Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

13 jeolojive toplumsagligi

186 views

Published on

Environmental Geology

Published in: Education
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

13 jeolojive toplumsagligi

  1. 1. Yrd.Doç.Dr. Orhan CERİT
  2. 2. Simge Varol, SDÜ Jeoloji Mühendisligi Bölümü, Isparta
  3. 3. Simge Varol, SDÜ Jeoloji Mühendisligi Bölümü, Isparta
  4. 4. Simge Varol, SDÜ Jeoloji Mühendisligi Bölümü, Isparta
  5. 5. Jeolojik süreç, malzeme ve mekanların bütününü kapsayan jeolojik çevre, başta yaşam çevresi (konut, eğitim, calışma mekanları, toprak ve su kaynakları vb) olmak üzere, insan topluluklarının yaşam kalitesiyle ilgili birçok konu ile yakından ilişkilidir. Jeolojik çevre kimi zaman tehlike ve sınırlamaları kimi zaman da avantajlarıyla her zaman insanlığın gelişimi üzerinde yıkıcı veya yapıcı etkiye sahip olmuştur. Heyelan, deprem gibi cok yaygın bilinen jeolojik tehlikeler yanında, Türkiye dahil değişik ülkelerde rapor edilen sağlık sorunları (kanser, deri ve diş hastalıkları vb) ile asbest, erionit, kadmiyum vb toksik mineral içeren kayaçların veya tozların varlığı, topraktaki selenyum, bakır, molibden ve iyot eksikliği, sulardaki arsenik gibi jeolojik parametreler arasında bir bağlantı bulunduğu ortaya çıkmıştır. Simge Varol, SDÜ Jeoloji Mühendisligi Bölümü, Isparta
  6. 6. Tıbbi jeoloji, doğal jeolojik ortam ile bu ortamda yaşayan insanların, hayvanların ve bitkilerin sağlık sorunları arasındaki ilişkileri, ve bu ilişkilerin coğrafik dağılımını irdeleyen çok disiplinli bir ilgi alanıdır. Tıbbi jeolojinin temel ilkeleri, iz elementlerin işlevi ile doz- tepki etkileri üzerinde yoğunlaşır. Söz konusu etkilerin çoğu, kirliliğe neden olan insan faaliyetlerinden bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. İz elementlerin ana kaynağı, kayalar yada toprakta bulunan minerallerdir. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  7. 7. Tıbbi Jeoloji: Esas bileşenleri elementler, mineraller, kayaçlar, toprak ve su olan jeolojik ortam ile çevre sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen multidisipliner bir bilim dalıdır. Minerallerin insan sağlığına etkileri jeoloji ve tıp bilimlerinin tarihi geçmişinden beri bilinmektedir. Sağlık sorunları ve Jeoloji arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Jeolojik süreçler, malzeme ve ortamların insan sağlığı üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini ve bu etkinin coğrafik dağılımını inceleyen Tıbbi Jeoloji (medical geology), özellikle iş sağlığı ve jeoloji arasındaki bu bağın, yaşam alanımızda güvenliğimizi ve sağlığımızı tehdit edebilecek önemli bir faktör olduğunu göstermektedir. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  8. 8. Tıbbi Mineraloji ise doğal minerallerin insan sağlığı üzerindeki etkileri ve ilişkileri inceleyen, tıbbi jeoloji biliminin kapsam alanı içinde bir anabilim dalıdır. Tıbbi jeolojik çalışmalar sonucu elde edilen bulgular mineraloji ve meslek hastalıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Minerallerin oluşturduğu madenler ve taşlar fiziksel ve kimyasal özellikleri itibariyle eczacılıkta ve tedavide kullanıldıkları gibi, çeşitli meslek hastalıklarının da sebebi oldukları bilinen bir gerçektir. Solunum, sindirim ve cilt teması yoluyla insan sağlığını olumsuz etkileyen bu mineraller ise (asbest, silis, zeolit vd.) Tıbbi Mineraloji’nin ana bileşenlerini oluşturur. Tıbbi Mineraloji, özellikle maden sektöründe çalışanların meslek hastalıkları ile mücadele programlarının önemli bir elemanı haline gelmiştir. Ülkemizin jeolojik ve mineralojik şartları göz önüne alındığında, ulusal düzeyde uygulanacak meslek hastalıklarıyla mücadele programlarında tıbbi mineraloji araştırmalarının dikkate alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, günümüzde birçok araştırmaya konu olmuş bu minerallerin, çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini, maruziyet eşik değerlerinin altında tutmak için Tıbbi Mineraloji içeriklerinin de kontrol edilmesi büyük önem arzetmektedir. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  9. 9. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır Yerel jeolojiye ve gelişen jeolojik süreçlere bağlı olarak iz elementlerin derişimleri çevrede ve insan bünyesinde değişebilir. Bu değişim, çevre ve insan sağlığını belirgin bir şekilde etkilemektedir. Coğrafik farklılıklara dayalı bazı hastalıklar, yerel jeolojik ortamın özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Jeolojik faktörlere dayalı bu hastalıklara ilişkin bulgular da, Dünya’da ve Türkiye’de giderek artmaktadır. Yerkabuğunun büyük bir bölümü, birkaç majör elementten oluşmaktadır. Bu elementler, insan bünyesinin % 99’unu oluşturmakta ve başlıca oksijen, karbon, hidrojen, azot, kalsiyum ve fosfordan oluşur. Gerçekte, insan bünyesinin % 60’ı sudur.
  10. 10. www.jmo.org.tr/resimler/ekler/34fdbf83b74c193_ek.pdf
  11. 11. www.jmo.org.tr/resimler/ekler/34fdbf83b74c193_ek.pdf
  12. 12. Bu etkilerin belgelenmiş birçok örneği vardır: Orta Avrupa’nın dağlık ve yağmuru çok alan yerlerinde, iyot eksikliği olan topraklarda guatrın sık görüldüğü ve iyot ihtiyacının kısmen atmosfer yoluyla denizden alındığı görülmektedir. İrlanda, İsrail, Avustralya, Rusya, Venezuella, Çin, Amerika ve Güney Afrika gibi ülkelerde selenyum temel iz elementlerden biri olmasına rağmen, atlar ve büyükbaş hayvanlarda hastalıklara sebep olduğu belgelenmiştir. Selenyum eksikliği, Çin’de insanlarda yöresel kalp hastalığına, yöresel kireçlenme hastalığına ve tüm dünyada hayvanlarda beyaz kas hastalığına sebep olmaktadır. Fransa, Macaristan, Arjantin, Çin, Hindistan, Tayvan, Tayland, Nepal, Vietnam, Meksika, Amerika’nın bir bölümü ve Bangladeş’te yeraltı suyundaki arsenik toksini dikkate değerdir. İçme suyundaki arseniğe bağlı olarak görülen kronik sağlık problemleri deri alerjisi, pigment değişikliği (melanin ve keratin) ve bazı durumlarda da kanser olarak ortaya çıkmaktadır. İngiltere’de, hayvan yemindeki, çayırdaki ve topraktaki yüksek molibden seviyesi büyükbaş hayvanlarda molibden fazlalığına sebep olmaktadır. Bu elementin fazlalığından dolayı büyükbaş hayvanlarda diğer bir element olan bakır eksikliğine sebep olmaktadır. Bu hayvanlardaki bakır eksikliği, büyüme azlığına, geç olgunlaşmaya ve üretim azalmasına neden olmaktadır. Molibdence zengin bakır takviyesi ile bu problem çözülmektedir. Jeolojik Unsurların Halk Sağlığına Etkileri (MTA) http://www.mta.gov.tr/v2.0/daire-baskanliklari/jed/index.php?id=tibbi_jeoloji
  13. 13. www.jmo.org.tr/resimler/ekler/34fdbf83b74c193_ek.pdf
  14. 14. Maden ve taş işlerine yönelik işyeri risk değerlendirmelerinde, kontrol tedbirlerinin uygulanmasında ve söz konusu işyerlerinde çalışanların meslek hastalıklarına maruziyetlerinin en aza indirilmesinde kullanılacak en önemli verilerden biri de, hiç şüphesiz, faaliyet alanındaki litolojik (jeolojik) birimlerin Mineralojik ve Petrografik özellikleri ile Kimyasal bileşimleridir. Bu veriler, aynı zamanda minerallerin fizikokimyasal özelliklerini belirleyen ana bileşenlerdir. Bunlar; Kimyasal bileşim, Tane boyu, Sertlik derecesi, Yapı ve doku özellikleri, Kristal sistemi, Tenör dağılımı,. vd. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  15. 15. İnsanın bünyesindeki başlıca elementler ve bunların insanın ağırlığı açısından yüzdeleri Element İnsan ağırlığı açısından % Oksijen 61 Karbon 23 Hidrojen 10 Azot 2.6 Kalsiyum 1.4 Fosfor 1.1 Toplam 99.1 Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  16. 16. İz elementlerin insan bünyesine girmesine kadar gelişen süreçler ve izlenen yollar Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  17. 17. Kaya türlerinin bileşiminde görülen farklılıklar Ortalama bileşim Element Granit Bazalt Kumtaşı Şeyl Kireçtaşı Silisyum % 32.3 24.0 36.5 27.1 2.4 Alüminyum % 7.7 8.8 3.0 9.7 0.5 Demir % 2.7 8.6 1.0 4.7 0.4 Magnezyum % 0.6 4.5 0.7 1.5 4.8 Kalsiyum % 1.6 6.7 3.9 2.2 30.0 Sodyum % 2.8 1.9 0.3 1.0 0.04 Potasyum % 3.3 0.8 1.1 2.7 0.3 Titanyum (ppm) 2.300 9.000 4.600 1.500 400 Fosfor (ppm) 700 1.400 750 170 400 Mangan 600 2.000 850 10–100 1.100 Krom 25 200 100 35 11 Bakır 20 100 50 1–10 4 Kurşun 20 8 20 7 9 Nikel 8 160 80 2 20 Kobalt 5 45 20 0.3 0.1 Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  18. 18. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  19. 19. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  20. 20. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  21. 21. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL Serpantin grubu asbestin SiO2 içeriği %42 ‘den düşüktür; bu nedenle yumuşak, esnek, ipeksi parlaklığa sahiptir. Amfibol grubu asbestlerin SiO2 içerikleri ise %51 ‘den yüksektir, bu nedenle krizotil asbeste göre daha sert, asitlere karşı daha dayanıklı ve vücut tarafından sindirilmeleri çok daha zordur. Tüm bu özellikleri amfibol grubu asbestlerin yukarıda tanımlanan kanser vakalarına neden olma ihtimalini arttırmaktadır.
  22. 22. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  23. 23. Simge Varol, SDÜ Jeoloji Mühendisligi Bölümü, Isparta
  24. 24. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  25. 25. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  26. 26. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  27. 27. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  28. 28. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  29. 29. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  30. 30. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  31. 31. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  32. 32. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL Birkaç mikron boyutunda, lifsi ve iğnemsi yapıdaki Eriyonit Zeolit grubu minerallerden biridir. Yüksek ısıya dayanımlı bu minerali kayaç içinde yada yüzeyinde çıplak gözle tanımlamak çok zordur, tanımlamalar ancak mikroskop altında yapılabilmektedir. Eriyonit'in epidemiyolojik, in vivo ve in vitro olarak karsinojenik ve fibrojenik olduğu tıbbi araştırmalarla tespit edilmiştir. Eriyonit’in şimdiye kadar bilinen en potansiyeli yüksek kanser yapıcı mineral olduğu Dünya Sağlık Örgütüne bağlı, Uluslararası Kanser Arş. Kurumu tarafından kabul edilmiştir. Ülkemizde Kapadokya bölgesinde 3 köyde (Tuzköy, Karain ve Sarıhıdır) gelişen mezotelyoma vakalarının yaşam çevrelerindeki eriyonit’ten kaynaklandığı belirlenmiştir.
  33. 33. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  34. 34. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  35. 35. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  36. 36. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL Bilindiği üzere “Mermer” ifadesi kesilip, parlatılabilen bütün taşlar için ticari isim olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle adlandırmalarda veya risk değerlendirmelerinde mermerin mineral içeriği ve petrolojik özellikleri esas alınmalıdır. Zira “granit mermeri” örneğinde olduğu gibi sert taşların mineralojik bileşiminde yüksek oranlarda silis minerali bulunmaktadır.
  37. 37. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  38. 38. Dr. İsrafil KAYABALI VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 5 – 7 Mayıs, 2014 İSTANBUL
  39. 39. Simge Varol, SDÜ Jeoloji Mühendisligi Bölümü, Isparta
  40. 40. TIBBİ JEOLOJİNİN TEMEL İLKELERİ-I • İz elementlerin derişimi ve etkileri • İz elementler, insan bünyesinde ppm yada daha düşük derişimlerde bulunurlar. Ancak, bunların yaşam ve sağlık açısından önemleri büyüktür. • Dolayısıyla Tıbbi Jeoloji, doğada ve insanın bünyesinde iz elementlerin derişimini ve etkilerini incelemeyi temel ilke olarak kabul etmektedir. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  41. 41. İnsanın bünyesinde yer alan bazı temel iz elementler ve işlevleri (Parr, 1983). Element Ortalama derişim(ppm) Tanımlandığı yıl İşlevi İnsanda eksikliği halinde oluşan bazı etkiler Demir 60 17. yy Oksijenin taşınması Kansızlık İyot 0.2 1850 Tiroit bileşeni Guatr Bakır 1 1928 Bazı enzimlerde demirle birleşir Kansızlık, kemik değişimi olası yüksek kolesterol Mangan 0.2 1931 Metabolizma ile ilişkili Bilinmiyor Çinko 33 1934 Metabolizma ile ilişkili Depresyon, yavaş iyileşme Kobalt 0.02 1935 B12 vitamininde B12’nin eksikliğinde görülür Molibden 0.1 1953 Bazı enzimlerde Bilinmiyor Selenyum 1957 Enzimlerde ağır metalle etkileşir Kalp hastalığı Krom 0.03 1959 İnsulin içerir İnsulin direnci, düşük glikoz tahammülü Kalay 0.2 1970 Bilinmiyor Bilinmiyor Vanadyum 1971 Bilinmiyor Bilinmiyor Flor 37 1971 Kemik ve diş gelişiminde etkili Diş çürümesi ve kemikleşme sorunları Silisyum 260 1972 Dokularda kireçlenme Bilinmiyor Nikel 0.1 1976 Demir absorpsiyonu ile etkileşir Bilinmiyor Arsenik 18 1977 Bilinmiyor Bilinmiyor Kadmiyum 0.7 1977 Bilinmiyor Bilinmiyor BuslaytkaresiProf.Dr.AliYILMAZ’danalınmıştır
  42. 42. TIBBİ JEOLOJİNİN TEMEL İLKELERİ-II • Doz-tepki eğrileri • İz elementlerin olumlu ya da olumsuz etkileri, iz elementlerin derişiminin bir işlevi olarak, doz-tepki eğrileri çerçevesinde tanımlanabilir. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  43. 43. Bazı elementlerin olası doz-tepki eğrileri. BuslaytkaresiProf.Dr.AliYILMAZ’danalınmıştır
  44. 44. Bitkiler ve hayvanlarda oluşan tepkiler, A bakır için, B molibden için doz-tepki eğrileri Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  45. 45. ÇEVRE SAĞLIĞI VE BAZI ÖRNEKLER • İnsanların bünyesinde yer alan iz elementlerin ana kaynağı yeryüzünde bulunan kayalardır. Kayalarda yer alan iz elementlerin derişimleri, kaya türüne ve kayatürünün bulunduğu yere göre değişmektedir. Bu değişim, iz elementlerin insan bünyesine ulaşmasını denetlemektedir. • İnsanın ve diğer canlıların (yani flora ve faunanın) sağlığını bir bütün olarak irdeleyen çalışmalar Çevre sağlığı olarak tanımlanır. • Çevre Sağlığı ile ilgili altyapı oluşturulmadan, hekimliğin bir dalı olan “Halk Sağlığı”nın koşulları sağlanamaz. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  46. 46. İyot (I) • İyot, tiroit bezinin iyi çalışması için gereklidir. İyot eksikliği, tiroidin büyümesine ve guatr olarak bilinen bir hastalığa yol açar. • Yapılan değerlendirmeler, bir bölgedeki kayalarda ve topraktaki iyot eksikliğinin yöredeki ekinlerde ve hatta diğer hayvanlarda da iyot yetersizliğine yol açtığını ortaya çıkarmıştır. • Ayrıca, hazırlanan diyetlere iyot eklendiğinde guatr hastalığının da giderek azaldığı da anlaşılmıştır. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  47. 47. İyot: Niğde’nin bazı köyleri, Ankara- Nallıhan’nın bazı köyleri, Kırşehir-Kaman bazı köyleri ile Kastamonu köylerinde yaşayan halkta guatr hastalığı bakımından dikkate değer bir fazlalık görülmektedir. Bu sorun jeolojik formasyonlardan, toprakta selenyum eksikliği ve mineral içermeyen suların tüketilmesi vb. nedenlerden kaynaklanmaktadır.
  48. 48. Flor (F) • Toprak kimyası gibi su kimyası da sağlığı etkileyebilir. Suyun içinde çözünmüş olarak bulunan flor ile sağlık arasındaki olumlu bir ilişki de florun diş çürümeleri üzerindeki etkisi dolayısıyla belirlenmiştir. • Dişler, kalsiyum fosfat minerali apatitten oluşmaktadır. Biraz florun apatit kristallerine eklenmesi, apatitin çürümelere karşı daha dayanıklı bir yapıya kavuşmasını sağlamaktadır. • Türkiye’de genç volkanik kayaların yaygın olduğu yerlerde florun yüksek derişimlere ulaştığı, bunun da floroz denilen diş hastalıklarına yol açtığı bilinmektedir
  49. 49. Florun genelleştirilmiş doz-tepki eğrisi ( Montgomery, 1995). Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  50. 50. Çinko (Zn) • Çinko eksikliği cücelik, cilt hastalıkları, tat alma duyusunda azalma, yaraların iyileşmesinin gecikmesi gibi sorunlara yol açmaktadır. • En uygun çinko tüketimi günde 5-40 mg aralığındadır. Günde 150 mg’ın üzerinde çinko tüketimi kansızlığa, 6000 mg’dan daha fazla bir dozun alınması ise ölüme yol açar. Dolayısıyla çinko fazlalığı da tehlikeli olup, kalp-damar hastalıklarına yol açmaktadır. • Genellikle, kalsiyum karbonatça zengin ve çinko içeriği düşük olan kumtaşlarında yetişen bitkiler çinko açısından fakirdir. • Yani bölgesel çinko yetersizliği ile yerel jeoloji arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  51. 51. Selenyum (Se) • Selenyumun oldukça nadir bulunan bir metal olup, insanın günlük gereksinimi 0.006-0.2 mg arasındadır. • Selenyumun fazla alınması durumunda selenyum zehirlenmesi olmaktadır. Bu da insanda kanser, tırnak ve saçların bozulması (malformation), sinirlilik gibi rahatsızlıklara yol açmaktadır. • Her bitkinin selenyumu bünyesine alması ve biriktirmesi farklıdır. Örneğin, ABD’nin batısında locoweed olarak bilinen bir tür zehirli bitki türü (Astragalus) selenyumu daha çok bünyesinde biriktirebilmektedir. • Kabak, hardal ve soğan da selenyumu bünyelerine kolaylıkla almaktadır. • Genellikle çözünmüş selenyumun yüksek düzeyde olduğu yerlerde yetişen bitkilerin çoğu selenyumu bünyesine almaktadır. Böyle yerlerde yetişen evcil hayvanların büyük bir bölümü hastalanmaktadır. BuslaytkaresiProf.Dr.AliYILMAZ’danalınmıştır
  52. 52. Radon (Ra) • Bina içi bir kirletici olan radon, kayalardaki uranyumla birlikte bölgesel jeolojinin denetiminde bir yayılım sunar. Yüksek uranyum içeriğine sahip kayalar başlıca granitler, silisçe zengin volkanik kayalar, fosfatça zengin çökel kayalar, kükürtçe zengin şeyller ve bazı metamorfik kayalar olup, bunlar radon yönüyle de zengin bir içeriğe sahiptirler. • Radonun kanserojen etkileri, uranyum madenlerinin bulunduğu yüksek radyasyona sahip yerlerdeki insanlarda tanımlanmıştır. • Yüksek radyasyona sahip jeolojik ortamlarda yada radyasyon derişimi yüksek yapılarda yaşayan insanların daha yüksek bir risk altında oldukları yadsınamaz. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  53. 53. Çeşitli ortamlarda radon dolayısıyla meydana gelen radyoaktivite düzeyleri Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  54. 54. Doğal radyasyon: Özellikle granitik, siyenit, pegmatit damarlarında, bazı volkanik kayalarda ve altere zonlarda, kumtaşlarında ve bu kayaların kumlarında doğal radyasyon değerleri dikkate değerdir. Bu yerler arasında; Manisa-Köprübaşı, Çanakkale Ezine ilçesi Geyikli sahil siyah kumları, Küçükkuyu ile Ayvacık arasında kalan bazı köy yerleşim alanlarındaki volkanik tüflerde, Eskişehir Kaymaz, Beylikahır-Karacaören köyünde, Yozgat-Sorgun sayılabilir.
  55. 55. Antropojenik (insan kaynaklı) etkilenme: En önemli etki maden çıkarma, arıtma işlemlerinin yapıldığı alanlardaki atık pasaların yol açtığı asit maden drenajı olayıdır. Gerek işletilmekte olan ve gerekse terkedilmiş maden ocakları çevresinde asidik ortamda kimyasal reaksiyonlar olmakta ve bunun sonucu olarak yeraltısuyu, toprak ve besin kaynakları kirlenmektedir. Konya-Sızma ve Ladik’de kurşun ve civa, Ödemiş ve Beydağ’ında civa, Ulukışla Maden’de kurşun, Balya’da kurşun, Lapseki Koru derede kurşun, Kütahya-Gümüşköy’de gümüş işletmeleri ile terkedilmiş ocaklar ve çevresi, kömür madenleri pasaları ve ocakları çevresi kuyu ve içmesuları kirlenmektedir.
  56. 56. Jeotermal kaynaklardan ve bor madeni işletmesinden deşarj olan bor kirliği, Emet, Kızıldere vd. sıcaksu kaynaklardan gelmektedir. Davutlar gibi başka yerlerde de olan radonlu kaplıcalara dikkat edilmelidir. CO2 bağlı sağlık riskleri de dikkate değerdir.
  57. 57. TARTIŞMALI BAZI İLİŞKİLER • Özel kimyasal maddelerin eksikliği yada hastalık belirtileri tanımlanabildiğinden jeokimya ile hastalıklar arasındaki ilişkiler daha iyi ve güvenilir verilere dayalı çabalar olacaktır. • Bu çerçevede aşağıda sunulan bazı konuların tartışılmasında yarar görülmektedir. • Radyoaktivite ve sigara, • Kalp hastalıklarındaki bölgesel farklılıklar, • ABD’nin Georgia eyaletinde kalp-damar hastalıkları, • Diğer ilgi çekici olgular. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  58. 58. Radyoaktivite ve sigara • Sigaranın içilmesiyle birlikte akciğer kanserinde bir artış olmuştur. Son zamanlarda jeolojik kökene ilişkin bazı unsurların da sorumluluğu tartışılmaktadır. • Örneğin fosfatlı gübreler ve bu gübrelerin uranyum ve fosfat içerikleri nedeniyle toprağın bileşimi değişmektedir. • Dolayısıyla toprakta uranyumdan ileri gelen radon gazının çıkışıyla birlikte, toprağın üzerinde yetişen tütün bitkisinin yaprakları tarafından adsorbe edildiği ve böylece radon ayrışırken kurşun ve bizmut izotoplarını da içeren katı radyoaktif ürünlere dönüştüğü ileri sürülmektedir. • Radyoaktif partiküller de sigaranın içilmesi sırasında ciğerlere yerleşmekte ve ciğerlerdeki partiküllerin radyasyonu kansere yol açmaktadır.Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  59. 59. Kalp hastalıklarındaki bölgesel farklılıklar • Kalp hastalıkları ile ilgili belirtilerin ortaya çıkmasında coğrafik verilere ilişkin bazı örnekler bilinmektedir. Ne var ki kalp hastalıkları ile jeolojik değişkenler arasında tanımlanmış ilişkiler henüz tartışmaya açıktır. • Örneğin, ABD’nin orta kesiminde kireçtaşının yeraltı suları için akifer konumunda olduğu yerlerde içme suları sert olup bu bölgelerde yaşayan insanlarda koroner kalp hastalıklarından ileri gelen ölümler genel olarak düşüktür. • ABD’nin Atlantik kıyıları boyunca ise sular daha yumuşak olup, bu bölgelerde kalp hastalığından ileri gelen ölümler göreli olarak yüksektir. • Bu gibi veriler, kaçınılmaz olarak kalp hastalıkları ile bölgesel jeoloji arasında bir bağ olabileceğini düşündürmektedir.
  60. 60. ABD’nin Georgia eyaletinde kalp-damar hastalıkları Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  61. 61. DİĞER SORUNLAR: İZ ELEMENTLERİN ETKİLEŞİMLERİ • Yukarıda da belirtildiği gibi doğal jeolojik sistemlerin gerçek neden ve sonuç ilişkilerini tanımlamak gerçekten zordur. • Bazen belli bir elementin etkisi, diğer elementlerin varlığı ve etkileşimleri nedeniyle maskelenebilir. • Örneğin, İngiltere’de sığırlarda bakır eksikliği ile yerel jeoloji karşılaştırılmış, bu olgunun şeyllerden oluşan bölgelerde yaygın olduğu anlaşılmıştır. Fakat şeyller ve bunlardan türeyen toprak bakır yönüyle fakir değildir. • Ancak bu kayaların molibden açısından zengin olduğu, bunun da sorunun kaynağı olduğu ileri sürülmektedir. Yani, molibdenin hayvanlar tarafından fazla alınması, hayvan diyetlerindeki bakır gereksinimini arttırmaktadır. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  62. 62. İran’ın Hazar Denizi kıyılarındaki toprak türleri ile geniz kanseri arasındaki ilişki Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  63. 63. TIBBİ JEOLOJİNİN SORUNLARI • Tıbbi jeoloji çatısı altında, yerel jeoloji ile ortaya çıkan hastalıkların nedenleri, türleri ve bu olguların bir rastlantıya karşılık gelip gelmediği ayrıntılı bir biçimde incelenmelidir. • Çünkü, insan faaliyetleri, jeolojik ortamda iz elementlerin derişimlerinin ve dolayısıyla doz tepki ilişkilerinin değişmesine yol açmaktadır. • Başlıca sorunlar: • 1-Kullanılan yapay gübreler, • 2-Gıdaların bölgesel ölçekte dolaşımı, • 3-Suyun metalaşması, • 4-İz elementlerin etkileşimi Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  64. 64. İnsan faaliyetlerinin etkileri • Madencilikte, ocak yada cevher zenginleştirmede toprak kirliliği ve su kirliliği kaçınılmaz olarak ortaya çikmaktadır.Bu da tesislerin dolayında yer alan bitkilerin sağlığını etkiler. • Yoğun trafiğin olduğu yollara yakın bitkilerde vasıtaların eksozlarından çıkan gazlar nedeniyle yüksek kurşun içerikleri görülmektedir. Kurşunlu yakıtların yasaklandığı yerlerde yakıtlardaki kurşunun yerini manganez almış ve dolayısıyla bitkilerde manganez zehirlenmesi başlamıştır. Bunun da besin zinciri yolu ile insanlarda sinirlilik ve beyin hasarlarına yol açabileceği öne sürülmektedir. • Doğal ve yapay gübrelerin kullanılması ve sulama ile ilgili diğer tarımsal uygulamalar, hidrolojik döngü yoluyla elementlerin doğadaki dağılımını değiştirmektedir. Sonuç olarak doğal döngülerin işleyişi, sağlığı ve hastalıkları etkileyen temel jeolojik faktörleri maskelerken tıbbi jeolojik çalışmaları yapanların işlerini de güçleştirmektedir. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  65. 65. SONUÇLAR-I • Yapılması gereken çalışmalar: • 1-Tıbbi Jeoloji’ye temel olabilecek, kayatürü ve kayatürünün iz element içeriklerini içeren haritaların hazırlanması ve bu haritalar ışığında bölgesel hastalıkların gözden geçirilmesi, • 2-Bileşim ve iz element içerikleri yönüyle kayatürü, toprak, bitki örtüsü, hayvanlar ve insanlar arasında kurulan ilişkilerin ve etkileşimlerin daha çok sayıda veriyle desteklenmesi, • 3-Doğal döngülerin işleyişleri sırasında oluşan besin zincirinin daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesi, • 4-İz element etkileşimlerinin tıbbi özelliklerinin daha iyi anlaşılması • jeolojik faktörlerden ileri gelen çoğu hastalıkların belirlenmesini kolaylaştıracaktır. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır
  66. 66. SONUÇLAR-II • Çevre sağlığı, çevreyi ve insanı birlikte koruyucu uygulamalar olup bu uygulamalardan bazıları aşağıda sunulmuştur: • Hastalıklara yol açan kimyasalları denetim altına almak ve radyasyona yol açan etmenleri en alt düzeye indirmek. • Tehlikeli ve evsel atıkların uzaklaştırılması ve bu atıkların çevre üzerinde yaratabileceği kirlilikleri denetlemek. • Hastalıkların çevrede yayılmasını önlemek üzere, hastalık taşıyıcı haşerelerle ve bulaşıcı hastalıklarla çevrenin bütünselliği içinde mücadele etmek. • Sağlıklı bir çevrenin oluşması için, düzenli beslenme ve çeşitli kimyasalların canlılar üzerindeki doz-tepki ilişkileri konularında çalışmalar yapmak. Bu slayt karesi Prof.Dr. Ali YILMAZ’dan alınmıştır

×