Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.
50-250 kni atası 10”dan fazla ultra maraton tamamlayan, dünyanın en 

İzîîik Ultra e Geyik Koşîılgrfnın direktörü Caner Od...
-. !tı-a maraton nedir?

Türkiye'de her koşuya

maraton deniyor, `

oysa maraton spesifik

bir mesafenin adı,

42,195 km. ...
i*'fÄ'ıaıa..ı-.~1._.... . .

 
    

?ATEK Iêûğlıiğßtîê.
Dİ-&IÃ-II-l.. 3  'EKLE

 

siz 'nie Kartlı Face Ultra-Trail da
Mo...
KAR...

Birazlrmlßlyianlutabîlinmisinğz_ ` o
nci yapılîjo «B

rotîcet`rLé0n ~ ,
ç _ nıx (DCC) adlıßs farklı ya
j *etkinlik...
i 

daha uzun durobiliyorsunuz. 24 saati
geçen yarışlarda bir ara kenara
çekilip uyuyan oluyor. Çok etaplı ultra
maratonla...
;l ..I. ll .I'I

ediyoruz. Türkiye'de de bir ultra
maraton olabilir ve iyi organize
edilebilir diye başladık. İznik
Gölü'n...
Upcoming SlideShare
Loading in …5
×

Fitmen 2014 ekim caner odabasoglu röpörtajı

433 views

Published on

Caner Odabaşoğlu ile ultra maraton koşmak üzerine röpörtaj. Aytaç Özkardaş Gozzi'nin röpörtajında koşu, patika koşuları, ultra maraton, the north face ultra trail du mont blanc, iznik ultra ve koşu ile ilgili birçok başka ilginç detay bulabilirsiniz.

Published in: Sports
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

Fitmen 2014 ekim caner odabasoglu röpörtajı

  1. 1. 50-250 kni atası 10”dan fazla ultra maraton tamamlayan, dünyanın en İzîîik Ultra e Geyik Koşîılgrfnın direktörü Caner Odabaşoğlu ile maraton ve* dağ ultra mfratonu oIaı`i"The North Face Ultra Trail du Mont BIanc'ı üç kazık goğa sporl rı üzerine konuştuk, deneyimlerini dinledik... Odabaşoğlu, "Neleig yapabildiğimi, neleri başarabildiğimi görmek için koşuyorum" diyor. Aytaç ozımiğbıxş cozzı _n İ?' ı2o FİT MEN :Erkin (eto V; as...
  2. 2. -. !tı-a maraton nedir? Türkiye'de her koşuya maraton deniyor, ` oysa maraton spesifik bir mesafenin adı, 42,195 km. Türkiye'de halihazırda 2 tane . yol maratonu var; Antalya ve İstanbul maratonları. Maratondan daha kısa koşulara yarı maraton, uzunlarına da ultra maraton deniyor. Dolayısı ile ultra maraton yarışları 45-50 km'den başlıyor, yaygın olarak 80, 100, 160 km olarak ı gidiyorlar. 80 ve 160 km'ler esasında 50 ve 100 deniz milindeh geliyor. Ultra maratonları da «çok êtaplı ve tek etaplı maratonlar diye ikiye_ ayırabjlirizl*Çoketaplılarda her gün 40-50 kms.: koşup geçe konaklıyor ve yolunuzu devam ediyorsunuz. Benim esas koşmaktan zevk aidığım maratonlar bu teketaplılar. 100-170 km'yi bitirenekadar zaman durmuyon Belli bir zamanriçerisinde bitirmem lazım. Ancak tabii bazıskapılerda yemek yiyorsunuz, önceden eşya gönderiyorsunuz, tişörtünüzü, ayakkabınızı değiştiriyorsunuz. İnsan neıfeıı ultra maraton, hatta maraton gibi çok ama çok uzun mesafelerî koşmak ister? ` Günümüzde insan her şeyin sınırlarını zorluyor. Mesela 52 günde 3600 km koşan bir dinsel topluluk var. Her gün 50 km koşuyorlar. Bir tür Budist öğretiye inanıyorlar. Jap0nlar`ın da "running monks" grubu var. Bir sene boyunca her gün bir maraton koşuyorlar. Tabii buna hazırlanmaları 5-6 yıl sürüyor. İnsan neden koşar? İki tane tez var. Kimisi koşmak için yaratıldık, Homo sapiens esasında bir koşu makinesidir diyor. Bu teze göre; önceki atalarımızdan ayrıldığımız nokta kalçamız ve bacaklarımızın güçlenmesi, i kıllarımızın azalması. Kıllarımız azaldığı için terleyebilmeye, terleyebildiğimiz için de g uzun mesafeleri koşabilmeye başladık. Çita bizden hızlı koşuyor, ama biz ondan daha uzun koşabiliyoruz. Çita terleyemediği için 5 dakika sonra yoruluyor. İnsan koşarak geyik avlayabiliyorîßugün hala koşarak avlanan Afrikalı kabileler var. Çünkü antiloplar bir süre sonra çatlıyorlar, devriliyorlar ve gidip avcı onu yakalıyor. İkinci tez ise, 'İnsan koşmak için değil yürümek için yaratıldı ve uzun süreli koşmak kalıcı zararlar verir' diyor. Baktiğımzda Osmanlı'da da koşu var. 1800'lerin başına ka r atlı ulakların yanında koşan ulaklar Peykçi deniliyor bunlara. Peyk Farsç ulak demek. Yeniçeriya da haremağası gibi bunları da Çocuklîıktan alıp koşucu olacaksın diye eğitiyorlar. Yalın ayak koşuyorlar, ayaklarında çıngırak var, ağızlarında bakır bir top taşıyorlar ve bu topun içinde akide şekeri var ki, koşarken sürekli yavaş yavaş enerji sağlıyor peykçiye. Telgrafırı icadıyla bunlar da tarihe karışmış. FlT MEN 12'i
  3. 3. i*'fÄ'ıaıa..ı-.~1._.... . . ?ATEK Iêûğlıiğßtîê. Dİ-&IÃ-II-l.. 3 'EKLE siz 'nie Kartlı Face Ultra-Trail da Mont-Blunt: (UTMB) gibi dağ ııltra maratonlaruıda ltoştıınuz. Dağlarda yapılan koşııyıı diğerlerinden ayıran noktalar neler? UTMB, dağ ultra maratonlarının ve ultra trail tanımının ortaya çıktığı organizasyon diyebiliriz. "Irail running' yani patika koşusunda yolda, düz zeminde koşmak yerine ormanda, dağda, taşta koşuyorsunuz. Patikada koşmak düz yolda koşmaktan birkaç açıdan farklı. Bir kere sürekli bir iniş çıkış var. Belgrad Ormanrnda düz patikaları bile takip etseniz taşlar çıkıyor karşınıza, minik iniş çıkışlar oluyor ki bunlar adım aralığınızı değiştiriyor. Bağdat Caddesi'nde düz yolda koşarken mesela, birbirinin aynı 10 binlerce adım atıyorsunuz. Hep aynı kaslar, aynı eklemler aynı şekilde zorlanıyor. Patika koşusunda bu yok- ki bu yüzden daha sağlıklı diyebiliriz. İkincisi daha yeşilde, daha temizde, daha ıssızda koşuyorsunuz, doğa ile daha fazla bütünleşebiliyorsunuz. Patikada olmanın güzelliği burada. Bir diğer nokta daha yokuşlu yerlere girip çıktıkça zorlamyorsunuz ve güçleniyorsunuz, güçlendikçe diğer koşularınızda daha hızlı olmaya başlıyorsunuz. Patikayı antrenman olarak koşarsanız bu sizi güçlendiren bir şey. .ıînırız-;C :î:ı:IİlL.ıı_=. :..(`:›fjî':*l.`l` :ıîriî atarım 1 :ı _w ıük-Jt-ıııtııııakııı rııahıııııu-i-ıı ı ııı mn .ı::rımlt-ı-ıgııııııııırı (135 'iıNi-ıııyı»4:ıııııın ıtıliıııı It: lu lılı :alemin: liilıılkfı- ııılt: ~ıI 'mm 122 FİT MEN ın ı-Jtıııı-uıgrıütiıltııı**ıııımtğlllkırıııı-llriîliiîlııHîıuöltı xuııtlı 'ıııuııl cirııiıîflı. 'ııınılı ııaııımiı: îlawgıılîlzjîîüîldilîhı .mm ıı: :(ııı'lıır~ İlgllîı-IliiltßlllıllvlilllııÖıığlıııétnvıllıllıllı itırğıııitıı ıırturiııır mike :ıiltııııııeıııııın vıriııııııııııı:: ûııîqıtııîı ::izıırtgıııib ııvıgııııtî- ı m: ”ıîıı ûıııalt vıaııauîııi :tııırıgı/"itı 'unlu Iıolı u. *ltııııııiı xıııaııyvııusıı giiıımııııı ßıııuıılış~ilıciıı`tı;ııııılltaı takımınııııkgıaıilııiltğîlımit: 'ııomlb uuııûııit: *turıfkgılbıiltıııaıwııu :mir iıagm-ıılilîl,uollııııiiıı ıı *ııııgıeıır ıııl:- ”ııvll .uııııııııııı krııcıeıı 'ıillwıaıııîıi 'ııırıtillßîlIılllrıtilırılaiîlıgßıı-ılllıuııt ııvııGııııı umran: DÜŞLERE _ UZANAN PAHKALARDA srünwüu lHKAXESl Caner Odabaşoğlu ve dört arkadaşı 2011'de The North Face Ultra Trail du Mont Blanc kapsamındaki TDS yarışına Katıldılar ve yaşadıklarını bir belgesel haline getirdiler Duşlere Uzanan Patikalar isimli belgeselde açlık, susuzluk ve uykusuzlukla yüzleşen koşucuların attıklan her adımda düşlerine nasıl biraz daha yaklaştıkları anlatılıyor. Odabaşoğlu, "Parkur 112 kilometreydi ama hava koşullanndan dolayı rota değiştirilince 118 km'ye cıktı. İtalya'da başladık koşmaya ve Fransa'da bitirdik. Ultra maraton kosmanın ilk şartı hayal etmek, inanmak. sonuca değil sürece odaklanmaktır. Belgeselde bir kahraman olmadan da ultra maraton koşabilirsiniz, bunu anlatmak istedik. 5 Türk'ün hikayesi, size bu konuda ilham verebilir' diyor. Belgesel bu günlerde THY uzun uçuşlarında gösteriliyor. DVD'si yayınlanan filmi ayrıca www.dupfilm.com adresinde izleyebilirsiniz. ':f:ıı2rı:ıc1iıi ı ılırýıv 1:; ygiışaıııîııııııı; 'ııııııııııırğııııı 'ııîıııûjıııı ;ilıımnıııııliııı iııllııııııııılt ;ılık kviıraıiîiıdtar ıdlııdltaııııııliıı :ıılllıııııılkml mom 'ııışjlıgıııııllııı ;rakamı itııiııı İlıllulliilı IIEı-ııl-ııiıvaıııııııuxıııunüiıagı!mi-ışıltıı«ıı;ı1-g'3›ıı›v:ııııııv›ı.lite ;mmtîttnımaıııııııyıııuıııır 'luukgıailıvıır ,vıîıııîıvıııııeıııııııa, _gıuııdtilırvııılııışr'ııIiıııııı-gittıııltıuıı imam 'ııııııwıtııııuıııııae iııîıılıııltıııııuaııın. :iıııı ,uılhıpıııqıßî um: ıdzıııtği-ııııt- “tııiiiltını :fğıuı 'ııvAlı lııuııiıvııımxııııw ıtıııııgıııııwıw gıaıgmıitııı :m vmqıluıı îıİL-yırıltııitgîı eıllıyııııll «ûıımılltıllı JlılwvlıiılılikülHQIiIİUHÜİHIZJQ'IIUVÃÜ İ 'w aı-ıııııı-uıı mm *vlııitıın çııt- ımııgıltatıııııı. atıl muzik.. kıınııııı. ııuımıtıqıitı :mum
  4. 4. KAR... Birazlrmlßlyianlutabîlinmisinğz_ ` o nci yapılîjo «B rotîcet`rLé0n ~ , ç _ nıx (DCC) adlıßs farklı ya j *etkinlikten Ârrîeydohg ı› ` ı _eski Avrup ' inen yü ek noktası_ Alplerin' ş Çevresinde C0 qelisıııls bir trekking ağı var. Bır ` ` .pııbıa sarap içerken biz bunu _ diyor ve Iîı gunde koşuýö Sonra bız bunun çevresinde bir yarış yapsak' i sanlar lıir" durrııadaırçeiıresinde kolsfabilirle mi dıı/orlaı* u ınescıfelerde koşu var, ancak ..V ı LlTlJlPfııııı zorluğu en_ alçak noktasının 1100 (Vmblıııa .Burası Llaýyarışırı başladığı' asabak I zaten. 1 _taııe en 'yi ji 2700 m. olmakiizere 7.200 m üstü boğaz geçişi yiapıyrorsuııtız ve Alplerdesiııiz. Hava çok degışebiliyo _derece (günes çıkıyor, sonra aksam u ;rağıyor ve gecgkara döııebiliyaıı, esiyor, tu rüzgar ~S dereceleri rğörebiliyorsunıız. Sırtınızda !ayağı bir çanta taşınan:: gerekiyor Iıoşarlıeııyani... Aslında iyi malzemeniz varsa ve iyi planlarsanız minik bir sırt çantası ile koşabiliyorsunuz. Aksi takdirde bayağı bir “day pack" ile koşmanız gerekiyor. ' Ancak bu malzemelerin hepsi de son derece gerekli. Taşıdığınız yağmurluk, ara katman gibi malzemeleri mutlaka kullanıyorsunuz. Bir de ağustosun sonu yani tam geçiş mevsiminde yapılıyor maraton ve stabil bir hava yok. Dağ sporları merkezi olan bu bölgede yapılacak yarışın otellerin boş olduğu ara bir sezonda yapılması düşünülmüş ilk başlarda. Ancak günümüzde otel doluluk oranının en yüksek olduğu dönem ultra maratonun yapıldığı dönem olmuş durumda. Koşu sporu vadiye dışarıdan 25 bin kişiyi çekiyor. Bir çılgınlık ya da fenomen diyebilirsiniz. Farklı etaplarda 7 bin kişi koşmaya geliyor. Son 7 senedir akreditasyon sistemi vor. Çünkü parkurda her yarışta 2300 kişi koşabiliyor. Bu da çok büyük bir rakam. 12 bin kişi başvurdu geçen sene. Ancak UTMB diyor ki ben zor bir yarışım, kendi kendine bakamoyan insanlar gelmesin. Bunu elemek için de şu mesafe ve zorluktaki yarışları bitirebildiğinizi ispat edin diyor. Kabul ettikleri bazı yarışlar var, onlardan puan toplayın diyor. Tİiı-Iıiyfden hangi yarışları kabul ediyor? Türkiye'de 5-6 yarışta puan alınabiliyor. İznik Ultra, Çekmeköy, Likya Yolu, Kapadokya Run Fire, Bolu'da düzenlenen dağ aşma yarışması puan veriyor. çok ınetlyayayanıınııyor ama Türkiye'de de tıkır tıkır koşan bir kitle var değil mi? 600-700 kişi bu ultra maratonları takip ediyor. Her yarışa herkes katılamıyor tabii çünkü dinlenmeleri, hazırlanmaları lazım. Sonuçta maraton koşmak vücudu çok yıpratıyor. Si: bu alıreditasyonları yaptınız ve Tiirlıiye' Iuıtılınııyıbaşaranlardan biri oldunuz, peki orada koşmak nasıl? UTMB 170 km sürüyor. Birinci gelen kişi 20 saat 11 dakikada bitirdi. Çok insanüstü bir şey. 30 saatin altında koşan insan sayısı 100. 2300 kişi başlıyor ortalama olarak bunların yarısı bitiremiyor. 46 saatte bitirmeniz gerekiyor. Katılanların yüzde 70'i 40 saat ve üzerinde bitiriyor. Ben 120 km'yi koştum, ikinci sene de 170 km'lik parkuru 104 km'ye kısalttılar çünkü dağda 40 cm üzerinde kar vardı. Üçüncü sene 168 km'yi koştum. Ama bir problem yaşadım, 102. km civarı ayağım su topladı. Kalan 70 km'yi o halde koştum. 45 saate yakın sürdü. 2 gece uykusuz... Aç bilaç, uyumadan nasıl koşuyor-sunu? Her 10 ya da 20 km'de bir su ya da yiyecek noktası oluyor. Gönüllüler size bir şeyler ikram ediyor. 3 dakika durabilirsiniz mesela ama o zaman size ait, zaman işliyor. Oturup çorabınızı değiştirebilirsiniz, eşinize telefon edebilirsiniz, 15 dakika harcayabilirsiniz. Bunu 10 kez yaptığınızda 150 dakika harcamış olursunuz. Diğer adam yarım saat durduysa 2 saat sizden önde olur. Dolayısıyla daha az durmaya çalışıyorsunuz, yarışın sonuna doğru belki Frr MEN 123
  5. 5. i daha uzun durobiliyorsunuz. 24 saati geçen yarışlarda bir ara kenara çekilip uyuyan oluyor. Çok etaplı ultra maratonlarda ise gece konaklanıp gündüz tekrar devam edilebiliyor. Neden bu kadar zorlu bir deneyime giriştîğinizi saran oluyor mu? Bitirmek üzereyken, yarışın ikinci yarısında hakikaten bunu neden yapıyorum diye soruyorsunuz kendinize. Sanırım ne yapabildiğimin neleri başarabildiğimi görmek için. 0 an sörf yapmayı hayal ediyorsunuz, mümkünse deniz kenarında olsun... Orada ıslak, karanlıkta, ayı mı çıkacak diye korkarak koşuyorsunuz. Bitirdiğiniz anda da kendinizi her şeyi yapabilir kudrette hissediyorsunuz. Katılanların yarısı bitirebiliyor demiştim. Burada şu da bir gerçek; bitiremeyenler benden daha zayıf değil. Zaten katılanlar Iron Man statüsünde, 160 km bisiklete binip sonra maraton koşuyorlar. İşte bunu yapabilen adamlar bitiremeyebiliyor. Yüzde 40'i bacaklarda ise gerisi beyin ile kalp arasında bir yerlerde. Bu mental bir güç. Benim avantajım dağcılıkla doğa sporlarına başladım. Sonra orienteering yapmaya başladım. Hayatım boyunca kolay yolu hiç seçmedim. Outdoor sektöründe daha böyle bir sektör 124 FİT MEN . ;lı I' ' - ..s ;naz/l *ç .m - 5.: **E-give ı yokken çalışmaya başladım. Hizmet sektöründeyim, sürekli problem çözüyorum. MARATONDA ADAM 20 SAAT, ŞANIM YURUSUN DIYE KOŞUYOR, SONUNDA BIR TANE 'rışoırr KAZAN IYOR UTMEniıı bir ödülü var mı? Türkiye'de "Profesyonel mi koşuyorsun" diye bir soru var. Profesyonel ve amatörü yanlış anlıyoruz biz. Bugün bir takımdan maaş alıyorsan profesyonel bir koşucusun. Koşman için sana para veriliyor. Ya da hep para ödüllü yarışları takip ediyorsun profesyonel koşucusun. Ama haftada 15 saat antrenman yapıyor olsam da ben amatör bir koşucuyum. Amatör amor'dan gelir, içinizdeki tutkuyu ifade eder. Amatör çömez demek değildir. Yeni başlamış ya da tecrübeli olabilirsiniz ama amatörsünüzdür. Biz para ödüllü yarışları pek sevmiyoruz, ultra maraton da para ödülü istenmeyen bir branş. Çünkü koşucular birbirleri ile yardımlaşıyor. Adam 20 saat koşuyor, şanım yürüsün diye koşuyor. Bir tane tişört kazanıyor. İnsanlar o deneyimi yaşayıp başardım diye gurur duymak için yapıyor bunu. Olay bu aslında; siz 4 kilometreyi bitirip bununla gurur duyabilirsiniz, ben her bitirdiğim yarıştan sonra gurur duyarım. KATlL VE KAZAN YERINE KATIL VE EGLEN DIYORUZ Outdoor sektöründe tanmım Iıirlsiıılz. Nolu-yapıyorsunuz? Macera Akademisi diye bir şirketim var. Şirketlere, STK'lara eğitimler, yarışlar organize ediyoruz. Takım çalışması organizasyonları, doğada yaşayarak öğrenme süreçleri, macera, sıra dışı kurgular içeren etkinlikler yapıyoruz. 10 senedir de 1iirkiye'de son kullanıcı için doğada gerçekleşen yarışlar organize ediyoruz. Esasında ilk başta bizim gibi deliler içindi... Son beş senedir spektrumu daha da genişlettik, çamur koşusu, patika koşusu, yüzme yarışları, ultra maraton... Yılda 12 yarış düzenliyoruz, bir 0 kadar da yarışa lojistik destek sunuyoruz. Örneğin İznik Ultra Maratonu'nu biz organize
  6. 6. ;l ..I. ll .I'I ediyoruz. Türkiye'de de bir ultra maraton olabilir ve iyi organize edilebilir diye başladık. İznik Gölü'nün çevresini dolaşıyoruz. 130 km'lik bir parkur. 130, 80 ve 42 km'lik ayri koşular var. 130 ve 80'de koşmanız şart. Ancak 45 km'yi trekking ile başarabilirsiniz ki İznik Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı ve Kaymakamı'nı yürüttük. 10 km halk koşumuz da var. Yine Geyik Koşuları'nı da biz düzenliyoruz. “Orada herkes çok iyi koşncu, herkes yarun saatte bitirecek ben 3 saatte bitirip rezil olacağım" diye düşünen ve bu tip aktivitelere katılmaktan çekinen çok insanvar... Bunu kırmak için çabalıyoruz. "Katıl ve kazan" yerine "Katil ve eğlen" olarak iletişimimizi kuruyoruz. Bugün 2 kat merdiven çıkabilen herkes Geyik Koşuları'ndaki 4 km'yi bitirebilir. Sadece bir rampa var, orada da zaten katılanların büyük bir kismi o rampayı yürüyerek çıkıyor. Outdoor aktiviteleı-de Türkiye biraz geride değil mi? çok güzel parkuı-larunız var ama haritaları yok,yu da olsa bile ancak çok ilgili, gerçekten planlı yola çıkanlar ulaşabiliyor. söz konusu bölgelerde kimsenin hiçbir şeyden haberiyok. Bu biraz yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı hesabı. Kimisi diyor ki rehber kitap olmadığı için yürüyen yok, kimisi diyor ki yürüyen olmadığı için bu tip çalışmalar yapılmıyor. Bunun devlet eliyle kırılması gerekiyor. Son yıllarda Valilikler rehber kitaplar yapmaya başladı, çok yeterli şeyler değil ama bir başlangıç. Bu da tek başına yeterli değil, işin birkaç sacayağı var; bir altyapı, iki bundan para kazanacak yerel esnafın bunu desteklemesi, bilinçli bir şekilde iletişimini yapması, üç yürüyüşçü yani tüketici. Örneğin Sarıkamış'ta rotalar var, Hitit yolu var, Kastamonu'da, Rize'de rotalar var. Bunlar atıl duruyor, çünkü herkes kendi teknesini döndürme derdinde. O yapılırken otelci ile konuşulmamış, otelci müşterisi kendi dışına çıksın istemiyor, kendisinden kaçmayacağı bir ekonomi kurmaya çalışıyor. Oysa oradaki 100 tane turizmcinin, bakkalın ortak bir pastası var. Bu bir anlayış meselesi. İznik'te Bursa Valiliği ile bir proje yapıyor ve bunu kırmaya çalışıyoruz. Koşucular için bir patika, trekkingciler için bir patika ve İznik Ultra Maratonu ile bağlantılı olarak bunun etkin bir şekilde iletişimi yapılsın istiyoruz. İznik'e gelen insanlar için basılı ve dijital bir platform oluşturalım istedik. Bizim işimiz her ne kadar trekking olmasa da İznik Ultra'nın gelişmesi ve sürdürülebilir olması için orada bir doğa turizminin olması, oradaki insanların bundan ekmek yemesi gerektiğini düşünüyoruz. Yayınladığımız haritalar ile her sene onlarca insan gidiyor bisiklete biniyor, yürüyüş, koşu yapıyor. Çevredeki insanlar bundan para kazanamadıği sürece doğayı korumanın imkanı da yok. Her yere yol, otel yaparlar, apartman yaparlar. Ne zaman ki o bölge bakir kaldığı zaman daha pahalıya oda satabilir, daha pahalıya kola satabilir, köylü o zaman daha fazla sahip çıkar. Koşuya son yıllarda bir yönelme varmı? Son dört senedir ilgide artış var. Son bir yıldır biraz azalma oldu gerçi. İstanbul Maratonu sonuçları açıklanınca daha net göreceğiz. Fransa'da bir yılda 1200 yarış yapılıyor bizde hepsini toplasan 100 tane ancak oluyor. Organizasyon sayısında artma ve çeşitliliğe ihtiyaç var. Kimisi uzun kimisi kısa koşabilir. Kimisi Bozcaada'da koşmak ve şarap içmek ister. Kimi salaş bir yerde kalmaktan gocunmaz... çocuéuıııı 0Lou KOŞMAYA BAŞLA M Hiç koşmadığınız bir günden nasıl oldu da ultra maraton koşar hale geldiniz. Bu süreci biraz anlatır mısınız? Çocuğum olunca koşuya başladım. Evden kaçmak için değil ama. 36 yaşındaydım. Oğlan annesini gece boyunca uyutmuyordu, sabah 6`da eşim "Tamam sende süt yok ama artık uyumalıyım, sen ilgilen biraz" diyordu. İlk önce bebek arabasına atıp dolaşmaya başladık. Akabinde bu vakti nasıl daha efektif değerlendirebilirim diye düşündüm. Yıldız Parkı'nda bebekle koşmaya başladım. Özel bir koşu arabası var, o oturuyor arabada, ben arabayı itiyorum. Yıllarca hiç antrenman yapmamışken. sabahın köründe parkta 2 km koşuyordum. Menisküs problemim de vardı, uzun koşamıyordum. Sık sık kısa koşarak böyle devam ettim. Bir gün bir arkadaşım Antalya'ya maratona gidiyoruz dedi. İlk uzun koşuya öyle yemekte karar verdim. 10 km parkuruna yazıldım. Daha sonra Avrasya`da 11 km koştum. 2010'da İstanbul Maratonunda koştum. Bunu yaptıktan sonra ultra maraton gündeme geldi. Çünkü ya daha hızlı ya da daha uzun koşmayı hedeflersiniz. Ben daha uzun koşmaya karar verdim. YARIŞTA .ıı_=.L YERİNE TAHİN PEKMEZ TUPLERI Koşulara nasıl hazırlanıyorsunuz? Katılacağınız yarışa uygun akıllı antrenman yapmak çok önemli. Örneğin çantayla mı koşmanız gerekiyor, çantayla hazırlanmalısınız. Eğer eğimli bir parkurda koşacaksanız eğimli yerlerde antrenman yapmalısınız. Çünkü bunlar geceden sabaha gelişen şeyler değil. Ultra maraton için mesela birkaç şey çok önemli. Haftada bir uzun, mesela 3 saat koşmak. Uludag. Kartepe gibi uzun yokuşlar inip çıkabileceğiniz yerlerde çalışmak. Kapadokya'da yaz ortasında yapılan yarışa hazırlanırken öğle sıcağında çıkıp koşuyorum. _ Arabada klimayı kapatıyorum sıcağa alışmak için. Birde öncesinde yarışta besleneceğiniz şekilde beslenmek çok önemli. Yarıştan onceki hafta günlük yaşantımda da midemi ve damağımı alıştırmak için o yarışta yediğim şeylerden yiyorum. Ultra maraton sırasında ne yiyorsunuz? Tuzlu peynir. ekmek parçaları. makarna, tuzlu çorbalar... Normal hayatımda hiç yemediğim bu çocukların yediği cipse benzeyen şeyler var, onlardan yiyorum. Tuzlu, yağlı ve karbonhidrat içeriyor. Onlara sadece o gözle bakıyorum. Bu yarışlarda tüketilen enerji jelleri yerine tahin pekmez tüpleri var. onlardan tüketiyorum. *Turkish energy jel' diyorum ben onlara. Damak !adıma da uygun. Mesela yarıştan aylar önce bal ve reçeli azaltıp onun yerine tahin pekmez yiyorum ki vücut o besini tüketmeye alışsın. Bir de yemeğin yanı sıra kılık kıyafeti de yarış öncesi denemek çok önemli. Çoraptan yağmurluğa, ayakkabıya... Çünkü alışmadığınızda rahatsızlık verebiliyor. Yarıştan önce asla bilmediğim yemeği yemem. Klasik tercihler yaparım.

×