Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

Gestalt ve İnsancıl Yaklaşımda Öğrenme

4,741 views

Published on

üretici düşünme yaşam alanı gestalt kuramın eğitim açısından doğurguları

Published in: Education
  • Be the first to comment

Gestalt ve İnsancıl Yaklaşımda Öğrenme

  1. 1. ÜNİTE 9 GESTALT VE İNSANCIL YAKLAŞIMDA ÖĞRENME ÜRETİCİ DÜŞÜNME YAŞAM GESTALT ALANI KURAMIN EĞİTİM AÇISINDAN DOĞURGULARI
  2. 2. ÜRETĠCĠ DÜġÜNME  “Üretici DüĢünme (Productive Thinking)” adlı eserinde Gestalt psikologlarından Max Wertheimer problem çözmenin doğasını ve tekniklerini açıklamıĢtır.
  3. 3.  1. 2. Wertheimer, problemler için iki tip çözümden bahseder: A Tipi Çözüm B Tipi Çözüm A Tipi Çözüm; Gestalt ilkelerine dayalı öğrenmede problemin doğasını anlamaya yönelik olup, yaratıcılık ve içgörünün olduğu çözümlerdir. B Tipi Çözüm; Öğrencinin olguları veya kuralları anlamadan ezberlediği çözümlerdir. Böyle bir öğrenme katıdır, çabuk unutulur ve sadece sınırlı durumlarda uygulanabilir.
  4. 4.  Birey olguları veya kuralları anlamadan ezberlediğinde aptalca hatalar yapabilir. Örneğin; dersi iĢlemeye zaten istekli olan bir sınıfta, öğretmenin ders planında hazırladığı bir güdüleme etkinliği uygulaması anlamsız ve gülünçtür. Bu öğretmenin, öğrencileri güdüleme ile ilgili bilgiyi anlamlandırmaksızın ezberlediği açıktır.
  5. 5.  Werthiemer, problem çözmenin çeĢitli yolları üzerinde çalıĢırken geometri gibi “saf entelektüel” durumları kullanmasının yanı sıra, sosyal durumlar için de örnekler vermiĢtir. Geometride kullandığı problemlerden biri, bir paralel kenar alanının bulunması ile ilgilidir:
  6. 6.  Wertheimer, deneklere basit bir biçimde “taban ölçüsünü yükseklikle çarpma” formülü ile değil, formülün iĢleme nedenini temel alarak bir dikdörtgenin alanının nasıl bulunacağını göstererek iĢe baĢladı.Bunu, dikdörtgeni küçük karelere bölerek ve alanın, bir sıranın belirli sayıda sırayla çarpılmıĢ, belirli sayıdaki kareler olduğunu göstererek yapmıĢtır.
  7. 7. Daha sonra deneklere kağıttan kesilmiĢ bir paralel kenar vermiĢ ve alanını bulmalarını istemiĢtir.Bu deney 4 farklı durumla sonuçlanmıĢtır: 1- Bazıları bunun yeni bir problem olduğunu ve nasıl yapılacağı söylenmeden çözemeyeceklerini söylemiĢlerdir. 2- Bazıları kör bir biçimde bu durumda bir kenarı diğer kenarla çarpan yanlıĢ formülü tekrar etmiĢlerdir (B Tipi ezberci Çözüm) 
  8. 8. 3- Diğer kiĢiler orijinal bir çözüm bulmaya çabalamıĢlar, ancak temel iliĢkileri görememiĢlerdir. 4- Bununla birlikte birkaçı A tipi yaratıcı çözümlere ulaĢmıĢtır. Problemi zorlaĢtıran Ģeyin iki uç çıkıntı olduğunu farkeden bir çocuk makas istemiĢ, bir ucu kesmiĢ ve bunu diğer ucun üstüne yerleĢtirmiĢ, böylece paralel kenarı bir dikdörtgene dönüĢtürmüĢtür.
  9. 9. BaĢka bir denek aynı hedefe, paralel kenarı önce bir daire Ģeklinde bükerek iki ucunu birleĢtirmiĢ sonra da dikey biçimde keserek dikdörtgene ulaĢmıĢtır. Bu iki birey, duruma iliĢkin, doğru, orijinal çözümleri mümkün kılan gerçek bir kavrama sergilemiĢlerdir.
  10. 10.  Anlayarak öğrenme ile ezberleyerek öğrenme arasındaki farkı, Michael Wertheimer (1980), Katona tarafından yapılan Ģu deneyle açıklamaktadır:
  11. 11.  Deneklere birden dokuza kadar aĢağıdaki dizide olduğu gibi 15 tane rakam verilmiĢ ve onlardan bu diziye 15 saniye kadar baktıktan sonra, rakamları sırasıyla anımsamaları istenmiĢtir. 1 4 9 1 6 2 5 3 6 4 9 6 4 8 1 Deneklerin çoğu ancak birkaç rakamı arka arkaya anımsayabilmiĢ, birkaç hafta geçtikten sonra ise yine çoğunluk hemen hiçbir rakamı anımsayamamıĢlardır. Diğer bir gruba ise sayıların bir araya getiriliĢindeki ilkeyi bulmaları söylenmiĢtir. Diziyi inceleyen deneklerden bazıları, sayı dizisinin birden dokuza kadar olan sayıların karesi olduğunu bulmuĢlar ve bu ilkeyi haftalar, aylar sonra bile anımsamıĢlardır.
  12. 12.  Problem çözmede tümden gelim ve tüme varım yöntemleri ezbere uygulanabilir. KavrayıĢ, sadece mantıksal doğruluğun olması demek değil, problemin bir bütün olarak algılanması, araçların, amaca gitme yollarının algılanması demektir.
  13. 13. Wertheimer’ın sosyal durumlar için verdiği örnek ise badminton oynayan iki çocuğa iliĢkindir: Büyük çocuk, küçük çocuğa göre her noktada kazanacak kadar iyi oynuyordu ve küçük çocuk kendisini engellenmiĢ hissederek, oynamaktan vazgeçti. Bu büyük çocuğu Ģımarttığı için küçük çocuk için bir problem oluĢturmaktaydı. Büyük çocuk, küçük çocuğu kendisiyle oynamaya nasıl ikna edebilirdi: 
  14. 14. 1- “Bu bir spor.” deyip, küçüğü yüreklendirebilir. Büyük ihtimal boĢ bir uğraĢ. 2- Kendisine bir engel koyup oynamalarını teklif edebilir. Daha iyi bir yaklaĢım ama tek taraflı yarıĢın neden olduğu probleme bir çözüm değil. 3- Rekabeti, problemin özü görürse, yapıcı bir çözüm öne sürebilir. Rekabetçi oyunun kazanma noktalarını, birlikte topu ne kadar süre düĢürmeden atacaklarını görerek, iĢbirlikçi bir oyun geliĢtirmiĢler ve ikisi de oyundan zevk almıĢlardır.
  15. 15.  Sonuç olarak Wertheimer’in eğitim açısından vurguladığı nokta çocuğun ne anladığı üzerinedir.  Problemin sunulması problemin çözümü için önemlidir çünkü bu, problemin kavranmasını ve çözümü keĢfetme yeteneğini artırır.
  16. 16.  Örneklerde görüldüğü gibi dıĢsal pekiĢtireç verilmemekte, kiĢiler yalnızca içsel pekiĢtireçle problemin çözümünde içgörü kazanmaktadır.
  17. 17. YAġAM ALANI  Sosyal psikolojinin kurucusu olarak bilinen Lewin, Gestalt kuramcıları tarafından geliĢtirilen ve her bir parçanın bütünü etkilediği dinamik bir sistemin iĢleyiĢini inceleyen alan kuramını kullanarak insanın motivasyonu ile ilgili bir kuram öne sürmüĢtür.
  18. 18.  Öğrenme ile uğraĢan diğer Gestalt psikologlarından farlı olarak Lewin, içinde öğrenme, motivasyon, kiĢilik ve toplumsal davranıĢın tümünün tartıĢılabildiği bir betimleme sistemi geliĢtirmiĢtir.
  19. 19.  Kurama göre alan, bütünün örüntüsüdür ve alanda olan bir değiĢme,domino etkisi gibi her Ģeyi etkilemektedir. En yalın biçimde, dünyanın doğusunda çıkan bir rüzgar tüm dünyayı etkilemektedir.
  20. 20.  Lewin davranıĢın üzerinde o davranıĢı gerektiren birçok psikolojik olgunun etkili olduğunu ve bütün bu psikolojik olguların kiĢinin yaĢam alanını oluĢturduğunu ifade etmektedir.
  21. 21.  YaĢam alanı, belirli bir bireyin belli bir zamandaki davranıĢını etkileyen olguların ya da gerçeklerin toplamı olarak tanımlanabilir.
  22. 22. Kavramsal olarak içinde bireyin hareket ettiği iki boyutlu bir alan olarak temsil edilir. Söz konusu alan kiĢinin kendisini, peĢinde koĢtuğu amaçları, kaçınmaya çalıĢtığı olumsuz “durumları”, hareketlerini kısıtlayan engelleri ve istediğine ulaĢması için izlemesi gereken yolları kapsar.
  23. 23.  YaĢam alanı kiĢinin bilinçli olarak farkında olduğu Ģeylerden oluĢtuğu gibi, bilincin de olmadığı faktörlerden de etkilenebilir.Örneğin, bir lise öğretmeni yöneticilik görevi almak isteyebilir ve bu iĢi yapabileceğini hissedebilir. Bununla birlikte bu iĢ için bir fırsat ortaya çıktığında baĢvurmamak için bazı mazeretler öne sürer. Bu birkaç kez tekrarlandığında, arkadaĢları, bazı Ģeylerin örneğin kiĢinin kendi yeteneğine olan güven eksikliğinin engel olduğundan kuĢkulanırlar. Lewin’in terimleriyle bu kiĢinin yaĢam alanında kendisiyle yönetici olma arasında bir engel vardır. Burada kiĢinin neyi algıladığı önem kazanmaktadır. Bir baĢka ifadeyle kiĢinin psikolojik gerçekliği önemlidir:
  24. 24.  Lewin davranıĢın birey için anlamlı olan amaçlara yöneldiğini ifade etmekte ve sınıftaki her öğrencinin farklı bir yaĢam alanı veya psikolojik gerçekliği olduğunu ileri sürmektedir. Öğretmenin amaçları ile öğrencilerinki her zaman aynı olmayabilir. Bir öğretmen öğrencilerinin gözüyle dünyayı görmeye çalıĢmalı ya da Lewin’in terimiyle öğrencilerinin yaĢam alanlarını anlamak için çaba sarfetmelidir.
  25. 25.  Görüldüğü gibi Lewin’in kuramı öğrenme konusuna öğrencilerin davranıĢlarının yordanması anlamında bir katkı getirmektedir. Ancak hangi koĢullarda hangi öğrenmenin gerçekleĢeceği konusunda yeterli bir bilgi sunmamaktadır.
  26. 26. GESTALT KURAMIN EĞĠTĠM AÇISINDAN DOĞURGULARI  Gestalt kuramcılara göre insanlar dünyayı bir bütün olarak algılamaktadırlar. Gelen uyarıcılar birbirinden ayrı bir Ģekilde değil, bir arada anlamlı bütünler halinde örgütlenmiĢ bir biçimde algılanmaktadır.
  27. 27.  Bundan dolayı, öğretmen dönemin baĢında dersin genel çerçevesini bir bütün olarak sunmalı, daha sonra ayrıntısına inmelidir. Ünitenin kendi içindeki öğelere ve diğer ünitelerle iliĢkisi bir bütünlük taĢımalıdır. Bunun gerçekleĢtirilmesi süreklilik açısından da son derece önemlidir.
  28. 28.  Ayrıca objelerin benzerlik, yakınlık, sürekliliklerine göre gruplandırarak anımsanabilmesi için öğretmenler öğrencilerine yardımcı olmalıdırlar.
  29. 29.  Gestalt kuramcılar psikolojik gerçekliğin önemini vurguladıkları için öğrencinin inançları, değerleri, gereksinmeleri ve tutumlarının dikkate alınması gerekir. Öğretmenler öğrenmeöğretme ortamlarını öğrencinin gereksinmelerine yanıt verecek Ģekilde düzenlemelidirler.
  30. 30.  Gestaltçılar içgörüye dayalı öğrenme, problem çözme ve üretici düĢünmenin altını çizdikleri için, öğretmenler problem çözümü için gerekli tüm ögeleri sunmalıdırlar. Öğrencinin problemin özüne inebilmesi öğeler arasındaki iliĢkileri keĢfetmesi ve olası çözüm yollarından en uygununu bulabilmesi için yardımcı olunmalıdır.
  31. 31.  Öğrenci biliĢsel anlamda bir dengesizlik içine sokulmalı, merakı uyandırılmalıdır. Dolayısıyla öğrenci çözüm yolunu bulduğunda dengeyi yeniden kuracak ve kendine güveni de artacaktır. Bir baĢka ifadeyle, baĢarı öğrencinin kendisini içsel olarak pekiĢtirmesini beraberinde getirecek ve dıĢsal pekiĢtireçlere gerek duymayacaktır.
  32. 32.  Gestaltçılara göre öğrencinin körü körüne ezberleyerek değil de anlayarak öğrenmesi önemlidir. Bunun için öğrenci yalnızca mantıklı değil çok yönlü ve yaratıcı düĢünebilmelidir. Bu amaçla öğretmen- öğrenci etkileĢimi yoğun bir Ģekilde sağlanmalıdır. Öğrenci “sıradan” değil farklı çözümlere teĢvik edilmelidir.
  33. 33.  Gestalt kuramcılar, öğrenme ile ilgili olarak yapılan tekrarları yararlı görmektedirler. Öğretmenler bu tekrarların çok sayıda problem durumu sunarak, anlamaya dayalı olmasına özen göstermelidirler. Uygulamalı ödevler de bu amaca hizmet eder.
  34. 34.  Gestaltçılar öğrenilenlerin yeni durumlara kolaylıkla transfer edilmesinin önemli olduğunu ileri sürmektedirler. Bunun için öğretmen, öğrencilerini değiĢik problem durumları ile baĢbaĢa bırakmalı, onlara ödevler vermeli ve uygulamalar yaptırmalıdır.
  35. 35. …DĠNLEDĠĞĠNĠZ ĠÇĠN TEġEKKÜRLER…

×