladı. 97 milyar dolara ulaşan toplam varlığı ve 42 milyar dolarlık cirosu ile dünyanın ve Japonya’nın en büyük yatırım gruplarından biri olan Mitsui, İnventram’ın yüzde 30 hissesini satın alarak, son dönemde Türkiye’de gerçekleştirilen en önemli tek- noloji yatırımlarından birine imza attı. Koç Holding’de düzenlenen basın toplantısı, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding Turizm, Gıda ve Perakende Grubu Başkanı Tamer Haşimoğlu, İnventram Genel Müdürü Cem Soysal, Mitsui Avrupa Kurumsal Planlama Başkanı Naotaka Hayashi ve Mitsui Türkiye Genel Müdürü Yoichiro Yagihashi’nin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, anlaşmanın İnventram için tarihi bir kilometre taşı olduğuna dikkat çekerken, “İnventram’ın Mitsui ile gerçekleştirdiği bu ortaklık anlaşmasının, önümüzdeki dönemde, çok daha geniş kapsamlı iş birliklerine kapı açacağına yürekten inanıyorum. İnventram’ın bir dünya şirketi olmasını hızlandıracak bu birlikteliğin ülkemize hayırlı olmasını diler, Japonya’dan gelecek yatırımların artmasına vesile olmasını temenni ederim” dedi. İnventram Japon Yatırım Devi Mitsui ile Ortaklık Anlaşması İmzaladı
  7. 7. Migros, Sunucu Sanallaştırma Sistemleri İçin SimpliVity’i Tercih Etti T ürkiye’de modern perakende sektörünün öncüsü Migros, 60 yılın üzerindeki deneyimiyle; kurulduğu günden itibaren müşteri beklentilerine odaklanmış durumda. On binlerce çeşit malın hareket ettiği, 3000 üzerinde tedarikçi ile çalışan, 25.000`den fazla personelin çalıştığı, 1500 üzerinde mağazaya sahip ve hızla büyüyen, geçen yıl 500.000 üzerinde kasa işlemi gerçekleşen, şu anda yaklaşık 9 milyon aktif sadakat kartı (Money Club) kullanıcısı olan devasa bir yapıya sahip Migros, bilgi teknolojilerine verdiği önem ve yaptığı yatırımlar ile de sektörde her zaman bir adım önde olma stratejisiyle yoluna devam ediyor. Devasa yapı ve ilişki ağına sahip Migros gibi firmaların sürdürülebilir düzen ve kurumsal bir işleyiş oluşturmadan yönetilmesi çok zor. Kıyasıya rekabetin yaşandığı perakende sektöründe çevik ve hızla büyüyebilmek için BT stratejisinin iş ihtiyaçlarına paralel olması gerekli. Teknoloji Hızla Değişiyor ve İş İhtiyaçları da Buna Paralel Olarak Farklılaşıyor Migros’un 1500’den fazla mağazası var, bu mağazaların hepsi yedekli iletim ortamlarıyla birbirine bağlı. Uydu sistemlerinden tutun da, GSM sistemleri, radyolink, fiber gibi teknolojilerin kullanıldığı 100 binin üzerinde IP cihazın bağlı olduğu devasa bir ağ. Bu cihazlar üzerinden yılda 450 milyonun üzerinde kasa işlemi ve 200 milyona yakın pos işlemi gerçekleştiriliyor. Kurumsal kapalı kablosuz ağa bağlanan cihaz sayısı 10 binin üzerinde, tüm mağaza ve depo uygulamaları merkezileştirilen sistemlere aynı anda 8000 civarı kullanıcı bağlanıyor. Ayrıca Migros Türkiye’de perakende sektöründe en fazla online kampanya yürüten firması. Yüksek Performanslı Sunucu Sanallaştırma Geleneksel altyapıya sahip olan firmanın büyük rekabet ortamında bir adım ileriye gitmesini sağlamak için harekete geçen BT departmanı Hyper-converged teknolojileri ile sahip olunan sunucu sanallaştırma işlemlerini daha basit ve daha performanslı hale getirebileceği kararını verdi. Bu konuda detaylı araştırmalar yapıp bir çok advertorial Migros, Türkiye’deki en büyük gelenekselden hyper-converged sistemlere geçiş projesini SimpliVity ile başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Soldan sağa: Eser Esen - SimpliVity Bölge Satış Müdürü, Ömer Lütfi Karagöz - Migros Ağ, İletişim ve Bilgi Güvenliği Grup Müdürü, İsmail Hakkı Özler - Migros BT Altyapı Çözüm Sorumlusu, Cenk Kulaçoğlu - Simplivity Çözüm Mimarı, Murat Zobu - Migros BT Altyapı ve İletişim Sistemleri Müdürü. firma ile görüşen BT departmanı maliyet ve performans artışının yanı sıra uçtan uca felaket kurtarma çözümünü de beraberinde getirmesi sebebiyle SimpliVity çözümünü tercih etti. SimpliVity cihazlarının kurulum ve devreye alınma safhası sorunsuz ve hızlı bir şekilde tamamlayan Migros gerçekleştirdiği proje ile geleneksel mimariye sahip çok sayıda eski sunucusunu boşa çıkartarak başka fiziksel sunucu ihtiyaçları için kurumun kullanıma sunuldu. Firmanın sahip olduğu sunucu sanallaştırma servisi eski sistemlere göre çok daha az enerji tüketiyor ve geleneksel mimaride çalışan sanallaştırma platformuna göre enerji tüketiminde yaklaşık yüzde 70 tasarruf sağlıyor. Migros, SimpliVity ile gerçekleştirdiği bu proje ile iş kritik sistemler için felaket kurtarma senaryosunu da otomotize etti ve geliştirdi. Bu sayede servis veya uygulama bazında çok hızlı şekilde iş sürekliliği sağlandı. Eski sistemlerde bulunan atıl kapasite dönemi sona erdi. Yeni mimari ile yatay büyüme stratejisini hayata geçiren Migros büyük bir maliyet avantajı da yakalamış durumda. Saatlerden Saniyelere Geçiş Migros’un eski geleneksel sistemleriyle 1 TB’lık yeni bir sunucunun yedeğinin alınması 6 saate yakın sürerken şimdilerde SimpliVity sistemlerini kullanarak bu işlemleri saniyeler mertebesinde gerçekleştirebiliyor. “Mevcut sunucu ve uygulama sanallaştırma platformumuzu sahip olduğumuz geleneksel altyapı mimarisi ile büyütmek çok zordu. Hyper-converged teknolojileri ile sanallaştırma işlemlerimizi daha basit ve daha performanslı hale getirebileceğimizin farkına vardık. Migros’un tüm sunucu sanallaştırma platformunu düşündüğümüzde; bu sistemleri tam kapasite ile yürütmek için, sunucuları, yedeklemeyi, farklı şekillerdeki ağ bağlantılarını, depolama sistemlerini ve buna benzer birçok yapıyı ayrı ayrı yönetirken şu anda tek bir arayüz ile hızlı ve basit bir şekilde tüm işlemleri gerçekleştirebiliyoruz. Operasyonel süreçlerimiz çok basit hale geldiğinden insan kaynağı eforumuz da azaldı. Artık geleneksel mimariye yatırım yapmıyoruz ve önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğimiz yatırımlarımızı da dönüşüm projemiz çerçevesinde yeni teknolojilere ayak uydurarak gerçekleştirecek ve bu alanda Türkiye’nin öncü firması olmaya devam edeceğiz.” Ömer Lütfi Karagöz Migros Ağ, İletişim ve Bilgi Güvenliği Grup Müdürü
  8. 8. haberler Avnet, ve Forcepoint, EMEA bölgesindeki dağıtım anlaşmalarını Türkiye’yi de kapsayacak şekilde genişlettiklerini duyurdu. Forcepoint ürün port- föyü sayesinde Avnet, işletmelerin siber güvenlik gereksinimlerini her katmanda, uçtan uca mimari ile karşılıyor olacak. Bu anlaşma ile, iş ortaklarının güvenlik alanındaki işleri ileri taşınırken, güvenlik yönetiminde karşılaşılan verimsizlikler de orta- dan kaldırılıyor. Forcepoint ürünleri kullanıcıla- rı, ağları ve verileri birleşik ve bulut-merkezli bir platform ile korurken, yeni nesil teknolojilerin benimsenmesini sağlıyor. Avnet ve Forcepoint hali hazırda Belçika ve Hollanda’da gerçekleştirilmiş olan başarılı iş ortaklığı sonrasında Türkiye’de de Forcepoint 4D güvelik platformunu kullanıcıla- ra sunuyor olacak. Bu platform kullanıcıları iç ve dış güvenlik tehditlerine karşı korurken, güven- lik ihlallerini hızlıca belirleyip, veri hırsızlığını engelleyerek, bekleme sürelerini en aza indiri- yor. Forcepoint ile şirketler, hareket halindeki ve ofislerindeki kullanıcılarını, ağlarını ve buluttataki verilerini koruyabilir, operasyonel ağ yönetiminde harcanan zamanı azaltabilirler. Anlaşma hakkında, Avnet Technology Solutions Türkiye Genel Mü- dürü Hakkı Eren; “Bu yeni ortaklığın Forcepoint ve Avnet için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. İş birligimiz, Türkiye pazarında artarak ihtiyaç duyulan güvenlik ürünlerinin tedariği konusun- daki büyük bir açığı kapatacaktır. İş ortaklarımız, Avnet’in katma değerli hizmetlerinden yararlana- rak, müşterileri için yeni nesil güvenlik çözümle- rini tam donanımlı Avnet teknik danışmanlarımı- zın destekleriyle pazara daha güçlü sunabililiyor olacak.” dedi. Avnet, Forcepoint ile Yeni Nesil BT Güvenlik İhtiyaçlarına Yönelik Dağıtım Ağını Güçlendiriyor Paket, pilotların, yolcuların, operatörlerin ve bakım per- sonelinin, Inmarsat’ın devrim niteliğindeki yeni uçak içi geniş bant servisi olan GX Aviation’a bağlanmalarına izin veriyor. Kullanıcılar, okyanusların üzerinde uçar- ken bile, uçuş boyunca herhangi bir kesinti olmaksızın sürekli ve daha hızlı bir şekilde internette sörf yapabi- lecek, e-postalarını kontrol edebilecek, müzik ve video izleyip dinleyebilecek ve online alışveriş yapabilecekler. Nihai yetki belgesi, sistemin tasarlandığı gibi çalıştığını onaylıyor ve GX Aviation’ın havacılık pazarına kazan- dırılması sürecini tamamlıyor. Sertifika merkezleri, ön- ceden fırlatılmış ve halen çalışmakta olan üç uydudan oluşan Inmarsat’ın Global Xpress (GX) uydu ağı ile her çevre koşulundaki çalışmaları kontrol ediyorlar. Bu, GX Aviation tarafından dünyanın her yerindeki uçuşlarda sağladığı, evde veya ofiste deneyimlenene yakın hızlara sahip, sürekli, güvenilir ve yüksek hızlı geniş bant ser- visine yolcuların, pilotların ve diğer havayolu persone- linin erişmelerini garantiliyor. JetWave ayrıca, güvenlik, çevre ve kurulum standartları açısından FAA (Federal Havacılık Yönetimi - Federal Aviation Administration) ve EASA’in (Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı - Euro- pean Aviation Safety Agency) onay sertifikasına da sahip. Honeywell Aerospace’in Pazarlama ve Ürün Yönetiminden sorumlu başkan yardımcısı Carl Esposito, “Inmarsat’ın JetWave donanımımıza sertifika vermesi, müşterilerin yüksek hızlı global bir bağlantı servisi için beklemek zorunda olmayacakları anlamına gelir. Dona- nım şu anda mevcut ve kuruluma hazırdır. Son günler- deki bir Honeywell araştırması, yolcular açısından evde veya ofiste sahip olduklarına benzer şekilde bir uçak içi Wi-Fi deneyimine sahip olmalarının önemli olduğunu ortaya çıkardı. Dünyanın çeşitli yerlerindeki havayolları da şimdi GX Aviation ile müşterilerinin bu taleplerini karşılayabilecekler” dedi. Honeywell Özel Donanım Paketi Jetwave İçin Inmarsat’tan Final Sertifikasını Aldı 10
  9. 9. Public CIO Summit 24 - 26 Nov 2016 - Antalya IT Security Roadshow 09 Feb 2017 - Istanbul 22 Feb 2017 - Ankara Cloud & Data Center Roadshow 15 Mar 2017 - Istanbul 22 Mar 2017 - Ankara CIO Summit 19 - 21 April 2017 - Antalya Big Data & Analytics Roadshow 09 May 2017 - Istanbul 11 May 2017 - Ankara IDC Türkiye Conferences Dawn of the DX Economy: New Rules, Roles & Requirements IDC FutureScape 2016 Worldwide Webinars 08 Internet of Things (IoT) 2017 Predictions 08 High Performance Data Analysis (HPDA) 2017 Predictions 09 Financial Services 2017 Predictions 09 Chief Marketing Officer (CMO) 2017 Predictions 10 Utilities 2017 Predictions 10 Telecommunication 2017 Worldwide Predictions 15 3D Printing 2017 Predictions 15 Healthcare 2017 Predictions 16 Wearables and AR-VR 2017 Predictions 16 CX and Social Business 2017 Predictions 17 Oil & Gas 2017 Predictions 17 Phone, Tablet, PC and Connected Devices 2017 Predictions 22 Robotics 2017 Predictions 22 Datacenter 2017 Predictions 29 Retail 2017 Predictions 29 Manufacturing 2017 Predictions 30 Smart Cities 2017 Predictions 30 Worldwide Product & Service Innovation 2017 Predictions 01 Software Business Models and Monetization 2017 Predictions 01 Big Data, Analytics, & Cognitive Software 2017 Predictions 06 Government 2017 Predictions 06 Services 2017 Predictions 07 Connected Vehicles 2017 Predictions 07 Security 2017 Predictions 08 SMB 2017 Predictions 08 Payments 2017 Predictions 13 National Security & Public Safety 2017 Predictions 13 Imaging, Printing & Document Solutions 2017 Predictions 14 Supply Chain 2017 Predictions 14 Enterprise Infrastructure 2017 Predictions 15 Cloud 2017 Predictions 15 Consumer Technology 2017 Predictions November December IDC FutureScape To learn more about IDC FutureScape 2017, please go to http://www.idc.com/events/futurescapes. Sponsorships: Onur Hamitoğlu, ohamitoglu@idc.com, 0533 301 8998 IDCTurkiye More Information: Pınar Kartal, pkartal@idc.com, 0216 356 0835 www.idc-cema.com
  10. 10. 12 haberler Commvault yönetim kurulu başkanı ve CEO’su N. Ro- bert Hammer, kurumların bütünsel bir veri yönetimi stratejisine sahip olmalarına izin veren beş temel ilkeye odaklanan, şirketin ilk müşteri konferansı Commvault GO 2016’da açılış konuşmasını yaptı. Bütünsel bir veri yönetimi stratejisine olan ihtiyaç, buluta geçiş, uygulama patlaması, güvenlik ve mevzuata uyuma olan talepteki artış ve her yerde bilgi işlem kullanımı ile birlikte ortaya çıkmıştır. Kurumlar şimdi, her şeyin merkezinde yer alan verilerle, nerede olduğuna bakmaksızın verileri etkinleş- tirme yeteneğine her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyor- lar. Bu konudaki beş temel ilke şunlar: Verilerinizi bilmek: Bugün organizasyonların, verilerin nerede depolandığı, nasıl güvende oldukları ve hızlı kurtarma, felaketten kurtarma, test/geliştirme, raporlama ve iş analitiği için nasıl hazır oldukları konusunda bir kontrole sahip olma- ları gerekiyor.Verilerinizi birleştirmek: Bugünkü veriler evreninde kurumlar, sadece birkaç veri noktasına ve de- posuna sahip değiller, bünyelerinde bunlardan çok sayıda bulunuyor. Kurumlar hangi verilere sahip olduklarını ve bunların nerelerde bulunduğunu bilemeyebilirler.Verile- rinizi kullanıma hazır hale getirmek: Organizasyonların o anda bir dizi lokasyonda (kendi yerlerinde, bulutta, sanal ve mobil ortamlarda) bulunan verilerini birleştirmeleri gerekir. Onları başarılı bir şekilde kullanıma hazırlamak için, veri kayıplarını önlemek için bu cihazlardaki verile- rin yedeklerini alabilmeliler ve bir cihazdan bütün önemli verileri temizleyebilmeliler. Verilerinizi yönetmek: Yönetmelik kapsamındaki endüstrilerde artan mevzuata uyum gereksinimlerine uymak bugünün gerçeğidir. Ku- rumsal bir yönetim yeteneği altında birleştirilmiş verilere sahip olan organizasyonlar, sahip oldukları verilerin ne olduğunu, nerede bulunduğunu anlayabilirler ve mevzua- ta uygunluğu garantilenen veriler üzerinde denetlenebilir politikalar uygulama yeteneğine sahip olurlar.Verile- rinizin güvenliğini sağlamak: Hack’lerin, kötü amaçlı yazılımların, fidye yazılımlarının ve hem iç hem dış diğer tehditlerin dünyasında organizasyonların, verilerinin güvenliğini sağlayabilmeleri gerekiyor. Commvault CEO’su Bob Hammer, Commvault GO’nun Açılış Konuşmasında Bütünsel Veri Yönetiminin Beş Temel İlkesi Üzerinde Durdu 3DEXPERIENCE Şirketi Dassault Systèmes, SOLI- DWORKS 2017’nin piyasaya sürüldüğünü duyurdu. Yeni başlayan şirketlerden global kurumlara kadar 3,1 milyondan fazla kullanıcı; kolay 3D tasarım ve geliş- tirme uygulamalarına her zaman, her yerden ve her cihazdan erişimle yenilikçi ürün tasarımı sayesinde çok algılı deneyimler oluşturabiliyor. Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformu tarafından desteklenen SO- LIDWORKS 2017, yenilikçilerin entegre uygulamalarla ürün geliştirme süreçlerini tasarlamalarına, onaylama- larına, birlikte çalışmalarına, oluşturmalarına ve yönetmelerine yardımcı oluyor. SOLIDWORKS 2017, Model Tabanlı Tanımlama ve basılı devre kartı (PCB) tasarımının desteğiyle kağıtsız üretime odaklanmak için daha fazla çekirdek güç ve performansın yanı sıra yeni beceriler içeriyor. Hem yeni hem de deneyimli kullanıcılar, tasarımların işlevselliğini prototip oluşturulmadan önce analiz etmek, çözmek, görselleştirmek ve onaylamak için simülasyon kullanarak verimliliği geliştirebiliyor. Yeni araçlar satıcılar ve müşterilerle daha iyi bir işbirli- ği için her tür 3D modelin kilidini açıyor ve kavramdan üretime kadar dinamik ürün verileri yönetimi (PDM) çoklu siteler ve uzak ekiplerin daha iyi desteklenmesini sağlıyor. Dassault Systèmes SOLIDWORKS 2017'i Pazara Sundu
  11. 11. 13 Kurulum ve Destek HizmetleriEğitim ve DanışmanlıkAğ Tasarımı ve Projelendirme +90 (212) 274 69 98 www.btegitim.com Türkiye’nin en iyi Cisco eğitmenleri ile geleceğinize yön verin.  Collaboration  Service Provider  Routing & Switching  Cloud  Wireless  Cisco ACI  Data Center
  12. 12. 14 Telefonlarımızı sürekli kontrol ediyoruz, uyurken bile yanımızda tutuyoruz, yemek masamızdan uzaklaştıramıyoruz. İster iş yapalım ister vakit geçirelim, dijital dünyaya bağımlılığımız gittikçe derinleşiyor. Pazarlama ve BT Arasındaki Duvarlar Yıkılıyor sektörden Aslında bir akıllı telefon kullanıcı- sı bir günde cihazı ile ortalama 3.3 saat geçiriyor—yemeğe harcanan zamanın iki katı ve uykuda geçen sürenin üçte birinden daha fazla. #GenMobile ile cazibe daha da güçleniyor. #GenMobile’ın kahveyi bırakma oranı akıllı telefona göre muhtemelen 15 kat daha fazladır. Acillik ve bağlantı için ihtiyaç olan bu derinlik, müşteri deneyi- mini dönüştürüyor. Sporseverler, stadyumun mobil uygulaması ile yiyecek ve içecek siparişi verir- ken maçın hiç bir anını kaçırmı- yorlar—ve bu sipariş oturdukları yere geliyor. Hastalar yaklaşan randevuları için hatırlatıcı metin mesajı alabiliyorlar—ve sonra bina içinde yönlerini bulmak için sağlık kuruluşunun mobil uygulamasını kullanıyorlar. Gençler, favori mağazalarının yanından geçerken o anları sosyal medyada paylaştıklarında özel indirimler alabiliyorlar. Şimdi zaman, müşteri deneyim- lerini markanıza nasıl bağlayaca- ğınızı yeniden düşünme zamanı. Teknoloji, pazarlamayı yeniden şekillendiriyor ve müşteri dene- yimini tekrar tanımlıyor. Başarı, pazarlama ve BT ekipleri arasında, CMO’lardan CIO’lara kadar sıkı bir işbirliği gerektiriyor. Ancak bu, sizin 1990’lardaki arka uç sistemleri ve süreçlerinin modernleşmesi ile sonuçlanan iş ve BT’yi düzenlemeniz gibi değil. Müşteri deneyiminin dönüştürül- mesi, müşteri ve potansiyel müş- terilerle nasıl ilişki kuracağınız, onların ilgisini nasıl çekeceğiniz, bağlı ve sadık kalmalarını nasıl sağlayacağınız açısından farklılaş- manıza izin verir. Bu markalaşma- nın tam da merkezidir. Ayrılıklar Araştırma, yapılacak bir sürü işin olduğunu gösteriyor. Accenture’un yeni bir çalışmasına göre, CIO’la- rın yüzde 83’ü BT ve pazarlamanın bir hizaya getirilmesi ihtiyacını görüyorlar, ancak CMO’ların sade- ce yüzde 69’u bu ihtiyacı görüyor. Organizasyonların yüzde 44’ü de, pazarlamayı daha verimli hale getiren pazarlama çözümleri veya BT projelerini uygulamanın daha zor olduğunu söylüyorlar. Bağlantı nerede koptu? Pazarlama ve BT daha önce bir arada çalıştı- lar, ancak her zaman en iyi so- nuçlar alınmadı. Çoğu pazarlama yöneticisi, BT departmanlarının dijital pazarlama ihtiyaçlarına ayak uydurabileceğine pek fazla güvenmiyor. Pazarlamacılar BT etrafından kestirmeden sonuca ulaştılar ve CRM ve pazarlama otomasyonu için bulut servis- lerine yöneldiler. Cazip müşteri deneyimleri için dijital ajanslara güvendiler. BT yöneticilerinin de pazarlama departmanına ilişkin kaygıları var. İşin gereksinimleri açıkça tanım- lanmamıştır. Kurumsal standartlar göz ardı edilmektedir. Pazarlama, BT sistemlerinin doğal karmaşıklı- ğını gizler. #GenMobile yeni standart olur- ken, mobil uygulamalar, müşteri analitiği, sosyal medya pazarla- ması ve pazarlama optimizasyo- nu, yönetim kurulu seviyesinde tartışılıyor. CMO ve CIO’lar, dijital müşteri deneyiminin başarısını sınırlayabilen departman duvar- larını yıkmalılar. Pazarlama ve BT’nin, eksikliklerin anlaşılması ve yanlış fikirlerin düzeltilme- si için ön ayak olmaları gerekir. Daha yakın bir işbirliği içinde olmalılar ve #GenMobile’ı ve sürekli bağlantıdaki müşterileri dikkatli bir şekilde bağlı ve sadık tutabilen daha çevik sistemler ve süreçler geliştirmeliler. ErsinUyarHPEArubaÜlkeMüdürü
  13. 13. 15 Global Girişimcilik Anketi Türkiye’deki öğrencilerin mezun olduktan sonra başkası için çalışmaktansa, patron daha yatkın olduğunu gösteriyor. Türk Gençleri Patron Olmanın Peşinde özel haber Türkiye’nin kendi işini kurma dö- neminin eşiğinde olduğunu göste- ren Global Girişimcilik Anketi’nin sonuçlarını açıkladı, gençler patron olmak istiyor. Araştırma, 20’nci yüzyılın son nesli Y Kuşağının ve II. Dünya Savaşı sonrası kuşağın bağımsızlık arayışının zamanlama- sının çok iyi olduğunu gösteriyor. Çünkü yaşınız kaç olursa olsun, yeni teknolojiler bağımsız giri- şimleri tarihte hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor. Güncel KOSGEB verileri Türkiye’de- ki genç girişimci sayısının 2014’te yüzde 50 arttığını gösteriyor. Bul- gular bunu destekler nitelikte. Genç nüfusu sayesinde Türkiye’de giri- şimcilik yükselmeye devam ediyor; mezun olduktan sonra kendi işini kurmak isteyen öğrenci sayısı dün- ya ortalamasının üzerinde. Türki- ye’deki İnsanlar “Statü” İçin Kendi İşinin Patronu Olmak İstiyor Global Girişimcilik Anketi’nin sonuçları, iş hayatının içinde olan katılımcıların yüzde 36’sının uzun vadede küçük işletme kurmak veya kendi işinin sahibi olmak istediği- ni gösteriyor. Türkiye de bu global trende uyum sağlarken vatandaş- larımız genç ve hırslı nüfusun, kültürel normların ve dijital varlığa dair artan farkındalığın etkisiyle daha güçlü bir girişimcilik ruhu gösteriyor. Esnek Çalışma Saatleri mi? Statü mü? Türkiye’deki katılımcıların yüzde 25’i kendi işinin patronu olma- nın getirdiği statüden hoşlanıyor. Globalde is bu oran yüzde 12. Kendi işini kurmak istemelerinin ikinci büyük faktörü de yüzde 24 oranla işletme sahibi olmanın getirdiği esnek çalışma saatleri. Globalde yüzde 41 olan katılımcı tercihinin neredeyse yarısı. Bu da gösteriyor ki Türkiye’de iz bırakmak önemliyken, esnek çalışma saatleri statünün getirdiği avantajların sadece bir parçası. Öğrenciler Kendi İşini Kurmaya Daha Yatkın Türkiye’de her beş katılımcıdan biri kendi işini kurmadan önce henüz öğrenci olduğunu söylüyor. Glo- balde bu oranın yüzde 12 olduğuna bakılırsa Türkiye’deki öğrenciler mezun olduktan sonra başkası için çalışmaktansa kendi işini kurmaya neredeyse iki kat daha yatkın. Kendi işinin patronu olmak isteyenler sadece öğrenciler değil. Türkiye’de- ki katılımcıların yüzde 51’i kendi işlerini kurmadan önce başkası için çalıştığını söylüyor; global ortalama ise yüzde 46. Web Siteleri Ve Sosyal Medya En Çok Tercih Edilen Çevrim İçi Kanallar Şaşırtıcı bir oranla Türkiye’deki katılımcıların yüzde 38’i müşterile- rinin çevrimiçi kanallar arasından en fazla resmi web sitelerinden etkilendiğini söylüyor. Globalde böyle düşünenler ise katılımcıla- rın yalnızca yüzde 26’sı. Yüzde 37 oranla sosyal medya da en çok ter- cih edilen kanallarda ikinci sırada. Sonuçlar genel olarak yerel işletme- lerin web sitesi ile dijital varlıklarını oluşturarak ve bunu herkesin ne kadar önemli ve etkin olduğunu bildiği sosyal medya platformları ile destekleyerek rekabet avantajı kazanabileceğini gösteriyor.
  14. 14. 16 Son dönemde artan siber güvenlik tehditleri kişiler, şirketler ve hatta ülkelerin başına büyük dertler açabiliyor. Bu konuda uzmanlaşmış şirketlerden biri olan Palo Alto Networks'ün EMEA Başkan Yardımcısı Christian Hentschel ile günümüz siber tehditleri hakkında keyfilik bir söyleşi gerçekleştirildik. Şirketler BT Güvenliği ve Siber Güvenliği Nasıl Ayrıştırıyor? söyleşi Öncelikle Palo Alto Networks ve işiniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Palo Alto Networks içerisinde EMEA bölgesinden sorumlu olarak çalışı- yorum. Avrupa merkezimiz Ams- terdam’da ve ben de oradan işle- rimi yürütüyorum. Amsterdam’da büyük bir ofise sahibiz. Bu bölgede yer alan yönetim iş birimlerimizin büyük bir bölümü orada. Sadece Amsterdam ofisimizde 200’e yakın çalışan bulunuyor. Yaklaşık 2,5 yıl önce Palo Alto Networks’e katıldım. Öncesinde Asya-Pasifik bölgesinde çalıştım. Bu bölgede yaklaşık 11 yıllık deneyi- mim bulunuyor. Avrupa dışında uzun yıllar çalışmamın ardından tekrar bu bölgeye gelmek sevindi- rici. Palo Alto Networks, siber güvenlik alanında faaliyet gösteren bir firma. Vizyonumuz, şirketler için siber dünyada oluşabilecek tehditleri keşfetmek. Bunun için ağlar üzerin- de siber güvenlik çözümleri sağlıyo- ruz. Bu çözümler ile bulut veya son nokta güvenliği konusunda şirket- lere yardımcı oluyoruz. Firmamızın ana amacının kısaca bu olduğunu söyleyebilirim. CEO ‘muz Mark D. McLaughlin işi- mizin amacını “Hayatın korunması- na yardımcı olmak” olarak açıklıyor. Biz bunu siber güvenlik çözümleri üreterek yapıyoruz. Çözümlerimiz kurumsal kullanıcıların güvenlik konusundaki endişelerini gidermek için üretilse de son kullanıcılara da dokunuyoruz. Çünkü tüm insanla- rın siber dünyada güvenlik endişesi yaşadığını biliyoruz ve bu konudaki endişelerini gidermek için onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Günümüzde kullandığımız sistem- ler veya bilgisayarlarımız içindeki verilerin değeri büyük. Bazen kötü niyetli kişiler bu verileri şifreleyerek erişimimizi engelleyebiliyorlar. Bu- nun gibi durumlar kurumsal firma- ları etkilediği gibi son kullanıcıları da etkiliyor. Kısacası kullanıcıların dijital dünyasını daha güvenli hale getirmeye çalışıyoruz. Günümüzde yaşanan en tehlikeli siber ataklar neler? Bu konuyu biraz farklı açıklamak istiyorum. Müşterilerimize hep şu soruyu soruyorum. BT güvenliği ve siber güvenliği nasıl ayrıştırıyor- sunuz? Çünkü bu sorunun cevabı her şeyin başlangıcı. Şirketler BT güvenliği konusunda 25 yıllık bir deneyime ve vizyona sahipler. Bu güvenlik çözümleri genellikle ağ ve veri koruma üzerine yapılandırılmış durumda. Siber güvenlik oyunun kurallarını tamimiyle değiştirdi. Siber güvenlik sadece ağ temelli değil çok daha gelişmiş tehlikeleri içerisinde barındırıyor ve çok farklı değişkenlere sahip. Bu tehlikeler eskisi gibi sadece kişisel de değiller. Kötü niyetli kişiler bu konuda, kişi- leri hacklemeye veya malware gibi programlarla emellerine ulaşmaya çalışıyorlar. Bu durum günümüzde büyük bir ticari pazar haline gel- miş durumda. Bugün kolayca kötü niyetli bir atak yapabilir ve kullanı- cıları etkileyebilirsiniz. Ayrıca kişiye veya kuruma özgü hedefli saldırılar- da gerçekleştirmeniz mümkün. Günümüzde karşılaştığımız atak- ların kaynakları çok çeşitli. Kişiye özgü saldırıların yanı sıra sosyal medya üzerinden, tarayıcı üzerin- den veya bir malware ile yapılan ataklarla karşılaşıyoruz. Kötü niyetli kişiler bu atakların seviyelerini de ayarlayabiliyorlar. Bu sebepten günümüzdeki en tehlikeli atakları ticari yapıda, kişiye özel, ve aynı anda birden fazla tehlikenin yer al- dığı durumlar olarak tanımlayabili- riz. Bu tarz tehlikeleri kullanıcıların fark etmesi oldukça güç. Son dönemde Ransomeware ataklarının popüler olduğunu görüyoruz. Bu atakların şirket- lere zararları neler? Ransomeware’in sonuçlarına baktığımızda birçok değişik türde
  15. 15. 17 yaşanabileceğini görüyoruz. Öncelik- le şunu söylemeliyim Ransomware ataklar oldukça etkili. Bu atakların hedefi ve neler yapılabileceği konu- sunda bir bilinmezlik söz konusu. Çünkü bunlar herkese uygulanabi- lecek ataklar. Bu ataklar, Fortune 500 şirketlerine yapılabileceği gibi sizin şahsi bilgisayarınız da nasibini alabilir. Geçtiğimiz dönemde Avrupa ve Türkiye’de, bu tarz atakların sağlık sektörüne ve özellikle hastanelere yapıldığını gördük. Ransomeware’in gelişimine baktığımızda başlarda Windows hedefli saldırıların oldu- ğunu görüyorduk, şimdilerde ise bu ataklar Mac dünyasına da sıçramış durumda. Şunu söyleyebilirim ki bu ataklar dünya üzerindeki herkesi etkileyebilecek türden. Bu ataklar ile karşılaşan bir kişinin ortalama zararı 200 ila 300 dolar arasında yer alıyor. Tabii ki bu değer atakların yaşandığı sektöre göre farklılık gösteriyor. Sağ- lık sektöründeki bir kişinin bu ataklar ile karşılaştığında ortalama 1000 do- lar kaybettiğini görüyoruz. Bu durum Ransomeware’i son dönemdeki en büyük tehlikelerden biri yapıyor. Tabii ki aklınıza kötünü niyetli kişi- lerin bu paraları nasıl aldığı ve takip edilip edilemediği geliyordur. Bu tarz olaylarda tahsilat için genellikle Bitcoin kullanılıyor. Dünya üzerinde keskin sınırlarla çizilmiş Bitcoin ka- nunları yok ve bu değeri takip etmek de oldukça güç. Bu sebepten kötü ni- yetli kişiler Bitcoin kullanıyor. Ayrıca bazen internet üzerinden ödemlerle de karşılaşıyoruz Bu tarz ödemleri de takip etmek zor. Hacker’lar ger- çekleştirdikleri farklı kombinasyon- lar ile para akışının görünürlüğünü engellemek için ellerinden geleni yapıyor. Son dönemde ataklar sadece kullanıcılara veya şirketlere yapılmıyor. Bazen kamu kurum- ları da DDOS gibi bu tarz siber ataklardan nasibi alıyor. Kamu kurumlarının bu konuda yapma- sı gerekenler neler? Christian Hentschel Palo Alto Networks EMEA Başkan Yardımcısı Geçtiğimiz dönemde bu tarz ataklar- dan birçok ülke etkilendi. Ülkelerin siber ataklar konusunda farkında- lığı olmalı. Kritik değerlerin ve bu değerlere yapılacak ataklar konusun- da bilgi sahibi olunması gerekiyor. Ülkelerin sadece devlet kurumları değil ülke genelindeki BT yapılanma- sını da iyi anlaması gerekiyor. Çünkü, ülke içerisindeki bankalar ve finans kurumları gibi kritik servisler veren kurumsal firmalar var. Bu firmalara yapılacak saldırılar da ülke genelini etkileyebilir. Bunun için devlet ve ülke içerisindeki kurumsal firmaların güvenli bir çalışma alanı için beraber hareket etmesi gerekiyor. Geçtiğimiz 25 yıl içerisinde siyasi ve teknoloji anlamında dünya genelinde birçok değişiklik yaşandı. Bu durum ülke- lerin yapılarını fazlasıyla etkiledi. Bu konudaki sorun ise günümüzde siber saldırılara karşı ülkelerin ne- lere ihtiyaç duyduğu. Ülkeler sahip oldukları altyapıları ve geliştirdikleri doğru stratejiler ile ülke geneli için ataklara karşı koruma sağlayabilirler. Ülkelerin değişen teknolojiye ayak uydurması ve bu konuda değişen yapı ile birlikte kendini geliştirmesi gerekiyor. Günümüzde şirketler ve kamu kurumları güvenlik alanında yüksek becerilere sahip insan kaynağı bulmakta zorlanıyor. Bu konuda dünyada limitli insan kaynağına sahibiz. Bunun yanında eğer eli- nizde yetenekli insanlar varsa talep fazla olduğu için bunları tutmakta da zorlanıyorsunuz. Yetkin insan kaynağı için çalışmalar yürütme- li ve hali hazırda bu konuya ilgisi olan uzman kişilerin deneyimlerini arttırmalıyız. Söyleşimizi aşağıdaki QR Code sayesinde video olarak izleyebilirsiniz
  16. 16. 18 ESET, istatistik bilgilerini paylaşmayı kabul eden kullanıcılarına ait 12 binden fazla modem cihazını test etti ve evdeki açık kapıyı buldu. En Büyük Tehlike Modemler özel haber Analiz sonuçlarına göre evdeki açık kapı modemlerin % 15’inin parolası zayıf ve kullanıcı adı değiştirilmeden “admin” ola- rak bırakılmış. Bu da cihazların geniş ölçüde siber saldırılara açık olduğunu ortaya koyuyor. Modem cihazları ve bu cihazlarda yer alan evdeki açık kapı router’lar, inter- nete bağlanmamızı sağlayan en önemli cihazların başında geliyor. ESET, son araştırmasıyla bu cihaz- lardaki güvenlik seviyesini mercek altına aldı. 12 bin cihaz üzerinde yapılan testler, bireysel modem- lerde yazılım açıklarının ve zayıf parolaların çok sık karşılaşılan sorunlar olduğunu gösterdi. Erişime Açık Test edilen modemlerin yüzde 7’si yüksek veya orta dereceli yazılım açığına sahip. Port tarama sonuç- larına göre ağ hizmetleri birçok durumda içeriden ve dışarıdan erişime açık. Modemlerin yüzde 15’inin parolası zayıf ve kullanıcı adı değiştirilmeden “admin” ola- rak bırakılmış. Varsayılan Parolalar Yaygın ESET Güvenlik Uzmanı Peter Stančík‘in bu konudaki tespitleri şöyle: “Testler sırasında bazı sık kullanılan varsayılan kullanıcı adı ve parola kombinasyonlarını de- nedik. Üzülerek söylemeliyim, bu biçimde yapılan yedi saldırıdan en az biri başarılı oldu.” Komut Erişim Açıkları İkinci en sık karşılaşılan sorun ise yüzde 40 ile komut erişim açıkları oldu. Komut erişimi, açık uygulamalar sayesinde işletim sisteminde zararlı kodlar çalıştırı- labilmesini sağlıyor, genellikle de giriş doğrulamasının zayıf olduğu durumlarda. Açıkların hemen he- men yüzde 10’u ise saldırganların modemlerdeki router yapılandır- masını değiştirebilmesine imkan tanıyan XSS (Cross site scripting) açıklarından oluşuyor. En Zayıf Halka “Modemler bu açıkları nedeniyle kolayca saldırıya uğrayabilirler” diyen Peter Stančík, “Bu da hem bireysel bilgisayar kullanıcılarının hem de küçük işletmelerin inter- net güvenliği korumasında ‘aşil tendonu’ durumu yaratıyor, yani en zayıf halka” diye konuştu. Ev Ağı Koruması Saldırılardan Korur ESET, güvenlik yazılımlarının 10’uncu sürümüyle birlikte ESET Internet Security ve ESET Smart Security Premium adlı iki yeni ürününü piyasaya sundu. Bu iki ürün ile birlikte yeni bir özellik de tanıtılmış oldu: Ev Ağı Koruması. Ev Ağı Koruması, bireysel kulla- nıcıların evde kullandıkları mo- dem cihazlarını; yazılım açıkları, hatalı yapılandırmalar, sorunlu ağ hizmetleri ve zayıf parolalara karşı test edebilmelerini sağlıyor. ESET Ev Ağı Koruması, açıkları tes- pit etmenin yanı sıra yerel ağınıza bağlı tüm cihazları da gösteriyor, türlerine ve bağlantı zamanlarına göre kategorize ediyor. ESET kul- lanıcıları bu sayede yerel ağlarının ne kadar güvenli olduğunu rahatça görebiliyorlar.
  17. 17. 19 25 ülkeden 4.000 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen 2016 Kurumsal IT Güvenlik Riskleri çalışmasına göre tek bir DDoS saldırısı bir şirkete 1.6 milyon dolara varan zararlar verebiliyor. Tek Bir DDoS Saldırısının Şirketlere Bedeli Büyük özel haber Yine de bu sayı çoğunlukla DDoS saldırısı nın ne kadar çabuk algı- lanabildiğine bağlı oluyor. Geçti- ğimiz 12 ay içinde DDoS saldırısı na maruz kalan farklı büyüklükler- deki şirketlere, saldırıların onlara ne gibi zararlar verdiği soruldu. Sonuçların gösterdiğine göre, sırayla %20 ve %19 olmak üzere orta ve büyük ölçekteki firmalar için en büyük masrafların sebebi kredi ve sigorta oylamalarındaki değişiklikler. Bu sonuç, çoğu DDoS saldırısının kamuya mal olduğunu dadüşünür- sek, şaşırtıcı değil. Küçük şirket- ler için, en büyük DDoS saldırısı kaynaklı masraf da, çalışanlara ya- pılan fazla mesai ödemeleri (%17). DDoS saldırıları aynı zamanda şirketleri işe yeni çalışan almaya zorlayan en büüyk 5 sebepten biri olarak gösteriliyor. Bu tip saldırıla- ra kurban olan kurumların %37’si IT çalışanlarının sayısını önemli derecede artırmayı planlıyor. DDoS kaynaklı diğer önemli za- rarların içinde müşteri tazminatı (%12), IT altyazılımı ve yazılım güncellemeleri (%10), personel eğitimi (%10) ve şirketin Kurumsal itibarını iyileştirmek için yapılan iletişim (PR) masrafları (%9) bulu- nuyor. Daha küçük şirketler için bunun anlamı DDoS saldırısı nın yaklaşık 106,000 dolar zarara malolması demekken, büyük şirketler içinse bu sayı 1.6 milyon dolara kadar çıkabiliyor. Çalışmanın bir diğer önemli sonucu ise eğer saldırı ilk 24 saat içinde fark edilirse zarar- lar. Bir sonraki gün fark edilme- siyle kıyaslandığında yarı yarıya iniyor. Araştırma gösteriyor ki DDoS sal- dırısı şirketler için en pahalı siber tehditlerden biri. Bu tip saldırılar virüslerden veya şifreleyen kötü amaçlı yazılımlardan daha pahalı. Tek bir DDoS saldırısı bile internet hizmetlerini uzun süre boyunca durdurabiliyor. Şirketin itibarına zarar verip şirkete mevcut veya potansiyel müşterilerini kaybet- tirebiliyor. Süresi uzamış DDoS saldırılarının başarılı internet şirketlerinin iflasına ve hatta kapanmasına yol açtığı durumlar görüldü. Buna karşı proaktif ön- lemler almak, şirketlerin gerçek- leşen DDoS saldırılarını hızlıca fark etmesini sağlıyor ve şirketler bu konuda kapsamlı çözümlere de sahipse DDoS istihbarat servisleri sayesinde saldırı başlar başlamaz saldırıdan haberdar olabiliyor. Böylece herhangi bir riski ortadan kaldırabiliyor.
  18. 18. 20 Geleceğin İşgücü Araştırması’na göre, çalışanların yarısından fazlası (%52), yapay zeka nın (AI) sunulmasının işlerini kolaylaştıracağına inanıyor. Yapay Zeka İşleri Kolaylaştıracak mı? özel haber Geleceğin İşgücü Çalışmasına ait Avrupa ve Güney Afrika Yapay Zeka araştırma sonuçları açıklan- dı. Sonuçlara göre bu bölgelerdeki çalışanların neredeyse yarısı, mev- cut işverenlerinin son teknolojik gelişmelerden etkili bir şekilde faydalanmadığını düşünüyor. Yenilikçi teknolojilerinse işlerini kolaylaştıracağına inanıyor. Şirketler Teknolojik Trendleri Takip Etmeli Araştırma şirketi PSB tarafından gerçekleştirilen 2016 Geleceğin İş- gücü Çalışması ile 10 ülkedeki kü- çük, orta ve büyük ölçekli işletme- lerin yaklaşık 4.000 tam zamanlı çalışanı ile anket gerçekleştirildi. Çalışanların çoğu, gelecek beş yıl içinde akıllı ofiste çalışacakla- rına inanmıyor ve mevcut işyeri teknolojilerinin, yenilik bakımın- dan kişisel cihazlarının gerisinde kaldığını düşünüyor. Teknoloji şimdiden işyerindeki et- kileşimlerimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Güney Afrika’daki Y kuşağının %67’si yüz yüze toplan- tıların geride kalacağına inanıyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) ve sanal gerçeklik (VR) gibi yenilikçi tekno- lojilerin yakın gelecekte şirketler açısından etkisinin ve öneminin artacağı öngörülüyor. Çalışanların, işverenlerinden beklentileri üzerinde önemli bir etkisi olduğunu gösteren araş- tırmaya göre, bu yeni gelişmeleri takip etmeyen işyerleri ise geride kalma riski taşıyor. Bununla bir- likte Avrupa ve Güney Afrika’daki çalışanların yarısından fazlası (%52), yapay zeka nın (AI) sunul- masının işlerini kolaylaştıracağına inanıyor. Çalışanlar, şirketlerinin kısa sü- rede son teknolojiye uyum sağ- lamaları konusunda kararsızlar. Bölgesel sonuçlar, özellikle Güney Afrika (%67) ve İngiltere’deki (%47) çalışanların, ofis teknoloji- lerinin yeterince akıllı olmadığını düşündüğünü gösteriyor (dünya genelindeki çalışanların %44’üne kıyasla). Çalışanlar, işletmelerin ofisleri daha akıllı hale getirmek için en son teknolojileri uygula- masına hazır olduklarını düşün- seler de bunun gelecek beş yıl içerisinde gerçekleşip gerçekleş- meyeceği konusunda karasızlar. Çalışanlar, yeni çalışma düzenle- melerinin var olmasını sağlayan ilerlemelerin yeni güvenlik ve altyapı gerektireceğinin de far- kında. Avrupalı ve Güney Afrikalı katılımcılar, gelişmiş güvenlik korumasına, işyerlerinde uygula- nacak en önemli teknoloji olarak bakıyor. Mevcut Teknoloji Y Kuşağının İçin Önemli Söz konusu bir kabiliyet edin- mek ve onu korumak olduğun- da teknoloji, özellikle y-kuşağı için büyük önem taşıyor; Alman Y kuşağı çalışanlarının %79’u işlerinde kullandıkları tekno- lojinin sorumluluklarını yerine getirmelerini kolaylaştırdığını söylüyor. Bu nedenle önemli bir kesimin, işverenlerinin sunduğu teknoloji standartların altında olduğu takdirde işlerini bırakmak istediğini söylemesi şaşırtıcı değil. Zira Fransa’da Y kuşağının yarısı gibi şaşırtıcı bir kesim işini bırak- ma niyetini dile getirdi. Avrupa ve Güney Afrika’daki Y kuşağı (Fransa’da %86’ya kadar) ayrıca yeni bir işteki mevcut teknolojinin pozisyonu kabul edip etmemeleri konusundaki kararlarını etkileye- ceğini söylüyor. Geleceğin İşgücü Çalışması Hakkında Dell ve Intel, 10 ülkeye (ABD, İn- giltere, Fransa, Almanya, Japonya, Brezilya, Çin, Hindistan, Kanada ve Güney Afrika) ve yedi hedef sektöre (eğitim, devlet, mali hiz- metler, sağlık hizmetleri, imalat, medya – eğlence ve perakende) yayılmış küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin 3.801 tam za- manlı çalışanı (haftada 35 saatin üzerinde çalışanlar) ile Geleceğin İşgücü Çalışmasını yapmak üzere PSB’yi görevlendirdi. Nicel araştır- ma, 5 Nisan 2016 – 3 Mayıs 2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmaya kapsamlı bir bakış için lütfen  www.Dell.com/work- forcestudy  adresini ziyaret edin ve sosyal medyada #FutureWork- force’u inceleyin.
  19. 19. 21 Dünya GSM Operatörleri Birliği (GSMA) yakın zamanda Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Yolunda Mobil Haberleşme Sektörü Etki Analizi 2016 isimli raporu yayımladı. Mobil Haberleşme Sektörü Etki Analizi 2016 özel haber Deloitte tarafından GSMA adına geliştirilen ve daha önce bir benzeri yapılmamış olan bu ra- por gelişmiş ve gelişmekte olan pazarlarda mobil haberleşme sektörünün bireyler, toplumlar ve ekonomiler üzerindeki dö- nüştürücü etkisine eleştirel bir bakış açısı sunuyor. BM Özel Sektör Forumu’nda Eylül 2016’da yayınlanan rapor, endüstrinin faaliyetleri ve bu fa- aliyetlerin Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedef- leri (SKH’ler) üzerindeki etki- lerini birbirine bağlayan ortak, ölçülebilir bir sistem oluşturarak ilerlemeyi kolaylaştırmak için tasarlanmıştır. Raporun sonuçlarının mobil ha- berleşme endüstrisinde strateji, planlama ve yatırım üzerine alı- nacak olan kararlarda belirleyici rol oynaması hedeflenmiştir. Mobil Haberleşme Sektörünün SKH’ler Üzerindeki Etkileri Rapor, mobil haberleşme sektö- rünün SKH’ler üzerinde etkili ol- duğunu ortaya koymaktadır. Ra- porda, özellikle SKH 9 (endüstri, inovasyon ve altyapı), SKH 1 (yeterlilik), SKH 4 (Kaliteli eği- tim) ve SKH 13 (iklim aksiyonu) gibi hedefler üzerinde devasa bir etkiye sahip olan sektörün, as- lında 17 hedefin hepsini tek tek etkilediği ortaya çıkıyor. Küresel çapta 4.8 milyar insanı birbirine bağlayan mobil operatörler ve oyuncular, hali hazırda SKH’lere ulaşma hedefini destekleyecek şekilde geniş bir yelpazede prog- ram ve hizmetler sunuyorlar. Örneğin;SKH 1 (Yoksulluğa son)- Günümüzde, 400 milyon- dan fazla insan 90’ı aşkın ülkede kullanılabilir olan mobil ödeme servisleri sayesinde cep tele- fonlarıyla finansal hizmetlere erişebiliyor. Mobil haberleşme endüstrisi dünya çapında tüke- ticilerin en çok ihtiyaç duyduğu uluslararası havale gibi yeni mobil ödeme sistemlerini geliş- tirmeye devam etmeye kendini adamış durumda. SKH 5 (Toplumsal cinsiyet eşitliği)- Mobil haberleşme en- düstrisi, dünya çapında orta ve düşük gelirli ülkelerde kadınla- rın. Mobil hizmetlere erişimini ve bu hizmetleri kullanmalarını artırmaya odaklanıyor. Şubat ayında başlatıldığından bu yana, 90 milyon müşteriyi temsilen 18 operatör. Mobil internet ve mobil para hizmetlerindeki cin- siyet farkını azaltmak için Bağlı Kadınlar Girişimi’ne katıldı. SKH 8 (İnsana yakışır iş ve ekonomik büyüme)- Mobil haberleşme endüstrisi dünya ekonomisine çok büyük katkılar sağlamaktadır. Mobil ekosistem 2015 yılın- da global ekonomiye GSYH’in yüzde 4.2’sine karşılık gelen 3.1 trilyon dolar katkı sağladı; bu rakamın 2020 yılında 3.7 trilyon dolara yükselmesi bekleniyor. Endüstri ayrıca 2015’te direkt ve dolaylı olarak 32 milyon işi destekledi. Ve kamu kaynakları- na çeşitli tiplerde vergiler ara- cılığıyla 430 milyar dolar katkı sağladı. SKH 11 (sürdürülebilir şehir ve yaşam alanları)Mobil haberleş- me endüstrisi afetler ve insa- ni krizler esnasında iletişimi mümkün kılmak için. Teknolo- jiyi ve uzmanlığı geliştirmeyi amaçlıyor. Birleşmiş milletler OCHA tarafından desteklenen GSMA’nın İnsani Bağlantı Prog- ramı 76 ülkeden 103 mobil ağ. Operatörünün katılımıyla kriz anında ağ esnekliğini sağlama- yı ve abonelere destek olmayı taahhüt ediyor.
  20. 20. 2017 Tehdit Öngörüleri, yıllık olarak Kaspersky Lab’ın uzman Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi tarafın- dan ve şirketin geniş çaplı içgörür- lerine ve uzmanlığına dayanarak hazırlanıyor. 2017 için hazırlanan listede; kişiye özel ve tek kullanımlık araçların etkisi, saldırgan kimliğini saklamak amacıyla yanlış yönlendir- me yöntemlerinin kullanımındaki artış, ayrım yapılmaksızın her alanda internete bağlı bir dünyanın kırıl- ganlığı ve bilgi savaşlarında siber saldırıların kullanımı gibi konular öne çıkıyor. Tehlike Göstergelerinin Düşüşü Tehlike Göstergeleri, bilinen zararlı yazılımların özelliklerini paylaşmak ve aktif bir zararlı yazılımı tespit etmekte uzun zamandır başarıyla kullanılan bir yöntem olarak bilini- yor. Kaspersky uzmanlarının Project- Sauron APT‘yi keşfetmesiyle birlikte bu durum artık değişti. Analizler sonucunda, tüm özellikle- rini her bir kurbanına özel değiştire- bilen bir zararlı yazılım platformuyla karşı karşıya olunduğu ve dolayısıyla güçlü YARA kuralları gibi önlemlerin desteği olmaksızın IoC’ler yardımıyla diğer kurbanların tespit edilemeye- ceği ortaya çıkmış oldu. Kısa Ömürlü Zararlı Yazılımların Yükselişi Kaspersky Lab uzmanları, 2017 yılında cihazların belleklerinde konuşlanan ve ilk yeniden başlat- ma sırasında kendisini silecek olan zararlı yazılımların ortaya çıkacağını öngörüyor. Söz konusu yazılımların, genel anlamda bir keşif ve kimlik bilgileri toplama amacını taşıdığı 2017 Tehdit Öngörüleri Açıkladı! 2017 Tehdit Öngörüleri ’ne göre, şirketin 2016’da her bir kurbanı için ayrı araçlar yaratabilen bir APT tespit etmesiyle birlikte Tehlike Göstergelerini kullanmak (orijinal adıyla “Indicators of Compromise” veya “IoC”), güvenilir bir zararlı yazılım tespit etme yolu olmaktan çıktı. 22
  21. 21. ve tespit edilmemeye önem veren saldırganların son derece hassas ortamlarda kullanacağı yöntemler olarak belirtiliyor. Bunlar çarpıcı gelişmeler, fakat saldırganlar karşısında çaresiz ol- duğumuz anlamına gelmiyor. YARA kurallarının daha geniş bir kabul görmesinin zamanı geldi. Şirketleri uçtan uca tarayabilecek, ikili öğelerde saklı özellikleri ince- leyip tespit edebilecek ve bilinen saldırıların parçalarını bulmak üze- re bellekleri tarayabilecek çözüm- lere ihtiyaç var. Kısa ömürlü bula- şıcılar, gelişmiş anti-zararlı yazılım çözümlerinde proaktif ve sofistike buluşsal yöntemlerin önemini de ortaya çıkarıyor. 2017 Tehdit Öngörüleri Saldırıları kimin yaptığını tespit etmek zorlaşacak: Siber saldırıların uluslararası ilişkilerde giderek daha önemli bir rol oynamasıyla birlikte, saldırıları kimin yaptığını bilmek politik açıdan atılacak misilleme gibi adımlar bağlamında temel bir sorun teşkil edecek. Kimlik tes- piti arayışı ise kimliği konusunda yanıltıcı ipuçları bırakan suçluların sayısında bir artışı beraberinde getirecek. Bilgi Savaşlarının Yükselişi 2016’da dünya hack edilmiş bilgi- lerin agresif amaçlarla kullanılması konusunu ciddiye almaya başladı. Bu tarz saldırıların 2017’de artması bekleniyor ve insanların bu tarz ve- rilere inanmaya eğilimli oluşların- dan. Faydalanabilecek saldırganla- rın söz konusu bilgileri kısmen veya manipüle edilmiş olarak açıklama- ları riski bulunuyor. Uzmanlar, sözde, çoğunluğun iyiliği için hackleyip veri ortaya döken “Robin Hood” tarzında hackerların sayısında da artış öngörüyor. Siber Sabotaja Karşı Artan Savunmasızlık Hayati önem taşıyan altyapı ve üretim sistemleri, hiç korunmayarak veya çok az korunarak internete. Bağlı kaldığı sürece, özellikle de jeopolitik gerginlik dönemlerinde saldırganların ilgisini çekmeye de- vam edecek. Mobil Casusluk Uzamanlar özellikle mobil cihazları hedef alan. Ve güvenlik endüstrisinin adli analiz amacıyla mobil işletim sistemlerine tam erişim. Almak- ta zorlanacak olması gerçeğinden faydalanacak casusluk harekatlarıyla daha fazla karşılaşılacağını öngörü- yor. Saldırıların Metalaştırılması 2016’da yaşanan SWIFT soygu- nu gibi saldırıların “metalaşacağı” öngörülüyor. Bu konuda uzmanlaşan kaynakların yeraltı forumlarında paylaşılması veya hizmet olarak satılması söz konusu. Ödeme Sistemleri Tehlikede Çeşitli Ödeme sistemleri giderek popülerleşerek yaygın hale gelirken. Uzmanlar bunların suçluların ilgisini de daha fazla çekeceğini öngörüyor. Güven”in Kırılması Uzmanlar fidye yazılımlarının yük- selişinin devam edeceğini öngörür- ken. Diğer yandan da kurbanların artık saldırganlara giderek daha az güveneceğini, yani ödeme yapmala- rı durumunda verilerinin iade edi- leceğine inanmayacaklarını tahmin ediyor. Bunun ödeme yapmaya ha- zır insanlar için bir dönüm noktası teşkil edeceği öngörülüyor. Aşırı Kalabalık İnternette Cihaz Bütünlüğü Nesnelerin interneti (IoT) cihaz- ları üreticileri piyasaya güvenliği sağlanmamış ve sorun teşkil eden cihazlar. Çıkartmaya devam eder- ken, hackerların bu işe el atması ve mümkün olduğunca çok sayıda cihazı kullanım dışı bırakması riski yüksek. Dijital Reklamların Kriminal Cazibesi Önümüzdeki yıl içerisinde, reklam- cılık sektöründe görmeye alıştığı- mız takip. Ve hedefleme araçlarının benzerlerinin sözde aktivistlerin ve muhaliflerin izlenmesinde kulla- nıldığını göreceğiz. Benzer şekilde, IP adresi kombinasyonları, tarayıcı bilgileri tespiti, ilgi alanları ve otu- rum. Açma seçimleri sayesinde mü- kemmel hedef profilleme imkanları sunan reklam ağları, gelişmiş siber casusluk failleri tarafından hedefle- rini vurmada kullanılacak. 23
  22. 22. Blogger'lık müessesesi bir acayip... Tam öldü dediler, yeniden canlandı. Mecra değiştirdi, mikro oldu, Instagram'la "görselleşti", Vlog'la resmileşti derken gördük ki hâlâ özgün içerik üretmeyi başaran blog'lar gündeme yön vermeye ve sahipleri için ciddi bir "pasif gelir kaynağı" olmaya devam ediyor. özel dosya 24 Pekiyi, herkes gibi siz de yıllardır blog yazmanıza rağmen neden “diğerleri kadar” başarılı olamı- yorsunuz? Eğer bu soru aklınıza takılıp kaldıysa ve her şeye rağ- men blog’unuzu güncellemeye devam etmek istiyorsanız, başarı- sızlığın 10 muhtemel sebebini bu yazımızda bulabilirsiniz. Karşınızda blog’unuzun başarısız olmasının 10 sebebi! Başarısız Blog’ların İlk Sorunu: Genel Bir Temanızın Olmaması Kimseye “böyle blog tutulmaz” demek doğru değil, ama başarılı blog’ların temelinde ana konuya hakimiyet esası yatıyor. İnsanlarla paylaştığınız şeyin onlar için de anlam ifade edebilmesi için, oku- yucularınıza bilgi veren ve onlara bir şey öğretmeye muktedir oldu- ğunuz konular hakkında yazmanız gerek... Temanız illa ki tek bir ana başlıkla sınırlı olmak zorunda değil; örne- ğin sadece otomobiller ya da mak- yaj malzemeleri hakkında yazmak zorunda değilsiniz. Fakat farklı deneyimlerinizin sayısı, blog’unu- zun ana temasını boğmaya başlar- sa okuyucularınızı hızla kaybede- ceğinize emin olabilirsiniz. Blog'unuzun Başarısız Olmasının 10 Sebebi Süleyman SERTKAYA info@btgunlugu.com
  23. 23. 25 Çözüm: Blog’unuza niş, özgün içeriğin az olduğu ve hakkında bilgi verebileceğiniz kadar hakim sayıldığınız bir ana tema belirle- yerek içerik girin. Eğer sadece tek bir konudan veya ana başlıktan bahsetmek istemiyorsanız, ana temayı “deneyimleriniz” olarak belirleyerek okuyucularınızı yine bir konsept altında bir araya geti- rebilirsiniz. Blog Tutmanın Zaman ve Emek İstemeyen Bir Uğraş Olduğunu Zannetmek Blog yazmak, gerçekten ama gerçekten emek isteyen bir uğraş. Eğer “aklıma estiği gibi üç beş satır yazarım, önemli olan blog’un her gün güncellenmesi!” diyor- sanız, yanılıyorsunuz. İnternet sonsuz bir mecra ve okuyucular yaş, demografik yapı ve coğrafya fark etmeksizin “iyi” ya da “kötü” içerik ayrımını hemen yapabili- yorlar. Blog’unuzun tanıtımı kadar onun içeriği ve özgünlüğü için de emek sarf etmelisiniz. Unutmayın; hangi konuda yazıyor olursamız olun bir rakibiniz var ve içeriğini- ze zaman ve emek harcamazsanız, harcadığınız kadarını bile çöpe atmış sayılırsınız. Çözüm: Blog’unuzu güncelle- mek için aylık bir plan yapın. Ne yazacağınızı önceden belirlemek, blog’unuzu zamanında güncelle- mek için sizi motive edecektir. Ne kadar çok zaman ve emek harcar- sanız, geri dönüşünü almanız o kadar hızlı olacaktır. Fakat şunu hiçbir zaman aklınız- dan çıkarmayın; çok çalışmaktan- sa akıllıca çalışmak daha iyi sonuç verir. Dolayısı ile blog’unuzu güncellerken “akıllıca” yöntemler izlediğinize ve içeriğinizi benzer- siz, kaliteli ve özgün oluşturduğu- nuza dikkat edin. Sadece “Bu Konu Para Kazan- dırır” Motivasyonu ile Konu Seçmek Blog yazmak, bazen “tam zaman- lı bir iş kadar” emek ve zaman isteyebilir. O nedenle yazacağınız konuyu seçerken hem özgün ve “niş” tabir edilen bir tema seç- meye hem de bu tema hakkında gerçekten “tutkulu” olmaya dikkat edin. Örneğin eğer fiziksel ola- rak fit değilseniz ya da egzersiz ya da beslenme hakkında kulak- tan duyma şeyler dışında bir şey bilmiyorsanız, sırf “para kazandı- rıyor” veya “talep görüyor” diye “fitness” ya da “sağlıklı yaşam” hakkında yazmaya çalışmayın. Her “niş” tema, zekice işlenirse “para kazandıran bir blog” haline geti- rilebilir. Aksi takdirde sevmediği- niz ve ilgilenmediğiniz bir konu hakkında yazmaktan sıkılacak ve kısa sürede para kazanamadığınız için bıkıp, bırakacaksınız. Ne yazık ki bu başarısız olma sebeplerinin en başlıcalarından biri... Çözüm: Niş temanızı akıllıca seçin. Örneğin balık tutmaktan hoşlanıyorsanız, kişisel deneyim ve anılarınız kadar insanlara nasıl “daha iyi balık tutulacağını” öğre- tin. Ya da futbol hakkında yaza- caksanız sadece takım ve taktik değerlendirmeleri hakkında değil; taraftar ve futbolcu perspektifin- den de eğitici ve ufuk açıcı yazılar paylaşın. Özel Bir Alan Adına Sahip Olmamak Son derece klişe ama ne yazık ki doğru bir örnek. İnsanlar, jenerik alan adı ve servis sağlayıcılar al- tında tutulan blogların “yeterince profesyonel” olmadığını düşünü- yor. Açıkça söylemek gerekirse be- nim böyle bir ön yargım yok; ama çok fazla kaynakta profesyonel- liğin ilk adımının “özel alan adı” olduğu iddia edildiği için bu sosyal teamüle uyum sağlamak gerekiyor. Yani; www.adinizsoyadiniz.wor- dpress.com, www.adinizsoyadiniz. blogspot.com, adinizsoyadiniz. tumblr.com gibi alan adları yerine, mümkünse www.adinizsoyadiniz. com alan adı altında yayın yapın. Elbette ki bu durumun istisnaları var; ama profesyonel bir başlan- gıç yapmakta hatta daha sonra
  24. 24. özel dosya 26 markalaşacak bir ismin alan adına önceden sahip olmakta hiçbir sakınca yok. Çözüm: Blog’unuzu ilk günden itibaren özel bir alan adı altında yayınlayın. Sadece İyi Yazarak İçeriğin Okuyucuya Ulaşmasını Beklemek Blog’ların başarısız olmasının ve iki üç ay sonra elde kalmasının esas sebeplerinden biri, sadece “kaliteli içerik” üreterek okuyucu- ya ulaşılabileceğini zannetmektir. Evet, okuyucu iyi ve kötü içeriği ayırt etmek konusunda son derece sezgisel davranır ama bu ortamı yaratabilmek için önce “okyucu- ya ulaşmak gerekir.” Dolayısı ile sadece kaliteli içerik üretip, mil- yonlarca site içinde okuyucunun blog’unuzu keşfetmesini beklemek pasif ve faydasız bir yaklaşımdır. O yüzden içerik kadar, doğru ve etkili promosyon da önemlidir. Bir blog sırf “var olduğu için” Google ya da diğer arama motorları tara- fından “öne çıkarılmaz.” İçeriğini- zin kalitesi kadar SEO uyumluluğu ve kişisel çabalarınızla ilerleyen aktif bir promosyon gerekir. Çözüm: Bir blog’u tanıtıp duyur- manın pek çok yolu vardır. Bun- ların en temel üçü şunlar; Misafir Blogger’lık. (Ünlü bir blog ya da sitede misafir blogger olarak yazı yayınlamak). Atıf Almak. (Bir ko- nuda önem teşkil eden herhangi bir mecrada atıf almak; ki en iyi geri dönüş toplama yolu budur). Sosyal Medya. (Facebook, Pinte- rest, Twitter ve diğer büyük sosyal medya sitelerinde kullanıcılara erişecek şekilde duyuru yapmak). Bir Ayda “Çok Para Kazanılabil- diğini” Zannetmek Bu “zan” pek çok blogger’ı yolun başında yıkıp geçen şeydir; hiçbir blog arkasında ne gibi bir güç ve ağ olursa olsun bir ayda “dünyanın parasını” kazanmaya başlamaz. Evet, reklam gelirleri, network gelirleri, sponsor gelirleri ayda on binlerce lirayı bulan blog ve siteler var; ama bunlar belki de 3 yıldır sürekli içerik üretilen, tanıtılan, emek harcanan niş siteler. Dolayı- sı ile ekini yemek için önce topra- ğın sürülmesi gerekliliği akıldan çıkmamalı! Unutmayın; başarısız olmak demek “para kazanmamak” değil. Para kazanmayı başaracak kadar sabredememek! Çözüm: Eğer 6 aydır deniyorsanız ama hâlâ sonuç alamadıysanız yine de pes etmeyin! Hedefleri- nizin ve hayallerinizin gerçekçi, elde edilebilir olduğunun sağla- masını yaptığınız sürece başarısız olmanız için fazla sebep yok. Sizce de sadece içerik üreterek kendi paranızı kazanmak ve dünyada bir iz bırakarak geçiminizi sağlamak için bunca emeğe değmez mi? Sabredin. İstikrarsız Bir Blogger Olmak Yedinci maddeye yazdığıma bak- mayın; blog aleminin en önemli kuralı bu olabilir: İSTİKRAR! Eğer başarılı ve sık ziyaret edilen, ünlü ve takip edilen bir blog’a sahip olmak istiyorsanız sadece “canınız istediğinde” yazamazsınız. Aşağı yukarı belirli, tahmin edilebilir ve blog’un güncelleneceğine dair ümit veren aralıklarla yazarak okuyucunuzun aidiyet duygusunu körüklemelisiniz. Aksi takdirde milyonlarca farklı içerik içinde unutulup gidece- ğinize şüpheniz olmasın. Fakat “istikrar” deyince de sırf yazmak için yazmaktan bahsedildiği sa- nılmasın. İstikrar, kaliteli içerik üretmek konusunda tutarlılık demektir. Çözüm: Bu noktada iki temek yak- laşım vardır. Ya “haftada en az 4 yazı gireceğim” der ve girersiniz; ya da “bu ay yazacağım konular bunlar” diyerek, kendi derginizin editörü olur, takvimini takip eder ve içeriklerini hazırlarsınız. Tabii ki daha zor olan ikinci şık daha büyük başarı getirecektir.
  25. 25. 27 Berbat Bir Tasarıma Sahip Olmak Berbat bir içerikten daha kötü olan bir şey varsa o da berbat bir tasarıma sahip olmaktır. Binlerce rakibin olduğu bir mecrada tuhaf, okunmayan ve çağ dışı bir tasarı- ma sahip olmak, blog’unuzu daha “ilk intiba” sırasında eler. Eğer blog’unuz 5 yıl önceki trendlere göre tasarlanmışsa içeriğine de o şekilde muamele edileceğinden şüpheniz olmasın. Çok iyi fakat hızlı tüketilmiş, her yerde herkesin karşısına çıkan ücretsiz şablonlardansa, ücret- li ve blog’unuza özel olabilecek şablonları tercih etmeniz; hatta mümkünse kendinize özel bir ça- lışmayı profesyonel bir web sitesi tasarımcısına yaptırmanız, yapa- bileceğiniz en doğru yatırım olur. Aksi halde başarısız olmanız işten değil. Çözüm: Eğer buna ayıracak bütçe- niz varsa sonuna kadar kullanın. Fakat yoksa, renkli, cıvıl cıvıl, çiçekli böcekli, gök kuşağı gibi temalar tercih etmeyin. Bu tarz tasarımlar göz yormaktan ve sizi “amatör bir hevesli” gibi göster- mekten başka bir işe yaramıyor. Sade, okunabilir, gözü yormayan ve neyin nerede olduğunu belli eden bir tasarım işinizi görecektir. Yeni Açılmış Bir Blog’a Reklam Almak Eğer blog’unuzu yeni açtıysanız ya da tek tük ziyaretçiniz varsa, oku- yucularınızın gözünde olumlu bir intiba yaratana kadar blog’unuza reklam almayın. Çünkü reklam- lar okuyucuda sevimsiz duygular uyandırır ve blog’unuzu ister iste- mez “spam” kültürüyle eşleştirir. Eğer köklü ve çok bilinen bir blog sahibi değilseniz, okuyucunun reklam gördüğünde “spam” duy- gusundan kaçınabileceği bir re- feransınız yok demektir. Eğer ille de hemen blog’tan kuruş kuruş da olsa para kazanmak istiyorsanız, reklam yerine “affiliate marketing” ağlarını deneyebilirsiniz. Başarı- sız blog’ların en temel özelliğinin açılır açılmaz her yerden reklam fışkırması olduğunu unutmayın. Çözüm: Aylık ziyaretçi sayınız 50.000 ve üzerinde olana kadar reklamlardan uzak kalın. Bu zor gelebilir ama işin doğrusu bu. Zaten her tık başına kazanacağınız para, korkuttuğunuz / kaçırdığınız okuyucuya değmeyecektir. Büyü- yene ve ünlenene kadar bekleyin; yatırımınızı reklamdan ziyade içe- rik anlaşmaları, marka anlaşma- ları ve pasif gelir modeli üzerine yapın. Okuyuculara Üyelik, Takipçilik ya da İzleme İmkânı Sunmamak e-Posta listeleri pek fazla şey ifade etmeyebilir; ama sadece haftada bir atılan hatırlatma postaları bile okuyucularınızın geri dönmesini sağlayacaktır. Günde onlarca farklı kaynağın takip edildiği düşünü- lürse, blog’unuzu ziyaret edenlere “onları sıkmayacak ve bunaltma- yacak şekilde” sitenizi hatırlatmak faydalıdır. O nedenle ziyaretçilerinizin site- nize üye olabileceği, e-posta liste- sine kayıt olabileceği, siteyi takip edebileceği bir “izleme” imkânını mutlaka sunun. Başarısız blog’lar- da böyle bir imkanın olmadığını göreceksiniz. Çözüm: Ziyaretçilerinizi boğmaya- cak, onların üstüne üstüne gel- meyecek bir “e-mail subscription” sistemini sitenize entegre edin. Google’da arama yaparak onlar- ca farklı alternatif bulabilirsiniz. Sonra ücretsiz e-posta bültenleri servisi kullanarak onlara 3-4 gün- de bir, “blog’ta bu güncellemeler oldu” şeklinde bir bülten göndere- bilirsiniz. Bülten gönderirken Spam yapma- maya, az ve öz içerik paylaşmaya, bülten tasarımını ferah ve anlaşılır tutmaya ve kullanıcılarınız sizden e-posta almak istemiyorsa “buna saygı duymaya” özen gösterin.
  26. 26. Yayınlanan son araştırma, şirketlerin milyon dolarlara varan zararlara yol açan siber risklere karşı hazırlıksız olduğunu rakamlarla ortaya koydu. Siber Risklere Karşı Hazır mısınız? özel haber Yapılan siber risk araştırmasına göre, Avrupalı kurumların yalnızca %40’lık bir kısmı siber zarar senar- yolarına karşı önlemini almışken, %60’ı hala olası siber tehditlere karşı korumasız durumda bulunu- yor. “Teknolojinin çıkmaz sokağı” olarak adlandırılan siber risklerin farkındalığı ise artan saldırılarla birlikte oldukça önemli bir seviyeye ulaştı. Rapora göre, siber tehditle- rin farkındalığı 2015’te %21’ken, bu yıl %50’lik bir artış göstererek %31’e yükseldi. Geçtiğimiz günlerde Kıta Avrupası Siber Risk Değerlendirme Rapo- ru’nu yayınladı. Avrupa’da faali- yet gösteren kurumlardan 700’ü aşkın katılımcının görüşleriyle oluşturulan kapsamlı rapora göre, şirketlerin siber riskler konusun- daki farkındalığı artmakla birlikte sayısı giderek artan siber tehditler karşısında söz konusu kurumların henüz yeterli hazırlık seviyesine ulaşmadığı gözler önüne seriliyor. Rapora göre ankete katılan kurum- ların sadece üçte biri risk kayıt- larında siber tehditlerin ilk beşte yer aldığını belirtirken, şirketlerin yalnızca %40’ı bir siber zarar se- naryosunun olası finansal etkileri- ne karşı önlemini almış durumda bulunuyor. Araştırmada Avrupalı şirketlerin %60’ının ise olası bir saldırıda, zararı milyon dolarlara varabilecek siber tehditlere kar- şı hala korunmasız olması dikkat çekiyor. Öte yandan yol açabileceği büyük maddi ve manevi zararlar nedeniyle siber riskler farkındalı- ğı her geçen yıl artıyor. Araştırma sonuçları 2015 yılında siber tehdit farkındalığının %21 iken, bu yıl %50’lik bir artış göstererek %31’e yükseldiğini ortaya koyuyor. Siber Risk Sadece BT Departmanının Sorunu Değil! Kapsamlı araştırma şirketlerin siber risklere yaklaşımıyla ilgili bir diğer önemli gerçeğe de dikkat çekti. Buna göre şirketlerin yöne- tim kurulları siber risk konusunda birincil sorumluluk üstlenmiyor ve kuruluşların üçte ikisinden fazlası (%68) hala bu konuda Bilgi Tek- nolojileri (IT) departmanlarına sorumluluk yüklüyor. Hızla değişen doğası ve potansiyel şiddeti nedeniyle siber risklerin tüm temel paydaşlar tarafından aktif bir şekilde yönetilmesi ge- rekiyor. Her ne kadar Avrupa’daki kuruluşlar siber risk konusunda bilgi ve yönetimi güçlendirmek için konuya daha fazla odaklansalar da hala yapılması gereken işler var. Siber risk sadece bir BT sorunu olarak değerlendirilemez; firmalar karşı karşıya kaldıkları siber teh- ditlerin ortaya koyduğu karmaşık sistemle başa çıkmak için çok daha etkili ve verimli yöntemler geliştir- melidir. 28
  27. 27. EMEA bölgesindeki Flash kullanımı ile ilgili olarak yapılan sektörel araştırma, kurumların kritik uygulamalarını (app) desteklemek için yüksek performansa ve depolamaya ihtiyacı olduğunu ortaya koyuyor. Neden Depolama İhtiyacımız Artıyor? özel haber Ne var ki, neredeyse dörtte biri- nin Flash depolama teknolojilerini kullanma yönünde planları yok. Araştırmada ayrıca İngiltere, Fran- sa ve Almanya’dan katılan 3000 BT karar vericisinin yüzde 85’inin, BT satın alma kararlarından doğrudan sorumlu olduğu görülüyor. Araştırmada Elde Edilen Bulgulardan Bazıları Ödemeler, CRM ve iş zekası uy- gulamaları en yüksek performans gerektiren uygulamalar: Araştırma- daki katılımcıların neredeyse yarısı (yüzde 46), işletmelerinde yüksek performanslı depolama teknolojile- rine ihtiyaç olduğu fikrini paylaşıyor. Ödeme süreçleri, Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) ve İş Zekası uygu- lamaları iş sürekliliğini sağlamak için en istikrarlı seviyelerde yüksek performansı gerektiren uygulamalar arasında yer alıyor. EMEA Flaş pazarı doymuş değil: Yüksek performanslı depolama ihtiyaçları olduğunu söyleyen BT karar vericilerinin neredeyse dörtte biri, uygulamalarını Flash ile des- teklemediklerini de anlatıyor. Hatta yalnızca yüzde 16’sı ödeme süreçle- ri, CRM ve İş Zekası uygulaması gibi iş sürekliliği için en kritik konular- da Flash kullanıyor. Eğer en yoğun zaman diliminde, Flash depolama ve Kurumsal uygulama desteği bir sa- atten uzun bir süre aksarsa, katılım- cıların yarısından fazlası (yüzde 52) müşterilerin bundan memnuniyet- sizlik duyacağını, yaklaşık yarısı ise (yüzde 48,5) müşterilerin o işlet- meye karşı güvenlerini kaybedece- ğini söylüyor. Yaklaşık yarısı (yüzde 48) bu durumdan dolayı kurumun para kaybedeceğini düşünüyor. Flaş bilinci ve büyüme fırsatı yük- sek: BT karar vericilerinin dörtte üçünden fazlası (yüzde 78), Flash’a yatırım yapma konusunda bilgi sahibi; bu bilginin en yüksek olduğu yer ise büyük kurumlar (yüzde 28). Bu farkındalığa karşın, EMEA’daki büyük kurumlardan katılan katılım- cıların yüzde 28’inde Flash yok ve kullanma planları da yapmıyorlar. EMEA kurumlarındaki neredeyse her 5 kişiden biri (yüzde 18), Flash’tan yararlanmayı planlıyor ve neredeyse yarısı (yüzde 48) hâlihazırda kullan- maya başlamış bulunuyor. Bu arada, bölgedeki büyük ve orta ölçekli kurumların yüzde 14’ü Flash kullan- mayı planlıyor ve en yüksek büyüme potansiyelinin ise küçük işletmeler- de olduğu görülüyor (yüzde 17). Bu araştırmalar işletmelerin yüksek performanslı uygulamalara duyduğu iştahın yanı sıra müşterilere hizmet vermek ve günlük operasyonla- rı yürütmek için bunlara duyulan bağımlılığın yüksek olduğunu gözler önüne seriyor. İşletmelerin mis- yon-kritik yapısı ve yüksek perfor- manslı depolama konusu göz önüne alındığında, daha fazla flaş kullanı- mına yönelik olarak hala geniş bir alanın mevcut olduğunu görmek hem şaşırtıcı hem de heyecan verici. İngiltere, Fransa ve Almanya’da yer alan 3000 BT karar vericisi ile yapı- lan araştırma Mayıs 2016 tarihinde Opinion Matters şirketi tarafından gerçekleştirildi. 29
  28. 28. Fujitsu Forum 2016’da Dijitalleşme Rüzgarı Avrupa'nın en büyük teknoloji etkinliği Fujitsu Forum 2016, “İnsan Odaklı İnovasyon” ana temasıyla geçtiğimiz günlerde Münih’te gerçekleştirildi. Tüm dünyadan 14 binden fazla insanın ziyaret ettiği etkinlik 2 gün sürdü. Katılımcılar Fujitsu’nun öne çıkan çözüm ve ürünlerinden; siber güvenlik, nesnelerin interneti, yapay zeka, bulut ve büyük veri çözümlerini deneyimlerdiler. A vrupa’nın en büyük teknoloji etkinliği yapılır da BT Günlüğü ekibi orada olmaz mı? Tabii ki biz de 16 ve 17 Kasım 2016’da Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen Fujitsu Forum etkinliğinde yerimizi aldık. Etkinlikler genellikle ana bir tema ile gerçekleştiriliyor. Fujitsu Forum‘ da işletmelerin dijital dönüşümü için “İnsan Odaklı İnovasyon” ana temasıyla düzenlendi. Fujitsu Fo- rum’da adından da anlaşılabileceği gibi Fujitsu’nun sunduğu çözüm ve ürünler katılımcılara gösterildi. Bunlara baktığımızda; bulut, nesne- lerin interneti, yapay zeka ve siber güvenlik gibi temel dijital alanlarda yatırım ve yeniliklere devam etti- ğini ve müşterilerine, dijital dö- nüşümün zorluklarıyla, fırsatlarını keşfetmekte nasıl yardımcı olacağı üzerinde duruldu. Avrupa’nın En Yüksek Katılımlı Kurumsal Teknoloji Etkinliği Fujitu Forum’un açılış konuşması büyük bir katılım ile Münih fuar merkezinin ana salonunda ger- çekleştirildi. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Fujitsu Dünya Başkanı Tatsuya Tanaka sahneye çıkarak dünyadaki dijital dönüşümün hayatlarımızı nasıl değiştirdiğini anlattı. Sunumunda dikey endüst- Ali Yavuz ŞAHİN yavuz@btgunlugu.com özel haber 30
  29. 29. rilerdeki yenilikçi Fujitsu çözümle- rinden de bahsetti. Sahneyi Fujitsu Dünya Başkanı Tatsuya Tanaka’dan devralan Fujitsu Kıdemli Başkan Yardımcısı, EMEIA ve Amerika Bölgesi Başkanı Duncan Tait: “İno- vasyon ve değer üretiminin altın çağını yaşıyoruz” dedi. Duncan Tait’in konuşması dünyayı değişti- ren dijital devrim üzerineydi. Tait, dijital devrimin negatif bir güç ol- madığını, sadece bunu görmezden gelenlerin durdurulamaz dijital değişimden endişe etmesi gerekti- ğini ifade etti. Duncan Tait, Fujitsu’nun Avrupa genelinde 1200 üst düzey yö- neticiyle gerçekleştirdiği pazar araştırmasını referans göstererek; “Kurumların yüzde 52’si önümüz- deki beş yıl içinde mevcut işlerinin bugünden farklı olacağını düşü- nüyor” dedi. Ayrıca Tait, “Dijital karışıklık dünyamızı değiştiriyor. Bulut, büyük veri, mobil hizmetler ve nesnelerin internetine dayanan yeni dijital teknolojiler ve hiz- metler, pazar dinamiklerini kendi başlarına değiştiriyor ve tama- men yeni müşteri gereksinimleri yaratıyor’’ diye ekledi. Fujitsu’nun sunduğu çözüm ve hizmetler, iş ortaklarımızın katkılarıyla yeni bir dijital dünya oluşturmaya olanak sağlıyor “ dedi. Açılış oturumunda Duncan Ta- it’in ardından sahneye gelen DHL CIO’su Dr. Markus Voss, dijital Darwinizm ile yüzyüze olduğumu- zu ve kurumların dijital adaptas- yonunun bir varoluş mücadelesi olduğunu söyledi. Dijital dönüşü- mün önemine sık sık vurgu yaptı. Eskiden yıllarımızı ve saatlerimizi alan iş süreçlerinin artık günlere ve saatlere kadar indirgendiğini söyleyen Voss, DHL’de depo yöneti- mi tarafında AR (Artırılmış Gerçek- lik) ve robotlarla üretkenliği nasıl artırdıklarını gösterdi. Son olarak bir konuşma yapan Fu- jitsu CTO’su Dr. Joseph Reger, Ya- pay Zeka (AI) ve Makine Öğrenme (ML) kavramları üzerinde durarak, “Dijital zekayı, sahip olduğumuz veriler oluşturuyor” dedi. Dr. Reger konuşmasında dijital dönüşümün iş modelini yeniden tanımlamak gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Dijital dönüşümde mut- laka CEO’nun liderliği gerekiyor. Zira dijital dönüşüm hangi sektör- de olursanız olun, yaptığınız işin tüm doğasını tamamen değiştir- mek anlamına geliyor. Bu nedenle en üst kademeden yönetim kararı gerekiyor”. Yeni Teknolojiler Fuar Alanın- da Tanıtıldı Fujitsu Forum içinde oluşturulan Fuar Alanında ise Fujitsu’nun ino- vatif teknoloji portföyü de sergi- lendi. Altı farklı bölümde, bulut tabanlı teknolojilerden en yeni yazılım mimarisi teknolojilerine, en son altyapı teknolojilerinden siber güvenlik çözümlerine kadar pek çok ürün ve hizmet sunuldu. Teknolojinin en üst düzeyde sergi- lendiği demo merkezinde dikkati çeken yeni ürün ve hizmetler ise şunlar oldu: Güvenlik tehditleriyle mücade- le etmek için FUJITSU SURIENT çözümleri ile siber atak ve savun- ma senaryo uygulamaları, Fujitsu IoT ürünleri ve çözümleri, Müşteri hizmetlerini üstlenen robotlar, Akıllı hastane ve evde bakım ürünleri, Suç oranını yüzde 80 oranında doğruluk- la hesaplayarak güvenlik güçlerinin dağılım ve miktar optimizasyonunu sağlayan bölgesel suç öngörü sis- temi, Dijital tranformasyonu yö- netmek için kapsamlı Fujitsu Meta portföyü, Fujitsu K5 Bulut Servisi, ServiceNow ile kurumsal uygulama hizmetleri, Yapay zeka (AI), ‘Sosyal Kontrol Merkezi’, sanal asistan ve bilişsel öğrenme sağlayan “Gelecek Nesil Hizmet Masası”, ScanSnap ve PaperStream gibi kişisel ve kurumsal olarak kağıttan dijitale dönüşümü sağlayacak iki pazar lideri doküman tarama platformu, Connect IT Bar – müşteri odaklı, yerinde BT des- tek çözümü, Clean Desk, kablosuz docking ve şarj gibi işyeri ve toplantı çözümleri, Modern ve ergonomik işyeri ortamı için optimize edilmiş 8. jenerasyon ekranlar, 7. nesil Intel® Core™ teknolojisi tabanlı ultra-mo- bil notebook serisi, Yeni ETERNUS AF flash depolama hattı, Entegre sistemler - PRIMEFLEX entegre sistemler ve VMWare Bulut altyapısı için PRIMEFLEX çözümleri. 31
  30. 30. 32 Dijital Devrim 5 Yıl İçinde Geleneksel İş Modellerini Yok Edecek Şirket yönetimlerinin çoğunluğu, dijital devrimi karşılamaya hazır olmadıklarını itiraf ederken geleneksel iş modellerinin önümüzdeki beş yıl içinde geçersiz hale geleceğini öngörüyor. kapak konusu
  31. 31. 33 A vrupa, Orta Doğu ve Afri- ka’da 380 CEO ve üst düzey yöneticinin katılımıyla ger- çekleştirilen Dijital Devrim araştırmasına göre, pazara yeni girmiş ve daha dinamik dijital ra- kiplerle arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışan geleneksel şirketlerin beşte dör- dünden fazlası için veriye dayalı müşteri içgörüsü bugün ticari açıdan en öncelikli sırada yer alıyor. Araştırmaya katılan CEO’ların %66’sı, mevcut ticari yaklaşımlarının çoğunun artık etkisiz olduğunu, bir Dijital Devrim noktasında bulunduklarını ve müşteri deneyimi ve müşteri yönetimi alanında arayı kapatmak ve gelişmek için bütçe- lerini hızla arttırmaları gerektiğini kabul ediyor. Aynı zamanda neredeyse dört işletmeden üçü veriyi, doğru bir biçimde zengin bir içgörüye dönüştürme beceri- sinden yoksun olduğunu itiraf ediyor ve artık bu iki alanda yapılacak yatırımları gelecek sene için şirketin ilk beş önceliği arasında görüyor. Bulgular ayrıca, siber güvenlik ve ticari performans arasındaki doğrudan ilişki- ler göz önüne alındığında sadece en iyi performansı gösteren müşteri odaklı şir- ketlerin başarılı olacağının altını çiziyor. Şirketlerin yaklaşık %42’si, bunu, başarı- nın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyor ve sıralamada rakiplerinin faaliyetlerinden hemen sonraya koyuyor. Bunlar arasında yalnızca dörtte birden daha azı, mevcut dolandırıcılık engel- leme stratejilerinin yeni nesil çevrimiçi dolandırıcılara karşı etkili olduğuna güveniyor. Türkiye ve Ortadoğu’ya bakıldığında ise, şirketlerin %80’i için dolandırıcılığın bir sorun olduğu görülüyor ve bu şirketle- rin %52’si, dolandırıcılığa gittikçe daha fazla maruz kaldıklarını belirtiyor. Aynı zamanda, bölgedeki yaklaşık dört şirket- ten üçü, dijital müşteri deneyimlerinin başarısız olduğunu kabul ediyor. Sonuç olarak, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 56’sı, fiziksel ve dijital kanallarını
  32. 32. 34 daha iyi entegre ederek müşteri hizmetlerini geliştirmek için artık aktif adımlar attıklarını belirtiyor. Araştırma sonuçları, “Müşteri Çağında Başarılı Olun” başlıklı raporda yayınlandı. Dolandırıcı- lık, müşteri yönetimi alanında en iyi uygulamalar ve gelişen dijital trendler dahil olmak üzere pek çok konuda yönetim kurulu seviyesin- deki mevcut düşünce biçimi raporda öne çıkıyor. Gerçekleştirilen araştırmanın so- nuçlarına bakıldığında, veriye daya- lı müşteri içgörüsünün günümüz iş ortamında ne kadar önemli olduğu net bir şekilde görülüyor. Forres- ter Consulting’in gerçekleştirdiği araştırmanın sonucunda bulgular gösteriyor ki ister hızlı inovasyon, ister şiddetli rekabet veya artan müşteri beklentileri olsun, şirketler her alanda zorluklarla karşı karşı- yalar. Ama hepsi, etkileşimle ilgili sıkıntılar ile tüketici güvenliği ara- sında bir denge sağlarken komplike dolandırıcılıklarla baş etmenin, başlıca ticari öncelikleri olduğunu kabul ediyor. Pek çok şirket yöneti- cisi başarılı olmak, rekabeti sürdür- mek ve hatta hayatta kalmak için mevcut çalışma yöntemlerini hızlı bir şekilde adapte etmeleri ve geliş- tirmeleri gerektiğinin farkında. Sonuç olarak, araştırmaya katılan şirketlerin %56’sı, fiziksel ve dijital kanallarını daha iyi entegre ederek müşteri hizmetlerini geliştirmek için artık aktif adımlar attıklarını belirtiyor. Bu konuda iyileştirme ya- parken araştırmaya katılan şirket- lerin %70’i, etkili bir dijital müşteri deneyimi sunmuyor ve üçte ikisi “müşterinin bütünsel görünümünü göremediğinin altını çiziyor. Dijital Dönüşüm Araştırması 2016 Geçtiğimiz günlerde yapılan Dijital Dönüşüm Araştırması ilginç so- nuçları ile dikkatleri üzerine çekti. Araştırmada, İnovasyon, dijitalleş- me ve iş departmanlarını yeniden organize etme noktasında verilen cevaplar şu yönde: Görüşülen orga- nizasyonların %38’i inovasyon için IT ve çalışanlarının da dahil olduğu bir focus grup oluşturmuş. %75’i önümüzdeki 12 ay içerisinde dijital dönüşümü en önemli iş öncelikle- rinden biri olarak gördüğünü söyle- di. %87 isi ise artık BT ile iş birimle- rinin strateji oluşturma noktasında daha fazla birlikte hareket ettiğini paylaştı. Araştırma Türkiye’deki kurumsal şirketlerin dijital dönüşüm aşa- masında hangi noktada olduğuna ışık tutuyor; Aşama 1: Kurumların strateji oluşturması, Çoğu kurumsal organizasyon stratejilerini oluştur- du ve plan yaptı. (Çok detaylı olma- sa da). Aşama 2: Legacy sistemler ve uygulamalar yeni nesil sistem- lerle ve uygulamalarla yenilenmeye başladı. Ancak bu tarafta entegras- yon, güvenlik ve uygulama yöneti- mi gibi bazı zorluklar var. (Legacy sistemlerle ve yeni nesil hizmetleri bir arada sunmaya çalışmak enteg- rasyon sıkıntısına neden oluyor). Aşama 3 ve Aşama 4: İnovasyon yetkinliği. Her sektörün lider ku- rumları var, bir ekosistem gerekiyor. Kurumların bu ekosistem olmadan inovasyon yapmaları çok mümkün değil. Developer community olma- dan inovasyon yapmak zor. Crowd Sourcing Devri Yapılan çalışmada kurumları geç- tiğimiz 12 ay içerisinde öncelik- lendirdikleri IT yatırımları sorul- duğunda uygulama geliştirme ve yönetiminin en ön sırada olduğunu görüyoruz. Aslında çok mantıklı çünkü artık sektör fark etmeksizin hemen hemen tüm kurumsal tüm organizasyonların mobil uygulama- sı var ve bunu geliştirme yönünde çalışmaları mevcut. 2. sırada ileri güvenlik çözümleri yer alıyor. Artan güvenlik tehditleri özellikle de banka, devletin bazı kapak konusu
  33. 33. 35 kurumları için bu yatırımların git- tikçe ön plana çıktığını biliyoruz. 3. Sırada ise depolama, iş devamlılığı ve felaket kurtarma yatırımları yer alıyor. Bu tarafta da hızlı veri artışı, bunun etkin yönetimi, kesintisiz servis sağlama gibi hedefler kurum- ların bu yatırımları önceliklendir- mesine neden oluyor. Bunu networking yatırımları takip ediyor (hızla artan mobil çalışanların altyapısını desteklemek vb.). Son olarak ise sunucu ve şirket- lerin çalışanlarına verdiği cihazlar ( laptop, tablet, akıllı telefon vb. Gibi) yine ilk 5 de yer alıyor. Mobil çalışmanın ve her yerden kesintisiz iş yapabilme hedefleri bu 2 yatırımın da (networking + end user devices) önceliklendirilmesine neden oluyor. Peki önümüzdeki 12 ay içerisinde hangi teknoloji yatırımları ön plan- da olacak? Görüşülen organizasyon- ların hepsi mobility yatırımlarını ilk 5 içerisinde yer alacağını söylediler. Yani «Mobile First» yaklaşımı tüm kurumsal organizasyonlarda benim- senmiş durumda. 2. sırayı uygulama geliştirme ve yönetimi alırken, büyük veri ve analitik yatırımları 3. sırada yer aldı. Bulut tabanlı servisler 4. sırada ve sosyal ağlar üzerinden yapılması planlanan yatırımlar da eş değerde önceliklendirilecek. Aslında IDC’nin dijital dönüşüm için temel ola- rak gördüğü ve 3. platform olarak adlandırdığı teknolojiler (mobilite, sosyal iş, bulut, büyük veri ve ana- litiği) kurumsal organizasyonların öncelik listesine girmiş bulunuyor. Yani aslında dijital dönüşümün başladığı ve hızlanarak devam edeceğinin de bir göstergesi olarak okunabilir bu resim. Yapılan görüşmelerde CIO’ların karşılaştıkları en büyük zorluk- lar; teknik ve tecrübe anlamında eleman bulmak ve tutmak, 2. sırada yeni teknolojilere karşı çalışanların direnç göstermesi (bu IT departma- nı çalışanı olabileceği gibi başka iş birimlerinden de olabiliyor), yeni teknolojilerin bulut, büyük veri gibi kullanımı çok yaygın olmadığı ve sektör bazlı çözüm anlamında ürün portföyü ve çözümler anlamında kısıtlı kalması bu teknolojilerin standart olmasını engelliyor. İşletmelerin %78’i, Dijital Giri- şim Konusunda Baskı Hissediyor Elimizdeki veriler sadece Türkiye ile sınırlı değil. Küresel yapılan araştır- malara baktığımızda ise; işletmele- rin %78’i, dijital girişim konusunda şimdi ya da gelecekte kurumlarına karşı bir tehdit oluşturacağına inanıyor. Bu durum yenilikçi şirketleri ile- riye itiyor, dijital girişim yenilikçi olmayanlarınsa batışını hızlandırı- yor. Tüm dünyadan ankete katılan işletmelerin neredeyse yarısı (%45), dijital olarak doğmuş yeni şirket- lerin getirdiği rekabetten dolayı önümüzdeki üç ila beş yıl içinde işletmelerinin modası geçmiş duru- muna düşmesinden korkuyor. Hatta bazı şirketler, değişimin hı- zından fena halde yara alabilecek- lerini hissediyor. İş dünyası lider- lerinin yarısından fazlası (%52) ise dijital teknolojilerin ve Nesnelerin İnternetinin bir sonucu olarak geç- tiğimiz üç yıl içinde sektörlerinde önemli bir yıkım yaşarken, dünya genelinde işletmelerin %48’i üç yıl içinde sektörlerinin nasıl şekillene- ceğini bilmiyor. Anket sonuçları, 16 ülke ve 12 sek- tör genelinde orta ile büyük ölçekli kurumlardan 4000 liderle Vanson Bourne’nin (VB) yaptığı çalışma sonunda ortaya çıktı. Düzensiz İlerleme ya da Dijital Kriz yolda mı? En azından şu söylenebilir ki iler- leme, düzensiz oldu. Bazı şirketler, dijital dönüşümlerine zar zor başla-
  34. 34. 36 dı. Çoğu şirket dağınık bir yaklaşım benimsedi. Sadece ufak bir azınlık, dijital dönüşümlerini tamamladı. Ankete katılan her üç işletmeden sadece biri, kritik dijital işletme gereklerini* iyi bir şekilde yerine getiriyor. Çoğu işletmenin sadece bir kısmı, dijital olarak düşünür ve hareket ederken büyük çoğunluk (%73), dijital dönüşümün kurum genelinde daha yaygın olabileceği- ni kabul ediyor. On şirketten yaklaşık altısı, daha iyi güvenlik, hizmet ve bilgiye 7/24 daha hızlı erişim gibi müşterile- rin başlıca taleplerini karşılaya- mıyor. Yaklaşık üçte ikisi (%64), alınan istihbaratlara zamanında tepki veremediklerini itiraf edi- yor. İşletmelerin yapamadıklarını ifade ettikleri konular dijital çağda başarı için şart. Bu kadar yoğun bir yarışın olduğu bir piyasada bunları başaramamak, dijital bir krizin baş- langıcını tetikleyebilir. Dijital Dönüşüm Endeksi, araş- tırmayı tamamlıyor ve şirketleri anket katılımcılarının firmalarının dijital dönüşüm performansı hak- kındaki görüşlerine dayalı olarak derecelendiriyor. Karşılaştırma- ya göre işletmelerin sadece %5’i kendilerini Dijital Liderler grubuna koyarken, neredeyse yarısı geride kalıyor. Dijital Liderler: %5 - Dijital dönü- şüm, çeşitli biçimlerde işletmenin DNA’sına işlemiştir. Dijitali Öncelikle Benimseyenler: %14 - Uygulamada oturmuş bir di- jital planları, yatırımları ve yenilik- leri vardır. Dijitali Değerlendirenler: %34 - Dikkatli ve adım adım dijital dö- nüşümü benimserler, gelecek için plan ve yatırım yaparlar. Dijitali Takip Edenler: %32 - Çok az dijital yatırımları vardır, çekinerek gelecek için plan yapmaya başla- mışlardır. Dijitalde Geride Kalanlar: %15 - Uy- gulamada dijital bir planları yoktur, sınırlı teşebbüsleri ve yatırımları vardır. Dijital Kurtarma Planı Ağır yıkım riskini göz önünde bu- lunduran işletmeler, bir çare arama- ya başlıyor. Dijital dönüşümlerini ilerletmek için: %73’ü, işletmeleri için merkezi bir teknoloji strateji- sine öncelik vermeleri gerektiğini kabul ediyor. %66’sı, BT altyapısına ve dijital beceri liderliğine yatırım yapmayı planlıyor. %72’si yazılım geliştirme becerileri- ni genişletiyor. Katılımcıların öncelik sırasına göre önümüzdeki üç yıl içinde en çok planlanan BT yatırımları şöyle: Yakınsanmış Altyapı , Ultra yüksek performanslı teknolojiler (Örneğin, Flash), Analitik, büyük veri ve veri işleme (Örneğin, Veri Gölleri), Nes- neler İnterneti teknolojileri. Bunlara ek olarak katılımcıların dörtte biri ile üçte biri arası, tam bir dijital kâr (%36) elde ettiğini açıkladı. İşletmelerin yüzde 35’i açık bir inovasyon modeli benim- semek üzere yeni dijital girişim ile ortaklık kurduğunu belirtti. Ayrıca işletmelerin yüzde 28’i, kurumun bir bölümünü ayırarak yeni bir şir- ket kurmuş veya ihtiyaç duydukları becerileri ve yeniliği birleşme veya satınalma yoluyla etme niyetinde. Sadece %17’si başarıyı başvurduk- ları patent sayısına göre ölçüyor ve neredeyse yarısı (%46) dijital he- defleri tüm departman ve personel hedeflerine entegre ediyor. Yakın gelecekte neredeyse her işlet- menin temelinde yazılım geliştirme uzmanlığı olacak. Bu şirketlerin çoğu, tamamen yeni olacakken diğerleri yani 20 yıldır tek bir satır bile kod yazmayanlar, treni kaçır- mış olacak. İşletmeler 1000 kata daha fazla kullanıcıyı ve 1000 kat daha fazla veriyi yönetmekle mü- cadele ederken yeni dijital ürünler ve hizmetler de BT altyapısının dönüşümüne yol gösterecek. Dijital Dönüşüm Bankacılık İçin 405 Milyar Dolarlık Fırsat Sunuyor Teknolojik dönüşüm tüm sektörleri etkisi altına almaya devam eder- ken, bireysel bankacılık hizmetleri sunan kurumlar kritik bir süreçten geçiyor. Tüm dünyada esen ‘finte- ch’ rüzgarı finansal teknolojileri ve etkin güvenlik hizmetlerini kulla- nan finans şirketlerini rekabette öne taşıyor. Hazırlanan ‘Bireysel Bankacılık Sektöründe Dijital Değer için Yol Haritası”na göre dijital en- tegrasyonunu tamamlayan bireysel bankacılık sektöründe 2015-2017 arasında 405.3 milyar dolar maliyet fayda değişimi potansiyeli bulunu- yor. Dijitalleşmede Öncelik Güvenlik Riskini Azaltmak Rapora göre, 2015 yılında finan- sal hizmetler bütün olarak 405.3 milyar dolarlık potansiyelin sadece yüzde 29’unu gerçekleştirebildi. Büyümeyi ve inovasyonu yavaşlatan kapak konusu

×