Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

madreport Q2 2015

584 views

Published on

madreport'un bu sayısında dünya genelinden ve Türkiye’den mobil sektörün gelişimini gözler önüne seren verileri sizlere sunuyoruz. Pazarlamanın kitlesel iletişimden kişisel iletişime yönlendiği şu günlerde önemi artan kişisel reklamın gelişimi, uygulama pazarlamasında ‘retention’ın
önemi, akıllı saatlerin mobil reklam sektöründeki geleceği, Apple ve Google’ın bu sene ardarda tanıttıkları yeni sürümleri hakkında geniş kapsamlı yazılar yer alıyor. Son olarak, mobilike adına büyük bir öneme sahip bir konu olan mobilike’ın Opera Mediaworks ailesine katılması hakkında detaylı bir yazıyı da bu sayımızda sizlerle paylaşıyoruz.

Published in: Mobile
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

madreport Q2 2015

  1. 1. Q2.2015 1 Q1.2015 Q2.2015 KİŞİSEL REKLAM Herkesin reklamı kendine.
  2. 2. Q2.2015 Global & lokal mobil veriler mobilike Opera Mediaworks ailesine katıldı Kitlesel yerine kişisel iletişim Gülümseyin hedefliyoruz! Uygulama pazarlamasında artık download’dan daha önemli bir terim var: Retention Mobil reklamın müstakbel gözdesi: Akıllı saatler İki büyük rakibin gövde gösterileri Google I/O 15 ve WWDC 2015 4 8 10 15 20 26 30
  3. 3. Q2.2015 3 Kurucu Ortaklardan… 2015’in ikinci yarısına geldiğimiz bu dönemde gelişen teknoloji ile birlikte iletişimde yeni kanalların oluştuğu hepimize aşikar bir durum. Pazarlama dünyası da gelişen bu teknolojilerden yararlanmak için araştırmalarına ve çalışmalarına hızla devam ediyor. İletişimin artarak önem kazandığı ve birinci elden edinilen bilginin artık büyük ölçüde en önemli “güç” olduğunu düşündüğümüzde bu iletişim kanallarının sayısındaki artış pazarlamacı ve reklamverenler için özellikle reklam sektöründe büyük bir potansiyel oluşturuyor. Biz de sizlere madreport’un yeni sayısı ile birlikte mobildeki yeni teknolojilerin arttırdığı iletişim olanaklarını tanıtmak istedik. Müşterilerin birebir iletişime daha çok önem vermeye başladığı ve öznelliğin ön plana çıktığı günümüzde markalar için yeni erişim kaynakları oluşturan mobil reklam becerilerini ön plana çıkardık. Hedeflemeli, kişiye özel Bize Ulaşın yaratılmış ve konumlandırılmış reklamların etkileşime etkisini ve nasıl bir kreatifle sunulması gerektiğini analiz ettik. Teknoloji devlerinin mobil ataklarına yer vermeyi de unutmadık. Bunların yanı sıra, dünya genelinden ve Türkiye’den mobil sektörün gelişimini gözler önüne seren verileri sizlere sunuyoruz. Bu sayımızda pazarlamanın kitlesel iletişimden kişisel iletişime yönlendiği şu günlerde önemi artan kişisel reklamın gelişimi, uygulama pazarlamasında ‘retention’ın önemi, akıllı saatlerin mobil reklam sektöründeki geleceği, Apple ve Google’ın bu sene ardarda tanıttıkları yeni sürümleri hakkında geniş kapsamlı yazılar yer alıyor. Son olarak, mobilike adına büyük bir öneme sahip bir konu olan mobilike’ın Opera Mediaworks ailesine katılması hakkında detaylı bir yazıyı da bu sayımızda sizlere paylaşıyoruz. Keyifli okumalar dileriz... Volkan Biçer Şekip Can Gökalp / mobilike / themobilike / mobilike
  4. 4. 4 2015 GLOBAL VERİLER Kaynak: Salesforce 2014 Mobile Behavior Report Globalde yaşa göre akıllı telefon & tabletlerde bir günde geçirilen ortalama zaman Dünya Çapında Uygulama Türlerine Göre Mobil Reklam Gösterim Oranları Kaynak: Marketo - The Definitive Goal To Mobile Marketing Kaynak: State of Mobile Advertising Q1 2015 - Opera Mediaworks 55+ 18-24 25-34 35-44 45-54 2,20 2,00 3,40 2,90 3,10 3,40 3,10 3,50 3,70 5,20 0,00 1,00 2,00 3,00 4,00 5,00 6,00 Tablette Geçirilen Ortalama Zaman Aklıllı Telefonda Geçirilen Ortalama Zaman Akıllı telefon kullanıcılarının %79’u uyanık oldukları süreçte toplam 2 saat dışında her zaman telefonlarını üzerlerinde veya yakınlarında bulunduruyor. SosyalAğ Müzik, Video & Medya İletişim Servisleri Haber & Bilgi Oyun Sanat & Eğlence Alışveriş & App Mağazaları Spor Üretkenlik İş, Finans & Yatırım Diğer %0 %5 %10 %15 %20 %25 %30 %35 Gösterim Oranları%5 %2 %3 %4 %4 %7 %9 %9,5 %11 %15 %15
  5. 5. Q2.2015 5 Kaynak: Salesforce 2014 Mobile Behavior Report Globalde telefon & tabletlerde saate göre ortalama kullanım Dünya çapında mobil reklamların mobil cihaz markalarına ve türlerine göre trafik oranları Kaynak: State of Mobile Advertising Q1 2015 - Opera Mediawork %25 %20 %15 %10 %5 %0 Akıllı Telfon Tablet 00:00- 04:00 04:00- 08:00 08:00- 12:00 12:00- 15:00 15:00- 18:00 18:00- 21:00 21:00- 24:00 0S/Cihaz Android Phone Tablet iOS iPhone iPad iPod Blackberry Symbian Windows Diğer Trafik Oranları %65,17 %62,45 %2,72 %22,34 %17,22 %3,99 %1,14 %1,87 %3,99 %0,16 %6,46 %8 %11 %20 %15 %16 %14 %11%9 %9 %18 %12 %14 %16 %19
  6. 6. 6 Kaynak: Apptentive 2015 Consumer Survey Dünya Genelinde E-ticarette Mobilden Yapılan Alışverişin Oranı Dünya Genelindeki Kullanıcıların Bir Uygulamayı İndirmeleri Üzerinde Uygulama Puanlamasının Etkisi Q1 2015 Q4 2014 %34 %30 %28 %29 %30 %31 %32 %33 %34 %35 Kaynak: State of Mobile Commerce Report - Criteo, Q1 2015 Kullanıcıların uygulamayla ilgili olumsuz deneyimlerinden sonra uygulama puanlaması yapmaya, olumlu bir deneyimden sonra puanlama yapmaktansa %33 daha yatkın olduğu gözlemlenmiştir. Bu yüzden, uygulamaların değerlendirme puanları gerçek dışı bir şekilde düşük gözlemlenebilmekte. Kullanıcıların %59’u çoğu zaman uygulamayı indirmeden önce diğer her şeyi kontrol edip memnun kalmalarına rağmen uygulamanın puanlamasını da kontrol ediyor. Kullanıcıların %33’ü bir uygulamayı yeni versiyonuyla güncellemeden önce, %37’si ise uygulama içi satın alma yapmak için uygulamanın puanlamasını kontrol ediyor. Kaynak: 2015 Apptentive 5 yıldız 4 yıldız 3 yıldız 2 yıldız 1 yıldız %0 %20 %40 %60 %80 %100 %120 1 yıldız 2 yıldız 3 yıldız 4 yıldız 5 yıldız : %10 : %15 : %50 : %96 : %100
  7. 7. Q2.2015 7 Kaynak: Google Consumer Barometer Kullanıcıların %70’i bir uygulamayı indirmeden önce en az bir değerlendirmeyi okuyor. Kullanıcıların %42’si app store değerlendirmelerinin bireysel tavsiyeyle eşit derecede veya daha önemli olduğunu düşünüyor. Kaynak: 2015 Apptentive Türkiye’de mobil data tüketimi 2014’ten 2015’e %106 oranında artış gösterdi. Türkiye’deki mobil internet kullanıcılarının sayısı 2014’ten 2015’e %28 arttı. Kaynak: BTK 2015 Q1 2015’te Türkiye’deki aktif mobil sosyal uygulama sayısı 32 milyona ulaştı. Kaynak: We Are Social 2015 Türkiye’de mobil ve tablet cihazlar üzerinden internete erişimin artış oranları Lokal Veriler %0 %10 %20 %30 %40 %50 %60 %70 %80 %90 2013 Q1 2013 Q2 2013 Q3 2013 Q4 2014 Q1 2014 Q2 2014 Q3 2014 Q4 2015 Q1 %22 %33 %29 %29 %31 %35 %37 %37 %39 %60 %65 %65 %66 %68 %76 %78 %74 %75 Mobil Tablet Kaynak: Global Web Index 2015 Q1 Türkiye’de yaşa göre akıllı telefon kullanım oranları %0 %10 %20 %30 %40 %50 %60 %70 %80 16-24 25-34 35-44 45-54 55+ %72 %51 %38 %20 %5
  8. 8. 8 mobilike, Mayıs ayının başında markalar için geliştirilmiş ilk mobil reklam platformu Opera Mediaworks ailesine katıldı. Türkiye, Yunanistan ve çevre bölgenin lider mobil reklam platformu mobilike’ı bünyesine katarak bölgedeki büyümesini hızlandırmayı amaçlayan Opera Mediaworks, reklamverenlerine Türkiye, Yunanistan ve gelişmekte olan diğer çevre ülkelerdeki tüketicilere erişim imkanı sunacak. mobilike, Türkiye’de %65 pazar payı ile lider konuma sahip. Lider reklam platformunun bölgede, Milliyet, Acunn ve Sport24.gr gibi 350’den fazla premium mecrası bulunuyor. Üstelik ürettiği yaratıcı reklam teknolojileri ile birçok uluslararası ve yerel prestijli organizasyondan aldığı ödüllerle adını sık sık uluslararası arenada duyurmakta. Türkiye ve MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) bölgesindeki potansiyeli gören Opera Mediaworks, bu genç nüfusa ve hızlı büyüyen pazara sahip, teknoloji adaptasyonun çok yüksek olduğu bölgede mobilike’ın geniş premium yayıncı ve reklamveren ağından faydalanarak globalde ve lokalde reklamverenlerine daha iyi sonuçlar vermeyi amaçlıyor. Bölgedeki internet trafiğinin %30’unun mobilden geldiğini belirten Opera Mediaworks CEO’su Mahi de Silva, bölge pazarının potansiyelini mobilike aracılığıyla reklamverenleri ile buluşturmayı hedeflediklerini iletti. Sözlerine “mobilike mobil reklamın en iyi şekilde icrasının, teknoloji ve premium kitlelerin kesişimiyle elde edilebileceğini kanıtladı, ki bu da Opera Mediaworks’ün stratejisinin kalbi. mobilike ve Opera Mediaworks işbirliği programatik çözümlerin ve hedef kitle odaklı teknolojilerin Türkiye ve çevre bölgelerdeki adaptasyon sürecini hızlandıracak.” diye devam ederek iki şirketin farklı ölçeklerde aynı vizyon, değer ve strateji ile ilerlediklerini sözlerine ekledi. mobilike’ın Opera Mediaworks ailesine katılımı, dünya çapında reklam teknolojilerinin Türkiye pazarına entegrasyonu ile pazarın gelişimine olanak sağlayacak, aynı zamanda programatik çözümler ve hedef kitle teknolojilerinin de adaptasyon sürecine ivme kazandıracak. Merkezi California’da bulunan Opera Mediaworks, geçtiğimiz yıl Los Angeles merkezli AdColony’i 350 milyon dolara satın alarak mobil video alanına da hızlı bir giriş yapmıştı. mobilike’ın kendi müşteri portföyüne gelişmiş beceri sunmasını sağlayacak olan Opera Mediaworks, global pazardaki en büyük bağımsız mobil reklam platformu olarak 15 ülkede 1800 kişilik ekibi ile operasyonlarını sürdürüyor. mobilike Opera Mediaworks ailesine katıldı
  9. 9. Q2.2015 9 Opera Mediaworks hakkında Opera Software bünyesindeki Opera Mediaworks, markalar için geliştirilen ilk mobil reklam platformudur. Teknolojisi ile dünyadaki en büyük yayıncıları güçlendirirken pazarlamacıların da en yüksek kalite deneyimlerini daha çok insana ve daha çok yere iletmesini sağlıyor. Özgün Instant-Play™ HD video teknolojisi ve ödüllü rich media uygulamaları dünyadaki en popüler mobil uygulama ve mobil sitelerde kullanıcılarla etkileşime giriyor ve interaktif bir ilişki yaratıyor. AdAge Top 100 reklamverenlerinin %90’ı ve 25 global yayıncının 18’i ile birlikte çalışan Opera Mediaworks’ün, merkez ofisi San Mateo, California olmak üzere dünyanın dört bir yanında ofisi bulunmaktadır. Daha fazla bilgi için www.operamediaworks.com’u ziyaret edin.
  10. 10. 10 Kitlesel pazarlamanın sınırlarının farkına varan ileri görüşlü pazarlamacıların da etkisiyle kitlesel pazarlamada bir tür evrimleşme başladı. Kitlesel pazarlama stratejilerine kişiselleştirme dokunuşları eklenen pazarlama kampanyaları müşteri talebi sonucu giderek artıyor. Daha şimdiden istemediği marka mesajını almak konusunda çok dikkatli ve filtreleyici davranan tüketici giderek bilinçleniyor. Bunu kendi tüketici davranışlarımız üzerinden gözlemlemek de mümkün. İlgimizi çekmeyen reklam mesajlarını gözümüzün önünden uzaklaştırmayı kendimize misyon edinip sonrasında önümüzdeki işe devam eder olduk. Doğal olarak bu durum, içerik olarak ilgili, kullanıcı deneyimini rahatsız etmeyen ve bir hedefleme becerisi Mobil cihazlar günlük yaşamımızın tamamlayıcı bir unsuru haline geldi. Öyle ki Marketo’nun yayınladığı Mobile Benchmark Survey’e göre, 18-29 yaş arası mobil kullanıcıların %83’ü akıllı telefonlarının hayatlarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtiyor. Tamamen kişisel olan akıllı cihazlarımızın hayatımıza bu kadar entegre olması pazarlamanın da daha kişisel bir yörüngeye doğru kaymasını beraberinde getiriyor. Kişisel pazarlama çağına girdiğimiz şu günlerde kitlesel pazarlamanın geri planda kalmaya başladığı söylenebilir. Teknolojinin gelişmesiyle müşteri özelinde daha çok veri elde edebilme becerisinin artması, reklamverenleri yeni ve inovatif iletişim kanalları bulmaya zorluyor. Kitlesel Yerine KİŞİSEL İLETİŞİM
  11. 11. Q2.2015 11 ile ilgimize sunulan reklamların doğuşuna olanak sağladı. Bu reklamlar kişisel reklamın ilk öncüleri olarak düşünülebilir. Bazı eleştiriler bu reklam çeşidinin maliyetine bakılınca daha pahalıya geldiğini söylese de aslında tüm olayın özü burada yatıyor. Kişisel pazarlama ve kitlesel pazarlama arasındaki temel fark zaten kişisel pazarlama aksiyonlarında çok daha iyi bir strateji ve sürekli analiz gerekliliği. Artık aynı imajın her türlü boyutlandırılabildiği ve herkesin her yerde önüne sunulduğu reklam kampanyalarının sonuna geliyoruz. Kişisel pazarlama daha çok hazırlık, daha çok çalışma ve daha akıllıca yerleştirmeler gerektiyor ama bunun yanında reklamverenlere sağlayacağı değerler ve sonuçlar kitlesel pazarlamadan çok daha büyük olacak. Bir uygulamanın, uygulama mağazasındaki açıklamasının “anahtar kelime” seçimi ve tanımının bile organik indirme oranlarını %30 olarak arttırdığı bir çağa geçtiğimizi düşününce artık en detaylı analiz ve metrikler ile aksiyon alınması gerekecek ve bu analizlerin anlamlı yorumlandırılması kişisel pazarlama çağında başarının anahtarını oluşturacak. Teknolojideki devamlı ataklar da reklamverenler için büyük olanaklar yaratıyor. Mobilin önlenemez yükselişi, iBeacon, ikinci ekran, arttırılmış gerçeklik ve giyilebilir teknolojiler gibi geniş yelpaze oluşturan birçok teknoloji ile birlikte evrimini sürdürmeye devam ediyor. Bütün bu yenilikler kitlesel pazarlamanın sınırlarına yaklaşmış olan pazarlamacılar için önemli potansiyel erişim kaynakları oluşturuyor. Beraberinde birçok zorluğu da getiren değişim, reklamverenleri 2009’dan bu yana 3. dalgasını yaşayan mobil çağına geçiş döneminde epey zorlayacağa benziyor. Her şeyden önce yine mesaj içeriğinin kişiye göre filtrelenmesi ve hedeflenmesi gerekiyor. Nasıl ki e-posta pazarlamasında kullanıcıların istemedikleri içeriğe karşı tepki gösterdikleri anlaşıldıysa bu yeni teknolojilerde de özellikle tüketiciyi analiz edip bulunduğu konuma, tükettiği içeriğe ve ilgi alanlarına uygun kişisel reklam içeriği sunmak en büyük zorluklardan biri. Kitlesel pazarlamanın doğurduğu tüketiciyi ilgili ilgisiz mesajlar ile boğan reklam gösterimlerinin tüketiciyi rahatsız ettiği ve marka
  12. 12. 12 Teradata’nın yayınladığı 2015 Global Data-Driven Marketing Survey’e göre: Pazarlamacıların %90’ı pazarlamanın kişiselleşmesi bir öncelik olduğunu belirtiyor. Gerçek zamanlı olarak birebir kişiselleştirme ile segmentasyonun ötesine geçmek istediklerini söylüyor. Pazarlamacıların üçte ikisi daha hızlı ve daha doğru kararlar almak için verinin en önemli anahtar olduğunu vurguluyor. Önemli ölçüde verinin analizi ve işlenmesine dayanan kişisel pazarlama gelişen teknolojilerle daha çok iletişim yolunun kapılarını açacak. Burada pazarlamacıların dikkat etmesi gereken husus tüketici verisini akıllıca ve etik bir şekilde kullanmak olacaktır. Bu veriler her ne kadar büyük bir doğrulukta tüketicinin profilini oraya çıkarıp hedeflese de bu verinin kötüye kullanımını her ne koşulda olursa olsun önlemek hem kamunun güvenini kazanmak hem de olası bir devlet kontrolü boyunduruğunun önüne geçmek için son derecede önemli bir noktadır. Herkesin istediği ve gerek duyduğu marka mesajı ile buluştuğu bir pazarlama dünyası markalar ve tüketiciler arasındaki dinamiği değiştirip bilgi alışverişini güçlendirecektir. imajına zarar verdiği gibi çıkan sonuçlardan ve alınan derslerden yola çıkılarak kişisel pazarlama stratejilerini müşteri memnuniyeti odaklı tutmak seçilebilecek en iyi yol olacaktır. Böylece e-posta pazarlaması örneğinde olduğu gibi pazarlamacıları büyük bir yeni tür spam hengamesi ile uğraşmaktan kurtaracaktır. Üstelik bütün bu yüksek potansiyel içeren pazarlama kanallarının rahatsız edici olarak algılanmasını önleyecektir. Kullanıcının her anında yanında olan mobil cihazlar, çoğunlukla akıllı telefonlar ile yapılan müşteri analizlerine göre tüketiciyi belirli bir segmente koymak ve hatta onu yaşam boyu analiz ederek gerekli segment değişiklikleri sayesinde doğru marka mesajını iletebilmek artık mümkün. Kitlesel pazarlamada geri planda kalan tüketiciden gelen birinci veri mobil cihazlar ve giyilebilir teknoloji ile artık reklam kampanyalarının şekillenmesinde büyük rol oynuyor. Teradata’nın araştırmasına göre 2015’te %87 oranla daha çok pazarlamacı, pazarlama aktivitelerinde verinin gereğinden az kullanıldığını düşünmekte ve 2013 yılında böyle düşünen pazarlamacıların oranı %46 idi. Elde edilebilen verinin genişlediği ve hatta “büyük veri” olarak adına yansıdığı günümüzde artık sadece kitlesel pazarlama olanaklarına güvenmek yeterli olmuyor, bize bu veriyi sağlayan mobil cihazlarla birlikte üretilecek kampanyalar geleceğin pazarlama stratejilerinin temeli olarak şimdiden reklamverenlerin ajandasında yerini almalı.
  13. 13. Q2.2015 13 Mobil Pazarlamanın Üç Büyük Dalgası *Kaynak: Teradata 2015 Global Data-Driven Marketing Survey Quantum Digital 1. Dalga 2. Dalga 3. Dalga Zaman Aralığı 2009-2011 2012-günümüz 2013-günümüz Hedef Pazarlama Liste başı konumunda yüksek kullanıcıya ulaşmak İndirme maliyeti odaklı kullanıcı sayısı arttırmak İndirmenin kalitesi odaklı kullanıcı sayısını arttırmak Incentive Kaliteye yönelme ROI (Yatırım) İndirmeler Incentive olmayan indirmeler Karlılığı, Pozitif medya satın alımı Teknoloji Odağı Yok Yükleme davranışları takibi Uygulama içi analizi Yükleme sonrası uygulama içi hareket takibi Programatik satın alım Deep linking Cihazlararası Retargeting Teknoloji Takibi Platform Düzenleme ve Şeffaflık Seviyesi iTunes connect UDID eşleşmesi MAC Address openUDID Parmak izi kontrolü Platform bazlı cihaz algılayıcısı (IDFA, Advertiser ID) Sosyal medya kullanıcı girişi Düşük Orta Yüksek Stratejisi Market Dinamikleri Yeni oyuncuların ortaya çıkması Büyüme, varolan oyuncuları daha güçlü konumlandırma Bütünleme, M&A, eski oyuncuların geri dönmesi Native reklamlar Interstitials, video reklamlar Banner, Editoryal reklam, incentive’liReklam Formatları
  14. 14. 14 Akıllı mobil reklam platformu seamless, TargetSense™ hedefleme teknolojisine eklediği yeni hedefleme seçenekleri ile kampanyalarınızı kullanıcılara etkili yollarla ulaştırmaya devam ediyor. seamless TargetSense™’in sensör tabanlı popüler hedeflemelerden Batarya Seviyesi Hedeflemesi ile şarjı bitmek üzere olan kullanıcılara iletişim yapabiliyorduk. Şimdi, Plugged-In Hedeflemesi ile artık, telefonu şarj kablosuna bağlı kullanıcılara da ulaşabiliyoruz. Müziğe doğru gelin! seamless TargetSense™’in en yeni hedeflemelerinden Kulaklık Hedeflemesi ile kulaklıkları takılı kullanıcılara ulaşın, reklamınızı sadece o anda kulaklıklarını kullanan kişilere gösterin. SEAMLESS TARGETSENSE™ İLE HEDEF KİTLENIZ KABLOLARIN UCUNDA!
  15. 15. Q2.2015 15 Mobil reklamı rakiplerinden ayıran ve uzun vadede sektörün lideri konumuna getirecek unsur şüphesiz ki reklamı tam anlamıyla doğru kullanıcıya ulaştırabilmesi olacak. Peki bu süreci kreatif anlamda nasıl yönetmek doğru sonuçları getirecektir? Kullanıcınızı doğru içgörü ile yakalayın Mobil reklamın hedefleme yelpazesinin genişliği, neredeyse reklamvereni doğru hedef kitleye kendini direkt olarak anlatabildiği bir balkon konuşmasında bulunduğu hissi içerisine sokuyor. Kullanıcısının ne yiyip içtiği, hangi uygulamalara sahip olduğu, bulunduğu lokasyon, yaş aralığı, cinsiyet gibi sonsuz bir bilgi havuzunun her reklamveren için altın değeri taşıyan bilgiler olduğu aşikar. Peki bu bilgilere sahip olmak yeterli mi? Doğru hedefleme ile reklamveren son kullanıcıyı hemen her şeyiyle tanıyor ancak bu doğru atılan adımlardan yanlızca birincisi. Dört adımda tamamlanacak olan sürecin ikinci adımı halihazırda kim olduğunu bildiğimiz kullanıcıyı doğru içgörüyle yakalamak olacak. Hedef kitlenizin içerisinde tekrar bir kırılım yaşatmayacak ve tümüne hitap edebilecek olan içgörü, reklamı doğru kılacak pek çok unsur arasından kesinlikle en önemlisi. Reklamveren ile son kullanıcının ilişkisi reklamverenin ürününü son kullanıcıya satın aldırtmak istemesi gibi çok temel bir prensibe dayanmakta. Mobilin hedefleme olanaklarının genişliği de markalara potansiyel müşterilerine direkt olarak ulaşma imkanı sağlıyor bu durumda doğru içgörüyü ararken markanın kendine sorması gereken soru şu: ‘‘Neden bizi tercih etmeliler?’’ GÜLÜMSEYİN HEDEFLİYORUZ! Bu ürünü satın almalısın çünkü; Eşin buna bayılacak Arkadaşların seni çok kıskanacak İçinde harika görüneceksin Bütün bakışlar üstünde olacak Kullanması çok kolay Tam seni anlatıyor Senin gelir grubuna hitap ediyor
  16. 16. 16 Havalı bir uslüp ile söyleyin Kullanıcınızı tanıyor ve neden sizi tercih etmesi gerektiğini biliyorsunuz. Bu noktadan sonra işin parlaması sanat yönetmenleri ve reklam yazarlarının ellerinde. Son kullanıcıyı yakalamakta görselin gücü kadar bir diğer önemli unsur kullanıcıya verilmek istenen mesajın söyleniş biçimi. Bazen içgörüyü yanlızca havalı bir söylemle son kullanıcıya ulaştırmak yeterli olabilir. Aşağıda reklamcılık sektörü için altın değeri taşıyan bir kaç örneğe bakalım;
  17. 17. Q2.2015 17 Kafa karıştırıcı olmayın Tasarımcı mobil cihazlar için tasarlarken çalışma alanının farkında olmalı. Bu durumda abartılmış senaryolardan, kullanıcıyı sürekli aksiyon almaya zorlayan karışık, yazılarla dolu ekranlardan, birbirini takip eden etkileşim ve kurgulardan kaçınmakta fayda var. Tek bir hikayesi olan, tek bir aksiyon barındıran, kullanıcının algısını bölmeyen çalışmaların geri dönüşleri karışık, anlaşılması zor, abartılmış rich medialara göre daha yüksek dönüş sağlıyor. Özetle reklam, gücünü hedeflemeyle birleştiren yaratıcılıktan aldığı noktada amacına en iyi şekilde hizmet ediyor. Hedefleme ve cihazın özellikleri tasarımcıyı sınırlamaktan ziyade, bu kriterlere yaratıcılığını ekleyerek parçaları birleştirebilme ve doğru kişiye doğru reklamı iletebilme becerisini sunuyor. Gesture’ları kullanın Mobil odaklı tasarlarken cihaz özelliklerinden faydalanmak kullanıcıların hali hazırda edinmiş oldukları alışkanlıklardan faydalanmak anlamına geliyor. Bir rich media çalışmasında kullanıcının birden fazla cihaz hareketi yapmasını istemek kullanıcıya külfet olmak ile eş anlama gelecektir. Fakat içerikle bağdaştırılabilen gesture reklamın amacına ulaşmasında oldukça yararlı bir çözüm yolu olacaktır.
  18. 18. 18 Bugünlerde herkes ürünü için doğru reklamı doğru kişiye göstermenin peşinde. Bu amaçla yapılan hedeflemer genelde tahminlere dayandığı için kullanıcılar ilgi alanları, ihtiyaçları ile alakasız reklamlar ile karşılaşmak durumunda kalıyorlar. Başarılı bir hedefleme Kullanıcıları yaptıkları aramalar üzerinden hedeflemek bu noktada mesajınızı doğru kişiye ulaştırmak için çok önemli bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. CIAmedia mobil reklamcılığa özel hedeflemelerin yanında kullanıcıları arama alışkanlıkları üzerinden de hedefleme imkanı sunuyor. Bu özel teknoloji kullanıcının aramalarını “Yemek Siparişi, Banka Müşteri Hizmetleri, İnşaat Satış Ofisi vb.” kategorilere ayırıyor ve arama sonunda en doğru reklamı kullanıcıya sunuyor. Bu özel teknolojiyi cinsiyet, yaş ve lokasyon gibi hedeflemelerle birleştirdiğinizde doğru kullanıcıyı doğru zamanda yakalamak için büyük bir adım atmış oluyorsunuz. Reklam Kanalları: Popüler arayan kimliği uygulamaları “CIA” ve “Kim Arıyor?”un dünya çapında milyonlarca kullanıcısı bulunuyor. Bu uygulamalar sayesinde kullanıcılar bilinmeyen bir numara kendilerini aradığında numaranın kime ait olduğunu canlı olarak ekranda görebiliyor. Arama sonrasında açılan ekranda ise görüşme yapılan kişi ile ilgili yararlı bilgilere ulaşılabiliyor ve bu sayfa üzerinden kişi kaydetme, engelleme gibi aksiyonlar anında gerçekleştirilebiliyor. Bu teknoloji sadece kullanıcının görüşme deneyimini zengileştirmekle kalmıyor aynı zamanda mobil reklam dünyasına yepyeni bir hedefleme imkanı sunuyor. Arama alışkanlıklarınız yeni nesil hedeflemelere dönüşüyor!
  19. 19. Q2.2015 19 Case Mondelēz grubuna ait uluslararası kahve markası Jacobs, Nespresso kahve makineleri için ürettiği yeni kahve kapsüllerini tanıtmak için lokasyon ve arama hedeflemelerini kullandı. Kampanya kapsamında Nespresso Butik Mağaza’ları etrafında olan kişiler aynı sektördeki mağazaları arayan kişiler Avusturya pazarında yer alan CIA uygulaması kullanılarak hedeflendi. Kampanya banner’ına tıklayan kullanıcılar ücretsiz olarak kahve kapsüllerini denemek için sipariş verebilecekleri siteye yönlendirildiler. Yayın sonunda büyük bir başarıyla beraber sektör standartlarının üstünde bir tıklanma oranı yakalandı. Daha fazlası ve reklam vermek için: İletişim: Wonk Mobile - satis@wonkmobile.com
  20. 20. 20 RETENTION Uygulama pazarlamasında artık download’dan daha önemli bir terim var: Çoğu mobil pazarlamacı bir mobil uygulamanın başarısının en önemli ölçütünü download sayısı olarak görür. Sonuçta, 200 bin download’u olan mobil uygulamanın belirli bir başarısı vardır, değil mi? Ama kullanıcı edinimi başarının gerçekten en önde gelen kriteri midir? Bu soruyu büyük ölçüde hayır olarak cevaplamak daha doğru olacaktır. Uygulamalar üzerine yapılan araştırmalara göz atıldığında neden bu cevabı vermemiz gerektiğini iki önemli faktör ile açıklayabiliriz. Bunlardan ilki uygulama indirtme maliyetinin çok yüksek olmasıdır. Uygulama mağazalarındaki 1.4 milyonu aşan uygulama sayısı ile kullanıcının dikkatini çekmek gittikçe zorlaşırken çoğu mobil pazarlamacının uygulama mağazası algoritmalarını aşmak için app-install reklamlarına başvurduğu aşikar. Fakat, kampanya maliyetlerinin çoğu zaman müşteri ömrü değerini aşması bu çözümü ekonomik olarak elverişsiz kılıyor. İkinci olarak, download oranlarının uygulamayı indiren kullanıcılar hakkında yeterli bir veri sunamaması. Uygulamayı indiren kullanıcılardan kaçı aktif, etkileşim halinde ya da uygulamanıza kâr sağlıyor? Uygulamayı indiren kullanıcılardan yaklaşık olarak sadece %25-40’ı bir hafta içinde uygulamayı tekrar ziyaret ediyor ve zaman geçtikçe bu oran daha da azalıyor. Nitekim, bir yıl içinde tekrar ziyaret edenlerin oranı %4 olarak belirleniyor. Bu edinilmiş kullanıcıların da çok az bir kısmı uygulamayı aktif olarak kullanıyor ve etkileşimde kalıyor. Böylece bir retention sorunu yaşanıyor. Bu gerçekler uygulama başarı kriterinin sadece download oranlarından geçmediğini büyük ölçüde kanıtlıyor. Her gün uygulamanızı binlerce kişi indiriyor ama bu ne anlama geliyor?
  21. 21. Q2.2015 21 Retention oranı kullanıcıların uygulamayı indirdikten sonra tekrar ziyaret etme grafiğine bağlı olarak ortaya çıkan bir orandır. Birden fazla şekilde hesaplanabilir, en uygun hesaplama şekli olarak Flurry’nin de kullandığı “Rolling Retention”ı örnek gösterebiliriz. Uygulamayı indirdikten sonra 28. gün ve ondan sonraki herhangi bir gün uygulamayı ziyaret edenler elde edilen kullanıcılar olarak görülür. Retention oranlarının ortalama bir mobil uygulamada çok yüksek olmadığından bahsetmiştik. Asıl önemli olan ise mobil pazarlamacıların kullanıcı kaybını birkaç basit kullanıcı deneyimi geliştirmesi ve iyileştirmesi ile çözebileceğinin farkında olmaması. 5 anahtar strateji ile kazanmak için çaba sarf ettiğiniz kullanıcıların size bağlı kalmasını sağlayabilirsiniz. sahip değil ve kafalarındaki kullanıcı deneyimi resminin sahiden de kendi kullanıcılarına ait olduğuna dair birtakım testlerde bulunmamaktalar. Uygulama mağazası yorumları ve değerlendirmeleri kullanıcınıza kulak vermek için her ne kadar iyi bir başlangıç noktası olsa da kullanıcılarınızı tamamıyla anlamanız için bir bütünsel resim oluşturmuyor. Apptentive’in 2015 Consumer Survey adlı çalışmasında kullanıcıların %75’inin uygulama mağazası yorumlarını uygulama indirmekteki anahtar etken olarak görmekte, ama geçen 1 yıl içinde sadece %36’sı uygulamaya yorum yapmış. Bunun yanı sıra kullanıcıların %33’ü ücretli bir uygulamayı indirmeden önce 7’nin üzerinde yorum okurken, %64’ü son bir yıl içinde hiç yorum yazmamış. Aslında yorum bırakmaya eğilimli olmayan kullanıcıların sesini duyurmasını sağlamak mobil pazarlamacıların elinde. Bunu yapabilmek için pazarlamacıların müşteri hizmeti ile mobili birleştirmesi gerekiyor. In-app mesajlaşmalar ile mobil kullanıcılarla birebir iletişimde bulunup uygulama mağazası yorum ve puanlamalarını verilen anlamlı ve hızlı cevaplar ile arttırabilir; in-app anket ve geri bildirim formları ile kullanıcıları daha yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz. Bu içgörüler pazarlamacıların kullanıcı sorun ve isteklerine yoğunlaşmasını sağlarken sonraki güncellemeler için de önemli bir şekillendirme sağlar. Bu sayede de kullanıcıların uygulamaya olan bağlılıkları artar. Müşteriler ile yapılan in-app mesajlaşmalarda verilen cevapların anlamlı olması gerektiğinden bahsetmiştik. Bu küçük bir detay olsa da kullanıcı retention oranı ve memnuniyeti için büyük bir önem arz ediyor. Birçok pazarlamacı en önemli müşteri etkileşiminin mesaj vermek olduğunu düşünüyor bu da çoğu zaman kendini bitmek tükenmek bilmeyen push notification bombardımanı şeklinde gösteriyor. Halbuki acı bir gerçek var ki push notification’ların çok fazla kullanımı uygulamanızın retention oranlarına zarar verebilir. İstemeden de olsa kullanıcılarınızı push notification’lar ile çok sık rahatsız etmeniz kullanıcının Retention Metriği Devrede Kullanıcılarınıza kulak verin. Ortalama bir şirket, kullanıcılarının %96’sından bir daha hiç haber alamıyor. Araştırmalar, şikayeti olan ve bunu dile getiren her bir kullanıcıya 26 memnun olmayan ve dile getirmeyen kullanıcının düştüğünü gösteriyor. Yani çoğunluk, size hiçbir geri bildirimde bulunmadan uygulamanızı kullanmayı bırakıyor. Retention oranlarınızı yükseltmek için öncelikle kullanıcılarınızın neden uygulamanızı kullanmayı bıraktıklarını anlamanız gerekiyor. Bunun yolu da kullanıcılarınıza kolay bir geri bildirim imkanı sağlayıp geri bildirimlere ve diğer sosyal sinyallere gerçekten kulak vermekten geçiyor. 5 anahtar strateji ile kazanmak için çaba sarf ettiğiniz kullanıcıların size bağlı kalmasını sağlayabilirsiniz. Yazılımcılar ve pazarlamacılar en mükemmel kullanıcı deneyimi yaratmak için uğraşırlar. Ama, müşterinin kendi fikirlerini dinlemeden yapılan çalışmalar boşuna uğraş olarak kalabilir. Birçok uzman varsayımlarının doğru olup olmadığı hakkında yeterli araç ve veriye 1. Kullanıcılarınızla uygun mesajlar ve proaktif etkileşimler ile iletişimde olun. 2.
  22. 22. 22 uygulamanızı kullanmaktan kaçınması ya da silmesi ile sonuçlanabilir. Aslına bakarsanız yapılan araştırmalarda yoğun derecede push notification gönderiminin uygulama silmelerinde en önde gelen faktörlerden biri olduğu görülüyor. Konu retention oranlarına geldiğinde, kullanıcılarınıza mesajınızı nasıl ilettiğiniz en az mesajın içeriği kadar büyük önem taşıyor. Kullanıcılarla etkileşimin en iyi yolu kullanıcı yolculuğunun “mobil anları” olarak görülen etkinliklerini tanımlamak. Bu anlar genellikle bir in-app olayın tamamlanmasından sonra - kullanıcı satın alımı gerçekleştirdikten sonra, kullanıcı video izledikten sonra gibi - puanlama yapma, yorum bırakma ya da anket çıkarma olarak örneklendirilebilir. Kullanıcılarla bir in-app olay sırasında ya da öncesinde iletişime geçmek kullanıcılar tarafından rahatsız edici bulunabilir ve kullanıcının uygulamayı kapatması veya etkinliklere cevap oranının düşmesi şeklinde sonuçlanabilir. Neticede müşteriniz uygulamayı belirli bir amaçla açıyor ya da aklında yapmak istediği bir şey var, izin verin siz onun dikkatini uygulamanın başka bir fonksiyonu ile ilgili bir etkinlik ile dağıtmadan aklındakini yapsın. Kullanıcılar anlamlı bir şekilde etkileşimde olduklarında, araştırma sonuçları kendini gösteriyor. Apptentative’in araştırmasına göre 4 defa uygulama ile etkileşimde bulunmuş kullanıcılar 3 ay sonra uygulamayı kullanmaya devam ediyor. Kullanıcılarınız onlara değer verdiğinizi bilsinler.3. Kullanıcılarınızı elinizde tutmanın en iyi yolu onlara değer verdiğinizi göstermenizdir. Kullanıcı görüşlerini toplayıp analiz ettikten sonra onların geri bildirimini aldığınızı belirtin ve onlara teşekkür edin. Eğer uygulamanın sürümü ile ilgili bir talep veya hata düzeltme talebi alırsanız bunu bir sonraki sürüm için aksiyon planınıza ekleyebilirsiniz. Ve güncellemeyi yaptığınızda kullanıcılarınıza bunu bildirip onları dinlediğinizi ve bu güncellemenin onların geri bildirimi ile gerçekleştiğini onlara söyleyebilirsiniz. Bu şekilde, müşteri öncelikli bir yapı geliştirerek sadece onların görüşlerini dinlediğinizi değil aynı zamanda onlara büyük değer verdiğinizi de göstermiş olursunuz.
  23. 23. Q2.2015 23 Kullanıcılara sizi tekrar ziyaret etmeleri için bir neden verin. 4. Bill Gates’in dediği üzere “Content is king.” yani “İçerik kraldır.” Uygulamaların %70’i ilk haftadan sonra siliniyor ve bunun büyük ölçüde nedeni kötü içerik. Eğer kullanıcılarınızın uygulamanızı günbegün ziyaret etmelerini istiyorsanız, onları uygulamanızı açtıklarında yeni ve orijinal içeriklerle karşılamalısınız. Bu zengin içerik güncellemeleri anlık bir indirim, günlük bir karikatür, kullanıcılar tarafından oluşturulan bir fotoğraf dizisi, bir üyelik ya da kurs programı veya en basitinden bir aktivite limitlerinin kaldırılması formatında olabilir. Hangi şekilde olursa olsun, kullanıcının yeni bir içerik ile karşılaşması, uygulamanızı günlük olarak “Acaba bugün yeni bi’ şey var mı?” sorusu ile meraka teşvik edecek ve uygulamanızı kontrol etmeyi bir rutine dönüştürecek. Hangi içeriğin daha çok değer yaratacağını anlamanın en iyi yolu kullanıcılarınızdan topladığınız veriler ışığında kendinizi kullanıcılarınızın yerine koyarak düşünmektir. Sizi bir kullanıcı olarak uygulamayı tekrar ziyaret etmeye ne yönlendirir? Uygulama işinin matematiğini kavrayın.5. Son olarak, retention pazarlama stratejinizi ölçümlemenin bir yolunu bulun. Temel hedefleriniz neler ve hangi metrikler ile bunların başarısını anlamlandırabilirsiniz? Genel olarak retention, indirilen uygulamayı silmek anlamına gelen uninstall, aylık aktif kullanıcı sayısı, günlük aktif kullanıcı sayısı, kullanıcı sadakati ve yaşam süresi değerleri baz alınır. Bütün bu metriklerin hesaplanması tabii ki dile kolay ama en sonunda bütün bu planlamalar hangi parametreleri ele aldığınıza ve onları nasıl yorumladığınıza çıkıyor. Aktif bir kullanıcı ne kadar “aktif”? Bir kullanıcıyı sadık yapan etmenler neler? Uygulamanızı iki ayda bir ziyaret eden bir kullanıcı edinilmiş ve elde tutulmuş bir kullanıcı mıdır? Bunların cevaplanmasında size yardımcı olabilecek 4 önemli mobil pazarlama metriği bulunuyor. Bunlardan ilki kullanıcı başına düşen ortalama gelir: ARPU ARPU= Belirli bir zaman aralığında üretilen toplam gelir Belirli bir zaman aralığındaki toplam aktif kullanıcı sayısı
  24. 24. 24 Bu metrik ortalama olarak her bir aktif kullanıcınızın gelirinize kattığı gelir miktarıdır. Uygulamanızın kategorisi ve şekilde de görebileceğiniz üzere gelir modeline göre değer farklılıkları gösterebilir. Üyelik ücreti isteyebilecek kadar değer sağlayan ve aylık olarak 50 bin doların üzerinde gelir üreten trend uygulamalar haricinde, ARPU genelde aktif kullanıcı başına aylık olarak 0.04 dolar olarak sabit bir değer alır. Etkileşim tam olarak bir metrik olmasa da bazı ölçülebilir metriklerin bütünü olarak karşımıza çıkar. Oturum uzunluğu, kullanıcının ne kadar sıklıkla uygulamayı ziyaret ettiği, kullanıcının bir oturumunda kaç adet uygulama ekranı görüntülediği, etkinliklere geri dönüş oranları, kaç kişinin daha fazla bildirim için istek yolladığı veya daha az bildirim için istek yolladığı etkileşimin önemli kırılımları olarak ele alınabilir. 2014 eMarketer Report’a göre ortalama bir uygulamanın aktif kullanıcılarının %39’u uygulama ile etkileşim içindedir. (Burada etkileşimde olan kullanıcılar olarak son 30 gün içinde 11’den fazla uygulamayı ziyaret edenler olarak belirlenmiştir.) Etkileşimin uygulamanın türüne göre de farklılık gösterdiğini belirtmiştik. Flurry’nin yayınladığı grafiğe göre uygulama kategorisi bazında ziyaret sıklığını gözlemleyebilirsiniz.
  25. 25. Q2.2015 25 Son olarak retention oranlarını ele alabiliriz. Toplam retention= aylık aktif kullanıcı indirme sayısı Belirli bir zamandaki = retention oranı Belirlenen zaman aralığının sonunda kalan kullanıcı sayısı zaman aralığının başından beri alınan download sayısı Bu oran da etkileşim gibi sabit bir tanımı olmayan ve uygulamanızın türüne ve mobil pazarlama stratejinize göre değişen bir içerik oluşturuyor. Retention oranınızı ölçümleyebilmek için öncelikle sizin için edinilmiş bir kullanıcının ne anlama geldiğini belirmeniz gerekiyor. Edindiğiniz kullanıcıların ne kadarının aktif kullanıcıya dönüştüğü uygulamanızın pazarlama ve reklam bütçelerinde büyük önem arz ediyor. Size yarar sağlamayan kanallardan yarar sağlayanlara geçişinizi yönlendiren bu oranları inceleyip uygulamanızdan edindiğiniz geliri maksimum düzeye çıkarabilirsiniz. Günümüzde başarılı olan uygulamalar kullanıcılarını en önemli kriterleri olan uygulamalar. Sunduğumuz 5 ana starateji ile artık retention oranlarının kontrol dışı olmadığını gözler önüne sermeye çalıştık. Mobil pazarlama ve uygulama geliştirmeyi müşteri öncelikli bir planlamaya dönüştürdüğünüzde retention oranınızı artırabilir, daha çok gelir sağlayabilir ve maliyetlerinizi, pahalı kullanıcı edinimi kampanyalarını aza indirgeyerek düşürebilirsiniz. *Kaynak: Teradata 2015 Global Data-Driven Marketing Survey Quantum Digital
  26. 26. 26 Akıllı saatler, hayatımızda yeni yer almaya başlayan bir teknoloji. Birçoğumuz için hala tam anlamıyla benimsenmiş bir cihaz olmamasına rağmen akıllı diğer cihazlardan farklı olarak çok daha geniş kapsamlı kişisel bilgi ölçümleyebilme özelliği ile hepimiz için vazgeçilmez olmaya aday. Akıllı saatler, mekanik ve dijital saatlerin zaman ölçme özelliği dışında bir çok yeni niteliklere sahip. İlk akıllı telefon modelleri bile oyun oynama, hesap ve çeviri yapma özelliklerine sahipken, modern akıllı saatler adeta giyilebilir bilgisayar ve akıllı telefon birleşimi bir cihaz konumunda, üstelik nabız ölçümü gibi ek özellikler de barındırıyor. Akıllı Saat Pazarı Akıllı saat pazarı 1994’te Timex firmasının bilgisayar bağlantısı ile veri transferi yapabilen telefonu Timex Datalink adlı saatiyle açıldı. Timex Datalink’ten sonra pazar gittikçe gelişerek yeni teknolojilerle daha fazla Mobil Reklamın Müstakbel Gözdesi: LER akıllı saat üretilmeye başlandı. 2014 yılı ise akıllı saat üreticileri için adeta bir dönüm noktası konumunda. Akıllı saatin içeriğindeki parçaların teknolojinin gelişmesiyle birlikte küçülmesi ve ucuzlaması, pazarın genişlemesini ve ardarda birçok firma tarafından yeni modellerin piyasaya sürülebilmesini mümkün kıldı. 2014 Consumer Electronics Show (CES)’da birçok yeni akıllı saatin lansmanı yapıldı. Bu yeni tanıtılan cihazların üreticileri arasında asRazer Inc. ve Archos gibi bilinen firmaların dışında genç girişimler de vardı. Pazarın bu denli büyümesi, bazılarının 2014 CES’i ‘bilek devrim’i olarak tanımlamasına sebep oldu. 2014’ün Haziran ayında LG G Watch’u piyasaya sürerken Samsung da Gear Live adlı saatini halka açtı. 9 Eylül 2014’te ise Apple Inc. şirketinin merakla beklenen akıllı saati Apple Watch, Apple’ın CEO’su Tim Cook tarafından iPhone 6 ve iPhone 6 Plus lansmanında tanıtıldı. Aradan çok vakit geçmeden 30 Ekim 2014’te ise Microsoft, kendi akıllı saati Microsoft Band’i piyasaya sürdü. AKILLI SAATLER
  27. 27. Q2.2015 27 Apple, WWDC15 etkinliğinde Apple Watch’un işletim sisteminin yeni isminin watchOS olacağını açıkladı. İşletim sisteminin ikinci versiyonu olan watchOS 2 ise, barındırdığı yenilikler ile birçok uygulama geliştiricinin ilgisini çekecek gibi görünüyor. 9 Haziran 2015’de geliştiricilere açılan ve önümüzdeki sonbaharda da tüm Apple Watch kullanıcılarına açılması planlanan watchOS 2, yeni native SDK’sı sayesinde Apple Watch uygulamalarının iPhone’dan bağımsız bir şekilde geliştirilebilmesini mümkün kılıyor. Bu SDK kapsamında Apple uygulamaların, mikrofon ve hoparlör kullanımına ve Taptic Engine’e erişimine izin veriyor. watchOS 2’nin kullanıcılara sağlayacağı en büyük fayda ise ‘Time Travel’ olarak adlandırdıkları yenilik gibi görünüyor. Bu özellik kullanıcıların Digital Crown ile ileriye ve geriye giderek saatlerinin ekranında hem geçmişte hem de gelecekte olan etkinlikleri ve bilgilendirmeleri görebilmelerini sağlıyor. Apple Watch Tim Cook, Apple Watch’u “Şimdiye kadarki en kişisel teknolojimiz” olarak tanımlıyor. Apple Watch’un diğer Apple ürünlerinden farklı ancak bir o kadar da diğer ürünler kadar basit ve pratik olduğunu belirten Apple Inc. şirketi yeni akıllı saatleri için birçok yeni teknoloji geliştirmiş durumda. Mekanik kol saatlerinin yan tarafında bulunan saati ayarlama düğmesinin akıllı versiyonu Digital Crown, Apple Watch’ta tek bir tuşla yakınlaştırıp uzaklaştırmaya, listelere hızla göz atmaya ve ana ekrana tek bir hareketle dönmeye yarayarak ekranın küçüklüğü dezavantajını pratiklik bakımından avantaja çeviriyor. Apple Watch’un bir diğer yeniliği Taptic Engine ise içinde bulunan lineer uyarıcısı ile saate bildirim geldiğinde Apple Watch’un bileğinize dokunmasını sağlıyor. Bu teknoloji, Apple Watch kullanıcılarıyla samimi bir iletişim kurulabilmesini mümkün kılıyor.
  28. 28. 28 Yeni Reklam Platformunun Geleceği Ekran boyutlarının akıllı telefon ve şimdi de yeni akıllı saat teknolojisi ile küçülmesiyle banner reklamları verimliliğini kaybetti. Bu sebeple mobil reklamlar son zamanlarda banner reklamlardan yeni geliştirilen daha interaktif formatlara geçiş yapıyor. TapSense’in Apple Watch için geliştirdiği bu interaktif reklamlar arasında ‘watch faces’ olarak adlandırılan ana ekranda yayınlanan reklamlar, ‘glances’ adı altında uygulamaları açmadan ekranı yukarı kaydırarak uygulamaların içeriklerini görebildiğin ekranda yayınlanan reklamlar ve tam ekran gibi reklam çeşitleri yer alıyor. Bu interaktif formatlardan biri ise lokal hedeflemeleri müşteriye daha samimi bir şekilde sunmak. Günümüzde insanlar yoğun hayatları sebebiyle sürekli akıllı telefonlarına bakamayabiliyor, ancak akıllı telefonlar ile gelen bildirimler her zaman bileklerinde olacak. Aynı zamanda, Apple Watch’un Taptic Engine teknolojisi ve iPhone’lar ile bağlantılı olarak GPS takip edebilme özelliği sayesinde bildirimler tam zamanında kollarında bir dokunuş ile kendini belli edecek. Örneğin, müşteri bir kahve dükkanının önünden geçerken iPhone’una bağlı olan Apple Watch’u, GPS sayesinde o kahve dükkanının önünden geçtiğini algılayıp doğru müşteriye doğru zamanda bileğine bir dokunuşla kampanyasını bildirebilecek. Bu da müşterinin gelen bildirimi doğru zamanda görme ihtimalini büyük oranda arttıracak. Akıllı saatlerin mobil reklam sektörüne bir diğer kazancı ise kullanıcılara yapılan hedeflemelerin kapsamının genişlemesi. Örneğin, bu cihazların getireceği hareket takibi yapan sayaçlar sayesinde kişilerin anlık aktivite temposu ve harcadığı kalori miktarı gibi bilgilere ulaşılabilmeyi mümkün kılarak markaların hedef kitlelerine ulaşmasını kolaylaştıracak.
  29. 29. Q2.2015 29 Apple Pay teknolojisinin Apple Watch ile entegrasyonu ise yapılan alışverişlerin takip edilebilmesi sayesinde GPS dışında da lokal takip sistemine yeni bir alternatif sağlıyor. Ayrıca, kredi kartlarının Apple Watch’lara bağlanması ile markalar için müşterilerine kupon ve indirimler sağlamak dışında kredi kartlarına para yükleme gibi bir seçenek de oluşturuyor. Örneğin, bir kafede check-in yapıldığında kredi kartına 1 TL yüklenmesi gibi. Tabii ki akıllı saatlerin geleceğiyle ilgili olumsuz görüşler de mevcut. TapSense’in genel müdürü Ash Kumar yaptığı açıklamada Apple’ın reklamcılar için yeni bir reklam alanı sunduğunu ancak bu reklam alanının bazı riskleri de olabileceğini belirtmişti. Kumar, bu risklerin Apple Watch’un kısıtlı ekran alanına sahip olması ve uygulamaların giyilebilir cihazlar için tasarlanması yüzünden oluşabileceğini düşünüyor. Aynı zamanda, Apple Watch’un oluşabilecek bir başka sıkıntısı da reklamların zaten sınırlı boyutta olan ekranın köşesinde bulunan “X”e tıklayarak kapatılacak olmasından kaynaklanabilir. Dünya genelinde akıllı saatlerin mobil reklam sektörüne yararlı olup olmayacağı konusunda henüz bir uzlaşmaya varılmış değil. Ancak, günümüzde hızla gelişen ve yayılan teknoloji çılgınlığı sayesinde bu konudaki kesin geri dönüşleri almak için çok da bekleyeceğiz gibi görünmüyor.
  30. 30. 30 Google I/O 15 ve WWDC 2015 Geçtiğimiz 2 hafta boyunca teknoloji devleri Google ve Apple iki büyük etkinlikle yeni teknolojilerini dünyayla paylaştılar. Her yılın bu dönemi, Apple ve Google etkinliklerinde adeta birbirlerine meydan okuyor. Bu etkinlikler özellikle mobil alandaki çekişmeleri takip etmeye değecek şekilde ilerliyor. Geçtiğimiz yıllara nazaran, Android ve iOS çekişmesinin yanı sıra bu sene Apple Watch ve Android Wear çekişmesini de izledik. Şimdi bu etkinliklere biraz yakından bakalım. Google I/O 15 Google’ın 2008’den bu yana her yıl düzenlediği, hem geliştiriciler hem de son kullanıcılar için önemli gelişmelerin olduğu Google I/O, bu yıl 28-29 Mayıs tarihleri arasında San Francisco’da yapıldı. Etkinlik geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yapılan yeniliklerin bir nevi özeti olan Keynote oturumu ile başladı. Keynote’da odak noktası yine Android’in yeni sürümü olan Android M oldu. M sürümünde, Android Lollipop ile gelen Material Design paradigması korunurken Google daha çok kullanıcı deneyimi tarafında değişiklikler yaptı. Bunları uygulama izinlerinde yapılan değişiklikler, şarj süresinin uzatılması, Android Pay ve parmak izi okuyucusu olarak sayabiliriz. Halihazırda KitKat ve üzeri versiyonlarda kullanıma açık olan Google Now artık daha da akıllandı diyebiliriz. Android Wear için ise siyah-beyaz ekran ve yeni başlatıcı güncellemeleri açıklandı. Android Auto, Android TV, Android Wear’dan sonra, Google artık Android’i IoT (Internet of Things) cihazlara da entegre etmek istiyor. Bu sebeple Android tabanlı yeni bir işletim sistemi olan Brillo’yu geliştirmiş. Geçen senenin Keynote’unu düşündüğümüzde, I/O 15 yapılan değişiklikler açısından sönük kalsa da Google kullanıcı deneyimini zenginleştirmek için iyi çalışmış diyebiliriz. Android M’in Yeni Özellikleri Android’in bu yeni sürümünde en dikkat çeken şeylerden bir tanesi artık uygulama izinlerinin iOS’dekine benzer bir yapıya dönüşmüş olmasıydı. Google’ın Keynote’da WhatsApp ile beraber yaptıkları çalışmadaki gibi artık herhangi bir ses göndermek istediğimizde “Uygulama mikrofon kullanmak istiyor, izin veriyor musunuz?” tarzında bir soru görmek mümkün. Böylece kullanıcılar “Bu uygulama benden neden mikrofon izni istiyor?” diye sormak yerine direkt olarak uygulamanın ne zaman mikrofon kullanmak istediğini görebilecek. Tabii ki bu sadece mikrofonla sınırlı değil, konum, kamera vb. izinler için de geçerli olacak. Google bu sayede uygulamaların güncellemesinde gösterdiği ekstra izin sorgusunu ortadan kaldırıp, kullanıcıların uygulamalarını daha güncel kullanmasına olanak tanıyacak. Kullanıcılar için önemli olan bir diğer etken ise şüphesiz batarya sorunu. Google Android’in yeni sürümü ile sizin telefon kullanım alışkanlıklarınızı öğrenip, daha az kullandığınız durumlarda telefonunuzu “Doze” modunda çalıştırıyor. Google, Android Lollipop ve Android M yüklü Nexus 6’larda yaptığı testlerde, Android M yüklü cihazın bataryasının 2 kat daha uzun sürdüğünü iddia ediyor. Son olarak, Google’in Apple Pay’e cevabı Android Pay de bu yıl tanıtıldı. Herhangi bir ödemede Android Pay kullanmanız için parmak izinizi okutmanız yeterli olacak. Google I/O 15 ve WWDC 2015 İki Büyük Rakibin Gövde Gösterileri
  31. 31. Q2.2015 31 Google Now on Tap Google Now her ne kadar ülkemizde kullanılamıyor olsa da özellikle Amerika’da çok popüler olduğunu söylemek yanlış olmaz. Google bu teknolojisini bir adım ileriye taşıyarak artık herhangi bir uygulamadayken de interaktif bir şekilde Google Now’un kullanılmasına olanak sağlıyor. Örneğin, artık dinlediğiniz müziğin solistinin gerçek ismini uygulamayı kapatmadan Google Now’a sorabilirsiniz! Buradaki olanakları arttırmak için, Google’ın önümüzdeki aylarda bu platformu yazılımcılara da açacağı düşünülüyor. Google Fotoğraflar Google’da artık herhangi bir boyut sınırı olmadan istediğiniz kadar fotoğraf veya video saklayabileceğiniz bir uygulama var: Fotoğraflar. Sınırsız depolamanın yanı sıra Fotoğraflar’ın arama yeteneği de oldukça gelişmiş. Herhangi bir obje, renk veya kişiyi arayabiliyorsunuz. Mesela, gökyüzü diye bir arama yaptığınızda, sonuçlarda içinde belirgin olarak gökyüzü bulunan tüm fotoğrafları görebilirsiniz. Android Wear Artık Android Wear’da ekranda sürekli açık kalması gereken uygulamalar (harita, saat vs) siyah-beyaz modda kullanılabilecek. Bu sayede saatiniz daha az şarj tüketerek çalışabiliyor duruma gelecek. Google aynı zamanda Android Wear’daki başlatıçıyı da yeni gelecek güncelleme ile tamamen değiştiriyor. Bu sayede kullanıcıların daha rahat ve modern bir deneyimle saatte istedikleri uygulamaya ulaşmaları sağlanıyor. Her ne kadar Android Lollipop’u büyük bir değişim olarak görsek de hala kullanım oranı %15’i bulamamışken, Android M’in I/O 16’ya kadar yüzde kaç cihaza yüklenmiş olabileceğini tahmin etmek çok zor değil. Google’ın artık bu konuda daha somut adımlar atması, hem kullanıcılar hem de yazılımcılar açısından daha mantıklı olacaktır.
  32. 32. 32 WWDC - 2015 Google’ın ezeli rakibi Apple’ın geliştirici konferansı WWDC (World Wide Developer Conference) ise, genel olarak Apple işletim sistemlerinin yeni sürümlerinin tanıtıldığı bir “Keynote” etkinliği ile 8 Haziran’da başladı. Bu etkinliğin artık Apple için geleneksel bir işletim sistemi tanıtımı etkinliği haline geldiğini söylemek yanlış olmaz. Geçen sene Yosemite ve iOS8’in tanıtıldığı etkinlikte bu sene 3 yeni işletim sistemi bütün dünyaya tanıtıldı. Apple, MacBook’lar için kullandığı işletim sisteminin yeni sürümünün isminin ‘El Capitan’ olduğunu açıkladı. Bir önceki işletim sistemi Yosemite’yle karşılaştırıldığında önemli bir ölçüde görsel değişiklik içermeyen bu sürümde Apple, daha çok kullanıcı deneyimi ve performans geliştirmeleriyle kullanıcının dikkatini çekmeyi planlıyor. Tanıttığı ikinci işletim sistemi ise iPhone’larımızda kullanacağımız iOS9. iOS her sene olduğu gibi bu sene de birçok yenilikçi geliştirmeyle karşımızda. Örnek olarak geliştirilmiş Siri, yeni uygulama News, Passbook’un yeni hali Wallet, Apple Pay güncellemeleri, Apple Maps’in yeni özelliği Transit View, önemli geliştirmeler içeren Notes uygulaması ve iPad için yeni iOS9 özelliği SplitView gösterilebilir. Bu yenilikler ve daha fazlası WWDC’de büyük bir gösteri ile tanıtıldı. Üçüncü işletim sistemi ise artık Apple’ın göz bebeği diyebileceğimiz Apple Watch için geliştirilen watchOS’in yeni sürümü: watchOS 2. Birçok yeni görsel geliştirmenin yanı sıra güvenlik konusuna da önem veren Apple’ın watchOS için en önemli duyurusu uygulamaların artık Apple Watch üzerinde native olarak çalışması diyebiliriz. Bu, artık uygulamaların tamamen Apple Watch üzerinde çalışacağı yani iPhone desteği duymacağı anlamına geliyor. Yaklaşık olarak 2 saat süren Keynote etkinliğinde, bu üç işletim sistemine ayrılan sürelerden Apple’ın El Capitan’dan daha çok iOS9 ve watchOS 2’ye önem verdiğini anlamak mümkün. iOS9’un Yeni Özellikleri Daha Zeki Siri WWDC’den bir süre önce gerçekleşen Google’ın muadil etkinliği Google I/O’da tanıtılan Google Now, mobil sistemler için kullanılan ses sorgulama özelliği standartlarını yükseltmişti. Bu kapsamda Siri yeni özellikleriyle Google Now ile yarışabilcek seviyeye geldi diyebiliriz. Örneğin artık “Show me New York photos from last year (Geçen sene New York’ta çekilen fotoğrafları göster)” gibi sorgular cevap buluyor olacak. Bu yeni özelliğin adı ise “Proactive”. Siri’nin bir diğer özelliği ise telefonunuzu sizin hareketlerinize göre optimize etmesi. Verilen en çarpıcı örnek ise şu şekilde; araba yolculuklarında sesli kitap okumayı seven bir insansanız, Siri bu hareketlerinizi hatırlıyor ve artık arabaya bindiğinizde size sesli kitap açıyor.
  33. 33. Q2.2015 33 Geliştirilmiş Spotlight iOS’in arama aracı Spotlight artık eskisinden daha kullanılışlı ve gelişmiş. Yeni iOS ile Spotlight, en çok üçüncü parti uygulamaların işine yarayacak. Artık Spotlight’ta yaptığınız aramaların karşılığını üçüncü parti uygulamalarda bulabileceksiniz. Örnek vermek gerekirse, bir sonraki Belgrad geziniz için ana ekranınızdan Airbnb’de ev arayabileceksiniz. Bunun yanı sıra Spotlight arama verilerinizin güvenli bir şekilde cihazınızda kalacağını ve kimseyle paylaşılmayacağını garanti ediyor. Ayrılmış Ekranlar Bu etkinliğin en heyecan verici özelliği ise iPad’ler için geliştirilen ‘split screen’ özelliği diyebiliriz. iOS9 ile birlikte artık iPad kullanıcıları 2 farklı uygulamayı aynı anda kullanabilecekler. Mesela, video izlerken bir yandan da Notes uygulamasında not alabiliyor olacağız. Bu özellik ile ekranı yarı yarıya veya 70-30 oranında bölerek kullanabilmek mümkün olacak. Transit Son günlerde hem Türkiye’de hem yurtdışında toplu taşıma desteği veren uygulamaları görmeye başladık. Bu uygulamalar size iki nokta arasındaki yolculuğunuzu optimize etmeniz konusunda yardım ediyor. Bunu da toplu taşıma araçlarının kullanarak size farklı kombinasyonlar önererek gerçekleştiriyor. Apple iOS9 sayesinde ise bu özellik Maps uygulamasının bir eklentisi olarak geliyor. İlk etapta belirli metropollerde kullanılabilecek olan bu özellik zamanla diğer şehirler için de geliştirilecek. Apple Music Geçtiğimiz 2 yıl boyunca Spotify’ın müzik alanını tekeline geçirdiğine hepimiz şahit olduk. Apple’ın da Beats Electronic’i 2013 yılında satın aldıktan sonra bu alanda bir yatırımla geleceği zaten bekleniyordu. WWDC 2015’te ise Spotify’a rakip olabilecek yeni müzik akış servisi Apple Music’i tanıttı. Özünde Spotify’ın özelliklerinin hepsine sahip olan Apple Music, bunun yanı sıra sosyal medya yönünü daha da geliştirmiş gibi gözüküyor. Ancak, Apple Music servisinden yararlanmak isteyenlerin bireysel üyelik için ayda 9.99 dolar ödemeleri gerekecek. Bu iki teknoloji devinin aralarındaki çekişme daha da kızışacak gibi görünüyor. Tabii ki bu çekişmenin kazananı hiçbir zaman kesin bir şekilde Apple ya da Google olmayacaktır. Kazanan, rekabetin doğurduğu yenilikçi çalışmaların meyvelerini yiyen teknoloji kullanıcıları ve bu teknolojiler üzerinden geliştirme yapan üçüncü partiler olacak. Geçen sene tahmin edemeyeceğimiz yenilikleri bu sene hem Apple hem Google tarafında gördük. Peki önümüzdeki sene bize sunacakları teknolojiler ne olacak? Bekleyip göreceğiz.
  34. 34. 34 Güneşin tadını çıkaranları hedeflemek ister misiniz? seamless TargetSense™ ile artık cihazın dış yüzey sıcaklık derecesini hedeflemek mümkün. Android cihazlarda uygulanabilen bu hedefleme ile yaz sıcaklarını avantaja dönüştürün! Cihazları belirlenen dereceden yüksek sıcaklıkta olan, yani doğrudan güneş altında olan kullanıcılara erişerek kampanya mesajını etkili bir şekilde hedef kitlenize ulaştırın. Cihaz dış cephe sıcaklığı hedeflemesi ile siz de hedef kitlenizi yakalamak ve seamless TargetSense™ tecrübesini deneyimlemek istiyorsanız bize ulaşın. Reklam vermek için bizimle iletişime geçin. satis@mobilike.com satis@wonkmobile.com team@woodo.tv
  35. 35. Q2.2015 35 14-16 Temmuz 2015 Mobile +Web DevCon San Francisco / ABD 15-17 Temmuz 2015 Mobile World Congress Shangai Şanghay / Çin 16-17 Eylül 2015 dmexco - Digital Marketing Exposition & Conference Köln / Almanya 31 Ağustos - 1-2-3 Eylül 2015 MobileTech Conference 2015 Berlin / Almanya 27-30 Temmuz 2015 12th Annual International Conference on SMEs, Enterpreneurship and Innovation Atina / Yunanistan 1-2 Ekim 2015 MobiConf 2015 Krakow / Polonya 3-4 Kasım 2015 Advertising and Marketing Expo Valensiya / İspanya 3 Kasım 2015 WTF Native Advertising New York / ABD Konferans&Etkinlikler 4-5 Kasım 2015 ad:tech New York / ABD 18-19 Kasım 2015 Apps World Europe Londra / İngiltere 4 Aralık 2015 e-volution Awards Atina / Yunanistan 9-10-11 Aralık 2015 LeWeb 2015 Paris Paris / Fransa

×