Haftalik dusunce ozgurlugu bulteni 13.08.23_34

190 views

Published on

Gezi Parkı olayları sırasında yaşanan orantısız polis şiddeti duruldu derken, bu kez piyango Adalet Yürüyüşçüleri’ne vurdu. Antalya’dan, Ali İsmail Korkmaz’ın öldürüldüğü Eskişehir’e, oradan da Ethem Sarısülük’ün öldürüldüğü Ankara’ya uğrayıp, 1200 kilometre yol kateden Adalet Yürüyüşçüleri, kendilerine Beşiktaş’ta eşlik etmeye başlayan milletvekilleri ile birlikte Gezi Parkı’na giremeden polis tarafından durduruldu. Yolu trafiğe kapamadan parka girip oturma eylemi yapan göstericiler, biber gazıyla müdahale eden çevik kuvvet, basın açıklaması yapılmasını da engelledi.

Hrant Dink Vakfı’nın yayımladığı ‘Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcı Dil Araştırması’nda ortaya konulan sonuçlar üzerinde hayli konuşulacağa benziyor. Ocak-Nisan 2013 arasında yerel ve ulusal basının takibiyle elde edilen raporda, en çok nefret söyleminin köşe yazarları tarafından üretildiği belirlendi.

0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
190
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
2
Actions
Shares
0
Downloads
1
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Haftalik dusunce ozgurlugu bulteni 13.08.23_34

  1. 1. Düşün, düşün… Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni(Sayı 34/13, 23 Ağustos 2013) Geçtiğimiz hafta neler oldu? (17-23 Ağustos 2013) Gezi Parkı olayları sırasında yaşanan orantısız polis şiddeti duruldu derken, bu kez piyango Adalet Yürüyüşçüleri’ne vurdu. Antalya’dan, Ali İsmail Korkmaz’ın öldürüldüğü Eskişehir’e, oradan da Ethem Sarısülük’ün öldürüldüğü Ankara’ya uğrayıp, 1200 kilometre yol kateden Adalet Yürüyüşçüleri, kendilerine Beşiktaş’ta eşlik etmeye başlayan milletvekilleri ile birlikte Gezi Parkı’na giremeden polis tarafından durduruldu. Yolu trafiğe kapamadan parka girip oturma eylemi yapan göstericiler, biber gazıyla müdahale eden çevik kuvvet, basın açıklaması yapılmasını da engelledi. Hrant Dink Vakfı’nın yayımladığı ‘Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcı Dil Araştırması’nda ortaya konulan sonuçlar üzerinde hayli konuşulacağa benziyor. Ocak-Nisan 2013 arasında yerel ve ulusal basının takibiyle elde edilen raporda, en çok nefret söyleminin köşe yazarları tarafından üretildiği belirlendi. Bu haberlerin ayrıntılarını ve diğer gelişmeleri haberlerimizde bulacaksınız. Türkiye’de kişisel verilerin gizliliği tamamen ortadan kalktı Vatandaşlara ait bütün tapu kayıtlarının Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) "online" olarak açıldığı haberi, Çevre Bakanı Bayraktar tarafından doğrulandı. BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, birçok bakanlığın yanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na da “MİT’e veri tabanlarına izinsiz olarak online giriş izni veren bir protokol imzalayıp imzalamadıklarını” sordu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, önergeye yanıt olarak şunları söyledi: “Tapu kaydı ve kadastro bilgilerinin paylaşılması için, talep eden kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerle protokoller imzalanmaktadır. MİT Müsteşarlığı ile bağlı kuruluşumuz Tapu ve
  2. 2. Kadastro Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol sadece vermek zorunda olduğumuz bilgilerin online olarak paylaşılması amacına yöneliktir.” Tapu Kadastro’nun yanında pek çok kurumla MİT arasında yapılan protokollerle, Türkiye’de kişisel verilerin gizliliği tamamen ortadan kalkmış oldu. MİT artık Türkiye’de yaşayan herkesin hastalık bilgilerini, reçeteyle hangi ilaçları aldığını, kredi kartı harcama dökümlerini, okuduğu kitap ve gazeteler ile harcama bilgilerini öğrenebiliyor. Ayrıca kişilerin kaldıkları oteller, kiminle kaldıkları, seyahat bilgilerinin tamamı da MİT’in eline online olarak geçiyor. Anayasa’da 2010 yılı değişiklikleriyle birlikte; kişisel verilerin toplanması, düzenlenmesi ve işlenmesine ilişkin hususlar, kanunun öngördüğü hallerle sınırlı tutuldu. Madde 20 uyarınca kanunun mutlak surette açık yetki vermesi şartına bağlı hale getirildi. Bu durumda, yasa ile açık biçimde yetki tanınmayan bir kurumun kişisel verileri (f)işlemesi Anayasa’ya aykırıdır. Tüzük, yönetmelik, genelge... vb. gibi düzenlemelerle anayasal bir hakkın çiğnenmesi söz konusu olamaz. Sonuç olarak, sözü edilen protokoller, TCK madde 135 ve 136’da düzenlenen “kişisel verilerin kaydedilmesi” ile “verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi” hükümleri gereğince suç unsuru oluşturmaktadır. Düşünce Suçu(!?)’na Karşı Girişim Suç duyurusu bu kez Fazıl Say'dan Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Twitter'da yayınlanan mesajları nedeniyle 1.5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın duruşmasında, kendisine hakaret eden şikâyetçi Ali Emre Bukağılı hakkında suç duyurusunda bulundu. Ali Emre Bukağılı, Fazıl Say’ın otizm hastası olup olmadığının mahkemece araştırılmasını talep etmiş, mahkeme ise bu talebi reddetmişti. Say’ın avukatlarınca savcılığa sunulan suç duyurusu dilekçesinde, Say’ın otizm hastası olmadığı ifade edildi ve, şu ifadeler yer aldı: “Şüphesiz ki otizm bir hastalıktır. Elbette bir kişinin otizm hastası olması hakarete konu olabilecek bir durum değildir. Ancak TCK’nın 125. maddesinde de belirtildiği gibi kişinin bedeni arızasını ifade etmekle veya kişiye bir hastalık izafe etmekle de hakaret suçu işlenmiş olur. Şüpheli Bukağılı,
  3. 3. kasıtlı olarak, Say’ın tüm toplum önünde şeref ve haysiyetini sarsmak için bu sözleri sarf etmiştir.” Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafları ifadeye çağırdı. Dekan Devran için 3. soru önergesi verildi CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya yazılı olarak yanıtlaması için, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Devran hakkında soru önergesi verdi. Dekan Devran, 4-5 Haziran’da KESK’in Gezi Parkı eylemleri üzerine çağrı yaptığı iki günlük iş bırakma eylemine katıldıkları gerekçesiyle, 11 araştırma görevlisi hakkında soruşturma açmıştı. Rektörlüğün başlattığı soruşturma, sendika üyesi araştırma görevlilerinin sınav oturumlarına gelmemeleri ve bu sebeple sınavlarda önemli aksamalar yaşandığı iddiası ile gerekçelendirmişti. Dekan Prof. Dr. Yusuf Devran’ın göreve başlamasından bu yana Eğitim Sen üyesi araştırma görevlilerinin çoğu hakkında soruşturma açıldı. Araştırma görevlilerinin iş bırakma eylemi nedeniyle sınavlarında aksaklık yaşadığına dair belge bulunup bulunmadığı, Yusuf Devran dekanlığı döneminde Eğitim Sen’lilere yönelik kaç soruşturma açıldığı, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlilerine yönelik tez ve kütüphane izinlerinin hangi tarihte, ne gerekçeyle kaldırıldığı önergede sorulan sorular arasında. BDP: “Roj TV ve diğer kanalların kapatılması Avrupa açısından utanç abidesi” Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), ROJ TV, Nuçe TV ve MMC'nin yayınını durdurmak zorunda kalmasıyla ilgili “Ekranların kararmasına neden olan bu tablo her şeyden önce kendisini demokrasinin beşiği olarak gören Avrupa açısından bir utanç abidesidir ve öyle kalmaya da
  4. 4. devam edecektir" dedi. BDP açıklamasında üç kanal hakkında yayın lisansının iptali ve beşer milyon Danimarka kronu para cezası veren Danimarka yargısının demokrasi ve hukuk tarihine "kara bir leke" olarak geçtiğini söyledi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Halkların haber alma özgürlüğü için en zor şartlar altında sürgünde özgür yayıncılık mücadelesi yürüten ROJ TV, Nuçe TV ve MMC televizyonları başta Kürt halkı olmak üzere, tüm Ortadoğu halklarının sürgündeki sesi ve soluğuydu, aynı zamanda halklarımızın moral ve mücadele kaynağıydı. Ancak uluslararası odaklar, halkların bu özgür sesine tahammül edemedi.” Tencere tava protestolarına ilk dava açıldı Beşiktaş’ta Hilal K. isimli ev kadını Gezi Parkı eylemleri sırasında aynı apartmanda oturduğu komşularından, balkonda tencere-tava çalarak gürültü yaptıkları gerekçesiyle şikayetçi oldu. Savcılık da tencere-tava çalan anne ve iki çocuğu hakkında ‘kişilerin huzur ve sükununu bozmak’ suçundan 3 aydan bir yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Yaşanan olayları anlatan Hilal K. “Bir ay boyunca tencere-tava çaldılar. Bunu 10 daire yaptı, benim psikolojimi bozdu” dedi.
  5. 5. KESK eylemine polis müdahalesi Hükümet ile memurlar arasında imzalanan toplu sözleşmeyi protesto eden KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) üyeleri, Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde eylem yaptı. Polis, yürüyüşe geçen eylemcilere biber gazı ve tazyikli su sıktı. İki kişi hastaneye kaldırıldı. Önce basın açıklaması yapan KESK’liler sonra oturma eylemine geçti. Ardından Güvenpark’a yürüyen kamu emekçilerinin önü yaklaşık 300 metre sonra polis tarafından kesildi. Polis barikatı aşmaya çalışan eylemcilere tazyikli su ve biber gazı sıktı. Olayda yaralanan iki gösterici ambulansla hastaneye kaldırıldı. Mısır’da İHA bürosuna baskın Mısır’da güvenlik güçleri İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) Kahire bürosunu basarak büro şefi Tahir Osman Hamde’yi gözaltına aldı. İHA’nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre, büroda bulunan canlı yayın ekipmanlarına da polis el koydu. Hamde’nin gözaltına alındıktan sonra nereye götürüldüğü bilinmiyor. TRT muhabiri Metin Tufan da cumartesi günü El Fetih Camii’nde gözaltına alınmıştı. Metin Tufan’ın gözaltı süresi belgelerin eksik olması gerekçe gösterilerek iki hafta daha uzatılmıştı.
  6. 6. Eskişehir Valisi 'ak' dedikçe kameralar 'kara' diyor! Üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın polis ve bazı sivil kişiler tarafından dövülerek öldürülmesi soruşturması Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’nın her açıklamasını yalanladı! Vali Güngör Azim Tuna, Korkmaz’ın hayatını kaybetmesinden sonra, 11 Temmuz’da çıktığı CNNTürk’teki canlı yayında, polisin dayağa karışmadığını savunarak, “Kendi arkadaşlarına bile zarar verip ‘polis yaptı’ süsüne büründürmeye çalışıyorlar” dedi. Radikal Gazetesi, gaz maskeli ve coplu polislerle sopalı bir sivilin bir genci dövdüğünü gösteren kayıtları ortaya çıkarınca Vali Tuna görüşünü değiştirdi. 13 Temmuz’da Radikal’e yaptığı özel açıklamada, “Kendi arkadaşları dövmüş olabilir” ifadelerinin yanlış anlaşıldığını, Eskişehir’i değil, İstanbul’daki olayları kastettiğini söyledi. Vali Tuna, “Polis karışmadı diye düşünüyoruz ama münferit bir şey olduysa, bilemediğimiz, görüntüler izlendikten sonra ortaya çıkar. Polislerin böyle bir şey yapması söz konusu olamaz. Öyle bir görüntü ortaya çıkarsa, gereği yerine getirilir” dedi. 1200 kilometrelik Adalet Yürüyüşü’ne, çevik kuvvet müdahalesi Gezi Parkı olaylarında yaşamını yitiren ve yaralananların suçlularının yargılanmaları için Antalya'dan 18 Temmuz Perşembe gecesi 'Adalet Yürüyüşü' başlatan gruba polis Gümüşsuyu'nda müdahale etti. Antalya’dan yola çıkıp, Eskişehir ve Ankara’ya uğrayarak, 32 gün boyunca 1200 kilometre yürüyen 13 protestocu, Gezi Parkı’na ulaşamadı. Eylemcilerin İstanbul’daki yürüyüşüne İnönü Stadı önünde BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ile Yazar İhsan
  7. 7. Eliaçık da katıldı. Saat 21.00 sıralarında Çevik Kuvvet polisleri grubun önünü Gümüşsuyu Caddesi üzerinde keserek dağılmaları konusunda ikazda bulundu. Protestocular olay yerinden uzaklaşmayı reddedince, polis tarafından yerde sürüklendi. Gözaltı olmayan gecede, çok sayıda kişi biber gazından etkilendi. Kürkçü, polisin çok yakından gazla saldırdığını ve vücudunda yaralar oluştuğunu söyledi. Adalet yürüyüşçüleri polisin bu müdahalesi nedeniyle basın açıklaması yapamadı. Ertuğrul Kürkçü: Bu izleri takip edeceğimden emin olsun BDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Adalet Yürüyüşçülerine yönelik, kendisinin de yaralandığı polis saldırısı ile ilgili İçişleri Bakanı Muammer Güler’e soru önergesi verdi. Kürkçü, Twitter hesabından fotoğrafını paylaşarak, "Vali Mutlu’nun üzerimdeki izleri. Bu izleri takip edeceğimden emin olsun” demişti. Milletvekili Kürkçü saldırı ile ilgili İçişleri Bakanı Güler’e şu soruları da iletti: -- İstanbul Gezi Parkı’nda basın açıklaması yapılması hangi yasaya dayanılarak yasaklanmıştır? İstanbul ve diğer illerde basın açıklaması yapmanın yasak olduğu başka mahaller de var mıdır? Varsa isimleri nelerdir? -- Gençlerin ifade hakkını engelleyen, onların hareket özgürlüğünü kısıtlayan ve hiçbir direniş göstermedikleri halde onlara karşı orantısız güç kullanan güvenlik güçleri hakkında bakanlığınız bir yasal/idari soruşturma başlatmış mıdır? Başlatmışsa bu soruşturmanın içeriği nedir? Nefret söylemini en çok köşe yazarları üretiyor Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcı Dil Ocak-Nisan 2013 Raporu yayımlandı. Rapora göre yine
  8. 8. en çok nefret söylemi köşe yazılarında üretildi. Raporda BDP ve HDK'nin Karadeniz turunun medyaya yansımasına da yer verildi. * Nefret söylemi üreten haber sayısı artış gösterirken, hedef alınan grup sayısında bir azalma gözlemlendi. Hedef alınan 17 farklı grubun bazıları, sadece tek bir yazıyla nefret söyleminin hedefi oldu. Hakkında birden fazla içerikte nefret söylemi üretilen grup sayısı 12. * Nefret söylemine en fazla rastlanan ulusal gazeteler: Milli Gazete (21 yayın, %20.19), Ortadoğu (19 yayın, %18.26), Yeni Akit (13 yayın, %12.5), Yeni Mesaj (11 yayın, %10.57), Yeni Çağ (11 yayın, %10.57) ve Anayurt (5 yayın, %4.8). * Bu dönemde de en fazla Ermeniler ve ardından, sırasıyla Yahudiler ve Hıristiyanlar hakkında nefret söylemi üretildi. İçeriklerde asli ya da ikincil unsur olarak en sık hedef gösterilen diğer iki grup ise, Rumlar ve Kürtler oldu. Raporun tamamı için: http://www.hrantdink.org/?Detail=732&Lang= TRT, ‘Leyla ile Mecnun’ dizisini yayından kaldırdı TRT'den gelen açıklamayla yayından kaldırıldığı duyurulan ‘Leyla ile Mecnun’ dizisinin hayranları TRT yönetimine tepkili. Eflatun Film'in Twitter hesabından; "Yapımcılığını üstlendiğimiz Leyla ile Mecnun adlı dizinin yayından kaldırıldığı TRT yönetimi tarafından şirketimize bildirilmiştir. Emeği geçen herkese; özellikle de seyircilerimize herşey için çok teşekkür ederiz" diyerek duyurduğu gelişme özellikle sosyal medyada dizinin hayranları tarafından yoğun tepki aldı. ***************************************************************************** Web sitemizden ifade özgürlüğü ile ilgili haberlerin detaylarına ve haftalık bültenlere ulaşabilirsiniz: http://www.antenna-tr.org/sites.aspx?SiteID=21

×