Kliniksefiuzman

1,198 views

Published on

Eğitim hastanelerinde klinik şefi uzman hekim ilişkisi

Published in: Business, Spiritual
0 Comments
1 Like
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

No Downloads
Views
Total views
1,198
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
126
Actions
Shares
0
Downloads
4
Comments
0
Likes
1
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Kliniksefiuzman

  1. 1. EĞİTİM HASTANELERİNDE KLİNİK ŞEFİ İLE UZMAN HEKİM İLİŞKİSİ
  2. 2. Hekimin özerkliği <ul><li>Hekim, hastasına uygulayacağı tedaviyi seçmekte serbesttir. Ne hasta, ne hastanın bir yakını veya kanuni temsilcisi, ne herhangi bir idari ya da yargısal makam veya mercii ne de başka bir hekim, bu hususta hastanın tedavisi ile ilgilenen hekime baskı yapamaz, telkinde bulunamaz, hekimi, seçeceği tedavi usulünü değiştirmeye zorlayamaz. </li></ul><ul><li>Kuşkusuz önerilen tedavi usulüne muvafakat etmemesi durumunda, hastanın, başka bir hekimi seçme hakkı saklıdır. Bu hususta da hasta tam özerkliğe sahiptir . </li></ul>
  3. 3. Hekim özerkliğinin hukuki dayanakları <ul><li>Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 6 ncı maddesine göre, hekim, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdani ve mesleki kanaatine göre hareket eder. Hekim, uygulayacağı tedaviyi tayinde serbesttir. Bu hükümle, hekimlerin mesleklerini icra ederken, hiçbir etki altında kalmadan, bilimsel ilkelere ve hastanın menfaatine uygun bir biçimde vicdani kanısına göre hareket edecekleri öngörülmektedir. Hiçbir idari veya yargısal makam, hasta ve hasta yakını dahil hiçbir kişi hekimin vereceği tedavinin ne olması gerektiği hususunda müdahale hakkına sahip değildir. </li></ul>
  4. 4. Eğitim kliniklerinde mesleki özerklik <ul><li>eğitim hastanelerinde çalışan uzman hekimler, diploması ve uzmanlık belgesi olan her hekimin bütün yetkilerini haiz olarak mesleklerini icra edebilirler. Bu konuda herhangi bir sınırlayıcı kanun hükmü olmadığı gibi tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge vb. hiçbir idari düzenleyici işlemde de eğitim kliniklerinde çalışan uzman hekimlerin hekimlik mesleğinden kaynaklanan yetkilerini kullanırken bir kayıtlamaya tabi olduklarına dair bir kural yer almamaktadır. Bu konuda açık bir yasaklayıcı veya sınırlayıcı düzenleme olmadığına göre, eğitim kliniklerinde çalışan uzman hekimlerin tam bir özerklik içinde mesleklerini icra edecekleri de tartışmasızdır. </li></ul>
  5. 5. Disiplin amirlerinin mesleki özerkliğe müdahalesi <ul><li>klinik şeflerinin, kendi kliniklerinde çalışan uzman hekimlerin disiplin ve sicil amiri olmasının da hiçbir pratik önemi bulunmamaktadır. Disiplin ve sicil amirliği, Devlet memurlarının, idari düzenin kendilerine yükledikleri ödevleri yerine getirmelerini ve bu düzenin ihlali durumunda çeşitli yaptırımlara tabi tutulmalarını sağlama amacıyla ihdas edilmiş bir kurumdur. Disiplin ve sicil amirlerinin mesleki uygulamalar üzerinde herhangi bir emredici yetkisi bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla disiplin ve sicil amirleri sıfatı ile klinik şefleri; uzman hekimlere belli ilaçların kullanılması, belli tedavi usullerinin ve ameliyat tekniklerinin uygulanması doğrultusunda emir ve talimat veremez. Disiplin amirliğinin böyle bir yetkiyi de içermesi için açık bir hukuk kuralına gereksinim bulunmaktadır </li></ul>
  6. 6. Mesleki özerliğin sınırları: Bilim ve hukuk <ul><li>Uzman hekimler de hukuk düzeninin kendilerine sağladığı bu özerk alana ilişkin yetkilerini, yine bilim ve hukukun sınırları içinde kullanmakla yükümlüdür. Bu bakımdan söz gelimi bir uzman hekim, bilim dışı tedavi usullerini uygular ise hastada zararın oluşup oluşmadığına bakılmaksızın soruşturma neticesinde cezalandırılabilir </li></ul>
  7. 7. Klinik şeflerinin servis içi düzenleme yapma yetkisi <ul><li>klinik şefi, servis içinde belli düzenlemeler yapabilecektir. Bu düzenlemeler işlerin belli bir tertip içinde yürütülmesi için de gereklidir. Ancak klinik şefi bu yetkisini yine hakkaniyete, hukukun genel ilkelerine ve özel hukuki düzenlemelere göre kullanabilecektir. Bir hakkın veya takdir yetkisinin kötüye kullanımını hukuk düzeni hoş görmeyecektir. </li></ul>
  8. 8. Klinik şeflerinin düzenleme yapma yetkisinin sınırları <ul><li>klinik şefleri, uzman hekimlere talimat veremeyeceği gibi hizmetin daha düzenli ve daha verimli sunulması için yapacağı planlamalarda, hekimlerin mesleklerinin gereğini yerine getiremeyecek ölçüde sınırlayıcı ve engelleyici kurallar öngöremez. Burada amaç serviste hizmetin düzenli ve verimli (YTKİY m. 109) işleyişidir. </li></ul>
  9. 9. Hasta hakları <ul><li>en önemli ilke, hastanın hekimini seçme hakkıdır. Bu ilke Hasta Hakları Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu hükme göre; “hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu isteme hakkı vardır.” </li></ul>
  10. 10. Hastanın ilk kabulden itibaren aynı hekimin kontrolünde kalması <ul><li>Bu Yönergeye göre, hasta reddetmediği sürece, hastanın ilk kabulünden itibaren aynı hekimin kontrolünde olmasının sağlanması gerekir. Aksi takdirde zaten hastanın hekim seçme hakkının pratik bir önemi de kalmayacaktır. Bu bakımdan hastanın poliklinikte kendisini muayene eden doktoru seçme hakkına sahip olduğunu, ancak tedavisini serviste takip edecek veya ameliyatını yapacak doktoru seçme hakkının bulunmadığını iddia etmek sadece bir tutarsızlık değil fakat başlı başına bir hakkın ortadan kaldırılması ile eş anlamdadır. </li></ul>
  11. 11. Hekim seçme hakkı sadece poliklinik muayenesi için geçerli değildir <ul><li>poliklinik hizmetleri sağlık hizmetlerinin sadece bir boyutudur. Hasta, hekimini seçme hakkını kullanırken esas olarak kendisinin uzun erimli bakımını ve tedavisini üstlenecek hekimi de seçmektedir. Aksi takdirde bu hak boş bir söylem olarak kalacaktır. bir hastaya poliklinikte muayene edecek hekimi seçme hakkını tanımak ardından da sizin bu seçme hakkınız sadece poliklinik muayenesi için geçerlidir demek, bu hakkın kullanımını ortadan kaldırmakla eş anlamlıdır. </li></ul><ul><li>Bu sebeplerle de poliklinikte hastayı gören (muayene eden) hekimin, kendisini tercih eden hastayı bilimsel icaplara uygun biçimde serviste de yatırarak tedavi ve ameliyat etme hakkı bulunacaktır. </li></ul>
  12. 12. TIBBİ DEONTOLOJİ TÜZÜĞÜ VE MÜDAVİ HEKİM KAVRAMI <ul><li>Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinde de müdavi hekim kavramına rastlanmaktadır. Adı geçen Yönetmeliğin 65 inci maddesine göre, “yataklı tedavi kurumunda yatan ve tedavi gören hasta veya ailesinden birisi, bir veya birkaç uzmanla konsultasyon yapılmasını istediği takdirde, müdavi tabibin muvafakatı, baştabibin müsaadesiyle ücretleri hasta veya sahipleri tarafından ödenmek şartıyla, istenen uzmanların hastayı görmesine müsaade edilir.” </li></ul>Bu hüküm, açıkça, tıbbi tedavi söz konusu olduğunda hekimin hiçbir biçimde başhekimden de emir ve talimat almayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Bu kuralın örtük anlamından, hekimlerin ikinci derecede disiplin ve sicil amiri olan baştabiplerin de hekimlerin mesleki özerklik alanına müdahale yetkisinin bulunmadığı ortaya çıkmaktadır. Müdavi hekim hastanın tedavisi ile birincil olarak ilgilenen kişidir. Nitekim Yönetmeliğe göre hastaya konsültasyon gerektiğinde karar verecek kişi klinik şefi değil bizatihi müdavi hekimin kendisidir. Oysa servisteki bütün hastaların müdavi hekiminin klinik şefi olduğu kabul edilse, bu durumun Yönetmelikte böyle ifade edilmeyeceği muhakkaktır.
  13. 13. Müdavi hekimin özerkliğine vurgu <ul><li>kurumun görevli tabibi, konsültasyon kararı çoğunluk ile de olsa, kendi özel görüş ve bilimsel kanaatine aykırı tedavi ve ameliyata zorlanamaz. Bu takdirde tedavi ve müdahale hasta veya sahibinin muvafakati ile konsültasyona katılan uzman hekim tarafından yapılacaktır. </li></ul>
  14. 14. YARGITAY UYGULAMALARI <ul><li>Türkiye’de hekimin özel hukuk (tazminat) sorumluluğu esas olarak Borçlar Kanununda yer alan kurallara göre belirlenmektedir. </li></ul>Yargıtay her durumda hekim ile hasta ilişkisini bir sözleşmesel ilişki olarak değerlendirmektedir. Bu durumda kamu hastanesinde çalışan hekim ile hasta arasında sözleşme bulunduğu kabul edilmekte ve hekim daha ağır bir sorumluluğa tabi tutulmaktadır. Yıllara yayılmış bu içtihat yerleşiktir. Sadece Yargıtayın özel daireleri değil Hukuk Genel Kurulu kararları da bu yönde şekillenmiştir.

×