KAMU HİZMETLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ*Özelleştirme yani devletin varlıklarının ya da yaptıkları hizmetlerin özel sektöre dev...
İNGİLİZ DENEYİMİÖzelleştirme, elliden fazla ülkede gündemdedir; fakat, özelleştirmeyi en kapsamlı ve politik olarak en kar...
geleceğe ilişkin daha iyi beklentileri olduğuna işaret eden piyasa göstergesidir.AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ DENEYİMİTerim...
Bununla birlikte, İngiltere de ve diğer ülkelerde kullanılan teknikler, üçüncü dünya ülkelerine de büyük ölçüdeuygulanabil...
üzerinde yasal sözcükler olarak kabul etmek, vesikalı eğitim hareketini güçlendirecektir.4. Özelleştirme karşıtı koalisyon...
Upcoming SlideShare
Loading in …5
×

Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi

1,494 views

Published on

kamu maliyesi / public finance

Published in: Education
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi

  1. 1. KAMU HİZMETLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ*Özelleştirme yani devletin varlıklarının ya da yaptıkları hizmetlerin özel sektöre devredilmesi dünyanın her yerindehızla gelişmekte olan bir olaydır. A.B.D. nde, binlerce kentte ve kasabada özel firmalar, ambulans hizmetleri, çöptoplama işi, sokak ve cadde onarımı, arşiv tutma ve diğer bir çok işi yapmaktadır. Phoenix, Arizona gibi bazı kentlerinözel itfaiye teşkilatları bile vardır ve özelleştirme California nın La Mirada kentinde (nüfusu 40.000) o kadar ilerigitmiştir ki, kent yönetimi sadece 55 personel çalıştırmakta, özel sektör ise altmış değişik belediye hizmeti görmektedir.Özelleştirme, Amerika kıtasının başka yerlerinde de gelişmektedir. Kanada da hükümet, devlet mülkiyetinde bulunanhavayollarındaki ve diğer ulaştırma sektörlerindeki hisseleri satmak için önlemler almakta ve bir hükümet komisyonu,bir çok "Kraliyet Kuruluşları" nı özelleştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Meksika, daha önce millileştirilmiş olandüzinelerce kuruluşu özel sektöre satmış ve 200 ün üzerinde devlet firmasını da satmayı programlamıştır.Bir çok Asya ülkesi de özelleştirmeye yönelmektedir. Örnek olarak, Kore Cumhuriyeti nde devlet, beş büyük bankayı,bir petrol şirketini ve diğer bir çok işletmeyi elden çıkarmış bulunmaktadır. Malezya, limanlarını, demiryollarını vehastahanelerini özerleştirmeyi tasarlıyor; Bangladeş, daha önce millileştirilmiş olan jüt ve tekstil işletmelerini eskisahiplerine geri veriyor. Japonya, telefon kuruluşu Nippon Telegraph and Telephone u bağımsız bir kuruluşadönüştürmek üzere önemli aşamalar kaydetmiş olup yakında halka hisse senedi satmaya başlayacaktır.Avrupa da Türkiye, daha şimdiden on yaşındaki Boğaz Köprüsü" nün ve Keban Barajı nın gelir ortaklığı senetlerinisatmıştır ve iki düzine devlet işletmesini daha satmayı planlamaktadır. Fransa ve Batı Almanya dahil, diğer Avrupaülkeleri de, varlık satışlarını denetlemektedir. Fakat, özelleştirmede dünyaya liderlik yapan ülke İngiltere dir. Buülkede, başlıca ekonomik sorunlara çözüm getirmek amacıyla, varlık satışları temel bir hükümet stratejisi olmuşbulunuyor.ÖZELLEŞTİRME NEDİR ?Özelleştirme, her biri farklı ekonomik ve politik etkileri olan bir çok değişik şekil alabilir. Özelleştirmenin tam şekli,devlet müdahelelerini ticari faaliyetlerden tümüyle çekerek, devlet mülkiyetindeki varlıkları özel sektöre satmaktır.Varlık satışları özellikle çekici olmaktadır; çünkü, bu satışlar, devlete çok kısa bir süre içerisinde önemli tutarlarda gelirsağlamaktadır. Özel sektörün etkisini arttırdığı girişimler olan diğer özelleştirme biçimleri, çoğu kez, önemli tasarruflarsağlama konusunda zaman almaktadır.Varlıkları satarak hükümet, bu varlıkların ileride getirebileceği gelirleri "peşin tahsil" etmektedir. Tıpkı bir yatırımcının,ileride getireceği tahmin edilen gelire göre fiyatlanmış bulunan bir hisse senedini satması gibi. Fakat, özelleştirmebundan daha öteye gitmektedir. Bu tür satışlarda, hükümetin bu varlıklardan sağlayacağı muhtemel gelirin şimdikideğerinden daha iyi bir fiyat sağlaması muhtemeldir. Bunun nedeni şudur; Kamu mülkiyetinde bulunan varlıklarınyöneticileri sürekli olarak siyasi yönlendirmelere, bütçe kayıtlarına ve kısıntılarına maruz kalmaktadırlar. Buyöneticiler, aynı zamanda, özel sektör yöneticilerinin sahip oldukları olumlu dürtülerden yoksundurlar. Bir devlettesisine bir özel alıcının vermeye razı olduğu fiyat, bu alıcının elde edebileceğini tahmin ettiği geliri gösterir; kamuteşebbüsleri yöneticilerinin daha düşük beklentilerini değil. Bu yüzden devlet varlıklarının satılması, bu varlıkların tamdeğerinin gerçekleştirildiği anlamına gelir.Özelleştirmenin ikinci bir şekli olan yasal-kurumsal serbestleşme, kabaca, hükümet tarafından tekelleştirilmiş olan birhizmeti özel sektörün sağlamasına izin vermeyi içerir. Piyasaya yeni girenler, ancak ve ancak, kamuya hizmet etmeyetenekleri ölçüsünde başarılı olurlar ya da yenilirler. Özeleştirmenin bu şekli, tüketicinin lehine olarak, daha çokrekabete ve seçmeye yol açarak bir hizmetin hükümetçe sağlanma gereksinimini azaltıp bütçeyi kısar.Üçüncü bir özelleştirme şekli olan sözleşme sisteminde, hükümet hizmeti finanse etmeye devam eder; ancak özelsektöre firmalarını, hizmetin sözleşme şartları altında yapılması hakkı için arttırmaya çağırır. Hizmetin maliyetiazaltılmaktadır; çünkü, başarılı yüklenici (müteahhit) rakiplerini fiyat kırarak arttırma dışı bırakmaktadır. Özelkesimdeki rekabet derecesi fazla olduğu zaman, sözleşmeden sağlanan tasarrufun en yüksek düzeye çıkması büyük birolasılıktır. Hükümet, yüklenicinin, sözleşmeyi yitireceği korkusuyla sürekli tetikte bulunacağını bilir.Özelleştirmenin diğer bir şekli olan yardım (voucher) sisteminde de, hükümet, hizmeti finanse etmeyi sürdürür; fakat,bir hükümet kuruluşunun belirli bir firmaya hizmet yapması için sözleşmeyle iş verme yerine, hizmetten yararlananlara(tüketicilere), söz konusu hizmeti açık pazardan satın almak için para verir. Bu yolla, hükümet, kişilere tüketici olmagücü sağlamaktadır. Bu yaklaşım, bir hizmet için sağlıklı bir piyasanın bulunduğu, fakat buna karşın ailelerin yeterlihizmet arzını elde edecek gelirlerinin olmadığı durumlarda son derece uygun olmaktadır.Sözleşme sisteminde olduğu gibi, yardım sisteminde de, söz konusu hizmeti sağlamak hükümetin taahhüdünü azaltmaz.Fakat, yardım alanlar, en uygun hizmet sunucusunu arayıp bulmaya çalışarak, hükümete, satın alınan hizmetinmaliyetinin mümkün olduğu kadar düşük tutulması olanağını verirler.
  2. 2. İNGİLİZ DENEYİMİÖzelleştirme, elliden fazla ülkede gündemdedir; fakat, özelleştirmeyi en kapsamlı ve politik olarak en karmaşık şekliyleele alıp uygulayan ülke İngiltere dir. İngiltere nin özelleştirme programı, İkinci Dünya Savaşı ndan sonragerçekleştirilen çok kapsamlı bir millileştirme programının geriye çevrilmesidir. Millileştirilmiş endüstrilerinmillileştirilmesinin o zamanlar, ekonominin etkin bir şekilde planlanması ile halka temel malların ve hizmetlerinkesintisiz bir şekilde sağlanma garantisi vereceği düşünülmüştü. İyimserliğin ömrü çok kısa oldu. Diğer ülkelerdeolduğu gibi, İngiltere de de millileştirme, büyük devlet işletmeleri göz önüne alındığında, gittikçe artan bir şekilde ağırsübvansiyonlar, politize olmuş yönetimler, kronik işçi huzursuzlukları ve tüketicilerden sürekli yakınmalar gelmesişeklinde sonuçlanmıştır.1979 yılında Başbakan Thatcher ın yönetime geldiğinden bu yana, yaklaşık olarak 20.000 milyon dolar değerindehükümet varlığı özel sektöre satılmış bulunmaktadır. Satılan bu varlıklara, İngiltere nin en büyük karayolu taşımafirması, yarım milyondan fazla kamu iskan birimi, bir zamanlar British Rail tarafından işletilmiş olan oteller, kimyasalmaddeler üreten firmalar, elektronik araç ve gereç firmaları ile hepsinden önemlisi, İngiltere telefon işletmesinin tümüdahil bulunmaktadır. British Airways in, tüm gaz dağıtım sisteminin, ülkenin su sağlama tesisleri dahil çok daha fazlakuruluşun yakın gelecekte satılması planlanmıştır.Özelleştirmenin son beş yılı vergi arttırımını önlerken, hükümetin daha iyi hizmet vermesini finanse etmesi içinİngiltere hazinesine büyük tutarlarda taze nakit akışı anlamına gelmektedir. Özelleştirilen firmalar da, kendilerinemodern donanım satın alımı olanağı sağlayan büyük tutarlardaki özel kesim sermaye akışından yararlanmıştır. Üstelikbu yatırımlara ilişkin kararlar politik olmaktan çıkmış ve tümüyle ticari bir niteliğe dönüşmüştür. Buna ek olarak, buişletmelerin özel sektöre transferi, -işçiler ve iş sahipleri arasındaki farkları kaldırarak- ekonomik sisteme karşı olantutumlar üzerinde sağlıklı bir etki yaratmıştır.İngiltere de özelleştirmenin gerçekleştirilmesi kolay olmamıştır. İdeolojik güçlüklere ek olarak, millileştirilmişendüstrilerdeki işçiler, bu işletmelerdeki işleri konusunda büyük endişelere kapılmışlardır. Bu millileştirilmişendüstrilerin hizmetlerini ve ürünlerini kullananlar ve tüketenler arasında bile korkular ortaya çıkmıştır: Fiyatlar artacakmı; hizmetlerin düzeyi aynı şekilde sürecek mi? Fakat, buna rağmen, özelleştirme konusunda diğer ülkelere de alınacakönemli dersler sağlayan çok ustalıklı bir stratejiyle bu muhalefet yenilmiştir.Başbakan Thatcher tarafından geliştirilip uygulanan strateji, piyasa güçlüklerini, bir çok değişik ve daha dolaylıbiçimlerde ortaya koyma yollarını aramıştır:- Kamu hizmetleri özel sektör firmalarına sözleşme yoluyla verilmiş; böylece hükümet söz konusu hizmetleri finanseetmeyi sürdürmüş, fakat özel sektör firmaları sözleşme arttırımına davet edilmiştir. Bu yolla, özel sektör etkinliğibürokratik dürtülerin yerini almıştır.- Özel sektör firmalarının müşteriler lehine devlet mülkiyetindeki firmalarla rekabet etmesini önleyen devlet tekellerinive izin verme engellerini kaldırma, yeni Yasal-kurumsal serbestleşme: Bu yaklaşım, şu anda devlet tarafındanyapılmakta olan fonksiyonları üzerine alıp yerine getirmek için özel sektör firmalarının kurulmasını teşvik etmek vedevlet firmalarının, özel alıcılara çekiciliğini arttırmayı özendirmek için, bu kamu işletmelerinin işlemlerini düzeltmeyiteşvik etmesi amacıyla kullanılmıştır.- Millileştirilmiş endüstrilerin aktiflerinin satışı: İngiliz Hükümeti, geleneksel yaklaşıma iki yeni çeşni dahakazandırmıştır. Yasal ve kurumsal serbestleşme, daha önce satılmaya uygun olmayan kuruluşları, bu firmaları rekabetezorlayarak, alıcılara karşı çekici bir duruma getirmiştir. Fakat, daha da önemlisi, hükümet, kamu işletmelerininyapmakta olduğu fonksiyonların özel sektör firmalarına devri, muhalefetin etkisizleştirilmesi ve ilgili kuruluşlarınyeniden millileştirilmesinin olanaksızlaştırılması için yaratıcı yöntemler kullanmıştır.Bu stratejilerin en etkilisi, bedelsiz ya da indirimli hisse senetlerinin işletmelerde çalışanlara ve müşterilere sunulmasıolmuş ve teklif edilen fiyatlardaki indirim, binlerce yeni küçük yatırımcıyı teşvik etmek amacıyla kullanılmıştır. 1984te İngiliz telefon kuruluşu British Telecom un satılması, -işçi sendikalarının tepkilerine rağmen- ve bir anda İngiltere deherhangi bir türde hisse sahibi olan kişilerin sayısını ikiye katlayarak, iki milyon yeni İngiliz yatırımcısı yaratanstratejinin klasik bir örneğidir. Şimdi artık, özelleştirilmiş bulunan British Telecom u destekleyen o kadar geniş birhisse sahibi seçim çevresi var ki, yeniden millileştirmenin politik olarak olanaksızlığını söylemeye gerek yoktur.İngiltere de sosyalistler, doğal olarak bu stratejiyi hem politik hem ekonomik nedenlerle suçladılar -bu suçlamalarınetkisi yok denecek kadar az olmuştur-. Sosyalistlerin kendi sendika destekleyicileri bile, sosyalist ideolojinin devlettarafından işletilmesini söylediği şirketlerden hisse alabilmek için birbirleriyle yarışmaktadırlar. Bunlar, özelleştirilmişfirmaların hisselerindeki hızlı artışa işaret ederek bunun ülkenin düşük değerleme yoluyla soyulduğunun bir kanıtıolduğunu söylemektedirler. Ancak, doğal olarak, hisse fiyatlarının artması, sadece şirketin özel sektör yönetimi altında
  3. 3. geleceğe ilişkin daha iyi beklentileri olduğuna işaret eden piyasa göstergesidir.AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ DENEYİMİTerimin bir çok Amerikalı tarafından ancak yakın zamanlarda öğrenilmiş olmasına karşın, özelleştirme A.B.D. için yenibir konu değildir. Devlet ve yerel düzeyde hükümetler, hizmet maliyetlerini düşürmek amacıyla hızla özelleştirmeyeyöneliyor. Son zamanlarda, National Center For Policy Analysis (Ulusal Politika Analiz Merkezi) tarafından yapılmışolan bir araştırma, yerel hükümetlerin takriben yüzde otuzbeşinin şehir çöplerinin toplanması için özel firmalara sahipolduğunu; yüzde kırkikisinin otobüs işletmeleri ve bakımı için özel firmalar kullandığını, yüzde sekseninin vasıta çekme(arıza ya da başka durumlarda) ve park işletmelerini sözleşme yoluyla özel sektör firmalarına verdiğini saptamışbulunmaktadır.Amerika Birleşik Devletleri kentlerinde ve kasabalarında düzenli bir şekilde özel sektör tarafından yapılan işleriçerisinde, cadde ve sokakların onarımı işi, trafik işaretleri korunması ve bakımı, ağaç budama, sosyal afişleme(duyuru), ambülans servisleri, sağlık ve refah programları, park düzenleme ve bakımı ile hukuk hizmetleri girmektedir.Bir çok kent ve kasabada itfaiye kuruluşlarının yanı sıra hapishaneler bile özel firmalarca işletilmektedir. InternationalCity Management Association tarafından yapılan bir araştırma, son on yıl içerisinde bir ya da daha fazla hizmetiözelleştiren kent sayısında yüzde elli oranında bir artış olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yine geçen on yıl içerisinde, kentçöplerinin toplanması için özel firmaları kullanma iki katın üzerinde artış göstermiş, özel firmalarca yapılan cadde vesokak onarım işi yüzde 600 (altı kat) artmış ve park işletmeleri için özel sektör firmalarının kullanımı yüzde 2700efırlamıştır.Yerel yetkileri özelleştirmeye yönelten en büyük etmen maliyet öğesidir: Rekabetçi özel piyasa, genellikle kent yönetimteşkilatlarını, yaptıkları rutin hizmetleri çok daha ucuza sağlamaktadır. Yapılan bir çok araştırma, bu hizmetlerin yerinegetirilmesinde yüklenicilerin kullanıldığı durumlarda maliyetlerden önemli miktarda tasarruf sağlandığınıdoğrulamaktadır. Örneğin, yakın zamanlarda California bölgesindeki Los Angeles ta yapılan bir araştırma, kentyönetimi personelince yapılan aynı nitelikteki bir işle karşılaştırıldığında yüzde 43 daha panalıya mal olmakta, yinekapıcılık (odacılık) hizmetleri aynı karşılaştırmayla yüzde 73, yol kaplama işi yüzde 96 oranında pahalıya çıkmaktadır.İncelemede ele alınan sekiz tür hizmetten sadece bordro (ücret, maaş) hazırlama işi maliyet bakımından özel sektörlekarşılaştırılabilmektedir. Tabii, bunlara ek olarak, kamu hizmetinin yerine getirilmesi için sözleşmeyi kazanan özelfirmalar yerel vergiler de ödemektedirler.Federal düzeyde, Reagan yönetimi, 1987 mali yılı hükümet bütçesinde cesur özelleştirme hedefleri saptamışbulunmaktadır. Reagan yönetimi; enerji pazarlama kuruluşu, Naval Petroleum Reserve (Deniz Petrol Rezervi) vefederal borç portföyünün bir bölümünü ve diğer bazı kuruluşların varlıklarının satışını önermiştir. Bunlara ilaveten,yönetim, alt gelirliler için iskan programı ve telafi edici eğitim için kapsamlı bir yardım (voucher) programı için ciddigrişimlerde bulunmaktadır. Yönetim, bu ve benzeri özelleştirme girişimlerinin, bütçe açığını 1987 mali yılında 7.000milyon dolar, ileriki yıllarda ise çok daha büyük miktarlarda azaltabileceğini belirtmektedir.Bu girişimlerin genel görünümü dramatik bir şekilde gelişme göstermektedir. Dengeli bütçe yasasının geçişi vedışarıdan edinilen taktik deneyimlerinin zenginliğinin artması, özelleştirmenin, federal harcamaların kontrol altınaalınmasında temel unsur olabildiğini göstermektedir. Özelleş-tirme ulusal düzeyde başarılı bir politika olmaktadır.Geleneksel bütçelerde kaçınılmaz olan hizmetlerin kısılarak harcama hedeflerine uydurulması yerine, özelleştirme, yasakoyucuya hizmetleri yerine getirilmesini sürdürme olanağı sağlamaktadır.ÜÇÜNCÜ DÜNYA İÇİN DERSLERŞimdiye kadar edinilen deneyler, kilit devlet sanayilerinin, hem ekonomik hem politik bir yöntem ile özel sektöredevredilebileceğini göstermektedir. Bir çok az gelişmiş ülke (AGÜ), İngiltere nin yakın zamandaki geniş devletişletmeleri mülkiyetinin mirasını paylaşmaktadır. Bazı durumlarda, bu İngiliz sömürgeciliğinin bırakmış olduğu birmirastır. Fakat, çok daha ileri durumlarda, bu 1960lı ve 1970li yıllarda uluslararası borç verme kurumlarının, merkeziplanlamanın ve devlet mülkiyetinin, refah ve kalkınma için ana unsur olduğu şeklindeki yanlış düşüncesindenkaynaklanan ve yapılan yanlış baskıların bir sonucudur.Bu durumun böyle olması, İngiltere gibi, söz konusu diğer ülkelerin de, devlet sektörlerince, özelleştirmenin dramatikekonomik gelişmeler vaade-den potansiyelinden tümüyle uzak tutulmaları yüzünden gerçekleşmiştir. Fakat, az gelişmişülkeler, diğer bazı ülkelerinkine benzemeyen sıkıntılarla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu ülkelerin bir çoğu, örneğin,gelişmiş bir sermaye piyasasından yoksun bulunmaktadır ve çoğu varlık satışlarının finansmanı konusunda yabancısermayeye yönelmeye istekli değildir. Buna ek olarak, sanayileşmiş Batı ülkelerinde görülen özel işletmelerdenkuşkulanma olayı, bu ülkelerde genellikle daha fazladır.
  4. 4. Bununla birlikte, İngiltere de ve diğer ülkelerde kullanılan teknikler, üçüncü dünya ülkelerine de büyük ölçüdeuygulanabilir. İngiltere ve daha başka ülkelerde işçilerin hisse sahibi olması, üretimin verimliliğinde önemli gelişmelereyol açmıştır. Bu şekilde, bir devlet firması zararla çalışır ve hayati ulusal gereksinimlere ayrılması gereken hükümetfonlarını bu tür zararları kapatmak için çekerse, az gelişmiş bir ülke için, bu firmayı çalışanlarına vermek makul vemantıklı bir yol olabilir; böylece, söz konusu firma işçileri, masrafları kısmak ve verimliliği arttırmak içinyönlendirilebilirler. Üstelik, bu tür bir "işçi kontrolü", özel kuruluşlarla kollektif ideolojiyi birleştirmeye çalışan ülkelerepolitik bakımdan çekici gelebilir.Az gelişmiş ülkelerin "finansal alt yapısı" ile diğer ülkelerin finansal altyapıları arasında bulunan fark, özelleştirmeninhiç bir şekilde dışlanmasını gerektirmez; sadece stratejilerin yerel koşullara uyarlanması gerekir. Uluslararası kuruluşlar,Batı ekonomilerinde tipik olarak mevcut olan özelleştirmeden, az gelişmiş ülkelerin de aynı yararı sağlamaları içinyardım edeceklerse, bu hususu değerlendirmeleri gerekir.ÖZELLEŞTİRME ORTAMININ YARATILMASIBir çok reformcuların saptadıkları gibi, en israfçı devlet firmalarını ve programlarını bile özelleştirmek siyasi bakımdanzor olabilir. Bunun nedeni, bu tür programların çerçevesinde -işletmelerin devlet tarafından kontrol edilmesini savunan-sert bir koalisyon oluşur. Bu koalisyon, söz konusu programlardan yarar sağlayanlar ile bu programı sunanlardan vekariyerleri bu programların var oluşuna bağlı olan politik ve bürokratik seçmenlerden oluşur. Bu programın hayatıtehlikeye girdiğinde, bu koalisyonların, söz konusu programların devlet sektöründe kalması için kampanya yürütmesineyol açan kazanılmış, güçlü ortak çıkarları bulunmaktadır. Bu tür koalis-yonlarca desteklenen programları değişikliğetabi tutmak mümkün olabilir; fakat çoğu durumlarda, bunları ortadan kaldırmak olanaksızlaşmaktadır.Özelleştirme bu dinamikleri değiştirir. Özelleştirme mekanizması, var olan yerleşik programları savunmak üzere buprogramlardan yarar sağlayanlardan ve bu programları destekleyenlerden meydana gelen koalisyona karşı bir karşıkoalisyon yaratır. Hükümet programlarını destekleyen koalisyonlar gibi, karşı koalisyonlar da hizmetlerdenyararlanacak olanlardan ve bu hizmetlerin sunucuları kişilerden (bu durumda, özel firmalar ve gruplardan) oluşur. Buözel koalisyonların, girişilen özelleştirme faaliyeti için etkili bir kampanya yürütmek için çıkarları bulunmaktadır.Örneğin İngiltere de, kamu mülkiyetindeki konutlarda oturan kiracılara, oturdukları evlerin kendilerine indirimli olarakdevredilme hakkının verilmesi; bir zamanların kamu konutlarının sübvansiyonunu savunanları, masraflar konusundauyanık ev sahibi kişilere dönüştürmüştür. Aynı şekilde, İngiliz kamu sektörü işçilerine, eskiden çalıştırdıkları firmalarözelleştirilip bu özel firmalardan kendilerine bedelsiz hisseler verilmesi; özelleştirmenin en sert muhaliflerini,özelleştirmenin en hararetli destekçilerinin arasına katmıştır.Böylece, başarılı bir özelleştirme için anahtar öğe, özelleştirmeye yardımcı olacak bir ortamı yaratmak ve kilit seçmençevrelerinin desteğini kazanacak programlar planlamaktır. Bunu başarmak için bir takım önlemlerin alınması gerekir:1. Devleti mal ve hizmet sunucusu olarak değil, mal ve hizmetlerin sunulmasını kolaylaştıracak bir biçimde örgütlemek.Bir topluma bazı mal ve hizmetlerin sağlanması gerekli olabilir ve bunları da devlet sağlamalıdır, şekilinde yaygın,ancak yanıltıcı bir varsayım vardır. Gerçekte, durum böyle değildir; bir toplumda gerek duyulan hizmetler bireylerce,kiliselerce, gönüllü derneklerce, özel şirketlerce ve diğer bir çok kurumlarca sunulabilir. Devlet hizmetleri bunlararasında sadece bir seçenektir.Bununla beraber, "güçlü devlet" muhalifleri de çoğu kez karşı bir tuzağa düşerler. Bunlar, bir hizmet üzerinde yapılanharcamaların azaltılmasının biricik yolunun, bu hizmetlerin sağlanmasında devletin tüm fonksiyonlarını inkar etmekolduğunu savunurlar. Bir çok örneklerde, bunların haklılık payları vardır ve bu konuda kamuoyu desteğini yanlarınaçekebilirler. Bununla birlikte, özelleştirme stratejisinde, hizmetlerin sağlanması konusunda hükümetin rolünü inkaretmeye gerek yoktur. Bu strateji, sadece hizmetlerin sunulmasında hükümete sunucu olmaktan çok hizmetlerinsunulmasını kolaylaştırıcı fonksiyon yüklemektedir. Hükümet, hizmetlerin sağlanmasını zorunlu hale koyabilir(yurttaşları bir emeklilik planına kaydolmayı emretmesi gibi); hizmetin özel kesimce sağlanmasını teşvik edebilir(örneğin vergi mekanizmasını kullanarak) ya da hizmetin özel sektörce sağlanmasına izin verebilir (yasal-kurumsalserbestleştirme yoluyla) fakat özelleştirme, hükümetin sunucu olma zorunluluğunun olmadığı varsayımından yola çıkar.2. Talebi özel sektöre kaydırmak. Halkı kamu sektöründen ziyade hizmetleri özel sektörden talep etmeye teşvik etmek,özelleştirmenin can alıcı noktasıdır. Bu uygun bir politik yolla kamu harcamalarının kısılması hedeflerini birleştirir. Bu,politikacılara, daha az değil, daha fazla işler vaad ederek ve kendilerine en uygun hizmet sunucularını seçme konusundaözgürlük sağlayarak seçmenlerin desteğini sağlama olanağı verecektir. Ve bu, hükümetin programlarına olan talepüzerindeki baskıyı azaltarak, bütçe kısıntılarına karı oluşan muhalefeti azaltır.3. Koalisyonlar teşkil etmek. Bir özelleştirme girişimini ilan etmeden önce hükümet yetkilileri, özelleştirmefaaliyetinden doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanması olası olan seçmenleri belirleyip harekete geçirmelidir. Bazıkoşullarda, bu hizmetlerin hükümetçe sağlanmasını savunan eski yerleşik seçmenlere karşı koymak üzere, seçmenlerinetkili bir siyasi güç şeklinde örgütlenmesine yardım etmek şeklinde olabilir. Örneğin, A.B.D. de vesikalı eğitimprogramının en büyük yararlanıcıları düşük gelirli veliler ve bu alt gelir grubu ana-babalara hizmet veren küçük çevreözel okulları olacaktır. Bu gruplara yardım etmek ulusal bir ağ oluşturmak ve bu ağın liderlerini eğitim konuları
  5. 5. üzerinde yasal sözcükler olarak kabul etmek, vesikalı eğitim hareketini güçlendirecektir.4. Özelleştirme karşıtı koalisyonları ortadan kaldırmaya girişmek. Kamu çalışanları, kolaylıkla anlaşılacağı üzere,özelleştirmenin kendi işlerini tehlikeye düşüreceği endişesini taşımaktadırlar. Bu endişenin özelleştirmeye karşıyarattığı muhalefet bir kaç yöntemle azaltılabilir. Örneğin, kamu kesiminde kaybedilen işler, bu sektörde normal süreçte(emeklilik vs.) yitirilen işlerle aynı düzeyde olacak biçimde sınırlanabilir, ya da çalışanlara, özelleştirilmiş tesislerdenbir hisse, hatta tam mülkiyet hissesi verilebilir. İngiliz Hükümeti 1982 yılında, devlet mülkiyetindeki National FreightCorporationu özelleştirdiğinde, bu kuruluşun çalışanlarına taşıma şirketinin hissesinin yüzde 85 ini alma izniverilmiştir. Mülk sahibi olmanın verdiği dürtüyle işçiler, özelleştirmenin muhalifi olma yerine savunucuları olmuş-lardır. Firmanın özel mülkiyeti, bu arada, vergi yükümlülüklerinin aleyhine zarar ederek para çeken firmayı, oldukçayüksek kar eden ve dolayısıyla vergi ödeyen bir kuruluşa dönüştürmüştür.5. Mülkiyeti yaygınlaştırmak. İngiliz deneyiminin varlık satışı konusundan alınacak en önemli ders, özel mülkiyeti,özellikle tersi durumda satışlara düşman olabilecek gruplar arasında yaygınlaştırmasının özelleştirme konusunda politikdestek sağlamaya yardım edeceği konusudur. Şimdi artık İngiltere de, kamu teşebbüslerinin halka hisseler teklif edereksatılması olayı olağan işlerdendir. Fakat, öncelik kuruluşların çalışanlarına, bu kuruluşların mallarını tüketenlere veküçük yatırımcılara verilmektedir. Bazan bu kesimlere bedelsiz paylar bile verilmektedir. 1984 te İngiltere nin telefonkuruluşu özelleştirildiğinde, bu işletmede çalışanların yüzde 96 sı ve diğer İngiliz yurttaşları satışların yarattığı şevk vesevinç dalgası içerisinde kapış kapış hisseler aldılar.6. Vergi teşviklerinin önemini kavramak. Vergi teşvikleri, çerçevesinde bir tür özelleştirme koalisyonunun gelişebileceğibir odak noktası yaratabilir. Örneğin, satılan malın eski sahibine kiralanması konusunda elverişli vergi işlemi, inşaatfirmalarını belediyelere yeni ve düşük maliyetli pis su işleme tesisleri kurmak için araştırmalar yapması konusundabaskı yapmaya yöneltmiştir. A.B.D. de bireysel emeklilik hesapları için federal gelir vergisi indirimi, özel emeklilikiçin güçlü yeni bir seçmen kesiminin gelişmesini teşvik etmiştir.Özelleştirme, artan kamu harcamaları sorunu konusunda her derde deva değildir, özelleştirme düşüncesi, hükümetindoğrudan hizmet sunan yasal bir fonksiyon olmadığı konusundaki tartışmayı kendisine temel almaz. Bunun yanında,özelleştirme, toplumun sağlanmasına inandığı fakat devletin hizmet arzının pahalı ve yetersiz olduğu, üretimi ya dasağlanmasını hak etmeyen gruplara yarayan politik dinamiklere maruz bulunan mal ve hizmetler için uygunbulunmaktadır. Bu örneklerde, özelleştirme, harcamalarda daha çok kısıntıları mümkün kılarak hükümet programlarıüzerindeki talep baskılarını azaltacaktır. Ali Gökhan Gölçek Ank. Üniv. S.B.F.

×