Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.
www.islah.de2İslam Mezhep ve Fukahalarını Birleştirme KonusuŞianın Ehli Sünnete Muhalefeti:İslam Hukuku (Fıkhı)Takıyye Mes...
www.islah.de3İSLAM MEZHEP VE FIRKALARINI BİRLEŞTİRME KONUSUMüslümanları düşünce, kanaat ve gayelerinde bir araya getirip b...
www.islah.de4İslamın ilk büyükleri hakkındaki kinlerini hafifleterek ve Ehli Sünnetin. Ehli Beytegösterdiği sevgiye, onlar...
www.islah.de5ŞİANIN EHL-İ SÜNNETE MUHALEFETİİSLAM HUKUKU (FIKHI)İslam Hukuku Ehli Sünnet ve Şia nezdinde iki tarafın müşte...
www.islah.de6ispat eden çalışmasına mükafat olarak onu Necefdeki (kendilerince) mukaddesmekana defnettilerBu Necefli alimi...
www.islah.de7Hz Alinin ise Mekkede iken Peygamberimize damat olmadığını bildikleri haldeutanmadan bu iddiayı sürdürürler M...
www.islah.de8Şianın Buharisi EI-Kafi (1278 İran baskı sh 54) de iki sarih nass vardır. Şöyle:"Cabir El-Cafinin şöyle dediğ...
www.islah.de9Onlara düşmanlık besleyip takıyye yapacaktır. Çünkü hepsi gelmiş geçmiş, gelecekolan ve şu andaki hükümetleri...
www.islah.de10taş baskılı tarihi belli değil, Muhammed Ali Muhammed Hasen el-Külbabki hattıylabasılı). El FazI b. Sazan, M...
www.islah.de11müslümanlara öğretmedi. Bu inançlarıyla Hz. Aliye dahi leke sürmekte, onu ihanetlesuçlamaktadırlar.Abdullaht...
www.islah.de12ehlinden olduğunu söyleseler de biz deriz ki : Şayet Allahu Teala (Sana biatedenlerden Allah razı olmuştur) ...
www.islah.de13Kahirede yaklaştırma merkezinin çıkardığı Risaletul - İslam dergisi dördüncü senesidördüncü sayı 368 inci sa...
www.islah.de14EL-ALKAMİ VE İBNU EBİ-L-HADİDİN İHANETLERİŞii şeyhi En-Nusayr et-Tusiye bu büyük ihanetleri irtikabında iki ...
www.islah.de15edeceksin, alâkayı keseceksin ki kurtulasın). Kurtuluşun yolu olan bu itikadlaimamiye bütün mezheplerden ayr...
www.islah.de16ŞİİLER SADECE TEFERRUATTA DEĞİL , TEMELDE MÜSLÜMANLARAMUHALEFET ETMEKTEDiRLER!Tusi, Musevi ve Hunsari hem do...
www.islah.de17olduğu iddiasını devam ettirsinler. Bu Muhammed b. Nusayr hayali sirdabın kapısıolmayı hayali imam ile Şiile...
www.islah.de18amcasının oğlu Muhammed b Cafer b. Ebi Talip ile, o da ölünce onun kardeşi Avn b.Cafer ile evlendirmiş ve Üm...
www.islah.de19yuvarlanmışlar, eski devirlerde aşırıları (ğulat) azınlık iken, bundan sonra istisnasızhepsi aşırı (ğulat) b...
www.islah.de20Bunun üzerine İran hükümeti bu zatı hurafe ve yalanlardan uzak Hanefi sünnilerinçoğunlukta olduğu Azerbaycan...
www.islah.de21FAYDALI BİR AÇIKLAMA***"Bu açıklama Şam Arap Bilimsel Enstitüsü dergisinin Birinci Cild 26 Rabiulevvel1373 t...
www.islah.de22ahidlerini bozarak müminlerin emiri Ali ile harb edenlerin bu harpleri dolayısıylakafir ve sapık olduklarına...
www.islah.de23BU RİSALE VE DİĞERLERİNDE ZİKREDİLEN EHLİ SÜNNET VE ŞİİİNANCI ARASINDAKİ FARKLARIN ÖZETİKURAN-I KERİMEhli Sü...
www.islah.de24SAHABEEhli Sünnete Göre:Ehli Sünnet sahabeye hürmet edilmesi ve onlardan razı olduklarına ittifaketmişlerdir...
www.islah.de25geçtiğini öğretirler. Allahı bilmenin akıl ile olduğuna Kuran ayetlerinin aklın tekidimahiyetinde olduğuna. ...
www.islah.de26Şeriat, hakikattir; hakikat, şeriattır. Resulullah ümmetinden hiçbir şeyigizlememiştir. Bütün hayırları göst...
www.islah.de27VELA (BAĞLILIK)Ehli Sünnete Göre:Vela tam bağlılık demektir. Ehli Sünnet "Resule itaat eden Allaha itaat etm...
www.islah.de28olması ve bu mesuliyeti yüklenecek güçte bulunması gerekir. Müslümanlardan onuhal ve akd ehli seçer. Adaletl...
www.islah.de29SONUÇMaksadım Ezher ulemasının yazdığı nasihatları neşrederek Ezher Şeyhine İmamiyeCaferiye mezhebine yardım...
Bir Araştırma : On İki İmam Şiâ İnancının Temelinin Genel Hatları
Upcoming SlideShare
Loading in …5
×

Bir Araştırma : On İki İmam Şiâ İnancının Temelinin Genel Hatları

1,328 views

Published on

Türkçe ( Turkish language )

Bir Araştırma
On İki İmam Şiâ İnancının Temelinin Genel Hatları

http://www.islamic-invitation.com/book_details.php?bID=1576

Published in: Education
  • Be the first to comment

Bir Araştırma : On İki İmam Şiâ İnancının Temelinin Genel Hatları

  1. 1. www.islah.de2İslam Mezhep ve Fukahalarını Birleştirme KonusuŞianın Ehli Sünnete Muhalefeti:İslam Hukuku (Fıkhı)Takıyye MeselesiKuran-ı Kerime İtirazlarıHz Aliye Dahi iftiralarıMisyonerlerin Sevinciİdareciler Hakkında GörüşleriHz Ebu Bekir ve Ömere KinleriŞiilikten KomünistliğeTahrip ve intikama TeşvikRicat İnancıFikirleri Hiç Değişmemiştirİmamların Gaybı Bilmesiİmamların Dereceleri Peygamber Derecesinden YüksektirEI-Alkami ve İbnu Ebil-Hadidin İhanetleriKurtuluş Ehli Beyte Velayet (Bağlılık) İledirŞiiler Sadece Teferruatta Değil Temelde Müslümanlara MuhalefetEtmektedirler!Şianın Arasında ki İhtilaflar:Nusayriyyenin AyrılmasıBab ve Sirdab HikayesiMüslümanların BağlılığıHulefa-i Raşidin Arasındaki Sevgi ve MuhabbetNiçin Onlardan İlgimizi Kesiyor. Teberri EdiyoruzŞiadan İsmalliyenin AyrılmasıŞiiler Yaklaşma Değil Mezheplerini Yaymak İstiyorlarBabiyye FitnesiFaydalı Bir AçıklamaBu Risale ve Diğerlerinde Zikredilen, Ehli Sünnet ve Şii İnancıArasındaki Farkların ÖzetiSonuç
  2. 2. www.islah.de3İSLAM MEZHEP VE FIRKALARINI BİRLEŞTİRME KONUSUMüslümanları düşünce, kanaat ve gayelerinde bir araya getirip birleştirmek İslamınen büyük hedeflerinden biri olduğu gibi, İslamın kuvvetlenmesini, kalkınmasını veilerlemesini sağlayan önemli bir faktördür. Aynı zamanda bu yaklaşma her yerde veher zaman müslürnan topluluklarının yararlarınadır.Bu yaklaşmaya yapılan çağrı, bazı art niyetlerden uzak ise ve bu yaklaşmadan hasılolacak faydayı, ortaya çıkan zarar kapatmıyorsa hiç şüphesiz her müslümanın buçağrıya koşması ve bu yaklaşmanın başarısı için çalışması gerekir.Son senelerde bu çağrı hakkında söyle nenler o kadar arttı ki, bu çağrı ve hakkındasöylenenler, dört mezhep bağlısı Ehl-i Sünnetin en büyük merkezi olan Ezheri dahietkiledi. Salahaddin Eyyubiden beri takip ettiği sistemi aşan bir tavırla bu mevzuyuele aldı. Başta İmamiyye Şiası olmak üzere dört mezhebin dışındaki mezhepleritanıma işine koyularak onlara yaklaşma işini başlatıp yıllardır takip ettiği çizgidençıktı Onun için bu tehlikeli mevzu; meseleyi, doğacak aksaklıkları ve neticelerimüdrik kimselerin araştırma, inceleme ve tartışmasına muhtaçtır.İhtilaf mevzuu dini meselelerin hallinde doğru sözlü, ileri görüşlü ve istikamet sahibiolmak gerekir. Bu meseleleri araştırmaya teşebbüs edenler de meseleleresokuşturulan şeyleri çok iyi bilmesi, Allah için samimi olarak çalışması, araştırma vehükümde insaflı olması gerekir ki çalışmanın gayesi gerçekleşsin ve faydalı neticelerelde edilsin inşaallah.Başarı sebeplerinin en kuvvetlisi iki taraf veya mevzuyla ilgili taraflar arasındakarşılıklı anlayış bu konuda -ve bu konuyla ilgili her hususta- mülahaza ettiğimiz ilkşeydir. Bu mülahazaya Ehli Sünnet ve Şiayı yaklaştırma meselesinden bir misalverelim:Şia ve Ehli Sünneti yaklaştırmak için Şii bir devletin resmi bütçesiyle Mısırda birmerkez açtığı görüldü. Bu cömert Şii devleti bu gibi merkezi kendi propaganda veyayılma yerleri olan Tahran, Kum, Necef, Cebel Amil veya benzeri merkezlerindedeğil Ehli Sünnet merkezinde açarak kendi mezhep müntesiplerine göstermediğicömertliği bize göstermiş oldu. Bu cömertlik bir defa değil muhtelif asırlarda tekraretmiştir. Bu gayeyle gönderdikleri davetçiler mezhepler arası birleşme veyakınlaşmayı sağlamaya değil kendi mezheplerini yaymaya çalışmışlardır. Buçalışmalar neticesinde Irakta Şiiler azınlıkta Sünniler çoğunlukta iken Şiilerçoğunlukta Sünniler azınlıkta kalmışlardır. Celal Es-Suyuti zamanında bu maksatlaİrandan Mısıra bir davetçi gelmiştir ki Suyuti bu davetçi sebebiyle "Miftah ul-Cenneti fil-itısam bis-Sünneti" (Cennetin Anahtarı Sünnete Bağlanmakladır) isimlirisalesini yazmıştır, "EI-Havi lil-Fetava" isimli kitabında bu davetçiye işaret etmiştir(Müniriyye Matbaası Cilt: 1. Sh. 330).Yukarda ismi geçen Şii propaganda merkezlerinden son senelerde yaklaşma fikriniyıkıcı, engelleyici kitaplar çıkmıştır. Misal olarak Necef ulemasının uç cüz halindeneşrettikleri "Zehra" isimli kitabı zikredebiliriz. Bu kitapta Müminlerin Emiri Hz.Ömer b. Hattabın erkek suyundan başka şifası olmayan bir hastalığa müptelaolduğunu yazmışlardır Bunu Cezayir uleması başkanı olan EI-Beşir El-İbrahim Irakayaptığı ilk ziyaretinde görmüştür. Bu misli mezhep taassubuyla hareket eden kirliruhlar yaklaşma fikrine bizden daha ziyade muhtaçtırlar Yok eğer Ehli Beyte onlardaha ziyade bağlı -iddialarına göre - olduklarını ileri sürerek aramızdaki esas ayrılmanoktasının Ehli Beyte olan sevgileri ise nasıl oluyor da İslamın omuzlarındayükseldiği Ashabı Kiram hakkında bu derece kin besliyorlar ve Hz Ömer hakkında bukirli sözleri söyleyebiliyorlar. Mezhepleri yaklaştırma meşalesinde önce Şianın
  3. 3. www.islah.de4İslamın ilk büyükleri hakkındaki kinlerini hafifleterek ve Ehli Sünnetin. Ehli Beytegösterdiği sevgiye, onlara karşı saygı görevlerinde kusur etmemelerine teşekkürederek başlamaları gerekirdi. Ehli Sünnetin su kadar kusuru var ki, bizler; Ehli BeytiAllahın yanı sıra ilah edinmemiş onlara tapınmamışızdır. Kendilerinin bu katılıklarıkarşısında bizden yumuşama bekleyerek yaklaşmamızı istiyorlar.Yaklaşma ve anlaşması istenen noktada iki tarafın da anlayış göstermesi şarttır.Yoksa zıt kutupların bir araya gelmesiyle anlayış gerçekleşmez. Ve bu çağrı, çağrıolmaktan ve bugün olduğu gibi iki tarafın değil bir tarafın bu işi gerçekleştirmesi içinçalışmış olmasından öteye geçemez.Yaklaştırma merkezinin propagandası Şii merkezlerinde kurulmadan sadece EhliSünnetin merkezi olan Mısırda kurulamayacağı gibi, mezhepleri yaklaştırma dersiŞu okullarında okutulmadıkça Ehli Sünnet okullarında da okutulsun denemez Yokeğer şimdi olduğu gibi bunu bütün taraflar değil de sadece bir taraf yaparsa bundanbaşarı beklenemez. Tabii bundan hiçte iyi olmayan bazı aksulameller ortayaçıkmazsa…Bu yaklaşma meselesinin en gülünç tarafı da esası bırakıp teferruat ile isebaşlanmasıdır
  4. 4. www.islah.de5ŞİANIN EHL-İ SÜNNETE MUHALEFETİİSLAM HUKUKU (FIKHI)İslam Hukuku Ehli Sünnet ve Şia nezdinde iki tarafın müştereken kabul ettiğiesaslara dayanmamaktadır. Şianın hukukta kabul ettiği esaslar Ehli Sünnetimamlarının kabul ettiği esaslar değildir. Teferruata gitmeden önce her iki tarafarasında bu esaslar üzerinde anlaşma sağlanmadıkça, her iki taraf ilmimüesseselerinde bu esaslar ve usul hakkında gerekli birleştirici çalışmalaryapmadıkça teferruatla vakit öldürmekte hiç bir fayda yoktur. Usul derken Fıkıhusulünü (asıllarını) değil her iki tarafça kabul edilen dinin temel esaslarınıkastediyoruz.TAKİYYE MESELESİSamimi olarak karşılıklı anlaşmanın ilk engeli "Takıyye" diye isimlendirdikleriinançlarıdır. Zira bu dini inanç onlara inanmadıkları şeylere inanmış gibigörünmelerini mubah kılmaktadır. Anlaşma istemedikleri halde istiyormuş gibigörünmeleri bizim saf kalblilerimizi aldatabilir Çünkü onlar anlaşmaya razıolmadıkları gibi bu anlaşmayı kendi saflarına katılmakta olduğunu görürler ve zerrekadar kendi taassuplarından vazgeçmezler Takıyye ocakları temsilcileri bizlerianlaşmaya doğru adım attıklarına ikna etseler dahi Şia taifesinin hepsi, üst tabakaolsun, avam tabakası olsun bu gülüne oyunun temsilcilerinden ayrı kalacak ve onlarınkendileri namına konuşmalarını kabul etmeyeceklerdir.KURAN-I KERİME İTİRAZLARIBirliğe yaklaşma hususunda onların ve bizim ortak kaynağımız olması gerekenKuran-ı Kerimi dahi kabul ettikleri din esaslarına göre, Sahabe (RA)ın Peygamber(SAV)den anladığının tam tersine yorumlamakta ve ayetlerin manalarınısaptırmaktadırlar. Bunun da ötesinde Necef ulemasının büyüklerinden birisi olanHacı Mirza Hüseyin b Muhammed Takıyyin-Nuri Et-Tabersi ki Şia bu alime çok saygıduyar ve severdi. Hatta öldüğünde (1320) onu Necefte en mukaddes saydıkları EI-Meşhed el-Murtazavi binasında Sultan Nasır Lidinillah kızı Banu el-Uzmanınodasına defnetmişlerdir. İşte bu Necefli alım 1292 senesinde imam Aliye nispetettikleri kabrin yanı başında "Fasl-ul-Hıtab fi ispati Tahrifi Kitab-i Rabbil-Erbab"(Rabler Rabbinin Kitabını Tahrifi ispatta Son Söz) isimli kitabı telif etmiştir. Bukitapta çeşitli asırlarda yaşamış Şia ulema ve müçtehidlerinin Kuran-ı Kerimineksiltildiğine, bazı ayetlerin çıkarılıp bazı ilaveler yapıldığına dair yüzlerce nass vedelillerini zikretmiştir. Bu kitap İranda basıldığında gurultu koparmışlardı Çünküonlar Kuran hakkındaki bu şüpheye düşürücü inançlarının kendi üst tabakalarındave muteber kitaplarında dağınık olarak kalmasını istiyorlardı Bu inançlarını ortayakoyan delilerin bir kitapta toplanıp binlerce basılarak hasımlarının eline geçmesini vealeyhlerinde delil olmasını istemiyorlardı. Şia ileri gelenleri bu düşünceleriniaçıklayınca müellif ölmeden iki sene önce kitabını müdafaa için bir reddiye kitapdaha yazdı ve "Reddu Bazı ş-Şübuhat an Fasl-ıl-Hıtab fi ispatı Tahrifi Kitabı Rabbil-Erbab" (Rabbler Rabbinin Kitabını Tahrifi ispatta Son Söz Kitabı ÜzerindekiŞüphelerin Bazılarına Cevap) diye isimlendirdi. Bu Kuranın muhraref olduğunu
  5. 5. www.islah.de6ispat eden çalışmasına mükafat olarak onu Necefdeki (kendilerince) mukaddesmekana defnettilerBu Necefli alimin Kuranda noksanlık olduğunu beyanlarından birisi "Velayet Si!resi"ismini verdikleri surenin Kuranda bulunmamasıdır. Bu surede Hz Alinin velayetizikredilmektedir Surenin baş kısmındaki ayet: "Ey sizleri doğru yola götürsün diyesize gönderdiğimiz Peygamber ve veliye inananlar., vs." Sayfa: 180.Mısır Adalet Bakanlığı uzmanlarından Muhammed Ali Suudi buna muttali olmuşturMuhammed Abduhun ileri gelen talebelerinden biri de, Müsteşrik Brayn, İranbasımlı bir mushafta aynı sureyi görmüştür Bu mushafta ayetlerin üzerine Farsçatercüme yapılmıştır. Kuranda tahrif olduğunu Tabersi meşhur kitabında yazdığı gibi,aynı iddia Muhsin Fani EI-Keşmirinin farsça yazdığı "Debistan Mezahib" isimlikitabında da vardır Bu kitap İranda defaatla basılmıştır. Bu uydurma sureyiMüsteşrik Noldke "Tarihul-Masahıf" isimli kitabında (cilt: 2. Sh : 102) DebistanMezahibden nakletmiştir Ve EI-Asyaviyye el-Fransiyye gazetesi de 1342 senesinde431-439 sayılarında neşretmiştir.Necefli alim Kuranın muharref olduğunu Velayet suresinin çıkarıldığıyla ispatederken "EI-Kafi" isimli kitaplarının 289 uncu sayfasındaki (1278 Iran baskı) şusatırları nakletmiştir : (Kafi kitabı Şianın muteber hadis kitabıdır. Bizdeki Buhariyeolan itimadımız onlarda bu kitabadır)."Bizimkilerden birkaçı Sehl b. Ziyaddan. o da Muhammed b. Süleymandan, o da bazıarkadaşlarından, onlar da Ebu-l-Hasan (A.S.)dan (Yani ikinci Ebul Hasan 206senesinde vefat eden Ali b. Musa Er-Rıza) şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:"Ona, sana canım feda olsun, bizler Kuranda öyle ayetler işitiyoruz ki bizdeişittiklerimiz gibi değil ve sizden bize ulaştığı gibi de okuyamıyoruz. Bunun içingünahkar olur muyuz? Dedi ki: Hayır, nasıl öğrendiyseniz öyle okuyun. Zira size onuöğreten birisi gelecektir."Bu söz Şianın, imamları Ali b. Musa Rızaya uydurdukları bir şey olduğunda şüpheyoktur. Fakat bunun manası onlara göre Osman mushafından öğrenilip okunmasınıngünah olmadığına dair bir fetvadır. Soma Şianın ileri gelenleri birbirlerine hangikısmın kandı imamlarınca var olduğunu, hangi kısmın çıkarıldığını öğreteceklerdir.Şianın Takıyye inancına göre gizledikleri Kuranları ile Müslümanlar arasında yaygınolan Hz. Osman Mushafının farkını beyan etmek için Tabersi yukarda ismi geçenkitabını yazmıştır. Yine Şiq Takıyye inancı gereği bu kitabı kabul etmediklerinisöyleseler de, bu kitap muteber kitaplarındaki alimlerinin yüzlerce görüşünütopladığından onların Kuran m tahrif edildiği inançlarını ispat etmektedir. Kuranhakkındaki bu inançların yayılarak aleyhlerinde kullanılmasını istememektedirler.Onlara göre iki Kuran vardır. Birisi ortada yaygın olan diğeri ise gizli olan hususiKuran işte bu gizli Kuran Velayet suresini de içine almaktadır Bu gizli Kuranıimamları Alı b. Musa Rızaya isnat ederek uydurdukları "Nasıl öğrendiyseniz öyleokuyun Zira size onu öğreten birisi gelecektir" sözünden çıkarıyorlar.Şianın iddialarından biri de, inşirah suresinden "ve caalna Alıyyen sıhrake" (Aliyisana damat kıldık) diye uydurdukları bir ayetin çıkarıldığıdır inşirah suresindenböyle bir ayetin çıkarıldığını iddia ederken bu surenin Mekki surelerden olduğunu,
  6. 6. www.islah.de7Hz Alinin ise Mekkede iken Peygamberimize damat olmadığını bildikleri haldeutanmadan bu iddiayı sürdürürler Mekkede Peygamberimizin tek damadı EI-As b.er-Rabı el-Emevidir. Resulullah (SAV); Hz. Ali. Ebu Cehilin kızıyla evlenmekistediğinde Hz. Fatıma babasına (SAV) şikayet etmişti de Resulullah (SAV) deMedinedeki mescidinin minberinde As b Rabıı methetmişti Hz Ali Resulullahın birkızını almışsa Hz Osman iki kızını almak suretiyle Resulullaha (SAV) yaklaşmıştır.Hatta ikincisi de vefat edince Resulullah (SAV) ona "Eğer bir üçüncü (kızımız) olsaydıseni onunla evlendirirdik " buyurmuştur.Şii alimlerinden Ebu Mansur Ahmed b Ali b Ebi Talıb Et-Tabersi (588 senesindevefat eden İbnu Şehr Âşubun hocalarından bindir) "İhticac ala Ehli-Lucac" isimlikitabında Hz Alinin zındıklardan birine (ismini zikretmiyor) şöyle dediğini söylüyor :Senin bana isyanın, karşı gelmen "Vein hıftum ella tuksitu fılyetama fenkıhu ma tabelekum mınennisa" (Himayeniz altındaki yetim kızlarla evlendiğinizde onlara haksızlıkyapmaktan korkarsanız hoşunuza giden başka kadınlarla iki. üç ve dörde kadarevlenebilirsiniz) ayetine aykırıdır Yetim kızlara adaletli davranmak başka kadınlarlaevlenmeye benzemez. Bütün kadınlar da yetim değildir. Daha önce söylediğim gibi oayetteki "filyetama" kelimesi ile "fenkihu" kelimesi arasında Kuranın üçte birindenfazlasına denk miktarda ayet münafıklar tarafından Kurandan çıkarılmış.Ebu Mansur burada münafıklar sözüyle Resulullahın (SAV) ashabını kastetmektedir.Bu ashab Kuranı toplamış ve Osman mushafının yazmasıyla bizzat Ali b Ebi Talıbhalifeliğinde uğraşmıştır "El-ihticac ala Ehli Lücac" isimli kitapta Hz Aliye nispetedilen bu uydurma söz hakikaten Hz. Aliden sadır olsa bu onun İslama ihanetidemektir Kuranın üçte biri gibi bir bölümünü saklıyor. En azından halifeliğizamanında saklı olan kısmı insanlara tebliğ etmiyor ve onunla ameli terk ediyordemektir Halbuki halifeliği zamanında onun önünde bunları yapmakta hiçbir engelyoktu. Kurandan bu miktar ayetleri kendi rızası ile isteyerek saklaması (haşa) nifakdemektir. Hz Aliye bu sözleri isnat eden Ebu Mansur et-Tabersı bu kitabıyla aslındaHz Aliye ihanet ve küfür damgası vurarak bütün ashabı kiramı münafıklıklasuçlamaktadır.Hz. ALİYE DAHİ İFTİRALARIYukarıdaki iddia Hz Alinin halifeliği boyunca elinde imkan olduğu halde Kurandançıkarıldığını iddia ettikleri kısmı açıklamaması ve onunla insanları amel etmeye davetetmemesi iftirasının delilidir.MİSYONERLERİN SEVİNCİ"Fasl-ul-Hıtab fi İspati Tahrifi Kitabi Rabbi-l-Erbab" isimli kitap Iran. Necef ve diğerbölgelerde yayınlandığında Hristıyan misyonerler bu kitabın neşrine sevinerek kendidillerine çevirdiler Çünkü bu kitap Kuranın muharref olduğunu beyan ediyordu Buda misyonerlerin tam arzuladığı bir şeydi Bu durumu Muhammed Mehdi isfahani el-Kazımı "Ahsenul-Vedia" isimli (Ravzatul Cennat isimli kitabın zeylidir) kitabınınikinci cild sh. 90da zikretmiştir
  7. 7. www.islah.de8Şianın Buharisi EI-Kafi (1278 İran baskı sh 54) de iki sarih nass vardır. Şöyle:"Cabir El-Cafinin şöyle dediği rivayet olunur: Ebu Cafer (Aleyhisselam)ı şöylederken işittim: KURANIN İNDİRİLDİĞİ ŞEKİLDE TOPLANDIĞINIYALANCILARDAN BAŞKASI İDDİA ETMEMİŞTİR ONU İNDİRİLDİĞİ GİBİ ALİ BEBİ TALİB VE ONDAN SONRAKİ İMAMLARDAN BAŞKASI HIFZEDİPTOPLAMAMIŞTIR."Şia nezdinde bizdeki Sahihi Buhari kadar değerli olan bu Kafi kitabını her Şii okur vebu nassa da iman eder. Biz de deriz ki : Şia kesin olarak Ebu Cafere iftira etmektedirZira Hz. Ali (RA) Kufedeki hilafeti müddetince Hz Osman (RA)ın topladığımushaftan başka bir şey ile amel etmemiştir. Ve başka bir mushaf neşretmemiştir.Şayet elinde başka bir mushaf olsaydı onu en azından halifeliği zamanında neşrederonunla amel edilmesini emrederdi. Eğer kendisinde başka bir mushaf var "e bunu damüslümanlardan sakladıysa o zaman Allaha. Peygamberine ve İslam dinine ihanetetmiş olurdu.İmam Ebu Cafer Muhammed el-Bakırdan bu çirkin sözleri duyduğunu söyleyenCabir el-Cafi, Şiaya göre ne kadar güvenilir olsa da Ehli Sünnet nezdinde yalancıolarak bilinmektedir. Ebu Yahya el-Hamani dedi ki, Ebu Hanifenin şöyle söylediğiniişittim : Gördüklerim arasında Atadan daha faziletli. Cabir el-Cafiden daha yalancıkimse görmedim. (Mecelletül-Ezher, Sayı : 308, Sene : 1372)Yukarıdaki nasstan daha korkuncu aynı kitapta (Sh. 238, 1381 Baskıda, Sh 57, 1278Iran baskısı) Cafer es-Sadıkdan rivayet edildiğini uydurdukları şu nastır:"Ebu Busayrdan rivayet olunmuştur, dedi ki: Ebu Abdullahın yanına girdim... EbuAbdullah (yani Cafer es-Sadık) dedi ki;- Bizde Fatıma aleyhisselamın mushafı vardır.- Fatıma mushafı da nedir? dedim. Dedi ki:- Sizin şu mushafınız gibi üç misli (büyük bir) mushaftır. Allaha yemin ederim kionda sizin şu Kuranınızdan bir harf bile yoktur."Ehli Beyt imamlarına yapılan bu iftiralar çok eskidir. Bu iftiraları bin sene evvelMuhammed b. Yakub el-Küleyni "el-Kafi" isimli kitapta topladı. Halbuki bu iftiralarKüleyni den daha eskidir. Çünkü o yalanıyla meşhur olmuş seleflerinden ve Şiiliğintemelini atan mühendislerden rivayet etmektedirİspanya İslam hükmü altında iken imam Ebu Muhammed b. Hazm orada bulunanpapazlarla, kitapları İncilin muharref olduğu hakkında münazara eder delillergetirirdi. Papazlar da cevap olarak Şianın Kuranın muharref olduğuna kararverdiklerini söyleyerek delil getirdiklerinde İbni Hazm onlara şu cevabı vermiştir:ŞİANIN İDDİASI NE KURAN ALEYHİNE NE DE MÜSLÜMANLAR ALEYHİNEDELİL OLAMAZ? ÇÜNKÜ ŞİİLER MÜSLÜMAN DEĞİLDİR, (Kitabul Easl Fi-l-Milelven-Nihal, Cilt: 2, Sh, : 78 ve Cilt : 4, Sh, : 182 İbni Hazm Kahiredeki ilk baskı)İDARECİLER HAKKINDA GÖRÜŞLERİDikkat edilmesi gereken noktalardan bin de İmamiyye - İsnaaşariyye Şiası (Caferidiye de isimlendirilirler) Peygamberimiz (SAV) den bugüne kadar Hz, Alininhükümeti hariç bütün hükümetler gayri şeri olduğu esasına dayanmaktadır. Ve hiçbirŞiinin bu ana kadar gelmiş hükümetlere samimi olarak bağlanması caiz değildir.
  8. 8. www.islah.de9Onlara düşmanlık besleyip takıyye yapacaktır. Çünkü hepsi gelmiş geçmiş, gelecekolan ve şu andaki hükümetlerin hepsi gasiptır. Şia dininde seri idareciler itikatlarınagöre sadece on iki imamlarıdır, idareyi ele almış olsunlar veya olmasınlar.Bunların dışında müslümanların idaresini üstlenenler Hz. Ebu Bekir ve Ömer(RA)dan bugüne kadar ne kadar idareci geldiyse, ne kadar İslama hizmet ederseetsinler, İslam hudutlarını ne kadar genişletirse genişletsinler, Allah yolunda nekadar çalışırsa çalışsınlar onların hepsi müstebittir ve gasıptırlar.HZ. EBU BEKİR VE ÖMERE KİNLERİŞia Hz, Ali (RA)dan başka idareyi ele alan herkese Hz Ebu Bekir ve Ömer (RA) dahillanet ederler, İmam Ebul-Hasan Ali b. Muhammed b Ali b. Musaya iftira ederek Hz.Ebu Bekir ve Ömer (RA)a Tağut demelerini dostlarına öğrettiğini söylemektedirler.Bunu en büyük Cerh ve Tadil kitapları olan "Tenkıhul Mekal fi Ahvalir-Rical" isimlikitabın yazarı Caferi taifesinin Şeyhi Allame-i Sani Ayetullah el-Mamkani 207 incisayfada zikretmiştir. (Murtazaviye Matbaası, Necef 1352)."Es-Serair" kitabının sonunda Muhammed b idris el-Huliy "Mesail el-Rical veMükatebetühüm ila Mevlana ebil-Hasen b, Muhammed b. Ali b, Musa Aleyhisselam"kitabından Muhammed b. Ali b. Isa meseleleri arasında naklediyor ki Muhammed b.Ali b. Isa şöyle dedi : "Ona yazdım ve Nasıbı (Ehli beyte düşmanlık edene verdikleriisim) sordum. Bir kimsenin Nasıb olduğunu Cibt ve Tağut (Hz. Ebu Bekir ve Ömerikastediyor)u üstün tutması ve imamlıklarını sahih itikat gasbetmenin hesabınısoracaklar. Çünkü onlara göre İslamda idare Resulullah (SAV) vefat ettikten sonrasadece onların hakkıdır. Onlardan başkası bu hakka sahip değildir. Mehdi butağutları (!) muhakeme ettikten sonra onlara kısası uygular ve her asır için üç binidareci idam edinceye kadar beş yüzer beş yüzer onları öldürür, Bu hadise onlara görekıyamette bas gününden önce olacaktır. Ölenler öldükten ve idam edilenler idamedildikten sonra mahşer için büyük bas (diriliş) başlar. Bundan sonrası ya cennettirya da cehennem. Cennet, ehli beyte ve şu yukarıdaki inançları taşıyanlara, cehennemise Şii olmayan herkese. Şia bu diriltme, muhakeme ve kısasa RİCAT isminivermiştir. Bu inanç hiçbir Şiinin zerre kadar şüphe etmediği temel inançlarındanbiridir. Bazı saflar Şianın bu inançları son zamanlarda terk ettiğinizannetmektedirler ki bu büyük bir hatadır, gerçek ile bağdaşmamaktadır.ŞİİLİKTEN KOMÜNİSTLİĞEŞiiler Safevi devletinden bugüne kadar bu inançlara sıkı sıkıya bağlıdırlar. Bugün iseya bu inançlara aynı şekilde sıkı sıkıya bağlılar yahutta çağdaş bir öğretim ile buhurafelerden vazgeçip komünizme bel bağlamışlardır. Iraktaki komünistler veİrandaki komünist Tudeh Partisi bağlıları önceleri Şii iken inançlarının batılolduğunu görerek komünist olan Şiilerdir. Şiiler de orta yolu takip eden bir yolyoktur. Ya mezhebinin bazı menfaatlerini düşünerek Takıyye yapar veya yine Takıyyeile diplomatik, partisel ve şahsi menfaatları için gizlediklerinin aksini göstermeyeçalışırlar.Ricat inançlarını bilmen için sana Şii önderlerinden Şeyh-i Müfid diyeisimlendirdikleri Ebu Abdullah Muhammed b. Muhammed En Numanın "El-İrşad fiTarihi Hucecillah ala-l-Ibad" kitabında yazdıklarını zikredeyim (Sah. 398 - 402 İran
  9. 9. www.islah.de10taş baskılı tarihi belli değil, Muhammed Ali Muhammed Hasen el-Külbabki hattıylabasılı). El FazI b. Sazan, Muhammed b. el-Kufiden o da Vehb b. Hafsdan EbuBusayrın şöyle dediğini rivayet etti: Ebu Abdullah (yani Cafer-i Sadık) dedi ki: Kaim(On bir asır önce doğup hâlâ ölmediğini zannettikleri on ikinci imamları. Onlaragöre* bu imam kalkacak ve hüküm sürecektir) yirmi üçüncü gece, ismiyle çağrılır. Veaşure günü kalkar. Muharremin onuncu gününde onu Kabede rükün ile makamarasında görür gibiyim. Cebrail sağında, Allah için biat" diye nida eder. Şiileryeryüzünün dört bir yanından ona biat için gelirler. Yeryüzü onlara durulur bükülürki kolayca gelsinler O Mekkeden Kufeye gelir ve Necefimizde konaklar sonra daoradan askerlerini diğer şehirlere gönderir.TAHRİP VE İNTİKAMA TEŞVİKHaccal Salebeden o da Ebu Bekir el Hadramiden Ebu Cafer (Muhammed Bakır)ınşöyle dediğini rivayet etmiştir: Kaim aleyhisselamı Küfe Necefine Mekkeden beş binmelekle yürüdüğünü görür gibiyim. Cebrail sağında, Mikail solunda müminlerönünde, askerlerini ülkelere gönderiyorAbdulkerim el-Cafi rivayet ederek dedi ki; Ebu Abdullaha (Cafer-i Sadık):- Kaim aleyhisselam ne kadar hüküm sürecek? diye sordum.- Yedi sene Seneler uzar, hatta onun senesiyle bir sene sizin on senenize denk olurHüküm sürdüğü seneler sizin senelerinizle yetmiş sene miktarındadır, dedi. EbuBuseyr ona:- Allah seneleri nasıl uzatır? diye sordu. O:- Allah gezegenlere beklemesini ve yavaş hareket etmesini emreder. Böylece günler veseneler uzar. Kaimin gelmesi yaklaştığında Cemaziyel ahire ayında ve Recebin ongününde mahlukatın eşini görmediği bir yağmur yağar. Allah müminlerin etlerini vebedenlerini kabirlerinde bitkinin bitmesi gibi çıkartır. Onları kabirlerinden kalkıncasaçlarının toprağını silkeler vaziyette görür gibiyim diye cevap verdiAbdullah b. Muğıre, Ebu Abdullah (Cafer-i Sadık) aleyhisselamın şöyle dediğinirivayet etti:- Âli Muhammedden Kaim geldiğinde Kureyşten beş yüz kişiyi kaldırır veboyunlarını vurur Bunu altı defa tekrar eder.- Bunların sayıları bu kadar var mıdır? dedim (Abdullah b Muğırenin buna şaşması ozamana kadar Hulefai Raşidin, Emevi, Abbasi ve diğer müslüman idarecilerin sayısıbu sayının onda birine bile vasıl olmamasındandır). Cafer-i Sadık dedi ki:- Evet onlardan ve onların dostlarından (Başka bir rivayette) Bizim devletimizdevletlerin sonuncusudur. Bizi gördüklerinde "Bizim elimizde hüküm olsaydı biz debunlar gibi yapardık" dememeleri için onlar bizden önce devlet kurup hükümsürdüler.Cabir el-Cafi Ebu Abdullahın şöyle dediğini rivayet etti :Âli Muhammedin Kaimıgeldiğinde Kuranın indiği gündeki şekliyle öğretildiği çadırlar kurar. O gün Kuranıezberlemek bugünkünden daha zordur. (Yani o gün Cafer-i Sadık zamanında bulunanOsman mushafının dışında bir mushaf öğretecek. Çünkü öğreteceği mushaf Şiileregöre şu anda bizde bulunan mushaf değildir. Onlara sormak gerekir : Bekledikleri onikinci imam İslama birinci imam kabul ettikleri Hz. Aliden daha mı vefakârdı. Nedenböyle bir Kuran vardı da Hz. Alı halifeliğinde elinde imkân olduğu halde
  10. 10. www.islah.de11müslümanlara öğretmedi. Bu inançlarıyla Hz. Aliye dahi leke sürmekte, onu ihanetlesuçlamaktadırlar.Abdullahtan Ebu Abdullah aleyhisselamın şöyle dediğini rivayet etti: "ÂliMuhammedin Kaimi (onikinci imam) geldiğinde Davud aleyhisselamın hükmüylehükmedecektir.." (Halbuki Allahu Teala bu şekilde hükmü hoş görmemiş ve "Davudkendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeyekapanmış tevbe etmiş Allaha yönelmişti" buyurmuştur. Sad suresi ayet: 24)Mufaddal b Ömer de Ebu Abdullahın şöyle dediğini rivayet etti :Kufeden Musakavmine mensup yirmi yedi (!) ehli kehfden yedi kişi, Yuşa b. Nün, Süleyman, EbuDüçane el-Ensari Mikdat ve Malik el-Eşter, Kaim aleyhisselam ile Kufeden çıkarlarve onun huzurunda ona yardımcı ve idareci olurlar.Şu yukarıdaki naslar Alimlerinin en ulusu olan Şeyhi Mufidden (uydurma olduğundaşüphe bulunmayan) senedleriyle harfiyyen nakledilmiştir. Bu söylenenler ehli beyteyapılan iftiralardır. Ehli beytin en büyük musibeti bu tip insanların kendilerine sahipçıkarak bu türlü yalanları onlara ithaf etmeleridir. Şeyhi Müfidin bu eseri İrandabasılmıştır.RİCAT İNANCIRicat inancı (Müslüman idarecilerin muhakemesi) Şiilerin temel inançlarındanolduğundan alimleri "Emali el-Murtaza" kitabının müellifi Seyyid Murtaza (bu zatŞerif Rıza Şairin kardeşidir. Aynı zamanda Nehcül Belağayı tahrif edip ziyadeleryapıp sahabeye sataşarak kitaba üçte biri kadar ziyadede ortaklık yapan zattır), iştebu Seyyid Murtaza "EI-Mesail en-Nasırıyye" isimli kitabında şunları yazmıştır:"Mehdi (Âli Muhammedin Kaimi diye isimlendirdikleri on ikinci imamları)zamanında Ebu Bekir ve Ömer çarmıha gerilirler. Çarmıha gerildikleri ağaç yaş ikenonlar gerildikten sonra kurur."FİKİRLERİ HİÇ DEĞİŞMEMİŞTİRŞii büyükleri ve alimleri asırlar boyu Resulullahın iki veziri Hz. Ebu Bekir ve Ömer,diğer İslam halifeleri, idarecileri, kumandanları mücahit ve alimleri hakkında buiğrenç tutumlarında devam edegelmişlerdir.Yaklaştırma merkezinde çalışan davetçilerini dinledik. Şu yukarıdaki inançlarınıaraştırmaya vakti olmayanlar o davetçinin dediği gibi bunların eski olduğunu şimdiise değiştiğini zannederler. Bu zan yalandır, hiledir. Çünkü ilmi merkezlerin hepsindeokuttukları kitaplarda bütün yukarıda saydıklarımız mezheplerinin kaçınılmazesasları olarak okutulmaktadır. Necef. Iran ve Cebel-i Amil ulemasının zamanımızdatelif ettikleri eserler eskilerinden daha kötü, yaklaşmayı ve anlaşmayı yıkmada dahaaşın bir tutum içindedir. Buna sabah akşam mezhepleri birleştirme ve yaklaştırmayaçalıştığını ilan etmekte devam eden, Mısırda ve başka ülkelerde bu fikri taşıyanarkadaşları bulunan Muhammed b. Muhammed Mehdi el-Halisi isimli zat ile misalverelim. Birliğe ve anlaşmaya davette çalışan bu zat "Ihyauş-Şeriati fi Mezhebiş-Şia"isimli kitabında Hz. Ebu Bekir ve Ömerin mümin dahi olmadıklarını yazarakonlardan iman sıfatını dahi kaldırmaya kadar taassubunda koyudur. Bakınızkitabının Cilt: 1, Sn.: 63-64 üncü sayfalarında ne yazıyor: "Ebu Bekir ve Ömerin;Kuranda haklarında Allahın kendilerinden razı olduğuna nas bulunan Rıdvan biati
  11. 11. www.islah.de12ehlinden olduğunu söyleseler de biz deriz ki : Şayet Allahu Teala (Sana biatedenlerden Allah razı olmuştur) yahut (Ağaç altında sana biat edenlerden razıolmuştur) deseydi o zaman kendisine biat eden herkesten razı olduğuna delaletederdi. Fakat Allah (Sana biat ettiklerinde müminlerden razı olmuştur) dediğinden,ayette sadece mümin diye zikredildiğinden hakikaten iman edenlerden başkasınadelalet yoktur."Bunun manası Hz. Ebu Bekir ve Ömer hakikaten iman etmemişlerdir. Onun için deayetin manası onları içine almaz. Bu iki muasır Şii alimi İslam ve müslümanlarınkorunması hususunda müslümanların menfaatlerini ön plana aldıkları davasınınmüdafileri olduğunu söyleyen bu iki çağdaş Şii alimi yazdıkları eserlerinde Resulullah(SAV)den sonra müslümanların en üstün ve faziletlisi veya en azındanmüslümanların en hayırlısı olan Hz. Ebu Bekir ve Ömer hakkında inançlarını böyleaçıklarken mezhepler arasında nasıl bir yaklaşma ve anlayış beklemektedir. Buadamlar müslümanların kalesinde düşman hesabına çalışan casuslar değil de nedir?Resulullahın ashabını, tabiileri ve Müslüman idarecileri, İslam binasını ayaktatuttukları ve İslam alemine o şerefli günleri yaşattıkları halde bu aşağı derekelereindirirken kendi imamlarına imamlarının dahi kabul etmeyeceği şeyleri ithafediyorlar Kafi kitabında Küleyni on iki imama öyle vasıflar ve sıfatlar vermektedir kiimamlar insanlık evsafından sıyrılarak eski cağdaki Yunan tanrıları derecesineçıkarılmaktadır. Kafi ve diğer muteber kitaplarındaki bu vasıfları bir araya toplasakkoca bir cilt ortaya çıkar. Onun için biz sadece Kafi kitabındaki konuların (bab)başlıklarını zikretmekle yetineceğiz:"İmamlar; meleklere, nebi ve resullere verilen ilimlerin hepsini bilirler." Kafi. Sh :255."İmamlar ne zaman öleceklerini bilirler. Ve onlar kendi istekleri olmadıkça ölmezler"Kafi, Sh: 258"İmamlar olmuş ve olacak her şeyin ilmini bilirler. Onlara hiçbir şey gizli değildir."Kafi, Sh: 260."İmamlarda bütün kitaplar vardır ve onları çeşitli dillerde olmasına rağmen anlarlar,bilirler." Kafi, Sh: 227."Kuranı imamlardan başkası toplamamıştır. Onlar Kuran ilimlerinin hepsinibilirler." Kafi, Sh: 228."İmamların sahip olduğu şeyler peygamberlerin alametlerindendir." Kafi, Sh: 231"İmamların durumu ortaya çıkınca Davud ve âli Davudun hükmü ile hükmederler.Delil istemez ve sormazlar." Kafi, Sh: 297."İmamlardan çıkanlar hariç insanların elinde bulunan her şey batıldır, imamlardançıkmayan her şey de yine batıldır." Kafi, Sh : 399."Yeryüzünün hepsi imamındır." Kafi, Sh : 407.İMAMLARIN GAYBI BİLMESİOn iki imamlarına bu imamların dahi kabul etmeyeceği sıfatları uyduran Şiiler birtaraftan imamların beşeriyyetin üstünde bir mertebede olduğunu iddia ederken öteyandan Resulullah (SAV)ın Allahın vahyettiği göklerin yaratılması, cennet vecehennemin vasıfları gibi gayba dair haberlerini inkar ediyorlar.
  12. 12. www.islah.de13Kahirede yaklaştırma merkezinin çıkardığı Risaletul - İslam dergisi dördüncü senesidördüncü sayı 368 inci sayfasında Lübnandaki Şii yüksek mahkeme reisininkalemiyle bu inkarlarını tescil etmişlerdir. Bu asrın büyük alimlerinden olduğunukabul ettikleri bu zat "Imamiyye Şiası içtihadlarından" adı al tında bir makale yazmışve orada müçtehitlerinden Muhammed Hasan El-iştiyaniden "Bahrul - Fevaid"kitabının 267 inci sayfasında şöyle dediğini nakletmiştir:"Peygamber; abdesti bozanlar, hayz ve nifas ahkamı gibi şeri hükümleri haber verirseonu tasdik etmek ve haber verdiğiyle amel etmek vaciptir. Eğer göklerin ve yerinyaratılması, huriler, köşkler gibi gayba ait şeylerden haber verirse (bu haberinPeygamberden sadır olduğunun sıhhati) zan yoluyla değil kesin olarak bilinse dahiona inanmak vacip değildir."Ne garip değil mi? imamlarına iftira ederek subutu kesin olmadığı halde imamlarınıngaybı bildiğine iman ediyorlar ve delaleti kesin olan ayet ve sahih hadislerle sabit olangöklerin yaratılması, cennet ve cehennemin evsafı gibi Resulullah (SAV)dan sahiholarak gelen gayba dair haberlere inanmamayı kendilerine mubah sayıyorlar. HalbukiResulullah (SAV)ın kendi heva ve hevesinden konuşmayacağı ayetlerle sabittir.Resulullah (SAV)den sahih olarak gelen gaybiyyat ile imamlarına nispet ettiklerinimukayese eden kimse Resulullahdan Kuranda ve mütevatir hadislerde sabitolanların Şiilerin imamları hakkında inandıklarının bir küçük parçasına dahiyetişemeyeceğini apaçık anlar.Gayb haberlerini rivayet eden Şiiler ehli sünnet Cerh ve Tadil uleması nezdindeyalancı olarak bilinmektedir. Fakat Şiiler buna hiç aldırış etmez ve onlarınimamlardan rivayet ettiklerini tasdik ederler.Yaklaştırma merkezinin çıkardığı Risaletü-l-İslam dergisi, Lübnan Şii Yüksekmahkemesi reisi ve müctehidleri Muhammed Hasen el-lştibani Resulullahdan sahihrivayetlerle sabit olan gayb haberlerine inanmanın vacip olmadığı davasını alkışlıyorve Peygamberlik görevini abdest hayız nifas ve benzeri fıkhi meselelere hasretmeyiistiyorlar.İMAMLARIN DERECELERİ PEYGAMBER DERECESİNDEN YÜKSEKTİRİmamlarının mertebelerini kendisine vahy inen Resulullah (SAV)ın mertebesindenüstün tutarlarken bunlarla bizim aramızda hangi yaklaşma mümkün olacakbilmiyoruz.Asırlar boyunca Şiilerin yüksek tabakasında olsun halk tabakasında olsun İslamhükümetlerine karşı eğer hükümet kuvvetli ise menfaat elde etmek için Takıyyeinancını kullanarak mühim merkezlere geldikleri ve hükümet zayıfladığında veyahücum edildiğinde hemen aleyhine geçip düşman tarafına intikal ettikleri tarihboyunca Şiilerin her tabakasında mülahaza edilen şeylerdendirAbbasiler Emeviler aleyhinde ayaklanınca Şianın tutumu böyleydi. HattaAbbasilerin isyanı, Şiilerin teşvikleriyle olmuştu Aynı şeyi Abbasi devleti Hulagutarafından tehdit edilince Abbasilere yaptılar İslam halifesine, müslümanlarınbaşkentine, ilim ve irfan merkezine karşı putperest Hulagu ile birleştiler.Şia alimlerinden En-Nusayr et-Tusi Abbasi halife Mutasıma saçını başını yolarakmethiyeler, şiirler yazarken çok geçmeden 655 senesinde hemen aleyhine geçmiş,İslamın Bağdadda bir an önce yıkılmasını gözlemeye başlamış ve maalesefHulagunun yanında yer alarak en ön safa geçmiş, Hulagu ile müslümanlarınboğazlanmasını kontrol etmiş ve İslam kitaplarının Diclede boğulmasına rızagöstermiştir.
  13. 13. www.islah.de14EL-ALKAMİ VE İBNU EBİ-L-HADİDİN İHANETLERİŞii şeyhi En-Nusayr et-Tusiye bu büyük ihanetleri irtikabında iki arkadaşı dahaiştirak etmiştir. Birisi Şii bir vezir olan Muhammed b. Ahmed el-Alkami, diğeri iseAlkaminin sağ kolu olan Mutezile mezhebine mensup Şiileri bu hususta geridebırakmış birisi olan Abdulhamid b. Ebi-l-Hadid. Bu zat ömrü boyunca Resulullahınashabına düşman olarak yaşadı. Nehcul-Belağa kitabına İslam tarihini tesvit edenyalanları doldurarak yaptığı edepsizce şerhiyle Ashaba düşman olarak hayat sürdü,İslamın mazisindeki gerçekleri İslama sokuşturulan fikirleri bilmeyenler bunlarınyazdıklarına hâlâ kanmaktadırlar. Hatta bazı zeki ve faziletli müelliflerimiz dahibunlara inanmakta. Halife Mutasım vezir yaparak ikram etmesine, iyiliktebulunmasına karşılık ona ihanet eden İbnu Alkami ihanetini ve iyiliğe karşı kötülüklecevap vererek asıl gizledikleri düşünceleri açığa vurmuştur. Hülagu musibetindeİslamın başına gelenlere sevinen Şiiler bu asra kadar İslama düşmanlık beslemekteve bundan lezzet almaktadır. Dileyen Şiilerin yazdığı bütün Teracim kitablarındanEn-Nusayr et-Tusinin tercüme-i halini okusun. En son telifleri bu hususta EI-Hunsarinin "Ravzatu-l-Cennat" kitabıdır. Bu kitab Moğolları, hainleri övgü veİslamın başına gelenlere sevindiklerini beyanla doludur. Büyüğü küçüğü bütünŞiilerin Müslümanların katliamıyla ferahladıkları, çocuk ihtiyar demedenMüslümanların öldürülmesine en azılı düşman dahi sevincini gösteremezken, kalbivahşi hayvanlardan daha sert olanlar dahi utanırken Şiilerin bu durumasevindiklerini beyanla doludur.Bu mevzuyu kısa tutmak isterken yine uzadı. Biz, Şiilerin muteber kitaplarındannakiller yaparak kısa tutmak istemiştik. Bu mevzuyu yaklaştırma konusuyla ilgili birnakil yaparak bitirelim de her müslüman bu tip mezheplerle özellikle de Şiilerleyaklaşmak ve anlaşmanın nasıl imkansız olduğunu görsünler. Bu onların sarihitiraflarıdır:"Ravzatu-l-Cennat" kitabında Şii önderlerinin tarihçiliğini yapan EI-Hunsari, En-Nusayr Et-Tusinin tercüme-i halini yazarken naklet tiklerinden birisi de sayfa 579dayazdıklarıdır. (1367 İkinci Baskı Tahran). Diyor ki: "Tusinin gerçek ve araştırmaürünü olan sözü fırka-i naciyeyi tayin ederken yetmiş üç fırkadan sadeceİmamiyyenin fırka-i Naciye olduğunu beyan ettiği sözüdür. Tusi dedi ki:"Ben bütün mezhepleri inceledim, ahvalini, feri meselelerini tahkik ettim, İmamiyenin dışındaki tüm mezheplerin iman hususunda - ispatı ve nefyi müsavi olan bazıhususlarda ihtilaf etseler de- müşterek olduklarını gördüm. Sonra, imamiye taifesinihepsine muhalefet eder buldum. Eğer onlardan başkası Naciye olsaydı hepsininNaciye olması gerekirdi. Bu da gösteriyor ki fırka-i Naciye İmamiyedir, başkasıdeğildir."KURTULUŞ EHLİ BEYTE VELAYET (BAĞLILIK) İLEDİREI-Hunsari şöyle diyor: (Yukarıdaki ibareyi naklettikten sonra) Es-Seyyid Nimetullahel-Musevi dedi ki: "Bunun manası bütün fırkalar (Kim lailahe illallah derse cennetegirer) hadisine dayanarak şehadeteyni getiren herkesin kurtulacağınısöylemektedirler. Bu imamiye fırkası ise kurtuluşun ehli beyte ve onikinci imamabağlanmakta, onların düşmanlarından beri olmakta olduğuna ittifak etmişlerdir.(Yani Hz Ebu Bekir, Ömer ve bütün müslümanlardan, Şia olmayan herkesten teberri
  14. 14. www.islah.de15edeceksin, alâkayı keseceksin ki kurtulasın). Kurtuluşun yolu olan bu itikadlaimamiye bütün mezheplerden ayrılır."
  15. 15. www.islah.de16ŞİİLER SADECE TEFERRUATTA DEĞİL , TEMELDE MÜSLÜMANLARAMUHALEFET ETMEKTEDiRLER!Tusi, Musevi ve Hunsari hem doğru hem de yalan söylüyorlar, İslam mezheplerinintemelde birbirine yakın bazı teferruatta fark bulunduğunu söylerken doğrusöylüyorlar. Çünkü temelde birbirine yakın mezhepler arasında yaklaşma ve anlaşmamümkündür. Ama bu yaklaşma ve anlaşma Şiilerle imkansızdır. Çünkü Şiilermüslümanlara temelde muhalefet etmektedirler. Şiiler; müslümanlardan Ebu Bekirve Ömere lanet etmedikçe ve Şii olmayan herkesten berî olduğunu ilan etmedikçerazı olmazlar. Onların razı olması için Hz. Osmanın zevceleri olan Resulullahınkızlarına, Peygamberin methettiği As b. Rabıe düşman olmak gerekir. Kuranınmuharref olduğunu iddia gibi. buna benzer sapık itikadlarına inanmayan ehli beyttendahi. imam Zeynel abıdin b. Hüseyn b. Ali gibi herkesten müslümanların uzaklaşmasılazım ki Şiiler bizden razı olsunlar. Asırlar boyunca her tabakada Kuranın muharrefolduğuna inananların bu inancını "Faslul-Hıtab" isimli kitabıyla ortaya koyan Tabersigibi inanmadıkça Şiiler müslümanlardan razı olmazlar. (Muğire b. Şubenın kabriyanında Hz. Alinin kabri diye bu kitabı yazma cinayetini işlemiştir).Şiiler kendileriyle anlaşmamız ve bizden razı olmaları için bize Resulullahın ashabınalanet etmemizi, kendi dinleri üzere olmayan herkesten hatta Peygamberimizinkızlarından ve mübarek neslinden gelenlerden başta da Zeyd b. Zeynelabidindenteberri etmemizi, onlara düşman olmamızı şart koşuyorlar. İşte Nusayr Tusiningerçek yönü budur. Onu Seyyid Nimetullah Musevi, Mirza Muhammed Bakır el-Musevi ve el-Hansari el-lsbahani takip etmiştir. Bu akideye, bu inanca takıyyeinancını açıklayan veya takıyye inancı arkasına gizlenen hiç bir Şii muhalefetetmemektedir.Yukarıda hem doğru hem de yalan söylüyorlar demiştik. Doğrularını anlattık. Yalansöylediklerine gelince : Şianın dışında kalan taifelerde kurtuluş yolunun şehadeteynisöylemeye bağlı olduğunu iddia etmeleridir. Eğer onlarda biraz akıl olsaydışehadeteynın biz de İslama girmenin adı olduğunu harbi de olsa şehadeteyni getirincemalını canını koruyacağını, kurtuluşun ise ancak imanla olacağını, imanın da -Ömerb. Abdulazizin buyurduğu gibi- farzları, sünnetleri, hududu olduğunu, bunlarıtamamlayanın imanını tamamlayacağını, tamamlamayanın imanını datamamlamayacağını bilmeleri gerekirdi.İddia ettikleri onikinci imamları ise tamamen hayali bir şahıstır. Çocuk bırakmadanvefat eden Hasan el-Askeriye nispet ettikleri bir yalandır. Kardeşi Cafer terekesiniçocuğu olmadığı halde tasfiye etmiştir. O zaman Alevileri doğdukça kaydeden sicillervardı. Hasan el-Askeriye böyle bir çocuk kaydedilmemiştir. O çağda yaşayan Alevilerde Hasan el-Askerinin vefat ettiğinde erkek çocuk bıraktığını bilmiyorlar. FakatHasan el-Askeri çocuksuz olarak vefat ettiğinde Imamıyyenin imamet silsilesidurmuş oldu. Mezheplerinin onun ölümüyle öldüğünü, imamları olmadığı içinimamsız kaldıklarını gördüler.ŞİANIN ARASINDA Kİ İHTİLAFLAR NUSAYRİYYENİN AYRILMASIBu durumda şeytanlarından birisi olan Beni Nümeyre kölelerinden Muhammed b.Nusayr ortaya Hasan el-Askerinin sirdapta (babasının evinde) gizli bir oğlubulunduğu fikrini ortaya attı ki kendisi ve arkadaşları Şiilerin halk tabakasından vezenginlerinden imam adına zekat toplayabilsinler ve böylece de kendilerinin imamiye
  16. 16. www.islah.de17olduğu iddiasını devam ettirsinler. Bu Muhammed b. Nusayr hayali sirdabın kapısıolmayı hayali imam ile Şiiler arasında zekat toplamak görevini kendisi üstlenmekistedi. Arkadaşları ona muhalefet ettiler ve bab (kapının) Hasan el-Askerinin eviyakınında bulunan Hasan Askerinin alış veriş yaptığı bir yağcı olmasında ısrar ettiler.BAB VE SİRDAB HİKAYESİBu anlaşmazlık baş gösterince Muhammed b. Nusayr onlardan ayrılarak kendisinenispet edilen Nusayriyye mezhebini tesis etti. Arkadaşları ise hayali onikinci imamınevlenmesini ondan çocuklar ve torunlar olması hilesini düşünerek imamlığın devametmesi ve böylece de İmamiye mezhebinin devamı hilesini düşünüyorlardı. Fakatbunun Alevileri kaydeden görevliler tarafından yalanlanacağı, yalan olduğu ortayaçıkacağı anlaşılınca, bunun Abbasiler ve emirleri tarafından anlaşılacağına kanaatgetirince onikinci imamın sirdapda kaldığını onun "Gaybubeti Suğra" (Küçükkayboluş) ve "Gaybubeti Kübra" (Büyük kayboluş) olmak üzere sirdabda kaldığınıiddia ettiler. Ve bütün müslümanlardan Allahın akıl bahşettiği insanlardan bu yalanainanmalarını istiyorlar ki onlarla anlaşma veya yaklaşma olsun. Heyhat. Bu, ancakbütün İslam alemi bir akıl hastanesine dönüşürse o zaman belki mümkündür. Akılnimetini verdiği için Allaha hamd olsun Akıl sahih imandan sonra ne büyük nimet!MÜSLÜMANLARIN BAĞLILIĞIMüslümanlar imanı sahih her mümini severler ve onu dost kabul ederler. Ehli beytinsalihleri de herhangi bir adet zikredilmeksizin hepsi aynı hükme dahildir.Müslümanların sevdiği müminlerin başında Resulullahın cennetle müjdelediğiaşare-i mübeşşere vardır Şiilerin kâfir olduklarına hiç delil olmasa Resulullah bu onkişi cennettedir dediği halde Resulullaha muhalefetleri küfürleri için yeterlidir.Müslümanlar İslam için çalışan ve İslam aleminin omuzlarında yükseldiği diğersahabileri de sever ve onlara bağlıdır. Hakkın ve hayrın İslam topraklarındakanlarıyla yeşerdiği bu sahabenin Hz. Ali ve evladına karşı düşman olarak yaşadığıiftirasını da yine Şiiler atmışlardır. Bu sahabe Hz. Ali ile kardeşçe, birbirini severek vebirbirlerine yardımlaşarak yaşamışlar ve aynı şekilde de vefat etmişlerdir. BunuAllahın kelamından daha güzel ifade eden yoktur. Fetih Suresi, ayet: 29; "Kafirlereşiddetli, kendi aralarında merhametli." Hadid Suresi, Ayet : 10; "Göklerin ve yerinmirası Allahındır. Mallarınızı Allah yolunda niçin sarfetmiyorsunuz? içinizdenMekkenin fethinden önce sarf eden ve savaşan kimseler, daha sonra sarf edipsavaşan kimselerle bir değildirler. Berikiler daha üstün derecededirler, Allah hepsinecenneti vadetmiştir. Allah işlediklerinizden haberdardır." Allah vadinden döner mi?Ali. İmran suresinde ise şöyle buyurdu -. "insanlar için ortaya çıkarılan en hayırlıümmetsiniz."HULEFA-İ RAŞİDÎN ARASINDAKİ SEVGİ VE MUHABBETMüminlerin emiri Hz, Alinin kendinden önceki halifelere sevgisini inkar mümkündeğildir. Hasan, Hüseyin ve İbnul-Hanefiyyeden sonra evlatlarına isim verirkenbirine Ebu Bekir, diğerine Ömer, bir diğerine ise Osman isimlerini seçmiştir. KızıÜmmü Külsüm el-Kübrayı Hz, Ömer ile evlendirmiş, şahadetinden sonra da
  17. 17. www.islah.de18amcasının oğlu Muhammed b Cafer b. Ebi Talip ile, o da ölünce onun kardeşi Avn b.Cafer ile evlendirmiş ve Ümmü Külsüm onun zevcesi iken vefat etmiştir. Abdullah b.Cafer (Tayyar) oğullarından birine Ebu Bekir, bir diğerine Muaviye ismini vermiştir.Bu Muaviye (Muaviye b. Abdullah b Cafer b. Ebi Talib) oğullarından birine Yezidismini vermiştir. Zira bazıları Yezidin siyretinin düzgün olduğunu söylemektedirler.Muhammed b. EI-Hanefiyye b. Ali b Ebi Talib buna şehadet etmektedir.NİÇİN ONLARDAN İLGİMİZİ KESİYOR, TEBERRİ EDİYORUZŞiilerin bizden istediği teberri, aramızdaki yaklaşmanın karşılığı olacak ve dilediklerişahıslardan biz ilgimizi keseceksek başta ilk imamları Hz. Ali, çocuklarına Ebu Bekir,Ömer ve Osman ismi vermekle hata etmiş ve kızım Hz. Ömerle evlendirmekle hatadadaha da ileri gitmiş olacaktır. Aynı şekilde İbnu Zübeyrin davetçisi Abdullah b. Mutigelip Yezidin rakı içtiğini, namazı terk ettiğini ve kitaba, sünnete aykırı davrandığınıiddia ettiğinde Muhammed b. EI-Hanefiyye Yezid lehine şahadet ederken yalansöylemiş olurdu Abdullah b. Mutie "Zikrettiğiniz şeyleri ben onda görmedim.Yanında bulundum ve onunla bir arada ikamet ettim. Namaza devam ettiğini, hayrıaraştırdığını, fıkhî hükümler sorduğunu ve sünnete bağlı olduğunu gördüm" diyecevap verdi, İbnu Muti ve beraberindekiler ona : Sana tasannu için öyle yapmıştırdediklerinde "Söylediğiniz içki içme hadisesini size gösterdi mi? Eğer sizin yanınızdaiçti ise sizler onun ortağı sayılırsınız Yok sizin yanınızda içmediyse bilmediğiniz,görmediğiniz şeye şahitlik yapmanız size helal değildir." demiş. Onlar: Görmedi isekde bu bizce malumdur dediklerinde de "Allahu Teala şahitlere bunu yasaklamış vebuyurmuştur ki "Bildikleri halde (bilerek) şahitlik yapanlar hariç, sizin bu işinizdenherhangi bir şey (bili yor) değilim."Hz. Alinin oğlu Muhammed b. EI-Hanefiyye Yezid için böyle şahadet ederken,Şianın bizden istediği ilgi kesme ile bu hakikat nasıl bağdaşır. Şia bizden Yezidinbabasından ve babasından da hayırlı üstün Ebu Bekir, Ömer, Osman, Talha, Zübeyr,Amr b. As ve diğer sahabeden teberri etmemizi, ilgimizi kesmemizi istiyorlar. Kitap vesünneti muhafaza eden ashaptan yüz çevirmemizi istiyorlar. Şiilerin yaklaşmak içinbizden istedikleri fiyat çok pahalı, hiçbir şey almıyoruz her şeyimizi veriyoruz. Hilelimal getirmek isteyen kimseyle muamele yapan kimse ahmaktır. Nusayr Tusinintespit ettiği Nimetullah Müsavi ve el-Hunsarinin desteklediği ve Şia dininin esasıolan velayet ve beraatin (ehli beyte ve oniki imama bağlılık, sahabeden ilgi kesmek veonlara düşmanlık) manası İslam dinini değiştirmek ve İslam binasını omuzlarındayükseltenlere düşmanlıktan başka bir şey değildir. Evet sadece her şeyleriyle herkesemuhalif olan kendilerinin fırka-i Naciye olduğunu söylemekle yalan söylemişlerdir,ŞİADAN İSMAİLİYENİN AYRILMASIİsmailiyye de aynı Şia gibi müslümanlara muhalefette İmamiye Şiasının yolunu takipetmektedir. Sadece ehli beytten bazı isimleri tayin hususunda Şiadan ayrılıyorlar,İmamiye Caferi Sadıka kadar İsmaıliyenin bağlandığı bütün imamlara bağlanıyorlarve kabul ediyorlar. Caferi Sadıktan sonra ayrılıyorlar, imamiyye Musa b. Cafer veonun nesline, İsmailiye ise İsmail b. Cafer ve onun soyundan gelenlere müvalatediyorlar. Bağlanıyor ve itaat ediyorlar, İsmailiyye taifesinin İsmail ve neslindengelenlere aşırı bağlılığı Safevi devleti günlerinden beri Şianın hasedine sebepolmuştur. Ve bunun üzerine onlar da Meclisi ve yardımcılarının elinde
  18. 18. www.islah.de19yuvarlanmışlar, eski devirlerde aşırıları (ğulat) azınlık iken, bundan sonra istisnasızhepsi aşırı (ğulat) bağlılar haline gelmişlerdir. Bu gerçeği Cerh ve Tadil alimleriAyetullah el-Mamkapi eski ğulat hakkında yazdığı kitapta itiraf ederek bu mevzunungeçtiği her bahiste eskiden aşırı kabul edilen inançların bugün imamiye Şiasınınmezhepte zaruri olarak inanılması gereken şeyler olduğunu ilan etmiştir. Demekoluyor ki. İmamiye, İsmailliye ile taassubunda, aşırılığında birleşiyor, ancak bazıisimler üzerinde ihtilaf ediyorlar. Aralarında Peygamber mertebesinden daha yukarımertebelere çıkarttıkları bazı isimler üzerinde ihtilaftan başka farkları yok. Kendiimamlarını ve özellikle hayali onikinci imamı ilahlık derecesine çıkartırkenResulullah (SAV)ın gaybiyyattan Allahın kendisine bildirdiklerine inanmamayıMuhammed Hasen el-lştilaninin diliyle ilan ediyorlar.Nusayr Tusinin tespit edip, Nimetullah Musevi ve Bakır Hunsarinin teyidlerindeitiraf ettikleri gibi Şia taifeleriyle Müslüman taifelerin birbirine yaklaşmasınınimkansızlığı Şia taifelerinin müslümanlara temelde muhalefet etmesi sebebiyledir. Budurum Bakır Meclisinin çağdaşı olan Nusayr Tusi zamanında böyle ise bugün dahakötü, daha zordur.ŞİİLER YAKLAŞMA DEĞİL MEZHEPLERİNİ YAYMAK İSTİYORLARŞunda şüphe yok ki Şiiler kendileri yaklaşma istemiyorlar. Bunun için de yaklaşmafikrini ehli sünnet diyarında yaymaya çalışıyor, Şii bölgelerinde bunun için bir adımdahi atmıyorlar, bir kelime dahi konuşmuyorlar, ilmi merkezlerinde bu yaklaşmanıneserine, izine dahi rastlanmıyor. Bu çağrı fazı toprağına, toprağı fazına birleşmeyenelektrik kablolarına benziyor. Bu sebepten de bu uğurda yapılacak her çalışma çocukoyunu gibi hiçbir fayda getirmeyen lüzumsuz bir çalışma olarak kalacaktır. Sadeceehli sünnetten, tek taraflı tutumdan bundan başka semere beklenemez. Ancak ŞiaPeygamberimiz (SAV)den bu yana Şii olmayan herkesten berî olduğu akidesinden.Ebu Bekir ve Ömer (RA)ya la netten vazgeçmedikçe bu çalışmalar boşunadır. YineŞiiler imamlarının beşeriyet sıfatlarından arındırıp ilahlık mertebesine çıkaraninançlarından vazgeçmedikçe yaklaşma mümkün değildir. Çünkü bu inanç İslamdininden çıkmak. Peygamber ve ashabının gösterdiği yoldan sapmak demektirŞiiler İslama, İslam inanç ve tarihine ters düşen bu azgınlığı terketmedikcemüslümanların kabul ettiği temel ve esaslara muhalif temel ve esaslarıyla yalnızkalacaklar ve bütün Müslümanlar onları terkedecektir.Daha evvel bir gerçeğe işaret etmiştik: Komünizmin Irakta ve İranda, diğer İslamülkelerine oranla daha çabuk gelişmesinin sebebini Şiiliğe bağlamıştık. Bu ikiülkedeki komünistler o ülkelerin Şii evlatlarından oluşuyorlardı. Zira Şia mezhebinianlaşılmayanı hurafe yalan ve hayali şeylerle dolu görünce. teşkilatlı, her dilde yayınyapan, belli ilmi ve iktisadi metotlar takip eden komünizm tuzağına düştüler. Eğerİslam dinini Şiiliğin dışında doğru olarak Peygamberden geldiği gibi öğrenseydilerbu çukura böylesine düşmeyeceklerdi.BABİYYE FİTNESİYüz sene kadar evvel İranda Bab fitnesi zuhur edip de Muhammed Şirazi kendisininMehdiyi Muntazarın (beklenen mehdinin) kapısı olduğunu iddia edip daha sonra daMehdi olduğunu öne sürünce bir yığın İranlı Şii ona inanmış ve etrafında toplanmıştı.
  19. 19. www.islah.de20Bunun üzerine İran hükümeti bu zatı hurafe ve yalanlardan uzak Hanefi sünnilerinçoğunlukta olduğu Azerbaycana sürmüş, başka Şii bir şehre sürmemişti. Çünkü EhliSünnetin olduğu yerlerde böyle sapık iddialara kulak verecek batıl inançlaryaşamazdı. Çünkü Şiiler böyle iddialara hemen kanacak akidelere sahiptirler. Aynışekilde bu hurafe inançlar geçen asırda Babilik ve Bahailiğin yayılmasına da sebepolmuştur. Okuyan ve kültür sahibi olan Şii çocuklar da uyanarak Şiiliğin sebebiyleİslamdan soğuyorlar ve aklın kabul etmeyeceği bu inançlar karşısında komünizmekayıyorlar. Bu yüzden de İran ve Irakta komünizm diğer İslam ülkelerine oranla hızlıgelişmiştir.Müslümanların nasihat etmek için Allaha, Resulullaha ve bütün müslümanlaraverdiği söz gereğince bu konuda yazabildiklerim bunlardır. Allah kıyamete kadardinini, milleti İslamiyeyi, İslamın varlığını yıkıcı ve hilekarların şerrinden korusun.
  20. 20. www.islah.de21FAYDALI BİR AÇIKLAMA***"Bu açıklama Şam Arap Bilimsel Enstitüsü dergisinin Birinci Cild 26 Rabiulevvel1373 tarihli sayısından alınmıştır"EVAİLİ-L-MEKALAT FİL-MEZAHİB-İ VEL-MUHTARATTelif: EI-Müfid b. en-Numan. öl. 413 H.Crandabi vaizi el-Hac Abbas Kalı tashih edip bazı taliklerde bulunarak yayımı ileilgilenmiştir.İlk kitabın ismi müsemmasına delalet ediyordu. Fırkaları ve mezhepleri inceleyipİmamiye (isna aşariye) ile ilgili yerleri ele alıyor. Müellif kitabı çeşitli bablara ayırıyor:Bu kitabın birinci babı Şia ile Mutezile arasındaki farklar hususunda. Bu babda"Teşeyyu" kelimesinin lügat ve ıstılahi anlamını ve Şiaya bağlı diğer fırkalardanhangisinin bu ismi kullanmaya layık olduğunu zikrettikten sonra "ltizal" kelimesininmanasını ele alıyor tarihini ve bu lakabın kendisine verildiği kimseleri inceliyor, ikincibab kitabın başında olduğu gibi İmamiye ile diğer Şii mezhepleri arasındaki farkhususunda. Bu babda Zeydiyeye işaret ederek Imamiyeden ayrıldığı hususlarıgösteriyor. Üçüncü babda İmamiyenin imamet konusunda Mutezile hilafınaittifakını zikrederek bu iki mezhep arasında Nübüvvet (Peygamberlik) ve imamet(imamlık, halifelik, başkanlık) ve diğer konulardaki ihtilaf ettikleri teferruatı elealıyor. Dördüncü babda ise Âli Muhammedden, Eimme i Hûdadan nakledilenlereuygun olarak ihtiyar ettiği usulleri vasfediyor ve bu konuda kendi mezhebine uyandiğer Makalat sahiplerini zikrediyor. Bu kitaptaki Tevhit Sıfat, Adi, Lutf, Salah, Aslahve Nübüvvet bablarında itikadı meselelerin en önemlilerini zikretmiştir. Aynı şekildeimamet meselesini ve bu meseleyle ilgili, bu meseleden ortaya çıkan teferruatı.Kuranın mucizesi, Mead, Vad, Vaîd. Esma, Ahkam ve diğer konuları bablarında vefasıllarında ele almıştır.İkinci kitap ise Saduk ismiyle bilinen Ebtı Cafer b. Ali b. Babeveyh el-Kumminin"Tashilı-ul-ltikad" isimli telifidir. Bu kitapta "Fırka-i Naciyenin zaruri ve gayri zaruriitikatlarının hepsini" zikretmiştir. Bu kitaptaki mevzulardan bazıları şunlardır: Keşfü-s-Sakın manası, Yed, Nefhul ervahın tevili, Allah hakkında mekr ve hudanın manası,"Allahu yestehziubihimin manası, "Nesullahe fenesiyehumsun manası.Kitapta Allahu Tealanın sıfatları, kulların fiillerini yaratması, Meşiet ve irade, kaza vekader ayetlerinin tefsiri, "Fıtratullahın manası, ıstitaat, beda, cidal, levh, kalem,arşın manası, nefis ve ruhların yaratılması sevap ve cezanın vukuunu ve daha sonravuku bulacak şeyler hakkında konuştuktan sonra ahirete ait meseleleri inceliyor.Daha sonra vahyin inişini, imamların masumiyetini yaratma ve tefvizi (Mufavvizaonlara göre gulattandır iddialarından biri de; Allah özellikle imamları önce yarattı,alemi ve alemde bulunanların yaratılmasını imamlara bıraktı!!!) ele alarak inceleyip,kitabı Takıyye ve bazı feri meselelerle bitiriyor. Üstad Zencani "Evail-el-Makalat"kitabını ve müellifi Şeyh Müfidi tanıtırken ilmi hayatının genelde kendi mezhebinipropaganda ile, mezhebini müdafaa ve muhalifleriyle mücadele ederek geçirdiğinibeyan etmektedir. Ben de derim ki: Bu kitab ve hocası Sadukun risalesini şerh ederekkoyduğu haşiye ve takrirler buna şahittir. Kitabın onuncu sayfasında "Müminlerinemiri Ali ile harbedenler hakkındaki hüküm" başlığı altında şunları yazmıştır:"Imamiye Zeydiye (Halis Zeydiler bu itikadı benimsemezler. Carudi Zeydileri iseRafiziler gibidir.) ve Hariciler (Hariciler ve onların bir kolu olan Ibaziler Hz. Alidenayrıldıkları için bu ittifaka onlar da girmezler. M.N.) Şam ve Basra ahalisinden
  21. 21. www.islah.de22ahidlerini bozarak müminlerin emiri Ali ile harb edenlerin bu harpleri dolayısıylakafir ve sapık olduklarına, bu sebepten de ebediyen cehennemde kalacaklarındaittifak etmişler dir." Bu ittifak ayeti kerimenin hilafına, ak sine bir ittifaktır. Çünküayeti kerime "Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğinibağışlar" buyurmaktadır.Bilimsel Enstitünün "Tarif ve Tenkit" babında bana tanıtmam için -verdiği bu kitaptaKafi, Tehzip ve başkalarında bulunan müslümanların tekfiri, lanetlendikleri ve ebedicehennemde kalacakları gibi şeyleri mülahaza ettim. Bu kitabı tashih edenleri, takrizyazanları tenkit etmeyi ve onlara itirazı uygun görmüyorum. Çünkü onlar da zaten buasırda Şiilerin ileri gelen müctehidlerindendir. Bu kitapların okuyuculara kin,düşmanlık ve buğz aşıladığı şüphesizdir. Çünkü Asrı saadet ve ondan sonrakilerhakkında lisanları en kötü kelimeleri kullanmakta başta üç büyük halife ve bazıPeygamber zevceleri olmak üzere onlarla beraber olan muhacir ve ensara en çirkinsözlerle dil uzatmaktadırlar. Halbuki Kuran Allahın bunlardan razı olduğunu beyanetmektedir.Bu kitaplar hiç şüphesiz birer fitne kaynağıdır. Sahabeye hücum etmek isteyen onlaramüracaat ediyor ve her lanetçide bu kitaplardan kaynaklanıyor. Biz şimdi hastalığıngizlendiği yerlere işaret ediyoruz. Artık birliğe, uyuşmaya davet edenler bununçaresine baksınlar. Emeviler, Abbasiler devri geçmiş, Cemel, Nehrevan, Sıffindebulunanlar da artık ortada yoktur. Hesapları alemlerin Rabbına aittirSelefi salihinin tartışması, mücadelesi, kendi asırlarında zuhur eden İslami fırkalarlaidi. Kaderiyye, Hariciler. Cebriye, Cehmiye, Mürcie. Vaidiyye ve bunlara benzer diğerfırkalar hakkında makaleler yazmışlar, insanlar arasında bu makaleler yayılmıştır.Zamanımızda dinimiz hakkında şek ve şüphe uyandırıcı fikirler yayılmayabaşlamıştır. Bunların başında bazı devletlerin mal ve eleman ile yardım ettiğiHristiyan misyonerleri gelmektedir. Bunlar kendilerini feda ederek çalışmaktadırlar.Ayrıca dinsizliği ve fesadı yayanlar da eksik değildir. Bunların batıl propagandalarınacevap verecek ve gemlerim çekecek İslam davetçileri hani nerede? Bu ve buna benzervakıalara ulemanın dikkatlerini çekeriz Başarıya ulaştıran da yardım eden deAllahtır.Muhammed Behçet el-Baytar
  22. 22. www.islah.de23BU RİSALE VE DİĞERLERİNDE ZİKREDİLEN EHLİ SÜNNET VE ŞİİİNANCI ARASINDAKİ FARKLARIN ÖZETİKURAN-I KERİMEhli Sünnete Göre:Ehil Sünnet Kuranın sıhhatine, ziyade ve noksan olmadığına ittifak etmiştir. KuranArap dili kural ve usullerine uygun olarak anlaşılır. Ehli Sünnet Kuranın Allahınkelamı olduğuna, hadis ve mahluk olmadığına, içinde batıl bir şeyin bulunmadığınave müslümanların inanç ve muamelatta ilk kaynağının Kuran olduğuna inanırlar.Şiilere Göre:Bazılarına göre Kuran sıhhatli değildir Kuran Şii inançlarından herhangi biriyleçatıştığında mezheplerine uygun garip teviller yaparlar. Bu yüzden bunlara"Müteevvile" ismi verilmiştir. Daima Kuran toplanırken ortaya çıkan ihtilafa işaretetmeyi severler. Kendi imamlarının sözleri onlara göre güvenilen teşri kaynağıdır.HADİSEhli Sünnete Göre:Şeriatta ikinci kaynak ve Kuranı açıklayıcı mahiyettedir Peygamber (SAV)den sahiholarak gelen herhangi bir hadise muhalefet etmek caiz değildir. Hadislerin sahiholduğunu anlamak İslam Ümmeti alimlerinin Hadis Usulü hususunda ittifak ettiğikurallara dayanır.Bunun yolu da senedin tahkikidir. Kadın ve erkek ayırdedilmeksizin adil şahıslarınşehadetiyle güvenilir olup olmadıkları incelenir. Her hadis rivayet edenin belli birtarihi, rivayet ettiği hadislerin sahih olup olmadığı tespit edilmiştir. Yalancıdan,meçhul şahıslardan sadece akrabalık vasfıyla hadis kabul edilmez. Çünkü hadisrivayeti her türlü itibarın üzerinde büyük bir emanettir.Şiilere Göre:Resulullah (SAV)ın ehli beytine nisbet edilen ve siyasi savaşlarında Hz. Alininyanında bulunanların rivayet ettiği hadislerden başkasını kabul etmezler Hadislerinkabulünde sahih olup olmadığına, senedine ve ilmi metoda ehemmiyet vermezler.Çok defa meçhul şahıslardan rivayet ederler ve derler ki : Muhammed b. İsmailden .oda ashabımızdan birinden, o da bir adamdan rivayet etti ki şöyle dedi..." Kitaplarısıhhatinin ispatı mümkün olmayan on binlerce hadisle doludur. Ve bu hadislerüzerinde dinlerini bina etmişlerdir " Bu tutumlarıyla Sünnet-i Nebeviyenin dörtteüçünden fazlasını inkar etmişlerdir. Bu nokta Şiilerin diğer müslümanlardanayrıldığı en mühim noktadır
  23. 23. www.islah.de24SAHABEEhli Sünnete Göre:Ehli Sünnet sahabeye hürmet edilmesi ve onlardan razı olduklarına ittifaketmişlerdir. Çıkan anlaşmazlıklar samimi olarak yaptıkları ictihad kabilindendir. Ve oortam geçmiştir. Onların anlaşmazlıklarını ele alarak nesiller boyu kin beslemek caizdeğildir, Zira sahabileri Allahu Teala hayırla zikretmiş çok yerde methetmiş vebazılarını tahdit ederek beraatlarını beyan etmiştir. Bu sebepten de kimsenin onlarıitham etmesi helal olmaz ve bunda kimsenin de bir menfaati yoktur.Şiilere Göre:Resulullahtan sonra parmak sayısını aşmayacak kadar az bir topluluğun dışındabütün sahabenin kafir olduğuna inanırlar Hz Aliye çok özel bir makam verirler.Bazıları vasi, bazıları peygamber bazıları da ilah mertebesinde olduğuna inanırlarSonra da kalkar müslümanlar hakkında Hz. Ali hususunda inançlarına göre hükümverirler. Hz. Aliden önce halife seçilenler ya zalim veya kafirdir. Hz. Aliye fikrindemuhalefet eden zalim veya kafir veyahut da fasıktır. Hz. Alinin zurriyetindengelenlere muhalefet etmek de böyledir. Böylece tarihte nesiller boyu devam eden birdüşmanlık ve iftira kapısı açtılar Şiilik bu öğretilerle devam eden tarihi bir ekolhaline geldi.TEVHİD (ALLAHI BİRLEME) İNANCIEhli Sünnete Göre:Allahın bir olduğuna, ortağı, benzeri olmadığına ,kul ile Allah arasında vasıtabulunmadığına iman ederler. Sıfat hususundaki ayetlere tevil, inkar ve teşbihyapmaksızın inanırlar. Allah dini tebliğ için peygamberler göndermiştir. Onlar da dinitebliğ etmişler hiçbir şeyi gizlememişlerdir. Gaybı sadece Allahın bildiğine inanırlar.Şefaatin Allahın izni şartına bağlı olduğuna, duanın, adağın ve kurbanın sadece Allahiçin olacağına, Allah-dan başkasına caiz olmadığına inanırlar. Hayır ve şerrin Allahınmülkünde olduğuna, Allahtan başkasının diri olsun ölü olsun kainatta tasarruf veyetkisinin olmadığına, her kesin Allahın fadl ve rahmetine muhtaç olduğunainanırlar. Allahı bilmek ise akıldan önce Şeriat ve Allahın ayetleriyle olacağınainanırlar. Her zaman hakkı bulması mümkün olmayan aklıyla insan imanınıkuvvetlendirir.Şiilere Göre:Allahın birliğine iman ederler fakat bu inancı bazı şirke götüren tutumlarıylabulandırırlar Allahtan başkalarına, kullara dua eder onlardan isterler ve "Ya Ali, YaHüseyin, Ya Zeyneb" derler. Allahtan başkasına kurban keserler ve adak adarlarÖlülerden ihtiyaçlarının giderilmesini isterler Kendilerince malum duaları vardır. Budualarla ibadet ederler imamlarının masum olduğuna ve gaybı bildiklerine inanırlar,imamlarının kainatı idare ettiklerine inanırlar. Bu batıl inançlarını bina etmek için dekendilerine göre bir tasavvuf yolu icad ederler. Evliyanın, kutupların ve Ehli beytin(Allahın kudretinin dışında) hususi güç ve kuvvetlerinin olduğuna inanırlar. Dindeimtiyazlı bir tabaka olduğunu yayarlar ve bu imtiyazın veraset yoluyla oğullarına
  24. 24. www.islah.de25geçtiğini öğretirler. Allahı bilmenin akıl ile olduğuna Kuran ayetlerinin aklın tekidimahiyetinde olduğuna. Kuranın yeni şey getirmediğine inanırlar. Onlara göre Kuranaklın eriştiği marifeti kuvvetlendirir.RÛYETULLAH (ALLAHI GÖRMEK)Ehli Sünnete Göre:Ahirette görmek mümkündür. Zira Kuranda : "O günde bazı yüzler parlaktır (çünkü)Rablerine bakmaktadırlar" buyurulmaktadır. (Ayrıca bu hususta sarih hadislervardır).Şiilere Göre:Ne dünyada ne de ahırette görmek mümkün değildirGAYBEhli Sünnete Göre:Gaybı Allahtan başkası bilemez. Allah gaybı kendisine has kılmıştır Ancak başta Hz.Muhammed olmak üzere peygamberlerine gayba ait bazı şeyleri bildirir."Dilediğinden başka onun ilminden hiç bir şeyi kavrayamazlar."Şiilere Göre:Gaybı bilmenin sadece kendi imamlarının hakkı olduğuna inanırlar (Gaybtan habervermek Peygamberin hakkı değildir) Bu sebepden bazıları imamlarına ilahlık nisbetetmektedirler.RÂSULULLAHIN ÂLİ (EHLİ BEYTİ. TABİLERİ)Ehli Sünnete Göre:(En sahih kavle göre) İslam dini üzerine kendine tabi olanlardır. Bir rivayetteÜmmetin en muttaki olanlarıdır. Başka bir rivayete göre de Beni Haşim ve BeniAbdul-Muttalipten mümin olan akrabalarıdır.Şiilere Göre:Sadece damadı Alı ve onun bazı çocuklarıdır. Sonra onların oğulları, daha sonra datorunlarıdırŞERİAT VE HAKİKATEhli Sünnete Göre:
  25. 25. www.islah.de26Şeriat, hakikattir; hakikat, şeriattır. Resulullah ümmetinden hiçbir şeyigizlememiştir. Bütün hayırları göstermiş ve tüm serlerden sakındırmıştır. Cenabı Hak"Bugün size dininizi tamamladım." buyurmuştur. Dinin kaynakları Kuran veSünnettir. Tamamlayıcı başka bir şeye ihtiyaç yoktur. Amel, ibadet ve Allahakavuşmanın yolu vasıtasız olarak açıktır. Kulların hakikatini sadece Allah bilir.Peygamberden başka her şahsın sözü alınır veya reddedilir. Çünkü Peygambermasumdur.Şiilere Göre:Şeriat Peygamberin getirdiği ahkamdır. Ve sadece avam tabakası ile satıhcılarıilgilendirir. Halbuki Hakikat veya ilmi Hası Ehli Beytin imamlarından başkasıbilemez. Onlar Hakikat ilmini veraset yoluyla nesilden nesile elde ederler Ve onlarınnezdinde sır olarak kalır imamlar hatadan masumdurlar ve amellerinin hepsi dindir.Onların her tasarrufu caizdir. Allaha kavuşmak vasıtasız (imamlar olmaksızın)tamam olmaz. Bu yüzden kendilerine verdikleri isim ve lakaplarda ileri giderek"Veliyyullah. Babullah. Hüccetullah. Ayetullah EI-Masum vs." gibi isimler verirlerFIKIH (HUKUK)Ehli Sünnete Göre:Ehli Sünnet Kuran ahkamına bütün dikkatleriyle inceden inceye bağlıdırlar. Kuranahkamını Peygamberin sünneti açıklar. Resulullahın söz ve fiillerinden sonrasahabenin ve güvenilir (sika) tabiilerin sözleri de büyük ehemmiyet kesbeder. Çünkübu tabaka Resulullaha zaman bakımından insanların en yakınları ve ona enbağlılarıdır. Allah bu dini tamamladıktan sonra hiç kimsenin yeni ahkam getirmeyehakkı yoktur. Fakat tafsilatın anlaşılmasında ve yeni meselelerin çözümünde İslamalimleri Kuran ve Sünnetin ışığı altında gayret sarfederler. Yoksa kendiliklerindenyeni şeyler getiremezler. Mutlaka ayet veya hadise dayanması gerekir.Şiilere Göre:Hukukta kendi imamlarına nispet ettikleri kendi kaynaklarına dayanırlar Kuranayetlerini Ümmet-i Muhammedin galibiyetine muhalif olarak tevil ederler vehukukta bunlara dayanırlar. Müctehid ve masum imamlarının yeni hükümler ihdasetme hakkı olduğuna inanırlar Aşağıdaki hususlarda Şii imamları yeni ahkamgetirmişlerdir:1 - Ezan, namaz vakitleri, namazın heyet ve keyfiyeti.2 - Oruç vakitleri, orucu açma zamanı.3 - Hac ve ziyaret işleri.4 - Zekat meseleleri ve sarfolunacak yerler5 – MirasEhli sünnete muhalefet etmeye son derece dikkat ederler ve anlaşmazlık dairesinigenişletmeye özen gösterirler.
  26. 26. www.islah.de27VELA (BAĞLILIK)Ehli Sünnete Göre:Vela tam bağlılık demektir. Ehli Sünnet "Resule itaat eden Allaha itaat etmiştir"ayeti gereğince Resulullahtan başkasına vela göstermezler. Resulullahın dışındakalan her kese Şeriat kaidelerinin hükmüne göre bağlanırlar. Çünkü Allaha isyandakula itaat yoktur.Şiilere Göre:Velayı imanın rükünlerinden biri olarak kabul ederler Onlara göre vela : Oniki imamıtasdik etmektir. Ehli beyte bu anlayış içinde vela göstermeyen onlara göre imanvasfıyla vasıflanamaz Arkasında namaz kılınmaz. Farz zekattan kendisine verilmezAncak kafirlere de verilen adi sadakalardan verilebilirTAKIYYE: (İNSANIN KORKUDAN İNANDIĞININ AKSİNİ SÖYLEMESİVEYA ÖYLE GÖRÜNMESİ)Ehli Sünnete Göre:Ehli sünnete göre bir müslümanın diğer müslümanları sözüyle veya fiiliylekandırması, aldatması caiz değildir. Çünkü Resulullah "Aldatan bizden değildir"buyurmuştur. Takıyye din düşmanı kafirlerden başkasına yapılamaz caiz değildir. Buda sadece harp esnasında olur. Çünkü harp hiledir. Müslümanın hak hususundacesur ve doğru sözlü olması, riyakar, yalancı ve sahtekar olmaması tam tersine iyiliğiemredip kötülükten nehyetmesi gerekir.Şiilere Göre:Takıyye Şiilerin bütün fırkalarında mezheplerinin gereği olarak kabul edilen birfarzdır. Takıyye usulünü gizli ve açık olarak öğreniyorlar ve onunla amel ediyorlar.Özellikle de kötü şartlarda. Bu durumlarda kendilerine göre öldürülmeyi hak etmişkimseleri medih ve senada mübalağa ederler. Kendi mezheplerinden olmayana küfürhükmü tatbik ederler. Onlara göre gaye her türlü vasıtanın mubah olmasıdır Buinsanlar yalan, hile ve iki yüzlülüğün bütün üsluplarını mubah saymaktadırlar (Ehlisünnetin bazılarına göre imamın Kureyşten olması şart koşulur)İMAMET VE DEVLET REİSLİĞİEhli Sünnete Göre:Devleti müslümanların arasından seçilen halife idare eder. Ve halifede denklik(İmamlarından rivayet ederler ki şöyle demişlerdir : -Takıyye benim ve babalarımındinidir.- -Takıyyesi olmayanın dini yoktur.- Mutemet kitaplarından -İslam Kurtuluşve Seadetin Yolu- isimli kitabın 109 uncu sayfasında şunlar vardır -Mükellefinnefsinde yahut malında bir zarara girme ihtimali varsa veya umumi düzene bir halelgelecekse onun emri bilmarufu terketmesi vaciptir. Bu hüküm Şianın özelliklerindenbiridir ve Takıyye diye isimlendirilir.-), yani akıllı, bilgili, salih olarak bilinmesi, emin
  27. 27. www.islah.de28olması ve bu mesuliyeti yüklenecek güçte bulunması gerekir. Müslümanlardan onuhal ve akd ehli seçer. Adaletle hükmetmez ise veya kitap ve sünnet ahkamını çiğnerseonu azledebilirler. Bütün müslümanların ona itaati gerekir. İdare külfet vemesuliyettir, mükafat ve ganimet değildir.Şiilere Göre:İdare Hz Alı ve Hz Fatımanın çocuklarında veraset usulüyle devam eder. işte bu idaremeselesi yüzünden Şiiler hiçbir idareciye halisane bağlanmazlar Çünkü inançlarınagöre Patıma evladı olmayan idareci olama? Bu düşüncelerinin tarihtegerçekleşmemesi üzerine bu inançlarına Ricat nazariyesini eklediler. Ricatınmanası- Son imamları olun EI-Kaim ahir zaman yerden çıkarak bütün siyasihasımları secek ve Şiaya diğer fırkalar tarafından tarih boyunca gasbedilen haklarınıgeri verecek.
  28. 28. www.islah.de29SONUÇMaksadım Ezher ulemasının yazdığı nasihatları neşrederek Ezher Şeyhine İmamiyeCaferiye mezhebine yardım hususunda kendisini boşuna yormamasını Ehli Sünnet veCaferiler arasını bulmanın mümkün olmadığını anlatmak idi. Ezherden gönderilenheyetler Suriye ve Lübnandaki Şiilerin hala eski hallerinde devam ettikleri İslamdanve Araplardan tamamıyla uzak oldukları ve Müslümanlara uyum sağlamalarınınmümkün olmadığını bildirmişleridirAllah nasihat eden Muhammed Arafe, Taha Muhammed Sakit ve Abdullah es-Sübkiden razı olsun. Ayrıca bu konuda Riyadda Rayetül İslam dergisinde İbrahimel-Cebhan ve başkaları makaleler neşretmişlerdir.Arkadaşları tarafından Hadramevt Müftüsü ismi verilen Abdurrahman Ubeydullahes-Sekkafın şiir divanı bazı şirk ifade eden şeylere yer vermektedir. Sakkaf Yemenimamı Yahya Hamiduddıne bir kaside yazmış İmam Yahya da ona cevap vermiştir.Divanın 446 ıncı sayfasında şu beyitler vardı:Düşmanlarınıza açıktan küfrederiz Allahın laneti devamlı tekrar tekrar onlarınüzerine olsun.Siz mahşere Fatıma Betul ile gelirseniz hasımlarınızın hesabı nasıl olacaktır?İmam Yahya şöyle cevap verdi :Sünneti ğarranın izini takip etmek bu toprağa ayakbasan en hayırlı kimsenin sünnetini takip etmektirRafiziler hiçbir mezhep kabul etmezler aynı şekilde Cehm gibi Cebriyeci de değildir,olmamıştır.Beyitlerin sarihi demiştir ki: Rafiziler Zeyd b. Aliyi reddeden bir Şia taifesidir. OnuŞoyhaynden (Ebu Bekir ve Ömer) teberri etmediğinde terketmişlerdi. Cehm b.Safvan ise sırf Cebriyecilerin başıdır.imam Yahya Rafizilere Hz. Ebu Bekir ve Ömerden teberri hususunda rızagöstermemiş ve onlar hakkında Hz. Fatımaya zulm etmiştir de dememiştir.Fedekteki araziden miras verilmemesini zulm telakki etmemiştir, imam YahyaPeygamberlerin miras bırakmadığını kabul etmiştir. Amcası Abbas ve Peygamberzevceleri de miras talep etmemişlerdir. Muhammed Akıl kendisine Nasaihul KafiyeLimen Yetevella Muavıye kitabını hediye ettiğinde bu kitabın dağıtılmasınıyasaklamıştır Ve "Onlar geçmiş bir ümmettir. Kazandıkları kendilerine sizinkazandığınız da kendinize" demiştirimam Yahya idareyi ele almadan Yemende Buhari, Müslim gibi hadis kitaplarıyasaktı. Ve gizlice okunurdu. Çünkü oradaki Zeydiye Carudiyye fırkası bu hadiskitaplarını navasıp kitabı olarak telakki ediyorlar ve yasaklıyorlardı Bu yüzden gizliceokunurdu, imam Yahya idareyi ele alınca artık bu kitaplar açıktan okunur, alınır vesatılır oldu Bizzat kendisi satın alır ve camilere dağıtırdı Sanadaki EI-HızanetulMutevekkıliyye kitaplarının fihristini inceleyen imam Yahyanın buraya vakfettiği ehliSünnet hadis kitaplarını görecektir. Bazı Yemen alimleri şöyle demiştir: Emeviler deAbbasiler de öldü. Niçin o günün anlaşmazlıklarını bugüne getirip yeniliyorlar. Bumünasebetle aklıma gelenler bunlar Ve sallallahu ala seyyidine Muhammedin ve âlihive sahbihi ve sellem (Bu açıklamanın faydası Yemen imamlarının Zeydiyedenolduğunu beyan etmektir.)14 Receb 1380Muhammed Nasıf

×