Bunlar biz-siz

226 views

Published on

Türkiye’nin gitmekte olduğu kutuplaşmanın Game Kudra gözünden analizi!
Geçirdiğimiz heyecanlı ve olaylı 24 günün ardından Game Kudra olarak, bu sürecin yansımalarını bir yazı diziyle analiz ettik. Bu dizinin ilk analizi: Onlar- Bunlar-Biz-Siz
Keyifli okumalar dileriz.

Published in: News & Politics
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
226
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
4
Actions
Shares
0
Downloads
2
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Bunlar biz-siz

  1. 1. Onlar- Bunlar-Biz-SizYaklaşık 1 ay önce başladı çıtırdamalar.. Sonra bir park konusuİstanbul’u 1 Haziran’da yollara çekti. İnsanlar kilometrelerce yürüdü.Bibergazı atılan dehşet içindeki vatandaşını savunmak için, haksızlığatepkisiz kalmayacağını göstermek için, haklarını savunmak için, sahipsizbırakmamak için. Ardından parka yerleşip hem parkı hem de içindekiinsanları savunma dönemi başladı.Bu kitlesel-halk hareketini anlayabilmek için hem süreci hem de önce vesonrasını iyi anlamamız lazım. Süreç tabii ki hem bireyleri hem detoplumu ve etkenlerini inceleyerek daha tanımlanabilir hale gelecektir.Son 30 yıldan başlayalım.1980 ihtilali dönemi öncelikli 1955-65 kuşağını yani olaylarda aktif olangençliği bastırırken, 65-75 kuşağın da milliyetçilik duygularını besledi.Bu süreçteki gençler hep ailelerinden duyduğu “ülkenin iyiliği için”merkezde toplandılar. Merkez sadece politika demek değil, yaşambiçimi.. Farklılaşmaların zor kabul gördüğü, komşunun dediğinin dahada önem kazandığı bir kültür. 80 ihtilaline neden olan kutuplaşmanın,sağ-sol çatışmasının yaşanmaması için merkezde toplanıldı. Dünyayakapalı bir toplumdan, başka ülkelerle ilişkilerin dolayısıyla yenikültürlerin ve farklı dillerin öğrenilmeye başlandığı bir dönem geldi.Döviz konuşuldu, yeni kot pantolonlar geldi, ithal sigaralardan içilmeyebaşlandı. 75-85 kuşağı bu yeni dönemde gittikçe artan ürün seçeneği vegelişen iletişim teknolojisi içinde büyüdü. Politikada merkez hükümsürerken, 80 öncesine kıyasla daha demokratik hava esiyordu. Politikaihtilalsizdi de ekonomi ardı ardına ihtilalliydi. Hem ülke olarakseçeneklerin ve kredi kartlarının çoğalmasından cüzdanların kontrolüsağlanamıyor, hem de dünyayla bir hareket edince başka ülkelerinetkileri ardı arkası kesilmeyen ekonomik krizleri yaşatıyordu. Busüreçte SES tanımlaması da değişti. Öncesinde daha net olan dağılımlarartık çok net tanımlanamaz hale geldi. Ekonomik gelir dağılımı damerkezci bir yaklaşım gösterdi. Ancak orta gelirli aslında genel hayatınıçok orta seviyede yaşayamadı. Orta gelirin satın alım gücü düşerken, üstve alt gelirlilerin oranları sıkışmaya başladı. Zenginin çok zengin fakirinde çok fakir olduğu, orta gelirin yaşamakta zorlandığı dönemde sosyalstatülerde de değişiklikler oldu. Statü tanımlaması eğitim ve yaşam
  2. 2. tarzından daha çok gelir ile daha tanımlanır hale geldi. Tam olarak busürecin darboğazında ana gündem ekonomi ve geçmişte verilmeyensosyal hakları koruma üzerindeydi. Yaşamın içinde bir de tüketim içinuçsuz bucaksız seçeneğin olduğunu gözönünde tutarsak, ekonomikistikrar ve “azınlık” haklarının geri verilmesi bu talebin en güzelkarşılığı olacak vaatti. “Azınlık” talepleri sadece sayıca az olanlarıkapsamıyordu, o ana kadar gündelik hayatta çok yer almayan herkesikapsıyordu. Çok demokratik vaat üzerine yeni bir parti bu açığı kapattıve 2002 seçimlerinde tek parti olarak iktidara geldi. Bu yeni partiyıllardır denenmiş merkeze yakın olmakla beraber sadece merkezdeyeni arayış içinde olan seçmenleri değil yıllardır sesini duyurmakisteyen sağ kanadı da kazandı.Ve şimdi bu son 10 yılda neler oldu?Sağ-merkez yaşam başlangıcıyla kitlesel medyada da daha çok görünenİslami Türkler gündelik hayatta yer almaya başladı. Yıllarca Türkiye’ninbelli lokasyonlarında kendi hallerinde yaşayan bu kitle, dahamuhafazakar yaşam tarzlarıyla Avrupai Türklere varlıklarını alıştırmak,anlatmak ve kabul ettirmek üzere Türkiye’nin her yerinde gündelikhayatta yer aldılar. Kendi içlerine, kendi cemiyetlerine ve bilgilerinetamamen bağlı olan muhafazakar-içe kapanık bir kitle ile Cumhuriyet’inkuruluşu itibarıyla sadece Batılı normlara eğilim göstermekle etmeklekalmayıp bu normlara yeni tanımlamalar getiren 80 sonrasında tümdünyayla bilgi iletişimi içinde olan dışa dönük-modern yaşam tarzındabir diğer kitle.. 10 yıl boyunca adım adım birbirlerine kendini kendişekilleriyle kabul ettirmeye çalışan bir süreç başladı.2 kitlenin de birbirine kabul ettirme ile yeni bir tahammül göstermedönemi başladı. Demokrasinin ana kuralı olan farklı fikirlere, inanışlarakarşılıklı tahammül gösterme ilkesi.Bu farklı yaşam tarzlarını detaylı incelemekte ve bu “tahammülsüreci”ni anlamakta fayda var.Muhafazakar-içe kapanık kitledeki muhafazakar kanat yıllardır orduyu,merkezcileri, solcuları kaynak göstererek daha İslami yaşambiçimlerinin kısıtlandığına inanıyorlardı. Merkeze yakın seçmenler isemerkezi “ülkenin iyiliği” için ekonomide gün be gün sağlanan istikrar
  3. 3. ile seçimlerinin doğruluğunu pekiştiriyorlardı. Hükümetin verdiğimesajların içeriği ile çok ilgilenmemekle beraber muhafazakar-içekapanık kitle için doğru yolda olunduğu, artık bastırılmışların olmadığıkanaatiyle yaşam tarzı- gündelik hayatın ve değerlerin doğru olduğununaltı çizildi.Dışa dönük-modern kesim için ise alışkanlıkların altüst olduğu birdönem başladı. Bir taraftan son 20 yıldır yaşamaya alıştıkları modernyaşam tarzlarını devam ettirirken, internet-teknolojideki hızlıilerlemeyle tüm dünyayla ve gelişmeleri izliyorlardı. Diğer tarafta iseülkelerindeki gündelik hayatın görüntüsünün değişimini de izlediler.Din değerlerinden uzak olmamakla beraber, simgesel dinin çok dataraftarı olmayan dışa dönükler türbanı ve çarşafı hergün görmeyealıştılar. Hükümetin adım adım gündelik hayatlarına getirdikleri yenikoşulları duydular. Dışa dönük kimlik bu dönemde internet ile daha “bireyselleşme”ye hatta genç kuşak için “bencil” algılamasınadönüştü. Ekran önünde kimliği fiziksel olarak sorgulanabilecek 2.Şahıslarla konuşan, batıyı doğuyu araştıran- soran- sorgulayan-inceleyen-bolca marka tüketen yeni bir genç kuşak doğdu. Bu kuşak dışadönük-modern kesimdeki orta yaş ve üzerindeki kitle için bile diğerine“tahammül etme” süreci getirdi. Apolitik, ekran başında oturup,hareketsiz, hatta durağan gözüken, sadece alışverişe çıkan aktif olmayançocuklarına ebeveynler bile “tahammül etme”ye çalıştılar.Haziran 2013’te neyi gözlemledik neyi görüyoruz?Bir tarafta cemiyet içi yaşayan içe dönükler, diğer tarafta cemiyetbağımsız dünyayla yaşayan bencil dışa dönükler birbirlerine tahammületme sürecine alışırken, siyasal söylemler dışadönüklerinbencilliklerinden her gün güç olarak “yasak” söylemlerini ilerletti. Busüreç yaşanmaya devam ederken anti milliyetçi söylemlerle gündelikhayata müdahil olunacak konulara da girildi. Söylemlerin açıklamaktanve genel “iyilik” üzerine söylemlerden uzak yaptırımcı tonu “tahammül sürecini”“inatlaşma sürecine” itti.Dışa dönükler sadece kişisel hakları üzerinden çıkarken, bencillik-bireysellikleri onları politika üstü bir teklikte birleştirdi. Medya amasosyal medya değil, cumhuriyet ama demokrasi değil anlatımlara
  4. 4. karşıkoşullu ve “tahammülsüz” demokrasiye karşı durarakbirliklerini tanımladılar. O güne kadar kendisini anlamayan ebeveynlerde hem çocukları hem de genel algılayışla bütünleşti. Dışa dönükleresprili, sarkastik, korkusuz ve vazgeçmeyen duruşlarıyla taraf oldular.İçe dönükler ise iç bilgilerden tek taraflı bilgilendirilmeleriyle 10 yıllıksüreçte yavaş yavaş elde ettikleri haklarını kaybetme dürtüsüyle diğertarafta olanları izleyen ve kabullenen, ancak “gerektiğinde” ortayaçıkacaklarını farklı söylem ve olaylarda belirten diğer taraf oldu. Merkezyakınlığından daha çok İslami-muhafazakar kimlikte bütünleştiler.Politik söylemlerdeki halkı ayrıştıran “bunlar” söylemi, eğitimdüzeyleri ve yaşam biçimleriyle birbirlerinden farklılaşan bu 2 grubunet olarak taraflaştırdı. Herkes kendisinin başkalaştırıldığını düşünürnoktada. Kimin halk, kimin “bu” kimin “biz”den olduğunu herkeskendi kendine soruyor. Süreç sadece içe dönük-dışa dönük kimlikleritaraflaştırmakla kalmadı,Parti-politika halk- polis taraflaşmasına geldi.Artık taraflaşmadan daha çok kutuplaşma noktasındayız.Süreç devam ederken yazıya devam ettiğim için şu anki durumgözlemiyle noktalamak istiyorum: “Tahammül” bakıp kafalarınçevrilebileceği bir süreç olmaktan ziyade, kaynaştıran ve hoşgörülü biranlayışla özümsenecek, inattan uzak, anlamak üzerine bir olgu olmalı.Umarım süreci tamamlarken Türkiye hoşgörüsünü pekiştirir.24 Haziran 2013Didem Tokatlıoğlu

×