Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

Hürriyetin ilanı

856 views

Published on

HÜRRİYETİN İLANI

Published in: Education
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

Hürriyetin ilanı

  1. 1. www.kuyruksuz.comHÜRRĠYETĠNĠLÂNIDizgi - Baskı - Yayımlayan:Yenigün Haber AjansıBasın ve Yayıncılık A.ġ.Temmuz 1998Yayınlandı:www.kuyruksuz.comHÜRRĠYETĠN ĠLÂNIĠkinci MeĢrutiyetin Siyasi Hayatına BakıĢlarProf. Dr. TARIK Z. TUNAYACGAZETESĠNĠNOKURLARINA ARMAĞANIDIR.ĠÇĠNDEKĠLERÖNSÖZ 9BĠRĠNCĠ BÖLÜMĠKĠNCĠ MEġRUTĠYETĠN SINIRLARI1- Ġkinci MeĢrutiyet ne zaman baĢlar? 13a- 23 Haziran 1908 Beyannamesi 14b- Rumeli Mitingleri ve Yıldıza telgraflar 15c- Hürriyeti ilan eden nutuk Ya Kanunu Esasi, ya ölüm! 17d- Hürriyetin resmen ilanı 192- Ġkinci MeĢrutiyet ne zaman son bulur? 20ĠKĠNCĠ BÖLÜM MEġRUTĠYETĠN SĠYASĠ HAYATI1- Ġç ve dıĢ olayların Ģeması 26a- Olaylar 26b- Olaylar ve Aydınlar 292- MeĢrutiyet kadrosu içinde siyasi ve hukuki olayların Ģeması 33a- Parlemantarizm ve Hürriyetler 33b- Seçimler 34c- MeĢrutiyet kabineleri 35d- Meclis çalıĢmaları, fesihler ve tatiller 36e- Suikastlar ve ötesi 37 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM SĠYASĠ HAYATIN UNSURLARI1- Ġdare edilenler 39a- Siyaset yapan kitlenin geniĢlemesi, VatandaĢın doğuĢu 41www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  2. 2. www.kuyruksuz.comb- Etnik özellikler 42c- Halk efkârı ve özellikleri 432- Ġdare edenler (Siyasi iktidar) 43 a- Fiili tek parti rejimi 44 b- Ġktidar partisinin yapısı 46 c- Ġktidar tekeli 48 d- Ġktidar tekelinin hukuki görünüĢü 54 e- Ġktidar tekelinden doğan sonuçlar 553- Ġktidar mücadelesi 55 a- Muhalefet Partileri 57 b- Ġktidar mücadelesinin Ģeması 60 c- Muhalefetin dayandığı tezler 644- Ġttihat ve Terakkinin icraatına dair 64a- Sosyal ve kültürel alanda 65b- Ġktisat alanında 65c- Hukuk alanında 66d- Heyecan iklimiDÖRDÜNCÜ BÖLÜM ĠKĠNCĠ MEġRUTĠYET TOPLUMUNU KAPLAYAN DERTLER 1- Büyük Ümit 692- Hayal kırıklığı, sebepleri, sonuçları 72a- Sabırsızlık 72b- AnarĢi 73c- AĢağılık duygusu 74d- ġahsiyat 75e- Taklitçilik 75f- Ġktisadi gerilik 76g- Cehalet 78h- Aydınların sorumluluğu 80i- Ġktidarın yetersizliği 813- Büyük soru Bu devlet nasıl kurtarılabilir? 82BEġĠNCĠ BÖLÜMĠKĠNCĠ MEġRUTĠYETĠN SĠYASĠ FĠKĠR CEREYANLARI1- Batıya açılan yeni pencere 872- ÇeĢitli fikir cereyanları 89 a- Garpçılık cerayanı 90 b- Ġslâmcılık cereyanı 90 c- Türkçülük cereyanı 91 d- Mesleki Ġçtimai cereyanı 92 e- Sosyalizm cereyanı 933- Siyasi fikir cereyanlarının özellikleri 93ALTINCI BÖLÜMSONUÇ Ġkinci MeĢrutiyetin Siyasi Hayatına Toplu Bir BakıĢ(MüĢahedeler ve Tezler) 97www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  3. 3. www.kuyruksuz.comĠkinci MeĢrutiyet Devresinin Kısa Kronolojisi 105Bibliyografya 117ÖNSÖZ Bu kitabın yazılması Ģu gayeye dayanır. Eski harfleri okuyamayan, Osmanlıcayı anlayamayanbugünkü nesle, memleketimizdeki ideolojik hareketlerin geliĢmesini anlatmak. Bu hareketlerinzaman unsuru içinde mukayese ve değerlendirme imkânını, vesikalara dayanarak, genç kuĢağavermek. Çok bol, fakat çok dağınık vesikaları aramaktan, Ģehir Ģehir, kitaplık kitaplık dolaĢmaktanbir toplumun gençlerini kurtarmak istedik. Ġkinci MeĢrutiyet bugünün kapılarını açan anahtarları verecek özlü bir devredir. OsmanlıĠmparatorluğu, tarihin bu sayfasında en kritik anlarını yaĢamıĢ, bu devrede tarihe karıĢmıĢtır. Fakatyeni bir Türkiyenin doğum sancıları da Ġkinci MeĢrutiyet yılları içindedir. MeĢrutiyet, yaĢamak için çırpınan ve düĢünen bir süredir. Bir imparatorluğunu geçmiĢine, halineve geleceğine ait bütün sorular 1908den itibaren büyük bir açıklıkla sorulmuĢ ve cevaplararanmıĢtır. Siyasi fikir cereyanları kaynaklarını bu arayıĢtan alırlar. Cevaplar 1913 sonuna kadarnispeten geniĢ bir kitle, bu tarihten itibaren de tek parti ideologları tarafından tek yönde aranmıĢtır.Bunlara iktidardakiler gibi düĢünmeyenlerin sürgünde, Mütareke devresindeki çalıĢmaları dakatılmalıdır. Bu çalıĢmalar ilk defa, Batı ile Doğunun açık ve zaruri bir sentez denemeleridir. Bütünbu arayıĢ ve buluĢlar hâlâ yaĢayan ve süregelen bir oluĢun önemli bir safhasındadırlar. MeĢrutiyet, Türkleri imparatorluk formülünden demokratik bir cumhuriyet formülüne iletmiĢ olanköprüdür. Ne yazık ki, uzun yıllar araĢtırılmamıĢ, incelenmemiĢ, küçümsenmiĢ ve ihmal edilmiĢ birzaman parçasıdır. Bugünün insanı, üzerinde hâlâ tesir icra eden bir devreyi bilmekle ödevlidir. Ġlerlemek, kalınan yerden hareketle baĢlar. Henüz Türkiyenin siyasi düĢüncesinde bu noktabilinmemektedir. MeĢrutiyette söylenmiĢ olanlar bilindiği zaman, bugün birçok fikrin yeni değileski olduğu ve tekrar edildiği anlaĢılacaktır. Bu gaye iledir ki, MeĢrutiyet toplumunu ve bu toplumun fikirleriyle olaylarını, enteresan bir açıdan,çağımızda medeni devletlerin ve ilim çevrelerinin önem verdikleri Siyaset Ġlmi (Science Politique,Political Science) açısından göstermeye çalıĢtık. Siyaset Ġlmi, siyasi olayların ilmi olarakincelenmesidir. Memleketimiz için yeni fakat yerleĢmesi hayati bir önemi olan bu açıya sadıkkalmaya, müĢahadelerden, tarih laboratuvarındaki denemelerden faydalanmaya, tek kelime ile ilmiolmaya çalıĢtık. MeĢrutiyeti, fert ve toplum, olay ve fikir olarak incelerken, dikkat ettiğimiz nokta bugünün değil,zamanın insanlarını tanıtmak ve konuĢturmak isteğimizdir. MeĢrutiyetin yazarları arasında,Cumhuriyet rejimi içinde yazmıĢ ve yazanlar vardır. Biz onların, bugünkü değil, tarihi yaparlarkenileri sürdükleri fikirleri tanıtmak istiyoruz. Tarihimizde çok az devre, kendi yazarları tarafından,Ġkinci MeĢrutiyette olduğu kadar değerlendirilmiĢtir. Bu açıdan, Ġkinci MeĢrutiyetin siyasi düĢünce akımlarını birer birer, küçük kitaplardan mürekkepbir seri halinde umumi efkâra sunmaya hazırlanıyoruz. Bunlar: Garpçılık Cereyanı, ĠslâmcılıkCereyanı, Türkçülük Cereyanı, Mesleki Ġçtimai Cereyanı, Sosyalizm Cereyanı baĢlıklarınıtaĢıyacaklardır. Ayrıca meĢrutiyetin hazırlanıĢına tahsis edilmiĢ, Jön Türkler baĢlıklı bir kitabımızda çıkacaktır. Sunduğumuz bu kitabın özelliği çeĢitli siyasi cereyanların nasıl bir iklim içindegeliĢtiklerini göstermek istemesidir. Bu kitap bir giriĢ mahiyetindedir. Kitabın sonuna koyduğumuzKronolojik tablo, olayları yakından takip imkânını verecektir. Ayrıca eklediğimiz geniĢ Bibliyografyada bu devre hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenlere kolaylık sağlayaktır. Bu konuyu, meslek hayatımızın dönüm noktasında, doçentlik tezi olarak iĢlemiĢtik. (AmmeHukukumuz Bakımından Ġkinci MeĢrutiyetin Fikir Cereyanları, Ġstanbul 1948). Teksir makinesiyle,gayet az sayıda basılmıĢ olan tezimizin, bazı kısımları, ufak değiĢikliklerle, Ġstanbul ÜniversitesiHukuk Fakültesi Mecmuasında yayımlandı. 1953-1954 ders yılında aynı konuyu doktora kuruolarak seçtik. Sunmakta olduğumuz seride, tabii olarak, eski çalıĢmalarımızdan faydalandık. Fakat1948den beri, yeni kaynaklar ve çalıĢmalarımız, çıkacak kitaplarımızı 1948deki yayımımızın birtekrarı olmaktan çıkarmıĢtır. Ġkinci MeĢrutiyetin fikir akımlarıyla uğraĢanlar, araĢtırmalarında bugün için Ģu özlü sonucavaracaklardır: DeğiĢen bir dünya içinde, her zamandan fazla kendimizi tanımaya ve tanıtmayazorunluyuz. Bu da ancak tam bir fikir hürriyeti iklimi içinde olur.www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  4. 4. www.kuyruksuz.comTarık Z. TunayaAyaspaĢa, Ekim 1959HÜRRĠYETĠN ĠLÂNIĠKĠNCĠ MEġRUTĠYETĠN SĠYASĠHAYATINA BAKIġLARBĠRĠNCĠ BÖLÜMĠKĠNCĠ MEġRUTĠYETĠN SINIRLARI1- Ġkinci MeĢrutiyet ne zaman baĢlar? 10 Temmuz 1324 (23 Temmuz 1908): Tarihçiler, hukukçular ve sosyal konularla uğraĢanlar, ĠkinciMeĢrutiyetin bu tarihte baĢladığını kabul etmiĢlerdir. Bu devrenin insanları, içinde yaĢadıklarıOsmanlı tarihinin bu son safhasına Ġlanı Hürriyet (yani Hürriyetin Ġlanı) adını vermiĢlerdir. ülkeiçinde ve dıĢındaki hürriyet savaĢlarının baĢarılı sonuçları bu tarihte alınmıĢtır. 1293 (1876) KanunuEsasinin (Anayasa) yeniden yürürlüğe girmesi bu tarihte olmuĢtur. Saltanatın meĢrutiyetçi(padiĢah iktidarını frenleyici) karakteri bu devrede kuvvetlendirilmiĢtir. Abdülhamit, rejimininbitimini de gene bu tarih ilan etmiĢtir. Böylece, her yenilik hareketi gibi, 10 Temmuz hem birbaĢlangıç hem de bir sondur. 10 Temmuzun önemi Yıldız Sarayı kadrosunun istibdatçıdüĢüncesinden Namık Kemal ideallerine geçiĢin ayırım noktası olmasındadır. Ġkinci MeĢrutiyet, bir bakıma, Jön Türklerin -memleket içi ve dıĢındaki hürriyet savaĢçılarının-eseridir. 10 Temmuzdan önceki olayların bazıları, siyasi düĢüncenin geliĢmelerine yakındanbağlıdırlar ve kurulması istenen rejimi açıklamak bakımından önemlidirler. Bunlar üzerinde durmakgerekir.a- 23 Haziran 1908 Beyannamesi:Olaylardan birisi, 10 Temmuzdan kısa bir müddet önce, Manastır Ģehrinde sokaklara asılmıĢ veçeĢitli devletlerin konsolosluklarına gönderilmiĢ olan beyannamedir (1). Osmanlı Terakki ve ĠttihatHeyeti Ġçtimaiyesi tarafından gayrı meĢru hükümetin Manastır Valisine bir muhtıra mahiyetindeolan bu vesikada açıklanmıĢ olan ana fikirlere göre: Bugünün hükümeti (mutlakıyet sistemi) gayrımeĢrudur. Terakki ve Ġttihat Cemiyetinin tek arzusu milletin açık ve meĢru haklarını geri almak veidare mekanizması baĢındaki süfehanın (sefihler) ihtiraslarına son vermekten baĢka birĢeydeğildir. Fesat sistemi kurmuĢ olan bu kimseler bilmelidirler ki, Osmanlı Ġmparatorluğu bir milletile o milletin timsali olan PadiĢahtan ibarettir. Bu ikisininin arasında alçaklara, Ģehvet esirlerine,rezillere, ikbal sarhoĢlarına hususi bir yer yoktur. Kurulması istenen rejim sayesinde, milletlePadiĢah doğrudan doğruya temas halinde olacaklardır. Ġnsanlık ve medeniyet mahkemesinintemyiz edilmemek üzere verdileri karar budur. Bu kararın uygulanmasıyladır ki, cinayetler vezulümler insanlık kanununun hükümranlığı altında yok edilmiĢ olacaklardır (2).b- Rumeli mitingleri ve Yıldıza telgraflar:10 Temmuzdan birkaç gün evvel, Rumeli Ģehirlerinde, birbirini saat ve dakika farkıyla takip edentoplantılar dikkati çekici mahiyettedirler. Firzovik Toplantısı bunların ilki sayılabilir: Otuz binkadar Arnavut tabaanın Kosova vilayetinde, Firzovik denilen yerde toplanarak Besa (yemin)etmeleri 7 Temmuz 1324 tarihini taĢır. Camide verilen bu sözlü karardan, sonra Kosova VilayetiAhalisi kulları tarafından Besa bir telgrafla Yıldıza bildirilmiĢtir: Ġmparatorluk kendisinimahvetmek üzere olan tehlikelerle karĢı karĢıyadır. Firzovikliler namını ipka için çareleraramıĢlardır. Tek çare 1293 (1876) Kanunu Esasisinin hükümlerine uyarak meĢru meĢveretwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  5. 5. www.kuyruksuz.com(seçimli meclis) usulünün yeniden tesisidir. Ġstanbulda acele olarak bir millet meclisitoplanmalıdır. Aksi takdirde, fiili harekete geçilecektir.Kitle olayları, 10 Temmuzdan evvelki birkaç gün içinde Rumelide zincirlenmiĢtir. Kosova, Selanik,Serez, ĠĢtip. PriĢtineden çekilen telgraflar Yıldızı aynı mahiyetteki isteklerle sıkıĢtırmaktadırlar.Rumeli, hürriyet fikrinin sosyal sirayetinden kurtulamamıĢtır (3). Halkın hürriyetçi duygularınıngaleyanını meĢveret doktrinine bağlayan bu vesikalar ve olayları etrafında döndüren genel istek,1876 Kanunu Esasisinin tekrar yürürlüğe konmasıdır ve bir müeyyideye bağlanmıĢtır: Eğer buistek yerine getirilmezse, Üçüncü orduyu Hümayunla beraber" maksadı elde etmek için Payitahtadoğru harekete hazırlanılmıĢtır (4). Yıldız, büyük çapta bir halk hareketi karĢısında bulunduğunainanmıĢ, dehĢet içinde kalmıĢtır. Bu durum, Osmanlı Ġmparatorluğunun ıslahat hareketlerine ilkdefa olarak yeni bir unsur getirmiĢtir: Halk. Sayısı ne olursa olsun, Hürriyetin Ġlanı aĢağındanyukarı bir hareket hattına sahip olmuĢtur. Bu müĢahede kendisinden önceki ıslahat olaylarıylakıyaslayınca elde edilebilir.c- Hürriyeti ilan eden nutuk, Ya Kanunu Esasi, Ya Ölüm! MeĢrutiyetin yeniden ilanı Ġstanbul halkını ĢaĢırtırken (5), Manastır vilayetinin derhal Hürriyet adıverilmiĢ olan meydanında, Mektebi Harbiye Ders Nâzırı BinbaĢı Vehip Bey (daha sonra PaĢa),çoktanberi beklenen hürriyeti 60 numaralı top arabası üstünde mukaddes ve muazzezvatandaĢlarına ilk defa resmen ilan ve izah etmiĢtir (6). Nutuktaki ana fikirlerin tespiti,MeĢrutiyetin sonraki siyasi olaylarına bulanmamıĢ bir gayenin samimiyetini taĢır. MeĢrutiyet nedemekti? Kimler iktidardan uzaklaĢtırılacak, hangi müesseseler yıkılacaktı? Ve nihayet hürriyetinilanı ile halk neler kazanabilecekti? Osmanlı vatandaĢları nesillerin bekledikleri cevapları ilk olarak Ders Nâzırının nutkundandinlemiĢlerdir: Hürriyetin ilanı otuz bir senelik zulme son vermiĢtir. Uzun çabaların mahsulüolmuĢtur. Vatanın en namuskâr, en gayretli en hamiyetli hürriyetseverlerini zındanlardankurtarmıĢtır. Aynı zamanda Ġslamın siyaset prensipleri gerçek değerlerini kazanacaklardır. Adalet,meĢveret, müsavat (eĢitlik) hürriyet ve uhuvvet (kardeĢlik) bundan böyle gerçekleĢme yolunagirmiĢlerdir. Nutuktaki Ģu fikir bilhassa dikkati çekmektedir: Kanuni Sultan Süleyman devrindenberi PadiĢahla millet arasına çekilen kafes kırılmıĢtır. Sana zindanlarında, Diyarbekir, Erzurum,Akkâ kalelerinde, Fizanda sürgün hürriyet kahramanları kurtulmuĢtur. Ve MeĢrutiyetin en hissitarafı: Yetimlerimizin gözyaĢlarını dindirecek, kimsenin hakkını kimseye kaptırmayacak bizi insangibi yaĢatacak meĢru meĢveret usulüdür ve bu isteklerimizi bütün halinde sağlayan KanunuEsasidir... Her ihtilal vesikasında tekrarlanan içtimai mukavele fikrini Osmanlı MeĢrutiyeti deunutmamıĢtır: çeĢitli unsurlar, birbirinin canını ve ırzını aynı Ģiddet ve asabiyetle müdafaa vemuhafaza etmeyi bugünden itibaren hırzı can bilirler. Nutuktan sonra meydanda toplanan halk,Kanunu Esasiyi korumak için ant içmiĢtir. Görüldüğü gibi, MeĢrutiyet her Ģeyden evvel büyük kitleye manevi ve ahlaki bir olay olarakaçıklanmak istenmiĢtir. Ġlk görünüĢte, istenilen devlet sistemini topyekün değiĢtirmek değil,devletin sultani (monarĢik) yapısında ıslahattır. Bir esaretten kurtuluĢtur. Fakat zındandan dıĢarıfırlamıĢ olan insan Ģimdi ne yapacaktı? 10 Temmuz yeni bir devrenin, Osmanlı ferdi ve devleti için yeni bir hayatın baĢlangıcı olaraktarihimizdeki yerini almıĢtır (7). Bu tarihten itibaren, kendi yollarını yeni Ģartlar içinde aramaködeviyle karĢılaĢmıĢ olan Osmanlılar, bilhassa Türkler, bir hürriyet sarhoĢluğu dehlizindengeçecekler, bir devir açmanın, bir hürriyet rejimi vücude getirmenin güçlükleriyle savaĢacaklardır.d- Hürriyetin resmen ilanı:Bu kaynaĢmanın baskısı altında, Abdülhamit yeni bir Sadrıâzam aramıĢ, Sait PaĢayı Kâmil PaĢayatercih etmiĢtir. Meclisi Vükelâ, Sait PaĢanın tavsiyesi üzerine, PadiĢaha durumu bir mazbata ilebildirmiĢtir. 24 Temmuz 1908 (10 Temmuz 1324) tarihli bu Mazbata Yıldıza çekilmiĢ olan telgrafsayısının 67ye çıktığını belirtmiĢtir. Kan akmamasını ve memleket iĢlerine yabancılarınkarıĢmamasını sağlamak gayesiyle Kanunu Esasinin yeniden yürürlüğe girmesi anlamına gelenMeclisin açılmasını, bunun için de genel seçimlere baĢlanması ve durumun vilayetlerebildirilmesini hükümet padiĢaha tavsiye etmiĢ ve bunun memleketin emniyeti bakımından zaruri birwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  6. 6. www.kuyruksuz.comtedbir olduğunu da ilave etmiĢtir. PadiĢah Mazbatadaki isteklerin yerine getirilmesini aynı tarihliĠradei Seniyyesiyle ilan etmiĢtir. PadiĢahın Mebusan Meclisinin içtimaa davet edileceğini bildirenĠradesi gazetelerle ilan edilmiĢtir. Rumelideki bayram havasının tam zıddı bir hava, ĢaĢkınlık vedonukluk havası Ġstanbulluları sarmıĢtır. Otuz yıllık bir istibdat ve mutlak saltanatın sonunu ilaneden bu vesika ardından hürriyetçi tedbirler sökün etmiĢtir. PadiĢah siyasi suçluları affediyor, afyetkisini geniĢletiyor, hafiyeliği kaldırıyordu. Abdülhamit asıl MeĢrutiyet programını, Sait PaĢaya yazmıĢ olduğu ve 2 Temmuz 1908 (4 Recep1326) tarihli Hattı Hümayununda belirtiyordu: Tanzimatı ilan eden Abdülmecit Osmanlıların bazıhaklara layık olduğunu kabul etmiĢti. Kendisi de aynı Osmanlıların demokratik müesseselerkurmaya hak kazandıklarını kabul etmiĢ ve kendi isteğiyle (tarihai zatiyesinden) Mebusan MeclisinitoplamıĢtı. Fakat bazı sebepler dolayısıyla, Kanunu Esasiyi tatil etmiĢ Meclisi kapamıĢtı. ġimdi iseyeniden açıyordu ve bir daha kapanmayacağını temin ediyordu. Zira o zamandan 10 Temmuzakadar geliĢen fikirler ve temayüller sonunda memleketin meĢruti bir idareye layık olduğuanlaĢılmıĢtı. Fermanda bir çok hak ve hürriyetlerin tanındığı bildiriliyor ve basın sansürbaskısından kurtarılıyordu. (*)Otuz yıllık bir hapisten sonra zindan kapısı böylece açılmıĢ oluyordu. Zincirler kırılmıĢtı, hürriyetekavuĢanlar artık kendilerini idare etmeliydiler.2- Ġkinci MeĢrutiyet ne zaman son bulur?Bu soruyla, üzerinde pek uzlaĢılamamıĢ bir noktaya parmak basmıĢ oluyoruz. Tarihçilerimiz vehukukçularımız bu noktada kesin bir hükme varmıĢ değillerdir. Ġkinci MeĢrutiyetin son buluĢ tarihihenüz bir açıklık kazanmamıĢtır. Bu bakımdan çeĢitli tarihler teklif edilebilir: MondorosMütarekesinin imzalanması (30 Ekim 1918), Ġttihat ve Terakki Fırkasının son kongresi (5 Kasım1918) Ġzmirin iĢgali (15 Mayıs 1919), Sıvas Kongresi kararlarının ilanı (11 Eylül 1919), ĠstanbuluniĢgali (16 Mart 1920)- Mebusan Meclisinin inikatların tehiri kararı (17 Mart 1920), Türkiye BüyükMillet Meclisinin açılıĢı (23 Nisan 1920), Sevr Muahedesinin imzalanması (10 Ağustos 1920), 1921TeĢkilatı Esasiye Kanununun kabulü (20 Ocak 1921), Saltanatın Ġlgası (1 Kasım 1922),Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923).Acaba bu tarihlerden hangisi bir devletin hayatına son verme bakımından manidardır? Hangi tarihi,hukuki bakımından Osmanlı devletinin sonu olarak kabul etmeliyiz? Bu nokta henüz tartıĢılmıĢdeğildir. Kanaatimizce, sözü edilen tarihler arasında, hukuki ve siyasi bakımlardan uygunlukbulunmamaktadır. Anadolu hareketi Sıvas Kongresiyle umumileĢmiĢ, Heyeti Temsiliye fiili vekudretli bir hükümet organı hüviyetiyle Anadoluya hâkim olmuĢtu. Türkiye Büyük Millet Meclisitoplanıp aynı adı almıĢ olan hükümeti kurunca, vergi salan, ordu kuran, kanun yapan, yabancıdevletlerle savaĢan ve barıĢ müzakerelerine, ticaret münasebetlerine giriĢen bir organ halinegelmiĢtir. Ġstanbul hükümeti bu faaliyet karĢısında aciz ve atıl kalmıĢtır. Fakat buna rağmen, birtarafta (Ġstanbulda) Halife- PadiĢah ve Heyeti Vükelâsı; bir tarafta da (Anadoluda) Türkiye BüyükMillet Meclisi (Ġcra Vekilleri Heyeti dahil) vardı. bu ikiliğin son bulduğu tarih saltanatın ilga edenkararın tarihi olunca, hukuki bakımdan Osmanlı Devletinin son buluĢ tarihi sayılabilir (1/2 Kasım1922). Siyasi bakımdan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin kuruluĢu kesin bir mahiyetesahiptir. Bu tarihten itibarendir ki, Meclis kendisini bütün mülki ve askeri makamların ve umummilletin mercii olarak ilan etmiĢtir (8). Böylece, Osmanlı devleti fiilen son bulmuĢ oluyordu. Ġnkılapkuruculuğu yetkilerine (salahiyeti fevkaladeye) de sahip olduğu kabul edilen bu Meclis vücudegetirdiği 1921 Anayasasıyla milli hâkimiyet esasını bir temel siyaset kaidesi olarak ilan etmiĢtir (9).Daha sonra da 1 Kasım 1922 tarihinde saltanatı, ayrı bir kanunla değil fakat sözü geçen temelkaideden yaptığı mantıki bir istihraçla (sonuç çıkarmak) ve bir Heyeti Umumiye kararıyla lağvetmiĢ,hükümet organlarındaki ikiliği (Ġstanbul-Ankara) bu suretle hukuken de kaldırmıĢtır. ġu halde, 1920yılının 23 Nisanından itibaren Ġstanbul hükümeti bütün çabalamalarına rağmen kendi kendinitasfiyeden baĢka bir mana ifade etmeyen üç yıla yakın bir ömre malik olmuĢtur. Ve bu tarihte, altıyüz yıllık bir saltanat Ġkinci MeĢrutiyetle birlikte, fiili ve hukuki bakımlardan tarihin malı olmuĢtur.Ġkinci MeĢrutiyetin zaman içinde sınırlarını tespit etmek ilk bakıĢta yalnız tarihçiyi ilgilendiren birmesele olarak görünürse de, 1908-1922 tarihleri arasında on dört yıl kadar sürmüĢ olan budevrede, türlü değiĢmelere rağmen, siyasi fikir cereyanları, siyasi dernek ve partilerin ideolojileri,devletin yöneldiği gaye ayniyet arzetmiĢlerdir ve bütün siyasi müesseseler aynı temeller üzerinewww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  7. 7. www.kuyruksuz.combina edilmiĢlerdir. Fakat 1920den itibaren, sentez mahiyetli bir inkılap hareketi OsmanlıĠmparatorluğuna siyasi müesseseleriyle birlikte son vermiĢtir.ĠKĠNCĠ BÖLÜMMEġRUTĠYETĠN SĠYASĠ HAYATI (1)Ġkinci MeĢrutiyetin ilanı Osmanlı ülkesini sevinç içinde bırakmıĢsa da, Batıda aynı tepkileriyaratmamıĢtır. GiriĢilmek istenen yeni bir ıslahat hareketine karĢı Batının sabotajı çokgeçmeden imparatorluk ülkesi içinde köprübaĢılar tutmuĢtur. DıĢ olaylar billhassa bu durumun,ġark meselesinin vardığı son geliĢmelerin ifadesi ve sonuçları olarak görülür.Diğer taraftan Yirminci yüzyılın baĢlangıcında ıslahat yapmak isteyenler, tecrübesizliğin,tereddüdün ve muhafazakârlığın pençesinden kurtulamamıĢlardır. MeĢrutiyet onlar için çok partilirejim ve parlamenter bir hükümetin Ģeklen gerçekleĢtirilmesi demek olmuĢtur? TeĢrii (yasama)alanda her ne kadar ilerlemeler kaydedilmiĢse de, bunlar gerçekte doğrudan doğruya Ģahıs vegrup çekiĢmelerinin tesirlerinden kurtulamamıĢlardır. MeĢrutiyetin iç olayları da bu durumunifadesi ve sonucu olarak görülür.Ġkinci MeĢrutiyetin siyasi hayatı iĢte bu birbirine girmiĢ iç ve dıĢ olayların birbirini doğurarakgeliĢmelerinden ibaret kalmıĢtır. Gerçi belli bir zaman içinde her devletin iç ve dıĢ olayları, iç ve dıĢpolitikası arasında bir bağlantı bulunması tabiidir. Fakat Osmanlı devletinin yapısındaki veĢeklindeki özellik sözü geçen olayların birbirinden ayrılamayacak kadar iç içe geçme vezincirlenmelerine âmil (etken) olmuĢtur. Ġmparatorluğun gerçekte bir mürekkep (birleĢik) devletĢeklini (konfederasyon veya federasyon gibi) almasına ülkesindeki ayırıcılık cereyanları, iç ve dıĢolayların çok taraflığı da baĢlıca sebep sayılabilir.1- Ġç ve dıĢ olayların Ģeması (2)a- Olaylar: Avrupanın büyük devletleri (düveli muazzama) hasta adamın artık iyileĢemeyeceğinden eminolarak, miras ülkenin paylaĢılması iĢtihaları arasında Rumeli ıslahatını konuĢmak üzere, 1908Haziranında Revalde toplanmıĢlardır. Bu sırada patlak veren MeĢrutiyet hareketi hesaplarını altüst etmiĢtir. Avrupa bir kere daha bir Osmanlı hareketiyle karĢılaĢmıĢ, fakat bu olayı menfaatlerine uygunbulmadığı için pek tasvipkâr (onaylar) görünmemiĢtir. Türkler hakkındaki yanlıĢ görünüĢüdeğiĢtirmek bir tarafa, siyasi ve iktisadi baskısını artan bir tempo ile devam ettirmiĢtir.Kapitülasyonlar, ticari ve iktisadi rekabet manevraları, borçlandırma politikası Osmanlı ülkesinibüyük devletlerin yarıĢ alanı yapmıĢtır. Türk olmayan unsurların çözülme ve ayrılma isteklerinidestekleyen düveli muazzama ile bağlılıkları yeni devletlerin kuruluĢunu kolaylaĢtırmıĢtır. Eskivoyvodalık ve eyaletler hukuki Ģahsiyetlerini kazanmak, bağımsız birer devlet olmak için nihaivesileleri beklemiĢlerdir. Birinci yılın en önemli olayı 1908 genel seçimlerini takiben Osmanlıparlamentosunun (Meclisi Umumi: Ayan ve Mebusan meclisleri) büyük merasimle ve Ģenlikleriçinde açılması olmuĢtur (3). Dikkatlerin meclis çalıĢmaları üzerinde toplandığı sırada devletinunsurlarını ve yapısını değiĢtirici mahiyetteki olaylar birbirini kovalamıĢtır. Bulgaristanın istiklalilanı (4). Avusturya-Macaristan Ġmparatorluğunun Bosna ve Herseki ilhakı (5), Karadağ veSırbistan kaynaĢmaları, Giritin Yunanistana katılma ilanı (6). Bu gailelerle uğraĢılırken gerçeksebepleri hâlâ meçhul fakat gerçek çehresi irtica olan bir hareket patlak vermiĢtir: 31 Mart 1325vakası (13 Nisan 1909) (7). Hareketin bastırılması iki büyük sonuç doğurmuĢtur: Tahtını 33 yılmuhafaza etmiĢ olan Ġkinci Abdülhamitin hali, henüz kurulmaya ve alıĢılmaya baĢlanmıĢ olanhürriyetler sistemine ağır bir darbe indirilmesi. Abdülhamitin hali ateĢin zirveye sirayet ettiğinigöstermesi bakımından manidardır. Örfi idare rejimine eklenen hükümet tedbirleri de basın,toplanma, dernek kurma ve fikir hürriyetlerini baltalamıĢlardır. Yayınlar birden bire azalmıĢ, siyasipartilerin büyük bir kısmı kapanmıĢtır. Veya kapatılmıĢlardır. Fikre karĢı silah kullanılmıĢ, muhalifgazeteciler öldürülmüĢtür. Daha ilk yılı, MeĢrutiyetin dayanması gereken temel hürriyetleri aslageliĢtiremeyecek boğucu bir hava kaplamıĢtır.www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  8. 8. www.kuyruksuz.comBu hareketleri baĢka sarsıntılar, ara vermeden takip edeceklerdir. Girit meselesi pamuk ipliğinebağlanırken, Arnavutlukta Malisörlerin (Katolik Arnavutların) isyanı patlak vermiĢtir (1909-1910).Aynı yıllar içinde bir türlü çözülemeyen Arabistan meseleleri, bu arada Yemen isyanı ilekarĢılaĢılmıĢtır (8). Bu zorluklar arasında bocalanırken, Ġtalya Medeniyet getiriciliği iddiasıylaTrablusgarba asker çıkarmıĢ, savaĢ baĢlamıĢtır (1911). SavaĢ kaybedilmiĢtir (9). Ġtalya ile barıĢmüzakereleri tamamlanmadan yeni bir felaket baĢ göstermiĢtir: Balkan Harbi. BirleĢik BalkanDevletleri (Sırbistan - Yunanistan - Bulgaristan) notalarında Osmanlı vilayetlerindeki Hıristiyanahalinin içinde bulundukları sefil hayatın ancak köklü ıslahatla düzelebileceğini bilhassa ilerisürmüĢlerdir.Düveli Muazzama Büyükelçileri notayı hararetle desteklemiĢlerdir. Balkan Harbi de baĢlamıĢtır(1912- 1913) (10).b- Olaylar ve aydınlar: ĠĢte bu noktada Ġkinci MeĢrutiyetin siyasi fikir cereyanları ile dıĢ olaylar arasındaki bağlantıyıbelirtmek ve Osmanlı Ġmparatorluğunun siyasi hayatında o ana kadar görülmemiĢ bir durumuaçıklamak gerekir.Balkan Yarımadasında koruyucularının etekleri altında yaĢayan kitleler eski efendiye BalkanSavaĢı ile meydan okumuĢlardır. Bunlar, milliyetlerini idrak ettiklerine inanarak devletleĢenRomantik Milletler grubuna mensupturlar (11). SavaĢtıkları Türk unsuru ise, henüz bu safhadadeğildir. Fikir cereyanları incelenirken görülebileceği gibi, Balkan SavaĢı Türklerin milli ĢuurlarınınteĢekkülünde önemli bir merhaledir. Balkan Harbi kazanılmamıĢ bir istiklal savaĢı özelliklerinesahiptir. Fikir cereyanları da olayı açıklamak lüzumunu duymuĢlardır. Gerçekten, çeĢitli fikircereyanları hemen hemen ittifak halinde, Balkan Harbi ile Avrupanın maskesini atanHıristiyanlıktan baĢka bir Ģey olmadığını ileri sürmüĢlerdir. Ġslamcı cereyana göre Hıristiyanlık, Müslümanlığa saldırmaktaydı. Balkan Harbi, Ġslamiyetin doğruprensiplerinden ayrılmıĢ olan Türklere, Tanrının verdiği bir ceza idi. Mehmed Akif, BeyazıtCamiindeki mevizesinde bu fikri tekrarlamıĢtır. Türkçü cereyan, Balkan Harbini kolektif vicdanıuyandıracak ve yaratacak Ģok olarak karĢılamıĢtır: Balkan felaketleri karĢısında, Türkler millimefkürelerinin (ideallerinin) infilak ettiğini duymuĢlardır. Korkunç tehlikeler girdabındaĢahsiyetler silinmiĢtir. Fert susmuĢ Balkanlılarla Türklük konuĢmaktadır. Milliyetlerini idrak etmekve korumakla Türkler ölümden kurtulmaktadırlar. Garpçı cereyan da bu savaĢa kayıtsızlıkgöstermemiĢtir: Bu savaĢ ilahi bir ceza değildir. Asıl düĢman içerdedir ve bu müthiĢ düĢmanınbirçok ismi vardır: Cehalet, gerilik, uyuĢukluk, hurafelere inanıĢ. Bu top gürültüleri biziuyandıracak mı? Kokunç olan, Bulgar topları değil. Yirminci yüzyılın olaylarını hurafelerleyorumlamaya kalkıĢmaktır. Mesleki içtimai cereyanı yenilgiyi tecemmüi (bütün) bir toplum vemedeniyet Ģeklinin tabii sonucu olarak görmüĢtür. Sosyalist cereyan meseleye ikincienternasyonal açısından bakmıĢtır.MeĢrutiyetin aydını, Osmanlı tarihinde eĢine rastlanmayan bir geniĢlikte, ilhamını umumi hayatıniniĢ çıkıĢlarından almıĢ ve olup bitenleri halk efkârına belli bir açıdan yorumlamaya çalıĢmıĢtır.Balkan Harbi bizzat Balkanlılar arasındaki bir anlaĢmazlıktan dolayı beklenildiği kadar hazin birneticeye bağlanmamıĢtır. Balkanlılar arasındaki çekiĢmeden faydalanan Osmanlılar, Edirne ileKırklareliyi geri alabilmiĢlerdir. Fakat hemen bütün Rumelinin kaybediliĢi pahasına... ĠmparatorlukTrablus-Balkan savaĢlarının ĢaĢkınlığından sıyrılmadan, Birinci Dünya SavaĢına girmiĢtir (12).BaĢlangıçta Rus çarlığının yıkılması olayını Brest - Litowsk barıĢ antlaĢması takip etmiĢtir. (3 Mart1918). Batum, Kars ve Ardahan Osmanlı idaresine iade edilmiĢ, Romanya ile ayrı barıĢ yapılmıĢtır. Bu olay Türkçülük cereyanının geliĢme ve gerçekleĢmesi için büyük bir merhale (aĢama)sayılmıĢtır: Çarlık parçalanmaktadır. Bu dağılma Türk milletine bütün kollarıyla bir imparatorlukkurmak fırsatını vermektedir: Rusya viran olacak. Türkler ise birleĢip Turan olacaklardır.Türkçülük cereyanı Osmanlı ülkesindeki Türkleri milli bir Ģuur etrafında toplamak (yakın Türkçülük)fikrini aĢmıĢtır. Ġrredenta davasını ele alarak imparatorluk sınırları dıĢındaki Türkleri de bir arayatoplamak (Uzak Türkçülük) imkânlarını idealize etmeye baĢlamıĢtır (13). Ġslamcı cereyan,Türkçülerin yanı sıra Harbi Umumiyi cihad fetvasıyla müeyyidelendirdikten sonra, hükümetinicraatını müspet yorumlarla karĢılamıĢtır. Fakat bu kısmi baĢarı çok sürmemiĢtir. Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesini mağlup devletsıfatıyla imzalamaya mecbur olmuĢtur (30 Ekim 1918) (14). Mütareke gizli yollardan geliĢtirilmiĢ vewww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  9. 9. www.kuyruksuz.comOsmanlı ülkesinin paylaĢılmasında birleĢtirilmiĢ antlaĢmaların vardıkları il müspet neticesayılmıĢtır. Türkler, bu sonuca göre en ağır cezalara çarptırılmalıydılar. Bu sırada beklenilmeyenbir olay cereyan etmiĢtir: Galip ve istilacı devletleri ĢaĢırtacak bir hamle ile Türkler milli haklarınıkoruma (müdafaai hukuk) savaĢına atılmıĢlardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti millikurtuluĢ hareketinin nâzımı (düzenleyicisi) olmuĢtur. Ġstiklal SavaĢı baĢladığı zaman, yeni birdevlet kurulmaktaydı. Osmanlı Ġmparatorluğu, meĢruti ve teokratik cepheleriyle tarihekarıĢmaktaydı.2- MeĢrutiyet kadrosu içinde siyasi ve hukukiolayların Ģeması (15):a- Parlamentarizm ve hürriyetler MeĢrutiyetçiler ve jön Türkler için en ideal rejim liberal temsili bir sistemin, parlamenter birmeĢrutiyetin kurulması idi. Parlamenter hükümet (16), idealinin çok partili rejimle aynı anlamdaolarak daimi bir helecan ve çarpıĢma konusu halinde muhafaza ediliĢinin baĢ sebebi budur. Fakatböyle bir sistem sadece kâğıt üzerinde gerçekleĢtirildiği kadar çoğu zaman Ģahsi ihtirasları ve partitahakümlerini arkasına saklayan bir paravana olarak da kullanılmıĢ, gaye vasıta haline getirilmiĢtir.Yakın tarihimizin bu baĢarısız siyasi denemesi üzerinde ayrıca durulacaktır. Parlamenter ve meĢruti bir kadro içinde, siyasi ve ferdi haklar alanında, bazı önemli yeniliklergetirilmiĢtir. Ferdi haklar alanındaki yenilikler bilhassa 1909da Kanunu Esasinin tadili ilegetirilmiĢtir. Evvela 113. maddenin Mithat PaĢanın acı hatırasını taĢıyan kısmı kaldırılmıĢtır. ġahıshürriyeti ve masuniyeti (dokunulmazlığı) kuvvetlendirilmiĢ, basın hürriyeti sansür baskısındankurtulmuĢtur (Madde 10, 12). Ġstibdat idarelerinin hiçbir suretle tahammül edemedikleri, 1876Kanunu Esasisine kasten konmamıĢ olan toplanma ve cemiyet hürriyetleri anayasaya ilaveedilmiĢtir (120. maddenin 1 ve 2. fıkraları). Diğer kısımlarda görüleceği gibi 1909 tadilatı(değiĢikliği) parlamenter sisteminin kuruluĢunu da mümkün kılmıĢtır.b- Seçimler:Siyasi hürriyetler alanında, seçim sistemine de değiĢiklikler getirilmiĢ, oy hakkı geniĢletilmiĢtir.Bunlar 1293 (1876) tarihinde Ģeklen tamamlanmamıĢ olan Ġntihabı Mebusan Kanunu ilesağlanmıĢtır. Böylece seçim prensibine anayasa mekanizması içinde baĢ yerin verildiğigösterilmek istenmiĢtir. 1908-1918 devresi içinde 4 genel seçim yapılmıĢtır. Ġlk seçim 1908 yılınınKasım-Aralık ayları içinde yapılmıĢtır. Ġkinci genel seçim 1912 yılı sonundadır ve sopalı seçimadını almıĢtır. Üçüncü genel seçim 1914 Mayısında, dördüncü seçim 1919 Aralık ayındayapılmıĢlardır. Bu arada 1911 yılında Ġstanbulda yapılan bir ara seçim, muhalefet kitlesinin ilkzaferi ve sarsıntılı siyaset olaylarının hareket noktası olmasından ötürü hatırlanmaya değermahiyettedir.c- MeĢrutiyet kabineleri:ġiddetli ve sarsıntılı geliĢmelerin önemli unsurları olmuĢlardır.MeĢrutiyet yılları içinde 24 hükümetdeğiĢimi olmuĢtur. Bu kabineler, sadrazamların isimleriyle anılırlar ve Ģu seyri takip ederler:Mehmet Sait PaĢa, Kâmil PaĢa, Hüseyin Hilmi PaĢa, Tevfik PaĢa (31 Mart Olayı üzerine), HüseyinHilmi PaĢa (31 Mart Olayını takiben ve 2. defa) Ġbrahim Hakkı PaĢa, Mehmet Sait PaĢa (2. kabinesi).Mehmet Sait PaĢa (3. kabinesi), Gazi Ahmet Muhtar PaĢa (Büyük Kabine), Kâmil PaĢa (2. Kabinesi),Mahmut ġevket PaĢa (Bab-ı Âli baskınını takiben), Mehmet Sait Halim PaĢa, Mehmet Talat PaĢa,Mehmet Talat PaĢa (Vahdettinin cülusu üzerine ipkaen (yerinde bırakılan) 2. kabinesi), Ġzzet PaĢa,Tevfik PaĢa (2. kabinesi), Damat Ferit PaĢa, Damat Ferit PaĢa (2. kabinesi) Damat Ferit PaĢa (3.kabinesi), Ali Rıza PaĢa, Salih Hulusi PaĢa, Damat Ferit PaĢa (4. kabinesi), Damat Ferit PaĢa (5.kabinesi), Tevfik PaĢa (3. kabinesi ve Osmanlı Ġmparatorluğunun son hükümeti). Hükümetlerinsiyasi hayatın çetin çarpıĢmaları arasında birinci derecede rol oynadıklarını daima hesaba katmakgerekir.d- Meclis çalıĢmaları, fesihler ve tatiller:www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  10. 10. www.kuyruksuz.comAlanın en canlı mücadele konusu ve Mebusan Meclisindeki çoğunluk da en büyük siyasi kuvvetsayılmıĢtır. MeĢrutiyetin teĢrii (yasama) hayatı sanıldığı kadar verimli ve uzun olamamıĢtır.MeĢrutiyetin parlamento hayatı yedi yıldan biraz fazladır. Bunun sebebi çeĢitli tarihlerde yapılanfesihler ve tatillerdir. 1908-1920 devresi boyunca Mebusan Meclisi dört defa feshedilmiĢtir. Bufesihler Ġkinci Sait PaĢa Kabinesi zamanında (18 Ocak 1912). Gazi Ahmet Muhtar PaĢa Kabinesizamanında (5 Ağustos 1912) Sultan ReĢat tarafından, iki defa; Mütareke devresinde de Tevfik PaĢaKabinesi zamanında (4 Kasım 1918) ve Dördüncü Damat Ferit PaĢa Kabinesi zamanında (11 Nisan1920) Sultan Mehmet Vahdettin tarafından yapılmıĢtır. Sözü geçen dört fesih olayında partikavgalarının, tersine iĢlemiĢ iktidar muhalefet münasebetlerinin büyük rolü vardır. Tatiller 1914yılından itibaren baĢlamıĢtır. Meclisin toplanmadığı sıralarda, hükümetler geniĢ yetkilere sahipolmuĢlar ve sonradan Meclisi Umuminin tavsibine arzolunmak üzere Kavanini Muvakkate (GeçiciKanunlar) çıkarmıĢlardır. Muvakkat kanunlar icra organlarına (padiĢah ve hükümet) iki yıla yakınbir müddet parlamento kontrolünden azade hareket imkânını vermiĢlerdir. e- Suikastlar ve ötesi: 1912 yılında Ġttihatçı Ġktidarı düĢüren Halâskâr Zabitan hareketi, Ġttihat ve Terakkinin BabıâliBaskını ile tekrar iktidarı alması ve Harbiye Nâzırı Nâzım PaĢanın öldürülmesi (1913); karĢı birsuikastle Sadrıâzam Mahmut ġevket PaĢanın öldürülmesi (1913); taklibi hükümet teĢebbüsü(1913) gibi olaylar normal bir meĢrutiyet geliĢmesini çıkmazlara sokmuĢlardır. Bu hareketlere, bir türlü son bulmayan ve 31 Mart olayından itibaren daimi surette süregelen örfiidare rejimi eklenirse, bir hukuk devletinin niçin yerleĢmemiĢ olduğu anlaĢılabilir.ÜÇÜNCÜ BÖLÜMSĠYASĠ HAYATIN UNSURLARI1- Ġdare edilenler:a- Siyaset yapan kitlenin geniĢlemesi, vatandaĢın doğuĢu: MeĢrutiyet camiasını kaplayan olayların belki de en önemlisi, siyaset yapan fertlerin artıĢıdır.Tabaai ġahanenin vatandaĢlık merhalesine yükseliĢidir (1). Bir meĢrutiyet muharriri, herkesin bukadar fazla siyasi kesilmesinden Ģikâyet bile etmiĢtir: Bugünkü ruhi hallerimizi tetkik edersek,fikirlerimize ve hislerimize hâkim olan, kalplerimizi heyecana getiren, dimağa kuvvet veren Ģeyinhep siyasetten ibaret bulunduğunu görürüz. Ġstanbulun bugünkü hayat ve maiĢetini hulâsa etmekistersiniz -her tarafta bir politika tufanı var- deyiniz kâfidir (2). MeĢrutiyet insanları, olaylarınbaĢdöndürücü hızı içinde kendi yaĢayıĢlarıyla devletin alın yazısı arasında sıkı bir bağlılıkbulmuĢlardır. Yüzyıla yaklaĢan bir hürriyet arayıĢının, bir türlü ulaĢılamayan idealler karĢısındaduyulan heyecan ve iĢtiyak (özlem) Osmanlı Ġmparatorluğunun son senelerinde yaĢayan insanlaramuayyen bir sezgi vermiĢti. MeĢrutiyetin muhafaza edilmesi gereken bir hayat Ģekli olduğu kanaati kökleĢmiĢti. Busebepledir ki fertler, sosyal mevkileri, memuriyetleri ne olursa olsun, fikir adamından Posta TelgrafĠdaresi mümeyyizine, basit ve iddiasız vatandaĢtan sadrıâzama kadar, devletin yıkılmamasına aittedbirler, teklifler ve tavsiyelerde bulunmak ve araĢtırmak yoluna gitmiĢlerdir. Hürriyetleri yok ediciÖrfi Ġdareye ve baskılarına rağmen hemen hergün kuruldukları haber verilen partiler, kültür vemeslek cemiyetleri, bol sayıda yayınlanan broĢürler, kitaplar, birbiri ardından batıp çıkan dergi vegazeteler bu alakanın müspet görünüĢleridir. Türkiye tarihinde, bu devreye kadar rastlanmamıĢ birĢekilde, fert iktidarın kullanılıĢını kendi gidiĢi ile ilgili bulmuĢ, bu hususta düĢünmeyi, tenkit vetelkinde bulunmayı kendisi için bir fonksiyon saymıĢtır. Devletin idaresi sadece PadiĢahlaMâbeynine münhasır bir iĢ olmamalıydı. Her vatandaĢın söyleyecek sözü, gösterecek yoluolabilirdi. Siyaset yapmak olayı böylece baĢka bir olayı da sonuç halinde ortaya çıkarmıĢtı: iktidaraiĢtirak. Daha ilk ve heyecanlı günlerde, Ġstanbul halkının Sadrazam Sait PaĢayı istifaya zorlaması,münevver halkın, yüksek tahsil talebelerinin Ġstanbulda asayiĢi temin istekleri bu halinwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  11. 11. www.kuyruksuz.comtezahürlerindendir. Gerçi 10 Temmuz hareketi geniĢ bir halk ihtilali değildi, fakat kitleye iktidarkalesinin ele geçirilmesi olarak görünmüĢ ve öyle gösterilmiĢtir. BaĢlangıçta, Abdülhamit tahtındabırakıldığı için bu değiĢiklik kolay anlaĢılmamıĢtır. Zamanla iktidarın sihri kaybolmuĢ, vatandaĢayabancı olmadığı, onun malı olduğu idarak edilmeye baĢlanmıĢtır. O kadar ki, bu fikir muhalefetteĢekküllerinin belli baĢlı tezi olmuĢtur. Ġktidarın bir elde toplanmaması gerektiği kaidesi bu suretleortaya çıkarılmıĢtır. Devlet idaresinin bir tekel konusu, hükümetin de bir oligarĢi metaı olamayacağıfikri böylece kaideleĢmeye baĢlamıĢtır (3).b- Etnik özellikler: Ġmparatorluk ülkesinde çeĢitli din, dil, gelenek ve milliyetlere sahip vatandaĢ kitleleri vardı: Türk,Arap, Kürt, Arnavut, BoĢnak, Dürzi, Mütevelli, Nâsırî, Rum, Ermeni, Bulgar, Ulah, Maronit, Suryani,Yahudi vesaire... (4). Ayrılıklar bu kadarla kalmıyordu. Aynı cinsten -Hatta büyük kısmı aynımezhepten- olan Trablusgarp, Yemen, Hicaz, Suriye, Irak Araplarının örf ve âdetleri, dilleri arasındabile derin farklar vardı. Fikir cereyanlarının gayet yakından ilgilendikleri bu farklar sözü edilenkitlelerin birbirinden ve imparatorluktan ayrılma gibi infiratçı (yalnız) milliyetçi hareketlerin baĢlıcasebebi olarak gösterilmiĢtir. Kanunu Esasinin hürriyetler ve tevsii (geniĢletilmesi) mezuniyetprensibi siyasi ademi merkeziyet sistemine kaydırılmak istenmiĢ ve bu tertip istekleringerçekleĢtirilmesi büyük devletler tarafından daima desteklenmiĢtir. Her hal ve kârda, zamanınisteklerine uygun, milliyetler üstü veya çeĢitli milletleri ve hatta devlet Ģekillerini barındıran birmüĢterek ülke ya da camia (commonwealth) formülüne varılmamıĢtır.c- Halk efkârı ve özellikleri: Otuz yılı aĢkın bir mutlakıyet idaresi sonunda, istibdat (baskı) disiplininin dondurduğu bir kitleyibağlayacak yeni manevi (éthique) değerler bulmak çok zor bir mesele olmuĢtur. Siyasi hayatınkarıĢıklığı içinde neye bağlanacağını bilmeyen fert kendisini çok yalnız hissetmiĢtir. Hürriyet veMeĢrutiyetin huzurlu bir hayat sağlayamaması, insanları bunların değerleri üzerinde durmayasevketmiĢtir. Evvela bu kadar mücadele pahasına elde edilen MeĢrutiyetin anlamı üzerindedüĢünülmüĢtür. MeĢrutiyet kabinelerin hatta padiĢahların değiĢtirilmesi miydi, yoksa daha baĢkaĢeyler de mi demekti. Kendi kendini idare etmeye alıĢmamıĢ, bu tip müesseselerin kurulmasınaiĢtirak etmemiĢ, kültür seviyesi düĢük bir kitleye vazifelerini öğretecek iki kuvvet vardı: Ġktidar veaydınlar. Fakat kitle iktidarın icraatına ve muhalefetin uyandırıĢlarına cevap veremiyordu. oysasiyasi Ģanından olarak her Ģey ondan bekleniyor. Her Ģeyin halk adına yapıldığı söyleniyordu.MeĢrutiyetin sosyal ve siyasi Ģartları hürriyetçi bir rejimin muhtaç olduğu bir umumi efkarınteĢekkülü için hiçbir suretle yeter değildiler. Bu bakımdan kitle muhafazakâr çevreleri daha kolaycaanlamıĢ, bilhassa dini hislerinin istismarı yolundan kendisine tesir imkânları daha fazla olmuĢtur.Bu sebeple MeĢrutiyette efkârı umumiyeden değil de, Lütfi Fikri Beyin buluĢuyla hassasiyetiumumiyeden bahsedilebilecektir (5). MeĢrutiyetin umumi efkarı -var olabildiği nispette- kendisiniancak derin düĢmanlıklarla kaymalarla, yıkıcı hareketlerle açıklamak imkânını bulmuĢtur. Budurum, siyasi fikir cereyanlarının daimi bir Ģikâyet konusu olmuĢtur.2- Ġdare edenler (siyasi iktidar) (6):a- Fiili tek parti rejimi: Ġkinci MeĢrutiyet teorik olarak çok parti rejimini ve kuvvetlerin yumuĢak (mutedil) ayrılığınadayanması gereken parlamenter hükümet sistemini kabul etmiĢtir. Fakat bu hukuki ve nazari yapıyanında, iktidar partisinin mutlak hâkimiyetinden doğan fiili bir tek parti rejimi kurulmuĢtur. Siyasiiktidar Ġttihat ve Terakki Cemiyetinde (Fırkası) toplanmıĢ, partinin Meclis çoğunluğuna, bukanaldan da parti liderlerine (ki bu on iki kiĢilik heyetin adı Merkezi Umumi idi) geçmiĢtir. 1908den1918e kadar. altı aylık bir fasıla müstesna (16 Temmuz 1912-23 Ocak 1913), Ġttihat ve Terakkiiktidarda kalmıĢ olduğuna göre, tek parti rejimi on yıla yakın bir müddetle -MeĢrutiyet teriminetamamen zıt bir Ģekilde- devam etmiĢtir.Bu nasıl olmuĢtur?www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  12. 12. www.kuyruksuz.comNasıl olmuĢtur da hürriyet savaĢının Ģampiyonu sayılan bir parti siyasi iktidarın bütününü nefsindetoplayarak mutlak bir hâkimiyet kurmuĢ ve istibdadı geri getirmiĢtir? Bu oluĢun açıklanması içinüç mesele üzerinde durmalıdır: Ġktidar partisinin yapısı; iktidarda kalmak için giriĢtiği hareketler;bu durumdan doğmuĢ olan sonuçlar.b- Ġktidar partisinin yapısı: MeĢrutiyet ilan edildiği zaman, Ġttihat ve Terakki Cemiyeti on dokuz yıllık bir maziye sahipti.Ġstibdat idaresine karĢı uzun mücadele yılları boyunca ismi bir bayrak olmuĢtu. Ülke içinde vedıĢında en geniĢ hürriyetseverler kafilesini toplamıĢ, kesintisiz bir faaliyet göstermiĢti. Cemiyetgerek programı, gerekse üyelerinin içtihatları bakımından gayrı mütecanis bir yapıya sahipti ve JönTürk hareketinin özelliklerinden kurtulamamıĢtı. Saltanatçı, cumhuriyetçi, sosyalist, liberal, Türkçü,hilafetçi, her çeĢit siyasi düĢüncede insan, istibdat idaresini yıkmak için cemiyetin çatısı altındabirleĢmiĢti. Üyeler gizli olarak cemiyete alınıyor, gözleri kapalı bir tabancaya el basarak yeminettiriliyordu (tahlif merasimi). Bu bir Jakoben usulüydü ve cemiyete sihirli, efsanevi bir halvermiĢtir. Rumelide uzun yıllar gizli faaliyette bulunan cemiyet, üyelerini durmadan arttırmıĢ,orduyu da kendisine -yahut ordu onu kendisine- bağlamıĢtır. Kitlevi sayılabilecek hareketler YıldızıkorkutmuĢ, 1908 MeĢrutiyeti ilan edilmiĢtir. Ġttihat ve Terakkinin yeraltı çalıĢmaları devresi deböylece sona ermiĢtir. AnarĢik bir hürriyet havası içinde, cemiyetin nüfuzu hükümet otoritesiyerine geçmiĢtir. Her tarafta kurduğu teĢkilatıyla birdenbire siyasi hayatın sathına çıkan cemiyet,bütün ülkeye kök salmıĢ durumundan faydalanarak MeĢrutiyetin ilk genel seçimlerini (1908) ezicibir çoğunlukla kazanmıĢtır. Mebusan Meclisine tamamen hâkim olmuĢtur. Yapıcı ve devrimcimazisi, hürriyetperverlerin toplandığı ocak ve hürriyetin sembolü olması dolayısıyla cemiyethalâskâr hatta mukaddes sayılmıĢ, ona üye olmak bir vatan vazifesi ve Ģeref borcu bilinmiĢtir.Fakat Mebusan Meclisinin daha ilk toplantılarında cemiyet çatısı altında toplananların siyasialanda ne derin fikir ayrılıklarına sahip oldukları MeĢrutiyetin en önemli olayı olarak ortayaçıkmıĢtır. Beraberce yıkanlar, aynı beraberlikle yapamayacaklarını anlamıĢlardır. Ġmparatorluğuniçinde bulunduğu dertlerin, sanıldığı gibi, MeĢrutiyet ilanıyla giderilememiĢ olmaları, aksineartmaları Ġttihat ve Terakki hükümetlerinin baĢarısızlıklarını arttırmıĢtır. Ġttihat ve Terakkidençözülmeler baĢlamıĢtır. Ġttihatçılar bu kopmaları önleyecek tedbirler aramak yoluna gitmiĢlerdir.Bunları hem hukuki, hem de bilhassa fiili alanlarda almak imkânını bulmuĢlardır. Meclisçoğunluğunun her Ģeyi yapabileceği kanaati seçimlerdeki Ģiddet ve baskısının sebebi olmuĢtur.Seçimlerdeki baskı tedbirleri, hürriyeti kısıcı hareketlerle tamamlanmıĢtır. Ġttihat ve Terakki,kolayca anlaĢılacağı veçhile, bir sınıf partisi olmamıĢtır. Programındaki değiĢmeler de bu yöndegörülebilir. 1908de Cemiyet koyu bir ittihadı anasırcı (Osmanlıcı) ve liberal bir programınsavunucusu idi. 1911den itibaren Türkçülük cereyanının tesiri altında, programı derin değiĢmelereuğramıĢtır.Türkçü (milliyetçi), belli alanlarda laikliğe yönelmekle beraber Ġslamcı, siyasi bakımdanmerkeziyetçi, iktisadi alanda devletçi olmuĢtur. Ġç ve dıĢ olayların tesiri altında kabul ve tatbikedilen bu program derhal muhaliflerini bulmuĢtur (7).c- Ġktidar tekeli:Ġttihat ve Terakki 31 Mart Vakasından sonra, Sultan ReĢadın tahta çıkıĢından itibaren çoğunluğudolayısıyla yalnız teĢri (yasama) organına hâkim olmakla kalmamıĢ, parlamenter sistem icabı icra(yürütme) organını da elde etmiĢ, sadrıâzam ve Heyeti Vükelâyı, kendi çoğunluğunun -dahadoğrusu Merkezi Umuminin- isteğine göre seçmiĢ, sarayı kontrolü altına almıĢtır. Meclis -PadiĢahikiliği kalkınca, icrayı da kendi üyelerinden teĢkil edince, cemiyet kendi kendisiyle baĢbaĢakalmıĢtır. Bu sefer kendi içinde bir muvazene, (denge) kendi çoğunluğuna karĢı otorite sağlamaklüzumunu duymuĢtur. Zira liderler icra organında kalınca, meclis çoğunluğunu kontrol ihtiyacıbelirmiĢtir. Bu suretle teĢri organı (Meclisi Mebusan) icra organının (Heyeti Vükelâ) hâkimiyetialtına girmiĢ, bu da bütün iktidar mekanizmasının ve devlet idaresinin küçük bir heyetin kararlarınabağlı olmasını gerektirmiĢtir. Ġtaatkâr bir çoğunluğu sağlamak için seçim ameliyeleri üzerinde baskıve kanuna aykırı muamelelerin yapılmasına gidilmiĢtir. Bazı çoğunluklar 1328 (1912)de olduğugibi, sopalı seçimlerin mahsulü olmuĢtur. Bazı seçimler ise (1914de olduğu gibi) tek partiadaylarına oy vermek suretiyle yapılmıĢ, bir plebisit Ģeklini almıĢlardır. Baskı seçmenler üzerindeyapılmıĢtır. Fakat bu tarz seçimler sonunda elde edilen çoğunlukların liderlere mutlak mutavaatiniwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  13. 13. www.kuyruksuz.com(bağlılığı) sağlamak için de, icra organının (padiĢah, sadrıâzam, vekiller ve merkezi umumi)otoritesini arttırmak yoluna gidilmiĢtir ki, bu da iktidar tekelinin hukuki yollardan sağlanmasıdemek olmuĢtur. d- Ġktidar tekelinin hukuki görünüĢü: Siyasi istekleri hukukileĢtirmek veya hukuki göstermekten gaye icra organının Mebusan Meclisinikolayca feshetmesini mümkün kılmak olmuĢtur. Gayenin gerçekleĢtirilmesi içinde en emin vasıtaMeclisteki Ġttihat ve Terakki çoğunluğu olabilirdi. MeĢrutiyetin en önemli hukuk olaylarını vücudegetirmiĢ olan bu meseleler üzerinde durmak gerekir.Meselenin ruhu, 1876 Kanunu Esasisinin icrave teĢri organlarının münasebetlerini düzenleyen maddelerinin tadil edilmesi ve bu tadillerin Meclisiçinde de dıĢında kopardıkları fırtınalardadır. Bilhassa 7. 35 ve 43. maddeler üzerinde yapılandeğiĢiklikler 1909da ve 1911de söz konusu edilmiĢlerdir. 1876 Anayasasının formülü, siyasi hayatın ve hukuk nizamının en yüksek otoritesi olarakPadiĢahı tanımıĢtı. Sarayın bu durumu devlet organlarının yetkilerini hiçe indirmiĢ, felceuğratmıĢtı. 1876 sistemine göre PadiĢah, Vükelâ Heyetini (Sadrıâzamı ve Vekilleri), ġeyhülislamı,Ģûrayı devleti ve Ayan Meclisini kendisi seçmek yetkisine sahipti. Halkın seçimiyle gelen tek organolarak Mebusan Meclisinin padiĢah tarafından mensup heyetler karĢısındaki davranıĢları tesirsizkalmaya mahkûmdu. Zaten Meclisi vaktinden evvel dağıtabilmek (fesih), toplantılarını istediğimüddetle tehir edebilmek, icabında toplantı devresini uzatabilmek, Meclisin Riyaset Divanını teĢkiletmek PadiĢaha tanınmıĢ yetkilerdendi. Gene, Vükelâ Heyeti (Bakanlar Kurulu) ile Meclis arasındaherhangi bir anlaĢmazlık çıktığı takdirde, Batının meĢruti monarĢilerinde olduğu gibi hakem halkolmayacaktı. Böyle bir durumda. PadiĢah dilerse Vükelâ Heyetini azledecek, dilerse MebusanMeclisini feshedebilecekti. Bütün bu baskılar karĢısında Mebusan Meclisinin yetkileri normaldenazdı. Herhangi bir Batı meĢrutiyetinde bulunan mebusların kanun teklif hakları Osmanlımebuslarına tanınmamıĢtı. Mebuslar ancak belli ödevlerine (vazifei muayyineleri) uygun olarakkanun teklifinde bulunabilirlerdi. Kanun teklifinin Sadaret vasıtasıyla PadiĢaha bildirilmesi, buhususta izin verilmesi lazımdı. ġurayı devlet teklifi tasarı haline getirmekle ödevliydi. Bu tasarıMebusana getirilecek, müzakere edilecekti. Daha sonra Âyana gidecek, bu organ tarafından damüzakere ve kabul edilecekti. Her iki mecliste de müzakere ve kabul edildikten sonra tekrarSadaret kanalıyla padiĢaha gidecek ve ancak hükümdarın tasdikinden (onayından) sonradır kikanunlaĢmıĢ olacak ve yürürlüğle girecekti. Tek demokratik (yani halkın seçimiyle kurulan) organolan Mebusan Meclisinin teklifleri, demokratik olmayan (yani seçimle kurulmayan) organlartarafından her an durdurulabilirdi. Kaldı ki 1876 Kanunu Esasisi fert hürriyetlerine tesirli bir teminat(güvence) sağlamamıĢtı. Bir kere bu kanun açıkça iki hürriyeti tanımamıĢtı: Toplanma ve cemiyetkurma hürriyetleri. Cemiyet kurma resmen men edilmiĢti. Diğer hürriyetler de açıklandığı Ģekildeyapılacak kanunlarla daima sınırlanabilecekti. Ayrıca 113. madde padiĢaha fert hak ve hürriyetleriniistediği Ģekilde ortadan kaldırmak imkânlarına da sahipti. Mithat PaĢa bu feci maddenin kurbanıolmuĢtur. 1876 Kanunu Esasisi Namık Kemala göre bir anayasa sayılamayacak kadar sakat birvesika olmuĢtur (8). Meclisi Mebusan Batıdaki eĢlerine nispetle gayet az yetkilere sahipti. Fakatkendisine verilmeyen yetkileri almak yoluna gitmiĢ, Osmanlı hükümdarlarının karĢısında ilk defayetkilerini sınırlayacak aĢağıdan yukarı bir organ olarak yer almıĢtır. Abdülhamit bu cesur meclisi14 ġubat 1873te (12 Safer 1295) ...mücerret ahvali fevkalade iktizasınca dağıtmıĢtır. Yeni birbildiriye kadar toplantıların tehiri otuz bir buçuk yıl sürmüĢtür. 1909 formülü ruh itibarıyla büyük farklar gösterir. Ġkinci MeĢrutiyetin birinciden farkı da bilhassahukuk nizamında görülür. Yeniden bir 1878 tecrübesini önlemek yeni mebusların gayesi olmuĢtur.Bunun için de teĢri organını icranın baskısından kurtarmak fikri savunulmuĢtur. Ġkinci MeĢrutiyetin31 Mart tehlikesini atlatan mebusları, artık bir mevhume haline gelmekte olan padiĢahın karĢısında,meclisin bağımsızlığını sağlamak emeliyle bütün dikkatlerini kabine-meclis münasebetleri üzerindetoplamıĢlardır. Meclisin feshi hemen hemen hukuken imkânsız hale getirilmiĢ, icra organı meclisetamamen tabi bir duruma sokulmuĢtur (9). Fakat tedbir siyasi gerçeklere uymamıĢtır. Ezici birmeclis çoğunluğunun klasik teĢri-icra münasebetlerini tanzim eden prensipleri üzerindekideğiĢtirici tesirleri hesaplanamamıĢtır. ve bu tesirlerin sonuçlarından kaçınılamamıĢtır. Aslındamesele teĢri-icra arası münasebetlerin tanziminden ziyade, teĢri ve icra organlarını kendi üyeleriyleteĢkil eden, bu ikiliği kaldırmıĢ olan ittihat ve terakkinin kendi çoğunluğu içinde bir muvazenetesisi idi. Meclisteki ittihatçı çoğunluk içinde çözülmeler ve istifalar sıklaĢıyor, muhalif gruplar vepartiler artıyor, iç ve dıĢ zorluklar hükümetleri fena halde sarsıyordu. Muhalif azınlık mütemadiwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  14. 14. www.kuyruksuz.com(sürekli) surette kabarıyordu (10). Bu yeni olaylar karĢısında ittihatçı liderler, meclis çoğunluğunumuhafaza etmek, çoğunluk üzerinde otorite sağlamak gayesiyle yeni hesaplara baĢvurmuĢlardı.Her Ģeyden evvel, icranın bu çoğunluk üzerindeki kontrolünü tekrar tesis etmek, Ģu halde 1909tadilatını (değiĢikliğini) yeniden ele alarak değiĢtirmek yoluna gitmek bir zaruret olarakgörünmüĢtür. 1876 Kanunu Esasisi bir kere daha tadil edilmeliydi. Artan bir muhalefet karĢısındaiktidarı muhafaza etmek endiĢesiyle alınan bu tedbirler için hukuki sebepler bulunmaktagecikilmemiĢtir: Gerçek parlamenter hükümet sistemi icra-teĢri organları arasında bir dengeyigerektirdiği halde, meclis icraya gerekli muvazeneyi bozacak derecede hâkim durumda idi. ĠcrapadiĢahın baĢında bulunduğu bir organdı. Milyonlarca Müslüman ve Osmanlının halifesi vehükümdarı olan, mebuslara nispetle çok daha geniĢ kitleleri temsil eden bir makam bir mebustanbu derece aĢağı bir durumda bırakılamazdı. Hata tamir edilmeliydi ve parlamentarizmin icapları(gerekleri) de yerine getirilmeliydi. Sadrazam Sait PaĢanın açıklamayı üzerine aldığı bu yeni teklif(11) Mebusan Meclisinde fırtına koparmıĢtır. Tadil için gerekli çoğunluk, muhalefetin insidadımüzakere veya tıkaç (12) usulüne baĢvurmaları dolayısıyla hasıl olamamıĢtır.(gerçekleĢememiĢtir) Bu tadil (değiĢiklik) ile yeniden 1876 (1293) sistemine dönülmüĢ oluyordu. Sultan ReĢada SultanHamidin yetkileri verilmek isteniyordu. Oysa bu sefer padiĢahın bütün yetkilerini Ġttihat ve Terakkikabineleri kullanacaktı. Hürriyet savaĢının bayraktarı bir partinin 1876 sistemine dönüĢtü, kendikendisini inkâr sayılmıĢtır. Muhalefet saflarında yer almıĢ olan Ģair Tevfik Fikret, olayı 1878teki(1295) meclis kapatılmasına benzetmiĢtir. 95e Doğru Ģiiri bu fikrinin mahsulüdür. 1911 tarihini taĢıyan bu tadil teklifi Mebusan Meclisinde Ģiddetli tartıĢmaların konusu olmuĢtur.Anayasanın değiĢtirilmesi için gerekli 2/3 çoğunluğu bulamayan iktidar partisi, 7. ve 35. maddelerindeğiĢtirmek istediği metinlerinden faydalanmıĢtır. Ġnsidadı müzakere (görüĢmelerin tıkanması)olayını tekrar tekrar red saymıĢ, Sait PaĢa Kabinesi istifa etmiĢ, yeni kabineyi teĢkile tekrar SaitPaĢa memur edilmiĢtir. Aynı teklifi meclise getiren yeni kabine de red ile karĢılaĢınca, padiĢahtanmebusanın feshini istemiĢ, o da ayanın tasvibini alarak bu isteği yerine getirmiĢtir. Sopalı seçimsonunda teĢekkül eden meclis iktidarın getirdiği teklifi kabul etmiĢtir (11 Haziran 1912). Fakat teklifAyana sevkedilemeden siyasi olaylar iktidar partisinin aleyhine iĢlemiĢtir. Ġttihat ve terakki iktidarıterketmiĢ,Balkan SavaĢı patlak vermiĢ, seçimler tehir edilmiĢtir. Bab-ı Âli Vakasından sonra tekrariktidara geçmiĢtir. Tadil tasarısı 1914te yapılan seçimlerden sonra Ayan Meclisine sevkedilerekkabul edilmiĢ (12 Mayıs 1914), daha sonra da padiĢah tarafından tasdik edilmiĢtir (15 Mayıs 1914).Ġttihat ve Terakkinin tek parti olarak kaldığı bir sırada böyle bir tedbire ihtiyacı yoktu. Bu bakımdaniktidar bu yetkiye bir kere dahi baĢvurmak lüzumunu duymamıĢtır. Asıl dikkate değer nokta, Ġttihatve Terakkinin bu kadar bel bağladığı bu tedbir ilk defa 1918 senesinde, Sultan Vahdettin tarafındanezici bir Ġttihatçı çoğunluğa sahip bir meclisin feshi için daha sonra da 1920de ezici bir MüdafaaiHukukçu çoğunluğun hâkim olduğu bir meclisi feshetmek için kullanılmıĢtır. Ġttihat ve Terakkininkendisini korumak için bulduğu silah geri tepmiĢtir. Ġttihat ve Terakki, iktidar mevkiini o kadarmuhkem (sağlam) ve alınmaz bir hale getirmiĢtir ki, bir daha o mevkiye normal yollardangelebilmek imkânlarının hepsini kaybetmiĢti. e- Ġktidar tekelinden doğan sonuçlar:Ġttihat ve Terakki, siyasi tarihimize ilk defa meclis çoğunluğu (parti grubu) tahakkümü örneğinihediye etmiĢtir (13). Ġttihat ve Terakkinin, hükümet partisi olarak siyasi iktidarı elinde biriktirmiĢolması fiili bir tek parti rejiminin kurulması demekti. Bu yoldan bir ideal olarak yaĢatılan çok partirejimi de parlamenter hükümet sistemi de kullanılmayan aletler gibi bir tarafa atılmıĢlardır. ittihatve Terakki çoğunluğu anayasa prensiplerini istediği gibi değiĢtirmek ve yorumlamak yetkisinikendisinde bulmuĢ ve anayasanın üstünde bir yer almaya çalıĢmıĢtır. Bu çoğunluk bütün devletorganlarını ve siyasi hayatı, hâkimiyeti altına almıĢtır. Ġttihat ve Terakki liderleri kendilerine bağlı buçoğunluk sayesinde istedikleri müddetle örfi idare ilan etmiĢlerdir (en azından on yıl), bu yoldanbütün fert hak ve hürriyetleri faydalanılmaz ve kullanılmaz hale sokulmuĢtur. Çoğunluğu kendisinekarĢı itaatkâr tutmak için elindeki en büyük tehdit vasıtası Mebuslar Meclisinin feshi olmuĢtur.1911 tadilinin tek gayesi bu olmuĢtur. Meclisler bu gayeye hizmetle feshedilmiĢtir. Seçimlerinyapılması istenilen, iktidarın iĢine gelen sürelere göre tehir edilmiĢtir. Ġttihat ve Terakki Kabineleriuzun zaman meclissiz iĢbaĢında kalmıĢlar, kanun kuvvetini haiz kararnameler ısdar etmiĢler(çıkartmıĢlar), istenilen kanunları istenilen çabuklukla çıkartmıĢlardır. Yok kanun, yap kanunkaidesi bu durumun eseridir. Ġttihat ve Terakki Harp Divanları teĢkil etmiĢtir. Ġttihat ve Terakkiwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  15. 15. www.kuyruksuz.comsiyasi tarihimize birkaç liderin hâkimiyeti altında kalmıĢ bir siyasi partinin ilk örneğini de vermiĢtir.Birinci Dünya SavaĢına sadece birkaç liderin kararıyla girilmiĢ olması durumun en canlıdelillerinden sayılabilir. Zayıf bir padiĢah olan Sultan ReĢat bu hareketlerin seyircisi kalmıĢtır.Siyasi iktidar, dürüst seçimler sonunda iĢ baĢına geçenlerin anayasa ile bağlı olarak kullanmaklaödevli oldukları yetkiler bütün mü idi, yoksa bir meclis çoğunluğunun her istediğini yapabilmekuvveti miydi? MüĢahedeler, Ġttihat ve Terakkinin ikinci Ģıkka evet dediğini gösterir. Bütünbunlara ek olarak, hareketlerine perde ettiği hukuki tedbirler yanında fiili (kanuni olmayan:tedbirlere de baĢvurmuĢtur: Muhalif gazetecilerin öldürülmesi (14), tehditler, iĢkenceler, baskılıseçimler, hükümet darbesi (Bab-ı Âli Baskını). Bu çeĢit hareketler fert hürriyetleri için çok tehlikelive teminatsız (güncesiz) bir iklim yaratmıĢtır.3- Ġktidar Mücadelesi:a- Muhalefet partileri: Ġktidar partisi, karĢısında en müessir (etkili) kuvvet olarak basını ve muhalefet partilerinigörmüĢtür. gerçekten birkaç gün yaĢayan, isim değiĢtirerek çıkan gazeteler yanında, çeĢitlimuhalefet partileri de kurulmuĢtur. Bu teĢekküllerin platformları üzerinde durmak, iktidarmücadelesinin (yani siyasi hayatın) geliĢmesini tayin bakımından aydınlatıcıdır. Evvela sosyalistolanları da dahil, herhangi birinin sınıf partisi olduğunu iddia etmek zordur. Hepsi de iktidarpartisinin zaafını taĢımıĢlar, gayrı mütecanis kalmıĢlardır. Ġttihat ve Terakki kitlesinde olduğu gibimuhalefette de -bilhassa birleĢik muhalefette- her çeĢit siyasi içtihatta (görüĢte) kimseye ve iççekiĢmelere rastlamak her zaman mümkün olmuĢtur (15). Saniyen, programları diğer yayınlarıylabirlikte nazara alındığı takdirde muayyen fikir cereyanlarının tesiri altında kaldıkları, Ģu halde bucereyanların özelliklerini taĢıdıkları görülecektir. Birkaç sosyalist parti bir tarafa (ki bunların daprogramları üzerinde tartıĢmak gerekir). MeĢrutiyetin muhalefet partilerinin hepsi denebilecekkadar büyük bir kısmı iktisaden liberal, Garpçı, Ġttihatı Anasırcı (Osmanlıcı) ve ademimerkeziyetçidirler. Ġslamcılık ve Türkçülük (milliyetçilik) alanında, iktidar partisini daima, tenkidetmiĢler fakat, icabında (gerektiğinde) Ġslamcılık cereyanından dini propagandalardanfaydalanmayı ihmal etmemiĢlerdir. Milliyetçiliğe hiçbir suretle yanaĢmak istememiĢlerdir. Ġktidarpartisi, 1911 senesinden itibaren programına yeni bir veçhe (yön) verirken muhalefet belirtilenprensipler etrafında birleĢmiĢtir. 1913-1918 seneleri arasında tek iktidar partisi karĢısındamuhalefet yoktur. Mütareke devresinde ise hemen bütün siyasi -hatta siyasi olmayan- teĢekküllerprogramlarının tatbikini iki Ģarta bağlamıĢlardır: BarıĢın yapılması (sulh ve selamet) ve harbsorumlularının cezalandırılması. MeĢrutiyetin bütün muhalefet partilerinin aksiyon programlarınabir hesaplaĢma ve intikam siyaseti hâkim olmuĢtur. MeĢrutiyet muhalefetinin yapısı ve fikrihüviyetinin incelenmesi, bu kitlenin de yıkıcı fikirler etrafında taazzuf ettiğini (toplandığını)göstermektedir. Bu sonuç, muhalefetin -müstakbel bir iktidar olarak- gerekli vasıflara sahipolmadığını ifade edecek kadar açıktır.b- Ġktidar mücadelesinin Ģeması: Ġktidarın inhisarlaĢtırılması (tekelleĢtirilmesi) siyasi kuvvetlerin serbestçe hareketini sağlayandemokratik bir siyasi hayatı imkânsız kılmıĢtır. Ġktidar partisinin fikir, basın, toplanma ve dernekkurma hürriyetlerini kısmak sahasında almıĢ olduğu kanuni ve fiili tedbirler önemli sonuçlardoğurmuĢtur. Seçimlerin galibine açık bulunması gereken iktidar kapalı kalmıĢ, hukuki yollardansiyasi mücadele imkânsız hale gelmiĢtir. Muhalif partiler birer siyasi kuvvet olarak serbestçe hareket, iktidar üzerinde vasıtalı ve vasıtasıztesir etmek, hatta normal bir sonuç olarak iktidara geçmek imkânlarının felce uğramaları karĢısındaiki yola sapmıĢlardır: birleĢmek ve fiili tertiplere baĢvurmak. 1911 senesinde bütün muhalif fertler, partiler ve zümreler birleĢerek gayrı mütecanis bir muhalefetpartisi kurmuĢlardır: Hürriyet ve Ġtilaf. Abdülhamid idaresi karĢısındaki jön Türk hareketini temsileden bu kitle Ġstanbulda yapılan bir ara seçimini tek oy farkla kazanınca (16) halk efkârı üzerindekitesiri büsbütün artmıĢtır. 1911 tadilatına bu olay neticesinde varılmıĢtır. Halaskâr Zabitanhareketinin tehditleri Sait PaĢa Kabinesini kuvvetli bir güvenoyu almasından bir gün sonra istifayasevketmiĢtir (16 Temmuz 1912) (17). Ġttihat ve Terakki Bab-ı Âli Baskınına kadar (23 Ocak 1913)www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  16. 16. www.kuyruksuz.comiktidardan uzaklaĢmıĢtır. Altı küsur aylık bir ayrılıktan sonra tekrar fakat fiili ve zor kullanarak Bab-ıÂli Baskını ile iktidara gelmiĢtir. Ġttihat ve Terakkinin sadrazamı Mahmud ġevket PaĢa. ĠtilafçılarıngeniĢ surette dahil oldukları bir suikast sonunda öldürülünce kurulan Divanıharbin kararlarıtanınmıĢ muhalif lider ve simaları idama mahkûm etmiĢtir (18).Bu tarihten 1918 senesine değin Ġttihat ve Terakki tek parti olarak Osmanlı devletinin idaresiniüzerine almıĢtır. Ancak Birinci Dünya SavaĢından mağlup çıkınca iktidarı terketmiĢtir (19). Sonkongresiyle de kendini feshederek yeni partilere bölünmüĢtür (20). Mütareke safhasında ezeli rakip Hürriyet ve Ġtilaf peykleriyle birlikte siyaset sahnesine hâkimolmak istemiĢse de bu hareketi iĢgal altında bulunan bir sahada tesirsiz didiĢmelerden öteyegitmemiĢtir Anadoluda ise Müdafaai Hukuk hareketi tarafından yenilmiĢtir. Zaten 1919 genelseçiminden sonra MeĢrutiyet partileri görünmez olmuĢlardır. Bu Ģema bize MeĢrutiyette muhalefetin imkânsızlığını gösterecek derecede açıktır. Hukuki yollarınkapalı olması karĢısında muhalefetin de zora ve fiili yollara baĢvurduğu görülmüĢtür. gizli faaliyet,Halaskâr Zabitan Hareketi. Dağa çıkmalar, tehditler, Bab-ı Âli Baskınına karĢı Mahmut ġevketPaĢa suikastına iĢtirak. Taklibi Hükümet teĢebbüsü, Pariste üçüncü bir jön Türk ve muhalefethareketi, münferit sulh müzakerelerine giriĢmek, mütareke devresinde geniĢ bir intikam vedivanıharp politikasına devam ve idamlar. Görüldüğü gibi MeĢrutiyet devresinde Osmanlı Ġmparatorluğunun siyasi hayatı bir savaĢmeydanından farksızdı.c - Muhalefetin dayandığı tezler (21): MeĢrutiyet cemiyetinin siyasi örgüsüne daha fazla nüfuz edebilmek için muhalif siyasi kuvvetlerinfert, dernek, parti ve zümre olarak, bütün güçlüklere rağmen iktidar partisinin tekelci durumunayaptıkları hücum ve tenkitleri kısaca tespit ve bazı örnekler vermek lazımdır. Muhalefet, Ġttihat ve Terakkinin kurtarıcılığını umumiyetle kabul etmiĢtir (22). Yalnız bu husustaittifak olduğu söylenemez (23). Kurtarıcılık, iktidar partisinin yapısına bazı özellikler vermiĢtir: Her çeĢit siyasi düĢünceye sahipinsanlardan müteĢekkil gayrı mütecanis bir kitle vücut bulmuĢtur (24). Bu çeĢitli fikir ve kanaattekiinsanlar sadece yıkmak için birleĢmiĢlerdir (25). Bu Ģartlar altında kurulmuĢ bir parti bir ihtilalcemiyetidir. Yapıcı olamaz ve yıkma olayı, (gayeye) eriĢildiği andan itibaren çözülmelerle baĢlar(26).Bu özellikler, muhalefet yazarlarını bir sonuçta birleĢtirmiĢtir: Ģu halde Ġttihat ve Terakki, normalanlamıyla bir siyasi parti değildir (27). Bu hüviyete sahip olabilir mi? Evet, fakat bir Ģartla:mütecanis olmak, bunun için de ciddi bir temizlenme hareketine giriĢmek Ģartıyla (28). Ġktidar partisinin yapısındaki bu illetler onu MeĢrutiyeti ve hürriyeti yok edici yollarasürüklenmiĢtir. Bir vakitlerin (daha doğrusu bir kaç sene öncesinin) kurtarıcı partisi bizzat yıktığıAbdülhamid istibdadından daha beterini geri getirmiĢ, memleketi bir kaç kiĢinin keyfi idaresialtında inletmektedir. (29).1912 yılında Ġttihat ve Terakkinin iktidardan kısa bir müddet için uzaklaĢmıĢ olması, muhalefetiyeni bir inkılap devresinin açılması ümidiyle karĢılaĢtırmıĢtır. Hissedilir derecede canlananmuhalefet Ġttihatçıların iflasını ilan etmiĢ, bir daha geri gelmemeleri için tedbirlere baĢvurulmasınıistemiĢtir. Bu safhanın problemi intikam almak olmuĢtur: Gerçekten Ġttihatçılar yok edilmeli veintikam alınmalı mıydı? Soruya hayır diyenler azdır (30). Ġntikam taraftarları ise çoğunluğu teĢkiletmiĢlerdir (31). Muhalefetin seçkin yazarlarını daima meĢgul etmiĢ olan meselelerden birisi de yine iktidarpartisinin yapısındaki ikilikti. Ġttihat ve Terakki cemiyeti (dernek ) mi, yoksa bir fırka (siyasi parti)mıydı? (32). Ġktidar zimamdarlarınca (yöneticilerince) Cemiyet Parlamento dıĢında, Ģûrayı devlettarafından âmme menfaatine hâdim olarak kabul edilmiĢ bir çeĢit sosyal yardım müessesesi olarakgösteriliyordu. Fırka ise, Mebusan Meclisindeki çoğunluğa verilen isimdi. Bu vuzuhsuz durum Lütfi Fikri Bey tarafından Ģiddetle tenkit edilmiĢtir (33). Nihayet genel mahiyette tenkitler müĢterek bir hücumda birleĢmiĢtir. Hürriyeti getirmiĢ olması birpartiye hudutsuz kuvvet verebilir miydi, her Ģeyi yaptırabilir mi. Muhalefet soruya kesin bir cevapvermiĢ böyle bir teĢekkülün zalim, müstebit ve siyasi ahlaktan mahrum olduğunu tekrar tekrar ilanetmiĢtir: kurtarıcılık istibdadı meĢru gösteremezdi (34).www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  17. 17. www.kuyruksuz.com4- Ġttihat ve Terakkinin icraatına dair (35).Parlamenter bir meĢrutiyeti ve çok partili rejimi kendi hâkimiyet âletleri haline getirmiĢ Ġttihat veTerakki yalnız bu siyasi manevralarla mı yetinmiĢtir? Hiç Ģüphesiz hayır. Ġktidarda tek baĢına kalıĢı1911 yılından itibaren programına arzuladığı kontrolsüz hareket imkânını sağlamıĢtır. Merkeziyetçi-devletçi- milliyetçi prensiplere dayanan program müspet gerçekleĢtirme safhalarına varmıĢtır.Türkçülük cereyanının tesiri altında geliĢen program tatbikatında esas olan milliyetçilik prensibibatılılaĢmak, hatta laikleĢmekle aynı anlamda sayılmıĢtır. GeliĢme çeĢitli alanlarda olmuĢtur.a- Sosyal ve kültürel alanda: Milliyetçilik prensibi bilhassa batılılaĢmak yönünde geliĢtirilmiĢ, eğitim meseleleri ön plandatutulmuĢtur. Üniversitede (Darülfünun) Edebiyat Fakültesindeki umumi derslere kız talebelerinerkeklerle birlikte devamı, üniversite muhtariyeti birer yeniliktir. Kadın meselesi milli bir iktidar vekültür meselesi olarak ele alınmıĢtır. Kadın cemiyetleri kurulmuĢtur. Milli kütüphane, milli arĢiv(Hazinei Evrak), milli müzik, milli filmcilik, milli coğrafiya cemiyeti, turizm meseleleri hep bualandaki program tatbikatıdır. Bu arada Batı takvimi de kabul edilmiĢtir. Meslek, kültür ve sporkurumları da bu alanın yeni müesseseleri olarak kurulmuĢtur. Türk Ocağı milliyetçilik doktrinininhazırlayıcısı ve yayıcısı olmuĢtur. Yurtlar memleketin dıĢında da kurulmuĢlardır. Ayrıca, bizzatĠttihat ve Terakki Fırkasının Ģubeleri ve kulüpleri gece dersleri tertip etmiĢler ve dispanserleraçmıĢlardır. Fırkanın patronajı altında hayır cemiyetleri kurulmuĢtur. Maarif alanındaki en önemliadım, hiç Ģüphesiz sadece dini konularla uğraĢacak olan Darülhikmeti Ġslamiyenin layık öğretimekarıĢmasının önlenmesi olmuĢtur.b- Ġktisat alanında: En büyük adım kapitülasyonların ilgası olmuĢtur. Ġlk milli banka kurulmuĢtur. (Ġtibarı MilliBankası), OtarĢik bir ekonomi politikasının sonucu olarak, milli sermayeli hususi teĢebbüsler,Ģirketler ve fabrikalar kurulmuĢtur. Kooperatifçilik yerli malı sevgisi, Türklerden alıĢveriĢ etmek,serbest mesleklere intisap daimi surette telkin edilmiĢtir. Esnaf ve meslek teĢekkülleri kurulmuĢtur(hamallar teĢkilatı bu arada zikredilebilir).c- Hukuk alanında: Kültür ve ekonomi alanlarındaki yeniliklerin kanunlaĢtırılması kısmen gerçekleĢmiĢ, kısmen deproje halinden öteye geçememiĢtir. Hukuk alanında Türkçü-Milliyetçi prensip layıkleĢme anlamındatatbik edilmiĢtir. 1916 ve 1917 kongrelerinin kararları bu bakımdan önemlidir. Darülhikmeti Ġslamiyeadlı müessesenin kuruluĢu ile Mahkemeler Adliye Nezaretine bağlanmıĢtır. Kaza kuvveti böylelikledinilikten ayrılmıĢ, kaza birliği (tevhidi kaza) prensibi kabul edilmiĢtir. Bu kabulün sonucu olaraknikah ve boĢanmaya dair muvakkat (geçici) bir kararname yapılmıĢtır. 1917 Kongresi kararlarıtatbik alanına girmiĢ olsaydı, muhakkak ki layıklık prensibi hayli geniĢ gerçekleĢme imkânlarınakavuĢacaktı.d- Heyecan iklimi:Görüldüğü gibi, Ġttihat ve Terakkinin kurduğu parti diktatörlüğü kadrosu içinde, Türkçülükcereyanı milli bir sosyal politika halinde tatbik alanına aktarılmıĢ, batılılaĢmak ve layıklık anlamındakabul edilmiĢtir. Ġttihat ve Terakki müspet iĢler baĢarmamıĢ sayılamaz. Ne var ki bunları birhürriyetsizlik iklimi içinde ve tedhiĢ metodlarına baĢvurarak yapmıĢtır. Bu tutumudur ki, Ġttihat veTerakki hakkında affedilmez bir değer hükmü verilmesine sebep olmuĢtur.Zamanını tahlil eden hatıralarında Lütfi Fikri Bey, Ġttihatçıların Birinci Dünya SavaĢına girmelerikararını tahlil ederken, Ģu müĢahedeye (gözleme) varmıĢtır:...Ben Ġttihat ve Terakkiyi sergüzeĢtçi bir siyasete daima mütemayil görüyorum. Bana öyle geliyorki onu takviye ve idame eden hizip, harp ve emsali sebeplerle karıĢmıĢ heyecanlı bir muhit (çevre)ve zamanının kendisine pek münasip olacağını ve bilakis sulh ve müsalemet (barıĢ) ve sükûnetwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  18. 18. www.kuyruksuz.comdevrelerinde büyük bir kabiliyet gösteremeyeceğini ve binaenaleyh hüsnü muvaffakiyet ve devamiçin daima buhranlı bir zaman ve muhit hazırlamak mecburiyetinde kaldığını hissediyor (36).ġu kadar var ki, bu kavgacı ve harpçi havayı yaratan sadece Ġttihat ve Terakki değildi. Fakat buiklim onun icraatının adeta tabii geliĢme Ģartlarını sağlamıĢtır. Ġstikrarlı bir hava içinde hareketimkânı ona yabancı kalmıĢtır.DÖRDÜNCÜ BÖLÜMĠKĠNCĠ MEġRUTĠYET TOPLUMUNUKAPLAYAN DERTLER Bir savaĢ meydanı halindeki siyasi hayat kadrosu ve bir istibdat harabesi içinde eldeki vasıtalarlayeni değerler bulmak, yeni bir rejim kurmak gerekiyordu. Fakat her Ģeyden evvel Osmanlı (vebilhassa Osmanlı-Türk) cemiyetinin niçin bu hale düĢtüğünü, bilmek inkırazın sebeplerini aramaklazımdı. MeĢrutiyet aydınları, içinde bulundukları imkânsızlıklara rağmen cemiyetlerini acı bir tenkitaçısından görmüĢlerdir. Yıkıntıyı saklamamıĢlar, dertleri büyük bir açıklıkla halk efkarının önünesermiĢlerdir. Bu ameliyeden (iĢten) sonradır ki, Batıda ve Doğuda buldukları fikir ve prensipleri -bazen bir hayliinsicamız (tutarsız) olmakla beraber- hastalıkların tedavisine, sosyal yapının ıslahına tatbik etmekyoluna gitmiĢlerdir. Onların parmak bastıkları dertler, MeĢrutiyet siyasi düĢüncesinin nirenginoktalarıdır.1- Büyük ümit: Köklü değiĢmeler yapmak isteyen her büyük siyasi hareket gibi, Ġkinci MeĢrutiyet de âni bir refahihtiyacının ifadesi olan büyük bir ümit ile baĢlamıĢtır. Devletin her yönünü kaplayan bu olay,müĢterek bir duygu olarak görünmüĢtür. Büyük ümit hürriyetin ilanı ile birlikte sadece neĢe veheyecan değil, her türlü asayiĢi de silip süpüren bir sarhoĢluk devresi yaratmıĢtır. BilhassaOsmanlı Türklerine bir bayram havası yaĢatmıĢtır: Otuz Ģu kadar senedir istibdat baskısı altındabunalan halk birdenbire sevinç ve heyecana, tarif edilmez bir hissiyat taĢkınlığına kapıldı. KocaOsmanlı devleti umumi bir bayram içinde idi (1). 1876dan beri istenenler gerçekleĢmiĢ, Yıldızaçekilen telgraflar semerelerini vermiĢ, MeĢrutiyet yeniden ilan edilmiĢti. Kanunu Esasi tekraryürürlüğe girmiĢti.Hürriyet ve MeĢrutiyet kelimeleri halk nazarında, o zamana kadar mevcut olmayan, fakathasreti çekilen Ģeylerin derhal gerçekleĢmesi olarak anlaĢılmıĢtır.Kitleye göre hürriyet refahdemekti, huzur ve emniyet demekti (2). Bu sebeple seviniliyor, coĢuluyordu. Hürriyet hareketimemleket dıĢında uyandırdığı nispi bilgiler yanında (3), istibdatın buzlarını kırarak kitleyi eskicanlılığına kavuĢturmuĢ sayılıyordu (4). Komiteler, ihtilalci çeteler ve dernekler bundan böylekanun yollarında yürüyeceklerini ilan ediyorlardı (5). Yüzyıllık bir ıslahat hasretinin ifadesi halinde bu büyük ümidin çok Ģümullü bir anlamı olmuĢtur:Bütün Osmanlı ve Ġslam dünyasının kurtuluĢu (6). Bu ütopyacı ha reket noktasında, büyük ümidinformüle edilmesinde hükümet baĢındakiler de çok kere varılacak sonuçları hesaplayamadan, halkile birliktirler. Namlı bir Jön Türk ve Mebusan Meclisi Reisi Ahmet Rıza Beye göre bir Devri Cedit(Yeni Devir) baĢlamıĢtı ve bu gerçekleĢmede Abdülhamidin büyük hissesi vardı (7). Ġktidarorganı ġûrayı Ümmet gazetesinin dahili icmal muharririne göre de bir uyanıĢtı (8).BaĢtakilerin bu Ģekilde düĢüncelerinden halk sonuçlar beklemiĢtir: ġu halde bütün sosyal dertlerortadan kalkacaktı. Kapitülasyonlar yok oluverecekti. Bir kalkınma, adeta yerden fıĢkıracaktı. Uzunsüren bayram havası içinde pek az kimse bu rüyaların hangi vasıtalarla gerçek olabileceğinisormuĢtur. Ġncelemelerimiz bakımından bu uyanıĢın iki özelliği kayda değer: Önce,MeĢrutiyetçiler bütün ihtilalciler kadar iyimserdiler. Sonra da bu hissi sonuç çıkarmalar büyük ümityerine gayet derin bir hayal kırıklığına ve aĢağılık duygusuna geçiĢin sebebi olmuĢlardır.2 - Hayal kırıklığı, sebepleri ve sonuçları:a - Sabırsızlık:www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  19. 19. www.kuyruksuz.comĠstibdat baskısından kurtulmuĢ büyük kitle, boĢalmıĢ bir zenberek hızı ile MeĢrutiyettenbeklediklerinin derhal olmasını istemiĢ, iktidarı, hükümetleri bunları yapmaya zorlamıĢtır. KanunuEsasinin Ģahıslandırdığı büyük ümidi ancak BaĢtakiler gerçekleĢtirebilirdi vegerçekleĢtirmeliydiler. Sait PaĢa kabinesinden sonra kurulan ikinci bir siyaset Kâmil PaĢahükümetinin programı bu gözle görülmüĢtür. Zamanın bir yazısında okunduğugibi herkes bukabineden pek çok Ģeyler bekliyordu... Kısa bir tâbirle: Kabine yeniden bir Osmanlı Devleti vücudagetirecekti. Herkes Ģikâyet ediyor... Bin türlü istekte bulunuyordu... Halk her Ģeyi birden istiyorBabıâliden mucizeler bekliyordu... tayininden on beĢ gün geçer geçmez Nâzırdan, bir Ģeyyapmadı! Ģikâyetinde bulunuyorlardı. Halbuki her Nâzırın elinde kem alâttan (kötü âletten) baĢkabir Ģey yoktu. Bununla da kemalât (bilgi ve ahlak güzelliği) olamazdı (9).b - AnarĢi: Beklemediği sarsıntı ile uyanan halk, bir hâkimiyet havası içinde. Sait PaĢa hükümetini çekilmeyemecbur etmiĢtir. Yıldız tarafından mansup (kurulmuĢ) ve istifa etmeyen memurları zorla yerindenatmıĢtır. Bu arada siyasi partiden ziyade, geniĢ ve kaplayıcı bir teĢekkül olan Ġttihat ve TerakkiCemiyeti memleketin her tarafında gizlilikten sıyrılmıĢtır. Herkes akın akın bu cemiyete üyeolmaktadır. Cemiyet umumi hayata hâkimdir ve hükümet otoritesi yerine geçerek onugölgelemiĢtir. Kanuni devrinden beri halk ile padiĢah arasındaki kafes kırılmıĢ, fert ile iktidarkarĢı karĢıya kalmak üzeredirler. Fert arzu ve ümitlerinin ilcalarıyla (zoruyla) hareket etmekte, halkefkârı bu yollardan kendini açıklayabilmektedir. Bu bir hükümetsizlik halidir. O kadar kiMeĢrutiyetin bayram medhiyesini yapan kalemler halka sükûnet ve itidal tevsiye etmiĢlerdir (10).Bizzat Osmanlı Ġttihat ve Terakki Cemiyeti yayınladığı tamimlerle Hükümeti meĢrutaya karĢımüdahale salahiyeti olmadığını ve kanunların meri bulunduklarını hatırlatmıĢ, anarĢik durumason verilmesini istemiĢtir (11). Hayal kırıklığı veya ümitsizlik ilk olarak halkın ölçüsüz galeyanıiçinde filizlenmeye baĢlamıĢtır.c - AĢağılık duygusu: Babıâliden mucize bekleyen halk, ilk Ģenlikler arasında Bulgaristanın istiklal ilanını duymuĢtur.Yabancı baskısı, kapitülasyonlar ise yerli yerlerinde idiler. Ġstibdat perdesi kaldırılınca gerçekgörünmüĢtür. Halk devlet iĢlerini yakından görmek için sabırsızlanmıĢ, padiĢahın cebindekianahtarla girilmesi yasak olan odayı açınca bütün hakikatı anlamıĢtır. Sosyal seviyenin geriliği,siyasi yapının noksanları ve nihayet yabancı baskısı MeĢrutiyetin de muvaffak olamayacağıinancını kuvvetlendirmiĢtir. Bir kasırga ile savrulan yapraklar gibi düĢtüğümüz boĢluklar içindeyapıĢacak, tutunacak bir yer arıyor, fakat hiçbir Ģey bulamıyoruz. MeĢrutiyetten beklediğimiz onaverilen istikamet iĢte bu ümitsizlik gayyasına sürüklemiĢtir. (12)d - ġahsiyat:Jön Türklerden kalan siyasi miras MeĢrutiyetin buhranlı iklimi içinde kolaylıkla geliĢmiĢtir.BaĢlangıcın güzel günleri geçince maalesef daha Avrupada iken fikirlere yerleĢen çekiĢme veĢahsi garaz tohumları büyümüĢ, beslenmiĢ, ĢiĢmiĢ, nihayet uç vermiĢtir (13).e - Taklitçilik:Ġkinci MeĢrutiyetin siyasi fikir olaylarının dayandığı esaslardan biri de iktibastır. KurulmasınaçalıĢılan rejimin sosyal, siyasi ve nihayet hukuki sahalarda yeni prensip ve müesseselere olanihtiyacı açıktı. Batı ile Doğu arasına yerleĢmiĢ, çeĢitli kavimleri barındıran bir ülkenin fikir adamlarıbu durumu nasıl fiiliyat sahasına çıkaracaklardı? Tanzimatçıları takiben, baĢka memleketlerinmüesseselerini Ozmanlı zemini üzerine nakletmekle mesele çözülebilir miydi? Taklit, bu sorularınaçtığı kapıdan girmiĢ ve hayal kırıklığının, karamsarlığın baĢ unsurlarından biri sayılmıĢtır. ĠkinciMeĢrutiyetin aydın veya yazarı olmak için mukallitlik problemiyle meĢgul olmak kâfi değildir. Buolayı, aynı zamanda Ģiddetli bir tenkide tâbi tutmak lazımdır. Ġstisnasız bütün muharrirler vemütefekkirler, körü körüne taklidin ve kopyacılığın aleyhindedirler. Gerçi GarplılaĢmak, Batılıwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  20. 20. www.kuyruksuz.comolmak devleti kurtaracak yollardan biriydi, fakat bu yol ile mukallitlik arasında mahiyet farkı vardı.Mehmed Âkiften Prens Sabahattine kadar aynı bina içinde birbirlerine rastlamak dahiistemeyenler taklitçilik aleyhinde yekvücut olmuĢlardır, ve bu hareketi milli bir hastalık olarak ilanetmiĢlerdir.f - Ġktisadi gerilik: MeĢrutiyetin fikir adamlarını derin kararsızlığa götürmüĢ olan olayların en önemlisi devletiniktisadi esareti olmuĢtur. Kapitülasyonlar, borçlanmalar (Düyunu Umumiye) gibi baskıların altındakıpırdayamayan, gümrüklerine, ticaretine, ulaĢtırmasına hâkim olamayan (14), tabii kaynaklarınıdeğerlendirip iĢletmekten âciz bir devletin iktisadi bir kalkınma yapması hayaldi. Bu imkânsızlıklarciddi bir çöküĢ sebebi sayılmıĢlardır (15). MeĢrutiyetin yapısını kemiren bu muazzam dert, fikircereyanlarına bütün geniĢliğiyle inikas etmiĢtir (yansımıĢtır): Türkler milli bir idealden olduklarıkadar iktisadi sınıflardan da mahrumdular. Türkler memur ve rençberdiler. Türkler müstahsil(üretici) değil müstehliktiler (tüketicidirler), passif vatandaĢtılar. Öyleyse, Avrupanın iktisadiağırlığı ve rekabeti karĢısında yenilmekten, kahrolmaktan baĢka çare yoktu (16). Siyasi partiler bugerçeği fikir cereyanları süzgecinden geçirerek programlarında tanımıĢlardır. Ġttihat ve Terakki milliiktisat politikasına bu durumun tepkisi altında varmıĢtır. Ayrıca, imparatorluğun bir pazar olması,zanaat ve ticaretin Türk olmayan ellere geçmiĢ bulunması baĢlı baĢına bir konu olmuĢtur. Türkçü(milliyetçi) cereyanın tesiri altında yabancı mallarına karĢı giriĢilen ve muharrirler tarafındanheyecanlı desteklenen boykotaj ve direnmeler MeĢrutiyetin kayda değer olaylarındandır ve halkefkârı üzerinde müessir (etkili) olmuĢlardır (17). Bununla beraber küçük çapta hareketler birmilletin kurduğu devletin esaret boyunduruğunu parçalamasına kâfi gelemezdi. Bu sebepledevrimin siyasi, iktisadi bir devrimle tamamlanması istenmiĢtir (18). Ġğneden ipliğe kadar her ĢeyiAvrupadan bekleyen bir cemiyetin baĢka türlü kalkınmasına imkân yoktu. Nitekim,kapitülasyonların kaldırılması yeniden ilan edilen bir meĢrutiyet sevinci ile karĢılanmıĢtır (19).g - Cehalet. Cehalet, imparatorluğun büyük yarası idi. Bir muharrir Adapazarına kadar küçük bir seyahatininintibaları arasında halkın Kanunu Esasiyi köylerde değil pazarlarda bildiğini belirtmiĢtir (20).Ġktidar partisinin ünlü liderlerinden Doktor Nâzım realist bir beyanatında köylünün Kanunu Esasiyianlamayacak durumda olduğunu açıklamıĢtır (21). Bu müĢahedelerle varılan sonuç halkınMeĢrutiyeti anlayacak seviye ve kültürden yoksunluğu oluyordu. Bu bakımdan eğitim sistemininverimsizliği ve yetersizliği üzerinde durulmuĢtur. Bir de bu yoldan sosyal seviyenin düĢüklüğüsonucu çıkarılmıĢtır. Oysa hürriyet cehaletin bulunduğu yerde geliĢemezdi ve hür millete cehaletyakıĢmazdı (22). Bilgisizliğin hüküm sürdüğü bir cemiyette insan Ģahsiyetine ve haklarınasaygının pek zayıf olacağı aĢikârdı. Siyasi parti ve cemiyetler programlarının gerçekleĢme Ģartıolarak, kurslar açmıĢlardır. Bu durum bir muharrire pek rastlanmayan bir meĢrutiyet tablosuçizdirmiĢtir. Filhakika meĢrutiyet insanları bedeviyetle medeniyet arasına sıkıĢmıĢ, hakikat içindehayale dalmıĢ, ilim ve fenden bihaber kimselerdir (23). Cehalet felaketlerin kaynağı idi ve bütün bircemiyet bu yoldan bir komplekse saplanmıĢtı; köle sadakatiyle taklit, imparatorluğun çökmesionun, hep cehaletin eserleriydiler (24). Haliçte vapur iĢletilmesini protesto eden kayıkçı esnafıise bu durumun hakiki tercümanı olmuĢlardır (25).h - Aydınların sorumluluğu: Ġç ve dıĢ olayların süratli cereyanı karĢısında bazan ĢaĢkın fakat daima asabi bir kitlenin fikirlerineaçıklık verecek, bunları onun adına ifadelendirecek aydın elemanların azlığı, yetersizliği vekayıtsızlığı MeĢrutiyetin siyasi hayatında daima hissedilmiĢtir. Devletin nasıl idare edileceğinibaĢlık seçmiĢ bir broĢür, 10 Temmuzda birdenbire uyanan Güzidelerin (seçkinlerin) ve gençlerinsönük, düĢkün ve bitap bulunduklarını inkâr edilemeyecek bir gerçek olarak belirtmiĢtir? ĠĢte",diyor muharrir, ben bunu, bu içtimai sebebi aramak istiyorum (26). MeĢrutiyet düĢünürleri sırf budurumun Batı ile keza Osmanlı cemiyeti arasındaki farkı, Osmanlı toplumundaki geriliği açıklamayakâfi olduğunda adeta birleĢmiĢlerdir: MeĢrutiyet Intelligentsiası toplumun geriliğinden veseviyenin düĢüklüğünden sorumluydu. Memleketinin iĢlerini bir üçüncü Ģahıs gibi tenkit eden vewww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  21. 21. www.kuyruksuz.comsadece tenkit eden aydınlar grubu bir çeĢit sosyal vebal altında kalmaktaydı. Ġmparatorluğuçürük kereste ile çatılıvermiĢ yıkılacak bir bina haline getirmiĢ olan kendi aydınları idi (27). Veonlar hücum ettikleri softalardan daha da suçluydular. Hiç olmazsa softalar inandıklarını köylerekadar yaymaya çalıĢıyorlardı. Halbuki aydın denilen kimseler terbiyeci rollerini oynamıyorlar (28)ve kitleyi kimsesiz, baĢıboĢ bırakıyorlardı. Kaldı ki, Osmanlı toplumu Hugolar, Ġbsenler" gibidehalara da sahip olamıyordu. MeĢrutiyet yazarları bu durumun sebebini de araĢtırmıĢlardır (29).Kendi kendilerini bu kadar ağır tenkitten çekinmeyen MeĢrutiyetçiler, bütün güçlüklere rağmenvatandaĢlık müessesesini geliĢtirmeye çalıĢmıĢlardır.Ġktidarın yetersizliği: Ancak gizli cemiyetlerin binbir zorlukla temin ettikleri yayınlarla ve Jön Türklerin elde edebildikleriBatı kültürü ile beslenmiĢ insanlar, bu kadar karıĢık bir topluluğun idaresini ele aldıkları zaman,siyasetin ilme ve ideolojiye ne kadar muhtaç olduğunu derhal anlamıĢlardır. Mahdut bilgilerinetecrübesizlikleri de katılınca, gizli komite usulleri onları istibdada götürmüĢtür. Cehaletletaassubun istibdadın iki kardeĢi olduğu bu suretle ortaya çıkmıĢtır. Basın hürriyetinin mevcutolabildiği zamanlarda iktidar adamlarının yetersizliği açıkça yazılmıĢtır (30). Ġdare edenlereatfedilen en büyük kusur topluluğu parçalayıcı ve fertleri birbirine düĢürücü iç ve dıĢ sebepleri yokedememeleri veya bunlarla açıkça çarpıĢmayı kabul edememeleriydi. Bu mütereddit vemuhafazakâr yürüyüĢ MeĢrutiyet iktidarlarını mazur göstermek bir tarafa, onlar hakkında çok ağırdeğer hükümlerine vardırmıĢtır: MeĢrutiyet idaresi Abdülhamit idaresinden beter, aĢağı, ondandaha müstebit bir derekeye inmiĢti, memleketin bir baĢından bir baĢına muazzam bir idaresizlikve sefalet hüküm sürmekteydi. Bu hükümler bir sadrazama, Sait Halim PaĢaya aittir (31). NasılolmuĢtu da Hürriyet kahramanları otoriter bir rejimi geri getirmiĢlerdi? Siyasi hayatın geliĢmeleriiçinde rastladığımız bu soru, bütün fikir cereyanlarını meĢgul edecektir.3- Büyük soru: Bu devlet nasıl kurtarılabilir? Uzun bir ıslahat (ve hürriyet) arayıĢının mirasçısı ve gerçekleĢtiricisi Ġkinci MeĢrutiyetin dertlizemini üzerinde bir hürriyet rejimi kurmak, bilinen Ģartlar içinde mucize yaratmakla birdi. Bunarağmen MeĢrutiyet siyasi tarihimizde ilk defa olarak idare edilenlerin memleketin kaderiyle biryapının iĢçileri kadar, ilgilendiklerini bize göstermiĢtir. MeĢrutiyet hükümetlerini tenkit edenler,onları övenlerden çok fazla idiler. Bu noktada, MeĢrutiyetin fikri karakterine bağlı bir özellikle karĢılaĢmaktayız. MeĢrutiyetinsanlarının çoğu, en çetin ve buhranlı safhalarda dahi kültür ve eğitim kıtlığına rağmenimparatorluğun çöküĢünü durdurabilecek sebeplerin araĢtırıcıları olmuĢlardır. Bu toplum sevgisi,devleti kendinin hissetme ve muayyen bir topluluğa mensup olma zevki -Ziya Gökalp bunaumumculuk diyecektir- fertleri benciliği aĢan gayret ve çalıĢmalara, fedakârlıklara sevketmiĢtir.Topluluğu, iktidarın veya türlü baskıların karĢısında, hareketsiz gören muharrirler ve ellerine ilkdefa kalem alan vatandaĢlar derhal kalemlerine sarılmıĢlardır (32). Fakat bazen kaleme karĢı hakikisilahın cevap verdiği ve bir gazetecinin öldürüldüğü MeĢrutiyet basınının korkunç havadisleriarasında okunmuĢtur (33). Bu yuvarlanıĢ içinde, Ġkinci MeĢrutiyetin her safhasında -fakat bilhassa 1913e kadar- düĢünen veyazan insanlar adeta kalıp halinde büyük soruyu sormuĢlardır: Ġmparatorluk nasıl kurtarılabilir? Bu çöküĢü durdurmak ve selamete çevirmek ne suretle mümkünolabilir? Bu suallerin cevapları aranırken bir devrin muhasebesi yapılmıĢ, milletin MeĢrutiyete layıkolup olmadığı dahi aranmıĢtır (34). Bazı müteferrikler de kurtuluĢ çareleri üzerinde durmuĢlardır.Türkiye nasıl kurtarılabilir? Bu gibi sorular vazedilen meseleleri toptan ifade edecekmahiyettedirler (35) Ġstanbulda 1922 senesine kadar sorulmuĢlardır (36). Bazen de gözlerAnadoluya çevrilmiĢtir (37)Bazı fikir adamları da sorudan ziyade sundukları tavsiye ve tedbirleri eserlerine baĢlık seçmiĢlerdir(38)."Büyük Soru" yıkıcı ve yapıcı bir tenkittir. Ġkinci MeĢrutiyetin fikir hareketlerine ve cereyanlarına,devletin devamını mümkün kılacak formül ve tekliflere büyük soru hâkim olmuĢtur. Genel olaraksoru, mensup olunan fikir cereyanına göre sorulmuĢ inceleme ve araĢtırmalar aynı açıdan nazaraalınmıĢtır. Bir örnek olmak üzere. Ġslamcı cereyan liderlerinden Sait Halim PaĢanın sorduğuwww.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır
  22. 22. www.kuyruksuz.comsoruyu seçebiliriz: "Vaktiyle o kadar kuvvetli, o kadar zinde bulunmuĢ olan heyeti içtimaiyeiOsmaniye bu kadar az bir zaman zarfında bu derece nasıl bozuldu?" Ve ilave etmekte: "ĠĢte tetkikeçalıĢacağımız esbap ve avamil" (39).BEġĠNCĠ BÖLÜMĠKĠNCĠ MEġRUTĠYETĠN SĠYASĠ FĠKĠRCEREYANLARI1- Batıya açılan yeni pencere:Bir toplumun yaĢayıĢı ile geliĢmesi ile ilgili görüĢler, sistemli fikirler ya da teoriler, o toplumunsiyasi düĢüncesini vücude getirirler. Bu düĢünce, daimi surette, gerçeklerle, yaĢanmıĢ olaylarla,bir devrin tarihi ve coğrafyasi ile toplumun maruz kaldığı çeĢitli tesirlerle iç içedir. Bu düĢüncegeçmiĢi açıkladığı gibi geleceği tayin, geleceğe ait kanunlar çıkarmak iddiasındadır. Bir toplumdaaydınlar bu iddiaya sahip olanlardır. Onlar, toplum olaylarına değiĢik açılardan, değiĢik fikirgözlükleri ile bakarlar. Bu olayları yorumlarlar. Yeni doğabilecek olayları tespit etmek, geleceğe aitkanunlar bulmak isterler. Bir memleketin aydını, kitleye, sosyal hayatı anlama imkânını hazırlar.Halk efkârının açıklanmasını sağlar. Birçok kiĢinin duyup da anlatamadığı Ģeyleri anlatmaya çalıĢır. Ġkinci MeĢrutiyetin siyasi düĢüncesi büyük soruya verilen cevaplar bütünüdür. En orijinal tarafı da budur. MeĢrutiyet aydını bu zor ödevi yüklenmiĢtir. Büyük soruya, Bu devletnasıl kurtarılabilir sorusuna verilen cevapların çeĢitliliğidir ki birbirinden farklı siyasi görüĢlerinortaya çıkmasına âmil olmuĢtur. MeĢrutiyet toplumunu tehdit eden sosyal dertler ve tehlikeler karĢısında, çeĢitli çevrelerdegeliĢmiĢ olan fikir cereyanları yıkılıĢa bir destek, dertlere deva bulmak ihtiyacının ifadesiolmuĢlardır. Batı karĢısında birkaç yüzyıl bir demir perde olarak kalmıĢ olan Osmanlı toplumunun kapılarıAvrupaya ilk defa, ardına kadar ve büyük bir samimiyetle Ġkinci MeĢrutiyet adını verdiğimizdevrede açılmıĢtır. Osmanlı camiasının Batı ile karĢılaĢması, o zamana kadar muhafaza etmeyeçalıĢtığı siyasi düĢüncesini alt üst edecek kadar değiĢtirmiĢtir (1). Bu karĢılaĢma bir mukayeseimkânı vermiĢ, gerilik açıkça itiraf edilmiĢ ve Batılı olmak zarureti belirtilmiĢtir. Kurtulmak,kalkınmak ve taze bir hayata kavuĢabilmek için Osmanlı Devletinin geniĢ bir iktibas faaliyetinemuhtaç bulunduğu da bir sonuç olarak ortaya çıkarılmıĢtır. Fakat mesele bu sonucu çıkarmaktadeğil, asıl probleme cevap bulmaktaydı. Yirminci yüzyılın baĢlangıcı, değiĢmekte olan bir dünyanında dönüm noktasıydı. Bu değiĢme yalnız teknik yenilikler değil, eskiye nazaran çok farklı manevi(éthique) değerler de getirmekteydi. Eski MeĢrutiyet kalıbını yeni bir özle doldurmak ödevi Batınıngeçirmekte olduğu bu yenileĢme buhranları devrelerinde duyulmuĢtur. Filhakika yeni değerlernasıl ve nerede bulunacaktı? Siyasi müesseseler nasıl bir zemine dayandırılacaktı? OsmanlıĠmparatorluğu ne dereceye kadar bu yeni değerlerle teçhiz edilmeli, GarplılaĢmalıydı? Ve buGarplılaĢma nasıl bir metotla gerçekleĢtirilmeliydi? Bu değiĢme yeni ve köklü bir inkılap mı,mevcud kadro içinde bir ıslahat mı, yoksa dini (Ġslami) bir rönesans mı olmalıydı? Özellikle bilinmeyen ve ilk defa çıkılan bir saha üzerinde ve fevkalade gayrı müsavi Ģartlar altındaBatı ile karĢılaĢmanın bütün ağırlık ve sorumluluğunu ilk olarak MeĢrutiyet nesli yüklenmiĢ vesorulara muayyen fikir cereyanlarıyla cevap aranmıĢtır.2- ÇeĢitli fikir cereyanları: Bu cereyanlar hangileridir. Genel olarak yukarıda kısaca belirttiğimiz özelliklere sahip beĢ cereyandan bahsedilebilir.MeĢrutiyetin siyasi düĢüncesi bu beĢ kanal içinden geçer: Garpçılık Ġslamcılık, Türkçülük, MeslekiĠçtimai (Ġlmi Ġçtimai) ve sosyalizm cereyanları (2).www.kuyruksuz.com web sitesi sunucularında barındırılmıştır

×