Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

Geleceğin Kentleri: İnsan Odaklı ve Tematik

402 views

Published on

Hepimiz yaşadığımız şehirlerin geleceği hakkında endişelenirken, yaşam alanlarımızın insan ve doğa odaklı tasarlanması için, onlarca heyecan dolu ve yaratıcı genç, Kadıköy’ün Yeldeğirmeni Mahallesi’ndeki TAK Tasarım Atölyesi Kadıköy’de bir araya geliyor. Kadıköy’ün sorunlarını Kadıköylüler ile çözmek üzere yola koyulan TAK’ın (Tasarım Araştırma Katılım) kurucularından Faruk Göksu ve Sıla Akalp ile tasarımın gücünü ve kentlerin geleceğini konuştuk.

Published in: Design
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

Geleceğin Kentleri: İnsan Odaklı ve Tematik

  1. 1. - GÖKSEL GÜRSEL Hepimiz yaşadığımız şehirlerin geleceği hakkında endişelenirken, yaşam alanlarımızın insan ve doğa odaklı tasarlanması için, onlarca heyecan dolu ve yaratıcı genç, Kadıköy’ün Yeldeğirmeni Mahallesi’ndeki TAK Tasarım Atölyesi Kadıköy’de bir araya geliyor. Kadıköy’ün sorunlarını Kadıköylüler ile çözmek üzere yola koyulan TAK’ın (Tasarım Araştırma Katılım) kurucularından Faruk Göksu ve Sıla Akalp ile tasarımın gücünü ve kentlerin geleceğini konuştuk. 64 OPTİMİSTEKİM 2014 TASARIM ODAKLI DÜŞÜNME GELECEĞINKENTLERI: İNSANODAKLIVETEMATIK
  2. 2. OPTİMİSTEKİM 2014 FOTOĞRAF:ALTUĞTEZEL Sizleri tanıyalım… Faruk Göksu (F.G): Şehir plancısıyım. Planlama sektörün- de 30 yıllık deneyimim var. Sekiz yılımı da kooperatif sektö- ründe geçirdim. Türkiye’nin ilk yeni yerleşim projesi olan Ba- tıkent Projesi’nde plancı olarak çalıştım. Kamu ve özel sektör işbirliğiyle gerçekleştirilen Portakal Çiçeği Vadisi Kentsel Dönüşüm Projesi’nin genel müdürlüğünü üstlendim. Bir sü- re Doğuş Grubu’nda çalıştıktan sonra 2005 yılında Kentsel Strateji adındaki şirketimi kurdum. Şirketimizin üç te- mel odağı var: Kentlerin geleceğine ilişkin viz- yon planlarını, yol haritalarını hazırladığımız kentsel vizyon, özellikle büyük dönüşüm projelerinde tarafları aynı masa etrafında topladığımız ve süreci yönettiğimiz uz- laşma yönetimi ve özellikle son beş yıldır yoğunlaştığımız stratejik tasarım. Özellikle yeni dönüşüm projelerinde önemli olduğu- nu düşündüğümüz üç temel şeye önem veri- yoruz: Birincisi şehirler bir vizyon çerçevesinde yeniden yapılandırılmalı, ikincisi bu süreçte tasarı- mın, kimliğin ve estetiğin dikkate alındığı çalışma- lar yapılmalı ve üçüncüsü bu çalışmalar kamu, sivil toplum, özel sektör işbirliğiyle yapılmalı. Sıla Akalp (S.A): Ben de şehir plancısıyım, ODTÜ mezunuyum. Birçok projede çalışma imkânı buldum. Ardından Erasmus progra- mıyla Belçika’ya gittim ve orada şehircilik ve stratejik planlama okudum. Belçika dö- nüşünde Faruk Bey ile tanıştım ve Kentsel Strateji şirketinin ortağı olarak kendisiyle çalışmaya başladım. TAK Tasarım Atölyesi Kadıköy fikri nasıl gelişti? F.G: Bahsettiğim çalışmaların tümü ticari yapılar aslında. Bir de gönüllü yapımız var. Süreç içeri- sinde eğitimin önemiyle birlikte söylemlerden öte görünür projelerin ortaya konması gerektiği- ni fark ettik. Böylelikle “Destek” adını verdiğimiz, yerel girişimleri desteklemeyi amaçladığımız gö- nüllü yapımızı oluşturduk. Bu gönüllü yapı bizi TAK sürecine kadar götürdü. S.A: Çok hızlı bir kentsel dönüşüm süreci içerisindeyiz. Genç tasarımcılar, plancılar ve fikir üretenler olarak “Biz neler ya- pabiliriz” sorusunu gündeme getirdiğimizde Destek Platfor- mu fikri ortaya çıktı. Destek’in açılımı: Demokrasi, Ekonomi, Strateji, Toplum, Eşitlik ve Katılım. Bu altı temel ilkeyi motto edinerek çeşitli kentsel dönüşüm modelleri üzerine fikir üre- tiyoruz. Aslında bugüne kadar yapılan planlama sürecindeki akışı tersine çevirerek ilerliyoruz. Yukarıdan aşağıya bölgeler, kentler, apartmanlar değil de aşağıdan yukarıya öncelikle ta- sarımcıların fikirlerinden yola çıkarak ada bazında tasarımlar, mahalleler ve kentler sürecini işlediğimiz bir yöntemle ilerli- yoruz. F.G: Destek Platformu bizlere tasarımın gücünü, tasarımcı- larla yapılan kentsel dönüşümü test etme imkânı verdi. İlk program çağrımıza yerli ve yabancı 60 tasarımcı yanıt verdi. Mahalle programında bu sayı 250’ye çıktı. Gördük ki çoğun- luğu genç tasarımcılar bu konuya fazlaca ilgi duyuyor, kenti, dokuyu ve belediyeyle birlikte yürütülen dönüşüm süreçleri- ni tanıyorlar. Bu program fikrini daha da geliştirerek ufak bir atölyeye dönüştürmek istedik ve “Stüdyo33” adında bir eğitim programını hayata geçirdik. Bu programda gençlerin klasik düşünme yapılarını genişletmeye, işsiz gençlere iş yaratmaya odaklandık. Oldukça faydalı sonuçlar yakaladık. Bu atölyeden çıkan ar- kadaşlarımızın bir kısmını işe aldık. Arkadaşlarımız ÇEKÜL ve Kentsel Vizyon’da çalışmalarını sürdürü- yor. Bütün bu adımlar en sonunda bizleri yaptı- ğımız çalışmaları genişleterek sürdürebilece- ğimiz bir alan, bir atölye kurma aşamasına getirdi. Bu çağrımıza da Kadıköy Beledi- yesi yanıt verdi. Şimdiki yerimiz olan eski Özen Sineması’nı gördük ve çok heyecan- landık. Belediyenin restorasyonuyla TAK’ı kurduk ve şimdiki haline getirdik. TAK’ın açılımı olan Tasarım, Araştırma ve Katılım yo- luyla, gönüllü tasarımcılarla Kadıköylüleri bir araya getirerek, Kadıköy’ün sorunlarını Kadıköylüler ile çözmek üzere yola koyulduk. TAK’ta ne tür etkinlikler düzenleniyor? S.A: TAK’ın açılımındaki üç kavram bütün kentlerin olmazsa olmaz üç temel konusunu simgeliyor. Tasa- rımı iyileştirmek, yaşam kalitesini iyileştirmekle ilgili. Araştırmalar ve bunların sonuçlarıysa üniversitelerden kente inmekte zorlanıyorlar. Amacımız araştırma sonuçlarından yola çıka- rak somut şeyler ortaya çıkarabilmek. Katılım ise çağımızın olmazsa olmaz konularından bir tanesi. Özellikle mahalle ölçeğindeki katılım- la bütünlük sağlarken, çocukların da yaşadıkları çevreyi tanımalarını sağlamak amacıyla etkinlikler düzenliyoruz. TAK üç ortaklı bir yapıya sahip: Özel sektör or- tağı Kentsel Strateji, kamu ortağı Kadıköy Belediyesi ve sivil toplum ortağı ÇEKÜL Vakfı. Bu üçlü yapının desteğiyle ta- sarım, araştırma ve katılım ana başlıklarının altında 12 adet etkinlik geliştirdik. Bu etkinliklerle kentteki yaşam kalitesini artırmaya yönelik somut fikirlerin geliştirilmesini amaçlıyo- ruz. Birkaç örnek vermem gerekirse: Tasarım başlığı altında “Kıyı Köşe” programımızla ufak alanlarda hızlı müdahale- lerle yaşamsal alanlar tasarlıyoruz. Araştırma başlığı altında 65
  3. 3. OPTİMİSTEKİM 2014 “Bellek” programımızla kentteki yitip giden değer- leri tekrar yaşanabilir kılmaya çalışıyoruz. Katılım başlığı altında da “KesTAK” programı aracılığıyla çocuklarla birlikte mahalle maketleri yapıyor, ya- şadıkları ortamı başka bir bakış açısından görme- lerini sağlıyoruz. TAK’taki tüm bu süreç üç taraflı bir ortaklık modeline doğru ilerliyor ve karar alıcı bir meclis mekanizması ortaya çıkıyor. Bir kısmı genç tasa- rımcılardan ve Kadıköylülerden, diğer kısmı da kamu, sivil ve özel sektörden oluşan bir meclis, bir katılım modeli oluşturmaya çalışıyoruz. Bu meclis yakın gelecekte TAK’ın tüm prog- ramlarına ve program içeriklerine karar ve- rebilecek. Tasarım odaklı düşünme sizin için neyi ifade ediyor? S.A: Tasarım odaklı düşünme (Design Thin- king), farklı yaklaşımları ve yöntemleri olan aslında temelde bir sorunu çözmede tasarım yaklaşımını kullanmayı ifade ediyor. Bugüne kadar yaptığımız ticari ve gönüllü tüm çalışmalardan edindiğimiz deneyimler ve bugün var olan kentsel dönüşüm sü- reçleri bizleri “Tasarım odaklı düşünmeyi kentsel dö- nüşüm ölçeğinde uygulayabilir miyiz” sorusuna yöneltti. Ağır ve hızlı bu dönüşüm sürecinde insanların yaşam alış- kanlıkları, istek ve beklentileri, kentin iklimsel özellikleri, kentin yerel karakteristikleri dikkate alınmıyor. Benim için bu tanım kent ölçeğinde, insanı ve doğayı merkezine alan bir tasarım sürecini ifade ediyor. F.G: Bu kavramlar aslında Batı’nın yıllardır kullandığı, farklı ölçeklerde denediği yaklaşımlar. Bu tip kavramları yalnızca tanım olarak alıp getirebiliyoruz. Çünkü baktı- ğınızda bizim yerelimizdeki sorunlar, Batı’dakilerden çok farklı. Tasarım odaklı düşünme sürecini kentsel bazda ele aldığımızda TAK’ta en çok tutan projenin “Kıyı Köşe” ol- duğunu söyleyebilirim. Ortak katılımla ve insan odaklı bir yaklaşımla kentteki kıyı köşeler yaşanabilir yerler haline getiriliyor. Biz bu yaklaşımın Anadolu’ya yayılması için de çaba gösteriyoruz. İnsanların kentsel dönüşüm projele- rine katılımı bizde sıklıkla rant odaklı olmuş: Yıkalım, yapalım şeklinde. İnsanların uzun yıllar yaşadıkları alanlar yıkılıp yerine yenileri yapılırken şu hiç so- rulmuyor: Benim yaşam alışkanlıklarım değişe- cek mi ya da dikkate alınıyor mu? Ben bu süreçte etkili bir öğe olacak mıyım? Yürüme yollarının azalışı, mahalle ölçeğinde insanların dinlendiği, bir araya geldiği yeşil alanların yok oluşuyla bir- likte mahalleden gidenler oluyor. Mahalle zengin- leşirken, ayak uyduramayanlar uzaklaşıyor ve yeni gelenler oluyor. Sosyal Yenilik Tasarımı dediğimiz bu anlayışın negatif etkilerinin en yoğun görüldüğü yerlere örnek olarak Fikirtepe’yi verebiliriz. Aynı mahallenin defa- larca yıkılıp yapılması sadece Türkiye’de görü- lüyor. Tasarımı sadece mimari olarak algılamak yerine bir yaşam tasarımı olarak algılamaya adım atmamız gerekiyor. Gecekondularda, kooperatiflerde, apart- manlarda, TOKİ’nin yaptığı çalışmalarda bu tarz bir tasarım yaklaşımı hiç gündemde olmadı. Hepsini yan yana yazıp mat- risini alsak emin olun en olumlusunun gecekondular olduğu- nu görürsünüz. Ne zaman plancılar gecekonduları dönüşüm projelerine dahil edip ıslah planlarını çıkardılar, o zaman on- lar da mahvoldu. Gecekondular topoğrafyaya uygun, doğayla “Türkiye’nin en büyük hatalarından bir tanesi kentlerin yarısını kaplayan gecekondu alanlarının apartmanlaşmasıydı. Böylelikle kentler göç almaya başladı. Şimdi de zamanında yaptığımız bu hatalı yapıları yıkıp tekrar tekrar yapmaya çalışıyoruz” 66 TASARIM ODAKLI DÜŞÜNME
  4. 4. OPTİMİSTEKİM 2014 bütünleşik, sürdürülebilir yapılardı. Türkiye’nin en büyük hatalarından bir tanesi kentlerin yarısını kaplayan gece- kondu alanlarının apartmanlaşmasıydı. Böylelikle kentler göç almaya başladı. Şimdi de zamanında yaptığımız bu ha- talı yapıları yıkıp tekrar tekrar yapmaya çalışıyoruz. Bir tasarım atölyesinin yerel yönetim için önemi nedir? S.A: Elbette yerel yönetimlerin bu tarz çalışma- larla uğraşan ve belediyenin projelerini sürdü- ren ekipleri mevcut. Ancak böyle bir atölyeyle gençlerin katılımı düşünüldüğünde daha yara- tıcı ve yenilikçi fikirlerin ortaya çıktığını görüyo- ruz. F.G: Bu tarz yapılar doğrudan belediyenin birimi değil. Burada var olan yapıdan farklı olarak so- runları bizzat insanlar belirliyor. Zaten TAK’ın bütün Kadıköy’e yetişmesi de mümkün değil. Burası yabancıların “hub” dediği, farklı disip- linlerden insanların ortak çalıştığı ve bir araya geldiği bir yer. Burası gençlerin özgürce bir şey- ler üretebildikleri, hatta kendilerine işler yaratabile- cekleri bir yer. Gençler de burada ortaya çıkardıkları proje- lerin devamında süreçten çok şey öğreniyorlar. Projelerini belediyeye sunabiliyorlar. Sunum aşamasına geçmeden önce, stratejik planlamayı ve insan odaklı düşünmeyi dene- yimliyorlar. Yenilikçi şeyler ortaya çıkarmaya çalışıyorlar ki belediye ortaya çıkandan etkilensin, projeyi satın alsın, genç tasarımcıya da destek olabilsin. Özel sektörün de bu- radan bu şekilde faydalanmasını istiyoruz. TAK’ta tasarlan- mış 400 kadar proje var. Kadıköy’deki özel sektör de gelip buradan proje alabilmeli. Kentsel dönüşüm şirketleri gelip burada projesini hazırlatabilmeli. Yerel yönetimler bir kenti planlarken şimdiden farklı olarak neye önem vermeli ya da nereden başlamalı? F.G: 2000 yılından beri Anadolu’yu gözlemleme imkânı buluyorum. Aslında yerel yönetimler Anadolu coğrafyasının farklılıklarını biliyorlar. Her kentin, bölgenin farklı bir zenginliği var. Yerel yönetimler bu farklılıklarını ön plana çıka- rabilecek çalışmalar yapabilirler, buna odaklan- maları gerekiyor. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in yakaladığı “Slow City” (Yavaş Şehir) tema- sı bunun en güzel örneklerinden biri. Mardin’de, Şanlıurfa’da da müthiş örnekler var. Bunlar anla- tılmıyor. Örneğin yine kültürel mirası korumay- la ilgili başarılı olan Gaziantep ve Hatay modeli var. Kişiler ve kurumlar üretiyor, üzerinde çalışı- yor ama bunu bir model olarak yazmaya, tartışma- ya açmaya vakit bulamıyor. Yerel yönetimler bu farklılıklarını birer model olarak sunmayı da gündemlerine almalılar. Örneğin Kadıköy Be- lediyesi tasarımı gündemine aldı. Başka bir belediye bilim ve teknolojiyi ön plana çıkara- bilir. Bununla ilgili dünyada tematik kentler ortaya çıkmaya başladı. Kentlerin kimliklerini seçer gibi gelecek temalarını da seçmeleri ve özlerindeki farklılıklarını gözle görülebilir hale getirmeleri gerekiyor. Bir diğer önerim de, gençle- ri bir araya getiren ortamları artırmaları. Bir buçuk yılda “Dünyada tematik kentler ortaya çıkmaya başladı. Kentlerin kimliklerini seçer gibi gelecek temalarını da seçmeleri ve özlerindeki farklılıklarını gözle görülebilir hale getirmeleri gerekiyor” 67
  5. 5. OPTİMİSTEKİM 2014 TAK’ta çok şey öğrendik gençlerden. Gençler biz olmasak da üretiyorlar. S.A: Konu kentsel dönüşüm olunca yerel yönetimler daha çok niceliksel yaklaşıyor. “En büyük hayvanat bahçesi”, “en büyük park” çoğu zaman halkın asıl problemi olmuyor. Asıl problem genellikle halkın bu yerlerin ne kadarına ulaşabildiği. Bu yüzden sürecin bir yaşam dönüşümü olarak algılanması gerekiyor. Tasarım odaklı düşünme- nin en temel soruları olan “kim için, ne için, ne tasar- lıyorum” sorularının cevaplarının netleştirilmesi gerekiyor. Sorunları doğru tespit etmek gerekiyor. İnsanların gerçek problemleri üzerinden hızlı ve ufak müdahalelerle başlamamız gerekiyor. TAK olarak gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz? F.G: Anadolu’yu gezerken gördüğüm şey, her kentte bazısı özel sektörde, bazısı da kamuda çalışan bir- çok tasarımcının olduğuydu. Bir de İstanbul’da “star” olan, ödüllü tasarımcılarımız var. Arada çok büyük bir uçurum söz konusu. Buradakiler katma değeri daha yüksek, Anadolu’dakilerse kat- ma değeri düşük işler yapıyor. Biz bu farklılıklara sahip tasarımcıları bir araya getirmeyi hayal ediyo- ruz. Bunun bir örneğini Denizli’de gerçekleştir- dik ve adını da 3X3 Stratejik Tasarım Çalışta- yı koyduk. Çalışma yapılacak alanları halka seçtirdik ve bu alanların bir yerel, bir ulusal bir de yabancı tasarımcı tarafından tasarlan- masını istedik. Üç ay sonunda ürünlerin halk tarafından seçilmesi için seçim sandıkları koyduk. Sonunda gördük ki “Ben bilirim” diyen ulusal tasarımcı yerine insan odaklı tasarımlar yapan yerel ve yabancı tasarımcıların ürünleri tercih edildi. Bu bizi Anadolu atölyelerini kur- mak ve yaygınlaştırmak konusunda motive etti. S.A: TAK’ın günümüz koşullarını düşündüğü- müzde daha çevrimiçi platforma da evrilmesi gerektiğini görüyoruz. Anadolu şehirlerindeki belediyelerin, kendi yerellerindeki sorunlara çözümler ve fikirler bulabilecekleri bir platform kurmayı hayal ediyoruz. Bu platformda genç ta- sarımcılarla kentliler de bulunacak ve projelerin daha hızlı hayata geçmesi için bir ağ modeli, bir arabuluculuk modeli ortaya çıkaracağız. Bunun- la birlikte TAK’ın bir benzerinin Kartal’da da aktif hale gelmesi için Kartal Belediyesi ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. “Konu kentsel dönüşüm olunca yerel yönetimler daha çok niceliksel yaklaşıyor. ‘En büyük hayvanat bahçesi’, ‘en büyük park’ çoğu zaman halkın asıl problemi olmuyor. Asıl problem genellikle halkın bu yerlerin ne kadarına ulaşabildiği” 68 TASARIM ODAKLI DÜŞÜNME

×