Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

Sanayi̇ devri̇mi̇ öncesi̇nde yöneti̇m bi̇li̇mi̇

3,594 views

Published on

YÖNETİM BİLİMİNİN SANAYİ DEVRİMİNE KADARKİ SÜREDE GÖSTERDİĞİ GELİŞİM

Published in: Leadership & Management
  • Be the first to comment

Sanayi̇ devri̇mi̇ öncesi̇nde yöneti̇m bi̇li̇mi̇

  1. 1. Murat AYDIN SANAYİ DEVRİMİ ÖNCESİNDE YÖNETİM
  2. 2. Yönetim anlayışının tarihi, insan hiçbir zaman ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığı için ilk insana kadar uzanmaktadır. Tek başına olmamak, yani toplum halinde yaşamak insan için seçim değil bir zorunluluktur. İnsan sadece kendi ihtiyaçları için başkasına ihtiyaç duymaz, aynı zamanda kendini ‘ifade etme’, ‘gerçekleştirme’ ve ‘ait olma’ duygusunu tatmin etmek için sürekli başkasına ihtiyaç duyar. orhankocak.net/dosyalar/word/cyt.ppt (yansı 22) YÖNETİM DÜŞÜNCESİNİN DOĞUŞU
  3. 3.  Avlanmaya dayalı ilkel toplumdan, tarım toplumuna  Buhar makineleri icadı ile sanayi toplumuna  Nihayet bilginin üretim faktörü olarak kullanılmaya başlandığı Bilgi toplumuna geçilmiştir YÖNETİM DÜŞÜNCESİNİN DOĞUŞU orhankocak.net/dosyalar/word/cyt.ppt (yansı 23)
  4. 4. SANAYİ DEVRİMİ ÖNCESİNDE ORGANİZASYONLAR Aile Kabile Siyasal Birimler −Kilise −Ordu −Devlet GENEL KARAKTERİSTİK: Sanayi Devrimi dönemine göre kısıtlı ekonomik girişimler WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.13
  5. 5. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (YAKIN DOĞU) İlk olarak aile şeklinde ortaya çıkan ve sonraları devlete kadar varacak organizasyon seviyesi yükseldikçe; OTORİTE SORUNU ortaya çıkmıştır.  ANAERKİL YÖNETİM  BABAERKİL YÖNETİM AİLE DEVLET  RUHANİ LİDERLER  HÜKÜMDARLAR WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.13
  6. 6. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (YAKIN DOĞU) 282 kanundan oluşan TARİHTE BİLİNEN İLK ANAYASA  Ticari ilişkiler ve anlaşmalar  Bireysel davranışlar  İnsanlararası ilişkiler  Cezalar  Diğer sosyal meseleler  Muhasebe,  Tüketicinin korunması,  Maaş ve ücretler, vb. BABİL KRALI HAMURABİ (M.Ö. 2123-2071) BABİL KRALI NEBUCHADNEZZAR (M.Ö. 604) Terzilerin ücreti yiyecek olarak ödendi ÜCRETLENDİRME WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.13-14
  7. 7. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (UZAK DOĞU) ÇİNLİ GENERAL SUN TZU (M.Ö. 600)  Savaşa girmeden önce AYRINTILI FİKİR ALIŞVERİŞİ ve SAĞLAM PLAN «Çoğu hesaplama zafere götürür; çok azı yenilgiyle sonuçlanır.»  STRATEJİK KARAR VERME PRENSİBİ *Düşmanından on kat üstünsen KUŞAT, *Beş kat üstünsen TAARRUZ ET, *İki kat üstünsen İKİYE BÖL, *Düşman senden üstünse GERİ ÇEKİLMEYE HAZIR OL, *Her yönüyle düşmandan zayıfsan ALDAT. SAVAŞ ≡ PAZAR (PİYASA) ORDULAR ≡ REKABETÇİ GÜÇLER DÜŞMAN ≡ RAKİP WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.14
  8. 8. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (UZAK DOĞU) KONFÜÇYÜS(M.Ö. 552-479)  AHLAKİ ÖĞRETİLER ve LİYAKAT SİSTEMİ  Döneminde, en saygın statü devlet görevlisi olmaktı.  YETENEK ve LİYAKAT SINAVInı savundu.(Performans Değerleme)  Zamanın ödül ve cezanın performansı artıracağı şeklindeki hakim görüşünün aksine; insanların ahlaki yönünün geliştirilmesinin önemine inandı. (formalitecilik ile humanizmin, sistem ve bireyin mücadelesi) WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.15
  9. 9. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (UZAK DOĞU) KAUTİLYA(M .Ö. 332-298)  ARTHASASTRA adlı eseri vasıtasıyla Hindistan kamu yönetiminin temellerini attı.  Ekonomik, toplumsal ve siyasi düzenin nasıl kurulabileceğine dair öğütleri de bu eserde yer aldı.  Devlet memurlarının mutlaka kaynakları sömüreceğini; düzeni sağlamak için yakın kontrolün, sert cezaların, çalışanların takip edileceği bir istihbarat ağının ve çalışanların sadakatinin test edileceği tekniklerin gerekli olduğunu savundu.  Yöneticilerde aranan özelliklerin yüksek soydan gelme, erdem, hitabet, zeka, şevk, uyumluluk olduğunu belirtti.  Mülakat ve referansların kontrolü yoluyla personel seçiminin nasıl yapılacağının yollarını ortaya koydu.  Danışmanların kullanılması, çalışma ortamının departmanlara ayrılması, detaylı görev tanım formlarının oluşturulması vb. kavramlara değindi.  Kamu yönetiminde çalışmasına rağmen, eserleri bugün kullandığımız yönetim kavramlarının ve varsayımlarının ne kadar eski olduğu fikrini güçlendirdi. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.15
  10. 10. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (ESKİ MISIR)  Mezopotamya bölgesindekinden sonra TARİHİN İKİNCİ BÜYÜK UYGARLIĞI  Yönetimin bir sistem şeklinde ilk defa meydana çıktığı devlet  Döneminin en organize sosyal ve siyasi düzeni  İdari yapı çok gelişmiş 1.Hükümdarlara atfedilen tanrısal güç 2.Ekonomi  Sulama projeleri (Nil nehrindeki su taşkınları)  Piramitlerdeki ve kanal mimarisindeki mühendislik başarısı  Çok az bir teknoloji ile 20 yılda tamamlanan bu eserler, YÖNETSEL GÜCÜ göstermektedir.  Madencilik ve mühendislik projelerinin çoğu devlet tekelindeydi ve devlet işlerinin idaresi yoğun bir yönetsel bürokrasiyi gerektiriyordu. ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul, s.62-63 WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.16
  11. 11. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (ESKİ MISIR)  Efendileri ölen kölelerin öldürülerek efendileri ile aynı mezara gömülmesi töresi daha sonra bu kişileri temsilen kabartma resimlerin konması >>> ON KURALI  VİZİER >>> supervisor (M.Ö. 1750)  Kardeşleri tarafından köle olarak satılan Hz.Yusuf’un tahmin yeteneğinin fark edilmesi üzerine firavun tarafından VİZİER olarak görevlendirilmesi >>> YETKİ DEVRİ  Hasat edilecek ürünü hesaplamak, Nil’in yükselmesini ölçmek, gelirleri devlet birimlerine paylaştırma, endüstri ve ticareti yönetme  Tahminleme, Planlama, İş bölümü ve İş Bölümlendirmesi, devlet işletmesini tam zamanlı olarak yönetecek profesyonel idareciler oluşturma WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.16-17
  12. 12. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (İBRANİLER)  ESKİ AHİT: Kendilerine vatan arayan insanların nasıl yönetildiğini anlatır.  Büyük liderlerin ruhani ve dünyevi güçleri vardır. (İbrahim, Yusuf, Musa, Davut peygamberler)  Büyük liderlerin ölümünden sonra 410 yıl boyunca hakimler yönetime geçmiştir. >>> KARİZMA (ruhani güce sahip olma meziyeti)  HAKİMLER KİTABI  İncil’de bahsedilen ON KURALI’nın Mısır’dan gelme olduğu kabul edilir. Hz.Musa’nın Mısır’daki esareti esnasında gözlemlemiş olduğu bu kuralı kayın pederi Jethro’nun tavsiyesi üzerine yönetimde kullandığı İncil’de rivayet edilir.  Planlama, delegasyon, yönetim süreci, örgütleme, kontrol etme gibi yönetsel uygulamalara eski insanlarda yaygın olarak rastlanmaktadır. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.17
  13. 13. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (ESKİ YUNAN)  Eski Yunan toplumunun siyasal yaşantısına damga vuran toplumsal ve siyasal örgütleniş biçimi kent devleti (POLİS) dir.  Devlet Yönetimi tüm vatandaşların katılımı ile gerçekleşen seçimlere dayanırdı; profesyonel uzmanların yönetime gelmesi söz konusu değildi.  Eğitime verilen önem, bilimin ve felsefenin gelişmesini sağlamıştır.  Ekonomik felsefenin özünde çalışmaya karşı olmak vardı.  Ticaretle uğraşmak, bir dışlanma sebebiydi ve tüccarlar ile işçiler vatandaş olarak kabul edilmezlerdi. (Üretim faliyeti yerleşik yabancı ve kölelere kaldığı ve bunlar toprak sahibi olamadıkları için ticaretle uğraşıyorlardı.)  Eski Yunan medeniyetinin kurumları, sanatı, dili, tiyatrosu, ve edebiyatı ile bugünkü Batı kültürünün önemli bir bölümüne temel teşkil ettiği kabul edilir.  Devlet yönetim bilimi, Yunanlı düşünürlerin esas olarak üzerinde durduğu alan olmuştur. ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul, s.64 WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.16 ERDEM, M.Burhan vd. (2013), İktisadi Düşünceler Tarihi (e-kitap), s.19 http://www.nevoku.com/iktisadi-dusunceler-tarihi--e-kitap--iktisadi-dusunceler-tarihi/viewdeck/3eabaa58-9759-4c0e-bfb7- a87d89dff86f
  14. 14. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (ESKİ YUNAN)  Yönetsel becerilerin nesilden nesile aktarılabileceğini ifade etmiştir.  Özel kuruluşları yönetmekle kamu kuruluşlarını yönetmek arasında tek fark kuruluşların büyüklüğüdür.  Hiçbir kuruluş erkek olmadan yönetilemez.  Kamuda ya da özelde diğer insanları nasıl çakıştıracağını bilenler başarılı yöneticilerdir; bundan anlamayanlar ise başarısızdır.  “Doğruyu bilen doğru davranır”  “En iyi bildiğim hiç bir şey bilmediğimdir” ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul, s.65 WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.18 SOKRATES (M .Ö. 469-399)  Ahlak felsefesinin kurucusu olarak kabul edilen Sokrates’in yaşamının en belirgin olaylarından biri MÖ 399 yılında hakkında açılan davadır. Platon'un Sokrates'in Savunması adlı eserinde anlattığı kadarıyla Sokrates, şehrin tanrılarına inanmamak onların yerine başka tanrılar koymak ve böylece gençliği zehirlemekle suçlanır. Sokrates bu suçlamalar sonucunda ölüme mahkûm edilir.  Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır. Yaşamı ve düşünceleri ile ilgili bilgiler Aristophanes gibi çağdaş yazarlar, Platon ve Ksenophon gibi ardıllarının yazdıkları ve Sokrates’in ölümünden on beş yıl sonra dünyaya gelen Aristoteles’in dolaylı anlatımlarıyla günümüze ulaşmıştır.
  15. 15. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (ESKİ YUNAN)  Sokrat’ın öğrencisi, Aristo’nun hocasıdır.  Devletin en önemli işlevinin yöneticilerin seçimi ve denetim olduğunu vurgulamıştır.  Eserlerinde daha çok hocası Sokrat’ın fikirlerini diyaloglar halinde yansıttığı için, bu eserlerdeki görüşlerin hangisine ait olduğu belli değildir.  En önemli eserleri DEVLET, SOKRATES’İN SAVUNMASI ile YASALAR VE DİYALOGLAR’dır.  Kendisinden sonra gelen ÜTOPYACI (ütopya: insanların zihninde inşa ettiği ideal toplum tasarımı) geleneğin öncüsüdür.  Platon’un en büyük katkısı devletin kökeni ve toplumsal iş bölümü konusundaki görüşleridir.  DEVLET adlı eserinde adalet üzerinde durmuştur. Platon’a göre insan hayatının esas gayesi erdemdir. Erdem’in toplumdaki yansıması olan adaleti, devlet gerçekleştirecektir .  İnsanlar çok yönlüdür ve bu da iş bölümünü beraberinde getirir. İşbölümünün verimliliği sağlayacağı düşüncesi 2000 yıldır hala geçerliliğini korumakta; bugünkü iş organizasyonunun ve çalışanların yeteneklerinden en iyi şekilde yararlanılması araştırmalarının temelini oluşturmaktadır. ERDEM, M.Burhan vd. (2013), İktisadi Düşünceler Tarihi (e-kitap), s.11-12 (http://www.nevoku.com/iktisadi-dusunceler- tarihi-- e-kitap--iktisadi-dusunceler-tarihi/viewdeck/3eabaa58-9759-4c0e-bfb7-a87d89dff86f) WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.18 PLATON (M .Ö. 428-348)
  16. 16. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (ESKİ YUNAN) Platon’un öğrencisidir. Hocasından en önemli farkı analitik düşünceye önem vermesidir. Bir süre İskender’in danışmanlığını yapmış; daha sonra Atina’da kendi okulunu kurmuştur. POLİTİKA adlı eserinde yönetim ve organizasyon ile ilgili pek çok konuya ışık tutmuştur. 1.İşte uzmanlaşma (Her bir kişinin dikkatini dağıtmayacağı şekilde yaptığı tek bir iş en iyisidir.) 2.İşyeri bölümlendirmesi (Her ofisin kendine özel bir fonksiyon alanı olmalıdır.) 3.Merkezi ve merkezi olmayan yönetim, yetki devri ( Yerel mahkemelerin yetki alanı) 4.Sinerji (Bütün parçadan üstündür) 5.Liderlik (İtaat etmesini bilmeyen iyi komutan olamaz) METAFİZİK adlı eserinde gerçeğin duyular ve muhakeme ile anlaşılabileceğini savunur. Devlet en yüksek topluluk ürünüdür; ahlaki amaç için bir araya gelmiş insanlardan oluşan bir birliktir. Platon kollektivist mülkiyeti; Aristo özel mülkiyeti savunur. Bilimsel düşüncenin babası; Rönesans ve Akıl Çağının entelektüel temelini atan kişi olarak kabul edilir. ERDEM, M.Burhan vd. (2013), İktisadi Düşünceler Tarihi (e-kitap), s.12-13, http://www.nevoku.com/iktisadi-dusunceler-tarihi-- e-kitap--iktisadi-dusunceler-tarihi/viewdeck/3eabaa58-9759-4c0e-bfb7-a87d89dff86f ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul, s.65 WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.18-19 ARİSTO (M .Ö. 384-322)
  17. 17. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (ESKİ YUNAN)  Sokrat’ın öğrencisidir.  Ekonomi terimi OİKONOMİKUS (EKONOMİ) adlı eserinden gelmektedir. Konusu hane halkının yönetimidir.  MALİ ÖNLEMLER kitabında kaynakların sabit olduğunu veri olarak kabul etmekte; iyi bir yönetim için temel değişkenin beşeri sermaye olduğunu savunmaktadır.  İyi bir yönetici; yönettiği ev olsun, çiftlik ya da şehir devleti olsun, etkin bir yönetim göstermelidir.  Zanaatlarda uzmanlaşmanın önemi (verimlilik artışı değil; niteliğin artırılması) ERDEM, M.Burhan vd. (2013), İktisadi Düşünceler Tarihi (e-kitap), s.10 (http://www.nevoku.com/iktisadi-dusunceler-tarihi--e- kitap--iktisadi-dusunceler-tarihi/viewdeck/3eabaa58-9759-4c0e-bfb7-a87d89dff86f) ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul, s.65 WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.19 XENOPHON (M .Ö. 370)  Sonuç olarak Eski Yunan medeniyetinin bugünkü demokrasinin temelini atmış olduğu; yerel yönden güçlendirilmiş (merkezi olmayan) katılımcı yönetim, bireysel özgürlüklerin elde edilmesindeki ilk girişimler, problem çözmede bilimsel yöntemlerin kullanılmasının ilk denemeleri; iş bölümünün ilk adımları, işyeri bölümlendirmesi, yetki devri ve liderlik konularında bugüne önemli bir miras bıraktığı söylenebilir.
  18. 18.  Roma, M.Ö. 10.y.y.’da Tiber ırmağı kıyılarında Latinler tarafından kurulmuştur.  Roma devleti güç ve otoritesini geniş ölçüde askeri örgütlenmesine ve bürokrasisine borçludur.  Keopatra’nın ölümüyle Roma’ya geçen Mısır, Romalılar için otoriter bir yönetim sisteminin örneği olmuştur. Romalılar bunu daha da geliştirmiş; seçime dayanan yerel yönetim sistemini tasfiye edip, devletin yetki alanını mesleki bilgi ve uzmanlıklarla donatılmış bir memurlar topluluğu ile genişletmiştir.  Ticaretin ve tüccarların dışlanması Yunanlılardan miras olarak alınmış; ticari faaliyetler Yunanlı ve Asyalı yerleşiklere bırakılmıştır.  Giderek gelişen dış ticaret; ölçü, ağırlık ve para biriminde standartlaştırmaya gidilmesini zorunlu kılmıştır. ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul, s.65-67 WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.19-20 •YARI-FABRİKA SİSTEMİ yapılar •Çanak, çömlek ve tekstil üretimi •Roma yolları •Zanaatkarlar, uzmanlaşmış işçiler, •Sosyal amaçlı dernekler •ON KURALI DEVLET DÜZENLEMELERİ: • Ticaretten gümrük vergisi alınması, • Tekellere para cezası, • Dernekler düzenlenmiş, • Ortaklaşa şirket kurulması yasaklanmıştır. ESKİ UYGARLIKLARDA YÖNETİM BİLİMİ (ESKİ ROMA) • Hiyerarşik Yönetim • Kuvvetler ayrılığı
  19. 19. Hıristiyanlık, Orta doğuda ortaya çıkışından itibaren hem teolojik hem de organizasyonel sorunlarla karşı karşıya gelmiştir. Hıristiyanlık dini yayıldıkça mezheplere bölünmüş; kilisede hiyerarşik bir kademelenme oluşmuştur. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.20-21 KATOLİK KİLİSESİ • MERKEZ DOKTRİNİ • YETKİNİN ROMA’DA TOPLANMASI • PAPALIK YETKİ VE OTORİTE KAVGALARI KATOLİK KİLİSESİNİN KURUMSALLAŞMA İHTİYACI • Politika belirleme • Prosedürler • Doktrin • Otorite Günümüzde hala bir fikir birliği sağlanmış değildir.
  20. 20. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.21 FEODALİZM VE ORTAÇAĞ Kral: Tepede ülkenin bütün topraklarının Tanrı tarafından kendisine bağışlandığına inanılan bir kral bulunmaktaydı. Derebeyi, Baron , Senyör: Çeşitli bölgelerde farklı isimler alan bu kişiler kralın toprakları korumaktaydı. Serf: Hür fakat toprağa bağlı köylüye denir. Vassal: Bir derebeyinin himayesinde, ona bağlı olan kimseye denir. Rönesans yazarları «Ortaçağ» terimini Roma’nın çöküşü ile Rönessans arasındaki dönem olarak tanımlar. Roma uygarlığının son yıllarında kölelik kurumu masraflı bulunmaya başladı. Özgür insanların kiracı çiftçiler olarak istihdam edilmesi daha ekonomikti. Mülklerin genişlemesi, Roma’nın çöküşünün ardından gelen istikrarsız dönem feodalizmi ve kilisenin güçlenmesini beraberinde getirdi. FEODAL SİSTEMLE BİRLİKTE;  İnsanlar toprağa bağımlı kılınmış oldu.  Sınıflar oluştu (Kral-Asiller-Ruhban Sınıfı- Köylüler)  Sanayi devrimine kadar devam edecek olan, toprak aristokrasisi oluşmuş oldu.  Eğitim yerinde saydı.  Yoksulluk baş gösterdi.  Yığınlarca insan kendi kaderine terkedildi.  Beşeri gelişmeler engellenmiş oldu.
  21. 21. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.21 FEODALİZM VE ORTAÇAĞ Bazı yazarlar kahraman şövalye hikayeleri, Haçlı Seferleri, sağlıklı tarımın yapıldığı çiftlik hayatı, zanaatkarların itibarlı günleri gibi motiflerle Orta Çağı yüceltse de aslında pek de güzel bir dönem değildir. Ormanların sayısı azaldı Yakacak olarak kömür önem kazandı. Kömürün yaygın olarak kullanılması ile hava kirliliği önemli bir sorun haline geldi.
  22. 22.  Feodalizm Haçlı Seferlerini vücuda getirmiş; ancak Haçlı Seferleri feodalizmin yok oluş sebebi olmuştur.  İki yüz yıl süren savaşların sonunda Kudüs Müslümanların elinde kalmıştır.  Avrupa değişim sancılarını iyiden iyiye hissetmeye başlamıştır.  Yeni ticaret yolları açılmış; feodalizmin hüküm sürdüğü kısır Avrupa, Orta Doğunun zenginlikleri ile tanışmıştır.  Dini söylemlerle yenilmez olduğuna inandırılan Haçlı orduları; yaşam tarzı, ahlak, ticaret, sanat, ve harp tekniği açısından kendisinden üstün Orta Doğu kültürü ile karşılaşmış;  Bu gerçekle ülkelerine dönen Haçlı orduları, kilisenin gücünün ve klasik Hıristiyan inancının zayıflamasına neden olmuştur. ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul, s.65-67 WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.22 Avrupa’nın gerçekleri görmesini sağlayan olaylardan bir tanesi de Venedikli tüccar Marko Polo’nun Uzak Doğu’dan dönmesi ve On Kuralı’nın Uzak Doğu’da bilindiğini gözlemlemesi olmuştur. TİCARETİN YENİDEN CANLANMASI HAÇLI SEFERLERİNİN SONUÇLARI  Yeni pazarlar  Yeni fikirler  Kentsel gelişimin hızlanması  Yeni bir orta sınıfın oluşması  Paranın ve kredi vasıtalarının serbest dolaşımı  Siyasi istikrarın yeniden sağlanması RÖNESANS ve REFORM
  23. 23.  Sanayi Devriminden önce çoğu ürün ihtiyaç sahipleri tarafından üretilir ya da yapılırdı.  Diğer ürünler ise esnaf/zanaatkar loncaları ya da evde üretim esaslı sistemler aracılığı ile temin edilirdi. ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul, s.65-67 WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.24 TİCARETİN YENİDEN CANLANMASI  Fransisken rahiplerinden Luca Pacioli’nin 1494 yılında yazmış olduğu «Summa de Arithmetica, Geometria, Proportioni et Proportionalita» kitabında yer verdiği ÇİFT TARAFLI MUHASEBE KAYIT SİSTEMİ 20.yy.a kadar aynen kullanılmıştır. >>> yönetimde BİLGİ SİSTEMİ’nin ilk uygulaması olarak kabul edilmektedir (*) * Bu eser bu konudaki ilk çalışma olarak kabul edilse de bu konudaki ilk çalışmanın 1363 yılında Abdullah İbn Muhammed İbn Kiya Al Mâzandarani tarafından kaleme alınan "Risale-i Felekiyye/Kitab-us Siyagat" (Muhasebe Kitabı) adlı eser olduğuna dair iddialar mevcuttur. Elyazması olan bu eserin aslı İstanbul'da Beyazit kütüphanesinde bulunmaktadır. Farsça kaleme alınan kitapta "Rüznaçe" (Yevmiye), "Evârece" (Defteri Kebir), "Tahvilat" (Şahis Tali Hesapları) gibi çağdaş muhasebenin temel ögeleri açıklanmıştır.) [Ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.mizanturk.com.tr/Muhasebe_Tarihinde_Kisa_Bir_Gezinti_16_6_Makale.html
  24. 24. http://www.dolmakalem.gen.tr/ekonomi/ortacag-ve-iktisat-2.html WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.24 TİCARETİN YENİDEN CANLANMASI  Ortaçağ iktisadi düşüncesinin üzerinde durduğu en önemli 2 konu faiz ve adil fiyattır. Adil fiyatın cevabı bir değişim işlemidir. Adil fiyat; ortaçağ’da belirli zaman ve mekanda malın piyasadaki alınıp satıldığı fiyattır. Bu işlem sırasında alıcı ve satıcı zarar görmemelidir. Aquinalı Thomas’a göre ADİL FİYAT bir malın sahtekarlık ve tekelin olmadığı bir ortamdaki cari fiyatıdır. (Ticaret ve zenginleşme bu dönemde hor görülüyor. Bu tip insanların cennete gitmeleri söz konusu bile değildir şeklinde bir inanış ve öğreti mevcut.)  Johannes Nider’in Rönesans döneminde 1468 yılında yazdığı «Ticari Sözleşmeler Üzerine» adlı kitap bugünkü anlamıyla TİCARİ ETİK ve İŞ AHLAKI kavramlarına yer vermiş olması itibariyle önem arz etmektedir. Bu kapsamda; Ticari sözleşmelere konu olan ürünler YASAL, SAYGIN ve FAYDALI olmalıdır. Satıcının uyması gereken kurallar (caveat venditor) vardır.
  25. 25. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.24-25 KÜLTÜREL DİRİLİŞ  Ticaretin yayılması, şehirleşmenin yaygınlaşması, güçlü merkezi devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte feodalizm yıkılmış ancak Sanayi Devrimi henüz gerçekleşmemiştir. Bunun için yeni bir ruha, yeni ve köklü oluşumlara ihtiyaç vardır. REFORMLAR (Protestan Reformu ve Protestan Ahlakı) ÖZGÜRLÜK FİKRİ (Bireysel özgürlükler) PİYASA KÜLTÜRÜ (Piyasa güdümlü ekonomi)
  26. 26. PROTESTAN AHLÂKI  Hristiyanlığın en büyük üç mezhebinden biri XVI.yy.da Martin Luther ve Jean Calvin'in öncülüğünde Katolik Kilisesi'ne ve Papa'nın otoritesine karşı girişilen Reform Hareketi'nin sonucunda doğmuştur.  Protestanlar akla büyük yer vererek yerleşmiş kaideleri protesto ettikleri için bu adı almışlardır.  Papazlara ihtiyaç duymaksızın İncil'i okuyabildikleri için Protestanlığa İncil kilisesi de denilmiştir. Çünkü onlar İncil'i Hristiyanlık için tek kaynak saymışlardır.  Protestanlık, diğer Hristiyan mezheplerinden bazı farklılıklar arz eder: • Bunların Katolik ve Ortodokslar gibi ruhanî başkanları yoktur. • Bir tek mezhep yerine çeşitli mezhepler halinde faaliyet gösterirler. • Kiliselerinde resim, heykel ve tasvir bulundurmazlar. • Katoliklerin aksine Protestan râhipleri evlenebilir. • İncil'i kendi dillerinde okuyabilmek de Protestanlığın bir başka özelliğidir. • Katoliklerle Ortodokslar ise İncili Yunanca ve Lâtince okumak zorundadırlar. • Protestanlıkta azizlere de inanılmaz.
  27. 27. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.25-26 PROTESTAN AHLÂKI  Ortaçağ boyunca Katolik Kilisesi günlük hayatın her alanında egemen olmuş ve bu dünyada elde edilemeyen her şeye ulaşılabilecek bir öbür dünya inancını telkin etmiştir.  Haçlı Seferlerinin sonrasında dine bağlılığın zayıflaması ve ticaretin yeniden canlanmasının bir sonucu olarak kiliseye karşı eninde sonunda bir isyanın gerçekleşmesi kaçınılmaz olmuştu.  Her ne kadar daha önceki dönemlerde Katolik Roma Kilisesine karşı benzer protestolar olsa da, Protestan Reformunun önderi olarak Martin Luther bilinir.  John Calvin Martin Luther’den etkilenir. Kilise ve devlet işbirliği düşüncesini Cenova’ya taşır. Ölümden sonra seçilmişlerin kurtulacağı şeklindeki söylemleriyle müritlerini etkiler.  Max Weber, «Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu» adlı kitabında Protestanlığın Kapitalizm ruhunu canlandırdığını ifade eder. Weber, bu fikrini savunurken Protestanların ticaretteki başarılarını örnek olarak gösterir.  Weber’e göre, Luther, Reform döneminin yeni bir fikri olarak insana Tanrı tarafından hayatın bir görev olarak verildiği düşüncesini ortaya atmıştır. Bu düşünce Protestan mezhebinin odaklandığı noktalardan biri olup; geçinmeye yetecek olanla yetinmeyi ve dinî asketizmi telkin eden Katolik söylemleri reddeder.
  28. 28. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.26 xa.yimg.com/kq/groups/22560935/.../ÖDEV+kitap.doc, s.12 PROTESTAN AHLÂKI  Weber, Luther’in kapitalizmi başarı odaklı olarak düşündüğünü söylemiştir. Bu düşüncede, insan, Hesap Gününü beklemek yerine, kendine bir meslek seçmeli ve onu ihtiyacın ötesinde maddi kazanç sağlamak için değil; kutsal bir vazife olduğu için ifa etmelidir. (DÜNYEVİ ASKETİZM)  Weber aynı zamanda Protestan Ahlakı’nın kaynağının Kalvinist teoloji olduğunu saptamış ve Calvin’in Asketizm öğretisini çözümlemeye çalışmıştır. Buna göre KALVİNİST TEOLOJİde üç önemli öğe göze çarpmaktadır: 1.İnsanın aziz olup olmaması Tanrının bileceği bir iştir ve insanın kaderinde yoksa artık o kimse kendi gayreti ile bir iş başaramaz. 2.İnsan Tanrının yeryüzündeki krallığını kurup zaferini artırmak için yeryüzüne indirilmiştir. 3.İnsanın ilahi merhamete mazhar olmadığı sürece doğa ve bedenin günah ve ölüm demek olduğuna inanmaktır.  Weber’in Prütenizm olarak da ifade ettiği Protestan ASKETİZMinin insanlara girişim ruhu aşılayan temel ilkeleri şunlardır: • Zamanı boşa harcamak en büyük günahtır. • İstekle ve şevkle çalışmak şarttır. • İş bölümü ve işte uzmanlaşma hayırlı bir sonuca götüreceği için Tanrı’yı memnun eder. • İhtiyaç olandan fazla tüketmek israftır ve dolayısıyla günahtır.
  29. 29. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.28 PROTESTAN AHLÂKI  Weber’e göre herkes çalışmakla, sahip olduklarını uygun şekilde kullanmakla, bencillikten uzak bir hayat yaşamakla görevlendirilmiştir.  Malların eşit olmayan dağılımı Tanrı tarafından takdir edilmiştir; çünkü herkesin birbirine denk olmayan yetenekleri vardır ve bu da mükafatın eşit olma gerekliliğini ortadan kaldırmaktadır.  Refaha erenler için Cennet garanti değildir. Diğerleri ise görevlerini yerine getirdiği sürece üzüntüye kapılmamalıdır.  Weber, manevi değerlerin ve dünyevi başarıları eşitleyen Protestan ahlakının kapitalist ruhu meydana getirdiğini savunur. Böylelikle kendi isteklerini frenlemeyenlere yerin olmadığı yeni bir bireyselcilik dönemi başlamıştır. WEBER’E ELEŞTİREL BİR BAKIŞ  R.H.Tawney Weber’in düşüncelerine karşı çıkmış; Kapitalizmin Protestanlığın bir sonucu değil, Protestanlığın sebebi ve gerekçesi olduğunu savunmuştur.  Tawney, bu düşüncesini desteklemek için Katolik yerleşim merkezlerinin ve Katolik insanların ticaretteki başarılarını örnek gösterir; kapitalist ruhun ise 16. ve 17.yy.dan çok daha önce zaten var olduğunu ifade eder.
  30. 30. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.29-30  Weber’e yöneltilen eleştirilere rağmen, Protestanların işe ve çalışmaya karşı farklı değer yargılarına sahip olduğu yönünde örnekler mevcuttur.  McClelland’ın yapmış olduğu bir araştırmaya göre; Protestanlar, Katoliklere nispeten daha zengin ve iktisadi faaliyetlere katılmaya daha isteklidir. Katolikler, daha az kâr açlığı duyan, sâkin bir mizaca sahiptir. Keza, az kârlı da olsa güvenli bir hayatı risk ve heyecan dolu bir hayata (bu ona servet ve şeref getirse bile) tercih ederler. Bununla birlikte farklı Katolik gruplar arasında büyük değişkenlikler de söz konusudur.  Başarı isteğinin arkasındaki güdü refah, statü, itibar, vb. belli hedeflere ulaşmaktan ziyade salt başarma duygusunun tatminidir. Tarihsel olarak, bir kültürde başarma arzusunun ortaya çıkması ekonomik kalkınma dönemlerinden 50 yıl kadar öncesine rastlar. Eski Yunanlılar ve Ortaçağ İspanyasında bunu teyit eden gelişmelerin benzeri İngiltere’de iki farklı dönemde (birincisi 16. ve 17.yy.larda; ikincisi Sanayi Devriminin hemen öncesinde 18.yy.da) yaşanmıştır. Bu bağlamda McClelland’ın Weber’i desteklemek için kullandığı argümanlar şunlardır: 1. Protestan Reformu kendine güveni ön plana çıkarmıştır. 2. Protestan ebeveynler çocuklarını kendine güvenen ve özgürlükçü bireyler olarak yetiştirmeye başlamıştır. 3. Erkek çocuklarda başarma ihtiyacı daha fazla olduğu istatistiksel olarak ortaya konmuştur. 4. Daha fazla başarı ihtiyacı, Weber’in tanımladığı kapitalist ruhu yansıtan büyük ekonomik hamleleri beraberinde getirmiştir. WEBER’E ÇAĞDAŞ DESTEK
  31. 31. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.29-30  Lenski ise Weber’i destekleyen ve eleştiren sonuçları bir arada toplamış ve bunları kıyasladığında Weber’i teyit eden sonuçların daha fazla olduğunu ortaya koymuştur.  Lenski iş dünyasında göze çarpan başarılı insanların gösterdiği ilham, hırs ve yaklaşımları dini eğilimleri de göz önünde bulundurarak incelemiş; buna göre Musevi inancına mensup kişilerin ortalamasının birinci; Protestanların ikinci, Katoliklerin üçüncü olduğunu gözlemlemiştir. WEBER’E ÇAĞDAŞ DESTEK
  32. 32. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.29-30  Dünyevi çabalar sonucunda elde edilecek bir başarıdan bahsediliyorsa; siyasi yapının bireysel özgürlükleri desteklemesi şarttır.  Yüce kralların, Aristokrat Lordların, Kilise otoritelerinin ve feodal yapıların böyle bir desteği verdiği ve Sanayi Devrimi için uygun koşullar sağladığı söylenemez. O zamanlar için birey ve devletin ilişkisi mevcut düzeni korumaya endekslidir.  Kültürel diriliş dönemi öncesinde, çoğunluğun azınlık tarafından yönetildiği politik teoriler icap ediyordu ve bu teoriler en iyi taraftarlarını Nicolo Machiavelli ve Thomas Hobbes’ta bulmuştu.  Machiavelli, «Hükümdar» (The Prince) adlı kitabında nasıl iyi ya da bilge olmaktan ziyade nasıl hükmedileceğini anlatır. Bunun üç yolu vardır:talih, yetenek ve alçaklık  Machiavelli’nin düşünce yapısı kendi ifadeleriyle şu şekilde özetlenebilir: «Her kim bir ülke kurar ve onu yasalaştırırsa, şunu bilmelidir ki: Tüm insanlar kötüdür ve ilk buldukları fırsatta çirkin yüzlerini göstermeye hazırdır» ÖZGÜRLÜKÇÜ AKIM
  33. 33. WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.31-32  Thomas Hobbes’un «Leviathan» adlı kitabı ise güçlü merkezi liderlik adına daha sonra başlatılan bir tartışmayı ifade eder.  Eserinde, analizine sivil bir hükümetin olmadığı bir ortamdan başlar ve Leviathan gibi daha üstün güçlerin yönetime gelmesinin kaostan düzene geçmek için gerekli olduğu telkini ile son verir.  Hobbes’a göre hükümdarın sivil ya da kiliseden olmasının hiçbir önemi yoktur; yönetilenler her hâlükârda itaat etmek zorundadır.  John Locke’nin «Sivil İktidara Dair» isimli konuşması bireysel özgürlük tarihinde en önemli ve etkili katkılardan birini sağlamıştır. 1688 yılında İngiltere’deki kurumların kökten değişimini sağlayan kansız devrimin ilkelerini ortaya koymuş; 1776 Amerikan Devrimine, Jean Jacques Rousseau’nun «Toplumsal Sözleşmesi»ne ve akabinde Fransız Devrimine ilham kaynağı olmuştur. ÖZGÜRLÜKÇÜ AKIM
  34. 34. PİYASA KÜLTÜRÜ  Ortaçağ boyunca ekonomik düşünce bölgeselleştirilmiş olması ve sadece geçinmeye yetecek geliri sağlama kaygısını taşıması nedeniyle, çok da karmaşık sayılmazdı.  Eski insanlar ana üretim faktörü olarak toprak ve emeği ele almış; hatta emeği çoğu zaman göz ardı etmiştir. Sermaye girdisi küçümsenmiş; sermaye dönüşü ise dışlanmıştır.  Eski ekonomik düşünce, yönetimin organizasyon için bir kaynak olduğu fikrinden yoksundu.  16. ve 17.yy.larda güçlü ulusal kavramların yeniden ortaya çıkması ekonomik düşünceyi yeniden şekillendirdi. Yeni kıtalar bulunmasıyla birlikte yeni ticaret yolları ve yeni ürünler uluslararası bir pazar oluşturdu.  Bu köklü değişim, devletlerin güçlü ulusal ekonomiler oluşturmak için, tüm ekonomik meselelere müdahale etmesini zorunlu kıldı. Ancak bu ilk müdahaleler çok parlak sonuçlar vermedi. (zarar eden kuruluşlar ayakta tutulmaya çalışıldı; özel teşebbüsler sınırlandı; bürokrasi yoğunlaştı; savaşlar başlatıldı; elde edilmek istenen pazarlar yok edildi, vb.) WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.33
  35. 35.  MERKANTİLİST SİSTEM: Ortaçağın sonları ile sınâî inkılâbın gelişmeye başladığı dönem içinde 15. ve 18. yüzyıllar arasında üç yüz sene uygulama imkânı bulmuştur. • Bu dönemde altın ve gümüş, para olarak kullanılmış, para ile millî servet eşdeğerde kabul edilmiştir. • Dış ticârete ön plânda yer verilmiş, mübâdele ile elde edilen dış ticâret fazlası, millî servet artışı olarak değerlendirilmiştir. • Milletlerarası iktisâdî çatışmanın varlığı kabul edilmiş, birinin kaybı diğerinin kazancı olarak düşünülmüştür. • Banka sistemi bu dönemde henüz gelişmemiştir. Kamu harcamalarının artışı ile gelir ve istihdamın da artacağı görüşü hâkim durumda kalmıştır. • En büyük hazinenin iyi beslenmiş insan nüfusu olduğu düşünülerek, nüfus artışı devamlı teşvik edilmiştir.  Liberal sistemin teorilerini (nazariyelerini) kuran iktisatçılar üç ayrı görüş (ekol) altında toplanmaktadırlar. Bunlar; fizyokratlar, klâsik iktisatçılar ve neoklâsik iktisatçılardır.  FİZYOKRASİ:, insan toplumlarının, tabiî kânunlarla yönetilmesidir. Fizyokratlar da bu nazariyeyi(görüşü) savunan kimselerdir. Başlıca temsilcisi Francois Quesnay olmuştur. Tarıma dayalı üretimi ve devletin piyasayı kendi haline bırakması gerektiği düşüncesini savunmuştur. PİYASA KÜLTÜRÜ http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/iktisadi_sistemler WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.33
  36. 36.  Adam Smith bir fizyokrat olmamasına rağmen bu akımda hakim olan iktisatın doğal uyumu düşüncesinden etkilenmiş bir klasik iktisatçıydı.  Smith’e göre merkantilist dönemin vergi politikaları yıkıcıydı ve sanayiyi korumak yerine devlet eliyle etkililiği baltalıyor; milli servetin dengesiz dağıtılmasına neden oluyordu.  Smith ekonomik faaliyetleri ancak piyasa ve rekabetin düzenleyebileceğini savunmuştur. PİYASA KÜLTÜRÜ http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/iktisadi_sistemler WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. p.34 Smith, MİLLETLERİN ZENGİNLİĞİ adlı eserinde ileri sürdüğü görüşler ve prensipler dolayısıyle, kapitalizmin kurucusu ve ekonomi ilminin babası sayılmaktadır. Adam Smith’e göre fertler, kendi menfaatleri peşinde koşarken umûmi menfaatlere de hizmet ederler. Smith, devletin; altyapı hizmetleri ve fertlerin başaramayacağı iktisadi faaliyetler hâriç, iktisadi hayâta müdâhale etmemesini, iktisadi faaliyetlerin iş bölümü sâyesinde verimli olabileceğini iddia etmiştir.
  37. 37. orhankocak.net/dosyalar/word/cyt.ppt WREN, Daniel A. (2005). The History of Management Thought (5th ed.) New York; John Wiley&Sons. ERKUT, Haluk (2009), Yönetimin İzleri, Yalın Yayıncılık, İstanbul ERDEM, M.Burhan vd. (2013), İktisadi Düşünceler Tarihi (e-kitap), (http://www.nevoku.com/iktisadi-dusunceler-tarihi--e-kitap--iktisadi-dusunceler- tarihi/viewdeck/3eabaa58-9759-4c0e-bfb7-a87d89dff86f) http://www.dolmakalem.gen.tr/ekonomi/ortacag-ve-iktisat-2.html xa.yimg.com/kq/groups/22560935/.../ÖDEV+kitap.doc http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/iktisadi_sistemler Yararlanılan Kaynaklar: İnternet Dokümanları:
  38. 38. Murat AYDIN SANAYİ DEVRİMİ ÖNCESİNDE YÖNETİM

×