Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

Finansal aracı kurumlar - 1

2,284 views

Published on

Finansal Aracı Kurumlar - Serkan Bardak. Bülent Ecevit Üniversitesi İktisat Yüksek Lisans PARASAL ANALİZ dersi sunumum.

Published in: Economy & Finance
  • Login to see the comments

  • Be the first to like this

Finansal aracı kurumlar - 1

  1. 1. SERKAN BARDAK 26MART 14’ FİNANSAL ARACI KURUMLAR- 1
  2. 2. 1. Finansal Aracı Kurumlar Finansal sistemin temel işlevi, fon akımına aracılık etmektir. Tasarrufta bulunarak fon fazlası veren ekonomik birimlerle, fon ihtiyacı olan ekonomik birimlerin doğrudan buluşması her zaman mümkün olmayabilir. Bu iki kesim buluşsa bile vade uyuşmazlığı, güven sağlanamaması gibi nedenlerle fon aktarımı gerçekleşmeyebilir. Bu sakıncaları ortadan kaldırmak amacıyla iki taraf arasında güven sağlayan, fon akımını kolaylaştıran ve diğer finansal hizmetleri sunan finansal aracılık konusunda uzmanlaşmış finansal aracı kurumlar oluşturulmuştur.
  3. 3. Finansal Aracı Kurumların Sağladığı Faydalar • Fon maliyetlerini azaltmak • Miktar ayarlaması yapmak • Vade ayarlaması yapmak • Risk ayarlaması yapmak • Finansal danışmanlık hizmeti sunmak Aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları, yatırım fonları birer Sermaye Piyasası Kurumu iken; bankalar, leasing şirketleri, faktöring şirketleri, tüketici finansman şirketleri, varlık yönetim şirketleri, sigorta şirketleri, bireysel emeklilik şirketleri Mali Piyasa Kurumlarıdır.
  4. 4. Finans sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlardan sorumlu kurumlar BDDK, SPK ve Hazine Müsteşarlığı’dır. Bu kurumların yetki alanında olan finansal kuruluşlar yandaki gibidir: Kaynak : BDDK, Finansal Piyasalar Raporu, Aralık 2012 Finans Sektöründe Faaliyet Gösteren KuruluĢlar
  5. 5. FĠNANS SEKTÖRÜNÜN AKTĠF BÜYÜKLÜĞÜFinans sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar arasında aktif büyüklüğü en büyük olan kurum bankalardır. Diğer kurumların tamamının aktif büyüklüğü bankaların aktif toplamı kadar değildir. Kaynak : BDDK, Finansal Piyasalar Raporu, Aralık 2012 Diğer Kurumların Aktif DağılımıFinansal Sektörün Aktif Büyüklüğü
  6. 6. BANKALAR Banka, en temel tanımla, mevduat kabul eden, bu mevduatı en verimli şekilde çeşitli kredi işlemlerinde kullanmak amacını güden veya kısaca; faaliyetlerinin esas konusu düzenli bir şekilde kredi almak ya da kredi vermek olan bir ekonomik kuruluştur. Bankalar, ekonominin para ve kredi ihtiyacını karşılayan kurumlardır. Bankalar, ekonomide gerçekleştirilen ödünç verilebilir fonları ticaret, sanayi ve tarıma, yapı ve onarım işlerine, esnaf ve sanatkârlara, devlet ve bireylere kredi şeklinde dağıtarak, bir kısım ekonomik birimlerin fon fazlası ile diğerlerinin fon ihtiyaçlarının karşılanmasına, tasarruf edilen paraların piyasaya akmasını sağlamak suretiyle ekonomik faaliyetlerin sürekliliğine ve genişlemesine hizmet ederler.
  7. 7. Bankaların Fonksiyonları • Bankalar kredi alış-verişinde güveni sağlayan kurumlardır. • Bankalar küçük, büyük ödünç verilebilir fonları toplayarak, büyük fonların birikmesine hizmet ederler. Bununla, işletmelerin, bireylerin ve devletin kredi taleplerini karşılama olanağı sağlarlar. • Bankalar, kendilerine yapılan tevdiatın vadelerinden daha uzun vadelerde kredi verebilirler. • Bankaların krediye aracı olmaları, firma ve bireylerin paraya olan gereksinimlerinin karşılanmasını kolaylaştırır. • Bankalar, halkı belli süre harcamadıkları paraları saklamak külfetinden kurtarırlar.
  8. 8. Cumhuriyet Öncesi Bankacılığın GeliĢimi• Osmanlı İmparatorluğu döneminde, devletin bütçe açıklarını kapatmak amacıyla, 1840 yılında Kaime adı verilen ilk kağıt para tedavüle çıkarılmıştır. Bütçe açıklarını kapatmada kullanılan bu paranın emisyonu kısa sürede büyük artış göstermiş, dış ticarette de sürekli açık verilmesinin de etkisiyle, Kaimenin yabancı paralar karşısında değerindeki önemli düşüşler nedeniyle ithalatın finansmanı için dış piyasalardan kaynak bulmak zorlaşmıştır. • Hükümet, Kaimenin dış dengesini korumak için arayışlara girişmiş, Galata Bankerlerinin de teşvikiyle bir bankanın kurulmasına karar verilmiştir. Böylece, 1847 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk bankası olan İstanbul Bankası (Bank-ı Dersaadet) kurulmuştur. Ancak, 1848′de Fransa’daki devrim hareketinden sonra, Osmanlı Devleti’nin dış ticaret hacmindeki daralmaya bağlı olarak ekonomik olumsuzlukların artması, İstanbul Bankası’nın Hükümet’e verdiği kredileri tahsil edememesine yol açmıştır. Sonunda 1852 yılında faaliyetlerini durdurmuştur.
  9. 9. Cumhuriyet Öncesi Bankacılığın GeliĢimi • Özellikle, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra Devletin finansman ihtiyacının artması, borçlanma gerekliliği yeni bir banka kurulmasını gündeme getirmiştir. Bu amaçla 1856 yılında İngiliz sermayesi ile Osmanlı Bankası (Ottoman Bank) kurulmuştur. Ottoman Bank’ın sermayesi 1863 yılında Fransız sermayedarlarının da katılımıyla artırılarak ismi Bank-ı Osmani-i Şahane olarak değiştirilmiştir. • Osmanlı Bankası’nı Osmanlı İmparatorluğu’nda faaliyet göstermiş diğer yabancı bankalardan ayıran en önemli özellik, bankaya 1863 Anlaşması ile 30 yıl süre ile para basma ayrıcalığının tanınmış olmasıdır. Osmanlı Bankası’na yine aynı dönemde Batı Avrupa ülkelerinde kurulmasına başlanan Merkez Bankalarının yetkilerinin tanınmasının, bankanın bu işleri gerçekleştirmesine yardımcı olacağı düşüncesi, para basma ayrıcalığının verilmesinin en önemli nedenidir. 1875 yılında Avusturya sermayesi de dahil edilerek, sermayesi artırılan Osmanlı Bankası’na verilen imtiyazların hem süresi uzatılmış hem de imtiyazların kapsamı genişletilmiştir. Banka’ya, Osmanlı Devleti’nin her yerinde Hazine işlemlerini yapma yetkisi verilmiştir. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına kadar imtiyazlı konumunu sürdüren Banka, 1930 yılında TCMB’nin kurulması ile bütün imtiyazlarını kaybetmiştir.
  10. 10. Kronolojik Açıdan Cumhuriyet Öncesi Bankacılık 1609- Amsterdam Bankası 1637- Venedik Bankası 1694- İngiltere Merkez Bankası 1939- Tanzimat 1847- İstanbul Bankası 1863- Osmanlı Bankası 1863- Memleket Sandıkları 1883- Menafi Sandıkları 1888- Ziraat Bankası
  11. 11. Kronolojik Açıdan Cumhuriyet Öncesi Bankacılık1840 – Kaime adı verilen ilk kağıt para tedavüle çıkarılmıştır. 1847 – Osmanlı İmparatorluğunun ilk bankası olan İstanbul Bankası kurulmuştur. 1852 – İstanbul Bankası faaliyetlerini durdurmuştur. 1856 – İngiliz sermayesi ile Otoman Bank kurulmuştur. 1863 – Fransız sermayesinin de katılımıyla Ottoman Bank, Bank-ı Osmani-i Şahane adını almış, bankaya Merkez Bankası yetkisi verilmiştir. 1863 – Çiftçilerin oluşturduğu kaynakla, Mithat Paşa öncülüğünde, devlet eliyle ve devlet himayesinde kurulan “Memleket Sandıkları” milli bankacılığın ilk örneği olmuştur. 1868 – İstanbul Emniyet Sandığı kurulmuştur. (1984 yılında tümüyle Ziraat Bankası’na katılmıştır.) 1875 – Bank-i Osmani-i Şahane İmparatorluğun hazinedarı konumuna getirilmiştir. 1883 – Memleket Sandıkları yeniden düzenlenerek “Menafi Sandıkları” adını almıştır. 1888 – Ziraat Bankası kurularak, Menafi Sandıkları bu bankaya devredilmiştir.
  12. 12. Ulusal Bankalar Dönemi (1923-1932) 1923-1932 döneminde tek şubeli mahalli nitelikte çok sayıda ulusal banka kurulmuştur. Buna karşılık sektörde hala yabancı bankaların hakimiyeti devam etmektedir. İzmir İktisat Kongresinde ulusal bankacılığın geliştirilmesi gerekliliği üzerinde durulmuştur. Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası, Atatürk’ün direktifleriyle 26 Ağustos 1924 tarihinde kurulan Türkiye İş Bankasıdır. • 1924 İlk ulusal banka olan Türkiye İş Bankası kurulmuştur. • 1925 İlk kalkınma bankası Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. • 1927 Konut kredisi vermek amacıyla Emlak ve Eytam Bankası kurulmuştur. • 1931 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurulmuştur.
  13. 13. Özel Amaçlı Devlet Bankalarının Kurulduğu Dönem (1933-1944) 1933-1944 döneminin bankacılık açısından en belirgin özelliği devlet eliyle özel amaçlı büyük bankaların kurulmuş olmasıdır. Dönemin bankacılık sektörü için diğer bir özelliği ise 1929 Ekonomik Bunalımın etkilerinin sektörde yoğun bir şekilde yaşanmış olmasıdır. Bu dönemde ağırlıklı olarak tarım kesimine kredi vermiş olan mahalli bankalar faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmış, tek şubeli mahalli bankaların gelişimi de 1930’dan sonra durma noktasına gelmiştir. Bu dönemde kurulan bankalar: • 1933 Sümerbank • 1933 Belediyeler (İller) Bankası • 1935 Etibank • 1937 Denizbank • 1938 Halk Bankası
  14. 14. Özel Bankaların GeliĢtiği Dönem (1945-1959)1945-1959 döneminin bankacılık sistemi açısından belirleyici özelliği özel bankaların hızlı bir gelişme göstermesi, şube bankacılığının yaygınlaşması ve değişik ihtiyaçlara cevap verebilecek yeni türde kredi kurumlarının oluşturulmasıdır. Bu dönemde: • Reeskont oranı düşürülmüş, • Köylünün kredi imkanları artırılmış, • Bankacılığın bir yatırım alanı olarak cazibesi artmış, • Şube bankacılığı yaygınlaşmış, bu durum yerel bankaların tasfiyesini hızlandırmış, • Devletin finansman ihtiyacı Merkez Bankası kaynaklarından karşılanmış, emisyon arttığından enflasyon artmaya başlamıştır. • 1950 yılında kurulan Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, 1925 yılında kurulan fakat uzun ömürlü olamayan Türkiye Sınai ve Maadin Bankası denemesi bir yana bırakılacak olursa, ülkemizde kurulan ilk kalkınma bankasıdır.
  15. 15. Özel Bankaların GeliĢtiği Dönem (1945-1959) Bu dönemde devlet eliyle veya özel kanunlarla kurulan bankalar: • 1952 Denizcilik Bankası • 1954 T. Vakıflar Bankası • 1958 T. Öğretmenler Bankası Bu dönemde kurulan özel bankalar: • 1944 Yapı ve Kredi Bankası • 1946 Garanti Bankası • 1948 Akbank • 1955 Pamukbank
  16. 16. Planlı Dönem (1960-1980) Planlı dönemde bankacılık sektörü önemli ölçüde devlet kontrolü ve etkisi altında kalmıştır. Mevduat ve banka kredilerine uygulanacak faiz oranları, banka komisyon oranları ve kredi limitleri, izlenen ithal ikameci politika doğrultusunda belirlenmiş; bankaların temel işlevi kalkınma planlarında yer alan yatırımların finansmanlarının sağlanması olarak tanımlanmıştır. Bu dönemde: • Yeni banka kurulması sınırlandırılmış, banka sayısı 60’dan 44’e inmiş, • Şube bankacılığı gelişmeye başlamış, • Kalkınma ve yatırım bankacılığı teşvik edilmiş ve desteklenmiş, • Özel ticaret bankalarının büyük bölümü holding bankası haline gelmiş, • Türk Bankacılığı az sayıda büyük bankanın sisteme hakim olduğu oligopolistik yapıya dönüşmüştür.
  17. 17. Planlı Dönem (1960-1980) Bu dönemde kurulan bankalar: • 1962 TC Turizm Bankası • 1963 Sınai Yatırım ve Kredi Bankası • 1964 Devlet Yatırım Bankası • 1964 Amerikan-Türk Dış Ticaret Bankası • 1968 Türkiye Maden Bankası • 1976 Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası • 1977 Arap-Türk Bankası
  18. 18. SerbestleĢme ve DıĢa Açılma Dönemi (1980-1994)Bu dönemde bankacılık sektöründe yaşanan önemli gelişmeler: • Uluslararası bankacılık standartları benimsenmiş, • Tek düzen hesap planı kabul edilmiş, • Bilançolar dış denetime tabi tutulmuş, • Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kurulmuş, • Inter bank piyasası kurulmuş, • Türkiye’de yerleşik kişilere döviz tutma ve döviz mevduatı açma izni verilmiş, • Sektöre yeni yerli/yabancı banka girişine izin verilmiş, • Faiz oranları serbest bırakılmış, • Bilgisayar ve teknolojik yenilikler bankalar tarafından kullanılmaya başlanmış, • Az şubeli küçük ve orta ölçekli banka sayısı artmış, büyük ölçekli bankaların Pazar paylarında gerilemeler olmuş, • Bankaların kur ve faiz riskleri önemli ölçüde artmıştır.
  19. 19. 1994 Krizi ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (1994-2000) • 1994 yılında Türkiye ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya kalmıştır. • Bankacılık sistemi bu krizden olumsuz etkilenmiş, bankacılık sektörü küçülmüştür. • Bankacılık sektöründeki bunalım, tasarruf mevduatına güvence getirilmesi pahasına aşılmıştır. • Alınan tedbirlerin etkisiyle 1995 yılından itibaren bankacılık sektörü yeniden gelişmeye başlamıştır. • Ekonomik istikrarın tam olarak sağlanamaması, siyasi tansiyonun yükselmesi, Asya’da başlayan ekonomik kriz ve Körfez’de yaşanan gerginlik, Rusya’da yaşanan ekonomik kriz bankacılık sektörünü yeniden istikrarsız bir ortama sokmuştur. 2000 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu faaliyete başlamıştır.
  20. 20. 1994 Krizi ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (1994-2000) Bu dönemde: 1994 yılında, Marmarabank, Impexbank ve TYT Bank tasfiye sürecine girmiştir. 1997 yılında Türk Ticaret Bankası, 1998 yılında Bank Expres, 1999 yılında Interbank, Esbank, Egebank, Yurtbank, Yaşarbank, Sümerbank, Bank Kapital ve Etibank’a el konularak, TMSF’a devredilmiştir. Kıbrıs Kredi Bankası ile Park Yatırım Bankasının faaliyet izni iptal edilmiştir.
  21. 21. 2000 Yılı Sonrası Bankacılık Sektörü Kasım 2000 ve Şubat 2001’de bankacılık sektörü önemli iki sarsıntı geçirmiştir. Döviz kurları ve faiz oranları hızlı bir şekilde yükselirken bankacılık sektörü öz kaynaklarının çok büyük bir kısmını kaybetmiştir. Krizden sonra ekonomik ve finansal sistemin tekrar sağlıklı bir yapıya kavuşması için Nisan 2001’de “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” uygulanmaya konulmuştur. Program sonrasında finans sektörüne yönelik düzenlemeler hızla hayata geçirilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla BDDK tarafından Mayıs 2001’de “Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı” uygulamaya konulmuştur. Hem ekonominin hem de finansal sistemin tekrar sağlıklı bir yapıya kavuşması için uygulamaya konulan yeniden yapılandırma programları bir taraftan krizin etkisini silerken diğer taraftan yeniden büyüme sürecine sokmuştur.
  22. 22. 2000 Yılı Sonrası Bankacılık Sektörü Türk bankacılık sektöründe yeniden yapılandırma programının uygulanmasıyla birlikte ve TMSF tarafından el konulan bankaların özelleştirilmesi sürecinde bankacılıkta küresel sermayenin payı sürekli olarak artmıştır. 2001 yılında yabancı sermayeli bankaların aktif büyüklüğünün bankacılıktaki payı %3,1 iken 2007 yılında bu oran %15’e yükselmiştir. 2007’de ABD konut sektöründe başlayan ve 2009’un sonlarına kadar süren küresel finans krizinde Türk bankaları diğer ülke bankalarına göre daha az etkilenmiştir. Daha az etkilenmede, 2002-2007 döneminde yeniden yapılandırma programının kararlılıkla uygulanması sonucunda, Türk bankalarının sermaye yapısı güçlenirken, risklerinin eskisine göre düşük olmasının rolü büyük olmuştur.
  23. 23. Banka Türleri 1. Mevduat Bankaları Genellikle ülke genelinde faaliyet gösteren, ağırlıklı olarak topladıkları mevduatları kredi şeklinde kullandıran bankalardır. Öz sermayeleri genellikle azdır, en önemli fon kaynakları halktan toplanan tasarruf mevduatıdır. Kısa vadeli para ve kredi konularında uzmanlaşmışlardır. Ticaret ve sanayi işletmelerine kısa vadeli işletme sermayesi sağlarlar. Bir taraftan vadesiz mevduat hesabı şeklinde banka parası yaratmak öte yandan ekonomik ve ticari ilişkilerde bulundurdukları önemli yer nedeniyle mevduat bankalarına geniş yetkiler yanında bu yetkilere paralel olarak çok önemli toplumsal ve ekonomik sorumluluklar da düşmektedir. Çünkü mevduat bankaları çalışmalarına verecekleri yöne göre, ülkedeki ekonomik faaliyetlerin doğru ve faydalı bir şekilde gelişmesini sağlayabilecekleri gibi aksine olarak enflasyonist eğilimlerin harekete geçmesine veya ekonomik faaliyetlerin zararlı bir şekilde daralmasına neden olabilir.
  24. 24. Banka Türleri 2. Kalkınma Bankaları Gelişmekte olan ülkelerde sermaye yetersizliği içindeki firmalara veya büyük endüstriyel firmaların yapacağı yeni yatırımlara kaynak ve teknik yardım sağlayarak endüstriyel gelişmeyi hızlandırmak amacını güden finansal kuruluşlardır. Bu kuruluşların özellikleri: • Kurumsal finansman hizmetleri vermek. ( Factoring, Forfaiting, Yeniden Yapılandırma, Şirket Değerleme,Şirket Evlilikleri , Özel Kaynak Temini ve Borç Yapılandırma ) • Yatırımlara orta ve uzun vadeli fon sağlamak • İç kaynakları sanayi sektörüne yönlendirmek • Sermaye piyasasının gelişmesine imkan sağlamak • Girişimcilere idari ve teknik yardımda bulunmak • Yeni yatırım alanlarında öncülük yapmak ( e-ticaret gibi ) • Yabancı kaynaklardan mali ve teknik destek sağlamak • Yabancı sermayeyi yatırım yapmaya teşvik etmek
  25. 25. Banka Türleri 3. Yatırım Bankaları Yatırım bankaları, daha çok sermaye piyasasının geliştiği ülkelerde halkın kısa veya uzun bir süre kullanmayacağı tasarrufları ile işletmelerin ve devletin uzun vadeli finansman ihtiyacının karşılanmasına aracı olurlar. İşletmeler tarafından çıkarılan hisse senetleri ve tahvillerin ve devlet tahvillerinin halk tarafından alınmasını sağlamak suretiyle halkın elindeki atıl fonların sınai ve ticari yatırımlara akmasını ve devletin uzun vadeli finansman ihtiyacının karşılanmasını kolaylaştırırlar.
  26. 26. Kalkınma ve Yatırım Bankaları Arasındaki Farklılıklar • Kalkınma bankacılığı genellikle az gelişmiş, gelişmekte olan veya gelişmenin başlangıcında ki ülkelerde görülmektedir. Yatırım bankacılığı ise daha çok sermaye piyasasının gelişmiş olduğu ekonomik olarak ta gelişmiş ülkelerde görülmektedir. • Kalkınma bankaları kredi vererek, iştiraklerde bulunmaktadır. Yatırım bankaları ise daha çok kredi verme yerine işletmelere uzun vadeli fonlar sağlamada önemli rol oynarlar. • Kalkınma bankalarının sermayesini öz kaynakları, yönetimi kendilerine bırakılan fonlar ve alınan iç ve dış krediler oluşturmaktadır. Yatırım bankacılığının temel sermaye kaynağı ise sermaye piyasasından sağlanan fonlardan oluşmaktadır. • Bu iki bankacılık türü birbirlerini ikame eden değil, tamamlayan farklı bankacılık alanlarıdır. • Kalkınma bankaları ülke ekonomileri geliştikçe ve sermaye piyasası önem kazandıkça ya kapanmakta ya da yatırım bankası haline gelmektedir.
  27. 27. Banka Türleri 4. Katılım Bankaları Türkiye'de ve dünyada halkın bir kesimi, faiz gelirinden uzak durmaktadır. Bu nedenle klasik bankalara gitmeyen fonlar atıl kalmaktadır. Bu durum hem genel ekonomi açısından, hem de tasarruf sahibi açısından bir kayıptır. Katılım bankaları, mali sektörde bir yenilik olarak, klasik bankalara gitmeyen fonları ekonomiye kazandırmak ve tasarruf sahiplerinin fonlarını güvenle saklamalarına ve değerlendirmelerine yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur. Katılım bankaları, tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları, faizsiz finansman prensipleri dahilinde ticaret ve sanayide değerlendirerek, oluşan kâr veya zararı tasarruf sahipleriyle paylaşmaktadır. 5. Kıyı Bankaları(Off-Shore Bankalar) Çok uluslu şirketlere hizmet eden, müdahale ve vergilendirmenin asgari düzeyde tutulduğu ve konvertibl paralarla çalışan, ülke dışından sağlanan fonların yine ülke dışından kullandırılmasını amaçlayan bir bankacılık türüdür.
  28. 28. Bankacılık Riskleri
  29. 29. Bankacılık Riskleri Bankaların karşı karşıya kaldıkları riskler genel işletme riskleri ve bilanço yapısı riskleri olarak iki başlıkta incelenebilir. 1. Genel İşletme Riskleri Faaliyet (Operasyon) Riski: Bu risk, özellikle işlem maliyetlerinin pahalıya gerçekleştirilmesi, gelir kaynaklarının iyi kullanılmaması gibi nedenlerle bankanın karlılığının düşmesi durumunda söz konusu olur. Nedenleri olarak personel ücretlerinin yüksek olması, mevcut personelin iyi, verimli çalıştırılmaması, teknolojik yeniliklerin bankaya adapte edilememesi, uygun pazarlama yöntemlerinin kullanılamaması, yönetimin değişime ayak uyduramaması sayılabilir. Suistimal Riskleri: Hırsızlık riski, dışarıdan kişilerin bilgisayarlara girerek yaptıkları sahtekarların neden olduğu riskler, işletme personelinin yaptığı hilelerden kaynaklanan riskler, kanunlara bilerek veya bilmeyerek ters davranılmış olmasından kaynaklanan zararlar bu tür risklerdir. Faaliyet ve suistimal riskleri işletme bilançosuna yansımaz. Risk gerçek zarara dönüştüğünde gelir tablosuna olağanüstü gider ve zararlar kalemine alınırlar.
  30. 30. Bankacılık Riskleri 2. Bilanço Yapısından Kaynaklanan Riskler Esas itibariyle bilançoda ifadesini bulan ve herhangi bir anda bankanın fon tedariki ve kullandırımının (aktif ve pasifinin) dengeli olmayışından kaynaklanan risklerdir. Özellikle; • Fon tedariki ve kullandırımının uygun faiz oranları ve esnekliklerle gerçekleştirilmemiş olmasından, yani bilançoda aktiflerin ve pasiflerin faiz oranlarında, döviz kurlarında değişim olabileceği ve vade yapısında uygunluğun veya dengenin olup olmadığı gözetilmeden, açık pozisyonlar yaratılarak pazarlanmış olmalarından, • Menkul kıymetler ve kredi portföyünün oluşturulmasında yeterli risk farklılaştırılması ve dağılımına önem verilmeyişinden, • Yeterli serbest sermaye olmadan, riskli plasmanlar yapılması ve öz kaynağa göre fazla borçlanılmış olmasından, kısaca iyi bir aktif-pasif yönetimi uygulanmamış olmasından kaynaklanır.
  31. 31. Banka ve Personel Sayıları (2012 - 2013 Aralık)• Bankacılık sisteminde Ekim-Aralık 2013 döneminde faaliyet gösteren banka sayısı 49’dur. Mevduat bankaları sayısı 32, kalkınma ve yatırım bankaları sayısı 13 ve katılım bankaları sayısı 4'tür. • Mevduat bankalarından 3 tanesi kamu sermayeli, 11 tanesi özel sermayeli ve 17 tanesi yabancı sermayeli bankadır.
  32. 32. Bankacılık Riskleri ( Maddelerle) Başlıca Bankacılık Riskleri: • Yatırırım Geri Dönmeme (Kredibilite-Batma) Riski • Hisse Senetleri Fiyat Değişim Riski • Kambiyo Riskleri • Likidite Riski • Re finansman Riski • Tahsilatlarda Gecikme Riski • Beklenmeyen Çekilişler Riski • Aktiflerin Kalitesi Riski • Taahhüt ve Yükümlülük Riski • Fiyatlama Riski
  33. 33. Bankacılık Krizleri
  34. 34. Bankacılık Krizleri Bankacılık krizleri ve banka iflasları mikro ekonomik faktörlerden, makro ekonomik faktörlerden ve yapısal faktörlerden kaynaklanabilir: Mikro ekonomik faktörler: Bankacılık sektörü problemlerinin mikro bazlı nedenleri bireysel olarak bankaların bilanço yapılarından kaynaklanan risklerle ilgilidir: • Sermaye yeterliliğinin düşük olması • Aktif kalitesinin bozuk olması • Yönetim kalitesinin ve uygulamalarının yetersiz olması • Karlılığın düşük olması • Likidite yetersizliği • Piyasa risklerine duyarlılığın yüksek olması (Faiz, kur ve hisse senedi riski piyasa riskinin unsurlarındandır.)
  35. 35. Bankacılık Krizleri Makro ekonomik faktörler: Bankaların mali bünyelerini olumsuz etkileyen makro ekonomik faktörler arasında varlık fiyatlarındaki aşırı değişim, döviz kurundaki hızlı değer kayıpları, faiz oranlarındaki ani yükselişler, enflasyon oranındaki hızlı artış ve düşüşler, bankacılık sektörünün yakın ilişkide bulunduğu sektörlere yapılan sübvansiyonların kaldırılması veya ekonomik bunalım ortamı yer almaktadır. • Enflasyon ve büyüme oranlarındaki istikrarsızlık • Faiz oranları, döviz kuru, sermaye hareketlerindeki değişkenlik ve cari işlemler açığı • Dışsal şoklar • Siyasi istikrarsızlık
  36. 36. Bankacılık Krizleri Yapısal faktörler: • Finansal liberalleşme sürecine yeterli uyumun sağlanamaması • Yapısal düzenlemeler ile gözetim ve denetim faaliyetlerinin yetersizliği • Bankacılık sisteminde kamu kesiminin büyüklüğü ve siyasi müdahaleye karşı duyarlılık • Mevduat sigortası ve ahlaki çöküntü sorunu • Mali tabloların raporlanmasına ve kamuoyunun bilgilendirilmesine ilişkin yetersizlikler • Risk kontrolü politika ve araçlarının yetersiz olması
  37. 37. Bankacılık Krizlerinin Bankacılık Sektörüne EtkileriBir krizin bankacılıktaki etkileri değişik biçimlerde ve çoğunlukla birbirine bağlı sonuçlar olarak ortaya çıkmaktadır. Bankacılıkta krizin en önemli etkilerinden birisi, bankalara, mevduatları çekmek için yönelen taleptir (tahaccüm). Banka tahaccümü mali durumu hakkında olumsuz kanının yaygınlaştığı tek bir bankaya olabileceği gibi birden fazla bankaya da olabilir. Tek bir bankaya yönelik tahaccümün diğer bankalara yayılması ya da tahaccümün aynı anda çok sayıda bankada ortaya çıkması sistemik risk yaratabilir. Bir bankada çıkan kriz sonucu, mevduat çekimi hızlanmış ise, çekilen mevduatlar farklı alanlara yönelebilir: • Krizin tek bir bankada olduğuna ve diğer bankaların güvenli olduğuna inanılıyorsa, çekilen mevduat diğer bankalar transfer edilir. Böylece bankacılık sektöründeki toplam mevduat hacmi değişmez. Ancak güvensizlik genele yayılmışsa, bu arada gelişmekte olan ve yüksek enflasyon yaşanan ülkelerde halk, mevduatlarını yurt dışı bankalara kaydırabilir.
  38. 38. Bankacılık Krizlerinin Bankacılık Sektörüne Etkileri • Halk, daha güvenli olduğu kabul edilen menkul kıymetleri (örneğin kamu menkul kıymetleri gibi) satın almaya yönelebilir. Fonların banka dışı menkul kıymetlere yatırılması, bu menkul kıymetlerin fiyatını yükseltir (faiz getirisini azaltır). Diğer daha riskli kabul edilen menkul kıymetlerin fiyatlarını aşağıya çeker (faizini artırır). Daha güvenli menkul kıymetlere yönelme eğilimi sadece mevduat sahipleri için değil, bankalar için de geçerli olabilir. Bankalar, yüksek riskli ve net varlığı düşük borçlulara açılan kredileri azaltır, buna karşılık riski düşük müşterilere kredi açılması ya da banka varlıkları içinde kredi portföyünün payının göreli olarak azaltarak, güvenli menkul kıymetlerin payı yükseltme yolunu seçebilirler.
  39. 39. Bankacılık Krizlerinin Bankacılık Sektörüne Etkileri • Bankacılık sistemi dışında elde nakit (ulusal para ya da yabancı para cinsinden) tutmak (yastık altı). Bir bankada başlayan kriz, bankacılık sistemine yayılırsa, yaygın banka panikleri hem finansal sistemin istikrarını hem de ekonominin bütünü üzerinde ciddi etkiler doğurur. Faaliyette bulunan bankaların sayısı önemli ölçüde azalabilir. Banka müşteri ilişkileri bundan zarar görür ve yeniden onarılması giderek daha güç hale gelir. Bankalara güvenin yitirilmesi diğer finansal kurumlara da yayılır. Artan bir ölçüde daha çok banka zarar gördükçe ve nakit çıkışları yoğunlaştıkça bunun para arzında yarattığı azalmalar harcamaları azaltır ve bütün ekonomi bundan etkilenir. Bu durum bir ekonomik resesyon ya da depresyonun ortaya çıkmasına ya da çıkışının çabuklaşmasına katkıda bulunur. Nakde yöneliş sadece ulusal paraya doğru olmaz. Eğer ulusal paraya olan güven de yitirilmişse, ülke enflasyonist bir süreçten de geçiyorsa nakde yöneliş ulusal para yerine yabancı paralara doğru olur.
  40. 40. Bankacılık Krizlerinin Makro Ekonomiye Etkileri Yapılan araştırmalar, bankacılık sisteminde ortaya çıkan bir krizin makro ekonomi üzerinde aşağıdaki olumsuz etkilere neden olduğunu göstermektedir: • Emisyonda artışa, • Kredi hacminin daralmasına, problemli kredilerin artmasına, • Faizlerin yükselmesine, • Harcama ve talebin düşmesine, • Diğer sektörlerdeki üretim ve istihdamın azalmasına, • Tasarruf ve yatırımın azalmasına, • Kamu maliyesinin olumsuz etkilenmesine, • Menkul kıymetler borsasının çökmesine ve değişkenliğin artmasına.
  41. 41. Bankacılık Krizlerine KarĢı Alınabilecek Önlemler Bankacılık sektörünün krizlerle karşılaşma olasılığını en aza indirmek ya da krizde olan sektörün sorunlarını ortadan kaldırabilmek için sektörün yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Banka yeniden yapılandırmasının temel amacı, bankaların ödeme gücüne kavuşmasını ve istikrarlı bir karlılık düzeyine ulaşmasını temin ederek finansal anlamda varlığını sürdürmesini sağlamak, genel ekonomik faaliyetler içerisindeki bankacılık hizmetlerinin payını tatminkar bir düzeye çıkarmak ve bu şekilde sistemin aracılık kapasitesini iyileştirmektir. Bankaların yeniden yapılandırılması finansal, operasyonel ve yapısal olmak üzere üç kategoriye ayrılabilir.
  42. 42. Bankacılık Krizlerine KarĢı Alınabilecek Önlemler 1. Finansal Yeniden Yapılandırma Bankaların bilançolarının öncelikle iyileştirilmesini amaçlayan, doğrudan mali transferleri içeren acil yardım önlemleridir. Bu amaçla aşağıdaki önlemler alınabilir: • Devletin sorunlu bankaları yeniden sermayelendirmesi ve mali açıdan desteklemesi • Merkez Bankasının likidite desteği • Özel sermaye desteği • Garantiler ve mevduat sigortası
  43. 43. Bankacılık Krizlerine KarĢı Alınabilecek Önlemler 2. Operasyonel Yeniden Yapılandırma Bankaların yeniden yapılandırılmasının ikinci aşaması olan bankaların organizasyon, teknoloji, ürün, insan kaynakları, krediler, mali kontrol, planlama, risk yönetimi ve hizmet yapısı gibi alanlara ilişkin olarak yeniden yapılandırılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, daha etkin personel ve şube ağının oluşturulması, yeni kredi politikaları uygulanması ile kredi talep eden kişi ve kurumların mali yapılarına göre kredi kullandırılması önemli yer tutmaktadır. Ayrıca, bankaların dış denetim şirketlerince denetime tabi tutulması, yabancı bankaların bankacılık sektörüne gelişinin kolaylaştırılması, kamu otoritesi denetimine geçen bankalarda yönetim değişikliğine gidilmesi ve bu süreçteki kurumlara kamu desteğinin sağlanarak özelleştirilmelerinin hızlandırılması amaçlanmaktadır.
  44. 44. Bankacılık Krizlerine KarĢı Alınabilecek Önlemler 3. Yapısal Yeniden Yapılandırma • Kamulaştırma • Tasfiye • Birleşme-küçülme • Sorunlu aktiflerin yönetimi ve aktif yönetim şirketleri • Özelleştirme
  45. 45. Bankacılık DıĢı Finansal Sektörün Aktif Büyüklüğü Bankacılık Dışı Finansal Sektörün Aktif Büyüklüğü Bankacılık Dışı Finansal Sektör Payları Kaynak : BDDK, Finansal Piyasalar Raporu, Aralık 2012
  46. 46. Finansal Kiralama Şirketleri
  47. 47. Finansal Kiralama ġirketleri ( Leasing ġirketleri) Leasing (finansal kiralama), bir yatırım malının mülkiyeti leasing şirketinde kalarak belirlenen kiralar karşılığında kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede belirtilen sözleşme süresi sonunda mülkiyetinin kiracıya geçmesini sağlayan bir finansman yöntemidir. Leasing, yatırım mallarının satın alınması yerine, kiralanarak kullanılmasını sağlayarak firmaların işletme sermayelerini diğer ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılması ile verimliliğin ve karlılığın artmasında önemli rol üstlenir.
  48. 48. Leasing’in Avantajları • Leasing ile , yatırım bedeli, masraflar da dahil ederek yatırımın tamamı, özkaynak kullanmadan finanse edilebilir. • Leasing sözleşmeleri ve buna bağlı olarak verilecek teminatlar tüm vergi, resim ve harçlardan muaftır. • Kira süresi sonunda kiralanılan mal, sembolik bir tutar ile satın alınabilir. • Kira ödemeleri, sözleşme boyunca değişmeden aynı kalır, ödemeler ekonomik dalgalanmalardan etkilenmez. • Kira ödemeleri vergi matrahından düşülür. **2014 yılı Mart ayı itibariyle ülkemizde 32 Finansal Kiralama Şirketi bulunmaktadır.
  49. 49. Faktöring ġirketleri Faktöring, her türlü mal ve hizmet satışlarından doğan, fatura veya fatura yerine geçen belgelere dayalı, vadeli alacakların Faktöring şirketine temlik edilmesi karşılığında finansman ve tahsilat hizmetlerinin sunulmasıdır. Bu anlamda faktöring, vadeli satış yapan firmaların, bu satışlardan doğan alacak haklarının faktöring şirketleri tarafından satın alınması esasına dayanan bir finansman yöntemidir. Faktöring sistemi, vadeli alacaklara hareket ve likidite kazandıran ve bir işletmenin en büyük gereksinimlerinden olan "nakit" girişini sağlayan en önemli yöntemlerden biridir. Faktöring kuruluşları ile yapılan sözleşmeler ile alacaklarınız güvenli ve etkili bir tahsilat ve nakit akışı yöntemine kavuşur. **2014 yılı Mart ayı itibariyle ülkemizde 75 Faktöring şirketi bulunmaktadır.
  50. 50. Faktöringin Avantajları • Vadeli alacağın temlik edilmesi ile nakit girişi sağlanır.* • Alıcılara tanınan vade sayesinde satıcının rekabet gücü artar.* • Alacak ve borç kalemlerinin azalması ile satıcının bilançosu daha likit hale gelir; satıcı daha fazla işletme sermayesi yaratır. • Takip ve tahsilat hizmetlerinin faktöring şirketi tarafından yapılması ile zaman ve iş gücünden tasarruf edilir. • Firmaların dış kaynak ihtiyacı azalır. • İhracatçı, kendisine sağlanan garanti hizmeti sayesinde yeni dış pazarlara daha az riske girebilir.* • İşletmeler yurt dışı pazarın da alıcı riskini faktöre devrederek pazarlarını genişletebilirler. • Alıcı veya satıcı ile oluşabilecek iletişim sorunu ortadan kalkar; çıkabilecek sorunlar onun ana dili ile kendi ülkesindeki faktör tarafından çözüme götürülür.*
  51. 51. Forfaiting Latincede alacak hakkının kayıtsız ve şartsız olarak teslim edilmesi anlamına gelen Forfaiting, mal ve hizmet ihracatından doğan ve belirli bir ödeme planına göre tahsil edilebilecek olan alacakların bir banka ya da bu alanda uzmanlaşmış bir finansman kurumu tarafından satın alınmasıdır. Alacağın satıcısına forfaitist, devralan kuruluşa forfaiter denir. Senetli ve senetsiz her çeşit alacak, forfaiting konusu olabilir. Ancak uygulamada poliçe ve bono gibi senetlerle temsil edilen alacaklar üzerinden forfaiting yapılmaktadır. İthalatçı, güvenilir bir borçlu değilse, forfaiter, kendisine devredilecek olan alacağın aval(kefalet) veya benzeri şeklinde kabul edilebileceği bir banka teminatına bağlanmasını isteyebilir. Böylece, forfaiterin alacağı tahsil edememe riski azalmaktadır.
  52. 52. Tüketici Finansman ġirketleri Finansman şirketleri tüketicilere ve kuruluşlara otomobilden, iş ekipmanlarına, tıbbi malzemelerden, ev araç gereçlerine kadar çok geniş bir yelpazede kredi kullandıran kurumlardır. **2014 yılı Mart ayı itibariyle ülkemizde 13 Tüketici Finansman Şirketi bulunmaktadır.
  53. 53. Varlık Yönetim ġirketleri Varlık yönetim şirketleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, bankalar ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacına yönelik olarak faaliyet göstermek üzere bu Yönetmelik hükümlerine göre izin alarak kurulan şirketlerdir. Bu şirketler : • Banka, TMSF ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarını satın alabilir, satabilir, satın aldığı alacakları tahsil edebilir, varlıkları nakde çevirebilir veya bunları yeniden yapılandırarak satabilir. • Alacakların tahsili amacıyla edindiği gayrimenkul veya sair mal, hak ve varlıkları işletebilir, kiralayabilir ve bunlara yatırım yapabilir. • Diğer varlık yönetimi şirketlerinin satışına aracılık ettiği veya ihraç ettiği finansal ürünlere yatırım yapabilir. **2014 yılı Mart ayı itibariyle ülkemizde 11 Varlık Yönetim Şirketi bulunmaktadır.
  54. 54. Sigorta ġirketleri Sigortacılık ekonomik kayıplar doğuran olası risklerle baş edebilme planı olarak tanımlanmaktadır. Sigorta şirketleri imzaladıkları poliçeler ile sigortalanan kişiye ödedikleri primler karşılığında ileride oluşması muhtemel risklerin zararını karşılamayı taahhüt ederler. Yani sigorta şirketleri elde ettikleri primlerin getirisine karşılık risk üstlenirler. Sigortanın yararları : • Güvenlik Sağlar • Milli Kaynakları Korur, Güçlendirir • Kredi Temininde Kolaylık Sağlar • Kapital Birikimini Sağlar • Tasarruf Vasıtasıdır
  55. 55. Türkiye’de Sigortacılık 1872 yılında İngiliz sigorta şirketleri, açtıkları temsilciliklerle Türkiye’ de ilk sigortacılık faaliyetlerini başlattılar. 1893 yılında Osmanlı Umum Sigorta Şirketi ilk yerli sigorta şirketi olarak çalışmaya başladı. Türk sigorta sektörü geçtiğimiz yıl, büyüme hızı bakımından bir önceki yıla göre küçük bir kayba uğramakla birlikte, yaklaşık %15,5 oranıyla dünya ortalamasının hayli üzerinde bir büyüme sergilemiştir. Mart 2014 tarihi itibariyle kayıtlı olan 59 sigorta şirketinden 53’ü özel, 6’sı kamu şirketi, 44’ü Türkiye’de kurulu yabancı ortaklı şirkettir. Şirketlerin 7’si hayat, 16’sı hayat/emeklilik, 36’sı hayat-dışı şirkettir.
  56. 56. Bireysel Emeklilik Bireysel Emeklilik Sistemi; bireylerin gelir elde ettikleri dönemde düzenli olarak tasarrufta bulunmaları, yatırıma yönlendirilen tasarruflarıyla birikim oluşturmaları ve emeklilikte gelir elde etmeleri üzerine kurulmuş, katılımı zorunlu olmayan, ülkemizdeki sosyal güvenlik kurumlarını tamamlayıcı nitelikte özel bir emeklilik sistemidir.
  57. 57. Bireysel Emeklilik Sisteminin Esasları Bireysel emeklilik sistemine medeni hakları kullanma ehliyetine haiz kişiler katılabilir. En az 10 yıl sistemde bulunmak koşulu ve 56 yaşını tamamladıktan sonra emekliliğe hak kazanılır. Bireysel emeklilik sistemine herhangi bir sosyal güvenlik sistemine dahil olmayanlar da katılabilir. 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren ödenen katkı payları için devlet katkısı hesaplaması yapılmaktadır. Devlet katkısı, Katılımcı tarafından ödenen katkı paylarının %25’i oranında devlet tarafından katılımcının emeklilik hesabına ödenen tutardır.

×