Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

Deryagirgin

385 views

Published on

empresyonizm ödevi

  • Login to see the comments

  • Be the first to like this

Deryagirgin

  1. 1. EMPRESYONİZM (1860-1880)Edouard ManetClaude MonetTheodore RousseauFrederic BazilleEugene BoudinGustave CaillebotteMary CassattEdgar DegasBerthe MorisotCamille PissarroPierre-Auguste RenoirAlfred SisleyCharles-François Daubigny
  2. 2. Empresyonizmle beraber ışık bir araç değer olmaktan kurtulur vebaşlı başına bir değer olarak anlaşılır.
  3. 3. Empresyonizme gelene kadar ışık figürlerin plastik değerlerini ortaya çıkarmada,tablonun konstrüksiyonun da kullanılan bir araçtı. (1370-1427) SANDRO BOTTICELLIEmpresyonizme gelene kadar ışık soyut bir ışıktır.
  4. 4. Empresyonizmin kullandığı ışık,daha önceki dönemlerdeki gibi idealizeedilmiş soyut ışık değildir. Doğada gördüğümüz reel ışıktır.
  5. 5. Empresyonizmi Oluşturan Üç Ana Unsur:IŞIK: Empresyonizme gelene kadar ışık figürlerin plastik değerlerini ortaya çıkarmada, tablonun konstrüksiyonun da kullanılan bir araçtı.Empresyonizmle beraber ışık bir araç değer olmaktan kurtulur ve başlı başına bir değer olarak anlaşılır.Empresyonizmin kullandığı ışık,daha önceki dönemlerdeki gibi idealize edilmiş soyut ışık değildir. Doğada gördüğümüz reel ışıktır.Nesneler dünyasına baktığımızda orada kendi başına var olan objeleri görmüyor,ışığın belirlediği renkleri çeşitli ışık renklerini görüyor ve resmediyordu.Açık hava resminin doğaya çıkarak empresyonist görme tarzı ressamları karanlık atölyelerini terk etmeye ve güneş ışığına çıkmaya zorluyordu. Böylece resmin ilgi alanı formdan konturdan ışığa, renge kayıyordu.
  6. 6. RENK: Rengi ilk keşfedenler kuşkusuz empresyonistler olmamıştır.Ancak empresyonistlerin keşfi ışık tayflarıdır.Optik bir sanat olan resim her şeyden önce göz duyumlarına dayanır. Bu göz duyumları aslında renk-ışık duyumlarından başka bir şey değildir.İmpressionizme gelinceye kadar resimde kullanılan renk, tıpkı ışıkta olduğu gibi, başlı başına bir değer değil, üzerinde bulunduğu objeyi ifa-de etmek isteyen, onu tanıtan bir araç idi. «Renaissance sanatında renk, doğanın, maddenin, nesnelerin bir özelliği idi.»impressionizme gelene dek, renk bütün sanat okulları tarafından kullanılmıştır ve bunda da bir zorunluluk vardı, çünkü resim, optik bir sanattır. Ancak, impressionizme gelinceye kadar renk, nesnele-rin bir özelliği, nesnelerin bir attributu olarak kullanılıyor ve objektiv olarak kabul ediliyordu. Renk, nesnelerin kendisindedir; her nesne ağır-lık, sertlik gibi bir renge de sahiptir; ve ağırlığı, sertliği mekanı nasıl nesneden ayıramıyorsak, rengi de nesneden ayıramayız. Görüldüğü gibi, böyle bir renk anlayışı, hiçbir zaman Işıktan hareket eden bir renk an-layışı değildir.Rengin ışıkla olan bağlılığı üzerinde hiç durulmamıştır. Işık, tayf renkleri olarak anlaşılmadığı gibi, renk de, bir ışık tayfı olarak düşünülememiştir. Işık, nasıl resmin kompozisyonu için dayanılan ele-manlardan biri ise, renk de yine bir diğer elemanıdır.
  7. 7. • İmpressionist sanatçı, atölyeyi terketmekle, yeni bir dünya ile karşılaşmış oluyordu: Bu, ışığın dünyasıdır. Ancak, bu ışık, beyaz ışık değil, tersine, tayf renklerinden meydana gelmiş bir ışıktır. Güneş ışığı, tayf renkleri halinde nesneler üzerine düşüyor ve nesneler aydınlanıyor. Işık ile nesnelerin kucaklaşışı, her an değişen bir renk at­mosferi içinde meydana geliyor.,• Nesneler, her an yeni bir ışık ile ve yeni bir tayf rengi ile aydınlanıyor. Bize görünen dünya, her an yeni ve deği-şik bir dünyadır, çünkü, her an onu yeni bir tayf rengi içinde görüyoruz.• Objeler dünyasının, sabit ve de­ğişmez, objektiv, real bir rengi yoktur. Objeler, üzerine düşen tşık tayfı­nın rengindedir. Bütün objeler dünyası, akan, değişen bir fenomenler dün-yası olduğu gibi, bu akış aslında tayf renklerinin bir akışıdır. Nesneler dünyası, temelsiz, kontursuz olup, bir değişme içindedir; ancak, bu de-ğişmeyi belirleyen temel prensip, renktir, yani tayf rengidir.• Renk, böylece, resmin tek taşıyıcısı oluyor, çünkü impressionizme ge- linceye kadar, rengin de hizmet etmekle yükümlü bulunduğu kompozis-yon, perspektiv gibi değerler artık kayboluyor. Resmi belirleyen tek değer renk oluyor.
  8. 8. • Rengin, tayf renginin belirlediği bir dünya, sağlam, rationel bir dünya değil, akan, her an değişen, sürekli sallantı ve titreşim içinde bulunan bir dünyadır. Perspektifden yoksun olması nedeni ile bu dünya, üç boyutlu değil, iki boyutlu bir dünyadır, renklerin art arda çeşitli görü-nüşler ortaya koydukları bir dünyadır, daha doğru bir deyimle, bir yüzey dünyasıdır. «Rengin yanında her şey, derinlik etkisi, kompozisyon, içerik, vb., ikinci plana atılmakla, ressamın yaşantısı, renk üzerinde toplanır; böylece, bütün tablo, hemen hemen düz bir yüzey, dünyanın renkli bir derisi halini alır.»• Hava Perspektifi: Empresyonizmle birlikte eski geometrik perspektif anlayışı yerin hava pespektifine bırakıyor.Hava tıpkı bir tül perde gibi nesnelerinetrafını sarıyor, nesneler ile aramıza ince bir tabaka meydana getiriyor, bu ince tabaka nesnelerin kontürünü erittiği gibi onların üzerine düşen renklerin kontürlerinide eritiyor.• Renk Kontrastı: Geleneksel sanatçılar, tuvale geçirmek istedikleri figürleri ya da nesneleri sağlam bir form içinde göstermek için genel olarak renk karşıtlığından faydalan-mışlardır. Şöyle ki, örneğin bir yeşil leke ile bir kırmızı lekenin doldurmuş olduğu iki figür mutlak bir kesinlikle birbirlerinden ayrılırlar.• Empresyonistlerle birlikte bütün nesne dünyası konturların çevirdiği formları paranteze alınınca, parçalanıp atılınca artık o anlamda renk karşıtlığı kullanmaya gerekte kalmamıştır.
  9. 9. • ZAMAN: Renaissance sanatını belirleyen zaman, böyle mantıksal, rationel bir zamandır. Çünkü, Renaissance sanatçıları, değişeni değil, değişmeyeni yapıtlarında ifade etmek istediler.• Barok resmine gelince, durum tamamen değişiyor. Renaissanceın man­tıksal zaman anlayışına karşı, burada harekete dayanan bir zaman anla-yışı ortaya çıkıyor. Hatta diyebiliriz ki, resmin ana konusu, hareketi tes-pit etmek oluyor.• İmpressionizm, yeni bir zaman teo-risi geliştiriyor ve bu zaman teorisi de, her şeyden önce impressionist gör­me ve impressionist obje anlayışı ile derinden ve içten bağlıdır.• impressionist bir ressamın tutumu da tıpkı,bir fotoğrafçının tutumuna benzemektedir. Hızla akan bir duyumlar ırmağı karşısında ressam, yakalamak ve tespit etmek istediği impressionu, aynı hızla kavramak gereğindedir; çünkü, bu gibi sübjektiv duyumlar ve yaşantılar, ancak «çok hızlı bir bakışla kavranabilir ve değişmeden alıkonur.»
  10. 10. • Renaissance sanatı, değişmeyeni, duranı resmetmek istediği için onun kullandığı zaman, hareketsizliğe dayanan bir mantıksal zamandır. Barok un kullandığı zaman ise, yer değiştirme şeklinde, yer değiştirme olarak anladığı harekete dayanan bir zamandır. Oysa, impressionist zaman, her ikisinden de farklıdır. İmpressionizm, pittoresk stil içine girdiğine göre, sürekli olanı değil, olanı, değişeni arar; ve bu bakımdan Renaissance sa-natından tamamen farklıdır.• Kısaca söylersek, zamanı en küçük parçalarına ayırmak ve “ an” ı yakalamaktır.
  11. 11. İzlediğiniz için teşekkür ederimDerya GİRGİN 11/B 166

×